İngilizce konuşmayı öğrenirken geçilen en zor dönemeç muhtemelen İngilizce kelimelerin doğru telaffuzlarını öğrenebilmektir. Her dilde olduğu gibi İngilizcede de kelimeleri doğru telaffuz edebilmek, İngilizce konuşmanızı bir ileri seviyeye taşıyacaktır.
Öğrenmenin her aşamasında olduğu gibi, İngilizce konuşma pratiği de İngilizce konuşmayı öğrenebilmenin ve İngilizce konuşmayı geliştirebilmenin en iyi, hatta tek yoludur. İngilizce konuşma pratiği yaparken de konuştuğunuz İngilizce kelimelerin nasıl telaffuz edildiklerini muhakkak anlamanız ve eğer yanlış telaffuz ediyorsanız düzeltmeniz gereklidir.
Bir bakın bakalım siz şimdiye kadar İngilizce konuşurken bu 10 kelimeyi doğru mu yoksa yanlış mu telaffuz etmişsiniz.
Tek heceden oluşan bu sözcüğü telaffuz ederken dikkat etmeniz gereken “e”nin sessiz olduğu ve “s”de “zzz” sesini çıkarmanız gerektiği. Bu kelimeyi kısaca “klōz” olarak telaffuz etmelisiniz.
“col-league” şeklinde İki heceden oluşan bu kelimeyi “kälig” olarak telaffuz etmelisiniz. Hatırlamanız gereken, kelimenin sonundaki “-ue” ekini telaffuz etmemek. Bu kelimeyi, sonuna “s” ekleyerek çoğul hale getirdiğinizde “clothes” örneğinde olduğu gibi “zzz” sesi ile okumalısınız.
İngilizceyi ikinci dil olarak öğrenen pek çok kişi iki “r” sesinin birbirine yakın olduğu kelimeleri telaffuz etmekte zorlanır. Burada önemli olan nokta ise iki “r”yi de telaffuz etmeniz gerektiğidir. Sıkça yapılan hatalardan biri, ilk “r”yi yumuşatarak kelimeyi “Feb-yoo-a-ree” şeklinde telaffuz etmektir. Oysaki kelimenin doğru telaffuzunda çıkacak ses “Feb-roo-a-ree” olmalıdır. Buna benzer şekilde, “library” de “li-bra-ry” şeklinde, ilk “r” yutulmadan telaffuz edilmelidir.

Bu kelimeyi telaffuz ederken yapılan en büyük hata, kelimeye fazladan bir hece eklemektir. “ath-lete” olarak iki heceden oluşan kelimeyi “ath-a-lete” olarak telaffuz etmemeye özen göstermelisiniz.
“es” sesinin olduğu yere “x” koymak yeni İngilizce öğrenenler tarafından sıkça yapılan hatalardan biridir. Kelimeleri telaffuz ederken dikkat etmeniz gereken, “îskeyp” yerine “îkskeyp” ve “ıspeşıli” yerine “ıkspeşli” dememek olmalıdır.
İngilizce kelimeleri telaffuz etmeyi öğrenirken aklınızda hep bulunması gereken şeylerden biri de bazı kelimelerin okunuşunda belli harflerin yutulması ve söylenmemesi gerektiğidir. “d” nin yutulduğu iki heceli kelime, “venz-dei” şeklinde telaffuz edilir.
“pre-scrip-tion” şeklinde üç heceden oluşan bu kelime “reçete” anlamına gelir. Bu kelimeyi telaffuz ederken dikkat etmeniz gereken, “pre” sesini “per” ile karıştırmamaktır. Kelimenin doğru telaffuzu ise “prıskrîpşın” şeklindedir.

Tek heceli bu cümle ilk bakışta “neresi zor bunun” dedirtse de özellikle anadili İngilizce olan kişilerin birçoğu tarafından yanlış telaffuz edilmektedir. Bu kelimenin telaffuzunda yapılan hata ise “s” ve “k” seslerinin yerini karıştırmaktır.
“nu-cle-ar” şeklinde üç heceden oluşan bu kelimeyi telaffuz ederken yapılan hata seslerin yerini karıştırmak ve kelimeli “nu-cu-lar” şeklinde telaffuz etmektir. Kelimenin doğru telaffuz şekli ise “nukliır”dır.
Listemizdeki son kelimede İngilizce telaffuz anlamına gelen “pronunciation”ın ta kendisi. İngilizce öğrenen veya anadili İngilizce olan pek çok kişi, bu kelimeyi telaffuz ederken, kelimenin fiil hali olan “pronoun” ile karıştırır ve “pronounciation” şeklinde okur veya yazar. “pro-nun-ci-a-tion” şeklinde beş heceden oluşan kelimenin doğru telaffuzu da “prōnʌnsieyşın” şeklindedir.
Bu İngilizce kelimelerin doğru telaffuzlarını öğrendiğinize göre, artık farklı İngilizce kelimelerin telaffuzları üzerinde çalışmaya başlayabilirsiniz. Open English’in anadili İngilizce olan eğitmenleri ve telaffuz tool’u ile yapacağınız pratiklerde özellikle bu konuda çalışabilir ve İngilizce telaffuzunuzu geliştirebilirsiniz.
Günümüzün iş ve akademi dünyasında, global fırsatlardan yararlanmak istiyorsak uluslararası geçerliliğe sahip İngilizce yeterlilik sınavlarından uygun puanı almamız gerekiyor. Bu sınavlar, en çok TOEFL, IELTS ve TOEIC olarak karşımıza çıkıyor. Bu yazımıda IELTS sınavı hakkında merak edilen tüm soruları yanıtlayacağız.
IELTS sınavı hakkındaki bilgilere geçmeden önce bahsetmemiz gereken bir konu var. Open English üyeliğinde sana ücretsiz olarak TOEFL, TOEIC ve IELTS hazırlık kursu sunuyoruz. Böylee IELTS sınavı örnek testleri çözerek gerçek sınavda kaç puan alacağını görebilir ve sağladığımız yüzlerce saatlik IELTS hazırlık ders içeriğiyle eksiklerini kapatabilirsin.
Open English ile bugün kaydolmak için sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz sana kısa sürede ulaşarak online İngilizce kursu ve IELTS hazırlık hakkındaki tüm detayları aktaracaktır.
IELTS, uluslararası geçerliliğe sahip bir İngilizce yeterlilik sınavı olarak akademi ve iş dünyası için İngilizce becerisini sertifikalandırıyor. IELTS’in açılımı, International English Language Testing System. Yani Uluslararası İngilizce Dili Sınav Sistemi.
1989 yılndan beri Cambridge Üniversitesi Yabancılar için Sınav Merkezi, British Council ve IDP Education tarafından düzenlenen sınav, günümüzde 11.000’den fazla eğitim kurumundan şirketlere, mesleki kuruluşlardan devlet kurumlara kadar geniş bir alanda işe alım için bir gerekliliktir.
IELTS nedir sorusunu böylece cevaplamış olduk. IELTS sınavında neler soruluyor? IELTS hazırlık nasıl planlanmalı? Bu sorunların yanıtları ve daha fazlası için aşağıdaki başlıklardan yararlanabilirsin.

Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, İngiltere, İskoçya, İrlanda ve Yeni Zelanda dahil olmak üzere birçok ülkede, göçmenlik büroları ve devlet kurumları belirli bir IELTS puanı istiyor. Özellikle iş ya da eğitim anlamında yurt dışı seçeneklerini düşünüyorsan, 140’dan fazla ülkede geçerli IELTS sınavına çok büyük olasılıkla girmen gerekecek.
Sadece yurt dışında değil, yurt içindeki tanınır üniversitelerimizde de (Boğaziçi Üniversitesi, Bilgi Üniversitesi gibi) hazırlık sınıflarından muaf olmak istiyorsan, IELTS sınavına girebilirsin.
Bunun yanı sıra ülkemizde bazı iş yerleri de (özellikle uluslararası turizm, finans ve ulaşım sektöründe olanlar) işe alım sürecinde belirli bir IELTS puanı istiyor. Yani kariyerinde global şirketlere yönelmek istiyorsan IELTS sınavı karşına çıkabilir.
IELTS nedir konusunu detaylı şekilde öğrendik. Birçok noktada farklı ihtiyaçlara yönelik İngilizce becerisi gerektiği için, IELTS sınavının çeşitli türleri var. Şimdi IELTS sınavı nasıl yapılıyor, türleri nelerdir, kimler girebilir ve IELTS sınavından geçmek için neler yapılabilir sorularına yanıtlar vererek sistemi daha yakından tanıyalım.
IELTS sınavında 4 beceri ölçülüyor. Bu beceriler, İngilizce okuma, yazma, konuşma ve dinleme olarak sınıflanıyor. IELTS sınavı hem yazılı hem de bilgisayar üzerinden yapılıyor. Bu noktada hangi sistem ile sınava gireceğini, sınava girdiğin kurum üzerinden belirliyorsun.
IELTS sınavında okuma, yazma, dinleme ve konuşma bölümlerini mola vermeden tek bir sınav adı altında çözüyorsun. Bazı durumlarda konuşma bölümü için ayrı sınav yapılabiliyor. IELTS sınavında her bir bölüm 1 ila 9 arasında puana sahip. Sınav sonucunda bu puanların ortalaması alınıyor ve yine 1 ila 9 arasında bir IELTS skoruna sahip oluyorsun.
Sınav toplamda 2 saat 45 dakika sürüyor.
Open English ile IELTS hazırlık çok kolay! IELTS hazırlık bölümünde bire bir gerçek sınav deneyimini yaşayabilirsin. Hedeflediğin puana ulaşmak için bugün iletişim formunu doldurabilir ve Open English İngilizce eğitim paketlerinden sana uygun olanı seçebilirsin.
IELTS sınavı Türkiye’de iki kurum aracılığıyla yapılıyor. İngiltere merkezli British Council ve Avustralya merkezli IDP Türkiye. IELTS sınavına gireceksen bu iki kurum üzerinden başvuru yaparak IELTS sınav ücretini ödemen gerekiyor.
IELTS sınavı ana olarak genel eğitim (IELTS General Training) ve akademik (IELTS academic) olmak üzere iki türe ayrılıyor. Ayrıca bu iki ana türün alt sınıfları da var.
Yükseköğrenim ya da yüksek profilli iş başvuruları için IELTS sınavının akademik versiyonuna girmen gerekiyor. Orta öğretime devam etmek, İngilizce konuşulan bir ülkeye taşınmak ya da orta ve alt düzey işler ise IELTS genel eğitim sınavına girmen yeterli.
Ayrıca örneğin İngiltere’ye iş ya da eğitim amacıyla gitmek istiyorsan, IELTS UKVI sınavına girmen gerekebilir. Bu sınav da kendi içinde türlere ayrılmaktadır. Bu nedenle IELTS sınavına girmeden önce, senden bu yeterliliği bekleyen kurumun hangi IELTS sınav türünü kabul ettiğini kontrol etmelisin.

IELTS sınavına Türkiye’nin birçok şehrinde girebilirsin. IELTS sınavına başvurabileceğin kurum bulunduğun şehirde varsa, başvurunu oraya gerçekleştirebilirsin. Eğer şehrinde yetkili IELTS kurumu yoksa, o zaman olan bir şehre gitmen gerekiyor.
Günümüzde İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Adana, Bursa, Erzurum,Gaziantep, Karaman ve Manisa gibi şehirlerde IELTS sınavına girebilirsin. Bu şehirlerin sayısı her geçen gün artıyor.
IELTS nedir diye genel bilgi sahibi olduk. Peki, IELTS sınavına herkes girebilir mi? 2022 itibariyle 11 yaşını aşmış herkes IELTS sınavına girebiliyor. 18 yaşından küçükler, velileri aracılığıyla IELTS sınavına başvurabiliyor.
IELTS sınavı ayda birkaç yapılıyor. Yani yılın her dönemi bu sınava girebilirsin. Sınav tarihlerini ise yetkili kurumlar belirliyor. Yazılı türde (kağıt ile) IELTS sınavı daha uzun aralıklarla düzenlenirken bilgisayarla gerçekleşen IELTS sınavı kısa aralıklarla yapılıyor.
IELTS sınav ücretleri tarihe ve sınav türüne göre değişiyor. Bu fiyatlar IELTS sınavını düzenleyen yetkili kurumlarca belirleniyor.
2022 itibariyle IELTS sınav ücretleri şu şekilde:
| Sınav adı | Sınav ücreti |
| IELTS Akademik (test merkezinde kağıt ya da bilgisayar üzerinden) | 1.950 TL |
| IELTS Genel Eğitim (test merkezinde kağıt ya da bilgisayar üzerinden) | 1.950 TL |
| Birleşik Krallık Vizesi ve Göçmenlik için IELTS (UKVI) | 2.290 TL |
| IELTS Yaşam Becerileri (A1 ve B1) | 2.200 TL |
IELTS sınavı nedir, ne değildir diyerek tüm detayları öğrendik. Şimdi can alıcı noktaya geldi, IELTS sınavına hazırlık! IELTS hazırlık için neler yapmak gerekiyor? Öncelikle İngilizce nasıl çalışılır konusuna hakim olman lazım.
IELTS hazırlık için belirli İngilizcede belirli bir seviyeye gelmiş olman lazım. İngilizce seviyen henüz temel seviyedeyse ya da bu dili hiç bilmiyorsan, IELTS hazırlık ders içeriklerine başlamanı tavsiye etmiyoruz çünkü konular zor gelecektir.
Sıfırdan İngilizce öğrenmek için Open English kaydını bugün başlatabilirsin. Hızlı ve kolay bir şekilde İngilizcenin ileri seviyelerine yükselerek ücretsiz IELTS hazırlık bölümünden yararlanmaya başlayabilirsin. Tek yapman gereken iletişim formunu doldurmak!

IELTS hazırlık için en verimli yol sınavda çıkmış soruları ve örnek IELTS testlerini çözmek. Ayrıca bunu sınav deneyimini sunan bir platformanda gerçekleştirmek. Sonuçta IELTS sınavında bir süre sınırı var tüm bölümleri bu sınırı aşmadan tamamlamak gerekiyor. Ayrıca 2 saat 45 dakikalık bir sınav, kesinlikle zorlayıcı bir süreç. Bu deneyime hazır olmak gerekiyor.
IELTS hazırlık için ne kadar çok örnek test çözersen sınav deneyimini o kadar özümsersin. Sonuçta IELTS sınavı belirli bir formül üzerinden hazırlanıyor ve İngilizce yeterlilik becerisi günden güne değişen bir konu değil. Yani düzenli bir çalışma planıyla IELTS hazırlık süreci kesinlikle çok kolay.
Open English’te tam ihtiyacın olan şey var, IELTS hazırlık kursu! Bu bölümde çıkmış IELTS sorularını çözebilir, ister süreli ister süresiz olarak bire bir IELTS sınav deneyimini yaşayabilirsin. Üstelik Open English üyeliğini başlattığın zaman bu bölüme ücretsiz olarak ulaşabilecek ve sınırsız şekilde kullanabileceksin.
Online İngilizce kursu Open English ile IELTS sınavı için gereken becerileri edinebilirsin. Open English, sana 4 ingilizce dil becerisinde (okuma, yazma, anlama ve konuşma) uzmanlık kazandırmak için özel olarak tasarlanmış %100 online çalışan hızlandırılmış bir İngilizce kursudur.
Open English İngilizce alıştırmaları sayesinde IELTS’e hazırlanmak çok kolay. Hiç İngilizce bilmiyorsan bile CEFR standartlarına uygun eğitim sistemimiz sayesinde (IELTS’te CEFR standartlarına uygun olarak hazırlanmaktadır ve CEFR, Avrupa Ortak Dilleri Çerçeve Programı anlamına gelmektedir. Yani CEFR, İngilizce eğitimi için geliştirilmiş bir standarttır.) hızlıca İngilizce öğrenebilir, IELTS hazırlık bölümümüz ile bu sınava tam anlamıyla hazırlanabilirsin.
İnternette İngilizce öğrenme hakkında bir şeyler ararken veya İngilizce pratiği yaparken sıklıkla karşınıza çıkabilecek “İngiliz ve Amerikan İngilizceleri arasındaki farklar” gibi konular, daha ziyade çoğunlukla aynı anlama gelen farklı kelimeleri veya aynı kelimenin iki İngilizce arasındaki farklı yazımını anlatsa da aslında farklar bu kadarla sınırlı değil.
İngilizce kelimeler haricinde İngilizce gramer ve İngilizce cümleler de İngiliz ve Amerikan İngilizceleri arasında farklılık gösterebilir. İşte İngiliz İngilizcesi ve Amerikan İngilizcesi arasındaki 6 temel fark.
İngiliz İngilizcesi ve Amerikan İngilizcesi arasındaki en belirgin fark kelime dağarcığındadır. İki İngilizce arasında yüzlerce farklı kelime vardır. Bunlara birkaç örnek vermek gerekirse:
Kaput – İngiliz: “Bonnet”, Amerikan: “Hood”
Tatil – İngiliz: “Holiday”, Amerikan: “Vacation”
Daire (ev) – İngiliz: “Flat”, Amerikan: “Apartment”
Bunlara benzer daha yüzlerce örnek verebiliriz. Neyse ki her iki tarafta kelimeler farklı olsa bile cümle içinde kullanıldığında ne anlama geldiğini anlarlar. Bu nedenle gideceğiniz ülkede anlaşılmama korkusuyla yeni kelimeler öğrenmenize gerek yok.

İngilizcenin bu iki farklı çeşidi arasında gramer açısından da birkaç farklılık vardır. Bu farklılıklardan biri, bireylerden oluşan toplulukları adlandırmak için kullanılan “Collective nouns” (Topluluk adı) lardır.
Amerikan İngilizcesinde topluluk adları (collective nouns) her zaman tekildir. Örneğin “staff” kelimesi bir grup çalışanı, “band” kelimesi bir müzikal topluluğu (müzik grubu) ve “team” kelimesi bir grup sporcuyu (spor takımı) kasteder.
İngiliz İngilizcesinde ise topluluk adları tekil veya çoğul olabilir. Aynı cümleyi bir İngiliz’den “The band are playing tonight” veya “The team is playing tonight” olarak iki ayrı şekilde duyabilirsiniz.
İngiliz ve Amerikan İngilizcesi arasındaki bir diğer gramer farkı da yardımcı fiillerdedir (auxiliary verbs). Auxiliary verbs (yardımcı fiiller), cümlenin esas fiilini kip, çatı veya zaman ekleyerek destekleyen ikincil fiillerdir.
Örneğin “shall” yardımcı fiilini ele alalım. İngilizler bu yardımcı fiili bazen gelecek zamanı ifade etmek için kullanırlar. Amerikalılar ise bunu günlük konuşma dilinde tercih etmezler.
Örn: “I shall go home now.”
Amerikalılar “shall”in ne anlama geldiğini bilir, ancak günlük konuşma dilinde kullanımını tercih etmezler. Bir Amerikalı bu cümleyi “I will go home now.” Şeklinde kurabilir.
Bu yardımcı fiilin soru formunda kullanımı da İngiliz ve Amerikan İngilizceleri arasında farklılık gösterir. Bir İngiliz “shall”i “Shall we go now?”gibi bir soru cümlesinde kullanabilirken, bir Amerikalı bunun yerine “Should we go now?” demeyi tercih edecektir.
Bu konuda bir başka örnek olarak “do” yardımcı fiilini verebiliriz. Amerikan İngilizcesinde zorunluluk bildiren durumlarda “do”, negatif “not” zarfı ile birlikte kullanılır.
Örn: “You do not need to come to work today.”
İngilizler ise “do”yu kullanmazlar, bunun yerine “not”ı kısaltırlar.
Örn: “You needn’t come to work today.”

Düzensiz fiillerin (Irregular verbs) geçmiş zamanlı kullanımında da İngiliz ve Amerikan İngilizcesi arasında fark vardır.
Amerikan İngilizcesinde “learn” fiilinin geçmiş zamanlı kullanımı “learned” olmasına karşın, İngiliz İngilizcesinde “learned” veya “learnt” seçeneklerinden biri tercih edilebilir. Aynı kural, “dreamed – dreamt”, “burned – burnt” fiillerinde de geçerlidir.
Kısaca belirtmek gerekirse Amerikan İngilizcesinde “-ed” ile, İngiliz İngilizcesinde ise “-t” ile bitişler tercih edilir.
Amerikan İngilizcesinde bazı düzensiz fiillerin (irregular verbs) geçmiş zamanlı halleri “-en” ile bitirilir. Örneğin bir Amerikalı “I have never gotten caught” derken, bir İngiliz “I have never got caught” kullanımını tercih eder. Amerikalılar fiillerin geçmiş zaman çekimlerinde hem “got” hem “gotten”ı kullanabilirken İngilizler yalnızca “got”ı kullanmayı tercih eder.
Eklenti sorular (Tag questions), düz bir cümleyi soruya dönüştüren dil bilgisel eklentilerdir.
Örn:
“The whole situation is unfortunate, isn’t it?”
“You don’t like him, do you?”
Eklenti soru, zamir ve ana cümlede kullanılan fiilden (be, have, do, is vb.) oluşur. Bu eklenti sorular hem İngiliz hem Amerikan İngilizcesinde kullanılsa da İngilizler bu soru tipini Amerikalılara göre günlük konuşma dilinde çok daha sık tercih ederler.
İngiliz ve Amerikan İngilizcesinin imla kuralları arasında yüzlerce, hatta belki binlerce küçük fark vardır. Bu farkları bulan kişi, kendi adını taşıyan bir sözlüğü olan leksikograf Noah Webster’dır. Bir yazar, politikacı ve öğretmen olan Webster, 1700’lerin sonuna doğru İngilizcenin imlasını geliştirmek için bir hareket başlatmıştır.
İngilizcedeki imlanın tutarsızlığından rahatsız olan ve kelimelerin okunduğu gibi yazılması gerektiğini savunan Webster’ın bu reform hareketi, bir bakıma Amerika’nın İngiltere’den bağımsızlığını ortaya koymaktadır.
Webster’ın Amerikan İngilizcesindeki mirasını, “honor” (honour), “color” (colour) ve “labor” (labour) kelimelerinde görebiliyoruz. Webster bu kelimelerden, yazılışlarının telaffuzlarına uygun olabilmesi için “u” harfini çıkarmıştır.
İngilizce öğrenirken karşınıza çıkan kelimelerin iki farklı yazımı, bir cümlede kullanılan fiillerin farklı yerleşimleri/biçimleri veya değişik soru kalıpları gördüğünüzde artık kafanız karışmasın.
Aslında İngiliz ve Amerikan İngilizcesi arasındaki farklar, benzerliklere göre oldukça küçük kalıyor. Her iki ülkenin de bazı bölgesel lehçeleri dışında, hem İngilizler hem de Amerikalılar birbirlerinin ne dediklerini anlarlar. Bu yüzden siz de İngilizce öğrenirken veya İngilizcenizi geliştirirken bu makaledeki farkları çok dert etmeyin.
En iyi Kayseri İngilizce kursu hangisi? Hangi İngilizce kursu Kayseri’de öne çıkıyor? Kayseri İngilizce kursları hangileri? Kayseri’de yaşıyorsan ve İngilizce öğrenmek istiyorsan bu soruları araştırmaya başlamış olabilirsin.
Bugün seni İngilizce öğrenmenin en kolay yöntemiyle tanıştıracağız. Üstelik bu İngilizce kursu Kayseri’de değil, dünyanın her yerinde senin için ulaşılabilir olacak. 7/24 açık online İngilizce kurs sistemi sayesinde istediğin yerde dilediğin zaman bu dili öğrenebileceksin.
Kayseri İngilizce kursu arayışında birçok seçenekle karşılaşmış olabilirsin. Open English’i hiç duymuş muydun? Online kurs mantığıyla çalışan Open English, CEFR (Avrupa Ortak Dilleri Çerçeve Programı) standartlarına uygun eğitim vererek İngilizceyi kısa sürede öğrenmene yardımcı oluyor.
Open English üyeliğini başlatmak ve kursu denemek için sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni en kısa sürede arayacaktır!

Kayseri İngilizce kursu seçiminde nelere dikkat etmeliyiz? Geleneksel yöntemle eğitimine devam eden birçok Kayseri İngilizce kursu var. Neden online Kayseri İngilizce kursu seçeneği daha ideal?
Günümüzde internetin yaygınlaşmasıyla artık sınırlar kalkıyor. Bilgiye çok daha kolay erişebiliyoruz. Open English, en iyi İngilizce eğitimine internet aracılığıyla ulaşmanı sağlıyor.
Open English’in geleneksel Kayseri İngilizce kurslarına karşı avantajları saymakla bitmez. %100 online kursta en hızlı şekilde İngilizce öğrenmek istersen, tek yapmak gereken bu sayfadaki iletişim formunu doldurmak!

Kayseri İngilizce kursları arasında en iyisini arıyorsan, dünya genelinde 1,5 milyondan fazla kişinin İngilizce eğitimi için tercih ettiği Open English arayışını sonlandırabilir. Open English’i kullananlardan dinlemek istersen, kullanıcı yorumları sayfamıza göz atabilirsin.
7/24 erişim sağlayabileceğin online kursta, ister akademik ister iş dünyasıyla alakalı İngilizce metinlerin incelenmesi için “Eğitmene Sor” özelliğini kullanabilirsin. Dahası, telaffuz aracı gibi inovatif uygulamalara 7/24 erişerek İngilizce konuşmanı geliştirebilirsin. Bu telaffuz aracı konuşmanı analiz ederek hangi seslerde hata yaptığını sana gösteriyor.
En iyi İngilizce kursu Kayseri’de değil, sana sadece bir tık uzakta. Üstelik aboneliğini başlattığın zaman sanal bir tura çıkarak Open English’i tüm detaylarıyla keşfedeceksin. Bu tur süresince ve abonelik süren boyunca eğitimle alakalı destek aradığın her anda sana özel danışmanın yanında olacak.
İngilizce öğrenmek için bahaneleri arkanda bırak çünkü Open English ile uygun fiyatlı Kayseri İngilizce kursu arayışın son buluyor. Artık zamansızlık da senin için bir problem değil çünkü Open English ile istediğin yeri İngilizce kursuna dönüştürebilirsin. Dünya çapında tanına ve kullanıcılarından tam not alan Open English’te, İngilizce öğrenmek için ihtiyaç duyduğun her şey var.
Akıcı İngilizce konuşmak için bu dildeki günlük iletişim kalıplarını öğrenmeye ne dersin? İngilizce konuşma kalıpları ile akıcılığını geliştirerek seviyeni ilerletebilirsin.
Günlük hayatta birçok farklı durum içinde bulunabiliyoruz. Markete gidiyoruz, yeni biriyle tanışıyoruz, arkadaşlarımızla konuşuyoruz, dışarıda yemek yiyoruz, adres soruyoruz… Ana dilimizle bunları yapmak çok kolay. Peki, İngilizce dilinde?
Bu yazımızda İngilizce konuşma kalıplarını öğreneceğiz. Böylece farklı durumlarda İngilizce dilinde kendimizi ifade etme becerimizi geliştireceğiz. İngilizce konuşma kalıpları nelerdir? Günlük İnglizce konuşma kalıpları nasıl öğrenilir? Bu sorulara yanıt arıyorsan, yazımızın devamında sana yardımcı olabilecek birçok bilgi var.
Akıcı İngilizce konuşmak hedeflerinden biriyle, %100 online İngilizce kursu Open English platformunda ihtiyaç duyduğun her şey var. Uluslararası eğitim sertifikalarına sahip, ana dili İngilizce olan binlerce eğitmenimizin sunduğu 7/24 canlı derslerde seviyeni geliştirebilir, konuşma sınıflarında yabancı öğrencilerle İngilizce konuşma kalıpları üzerine çalışabilir ve binlerce saatlik ders içeriğini kapsayan dev kütüphaneden yararlanabilirsin.
Open English online İngilizce kursu ile ilgili daha fazla detay öğrenmek istiyorsan, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. İletişim formunu doldurduktan sonra, müşteri deneyimi ekibimiz kursun işleyiş şekli, planlar ve ücretler hakkında bilgi vermek adına seni arayacaktır.
Günümüzün en yaygın olarak kullanılan dillerinden biri olan İngilizce, aynı zamadna akademi ve iş dünyasında ortak dil olarak kullanılıyor. Kariyerimizde başarılı olmak ve daha iyi fırsatlarla karşılaşmak istiyorsak, İngilizce bizim için bir zorunluluk. Üstelik İngilizce hiç düşünüldüğü kadar zor değil! Temel dil bilgisi kurallarını öğrendikten sonra düzeni İngilizce konuşma pratiği yaparak bu dili öğrenebilirsin.
Henüz İngilizce seviyen temelse, bu İngilizce konuşma kalıplarını öğrendiğinde ve onları düzenli olarak kullandığında bir noktadan sonra teklemeden iletişim kurabileceksin. Sıfırdan İngilizce öğrenmeye başladıysan, bu konuşma kalıpları sana temel bazı ifadeleri nasıl kullanabileceğini gösterecek.

Gün içinde çoğunlukla ailemizle ve arkadaşlarımızla konuşuyoruz. Kendimize yakın kişilerle hemen hemen her konuda konuşabiliyoruz ve belli başlı kalıpları kullanıyoruz. Arkadaşımızla karşılaştğımız da kullanabileceğimiz İngilizce konuşma kalıpları bu tür ifadeleri kapsıyor.
Tüm bu İngilizce günlük konuşma kalıpları, Türkçede “Nasılsın?” anlamına geliyor. Bu İngilizce günlük konuşma kalıplarını kullanarak yakınlarımızla sohbet etmeye başlayabiliriz.
Yakınlarımızdan birine ulaşmaya çalışıyoruz ama cevap vermiyor mu? O zaman ona “Call me back”. diye sesli mesaj ya da metin mesajı atabiliriz. Böylece ona “Beni geri ara.” demiş oluruz.
Kimi zaman birileri bizden bir şeyler ister ve onu her hızlıca yapacağımızı belirtiriz. Türkçede “En hızlı şekilde yapacağım.” ya da “Elimden geldiğince hızlı tamamlayacağım.” kalıplarını kullanırız. İşte bu anlamı veren İngilizce konuşma kalıbı, “As soon as possible.”
Kimi zaman karşımızdakinin ne dediğini anlamayız ve tekrar etmesini isteriz. Günlük İngilizce konuşma kalıplarında bunun karşılığı “What did you say?”, Türkçesiyle “Ne dedin?” ya da “Can you repeat that again?”, Türkçesiyle “Bir daha tekrarlayabilir misin?” ifadeleridir.
Bazen karşımızdaki öyle bir şey der ki, ona tamamen katılırız! Bu tür durumlarda günlük İngilizce konuşma kalıbı olarak “You can say that again.” ifadesini kullanabiliriz. Türkçesini “Doğru söze ne hacet.” ya da “Kesinlikle haklısın.” olarak düşünebilirsin.
Karşımızdakini onaylamak için kullanabileceğimiz İngilizce konuşma kalıplarından devam ediyoruz. Bize gelen teklifi ya da öneriyi kabul ederken “I agree.” ifadesini kullanabiliriz. Böylece karşımızdakine “Kabul ediyorum.” ya da “Katılıyorum.” cevabı vermiş oluruz.
Bir soru ya da öneriye karşı “Kesinlikle olmaz.” ifadesini kullanmak istiyorsak, “Absolutely not.” kalıbı işimizi görecektir.
Samimi olduğumuz birine İngilizce “Her şey yolunda mı?” diye nasıl sorarız? Bunun cevabı, “Is everything OK?”.
Türkçede “Önemli değil.” anlamını veren günlük İngilizce konuşma kalıplarından biri de “It’s OK.”
“Sorun yok.” ya da “Problem değil.” demek istiyorsak, İngilizce konuşma kalıpları arasında “No problem.” ifadesini kullanabiliriz.
Türkçede karşımızdakiyle benzer bir durumu yaşadığımızı söylemek için “Ben de.” kalıbını kullanırız. İngilizce konuşma kalıplarında bunun karşılığı, “So do I.”
Bazen çok iyi hissetmediğimiz için halimiz hatrımız sorulunca “Eh işte.” karşılığı veririz. İngilizce konuşma kalıplarında bunun karşılığı “So so.”.
İngilizce günlük konuşma kalıplarında vedalaşmak için “See you.” ya da “Bye.” kalıplarını kullanabiliyoruz. Bunlara benzeyen çok kalıp var, biz en çok kullanılan 2 tanesini seçtik. Türkçede “Görüşürüz.” anlamına geliyorlar.
Türkçede yakınlarımızla vedalaşırken çoğunlukla “Kendine iyi bak.” kalıbını kullanıyoruz. İngilizce günlük konuşma kalıplarında bunun karşılığı “Take care.”
Günlük hayatta yeni biriyle tanışırken bazı ifadeler kullanır ve sorular sorarız, bunlar evrenseldir! Şimdi karşında yeni biriyle tanışırken en çok kullanılan İngilizce konuşma kalıpları:
Yeni birisiyle tanıştığımızda Türkçede en çok kullandığımız ifadelerden biri “Tanıştığımıza memnun oldum.” cümlesidir. Bunun İngilizce karşılığı ise “Nice to meet you.”. Daha kibar bir şekilde söylemek istiyorsak, “It’s a plesure to meet you.” ifadesini kullanabiliriz.
Yeni biriyle tanışırken kendimizi tanıtmaya başlamadan önce giriş yapmak istiyorsak, İngilizce konuşma kalıpları arasında “Let me introduce myself.” ifadesini kullanabiliriz. Bu kalıbın Türkçesi ise “İzninizle kendimi tanıtayım.” cümlesidir.
Türkçede yeni biriyle tanışırken en çok merak ettiğimiz konulardan biriyle devam ediyoruz: “Nerelisin?”. İngilizcede bunu “Where are you from?” soru cümlesiyle ifade ediyoruz.
“Kaç yaşındasın?” diye sormak için İngilizce konuşma kalıpları arasında “How old are you?” ifadesini kullanıyoruz.
Birine mesleğini sormak istiyorsak kullanabileceğimiz İngilizce konuşma kalıbı “What is your occupation?” soru cümlesidir. Bu ifadenin Türkçesi ise şöyle: “Mesleğin nedir?”.

Yurt dışında markete gidip alışveriş yapacaksak, bazı İngilizce konuşma kalıplarını bilmemiz gerekiyor. Şimdi bu kalıplardan bazılarına hızlıca bakalım.
Market görevlisine “Bu ne kadar?” sorusunu sormak istiyorsak, kullanabileceğimiz İngilizce konuşma kalıplarından biri “How much is it?”.
Markete gittik ve bir türlü alışveriş arabalarını bulamıyoruz. O zaman görevlilere “Where are the shopping carts?” sorusunu yöneltebiliriz. Bu İngilizce konuşma kalıbının Türkçesi ise “Alışveriş arabaları nerede?”.
Yurt dışında büyük bir markete gittik ve kasap reyonunu arıyoruz. Biri tarif etmezse çok fazla zaman kaybedebiliriz! O zaman bir görevliye “How can I find the butcher’s aisle?” sorusunu sorarak bize tarif etmesini rica edebiliriz. Türkçesiyle “Kasap reyonunu nasıl bulabilirim?” diye sormuş oluyoruz. Bu kalıbı diğer reyonlar için de kullanabiliriz.
Bazen markette spesifik bir şey ararız ve satıp satmadıklarını merak ederiz. Bu tür anlara örnek verelim: “Do you have diet coke?” diye sorduğumuz zaman, Türkçesiyle “Diyet kola var mı?” demiş oluruz.
Biz bu örnekte diyet kolayı tercih ettik ama sen cümleyi istediğin gibi değiştirerek bu İngilizce konuşma kalıbını kullanabilirsin. Diet coke kelime grubunu aradığın şeyle değiştirmen yeterli.
Market alışverişini tamamladık fakat kasiyer fişimizi vermeyi unuttu. Fiş istemek için kullanabileceğimiz İngilizce konuşma kalıpları nelerdir? Mesela “May I have my receipt?” diye sorabiliriz. Yani Türkçesiyle “Fişimi alabilir miyim?”

Restoranlarda kullanabileceğimiz İngilizce konuşma kalıpları nelerdir? Karşında restoranlarda en çok kullanılan İngilizce konuşma kalıpları:
| Restoranlar için İngilizce konuşma kalıpları | Türkçe |
| I want to book a reservation for Saturday night. | Cumartesi gecesi için rezervasyon yaptırmak istiyorum. |
| May I see the menu, please? | Menüyü görebilir miyim lütfen? |
| Do you accept credit cards? | Kredi kartı kabul ediyor musunuz? |
| Do you offer halal food? | Helal yemek sunuyor musunuz? |
| What is the chef’s choice? | Şefin tercihi nedir? |
| May I have a chicken salad, please? | Tavuk salatası alabilir miyim lütfen? |
| May we get a table with a better view? | Daha iyi manzaralı bir masa alabilir miyiz? |
| Excuse me, I would like to order, please. | Affedersiniz, sipariş vermek istiyorum, lütfen. |
| May I have the check, please? | Hesabı alabilir miyim, lütfen? |
İngilizce diyaloglar konulu yazımızdan devam etmeye ne dersin?
Günlük İngilizce konuşma kalıpları hakkında daha fazlasını mı öğrenmek istiyorsun? O zaman bugün Open English’e kaydol ve binlerce saatlik ders içeriğinden sınırsız olarak yararlanmaya başla. Tek yapman gereken bu sayfadaki iletişim formunu doldurmak!
Günlük İngilizce ve mesleki İngilizce, İngilizce öğrenme sürecinde pek çoğumuzun karşılaştığı iki kavram. Peki, mesleki İngilizce, insanların her gün kullandıkları günlük İngilizceden ne kadar farklı? Hangisi sizin amacınıza daha uygun? Bütün bu soruların cevaplarını bu yazıda bulabilirsiniz.
Dünya çapında 56’dan fazla ülkede resmî dil olan İngilizce, uzun yıllardır pek çok alanda neredeyse zorunlu bir dil haline gelmiştir. Yaygın ölçüde iletişim dili olarak kullanılan İngilizce, bazı insanlar için bir hobi ve kendini geliştirme ihtiyacından kaynaklanır. Yurt dışını görmek, yabancı sinema ve eğlence sektörünü daha rahat anlamak ya da İngiliz kültürüne ilgi duymak, İngilizce öğrenme sebebiniz olabilir. Diğer yandan, İngilizce yalnızca kişisel gelişiminiz açısından değil, kariyerinizi daha ileri bir seviyeye taşımanız açısından da önemli ve zaruridir.
Peki, günlük ve mesleki İngilizcenin belli açılardan birbirinden ayrıldığını biliyor muydunuz? Bu iki kavram, çeşitli yönlerden bazı farklılıklar içerir. Eğer İngilizce eğitiminiz için mesleki İngilizce ile günlük İngilizce arasındaki farkları öğrenmek ve amacınızla ihtiyacınıza hangisinin en uygun olacağına karar vermek istiyorsanız doğru yerdesiniz.
Bu iki kavram arasındaki farklara geçmeden önce ilk olarak mesleki ve günlük İngilizce terimlerinin neyi kapsadığına kısaca değinmekle başlayalım.

Genel İngilizce, insanların günlük yaşamında kullandığı dil olarak tanımlanabilir. Bu kavram, yaygın kullanılan günlük kelimelerden oluşan ortak dili ifade eder. Teknik terimlerin çok az kullanılmasıyla herkesin zorlanmadan konuştuğu ve anladığı günlük İngilizcede konuşulan dilin %90’ı genellikle samimi ve yalın bir dili kapsarken kimi zaman yazılı veya resmî dilde kullanılmayan kelimeleri içerebilir.
Aşağıda günlük İngilizce kullanımına dair en bilinen cümlelerden birkaçını bulabilirsiniz:
Genelde sosyal medyada karşınıza çıkan yazılı kısaltmalardan bazılarından da birkaç tanesi şunlar:
Mesleki İngilizce, başta uluslararası ticaret, ticaret ve finans olmak üzere meslek dalları için tasarlanmış veya başka bir deyişle onlarla şekillenmiş bir dil kullanımıdır. İş İngilizcesi diye de adlandırılan bu kavram İngilizce öğretmede ve öğrenmede uzmanlık seviyesi olarak görülür. Alan bazında terminolojilere ve cümle kalıplarına sahip bir kullanım şeklini ifade eden mesleki İngilizce, iş yaşamında geçerli kısaltmalarla da desteklenir. Ayrıca, resmî yazışma, sunum, iş raporları ve toplantı metinleri gibi iş odaklı yazışmalarda kullanılır. Sektöre ve uzmanlık alanına göre uygun terimlerle iletişim ve yazma yeteneği gerektiren mesleki İngilizce, belli terimlere ve kalıplara hâkimiyet kazandırmaya yönelik bir dil eğitimi dâhilinde öğrenilir.
Mesleki İngilizceye dair kullanım şekillerinden bazılarını şu şekildedir:
Sık kullanılan kısaltmalarda bazılarıysa şöyle:
Günlük ve mesleki İngilizcenin ne olduğu hakkında fikir sahibi olduğumuza göre artık bu iki kavramı birbirinden ayıran farklar neler, gelin hep birlikte bakalım.

Neden İngilizce öğrenmek istiyorsunuz? İşte bu soruya vereceğiniz cevap bir nevi bu iki dil kullanımına yönelik seçiminizi de belirler. Günlük İngilizce ve mesleki İngilizce farklı amaçlara hizmet eden iki kavramdır. Genel İngilizce günlük konuşmalar için yaygın kullanılırken iş İngilizcesi mesleki veya akademik amaçlar doğrultusunda tercih edilir.
Ayrıca, günlük İngilizce yoğun biçimde günlük konuşma odaklıdır; temel kelime hazinesinin, dil bilgisinin, standart kelimelerin ve kalıpların kullanımını içerir.
Mesleki İngilizce ise daha kapsamlı ve kendine özgüdür; daha profesyonel bir bağlamda uygulandığından genellikle işletmeler tarafından benimsenir. Bu aşamada, mesleki İngilizceyi öğrenmek, iş hayatında ilerlemeyi hedefleyen kişilerde güçlendirici bir etki yaratır ve onların kendilerini geliştirmelerini sağlayarak yeni fırsat kapıları açmalarına yardımcı olur.
Mesleki İngilizce kullanıcıları bu doğrultuda muhasebe, reklamcılık, insan kaynakları, sosyal medya, pazarlama, iş planları vb. gibi temsil ettiği sektörle ilgili belirli terimleri kullanmaya odaklanır.
Günlük ve mesleki İngilizce arasında dil ve üslup açısından farklılıkların olması elbette şaşırtıcı değil. Günlük İngilizcede, genelde ağır terimler yer almaz ve konuşmaya yönelik kelimeler kullanılır. Cümle kalıpları da herkesçe bilinir ve anlaşılır bir nitelik taşır. Diğer yandan, mesleki İngilizce, daha ileri bir dil seviyesi olarak kabul edilir ve çeşitli içeriklerle konulara derinlemesine odaklanmayı sağlayan kelimelerle terimler içerir.
Örneğin, sunum sırasında kullandığınız işletme İngilizcesi, bir ağ oluşturma etkinliğinde yaptığınız ayaküstü konuşmalardan çok farklı olacaktır. “Sunum İngilizcesi” oldukça resmî ve kontrollüdür; günlük konuşma dili ise eğlence ve keyfiyet unsuru içerir ama yine de kibarlık kurallarının dışına çıkmaz. Kısacası, mesleki İngilizce resmî ve ciddi bir yapıya sahipken günlük İngilizce doğaçlama ve rahat iletişim kurma imkânı sunan bir dil kullanır.
Mesleki İngilizceyi öğrenmek istiyorsanız, çalıştığınız kuruma veya sektöre göre, genel İngilizceden ayrı olarak, sizden bazı terminolojilerin kullanılmasını bekleyeceklerini göz önünde bulundurmalısınız. Öte yandan, günlük İngilizce öğrenen insanlar, yalnızca tamamen konuşmayı ve belli başlı kelimeleri kullanmaları gerektiğinden, belirli terimleri öğrenme ihtiyacı duymayabilir. Bu arada mesleki İngilizceyi günlük konuşmalarınızda kullandığınızda tuhaf görünebileceğinizi ya da tam tersi durumda iş yerinizde ciddiyetsiz algılanabileceğinizi, bu nedenle doğru kullanıma dikkat etmeniz gerektiğini de unutmayın.
Sonuç olarak, mesleki ve günlük İngilizce kavramlarının ikisi de iletişim biçimi olarak İngiliz dili türleri olsa da, bu ikisinin yaklaşımı ve amaçları birbirinden oldukça farklıdır. Bu açıdan, ihtiyacınıza en uygun türü seçmek ve çalışmaya başlamak size kalıyor. Her seviyeye uygun İngilizce eğitimlerine Open English platformundan ulaşarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerle İngilizceyi daha kolay ve eğlenerek öğrenebilirsiniz.
Hemen hemen her dilde deyimler ve atasözleriyle anlatımı zenginleştirmek mümkün. Tıpkı Türkçede olduğu gibi, günlük hayatta kullanılan sayısız İngilizce deyim var. Bugün günlük hayatta sıkça kullanılan İngilizce deyimleri öğreniyoruz. Yeni İngilizce deyimler öğrenerek bu dildeki anlama ve konuşma becerilerini geliştirmeye hazırsan, başlıyoruz.
İlk olarak İngilizcede deyim için “idiom” terimi kullanılıyor. Yani deyimin İngilizcesi “idiom.”
Open English’te İngilizce deyimler için özel bölüm olduğunu biliyor muydun? Bu bölümde her gün yeni bir İngilizce deyim ve anlamını öğrenebilirsin. Üstelik örnek İngilizce diyalog ve alıştırmalarla beraber!
%100 online İngilizce kursu Open English ile öğrenmeye hazırsan, bu sayfadaki iletişim formunu doldur. Mülşteri temsilcilerimiz seni kısa süre içinde arayacaktır.
Idiom görevi gören ifadeler, tıpkı Türkçede olduğu gibi, kelimelerin cümle içinde sözlük anlamlarından dışına çıkarak yeni bir anlam üretmelerini sağlıyor. Deyimler çoğunlukla 2 ve üzeri kelimenin bir araya gelmesiyle oluşturulmuş, oldukça eski ifadeler. Aynı zamanda bir dilden diğer dile de aktarılabiliyorlar.
Bu konuyu örneklerle daha kolay anlayabiliriz. Örneğin Türkçeyede “baltayı taşa vurmak” deyimini düşünelim. Bu deyim, Türkçede pot kırmak ya da mücadele edilemeyecek bir rakiple karşılaşmak anlamlarında kullanılabilir.
Mesela şu cümleyi düşünelim: Ali’nin anlattıklarına öğretmen inanmamıştı, bu sefer baltayı taşa vurmuştu.
Bu deyimi bilen biri Ali’nin birkaç kez öğretneni kandırdığını ama son seferinde başarısız olduğunu anlar. Ama bu deyimi bilmeyen biri olsaydık, örneğin Türkçeyi yeni öğrenmiş bir yabancı gibi, bu cümleden baltayla taşa vurulduğu anlamını çıkartacaktık ve belki de ne alaka diyecektik.
İngilizce deyimler de bu şekilde kullanıllyorlar. Bazen İngilizce bir dizi ya da film izlerken veya İngilizce bir kitap okurken bunlarla karşılaşırız ve eğer anlamlarını bilmiyorsak, kafamız karışabilir. Çünkü cümle bize bir anlam ifade etmiyordur!
İngilizce deyimler ve anlamları yazımız sana bu konuda yardımcı olacak. İngilizcede en çok kullanılan deyimler ve anlamlarıyla bu dildeki becerilerini geliştireceksin.
O zaman başlıyoruz. Bu arada İngilizce atasözleri konulu bir yazımız da vardı, yan sekmeye alıp belki sonra okumak istersin.

En çok kullanılan İngilizce deyimler hangileri? İşte karşında 20 İngilizce deyim ve anlamları:
İngilizce deyimler arasında hem negatif hem pozitif anlamına gelen bir ifade. Bahsi geçen kişinin, ondan bahsedilirken ortamda belirmesi anlarında kullanılıyor. Speak of the devil diyorsak, ya “iti an çomağı hazırla” ya da “iyi insan lafının üstüne gelirmiş” anlamı veriyoruz demektir. Bu anlam konuşma tonuyla ya konuyla alakalı olarak değişiyor.
Hi Emre, speak of the devil, I was just telling Burcu about your new car.
Meraba Emre, iyi insan lafının üstüne gelirmiş, ben de Burcu’ya senin yeni arabanı anlatıyordum.
Where have you been Aykut! Speak of the devil, I was just telling Özlem about how I am angry with you.
Neredeydin Aykut! İti an çomağı hazırla, tam da Özlem’e sana ne kadar kızgın olduğumu anlatıyordum.
İngilizce deyimler ve anlamları yazımızın ikinci sırasında “a piece of cake” var. Bunun bir deyim olduğunu bilmeseydik, bir parça pastadan bahsedildiğini düşünebilirdik. A piece of cake, çok kolay olan şeyler için kullanılan bir deyim. Türkçedeki karşılığı ise “çocuk oyuncağı.
Learning English was a piece of cake with of Open English.
Open English ile İngilizce öğrenmek çocuk oyuncağıydı.
Math is a piece of cake for me.
Matematik benim için çocuk oyuncağıdır.
İngilizce deyimler kullanmayı öğrendikçe bu dildeki iletişim becerilerin gelişecek. Şimdi “emeksiz yemek olmaz” anlamına gelen bir İngilizce deyim ile devam ediyoruz: No pain no gain.
Bu deyim, sıkıntı çekmeden bir şeyi başarmanın zor olduğunu anlatıyor. Yani cefasını çekmeden sefasını süremezsin gibi düşünebilirsin.
No pain no gain! You have to practice daily to speak English fluently.
Cefasını çekmeden sefasını süremezsin! Akıcı İngilizce konuşmak için her gün alıştırma yapmalısın.
You have to train more if you want to win the next race. No pain no gain!
Gelecek yarışı kazanmak istiyorsan daha çok çalışmalısın. Emeksiz yemek olmaz!
İngilizce deyimler ve anlamları içeriğimizde “the last straw” ile devam ediyoruz. Bu Türkçede “bardağı taşıran son damla” anlamında kullanılıyor. Ayrıca “bir bu eksikti!” ya da “bu kadarı da fazla” anlamlarını ifade etmek için kullanabiliyoruz.
Losing my job was bad enough, but getting robbed at the same day was the last straw.
İşimi kaybetmek yeterince kötüydü, fakat aynı gün soyulmak bardağı taşıran son damla oldu.
The elephant in the room, ortada açıkça bir problem olduğu ya da zor bir durumun yaşandığı halde, insanlar tarafından konuşulmak istenmeyen konular hakkında kullanılan bir İngilizce deyim. Basitçe Türkçe karşılığı görmezden gelen bariz gerçektir. Buna yakın bir Türkçe deyim bulamadık, sen biliyorsan yorumlara yazmaya ne dersin?
Her negative behavior toward colleagues is the elephant in the room.
Meslektaşlarına karşı olumsuz davranışı görmezden gelinen bariz bir gerçektir.
İngilizce deyimler ve anlamlarını öğrenmeye çok yaygın olarak kullanılan bir idiom ile devam ediyoruz: Break the ice. Bu deyim, bir toplantı ya da partinin başlangıcında oluşabilen gergin ortamı rahatlatan durumlar için kullanılıyor.
He broke the ice when he joked in the meeting.
Toplantıda şaka yapınca ortamdaki gerginlik dağıldı.
İngilizce deyimler ve anlamları yazımızın yedinci sırasında “comparing apples to oranges” ifadesi var. Kısaca apples and oranges olarak da kullanılıyor.
Bu deyimi Türkçede çok benzer şekilde kullanıyor ve “elmayla armudu karıştırmak” şeklinde ifade ediyoruz. Alakasız iki şey arasında bağ kurmaya ya da karşılaştırılmaması gereken durumları benzer mevzularmış gibi düşünüp aynı kefeye koymak anlamına geliyor.
You’re comparing apples with oranges. Your career is not related to this topic.
Elma ila armudu karıştırıyorsun. Kariyerin bu konuyla alakalı değil.
Birçok kötü şeyin aynı anda meydana geldiği, çok fena durumlarda kullanılan İngilizce deyimlere bir örnek. Türkçede bu anlamı “her şeyin üst üste gelmesi” deyimiyle veriyoruz.
My father passed out last year. A month later, my mother is also gone. It was a like e perfect storm.
Babam geçen yıl vefat etti. Bir ay sonra annem de gitti. Her şey üst üste gelmişti.
“Çok pahalıya geldi” anlamını vermek için “costs an arm a leg” İngilizce deyimi kullanabiliyoruz. Türkçede “bir servete mal oldu” ifadesi tam olarak bu İngilizce deyimi karşılıyor.
The hotel room was so expensive, it cost an arm and a leg.
Otel odası o kadar pahalıydı ki, bir servete mal oldu.
Bu deyim o kadar yaygın olarak kullanılıyor ki Türkçede de modern bir deyim olarak “Tek bir sepete tüm yumurtalar konulmaz” ifadesiyle yerleşti. Bu ingilizce ifade ise bir deyimden geliyor: Put all your eggs in one basket. Türkçede tüm kaynaklarını tek bir işe yatırmak olarak düşünebiliriz. Deyimsel karşılığı ise “tek bir şeye bel bağlamak”tır.
You should apply for several jobs. Don’t put all your eggs in one basket!
Birçok işe başvurmalısın. Tek bir şeye bel bağlama!

| İngilizce deyimler | Anlamları | Ne zaman kullanılır? | |
| 11 | A picture is worth a thousand words | Bir resim bin kelimeye değer | Bir şeyi görselle ifade etmenin onu anlatmaktan daha kolay olduğu zamanlarda |
| 12 | Actions speak louder than words | Lafa değil icraate bak, ayinesi iştir kişinin lafına bakılmaz | Davranışların söylenenlerden daha önemli olduğuna inandığımızı ifade etmek istediğimiz zamanlarda |
| 13 | Don’t count your chickens before they hatch | Dereyi görmeden paçaları sıvama | Bir şeyin kesinliği olmadan ona sevinmememiz gerektiğini ifade etmek istediğimiz zamanlarda |
| 14 | Every cloud has a silver lining | Her işte bir hayır vardır | Her şeyin her zaman kötü gitmeyeceğini, mutlaka iyi şeylerinde olacağını ifade etmek istediğimiz zamanlarda |
| 15 | He is a chip off the old block | Babasının oğlu, armut dibine düşer | Bahsi geçen kişinin ailesinden bir büyüğe çok benzediğini ifade etmek istediğimiz durumlarda (fiziksel ve karakteristik özelliklerde) |
| 16 | Ignorance is bliss | Cehalet mutluluktur | Bir şeyi bilmemenin, bilmekten daha iyi olduğu durumlarda |
| 17 | Once in a blue moon | Kırk yılda bir | Çok nadiren gerçekleşen durumlar için |
| 18 | Save for a rainy day | Ak akça kara gün içindir | Kötü zamanlar ya da gelecek için para ya da benzeri meta biriktirmek istenilen durumlarda |
| 19 | The ball is in your court | Top sende (sizde) | Bir durumla ilgilenmek için karşı tarafa sıra geldiğini ifade etmek istediğimiz zamanlarda |
| 20 | There’s no such thing as a free lunch | Her şeyin bir karşılığı vardır, bedava yemek olmaz | Bedava hiçbir şeyin olmadığını ifade etmek istediğimiz durumlarda ya da her şeyin o kadar kolay olmadığını ifade etmek istediğimiz zamanlarda |
İngilizce deyimlerin sayısı binleri aşıyor. Her gün yeni İngilizce deyimler ve anlamlarını öğrenmek istersen Open English aboneliğini bugün başlat. 7/24 canlı dersler, konuşma sınıfları, ana dili İngilizce olan eğitmenler, binlerce saatlik ders içeriğini kapsayan kütüphane, telaffuz alıştırmaları, deyimler ve günlük haberler… İngilizce eğitimi ile ilgili ihtiyaç duyabileceğin her şey Open English’te seni bekliyor!
İngilizceyi güvenle ve akıcı bir şekilde nasıl konuşabilirim?
Akıcı bir şekilde İngilizce konuşmanın birçok yolu vardır.
İngilizce öğrenen çoğu insanla ilgili en büyük sorun, karşısındaki kişinin konuşurken onun hakkında ne düşüneceğini düşünmektir. Bunu yanlış mı söylüyorum? Ne düşünecekler? Ne söylemeye çalıştığımı anlayacaklar mı? Umarım neden bahsettiğimi bilmiyormuşum gibi konuşmuyorum. Yeni bir dil öğrenirken ve konuşurken bu düşüncelerin tümü size zarar verecektir.
Bu işin hilesi nedir? Yaptığınız hata umrunuzda olmamalıdır. İngilizce konuşurken hata yapıp yapmamanız önemli değil çünkü kaçınılmaz olarak birçok hata yapacaksınız. Bunu bilerek, yeni bir dil konuşmaya çalışırken oluşabilecek olumsuz sonuçları unutmalısınız. Yapılacak en iyi şey egonuzu bir kenara bırakmak ve sadece konuşmaktır. Pratik yapmak için konuşurken İngilizce cephaneliğinizdeki her şeyi kullanın.
Yanlış bir şey söylemeseniz bile, gerçekleşecek en kötü şey düzeltilmek olur ve bu sizin daha fazla öğrenmenize yol açacaktır. Hatalar güzeldir! Öğrenmenizin bu aşamasında, yapılacak en iyi şey konuşmak ve ilerlerken hata yapmaktır çünkü bu hatalardan en iyi dersleri alırsınız. Hatalarınızdan ders alacaksınız ve her konuşmada daha iyi olacaksınız. Dilediğin gibi konuşarak İngilizce öğrenmeye başlayabileceksiniz.

Yapabileceğiniz en iyi şey, bildiğiniz şeyi almak ve mümkün olduğunca tekrarlamaktır. Aynanın karşısında kendiniz konuşarak, arkadaşlarınızla mektuplaşarak ve mesajlaşarak ya da herhangi bir yere giderken olsun, pratik yapmalısınız. Tanımadığınız rastgele insanlarla tanışın ve becerilerinizin sizi nereye götüreceğini görün. Diğer insanlara zaten bildiklerinizi öğretin. Bildiklerinizi tekrarladığınız ve pratik yaptığınız sürece, kendinizden emin olacaksınız ve becerileriniz her konuşma ve tekrar ile keskinleşecektir.
Her spor veya beceride olduğu gibi, her gün bir şeyler yaptığınız sürece, gelişirsiniz. Her seferinde birkaç saat boyunca haftada bir gün pratik yapmak yerine, her gün azar azar çalışmak her zaman daha iyidir.Uygulamanın en iyi yolu, haftada 5-7 gün boyunca günde en az 30 dakikadır. Süreklilik varken, daha fazla güvende olacaksınız çünkü en son konuştuğunuz zaman 24 saat önceydi.
Yukarıda listelenen iki basit adımı takip ederek, İngilizce konuşma becerilerinizde arzu ettiğiniz güven ve akıcılığı elde edebilirsiniz. Başarınıza katkıda bulunacak en büyük faktör, disiplininizdir.İngilizce konuşmak diğerleri gibi bir beceridir. Uygulamada ve başarısızlıkta ilerleme ile, büyük gelişmeler elde edersiniz, ancak bu uygulama her gün gerçekleşmelidir. Evet, her zaman İngilizce konuşmak istemeyebilirsin, ama daha iyi olan ne?
İstediğiniz zaman hedeflerinize ulaşamadığınızda ve istediğiniz zaman yapmadaki rahatlık mı? Yoksa kendinizi her gün biraz zorlamak ve kendinizi geliştirmek mi? Spor, akademik ve iş dünyasının en iyileri, hepsini şampiyon yapan bir disipline sahiptir. Her gün kendilerine pratik yaptırıyorlar çünkü uzun vadede çok iyi gelişeceklerini biliyorlar. Buradaki amaç şu andaki rahatsızlığınızı düşünmemek, ancak yılda bir ay içinde, 6 ay içinde kazanacağınız faydaları düşünmektir.
Birkaç hafta içinde pek bir şey değişemez, ancak 6 ay, 1 yıl sonra yapacağınız sıçrama ve sınırlara şaşıracaksınız. Disiplin sizi özgür kılacaktır ve onsuz ilerleyişin olması muhtemel değildir. Başarılı olduğunu bildiğiniz birisine sorun, size disiplinin anahtar olduğunu söylerler.

Bu gönderiyi okuduktan sonra, uygulamanıza başlamak için hazır ve motive olacağınızdan eminim. Open English, canlı öğretmenlerle 7/24 okuma, yazma ve konuşma pratiğinizi yapabileceğiniz yerdir. Hangi konu ve zaman ne olursa olsun, günlük olarak kendinizi geliştirebileceksiniz. Hata yaptığınız ve günlük olarak disiplinli pratik yaptığınızı hatırladığınız sürece, kısa sürede uzman bir İngilizce konuşmacısı olacaksınız.
Sevdiklerimize duygusal bağlarımızı ifade etmek ve özel anlarını daha anlamlı kılmak için sık sık hediye verme geleneği, kültürler arasında önemli bir yer tutar. Ancak, bu güzel jestleri ifade etmek için İngilizcede kullanılan “present” ve “gift” kelimeleri arasındaki ince farklar, birçok kişi tarafından sıkça karıştırılır. Bazen olmayacak yerde ‘gift’ derken bazen de ‘present’ diyoruz. Bu karışıklığa son vermek istiyorsan bu yazı tam da senin için!
Çünkü bu yazıda, bu iki kelimenin İngilizce kullanımlarını ve anlamlarını daha ayrıntılı bir şekilde ele alacağız. Önce bu iki kelime daha çok nerede ve ne şekilde kullanılır inceleyeceğiz. Daha sonra bu farkları açıklamak için zengin örnekler sunacağız.
Kendine alabileceğin birçok şey vardır. Kremler, kıyafetler, kitaplar, öbür türlü eşyalar, yiyecekler… saymakla bitmez. Ama en değerli hediye ne diye soracak olursan, dil öğrenmek diyebiliriz. Başka kültürlerle kuracağın bağdan tut iş ve eğitim hayatındaki olumlu etkilerine kadar birçok faydasını göreceksin.
İngilizce öğrenmek, sadece bir dil öğrenmek değil, aynı zamanda yeni dünyaların ve fırsatların kilidini açmaktır. Open English ile bu yolda sana rehberlik etmekten mutluluk duyarız. Daha fazla bilgi ve kayıt işlemleri için sayfanın kenarında bulunan formu doldurman yeterli. Arkadaşlarımız seninle en kısa sürede iletişime geçecektir.

İşte, İngilizcede “present” ve “gift” kelimeleri arasındaki farkları daha ayrıntılı bir şekilde inceledik. Bu açıklamalar ve örnekler, bu iki kelimenin kullanımını daha iyi anlamana yardımcı olmalıdır. Her ikisi de sevdiklerine duygusal anlamlar yüklemek ve bağlarını güçlendirmek için harika yollar. Ama doğru kelimeyi seçmek önemli tabii. Bu kısımda doğru kelimeyi seçmene yardımcı olmak için bilmen gerekenleri yazdık. Yazının sonunda neye gift neye present diyeceğini biliyor olacaksın. E hadi o zaman başlayalım!
“Present” kelimesi, genellikle özel bir günü veya fırsatı kutlama amacıyla verilen küçük bir hediye veya jesti ifade etmek için kullanılır. Bu tür jestler genellikle kişisel bir bağlam taşır ve daha kişisel ve özel olabilirler. İşte “present” kelimesinin kullanıldığı bazı örnekler:
Akıcı bir şekilde İngilizce konuşmanın tek yolu online İngilizce kursumuz hakkında detaylı bilgi için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

“Gift” kelimesi, daha genel bir terimdir ve her türlü hediye veya armağanı ifade etmek için kullanılır. Bu, özel bir günle sınırlı olmaksızın, herhangi bir zamanda verilen her türlü hediye için kullanılabilir. İşte “gift” kelimesinin kullanıldığı bazı örnekler:
Verimli bir şekilde İngilizce çalışmak istersen hemen yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.
Günümüzde birçok öğrenci akademik hayatını yurt dışına taşımanın hayalini kuruyor. Üniversite, yüksek lisans ya da master programını yurt dışında tamamlamanın birçok avantajı var. Bunlardan en öne çıkanları, dünyanın birçok yerinde tanınır bir diplomaya sahip olmak ve alanında daha yetkin olmak. Eğer İngilizce konuşulan bir ülkede eğitim almayı planlıyorsan, TOEFL sınavından ilgili eğitim kurumunun istediği puanı alman gerekiyor.
TOEFL, yani Test of English as a Foreign Language, 1964 yılında ABD’de uygulanmaya başlamış bir İngilizce yeterlilik sınavı. Amerikan İngilizcesini üniversite düzeyinde kullanma ve anlama becerilerini ölçüyor. İlk başta sadece ABD üniversitelerince istenen bu sınav, zamanla 130’dan fazla ülkeye yayıldı.
Günümüzde Yeni Zelanda’dan Kanada’ya, Avustralya’dan Hollanda’ya birçok ülkedeki üniversite, öğrenci olmak isteyenler için geçerli bir TOEFL sonucunu şart koşuyor. Yani yurt dışında okumayı planlıyorsan, çok büyük olasılıkla bu sınava girip yeterli puanı alman gerekecek.

TOEFL, 4 bölümden oluşan ve ortalama olarak 3 saat süren bir sınav. Sınav bölümleri şunlar:
Her bölüm, adından da belli olduğu üzere, belirli bir İngilizce becerini ölçmek için hazırlanıyor. Bölümler 30 puandan oluşuyor ve sınavda her bölümü başarıyla tamamlayan öğrenciler 120 puan alıyor.
TOEFL, günümüzde internet üzerinden uygulanan bir sınav. Sınava başvuru için orijinal TOEFL (ETS) sayfasına göz atabilirsin. Sınav ücretini ödeyip kaydını yaptırdıktan sonra atandığın yere giderek öğretmenlerin kontrolünde sınava giriyorsun.
TOEFL, çoğunlukla üniversitelerde yapılıyor. TOEFL sınav yeri ve zamanı yine aynı kurumca düzenli olarak hazırlanıyor. Bunun yanı sıra TOEFL Home Edition uygulaması ile evde sınava girmek de mümkün. Bunun için gerekli ekipmanların ve ortamın sağlanması gerekiyor. TOEFL, ayrıca bilgisayar üzerinden olmayıp yazılı sınav seçeneği de sunuyor, fakat bu seçenek Türkiye’de yok.
Akademik seviyede İngilizce okuma, anlama, konuşma ve yazma becerilerini ölçen TOEFL’a hazırlık için profesyonellerden yardım almak iyi bir fikir. Eğitim hayatını yurt dışında devam etmeyi planlıyorsan, zaten kusursuz bir İngilizceye sahip olman gerekecek. Şimdi sana TOEFL’e hazırlık için en verimli yoldan bahsedeceğiz.
TOEFL, basitçe İngilizce yeterliliği ölçen bir sınav. Akademik İngilizce bilgin yeterliyse, gerekli puanı kolayca alabileceğin bir sınav. İngilizce bilgin yeterli değilse endişenmene gerek yok, çünkü Open English var.
En iyi online İngilizce kursu Open English, TOEFL hazırlık dönemin boyunca kullanabileceğin en iyi platformlardan biri. Neden?
Öncelikle Open English, İngilizce 4 dil becerisini (okuma, anlama, konuşma ve yazma) kazandırmak amacıyla CEFR (Avrupa Dil Ortak Çerçeve Programı) standartlarına uygun bir şekilde hazırlanmış binlerce saatlik ders içeriğine sahip. Ayrıca ana dili İngilizce olan eğitmenlerle sınırsız canlı derse girerek eksik olduğun konuları tamamlayabiliyorsun.
Şimdi TOEFL hazırlık için neden Open English’in mükemmel bir seçim olduğuna gelelim. Open English’te TOEFL Hazırlık diye özel bir bölüm var. Aboneliğini başlattığında bu bölümden sınırsız sürede yararlanabiliyorsun.
TOEFL Hazırlık bölümünde 300 saati aşkın ders içeriğiyle beraber bire bir TOEFL sınav deneyimi seni bekliyor. Buradaki TOEFL sınav örneklerini ister süreli ister süresiz olarak çözebilirsin. TOEFL hazırlık çalışmalarını tamamladıktan sonra gerçek sınav deneyimine hazır olman için süreli TOEFL örnek sınavlarını çözmeni tavsiye ediyoruz.

TOEFL sınavının belirli bir formülü var ama bu formül değişmiyor. Sınavın amacı, akademik açıdan İngilizcenin yeterli olduğunu belirlemek. TOEFL sınavı, reading (okuma) bölümünde akademik bir makaleyi ne kadar anladığını, listening ve speaking (dinleme ve konuşma) bölümlerinde ders anlatan bir hocayı ya da okul içinde yaşayabileceğin bir olayda ne verimlilikte iletişim kurabileceğini, writing (yazma) bölümünde ise akademik bir makaleyi nasıl yazabileceğini ölçüyor.
Yani formül belli. Open English’te de bu formüle uygun birçok örnek sınav var. Örnek TOEFL sınavları gerçek TOEFL deneyimiyle bire bir, ister süreli ister süresiz olarak bu soruları çözebilirsin.
Open English TOEFL hazırlık sınavından alacağın puan, gerçek sınavdan alacağın puana çok yakın olacak. Çünkü sınavlar neredeyse bire bir, herhangi bir sürpriz yok! Üstelik sonucunu 48 saat içinde alacaksın. Yani her 2 günde bir yeni bir TOEFL örnek sınavı çözerek eksiklerini tamamlayabilirsin.
TOEFL sınavı hakkında merak edilen birçok konu hakkında bilgi verdik. Şimdi diğer konulardan bahsedelim. Akademik anlamda yurt dışını hedefliyorsan, TOEFL sınavı hakkında ne kadar fazla şey bilirsen o kadar iyi. Çünkü muhtemelen bu sınav karşına çıkacak.
TOEFL sınav ücretini, sınavı sağlayan kurum olan ETS belirliyor. Sınav ücretleri gireceğin sınavın türüne ve tarihine göre değişiyor.
2022 TOEFL sınav ücreti, TOEFL onaylı bir kurumda sınava girmeye karar verdiğin zaman yaklaşık olarak 157 dolar. Güncel TOEFL sınav ücretleri için ETS internet sitesinden bilgi alabilirsin.
TOEFL sınavından alman gereken puan, başvurduğun kurumun seçimlerine göre değişiyor. Sınavda alabileceğin maksimum puan 120, bu da İngilizce seviyenin C2, yani ileri seviyede olduğunu gösteriyor.
Kimi iş yerleri TOELF için 72 puan sınırı koyarken (orta giriş seviyesi), bazı üniversiteler 90 üzeri bekliyor (ileri giriş seviyesi). Yani TOEFL sınavından kaç puan alman gerektiği tamamen başvurduğun kurumla alakalı bir şey. Unutmadan, Open English ile TOEFL hazırlık testlerinde alacağın puana bakarak sınavdan yaklaşık ne sonuç alabileceğini görebilirsin. Kendini denemek istiyorsan, iletişim formumuzu doldur, hemen sana dönelim.
TOEFL sınavına isteyen herkes girebiliyor. Sınava giren adaylar ise çoğunlukla şunlar: