İngilizce Konuşma Yeteneğini Geliştirecek 7 İpucu

“Anlıyorum ama konuşamıyorum.”

“Ya ben İngilizcede her okuduğumuz anlıyorum, çok güzel yazılar yazıyorum ama bir türlü konuşamıyorum.”

“Valla karşımda biri İngilizce konuşurken her şeyi anlıyorum da devamı yok. Tek kelime edemiyorum.” 

“Tüm filmleri dizileri İngilizce alt yazılı izliyorum, hepsini de anlıyorum. Peki ben neden İngilizce konuşamıyorum?”

Yukarıdaki cümleleri daha da artırabiliriz. İngilizce konuşmakla alakalı herkesin yukarıdakilere benzer cümleler kurduğuna şahit olmuşsundur. Peki, sen hangi cümlelerle İngilizce konuşamadığını ifade ediyorsun?

Gerçi bu yazıdan sonra hangi cümleyle İngilizce konuşamadığını ifade etmediğinin bir önemi kalmayacak. Çünkü İngilizce konuşma yeteneğini geliştirecek farklı ipuçları ile sana muhteşem bir destek sağlayacağız ve artık istediğin gibi İngilizce konuşmaya başlayacaksın.

Burada İngilizce konuşma azmine ve yaptığın pratiklere bağlı olarak sürecin kısalıp uzayabileceğiniz unutma…

Hadi gel İngilizce konuşma yeteneğini geliştirecek 7 ipucuna bir göz atalım.

Kendi Kendine İngilizce Konuş

İngilizce konuşmak istiyorsan, öncelikle kendi kendine konuşarak işe başlamalısın. Belki bu fikir sana mantıksız gibi geliyor ama emin ol başladıktan sonra ne demek istediğimizi daha iyi anlayacaksın. İngilizce konuşamamadaki en büyük sorunlardan bir tanesi, insanlar karşısında hata yapmaktan korkmaktadır.

Peki kendi kendine konuşursan böyle bir korkun olur mu? Tabii ki olmaz. O yüzden öğrendiğin yeni kelimeleri ve gramer yapılarını kendi kendine İngilizce konuşarak pratik yapmak, İngilizce konuşma isteğine önemli katkılarda bulunacaktır.

Unutma ki ana dili İngilizce olmayan kişiler mucizevi bir şekilde İngilizce konuşmaya başlamadılar, istekli bir şekilde İngilizce konuşmak istediler ve önlerine çıkan her engeli başarılı bir şekilde aştılar.

İngilizce konuşma kalıpları yazımıza da göz atmak isteyebilirsin. 

ingilizce konuşma arkadaşları bul

Bir İngilizce Konuşma Arkadaşı Bul

Kendi kendine konuşmalar bir yerden sonra sıkıcı gelmeye başlayacaktır. Bu noktada da kendine bir tane İngilizce konuşma arkadaşı bulman senin için çok iyi olacaktır. Bu kişi iyi seviyede İngilizce konuşan veya ana dili İngilizce olan biri olabilir. Online ortamda, telefonda ya da dışarıda yüz yüze gerçekleştireceğin İngilizce konuşma pratikleri, senin için çok önemli…

Burada karşındaki kişinin profesyonel bir eğitmen olması daha önemli… Çünkü eğitmen İngilizce konuşurken yaptığın hataları düzeltir, gramer konusunda desteklerde bulunur ve yeni kelimeler öğrenmene yardımcı olur.

Open English üyeliğini başlattığında, ana dili İngilizce olan eğitmenlerin moderatörlüğünde dünyanın farklı yerlerinden insanlarla İngilizce konuşma pratiği yapabileceğin konuşma sınıflarından 7/24 yararlanabilirsin. Bu sayfadaki formu doldur, müşteri temsilcilerimiz seni arayarak detaylı bilgi verecektir. 

Telaffuz Araçlarından Faydalan

İngilizce konuşmak isteyenlerde en sık karşılaşılan problemlerden bir tanesi de telaffuzdur. İngilizce yazıldığı gibi okunmayan bir dil olduğu için her kelimenin farklı bir telaffuzu vardır ve İngilizce konuşurken karşınızdaki kişinin sizi net bir şekilde anlaması için kelime telaffuzunuzun iyi olması gerekmektedir.

Bu noktada kendi kendine konuşmalarının faydası tabii ki olacaktır ama en iyisi sana sunduğumuz Open English platformundaki telaffuz aracı… Yapay zeka destekli olan bu telaffuz aracı, karşına bir cümle çıkarıyor ve bu cümleyi sana okuyor. Sonrasında da sen aynı cümleyi okuyorsun ve yapay zeka sana sonucunu gösteriyor.

Bu sayede sen de yanlış telaffuz ettiğin kelimeleri net bir şekilde görüyorsun ve telaffuzunu kusursuz bir hale getirmek için çalışmalarını ona göre şekillendiriyorsun.

Türkçe Düşünmeden ve Çeviri Yapmadan İngilizce Konuş

İngilizce konuşurken yaşayacağın en büyük sıkıntılardan bir tanesi de Türkçe düşünerek İngilizce konuşmaya çalışman olacaktır. Bu yüzden hemen Türkçe cümleler düşünmekten vazgeçmeli ve İngilizce düşünmek için kendini zorlamalısın.

Başta bu konuda ciddi sıkıntılar yaşayacağın yadsınamaz bir gerçek ama zamanla sen de Türkçe düşünmekten vazgeçtiğini göreceksin ve ondan sonra gramer, kelime gibi detaylara takılmaya başlayacaksın.

Ayrıca karşı tarafın ne dediğini de Türkçeye kafanda çevirdiğin an otomatik olarak cevabı da Türkçe oluşturacaksın ve yine çeviri yapacaksın. Burada sana söylenen İngilizce cümleyi çevirmeden İngilizce bir şekilde cevaplamaya çalışman harika olacak. Sakın gözün korkmasın, kısa süre sonra bunların hepsi çalışmalarına devam ettiğinde gerçekleşecek.

İngilizce Konuşmalarını Kaydet ve Tekrar Dinle

Özellikle de kendi kendine yaptığın İngilizce konuşmaları kaydedip sonrasında tekrardan dinlemen yukarıda bahsettiğimiz telaffuz aracı gibi aksanını geliştirmene yardımcı olacaktır. Ayrıca kurduğun cümle yapılarını irdelemene ve gramer konularına gerektiğinde tekrar göz atmana fırsat tanıyacak olan bu çalışma, zamanla İngilizce konuşmadaki gelişmene önemli katkılarda bulunacaktır.

Tekrar dinlerken İngilizce konuşmanı beğenmediğin anda sakın vazgeçme. Kimse İngilizce konuşmaya mükemmel bir şekilde başlamadı ve unutma ki İngilizler bile sokakta mükemmel bir şekilde İngilizce konuşarak hayatlarını devam ettirmiyorlar.

duyduğun ingilizce cümleleri kaydet

Duyduğun İngilizce Cümleleri Tekrar Et

Yukarıdaki konularla bağlantılı bir şey daha… Duyduğun İngilizce cümleleri sık sık tekrar et. Bu cümleleri filmlerde-dizilerde, videolarda ve podcastlerde duyabilirsin. Bu cümleleri tekrar edersen hem kelimelerin cümle içerisinde ne şekilde kullanıldığını tecrübe edersin hem de aksan kazanmak için alıştırmalar yapmış olursun.

Müzik dinlerken duyduğun kelimeleri tekrar etmen de aynı desteği sağlayacaktır. Hatta İngilizce bir müziği dinlerken sözlerini karşına alır ve söylenen kelimeleri takip ederek tekrarlarsan harika sonuçlar elde edebilirsin.

İngilizce müzikleri başlangıçta yavaş tarzdan seçmende fayda var.

Öğrendiğin Kelimeleri İngilizce Konuşurken Sıkça Kullan

Bir metin okurken, dizi izlerken ya da İngilizce konuşurken yeni bir kelime mi duydun, hemen bu kelimeyi cümle içerisinde kullan. Karşına çıkan kelimenin ne şekilde kullanıldığına dikkat ederek bunu yaparsan emin ol kısa süre sonra akıcı bir şekilde İngilizce konuşmalar yapmaya başlayabilirsin.

Ayrıca öğrendiğin kelimelerin ikinci ve üçüncü hallerini de öğrenerek farklı gramer yapılarında da bu kelimeleri dilediğin gibi kullanabilirsin.

Yukarıda sana 7 farklı ipucu vererek İngilizce konuşmaya başlayıp bu konuşma yeteneğini nasıl ilerletebileceğini gösterdik. Bu tavsiyelerden bağımsız sana bir önerimiz var. Open English olarak %100 online olarak hayata geçirdiğimiz online İngilizce kursumuzu tekrar ederek hem yeni kelimeler öğrenebilir, hem gramer eksiklerini kapatabilir, hem de İngilizce konuşmaya başlayabilirsin.

Yarım saatte bir başlayan sınırsız grup dersleri, bire bir İngilizce konuşma dersleri ve çok daha fazlası Open English’te seni bekliyor. Yukarıda yer alan formu doldurarak İngilizce konuşma hedefinde ilk adımı at, hızlı bir şekilde isteklerini yerine getir.

İngilizceyi İş Dünyasında Kullanmanın Avantajları

İş dünyasında; küreselleşme, teknolojik gelişmeler ve uluslararası ticaretin artışı ile birlikte iletişim çok daha önemli hale gelmiştir. Bu bağlamda, İngilizcenin oynadığı rolün farkında olmak gerekmektedir. Zira İngilizcenin iş dünyasında kullanılması büyük bir avantaj sağlamaktadır.

İngilizce, farklı ülkeler, kültürler ve işletmeler arasındaki iletişimi ve uluslararası iş akışını kolaylaştırmada ideal bir dil haline gelmiştir. Bu anlamda, İngilizce ticaretin ve uluslararası ilişkilerin lingua franca’sı olmuştur. O halde gelin, İngilizce öğrenmenin kariyerinize nasıl fayda sağlayabileceğine daha yakından bakalım.

Yazımıza geçmeden önce, eğer kariyerini bir üst seviyeye taşımak istiyorsan seni Open English’e davet ediyoruz! Global şirketlerde kendine yer bulmak istiyor, yurt dışında eğitim ya da kariyer planlıyorsan iş İngilizceni ileri seviyede kullanabilmen gerekiyor. Önde gelen online İngilizce eğitim platformu Open English ile bunu kolaylıkla başarmak mümkün!

Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni en kısa sürede içinde arayacaktır.  

iş dünyasında iyi bir izlenim

İyi Bir İzlenim

Yetkinlik gerektiren ifadeleri akıcı ve özgüvenli bir şekilde kullanabilmek, iş dünyasında harika bir izlenim yaratmana ve profesyonel görünmene yardımcı olur. İşinde iyi olmanın yanı sıra uluslararası toplantılarda İngilizce olarak kendini ifade edebilmen kariyerin için vazgeçilmezdir.

Başka bir deyişle, zayıf İngilizce iyi bir iş bulma ve terfi etme şansını olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, toplantılar, video konferanslar, sunumlar ve yazışmalarda İngilizceyi yetkin bir şekilde kullanmak kurumsal merdivenleri kolaylıkla tırmanmanı ve öne çıkmanı sağlayacaktır.

Uluslararası Kariyer İmkanı

İngilizceyi iş dünyasında kullanmak, uluslararası kariyer fırsatlarını genişletir. Günümüzde işverenler, hâlihazırda İngilizceyi akıcı ve yetkin bir şekilde konuşup yazabilmeni bekliyor. İş ilanlarında “İngilizce bilmek tercih sebebidir” ifadesini de sıklıkla görmekteyiz.

Bu nedenle, İş dünyasında İngilizce kullanabilmek, iş bağlantıları kurma ve uluslararası ticaret yapma konusunda büyük bir avantaj sağlar. Böylelikle, uluslararası projelerde ve yurt dışındaki müşterilerle çalışmak için tercih edilecek bir aday olabilirsin. Bu da sana uluslararası alanda başarılı bir kariyer inşa etme fırsatı sunacaktır.

Rekabeti Kolaylaştırır

İş dünyasında İngilizce kullanmak; raporlar, makaleler, araştırmalar gibi iş dünyasıyla ilgili diğer kaynaklara erişimini ve sektördeki son gelişmeleri takip etmeni sağlar. Ayrıca dünya genelinde bir iş ağı oluşturmak istiyorsan, İngilizce becerilerin son derece önemlidir.

Böylelikle, dünya genelinde ürün ve hizmetlerini hedef kitlene daha etkili bir şekilde ulaştırabilirsin. Bu da seni rekabet anlamında ileriye taşıyacaktır. Unutma, İş İngilizcesi becerilerini geliştirmek kariyerinde beklediğinden daha hızlı ilerlemeni sağlayabilir.

İngilizce çalışmak istiyorsan, yan tarafta yer alan formu doldurarak ilk adımı atabilirsin.

iş dünyasında iletişimi güçlendirir

İletişimi Güçlendirir

Günümüzde özellikle iş dünyasında, dijital çağın etkisiyle yazılı iletişim hayati önem taşımaktadır. Etkili ve yetkin bir şekilde İngilizce yazabilmek de bu anlamda kaçınılmaz bir gerekliliktir. Raporlar, sunumlar, iş e-postaları ve müşterilerle yazışmalarda doğru bir İngilizce kullanmak hem profesyonellik hem de güvenilirlik anlamına gelmektedir.

Böylelikle yanlış anlaşılmaları önler ve daha verimli bir işbirliği sağlarsın. Zira hatalı İngilizce yazışmalar, anlaşmaların iptal edilmesi ve müşteri kaybedilmesi gibi ciddi problemlere yol açabilmektedir. Ayrıca yetkin bir İngilizce kullanımının seni rakiplerine göre avantajlı bir konuma getirebileceğini de unutma.  

Seyahat Kolaylığı

Günümüz dünyasında iş seyahati, iş dünyasının vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Küreselleşme ile birlikte şirketler uluslararası pazarda rekabet edebilmek ve markalaşabilmek için sıklıkla yurt dışına seyahat etme ihtiyacı duyuyor.

Bu koşullar altında iş seyahatlerinde İngilizcenin önemi ise her geçen gün artıyor. İş toplantıları, müzakereler ve yabancı iş ortaklarıyla iletişimde yetkin bir İngilizce kullanımı sana ve şirketine birçok avantaj sağlayacaktır. Çünkü İngilizce konuşmak, yabancı ülkelerde seyahat edebilmenin yanı sıra kültürel engelleri aşmana ve iş ilişkilerini geliştirmene katkı sağlamaktadır.

iş ingilizceni open english ile bir üst seviyeye taşı

İş İngilizceni Open English ile Bir Üst Seviyeye Taşı!

Yazımızda özetlemeye çalıştığımız gibi, eğer amacın iş dünyasında başarılı olmak ise, İngilizceni mükemmelleştirmeye önem vermen gerektiği çok açık. İş İngilizcesi eğitimi alarak genel İngilizce dil becerini geliştirirken, gelir artışı ve terfi almak gibi hedeflerine de ulaşabilirsin. O halde, ne bekliyorsun? Daha fazla erteleme ve bugün başla! İş İngilizceni geliştirmek için en iyi seçenek, sana doğru becerileri öğretecek olan Open English’e kaydolmaktır. Bu yüzden, seni Open English’e davet ediyoruz!

Open English’in 15 yılı aşkın tecrübesi ve zengin ders içerikleriyle alanına uygun İş İngilizcesini hızlıca öğrenebilirsin. Eğer yurt dışında eğitim almayı veya çalışmayı planlıyorsan, IELTS, TOEFL ve TOEIC sınavlarına Open English ile hazırlanarak, geleceğin için daha fazla kapıyı açabilirsin. 

Open English öğrencisi olarak 7/24 mevcut canlı, online sınıflara, pratik alıştırmalara, derslere ve platformumuzun İş İngilizcesi için ayrılmış bölümüne erişmenin keyfini sürebilirsin. Sınırsız içeriklere, derslere ve alıştırma sınavlarına erişimin yanı sıra sistemimiz İngilizce beceri ve yeteneklerini geliştirmek için doğru alıştırmaları sağlayacak şekilde sana özel uyarlanmıştır. Böylece, sınavlara seviyene uygun ve başarılı bir şekilde hazırlanmak için gerekli tüm bilgiye ve deneyime sahip olacaksın. Daha fazla bekleme, Open English’e gel!

Başlangıç Düzeyinde İngilizce Bilenler İçin 6 Tüyo

İngilizcede farklı pek çok seviye var, biliyorsun. Başlangıçtan ileri seviyeye kadar 6 başlıkta altında toplanan İngilizce seviyeler, İngilizceyi en doğru şekilde öğretmek için kişinin seviyesini belirlemek adına kullanılmaktadır. Her seviyede farklı çalışma metotları vardır ve bireyin İngilizcesini seviyesine göre geliştirmek için çeşitli çalışmalar gerçekleştirilir.

Biz de bu seviyelerden bir tanesi olan A1 seviye İngilizce – yani başlangıç seviyesi – için edindiğimiz tecrübelerden yola çıkarak 6 tüyo oluşturduk. Bu tüyolar, henüz yeni başladığınız İngilizce öğrenme serüvenine önemli katkılarda bulunacak ve İngilizceni hızlı bir şekilde ilerletmene fırsat tanıyacak.

Hadi gel bu tüyolara yakından bir bakalım.

Yeni Kelimeler Öğren

Her seviyede olduğu gibi başlangıç seviyesinde de İngilizce öğrenirken yeni kelimeler büyük önem arz etmektedir. Bunun için yeni kelimeler öğrenmeyi kesinlikle ihmal etmemelisin. Yeni kelimeler öğrendiğinde bunları, günlük konuşmalarda veya yazışmalarda efektif bir şekilde değerlendirebilirsin.

Ayrıca öğrendiğin her yeni kelime, farklı kelimelere de uzanmana yardımcı olacak ve İngilizce kelime haznene yadsınamayacak katkılarda bulunacaktır. Burada yeni kelime öğrenmek için tercih ettiğin yöntem de son derece önemli…

Mesela İngilizcede karşına çıkan bir kelimenin Türkçe karşılığına bakarak mı hafızana alıyorsun, yoksa İngilizce karşılığına bakarak mı? Bize göre, her ne kadar başlangıç seviyesi olsan da yeni öğrendiğin kelimelerin – ilk olarak Türkçe karşılıklarına tabii ki bakabilirsin – İngilizce olarak karşılığına bakmanda fayda var.

Çünkü İngilizce-İngilizce sözcüklerde yeni kelimeyle alakalı hem İngilizce bir açıklama bulursun ve buradan farklı kelimelere yelken açarsın hem de bu kelimenin kullanımıyla alakalı örneklere ulaşırsın. Bu sebeple öğrendiğin her yeni kelimeyi, İngilizce açıklaması ve örnek cümlesi ile incelemeni tavsiye ediyoruz.

İngilizce Kelime Öğrenme İçin 5 Etkili Yöntem yazımıza bakmanda fayda var.

başlangıç düzeyinde İngilizcede dinleme yeteneğini geliştir

Dinleme Yeteneğini Geliştir

Başlangıç seviyesinde olduğun için İngilizce dinleme yeteneğini geliştirmen için müthiş bir zaman var. Çat pat bir İngilizce bilgisi üzerine inşa edilmiş dinleme yeteneği, kimi zaman seni bir yanlışa sürükleyebilir. Bu yüzden İngilizce dinleme yeteneğini, İngilizce öğrenmeye başladıktan sonra yapmanda büyük fayda var.

İngilizce öğrenmeye başladığından itibaren İngilizce şarkılar dinleyerek, İngilizce filmler izleyerek ve İngilizce podcast dinleyerek İngilizce dinleme yeteneğini geliştirmelisin.

Bu noktada İngilizce şarkı dinlerken şarkının sözlerini açarak takip etmen, kelimelerin nasıl telaffuz edileceğini anlamana da yardımcı olacaktır. Başlangıçta yavaş parçalar dinleyerek İngilizce dinleme yeteneğini geliştirebilirsin.

Ayrıca İngilizce filmleri ve dizileri izlerken başta Türkçe altyazı ile izlediğin bölümleri sonrasında İngilizce altyazı ile izleyip kelimeleri takip etmen, dinleme yeteneğine inanamayacağın katkılar sağlayacaktır. Bunu yapmayı sakın ihmal etme…

Yazma Yeteneğini Geliştir

İngilizce öğrenmek uzun bir süreç ve gördüğün gibi farklı dalları var. Bunlardan bir tanesi de yazı yazmak… İngilizce yazmak; İngilizce okumak, konuşmak ve dinlemek kadar önemli bir konudur. İngilizce öğrenmeye başladığın ilk andan itibaren yazma çalışmalarını ihmal etmemelisin.

İlk başlarda yeni öğrendiğin kelimeleri, örnek cümleler içerisinde kullanarak başlayacağın bu alışkanlık, zamanla daha komplike cümleler kurmana yardımcı olacaktır. Bu yüzden İngilizce öğrenmeye başladığın andan itibaren ufak bir not defterinde İngilizce cümle çalışmaları yapmalısın.

Buna ek olarak İngilizce yazma pratiği yapmak için bir günlük tutmaya başlayabilir, kısa ifadelerle gününü özetleyecek metinler hazırlayabilirsin. Sonrasında İngilizce blog yazıları yazarak İngilizce yazma yeteneğini daha iyi bir hale getirebilir. En sonunda da makale yazma aşamasına kadar süreci ilerletebilirsin.

5 Adımda İngilizce Yazma Becerini Nasıl Geliştirebilirsin? yazımıza göz atmanı tavsiye ediyoruz.

Konuşma Yeteneğini Geliştir

İngilizcede hemen herkesin ilk başta sıkıntı yaşadığı konulardan bir tanesi konuşmaktır. Eminiz ki çevrende “Ya ben İngilizce anlıyorum da konuşamıyorum.” veya “İngilizceyi öğrendim ama konuşma konusunda hala sıkıntılar yaşıyorum.” gibi cümleler kuran insanlar vardır ya da bu insanlardan biri sensindir.

Sen değilsen bile ileride bu ve benzeri cümleleri kurmamak adına başlangıç aşamasında adımlar atmanda fayda var. İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek için izleyebileceğin farklı pek çok yöntem mevcut. Örneğin kendine yabancı bir arkadaş bulabilir ve bu kişiyle haftada 2-3 kez İngilizce basit konuşmalar gerçekleştirebilirsin.

Başka bir örnek vermek gerekirse Open English olarak sunduğumu platformda yer alan canlı derslerde konuşma yeteneğini geliştirebilir, bire bir anadili İngilizce olan hocalarla istediğin zaman İngilizce konuşarak İngilizce konuşmaya başlayabilirsin.

Ayrıca platformumuzda yer alan telaffuz aracı sayesinde örnek olarak verilen cümleleri tekrarlayabilir ve sonrasında yapay zeka destekli aracın sunduğu iyileştirmelerle telaffuzunu adım adım kusursuz bir hale getirebilirsin.

Akıcı İngilizce Konuşmak konulu yazımıza bakmak istersin diye düşünüyoruz.

başlangıç düzeyinde ingilizce konuşma yeteneği

Günde En Az 1 Saatini Ayır

İngilizce öğrenmek için yukarıdaki öğeler kadar önemli bir konu da vazgeçmeden çalışmaya devam etmek ve bu çalışmaları düzenli olarak yapmaktır. Başlıkta yazan günlük bir saat korkutucu gelebilir ama günde boşa harcadığın vakitleri göz önünde bulundurursan, bu sürenin aslında baya kısa olduğunu fark edersin.

Bu günlük 1 saat çalışma, haftada en az 5 gün yaptığında İngilizcene ciddi bir yol aldırmana yardımcı olacaktır. Bu 1 saatlik çalışmayı; 15 dakika İngilizce dinleme, 15 dakika İngilizce okuma, 15 dakika İngilizce yazma ve 15 dakika İngilizce konuşma şeklinde bölüştürerek gerçekleştirebilirsin.

Bunları sürekli nasıl yapacağım diye düşünerek kendini negatif bir yola çekme… Bu disiplini kazandığın an, insanların belki de 6 ayda geldikleri seviyeye sen 3 ay gibi bir zaman diliminde gelebileceksin. O yüzden bu günlük düzenli çalışma fikrini benimseyip bir an önce hayata geçir.

Sana yardımcı olacağını düşündüğümüz bir yazımız var. Hazırladığımız bir çalışma planı mevcut. Her Güne Özel İngilizce Çalışma Programı konulu yazımıza bir göz atabilirsin.

Open English’ten Eğitim Al

Geldik tüyoların sonuncusuna ama aynı zamanda en önemlisine… Neden önemli olduğunu şimdi anlayacaksın. En önemlisine geldik, çünkü yukarıda bahsettiğimiz İngilizce öğrenme tüyolarını bizim platformumuzda kolayca yapabilirsin.

Open English olarak geliştirdiğimiz %100 online İngilizce kursumuz sayesinde; İngilizce okuma, yazma, konuşma ve dinleme pratiklerini profesyonel bir şekilde gerçekleştirebilirsin. Başlangıç seviyesinde olman bizim için en ufak bir sorun teşkil etmiyor, çünkü platformumuz her seviyeye uygun farklı özellikleri ile sana yardımcı oluyor.

Sen de şimdi Open English üyeliğini başlatarak ait olduğun seviyeden İngilizce öğrenmeye başlayabilir, İngilizcenin gelişimini haftalık ve aylık olarak takip edebilirsin. Emin ol, Open English ile İngilizce öğrenmek çok hızlı ve kolay…

Nesne Zamirleri Kullanımı – Me ve Myself

İngilizcede “me,” bir nesne zamiri olarak kullanılır ve bir cümlede genellikle bir eylemin nesnesini veya dolaylı nesnesini temsil eder. “Me,” İngilizce dilinin yaygın olarak kullanılan nesne zamirlerinden biridir ve bir kişinin veya nesnenin doğrudan veya dolaylı olarak bir eyleme katıldığını veya etkilendiğini ifade eder.

“Me” Nesne Zamiri Nedir?

“Me” İngilizcede “ben” anlamına gelen ve kullanımı sıklıkla karıştırılan nesne zamirlerinden biridir. Bu kelimeyi öğrenirken yalnızca anlamını değil kullanım alanlarını da öğrenmek gerekir. Aynı zamanda “me” sözcüğünü “myself” ve “I” sözcükleri ile kıyaslama yaparak öğrenimine devam edersen bilgilerin daha kalıcı ve doğru olacaktır. Aşağıda yer alan başlıkta bu kelimeyi nasıl kullanabileceğinden ve bu kullanım şekillerinin örneklerinden bahsedeceğiz.

me kelimesinin kullanım şekilleri

“Me” Kelimesinin Kullanım Şekilleri

1. Doğrudan Nesne Zamiri:

“Me,” bir cümlede bir eylemin doğrudan nesnesini temsil eder. Yani, bir eylemin doğrudan etkilediği veya işlediği şeyi belirtmek için kullanılır.

  • She saw me yesterday.

(Dün beni gördü.)

  • They invited me to their party.

(Beni partilerine davet ettiler.)

2. Dolaylı Nesne Zamiri:

“Me,” bazen bir cümlede bir eylemin dolaylı nesnesini temsil etmek için de kullanılır. Bu durumda, “me” eylemin kim veya neye yapıldığını belirtir.

  • He gave me a gift.

(Bana bir hediye verdi.)

  • Can you pass me the salt?

(Bana tuzu uzatabilir misin?)

3. Durum Zamiri:

“Me,” bazı durumlarda bir eylemin sonucu olarak bir kişinin veya nesnenin durumunu ifade etmek için kullanılır.  

  • This movie always makes me cry.

(Bu film beni her zaman ağlatır.)

  • The news shocked me.

(Haber beni şaşırttı.)

“me” nesne zamiri kullanılan bazı yaygın bağlamlar:

Fiil nesnesi olarak: “He saw me.” (O beni gördü.)

Preposition (edat) ile: “She is with me.” (O benimle.)

Fiilin dolaylı nesnesi olarak: “She told me a secret.” (Bana bir sır anlattı.)

Online İngilizce kursumuz hakkında detaylara yan taraftaki formu doldurarak ulaşabilirsin.

myself nedir ve nerelerde kullanılır

“Myself” Nedir ve Nerelerde Kullanılır?

“Myself,” İngilizce’de bir tür nesne zamiri olarak kullanılan bir zamirdir ve çeşitli bağlamlarda insanın kendi kendisini ifade etmesi için kullanılır. Bu kelimeyi kendini ifade ederken veya bir eylemi gerçekleştirirken kullanabilirsin.

1. Özne Olarak Kullanım:

“Myself,” bir cümlede özne olarak da kullanılabilir ve bu kullanım özellikle vurgu veya özel bir ton eklemek için yapılır.

  • I’ll do it myself.

(Ben yaparım, kendi başıma yaparım  vurgu ekleniyor.)

  • I introduced myself to the manager.

(Müdüre kendimi tanıttım.)

2. Refleksif Zamir Olarak Kullanım:

 “Myself,” refleksif bir zamir olarak kendinizi ifade etmek veya bir eylemi kendi kendinize gerçekleştirmek için kullanılır.

  • I washed myself before dinner.

(Akşam yemeğinden önce kendimi yıkadım.)

  • She taught herself to play the piano.

(Kendi kendine piyano çalmayı öğrendi.)

3. Vurgu Eklemek İçin Kullanım:

 “Myself,” bazen bir eyleme veya bir ifadeye vurgu eklemek için kullanılır ve bu kullanım vurgulamak istediğiniz kişiyi veya nesneyi belirtir.

  • I did it myself.

(Kendim yaptım.)

  • She solved the problem herself.

(Sorunu kendi (kendine) çözdü.)

4. Konuşma veya Yazı Dilindeki Etkinliklerde Kullanım:

İngilizce’de resmi veya yazılı bir metinde, kendinizi ifade ederken veya bir eylemi gerçekleştirirken daha resmi bir dil veya ifade kullanmak istediğinizde “myself” tercih edilebilir.

  •  I will handle the matter myself.
    (Meseleyi kendim halledeceğim.)

Bununla birlikte,

 “Myself” kullanımı, daha çok vurgu veya resmi bir dil oluşturmak amacıyla tercih edilen bir zamirdir. Günlük konuşma dilinde “me” zamiri daha yaygın olarak kullanılır.

 “Myself” kullanımı “me” ile aynı anlama gelir, ancak daha vurgulu veya daha resmi bir ton katmak için kullanılır.

İngilizce konuşmak için tek yapman gereken yan taraftaki formu doldurmak ve seni aramamızı beklemek!

me ve myself arasındaki farklar

“Me” ve “Myself” Arasındaki Farklar

“Me,” İngilizce’de nesne zamiri olarak kullanılır ve bir eylemin doğrudan veya dolaylı nesnesini temsil eder.

“Me,” bir başkasının bir eylemi tarafından etkilenen veya bir eylemin hedefi olan kişiyi veya nesneyi belirtmek için kullanılır.

“Me” sadece bir nesneyi ifade etmek için kullanılır ve genellikle daha yaygın bir şekilde kullanılır.

  • She saw me. (Beni gördü.)
  • They invited me to their party. (Beni partilerine davet ettiler.)
  • Can you pass me the salt? (Bana tuzu uzatabilir misin?)

“Myself” Zamiri:

“Myself,” hem refleksif bir zamir olarak kullanılabilir hem de vurgu eklemek veya kendinizi ifade etmek için kullanılabilir.

Refleksif olarak kullanıldığında, bir kişinin kendi kendine bir eylemi gerçekleştirdiğini veya bir durumu etkilediğini ifade eder.

Vurgu eklemek veya daha resmi bir dil kullanmak amacıyla kullanıldığında ise “me” zamiri yerine “myself” tercih edilir.

  • I washed myself before dinner. (Akşam yemeğinden önce kendimi yıkadım  refleksif kullanım.)
  • I did it myself. (Kendim yaptım  vurgu veya resmi dil kullanımı.)
  • She taught herself to play the piano. (Kendi kendine piyano çalmayı öğrendi  refleksif kullanım.)
  • I will handle the matter myself. (Meseleyi kendim halledeceğim  vurgu veya resmi dil kullanımı.)

Kısaca özetlemek gerekirse:

“Me” nesne zamiri olarak bir eylemin nesnesini temsil eder.

“Myself” ise refleksif bir zamir olarak kullanılabilir ve bir kişinin kendi kendine bir eylemi gerçekleştirdiğini ifade eder veya vurgu eklemek veya resmi bir dil kullanmak için kullanılabilir. “Myself,” daha özel veya vurgulu bir kullanım sunar, ancak “me” daha yaygın ve genel bir zamirdir.

Me ve Myself Farkı Hakkında Diyalog

Alex: Hey, I heard you’re learning to play the guitar. How’s it going?

(Merhaba, gitar çalmayı öğrenmeye başladığını duydum. Nasıl gidiyor?)

Alexandra: Yes, I am. It’s been a bit challenging, but I’m enjoying it.

(Evet, öyleyim. Biraz zorlayıcı ama keyif alıyorum.)

Alex: That’s great to hear. Are you taking lessons?

(Bunu duymak harika! Ders mi alıyorsun?)

Alexandra: No, I’m teaching myself how to play.

(Hayır, çalmayı kendi kendime öğreniyorum.)

Alex: Wow, that’s impressive! So, you’re learning to play the guitar all by yourself?

(Vay, bu etkileyici! Yani, gitar çalmayı tamamen kendi kendine mi öğreniyorsun?)

Alexandra: Yes, I’m using online tutorials and books to guide me. I practice by myself every day.

(Evet, bana yardım etmesi için çevrimiçi bilgilendirici videolar ve kitaplar kullanıyorum. Her gün kendi kendime pratik yapıyorum.)

Alex: That’s dedication! I admire your commitment to learning it yourself.

(Bu kararlılık! Kendine bir şey öğretme çabana hayran kaldım.)

Alexandra: Thank you! I find it very rewarding to teach myself new skills.

(Teşekkür ederim. kendime yeni beceriler kazandırmayı oldukça tatmin edici buluyorum.)

Bu diyalogda, “me” ve “myself” kavramları “I’m teaching myself how to play” ifadesinde kullanılarak açıklanmıştır. “Me” kullanıldığında kişi, bir eylemin nesnesini temsil ederken, “myself” kullanıldığında kişi, eylemi kendi kendine gerçekleştirdiğini veya öğrenmeye çalıştığını ifade eder.

İngilizce öğrenmek istersen, yan taraftaki formu doldurarak ilk adımı ve dilediğin zaman dilediğin yerde online olarak İngilizce çalış!

Past Perfect Tense Konu Anlatımı

İngilizcede en aklını karıştırabilecek konulardan olan Past Perfect Tense’i bu konu anlatımında ele alıyor ve tamamen kavradığından emin olmak için bol bol örneklerle destekliyoruz! Past Perfect Tense artık korkulu bir rüya olmaktan çıkıp çocuk oyuncağı olacak!

Başlamadan önce seni Open English’e davet ediyoruz! 7/24 canlı dersleri, sınırsız erişim olanağı ve dünyanın her yerinden deneyimli eğitmen kadrosuyla Open English, hangi seviyede olursan ol, ihtiyacın ne olursa olsun senin yanında!

Past Perfect Tense Nedir?

Past Perfect Tense’in kafa karıştırmasının en büyük sebebi Türkçemizde bire bir karşılık gelen bir zaman olmaması. Genelde “-mişli geçmiş zaman” olarak çevirsek de kullanımı bundan çok daha fazla. Evet, geçmiş zamanı anlatabildiğimiz Past Simple, Past Continuous, Present Perfect gibi tenseler var. Fakat Past Perfect Tense’i genelde yaşanan iki olaydan daha geçmişte olanını belirtirken ya da geçmişte olup bitmiş olaylardan bahsederken kullandığımıza değinmemiz gerek. 

Örnek:

  • I had had breakfast before I left the house. 

(Evden ayrılmadan önce kahvaltı yapmıştım.)

Gördüğün gibi örneğimizde yaşanan iki olay var, “kahvaltı yapmak” ve “evden ayrılmak”. Bu olayların yapılış sırasını belirtmek için ilk kısımda Past Perfect Tense’den yardım aldık. Unutma, ilk had yardımcı fiilimiz, ikinci had ise fiilimizin üçüncü hali!

İngilizce zamanlar başlıklı blog yazımızda bu konunun temellerini öğrenebilirsin. 

Open English ile İngilizce Dil Bilgisi Çok Kolay!

Open English’te ana dili İngilizce olan eğitmenlerle 7/24 canlı derslere katılarak İngilizce dil bilgisi konusunda tüm eksiklerini kapayabilirsin. Online İngilizce kursu Open English hakkında bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım. 

past perfect tense nedir

Olumlu Cümlelerde Past Perfect Tense 

Vakit kaydetmeden Past Perfect Tense konu anlatımımıza, olumlu cümleler ile başlayalım. Past Perfect Tense’de, her tensedeki gibi öznemiz ile başlayacak, yardımcı fiilimiz olan hadi kullanacak ve ardından fiilimizin üçüncü halini kullanacağız. Bu kadar basit!

Özne had fiilin üçüncü hali 

(V3)

Present Perfect Tense’den farklı olarak, Past Perfect Tense’de öznemize göre yardımcı fiili çekimlememize gerek yok. Yani sabit olarak had kullanacağız. Bu da işimizi kolaylaştıracak!

Örnek:

  • She had seen that movie before I went to the cinema. 

(O, ben sinemaya gitmeden önce filmi izlemişti.)

  • Jen had gone out when Austin came to her house.

(Austin evine geldiğince, Jen dışarı çıkmıştı.)

  • They were happy because they had drunk milkshake.)

(Mutlulardı, çünkü milkshake içmişlerdi.)

Olumsuz Cümlelerde Past Perfect Tense

Past Perfect Tense’de olumlu cümleler hakkında aklında soru işareti kalmadıysa, konu anlatımımızda olumsuz cümlelere geçme vakti geldi. Tüm tenselerde olduğu gibi, bu tensede de olumsuz cümleleri kurarken yardımcı fiilden faydalanıyoruz. Yani, had’i, hadn’t (had not) olarak kullanarak olumlu cümlemizi kolaylıkla olumsuza çevirebiliriz!

Özne hadn’t / had not fiilin üçüncü hali

(V3)

Örnek:

  • She hadn’t taken a break, so she was tired. 

(Ara vermemişti, bu yüzden yorgundu.)

  • I had already prepared dinner when they came home.

(Eve geldikerinde çoktan akşam yemeğini hazırlamıştım.)

  • Liam had bought her present before she told her it’s her birthday.

(Liam, o doğum günü olduğunu söylemeden önce ona hediyesini almıştı.)

Gayet basit değil mi? Hala aklında soru işaretleri varsa Open English’e kayıt olarak sınırsız erişim, 7/24 canlı dersler ve dünyanın dört bir yanından eğitmenlerle tüm sorularına cevap bulabilirsin! İngilizce ile ilgili tüm merak ettiklerin için seni sitemizi incelemeye davet ediyoruz!

Soru Cümlelerinde Past Perfect Tense

Past Perfect Tense konu anlatımımıza soru cümleleri ile devam ediyoruz. Diğer tenselerden de hatırlayabileceğin gibi evet/hayır soruları (Yes/No Questions) oluşturmak için yardımcı fiilimizi başa getirmek yeterli! Yani sorumuza had ile başlayıp, özne ve fiilin üçüncü haliyle devam ediyoruz!

Had özne fiilin üçüncü hali 

(V3)

Örnek:

  • Had you eaten today? 

(Bugün yemek yemiş miydin?

  • Had she decided what to do in the weekend?

(Haftasonu ne yapacağına karar vermiş miydi?)

  • Where had you worked when you were in New York?

(New York’tayken nerede çalışmıştın?)

Unutma! Bir Yes/No Question oluşturduğumuzda, başına soru kelimelerimizden birini (when, why, where, how vb.) ekleyerek Wh- Question oluşturabiliriz!

past perfect tense kullanılan zaman zarfları

Past Perfect ile Kullanılan Zaman Zarfları

Sıra geldi Past Perfect ile kullanılan zaman zarflarını öğrenmeye… Hadi listeye bir göz atalım.

Before, After

Past Perfect Tense bir cümlede before/after’ı “…dan önce/…dan sonra” anlamında kullanırız. Past Perfect Tense cümlelerde iki olaydan önce yaşananı anlattığımızdan bahsetmiştik. Bu yüzden bu iki ifade bu konuda çok işimize yarayacak!

  • I had washed my hands before I ate my sandwich.

(Sandviçimi yemeden önce ellerimi yıkadım.)

  • I ate my sandwich after I had washed my hands.

(Ellerimi yıkadıktan sonra sandviçimi yedim.)

Gördüğün gibi önemli olan Past Perfect Tense’i cümlenin başında ya da sonunda kullanmamızın önemi yok. Zaman ibaresine göre kronolojik olarak önce yaşanan kısımda kullanmaya dikkat etsek yeter.

By The Time, Until

By the time ve until önüne geldiği cümleye “-e kadar” anlamı katar. Past Perfect Tense cümlelerde sık sık görmemiz olası!

  • By the time I came home, she had gotten ready.

(Ben eve gelene kadar o hazırlanmıştı.)

  • I had read a book until they were done with their job.

(Onlar işlerini bitirene kadar kitap okudum.)

Already

Already, cümledeki olayın “çoktan, halihazırda, uzun zaman önce” gerçekleştiği anlamını verir. Olumlu cümlelerde fiilden önce kullanılır.  

  • I had already taken my pills before I had dinner.

(Yemek yemeden önce çoktan ilaçlarımı almıştım.)

  • Jake had already met Amy before they were introduced. 

(Tanıştırılmadan önce Jake, Amy ile çoktan tanışmıştı.)

Just

Just, Past Perfect cümleye “henüz, yakın zamanda, kısa süre önce” anlamı katar. Already gibi olumlu cümlelerde, fiilden önce kullanılır.

  • I had just arrived to school when you called me.

(Beni aradığında okula kısa süre önce varmıştım.)

  • Kevin had just finished studying when the exam started.

(Sınav başladığında Kevin çalışmayı yeni bitirmişti.)

When

When aynı anda ya da arka arkaya yaşanan olaylardan bahsedilirken kullanılır.

  • Lynn had stopped talking when she saw them.

(Lynn onları gördüğünde konuşmayı bıraktı.)

  • We had already gone to the gym when he joined us.

(O bize katıldığında çoktan spor salonuna gitmiştik.)

Evet, bir konunun daha sonuna geldik! Artık tüm detayları ile Past Perfect Tense konusuna hakimsin, tebrikler! Eğer daha öğrenmek istediğin çok konu varsa korkma, Open English her adımda yanında! Dünyanın dört bir yanından eğitmenleri, sınırsız erişimi ve 7/24 dersleri ile Open English İngilizce öğreniminin her aşamasında seni desteklemeye hazır! Daha fazla bilgi için sitemizi incelemeyi unutma!

İngilizcede Grateful ve Thankful Arasındaki Farklar

Minnettarlık duygusunu ifade etmek için sıklıkla iki kelime kullanılır: “grateful” ve “thankful.” Bu kelimeler yakından ilişkilidir ve sıkça birbirinin yerine kullanılır, ancak kullanımlarını etkileyen ince farklar bulunmaktadır.

Bu blog yazısında, “grateful” ve “thankful” arasındaki farkları keşfedecek ve bu kelimeleri ne zaman ve nasıl etkili bir şekilde kullanabileceğimize dair içgörüler sunacağız.

 Grateful: Daha Derin Bir Şükran Duygusu

“Grateful” kelimesi, derin ve derinlemesine bir şükran duygusunu ifade eder. Minnettar hissettiğinizde, sadece aldığınız iyiliği veya iyiliği kabul etmekle kalmaz, aynı zamanda size duygusal olarak nasıl etki ettiğini de fark edersiniz. “Grateful” kelimesi, mütevazılık duygusu ve kişi veya durumun yaşamınızdaki olumlu etkisini tanıma eğilimindedir.

 “Grateful” Kelimesinin Örnek Kullanımı:

 “Ailemin zor bir dönemde sağladığı destek için çok minnettarım.”

 “Lezzetle birlikte takip etme fırsatını minnettarlıkla karşıladı.”

thankful teşekkür ve tanıma ifadesi

 Thankful: Teşekkür ve Tanıma İfadesi

Öte yandan, “thankful” kelimesi, aldığınız iyilik, iyilik veya hediye için teşekkür ve tanıma ifadesi için kullanılır. Aynı şekilde olumlu ve içten bir ifadedir, ancak “thankful” genellikle size uzatılan iyi niyeti ve iyiliği tanıma ve kabul etme eylemine odaklanır.

 “Thankful” Kelimesinin Örnek Kullanımı:

 “Proje üzerindeki yardımınıza teşekkür ederim.”

 “Böyle destekleyici arkadaşlara sahip olduğumuz için minnettarız.”

 Hangi Kelimeyi Ne Zaman Kullanmalı?

Her iki kelime de olumlu duyguları ve şükranı ifade eder, ancak bağlam ve duygusal derinlik derecesi kullanımlarını etkileyebilir. İşte genel bir kılavuz:

 “Grateful” kelimesini, genellikle hayatınızı değiştiren bir olay, derin bir iyilik veya önemli kişisel gelişim içeren durumlarda kullanın.

 “Thankful” kelimesini, günlük jestler, iyilikler veya yardımlar için ifade etmek istediğinizde kullanın ve genellikle eylemin kendisine odaklanın.

Verimli bir şekilde İngilizce çalışmak istersen yan tarafta yer alan formu doldurarak İngilizce kursumuz hakkında detaylara ulaşabilirsin.

thankful ve grateful birlikte kullanımı

Thankful ve Grateful Birlikte Kullanımı

Birçok durumda, “grateful” ve “thankful” kelimelerini karşılıklı olarak kullanabilirsiniz, özellikle sıradan konuşmalarda. Bu, dilinizi zenginleştirebilir ve katmanlı bir şükran duygusu iletebilir. Örneğin:

“Sürekli desteğiniz için minnettarım ve her gün yaptığınız küçük şeyler için gerçekten teşekkür ederim.”

Sonuç olarak, “grateful” ve “thankful” kelimesi her ikisi de şükranı ifade eder, ancak ifade etme ve tanıma biçimlerinde ince nüanslar sunarlar. Farklarını anlamak, duygularınızı doğru bir şekilde ifade etmek için doğru kelimeyi seçmenize yardımcı olabilir.

Yani, hayatın büyük nimetleri için minnettar hissediyor olun veya küçük jestler için teşekkür ediyor olun, unutmayın ki her iki kelime de başkalarını yükseltme ve olumlu duyguları yayma gücüne sahiptir. 

Elbette, işte “thankful” ve “grateful” kelimelerinin farkını açıklamak için örnek cümleler ve neden bu kelimelerin kullanıldığına dair açıklamalar:

  1. **Cümle:** She was **thankful** for her friend’s help in moving to a new apartment.

   **Açıklama:** Bu cümlede “thankful” kelimesi kullanıldı çünkü arkadaşının yardımıyla yeni bir daireye taşındığı için duyduğu teşekkürü ifade ediyor. Bu yardım günlük bir iyilik ve desteğe odaklanıyor.

  1. **Cümle:** He felt **grateful** to his mentor for guiding him through a challenging project.

   **Açıklama:** Bu cümlede “grateful” kelimesi kullanıldı çünkü mentörünün zorlu bir projeyi yönlendirerek ona yardım etmesi daha derin ve etkili bir minnettarlık ifadesini gerektiriyor.

  1. **Cümle:** They were **thankful** for the surprise birthday party their friends had organized.

   **Açıklama:** Burada “thankful” kelimesi kullanıldı çünkü arkadaşlarının sürpriz doğum günü partisini düzenlemelerine duyulan teşekkürü ifade ediyor. Bu tür bir organizasyon günlük bir jest veya iyilik olarak kabul edilebilir.

  1. **Cümle:** She was deeply **grateful** to her parents for supporting her decision to pursue her dream career.

   **Açıklama:** “Grateful” kelimesi kullanıldı çünkü ebeveynlerinin hayalindeki kariyeri takip etme kararını desteklediği için duyduğu minnettarlık daha derin bir seviyede ve yaşamını etkileyen bir durumu ifade ediyor.

  1. **Cümle:** He was **thankful** to receive the scholarship that helped him pay for his education.

   **Açıklama:** Bu cümlede “thankful” kelimesi kullanıldı çünkü burs aldığı için eğitim masraflarını ödeyebildiği için duyduğu teşekkürü ifade ediyor. Burs, bir iyiliğin ve yardımın örneğidir.

  1. **Cümle:** They were **grateful** for the generosity of the community that rallied to help them after a natural disaster.

   **Açıklama:** Burada “grateful” kelimesi kullanıldı çünkü doğal afet sonrası topluluğun yardımseverliği daha büyük bir minnettarlık ve toplumsal etkileşimi ifade ediyor.

  1. **Cümle:** She was **thankful** for the kind words her colleagues wrote in her farewell card.

   **Açıklama:** Bu cümlede “thankful” kelimesi kullanıldı çünkü meslektaşlarının veda kartına yazdığı nazik sözler için duyduğu teşekkürü ifade ediyor. Bu jest günlük bir iyilik olarak kabul edilebilir.

  1. **Cümle:** He felt truly **grateful** to his best friend for always being there during his ups and downs.

   **Açıklama:** “Grateful” kelimesi kullanıldı çünkü en iyi arkadaşının inişli çıkışlı dönemlerinde her zaman yanında olması daha derin ve duygusal bir minnettarlık ifadesini gerektiriyor.

Bu örneklerde görüldüğü gibi, “thankful” ve “grateful” kelimeleri arasındaki fark, duygu yoğunluğu ve olayın veya jestin etkisi ile ilgilidir. “Thankful,” günlük jestler ve olaylar için kullanılırken, “grateful” daha derin ve hayatı etkileyen durumlar için tercih edilir.

İngilizce öğrenmek istersen ilk adımı yan tarafta yer alan formu doldurarak atabilirsin.

grateful ve thankful örnek kullanım diyaloğu

Grateful ve Thankful Örnek Kullanım Diyaloğu

Alex: Hey, Emily, how was your day?

Emily: Hi, Alex! It was great. I had a challenging presentation at work, but my colleagues were really supportive. I’m so grateful for their help.

Alex: That’s awesome to hear! It sounds like you had a productive day. By the way, did you see the beautiful flowers on your desk this morning?

Emily: Yes, I did! They’re from my friend Sarah. She sent them to me as a surprise. I feel so thankful for her thoughtfulness.

Alex: Well, it seems like you’re having a day full of positive experiences. So, what’s the difference between “grateful” and “thankful”? Aren’t they pretty much the same?

Emily: They are similar, but there’s a subtle difference. “Grateful” is a deeper emotion. It’s like feeling appreciative from the bottom of your heart. It’s when you acknowledge something with a strong sense of gratitude. Like when I say I’m grateful for my colleagues’ support, I mean I truly appreciate what they did for me.

Alex: I see. So, “grateful” is like a stronger form of being thankful?

Emily: Exactly! “Thankful” is also positive, but it’s more about expressing gratitude for specific actions or things. Like when I say I’m thankful for the flowers Sarah sent, I mean I appreciate that specific gesture she made.

Alex: Got it! Thanks for explaining that. Now I understand the distinction between the two better.

Emily: You’re welcome, Alex! It’s great that you’re curious about these subtle language nuances.

Bu diyalogda, “grateful” ve “thankful” arasındaki farkı anlatan bir konuşma örneği bulunmaktadır. Karakterler, bu iki kelimenin arasındaki ince farkı anlamaya çalışarak birbirleriyle iletişim kuruyorlar.

Akıcı bir şekilde İngilizce konuşmak mı istiyorsun? Yan taraftaki formu doldurarak bu konuda etkili bir adım atabilirsin.

İş Hayatında Kullanılan İngilizce Kısaltmalar

Çalışan bir bireysen, iş hayatında binlerce İngilizce kelime duymuş olma ihtimalin çok yüksek. Kimi zaman bir toplantıda, kimi zaman bir mailde, kimi zaman da arkadaşlarınla sohbet ederken denk gelebileceğin İngilizce kelimeler, her zaman olacaktır. Bu kelimeler; işle, özel hayatla ya da resmi yazışmalarla alakalı olabilir.

İngilizce, global bir dil haline geldiği için artık her iş alanında aktif kullanılan bir dil ve senin de bundan kaçma olasılığın yok. Hatta şöyle söyleyebiliriz; pek çok yerde iş İngilizcesi eğitimleri olduğunu da görmüşsündür. Çünkü iş İngilizcesi, farklı bir terminolojiye sahip olduğu için eğitim alınması gereken bir bölüm…

Open English olarak sunduğumuz iş İngilizcesi eğitimine dair detayları burada bulabilirsin.

Peki, biz bu yazımızda sana iş hayatında karşılaşabileceğin İngilizceyle alakalı nasıl bir bilgi vereceğiz? Özellikle de yazışmalarda karşına çıkan İngilizce kısaltmaları ve anlamlarını bu yazıda sana sunacağız.

İşte iş hayatında sık sık karşılaşacağın İngilizce kısaltmalar ve Türkçe anlamları:

ASAP (As Soon As Possible)

Bir klasik haline gelen ASAP, iş yazışmalarında sık kullanılan bir kısaltmadır. As Soon As Possible sözcük öbeğinin bir kısaltması olan ASAP, Türkçe olarak -mümkün olan en kısa sürede- şeklinde anlamlandırılabilir.

Özellikle de hızlı bir şekilde aksiyon alınması gereken işler için kullanılan bir ibare olan ASAP, iş hayatında henüz karşına çıkmadıysa her an çıkabilir. Buna hazırlıklı olmak için bu kısaltmayı bilmende ve hatta gerektiğinde kullanarak pekiştirmende fayda var. Bir mailde, şirket içi whatsapp grubunda ya da iletişim için kullanılan farklı kanallarda sık sık ifade edilen bu kelime, en favori kısaltmalardan bir tanesidir.

FYI (For Your Information)

Mail yazışmalarında sık kullanılan bir kısaltma olan FYI, bilgine ya da bilginize şeklinde Türkçeye çevrilebilir. Çalışma arkadaşlarını bir konuda bilgilendirmek için yaptığın mail yazışmalarında ya da slack, Skype gibi şirket içi haberleşme gruplarında kullanabileceğin FYI, bir kez öğrendiğinde unutmayacağın bir kısaltma…

Formal (resmi) yazışmalarda daha çok for your information şeklinde değerlendirilen FYI, informal (gayri resmi) yazışmalar için son derece uygun bir kısaltmadır. İş hayatında informal olarak istediğin gibi kullanabilirsin.

For your information…

ATB (All The Best)

Bir veda etme ya da konuşmayı sonlandırma kısaltması olan ATB, karşı tarafa en iyi dilekleri sunmak için yazılır. Bir mailde bitiriş cümlesi olarak kullanılabileceği gibi işten ayrılan bir kişinin son cümlesi şeklinde de karşılaşabileceğin ATB, veda etmek için harika bir kısaltmadır.

Günlük konuşmalarda da All The Best şeklinde değerlendirebileceğin ATB, bir yazışmayı bitirmenin en güzel ve kibar yollarından biridir.

FOMO (Fear Of Missing Out)

Daha önce hiç duymamış olabileceğin bir kısaltmaya geldik: FOMO… Fear of Missing Out kelimelerinin ilk harflerinden türetilen FOMO, bir şeyi kaçırma korkusu olarak Türkçeye çevrilebilir. Daha çok satış üzerine çalışan şirketlerde kullanılan bir terimdir.

“Satışları artırmak için bir FOMO yaratmalıyız.” şeklinde karşına çıkma ihtimalinin çok yüksek olduğu bu terim, tüketiciyi harekete geçirmek için atılacak adımları planlamada sıklıkla dile getirilir.

iş hayatında ingilizce kısaltmalar

B2B (Business to Business)

Bunu duymamış olma ihtimalini düşünemiyoruz. Çalıştığın şirkette kesinlikle denk gelebileceğin bir kısaltma: B2B… Business to Business kelimelerinin baş harflerinde yola çıkılarak türetilen B2B, işletmeden işletmeye şeklinde Türkçede çokça kullanılır.

Daha çok kurumsal satışlar gerçekleştiren şirketlerin kullandığı B2B kısaltması, satış işlerini hayata geçiren kişiler arasında bol bol ifade edilmektedir. “Biz B2B ekibiyiz, bu bahsettiğiniz daha çok B2C” gibi duyabileceğiniz cümlelerdeki B2B ibaresinin anlamı ve kullanımı tam olarak bu…

B2C (Business to Customer)

Yukarıdaki cümlede örneğini verdiğimiz için hemen burada B2C kısaltmasını açıklayalım. Business to Customer kelimelerinin bir kısaltması olduğu bariz bir şekilde görünen B2C, şirketten tüketiciye şeklinde Türkçede ifade edilebilir.

Direkt alıcıyla birebir işlerin yapıldığı işletmelerde sıklıkla kullanılan B2C kısaltması, aslında nihai kullanıcıya şirketten ulaşıldığını göstermektedir. Hizmet veya ürün satışı gerçekleştiren hemen her işletmenin B2C ekibi vardır.

BTW (By The Way)

Genel olarak yazışmalarda kısaltma şeklinde kullanılan ama konuşmalarda da araya girişlerde bulunmak için açık haliyle ifade edilen BTW, Türkçede bu arada şeklinde karşılık bulmaktadır. Şirket içi yazışmalarda bir konuda konuşulurken farklı bir noktaya dikkat çekmek ya da konuyu değiştirmek için değerlendirilen BTW, eminiz ki en az bir kez gördüğün bir kısaltmadır.

Konu geçişlerinde ya da araya gireceğin yazışmalarda değerlendirebileceğin BTW’i, günlük konuşmalarda da By The Way şeklinde dile getirebilir ve sık sık kullanabilirsin.

BTW, yeni bir kısaltmaya geçmenin vakti geldi.

COB (Close Of Business)

Close of Business yani Türkçeye iş bitimi olarak çevrilen COB, daha çok iş arkadaşları arasında kullanılmaktadır. Mesai bitiminden sonra yapılan planlar için ya da mesai bitiminden sonrasını ifade etmek için söylenen COB, tabii ki yazışmalarda karşımıza çıkmaktadır.

Konuşma sırasında da close of business şeklinde ifade edilen bu kısaltmayı, profesyonel iş hayatınızda sıklıkla dile getirebilirsiniz.

ingilizce kısaltmalar iş hayatı

TGIF (Thank God, It’s Friday)

Tüm çalışanların çok sevdiği ve artık tatilin başlayacağını betimleyen cuma gününü ifade etmek için söylenen TGIF, özellikle de yoğun bir haftanın ardından çalışma arkadaşları arasında bol bol kullanılmaktadır.

Türkçeye “şükürler olsun, bugün cuma” ve türevlerinde çevrilebilecek olan TGIF, happy hours gibi aktivitelerin yapıldığı cuma gününü en güzel betimleyen kısaltmadır.

Yukarıda iş hayatında sık kullanılan birçok kısaltmayı ve Türkçe anlamlarını sizlerle paylaştık. Tabii sadece bu kısaltmaları bilmek, size iş hayatında ufak katkılarda bulunur. Bunun yerine iş İngilizcesi öğrenerek iş hayatınızda İngilizce kullanımınızı artırabilir ve daha sağlam bir kariyer yaratabilirsiniz.

Open English olarak %100 online bir şekilde gerçekleştirdiğimiz İngilizce eğitimimizi tercih ederek siz de iş İngilizcesi öğrenebilir, günlük hayatta ya da iş hayatında karşınıza çıkan kısaltmaları baş harflerinden bile kolayca anlayabilirsiniz. İngilizce kursumuza dair detaylı bilgi almak için yukarıda yer alan formu doldurabilir, 1,5 milyon öğrencinin arasına siz de katılabilirsiniz.

İngilizcede “Who” ve “Whom” Arasındaki Farklar

Dilbilgisi kuralları bazen kafa karıştırıcı olabilir. Birçok kelimenin birbirine benzediğini hatta aynı olduğunu düşünürüz. Bu sebeple yanlış kullandığımız kelimelerin sayısı da artar. Bu yanlış kullanıma sebep olacak benzerliklerden biri de ‘who’ ve ‘whom’ kelimeleri.

Özellikle de bu iki kelimeyi ayırt etmek konusunda birçok kişi sıkıntı yaşıyor. Ama senin endişelenmene gerek yok. Çünkü bu yazıyla birlikte bu konuyu daha iyi anlamanı sağlayacağız. ‘Bu yazılar işe yaramıyor, daha pratik çözüm lazım’ diyosan yine endişelenme. Çünkü Open English var.

Dil Öğrenme Heyecanı

Dil öğrenme sürecinde karşına çıkan bütün olumsuzlukların neler olduğunu biliyoruz. Her dil öğrencisinin farklı öğrenme talepleri ve ihtiyaçları var. Open English bu ihtiyaçların neler olduğunu anlayarak, öğrenme sürecini kişiselleştiren online bir dil kursu. Yani, senin saatine senin mekanına göre ayarlanmış 7/24 iletişim kurabileceğin bir dünya.

Hangi seviyede olduğun fark etmez. Open English ile her aşamada ilerleyebilirsin. Profesyonel eğitmenler, sana dili anlama, konuşma ve yazma konularında yardımcı olmak için buradalar.

Open English ile İngilizce öğrenirken, günlük yaşamında kullanabileceğin pratik beceriler geliştirmenin keyfini çıkaracaksın. Eğitim materyalleri, seni gerçek dünya deneyimlerine hazırlayacak şekilde tasarlandı. Herhangi bir anda konuşman ya da dinlemen, okuman gereken bir şey olduğunda yarı yolda kalmayacağın bir serüven olacak. Open English hedeflerini gerçekleştirmene yardımcı olmak için ekranının ardında seni bekliyor.

Sen de dil öğrenme yolculuğunda Open English’e katıl. Daha fazla bilgi edinmek ve özel tekliflerimizden yararlanmak için bugün iletişime geç! Open English, dil öğrenmenin keyfini çıkar. 

 Bu yazımızda “who” ve “whom”un ne zaman ve nasıl kullanılacağını öğreneceğiz.  Bu sayede İngilizce konuşurken kendini daha iyi  ifade edebileceksin. Hazırsan, hadi başlayalım!

ingilizce who ve whom

İngilizce “Who” ve “Whom” 

Bu iki kelime arasındaki farkı anlatmak için önce kısaca neyin ne olduğunu tanıttık. Ardından bol bol örnek vererek bu kelimeleri nerede nasıl kullanacağını göstermeye çalıştık. Umarız faydasını görebileceğin bir içerik olmuştur. Herkese bol şans.

İngilizce “Who” Nedir?

“Who,” genellikle bir kişinin kim olduğunu sormak veya belirtmek için kullanılır. Aynı zamanda “who” kelimesi cümlenin öznesi olarak da kullanılabilir. “Who” ile alakalı birkaç örnek cümleye bakalım:

  • Soru Sormak için “Who”:

Who is that person over there? (Orada kim o kişi?)

Who is coming to the party tonight? (Bu akşam partiye kim geliyor?)

Who will win the championship this year, and why? (Bu yıl şampiyonluğu kazanacak kişinin kim olduğunu düşünüyorsun ve neden?)

Who inspired you to pursue your career in music? (Sizleri müzik kariyerinizi sürdürmeye teşvik eden kişi kimdi?)

Who is responsible for this project’s success? (Bu projenin başarısından kim sorumludur?)

Who is your favorite actor, and why do you admire them? (En sevdiğiniz aktör kim ve neden onları beğeniyorsunuz?)

  • Özne Olarak “Who”:

The person who called me was my sister. (Beni arayan kişi, kız kardeşimdi.)

I don’t know who did it. (Kimin yaptığını bilmiyorum.)

The actor who starred in that movie won an award. (O filmde başrol oynayan aktör bir ödül kazandı.)

Do you know who is coming to the party tonight? (Bu akşam partiye kimin geleceğini biliyor musun?)

Who is the chef responsible for this delicious meal? (Bu lezzetli yemeğin sorumlusu kim?)

The person who designed this building is very talented. (Bu binayı tasarlayan kişi çok yetenekli.)

Who wrote this amazing book? (Bu harika kitabı kim yazdı?)

Online İngilizce kursumuz hakkında detaylara hızlıca ulaşmak için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

ingilizce whom nedir

İngilizce “Whom” Nedir?

“Whom,” genellikle bir kişiye veya kişilere olan bir eylemi ifade ederken kullanılır. ‘Kim’, ‘kimi’ ‘kime’ anlamlarına gelir. Who’dan farkına bakınca ‘who’, öznel bir zamirdir. “Whom” ise nesnel bir zamirdir.

Bu da en basit şekliyle, “who”nun her zaman bir fiile tabi olduğu, “whom”un ise bir cümlede her zaman nesne konumunda olduğu anlamına gelir. Ama “whom” İngilizcede daha az yaygın olarak kullanılır. Ve birçok kişi tarafından unutulmuş veya yanlış kullanılmış bir kelime olarak kabul edilir.  Yine “whom” kelimesine örnek bazı cümleler:

Nesne Olarak “Whom”:

  • Whom did you call last night? (Dün gece kimi aradın?)
  • To whom did you lend your umbrella? (Şemsiyenizi kime ödünç verdiniz?)
  • Whom are you going to invite to the wedding? (Düğüne kimi davet etmeyi düşünüyorsunuz?)
  • Whom should I ask for help in this matter? (Bu konuda yardım için kimi sormalıyım?)
  • To whom did you send that email? (O e-postayı kime gönderdin?)

İkinci Bir Cümlecikte “Whom”:

  • She is the one whom I met on my trip to Italy. (O, İtalya seyahatimde tanıştığım kişidir.)
  • He is the person whom I have been looking for all my life. (O, hayatım boyunca aradığım kişidir.)
  • Whom did you recommend for the job? (İşi kime tavsiye ettiniz?)
  • This is the book whom I borrowed from the library. (Bu, kütüphaneden ödünç aldığım kitaptır.)
  • Whom did you see at the concert last night? (Dün gece konserde kimi gördün?)

Farkları ve Özet:

  • “Who,” bir kişinin kim olduğunu belirtmek veya sormak için kullanılırken, “whom” bir kişiye veya kişilere olan bir eylemi ifade ederken kullanılır.
  • “Who,” cümlenin öznesi olarak kullanılabilir, ancak “whom” bu şekilde kullanılmaz.
  • “Whom,” genellikle daha resmi yazılarda veya konuşmalarda kullanılırken, “who” daha günlük konuşmalarda ve yazılarda daha yaygın olarak kullanılır.
  • Modern İngilizcede, “whom” yerine “who” kullanımı daha yaygındır ve birçok kişi “whom” kelimesini tercih etmez.

İngilizce Yönler ve Türkçe Anlamları

Her dilde yönler, günlük konuşmalarda bir yeri tarif etmek için sıklıkla kullanılmaktadır. Tabii bu kullanım “Buradan kuzeye doğru git, oradan sağa dön.” şeklinde gerçekleşmemektedir. Daha çok “Şu eczaneyi geçince sağa dön, sonrasında düz git.” gibi cümlelerle ifade edilmektedir.

Bu yazımızda bu ifadelerin İngilizce hallerine de bir bakış atacağız ama öncesinde İngilizce yönlere bir bakalım ve İngilizce yönlerin okunuşlarını-Türkçe anlamlarını birlikte inceleyelim.

İlk olarak İngilizce ana yönlerle başlıyoruz:

İngilizce Ana Yönler Nelerdir?

İngilizcede, tıpkı Türkçede olduğu gibi 4 tane ana yön vardır. Şimdi bu yönlere yakından bir bakalım ve sonrasında aşağıda yer alan örnek cümleleri inceleyelim.

  • North – Kuzey
  • South – Güney
  • East – Doğu
  • West – Batı

İngilizce Ana Yönlere Open English ile 7/24 Çalışabilirsin

Dünyanın en iyi online İngilizce kurslarından Open English ile İngilizcenin dört temel becerisinde (okuma, yazma, dinleme ve konuşma) kendini kolayca geliştirebilirsin. Ana dili İngilizce olan eğitmenlerle 7/24 canlı dersler ve konuşma sınıflarına katılabilir, bu eğitmenlerle istersen özel ders yapabilir ya da binlerce saatlik ders içeriğini kapsayan online kütüphaneye dilediğin zaman erişebilirsin.

Open English’e başvuru yapmak çok kolay. Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, müşteri temsilcilerimiz sana anında geri dönüş yaparak gerekli bilgileri iletecektir. 

ingilizce ana yönler nelerdir

İngilizce Ana Yönlerin Okunuşları ve Örnek Cümleler

İngilizcenin yazıldığı gibi okunmayan bir dil olduğunu artık biliyorsun. Bu açıdan baktığımızda tabii ki de her kelimenin farklı bir okunuşu var. Bu başlık altında da İngilizce ana yönlerin okunuşlarını inceleyeceğiz.

İngilizce Ana Yön Okunuşları

  • North (Kuzey): Nort
  • South (Güney):Saut
  • East (Doğu): İ:st
  • West (Batı): Vest

Gördüğün gibi İngilizce ana yönlerin okunuşları çok basit… Tek seferde söylenebilecek şekilde oldukları için telaffuzlarını kolay bir şekilde öğrenebileceğin İngilizce ana yönlerle alakalı birer tane de örnek cümle verelim ve cümle içerisinde kullanımlarını da öğrenmiş olalım.

Burada tek bir konu üzerinden hepsini değerlendirebiliriz. Örnek olarak Türkiye’nin 4 ana yönünde deniz olup olmadığına dair cümleler oluşturalım.

North – Kuzey

  • There is Black Sea in the North of Turkey.
  • “Türkiye’nin kuzeyinde Karadeniz vardır.”

South – Güney

  • There is Mediterrenian in the South of Turkey.
  • “Türkiye’nin güneyinde Akdeniz vardır.”

East – Doğu

  • There isn’t any sea in the East of Turkey.
  • “Türkiye’nin doğusunda hiç deniz yoktur.”

West – Batı

  • There is Aegean Sea in the West of Turkey.
  • “Türkiye’nin batısında Ege Denizi vardır.”

İngilizce Ara Yönler Nelerdir?

İngilizce ana yönleri öğrendik. Sırada İngilizce ara yönler var. Yukarıda olduğu gibi önce ara yönlere ve Türkçe karşılıklarına bir bakalım. Sonrasında da örnek cümleleri inceleyelim.

  • Northeast – Kuzeydoğu
  • Southeast – Güneydoğu
  • Northwest – Kuzeybatı
  • Southwest – Güneybatı

İngilizce Ara Yönlerin Okunuşları ve Örnek Cümleler

Evet ara yönlerin okunuşları ve örnek cümleler ile yazımıza devam ediyoruz. Burada da okunuşlar farklı olduğu için bu detaya hakim olmak, İngilizce serüveninde aksanını geliştirmene yardımcı olacaktır.

İngilizce Ara Yönlerin Okunuşu

  • Northeast (Kuzeydoğu): Nort i:st
  • Southeast (Güneydoğu): Saut i:st
  • Northwest (Kuzeybatı): Nort vest
  • Southwest (Güneybatı): Saut vest

Ana yönlerin bir araya getirilerek oluşturulduğu İngilizce ara yönlerin okunuşları da aynı şekilde devam etmektedir. Yani şu şekilde açıklayalım: Northeast kelimesi, North ve East kelimelerinin okunuşlarının aynı biçimde kalmasıyla telaffuz edilmektedir.

Örnek cümlelerimizle bu konuyu taçlandıralım. Burada da Türkiye’nin ara yön olarak tabir edebileceğimiz yerlerinde yer alan şehirlerle alakalı cümleler kuralım.

Northeast – Kuzeydoğu

  • There is Kars in the Northeast of Turkey.
  • “Türkiye’nin kuzeydoğusunda Kars vardır.”

Northwest – Kuzeybatı

  • There is Çanakkale in the Northwest of Turkey.
  • “Türkiye’nin kuzeybatısında Çanakkale vardır.”

Southeast – Güneydoğu

  • There is Gaziantep in the Southeast of Turkey.
  • “Türkiye’nin güneydoğusunda Gaziantep vardır.”

Southwest – Güneybatı

  • There is Antalya in the Southwest of Turkey.
  • “Türkiye’nin güneybatısında Antalya vardır.”

ingilizce yönlerin kısaltmaları

İngilizce Yönlerin Kısaltmaları

İngilizce yönlere dair pek çok detayı öğrendik. Şimdi bu yönlerin global anlamda kullanılan kısaltmalarına bir bakalım. Özellikle de pusulalardan aşina olabileceğin bu yön kısaltmaları, hayatın her alanında karşına çıkabilir.

  • North – Kuzey – N
  • South – Güney – S
  • East – Doğu – E
  • West – Batı – W
  • Northeast – Kuzeydoğu – NE
  • Northwest – Kuzeybatı – NW
  • Southeast – Güneydoğu – SE
  • Southwest – Güneybatı – SW

Gördüğün gibi yön kısaltmalarını oluşturmak aslında çok basit… Öncelikli olarak ana yönlerde sadece ana yönün baş harfi yeterli oluyor. Ara yönlerle birleştirilen ara yönlerde ise hem ana yönün hem de ara yönün baş harflerini alarak kısaltma oluşturuluyor.

Bu kısaltmalar pek çok yerde karşına çıkabilir, bunları öğrenmende fayda var.

İngilizce Yön Tarifinde Kullanılan Kalıplar

İngilizce yön tarifi yapmak için kullanılabilecek birçok kelime vardır. Bu kelimelerle sana bir yeri soran kişiye gitmesi gereken yönü kolayca tarif edebilirsin.

  • left: sol
  • right: sağ
  • in: içinde
  • on: üzerinde
  • under: altında
  • near: yakınında
  • next to: bitişiğinde
  • behind: arkasında
  • in front of: önünde
  • between: arasında
  • on the left: solunda
  • on the right: sağında
  • turn left: sola dön
  • turn right: sağa dön
  • go straight: düz git
  • go straight a head: dümdüz git
  • go along: devam et

Yukarıdaki kelimelere ek olarak, birisi şehirlerle alakalı sorular sorduğunda da cevap verirken ana ve ara yönleri kullanabilirsin. Burada da örneklerle konuyu hemen pekiştirelim.

  • Where is Hatay? (Hatay nerededir?)
  • Hatay is in the south of Turkey. (Hatay, Türkiye’nin güneyindedir.)
  • Where is Balıkesir? (Bodrum nerededir?)
  • Balıkesir is in the west of Turkey. (Balıkesir, Türkiye’nin batısındadır.)
  • Where is Bingöl? (Bingöl nerededir?)
  • Bingöl is in the west of Turkey. (Bingöl, Türkiye’nin doğusundadır.)
  • Where is Zonguldak? (Kayseri nerededir?) 
  • Zonguldak is in the north of Turkey. (Zonguldak, Türkiye’nin kuzeyindedir.)

Yukarıdaki örnekleri çoğaltabiliriz ama konu bu örneklerle de net bir şekilde anlaşılmıştır diye düşünüyoruz. Bu soruları ve cevaplarını sen de evde alıştırma yaparak öğrenebilirsin.

İngilizce Öğrenmenin En Hızlı ve Pratik Yolu

Bu yazımızda İngilizce yönlere dair detayları seninle buluşturduk. Tabii Open English olarak sunduğumuz online İngilizce kursu sayesinde bu ve benzeri konuların yanı sıra İngilizceyi hızlı bir şekilde öğrenebilirsin.

Kelime öğrenmene yardımcı olacak sayısız ünite, her gün güncellenen haberler, okuma-yazma-dinleme ve konuşma pratiği kazanmana olanak sağlayacak interaktif videolar, bire bir canlı dersler ve çok daha fazlası Open English’te seni bekliyor. Yukarıda yer alan formu doldurarak İngilizce öğrenmek için ilk adımı atabilir, üyeliğini hemen başlatarak zaman kaybetmeden İngilizce öğrenebilirsin.