There Is & There Are Konu Anlatımı

İngilizcede ilk öğretilen, en temel konulardan olan “There Is / There Are” konusuna göz atma vakti geldi. Bu yazımızda There Is ve There Are’ı olumlu, olumsuz ve soru yapılarında nasıl kullanabileceğimizi öğrenecek, çeşitli örneklerle inceleyecek ve birlikte kullanılan yapıları inceleyeceğiz. Yazının sonunda konuya tamamen hakim olacağına eminiz!

Seni gerek There Is ve There are gibi temel konular, gerek daha karmaşık gramer konular için ilk adresin olacak Open English’e davet ediyoruz! Open English, 7/24 canlı dersleri, sınırsız erişimi ve ana dili İngilizce olan uzman eğitmen kadrosuyla sana İngilizce’yi tüm incelikleriyle öğretmeye hazır. Sen de sitemizi inceleyerek bize katılabilir, İngilizce eğitimindeki tüm ihtiyaçlarını online kursumuzla karşılayabilirsin!

Open English ile “There is & There are” Öğren

Online İngilizce kursu Open English’te binlerce saatlik İngilizce dil bilgisi ders içeriği seni bekliyor. Üstelik Open English’i istediğin her yerde internet bağlantın aracılığıyla kullanabilirsin. Evde İngilizce öğrenmek mi istiyorsun? Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, müşteri temsilcilerimiz sana en uygun eğitim planını birlikte seçmek için seni arasın. 

Olumlu Cümlelerde There Is & There Are

There Is & There Are İngilizcedeki en temel konulardan olsa da ufak detaylar gözden kaçabilmekte. Bu yüzden en başından dikkatlice takip etmeni tavsiye ediyoruz. Olumlu cümlelerde There Is & There Are yapısını kullanmak ise çok basit. Tek dikkat etmen gereken nesnenin tekil veya çoğul olması. Eğer sonrasında tekil bir nesne kullanacaksak “there is”, çoğul bir nesne kullanacaksak “there are” kullanmamız gerekir.

There is  tekil nesne
There are çoğul nesne

Örnek:

  • There is a book on the table. (Masada bir kitap var.)
  • There are two kids outside. (Dışarıda iki çocuk var.)
  • There is a dog barking on the street. (Sokakta havlayan bir köpek var.)
  • There are five water bottles in the fridge. (Buzdolabında 5 tane su şişesi var.)
  • There is a beautiful dress in the wardrobe. (Gardropta güzel bir elbise var.)
  • There are two chairs on the balcony. (Balkonda iki tane sandalye var.)

Sayılabilen ve Sayılamayan İsimler

Devam etmeden önce kısa bir hatırlatma: İngilizcede her isim sayılabilir (countable) kabul edilmez, bazı isimler sayılamayan (uncountable) kabul edilir. Sayılamayan isimlere -s çoğul eki getirilemez ya da başlarına a/an getirilemez ve There is & There Are yapısında tekil olarak kabul edilir. Tüm sayılamayan isimleri kapsamasa da genelde sıvılar (water, milk, tea, coffee vs.) ve ufak parçacıklardan oluşan nesneler (rice, pasta, salt, sugar vs.) sayılamaz kabul edilir ve buna her cümlede dikkat edilmelidir.

olumlu cümlelerde there is there are

Olumsuz Cümlelerde There Is & There Are

Eğer olumlu cümlelerde There Is & There Are kullanımını kavradıysan olumsuz halinde hiç sıkıntı çekmeyeceksin! Çünkü yapmamız gereken şey yalnızca is veya are’ın yanına olumsuzluk vermesi için not’ı eklemek.

There is not / isn’t tekil nesne
There are not / aren’t çoğul nesne

Örnek: 

  • There isn’t a problem between us. (Aramızda bir problem yok.)
  • There aren’t five people in that room. (O odada iki kişi yok.)
  • There isn’t a ruler in my backpack. (Sırt çantamda cetvel yok.)
  • There aren’t twelve students in the classroom. (Sınıfta on iki öğrenci yok.)
  • There isn’t a shirt in my suitcase. (Valizimde gömlek yok.)
  • There aren’t new films in the theaters. (Sinemalarda yeni film yok.)

Soru Cümlelerinde There Is & There Are

Şimdiye kadar öğrendiğin tenseleri düşün. Sorularda hepsinde yardımcı fiil başa geldi değil mi? İşte There Is & There Are’da da aynı şeyi yapıyor, is/are’ı başa getiriyoruz. Bu şekilde yaptığımız sorular Yes/No Question (Evet/Hayır Sorusu) oluyor. Fakat başına bir soru kelimesi (what, where, when, how vs.) getirerek Wh- Question elde etmek ve daha fazla bilgi almak mümkün!

Is there tekil nesne
Are there çoğul nesne

Örnek: 

  • Is there a university in your city? (Şehrinde bir üniversite var mı?)
  • Are there two cats in your house? (Evinde iki kedi mi var?)
  • Is there a problem, officer? (Bir sorun mu var memur bey?)
  • Are there six plates on the counter? (Tezgahın üstünde altı tabak mı var?)
  • Is there a solution for this? (Bunun bir çözümü var mı?
  • Are there three cars in the parking lot? (Park alanında üç araba mı var?)

Not: Bildiğin gibi a/an “bir” anlamında, tekil nesnelerden önce kullanılır. A sesli harfle (veya sesle) başlayan kelimelerde, an ise sesli harfle (veya sesle) başlayan kelimelerden önce kullanılır. “University, unit, usage” gibi sesli harfle başlayan fakat okunurken “y” sesi gibi sessiz sesler ile başlanan kelimelerden önce de a kullanılır.

there is there are some any no

Some, Any & No

There Is & There Are yapısında sık sık kullanılan some, any & no, gözümüzden kaçmaması gereken önemli konular. Çünkü bazı durumlarda bu kelimeleri kullanmazsak cümle biraz vurgusuz duyulabilir. Hemen bunlara da göz gezdirelim.

Some

Some, There Is & There Are’da olmazsa olmazlardan biridir. Önüne geldiği sayılabilen çoğul ve sayılamayan nesnelere “biraz, birkaç, bazı” sıfatlarından birini ekler. Genellikle olumlu cümlelerde ve bazen teklif sorularında kullanılır. 

Örnek: 

  • There is some honey in the tea. (Çayda biraz bal var.)
  • There are some birds outside. (Dışarıda birkaç kuş var.)
  • Do you want some coffee? (Biraz kahve ister misin?)

Any

Any, There Is & There Are’da yine sıkça karşımıza çıkar. Sayılabilen çoğul nesnelerle ve sayılamayan nesnelerle kullanılır. Olumsuz cümlelerde ve soru cümlelerinde karşımıza çıkar. Önüne geldiği kelimeye “hiç” anlamı katar.

Örnek: 

  • Are there any tomatoes in this dish? (Bu yemekte hiç domates var mı?)
  • Is there any pasta left? (Hiç makarna kaldı mı?)
  • There aren’t any limits with Open English !(Open English ile hiçbir sınır yok!)

Evet! Open English ile hiçbir sınır yok! 7/24 canlı dersleri, dünyanın her köşesinden yekin eğitmenleri ve sınırsız erişimi ile Open English, İngilizce ile ilgili aklındaki tüm sorular için yanında! 

No

No, cümlede any ile aynı anlamı verir fakat birbirinin yerine kullanılmaz. Çünkü no, olumsuz cümlelerde kullanılmaz. Olumlu cümlelerden önce nesnenin önüne gelerek hiç anlamı katar fakat not ile aynı cümlede bulunamaz. 

Örnek: 

  • There is no way it’s true! (Bunun doğru olmasının hiçbir yolu yok!)
  • There are no eggs in the basket. (Sepette hiç yumurta yok.)
  • There is no teacher in the classroom. (Sınıfta öğretmen yok.)

 

Evet, bir konunun daha sonuna geldik! En temelden başlıyor olsan da, İngilizce bilgini tazelemek istiyor olsan da bu temel konuyu atlamaman çok önemli. There Is & There Are ve daha yüzlerce konuyu öğrenmek için Open English’e katılabilirsin! 

Günün her saati canlı dersler alabileceğin, tüm kaynaklarına sınır olmaksızın ulaşabileceğin, dünya çapında eğitmenler eşliğinde her adımda nasıl ilerlediğini öğrenebileceğin bir platform olan Open English, sana İngilizce’yi kendi zamanında, kendi kurallarında öğrenmeyi teklif ediyor! Sitemizi incele ve bize katıl!

Başlangıç düzeyinde İngilizce bilenler için 6 tüyo konulu yazımızdan devam etmeye ne dersin?

Nesne Zamiri Kullanımları: ‘Him’ vs. ‘Himself’

Nesne zamirleri kendini doğru şekilde ifade edebilmen açısından oldukça önemlidir. “Him/himself, them/themself, her/herself, my/myself” gibi birçok nesne zamiri bulunur. Bu zamirleri doğru yerde ve doğru şekilde kullanmak oldukça önemlidir. Bu başlıkta “him” ve “himself” kavramlarını inceleyeceğiz.

Him Nedir ve Nasıl Kullanılır?

“Him,” İngilizce’nin üçüncü tekil şahıs erkek nesne zamirlerinden biridir. Genellikle bir erkek kişiyi veya eril bir nesneyi belirtmek veya işaret etmek için kullanılır. Kısaca “o kişiden” veya “o şeyden” bahsetmek üzere kullanılır. “Him” sözcüğünün İngilizcede birden fazla kullanım alanı vardır.

1. Cinsiyet Belirtme:

 “Him,” bahsettiğimiz üzere bir erkek kişi veya eril nesneden bahsederken kullanılır.

  • I met him at the library.
    (Kütüphanede onunla tanıştım.)

him nedir nasıl kullanılır

2. Fiil Nesnesi:

“Him,” bir cümlenin nesnesini temsil eder ve cümledeki fiil tarafından etkilenen veya işaret edilen kişiyi veya nesneyi gösterir.

  • She called him.

(Onu aradı.)

  • They invited him to the party.

(Partiye onu davet ettiler.)

3. İyelik Zamiri Olarak:

“Him,” İngilizce’de aitlik veya ilişki ifade etmek için de kullanılabilir. Ancak aitlik ifade ederken “him” zamiri değil, “his” (onun) anlamına gelen zamir kullanılır.

  • This is his car, not hers.

(Bu onun arabası, onun değil.)

  • He did it all by himself.

(Bunu tamamen kendi kendine yaptı.)

4. Zıt Cinsiyet İçin Kullanım:

İngilizce’de bir nesneyi veya kişiyi işaret etmek için kullanılan cinsiyet belirleme zamirlerinden biridir. Diğerlerinin yanı sıra “her” (onu, onun), “it” (onu, onun), ve “them” (onları) gibi zamirler de mevcuttur.

  • I saw him at the store yesterday.

(Dün mağazada onu gördüm.)

  • She’s talking to him on the phone right now.

(Şu anda telefonda onunla konuşuyor.)

  • The dog followed him home.

(Köpek onu eve kadar takip etti.)

  • They offered the job to him because of his qualifications.

(İşi nitelikleri nedeniyle ona teklif ettiler.)

Kısacası bir erkekten veya eril nesneden bahsederken bu ifadeyi kullanırız. Ancak kişinin kendi kendinden bahsederken bu ifadeye yer verilmez. Aşağıdaki başlıkta bu bahsettiğim kavramdan detaylıca bahsedeceğiz.

Online İngilizce kursumuz hakkında detaylara ulaşmak için yan taraftaki formu hemen doldurabilirsin.

himself nedir ve nasıl kullanılır

Himself Nedir ve Nasıl Kullanılır?

“Himself,” İngilizce’de üçüncü tekil şahıs için kullanılan bir nesne zamiri ve aynı zamanda refleksif bir zamirdir. “Himself,” bir erkek kişiyi veya eril bir nesneyi nesne olarak belirtmek veya bir eylemin doğrudan o kişi tarafından gerçekleştirildiğini ifade etmek için kullanılır.

1. Refleksif Anlam:

“Himself,” bir kişinin kendini ifade etmek veya bir eylemi kendi kendine gerçekleştirdiğini belirtmek için kullanılır. Bu kullanım refleksif anlam taşır ve eylemin kişi üzerindeki etkisini vurgular.

  • He washed himself before dinner.

(Akşam yemeğinden önce kendini yıkadı.

  • He dressed himself in a hurry.

(Aceleyle kendi kendine giyindi.)

  • He blamed himself for the mistake.

(Hata için kendilerini suçladılar.)

2. İyelik Zamiri Olarak:

“Himself,” aynı zamanda ilgili kişinin aitlik veya ilişki ifadesini belirtmek için kullanılabilir.

  • This is his book; he bought it himself.

(Bu onun kitabı, kendisi satın aldı.)

  •  He did all the work by himself.

(Bütün işi kendi başına yaptı.)

  • He repaired the car himself.

(Arabayı kendisi tamir etti.)

  • She can take care of herself.

(Kendi kendine bakabilir.)

  • They built the treehouse themselves.

(Ağaç evini kendileri inşa ettiler.)

  • He found the solution all by himself.

(Çözümü tamamen kendi kendine buldu.)

“Himself,” İngilizce’de hem refleksif bir zamir olarak kullanılırken hem de aitlik veya özellikleri vurgulamak için kullanılan bir zamirdir. Kısacası, bir eylemin doğrudan o kişi tarafından gerçekleştirildiğini ifade etmek hem de kişinin kendi özelliklerini belirtmek için bu ifadeyi kullanırız.

İngilizce öğrenmek istersen hemen yan tarafta yer alan formu doldurarak ilk adımı atabilirsin.

him ve himsel zamirleri arasındaki farklar

Him ve Himself Zamirleri Arasındaki Farklar

 “Him,” bir erkek kişiyi veya eril bir nesneyi nesne olarak belirtmek veya işaret etmek için kullanılır.

 “Him,” öznenin veya fiilin etkilediği veya işaret ettiği kişiyi veya nesneyi gösterir.

 “Him,” başka bir kişi veya nesne tarafından etkilenen veya bir eylemin hedefi olan bir erkek kişiyi veya eril bir nesneyi belirtmek için kullanılır.

  1. She called him. (O, onu aradı.)
  2. They gave him a gift. (Ona bir hediye verdiler.)
  3. I saw him at the park. (Parkta onu gördüm.)
  4. They invited him to the party. (Partiye onu davet ettiler.)

“Himself” (Kendi Kendine):

 “Himself,” bir kişinin kendini ifade etmek veya bir eylemi kendi kendine gerçekleştirdiğini belirtmek için kullanılır.

 “Himself,” refleksif bir zamir olarak kullanılır ve eylemin kişi üzerindeki etkisini vurgular.

 “Himself,” aynı zamanda ilgili kişinin aitlik veya ilişki ifadesini belirtmek için de kullanılabilir.

  1. He washed himself before dinner. (Akşam yemeğinden önce kendini yıkadı.)
  2. She dressed herself in a hurry. (Aceleyle kendini giyindi.)
  3. They blamed themselves for the mistake. (Hata için kendilerini suçladılar.)
  4. This is his book; he bought it himself. (Bu onun kitabı; kendisi satın aldı.)

Kısaca özetlemek gerekirse, “him” bir nesne zamiri olarak kullanılırken, “himself” refleksif bir zamir olarak kullanılır ve kişinin kendi kendini ifade etmesi veya bir eylemi kendi kendine gerçekleştirmesi durumlarında kullanılır. Ayrıca, “himself” aitlik veya özellik vurgusu yapmak için de kullanılabilir.

Bu şekilde anlatıldığında kulağa zor gibi gelse de biraz pratikle bu iki nesne zamiri arasındaki ayrımı yapmak oldukça basittir. Nesne zamirlerini öğrenirken, bir yazar tavsiyesi olarak “me” ve “myself” kavramlarından başlamanı öneririm. Bu iki kavram nesne zamirlerinin en doğru şekilde anlaşılması konusunda sana daha iyi yardımcı olacaktır. Yazıyı bitirmeden önce tüm bu yazının akılda kalması için ise şu iki maddeye yer vermek isterim:

Him: Bu kelime bir bireyi veya nesnenin kendisini ifade eder.

Himself: Bu kelime ise bireyin kendi kendini ifade eder. Aynı şekilde canlının bireysel, kendi çabalarıyla, kendi kendine gerçekleştirdiği bir eylemi anlatırken kullanılır. Bu iki maddeyi göz önünde bulundurarak yukarıda yer alan örneklere tekrar göz atmanı tavsiye ederim.

Unutmamalısın ki, İngilizcede her kelimenin tam anlamıyla Türkçe karşılığı yok, “himself” zamiri de bu kelimelerden biri, dolayısıyla bu zamirin Türkçe çevirisini değil, kelimenin kullanım şekillerini kavramaya çalışmanı öneririm. Diğer zamirler hakkında bilgi edinmek için blog sayfamızdaki yazılara göz atabilirsin.

İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek istersen yan taraftaki formu doldurarak İngilizce kursumuz hakkında detaylara ulaşabilirsin.

İngilizce Ülkeler, Okunuşları ve Türkçe Çevirileri

Günümüzde dünya genelinde Birleşmiş Milletler tarafından tanınmış 195 ülke bulunuyor. Bazı ülkelerin İngilizcesi, yazılışı ve okunuşu açısından Türkçesi ile bire bir örtüşürken, bazı ülkelerin İngilizcesi ise Türkçe yazılışı ve okunuşundan apayrı. 

Aşağıda 7 kıta özelinde tüm ülkelerin İngilizcesini, Türkçesini ve İngilizce okunuşlarını listeledik. Sınırları sebebiyle bazı ülkeleri birden fazla kıtada listelenmiş olarak görebilirsin. İngilizce ülkeleri öğrenirken ülke isimlerinin İngilizcesini de sesli bir şekilde telaffuz ederek pratik yapmayı ihmal etme!

Afrika’daki Ülkelerin İngilizce İsimleri

İngilizce Ülkeler Türkçe  Okunuşları
Angola Angola /æŋˈɡəʊlə/
Benin Benin /beˈniːn/
Botswana Botsvana /bɒtˈswɑːnə/
Burkina Faso Burkina Faso /bʊrˌkiː.nə ˈfɑː.soʊ/
Burundi Burundi /bʊˈrʊndi/
Algeria Cezayir /ælˈdʒɪr.i.ə/
Djibouti Cibuti /dʒɪˈbuː.t̬i/
Chad Çad /tʃæd/
Equatorial Guinea Ekvator Ginesi /ek.wəˌt̬ɔːr.i.əl ˈɡɪn.i/
Eritrea Eritre /ˌer.ɪˈtriː.ə/
Eswatini Esvatini /ˌes.wɑːˈtiː.niː/
Ethiopia Etiyopya /ˌiː.θiˈəʊ.pi.ə/
Morocco Fas /məˈrɑː.koʊ/
Ivory Coast Fildişi Sahili /ˌaɪ.vɚ.i ˈkoʊst/
Gabon Gabon /ɡæbˈoʊn/
Gambia Gambiya /ˈɡæm.bi.ə/
Ghana Gana /ˈɡɑː.nə/
Guinea Gine /ˈɡɪn.i/
Guinea-Bissau Gine-Bissau /ˌɡɪn.i.bɪˈsaʊ/
South Africa Güney Afrika /ˌsaʊθ ˈæf.rɪ.kə/
South Sudan Güney Sudan /ˌsaʊθ suːˈdæn/
Cameroon Kamerun /ˌkæm.əˈruːn/
Kenya Kenya /ˈken.jə/
Comoros Komorlar /ˈkɒm.ə.rəʊz/
Republic of the Congo Kongo Cumhuriyeti /ˌrɪpʌb.lɪk əv ˈkɑːŋ.ɡoʊ/
The Democratic Republic of the Congo Kongo Demokratik Cumhuriyeti /ˌdem.əkræt.ɪk rɪpʌb.lɪk əv ˈkɑːŋ.ɡoʊ/
Lesotho Lesotho /ləˈsuː.tuː/
Liberia Liberya /laɪˈbɪr.i.ə/
Libya Libya /ˈlɪb.i.ə/
Madagascar Madagaskar /ˌmæd.əˈɡæs.kɚ/
Malawi Malavi /məˈlɑː.wi/
Mali Mali /ˈmɑː.li/
Mauritius Mauritius /mɔːˈrɪʃ.i/
Egypt Mısır /ˈiː.dʒɪpt/
Mauritania Moritanya /ˌmɔːr.ɪˈteɪ.ni.ə/
Mozambique Mozambik /ˌmoʊ.zæmˈbiːk/
Namibia Namibya /nəˈmɪb.i.ə/
Niger Nijer /ˈnaɪ.dʒɚ/
Nigeria Nijerya /naɪˈdʒɪr.i.ə/
The Central African Republic Orta Afrika Cumhuriyeti /ˌsen.trəl æf.rɪ.kən rɪˈpʌb.lɪk/
Rwanda Ruanda /ruˈɑːn.də/
São Tomé and Príncipe São Tomé ve Príncipe /saʊ təˌmeɪ ənd ˈprɪn.sɪ.peɪ/
Senegal Senegal /ˌsen.ɪˈɡɔːl/
The Seychelles Seyşeller /seɪˈʃelz/
Sierra Leone Sierra Leone /siˌer.ə liˈoʊn/
Somali Somali /səˈmɑː.li/
Sudan Sudan /suːˈdɑːn/
Tanzania Tanzanya /ˌtæn.zəˈniː.ə/
Togo Togo /ˈtoʊ.ɡoʊ/
Tunisia Tunus /tuːˈniː.ʒə/
Uganda Uganda /juːˈɡæn.də/
Cape Verde Yeşil Burun Adaları /ˌkeɪp ˈvɝːd/
Zambia Zambiya /ˈzæm.bi.ə/
Zimbabwe Zimbabve /zɪmˈbɑːb.weɪ/

 

asyadaki ülkelerin ingilizce isimleri

Asya’daki Ülkelerin İngilizce İsimleri

İngilizce Ülkeler Türkçe  Okunuşları
Afghanistan Afganistan /æfˈɡæn.ɪ.stæn/
Azerbaijan Azerbaycan /ˌɑː.zɚ.baɪˈdʒɑːn/
Bahrain Bahreyn /bɑːˈreɪn/
Bangladesh Bangladeş /ˌbæŋ.ɡləˈdeʃ/
Bhutan Bhutan /buːˈtɑːn/
The United Arab Emirates Birleşik Arap Emirlikleri /juːˌnaɪ.t̬id ˌer.əb ˈem.ə.rəts/
Brunei Brunei /bruːˈnaɪ/
China Çin /ˈtʃaɪ.nə/
East Timor Doğu Timor /ˌiːst ˈtiː.mɔːr/
Indonesia Endonezya /ˌɪn.dəˈniː.ʒə/
Armenia Ermenistan /ɑːrˈmiː.ni.ə/
Philippines Filipinler /ˈfɪl.ə.piːnz/
Palestine Filistin /ˈpæl.ə.staɪn/
South Korea Güney Kore /ˌsaʊθ kəˈriː.ə/
Georgia Gürcistan /ˈdʒɔːr.dʒə/
India Hindistan /ˈɪn.di.ə/
Iraq Irak /ɪˈræk/
Iran İran /ɪˈræn/
Israel İsrail /ˈɪz.reɪl/
Japan Japonya /dʒəˈpæn/
Cambodia Kamboçya /kæmˈboʊ.di.ə/
Qatar Katar /kəˈtɑːr/
Kazakhstan Kazakistan /ˈkɑː.zəkˌstɑːn/
Cyprus  Kıbrıs /ˈsaɪ.prəs/
Kyrgyzstan Kırgızistan /ˌkɝː.ɡɪˈstɑːn/
Kuwait Kuveyt /kuːˈweɪt/
North Korea Kuzey Kore /ˌnɔːrθ kəˈriː.ə/
Laos Laos /laʊs/
Lebanon Lübnan /ˈleb.ə.nən/
The Maldives Maldivler /ˈmæl.daɪvz/
Malaysia Malezya /məˈleɪ.ʒə/
Egypt Mısır /ˈiː.dʒɪpt/
Mongolia Moğolistan /mɑːŋˈɡoʊ.li.ə/
Myanmar Myanmar /mjɑːnˈmɑːr/
Nepal Nepal /nəˈpɔːl/
Uzbekistan Özbekistan /ʊzˌbek.ɪˈstɑːn/
Pakistan Pakistan /ˈpæk.ɪ.stæn/
Russia Rusya /ˈrʌʃ.ə/
Singapore Singapur /ˈsɪŋ.ə.pɔːr/
Sri Lanka Sri Lanka /ˌsriː ˈlæŋ.kə/
Syria Suriye /ˈsɪr.i.ə/
Saudi Arabia Suudi Arabistan /ˌsaʊ.di əˈreɪ.bi.ə/
Tajikistan Tacikistan /tɑːˈdʒiː.kɪˌstɑːn/
Thailand Tayland /ˈtaɪ.lænd/
Türkiye Türkiye / týɾ.ci.je /
Turkmenistan Türkmenistan /tɝːkˈmen.ɪ.stæn/
Oman Umman /oʊˈmɑːn/
Jordan Ürdün /ˈdʒɔːr.dən/
Vietnam Vietnam /ˌvjetˈnæm/
Yemen Yemen /ˈjem.ən/

 

Avrupa’daki Ülkelerin İngilizce İsimleri

İngilizce Ülkeler Türkçe              Okunuşları
Germany Almanya /ˈdʒɝː.mə.ni/
Andorra Andorra /ænˈdɔːr.ə/
Albania Arnavutluk /ælˈbeɪ.ni.ə/
Austria Avusturya /ˈɑː.stri.ə/
Azerbaijan Azerbaycan /ˌɑː.zɚ.baɪˈdʒɑːn/
Belarus Belarus /ˌbel.əˈruːs/
Belgium Belçika /ˈbel.dʒəm/
The United Kingdom Birleşik Krallık /jʊˌnaɪ.t̬ɪd ˈkɪŋ.dəm/
Bosnia-Herzegovina Bosna-Hersek /ˌbɑːz.ni.əˌhert.sə.ɡoʊˈviː.nə/
Bulgaria Bulgaristan /bʊlˈɡer.i.ə/
Czechia Çekya /ˈtʃek.i.ə/
Denmark Danimarka /ˈden.mɑːrk/
Armenia Ermenistan /ɑːrˈmiː.ni.ə/
Estonia Estonya /esˈtoʊ.ni.ə/
Finland Finlandiya /ˈfɪn.lənd/
France Fransa /fræns/
Georgia Gürcistan /ˈdʒɔːr.dʒə/
Croatia Hırvatistan /kroʊˈeɪ.ʃə/
Holland Hollanda /ˈhɑː.lənd/
Ireland İrlanda /ˈaɪr.lənd/
Spain İspanya /speɪn/
Sweden İsveç /ˈswiː.dən/
Switzerland İsviçre /ˈswɪt.sɚ.lənd/
Italy İtalya /ˈɪt̬.əl.i/
Iceland İzlanda /ˈaɪs.lənd/
Montenegro Karadağ /ˌmɑːn.təˈniː.ɡroʊ/
Kazakhstan Kazakistan /ˈkɑː.zəkˌstɑːn/
Cyprus Kıbrıs /ˈsaɪ.prəs/
Macedonia Makedonya /ˌmæs.əˈdoʊ.ni.ə/
Latvia Letonya /ˈlæt.vi.ə/
Lithuania Litvanya /ˌlɪθ.juˈeɪ.ni.ə/
Liechtenstein Lihtenştayn /ˌlɪθ.juˈeɪ.ni.ə/
Luxembourg Lüksemburg /ˈlʌk.səm.bɝːɡ/
Hungary Macaristan /ˈhʌŋ.ɡər.i/
Malta Malta /ˈmɑːl.tə/
Moldova Moldova /mɑːlˈdoʊ.və/
Monaco Monako /ˈmɑː.nə.koʊ/
Norway Norveç /ˈnɔːr.weɪ/
Poland Polonya /ˈpoʊ.lənd/
Portugal Portekiz /ˈpɔːr.tʃə.ɡəl/
Romania Romanya /roʊˈmeɪ.ni.ə/
Russia Rusya /ˈrʌʃ.ə/
San Marino San Marino /ˌsæn məˈriː.noʊ/
Serbia Sırbistan /ˈsɝː.bi.ə/
Slovakia Slovakya /sloʊˈvæk.i.ə/
Slovenia Slovenya /sloʊˈviː.ni.ə/
Türkiye Türkiye / týɾ.ci.je /
Ukraine Ukrayna /juːˈkreɪn/
Vatican City Vatikan /ˌvæt̬.ɪ.kən ˈsɪt̬.i/
Greece Yunanistan /ɡriːs/

 

güney amerikadaki ülkelerin ingilizcesi

Okyanusya’daki Ülkelerin İngilizce İsimleri

İngilizce Ülkeler Türkçe  Okunuşları
Australia Avustralya /ɑːˈstreɪl.jə/
Indonesia Endonezya /ˌɪn.dəˈniː.ʒə/
Fiji Fiji /ˈfiː.dʒiː/
Kiribati Kiribati /ˈkɪr.ɪˌbæs/
Marshall Islands Marshall Adaları /ˈmɑːr.ʃəl ˌaɪ.ləndz/
Micronesia Mikronezya Federal Devletleri /ˌmaɪ.krə.kroʊˈniː.ʒə/
Nauru Nauru /nɑːˈuː.ruː/
Palau Palau /pəˈlaʊ/
Papua New Guinea Papua Yeni Gine /ˌpæp.u.ə njuː ˈɡɪn.i/
Samoa Samoa /səˈmoʊ.ə/
Solomon Islands Solomon Adaları /ˈsɑː.lə.mən ˌaɪ.ləndz/
Tonga Tonga /ˈtɑːŋ.ə/
Tuvalu Tuvalu /tuːˈvɑː.luː/
Vanuatu Vanuatu /vænˈwɑː.tuː/
New Zealand Yeni Zelanda /ˌnjuː ˈziː.lənd/

 

Güney Amerika’daki Ülkelerin İngilizce İsimleri

İngilizce Ülkeler Türkçe                 Okunuşları
Argentina Arjantin /ˌɑːr.dʒənˈtiː.nə/
Bolivia Bolivya /bəˈlɪv.i.ə/
Brazil Brezilya /brəˈzɪl/
Ecuador Ekvador /ˈek.wə.dɔːr/
Guyana Guyana /ɡaɪˈæn.ə/
Colombia Kolombiya /kəˈlʌm.bi.ə/
Paraguay Paraguay /ˈper.ə.ɡwaɪ/
Peru Peru /pəˈruː/
Suriname Surinam /ˌsʊr.ɪˈnɑːm/
Chile Şili /ˈtʃɪl.i/
Uruguay Uruguay /ˈjʊr.ə.ɡwaɪ/
Venezuela Venezuela /ˌven.əˈzweɪ.lə/

 

Kuzey Amerika’daki Ülkelerin İngilizce İsimleri

İngilizce Ülkeler Türkçe  Okunuşları
United States Amerika Birleşik Devletleri /jʊˈnɑɪ·t̬ɪd ˈsteɪts/
Antigua and Barbuda Antigua ve Barbuda /ænˌtɪɡ.wə ənd bɑːrˈbuː.də/
The Bahamas Bahamalar /bəˈhɑː.məz/
Barbados Barbados /bɑːrˈbeɪ.doʊs/
Belize Belize /bəˈliːz/
Dominican Republic Dominik Cumhuriyeti /dəˈmɪnɪkən rɪˌpʌb.lɪk/
Dominica Dominika /dəˈmɪn.ɪ.kə/
El Salvador El Salvador /ˌel ˈsæl.və.dɔːr/
Grenada Grenada /ɡrəˈneɪ.də/
Guatemala Guatemala /ˌɡwɑː.t̬əˈmɑː.lə/
Haiti Haiti /ˈheɪ.ti/
Honduras Honduras /hɑːnˈdʊr.əs/
Jamaica Jamaika /dʒəˈmeɪ.kə/
Canada Kanada /ˈkæn.ə.də/
Costa Rica Kosta Rika /ˌkɑː.stə ˈriː.kə/
Cuba Küba /ˈkjuː.bə/
Mexico Meksika /ˈmek.sɪ.koʊ/
Nicaragua Nikaragua /ˌnɪk.ərˈæɡˈrɑːɡ.wə/
Panama Panama /ˈpæn.ə.mɑː/
Saint Kitts and Nevis Saint Kitts ve Nevis /seɪnt ˌkɪts ənd ˈniː.vɪs/
Saint Lucia Saint Lucia /seɪnt ˈluː.ʃə/
Saint Vincent and the Grenadines Saint Vincent ve Grenadinler /sənt ˌvɪn.sənt ənd ðə ˌɡren.əˈdiːnz/
Trinidad and Tobago Trinidad ve Tobago /ˌtrɪn.ɪ.dæd ənd təˈbeɪ.ɡoʊ/

 

*Antarktika, üzerinde ülke bulunmayan tek kıta statüsündedir.

Her ne öğrenirsen öğren, öğrendiklerini pratiğe dökmedikçe, İngilizceyi hayatının bir parçası haline getirmedikçe, zamanla öğrendiklerini unutma ihtimalin o kadar yüksek ki.

Bugün Open English’e başlayarak İngilizceni her an diri tutabilir, öğrendiklerinin üzerine her geçen gün bir yenisini ekleyebilir, öğrendiğin her yeni şeyi ana dili İngilizce olan eğitmenlerle pekiştirerek telaffuzu doğru kişilerden öğrenebilirsin. İletişim formumuzu doldurarak İngilizcen için ilk adımı bugün at.

Sesli Okuma ve Telaffuz İpuçları: ”’Witch” vs.”’Which”

İngilizcenin karmaşık olarak nitelendirilebilecek pek çok yönü vardır. Bunlardan biri de eşsesli yani “homophone” olarak bilinen sözcüklerdir. İngilizce konuşanlar, bu sözcükleri kolaylıkla anlayabildikleri için herhangi bir zorlukla karşılaşmazken, yabancı dil öğrenenler için bu sözcüklerin ayrımını yapabilmek oldukça zor olabilmekte ve bu durum özellikle yeni başlayanların motivasyonunu düşürebilmektedir.

O halde gel, öncelikle nedir bu eşsesli sözcükler, birlikte inceleyelim!

Eşsesli “Homophone” Kelimeler Nedir?

Söz konusu spelling ise İngilizce kafa karıştırıcı olabilir. Hele ki söz konusu başka bir sözcükle aynı sese/ telaffuza sahip olan, fakat anlam bakımından farklılaşan eşsesli sözcükler ise. Bu anlamda “witch” ve “which” en iyi örneklerden biridir.

Except/ Accept

I read all his books except this one.

 (Bu hariç bütün kitaplarını okudum.)

Jeff accepted our offer and joined our company.

(Jeff teklifimizi kabul etti ve şirketimize dahil oldu.)

Dye/ Die

  • I dyed my hair for the first time.

(İlk defa saçımı boyadım.)

  • Tragically, he fell sick and died.

(Trajik bir şekilde, hastalanıp öldü.)

Heal/ Heel

  • Sleeping will help your body heal faster.

(Uyumak vücudunuzun daha hızlı iyileşmesine yardımcı olur.

  • In the end, Achilles was wounded by his heel.

(Sonunda Akhilleus topuğundan yaralandı.)

eş sesli kelime örnekleri - night knight

Night/ Knight

  • We had so much fun last night.

(Geçen gece çok eğlendik.)

  • Sir Lancelot was one of the knights of the Round Table.

(Sir Lancelot Yuvarlak Masa şövalyelerinden biriydi.)

Pour/ Poor

  • Let’s pour a drink and celebrate!

(Hadi bir içki koyalım ve kutlayalım!

  • He came from a poor family.

(O yoksul bir aileden geliyordu.)

Quite, Quiet

  • She looks quite sad.

(Oldukça üzgün görünüyor.)

  • Please be quiet!

(Lütfen sessiz olun!)

See/ Sea

  • It’s good to see you.

(Seni görmek güzel.)

  • We spent the day by the sea.

(Günü deniz kenarında geçirdik.)

Sell/ Cell

  • I had to sell my car.

(Arabamı satmak zorunda kaldım.)

  •  A strong immune system reduces your risk of abnormal cell growth.

(Güçlü bir bağışıklık sistemi, anormal hücre büyümesi riskini azaltır.)

eşsesli kelime örnekleri - sun ve son

Sun/ Son

  • The sun is shining and I’m feeling good.

(Güneş parlıyor ve ben iyi hissediyorum.)

  • You are a loving dad, your son is really lucky.

(İlgili bir babasın, oğlun gerçekten şanslı.)

Too/ to/ two

  • Their house is too small for them.

(Evleri onlar için çok küçük)

  • I’m planing to go to London.

(Londra’ya gitmeyi planlıyorum.)

  • I have two cats.

(İki kedim var.)

Whether/ Weather

  • It is unknown whether this is intentional or merely a coincidence.

(Bunun kasıtlı ya da sadece tesadüf olup olmadığı bilinmiyor.)

  • The rainy weather lasted for ten days straight.

 (Yağışlı hava on gün boyunca sürdü.)

Witch/ Which

  • A wicked witch turned him into a frog.

(Kötü bir cadı onu kurbağaya çevirdi.)

  • Which one do you prefer, cats or dogs?

(Hangisini tercih edersin, kediler mi köpekler mi?)

Write/ Right

  • My best friend asked me to write her a letter.

(En yakın arkadaşım ona mektup yazmamı istedi.)

  • Women in Turkey were given the right to vote in 1934.

(Türkiye’de kadınlara seçme hakkı 1934’te verildi.)

Şimdi, İngilizce öğrenenlerin eşsesli kelimeleri doğru bir şekilde kullanmalarına ve telaffuz edebilmelerine yardımcı olacak bazı ipuçlarına geçelim!

ingilizce telaffuz örnekleri - sesli oku

Sesli Oku!

Yüksek sesle okuma hem telaffuzunu hem de akıcılığını geliştirir. Doğru cümle yapılarını, özellikle eşsesli sözcükleri içselleştirmene ve eşdizimlilikler ile bağlantı kurmana yardımcı olur. Kendi seviyene uygun ve ilgini çeken bir kitabı okurken sesini kaydedebilir ve daha sonra dinleyerek vurgu ve tonlamalarınızı geliştirebilirsin. Benzer şekilde, sesli bir kitap dinleyerek pratik yapabilirsin. Böylelikle, zamanla telaffuzun daha doğal bir hal alacaktır. Unutma, “Practice makes perfect”!

Bağlamı Kullan!

Eşsesli sözcükler bazen yazılışları ve cümle bağlamında nasıl kullanıldıkları nedeniyle kafa karıştırıcı olabilir. Doğru sözcüğü belirlemene yardımcı olması için bağlam ipuçlarını kullanabilirsin. Bağlamı belirleyen; cümledeki isim, sıfat ve fiil gibi diğer sözcükler, durum, ortam ve hitap edilen kişilerdir. Bu anlamda, bağlama uygun eşsesli sözcük kullanımını geliştirmek için çeşitli metinler okumak oldukça faydalı olacaktır.

Düzenli Pratik Yap!

Herhangi bir dili öğrenmenin en önemli noktalarından biri de telaffuzdur. Telaffuzun ne kadar doğal ve iyi olursa, insanlarla iletişiminde bırakacağın izlenim de aynı doğrultuda olacaktır. Başkalarıyla konuşurken telaffuzdan ziyade iletişim kurmaya odaklandığından, yaptığın telaffuz hatalarını fark etmek çok daha zordur. Bu sebeple, düzenli olarak sesli okuma yaparak, belirli sesleri çıkarırken dudak hareketlerini ayna karşısında izleyerek ve hatta şarkı söyleyerek pratik yapabilirsin. Kendi başına pratik yapmanın bir diğer olumlu yanı da hata yapmaktan korkmayacak ve utanmayacak olmandır.

Taklit Et!

Telaffuzunu geliştirmenin tartışmasız en iyi yolu ana dil konuşurlarını dinlemektir. Podcast’ler, videolar, filmler, diziler ve hatta favori sanatçının konuşmalarını dinlemek oldukça keyifli olacaktır. Bu doğrultuda, yapman gereken tek şey duyduklarını taklit etmek, vurgu ve tonlamalara dikkat etmek. Ayrıca kendi konuşmanı kaydederek, telaffuzunu karşılaştırabilir, böylelikle neyi farklı yaptığını kolaylıkla fark edip tekrar deneyebilirsin.

İngilizce Telaffuzunu Geliştirmek İstiyorsan, Open English’i Keşfet!

Profesyonel ortamlarda doğru telaffuz, dile hakimiyetini göstermesi açısından oldukça önemlidir. Yanlış telaffuz iletişim problemlerine ve kariyerin açısından olumsuz bir izlenime yol açabilir. Bu durum ilerlemeni engelleyebilir ve hatta bazı fırsatları kaçırmana neden olabilir.

Eğer sen de uzman eğitmenler ile çalışarak, seviyene ve ideallerine uygun oluşturulmuş bir çalışma planı üzerinden İngilizce eğitimi almak istiyorsan, Open English sana telaffuz becerilerini geliştirebileceğin online İngilizce konuşma grupları gibi birçok ayrıcalık sunuyor!

7/24 canlı dersler, sınırsız içerik ve çok daha fazlasına Open English’te ulaşabilir, daha fazla bilgi almak istersen iletişim formunu doldurabilirsiniz!

İngilizce Hastalıklar ve Türkçe Karşılıkları

Dünya üzerinde en çok konuşulan dillerin başında gelen İngilizce, dünyanın farklı pek çok noktasında rahatlıkla iletişim kurabilmeni sağlar. İngilizceyi dinlemek, okumak, yazmak ya da konuşmak için sık sık pratik yapman ve dil bilgisiyle kelime bilgini geliştirmen gerekir.

İngilizceyi öğrenmeye dil bilgisinden başlaman temellerini sağlam atmana ve kolay öğrenmene yardımcı olur. Kelime dağarcığını geliştirerek ve bu kelimeleri cümle içerisinde kullanarak başlayabileceğin bu yolculukta, ilk öğreneceğin konulardan biri hastalıklardır.

Türkçede günlük hayatta sağlık durumunu anlatmak için kullanabileceğin hastalıklar, İngilizcede de günlük konuşmalarda son derece işine yarayacaktır.

Şimdi gel; bu hastalıkları ve cümle içinde kullanımlarını yakından inceleyelim.

Open English ile İngilizce Öğrenmeye Bugün Başla!

İngilizceni geliştirmek mi istiyorsun? Online İngilizce kursu Open English ile bunu kolayca başarabilirsin. 7/24 online ders dersler ve konuşma sınıflarında ana dili İngilizce olan TEFL/TESOL sertifikalı eğitmenlerle 4 temel İngilizce becerisinde ustalaşabilirsin: Okuma, yazma, anlama ve konuşma. 

Daha fazla bilgiye mi ihtiyacın var? Open English kayıt başvurusu yapmak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayarak tüm sorularını yanıtlayacaktır. Bu arada bizi Open English kullanıcı yorumlarına göz atmak isteyebilirsin. 

sık kullanılan ingilizce hastalıklar nelerdir

Sık Kullanılan İngilizce Hastalıklar Nelerdir?

İngilizce, temel kelimelerden öğrenmeye başladığında hızlı ve kolay bir şekilde kavrayabileceğin ve öğrenim hızını artırabileceğin bir dildir. Bu kelime gruplarının ilk sırasında, günlük hayatta sıklıkla kullanılan İngilizce hastalıklar gelir.

İngilizce hastalıklar arasında “headache, stomachache, toothache, earache” (Amerikan İngilizcesinde “headache, stomach ache, tooth ache, ear ache”) gibi vücudun ağrıyan bölümü ile “ache” yani “ağrı” kelimesinin birleşiminden oluşan kelimeler yer alır.

İngilizce hastalıklarda ağrıyan her yerini söylerken her kelimenin sonuna “ache” eklemene gerek yoktur. “Sore throat” (“boğaz ağrısı”), bu duruma verilebilecek en net örneklerden biridir.

Ayrıca, İngilizce hastalıklar içerisinde geçirdiğin rahatsızlıkları ya da hastalıkları anlatabileceğin farklı kelimeler de vardır.

Örneğin; “flu (grip)”, “cough (öksürük)”, “nausea (mide bulantısı)” ve “broken arm/leg (kırık kol/bacak)” gibi kavramlarla da rahatsızlığını kolayca açıklayabilirsin.

  • Bazı İngilizce hastalıkların isimleri Türkçe karşılıkları ile benzerlik gösterir.

“Allergies (alerji)”, “asthma (astım)”, “hypertension (hipertansiyon)”, “cancer (kanser)”, “depression (depresyon)”, “eczema (egzema)” gibi daha pek çok İngilizce hastalık ismi örnek verilebilir.

Hastalık İsimleri Cümle İçinde Nasıl Kullanılır?

İngilizce hastalıkları bir nebze de olsa öğrendiğine göre bu İngilizce hastalıkların cümle içinde kullanımlarını inceleyebiliriz.

İngilizcede hastalığını belirtirken ya da bir yerinin ağrıdığını anlatırken kullanacağın kalıplar, bazı kriterlere göre farklılık gösterir.

  • Bir yerinin ağrıdığını söylemek istiyorsan, genel olarak “Özne + have/has (sahiplik belirtme eki) + Nesne” şeklinde cümle kurmalısın.

Örneğin; “I have a bad headache.” yani “Başım çok ağrıyor.” diye kullanabilirsin.

  • Sayılabilir İngilizce hastalıklar önüne “a/an”, sayılamayan genel hastalıklar ise önüne “the” alır.

Yukarıdaki örnekte “headache” kelimesi sayılabilir olduğu için önüne “a” alır. “Flu” ve “measles” kelimelerinin başlarına belirtmek için “the” getirmelisin. Hastalıkları belirtirken kurulan cümlelerde “have” ve “has” sahiplik belirteçleri, kullanacağın zamana göre dönüşür.

  • İngilizce hastalıkları anlatırken geçmiş zamandan bahsetmek istiyorsan olumlu cümlede “had”; olumsuz cümle kalıbında ise “didn’t + have” kullanman gerekir.

Örneğin, “I had a headache yesterday.” (“Dün başım ağrıyordu.) veya “I didn’t have a headache yesterday.” (Dün başım ağrımıyordu.)

  • Bazı İngilizce hastalıkları anlatırken “disease, ill, sick” gibi yakın anlamlara sahip kelimeleri kullanmalısın.

“Rahatsız ve hasta” anlamına gelen “sick ve ill” sözcükleri arasında ayrım bulunur: “Sick” daha az resmi olup kısa süreli hastalıklar için kullanırken “ill” resmi bir sözcüktür ve “kanser veya zatürre” gibi daha geniş kapsamlı hastalıkları belirtir.

  • “Disease” ve “illness” ise İngilizce hastalıklarda birbirlerinin yerine kullanılabilir.

Ancak, “disease” belirtileri gözlenmiş ve teşhisi konmuş sağlık sorunları için, “illness” ise sağlığının yerinde olmadığı durumları belirtir. Yani, “disease” organdan, “illness” hastalığı hisseden kişiden bahsederken kullanılan sözcüklerdir.

Örneğin;

  • Disease kelimesi, “I have a heart disease. (Kalp rahatsızlığım var.)” şeklinde kullanılır.
  • “Illness” kelimesine örnek olarak ise “I am suffering from an illness. (Bir hastalıkla pençeleşiyorum.)” verilebilir.
  • “Ill” kelimesinin kullanımı için “I feel ill. (Rahatsızım.)” cümlesi kolaylıkla örnek olarak gösterilebilir.
  • “Sick, sickness” kelimelerinin kullanımına cümle örneği: “I feel sick. (İyi değilim.)” ya da “I am off sick. (İyi değilim, hastayım.)”.

ingilizce hastalıklara cevap verme

Cevabı İngilizce Hastalık İsimlerinden Oluşan Sorular Nelerdir?

İngilizce hastalıklar konusunda az çok bir fikrin oluşmaya başlamıştır. Şimdi de İngilizce hastalıkları kullanarak cevap verebileceğin sorulara bir bakalım.

Günlük konuşma içerisinde, İngilizce birisine neyi olduğunu “What’s the matter with…?” şeklinde sorabilirsin. Burada bulunan “…” yere getireceğin kelime, sorduğun kişiye göre değişiklik gösterir. Ancak, burada I, you, he, she, it yani özne yerine; me, you, us, them, him, her, it olan -i halindeki nesneleri kullanabilirsin.

Örnek olarak; “What’s the matter with her? (Onun neyi var?)” diyebilirsin.

  • Bu sorular cevaplanırken “have” veya “has” kullanman gerekir. Yani soruyu “She has a broken leg. (Bacağı kırık.)” olarak cevaplandırabilirsin. 

Zamana göre yardımcı fiili değişen cevaplar arasında “I feel ill, I am ill, I was ill” yer alır. Genellikle “have” veya “has” kullanılsa da, bazı durumlarda “feel” kelimesinin kullanılması da doğru cümle kurduğunu gösterir.

  • Sorulara bir örnek de, klasik konuşma içerisinde geçen “How are you? (Nasılsın?”) kalıbıdır. Bu soruya da “I’m fine. (“İyiyim.”) demek yerine, rahatsızlığını bildiren cümleler kurabilirsin. Örneğin, “I feell dizzy” (“Başım dönüyor.”).

İngilizce Hastalıklarda Nasıl Tavsiye Verilir?

  • Sorduğun hastalığa verilen cevaba göre “Exercise regularly. (Düzenli egzersiz yap.”) gibi emir cümlelerini kullanabilirsin.

Diyalog üzerinden örneklendirilirse, “I feel ill.” diyen kişiye, “Have a rest.” (“Dinlen.”) diye tavsiye verebilirsin.

  • Bir başka kalıp olan “should, shouldn’t” ise arkadaşlarına tavsiye verirken kullanabileceğin kalıplar arasında yer alır. İngilizcede özneden sonra kullanılan should olumlu, shouldn’t ise olumsuz cümlelerde kullanılır.

Cümle kurarken “Özne + should/shouldn’t (yardımcı fiil) + Eylem” kalıbını kullanman gerekir. Yani, “You should have a rest. (Dinlenmelisin.)” şeklinde verdiğin tavsiyeler kibarlık bildirir.

  • Should cümlenin fiiline “…meli, …malı” anlamı katar.

Olumsuz kalıba da, “He shouldn’t listen to loud music. (Yüksek sesle müzik dinlememeli.)” örnek verilebilir.

  • Should ile kuracağın soru cümleleri tavsiye isterken kullanılır.

Soru kalıbı “What + should + Özne + do?” şeklinde düzenlenerek cümle kurulmalıdır. “O ne yapmalı?” (What should he/she do?)” tavsiye isterken kullanabileceğin cümleler için örnek niteliğindedir. Sorunun cevabını aynı şekilde should ile vermen gerekir.

Örneğin, “What should I do?” sorusuna “You should drink milk with honey. (Ballı süt içmelisin.)” olarak cevap verebilirsin.

İngilizce Hastalık İsimleri Nasıl Ezberlenir?

İngilizce, her dil gibi tekrarlanmadıkça unutulur ve sürekli pratik ister. Pratik yapmanın okumak, izlemek, dinlemek ve konuşmak gibi çeşitli yolları vardır. Bunların her birini düzenli olarak yaptığında oldukça fazla yol katettiğini fark edebilirsiniz.

Seviyene göre çizgi roman, kitap, gazete ya da makale okumak dilini pratik bir şekilde geliştirmeni sağlar. İngilizce müzikler dinleyip anlamlarını araştırmak, kelime dağarcığını genişleteceği için bu durum konuşmalarına da olumlu yönde katkıda bulunur.

Sevdiğin filmleri ya da dizileri İngilizce altyazılı ya da altyazısız izlemek, o ülkenin kültürünü öğrenmene yardımcı olacağından, öğrenme sürecini de eğlenceli hale getirir. Bir süre sonra öğrendiklerin, konuşma isteğini artırır.

Bu yazımızda İngilizce hastalıkları yakından inceledik. Bu ve benzeri daha birçok konuyla alakalı farklı İngilizce kelimeler öğrenmek istiyorsan, Open English olarak sunduğumuz online İngilizce eğitimini incelemelisin.

Bunun için tek yapman gereken bu sayfada yer alan formu doldurman ve ekip arkadaşlarımızın seni aramasını beklemen… İşte İngilizce öğrenmeye başlamak için ilk adımı atman bu kadar kolay.

İngilizce Okunuşu Aynı Anlamı Farklı Kelimeler: To/Too/Two

Dil bilgisi dünyamızın küçük bir köşesine hoş geldin. Bugün, İngilizcenin inceliklerinden birine dalış yapacağız: “To – Too – Two.” Bu üç kelime, kendilerini birbirine benzeyen sinsi oyunlarla gösterirler. Ama birbirinden tamamen farklı anlamları taşırlar. O yüzden bu kelimelerle karşılaştığında  hemen bir ayık olma moduna geçmen gerekir.

Biz de bu yazıda yalnızca bu üçünü ayrıntılı bir şekilde inceleyeceğiz. İnce nüansları keşfetmek ve bu kelimeleri nasıl doğru bir şekilde kullanacağımızı anlamak için, haydi birlikte dil yolculuğumuza çıkalım.

Dil Öğreniminde Yepyeni Bir Başlangıç

Hayalindeki dil öğrenme deneyimine bir adım daha yaklaşmanın zamanı geldi! Open English,  sadece bir dil öğrenme platformu değil, aynı zamanda bir dilin güzelliklerini keşfetmenin ve dünyayla bağlantı kurmanın yeni bir yolu!

Open English, sadece dil bilgisi kurallarını öğretmekle kalmaz, aynı zamanda küresel bir topluluğun bir parçası olmanı sağlar. Öğrenci forumları, konuşma pratikleri ve etkileşimli öğrenme grupları ile dilini geliştirirken dünyanın dört bir yanındaki diğer dil öğrencileriyle bağlantı kurabilirsin.

Open English, kişiselleştirilmiş öğrenme planları, hedefe yönelik ders içerikleri ve profesyonel dil eğitmenleri ile dil becerilerini hızla geliştirmene yardımcı olur. Her adımın, öğrenme sürecinin bir parçasıdır.

Yepyeni bir İngilizce öğrenme serüvenine katılmak için şimdi Open English’e ücretsiz kaydol!

ingilizce okunuşu aynı anlamı farklı kelimeler - to

To:

“To,” İngilizce dilinde en yaygın kullanılan kelimelerden biridir. Birçok dil bilgisi kuralına göre farklı şekillerde kullanılabilir. Temel anlamı, bir hareketi, bir yönelimi veya bir hedefi ifade etmektir. Bu, cümlelerde genellikle bir eylemin nereye yönlendirildiğini belirtmek için kullanılır. Hemen birkaç örnek:

  • I am going to the store. (Ben mağazaya gidiyorum.)
  • She gave a present to her friend. (O, arkadaşına bir hediye verdi.)
  • We need to finish this project by tomorrow. (Bu projeyi yarına kadar bitirmemiz gerekiyor.)

Yardımcı Fiil Olarak “To”

Birçok durumda, “to” kelimesi yardımcı bir fiil olarak kullanılır. Özellikle infinitive yapılarla bir araya geldiğinde, bir eylemin amacını veya maksadını belirtir. İnfinitive yapısı, fiilin temel haliyle birlikte kullanılır. İşte örnekler:

  • I am going to the market. (Market gitmekteyim.)
  • She wants to learn a new language. (Yeni bir dil öğrenmek istiyor.)
  • It’s time to start a new chapter. (Yeni bir bölüm başlama zamanı.)

Bu yapıda “to,” bir eylemin nedenini veya amacını belirtir.

“To” ve Yer Hareketleri

“To,” yer değiştirme veya yönelme durumlarını belirtirken de kullanılır. Bir yerden bir yere gitmek, yönelmek veya hareket etmek anlamına gelir. Örneklerle bakalım:

  • The cat jumped from the table to the chair. (Kedi masadan sandalyeye atladı.)
  • They walked together to the park. (Birlikte parka yürüdüler.)
  • I drove to the airport early in the morning. (Sabahın erken saatlerinde havaalanına gittim.)

Bu örneklerde “to,” bir yerden başka bir yere olan hareketi ifade eder.

Akıcı bir şekilde İngilizce konuşmak için ilk adımı yan taraftaki formu doldurarak atabilirsin.

ingilizce okunuşu aynı anlamı farklı kelimeler - too

Too:

“Too” kelimesi, İngilizce dilinde oldukça yaygın olarak kullanılan çok yönlü bir ifadedir. Bu kelime, bir durumu, durumu veya miktarı ifade ederken sıklıkla kullanılır. “Too,” cümleye yüklediği özel ton ve anlam ile İngilizcenin bir nevi büyücüsüdür.

Çok Fazla Mı? “Too” ve Miktarlar

“Too,” bir durumun sınırlarını aştığında veya bir miktarın aşırı olduğunu belirtmek istediğimizde kullanılır. Bu durumu vurgulayan bir ifadedir. Haydi birkaç örnek:

  • The coffee is too hot to drink. (Kahve içecek kadar çok sıcak değil.)
  • She has too many books on her shelf. (Rafında çok fazla kitap var.)
  • I ate too much cake at the party. (Partide çok fazla kek yedim.)

Duygusal Bağlamda “Too”

“Too,” sadece miktarları ifade etmekle kalmaz, aynı zamanda duygusal bağlamlarda da kullanılabilir. Bir durumun istenilenin ötesine geçtiğini veya bir şeyin seni etkilediğini belirtmek için de kullanılır. Örnekler:

  • I love you too. (Seni ben de seviyorum.)
  • I miss you too much when you’re away. (Sen uzakta olduğunda seni çok özlüyorum.)
  • You’re working too hard; take a break. (Çok fazla çalışıyorsun; bir mola ver.)

Olumsuzluk ve “Too”

“Too,” bazen olumsuz bir bağlamı ifade etmek için de kullanılır. Bir durumun beklentilerin altında olduğunu veya istenmeyen bir şekilde geliştiğini belirtmek için “too” kullanılabilir. Örneğin:

  • The movie was too boring to finish. (Film çok sıkıcıydı, bitiremedik.)
  • The weather is too cold for a picnic. (Hava çok soğuk, piknik için uygun değil.)

ingilizce okunuşu aynı anlamı farklı kelimeler - two

Two:

İki sayısı, İngilizcedeki en temel sayılarından biridir. Ama bu basit rakamın taşıdığı anlamın karmaşıklığına bir göz atmak, dilin zenginliğini daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir. İki’nin önemini düşündüğümüzde, bir dizi anlam ve bağlam karşımıza çıkar.

İki Adet:

Bu örneklerde, “two” kelimesi sayı olarak kullanılarak bir adetin iki olduğunu belirtir.

  • I have two cats. (İki kediye sahibim.)
  • She bought two new books. (İki yeni kitap aldı.)
  • We planted two trees in the garden. (Bahçede iki ağaç diktik.)

İkili İlişkiler:

Bu örneklerde, “two” kelimesi ilişki ve bağlam üzerinden kullanılarak duygusal bir derinlik ekler.

  • They are the two best friends. (Onlar en iyi iki arkadaş.)
  • The couple celebrated their two-year anniversary. (Çift, iki yıllık evliliklerini kutladı.)
  • Two siblings share a special bond. (İki kardeş özel bir bağ paylaşırlar.)

İki Seçenek:

Bu örneklerde, “two” kelimesi seçenekleri temsil ederek karar anlarını ifade eder.

  • You have two options: stay or leave. (İki seçeneğin var: kalmak veya gitmek.)
  • We are at a two-way intersection. (İki yönlü bir kavşaktayız.)
  • She faces a tough choice between two universities. (İki üniversite arasında zorlu bir seçimle karşı karşıya.)

Nasıl Ayırt Edilir?

Bu üç kelimenin doğru bir şekilde kullanılabilmesi için pratik yapmak önemlidir. Genel bir kural olarak, “to” genellikle bir hareketi, yönelimi veya hedefi ifade eder. “Too” ise genellikle bir şeyin miktarını veya derecesini vurgular. “Two” ise basitçe sayıdır.

Bunları ayırt etmek için cümleleri dikkatlice okuyun, dinlemek ve hangi anlamın uygun olduğunu anlamaya çalışmalısın. Hemen hepsinin okunuşu aynı olduğu için cümlenin contexini bilmek, anlamak çok önemli. 

Online İngilizce kursumuza dair detaylara ulaşmak için hemen yan taraftaki formu doldurmalısın.

Passive Voice / Active Voice Konu Anlatımı

Passive ve Active Voice, İngilizce öğrenenler için göz korkutucu gelse de temelinde çok basit kurallara dayanır. Passive Voice ve Active Voice, Türkçe derslerinde duyduğumuz ve zaman zaman kafamızı karıştıran edilgen ve etken cümlelerin İngilizcedeki karşılığıdır aslında. Fakat endişelenme, bu Passive Voice konu anlatımımızda aklına takılan tüm soruları cevaplayacak ve örneklerle konuyu mantığıyla kavramanı kolaylaştıracağız. 

Başlamadan önce İngilizce öğrenimindeki tüm ihtiyaçların için seni online İngilizce kursu Open English’e davet ediyoruz! Sınırsız erişimi, dünyanın her yerinden deneyimli eğitmen kadrosu ve 7/24 canlı dersleriyle Open English hangi seviyede olursan ol seni İngilizce serüveninde desteklemeye hazır! Daha fazla bilgi için sitemizi incelemeni şiddetle tavsiye ediyoruz!

Passive Voice / Active Voice Nedir?

  • Passive Voice, Türkçede edilgen çatı olarak bildiğimiz yapının İngilizcedeki karşılığıdır. Passive Voice yapılarda asıl vurgulanan nokta işi kimin yaptığı değil, işin kendisidir. Bu durumda işi yapan kişi ya önemli değildir, ya bilinmiyordur ya da bağlamdan çıkarılabildiği için belirtilmesi gereksizdir ve bu yüzden genelde cümlede verilmez. Passive Voice cümlede, özne konumundaki kişi işi yapmaz fakat işten etkilenir.
  • Active Voice ise Türkçede etken çatı olarak bildiğimiz yapının İngilizcedeki karşılığıdır. Active Voice cümleler aslında tenseleri öğrenirken karşımıza çıkan ilk yapılardır. Yani öğrendiğin tüm tenselerin etken hallerini halihazırda biliyorsun, tebrikler! Active Voice cümlelerde özne, gerçek öznedir ve cümledeki işi yapan kişidir.

Örnek: 

  • They clean the classrooms daily. (Onlar sınıfları günlük olarak temizler)
  • Classrooms are cleaned daily. (Sınıflar günlük olarak temizlenir.)

Gördüğün gibi, işi yapan kişi Active Voice cümlede en başta, özne konumundayken; Passive Voice cümlemizde işi yapan kişiden hiç bahsedilmemiştir bile. Fakat Passive Voice cümlelerde işi yapan kişiden bahsetmemiz de mümkündür. Yazının devamında bahsedeceğiz 🙂

olumlu cümlelerde passive voice

Olumlu Cümlelerde Passive Voice 

Passive Voice sadece tek bir tensede kullanılan bir yapı değildir. Bu yüzden genellemeler ile mantığını anlamaya çalışalım. Öncelikle gözümüzden kaçmaması gereken şey bir cümleyi Passive Voice olarak kurabilmemiz için fiilimizin nesne alabilmesi, yani fiilden etkilenen bir nesne olması gerekir. Eğer nesnemiz yoksa Passive Voice bir cümle kuramayız.

Active Passive
Simple Present özne + V1/Vs + nesne nesne + am/is/are + V3
Simple Past  özne + V2 + nesne nesne + was/were + V3
Present Continuous  özne + am/is/are + Ving + nesne nesne + am/is/are + being + V3
Past Continuous  özne + was/were + Ving + nesne nesne + was/were + being + V3
Present Perfect özne + have/has + V3 + nesne nesne + have/has + been + V3
Past Perfect özne + had + V3 + nesne nesne + had + been + V3
Will Future özne + will + V1 + nesne nesne + will + be + V3
Going To Future özne + am/is/are + going to + V1 + nesne nesne + am/is/are + going to + be + V3

 

Not: Tabloda benzerliklere dikkat çekmek için tense sıralamalarını biraz değiştirdik. Eğer aşina değilsen V1,2,3’ün fiilin çekimlerini belirttiğini hatırlatalım.

Tabloyu inceleyelim:

  • Öncelikle tüm tenselerde ortak olan özelliğe bakalım. Hepsinde Active Voice’daki nesneyi Passive Voice cümlede özne konumuna getiriyoruz ve zaman fark etmeksizin Passive Voice cümlelerde fiilin üçüncü halini kullanıyoruz. Şimdiden konunun çoğuna hakimsin!
  • “Simple” tenselerin Passive yapılarının birbirine ne kadar benzediğini fark ettin mi? Tek değişen şey yardımcı fiilin tensein zamanına göre değişmesi! 
  • “Continuous” tenselerin Passive cümlelerine bir göz gezdirirsen yukarıdaki gibi yardımcı fiilin zamanının değişmesine ek olarak yanına “being” eklendiğini görebilirsin.
  • “Perfect” tenselere bakarsan, yine değişen tek şeyin yardımcı fiilin, tensein Past ya da Present olmasına göre have/has ya da had olduğunu görebilirsin. 
  • “Future” tenselerde ise mantık aynı, nesneyi özne yaptıktan sonra will/going to + be ekleyip fiilin üçüncü hali ile bitiriyoruz.
  • Özetle, tenseleri biliyorsan ve yardımcı fiillerinin geçmiş zamanlarına hakimsen tek yapman gereken cümlede birkaç yer değişikliği yapmak!

Örnek: 

  • She writes letters to Sam. (O, Sam’e mektuplar yazar.)

Letters are written to Sam. (Sam’e mektuplar yazılır.)

  • They are drawing pictures. (Onlar resim çiziyor.)

Pictures are being drawn. (Resimler çiziliyor.)

  • He has sent flowers to Jenny. (O, Jenny’e çiçekler yolladı.)

Flowers have been sent to Jenny by him. (Jenny’e onun tarafından çiçekler yollandı.)

Örnekleri incelersek mantığının ne kadar basit olduğunu görebiliriz. Active Voice bir cümleyi Passive Voice cümleye çevirmek için şu adımları takip ediyoruz:

  1. Active cümledeki nesneyi, Passive cümlede özne konumuna getiriyoruz.
  2. Am/is/are, was/were, have/has, had gibi yardımcı fiillerimizi, tensei ve yeni öznemizi göz önünde bulundurarak ekliyoruz. Eğer varsa be, being, been gibi be çekimlerinden doğru olanı ekliyoruz.
  3. Son olarak fiilimizi hepsinde üçüncü halinde kullanıyoruz.
  4. Opsiyonel olarak, Passive Voice cümlede işi yapanı belirtmek istersen cümlenin sonunda, başına “by” koyarak işi yapan kişiyi getirebilirsin.

Not: Eğer by kullanarak işi yapan kişiyi belirteceksen dikkat etmen gereken bir nokta var. Active Voice cümlede özne olan zamiri, Passive Voice cümlede nesne yapacaksan subject pronoundan (özne zamiri), object pronouna çevirmen gerek. Aşağıdaki tabloyu kullanabilirsin 🙂

Subject Pronouns Object Pronouns
I me
You you
We us
They them
He him
She her
It it

 

Subject Pronouns / Object Pronouns konusu aklında tam oturmadı mı? Open English’e katılarak 7/24 canlı derslerin, sınırsız erişimin ve yetkin eğitmenlerin yardımıyla eksiklerini kapatabilirsin!

Passive Voice / Active Voice konusunda Open English’te ana dili İngilizce olan eğitmenlerle özel ders yapabileceğini biliyor muydun? Open English özel dersler hakkında bilgi almak için ilgili sayfamızı incele. Özel derslere girmek için bu sayfadaki iletişim formunu doldurarak kayıt başvurusu yapabilirsin. 

olumsuz cümlelerde passive voice

Olumsuz Cümlelerde Passive Voice 

Olumlu cümlelerde Passive Voice yapısını öğrendiysen, olumsuz cümlede kullanman çok kolay! Tek yapman gereken yardımcı fiilin yanına not getirmek!

Örnek: 

  • Dishes have been washed by David (Bulaşıklar David tarafından yıkandı.)
  • Dishes have not (haven’t) been washed by David. (Bulaşıklar David tarafından yıkanmadı)

Soru Cümlelerinde Passive Voice 

Passive Voice soru cümlelerinde de mantığımız tüm soru cümleleri ile aynı. Yapmamız gereken yalnızca yardımcı fiili başa getirmek.

Örnek: 

  • Dishes have been washed by David. (Bulaşıklar David tarafından yıkandı.)
  • Have dishes been washed by David? (Bulaşıklar David tarafından yıkandı mı?)

Bir konumuzun daha sonuna geldik! Eğer Passive Voice konusunda ya da diğer herhangi bir İngilizce konusunda aklında soru işareti varsa Open English’e katılarak tüm sorularına cevap bulabilirsin! Open English sana 7/24 canlı dersler, sınırsız erişim ve dünya çapında eğitmenler sunarak İngilizcenin kapılarını açıyor! Daha fazla bilgi için sitemizi ziyaret etmeyi unutma!

Nesne Zamiri Kullanımları: Them vs Themselves

“Them,” İngilizce’de yaygın olarak kullanılan bir nesne zamiridir. Cümlelerde genellikle bir grup insanı veya nesneyi nesne olarak belirtmek için kullanılır. “Them,” üçüncü tekil şahıs çoğul nesne zamiridir ve genellikle insanlar, hayvanlar veya nesneler gibi grupları veya toplulukları işaret etmek için kullanılır. Bu yazıda bu iki zamirin kullanımından ve arasındaki farklardan bahsedeceğiz.

“Them” Nedir ve Nasıl Kullanılır?

“Them,” bir grup insanı, hayvanı veya nesneyi nesne olarak belirtmek için kullanılan bir nesne zamiridir. Bu grup, birkaç kişiden oluşan bir insan topluluğu, nesneler, hayvanlar veya soyut kavramlar gibi farklı şeyleri temsil edebilir.

İnsan Grupları:

  • We invited them to the party.

(Onları partiye davet ettik.)

  • I saw them at the restaurant last night.

(Dün gece restoranda onları gördüm.)

  • I’ll meet them at the airport.

(Havalimanında onlarla buluşacağım.)

Nesneler:

  • She loves flowers; I bought them for her.

(Çiçekleri çok seviyor; onları onun için aldım.)

  • I found the keys where I left them.

(Anahtarları nereye bıraktıysam orada buldum.)

Hayvanlar:

  • I fed them before I left for work.

(İşe gitmeden önce onları besledim.)

  • Look at those birds! I can hear them singing.

(Bak şu kuşlara! Onları şarkı söylerken duyabiliyorum.)

Soyut Kavramlar:

  • Success and happiness, everyone seeks them in life.

(Başarı ve mutluluk, herkes hayatta onları arar.)

  • They believe in justice and equality; these principles guide them.

(Adalet ve eşitliğe inanırlar; bu prensipler onları yönlendirir.)

– “Them,” çoğul bir nesne zamiri olduğu için bir grup insanı, nesneyi veya hayvanı temsil ederken kullanılır.

– “Them,” belirli bir grup veya şeyi işaret etmek için kullanılır ve cümlenin nesnesini oluşturur.

– “Them” zamiri, günlük İngilizce konuşma ve yazılı iletişimde sıkça kullanılan bir zamirdir ve grupları veya toplulukları belirtmek için kullanılır.

themselves nedir ve nasıl kullanılır

“Themselves” Nedir ve Nasıl Kullanılır?

– “Themselves,” veya “themself” bir grup insanı veya nesneyi temsil ederken bu grubun bir eylemi kendi kendine gerçekleştirdiğini veya bir özelliğini vurgulamak için kullanılır.

– “Themselves,” refleksif bir zamir olarak kullanılır ve cümlenin öznenin aynı kişiler veya nesneler olduğunu gösterir.

İnsan Grupları:

  • They cooked dinner themselves.

(Akşam yemeğini kendileri pişirdiler.)

  • The children dressed themselves for the party.

(Çocuklar parti için kendilerini giydiler.)

  • We should let them solve the problem themselves.

(Sorunu kendileri çözmelerine izin vermeliyiz.)

Nesneler:

  • The books are on the shelf; I whis they would organized themselves. (Raftaki kitaplar keşke kendi kendilerini düzenleyebilseler.)
  • The toys were scattered on the floor, but the kids cleaned them up themselves. (Oyuncaklar yerlere dağılmıştı, ama çocuklar kendileri temizledi.)

Hayvanlar:

  • Cats are known for grooming themselves regularly. (Kediler düzenli olarak kendilerini temizlemeleriyle tanınırlar.)
  • Horses can sometimes injure themselves while playing. (Atlar bazen oynarken kendilerine zarar verebilirler.)

Soyut Kavramlar:

  • They challenged themself to do better.

(Daha iyi yapmak için kendilerine meydan okudular.)

  • In times of crisis, people often find strength within themselves.

(Kriz zamanlarında, insanlar genellikle kendi içlerinde güç bulurlar.)

– “Themselves,” refleksif bir zamir olduğu için eylemin öznenin aynı kişiler veya nesneler olduğunu belirtir. Bununla birlikte bazı cümlelerde “themself” olarak da kullanılır.

– “Themselves,” İngilizce’de bir grup insanı veya nesneyi temsil ederken kendi kendilerine bir eylemi gerçekleştirdiğini veya bir özelliğini vurgulamak için yaygın olarak kullanılır.

– Bu zamir, grupların kendi içlerindeki faaliyetlerini veya özelliklerini anlatmak üzere kullanılır.

Efektif bir şekilde İngilizce çalışmak için arayış içindeysen hemen yan taraftaki formu doldurabilirsin.

them ve themselves arasındaki farklar

“Them” ve “Themselves” Arasındaki Farklar

“Them” (Onları, Onlara):

“Them,” bir grup insanı, hayvanı veya nesneyi nesne olarak belirtmek veya işaret etmek için kullanılır.

“Them,” cümlenin nesnesini oluşturur ve genellikle başka bir eylem tarafından etkilenen veya işaret edilen kişileri veya nesneleri temsil eder.

“Them,” çoğul bir nesne zamiri olarak kullanılır ve cümlenin bağlamına göre kullanılır.

  1. We gave them a gift. (Onlara bir hediye verdik.)
  2. I saw them at the park. (Parkta onları gördüm.)
  3. They invited them to the party. (Partiye onları davet ettiler.)

“Themselves” (Kendileri):

– “Themselves,” bir grup insanın veya nesnenin kendi kendine bir eylemi gerçekleştirdiğini veya bir özelliğini vurgulamak için kullanılır.

– “Themselves,” refleksif bir zamir olarak kullanılır ve eylemin öznenin aynı kişiler veya nesneler olduğunu gösterir.

– “Themselves,” kişilerin veya nesnelerin kendi içlerindeki faaliyetlerini veya özelliklerini anlatmak için kullanılır.

  1. They cooked dinner themselves. (Akşam yemeğini kendileri pişirdiler – Kendi kendilerine bir eylemi ifade eder.)
  2. The children dressed themselves for the party. (Çocuklar parti için kendilerini giydiler – Kendi kendilerine bir eylemi ifade eder.)
  3. They challenged themselves to do better. (Daha iyi yapmak için kendilerine meydan okudular – Kendi kendilerine bir eylemi ifade eder.)

Kısaca özetlemek gerekirse, “them,” bir grup insanı veya nesneyi nesne olarak belirtmek için kullanılırken, “themselves,” bir grup insanın kendi kendine bir eylemi gerçekleştirdiğini veya bir özelliğini vurgulamak için kullanılır.

-“Them,” çoğul bir nesne zamiri olarak kullanılırken, “themselves,” refleksif bir zamir olarak aynı kişiler veya nesnelerin bir eylemi gerçekleştirdiğini gösterir.

Nesne zamirleri teoride zor ve karmaşık görünebilir ancak bol pratikle çözülemeyecek bir konu değildir. Nesne zamirlerini kavramının en iyi yollarından biri kendi kendine cümle türetmek, var olan cümlelerden yararlanmak ve görsel kaynakları kullanmaktır. Günümüzde hem metin hem görsel kaynaklara erişim sağlamak pek de zor olmadığından kolaylıkla pratik yapabilirsin.

Bu zamirler günlük kullanımda oldukça geniş bir yere sahip olduğundan hem dizilerde hem de kitaplarda sıklıkla denk gelebilirsin. Bu zamirleri öğrenirken cümle pratiği yapmak için gün içinde yaptığın basit işleri anlattığın bir günlük hazırlayabilir veya cümle defteri kullanabilirsin. Öğrendiğin konulara uygun olarak farklı zaman türlerinde cümle hatta paragraf yazmayı deneyebilirsin. Nesne zamirleri ile ilgili daha fazla bilgi edinmek için diğer yazılarımıza göz atmayı unutma! 

İngilizce öğrenmek için hemen formu doldur, kısa süre içinde seni arayalım ve İngilizce kursumuza dair tüm detayları sana iletelim.

Present Perfect Continuous Tense Konu Anlatımı

Bugünkü konu anlatımımızda Present Perfect Continuous Tense’den bahsedeceğiz. Adı uzun olsa da korkacak bir şey yok çünkü Open English, 7/24 canlı dersleri, sınırsız erişimi ve dünya çapında eğitmenleriyle her konuda olduğu gibi bu konuda da yanında! 

Present Perfect Continuous Tense, eğer hali hazırda  biliyorsan çok daha kolay olacaktır. Bu yüzden sitemizdeki Present Perfect Tense yazısını da incelemek isteyebilirsin. Fakat bu konuda da en temelden başlayacağımız için sıkıntı çekeceğini sanmıyoruz. Başlayalım öyleyse, ne dersin?

Open English ile Present Perfect Continuous Tense Öğrenmek

Present Perfect Continuous Tense konu anlatımı için Open English’in 7/24 canlı derslerinden yararlanabilirsin. İstersen ana dili İngilizce olan eğitmenlerle bire bir özel ders yaparak bu konuyu hızlıca öğrenebilirsin!

Open English kayıt başvurusu yapmak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz merak ettiğin tüm soruları yanıtlamak adına seni arayacaktır. 

Present Perfect Continuous Tense Nedir?

Bildiğin gibi, şimdiki zamanda yaptığımız işler için Present Continuous Tense kullanıyoruz. Burada da benzer bir durum olsa da ikisini karıştırmamak çok önemli. Present Perfect Continuous Tense’de geçmişte başlayan ve hala devam eden (ve belki de gelecekte de devam edecek) işlerden bahsederken kullanırız. Bu açıdan oldukça kullanışlı bir tense!

Present Perfect Continuous Tense’de Olumlu Cümleler

Present Perfect Continuous Tense’de olumlu cümle kurmak, Present Perfect Tense’dekine epey benzer. Yine öznelerimizi “he, she, it” ve “I, you, we, they” olarak ikiye ayırmamız gerekecek. Çünkü öznemizin hangi grupta olduğuna göre yardımcı fiilimizi değiştireceğiz, ardından been ekleyip sonrasında fiilimizi -ing eki eşliğinde cümlemize devam edeceğiz. Tabloda inceleyelim:

I, you, we, they have been fiil + ing (Ving)
He, she, it has been fiil + ing (Ving)

Örnek:

  • I have been studying here for 3 years. 

(3 senedir burada okuyorum.)

  • She has been walking to school for 10 minutes.

(10 dakikadır okula yürüyor.)

  • They’ve been talking non-stop. 

(Durmadan konuşuyorlar.)

Not: Have yardımcı fiili ‘ve olarak, has yardımcı fiili ise ‘s olarak kısaltılabilir. Görünce şaşırma ve sakın ‘s ekini sahiplik ya da is’in kısaltması ile karıştırma! 

present continuous tense cümle yapıları

Present Perfect Continuous Tense’de Olumsuz Cümleler

Present Perfect Continuous Tense’de olumsuz cümle kurmak, olumlu cümleleri iyice kavradıysan çok kolay. Çünkü tek yapman gereken yardımcı fiillerimizi hasn’t (has not) ve haven’t (have not) ile değiştirmek! Bunun dışında cümlelerimiz aynı kalacak. Yani formül olarak incelersek:

I, you, we, they have not been fiil + ing (Ving)
He, she, it has not been fiil + ing (Ving)

Örnek: 

  • She hasn’t been reading any books lately. 

(Son zamanlarda hiç kitap okumuyor.)

  • Adam hasn’t been playing football since 1999.

(Adam 1999’dan beri futbol oynamıyor.)

  • We haven’t been cleaning the house for weeks.

(Evi haftalardır temizlemiyoruz.)

Present Perfect Continuous Tense’de Soru Cümleleri

Present Perfect Continuous Tense’de soru cümlelerini kurmak, diğer tenselerdeki ile aynı mantığa dayanıyor. Yardımcı fiillerimiz olan has/have’i başa getirerek kolaylıkla soru cümlesi oluşturabiliriz!

Have I, you, we, they fiil + ing (Ving)
Has he, she, it fiil + ing (Ving)

Örnek: 

  • Have you been studying English?

(İngilizce çalışıyor musun?)

  • Has he been working in the same company?

(Aynı şirkette mi çalışıyor?)

  • How have you been going to school?

(Okula nasıl gidiyorsun?)

Not: Kısaca hatırlayalım. Biraz önce incelediğimiz formül bize nasıl evet/hayır sorusu (yes/no question) kuracağımızı öğretiyor. Evet/hayır sorularının başına soru kelimelerimizi (where, when, who, how vb.) ekleyerek Wh- Question elde edebiliriz. Dikkat ettiysen son örneğimiz de bunlardan biriydi! Aynı kurallar Present Perfect Continuous Tense ve diğer tüm tenseler için geçerli!

Devam etmeden önce hatırlatmak isteriz: Open English, 7/24 canlı dersleri, sınırsız erişimi ve dünya çapından eğitmen kadrosuyla İngilizcenin kapılarını açıyor. Yalnızca Present Perfect Continuous Tense değil, aklındaki tüm sorular için sitemizi ziyaret ederek daha fazla bilgi edinebilirsin!

present perfect continuous tense zaman ifadeleri

Present Perfect Continuous Tense’de Kullanılan Zaman İfadeleri

Şimdi de Present Perfect Continuous Tense’de sık sık kullanılan zaman ifadelerine değinelim. Şayet bunlar olmadan bazen cümlelerimiz biraz havada kalabilir. Baştan başlayalım:

Since

Since, yanına gelen zaman ibaresiyle bir işin ne zaman yapılmaya başlandığını gösterir. For ile karıştırmamaya dikkat et!

  • I’ve been learning French since 2016.

(2016’dan beri Fransızca öğreniyorum.)

  • Yoko has been jogging daily since last month.

(Yoko geçen aydan beri günlük olarak yürüyüş yapıyor.)

For

For, yanına gelen diğer zaman ifadeleriyle birlikte, bir işin ne kadar süredir yapıldığını gösterir. Sinceden farklı olarak, işin yapılmaya başlandığı zamandan değil, işin yapıldığı süreçten bahsetmesidir. Yani since başlangıçtan, for süreçten bahseder demek doğru olacaktır.

  • I’ve been learning French for 6 years.

(6 senedir Fransızca öğreniyorum.)

  • Yoko has been jogging daily for a month..

(Yoko bir aydır günlük olarak yürüyüş yapıyor.)

All Day/Week/Month/Year…

Bu yapıyı kolaylıkla farklı zaman aralıkları ekleyerek türetebiliriz. “Tüm … boyunca” anlamına gelen bir yapıdır. Present Perfect Continuous Tense’de sık sık kullanırız.

  • We have been studying all weekend.

(Tüm haftasonu boyunca ders çalışıyoruz.)

  • I’ve been trying to eat less all month.

(Bütün ay boyunca daha az yemeye çalıştım.)

Recently/Lately

Bu iki yapıyı da sıklıkla Present Perfect Continuous Tense’de görürüz. “Son zamanlarda, bu aralar” anlamında kullandığımız bu iki yapıyı cümlenin sonunda ya da başında görebiliriz.

  • She’s been sleeping late lately

(Son zamanlarda geç uyuyor.)

  • Recently, it’s been raining a lot.

(Son zamanlarda epey yağmur yağıyor.)

How Long

Present Perfect Continuous Tense soru cümlelerinde kullanabileceğimiz bu yapı “ne süredir, ne kadardır” anlamına geliyor. Present Perfect Continuous’da soru cümleleri başlığı altında bahsettiğimiz şekilde, evet/hayır sorularının başına ekleyerek soruya bu anlamı katabiliriz.

  • How long have you been working out?

(Ne kadar süredir egzersiz yapıyorsun?)

Evet, bir konunun daha sonuna geldik. Bu yazımızda Present Perfect Continuous Tense’i tüm detayları ile ele aldık ve örnek cümlelerle destekledik. Yazımızı bitirirken bu konu ve çok daha fazlası için seni Open English’e davet ediyoruz. Sınırsız erişim, 7/24 canlı ders ve dünya çapında eğitmenleri ile Open English İngilizceye tamamen hakim olman için tüm olanakları sunuyor! Daha fazla detay için sitemizi incelemeyi unutma! Sonraki yazıda görüşmek üzere 🙂

İngiliz Efsaneleri – Robin Hood

İngiliz mitolojisi, birbirinden ilginç kahramanları ve heyecan verici hikâyeleriyle son derece zengin. Daha önceki yazılarımızda, popüler İngiliz efsaneleri Kral Arthur’dan ve Aziz Yorgi ve Ejderha’dan bahsetmiştik.

Bu yazımızın konusu da, yine İngiliz efsanelerinin en popülerlerinden bir tanesi olan Robin Hood. Eğer sen de İngiliz kültürü, tarihi ve mitolojisine ilgi duyuyorsan, zenginden alıp fakire veren bu halk kahramanı ve kökenleri hakkında birbirinden ilginç bilgileri yazının geri kalanında bulabilirsin!

Hazırsan başlayalım!

robin hood efsanesinin kökenleri

Robin Hood Efsanesinin Kökenleri

Günümüzde edebiyatta, tiyatroda, ve elbette sinemada kendine çokça yer bulmuş olan bu halk kahramanının yazılı edebiyattaki kökenleri -bugün bilindiği kadarıyla- 14. yüzyıla uzanıyor. Kahraman, yazılı edebiyatta ilk kez, 14. yüzyılın ikinci yarısında William Langland tarafından kaleme alınan şiir The Vision of Pierce Prowman’da ortaya çıkıyor. Hikâyenin bir noktasında, eğitimsiz bir karakter, Latince bilmediğini, Ortaçağ İngilizcesinde şu cümleler ile ifade ediyor:

I kan noght parfitly my Paternoster as the preest it syngeth,

But Ikan rymes of Robyn Hood…

Bunu günümüz İngilizcesine şu şekilde çevirmemiz mümkün (Türkçesine bakmadan bunu önce kendin çevirmeyi de deneyebilirsin!):

Although I can’t recite the Lord’s Prayer,

I do know the rhymes of Robin Hood.

Dizeler, bizim dilimize ise şöyle çevrilebilir:

Tanrıya dua etmeyi beceremesem de,

Robin Hood’un öykülerini bilirim.

Not: Rhyme kelimesi aslında kafiye demek, ve burada şiir anlamında da düşünülebilir. İki çeviri de doğrudur.

Karakterin üst sınıfa isyan eden bir kahraman olarak şekillenmesi ise, 15. yüzyıla dayanıyor. Bu karakter ile ilgili yazılan bilinen en eski hikayelerden bir tanesi olan Robin Hood and the Monk, yani Robin Hood ve Rahip de, bu zamana tarihleniyor. Sherwood Ormanı’nda geçen tek erken dönem hikaye olan bu eserde, aynı zamanda bir sonraki alt başlıkta bahsedeceğimiz Neşeli Adamlar Çetesi’nin en popüler üyesi olan Little John -Küçük John- da yer alıyor. Bu hikayede, Robin Hood, Küçük John’un uyarılarına kulak asmayıp ormandan çıkıyor, ve Meryem Ana’ya dua etmek için Nottingham’a gidiyor. Burada bir rahip tarafından tanınıp yakalanan kahraman, şerife teslim ediliyor.

Rahip, Robin Hood’un yakalandığını krala söylemek için yola çıkınca, yolda Küçük John ve Much tarafından yakalanıyor, ve yardımcısıyla birlikte öldürülüyor. Daha sonra, Robin Hood’un adamları rahibin kılığına girip krala gidiyor ve onu kandırıyorlar. Robin Hood’un yakalandığını söyleyip ondan para ödülünü aldıktan sonra, geri dönüp kahramanı serbest bırakıyorlar. Daha sonra kral tarafından affediliyor ve ormana geri dönüyorlar. Bu hikayede, asıl kötü karakter, kral ya da şeriften ziyade, kilisenin kutsal kurallarına ihanet ederek Robin Hood’u gammazlayan rahip olarak görülüyor.

Robin Hood, tahmin edilebileceği gibi, sonraki yüzyıllarda farklı versiyonlar ile şekillendi. İlk Robin Hood’ların, günümüzde bildiğimiz ok – yayla gezen, yeşil kıyafet giyen halk kahramanı ile pek de ilgisi olduğu söylenemez- aslında İngiltere değiştikçe, Robin Hood’un da değiştiği söylenebilir pekala…

İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek istiyorsan, hemen yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

neşeli adamlar çetesi - merry men

Neşeli Adamlar Çetesi (Merry Men)

Dilimize genellikle “Neşeli Adamlar Çetesi” olarak çevrilen Merry Men, Robin Hood efsanesinde son derece önemli bir yer kaplamaktadır. Neşeli Adamlar, basitçe anlatmak gerekecek olursa, Robin Hood’un Sherwood ormanı içinde saklanan çetesinin ismi… Bu çetenin üyeleri, düzene ve yönetici sınıfa karşı gelerek, zenginden alıp fakire vermek için çalışırlar. Kral Richard Haçlı Seferleri’ndeyken, Neşeli Adamlar Çetesi de Prens John’un zalim hükümdarlığına karşı mücadele vermektedir.

Merry Men, ilk olarak yukarıda da bahsettiğimiz “Robin Hood ve Rahip” adlı anlatıda ortaya çıkmıştır. İlk anlatılarda, Neşeli Adamlar Çetesi’nin yalnızca üç tane üyesinden isimle bahsedilmiştir: Little John, Much the Miller’s Son, ve William Scarlock -ya da Scathelock- (daha sonraki anlatılarda Will Scarlet olarak geçer.) Grubun en önemli üyesi, Little John olarak bilinmektedir.

İngilizceyi Ana Dilin Gibi Okuyup Konuşmak İster misin?

Eğer cevabın evet ise, dünyanın önde gelen online İngilizce kursu Open English’i keşfetmenin tam zamanı! Eğer sen de İngilizce edebiyat eserlerini çeviriye ihtiyaç duymadan kolayca okuyabilmek, bu dilde hiç zorlanmadan akıcı bir şekilde konuşabilmek istiyorsan, seviyen ne olursa olsun, Open English online İngilizce kursları ile hızlı bir şekilde gelişim kaydedebilir, dil hedeflerine ulaşabilirsin!

Anadili İngilizce olan yetkin eğitmen kadrosu, 7/24 canlı ders ve sınırsız içerik erişim imkânı, dilediğin gibi pratik yapabileceğin online konuşma grupları ve daha pek çok ayrıcalığı ile Open English, İngilizce öğrenme ya da İngilizceni geliştirme sürecini senin için hiç olmadığı kadar hızlı, etkili ve eğlenceli kılacak. Sen de hemen Open English’i keşfetmeye başla, ve dil hedeflerine bir adım daha yaklaş!