Sosyal Medyada En Çok Kullanılan 10 İngilizce Kısaltma

Sosyal medya veya dijital ortamlarda, gerçek hayatta daha önce hiç duymadığınız İngilizce konuşma kalıpları ile karşılaştığınız oldu mu? Eğer cevabınız hayır ise muhtemelen sosyal medyada İngilizce kaynakları pek takip etmiyorsunuz demektir.

Fakat eğer olur da kararınızı değiştirirseniz, bu yazıda karşılaşacağınız İngilizce kısaltmaları öğrenmeniz, okuyacağınız yazıları anlamanızda oldukça faydası olacaktır. Sanal dünyada, tıpkı Türkçede kullanılan “slm”, “kib” kısaltmaları gibi İngilizcede de yazmak istediğiniz mesajı portatif ve anlaşılır (bilenler için) kılan kısaltmalar mevcut.

Sosyal medyada kullanılan dijital dil, ister İngilizce ister Türkçe veya ister başka bir dilde olsun, kelimeleri, kısaltmaları ve tabirleriyle aşina olmayanlar için anlaması son derece zordur. Öncelikle “Sosyal medya ve Dijital Ortamlarda En Çok Kullanılan İngilizce Kısaltmalar ve Anlamları”nın size yabancı gelmesinin sizin İngilizce gramer bilginizle hiçbir ilgisi olmadığını belirtmemiz gerekir.

Bu, tamamen sizin internette geçirdiğiniz vakit ile doğru orantıda gelişen bir konudur ve sosyal medyada ne kadar çok İngilizce kaynak ile içli dışlı olursanız bu konudaki tanıma yetiniz de o kadar artacaktır.

en çok kullanılan 10 ingilizce kısaltma

IMO / IMHO

“In my opinion” ve “In my humble opinion” kalıplarının kısaltmalarıdır. Bu kısaltmalar, kullanan kişinin (bu siz de olabilirsiniz) kanıtlanmış gerçeklerden değil, kendi fikirlerinden bahsettiğini belirtir.

IRL

Bu kısaltma, aslında gerçek hayatla dijital ortamların birbirinden ne kadar farklı olduğunu dolaylı yoldan anlatır. İnternet dışındaki yaşamınızdan bahsedeceğiniz zaman, “In real life” (gerçek hayatta) anlamına gelen bu kısaltmayı kullanabilirsiniz.

ICYM

İnternet, özellikle de sosyal medya, bizim birbirimizle pek çok link, haber ve bilgi paylaşımı yapmamıza olanak sağlıyor. Bilgi çağında dijital ortamların da artışı ve gelişimiyle artık bireylerin bilgiye erişimi hemen hemen tüm dünyada çok kolay bir hal aldı.

İnterneti olan herkes, istediği/arzuladığı hemen her türlü bilgiye yalnızca tek tıkla ulaşabiliyor. Ancak yine de herkes günün her anı internette gezinemeyebilir. Gündemde olan bir haberi veya viral bir videoyu biriyle paylaşmak istediğinizde “ICYM – In case you missed it” (eğer oldu da kaçırdıysan) kalıbını kullanabilirsiniz.

FYI

Eğer yazışmanızda gönderdiğiniz mesaj bilgi verme amaçlı ise ve karşı tarafın mesajınıza karşı size bir cevap vermesini beklemiyor (veya ummuyor) iseniz “FYI – For your information” (bilgine, bilginiz olsun) kalıbı tam aradığınız İngilizce cümle kısaltması!

AMA

Facebook’ta, Twitter’da, Instagram’da, Reddit’te veya herhangi bir mecrada bir Q&A (soru-cevap) yayını veya postuyla karşı karşıya geldiğinizde “AMA – Ask me anything” (istediğinizi sorabilirsiniz) kalıbıyla karşılaşmanız oldukça muhtemel. Ama neyseki artık hazırlıklısınız.

 

en sık karşınıza çıkan 10 ingilizce kısaltma

IDK / IHDK

Özellikle İngilizce forumlarda veya İngilizce haber kaynaklarının yorum kısımlarında karşılaşabileceğiniz bu kısaltmalar, “I don’t know / I honestly don’t know” (bir fikrim yok / gerçekten bir fikrim yok) manasını taşımaktadır. İnternet ve sosyal medya ortamlarında yorum yapılabilen her ortamda bu kısaltmalar sıkça karşınıza çıkacaktır.

WYL

Bu İngilizce kısaltma, daha ziyade karşılıklı diyaloglarda karşınıza çıkabilir. İki kişinin konuşması esnasında taraflardan biri bir konuda herhangi bir sorumluluk üstlenmek istemiyor veya kararı karşı tarafın almasını istiyorsa “WYL – Whatever you like” (istediğin gibi olsun) kısaltmasını kullanır.

OMG

Belki de sosyal medya platformlarında, forum ve haber sitelerinde gezerken en çok karşılaşacağınız kısaltma “OMG – Oh my gosh/god” (aman tanrım) olacaktır. “OMG” aynı zamanda, anadili İngilizce olanların ve hatta İngilizceyi ikinci dil olarak öğrenenlerin dijital ortamlarda en çok kullandıkları tepki kısaltmasıdır. Bu kısaltma, çok şaşırıldığı, sevinildiği, dehşete kapılınıldığı veya tüm diğer inanamama durumlarında, gerek bir İngilizce konuşmacısı olarak sizden gerekse de karşınızdaki İngilizce konuşan kişiden muhakkak gelecektir.

LOL / ROFL

Hayır, bu LOL bildiğiniz LoL değil! Sosyal medya tabiri caizse komik video ve içeriklerle dolu. Siz de bu içerikleri veya videoları komik bulduğunuzu kısaca belirtmek istiyorsanız “ LOL – Laughing out loud” (sesli güldüm) veya “ROFL – Rolling on the floor laughing” (gülmekten yerlere yattım) kalıplarını kullanabilirsiniz.

TTYL

Yukarıdakilerin aksine, bu kalıbı yalnızca anadili İngilizce olan biriyle mesajlaşıyorsanız görebilirsiniz. “TTYL – Talk to you late” (sonra görüşürüz) kalıbı tıpkı Türkçede olduğu gibi İngilizcede de diyalogların sonunda kullanılıyor.

Sosyal mecralarda ve internetin genelinde kullanılan İngilizcede aslında çok daha fazla kısaltma mevcut, ancak herbirine aşina almak elbetteki kolay değil. Bu, tamamen sizin internette İngilizce ortamlarda geçireceğiniz sürenin artmasıyla kendiliğinden gelişebilecek bir alan. Open English’in anadili İngilizce olan eğitmenleriyle yapacağınız seanslarda; yeni İngilizce kısaltmalar, İngilizce konuşma kalıpları, İngilizce cümleler öğrenebilir ve İngilizceye dair tüm bildiklerinizi pratiğe dökebilirsiniz.

İngilizce Sosyal Medya Kullanımının Öğrenmeye Katkısı

İngilizce sosyal medya kullanımı biraz tartışmalı olabilse de aslında modern çağda İngilizce öğrenmek için en önemli kaynaklardan birisidir. Her ne kadar İngilizce sosyal medya kullanımı bazen dikkat dağıtıcı bir etkisi olabilse de aslında bilinçli kullanımda faydaları saymakla bitmez.

Bu yazımızda İngilizce sosyal medya kullanımının öğrenmeye katkısından bahsedecek, İngilizce sosyal medya kullanımının sana en fazla faydası olabilecek yollarını göstereceğiz. Eğer halihazırda sosyal medyayı sık kullanıyorsan bu tavsiyelerimiz senin işine çok yarayacaktır!

Fakat başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Eğer İngilizceyi en verimli, en işlevsel şekilde öğrenmek ve ana dilin gibi İngilizce konuşmak istersen seni aramızda görmeyi çok isteriz!

Dünyada önde gelen online İngilizce kursu olan Open English, sana bir çok ayrıcalıklı fırsat sunuyor. Open English’e abone olarak bu fırsatlardan gönlünce faydalanabilirsin. Peki nedir bu fırsatlar?

  • Open English’e abone olarak kendine özel çalışma programını edinebilirsin.
  • Ana dili İngilizce olan, dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilirsin.
  • Öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında, eğitmen moderatörlüğünde pratiğe dökebilirsin.
  • Devasa içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklara sınırsız erişim sağlayabilirsin.

Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

sosyal medyada dikkat edilmesi gerekenler

Sosyal Medyada Dikkat Edilmesi Gerekenler

İngilizce sosyal medya kullanımının öğrenmeye katkısından bahsetmeden önce uyarı olması adına sosyal medya kullanımının potansiyel zararlarına da değinelim. Böylece İngilizce sosyal medya kullanımı ile İngilizceni geliştirirken kendine zarar vermemiş olursun. 

  • Sosyal medya doğru kullanılmadığında büyük bir zaman kaybı yaratabilir. 
  • Sosyal medya yanlış bilgiler ile aklını karıştırabilir. 
  • Eğer dikkatli kullanılmazsa dolandırılmak çok kolaydır.
  • Sosyal medyada gördüğümüz hayatlar, kendi hayatımıza bakışımızı olumsuz etkileyebilir. 

Bunlar her ne kadar çok fazla dezavantaj gibi dursa da hepsinden kaçınmak mümkün. Bilinçli İngilizce sosyal medya kullanımı seni bu sorunlardan uzak tutacaktır. Eğer bu konu hakkında sıkıntı çekeceğini düşünüyorsan medya okuryazarlığı üzerine araştırmalar yapabilir, tavsiyeleri ciddiye alarak güvenli bir şekilde sosyal medya kullanabilirsin. 

İngilizce Sosyal Medya Nasıl Kullanılır?

İngilizce sosyal medya kullanımı aslında kendi dilinde sosyal medya kullanmaktan çok da farklı değildir. En basitinden uygulama dilini İngilizceye almak basit birkaç kelimeyi sık sık görüp özümsemene sebep olabilir. Tabii ki bu şekilde bir İngilizce sosyal medya kullanımının ancak bir yere kadar sana yararı olacaktır. Haydi gel asıl tavsiyelerimize göz atalım.

Umarız buraya kadar İngilizceye başka dillerden geçen sözcükler yazımızdan birçok yeni şey öğrenmişsindir! İngilizceye başka dillerden geçen sözcükler anlat anlat bitmez. Dolayısıyla İngilizceye başka dillerden geçen sözcükleri bir blog yazısına sığdıramayız. Eğer sen de İngilizceyi daha derinlemesine, daha verimli bir şekilde öğrenmek istersen seni tekrardan Open English’e davet etmek isteriz! 

Open English’e abone olarak sana özel hazırlanmış çalışma programını edinebilir ve ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders almaya hemen başlayabilirsin. Bunun yanı sıra, öğrendiklerini pekiştirebileceğin canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşabilir ve dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!

Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve İngilizce çalışmaya başlamak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

ingilizce sosyal medya kullanımı için tavsiyeler

İngilizce Sosyal Medya Kullanımı İçin Tavsiyeler

İngilizce sosyal medya kullanımını öğrenmeye katkı sağlayacak şekilde yapmak için tavsiyelerimizi paylaşmaya geldi sıra. Bu tavsiyeleri göz önünde bulundurarak İngilizce sosyal medya kullanımını hayatına dahil edebilir, İngilizceyi hem eğlenceli hem verimli bir şekilde öğrenebilirsin. 

Öğrenmeye yönelik bir hesap açabilirsin

Günlük hayatta kullandığın kişisel hesabını ve algoritmasını bozmak istemiyorsan ayrıca bir hesap açabilirsin. Bu hesabını yalnızca İngilizce öğrenmeye yönelik içeriklerle doldurursan hem algoritma tarafından daha iyi sonuçlara ulaşabilir, hem de İngilizceye maruz kalma süreni arttırabilirsin. 

İngilizce kaynakları takip edebilirsin

İngilizce sosyal medya kullanımının asıl faydasını göreceğin kısım burası. Örneğin müzikle ilgiliysen sevdiğin yabancı müzik gruplarının hesaplarını takip edip, gönderilerini okuyabilirsin. Böylece hem sevdiğin içerikleri görür, hem de dile daha fazla maruz kalırsın.

İngilizce öğrenimine yönelik hesapları tercih edebilirsin

Sadece sevdiğin şeyleri takip etmek İngilizce sosyal medya kullanımı açısından bazen pek yardımcı olamayabilir. Bu noktada İngilizce öğretmeye yönelik eğlenceli sayfaları takip edebilirsin. Bu sayfalar genellikle ilgi çekici içerikler sunarak İngilizceye olan ilgini ve bilgini arttırabilir. 

İnsanlarla iletişim kurarak aktif pratik yapabilirsin

Sosyal medyanın en önemli noktası insanların iletişimini geliştirmesidir. Bu noktada sosyal medyada insanlarla tanışmak çok daha kolaylaşır. Bazen bu insanlarla birebir iletişim kurmak zor olabilse de tartışma forumları gibi yerlerde insanlarla güvenli bir şekilde tartışabilirsin. 

Günlük İngilizce kullanımının detaylarını görebilirsin

Özellikle ana dili İngilizce olan içerik üreticilerini takip ederek dili günlük hayatta nasıl kullandıklarını görmek İngilizce sosyal medya kullanımının en büyük artılarındandır. Kitaplarda ve standart İngilizce öğreten kaynaklarda genelde günlük hayattaki kullanımları göremesen de, İngilizce sosyal medya kullanımı esnasında bunları fazlasıyla görebilirsin.

open english ile ingilizceye hakim ol

Open English İle İngilizceye Hakim Ol!

Bugünkü yazımızda İngilizce sosyal medya kullanımının öğrenmeye katkısından bahsettik. Günlük hayatta İngilizce sosyal medya kullanımını arttırmak umarız ki sana faydalı olacaktır! Eğer İngilizce sosyal medya kullanımında işine yaraması adına kelime dağarcığını geliştirmek istersen İngilizcede En Çok Kullanılan 250 Kelime yazımıza göz atmanı öneririz. Yazımızı kapatırken sana bir sorumuz var: İngilizceyi ana dilin gibi konuşmak ister misin?

Eğer çoğu insan gibi cevabın “evet” ise seni Open English’te görmeyi çok isteriz. Open English, dünya çapında 1.5 milyon insana 15 yıldır İngilizce öğreten bir online İngilizce kursu. Dolayısıyla alanında oldukça donanımlı ve deneyimli! Bu deneyimden faydalanmak istersen sen de aramıza katıl!

Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşarak pratiğe dökebilir ve dev içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklara sınırsız erişim sağlayabilirsin!

Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım.

Turizmde Kullanılan İngilizce Kelimeler ve İfadeler

Turizm İngilizcesi, bu alanda çalışanların yabancı müşterilerle daha rahat iletişim kurabilmesini sağlayacak şekilde İngilizce kelime ve ifadeleri öğrenmesi anlamına geliyor. Türkiye, bir turizm merkezi olarak her yıl on milyonlarca turisti ağırlıyor. Bu noktada konuk müşterilerle iletişim kurmanın yolu İngilizceden geçiyor, çünkü İngilizce dünyada en yaygın olarak konuşulan dillerden biri. 

Peki, turizm İngilizcesi nasıl öğrenilir? Turizm İngilizcesiyle ilgili bilinmesi gereken nelerdir? Öncelikle şunu belirtmemiz gerekiyor ki, İngilizceyi bir bütün olarak ele almak gerekiyor. Bu dilin dinamiklerini (dil bilgisi kurallarını) öğrendiğin ve kelime dağarcığını geliştirdiğin zaman, her konuda İngilizce iletişim kurabilirsin. 

O zaman İngilizce nasıl öğrenilir? Hızlı ve kolay bir şekilde Turizm İngilizcesi öğrenirken aynı zamanda bu dili bir bütün olarak anlamak istersen, Open English ile bunu başarabilirsin. Üstelik istediğin yerde, dilediğin anda! 

Open English İngilizce kursu ve iş İngilizcesi hakkında daha fazla bilgi almak istersen bu sayfadaki iletişim formunu doldur. Müşteri temsilcilerimiz seni kısa süre içinde arayacaktır. 

Open English ile Turizm İngilizcesi Öğrenmek Çok Kolay

%100 online İngilizce kursu Open English ile internet bağlantısı olan her yerde bilgisayarın ya da akıllı cihazınla turizm İngilizcesi öğrenebilirsin. Open English iş İngilizcesine dahil olan turizm ders içeriklerine yoğunlaşman yeterli. 

Open English aboneliğini başlattığın zaman; ana dili İngilizce olan eğitmenlerin sunduğu canlı ders ve konuşma sınıflarına, binlerce saatlik ders içeriğinden oluşan online kütüphaneye, 4 dilde çevirmene, iş İngilizcesi içeriklerine (doğal olarak turizm İngilizcesi derslerine), İngilizce konuşmanı analiz eden telaffuz aracına ve çok daha fazlasına sınırsız erişebileceksin. 

Open English turizm İngilizcesi içeriklerinde bu alana yoğunlaşmış dersler işliyorsun. Otellerde, restoranlarda, eğlence mekanlarında, havalimanlarında; yani turizm sektöründe iletişimin önemli olduğu alanlar için İngilizce turizm kalıplarını öğreniyorsun. 

turizm ingilizcesi hakkında merak edilenler

Turizm Alanında Çalışanlar Neden İngilizce Öğrenmeli? 

Türkiye, her yıl milyonlarca turisti ağırlıyor. Bu inanılmaz büyük bir pazar ve rekabet demek. İngilizce iletişimi güçlü olan şirket ve çalışanlar, bu noktada öne çıkıyor. Çünkü İngilizcenin kariyere olan etkisi kesinlikle büyük bir artı. 

Turizm sektöründe bir çalışan olmayı hedefliyorsan ya da bu alanda iş kurmayı düşünüyorsan, İngilizce senin en büyük güçlerinden biri olacak. Turizm İngilizcesi ile yabancı misafirlerinde bire bir iletişim kurabilir ve işletmen için olumlu yorumlar yapmalarını sağlayabilirsin. 

İngilizce aynı zamanda dünyadaki trendleri yakından tanımak için de gerekli. Her yıl değişen trendleri, yeni akımları ve turizm uygulamalarını takip etmek için İngilizceden yararlanabilirsin. İnternette bu alandaki kaynakların büyük bir çoğunluğu İngilizce. 

Unutma, seyahat etmek insanın doğasında var. Dünyada her geçen ulaşım kolaylaşıyor ve turizm İngilizcesi daha önemli bir noktaya yerleşiyor. Sen de seyahat etmeyi seviyorsan, ayrıca seyahat İngilizcesi konulu yazımıza bakmak isteyebilirsin. 

En kısa yoldan turizm İngilizcesi öğrenmek için bugün Open English’e kaydolabilirsin. Tek yapman gereken bu sayfadaki iletişim formunu doldurmak! 

Turizmde Sıkça Karşılaşacağın İngilizce Kelimeler

Turizm İngilizcesinde sıkça karşına çıkan kelimeler var. Bu kelimelere çalışarak bu alandaki İngilizce becerini geliştirebilirsin. İşte çalışman için turizm İngilizcesinde en çok kullanılan 20 kelime: 

Turizm İle İlgili İngilizce Kelimeler ve Türkçe Karşılıkları
İngilizce Türkçe
Airport Havalimanı
Check-in Kayıt işlemi 
Hotel Otel
Destination Varış noktası
Camping Kamp yapmak
Go sightseeing  Gezi turu 
Luggage Bagaj, valiz
Passenger Yolcu
Route Rota
Map Harita
Reservation Rezervasyon
Book a room Oda tutmak, oda rezerve etmek
Single-bed room Tek yataklı oda
Queen-size bed Büyük boy yatak
Swimming pool Havuz
Tourism trap Turist tuzağı
Travel agency Seyahat acentesi
Plane Uçak
Museum Müze
Guide Rehber

 

Turizm İngilizcesi ile ilgili daha fazla kelime mi öğrenmek istiyorsun? Bugün Open English’e başla, kısa sürede akıcı konuşmaya başla! Daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurabilirsin. 

turizmde sık karşılaşılan ingilizce ifadeler

Turizmde İşine Yarayacak İngilizce İfadeler

Turizm İngilizcesi ile ilgili birçok yeni kelime öğrendik. Şimdi Turizm İngilizcesi ile ilgili ifadelere sıra geldi. Bu konu çok fazla ayrıntılı, biz en önemli iki tanesini seçtik. Daha fazlası için Open English iletişim formunu doldurmayı unutma! 

Otellerde İşine Yarayacak Turizm İngilizcesi İfadeleri

Otellerde kullanabileceğin İngilizce ifadeler nelerdir? Bunları öğren, turizm İngilizceni geliştir. 

Otellerde İşine Yarayacak Turizm İngilizcesi İfadeleri
Hello, welcome to our hotel.  Merhaba, otelimize hoş geldiniz. 
How may I help you today? Size bugün nasıl yardımcı olabilirim? 
What type of room you prefer? Ne tür oda tercih edersiniz? 
Do you have a reservation? Rezervasyonunuz var mıydı?
Could I have your ID? Kimliğinizi alabilir miyim?

 

Restoranlarda İşine Yarayacak Turizm İngilizcesi İfadeleri

Restoranlarda kullanabileceğin İngilizce ifadeler nelerdir? Bunları öğren, turizm İngilizceni geliştir. 

Restoranlarda İşine Yarayacak Turizm İngilizcesi İfadeleri
May I take your order, sir/madam? Siparişinizi alabilir miyim, efendim? (Sir: erkek, madam: kadın)
What would you like to start with? Ne ile başlamak istersiniz?
What would you like to drink? Ne içmek istersiniz? 
Is everyting all right? Her şey tamam mı? 
Are you paying together? Birlikte mi ödeceksiniz? 

İngilizce İyi Bir Konuşmacı Olmanın Sırları

İngilizce iyi bir konuşmacı olmak yalnızca İngilizce gramerini iyi bilmekle bitmez. İngilizce iyi bir konuşmacı olmak gibi harika bir beceriyi elde etmenin sana katacağı artılar ise say say bitmez! Hem günlük hayatında, hem iş, hem de akademik geleceğinde sana bir çok kapı açacak olan İngilizce iyi bir konuşmacı olmak için bilmen gereken sırları bu yazıda seninle paylaşacağız!

İngilizce iyi bir konuşmacı olmak ile ilgili yazımıza başlamadan sana bir sorumuz var: İngilizceyi mükemmel bir şekilde konuşmak, İngilizce iyi bir konuşmacı olmak hakkındaki tüm sırları bilmek ister misin? Cevabın “evet” ise seni Open English’e davet ediyoruz!

Open English, alanında önde gelen bir online İngilizce kursu. Dünyada 15 yılı aşkın süredir, 1.5 milyondan fazla insana İngilizce öğreten Open English, bu deneyimiyle sana da İngilizce öğretmeye hazır! Peki Open English’te seni ne bekliyor.

  • Open English’e üye olarak seviyeni öğrenip, bu doğrultuda eğitimine devam edebilirsin.
  • Ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilirsin. 
  • İnteraktif dersler ve konuşma gruplarıyla pratik yapabilirsin. 
  • Dev içerik arşivimizdeki kaynak ve materyallere sınırsız erişim sağlayabilirsin.

Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

İngilizce İyi Bir Konuşmacı Olmak Sana Neler Katar?

İngilizce iyi bir konuşmacı olmak sana yepyeni dünyalar açabilir, hem günlük hayatında, hem de iş hayatında seni çok ileriye taşır. Mesela birkaç başlıkta değinelim:

  • Eğer İngilizcenin sıklıkla konuşulduğu bir yerde yaşıyorsan ya da internet üzerinden İngilizce konuşuyorsan arkadaşlarını hitabet yeteneğinle etkileyebilirsin.
  • Artık çoğu işyerinde İngilizce iyi bir konuşmacı olmak seni öne taşıyor. İşyerinde İngilizce sunum yapıyorsan İngilizce hitabetin seni mumla aranan bir çalışan yapabilir!
  • İngilizce iyi bir konuşmacı olmak akademik hayatını da çok olumlu etkileyecektir. Üniversitede İngilizce bir bölüm okuyorsan ya da hazırlık sınıfındaysan mutlaka İngilizce sunum yapman gereken bir durum karşına çıkacaktır! 

ingilizce iyi bir konuşmacı olmak için neler bilmelisin

İngilizce İyi Bir Konuşmacı Olmak İçin Neler Bilmelisin?

İngilizce iyi bir konuşmacı olmak için bazı şeylere çok iyi hakim olman gerekiyor. Haydi kısaca bunlara değinelim!

Gramer

Mükemmel bir gramer bilgisine sahip olmak ne kadar İngilizce iyi bir konuşmacı olmak için önemli olsa da tek kriter değildir. Ama yine de üzerine konuşacağın konuda en çok işine yarayan gramer konularını çok iyi bilmek sana fazlasıyla yardımcı olacaktır.

Kelime Bilgisi

Aynı şekilde, kelime bilgin ne kadar iyi olursa İngilizce iyi bir konuşmacı olmak daha da kolay olur. Fakat yine de ilk başlarda konuşacağın konu ile ilgili kelime bilgisine sahip olmak sana çok yardımcı olacaktır!

Deyimler ve Atasözleri

Deyimleri ve atasözlerini kullanmayarak da İngilizce iyi bir konuşmacı olmak mümkün. Fakat yine de herhangi bir durumda, ana dili İngilizce olan kişilerin sıklıkla kullanılan deyimleri bilmek insanların dikkatini çekecektir.

Umarız buraya kadar İngilizce iyi bir konuşmacı olmak ile ilgili sırlarımızdan yeni şeyler öğrenmişsindir! Eğer İngilizceyi daha verimli bir şekilde öğrenmek istersen seni Open English’te görmekten mutluluk duyarız!

Open English’e abone olarak sana özel çalışma programına sahip olabilir ve ana dili İngilizce olan, dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders almaya başlayabilirsin. Üstüne üstlük, öğrendiklerini pekiştirebileceğin canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşabilir ve sonsuz içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!

Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve hemen İngilizce öğrenmeye başlamak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

ingilizce iyi bir konuşmacı olmak için tavsiyeler

İngilizce İyi Bir Konuşmacı Olmak İçin Tavsiyeler

İngilizce iyi bir konuşmacı olmak için bilmen gereken sırları paylaşmaya geldi sıra. Gel birlikte bu tavsiyeleri inceleyelim!

Konuşmana çok iyi hazırlan!

Özellikle insanlar karşısında konuşmakta zorlanıyorsan konuşmana çok iyi hazırlanman gerek. Mümkünse konuşmanı İngilizceye hakim insanlar önünde birkaç kez denemeni öneriyoruz. 

Kelimelerin telaffuzuna dikkat et!

Telaffuzunun açık ve anlaşılır olması çok kritik. Eğer seni dinleyenler kelimeleri ilk duyduklarında anlayamıyorlarsa anlattıklarına odaklanması imkansız. Bu yüzden mutlaka kelimelerin telaffuzlarını iyice incele. 

Jest ve mimikleri gözden kaçırma!

Herhangi bir dilde konuşma yaparken jest ve mimikler çok önemlidir. İngilizcede de çok farklı değil. Konuşmalarında jest ve mimiklerini etkin kullanmazsan çoğu insan uyuklamaya başlayacaktır. 

İngilizce entonasyon ve vurguya dikkat et!

Yazı dilinde entonasyon ve vurgu pek anlaşılmasa da konuşma esnasında tüm etkiyi değiştirebilir. Örneğin cümlenin sonunda sesinin tizleşmesi soru imasını verip insanların ilgisini çekerken, hiçbir nüansa yer vermeden konuşmak konuşmanı çok monotonlaştıracaktır.

İngilizce konuşmaları iyi dinle ve analiz et!

İyi bir konuşmacı olmak için en iyi tavsiye, bu işi çok iyi yapan kişileri analiz etmektir. Konuşacağın konu üzerine internette birçok uzman kişinin konuşmasını bulmak mümkün. Verdiğimiz tavsiyelerin hepsini göz önünde bulundurarak bu kişileri dinleyip notlar alırsan kendi konuşmanda hata yapma olasılığın bir hayli düşecektir!

ingilizce öğrenirken motivasyonunu yüksek tut

İngilizceyi Öğrenirken Motivasyonunu Yüksek Tut!

Bugünkü yazımızda İngilizce iyi bir konuşmacı olmak için tavsiyelere değindik. Sana çok fazla şey katacak, İngilizceyi daha iyi öğrenmeni sağlayacak bu öneriler umarız işini görür! Eğer İngilizce öğrenme için daha çok ipucu istersen Kendi Kendine İngilizce Öğrenmek Mümkün Mü? başlıklı yazımıza göz atmanı öneririz. İngilizce iyi bir konuşmacı olmak yazımızı kapatırken sana bir sorumuz var: İngilizce öğrenirken motivasyonunu yüksek tutmak ve İngilizce iyi bir konuşmacı olmak için daha çok tavsiye almak ister misin?

Eğer çoğu insan gibi cevabın “evet” ise seni Open English’te görmeyi çok isteriz. Open English, dünya çapında 1.5 milyon insana 15 yıldır İngilizce öğreten bir online İngilizce kursu. Dolayısıyla alanında oldukça donanımlı ve deneyimli! Bu deneyimden faydalanmak istersen sen de aramıza katıl!

Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşarak pratiğe dökebilir ve dev içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklara sınırsız erişim sağlayabilirsin!

Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım.

Oyun Oynamanın İngilizce Öğrenmeye Katkıları

“Oyun oynamak için biraz büyük değil misin?”

“Vaktini boşa harcadığını düşünmüyor musun?”

“Bunun yerine yararlı bir şey yapamaz mısın?”

Bilgisayar oyunu oynamayı seviyorsanız, eminiz bu soruları en az bir kere duymuşsunuzdur. Ancak, bilgisayar oyunları aslında İngilizcenizi geliştirmek için size yardımcı olabilir.

İngilizce öğrenme sürecindeyseniz belli bir program dahilinde ve disiplinli bir tempoda çalışmanız gerekir. Fakat bu süreci keyifli hale getirmenin de bazı yolları var. Bunlardan biri de bilgisayar oyunları oynamak. İngilizce öğrenmek ve oyun oynamak kulağa birbirinden çok farklı iki zıt kavram gibi gelse de aslında bilgisayar oyunları İngilizce yeterliliğinizi artırma desteği sağlar. Bu konuda yapılan araştırmalarda bu varsayımı destekler nitelikte kanıtlar bulunur.

Elbette size gerçekten fayda getirecek oyunları tercih etmeniz gerektiğini de unutmayın. Sonuçta, Candy Crush oynamak, ‘Loading’, ‘Sweet!’ ve ‘Level 534’ dışında size fazla İngilizce öğretmeyecek. Ne var ki, İngilizce içeriği bakımından zengin olan yüzlerce mükemmel hikâye tabanlı oyun var. Özellikle bazı çevrim içi oyunlar, dünyanın her yerinden farklı kullanıcıları bir araya getirerek İngilizce konuşma ve anlama yönünden size bir hazine sunabilir.

Bu doğrultuda, seçim yapmanızı kolaylaştıracak bir rehber olması açısından, İngilizcenizi geliştirecek en iyi oyunlara burada yer verildi. Ancak, bu oyunlara geçmeden önce, bilgisayar oyunlarının İngilizce öğrenmek için neden kullanışlı bir araç olduklarına da göz atabilirsiniz.

Okuma becerilerinizi geliştirir

İngilizce öğrenme sürecinde ilk başlarda farklı bir alfabe ve bu alfabe doğrultusunda okuma sorunları yaşamanız normaldir. Bilgisayar oyunları gerçek kullanıcılarla ve aktif diyaloglarla ilerleyen bir dünyadır; oyunda başarılı olmanız bu diyalogları takip etme ve anlama becerinize bağlıdır. Bu açıdan, bilgisayar oyunları, İngilizce cümleleri daha hızlı okuma ve anlama becerilerinizi geliştirmenize katkıda bulunabilir.

oyun oynamak ingilizce öğrenirken iyi bir dinleyici olmayı sağlar

Daha iyi bir dinleyici olmanızı sağlar

Özellikle çoklu kullanıcılarla çevrim içi çevrim içi ortamda ilerleyen bazı oyunlarda oyuncular sesli komutlar ve birbirleriyle olan konuşmalar dahilinde oyunu devam ettirir. Bu açıdan, bilgisayar oyunları İngilizce konuşmaları anlama ve dinleme becerilerinizin dikkate değer oranda artmasına yardımcı olur.

İngilizce becerilerinizi çok yönlü geliştirir

İngilizceyi öğrenirken sadece bir alanda yoğunlaşmak yeterli seviyeye gelmenizi sağlayamaz. Yani sadece dil bilgisi kurallarına hakimseniz ya da okuma becerinizi artırdıysanız konuşma yönünden de kendinizi geliştirmeniz gerekecektir. Aksi halde, iletişim sorunu yaşamanız olası. İnteraktif şekilde devam eden bilgisayar oyunları sırasında, oyuncular arasında geçen konuşmaları takip etme yazılı İngilizce yeteneğinizi geliştirirken diyaloglara dahil olarak konuşma yönünden de yeterlilik kazanabilirsiniz. Ayrıca, bu iletişim sürecinde yeni kelimeleri ve cümle kalıplarını da öğrenebilirsiniz.

Çoklu görevlerde konsantrasyonunuzu artırır

İletişim çok yönlüdür. Diğer bir deyişle bir kişiyi dinlerken aynı zamanda nasıl ve hangi cümlelerle cevap vereceğinizi düşünürsünüz. Bunu ana dilinizde yapmak kolay olsa da İngilizce öğrenirken elbette çok daha zor olacaktır; çünkü ihtiyacınız olan kelimeleri düşünmek için daha fazla çalışmanız gerekir. Bu aşamada, oyunlar aynı anda daha fazla şeye konsantre olma yeteneğinizin yanı sıra İngilizce iletişim kurma yönünüzü de geliştirecektir.

Bir mola vermenizi sağlar

Keyif aldığınız bir şey için daha istekli ve azimli olursunuz. Çoğu kişi, dil öğrenimini bitmeyen kelime listeleri, saatlerce masada oturarak yapılan pratik çalışmaları ve dil bilgisi kurallarını öğrenmek için bitirilmesi gereken test yığınlarıyla ilişkilendirir. Ancak, daha önce de belirtildiği gibi, bilgisayar oyunları İngilizce gelişiminize destek olurken zorlu çalışma programınız için bir anlamda mola vermenize olanak tanır. Bu noktada, öğrenmekten keyif aldıkça ona daha sık ve daha uzun süre ayırmaya başlarsınız. Sürekli (ve tabii ki aşırıya kaçmadan) oyun oynayabilirsiniz; çünkü bu, eğlenceli olmasının yanı sıra çok kullanışlı kelimeler ve konuşmalar ile size fayda getiren bir yöntem.

ingilizce geliştirmeye yardımcı olabilecek bilgisayar oyunları

İngilizcenizi Geliştirmeye Yardımcı Olabilecek Bilgisayar Oyunları

Bilgisayar oyunlarının İngilizceyi öğrenirken sağladığı faydalardan sonra sıra, hemen deneyebileceğiniz oyun örneklerinde. İşte yeni dünyalar keşfederken İngilizcenizi geliştirmede yardımcı olacak oyunlar:

1) Fallout

Nükleer bir savaş sonrası dünyada neler olacağına dair bir konuya sahip olan Fallout, ilginç karakterleri ve kapsamlı hikâyeler içeren kurgusuyla oyuncuların ilgisini çekmesinin yanı sıra eğlenceli diyaloglar da barındırıyor. Dünyanın pek çok yerinde ilgi gören bu oyunda, silah yaparak mutantları yok etme görevi üstlenilirken bu süreçte yeni şeyler satın almanız gerekli. Bütün bunlar için de farklı karakterlerle iletişime geçmeniz şart.

Fallout, çoğunlukla Amerikan aksanına sahip karakterler barındırsa da arada İngiliz aksanına da rastlamak mümkün. Bu açıdan oyun sayesinde farklı aksanlara aşinalık kazanabiliyorsunuz. Ayrıca, oyun içerisinde sürekli diyaloglara dâhil olduğunuz için hem dinleme ve anlama hem de İngilizce iletişim kurma pratiği yapabilirsiniz.

2) Civilization

Yeni bir medeniyet kurma ve onu her yönüyle zenginleştirme üzerine kurgulanmış bir oyun olan Civilization, en ilgi çeken strateji oyunlarından biri olarak karşınıza çıkar. Çevrim içi bir oyun olmasına karşın burada sese ihtiyacınız yok. Ayrıca, oyun içi diyaloglarla da ilgilenmenize gerek yok. Burada önemli olan husus, oyun seviyeleri arasında farklı tarihi açıklamalar içeren metinler ve bu metinler doğrultusunda oyuna yön vermeniz. Bu açıdan, Civilization serisi oyunları özelikle orta ve ileri seviyedeki kişiler için İngilizce metin okuma ve okuduğunu anlama konusunda oldukça yararlı olabilir.

ingilizce öğrenmeyi sağlayacak oyunlar

3) The Sims

The Sims serisinin tamamı dijital bebek evleri ve biraz da sanal aile hayatı kurmaya odaklı. Bu doğrultuda, oyunda temel göreviniz bir ev satın almak ve bu evin içerisinde yaşayan ailenin en lüks standartlarda yaşamasını sağlamak. Bu görevi yaparken de elbette gerçek dünyaya benzer şekilde ev eşyaları, mobilyalar, aile ilişkileri ve aktiviteler gibi pek çok kategoriyle ilgilenmelisiniz.

Oldukça eğlenceli bir strateji ve planlama oyunu olan The Sims, yoğun bir konuşma trafiği yaratması sayesinde günlük iletişime dair kelime bilgisini ve cümle yapılarını çok hızlı bir şekilde öğrenmeniz için ortam hazırlar. Ayrıca, oyun içerisinde zaman zaman terim ve günlük İngilizce deyimlerine de rastlamanız mümkün. Bu da farklı sosyal çevrelerle olan iletişiminizi daha akıcı hale getirmek için bir fırsat sunar.

4) Empire Earth

Klasikleşikleşen bilgisayar oyunlar arasında kendine sarsılmaz bir yer edinen Empire Earth, dünya çapında pek çok kullanıcıya sahip. Yeni bir medeniyet kurma ve geliştirme üzerine kurgulanan oyundaki görev ve komutları yerine getirebilmek için oyuncuların birbirleriyle sürekli iletişim halinde olması gerekli. Bu açıdan, oyun, İngilizce iletişimi için oldukça faydalı seçenekler arasında sayılabilir.

5) World of Warcraft

Oldukça popüler oyunlardan biri de hiç kuşkusuz milyonlarca kullanıcıya sahip olan World of Warcraft (WOW). Oldukça karmaşık ve çoklu görevlerle devam eden bu oyun, farklı ülkelerden pek çok kullanıcıyla çevrim içi olarak sohbet edebilme imkânı verir. Bu sayede İngilizce konuşma becerinizi geliştirmenizi sağlar. Diğer yandan, oyun içerisinde hem genel hem de teknik terimler yoğun kullanılır. Bu açıdan, WOW İngilizce kelimelere ve terimlere hakim olmak isteyenler için hem eğlenceli hem de yararlı bir oyun.

6) Professor Garfield: Reading Ring

İngilizce öğrenme sürecinin başındaysanız ve yapboz oyunlarını seviyorsanız Reading Ring oyunu sizin için oldukça faydalı olacak oyunlardan biri. Sevilen çizgi film karakteri Garfield’i kurtarmak için karikatür parçalarını birleştirip doğru sıraya dizmeniz gereken oyunda, ardından gelen soruyu da cevaplamalısınız. Karikatür parçalarına tıkladığınızda yazılar sesli okunur. Bu oyun İngilizce okuduğunu anlama ve dinleme becerilerinizi geliştirmek için eğlenceli bir ortam sunar. Bunun yanında, görsel ögeler açısından zengin bir içeriğe sahip olan oyun, İngilizce kelimeleri daha akılda kalıcı hale getirerek kelime dağarcığınızın gelişimine katkıda bulunur.

İngilizce seviyeniz ne olursa olsun, keyifli bir ortamda daha iyi bir seviyeye gelmek istiyorsanız English Ninjas platformunu ziyaret edebilir, ana dili İngilizce olan eğitmenlerle iletişime geçerek keyifli bir ortamda İngilizce öğrenmenin farkını yaşayabilirsiniz.

İngilizcede “Therefore” Yerine Kullanılabilecek Bağlaçlar

İngilizcede bağlaçların sonu gelmiyor. Özellikle biraz daha “ileri seviye” gibi görülen bağlaçlara girdiğimiz zaman fazla resmi olanlarla karşılaşabiliyoruz. Fakat korkmayın, bu yazımızda yalnızca İngilizcede Therefore yerine kullanılabilecek kelimelerden bahsedeceğiz! Böylece yazılarını ve konuşmalarını daha ilginç hale getirebileceksin! 

İngilizcede Therefore yerine kullanılabilecek kelimeler yazımıza başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Dünyada önde gelen online İngilizce kursu olan Open English, 15 seneyi aşkın süredir, 1.5 milyondan fazla kişiye İngilizce öğretmekte. Bu deneyimden faydalanarak Open English’e katılmak sana bir çok ayrıcalık sağlayacaktır. Peki ne bu ayrıcalıklar?

  • Open English’e katıldığında kısa bir seviye belirleme sınavı ile tam sana uygun bir yerden derslere başlarsın.
  • Ana dili İngilizce olan sertifikalı eğitmenlerden alacağın 7/24 canlı dersler ile İngilizceyi en doğru şekilde öğrenirsin. 
  • Canlı ve interaktif pratik yapabileceğin uygulamaları ile İngilizcenin her alanında kendini geliştirebilirsin. 
  • Dev içerik arşivimizdeki kaynak ve materyalleri inceleyerek dilediğin her an İngilizcene seviye atlatabilirsin!

Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

therefore nedir

Therefore Nedir?

Therefore “bu nedenle, bu sebeple, dolayısıyla, bu yüzden” gibi bir çok farklı şekilde çevirebileceğimiz bir bağlaç. Direkt olarak tek bir şekilde çevrilmese de bilmen gereken en önemli şey Therefore’dan sonra sonuç belirtiliyor olması. Örneğin:

  • He was late; therefore I left without him. 

(Geç kaldı, bu yüzden onsuz gittim.)

Gördüğün gibi bu cümlede geç kalması sebep, Therefore’un ardından gelen “onsuz gittim” ise sonuç konumunda. 

Yani İngilizcede Therefore yerine kullanılabilecek kelimelerin de aynı şekilde bir sonuca bağlıyor olması lazım cümleyi. İngilizcede Therefore yerine kullanılabilecek kelimeleri listelerken bunu unutmamalıyız. 

Mesela “Because”ı İngilizcede Therefore yerine kullanılabilecek kelimeler arasına alamayız. Çünkü Because sebep belirtir. Örneğin:

  • I left without him because he was late. 

(Onsuz gittim çünkü geç kaldı.)

Aynı örnek cümleyi kullanmış olsak da dikkat edersen Because’dan sonra, öncesindeki ibarenin sonucu verildi. Yani İngilizcede Therefore yeirne kullanılabilecek kelimeler arasında Because gibi sebep belirten bağlaçlar olamaz. 

Neden Bağlaçları İyi Öğrenmeliyiz?

İngilizce öğrenirken çok sık gözden kaçırılan bir konu bağlaçlar. Halbuki bağlaçlar cümlelerimizi akıcı, anlam bütünlüğü olan bir şekilde kurmak için çok kritik öğelerdir. Bu yazımızda İngilizcede Therefore yerine kullanılabilecek kelimelere odaklanıyor olsak da, sen sen ol mutlaka bağlaçları derinlemesine öğrenmeye çalış! 

Peki ne yararı olabilir bağlaç öğrenmenin? Öncelikle konuşmalarına kesinlikle renk katacağından şüphen olmasın. Ayrıca essay yazman gerekiyorsa bu essayler değerlendirilirken bağlaç kullanımına çok dikkat edilir. Fikrini bütün bir şekilde anlatabilmek essaylerde çok önemlidir. Bu da bağlaçlar olmadan neredeyse imkansız!

Umarız buraya kadar yeni şeyler öğrenmişsindir! Biraz sonra İngilizcede Therefore yerine kullanılabilecek kelimelerden bahsetmeye devam edeceğiz. Fakat İngilizcede Therefore yerine kullanılabilecek kelimeler gibi işe yarar kelime bilgisi konularını ana dili İngilizce olan eğitmenlerden verimi bir şekilde öğrensen harika olmaz mıydı? Olurdu tabii ki! Open English bunun için var! 

Open English’e abone olarak kendine özel bir çalışma planı edinebilir, ana dili İngilizce olan eğitmenlerden istediğin zaman canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında pratik yapabilir ve dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin. Böylece İngilizcede Therefore yerine kullanılabilecek kelimeleri ve çok daha fazlasını rahatlıkla öğrenebilirsin!

Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve hızlıca İngilizce konuşmaya başlamak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

therefore'un alternatifleri

Therefore’un Alternatifleri

Şimdi yazımızın asıl kısmı olan İngilizcede Therefore yerine kullanılabilecek kelimelere geçtik! Bu başlığımızda İngilizcede Therefore yerine kullanılabilecek kelimelerin geçtiği birer örnek cümle vereceğiz. Böylece İngilizcede Therefore yerine kullanılabilecek kelimeleri doğal ortamlarında görmüş olacaksın!

So

  • It’s hot outside, so we’re going to the beach.

(Dışarısı sıcak, bu yüzden plaja gideceğiz.)

Thus

  • She studied hard; thus, she passed the test.

(Sıkı çalıştı, bu yüzden sınavı geçti.)

Hence

  • It’s raining; hence, we’ll stay indoors.

(Yağmur yağıyor. Bu yüzden içeride kalacağız.)

As A Result

  • She practiced daily; as a result, she improved her skills.

(Günlük pratik yaptı, sonuç olarak yeteneklerini geliştirdi.)

Consequently

  • He missed the bus; consequently, he arrived late.

(Otobüsü kaçırdı, sonuç olarak oraya geç vardı.)

Accordingly

  • The store is closed; accordingly, we’ll go shopping tomorrow.

(Dükkan kapalı, bu sebeple alışverişe yarın gideceğiz.)

For This Reason

  • The cake was burned, for this reason, we had to make a new one.

(Kek yandı, bu yüzden yenisini yapmak zorunda kaldık.)

ingilizcenle herkesi büyüle

İngilizcenle Herkesi Büyüle!

Bugün, İngilizcede Therefore yerine kullanılabilecek kelimelerin neler olduğu sorusuna cevap verdik. İngilizcede Therefore yerine kullanılabilecek kelimelerin yanı sıra bağlaçlar hakkında temel bilgilere de yer verdiğimiz bu yazımız, umarız faydalı olmuştur! İngilizcede Therefore yerine kullanılabilecek kelimeleri öğrendikten sonra İngilizce Essay Kalıpları – Essay Yazma Tüyoları isimli yazımızı da incelemeni öneririz. Böylece yazdığın essayleri daha da ilginç hale getirebilirsin!

Yazımızı kapatırken sana bir sorumuz var: İngilizceyi ana dilin gibi konuşmak ister misin? Eğer çoğu insan gibi cevabın “evet” ise seni Open English’te görmeyi çok isteriz. Open English, dünya çapında 1.5 milyon insana 15 yıldır İngilizce öğreten bir online İngilizce kursu. Dolayısıyla alanında oldukça donanımlı ve deneyimli! Bu deneyimden faydalanmak istersen sen de aramıza katıl!

Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşarak pratiğe dökebilir ve dev içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklara sınırsız erişim sağlayabilirsin! Böylece İngilizce becerini en yaygın dil hatalarından arındırabilirsin!

İngilizce çalışmak için bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım.

Sık Yapılan 8 İngilizce Gramer Hatası

İngilizce grameri öğrenmek, İngilizceyi ikinci dil olarak öğrenen biri için belki de İngilizce öğrenmenin en zorlu kısmıdır. Ancak İngilizce gramerden korkmanıza gerek yok. İngilizce öğrenmenin her evresinde olduğu gibi pratik yapmak her şeyin çözümü olacaktır.

İngilizce gramer, Türkçe gramere göre nispeten daha basit olsa da ana dili İngilizce olanlar bile zaman zaman İngilizce gramer hataları yapabiliyor. İşte biz de bu yazıda size tüm dünyada hem İngilizceyi ikinci dil olarak öğrenenler hem de ana dili İngilizce olanların sıkça yaptığı İngilizce gramer hatalarını ve bunların doğrularını göstereceğiz.

Jeans, pants, shorts, scissors ve glasses

Jeans, pants, shorts, scissors ve glasses isimleri diğer isimlere göre özeldir. Her ne kadar bu adlardan her biri birer “tekil” cisme karşılık gelse de bu adların başına diğer tekil adların başına konulan “a” artikeli (tanımlık) gelmez. Bunun yerine ya article kullanılmaz ya da “a pair of” (bir çift) sözcüğü kullanılır. Eğer bu cisimlerin birkaç tanesinden bahsetmek isteniliyorsa “two/three/four etc. pair of _____.” Şeklinde kullanılır.

Yanlış: I wore a jeans.

Doğru: I wore jeans. / I wore a pair of jeans.

ingilizcede sık yapılan gramer hataları

Such as, like

Bir konuda konuşurken veya yazarken örnek vermek istiyorsanız “such as” veya “like” kullanılmalıdır. Burada yapılan hata ise çoğu zaman kişilerin yalnızca “as” kullanmasıdır. “such as”, “like”a göre daha resmidir.

Yanlış: He loves team sports as football.

Doğru: He loves team sports such as football.

Doğru: He loves team sports like football.

Enough

“enough” (yeter/yeterli) kelimesi, cümle içinde her zaman addan (noun) önce, fakat sıfattan (adjective) sonra kullanılır.

  • We have enough food (food = ad)
  • You’re not tall enough (tall = sıfat)

Yanlış: I didn’t save money enough.

Doğru: I didn’t save enough money.

In, on

İngilizcede normalde aylarla “in” ve günlerle “on” kullanılır. Ancak ististani olarak eğer tarihlerin başına “last” (geçen) veya “next” (gelecek) sıfatları konulduğunda “in” ve “on”a gerek kalmamaktadır.

Yanlış: I worked a lot in last month.

Doğru: I worked a lot last month.

Yanlış: We’ll meet on next Monday.

Doğru: We’ll meet next Monday.

sık yapılan gramer hataları

So, such a

“so” her zaman bir sıfat (advective) veya zarf (adverb) ile birlikte kullanılır.

  • She’s so friendly.
  • This sandwich is so good.
  • He works so hard.

“such a” ise her zaman beraberinde bir sıfat (adejctive) ve ad (noun) ile birlikte kullanılır.

  • She’s such a friendly person.
  • This is such a good sandwich.
  • He has such a demanding job.

Not: eğer ad (noun) çoğul ise “a” artikeli kullanılmaz.

  • They are such friendly people.
  • These are such good cookies.

Yanlış: It was so long time ago.

Doğru: It was so long ago.

Doğru: It was such a long time ago.

Direct and indirect objects

Bu kural başta “lend” ve “give” olmak üzere direct object (dolaysız nesne) ve indirect object (dolaylı nesne) ile birlikte kullanılan tüm fiiller için geçerlidir. Cümle içinde dolaysız nesneler, “to” kullanılarak fiilden hemen sonra ve dolaylı nesneler “to” kullanılmadan fiilden önce gelir.

  • He gave Rachel the keys.
  • He gave the keys to Rachel.

Yanlış: I lent to him some money.

Doğru: I lent him some money.

Doğru: I lent some money to him.

Let, make ve have

“let”, “make” ve “have”, ettirgen fiillerdir (causative verbs). Cümle içinde kullanılırken bunları önce dolaylı nesne ve ardından da “to” kullanılmadan bir sonraki fiilin kök biçimi takip eder.

  • Our boss doesn’t let us leave work early.
  • My mom makes me clean my room.
  • I’ll have my assistant call you later today.

Not: Eğer cümlede “help” de var ise “to” kullanılabilir. Ancak bu durumda da yaygın olarak “to” kullanılmaz.

  • Please help me carry these boxes. (yaygın kullanımı)
  • Please help me to carry these boxes.

Yanlış: Roller coasters make me to feel sick.

Doğru: Roller coasters make me feel sick.

Stop ve prevent

“stop” ve “prevent” kelimeleri cümle içinde kullanılırken ardından sırasıyla biri/bir şey, from ve “-ing” eki almış fiil gelir.

  • The vaccine stops people from catching the disease.
  • The waterproof covering prevents the equipment from getting

Yanlış: You stopped me make a mistake.

Doğru: You stopped me from making a mistake.

Unutmayın, İngilizcenizin hangi kısmını geliştirmek isterseniz isteyin yapmanız gereken yegane çalışma pratiktir. İster İngilizce konuşma ister İngilizce yazma ister İngilizce okuma ister İngilizce dinleme olsun, geliştirmeniz gereken alan üzerine yoğunlaşarak pratik yapmazsanız ne yazık ki başarılı olamazsınız.

Hemen Open English’e gelin, İngilizceyi sıfırdan öğrenmeye başlayın ya da İngilizcenizi geliştirin. İngilizce öğrenmek hiç bu kadar kolay olmamıştı. Open English ile artık siz de İngilizce öğrenebilirsiniz.

‘Out’ Kelimesinin Farklı Kullanımları

Hayatımızın her alanında karşımıza çıkan İngilizce kelimelerin bazıları, çok daha derin ve çeşitli anlamlar taşıyabilir. Bu kelimelerden biri de “out” kelimesidir. İlk bakışta basit bir şekilde dışarı çıkmak anlamını taşıdığı düşünebilirsin. Ama bu kelime, kullanım bağlamına göre oldukça geniş bir yelpazede anlam kazanıyor. 

Biz de bu yazıda ‘out’ kelimesinin farklı anlamlarını ve kullanımlarını keşfedeceğiz. 

“Out” kelimesinin şaşırtabilecek yönlerini ve pek çok farklı bağlama nasıl entegre edildiğini öğrenmeye Open English ile başlayabilirsin.

Neden Open English?

Open English ile İngilizce öğrenimi daha eğlenceli, daha etkili ve daha erişilebilir hale geliyor. “Out” kelimesi gibi İngilizcenin zengin yapısını anlamak, dünyayı daha iyi anlamak anlamına gelir. Open English, bu yolu senin için aydınlatıyor.

  • Esnek Ders Saatleri: İstediğin zaman öğrenmeye başla.
  • Özelleştirilmiş Eğitim: Kendi seviyene ve hedeflerine uygun bir öğrenme deneyimi sunuyor.
  • Deneyimli Eğitmenler: Uzman eğitmenlerle öğren ve geliş.
  • Etkileşimli İçerik: Pratik yaparak daha hızlı ilerle.
  • Küresel Topluluk: Diğer öğrencilerle etkileşimde bulunarak yeni arkadaşlar edin.

İngilizce öğrenmeyi daha eğlenceli, daha kolay ve daha erişilebilir hale getirmek için Open English’e katıl. Bugün başvur yarın derslere başla.

out kelimesinin anlamları ve kullanım örnekleri

‘Out’ Kelimesinin Anlamları ve Kullanım Örnekleri

Out kelimesini içeren ama anlamları birbirinden farklı olan birçok kelime var. Bu kısımda içinde ‘out’ geçen kelimelere, anlamlarına ve İngilizce birer örneğe yer verdik. Sonraki bölümde out kelimesinin farklı anlamlar içeren hallerine bakacağız. 

Without: Bir şeyin olmadığı veya eksik olduğu anlamına gelir.

  • She tried to bake a cake without sugar, but it didn’t taste as good. (Şeker olmadan kek yapmaya çalıştı, ama tadı o kadar iyi değildi.)

Outside: Bir şeyin dışında veya dışarıda olduğunu belirtir.

  • It’s a beautiful day outside, so let’s go for a walk in the park. (Dışarıda güzel bir gün, o yüzden parkta yürüyüşe çıkalım.)

Outcome: Sonuç ve netice anlamına gelir.

  • The outcome of the experiment was unexpected; it defied our predictions. (Deneyin sonucu beklenmedikti; tahminlerimizi tersine çevirdi.)

Outstanding: Göze çarpan, olağanüstü veya öne çıkan anlamına gelir.

  • Her outstanding performance in the play earned her a standing ovation. (Oyunun muhteşem performansı, ona ayakta alkış kazandırdı.)

Outrageous: Uç noktalarda veya çılgınca olduğunu belirtir.

  • The price they were charging for a simple cup of coffee was outrageous. (Sadece bir fincan kahve için talep ettikleri fiyat çılgınca idi.)

Breakout: Bir şeyin normallerin üzerinde bir şekilde başarılı veya dikkat çekici olması anlamına gelir. 

  • The young musician had a breakout year with his hit single. (Genç müzisyen hit single’ıyla çıkış yaptığı bir yıl geçirdi.)

Blackout: Elektrik kesintisi veya bilinç kaybı anlamına gelir. 

  • There was a blackout in the city due to a severe storm.(Gökgürültüsü nedeniyle şehirde  elektrik kesintisi oldu.)

Dilediğin zaman dilediğin yerde İngilizce çalışmak için hemen yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

out kelimesinin farklı kullanımları - checkout

Checkout: Bir mağazada alışveriş yaptıktan sonra ödeme yapma eylemini ifade eder.

  • Please proceed to the checkout counter to pay for your items. (Lütfen ürünlerinizin ödemesini yapmak için ödeme gişesine gidin.)

Cop-out: Sorumluluktan veya zorluktan kaçınma anlamına gelir. 

  • His excuse was just a cop-out; he didn’t want to admit his mistake.(Bahanesi sadece bir kaçamaktı; hatasını kabul etmek istemedi.)

Layout: Bir tasarımın veya düzenin planı veya şekli anlamına gelir. 

  • The magazine layout was very attractive and user-friendly.(Dergi düzeni oldukça ilgi çekici ve kullanıcı dostuydu.)

Turnout: Bir etkinliğe katılanların veya oy verenlerin sayısını ifade eder.

  • The turnout at the concert was impressive, with thousands of fans attending(Binlerce hayranın katıldığı konsere katılım oldukça etkileyiciydi.)

Workout: Egzersiz veya antrenman yapma anlamına gelir.

  • I go to the gym every morning for a workout.(Her sabah spor yapmak için spor salonuna gidiyorum.)

Bu kısımda, “out” kelimesinin sıkça kullanılan bazı farklı bağlamlarını içerdiğini göreceğiz. Hadi hangi bağlamlarda kullanılıyormuş yavaş yavaş görelim.

Yön Belirtme (Direction): Bir yerden veya içeriden dışarı doğru gitme veya yönlendirme anlamında kullanılır.

  • She went out. (Dışarı çıktı.)
  • They ran out of the house. (Evden dışarı koştular.)

Tamamlama veya Bitirme (Completion or Finish): Bir şeyin tükenmiş veya tamamlanmış olduğunu belirtmek için kullanılır.

  • We’re running out of time. (Zamanımız tükeniyor.)
  • The milk is out. (Süt bitmiş.)

Dışarıda Olma veya Uzaklık (Being Outside or Distance): Bir şeyin içeride olmayıp dışarıda veya uzakta olduğunu ifade eder.

  • It’s raining out. (Dışarıda yağmur yağıyor.)
  • The park is just out of town. (Park kasabanın hemen dışında.)

Halka Açık veya Kamuya Açık Olma (Public or Open to All): Bir şeyin kamuya açık veya erişilebilir olduğunu belirtmek için kullanılır.

  • The concert is sold out. (Konser biletleri tükenmiştir.)
  • The event is open to the public. (Etkinlik kamuya açıktır.)

Online İngilizce kursumuza dair detaylara ulaşmak için yan taraftaki formu doldurarak sana ulaşmamızı sağlayabilirsin.

out kelimesinin farklı kullanımları - başka bir şeye karşı

Başka Bir Şeye Karşı (Against Something): Bir şeyin başka bir şeyle rekabet ettiğini veya karşı karşıya geldiğini ifade eder.

  • She’s always competing with her sister to come out on top. (Her zaman en iyisi olmak için kız kardeşiyle yarışıyor.)
  • The new product outperforms the old one. (Yeni ürün eski olanı geride bırakıyor.)

Dışarı Çıkma veya Hareket Etme (Going Out or Moving): Genellikle eğlence veya sosyal etkinlikler için dışarıya gitmeyi ifade eder.

  • Let’s go out for dinner tonight. (Bu akşam dışarıda yemek yiyelim.)
  • He likes to go out dancing on weekends. (Hafta sonları dışarıda dans etmeyi sever.)

Yayınlama veya Dağıtma (Publishing or Releasing): Bir şeyin yayınlandığı veya dağıtıldığı anlamına gelir.

  • The magazine comes out every month. (Dergi her ay yayınlanır.)
  • The movie will be out on DVD next week. (Film gelecek hafta DVD olarak çıkacak.)

İfşa Etmek veya Ortaya Koymak (Expose or Reveal): Bir şeyi gizlice açığa çıkarmak veya ortaya koymak anlamında kullanılır.

  • The journalist outed the corrupt politician. (Gazeteci yolsuz siyasetçiyi ifşa etti.)
  • He accidentally outed his friend’s secret. (O, yanlışlıkla arkadaşının sırrını ortaya çıkardı.)

Dışarı Atmak veya Kovmak (Expel or Eject): Birini veya bir şeyi içeriden dışarı çıkarmak anlamında kullanılır.

  • The bouncer outed the troublemaker from the club. (Güvenlik görevlisi kulüpten sıkıntı çıkaranı dışarı attı.)
  • The machine automatically outed the faulty product from the assembly line. (Makine hatalı ürünü montaj hattından otomatik olarak çıkardı.)

Kapatmak veya İptal Etmek (Close or Cancel): Bir işlemi sona erdirmek veya iptal etmek anlamında kullanılır.

  • They had to out the event due to bad weather. (Kötü hava koşulları nedeniyle etkinliği iptal etmek zorunda kaldılar.)
  • The company decided to out the project because of budget constraints. (Şirket bütçe kısıtlamaları nedeniyle projeyi kapatmaya karar verdi.)

Boşluğa Düşmek (Fall into an Opening or Gap): Bir şeyin içeriden dışarıya düşmesi veya kayması anlamında kullanılır.

  • The ball went out of the field. (Top saha dışına çıktı.)
  • Be careful not to let your phone slip out of your pocket. (Cebinizden telefonunuzun kayıp düşmemesine dikkat edin.)

Düşmek veya Kapanmak (Shut or Close): Bir şeyin açıkken kapanması anlamına gelir.

  • Don’t forget to out the lights before leaving the room. (Odayı terk etmeden önce ışıkları kapatmayı unutma.)
  • The wind suddenly out the door. (Rüzgar birden kapıyı kapattı.)

İşten Çıkarmak veya Görevden Almak (Dismiss or Remove from Office): Bir kişinin işten çıkarılması veya görevden alınması anlamında kullanılır.

  • The board of directors decided to out the CEO due to financial mismanagement. (Yönetim kurulu, mali yönetim nedeniyle CEO’yu görevden almayı kararlaştırdı.)
  • The president can out members of the cabinet. (Başkan kabine üyelerini görevden alabilir.)

İngilizce Ölçü Birimleri

Dünyanın dört bir yanında konuşulan İngilizce, günümüzün en sık kullanılan ortak dili haline gelmiştir. Birleşik Krallık’tan Avustralya’ya, Kuzey Amerika’dan Uzak Doğu ülkelerine kadar her coğrafyada ister ana dil, isterse yabancı dil olarak öğrenilsin, İngilizce yemek ölçüleri neredeyse evrensel düzeyde kabul görür. İngilizce dilini yeni öğrenmeye başlayanların keyifle pratik yaptıkları konulardan biri olan yemek ölçü birimleri günlük hayata kolaylıkla adapte edilebilir.

Yemek tarifi sormaktan yemeğin nasıl hazırlanacağını anlatmaya, alışveriş listesine yiyecek eklemekten yemek siparişine, buzdolabında neler bulunduğunu betimlemekten elinizdeki malzemenin miktarını anlatmaya kadar çok çeşitli durumlarda İngilizce yemek ölçüleri imdadınıza yetişir. Bu ölçülerin nerede ve nasıl kullanıldığına biraz daha yakından bakalım.

Sayılabilen ve Sayılamayan Yemek Çeşitleri

İngilizce “sayılabilen ve sayılamayan isimler” kavramlarını, miktar belirten sözcükleri öğrenirken sıkça duyarsınız. “Countable nouns” ve “uncountable nouns” diye nitelendirilen bu kavramlar özellikle yiyecek miktarlarıyla birlikte geçer. Üzüm (grapes), bisküvi (a biscuit / biscuits), karpuz (a watermelon / watermelons) gibi tekil kullanılan, çoğullaştırılabilen ya da tekil olamayacak çok taneli yiyecekler sayılabilen isimler (countble nouns) sınıfındadır. Şeker (sugar), pirinç (rice), un (flour) gibi toz halinde bulunan veya sayılmayacak derecede taneli olan yiyecek isimleri sayılayamayan (uncountable nouns) kategorisinde yer alır. Bununla birlikte süt (milk), water (su), kahve (coffee) gibi sıvı maddeler de sayılamayan nesneleri ifade eder. İngilizce yemek ölçü birimleri de aslında bu şekilde sayılamayan yiyecek ve içecekleri bir biçimde sayılabilir hale getirir ve miktarlarını standardize eder. Böylece yiyecek veya içecek maddeleri daha net, genel-geçer miktar kalıplarıyla somutlaştırılır.

günlük hayatta ingilizce yemek ölçü birimleri

Gündelik Hayatta İngilizce Yemek Ölçü Birimleri

“İngilizce yemek ölçü birimleri arasında en sık kullanılanlar hangileridir?” diye bir soru aklınıza gelebilir. Bunlar, dil öğrenicilerinin daha aşina olduğu ve gündelik pratiklerle kolay ilişkilendirilen kavramlardır. Bardak (glass), kaşık (spoon), şişe (bottle) gibi mutfak gereçleri aynı zamanda yemek ölçü birimi olarak da nitelendirilir. Bu birimleri çeşitlendirerek örnekler verelim:

  • A tablespoon of vinegar = Bir yemek kaşığı sirke
  • Two tablespoons of olive oil = İki yemek kaşığı zeytinyağı
  • A bottle of mineral water = Bir şişe mineralli su / soda
  • Three bottles of ayran = Üç şişe ayran
  • A glass of water = Bir bardak su
  • Two glasses of lemonade = İki bardak limonata
  • A dish of Mediterranean salad = Bir tabak Akdeniz salatası

İngilizce İçecek Ölçü Birimleri

Sıvı veya akışkan maddeler ile içecekler için kullanılan İngilizce ölçü birimleri arasında litre (litre), jug (sürahi), bottle (şişe), cup (fincan), carton (karton meşrubat kutusu), can (metal kutu), mug (kupa bardak) sıkça karşınıza çıkar.

  • A jug of fresh orange juice = Bir sürahi taze sıkılmış portakal suyu
  • A carton of milk = Bir (karton) kutu süt
  • Two cartons of fruit juice = İki (karton) kutu meyve suyu
  • A can of coke = Bir (metal) kutu kola
  • A cup of espresso = Bir fincan espresso
  • A mug of Americano / hot chocolate = Bir kupa bardak Americano / sıcak çikolata
  • A pot of black tea = Bir demlik siyah çay
  • A bowl of vegetable soup = Bir kase sebze çorbası
  • Two litres of spring water = İki litre içme suyu
  • A litre of milk = Bir litre süt
  • A keg of beer = Bir fıçı bira
  • A shot of vodka = Bir yudum votka
  • A tumbler of white wine = Bir kadeh beyaz şarap
  • Two drops of lemon juice = İki damla limon suyu
  • A quart of light milk = Bir çeyrek litre yarım yağlı süt

ingilizce yiyecek ölçü birimleri

İngilizce Yiyecek Ölçü Birimleri

Katı yiyeceklerin miktarlarını ve yemek hazırlamada kullanılan malzeme ölçülerini belirten pek çok İngilizce kavram bulunur. İngilizce yiyecek ölçüleri sıklıkla piece (parça), slice (dilim), loaf (somun, bütün), bar (kalıp) gibi birimlerle ifade edilir. Bununla birlikte hem akışkan hem de katı gıdaları içeren yemek tariflerinde malzeme miktarını anlatmak için bowl (kase), tube (tüp), can (metal kutu), tin (konserve kutusu), tablespoon (yemek kaşığı), teaspoon (çay kaşığı) gibi kavramların her iki türde de kullanılabildiğini bir kenara not edin. Bu bölümdeki yemek ölçülerinin çeşitliliği aslında bu geniş kapsamlı kullanıma dayanır.

Örnekler:

  • A bowl of wheat flour = Bir kase buğday unu
  • A small bowl of yoghurt = Bir küçük kase yoğurt
  • A piece of white cheese = Bir parça beyaz peynir
  • Two pieces of beef steak = İki parça biftek
  • A packet of spaghetti / pasta = Bir paket spagetti / makarna
  • A can of peas = Bir konserve kutusu bezelye
  • A tin of sardines = Bir konserve kutusu sardalye
  • A loaf of white bread = Bir somun (bütün) beyaz ekmek
  • Three loaves of toast = İki bütün tost
  • A slice of chocolate cake = Bir dilim çikolatalı kek (ya da pasta)
  • A bar of chocolate = Bir kalıp çikolata
  • A tube of jelly = Bir tüp jelibon
  • A pack of biscuits = Bir paket bisküvi
  • A bag of rice = Bir poşet pirinç
  • A box of cereal = Bir kutu tahıl gevreği
  • Two boxes of gums = İki kutu ciklet
  • A dash of salt = Bir tutam tuz
  • A head of cabbage = Bir baş lahana
  • A stalk of corn = Bir kök (püskül) mısır
  • Two stalks of leek = İki sap pırasa
  • A pinch of parsley = Bir tutam maydanoz
  • A spear of broccoli = Bir brokoli dalı (tam çevirisi; mızrak veya çatallı uç)
  • Two cubes of sugar = İki küp şeker
  • A dish of aubergine meal = Bir tabak patlıcan yemeği
  • A pound of meat = (Yaklaşık) yarım kilo et
  • Two tablespoons of wheat starch = İki yemek kaşığı buğday nişastası
  • 500 grams of cheddar cheese = 500 gram kaşar (çedar) peyniri
  • A jar of cherry jam = Bir kavanoz vişne reçeli
  • Four jars of honey = Dört kavanoz bal
  • A teaspoon of pepper = Bir çay kaşığı karabiber
  • A roll of French bread = Bir rulo (somun) Fransız ekmeği
  • A clove of garlic = Bir diş sarımsak

İngilizce Yemek Ölçüleri ile Diyalog Önerileri

Yukarıdaki İngilizce yemek ölçü birimleri cümle içinde malzeme miktarını sormak için “Have you got/Do you have …?”, “Is there / Are there …? soru kalıplarıyla birlikte kullanılabilir. Aşağıdaki ilk iki örnek malzemelerin ölçülerinde eksik olup olmadığını kontrol amaçlı sorulabilir. Üçüncü örnek yemek siparişi sırasında ölçü biriminden nasıl faydalanacağınızı anlatmaya yardımcı olur. Son iki cümle ise yemek tarifinde bu birimlerden nasıl faydalanılacağı konusunda size fikir verebilir.

  • Have you got a bowl of water buffalo yoghurt for this recipe? = Bu tarif için bir kase manda yoğurdu var mı?
  • Is there a jar of apricot jam in the fridge? = Buzdolabında bir kavanoz kayısı reçeli var mı?
  • Can I have a cup of cappuccino with a slice of almond cake, please? = Ben bir fincan cappuccino ile bir dilim bademli turta alabilir miyim, lütfen?
  • Pour a teaspoon of olive oil over the salad dressing. = Salata sosunun üzerine bir çay kaşığı zeytin yağı gezdirin.
  • Serve the salad with a slice of fresh bread. = Salatayı bir dilim taze ekmek ile ikram edin.

İngilizce yemek ölçü birimleri veya başka bir konu hakkında İngilizce pratik yapmak istiyorsanız ama nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız size iyi bir haberimiz var: Open English’in ana dili İngilizce olan eğitmenleriyle dilediğiniz her zaman ve her yerde İngilizcenizi geliştirebilirsiniz. Hatta platformumuzda sıfırdan İngilizceyi kolayca öğrenebilirsiniz. Bu fırsatı kaçırmadan hemen başla.

İngilizce Say & Tell Arasındaki Farklar

Dil, insanlar arasındaki iletişimin en güçlü aracıdır. İngilizce ise, dünya genelinde birçok insanın kullandığı bir dildir. Ama İngilizce öğrenirken bazen bazı kelimeleri eş anlamlı olduğunu düşünüp karıştırıyoruz. Yani evet çok benziyorlar ama her kelimeyi istediğimiz diğer kelimeler yerine kullanamayız. 

Birbiriyle karıştırdığımız kelimelerden biri de “say” ve “tell” kelimeleri. Bu iki kelime arasındaki farkları anlamak, İngilizceyi geliştirmenin en önemli bir adımlarından biri olabilir. Çünkü günlük hayatta en çok kullandığımız kelimeler arasında yer alıyor. Bu yazıda bizim için İngilizce öğrenenlerin kanayan yaralarından birini derinlemesine inceleyerek anlamaya çalışacağız bakacağız: “say” ve “tell” kelimelerinin kullanımındaki farklar. 

Dilin gücü ve karmaşıklığı, bazen benzer görünen kelimelerin farklı anlamlar taşımasından kaynaklanır. Ama bu yazıyla,a, bu iki kelimenin İngilizcedeki kullanımlarını ve anlamlarını daha iyi anlayacaksın.

“Say” ve “Tell” Kelimelerinin Temel Anlamları

Önce temel anlamlarıyla başlayalım:

  • Say: Bir şeyi veya bir şeyi belirtmek, sesli olarak ifade etmek veya rakam veya sayı söylemek anlamına gelir. “Say” kelimesi, genellikle bir şeyin adını vermek veya bir hikayeyi, şakayı, bilgiyi veya düşünceyi iletmek için kullanılır.
  • Tell: Birine veya bir şeye bilgi, hikaye veya emir aktarmak için kullanılır. “Tell” kelimesi, başka bir kişiye sözlü olarak iletilen bilgileri veya emirleri ifade etmek için kullanılır.

say ve tell kullanım farkları

“Say” ve “Tell” Kullanım Farkları

Şimdi bu iki kelimenin kullanımındaki farklara bir göz atalım:

  • “Say” Kullanımı: “Say” kelimesi, genellikle doğrudan alıntıları veya ifadeleri belirtmek için kullanılır. Örneğin:
    • She said, ‘I will be there at 3 PM.’ (O, ‘Saat 15:00’te orada olacağım.’ dedi.)
    • He said that he loves to travel. (O, seyahat etmeyi sevdiğini söyledi.)
    • She didn’t say a word during the entire meeting. (Tüm toplantı boyunca tek kelime etmedi.)
    • Can you say that again, please? I didn’t catch it.(Lütfen tekrar söyleyebilir misiniz? Anlayamadım.)
    • He said he would come to the party, but he didn’t show up. (Partiye geleceğini söyledi, ama gelmedi.)
  • “Tell” Kullanımı: “Tell” kelimesi, bir kişiye bilgi, hikaye veya emir iletmek için kullanılır. Örneğin:
    • She told me about her new job. (Bana yeni işi hakkında bilgi verdi.)
    • Please tell him to call me when he gets a chance. (Lütfen ona, fırsat bulduğunda beni aramasını söyle.)
    • She told me a fascinating story about her adventures in the Amazon rainforest. (Bana Amazon ormanındaki maceraları hakkında etkileyici bir hikaye anlattı.)
    • Can you tell us more about your future plans? (Bize gelecekteki planların hakkında daha fazla bilgi verebilir misin?)
    • He told his best friend the secret he had been keeping for years. (Yıllardır sakladığı sırrı en iyi arkadaşına anlattı.)

Akıcı bir şekilde İngilizce konuşmak istersen tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak ve seni aramamızı beklemek!

ingilizce say ve tell kullanımını anlamak

İpucu: “Say” ve “Tell” Kullanımını Anlamak

Bu iki kelimenin kullanımını daha iyi anlamak için şu ipuçlarına dikkat edebilirsin:

  • “Say,” alıntıları belirtmek ve ifadeleri aktarmak için kullanılır.
  • “Tell,” bir kişiye bilgi veya emir iletmek için kullanılır.

Örnek Cümleler ve Çevirileri

Şimdi, bu farkları somut örneklerle pekiştirelim:

  • “She said, ‘I love your new dress.'” (O, ‘Yeni elbiseni seviyorum.’ dedi.)
  • “He told her to meet him at the cafe.” (Ona kafenin önünde buluşmasını söyledi.)
  • “Can you tell me the time?” (Bana saati söyleyebilir misiniz?)
  • “She said that she is coming to the party.” (O, partiye geleceğini söyledi.)
  • “She told the whole class about her exciting weekend trip.” (Tüm sınıfa heyecan verici hafta sonu gezisini anlattı.)
  • “They say that laughter is the best medicine.” (Gülmenin en iyi ilaç olduğunu söylerler.)
  • “I told him the news, but he didn’t react at all.” (Ona haberi söyledim, ama hiç tepki vermedi.)
  • “He says he’s too tired to go out tonight.” (Bu akşam dışarı çıkmak için çok yorgun olduğunu söylüyor.)
  • “The teacher told the students to hand in their assignments by Friday.” (Öğretmen, öğrencilere ödevlerini Cuma’ya kadar teslim etmelerini söyledi.)

Online İngilizce kursumuz hakkında detaylı bilgi için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

ingilizce say ve tell arasındaki farklar - iletişim incelikleri

Son Düşünceler: İletişimin İncelikleri

İngilizcenin incelikleri, her kelimenin özel bir kullanım alanına sahip olduğu birçok örnek sunar. “Say” ve “tell” kelimeleri, iletişimimizin temel taşlarından biridir ve doğru bir şekilde kullanmak, hem İngilizce hem de diğer dillerde etkili iletişim kurmak için önemlidir.

Bu yazı, “say” ve “tell” kelimelerinin temel farklarını anlamana yardımcı olmuş olmalı. Dilin bu inceliklerini anladığında, daha doğru ve etkili bir şekilde iletişim kurabilirsin. İngilizceyi Open English ile öğrenmek, bu tür farkları daha iyi anlamana yardımcı olabilir. Bu nedenle Open English gibi kaynaklardan yararlanarak İngilizceyi geliştirebilirsin. Unutma, dil güçtür. Ve dili anlamak ve kullanmak, dünya çapında daha fazla kapı açabilir.

Dünya İngilizceyi Konuşuyor, Sen de Konuş!

İngilizce öğrenmek, dünya çapında iletişim kurmanın, yeni kültürler keşfetmenin ve fırsatlarla dolu bir geleceğin anahtarıdır. İşte bu önemli yolda sana rehberlik edecek olan Open English:

Neden Open English?

  • Esneklik: Senin hızına ve programına uygun öğrenme deneyimi.
  • Uzman Eğitmenler: Alanında uzman ve deneyimli eğitmenler, gerçek dünya deneyimleri ve dil becerileri kazandırmak için burada.
  • Kişiselleştirilmiş Dersler: Her öğrencinin ihtiyaçları farklıdır. Open English, sana özel ders planları ve içerik sunarak öğrenme deneyimini şekillendirir.
  • İnteraktif Teknoloji: İngilizce öğrenmek hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı! İnteraktif materyaller ve uygulamalarla dili kolayca öğren.

Open English, yıllardır dünyanın dört bir yanındaki öğrencilere dil becerilerini geliştirme fırsatı sunuyor. Open English ile, dünyanın dört bir yanındaki insanlarla iletişim kurabilir, kültürleri keşfedebilir ve daha fazlasını başarabilirsin. Şimdi kaydol ve başarıya bir adım daha yaklaş.