İngilizcede “İç” Kelimesi Yerine Kullanılan 6 Kalıp

İngilizcedeki “drink” kelimesi, her koşulda tam olarak ne istediğinizi veya ne kadar susamış olduğunuzu anlatmanız için yeterli değildir. İster canınız bir şey içmek istesin ister susuzluktan ölüyor olun, derdinizi anlatmanızı sağlayacak renkli bir İngilizce kalıp mutlaka vardır. İngilizce kelime dağarcığınızı geliştirerek, her konuda karşılaşabileceğiniz diyaloğa karşı donanımlı olmak adına bu kalıpları da öğrenmenizde fayda var! İşte “drink” yerine kullanabileceğiniz 6 farklı İngilizce sözcük:

Quenching Your Thirst (Susuzluğunu Gidermek)

Hayatta, bir içecek ile susuzluğunuzu gidermekten daha tatmin edici çok az şey vardır. Birinin, bir şey içerek susuzluğunu gidermesi anlamına gelen “quench” kelimesi, aynı zamanda bir yangının alevlerinin söndürülmesi anlamında da kullanılır. Bu bakımdan, bu kelimeyi sıcaktan bunaldığınızda ve bir şeyler içmek istediğinizde kullanırsınız. Hatta dünyaca ünlü içecek markası Sprite da “Quench your thirst”ü kendi sloganı olarak kullanmaktadır.

Örn:

I need something to quench my thirst

That soda really quenched my thirst

Down (Devirmek)

Eğer bir içeceği deviriyorsanız (Örn: I downed a whole bottle of water) bu gerçekten susamış olduğunuzu gösterir. “Down a drink”, bir içeceği son derece hızlı içmek, tek yudumda bitirmek anlamına gelir.

ingilizce drink eş anlamlı

Sip (Yudumlamak)

Bu İngilizce terim, bir üstteki “down”ın tam tersi anlamda kullanılır. Türkçesi olan yudumlamaktan da anlayabileceğiniz gibi, “sip” bir içecekten küçük yudumlar almak, onu yavaş yavaş içmek anlamına gelir. Bu İngilizce kelime aynı zamanda kullanım olarak içecekten içeceğe de değişiklik gösterir. Örnek olarak eğer bahsi geçen içecek bir kahve ise bu, içecek sıcak olduğu için onu yudumladığınızı belirtir. Öte yandan eğer söz konusu içecek bir kadeh şarap ise “sip”, bu içeceğin içiliş adabına uygun kelime olduğu için kullanılır. “Sip”kelimesinin kökeni çok eskilere, en azından 14. yüzyıl eski Almancasındaki “sippen” (yudumlamak) kelimesine dayanır.

Gulp (Yutmak)

Bir yiyeceği veya içeceği yutarken çıkardığımız sesin bir taklidi olarak türetilen bu kalıp da “down” ile hemen hemen aynı anlamı taşımaktadır. “Gulp”, bir yiyeceği veya içeceği büyük lokma veya yudumlar halinde sesli bir şekilde yutmak anlamında kullanılır. İngilizcede buna alternatif olarak kullanılabilecek bir diğer kelime de “gulg”dır.

drink yerine kullanılabilecek kelimeler

Chug (Fondip yapmak / Lıkır lıkır içmek)

Esasen İngilizce argo bir kelime olan “chug”, tıpkı “gulp” gibi bir taklit terimdir. İlk kez 1950’ler Amerika’sında ortaya çıkan bu kelime (tam hali “chug-a-lug”dur), bir içeceği – özellikle bira – kafaya dikerek içmek / fondip yapmak anlamında kullanılır. “Chug”, günümüzde anadili İngilizce olan ülkelerde – özellikle Amerika’da – barlarda veya partilerde sıkça karşılaşabileceğiniz bir sözcüktür.

Swig (Doya Doya İçmek)

“Taking a swig” kalıbı, “taking a sip” ile hemen hemen aynı olarak, bir içeceği yudumlayarak içmek anlamını taşır. “sip” ile “swig” arasındaki tek fark, ilkinde ufak yudumlar alırken, ikincisinde büyük yudumlar almaktır. Buna ek olarak “swig” sözcüğü, bir içeceği bardak veya kupa yerine doğrudan şişeden veya sürahiden içerken kullanılır.

Her zaman olduğu gibi, bu makalede öğrendiklerinizi de Open English eğitmenleriyle İngilizce konuşma pratiği yaparken gözden geçirmeyi unutmayın.

Türkçeye İngilizceden Geçen Kelimeler

Bildiğin üzere diller sürekli etkileşim içerisindedir. Türkçemiz Farsça ve Arapçadan birçok kelime edindiyse aynı oranda olmasa da diğer dillerden de bolca etkilenmiştir. Dünya dili olan İngilizcenin bunlardan biri olmaması garip olurdu, değil mi? 

Bu yazımızda Türkçeye İngilizceden geçen kelimelerden bahsedeceğiz. Türkçeye İngilizceden geçen kelimelerin en yaygın olanlarını biraz yakından inceleyecek, diğerlerini ise yazımızın sonunda listeleyeceğiz. Türkçeye İngilizceden geçen kelimeler yazımızın çoğu kelimeyi aklında kodlamana yardımcı olacağını hatırlatarak yazımıza geçiyoruz. 

Türkçeye İngilizceden geçen kelimeler llistemize başlamadan önce sana sormak isteriz: İngilizceyi mükemmel bir şekilde konuşmak ister misin? Cevabın “evet” ise seni Open English’e davet ediyoruz!

Open English, alanında önde gelen bir online İngilizce kursu. Dünyada 15 yılı aşkın süredir, 1.5 milyondan fazla insana İngilizce öğreten Open English, bu deneyimiyle sana da İngilizce öğretmeye hazır! Peki Open English’te seni ne bekliyor?

  • Open English’e üye olarak seviyeni öğrenip, bu doğrultuda eğitimine devam edebilirsin.
  • Ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilirsin. 
  • İnteraktif dersler ve konuşma gruplarıyla pratik yapabilirsin. 
  • Dev içerik arşivimizdeki kaynak ve materyallere sınırsız erişim sağlayabilirsin.

Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

Diller Arası Kelime Alışverişi

Diller yaşayan varlıklardır. Sürekli olarak insanlarla, kültürlerle ve gelişmelerle harmanlanır, gelişirler. İnsanlar ve kültürler de her geçen gün daha iç içe bir hale geldiğinden dillerin de birleşimi kaçınılmazdır. 

Dünyanın ortak dili kabul edilen İngilizcenin buradaki etkisi tabii ki küçümsenemez. Dünyanın çoğu yerinde ana dil veya ikinci dil olarak karşımıza çıkar çünkü. Dolayısıyla İngilizce kelimeler neredeyse her dile belli oranda geçmiştir. Bu tarz kelimelere İngilizcede “loanwords” denilir. Yani Türkçeye İngilizceden geçen kelimeler, İngilizcede “loanwords” olarak anılabilir. 

ingilizceden türkçeye geçen kelimeler

İngilizceden Türkçeye Geçen Kelimeler

Yazımızın bu kısmında en sık karşımıza çıkan Türkçeye İngilizceden geçen kelimeleri biraz irdeleyeceğiz. Sonrasında diğer Türkçeye İngilizceden geçen kelimeleri listeleyeceğiz.

Televizyon: Television

Herkesin aklına ilk gelen kelime bu olsa gerek. Tahmin edebileceğin gibi teknolojik bir gelişme olduğu için çoğu dile aşağı yukarı aynı geçmiş bir kelimedir. Kökeni “uzaktan” anlamına gelen tele ve “görüş” anlamına gelen vision kelimelerinden gelir. 

Proje: Project

En temeli Latinceye kadar ulaşsa da project kelimesinin İngilizce aracılığıyla Türkçeye geçtiğini söylemek yalan olmaz. Kökeni aslında “ileri fırlatmak” olsa da şu anki anlamını neredeyse her gün görüyoruz. 

Spor: Sport

Evet, bu kelime de Türkçeye İngilizceden geçen kelimelerden biri. Kökeni orta İngilizce bir kelime olan “disport”tan geliyor. Anlamı ise “boş zaman aktivitesi, eğlence”. Çoğu dilde de aşağı yukarı aynı şekilde görebiliyoruz. Ayrıca çoğu spor ismi de halihazırda İngilizceden dilimize geçmiş. 

Kontrol: Control

Yine en temelinde Latince olsa da Türkçeye İngilizceden geçen kelimelerden bir diğeri ise control. Sık sık “kontrol etmek” şeklinde fiil olarak ya da “kontrol” olarak isim şeklinde kullandığımız bu kelime de Türkçeye İngilizceden geçen kelimelerden. 

Telefon: Telephone

Televizyon örneğimize çok benzer bir örnek daha. Yine bir teknolojik gelişme olduğu için çoğu dilin bu cihaz için tamamen özgün bir kelimesi yok. Türkçeye İngilizceden geçen kelimeler arasında sık sık gördüğümüz bir olay. 

Umarız buraya kadar Türkçeye İngilizceden geçen kelimelerin kökenini öğrenmiş, kelime dağarcığını geliştirmişsindir! Dil yaşayan bir varlık olduğu için dile sürekli yeni kelimeler eklenebilir, her geçen gün Türkçeye İngilizceden geçen kelimelerin sayısı artabilir.f Bu yüzden dili ana dili olan birinden öğrenmek çok önemlidir! 

Bu noktada Open English yanında! Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilirsin. Bunun dışında deyim ve söz öbeklerine ulaşabildiğin interaktif etkinliklerle yeni kelimeler öğrenebilirsin!

Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve hemen İngilizce öğrenmeye başlamak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

türkçeye ingilizceden geçen diğer kelimeler

Türkçeye İngilizceden Geçen Diğer Kelimeler

  • Greyfurt: Grapefruit
  • Trençkot: Trenchcoat
  • Futbol: Football
  • Basketbol: Basketbol
  • Voleybol: Volleyball
  • Kek: Cake
  • Kokteyl: Coctail
  • Bariyer: Barrier
  • Aroma: Aroma
  • Anormal: Abnormal
  • Kanser: Cancer
  • İllüzyon: Illusion
  • Ceket: Jacket
  • Kanguru: Kangaroo
  • Obez: Obese
  • Üniversite: University
  • Element: Element

Tabii ki burada saydığımız kelimeler Türkçeye İngilizceden geçen kelimelerin tamamını oluşturmuyor. Gerçekten sayılamayacak kadar çok fazla var! Bazı insanlar Türkçeye yabancı dillerden geçen kelimelerin dilimizi kirlettiğini düşünse de dilbilimciler genelde bunu globalleşmenin doğal bir sonucu olarak görüyor. 

Her halükarda bu kelimelerin kökenlerini bilmekten zarar gelmez! İngilizce kelime bilgini de geliştirir. Çünkü eğer kökeni İngilizce olan kelimeleri bildikçe gördüğünde tanıman kolaylaşır. Ayrıca aklında tutman tamamen yabancı duyulan bir kelimeye göre çok daha kolay olur! İşte bu yüzden kelime dağarcığın üzerine çalışırken mutlaka kelimelerin etimolojisini incelemeni öneriyoruz. Böylece kelimeyi oluşturan kökeni, ekleri anlayarak daha sonra gördüğün kelimelere rahatlıkla uyarlayabilirsin! 

ingilizce kelime bilgini geliştir

İngilizce Kelime Bilgini Geliştir! 

Bu yazımızda Türkçeye İngilizceden geçen kelimelere değindik. Bu tarz Türkçeye İngilizceden geçen kelimeleri günlük hayatta kullanarak hayatının bir parçası haline getirebilirsin. Türkçeye İngilizceden geçen kelimeler yazımıza benzer bir yazı daha okumak istersen “İngilizce En Uzun Kelimeler Nelerdir?” yazımıza davetlisin! 

Yazımızı kapatmadan sana Open English’in fırsatlarından biraz daha bahsetmek isteriz. Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabileceğin gibi, TOEFL, IELTS gibi dil sertifika sınavlarına da çalışabilirsin. Ayrıca yapay zeka tarafından hazırlanmış eğlenceli ve interaktif aktiviteler ile İngilizce becerilerini zirveye çıkarabilirsin! 

Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım.

Otellerde Kullanılan İngilizce Kelimeler ve İfadeler

Otel çalışanları için İngilizce konu anlatımıyla karşındayız. İngilizceyi bir bütün olarak öğrenmek önemlidir fakat bir dili tamamen öğrenmek vakit alıyor. Bu noktada süreci hızlandırmak için İngilizce mesleki terim ve ifadelere yoğunlaşabiliriz. Otel çalışanları için İngilizce yazımızda da bu konuya odaklanacağız. 

%100 online İngilizce kursu Open English’te sadece iş İngilizcesine ayrılmış binlerce saatlik ders içeriği olduğunu biliyor muydun? Kaydını bugün başlatmak ve Open English’i denemek için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. 

Otel Çalışanları için İngilizce Öğrenmenin En Kolay Yolu

%100 online İngilizce kursu Open English ile bu dili profesyonel şekilde öğrenmek çok kolay. Online İngilizce eğitiminde 15 yıldan fazla tecrübemizle 1,5 milyondan fazla öğrenciye İngilizce dil becerisini kazandırdık. Open English’i kullanmış kişilerin görüşlerini mi merak ediyorsun? O zaman Open English kullanıcı yorumları sayfamıza mutlaka göz at. 

Open English ile birçok otel işletmecisi ileri seviye İngilizce öğrenerek müşterileri ile çok daha verimli bir iletişim kuruyor. Open English sana sadece İngilizce konuşmayı değil, bu dilin 4 temel becerisi olan okuma, yazma, dinleme ve anlamayı öğretecek. Open English’in 8 seviyeden oluşan CEFR (Avrupa Ortak Dilleri Çerçeve Programı) temelli eğitim müfredatını bitirdiğin zaman, İngilizce düşünmeyi öğrenecek ve kendini akıcı şekilde İngilizce ifade edebileceksin.

Open English ile İngilizce öğrenmek çok kolay. Open English otel çalışanları için İngilizce ders içeriklerini bitirdiğin zaman, artık iki dil bilen bir çalışan olarak birçok rakibinin önüne geçtin demektir! Kaydını başlatmak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurmayı unutma. 

otellerde kullanılan ingilizce ifadeler

Otel Çalışanları için İngilizce İfadeler

Otel çalışanları için İngilizce ifadeler ve kelimeleri mi bakıyorsun? Open English’in binlerce saatlik ders içeriğinden oluşan online kitaplıkta çokça var. Bu ders içeriklerinden sınırsız yararlanmak, 7/24 canlı dersler ve konuşma sınıflarıyla İngilizceni mükemmelleştirmek istersen bu sayfadaki iletişim formunu doldurmayı unutma. 

Bugün otel çalışanları için İngilizce konusunun temellerini öğreniyoruz. Bu noktada otel çalışanları için İngilizce temel ifadeleri öğreneceğiz. Daha fazlası ise Open English’te seni bekliyor!

Otel Çalışanları için İngilizce: Otel Rezervasyon Alırken

Otel çalışanları için İngilizce dersimizin ilk konusu İngilizce rezervasyon alma. Başlayalım. ü

How may I help you?

Konuşmaya giriş cümlesi olarak “size nasıl yardımcı olabilirim?” ifadesini kullanabilirsin. Unutma, “how may” kalıbı, “how can” kalıbına göre her zaman daha kibardır. 

What’s the date of your arrival?

“Varış tarihiniz nedir? Sorusunu sormak için bu kalıbı kullanabilirsin. 

When are you planning to check out?

Otel çalışanları için İngilizce dersimiz devam ediyor. Şimdi sırada yolcuya “otelimizden ne zaman ayrılmayı düşünüyorsunuz?” sorusunu İngilizce sorabilmek var. Yukarıdaki kalıp aklında kalana kadar onu birkaç kez tekrar etmeyi unutma. 

How many people is this reservation for?

Kaç kişi için rezervasyon yapılacak? Bu da otel çalışanları için İngilizce konusunda önemli bir soru. Bu İngilizce ifadenin Türkçesi söyle: “Bu rezervasyonu kaç kişi için yaptırıyorsunuz?” 

What type of room would you prefer?

Bu sorunun Türkçesi ise “Ne tip bir oda tercih edersiniz?”. Bu noktada otelinizde bulunan odalarla ilgili İngilizce terimleri bilmen gerekiyor. Mesela:

  • Single room: Tek kişilk oda
  • Double room: Çift kişilik oda
  • Non-smoking room: Sigara içilmeyen oda
  • Room with balcony: Balkonlu/teraslı oda
  • Room with sea view: Deniz manzaları oda
  • Room with ocean view: Okyanus manzaralı oda

otel çalışnaları için ingilizce ifadeler

Otel Çalışanları için İngilizce: Misafirlerin Giriş Çıkışını Yaparken

Otel çalışanları için İngilizce öğrenmek için misafir karşılama ve yolculama konusunda İngilizce ifadeler çok işine yarayacak. Daha fazlasını öğrenmek istersen, bu sayfadaki iletişim formunu hemen doldurmaya ne dersin?

Welcome to our hotel! (Ya da welcome to [otel ismi])

Otele giren yolcuları önce karşılamak gerekiyor. Bunun için en kibar İngilizce ifadelerden biri,“welcome to Örnek Hotel”. Türkçesiyle Örnek Otel’imize hoş geldiniz. Bunun yerine “greeting” kalıbını da kullanabilirsin. 

How may I help you today?

Otele giriş yaparken karşılama yaptıktan sonra misafirlere neye ihtiyaçları olduğunu sorarız. Bunun için kullanabileceğimiz İngilizce ifade: “How may I help you today?”. Yani Türkçesiyle “bugün size nasıl yardımcı olabilir?”

Do you have a reservation?

Otelimize giriş yapan misafirlerin rezervasyonlarını öğrenmek de önemli konular arasında. Otel çalışanları için İngilizce çalışırken bu ifade oldukça öne çıkıyor. Türkçesiyle “rezervasyonunuz var mı?” sorusunu bu şekilde İngilizce olarak sorabilirsin. 

Could I have your ID and credit card, please?

Misafirlerimiz girişlerini yapacak ve bizim de onların kimlik ve kredi kartlarını görmemiz gerekiyor. İşte bu soruyu İngilizce olarak şu şekilde soruyoruz: Could I have your ID and credit card, please? Yani “Kimlik ve kredi kartını görebilir miyim lütfen?”

Otel Çalışanları için İngilizce daha fazla içerik görmek istiyorsan, Open English kaydını bugün başlat. Hızlı, akıllı ve keyifli bir müfredatla İngilizce öğrenmenin keyfini çıkar! 

İngilizce Run Kelimesi Kaç Farklı Şekilde Kullanabilir?

Dilin gücü ve esnekliği, bazen tek bir kelimenin birçok anlam taşıyabilmesi ile aniden karşımıza çıkar. Bu yazımızda, “run” kelimesinin farklı anlamlarını ve kullanımlarını keşfedeceğiz. Biliyorsundur ki, “run” kelimesi İngilizcenin en çok yönlü kelimelerinden biri olarak kabul edilir.

Onunla tanışmak, kelimenin koşusuna katılmak anlamına gelir. E, hadi o zaman çeşitli anlamların ve hikayelerin iç içe geçtiği bir yolculuğa davetlisin.

Open English İle Dil Yeteneklerini Geliştir!

Open English ile dil öğrenmek artık daha etkili, daha eğlenceli ve daha kişisel!

İngilizce öğrenmek, bazen yalnızca bir kelime koşusu gibi hissettirebilir. Open English seni, destekleyen ve ilham veren bir grupla birlikte öğrenmeye teşvik ediyor. Sadece “run” kelimesinin farklı anlamları gibi, İngilizceni de çeşitli şekillerde geliştirebileceğin bir ortam sunuyor.

Alanında uzman eğitmenler, sana birebir rehberlik ederken dilin farklı kullanımlarını ve nuanslarını öğretecek. Hem günlük konuşma hem de profesyonel iletişim becerilerini geliştirebileceksin. Open English, dil öğreniminde seni sıradanın ötesine taşıyan bir yolculuğa davet ediyor.

Haydi, İngilizce serüveninde bir adım öne çık ve Open English ayrıcalığını yaşamaya başla. Hemen katıl, online İngilizce kursumuza bugün başla!

ingilizce run kelimesinin farklı kullanımları

İngilizce Run Kelimesinin Farklı Kullanımları

Bu örnekler, “run” kelimesinin farklı anlamlarını ve kullanımlarını daha da ayrıntılı bir şekilde göstermektedir. Kelimenin bu geniş yelpazesi, İngilizce dilinin ne kadar zengin ve esnek olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

  • Run (Koşmak veya Hareket Etmek Anlamı):
    • I love to run in the morning. (Sabahları koşmayı seviyorum.)
    • The children are running in the park. (Çocuklar parkta koşuyorlar.)
  • Run (Bir Şeyi İşletmek Anlamı):
    • She runs her own business. (Kendi işini işletiyor.)
    • The company runs a chain of restaurants. (Şirket bir restoran zinciri işletiyor.)
  • Run (Devam Etmek veya Sürdürmek Anlamı):
    • The play will run for three weeks. (Oyun üç hafta boyunca sahnelenecek.)
    • The conference is running smoothly. (Konferans sorunsuz bir şekilde devam ediyor.)
  • Run (Bir Madde veya Sıvının Akması Anlamı):
    • The river runs through the mountains. (Nehir dağların içinden akar.)
    • In rainy weather, water runs off the roof. (Yağmurlu havalarda su çatıdan akar.)
  • Run (Bir Programın Çalıştırılması Anlamı):
    • I need to run a virus scan on my computer. (Bilgisayarımı virüs taraması yapmalıyım.)
    • He ran the software to check for errors. (Hataları kontrol etmek için yazılımı çalıştırdı.)
  • Run (Bir Yarışı Katılmak veya Kazanmak Anlamı):
    • She plans to run in the upcoming marathon. (Yaklaşan maratonda koşmayı planlıyor.)
    • He hopes to run for office in the next election. (Bir sonraki seçimde aday olmayı umuyor.)
  • Run (Kaçmak veya Hızlıca Gitmek Anlamı):
    • The thief tried to run but was caught by the police. (Hırsız kaçmaya çalıştı, ama polis tarafından yakalandı.)
    • I have to run to catch the bus. (Otobüsü yakalamak için koşmam gerekiyor.)

ingilizce run kelimesinin farklı kullanımları - araç ve makinenin çalışması

  • Run (Bir Araç veya Makinenin Çalışması Anlamı):
    • My car won’t run because it’s out of gas. (Arabam yakıtı bittiği için çalışmıyor.)
    • The generator can run for hours without stopping. (Jeneratör saatlerce durmadan çalışabilir.)
  • Run (Bir İşlemi Gerçekleştirmek veya Organize Etmek Anlamı):
    • She will run a workshop on effective communication. (Etkili iletişim üzerine bir atölye düzenleyecek.)
    • They plan to run a fundraising campaign for charity. (Hayır işleri için bağış kampanyası düzenlemeyi planlıyorlar.)
  • Run (Bir Materyalin Yüzeyinde Görünmek veya İşlemek Anlamı):
    • There’s a run in my stockings. (Çorabımda bir koşma var.)
    • A runny nose is a common symptom of a cold. (Burun akıntısı, soğuk algınlığının yaygın bir belirtisidir.)
  • Run (Bir Operasyon veya İş Yürütme Anlamı):
    • She was responsible for running the entire event smoothly. (Tüm etkinliği sorunsuz bir şekilde yürütmek onun sorumluluğundaydı.)
    • The company is running a promotional campaign for its new product. (Şirket, yeni ürünü için bir promosyon kampanyası yürütüyor.)
  • Run (Bir Yolculuk veya Taşıtın İlerlemesi Anlamı):
    • The bus runs between the city center and the airport. (Otobüs şehir merkezi ile havaalanı arasında sefer yapıyor.)
    • Trains run on this route every hour. (Trenler bu güzergahta her saat başı sefer yapıyor.)
  • Run (Bir Olayın veya Sürecin İşlemesi Anlamı):
    • The conference is running smoothly with engaging sessions. (Konferans, etkileyici oturumlarla sorunsuz bir şekilde ilerliyor.)
    • The festival will run over the course of three days. (Festival üç gün boyunca sürecek.)
  • Run (Bir Yazının veya Yazılı Metnin Olması Anlamı):
    • The article runs across three pages of the magazine. (Makale derginin üç sayfasını kaplıyor.)
    • The story ran as a series in the newspaper. (Hikaye gazetede bir seri olarak yayımlandı.)
  • Run (Bir Maddi Madde İle İşlemek veya Temas Etmek Anlamı):
    • His fingers ran along the texture of the fabric. (Parmakları, kumaşın dokusunun üstünde gezindi.)
    • Her eyes ran over the list of names, searching for a familiar one. (Gözleri isim listesinin üzerinden geçti, tanıdık birini arıyordu.)

İngilizce konuşmak istersen hemen yan tarafta yer alan formu doldur ve ilk adımı at.

ingilizce run kelimesinin farklı kullanımları - elektrik akımının geçişi

  • Run (Elektrik Akımının Geçişi veya İşlemesi Anlamı):
    • Electricity runs through the wires to power the devices. (Elektrik cihazları güçlendirmek için teller boyunca akar.)
    • The current runs in a circuit to light up the room. (Akım devrede akar ve odanın ışığını yakar.)
  • Run (Bir Tesisin İşletilmesi veya İşletimi Anlamı):
    • She helps run the family farm. (Aile çiftliğinin işletilmesine yardım ediyor.)
    • The hotel is run by a team of experienced staff. (Otel deneyimli bir personel ekibi tarafından işletiliyor.)
  • Run (Bir Topun veya Araç Lastiğinin Hareketi Anlamı):
    • The ball ran down the hill. (Top tepe aşağı doğru ilerledi.)
    • The car’s tire ran over a sharp object. (Arabanın lastiği keskin bir nesnenin üstünden geçti.)
  • Run (Bir Konuyu İncelemek veya Kapsamak Anlamı):
    • The documentary will run a feature on climate change. (Belgesel, iklim değişikliği konusunda bir bölüm içerecek.)
    • The newspaper ran an article about the local art scene. (Gazete, yerel sanat sahnesi hakkında bir makale yayımladı.)
  • Run (Bir Hızla Geçme veya Okuma Anlamı):
    • I’ll just run my eyes over this report before the meeting. (Toplantıdan önce bu rapora hızla göz atacağım.)
    • She ran through the book in just one evening. (Kitabı sadece bir akşamda hızla okudu.)
  • Run (Bir Maddi Madde veya Sıvının Belirli Bir Şekilde Akması Anlamı):
    • Ink ran from the pen and stained the paper. (Tüyden mürekkep aktı ve kağıdı lekeledi.)
    • Rainwater ran down the side of the window. (Yağmur suyu pencerenin yanından aktı.)
  • Run (Saldırı veya Hızlı Hareket Anlamı):
    • The soldiers were ordered to run towards the enemy lines. (Askerlere düşman hatlarına doğru koşmaları emredildi.)
    • The bull charged and ran at the matador. (Boğa hücum etti ve matadorun üzerine koştu.)
  • Run (Bir Sesin veya Melodinin İşlemesi Anlamı):
    • A beautiful melody runs throughout the song. (Güzel bir melodi şarkının boyunca işlenir.)
    • A sense of excitement runs through the audience during live performances. (Canlı performans sırasında izleyicilerde heyecan hissi işlenir.)
  • Run (Bir Tutanak veya Resmi Kayıt Anlamı):
    • The minutes of the meeting will be run by the secretary. (Toplantı tutanakları sekreter tarafından düzenlenecek.)
    • The event’s proceedings were carefully run by the event coordinator. (Etkinliğin prosedürleri etkinlik koordinatörü tarafından dikkatlice düzenlendi.)

Open English Özel Dersler Hakkında Her Şey

Open English canlı dersler nedir? Open English’te bire bir dersler nasıl yapılıyor? Ana dili İngilizce olan eğitmenlerle özel ders yapmanın avantajları nelerdir? Bugünkü yazımızda bu sorulara yanıt vererek Open English özel dersleri hakkında tüm detaylardan bahsedeceğiz. 

Open English bire bir dersler ile kolayca İngilizce öğrenebilir, internet bağlantısına sahip olduğun her yerde dilediğin konuda sana özel dersler katılabilirsin. İngilizce dil bilgisi, günlük hayatta kullanabileceğin İngilizce ifadeler, kelime dağarcığı, İngilizce telaffuz sırları ve daha fazlası… 

İngilizce ile ilgili aklına gelen her konuda, ana dili İngilizce olan uluslararası TEFL/TESOL sertifikasına sahip Open English eğitmenleriyle çalışabilirsin. Open English hakkında daha fazla bilgi almak ve ücretleri öğrenmek için bu sayfadaki iletişim formunu doldur, müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır. 

Ana Dili İngilizce Olan Eğitmenlerle 7/24 Özel Online Dersler

%100 online İngilizce kursu Open English’te, dilersen bire bir gerçekleştireceğin online video görüşmeleriyle özel derslere girebilirsin. Özel derslerimizi ana dili İngilizce olan eğitmenlerimiz sunuyor. Kursumuzun içinde çalışan 2000’den fazla TEFL/TESOL sertifikasına sahip ana dili İngilizce olan eğitmenimiz var. TEFL/TESOL, global tanınırlığı olan bir eğitim sertifikasıdır ve tüm eğitmenlerimiz online eğitimde uzman kişilerdir. 

Open English özel derslerde, bu eğitmenlerden biriyle özel online İngilizce dersi işleyebiliyorsun. Eğitmenlerimizin çoğunluğu Amerikan ve Avrupalı kişilerden oluşuyor, bu derslerde İngilizce konuşarak anlaşıyorsunuz. Merak etme, eğitmenlerimiz senin seviyene uygun şekilde seninle İngilizce iletişim kuruyor.

Akıcı İngilizce konuşma hedefin varsa, Open English özel dersler senin için en uygun yöntem. Peki, neden? Şimdi Open English özel derslerin avantajlarına bakalım. 

bire bir ingilizce özel dersler

İngilizce Öğrenmenin En Kısa ve Hızlı Yolu

Canlı dersler İngilizce öğrenmenin en kısa ve hızlı yollarından biridir çünkü eğitmen tamamen sana odaklanır. Özel derslerde, belirlediğin saatlerde Open English eğitmenleriyle dilediğin konuda İngilizce çalışması yaparsın. Bu özel ders, ortalama 45 dakika sürer ve eğitmenler konuyu anlattıktan sonra seninle birlikte alıştırmalar yaparak sorularını yanıtlar. 

İngilizce nasıl öğrenilir diye merak ediyorsan, bu dili akıcı kullanabilmek için dört beceride ustalaşman gerekiyor: Okuma, yazma, anlama ve konuşma. Open English özel derslerde bu becerileri çok hızlı kazanacaksın çünkü eğitmenlerimiz senin karakterine uygun öğrenim yöntemleriyle konuları hızlıca anlamanı sağlayacak. 

Akıcı İngilizce konuşmak için özel dersler harika bir yöntem; çünkü ana dili İngilizce olan eğitmenlerden her zaman doğru telaffuzu ve vurgulamaları öğreniyorsun. Ayrıca eğitmenlerimiz yaptığın yanlışları sana göstererek İngilizce seslerin hepsini doğru bir şekilde sana öğretiyor. 

Dilediğin Konuyu Seç, İstediğin Yerde İngilizce Özel Derse Katıl

İngilizce öğrenmeye çalışıyorsun ama bir türlü vakit bulamıyor musun? Open English ile artık hayallerini ertelemene gerek yok; çünkü ister evde İngilizce öğren ister ofiste ister de tatilde… Tek ihtiyacın olan şey internet bağlantılı bir bilgisayar ya da akıllı mobil cihaz!

Open English özel derslerde çalışmak istediğin konuyu kendin belirleyebilirsin. Böylece İngilizcede eksik olduğun konuları tamamlayabilirsin. Örneğin İngilizce cümlenin öğeleri konusunda eksik misin? Hiç sorun değil, özel dersler için bu konuyu seçerek İngilizce cümlenin öğeleri konusunda her detayı ana dili İngilizce olan eğitmeninden öğrenebilirsin. 

online ingilizce eğitimde özel derslerin önemi

İngilizce Özel Ders Almak Open English ile Çok Pratik

İngilizce özel dersler almak Open English’te çok kolay. Tek yapman gereken, özel ders içerek paketleri tercih etmek. Bunun için bu sayfadaki iletişim formunu doldur, müşteri temsilcilerimiz en kısa sürede seni arayarak eğitim paketleri ve ücretler hakkında bilgi verecektir. 

Halihazırdaki Open English üyeliğine özel dersleri dahil etmek istersen danışmanınla görüş. Bu konuda danışmanın sana yardımcı olacaktır. Eğer Open English öğrencisi değilsen bu konuda da bilgi verelim: Üyemiz olduğunda sana özel bir danışman atanacak ve tüm konularda bu danışmandan destek alabileceksin. 

Online İngilizce Eğitiminde Lider: Open English

Online İngilizce eğitiminde 15 yıldan fazla süredir dünya genelinde 1,5 milyondan fazla öğrenciye ulaştık. Open English olarak, her geçen yıl eğitim yöntemlerimizi günümüz teknolojilerine ve anlayışına adapte ederek mükemmelleştirdik.

Open English hakkında görüşlere ve öğrenci deneyimlerine göz atmak istersen kullanıcı yorumları sayfamıza göz atmak isteyebilirsin. Kursumuza daha yakından tanımak istersen, hakkımızda çıkan hem yurt içi hem de global haberlere bakmak isteyebilirsin. 

Hemen bugün bire bir görüşerek Open English hakkında bilgi almak istersen, bu sayfadaki iletişim formunu doldurmayı unutma!

Oyun Geliştiricilerin Kullandığı İngilizce Kelimeler

03un geliştirme, günümüzde çok popüler ve birçok gencin hayalindeki meslek hâline gelmiştir. Oyun geliştiricileri, sanal gerçeklikten mobil platformlara kadar farklı ortamlarda oyunlar yaratmak için çeşitli araçlar ve teknolojilerden faydalanırlar. Bu teknolojilere doğru şekilde hâkim olabilmek ve meslektaşlarınla iletişime geçebilmek içinse oyun geliştirme terimlerini bilmen gerekir. Bu terimler yalnızca iş hayatında değil, öncelikli olarak iş öğrenme sürecinde sana katkıda bulunacağından İngilizcenin yanında mutlaka bu terimleri de öğrenmen gerekir. 

Bu terimler, oyunun işlevselliği, performansı, tasarımı ve pazarlanması ile ilgili önemli terimleri ifade eder. Dolayısıyla işini yapabilmen ve diğer ekip arkadaşlarına kendini ifade edebilmen için bu terimlere hakim olman gerekir.

Oyun Geliştiricilerin Kullandığı Oyun İçi Terimler

Oyun içi terimler, oyunun içindeki nesneleri, karakterleri, mekanikleri ve etkileşimleri tanımlayan kelimelerdir. Bu terimler, oyunun nasıl çalıştığını ve oyuncuların neler yapabileceğini anlamak için gereklidir. Oyun içi terimlerden bazıları şunlardır:

NPC: Nonplayer character anlamına gelir. Yapay zeka tarafından kontrol edilen oyun içi karakterlere verilen genel addır.

HUD: Headsup display anlamına gelir. Oyuncuya oyun ekranında verilen bilgilerdir. Örneğin, can barı, puan sayacı, harita gibi.

Gameplay: Oyuncunun oynama deneyimi anlamına gelir. Oyunun mekanikleri, kuralları, hedefleri ve zorluk seviyesi gibi unsurları içerir.

Level: Oyunun bölümlerine verilen addır. Her seviye, oyuncunun ilerlemesi için farklı zorluklar, görevler ve ödüller sunar.

Quest: Oyuncunun oyun içinde yapması gereken görevlere verilen addır. Görevler, oyunun hikayesini ilerletir, oyuncuya puan veya ekipman kazandırır veya yeni seviyelerin kilidini açar.

Online İngilizce kursumuz hakkında detaylara yan taraftaki formu doldurarak ulaşabilirsin.

oyun geliştiricilerin kullandığı programlama terimleri

Oyun Geliştiricilerin Kullandığı Programlama Terimleri

Programlama terimleri, oyun geliştiricilerinin oyunu oluşturmak için kullandıkları yazılım dilleri ve araçları ile ilgili kelimelerdir. Bu terimler, oyunun kodlanması, test edilmesi ve optimize edilmesi için gereklidir. Programlama terimlerinden bazıları şunlardır:

Coding: Oyunu oluşturmak için kullanılan yazılım dilinin kullanılması anlamına gelir. Oyun geliştiricileri genellikle C#, C++, Java gibi dilleri kullanırlar.

Library: Önceden oluşturulmuş kod parçalarının koleksiyonuna verilen addır. Oyun geliştiricileri, kütüphaneleri kullanarak tekrar tekrar aynı kodu yazmaktan kaçınabilirler.

Debugging: Oyun içindeki hataları bulma ve düzeltme anlamına gelir. Hatalar, oyunun çalışmasını engelleyebilir veya oyuncuların deneyimini bozabilir.

API: Application programming interface anlamına gelir. Uygulamalar arasındaki iletişimi sağlayan arayüze verilen addır. Oyun geliştiricileri, API’leri kullanarak oyunlarını farklı platformlara uyumlu hale getirebilirler.

Beta: Oyunun yayınlanmadan önce test edilen sürümüne verilen addır. Beta sürümü, oyunun tüm önemli özelliklerini ve varlıklarını içerir, ancak bazı hatalar veya eksiklikler içerebilir.

Oyun Geliştiricilerin Kullandığı Oyun Endüstrisi Terimleri

Oyun endüstrisi terimleri, oyun geliştiricilerinin oyunlarını pazarlamak ve yayınlamak için kullandıkları kelimelerdir. Bu terimler, oyunun kalitesi, popülaritesi ve geliri ile ilgili bilgiler verir. Oyun endüstrisi terimlerinden bazıları şunlardır:

AAA: TripleA anlamına gelir. Genellikle büyük bütçeli ve yüksek kaliteli oyunlara verilen addır. Bu oyunlar genellikle büyük yayıncılar tarafından oluşturulur ve yayınlanır.

Indie: Bağımsız anlamına gelir. Genellikle küçük bütçeli ve yaratıcı oyunlara verilen addır. Bu oyunlar genellikle bağımsız geliştiriciler veya küçük stüdyolar tarafından oluşturulur ve yayınlanır.

DLC: Downloadable content anlamına gelir. Oyuna eklenen yeni içeriklere verilen addır. DLC’ler genellikle ücretli veya ücretsiz olarak sunulur ve oyuna yeni özellikler, seviyeler veya hikayeler ekler.

Review: İnceleme anlamına gelir. Oyuncuların veya eleştirmenlerin oyun hakkındaki görüşlerini paylaştıkları yazı veya videolara verilen addır. İncelemeler, oyunun kalitesi ve popülaritesi üzerinde etkili olabilir.

Steam: Dijital bir oyun platformudur. Oyuncuların çeşitli oyunları satın alabilecekleri, indirebilecekleri ve oynayabilecekleri bir web sitesidir.

Oyun geliştiricisi nasıl olunur diye merak ediyorsan, oyun geliştirme sürecinin farklı aşamalarını ve gerektirdiği becerileri bilmekten geçtiğini bilmelisin. Oyun geliştirme, oyunun tasarımı, programlanması, test edilmesi ve yayınlanması gibi çeşitli adımları içerir. Bu adımlar, oyunun türüne, platformuna ve büyüklüğüne göre değişiklik gösterebilir.

Oyun geliştiricisi olmak için, hem teknik hem de yaratıcı becerilere sahip olmak gerekir. Teknik beceriler arasında, oyun motorları, programlama dilleri, grafik tasarımı, ses düzenleme gibi konularda bilgi ve deneyim sahibi olmak sayılabilir. Yaratıcı beceriler arasında ise, oyunun hikayesi, karakterleri, mekanikleri, görselleri ve sesleri gibi unsurları hayal etmek ve gerçekleştirmek sayılabilir.

Oyun geliştiricisi olmak isteyenler, bu becerileri geliştirmek için çeşitli kaynaklardan yararlanabilirler. Örneğin, internette bulunan oyun geliştirme dersleri, kitapları, blogları ve forumları takip edebilirler. Ayrıca, kendilerine uygun bir oyun motoru seçerek kendi oyunlarını  yapmaya başlayabilirler. Bu sayede hem pratik yapmış hem de portföy oluşturmuş olurlar. Oyun geliştiricisi olmak için ayrıca bir topluluğa katılmak da önemlidir. Oyun geliştirme topluluğu, oyun geliştiricilerinin birbirleriyle iletişim kurdukları, fikir alışverişi yaptıkları, işbirliği yaptıkları ve destek verdikleri bir platformdur. Bu topluluk sayesinde, oyun geliştiricileri hem yeni şeyler öğrenebilir hem de yeni fırsatlar yakalayabilirler. Oyun geliştirici nasıl olunur sorusunun cevabını özetlemek gerekirse, şunları söyleyebiliriz:

  • Oyun geliştirme sürecini ve gerektirdiği becerileri öğrenin.
  • Oyun geliştirme ile ilgili kaynaklardan faydalanın.
  • Kendi oyunlarınızı yapmaya başlayın.
  • Oyun geliştirme topluluğuna katılın.

Verimli bir şekilde İngilizce çalışmak istersen tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak ve seni aramamızı beklemek!

oyun geliştiriciler için ingilizce kelimeler 1

Oyun Geliştiriciler İçin İngilizce Kelimeler 1

  1. Game
  2. Developer
  3. Graphics
  4. Gameplay
  5. Engine
  6. Code
  7. Design
  8. Level
  9. Character
  10. Storyline
  11. Animation
  12. Asset
  13. Mechanics
  14. UI (User Interface)
  15. HUD (HeadsUp Display)
  16. NPC (NonPlayer Character)
  17. AI (Artificial Intelligence)
  18. Environment
  19. Sandbox
  20. Multiplayer
  21. Singleplayer
  22. Quest
  23. Dialogue
  24. Texture
  25. Soundtrack
  26. Sound effects
  27. Script
  28. Bug
  29. Patch
  30. Beta
  31. Alpha
  32. Debugging
  33. Modding
  34. Cutscene
  35. Pixel
  36. Polygon
  37. Frame rate
  38. Physics
  39. Rendering
  40. Optimization
  41. Collaboration
  42. Testing
  43. Controller
  44. Platform
  45. Virtual Reality (VR)
  46. Augmented Reality (AR)
  47. DLC (Downloadable Content)
  48. Microtransactions
  49. Ingame currency
  50. Easter egg

oyun geliştiriciler için ingilizce kelimeler 2

Oyun Geliştiriciler İçin İngilizce Kelimeler 2

  1. Expansion
  2. Cut content
  3. Glitch
  4. Cheat code
  5. Quest marker
  6. Inventory
  7. Progression
  8. Leaderboard
  9. Save point
  10. Respawn
  11. Powerup
  12. Health bar
  13. Stamina
  14. Hitbox
  15. Tutorial
  16. Skill tree
  17. Crafting
  18. Loot
  19. Perks
  20. Strategy
  21. Simulation
  22. Realtime
  23. Turnbased
  24. Procedural generation
  25. Playtesting
  26. Replayability
  27. Narrative
  28. Worldbuilding
  29. Immersion
  30. User experience (UX)
  31. Gamepad
  32. Keyboard
  33. Mouse
  34. Engine optimization
  35. Shaders
  36. Ray tracing
  37. Post-processing
  38. Cut content
  39. Animation rigging
  40. Playable demo
  41. Cinematics
  42. Particle effects
  43. Collisions
  44. Rendering pipeline
  45. Dynamic lighting
  46. Interactivity
  47. Balancing
  48. Monetization
  49. Cloud gaming
  50. Streaming

Ev konforunda İngilizce öğrenmek istersen yan taraftaki formu doldurarak online İngilizce kursumuz hakkında detaylara ulaşabilirsin.

25 Yaşından Sonra İngilizce Öğrenmek

“Öğrenmenin yaşı olmaz.” Kültürümüzün en güzel atasözlerinden olan bu cümle, aslında kafandaki tüm soruları gidermek için mükemmel bir ifade. Çünkü gerçekten de öğrenmenin yaşı yok. 25 yaşından sonra İngilizce öğrenmek istiyorsan, bu tabii ki mümkün. Burada en önemli nokta, senin için doğru İngilizce kursunu bulmak.

“25 yaşından sonra İngilizce öğrenilir mi acaba?” diye sordun ve kafanda doğal olarak bazı endişeler var. Çok normal, yeni bir şeylere başlamak, hele ki çok yabancı olduğumuz bir konuda, çok zordur. Fakat düzgün bir İngilizce çalışma planı ile sen de başarabilirsin. Hangi yaşta olursan ol!

25 yaşında İngilizce öğrenmek için en iyi yöntemi arıyorsan, Open English’i keşfetmeye hazır ol. Dünya genelinde 1,5 milyondan fazla öğrenciye İngilizce eğitimi sağladık ve bu sayı her geçen gün artıyor. 

Open English İngilizce kursu hakkında daha fazla bilgi almak, eğitim paketleri ve ücretlerini öğrenmek istersen bu sayfadaki iletişim formunu doldurabilirsin. Müşteri temsilcilerimiz sana en uygun eğitim planını belirlemek üzere seni arayacaktır. 

ingilizce öğrenmede doğru yöntemi bulmak

Open English ile Kendi Seviyendeki İnsanlarla Birlikte Öğren

%100 online İngilizce kursu Open English, sana dilediğin zaman istediğin yerde İngilizce eğitimi sağlıyor. 25 yaşından sonra İngilizce öğrenmek bazen zaman sıkıntısı nedeniyle güçleşebilir; fakat Open English olarak bu sorunu İngilizce kursunu online sisteme taşıyarak çözüyoruz. 

Open English, İngilizce eğitimi için ihtiyaç duyduğun her şeyi, tek bir çatı altında sana sunuyor. Open English aboneliğini başlattığın zaman, içinde binlerce saatlik ders içeriğini kapsayan online kütüphaneye, 4 dilde çevirmene, İngilizce metinlerini kontrol edecek düzeltmene, konuşmanı analiz eden telaffuz aracı uygulamasına ve çok daha fazlasına sınırsız erişebiliyorsun. 

Open English İngilizce kursunda ayrıca 7/24 canlı dersler, konuşma sınıfları ve istersen özel dersler var. Tüm dersleri ana dili İngilizce olan uluslararası eğitim sertifikalarına (TEFL/TESOL) sahip uzman kişiler sunuyor. Bu konuya aşağıda daha yakından bakacağız. 

25 yaşından sonra İngilizce öğrenmek için en iyi yöntem Open English’i denemeye ne dersin? Daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurmayı unutma!

İnsan Her Yaşta İngilizce Öğrenebilir

Gerçekten de öyle! Open English olarak şimdiye kadar birçok yaş grubunda kişiye İngilizce eğitimi sunduk. 30 hata 40 yaş üstü  öğretmenler, mühendisler, bilgi işlemciler, turizmciler, iş adamları… 25 yaşından sonra İngilizce öğrenmeyi hedefliyorsan, Open English ile bunu kısa sürede başarabilirsin. 

8 aşamadan oluşan CEFR temelli müfredatımızı tamamladığın zaman dört temel İngilizce beceride ustalaşacaksın: Okuma, yazma, anlama ve konuşma. Özellikle akıcı İngilizce konuşma hedefin varsa, konuşma sınıflarımız, canlı derslerimiz ve bire bir özel derslerimiz bunun için çok uygun. 

İngilizce kursumuzda 2000’den fazla ana dili İngilizce olan eğitmenimiz var ve hepsi online eğitimde uzman kişiler. Onlardan mükemmel İngilizce telaffuzun sırlarını öğrenirken, İngilizce sesleri zihninde bir temele oturtacaksın. Canlı ve özel derslerde ayrıca dil bilgisi kurallarına çalışarak İngilizcenin dinamiklerini anlayacaksın. 

Open English canlı dersler ve konuşma sınıflarında kendi seviyene uygun diğer öğrencilerle beraber İngilizce çalışacaksın. Open English online İngilizce kursunda 14 yaş ve büyük herkes İngilizce öğrenebiliyor, sen de onlardan biri olacaksın. 

open english ile kolayca ingilizce öğren

Önemli Olan Doğru Yöntemi Bulmak

Mesleki İngilizceni geliştirmek istiyor olabilirsin. Ya da belki sadece İngilizce konuşma becerini geliştirmek istiyorsundur. Veya sıfırdan İngilizce öğreneceksindir… Open English, tüm bunlar için doğru yöntem. 25 yaşından sonra İngilizce öğrenmek mesele değil, doğru yöntemi bulmak mesele. Open English, İngilizce ihtiyacın ne yönde olursa olsun ihtiyaçlarını karşılayacak. 

Online İngilizce eğitiminde 15 yıldan fazla olan tecrübemiz, eğitim yöntemlerimizi mükemmelleştirmemize olanak sağladı. Open English ile İngilizce öğrenen kişilerin birçoğu, bu dildeki becerilerini paslandırmamak için eğitim seviyelerini tamamladıkları halde kursa devam ediyor. Çünkü Open English, İngilizce dilini öğrenmek ve onu güncel tutmak için en akıllı ve uygun yöntem. 

25 Yaşından Sonra İngilizce Öğrenmenin En Etkili Yolu

25 yaşından sonra İngilizce öğrenmek için bazı şeyler zor gelebilir. Mesela defter kitapla geleneksel kurslara gitmek gibi… Ya da iş çıkışında direkt kursa gitmenin çok yorucu olması gibi… Open English, %100 online eğitim sistemi sayesinde geleneksel yöntemlerin zorluklarına akıllı çözümler getiriyor.

İster evde İngilizce öğren ister iş yerindeki boş vakitlerinde… Tatile çıktığında, iş seyahatine gittiğinde, memleketini ziyaret ettiğinde… Open English ile her yer İngilizce kursu olabilir. Sana tek gerekli şeyler internet bağlantısı olan bir bilgisayar ya da mobil akıllı cihaz. Gerisini bize bırak!

Unutma, Open English üyeliğine başvurmak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Online kursumuz hakkında bilgi vermek ve aklındaki soruları yanıtlamak üzere bir müşteri temsilcimiz seni arayacaktır. 

Birden Fazla Anlamı Olan İngilizce Kelimeler: DRAW

“Draw” kelimesi, birçok farklı anlama gelebilen ve geniş bir yelpazede kullanılabilen bir kelimedir. Bu kelimenin, bu kadar farklı anlamlara ve bu kadar farklı  kullanım bağlamlarına sahip olması İngilizcenin esnekliğini ve çeşitliliğini yansıtan bir örnek olduğunu düşünebiliriz.

Aynı kelimenin farklı anlamlarla dolu olabilmesi aynı zamanda dilin ne kadar güçlü bir iletişim aracı olduğunu da hatırlatır. İngilizce öğrenirken bu tür çok yönlü kelimeleri anlamak ve kullanmak, dili öğrenme hızımızı daha da geliştirmemize yardımcı olacaktır.

Bu yazıda ‘draw’ kelimesinin hangi anlamlarda kullanıldığını görüp örneklendireceğiz. 

draw kelimesinin ingilizce farklı anlamları

Draw Kelimesinin İngilizce Farklı Anlamları

1. Çizmek Anlamı:

  • I love to draw landscapes in my free time. (Boş zamanlarımda manzara çizmeyi severim.)
  • She draws beautiful portraits of people. (O, insanların güzel portrelerini çizer.)

2. Kazanmak veya Berabere Kalmak Anlamı:

  • The chess match ended in a draw. (Satranç maçı berabere sona erdi.)
  • The soccer game ended in a 1-1 draw. (Futbol maçı 1-1 berabere bitti.)

3. Çekmek Anlamı:

  • He drew the curtains to let in the sunlight. (Işığın içeri girmesine izin vermek için perdeleri çekti.)
  • The smell of freshly baked bread drew me to the kitchen. (Taze pişmiş ekmek kokusu beni mutfağa çekti.)

4. Çizgi Çekmek Anlamı:

  • Please draw a line to indicate the boundary. (Sınırı belirtmek için lütfen bir çizgi çizin.)
  • The architect drew the floor plan of the house. (Mimar evin kat planını çizdi.)

5. Para Çekmek Anlamı:

  • I need to draw some money from the ATM. (ATM’den biraz para çekmem gerekiyor.)
  • He drew $200 from his bank account. (O, banka hesabından 200 dolar çekti.)

6. Sonuca Ulaşmak Anlamı:

  • She drew upon her previous research to write the paper. (Makaleyi yazmak için önceki araştırmalarına başvurdu.)
  • The speaker drew upon real-life examples to illustrate his point. (Konuşmacı, noktasını açıklamak için gerçek hayat örneklerine başvurdu.)

7. Dikkatini Çekmek Anlamı:

  • The colorful posters drew the attention of the crowd. (Renkli afişler kalabalığın dikkatini çekti.)
  • Her unique fashion sense always draws looks from others. (Benzersiz moda anlayışı her zaman başkalarının bakışlarını çeker.)

8. Çizim Yapmak Anlamı:

  • The artist drew a magnificent scene on the canvas. (Sanatçı, tuvale muhteşem bir sahne çizdi.)
  • The children love to draw animals and plants in their sketchbooks. (Çocuklar, defterlerine hayvan ve bitki resimleri çizmeyi severler.)

İngilizce konuşmak istersen yan taraftaki formu doldurarak ilk adımı atabilirsin.

draw kelimesinin ingilizce farklı anlamları - ilgi çekmek anlamı

9. İlgi Çekmek Anlamı:

  • The movie’s captivating storyline drew a large audience. (Filmin büyüleyici hikayesi büyük bir izleyici kitlesini çekti.)
  • The unique architecture of the building draws tourists from all around the world. (Binanın benzersiz mimarisi dünyanın dört bir yanından turistleri çeker.)

10. Çekiliş Anlamı:

  • They held a raffle, and I was lucky enough to draw the winning ticket. (Çekiliş düzenlediler ve kazanan bileti çekmek bana nasip oldu.)
  • The lottery numbers were drawn on live television. (Loto numaraları canlı televizyonda çekildi.)

11. Çizgi Roman Anlamı:

  • He enjoys reading comic books with intricate drawings. (Karmaşık çizimlere sahip çizgi romanları okumaktan hoşlanır.)
  • This graphic novel features stunning artwork drawn by a talented artist. (Bu grafik roman, yetenekli bir sanatçı tarafından çizilen etkileyici bir sanat eserine sahip.)

12. Sürüklemek veya Çekmek Anlamı:

  • The heavy suitcase was difficult to draw up the stairs. (Ağır bavul merdivenleri çekmek zordu.)
  • The fishing line was drawn slowly to catch the fish. (Balık yakalamak için olta yavaşça çekildi.)

13. Plan Yapmak Anlamı:

  • We need to draw up a schedule for the upcoming project. (Yaklaşan proje için bir program yapmamız gerekiyor.)
  • The team will draw up a strategic plan for the next quarter. (Ekip, önümüzdeki çeyrek için stratejik bir plan hazırlayacak.)

14. İzleyici Çekmek Anlamı:

  • The play’s intriguing plot drew a large crowd to the theater. (Oyunun ilgi çekici hikayesi büyük bir kalabalığı tiyatroya çekti.)
  • The charismatic speaker drew in the audience with his passionate speech. (Karizmatik konuşmacı, tutkulu konuşmasıyla izleyiciyi içine çekti.)

15. Çizgi Çekmek Anlamı:

  • Can you draw a straight line on this paper? (Bu kağıt üzerine düz bir çizgi çizebilir misin?)
  • Use a ruler to help you draw a precise line. (Keskin bir çizgi çizmenize yardımcı olması için bir cetvel kullanın.)

16. Cazip Hale Getirmek Anlamı:

  • The cozy atmosphere of the café draws people in. (Kafenin samimi atmosferi insanları içeri çeker.)
  • The scent of freshly baked cookies drew everyone to the kitchen. (Taze pişmiş kurabiyelerin kokusu herkesi mutfağa çekti.)

17. Seçmek veya Belirlemek Anlamı:

  • I will randomly draw a name from the hat for the prize. (Ödül için rastgele bir isim seçeceğim.)
  • Let’s draw lots to determine who goes first in the game. (Oyunda kimin ilk başlayacağını belirlemek için kura çekelim.)

En doğru ve etkili İngilizce çalışma yönetimini öğrenmek istersen hemen yan taraftaki formu doldur!

draw kelimesinin ingilizce farklı anlamları - çizmek veya sürüklemek anlamı

18. Çizmek veya Sürüklemek Anlamı:

  • The horse drew the cart with ease. (At, arabayı kolaylıkla çekti.)
  • The strong current drew the boat downstream. (Güçlü akıntı tekneyi akıntıya sürükledi.)

19. Sonuç Almak Anlamı:

  • The experiment drew interesting results that surprised the researchers. (Deney, araştırmacıları şaşırtan ilginç sonuçlar elde etti.)
  • The study drew conclusions about the effects of the new treatment. (Çalışma, yeni tedavinin etkileri hakkında sonuçlar çıkardı.)

20. Yol Çizmek veya Yönlendirmek Anlamı:

  • The map can draw you a clear path to the destination. (Harita, sana varış noktasına net bir yol çizebilir.)
  • The signs on the road draw drivers towards the nearest gas station. (Yoldaki işaretler sürücüleri en yakın benzin istasyonuna yönlendirir.)

21. Silmek veya Temizlemek Anlamı:

  • He used a cloth to draw the dust off the bookshelf. (Kitaplıktaki tozu silmek için bir bez kullandı.)
  • She drew a wet sponge over the chalkboard to clean it. (Tahtayı temizlemek için ıslak bir süngerle sil çekti.)

22. Çıkarmak veya İçeri Sokmak Anlamı:

  • She drew a gun from her holster to defend herself. (Kendini savunmak için silahını kılıfından çıkardı.)
  • He drew a piece of paper from his pocket to show the directions. (Yönleri göstermek için cebinden bir kağıt çıkardı.)

23. Çizim Yeteneği veya Cazibe Anlamı:

  • Her performance on stage draws audiences due to her captivating presence. (Sahnedeki performansı, etkileyici varlığı nedeniyle izleyicileri cezbeder.)
  • The band’s music draws fans from all walks of life. (Grubun müziği, farklı yaşam tarzlarından hayranları çeker.)

24. Seçilmiş Bir Şeyi Sunmak Anlamı:

  • The chef will draw inspiration from local ingredients to create a unique dish. (Şef, benzersiz bir yemek oluşturmak için yerel malzemelerden ilham alacak.)
  • The designer drew elements from different cultures to create a fusion of styles. (Tasarımcı, farklı kültürlerden unsurlar çıkararak stillerin birleşimini oluşturdu.)

25. Bir İşaretleme Yapmak Anlamı:

  • Draw a circle around the correct answer. (Doğru cevabın etrafına bir daire çizin.)
  • Can you draw an arrow pointing to the missing piece? (Eksik parçaya işaret eden bir ok çizebilir misin?)

Unutulmaz Bir Dil Öğrenme Deneyimi

İngilizce öğrenmek, kelime dağarcığını genişletmek ve iletişim becerilerini geliştirmek için harika bir fırsattır. İşte tam da bu noktada Open English senin için burada!

Open English etkili ve interaktif bir öğrenme deneyimi sunmak üzere tasarlanan online dil kursudur. 

Kelime dağarcığını genişletmek, doğru telaffuz etmek ve güvenle iletişim kurmak için uzman eğitmenler eşliğinde adım atabilirsin. Kelimelerin farklı anlamlarını ve kullanım bağlamlarını keşfederken, dil öğrenme serüveninde sana rehberlik etmekten her zaman mutluluk duyacak olan Open English ile İngilizcenin zengin dünyasını keşfetmeye bugün başla!

Güzel İngilizce Sözler

İngilizce öğrenmek istiyorsan, bu dili bir hayat biçimi haline getirmen gerekiyor. Ama nasıl? Mesela güzel İngilizce sözler ile başlayalım. Günümüz dijital dünyasında birçoğumuzun sosyal medya hesapları var ve bu hesaplar üzerinden düşüncelerimizi ifade edebiliyoruz. Bize ilham verecek güzel İngilizce sözler ile paylaşım yapmaya ne dersin? Böylece İngilizceyi günlük hayatına dahil ederek bu dilin dinamiklerini daha hızlı öğrenebilirsin.

Geçmişten bugüne insanlık tarihine birçok dahi düşünceleriyle damga vurdu. Biz de bunları aldık ve bir güzel İngilizce sözler yazısı hazırladık. Sosyal medya hesaplarında kullanabileceğin güzel İngilizce sözler arıyorsan, umuyoruz ki bunlar tam aradığın içerikler! 

İşte karşında birbirinden güzel İngilizce sözler! 

Güzel İngilizce Sözler ve Türkçe Anlamları

Güzel İngilizce sözler ile bu dilin ince nüanslarını keşfedebiliriz. Böylece İngilizceye olan hakimiyetimizi geliştireceğiz. Sadece bu mu? Hayır, güzel İngilizce sözler ile ayrıca günlük motivasyon dozumuzu alacağız. 

1 – “When you have a dream, you’ve got to grab it and never let go.”

Türkçe anlamı şöyle: Bir hayalin olduğunda, onu yakalamalı ve asla bırakmamalısın.” Ünlü aktris Carol Burnett tarafından söylenen bu cümle, en güzel İngilizce sözler arasında. Anlamı oldukça basit, hayallerinden asla vazgeçme!

2 – “Nothing is impossible. The word itself says ‘I’m possible!’”

Türkçe anlamına bakalım: Hiçbir şey imkansız değildir. Kelimenin kendisi “Mümkünüm!” diyor. Ünlü İngiliz aktris Audrey Hepburn tarafından söylenen bu güzel İngilizce sözde çok ince bir kelime oyunu görüyoruz: Impossible = I’m possible. Kesinlike harika! Havalı İngilizce kelimelerle motive edici bir paylaşım yapmak istiyorsan, bizce onu buldun. 

3 – “The bad news is time flies. The good news is you’re the pilot.”

Türkçeye şu şekilde çevirebiliriz: Kötü haber, zaman uçup gidiyor. İyi haber, pilot sensin. Güzel İngilizce sözler arasında dikkatimizi çeken bu güzel ifade, yazar Michael Altshuler’a ait. Yazar burada zaman hızlı akıyor ama onu yöneten biziz demek istiyor. Yani hedeflerimizden emin olduğumuz sürece endişeye mahal yok! 

4 – “Keep your face always toward the sunshine, and shadows will fall behind you.”

İngilizce güzel sözler arayışında rotamızı Walt Whitman’a çevirdik ve adeta mest olduk. Bu cümlenin Türkçe anlamı şöyle: Yüzünü her zaman güneşe doğru tut, gölgeler arkana düşer.

Amerikalı ünlü şairin bu güzel sözü, bize kötülüklere doğru değil, iyiliklere doğru bakmamızı öğütlüyor. Bugün sosyal medyada güzel İngilizce sözlerden paylaşım yapayım diyorsan, bunu kaçırma deriz. 

5 – “Success is not final, failure is not fatal: it is the courage to continue that counts.”

Güzel İngilizce sözler listemize Winston Churchill’den bir cümleyle devam ediyoruz. Türkçeye şöyle çevirebiliriz: “Başarı nihai değildir, başarısızlık kötü bir son değildir: Önemli olan devam etme cesaretidir.”

6 – “You define your own life. Don’t let other people write your script.”

Bu cümleyi çevirebildin mi? Anlamadıysan Türkçesi burada: Hayatını kendin tanımlarsın. Başka insanların senin senaryonu yazmana izin verme. Güzel İngilizce sözler listemize giren bu cümle ise ünlü Amerikalı sunucu Oprah Winfrey’e ait. 

güzel ingilizce kelimeler

7 – “You are never too old to set another goal or to dream a new dream.”

Hayal kurmak ya da yeni bir hedef belirlemek için asla geç değildir. 2014 yılında kazandığı Nobel ile en genç yaşta Nobel kazanan kişi unvanını alan Pakistanlı eğitimci aktivist Malala Yousafzai, güzel İngilizce sözler listemize bu cümlesiyle giriyor. Cümlenin Türkçe çevirisi işe şu şekilde: Başka bir hedef belirlemek veya yeni bir hayal kurmak için asla çok yaşlı değilsin. 

“İngilizce Öğrenmek İçin Hiçbir Zaman Geç Değildir.”

Güzel İngilizce sözlere Open English olarak biz de katkıda bulunalım istedik. Ev konforunda %100 online bir sistemle İngilizce öğrenebileceğin Open English’te, basit ve hızlı eğitim yöntemleriyle İngilizce öğrenebilirsin. Kaç yaşında olduğun ya da ne iş yaptığın hiç fark etmez! Open English ile herkes öğrenebilir. Detaylar için sayfadaki iletişim formunu doldurabilirsin. 

8 – “Do not allow people to dim your shine because they are blinded. Tell them to put some sunglasses on.”

Yönümüzü popüler kültüre çeviriyoruz ve Lady Gaga’ya ait bir deyişle güzel İngilizce sözler listemize devam ediyoruz. Havalı İngilizce kelimeler kullanılan bir cümle arıyorsan, onu buldun. Türkçesi yaklaşık olarak şöyle. Kör oldukları için insanların ışıltını karartmalarına izin verme. Onlara güneş gözlüğü takmalarını söyle. 

9 – “Belief creates the actual fact.”

Güzel İngilizce kelimeler kullanarak anlamlı cümleler kurabilmek için ileri seviyede İngilizce bilmek gerekir. İngilizcen henüz yeterli değil mi? İnanırsan başarabilirsin. Amerikalı filozof William James, başlıktaki cümlesiyle bunu ifade ediyor ve güzel İngilizce sözler listemize giriyor. Türkçesi şu şekilde: İnanç, hakiki gerçeği yaratır. 

10 – “Not having the best situation, but seeing the best in your situation is the key to happiness.”

Güzel İngilizce sözler listemize Amerikalı Marie Forleo’dan bir cümleyle devam ediyoruz. Türkçesi ise söyle: En iyi duruma sahip olmak değil, durumunuzdaki en iyiyi görmek mutluluğun anahtarıdır. Havalı İngilizce kelimelerden oluşan bir cümle arıyorsan, Maria Forleo’nun bu deyişini kullanabilirsin. 

11 – “In a gentle way, you can shake the world.”

Güzel İngilizce sözler listesinin bu sırasında ünlü aktivist Mahatma Gandhi’den bir deyiş var. Türkçesi şöyle: Nazik bir şekilde dünyayı sallayabilirsiniz. 

12 – “Try to be a rainbow in someone’s cloud.”

Afroamerikan ünlü yazar ve dansçı Maya Angelo ile güzel İngilizce sözler listemize devam ediyoruz. Cümleyi Türkçeye şu şekilde çevirebilirz: Birinin bulutunda gökkuşağı olmaya çalış.

havalı ingilizce kelimeler

Güzel İngilizce Kelimeler

İyiyi konuşmak ve pozitif olmak insana her zaman olumlu dönüyor. Sonuçta ne ekersek onu biçiyoruz! Yeni bir dil öğrenirken de önce ondaki güzel kelimeleri keşfetmek iyi bir fikir. Güzel İngilizce kelimeler gibi! 

Güzel İngilizce kelimeler ile İngilizce seviyemizi ileri taşıyabiliriz. İşte karşında güzel İngilizce kelimeler listesi:

Güzel İngilizce kelimeler Türkçe çevirileri
Beautiful Güzel
Becoming Cazip
Comely Ahu gibi, çekici
Cynosure Dikkat çeken, ilgi toplayan
Dulcet Hoş, tatlı
Epiphany Aydınlanma, tezahür
Ethereal Dünyevi olmayan, ruh gibi
Felicity Mutluluk, saadet
Glamour Cazibe
Love Sevmek, aşk
Redolent Güzel kokulu, hatırlatan

Havalı İngilizce Kelimeler

Günlük hayatta kullanılan İngilizce kelimelerin havalı olanları hangileri? İngilizcede havalı kelimeler nelerdir? Bu soruların yanıtlarını merak ediyorsan senin için hazırladığımız havalı İngilizce kelimeler listesini çok seveceksin. 

Havalı İngilizce kelimeler Türkçe çevirileri
Bamboozled Aklı karışmış, şaşkın
Congratulations Tebrikler
Cool Havalı
Equilibrium Denge
Hypnosis Hipnoz
Lagoon Lagün, kıyı gölü
Mercurial Cıva gibi, değişken, birdenbire parlayan
Picturesque Resmetmeye değer, pitoresk
Sabotage Sabotaj
Vermillion Parlak kırmızı, ateş kırmızısı

İngilizcede Sonbahar İle İlgili Deyimler

Sonbahar, birçok kültürde melankoli, değişim ve dönüşüm ile ilişkilendirilir. Bu nedenle, bu deyimler sonbaharın ruhunu ve insanların yaşamı ve doğayı nasıl algıladığını yansıtmak için kullanılır. İngilizcedeki bu deyimlerin anlamlarını ve kullanımlarını bilmek İngilizceye daha poetik bir yandan yaklaşmanı sağlayabilir. 

Bu yazıda İngilizcede sonbahar ile alakalı deyimleri paylaşacağız. Bu deyimleri günlük hayatta kullanmak ya da kolayca unutmak istemiyorsan Open English online dil kursuna dahil olabilirsin. 

Open English İle Her Mevsim Dil Öğren!

Open English ile birlikte sonbaharın güzelliklerini ve fırsatlarını keşfetmeye var mısın? Dil eğitiminin sonbaharın taptaze havası gibi ferah ve canlı olmasına izin ver.

Neden mi Open English?

📚 Dünya Standartlarında Eğitim: Open English ile dünya standartlarında bir İngilizce eğitimi alabilirsin. Profesyonel ve deneyimli öğretmenler sana en iyi İngilizce öğrenme deneyimini sunmak için burada.

🍁 Sonbaharın Renkleri: Yapraklar kızardığında ve sarardığında, sen de yeni dil yetenekleri kazanmanın tadını çıkar. Open English ile kendini ifade etmenin ve dünyayla daha yakın bir bağ kurmanın keyfini yaşa.

🌟 Fırsat Zamanı: Sonbahar, yeni başlangıçların mevsimi. Open English ile kariyerinde veya kişisel gelişiminde yeni bir sayfa aç. Biz sana yol göstereceğiz.

💻 Online Eğitim: Her yerde ve her zaman öğren. Open English ile esneklik seninle.

📢 Hemen Kaydol! İndirimleri ve sonbahar kampanyalarını kaçırma. Daha fazla bilgi için bugün bize katılın!

🌐Open English ile sonbaharda İngilizce konuşmanı geliştir ve hedeflerine ulaş. Sonbaharın değişimini kutlayıp dil becerilerini yeni bir seviyeye taşı!

sonbahar ile ilgili ingilizce deyimler

Sonbahar İle İlgili İngilizce Deyimler

Sonbaharın doğasını, yaşamın dönüşümlerini ve mevsimin kendine özgü özelliklerini ifade etmek için kullanılan bu deyimler sayesinde İngilizceni geliştirebilir  ve daha zengin ifadelerle konuşmanı sağlayabilirsin.

“Autumn leaves” : Sonbaharda ağaçlardan dökülen yapraklar.

  • The children had fun playing in the pile of autumn leaves in the yard. (Çocuklar, bahçedeki sonbahar yaprakları yığınında oynarken eğlendiler.)

“Autumn years” : Yaşlılık dönemi.

  • Many people look forward to retirement and their autumn years. (Birçok insan emekliliğe ve yaşlılık yıllarına dört gözle bakar.)

“Indian summer” : Sonbaharın ortasında veya sonunda sıcak ve güneşli bir dönem.

  • We enjoyed an Indian summer in October with warm temperatures and clear skies. (Ekim ayında sıcak hava ve açık gökyüzü ile bir Hint yazı yaşadık.)

“Harvest time” : Mahsul toplama mevsimi.

  •  Autumn is harvest time when farmers gather their crops. (Sonbahar, çiftçilerin mahsullerini topladığı bir hasat zamanıdır.)

“Chasing autumn leaves” : Boşa zaman harcamak veya hayal peşinde koşmak.

  • Spending hours on social media is like chasing autumn leaves; it doesn’t lead to anything productive. (Sosyal medyada saatler harcamak, boşa zaman harcamak gibidir; üretken bir şeye yol açmaz.)

“The autumn of one’s life”: Yaşlılık dönemi, özellikle insanın yaşamının son yılları.

  • During the autumn of his life, he reflected on his many accomplishments. (Yaşamının sonbaharında, birçok başarısını düşündü.)

İngilizce çalışmak istersen hemen yan taraftaki formu doldur ve ilk adımı at.

sonbahar ile ilgili ingilizce deyimler- falling leaves return to their roots

“Falling leaves return to their roots”: İnsanlar genellikle doğdukları veya büyüdükleri yere geri dönerler.

  • After living in the city for years, she decided to return to her hometown, believing that falling leaves return to their roots. (Yıllarca şehirde yaşadıktan sonra, doğduğu kasabaya geri dönmeye karar verdi, çünkü düşen yapraklar köklerine geri döner.)

“Autumnal equinox”: Gündüz ve gece sürelerinin eşit olduğu sonbaharın başlangıcı.

  • The autumnal equinox marks the transition from longer daylight hours to shorter ones. (Sonbahar ekinoksu, daha uzun gün ışığı saatlerinden daha kısa olanlara geçişin işaretidir.)

“To turn over a new leaf”: Yeni bir başlangıç yapmak, eski kötü alışkanlıklardan vazgeçmek.

  • After his recovery, he decided to turn over a new leaf and live a healthier lifestyle.(İyileştikten sonra, yeni bir başlangıç yapmaya ve daha sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemeye karar verdi.)

“Autumnal depression”: Sonbahar mevsiminin gelmesiyle birlikte insanların duygusal olarak daha düşük hissettiği bir durum.

  • Some people experience autumnal depression due to the shorter days and less sunlight. (Kısa günler ve azalan güneş ışığı nedeniyle bazı insanlar sonbahar depresyonu yaşar.)

“Autumnal colors”: Sonbaharın özgü renkleri, genellikle kızıllar, turuncular ve sarılar.

  • The landscape was painted with beautiful autumnal colors as the leaves changed. (Manzara, yapraklar değiştikçe güzel sonbahar renkleriyle boyanmıştı.)

sonbahar ile ilgili ingilizce deyimler - harvest moon

 “Harvest moon”: Sonbaharda dolunayın parlaklığı ve büyüsü.

  • The farmers worked late into the night under the enchanting glow of the harvest moon, gathering the last of the crops before winter. (Çiftçiler, kışın gelmeden önce son mahsulleri toplarken, büyüleyici parıltısı altında gecenin geç saatlerine kadar çalıştılar.)

 “Fall is in the air”: Sonbahar havasını veya atmosferini hissetmek. 

  • The cool breeze and the scent of fallen leaves in the park make it clear that fall is in the air. (Parkta serin esinti ve dökülmüş yaprakların kokusu, sonbahar havasını hissettiriyor.)

“Autumnal melancholy”: Sonbaharın gelmesiyle ortaya çıkan hüzün veya melankoli.

  • As the days grew shorter and the leaves started falling, she couldn’t help but feel a sense of autumnal melancholy, missing the warmth of summer. (Günler kısaldıkça ve yapraklar düşmeye başladıkça, yazın sıcaklığını özleyerek sonbaharın hüznünü hissetmemek elde değildi.)

“To squirrel something away for winter”: Kış için bir şeyi biriktirmek veya saklamak.

  • Every fall, we squirrel away nuts and dried fruits to ensure we have enough food stored for the winter months. (Her sonbaharda, kış ayları için yeterli yiyeceği depolamak için fındık ve kuru meyve biriktiririz.)

“Autumnal tints”: Sonbaharın özgü renkleri, yaprakların kızarması ve sararması.

  • The hillsides were ablaze with autumnal tints as the leaves transformed into vibrant shades of red, orange, and yellow. (Yamaçlar, yapraklar canlı kırmızı, turuncu ve sarı renklere dönüştüğünde sonbaharın özgü renkleriyle alev alev yanıyordu.)