Futbol sadece bir spor değil, adeta bir tutkudur. Sahadaki çekişmeyi, gol sevincini, bazen de hayal kırıklıklarını yaşayanlar için, futbol daha derin anlamlar taşır. Ancak futbol sadece bir oyun değil, aynı zamanda özel bir dilin de kapısını aralar. Sahada yaşanan olayların, taktiklerin ve duyguların ifadesi için kullanılan terimler, bir nevi futbolun gizli dilini oluşturur.
Hat-trick’ten offside’a, golden goal’den red card’a kadar bu terimler, futbolun renkli dünyasını daha anlaşılır kılar. Bu yazıda, futbolun sadece saha içi eylemlerinin ötesine geçip, çoğu İngilizce olan bu terimlerin ne anlama geldiğini, oyunun içinde nasıl bir rol üstlendiğinden bahsedeceğiz. Hazırsan, futbol dünyasına birlikte dalalım!
Futbol sadece bir spor değil, aynı zamanda dünyayı bir araya getiren bir tutku. Sahadaki heyecan verici anlar, gol sevinçleri ve taktiksel hamleler sadece oyunun bir kısmı. Futbol aynı zamanda bir dil; sahadaki stratejileri, duyguları ve taktikleri ifade etmek için kullanılan özel terimlerle dolu.
Open English, seni sadece bir dil öğrenmekten daha fazlasını keşfetmeye davet ediyor. Hat-trick’ten offside’a, golden goal’den red card’a kadar futbol terimlerini öğrenerek, İngilizcenin eşsiz bir yönünü keşfedeceksin. Sen futbolun gizli dilini anlamaya çalışırken, öte taraftan İngilizceni geliştirecek ve dünya çapında insanlarla bağlantı kurmanın gücünü keşfedeceksin.
Open English, esnek ders saatleri, interaktif ders materyalleri ve uzman eğitmenlerle sana en etkili dil öğrenme deneyimini sunuyor. Futbolun heyecan verici dünyası ve İngilizcenin zenginliği ile bir araya gelerek, hem eğlenip hem de dilini geliştireceksin.
Daha fazla zaman kaybetmek istemiyorsan sayfanın kenarındaki formu doldurman yeterli!

Hat-trick: Bir oyuncunun aynı maçta üç gol atması.
Clean sheet: Bir takımın gol yemeden maçı tamamlaması.
Man of the match: Maçın en iyi oyuncusu.
Offside: Ofsayt, rakip kaleye olan mesafenin kurallara uygun olmaması durumu.
Injury time: Maçın normal süresi dolduktan sonra eklenen ekstra süre.

Penalty shootout: Penaltı atışları serisi.
Back-heel: Topa topu dönerek vurma tekniği.
Golden goal: Altın gol, uzatma devrelerinde atılan ilk golle maçın bitmesi.
Sudden death: Ani ölüm, eşitlik bozulana kadar devam eden uzatma süresi.
Tackle:

Extra time:
Own goal:
Red card:
Yellow card:
Substitution:
Amerikan İngilizcesi ve İngiliz İngilizcesi temelde aynı dil olsalar da aralarında elbette bazı farklılıklar var. Özellikle eğer seyahat ediyorsan veya orijinal dilinde film/dizi izlemeyi seviyorsan sen de muhakkak aynı anlamda kullanılan farklı İngilizce kelimeler olduğunu fark etmişsindir.
Her ne kadar Amerikan İngilizcesi ve İngiliz İngilizcesi arasında aynı kelimenin farklı söyleniş şekilleri olsa da Amerika’ya veya İngiltere’ye gittiğinde korkmana gerek yok, çünkü farklılıklar olsa da her iki taraf da ne dediğini anlayacaktır. O yüzden dediğimiz gibi, telaşlanma ve İngilizce konuşmaya devam et.
İngilizce öğrenmek için çıktığın yolculukta farklı pek çok kelime ve bu yazıda bahsettiğimiz gibi Amerikan ve İngilizce İngilizcesine farklı şekilde kullanılan kelime görmüşsündür. Peki İngilizcede kelime çeşitliliğinin fazla olduğunu fark ettin mi? Belki de dünyada en çok kelime yer alan dillerden bir tanesidir İngilizce…
E böyle baktığımızda nasıl öğrenilecek bu kadar kelime diyorsun, değil mi? Haklısın. Nasıl öğrenilecek bu kadar kelime? Tabii ki de Open English sayesinde….
Online İngilizce kursumuz sayesinde dilediğin zaman İngilizce çalışabilir ve her gün çeşitlenen metinlerimiz sayesinde çokça kelime öğrenebilirsin.
Bunun için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurman ve seni aramamızı beklemen….

İşte Amerikan İngilizcesi ve İngiliz İngilizcesi arasında farklılık gösteren başlıca kelimeler:
Saat yönünün tersi:
Amerikan İngilizcesi – Counter-clockwise
İngiliz İngilizcesi – Anti-clockwise
Sonbahar:
Amerikan İngilizcesi – Fall
İngiliz İngilizcesi – Autumn
Avukat:
Amerikan İngilizcesi – Attorney
İngiliz İngilizcesi – Barrister
Kurabiye:
Amerikan İngilizcesi – Cookie
İngiliz İngilizcesi – Biscuit
Kaput:
Amerikan İngilizcesi – Hood
İngiliz İngilizcesi – Bonnet
Bagaj:
Amerikan İngilizcesi – Trunk
İngiliz İngilizcesi – Boot
Taksi:
Amerikan İngilizcesi – Cab
İngiliz İngilizcesi – Taxi
Park yeri:
Amerikan İngilizcesi – Parking lot
İngiliz İngilizcesi – Car Park
Patates kızartması:
Amerikan İngilizcesi – French fries
İngiliz İngilizcesi – Chips
Ocak:
Amerikan İngilizcesi – Stove
İngiliz İngilizcesi – Cooker
Patates cipsi:
Amerikan İngilizcesi – Potato chips
İngiliz İngilizcesi – Crisps
Perde:
Amerikan İngilizcesi – Drapes, Curtains
İngiliz İngilizcesi – Curtains
Emzik:
Amerikan İngilizcesi – Pacifier
İngiliz İngilizcesi – Dummy for baby
Kot tulum:
Amerikan İngilizcesi – Overalls
İngiliz İngilizcesi – Dungarees
Çöpçü:
Amerikan İngilizcesi – Garbage collector
İngiliz İngilizcesi – Dustman
Film:
Amerikan İngilizcesi – Movie
İngiliz İngilizcesi – Film
Apartman dairesi:
Amerikan İngilizcesi – Apartment
İngiliz İngilizcesi – Flat
Üstgeçit:
Amerikan İngilizcesi – Overpass
İngiliz İngilizcesi – Flyover
Futbol:
Amerikan İngilizcesi – Soccer
İngiliz İngilizcesi – Football
Bahçe:
Amerikan İngilizcesi – Yard
İngiliz İngilizcesi – Garden
El çantası:
Amerikan İngilizcesi – Purse
İngiliz İngilizcesi – Handbag
Tatil:
Amerikan İngilizcesi – Vacation
İngiliz İngilizcesi – Holliday
Asansör:
Amerikan İngilizcesi – Elevator
İngiliz İngilizcesi – Lift
Kamyon:
Amerikan İngilizcesi – Truck
İngiliz İngilizcesi – Lorry
Motosiklet:
Amerikan İngilizcesi – Motorcycle
İngiliz İngilizcesi – Motorbike
Otoyol:
Amerikan İngilizcesi – Motorway
İngiliz İngilizcesi – Highway
Bebek bezi:
Amerikan İngilizcesi – Diaper
İngiliz İngilizcesi – Nappy
Araç plakası:
Amerikan İngilizcesi – Licence plate
İngiliz İngilizcesi – Number plate

Kaldırım:
Amerikan İngilizcesi – Sidewalk
İngiliz İngilizcesi – Pavement
Benzin:
Amerikan İngilizcesi – Gasoline
İngiliz İngilizcesi – Petrol
Posta:
Amerikan İngilizcesi – Mail
İngiliz İngilizcesi – Post
Bar:
Amerikan İngilizcesi – Bar
İngiliz İngilizcesi – Pub
Sıra:
Amerikan İngilizcesi – Line
İngiliz İngilizcesi – Queue
Silgi:
Amerikan İngilizcesi – Eraser
İngiliz İngilizcesi – Rubber
Çöp:
Amerikan İngilizcesi – Garbage
İngiliz İngilizcesi – Rubbish
Dükkan:
Amerikan İngilizcesi – Store
İngiliz İngilizcesi – Shop
Şeker:
Amerikan İngilizcesi – Candy
İngiliz İngilizcesi – Sweets
Lavabo:
Amerikan İngilizcesi – Faucet
İngiliz İngilizcesi – Tap
Plan/Program:
Amerikan İngilizcesi – Schedule
İngiliz İngilizcesi – Timetable
Konserve:
Amerikan İngilizcesi – Can
İngiliz İngilizcesi – Tin
El feneri:
Amerikan İngilizcesi – Flashlight
İngiliz İngilizcesi – Torch
Spor ayakkabı:
Amerikan İngilizcesi – Sneakers
İngiliz İngilizcesi – Trainers
Pantolon:
Amerikan İngilizcesi – Pants
İngiliz İngilizcesi – Trousers
Gardırop:
Amerikan İngilizcesi – Closet
İngiliz İngilizcesi – Wardrobe
Fermuar:
Amerikan İngilizcesi – Zip
İngiliz İngilizcesi – Zipper
Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi; bu kelimelerin hangi söyleniş biçimine aşinaysan Amerika’da da İngiltere’de de kullanabilirsin. Herkes senin ne demek istediğini anlayacaktır. Ancak unutma ki yeni kelimeler öğrenmek her zaman senin yararına olacaktır.
Amerikan İngilizcesi ve İngilizce İngilizcesi arasındaki farklar hakkında daha fazlasını okumaya ne dersin?
Gördüğün gibi İngilizce deniz derya bir alan… İngilizce öğrenme yolculuğuna çıktığında bunu zaten fark etmişsindir ama tüm bunları görüp de vazgeçmek olmaz. Hızlı bir şekilde çalışmalara devam etmeli. Tabii ki de biz Open English olarak bu süreç yanındayız.
7/24 aktif olan İngilizce kursumuz ile sen de istediğin yerden istediğin zaman İngilizce çalışabilirsin. Tamamen online bir kurs olduğumuz için “Yorgunum, kim gidecek o kadar yolu?” gibi bahanelere de sığınamazsın.
Evinde veya seyahat ederken istediğin gibi İngilizce çalışabilir, canlı derslerimiz sayesinde dünyanın her yerinden insanlarla sohbet edebilirsin. İstersen bire bir özel dersleri tercih ederek ana dili İngilizce olan eğitmenlerle konuşma pratikleri yapabilir, telaffuzunu kusursuz bir hale getirebilirsin.
Her şey sana bağlı. Yeter ki isteğini kaybetme ve çalışmaya devam et. Bir de yan tarafta yer alan formu doldurarak ekip arkadaşlarımızın sana ulaşmasını sağla. En kısa sürede seni arasınlar ve İngilizce eğitimimiz hakkında tüm detayları sana iletsinler.
Hadi durma! Hemen harekete geç.
Türkçede bir arkadaşınla denk geldiğin zaman sıklıkla kullandığın birçok kelimeye vardır. Örneğin “Nasıl gidiyor?” “Var mı bir sıkıntı?” “Ne var ne yok?” kalıpları, günlük konuşmada sıklıkla kullanılan yapılardır. Tıpkı Türkçede olduğu gibi buna benzer şeyler İngilizcede de vardır. Biz de bu yazımızda bu kalıplardan bir tanesi olan “What have you been up to?” kalıbına dair detaylara değindik.
İngilizce dilinde yaygın olarak kullanılan bir ifade olan “What have you been up to?” cümlesi, günlük konuşma dilinde sıkça karşılaşılan bir soru formudur. Bu ifade, bir kişinin son zamanlarda neler yaptığını, hangi faaliyetlerde bulunduğunu sormak amacıyla kullanılır.
What have youu ben up to kalıbına dair kullanım detayları, bu kalıbın anlamı ve çok daha fazlası bu yazımızda seni bekliyor.
İşte What have you been up to anlamı!
Bu cümle yapısını, karşındaki kişinin geçmişteki veya son zamanlardaki faaliyetlerini sormak için kullanabilirsin. Türkçeye “Son zamanlarda neler yaptın?” veya “Nelerle meşgulsün?” gibi ifadelerle çevrilebilecek olan kalıp, genellikle samimi bir ton içerir ve karşılıklı sohbetlerde sıkça kullanılır.
İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek için arayış içindeysen hemen yan tarafta yer alan formu doldurarak bu konuda ilk adımı atabilirsin.

What have you been up to kalıbının birçok farklı kullanımı vardır. Bu kullanımlar sohbet başlatma, günlük konuşma ve ilgi gösterme gibi durumlarda değerlendirilmektedir. Şimdi bu durumlara dair detayları yakından bir inceleyelim.
What have you been up to kalıbı, İki kişi arasındaki bir sohbeti başlatmak için kullanılabilir. Özellikle iki kişi birbirini uzun süre görmemişse veya birbirlerinden uzak yaşayan insanlar karşılaşmışsa, bu ifade sohbeti başlatmak için sıklıkla kullanılabilir. Bu konuyu örnek bir cümle ile neticelendirelim.
Örnek: “Hey! Long time no see! What have you been up to lately?”
Türkçesi: “Selam! Uzun zamandır görüşmüyoruz. Son zamanlarda neler yapıyorsun?
Arkadaşlar veya aile üyeleri arasındaki günlük konuşmalarda What have you been up to kalıbı sıkça kullanılır. Bu kalıp sayesinde, arkadaşlarının ya da akrabalarının son zamanlarda neler yaptıklarına dair detaylara hızlıca ulaşabilirsin.
Örnek: “I haven’t seen you in ages! What have you been up to these days?”
Türkçesi: Seni yıllardır görmüyorum. Bu günlerde neler yapıyorsun?

What have you been up to kalıbını, karşındaki kişinin hayatına ve faaliyetlerine gerçek bir ilgi göstermek amacıyla kullanabilirsin. Bu ifade biçimi, karşındaki kişinin yaşamına dair bilgi almak istediğini hoş bir şekilde ifade eder.
Örnek: “I heard you started a new job. What have you been up to at work?”
Türkçesi: Yeni bir işte başladığını duydum. İş yerinde neler yapıyorsun?
Efektif bir şekilde İngilizce öğrenmek istersen hemen yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.
What Have You Been Up To Kalıbı İle Kurulmuş Örnek Cümleler ve Türkçeleri
Şimdi bu kalıpla alakalı kurulmuş cümleleri ve Türkçe çevirilerini yakından inceleme aşamasına geçiş yapabiliriz.
“It’s been a while since we last talked! What have you been up to?”
Son konuşmamızın üzerinden epey zaman geçti! Neler yapıyorsun?
“I noticed you’ve been posting a lot of travel pictures on social media. What have you been up to?”
Sosyal medyada çok sayıda seyahat fotoğrafı paylaştığınızı fark ettim. Neler yapıyorsunuz?
“I heard you joined a cooking class. What have you been up to in the kitchen?”
Aşçılık kursuna katıldığınızı duydum. Mutfakta neler yapıyorsunuz?
“We haven’t caught up in ages! What have you been up to these days?”
Ne zamandır yetişemiyoruz! Bugünlerde neler yapıyorsun?
“I saw your recent project on Instagram. What have you been up to creatively?”
Instagram’da son projenizi gördüm. Yaratıcı olarak neler yaptınız?
“What have you been up to?” cümlesi, İngilizce konuşma dilinde sıkça kullanılan samimi bir soru ifadesidir. Bu cümle, iletişimi güçlendiren ve karşılıklı ilgiyi artıran bir araç olarak önemlidir. İnsanlar arasında geçmişte ve şu anda yapılan faaliyetlere dair bilgi alışverişi yapmak için etkili bir yol sunar.
Online İngilizce kursumuza dair detaylara ulaşmak için yan tarafta yer alan formu doldurarak sana ulaşmamızı sağlayabilirsin.
Günün stresini atmak istediğin bazı zamanlarda oyunlara başvuruyor olabilirsin. Bilgisayar, tablet ya da telefondan oynanan bu oyunlar genellikle İngilizce oyunlardır ve oynarken çok keyif alırsın. Peki, İngilizce oyunları oynarken İngilizce bilgini de ilerletebileceğini söylesek? İngilizce oyunların, İngilizce öğrenmeye ne gibi katkıları olabilir? Diye merak ediyorsan yazımızın devamında İngilizce oyunların, İngilizce öğrenmeye katkısını öğrenebilirsin.
En güzel İngilizce oyunları seninle paylaşacağımız bu yazıda İngilizce oyun ne demek diye düşünenler için oyunun İngilizcesini ve oyunlarda kullanılan bazı kelimelerin de İngilizce – Türkçe / Türkçe – İngilizce karşılıklarını burada paylaşacağız. Ayrıca İngilizce oyunları oynarken zorluk yaşamaman için İngilizceni nasıl geliştireceğini de bu yazıda öğrenebileceksin.
Online İngilizce kursu Open English’te oyunlaştırma yöntemiyle İngilizce öğrenebillirsin. İngilizce öğrenme hayalin varsa, bu sayfadaki formu doldur ve en etkili yöntemi bugün keşfet.
İngilizce öğrenmenin en etkili yollarından biri, sevdiğin aktiviteleri yaparken İngilizceyi de işin içine katmak. Tabi ki yapılabilecek aktivitelerden biri de İngilizce oyunlar oynamak. Şimdi, İngilizce oyunların İngilizce öğrenmeye ne gibi katkıları olabileceğini inceleyelim.
İngilizce oyunları oynarken bir yandan bu oyunları, İngilizce konuşma becerini geliştirebileceğin bir aktivite olarak düşün. Bu sayede eğlenerek İngilizce pratiği yapmış olursun.
Oyunların İngilizce öğrenmeye katkıları hakkında daha kapsamlı bilgi sahibi olmak istersen Oyun Oynamanın İngilizce Öğrenmeye Katkıları adlı yazımızı okuyabilirsin.

Oyun oynayarak keyifli vakit geçirmeyi seviyorsan, üstüne bir de İngilizceni geliştirmek istiyorsan İngilizce oyunlar tam sana göre. İngilizce oyunların İngilizce öğrenmeye katkılarından bahsettik. Sırada en güzel İngilizce oyunlar var. Senin için en güzel İngilizce oyunların 7 tanesini aşağıda sıraladık. Bu oyunları oynarken hem eğlenecek hem de İngilizceni ilerleteceksin.
BONUS
Open English uygulaması ile başka öğrencilerle rekabet ederek tamamladığın görevler sayesinde puanlar toplayabilirsin. Gelişen İngilizcen ile gerçekleştirdiğin her başarı için daha fazla puan sahibi olur ve rakiplerinin önüne geçersin. Öğrenirken eğlenirsin!
Online İngilizce kursu Open English’e abone olup İngilizceni geliştirirken rakiplerinle mücadele etmek istersen bu sayfadaki formu doldurman yeterli. Müşteri temsilcisi arkadaşlarımız sana en kısa sürede ulaşacaktır.
Oyun kelimesinin İngilizcesi, İngilizce oyunları sevenlerin merak ettiği kelimelerden biri. Öyleyse hemen söyleyelim. “Oyun” kelimesinin İngilizcesi “Game” kelimesi. İngilizce “Oyun Oynamak”, “Play A Game” olarak yazılırken “Oyun Modu” İngilizcesi ise “Game Mode” şeklinde yazılıyor. “Game Over” Türkçesi ise oyunun bittiğini, oyun sonuna gelindiğini belirtiyor.

İngilizce oyunlarda kullanılan bazı belli başlı kelimeler var. Bu kelimelere artık oyun dünyasında terim haline gelmiş kelimeler diyebiliriz. İngilizce oyunları sevenlerin anlamını merak ettiği kelimeler ise şu şekilde sıralanabilir:
İngilizce oyunları oynamayı seviyorsan ama İngilizce bilgin az olduğu için zorlanıyorsan online İngilizce kursu Open English ile İngilizce seviyeni yükseltebilirsin. Open English, %100 online olduğundan kursa gidip gelirken oynadığın oyunlardan uzun süre ayrı kalman gerekmeyecek. Open English ile evde, otobüste, iş yerinde yani kısacası her yerde İngilizce öğrenmeye devam edebilirsin.
İçinde her seviyeye uygun eğitim programı bulunan online İngilizce kursu Open English ile, İngilizce konuşmayı, okumayı ve yazmayı ana dilin İngilizceymiş gibi öğreneceğini iddia ediyoruz. Ana dili İngilizce olan eğitmenlerinin canlı derslerine 7/24 istediğin zaman katılabilirsin. Ayrıca eğitmenlerinin açtığı sohbet sınıfları ile dünyanın her yerinden yabancı öğrenciler ile sohbet ederek pratik yapabilir, İngilizce telaffuzunu güçlendirebilirsin.
Open English’in CEFR (Avrupa Ortak Dilleri Çerçeve Programı) ölçülerindeki İngilizce eğitimi; sana sunduğu 8 seviye sayesinde speaking, reading, listening ve writing alanlarındaki yetkinliğini artıracak. Sınırsız interaktif ders hakkın sayesinde bu yetkinliklerinde daha da fazla ustalaşabileceksin.
Online İngilizce kursu Open English hakkında detaylı bilgi almak istersen bu sayfada bulunan formu doldurabilirsin. Arkadaşlarımız Open English hakkında seni bilgilendirmek için hemen arayacaktır.
Deyimler, günlük konuşmalarda sıklıkla kullanılan ifadelerdir. Bazen yaşanan olaylardan ders çıkarmak, bazen yaşanan olayları kulağa hoş gelecek bir şekilde ifade etmek, bazen de yaşanması muhtemel olaylar sonucunda ortaya çıkabilecek durumları dile getirmek için kullanılan deyimler, her dilde olduğu gibi İngilizcede de sıklıkla kendine yer bulmaktadır.
İngilizcenin zengin bir dil olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda, deyim ve tabir olarak da ne kadar çok ifade içeren bir dille karşı karşıya olduğumuzu az çok anlayabilirsin. Sadece konuşma dilinde değil, edebiyatta da sıklıkla kullanılan deyimler, farklı şekillerde sınıflandırılırlar. Biz de bu yazımızda bu durumu göz önünde bulundurarak İngilizce kıyafet temalı ilginç 9 deyimi ve bu deyimlerin anlamlarını derledik.
Bu deyim, bir bilgiyi veya sırrı başkalarından gizlemek anlamına gelir.
“I know a secret, but I’ll keep it under my hat.”
Sırrı biliyorum ama bunu gizli tutacağım.
Bu deyim, bir kişinin konuşmayı bırakması veya susması gerektiğini ifade eder.
“I wish he would belt up during the movie.”
Keşke film boyunca konuşmasaydı…

Bu deyim, duygularını gizlemeden, açıkça ve samimiyetle ifade etmek anlamına gelir.
“She always wears her heart on her sleeve, you never have to guess how she feels.”
Duygularını her zaman açıkça gösteriyor. Nasıl hissettiğini asla tahmin etmene gerek yok.
Bu deyim, harcamaları azaltmayı ifade eder.
“During tough times, we had to tighten our belts and cut unnecessary expenses.”
Zor zamanlar boyunca harcamaları kısmak ve gereksiz harcamaları kesmek zorundaydık.
İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek için bu sayfada yer alan formu doldurarak ilk adımı atabilirsin.
Bu deyim, bir kişinin susması veya konuşmaması gerektiğini vurgular.
“I had to button my lip to avoid an argument.”
Tartışmadan kaçmak için konuşmamak zorundaydım.

Bu deyim, bir şeyin tamamlandığını veya düzgün bir şekilde sona erdiğini ifade eder.
“The project is all buttoned up, and we are ready to present it.”
Proje her şeyiyle tamamlandı ve biz onu sunmaya hazırız.
Bu deyim, bir kişinin yaşadığı deneyimleri anlamak ve empati kurmak anlamına gelir.
“I can’t imagine being in her shoes; it must be really challenging.”
Onun yerinde olmayı hayal edemiyorum, gerçekten zorlayıcı olmalı.
İngilizce öğrenmek için yan taraftaki formu doldurarak ilk adımı atabilirsin.
Bu deyim, birinin gizlice bir plana sahip olmasını ifade eder.
“He always has something up his sleeve; you never know what to expect.”
Her zaman gizli bir planı vardır, ne bekleyeceğini asla bilemezsin.

Bu deyim, birinin gerçek karakterini veya niyetini açığa çıkarmak anlamına gelir.
“When the pressure is on, people tend to show their true colors.”
Baskı olduğu zaman, insanlar gerçek yüzlerini göstermeye meyillidirler.
Bu kıyafet temalı deyimler, İngilizce konuşma pratiği yaparken ifadelerini zenginleştirmenin harika bir yoludur. Bu deyimler, dil bilgisi kurallarını öğrenmekten öte, dilin canlılığını ve kültürel derinliğini keşfetmenin bir yolu olarak da değerlidir. İngilizce dilindeki bu renkli ifadeler, dilin zenginliğini ve esnekliğini anlamana yardımcı olabilir, bu nedenle onları günlük konuşmana ve yazılarına dahil etmelisin.
İngilizce deyimleri öğrenerek İngilizce kelime hazneni geliştirmek, canlı derslere katılarak konuşma yeteneğini ilerletmek ve her gün düzenli bir şekilde online olarak İngilizce çalışmak istersen yan taraftaki formu doldurabilirsin. Ekip arkadaşlarımız kısa süre içinde seni arayacaklar ve merak ettiğin her konuya dair seni detaylı bir şekilde bilgilendirecekler.
İngilizce, dünya üzerinde bir milyardan fazla insanın konuştuğu bir dil. Haliyle gün geçtikçe İngilizce biliyor olmak, daha önemli bir hale geliyor. İngilizce bilen kişi, her anlamda diğer insanlardan bir adım öne geçiyor.
İngilizcenin bir özelliği daha var. Dünyada bu kadar çok insanın İngilizce konuşuyor olması, bir tesadüf değil. İngilizce aynı zamanda bir dünya lisanı. Bu nedenle İngilizce öğrenmek, birçok kişiyle iletişim kurabilme imkanı sağlıyor.
Dünyanın neresine gidersek gidelim, İngilizce biliyorsak insanlarla iletişim kurabiliriz. Bu oldukça önemli bir özellik. İngilizce öğrenmek, insanlarla olan etkileşimini artıracak bir kazanım. Üstelik, İngilizce öğrenmek gelişen teknolojiyle birlikte artık daha kolay.
Kolayca İngilizce öğrenmek istiyorum diyorsan, senin için birçok alternatif yol var. Bu yolların en etkili olanlarından biri de işinin ehli olan eğitmenlerden ders almak olabilir. Open English işte bu noktada devreye giriyor. İngilizce öğrenmek isteyen herkes için Open English büyük bir fırsat!
Open English ile kayıt başvurusu yapmak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurabilirsin.
İngilizce öğrenmek istiyorsan, Open English’i tercih edebilirsin. Open English, sana İngilizce eğitimi konusunda her kategoride (konuşma, yazma, okuma) faydalı olacaktır. Üstelik neredeysen orada derse girebileceğin online bir platform. Online bir İngilizce kursu, her bakımdan işlerini kolaylaştırabilir.
Open English ile ana dili İngilizce olan eğitmenler ile İngilizce öğrenebilirsin. Ayrıca canlı İngilizce derslerine 7/24 katılabilme imkanın da bulunuyor. İngilizce konuşma sınıflarında, İngilizce pratik yapabilme imkanı bulabilirsin. İngilizce konuşma başlatabilme, edilen sohbeti sürdürebilme alışkanlıkları edinebilirsin.
Open English ile İngilizce öğrenmek çok daha kolay! Bu konu hakkında detaylı bilgiye sahip olmak için hemen yan taraftaki formu doldurabilirsin.

Bir başka lisanda konuşma başlatmak daha zor görünüyor olabilir. Fakat aslında bu doğru değil. Her şey gibi dil de bir pratik meselesi. Sürekli olarak insanlarla iletişim kurarak, korkmadan konuşarak bu zorluğu aşabilirsin.
Dil öğrenmek hemen olup bitecek bir iş değil. Biraz gayret ve zaman gerektiriyor. Bunun yanında pratik yapmak da önemli. Ayrıca öğrenmek istediğin dile kendini maruz bırakmak da işe yarayacaktır.
Dile kendini maruz bırakmaktan kasıt, öğrenmek istediğin dilin konuşulduğu yerlerde bulunmak. Mesela İngilizce öğrenmek isteyen biriysen, İngilizce konuşan insanlarla daha çok vakit geçirmelisin. Çünkü dili duymak da o dili kavramamıza yardımcı oluyor.
İngilizce konuşulan yerlerde daha çok vakit geçireceksen diyaloglara sen de katılmak isteyebilirsin. Hem bu durum sana, iyi bir pratik yapma alanı da açar. İngilizce öğrenmek isteyen kişi için katılacağı küçük diyaloglar bile çok önemlidir. Asla yabana atılmamalıdır. En nihayetinde bir dil, öncelikle günlük hayat diyaloglarıyla öğrenilir.
İngilizce konuşma başlatmanın türlü türlü yolu olabilir. Konuşma başlatmak için İngilizce kalıpları kullanabilirsin. Şöyle bir düşünürsek, insanlarla günlük hayat içinde, dilde çok yetkin olmayı gerektirmeyen diyaloglar kuruyoruz. Henüz daha İngilizce öğrenme aşamasında da insanlarla sohbet edebilmek, konuşma başlatabilmek pekala mümkün.
İki ya da daha fazla kişi bir araya geldiğinde, herhangi bir konuda konuşmamak imkansıza yakındır. Hepimiz dost canlısı gözükme, yaşanabilecek uzun sessizlikleri sonlandırma ya da insanlarla tanışma amacıyla konuşuruz. Yani küçük diyaloglar kurarız insanlarla. Konuşma başlatmak için İngilizce kalıplar işine yarayabilir.
Tanımadığımız biriyle bile konuşma başlatmanın en kolay yolu, selam vermektir. Bunu İngilizce yapmak da oldukça kolay. Elbette samimi olduğumuz bir kişiye selam vermekle yeni tanışılan birine selam vermek farklı. Fakat bunlar küçük farklar.
Haydi, İngilizce konuşma başlatmanın en kolay yolu olan selam vermeye bir göz atalım. Öncelikle resmi olmayan selamlaşma örneklerini inceleyelim.
Resmi selamlaşma örneklerini de inceleyelim. Elbette yukarıdaki örnekleri de kullanabiliriz fakat bir konuda daha çok şey bilmenin zararı olmaz.
Tanımadığın birine selam verdin. Peki sonrasında ne yapacaksın? Mesela kendini tanıtarak bu başlattığın İngilizce konuşmayı biraz daha sürdürebilirsin. Konuşma başlatmak için İngilizce kalıplarla ilerleyebilirsin. Bu kısmı örnek bir diyalog ile gösterelim.
Irmak: Hello!
Türkçesi: Merhaba
Özgür: Hi!
Türkçesi: Selam
Irmak: My name is Irmak. What’s your name?
Türkçesi: Benim adım Irmak. Sizin adınız ne?
Özgür: My name is Özgür. Nice to meet you.
Türkçesi: Benim adım Özgür. Tanıştığımıza memnun oldum.
Irmak: It’s a pleasure!
Türkçesi: Bu bir zevk/ Bu zevk bana ait/ Bu memnuniyet bana ait (Ben de çok memnun oldum demenin biraz daha kibar hali diyebiliriz.)
Daha fazla diyalog örneği görmek istiyorsan, İngilizce Diyalog Örnekleri: Basit İngilizce Diyaloglar adlı yazımıza göz atabilirsin.

İletişimde soru sormanın ayrı bir önemi vardır. Birini gerçekten dinlediğini göstermenin dahi en iyi yöntemi soru sormaktır. Bu konuşma başlatma söz konusu olduğunda da geçerli. Konuşmak istediğin kişiye, belli başlı sorulardan birini yönelterek konuşma başlatabilirsin.
Konuşma başlatmanın ve devam ettirebilmenin olmazsa olmazı soru sormayı, örnek sorular üzerinden gösterelim.
Türkçesi: Nasılsın?
Hepimizin sıklıkla kullandığı, konuşma başlatıcı bir hatır sorma sorusudur. Oldukça işe yarayan ve günlük hayatta kullanılan bir soru kalıbı.
Türkçesi: Selam! Nasıl gidiyor?
Bu soruyu sorduğun kişi, “Yeah, how’s it going” şeklinde cevap verebilir. Bu durumda şaşırmamalısın. Sakın cevap alamadığını düşünme. Aslında bu cümle, bu soruya verilen kalıp cevaplardan biridir. Özel bir anlamı yoktur ama konuşmayı devam ettirir.
Türkçesi: Nerelisiniz?
Bu Türkçeden de aşina olduğumuz bir konuşma başlatma cümlesi aslında. Biriyle tanışıldığında nereli olduğunu sormak, sık rastlanılan bir şey.
Türkçesi: Güzel bir gün, değil mi?
Yine Türkçe konuşmalardan alışkın olduğumuz bir konuşma başlatıcı soru daha. Bilirsin, konuşacak bir şey bulamayınca havalardan dem vurmak bizde adettir. Bunu İngilizce yapmak istersen, bu konuşma başlatan İngilizce soru kalıbını kullanabilirsin.
Biriyle konuşma başlatmanın başka bir kolay yolu da olumlu şeyler söylemektir. Bu yolla hem karşı tarafta sohbet etme isteği de uyandırabilirsin. Ayrıca bu, oldukça dost canlısı görüneceğin bir İngilizce konuşma başlatma yolu. Böylece yeni arkadaşlar bile edinebilirsin.
Haydi, olayların ve durumların olumlu taraflarını ön plana çıkararak konuşma başlatma nasıl yapılır görelim. İngilizce konuşma başlatma örnekleri üzerinden bir inceleme yapalım.
Türkçesi: Seni görmek güzel!
Bu İngilizce konuşma başlatma cümlesini, daha önce görmüş olduğun, tanıdığın biriyle konuşurken kullanabilirsin.
Türkçesi: Bugün ayakkabılarını çok beğendim/ sevdim.
İngilizce konuşma başlatma cümlelerinden iltifat etmeye bir örnek olabilir. Bu ve buna benzer cümleler ile bir konuşma başlatabilirsin.
Türkçesi: Martin Selam, dün geceki tavuk çok lezzetliydi! Parti için yaptığın tavuklara minnettarım/ teşekkür ederim.
İngilizce öğrenmeye yeni başlayan biri için de İngilizce konuşma başlatmak kolay. Başlangıçta yukarıda sözünü ettiğimiz konuşma başlatmak için İngilizce kalıpları ve pek çok kalıp cümleyi kullanabilirsin. Konuşmayı başlatıp biraz sohbet ettikten sonra ise “It’s very nice to talk to you (seninle sohbet etmek çok güzel)” diyebilirsin. Rahatça İngilizce konuşabilmek ve sohbet edebilmek için Open English’i tercih edebilirsin!
Open English eğitim paketleri ve ücretleri hakkında bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldur, en kısa sürede seni arayalım.
Bütün jenerasyonlar, belirli bir zaman diliminde büyüyen insanların ortak deneyimlerini yansıtan benzersiz kimlikler gibidir. İnsanlar, doğdukları dönemin kültürel, sosyal ve tarihsel olaylarına bağlı olarak farklı değerler ve bakış açıları edinirler. Jenerasyon isimleri, bu farklılıkları anlamak ve belirli dönemlerde yetişen insan gruplarını tanımlamak için kullanılan terimlerdir.
Her bir jenerasyon, belirli tarihî, kültürel ve teknolojik dönemlerde yetiştiği için farklı deneyimlere ve değerlere sahiptir. Bu jenerasyon isimleri, belirli dönemlerdeki insan gruplarını genellemek için kullanılırken, her birey kendi kişisel deneyimlerini ve yaşam hikayesini şekillendirir. Jenerasyonlar arası farklılıkları anlamak, insanların birbirini daha iyi anlamasına ve farklı bakış açılarına değer vermesine yardımcı olur.
Böylece, belirli bir jenerasyonun deneyimlerini anlamak, onlarla daha derin bir bağlantı kurmamızı ve farklılıkları kutlamamızı sağlayabilir. Her bir jenerasyonun eşsiz özellikleri ve getirdiği katkılar, birlikte yaşadığımız dünyayı zenginleştirir ve çeşitlendirir. Bu yazıda geçmişten günümüze kadar uzanan jenerasyon isimleri ve yıllarının insanların kimliklerini nasıl şekillendirdiğini keşfedeceğiz.
İngilizce öğrenmek için ilk adımı yan taraftaki formu doldurarak atabilirsin.

Kayıp Nesil, I. Dünya Savaşı’nın yıkıcı etkilerini yaşayan insanları tanımlar. Bu insanlar, savaşın ardından kayıplarla yüzleşirken, toplumda derin bir umutsuzluk ve değişim hissiyatıyla büyüdüler. Edebiyat ve sanat alanlarında ortaya çıkan eserlerde, bu neslin ruh halini yansıtan derin bir hüzün gözlemlenir.
“The works of writers such as Hemingway and Fitzgerald often reflect the disillusionment and sense of loss experienced by the Lost Generation after World War I.” (Hemingway ve Fitzgerald gibi yazarların eserleri genellikle Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Kayıp Nesil’in yaşadığı umutsuzluğu ve kaybetme duygusunu yansıtır.)
En Büyük Nesil, I. ve II. Dünya Savaşı arasında doğan ve II. Dünya Savaşı’na katılan insanları kapsar. Bu insanlar, savaşın zorluklarına karşı mücadele etmek zorunda kaldılar ve savaş sonrası dönemin yeniden yapılanması sürecinde aktif roller üstlendiler.
“The resilience and sacrifices made by the Greatest Generation during times of war continue to inspire future generations.” (En Büyük Nesil’in savaş zamanlarında gösterdiği dayanıklılık ve fedakarlıklar, gelecek nesilleri hala ilham veriyor.)
Sessiz Nesil, genellikle II. Dünya Savaşı sonrası dönemde doğan insanları tanımlar. Bu insanlar, genellikle savaşın getirdiği belirsizlik ve sıkıntılarla büyüdüler. Bu dönemde ekonomik istikrarsızlık ve sosyal değişimler yaşandı.
“The Silent Generation witnessed the post-war economic boom and significant cultural changes.” (Sessiz Nesil, savaş sonrası ekonomik patlamayı ve önemli kültürel değişimleri gözlemledi.)
Patlama Kuşağı, II. Dünya Savaşı’nın ardından görülen yoğun doğum oranlarına atıfta bulunur. Bu nesil, büyük ekonomik büyüme ve teknolojik ilerlemelerin yaşandığı bir dönemde yetişti.
“Baby Boomers are often characterized by their contributions to economic growth and the workforce.” (Patlama Kuşağı, ekonomik büyümeye ve işgücüne katkılarıyla sıkça tanımlanır.)
İngilizce konuşmak için ilk adımı yan taraftaki formu doldurarak at!

X Nesli, teknolojik gelişmelerin hız kazandığı bir dönemde doğan insanları tanımlar. Bu insanlar, dijitalleşme ve bilişim teknolojilerinin yükselişiyle büyüdüler.
“Generation X witnessed the rise of technology and the birth of the internet during their formative years.” (X Nesli, teknolojinin yükselişini ve internetin doğuşunu formasyon yıllarında gördü.)
Y Kuşağı, internetin yaygınlaşması ve dijitalleşmenin doruk noktasına ulaştığı bir dönemde büyüdü. Sosyal medyanın doğuşuyla iletişim biçimleri ve yaşam tarzları önemli ölçüde değişti.
“Millennials are often seen as tech-savvy and socially conscious individuals.” (Y Kuşağı genellikle teknolojiye hakim ve sosyal açıdan duyarlı bireyler olarak görülür.)
Z Nesli, dijital dünyanın tam ortasında büyüdü. İnternet ve teknoloji, hayatlarının ayrılmaz bir parçası haline geldi. Bu nesil, sosyal medya ve hızlı
iletişim araçlarıyla büyüdüğü için bilgiye hızlı erişim sağlama konusunda oldukça becerikli.
“Generation Z, being born in a digital age, grew up with a high reliance on social media.” (Z Nesli, dijital bir çağda doğduğu için sosyal medyaya yüksek bir bağımlılıkla büyüdü.)
Alfa Nesil, henüz çok genç olan ve tamamen dijital bir çağda büyüyen yeni nesildir. Bu nesil, teknolojiye oldukça aşina ve esnek düşünme becerisine sahip olarak tanımlanır.
“Members of Generation Alpha are exposed to technology from an early age, shaping their learning experiences.” (Alfa Nesil üyeleri, erken yaşlardan itibaren teknolojiyle tanışarak öğrenme deneyimlerini şekillendiriyorlar.)
Nesiller böyle akıp değişirken değişmeyen bazı şeyler yok mu yani? Olmaz mı, tabii ki var: Open English. Senelerdir her kuşağa hiç değişmeden dil öğreten online İngilizce kursu…

Dil öğrenme, sadece bir dilin kelimelerini öğrenmekten çok daha fazlasını gerektirir. Open English, her yaştan ve her jenerasyondan öğrencilere hitap eden, etkileşimli ve yenilikçi eğitim teknikleri sunar.
Open English, öğrencilerin kişisel ihtiyaçlarına ve hızına uygun esnek ders programları sunar. Bu şekilde, her bir öğrenci kendi öğrenme yolculuğunu belirleyebilir ve istediği zaman derslere erişebilir.
Öğrenciler, Open English’in etkileşimli çevrimiçi platformu aracılığıyla gerçek zamanlı olarak eğitim alırken öğretmenleriyle etkileşimde bulunabilir. Bu platform, dil becerilerini geliştirmek için interaktif materyaller, sesli ve görsel içerikler sunar.
Open English, deneyimli ve uzman öğretmen kadrosuyla her bir öğrenciye bireysel geri bildirimler sağlar. Öğrenciler, dersler sırasında öğretmenlerinden direkt destek alabilir ve dil becerilerini geliştirmek için kişisel tavsiyeler alabilir.
Kurs, en son teknolojiye dayalı eğitim araçları ve zengin kaynaklar sunarak öğrencilerin öğrenme deneyimini geliştirir. Bu sayede, öğrenciler dil becerilerini pratik yaparken farklı öğrenme yöntemlerinden faydalanabilirler.
Open English, dil becerilerini gerçek hayat senaryolarına uygulama üzerine odaklanarak öğrencilerin dil öğrenmelerini hızlandırır. Günlük konuşma, işyerinde iletişim veya seyahat için dil becerilerini geliştirmek isteyenler için pratik odaklı bir yaklaşım sunar.
Open English, her jenerasyondan öğrencinin ihtiyaçlarına ve öğrenme tarzlarına uygun bir eğitim platformu sunar. Modern ve etkili yöntemleriyle dil öğrenme deneyimini daha etkili ve keyifli hale getirir. Sen de Open English ailesine katılmak istiyorsan zaman kaybetmeden sayfanın kenarında bulunan formu doldurman yeterli olacak.
İngilizce kelimeler, tıpkı Türkçede olduğu gibi birden fazla anlama gelebiliyor. Ancak İngilizcenin diğer dillerden ayrıldığı nokta ise bir kelimenin farklı anlamlarının birbirine zıt olabilmesi…
Bir bakıma İngilizce çeviri yapmanın zorluklarından biri de budur. Çevirdiğin metni yazan kişinin ne dediğini anlamak ve kelimelerin doğru anlamını bulabilmek için tüm İngilizce cümleleri okuman gerekir.
Yine benzer şekilde bu durum, aldığınız bir İngilizce testte de kafanı karıştırabilir. Bir kelimeyi öğrenirken onu nerede kullanacağını da öğrenmen gerekir ki yanlış anlaşılmalara mahal vermeyesin.
Biz de bu yazımızda İngilizce farklı anlamları zıt olan kelimeleri topladık ki karşına çıktığında kelimeleri öğrenerek cümleyi anlamlandırabil diye…
Online İngilizce kursu Open English’te ana dili İngilizce olan eğitmenlerle 7/24 canlı dersler yapabiliceğini biliyor muydun? Ayrıca 8 seviyeden oluşan CEFR temelli online müfredatımıza sınırsız erişebileceksin.
Her gün yeni İngilizce kelimeler öğrenme hedefin varsa, bu sayfadaki formu doldur, eğitim paketlerimiz hakkında seni bilgilendirelim.

Apology
Bir hareket veya söz için özür dileme veya mazeret olarak kullanılabilen bu kelime, savunma yerine de kullanılmaktadır.
Aught
“Tamamı” tanımlaması için kullanılan bu kelime, “hiçbiri” için de metinlerde değerlendirilmektedir.
Bolt
Güvenceye almak veya kaçmak için kullanılan bu kelime, terk etmek için de cümle içerisinde kendine yer bulabilir.
Bound
Bir yere gitmek veya bir yere gidememek olarak iki farklı zıt anlama sahip olan bir kelimedir.
Cleave
Birleştirmek için kullanıldığı gibi ayırmak için de değerlendirildiği örnekleri olan bir kelimedir.
Clip
Bağlamak için kullanılan bu kelime, zıt anlam olan bağlantıyı kesmek için de değerlendirilmektedir.
Custom
Sıradan veya alelade şeklinde Türkçede karşılık bulan bu kelime, özel muamele anlamı katmak için de cümlelerde kullanılmaktadır.
Dike
Set ve bent olarak İngilizce anlamı olan bu kelime, tam zıttı olan hendek tanımlaması için de sıklıkla değerlendirilmektedir.
Discursive
İşte tam zıt bir kelime olan discursive, hem tutarsız hem de tutarlı olarak kullanılmaktadır.
Fast
Süratli çevirisine aşina olduğumuz fast, aynı zamanda bir yere takılıp kalmış için de tercih edilmektedir.
Finished
Tamamlanmış tanımlaması için kullanılan bu kelime, yok olmuş ifadesine de karşılık gelmektedir.
Flog
Sürekli desteklemek olarak bilinen flog kelimesi, aynı zamanda tam zıttı olan eleştirmek tanımlaması için de kullanılmaktadır.
Give out
Sağlamak veya temin etmek gibi bir anlamı olan give out, aynı zamanda sona ermek ve tükenmek için de kullanılır.
Grade
Bir eğimin açısı veya yatay bir pozisyon gibi iki farklı zıt anlamı olan grade kelimesi de listemizde kendine yer buluyor.
Handicap
Kalite ve eşitliği sağlamak için verilen avantaj anlamına gelen bu kelime, ayrıca eşitliği bozmak için verilen dezavantaj olarak da kullanılır.
Hold up
Desteklemek veya kösteklemek gibi iki farklı zıt anlamı olan başka bir kelime, hold up’tır.

Lease
Kiraya vermek anlamına sahip olan lease, ek olarak kiralamak karşılığına da sahiptir.
Left
Geride kalan ve terk edilen olarak değerlendirilen left, terk edip giden yani ayrılan olarak da çokça kullanılır.
Let
İzin vermek olarak sıkça kullandığımız let, aynı zaman da engellemek anlamını katmak için tercih edilebilir.
Literally
“Gerçekten” ifadesiyle Türkçede karşılık bulan bu kelime, “metaforik olarak” betimlemesi için de değerlendirilir.
Mean
Bir kelime düşün ki hem sıradan hem de mükemmel anlamlarına gelsin. İşte o mean kelimesi…
Off
Devre dışı bırakmak için yoğun bir şekilde kullanılan off kelimesi, devreye sokmak anlamı için de kullanılır.
Out
Hem görünür hem de görünmez gibi iki farklı zıt anlam, out kelimesinin kullanımlarında yer alıyor.
Overlook
Denetlemek için kullanıldığı gibi savsaklamak için de kullanılan bir kelimedir overlook.
Quantum
Hem çok büyük hem de en küçük enerji birimi anlamına gelen bir kelimeyle devam ediyoruz.
Quiddity
Esas olarak kullanılan bu kelime, önemsiz nokta anlamına da gelmektedir.
Ravel
Bağlamak anlamına sahip olan bu kelime, cümle içerisinde kullanımına göre çözmek anlamına da gelmektedir.
Rent
Bildiğin gibi kiralamak anlamına gelen rent, kiraya vermek olarak da sıklıkla değerlendirilir.
Screen
Ortaya koymak gibi gizlemek için de kullanılan screen, İngilizce farklı anlamları zıt olan kelimelerden bir tanesidir.
Seed
Tohum ekmek ve tohum biçmek gibi iki farklı zıt anlamı olan bir diğer İngilizce kelime de seed’dir.
Shop
Bir şey almak ve bir şey satmak iki farklı İngilizce zıt anlam olarak shop kelimesinde yer almaktadır.
Skinned
Deriyle kaplı olmak anlamına gelen skinned, derisi yüzülmek anlamında da kullanılmaktadır.
Splice
Katılmak kelimesinin İngilizce karşılığı olan splice, ayrılmak için de tercih edilmektedir.
Strike
Bildiğin gibi strike vurmak anlamına gelmektedir ama vurmaya çalışırken ıskalamak için de bu kelime kullanılabilir.
Throw out
Ortadan kaldırmak kelimesinin karşılığı olan throw out, ortaya atmak anlamına da gelmektedir.
Transparent
Görünmez anlamına gelen bu kelime, İngilizce farklı anlamları zıt olan kelimelerden biri olarak apaçık ifadesi için de kullanılmaktadır.
Trim
Rötuş atmak veya fazlasını çıkarmak için tercih edilen trim, bir şeyler eklemek ifadesine de karşılık gelmektedir.

Unbending
Katı anlamına gelen unbending kelimesi, tam zıt anlam olan gevşek için de kullanılmaktadır.
Wind up
Bitirmek anlamında sıklıkla kullanılan wind up, başlamak karşılığında da kendine yer bulur.
İngilizce farklı anlamları zıt olan kelimeler listemizi burada noktalıyoruz. Daha fazla kelime öğrenmek ve İngilizceni geliştirmek için alt başlığı okumanı tavsiye ediyoruz.
Her zaman olduğu gibi İngilizce öğrenmenin her noktasında en büyük yardımcın Open English… Online İngilizce kursumuz ile dilediğin zaman dilediğin yerden İngilizcenin farklı yönlerini geliştirebilirsin.
Mesela yapay zeka destekli telaffuz aracımız sayesinde kelime telaffuzunu geliştirebilirsin, deyimler alanı sayesinde yeni kelimeleri ve deyimlerin günlük kullanımlarını öğrenebilirsin, canlı grup dersleri ve bire bir özel derslerle İngilizce konuşma pratikleri yapabilirsin.
Buna ek İngilizce yazma, yeni kelimeler öğrenme, gramere dair detaylara hakim olma için yapabileceğin farklı pek çok aktivitenin olduğu Open English, bir tık kadar uzağında… Tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurman ve ekip arkadaşlarımızın seni aramasını beklemen…
Sonrasında hemen aboneliğini başlatıp hızlı bir şekilde İngilizce öğrenmenin keyfini sürebilirsin.
İngilizce deyimler, hayatımızın her noktasında karşımıza çıkar ve bulundukları konuşmaya ya da metne anlamsal derinlik katar. İngilizce deyimlerin hiç kullanılmadığı bir metin ne kadar sıkıcı olurdu, değil mi? Kimi zaman paragraflarca yazıda anlatılamayan düşünceleri bir cümlede açıklamamızı sağlayan İngilizce deyimleri öğrenmek, İngilizce eğitiminin çok önemli bir kısmıdır.
Eğer sen de bu kadar önemli olan İngilizce deyimleri öğrenmek istiyorsan doğru yerdesin. Bu yazımızda okul ve eğitimle ilgili İngilizce deyimlere değineceğiz. Bu İngilizce deyimleri eğitim hayatında da, günlük hayatında sıklıkla kullanabilirsin. Böylece İngilizce deyimleri kullanarak dile hakimiyetini konuşturabilir, yazılarını ve günlük konuşmalarını ilginç hale getirebilirsin!
Okul ve eğitimle ilgili 6 İngilizce deyim isimli yazımıza başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Eğer, seviyen ne olursa olsun, İngilizceyi en verimli şekilde öğrenmek ve akıcı bir şekilde konuşmak istersen seni aramızda görmeyi çok isteriz!
Dünyada önde gelen online İngilizce kursu olan Open English, sana bir çok ayrıcalıklı fırsat sunuyor. Open English’e abone olarak bu fırsatlardan gönlünce faydalanabilirsin. Peki nedir bu fırsatlar?
Open English hakkında daha fazla bilgi almak ve İngilizce öğrenmeye başlamak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Okul ve eğitimle ilgili İngilizce deyimlerimizin en yaygınlarından biri “hit the books”. Türkçeye biraz kaba bir tabirle de olsa “ineklemek” olarak çevirebiliriz. Çok çalışmak, kitaplara gömülmek gibi düşünebiliriz.
İngilizce deyimlerimizden bir diğeri de “learn the ropes”. Anlamı için “bir işin nasıl yapıldığını öğrenmek” diyebiliriz. Yeni bir işe başlarken sık sık kullanıldığını duyabiliriz.
İngilizce deyimlerin bazen ilginç bir tarihi olabiliyor. Bu deyimimizi direkt çevirince “uçan renkler ile geçmek” gibi çevirebiliriz. Bunun sebebinin ise coğrafi keşif döneminde, keşiften başarılı dönen gemilerin bayraklarını göğe çekerek yanaşması olduğu düşünülüyor. Yani anlamı “sınavdan yüksek not almak, bir işi kolayca yapmak”.
Umarız buraya okul ve eğitimle ilgili İngilizce deyimlere değindiğimiz yazımızdan yeni şeyler öğrenmişsindir! Günlük hayatta sık sık kullanacağın okul ve eğitimle ilgili İngilizce deyimleri öğrenmek mutlaka sana çok faydalı olacaktır. Eğer İngilizceyi daha derinlemesine, daha verimli bir şekilde öğrenmek istersen seni tekrardan Open English’e davet etmek isteriz!
Open English’e abone olarak sana özel hazırlanmış çalışma programını edinebilir ve ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders almaya hemen başlayabilirsin. Bunun yanı sıra, öğrendiklerini pekiştirebileceğin canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşabilir ve dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve İngilizce konuşmaya başlamak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Bugünkü İngilizce deyimlerimiz arasında bu deyimimiz de var. Türkçede de “birine dersini vermek” olarak gördüğümüz bu deyimin anlamını hepimiz biliyoruzdur. Eğitim bağlamında da, günlük hayatta da sıkça karşılaşabiliriz!
Yine ilginç ilginç geçmişi olan İngilize deyimlerden biri ile karşındayız. “Bir testten yüksek puanla geçmek” anlamında olan bu deyimin kökeni iskambil destesinin en değerli kartı olan “ace” yani astan geliyor. Genel olarak “ace something” olarak “bir şeyi çok iyi başarmak” olarak da görebiliriz.
Bu sefer okul ve eğitimle ilgili İngilizce deyimlerden olumsuz bir tanesine deyineceğiz. “Cut classes” deyimi Türkçeye “okulu asmak, dersi kırmak” gibi anlamlarda karşımıza çıkıyor. Yani özetle okula gitmemek, dersten kaçmak olarak düşünebiliriz.

Bugünkü yazımızda okul ilgili İngilizce deyimlerden bahsettik ve en yaygın eğitimle iligli İngilizce deyimlerden örnekler verdik. Umarız bu İngilizce deyimleri öğrenmek senin için öğrenmek faydalı olmuştur! Okul ve eğitimle ilgili İngilizce deyimler gibi günlük hayatta sık sık karşılaşabileceğin Kolay İngilizce Konuşma Kalıpları: Günlük Hayatta Kullanabileceğin İngilizce İfadeler isimli yazımızı da incelemeni öneririz. Fakat eğer İngilizceyi ciddiye alıyorsan adres belli diyebiliriz!
İçinde denizle ilgili kelimeler geçen İngilizce deyimler yazımızı kapatırken sana bir sorumuz var: İngilizceyi ana dilin gibi konuşmak ister misin? Eğer çoğu insan gibi cevabın “evet” ise seni Open English’te görmeyi çok isteriz. Open English, dünya çapında 1.5 milyon insana 15 yıldır İngilizce öğreten bir online İngilizce kursu. Dolayısıyla alanında oldukça donanımlı ve deneyimli! Bu deneyimden faydalanmak istersen sen de aramıza katıl!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşarak pratiğe dökebilir, yepyeni İngilizce deyimler öğrenebilir ve dev içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklara sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım.
Bildiğin gibi İngilizce farklı yeteneklerini geliştirdiğinde efektif bir şekilde anlayabileceğin ve konuşabileceğin bir dildir. İngilizce konuşmak, genellikle diyaloglar neticesinde ortaya çıkan bir gerekliliktir ve diyalogda en önemli şey, karşı taraftaki kişiyi net bir şekilde anlamaktır.
Ne demek mi istiyoruz? Yani İngilizce konuşarak anlaşmak mecburiyetinde olduğun bireyleri net bir şekilde anlamadığında, İngilizce konuşma yeteneğin sana çok fazla yardımcı olmayacaktır. Bu noktada İngilizce dinleme ve dinlediğini anlama özelliklerinin gelişmiş olması son derece önemlidir.
İngilizce dinleme yeteneği dediğimiz zaman aslında bahsettiğimiz şey çok basit… Türkçe gibi düşünelim. Karşınızda Türkçe konuşan bir kişi var ve dediği şeyleri net bir şekilde anlayabildiğinde konuşmayı devam ettirebilirsin. Aynı durum İngilizce için de geçerli… İngilizce dinleme yeteneğin ne kadar gelişmişse karşındaki bireyin konuştuklarını daha net anlayabilir ve diyaloğu sağlıklı bir şekilde ilerletebilirsin.
Biz de bu yazımızda İngilizce dinleme yeteneğini geliştirmek için uygulayabileceğin yöntemlere değindik ama öncesinde İngilizce dinleme yeteneğini geliştirmenin sana ne gibi faydalar sağlayacağına yakından bir bakalım.

İngilizce dinleme yeteneğinden kastımız, karşı tarafın söylediği kelimeleri net bir şekilde anlamaktır. Bunun için de en önemli unsur, İngilizcede aktif olarak kullanılan kelimelerin telaffuzunu bilmek ve günlük hayatta tercih edilen gramer kurallarını bilmektir.
Bunları sadece kelime telaffuzu öğrenerek ya da gramer kurallarını ezberleyerek öğrenemezsin. İngilizce dinleme yeteneğini geliştirebileceğin farklı yöntemler var. Onlara birazdan geçeceğiz. Öncesinde İngilizce konuşulanları anlama yeteneğini geliştirmenin sana katacaklarına bir değinelim.
Burada sayabileceğimiz daha pek çok fayda var. Liste bu şekilde uzayıp gider. Gördüğün gibi İngilizce konuşmak ne kadar önemliyse, İngilizce dinlemek ve dinlediğini anlamak da o kadar önemlidir.
Şimdi İngilizce dinleme yeteneğini geliştirmek için tercih edebileceğin yöntemlere geçebiliriz.
Yukarıda da bahsettiğimiz gibi geldik asıl konumuza… İngilizce dinleme yeteneğini geliştirmek için kullanabileceğin 5 farklı yöntemi derledik. Detayları aşağıda bulabilirsin. Hiç durmadan okumaya devam et.
İlk olarak kullanabileceğin yöntem, İngilizce müzik dinleyerek İngilizce dinleme yeteneğini geliştirmendir. İngilizce şarkıları ilk dinlemeye başladığın anda birçok kelime sana yabancı gelebilir. Çünkü şarkılar, uyum içerisinde olması için çoğu kelimeleri kısaltmalarıyla ya da farklı kullanımlarıyla karşına çıkarır.
Burada şunu söyleyebiliriz; hızlı bir İngilizce şarkıyı %70 – %80 gibi bir oranda anlamaya başladığında İngilizce dinleme yeteneğinde önemli gelişmeler var demektir. Bu sebeple İngilizce şarkıları günlük hayatına entegre etmelisin.
Başlangıçta sakin bir ortamda özellikle de şarkının sözlerine bakarak İngilizce şarkılar dinlemen kelime telaffuzlarını net bir şekilde öğrenmene yardımcı olacak ve bu da zamanla İngilizce dinleme yeteneğini geliştirmene fırsat tanıyacaktır.
İngilizce dinleme yeteneğini geliştirmek için tercih edebileceğin bir diğer yöntem de İngilizce dizi ve filmlerdir. Dizi ve filmlerde daha çok günlük hayatta kullanılan İngilizce karşına çıkacaktır ve bu da birebir diyaloglarda son derece işine yarayacaktır.
Tabii İngilizce dizi ve film diyorsak, bunu İngilizce alt yazılı izlemeni tavsiye ediyoruz. Bu sayede İngilizce dinlerken alt yazıdan da bu kelimenin ne olduğunu görebilir ve kelimelerin nasıl telaffuz edildiğini kolay bir şekilde anlayabilirsin.
Aslında gördüğün gibi İngilizce dinleme yeteneğini geliştirmek en çok da kelimelerin nasıl telaffuz edildiğini bilmenle alakalı…
Open English olarak sunduğumuz yapay zeka destekli telaffuz aracıyla İngilizce konuşma ve İngilizce dinleme yeteneklerini geliştirebilirsin. Yan tarafta yer alan formu doldur ve kısa süre içerisinde seni arayıp detaylı bilgi verelim.

İngilizce dinleme yeteneğini geliştirmek için çıktığın yolculukta, kitapların sana çok faydası olacaktır. İngilizce kitap seslendirmeleri, dinleme ve dinlediğini anlama yeteneklerini hızlı bir şekilde geliştirmene yardım eder.
YouTube ya da farklı mecralarda bulabileceğin seslendirme kitaplar, hem anlaşılır bir İngilizceye sahip olduğu hem de kelimelerin yazılışlarını gösterdiği için kelime telaffuzlarını öğrenmede ve kulak olarak aşinalık yakalamanda önemli bir destekçin olacaktır.
İngilizce seslendirme kitapları günde belirli süreler dinleyerek İngilizce dinleme yeteneğini kısa sürede ilerletebilirsin.
İngilizce televizyon kanallarını izlemek ya da radyoları dinlemek de tıpkı dizi filmlerde olduğu gibi günlük hayatta kullanılan İngilizceyi öğrenmek ve dinleyerek anlamak için tercih edebileceğin bir yöntem… Burada ilk başlarda alt yazı olmadığı için kelimeleri anlama konusunda sıkıntılar yaşayabilirsin ama sakın vazgeçme…
Bu yaşayacağın zorluklar kısa süre sonra ortadan kalkacak ve kulak aşinalığı sayesinde – İngilizce kelimeler öğrenmeye devam ettiğin takdirde – İngilizce dinleme yeteneğini çok iyi bir seviyeye çıkarabileceksin.
Geldik yazımızda vereceğimiz son öneriye: İngilizce dinleme yeteneğini geliştirmek için İngilizce konuşmalar yapmak… Burada aslında hem speaking hem de listening yeteneklerini efektif şekilde gerçekleştirmeni sağlamak için bu öneride bulunuyoruz.
İngilizce konuşmalar yaparken karşınızdaki kişi de sizinle İngilizce konuşacağı için söylediklerini anlamak için çaba sarf edecek ve öğrendiğin yeni kelimelerin nasıl telaffuz edildiğine şahit olacaksın.
Haftanın belirli günlerinde gerçekleştireceğin İngilizce konuşmalar, İngilizce dinleme yeteneğini son derece iyi bir seviyeye getirmekle kalmayacak İngilizce telaffuzunu da gayet güzel bir şekilde geliştirmene olanak tanıyacaktır.
Yazımızın sonuna gelirken sana Open English’ten bahsetmek istiyoruz. Online İngilizce kursumuz sayesinde sen de istediğin yerden dilediğin zaman İngilizce öğrenebilirsin.
Bire bir İngilizce özel dersler, canlı grup dersleri, interaktif videolar, üniteler ve telaffuz aracı bölümleri ile İngilizce dinleme ve İngilizce konuşma yeteneklerini verimli bir şekilde geliştirebilirsin. İngilizcenin her alanına Open English sayesinde hızlı ve kolay bir şekilde hakim olabilirsin.
Bunun için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurman ve ekip arkadaşlarımızın sana ulaşmalarını sağlaman… İşte bu kadar kolay! Hadi vakit kaybetmeden sen de Open English’e katıl.