Nor/Neither farkı İngilizce öğrenirken karşımıza çıkan ve zaman zaman kafa karıştıran bir konudur. Temel İngilizce konuları arasında çok görmesek de biraz daha ileri seviyelerde ve günlük konuşmalarda kulağımıza gelebiliyor. Bu yazımızda Nor/Neither farkını anlatacak, benzeri yapılara değinecek ve örneklerle destekleyeceğiz. Hazırsan başlayalım!
Eğer burada, bu konuyu araştırıyorsan belli ki İngilizce öğrenimini ileri seviyelere taşımak istiyorsun! Bu yüzden başlamadan önce seni, bu amacını en kolay şekilde yerine getirebileceğin platform olan Open English’e davet ediyoruz.
Open English, ana dili İngilizce olan dünya çapında eğitmenlerle 7/24 canlı ders alma, konuşma gruplarında eğitmenler moderatörlüğünde pratik yapma ve aklına takılan tüm sorular için danışabileceğin dev içerik arşivimize sınırsızca erişme gibi fırsatlar sunuyor!
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

Neither/Nor’a gelmeden önce Either/Or’dan bahsetmemiz gerekiyor. Çünkü Either/Or’u öğrendiğimizde Neither/Nor’u kavramak çok daha kolay olacaktır. Bunun sebebi ise isminden tahmin edebileceğin gibi Neither/Nor, Either/Or’un olumsuz halidir. Başındaki “n” harfini olumsuzluk için kullandığımız “not” ile bağdaştırarak aklında kodlayabilirsin.
Either/Or “ya… ya …” gibi bir anlama sahiptir. Bahsedilen iki şeyden birinin cümledeki işi yerine getireceği gösterir. Her zaman özne olarak kullanılmak zorunda değildir. Örneklerimizi inceleyelim:
Burada Either/Or’u özne konumunda “ya sen ya ben” olarak görüyoruz. Havaalanından birini almak işini bu iki kişiden birinin yapacağını gösteriyoruz. Dikkat! Böyle bir durumda tekil bir fiil kullanmamız gerekir. Örneğin geniş zamandaysak fiile -”s” takısı getirmeyiz. Either/Or ile oluşturulan özne tekildir.
Burada ise Either/Or ile olarak oluşturduğumuz kısım nesne görevi görür. Arama işinden etkilenecek kişi “ya Lucas ya Jim”dir.
Burada ise Either/Or’u fiille kullandık. Yürüme ve otobüsü binme işlerinden birinin yapılacağını vurguladık.
Umarız buraya kadar her şey yolundadır! Either/Or, Neither/Nor gibi yapılar temel konulardan sayılmadığı için kavraması daha zor olabilir. Bu noktada bu tarz konuları öğrenmenin en verimli yolu ise İngilizceyi ana dili olarak konuşan birinden dinlemektir. Çünkü ana dili İngilizce olan kişiler bu yapıları halihazırda doğal bir biçimde kullanıyorlar. İşte Open English bu noktada devreye giriyor!
Open English’e abone olarak kendine özel çalışma programın ile, ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşarak öğrendiklerini pekiştirebilir ve içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayarak aklındaki sorulara anında cevap bulabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Neither ve Nor, birlikte kullanıldığında “ne o… ne o…” anlamında kullanılır. Either ve Or’un olumsuz halidir. Either/Or’da “ya o, ya o” derken, burada buna olumsuz bir anlam katacağız ve iki seçeneğin de olmayacağını vurgulayacağız. Kuralları Either/Or ile aşağı yukarı aynıdır. Cümleler olumlu yapıda gibi dursa da anlamı olumsuz yapar.
Burada özne konumundaki kişilerin ikisinin de gelmediğini vurguluyoruz. Aslında bu Neither/Nor cümlesini iki cümleye bölmemiz mümkün. “Amy didn’t come to my birthday party.” ve “Jake didn’t come to my birthday party.” olarak iki olumsuz cümle çıkarabiliyoruz.
Burada Neither/Nor ile oluşturduğumuz kısım nesne konumunda. “Sevme” işinden ne çayın ne kahvenin etkilendiğini göstermiş oluyoruz Neither/Nor kullanarak.
Burada ise Neither/Nor ile iki fiilden ikisinin de yapılmayacağını vurguluyoruz. Basketbol izleme ve basketbol oynama işlerinden ikisi de gerçekleşmeyecek.
Burada Nor kullanmadan neither kullandık. “Neither my mother nor my father is a doctor” da diyebilirdik, fakat burada daha kısa bir şekilde sonuca ulaştık.
Burada Neither’ı filmi niteleyen bir sıfat olarak kullandık. “İki film” dedik fakat “two movies” dememizden farkı Neither’ın cümleyi olumsuz yapması.
Neither Nor yazımızın sonuna geldik, umarız aradığın cevabı bulmuşsundur! Eğer bu konuyu öğrenmeye baş koyduysan, İngilizceyi gerçekten de öğrenmek istiyorsun demektir. Bunun için ise yapabileceğin en iyi şey 15 yıllık deneyimiyle 1.6 milyon öğrenciye İngilizce öğretmiş ve öğretmekte olan, alanında öncü platform Open English’e kaydolmak olacaktır!
Open English’e abone olarak amaçlarına yönelik kişisel bir çalışma programına sahip olabilir, dünya çapında, ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında eğitmenlerin moderatörlüğünde, yabancılarla öğrendiklerinin pratiğini yapabilir, aklına takılan her konunun cevabını anında alabileceğin yazılardan ve kaynaklardan oluşan dev arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Online İngilizce kursu Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
Farklı ülkeleri gezip görmek, başka kültürlere aşina olmak herkesin hayali. Ancak koşullar itibariyle herkes bu hayalini gerçekleştiremiyor. Eğer senin de yurt dışına çıkıp yeni deneyimler edinmek gibi bir hayalin varsa Erasmus programına dahil olmayı düşünebilirsin.
Erasmus, her genç için kaçırılmayacak bir fırsat. Çünkü gideceğin ülkenin eğitim sistemi hakkında da bilgi sahibi oluyorsun. Bunun yanında Erasmus yaparken çeşitli fırsatlar karşına çıkabilir. Bu fırsatları değerlendirip çok büyük başarılara imza atabilirsin. Erasmus diye adından sıkça bahsedip duruyoruz. Peki, nedir bu Erasmus? Öncelikle bu soruya cevap verelim.
Erasmus, yükseköğretim kurumlarının yani üniversitelerin birbirleriyle işbirliği yapmalarını teşvik amaçlı oluşturulmuş bir program. Üstelik Avrupa Birliği programı. Üniversitelerin, birbirleriyle öğrenci değişimi yaparak etkileşime geçmesi hedefleniyor. Erasmus programı ile kısa süreli öğrenci ya da personel değişimi yapılıyor.
Erasmus programının birçok olumlu özelliği var. Bunlardan bir tanesi de öğrencilerin, iş hayatı için gerekli network ağını oluşturmasına yardımcı olması. Ayrıca farklı deneyimlerden doğan fikirlerin değerlendirilmesini sağlıyor. Erasmus böylece eğitimin kalitesini yükseltiyor.
Birçok üniversite öğrencisi, Erasmus yaparak hayallerini gerçeğe dönüştürmek istiyor. Bunu yapmak İngilizce biliyorsan oldukça kolay. İster temel seviyede İngilizce biliyor ol istersen de sıfırdan İngilizce öğren. İngilizce öğrenmek, Open English ile oldukça kolay.
Erasmus yapmak istiyorum fakat hiç İngilizce bilmiyorum diyorsan, endişe etme. Seviyen her ne olursa olsun Open English, İngilizce öğrenmek isteyen herkesin yanında! Artık İngilizce öğrenmek çok daha kolay.
Online İngilizce kursu Open English ile kolayca İngilizce öğrenebilirsin. Canın her istediğinde 7/24 canlı sınıflara katılabilirsin. Üstelik ana dili İngilizce olan eğitmenler tarafından eğitim alacağın için pratik yapmış olursun. Çünkü eğer Erasmus programına seçilirsen dersleri hep yabancı hocalardan takip edeceksin.
Open English İngilizce anlayabilme, İngilizce konuşabilme, İngilizce okuma ve yazma becerilerini kazandırıyor. Bunlar da Erasmus öğrencisinin halihazırda bilmesi gereken şeyler. Open English CEFR yani Ortak Avrupa Dilleri Çerçeve Programı standartlarına sahip. Erasmus programına başvurmayı düşünüyorsan, İngilizce öğrenmek için Open English’i tercih edebilirsin!

Erasmus programının ismi, dünyaca ünlü Desiderius Erasmus’tan ilham alınarak konuyor. Bunun elbette birçok sebebi var. Ama öncelikle Desiderius Erasmus kim, bir bakalım.
Desiderius Erasmus, Hollandalı bir hümanist. Aslında çoğu kişi kendisini ünlü kitabı Deliliğe Övgü ile tanıyor. Fakat yalnızca bununla sınırlı değil yaptıkları. Kendisi hümanizm akımının öncülerinden bir tanesi. Ayrıca da klasik edebiyat araştırmacısı ve ilahiyatçı.
Erasmus, hayatını eğitime adamış biri. Çağının aydınlarından bir tanesi ama onu farklı kılan bir yanı var. O da farklı ülkeleri gezerek o ülkenin iyi okullarında eğitim almış biri olması. Üstelik gittiği okullarda kendi bildiği konular üzerine dersler de veriyor. Bu özelliği nedeniyle tarihte, ilk Erasmus programı öğrencisi olarak anılıyor.
Erasmus, Avrupa’da ortak bir bilim, sanat çatısı yaratmaya çabalamış. Bu nedenle birçok ülke ziyaret ederek farklı deneyimler edinmiş. Eğitim felsefesine olan katkılarından ötürü, bu değişim programına Erasmus ismi veriliyor.
Her öğrenci, eğitim hayatını daha verimli geçirmek ister. Eğer sen de farklı deneyimler edindiğin bir eğitim hayatın olsun istiyorsan, Erasmus programına başvuru yapabilirsin. Erasmus programı bir dil kursu değil. Ayrıca bir burs programı da değil.
Erasmus programına kabul edilmen için öncelikle Erasmus sınavından iyi bir not alman gerekiyor. Program, yabancı dilini geliştirmek ve yeni kültürler keşfetmek isteyenler için uygun. Başka bir ülkede yabancı dilde eğitim görecek olmak, kişiyi epey geliştirecek bir durum.
Erasmus programının akademik olarak ne denli harika fırsatlar sunduğundan bahsettik. Avrupa’nın çok iyi okullarında eğitim veren kişilerden ders dinlemek çok heyecan verici olmalı. Bunun yanında Erasmus, sosyal olarak da kişiye birçok şey kazandırıyor. Yeni bir ortam, yeni dostluklar ve bol bol yabancı dilde pratik imkanı…
Kendi okulunda olmayan fakat senin ilgi duyduğun alanlara yönelik dersler seçebilirsin. Ayrıca takip ettiğin, beraber çalışmak istediğin akademisyenler var ise onlarla tanışma imkanı bulabilirsin. Bu durum, daha sonra iş hayatını etkileyecek bir network ağına dönüşebilir. Yabancı dilde pratik yaparken etkinliklere katılabilir, projeler geliştirebilirsin.
Hayatboyu Öğrenme Programına (Lifelong Learning Programme) dahil ülkeler olan yirmi sekiz Avrupa Birliği üyesi ülke, Erasmus Programına katılabiliyor. Bunun dışında Avrupa Birliği üyesi olmayıp Avrupa Ekonomik Alanı üyesi olan ülkeler de katılabiliyor. Ayrıca Avrupa Birliği üyeliğine aday ülkelerin üniversiteleri de Erasmus programından faydalanabiliyor.

Erasmus; lisans öğrencilerinin, yüksek lisans öğrencilerinin, eğitim görevlilerinin belirli bir süre yurt dışındaki okulda eğitim hayatına devam etmelerini sağlıyor. Program son derece avantajlı. Çünkü yabancı dil geliştirmenin yanı sıra daha pek çok olumlu yanı var.
Birçok öğrenci Erasmus programına başvuruda bulunuyor. Herkesin yurt dışındaki anlaşmalı okullara yerleştirilmesi mümkün olmuyor. Bu nedenle Erasmus programının bir eleme sistemi var. Öncelikle Erasmus sınavına girmen gerekiyor.
Erasmus için yapılan dil sınavını öğrencisi olduğun okulun kendisi yapıyor. Buradan da anlaşılacağı gibi her okulun Erasmus sınavı, diğer okulun sınavından farklı olabilir. Bazı okullarda dil sınavı, yazılı ve sözlü olmak üzere iki aşamadan oluşuyor. Bazı okullarda ise yalnızca yazılı sınav Erasmus için yeterli bulunuyor.
Erasmus sınavı için her okul, kendi sınavını diğerlerinden farklı yapıyor. Yine de çok kritik aykırılıklar elbette olmuyor. Hatta puanlama sistemi de aşağı yukarı aynı. Yüzlük sistemde, yüz üzerinden altmış puan almak gibi düşünebilirsin.
Erasmus programının asıl amacı yabancı dil öğrenmek değil. Edinilen yabancı dili, pratiğe dökerek geliştirme imkanı bulmak. Bu nedenle hiç İngilizce bilmeyen biri, başvurusunu yapmadan evvel İngilizce Erasmus sınavına hazırlık yapmalı.
Erasmus yapmak istiyorsun fakat İngilizce öğrenmek gözünü korkutuyor ya da nereden başlayacağını bilmiyorsun. Bu noktada devreye Open English giriyor.
Open English, sınav hazırlığı yapan birçok öğrencinin ilk tercihi. Üstelik sadece Erasmus sınavı değil. Pek çok farklı İngilizce sınavı için de olanaklar mevcut. İstersen Sıfırdan TOEFL’a Hazırlanmak adlı yazımıza göz atabilirsin.
Erasmus programını tamamlayıp ülkene dönmeden önce, mutlaka okuldan katılım belgesi almalısın. Ayrıca transkript belgesini de unutma. Çünkü döndüğünde bu belgeleri, Dış İlişkiler isimli ofise vermen gerekiyor. Ayrıca Erasmus için verilen hibenin %20’sini alırken de bu belgelere ihtiyaç duyabilirsin.
Erasmus programına başvurmak ve İngilizceni geliştirmek için Open English ile İngilizce Öğren! Daha detaylı bilgi almak için lütfen hemen yan taraftaki formu doldur.
Influencer kavramı, sosyal medyanın kullanımının artmasıyla oldukça ön plana çıkan bir kavram. Ürününü geniş kitlelere etkili bir biçimde tanıtmak isteyen markalar son yıllarda televizyon reklamları yerine influencerlar ile çalışmayı tercih ediyorlar. Peki, kimdir bu influencerlar?
Bu yazımızda önce, influencer kelimesinin tam olarak ne anlama geldiğini inceleyeceğiz. Ardından influencerlar için İngilizce kelimelerden ve influencerlar için İngilizce bilmenin öneminden bahsedeceğiz. Ayrıca bu yazımızda, influencerlar için İngilizce öğrenmeye en fazla yardımcı olacak kurs merkezini de seninle paylaşıyor olacağız.
Influencerlar için İngilizce’yi en güzel şekilde öğrenmek istersen bu sayfadaki formu doldurabilirsin. Müşteri temsilcisi arkadaşlarımız seninle hemen iletişime geçecektir.
İnfluencer, kelime anlamıyla etkileyen kişi demektir. İnfluencer kelimesi için farklı bir tanım olarak “internet ünlüsü” desek yanlış bir tanımlama yapmış olmayız. İnfluencerlar; İnstagram, Facebook, Twitter, Tiktok gibi sosyal medya platformlarında farklı uzmanlık alanlarıyla bulunuyorlar.
Günümüzde meslek haline gelmiş olan influencer kavramı çok sayıda takipçisi olan insanlar için kullanılıyor. Fikirlerine güvenilen bu insanlar farklı markalarla iş birlikleri düzenleyerek ve reklamlar yaparak büyük meblağlar kazanabiliyorlar.
Influencerlar için İngilizce kelimeleri sıralamadan önce influencer türlerini de seninle paylaşmak istiyoruz. Hangi influencer türleri kaç takipçiye sahipmiş birlikte inceleyelim.

İnfluencerlar, takipçi sayılarına göre farklı kategorilere ayrılıyor. İnfluencerlar için oluşmuş olan nano, mikro, orta seviye, makro ve mega adlarındaki beş kategoriyi yakından inceleyelim ve ardından da influencerlar için İngilizce kelimeleri sıralayalım.
Nano influencer, en az takipçiye sahip influencer türüdür. 1000 – 10 bin arası takipçisi olan bu influencer grubu, samimi takipçileri ile kurduğu güçlü bağ sayesinde yüksek etkileşim oranına sahiptir. Markalarla iş birliği yapmak nano influencerlar için kaçırılmayacak bir fırsattır. Bu sebeple bu influencer grubu ile çalışmak oldukça kolaydır.
10 bin – 50 bin arası takipçisi bulunan influencer grubuna mikro influencer adı verilir. Mikro influencer grubunun takipçileri kişisel deneyimi çok önemserler. Bu yüzden mikro influencerlar iş birliği yapacağı marka konusunda oldukça seçicidir.
Orta seviye influencerlar, bir sosyal medya platformunda 50 bin – 500 bin arası takipçisi bulunan influencerlardır. Bu gruptaki influencerlar uzmanlıkları sayesinde sahip oldukları takipçileri ile yüksek kazançlar elde edebilirler.
Sosyal ağlarda 500 bin ila 1 milyon arası takipçi sayısı bulunan Makro influencerlar oldukça yüksek etkileşim oranına sahiptir. Makro influencerlar farkındalık yaratmak için çok etkili bir gruptur. Markalar için makro influencerlar ile iletişim kurmak mega influencerlara kıyasla daha kolaydır. Bu grup içinde genellikle gazeteciler, bloggerlar, yöneticiler yer almaktadır.
Influencerlar için İngilizce kelimelerden bahsetmeden önce bahsedeceğimiz son influencer türü, mega influencer. Sosyal medyada en fazla takipçiye sahip olan influencerlar, mega influencer olarak anılır. 1 milyondan fazla takipçisi bulunan ünlü sosyal medya hesaplarının sahibi olan bu influencerlar, tüm influencer türleri içinde en fazla etkileşime sahip olanlar. Sporcular, sanatçılar gibi ünlüleri bu kategoride görebiliriz. Bu influencerların iş birliği ücretleri yüksektir ve onlarla çalışmak için menajerleri ile iletişime geçmek gerekebilir.
Yukarda bahsettiğimiz farklı türlerdeki influencerlar için İngilizce kelimeleri öğrenmek çok önemli. Influencerlar için İngilizce kelimeler ile sosyal medyada ön plana çıkabilir, takipçilerinin dikkatini çekebilirsin. Yazımızın bu bölümünde influencerlar için İngilizce kelimelerin birkaçını seninle paylaşacağız.
Sosyal medya kullanırken işine yarayacak kelimelerin daha fazlasını öğrenmek istersen Mutlaka Bilmen Gereken İngilizce Sosyal Medya Terimleri yazımızı okuyabilirsin.

Influencerlar için İngilizce kelimelerin en önemlilerinin hangileri olduğunu öğrendin. Bir nano influencer da olsan mega influencer da olsan influencerlar için İngilizce öğrenmenin çok önemli olduğunu bilmelisin.
Influencerlar için İngilizce bilmek neden önemli diye düşünüyorsan bu sorunun cevabını burada bulabilirsin. Sık sık yurt dışına çıkan influencerlar için İngilizce bilmek, gittikleri ülkelerde kendini rahatça ifade edebilmek için çok önemli.
Influencerlar için İngilizce kullanılacak yerlerden biri de ülke ve dünya genelinde gerçekleşen festivaller. Binlerce insanın keyifli vakit geçirdiği festivallerde farklı ülkelerden insanlarla iletişim kuracağından influencerlar için İngilizce bilmek mühim bir hal alıyor.
Influencerların takipçilerinin birçoğu farklı ülkelerden insanlar olduğundan, ana dili İngilizce olan takipçileriyle anlaşabilmek isteyen influencerlar için İngilizce bilmek şart. Ayrıca markalarla yapılan iş birliklerinde de influencerlar için İngilizce bilmek işleri çok kolaylaştıracak. Peki, influencerlar için İngilizce öğrenmek için ne yapmak gerekir bir göz atalım.
Influencerlar için İngilizce bilmenin öneminden bahsettik. Peki, influencerlar için İngilizce nerede öğrenilir? Elbette online İngilizce kursu Open English’te!
Open English, % 100 online olduğundan İngilizce kursu için hiçbir yere gitmene gerek kalmaz. İnternet bağlantısı olan herhangi bir cihaz ile istediğin yer ve zamanda İngilizce öğrenebilirsin. Ana dili İngilizce olan uzman eğitmenlerin canlı derslerine sınırsız katılım sağlayabilir, İngilizce bilgini artırabilirsin. Influencerlar için İngilizce öğrenirken konuşma pratiği yapmak da çok önemli. Open English’ten bu konuda da destek alabilirsin. Eğitmenlerinin yönetimindeki konuşma grupları ile farklı ülkelerden ana dili İngilizce olan kişilerle pratik yapabilirsin.
Open English’te İngilizce seviyeni belirleyecek kısa bir teste katıldıktan sonra 8 seviyeden oluşan CEFR (Avrupa Ortak Dil Çerçevesi) standartlarına sahip eğitim programına başlayabilirsin. Open English’e üye olarak binlerce saatlik interaktif derslere sınırsız giriş hakkına sahip olursun. Bu sayede writing, reading, listening, speaking becerilerini de geliştirebilirsin.
Open English’in avantajlı eğitim paketleri hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Seni en kısa sürede arayacağız.
Evet, geldik İngilizce seviyeler konusunda son yazımıza… İngilizce C2 seviyesiyle artık İngilizce seviyeler konumuzu nihayete erdiriyoruz. Önceki seviyelerden de bildiğin gibi her İngilizce seviye tespit sınavı neticesinde İngilizce seviyen belirlenir ve ona göre bir eğitime başlarsın.
Bu seviyelerden sonuncusu olan Advanced İngilizce seviyesi, İngilizceyi ana dilin gibi konuşmaya yakın olduğunu göstermektedir. Bu noktadan sonra İngilizceni canlı tutma ve yeni bilgiler ile geliştirme zorunluluğu ortaya çıkar her İngilizce seviyede olduğu gibi…
Online İngilizce kursu Open English ile kısa sürede İngilizcede ileri seviyeye geçebilirsin.
Ana dili İngilizce olan eğitmenlerle 7/24 sınırsız dersler yapmak için bu sayfadaki formu bugün doldur, seni hemen arayalım!
İngilizce C2 seviyesi, diğer adıyla Advanced seviye, diğer İngilizce seviyelerin geçilerek son aşamaya ulaşılmasıyla karşına çıkmaktadır. Her seviye sonunda karşına çıkan seviye bitirme testlerini geçerek gelebileceğin Advanced İngilizce seviyesi, İngilizceyi ana diline yakın bir şekilde öğrendiğini göstermektedir.
Bu yazımızda biz de C2 İngilizce seviyesine dair detayları toparlayarak bu seviyeye henüz gelmediysen, hakkında bilgi edinmeni istedik. Burada C2 İngilizce seviye konuları, Advanced seviye İngilizce hikaye kitapları ve İngilizce C2 seviye kelimeleri topladık.
Hadi hiç vakit kaybetmeden detaylara yakından bir bakalım.

Advanced seviye İngilizcede, diğer seviyelerden farklı konular öğretilmektedir. Çünkü en son seviye olan Advanced, artık İngilizceye dair ince detayları öğrendiğin bir noktadır. Bu seviyeye kadar gördüğün konuların tekrarı da yapılan C2 seviye İngilizcede genel olarak C1 konularına ek olarak şunlar da işlenmektedir:
Bu konuların birçoğunu farklı İngilizce seviyelerde görmüş olman muhtemel ama bu seviyede, hepsine daha derinlemesine girileceğini bilmelisin.
C2 seviye İngilizce konularını da öğrendiğimize göre hikaye kitaplarına geçiş yapabiliriz.
C2 seviye İngilizceye sahipsen tabii ki birçok hikaye kitabı okumuşsundur. Bu seviyedeyken İngilizce romanları okuyabilir, farklı konulardaki makaleleri inceleyebilir ve günlük haberleri İngilizce olarak takip edebilirsin.
Romanlara ek olarak hikaye kitaplarını da merak ediyorsan, işte sana İngilizce Advanced seviye hikaye kitaplar:
Bunlara ek olarak farklı İngilizce seviyelerde değindiğimiz İngilizce hikaye kitaplarının C2 seviyeye uygun versiyonları da bulunmaktadır. Burada önemli olan senin tercihin…
İlgi alanlarına uygun hikaye kitapları seçmen, yeni İngilizce kelimeler öğrenmene önemli katkılarda bulunacaktır.
Her seviyede olduğu gibi İngilizce C2 seviyesinde de farklı kelimeler vardır. Advanced seviye İngilizce olarak nitelendirildiği için kelime bilginin daha da artması gereken bu seviyede, birçok farklı kelimeyle karşılaşabilirsin.
Biz de bunu göz önünde bulundurarak senin için basit bir C2 seviye İngilizce kelime listesi oluşturduk.
| C2 Seviye İngilizce Kelimeler | Türkçe Karşılığı |
| alert | alarma geçirmek |
| amendment | yasayı değiştirme |
| burden | sırtına yüklemek |
| cautious | ihtiyatlı |
| declaration | beyanname |
| elaborate | ayrıntılı, detaylı |
| embody | somutlaştırmak |
| enquiry | soruşturma |
| equivalent | eşdeğer |
| execute | infaz etmek |
| exemption | muafiyet, bağışıklık |
| exploit | sömürmek |
| expose | maruz bırakmak |
| fine | ceza kesmek |
| gaze | gözünü dikmek |
| generate | üretmek |
| genre | tarz, tür, üslup, biçim, çeşit |
| gradual | kademeli, aşamalı, derece derece |
| grain | tahıl, tane, tanecik, granül |
| hardware | donanım |
| implementation | uygulama |
| incentive | teşvik |
| inflict | çarptırmak |
| interfere | müdahale etmek |
| interpret | yorumlamak |
| interval | aralık |
| leak | sızdırmak |
| leap | sıçramak |
| manner | tavır |
| monetary | parasal |
| municipal | belediyeye ait |
| obscure | belirsiz, gizlemek |
| occasion | fırsat |
| occurrence | bulunma |
| pension | emekli maaşı, emeklilik |
| persist | üstelemek |
| possess | sahip olmak |
| praise | övmek |
| praise | övmek |
| precede | -den önce gelmek |
| precise | kesin, tam, kusursuz, belirli, açık, belli |
| premises | dayanak noktaları, temel, öz |
| preserve | korumak, muhafaza etmek |
| presumably | muhtemelen, herhalde, büyük ihtimalle, galiba |
| primitive | ilkel |
| probe | araştırmak |
| productivity | verimlilik |
| prompt | çabuk |
| reckon | saymak, hesaplamak, hesap etmek |
| resemble | benzemek |
| residue | kalıntı, tortu, artık, kalan |
| retain | Alıkoymak |
| revise | gözden geçirmek |
| scatter | saçmak, serpmek |
| sediment | tortu, çökelti |
| severe | şiddetli |
| sheer | katıksız, sırf, halis, dimdik, sapmak |
| smash | paramparça etmek |
| specimen | numune, örnek |
| statutory | kanuni |
| subsequent | sonraki |
| subtle | belirsiz, hemen göze çarpmayan |
| suffix | son ek |
| underlie | altında olmak, altında yatmak, temelini oluşturmak |
| utterly | tümüyle |
| vegetation | bitki örtüsü |
| velocity | hız |
Tabii ki C2 seviye İngilizce bu kelimelerden ibaret değil. Advanced seviye İngilizce olduğu için bu seviyenin kelimelerine derinlemesine daldığında karşılaşacaklarına şaşırman mümkün…
Onun için C2 İngilizce seviyesine sahipsen öğreneceğin her yeni kelimeyi bu listeye dahil edebilirsin.

Online İngilizce kursu Open English olarak her seviyeye uygun İngilizce eğitim sunmaktayız. Advanced seviye İngilizce de bu eğitim içerisinde yer almaktadır. İngilizce seviye tespit sınavına girdikten sonra eğer ki C2 seviye İngilizceye sahip çıkarsan, online İngilizce kursun buna göre şekillenecek ve buna göre bir eğitime tabi olacaksın.
Yani Open English olarak A1 seviye İngilizcede C2 seviye İngilizceye kadar detaylı bir İngilizce eğitim sunmaktayız.
Sen de hemen online İngilizce kursumuza katılmak istiyorsan, yan tarafta yer alan formu doldurabilir ve İngilizce öğrenmeye dilediğin yerden dilediğin zaman başlayabilirsin.
Ayrıca Open English’te İngilizce seviyeni ücretsiz şekilde öğrenebileceğini biliyor muydun. İngilizce seviye tespit sınavı sayfamızı ziyaret et ve seviyeni hemen öğren.
Hadi geç kalma! Hemen İngilizce öğrenmeye başla!
İngilizcede sık sık karşımıza çıkan Can ve Could, çoğu yeni İngilizce öğrenenin aklını karıştırabiliyor ve Can/Could farkı üzerine soru işaretleri oluşturuyor. Kimi insan ise daha temel konulardan olan Can’i biliyor fakat Could hakkında pek bir fikirleri olmayabiliyor. Sen hangi durumda olursan ol, merak etme!
Bu yazımızda Can/Could farkını inceleyecek, farklı kullanımlarına değinecek ve örneklerle pekiştireceğiz!
Başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Seviyen veya İngilizce öğrenme amacın ne olursa olsun Open English seni sahip olabileceğin en yüksek İngilizce yetkinliğine ulaştırmak için ayrıcalıklı fırsatlar sunuyor.
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, eğitmenlerin moderatörlüğünde canlı konuşma gruplarında pratik yapabilir ve tüm içeriklerimize sınırsız erişebilirsin!
Online İngilizce kursu Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.
Can, İngilizcede birinin bir işi yapabilme becerisi, işin gerçekleşme ihtimalini ve bir işin yapılmasına izin verilmesini bildiren cümlelerde kullandığımız bir Modal fiildir. Aynı zamanda Can ile kurduğumuz soru cümleleri informal (resmi olmayan) soru cümlelerinde ricada bulunurken kullanılır.
Can, daha başlangıç seviyesi İngilizce eğitimlerinde gösterildiği için fazla kafamızı karıştırmaz.
Not: Can’in olumsuzu “can’t”tir. Yukarıda bahsettiğimiz cümleleri “can’t” kullanarak olumsuz hale getirebilirsin.

Could ise aslında en temelinde Can’in geçmiş zaman halidir. Fakat Could’u sadece geçmişteki becerileri belirtirken kullanmayız. Could da Can gibi birçok farklı anlamda kullanılabilir.
Could’u öncelikli olarak geçmişte yapabildiğimiz şeylerden bahsederken kullanırız.
Could aynı zamanda şimdiki zaman ve gelecek zamanda ihtimal belirtirken de kullanılır. Aynı anlam Can’de de benzeri bir anlam vardı fakat Can’i kullandığımızda ihtimalin biraz daha yüksek olduğunu ya da söyleyen kişinin buna gerçekten inandığını vurgularız.
Umarız buraya kadar her şey aklına yatmıştır. Can daha basit bir konu olsa da Could gerçekten kafa karıştırıcı olabilir. Bu gibi kafa karıştırıcı konuları öğrenmenin en iyi yolu ana dili İngilizce olan eğitmenlerden, doğal kullanımı ve bağlamlarıyla öğrenmektir.
İşte bu noktada Open English yanında! Open English’e abone olarak hem ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı dersler alabilir, hem de canlı konuşma gruplarında öğrendiklerini pratik edebilirsin. Ayrıca dev içerik arşivimiz de parmakların ucunda olacak!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
Could, Past Modal halinde kullanılarak pişmanlık ya da geçmiş ihtimallerden bahsederken de kullanılabilir. Bu yapılar bu yazıdaki en zor başlıklardan olabilir. Buraya bakmadan önce Present Perfect Tense konusuna bir göz gezdirebilirsin. Ama kısaca özetlememiz gerekirse özne, could, have ve fiilin üçüncü hali olarak kullanıyoruz.
Could aynı zamanda Can’deki gibi rica cümlelerinde de kullanılır. Fakat farkı daha resmi durumlarda, daha kibar şekilde kullanılmasıdır. Hatırlarsan Can’den bahsederken resmi olmayan, daha samimi ortamlarda bir şey isterken kullanıldığını söylemiştik.
Son cümlemizde izin isteme durumu da var diye düşünebiliriz. Could’un bu anlamı da vardır fakat yeterince yakın anlamlar olduğu için çok üstünde durmamıza gerek yok.

Can ve Could’u bu yazımızda detaylı bir şekilde inceledik. Can/Could farkı için tek cümlelik bir cevap verip özetlemek çok kapsayıcı olmayacaktır. Çünkü gördüğün gibi bolca farklı kullanımı var her ikisinin de. Genellikle ufak nüanslar olduğu için kafanı karıştırması mümkün. Bu yüzden bu konuyu iyi pratik yapmak ve ana dili olan birinden dinlemek çok daha verimli olacaktır.
Can/Could farkı gibi kafa karıştırabilen konuları öğrenmenin en iyi yolu ana dili İngilizce olan birinden dinlemektir. Çünkü bu kişiler günlük hayatta bu yapıları rutin olarak kullandıkları için en ince ayrıntılarını sizinle rahatlıkla paylaşabilirler. Open English size bunu sunuyor!
Open English ile İngilizceyi ana dili olarak konuşan eğitmenlerden 7/24 canlı dersler alabilir, onların moderatörlüğünde yabancı öğrencilerle canlı bir şekilde konuşarak pratik yapabilir ve aklına takılan sorulara cevap bulmak için içerik arşivimize erişebilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
Türkçedeki zamanların kullanımını hatırlıyor musun? Geçmiş zamanda, şimdiki zamanda ve gelecek zamanda fiillere farklı ekler geliyor ve bu sayede eylemin zamanını kolayca anlayabiliyoruz. Buna benzer bir durum, İngilizcede de var.
İngilizcede, farklı zamanlarda fiillerin farklı halleri kullanılarak hangi zamanda yapıldığına dair dinleyiciye veya okuyucuya net bir bilgi verilmektedir. İngilizcede fiiller, bu zamanlarda kullanımlarına göre ikiye ayrılmaktadır:
Biz de bu yazımızda bu durumlardan bir tanesi olan irregular verbs – yani düzensiz fiiler – konusunu inceledik. Aşağıda irregular verbs hakkında farklı bilgilere ulaşabilir, ayrıca düzensiz yapıya sahip olan fiillerin birinci, ikinci ve üçüncü halleri ile Türkçe karşılıklarını bulabilirsin.
Online İngilizce kursu ile İngilizce öğrenmek istiyorsan, yan taraftaki formu doldurarak İngilizce öğrenme serüveninde ilk adımı at.
İngilizcede Simple Past Tense, Present Perfect Tense ya da Past Perfect Tense hakkında çalışmalara sahipsen, fiillerin farklı hallerini biliyorsun. Bu fiillerden bazıları irregular verbs olarak adlandırılmaktadır.
İngilizcede düzensiz fiilleri şu şekilde açıklayabiliriz; Past tense ya da perfect tense durumlarında fiilin alacağı ikinci ya da üçüncü hal -ed takısı ile olmayan fiiller, İngilizcede düzensiz fiiller olarak nitelendirilmektedir.
Bu konuya ilk defa bakıyorsan kafan karışmış olabilir ama aşağıda yer alan irregular verbs listemizi incelediğinde ne demek istediğimizi daha net bir şekilde anlayacaksın.

Senin için İngilizcede sıklıkla kullanılan fiillerden irregular olanları listeledik. Hadi irregular verbs listemize bir göz atalım.
| V1 – Base Form | V2 – Past Simple | V3 – Past Participle | Türkçe Anlamı |
| arise | arose | arisen | doğmak (güneş) |
| awake | awoke | awoken | uyandırmak |
| be | was, were | been | olmak |
| bear | bore | born | taşımak |
| beat | beat | beaten | vurmak |
| become | became | become | olmak |
| begin | began | begun | başlamak |
| bend | bent | bent | bükmek |
| bend | bent | bent | eğmek, bükmek |
| bet | bet | bet | bahse girmek |
| bid | bid | bid | emretmek |
| bite | bit | bitten | ısırmak |
| bleed | bled | bled | kanamak |
| blow | blew | blown | esmek |
| break | broke | broken | kırmak |
| breed | bred | bred | beslemek, doyurmak |
| bring | brought | brought | getirmek |
| broadcast | broadcast | broadcast | yayımlamak |
| build | built | built | inşa etmek |
| burn | burnt | burnt | yakmak, yanmak |
| burst | burst | burst | patlamak |
| buy | bought | bought | satın almak |
| catch | caught | caught | yakalamak |
| choose | chose | chosen | seçmek |
| cling | clung | clung | yapışmak |
| come | came | come | gelmek |
| cost | cost | cost | mal olmak (masraf) |
| creep | crept | crept | emeklemek, sürünmek |
| cut | cut | cut | kesmek |
| deal | dealt | dealt | anlaşmak |
| dig | dug | dug | kazmak |
| do | did | done | yapmak |
| draw | drew | drawn | çizmek |
| dream | dreamt | dreamt | rüya görmek, hayal kurmak |
| drink | drank | drunk | içmek |
| drive | drove | driven | sürmek |
| eat | ate | eaten | yemek |
| fall | fell | fallen | düşmek |
| feed | fed | fed | beslemek |
| feel | felt | felt | hissetmek |
| fight | fought | fought | dövüşmek |
| find | found | found | bulmak |
| flee | fled | fled | firar etmek |
| fly | flew | flown | uçmak |
| forbid | forbade | forbidden | yasaklamak |
| forget | forgot | forgotten | unutmak |
| forgive | forgave | forgiven | affetmek |
| forsake | forsook | forsaken | vazgeçmek |
| freeze | froze | frozen | donmak, dondurmak |
| get | got | got, gotten | almak |
| give | gave | given | vermek |
| go | went | gone | gitmek |
| grow | grew | grown | büyümek, yetiştirmek |
| hang | hung | hung | asmak |
| have | had | had | sahip olmak |
| hear | heard | heard | işitmek |
| hide | hid | hidden | saklamak |
| hit | hit | hit | vurmak |
| hold | held | held | tutmak |
| hurt | hurt | hurt | incitmek, acıtmak |
| keep | kept | kept | tutmak |
| kneel | knelt | knelt | diz çökmek |
| know | knew | known | bilmek |
| lay | laid | laid | uzanmak, yatmak |
| lead | led | led | önderlik etmek |
| lean | leant | leant | eğilmek |
| leap | leapt | leapt | atlamak, zıplamak |
| learn | learnt | learnt | öğrenmek |
| leave | left | left | terk etmek |
| lend | lent | lent | ödünç vermek |
| let | let | let | izin almak |
| lie | lay | lain | yalan |
| light | lit | lit | tutuşturmak |
| lose | lost | lost | kaybetmek |
| make | made | made | yapmak |
| mean | meant | meant | anlamına gelmek |
| meet | met | met | görüşmek, buluşmak |
| mow | mowed | mowed | biçmek |
| pay | paid | paid | ödemek |
| put | put | put | koymak |
| read | read | read | okumak |
| ride | rode | ridden | binmek |
| ring | rang | rung | zil çalmak |
| rise | rose | risen | yükselmek |
| run | ran | run | koşmak |
| saw | sawed | sawn | testere ile kesmek |
| say | said | said | söylemek |
| see | saw | seen | görmek |
| sell | sold | sold | satmak |
| send | sent | sent | göndermek |
| set | set | set | yerleştirmek |
| sew | sewed | sewn | dikmek |
| shake | shook | shaken | sarsmak |
| shave | shaved | shaved | traş olmak |
| shine | shone | shone | parlamak |
| shoot | shot | shot | ateş etmek |
| show | showed | shown | göstermek |
| shrink | shrank | shrunk | çekmek |
| shut | shut | shut | kapatmak |
| sing | sang | sung | şarkı söylemek |
| sink | sank | sunk | batmak |
| sit | sat | sat | oturmak |
| sleep | slept | slept | uyumak |
| slide | slid | slid | kaymak |
| sling | slung | slung | fırlatmak |
| slit | slit | slit | yarmak |
| smell | smelt | smelt | koklamak, kokmak |
| sow | sowed | sown | tohum ekmek |
| speak | spoke | spoken | konuşmak |
| spell | spelt | spelt | hecelemek |
| spend | spent | spent | harcamak |
| spread | spread | spread | serpmek |
| spring | sprang | sprung | fışkırmak |
| stand | stood | stood | ayakta durmak |
| steal | stole | stolen | çalmak |
| stick | stuck | stuck | yapıştırmak |
| sting | stung | stung | sokmak (arı sokması) |
| strike | struck | struck | grev yapmak |
| swear | swore | sworn | yemin etmek |
| sweep | swept | swept | süpürmek |
| swim | swam | swum | yüzmek |
| swing | swung | swung | sallamak |
| take | took | taken | almak |
| teach | taught | taught | öğretmek |
| tear | tore | torn | yırtmak |
| tell | told | told | anlatmak |
| think | thought | thought | düşünmek |
| throw | threw | thrown | atmak |
| understand | understood | understood | anlamak |
| undertake | undertook | undertaken | sorumlu olmak |
| wake | woke | woken | uyanmak |
| wear | wore | worn | giymek |
| weave | wove | woven | dokumak |
| weep | wept | wept | sessiz ağlamak |
| wet | wet | wet | ıslatmak |
| win | won | won | kazanmak |
| wind | wound | wound | esmek |
| write | wrote | written | yazmak |
İşte İngilizcede irregular verbsleri bu şekilde tanımlayabiliriz. Düzensiz fiiller listemizi bitirirken sana Open English platformumuzdan bahsetmek istiyoruz.

%100 online İngilizce kursu Open English sayesinde İngilizceni dilediğin zaman kolay ve hızlı bir şekilde geliştirebilirsin.
Yapay zeka destekli telaffuz aracı, anadili İngilizce eğitmenlerle yapılan bire bir dersler, sürekli güncellenen okuma metinleri ve farklı konuların işlendiği dünyanın her yerinden öğrencilerin yer aldığı grup dersleri, İngilizce öğrenmene önemli katkılarda bulunacak.
Profesyonel bir şekilde İngilizce öğrenmek istiyorsan, hemen yan tarafta yer alan formu doldur. Ekip arkadaşlarımız kısa sürede sana ulaşsın ve online İngilizce öğrenmeye hemen başla.
Avustralya, yalnızca kendine has coğrafyası ve kültürü ile değil, kendine has İngilizcesi ile de bilinen bir kıta/ülke. Örneğin dikkatli kulaklar belli bir aşinalık kazandıktan sonra Avustralya aksanını kolayca seçebilirler.
Fakat Avustralya İngilizcesi tabii ki yalnızca bu aksandan ibaret değil- bu topraklarda tercih edilen slang terimler, yani sokak ağzı da bu dilin önemli bir parçası…
İngilizce bilgin hiç yoksa bugün Open English’e başlayarak en hızlı sürede öğrenebilirsin. Detaylı bilgi almak için bu sayfadaki formu doldurman yeterli!
Hatırlıyorsan daha önceki yazılarımızda İngiltere’de, Amerika Birleşik Devletleri’nde, ve Kanada’da tercih edilen farklı farklı sokak ağzı terimlerinden bahsetmiştik- görmediysen bağlantılarını aşağıya bırakalım:
Amerikan İngilizcesi Slang Terimleri
İngiliz İngilizcesi Slang Terimleri
Ve şimdi de sıra, en az bu üçü kadar renkli bir kültüre ve dil inceliklerine sahip olan Avustralya’da! İşte özellikle de gelecekte her detayıyla heyecan verici olan bu ülkeyi seyahat etme ya da buraya yerleşme planları olanların mutlaka bilmesi gerektiğini düşündüğümüz belli başlı sokak ağzı terimler:
Bu kelime bizde -ve aslında daha pek çok ülkede- akıllara küçük oyuncak bebekleri getirse de, Avustralya sokak ağzında “barbie”, “barbekü” anlamında kullanılır:
Let’s have a barbie tomorrow! – Yarın mangal yapalım!

Avustralya, yüzmek için harika bir yer- bazen tehlikeli de olabiliyor tabii! “Bathers” da, mayo anlamında kullanılan bir slang:
-Are we meeting tomorrow?
-Yes, bring your bathers too!
-Yarın görüşüyor muyuz?
-Evet, mayonu da getir!
“Crikey”, Avustralya sokak dilinde şaşırdığını belirtmek için kullanabileceğin tatlı bir ifade(bizdeki “vay anasını” ya da “yok artık” gibi düşünebilirsin). Eğer İngilizce slang yazımıza göz attıysan, bunu da oradaki “blimey” gibi düşünebilirsin:
Crikey! I didn’t expect to see her here! – Vay anasını! Onu burada görmeyi beklemiyordum!
“Arvo” ya da “s’arvo” olarak karşına çıkabilecek olan bu terim de, Avustralya ağzında “öğleden sonra” anlamında kullanılır:
Let’s meet at my place this arvo! – Bu öğleden sonra benim evde buluşalım!
Listemize, duygular ile alakalı bir ifade ile devam edelim. “Agression”, “angry” gibi İngilizce kelimelerden hatırlayabileceğin “aggro” Avustralya slang’inde kızgın anlamında kullanılır.
I don’t want to come, because if I see him, I’ll get aggro! – Gelmek istemiyorum, çünkü orada onu görürsem sinirlerim tepeme çıkacak!
İşte duygularla ilgili -hiç kullanmak zorunda kalmayacağını umduğumuz- bir başka terim! “Devo”, alt üst olmak, çok kötü durumda olmak anlamlarında kullanılır (bunu da “devestated” kelimesinden hatırlayabilirsin.):
I failed the exam, I’m so devo! – Sınavdan kaldım, berbat haldeyim!
Biraz uzun, ama güzel bir slang ile devam edelim. Bu terim, bir şeyin hiçbir işe yaramayacağını söylemek için kullanılır- zaten doğrudan çevirmeye kalkacak olsaydık da “motosiklet üzerindeki bir kül tablası kadar faydalı” ifadesi aşağı yukarı aynı anlamı verirdi:
-Should I bring a flashlight?
-Nah, it will be about as useful as an ashtray on a motorbike!
-Gelirken fener getireyim mi?
-Boş ver, hiçbir işimize yaramaz!

Bu ifade de Avustralyalıların “çok konuşmak”, “gevezelik etmek” gibi anlamlarda kullandığı bir argodur:
Stop yabbering will you! – Gevezeliği keser misin artık!
Bu ifade; “karman çorman”, “ne olduğu belirsiz”, “birbirine girmiş” gibi anlamlarda tercih edilir:
Your outfit looks like a dog’s breakfast – Üstün başın darmadağın!
Their policy on education is a dog’s breakfast – Eğitim alanındaki politikalarının da ne olduğu belli değil!
İşte özellikle de fast food seviyorsan ve Avustralya’ya gitmeyi düşünüyorsan mutlaka bilmen gereken bir terim! “Macca’s”, Avustralya sokak ağzında McDonald’s anlamında kullanılır!
I saw her at Macca’s yesterday! – Dün onu McDonald’s’ta gördüm!
Bu iki terim, bira sevenlerin sıklıkla kullanabileceği argolar! “Roadie”, yola çıkarken yanına aldığın yolluk bira manasında kullanılırken, “tallie” de büyük boy bira şişeleri için tercih edilen Avustralya slang terimleridir:
-Can I get a roadie before I leave? – Çıkmadan yolluk bir bira alabilir miyim?
-Can we get two tallies, please? – İkişer büyük şişe bira alabilir miyiz?
“Sunbake” Avustralya argosunda güneşlenmek (çoğunlukla biraz bronzlaşmak için) kullanılan bir terimdir:
I went to the beach to sunbake – Güneşlenmek için plaja gittim.
Joey, Avustralya sokak ağzında yavru hayvanlardan -özellikle de kangurulardan- bahsetmek için kullanılan bir terimdir:
See the Joeys over there? – Yavru kanguruları görüyor musun?
Belli başlı coğrafyalarda sık kullanılan argo terimleri bilmek, şüphesiz İngilizce ifade becerini önemli ölçüde geliştirecektir. Bununla birlikte, bu dilde kendini daha iyi ifade edebilmek, akıcı konuşabilmek -ve yazabilmek- istiyorsan, kedine uygun etkili bir çalışma rutini belirleyip bunu uygulaman gerekiyor. İşte Open English’in online İngilizce kursu da tam bu noktada devreye giriyor!
Eğitim sektöründeki 15 yıllık tecrübesi ile İngilizceyi çok daha hızlı, keyifli ve de etkili bir şekilde öğrenebilmen sana ihtiyaç duyacağın tüm kaynakları sunan Open English; 7/24 sınırsız canlı dersleri ve sınırsız içerik erişimi, ana dili İngilizce olan yetkin eğitmen kadrosu, dünyanın dört bir yanından kullanıcılarla pratik yapabileceğin online konuşma grupları gibi pek çok ayrıcalığıyla online İngilizce eğitiminde gönül rahatlığıyla tercih edebileceğin bir platform.
Eğer sen de İngilizceni iş imkânları ya da kişisel gelişim için geliştirmek, dil öğrenme hedeflerine kısa sürede ulaşabilmek istiyorsan, ihtiyaçlarına özel kurgulanacak bir online İngilizce eğitimi için, Open English’i hemen keşfetmeye başla!
Bağlam ve cümlenin tonu, dilin zenginliği içinde çeşitli ifadeleri kullanmayı gerektirebilir. Bir durumun sona erdiğini veya bir sonuca ulaşıldığını ifade etmek istediğimizde, sıkça başvurduğumuz kelimelerden biri “finally”dir. Ancak, iletişimde çeşitliliği artırmak ve ifadeleri zenginleştirmek için diğer alternatif ifadeleri bilmek önemlidir. Bu makalede, “finally” kelimesinin yerine kullanılabilecek bazı ifadeleri keşfedeceğiz. Bu ifadeler, finally yerine kullanılarak iletişimi daha zengin ve etkili hale getirebilir. Özellikle yazılı ve sözlü iletişimde çeşitli ifadeleri bilmek, dil becerilerini geliştirmek ve anlatımı daha çeşitli hale getirmek adına önemlidir.
İngilizcede çok sayıda eş anlamlı kelime bulunuyor. Bu kelimelere hakim olarak İngilizce konuşmak istiyorsan bu sayfada yer alan iletişim formunu doldur ve online İngilizce kursu Open English ile eş anlamlı kelimeleri öğrenmeye hemen başla!

“Finally,” İngilizcede bir zarf olarak kullanılan bir kelimedir ve çeşitli bağlamlarda kullanılabilir. İngilizce finally; genellikle bir olayın, sürecin veya durumun uzun bir süreç sonunda veya beklenen bir sonuca ulaşarak tamamlandığını ifade eder. Bu kelime, bir şeyin uzun bir bekleyişin, çabanın veya sürecin ardından gerçekleştiğini anlatmak için sıkça kullanılır. Ayrıca, bir hikayenin veya bir konuşmanın sonunu belirtmek, bir düşünceyi tamamlamak veya bir durumu vurgulamak amacıyla da kullanılabilir.
İngilizce finally kelimesinin yerine kullanılabilecek kelimelere geçmeden önce, en sık kullanılan İngilizce eş anlamlı kelimeleri incelemeni öneririz. En sık kullanılan İngilizce eş anlamlı kelimeleri öğrenmek için İngilizcede En Çok Kullanılan Eş Anlamlı Kelimeler başlıklı yazımızı okumanı tavsiye ederiz.
İngilizcede sıkça kullanılan “finally” kelimesinin yerine kullanılabilecek bir dizi ifade bulunmakta. Bu kelimeleri kullanarak sen de İngilizceyi özgüvenli bir biçimde konuşabilirsin. İşte, finally yerine kullanılabilecek kelimelerin bazıları:
Bu ifadeler, bir durumun sona erdiğini veya bir sonuca ulaşıldığını ifade etmek için “finally” kelimesinin yerine kullanılabilir. Hangi ifadenin seçileceği, cümlenin bağlamına ve kullanılacak ton veya vurguya bağlı olarak değişebilir.

İngilizce finally kelimesi yerine kullanılabilecek kelimeleri öğrendin. Bu kelimelerle kurulmuş cümleleri inceleyerek sen de kendi sohbetlerine finally kelimesi yerine kullanılabilecek kelimeleri katabilir, konuşmalarını renklendirebilirsin. İşte, “finally” kelimesinin yerine kullanılabilecek bazı kelimelerle kurulmuş örnek cümleler ve Türkçe karşılıkları:
Ultimately (Sonunda): Ultimately, after considering all options, they decided to relocate their headquarters to a more strategic location. (Sonuç olarak, tüm seçenekleri değerlendikten sonra, merkezlerini daha stratejik bir konuma taşımaya karar verdiler.)
In the end (Sonuçta): In the end, all the hard work and dedication paid off, and they successfully launched their product. (Sonuç olarak, tüm yoğun çalışma ve özveri meyvesini verdi ve ürünlerini başarıyla piyasaya sürdüler.)
At last (Nihayet): After months of hard work, they completed the renovation, and at last, they could move into their new home. (Yoğun çalışmanın ardından, tadilatı tamamladılar ve nihayet yeni evlerine taşınabildiler.)
Eventually (Nihayet): Despite initial setbacks, the project eventually progressed smoothly and was completed on time. (İlk başarısızlıklara rağmen, proje sonunda sorunsuz bir şekilde ilerledi ve zamanında tamamlandı.)
In conclusion (Sonuç olarak): After analyzing the data, in conclusion, it can be stated that there is a direct correlation between these two variables. (Verileri analiz ettikten sonra, sonuç olarak, bu iki değişken arasında doğrudan bir korelasyon olduğu söylenebilir.)
To sum up (Özetle): After considering all the arguments, to sum up, it can be concluded that a balanced approach is necessary for resolving the issue. (Tüm argümanları göz önüne aldıktan sonra, özetle, sorunu çözmek için dengeli bir yaklaşımın gerekli olduğu sonucuna varılabilir.)
In the final analysis (Son analizde): After evaluating all the factors, in the final analysis, the decision to invest in renewable energy proved to be a wise choice for the company. (Tüm faktörleri değerlendikten sonra, son analizde, yenilenebilir enerjiye yatırım yapma kararı şirket için bilge bir seçim olduğunu kanıtladı.)
Last but not least (Sonuncusu ama en önemlisi): We explored various options, and last but not least, we considered environmental impact. (Çeşitli seçenekleri inceledik ve sonuncusu ama en önemlisi, çevresel etkiyi düşündük.)
In the long run (Uzun vadede): In the long run, maintaining a healthy work-life balance contributes to job satisfaction and overall happiness. (Uzun vadede, sağlıklı bir iş-yaşam dengesi sürdürmek, iş memnuniyetine ve genel mutluluğa katkıda bulunur.)
Ultimately speaking (Sonunda konuşmak gerekirse): Ultimately speaking, the success of a project depends on the collective effort and dedication of the team members. (Sonuç olarak konuşmak gerekirse, bir projenin başarısı, ekip üyelerinin toplu çabasına ve özverisine bağlıdır.)

İngilizce öğrenme sürecinde, bir kelimenin yerine kullanılabilecek diğer kelimeleri öğrenmek, kelime dağarcığını genişletmek ve dil becerilerini geliştirmek için önemlidir. Online İngilizce kursu Open English bu kelimeleri öğrenmen için sana güzel imkanlar sunar.
Sıfırdan da başlasan, ileri seviye İngilizce biliyor da olsan; hangi seviyede olduğun fark etmez, Open English İngilizce kelimeleri öğrenmen için ana dili İngilizce olan eğitmenlerle İngilizce eğitimi ihtiyacını karşılıyor. %100 online Open English, istediğin her yerden 7/24 canlı derslere erişim imkânı sağlıyor. Biliyorsun, İngilizceyi sadece teorik olarak öğrenmek yeterli değil. İngilizce öğrenmek için pratik yapmak şart. Open English sana, öğretmenlerin moderatörlüğünde dünyanın farklı yerlerinden yabancı öğrenciler ile sohbet ederek pratik yapma imkânı sunuyor.
Online İngilizce kursu Open English’te İngilizce seviyeni belirledikten sonra 8 seviyeden oluşan CEFR’e (Avrupa Ortak Dil Çerçevesi) dayalı eğitim programına başlayabilirsin. Böylece İngilizce okuma, yazma, dinleme ve konuşma becerilerinde ustalık kazanabilirsin.
Akıcı bir şekilde İngilizce konuşmak ve konuşmalarında birbiri yerine kullanılabilen kelimelere yer vermek için online İngilizce kursu Open English aboneliğini başlatabilirsin. Open English aboneliğini başlatmak için bu sayfada bulunan iletişim formunu doldurabilirsin. Formu doldurduğunda çalışma arkadaşlarımız seni hemen arayacak ve Open English aboneliğini hızlıca başlatacak.
Şiir… İnsan ruhunu besleyen en güzel metinlerin başında gelen şiirler, her dilde olduğu gibi İngilizcede de yıllardır yazılmaktadır. İngilizce şiirler, Türkçeye benzer şekilde kelimelerin farklı kullanımları da mevcuttur ama konumuz şu anda bu değil.
Bu yazımızda seninle farklı İngilizce şiirleri paylaşmak istedik. Bu şiirleri seçerken ana dili İngilizce yazarları tercih ettik.
Bu arada tüm İngilizce şiirleri Türkçe çevirileri olmadan anlamak, onlardaki nüansları ve metaforları daha iyi görmek için bugün İngilizce öğrenmeye başlayabilirsin.
Online İngilizce kursu Open English ile bunu başarabillirsin. Kolayca İngilizce öğrenmek için bu sayfada yer alan formu doldur, eğitim planlarımızdan bahsetmek üzere seni arayaralım.
Hadi, hiç durmadan İngilizce şiirlere yakından bakalım.
Bu yazımızda İngilizce şiirlerden üç tanesini sunacağız. Bu İngilizce şiirlerin Türkçe çevirilerini de eklemeyi unutmadık tabii ki…
İngilizce şiirler içerisinde; William Shakespeare, William Blake ve Edgar Allan Poe’nun metinleri seni bekliyor.
İlk olarak William Shakespeare’in İngilizce şiiri ile başlıyoruz.

İngilizce şiirler yazıp da William Shakespeare’dan örnek vermemek olur mu hiç? İngilizce oyun yazarı Shakespeare’in tiyatro oyunlarından en az bir tanesini muhakkak biliyorsundur. Bu tiyatro oyunları günümüzde halen orijinal veya günümüze uyarlanmış haliyle sahnelenmektedir.
Biz de bu İngilizce şiirler yazımızı hazırlarken Shakespeare’in en bilinen eserlerinden bir tanesi olan 66. Sone şiirini seçtik.
Not: Bu şiirin en büyük özelliği Can Yücel tarafından çevrilmiş olması ve Türkçe çevirisinin pek çok kişi tarafından orijinalinden daha çok beğenilmesidir.
| İngilizce Şiir – 66. Sonnet | Türkçe Çevirisi – 66. Sone |
| Tired with all these, for restful death i cry, | Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni, |
| As, to behold desert a beggar born, | Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez. |
| And needy nothing trimm’d in jollity, | Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini, |
| And purest faith unhappily forsworn, | Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz, |
| And purest faith unhappily forsworn, | Değil mi ki ayaklar altında insan onuru, |
| And maiden virtue rudely strumpeted, | O kız oğlan kız erdem dağlara kaldırılmış, |
| And right perfection wrongfully disgraced, | Ezilmiş, hor görülmüş el emeği, göz nuru, |
| And strength by limping sway disabled, | Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş, |
| And art made tongue-tied by authority, | Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın, |
| And folly doctor-like controlling skill, | Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene, |
| And simple truth miscall’d simplicity, | Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın, |
| And captive good attending captain ill: | Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen’e |
| Tired with all these, from these would i be gone, | Vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama, |
| Save that, to die, i leave my love alone. | Seni yalnız komak var, o koyuyor adama. |
Ne kadar güzel bir İngilizce şiir çevirisi, değil mi? Neyse yazımıza durmadan devam edelim.
Sırada yine bir İngilizce var. William Blake, bir ressam olduğu kadar şairliğiyle de insanların dikkatlerini üzerinde toplamayı başarmış bir sanatçıdır. Türkçeye çevrilmiş birçok şiir kitabı da olan William Blake’in bu yazımızda İngilizce şiir olarak The Tyger metnine yer verdik.
İşte İngilizce güzel bir şiir daha seninle buluşuyor.
| İngilizce Şiir – The Tyger | Türkçe Çevirisi – Kaplan Kaplan |
| Tyger! Tyger! burning bright | Kaplan! Kaplan! gecenin ormanında |
| In the forests of the night, | Işıl ışıl yanan parlak yalaza, |
| What immortal hand or eye | Hangi ölümsüz el ya da göz, hangi, |
| Could frame thy fearful symmetry? | Kurabildi o korkunç simetrini? |
| In what distant deeps or skies | Hangi uzak derinlerde, göklerde |
| Burnt the fire of thine eyes? | Yandı senin ateşin gözlerinde? |
| On what wings dare he aspire? | O hangi kanatla yükselebilir? |
| What the hand dare seize the fire? | Hangi el ateşi kavrayabilir? |
| And what shoulder, and what art, | Ve hangi omuz ve hangi beceri |
| Could twist the sinews of thy heart? | Kalbinin kaslarını bükebildi? |
| And when thy heart began to beat, | Ve kalbin çarpmaya başladığında, |
| What dread hand? and what dread feet? | Hangi dehşetli el? ayaklar ya da |
| What the hammer? what the chain? | Neydi çekiç? ya zincir neydi? |
| In what furnace was thy brain? | Beynin nasıl bir fırın içindeydi? |
| What the anvil? what dread grasp | Neydi örs? ve hangi dehşetli kabza |
| Dare its deadly terrors clasp? | Ölümcül korkularını alabilir avcuna? |
| When the stars threw down their spears, | Yıldızlar mızraklarını aşağıya atınca, |
| And watered heaven with their tears, | Göğü sulayınca gözyaşlarıyla, |
| Did he smile his work to see? | Güldü mü o, görünce eserini? |
| Did he who made the Lamb make thee? | Kuzu’yu yaratan mı yarattı seni? |
| Tyger! Tyger! burning bright | Kaplan! Kaplan! gecenin ormanında |
| In the forests of the night, | Işıl ışıl yanan parlak yalaza, |
| What immortal hand or eye, | Hangi ölümsüz el ya da göz, hangi, |
| Dare frame thy fearful symmetry? | Kurabilir o korkunç simetrini? |
İngilizcesini de Türkçesini de her okuduğunda farklı noktalarına odaklanarak anlamsal derinliğe ulaşabileceğin ne şahane bir şiir…

İngilizce şiirlerimize son olarak Edgar Allan Poe’dan katkıda bulunmak istiyoruz. Amerikalı bir kısa öykü yazarı ve şair olarak tanıdığımız Edgar Allan Poe, Amerikan edebiyatında romantizm akımının öncülerinden biridir.
Korkunun yazarı ve karanlığın şairi gibi tanımlamalar da yapılan Edgar Allan Poe’dan hayran kalacağın Sonnet Silence İngilizce şiiri ile yazımızı sonlandırıyoruz.
| İngilizce Şiir – Sonnet Silence | Türkçe Çevirisi – Sone Sessizlik |
| There are some qualities—some incorporate things, | Kimi nitelikler vardır – bazıları bir şeyleri içerir |
| That have a double life, which thus is made | İkili bir yaşamı olan bazı bileşik şeyler ki böyle yapılmıştır |
| A type of that twin entity which springs | Bu ikiz kimliğin bir türlü |
| From matter and light, evinced in solid and shade. | Işık ve maddeden fışkıran. Gölgede ve katıda görülen.. |
| There is a two-fold silence—sea and shore— | İki katlı bir sessizlik vardır; kıyı ve deniz |
| Body and soul. One dwells in lonely places, | Gövde ve ruh. Biri sessiz yerlerde durur |
| Newly with grass o’ergrown; some solemn graces, | Uzun çimenlerde; vakur güzelliklerde |
| Some human memories and tearful lore, | Kimi beşeri anılarda ve göz yaşartan eski bilgilerde |
| Render him terrorless: his name’s “No More.” | Korkusuz say onu. Adı “Yok artık” |
| He is the corporate Silence: dread him not! | Birleşik sessizliktir o: Ondan korkma. |
| No power hath he of evil in himself; | İçinde kötü bir güç yok |
| But should some urgent fate (untimely lot!) | Ama ısrarlı bir kadar (amansız kader) |
| Bring thee to meet his shadow (nameless elf, | Rastlatırsa seni onun gölgesine. (adsız bir peri |
| That haunteth the lone regions where hath trod | bölgelere musallat olan |
| No foot of man) commend thyself to God! | insan ayağının basmadığı) Kendini tanrıya emanet et. |
İngilizce şiirlerimiz burada bitti. Her yazıda olduğu gibi yine sana İngilizce öğrenmene yardımcı olacak bir tavsiyemiz var. Online İngilizce kursu Open English olarak 7/24 hızlı bir şekilde İngilizce öğrenebileceğin platformumuzu sunuyoruz.
Online İngilizce kursumuz hakkında detaylı bilgi almak için hemen yan tarafta yer alan formu doldur. Hemen İngilizce öğrenmeye başla, akıcı bir şekilde İngilizce konuşma hayalini gerçekleştir.
İngilizcede tenselerden sonra en temel konulardan biri Modal fiillerdir. Bu konu ilkokul müfredatlarından başlayarak liseye, hatta üniversite hazırlık bölümlerine kadar karşımıza çıkar. Bunun sebebi tabii ki hayatın her anında kullanılmasıdır. Bu yazımızda Modal fiiller hakkında bilmen gereken her şeyi örneklerle destekleyerek anlatacağız!
Başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Bu sene kuruluşunun 15. yılını kutlayan Open English, dünya çapında 1.6 milyon kullanıcısı ile İngilizce öğrenim platformları arasında önder bir kuruluş. Bunun sebebi ise sunduğu harika fırsatlar!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan öğretmenlerle, kendi programına göre 7/24 canlı ders yapabilir, canlı konuşma gruplarında öğrendiklerini pekiştirebilir ve tüm içeriklerimize sınırsız erişebilirsin!
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.
Modal fiil ismini verdiğimiz yapılar cümlelere ihtimal, yeterlilik ve gereklilik gibi anlamlar getirir. Bahsedeceğimiz her modal fiilin kendine özgün bir anlamı olacaktır. Modal fiiller Türkçedeki “kipler” konusuna benzetilebilir. Modal fiiller sayesinde cümlelerimizde vermek istediğimiz anlam için kritik olan yardımcı fiillerdir de diyebiliriz.
özne + modal fiil + fiilin yalın hali

Can ve Be Able To, cümleye “-ebilmek”, yani beceri anlamı katar. Can aynı zamanda ihtimal anlamında da kullanılabilir. Türkçede “-ebilmek” ekini ihtimal anlamında da kullanabildiğimizi hatırlarsan garip gelmeyecektir. Can ve Be Able To arasında anlamsal çok bir fark yoktur. Can, Could olarak geçmiş zamanda da kullanılabilir. Fakat Be Able To, “be” çekimlenerek geçmiş, gelecek ve şimdiki zamanda kullanılabilir.
Umarız buraya kadar her şey yolundadır! Modal fiiller konusu, gerçekten o dili konuşan birinin gerçek hayattan örnekleriyle çok daha rahat anlaşılabilir. Bu yüzden Open English hem modal fiiller hem de aklına gelebilecek diğer İngilizce konuları için doğru adres!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden kendi programına uygun şekilde 7/24 canlı ders alabilir, konuşma gruplarında öğrendiklerini pekiştirebilir ve tekrar yaparken kullanabilmen için içerik arşivimize sınırsız bir şekilde erişim sağlayabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
Must ve Have To, zorunluluk anlamı veren Modal fiillerdendir. İkisi arasındaki fark ise “Have To”nun dışarıdan gelen bir zorunluluğu, Must’ın ise kişinin kendisinin ortaya çıkardığı bir zorunluluğu ya da şiddetli bir tavsiyeyi ima etmesidir.
Not: Have To, öznemiz “he, she, it”ten biri ise Has To olarak kullanılır.

Should ve Ought to tavsiye anlamı veren modal fiiller olarak karşımıza çıkar. İkisi arasında anlam farkı yoktur fakat Ought To çok daha az karşımıza çıkar.
May ve Might cümlelere ihtimal anlamı katan Modal fiiller arasındadır. Aynı anlamı Can ve Could ile de verebiliriz. May’in, ihtimal anlamı dışında izin verme anlamı da vardır.
Eminiz ki sen de sular seller gibi İngilizce konuşabilmenin hayalini kuruyorsun. İyi bir İngilizce becerisine giden yol ne kadar uzun ve zor görünebilse de Open English sana sunduğu fırsatlarla İngilizce öğrenmeyi en kolay hale getiriyor.
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan dünya çapında eğitmenlerle 7/24 gönlünce ders yapabilir, sana özel hazırlanan çalışma programından faydalanabilir ve dev içerik arşivimizdeki materyalleri istediğin gibi, herhangi bir sınır olmadan kullanabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.