İngilizce yer edatları hangi seviyede olursanız olun karşınıza sürekli çıkacak, çok temel bir konudur. Bu kadar kritik olmasına rağmen İngilizceyi ikinci dil olarak öğrenen kişilerde ne kadar ileri seviyede olsalar bile karıştırıldığını görürüz. Bunun sebebi ise İngilizce yer edatlarının genelde Türkçedeki karşılıklarına göre farklı imaları olmasıdır.
Bu yazımızda İngilizce yer edatları konusunu detaylıca inceleyecek ve İngilizce yer edatları içeren örnek cümleler ile konuyu pekiştireceğiz. Böylece İngilizce yer edatları artık senin için kafa karıştırıcı bir konu olmayacak, günlük hayatında, yazılarında, ödevlerinde güvenle kullanabileceksin!
Fakat başlamadan önce sana Open English’ten bahsetmek isteriz. Dünyada önde gelen online İngilizce kursu olan Open English, İngilizce öğrenme serüveninin her adımında sana yardımcı olmak için var! Peki, Open English’e abone olarak ne gibi fırsatlardan yararlanabilirsin? Hemen açıklayalım!
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

İngilizce yer edatları, yani “prepositions of place”, adından da anlaşılabileceği gibi bir şeyin nerede olduğunu gösterirken kullandığımız edatlardır. İngilizce yer edatları için kullandığımız kelimelerin bir kısmı zaman için de kullanılabilmektedir.
İngilizce yer edatları bu geniş kullanım alanı sebebiyle her konuşmada bir şekilde karşımıza çıkar. Dolayısıyla öğrenilmesi, İngilizce dil becerin için oldukça kritiktir. En temel üç İngilizce yer edatına değindikten sonra diğerlerini de ayrı bir başlıkta inceleyeceğiz.
İngilizce yer edatları arasında en önemlilerinden olan In, anlam olarak “içinde” şeklinde çevirilebilir. Fakat bu çeviriyi Türkçeye direkt çevirip kullanmaya çalışırsan mutlaka yanılırsın. Biz yine çoğu yer edatı gibi In’i de Türkçede “-de, -da” eki olarak görürüz.
In İngilizce yer edatının asıl iması daha genel olmasıdır. Kıtalar, ülkeler, şehirler, mahalleler gibi içinde farklı bir çok yer belirten bir mekandan bahsediyorsak bu yüzen In kullanmamız daha doğru olur.
İngilizce yer edatları arasında diğer bir önemli başlık “on”dur. Yine On’u da “-de, -da” olarak çevirebiliriz. Fakat farkı In’e göre daha özel bi yerden bahsediyor olması. Yani, In’de bahsettiğimiz genel yerlere (ülke, şehir vb.) nazaran burada biraz daha küçük, daha özel yerlerden bahsedeceğiz. Mesela bir sokak, cadde, ada gibi.
İngilizce yer edatları arasında en spesifik, en özel yerlerde kullandığımız At’te sıra. Fark ettiysen In, On ve At gitgide genellikten uzaklaşıp özelliğe gitmeye başladı. Diğerlerinde hep bir alandan bahsederken At’te özellikle kesin bir yerden bahsederiz. Örneğin belli bir adresten, spesifik bir mekandan, işletmeden bahsederken At kullanıldığını görürürüz.
Umarız buraya kadar yazımızın faydası dokunmuştur! İngilizce yer edatları ilk bakışta kafa karıştırsa da mantığını kavradığımızda devamı kolay gelen bir konudur. Bu yüzden tekrarını yapmalısın. Yazımızın devamına geçmeden sana bir soru sormak isteriz. İngilizceyi ana dilin gibi konuşmak ister misin?
Cevabın “evet” ise seni Open English’e davet ediyoruz. 15 yılı aşkın süredir 1.5 milyon kişiye İngilizce öğretmiş olan Open English, sana İngilizce çalışman ve İngilizceye hakim olman için harika fırsatlar sunuyor. Open English’e kaydolarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında pratik yapabilir ve içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Bu başlığımızda kısaca diğer İngilizce yer edatlarına değineceğiz. Burada daha önce bahsettiğimiz In ve On İngilizce yer edatlarını başka bir anlamlarıyla daha göreceksin.

İngilizce yer edatlarından bahsettiğimiz bu yazımızı artık sonlandırıyoruz. Umarım yazımızın faydası olmuştur! Eğer İngilizce yer edatlarından sonra öğrenmeye devam etmek istersen bir başka kritik bir konu olan İngilizce Noktalama İşaretleri başlığımıza göz atmanı öneriyoruz. Bu yazımızın sonuna gelmeden seni tekrardan Open English’e davet etmek isteriz.
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında öğrendiklerinin pratiğini yapabilir ve dev içerik arşivimizdeki içeriklere sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
İngilizce konuşma becerisi, dünya genelinde önemli bir yere sahip. İş, seyahat, eğitim gibi birçok alanda İngilizce bilmek avantaj sağlar. Ama, birçok kişi İngilizce konuşurken gerildiği için bu beceriyi geliştirmekte zorlanıyor. Bu yazıda, neden İngilizce konuşurken gerildiğimizi ve bu sorunu nasıl çözebileceğimizi ele alacağız.
İlk olarak, İngilizce konuşma konusunda kendini yetersiz hissetmen gayet normal bir durum. Yeni bir dil öğrenmek, sıfırdan başlayıp yeni bir becerisi kazanmak her zaman zor bir süreçtir. Bu süreçte kendine baskı yapmak, kusursuz bir konuşma becerisi geliştirmek istemen gerilmene sebep olur. Ancak, unutma ki herkes hata yapabilir ve İngilizce öğrenmek bir yolculuktur. Kendine zaman tanı ve öğrenme sürecinin bir parçası olarak hatalarından ders çıkarmaya bak.
İkinci olarak, İngilizce konuşurken gerilmene sebep olan bir diğer faktör de konuştuğun kişilerin beklentileridir. Özellikle, iş görüşmeleri veya sunumlar gibi resmi durumlarda İngilizce konuşmak, konuştuğun kişilerin seni değerlendirecek olması gerilmene sebep olur. Bu durumda, kendini özgüvenli hissetmek için hazırlıklı olman önemlidir. Önceden hazırlık yaparak, konuşacağın konuya hakim olabilir ve sorulara cevap vermek için gerekli kelime ve ifadeleri öğrenebilirsin.
Üçüncü ve en etkili sorun telaffuz kaygısı. İngilizce kelimelerin doğru telaffuz edilmesi, İngilizce konuşma becerisinin önemli bir parçasıdır. Ama, bazı kelimelerin doğru telaffuz edilmesi zor olabiliyor ve bu da gerilmen için büyük bir sebep. Arka fonda sürekli ‘kimse benim ne dediğimi anlamadı’ gibi bir kaygı yuvarlanıp durur. Bu durumda, doğru telaffuzun önemli olduğunu unutmadan, özellikle başlangıç aşamasında kendine fazla baskı yapmamaya çalış. Yavaş ve doğru bir şekilde konuşmaya özen gösterirsen, kelimeleri doğru telaffuz etmen kolaylaşır. Zamanla da telaffuz becerilerin gelişir.
Son olarak, İngilizce konuşurken herkesin yaşadığı en temel problem sosyal kaygıdır. Nedeni ise, dil becerilerini yeterince güçlü hissetmediklerinden veya yanlış anlaşılmaktan korktuklarından kaynaklanıyor. Ancak, doğru stratejileri uygulayarak, bu stresi azaltabilir ve kendini daha rahat hissedebilirsin.

İlk adım, yeterli hazırlık yapmaktır. Konuşmalarının konusuna hakim ol ve gerektiğinde konuşmanı, konuşma öncesinden hazırla. Bunu yaparken de kelimelerin doğru telaffuz edildiğinden emin ol ve önceden pratik yap ki daha akışkan konuşabilirsin. Bununla beraber, İngilizce konuşurken yaygın olarak kullanılan ifadeleri öğrenmen de oldukça faydalı olacaktır. Böylece, doğru ifade kullanarak daha akıcı bir konuşma yapabilirsin.
İkinci olarak, sakin kalmak çok önemlidir. Stresli bir durumda olduğunda, bedenin “savaş ya da kaç” moduna girer ve kalbin daha hızlı atmaya başlar. Bu da seni daha fazla stres altında hissettirir. Bu yüzden, derin nefes alarak rahatlamaya çalış. Derin nefes almak, vücudunun rahatlamasına yardımcı olur ve kendini daha sakin hissetmen için oldukça etkili bir yöntem.
Üçüncü olarak, yanlış yapmaktan korkma. Herkes hata yapabilir ve İngilizce konuşurken de hata yapman da gayet normal. Sadece hatalarından ders çıkarmaya çalış ve tekrar denemekten vazgeçme. Çoğu durumda, insanlar İngilizce konuşan kişilerin kusurlarını takdir ederler ve hatalarını düzeltmek için yardımcı bile olurlar.
Kendini eleştirerek veya iç sesinle mücadele ederek konuşmanı engelleyebilirsin. Bunun yerine, konuşma pratiği yaparken kendine izin ver hatalar yap ve daha fazlasını öğren. Hata yapmanın bu sürecin bir parçası olduğunu kabul et. Başarılı olduğun noktalara odaklan ve kendini daha fazla motive etmekten geri durma. Ayrıca kendine olumlu düşünceler yüklemek de bu sürecin bir parçası. Kendine sürekli “Benim İngilizcem iyi ve konuşabilirim” gibi cümleler söyle. Pozitif bir tutum sergilemek hem sana güven verir hem de başarılı bir şekilde İngilizce konuşmana katkı sağlar.
Dördüncü olarak, bol bol dinleme yap ve anlamaya çalış. İngilizce konuşan kişilerle konuştuğunda, sadece konuşmaya odaklanmak yerine, ne dediklerini anlamaya da çalış. Bu, hem daha akıcı bir şekilde cevap verebilmeni sağlar hem de İngilizce anlama yeteneğini geliştirir.
Beşinci olarak, İngilizce sözcük dağarcığını genişletmek kendine güvenmene ve daha rahat bir şekilde konuşmana yardımcı olacaktır. Her gün yeni bir kelime öğrenerek kelime bilgini geliştirebilirsin. Yeni bir kelime öğrendiğinde onu hemen cümle içinde kullanmaya çalış. Bu şekilde, yeni öğrendiğin kelimenin pratik yaparak hafızanda kalmasına ve kelime dağarcığının genişlemesine yardımcı olacaktır.
Son olarak, İngilizce konuşmaktan keyif almaya çalış. Konuşma sırasında ne kadar rahat olduğunun farkına varmalısın. Kendine rahat bir alan yarat en basitinden. Ve İngilizce öğrenmeyi bir iş ya da sorumluluk değil kendin için yaptığın bir aktivite olarak değerlendir. Bu şekilde bakınca üzerinden bir yük kalkacak. Çünkü artık zorunlu olarak gördüğün uykunu kaçıran bir şey yok ortada. Sadece sevdiğin ve gerçekten keyif aldığın için sürdürdüğün bir şeyle uğraş içinde olduğunu farkedeceksin.
Bu sayede İngilizce konuşmanın nasıl da keyifli bir deneyim olduğunu göreceksin. Bu yöntemleri uygulayıp kendi kendine telkinlerde bulundukça, kendine olan güvenin artacak ve daha rahat bir şekilde konuşmaya devam edeceksin.
Rahat ve özgüven içinde konuşmanı sağlayacak en etkili şey, Open English ile İngilizce öğrenmek!

Yabancı bir dil öğrenirken, özellikle de İngilizce konuşurken gerilmen oldukça yaygın bir durum. Bu gerilim doğal olarak özgüvenini azaltır ve hatta İngilizce çalışma ile öğrenme sürecini yavaşlatabilir. Open English online dil kursu sana bu konuda yardımcı olmak için oluşturuldu.
Open English, uzman öğretmenler ve son teknoloji öğrenme araçlarıyla öğrenme sürecini rahat ve eğlenceli hale getirmeye yardımcı olur. Özgüvenini artırmana, pratik yapmana ve İngilizce konuşma becerilerini geliştirmene yardımcı olacak bir dizi aktivite ile 7/24 erişim sağlayabileceğin bir platform. Sen de Open English ailesine katıl ve özgüvenle İngilizce konuşmanın keyfini çıkar.
İngilizce emir cümleleri aslında günlük hayatta sık sık kullandığımız cümleler. İsminin aksine rica etme durumlarında da kullanabildiğimiz İngilizce emir cümleleri, öğrenmesi oldukça kolay bir konudur. İngilizce emir cümlelerinin örneklerini verdikçe ne kadar kolay olduğunu sen de göreceksin!
Bu yazımızda sana İngilizce emir cümleleri hakkında her şeyden bahsedeceğiz ve örneklerle destekleyeceğiz. Kesinlikle atlamamanız gereken İngilizce emir cümleleri konusunu öğrenmeniz emin olun ki günlük hayatta da oldukça yardımcı olacaktır!
Fakat başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Eğer İngilizceyi temelden, en doğru şekilde öğrenmek istiyorsan alanında önde gelen online İngilizce kursu Open English’e de bir göz atmalısın. Peki Open English sana neler sunuyor?
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

İngilizcede cümleleri verdiği anlamlar açısından kipler (moods) olarak ayırırız. Aralarında Indicative, Subjunctive cümleler de olan bu konuda bizi ilgilendiren kısım Imperative cümleler. Yani İngilizce emir cümleleri.
Bu cümlelerde adı üstünde birilerine emir verme anlamı var. “Emir” deyince olumsuz ve kaba duyuluyor olabilir fakat aslında birinden bir şey isterken, birini heveslendirirken bile kullandığımız cümleler İngilizce emir cümleleri olabilir.
İngilizce emir cümleleri, oluşturulması açısından epey kolaydır. Bu tarz cümlelerde özne yoktur çünkü öznenin “you” olduğu ima edilir. İngilizce emir cümleleri direkt olarak fiil ile başlar.
Olumsuz olduklarında ise “don’t/do not”, arkasından fiil ile başladığını görürüz. İngilizce emir cümlelerinde soru anlamı ile karşılaşmayız.
Emir cümlelerine “please, kindly” gibi kelimeler ekleyerek rica anlamı katabiliriz.
Umarız buraya kadar her şey açık ve nettir! İngilizce emir cümleleri gibi temel konuları en doğru şekilde öğrenmek çok önemlidir. Bu yüzden, eğer İngilizce emir cümleleri hakkında aklında sorular varsa Open English’e göz atmanı öneriyoruz!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, derslerde öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında pratiğe dökebilir ve dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve hemen İngilizce öğrenmeye başlamak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

İngilizce emir cümlelerinde soru cümleleri görmediğimizi söylemiştik. Evet, direkt olarak yok fakat bazen soru hissiyatı olan, cevap bekleyen emir cümleleri ile karşılaşabiliriz. Bunlara teknik olarak soru cümlesi diyemeyiz. Çünkü direkt olarak soru sormaz. Fakat cevap beklemesi açısından soru anlamı olduğunu da savunabiliriz.
Emir cümlelerinin kendi başına koşul anlamı yoktur. Fakat koşul cümlelerini hatırlarsan zaten kuruluşları özel bir tenseden gelmiyor. Farklı tenselerle koşul cümleleri oluşturmak da mümkündü. Peki bu cümlelerden biri neden emir cümlesi olmasın?
Peki bu cümleleri nasıl oluşturuyoruz? Genelde If Clause, yani koşul cümlesinde Simple Present Tense kullanırız. Main Clause, yani sonuç cümlesinde ise emir cümlesi kullanırız. Bu cümlelerde, bir durumla karşılaşıldığında ne yapılması gerektiğini emir cümlesi ile söyleriz. Tabii ki daha kibar olması için “should” da kullanabilirdik.

Bugünkü yazımızda İngilizce emir cümlelerinden bahsettik. Aynı zamanda İngilizce emir cümlelerinin nasıl oluşturulduğuna yer verdiğimiz bu yazımız umarız faydalı olmuştur! İngilizce emir cümlelerinin dahil olduğu üst başlık olan Indicative, Imperative, Subjunctive Mood Konu Anlatımı isimli yazımızı da incelemeni öneririz.
Yazımızı kapatırken sana bir sorumuz var: İngilizceyi ana dilin gibi konuşmak ister misin? Eğer çoğu insan gibi cevabın “evet” ise seni Open English’te görmeyi çok isteriz. Open English, dünya çapında 1.5 milyon insana 15 yıldır İngilizce öğreten bir online İngilizce kursu. Dolayısıyla alanında oldukça donanımlı ve deneyimli! Bu deneyimden faydalanmak istersen sen de aramıza katıl!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşarak pratiğe dökebilir ve dev içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklara sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım.
İngilizce ve Türkçe gibi farklı dillerin birçok ortak kelimeye sahip olması sana da şaşırtıcı gelmiyor mu? Eminim sen de bu kelimelerin neler olduğunu merak ediyorsundur!
İngilizce ve Türkçe, farklı kökenden gelen iki farklı dil. İngilizce, İngiltere’de oluşan bir Almanik dil ailesi olan Batı Cermen dillerinin bir parçası. Türkçe ise, Türkiye’de konuşulan ve Türkler tarafından kullanılan Türk dilinin resmi adı. İki dil arasında birçok farklılık olmasına rağmen, şaşırtıcı bir şekilde birçok ortak kelime de bulunuyor.
Bu kelime dağarcığı, iki dili birbirine bağlayan köprülerden biridir ve iki kültür arasında bağlantı kurmayı kolaylaştırır. Bu ortak kelimelerin bazıları, iki dilde de aynı anlama gelen ve benzer şekilde telaffuz edilen kelimelerdir hatta.
Bazıları ise İngilizcede farklı bir anlamda kullanılırken, Türkçede farklı bir anlama sahip olabilir. Bu yazıda, İngilizce ve Türkçe arasındaki ortak kelimeleri keşfedeceğiz ve bu kelimelerin nasıl kullanılabileceğine dair bazı örnekler sunacağız.
İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek için hemen yan taraftaki formu doldur ve İngilizce öğrenme serüvenine hemen başla!
E, hazırsan başlayalım!


Her geçen gün yeni teknolojik gelişmeler yaşanıyor ve bu da hem İngilizce hem de Türkçe gibi birçok dilde ortak kelime ve ifadelerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Bu benzerlikler, dil öğreniminde de oldukça faydalıdır ve öğrenmeyi kolaylaştırır. Yani takip etmekte fayda var.
Hızlı bir şekilde İngilizce çalışmaya başlamak için hemen yan taraftaki formu doldur. Seni kısa sürede arayalım ve İngilizce serüveninde her zaman yanında olalım.

Open English ile Türkçedeki kelime benzerliklerinden faydalanıp İngilizcede daha kolay kullanabilmen için hazırlanmış taslaklarla daha kolay İngilizce öğrenebilirsin. İngilizce ve Türkçe arasındaki bu benzerlikler, İngilizcede hem daha hızlı ilerlemene yardımcı olacak hem de İngilizceyi daha kolay bir şekilde anlamanı sağlayacaktır.
Open English online bir dil kursu olduğu için deneyimli öğretmenlerden interaktif dersler alarak İngilizceni istediğin yerden geliştirmen gayette mümkün!
Her seviyede öğrenciye uygun programlarla seviyene ve hedeflerine göre özelleştirilmiş bir İngilizce öğrenme deneyimi yaşa!
Tüm bunlarla beraber Open English sana dünya genelindeki öğrencilerle iletişim kurma fırsatı da sunar. İngilizce öğrenirken, farklı kültürlerden insanlarla tanışabilir ve İngilizce pratik yaparak dil becerilerini geliştirebilirsin.
Hemen bugün kayıt olmak için yanda bulunan formu doldur. Arkadaşlarımız sana dönsünler!
İngilizce soru cümleleri, İngilizceyi öğrenirken sık sık kafa karıştıran konulardan bir diğeri. Her tense’de, çoğu kalıpta farklı farklıİ İngilizce soru cümlelerini görüyoruz. Soru sormak da hayatın ayrılmaz bir parçası olduğu için öğrenmekten başka bir şansımız yok. Ama korkma! Soru tiplerinin hepsinin çok temel bir mantığı var!
Bu yazımızda İngilizce soru cümleleri konusunun derinliklerine ineceğiz. Yazımızda İngilizce soru cümlelerini irdelemekle kalmayacak, İngilizce soru cümleleri konusunun püf noktalarından bahsedip, örneklerle pekiştireceğiz. Hazırsan başlayalım!
Fakat başlamadan önce sana Open English’ten bahsetmek isteriz. Dünyada önde gelen online İngilizce kursu olan Open English, İngilizce öğrenme serüveninin her adımında sana yardımcı olmak için var! Peki, Open English’e abone olarak ne gibi fırsatlardan yararlanabilirsin? Hemen açıklayalım!
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.
İngilizce soru cümlelerini dört temel başlığa ayıracağız. En temel soru tipinden başlayarak üzerine eklemeler yaparak devam edeceğiz.

İngilizce soru cümlelerine en temel soru tipi olan, hepimizin tenseleri öğrenirken öğrendiği Yes/No Questions var. Başka bir adı olan General Questions olarak da bilinen Yes/No Questions’ın adı aslında çok şeyi açıklıyor: Bu soruların cevabı “evet” ya da “hayır” olmak zorunda.
Elimizde hangi tensede cümle olursa olsun, pozitif cümle kurulmasını bilirsen bir Yes/No Question oluşturmak epey kolay. Yapman gereken tek şey yardımcı fiili ya da modal fiili başa almak!

İngilizce soru cümlelerinin ikincisi ise Wh- Questions. Diğer ismi ise Special Questions. Bu tarz sorularda özellikle bir cevap isteriz. Önceki İngilizce soru cümleleri başlığımızdaki gibi bir bilginin onayını beklemez, direkt bilgi isteriz.
Bu İngilizce soru cümlelerini oluşturmak, önceki başlığı biliyorsan bu çok kolay. Çünkü yapman gereken tek şey Yes/No tipi bir sorunun başına soru kelimesi eklemek! Burada dikkat etmen gereken şey ise sorunun içinde cevabını bulundurmaması.
Not: Son cümlemizde dikkat ettiysen zaman ibaresini çıkardık. Çünkü zaten sorduğumuz şey ne kadardır orada yaşadığı.
Umarız buraya kadar yazımızın faydası dokunmuştur! İngilizce soru cümleleri ilk bakışta kafa karıştırsa da mantığını kavradığımızda sorun olmayacak bir konudur. Bu yüzden tekrarını yapmalısın. Yazımızın devamına geçmeden sana bir soru sormak isteriz. İngilizceyi ana dilin gibi konuşmak ister misin?
Cevabın “evet” ise seni Open English’e davet ediyoruz. 15 yılı aşkın süredir 1.5 milyon kişiye İngilizce öğretmiş olan Open English, sana İngilizceye hakim olman için harika fırsatlar sunuyor. Open English’e kaydolarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında pratik yapabilir ve içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
İngilizce soru cümlelerinin üçüncüsü Choice Questions, yani seçim soruları. İngilizce soru cümleleri arasında biraz daha arada kalmış bir konu olsa da aslında epey kolay. İngilizce soru cümlelerinin bu başlığındaki anlam, adından da çıkarılabildiği gibi birinin tercihini, seçimini sormak.
Bu tip soru cümlelerini sorabilmek için ilk İngilizce soru cümleleri başlığımıza danışmamız gerekiyor. Çünkü aslında bu tip İngilizce soru cümlelerinde Yes/No sorusuna “or” ekleyip ikinci seçeneği soruyoruz. Dikkat! Bu cümlelere “evet/hayır” cevabını veremeyiz.

Son İngilizce soru cümleleri başlığımız ise Tag Questions. Bu sorularda aslında Türkçede sık sık kullandığımız “değil mi” anlamını veriyoruz.
Bu tip soruları oluşturmak için olumlu ya da olumsuz bir cümleye ihtiyacımız var. Ardından virgül koyup bu cümlenin yardımcı fiilini ve öznesini zamir halinde eklememiz yeterli. Yalnız dikkat et! Cümle olumlu ise yardımcı fiil olumsuz, cümle olumsuz ise yardımcı fiil olumlu olmalıdır.
Soru cümleleri konusundan bahsettiğimiz bu yazımızı sonlandırıyoruz. Umarız İngilizce soru cümleleri ile ilgili yazımızın faydası olmuştur! Eğer öğrenmeye devam etmek istersen bir başka kritik bir konu olan İngilizce Karşılaştırma Cümle Örnekleri başlığımıza göz atmanı öneriyoruz. Bu yazımızın sonuna gelmeden seni tekrardan Open English’e davet etmek isteriz.
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında öğrendiklerinin pratiğini yapabilir ve dev içerik arşivimizdeki içeriklere sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve hızlıca İngilizce çalışmaya başlamak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
Bu yazımızda, unutulmaz bir şarkı olan Evanescence – My Immortal çevirisini yapacağız. Hepimizin dillerine dolanan My Immortal çevirisi ile gözlerinizi doldurabilir! 2003 yılında yayınlanan Evanescence – My Immortal çevirisi ile bu klasik şarkıyı tamamen anlayabilecek, eşlik edebileceksin!
Başlamadan önce seni önde gelen online İngilizce kursu Open English’e davet etmek istiyoruz! Open English’e üye olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerle 7/24 canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında pratik yapabilir ve dev içerik arşivimizden sınırsız faydalanabilirsin!
Open English hakkında daha fazla bilgi almak ve İngilizce öğrenmeye hemen başlamak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.
Evanescence, 1995 yılında Arkansas’ta Amy Lee ve Ben Moody tarafından kurulmuştur. 2003’teki ilk albümlerinin yayınlanması ile dünya çapında bir üne sahip olmuşlardır. Bring Me To Life, My Immortal, Lithium gibi şarkıları dünyanın dört bir ucunda dillere pelesenk olmuştur.
My Immortal çevirisine başlamadan önce seninle İngilizce sözlerini bir inceleyelim. My Immortal çevirisni elinden geldiğince senin yapmaya çalışmanı öneririz. Böylece çeviriye geçtiğimizde doğrularını ve yanlışlarını kontrol edebilirsin. Belki de halihazırda mükemmel bir My Immortal çevirisi yapmışsındır!

I’m so tired of being here
Suppressed by all my childish fears
And if you have to leave
I wish that you would just leave
‘Cause your presence still lingers here
And it won’t leave me alone
These wounds won’t seem to heal
This pain is just too real
There’s just too much that time cannot erase
When you cried I’d wipe away all of your tears
When you’d scream I’d fight away all of your fears
And I held your hand through all of these years
But you still have all of me
You used to captivate me by your resonating light
Now I’m bound by the life you left behind
Your face, it haunts my once pleasant dreams
Your voice, it chased away all the sanity in me
These wounds won’t seem to heal
This pain is just too real
There’s just too much that time cannot erase
When you cried I’d wipe away all of your tears
When you’d scream I’d fight away all of your fears
And I held your hand through all of these years
But you still have all of me
I’ve tried so hard to tell myself that you’re gone
But though you’re still with me
I’ve been alone all along
When you cried I’d wipe away all of your tears
When you’d scream I’d fight away all of your fears
And I held your hand through all of these years
But you still have all of me
All of me… me… me…
Umarız buraya kadar My Immortal çevirisine başlamadan sözleri hatırlamış, şarkıya eşlik edebilmişsindir! Yazımızın kalanında My Immortal çevirisini yapacağız. Eğer My Immortal çevirisi gibi çevirilerine ihtiyaç duymadan, istediğin her şarkıyı dinlediğin anda anlayabilmek istiyorsan Open English’e kayıt olmanı şiddetle tavsiye ediyoruz!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerle ders alabilir, yabancılarla canlı konuşma gruplarında pratik yapabilir, dev içerik arşivimize ve My Immortal çevirisi gibi yazılarımıza istediğin zaman, sınırsız erişebilirsin!
Open English’e kayıt olmak ve İngilizce konuşmaya başlamak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Burada olmaktan çok yoruldum
Tüm çocuksu korkularım tarafından bastırılarak
Ve eğer gitmen gerekiyorsa
Sadece gitmeni diliyorum
Çünkü varlığın hala buralarda oyalanıyor
Ve beni yalnız bırakmıyor
Bu yaralar iyileşeceğe benzemiyor
Bu acı fazlasıyla gerçek
Zamanın silemeyeceği birçok şey var
Ne zaman ağlasan gözyaşlarını silerdim
Ne zaman çığlık atsan korkularını def ederdim
Ve yıllar boyu elini tuttum
Ama hala bana tamamen sahipsin
Vücudumu yankılanan ışığınla cezbederdin
Şimdi ise geride bıraktığın hayata tutunuyorum
Yüzün, bir zamanlar hoş gelen rüyalarıma dadanıyor
Sesin, tüm akıl sağlığımı başımdan savıyor
Bu yaralar iyileşeceğe benzemiyor
Bu acı fazlasıyla gerçek
Zamanın silemeyeceği birçok şey var
Ne zaman ağlasan gözyaşlarını silerdim
Ne zaman çığlık atsan korkularını def ederdim
Ve yıllar boyu elini tuttum
Ama hala bana tamamen sahipsin
Çok denedim kendime gittiğine inandırmak için
Ama yine de hala benimlesin
En başından beri yalnızdım ben
Ne zaman ağlasan gözyaşlarını silerdim
Ne zaman çığlık atsan korkularını def ederdim
Ve yıllar boyu elini tuttum
Ama hala bana tamamen sahipsin
Böylece My Immortal çevirisini de yapmış olduk. Eğer kendin çevirmeye çalıştıysan kontrol etmeni öneriyoruz. Tabii ki çeviride alternatif yaklaşımlar olabilir. Fakat anlamı yeterince yakınsa tebrik ederiz! Çevirmesi o kadar da kolay olmayan My Immortal çevirisini başarıyla yapmışsın kabul ediyoruz!

Umarız My Immortal çevirisi yazımızdan yeni şeyler öğrenmişsindir. My Immortal çevirisi gibi şarkı sözlerinin çevirilerini okumayı seviyorsan bir diğer yazımız olan Nothing Else Matters Sözleri – Nothing Else Matters Çevirisi yazımızı incelemeni öneririz.
My Immortal çevirisi yazımızın sonuna gelmişken seni Open English’e davet ediyoruz. Ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabileceğin, yabancılarla pratik yapabileceğin ve tüm içeriklerimize sınırsız erişebileceğin Open English aboneliği, eminiz ki İngilizceni en üst seviyeye taşıyacak! Böylece My Immortal çevirisi gibi yazılara ihtiyaç duymadan, sevdiğin her şarkıyı dinlediğin anda anlayabilirsin!
Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım.
Nasıl ki ana dilimizi konuşurken kibar olmaya özen gösteriyorsak, farklı bir dil konuşurken de kibar olmaya dikkat etmeliyiz. Özellikle resmi kurumlarda, kendimizden büyük biriyle konuşurken sokak ağzıyla değil kibar bir dille konuşmalıyız. Sokak dili, yakın olduğumuz kişilerle konuştuğumuz dil ile saygılı konuşmamız gereken alanlarda farklı kalıplar kullanmamız gerekir.
Buna Türkçeden bir örnek vererek açıklamak gerekirse; arkadaşlarımızla buluştuğumuzda “N’aber ya?” gibi bir kalıp kullanırken, bizden yaşça büyük biriyle konuşurken “Nasılsınız?” gibi bir kalıp kullanırız. Türkçeyi konuşarak öğrendiğimiz için bu kalıpları kullanırken fazla zorlanmayız. Ancak farklı bir dil öğrenirken hangi kalıbı nerede kullanacağımız konusunda ikileme düşebiliriz. Bu yazıda açıklamalarıyla birlikte kullanabileceğin kibar cümle kalıplarından bahsedeceğiz.

Thank you: Teşekkür ederim demenin kibar ve genel söylemidir. Kısaca “Thanks.” demek yerine “Thank you.” ifadesini kullanman daha kibar olacaktır.
Please: Bir şey rica etmeden veya yapmadan önce lütfen deme şeklidir. Cümle başında veya sonunda kullanılabilir.
Excuse me: Afedersiniz, özür dilerim anlamları taşır. Çoğunlukla tanımadığınız insanlara basit bir hatadan dolayı söylenen sözdür. Örneğin, birinden yol isterken excuse me diyebilirsin.
Bu bölümde en sık kullanılan kibar cümle kalıplarından bahsettik. Bu örnekleri çoğaltmak için birkaç kalıba daha yer vereceğiz. Bu kalıpların cümlede ve diyalogta kullanımı ile ilgili örnekleri bulmaksa sana düşüyor. Yorumlarda bu kalıplarla ilgili cümleler kurabilir, hangisinin nerede kullanıldığı hakkında bilgi verebilirsin. Eğer henüz bu cümleleri kuracak yetkinlikte değilim diyorsan Open English ile kalıcı İngilizce öğrenme fırsatı seni bekliyor! Yabancı uyruklu öğretmenler, sana özel quizler, online canlı dersler ve istediğin her yerde pratik yapabilmeni sağlayan zengin içerikler sayesinde İngilizceni geliştirebilir, doğru ve düzenli çalışma ile hızlıca İngilizce konuşmaya başlayabilirsin. Hemen iletişim formunu doldur, uzmanlarımız seninle iletişime geçsin!
“Could I possibly…”/ “ Would you mind If I…”/ ”Is it all right If I…”/ “Do you mind…”/ I would like to…”/ “I think…” / “In my opinion…”/ “Let me know…”/ “I agree up to a point…”

Eğer yurt dışına çıkmaya hazırlanıyorsan ve kültür farklılıklarından dolayı yeterince kibar olamayacağından endişeleniyorsan bu başlık tam sana göre! Kalıpları biliyorum ama yine de yüz ifadem nasıl olmalı, kime nasıl hitap etmeliyim gibi sorular aklını kurcalıyorsa birkaç maddeyle İngilizce konuşurken nelere dikkat etmen gerektiğinden bahsedeceğiz.
Öncelikle kibar davranışların büyük çoğunluğunun evrensel olduğunu unutmamalısın. Eğer normalde kibar biriysen, kolay kolay kabalık yapmıyorsan, muhtemelen İngilizce konuşurken de kabalık etmezsin, yani endişeye kapılmana gerek yok. Unutma ki stresli ve endişeli olduğunda kelimeleri karıştırabilir, ne söyleyeceğini unutabilir ve istemediğin durumlara düşebilirsin.
Türkiyeye kıyasla yurtdışında “lütfen, pardon, teşekkür ederim, rica edebilir miyim” gibi ifadeler daha sık kullanılır. Özellikle birinden bir şey isterken cümle sonuna veya başına mutlaka lütfen konur. Sen de bir şey alırken, isterken bu ifadeleri kullanırsan çok daha kibar olursun.
Yurtdışında hanımefendi, beyefendi gibi ifadelerin yanında kişilerin mesleklerine göre de hitap edebilirsin. Karşıdaki kişinin mesleğinden veya medeni hâlinden haberdar değilsen ve kişi erkekse “Mr.”, karşıdaki kadın kadında “Ms. veya evliyse “Mrs.” ifadelerini kullanabilirsin. Öğretmeninle konuşuyorsan “Professor”, “Doctor” gibi ünvan belirten hitap şekillerini isimlerinden önce kullanabilirsin. Örnek olarak: “Mr. Jones”, “Nurse Willy”, “Professor Adam”.
Karşıdaki kişiyi cümlesini bitirene kadar dinlemek evrensel olarak kibarlığı ifade eder. Kimsenin sözünü kesmeden, cümle bitene kadar dinlemen hem doğru iletişim kurabilmen hem de kibarlık etmen için ideal yöntemlerden biridir. Kimseyi dinlemez ve laf arasına girersen bu yalnızca kabalık olarak algılanacaktır.

İngilizce çalışmak, sıfırdan İngilizce öğrenmek veya İngilizce konuşma pratikleri yapmak istiyorsan, hemen yan tarafta yer alan formu doldur; kısa süre içinde seni arayalım ve İngilizce serüveninde her zaman yanında olalım.
Tıpkı Türkçede olduğu gibi birçok kelimenin resmi (formal) kullanımı ile resmi olmayan (informal) kullanımı farklılık gösterir. Bu yazıda formal ve informal kelimelerin kullanım alanlarından, formal-informal karşılıklarından ve cümle içinde kullanımından bahsedeceğiz.
Eğer İngilizce biliyorum ama resmi yerlerde ve günlük hayatta hangi kalıpları kullanacağımı bilmiyorum, bilsem de bir türlü emin olamıyorum diyorsan, Open English ile avantajlı İngilizce öğrenme fırsatları seni bekliyor!
Formal-ınformal kelimelerin yalnızca bir değil, birden fazla eş anlamlısı olabilir. Biz bu bölümde yalnızca en çok kullanılan eş anlamlılarından bahsedeceğiz. Ancak sürekli söylediğimiz üzere pratik yapmadan yeni kelime öğrenmek veya bu kelimelerin pratiğini yapmak mümkün değildir.
Hem pratik yapıp hem kelime öğrenmek istiyorum, öğrendiklerim de kalıcı olsun istiyorum diyorsan hemen formu doldur, Open English’te ana dili İngilizce olan eğitmenlerle dolu dolu eğitimin tadını çıkar!
Formal: begin (başlamak)
Informal: start (başlamak)
Formal: talk (konuşmak, sohbet etmek)
Informal: chat (konuşmak, sohbet-muhabbet etmek)
Formal: large (büyük)
Informal: big (büyük)
Formal: inform (anlatmak)
Informal: tell (anlatmak)
Formal: Occupation (fırsat, iş)
Informal: job (iş)
Formal: Mad (kızgın)
Informal: Angry (kızgın
Formal: occupied (meşgul)
Informal: busy (meşgul

Formal: delighted (keyifli, mutlu)
Informal: happy (mutlu)
Formal: insane (çılgın, deli)
Informal: crazy (çılgın, deli)
Formal: commence (başlamak)
Informal: start (başlamak)
Formal: terminate (son)
Informal: end (son)
Formal: purchase (satın almak)
Informal: buy (satın almak)
Formal: conversate (konuşmak)
Informal: talk (konuşmak)
Formal: assist (yardım)
Informal: help (yardım)
Formal: adequate (yeterince iyi)
Informal: good enough (yeterince iyi)
Formal: commence (başlamak, başlangıç)
Informal: begin (başlamak, başlangıç)
Formal: cease (durmak)
Informal: stop (durmak)
Formal: initiate (başlamak)
Informal: start (başlamak, başlangıç)
Formal: acquire (elde etmek)
Informal: get (elde etmek)
Formal: utilize (kullanmak, faydalanmak)
Informal: use (kullanmak)
Formal: elucidate (açıklamak)
Informal: explain (açıklamak)
Formal: scrutinize (incelemek)
Informal: examine (incelemek)
Formal: concur (katılmak)
Informal: agree (katılmak)
Formal: commence (başlatmak)
Informal: kick off (başlatmak)
Bu kelimeler birbirinin eş anlamlısıdır. Yalnızca kullanım alanları farklılık gösterir. Hangi kelimeyi nerede kullanacağın oldukça önemlidir. Örneğin, resmi bir ortamda olmadığını düşünüp kick off gibi bir terimi kendinden yaşça büyük veya yeni tanıştığın birine söylemen seni kaba gösterecektir.
Eğer İngilizceyi doğru şekilde öğreniyorsan, bu konuda endişelenmene gerek yok. Bol pratik ile hangi kelimeyi nerede kullanacağın konusunda fikir sahibi olabilirsin.
İngilizce konuşmada ve yazmada son derece önemli olan konumuza hız kesmeden devam ediyoruz.

Bu bölümde İngilizce formal-informal cümlelere yer vereceğiz. Özellikle yukarıda yer alan kullanım alanlarını bir örnek üzerinde görebilmen aklında pekiştirmen için oldukça önemlidir. Bu örnekler haricinde mutlaka farklı kaynaklardan da destek almanı tavsiye ederiz.
Basitçe özetlemek gerekirse, kullanım alanı kısıtlı, ileriki seviyelerde öğretilen, sözlüklerde aratmadığın sürece pek de karşına çıkmayacak olan kelimeler resmi kurumlarda daha sık kullanılır. Bununla birlikte formal ve informal kullanımlar olduğu gibi argo olarak geçen kelime kalıpları da vardır.
Biz bu yazıda yalnızca formal-informal kelimelerden bahsedeceğiz. Lafı daha fazla uzatmadan anlamlarıyla birlikte örnek cümlelerimize bakalım, senin de aklına gelen formal-informal kelimeler varsa yorum olarak yazabilirsin.
Formal: Please forgive me for my mistake. (Hatam için beni affedin lütfen.)
Informal: I’m sorry, my bad. (Üzgünüm, benim hatamdı.)
Formal: Could you please assist me with this task? (Bu işte bana yardımcı olur musun lütfen?)
Informal: Can you help me with this? (Bunda bana yardım eder misin?)
Formal: I would appreciate it if you could provide me with more information. (Bana daha fazla bilgi verirsen çok memnun olurum.)
Informal: Can you give me more details? (Daha fazla detay verebilir misin?)
Formal: It is imperative that we adhere to the company’s policies. (Bu şirket poliçesinde yer alan uymamız gereken bir zorunluluktur.)
Informal: We have to follow the rules. (Kurallara uymak zorundayız.)
Formal: May I inquire about the status of my request? (Talebimin durumunu öğrenebilir miyim?)
Informal: Can I ask how my request is coming along? (Talebimin ilerlemesini/ durumunu öğrenebilir miyim?
Formal: It is my understanding that the meeting has been rescheduled. (Anladığım kadarıyla toplantı yeniden planlandı.)
Informal: I think the meeting got moved. (Sanırım toplantı ertelendi.)
Formal: Could you kindly confirm your availability for the appointment? (Randevu müsaitliğinizi onaylayabilir misiniz lütfen?
(Bu bölümde lütfen please olarak değil, kindly olarak kullanıldı. Kindly tek başına nazikçe anlamına gelse de Türkçe çevirilerde “lütfen” şeklinde de çeviri yapabiliriz çünkü Türkçede “nazikçe onaylamak” gibi bir kavram yoktur.)
Informal: Can you let me know if you’re available? (Müsaitsen bana haber verir misin?)
Formal: I regret to inform you that your application has been declined. (Üzülerek başvurunuzun reddedildiğini bildirmek isterim.)
Informal: I’m sorry, but we can’t accept your application. (Üzgünüm ama başvurunuzu kabul edemiyoruz.)
Formal: Would you care to join us for dinner? (Akşam yemeğinde bize eşlik etmek ister misin?)
Informal: Do you want to come eat with us? (Bizimle yemek ister misin?)

Önceki başlığımızda bir cümlenin hem formal hem de informal şekilde kullanımından bahsetmiştik. Burada ise formal-informal diyalog kullanacağız.
Birçoğumuz bir mağazaya girdiğimizde bu tür diyaloglarla karşı karşıya kalırız. Satış danışmanı daha resmi bir konuşma ile müşteriye yaklaşırken, müşteri daha samimi ve informal bir dilde danışmana yaklaşır. Aşağıdaki diyalogta da buna benzer bir konuşmayı göreceğiz.
Formal: “Good afternoon. How may I assist you today?” (İyi öğlenler. Bugün size nasıl yardımcı olabilirim?)
Informal: “I need a new phone. Can you recommend something?” (Yeni bir telefona ihtiyacım var. Bana bir şeyler önerebilir misin?)
Formal: “Certainly. May I know your budget and preferred specifications?” (Tabii ki. Bütçenizi ve istediğiniz özellikleri öğrenebilir miyim?)
Informal: “I’m looking for something affordable, but with good camera quality.” (Uygun fiyatlı ama iyi kamera kalitesi olan bir şey arıyorum.”
Formal: “I understand. We have several options within your budget that meet those requirements. Let me show you some of our latest models.” (Anlıyorum. Bahsettiğiniz özelliklere uyan birkaç seçeneğimiz var. Size en son çıkan modellerimizi göstereyim.)
Informal: “Awesome, thanks.” (Harika, teşekkürler.)
Formal: “You’re welcome. As you can see, these models offer high-quality camera features at an affordable price range.” (Rica ederim. Gördüğünüz üzere bu modeller bütçe dostu fiyat aralığı arasında yüksek kaliteli kamera özelliklerini sunuyor.)
Informal: “Nice, I think I like this one. Can I try it out?” (Güzel, sanırım bunu beğendim. Deneyebilir miyim?)
Formal: “Of course. Feel free to test it out and let me know if you have any further questions.” (Tabii ki. Denemekten çekinmeyin, sormak istediğiniz bir soru olursa bana haber verin.)
Informal: “Sweet, this is the one. How do I make the purchase?” (Harika, işte bu. Nasıl satın alabilirim?)
Formal: “I’ll be happy to assist you with that. Please fill out this form and make the payment at the counter.” (Size yardımcı olmaktan mutluluk duyarım. Lütfen bu formu doldurun ve gişede ödemeyi yapın.)
Informal: “Great, thanks a lot for your help.” (Harika, yardımın için çok teşekkür ederim.)
Formal: “You’re most welcome. It was my pleasure assisting you. Have a good day.” (Asıl ben rica ederim. Size yardımcı olmak benim için zevkti. İyi günler dilerim.)
İngilizce çalışmak, sıfırdan İngilizce öğrenmek ve İngilizceni geliştirmek istiyorsan, tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurma! Hadi durma, hemen harekete geç ve hızlıca İngilizce öğrenmeye başla.
Bu yazımızda yaklaşık 10 sene önce çıkmasına rağmen hala daha her yerde duyabildiğimiz bir şarkı olan Counting Stars çevirisini inceleyeceğiz. Counting Stars çevirisi, İngilizce becerini gerçek hayat örneklere dayandırdığı için fazlasıyla yardımcı olacaktır.
Counting Stars çevirisini yaparken önce İngilizcesini inceleyeceğiz ve Counting Stars çevirisi esnasında sık karşılaştığımız bir gramer konusuna dikkat çekeceğiz. Böylece Counting Stars çevirisini yaparken, bir yandan başka durumlarda da karşımıza çıkacak bir gramer konusuna da kısaca değinerek İngilizce öğrenimine katkı sağlayacağız.
İngilizce öğrenmek demişken: Seni Open English’e davet etmek isteriz. İngilizce dersini eğlenceli hale getirmek için önerilere de yer verdiğimiz platformumuzda ihtiyacın olan her şey var. Eğer İngilizceyi en verimli, en işlevsel ve en eğlenceli şekilde öğrenmek ve ana dilin gibi konuşmak istersen seni de bekleriz!
Dünyada önde gelen online İngilizce kursu olan Open English, İngilizce dersini eğlenceli hale getirmek için önerilerin yanısıra sana bir çok ayrıcalıklı fırsat da sunuyor. Open English’e abone olarak bu fırsatlardan gönlünce faydalanabilirsin. Peki nedir bu fırsatlar?
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

Lately, I’ve been, I’ve been losing sleep
Dreaming about the things that we could be
But, baby, I’ve been, I’ve been praying hard
Said no more counting dollars, we’ll be counting stars
Yeah, we’ll be counting stars
I see this life like a swinging vine
Swing my heart across the line
And in my face is flashing signs
Seek it out and ye shall find
Old but I’m not that old
Young but I’m not that bold
And I don’t think the world is sold
On just doing what we’re told
I feel something so right doing the wrong thing
And I feel something so wrong doing the right thing
I couldn’t lie, couldn’t lie, couldn’t lie
Everything that kills me makes me feel alive
…
I feel your love, and I feel it burn
Down this river every turn
Hope is our four-letter word
Make that money, watch it burn
…
Oh, take that money, watch it burn
Sink in the river the lessons I’ve learned
…
Umarız buraya kadar Counting Stars Çevirisi yazımızdan yeni şeyler öğrenmişsindir! Eğer İngilizceyi daha derinlemesine, daha verimli bir şekilde öğrenmek, Counting Stars çevirisi gibi birçok sevdiğin şarkıyı çevirmek istersen seni tekrardan Open English’e davet etmek isteriz!
Open English’e abone olarak sana özel hazırlanmış çalışma programını edinebilir ve ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders almaya hemen başlayabilirsin. Bunun yanı sıra, öğrendiklerini pekiştirebileceğin canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşabilir ve dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin! Tabii ki aboneliğin devamında da İngilizce çalışmayı eğlenceli hale getirmek için öneriler almaya devam edeceksin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Son zamanlarda uykum kaçıyor
Olabileceğimiz şeylerin hayalini kurarken
Fakat bebeğim, çok dua ediyorum
Artık para saymayacağımı, yıldızları sayacağımı söyledim
Evet, yıldızları sayacağız
Hayatı bir sarmaşığın salınışı olarak görüyorum
Kalbimi çizginin ötesine salla
Yüzümde ise parıldayan işaretler
Onları ara ki bulabilesin
Yaşlıyım fakat o kadar da değil
Gencim ama o kadar cesur değil
Dünyanın yalnızca bize söylenenleri yapmaya
İkna olduğunu sanmıyorum
Yanlış şeyi yapmak çok doğru hissettiriyor
Ve doğru şeyleri yaparken çok yanlış hissediyorum
Yalan söyleyemem, yalan söyleyemem, yalan söyleyemem
Beni öldüren şey beni hayatta hissettiriyor
…
Aşkını hissediyorum, yakışını hissediyorum
Bu nehirden inerken her dönüşte
Umut bizim dört harfli kelimemiz
Para kazan ve yanışını hisset.
…
Paranı kazan ve yanışını izle,
Öğrendiğim dersleri o nehirde boğ
…

Counting Stars çevirisini yaparken sık karşılaştığımız bir gramer konusu oldu: Present Perfect Tense.
Present Perfect Tense, Counting Stars çevirisi esnasında şarkının çoğunluğunda geçiyor. Counting Stars çevirisinde bu sık geçen tense’in, Türkçede olmayan epey spesifik bir anlamı var. Present Perfect Tense ile kurulan cümlelerde yaşanan olay, geçmişte yaşanmış, ya hala devam eden ya da etkisi süren, henüz bitmemiş olaylardan bahsedilir.
Bugünkü yazımızda One Republic – Counting Stars çevirisini yaptık ve içerisinde karşılaştığımız gramer konusuna değindik. Sana çok şey katacak, İngilizceyi daha iyi öğrenmeni sağlayacak Counting Stars çevirisi umarız işini görür! Eğer Counting Stars çevirisinde sık sık karşılaştığımız konu olan Present Perfect Tense Konu Anlatımı başlıklı yazımıza göz atmanı öneririz. Yazımızı kapatırken sana bir sorumuz var: İngilizceyi ana dilin gibi konuşmak ister misin?
Eğer çoğu insan gibi cevabın “evet” ise seni Open English’te görmeyi çok isteriz. Open English, dünya çapında 1.5 milyon insana 15 yıldır İngilizce öğreten bir online İngilizce kursu. Dolayısıyla alanında oldukça donanımlı ve deneyimli! Bu deneyimden faydalanmak istersen sen de aramıza katıl!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşarak pratiğe dökebilir ve dev içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklara sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım.
İngilizce öğrenmek, günümüzde artık bir zorunluluk halini aldı. Dolayısıyla kariyer ve eğitim hayatı için dil öğrenme süreci en önemli aşamalarından biridir. Ama çoğu insanın yaptığı bir hata var ki oda sadece dil bilgisi ve kelime dağarcığını geliştirmek.
Dil bilgisi ve kelime dağarcığına dair çalışmak elbette önemli ama yeterli değil. Bunların yanı sıra iyi derecede konuşuyor olmak da lazım. İyi bir İngilizce konuşmacısı olmak, gerçek hayatta iletişim kurarken kullanılacak becerileri geliştirmekle mümkündür. İşte burada, İngilizce konuşma uygulamaları devreye giriyor.
İngilizce konuşma uygulamaları, İngilizce öğrenirken sana büyük fayda sağlar. Neler mi? uygulamaların İngilizce öğrenme sürecinde sana katabileceği şeyleri aşağıda madde madde sıraladık. Gel beraber bi’ göz atalım:

Gördüğün gibi İngilizce konuşma uygulamaları İngilizce öğrenmek için harika bir kaynaktır. Bu uygulamalar sayesinde, pratik yapabilir, dil becerilerini geliştirebilir, özgüvenini artırabilir ve dünya genelindeki kullanıcılarla bağlantı kurabilirsin. Eğlenceli ve ilgi çekici bir öğrenme deneyimi sunan konuşma uygulamalarını kullanarak, İngilizce konuşma becerilerini hızlı bir şekilde geliştirebilirsin.

Hangi uygulamaya yönelmeliyim diye soruyorsan cevabı çok basit: Open English. İngilizce öğrenmek isteyen herkes için harika bir seçenek. Kişiselleştirilmiş öğrenme deneyimi, etkileşimli ve uygulamalı öğrenme, konuşma pratiği, esnek öğrenme, kolay erişim, kaliteli öğretmenler ve dünya genelindeki kullanıcılarla bağlantı kurma gibi özellikleriyle, İngilizce öğrenme sürecini daha verimli ve keyifli hale getirebilir. Open English, dünya çapında milyonlarca kullanıcısıyla kanıtlanmış bir eğitim platformudur ve İngilizce konuşma becerilerini geliştirmen için gereken tüm araçları sağlar.
Uygulamanın nasıl çalıştığına dair biraz daha detaylı bilgi almak istiyorsan Akıcı İngilizce Konuşmana Yardımcı Alıştırmalarımız başlıklı yazımıza göz atabilirsin.
Open English’in İngilizce öğrenme sürecinde sana sağlayacağı birçok avantaj var. Bunların bir kısmından yukarıda bahsettik. Şimdi Open English’e katılman haline elde edebileceğin avantajlara göz atalım:

Open English’in öğrencilerine sunduğu avantajlar yalnızca bunlarla sınırlı değil:
Tüm bu avantajları göz önünde bulundurunca Open English’in İngilizce öğrenme sürecinde sana ne denli yardımcı olabileceği açık görünüyor. Kullanıcıların geri bildirimleri de Open English’in etkili bir eğitim platformu olduğunu kanıtlar nitelikte. Bu yüzden, İngilizce çalışmak ve öğrenmek isteyen herkesin Open English’i denemesini tavsiye ederiz