Future Continuous Tense, diğer tenselere göre biraz daha az kullandığımız bir tense olsa da işlevi açısından önemli bir yer tutar. Future Continuous Tense, kuralları açısından basit olsa da benzer gelecek zaman yapılarıyla sık sık karşılaştırılabilir. Bu yüzden Future Continuous Tense’i iyi kavramak, ileride göreceğimiz diğer gelecek zaman tenselerinden ayırt etmemizi kolaylaştıracaktır.
İngilizce zamanlar konulu yazımıza göz atarak tüm İngilizce tense’lerin temellerini öğrenebilirsin.
Başlamadan önce seni Open English’in ayrıcalıklı dünyasına davet etmek istiyoruz. Dünya çapında 1.5 milyon kişinin tercihi olan, önde gelen İngilizce öğrenim platformu olan Open English sana İngilizce öğrenimi yolculuğunda ihtiyacın olan her konuda yanında. Aboneliğinin başlangıcı ile ana dili İngilizce olan deneyimli eğitmenlerle 7/24 canlı dersler yapabilir, konuşma gruplarında pratik yapabilir ve tüm içeriklerimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.
Future Continuous Tense, gelecekte yapılacak ve belli bir süre alacak, anlık yaşanmayacak durumlardan bahsederken kullanılır. Türkçeye “-yor olacak, -yor olacağım” gibi çevirmek mümkündür. Tense‘in ismindeki “future” gelecek anlamını, “continuous” ise yapılacak işin bir süreç olduğu anlamını taşır. Tenselerin isimlerindeki mantığı da anlarsan ileride karıştırmana imkan vermemiş olursun.

Eğer halihazırda Simple Future Tense’i biliyorsan, Future Continuous Tense yapılarına yabancılık çekmeyeceksin. İkisinde de “will” yardımıyla cümle kursak da Future Continuous Tense’de bize yardımcı olacak bir fiilimiz daha olacak. Future Continuous cümlemize özne ile başlayacak, will + be ile takip edecek ve arkasından fiilimizi “-ing” eki ile kullanıyoruz. Hepsi bu kadar 🙂
özne + will + be + fiil+ing
Örnek:
Not: “Will” yapımızı öznemizle birlikte ‘ll şeklinde kısaltırız. Son iki örneğimizde bunu görmen mümkün.
Future Continuous Tense’de olumlu cümleleri kavradıysan olumsuz cümleler çocuk oyuncağı olacaktır. Şimdiye kadar gördüğün tenselerde de fark etmişsindir, cümleleri olumsuz yaparken yardımcı fiile ya da modal fiilimize olumsuzluk işlevi taşıyan “not” eklememiz gerekir. Bu durumda “not”ı “will”in yanına eklememiz gerekecek.
özne + will not + be + fiil+ing
Örnek:
Not: Fark ettiğin üzere will notı won’t olarak kısaltabiliriz. Fakat dikkat, hem will hem not’ı birlikte kısaltarak ‘ll’nt gibi bir kısaltma yapmayız.
Umarız buraya kadar aklında bir soru işareti kalmamıştır. Fakat yine de Future Continuous Tense’de ya da herhangi bir konuda kafan karıştıysa, genel olarak İngilizce serüvenine temelin sağlam bir şekilde başlamak istersen Open English’e göz atmanı öneriyoruz. İngilizceyi ana dili olan eğitmenlerden, 7/24 kendi programına uygun canlı derslerle öğrenmek, konuşma gruplarında pratik yapmak ve tüm içeriklerimize erişmek istersen seni Open English’e davet ediyoruz!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Future Continuous Tense’de soru cümlesi oluşturmanın mantığı, diğer tenselerdeki mantıkla aynı. Bazı tenselerde yardımcı fiiller olan “have, had, am/is/are, was/were” gibi kelimeleri başa getirirken, Future Continuous Tense’de başa “will”i getirmemiz gerekecek. Bu şekilde oluşturduğumuz sorulara “Yes/No Question” derken, başına soru kelimesi (when, why, who, how gibi) ekleyerek “Wh- Question” elde ediyorduk. Bu mantık Future Continuous Tense’de de sabit.
will + özne + be + fiil+ing
Örnek:
Dikkat ettiysen son iki örneğimizde Future Continuous Tense’de Wh- Question kurmuş olduk. Bu tarz sorulara artık “evet/hayır” şeklinde cevap vermemiz mümkün olmayacaktır. Soru doğrultusunda cümle kurarak istenen bilgiyi vermeliyiz.
Future Continuous Tense yazımızın sonuna gelmişken seni tekrardan önde gelen İngilizce öğrenim platformu olan Open English’e davet etmek istiyoruz. Evet, Future Continuous Tense ne kadar kolay duran bir yapı olsa da daha sonra göreceğin diğer gelecek zaman yapıları ile birlikte kafanı karıştırabilir. Bu durumda ise yapılacak en iyi şey, Open English’in sunduğu ana dili İngilizce eğitmenleriyle canlı derslerde pekiştirmek olacaktır.
Bu dersleri 7/24 canlı olarak kendi programına göre alman mümkün. Ayrıca konuyu öğrendikten sonra konuşma gruplarımızda pratik yapabilir, aklına takılan konularda ise kapsamlı içerik arşivimize erişerek sorularına cevap bulabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
İnsanların dile sahip tek tür olup olmadığı tartışmalı bir konu olmuştur. İnsan dili, diğer tüm hayvan türlerinin iletişim sistemlerinden hem niteliksel hem de niceliksel olarak farklıdır. Dilbilimciler yıllarca insan dilini hayvanların iletişim sistemlerinden ayıran bir tanım oluşturmaya çalışmıştır. Örneğin, Dilbilimci Hockett tüm türlerin iletişim sistemlerinin tasarım özellikleri olarak adlandırdığı bir liste oluşturmuştur.
Bu listeye göre insan dilinin hangi açıdan farklı olduğu ve diğer türlerde olmayan özellikleri ortaya konmuştur. Her ne kadar bu tasarım özellikleri birtakım eleştirilerin hedefi olmuşsa da, insan dilinin benzersiz özelliklerini tanımlamada oldukça isabetli olarak kabul görmüştür. Hazırsan, birlikte bu özellikleri keşfedelim!
Akıcı bir şekilde İngilizce konuşmak için ilk adımı yan tarafta yer alan formu doldurarak atabilirsin.

Dilin sadece Homo Sapienlere özgü olduğu fikrini savunanlardan biri de modern dilbilimin babası Noam Chomsky’dir. Evrensel dilbilgisi teorisinde, insanların dil edinme, düşüncelerini ifade etme ve iletişim kurma konusunda doğuştan gelen bir yeteneğe sahip olduğunu, diğer türlerin ise bu eşsiz beceriden yoksun olduğunu öne sürmüştür.

Bir tür genetik mutasyonun Homo Sapienlerin beynini şekillendirdiğine ve zihinsel süreçlerini değiştirerek onları diğer türlerden farklı kıldığına inanılmaktadır. Genetik temele odaklanmaya devam edersek, dil ve iletişimle ilgili olan Fox p2 geninden de bahsetmeliyiz. Bu genin sadece insanlarda bulunduğuna ve insanları hayvanlardan farklı kılan şeyin de tam olarak bu gen olduğuna inanılıyordu. Fakat Homo Sapienlere özgü olduğu düşünülen Fox p2 geni Neandertallerde de bulunmuştur. Ancak elbette Homo Sapienlerde özel bir şeyler var. Homo Sapienlerin sosyal bir hayvan olmaları onları iletişim kurmaya sevk etmiştir.
Özetle, dili yalnızca gerçekliği tanımlamak için kullanan diğer türlerin aksine, insanlar dünya, kendileri ve diğerleri hakkında bilgi paylaşabilir, yalnızca gerçek şeyler hakkında konuşmakla kalmaz, aynı zamanda var olmayan şeyler hakkında da konuşabilir, hatta dedikodu bile yapabilirler. İşte tam da bu yüzden insan dili eşsizdir.
Sonuç olarak, insanların dil açısından ekolojik olarak özel oldukları ve bu özelliğin sadece beyinlerinin büyüklüğünden, tesadüfi bir genetik mutasyondan ya da sözde bir dil geninden değil, bilişsel yeteneklerinden (yani soyut, sembolik düşünme), sosyal işbirliklerinden ve ‘benlik’ duygusundan kaynaklandığı düşünülmektedir. Bu anlamda, yeni bir dil öğrenmenin de davranışlarımızı, iletişimimizi ve bilişimizi keşfetme konusunda sınırları zorlamamızı sağladığı söylenebilir. Eğer İngilizce öğrenmek ve böylelikle dünyaya ve kendine farklı bir pencereden bakmak, farklı bir yol keşfetmek istersen seni Open English’e davet ediyoruz!
Verimli bir şekilde İngilizce çalışmanın yolu yan taraftaki formu doldurmanda gizli!

Hayat, keşfetmek ve öğrenmekle dolu bir yolculuktur. İşte, İngilizce öğrenmek de tam olarak böyle bir keşif sürecidir. Bir dil öğrenmek, sadece yeni bir dil öğrenmek değil, aynı zamanda yeni bir dünyanın kapılarını aralamak ve kendi iç dünyamızı keşfetmek anlamına gelir. Ancak, bu yolculukta atacağın adımlar ve sana kimin eşlik edeceği de oldukça önemlidir. İngilizce öğrenme yolculuğunda kendi sınırlarını aşmak ve yeni bir perspektife sahip olmak için Open English doğru adres!
Seviyene uygun, özelleştirilmiş ders programları, ana dili İngilizce olan öğretmenler ve her an erişim sağlayabileceğin sınırsız içerik sayesinde, İngilizce öğrenmek Open English ile çok kolay! Eğer sen de Open English ile bu yolculuğa başlamak istersen sayfamızdaki formu doldurman yeterli. Hemen bugün kaydol ve yeni bir dünyanın kapılarını Open English ile arala!
Kanada’da çalışmak hakkında araştırma yapıyorsan doğru yerdesin! Bu yazımızda dünyanın en hızlı gelişen ülkelerinden biri olan Kanada’da çalışmak için İngilizceyi nasıl öğreneceğinden bahsedeceğiz.
Kanada’da çalışmak hakkında hazırladığımız bu yazıda, Kanada’da nasıl bir yaşam tarzı benimsendiğini öğrenebilirsin. Kariyerinde yeni bir adım atmak için Kanada’da çalışmak istiyor olabilirsin. Bunun için alman gereken bir çalışma vizesi var. Kanada’da çalışmak için çalışma vizesinin nasıl alınacağını öğrenmek istiyorsan bu yazıyı mutlaka okumalısın.
Hemen Open English’e gelip ve İngilizce öğrenmeye başlayabilir ve böylelikle Kanada’da çalışmak için büyük bir adım atabilirsin.
Tek yapman gereken bu sayfadaki formu doldurmak ve Open English aboneliğini başlatmak!
Yurt dışında çalışmak konulu yazımıza da göz atabilirsin.

Kanada’da çalışmak isteyenlerin merak ettiği konulardan biri Kanada’daki yaşamdır. Sen de Kanada’da çalışmak istiyorsan ve bölgede nasıl bir yaşam sürüldüğünü merak ediyorsan yazımızın bu bölümünü okuyarak merakını giderebilirsin.
Kanada ülkemize kıyasla soğuk bir iklime sahip. Doğusu ile batısı arasında sıcaklık farkı yüksek olan Kanada’da yaz mevsiminde ortalama 20 derece sıcaklık görülürken kış mevsiminde -15 civarı bir dereceyle karşılaşılıyor.
Kanada, pek çok etnik unsuru bir arada bulunduran bir ülke ve burada ırkçılıkla ilgili söylemler kesinlikle hoş karşılanmıyor, hatta cezalara tabi tutuluyor. Kanada halkı için saygı, çok önemli bir yer tutuyor; insanlar birbirine çok saygılı davranıyor ve birbirlerinin kişisel alanlarına müdahale etmiyorlar. Kanada’da yaşayanlar genellikle sıcakkanlı ve misafirperver insanlar. Mutlu bir aile yapısına sahip ve huzurlular. Ayrıca ülkede suç oranı çok düşük. Bu sayede insanlar hayatlarına özgürce devam edebiliyor.
Dünyanın refah düzeyi en yüksek ülkelerinden biri olan Kanada’nın büyük şehirlerinde sosyal hayat çok hareketli. Kanada’da gece hayatı, sanat aktiviteleri, festivaller gibi çok fazla eğlenceli aktivite seçeneği var. Kanada’nın doğal güzellikleri; dağ yürüyüşü, günübirlik doğa gezisi, kayak, bisiklet, kampçılık gibi birçok sporun yapılmasına olanak sağlıyor.
Kanada’da okullar ve iş yerlerinin çalışma saatleri Pazartesi’den Perşembeye 09:00 – 17:00 ve Cuma günleri 09:00 – 14:30 şeklinde. Ülkede ulaşım çok gelişmiş ve Kanada’nın çoğu bölgesinde otobüs, metro ve taksiler ile her saat ulaşım imkanı bulunuyor.
Kanada, işçiler için en iyi çalışma koşullarını yaratan ülkelerden biri. Kanada’da çalışma koşulları yasalarla korunuyor ve işverenler sıkı devlet denetimine tabi.
Kanada’da çalışmak istiyorsan bir iş gününün sekiz saat olduğunu bilmek isteyebilirsin. Haftada ortalama 30 saat çalışılıyor ve bu çalışma süresi 44 saati geçemiyor. Yıllık izinlerin süresi bölgeden bölgeye değişiklik gösteriyor fakat izinler genel olarak yaklaşık iki haftadan başlıyor. Yıllık izin kullanabilmek için bir yıl boyunca aynı yerde çalışmış olman gerekiyor. Ayrıca aynı yerde çalışmaya devam edersen her geçen yıl yıllık iznindeki gün sayısı da artıyor.
Kanada asgari ücret saatlik 15 Kanada doları. Kanada’da çalışmak isteyenler Kanada’ya gittiklerinde bu ücretten düşük bir maaş alamıyorlar. Maaşlar; eğitime, tecrübeye, mesleki başarıya ve İngilizce seviyesine göre değişkenlik gösteriyor.
Kanada’da çalışmak ve yüksek bir maaş kazanmak istiyorsan Open English ile tanışmaya ihtiyacın var demektir.
Bu sayfada bulunan formu doldur ve bir an önce online İngilizce kursu Open English ile İngilizceni geliştirmeye başla.
Yüksek yaşam standartları ve iyi çalışma olanakları ile ilgi çeken Kanada’da iş imkânları her geçen gün artıyor. Kanada, her yıl kendi vatandaşı olmayan yüz binlerce kişiyi ülkeye kabul ediyor. Kanada’da çalışmak için kendi eğitimine ve deneyimlerine uygun bir iş araman gerekiyor.
Kanada’da iş aramak istiyorsan izleyebileceğin birçok yol var. Kanada’da çalışmak istediğin şirketlerin web siteleri ile şirketlere ulaşabilirsin. Ya da şirketlerde ilgili olduğun birimlerdeki çalışanlar ile sosyal medya aracılığıyla iletişim kurup şirketlerindeki iş fırsatlarını öğrenebilirsin. Hatta işverenler ile bir araya gelebileceğin iş fuarlarını ziyaret edebilirsin.
Kanada vatandaşı olmayan kişilerin Kanada’da geçici olarak çalışmaları için, çalışma vizesi almaları gerekmektedir. Kanada’ya çalışma vizesi ile gitmek istiyorsan, Kanadalı bir işverenin sana iş teklifinde bulunması gerekiyor. Kanada’daki işveren Kanada İş ve İşçi Bulma Kurumuna başvuru yaparak sana, en fazla 4 yıl geçerliliği olan bir davetiye göndermeli. Sen de gelen davetiye ile Kanada Konsolosluğuna başvuru yapmalısın. Elbette bu başvuru sırasında senden beklenen bazı şeyler olacak.
Kanada’da çalışmak için çalışma vizesine başvuru yaparken iş davetiyesinin yanı sıra maddi güvenceye ve Fransızca ya da İngilizce dillerinden en az birini iyi derecede bilmeye de ihtiyacın olacak. Ayrıca konsolosluk tarafından gerek görülürse senden; adli sicil kaydı, sağlık raporu gibi bazı ek belgeler de talep edilebilir. Çalışma vizesi vermek için detaylı araştırmalar yapıldığından, Kanada’da çalışmak isteyenler için çalışma vizesi başvurusu 13 hafta ile 7 ay arasında sonuçlanabilir.

Kanada’da çalışmak istiyorsan bazı işlerde orta seviye diğer işlerde ise ileri seviye İngilizce bilmek zorundasın. Yukarıda bahsettiğimiz gibi, Kanada’da çalışmak için çalışma vizesine başvururken bile İngilizce seviyen çok önemli. Bu sebeple, online İngilizce kursu Open English ile tanıştığın için çok şanslısın.
En yüksek öğrenim oranına sahip Amerikan İngilizcesi ile Kanada İngilizcesi büyük ölçüde birbirine benzediğinden Amerikan İngilizcesi biliyorsan Kanada İngilizcesinde de başarılı olursun. Fransızca etkisi sebebiyle Kanada İngilizcesinde bazı farklılıklar görülse de Amerikan İngilizcesinde iyiysen, Kanada’da rahatlıkla iletişim kurabilirsin. %100 online İngilizce kursu Open English ile istersen Amerikan İngilizcesi istersen de Kanada İngilizcesi öğrenebilirsin.
Evet! Yanlış okumadın. Open English %100 online bir İngilizce kursu. Bu da, istediğin zamanda istediğin yerde İngilizce öğrenebileceksin demek oluyor. Bu harika fırsatı değerlendirirken İngilizce derslerini ana dili İngilizce olan eğitmenlerden alacaksın. Üstelik eğitmenlerin aracılığıyla tanıştığın yabancı öğrencilerle konuşma pratikleri de yapabileceksin. Bu pratikler, Kanada’da çalışmak için Kanada’ya gittiğinde iletişim kurman için sana kolaylık sağlayacak. Ayrıca Open English’te bulunan ses tanıma özellikli telaffuz uygulaması sayesinde telaffuzundaki hataları düzeltip Kanada’da çalışmak için daha fazla özgüven kazanacaksın.
Yurt dışında yüksek lisans düşünüyorsan, mutlaka ilgili yazımıza göz at.
Kanada’ya göçmenlik başvurusu yapmak istersen bir de IELTS gibi uluslararası kabul gören bir sınavdan geçer not alman gerektiğini biliyor musun? Bu zorlu sınavda başarılı olman için Open English İngilizce kursunun desteği seninle olacak. Online İngilizce kursu Open English’te IELTS, TOEIC, TOEFL sınavları için özel 300 saatlik içerik bulunuyor. Ayrıca Open English aboneliğin başladığında binlerce saatlik interaktif ders içeriğine de sahip olacaksın ve bu derslere sınırsız erişim hakkın olacak.
Bir an önce Kanada’da çalışmak için hazır olmak istiyorsan bu sayfadaki formu doldur ve %100 online İngilizce kursu Open English ile İngilizceni geliştirmeye başla!
Müziğin, İngilizce eğitiminin önemli bir parçası olduğunu biliyor muydun? Müzik, İngilizce dinleme ve anlama açısından sana son derece yardımı dokunabilecek bir araç. Müziğin evrensel bir dil olduğunu daha önce muhakkak duymuşsundur. Konuştukları dil farklı bile olsa, müzik sayesinde insanlar birbirleriyle iletişim kurabilirler ve birbirlerinin konuştukları dili anlamasalar da birbirleriyle anlaşabilirler.
Temel olarak, İngilizce şarkılar dinlemeyi adet haline getirdiysen, İngilizce telaffuz ve anlaman kendiliğinden gelişecektir. Bunun yanı sıra, İngilizcenin birer parçası olan yaygın anlatımlar, günlük konuşma dili, betimleyici kelimeler ve metaforlar, yazılan hemen her şarkının sözlerinin de vazgeçilmezleridir.
Bir şarkı, dinleyicisiyle müzik arasında duygusal bir bağ oluşmasını sağlar ve bu sayede dinleyen kişi kendisini nasıl anlatabileceğini öğrenir. Ayrıca müzik ve ritim, kelimeleri/cümleleri/kalıpları ezberlemeye yardımcı olur ki bu da İngilizce öğrenmenin en önemli unsurlarından biridir.
Peki, madem müzik evrensel bir dil, neden dinlediğimiz İngilizce şarkıları anlamakta güçlük çekeriz? İngilizce şarkılardaki dili anlamak ve takip etmek zordur. Şarkılardaki İngilizce cümleler ve İngilizce kelimeler kimi zaman kafiyeli olarak yazılır ve ritme uyması için bilerek farklı telaffuz edilebilir. Bu sebeple dinlediğin her şarkının sözlerini anlamaman normaldir. Bu yüzden müzik dinleyerek İngilizce pratiğine katkı yapmak istiyorsan, nispeten basit ve sözleri anlaşılabilir şarkılar dinlemen sana fayda sağlayacaktır.
7/24 online İngilizce öğrenmek istersen, Open English’in sınırsız olanaklarından yararlanabilirsin. Ana dili İngilizce olan TEFL/TESOL sertifikalı eğitmenlerin 7/24 online olarak sunduğu canlı dersler, konuşma saatleri ve ayrıca CEFR temelli binlerce saatlik ders içeriğinden sınırsız yararlanmak için, bugün Open English’e başlayabilirsin.
Open English online İngilizce kursu hakkında detaylı bilgi almak için bu sayfadaki formu doldurman yeterli.
İngilizce pop türünde yazılan şarkıların ortak özelliği cümlelerin kısa ve anlaşılır olması ve nispeten basit bir dilde olmalarıdır. Pop müzik şarkılarının hemen hemen hepsi aşk, kalp/hayal kırıklığı veya iyi vakit geçirme teması üzerine kuruludur ve bu bakımdan sözleri de basit ve birkaç kez dinlemenin ardından rahatça tahmin edilebilen türdedir.
İşte bu bağlamda İngilizce öğrenmene yardımcı olacak 5 ünlü İngilizce şarkıyı senin için derledik.

Tüm zamanların en büyük pop müziği sanatçısı olarak gösterilen Michael Jackson’ın gençlik yıllarında kardeşleriyle beraber yer aldığı Jackson 5 gurubunun bir şarkısı olan “ABC”nin sözleri okul ve aşk üzerine.
Basit ve akıcı sözleriyle takip etmesi son derece kolay olan şarkı, aynı zamanda ilgi çekici nakaratıyla da ağzına takılacak.
Rock n’ Roll’un kralı olarak tarihe geçen Elvis Presley’in bu unutulmaz şarkısı da müzik dinleyerek İngilizce öğrenmek isteyenler için bire bir.
Sözleri aşk teması üzerine olan şarkının adı da İngilizce bir tabir. “Always on my mind”, “I am always thinking about you” (Her zaman seni düşünüyorum) anlamına geliyor. Elvis Presley’nin bu eseri, İngilizce aşk tabirleri ve deyişlerini öğrenmek için ideal bir şarkı.
Akılda kalıcı melodileri ve oldukça basit kelimeleri ile birçok Beatles şarkısı İngilizce öğrenmeye yardımcı olabilecek türden.
Çoğu Beatles şarkısı gibi şiirsel bir dille yazılan ve aşk/sevgi temasını işleyen “And I Love Her”, buna rağmen son derece basit sözleriyle takip etmesi çok kolay bir şarkı.

Önceki şarkılara göre anlaması ve takip etmesi daha zor olan “Beautiful Day”, İngilizcenin mecazi ve şiirsel yapısını öğrenebileceğin son derece güzel bir örnek.
Sözlerinde hayata olumlu bakmak, mutlu olmak ve hayatı yaşamak temasının işlendiği şarkı, ilk dinlemede anlamasa bile ağzına takılacak.
“Beautiful Day”in aksine sözleri ve dili son derece basit olan bu şarkı, dinleyerek İngilizce öğrenmek isteyenler için bire bir. Sevgi ve birliktelik hakkındaki şarkının kafiyeli sözleri, fonetik İngilizce pratiği için de son derece uygun.
Şarkının sözlerinde ayrıca İngilizcede günlük hayatta karşılaşabileceğin ve kullanabileceğin birçok deyiş de yer alıyor.
Güzel şarkılar dinleyerek iyi vakit geçirirken bir yandan da İngilizce pratiği yapıyor olmak nasıl bir duygu, eğlenceli değil mi? Yukarıdaki şarkılar haricinde eğer senin de özellikle hayranı olduğun şarkıların sözlerini internette bularak pratiğine dahil edebilirsin.
Bu şekilde İngilizce öğrenmek senin için daha da zevkli bir hale gelecektir. İngilizce öğrenmene katkı sağlayacak Open English platformuna dair detayları alt başlıkta bulabilirsin.
İngilizce şarkılar dinleyerek İngilizce öğrenme serüvenine sadece ufak katkılarda bulunabilirsin. Open English olarak sunduğumuz online İngilizce kursu ise, sana sıfırdan İngilizce öğrenme fırsatı sunar.
7/24 aktif olan İngilizce platformumuz sayesinde dilediğin zaman istediğin yerden İngilizce öğrenebilirsin. Özellikle de büyük şehirlerde yaşayan kişilerin yüz yüze kaldığı sorunlardan bir tanesi olan İngilizce öğrenmek için enerji ve zaman bulamama sorununu kolayca aşabilirsin.
İşten çıktığında ya da hafta sonu kursa gitmek zorunda kaldığında İngilizce öğrenmek bir noktadan sonra senin için zulüm haline gelebilir. Bunun için Open English olarak %100 online İngilizce kursumuzu kesinlikle incelemeni tavsiye ediyoruz.
İngilizce kursumuz hakkında daha detaylı bilgi almak için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin. Ondan sonra tek yapman gereken, seni aramamızı beklemen… Ekip arkadaşlarımız en kısa sürede sana ulaşacaklar ve online İngilizce eğitimimiz hakkında detaylı bilgi verecekler.
Hadi hemen harekete geç!
İngilizcede okunuşları aynı olan, ancak anlamları tamamen farklı olan kelimeler var. Dildeki bu tür çoklu anlamlı kelimeler, dilin zenginliğini ve çeşitliliğini gösterir. Kelimelerin farklı bağlamlarda farklı anlamlara gelebileceğini anlamak, dil becerilerini geliştirmene ve daha etkili bir şekilde iletişim kurmana yardımcı olur. Dil öğrenme sürecinde bu tür kelime oyunlarını keşfetmek, hem eğlenceli hem de öğretici olacaktır.
Bu yazıda, bu tür kelimelerden birine odaklanacağız ve o kelimenin içerdiği anlamları inceleyeceğiz. ama öncesinde bir soru soralım: Sen de İngilizceyi etkili bir şekilde öğrenmek ve dil becerilerini geliştirmek istiyor musunuz? Open English, İngilizce öğrenme yolculuğunuzda sana rehberlik etmek için burada!
İngilizce öğrenmeyi daha kolay ve eğlenceli hale getirmek artık mümkün. Open English ile İngilizce öğrenirken sıkılmayacaksın çünkü hedeflerine ulaşmana yardımcı olmak için burada. Hemen başla ve İngilizceyi geliştirerek yeni fırsatları keşfet.

“Tear,” İngilizcede ilginç bir kelime çiftidir. Tear kelimesi aynı şekilde telaffuz edilir, ama anlamları tamamen farklıdır. Haydi ‘tear’ kelimesinin anlamlarını ayrı ayrı ele alacağımız yazımıza başlayalım:
“Tear” (Gözyaşı): “Tear” kelimesi, gözlerimizden düşen sıvıyı ifade eder ve duygusal tepkilerin bir sonucu olarak oluşur.
“Tear” (Yırtmak): “Tear” kelimesi, bir nesnenin veya yüzeyin istem dışı veya kasıtlı olarak yırtılması veya zarar görmesi anlamına gelir.
“Tear” (Yırtık): Bu kullanım “tear” kelimesini yırtık bir şeyi tanımlamak için kullanır.
“Tear” (Koşmak Hızlı Gitmek): Bu kelime, çok hızlı gitmek veya koşmak anlamında da kullanılabilir.

“Tear” (Keskin Bir Yön): “Tear” aynı zamanda hızlı, keskin ve güçlü bir hareketi veya değişimi tanımlamak için de kullanılabilir.
“Tear” (Açmak veya Çıkarmak): “Tear,” bir nesneyi açmak veya içeriği dışarı çıkarmak için kullanılan bir fiil olarak da kullanılabilir.
“Tear” ( Hızlı Sürmek): Araba yarışı veya motor sporları bağlamında, “tear” kelimesi hızlı bir şekilde sürmek anlamında kullanılabilir.
“Tear” (Hızlı Yükselmek veya Düşmek): Bu kullanım, uçakların veya diğer hava taşıtlarının hızlı bir şekilde yükselip alçalmasını ifade etmek için kullanılır.
İngilizce konuşmanın temelini kelime bilgisi ve dil bilgisi kuralları oluşturuyor. Dil bilgisi ile kelime dağarcığını birleştirebildiğin zaman, artık İngilizceyi akıcı kullanabiliyorsun demektir.
İngilizce öğrenirken kelime dağarcığını geliştirmek, düzenli olarak yeni kelimeler öğrenmek İngilizce öğrenme yolculuğunda oldukça önemli. Ancak yeni kelimeler öğrenerek, ifade etmek istediğimiz şeyi doğru bir şekilde karşı tarafa aktarabilir, günlük ve resmi ortamlarda konuşma dilimizi zenginleştirebiliriz.
Her gün İngilizce çalışmak, ana dili İngilizce olan eğitmenlerle 7/24 online dersler yapmak istersen, bu sayfadaki iletişim formunu şimdi doldur. Open English’i yakından tanı!
Ev eşyaları, özellikle günlük konuşmamız içerisinde bir şeyin yerini tarif ederken, günlük rutinlerimizden bahsederken sıklıkla kullandığımız nesneler.
Kahve bardağımı kahve makinesinin yanındaki dolapta bulabilirsin.
*You can find my coffee mug in the cupboard next to the coffee machine.
You left your watch on the coffee table.
*Saatini sehpanın üzerinde unutmuşsun.
The mirror near your bed is too small.
*Yatağının yanındaki ayna çok küçük.
Gördüğün gibi aslında en basit bir cümlelerde bile ev eşyalarının İngilizcesini bilmemiz gerekiyor.
Aşağıda evin bölümleri özelinde ihtiyacın olabilecek ev eşyalarını ve İngilizcelerini bulabilirsin. Öğrendiğin yeni kelimeleri cümle içinde kullanarak pratik yapmayı unutma.

Mutfakta bulabileceğin İngilizce ev eşyalarını ve eşyaların Türkçe karşılıklarını aşağıdaki listede görebilirsin.
| Blender / Mixer | Karıştırıcı / Mikser |
| Bottle opener | Şişe açacağı |
| Bowl | Kase |
| Bread box | Ekmek sepeti |
| Coffee maker / Coffee machine | Kahve makinesi |
| Colander | Kevgir |
| Cooker | Ocak |
| Cooker hood | Davlumbaz |
| Corkscrew | Tribuşon |
| Cupboard | Mutfak dolabı |
| Deep freeze | Derin dondurucu |
| Deep fryer | Fritöz |
| Dish sponge | Bulaşık süngeri |
| Dishcloth | Bulaşık bezi |
| Dishwasher | Bulaşık makinesi |
| Drawer | Çekmece |
| Egg cooker | Yumurta pişirici |
| Electric grill | Elektrikli ızgara |
| Fork | Çatal |
| Freezer | Dondurucu |
| Fridge / Refrigerator | Buzdolabı |
| Fruit juicer | Meyve sıkacağı |
| Frying pan | Kızartma tavası |
| Glass | Bardak |
| Grater | Rende |
| Kettle | Su ısıtıcı |
| Kitchen counter | Tezgah |
| Knife | Bıçak |
| Ladle | Kepçe |
| Meat grinder | Kıyma makinesi |
| Microwave oven | Mikrodalga fırın |
| Mug | Kupa bardak |
| Napkin | Peçete |
| Oven | Fırın |
| Paddle box | Aspiratör |
| Pan | Tava |
| Plate | Tabak |
| Pressure cooker | Düdüklü tencere |
| Saucepan | Tencere |
| Serving | Servis, tabak |
| Shelf | Raf |
| Sink | Lavabo |
| Spatula | Spatula |
| Spice container | Baharatlık |
| Spoon | Kaşık |
| Stove | Ocak, fırın, soba |
| Tablecloth | Masa örtüsü |
| Tap | Musluk |
| Teaspoon | Çay kaşığı, tatlı kaşığı |
| Toaster | Ekmek kızartma makinesi |
| Toaster machine | Tost makinesi |
| Waste bin | Çöp kutusu |
| Wooden spoon | Tahta kaşık |
Can you please put the dirty spoon into the dishwasher?
*Lütfen kirli kaşığı bulaşık makinesine koyabilir misin?
You can find my saucepans and pressure cooker in the cupboard near the fridge.
*Tencerelerimi ve düdüklü tenceremi buzdolabının yanındaki dolapta bulabilirsin.

Oturma odasında bulabileceğin İngilizce ev eşyalarını ve eşyaların Türkçe karşılıklarını aşağıdaki listede görebilirsin.
| Air conditioner | Klima |
| Armchair | Kollu koltuk |
| Bookcase | Kitaplık |
| Carpet | Halı |
| Chair | Sandalye |
| Chest of drawers | Çekmeceli dolap |
| Coffee table | Kahve masası / Sehpa |
| Couch | Kanepe |
| Curtain | Perde |
| Cushion | Yastık |
| Dinner table | Yemek masası |
| Fireplace | Şömine |
| Floor lamp | Lambader |
| Kumanda | Remote |
| Lamp | Lamba |
| Lampshade | Abajur |
| Lounger/ recliner | Dinlenme koltuğu / televizyon koltuğu |
| Mirror | Ayna |
| Painting | Tablo |
| Picture | Resim / Fotoğraf |
| Plant | Bitki |
| Rug | Kilim |
| Shelf | Raf |
| Sofa – Kanepe | Kanepe |
| Speakers | Hoperlörler |
| Swivel chair | Dönen koltuk |
| Television | Televizyon |
| TV stand | TV standı |
| Vase | Vazo |
I am about to buy a new carpet and It will definitely match my sofa.
*Yeni bir halı almak üzereyim ve kesinlikle kanepemle uyum sağlayacak.
I put my mother’s picture on the shelf today.
*Bugün annemin resmini rafa koydum.

Yatak odasında bulabileceğin İngilizce ev eşyalarını ve eşyaların Türkçe karşılıklarını aşağıdaki listede görebilirsin.
| Alarm Clock | Çalar saat |
| Bed | Yatak |
| Bedside Lamp | Gece lambası |
| Blanket | Battaniye |
| Bunk beds | Ranza |
| Chest of drawer | Çekmeceli dolap, şifoniyer |
| Closet | Gömme dolap |
| Cushion / Pillow | Yastık |
| Double Bed | Çift kişilik yatak |
| Dressing table | Makyaj masası |
| Mirror | Ayna |
| Nightstand | Komodin |
| Pillowcase | Yastık kılıfı |
| Quilt | Yorgan |
| Rug | Kilim |
| Sheet | Çarşaf |
| Single Bed | Tek kişilik yatak |
| Wardrobe | Giysi dolabı |
I love sleeping on a brand new sheet.
*Yepyeni bir çarşafta uyumaya bayılıyorum.
The mirror in my bedroom is too small, so I decided to buy a bigger one to use near my wardrobe.
*Yatak odamdaki ayna çok küçük, bu yüzden gardırobumun yanında kullanmak için daha büyük bir tane almaya karar verdim.

Banyoda bulabileceğin İngilizce ev eşyalarını ve eşyaların Türkçe karşılıklarını aşağıdaki listede görebilirsin.
| Bathrobe | Bornoz |
| Bathroom cabinet | Banyo dolabı |
| Bathtub | Küvet |
| Comb | Tarak |
| Conditioner | Saç kremi |
| Dustpan & broom | Faraş & süpürge |
| Faucet | Musluk |
| Floss | Diş ipi |
| Hair dryer | Saç kurutma makinesi |
| Hairbrush | Saç fırçası |
| Liquid soap | Sıvı sabun |
| Mat | Paspas |
| Mirror | Ayna |
| Scissor | Makas |
| Shampoo | Şampuan |
| Shower stall | Duş kabini |
| Sink | Lavabo |
| Soap | Sabun |
| Soap dispenser | Pompalı sıvı sabunluk |
| Soap holder | Sabun tutucu |
| Toilet | Tuvalet |
| Toilet brush | Tuvalet fırçası |
| Toilet Flush | Sifon |
| Toilet paper | Tuvalet kağıdı |
| Toilet paper holder | Tuvalet kağıdı tutucusu |
| Toothbrush | Diş fırçası |
| Toothpaste | Diş MACUNU |
| Towel | Havlu |
| Towel rail | Havlu askılığı |
| Washing machine | Çamaşır makinesi |
I put used towels into the washing machine.
*Kullanılmış havluları çamaşır makinesine koydum.
Banyo dolabımın içine senin için bir tarak ve diş fırçası koydum.
*I put a comb and toothbrush for you in my bathroom cabinet.
İngilizce öğrenme yolculuğunda düzenli olarak yeni İngilizce kelimeler öğrenerek İngilizceni zenginleştirebilir, söylemek istediklerini doğru bir şekilde karşı tarafa aktarabilirsin. Open English’te yeni kelimeler öğrenebileceğin, öğrendiğin yeni kelimeleri sürekli olarak pekiştirebileceğin birçok içerik ve alıştırma seni bekliyor. Bugün kaydol, yeni kelimeler öğrenmeye hemen başla!
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldur, sana en kısa sürede dönelim.
Yeni yıl; birçok insan için geçmişi değerlendirme, yeniden başlama ve kişisel gelişim için bir fırsat sunan bir dönem. Her yeni yıl, benzersiz hedeflere yönelen bir yolculuğun başlangıcını temsil ediyor. Yeni yıl hedeflerini paylaşmak; bu hedeflere odaklanma, başkalarından destek alma ve birlikte büyüme fırsatı sunuyor.
Bu yazıda, İngilizce yeni yıl hedeflerini nasıl konuşabileceğini ele alacağız. Şimdi, kendi yeni yıl hedeflerini ifade etme ve paylaşma zamanı geldi. İngilizce yeni yıl hedeflerini konuşmaya hızlıca başlamak için sayfadaki formu doldur, seni hemen arayalım ve online İngilizce kursu Open English aboneliğini başlatalım.
İngilizce yeni yıl hedeflerin hakkında nasıl konuşacağından bahsetmeden önce sana, İngilizce yeni yıl ve İngilizce yılbaşı kelimeleri hakkında bilgi vermek istiyoruz. Yeni yıl ve yılbaşı kelimelerinin İngilizcesini öğrenmek, İngilizce yeni yıl hedeflerin hakkında konuşurken işini çok kolaylaştıracak.
İngilizce yeni yıl, new year olarak adlandırılır. Bu terim, bir yılın sona erdiği ve yeni bir yılın başladığı dönemi ifade eder. New year ifadesi, genellikle 1 Ocak’ta yeni bir takvim yılının başladığı tarihi ifade eder. Ancak, new year kavramı sadece bir günle sınırlı değildir; aynı zamanda bu dönemdeki kutlamaları, gelenekleri ve yeniden başlama simgelerini de içerir.
İngilizce yılbaşı, New Year’s Eve olarak ifade edilir. Bu terim, bir yılın sona erdiği ve yeni bir yılın başladığı geceyi ifade eder. Yılbaşı genellikle 31 Aralık’ta kutlanır ve ertesi gün, yani 1 Ocak’ta yeni yılın resmi olarak başladığı tarihtir.
Yeni yıl kutlamaları dünya genelinde farklı kültürlerde ve topluluklarda çeşitli geleneklere dayanır. Bu gece; genellikle gösteriler, partiler, aile buluşmaları, özel yemekler ve içecekler, müzik ve dans etkinlikleri ile dolu geçer. Aynı zamanda; birçok insan yılbaşı gecesini geçmiş yılı değerlendirme, gelecek için umut dolu hedefler koyma ve yeni bir başlangıç yapma fırsatı olarak görür.
Yeni yılı coşkuyla kutlarken kullanabileceğin İngilizce yılbaşı şarkılarını öğrenmek için İngilizce Yılbaşı Şarkıları – İngilizce Noel Şarkıları başlıklı yazımızı okuyabilirsin.

Yeni yıla girerken birçok insanın gelecek için kendine hedefler koyduğunu söylemiştik. Bu hedeflerin bazıları kısa vadede gerçekleşmesi beklenen hedeflerken bazıları uzun vadede ulaşılması beklenen hedeflerdir. Şimdi, kısa vadeli yeni yıl hedefleri örneklerini seninle paylaşacağız. Bu sayede sen de kendi kısa vadeli hedeflerinden nasıl bahsedeceğin konusunda fikir sahibi olabileceksin.
İngilizce kısa vadeli yeni yıl hedefleri örneklerini okudun, sırada İngilizce uzun vadeli yeni yıl hedefleri örnekleri var. İşte, senin için seçtiğimiz uzun vadeli yeni yıl hedefleri örnekleri:

İngilizce kısa ve uzun vadeli hedeflerini anlatırken kullanabileceğin bazı cümleleri seninle paylaştık. Bu örnek cümleler dışında, farklı İngilizce kalıplar kullanarak kendi cümlelerinle yeni yıl hedeflerin hakkında konuşmak istiyor olabilirsin.
Bunun için işine yarayacak birçok farklı İngilizce kalıp bulunuyor. Yazımızın bu bölümünde, yeni yıl hedeflerin hakkında İngilizce konuşurken kolaylık sağlayacak bazı İngilizce kalıpları paylaşacağız.
In the coming year, I hope to… – Gelecek yıl içinde umuyorum ki…
One of my specific goals for the new year is to… – Yeni yıl için belirlediğim özel hedeflerden biri…
I’ve decided to focus on… – Odaklanmaya karar verdim…
To achieve this, I plan to… – Bunu başarmak için planım…
In the short term, I aim to… – Kısa vadeli olarak, amacım…
Based on my experiences from last year, I’ve learned that… – Geçen yılki deneyimlerime dayanarak öğrendiğim şu ki…
Let’s work together on achieving our goals related to… – …ile ilgili hedeflerimize birlikte çalışalım.
İngilizce yeni yıl hedeflerin hakkında özgüvenli bir biçimde konuşmak için sayfadaki iletişim formunu doldurduğunda, Kasım ayı fırsatlarından faydalanarak Open English’e abone olabilirsin. Bu sayede kendi seviyene en uygun kademeden başlayarak İngilizce öğrenmeye başlarsın. Üstelik bu eğitimi, ana dili İngilizce olan eğitmenlerden alırsın.
Open English’te eğitmenlerin moderatörlüğünde açılan İngilizce konuşma sınıflarına katılarak İngilizce yeni yıl hedeflerin hakkında konuşma pratiği yapabilirsin. %100 online İngilizce kursu Open English’te yer alan yapay zeka destekli telaffuz uygulaması sayesinde telaffuzunu kontrol edebilir ve telaffuz hatalarını düzeltebilirsin.
Bazen bir yemeği Türkçe bilmeyen birine anlatman gerekebilir. Bu durumda birkaç İngilizce yemek tarifi bilmek seni rahatlatacaktır. Ya da mutfağa girdiğin bazı günlerde farklı ülkelerin yemeklerini yapmak isteyebilirsin. Böyle günlerde İngilizce yemek tarifi araştırması yaparken bilmen gereken bazı kelimeler olacak.
Bu yazımızda seninle İngilizce yemek tarifi incelerken bilmen gereken kelimeleri ve beş tane İngilizce yemek tarifi paylaşacağız. Ayrıca İngilizce yemek tariflerini hatasız anlaman için yapman gerekenlerden de bahsedeceğiz.
En hızlı yoldan online İngilizce öğrenmek istersen, Open English iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcileri seni kısa sürede arayacaktır.
İngilizce yemek tarifi incelerken ya da mutfakta yemek yaparken ihtiyaç duyacağın bazı kelimeler var. Bir İngilizce yemek tarifini okurken en sık karşılaşacağın kelimeler neler? Bu soruna cevap olacak kelimeleri yazımızın devamında bulabilirsin.
Bu bölümde seninle tam 5 tane lezzetli İngilizce yemek tarifi ve tariflerin Türkçe karşılıklarını paylaşacağız. Yapacağın yemeklerin İngilizce yemek tarifini inceleyerek İngilizceni geliştirebilirsin.

Prep time – 10 mins (Hazırlama süresi – 10 dakika)
Servings – 2 servings (Servis – 2 kişilik)
Ingredients
Malzemeler
Preparation
Tip the couscous into a large bowl and pour over the stock. Cover, then leave for 10 mins until fluffy and all the stock has been absorbed. Meanwhile, slice the onions and pepper, and dice the cucumber. Add these to the couscous, fork through the pesto, crumble in the feta, then sprinkle over pine nuts to serve.
Hazırlanışı
Kuskusu geniş bir kaseye alın ve üzerine harcı dökün. Örtün, sonra kabarık olana ve tüm malzeme emilene kadar 10 dakika bekletin. Bu arada soğanı ve biberi doğrayın ve salatalığı küp küp doğrayın. Bunları kuskusa ekleyin, pestoyu çatalla ezin, beyaz peyniri ufalayın ve üzerine çam fıstığı serperek servis yapın.
Prep time – 5 mins (Hazırlama süresi – 5 dakika)
Cook time – 15 mins (Pişirme süresi – 15 dakika)
Servings – 2 servings (Servis – 2 kişilik)
Ingredients
Malzemeler
Preparation
Preheat the skillet over medium heat. Generously butter one side of a slice of bread. Place bread butter-side-down onto the skillet bottom and add 1 slice of cheese. Butter a second slice of bread on one side and place butter-side-up on top of the sandwich. Grill until lightly browned and flip over; continue grilling until cheese is melted. Repeat with the remaining 2 slices of bread, butter, and a slice of cheese.
Hazırlanışı
Orta ateşte tavayı önceden ısıtın. Bir dilim ekmeğin bir tarafını cömertçe yağlayın. Ekmeği tereyağlı tarafı alta gelecek şekilde tavaya koyun ve 1 dilim peynir ekleyin. İkinci bir dilim ekmeği bir tarafa yağlayın ve tereyağlı tarafı yukarı bakacak şekilde sandviçin üzerine koyun. Hafifçe kızarana kadar ızgara yapın ve ters çevirin; peynir eriyene kadar kavurmaya devam edin. Kalan 2 dilim ekmek, tereyağı ve bir dilim peynir ile tekrarlayın.
Prep time – 10 mins (Hazırlama süresi – 10 dakika)
Cook time -15 mins (Pişirme süresi – 15 dakika)
Servings – 4 servings (Servis – 4 kişilik)
Ingredients
Malzemeler
Preparation
Preheat the oven to 200 °C. Line a shallow baking pan with aluminum foil.
Place salmon fillets skin-side down on the prepared baking pan. Spread a thin layer of mustard on top of each fillet; season with salt and pepper. Top with bread crumbs, then drizzle with melted butter.
Bake in the preheated oven until salmon flakes easily with a fork, about 15 minutes.
Hazırlanışı
Fırını 200°C önceden ısıtın. Alüminyum folyo ile sığ bir fırın tepsisini hizalayın.
Hazırlanan fırın tepsisine somon filetolarını derisi alta gelecek şekilde yerleştirin. Her fileto üzerine ince bir hardal tabakası sürün; tuz ve karabiberle tatlandırın. Üstüne ekmek kırıntıları serpin, ardından eritilmiş tereyağı ile gezdirin.
Önceden ısıtılmış fırında somon bir çatalla kolayca pul pul olana kadar yaklaşık 15 dakika pişirin.

Prep time – 2 mins (Hazırlama süresi – 2 dakika)
Cook time – 1 mins (Pişirme süresi – 2 dakika)
Servings – 1 servings (Servis – 1 kişilik)
Ingredients
Malzemeler
Preparation
Mix flour, sugar, cocoa, baking powder, and salt in the mug. Add vanilla, crushed cookies, milk, and oil, and make the batter. Make sure that your mug is only half full so that the cake has some space to rise and be fluffy. Microwave it for 1 minute on the highest power.
Note: The timing may vary according to your microwave setting and your mug too. So insert a knife or toothpick after 1 minute and if it comes out clean your one-minute cake is ready, if not then microwave for 30 more seconds. And that’s about it, you are done.
Hazırlanışı
Kupada un, şeker, kakao, kabartma tozu ve tuzu karıştırın. Vanilya, ezilmiş kurabiyeler, süt ve yağı ekleyip hamur haline getirin. Kekinizin kabarması ve kabarık olması için bardağınızın sadece yarısının dolu olduğundan emin olun. En yüksek güçte 1 dakika mikrodalgada pişirin.
Not: Zamanlama mikrodalga ayarınıza ve kupanıza göre de değişebilir. Bu yüzden 1 dakika sonra bir bıçak veya kürdan sokun ve eğer temiz çıkarsa, bir dakikalık kekiniz hazır, değilse 30 saniye daha mikrodalgaya koyun. Ve hepsi bu kadar, bitirdiniz.

Prep time – 10 mins (Hazırlama süresi – 10 dakika)
Cook time – 25 mins (Pişirme süresi – 25 dakika)
Servings – 2 servings (Servis – 2 kişilik)
Ingredients
Malzemeler
Preparation
In a pan add oil. Add chopped garlic and chilies. Saute. Add the chopped chicken and let it cook for a minute. Coat the chicken with all the garlic and chilies. Add a little salt to that.
Once the chicken is almost cooked add chili sauce, tomato puree, soy sauce and sugar. Cook till the sauce starts to reduce. Add basil. Stir. That’s it!
Hazırlanışı
Bir tavaya yağı ekleyin. Doğranmış sarımsak ve biberleri ekleyin. Soteleyin. Doğranmış tavukları ekleyin ve bir dakika kadar pişmesine izin verin. Tavuğu tüm sarımsak ve biberlerle kaplayın. İçine biraz tuz ekleyin.
Tavuk neredeyse piştiğinde biber sosu, domates püresi, soya sosu ve şekeri ekleyin. Sos azalmaya başlayana kadar pişirin. Fesleğen ekleyin. Karıştırın. İşte bu kadar!
İngilizce yemek tarifleri yazımızda senin için beş tane İngilizce yemek tarifi ve Türkçe çevirilerini paylaştık. Peki, daha fazla İngilizce yemek tarifi araştırmak istediğinde Türkçe çevirisini nasıl yapacaksın? Bunu yapabilmek için temel İngilizce bilgisine sahip olman gerekiyor. İngilizce öğrenmek için ise yapman gereken online İngilizce kursu Open English aboneliğini başlatmak.
Open English ile CEFR (Avrupa Ortak Dilleri Çerçeve Programı) standartlarına uygun, 8 aşamadan oluşan bir eğitim sürecine girmiş olursun. Ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 alabileceğin kaliteli dersler sayesinde İngilizceyi kolaylıkla öğrenirsin. Eğitmenlerinin moderatörlüğünde dünyanın her yerinde öğrencilerle sohbet edip pratik yapabilirsin.
Binlerce saatlik interaktif ders içeriği ile istediğin yer ve zamanda İngilizce çalışarak İngilizceni ilerletebilirsin. Bu dersler sayesinde listening, speaking, writing, reading alanlarında kendini geliştirebilirsin. Özellikle reading ve writing çalışmaları İngilizce yemek tarifi okuyup incelerken çok işine yarayacak.
İngilizce yemek tarifi incelemelerine yardımcı olacak Online İngilizce kursu Open English hakkında daha fazla bilgi edinmek için bu sayfadaki iletişim formunu doldurmayı unutma.
Restoran çalışanları için İngilizce konulu yazımıza göz atmaya ne dersin?
20. yüzyılın ilk yarısında, insanın konuşma yeteneği hakkında teoriler geliştiren dilbilimciler, bunu o dönemde hakim olan davranışçı bakış açısıyla yaptılar. Dil öğrenmenin, diğer herhangi bir öğrenme türü gibi, başarı için bir dizi deneme, hata ve ödülle açıklanabileceğini savundular.
Başka bir deyişle, çocukların ana dillerini yetişkinlerin söylediklerini dinleyerek ve tekrarlayarak öğrendiği düşünülmekte ve hem dilbilimciler hem de meslekten olmayan pek çok kişi için dil, duyusal uyaran ve eğitim yoluyla aktif olarak öğrenilen bir şey olarak görülmekteydi. Bu bağlamda, bebeklerin dünyaya geldiklerinde zihinlerinin boş bir levha, başka bir deyişle Tabula Rasa olduğu savunulmaktaydı.
Dilbilimciler, dil öğrenmeyi bireyin bilişsel sisteminde meydana gelen zihinsel bir etkinlik olarak anlamaya Chomsky’nin ortaya attığı Evrensel Dilbilgisi (Universal Grammar) teorisiyle başladılar. Bu teori, dil edinimi üzerine oldukça önemli bir kilometre taşı olmuştur. Peki ya nedir, Evrensel Dilbilgisi?
Hazırsan, başlayalım!

Chomsky’e göre insanların biyolojik olarak, doğuştan gelen bir dil edinme yeteneği vardır, yani dilbilgisi genetik donanımımızın bir parçasıdır. İnsanın doğduktan sonra dili nasıl bu kadar erken, hızlı ve etkili bir şekilde edindiğinin yanı sıra nasıl daha önce maruz kalmadığımız ve hiç duymadığımız tamamen yeni ifadeler üretebildiğimiz üzerine açıklamalar getirmiştir. Dili kullanmadaki bu olağanüstü yetenek, Chomsky’e göre dilin insan beyninin nöronal yapısı içinde önceden organize olduğunun kanıtıdır. Bu nedenle Evrensel Dilbilgisi Teorisi, Piaget ve Skinner’ın dilin yalnızca çevreyle basit bir etkileşim yoluyla öğrenildiği yaklaşımına radikal bir şekilde karşı çıkmaktadır.
Chomsky, doğuştan gelen bir Dil Edinme Cihazı (Language Acquisition Device) olduğunu açıklarken, davranışçıların dil ediniminin öğrenme ve esas olarak taklit yoluyla gerçekleştiği fikrini eleştirmektedir. Burada önemli nokta, öğrenme ve edinme arasındaki farktır. Öğrenme, matematik formülleri gibi bilinçli bilgiler edinmenin bir yoludur ve çaba gerektirir, edinim ise konuşma yeteneği gibi bilinçaltı bilgilerle ilgilidir.
Peki, dil bir davranışsa ve taklitle öğreniliyorsa, insan daha önce üretmediği veya duymadığı tüm yeni ifadeleri nasıl üretebilir ve anlayabilir? Örneğin ana dili İngilizce olan çocukların, dili edinim sürecinde “went” yerine “goed”, “came” yerine “comed” gibi filler kullandıkları görülmektedir. Yetişkinler bu hataları yapmadığı için bu örnekler dilin öğrenildiğini savunan davranışçıların teorilerini çürütmektedir.
Buradaki durum, çocukların zihinlerinde fiillere geçmiş zaman kipi olan “-ed” eklenerek oluşturulan bir iç dil yapısına sahip olduğunu göstermektedir. Çocukların bir kuralı edindikten sonra bu kuralları aşırı genellemesi (overgeneralization), o yaştaki tüm çocuklarda yaygın olarak görülmektedir ve dil edinim sürecinin doğal bir aşamasıdır. Ebeveynler bu yanlışları düzeltmediğinde dahi çocuklar zamanla aşırı genelleme yapmayı bırakmaktadır. Bu sebeple, dilin öğrenilmekten ziyade edinildiğini, yani çocuğun dili insan zihninin biyolojik olarak doğuştan gelen bir parçası olan dilsel yapılar temelinde edindiğini, bu yapıların evrensel olduğunu ve her zaman tüm diller için geçerli olduğunu öne sürer.
Peki ya yabancı dil? İşte bu noktada da yabancı dilin öğretiminde ana dil gibi yaklaşılması gerektiğini savunanlar vardır. Çünkü dil öğretimindeki geleneksel yaklaşımlar, edinmeye değil sözde dil benzeri bir becerinin geliştirilmesine yardımcı olabilir. Bu doğrultuda dilbilgisi öğretmekten ziyade öğrencilerin iletişim becerilerine odaklanılır. Zira iç dil sistemi kurallardan oluşmaz, daha çok belirli anlamlara ve dilbilgisine bağlı bir kelimeler ağına benzer.
Bu anlamda edinme, karmaşık etkileşimlerin bir sonucudur ve öğrencilerin maruz kaldıkları girdiyi içselleştirmeyi başarmalarıyla ortaya çıkar. Konuşma ve dinleme becerileri yeterince geliştikten sonra yazma ve okuma becerilerine odaklanılarak doğal dil edinim süreci takip edilir. Zira dilin yalnızca öğrenilmesi değil, aynı zamanda içselleştirilmesi ve kullanılması gerekmektedir. Bu doğrultuda yaklaşıma göre, yabancı dil eğitiminde öğreticilerin ana dilinin öğretilen yabancı dil olması çok önemlidir.
Ana dilli uzman öğretici bulmak gibi zorluklarla sıklıkla karşılaşılsa da, Open English ailesindeysen çok şanslısın! Open English ile ana dili İngilizce olan yetkin eğitmen kadrosu ve yoğun bir İngilizce pratiği ile sen de ana dilin gibi İngilizce konuşabilirsin.

Eğer cevabın evet ise tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak! Ana dil gibi İngilizce konuşmak tıpkı bebekken ana dilimizi öğrendiğimiz gibi sabır gerektiren bir süreçtir. Fakat bu yolculukta yalnız olmak zorunda değilsin! Bu süreçte dilersen Open English ailesinin 15 yılı aşkın deneyimi ve uzman eğitmen kadrosuyla ilerleyebilirsin.
Birebir özel dersler, sınırsız canlı grup dersleri, kişiselleştirilmiş çalışma planı, İngilizce konuşma grupları, internet bağlantısı olan her yerden günde 24 saat erişim imkanı ve her seviyeye uygun eğitim gibi birçok ayrıcalık Open English’te!
O halde daha fazla vakit kaybetme, sana uygun eğitimi seç ve hemen İngilizce öğrenmeye başla! Daha fazla bilgi almak istersen sayfamızdaki iletişim formunu doldurabilirsin. Kısa bir süre içinde müşteri temsilcilerimiz seninle iletişime geçecek ve dilersen kaydını başlatmak için gerekli adımları atacaklar. Seni de Open English ailesinde görmeyi dört gözle bekliyoruz!
Aileni İngilizce olarak tanıtabilmen, temel İngilizce bilgisine sahip olduğunun önemli bir göstergesi. İngilizce öğrenirken ilk ve en önemli konulardan biri İngilizce aile tanıtma konusudur.
İngilizce aile tanıtma için öncelikle aile bireylerine verilen isimlerin İngilizce karşılıklarını öğrenmek gerekir. İngilizce aile tanıtma nasıl yapılır? Aile üyeleri ile ilgili cümleler İngilizcede nasıl kurulur? İngilizce aile tanıtma ve aile üyeleri hakkında bilgi sahibi olmak istiyorsan bu yazı tam sana göre.
İngilizce aile tanıtma hakkında ana dili İngilizce olan eğitmenlerle online İngilizce çalışmak istersen, Open English eğitim paketleri ve ücretleri hakkında detayları öğrenmek için bu sayfadaki iletişim formunu doldur. Seni en kısa sürede arayacağız.
İngilizce aile bireylerini tanıtma sırasında hata yapmamak için aile içindeki kişilere nasıl hitap edildiğini doğru şekilde öğrenmek gerekiyor. Aşağıda verdiğimiz örnek İngilizce kelimeler ve Türkçe karşılıkları, İngilizce aile tanıtma yaparken kurduğun cümlelerde sana çok yardımcı olacak.

İngilizce aile tanıtma için gereken kelimeleri öğrendin. İngilizce aile tanıtma sırasında, bu kelimeleri kullanarak oluşturduğun aile ağacını da kullanmak ister misin? Aile ağacı oluşturmak için büyükanne (Grandmother) ve büyükbabadan (Grandfather) başlaman gerekiyor.
Sonrasında onların erkek (Son) ve kız (Daughter) çocuklarını belirtmelisin. Amca, dayı (Uncle) ve hala, teyze (Aunt) sıralamanı da yapıp anne (Mother) ve babanı (Father) aile ağacına eklemelisin. Amca, dayı ya da hala, teyzenden sonra kuzenini (Cousin) de aile ağacında belirtebilirsin. Kendini ve varsa kız kardeşin (Sister) ile erkek kardeşini (Brother) de aile ağacına ekleyerek İngilizce aile tanıtmanı yapabilirsin.
İngilizce aile tanıtma sırasında kullanabileceğin bir aile ağacı oluşturmak için daha fazla bilgi edinmek isteyebilirsin. İngilizce aile ağacı hakkında daha fazla bilgiye sahip olmak için bu sayfadaki formu doldur, sana hızlıca dönüş sağlayacağız.
İngilizcede, yeni tanıştığın birine İngilizce aile tanıtma için kullanılabileceğin bazı kalıp cümleler var. Bu cümleleri öğrenirsen pratik bir şekilde aileni tanıtabilirsin. Ayrıca İngilizce aile tanıtmada kullanabileceğin yazı örneklerini görürsen senin de kendi İngilizce aile tanıtma metnini rahatlıkla yazabileceğini düşünüyoruz. İşte bu sebeplerle aşağıda verdiğimiz cümle örnekleri ve yazı örneği eminiz çok işine yarayacak.
İngilizce aile tanıtmada kullanılabilecek basit cümleleri aşağıda sıraladık. Bu tarz cümlelerle sen de aileni kolayca tanıtabilir, karşındakine ailen hakkında kısa bilgiler verebilirsin.

Yukarıda paylaştığımız İngilizce aile tanıtma cümlelerine birkaç cümle daha ekleyerek İngilizce aile tanıtma metnini oluşturabilirsin. Sana, İngilizce aile tanıtman sırasında yararlanabileceğin bir örnek metin sunmak istedik. Bu metni Türkçe karşılığı ile birlikte aşağıda bulabilirsin.
Hello, my name is Neva. I am a doctor and I’m 35 years old. I’m from Samsun. I am married, and I have a daughter and a son. I have a sister named Sureyya and a brother named Mert. My sister is 29 years old, my brother is 20 years old. My sister is working as an engineer. My brother is a student at Marmara University. I have two aunts and three uncles. I also have four cousins. My parents have been married for 38 years. My mother’s name is Özge, and my father’s name is Mustafa. My mother and father are teachers. Family is essential to me and I love my family very much.
Merhaba, benim adım Neva. Ben bir doktorum ve 35 yaşındayım. Samsunluyum. Evliyim, bir kız ve bir erkek çocuğum var. Süreyya adında bir kız kardeşe ve Mert adında bir erkek kardeşe sahibim. Kız kardeşim 29, erkek kardeşim 20 yaşındadır. Kız kardeşim mühendis olarak çalışıyor. Erkek kardeşim ise Marmara Üniversitesi’nde öğrencidir. İki teyzem ve üç amcam var. Ayrıca dört kuzene sahibim. Ebeveynlerim 38 yıldır evli. Annemin adı Özge, babamın adı Mustafa’dır. Annem ve babam öğretmendir. Aile benim için çok önemli ve ailemi çok seviyorum.
İngilizce aile tanıtmayı öğrenmen kelime bilgini de geliştirecek, telaffuzunu da güçlendirecek. İngilizce aile tanıtma yapmak istiyorsan online İngilizce kursu Open English sana çok yardımcı olacak. Çünkü İngilizcede hangi seviyede olursan ol Open English ile aldığın kaliteli eğitim sayesinde İngilizce aile tanıtma işi sana çok kolay gelecek.
Ana dili İngilizce olan öğretmenlerin ile yapacağın canlı derslere istediğin her yerden, istediğin zaman katılabilirsin. Öğretmenlerinin moderatörlüğünde yabancı öğrenciler ile sohbet edebilir, İngilizce aile tanıtmalarını analiz edebilirsin. Bu sayede pratik yapma imkânına da sahip olursun.
% 100 Online İngilizce kursu Open English’e üyeliğini gerçekleştirdiğinde binlerce saatlik interaktif ders içeriğini elde edersin. İnteraktif derslere istediğin her anda sınırsız sayıda giriş yapabilirsin. Ses tanıma özellikli telaffuz uygulaması sayesinde hatalarının farkına varıp telaffuzunu geliştirebilirsin.
Open English kullanıcı yorumları için ilgili yazımıza göz atmak isteyebilirsin.
Hemen Open English İngilizce kursuna kayıt olup İngilizce öğrenmeye başlamaya ne dersiniz? Bu sayfadaki formu doldur, müşteri hizmetlerinden arkadaşlarımız seni hemen arasın.