İngilizcede ilk öğretilen, en temel konulardan olan “There Is / There Are” konusuna göz atma vakti geldi. Bu yazımızda There Is ve There Are’ı olumlu, olumsuz ve soru yapılarında nasıl kullanabileceğimizi öğrenecek, çeşitli örneklerle inceleyecek ve birlikte kullanılan yapıları inceleyeceğiz. Yazının sonunda konuya tamamen hakim olacağına eminiz!
Seni gerek There Is ve There are gibi temel konular, gerek daha karmaşık gramer konular için ilk adresin olacak Open English’e davet ediyoruz! Open English, 7/24 canlı dersleri, sınırsız erişimi ve ana dili İngilizce olan uzman eğitmen kadrosuyla sana İngilizce’yi tüm incelikleriyle öğretmeye hazır. Sen de sitemizi inceleyerek bize katılabilir, İngilizce eğitimindeki tüm ihtiyaçlarını online kursumuzla karşılayabilirsin!
Online İngilizce kursu Open English’te binlerce saatlik İngilizce dil bilgisi ders içeriği seni bekliyor. Üstelik Open English’i istediğin her yerde internet bağlantın aracılığıyla kullanabilirsin. Evde İngilizce öğrenmek mi istiyorsun? Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, müşteri temsilcilerimiz sana en uygun eğitim planını birlikte seçmek için seni arasın.
There Is & There Are İngilizcedeki en temel konulardan olsa da ufak detaylar gözden kaçabilmekte. Bu yüzden en başından dikkatlice takip etmeni tavsiye ediyoruz. Olumlu cümlelerde There Is & There Are yapısını kullanmak ise çok basit. Tek dikkat etmen gereken nesnenin tekil veya çoğul olması. Eğer sonrasında tekil bir nesne kullanacaksak “there is”, çoğul bir nesne kullanacaksak “there are” kullanmamız gerekir.
| There | is | tekil nesne |
| There | are | çoğul nesne |
Örnek:
Devam etmeden önce kısa bir hatırlatma: İngilizcede her isim sayılabilir (countable) kabul edilmez, bazı isimler sayılamayan (uncountable) kabul edilir. Sayılamayan isimlere -s çoğul eki getirilemez ya da başlarına a/an getirilemez ve There is & There Are yapısında tekil olarak kabul edilir. Tüm sayılamayan isimleri kapsamasa da genelde sıvılar (water, milk, tea, coffee vs.) ve ufak parçacıklardan oluşan nesneler (rice, pasta, salt, sugar vs.) sayılamaz kabul edilir ve buna her cümlede dikkat edilmelidir.

Eğer olumlu cümlelerde There Is & There Are kullanımını kavradıysan olumsuz halinde hiç sıkıntı çekmeyeceksin! Çünkü yapmamız gereken şey yalnızca is veya are’ın yanına olumsuzluk vermesi için not’ı eklemek.
| There | is not / isn’t | tekil nesne |
| There | are not / aren’t | çoğul nesne |
Örnek:
Şimdiye kadar öğrendiğin tenseleri düşün. Sorularda hepsinde yardımcı fiil başa geldi değil mi? İşte There Is & There Are’da da aynı şeyi yapıyor, is/are’ı başa getiriyoruz. Bu şekilde yaptığımız sorular Yes/No Question (Evet/Hayır Sorusu) oluyor. Fakat başına bir soru kelimesi (what, where, when, how vs.) getirerek Wh- Question elde etmek ve daha fazla bilgi almak mümkün!
| Is | there | tekil nesne |
| Are | there | çoğul nesne |
Örnek:
Not: Bildiğin gibi a/an “bir” anlamında, tekil nesnelerden önce kullanılır. A sesli harfle (veya sesle) başlayan kelimelerde, an ise sesli harfle (veya sesle) başlayan kelimelerden önce kullanılır. “University, unit, usage” gibi sesli harfle başlayan fakat okunurken “y” sesi gibi sessiz sesler ile başlanan kelimelerden önce de a kullanılır.

There Is & There Are yapısında sık sık kullanılan some, any & no, gözümüzden kaçmaması gereken önemli konular. Çünkü bazı durumlarda bu kelimeleri kullanmazsak cümle biraz vurgusuz duyulabilir. Hemen bunlara da göz gezdirelim.
Some, There Is & There Are’da olmazsa olmazlardan biridir. Önüne geldiği sayılabilen çoğul ve sayılamayan nesnelere “biraz, birkaç, bazı” sıfatlarından birini ekler. Genellikle olumlu cümlelerde ve bazen teklif sorularında kullanılır.
Örnek:
Any, There Is & There Are’da yine sıkça karşımıza çıkar. Sayılabilen çoğul nesnelerle ve sayılamayan nesnelerle kullanılır. Olumsuz cümlelerde ve soru cümlelerinde karşımıza çıkar. Önüne geldiği kelimeye “hiç” anlamı katar.
Örnek:
Evet! Open English ile hiçbir sınır yok! 7/24 canlı dersleri, dünyanın her köşesinden yekin eğitmenleri ve sınırsız erişimi ile Open English, İngilizce ile ilgili aklındaki tüm sorular için yanında!
No, cümlede any ile aynı anlamı verir fakat birbirinin yerine kullanılmaz. Çünkü no, olumsuz cümlelerde kullanılmaz. Olumlu cümlelerden önce nesnenin önüne gelerek hiç anlamı katar fakat not ile aynı cümlede bulunamaz.
Örnek:
Evet, bir konunun daha sonuna geldik! En temelden başlıyor olsan da, İngilizce bilgini tazelemek istiyor olsan da bu temel konuyu atlamaman çok önemli. There Is & There Are ve daha yüzlerce konuyu öğrenmek için Open English’e katılabilirsin!
Günün her saati canlı dersler alabileceğin, tüm kaynaklarına sınır olmaksızın ulaşabileceğin, dünya çapında eğitmenler eşliğinde her adımda nasıl ilerlediğini öğrenebileceğin bir platform olan Open English, sana İngilizce’yi kendi zamanında, kendi kurallarında öğrenmeyi teklif ediyor! Sitemizi incele ve bize katıl!
Başlangıç düzeyinde İngilizce bilenler için 6 tüyo konulu yazımızdan devam etmeye ne dersin?
Nesne zamirleri kendini doğru şekilde ifade edebilmen açısından oldukça önemlidir. “Him/himself, them/themself, her/herself, my/myself” gibi birçok nesne zamiri bulunur. Bu zamirleri doğru yerde ve doğru şekilde kullanmak oldukça önemlidir. Bu başlıkta “him” ve “himself” kavramlarını inceleyeceğiz.
“Him,” İngilizce’nin üçüncü tekil şahıs erkek nesne zamirlerinden biridir. Genellikle bir erkek kişiyi veya eril bir nesneyi belirtmek veya işaret etmek için kullanılır. Kısaca “o kişiden” veya “o şeyden” bahsetmek üzere kullanılır. “Him” sözcüğünün İngilizcede birden fazla kullanım alanı vardır.
“Him,” bahsettiğimiz üzere bir erkek kişi veya eril nesneden bahsederken kullanılır.

“Him,” bir cümlenin nesnesini temsil eder ve cümledeki fiil tarafından etkilenen veya işaret edilen kişiyi veya nesneyi gösterir.
(Onu aradı.)
(Partiye onu davet ettiler.)
“Him,” İngilizce’de aitlik veya ilişki ifade etmek için de kullanılabilir. Ancak aitlik ifade ederken “him” zamiri değil, “his” (onun) anlamına gelen zamir kullanılır.
(Bu onun arabası, onun değil.)
(Bunu tamamen kendi kendine yaptı.)
(Dün mağazada onu gördüm.)
(Şu anda telefonda onunla konuşuyor.)
(Köpek onu eve kadar takip etti.)
(İşi nitelikleri nedeniyle ona teklif ettiler.)
Kısacası bir erkekten veya eril nesneden bahsederken bu ifadeyi kullanırız. Ancak kişinin kendi kendinden bahsederken bu ifadeye yer verilmez. Aşağıdaki başlıkta bu bahsettiğim kavramdan detaylıca bahsedeceğiz.
Online İngilizce kursumuz hakkında detaylara ulaşmak için yan taraftaki formu hemen doldurabilirsin.

“Himself,” İngilizce’de üçüncü tekil şahıs için kullanılan bir nesne zamiri ve aynı zamanda refleksif bir zamirdir. “Himself,” bir erkek kişiyi veya eril bir nesneyi nesne olarak belirtmek veya bir eylemin doğrudan o kişi tarafından gerçekleştirildiğini ifade etmek için kullanılır.
“Himself,” bir kişinin kendini ifade etmek veya bir eylemi kendi kendine gerçekleştirdiğini belirtmek için kullanılır. Bu kullanım refleksif anlam taşır ve eylemin kişi üzerindeki etkisini vurgular.
(Akşam yemeğinden önce kendini yıkadı.
(Aceleyle kendi kendine giyindi.)
(Hata için kendilerini suçladılar.)
“Himself,” aynı zamanda ilgili kişinin aitlik veya ilişki ifadesini belirtmek için kullanılabilir.
(Bu onun kitabı, kendisi satın aldı.)
(Bütün işi kendi başına yaptı.)
(Arabayı kendisi tamir etti.)
(Kendi kendine bakabilir.)
(Ağaç evini kendileri inşa ettiler.)
(Çözümü tamamen kendi kendine buldu.)
“Himself,” İngilizce’de hem refleksif bir zamir olarak kullanılırken hem de aitlik veya özellikleri vurgulamak için kullanılan bir zamirdir. Kısacası, bir eylemin doğrudan o kişi tarafından gerçekleştirildiğini ifade etmek hem de kişinin kendi özelliklerini belirtmek için bu ifadeyi kullanırız.
İngilizce öğrenmek istersen hemen yan tarafta yer alan formu doldurarak ilk adımı atabilirsin.

“Him,” bir erkek kişiyi veya eril bir nesneyi nesne olarak belirtmek veya işaret etmek için kullanılır.
“Him,” öznenin veya fiilin etkilediği veya işaret ettiği kişiyi veya nesneyi gösterir.
“Him,” başka bir kişi veya nesne tarafından etkilenen veya bir eylemin hedefi olan bir erkek kişiyi veya eril bir nesneyi belirtmek için kullanılır.
“Himself,” bir kişinin kendini ifade etmek veya bir eylemi kendi kendine gerçekleştirdiğini belirtmek için kullanılır.
“Himself,” refleksif bir zamir olarak kullanılır ve eylemin kişi üzerindeki etkisini vurgular.
“Himself,” aynı zamanda ilgili kişinin aitlik veya ilişki ifadesini belirtmek için de kullanılabilir.
Kısaca özetlemek gerekirse, “him” bir nesne zamiri olarak kullanılırken, “himself” refleksif bir zamir olarak kullanılır ve kişinin kendi kendini ifade etmesi veya bir eylemi kendi kendine gerçekleştirmesi durumlarında kullanılır. Ayrıca, “himself” aitlik veya özellik vurgusu yapmak için de kullanılabilir.
Bu şekilde anlatıldığında kulağa zor gibi gelse de biraz pratikle bu iki nesne zamiri arasındaki ayrımı yapmak oldukça basittir. Nesne zamirlerini öğrenirken, bir yazar tavsiyesi olarak “me” ve “myself” kavramlarından başlamanı öneririm. Bu iki kavram nesne zamirlerinin en doğru şekilde anlaşılması konusunda sana daha iyi yardımcı olacaktır. Yazıyı bitirmeden önce tüm bu yazının akılda kalması için ise şu iki maddeye yer vermek isterim:
Him: Bu kelime bir bireyi veya nesnenin kendisini ifade eder.
Himself: Bu kelime ise bireyin kendi kendini ifade eder. Aynı şekilde canlının bireysel, kendi çabalarıyla, kendi kendine gerçekleştirdiği bir eylemi anlatırken kullanılır. Bu iki maddeyi göz önünde bulundurarak yukarıda yer alan örneklere tekrar göz atmanı tavsiye ederim.
Unutmamalısın ki, İngilizcede her kelimenin tam anlamıyla Türkçe karşılığı yok, “himself” zamiri de bu kelimelerden biri, dolayısıyla bu zamirin Türkçe çevirisini değil, kelimenin kullanım şekillerini kavramaya çalışmanı öneririm. Diğer zamirler hakkında bilgi edinmek için blog sayfamızdaki yazılara göz atabilirsin.
İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek istersen yan taraftaki formu doldurarak İngilizce kursumuz hakkında detaylara ulaşabilirsin.
Günümüzde dünya genelinde Birleşmiş Milletler tarafından tanınmış 195 ülke bulunuyor. Bazı ülkelerin İngilizcesi, yazılışı ve okunuşu açısından Türkçesi ile bire bir örtüşürken, bazı ülkelerin İngilizcesi ise Türkçe yazılışı ve okunuşundan apayrı.
Aşağıda 7 kıta özelinde tüm ülkelerin İngilizcesini, Türkçesini ve İngilizce okunuşlarını listeledik. Sınırları sebebiyle bazı ülkeleri birden fazla kıtada listelenmiş olarak görebilirsin. İngilizce ülkeleri öğrenirken ülke isimlerinin İngilizcesini de sesli bir şekilde telaffuz ederek pratik yapmayı ihmal etme!
| İngilizce Ülkeler | Türkçe | Okunuşları |
| Angola | Angola | /æŋˈɡəʊlə/ |
| Benin | Benin | /beˈniːn/ |
| Botswana | Botsvana | /bɒtˈswɑːnə/ |
| Burkina Faso | Burkina Faso | /bʊrˌkiː.nə ˈfɑː.soʊ/ |
| Burundi | Burundi | /bʊˈrʊndi/ |
| Algeria | Cezayir | /ælˈdʒɪr.i.ə/ |
| Djibouti | Cibuti | /dʒɪˈbuː.t̬i/ |
| Chad | Çad | /tʃæd/ |
| Equatorial Guinea | Ekvator Ginesi | /ek.wəˌt̬ɔːr.i.əl ˈɡɪn.i/ |
| Eritrea | Eritre | /ˌer.ɪˈtriː.ə/ |
| Eswatini | Esvatini | /ˌes.wɑːˈtiː.niː/ |
| Ethiopia | Etiyopya | /ˌiː.θiˈəʊ.pi.ə/ |
| Morocco | Fas | /məˈrɑː.koʊ/ |
| Ivory Coast | Fildişi Sahili | /ˌaɪ.vɚ.i ˈkoʊst/ |
| Gabon | Gabon | /ɡæbˈoʊn/ |
| Gambia | Gambiya | /ˈɡæm.bi.ə/ |
| Ghana | Gana | /ˈɡɑː.nə/ |
| Guinea | Gine | /ˈɡɪn.i/ |
| Guinea-Bissau | Gine-Bissau | /ˌɡɪn.i.bɪˈsaʊ/ |
| South Africa | Güney Afrika | /ˌsaʊθ ˈæf.rɪ.kə/ |
| South Sudan | Güney Sudan | /ˌsaʊθ suːˈdæn/ |
| Cameroon | Kamerun | /ˌkæm.əˈruːn/ |
| Kenya | Kenya | /ˈken.jə/ |
| Comoros | Komorlar | /ˈkɒm.ə.rəʊz/ |
| Republic of the Congo | Kongo Cumhuriyeti | /ˌrɪpʌb.lɪk əv ˈkɑːŋ.ɡoʊ/ |
| The Democratic Republic of the Congo | Kongo Demokratik Cumhuriyeti | /ˌdem.əkræt.ɪk rɪpʌb.lɪk əv ˈkɑːŋ.ɡoʊ/ |
| Lesotho | Lesotho | /ləˈsuː.tuː/ |
| Liberia | Liberya | /laɪˈbɪr.i.ə/ |
| Libya | Libya | /ˈlɪb.i.ə/ |
| Madagascar | Madagaskar | /ˌmæd.əˈɡæs.kɚ/ |
| Malawi | Malavi | /məˈlɑː.wi/ |
| Mali | Mali | /ˈmɑː.li/ |
| Mauritius | Mauritius | /mɔːˈrɪʃ.i/ |
| Egypt | Mısır | /ˈiː.dʒɪpt/ |
| Mauritania | Moritanya | /ˌmɔːr.ɪˈteɪ.ni.ə/ |
| Mozambique | Mozambik | /ˌmoʊ.zæmˈbiːk/ |
| Namibia | Namibya | /nəˈmɪb.i.ə/ |
| Niger | Nijer | /ˈnaɪ.dʒɚ/ |
| Nigeria | Nijerya | /naɪˈdʒɪr.i.ə/ |
| The Central African Republic | Orta Afrika Cumhuriyeti | /ˌsen.trəl æf.rɪ.kən rɪˈpʌb.lɪk/ |
| Rwanda | Ruanda | /ruˈɑːn.də/ |
| São Tomé and Príncipe | São Tomé ve Príncipe | /saʊ təˌmeɪ ənd ˈprɪn.sɪ.peɪ/ |
| Senegal | Senegal | /ˌsen.ɪˈɡɔːl/ |
| The Seychelles | Seyşeller | /seɪˈʃelz/ |
| Sierra Leone | Sierra Leone | /siˌer.ə liˈoʊn/ |
| Somali | Somali | /səˈmɑː.li/ |
| Sudan | Sudan | /suːˈdɑːn/ |
| Tanzania | Tanzanya | /ˌtæn.zəˈniː.ə/ |
| Togo | Togo | /ˈtoʊ.ɡoʊ/ |
| Tunisia | Tunus | /tuːˈniː.ʒə/ |
| Uganda | Uganda | /juːˈɡæn.də/ |
| Cape Verde | Yeşil Burun Adaları | /ˌkeɪp ˈvɝːd/ |
| Zambia | Zambiya | /ˈzæm.bi.ə/ |
| Zimbabwe | Zimbabve | /zɪmˈbɑːb.weɪ/ |

| İngilizce Ülkeler | Türkçe | Okunuşları |
| Afghanistan | Afganistan | /æfˈɡæn.ɪ.stæn/ |
| Azerbaijan | Azerbaycan | /ˌɑː.zɚ.baɪˈdʒɑːn/ |
| Bahrain | Bahreyn | /bɑːˈreɪn/ |
| Bangladesh | Bangladeş | /ˌbæŋ.ɡləˈdeʃ/ |
| Bhutan | Bhutan | /buːˈtɑːn/ |
| The United Arab Emirates | Birleşik Arap Emirlikleri | /juːˌnaɪ.t̬id ˌer.əb ˈem.ə.rəts/ |
| Brunei | Brunei | /bruːˈnaɪ/ |
| China | Çin | /ˈtʃaɪ.nə/ |
| East Timor | Doğu Timor | /ˌiːst ˈtiː.mɔːr/ |
| Indonesia | Endonezya | /ˌɪn.dəˈniː.ʒə/ |
| Armenia | Ermenistan | /ɑːrˈmiː.ni.ə/ |
| Philippines | Filipinler | /ˈfɪl.ə.piːnz/ |
| Palestine | Filistin | /ˈpæl.ə.staɪn/ |
| South Korea | Güney Kore | /ˌsaʊθ kəˈriː.ə/ |
| Georgia | Gürcistan | /ˈdʒɔːr.dʒə/ |
| India | Hindistan | /ˈɪn.di.ə/ |
| Iraq | Irak | /ɪˈræk/ |
| Iran | İran | /ɪˈræn/ |
| Israel | İsrail | /ˈɪz.reɪl/ |
| Japan | Japonya | /dʒəˈpæn/ |
| Cambodia | Kamboçya | /kæmˈboʊ.di.ə/ |
| Qatar | Katar | /kəˈtɑːr/ |
| Kazakhstan | Kazakistan | /ˈkɑː.zəkˌstɑːn/ |
| Cyprus | Kıbrıs | /ˈsaɪ.prəs/ |
| Kyrgyzstan | Kırgızistan | /ˌkɝː.ɡɪˈstɑːn/ |
| Kuwait | Kuveyt | /kuːˈweɪt/ |
| North Korea | Kuzey Kore | /ˌnɔːrθ kəˈriː.ə/ |
| Laos | Laos | /laʊs/ |
| Lebanon | Lübnan | /ˈleb.ə.nən/ |
| The Maldives | Maldivler | /ˈmæl.daɪvz/ |
| Malaysia | Malezya | /məˈleɪ.ʒə/ |
| Egypt | Mısır | /ˈiː.dʒɪpt/ |
| Mongolia | Moğolistan | /mɑːŋˈɡoʊ.li.ə/ |
| Myanmar | Myanmar | /mjɑːnˈmɑːr/ |
| Nepal | Nepal | /nəˈpɔːl/ |
| Uzbekistan | Özbekistan | /ʊzˌbek.ɪˈstɑːn/ |
| Pakistan | Pakistan | /ˈpæk.ɪ.stæn/ |
| Russia | Rusya | /ˈrʌʃ.ə/ |
| Singapore | Singapur | /ˈsɪŋ.ə.pɔːr/ |
| Sri Lanka | Sri Lanka | /ˌsriː ˈlæŋ.kə/ |
| Syria | Suriye | /ˈsɪr.i.ə/ |
| Saudi Arabia | Suudi Arabistan | /ˌsaʊ.di əˈreɪ.bi.ə/ |
| Tajikistan | Tacikistan | /tɑːˈdʒiː.kɪˌstɑːn/ |
| Thailand | Tayland | /ˈtaɪ.lænd/ |
| Türkiye | Türkiye | / týɾ.ci.je / |
| Turkmenistan | Türkmenistan | /tɝːkˈmen.ɪ.stæn/ |
| Oman | Umman | /oʊˈmɑːn/ |
| Jordan | Ürdün | /ˈdʒɔːr.dən/ |
| Vietnam | Vietnam | /ˌvjetˈnæm/ |
| Yemen | Yemen | /ˈjem.ən/ |
| İngilizce Ülkeler | Türkçe | Okunuşları |
| Germany | Almanya | /ˈdʒɝː.mə.ni/ |
| Andorra | Andorra | /ænˈdɔːr.ə/ |
| Albania | Arnavutluk | /ælˈbeɪ.ni.ə/ |
| Austria | Avusturya | /ˈɑː.stri.ə/ |
| Azerbaijan | Azerbaycan | /ˌɑː.zɚ.baɪˈdʒɑːn/ |
| Belarus | Belarus | /ˌbel.əˈruːs/ |
| Belgium | Belçika | /ˈbel.dʒəm/ |
| The United Kingdom | Birleşik Krallık | /jʊˌnaɪ.t̬ɪd ˈkɪŋ.dəm/ |
| Bosnia-Herzegovina | Bosna-Hersek | /ˌbɑːz.ni.əˌhert.sə.ɡoʊˈviː.nə/ |
| Bulgaria | Bulgaristan | /bʊlˈɡer.i.ə/ |
| Czechia | Çekya | /ˈtʃek.i.ə/ |
| Denmark | Danimarka | /ˈden.mɑːrk/ |
| Armenia | Ermenistan | /ɑːrˈmiː.ni.ə/ |
| Estonia | Estonya | /esˈtoʊ.ni.ə/ |
| Finland | Finlandiya | /ˈfɪn.lənd/ |
| France | Fransa | /fræns/ |
| Georgia | Gürcistan | /ˈdʒɔːr.dʒə/ |
| Croatia | Hırvatistan | /kroʊˈeɪ.ʃə/ |
| Holland | Hollanda | /ˈhɑː.lənd/ |
| Ireland | İrlanda | /ˈaɪr.lənd/ |
| Spain | İspanya | /speɪn/ |
| Sweden | İsveç | /ˈswiː.dən/ |
| Switzerland | İsviçre | /ˈswɪt.sɚ.lənd/ |
| Italy | İtalya | /ˈɪt̬.əl.i/ |
| Iceland | İzlanda | /ˈaɪs.lənd/ |
| Montenegro | Karadağ | /ˌmɑːn.təˈniː.ɡroʊ/ |
| Kazakhstan | Kazakistan | /ˈkɑː.zəkˌstɑːn/ |
| Cyprus | Kıbrıs | /ˈsaɪ.prəs/ |
| Macedonia | Makedonya | /ˌmæs.əˈdoʊ.ni.ə/ |
| Latvia | Letonya | /ˈlæt.vi.ə/ |
| Lithuania | Litvanya | /ˌlɪθ.juˈeɪ.ni.ə/ |
| Liechtenstein | Lihtenştayn | /ˌlɪθ.juˈeɪ.ni.ə/ |
| Luxembourg | Lüksemburg | /ˈlʌk.səm.bɝːɡ/ |
| Hungary | Macaristan | /ˈhʌŋ.ɡər.i/ |
| Malta | Malta | /ˈmɑːl.tə/ |
| Moldova | Moldova | /mɑːlˈdoʊ.və/ |
| Monaco | Monako | /ˈmɑː.nə.koʊ/ |
| Norway | Norveç | /ˈnɔːr.weɪ/ |
| Poland | Polonya | /ˈpoʊ.lənd/ |
| Portugal | Portekiz | /ˈpɔːr.tʃə.ɡəl/ |
| Romania | Romanya | /roʊˈmeɪ.ni.ə/ |
| Russia | Rusya | /ˈrʌʃ.ə/ |
| San Marino | San Marino | /ˌsæn məˈriː.noʊ/ |
| Serbia | Sırbistan | /ˈsɝː.bi.ə/ |
| Slovakia | Slovakya | /sloʊˈvæk.i.ə/ |
| Slovenia | Slovenya | /sloʊˈviː.ni.ə/ |
| Türkiye | Türkiye | / týɾ.ci.je / |
| Ukraine | Ukrayna | /juːˈkreɪn/ |
| Vatican City | Vatikan | /ˌvæt̬.ɪ.kən ˈsɪt̬.i/ |
| Greece | Yunanistan | /ɡriːs/ |

| İngilizce Ülkeler | Türkçe | Okunuşları |
| Australia | Avustralya | /ɑːˈstreɪl.jə/ |
| Indonesia | Endonezya | /ˌɪn.dəˈniː.ʒə/ |
| Fiji | Fiji | /ˈfiː.dʒiː/ |
| Kiribati | Kiribati | /ˈkɪr.ɪˌbæs/ |
| Marshall Islands | Marshall Adaları | /ˈmɑːr.ʃəl ˌaɪ.ləndz/ |
| Micronesia | Mikronezya Federal Devletleri | /ˌmaɪ.krə.kroʊˈniː.ʒə/ |
| Nauru | Nauru | /nɑːˈuː.ruː/ |
| Palau | Palau | /pəˈlaʊ/ |
| Papua New Guinea | Papua Yeni Gine | /ˌpæp.u.ə njuː ˈɡɪn.i/ |
| Samoa | Samoa | /səˈmoʊ.ə/ |
| Solomon Islands | Solomon Adaları | /ˈsɑː.lə.mən ˌaɪ.ləndz/ |
| Tonga | Tonga | /ˈtɑːŋ.ə/ |
| Tuvalu | Tuvalu | /tuːˈvɑː.luː/ |
| Vanuatu | Vanuatu | /vænˈwɑː.tuː/ |
| New Zealand | Yeni Zelanda | /ˌnjuː ˈziː.lənd/ |
| İngilizce Ülkeler | Türkçe | Okunuşları |
| Argentina | Arjantin | /ˌɑːr.dʒənˈtiː.nə/ |
| Bolivia | Bolivya | /bəˈlɪv.i.ə/ |
| Brazil | Brezilya | /brəˈzɪl/ |
| Ecuador | Ekvador | /ˈek.wə.dɔːr/ |
| Guyana | Guyana | /ɡaɪˈæn.ə/ |
| Colombia | Kolombiya | /kəˈlʌm.bi.ə/ |
| Paraguay | Paraguay | /ˈper.ə.ɡwaɪ/ |
| Peru | Peru | /pəˈruː/ |
| Suriname | Surinam | /ˌsʊr.ɪˈnɑːm/ |
| Chile | Şili | /ˈtʃɪl.i/ |
| Uruguay | Uruguay | /ˈjʊr.ə.ɡwaɪ/ |
| Venezuela | Venezuela | /ˌven.əˈzweɪ.lə/ |
| İngilizce Ülkeler | Türkçe | Okunuşları |
| United States | Amerika Birleşik Devletleri | /jʊˈnɑɪ·t̬ɪd ˈsteɪts/ |
| Antigua and Barbuda | Antigua ve Barbuda | /ænˌtɪɡ.wə ənd bɑːrˈbuː.də/ |
| The Bahamas | Bahamalar | /bəˈhɑː.məz/ |
| Barbados | Barbados | /bɑːrˈbeɪ.doʊs/ |
| Belize | Belize | /bəˈliːz/ |
| Dominican Republic | Dominik Cumhuriyeti | /dəˈmɪnɪkən rɪˌpʌb.lɪk/ |
| Dominica | Dominika | /dəˈmɪn.ɪ.kə/ |
| El Salvador | El Salvador | /ˌel ˈsæl.və.dɔːr/ |
| Grenada | Grenada | /ɡrəˈneɪ.də/ |
| Guatemala | Guatemala | /ˌɡwɑː.t̬əˈmɑː.lə/ |
| Haiti | Haiti | /ˈheɪ.ti/ |
| Honduras | Honduras | /hɑːnˈdʊr.əs/ |
| Jamaica | Jamaika | /dʒəˈmeɪ.kə/ |
| Canada | Kanada | /ˈkæn.ə.də/ |
| Costa Rica | Kosta Rika | /ˌkɑː.stə ˈriː.kə/ |
| Cuba | Küba | /ˈkjuː.bə/ |
| Mexico | Meksika | /ˈmek.sɪ.koʊ/ |
| Nicaragua | Nikaragua | /ˌnɪk.ərˈæɡˈrɑːɡ.wə/ |
| Panama | Panama | /ˈpæn.ə.mɑː/ |
| Saint Kitts and Nevis | Saint Kitts ve Nevis | /seɪnt ˌkɪts ənd ˈniː.vɪs/ |
| Saint Lucia | Saint Lucia | /seɪnt ˈluː.ʃə/ |
| Saint Vincent and the Grenadines | Saint Vincent ve Grenadinler | /sənt ˌvɪn.sənt ənd ðə ˌɡren.əˈdiːnz/ |
| Trinidad and Tobago | Trinidad ve Tobago | /ˌtrɪn.ɪ.dæd ənd təˈbeɪ.ɡoʊ/ |
*Antarktika, üzerinde ülke bulunmayan tek kıta statüsündedir.
Her ne öğrenirsen öğren, öğrendiklerini pratiğe dökmedikçe, İngilizceyi hayatının bir parçası haline getirmedikçe, zamanla öğrendiklerini unutma ihtimalin o kadar yüksek ki.
Bugün Open English’e başlayarak İngilizceni her an diri tutabilir, öğrendiklerinin üzerine her geçen gün bir yenisini ekleyebilir, öğrendiğin her yeni şeyi ana dili İngilizce olan eğitmenlerle pekiştirerek telaffuzu doğru kişilerden öğrenebilirsin. İletişim formumuzu doldurarak İngilizcen için ilk adımı bugün at.
İngilizcenin karmaşık olarak nitelendirilebilecek pek çok yönü vardır. Bunlardan biri de eşsesli yani “homophone” olarak bilinen sözcüklerdir. İngilizce konuşanlar, bu sözcükleri kolaylıkla anlayabildikleri için herhangi bir zorlukla karşılaşmazken, yabancı dil öğrenenler için bu sözcüklerin ayrımını yapabilmek oldukça zor olabilmekte ve bu durum özellikle yeni başlayanların motivasyonunu düşürebilmektedir.
O halde gel, öncelikle nedir bu eşsesli sözcükler, birlikte inceleyelim!
Söz konusu spelling ise İngilizce kafa karıştırıcı olabilir. Hele ki söz konusu başka bir sözcükle aynı sese/ telaffuza sahip olan, fakat anlam bakımından farklılaşan eşsesli sözcükler ise. Bu anlamda “witch” ve “which” en iyi örneklerden biridir.
I read all his books except this one.
(Bu hariç bütün kitaplarını okudum.)
Jeff accepted our offer and joined our company.
(Jeff teklifimizi kabul etti ve şirketimize dahil oldu.)
(İlk defa saçımı boyadım.)
(Trajik bir şekilde, hastalanıp öldü.)
(Uyumak vücudunuzun daha hızlı iyileşmesine yardımcı olur.
(Sonunda Akhilleus topuğundan yaralandı.)

(Geçen gece çok eğlendik.)
(Sir Lancelot Yuvarlak Masa şövalyelerinden biriydi.)
(Hadi bir içki koyalım ve kutlayalım!
(O yoksul bir aileden geliyordu.)
(Oldukça üzgün görünüyor.)
(Lütfen sessiz olun!)
(Seni görmek güzel.)
(Günü deniz kenarında geçirdik.)
(Arabamı satmak zorunda kaldım.)
(Güçlü bir bağışıklık sistemi, anormal hücre büyümesi riskini azaltır.)

(Güneş parlıyor ve ben iyi hissediyorum.)
(İlgili bir babasın, oğlun gerçekten şanslı.)
(Evleri onlar için çok küçük)
(Londra’ya gitmeyi planlıyorum.)
(İki kedim var.)
(Bunun kasıtlı ya da sadece tesadüf olup olmadığı bilinmiyor.)
(Yağışlı hava on gün boyunca sürdü.)
(Kötü bir cadı onu kurbağaya çevirdi.)
(Hangisini tercih edersin, kediler mi köpekler mi?)
(En yakın arkadaşım ona mektup yazmamı istedi.)
(Türkiye’de kadınlara seçme hakkı 1934’te verildi.)
Şimdi, İngilizce öğrenenlerin eşsesli kelimeleri doğru bir şekilde kullanmalarına ve telaffuz edebilmelerine yardımcı olacak bazı ipuçlarına geçelim!

Yüksek sesle okuma hem telaffuzunu hem de akıcılığını geliştirir. Doğru cümle yapılarını, özellikle eşsesli sözcükleri içselleştirmene ve eşdizimlilikler ile bağlantı kurmana yardımcı olur. Kendi seviyene uygun ve ilgini çeken bir kitabı okurken sesini kaydedebilir ve daha sonra dinleyerek vurgu ve tonlamalarınızı geliştirebilirsin. Benzer şekilde, sesli bir kitap dinleyerek pratik yapabilirsin. Böylelikle, zamanla telaffuzun daha doğal bir hal alacaktır. Unutma, “Practice makes perfect”!
Eşsesli sözcükler bazen yazılışları ve cümle bağlamında nasıl kullanıldıkları nedeniyle kafa karıştırıcı olabilir. Doğru sözcüğü belirlemene yardımcı olması için bağlam ipuçlarını kullanabilirsin. Bağlamı belirleyen; cümledeki isim, sıfat ve fiil gibi diğer sözcükler, durum, ortam ve hitap edilen kişilerdir. Bu anlamda, bağlama uygun eşsesli sözcük kullanımını geliştirmek için çeşitli metinler okumak oldukça faydalı olacaktır.
Herhangi bir dili öğrenmenin en önemli noktalarından biri de telaffuzdur. Telaffuzun ne kadar doğal ve iyi olursa, insanlarla iletişiminde bırakacağın izlenim de aynı doğrultuda olacaktır. Başkalarıyla konuşurken telaffuzdan ziyade iletişim kurmaya odaklandığından, yaptığın telaffuz hatalarını fark etmek çok daha zordur. Bu sebeple, düzenli olarak sesli okuma yaparak, belirli sesleri çıkarırken dudak hareketlerini ayna karşısında izleyerek ve hatta şarkı söyleyerek pratik yapabilirsin. Kendi başına pratik yapmanın bir diğer olumlu yanı da hata yapmaktan korkmayacak ve utanmayacak olmandır.
Telaffuzunu geliştirmenin tartışmasız en iyi yolu ana dil konuşurlarını dinlemektir. Podcast’ler, videolar, filmler, diziler ve hatta favori sanatçının konuşmalarını dinlemek oldukça keyifli olacaktır. Bu doğrultuda, yapman gereken tek şey duyduklarını taklit etmek, vurgu ve tonlamalara dikkat etmek. Ayrıca kendi konuşmanı kaydederek, telaffuzunu karşılaştırabilir, böylelikle neyi farklı yaptığını kolaylıkla fark edip tekrar deneyebilirsin.
Profesyonel ortamlarda doğru telaffuz, dile hakimiyetini göstermesi açısından oldukça önemlidir. Yanlış telaffuz iletişim problemlerine ve kariyerin açısından olumsuz bir izlenime yol açabilir. Bu durum ilerlemeni engelleyebilir ve hatta bazı fırsatları kaçırmana neden olabilir.
Eğer sen de uzman eğitmenler ile çalışarak, seviyene ve ideallerine uygun oluşturulmuş bir çalışma planı üzerinden İngilizce eğitimi almak istiyorsan, Open English sana telaffuz becerilerini geliştirebileceğin online İngilizce konuşma grupları gibi birçok ayrıcalık sunuyor!
7/24 canlı dersler, sınırsız içerik ve çok daha fazlasına Open English’te ulaşabilir, daha fazla bilgi almak istersen iletişim formunu doldurabilirsiniz!
Dünya üzerinde en çok konuşulan dillerin başında gelen İngilizce, dünyanın farklı pek çok noktasında rahatlıkla iletişim kurabilmeni sağlar. İngilizceyi dinlemek, okumak, yazmak ya da konuşmak için sık sık pratik yapman ve dil bilgisiyle kelime bilgini geliştirmen gerekir.
İngilizceyi öğrenmeye dil bilgisinden başlaman temellerini sağlam atmana ve kolay öğrenmene yardımcı olur. Kelime dağarcığını geliştirerek ve bu kelimeleri cümle içerisinde kullanarak başlayabileceğin bu yolculukta, ilk öğreneceğin konulardan biri hastalıklardır.
Türkçede günlük hayatta sağlık durumunu anlatmak için kullanabileceğin hastalıklar, İngilizcede de günlük konuşmalarda son derece işine yarayacaktır.
Şimdi gel; bu hastalıkları ve cümle içinde kullanımlarını yakından inceleyelim.
İngilizceni geliştirmek mi istiyorsun? Online İngilizce kursu Open English ile bunu kolayca başarabilirsin. 7/24 online ders dersler ve konuşma sınıflarında ana dili İngilizce olan TEFL/TESOL sertifikalı eğitmenlerle 4 temel İngilizce becerisinde ustalaşabilirsin: Okuma, yazma, anlama ve konuşma.
Daha fazla bilgiye mi ihtiyacın var? Open English kayıt başvurusu yapmak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayarak tüm sorularını yanıtlayacaktır. Bu arada bizi Open English kullanıcı yorumlarına göz atmak isteyebilirsin.

İngilizce, temel kelimelerden öğrenmeye başladığında hızlı ve kolay bir şekilde kavrayabileceğin ve öğrenim hızını artırabileceğin bir dildir. Bu kelime gruplarının ilk sırasında, günlük hayatta sıklıkla kullanılan İngilizce hastalıklar gelir.
İngilizce hastalıklar arasında “headache, stomachache, toothache, earache” (Amerikan İngilizcesinde “headache, stomach ache, tooth ache, ear ache”) gibi vücudun ağrıyan bölümü ile “ache” yani “ağrı” kelimesinin birleşiminden oluşan kelimeler yer alır.
İngilizce hastalıklarda ağrıyan her yerini söylerken her kelimenin sonuna “ache” eklemene gerek yoktur. “Sore throat” (“boğaz ağrısı”), bu duruma verilebilecek en net örneklerden biridir.
Ayrıca, İngilizce hastalıklar içerisinde geçirdiğin rahatsızlıkları ya da hastalıkları anlatabileceğin farklı kelimeler de vardır.
Örneğin; “flu (grip)”, “cough (öksürük)”, “nausea (mide bulantısı)” ve “broken arm/leg (kırık kol/bacak)” gibi kavramlarla da rahatsızlığını kolayca açıklayabilirsin.
“Allergies (alerji)”, “asthma (astım)”, “hypertension (hipertansiyon)”, “cancer (kanser)”, “depression (depresyon)”, “eczema (egzema)” gibi daha pek çok İngilizce hastalık ismi örnek verilebilir.
İngilizce hastalıkları bir nebze de olsa öğrendiğine göre bu İngilizce hastalıkların cümle içinde kullanımlarını inceleyebiliriz.
İngilizcede hastalığını belirtirken ya da bir yerinin ağrıdığını anlatırken kullanacağın kalıplar, bazı kriterlere göre farklılık gösterir.
Örneğin; “I have a bad headache.” yani “Başım çok ağrıyor.” diye kullanabilirsin.
Yukarıdaki örnekte “headache” kelimesi sayılabilir olduğu için önüne “a” alır. “Flu” ve “measles” kelimelerinin başlarına belirtmek için “the” getirmelisin. Hastalıkları belirtirken kurulan cümlelerde “have” ve “has” sahiplik belirteçleri, kullanacağın zamana göre dönüşür.
Örneğin, “I had a headache yesterday.” (“Dün başım ağrıyordu.) veya “I didn’t have a headache yesterday.” (Dün başım ağrımıyordu.)
“Rahatsız ve hasta” anlamına gelen “sick ve ill” sözcükleri arasında ayrım bulunur: “Sick” daha az resmi olup kısa süreli hastalıklar için kullanırken “ill” resmi bir sözcüktür ve “kanser veya zatürre” gibi daha geniş kapsamlı hastalıkları belirtir.
Ancak, “disease” belirtileri gözlenmiş ve teşhisi konmuş sağlık sorunları için, “illness” ise sağlığının yerinde olmadığı durumları belirtir. Yani, “disease” organdan, “illness” hastalığı hisseden kişiden bahsederken kullanılan sözcüklerdir.
Örneğin;

İngilizce hastalıklar konusunda az çok bir fikrin oluşmaya başlamıştır. Şimdi de İngilizce hastalıkları kullanarak cevap verebileceğin sorulara bir bakalım.
Günlük konuşma içerisinde, İngilizce birisine neyi olduğunu “What’s the matter with…?” şeklinde sorabilirsin. Burada bulunan “…” yere getireceğin kelime, sorduğun kişiye göre değişiklik gösterir. Ancak, burada I, you, he, she, it yani özne yerine; me, you, us, them, him, her, it olan -i halindeki nesneleri kullanabilirsin.
Örnek olarak; “What’s the matter with her? (Onun neyi var?)” diyebilirsin.
Zamana göre yardımcı fiili değişen cevaplar arasında “I feel ill, I am ill, I was ill” yer alır. Genellikle “have” veya “has” kullanılsa da, bazı durumlarda “feel” kelimesinin kullanılması da doğru cümle kurduğunu gösterir.
Diyalog üzerinden örneklendirilirse, “I feel ill.” diyen kişiye, “Have a rest.” (“Dinlen.”) diye tavsiye verebilirsin.
Cümle kurarken “Özne + should/shouldn’t (yardımcı fiil) + Eylem” kalıbını kullanman gerekir. Yani, “You should have a rest. (Dinlenmelisin.)” şeklinde verdiğin tavsiyeler kibarlık bildirir.
Olumsuz kalıba da, “He shouldn’t listen to loud music. (Yüksek sesle müzik dinlememeli.)” örnek verilebilir.
Soru kalıbı “What + should + Özne + do?” şeklinde düzenlenerek cümle kurulmalıdır. “O ne yapmalı?” (What should he/she do?)” tavsiye isterken kullanabileceğin cümleler için örnek niteliğindedir. Sorunun cevabını aynı şekilde should ile vermen gerekir.
Örneğin, “What should I do?” sorusuna “You should drink milk with honey. (Ballı süt içmelisin.)” olarak cevap verebilirsin.
İngilizce, her dil gibi tekrarlanmadıkça unutulur ve sürekli pratik ister. Pratik yapmanın okumak, izlemek, dinlemek ve konuşmak gibi çeşitli yolları vardır. Bunların her birini düzenli olarak yaptığında oldukça fazla yol katettiğini fark edebilirsiniz.
Seviyene göre çizgi roman, kitap, gazete ya da makale okumak dilini pratik bir şekilde geliştirmeni sağlar. İngilizce müzikler dinleyip anlamlarını araştırmak, kelime dağarcığını genişleteceği için bu durum konuşmalarına da olumlu yönde katkıda bulunur.
Sevdiğin filmleri ya da dizileri İngilizce altyazılı ya da altyazısız izlemek, o ülkenin kültürünü öğrenmene yardımcı olacağından, öğrenme sürecini de eğlenceli hale getirir. Bir süre sonra öğrendiklerin, konuşma isteğini artırır.
Bu yazımızda İngilizce hastalıkları yakından inceledik. Bu ve benzeri daha birçok konuyla alakalı farklı İngilizce kelimeler öğrenmek istiyorsan, Open English olarak sunduğumuz online İngilizce eğitimini incelemelisin.
Bunun için tek yapman gereken bu sayfada yer alan formu doldurman ve ekip arkadaşlarımızın seni aramasını beklemen… İşte İngilizce öğrenmeye başlamak için ilk adımı atman bu kadar kolay.
Dil bilgisi dünyamızın küçük bir köşesine hoş geldin. Bugün, İngilizcenin inceliklerinden birine dalış yapacağız: “To – Too – Two.” Bu üç kelime, kendilerini birbirine benzeyen sinsi oyunlarla gösterirler. Ama birbirinden tamamen farklı anlamları taşırlar. O yüzden bu kelimelerle karşılaştığında hemen bir ayık olma moduna geçmen gerekir.
Biz de bu yazıda yalnızca bu üçünü ayrıntılı bir şekilde inceleyeceğiz. İnce nüansları keşfetmek ve bu kelimeleri nasıl doğru bir şekilde kullanacağımızı anlamak için, haydi birlikte dil yolculuğumuza çıkalım.
Hayalindeki dil öğrenme deneyimine bir adım daha yaklaşmanın zamanı geldi! Open English, sadece bir dil öğrenme platformu değil, aynı zamanda bir dilin güzelliklerini keşfetmenin ve dünyayla bağlantı kurmanın yeni bir yolu!
Open English, sadece dil bilgisi kurallarını öğretmekle kalmaz, aynı zamanda küresel bir topluluğun bir parçası olmanı sağlar. Öğrenci forumları, konuşma pratikleri ve etkileşimli öğrenme grupları ile dilini geliştirirken dünyanın dört bir yanındaki diğer dil öğrencileriyle bağlantı kurabilirsin.
Open English, kişiselleştirilmiş öğrenme planları, hedefe yönelik ders içerikleri ve profesyonel dil eğitmenleri ile dil becerilerini hızla geliştirmene yardımcı olur. Her adımın, öğrenme sürecinin bir parçasıdır.
Yepyeni bir İngilizce öğrenme serüvenine katılmak için şimdi Open English’e ücretsiz kaydol!

“To,” İngilizce dilinde en yaygın kullanılan kelimelerden biridir. Birçok dil bilgisi kuralına göre farklı şekillerde kullanılabilir. Temel anlamı, bir hareketi, bir yönelimi veya bir hedefi ifade etmektir. Bu, cümlelerde genellikle bir eylemin nereye yönlendirildiğini belirtmek için kullanılır. Hemen birkaç örnek:
Birçok durumda, “to” kelimesi yardımcı bir fiil olarak kullanılır. Özellikle infinitive yapılarla bir araya geldiğinde, bir eylemin amacını veya maksadını belirtir. İnfinitive yapısı, fiilin temel haliyle birlikte kullanılır. İşte örnekler:
Bu yapıda “to,” bir eylemin nedenini veya amacını belirtir.
“To,” yer değiştirme veya yönelme durumlarını belirtirken de kullanılır. Bir yerden bir yere gitmek, yönelmek veya hareket etmek anlamına gelir. Örneklerle bakalım:
Bu örneklerde “to,” bir yerden başka bir yere olan hareketi ifade eder.
Akıcı bir şekilde İngilizce konuşmak için ilk adımı yan taraftaki formu doldurarak atabilirsin.

“Too” kelimesi, İngilizce dilinde oldukça yaygın olarak kullanılan çok yönlü bir ifadedir. Bu kelime, bir durumu, durumu veya miktarı ifade ederken sıklıkla kullanılır. “Too,” cümleye yüklediği özel ton ve anlam ile İngilizcenin bir nevi büyücüsüdür.
“Too,” bir durumun sınırlarını aştığında veya bir miktarın aşırı olduğunu belirtmek istediğimizde kullanılır. Bu durumu vurgulayan bir ifadedir. Haydi birkaç örnek:
“Too,” sadece miktarları ifade etmekle kalmaz, aynı zamanda duygusal bağlamlarda da kullanılabilir. Bir durumun istenilenin ötesine geçtiğini veya bir şeyin seni etkilediğini belirtmek için de kullanılır. Örnekler:
“Too,” bazen olumsuz bir bağlamı ifade etmek için de kullanılır. Bir durumun beklentilerin altında olduğunu veya istenmeyen bir şekilde geliştiğini belirtmek için “too” kullanılabilir. Örneğin:

İki sayısı, İngilizcedeki en temel sayılarından biridir. Ama bu basit rakamın taşıdığı anlamın karmaşıklığına bir göz atmak, dilin zenginliğini daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir. İki’nin önemini düşündüğümüzde, bir dizi anlam ve bağlam karşımıza çıkar.
Bu örneklerde, “two” kelimesi sayı olarak kullanılarak bir adetin iki olduğunu belirtir.
Bu örneklerde, “two” kelimesi ilişki ve bağlam üzerinden kullanılarak duygusal bir derinlik ekler.
Bu örneklerde, “two” kelimesi seçenekleri temsil ederek karar anlarını ifade eder.
Bu üç kelimenin doğru bir şekilde kullanılabilmesi için pratik yapmak önemlidir. Genel bir kural olarak, “to” genellikle bir hareketi, yönelimi veya hedefi ifade eder. “Too” ise genellikle bir şeyin miktarını veya derecesini vurgular. “Two” ise basitçe sayıdır.
Bunları ayırt etmek için cümleleri dikkatlice okuyun, dinlemek ve hangi anlamın uygun olduğunu anlamaya çalışmalısın. Hemen hepsinin okunuşu aynı olduğu için cümlenin contexini bilmek, anlamak çok önemli.
Online İngilizce kursumuza dair detaylara ulaşmak için hemen yan taraftaki formu doldurmalısın.
Passive ve Active Voice, İngilizce öğrenenler için göz korkutucu gelse de temelinde çok basit kurallara dayanır. Passive Voice ve Active Voice, Türkçe derslerinde duyduğumuz ve zaman zaman kafamızı karıştıran edilgen ve etken cümlelerin İngilizcedeki karşılığıdır aslında. Fakat endişelenme, bu Passive Voice konu anlatımımızda aklına takılan tüm soruları cevaplayacak ve örneklerle konuyu mantığıyla kavramanı kolaylaştıracağız.
Başlamadan önce İngilizce öğrenimindeki tüm ihtiyaçların için seni online İngilizce kursu Open English’e davet ediyoruz! Sınırsız erişimi, dünyanın her yerinden deneyimli eğitmen kadrosu ve 7/24 canlı dersleriyle Open English hangi seviyede olursan ol seni İngilizce serüveninde desteklemeye hazır! Daha fazla bilgi için sitemizi incelemeni şiddetle tavsiye ediyoruz!
Örnek:
Gördüğün gibi, işi yapan kişi Active Voice cümlede en başta, özne konumundayken; Passive Voice cümlemizde işi yapan kişiden hiç bahsedilmemiştir bile. Fakat Passive Voice cümlelerde işi yapan kişiden bahsetmemiz de mümkündür. Yazının devamında bahsedeceğiz 🙂

Passive Voice sadece tek bir tensede kullanılan bir yapı değildir. Bu yüzden genellemeler ile mantığını anlamaya çalışalım. Öncelikle gözümüzden kaçmaması gereken şey bir cümleyi Passive Voice olarak kurabilmemiz için fiilimizin nesne alabilmesi, yani fiilden etkilenen bir nesne olması gerekir. Eğer nesnemiz yoksa Passive Voice bir cümle kuramayız.
| Active | Passive | |
| Simple Present | özne + V1/Vs + nesne | nesne + am/is/are + V3 |
| Simple Past | özne + V2 + nesne | nesne + was/were + V3 |
| Present Continuous | özne + am/is/are + Ving + nesne | nesne + am/is/are + being + V3 |
| Past Continuous | özne + was/were + Ving + nesne | nesne + was/were + being + V3 |
| Present Perfect | özne + have/has + V3 + nesne | nesne + have/has + been + V3 |
| Past Perfect | özne + had + V3 + nesne | nesne + had + been + V3 |
| Will Future | özne + will + V1 + nesne | nesne + will + be + V3 |
| Going To Future | özne + am/is/are + going to + V1 + nesne | nesne + am/is/are + going to + be + V3 |
Not: Tabloda benzerliklere dikkat çekmek için tense sıralamalarını biraz değiştirdik. Eğer aşina değilsen V1,2,3’ün fiilin çekimlerini belirttiğini hatırlatalım.
Tabloyu inceleyelim:
Örnek:
Letters are written to Sam. (Sam’e mektuplar yazılır.)
Pictures are being drawn. (Resimler çiziliyor.)
Flowers have been sent to Jenny by him. (Jenny’e onun tarafından çiçekler yollandı.)
Örnekleri incelersek mantığının ne kadar basit olduğunu görebiliriz. Active Voice bir cümleyi Passive Voice cümleye çevirmek için şu adımları takip ediyoruz:
Not: Eğer by kullanarak işi yapan kişiyi belirteceksen dikkat etmen gereken bir nokta var. Active Voice cümlede özne olan zamiri, Passive Voice cümlede nesne yapacaksan subject pronoundan (özne zamiri), object pronouna çevirmen gerek. Aşağıdaki tabloyu kullanabilirsin 🙂
| Subject Pronouns | Object Pronouns |
| I | me |
| You | you |
| We | us |
| They | them |
| He | him |
| She | her |
| It | it |
Subject Pronouns / Object Pronouns konusu aklında tam oturmadı mı? Open English’e katılarak 7/24 canlı derslerin, sınırsız erişimin ve yetkin eğitmenlerin yardımıyla eksiklerini kapatabilirsin!
Passive Voice / Active Voice konusunda Open English’te ana dili İngilizce olan eğitmenlerle özel ders yapabileceğini biliyor muydun? Open English özel dersler hakkında bilgi almak için ilgili sayfamızı incele. Özel derslere girmek için bu sayfadaki iletişim formunu doldurarak kayıt başvurusu yapabilirsin.

Olumlu cümlelerde Passive Voice yapısını öğrendiysen, olumsuz cümlede kullanman çok kolay! Tek yapman gereken yardımcı fiilin yanına not getirmek!
Örnek:
Passive Voice soru cümlelerinde de mantığımız tüm soru cümleleri ile aynı. Yapmamız gereken yalnızca yardımcı fiili başa getirmek.
Örnek:
Bir konumuzun daha sonuna geldik! Eğer Passive Voice konusunda ya da diğer herhangi bir İngilizce konusunda aklında soru işareti varsa Open English’e katılarak tüm sorularına cevap bulabilirsin! Open English sana 7/24 canlı dersler, sınırsız erişim ve dünya çapında eğitmenler sunarak İngilizcenin kapılarını açıyor! Daha fazla bilgi için sitemizi ziyaret etmeyi unutma!
“Them,” İngilizce’de yaygın olarak kullanılan bir nesne zamiridir. Cümlelerde genellikle bir grup insanı veya nesneyi nesne olarak belirtmek için kullanılır. “Them,” üçüncü tekil şahıs çoğul nesne zamiridir ve genellikle insanlar, hayvanlar veya nesneler gibi grupları veya toplulukları işaret etmek için kullanılır. Bu yazıda bu iki zamirin kullanımından ve arasındaki farklardan bahsedeceğiz.
“Them,” bir grup insanı, hayvanı veya nesneyi nesne olarak belirtmek için kullanılan bir nesne zamiridir. Bu grup, birkaç kişiden oluşan bir insan topluluğu, nesneler, hayvanlar veya soyut kavramlar gibi farklı şeyleri temsil edebilir.
(Onları partiye davet ettik.)
(Dün gece restoranda onları gördüm.)
(Havalimanında onlarla buluşacağım.)
(Çiçekleri çok seviyor; onları onun için aldım.)
(Anahtarları nereye bıraktıysam orada buldum.)
(İşe gitmeden önce onları besledim.)
(Bak şu kuşlara! Onları şarkı söylerken duyabiliyorum.)
(Başarı ve mutluluk, herkes hayatta onları arar.)
(Adalet ve eşitliğe inanırlar; bu prensipler onları yönlendirir.)
– “Them,” çoğul bir nesne zamiri olduğu için bir grup insanı, nesneyi veya hayvanı temsil ederken kullanılır.
– “Them,” belirli bir grup veya şeyi işaret etmek için kullanılır ve cümlenin nesnesini oluşturur.
– “Them” zamiri, günlük İngilizce konuşma ve yazılı iletişimde sıkça kullanılan bir zamirdir ve grupları veya toplulukları belirtmek için kullanılır.

– “Themselves,” veya “themself” bir grup insanı veya nesneyi temsil ederken bu grubun bir eylemi kendi kendine gerçekleştirdiğini veya bir özelliğini vurgulamak için kullanılır.
– “Themselves,” refleksif bir zamir olarak kullanılır ve cümlenin öznenin aynı kişiler veya nesneler olduğunu gösterir.
(Akşam yemeğini kendileri pişirdiler.)
(Çocuklar parti için kendilerini giydiler.)
(Sorunu kendileri çözmelerine izin vermeliyiz.)
(Daha iyi yapmak için kendilerine meydan okudular.)
(Kriz zamanlarında, insanlar genellikle kendi içlerinde güç bulurlar.)
– “Themselves,” refleksif bir zamir olduğu için eylemin öznenin aynı kişiler veya nesneler olduğunu belirtir. Bununla birlikte bazı cümlelerde “themself” olarak da kullanılır.
– “Themselves,” İngilizce’de bir grup insanı veya nesneyi temsil ederken kendi kendilerine bir eylemi gerçekleştirdiğini veya bir özelliğini vurgulamak için yaygın olarak kullanılır.
– Bu zamir, grupların kendi içlerindeki faaliyetlerini veya özelliklerini anlatmak üzere kullanılır.
Efektif bir şekilde İngilizce çalışmak için arayış içindeysen hemen yan taraftaki formu doldurabilirsin.

“Them,” bir grup insanı, hayvanı veya nesneyi nesne olarak belirtmek veya işaret etmek için kullanılır.
“Them,” cümlenin nesnesini oluşturur ve genellikle başka bir eylem tarafından etkilenen veya işaret edilen kişileri veya nesneleri temsil eder.
“Them,” çoğul bir nesne zamiri olarak kullanılır ve cümlenin bağlamına göre kullanılır.
– “Themselves,” bir grup insanın veya nesnenin kendi kendine bir eylemi gerçekleştirdiğini veya bir özelliğini vurgulamak için kullanılır.
– “Themselves,” refleksif bir zamir olarak kullanılır ve eylemin öznenin aynı kişiler veya nesneler olduğunu gösterir.
– “Themselves,” kişilerin veya nesnelerin kendi içlerindeki faaliyetlerini veya özelliklerini anlatmak için kullanılır.
Kısaca özetlemek gerekirse, “them,” bir grup insanı veya nesneyi nesne olarak belirtmek için kullanılırken, “themselves,” bir grup insanın kendi kendine bir eylemi gerçekleştirdiğini veya bir özelliğini vurgulamak için kullanılır.
-“Them,” çoğul bir nesne zamiri olarak kullanılırken, “themselves,” refleksif bir zamir olarak aynı kişiler veya nesnelerin bir eylemi gerçekleştirdiğini gösterir.
Nesne zamirleri teoride zor ve karmaşık görünebilir ancak bol pratikle çözülemeyecek bir konu değildir. Nesne zamirlerini kavramının en iyi yollarından biri kendi kendine cümle türetmek, var olan cümlelerden yararlanmak ve görsel kaynakları kullanmaktır. Günümüzde hem metin hem görsel kaynaklara erişim sağlamak pek de zor olmadığından kolaylıkla pratik yapabilirsin.
Bu zamirler günlük kullanımda oldukça geniş bir yere sahip olduğundan hem dizilerde hem de kitaplarda sıklıkla denk gelebilirsin. Bu zamirleri öğrenirken cümle pratiği yapmak için gün içinde yaptığın basit işleri anlattığın bir günlük hazırlayabilir veya cümle defteri kullanabilirsin. Öğrendiğin konulara uygun olarak farklı zaman türlerinde cümle hatta paragraf yazmayı deneyebilirsin. Nesne zamirleri ile ilgili daha fazla bilgi edinmek için diğer yazılarımıza göz atmayı unutma!
İngilizce öğrenmek için hemen formu doldur, kısa süre içinde seni arayalım ve İngilizce kursumuza dair tüm detayları sana iletelim.
Bugünkü konu anlatımımızda Present Perfect Continuous Tense’den bahsedeceğiz. Adı uzun olsa da korkacak bir şey yok çünkü Open English, 7/24 canlı dersleri, sınırsız erişimi ve dünya çapında eğitmenleriyle her konuda olduğu gibi bu konuda da yanında!
Present Perfect Continuous Tense, eğer hali hazırda biliyorsan çok daha kolay olacaktır. Bu yüzden sitemizdeki Present Perfect Tense yazısını da incelemek isteyebilirsin. Fakat bu konuda da en temelden başlayacağımız için sıkıntı çekeceğini sanmıyoruz. Başlayalım öyleyse, ne dersin?
Present Perfect Continuous Tense konu anlatımı için Open English’in 7/24 canlı derslerinden yararlanabilirsin. İstersen ana dili İngilizce olan eğitmenlerle bire bir özel ders yaparak bu konuyu hızlıca öğrenebilirsin!
Open English kayıt başvurusu yapmak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz merak ettiğin tüm soruları yanıtlamak adına seni arayacaktır.
Bildiğin gibi, şimdiki zamanda yaptığımız işler için Present Continuous Tense kullanıyoruz. Burada da benzer bir durum olsa da ikisini karıştırmamak çok önemli. Present Perfect Continuous Tense’de geçmişte başlayan ve hala devam eden (ve belki de gelecekte de devam edecek) işlerden bahsederken kullanırız. Bu açıdan oldukça kullanışlı bir tense!
Present Perfect Continuous Tense’de olumlu cümle kurmak, Present Perfect Tense’dekine epey benzer. Yine öznelerimizi “he, she, it” ve “I, you, we, they” olarak ikiye ayırmamız gerekecek. Çünkü öznemizin hangi grupta olduğuna göre yardımcı fiilimizi değiştireceğiz, ardından been ekleyip sonrasında fiilimizi -ing eki eşliğinde cümlemize devam edeceğiz. Tabloda inceleyelim:
| I, you, we, they | have been | fiil + ing (Ving) |
| He, she, it | has been | fiil + ing (Ving) |
Örnek:
(3 senedir burada okuyorum.)
(10 dakikadır okula yürüyor.)
(Durmadan konuşuyorlar.)
Not: Have yardımcı fiili ‘ve olarak, has yardımcı fiili ise ‘s olarak kısaltılabilir. Görünce şaşırma ve sakın ‘s ekini sahiplik ya da is’in kısaltması ile karıştırma!

Present Perfect Continuous Tense’de olumsuz cümle kurmak, olumlu cümleleri iyice kavradıysan çok kolay. Çünkü tek yapman gereken yardımcı fiillerimizi hasn’t (has not) ve haven’t (have not) ile değiştirmek! Bunun dışında cümlelerimiz aynı kalacak. Yani formül olarak incelersek:
| I, you, we, they | have not been | fiil + ing (Ving) |
| He, she, it | has not been | fiil + ing (Ving) |
Örnek:
(Son zamanlarda hiç kitap okumuyor.)
(Adam 1999’dan beri futbol oynamıyor.)
(Evi haftalardır temizlemiyoruz.)
Present Perfect Continuous Tense’de soru cümlelerini kurmak, diğer tenselerdeki ile aynı mantığa dayanıyor. Yardımcı fiillerimiz olan has/have’i başa getirerek kolaylıkla soru cümlesi oluşturabiliriz!
| Have | I, you, we, they | fiil + ing (Ving) |
| Has | he, she, it | fiil + ing (Ving) |
Örnek:
(İngilizce çalışıyor musun?)
(Aynı şirkette mi çalışıyor?)
(Okula nasıl gidiyorsun?)
Not: Kısaca hatırlayalım. Biraz önce incelediğimiz formül bize nasıl evet/hayır sorusu (yes/no question) kuracağımızı öğretiyor. Evet/hayır sorularının başına soru kelimelerimizi (where, when, who, how vb.) ekleyerek Wh- Question elde edebiliriz. Dikkat ettiysen son örneğimiz de bunlardan biriydi! Aynı kurallar Present Perfect Continuous Tense ve diğer tüm tenseler için geçerli!
Devam etmeden önce hatırlatmak isteriz: Open English, 7/24 canlı dersleri, sınırsız erişimi ve dünya çapından eğitmen kadrosuyla İngilizcenin kapılarını açıyor. Yalnızca Present Perfect Continuous Tense değil, aklındaki tüm sorular için sitemizi ziyaret ederek daha fazla bilgi edinebilirsin!

Şimdi de Present Perfect Continuous Tense’de sık sık kullanılan zaman ifadelerine değinelim. Şayet bunlar olmadan bazen cümlelerimiz biraz havada kalabilir. Baştan başlayalım:
Since, yanına gelen zaman ibaresiyle bir işin ne zaman yapılmaya başlandığını gösterir. For ile karıştırmamaya dikkat et!
(2016’dan beri Fransızca öğreniyorum.)
(Yoko geçen aydan beri günlük olarak yürüyüş yapıyor.)
For, yanına gelen diğer zaman ifadeleriyle birlikte, bir işin ne kadar süredir yapıldığını gösterir. Sinceden farklı olarak, işin yapılmaya başlandığı zamandan değil, işin yapıldığı süreçten bahsetmesidir. Yani since başlangıçtan, for süreçten bahseder demek doğru olacaktır.
(6 senedir Fransızca öğreniyorum.)
(Yoko bir aydır günlük olarak yürüyüş yapıyor.)
Bu yapıyı kolaylıkla farklı zaman aralıkları ekleyerek türetebiliriz. “Tüm … boyunca” anlamına gelen bir yapıdır. Present Perfect Continuous Tense’de sık sık kullanırız.
(Tüm haftasonu boyunca ders çalışıyoruz.)
(Bütün ay boyunca daha az yemeye çalıştım.)
Bu iki yapıyı da sıklıkla Present Perfect Continuous Tense’de görürüz. “Son zamanlarda, bu aralar” anlamında kullandığımız bu iki yapıyı cümlenin sonunda ya da başında görebiliriz.
(Son zamanlarda geç uyuyor.)
(Son zamanlarda epey yağmur yağıyor.)
Present Perfect Continuous Tense soru cümlelerinde kullanabileceğimiz bu yapı “ne süredir, ne kadardır” anlamına geliyor. Present Perfect Continuous’da soru cümleleri başlığı altında bahsettiğimiz şekilde, evet/hayır sorularının başına ekleyerek soruya bu anlamı katabiliriz.
(Ne kadar süredir egzersiz yapıyorsun?)
Evet, bir konunun daha sonuna geldik. Bu yazımızda Present Perfect Continuous Tense’i tüm detayları ile ele aldık ve örnek cümlelerle destekledik. Yazımızı bitirirken bu konu ve çok daha fazlası için seni Open English’e davet ediyoruz. Sınırsız erişim, 7/24 canlı ders ve dünya çapında eğitmenleri ile Open English İngilizceye tamamen hakim olman için tüm olanakları sunuyor! Daha fazla detay için sitemizi incelemeyi unutma! Sonraki yazıda görüşmek üzere 🙂
İngiliz mitolojisi, birbirinden ilginç kahramanları ve heyecan verici hikâyeleriyle son derece zengin. Daha önceki yazılarımızda, popüler İngiliz efsaneleri Kral Arthur’dan ve Aziz Yorgi ve Ejderha’dan bahsetmiştik.
Bu yazımızın konusu da, yine İngiliz efsanelerinin en popülerlerinden bir tanesi olan Robin Hood. Eğer sen de İngiliz kültürü, tarihi ve mitolojisine ilgi duyuyorsan, zenginden alıp fakire veren bu halk kahramanı ve kökenleri hakkında birbirinden ilginç bilgileri yazının geri kalanında bulabilirsin!
Hazırsan başlayalım!

Günümüzde edebiyatta, tiyatroda, ve elbette sinemada kendine çokça yer bulmuş olan bu halk kahramanının yazılı edebiyattaki kökenleri -bugün bilindiği kadarıyla- 14. yüzyıla uzanıyor. Kahraman, yazılı edebiyatta ilk kez, 14. yüzyılın ikinci yarısında William Langland tarafından kaleme alınan şiir The Vision of Pierce Prowman’da ortaya çıkıyor. Hikâyenin bir noktasında, eğitimsiz bir karakter, Latince bilmediğini, Ortaçağ İngilizcesinde şu cümleler ile ifade ediyor:
I kan noght parfitly my Paternoster as the preest it syngeth,
But Ikan rymes of Robyn Hood…
Bunu günümüz İngilizcesine şu şekilde çevirmemiz mümkün (Türkçesine bakmadan bunu önce kendin çevirmeyi de deneyebilirsin!):
Although I can’t recite the Lord’s Prayer,
I do know the rhymes of Robin Hood.
Dizeler, bizim dilimize ise şöyle çevrilebilir:
Tanrıya dua etmeyi beceremesem de,
Robin Hood’un öykülerini bilirim.
Not: Rhyme kelimesi aslında kafiye demek, ve burada şiir anlamında da düşünülebilir. İki çeviri de doğrudur.
Karakterin üst sınıfa isyan eden bir kahraman olarak şekillenmesi ise, 15. yüzyıla dayanıyor. Bu karakter ile ilgili yazılan bilinen en eski hikayelerden bir tanesi olan Robin Hood and the Monk, yani Robin Hood ve Rahip de, bu zamana tarihleniyor. Sherwood Ormanı’nda geçen tek erken dönem hikaye olan bu eserde, aynı zamanda bir sonraki alt başlıkta bahsedeceğimiz Neşeli Adamlar Çetesi’nin en popüler üyesi olan Little John -Küçük John- da yer alıyor. Bu hikayede, Robin Hood, Küçük John’un uyarılarına kulak asmayıp ormandan çıkıyor, ve Meryem Ana’ya dua etmek için Nottingham’a gidiyor. Burada bir rahip tarafından tanınıp yakalanan kahraman, şerife teslim ediliyor.
Rahip, Robin Hood’un yakalandığını krala söylemek için yola çıkınca, yolda Küçük John ve Much tarafından yakalanıyor, ve yardımcısıyla birlikte öldürülüyor. Daha sonra, Robin Hood’un adamları rahibin kılığına girip krala gidiyor ve onu kandırıyorlar. Robin Hood’un yakalandığını söyleyip ondan para ödülünü aldıktan sonra, geri dönüp kahramanı serbest bırakıyorlar. Daha sonra kral tarafından affediliyor ve ormana geri dönüyorlar. Bu hikayede, asıl kötü karakter, kral ya da şeriften ziyade, kilisenin kutsal kurallarına ihanet ederek Robin Hood’u gammazlayan rahip olarak görülüyor.
Robin Hood, tahmin edilebileceği gibi, sonraki yüzyıllarda farklı versiyonlar ile şekillendi. İlk Robin Hood’ların, günümüzde bildiğimiz ok – yayla gezen, yeşil kıyafet giyen halk kahramanı ile pek de ilgisi olduğu söylenemez- aslında İngiltere değiştikçe, Robin Hood’un da değiştiği söylenebilir pekala…
İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek istiyorsan, hemen yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

Dilimize genellikle “Neşeli Adamlar Çetesi” olarak çevrilen Merry Men, Robin Hood efsanesinde son derece önemli bir yer kaplamaktadır. Neşeli Adamlar, basitçe anlatmak gerekecek olursa, Robin Hood’un Sherwood ormanı içinde saklanan çetesinin ismi… Bu çetenin üyeleri, düzene ve yönetici sınıfa karşı gelerek, zenginden alıp fakire vermek için çalışırlar. Kral Richard Haçlı Seferleri’ndeyken, Neşeli Adamlar Çetesi de Prens John’un zalim hükümdarlığına karşı mücadele vermektedir.
Merry Men, ilk olarak yukarıda da bahsettiğimiz “Robin Hood ve Rahip” adlı anlatıda ortaya çıkmıştır. İlk anlatılarda, Neşeli Adamlar Çetesi’nin yalnızca üç tane üyesinden isimle bahsedilmiştir: Little John, Much the Miller’s Son, ve William Scarlock -ya da Scathelock- (daha sonraki anlatılarda Will Scarlet olarak geçer.) Grubun en önemli üyesi, Little John olarak bilinmektedir.
Eğer cevabın evet ise, dünyanın önde gelen online İngilizce kursu Open English’i keşfetmenin tam zamanı! Eğer sen de İngilizce edebiyat eserlerini çeviriye ihtiyaç duymadan kolayca okuyabilmek, bu dilde hiç zorlanmadan akıcı bir şekilde konuşabilmek istiyorsan, seviyen ne olursa olsun, Open English online İngilizce kursları ile hızlı bir şekilde gelişim kaydedebilir, dil hedeflerine ulaşabilirsin!
Anadili İngilizce olan yetkin eğitmen kadrosu, 7/24 canlı ders ve sınırsız içerik erişim imkânı, dilediğin gibi pratik yapabileceğin online konuşma grupları ve daha pek çok ayrıcalığı ile Open English, İngilizce öğrenme ya da İngilizceni geliştirme sürecini senin için hiç olmadığı kadar hızlı, etkili ve eğlenceli kılacak. Sen de hemen Open English’i keşfetmeye başla, ve dil hedeflerine bir adım daha yaklaş!