Her dilde olduğu gibi İngilizcede de kelimeleri türlerine göre ayırırız. Bu türlerin her birinin her özelliğini akılda tutmak zor olsa da kesinlikle dili öğrenmenin en temel parçalarındandır. Bu noktada İngilizcede sıfat ve zarf kullanımı ilk karşımıza çıkan başlıklardan olacaktır. Bu yüzden bu yazımızda İngilizcede sıfat ve zarf kullanımına yer verdik.
İngilizcede sıfat ve zarf kullanımı çok geniş bir konudur. Çoğu cümlede karşımıza çıkan İngilizcede sıfat ve zarf kullanımı hakkında bilmemiz gereken çok şey olsa da aslında çok sık gördüğümüz kullanımlar olduğu için gerçek hayatla bağdaştırmak çok zor olmayacaktır. Hazırsan başlayalım!
Fakat İngilizcede sıfat ve zarf kullanımı ile ilgili yazımıza başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Eğer İngilizceyi temelden, en doğru şekilde öğrenmek istiyorsan alanında önde gelen online İngilizce kursu Open English’e de bir göz atmalısın. Peki Open English sana neler sunuyor?
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

İngilizcede sıfat ve zarf kullanımı konusuna girmeden kısaca hatırlamakta fayda var. Sıfatlar isimlerin ya da diğer sıfatların önüne gelerek bu öğeleri nitelendirir ve miktar, biçim, renk, sıra gibi özellikleri hakkında bilgi verir.
İngilizcede sıfat ve zarf kullanımı konusunda en iyi bildiğin kullanımlardan biri budur diye tahmin ediyoruz. Burada sıfatlar isimlerin önüne gelerek onları niteliyor.
Bağ fiiller, yani Linking Verbler, İngilizcede özneyi başka şeylerle bağlanırken kullanılır. En bildiklerimiz am/is/are, seem, look, feeldir.
İngilizcede sıfat ve zarf kullanımı hakkında bilmemiz gereken bir diğer şey sıfatların birbirine eklenebilmesidir. Aynı ismi niteleyen bir çok sıfat olabilir.
Sıfatları karşılaştırma ve enüstünlük hallerinde de görürüz. Bu halleriyle ya bir şeyin diğerinden “daha” ya da bir şeyin diğerlerinden “en” olduğunu belirtiriz. İngilizcede sıfat ve zarf kullanımı konusu hakkında önemli bir detaydır.
İngilizcede sıfat ve zarf kullanımı konusunda sıfatlarda bir çok başlık daha olsa da hepsini bir yazıya sığdırmamız imkansız. Bu yüzden Open English’e kaydolup en iyilerden, en detaylı şekilde öğrenmeni öneriyoruz.
Umarız buraya kadar her şey açık ve nettir! İngilizcede sıfat ve zarf kullanımı gibi temel konuları en doğru şekilde öğrenmek çok önemlidir. Bu yüzden, eğer İngilizcede sıfat ve zarf kullanımı hakkında aklında sorular varsa Open English’e göz atmanı öneriyoruz!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, derslerde öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında pratiğe dökebilir ve dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve İngilizce öğrenmeye başlamak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

İngilizcede sıfat ve zarf kullanımı konusunda en çok karıştırılan öğelerden olan zarfların neler olduklarına bir değinelim. Zarflar için sıfatların isimlere değil, fiillere, fiilimsilere ve sıfatlara etki eden hali gibi düşünebilir. Zarflar bu öğeleri zaman, yer, durum, miktar açısından niteler.
Zarfların en sık kullanıldığı yer fiilleri nitelemeleridir. Genellikle fiilden sonra gelirler. Bu kullanımı İngilizcede sıfat ve zarf kullanımı açısından en önemli noktalardandır.
Zarflar az önce bahsettiğimiz gibi sıfatları da niteler. Böylece sıfatların isme eklediği anlamı daha da güçlendirmemiz mümkün olur.
İngilizcede sıfat ve zarf kullanımı konusunda sık gözden kaçan bir şey de zarfların diğer zarfları nitelendirebilmesidir. Aslında sık karşımıza çıksa da kimi zaman hangi kelimenin zarf olduğunu anlayamayabiliriz.
Zarfların bir diğer önemli kullanımı ise sıklık belirtmesidir. Zarfları kullanarak bir işi ne sıklıkla yaptığımızı söyleyebiliriz.
Tekrardan belirtmek gerekir ki İngilizcede sıfat ve zarf kullanımının tamamını bir yazıya sığdırmak imkansız. Bu yüzden bu yazımızda en sık karşına çıkan kullanımları listeledik. Umarız faydalı olmuştur!
İngilizce çalışmanın en kolay yolunu keşfetmek için yan tarafta yer alan formu doldurman yeterli!

Bu yazımızda İngilizcede sıfat ve zarf kullanımını konuştuk ve detaylarına yer verdik. İngilizcede sıfat ve zarf kullanımı ne kadar temel bir konu olsa da bazen detaylarında kaybolabiliyoruz. Bu yüzden İngilizcede sıfat ve zarf kullanımı gibi konuları sürekli tekrar etmeliyiz. İngilizcenin ana dilin gibi duyulmasını istiyorsan İngilizcede sıfat ve zarf kullanımı gibi kalıpları çok iyi bilmek önemlidir. Bu yüzden seni Open English’e davet ediyoruz!
Open English’e abone olarak sadece İngilizcede sıfat ve zarf kullanımı gibi ufak detayları değil, İngilizceyi tüm incelikleriyle bir bütün olarak öğrenebilirsin. Open English’e aboneliğin ile edineceğin kendine özel çalışma programınla amaçlarını özelleştirebilir, ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir ve canlı İngilizce konuşma gruplarında öğrendiklerini pratiğe dökebilirsin!
Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım.
Dünyayı koca bir iş alanı olarak gören her girişimcinin hayali yurt dışında şirket açmak. Üstelik bu hayali gerçekleştirmek çok ciddi adımlar gerektirse bile, günümüz koşullarında düşünüldüğü kadar da zor değil!
Kuracağınız işi planlamışsanız ve hangi ülkede yapacağınıza karar vermişseniz o ülkenin sektör araştırması kadar, yasal ve hukuksal kurallarını da araştırmanız gerekiyor. Peki, yola çıkarken araştırmanız gereken diğer unsurlar neler ve adımlarınızı nasıl atmalısınız biliyor musunuz?
Türkiye’de yürüttüğünüz işi dünyanın başka yerlerine taşımak ve şubeleşmek kadar, farklı bir iş kolunu farklı bir ülkede denemek de şansa bırakılmayacak kadar risk içeriyor. Farklı bir coğrafyada, farklı bir sektörde söz sahibi olabilmenin anahtarı aslında iyi yapılmış bir fizibiliteden geçiyor.
Örneğin; gastronomi alanında kendinize güveniyorsanız ve bu konudaki yetkinliklerinizin dünyanın birçok yerinde kabul göreceğini düşünüyorsanız lokanta açmayı düşünebilirsiniz. Ya da hizmet sektöründe tecrübeniz varsa ve ülkemizden bir markayı dünyaya tanıtmayı hedeflemişseniz yeni bir iş rotası çizebilirsiniz. Her sektörde onlarca iş fikri var ve bu fikirlerden birini benimsemeniz durumunda gerekliliklerini araştırmak da yapacağınız fizibilitenin olmazsa olmazı! Yurt dışında şirket açmak konusunda neler mi yapmanız gerekiyor?

Şirketinizi yurt dışında kurduğunuzda ayrı, ülkemizde kurduğunuzda ayrı rekabet şartlarıyla karşılaşabilirsiniz. Bu yüzden pazar araştırmanızı yaparken iş kuracağınız ülkenin şartlarını temel almalısınız. Ürünlerinizi pazara çıkarmak ve müşteriyle doğru şartlarda buluşabilmek için ihtiyacınız olan enerji, zaman ve sermayeyi iyi analiz etmeniz gerekir.
Şirketinizi kuracağınız ülkenin işsizlik oranı ve kişi başına düşen geliri işinizin fizibilitesini oluştururken dikkate almanız gereken unsurlardan. İş kurmayı düşündüğünüz ülkenin büyüyen bir orta sınıfa sahip olması ve artan gelir düzeyi olumlu bir yatırım ülkesi olduğunun sinyallerini veriyor. Bu konuda Ekonomi Bakanlığı’nın web sitesinde yayınlanan ülke bilgilerinden faydalanabilirsiniz.
Yapmayı planladığınız işteki en büyük yatırımınız bilgi birikiminiz! İş konusundaki uzmanlığınız ve tecrübeniz sadece yurt dışında şirket açmak için değil, ileri aşamalarda işinizi büyütmeniz ve partner bulmanızda da oldukça etkili.
Yurt dışında şirket açmak konusunda ülkelerin öne sürdüğü koşulları öğrenmek için bilgi alabileceğiniz en yetkili merci Dış Ticaret Müsteşarlığı. Müsteşarlığın iş kurmayı düşündüğünüz ülkedeki ataşeliği ile iletişime geçebilir; süreçle ilgili gerekli bilgileri, izleyeceğiniz adımları ve vergi oranlarını bu kanaldan öğrenebilirsiniz. Eğer var olan şirketinizi şubeleştirmek istiyorsanız bu talebiniz için ilk durağınız Maliye Bakanlığı ve şirketinizle ilgili bilgileri içeren bir dilekçeyle bakanlığa başvuruda bulunmanız gerekiyor.
Yurt dışında şirket açmak, Türk firmalarının uluslararası pazardaki payını artırmak için önemli ve bu yüzden devlet tarafından teşvik programlarıyla destekleniyor. Ekonomi Bakanlığı’nın sunduğu markalaşma programı Turquality Destek Sistemi (bu programa başvurmak için Türkiye’de markanızın tescilini yaptırmanız gerekiyor) ve KOSGEB’i araştırarak teşvik koşullarını öğrenebilirsiniz.

Yurt dışına açılıp iş yapmak istediğinizde bürokratik olarak zorlanmamanız ilk avantajınız. Vergi avantajı ise mali açıdan sizi rahatlatacak en önemli diğer faktörü oluşturuyor. Ulaşımı kolay ve taşıma kanalları bol alternatifli bir ülkede iş kurmak da lojistik açıdan önemli avantaj sağlıyor. Çok yakınımızdaki yavru vatan Kıbrıs davetkar koşullarıyla Türk müteşebbislerin yüzlerini güldüren ülkelerden olup iş kurarken başta bürokrasi olmak üzere her alanda kolaylık sağlıyor.
Yurt dışında şirket açmanın en düşündürücü yanlarından ilki bürokratik zorluklar ve vergi oranlarının fazlalığı. Şirket açmak veya işinizi yurt dışında şubeleştirmek istiyorsanız her ülkenin farklı kuralları olduğunu bilmelisiniz. Bazı ülkelerde şirket açmak için gereken prosedürler oldukça kolay ve az zaman alırken, bazı ülkelerin öne sürdüğü koşullar oldukça zorlayıcı olabiliyor. Örneğin Yeni Zelanda, Avustralya gibi dünyanın bir ucundaki ülkeler bu konuda nazik şartlar sunup çok kısa bir sürede şirket kurmanıza olanak veriyor. Ama Almanya gibi Avrupa ülkelerine gelindiğinde ise bu süreç bazen haftaları bulacak şekilde uzayabiliyor.
İşinizi kuracağınız ülke seçiminde parametrelerden bir diğeri de siyasi ortamı ve insanların/kurumların haklarına duyduğu saygı. Bazı ülkeler şirket kurmak açısından güven vermiyor ve risk teşkil edebiliyor. Politik çalkantılarla boğuşan ve her an her şeyin değişebileceği ülkelerde şirket kurmak istiyorsanız bir daha düşünmelisiniz. Böyle ülkeler yabancıların mülkiyet haklarını kolayca ihlal edebiliyor ve hukuk gözetmeden mülklerine el koyabiliyor.

Türkiye dışında başka bir ülkede iş kurmayı hedeflediğinizde kişisel beklentileriniz de devreye giriyor. Ülkelerin yaşam koşulları, eğitim sistemi, gelecekte vadettikleri ve işinizin gelişimi için sunduğu imkanlar gibi… Girişimcilerin yurt dışında şirket kurmak için seçtiği ülkeler ise bu kriterlere göre değişkenlik gösteriyor.
Film repliklerinde ‘hayaller ülkesi’ olarak geçen Amerika, yurt dışında şirket açmayı düşünenlerin aklından ilk geçen ülkelerden. Ülkenin güçlü ekonomisi, yaşam koşulları ve finans alanındaki üstünlüğü birçok yatırımcı için bir çekim gücü oluşturuyor. Amerika’da şirket açmak istediğinizde açılış işlemlerini en fazla bir haftada tamamlayabiliyor ve bölgede faaliyet gösteren derneklerin / üniversitelerin sağladığı maddi teşviklerden yararlanabiliyorsunuz.
Orta Amerika ülkesi Panama 2018 yılında girişimcilerin en çok rağbet ettiği ideal ülke olarak gösterildi. Vergi ve şirket açmada sunduğu kolaylıklarla da dünyanın her yerinden müteşebbislere iş kurma konusunda destek veriyor.
İsviçre yurt dışında şirket açmak isteyenlerin Orta Avrupa’daki en favori rotasını oluşturuyor. İş gücünün kalifiye olması, okur yazar oranının fazlalığı ve hak hukuk konusunda istikrarıyla itibarlı bir duruş sergiliyor. Dünya çapındaki büyük firmaların hemen hemen hepsinin bir şubesinin bulunduğu sekiz kantona sahip ülke, tüzel kişiler ve dernekler için daha düşük vergi talep ediyor. Firmalarda ise gelir vergisi oranları yüzde 8,5 oranında seyrediyor. İsviçre’de şirket açmak istediğinizde yasal prosedürleri ortalama 6 günde tamamlayabiliyor ve faaliyete geçebiliyorsunuz.
Yurt dışında şirket açmanın en kolay olduğu ülkelerden biri de İngiltere. Vergi imtiyazlarıyla yabancı girişimcileri çeken ülke ayrıca en fazla şirket kurulan ülkelerden biri olma özelliği taşıyor.

Ekonomisi oldukça güçlü bir ülke olan İsveç, hükümet tarafından düzenli denetlenen serbest piyasa ekonomisiyle işliyor. Birçok fırsat sunuyor ve teşvikleriyle destekliyor.
Norveç’te şirket açmak istediğinizde yasal gereklilikleri ortalama 4 günde tamamlayabiliyorsunuz. Avrupa’da kişi başına düşen yıllık gelir oranının fazlalığıyla en zengin ülkelerden biri olan Norveç ekonomisiyle güven veriyor ve yasalarıyla da hakları koruyup gözetiyor.
E-vatandaşlık sistemiyle adını duyuran küçücük bir ülke olan Estonya’da bir şirket açmak için ülkeye yerleşmeniz gerekmiyor. Dijital vatandaşlığınız gerçekleştiğinde sadece bir gün içinde şirketinizi kurup çalışmaya başlayabiliyorsunuz. Şirket kurulum sürecinde her işinizi internet üzerinden halledebiliyorsunuz.
Avrupa’da şirket açmak istediğinizde en çok oyalayan sistem bu ülkede, açılış işlemleri 15-20 gün sürebiliyor. Prosedür zorluğuna rağmen vergi teşvikleri ve hukuka güven bu ülkeyi yurt dışında şirket kurmak isteyenlerin gözdesi haline getiriyor.
Dünyanın en güçlü finans merkezlerinden biri olan Singapur gelir seviyesi yüksek bir nüfusa sahip ve bu yüzden de iş kurmak için birçok girişimci tarafından tercih ediliyor. Singapur’da bir şirket açmak istediğinizde tüm işlemleri 3-4 günde internetten halledebiliyorsunuz.
Ana dili İngilizce olan eğitmenlerden yaşadıkları ülkelerin koşulları hakkında bilgi alabilir, İngilizcenizi geliştirirken kültürler arası bilgi alışverişi yapabilirsiniz.
İngiliz mitolojisi, birbirinden ilginç ve ilham verici efsaneler ve anlatılarla dolu. Daha önceki blog yazılarımızdan bir tanesinde, en popüler İngiliz efsanelerinden Kral Arthur’a yer vermiştik.
Bu yazımızda da, İngiliz kültürü ve mitolojisiyle ilgilenenlerin yine çok ilgisini çekeceğini düşündüğümüz bir diğer popüler efsaneden, Aziz Yorgi ve Ejderha’dan -St. George and the Dragon- bahsedeceğiz. İşte İngiliz mitolojisinde önemli yer tutan bu efsane hakkında bilmen gerekenler.
Aziz Yorgi, yalnızca Hristiyanlıkta değil, İslam’da da koruyucu otorite olarak kabul edilen bir Hristiyan figürdür. Hayatının erken dönemlerine dair çok az bilgi mevcuttur. Geleneksel Hristiyanlık anlatılarına göre Roma ordusunda bir asker olan Aziz Yorgi, Kapadokya – Yunan kökenliydi (bununla beraber İslam geleneğinde, Filistinli olduğu söylenir).
Hristiyan dininden dönmesi istendiğinde bunu kabul etmediği için, muhafız ordusunda asker olarak görev yaptığı Roma İmparatoru Diokletyan tarafından öldürülmesi emredildi, ve 23 Nisan 303’te idam edildi. Bugün dünyanın çeşitli ülkelerinde de, geleneksel olarak, 23 Nisan’da Aziz Yorgi Günü kutlanır.

Aziz Yorgi ve Ejderha Efsanesi (St. George and the Dragon), Aziz Yorgi’nin insan kurbanı talep eden bir ejderhayı kahramanca öldürmesini konu edinir. Hikâye, köylülerden sürekli haraç isteyen bir ejderha vardır. Bir noktadan sonra, köylülerin ejderhaya verecekleri hayvanları ve değerli eşyaları kalmaz, ve onlar da ejderhanın öfkesinden korktukları için, ona insan kurban vermeye başlarlar. Bu düzen bir süre boyunca devam ettikten sonra, bir gün kurban olarak bir prenses seçilir. Bunun üzerine, Aziz Yorgi, ejderhayı öldürür, ve prensesi kurtarır.
Bu anlatı, 11. ve 12. yüzyıla dayanan ilk kaynaklarda Kapadokya’da geçse de, 13. yüzyıla tarihlenen ve bir sonraki alt başlıkta da kısaca bahsedeceğimiz Altın Efsane’ye göre, Libya’da geçmektedir. Aslına bakıldığında ise, hikayenin izi, Hristiyanlık öncesine kadar sürülebilir- Yunan mitolojisinden Andromedia ve Tifon bunun güzel örnekleri arasındadır. Aziz Yorgi’ye atfedilmesi ise, 11. yüzyıla tarihlenir- Aziz Yorgi’nin ejderhayı öldürmesi ile ilgili bulunan en eski metin, 11. yüzyıldan kalan Gürcü bir metindir.
Hikâye, 12. yüzyılda, Bizans İmparatorluğu’nda büyük bir hız ile yayılmış, ve Haçlı Seferleri ile Batı Hristiyanlığına ulaşmıştır. 13. yüzyılda ise iyice yaygınlaşan efsane, Geç Orta Çağ ve Rönesans periyodlarında edebiyat ve sanatta popüler bir tema olarak işlenmiştir. Günümüzde, Aziz Yorgi, hem Doğu hem de Batı geleneğinde önemli bir yer kaplamaktadır.
Jacobus de Voragine’nin 1260’lara tarihlenen Altın Efsane anlatısında, Aziz Yorgi ve ejderhanın hikâyesi Libya’da, Silene diye bilinen bir yerde geçer. Efsaneye göre, buradaki bir gölün çevresi, burayı zehirleyen bir ejderha tarafından mesken edinilmişti. Bu zehrin şehre yayılmasını önlemek amacıyla, halk ejderhaya günde iki tane koyun kurban ediyordu.
Bir süre sonra ejderhaya bir insan bir koyun, daha sonra yukarıda anlattığımız versiyona benzer bir şekilde yalnızca insanlar kurban edilmeye başlandı. En sonunda kurban kurası kralın kızına çıktığında, kral kızını bağışlamaları için halka yüklü miktarda altın ve gümüş sunduysa da reddedildi, ve sonunda prenses canavara, gelinlik giymiş bir şekilde gönderildi.
Aziz Yorgi de oradaydı ve prensesin ısrarlarına rağmen onun yanında kaldı. Bir süre sonra ejderha gölden çıktı, ve Aziz Yorgi atının üzerinde ejderhaya hücum etti. Aziz Yorgi ejderhayı yaraladıktan sonra, prensesten kuşağını istedi. Daha sonra bu kuşağı ejderhanın boynuna doladı, ve prenses ejderhayı evcil bir hayvan gibi kuşağından tutarak kontrol etti.
Prenses ve Aziz Yorgi, ejderhayı bu şekilde şehre getirdiler. Burada, Aziz Yorgi, halka eğer Hristiyan olurlarsa ejderhayı öldüreceğini söyledi. Kral da dahil binlerce insan Hristiyanlığa geçince de, Aziz Yorgi ejderhanın kafasını keserek onu öldürdü. Bunun üzerine kral, Kutsal Bakire Meryem ve Aziz Yorgi adına, ejderhanın öldüğü alana bir kilise inşa etti ve bu kilisenin sunağından tüm hastalıklara iyi gelen bir su aktı.
Bu gibi efsaneleri İngilizce kaynaklarından okumak için İngilizce öğrenmeye hemen başlayabilirsin.

Sen de İngilizce okuma, yazma ve konuşma becerilerini geliştirmek, dünyadaki en yaygın dili anadilin seviyesinde konuşmak ister misin? Eğer cevabın evet ise, dünyanın dört bir noktasında her seviyeden 1,5 milyonu aşkın öğrencinin de tercihi olan Open English online İngilizce kursu ile İngilizceni kolay, eğlenceli ve etkili bir şekilde geliştirebilir, dil hedeflerine ulaşabilirsinz!
Ana dili İngilizce olan deneyimli eğitmen kadrosu, diğer öğrenciler ile bir arada pratik yapabileceğin online konuşma grupları, 7/24 canlı dersleri, sınırsız içerik erişim imkânı ve daha pek çok ayrıcalık, Open English’te seni bekliyor! Kısacası, eğer sen de İngilizceni geliştirmek, bu dili anadilin gibi akıcı bir şekilde konuşabilmek istiyorsan, daha fazla zaman kaybetmeden Open English’i hemen keşfetmeye başlamanı tavsiye ederiz!
Should could would kullanımı hakkında merak ettiklerin mi var? Nerede should kullanımı nerede would kullanımı nerede could kullanımı yapacağını hep şaşırıyor musun? O zaman doğru yerdesin, bu yazımızda should could would kullanımı hakkında bilgilerimizi pekiştireceğiz.
İngilizcede should could would kullanımı başta kafa karıştırıcı gelebilir. Fakat bu üçlünün ne anlama geldiğini ve hangi alanlarda kullanıldığını öğrendiğinde çok basit gelecek. O zaman önce should, could ve would nedir sorusunu yanıtlayalım.
Should, could ve would kavramları, İngilizcede modal verbs (modal fiiller) olarak bildiğimiz shall, can ve will terimlerinin geçmiş zamana çekimlenmiş halleridir.
Modal fiiller, kendinden önceki fiile yeni bir anlam katan yardımcı fiillerdir. Should could would kullanımı da olasılık, ihtimal, yeterlilik, izin, istek vb. durumlarda karşımıza çıkıyor.
Örnek üzerinden ilerleyelim. İngilizcede “I do something.” dediğimizde Türkçede “Bir şey yaparım.” anlamına geliyor. Şimdi bir modal verb ekleyelim. “I could do something.” Türkçeye çevirelim: “Bir şeyler yapabilirdim.” Böylece cümleye geçmiş zamanda geçen bir olasılık anlamı vermiş olduk.
Should could would kullanımı nasıl yapılıyor? Ne zaman should, ne zaman would, ne zaman could kullanmak lazım? Bu soruları yanıtlamak için should, would ve could farkını bilmemiz gerekiyor. O zaman hepsini tek tek inceleyelim.

Should could would kullanımını daha çok ihtimal belirten cümlelerle görüyoruz. Fakat bu üçü birbirinden anlam farklarıyla ayrılıyor. “Shall” modal fiilinin geçmiş zaman çekimi (past tense) olan “should”, bir öneriden çok gereklilik belirten cümlelerde kullanılıyor. Yani ortada bir mecburiyet varsa, “should” kullanabilirsin.
Should kullanımı konusunda dikkat etmen gereken şey, daha çok gereklilik içeren olasılık durumlarında kullanılıyor oluşudur. Should kullanımı örnekleriyle konuyu daha iyi anlayabiliriz.
Ciddiyet belirten tavsiye durumlarında should kullanımı yapıyoruz. Bu noktada öneri verdiğimiz kişinin bu öneriyi dikkate almak için herhangi bir zorunluluğu bulunmadığını unutmamamız gerekir. Should bir zorunluluk belirtmiyor; gereklilik belirtiyor.
Gelecekte olmasını beklediğimiz, önceden verilmiş bilgiler (ya da sözler) doğrultusunda bu şekilde düşündüğümüz durumlarda should kullanımı uygundur.
Should kullanımı ile olumsuz cümle kurmak istiyorsak, “should not” kalıbını kullanıyoruz. Ayrıca shouldn’t diye kısaltabiliyoruz.
Emin olmadığımız durumlarda ya da bir gerekliliği hatırlatmak amacıyla soru sorarken should kullanımı uygundur.

Should could would kullanımı konusunda ikinci aşamaya geldik. Şimdi could kullanımı konu anlatımıyla bu kavramı öğrenelim.
“Can” teriminin geçmiş zaman çekimi (past tense) olan “Could”, rica, anlık ihtimal, geçmişte sahip olunan yetenekler ve gelecekte olması muhtemel durumlarda kullanılıyor. Could kullanımı ayrıca olumsuz ya da soru cümlesi şeklinde olabiliyor.
Could kullanımında herhangi bir zorunluluk, gereklilik ya da ihtiyaç bulunmuyor. Could kullanımı için basitçe daha kibar durumlarda geçerlidir, diyebiliriz. Could kullanımı ile örneklerle bu konuyu pekiştirelim.
Bir şeyleri rica ederken could kullanımı yapabiliriz.
Geçmişteki bir yeteneğimizden bahsederken could kullanımı yapabiliriz. Bu noktada “was/were able to” kalıbıyla karıştırmamamız gerekiyor. Could, genel yetenek belirttiğimiz durumlarda, was/able to ise spesifik bir anda geçen durumlarda kullanılıyor (mesela geçmiş zamanda yaşanmış bir sınavdan bahsettiğimiz durumda.).
Olasılık belirttiğimiz durumlarda could kullanımı yapabiliriz.
Bize bir şey rica edildiğinde ama yapamayacağımızı belirtmek istediğimiz durumlarda could kullanımı yapabiliriz.

Should could would kullanımında son maddedeyiz. Şimdi Would Ekullanımına bakacağız. Would, aslında “will”in (gelecek zaman yardımcı fiili) past tense (geçmiş zaman) hali. Ama modern İngilizce birçok kullanım alanı var.
Would kullanımı kibarca soru sorulan cümlelerde karşımıza çıkar. “Would you like” kalıbıyla kullanılır.
Would ayrıca “would you mind” kalıbıyla “mahsuru var mı?” “sakıncası olur mu?” gibi anlamlar veren cümlelerde kullanılır.
Would kullanımı varsayım yapılan cümleler için uygundur.
Would kullanımı “how”, “what”, “when” vb. kalıplarla soru sorarken yapılabilir.
Böylece should could would kullanımı konusunu bitirmiş olduk. Son olarak bu üç terim arasındaki farkı özetlemek gerekirsek; could olasılık durumlarında, would hayali veya olmasını beklediğimiz ama olmayan durumlarda, should ise tavsiye verdiğimiz durumlarda kullanılıyor.
İngilizceyi bir bütün halinde mi öğrenmek istiyorsun? Okuyarak zor mu anlıyorsun? İnteraktif video ve online canlı derslerle İngilizce öğrenmeye ne dersin? Üstelik ana dili İngilizce olan eğitmenlerle ve dünyadan farklı kişilerle beraber öğrenebileceğin bir platformda? İlgini çektiyse en iyi online İngilizce kursu Open English’te seni bekliyoruz. İletişim formunu doldur, sana hemen geri dönelim!
İngilizce öğrenirken motivasyonunu yüksek tutmak bazen çok zor olabilir. Bu tarz motivasyon eksikliği sadece İngilizceyi değil, herhangi bir beceriyi elde etme yolunda işini zorlaştırabilir. Her konuda olduğu gibi İngilizce öğrenirken motivasyonu sağlamak çok kritiktir. İngilizce öğrenirken motivasyonun düşük ise öğrenmen çok zorlaşır, hatta bazen imkansızlaşabilir!
Bu yazımızda İngilizce öğrenirken motivasyonunu nasıl yüksek tutacağını anlatacak, İngilizce serüveninde kendini motive etmen için çeşitli tavsiyelerde bulunacağız. Eğer İngilizce öğrenirken motivasyonunu yüksek tutmak istiyorsan bu yazımızı dikkatle okumalısın!
İngilizce öğrenirken motivasyonunu yüksek tutmaktan bahsetmişken Seni Open English’e davet etmek isteriz. İngilizce öğrenirken motivasyonu yüksek tutmak için önerilere de yer verdiğimiz platformumuzda ihtiyacın olan her şey var. Eğer İngilizceyi en verimli, en işlevsel ve en eğlenceli şekilde öğrenmek ve ana dilin gibi konuşmak istersen seni de bekleriz!
Dünyada önde gelen online İngilizce kursu olan Open English, İngilizce dersini eğlenceli hale getirmek için önerilerin yanısıra sana bir çok ayrıcalıklı fırsat da sunuyor. Open English’e abone olarak bu fırsatlardan gönlünce faydalanabilirsin. Peki nedir bu fırsatlar?
Open English hakkında daha fazla bilgi almak ve İngilizce çalışmaya başlamak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

Bu soruyu sormak İngilizce öğrenirken motivasyonu yüksek tutmak için çok önemli. Herkesin İngilizce öğrenmekteki amacı ve motivasyonu bambaşkadır. Senin için de bu amaçlar ve motivasyon kaynakları çok farklı olabilir.
Her şeyden önce İngilizceyi öğrenmek istemenin arkasındaki en önemli sebebi bulman gerekiyor. Bunu sık sık kendine hatırlatmak, İngilizce öğrenirken motivasyonu yüksek tutmak için olmazsa olmaz. Peki ne olabilir bu sebepler?
Evet, İngilizce dünyadaki en yaygın dil. En çok konuşulan dememiz istatistiksel olarak doğru olmasa da dünyanın herhangi bir yerine gittiğinde ilk konuşacağın dil İngilizce. Eğer dünyayı gezmek ya da farklı kültürlerle tanışmak gibi bir amacın varsa bu senin İngilizce öğrenirken motivasyonunu sağlamak için fazlasıyla yeterli.
İlk maddemizle bağlantılı olarak İngilizcenin iş ve akademik hayattaki yeri kesinlikle yadsınamaz. İngilizce öğrenirken motivasyonun sadece bunlara dayanıyor da olabilir. Bunda yanlış bir şey yok. İngilizce seviyeni belirten bir sertifika seni iş hayatında öne taşıyabileceği gibi, akademik hayatında da birçok noktada hayat kurtaracaktır!
Kişiliğin, hobilerin, amaçların ne olursa olsun İngilizcenin açtığı kapıların çok fazla olduğu bir gerçek. İş ile alakalı veya akademik bir amacın yoksa bile sevdiğin şeyleri öğrenirken İngilizce sana çok daha fazla olanak sunabilir. Örneğin ilgini çeken bir konuyu araştırırken bir Türkçe kaynaklara, bir de İngilizce kaynaklara bak. İngilizce kaynaklar kat kat daha fazla, değil mi?
Umarız buraya kadar yazımızda verdiğimiz tavsiyeler işine yaramıştır! Eğer İngilizceyi daha derinlemesine, daha verimli bir şekilde öğrenmek istersen seni tekrardan Open English’e davet etmek isteriz!
Open English’e abone olarak sana özel hazırlanmış çalışma programını edinebilir ve ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders almaya hemen başlayabilirsin. Bunun yanı sıra, öğrendiklerini pekiştirebileceğin canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşabilir ve dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin! Tabii ki aboneliğin devamında da İngilizce öğrenirken motivasyonu yüksek tutmak için öneriler almaya devam edeceksin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve akıcı bir şekilde İngilizce konuşmaya başlamak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Bu çok genel bir öneri olsa da aslında İngilizce öğrenirken motivasyonunu en yüksek tutacak şeydir. Her ne kadar “dizi izle, kitap oku, film izle” gibi genelgeçer tavsiyeler de verilebilse de özünde seni motive eden bir şey yoksa boşuna kürek çekmiş olabilirsin.
Örneğin şiirle ilgilenen biriysen, ilgini çeken temalardaki İngiliz veya Amerikan şiirlerini okumak seni fazlasıyla motive edebilir. Böylece İngilizce öğrenirken motivasyonunu normal hayatında da sevdiğin şeylerle özdeşleştirerek arttırabilirsin.
Ya da sporla ilgileniyor olabilirsin. Sevdiğin sporcuları, spor gündemini ya da maçları İngilizce kaynaklardan takip etmen çok daha kolay ve verimli olacaktır. Her ne kadar spesifik kelimeleri öğrenecek olsan da spora olan ilgini İngilizce ile bağdaştırmak, genel olarak İngilizce öğrenirken motivasyonunu yüksek tutmanı sağlayacaktır.
Bir diğer faydalı tavsiye ise İngilizce film ve dizi izlemek. Evet, çok klasik bir öneri ama bizim önerimiz biraz daha farklı. Mutlaka herkes gibi tekrar tekrar izlediğin, artık neredeyse ezbere bildiğin dizi veya filmler vardır. Bu filmleri tekrar izleyeceğin zaman bu sefer İngilizce dublaj ve İngilizce altyazı şeklinde izlemek hem İngilizce öğrenirken motivasyonunu arttıracak hem de kelime hazneni çok geliştirecektir.
Nasıl mı? Bu şekilde izlediğin içeriklerin ana hikayesini, karakterlerini ve gidişatını halihazırda bildiğin için tek gereken dil ile alakalı boşlukları doldurmak olacak. İngilizce telaffuzu duymakla kalmayıp, altyazıdan da bu kelimelerin yazılışını, cümlelerin kurulma prensiplerini göreceksin. Böylece hem duyduğun, hem gördüğün, hem de okuduğun birbiri ile özdeşleşecek. Bir de bunları not alırsan ne ala! İngilizce öğrenirken motivasyonunu yüksek tutmak için bizce bu tavsiyeyi kesinlikle atlama!

Bugünkü yazımızda İngilizce öğrenirken motivasyonunu yüksek tutmak için önerilerden bahsettik. Sana çok fazla şey katacak, İngilizceyi daha iyi öğrenmeni bu öneriler umarız işini görür! Eğer İngilizce öğrenme için daha çok ipucu istersen Kendi Kendine İngilizce Öğrenmek Mümkün Mü? başlıklı yazımıza göz atmanı öneririz. Yazımızı kapatırken sana bir sorumuz var: İngilizce öğrenirken motivasyonunu yüksek tutmak ve İngilizceyi ana dilin gibi konuşmak ister misin?
Eğer çoğu insan gibi cevabın “evet” ise seni Open English’te görmeyi çok isteriz. Open English, dünya çapında 1.5 milyon insana 15 yıldır İngilizce öğreten bir online İngilizce kursu. Dolayısıyla alanında oldukça donanımlı ve deneyimli! Bu deneyimden faydalanmak istersen sen de aramıza katıl!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşarak pratiğe dökebilir ve dev içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklara sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım.
İngilizce zamanlar konu anlatımı mı arıyorsun? Senin için hazırladığımız İngilizce zamanlar tablosu ile bu konuyu kolayca anlayabilirsin. Günümüzün en çok kullanılan dillerinden İngilizceyi öğrenmek için öncelikle tense tablosunu bilmek önemli bir konu. Hazırsan başlıyoruz.
İngilizce tüm zamanları öğrendiğinde büyük bir adım atmış olacaksın. Çünkü bu konu İngilizce gramerin çatılarından biri. İngilizce tense tablosu zihninde ne kadar yer ederse, bu dilde kendini ifade etmen kolaylaşacak.
İngilizce zamanlar, yani İngilizce Tense’ler (Türkçe okunuşuyla İngilizce tensler), sana bir olayın ne zaman gerçekleştiğini anlatıyor. Türkçedeki geçmiş zaman, şimdiki zaman ve geniş zaman konusu gibi yani.
İngilizce zamanlar konusunda karşımıza şu terimler çıkacak: Past, Present, Future, Perfect ve Continuous. Bu kavramları öğrendiğinde İngilizce zamanlar konusu senin için çok kolaylaşacak. Ama önce İngilizce zamanlara, yani tense tablosuna bir göz atalım.
İngilizcede cümlenin öğeleri temel seviyede şu şekilde sıralanıyor: Subject + verb + object” (özne – fiil – nesne). Cümlede zaman bilgisini fiiller veriyor. Diğer bir deyişle cümlede zamanı ifade etmek için fiili çekimliyoruz.
“İngilizce tensler” diye arama yaptıysan, muhtemelen henüz İngilizcen temel seviyede ya da hiç yok :). Çünkü kelimenin doğru yazımı İngilizce tense. İngilizce zamanlar konusunu zihninde tam oturtabilmek için Türkçe örneklerle ilerleyelim.
Öncelikle çekimli fiil ya da fiil çekimlemek ne demek? Bir fiili (eylemi) zaman veya şahsa bağlı olarak düzenlemeye fiil çekimlemek diyoruz. İngilizcede de bu mantıkla düşünebilirsin.
Şimdi Türkçe bir fiili çekimleyelim. Fiilimiz “oyna(mak)” olsun.
Geçmiş zaman: Oyna + geçmiş zaman yapım eki (dı, di vs.) + şahıs eki (ben, sen vs.)
Şimdiki zaman: Oyna + şimdiki zaman eki (-yor vs.) + şahıs eki
Gelecek zaman: Oyna + gelecek zaman eki (-ecek vs.) + şahıs eki
Geniş zaman: Oyna + geniş zaman eki (-r vs.) + şahıs eki
Şimdi oynamak fiilinin çekimlenmiş hallerine bakalım.
Geçmiş zaman: Oynadı (üçüncü tekil şahıs)
Şimdiki zaman: Oynuyor (üçüncü tekil şahıs)
Gelecek zaman: Oynayacak (üçüncü tekil şahıs)
Geniş zaman: Oynar (üçüncü tekil şahıs)
Türkçe bilgilerimizi tazelediysek, İngilizce zamanlar konusuna geçebiliriz. İngilizcede zamansal açıdan fiiller 6 şekilde kullanılıyor. Detaylar için İngilizce zamanlar tablosunu inceleyebilirsin.

| Fiil | Çekimli fiil | Açıklama | Fiil | Çekimli fiil | Açıklama |
| Do | to do | Infinitive (mastar ekli fiil) | Be | To be | Infinitive (mastar ekli fiil) |
| do | Bare infinitive (mastarsız fiil) | Be | Bare infinitive (mastarsız fiil) | ||
| doing | continuous (present participle) | Being | continuous (present participle) | ||
| do/does | Present/V1 | Am/is/are | Present/V1 | ||
| did | Past simple/V2 | Was/were | Past simple/V2 | ||
| done | past participle/ perfect/V3 | Been | past participle/ perfect/V3 |
İngilizce tüm zamanlar fiillerde bu şekilde çekimleniyor. Peki, tablodaki bare infinitive, continuous, present ve past gibi kavramlar neyi ifade ediyor? Bu terimlerin anlamlarına geçmeden önce basit bir örnekle İngilizce zamanlar konusuna başlayalım.
“I do my best.” cümlesini tüm fiil çekimleriyle çalışalım. Bu cümleyi Türkçeye şu şekilde çevirebiliriz: “Elimden gelenin en iyisini yaparım.”
Şimdi İngilizce zamanlar tablosu ile bu cümlenin fiil çekimlerine bakalım.
| İngilizce cümle | Fiil zaman çekimi | İngilizce zamanlar | Türkçe çevirisi |
| I do my best | Simple Present Tense | I do my best | Elimden gelenin en iyisini yaparım. |
| Simple Past Tense | I did my best | Elimden gelenin en iyisini yaptım. | |
| Future Tense | I will do my best | Elimden gelenin en iyisini yapacağım. | |
| Present Continuous Tense | I am doing my best | Elimden gelenin en iyisini yapıyorum. | |
| Present Perfect Tense | I have done my best. | Elimden gelenin en iyisini yaptım. ( Uzun bir süre yaptım ve bir süredir yapmaya devam ediyorum) |
Yukarıdaki tabloda tam Türkçesi olmayan bir çekim var, o da Present Perfect Tense. Zaten onun çevirisine bir parantez ekledik çünkü bu zaman çekiminin tam Türkçe karşılığı yok. Bu da başka bir yazının konusu!
| V1 (base form) | V2 (past simple) | V3 (past participle) |
| Do | Did | Done |

İngilizce zamanlar, ya da halk diliyle İngilizce tensler konusuna giriş yaptık. Umuyoruz ki kafanda temeller oluşmaya başladı. Şimdi terimlere kısaca bakalım, ardından İngillizce zamanlara detaylıca göz atalım.
Present “şimdiki, mevcut ve şu an” anlamlarına geliyor. İngilizce zamanlar konusunda “present” terimi, eylemin şimdiki zamanda geçtiğini ifade ediyor. Bu tür zaman bilgisi veren cümlelerde V1 fiil kullanıyoruz.
Past, Türkçede geçmiş anlamına geliyor. Cümle içinde bir olaydan bahsediyorsak Past Tense kullanıyoruz. Geçmiş zaman bilgisi veren cümlelerde V2 fiil kullanıyoruz.
Future, gelecek anlamına geliyor. Cümle içinde gelecekten bahsediyorsak Future Tense kullanıyoruz. Future Tense, diğer İngilizce zamanlardan “will” ve “be going to” kullanımıyla ayrılıyor.
Simple, basit ve yalın anlamına geliyor. İngilizce zamanlar konu anlatımı içerisinde “simple” ifadesini gördüğün zaman, yalın ve tek zamanlı bir olaydan bahsedildiği düşünmen gerekiyor. Mesela Simple Past Tense. Ya da Simple Present Tense.
En alengirli konuya geldik. Perfect Tense’in Türkçe karşılığı bazen kafa karıştırıcı olabiliyor. O nedenle kendisi İngilizce zamanlar konusunu çalışan kişilerin en çok takıldığı konulardan biri olur.
İngilizce zamanlar konu anlatımında Perfect teriminin iki kullanım alanı var.
İngilizce zamanlarda perfect kavramı “have + V3” şeklinde kullanılıyor. Şimdi perfect kavramının present (şimdiki zaman), past (geçmiş zaman) ve future (gelecek zaman) kullanımlarına bakalım.
İngilizce zamanlar konu anlatımında Perfect kavramına detaylı bir şekilde göz atmak istiyorsan, aşağıda ilgili başlıkları bulabilirsin.
İngilizce zamanlarda Continuous devam etmekte olan ya da bir süre devam etmiş olan eylemleri anlatmakta kullanılıyor. Yapısına bakacak olursak, “be + V-ing” şeklinde kullanıldığını görüyoruz.
Kavramlar konusunda temel bilgilere sahip olduğumuza göre İngilizce tüm zamanlar konusunu tek tek incelemeye alabiliriz. Şimdiye kadar öğrendiklerin karışık geldiyse endişelenme, örnekli İngilizce zamanlar konu anlatımıyla her şey yerine oturacak.
Not: İngilizcede bazı fiillerin continuous hali bulunmaz. Bunlara non-continuous verbs ya da non-progressive verbs denir. Örnek: Like, need, want…

Simple present tense, İngilizce zamanlarda duruma göre şimdiki zamanı ve geniş zamanı ifade ediyor, diyebiliriz. Türkçe düşündüğümüzde bu çıkarımı yapabiliriz ama İngilizcenin kendine has bir düşünce yapısı olduğunu unutmamamız gerekir. Bundan dolayı Türkçeyle karşılaştırmamak her zaman iyi bir fikir.
Simple present tense’in kullanım alanları ise çoğunlukla şöyle: Genel doğrular, günlük alışkanlıklar, tekrarlanan eylemler, mevcut durumlar…
Simple present tense, basitçe geniş zamanı ifade ediyor dedik. Yani özel bir zaman belirtmeyen, günlük olarak tekrarlanan, her zaman karşılaşabileceğimiz durumlarda bu zaman çekimini kullanıyoruz.
İngilizcede cümle kurarken basitçe özne + yüklem + nesne öğelerini kullanıyoruz. Bu noktada “do” ve “be” yardımcı fiilleri hakkında da bilgi sahibi olman faydalı olur. Çünkü bu yardımcı fiiller simple present tense’in ana unsuru.
Örneğin “Ben pembeyi severim.” cümlesini düşünelim. Bu cümlenin İngilizceye “I like pink.” olarak çeviririz. Cümleyi derinlemesine incelersek karşımıza şu çıkar: I + (do) + like + pink. Olumlu cümlede “do” gizlenir. Fakat İngilizce dil bilgisi kuralları gereği “do” ifadesini sadece olumsuz ifadelerde ve soru cümlesinde kullanıyoruz.
Aynı mantık “be” yardımcı fiilinde de var. “Ben bir öğrenciyim.” cümlesini çevirelim. “I am a student.” Burada “be” yardımcı fiili, özneye göre şekillenerek am/is/are ifadelerinden birine dönüşüyor.
Şimdi simple present tense kullanımına bir tablo üzerinden inceleyelim.
| Olumlu | Olumsuz | Soru |
| I like pink. (Pembeyi severim) | I don’t like pink. (Pembeyi sevmem) | Do I like pink? (Pembeyi sever miyim? |
| I am a student. (Ben bir öğrenciyim.) | I am not a student. (Ben bir öğrenci değilim.) | Am I a student? (Ben bir öğrenci miyim?) |
Konuyu daha detaylı anlamak için örneklerle netleştirelim ve tense’i hangi durumlarda kullandığımıza kısaca bakalım. Detaylı versiyon için ilgili yazımıza göz atmayı unutma!
Genel doğruluk belirten durumlarda simple past tense kullanıyoruz.
Arzuları ve istekleri belirten durumlarda kullanıyoruz.
Tekrarlayan alışkanlıklarda simple present tense kullanıyoruz.
Simple Present Tense konusunda detaylı İngilizce zamanlar tablosu, anlatım ve örnekler için simple present tense başlığımıza bakabilirsin.
Simple past tense, İngilizce zamanlarda geçmiş zamanı ifade ediyor. Kullanım alanları ise çoğunlukla şöyle: Geçmişte kalan tekrarlayan eylemler, geçmişte tamamlanmış eylemler/yaşanmış olaylar…
Simple past tense ile cümle kurarken V2, yani fiillerin past tense formunu kullanıyoruz. Yani “do” yardımcı fiilimiz “did” oluyor. Olumlu cümlelerde fiillerin kendi V2 formlarını kullanırken, olumsuz ifadelerde “did not”, soru cümlelerinde ise “did” terimiyle cümle kuruyoruz.
| Olumlu | Olumsuz | Soru |
| I did it yesterday. (Onu dün yaptım) | I didn’t do it yesterday. (Onu dün yapmadım.) | Did I do it yesterday? (Onu dün mü yaptım?) |
| She wanted a chocolate bar. (O çikolata istemişti.) | She didn’t want a chocolate bar. (O çikolata istememişti.) | Did she want a chocolate bar? (O çikolata mı istemişti?) |
İngilizce zamanlarda simple past tense tablosu ile bu zaman kipinin kullanımının temellerini anlayabilirsin. Geçmiş zamandan bahsederken genelde zaman belirteçlerini kullanıyoruz. Yani yesterday (dün), last year (geçen yıl), three hours ago (3 saat önce) gibi belirteçler…
Şimdi bu zamanı daha iyi anlamak için durum ve örneklerle ilerleyelim.
Geçmişte gerçekleşmiş ve tamamlanmış olaylarda kullanıyoruz.
Geçmişte tekrarlayan alışkanlıklar ve durumlar için kullanıyoruz.
Simple Past Tense konusunda detaylı İngilizce zamanlar tablosu, anlatım ve örnekler için simple past tense başlığımıza bakabilirsin.
Simple future tense, İngilizce zamanlarda yalın gelecek zamanı ifade ediyor. Gelecekle ilgili bilgi verirken ve gelecekte gerçekleşeceği kesin olmayan konularda bu zamanı kullanıyoruz.
Simple future tense, gelecek zamanı ifade ediyor, dedik. Şimdi tablo yardımıyla bu zaman çekimine yakından bakalım.
| Olumlu | Olumsuz | Soru |
| I will go tomorrow. (Yarın gideceğim.) | I won’t go tomorrow. (Yarın gitmeyeceğim.) | Will I go tomorrow? (Yarın gidecek miyim?) |
Simple future tense ile cümle kurarken “will” ifadesini ve fiillerin V1 hallerini kullanıyoruz. Olumsuzlarda “will not” (won’t) şeklinde, soru cümlesinde ise “will” ifadesini başta kullanıyoruz.
İngilizce zamanlarda simple future tense’i hangi durumlarda kullanıyoruz? Kısaca bakalım.
Gelecekle ilgili bilgi verirken ve kesinliği belli olmayan durumlarda kullanıyoruz.
Gelecekle ilgili söz verirken kullanıyoruz.
Simple future tense konusunda detaylı İngilizce zamanlar tablosu, anlatım ve örnekler için simple future tense başlığımıza bakabilirsin.

İngilizce zamanlar konusunda present continuous tense, devam etmekte olan şimdiki zamanı anlatıyor. Türkçe anlamıyla şimdiki zamandır, diyebiliriz. Bu noktada şuna dikkat etmelisin:
Present continuous tense, olayın ne zaman başladığı ya da sona erdiğini ifade etmiyor, sadece konuşma esnasında devam ettiğini belirtiyor. Ayrıca önceden planlanmış bir eylemin gelecekte gerçekleşeceğini belirtirken de bu tense’i kullanıyoruz.
| Olumlu | Olumsuz | Soru |
| I am watching a movie right now. (Şu an film izliyorum.) | I am not watching a movie right now. (Şu an film izlemiyorum.) | Am I watching a movie right now? (Şu an film mi izliyorum?) |
İngilizce zamanlarda present continuous tense çatılı cümle kurarken tabloda gördüğümüz gibi be + V1-ing formülünü kullanıyoruz. Olumsuz be + not + V1-ing kullanıyoruz; soru cümlesinde ise “be” öğesi başa geliyor.
Şimdi de present continuous tense’i hangi durumlarda kullanabiliriz, bir bakalım.
Şimdiki zamanda geçen durum ve olaylarda kullanıyoruz.
Önceden planlanan olayların yakın zamanda gerçekleşeceğini belirtirken kullanıyoruz.
Sürekli terkarlayan ve tekrarlamaya devam eden durumlarda kullanıyoruz.
Present continuous tense konusunda detaylı İngilizce zamanlar tablosu, anlatım ve örnekler için present continuous tense başlığımıza bakabilirsin.
Past continuous tense, geçmiş zamanda devam edecek şekilde gerçekleşmiş ve sonra ermiş olaylar için kullanılıyor. Yani bahsettiğimiz olay belirli bir an içinde tekrarlı olarak gerçekleşmiştir. Buradaki ana nokta, olayın bir süre devam etmiş olduğudur.
| Olumlu | Olumsuz | Soru |
| I was playing piano. (Piyano çalıyordum.) | I wasn’t playing piano. (Piano çalmıyordum.) | Was I playing piano?(Piyano mu çalıyordum? |
| You were sleeping. (Uyuyordun.) | You weren’t sleeping. (Uyumuyordun.) | Were you sleeping? (Uyuyor muydun?) |
Past continuous tense formülü ise was/were + V1-ing. Olumsuz cümlelerde was not/were not (wasn’t/weren’t) ifadesini kullanıyoruz. Soru cümlesinde ise was/were ifadelerini başa alıyor ve özneden sonra V1-ing öğresini kullanıyoruz.
İngilizce zamanlarda past continuous tense belli bir geçmiş zamanda devam etmekte olan olaylar için kullanıyoruz. Örneğin 2015 yılı boyunca yaptığımız bir şeyi 2022 yılında anlatıyorsak, bu tense’i kullanabiliriz.
Past continuous tense konusunda detaylı İngilizce zamanlar tablosu, anlatım ve örnekler için past continuous tense başlığımıza bakabilirsin.
Future Continuous Tense, gelecekte belli bir zaman boyunca devam edecek olayları anlatmak için kullanılıyor. Yani bahsettiğimiz olay, gelecekteki belirli bir süre aralığında tekrarlı bir şekilde gerçekleşecek.
| Olumlu | Olumsuz | Soru |
| You will be learning (Öğreneceksin) | You won’t be learning (Öğrenmeyeceksin) | Will you be learning? (Öğrenecek misin? |
İngilizce zamanlarda future continuous tense formülü şu şekilde: “Will + be + V1-ing”. Olumsuz cümlelerde “Will + not be + V1-ing”; soru cümlesinde ise “Will + Özne + Be V1-ing” formülünü kullanıyoruz.
İngilizce zamanlar konu anlatımında future continuous tense kullanım örnekleriyle bilgilerimizi pekiştirelim. Bu tense’i gelecekteki bir olaya bağlı olarak devam edecek olan durumlardan bahsetmek için kullanıyoruz.
Future continuous tense konusunda detaylı İngilizce zamanlar tablosu, anlatım ve örnekler için future continuous tense başlığımıza bakabilirsin.

Present Perfect Tense, geçmişte gerçekleşmiş bir olayı günümüzle ilişkilendirirken kullandığımız bir kavram. Mesela geçmişte başlamış ve hala devam eden süreçler için bu kavramı kullanabiliyoruz. Ayrıca geçmişte yaşanmış fakat etkisini şimdi de hissettiğimiz bir olayda da bu tense’i kullanıyoruz.
| Olumlu | Olumsuz | Soru |
| I have been there (Orada bulundum) | I haven’t been there (Orada bulunmadım) | Have I been there? (Orada bulundum mu?) |
| He has seen (Görmüştü) | He hasn’t seen (Görmemişti) | Has he seen? (Görmüş müydü?) |
İngilizce zamanlarda present perfect tense yapısıyla cümle kurarken “Have/has + V3” formülünü kullanıyoruz. Olumsuzlarda “have/has + not + V3”, soru cümlesinde ise “have/has + özne + V3” şeklinde kullanmamız gerekiyor.
Şimdi kullanım alanlarına bakalım.
Geçmiş zamanda başlamış ve şu an devam eden durumlarda present perfect tense’i kullanabiliriz.
Present perfect tense konusunda detaylı İngilizce zamanlar tablosu, anlatım ve örnekler için present perfect tense başlığımıza bakabilirsin.
Present perfect continuous tense, geçmişte başlayan ve şimdiki zamanda devam eden olaylar için kullanılıyor. Aklında olsun, sadece continuous halini alabilen fiiller için bu tense ile cümle kurabiliyorsun.
| Olumlu | Olumsuz | Soru |
| I have been looking (Bakıyordum) | I have not been looking (Bakmıyordum) | Have I been looking? (Bakıyor muydum?) |
| He has been lying (O yalan söylüyordu) | He has not been lying (O yalan söylemiyordu) | Has he been lying? (O yalan mı söylüyordu?) |
Present perfect continuous tense’i cümlede şu şekilde kullanıyoruz: “Have/has been + V-ing”. Olumsuz cümlelerde “Have/has been + not + V-ing”, soru cümlelerinde ise “Have/has + özne + been + V-ing” şeklinde kullanıyoruz.
Present perfect continuous tense geçmiş zamanda başlayan ve şimdi de devam eden durumlarda kullanılıyor. Peki, present perfect tense ile farkı nedir? Continuous özelliği bulunmayan fiillerde (non continuous, yani want, need, like vb.) bu zamanı kullanamıyorsun.
Present perfect continuous tense konusunda detaylı İngilizce zamanlar tablosu, anlatım ve örnekler için present perfect continuous tense başlığımıza bakabilirsin.
Past perfect continuous tense, geçmişteki belirli bir olaya ya da zamana kadar (burası önemli) devam etmiş eylem ve olayları anlatmak için kullanılıyor. Yani cümle kurarken öncelikle olmuş bir şeye bağlı kalıyor ve geçmişte belirli bir süreye kadar devam eden bir süreçten bahsediyoruz.
| Olumlu | Olumsuz | Soru |
| I had been sleeping (Uyuyordum) | I had not been sleeping (Uyumuyordum) | Had I been sleeping? (Uyuyor muydum?) |
Past perfect continuous tense kullanımında cümleleri şu şekilde kuruyoruz: “Had been + V-ing”. Olumsuz cümlelerde “Had not been + V-ing”, soru cümlelerinde ise “Had + Özne + Been + V-ing” yapılarını kullanıyoruz.
Past perfect continuous tense’i geçmiş bir ana bağlı olarak, bir süre devam etmiş olay ve durumları anlatırken kullanıyoruz. Mesela:
Past perfect continuous tense konusunda detaylı İngilizce zamanlar tablosu, anlatım ve örnekler için past perfect continuous tense başlığımıza bakabilirsin.

Past perfect tense, geçmişteki belli bir an veya olaydan önce olup o ana kadar devam etmiş durumlarla kullanılıyor. Yani İngilizce zamanlarda bu tense’i kullanacaksak, öncelikle “hangi zamandan önce” olduğunu belirten bir durum ifade etmemiz gerekiyor.
| Olumlu | Olumsuz | Soru |
| It had started (Başlamıştı) | It had not started (Başlamamıştı) | Had it started? (Başlamış mıydı?) |
Past perfect tense ile cümle kurarken “Had + V3” yapısını kullanıyoruz. Olumsuz cümlelerde “Had not + V3”, soru cümlelerinde ise “Had + Özne + V3” yapısını kullanıyoruz.
Bu yapıyı geçmişteki ilk olaydan bahsederken ilk sırada olanını belirtmek için kullanıyoruz. Aslında işimizi simple past tense yapısı da görebilir ki günümüzün modern İngilizcesinde past perfect tense kullanımına nadiren rastlıyoruz.
Şimdi past perfect tense örnek cümlelere bakalım.
Past perfect tense konusunda detaylı İngilizce zamanlar tablosu, anlatım ve örnekler için past perfect tense başlığımıza bakabilirsin.

Future perfect tense, gelecekteki belli bir an veya olaydan önce tamamlanacak durumlarda kullanılıyor. Yani öncelikle bir zaman bilgisi veriyoruz, sonrada bu bilgiye göre cümle yapımızı kuruyoruz.
| Olumlu | Olumsuz | Soru |
| I will have completed (Tamamlamış olacağım) | I will not have completed (Tamamlamış olmayacağım) | Will I have completed? (Tamamlamış olacak mıyım? |
Future perfect tense cümle kurarken “Will have + V3” yapısını kullanıyoruz. Olumsuz cümlelerle “Will not have + V3”, soru cümlelerinde ise “Will + Özne + Have + V3” yapılarını kullanıyoruz.
Future perfect tense ne zaman kullanılıyor? Gelecekteki belli bir olaydan önce tamamlanacak olan olaylar için! Örneklerle bakalım.
Future perfect tense konusunda detaylı İngilizce zamanlar tablosu, anlatım ve örnekler için future perfect tense başlığımıza bakabilirsin.
İngilizce zamanlar konusu özetle böyle! Daha fazla bilgi almak ve canlı sınıflarda ana dili İngilizce olan eğitmenlerle İngilizce zamanlar konu anlatımını detaylı şekilde öğrenmek istersen, Open English üzerinden şimdi form doldur! Müşteri deneyimi ekibimiz sana hızlıca dönecektir!
Dil, insan duygularını ve deneyimlerini ifade etmek için bir palet gibi kullanılır. Bu duygusal ifadeler, sadece kelime anlamlarıyla değil, aynı zamanda derinlemesine tonlar ve mecazlarla da iletilir. Hüzün, insan yaşamının doğal bir parçasıdır ve bazen yüzeyde görünenlerin ötesine geçen derin duygusal katmanları içerir.
“İngilizcede Hüzün İfade Eden 15 Deyim” konusu, İngilizcenin duygusal derinliklerini keşfetmek isteyenler için bir fırsat. İngilizce hüzün içeren deyimler, sadece İngilizce hüzün ifade etmekle kalmaz, aynı zamanda duygularını daha etkili bir şekilde ifade etme becerini de geliştirir. Bu yazıda, İngilizce hüzün ifade eden 15 İngilizce deyimi inceleyerek, duygusal ifadelerini daha renkli ve canlı hale getirmenin kapılarını aralayacağız.
İngilizcede, İngilizce hüzün ifade eden terimler gibi öğrenebileceğin bir çok kavram bulunuyor. Bu kavramları kolayca öğrenmek için hemen sayfadaki iletişim formunu doldur. Müşteri temsilcisi arkadaşlarımız seni hemen arayacak ve online İngilizce kursu Open English aboneliğini başlatmak için gereken adımları atacaklar.
İngilizce hüzün, “sadness” kelimesiyle ifade edilir. İngilizce hüzün; üzüntü, melankoli veya içsel bir duygusal boşluk hissi olarak tanımlanabilir. Bu duygu genellikle kayıp, hayal kırıklığı, endişe veya bir tür zorlu deneyim sonucu ortaya çıkar.
İngilizce hüzün kelimesinin karşılığını öğrendin. Sırada İngilizce hüzün ifade eden terimleri ve deyimleri öğrenmek var. Ama bunlardan önce sana bir önerimiz var. İngilizce hüzün içeren deyimler gibi, bunun tam tersi, İngilizce mutluluk içeren deyimlerin de ilgini çekebileceğini düşünüyoruz. Eğer İngilizce mutluluk içeren deyimleri merak ediyorsan İngilizcede Mutluluk İfade Eden 15 Deyim başlıklı yazımızı okuyabilirsin.

İngilizcede Hüzün İfade Eden 15 Deyim başlıklı yazımızın bu bölümünde, İngilizce hüzünü ifade eden terimleri ve bu terimlerin Türkçe karşılıklarını inceleyeceğiz. İngilizce hüzün ifade eden terimlerle, dilin duygusal boyutunu daha yakından keşfedeceğiz. İngilizce hüzün ifade eden terimleri hemen aşağıda senin için sıraladık:
Bu terimler, hüzün veya üzüntüyü ifade etmek için kullanılan farklı sözcükler ve hüzün ifade eden bu terimler, çeşitli derecelerde duygusal durumları ifade etmek için kullanılıyorlar.


Türkçe hüzün kelimesinden farklı olarak, İngilizce hüzün birçok farklı deyim bulunuyor. İngilizce hüzün anlatılırken kullanılan bu deyimleri öğrenmek İngilizceyi düzgün kullanmada çok işine yarayacak. İşte İngilizce hüzün ifade eden 15 deyim:
İngilizce hüzün ifade eden deyimleri nasıl kullanacağını merak ediyorsan söyleyelim, öncelikle yapman gereken şeyi sayfadaki formu doldurup Open English’e üye olmak! Open English ile İngilizce öğrenmeye istediğin seviyeden başlayabilir ve İngilizce hüzün ifade eden deyimleri nasıl kullanacağını rahatlıkla öğrenebilirsin.
%100 online İngilizce kursu Open English’te sadece İngilizce hüzün ifade eden deyimleri kullanmayı değil, İngilizceye dair her şeyi öğrenebilirsin! Open English’te online canlı derslere 7/24 erişim sağlayabilir, istediğin yer ve saatte İngilizce çalışabilirsin. Open English’te her seviyeye uygun İngilizce eğitimi bulunuyor. Üstelik eğitimlerin tümü ana dili İngilizce olan eğitmenler tarafından veriliyor. Open English, eğitmenler moderatörlüğünde oluşturulan konuşma sınıfları sayesinde ana dili İngilizce olan insanlarla İngilizce konuşarak pratik yapma imkanı sunuyor.
Yıllardır söylendiği gibi İngilizce artık dünya üzerinde en çok konuşulan dil ve bu geçerliliğini de uzun süre koruyacak gibi… Özellikle de dünyayı akademik, politik veya ekonomik için takip etmek isteyenlerin ihtiyaç duyduğu İngilizce; öğrenilmesi alternatif değil, ihtiyaç olan bir dil haline geldi.
Her dilde öğrenme sırasında pek çok zorlukla ve farklı kalıplarla karşılaşılır, İngilizce de bunlardan bir tanesi… Zaman çekimleri konusunda, İngilizceye ilk başlayanlar çeşitli sıkıntılar yaşarlar. Türkçeden farklılıkları mevcut olduğu için Future Tense, Simple Present Tense ve Simple Past Tense öğrenimde ilk etapta hemen herkes bir duraksar ve çözümsüz kaldığını düşünür.
Biz de bu konunun üstünde durmak ve İngilizce öğrenenlere yardımcı olmak için bu yazımızda Simple Past Tense konusunu detaylı bir şekilde inceledik.
İngilizce geçmiş zaman olarak nitelendirilen Simple Past Tense, geçmişte olmuş bitmiş bir olayı anlatmak için kullanılır. Türkçe çeviride -dili geçmiş zaman şeklinde de ifade edilen Past Simple Tense’de cümle; özne, yüklem ve tümleç olarak yapılandırılır. Yani cümle özneyle başlar, yüklemle devam eder ve cümlenin tümleciyle neticelendirilir.
Örnek: He went out with friends last night.
Yukarıdaki cümlede görüldüğü gibi Simple Past Tense’de; önce özne, peşine yüklem ve en sonuna tümleç gelir. Şimdi İngilizce geçmiş zamanın cümle yapısına dair detayları yakından inceleyelim.

Simple Past Tense cümle yapısını incelerken cümleleri üç farklı başlık altında toplamakta fayda var: Olumlu cümle yapısı, olumsuz cümle yapısı ve soru cümle yapısı.
Simple Past Tense olumlu cümlelerde standart cümle yapısı mevcuttur. Özne, yüklem ve tümleç şeklinde kurulan olumlu cümlelerde, yüklem ikinci halini almaktadır. Yani; Subject + V2 + Object
Örnek: I bought this pencil yesterday.
Burada yüklem olarak “buy”ın ikinci hali kullanılmaktadır. “Buy” irregular bir fiil olduğu için ikinci hali yukarıdaki gibi olur. Regular bir fiilde ise fiile -ed takısı gelir ve İngilizce geçmiş zaman cümle yapısı aynı şekilde uygulanır.
Örnek: I invited him to the party last night.
Simple past tense’deki bir diğer cümle yapısı da olumsuz cümlelerdir. Olumsuzluk yaratmak için “didn’t” kullanılır ve yüklemin birinci hali cümlede yer alır. Yani Subject + didn’t + V1 + Object olacak şekilde cümleler oluşturulur.
Örnek: I didn’t buy a pencil yesterday.
Örnek: I didn’t invite him to the party last night.
Yukarıdaki iki cümleyi de incelediğimizde olumsuz durumlarda didn’t geldiğinde regular ya da irregular fiil fark etmeksizin fiilin ilk hali kullanılır.
İngilizce geçmiş zamandaki soru cümlelerinde de olumsuz ve olumlulardaki gibi bir kalıp vardır. Bu kalıp Did + Subject + V1 + Object şeklinde kullanılmaktadır. Yani Simple Past Tense sorularında fiil birinci hale gelirken, soru cümlelerinin başında kullanılan “do” “did”e dönüşmektedir.
Örnek: Did you buy pencil yesterday?
Örnek: Did you invite him to the party last night?
Simple Past Tense “Did” soru kalıplarına ek olarak bir de WH Question olarak nitelendirdiğimiz ve “What, When, Who” gibi kelimelerle başlayan soru cümleleri vardır. Burada cümle yapısı Wh + did + Subject + V1 + Object biçimindedir.
Örnek: Where did you go last night?
Örnek: What did you do last weekend?

Geçmiş zaman İngilizce, geçmişte olan ve biten olayları ifade etmek için kullanılmaktadır. Özellikle geçmişte ne zaman olduğu belli olan olayları ifade etmek için tercih edilen Simple Past tense, cümlede zaman belirtilirken tercih edilir. Eğer ki cümlede yesterday, ago, last gibi kelimeler ile zaman belirteceksen, Simple Past tense kullanmalısın.
Örnek: I saw him yesterday.
Örnek: I went to a party two weeks ago.
Örnek: I lived in İstanbul from 2010 to 2020.
Was-were yapısı Simple Present Tense’de olan “to be”nin geçmiş zamana uyarlanmış halidir. Geçmişte yaşanmış herhangi bir durumu belirtmek için “I, He, She, It” öznelerinde “was” kullanılırken, “You, They, We” öznelerinde “were” kullanılır.
Örnek: When I was 16 years old, I broke my legs.
Örnek: They were in Paris last summer.
Geçmişte belirli bir zaman diliminde yapılan ama mevcut zaman diliminde yapılmayan olaylar için Simple Paste Tense’de “used to” kullanımı gerçekleştirilir.
Örnek: I used to ride a bike when I was a child.
Örnek: My friend used to play tennis in the past.
Örnek: I used to watch TV until morning when I was 18 years old.
İster iş dünyasında, ister sınıfta veya başka bir platformda sunum yapıyor ol. Sunumunun ilk dakikaları dinleyicilerin ilgisini çekmek ve seni dinlemeye devam etmelerini sağlamak için son derece kritiktir. İşte bu yazıda, İngilizce sunumlarının başlangıcını güçlendirmene yardımcı olacak 20 etkileyici sunum giriş cümlesi paylaşacağız.
Bu cümlelerle şunu hayal et: Salona adım atıyorsun ve büyüleyici bir İngilizce giriş cümlesiyle hemen herkesin dikkatini çekiyorsun. Tabi devamında gelen akıcı İngilizce konuşmayla… İşte Open English’in sana sağlayabileceği özgüven ve beceri budur!
Daha fazlası için bekleme, Open English’e gel!


Etkili bir şekilde İngilizce çalışmak için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak!

İngilizce cümlenin öğeleri konusuyla bu dilde nasıl cümle kurabileceğini öğrenebilirsin. İngilizce cümlenin öğeleri konusu oldukça kapsamlı, sonuçta İngilizce dil bilgisi konularından en önemli olanlarından biri. İngilizce cümlenin öğelerini öğrendiğin zaman, writing (İngilizce yazma) becerini geliştirmiş olacak ve bu konuda ilerledikçe daha komplike İngilizce cümleler kurmayı öğreneceksin.
İngilizce cümlenin öğeleri belli başlı noktalarda Türkçeye benziyor, cümle içindeki görevlerine göre kelimeler özne, yüklem ve nesne şeklinde isimlendiriliyorlar. İngilizce cümlenin öğelerine hakim olmak istiyorsan, kendine bir İngilizce çalışma programı hazırladıktan sonra programa uyarak bunu başarabilirsin.
Biz bugün İngilizce cümlenin öğeleri ve İngilizce cümle çeşitleri konularının temellerini aktaracağız. Daha fazlasını keşfetmek ve en kolay İngilizce öğrenme yöntemini deneyimlemek istersen, bu sayfadaki iletişim formunu doldurmayı unutma.
İngilizce cümlenin öğeleri ana olarak ikiye ayrılıyor: Temel öğeler ve yardımcı öğeler. Temel öğeler bir cümlenin olmazsa olmazıdır, yardımcı öğeler ise cümleyi zenginleştirip anlatımı belirginleştirir.
| İngilizce cümlenin öğeleri | ||||
| Temel öğeler | Tamamlayıcı öğeler | |||
| Subject (Özne) | Verb (Yüklem) | Object (Nesne) | Complement (Tümleç) | Adjunct (Zarfımsı) |
Özellikle IELTS ve TOEFL gibi sınavlarda writing bölümünden tam puan almak istiyorsan, İngilizce cümlenin öğelerini bilmen gerekiyor. Çünkü bu sınavların writing (yani yazma) bölümünde İngilizce yazma başlığı altında kadar cümle kurma kabiliyetin ölçülüyor.
Sadece sınavlar için değil; akıcı bir şekilde İngilizce kullanmak için de bu konuya hakim olman önemli. Çünkü İngilizce ezberleyerek değil, daha çok İngilizce düşünerek; yani bu dili nasıl kullanacağını keşfederek öğreniliyor.
Open English’te İngilizceyi akıcı kullanabilmen için global eğitim standardı olan CEFR temelli bir eğitim deneyimi sağlıyoruz. Daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurabilirsin.

Temel öğeler, tıpkı Türkçede olduğu gibi özne ve yüklem olmak üzere iki tanedir. İngilizce cümlenin öğelerinde özne ve yüklem olmadan cümle kurulmaz, tabii ki istisnalarla karşılabilirsin. Mesela kısa cevaplar gibi, ama onlar da cümle sayılmaz. Örneğin bir soruya “yes.” diye cevap vermek gibi.
Temel İngilizce cümlenin öğelerinin formülü şu şekilde: Özne + Yüklem
I walk. ([Ben] Yürürüm.)
| Özne (Subject) | Yüklem (Verb) |
| I | walk |
She shouted. ([O] Bağırdı.)
| Özne (Subject) | Yüklem (Verb) |
| She | shouted |
Tamamlayıcı cümlenin öğeleri aktarmak istediğimiz bilgiyi zenginleştirmek amacıyla kullanılıyor ve onları nesne olarak kategorize ediyoruz.
Tamamlayıcı olanlarla beraber İngilizce cümlenin öğeleri formülüne bakalım: Özne + Yüklem + Nesne
I walk home. ([Ben] Eve yürürüm.)
| Özne (Subject) | Yüklem (Verb) | Nesne (Object) |
| I | walk | home |
He kissed me. ([O] Bana bağırdı.)
| Özne (Subject) | Yüklem (Verb) | Nesne (Object) |
| He | kissed | me |
Şimdiye kadar İngilizce cümlenin öğelerinde temelleri öğrendik. Türkçe dil bilgisi kurallarına hakimsen, bu kuralları kolayca öğrenebilirsin. İngilizce cümlenin öğelerini bir formülle hatırlamak istersen:
S (subject) + V (Verb) + O (Object) + C (Complement) + A (Adjunct) = SVOCA
Bu sıralama cümlenin yapısına göre zaman zaman değişse de temel ve sıkça karşılaşacağın cümle yapısı bu sıralamada oluyor.
İngilizce cümlenin öğeleri konusunun detaylarını ana dili İngilizce olan eğitmenlerle çalışmak istersen Open English’e bugün kaydolabilirsin. Üyeliğini başlattığın zaman, tüm İngilizce dil bilgisi kurallarını kapsayan kılavuzdan ve binlerce saatlik interaktif ders içeriğini kapsayan online kütüphaneden sınırsız yararlanabileceksin! Kaydını başlatmak için ilk adımı bu sayfadaki iletişim formunu doldurarak atabilirsin.

İngilizce cümlenin öğeleri konusuna giriş yaptık, şimdi de İngilizce cümle çeşitleri için temel bilgilere göz atalım. Bu türleri bilmemiz, İngilizce cümle kurarken daha geniş düşünmemizi ve karmaşık fikir ve düşüncelerimizi yazıyla aktarmamızı sağlayacak.
Unutma, İngilizce cümle kurarken karşındaki için anlaşılır olmasını istiyorsan, cümlenin öğeleri kadar cümle çeşitlerini de bilmen gerekiyor. Bu da kelimeleri doğru sıralamayla ve cümleleri uygun şekilde bir araya getirmekle mümkün.
Temelde 3 İngilizce cümle çeşidi var. Bunlar:
İngilizce basit cümleler, adından da belli olduğu gibi en temel formdaki cümledir. Çoğunlukla özne (subject) ve yüklemden (verb) oluşur ve bir nesneyle (object) desteklenir. İngilizce cümlenin öğeleri formülünü yine hatırlayalım: SVOCA. Basit İngilizce cümlelerde çoğunlukla SVO formülü karşımıza çıkıyor.
İngilizce basit cümleler, içinde yüklem dışında çekimlenmiş bir fiilin olmadığı cümlelerdir. Şimdi basit İngilizce cümle örnekleriyle konuyu pekiştirelim.
İngilizce birleşik cümleler, iki veya daha fazla cümlenin bağlaç ya da bağlaçlarla birleştirilmesiyle oluşuyor.
Bağlı cümlelerde cümleleri ayrıştırdığımız zaman her cümle kendi başına bir anlam ifade ediyor. Fakat burada kullanılan bağlaçların “coordinate conjuction” (and, but, because, as well…) olması gerekiyor.
Örneklerle İngilizce cümlenin öğeleri konusunu daha kolay anladın mı? Bundan sonraki örneklerde cümlenin öğelerini kendi başına ayırmaya ne dersin?
Temel İngilizce cümle türlerinde son yapıya geldik: Karmaşık cümleler. Karmaşık cümlelerde temelde 2 elementten oluşuyor:
Main Clause (Ana cümle) + Subordinate Clause(s) (Bir ya da birden fazla yan cümlecik)
Dikkat: Birleşik cümlelerde yan cümlecikte bir özne ve fiil olabilir ama yine de yan cümlecik tek başına bir şey ifade etmez. Anlam bakımından ana cümleye bağlıdır.
Birleşik cümleler temelde üç türe ayrılıyor: İsim cümlecikleri (Noun clauses), sıfat cümlecikleri (Adjective clauses) ve zarf cümlecikleri (Adverb clauses). Konunun detaylarını ana dili İngilizce olan eğitmenlerle canlı dersler yaparak öğrenmek istersen, bugün Open English üyeliğini başlatmaya ne dersin?