Mutlu Yıllar Demenin 10 Farklı Yolu

Yeni bir yılın başlangıcını, duygularımızı en içten şekilde ifade etme ve sevdiklerimize samimi dileklerimizi iletmek için bir fırsat gibi düşünebilirsin. “Mutlu Yıllar” dileği, yürekten gelen en sıcak duyguları ifade ederken kullandığın kalıp bir ifade gibi kalıyor ama. Her yeni yıl, birbirimize sevgiyle sarıldığımız, yeni umutlarla dolu bir zaman dilimi olması için bu ifadeyi de daha samimi şekilde söylemenin yollarını bulalım mı?

 Bu özel dönemde, sevdiklerimize içtenlikle sarıldığımız, birbirimize umut dolu bakışlarla baktığımız, birlikte paylaşılan anıları hatırladığımız ve geleceğe dair umutlarımızı paylaştığımız bir zaman olmasını dileriz. Onlar için alacağın şirin hediyelerin yanında yeni yılda kendin için de bir şey yapmak istersen Open English ile İngilizceni geliştirmeyi deneyebilirsin.

Open English İle Yeni Yılda Tüm Dillere Umutla Bak

Open English profesyonel eğitmen ekibiyle yeni yılda ve geçmişte her zaman öğrenciler için en iyisini diler. Senin gibi kendini geliştirmek ve yeni dil öğrenmek isteyenler için en iyi seçim.

Hem 7/24 ulaşılabilir olması hem de istediğin yerden bağlanabiliyor olması ile kendine göre bir programla dil öğrenebilirsin. Hiçbir şeye hiçbir zaman geç kalmış gibi hissetmeden tam da istediğin gibi İngilizce öğrenmek senin elinde.

Daha fazla bilgi ve kayıt işlemleri için sayfanın kenarındaki formu doldurman yeterli. 

Bu yazıda, “Mutlu Yıllar” dileğiyle birlikte, kalpten gelen en samimi dileklerimizi sevdiklerimize iletmek için en güzel ve içten ifadeleri arayacağız. Çünkü yeni bir yıl, sevgiyle, umutla ve birlikte geçirilen anılarla daha da anlam kazanır.

ingilizce mutlu yıllar deme yolları - happy new year

“Happy New Year!”

  • “Happy New Year! I hope this year brings you all the joy and success you deserve.” (Mutlu Yıllar! Umarım bu yıl sana tüm mutluluğu ve başarıyı getirir.
  • “I wanted to wish you a Happy New Year filled with love and prosperity.”(Senin için sevgi dolu ve refah içinde bir mutlu yıl diledim.)

“Wishing you a joyful New Year!” 

  • “Wishing you a joyful New Year filled with laughter and wonderful moments.”(Senin için kahkahalarla dolu ve harika anlarla dolu bir mutlu yıl diliyorum.)
  • “I’m sending my warmest wishes for a joyful New Year to you and your family.”(Sana ve ailen için en içten dileklerimi gönderiyo, neşeli bir yeni yıl diliyorum.)

“May the New Year bring you happiness and prosperity!”

  • “May the New Year bring you happiness and prosperity beyond your expectations.” (Yeni Yıl sana beklentilerinin ötesinde mutluluk ve refah getirsin.)
  • “I hope that the coming year brings you endless happiness and great success.” (Gelecek yılın sana sonsuz mutluluk ve büyük başarılar getirmesini umuyorum.)

“Wishing you a year filled with love and laughter!”

  • Wishing you a year filled with love and laughter, making every moment memorable.” (Her anını unutulmaz kılacak, sevgi ve kahkaha dolu bir yıl diliyorum sana.)
  • “May the upcoming year be filled with love and lots of joyful laughter for you.” (Yaklaşan yılın senin için sevgi ve bolca neşeli kahkaha ile dolu olmasını dilerim.)

ingilizce mutlu yıllar deme yolları - here's to a fantastic new year ahead

“Here’s to a fantastic New Year ahead!”

  • “Here’s to a fantastic New Year ahead, filled with new opportunities and adventures.” (İleride bizi yeni fırsatlar ve maceralarla dolu harika bir yeni yıl bekliyor!)
  • “Let’s raise our glasses and toast to a fantastic New Year ahead!” (Gelin kadehlerimizi kaldıralım ve ileride bizi bekleyen harika bir yeni yıl için kadehlerimizi kaldıralım!)

“May the coming year be full of blessings for you!”

  • “May the coming year be full of blessings and bring you peace and happiness.” (Gelecek yıl bereket dolu olsun ve sana huzur ve mutluluk getirsin.)
  • “Wishing you a year ahead filled with abundant blessings and positivity.” (Sana bol bereket ve pozitiflik dolu bir önümüzdeki yıl diliyorum.)

“Wishing you a New Year filled with health, happiness, and success!” 

  • “Wishing you a New Year filled with good health, happiness, and tremendous success in all your endeavors.” (Tüm çabalarında büyük başarılar, iyi sağlık ve mutluluk dolu bir Yeni Yıl diliyorum sana.)
  • “May the New Year bring you abundant health, happiness, and achievements in your life.” (Yeni Yıl sana bolca sağlık, mutluluk ve hayatında başarılar getirsin.)

Akıcı bir şekilde İngilizce konuşmak istersen hemen yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

ingilizce mutlu yıllar deme yolları - may the new year be as bright as your smile

“May the New Year be as bright as your smile!” 

  • “May the New Year be as bright as your smile, spreading warmth and positivity everywhere.” (Yeni Yıl, gülümsemen kadar parlak olsun, her yere sıcaklık ve pozitiflik yayılsın.)
  • “Wishing you a New Year as radiant and cheerful as your beautiful smile.” (Sana, güzel gülümsemen kadar parlak ve neşeli bir Yeni Yıl diliyorum.)

“Wishing you peace and joy in the New Year!”

  • “Wishing you peace and joy in the New Year, filled with tranquility and happy moments.” (Yeni Yıl’da sana huzur ve neşe dolu, sakinlik ve mutlu anlarla dolu bir zaman diliyorum.)
  • “May the New Year bring you an abundance of peace and boundless joy.” (Yeni Yıl sana bolca huzur ve sınırsız neşe getirsin.)

“Hope the New Year brings you everything your heart desires!”

  • “Hope the New Year brings you everything your heart desires, fulfilling all your dreams and aspirations.” (Umarım Yeni Yıl, kalbinin arzuladığı her şeyi getirir, tüm hayallerini ve beklentilerini gerçekleştirir.)
  • “Wishing you a New Year filled with everything you’ve ever wished for and more!” (Sana, tüm dileklerini ve daha fazlasını içeren bir Yeni Yıl diliyorum!)

İngiliz İngilizcesindeki Slang (Sokak Ağzı) Terimler

Önceki yazımızda, Amerikan İngilizcesindeki slang terimlerden bahsetmiştik. Orada da belirttiğimiz gibi; resmi olmayan, sokak ağzı denilebilecek bu kelime ve deyişler, kültür ile bağlantılı olduğundan, aynı dilin konuşulduğu farklı coğrafyalara göre değişiklik gösterebiliyor.

Bu yazımızın konusu da İngiliz İngilizcesindeki slang terimler. Özellikle de günlük konuşmalarda ihtiyaç duyacağını düşündüğümüz bu terimleri öğrenerek, sen de İngilizce ifade becerini geliştirebilirsin. Öyleyse, hazırsan başlayalım!

İşte İngiliz İngilizcesinde sık kullanılan slang terimlerden bazıları…

(not) My cup of tea

İngiliz slang terimleri arasında çayla alakalı bir deyiş olmaması düşünülemezdi elbette… Popüler bir slang olan, hatta Amerikalılardan da duyabileceğin “my cup of tea”; genellikle “not” ile birlikte negatif olacak şekilde; bana uygun değil, benlik değil, tarzım değil gibi anlamlarda kullanılır:

I’ve heard what the film is about, it’s not my cup of tea – Filmin konusunu biliyorum, pek bana göre değil.

Thanks for the invitation, but opera isn’t really my cup of tea – Davetin için teşekkür ederim, ama operayı pek sevmem.

ingiliz ingilizcesi sokak ağzı - bloke slang kelimesi

Bloke

İngiliz filmleri ya da dizileri izliyorsan mutlaka duymuş olacağın bu kelime, basitçe, adam anlamında kullanılır (Amerikan ağzındaki “dude” kelimesi gibi düşünebilirsin):

Nah, I really don’t like that bloke – Yok, o adamı hiç sevmem.

Lad

“Lad” de “bloke” gibi düşünülebilir, fakat daha genç insanlar için kullanılır- bunu da bizdeki delikanlı, ya da hitap anlamında kullanılan “genç” gibi düşünebilirsin:

See the lads over there? – Oradaki gençleri görüyor musun?

(to) Leg it

“Leg it”, kaçmak anlamında kullanılır- daha çok problemli bir durumdan, beladan kaçmak anlamında tercih edilir:

I legged it from the principle! – Müdürden kaçtım!

Quid

“Quid”, İngiliz ağzında “pound” anlamında kullanılır:

Can I borrow a few quids? – Birkaç pound ödünç alabilir miyim?

(to) take the piss

İşte en sık kullanılan İngilizce argolarından bir tanesi… “taking the piss”, birisiyle dalga geçmek, konuşurken ciddi olmamak, şaka yapmak gibi anlamlarda kullanılır:

Don’t be mad, I was just taking the piss – Kızma hemen, yalnızca takılıyordum!

You are taking the piss, right? – Dalga geçiyorsun, değil mi?

Önemli bir not- “take the piss” terimini, “idrar yapmak” anlamına gelen “take a piss” ile karıştırmamanı tavsiye ederiz!

Can’t be arsed

Bu terim; uğraşamayacağım, işim olmaz, değmez gibi anlamlarda, genelde bir işi yapmak -ya da tabii ki yapmamak- söz konusu olduğunda kullanılır. Aynı anlama gelen “Can’t be bothered”ın biraz daha kaba versiyonudur:

-You need to go shopping

-Nah, I can’t be arsed.

-Alışverişe gitmen lazım.

-Valla gidecek yerlerim ağrıyor.

Jar

Bildiğini düşündüğümüz gibi “kavanoz” anlamına gelen bu kelime, İngiliz argosunda bir bardak bira anlamında da kullanılır:

Let’s go out for a few jars! – Haydi çıkıp birkaç bira içelim!

Yani İngiltere’de arkadaşların sana böyle bir davette bulunursa, seni kavanoz alışverişine çağırdıklarını zannetme!

ingiliz ingilizcesi sokak ağzı - hunky dory

Hunky-dory

David Bowie’nin aynı adlı albümünden de hatırlıyor olabileceğin bu terim; bir şeyin iyi olduğunu, yolunda gittiğini belirtmek için tercih edilir:

-How are you?

-Fine, everything’s hunky-dory.

-Nasılsın?

-İyiyim, her şey yolunda(harika)…

Fiver & Tenner

Ayrı ayrı kullanabileceğin bu terimlerden “Fiver” 5 pound, “Tenner” ise 10 pound anlamında kullanılır:

-Can I get a tenner?

-I’ve only got a fiver!

-10 pound borç alabilir miyim?

-Yalnızca 5 pound’um var!

Chinwag (chin-wag, chin wag)

Doğrudan çevirecek olursak da -ki çevirmenler böyle yapmamalılar- “çene sallamak” anlamına gelen bu terim, İngilizcede sohbet etmek, çene çalmak gibi anlamlarda kullanılır.

Bu terimin farklı şekillerde yazıldığını görebilirsin- Cambridge Dictionary “chinwag” derken Merriam Webster “chin-wag” demeyi tercih etmektedir- bununla beraber farklı kaynaklarda “chin wag” olarak da karşına çıkabilir.

Fiil olarak kullanılabileceği gibi;

We chin-wagged for hours – Saatlerce sohbet ettik

İsim olarak da kullanılabilir;

Let’s have a chin-wag – Gel biraz muhabbet edelim.

Blimey!

Şaşkınlık ifade eden bu argo terimi, beklenmedik bir şey ile karşılaştığında tercih edebilirsin:

Blimey! Look at that! – Vay anasını, şuna bak!

Cheerio

İngilizcede “görüşürüz” demek için kullanılan sayısız kelimeden bir tanesi de “cheerio”. Bu kelimeyi, gayrı resmi ortamlarda, samimi olduğun insanlarla vedalaşırken kullanabilirsin:

All right then, cheerio! – Tamam o zaman, görüşürüz!

Innit

Yine sık kullanılan, özellikle de gençler tarafından sıklıkla tercih edilen bir slang- “Innit”, “Isn’t it”in kısaltılmışıdır:

It was a good movie, innit? – Güzel filmdi, değil mi?

a Kent Face

Kapanışı pek bilinmeyen, ve özellikle İskoçya’da sık kullanılan bir terim ile yapalım. “a Kent face”, birisinin tanıdığı, simasına aşina olduğu insanlardan bahsederken kullandığı bir terim- “Kent” burada büyük yazılır, fakat Güneydoğu İngiltere’deki Kent ile bir alakası da yoktur.

I saw a lot of Kent faces at the concert last night – Dün gece konserde çok tanıdık gördüm.

Open English ile Hızlı ve Etkili İngilizce Öğren!

Slang terimlerin listesi neredeyse sonsuza kadar uzayabilir- bu yazıda seninle paylaştığımız listeyi güzel bir başlangıç olarak kabul edip bundan sonrasını üzerine kendin inşa edebilirsin!

Tabii İngilizceyi iyi öğrenmek, kendini bu dilde etkili bir şekilde ifade edebilmek için yalnızca bunlar yeterli olmayacaktır. Eğer sen de dünyada 1,5 milyardan fazla insanın konuştuğu bu global dili daha iyi okuyabilmek, anlayabilmek, yazabilmek ve konuşabilmek istiyorsan, Open English’in online İngilizce kursu ile hayallerini gerçekleştirebilirsin!

Amacın ister profesyonel İngilizce öğrenmek ister kişisel gelişim olsun, Open English’in 7/24 sınırsız canlı dersleri, sınırsız içerik erişimi, ana dili İngilizce olan yetkin eğitmen kadrosu ve online konuşma grupları gibi birçok imkânıyla, hedeflerine kolayca ulaşabilirsin!

Eğer bunlar kulağına hoş geliyorsa, bu sayfadaki formu doldurup İngilizceni hemen geliştirmeye başlayabilirsin!

Come Rain Or Shine Anlamı

İngilizcede deyimler her şeydir! Çünkü içerisine girdiği her konuşma ve yazıya bir derinlik katar ve anlamı zenginleştirir. Bu yüzden İngilizce deyimlerle ilgili bilgilerimizi her fırsatta tazelemeliyiz ve yeni deyimler öğrenmeliyiz. Bugünkü yazımızın amacı da tam olarak bu!

Bugünkü yazımızda önemli bir deyim olan come rain or shine anlamına deyineceğiz. Günlük hayatta çok sık kullanılan come rain or shine anlamını bilmek mutlaka konuşmalarına ve yazılarına ekstra bir boyut ve şiirsellik katacaktır. Come rain or shine anlamının da yanı sıra, come rain or shine anlamına yakın diğer deyimlerden de bahsedeceğiz. Hazırsan başlayalım!

Come rain or shine anlamı yazımıza başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Eğer, seviyen ne olursa olsun, İngilizceyi en verimli şekilde öğrenmek ve akıcı bir şekilde konuşmak istersen seni aramızda görmeyi çok isteriz!

Dünyada önde gelen online İngilizce kursu olan Open English, sana bir çok ayrıcalıklı fırsat sunuyor. Open English’e abone olarak bu fırsatlardan gönlünce faydalanabilirsin. Peki nedir bu fırsatlar?

  • Open English’e abone olarak sana özel hazırlanmış çalışma programını edinirsin.
  • Ardından ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders almaya başlayabilirsin.
  • Öğrendiklerini pratiğe dökebileceğin canlı konuşma gruplarında, eğitmen moderatörlüğünde yabancılarla konuşabilirsin.
  • Dev içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklara sınırsız erişebilirsin.

Open English hakkında daha fazla bilgi almak ve İngilizce öğrenmeye başlamak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. 

come rain or shine ne demek

Come Rain or Shine Ne Demek?

Yazımıza aklındaki soruyu cevaplayarak başlayalım ve come rain or shine anlamına hemen değinelim. Come rain or shine anlamı itibariyle çok sık görebileceğin bir deyim, bu yüzden mutlaka iyi hatırlamaya çalış!

Come rain or shine anlamı, Türkçede kullandığımız “yağmur çamur demeden” deyimine benziyor. Yani come rain or shine anlamı nedir sorusuna cevabımız “bir şeyi ne olursa olsun, en kötü şartlara rağmen yapmak” olabilir. Hemen örneklerle come rain or shine anlamını pekiştirelim:

  • I’ll be there with you, come rain or shine. (Ne olursa olsun yanında olacağım.)
  • Our brave police force will protect you, come rain or shine. (Cesur polisimiz seni ne olursa olsun korur.)
  • He trains day and night, come rain or shine. (Gece gündüz, yağmur çamur demeden antrenman yapıyor.)

Fark ettiysen come rain or shine’ı hep virgülden sonra kullandık. Bu detayı yazım dilinde aklında çıkarmaman come rain or shine anlamını verebilmek için çok kritik!

Umarız buraya kadar come rain or shine anlamı yazımızdan yeni şeyler öğrenmişsindir! Günlük hayatta sık sık kullanacağın için come rain or shine anlamını öğrenmek mutlaka sana çok faydalı olacaktır. Eğer İngilizceyi daha derinlemesine, daha verimli bir şekilde öğrenmek istersen seni tekrardan Open English’e davet etmek isteriz! 

Open English’e abone olarak sana özel hazırlanmış çalışma programını edinebilir ve ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders almaya hemen başlayabilirsin. Bunun yanı sıra, öğrendiklerini pekiştirebileceğin canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşabilir ve dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!

Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve İngilizce konuşmaya başlamak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

come rain or shine anlamında deyimler

Come Rain Or Shine Anlamında Deyimler

Yazımızın bu kısmında da come rain or shine anlamına yakın anlama sahip diğer deyimlere değineceğiz. Bunları da öğrenerek konuşmalarında fark yaratabilirsin!

Through thick and thin

Bu deyimimiz de yine “ne olursa olsun, her durumda” anlamına sahip.

  • Real friends support you through thick and thin. (Gerçek dostlar seni ne olursa olsun destekler.)

Come hell or high water

Daha da şiirsel duyulan bir versiyonunu istersen come hell or high water’ı kullanabilirsin. 

  • We have to finish the project come hell or high water. (Projeyi ne olursa olsun bitirmek zorundayız.)

At all costs

“Bedeli ne olursa olsun” anlamında come rain or shine yerine kullanılması mümkün bir başka deyim daha!

  • People should protect the environment at all costs. (İnsanlar çevreyi ne olursa olsun korumalıdır.)

No matter what

Yine aynı anlamda kolaylıkla kullanabileceğin bir deyim daha. Diğerlerine göre daha sade ve çoğu durumda kullanması gayet kolay!

  • He promised to provide everything they need to his family no matter what. (O ailesine ihtiyaçları olan her şeyi ne olursa olsun sağlayacağına söz verdi.)

ingilizceyi ana dilin gibi konuş

İngilizceyi Ana Dilin Gibi Konuş!

Bugünkü yazımızda come rain or shine anlamından ve come rain or shine anlamına sahip en yaygın deyimlerden örnekler verdik. Umarız come rain or shine anlamını öğrenmek senin için faydalı olmuştur! Come rain or shine anlamı gibi sık sık karşılaşabileceğin Kolay İngilizce Konuşma Kalıpları: Günlük Hayatta Kullanabileceğin İngilizce İfadeler isimli yazımızı da incelemeni öneririz. Fakat eğer İngilizceyi ciddiye alıyorsan adres belli diyebiliriz! 

Come rain or shine anlamı yazımızı kapatırken sana bir sorumuz var: İngilizceyi ana dilin gibi konuşmak ister misin? Eğer çoğu insan gibi cevabın “evet” ise seni Open English’te görmeyi çok isteriz. Open English, dünya çapında 1.5 milyon insana 15 yıldır İngilizce öğreten bir online İngilizce kursu. Dolayısıyla alanında oldukça donanımlı ve deneyimli! Bu deneyimden faydalanmak istersen sen de aramıza katıl!

Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşarak pratiğe dökebilir ve dev içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklara sınırsız erişim sağlayabilirsin!

Since Kullanımı – For Kullanımı

İngilizce öğrenenlerin özellikle Present Perfect Tense gibi ileri sayılabilecek zaman kiplerinde karşılaştığında kafasını karıştırabilen Since/For kullanımı aslında çok temel bir mantığa dayanmaktadır. Belki de zaman ibareleri arasında en kullanışlılarından olan Since/For kullanımını bu yazımızda inceleyecek ve örneklerine yer vereceğiz. 

Fakat başlamadan önce seni tüm İngilizce ihtiyaçlarını karşılayabileceğin Open English’e davet ediyoruz. 1.5 milyon kullanıcısı ve 15 yıllık deneyimi ile alanında önde gelen kuruluşlardan olan Open English sana İngilizcenin kapılarını sonuna kadar açıyor. Aboneliğiin başladığı andan itibaren ana dili İngilizce olan eğitmenlerle 7/24 canlı dersler yapabilir, konuşma gruplarında öğrendiklerini pekiştirebilir ve tüm içeriklerimize sınırsız erişim sağlayabilirsin! 

Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

since for farklı - since for kullanımı

Since – For Farkı

Since kullanımı ve For kullanımı çoğu İngilizce öğrenen kişi için bir merak konusu haline gelmiş durumdadır. İki yapıyı da özellikle Present Perfect Tense’de görsek de aralarındaki ince detay çoğunlukta gözden kaçar. Present Perfect Tense’de belirtilen işin geçmişte başlayıp devam etmekte ya da etkilerinin süre gelmekte olduğunu hatırlarsak Since/For’un sonlanmamış bir eylemin ne zaman başladığı ya da konuşma süresine kadar ne kadar süre aldığından bahsettiğini söyleyebiliriz. 

Since kullanımı, cümledeki eylemin başlangıç noktasını ifade ederken işimize yarayacaktır. Örneğin:

  • Annie has worked there since 1997. (Annie 1997’den beri orada çalışıyor.)

Bu cümlemizde Annie’nin işe başladığı yıl verilmiş ve kullanılan tense ile hala daha orada çalıştığı ifade edilmiş. Çalışma eylemi bitmediği için Since burada olayın yaşandığı anı değil, başladığı noktayı gösteriyor. Fakat For ile aynı cümleyi kurarsak:

  • Annie has worked there for 25 years. (Annie 25 yıldır orada çalışıyor.)

Bu cümlemizde aslında aynı zaman diliminden ve aynı olaydan bahsediyoruz. Fakat For kullandığımızda artık eylemin başlangıç noktasını değil konuşma esnasına kadar ne kadar süredir yapıldığını vurgulamış olduk. Yani For kullanımı süreci, Since kullanımı başlangıç noktasını gösterir. 

Umarız buraya kadar her şey aklında oturmuştur! Fakat tam olarak kavrayamadığını düşünüyorsan korkma, Open English yanında! Sadece Since/For kullanımı için değil, öğrenmek istediğin her İngilizce konusu için Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı dersler alabilir, konuşma gruplarında pratik yapabilir ve tüm içeriklerimize gönlünce erişebilirsin!

Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

since kullanımı - for kullanımı

Since Kullanımı

Since kullanımı, For kullanımı gibi en çok Present Perfect Tense’de ve Past Perfect Tense’de karşımıza çıkar. Eğer hatırlamıyorsan bu konuya tekrardan göz gezdirmeni tavsiye ediyoruz. Since kullanımı çeşitli olsa da başlangıç noktasından bahsettiğimiz için hep bir anı belirtir. 

  • Yıllar, aylar, geçmiş zamandaki belirli noktalarda Since kullanabiliriz.
  • I’ve been learning guitar since last October. (Geçen Ekim’den beri gitar öğreniyorum.)
  • She has been a mother since 2005. (O 2005’ten beri bir anne.)
  • Julian has been having problems with his family since last week. (Julian geçen haftadan beri ailesi ile problemler yaşıyor.)
  • Cümledeki eylemimizin başlangıcı, geçmiş zamanda bir olayla başlıyorsa Since’in ardından olayı Past Simple Tense ile verebiliriz.
  • She has lived there since she was five years old. (5 yaşından beri orada yaşıyor.)
  • I haven’t studied math since I was in high school. (Liseden beri matematik dersine çalışmadım.)
  • Kevin has cared for his dog dearly ever since it was a puppy. (Kevin yavruluğundan beri köpeğine gözü gibi baktı.)
  • “It’s been + zaman aralığı + since + cümle” kalıbı ile bir işi yapalı ya da yapmayalı ne kadar süre olduğunu belirtebiliriz. 
  • It’s been years since I last saw him. (Onu en son göreli yıllar oldu.)
  • It’s been two months since we heard from him. (Ondan haber alalı iki ay oldu.)

For Kullanımı

For kullanımı, “için” anlamıyla da karşımıza çıksa da Since’in kullanıldığı tenselerde sık sık karşımıza çıkar. For kullanımı diğer tenselerde mümkündür fakat Since’i bu zamanda kullanamayız. 

  • For kullanımı, belirli süreçler (days, weeks, months, years vb.) için kullanılır.
  • I’ve studied law in Cambridge for a year. (Cambridge’de 1 sene boyunca hukuk okudum.)
  • I’ve been an engineer for a decade now. (10 yıldır mühendisim.)
  • For kullanımı, belli bir süre belirtmeyen, belirsiz zaman ibareleri ile de kullanılabilir.
  • She hasn’t been there for a long while. (Uzun zamandır burada bulunmadı.)
  • They haven’t gone to the cinema for ages. (Uzun süredir sinemaya gitmediler.)
  • For kullanımı, diğer tenselerde de mümkündür çünkü gelecekte yapacağınız işi ne süredir yapacağınızı da söyleyebilirsiniz.
  • I am going to be in Japan for 3 months. (3 ay boyunca Japonya’da olacağım.)
  • He tinkered with his motorbike for days. (Günlerce motorunu düzeltmeye çalıştı.)

Open English İle İngilizce Dilbilgisine Hakim Ol!

Since/For kullanımı yazımızın sonuna gelmişken seni bir kez daha Open English’e davet ediyoruz. İngilizceyi verimli bir şekilde öğretmek deneyim işidir ve Open English sektördeki 15 yıllık deneyimi ile 1.5 milyon kişiye başarısını kanıtlayarak İngilizce öğretmiştir.

Sen de aramıza katılarak İngilizceyi ana dili olarak bilen eğitmenlerle kendi programına uygun bir şekilde 7/24 canlı dersler ile öğrenebilir, canlı konuşma gruplarında senin gibi İngilizce öğrenmekte olan insanlarla pratik yaparak pekiştirebilir ve kapsamlı içerik arşivimizde aklındaki tüm sorulara cevap bulabilirsin! 

Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. 

Başarı İçin Kullanılan 6 İngilizce İfade

Başarı, hepimizin arzuladığı ve elde etmek için çırpındığı bir şeydir. Kimimiz bazı konularda doğuştan başarılıyken, kimimizin daha çok çalışması gerekebilir. Fakat bu yazıyı okuyorsan eminiz ki sen de başarıyı aklına koymuş birisin ve elde edene kadar vazgeçmezsin! İşte tam bu yüzden İngilizce başarı ifadeleri ile ilgili yazımızla seninleyiz. 

Bu yazımızda İngilizce başarı ifadelerinden bahsedecek, İngilizce başarı ifadelerinin kullanıldığı cümlelerden örnek verecek, yer yer bu İngilizce başarı ifadelerinin geldiği yerler gibi ilginç bilgileri de seninle paylaşacağız. Eğer başarmak için yola çıktıysan İngilizce başarı ifadelerini bilmek istemen kadar doğal bir şey olamaz. Haydi o zaman vakit kaybetmeden İngilizce başarı ifadeleri ile ilgili yazımıza başlayalım. 

Fakat İngilizce başarı ifadeleri ile ilgili yazımıza başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Çünkü başarı ve İngilizce bir aradayken yalnızca Open English anılmadan geçilemez. Seviyen ne olursa olsun İngilizceyi en iyi şekilde öğrenmek, ana dilin gibi konuşmak istersen ve İngilizce başarı ifadelerini yalnızca öğrenmek değil, kendin için kullanmak istersen sen de Open English’e katılmalısın! Open English üzerinden sertifika almak da mümkün. Yani İngilizce ile ilgili ihtiyacın olabilecek her şey burada! 

Dünyada önde gelen online İngilizce kursu olan Open English, 15 yıllık deneyimi ile sana bir çok fırsat sunuyor. Open English’e abone olarak bu fırsatlardan istediğin gibi faydalanabilir, İngilizceyi öğrenmeye sağlam adımlarla başlayabilirsin! Peki nedir bu fırsatlar?

  • Open English’e abone olarak kendine özel çalışma programını edinebilirsin.
  • Ana dili İngilizce olan, dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilirsin.
  • Öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında, eğitmen moderatörlüğünde pratiğe dökebilirsin.
  • Devasa içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklara sınırsız erişim sağlayabilirsin.

Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

ingilizce başarı ifadeleri - hit the jackpot

Hit the jackpot

İngilizce başarı ifadelerimizin ilki ile başlayalım! Hit the jackpot deyimini Türkçede “turnayı gözünden vurmak” gibi çevirebiliriz. Yani açıklamak gerekirse bu deyim büyük bir başarıya imza atmak, yüklü bir ödül kazanmak anlamına geliyor. Kökeni ise pokerde ortada toplanan para, yani büyük ödüle verilen “jackpot” isminden ortaya çıkmış.

  • He hit the jackpot and became a millionaire. (Turnayı gözünden vurdu ve milyoner oldu.)

The Midas touch

Mitolojik Frigya kralı Midas ve hikayesini duymuşsundur. Duymadıysan deyimi anlamak için, dokunduğu herşeyi altına dönüştürdüğü detayını paylaşmamız yeterli olacaktır. “Elini neye atarsa başarılı olmak” durumunu anlatan bu deyim İngilizce başarı ifadelerinin en bilinenlerindendir. 

  • He has the Midas touch. Whatever business he starts thrives. (Onda Midas dokunuşu var. Başlattığı her iş yükseliyor.)

Reach for the stars

İngilizce başarı ifadelerinden diğer bir yaygın olanı ise “reach for the stars”. Tahmin edebileceğin gibi “yıldızlara ulaş” olarak çevirebiliriz. Türkçede genelde “gözünü yüksekte tutmak” diyoruz. Yani, başarmak için yüksek hedefler koymayı tembihleyen bir deyim. 

  • You should always reach for the stars to be successful. (Başarılı olmak için gözünü yüksekte tutmalısın.)

Umarız buraya kadar İngilizce başarı ifadeleri yazımızdan yeni şeyler öğrenmişsindir! İngilizce başarı ifadeleri gibi deyim ve sözcük öbeklerini öğrenmek ve günlük hayatta kullanmak çok önemlidir. İngilizce başarı ifadeleri gibi konular günlük konuşmalarına renk katar. Bu yüzden, eğer İngilizce başarı ifadeleri hakkında aklında sorular varsa Open English’e göz atmanı öneriyoruz! 

Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, derslerde öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında pratiğe dökebilir ve dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!

Open English hakkında daha fazla bilgi almak ve İngilizce öğrenmeye başlamak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

ingilizce başarı ifadeleri - nail it

Nail it

Direkt çevirdiğimizde “bir şeyi çivilemek” gibi bir anlama sahip olsa da aslında “bir şeyi çok iyi yapmak, başarmak” anlamına gelen, biraz gayrıresmi İngilizce başarı ifadelerinden biri de “nail it”.

  • She nailed her final project. (Final projesini başarıyla tamamladı.)

In the bag

İngilizce başarı ifadelerinden bir diğeri, belki de en yaygın olanı “in the bag”. Tam çevirisi olmasa da “çantada keklik” dediğimiz, kolay bir şekilde başarılı olma durumunu anlatıyor.

  • The deal is in the bag. I’m sure of it. (Anlaşma çantada keklik. Bundan eminim.)

Make a mark

Başarıların en önemlileri iz bırakanlardır, değil mi? Bu deyim de tam bununla alakalı! Direkt çevirisi ile Türkçede de görebildiğimiz bu ifade “iz bırakmak” anlamına geliyor ve etkisi uzun süren başarıları anlatırken kullanılıyor. 

  • He really made a mark with the success of his new invention. (Yeni icadının başarısı ile gerçekten iz bıraktı.)

open english ile ingilizceni geliştir

Open English İle İngilizceni Geliştir!

İngilizce başarı ifadelerinden bahsettiğimiz bu yazımızı sonlandırıyoruz. Umarız İngilizce başarı ifadeleri yazımızın faydası olmuştur! 

Yazımızı kapatırken sana bir sorumuz var: İngilizceyi ana dilin gibi konuşmak ister misin? Eğer çoğu insan gibi cevabın “evet” ise seni Open English’te görmeyi çok isteriz. Open English, dünya çapında 1.5 milyon insana 15 yıldır İngilizce öğreten bir online İngilizce kursu. Dolayısıyla alanında oldukça donanımlı ve deneyimli! Bu deneyimden faydalanmak istersen sen de aramıza katıl!

Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında yabancılarla İngilizce konuşarak pratiğe dökebilir ve dev içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklara sınırsız erişim sağlayabilirsin! Böylece İngilizce nezaket ifadeleri konusunu en doğru şekilde öğrenebilirsin!

Very Yerine Kullanılabilecek İngilizce Kelimeler

İngilizcenin daha akıcı hale gelmesi için yeterli miktarda pratik yapmak gerektiğini hepimiz biliyoruz artık. Her gün belli bir süre yapılacak dil pratiği sizi her geçen gün bir tık daha ileri atacaktır. Bütün pratiklerle beraber dili epey akıcı, hızlı kullanır hale geliriz. Peki hızlı konuşmak bu dilde iyi olduğumuz anlamına mı geliyor?

Open English ile Kelime Dağarcığını Geliştir

Akıcı konuşmak iyi bir özellik olmakla beraber konuştuğumuz konunun içeriği de oldukça önemli. Yani ‘I like to read books. My favorite activity, for example, this book is very different. I like this.’ Bu cümleler oldukça basit cümleler. Bunlarla karşındaki kişiler tarafından anlaşılabilirsi elbette ama dilde daha profesyonelleşmek istiyorsan cümlelerini biraz daha komplike hale getirebilirsin. Bu sayede dile olan hakimiyetin artar.

7/24 online İngilizce çalışmak için bugün Open English’e başvurabilirsin. Bu sayfadaki formu doldur, müşteri temsilcilerimiz bilgi vermek adına seni arasın.

Very yerine kullanabileceğin İngilizce kelimelerle sohbeti sıkıcı olmaktan da kurtarabilirsin. Bu yazıda günlük dilde veya iş ortamında vs oldukça işinize yaracak bir şeyden bahsedeceğiz: Stop saying very.

İngilizcedeki sıfatları sürekli very ile nitelemektense aynı anlama tekabül eden başka kelimeler kullanmak da mümkün. Nedir bu kelimeler?

Bu yazıda İngilizce bir cümle kurarken sürekli very kullananlar için alternatif oluşturacak kelimelerin neler olduğunu paylaşacağız. O zaman başlayalım!

Neden Hep ‘Very’ Kullanmamalıyız?

İngilizcede very kullanımı oldukça yaygın. Başlangıç seviyesinde birinden tutun native olanlara kadar herkes çokça kullanıyor. Ama bu kullanımların belli bir yerde sınırlarını belirlemek gerekiyor. Çünkü sürekli very kullanımı konuşmayı bir yerden sonra monoton hale getirebilir. Konuşmanı bu tekdüzelikten korumak için başka kelimeler kullanabilirsin. Örneğin bir iş mülakatına gittiğimiz zaman ‘very important’ demek yerine ‘crucial’ demek dilde yeterli bir pozisyonda olduğumuz izlenimi yaratacaktır. 

very yerine kullanabileceğiniz ingilizce kelimeler

Very Kullanmadan Kullanılabileceğin Kelimeler

İngilizcede bir cümle kurarken anlatmak istediğin şeyi tam olarak karşılayabilecek birçok kelime mevcut. Kastettiğin şeyin biraz aşırı, abartı, fazla anlamıyla karşılanacağını düşünüyorsan kelimenin başına ‘very’ getirmekle aynı anlamı karşılayacak başka kelimeler de kullanabilirsin. Aşağıda bu kullanımlara örnek olması için ‘very’ kullanmadan tercih edebileceğin birçok kelime yer alıyor. İlk kısmı basit cümlelerle örnekledik, geri kalan kısmı artık sende.  

  • Very wild: Savage/Feral/Tempestuous (Vahşi, yabani)
  •  That bear is very wild./That bear is savage. (Bu ayı çok vahşi.)
  • Very determined: unwavering- tenacious (Belirli, kararlı)
  • He is very determined./He is unwavering. (O oldukça kararlı.)
  • Very annoying: Peculiar/disturbing (Rahatsız edici)
  • That sound was very annoying./That sound was peculiar. (Ses oldukça rahatsız ediciydi.)
  • Very hard: Demanding/Backbreaking/Grueling/Arduous (Zor, zahmetli)
  • It is very hard to drive a car while it is snowing./It is demanding to drive a car while it is snowing. (Karlı havalarda araç kullanmak oldukça zahmetli.)
  • Very attractive: Alluring (Çekici)
  • The places here are very attractive./The places here are alluring. (Buralar çok çekici.)
  • Very different: Distinctive//Incomparable (Farklı)
  • This book is very different./ This book is distinctive. (Bu kitap oldukça farklı.)
  • Very selfish: Narcissistic/Egotistical/Small-minded (Bencil)
  • You shouldn’t be very selfish./You shouldn’t be narcissistic. (Bencil/ narsist olmamalısın.)
  • Very clearly: Distinctly/Precisely/Overtly/Explicitly (Apaçık)
  • Dealing with a subject very clearly facilitates understanding. /Dealing with a subject distinctly facilitates understanding. (Bir konuyu açık bir şekilde ele almak anlamayı kolaylaştırır)
  • Very famous: Renowned/Exalted (Ünlü, tanınan)
  • Michael Jackson is a very famous singer./Michael Jackson is world-renowned singer. (Micheal Jakson çok ünlü bir şarkıcıdır.)
  • Very poor: Destitute/Indigent (Yolsul, fakir, muhtaç)
  • With inflation, very poor people’s access to food became more difficult./With inflation destitute people’s access to food became more difficult. (Enflasyonla beraber fakir insanların gıdaya erişimi zorlaştı.)
  • Very perfect: Impaccable/Foolproof/Sublime (Harika, mükemmel, kusursuz)
  • Her answers to questions were very perfect./Her answers to questions were impeccable. (Sorulara verdiği cevaplar mükemmeldi.)
  • Very brave: Valiant/Resolute/Audacious (Cesur, korkusuz)
  • He is a very brave man./He is a valiant man. (O cesur bir adam.)
  • Very shiny: Gleaming/Sparkling/Lustrous (Parlak, ışıltılı)
  • This dress is very shiny./This dress is gleaming. (Bu elbise oldukça parlak.)
  • Very scare: Horrify/Chilling/Bloodcurdling (korkubç, korkutucu)
  • This movie very scared her./ This movie horrifyed her. (Bu film onu çok korkuttu.)
  • Very tired: Exhausted (yorgun, yorucu)
  • I need to sleep, today was very tiring./I need to sleep, today was exhausting. (Bugün çok yoruldum, uyumaya ihtiyacım var.)
  • Very good: Excellent (mükemmel, harika)
  • This job is very good./This job is excellent. (Bu iş harika.)
  • Very tall: Towering/Colossal/Skyscraping (Uzun)
  • She is very tall./She is towering. (O çok uzun.)
  • Very boring: Tedious/Tiresome/Dreary/Humdrum/Mundane/Monotonous (sıkıcı)
  • The meeting was very boring./The meeting was tedious. (Toplantı oldukça sıkıcıydı.)
  • Very fast: Rapid/Dashing/Nimble (hızlı)
  • The car was traveling very fast./The car was traveling at a rapid speed. (Araba yüksek hızda gidiyordu.)

very yerine kullanabileceğin İngilizce kelimeler

Bu kısımdan sonrası artık sizde. Basit örnek cümleler kurarak öğrendiklerini pekiştirebilirsin.

  • Very mad: Demented
  • Very cool: Swell
  • Very cute: Adorable
  • Very smart: Ingenious/Intelligent/Sophisticated-
  • Very small: Minuscule/Petite/Tiny
  • Very stupid: Foolish/Nonsensical
  • Very cold: Freezing
  • Very hot: Sweltering
  • Very big: Enormous
  • Very dar: Morbid/Somber
  • Very angry: Furious
  • Very challenging: Laborious
  • Very confused: Bewildered
  • Very healthy: Robust
  • Very colorful: Garish/Vivid/Gaudy
  • Very faithful: Unwavering/Devoted
  • Very fancy: Lavish/Sumptuous/Ornate
  • Very dumb: Moronic/Feebleminded-
  • Very happy: Intoxicated/Ecstatic/Delighted/Overjoyed
  • Very encouraging: Propitious
  • Very expensive: Extravagant/Exorbitant/Lavish
  • Very calm: Temperate/Serene/Zen/Tranquil/Placid
  • Very talented: Masterful/Ingenious/Expert/Brilliant
  • Very frequent: Perpetual/Ceaseless/Persistent/Incessant
  • Very dirty: Sullied/Unkempt/Disheveled/Filthy
  • Very friendly: Benign/Benevolent
  • Very plain: Austere/Stark/Blunt
  • Very high: Steep/Grand/Lofty
  • Very fragile: Frail/Feeble
  • Very young: Pubescent: Green/Juvenile
  • Very mean: Malign/Wicked/Malicious/Vile
  • Very loud: Booming/Deafening/Earsplitting/Boisterous/Thunderous/Blaring 
  • Very helpful: Invaluable/Essential
  • Very tough: Seasoned/Tenacious/Resilient
  • Very exciting: Breathtaking/Inspiring/Astonishing
  • Very public: Exposed/Overt/Universal
  • Very challenging: Strenuous/Laborious
  • Very cruel: Cold-blooded/Wicked/Heartless/Brutal/Merciless
  • Very comfortable: Snug-contented/Relaxed/Cozy
  • Very busy: Slaving/Bustling/Engrossed/Restless/Buried
  • Very arrogant: Pretentious/Audacious/Impudent/Brazen
  • Very rude: Discourteous
  • Very frail: Feeble/Decrepit
  • Very envious: Hankering/Yearning
  • Very sweet: Delectable/Saccharine/Cloying- 
  • Very dangerous: Formidable/Treacherous/Perilous
  • Very foolish: Asinine/Absurd/Ludicrous/Preposterous
  • Very willing: Eager/Ardent/Fervent/Enthusiastic

Daha fazlasını mı öğrenmek istiyorsun? Open English ile 7/24 online derslere sınırsız katıl. Daha fazlasını öğrenmek için bu sayfadaki formu doldurmayı unutma!

Slowly Kelimesinin İngilizce 11 Eş Anlamlısı

İngilizce kelimelerin birçok eş anlamlısı olabilir. Bu eş anlamlı kelimeleri bilmek günlük konuşmamızı çeşitlendirir ve anlatmak istediklerimizi daha yaratıcı, daha anlaşılır şekilde anlatmamızı sağlar. Aynı zamanda sevdiğin dizi, film, kitaplar gibi yerlerde gördüğünde bu kelimeleri kolayca tanımana olanak sağlayacaktır.

Bu yazımızda slowly kelimesinin eş anlamlısı kelimelerden bahsedeceğiz. Slowly kelimesinin eş anlamlısı kelimelerden bahsederken, aynı zamanda bu kelimenin türünü, nasıl ve nerede kullanılması gerektiğini de açıklayacağız. Böylece slowly kelimesinin eş anlamlısını öğrenirken bir çok konuyu daha pekiştireceğiz!

Fakat slowly kelimesinin eş anlamlısı kelimelerden bahsettiğimiz yazımıza başlamadan önce sana Open English’ten bahsetmek isteriz. Dünyada önde gelen online İngilizce kursu olan Open English, İngilizce öğrenme serüveninin her adımında sana yardımcı olmak için var! Peki, Open English’e abone olarak ne gibi fırsatlardan yararlanabilirsin? Hemen açıklayalım!

  • Open English’e abone olarak sana özel hazırlanmış çalışma programını edinebilirsin.
  • Aboneliğinin başlaması ile ana dili İngilizce olan yabancı eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilirsin.
  • Derslerde öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında, eğitmenler moderatörlüğüyle pratiğe dökebilirsin.
  • Dev içerik arşivimizdeki kaynak ve materyallerden sınırsız faydalanarak öğrendiklerini pekiştirebilirsin!

Open English hakkında daha fazla bilgi almak ve İngilizce öğrenmeye başlamak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. 

Slowly Ne Demek?

Slowly kelimesinin eş anlamlısı kelimelerden bahsetmeden önce slowly kelimesinin anlamını hatırlayalım. Slowly kelimesi “ağır ağır, yavaşça, aheste” anlamında bir kelimedir. 

Kelimeyi parçalarına ayırdığımızda kökünde bir sıfat olan “slow” yani “yavaş” kelimesini görürüz. Fakat sonrasında gelen -ly eki kelimelerde genelde, burada da olduğu gibi, zarf haline getirir. Zarfların da fiilleri, sıfatları ve diğer zarfları nitelediğini hatırlarsak kullanıldığı yeri karıştırmayız. Örneğin:

  • She has a slow car. (Çok yavaş bir arabası var.)

Bu cümlede “slow” kelimesini sıfat olarak, arabayı niteleyecek şekilde kullanmış olduk. 

  • The old man walked slowly. (Yaşlı adam ağır ağır yürüdü.)

Bu cümlede ise artık “slowly” kelimesi bir ismi değil, yürümek (walk) kelimesini niteleyen bir zarf hale geldi. Yani “nasıl yürüdü” sorusuna cevabımız “ağır ağır” olacağı için slowly kelimesine zarf dememiz doğru olacaktır. Slowly kelimesinin eş anlamlısı kelimeleri öğrenirken bunları gözden kaçırma!

slowly kelimesinin eş anlamlıları

Slowly Kelimesinin Eş Anlamlıları

Yazımızın bu kısmında slowly kelimesinin eş anlamlısı kelimelere değineceğiz. Anlam olarak birebir karşılamasa da ifade etmeye çalıştığımız duruma göre kullanabileceğimiz bazı kelimelere de yer verdik. Böylece sadece slowly kelimesinin eş anlamlısı kelimeleri değil, yakın anlamlısı kelimeleri de öreceğiz. 

Quietly

Slowly kelimesinin eş anlamlısı ilk kelimemiz quietly. “Sessizce” anlamına da gelse aynı zamanda “sakince, yavaşça” anlamına da sahip. Bu yüzden slowly kelimesinin eş anlamlısı olarak kullanmamız çoğu durumda doğru olacaktır. 

  • He walked towards the door quietly. (Kapıya doğru yavaşça yürüdü.)

Unhurriedly

Slowly kelimesinin eş anlamlısı olan bir diğer kelimemiz de unhurriedly. Kelimemizin kökünde hurry, yani telaş, kelimesi var. Diğer ekleriyle birleştirdiğimizde “telaşsız bir şekilde, acelesiz” anlamına geliyor. 

  • The deadline is next month. So he is working unhurriedly. (Son tarih bir ay sonra. Bu yüzden acele etmeden çalışıyor.)

Leisurely

Slowly kelimesinin eş anlamlısı kelimelerin mantığını anladığınız düşünüyoruz. O yüzden hızlanalım. 

  • He strolled through the garden leisurely. (Bahçede yavaşça yürüdü.)

Bit by bit

  • He was eating bit by bit. (Yavaş yavaş yiyordu.)

Gradually

  • He increased the difficulty gradually. (Zorluğu yavaş yavaş arttırdı.)

Taking one’s time

  • She was taking his time with the task. (Görevini yavaştan alıyordu.)

Umarız buraya kadar yazımızın faydası dokunmuştur! İngilizce slowly kelimesinin eş anlamlısı kelimeler sayıca çok olsa da, köklerini ve kullanım yerlerini bildikten sonra devamı kolay gelen bir konudur. Bu yüzden slowly kelimesinin eş anlamlısı konusunun tekrarını mutlaka yapmalısın. Slowly kelimesinin eş anlamlısı kelimelerle ilgili yazımızın devamına geçmeden sana bir soru sormak isteriz. İngilizce konuşmak ister misin?

Cevabın “evet” ise seni Open English’e davet ediyoruz. 15 yılı aşkın süredir 1.5 milyon kişiye İngilizce öğretmiş olan Open English, sana İngilizceye hakim olman için harika fırsatlar sunuyor. Open English’e kaydolarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında pratik yapabilir ve içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!

slowly kelimesinin eş anlamlıları - steadily

Steadily

  • They moved the boxes steadily. (Kutuları yavaşça taşıdılar. 

Slowly but surely

  • They were building a sandcastle slowly but surely. (Yavaş ama emin bir şekilde kumdan kale inşa ediyorlardı.)

Sluggishly

  • The boy sluggishly did his chores. (Çocuk ev işlerini ağır ağır yaptı.)

At a snail’s pace

  • The employees are working at a snail’s pace. (Çalışanlar salyangoz hızında çalışıyorlardı.)

Languishingly

  • I did what he asked languishingly. (İstediklerini baygın bir şekilde yaptım.)

open english ile ingilizce gramerini geliştir

Open English İle İngilizce Gramerini Geliştir!

Slowly kelimesinin eş anlamlısı kelimelerden bahsettiğimiz bu yazımızı sonlandırıyoruz. Umarız slowly kelimesinin eş anlamlısı kelimeleri öğrenmenin faydası olmuştur! Eğer öğrenmeye devam etmek istersen slowly kelimesinin eş anlamlısı kelimelere benzer başka bir konu başlığı olan Kolay İngilizce Konuşma Kılavuzu blogumuzdan okuyabilirsin!

Yazımızı kapatırken sana bir sorumuz var: İngilizceyi ana dilin gibi konuşmak ister misin? Eğer çoğu insan gibi cevabın “evet” ise seni Open English’te görmeyi çok isteriz. Open English, dünya çapında 1.5 milyon insana 15 yıldır İngilizce öğreten bir online İngilizce kursu. Dolayısıyla alanında oldukça donanımlı ve deneyimli! Bu deneyimden faydalanmak istersen sen de aramıza katıl!

Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşarak pratiğe dökebilir ve dev içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklara sınırsız erişim sağlayabilirsin! Böylece slowly kelimesinin eş anlamlısı kelimeleri ve çok daha fazlasını en doğru şekilde öğrenebilirsin!

Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve İngilizce çalışmaya başlamak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Amerikan İngilizcesindeki Slang (Sokak Ağzı) Terimler

“Slang” terimi, dilimize “argo” şeklinde çevriliyor. Bu yanlış olmasa da, günümüzde argo kelimesi daha çok kabaca konuşmak ile özdeşleştiğinden, “slang” kelimesini de resmi olmayan, yazıdan çok sözlü iletişimde tercih edilen bir nevi sokak ağzı diye düşünmek doğru olacaktır.

Slang kategorisine giren terimler, konuşma İngilizcesinin önemli bir parçası- özellikle de yurt dışında yaşayanların bir yere kadar aşina olması gereken kelime ve deyişler. Kültüre bağlı olarak değişiklik gösteren bu terimler, bu yüzden aynı dilin konuşulduğu farklı coğrafyalarda farklı şekillerde karşımıza çıkabiliyor.

Bu yazımızın konusu ise Amerikan İngilizcesindeki slang terimler. Her ne kadar yeni İngilizce öğrenenler için elzem olmasa da, özellikle de yurt dışında yaşamayı düşünenlerin ve konuşma becerilerini ilerletmeyi arzu edenlerin mutlaka bilmesi gereken bu kelime ve deyişlerden bazılarını bu yazımızda bulabilirsin.

Open English ile 7/24 ana dili İngilizce olan eğitmenlerle online canlı dersler yapabileceğini biliyor muydun? Üstelik birçok Amerikalı eğitmenimiz var. Onlardan binlerce yeni İngilizce ifade öğrenebilirsin!

Open English hakkında bilgi almak için bu sayfadaki formu doldurabilirsin. 

İşte Amerikan İngilizcesinden slang örnekleri…

(to) Spill the beans

“Spill the beans”, gizli bir bilgiyi -yanlışlıkla ya da bilerek- açığa çıkarmak anlamında kullanılır. Aşağı yukarı bizim dilimizdeki ağzından kaçırmaya ya da bağlama göre ağzındaki baklayı çıkarmaya tekabül eder:

  • We’ll have a surprise party for him tonight, now don’t spill the beans! (Akşam ona sürpriz bir parti hazırlıyoruz, sakın ağzından kaçırma!)
  • Ok, spill the beans; you can trust me! (Tamam, çıkar ağzındaki baklayı, bana güvenebilirsin!)

All-nighter

Hangimiz yeri geldiğinde iş, okul, ya da ideal olarak eğlence için sabahlamadık ki? İşte bu terim de bu gibi durumlardan bahsetmek istediğinde tercih edebileceğin bir Amerikan argo terimi:

  • I have a deadline tomorrow, so, tonight will be an all-nighter. (Yarın teslim etmem gereken bir iş var, o yüzden bu gece sabahlayacağım.)

Piece of cake

Doğrudan çevirdiğinde “bir parça kek” anlamına gelse de, “piece of cake” aslında bambaşka bir anlam taşıyor: bir şeyin çok basit olduğunu belirtmek istediğinde, bu terimi tercih edebilirsin.

  • Geometry? It’s a piece of cake! (Geometri mi? Benim için çocuk oyuncağı!)

amerikan ingilizcesi sokak ağzı - slang terimler

Couch Potato

İşte gıdalardan giden -ve önceki kadar sık kullanılan- bir başka deyiş… Couch potato; miskin, tembel anlamlarına gelen bir argodur:

  • Come on, don’t be a couch potato, you are being late! (Haydi, tembelliği bırak, geç kalıyorsun!)

(to/the) Bomb

“Bomba” anlamına gelen bu kelime, sokak ağzında neredeyse tamamen zıt iki anlamda kullanılabilir: Bir şeyin çok kötü gitmesi halinde de, bir deneyimin muhteşem olması halinde de -bizdeki “bomba gibi” gibi düşünebilirsin- bu kelimeyi tercih edebilirsin.

  • I saw his stand-up yesterday, he bombed! (Dün stand-up gösterisini izledim, rezaletti!)
  • You should try the burger in this restaurant, it’s the bomb! (Bu restoranın burgerlerini denemelisin, harikalar!)

Bu terim genelde bir kişinin yaptığı bir eylem söz konusuysa olumsuz, bir nesne/deneyimden bahsediliyorsa olumlu anlamda kullanılır.

(to) Take a raincheck

Sırada bir erteleme terimi var. Birisi size bir teklifte bulunduğunda, “sonra yaparız” manasında –“sonra”nın tam olarak ne zaman olduğunu belirtmek de istemiyorsanız- bu cevabı verebilirsiniz.

  • Can you come to my place tonight? (Bu gece bana gelebilir misin?)
  • I’m really busy, let’s take a raincheck. (Çok meşgulüm, başka bir zaman yapalım.)

(to) Crash

İşte sık sık kullanılan -film ve dizilerde de duymuş olabileceğin- bir diğer terim: “crash”, geçici olarak bir yerde kalmak/uyumak anlamlarında tercih edilir:

  • I was so tired last night, I just crashed on the sofa. (Dün gece öyle yorgundum ki, koltukta uyuyuverdim.)
  • Can I crash at your place for a couple of days? (Birkaç gün sende kalabilir miyim?)

Hip

İlk akla gelen anlamı “kalça” olsa da, sokak ağzında “hip” farklı anlamlara gelebilir. Örneğin “hip” kelimesinin modayı takip eden, zamanı yakalamış, trendlerin peşindeki kişi gibi anlamları olabilir:

  • My folks aren’t really hip. (Bizimkiler biraz eski kafalıdır.)

amerikan ingilizcesi slang terimler

(to) Jones

“Jonesing”, bir şeyi çok istediğin, canın bir şeyi çok çektiğinde tercih edebileceğin bir Amerikan slang terimi:

  • I’m really jonesing for a coffee. (Canım çok kahve çekti.)

(to) Hit the road

Ray Charles’ın meşhur “Hit the Road, Jack” parçasından da hatırlayabileceğin bu terim de, “yola koyulmak” anlamına gelir, bağlama göre “ikile” anlamında da kullanılabilir.

  • OK, that’s it, hit the road! (Yetti artık, ikile!)
  • All right, let’s hit the road then. (Pekala, yola koyulalım öyleyse…)

(to) Shoot the breeze

“Shoot the breeze”, pek de önemli olmayan şeylerden, bizim deyişimizle “havadan sudan” konuşmak anlamında kullanılan bir deyiştir.

  • We were out in the garden, just shooting the breeze. (Bahçede, havadan sudan konuşuyorduk.)

Okuma, Yazma ve Konuşma Becerini Open English ile Geliştir!

Amerikan İngilizcesinde kullanılan çeşitli argo terimlere aşina olmak, elbette kendini ifade etme kabiliyetini artıracaktır. Bununla birlikte hem kelime bilgini hem gramerini geliştirmek; çok daha iyi İngilizce okuyup yazabilmek ve akıcı bir şekilde İngilizce konuşabilmek istiyorsan, alanında lider online İngilizce kursu Open English’i keşfetmenin zamanı geldi! 

Sektördeki 15 yıllık deneyimi ile sana İngilizceyi hızlı, keyifli ve tabii ki etkili bir şekilde öğrenebilmen için her kaynağı sunan Open English; 7/24 sınırsız canlı dersleri, ana dili İngilizce olan uzman eğitmenleri, sınırsız içerik erişimi, online konuşma grupları gibi pek çok ayrıcalığıyla online İngilizce eğitiminde gönül rahatlığıyla tercih edebileceğin bir adres.

Sen de İngilizceni iş ya da kişisel gelişim için ilerletmek, hedeflerine kısa sürede ulaşabilmek istiyorsan, ihtiyaçlarına özel bir online İngilizce eğitimi için, Open English’i şimdi keşfet. 

Bu sayfadaki formu doldur, İngilizceni geliştirmeye hemen başla!

İngilizce Hayvan Yavrularının Adı

Hayvan yavruları başlıca bir sevimlilik kaynağı ve İngilizcede hayvan yavrularının adları özel isimlere sahip. İngilizcede hayvan yavrularının adları genellikle her bir tür için farklı terimlerle adlandırılıyor. Bu sevimli canlıların adlarını öğrenmek, İngilizce öğrenme sürecinde sana hem eğlenceli hem de ilginç bir yol sunacak. İngilizcede hayvan yavrularının adları, dil bilgisi kurallarına ve kültürel özelliklere dayanarak oluşturulmuş benzersiz kelimeler. Bu yazımızda, çeşitli hayvan türlerinin yavrularına verilen isimlere odaklanarak, bu küçük sevimlilerin dilimizdeki özel yerini keşfedeceğiz. Ayrıca İngilizce hayvan yavrularının adlarını öğrenme sürecini kolaylaştırmak için anlatımımızı örnek cümlelerle de güçlendireceğiz. Hadi, birlikte bu tatlı ve eğlenceli dünyaya bir adım atalım!

İngilizcede, İngilizce hayvan yavrularının adları gibi öğrenebileceğin birçok keyifli konu var. Bir an önce öğrenmeye başlamak için sayfadaki formu doldur ve online İngilizce kursu Open English aboneliğini başlat!

ingilizce hayvan nedir

İngilizce Hayvan Nedir?

İngilizce hayvan kelimesi animal olarak adlandırılıyor ve canlı organizmaları ifade ediyor. Bu organizmalar genellikle duyu ve hareket yeteneklerine sahip olarak biliniyor ve çoğu zaman çeşitli türlerin altında sınıflandırılıyorlar. İngilizcede hayvanları tanımlamak ve sınıflandırmak için kullanılan çeşitli terimler ve ifadeler bulunuyor. Şimdi, bu konudaki temel bazı terimlerleri seninle paylaşacağız.

  • Animal (Hayvan): Genel bir terim olup, tüm hayvanları kapsar.
  • Mammal (Memeli): Süt bezlerine sahip olan, genellikle yavrularını canlı doğuran ve vücutlarını kıllarla kaplı olan hayvanları tanımlar. Örnekler arasında insanlar, köpekler ve balinalar bulunur.
  • Bird (Kuş): Tüyleri, gagaları ve kanatları olan, genellikle uçabilen hayvanlardır. Kuş örnekleri arasında kuşlar, ördekler ve kartallar bulunur.
  • Reptile (Sürüngen): Pullarla kaplı olan, genellikle soğukkanlı hayvanlardır. Sürüngen örnekleri arasında yılanlar, kaplumbağalar ve kertenkeleler bulunur.
  • Amphibian (Sürüngen): Hem su hem de karada yaşayabilen hayvanları ifade eder. Kurbağalar ve semenderler gibi örnekler bu kategoriye girer.
  • Fish (Balık): Su ortamlarında yaşayan hayvanlardır. Solungaçları vardır ve yüzgeçleriyle hareket ederler. Balık örnekleri arasında somon, turna ve köpek balıkları bulunur.
  • Insect (Böcek): Altı bacaklı hayvanlardır ve genellikle bir kabukları vardır. Böcek örnekleri arasında karıncalar, arılar ve kelebekler bulunur.

İngilizcede hayvanları tanımlamak için kullanılan bu terimler, biyolojik sınıflandırma sistemine dayanıyor ve bu terimlerin; hayvanların morfolojik özelliklerine, yaşam alanlarına ve davranışlarına göre belirlendikleri biliniyor. İngilizce hayvanlar hakkındaki bu temel terimler, dil öğrenimi veya biyoloji konularında geniş bir anlayış geliştirmek için kullanılabiliyor.

ingilizce hayvan yavruları adları

İngilizce Hayvan Yavruları Adları

İngilizce hayvan yavrularının adları, doğanın sevimlilik ve çeşitliliğini yansıtan özel isimlerden oluşuyor. Sevimli ve özgün İngilizce hayvan yavrularının adları, her bir türün özelliklerini ve doğaya uyumunu yansıtıyor. Yazımızın bu bölümünde, İngilizce hayvan yavruları adlarından tam 50 tanesini seninle paylaşacağız.

  • Kitten (Kedi yavrusu)
  • Puppy (Köpek yavrusu)
  • Calf (İnek yavrusu)
  • Foal (At yavrusu)
  • Piglet (Domuz yavrusu)
  • Lamb (Koyun yavrusu)
  • Kid (Keçi yavrusu)
  • Duckling (Ördek yavrusu)
  • Cygnet (Kuğu yavrusu)
  • Gosling (Kaz yavrusu)
  • Chick (Tavuk yavrusu)
  • Poults (Hindi yavrusu)
  • Larva (Arı yavrusu)
  • Fry (Balık yavrusu)
  • Calf (Fil yavrusu)
  • Fawn (Geyik yavrusu)
  • Colt (Genç erkek at yavrusu)
  • Filly (Genç dişi at yavrusu)
  • Cub (Yavru ayı, aslan, kaplan, vb.)
  • Pup (Deniz aslanı yavrusu)
  • Eaglet (Kartal yavrusu)
  • Bunny (Tavşan yavrusu)
  • Leveret (Yavru tavşan, genellikle yavru bir tavşan için kullanılır)
  • Joey (Kanguru yavrusu)
  • Kit (Porsuk yavrusu)
  • Puggle (Yavru porsuk)
  • Owlet (Baykuş yavrusu)
  • Shark pup (Köpekbalığı yavrusu)
  • Tadpole (Kurbağa yavrusu)
  • Polliwog (Suda yaşayan kurbağa yavrusu)
  • Fledgling (Yeni uçmaya başlayan kuş yavrusu)
  • Nestling (Yuvada bulunan kuş yavrusu)
  • Snakelet (Yavru yılan)
  • Turtle hatchling (Kaplumbağa yavrusu)
  • Spiderling (Örümcek yavrusu)
  • Penguin chick (Penguen yavrusu)
  • Seal pup (Fok yavrusu)
  • Whelp (Kurt yavrusu)
  • Snakelet (Yavru yılan)
  • Froglet (Yavru kurbağa)
  • Shrimp (Karides yavrusu)
  • Snail (Böcek yavrusu)
  • Pupae (Böcek pupa evresi)
  • Caterpillar (Tırtıl)
  • Pupae (Kurbağa pupa evresi)
  • Baby spider (Yavru örümcek)
  • Butterfly larva (Kelebek larvası)
  • Eaglet (Kartal yavrusu)
  • Ant larva (Karınca larvası)
  • Aphid nymph (Aphid nimfi – Bir tür bitki biti yavrusu)

İngilizce hayvan yavrularının adlarını öğrendin. İngilizce hayvan adlarını öğrenmek için İngilizce Hayvanlar – Hayvanların İngilizce İsimleri başlıklı yazımızı okumanı öneririz.

ingilizce hayvan yavruları adlarıyla kurulmuş cümleler

İngilizce Hayvan Yavruları Adlarıyla Kurulmuş Cümleler

En popüler İngilizce hayvan yavruları adlarını öğrendin. Öyleyse, İngilizce hayvan yavruları adlarıyla kurulmuş örnek cümleleri inceleyerek öğrendiğin İngilizce hayvan yavruları adlarını pekiştirebilirsin.

  • The playful kitten chased after a rolling ball of yarn, showcasing its energetic nature.

Oyunbaz kedi yavrusu, yuvarlanan bir yün topunun ardından koşarak enerjik doğasını sergiledi.

  • Our family adopted a sweet Labrador puppy that quickly became everyone’s favorite with its affectionate demeanor.

Ailemiz sevimli bir Labrador köpek yavrusu sahiplendi ve hızla sevecen tavırlarıyla herkesin favorisi oldu.

  • The gentle farmer carefully tended to the newborn calves, ensuring they were warm and well-fed.

Nazik çiftçi, yeni doğan inek yavrularına özenle bakarak onların sıcak ve iyi beslendiklerinden emin oldu.

  • During our countryside adventure, we encountered a frisky foal exploring the meadow with its graceful mother.

Kırsal maceramız sırasında, zarif annesiyle birlikte çimenlikte keşfe çıkan neşeli bir at yavrusuyla karşılaştık.

  • The little piglet enthusiastically rooted around in the mud, embracing its natural instincts.

Küçük domuz yavrusu, doğal içgüdülerini benimseyerek çamurda etrafı karıştı.

  • The meadow echoed with the joyful bleats of lambs as they frolicked under the watchful eye of the shepherd.

Çayır, çobanın dikkatli gözleri altında oynayan kuzu sevinç çığlıklarıyla yankılandı.

  • The mountainous terrain proved to be no challenge for the agile mountain goat and her curious kid.

Dağlık arazi, çevik dağ keçisi ve meraklı yavrusu için hiçbir zorluk teşkil etmedi.

  • The serene pond became a nursery for adorable ducklings as they followed their mother in single file.

Sakin göl, annelerini tek sıra halinde takip eden sevimli ördek yavruları için bir kreş haline geldi.

  • The graceful swans glided across the lake, their fluffy cygnets swimming close behind.

Zarif kuğular göletin üzerinde süzülürken, tüylü kuğu yavruları dikkatlice arkalarında yüzüyordu.

  • The charming goslings waddled along the riverbank, amusing onlookers with their adorable clumsiness.

Büyüleyici kaz yavruları, neşeli beceriksizlikleriyle izleyicileri eğlendirirken nehir kenarında yürüyordu.

  • The farmer marveled at the frisky calf as it pranced around the barn, full of newfound energy.

Çiftçi, ahırın etrafında dans eden neşeli buzağıya hayretle baktı, yeni bulduğu enerjiyle dolup taşıyordu.

Bir şey öğrenmeye başlarken en sevdiğimiz kısımdan başladığımızda her zaman öğrenmeye daha istekli oluruz. Bu yüzden, eğer hayvanları seviyorsan, İngilizce öğrenmeye İngilizce hayvan yavrularının adlarından başlamak motivasyonunu artıracak. İngilizce hayvan yavruları adları ve hayvanlara dair İngilizce birçok bilgiyi öğrenebileceğin yer %100 online İngilizce kursu Open English.

Open English’te İngilizce eğitimini ana dili İngilizce olan eğitmenlerden alırsın. Eğitmenlerinin moderatörlüğünde açılan konuşma sınıflarında ana dili İngilizce olan insanlarla sohbet ederek İngilizce konuşma pratiği yapabilirsin. Telaffuz uygulaması sayesinde kelimelerin söylenişlerini öğrenebilir, telaffuzunu kuvvetlendirebilirsin.

Open English’te İngilizce seviyeni belirledikten sonra 8 seviyeden oluşan CEFR’e (Avrupa Ortak Dil Çerçevesi) dayalı İngilizce eğitimine başlayabilirsin. Binlerce saatlik interaktif ders içeriğine sınırsız giriş hakkına sahip olacağından writing, reading, listening, speaking becerilerini geliştirebilirsin.

İngilizce bilgini ileri seviyelere taşımak için sayfadaki formu doldur, seni hemen arayalım ve online İngilizce kursu Open English üyeliğinibaşlatalım.

İngilizce Tekerlemeler ve Türkçe Çevirileri

Tekerlemeler, her dilde olduğu gibi İngilizcede de çok sayıda yer almaktadır. Tabii İngilizce öğrenirken tekerlemelerin ne işe yarayacağını düşünüyor olabilirsin. Şu şekilde açıklayabiliriz: Türkçede nasıl küçükken tekerlemeler söyleyerek yeni kelimeler ve kelime telaffuzları öğreniyorsak, aynı durum İngilizce için de geçerlidir.

Ayrıca İngilizce tekerlemeler, yeni kelimeleri daha kolay öğrenmene yardımcı olur ve belirli bir uyum içerisinde olduğu için telaffuz konusunda da kendini hızlıca geliştirmene fırsat tanır.

İngilizceye Dair Her Şey Open English’te

İngilizce tekerlemelere geçmeden önce sana Open English’ten biraz bahsetmek istiyoruz. Artık bildiğin gibi Open English bir online İngilizce platformu…

Bire bir özel dersler, canlı grup dersleri, yapay zeka destekli telaffuz aracı ve daha farklı pek çok özellik ile İngilizce sıfırdan öğrenebilir, sahip olduğun İngilizceyi geliştirebilir ya da TOEFL ve IELTS gibi uluslararası sınavlara hazırlanabilirsin.

Tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurman ve ekip arkadaşlarımızın seni aramasını beklemen…

Şimdi İngilizce tekerlemelere geçebiliriz.

İngilizce 5 Tekerleme

Bu yazımızda sana 5 tane İngilizce tekerleme sunuyoruz. Bu tekerlemeleri özellikle de telaffuz ve artikülasyon geliştirmek için efektif bir şekilde kullanabilirsin.

she sees cheese - en iyi 5 ingilizce tekerleme

 

She Sees Cheese

İlk İngilizce tekerlememizle yazımıza başlıyoruz. Kısa ama bir o kadar da eğlenceli bir İngilizce tekerleme…

İngilizce Tekerleme Türkçe Çevirisi
She sees cheese. O, peyniri görür.
Willy’s real rear wheel. Willy’nin gerçek arka tekerleği.
Twelve twins twirled twelve twigs. On iki ikiz on iki dal döndürdü.
A snake sneaks to seek a snack. Bir yılan bir şeyler atıştırmak için gizlice girer.
Cooks cook cupcakes quickly. Aşçılar çabucak kek pişirir.
Eleven benevolent elephants. On bir yardımsever fil.
Four fine fresh fish for you. Sizin için dört güzel taze balık.

 

Wild Vines Make Fine Vintage Wines

Evet sırada biraz daha uzun ama yine keyifli bir İngilizce tekerleme var.

İngilizce Tekerleme Türkçe Çevirisi
Wild vines make fine vintage wines. Yabani üzüm kaliteli şaraplar yapar.
Victor’s friend Vincent rinsed his vests in vinegar. Victor’un arkadaşı Vincent, yeleklerini sirke ile duruladı.
Vincent vowed vengeance very vehemently. Vincent intikam almaya yemin etti.
Wayne went to Wales to watch walruses. Wayne morsları izlemek için Galler’e gitti.
I saw a kitten, eating chicken in the kitchen. Mutfakta tavuk yiyen bir yavru kedi gördüm.
If a dog chews shoes, whose shoes does he choose. Bir köpek ayakkabıları çiğnerse kimin ayakkabılarını seçer.
I scream, you scream, we all scream for ice cream. Çığlık atıyorum, çığlık atıyorsun, hepimiz dondurma için çığlık atıyoruz.
The big bug bit the little beetle. Büyük böcek küçük böceği ısırdı.
Green glass globes glow greenly. Yeşil cam küreler yeşil renkte yanar.

ingilizce tekerleme - I Have Got A Date At A Quarter To Eight

 

I Have Got A Date At A Quarter To Eight

Sıra geldi İngilizce tekerlemeler listesindeki üçüncüye… Biraz daha uzun ama bir öncekiler kadar keyifli bir İngilizce tekerleme…

İngilizce Tekerleme Türkçe Çevirisi
I have got a date at a quarter to eight. Sekize çeyrek kala bir randevum var.
I’ll see you at the gate, so don’t be late. Kapıda görüşeceğiz, geç kalma.
Susie works in a shoeshine shop.  Susie ayakkabı boyacısı dükkanında çalışıyor.
Where she shines, she sits O, Parladığı yerde oturur
And where she sits, she shines. Ve oturduğu yerde parlar.
Fuzzy Wuzzy was a bear. Fuzzy Wuzzy bir ayıydı.
Fuzzy Wuzzy had no hair. Fuzzy Wuzzy’nin saçı yoktu.
Fuzzy Wuzzy wasn’t fuzzy, was he? Fuzzy Wuzzy bulanık değildi, değil mi?
How much wood would a woodchuck chuck Bir dağ sıçanı ne kadar odun taşırdı
If a woodchuck could chuck wood? Eğer bir dağ sıçanı odun taşıyabilseydi?
He would chuck, he would, as much as he could, Taşıyabildiği kadar fazla taşırdı
and chuck as much wood as a woodchuck would Ve bir dağ sıçanının taşıyabildiği kadar fazla taşırdı
if a woodchuck could chuck wood. Eğer bir dağ sıçanı odun taşıyabilseydi.
She sells seashells on the seashore. O, Deniz kıyısı üzerinde deniz kabukları satar.
The shells she sells are seashells, I’m sure. Sattığı kabuklar deniz kabuğu, eminim.
And if she sells seashells on the seashore, Ve eğer deniz kıyısında deniz kabukları satıyorsa,
Then I’m sure she sells seashore shells. O zaman eminim deniz kıyısı kabukları satıyor.

 

Peter Pipe Picked A Peck Of Pickled Peppers

Geldik yazımızın 4. İngilizce tekerlemesine. Hadi hız kaybetmeden İngilizce tekerleme alıştırmalarına devam edelim.

İngilizce Tekerleme Türkçe Çevirisi
Peter Piper picked a peck of pickled peppers Peter Piper bir parça biber turşusu aldı
A peck of pickled peppers Peter Piper picked Peter Piper’ın seçtiği biber turşusu
If Peter Piper picked a peck of pickled peppers Peter Piper bir parça biber turşusu aldıysa
Where’s the peck of pickled peppers Peter Piper picked? Peter Piper’ın aldığı biber turşusu nerede?
Betty Botter bought some butter Betty Botter biraz tereyağı aldı
But she said the butter’s bitter Ama tereyağının acı olduğunu söyledi
If I put it in my batter, it will make my batter bitter Hamuruma koyarsam hamurum acı olur
But a bit of better butter will make my batter better Ama biraz daha iyi tereyağı hamurumu daha iyi yapacak
So was better Betty Botter bought a bit of better butter Betty Botter biraz daha iyi tereyağı aldı

 

ingilizce tekerleme - A Tree Toad Loved A She Toad

 

A Tree Toad Loved A She Toad

Ve karşında son İngilizce tekerlememiz… Bu İngilizce tekerlemeyi de İngilizce telaffuzunu geliştirmek için kullanabilirsin.

İngilizce Tekerleme Türkçe Çevirisi
A tree toad loved a she-toad, Bir ağaç kurbağası dişi bir kurbağayı severdi,
Who lived up in a tree. Ağaçta yaşayan.
He was a three-toed tree toad, Üç parmaklı bir ağaç kurbağasıydı,
But a two-toed toad was she. Ama o iki parmaklı bir dişi kurbağaydı.
The three-toed tree toad tried to win, Üç parmaklı ağaç kurbağası kazanmaya çalıştı,
The two-toed she-toad’s heart, İki parmaklı dişi kurbağanın kalbini,
For the three-toed tree toad loved the ground, Çünkü üç parmaklı ağaç kurbağası toprağı severdi,
That the two-toed tree toad trod. İki parmaklı ağaç kurbağasının ayak bastığı.
But the three-toed tree toad tried in vain. Ama üç parmaklı ağaç kurbağası boşuna denedi.
He couldn’t please her whim. Onun kaprisini memnun edemezdi.
From her tree toad bower, Onun ağaç kurbağası çardağından,
With her two-toed power, İki parmaklı gücüyle,
The she-toad vetoed him. Dişi kurbağa onu reddetti.

 

Yazımızı burada sonlandırırken Open English olarak sunduğumuz %100 online İngilizce kursumuzu yakından incelemek ve detayları öğrenmek istersen, yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

Seni kısa sürede arayacağız ve İngilizce eğitimimize dair detaylı bilgi vereceğiz. Hadi durma, hemen İngilizce öğrenmeye başla!