İngilizce, duygularımızı, düşüncelerimizi ve hatta hayat hikayelerimizi anlatmamıza yardımcı olan renkli bir dildir. İngilizcede bazı kelimeler farklı bağlamlarda anlam kazanabiliyor. Bugün böylesi bir kelimeyi inceleyeceğiz: break.
Break, hem bir mola vermek anlamında kullanılırken hem de bir camın kırılmasını ifade edebiliyor. Aynı anda birçok anlama gelebilen bu kelimeyi birlikte keşfetmeye ne dersin? Hazırsan, hemen başlayalım!
“Break” kelimesinin İngilizcedeki farklı anlamlarını ve kullanımlarını daha iyi öğrenmek istediğini biliyoruz.
Eğer İngilizce öğrenmeye bir “break” vermek yerine, yeni bir dil öğrenim serüvenine başlamayı düşünüyorsan, doğru yerdesin! Open English ile dilin her bir yönünü keşfetmek ve anlamak çok daha kolay olacak
Sana en uygun planı seç ve dil öğrenimindeki “break”leri sınırlarını zorlayarak aşmaya başla. 7/24 ulaşabileceğin online dil platformu Open English’te uzman eğitmenler eşliğinde istediğin seviyeye ulaşman aylarını almayacak!
O zaman hemen Open English’e katıl ve İngilizce çalışmaya efektif bir şekilde devam et.

Akıcı bir şekilde İngilizce konuşmanın en kolay yolu Open English hakkında detaylı bilgi almak için yan taraftaki formu doldurabilirsin.


Online İngilizce kursumuz hakkında detaylı bilgi almak için yan taraftaki formu doldurabilirsin.
Farklı kültürler ve yeni insanlarla tanışmak için yurt dışına seyahate çıkmak çok iyi bir fikir. Bu seyahatlerde dünyanın harikalarını keşfedebiliyor ve birbirinden harika anılar biriktirebiliyoruz. Fakat öncesinde, pasaport kontrol noktalarından geçiş izni almamız gerekiyor.
Pasaport polisleri, ortak bir dil çerçevesinde İngilizce kullanıyor. Yani dünyanın neresine gidersen git, çok büyük olasılıkla İngilizce sorulara cevap vermen istenecek. O nedenle eğer İngilizce bilmiyorsan, yurt dışı seyahatine çıkmadan önce pasaport polislerinin sorabileceği sorular hakkında biraz alıştırma yapman gerekiyor.
Yurt dışına seyahatine çıkmak üzeresin ve pasaport kontrolünde hangi soruların gelebileceğini merak ediyorsun. Öncelikle heyecanlanma! Panik yapacak bir şey yok, çünkü pasaport polisleri sıradan gezginlere ya da iş amaçla seyahat eden kişilere her zaman yardımcı olmaya çalışır.
Pasaport polisleri her ne kadar sana yardımcı olmaya çalışsa da onların sorularına yanıt verebilmek için belli İngilizce ifadeleri bilmen gerekiyor. Bu yazımızda pasaport polislerince sorulan sorular ve onlara karşı verebileceğimiz yanıtlar üzerine yoğunlaşıyoruz.
Fakat öncesinde, sana söylememiz gereken bir şey var.
İngilizce sadece ezberlemekle öğrenilen bir dil değil. Üstelik günümüzde İngilizce öğrenmenin insana sayladığı sayısız fayda var. Open English ile bugün İngilizce öğrenmeye başlayabilirsin. Böylece İngilzce gerektiren her durumla kolayca başa çıkabilirsin. Sıfırdan İngilizce öğrenmek istiyorsan, Open English ile bu hedefini hızlıca gerçekleştirebilirsin.
Open English online İngilizce kursuna yakından bakmaya ne dersin? Daha fazla bilgi almak için iletişim formunu doldurabilirsin. Müşteri deneyimi ekibimiz en kısa sürede seni arayacaktır.
Şimdi pasaport polislerince sorulan İngilizce sorular konusuna çalışalım.

Pasaport kontrol noktasında ilk olarak pasaport ve uçak biletini görmek isterler. Bunun için karşına çıkan soru, “May I see your passport and boarding pass, please?”tir. Bu nedenle kontrol noktasında beklerken bunları hazırlaman gereken iyi bir fikir.
Bu soruya karşı “Of course, here they are.” (Tabii ki, işte buradalar.) diye cevap vererek belgelerini uzatabilirsin. Bunun yanı sıra sadece “yes” diyerek, yani “evet” diyerek de cevap verebilirsin.
Pasaport polisleriyle öz güvenli bir İngilizceyle iletişim kurarsan, ilk izlenimin çok iyi olacaktır. Yani bu soruya daha uzun bir şekilde cevap vermek istersen:
Pasaport kontrol noktalarındaki memurların ikinci sorusu çoğunlukla ziyaret sebebini öğrenme amacı taşır. Bu noktada kısa veya daha ayrıntılı bir yanıt seçebilirsin. Şimdi iki durum için de alıştırma yapalım.
Pasaport polislerinin sorduğu İngilizce sorular arasında bir de bu var. Bu sorudaki amaç, vizenin geçerli olduğu tarih aralığını, kalma sürenle karşılaştırmak. Unutmadan, eğer kalış süren, vizenin geçerliliğini geçiyorsa bu bir sorun! O nedenle yurt dışına seyahat etmeden önce mutlaka kontrol etmelisin.
Soruya cevap olarak kalacağın süreyi belirtmen yeterli. Mesela 5 gün kalacaksın diyelim.
Pasaport kontrollerinde sorulan sorulardan bir diğeri de nerede kalacağın konusu. Bu noktada otel rezervasyonun varsa ilgili bilgilerini de görmek isteyeceklerdir. Şimdi olası durumlara karşı alıştırmalar yapalım.

Pasaport polislerinin sorduğu sorular arasında bu da var. Özellikle sıkı kontrol edilen vize noktalarında çoğunlukla karşına çıkabilir. Bu soruya karşı verebileceğimiz genel olarak üç cevap var. Şimdi onları İngilizce olarak çalışalım. Meslek bilgini kendine göre değiştirebilirsin.
Pasaport polislerinin sorduğu sorulardan biri de seyahat sigortası. Çünkü yurt dışına çıkarken seyahat sigortası yaptırmamız zorunludur ve çoğu vize şirketi bu işlemi tamamlar. Vizeni kendi başına aldıysan, bu ayrıntıyı atlamamalısın!
Pasaport polislerinin sorduğu İngilizce soruların sonuna geldik. Pasaport kontrol noktalarında çoğunlukla bu sorular sorulmaktadır, bazı durumlarda bu soru da es geçilebilir.
Yurt dışına seyahat ederken üzerimizde çok fazla nakit ya da girişi kısıtlanan eşya bulunmaması gerekir. Uçağa binerken ve uçaktan inişte bu kurallara dikkat etmelisin. Mesela yanında bulunan bir ilaç için o ülkede giriş izni olmayabilir ya da izne tabi olabilir. Bu tür durumlarda pasaport polisine durumu belirtmelisin.
Yurt dışında hayat kolaylaştıran İngilizce kalıplar yazımızdan devam etmeye ne dersin? Unutma, İngilizce dil becerisini bütünüyle kazanmak istiyorsan, seni aramamız için bu sayfada bulabileceğin iletişim formunu her zaman doldurabilirsin.
TOEFL her yıl online veya yüz yüze gerçekleştiren en popüler ve geçerliliği yüksek İngilizce yeterlilik sınavlarından bir tanesidir. TOEFL’a hazırlanmadan önce kelime hazneni genişletmeli ve bu kelimeleri cümle içinde kullanabilecek duruma gelmen gerekir. Her ne kadar günlük hayatta İngilizce konuşabilmek için geniş kelime haznesine ihtiyacımız olmasa da yeterlilik sınavlarından iyi bir puan alabilmek için bazı kelimeleri ve eş anlamlarını bilmek gerekir.
TOEFL, “Yabancı Dil Olarak İngilizce Testi” anlamına gelir. İngilizce konuşulan ülkelerde okumak veya çalışmak isteyen, anadili İngilizce olmayan kişilerin İngilizce dil yeterliliğini ölçen uluslararası bir sınavdır. TOEFL sınavı, sınava giren kişinin İngilizce’yi akademik bir ortamda anlama ve kullanma becerisini değerlendirir.
Test dört dil becerisini ölçer: okuma, dinleme, konuşma ve yazma. TOEFL sınavı, 150’den fazla ülkede 11.000’den fazla üniversite ve diğer kurumlar tarafından geniş çapta tanınmakta ve kabul edilmektedir. Sınav, Eğitimsel Test Hizmeti (ETS) tarafından yönetilir.
TOEFL, IELTS ve TOEIC sınavlarına hazırlanmak için arayış içindeysen, yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

Aşağıda yer alan kelimeler hem sınavda hem de pratikte işine yarayabilecek kelimeler arasında yer alır. Çoğu zaman bir kelimenin anlamı ile kendisini öğrenmek yeterli olmaz. Önemli olan kelimenin kullanım alanlarını ve anlamını doğru şekilde bilmek, cümle içinde kullanıldığında doğru şekilde çevirebilmektir.
TOEFL’a en doğru şekilde hazırlanmak istiyorsan uzman eğitmenlerimizle en doğru şekilde İngilizceyi öğrenebilir, TOEFL sınavı sayesinde uluslararası alanda çalışma fırsatı yakalayabilirsin! Hemen formu doldur, uzmanlarımız seninle iletişime geçsin!
| abandon | desert, forsake |
| adamant | firm, unyielding |
| add | increase, total |
| adequate | sufficient, enough, ample |
| adjourn | postpone, recess |
| adult | grown-up |
| advocate | support, recommend |
| after | following, next |
| afraid | frightened, scared |
| aggressive | assertive, pushy, militant |
| aid | help, assist |
| always | forever |
| amateur | beginner, novice |
| ambitious | aspiring, driven |
| antagonize | provoke, embitter |
| apparent | obvious, evident |
| approve | accept, ratify, endorse |
| arrive | reach, come |
| arrogant | haughty, stuck-up |
| artificial | fake, synthetic |
| ask | question, inquire |
| atrocious | dreadful, contemptible, vile |
| authentic | genuine, real, factual |
| average | ordinary, fair |
| awful | dreadful, atrocious |
| awkward | clumsy, uncoordinated |
| ban | prohibit, forbid, outlaw |
| barren | unproductive, infertile |
| bashful | shy, timid |
| beautiful | pretty, attractive, lovely |
| before | prior, earlier |
| beginning | start, initiate |
| believe | trust, accept |
| below | under, lower |
| beneficial | helpful, useful, advantageous |
| best | finest, choice |
| birth | beginning |
| blend | combine, mix |
| bottom | base, foundation |
| brave | courageous, bold, heroic |
| break | fracture, burst |
| brief | short, concise |
| broad | wide, expansive |
| busy | active, occupied, working |

| buy | purchase |
| calm | quiet, tranquil, still |
| capture | apprehend, seize, arrest |
| destitute | poor, penniless |
| destroy | ruin, wreck, devastate |
| detach | separate, unfasten, remove |
| deter | hinder, prevent |
| determined | sure, convinced, resolute |
| die | expire, perish |
| eternal | always, perpetual, everlasting |
| evident | apparent, obvious, clear |
| evil | bad, wrong, wicked |
| exceptional | remarkable, outstanding |
| excite | arouse, provoke, incite |
| exhilarated | overjoyed, ecstatic, elated |
| explicit | exact, distinct, unmistakable |
| exquisite | delightful, charming, lovely |
| exterior | outside, outer |
| extravagant | extreme, excessive, luxurious |
| fabulous | marvelous, amazing |
| face | confront, meet |
| fair | honest, just, impartial |
| fake | imitation, phony, artificial |
| false | incorrect, untrue |
| fancy | elaborate, ornate, fussy |
| fantastic | incredible, outrageous |
| fast | rapid, quick, swift |
| flimsy | frail, fragile, delicate |
| flippant | impudent, sassy |
| fluid | liquid |
| foe | enemy, adversary, opponent |
| follow | succeed, trail |
| forbid | prohibit, ban, bar |
| forgive | pardon, excuse, absolve |
| former | previous, earlier |
| fraction | part, portion, segment |
| frank | candid, straightforward, blunt |
| frenzy | fury, rage |
| fresh | unused, new |
| generous | giving, selfless, big-hearted |
| gentle | tender, mild |
| genuine | real, authentic, sincere |
TOEFL ve IELTS sınavına hazırlanmak için arayış içindeysen, yan tarafta yer alan formu doldurarak İngilizce kursumuz hakkında detaylı bilgi alabilirsin.

| gigantic | immense, colossal, enormous |
| give | donate, present, offer |
| glad | happy, pleased, delighted |
| gloomy | dark, dismal, depressing |
| glorious | splendid, magnificent, superb |
| good | nice, fine, well-behaved |
| gorgeous | ravishing, dazzling, stunning |
| gratitude | thankfulness, appreciation |
| great | outstanding, remarkable |
| handy | useful, convenient, skillful |
| hard | firm, solid, difficult |
| hate | loathe, detest |
| help | aid, assist |
| high | elevated, lofty |
| hold | grasp, grip, retain |
| honest | truthful, sincere, frank |
| hospitable | welcoming, cordial, gracious |
| hostile | antagonistic, aggressive, militant |
| huge | vast, immense, great |
| humble | modest, unpretentious |
| humiliate | embarrass, disgrace, dishonor |
| identical | alike, duplicate |
| idle | inactive, lazy |
| ignorant | uninformed, unaware |
| immaculate | spotless, pure |
| immature | childish, inexperienced |
| immune | resistant, exempt |
| impartial | neutral, unbiased, fair |
| impatient | eager, anxious, intolerant |
| imperative | compulsory, crucial, mandatory |
| imperfect | marred, defective, faulty |
| impetuous | impulsive, rash, reckless |
| important | significant, meaningful |
| intriguing | fascinating, enthralling |
| irrelevant | inappropriate, unrelated |
| irritate | annoy, agitate, provoke |
| join | connect, unite, link |
| jolly | merry, jovial, joyful |
| jubilant | overjoyed, delighted, elated |
| keep | save, protect, guard |
| kind | considerate, tender, thoughtful |
| lament | mourn, grieve |
| large | big, massive, huge |
| last | final, end |
| least | fewest, minimum, smallest |
| momentous | important, powerful, outstanding |
| monotonous | boring, tedious dreary, humdrum |
| moral | ethical, virtuous, righteous |
| morbid | appalling, awful, ghastly |
| morose | gloomy, sullen, moody, glum |
| mourn | grieve, lament, bemoan |
| mysterious | elusive, occult, secret |
| naughty | bad, disobedient, wrong |
| neat | clean, orderly, tidy |
| negligent | careless, derelict, inattentive |
| nervous | ruffled, flustered, perturbed |
| neutral | impartial, unprejudiced |
| shrewd | clever, cunning, crafty |
| shy | bashful, timid |
| sick | ill, ailing |
| slim | slender, thin, svelte |
| sluggish | listless, lethargic, inactive |
| small | little, insignificant, trivial |
| smooth | slick, glossy, level |
| sociable | friendly, cordial, gregarious |
| sorrow | woe, anguish, grief |
| special | exceptional, notable, particular |
| spontaneous | instinctive, automatic, natural |
| stable | steady, unchanging, settled |
| stationary | fixed, immobile, firm |
| stimulate | rouse, stir, motivate |
| stop | quit, cease, terminate |
| strenuous | vigorous, laborious |
| strict | stringent, severe, stern |
| strong | powerful, mighty, potent |
| stupid | unintelligent, dense, foolish |
| subsequent | following, succeeding, latter |
| successful | thriving, prosperous, triumphant |
| sufficient | ample, enough, adequate |
İngilizce bilmek, insana birçok fayda sağlayan bir beceri. Bugün kariyer özelinde olan fayda ve avantajlarından bahsedeceğiz. Neden İngilizce öğrenelim? Çünkü globalleşen dünyada İngilizce en önemli beceriler arasına geldi. Günümüzde şirketlerin çoğu işe alımlarda İngilizce becerisini şart koşuyor.
İngilizce bilmek, bu dilin dört becerisinde ustalaşmak anlamına geliyor. Okuma, yazma, konuşma ve anlama; bir dili öğrenmenin dört temeli. Sen de tam anlamıyla İngilizce bilmek istiyorsan, bu 4 beceride kendini geliştirerek dili akıcı kullanabilirsin. Hiç zor değil, yazımızın sonunda sana en kolay İngilizce öğrenme yolundan bahsedeceğiz. Önce İngilizce bilmek kariyeri nasıl etkiliyor, bir bakalım.
Günümüzde birçok şirketin işe alım ilanlarına eklediği bir gereksinim var: İngilizce bilmek. Bu beceriye sahip olduğunda yararlanabileceğinin iş fırsatlarının sayısı inanılmaz şekilde artıyor. Mesleğin ne olursa olsun, globalleşen dünyada kolayca iş bulabilmenin yolu İngilizce bilgisinden geçiyor.
İngilizce bilmek, bazı meslek dallarında artık bir zorunluluk. Turizm, mühendislik, denizcilik, bilişim ve finans sektörleri önde olmak üzere, artık tüm iş kollarında İngilizce bilmek seni bir adım öne geçiriyor. Öz geçmişinde İngillizce becerisi olduğu zaman, insan kaynakları uzmanlarının ve diğer işe alım süreci gerçekleştirenlerin dikkatini daha çok çekiyorsun.
“Bir lisan bir insan, iki lisan iki insan.” demiş atalarımız. Bu deyişin anlamını düşündün mü hiç? Yeni bir dil öğrenince iki tane insan mı oluyoruz yani? Tabii ki hayır. Bu deyiş bize yeni bir dil öğrenmenin farklı bakış açışı kazandırdığını metaforla anlatıyor.
İngilizce bilmek, sana iki insanın bakış açısından daha fazlasını kazandırıyor. Çünkü sektörlerdeki son gelişmeler ve yeni teknolojiler çok yüksek oranda İngilizce diliyle karşımıza çıkıyor. İngilizce bilmek, gündeme daha yakın olmanı sağlıyor. Sonuçta evrensel bir değeri olan güncel bir konuyu Türkçe okuduğun zaman, aslında o haberin İngilizce bir kaynaktan çevirisini okumuş oluyorsun. İngilizce bilmek, ara aktarıcıyı devre dışı bırakıyor.
İngilizce, aynı zamanda bir düşünce yöntemi. Aslında her dil bir düşünce yöntemi. Ana dilinde konuşurken, belirli bir düşünce kalıbıyla hareket ediyorsun. İngilizce bildiğin zaman ise, yeni bir düşünce sistemine geçiş yapıyorsun. Bu da sana yeni bir bakış açısı kazandırıyor, hayata farklı bir çerçeveden bakmayı öğreniyorsun.
Farklı bakış açılarının kariyere ne gibi bir etkisi olabilir? Kariyerini inşa ederken tek bir bakış açısıyla değil, birçok farklı açıdan bakmanı sağlar. Nesneleri iki boyutlu değil, üç boyutlu görürürüz. Sadece iki boyutu görebilseydik, kaçıracağımız şeyleri bir düşün!
İşte kariyerimiz de böyledir. Sadece belli bir noktaya odaklanırsak, resmin bütününü görmemiz zorlaşır. İngilizce bilmek, kariyerimizin farklı yönlerini görmemizi; hatta belki de yeni kariyer fırsatlarını yakalamamızı sağlar.

İngilizce bilmek, insanı iş dünyasında global arenaya taşıyor. Artık sadece Türkiye’deki sektörlere değil, tüm dünyaya açıksın. Özellikle bilişim ve mühendislik alanlarında yurt dışındaki fırsatların sayısı sonsuz. Sadece bu sektörleri düşünme, günümüzde Amerika ve Avrupa’da birçok iş imkanı var ve alanında yetenekli çalışanlar adeta kapışılıyor.
Akademik dünyada kariyer yapmak istiyorsan da İngilizce bilmek senin için önemli olacak. Çünkü alanındaki güncel makaleleri takip etmen için ileri seviyede İngilizce bilmen, yurt dışı üniversitelerinde çalışmak istiyorsan TOEFL gibi uluslararası yeterlilik sınavlarından yeterli puanı alman gerekiyor.
İş ingilizcesi sayfamıza göz atmaya ne dersin?
Daha yüksek maaş kazanmayı kim istemez ki? Sonuçta birçoğumuz bir şeyler üretmenin yanı sıra para kazanmak için çalışıyoruz. Hem özel sektörde hem de kamuda İngilizce bilmek, çalışanın maaş tutarını artıyor ve bununla ilgili yapılmış birçok araştırma var.
Bu araştırmalar bize gösteriyor ki İngilizce bilmek, aynı sektördeki çalışanların maaş skalasını etkiliyor. Örneğin İngilizce bilen bir mühendis, aynı işi yapan ama İngilizce bilmeyen bir mühendisten ortalamada daha çok kazanıyor.
Bu durum çoğu sektör için geçerli. Çünkü İngilizce bilmek, seni 1 adım öne geçiriyor. Birçok şirket, İngilizce bilen elemanlarına bilmeyenlere oranla daha çok ödeme yapmayı kabul ediyor.

Kariyer dünyasında yeteneklerimiz kadar “network”ümüz de önemlidir, yani bağlantılarımız! Yeni bir iş fırsatı arıyorsak, çoğunlukla önce bağlantılarımızdan başlarız. İngilizce bilmek, güçlü bir network kurmamıza yardımcı olur. Böylece karşılaşabileceğimiz iş fırsatı olasılığını artırırız.
İngilizce bilmek, aynı zamanda bu dilde iletişim kuran profesyonelleri anlayabilmek demek. Günümüzde sektörlerinde kazandıkları deneyimleri aktaran birçok başarılı insan var. Çalıştığımız alanda daha fazla sayıda seçeneğe sahip olmak ve alanımızda uzman olmak için kendimizden tecrübeli insanların aktarımlarına açık olmalıyız. Böylece daha yüksek maaşlı, daha iyi olanaklara sahip iş fırsatlarına yönelebiliriz.
Kariyer için İngilizce bilmek çok önemli dedik ve öne çıkan faydalardan bahsettik. Şimdi İngilizce öğrenme yollarına gelelim. Open English olarak %100 online sistemle sana hızlı ve kolay şekilde İngilizce öğretmeye hazırız. Böylece dilediğin yerden, dilediğin zaman İngilizce öğrenebilir ya da İngilizceni geliştirebilirsin.
Neden Open English? Önce akıcı İngilizce konuşmana yardımcı uygulamalarımıza bir bak isteriz. Daha fazla bilgi almak istersen, bu sayfadaki iletişim formunu doldurabilirsin. Müşteri deneyimi ekibimiz seni kısa sürede arayacak ve online İngilizce kursu sistemimizle alakalı tüm detaylardan sana bahsedecektir.
Kariyerinde yükselmek mi istiyorsun? Bahaneleri arkanda bırak ve bugün harekete geç! İngilizce öğrenmek, kariyerinde atacağın en büyük adım olacak. Bunun için İngilizce geliştirme yolları konulu yazımıza da göz atabilirsin.
Yaşamın her döneminde, duygusal veya fiziksel olarak yaralanabiliriz. Bu yaralanmalar, hem içsel hem de dışsal olarak birçok farklı şekilde ortaya çıkabilir. İster bir arkadaşlık ilişkisinin sonlanmasıyla, isterse bir kaza sonucu oluşan bir yaralanma olsun, duygusal veya fiziksel acıları İngilizce olarak ifade etmek bazen zor olabilir. Bu yazıda, duygusal ve fiziksel yaralanmaları İngilizce olarak nasıl ifade edebileceğimizi ve bu süreçte kendimize nasıl yardımcı olabileceğimizi keşfedeceğiz.
Hayatın getirdiği zorluklara karşı hazırlıklı olmalısın. Open English, sadece İngilizce öğrenme değil, aynı zamanda özgüven eksikliği gibi içsel yaralanmaların üstesinden gelmene de yardımcı oluyor. Sen de dilini geliştirirken kendini daha iyi hissetmek istiyorsan Open English ile ilk adımı at.
Yoğun iş temposu veya kişisel zorlukların üstesinden nasıl gelirim diye düşünmeden katılabilirsin. Çünkü Open English esnek ders saatleriyle dil eğitimi ve içsel iyileşme bir arada sunuyor. 7/24 erişilebilir olan online dil kursuna istediğin saatte istediğin yerden katılabilirsin.

I accidentally burned my hand while cooking dinner. (Akşam yemeği pişirirken kazara elimi yaktım.)
I cut my finger while slicing vegetables. (Sebzeleri dilimlerken parmağımı kestim.)
I twisted my ankle while playing soccer. (Futbol oynarken bileğimi burktum.)
I strained my back while lifting heavy boxes. (Ağır kutuları kaldırırken belimi zorladım.)
I got a splinter in my thumb from the old wooden chair. (Eski ahşap sandalyeden baş parmağıma diken battı.)
I fell off my bike and scraped my knee. (Bisikletten düştüm ve dizimi sıyırdım.)
I have a bruise on my arm from bumping into the door. (Kapıya çarptığımdan kolumda bir morluk var.)
I accidentally hit my head on the shelf and got a bump. (Rafa kazara başımı çarptım ve bir şişlik oluştu.)
I forgot to apply sunscreen and ended up with a bad sunburn. (Güneş kremi sürmeyi unuttum ve kötü bir güneş yanığı oldum.)
I wore new shoes and now I have a blister on my heel. (Yeni ayakkabı giydim ve şimdi topuğumda su toplaması var.)
I accidentally scalded my hand with boiling water. (Kazara kaynar suyla elimi yaktım.)
I fell down the stairs and ended up with a fracture in my arm. (Merdivenlerden düştüm ve kolumda kırık oldu.)
I dislocated my shoulder while playing volleyball. (Voleybol oynarken omzumu çıkardım.)
My new shoes chafed my heels during the hike. (Yeni ayakkabılarım yürüyüş sırasında topuklarıma sürtünmeden dolayı tahriş etti.)
I pulled a muscle in my back while lifting a heavy object. (Ağır bir nesneyi kaldırırken sırt kasımı incittim.)
I got stung by a bee while gardening. (Bahçe işlerini yaparken bir arı soktu.)
I had an allergic reaction and got a rash on my arms. (Alerjik bir reaksiyon geçirdim ve kollarımda kızarıklıklar oluştu.)
I got an insect bite on my leg while camping. (Kamp yaparken bacağıma bir böcek ısırdı.)
İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek için tek yapman gereken yan tarafta formu doldurmak!

I felt really hurt when he said that (O bunu söylediğinde gerçekten incindim).
I was upset by her comments (Onun yorumlarından rahatsız oldum).
I was deeply distressed by the news (Haberler beni derin bir şekilde üzdü).
Her betrayal left me emotionally wounded (Onun ihaneti beni duygusal olarak yaraladı).
I was completely heartbroken when our relationship ended (İlişkimiz sona erdiğinde tamamen kalbim kırıldı).
I was devastated by the loss of my pet (Evcil hayvanımın kaybı beni mahvetti).
His betrayal left me feeling broken (Onun ihaneti beni paramparça etti).
I’m suffering from the recent events (Son olaylardan acı çekiyorum).
Her words really affected me (Onun sözleri gerçekten beni etkiledi).
I felt emotionally wounded after the argument (Tartışmadan sonra duygusal olarak yaralandım).
Online İngilizce kursumuz hakkında detaylara ulaşmak için yan taraftaki formu doldurabilirsin.
Mühendisler için İngilizce ne demek? Basitçe İngilizce dilindeki mühendislikle ilgili terim ve ifadelere yoğunlaşmak anlamına geliyor. Peki, her mühendisin İngilizce bilmesi şart mı? Kariyerinde ilerlemek isteyen bir mühendis adayıysan ya da yurt dışında çalışmayı düşünen bir mühendis isen, evet.
Günümüzde mühendislik çok geniş bir sınıflandırmaya sahip. Bunlardan bazıları:
Saydıklarımızın dışında sayısız mühendislik türü var. Hepsi için İngilizce becerisi için gerekli. Çünkü güncel mühendislik teknoloji ile ilgili içerik ve makalelerin en önemlileri İngilizce dilinde yayınlanıyor. Yani alanında uzman istiyorsan, mühendislik İngilizcesine hakim olman gerekiyor.
Yeni nesil mühendisler İngilizcenin öneminin farkında. Peki, eski nesil mühendisler? Ne yazık ki yapılan araştırmalar doğrultusunda ülkemizdeki İngilizce bilen sayısı yeterli değil. 2021 İngilizce Yeterlilik Endeksine göre, 112 ülkenin bulunduğu sıralamada 70. sırada olarak “düşük” İngilizce yeterlilik seviyeli olarak tanımlanıyoruz.
Son yıllarda akademik çevrelerde İngilizceye daha çok önem veriliyor. Halihazırdaki tanınır üniversitelerin birçok mühendislik bölümünde dersler İngilizce olarak işlense de çoğu öğrenci İngilizceyi akıcı şekilde kullanmayı öğrenmeden mezun oluyor. Bu da iş hayatında karşılarına çıkan bir engel. İngilizce bilmeyen mühendisler global şirketlerin mülakatlarında çok büyük olasılıkla eleniyor ve kendi alanlarındaki teknolojik gelişmelerin gerisinde kalıyorlar.
Aslında İngilizce öğrenmek çok kolay. Bu yazımızda mühendislik İngilizcesi hakkında konuşacağız. Bir mühendis olarak nasıl en kolay şekilde iş İngilizcesi becerisi edinebilirsin? Mühendisler için İngilizce kelimeler nelerdir? Şimdi bu soruların yanıtlarını arayalım.

Yukarıda bahsettiğimiz gibi, mühendisler için İngilizce bir artı değil, artık bir zorunluluk. Şimdi bu konuyu biraz açalım.
Günümüzün küreselleşen dünyasında artık ülkeler birbirleriyle hiç olmadıkları kadar bağlantılı. Uluslararası şirketler birçok ülkede yeni fırsatlar sunuyor. Ticaret, eğitim, finans, kimya, biyoloji, sağlık, bilişim, inşaat… Aklına gelebilecek her sektörde Türkiye dışa dayalı bir gelişim sürecine girdi. Şirketlerimiz diğer ülkelerle daha fazla iş birliği içerisinde, bu da ekosisteme katılmak isteyen mühendisler arasında İngilizce bilenlerin öne çıkması anlamına geliyor.
Bir mühendis olarak alanında uzman olabilirsin. Peki, İngilizce bilmeden yetkinliklerini global şirketlere nasıl sunacaksın? Ya da işinle alakalı yurt dışı bağlantılarını nasıl kuracaksın? Kendi iş modelini kurmak isteyen bir mühendis isen, İngilizce senin için şart!
Aslında sadece mühendislere özel bir İngilizce eğitiminden bahsedemeyiz. İngilizce, bütünüyle öğrenmemiz gereken bir dil. Sadece konuşmayla ya da bazı kelimeleri ezberlemekle İngilizce öğrenilmez. İngilizce akıcı kullanabilmek için bu dilde düşünmeyi öğrenmek, dil bilgisi kurallarına hakim olmak ve onu günlük hayatta kullanmak gerekir.
Bir mühendis olarak her zaman bir işi en yüksek verimle tamamlamayı hedefliyorsun. Open English olarak bizim hedefimiz de İngilizce öğrenmek isteyenler için en etkili ve verimli eğitimi sunmak. Bunu %100 online olarak geliştirdiğimiz Open English platformu ile sağlıyoruz.
Platformumuzda sana en verimli şekilde İngilizce öğretme amacıyla tasarlanmış sayısız uygulama ve hazırlanmış binlerce saatlik ders içeriği var. Bir mühendis olarak ayrıca iş İngilizcesi bölümümüz üzerinden mühendisliği seçerek kariyerine uygun İngilizce derslere hızlıca erişebilirsin. Bu platformumuzun bir artısı, fakat en önemli özellikleri arasında değil. Çünkü Open English’te:

En temelden başlayalım. Mühendis kelimesinin İngilizce karşılığı nedir? Yanıtlar aşağıda.
| İngilizce | Türkçe | Örnek Kullanım |
| Engineer | Mühendis | I am an engineer. (Ben bir mühendisim.) |
| Engineering | Mühendislik | Have you read about any article on engineering ethics? (Mühendislik etiği ile ilgili hiç makale okudun(uz) mu? |
Şimdi de mühendislerin karşılarına sıkça çıkabilecek bazı teknik İngilizce kelimelere bakalım. Mühendisler için İngilizce konusunda daha fazla alıştırma yapmak istersen, Open English aboneliğini bugün başlatabilirsin. Sayfadaki iletişim formunu doldur, sana hemen döneceğiz!
| İngilizce | Türkçe | Örnek Kullanım |
| Angle | Açı | Angle-resolved light scattering techniques (açı çözümlü ışık saçılım teknikleri) |
| Approximately | Yaklaşık olarak | Approximately equal to symbol (yaklaşık olarak eşittir sembolü) |
| Battery | Pil | This battery is dead. (Bu pil bitmiş.) |
| Cable | Kablo | We need 10 meters of cable. (10 metre kabloya ihtiyacımız var.) |
| Depth | Derinlik | Depth of field (alan derinliği) |
| Factory | Fabrika | The Ulsan factory is the biggest car factory in the world. (Ulsan fabrikası, dünyadaki en büyük fabrikadır.) |
| Gap | Boşluk | There should be gaps between them. (Aralarında boşluklar olmalıdır.) |
| Length | Uzunluk | Can you measure its length? (Uzunluğunu ölçebilir misin?) |
| Measure | Ölçüm, ölçmek | Measure of energy released by an earthquake (depremle yayılan enerjinin ölçümü) |
| Pliers | Pense | This pliers is broken. (Bu pense bozuk.) |
Hayatımızın pek çok alanında karşımıza çıkan ‘run’ kelimesini mutlaka duymuşsundur. İster koşmak, ister bir işi yönetmek, isterse de bir programı çalıştırmak olsun, ‘run’, kendi içinde bir hazine dolusu anlam taşıyor. İngilizcede kullandığın kelimelerin çeşitli ve dinamik olması, iletişimde adımlarını daha sağlam atmanı sağlar.
Open English ile İngilizce öğrenme deneyimin, her anlamıyla hızlı, yönetilen ve interaktif bir koşuya dönüşecek. Open English sana yolu gösterirken, sen de kelimelerin renkli dünyasında ilerleyecebileceksin.
Bu yazıda ‘run’ kelimesinin içinde taşıdığı anlamları inceledik. Hadi gel, ‘run’ kelimesinin bu renkli dünyasına birlikte bir göz atalım ve nasıl çeşitli şekillerde kullanıldığını keşfedelim!

I love to run in the park every morning. (Her sabah parkta koşmayı severim.)
He ran to catch the bus. (Otobüsü yakalamak için koştu.)
Please run the washing machine before leaving. (Çıkarken lütfen çamaşır makinesini çalıştır.)
You need to run the software to see if it works. (Yazılımı çalıştırmanız gerekiyor, işe yarayıp yaramadığını görmek için.)
She runs a successful business. (Başarılı bir işletme yönetiyor.)
He runs the family farm. (Aile çiftliğini işletiyor.)
The river runs through the valley. (Nehir vadiden akıyor.)
Electricity runs through these wires. (Bu tellerde elektrik akar.)
The play will run for two weeks. (Oyun iki hafta boyunca sahnelenecek.)
The movie ran for over three hours. (Film üç saatten fazla sürdü.)
He runs the meeting efficiently. (Toplantıyı verimli bir şekilde yönetir.)
She runs a tight ship in her department. (Bölümünde sıkı bir şekilde yönetir.)
Can you run this package to the post office for me? (Bu paketi postaneye götürebilir misin?)
I’ll run the documents to the client’s office. (Belgeleri müşterinin ofisine götüreceğim.)
Efektif bir şekilde İngilizce çalışmak istersen hemen yan taraftaki formu doldurabilirsin.

The prisoner managed to run from the guards. (Mahkum bekçilerden kaçmayı başardı.)
They were caught while trying to run away. (Kaçmaya çalışırken yakalandılar.)
The newspaper will run an article about the event. (Gazete etkinlik hakkında bir makale yayınlayacak.)
The magazine runs a new edition every month. (Dergi her ay yeni bir sayı basar.)
I’ve run out of milk. (Sütüm bitti.)
She’s worried about running out of time. (Zamanının tükenmesinden endişe ediyor.)
The project is running smoothly. (Proje düzgün bir şekilde ilerliyor.)
The negotiations are running slowly. (Müzakereler yavaş ilerliyor.)
They will run the marathon next weekend. (Gelecek hafta sonu maraton düzenleyecekler.)
The school is planning to run a spelling bee competition. (Okul, bir yazım yarışması düzenlemeyi planlıyor.)
Her fingers ran over the piano keys. (Parmakları piyano tuşları üzerinde gezdi.)
His eyes ran over the page as he read the text. (Metni okurken gözleri sayfa üzerinde gezdi.)
I need to run to the restroom. (Tuvalete gitmem gerekiyor.)
She ran to the store for some groceries. (Birkaç market alışverişi için dükkanına gitti.)
The dogs will run after the ball. (Köpekler topun peşinden koşacak.)
Don’t run after the cat, it’s scared. (Kedinin peşinden koşma, korkmuş.)
His fingers ran along the edge of the table. (Parmakları masanın kenarında gezindi.)
She let her hand run through the sand. (Kumun arasından elini gezdirdi.)
He will run the proposal by the committee. (Öneriyi komiteye sunacak.)
She ran her ideas past her supervisor. (Fikirlerini amirine geçirdi.)
The decision to invest in the project will run on the approval of the board. (Proje yatırımına karar, yönetim kurulunun onayına bağlı olacak.)
Our plans run counter to theirs. (Planlarımız onlarınkinden farklıdır.)

She accidentally ran water all over the kitchen floor. (Kazara mutfak zeminine su döktü.)
He ran paint on the canvas to create a beautiful image. (Güzel bir görüntü oluşturmak için tuvale boya sürdü.)
This word is commonly run in academic texts. (Bu kelime akademik metinlerde sıkça kullanılır.)
That phrase has been run into the ground in recent discussions. (O ifade son zamanlardaki tartışmalarda sıkça kullanıldı.)
The surgeon will run a procedure to remove the tumor. (Cerrah tümörü çıkarmak için bir işlem gerçekleştirecek.)
He ran a series of tests to diagnose the issue. (Sorunu teşhis etmek için bir dizi test gerçekleştirdi.)
They will run the play for two weeks on Broadway. (Oyunu iki hafta boyunca Broadway’de oynayacaklar.)
The theater is running a classic film marathon this weekend. (Tiyatro bu hafta sonu klasik film maratonu düzenliyor.)
Let’s run through the main points of the presentation. (Sunumun ana noktalarını gözden geçirelim.)
He ran over the details of the plan with his team. (Planın detaylarını ekibiyle inceledi.)
They run a weekly podcast about technology trends. (Teknoloji trendleri hakkında haftalık bir podcast sürdürüyorlar.)
The school runs an after-school program for students. (Okul, öğrenciler için okul sonrası bir program yürütüyor.)
She ran the project with great efficiency. (Projeyi büyük bir verimlilikle yönetti.)
He ran the company for several years before retiring. (Emekli olmadan önce birkaç yıl boyunca şirketi yönetti.)
His comments can run to be quite lengthy. (Yorumları oldukça uzun olabilir.)
Conversations with her tend to run into interesting discussions. (Onunla yapılan konuşmalar genellikle ilginç tartışmalara dönüşür.)
They plan to run a limited edition of the book. (Kitabın sınırlı bir baskısını yapmayı planlıyorlar.)
The factory runs multiple shifts to meet the production demand. (Fabrika, üretim talebini karşılamak için birden fazla vardiya çalıştırır.)
If you run the numbers, you’ll see the cost difference. (Sayıları hesaplarsanız, maliyet farkını göreceksiniz.)
We ran the simulations and found potential flaws. (Simülasyonları çalıştırdık ve potansiyel kusurlar bulduk.)
Open English ile İngilizce konuşmak ve öğrenmek artık çok daha heyecan verici ve anlamlı. Sadece dilin kapılarını aralamakla kalmayacak, aynı zamanda kelimenin her bir anlamını ve kullanımını keşfederek İngilizceyi zenginleştirebileceksin.
Üstelik, bu eğitimi öğrencilerine en uygun ve keyifli bir şekilde sunuyor. Uzun soluklu bir öğrenme deneyimi için Open English her zaman yanında. Hemen kaydol, İngilizceyi ara vermeden öğren!
Yurt dışında çalışmak, günümüz dünyasında giderek yaygınlaşıyor. Çünkü internet sayesinde artık sınırlar kalktı, diyebiliriz! Daha iyi fırsatlar, farklı pazarlar ve belki de yeni bir macera için; birçok insan yurt dışında çalışma hedefiyle kariyerini planlıyor.
Peki, yurt dışında çalışma nasıl oluyor? Herkes yurt dışında çalışabilir mi? Yurt dışında çalışmaya gitmeden önce neleri bilmek gerekir? Bu ve benzeri soruları yanıtlamak için bir yurt dışında çalışma rehberi hazırladık.
Sen de yurt dışında çalışma hayali kuruyorsan, bu 10 maddelik rehberimiz sana çok yardımcı olacak.
Evet, ilk önce bunu bir söyle bakalım! Bazı düşüncelerimizi yüksek sesle kendimize söylemek onları ne kadar istediğimizi görmemize yardımcı olur. Yurt dışında çalışmak cidden çok büyük bir değişim, o nedenle bunu kesinlikle istediğinden net bir şekilde emin olmalısın.
Yeni bir hayat, başka bir kültür ve şimdiye kadar alıştığın şeylerden çok daha uzak olan bir deneyime adım atacaksın. Hayalin kesinse, internette sınırsız sayıda içerik seni bekliyor. Yurt dışında çalışmak için yola çıkan ve deneyimlerini aktaran birçok içerik üreticisi var.
Günümüzde en yaygın olarak kullanılan dil, İngilizce. Yurt dışında çalışmayı planlıyorsan, İngilizceyi çok iyi kullanman gerekiyor. Çünkü global şirketlerin olmazsa olmaz beklentilerinden biri, İngilizceyi ana dilinmiş gibi konuşman.
Geleneksel kursların ve diğer platformların aksine Open English sana istediğin yerden dilediğin zaman dört ana İngilizce beceride (okuma, yazma, dinleme ve konuşma) hızlı bir şekilde gelişme fırsatı sunuyor.
Yurt dışında çalışma hedefin için bugün ilk adımı atmak için şimdi iletişim formunu doldur, sana hemen dönelim! En iyi online İngilizce kursu Open English’te ihtiyacın olan her ders içeriği mevcut.
Yurt dışında çalışmayı düşünüyorsan, gideceğin ülkenin dilini biliyor olman büyük bir artı. Fakat birçok şirket, bulundukları ülkelerin dilini değil de İngilizceyi şart koşuyor çünkü İngilizce global iş dünyasının dili konumunda.
Yani gideceğin ülkenin dilini öğrenmek iyi bir fikir ama İngilizce daha öncelikli. Çünkü işe başladıktan sonra bulunduğun ülkenin dilini öğrenmek için o ülkede hızlandırılmış kurslara ya da eğitim programlarına katılabilirsin. Birçok global şirket bu konuda çalışanlarına destek sağlıyor.

Yurt dışında kendi mesleğini yapmayı planlıyorsan, o ülkenin talep ettiği yeterliliklere sahip olman gerekiyor. Mesela diploman o ülkede geçerli olmayabilir. Ya da mesleğin için belki de o ülkede yeterince fırsat yoktur?
O nedenle yurt dışında çalışmayı düşünüyorsan, mesleğinle beraber diploma ve sertifikalarının geçerli olup olmadığını kontrol etmelisin. Ayrıca bazı ülkeler kimi meslekler için yurt dışından çalışanları davet ederler. Bunlar hakkında da araştırma yaparak belki de sana sağlanan kolaylıklardan faydalanabilirsin.
İnternette yurt dışında çalışma anılarını paylaşan birçok kişi içerik üreticisi var. Bu kişilerin deneyimlerini anlattıkları yazıları okumak her zaman iyi bir fikir. Böylece yurt dışında çalışma hakkında önemli bilgiler edinebilirsin.
Yurt dışında her şirket çalışanlarına çalışma vizesi sağlamıyor. Yani bir işe kabul edilmiş olman orada çalışabileceğin anlamına gelmiyor. Yurt dışında çalışmak istiyorsan, ilk yapman gereken şeylerden biri de çalışma vizesi şartlarını incelemen.
Ayrıca ülkenin çalışma şartlarını da araştırmalısın. Mesai saatleri ve çalışma ortamları sana uygun mu? Çalışanların arasındaki iletişim nasıl gerçekleşiyor? Her kültürün kendine ait çalışma kültürü var. Yurt dışında çalışmak için gideceğin ülkenin de kendine ait bir iş kültürü olacaktır.
Yurt dışında çalışma imkanın var diyelim. Meslek yeterliliklerini ve çalışma vizeni kontrol ettin, tamamsın. İş kültürü de sana gayet uyuyor. Çok güzel, demek ki yeni tercihinde mutlu olman çok olası. Peki, gideceğin ülkenin kültürünü ne kadar tanıyorsun?
Her ülkenin kendine ait bir kültürü var. Bazı ülkelerde insanlar daha sıcak kanlı, bazı ülkelerde ise daha soğuk kanlı. Kimi ülkelerde insanlar daha topluluk bilinciyle hareket ederken bazı ülkelerde bireysellik daha ön planda. Bunlar gibi sosyal yaşamı etkileyen birçok konu var. O yüzden gideceğin ülkenin kültürü hakkında önden araştırma yapman, sana uyup uymayacağını fark etmeni sağlayacaktır.
Yurt dışında çalışmak için gidenlerin birçoğu ekonomik artılar için tercih eder. Fakat her iş, sana birikim yapabileceğin kadar getiri sağlamayabilir. Bu noktada yaşayacağın yerin hayat şartlarına bakman gerekiyor. Kira geliri, mutfak masrafı, ulaşım ücretleri, sağlık giderleri ve vergiler ilk bakman gereken kalemler.
Yurt dışında çalışma imkanın varsa ve gerçekleştirmeyi düşünüyorsan, gelir gider tablosu oluşturman iyi bir fikir. Maaşını net mi, brüt mü alacaksın? Türkiye’de maaşımızı çoğunluk olarak net alıyoruz fakat yurt dışı çalışma hayatında (özellikle Avrupa ve ABD’de) maaşlar brüt olarak ödenir. Gelir vergini sen ayrıca ödersin. Aklında olsun!
Yurt dışına gitmeden önce İngilizce konuşmaya başlamak ister misin? O zaman hemen yan tarafta yer alan formu doldur.

Yurt dışında çalışmaya gitmenin en büyük zorluklarından biri, sevdiklerinden ayrılacak olman. Arkadaşların ve ailenden ayrılmaya hazır mısın? Birisiyle aynı şehirde olup çok görüşmüyor olsak bile; istediğimiz an görüşebilecek olmanın olumlu duygusuna sahibiz. Yurt dışında çıktığında, kendini çok daha uzakta hissedeceksin ve istediğinde onları göremeyeceksin.
Günümüzde video görüşme uygulamaları bu sorunu büyük oranda çözse de, yan yana olmanın getirdiği huzuru sağladıkları söylenemez. Yurt dışında çalışmaya gitmeden önce bu konuyu iyi düşün taşın!
“Yurt dışında çalışmak istiyorum” dedin ve buraya kadar geldin. Her şeye hazır olduğunu hissediyorsun fakat düşünmen gereken son bir detay var. Yurt dışında yaşamanın psikolojisi. Farklı bir dilin konuşulduğu, yepyeni bir kültüre, belki de alıştığın yiyecek ve içecekleri bulamayacağın bir yere gidiyorsun. Gurbet temalı bu kadar fazla şarkı olması boşa değil! Çünkü yurt dışında çalışmak psikolojini etkileyecek.
Yurt dışında çalışmak kulağa kolay geliyor olabilir ama öyle değil. İster istemez psikolojin değişecek, belki de bazı zamanlar çok yalnız hissedeceksin. O yüzden kendini olası kötü psikolojiye hazırlamalı ve her şeyin geçici olduğunu unutmamalısın. Belki ilk yıl zor geçebilir ama ikinci yıl çok daha iyi olacağı muhakkak!
Yurt dışında çalışma konusunu enine boyuna işledik. Artıları olduğu kadar, eksileri de olan bir deneyim. Yurt dışında çalışmaya gitmeden önce düşünmen gereken çok şey var ama harekete geçmek başarmanın yarısıdır. Çalışan ise her zaman başarır!
Toplantılarda kullanabileceğin İngilizce kalıplar yazımızdan devam etmeye ne dersin?
İngilizce espriler, dilin esnekliği ve kelime oyunlarının gücünü en iyi şekilde yansıtan mizahi ifadelerdir. Kelime oyunları, ironi, tezat ve sarkazm gibi İngilizcenin farklı yönlerini kullanarak yapılan bu espriler; hem güldürücü hem de düşündürücü olabilir. Mizahi anlatılar, kelime oyunları, karikatürler ve görseller aracılığıyla yapılan espriler; İngilizcenin gücünü ve yaratıcılığını sergilerken aynı zamanda sosyal ve kültürel durumları da eleştirel bir şekilde yansıtabilir.
İngilizce espriler başlıklı yazımızda farklı İngilizce esprilerin türlerini ve örneklerini ele alarak, İngilizce dilinde mizahın geniş yelpazesine bir göz atacağız ve sana İngilizce esprilerin en güzel örneklerini sunacağız. Hazır ol, çünkü dil oyunlarıyla dolu bu eğlenceli yolculukta gülme garantili!
Sen de İngilizce espriler yapmak ve çevrendekileri güldürmek istiyorsan bu sayfada bulunan iletişim formunu doldur ve online İngilizce kursu Open English ile İngilizce öğrenmeye hemen başla!

“Espri” kelimesinin İngilizcesi “joke” veya “joke” olarak çevrilebilir. “Joke,” komik veya eğlenceli bir ifade, hikaye, ya da söz anlamına gelir. Bir espri, genellikle komik veya ironik bir etki yaratmak için kullanılan, kelime oyunlarından, mizahi anlatılardan veya mantık oyunlarından oluşan bir ifadedir.
İngilizce esprileri karşılayan “Joke” kelimesi, birçok farklı komik içeriği ifade etmek için kullanılabilir:
Kelime Oyunları İle Yapılan İngilizce Espriler: İki kelimenin veya ifadenin benzer seslere veya anlamlara sahip olması nedeniyle yaratılan İngilizce esprilerdir.
Mizahi Anlatılar (Joke Stories) Yoluyla Yapılan İngilizce Espriler: Kısa ve komik hikayeler veya diyaloglar aracılığıyla anlatılan İngilizce esprilerdir.
İroni ve Tezat ile Yapılan İngilizce Espriler: Bir durumun veya ifadenin beklenen anlamının tersine kullanılmasıyla yapılan İngilizce esprilerdir.
İngilizce Sarkastik Espriler: Keskin bir alay veya ironi ile yapılan İngilizce esprilerdir.
Karikatür ve Görsel Yoluyla Yapılan İngilizce Espriler: Görsel sanatlarla (çizimler, karikatürler) ifade edilen komik içeriklerdir.
Genel olarak, İngilizce esprileri ifade eden “joke” kelimesi dilin esnekliğini ve anlam oyunlarını yansıtan, güldürücü veya düşündürücü ifadeleri tanımlar. Bir espri, insanları güldürmek veya düşündürmek amacıyla kullanılan etkili bir mizah aracıdır ve kültürler arası farklılıklara rağmen insanların birbirleriyle iletişim kurarken kullanabileceği evrensel bir dil olarak kabul edilir.
İngilizce espriler yaparken phrasal verb’ler çok işine yarayacak. Z İle Başlayan Phrasal Verb’ler ve Örnek Kullanımları başlıklı yazımızı okuyarak phrasal verb’leri öğrenmeye başlayabilirsin.


%100 online İngilizce kursu Open English, İngilizce espriler yapmayı ve anlamayı isteyenler için harika bir yer. Eğer İngilizce espriler yapmayı ve anlamayı geliştirmek istiyorsan, Open English’in dil becerilerini geliştirmene yardımcı olabilecek kaynaklarını ve pratik yöntemlerini çok seveceksin.
Open English’te ana dili İngilizce olan eğitmenlerden İngilizce eğitimi alırsın. Ayrıca eğitmenlerin moderatörlüğünde açılan konuşma sınıfları sayesinde ana dili İngilizce olan insanlarla sohbet etme imkanına sahip olursun ve İngilizce konuşma pratiği yaparsın. Bu, hem esprileri anlamak hem de doğru bir şekilde kullanmak için önemli. İngilizce konuşma pratiği yaparak günlük hayatta karşılaşabileceğin mizahi ifadeleri daha iyi anlamaya başlarsın.
Open English’ten alacğaın İngilizce eğitimi ile kelime dağarcığını genişletir, dil yapısını anlamana ve konuşma pratiği yapmana yardımcı olacak kaynaklar edinirsin. Böylece daha karmaşık esprilere ve mizahi ifadelere daha iyi hakim olabilirsin.
İyi seviyede İngilizce espriler yapabilmek için farklı destekler de kullanabilirsin. Örneğin, İngilizce komedi dizileri veya stand-up gösterileri izlemek, gerçek hayatta kullanılan esprileri ve mizahi dil kullanımını daha iyi anlamana yardımcı olabilir. Öğrendiklerinizi günlük yaşamda kullanmaya çalışarak daha iyi İngilizce espriler yapabilirsin. Durumları mizahi bir bakış açısıyla değerlendirerek espriler yapmayı deneyebilirsin. Başkalarının yaptığı esprileri analiz edip neden komik olduklarını anlamaya çalışmak da İngilizce espriler yapman konusunda faydalı olacaktır.
Hiç vakit kaybetmeden sayfadaki formu doldur ve seni aramamızı bekle! Seni hızlıca arayacağız ve Open English’in büyülü dünyasına katılman için yardımcı olacağız.
İngilizce öğrenmek için ne yapmalı? Günümüzün en çok kullanılan dillerinden İngilizce, insana hayatın her alanında yeni fırsatlar sağlıyor. Doğal olarak, birçok insan hızlı ve kolay İngilizce öğrenme yolları için araştırma yapıyor.
Bu yazımızda İngilizce öğrenme yollarından bahsedeceğiz. İngilizce becerini hızlı bir şekilde geliştirerek ikinci bir dil yeteneği kazanmak istiyorsan, ilk yapman gereken şey kendine bir yol haritası çizmen.
İngilizce öğrenmek için birçok şey denemiş olabilirsin. Ya da nereden başlayacağını bilemediğin için hiç denememiş olabilirsin. İki durumda da vazgeçmen için hiçbir sebep yok; çünkü sana en iyi İngilizce öğrenme yollarından bahsedeceğiz.
İlk düşünmen gereken şey, hedeflerin. İngilizcede hangi seviyeye kadar gelmek istiyorsun? Amacın akıcı İngilizce konuşmak mı? Yoksa iş İngilizceni ilerletmek için hızlı bir eğitim süreci mi? Belki de İngilizceyi tüm yönleriyle öğrenip akademik yeterlilik kazanmak istiyorsun.
Bir şeyi başarmak için hedefler belirlemek önemlidir. Sen de İngilizce hızlıca öğrenmek istiyorsan, kendine hedefler belirle ve bu hedefler için bir yapılacaklar listesi oluştur.
Günümüz dünyasında bilgiye çok hızlı ulaşabiliyoruz. İngilizce öğrenmek için kullanabileceğimiz birçok uygulama ve içerikle karşılaşıyoruz. Fakat dil eğitiminin etkili olmasını istiyorsak, dikkat etmemiz gereken bazı noktalar var. Çünkü eğitim, ancak doğru yöntemler akıllıca kullanıldığı zaman etkili oluyor.

%100 online İngilizce kursu Open English’te CEFR standartlarına uygun bir eğitim veriyoruz. CEFR, Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Programı demek. Dünyada verilen İngilizce eğitimi için uluslararası geçerli bir standart olarak tanımlayabiliriz.
Online İngilizce eğitiminde 15 yıllık deneyimimiz var. Hızlı ve kolayca İngilizce öğrenmek için tasarladığımız platformumuz, dünya genelinde 1,5 milyondan fazla kişiye fayda sağladı. Öne çıkan özelliklerimizi özetlememiz gerekirse:
Ve daha birçok özelliği, en iyi İngilizce öğrenme programı Open English ile kullanabilirsin. Tek yapman gereken, sayfadaki iletişim formunu doldurman. Danışmanlarımız daha fazla bilgi vermek için seni en kısa sürede arayacak. 🤙
İngilizce düşünmeye başlamak, öğrenmenin en büyük adımların biri. Peki, bu ne demek? Gün içinde birçok şey düşünürüz. İster istemez zihnimiz ana dilinde düşünür. Mesela o gün bir sunumumuz varsa, kafamızda neler anlatacağımızı eni konu belirleriz. Şimdi bu sunumun İngilizce olduğunu düşün! Onu İngilizce anlatman gerekseydi nasıl anlatırdın?
Örneğin bir arkadaşına gideceksin ve bir konudan bahsedeceksin diyelim. Öncesinde bunu İngilizce düşünmeye çalışabilirsin. Anlatacağın şeyi İngilizce dilinde nasıl anlatırdın? Bu çalışma İngilizce düşünme becerini geliştirecek. Böylece İngilizce diyalog kurmada daha başarılı olacaksın.
İngilizce öğrenme yolları arasında, İngilizcesi basit ve anlaşılır olan dizileri izlemek en keyifli olanlardan biridir, herhalde. Yabancı dizileri anlayabileceğin bir ses seviyesinde İngilizce olarak izle. Sürekli altyazıları takip etmeye çalışma. Hatta altyazıları kapayarak diziyi anlamaya çalışmak İngilizceni daha hızlı geliştirecektir ama tabii ki önce belirli bir seviyeye gelmen lazım.
İngilizce geliştiren diziler konulu bir yazı yazmıştık. Hangi dizilerle başlayabileceğini merak ediyorsan, o yazımıza mutlaka göz at deriz.
Günümüzde birçok bilgisayar oyunu, İngilizce olarak karşımıza çıkıyor. Bu noktada özellikle hikaye anlatımlı bilgisayar oyunlarını İngilizce öğrenme yolları arasında düşünebilirsin. Ama tabii ki bir temelin olmadan bu mümkün değil. Bu seçenek temel seviyede İngilizce biliyorsan geçerli.
Sıfırdan İngilizce öğrenmek için Open English’e bugün başlayabilirsin.
İngilizce öğrenme yolları arasında kitap okumak da kesinlikle eğlenceli bir seçenek. Özellikle kitap kurduysan! Özellikle dünya klasiklerini orijinal dillerinde okurken İngilizceni geliştirebileceğin gibi belki de kitabın hiç görmediğin yanlarını fark edeceksin.
İngilizce öğrenme yolları arasında kitap okumak kesinlikle etkili bir seçim çünkü kitaplar, dizi ya da bilgisayar oyunları gibi hızlı tüketilebilir değil. Anlamadığın kısımları çalışmak için her zaman vaktin var.
İngilizce öğrenmek için hangi kitapları okumalı? Sana 5 tavsiyemiz var:

Yabancı müzik dinlemeyi sever misin? Eğer sevmiyorsan, bir İngilizce öğrenme yolu olarak bunu düşünebilirsin. Özellikle pop şarkıların İngilizcesi çok basit ve anlaşılır olur. Üstelik şarkılardan akıcı İngilizce konuşma becerisi kazandıran “idiom” (deyim) ve “slang” (argo) kalıplar öğrenebilirsin.
İngilizce şarkılar tek başına yetmez. Üstelik her şarkıcı İngilizceyi doğru telaffuz etmiyor ve dil bilgisine uygun cümle kurmuyor. Yani İngilizce şarkılar sadece arada eğlencesine pratik yapmak istediğin zaman işe yarar.
Mükemmel İngilizce telaffuzu öğrenmek için sana fazlası gerek. Mesela Open English’in telaffuz aracı. Konuşmanı analiz ediyor, hatalarını gösteriyor ve en önemlisi sana İngilizce sesleri öğretiyor! Böylece seslerin ve kelimelerin bir araya geldiğinde nasıl söylenmesi gerektiğini en hızlı şekilde öğreniyorsun.
Son maddeye geldik. İngilizce öğrenmek için onu hayatımızın içine dahil etmemiz gerekir. Bunun için günlük rutinimizde sıkça kullandığımız şeylere onu ekleyebiliriz. Mesela akıllı telefonumuzu, sosyal medya hesaplarımızı ve bilgisayarımızı İngilizce dilinde kullanabiliriz.
İngilizce bilgin yetersizce başta zor gelebilir ama unutma, kullandıkça öğreneceksin!