Dil öğrenmenin en eğlenceli yanlarından biri, bilmediğimiz kelimeleri kelime dağarcığımıza eklemek ve bu kelimeleri konuşma dilinde kullanabilmek. İyi seviyede İngilizce konuşmak ve yazabilmek için öncelikle temel bilgileri ele almak gerekir. Kullanacağımız dilde neye ihtiyaç duyduğumuz, dilimizin gelişmesine yardımcı olacak en temel anahtardır.
İngilizce konuşabilmek için temel başlıkları sıraladıktan sonra, bu başlıkların Türkçe karşılıklarını bulmak ve bunlara göre adım adım dil öğrenmeye başlamak en keyifli kısım. İşte şimdi, İngilizcede temel başlıklardan birisi olan aylar konusundan bir ayı, April ayını, yazımızda inceleyeceğiz.
İngilizce kelimeler arasında arama motorunda en çok aratılan kelimelerden biri olan April hangi ayın İngilizesi? April’ın hangi ay olduğunu öğrenmek için öncelikle ayları bilmek gerekir. Yılın dördüncü ayına denk gelen April Türkçede hangi ay olarak karşımıza çıkıyor? Yılın on iki ayından biri olan April’ın Türkçe karşılığı Nisan’dır.
Nisan ayı, yılın dördüncü ayıdır ve İngilizcede April olarak karşımıza çıkar. Hava sıcaklıklarının artış gösterdiği bir ay olan Nisan ayı yaklaştıkça, April hangi ay? Sorusu da sık sık karşımıza çıkmakta. İşte, April’ın Nisan ayı olduğunu öğrendin. İngilizce öğrenmek için aylar gibi bir temel kavramlardan başlamak işini kolaylaştırmanın en önemli yolu.

April kelimesi İngilizcede kısaca Apr diye yazılır. Ayrıca, April kelimesi birçok şarkıda da karşımıza çıkmakta. April kelimesinin içinde geçtiği şarkılar yazımızın bu bölümünde seni bekliyor. Kolay bir okunuşa sahip olan April kelimesi, telaffuzunun kolaylığı sayesinde şarkı sözleri içerisinde rahatça yer almakta.
Yazılan birçok şarkıda baharı simgeleyen April kelimesi aynı zamanda melodilere de kolayca adapte olabilmekte ve akıp giden bir şarkının notalarının içerisinde ahenkle okunabilmekte. Bu sebeple April kelimesi hem anlam olarak hem de telaffuz olarak İngilizce şarkılarda sıkça karşımıza çıkmakta. İşte içerisinde April kelimesi geçen İngilizce şarkılar:
April in Paris – Charlie Parker
April – Deep Purple
April Rain – Delain
Dear April – Frank Ocean
Şarkı sözlerinden April in Paris’i Türkçe anlamıyla birlikte incelemeye başlayabilirsin!
I never knew the charm of spring
Baharın cazibesini hiç bilmedim
I never met it face to face
Hiç yüz yüze görüşmedim
I never knew my heart could sing
Kalbimin şarkı söyleyebileceğini asla bilemedim
I never missed a warm embrace
Sıcak bir kucaklamayı hiç özlemedim
Till April in Paris, chestnuts in blossom
Nisana kadar Paris’te kestaneler çiçek açacak
Holiday tables under the trees
Ağaçların altında tatil sofraları
April in Paris, this is a feeling
Nisan Paris’te, bu bir duygu
That no one can ever reprise
Hiç kimsenin yeniden canlandıramayacağı
I never knew the charm of spring
Baharın cazibesini hiç bilmedim
I never met it face to face
Hiç yüz yüze görüşmedim
I never knew my heart could sing
Kalbimin şarkı söyleyebileceğini asla bilemedim
I never missed a warm embrace
Sıcak bir kucaklamayı hiç özlemedim
Till April in Paris
Nisan ayına kadar Paris’te
Whom can ı run to
Kime koşabilirim?
What have you done to my heart
Kalbime ne yaptın?
Sen de İngilizce şarkı söylerken kolayca kelimelerin diline yerleşmesini istiyorsan bu sayfada bulunan formu bir an önce doldur, seni en kısa zamanda arayalım ve hemen online İngilizce kursu Open English aboneliği başlatalım!
April kelimesi, Latince Aprilis olan Nisan ayından gelmektedir. Ağaçların, bitkilerin meyve vermeye, çiçeklenmeye başladığı dönemi yani mevsimi ifade etmektedir. Birçok farklı dilde kullanılan April kelimesi İngilizcede, diğer tüm dillerde olduğu gibi bahar aylarından olan Nisan ayını temsil etmektedir. Gökyüzünün renklendiği, güneşin yavaş yavaş toprağı ısıtmaya başladığı Nisan ayı; İngilizcede de aynı güzellikleri ifade eden April kelimesiyle adlandırılır.
April kelimesi aynı zamanda Latincede “açmak” anlamına gelmektedir. Yani, baharı simgeleyen April kelimesinin kökeni; çiçeklerin açmasından da gelmektedir. April kelimesi İngilizcede “eyprıl” şeklinde okunmaktadır.
Telaffuzu oldukça kolay olan April kelimesini sen de kolay bir şekilde cümle içinde kullanmak istiyorsan İngilizce Aylar Nasıl Okunur ve Yazılır? başlıklı yazımızı okuyabilir, İngilizce öğrenmeye başlamanın keyfini doyasıya çıkarabilirsin.
Eğer sen de daha akıcı bir şekilde İngilizce konuşmak ve kurduğun cümleleri hızlıca yazabilmek istiyorsan %100 online ingilizce kursu Open English’e üye olmak için bu sayfada bulunan iletişim formunu doldur, seni hemen arayalım!

April kelimesini gündelik yaşantımızda nasıl kullanabiliriz? Keyifli bir diyalog kurabilmek, dostlarınla doyumsuz sohbet edebilmek için kelimelerin anlamlarını ve kullanım şekillerini bilmek gerekir. Şimdi April kelimesinin kullanım şekillerini incelemeye başlayabilirsin.
I was born on April 8,1988.
8 Nisan 1988’de doğdum.
I will go to İstanbul in April
Nisan ayında İstanbul’a gideceğim.
The sun starts to show itself in april
Nisan aylarında güneş kendini göstermeye başlar.
I will be moving in next april
Önümüzdeki Nisan ayında taşınmış olacağım.
The movie I’ ve been waiting for will be released this April
Bu Nisan’da beklediğim film vizyona girmiş olacak.
People born in April are always lucky
Nisan ayında doğan kişiler hep şanslı olur.
April kelimesinin cümle içerisindeki kullanımını inceledik. April kelimesinin geçtiği cümleleri sen de telaffuzuna uygun, doğru aksanla söylemek istiyorsan sayfada yer alan iletişim formunu doldur, seni en kısa zamanda arayalım ve hemen Open English aboneliği başlatalım!
Open English’te canlı sınıflara 7/24 bağlanabilir, 30 dakikada bir yayınlanan derslere katılım sağlayabilir, İngilizcenin gündelik yaşantıda ve profesyonel alanlarda kullanımını kolayca öğrenebilirsin. Ana dili İngilizce olan başarılı eğitmen kadrosuyla İngilizce konuşmanın tadını çıkar!
Uzman eğitmenler tarafından açılan konuşma sınıfları sayesinde dilini geliştirebilir, online olarak derslere sınırsız katılım sağlayabilir, İngilizceni üst seviyelere taşıyabilirsin. Open English fırsatları yalnızca bunlarla sınırlı değil üstelik.
Bilgisayar ya da uygulamadan kolayca erişim, dilediğin yerde İngilizce öğrenme imkanı, Whatsapp üzerinden danışman desteği, sana özel kişisel çalışma planlaması, interaktif araçlar, profesyoneller için iş İngilizcesi, anında düzeltmeyle kolayca pratik yapma imkanı, ücretsiz Linguaskill İngilizce seviye belirleme testi (Cambridge), IELTS, TOEFL,TOEIC sınavlarına hazırlık ve daha birçok seçeneğiyle Open English bir İngilizce kursundan çok daha fazlası.
Her şeye koşmak isteyip hiçbir şeye yetişemeyenlerdensen eğer en çok kullandığın kelimelerden birkaçı ‘hadi çabuk ol!, hızlan, acele et!’dir diye tahmin ediyoruz.
Bu kelimeleri her duyduğunda daha hızlı olman gerektiğini bilirsin. Peki, İngilizcede hız ne demek biliyor musun? Hazır hep duyduğun ve kullandığın bir ifadeyken, bunların İngilizcelerini günlük hayatta nasıl kullanabileceğine dair sana yol göstersin.
Senin için önerebileceğimiz ikinci bir yol ise Open English tabii ki.
Günlük hayata dair konularda İngilizce neyi nasıl ifade edeceğini bilmiyor ya da şaşırıyorsan artık rahat ol! Open English ayağına kadar geldi. Her gün yaptığın, ettiğin tüm eylemlerin İngilizce karşılığını rahatça öğrenebilirsin. E, bu yüzden de seni Open English ile tanıştırmak istiyoruz.
Open English online bir İngilizce kursu Sıfırdan İngilizce öğrenmeyi düşünüyorsan ya da temel İngilizce bilgine yenilerini eklemek istiyorsan, harika bir seçim olacak. Çünkü ana dili İngilizce olan eğitmenlerle pratik yaparak İngilizceni ilerletebilirsin. Bunun yanı sıra 7/24 canlı sınıflarda İngilizce derslerini dinleyebilirsin.
Open English ile İngilizce öğrenmek çok kolay. Motive olup İngilizceyi öğrenmek istediğine karar verdiysen yan taraftaki formu doldurman yeterli.

Fast, İngilizcede hızlı anlamına gelir. En genel ifadeyle, bir şeyi daha hızlı yapmak veya bitirmektir. Fast kelimesinin birçok anlamı var. Dolayısıyla birçok farklı bağlamda kullanılabilir. Örnek olarak, bir araba “fast” (hızlı) sürebilir veya bir kişi “fast” (aç) bir diyet yapabilir. Gördüğün gibi kelime aynı ama birbirinden alakasız bağlamlarda kullanılmış.
Fast kelimesinin çok geniş bir kullanım alanı var. Aynı zamanda fast kelimesine dair çok sayıda phrasal verb de var. Bu yazıda önce fast kelimesinin kullanımlarına bakacağız ardından fast ile aynı anlama gelen kelimelere bakacağız.
20
Şimdi doğrudan fast’i içermeyen ama aynı anlama gelen hız kelimesiyle alakalı kullanımlara bakalım:
İngilizceni en kısa sürede geliştirmeye ne dersin? Bu yıl hedefin buysa, büyük indirimle Open English’e hemen başla. Bu sayfadaki formu doldur, eğitim planın üzerine konuşalım.
Yavaş yavaş listemizin sonuna geliyoruz. Bunu da T ile başlayan İngilizce kelimeler yazımızdan anlayabilirsin. Şunun şurasında sadece 6 harf daha kaldı ve İngilizce kelime hazneni iyice geliştirdiğini düşünüyoruz.
Biliyorsun ki İngilizce kelimeler İngilizce konuşma, İngilizce yazma ve İngilizce anlama için son derece önemlidir. T ile başlayan İngilizce kelimeler de bu yeteneklerini daha da geliştirmene yardımcı olacak.
Yazımıza geçmeden önce, Open English olarak sunduğumuz online İngilizce kursumuzdan bahsetmek istiyoruz. 1.5 milyon öğrencimizin yer aldığı online İngilizce kursumuza başlamak için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak…
Hadi şimdi listemize geçelim.

T ile başlayan İngilizce kelimelerimizi de 3 kısım halinde sana sunuyoruz. İlk kısımla başlayalım hızlıca:
| T İle Başlayan İngilizce Kelimeler | Türkçe Çevirileri |
| Table | Masa |
| Tablecloth | Masa Örtüsü |
| Tableland | Yayla |
| Tablespoon | Yemek Kaşığı |
| Tablet | Tablet |
| Taboo | Tabu |
| Tabor | Dümbelek |
| Taboret | Tabure |
| Tabouret | Kasnak |
| Tack | Raptiye |
| Tact | İncelik |
| Tactful | Düşünceli |
| Tactic | Taktik |
| Tactical | Taktik, Taktiksel |
| Tactless | Patavatsız |
| Tag | Etiket |
| Tail | Kuyruk |
| Take | Almak |
| Takeoff | Havalanmak |
| Talent | Yetenek |
| Talk | Konuşma |
| Tall | Boy |
| Tank | Tank |
| Tap | Dokunmak |
| Tape | Bant |
| Tarboosh | Fes |
| Target | Hedef |
| Tariff | Tarife |
| Tarmac | Asfalt |
| Tarnish | Kirletmek |
| Tarpaulin | Tente |
| Tarradiddle | Yalan |
| Tarsus | Ayak Bileği |
| Tart | Turta |
| Tartish | Mayhoş |
| Task | Görev |
| Taste | Tatmak |
| Tax | Vergi |
| Taxi | Taksi |
| Tea | Çay |
| Teach | Öğretmek |
| Teacher | Öğretmen |
| Team | Takım |
| Teammate | Takım Arkadaşı |
| Tear | Gözyaşı |
| Tear | Yırtmak |
| Tease | Kızdırmak |
| Teasing | Alay |
| Teaspoon | Çay Kaşığı |
| Technical | Teknik |
| Technique | Teknik |
| Technology | Teknoloji |
| Telegram | Telgraf |
| Telephone | Telefon |
| Telescope | Teleskop |
| Television | Televizyon |
| Tell | Anlatmak, Söylemek |
| Temper | Öfke |
| Temperature | Sıcaklık |
| Temple | Tapınak |
| Temporary | Geçici |
| Tempt | Ayartmak |
| Tenant | Kiracı |
| Tendency | Eğilim |
| Tendon | Tendon |
| Tenet | İlke |
| Tennis | Tenis |
| Tennis Court | Tenis Kortu |
| Tenon | Zıvana |
| Tenor | Tenor |
| Tense | Gergin |
| Tension | Gerginlik |
| Tent | Çadır |
| Tenuous | İnce |
| Tepid | Ilık |
| Term | Zaman Dilimi |
| Terrestrial | Karasal |
| Terrible | Korkunç |
| Terrific | Müthiş |
| Territory | Bölge |
| Terror | Terör |
| Terrorize | Korkutmak |
| Test | Sınamak, Denemek, Test |
| Testify | İfade Vermek |
| Testimony | Tanıklık |
| Testing | Test Yapmak |
| Testy | Asabi |
| Tetanus | Tetanos |
| Tetchy | Hırçın |
| Tether | Urgan |
| Tetragon | Dörtgen |
| Text | Metin |
| Textbook | Ders Kitabı |
| Textile | Tekstil |
| Texture | Doku |
| Than | Daha |
| Thane | Baron |
| Thank | Teşekkür Etmek |
| That | Bu |
| Theater | Tiyatro |
| Their | Onların |
| Them | Onları |
| Theme | Tema |
| Themselves | Kendileri |
| Then | Öyleyse |
| Theory | Teori |

Evet T ile başlayan İngilizce kelime listemizin ikinci kısmı ile karşındayız. Ufak bir mola vermeden önce bu listeyi de bitir ve İngilizce çalışma serüvenine hız kesmeden devam et.
| T İle Başlayan İngilizce Kelimeler | Türkçe Çevirileri |
| Therapist | Terapist |
| There | Orada |
| Therefore | Bu Nedenle |
| Thermometer | Termometre |
| These | Bunlar |
| Thesis | Tez |
| They | Onlar (Çoğul Üçüncü Kişi Zamiri) |
| Thick | Kalın |
| Thief | Hırsız |
| Thigh | Uyluk |
| Thin | İnce |
| Thing | Şey |
| Think | Düşünmek |
| Thirsty | Susamışlık, Susatan |
| This | Bu |
| Thorough | Tümüyle, Kapsamlı |
| Those | Onlar |
| Though | Nedense |
| Thought | Düşünce |
| Thoughtful | Düşünceli |
| Thread | İp, İpi İğneye Takmak |
| Threat | Tehdit |
| Threaten | Tehdit Etmek |
| Three | Üç |
| Throat | Gırtlak, Yemek Borusu |
| Through | Yoluyla, Aracılığıyla |
| Throughout | Boyunca |
| Throw | Fırlatmak, Atmak |
| Thumb | Başparmak |
| Thunder | Gök Gürültüsü |
| Thunderstorm | Fırtına |
| Thus | Bu Nedenle |
| Ticket | Bilet |
| Tickle | Gıdıklamak |
| Tickly | Alıngan |
| Tidal | Gelgit |
| Tiddly | Çakırkeyif |
| Tide | Gelgit, Medcezir |
| Tidy | Düzenli, Derli Toplu |
| Tie | Bağ, Bağlamak, Kravat |
| Tight | Sıkı, Kolay Açılmaz |
| Till | Kadar |
| Tilt | Eğilmek |
| Time | Zaman |
| Time-Out | Zaman Aşımı |
| Timetable | Zaman Tarifesi (Gemi, Uçak vb.) |
| Tin | Teneke |
| Tiny | Minik |
| Tip | Bahşiş, Bahşiş Vermek |
| Tire | Yormak, Lastik |
| Tired | Yorgun |
| Tissue | Peçete |
| Titanium | Titanyum |
| Title | Başlık |
| Tittle | Zerre |
| To | E Kadar |
| Toast | Tost, Tost Yapmak |
| Tobacco | Tütün |
| Today | Bugün |
| Toe | Ayak Baş Parmağı |
| Together | Birlikte |
| Toilet | Tuvalet |
| Tomorrow | Yarın |
| Tonality | Renk Uyumu |
| Tone | Ton |
| Toneless | Perdesiz |
| Toner | Tonik |
| Tongs | Maşa |
| Tongue | Dil |
| Tonight | Bu Gece |
| Too | Çok |
| Tool | Alet |
| Tooth | Diş |
| Top | En Yüksek, En İyi, Üst, Kapak |
| Topic | Konu |
| Tornado | Kasırga |
| Torpedo | Torpido |
| Torpid | Uyuşuk |
| Torrefy | Kavurmak |
| Torrent | Sel |
| Torrid | Ateşli |
| Tortious | Haksız |
| Tortoise | Tosbağa |
| Tortuosity | Eğrilik |
| Tortuous | Dolambaçlı |
| Torture | İşkence |
| Toss | Atmak |
| Toss Off | Yuvarlamak |
| Tossing | Savurma |
| Tot Up | Toplamak |
| Total | Toplam |
| Totally | Bütünüyle |
| Touch | Dokunmak |
| Touchdown | Gol |
| Tough | Sert |
| Tour | Tur |
| Tournament | Turnuva |
| Toward | Yöneltmek |
| Towel | Havlu |
| Tower | Kule |
| Town | Kasaba |
| Toxic | Toksik |
| Toxic Waste | Zehirli Atık |
| Toy | Oyuncak |

Geldik T ile başlayan İngilizce kelime listemizin son kısmına… Eğer ufak bir ara vermek istersen tam yeri… Eğer molanı verdiysen ya da mola vermeme gerek yok diyorsan, hadi T ile başlayan İngilizce kelime listemizin üçüncü kısmına bakalım.
| T İle Başlayan İngilizce Kelimeler | Türkçe Çevirileri |
| Trace | İz, İz Sürmek |
| Track | İzlemek |
| Tracker | Takipçi |
| Tract | Sistem |
| Tractable | Uysal |
| Tractate | Broşür |
| Traction | Çekiş |
| Tractor | Traktör |
| Trade | Ticaret |
| Tradition | Gelenek |
| Traditional | Geleneksel |
| Traffic | Trafik |
| Trail | İz |
| Trail | Sürüklemek |
| Trailblazer | Öncü |
| Train | Tren, Eğitmek |
| Trainee | Stajyer |
| Trainer | Eğitimci |
| Training | Eğitim |
| Traitor | Hain |
| Transcript | Transkript |
| Transfer | Transfer |
| Transform | Dönüştürmek |
| Transition | Geçiş |
| Translate | Çeviri Yapmak |
| Translation | Çeviri |
| Translator | Çevirmen |
| Transparent | Şeffaf |
| Transport | Ulaşım, Nakliye |
| Transportation | Ulaşım |
| Trap | Tuzak Kurmak |
| Trash | Çöp |
| Travel | Yolculuk Yapmak |
| Tray | Tepsi |
| Treasure | Hazine |
| Treat | Tedavi Etmek |
| Treatise | İnceleme, Tez |
| Treatment | Tedavi |
| Treaty | Antlaşma |
| Tree | Ağaç |
| Treenail | Kavela |
| Trefoil | Yonca |
| Trellis | Kafes |
| Tremble | Titreme |
| Trend | Akım |
| Trial | Deneme, Teşebbüs |
| Triangle | Üçgen |
| Tribe | Kabile |
| Trick | Hile, Hile Yapmak |
| Tricker | Hileci |
| Trickish | Üçkâğıtçı |
| Trickster | Düzenbaz |
| Tricksy | Muzip |
| Trimester | Üç Aylık Dönem |
| Trine | Üçlü, Üçgen |
| Trinket | Biblo |
| Trinkets | Ivır Zıvır |
| Trip | Gezinti, Gezi, Yolculuk, Seyahat |
| Tripe | Saçmalık |
| Triple | Üçlü |
| Tripper | Turist |
| Triumph | Zafer, Utku |
| Troop | Asker |
| Trophy | Ganimet |
| Tropical | Tropikal |
| Trouble | Dert, Dert Etmek |
| Trousers | Pantolon |
| Trout | Alabalık |
| Trove | Define |
| Trowel | Mala |
| Truce | Ateşkes |
| Truculent | Acımasız |
| Try | Deneme |
| Tube | Tüp |
| Tuesday | Salı |
| Tuition | Öğretim |
| Tune | Akort Etmek, Ayarlamak |
| Tunic | Tunik |
| Tuning | Akort |
| Tunnel | Tünel |
| Tunny | Orkinos |
| Turban | Türban |
| Turbid | Bulanık |
| Turbine | Türbin |
| Turbot | Kalkan |
| Turkey | Hindi, Türkiye |
| Turn | Dönmek, Dönüş |
| Tussle | Mücadele |
| Tutelage | Vesayet |
| Tutelar | Vasi |
| Tutor | Özel Öğretmen |
| Twang | Tıngırdamak |
| Tweak | Çimdik |
| Tweet | Cıvıldamak |
| Twice | İki Kez |
| Twist | Çevirmek (Kuvvetlice), Kıvırmak |
| Twister | Kasırga |
| Twisting | Büküm |
| Twisty | Kıvrılan |
| Twit | Budala |
| Heyecan | |
| Type | Çeşit, Tip |
| Typical | Tipik |
| Tyre | Lastik |
| Tyro | Acemi |
| Tzar | Çar |
Yazımızı bitirirken İngilizce öğrenme yolculuğunda profesyonel bir desteğe ihtiyaç duyuyorsan, hemen yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin. Kısa süre içerisinde seni arayacağız ve online İngilizce kursumuza dair tüm detayları paylaşacağız.
2023 senin yılın olsun; İngilizceyi hızlı ve kolay bir şekilde öğrenerek kendini geliştir!
Toplantılar, arkadaş grupları ile yapılan görüşmeler, buluşmalar, randevular… Tüm bu etkinlikler için takvim takibi çok önemli. Takvimlerde yer alan ayların İngilizcelerini öğrenmek, İngilizce kullanman konusunda işleri çok kolaylaştıracak. Bu sebeple, biz de ayların İngilizcesini ele almak istedik ve bu yazımızı March’ın İngilizcesi hakkında hazırlamaya karar verdik.
March hangi ay? diyerek başladığımız yazımızın devamında March kelimesinin kökenini öğrenebilirsin. March’ta yer alan burçların İngilizce karşılıklarını da öğrenebileceğin bu yazıda March’ın cümle içinde kullanımını kolaylaştırmak için de başlıklar ayırdık. Bu sayede March kelimesini cümle içerisinde kullanmaya başlayabileceksin.
Günler, aylar, yıllar… Öğrenilecek çok fazla İngilizce kavram var. Bu kavramları kolaylıkla öğrenebilmen konusunda Open English sana çok yardımcı olacak. Bu sayfada bulunan iletişim formunu doldurarak bize ulaşabilirsin. Open English fırsatları hakkında bilgiler sunmak için seni en kısa sürede arayacağız.

Her mevsimin kendine has özellikleri vardır. Yılın tüm ayları, ait olduğu mevsime dair özellikler taşırken; yılın bazı aylarının diğer aylardan daha belirgin özellikleri vardır. Örneğin March, ait olduğu mevsimin ilk ayı olarak bilinen bir aydır. March’ın hangi ay olduğunu öğrenmek istiyorsan bu bilgiyi seninle hemen paylaşalım. March, ilkbaharın ilk ayı olan Mart ayının İngilizcesidir.
Mart ayının ilkbahar mevsiminin ilk ayı olduğunu söyledik. Öyleyse Mart, Nisan ve Mayıs aylarını kapsayan ilkbaharın İngilizcesinden de bahsedelim. İlkbaharın İngilizcesi spring kelimesidir.
Mevsimler konusu ilgini çekiyorsa İngilizce mevsimler hakkında yazılmış olan İngilizce Mevsimler – Mevsimlerin İngilizcesi başlıklı yazımızı okumanı tavsiye ederiz.
Març şeklinde okunan March kelimesinin tarihçesi hakkında bilgi sahibi olmak ister misin? Yılın üçüncü ayı Mart’ın İngilizce karşılığı olan March kelimesinin kökeni nedir? Hadi, March kelimesini birlikte inceleyelim!
March ayı, adını Roma’nın savaş tanrısı Matrius’tan almıştır. Bunun sebebi ise March’ın Roma takviminin ilk ayı olması ve savaşa devam etme zamanı sayılmasıdır. Antik Roma’da savaşa başlamak için uğurlu kabul edilen dönemin bu aya denk gelmesi March ayının bu adı almasını sağlamıştır. Martius kelimesi zaman içerisinde değişerek March halini almıştır.
Almancada März, Fransızcada Mars, İspanyolca ve İtalyancada Marzo, Arapçada Maris, Hollandacada Maart ve Türkçede Mart olarak isimlendirilen March; birçok dilde aynı isimle kullanılan nadir aylardandır.
Takvimler March’ı gösterdiğinde iki burç ile karşılaşıyoruz. March ayında bulunan burçlar ve İngilizce karşılıkları nelermiş göz atalım.
20 Şubat ile 20 Mart tarihleri arasında doğan kişilerin sahip olduğu burç balık burcu. Peki, su grubu burçlarından biri olan balık burcunu İngilizcede hangi kelime karşılıyor biliyor musun? İngilizce “balık burcu” anlamına gelen kelime “pisces”tir.
Üç ateş grubu burcundan biri olan Koç burcu, 21 Mart ile 20 Nisan tarihleri arasında dünyaya gelmiş olan kişilerin sahip olduğu burç. “Koç burcu”nun İngilizce karşılığı ise “Aries” olarak biliniyor.

Kısaltılmış şekli ile Mar olarak anılan March’ı günlük hayatında kullanmak istiyor olabilirsin. Aşağıda yer alan March kelimesini içeren İngilizce cümleler sana March’ın cümle içerisinde kullanımını göstererek günlük hayatında March’ı kullanman için yardımcı olacak.
| His salary will be increased in March. | Mart ayında maaşına zam yapılacakmış. |
| March is the third month of the year. | Mart ayı yılın üçüncü ayıdır. |
| Some days in March are very cold. | Mart ayının bazı günlerinde hava çok soğuk oluyor. |
| I will have three guests in March. | Mart ayında üç tane misafirim gelecek. |
| My nephew will start a volleyball course in March. | Yeğenim Mart ayında voleybol kursuna başlayacak. |
| Ali had a car accident in March. | Ali Mart ayında araba kazası geçirmiş. |
| I will have a painting exhibition in March. | Mart ayında bir resim sergim olacak. |
| I have tickets to a theater play on March 15. | 15 Mart‘ta bir tiyatro oyununa biletim var. |
| Since Seda was going abroad in March, she needed a suitcase. | Seda Mart ayında yurt dışına çıkacağı için, Seda’nın bir bavula ihtiyacı varmış. |
| My best friend has a birthday party on March 9th. | 9 Mart‘ta en yakın arkadaşımın doğum günü partisi var. |
İşte, March kelimesinin cümle içerisinde kullanımına bir örnek daha! Waters Of March şarkısı ile March kelimesinin cümle içerisinde kullanımına aşina olacaksın.
Waters Of March / Mart Suları
…
It’s the wind blowing free, it’s the end of a slope,
It’s a bean, it’s a void, it’s a hunch, it’s a hope.
And the riverbank talks of the Waters of March,
It’s the end of the strain, it’s the joy in your heart.
Özgürce esen rüzgar, bir yamacın sonu,
Bir tane, bir boşluk, bir sezgi, bir umut.
Ve nehir kıyısı mart sularından bahsediyor
İşte gerginliğin sonu, işte kalbindeki neşe.
…
Afloat, adrift, a flight, a wing,
A cock, a quail, the promise of spring.
And the riverbank talks of the Waters of March,
It’s the promise of life, it’s the joy in your heart.
Yüzüş, sürükleniş, bir uçuş, bir kanat,
Bir horoz, bir bıldırcın, baharın vaadi.
Ve nehir kıyısı mart sularından bahsediyor,
İşte hayatın vaadi, kalbindeki neşe.
A point, a grain, a bee, a bite,
A blink, a buzzard, a sudden stroke of night,
A pin, a needle, a sting, a pain,
A snail, a riddle, a wasp, a stain.
A snake, a stick, it is John, it is Joe,
A fish, a flash, a silvery glow.
And the riverbank talks of the Waters of March,
It’s the promise of life in your heart, in your heart.
Bir nokta, bir tahıl, bir arı, bir ısırık,
Bir göz kırpma, bir akbaba, ani bir gece vuruşu,
Bir raptiye, bir iğne, bir batma, bir acı,
Bir salyangoz, bir bilmece, bir yaban arısı, bir leke.
Bir yılan, bir sopa, işte John, işte Joe,
Bir balık, bir parıltı, gümüşsü bir ışıltı.
Ve nehir kıyısı mart sularından bahsediyor,
Bu senin kalbindeki yaşam vaadi
A stick, a stone, the end of the load,
The rest of a stump, a lonesome road.
A sliver of glass, a life, the sun,
A night, a death, the end of the run.
And the riverbank talks of the Waters of March,
It’s the end of all strain, it’s the joy in your heart.
Bir sopa, bir taş, işte yolun sonu
İşte bir kütüğün geri kalanı, işte yalnız bir yol
İşte camın gümüşü, işte hayat, işte güneş
İşte gece, işte ölüm, işte kaçışın sonu.
Ve nehir kıyısı mart sularından bahsediyor,
İşte gerginliğin sonu, işte kalbindeki neşe.

İngilizcede March ya da spring gibi birçok kelime bulunuyor. İngilizce kelimeleri öğrenerek İngilizceyi daha doğru kullanabilirsin. Bunun için online İngilizce kursu Open English’ten yardım alabilirsin.
Open English’te her seviyeye uygun 8 farklı kur yer alıyor. Kısa bir test ile kendine uygun seviyeyi bulup İngilizce öğrenmeye başlayabilirsin. Ana dili İngilizce olan eğitmenlerinden alacağın eğitimlerle İngilizce bilgini artırabilirsin. Eğitmenlerinin moderatörlüğünde katılacağın konuşma sınıfları sayesinde ana dili İngilizce olan öğrencilerle sohbet ederek İngilizce telaffuzunu güçlendirebilirsin.
İngilizceyi hiçbir kurs merkezine gitmeden ya da özel bir zaman ayırman gerekmeden öğrenebileceğin %100 online İngilizce kursu Open English ile 7/24 canlı derslere ulaşabilir, interaktif dersler ile binlerce saatlik eğitimlere sınırsız erişim sağlayabilirsin.
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldur. Müşteri temsilcilerimizin seni kısa sürede arayacağına emin olabilirsin.
Bu sefer S ile başlayan İngilizce kelimeleri sana getirdik. Yazı serimize hız kesmeden devam ediyoruz ve kelime hazneni geliştirmek için sürekli yeni metinler hazırlıyoruz.
Sıradaki S ile başlayan İngilizce kelimeler yazımızda farklı birçok kelimeyi seninle buluşturuyoruz. Bu seferki yazımızı 2 ya da 3 parça olarak değil de 4 parça olarak sunuyoruz. Bu sayede daha kolay bir şekilde çalışabilirsin.
Open English olarak sunduğumuz online İngilizce kursumuzu tercih ederek hemen İngilizce öğrenmeye başlamak istiyorsan, yan tarafta yer alan formu doldurarak ilk adımı atabilirsin.
Hadi hiç vakit kaybetmeden S ile başlayan İngilizce kelimelere geçiş yapalım.

Evet ilk partla S ile başlayan İngilizce kelime listemize başlayabiliriz.
| S İle Başlayan İngilizce Kelimeler | Türkçe Çevirileri |
| Sacred | Kutsal |
| Sacrifice | Fedakârlık Etmek |
| Sad | Üzücü |
| Sadness | Üzüntü |
| Safe | Güvenli |
| Safety | Emniyet |
| Sage | Adaçayı |
| Sahib | Bey |
| Sail | Denize Açılmak |
| Sake | Uğruna, Hatır |
| Salad | Salata |
| Salary | Maaş |
| Sale | Satış |
| Salesman | Satış Elemanı |
| Salesperson | Satıcı |
| Salience | Çıkıntı |
| Salient | Belirgin |
| Saline | Tuzlu |
| Salivary | Tükürük |
| Sallow | Soluk |
| Salt | Tuz |
| Same | Aynı |
| Sample | Örnek |
| Sand | Kum |
| Sandwich | Sandviç |
| Sapience | Bilmişlik |
| Sapient | Akıllı |
| Sapless | Zevksiz |
| Sapling | Fidan |
| Sapphire | Safir |
| Sappy | Özlü |
| Sarcastic | İğneleyici |
| Satisfaction | Memnuniyet |
| Satisfy | Tatmin Etmek |
| Sauce | Sos |
| Savant | Bilgin |
| Save | Kaydetmek |
| Saver | Kurtarıcı |
| Savings | Tasarruf |
| Say | Söylemek |
| Scabby | Uyuz |
| Scale | Ölçek |
| Scalp | Kafa Derisi |
| Scare | Korkutmak |
| Scene | Sahne |
| Scenery | Manzara |
| Scent | Koku |
| Scepter | Asa |
| Sceptical | Şüpheci |
| Schedule | Zamanlama Yapmak |
| Schema | Şema |
| Scheme | Düzen |
| Schlep | Sürüklemek |
| Schlepper | Ahmak |
| Scholar | Akademisyen |
| School | Okul |
| Science | Bilim |
| Scientific | Bilimsel |
| Scientist | Bilim İnsanı |
| Scimiter | Pala |
| Scintilla | Kıvılcım |
| Scissors | Makas |
| Score | Puanlamak |
| Scoreboard | Skor Tahtası |
| Scorn | Aşağılamak |
| Scraggy | Sıska |
| Scrape | Sıyrık |
| Scraps | Paçavra |
| Scratch | Sıfırdan |
| Scream | Çığlık Atmak |
| Screen | Ekran |
| Screw | Vidalamak |
| Scroll | Kaydırma |
| Scrounge | Aşırmak |
| Scrub | Bodur |
| Sculpt | Heykel |
| Scummy | Pis |
| Scupper | Katletmek |
| Scurf | Kepek |
| Scurrilous | Küfürbaz |
| Scurvy | Aşağılık |
| Sea | Deniz |
| Seal | Mühür |
| Search | Aramak |
| Season | Sezon |
| Seat | Koltuk |
| Seat Belt | Emniyet Kemeri |
| Second | İkinci, Saniye |
| Secondary | İkincil |
| Secret | Gizli |
| Secretary | Sekreter |
| Secretive | Ketum |
| Section | Bölüm |
| Secure | Güvenli |
| Security | Güvenlik |
| Sediment | Tortu |
| Seditious | Kışkırtıcı |
| Seduction | İğfal |
| Sedulous | Hamarat |
| See | Görmek |
| Seed | Tohum |
| Seem | -Gibi Görünmek |
| Seize | El Koymak |
| Seizure | Haciz |
| Seldom | Nadiren |
| Select | Seçmek |
| Selection | Seçim |
| Self | Kendini |
| Selfish | Bencil |
| Sell | Satmak |

Hız kesmeden S ile başlayan İngilizce kelime listemizin ikinci kısmına geçelim.
| S İle Başlayan İngilizce Kelimeler | Türkçe Çevirileri |
| Semester | Dönem |
| Semi-Annually | Yarı Yıllık |
| Semifinal | Yarı Final |
| Senate | Senato |
| Send | Göndermek |
| Senior | Kıdemli |
| Sens | Duygu, Hissiyat, Mana |
| Sense | Duyu |
| Senseless | Anlamsız |
| Sensible | Mantıklı |
| Sensitive | Hassas |
| Sensor | Algılayıcı |
| Sensorial | Duyusal |
| Sentence | Hüküm Vermek |
| Separate | Ayırmak |
| Sera | Serum |
| Seraglio | Harem |
| Series | Seri |
| Serious | Ciddi |
| Servant | Hizmetçi |
| Serve | Hizmet Etmek |
| Service | Hizmet |
| Session | Oturum |
| Set | Ayarlamak |
| Settle | Yerleşmek |
| Several | Birkaç |
| Severe | Ağır |
| Sew | Dikmek |
| Sexual | Cinsel |
| Shadow | Gölge |
| Shake | Sallamak |
| Shall | Olacak |
| Shallow | Sığ |
| Shame | Utanç |
| Shape | Şekil Vermek |
| Share | Paylaşmak |
| Shark | Köpek Balığı |
| Sharp | Keskin |
| Shave | Tıraş Olmak |
| Shaver | Tıraş Makinesi |
| Shavian | Alaycı |
| Shavings | Talaş |
| Shawl | Şal |
| She | O |
| Sheaf | Demet |
| Sheath | Kılıf |
| Sheep | Koyun |
| Sheet | Sayfa |
| Shelf | Raf |
| Shell | Kabuk |
| Shelter | Barınak |
| Sheme | Şema |
| Shift | Kaymak |
| Shin | İncik |
| Shine | Parlamak |
| Ship | Gemi |
| Shirk | Kaytarmak |
| Shirt | Gömlek |
| Shock | Şok Olmak |
| Shoe | Ayakkabı |
| Shoot | Ateş Etmek |
| Shop | Alışveriş Yapmak |
| Shore | Kıyı |
| Short | Kısa |
| Shot | Atış |
| Should | Olmalı |
| Shoulder | Omuz |
| Shout | Bağırmak |
| Show | Göstermek |
| Shower | Duş |
| Shrill | Tiz |
| Shrimp | Karides |
| Shrine | Türbe |
| Shut | Kapamak |
| Shy | Utangaç |
| Sick | Hasta |
| Sick Leave | Hastalık İzni |
| Side | Yan |
| Sideburns | Favori |
| Siege | Kuşatma |
| Sieve | Elek |
| Sight | Görüş |
| Sign | İmzalamak |
| Signal | Sinyal |
| Signature | İmza |
| Significant | Önemli |
| Silence | Sessizlik |
| Silent | Sessiz |
| Silk | İpek |
| Silly | Aptal |
| Silver | Gümüş |
| Similar | Benzer |
| Simple | Basit |
| Sin | Günah |
| Since | O Zamandan Beri |
| Sincere | Samimi |
| Sing | Şarkı Söylemek |
| Singer | Şarkıcı |
| Single | Tek |
| Sink | Lavabo |
| Sir | Efendim |
| Sister | Kız Kardeş |
| Sister-In-Law | Baldız |
| Sit | Oturmak |
| Site | Yer |
| Situation | Durum |
| Size | Boy |
| Skid | Kızak |
| Skier | Kayakçı |
| Skilful | Becerikli |

Burada ufak bir ara vermek isteyebilirsin. Dinlendikten sonra hemen S ile başlayan İngilizce kelime listemizin üçüncü kısmına geçiş yapabiliriz.
| S İle Başlayan İngilizce Kelimeler | Türkçe Çevirileri |
| Skill | Beceri, Yetenek |
| Skillet | Tava |
| Skillful | Yetenekli |
| Skin | Cilt |
| Skirt | Etek |
| Skull | Kafa Tası |
| Sky | Gökyüzü |
| Slang | Argo |
| Slap | Tokatlamak |
| Slave | Köle |
| Slayer | Katil |
| Sleazy | Kalitesiz |
| Sleep | Uyku |
| Sleepy | Uykulu |
| Sleeve | Kol |
| Sleeve | Kol |
| Slice | Dilim |
| Slide | Slayt |
| Slight | Hafif |
| Slip | Kayma |
| Slope | Eğimli Olmak |
| Slow | Yavaş |
| Smart | Akıllı |
| Smell | Kokmak |
| Smile | Gülümseme |
| Smog | Dumanlı Sis |
| Smoke | Duman |
| Smooth | Düzeltmek |
| Snake | Yılan |
| Sneeze | Hapşırma |
| Sniff | Koklamak |
| Snip | Kelepir |
| Snoop | Meraklı |
| Snoot | Surat |
| Snooze | Şekerleme |
| Snore | Horlama |
| Snout | Burun |
| Snow | Kar |
| So | Öyleyse |
| Soap | Sabun |
| So-Called | Sözde |
| Soccer | Futbol |
| Sociable | Hoşsohbet |
| Social | Sosyal |
| Society | Toplum |
| Sock | Çorap |
| Soft | Yumuşak |
| Software | Yazılım |
| Soil | Toprak |
| Soilage | Yeşillik |
| Soiled | Kirli |
| Solar | Güneş |
| Soldier | Asker |
| Solid | Açık |
| Solution | Çözüm |
| Solve | Çözmek |
| Some | Bazı |
| Somebody | Birisi |
| Somehow | Bir Şekilde |
| Someone | Birisi |
| Something | Bir Şey |
| Sometimes | Ara Sıra |
| Somewhat | Biraz |
| Somewhere | Bir Yerde |
| Son | Erkek Evlat |
| Song | Şarkı |
| Soon | Yakında |
| Sorority | Kızlar Birliği |
| Sorry | Özür |
| Soul | Ruh |
| Sound | Ses Vermek |
| Soup | Çorba |
| Sour | Ekşi |
| Source | Kaynak |
| South | Güney |
| Space | Boşluk |
| Spare | Tutumlu Olmak |
| Speak | Konuşmak |
| Speaker | Konuşmacı |
| Special | Özel |
| Specific | Özgül |
| Specify | Belirtmek |
| Spectator Sport | Gösteri Sporu |
| Speech | Konuşma |
| Speed | Hız |
| Spell | Heceli |
| Spend | Harcamak |
| Spice | Baharat |
| Spicy | Acılı |
| Spiflicate | Dövmek |
| Spike | Başak |
| Spill | Dökülmek |
| Spin | Dönmek |
| Spirit | Ruh |
| Spiritual | Manevi |
| Spite | Nispet |
| Splint | Cebire |
| Split | Bölmek |
| Spoil | Yağma |
| Spoon | Kaşık |
| Sport | Spor |
| Sportmanship | Sportmenlik |
| Sportscaster | Spor Muhabiri |
| Spot | Yer, Nokta |
| Spouse | Eş |
| Sprain | Burkulma |
| Spray | Spreylemek |
| Spread | Yaymak |
| Spring | Bahar |
| Square | Kare |
| Squeak | Gıcırtı |

Geldik S ile başlayan İngilizce kelime listemizin dördüncü ve son kısmına… Hadi İngilizce kelime haznemizi genişletmeye devam edelim.
| S İle Başlayan İngilizce Kelimeler | Türkçe Çevirileri |
| Squealer | Muhbir |
| Squeeze | Sıkıştırmak |
| Stable | İstikrarlı |
| Stadium | Stadyum |
| Staff | Personel |
| Stage | Sahne |
| Stair | Basamak |
| Stamp | Damga, Pul |
| Stand | Ayak |
| Standard | Standart |
| Standby | Bekleme |
| Star | Yıldız |
| Stare | Dik Dik Bakmak |
| Start | Başlamak |
| State | Devlet |
| Statement | Deyim |
| Station | İstasyon |
| Statue | Heykel |
| Status | Durum |
| Statute | Tüzük |
| Stay | Kal |
| Steady | Kararlı |
| Steal | Çalmak |
| Steam | Buhar |
| Steamy | Buharlı |
| Steed | At |
| Steel | Çelik |
| Steelyard | Kantar |
| Steep | Dik |
| Steer | Yönlendirmek |
| Stem | Kök |
| Step | Adım Atmak |
| Stepfather | Üvey Baba |
| Stepmother | Üvey Anne |
| Stick | Sopa |
| Sticky | Yapışkan |
| Stiff | Sert |
| Still | Hala |
| Sting | Sokmak |
| Stir | Karıştırmak |
| Stitch | Dikiş Atmak |
| Stock | Stok |
| Stock Market | Borsa |
| Stoerage | Depolama |
| Stolid | Duyarsız |
| Stomach | Mide |
| Stop | Durmak |
| Stopover | Mola |
| Storage | Depolama |
| Store | Dükkan |
| Storm | Fırtına |
| Story | Hikaye |
| Stove | Soba |
| Straight | Düz |
| Strain | Soy |
| Strange | Garip |
| Stranger | Yabancı |
| Strap | Kayış |
| Strategy | Strateji |
| Stream | Akıntı |
| Street | Sokak |
| Strength | Güç |
| Strengthen | Güçlendirmek |
| Stress | Stres Olmak |
| Stretch | Streç |
| Striated | Çizgili |
| Strict | Katı |
| Strong | Güçlü |
| Structure | Yapı |
| Struggle | Mücadele Etmek |
| Stubborn | İnatçı |
| Student | Öğrenci |
| Study | Çalışmak |
| Stuff | Şey |
| Stupid | Aptal |
| Style | Stil |
| Stylish | Şık |
| Subject | Konu |
| Submit | Sunmak, Göndermek |
| Substance | Madde |
| Substantial | Önemli |
| Substitute | Yerine Koymak |
| Succeed | Başarılı Olmak |
| Success | Başarı |
| Successful | Başarılı |
| Such | Böyle |
| Suck | Emmek |
| Sudden | Ani |
| Sue | Talep Etmek |
| Suffer | Acı Çekmek |
| Sufficient | Yeterli |
| Sugar | Şeker |
| Suggest | Önermek |
| Suggestion | Öneri |
| Suit | Elbise |
| Suitable | Uygun |
| Summary | Özet |
| Summer | Yaz |
| Sunny | Güneşli |
| Sunshine | Güneş Işığı |
| Superficial | Yüzeysel |
| Support | Destek |
| Surgeon | Cerrah |
| Surmise | Tahmin |
| Sustain | Sürdürmek |
| Sustainable | Sürdürülebilir |
| Swat | Ezmek |
| Swathe | Sargı |
| Swinish | Kaba |
| Swirl | Girdap |
| Syllabus | Müfredat |
| Sympathy | Sempati |
| System | Sitem |
Burada S ile başlayan İngilizce kelime listemizi bitiriyoruz. Yazımıza son verirken bu sayfada yer alan formu doldurarak İngilizce öğrenmek için ilk adımı atabilirsin.
Open English olarak İngilizce çalışmak, İngilizce konuşmak ve İngilizce yazmak için yapabileceğin çalışmalarda her zaman yanındayız. Hadi hemen formu doldur!
İngilizce öğrenme serüveninde sana eşlik edelim.
Pozitif enerjinin hayatımızdaki önemi oldukça fazladır. Özellikle stresli ve yoğun geçen günlerde bu tarz enerjileri çekebileceğimiz ortamlara, arkadaşlara ihtiyacımız olur. Etraftan alacağımız pozitif enerjiler sayesinde, mutlu, huzurlu ve iyi hissedebiliriz.
Günümüzde de, özellikle de sosyal medya aracılığıyla “Good vibes” veya “pozitif enerji” gibi ifadelerin sıklıkla karşına çıktığını farketmişsindir. Peki, ne anlama geliyor ‘good vibes’? Gel hadi, birlikte bakalım!

Vibes, genellikle müzik veya ortamda hissettiğiniz hava hakkında kullanılan bir terim. “Good vibes” Türkçede “iyi enerji” veya “pozitif enerji” olarak çevirebilir.
Çoğu zaman sosyalleşmek zorunlu olduğu bir çağda yaşadığımız için pozitif enerjiye sahip olmak bir gereklilik gibi. Çünkü, insanlar arasındaki ilişkileri olumlu yönde etkilenmesi biraz buna bakıyor. İyi enerji yaydığında, çevrendeki insanlar da pozitif olarak etkilenir.
Pozitif düşünen insanlarla birlikte olmak ve pozitif bir zihniyete sahip olmak pozitif enerjiye erişmeni kolaylaştırır. Tabii, meditasyon, yoga, jogging gibi fiziksel aktivitelerle veya doğa ile baş başa kalmak gibi yollarla da pozitif kalabilirsin.
Öte yandan pozitif enerji ile iş hayatında da başarılı olabilirsin. Çünkü bu sayede stres seviyende bir azalma görülür. Buna bağlı olarak daha iyi bir uyku düzeni, daha iyi bir cinsel sağlık ve daha iyi bir fiziksel sağlık da beraberinde gelir. Yani kısaca pozitif enerji sayesinde, hayatta daha mutlu ve huzurlu olabilirsin.
Stres seviyesindeki azalmadan bahsetmişken İngilizce öğrenme konusunda da stres yaşıyorsan bunu en aza indirebileceğin bir platformdan bahsedeceğiz: Open English.
İngilizce öğrenmek çoğumuzun korkulu rüyası haline geldi. Kelimeler, gramer kuralları, pratik ve akıcı konuşma derken hangi birine yetişeceğini şaşırıp stres olman çok normal. İşte bu stresi en aza indirmek için seni online İngilizce kursu Open English ile tanıştırmak istiyoruz.
Open English online bir İngilizce kursu Sıfırdan İngilizce öğrenmeyi düşünüyorsan ya da temel İngilizce bilgine yenilerini eklemek istiyorsan, harika bir seçim olacak. Çünkü ana dili İngilizce olan eğitmenlerle pratik yaparak İngilizceni ilerletebilirsin. Bunun yanı sıra 7/24 canlı sınıflarda İngilizce derslerini dinleyebilirsin.
Open English ile İngilizce öğrenmek çok kolay. Motive olup İngilizceyi öğrenmek istediğine karar verdiysen yan taraftaki formu doldurman yeterli.

Kendine veya başkalarına en yıkık hissettiğin anlarda hatırlamak isteyeceğin pozitif yüklü cümlelere ihtiyacın olabilir. Bazen motivasyonumuzu yüksek tutmak için bazı sözcüklerin arkasına sığınırız. Bu kısımda ezberlediğine, akılda kalmasına hiç pişman olmayacağın pozitif enerji yüklü İngilizce ifadelerden örnekler paylaşacağız.
İngilizce aylar, İngilizce kelimeleri öğrenirken öncelik verilmesi gereken bir grup. Bugün, İngilizce kelime birikimine bir kelime daha eklenecek! Öğreneceğin yeni kelime, February. Yılın on iki ayının Türkçe ve İngilizcede farklı farklı isimleri var. Peki, kısaltması Feb olan February hangi aya karşılık geliyor?
February hakkında yazdığımız bu yazıda February’nin hangi ay olduğunu öğrenecek ve Febuary kelimesinin kökeni hakkında veri edineceksin. February kelimesini içeren örnek cümleler ve February kelimesinin bulunduğu şarkı sözü sayesinde February’nin cümle içerisinde kullanımı hakkında bilgi sahibi olacaksın. Ayrıca yazımızın sonunda yer alan İngilizce aylar nasıl öğrenilir? bölümümüzde İngilizce ayları pratik bir şekilde öğrenmeye yönelik ipuçları bulacaksın.
İngilizce aylar konusuna ve İngilizce hakkındaki bilgilerin daha fazlasına hakim olmak istiyorsan Open English tam sana göre bir platform. Bu sayfada bulunan formu doldur, müşteri temsilcisi arkadaşlarımız Open English hakkında detaylı bilgi sunmak için seni hızlıca arasın.

Okunuşu “februveri” olan February kelimesi hangi aya karşılık geliyor? Bir tahminin var mı? Seni fazla meraklandırmadan söyleyelim; “February” kelimesi, miladi takvimde yılın ikinci ayı olan “Şubat” ayının İngilizce karşılığı.
İngilizce “yıl”, “year” demektir. Peki, “ay” kelimesinin İngilizcesi nedir? Ay kelimesinin İngilizcesi “month” kelimesidir. “Mevsim” demek “season” demek iken, February’i içinde barındıran kış mevsimini anlatan İngilizce kelime ise “winter” kelimesidir.
Şubat ayına karşılık gelen February kelimesi gibi kış mevsimine ait diğer ayların İngilizce karşılıklarını da yazılarımızdan öğrenebilirsin. Hatta mevsimlerin İngilizcesini ve hangi ayın hangi mevsime denk geldiğini de burada bulabilirsin. İngilizce Mevsimler – Mevsimlerin İngilizcesi yazımız ile mevsimler ve yılın on iki ayını öğrenebilirsin.
February kelimesinin kökeni ile ilgili birçok inanış bulunuyor. Biz de February kelimesinin kökeni hakkında en geçerli sayılan bilgiyi seninle paylaşmak istedik.
Roma mitolojisine ait tanrılardan biri olan Februus, arınma tanrısı olarak nitelendirilen bir tanrıydı. Romalılar 15 Şubat tarihinde her yıl, arınma festivalleri organize ediyorlardı. Etrüskler için ise Februus, zenginlik ve ölümü de temsil ediyordu.
İngilizce February kelimesinin bu ismi, arınma tanrısı Februus’un Latince karşılığından aldığı düşünülüyor. İngilizce February kelimesinin Februarius kelimesinden türetildiği düşüncesi en yaygın düşünce olarak karşımıza çıkıyor.
Yılın en soğuk aylarından biri olan February ile ilgili örnek cümleler, günlük hayatında İngilizceyi kullanırken daha rahat olmanı sağlayacak. Hemen aşağıda tam on tane February kelimesini içeren örnek cümle yer alıyor. February kelimesini içeren örnek cümleler sayesinde çevrendeki insanlar ile diyalog kurarken rahatlıkla günlük konulardan bahsedebileceksin.
| Schools will be closed in February. | Şubat ayında okullar tatil olacak. |
| There are 28 days in February. | Şubat ayında 28 gün vardır. |
| Bought a dog in February. | Şubat ayında bir köpek aldı. |
| My sister was born in February. | Kız kardeşim Şubat ayında doğdu. |
| I love February. | Şubat ayını seviyorum. |
| I’m going to Paris on February 7th. | 7 Şubat’ta Paris’e gideceğim. |
| I went to visit my uncle last February. | Geçen Şubat‘ta amcamı ziyarete gittim. |
| February is one of the coldest months. | Şubat en soğuk aylardan biri. |
| We will celebrate Valentine’s Day in February. | Şubat’ta sevgililer gününü kutlayacağız. |
| I learned a lot from my research in February. | Şubat ayında yaptığım araştırmalardan pek çok şey öğrendim. |

February hakkında bir şarkı dinlemek istersen sana, Matilda Mann’in February şarkısını öneririz. February şarkısının sözlerini ve bu sözlerin Türkçe karşılıklarını aşağıda bulabilirsin.
Sanırım doğrudan söyleyeceğim
I guess I’ll say it straight
Neden bu sefer tereddüt ettin?
Why even hesitate this time?
Beni yanlış kanıtlayabileceğini düşündüm
Thought you could prove me wrong
İnsanların ömür boyu birlikte olması
That people get along for life
Tutunacak bir şey kalmadı
Nothing left to hold
Deliklerle dolu cepler
Pockets filled with holes
Bunu söylemek tozu solumaktan daha güvenli
Safer to say it than breathing in dust
İkimiz için havayı temizleyeceğim
I’ll clear the air for the both of us
Fazla düşünme, sadece vazgeçiyor
Don’t overthink it, it’s just giving up
Şubat geldi ve yeter dedi
February came and called it enough
Çalıştırmaya çalıştık
We tried to make it work
Bu sefer acıtmayacakmış gibi davran
Pretend that it won’t hurt this time
Ama itiraf etmeyeceksin
But you just won’t confess
Bunun en iyisi için, haklıyım
That this is for the best, I’m right
Tutunacak bir şey kalmadı
Nothing left to hold
Deliklerle dolu cepler
Pockets filled with holes
Bunu söylemek tozu solumaktan daha güvenli
Safer to say it than breathing in dust
İkimiz için havayı temizleyeceğim
I’ll clear the air for the both of us
Fazla düşünme, sadece vazgeçiyor
Don’t overthink it, it’s just giving up
Şubat geldi ve yeter dedi
February came and called it enough

İngilizce ayları kolaylıkla öğrenebilmenin bazı yolları var. Yazımızın bu bölümünde sana, İngilizce ayları kolayca öğrenebilmen için birkaç ipucu vermek istiyoruz. Örneğin telefonunda ve bilgisayarında bulunan takvimi İngilizce kullanabilirsin.
Bu sayede takvime her bakışında ayların İngilizcesi ile karşılaşırsın ve İngilizce ayları öğrenmen kolaylaşır. Sana vereceğimiz bir başka ipucu ise bir masa ya da duvar takvimi edinmek olacak. Sürekli gözünün önünde bulunan bir İngilizce takvim, İngilizce ayları rahatlıkla öğrenmeni sağlayacak.
Bol bol yazma pratiği yapmak ve Open English’e abone olmak da İngilizce ayları öğrenmen konusunda çok işine yarayacak. %100 online İngilizce kursu Open English’te dilediğin yerden dilediğin zamanda İngilizce ayları öğrenebilirsin. Sadece İngilizce aylar konusunda değil, İngilizceye dair her türlü bilgiyi edinirken Open English’i kullanabilirsin.
Ana dili İngilizce olan eğitmenlerden İngilizce eğitimi alabileceğin online İngilizce kursu Open English, sana, sertifikalı bir dil eğitimi sunuyor. Open English’te eğitmenlerin aracılığıyla ulaşabileceğin İngilizce konuşma sınıfları sayesinde bolca konuşma pratiği yapabilir, interaktif derslere sınırsız erişim hakkın sayesinde İngilizceni rahatlıkla ilerletebilirsin.
Online İngilizce kursu Open English hakkında detaylı bilgi sahibi olmak için bu sayfada bulunan iletişim formunu doldurabilirsin.
Kelimelerin gücünü hepimiz biliyoruz, değil mi? Kimi zaman duyguları ifade etmek, kimi zaman okuduklarımızı anlamak, kimi zaman da edebi metinler hazırlamak için ihtiyaç duyduğumuz kelimeler, yeni bir dil öğrenirken de son derece önemlidir.
Özellikle de İngilizce öğrenmek için kelimelerin gücünü yadsıyamayız. İngilizce yolculuğunda gramerin gücü ne kadar fazlaysa kelimelerin gücü de bir o kadar fazladır. Yani İngilizce kelimeler, dil öğrenirken her zaman en büyük yardımcın olacak.
Open English ile 7/24 online sınırsız olarak ana dili İngilizce olan sertifikalı eğitmenlerle İngilizce çalışabileceğini biliyor muydun? Detaylı bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurabilirsin.
O halde R ile başlayan İngilizce kelimelerin de sana ne gibi katkılarda bulunacağını az çok kestirebilirsin. İngilizce alfabeye göre hazırladığımız listede sıra geldi R ile başlayan İngilizce kelimelere…
Hadi hiç durmadan listemizi incelemeye geçelim:

R ile başlayan İngilizce kelimelerimizi 2 parça halinde sana sunuyoruz. Birinci listemizi bitirdikten sonra ufak bir mola verebilir ya da hız kesmeden İngilizce kelimeler öğrenmeye devam edebilirsin.
| R İle Başlayan İngilizce Kelimeler | Türkçe Çevirileri |
| Raccoon | Rakun |
| Race | Yarış |
| Race | Yarışmak |
| Racer | Yarışçı |
| Racial | Irk |
| Racism | Irkçılık |
| Radiance | Aydınlık, Görkem, Işıma |
| Radiant | Göz Alıcı |
| Radiation | Radyasyon |
| Radical | Radikal |
| Radicle | Sinir Kökü |
| Radio | Radyo |
| Radish | Turp |
| Radius | Yarıçap |
| Raffle | Çekiliş |
| Raft | Sal |
| Rafter | Kiriş |
| Rag | Paçavra |
| Rage | Öfke |
| Raider | Çapulcu, Akıncı |
| Rail | Demiryolu |
| Railway | Tren Yolu |
| Rain | Yağmur Yağması |
| Rain Forest | Yağmur Ormanı |
| Raise | Yükseltmek |
| Rambler | Avare Gezen |
| Range | Aralık |
| Rank | Rütbe, Sayılmak |
| Ranker | Erbaş |
| Ransom | Fidye |
| Ranter | Palavracı |
| Rapid | Hızlı |
| Rare | Nadir |
| Rarely | Nadiren |
| Rascally | Aşağılık |
| Rash | İsilik |
| Rasp | Törpü |
| Rat | Fare |
| Rate | Oranlamak |
| Rather | Oldukça |
| Ratio | Oran |
| Rational | Akılcı |
| Ravel | Sökülmek |
| Ravenous | Yırtıcı |
| Raving | Çılgın |
| Raw | Çiğ |
| Raw | Ham |
| Rawness | Hamlık |
| Reach | Ulaşmak |
| React | Tepki Vermek |
| Reaction | Tepki |
| Read | Okumak |
| Reader | Okuyucu |
| Reading | Okuma |
| Ready | Hazır |
| Real | Gerçek |
| Realistic | Gerçekçi |
| Reality | Gerçeklik |
| Realize | Anlamak |
| Really | Gerçekten |
| Realm | Diyar |
| Realtor | Emlakçı |
| Realty | Gayrimenkul |
| Rear | Arka |
| Reason | Mantık |
| Reasonable | Makul |
| Reasonably | Mantıklı |
| Recall | Hatırlama |
| Receive | Almak |
| Recent | Son |
| Recently | Son Günlerde |
| Reception | Resepsiyon |
| Receptionist | Resepsiyonist |
| Recession | Durgunluk |
| Recognition | Tanıma |
| Recognize | Tanımak |
| Recommend | Tavsiye Etmek |
| Record | Kaydetmek |
| Recover | Kurtarmak |
| Recreational | Eğlence |
| Recycle | Geri Dönüşüm |
| Red | Kırmızı |
| Reduce | Azaltmak |
| Reduction | İndirgeme |
| Reedy | Sazlık |
| Reeky | Dumanlı |
| Reel | Makara |
| Refer | Göndermek |
| Referee | Hakem |
| Reference | Referans |
| Reflect | Yansıtmak |
| Reflex | Refleks |
| Reform | Reform |
| Reform | Düzeltmek |
| Refrigerator | Buzdolabı |
| Refuge | Sığınak |
| Refugee | Mülteci |
| Refund | Geri Ödeme |
| Refusal | Ret |
| Refuse | Reddetmek, Çöp |
| Regard | Saygı |
| Region | Bölge |
| Register | Kayıt |
| Regret | Pişman Olmak |
| Regular | Normal |
| Regulate | Düzenlemek |
| Regulation | Düzenleme |
| Reject | Reddetmek |
| Relate | İlişkilendirmek |
| Relation | İlişki |
| Relationship | İlişki |
| Relative | Göreli, Akraba |
| Relax | Rahatla |
| Release | Serbest Bırakmak |
| Relentless | Acımasız |
| Relevance | İlgi, Alaka |
| Relevant | Uygun, Alakalı |
| Reliable | Dürüst, Güvenilir |
| Reliance | Güven |
| Relic | Kalıntı |
| Relief | Kabartma |
| Relieve | Rahatlatmak |
| Religion | Din |
| Religious | Dini |
| Rely | Güvenmek |
| Remain | Kal |
| Remark | Söz |
| Remarkable | Olağanüstü |
| Remember | Hatırlamak |
| Remind | Hatırlatmak |
| Remove | Kaldırmak |
| Renew | Yenilemek |
| Renewable | Yenilenebilir |
| Renown | Ün |
| Rent | Kiralamak |
| Repair | Onarım |
| Repair | Tamir Etmek |
| Reparations | Tazminat |
| Repast | Öğün |

Geldik R ile başlayan İngilizce kelime listemizin ikinci kısmına… Hızlıca buradaki kelimeleri de çalışarak kelime hazneni ciddi anlamda genişletebilirsin.
| R İle Başlayan İngilizce Kelimeler | Türkçe Çevirileri |
| Repeat | Tekrarlamak |
| Repent | Taciz |
| Replace | Değiştirmek |
| Replay | Tekrar Oynatma |
| Replete | Dolu |
| Replica | Kopya |
| Reply | Cevap Vermek |
| Report | Rapor Vermek |
| Represent | Temsil Etmek |
| Representative | Temsilci |
| Reproduce | Çoğaltmak |
| Republic | Cumhuriyet |
| Reputation | İtibar |
| Reputed | Tanınmış |
| Request | İstek, Rica |
| Require | Gerektiren |
| Requirement | İhtiyaç |
| Rescue | Kurtarmak |
| Research | Araştırmak |
| Reserve | Rezerve Etmek |
| Reserved | Ayrılmış |
| Resident | Yerleşik |
| Resign | Istıfa Etmek |
| Resist | Diriltmek |
| Resistance | Direniş |
| Resolve | Çözmek |
| Resolved | Kararlı |
| Resource | Kaynak |
| Respect | Saygı Duymak |
| Respond | Cevap Vermek |
| Response | Cevap |
| Responsibility | Sorumluluk |
| Responsible | Sorumlu |
| Rest | Dinlenmek |
| Restaurant | Restoran |
| Restore | Geri Yükle |
| Restrict | Kısıtlamak |
| Result | Sonuç |
| Retain | Korumak |
| Retire | Emekli |
| Retirement | Emeklilik |
| Return | Dönmek |
| Reveal | Ortaya Koymak |
| Reverse | Tersine Çevirmek |
| Review | Gözden Geçirmek, İncelemek |
| Revise | Revizyon |
| Revision | Devrim |
| Revolution | Ödül |
| Reward | Ödül Vermek |
| Ribald | Müstehcen |
| Riband | Kurdele |
| Rim | Jant |
| Rime | Kırağı |
| Rind | Kabuk |
| Ring | Yüzük, Halka |
| Ringer | Zil |
| Ringleader | Elebaşı |
| Rise | Yükselmek |
| Riser | Kalkan |
| Risible | Gülme |
| Risk | Risk |
| Risky | Riskli |
| Rite | Ayin |
| Ritzy | Lüks |
| Rival | Rakip |
| River | Nehir |
| Rivet | Perçin |
| Rivulet | Dere |
| Road | Yol |
| Roadbed | Sabit Hat |
| Roadblock | Barikat |
| Roadside | Yol Kenarı |
| Roadster | Binek Atı |
| Roadster | Binek Atı |
| Roadway | Yol Şeridi |
| Roam | Dolaşmak |
| Roast | Rosto |
| Roasted | Kavrulmuş |
| Roaster | Fırın |
| Rob | Soygun, Hırsızlık Yapmak |
| Robber | Soyguncu |
| Robe | Elbise |
| Rock | Kaya |
| Rocker | Rakçı |
| Rocket | Roket |
| Rogue | Düzenbaz |
| Roguery | Çapkınlık |
| Roguish | Çapkın |
| Role | Rol |
| Roll | Döndürme, Çevirme |
| Roommate | Gidiş |
| Rose | Gül |
| Rosin | Reçine |
| Roster | Liste |
| Rostrate | Gaga |
| Rostrum | Kürsü |
| Rosy | Pembe |
| Rot | Çürüme |
| Rotten | Çürümüş |
| Rounder | Ayyaş |
| Roundhouse | Cezaevi |
| Roundness | Yuvarlaklık |
| Rover | Korsan |
| Runway | Koşu Yolu |
| Ruthless | Acımasız |
İşte R ile başlayan İngilizce kelime listemizin sonuna geldik. Burada yazımızı sonlandırırken sana Open English olarak 15 yılı aşkın süredir verdiğimiz online İngilizce kursumuzdan bahsetmek isteriz.
Yapay zeka destekli telaffuz aracı, ana dili İngilizce olan eğitmenlerle bire bir ve grup halinde gerçekleştirebileceğin canlı dersler ve sayısız okuma – yeni kelime öğrenme metni, kursumuzda seni bekliyor.
Her an yanınızda olmak için sunduğumuz WhatsApp desteğimiz ve çok daha fazlasıyla İngilizce öğrenmek için çıktığın yolculuğu daha verimli hale getiriyoruz.
Hiç vakit kaybetmeden hemen yan tarafta yer alan formu doldur, kısa sürede seni arayalım ve online İngilizce kursunu başlatalım.
LP’nin 2015’te çıkardığı Lost On You şarkısı hala daha insanların diline dolanmakta. Bu yazımızda, dünya çapında bir başarı elde eden Lost On You şarkısının arkasındaki hikayeye değinecek, sözlerin çevirisini yapacak ve kullanılan gramer yapılarına değineceğiz! Hazırsan kulaklığını tak, Lost On You şarkısını aç ve yazımızı okumaya başla!
Başlamadan önce seni önde gelen online İngilizce kursu Open English’e davet etmek istiyoruz! Open English’e üye olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerle 7/24 canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında İngilizce konuşma pratikleri yapabilir ve dev içerik arşivimizden sınırsız faydalanabilirsin!
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.
İtalyan asıllı Amerikan şarkıcı olan Laura Pergolizzi, 18 Mart 1981’de Long Island’da doğmuştur. New York’a taşınması ile birlikte sahne ismi olan LP’yi sahiplenerek müzik yapmaya başlamıştır. Rock müzik icra ederek başlasa da, kariyerinin ilerleyen zamanlarında pop türüne ağırlık vermiştir. Lost On You şarkısı ile büyük bir başarı elde ederek birçok ödül kazanmıştır.
LP, Lost On You şarkısından “ayrılık şarkısı” olarak bahseder. Şarkıda bahsi geçen kişi, eski partneri olan Tamzin Brown’dır. Bir röportajında LP, ayrılık şarkısı olmasına rağmen ayrılmadan önce yazdığından bahseder. Zaten şarkının ismini içerek nakaratta da buna değinmektedir.
“Lost On You” çoğu zaman yanlış bir şekilde “seninle kayboldu” olarak çevrilir. Fakat “lost on someone”, farkında olmamak, habersiz olmak gibi bir anlama sahip bir deyimdir.

When you get older, plainer, saner
Will you remember all the danger
We came from?
Burning like embers, falling, tender
Longing for the days of no surrender
Years ago
And will you know
So smoke ’em if you got ’em
‘Cause it’s going down
All I ever wanted was you
I’ll never get to heaven
‘Cause I don’t know how
Let’s raise a glass or two
To all the things I’ve lost on you
Oh-oh
Tell me are they lost on you?
Oh-oh
Just that you could cut me loose
Oh-oh
After everything I’ve lost on you
Is that lost on you?
Oh-oh-oh-oh, oh-oh
Oh-oh-oh-oh
Is that lost on you?
Oh-oh-oh-oh, oh-oh
Baby, is that lost on you?
Is that lost on you?
Wish that I could see the machinations
Understand the toil of expectations
In your mind
Hold me like you never lost your patience
Tell me that you love me more than hate me
All the time
And you’re still mine
So smoke ’em if you got ’em
‘Cause it’s going down
All I ever wanted was you
Let’s take a drink of heaven
This can turn around
Let’s raise a glass or two
To all the things I’ve lost on you
Oh-oh
Tell me are they lost on you?
Oh-oh
Just that you could cut me loose
Oh-oh
After everything I’ve lost on you
Is that lost on you?
Oh-oh-oh-oh, oh-oh
Oh-oh-oh-oh
Is that lost on you?
Oh-oh-oh-oh, oh-oh
Baby, is that lost on you?
Is that lost on you?
Let’s raise a glass or two
To all the things I’ve lost on you
Oh-oh
Tell me are they lost on you?
Oh-oh
Just that you could cut me loose
Oh-oh
After everything I’ve lost on you
Is that lost on you?
Is that lost on you?
Umarız buraya kadar Lost On You hakkında bilmediğin bir şeyler öğrenmiş, şarkıya eşlik edebilmişsindir! Yazımızın kalanında Lost On You şarkısının çevirisini yapacağız. Eğer çevirilerine ihtiyaç duymadan, istediğin her şarkıyı dinlediğin anda anlayabilmek istiyorsan Open English’e kaydolmanı şiddetle tavsiye ediyoruz!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerle ders alabilir, yabancılarla canlı konuşma gruplarında pratik yapabilir ve dev içerik arşivimize istediğin zaman, sınırsız erişebilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Yaşlanınca, durulunca, aklın başına gelince
Hatırlayacak mısın birlikte atlattığımız
Tüm tehlikeleri?
Kor gibi yanan, düşen, hassas
Yıllar önce, vazgeçişlerin olmadığı günlerin
hasretini çeken
Anlayacak mısın?
Öyleyse, yap yapabiliyorsan,
Çünkü bu yaşanıyor şu an
Tüm istediğim sendin
Asla cennete gidemeyeceğim
Çünkü nasıl gidilir bilmiyorum
Hadi, birkaç kadeh kaldıralım
Seninle kaybettiğim her şeye
Oh-oh
Söyle bana, farkında değil misin
Oh-oh
Beni kendinden koparabileceğinin?
Oh-oh
Seninle kaybettiğim her şeyden sonra
Sen bunun farkında değil misin?
Oh-oh-oh-oh, oh-oh
Oh-oh-oh-oh
Farkında değil misin?
Oh-oh-oh-oh, oh-oh
Bebeğim, farkında değil misin?
Farkında değil misin?
Keşke entrikaları görebilseydim,
Beklentilerin uğraşını anlasaydım
Aklındaki
Kollarına al beni, hiç sabrını kaybetmemişsin gibi
Bana söyle benden nefret ettiğinden çok beni sevdiğini
Her zaman
Ve hala benimsin.
Öyleyse, yap yapabiliyorsan,
Çünkü bu yaşanıyor şu an
Tüm istediğim sendin
Haydi cennetin içkisinden içelim.
İşler tersine dönebilir.
Hadi, birkaç kadeh kaldıralım
Seninle kaybettiğim her şeye
Oh-oh
Söyle bana, farkında değil misin
Oh-oh
Beni kendinden koparabileceğinin?
Oh-oh
Seninle kaybettiğim her şeyden sonra
Sen bunun farkında değil misin?
Oh-oh-oh-oh, oh-oh
Oh-oh-oh-oh
Farkında değil misin?
Oh-oh-oh-oh, oh-oh
Bebeğim, farkında değil misin?
Farkında değil misin?

Şarkıları çevirmek istiyorsak, birebir çevirilerden kesinlikle kaçınmalı, dilimizdeki uygun söylemleri kullanmaya dikkat etmeliyiz. Çünkü motamot çeviriler, şarkıların duygularını maalesef öldürüyor.
Belki de çevirimizi okurken bazı şeyleri farklı çevirdiğimizi görebilirsin. LP’nin bu şarkıda “Lost On You” sözünü iki anlamda kullandığını belirtmek isteriz. İlki gerçek anlamında kaybetmek, ikincisi ise deyim olarak “farkında olmamak”. Nakaratta iki halini de görebiliyoruz.
Aynı zamanda “smoke ‘em if you got ‘em” direkt çevirilince “varsa (sigara) içeceksin” gibi bir anlama sahip olsa da, İkinci Dünya Savaşı’nda ortaya çıkmış bir deyimdir ve “yapabiliyorsan yap” gibi bir anlama gelmektedir.
Eğer basit tenseleri biliyor, fakat Perfect tenseleri bilmiyorsan bu şarkıda karşına çıkan Present Perfect Tense kafanı karıştırabilir. Fakat merak etme, blogumuz üzerinden bu konuyu da öğrenebilirsin!
Yazımızın sonuna gelmişken seni Open English’e davet ediyoruz. Ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabileceğin, yabancılarla İngilizce konuşma pratiği yapabileceğin ve tüm içeriklerimize sınırsız erişebileceğin Open English aboneliği, eminiz ki İngilizceni en üst seviyeye taşıyacak!
Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım.
Gülüp eğlenmeyi, şen kahkahalar atmayı kim istemez! Güler yüzlü insanlar genelde hep daha çok sevilirler. Peki, bunun nedenini hiç düşündün mü? Çünkü bu insanlar, dışarıdan iletişime daha açık görünüyor. Üstelik bulunduğu ortamın enerjisini pozitif yönde etkiliyor.
Mizah, hayatın her alanında yer alıyor. İnsanlar gülmek için komedyenlerin etkinliklerine katılıyor. Komedi filmi izliyor ya da karikatür dergileri okuyor. Sosyalleşirken birbirlerine eğlenceli fıkralar anlatıyor.
Fıkralar, kültürümüzde önemli bir yere sahip. Çünkü güldürürken düşündüren cinsten olanları çok fazla. Eğlenirken öğrenmek oldukça iyi bir yöntem. Bu durum İngilizce için de geçerli. Sen de Open English ile hem eğlenip hem İngilizce öğrenebilirsin.
Open English, online bir İngilizce kursu. Sıfırdan İngilizce öğrenmek istiyorsan ya da temel İngilizce bilgine yenilerini eklemeyi düşünüyorsan, doğru adrestesin! 7/24 canlı sınıflarda İngilizce derslerini takip edebilirsin. Ayrıca ana dili İngilizce olan eğitmenlerle konuşarak pratik yapabilirsin.
Open English ile İngilizce öğrenmek oldukça kolay ve eğlenceli! Bu konu hakkında daha fazla bilgi edinmek istersen formu doldurabilirsin.
Yapması zor gelen ne varsa, eğlenceli hale getirerek dene diye tavsiye verilir hep. Bu tavsiye çoğunlukla da işe yarar. Çünkü stres altında ve kaygılıysan işleri halletmen zorlaşıyor. Bir mecburiyet hissetmeden eğlenerek İngilizceyi öğrenebilirsin. İngilizce Geliştirmek için Komedi Filmleri adlı yazıya bir göz atabilirsin.
İngilizceni geliştirmek adına komik hikayeler okuyabilirsin. Hatta başlangıç için fıkralar çok yerinde olur. Böylece yeni kelimeler ve cümle kalıplarını öğrenirken sıkılmazsın. Eğlenceli bir öğrenme süreci seni motive de edecektir.
Çok fazla fıkra var. Bu nedenle seçeneğin bol. Sana birçok kültürde mizah kahramanı olarak anılan Nasreddin Hoca fıkralarını önerebiliriz. Nasreddin Hoca o kadar renkli bir kişilik ki okurken hiç sıkılmayacaksın. Haydi, İngilizce Nasreddin Hoca fıkralarına geçmeden evvel biraz kendisinden bahsedelim.

Nasreddin Hoca’yı duymuş olmalısın. Kendisi birçok kültürde oldukça popüler bir figür. Nasreddin Hoca, bir mizah kahramanı. Nasreddin Hoca neden eşeğe ters biniyor? Nasreddin Hoca gerçekten yaşamış mı? Tüm bu sorular çokça merak ediliyor.
Nasreddin Hoca hazırcevap, muzip ve bilge bir karakter olarak karşına çıkıyor. Fıkraları o denli meşhur ki Bulgaristan, Moldova, Romanya, Ukrayna, Arnavutluk, Hırvatistan ve daha birçok yerde biliniyor. Hatta Bulgaristan’da ders kitaplarında işlenen bir güldürü tiplemesi. Bazı kültürlerde Nasradın adıyla anılıyor.
Nasreddin Hoca’nın fıkraları Uygurlar aracılığıyla Çin’e dahi ulaşmış ve büyük ilgi görüyor. İngilizce Nasreddin Hoca fıkraları okumak da mümkün. Hoca bir popüler kültür öğesi haline gelmiş durumda. Adına yarışmalar düzenleniyor. Yine Nasreddin Hoca anısına Altın Eşek Komedi Filmleri Festivali yapılıyor. Uluslararası Nasreddin Hoca Sempozyumu, bilimsel bir etkinlik olarak varlığını sürdürüyor.
Nasreddin Hoca, Türk kültürünün yapı taşlarından bir tanesi. Ölümü, insanları o denli etkilemiş ki birtakım halk inanışları geliştirmişler. Bunlardan en çok bilineni, Nasreddin Hoca’nın ağlayarak değil gülerek doğduğuna inanılması. Bunun dışında Akşehir’de bulunan Nasreddin Hoca türbesini gezenlerin, kendini gülmekten alamayacağı inancı da mevcut. Ayrıca türbede, tam gülecekken kendini tutmanın uğursuzluk getirdiği söyleniyor.
Nasreddin Hoca, şöhretini elbette şakacılığına ve zekasına borçlu. Fıkraları nesilden nesile anlatılmaya devam ediyor. Nasreddin Hoca’nın doğum tarihi hakkında başlangıçta kesin bir bilgi yoktu. Fakat Mecmua-i Maârif adlı eserde bulunan bilgilere göre 1208 yılında doğduğu söyleniyor. Ayrıca Nasreddin Hoca’nın Sivrihisar’ın Hortu köyünde doğduğu kabul ediliyor.
Hocanın babası köy imamıydı ve Nasreddin Hoca, ilk eğitimini babasından aldı. Ardından medrese eğitimi için Sivrihisar’da bulundu. Babasının ölümü üzerine ise Hortu’ya dönerek köy imamlığı yaptı. Birbirinden keyifli ve komik fıkraların sahibi, kısaca böyle bir hayat sürmüş.

Nasreddin Hoca’nın fıkraları epey meşhur. Hele bir de UNESCO 1996 yılını tüm dünyada Nasreddin Hoca Yılı ilan edince şöhreti katlandı. Nasreddin Hoca’nın fıkraları büyük bir alana yayıldı, farklı dillere çevrildi.
İngilizce evrensel bir dil. Elbette İngilizce Nasreddin Hoca fıkralarına ulaşmak mümkün. İngilizce pratik yapmak adına İngilizce Nasreddin Hoca fıkralarını okuyabilirsin. Böylece hem eğlenip hem de öğrenmiş olursun. Haydi, İngilizce Nasreddin Hoca fıkralarına bir bakalım.
İngilizce kaynak bulmak açısından oldukça avantajlı bir dil. Elbette İngilizce Nasreddin Hoca fıkralarına ulaşman da kolay olacak. Nasreddin Hoca’nın renkli dünyasına girip eğlenerek İngilizce çalışabilirsin. Senin için en beğenilen iki İngilizce Nasreddin Hoca fıkrasını seçtik. Haydi, İngilizce Nasreddin Hoca fıkralarının örneklerine, beraber bakalım.
One day, Hodja takes a scoop and pot, heads to the coast of Akşehir Lake, and then starts to do something with the scoop in his hand.
People start to watch him curiously. One of them asks out of curiosity.
He: Hodja, what are you doing?
Hodja: Don’t you see? I’m fermenting the yoghurt for the lake.
He: What? Hodja! Does the lake ever hold yeast?
Hodja: Friends, pals, I do know that it won’t hold it; however, what if it happens?
Türkçesi:
Hoca, bir gün eline bir kepçe ve çömlek alıp Akşehir gölünün kıyısına gider. Elindeki kepçeyle bir şeyler yapmaya başlar.
Bu durumu gören insanlar, merakla izler. İçlerinden biri dayanamayıp sorar.
O: Hocam ne yapıyorsun?
Nasreddin Hoca: Görmüyor musun? Göle yoğurt mayalıyorum.
O: Ne? Hocam! Göle maya tutar mı?
Nasreddin Hoca: Arkadaşlar, ben de biliyorum tutmayacağını; ancak ya tutarsa!

One day Nasreddin Hoca rides his donkey to fulfill the needs of somebody’s house and heads for the bazaar. After a while, the children intercept the Hodja and asks.
Kids: Hodja, where are you going?
Hodja: I’m going to the bazaar.
Kids: Can you buy us a pipe?
Hodja: Sure I can.
While this happens, one of the kids gives money to the Hodja and others only give their blessings to the Hodja, who finished his bazaar shopping, heads for home in exhaustion and the children intercept him.
Kids: Hodja, welcome!
Hodja: Thank you, kids.
Then the children’s wishes begin.
Kids: Hodja, Hodja! Pipe! Hodja is there one for me?
As he hears the words of the kids, Hodja hands out the pipe to the kid who paid.
This time kids start to complain as.
Kids: Is it okay Hodja, how about ours?
Upon hearing this Hodja answers.
Hodja: Children, children! Who pays for the pipe, plays the tune. See, your friend paid for it and now look how he plays it.
Türkçesi:
Nasreddin Hoca bir gün, birinin evinin ihtiyaçlarını gidermek için eşeğine biner ve çarşıya gider. Bir süre sonra çocuklar hocanın yolunu kesip sorarlar.
Çocuklar: Hocam nereye gidiyorsunuz?
Nasreddin Hoca: Çarşıya gidiyorum.
Çocuklar: Bize düdük alabilir misiniz?
Nasreddin Hoca: Elbette alırım.
Bu esnada çocuklardan biri hocaya para verir, diğerleri ise sadece hayır dualarını sunarlar.
Çocuklar: Hocam hoş geldiniz!
Nasreddin Hoca: Sağ olun çocuklar.
Ardından çocukların istekleri başlar.
Çocuklar: Hoca! Hoca! Düdük! Hoca bana da var mı?
Hoca, çocukların sözlerini duyunca, parayı ödeyen çocuğa düdüğü uzatır.
Bu kez çocuklar şikayet etmeye başlar.
Çocuklar: Olur mu hocam peki bizimki?
Bunu duyan Hoca cevap verir.
Nasreddin Hoca: Çocuklar, çocuklar! Parayı veren düdüğü çalar. Bakın, arkadaşınız parasını ödedi ve şimdi nasıl çalıyor.
İngilizce Nasreddin Hoca fıkralarından daha çok var! Kazan Doğurdu (Cauldron has given birth), Rahmetten Kaçılır mı? (There is no escape from God’s mercy), Hanım İpe Un Sermiş (My wife spread flour on the string) oldukça popüler fıkralardan birkaçı. Sen de fıkra okumayı seviyorsan İngilizce Nasreddin Hoca fıkralarıyla pratik yapabilirsin. İngilizce Nasreddin Hoca fıkralarıyla İngilizce çalışmak oldukça eğlenceli. Hem Open English her zaman yanında!
Open English ile İngilizce öğren! Daha detaylı bilgi edinmek istersen formu doldurabilirsin.