İngilizcede Hareket Bildiren Fiiller: Take, Ride, Drive, Walk, Get

İngilizce dilinin temel yapı taşlarından biri, çeşitli hareketleri ifade etmek için kullanılan fiillerdir. Bu fiiller, günlük iletişimde sıklıkla kullanılır ve insanların hareketlerini, ulaşım yöntemlerini ve seyahat etme biçimlerini ifade etmek için önemlidir. İngilizcede hareket bildiren fiiller arasında öne çıkan “take”, “ride”, “drive”, “walk” ve “get” kelimeleri, bu konuyu daha iyi anlamana yardımcı olacak temel yapı taşlarıdır.

Bu yazıda; take, ride, drive, walk ve get kelimelerinden oluşan beş önemli fiil türünü ayrıntılı bir şekilde inceleyeceğiz. Her birinin anlamını, kullanımını ve yaygın örnek cümlelerini ele alarak, İngilizce öğrenirken hareketleri doğru bir şekilde ifade etmene yardımcı olacak bilgiler sunacağız. Bu fiilleri kullanarak kendini daha iyi ifade edebilir ve iletişim becerilerini geliştirebilirsin. Şimdi; take, ride, drive, walk ve get fiillerinin dünyasına dalalım.

İngilizcede Hareket Bildiren Fiiller Nelerdir?

Hareket, insan yaşamının ayrılmaz bir parçasıdır. İngilizcede “Hareket Bildiren Fiil” veya İngilizcedeki yaygın adıyla “Motion Verbs,” bir nesnenin bir yerden başka bir yere hareket etmesini veya belirli bir ulaşım aracını kullanmayı ifade eden fiillerdir. İşte şimdi, İngilizcede hareket bildiren fiilleri inceleme zamanı.

Take Fiili

Take fiili İngilizcede çeşitli anlamlara gelebilen çok yönlü bir fiildir. Temel anlamı “almak” veya “götürmek”tir, ancak farklı bağlamlarda farklı anlamlar kazanabilir. İşte, take fiilinin bazı yaygın anlamları:

  • Almak: Bir nesneyi elde etmek veya almak anlamında kullanılır. Örnek: “I’ll take the book.” (Kitabı alacağım.)
  • Götürmek: Bir şeyi bir yerden başka bir yere taşımak veya götürmek anlamında kullanılır. Örnek: “Can you take this package to the post office?” (Bu paketi postaneye götürebilir misiniz?)
  • Yemek veya İçmek: Bir şeyi ağza götürüp yemek veya içmek anlamında kullanılabilir. Örnek: “I’ll take a sip of water.” (Bir yudum su içeceğim.)
  • Zaman Almak: Bir görevi veya işi yapmak için belirli bir süre gerektiğini ifade etmek için kullanılır. Örnek: “It takes me an hour to commute to work.” (İşe gitmek için bir saat sürer.)
  • Sorumlu Olmak: Bir sorumluluğu veya görevi üstlenmek anlamında kullanılabilir. Örnek: “She takes care of the children while I’m at work.” (Ben işteyken çocuklara o bakar.)
  • Katılmak veya Kabul Etmek: Bir etkinliğe, toplantıya veya davete katılmak veya bir teklifi kabul etmek anlamında kullanılabilir. Örnek: “I’ll take part in the conference.” (Konferansa katılacağım.)
  • Anlamak veya Yorumlamak: Bir kelime veya ifadenin anlamını anlamak veya yorumlamak anlamında kullanılabilir. Örnek: “I take his comments as constructive criticism.” (Onun yorumlarını olumlu eleştiri olarak alıyorum.)

Take fiilinden bahsettiğimiz bu bölümde İngilizce take fiilinin sık kullanılan bazı anlamlarına yer verdik. Ancak, take fiili İngilizcede çok daha geniş bir kullanım yelpazesine sahiptir ve bağlama bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Take fiilinin kullanımı hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak istersen İngilizce Take Kullanımı başlıklı yazımızı okuyabilirsin.

ingilizcede hareket bildiren fiiller - ride

Ride Fiili

Ride fiili, az önce bahsettiğimiz take fiili gibi, İngilizcede birden fazla manaya sahip olan fiillerdendir. Genellikle ulaşım veya taşıma eylemleriyle ilişkilendirilir ve “binmek” veya “sürmek” anlamında kullanılır. İşte, “ride” fiilinin bazı yaygın anlamları:

  • Binmek: Genellikle bir ulaşım aracına, özellikle bisiklet, motosiklet, at, otomobil, tren veya otobüse binmek anlamında kullanılır. Örnek: “She rides her bike to work every day.” (Her gün işe bisikletiyle gider.)
  • Sürmek: Bir aracı kullanarak onu yönlendirmek anlamında kullanılır. Örnek: “He rides a horse in the countryside.” (Kırsalda bir at sürer.)
  • Eğlence veya Keyif Amacıyla Binmek: Eğlence veya keyif amacıyla bir oyuncağa, salıncak gibi şeylere veya bir hayvanın sırtına binmek anlamında kullanılabilir. Örnek: “Children love to ride on the merry-go-round.” (Çocuklar dönme dolapta binmeyi severler.)
  • Rüzgar veya Dalgaların Etkisiyle Taşınmak: Rüzgarla bir yelkenli veya sörf tahtası üzerinde hareket etmek veya denizde dalgaların etkisiyle bir tekne üzerinde seyahat etmek anlamında kullanılabilir. Örnek: “They enjoy riding the waves on their surfboards.” (Sörf tahtaları üzerinde dalgaların üstünde seyahat etmekten keyif alırlar.)
  • Takip Etmek veya Yardım Etmek: Bir şeyin veya birinin arkasından gitmek veya desteklemek anlamında kullanılabilir. Örnek: “I’ll ride with you to the meeting.” (Toplantıya seninle birlikte giderim.)

İngilizce ride fiilinin sıkça karşılaşılan anlamlarını seninle paylaştık. Ancak İngilizce ride fiili bağlama bağlı olarak daha farklı anlamlar kazanabilir. Bu nedenle, kullanıldığı bağlamı dikkate almak önemlidir. 

Drive Fiili

Drive fiili, İngilizcede birçok anlama sahip olan fiillerden biridir. Genellikle bir taşıtı kullanarak gitmek veya bir taşıtı yönlendirmek anlamında kullanılır,  ancak cümle içerisinde farklı anlamlar kazanabilir. İşte, İngilizce drive fiilinin bazı yaygın anlamları:

  • Sürmek: Drive fiili en yaygın olarak bir aracı (örneğin, otomobil, kamyon, bisiklet) kullanarak bir yerden başka bir yere gitmek anlamında kullanılır. Örnek: “She drives a car to work every day.” (Her gün işe arabayla gider.)
  • Sürücülük Yapmak: Bir aracı yönlendirmek ve sürücü olarak görev yapmak anlamında kullanılır. Örnek: “He drives the school bus.” (Okul otobüsünü sürer.)
  • Tehlikeli Bir Şekilde Sürmek: Bir aracı hızlı veya dikkatsiz bir şekilde sürmek anlamında kullanılabilir. Örnek: “He was driving too fast.” (Çok hızlı sürüyordu.)
  • Bir Şeyi Hareket Ettirmek veya İleriye Gitmesini Sağlamak: Bir şeyi bir yöne itmek veya bir güçle hareket ettirmek anlamında kullanılabilir. Örnek: “The engine drives the wheels of the car.” (Motor, arabanın tekerleklerini sürer.)
  • Bir Amacı İlerletmek veya İlerlemek: Bir amacı veya hedefi ilerletmek veya başarmak anlamında kullanılabilir. Örnek: “She is driven by her passion for art.” (Sanata duyduğu tutkuyla ilerliyor.)
  • Bir Şeyi İlerlemek veya İlerletmek: Bir projeyi, işi veya faaliyeti ilerletmek veya yönlendirmek anlamında kullanılabilir. Örnek: “They are driving the company’s expansion efforts.” (Şirketin genişleme çabalarını ilerletiyorlar.)

İngilizce drive fiili, İngilizce dilinde sıkça kullanılan bir fiil olup, cümlenin akışına göre farklı anlamlar taşıyabilir. Drive fiilinin kullanım alanları hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için sayfadaki formu doldur ve online İngilizce kursu Open English ile İngilizce öğrenmeye başla!

ingilizcede hareket bildiren fiiller - walk fiili

Walk Fiili

Walk fiili, İngilizcede oldukça temel bir fiil olup, insanların iki ayağı üzerinde yavaşça ilerlemesi veya yürümek anlamında kullanılır. Bu fiil, birçok farklı anlamda ve durumda kullanılabilir. İşte “walk” fiilinin bilinen farklı anlamları:

  • Yürümek: En temel anlamıyla, İngilizce walk fiili, insanların ayakları üzerinde yavaşça ilerlemesi anlamına gelir. Örnek: “I like to walk in the park.” (Parkta yürümek hoşuma gider.)
  • Dolaşmak veya Gezmek: Bir bölgeyi gezmek veya dolaşmak anlamında kullanılabilir. Örnek: “We walked around the city and explored its neighborhoods.” (Şehri dolaşıp mahallelerini keşfettik.)
  • Belli Bir Yolu İzlemek: Belirli bir yol veya rotayı izlemek amacıyla yürümek anlamında kullanılabilir. Örnek: “To get to the library, you can walk straight down this street.” (Kütüphaneye gitmek için bu sokağı dümdüz yürüyebilirsiniz.)
  • Yavaş ve Sakin Hareket Etmek: Hareketlerin yavaş, sakin ve dikkatli bir şekilde yapılması anlamında kullanılabilir. Örnek: “She walked carefully on the icy sidewalk.” (Buzlu kaldırımda dikkatlice yürüdü.)
  • Bir Hayvanın Yürüyüşünü Takip Etmek: Bir hayvanın yürüyüşünü veya izini takip etmek anlamında kullanılabilir. Örnek: “They walked behind the deer as it moved through the forest.” (Geyiğin orman içindeki yürüyüşünün arkasından gittiler.)
  • Yürüyüş Yapmak veya Egzersiz Yapmak: Sağlıklı kalmak veya egzersiz yapmak amacıyla yürüyüş yapmak anlamında kullanılabilir. Örnek: “They go for a walk every evening to stay active.” (Aktif kalmak için her akşam yürüyüşe çıkarlar.)

İngilizce walk fiili, günlük yaşamda sıkça kullanılan bir fiildir ve insanların hareket etme veya dolaşma eylemini ifade etmek için tercih edilen bir kelime olarak yaygın bir şekilde kullanılır.

ingilizcede hareket bildiren fiiller - get fiili

Get Fiili

Şimdi, birden fazla anlama sahip olan get fiilinin genel kullanımlarını seninle paylaşacağız:

  • Almak veya Edinmek: Bir şeyi almak, satın almak veya edinmek anlamında kullanılır. Örnek: “I need to get some groceries from the store.” (Mağazadan bazı market alışverişi yapmalıyım.)
  • Gitmek veya Ulaşmak: Bir yere gitmek veya bir yere ulaşmak anlamında kullanılabilir. Örnek: “I’ll get to the airport by taxi.” (Havaalanına taksi ile ulaşacağım.)
  • Elde Etmek veya Kazanmak: Bir şeyi elde etmek veya kazanmak anlamında kullanılır. Örnek: “She wants to get a promotion at work.” (İşte terfi almak istiyor.)
  • Halletmek veya Çözmek: Bir sorunu halletmek veya bir işi çözmek anlamında kullanılabilir. Örnek: “I’ll get this issue sorted out as soon as possible.” (Bu sorunu en kısa sürede halledeceğim.)
  • Anlamak veya Farkına Varma: Bir konuyu anlamak veya bir şeyin farkına varmak anlamında kullanılır. Örnek: “I don’t get what you mean.” (Ne demek istediğini anlamıyorum.)
  • Almak veya Taşımak: Bir şeyi almak veya bir şeyi bir yerden başka bir yere taşımak anlamında kullanılabilir. Örnek: “Can you get me a glass of water?” (Bana bir bardak su getirebilir misin?)
  • Başlamak veya Yapmaya Karar Vermek: Bir eyleme başlamak veya bir şeyi yapmaya karar vermek anlamında kullanılabilir. Örnek: “Let’s get to work on this project.” (Bu projede çalışmaya başlayalım.)
  • Yakalamak veya Tutuklamak: Birini yakalamak veya tutuklamak anlamında kullanılabilir. Örnek: “The police finally got the suspect.” (Polis nihayet şüpheliyi yakaladı.)
  • Zorlamak veya İkna Etmek: Birini zorlamak veya ikna etmek anlamında kullanılır. Örnek: “I can’t get him to change his mind.” (Onu fikrini değiştirmeye ikna edemem.)

Open English’te ana dili İngilizce olan eğitmenlerle yapacağın keyifli dersler sayesinde İngilizceni ileri seviyelere taşırsın. Eğitmenlerinin moderatörlüğünde ana dili İngilizce olan öğrencilerle sohbet ederek, İngilizce konuşma pratiği yapmış olursun. %100 online İngilizce kursu Open English’te yüzlerce saatlik interaktif ders içeriğine erişim hakkın olacağı için sınırsız İngilizce konuşma, dinleme, yazma ve okuma çalışmaları yapabilirsin. 

İngilizce hareket bildiren fiiller hakkında daha fazla bilgi edinmek ve  İngilizceni ilerletebilmek bu sayfada bulunan formu doldur, müşteri temsilcilerimiz seni hemen arasın!

Used To Kullanımı

“Used to” kalıbı, İngilizcede sık sık karşımıza çıkan, basit olmasına rağmen zaman zaman kafa karıştırabilen bir yapıdır. Sen de bu konuda eksiğin olduğunu mu düşünüyorsun? Öyleyse okumaya devam et. Çünkü bu yazıda “used to” kalıbını nasıl en doğru haliyle kullanabileceğimizi detaylıca inceleyeceğiz.

Ve unutma, eğer İngilizceni en iyi seviyeye çıkarmak istiyorsan, 7/24 canlı dersler, ana dili İngilizce olan eğitmenler ve sınırsız erişim olanakları sağlayan Open English’e güvenebilirsin!

Used To Hangi Durumlarda Kullanılır?

“Used to” kalıbını geçmişte bir dönem boyunca sürekli yaptığımız, fakat artık yapmadığımız şeylerden, alışkanlıklardan ve rutinlerden bahsederken kullanırız. “Used to” kalıbını, anlamca yakın olsa da belirli farklılıkları olan “get used to” ya da “be used to” kalıplarıyla karıştırmamalıyız. 

Open English’te Online Derslerle Used To Kalbını Öğren

Open English’te ana dili İngilizce olan eğitmenlerin 7/24 canlı dersler verdiğini biliyor muydun? Üyeliğini başlattığın zaman, aboneliğin boyunca bu canlı derslerden sınırsız yararlanabilir, konuşma sınıflarına katılabilir ve eğer istersen, ana dili İngilizce olan eğitmenlerle bire bir özel İngilizce dersi yapabilirsin!

Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır. 

olumlu cümlelerde used to kullanımı

Olumlu Cümlelerde Used To Kullanımı

Farklı yapılarla karıştırılması mümkün olan “used to” kalıbının kullanımı aslında çok kolaydır. Cümlemizi kurarken önce öznemizi, ardından “used to” kalıbımızı ve arkasından fiilimizi yalın halinde kullanmamız gerekmektedir. 

Yani formülümüz şu şekilde olmalı:

Özne + used to + fiilin yalın hali

Olumlu Used to Kullanımı Örnekleri

  • She used to work in a big corporation. (O eskiden büyük bir şirkette çalışırdı.)
  • I used to work out every day. (Eskiden her gün egzersiz yapardım.)
  • We used to play football at weekends. (Biz eskiden haftasonları futbol oynardık.) 
  • He used to write articles. (O eskiden makaleler yazardı.)
  • James used to sing in a band. (John eskiden bir grupta şarkı söylerdi.)

Örnekleri incelerken formülün nasıl uygulandığına dikkat etmeye çalış. “Used to”nun öncesinde her zaman öznemiz, sonrasında ise her zaman fiilimizin birinci, yani yalın hali bulunmakta. Anlam olarak ele aldığımızda ise cümlelerde bahsi geçen olayların eskiden düzenli olarak yaşandığını, fakat artık yaşanmadığını görebiliriz.

Olumsuz Cümlelerde Used To Kullanımı

Olumlu cümlelerde kullanımı gayet açık olan “used to” kalıbını olumsuz olarak kullanırken biraz daha farklı bir yaklaşımda bulunmamız gerekir. Bu kalıbı olumsuz cümlede kullanırken geçmiş zamanda, olumsuz cümlelerde kullandığımız yardımcı fiilimiz olan “didn’t” ile kullanırız. 

Yine hangi özne olduğu farketmeksizin öznemizi en başa yerleştirip, arkasından olumsuzluk anlamı verecek olan “didn’t”ı, sonrasında ise “use to” kullanmamız gerekir. Burada “used to” yerine “use to” kullanmamızın sebebi, yardımcı fiilimizin halihazırda geçmiş zamanda olmasından dolayı“used to”daki geçmiş zaman ekini kaldırmaktır. 

Özetle formülümüz şu şekildedir:

Özne + didn’t use to + fiilin yalın hali

Olumsuz Used to Kullanımı Örnekleri

  • Alex didn’t use to smoke. (Alex eskiden sigara içmezdi.)
  • You didn’t use to be mean to me. (Sen eskiden bana kaba davranmazdın.)
  • I didn’t use to play video games. (Eskiden bilgisayar oyunları oynamazdım.)
  • She didn’t use to clean her room. (O eskiden odasını temizlemezdi.)
  • I didn’t use to like pop music. (Eskiden pop müzik sevmezdim.)

Örneklerimizi incelediğinizde göreceğiniz gibi “used to” kullanmak yerine olumsuzluk anlamı verecek olan “didn’t use to”yu kullandık. Bu durumda belli şeylerin geçmişte sürekli olarak yapılmadığı anlamını vermiş olduk. Eğer tam olarak aklına yatmadıysa Open English’in sınırsız olanaklarıyla sadece “used to” kalıbını değil, İngilizcenin tamamını kendi hızında, rahatlıkla öğrenebilirsin!

Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. 

Soru Cümlelerinde Used To Kullanımı

“Used to” kalıbını soru cümlelerinde kullanmak için, olumsuz cümlelerde de yaptığımız gibi geçmiş zamandan bir yardımcı fiil ödünç almamız gerekecek. Soru cümlelerinde “used to” kalıbını kullanırken artık özne ile başlamayacağız. İlk olarak yardımcı fiil olan “did”i, ardından öznemizi, sonrasında use to kalıbını ve son olarak da fiilimizi kullanmamız gerekecek. Olumsuz cümlelerdeki gibi burada da “used to” yerine “use to” kullanmalıyız. Yani formülümüzü şöyle özetleyebiliriz. 

Did + özne + use to + fiilin yalın hali

Soru Cümlesi Used to Kullanımı Örnekleri

  • Did she use to be this skinny? (O eskiden bu kadar zayıf mıydı?)
  • Did they use to go to the same school? (Onlar eskiden aynı okula mı giderlerdi)
  • Did Kelly use to have long hair? (Kelly’nin eskiden uzun saçları mı vardı?)
  • Did your father use to play golf? (Baban eskiden golf mü oynardı?)
  • Did you use to be an athlete? (Sen eskiden bir sporcu muydun?)

be used to kalıbının kullanımı

Be Used To Kullanımı

Bu kalıp, benzerliğinden dolayı “used to” kalıbıyla sık sık karşılaştırılmaktadır fakat anlamı farklıdır. “Be used to” kalıbında verilen anlam, “bir şeye alışık olmak”tır. Kullanırken ise “be”yi özneye göre “am, is, are” olarak çekimlememiz ve arkasından -ing ekli fiil ya da isim getirmemiz gerekmektedir. Örnekler üzerinden inceleyelim:

  • She is used to working 9 to 5. (O 9’dan 5’e çalışmaya alışkındır.)
  • She used to work 9 to 5.  (O eskiden 9’dan 5’e çalışırdı.)

Get Used To Kullanımı

“Get used to” kalıbı, anlamca “be used to” kalıbına benzer fakat “alışkın olmak”tan ziyade, “alışmak” anlamı verir. Aynı şekilde arkasından fiil+ing ya da isim gelir ve “get” fiilini çekimleyerek farklı zamanlarda kullanmak mümkündür.

  • Students got used to doing homework. (Öğrenciler ödev yapmaya alıştı.)
  • Students are used to doing homework. (Öğrenciler ödev yapmaya alışkındır.)
  • Students used to do homework. (Öğrenciler eskiden ödev yapardı)

Yukarıdaki örneklerde birbirine karışan bu üç yapının farklarını görmek mümkün. Örneğin “used to” ile eskiden futbol oynadığınızı söylerken, “be used to” ile futbol oynamaya alışkın olduğunuzu, “get used to” ile ise futbol oynamaya alıştığınızı söyleyebilirsiniz. “Used to”dan farklı olarak, “be used to” ve “get used to”yu zamanlara ve kişilere göre çekimleyerek birçok durumda kullanabilirsiniz. Fakat “used to” kendinden geçmiş anlamı verdiği için tekrar çekimlenemez.

Hızlıca İngilizce Öğrenmeye Ne Dersin? 

İngilizce ders başarını yükseltmek mi istiyorsun? Kariyerinde bir yabancı dilin sana sağlayacağı sonsuz faydalardan yararlanmak mı istiyorsun? “Sadece ezberlemekten sıkıldım. Öğrendiğim şeyleri yetkin birileri ile pratiğe dökmek istiyorum.” mu diyorsun?

Öyleyse dünyanın dört bir ucundan, ana dili İngilizce olan profesyonel eğitmenlerimiz eşliğinde İngilizce öğrenmek üzere, 7/24 sınırsız erişim fırsatlarıyla önde gelen online İngilizce kursu Open English’e davetlisin!

Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım. 

İngilizcede Tek Harfle Büyük Fark Yaratmak: “Beside” vs. “Besides”

İngilizce dilinde bazen en küçük değişiklikler bile bir kelimenin veya cümlenin gidişatını tamamen değiştirebilir. Bunun gibi küçük detayları atlamak ise bazı durumlarda epey göze batabilir. Bu yüzden bu küçük farkları bilmek ve farkında olmak seni kesinlikle ileriye taşıyacaktır!

Bugünkü yazımızda İngilizcede tek harf ile büyük fark yaratan bir başka kelime grubu olan Beside/Besides farkından bahsedeceğiz. Beside/Besides farkı kulağa ne kadar önemsiz bir detay gibi gelse de kesinlikle atlanmaması gereken bir detaydır. Bu yüzden Beside/Besides farkına hakim olabilmek için bilmen gereken her şeyi bu yazımızda seninle paylaşacağız!

Fakat Beside/Besides farkı ile ilgili yazımıza başlamadan önce sana bir sorumuz var: İngilizceyi en verimli şekilde öğrenip, ana dilin gibi konuşmak ister misin? Beside/Besides farkı konusu gibi detayları asla gözden kaçırmamak? Eğer bunlara cevabın “evet” ise seni Open English’e davet etmek istiyoruz. 

Dünyada alanında önde gelen online İngilizce kursu Open English sana İngilizceyi en doğru şekilde öğrenmen için birçok fırsat sunuyor. Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan yabancı eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabileceğin gibi, öğrendiklerini pekiştirebileceğin canlı konuşma gruplarına da katılabilirsin. Tabii ki dev içerik arşivimize de sınırsız erişim sağlamak da başka büyük bir artı!

beside - besides farkı

Beside/Besides Farkı

Beside/Besides farkını incelediğimiz kısa geldik. Bu kısımda Beside/Besides farkını farklı başlıklar altında ele alacağız. Ardından ise Beside/Besides farkının altını çizen örnekler ile bahsettiklerimizi pratiğe dökeceğiz. 

Telaffuz

Bazı benzer kelimelerin arasında bir harf fark olduğunda bazen okunuşları değişmeyebilir. Fakat bu Beside/Besides farkı için geçerli değil. Beside/Besides farkında gözümüze ilk bata şey olan sondaki “s” harfini de telaffuz etmemiz gerekir. Tahmin edebileceğin gibi telaffuz ederken Beside’ın sonu “z” sesi ile biter. 

Her ne kadar Beside/Besides farkını yaratan ses “s” olarak yazılsa da telaffuzu “z” sesine denk gelir. İki şekilde de telaffuz etmeye çalışırsan “z” ile telaffuz etmenin ağzının hareketleri açısından çok daha kolay olduğunu fark edeceksindir. 

Kelime Türü

Beside/Besides farkının en önemli noktalarından biri de ikisinin de kelime türünün farklı olmasıdır. Dolayısıyla cümlede Beside kullandığımız yerde yerine Besides kullanamayız. Çünkü Beside bir “preposition”, yani edattır. Besides ise yine bir edat olmasının yanı sıra bağlaç görevi de görebilir. Fakat birbirlerinin yerine kullanılmamalarının asıl nedeni Beside/Besides farkının diğer başlığında.

Anlamı

Geldik asıl Beside/Besides farkına. Asıl farkımız tabii ki anlamlarında gizli. Beside’ın anlamı “yanında, yakınında”dır. Bir edat olarak bir şeyin ya da kişinin yanında olduğu şeyi gösterir. 

  • I was sitting beside her on the bench. 

(Bankta onun yanında oturuyordum.)

Besides ise “yanı sıra, ayrıca” gibi anlamlarda karşımıza çıkabileceği gibi “dışında” anlamında da sık sık görülebilir. 

  • Besides being a good friend, he is very talented. 

(İyi bir arkadaş olmanın yanı sıra aynı zamanda çok yeteneklidir.)

  • What other types of music do you like besides rock?

(Rock müzik dışında başka hangi müzik türlerini seversin?)

Umarız buraya kadar her şey açık ve nettir! Eğer aklında Beside/Besides farkı ile alakalı soru işaretleri varsa veya İngilizceyi en temelden, en kendine uygun şekilde öğrenmek istiyorsan seni Open English’e bekliyoruz! Dünya çapında 15 senedir aktif olup, 1.5 milyon kişiye İngilizce öğretmiş olan Open English, sana ihtiyacın olan tüm olanakları sunuyor!

Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında öğrendiklerinin pratiğini yapabilir ve dev içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklardan sınırsız faydalanabilirsin!

Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve hemen İngilizce çalışmaya başlamak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

beside - besides farkına mörnek cümleler

Beside/Besides Farkına Örnek Cümleler

  • He sat beside her friend during the entire movie. 

(Film boyunca arkadaşının yanında oturdu.)

  • The cat rested peacefully beside the fireplace. 

(Kedi şöminenin yanında huzurlu bir şekilde dinlendi.)

  • The old bookstore was beside the modern skyscraper. 

(Eski kitapçı modern gökdelenin yanında duruyordu.)

  • We found a beautiful park beside the river. 

(Nehir kenarında güzel bir park bulduk.)

  • Besides being an excellent cook, she is also a talented musician. 

(Yalnızca mükemmel bir aşçı değil, aynı zamanda yetenekli bir müzisyendir.)

  • Besides his full-time job, he runs a small business on the side. 

(Tam zamanlı bir işinin yanı sıra, küçük bir işletmeyi de yürütüyor.)

  • I love camping, and besides being a peaceful activity, it allows me to connect with nature. 

(Dağcılığı seviyorum. Sadece huzurlu bir aktivite değil, aynı zamanda doğayla bağlantı kurmama izin veriyor.)

  • Besides studying for exams, she also takes her time to do the things she likes

(Sınavlara çalışmanın yanı sıra, sevdiği şeyleri yapmak için kendine zaman ayırıyor.)

Beside/Besides farkı ile ilgili yazımızın böylece sonuna gelmiş olduk. Umarız Beside/Besides farkını artık karıştırmaz ve günlük hayatında aktif olduğu kadar doğru bir şekilde de kullanırsın! Eğer diğer bir sık karıştırılan konuyu incelemek istersen Have/Has Farkı ve Kullanımı isimli yazımızı okumanı tavsiye ediyoruz. 

Beside/Besides farkı yazımızı noktalarken seni son bir defa daha Open English’e katılmaya davet ediyoruz. Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden ders alabilir, yabancılarla canlı konuşma gruplarında konuşabilir, içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilir ve en nihayetinde İngilizceyi ana dilin gibi konuşabilirsin!

Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve efektif bir şekilde İngilizce çalışmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. 

İngilizce Kısa Masallar ve Türkçe Çevirileri

İngilizce öğrenirken yeni kelimeleri ve gramer yapısını keşfetmek için birçok farklı kaynaktan okumalar yaparız. Bu okumalar her açıdan İngilizcemize önemli katkılarda bulunur.

Kimi zaman bir hikaye, kimi zaman bir makale, kimi zaman bir kitap, kimi zaman da bir masal olabilen İngilizce metinler, özellikle de kelime haznesini geliştirmek için son derece önemlidir.

Biz de bu yazımızda senin yeni kelimeler öğrenmene keyifli bir şekilde yardımcı olmak istedik ve 3 tane İngilizce masalı Türkçe çevirileriyle birlikte hazırladık.

Hadi hiç zaman kaybetmeden okumaya başla ve yeni kelimeler öğrenmenin tadını çıkar.

Online İngilizce Kursu Open English ile Çok Daha Fazlasına Erişebilirsin

Kolayca İngilizce öğrenmek için 7/24 erişebileceğin online İngilizce kursu Open English’i hiç duydun mu? Ana dili İngilizce olan eğitmenlerle canlı derslere ve konuşma sınıflarına istediğin zaman dilediğin yerde katılabilirsin. Tek ihtiyacın olan şey internet bağlantısı olan bir bilgisayar ya da mobil cihaz! 

Bununla beraber binlerce saatlik ders içeriğini kapsayan CEFR temelli İngilizce müfredatı sayesinde kısa sürede kendi başına İngilizce öğrenebilirsin.

Detaylar ve daha fazlası için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır. 

The Apes and The Two Travelers (Maymunlar ve İki Gezgin)

TWO MEN, one who always spoke the truth and the other who told nothing but lies, were traveling together and by chance came to the land of Apes.

Biri her zaman doğruyu söyleyen diğeri ise sürekli yalan söyleyen iki adam, birlikte seyahat ediyorlardır ve şans eseri Maymunlar diyarına geldiler.

One of the Apes, who had raised himself to be king, commanded them to be seized and brought before him, that he might know what was said of him among men.

Kendini kral olarak yetiştirmiş olan maymunlardan bir tanesi, insanlar arasında onun hakkında neler konuşulduğunu öğrenebileceğini umarak onları yakalayıp önüne getirmelerini emretti.

He ordered at the same time that all the Apes be arranged in a long row on his right hand and on his left, and that a throne be placed for him, as was the custom among men.

Aynı zamanda kral Maymun, tüm maymunların sağ tarafında ve tarafında uzun bir sıra olarak dizilmesini ve insanlarda olduğu gibi kendisi için bir tahtın yerleştirilmesini buyurdu.

After these preparations he signified that the two men should be brought before him, and greeted them with this salutation: “What sort of a king do I seem to you to be, O strangers?’

Bu hazırlıklardan sonra, iki adamın önüne getirilmesini işaret etti ve onları şu şekilde karşıladı: “Size nasıl bir kral gibi görünüyorum, yabancılar?”

The Lying Traveler replied, “You seem to me a most mighty king.”

Yalancı gezgin “Bana çok güçlü bir kral gibi görünüyorsun.” Diye cevapladı.

“And what is your estimate of those you see around me?’

“Peki çevremde gördüğün maymunlarla alakalı değerlendirmen nedir?”

“These,” he made answer, “are worthy companions of yourself, fit at least to be ambassadors and leaders of armies.”

Yalancı gezgin “Bunlar”, “Senin için değerli yoldaşlar, en azından büyükelçi ve ordu komutanı olmayı hak ediyorlar.”

The Ape and all his court, gratified with the lie, commanded that a handsome present be given to the flatterer.

Maymun ve krallığındakiler, bu yalandan memnun kalıp dalkavuk adama güzel bir hediye verilmesini emretti.

On this the truthful Traveler thought to himself, “If so great a reward be given for a lie, with what gift may not I be rewarded, if, according to my custom, I tell the truth?’

Bunun üzerine her zaman doğru söyleyen gezgin “Bir yalana bu kadar büyük bir ödül veriliyorsa, eğer geleneklerime göre doğruyu söylersem, ben hangi hediyeyle ödüllendirilmem ki?” diye düşündü.

The Ape quickly turned to him.  “How do I and these my friends around me seem to you?’

Maymun kral hızlıca ona döndü. “Ben ve çevremdeki arkadaşlarım sana nasıl görünüyor?”

“Thou art,” he said, “a most excellent Ape, and all these thy companions after thy example are excellent Apes too.”

“Sen” dedi doğrucu gezgin “En mükemmel maymunsun. Senin örneğinden sonra arkadaşların da mükemmel maymunlar.”

The King of the Apes, enraged at hearing these truths, gave him over to the teeth and claws of his companions.

Bu gerçekleri duyunca öfkelenen Maymunlar Kralı, doğrucu gezgini arkadaşlarının dişlerine ve pençelerine teslim etti.

ingilizce kısa masallar - tilki ve üzümler

The Fox and The Grapes (Tilki ve Üzümler)

A Fox one day spied a beautiful bunch of ripe grapes hanging from a vine trained along the branches of a tree.

Bir gün bir tilki, bir ağacın dallar boyunca uzanmış olan bir asmada olgun bir üzüm salkımı fark etmiş.

The grapes seemed ready to burst with juice, and the Fox’s mouth watered as he gazed longingly at them.

Üzümler suyuyla patlamaya hazır görünüyorlardır ve tilki onlara özlemle bakarken ağzının suyu aktı.

The bunch hung from a high branch, and the Fox had to jump for it.

Salkım yüksek bir dalda asılıydı ve tilki onun için atlamak zorundaydı.

The first time he jumped he missed it by a long way.

İlk atlayışında salkımı çok uzaktan kaçırdı.

So he walked off a short distance and took a running leap at it, only to fall short once more.

Bu yüzden kısa bir mesafe yürüdü ve koşarak atladı. Bir kez daha kısa düştü.

Again and again he tried, but in vain.

Tekrar tekrar denedi ama boşuna…

Now he sat down and looked at the grapes in disgust.

Şimdi oturdu ve tiksintiyle üzümlere baktı.

“What a fool I am,” he said. “Here I am wearing myself out to get a bunch of sour grapes that are not worth gaping for.”

“Ne aptalım ben” dedi. “Burada ağzımı açmaya değmeyecek bir salkım ekşi üzüm için kendimi yoruyorum.”

And off he walked very, very scornfully.

Ve küçümseye küçümseye yürüdü.

The Salt Merchant and His Donkey (Tuz Tüccarı ve Eşeği)

A merchant had a donkey.

Tüccar bir eşeğe sahipti.

He used to carry all his goods on the back of the donkey to sell in the market.

Pazarda satmak için bu mallarını eşeğin sırtında taşırdı.

They needed to cross a river on the way to the market.

Markete giderken tüccar ve eşeğin nehri geçmesi gerekiyordu.

He cared for the donkey very much.

Tüccar eşekle çok ilgilenirdi.

But the donkey was very lazy and always hesitant of doing work.

Ama eşek çok tembeldi ve her zaman iş yapmaktan çekiniyordu.

One day, the merchant had to sell loads of salt.

Bir gün, tüccar çok fazla tuz satmak zorunda kaldı.

As usual, the donkey and the merchant got down into the river to cross it.

Her zamanki gibi, eşek ve tüccar nehri geçmek için nehre indiler.

The donkey being lazy thought of a trick.

Tembel eşek bir numara düşündü.

It slightly bent its legs while crossing the river.

Nehri geçerken bacaklarını hafifçe büktü. 

The salt bags got drenched and dissolved in water.

Tuz torbaları ıslandı ve tuz suda çözüldü.

Because of this, the load went down and the donkey became very happy since it need not carry heavy load.

Bu nedenle yük azaldı ve eşek, ağır yük taşımasına gerek kalmadığı için mutlu oldu.

As a result of this, the merchant had a great loss of money.

Sonuç olarak tüccar, büyük para kaybetti.

The merchant was wise enough to know the donkey’s trick.

Tüccar eşeğin hilesini bilecek kadar bilge birisiydi.

Hence, he wanted to teach the donkey a lesson.

Bu yüzden, eşeğe bir ders vermek istedi.

The next day, he loaded the donkey with loads of cotton.

Ertesi gün, eşeğe bir sürü pamuk yükledi.

When the cotton gets wet, it becomes heavy.

Pamuk ıslandığı zaman, ağırlaşır.

The donkey without knowing this played the same trick that day also.

Eşek bunu bilmeden o gün de aynı oyunu oynadı.

The cotton got wet and became very heavy.

Pamuk ıslandı ve çok ağır bir hale geldi.

The donkey suffered a lot carrying the heavy load.

Eşek, ağır yükü taşırken çok acı çekti.

Never again did the donkey ever think of any tricks to get rid of his work.

Bir daha asla eşek, işten kurtulmak için herhangi bir numara düşünmedi.

Burada masallarımızın sonu geldik. İngilizce kelime haznene önemli katkılarda bulunduğumuzu düşünüyoruz. Sen de daha farklı okumalar yapmak, İngilizceyi profesyonellerle beraber öğrenmek istiyorsan, online İngilizce kursumuzu ziyaret et.

Bu sayfada yer alan formu doldurarak İngilizce öğrenmede ilk adımını at, seni hemen arayalım ve aklındaki her soruya cevap verelim. Hadi durma, İngilizce öğrenmeye hemen başla.

Karşılaştırma ve Zaman Belirleme Arasındaki Fark

Than ve then kelimeleri; İngilizce dilinde sıkça karıştırılan iki kelime olup, farklı anlamlar ve kullanım alanları barındırmaktadır. Bu iki kelimenin doğru ve etkili bir şekilde kullanılabilmesi, İngilizce dilindeki yeteneklerini geliştirmene yardımcı olabilir. Bu yazıda, İngilizce than ve then kelimelerinin ne anlama geldiğini, nasıl kullanıldıklarını ve farklarını detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.

Than ve then farkını sağlam bir biçimde öğrenmek ve İngilizce dilini doğru bir şekilde kullanmak için hemen online İngilizce kursu Open English ile İngilizce öğrenmeye başla! Sayfadaki formu doldur, seni hızlıca arayalım ve Open English aboneliğini başlatalım.

ingilizce than nedir - ingilizce than içeren örnek cümleler

İngilizce Than Nedir?

İngilizce than, karşılaştırma yapmak için kullanılan önemli bir bağlaçtır. Yazımızın bu bölümünde than bağlacının işlevi hakkında seni bilgilendirmek istiyoruz. İngilizce than bağlacı; iki veya daha fazla öğeyi karşılaştırmak ve bu öğelerin birbirine göre üstün, daha düşük, daha iyi, daha kötü, daha fazla veya daha az olduğunu belirtmek amacıyla kullanılır. Genellikle karşılaştırılan öğeler arasındaki farkı veya üstünlüğü vurgular. İngilizce than kelimesi, bir şeyin diğerine göre nasıl bir farklılık gösterdiğini veya hangi özellikte olduğunu açıklar.

Örneğin;

Kişilerin Karşılaştırılması:

  • My brother is taller than I am. (Kardeşim, benden daha uzun.)

Nesnelerin Karşılaştırılması:

  • Apples are healthier than candies. (Elma, şekerlemelerden daha sağlıklıdır.)

Üstünlük ve Altüstlük Belirleme:

  • I would rather go to the beach than stay at home. (Eve kalmak yerine plaja gitmeyi tercih ederim.)

Daha Fazla veya Daha Az Belirleme:

  • There are fewer people in the library than in the cafeteria. (Kütüphanede kafeteryaya göre daha az insan var.)

İngilizce than bağlacı, karşılaştırma yaparken kullanılan temel bir araçtır ve iki veya daha fazla öğeyi kıyaslamak için cümlede kullanılır. Bu bağlacı kullanarak, bir şeyin diğerine göre üstünlüğünü, benzerliklerini veya farklılıklarını ifade edebilirsin.

İngilizce Than İçeren Örnek Cümleler

İngilizce than kelimesinin anlamını öğrendiğine göre, İngilizce than kelimesinin yer aldığı örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarını incelemeye başlayabilirsin.

  • She is more talented than her sister. / Kardeşinden daha yeteneklidir.
  • I would rather go to the park than stay home. / Eve kalmak yerine parka gitmeyi tercih ederim.
  • This book is longer than the one I read last week. / Bu kitap, geçen hafta okuduğumdan daha uzundur.
  • My cat is lazier than my dog. / Kedim, köpeğimden daha tembel.
  • He is wealthier than most people in our neighborhood. / Mahallemizdeki çoğu insandan daha zengindir.
  • She speaks French better than Spanish. / İspanyolcadan daha iyi Fransızca konuşur.
  • The weather is colder in winter than in summer. / Hava kışın yazdan daha soğuktur.
  • John is older than his wife by three years. / John, eşinden üç yıl büyük.
  • My car is faster than yours. / Benim arabam seninkinden daha hızlı.
  • Apples are healthier than cookies. / Elmalar, kurabiyelerden daha sağlıklıdır.

İngilizce çalışmak mı istiyorsun? Hemen yan taraftaki formu doldur ve İngilizce kursumuz hakkında detaylı bilgiye ulaş.

ingilizce then nedir - ingilizce then içeren örnek cümleler

İngilizce Then Nedir?

İngilizce then, farklı işlevlere sahip çok yönlü bir kelime ve bağlaçtır.  Şimdi, İngilizce then kelimesinin başlıca işlevleri ve detaylı açıklamalarını öğrenme zamanı!

Zaman İfadesi: 

İngilizce then, genellikle bir olayın veya durumun başka bir olaydan ya da zamandan önce gerçekleştiğini veya sonrasında meydana geldiğini belirtmek için kullanılır. Bu, zamanın sıralanması veya olayların kronolojik düzenlemesi için kullanılır.

  • I finished my work, then I went to bed. (İşimi bitirdim, sonra yattım.)

Sonuç İfadesi:

İngilizce then kelimesi, bir önceki ifade veya düşüncenin sonucunu ifade etmek için kullanılabilir. Bu durumda İngilizce then, bir sonraki mantıklı adımı veya sonucu vurgular.

  • If you practice regularly, then you’ll improve your skills. (Düzenli olarak pratik yaparsanız, o zaman becerilerinizi geliştirirsiniz.)

Şart İfadesi:

İngilizce then, bir şart cümlesinde sonucu belirtmek için kullanılabilir. Şart cümlesi tamamlandığında then kelimesi ile sonuç ifade edilir.

  • If it rains, then we’ll stay indoors. (Eğer yağmur yağarsa, o zaman içeride kalırız.)

Sıra İfadesi:

Then, bir olayın veya adımın diğerinden ne zaman veya ne sıra ile geldiğini belirtmek için kullanılır. Bu, işlem sıralamasını veya sırasını ifade etmek için kullanılır.

  • First, prepare the dough, then add the sauce. (Önce hamuru hazırla, sonra sosu ekle.)

Bağlama Verme:

İngilizce then, bir önceki ifadeyi veya düşünceyi bağlamak, hikayenin akışını düzenlemek veya anlamı vurgulamak için kullanılabilir. Bu bağlamı sağlar ve metni daha anlaşılır kılar.

  • She said she was tired, and then she went to sleep. (Yorgun olduğunu söyledi, sonra uyudu.)

İngilizce then kelimesi, cümlenin anlamını zenginleştiren ve olayların ilişkilerini açıklayan bir kelime ve bağlaçtır. Kullanımı, bağlam ve iletilmek istenen anlama göre değişebilir. Then kelimesi gibi birçok İngilizce kelimeyi Open English ile öğrenebilirsin! Sayfadaki iletişim formunu doldurarak Open English hakkında detaylı bilgi sunmak için temsilci arkadaşlarımızın seni aramasını bekle!

İngilizce Then İçeren Örnek Cümleler

İngilizce then ve than kelimelerinin manasını artık biliyorsun. Peki, İngilizce then içeren örnek cümleleri öğrenmeye ne dersin? İngilizce then içeren bazı örnek cümleleri senin için aşağıda sıraladık.

  • I will finish my work, then go to the gym. / İşimi bitireceğim, sonra spor salonuna gideceğim.
  • If you study hard, then you will get good grades. / Eğer sıkı çalışırsan, o zaman iyi notlar alırsın.
  • First, cook the pasta, then prepare the sauce. / Önce makarnayı pişir, sonra sosu hazırla.
  • We will visit the museum, then have lunch at a local restaurant. / Müzeyi ziyaret edeceğiz, sonra yerel bir restoranda öğle yemeği yiyeceğiz.
  • Back then, people used to communicate through letters. / O zamanlar, insanlar mektuplar aracılığıyla iletişim kurarlardı.
  • Finish your homework, then you can watch TV. / Ödevini bitir, o zaman televizyon izleyebilirsin.
  • She said she would come, but I haven’t seen her since then. / Gelir dedi ama o zamandan beri onu görmedim.
  • If it rains, then we will have to postpone the outdoor party. / Eğer yağmur yağarsa, o zaman açık hava partisini ertelememiz gerekecek.
  • I’ll have a cup of coffee first, then I’ll start working. / Önce bir fincan kahve içerim, sonra işe başlarım.
  • She told me to wait, and then she brought me a surprise. / Beklememi söyledi ve sonra bana bir sürpriz getirdi.

İngilizce konuşma yeteneğini efektif bir şekilde geliştirmek için yan taraftaki formu doldurarak ilk adımı at!

ingilizce then ve than karşılaştırması

İngilizce Then ve Than Karşılaştırması

İngilizce then ve than, farklı anlamlara sahip iki farklı kelime ve bağlaçtır. İşte, then ve than kelimelerinin anlamları ve kullanıldıkları bağlamlar arasındaki farklar:

Then:

  • İngilizce then; genellikle zamanı, sırayı veya sonucu ifade etmek için kullanılır.
  • İngilizce then, olayların veya eylemlerin sıralanmasını veya bir olayın başka bir olaydan önce veya sonra gerçekleştiğini belirtmekte kullanılır.
  • İngilizce then, bir sonraki adımı, sonucu veya mantıklı bir devamı ifade etmek için kullanılabilir.

Than:

  • İngilizce than, karşılaştırma yaparken kullanılır ve iki veya daha fazla şeyin birbirine göre nasıl bir farklılık gösterdiğini ifade eder.
  • İngilizce than; bir şeyin diğerine göre üstünlüğünü, daha fazla veya daha az olduğunu, daha iyi veya daha kötü olduğunu belirtmek için kullanılır.

Özetle; İngilizce then zaman, sıra veya sonuç ifade etmek için kullanılırken; İngilizce than kelimesi ise karşılaştırma yaparken kullanılır ve iki şeyin ilişkisini belirtmek için kullanılır. Bu iki kelimenin doğru kullanımı, cümlenin anlamını netleştirmek için önemlidir.

İngilizcede; then ve than gibi yazılışı sebebiyle karıştırılan kelimeler dışında, anlam yakınlığı sebebiyle karıştırılan kelimeler de yer alıyor. Örneğin, present ve gift kelimeleri. Present ve gift kelimeleri arasındaki farkları öğrenmek istersen İngilizcede “Present” ve “Gift” Arasındaki Farklar başlıklı yazımızı okuyabilirsin.

%100 online İngilizce kursu Open English’te ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, interaktif etkinlikler eşliğinde pratik yapabilirsin. Yılların deneyimine sahip Open English’in sınırsız kaynaklarına dilediğin her ve zamanda erişebilirsin!

İngilizce Öğrenmede 5 Etkili Yöntem

İngilizce öğrenmek için sayısız yöntem denedin ama bir sonuca varamadın ve halen öğrenmek için çaba sarf ediyorsun: bu noktada İngilizce öğrenmek için yola çıkanlardan bir adım önde olduğun yadsınamaz bir gerçek… Çünkü pek çok insan İngilizce öğrenmek için çeşitli yöntemleri denedikten sonra bu yeteneğin kendisinde olmadığına inanmaya başlıyor ve vazgeçiyor. Ama sen vazgeçmedin ve araştırmalarına devam ediyorsun.

İşte bu yüzden sen bir adım öndesin. Peki ne yapman gerekiyor? İngilizce öğrenmek için nasıl bir yol izlemen gerektiğini düşünüyorsun? Geleneksel yöntemlerin işe yaramadığını düşünmeye mi başladın ya da dağınık çalışmalar yüzünden başarıya ulaşamadığını mı fark ettin? Hiç merak etme… Bu yazıda sana göstereceğimiz 5 yöntemle İngilizce öğrenme sürecine önemli katkılarda bulunacağız. Ayrıca bu yöntemleri nasıl uygulaman gerektiğine dair de Open English olarak sunduğumuz platformumuzdan örnekler vereceğiz.

Ama bunun öncesinde İngilizce öğrenme sevdasından vazgeçmek üzere olanlar için “Neden İngilizce öğrenmem gerekiyor?” ve “İngilizce öğrenmenin bana katkıları neler ki?” sorularına bir cevap verelim. Sonrasında da İngilizce öğrenmede kullanabileceğin 5 etkili yöntemi yakından inceleyelim.

Neden İngilizce Öğrenmelisiniz?

İngilizce öğrenmeye başlayan ve bir süre sonra vazgeçen pek çok insan “Ya öğrenmesem ne kaybederim sanki?” gibi ikilemler yaşıyor ve kendi önüne engeller koyup süreci daha da zorlu bir hale getiriyor.

İngilizce öğrenmeye şu şekilde bakmak aslında daha efektif sonuçlar almaya yardımcı olacaktır: Globalleşen bir dünya var ve son dönemde her sektörde yaşanan değişiklikler insanların istedikleri ülkede çalışmalarına fırsat tanımaya başladı. Yani bir yazılımcı Türkiye’den Amerika’daki bir şirkete kolayca çalışabiliyor ya da bir dijital pazarlamacı aynı şekilde yurt dışındaki iş fırsatlarını değerlendirebiliyor.

Burada üzerinde durulması gereken; öğrenmesem ne kaybederim düşüncesinden çok, İngilizce öğrendiğimde neler kazanırım olmalıdır. İngilizce seviyeni iyi bir düzeye getirdiğinde sadece Türkiye özelinde düşündüğümüzde bile farklı kariyer fırsatlarını kolayca yakalayabilirsin. Buna yurt dışında karşına çıkabilecek iş fırsatlarını da eklediğimizde İngilizce öğrenmek aslında çok şey kazandırıyor.

Ek olarak mesleki anlamda sadece Türkçe materyalleri taramak yerine İngilizce dokümanları da okuyabilmek, hem mesleki bilgini artıracak hem de olaylara farklı bir bakış açısı kazandırarak kişisel gelişimine katkı sağlayacak.

Sonuç olarak doğru soru sorarak başlamak, İngilizce öğrenme teşviğini artıracak ve sürecine olumlu katkılarda bulunacak. Bu konuda hem fikir olduğumuza göre gelelim konumuza…

Yazının başında da dediğimiz gibi bu yazıda İngilizce öğrenmede etkili olan yöntemleri beraber inceleyeceğiz.

İşte İngilizce öğrenmede etkili 5 yöntem:

İngilizce öğrenmede 5 etkili yöntem - İngilizce öğren

İngilizce Eğitim Al

İngilizce öğrenme denildiğinde akla ilk gelen -artık bir klişe haline gelen- İngilizce eğitim almakla işe başlayalım. İngilizce öğrenmek isteyen herkes en azından bir kez İngilizce eğitim kurumuyla görüşmüş, çoğu zaman kursa başlamış, ya bitirmiş ya da yarıda bırakmıştır. Burada da önemli olan tüm süreç boyunca iradeli olmak ve İngilizce eğitime devam etmek…

Günümüzde İngilizce eğitimde artık pek çok alternatif mevcut. Bunların büyük bir kısmı eskiden beri süregelen geleneksel kurslarken, son dönemde öne çıkan online İngilizce kursları da İngilizce öğrenme konusunda büyük desteklerde bulunmaya başladı.

Büyük bir şehirde yaşadığını hayal et ve iş çıkışlarında ya da hafta sonu tatil günlerinde İngilizce kursuna gitmek zorunda olduğunu düşün. Burada heyecanla başladığın İngilizce öğrenme sürecin bir noktadan sonra ciddi anlamda azalacak ve kısa bir süre sonra çeşitli bahanelerle sona erecektir.

Bir de şunu düşün: İstediğin noktada, istediğin zaman çalışabileceğin online bir İngilizce kursu… Kulağa harika geliyor değil mi? Bu şekilde İngilizce eğitim aldığında emin ol ki günün istediğin her saatini verimli bir şekilde kullanabileceksin.

%100 online İngilizce kursu Open English olarak sana dilediğin yerde İngilizce çalışma fırsatı sunuyoruz. İngilizce öğrenmeye dair her detayı içerisinde barındıran ve her seviyeden İngilizce öğrenmeyi mümkün kılan kursumuzu yakından incelemek istiyorsan sayfamızı ziyaret et.

İngilizce Yazılar Yaz

İngilizce öğrenmede bir diğer etkili yöntem yazı yazmaktır. Bunu istediğin şekilde yapabilirsin. Bir blog yazarak ya da günlük tutarak… Çünkü İngilizce yazılar yazmak hem öğrendiğin yeni kelimeleri nasıl kullanacağını öğrenmeni kolaylaştırır hem de gramer konusunda kendini geliştirmene yardımcı olur.

Basit bir şekilde başladığın İngilizce yazı yazmak, zaman geçtikçe daha komplike cümleler yazmana olanak sağlayacak ve bir gün TOEFL, IELTS gibi bir sınava girdiğinde writing kısmından beklediğin puanı almana fırsat tanıyacaktır.

Bu çok zamanını alacak bir durum gibi görünse de günde 10-15 dakikanı ayırarak yapacağın İngilizce yazma alıştırmaları, öğrenme serüvenine önemli desteklerde bulunacaktır.

Open English platformu burada da karşına çıkıyor. Platform içerisinde yer alan yazma aracı sayesinde İngilizce yazma alıştırmalarını son derece kolay ve keyifli bir şekilde gerçekleştirebilirsin. Kursu incelemek istiyorsan, buraya bir link daha bıraktık.

İngilizce Metinler Oku

Bir diğer önemli konu da İngilizce metin okumaktır. Hangi seviyede olduğunun bu noktada pek bir önemi yok, çünkü İngilizce olarak her seviyeye uygun metinler bulabilirsin. İngilizce metinler, İngilizce öğrenirken yeni kelimelerle kelime hazneni geliştirmene ve bunların cümle içerisinde hangi gramer yapısıyla ne şekilde kullanıldığına hakim olmana yardımcı olur.

İlerleyen süreçte ise kitapları orijinal dilinde okuyarak kişisel gelişimine önemli bir destekte bulunabilir ve İngilizce öğrenirken bilgi birikimini de kolayca artırabilirsin. Gördüğün gibi İngilizce metin ve kitap okumak aslında bir win-win (kazan-kazan) durumu…

Her başlıkta değindiğimiz gibi İngilizce okumalar konusunda da Open English sana muhteşem bir ayrıcalık sunuyor. Platform içerisinde yer alan okuma pratikleri sayesinde yeni kelimeler öğrenebilir, gramer yapısını yakından inceleyerek hızlıca İngilizce öğrenebilirsin. Konuyu biliyorsun, linki buraya bıraktık.

ingilizce konuşmalar yap

İngilizce Konuşmalar Yap

Bir dili öğrenmede olduğu gibi İngilizcede de konuşmalar yapmak son derece önemlidir. İlk başlarda çekingen bir şekilde gerçekleştirdiğin konuşmalar, zamanla daha akıcı bir hale gelecektir. İngilizce konuşmada fark edeceğin şeyse şu olacak; tüm okuma ve yazma alıştırmaları sırasında öğrendiğin gramer yapısını ve kelimeleri kullanacaksın.

Karşındaki kişinin ana dilinin İngilizce olması çok büyük bir fark yaratacaktır ve böyle bir fırsat yakalarsan kesinlikle sonuna kadar kullanmalısın. Çünkü native speaker (ana dilinde konuşan kişi) ile İngilizce konuştuğunda hem telaffuz konusunda derin tecrübeler edinecek hem de kelime kullanımını uzmanından öğreneceksin.

İşte yine konu Open English’e geldi. Open English olarak sana muhteşem bir fırsat sunuyoruz. Platformumuzda her yarım saatte bir başlayan grup dersleri var ve dilediğin gibi katılıp İngilizce konuşma egzersizleri yapabilirsin. Ayrıca bire bir gerçekleştirdiğimiz İngilizce derslerde de hocalarla dilediğin konuda İngilizce konuşabilir, tüm sürecini kolayca takip edebilirsin. Open English olarak sana İngilizce konuşma konusunda sunduğumuz fırsatları görmek için ne yapacağının kesinlikle farkındasın. Buradaki linke tıkla.

Uygulamalardan Faydalan

Yazı boyunca değindiğimiz bir konu vardı: Open English platformu… Bir uygulama olarak kullanabileceğin Open English, İngilizce öğrenme sürecine muhteşem katkılarda bulunacak. Dilediğin zaman dilediğin yerden katılabileceğin uygulamamız; İngilizce okuma, İngilizce yazma, İngilizce konuşma ve İngilizce dinleme becerilerini dilediğin gibi geliştirmeni mümkün kılacaktır.

İstersen seyahat ederken, istersen işten eve gönderken, istersen de yatağında uzanırken İngilizce öğrenme sürecini ilerletmek istiyorsan, Open English uygulaması tam sana göre…

Süre kısıtlaması olmadan istediğin zaman kullanabileceğin Open English ile sen de İngilizce öğrenmek istiyorsan, yukarıda yer alan formu doldurabilirsin. Arkadaşlarımız en kısa sürede sana ulaşacak ve merak ettiğin her konuda seni bilgilendirecekler.

Unutma İngilizce öğrenmek bir süreç ve biz bu süreçte her zaman yanındayız.

Its vs. It’s: Sahiplik Belirleme ve Kısaltma Karışıklığı

İngilizce dilbilgisindeki bazı kelimeler ve kavramlar, özellikle dilin karmaşıklığına yeni başlayanlar için kafa karıştırıcı olabilir. Bu karışıklıklardan biri de its ve it’s terimleri arasındaki farktır. İlk bakışta benzer gibi görünen its ve it’s kelimeleri, aslında çok farklı işlevlere sahiptir ve yanlış kullanımları, cümlenin anlamını büyük ölçüde etkileyecektir.

Bu yazıda, its ve it’s kelimelerini ayrıntılı bir şekilde inceleyeceğiz ve its ve it’s terimlerinin sahiplik belirleme ile kısaltma arasındaki farklarına odaklanacağız. Hangi durumlarda its ve it’s terimlerinden hangisinin kullanılması gerektiğini öğrenmek, İngilizce dilini daha iyi anlamak ve kullanmak için çok önemli.

Its ve it’s karışıklığı gibi İngilizceye dair öğrenebileceğin birçok konu var. İngilizceye dair her şeyi öğrenmeye bir an önce başlamak için sayfadaki formu hemen doldur. Seni hızlıca arayalım ve online İngilizce kursu Open English aboneliğini başlatalım.

İngilizce Its ve It’s Tanımları 

Its ve it’s kavramları kullanılırken yaşanılan karışıklıklardan bahsetmeden önce its ve it’s kavramlarının anlamlarını seninle paylaşmak istiyoruz. İşte, İngilizce its ve it’s terimlerinin kısa tanımları:

  • Its:

“Its”, sahiplik belirleme için kullanılan bir kelimedir.

Bir nesnenin veya hayvanın sahip olduğu bir şeyi veya özelliği belirtir.

Genellikle nesne veya hayvanın cinsiyetinden bağımsızdır.

Örnek: The cat licked its paw. (Kedi patisini yaladı.)

  • It’s:

“It’s”, it is veya it has ifadelerini kısaltmak için kullanılan bir kısaltmadır.

Cümlenin yapısını basitleştirir veya kısaltır.

Örnek: It’s raining. (Yağmur yağıyor.) – Burada it’s, it is ifadesinin kısaltmasıdır.

ingilizcede its kullanımı ve kuralları

İngilizcede Its Kullanımı ve Kuralları

İngilizcede its, sahiplik belirleme için kullanılan bir kelimedir ve nesnelerin veya hayvanların sahip olduğu bir şeyi veya özelliği belirtir. İşte its kullanımı ve kuralları:

  • Nesne veya Hayvanların Sahiplik Belirleme:
    • Its, bir nesnenin veya hayvanın sahip olduğu bir şeyi veya özelliği tanımlar.
    • Genellikle nesne veya hayvanın cinsiyetinden bağımsızdır. Yani, nesnenin veya hayvanın cinsiyeti önemli değilse, its kullanılır.
  • Öznenin Cinsiyeti ile İlgili Değil:
    • Its, öznenin cinsiyeti hakkında bilgi vermez. Bu nedenle, cinsiyet belirtilmemiş nesneler veya hayvanlar için kullanılır.
  • İnsanlar İçin Kullanılmaz:
    • Its, genellikle insanlar için kullanılmaz. İnsanlar için sahiplik belirleme için “his” (erkek) veya “her” (kadın) kullanılır.
  • Genel Kullanım:
    • Its, çoğunlukla nesnelerin ve hayvanların sahip olduğu özellikleri veya durumları belirtmek için kullanılır.
  • İtirazlar ve İstisnalar:
    • Bazı durumlarda, özellikle dilin gelişimine katkıda bulunan yazarlar veya şairler gibi, kreatif yazıda kuralların esnek olduğu istisnalar olabilir. Ancak genel olarak; its, nesneler ve hayvanlar için kullanılır.

İngilizcede its kullanırken nesnenin veya hayvanın sahiplik belirleme durumunu doğru bir şekilde ifade etmek önemlidir ve cinsiyetle bağlantılı olmadığını unutmamak gerekir.

İngilizce Its İle İlgili Örnek Cümleler

İngilizce its teriminin kurallarını tamamen öğrendin. Sırada, İngilizce its kelimesinin doğru kullanımını gösteren örnek cümleleri incelemek var:

  • The cat licked its paw. (Kedi, patisini yaladı.)
  • The dog wagged its tail. (Köpek, kuyruğunu salladı.)
  • The tree dropped its leaves in the fall. (Ağaç, sonbaharda yapraklarını döktü.)
  • The company increased its profits. (Şirket, kârını artırdı.)
  • The bird built its nest in the tree. (Kuş, yuvasını ağaçta inşa etti.)
  • The computer lost its data due to a power outage. (Bilgisayar, bir güç kesintisi nedeniyle verilerini kaybetti.)
  • The watch has lost its second hand. (Saat, ikinci ibresini kaybetmiş.)

Bu örneklerde its, nesnelerin veya hayvanların sahip olduğu özellikleri veya durumları belirtmek için kullanılmıştır. 

İngilizce öğrenmek için ihtiyaç duyduğun online İngilizce kursuna yan taraftaki formu doldurarak ulaşabilirsin.

ingilizce it's işlevi ve anlamı

İngilizce It’s İşlevi ve Anlamı

İngilizcede it’s, it is veya it has ifadelerini kısaltmak için kullanılan bir kısaltmadır. İşte, it’s işlevi ve anlamı:

  • It Is Kısaltması:
    • It’s, genellikle “it is” ifadesinin kısaltması olarak kullanılır.
    • It is, bir şeyin şu anki durumunu veya genel bir gerçeği ifade ederken kullanılır.
    • Örnek: It’s a beautiful day. (Harika bir gün.) – Bu cümlede it’s, hava durumunu ifade eder ve it is ifadesinin kısaltmasıdır.
  • It Has Kısaltması:
    • It’s, aynı zamanda it has ifadesinin kısaltması olarak kullanılabilir.
    • It has, geçmişteki bir olayın sonucunu veya bir sürecin tamamlanmasını ifade eder.
    • Örnek: It’s been a long day. (Uzun bir gün oldu.) – Bu cümlede it’s, geçmişteki günün sonucunu ifade eder ve it has ifadesinin kısaltmasıdır.

Yukarıdaki açıklamalara göre, it’s kelimesi, cümlenin yapısını basitleştirmek veya kısaltmak amacıyla kullanılır ve it is veya it has ifadelerinin yerine geçer. İçerik ve bağlama bağlı olarak bu ifadeyi iyi anlamak önemlidir; çünkü it’s, farklı bağlamlarda farklı anlamlar taşıyabilir.

İngilizce It’s İle İlgili Örnek Cümleler

İngilizce it’s teriminin işlevini öğrendiğine göre artık it’s kullanılan örnek cümleleri incelemeye geçebilirsin. Aşağıda senin için farklı it’s içeren cümleler sıraladık.

  • It’s a beautiful day. (Harika bir gün.)
  • It’s raining outside. (Dışarıda yağmur yağıyor.)
  • It’s time to go to school. (Okula gitme zamanı.)
  • It’s not what I expected. (Bu, beklediğim şey değil.)
  • It’s been a long week. (Uzun bir hafta oldu.)
  • It’s his birthday today. (Bugün onun doğum günü.)
  • It’s a pleasure to meet you. (Sizi tanımak bir zevktir.)

Bu cümlelerde it’s, genellikle it is ifadesinin kısaltması olarak kullanılmıştır ve cümlenin yapısını basitleştirir veya ifadeyi daha sade hale getirir.

İngilizce Its ve It’s İşlevsel Karşılaştırması

Its ve it’s terimlerinin işlevsel karşılaştırması aşağıdaki gibidir:

  1. its (Sahiplik Belirleme):
  • İşlevi: Its, bir nesnenin veya hayvanın sahiplik belirleme durumu için kullanılır. Bu terim, bir şeyin sahibini veya bir nesnenin özelliğini belirtmek amacıyla kullanılır.
  1. it’s (Kısaltma):
  • İşlevi: It’s, it is veya it has ifadelerini kısaltmak için kullanılan bir kısaltmadır. Bu terim, cümledeki yapının basitleştirilmesi veya kısaltılması amacıyla kullanılır.

Özetle:

  • Its, sahiplik belirleme için kullanılırken, it’s, it is veya it has ifadelerinin kısaltmasıdır ve sahiplik belirleme ile ilgili değildir.
  • Its, nesnelerin veya hayvanların sahip olduğu özellikleri veya durumları belirtirken; it’s, cümlenin yapısını kısaltmak veya ifadeyi sadeleştirmek için kullanılır.
  • İki terim arasındaki farkı anlamak, yazılı İngilizcede doğru ifadelerin kullanılmasına yardımcı olur.

Akıcı bir şekilde İngilizce konuşmak istiyorsan, yan taraftaki formu hemen doldurabilirsin.

ingilizce its ve it's karışıklıklarını önleme yolları

İngilizce Its ve It’s Karışıklıklarını Önleme Yolları

Its ve it’s terimlerini karıştırmamak için aşağıdaki önlemleri alabilirsin:

  • Kuralları Anla: İlk adım, her iki terimin de nasıl kullanıldığını ve işlevini tam olarak anlamaktır. Its, sahiplik belirleme için kullanılırken; it’s, it is veya it has ifadelerinin kısaltmasıdır.
  • Yavaş ve Dikkatli Okuma: Metinleri veya cümleleri okurken yavaş ve dikkatli ol. Özellikle its ve it’s kullanıldığını fark etmek için metni dikkatlice incele.
  • İlgili Terimleri Belirle: Bir cümlenin içinde its veya it’s geçtiğinde, hangi terimin kullanıldığını belirlemeye çalış. Eğer sahiplik belirleme söz konusuysa, its kullanılmış olabilir.
  • Cümlenin Anlamını Kontrol Et: Cümlenin anlamını göz önünde bulundurarak doğru terimi seç. Eğer cümlenin anlamı bir şeyin sahipliğini ifade ediyorsa, its kullanman gerekebilir. Eğer cümlenin anlamı bir şeyin durumunu veya bir gerçeği ifade ediyorsa, it’s kullanman gerekebilir.
  • Düzenli Alıştırmalar: Open English ile İngilizce dil bilgisi alıştırmaları yaparak its ve it’s kullanımını pekiştir. Bu alıştırmalar, bu iki terimi doğru bir şekilde ayırt etmene yardımcı olabilir.
  • Dil Kılavuzlarına Başvur: İhtiyacına uygun İngilizce dil kılavuzlarını ve kaynakları kullanarak bu konudaki örnekleri ve açıklamaları incele. Dil kılavuzları sana netlik sağlayabilir.
  • Yazılı İletişimde Dikkat: Özellikle yazılı iletişimde, its ve it’s kullanımına dikkat et. Yazdığın metinleri kontrol et ve bu iki terimin doğru şekilde kullanıldığından emin ol.
  • Gözden Geçirme: Yazdığın metinleri gözden geçirirken its ve it’s kullanımını özel bir dikkatle kontrol et. Yanlış kullanımı düzelten düzeltmeler yap.

İngilizce it zamiri dışında öğrenilecek birçok zamir bulunuyor. İngilizce zamirleri öğrenmek için İngilizce Zamirler Listesi – İngilizce Zamirler Örnek Cümleler başlıklı yazımızı başlıklı yazımızı okumanı tavsiye ederiz.

%100 online İngilizce kursu Open English ile İngilizce öğrenerek cümlelerini its ve it’s karışıklığı yaşamadan rahatlıkla kurabilirsin. Yalnızca its ve it’s konusunda değil, İngilizceye dair her konuda bilgi sahibi olmanı sağlayacak Open English, sana her seviyeye uygun İngilizce eğitimi sunuyor.

Open English’te ana dili İngilizce olan eğitmenlerden alacağın İngilizce eğitimi sayesinde sen de İngilizceyi ana dilin gibi kullanabilirsin. Eğitmenlerin moderatörlüğünde açılan konuşma sınıfları ile ana dili İngilizce olan öğrencilerle sohbet ederek İngilizce konuşma pratiği yapabilirsin. İnteraktif derslere sınırsız katılım hakkıyla dilediğin kadar konu tekrarı yapabilirsin.

Hadi, şimdi sayfadaki formu doldur ve Open English aboneliğini indirimli fiyatlarla başlat!

İngilizce A1 Seviyesi – Başlangıç Seviye İngilizce

Herkes İngilizce seviyesini görmek için en az bir kez İngilizce seviye belirleme sınavına girmiştir. Peki, sen İngilizce seviyeni öğrenmek için hiç sınava girdin mi? Bu sınav sonrasında karşına çıkan seviyeler neyi ifade ediyor. Hiç merak ettin mi?

Mesela orta düzey İngilizceye sahipsin ve B1 İngilizce seviyesi çıktı. Ya da başlangıç düzey İngilizceye sahipsin ve sonucun A1 çıktı. Bu seviyeler ne için kullanılıyor, biliyor musun? Tabii ki de bu seviyeler, İngilizce eğitimine hangi seviyeden başlayacağının tespit edilmesine yardımcı oluyor.

İngilizceye hakimiyetin, kelime bilgisinin ve dinlediğini-okuduğunu anlama yeteneğinin ölçüldüğü İngilizce seviye sınavları, İngilizce öğrenme yolculuğunun başında son derece önemlidir.

Biz de bu yazımızda İngilizce seviye tespit sınavına girdikten sonra karşımıza çıkan A1 İngilizce seviyesine dair detayları inceleyeceğiz.

İngilizce A1 Seviyesi Nedir?

İlk olarak İngilizce A1 seviyesi nedir sorusunun cevabıyla yazımıza başlayalım. A1 İngilizce seviyesi – diğer adıyla Beginner- adından da anlaşılacağı gibi başlangıç seviyesidir. Bu seviye İngilizceye sahip olan kişiler, İngilizceyi en temel düzeyde bilmektedir. Bunun için de İngilizcenin en baştan öğretilmesi için planlar oluşturulur.

A1 seviye İngilizcede farklı konular, okunması gereken İngilizce hikaye kitapları ve öğrenilmesi gereken kelimeler vardır.

İlk olarak A1 İngilizce konularıyla başlayalım.

A1 seviyeden ingilizce öğrenmek

A1 Seviyeden İngilizce Öğrenmek İçin Doğru Yerdesin

A1 Seviye İngilizce ile İngilizce öğrenme serüvenine başlamak istiyorsan, doğru yerdesin!

Open English olarak sunduğumuz online İngilizce eğitim sayesinde sen de hangi seviyede olduğun fark etmeden hızlı bir şekilde İngilizce öğrenebilirsin. Canlı bire bir dersler, her yarım saatte bir başlayan grup dersleri, telaffuzunu mükemmel hale getirmene yardımcı olan yapay zeka destekli telaffuz aracı ve çok daha fazlası Open English platformunda seni bekliyor.

Yukarıda yer alan formu doldurarak ekip arkadaşlarımızın seni aramasını sağlayabilir, İngilizce öğrenme serüvenine hızlı bir başlangıç yapabilirsin.

Open English hakkında bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldur, sana hemen dönelim!

A1 İngilizce Konuları

A1 seviye İngilizce öğretilen pek çok konu vardır. Bu konular, İngilizceye sağlam bir temel oluşturmak için son derece önemlidir. Bu konuları liste halinde sunmak daha iyi olacak gibi görünüyor.

  • Alfabe ve Be Fiili
  • Tekil İsimler
  • Çoğul İsimler
  • İyelik Sıfatları
  • İyelik Zamirleri
  • Be Fiili İle Olumlu, Olumsuz ve Soru Cümleleri
  • Selamlaşma Cümleleri
  • Have Fiili ve Sahiplik Durumu
  • Sayılar
  • Saati Söyleme
  • Hava Durumu
  • Aile Bireylerini Öğrenme
  • Hayvanları Öğrenme
  • Geniş Zaman
  • Geçmiş Zaman
  • Gelecek Zaman
  • Wh Soru Cümleleri
  • Durum Fiilleri
  • Sayılabilen ve Sayılamayan İsimler

Yukarıda da gördüğün gibi İngilizceye öğrenmeye temelden başlanması için gereken tüm konular A1 seviye İngilizce içerisinde yer almaktadır.

İngilizceye giriş olarak da nitelendirilebilecek olan bu seviyede, zamanlar derinlemesine incelenmez. Sadece sağlam bir altyapı oluşabilmesi için zamanların mantığı öğretilir ve her zamanın basit hali dediğimiz Simple üzerinde durulur.

Yani A1 seviye İngilizcede; Simple Present Tense, Simple Past Tense, Simple Future Tense zamanları ile İngilizce gramer konusuna giriş yapılır. Bu seviyede öğreneceğin her detay, ileriki seviyelerde öğreneceğin yeni bilgiler için bir temel niteliğindedir ve sağlam bir İngilizce inşa edebilmen için son derece önemlidir.

A1 Seviye İngilizce Hikaye Kitapları

Konularda olduğu gibi A1 İngilizce seviyesinde hikaye kitapları da temel düzeydedir. Türkçede ilk okumaya başladığınız zamanı ve okuduğunuz kitapları bir düşünün. Bu kitaplar son derece basit kelimelerle yazılmış, okuması kolay kitaplardı, değil mi? Aynı durum A1 İngilizce seviyesi için de geçerli.

Bu seviye için yazılan İngilizce kitaplar da öğrendiğiniz kelimeleri, gramer yapısını ve zamanları içermektedir. Kitaplar için de bir liste yapmakta fayda var:

  • The Dog and The Sparrow
  • Jorinde and Jorindel
  • The Fish and The Ring
  • Cinderella
  • Catskin
  • The Three Bears
  • Little Red Cap
  • The Three Little Pigs
  • The History of Tom Thumb
  • Peter Pan
  • The Secret Agent
  • The Count of Monte Cristo
  • Oliver Twist
  • Huckleberry Finn
  • White Fang
  • A Christmas Carol
  • Sherlock Holmes
  • Alice In Wonderland
  • The Adventure of Tom Sawyer

Yukarıda yer alan kitaplar gözünü korkutmasın. İlk arama yaptığında bu kitapların 4. veya 5. seviyesini görebilirsin ama merak etme; bu kitapların hepsinin A1 İngilizce seviyesine uygun halleri var. Ufak bir araştırma ile bu kitapların A1 seviye İngilizce hallerini bulabilirsin.

Basitleştirilmiş cümle yapıları, seviyeye uygun kelimeleri ve anlaşılabilir anlatımı ile bu kitaplar, A1 seviye İngilizcede yeni kelimeler öğrenmene, öğrendiklerini pekiştirmene ve İngilizce cümle yapısını kavramana yardımcı olacaktır.

A1 seviye İngilizce kelimeler

A1 İngilizce Kelimeler

A1 seviye İngilizcede pek çok kelime mevcuttur ama biz bunlardan en başta öğrenilen 100 tane temel olanı listeleyeceğiz. Bu kelimeler İngilizcede de sıklıkla kullanılmaktadır.

İşte A1 seviye İngilizce kelime listesi:

  • Know: Bilmek
  • Think: Düşünmek
  • Buy: Satın almak
  • Bring: Getirmek
  • Catch: Yakalamak
  • Run: Koşmak
  • Sing: Şarkı söylemek
  • Drink: İçmek
  • Swim: Yüzmek
  • Wake up: Uyanmak
  • Break: Kırmak
  • Forget: Unutmak
  • Wear: Giymek
  • Fall: Düşmek
  • Eat: Yemek
  • Take: Almak
  • Lose: Kaybetmek
  • Try: Denemek
  • Hear: Duymak
  • Sit: Oturmak
  • Accountant: Muhasebeci
  • Airplane: Uçak
  • Alone: Yalnız
  • Angry: Kızgın
  • Animal: Hayvan
  • Body: Vücut
  • Bill: Hesap
  • Bottle: Şişe
  • Brave: Cesur
  • Brush: Fırça
  • Cheap: Ucuz
  • Cheese: Peynir
  • Chicken: Tavuk
  • Cloud: Bulut
  • Dark: Karanlık
  • Dirty: Kirli
  • Divorced: Boşanmış
  • Difficult: Zor
  • Engaged: Nişanlı
  • Emergency: Acil
  • Engineer: Mühendis
  • Enough: Yeterli
  • Eraser: Silgi
  • Far: Uzak
  • Fat: Şişman
  • Finger: Parmak
  • Farmer: Çiftçi
  • Fire: Ateş
  • Garden: Bahçe
  • Grape: Üzüm
  • Habit: Alışkanlık
  • Health: Sağlık
  • Heart: Kalp
  • Map: Harita
  • Meal: Yemek
  • Meeting: Toplantı
  • Melon: Kavun
  • News: Haber
  • Nice: Hoş
  • Opposite: Karşısında
  • Oven: Fırın
  • Page: Sayfa
  • Parent: Ebeveyn
  • Polite: Kibar
  • Quick: Çabuk
  • Railway: Demiryolu
  • Roof: Çatı
  • Room: Oda
  • Salt: Tuz
  • Same: Aynı
  • Serious: Ciddi
  • Thick: Kalın
  • Thief: Hırsız
  • Ticket: Bilet
  • Towel: Havlu
  • Town: Kasaba
  • Umbrella: Şemsiye
  • Underwear: İç çamaşır
  • Way: Yol
  • Week: Hafta
  • Day: Gün
  • Monday: Pazartesi
  • Tuesday: Salı
  • Wednesday: Çarşamba
  • Thursday: Perşembe
  • Friday: Cuma
  • Saturday: Cumartesi
  • Sunday: Pazar
  • January: Ocak
  • February: Şubat
  • March: Mart
  • April: Nisan
  • May: Mayıs
  • June: Haziran
  • July: Temmuz
  • August: Ağustos
  • September: Eylül
  • October: Ekim
  • November: Kasım
  • December: Aralık

İngilizce A1 seviyesinde isen sen de bu kelimeleri öğrenerek işe başlayabilirsin. Ayrıca okuduğun kitaplardan öğrendiğin yeni kelimeleri de bu listeye ekleyerek kelime hazneni kolayca genişletebilirsin.

İngilizcede Tek Harfle Büyük Fark Yaratmak: “Advice” vs. “Advise”

İngilizce dili ilginçliklerle dolu, bazen akıl sır almayan bir dildir. Her ne kadar yıllarca öğrenmiş olsanız da sizi şaşırtacak yeni bilgiler edinebilirsiniz. Yeni öğrendiğiniz kelimelerin okunuşları, bazı nadir kullanılan yapılar, kulağa garip gelen deyimler gibi noktalar sizi hayrete düşürebilir.

Biz ise bu yazımızda İngilizcede tek harfle büyük fark yaratan kelimelerden olan Advice ve Advise’dan bahsedeceğiz. En sık karıştırılan kelimelerden olan Advice/Advise farkından bahsedeceğimiz gibi, benzeri örnekleri de inceleyeceğiz. Advice/Advise farkını öğrenmek sana küçük görünen büyük bir avantaj sağlayacağı gibi, Advice/Advise farkına dair örneklerle de bilgilerine bilgi katacaksın!

Fakat başlamadan önce sana bir sorumuz var: İngilizceyi en verimli şekilde öğrenip, ana dilin gibi konuşmak ister misin? Advice/Advise farkı konusu gibi detayları asla gözden kaçırmamak? Eğer bunlara cevabın “evet” ise seni Open English’e davet etmek istiyoruz. 

Dünyada alanında önde gelen online İngilizce kursu Open English sana İngilizceyi en doğru şekilde öğrenmen için birçok fırsat sunuyor. Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan yabancı eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabileceğin gibi, öğrendiklerini pekiştirebileceğin canlı konuşma gruplarına da katılabilirsin. Tabii ki dev içerik arşivimize de sınırsız erişim sağlamak da başka büyük bir artı!

Open English hakkında daha fazla bilgi almak ve İngilizce öğrenmek için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

advice - advise farkı

Advice/Advise Farkı

Advice/Advise farkı İngilizceyi yeni öğrenen çoğu kişinin farkında dahi olmadığı bir detaydır. Fakat aslında Advice/Advise farkı, bu kelimeleri cümlede nasıl kullanacağımızı belirleyen çok önemli bir faktördür. Advice/Advise farkını bilmeme sonucu bu kelimeleri yanlış kullanabilir, çok temel hatalara sebep olabilirsin. Haydi gel farklı başlıklarda Advice/Advise farkını inceleyelim. 

Telaffuz

Asıl Advice/Advise farkına değinmeden önce çok tekrar edilen bir yanlış bilginin altını çizelim. Sanılanın aksine Advice/Advise farkında telaffuzun da yeri vardır. Bazı kaynaklarda ikisinin de aynı okunuşa sahip olduğu gibi bir bilgi verilse de Advice/Advise farkı telaffuzu ile de alakalıdır. 

En temel Advice/Advise farkı bu olmasa da okunuş açısından da dikkat edilmesi gerekilen bir nokta var. Bu da Advice kelimesindeki “c” harfinin “s” gibi okunması ve buz anlamındaki “ice” kelimesi ile kafiyeli olmasıdır. Ne kadar benzer duyulsa da Advise kelimesindeki “s” harfi ise “z” sesi gibi okunur ve “rise” kelimesi ile kafiyelidir. Advice/Advise farkından önce bun dikkat etmek önemli. 

Kelime Türü

Advice/Advise farkının asıl etkisini gördüğümüz yerlerden biri de kelime türlerinin farklı olmasıdır. Advice bir isimken, Advise bir fiildir. Yani cümlede ikisini kullanacağımız yerler tamamen farklı olacaktır. Örneğin cümlede fiilin gelmesi gereken yere “advice” getirmemiz cümlenin yapısını bozacak, cümleyi anlamsızlaştıracaktır. 

Tam tersine Advise kelimesini ise cümlede isim gelmesi gereken bir yere (örneğin özne, nesne gibi) getirirsek bu da cümlede bir yanlışlığa sebep olacaktır. Advice/Advise farkının bir harfle ortaya çıkardıklarını görebiliyor musun? Kimsenin dikkat etmediği bir detay gibi görünse de kusursuz İngilizce konuşmak istiyorsan bunu bilmen şart!

Umarız buraya kadar her şey açık ve nettir! Eğer aklında Advice/Advise farkı ile alakalı soru işaretleri varsa veya İngilizceyi en temelden, en kendine uygun şekilde öğrenmek istiyorsan seni Open English’e bekliyoruz! Dünya çapında 15 senedir aktif olup, 1.5 milyon kişiye İngilizce öğretmiş olan Open English, sana ihtiyacın olan tüm olanakları sunuyor!

Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında öğrendiklerinin pratiğini yapabilir ve dev içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklardan sınırsız faydalanabilirsin!

Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Anlamı

Bu başlık aslında önceki Advice/Advise farkı alt başlığımızla doğru orantılı. Çünkü kelimenin türü ve anlamı burada iç içe geçmiş şekilde. Yani Advice ve Advise benzer göründükleri ve okundukları kadar anlam olarak da yakın.

Çünkü Advice “tavsiye” anlamına gelirken Advise “tavsiye vermek” anlamına geliyor. Gördüğün gibi ilki bir isim, ikincisi ise bir fiil. Fakat nihayetinde kökleri açısından aynı yerde karşımıza çıkıyorlar. Bu yüzden cümlelerimizi kurarken kesinlikle Advice/Advise farkını göz önünde bulundurmalıyız. 

İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek için hemen yan taraftaki formu doldurabilirsin.

advice - advise örnek cümleler

Advice/Advise Örnek Cümleler

  • I need some advice on buying a new car.

(Yeni bir araba almakla ilgili tavsiyeye ihtiyacım var.)

  • Can you give me some advice about studying for exams?

(Sınavlar için çalışmak hakkında bana biraz tavsiye verebilir misin?)

  • My grandmother always gives me wise advice.

(Büyükannem her zaman bana bilgece tavsiyeler verir.)

  • She advised me to study for the test. 

(Bana sınav için çalışmamı tavsiye etti.)

  • Can you advise me on which book to read next? 

(Bana bir sonraki okunacak kitap konusunda tavsiye edebilir misin?)

  • She advises her friend to eat more fruits. 

(Arkadaşına daha fazla meyve yemesini tavsiye ediyor.)

Advice/Advise farkı ile ilgili yazımızın böylece sonuna gelmiş olduk. Umarız Advice/Advise farkını artık karıştırmaz ve günlük hayatında aktif olduğu kadar doğru bir şekilde de kullanırsın! Eğer diğer bir sık karıştırılan konuyu incelemek istersen Have/Has Farkı ve Kullanımı isimli yazımızı okumanı tavsiye ediyoruz. 

Yazımızı noktalarken seni son bir defa daha Open English’e katılmaya davet ediyoruz. Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden ders alabilir, yabancılarla canlı konuşma gruplarında konuşabilir, içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilir ve en nihayetinde İngilizceyi ana dilin gibi konuşabilirsin!

Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. 

İngilizce Burçlar ve Türkçe Çevirileri

Geçmişten günümüze her zaman popülerliğini koruyan bir konu vardır ki o da astroloji ve buna bağlı olarak ortaya çıkan burçlardır. Son dönemde özellikle popülerliği giderek artan astroloji ve burçlar, pek çok insan tarafından inanıldığı üzere insanların kişilik özelliklerini karakterlerini etkilemektedir.

Astrolojinin bu kadar meraklısı varken, sen de İngilizce öğrenme yolculuğunda burçların isimleri ve özellikleri hakkında bilgi edinmeyi es geçmemelisin.

Bu bilgiler sayesinde, İngilizce konuşan insanlarla iletişim kurarken konu burçlardan açıldığında sen de konuya dâhil olabilir ya da yeni arkadaşlar edinirken burçların özelliklerinden bahsederek sıcak ve samimi bir sohbet başlatabilirsin.

İngilizce burçları öğrenmeye hazırsan başlayalım.

İngilizce Burçlar

  • Koç: Aries
  • Aslan: Leo
  • Yay: Sagittarius
  • Boğa: Taurus
  • Başak: Virgo
  • Oğlak: Capricorn
  • İkizler: Gemini
  • Terazi: Libra
  • Kova: Aquarius
  • Yengeç: Cancer
  • Akrep: Scorpio
  • Balık: Pisces

İngilizce Öğrenmenin En Hızlı ve Pratik Yolu: Open English

En kolay İngilizce öğrenme yöntemi Open English ile istediğin her yeri İngilizce kursuna dönüştürebilirsin. Ana dili İngilizce olan eğitmenlerle 7/24 canlı dersler ve konuşma sınıflarında en doğru telaffuzu öğrenirken, kelime dağarcığını geliştirip dil bilgisi kurallarında ustalaşacaksın. 

Online İngilizce kursu Open English’e kayıt başvurusu yapmak istiyorsan, bu sayfadaki iletişim formunu doldur. Müşteri temsilcilerimiz en kısa sürede seni arayacak ve eğitim planlarımız ve ücretlerimiz hakkında bilgilendirme yapacaktır.

zodyak kuşağı ve ingilizce burçlar

Zodyak Kuşağı ve İngilizce Burçlar

Burçlar kuşağı olarak adlandırılan Zodyak, üç grupta yer alan dört elemente ait toplam 12 adet burçtan oluşur. Ateş, su, hava ve toprak elementleri dâhilinde burçlar şu şekilde sıralanır:

  • Ateş Elementi (The Fire Signs): Koç (Aries), Aslan (Leo) ve Yay (Sagittarius)
  • Toprak Elementi (The Earth Signs): Boğa (Taurus), Başak (Virgo) ve Oğlak (Capricorn)
  • Hava Elementi (The Air Signs): İkizler (Gemini), Terazi (Libra) ve Kova (Aquarius)
  • Su Elementi (The Water Signs): Yengeç (Cancer), Akrep (Scorpio) ve Balık (Pisces)

Burçların belirlenmesinde doğduğun zamanda güneşe çizilen doğrunun takip yönüne göre elde edilen yıldız takımı (constellation) kullanılır. Bu nedenle hangi burç olduğun doğum tarihinle ortaya çıkar.

Burçların İngilizce Karşılıkları ve Özellikleri

Artık geldik asıl konumuza: burçlar ve İngilizce karşılıkları… Ayrıca burçların belirgin özelliklerini de sana faydası olması için İngilizce karşılıklarıyla kullandık. Bu sayede burçlarla alakalı İngilizce kelimeleri haznene atabilirsin.

Koç (Aries) / 21 Mart – 19 Nisan (March 21 – April 19)

Zodyak’ın ilk burcu olan Koç burcunun İngilizcesi “aries”tir. Bu burçta doğanlar; hareketli (lively) ve enerjik (energetic) yapılarıyla tanınırlar. Yüksek öz güvene (high self-esteem) sahip olan Koçlar, cesur (bold) ve atılgan (venturous) tavırlarıyla dikkat çekerler. Liderlik (leadership) özelliğiyle doğduğuna inanılan bu burcun insanları, hedeflerine ulaşmak için her yolu deneyebilecek kadar gözü kara (reckless) olabilir.

Diğer yandan çabuk sinirlenen (quick-tempered) Koç burçlarının bu siniri saman alevi gibi hemen geçer. Ayrıca, egoları oldukça gelişmiş olduğundan, çevresindekiler tarafından kimi zaman kibirli (arrogant) olarak algılanabilirler.

Boğa (Taurus) / 20 Nisan – 20 Mayıs (April 20 – May 20)

Toprak grubunda yer alan ve ikinci burç olan Boğa burcunun İngilizcesi “taurus”tur. Bu burcun insanları, kararlı (determent) ve sabırlı (patient) yapısıyla dikkat çeker. Güvenilir (reliable) ve sıcakkanlı (friendly) oluşları sayesinde arkadaş çevreleri oldukça geniş olan Boğalar, kararlı tavırlarıyla kafasına koyduğu şeyi gerçekleştirirler. Rahatına aşırı düşkün olan (self-indulgent) bu burcun insanları, konfor alanlarına müdahale edildiklerinde huzursuz (uneasy) olur.

Kimi zaman bu rahatlık işleri ertelemelerine (procrastination) neden olsa da, genelde çalışkan (hard-working) ve azimli (resolved) kişiler olarak bilinirler. Boğaların en olumsuz yönü (negative side) ise öfkelendiklerinde gözlerinin hiçbir şey görmemesidir.

İkizler (Gemini) / 21 Mayıs – 20 Haziran (May 21 – June 20)

İngilizcesi “gemini” olan ikizler burcunun en dikkat çekici özelliği, farklı duyguları bir arada yaşamasıdır. Diğer yandan bu burcun insanları sosyalleşmeyi seven (sociable), eğlenceli (fun), açık sözlü (forthcoming) ve iletişimi kuvvetli (communicative) kişilerdir. Diğer bir deyişle, yanınızda bir İkizler burcu insanı varken sıkılmanız (bored) pek mümkün olmaz.

Oldukça konuşkan (chatty) ve esprili (witty) bir üsluba sahip olan İkizler burcunun ikna kabiliyeti de oldukça gelişmiştir. Genel olarak çekici (attractive) ve zarif (classy) bir duruş sergileyen bu burç, girdiği her ortamda kendini fark ettirmesini bilir.

Yengeç (Cancer) / 21 Haziran – 22 Temmuz (June 21 – July 22)

İlk akla gelenin aksine “crab” olarak değil de “cancer” olarak ifade edilen ve Zodyak’ın dördüncü burcu olan Yengeç burcu, evine ve ailesine düşkündür (domestic). Oldukça hassas (fragile) ve alıngan (resentful) bir yapıya sahip olan Yengeçler, karşısındakilerden de aynı derecede duyarlı (sensitive) ve düşünceli (thoughtful) olmalarını beklerler. İstediklerini bulamadıklarında ise geçimsiz (quarrelsome) bir insana dönüşebilirler.

Ancak, genel olarak bu burcun insanları nazik (polite), sıcakkanlı (warm) ve samimi (sincere) tavırlarıyla kendilerini sevdirmeyi başarır.

Aslan (Leo) / 23 Temmuz – 22 Ağustos (July 23 – August 22)

İngilizcede “leo” olarak karşılık bulan aslan burcu insanını kendinden emin (confident) duruşu ve asil (noble) tavırlarıyla hemen fark edersiniz. Liderlik özelliği oldukça gelişmiş olan Aslanların yaşamdaki birincil gayesi yönetmektir (to lead). Bu yönetme arzusu hem kendi hayatına hem de çevresine yöneliktir. Cömert (generous) ve fedakâr (altruistic) bir kişiliğe sahip olan bu burcun insanlarının organize olma yetenekleri de oldukça gelişmiştir.

Kendine güveni tam olan Aslan burcu, neşeli (cheerful) ve nazik (polite, kind) tavırlarıyla arkadaş ortamında da popüler (popular) ve sevilen (loved) kişilerdir.

Başak (Virgo) / 23 Ağustos – 22 Eylül (August 23 – September 22)

Titizlikleriyle (being meticulous) nam salmış olan Başaklar, İngilizcede “virgo” olarak ifade edilmektedirler. Bu burcun kişileri, temiz (clean) ve düzenli (neat, tidy) olmaya çok önem verirler. Dağınık (untidy) ve yeterince temiz olmadığını düşündükleri bir ortam, onları huzursuz (anxious) etmeye yeter. Zeki (smart) ve pratik (practical) bir kişiliğe sahip olan bu burcun insanları, en mantıklı (logical) burçların başında gelir. Onlara göre her şey ilk olarak akıl süzgecinden geçmeli ve duygularla karıştırılmamalıdır.

Aşırı mükemmeliyetçi (perfectionistic) tavırlarıyla eleştirel (faultfinder) bir yapı gösteren Başak burcu, bu açıdan etrafındaki kişiler için soğuk (cold) ve sert (hard) bir profil çizebilir.

İngilizce burçlara dair detaylar

Terazi (Libra) / 23 Eylül – 22 Ekim (September 23 – October 22)

Adaleti simgeleyen ve İngilizce olarak “libra” şeklinde ifade edilen Terazi burcu, dengeli (balanced) ve kararlı (stable) bir karakteri temsil eder. İdealist bir yapıya sahip olan bu kişiler, hırslı (ambitious) ve azimlidir (zealous). Terazi burcuyla ilgili ilk akla gelen özelliklerden biri de bu burcun insanlarının asil ve sanatsal (artistic) bir zevke ve zarafete (elegancy) sahip olmalarıdır.

Sevecen (affectionate) ve nazik (gentle) tavırlarıyla etrafında değer gören Teraziler, bu doğrultuda herkesle iyi ilişkiler kurar.

Akrep (Scorpio) / 23 Ekim – 21 Kasım (October 23 – November 21)

Tutkulu (passionate) bir kişilik profili çizen ve “scorpio” olarak İngilizce karşılığı bulunan Akrepler, kapalı bir kutu gibidirler (like a closed book). Zeki (intelligent) ve çalışkan (industrious) olan bu burcun insanları, sorumluklarını en iyi şekilde sabır (patience) ve özen (attention) ile tamamlar.

Genel olarak çevrelerinde kibar (nice) ve açık sözlü (frank) olarak tanınan Akrep burçlarının, kendilerine yapılan yanlışları asla unutmamak (never forgiving) gibi kötü bir huyları vardır. Bu yanlış üzerinden yıllar geçse bile karşılığını alması gerektiği düşüncesini taşırlar. Yani Akreplere göre intikam soğuk yenen bir yemektir (revenge is a dish best served cold)!

Yay (Sagittarius) / 22 Kasım – 21 Aralık (November 22 – December 21)

Özgürlüğüne düşkün (free spirited) Yay burcu, İngilizcede “sagittariun” olarak ifade edilmektedir. Sportif (athletic) ve enerjik (vibrant) doğalarıyla hayat dolu olan Yaylar, heyecanlı (excited) ve eğlenceli (entertaining) kişilik sergilerler. Analitik düşünme (analytical thinking) becerisi gelişmiş olan bu burcun hisleri de oldukça kuvvetlidir.

Dürüst (honest) olan ve söyleyecekleri konusunda çekinmeyen (straightforward) Yaylar, aşırıya kaçan açık sözlü tavırlarıyla da zaman zaman eleştirilere maruz kalabilirler.

Oğlak (Capricorn) / 22 Aralık – 19 Ocak (December 22 – January 19)

İngilizcede capricorn olarak ifade edilen Oğlaklar, akılcı (rationalist) kişiliğe sahip gruptur. Oldukça konuşkan (talkative) ve eğlenceli (amusing) bir karakteri olan bu burcun insanları, aşırı gerçekçi (realistic) bakış açılarıyla anı yaşamaktan uzak kalabilir ve hayatı kendilerine zehredebilirler.

Her an geleceğe dair planlarla yaşayan Oğlak burcu, hırslı (avid) ve cesur (brave) karakteriyle üstlendiği her işi sonuna kadar götürse de zaman zaman geleceğe dair endişeleri onu zorlayabilir.

Kova (Aquarius) / 20 Ocak – 18 Şubat (January 20 – February 18)

Zodyak’ın 11. burcu olan Kovalar – İngilizce haliyle aquarius” – sorgulayan (questioning) bir akla sahiptirler. Özgürlüğüne oldukça düşkün (freedom loving) olan kovalar, kendi bildikleri yolda ilerlemeyi severler. Bu açıdan onları herhangi bir fikre ya da mekâna bağlı tutamazsınız.

Diğer yandan, Kova burcu şüpheci (skeptical) ve inatçı (stubborn) bir karaktere sahiptir ve birisine güvenmeden önce onu iyice tanımaya odaklanır.

Balık (Pisces) / 20 Şubat – 20 Mart (February 20 – March 20)

Zodyak’ın 12. ve en son burcu olan Balık burcunun İngilizcedeki karşılığı da Yengeç’teki gibi ilk aklınıza gelen hayvan ismi, yani “fish” değil Latinceden gelen “pisces”tır. Balık, hemen herkes tarafından en duygusal (emotional) burç olarak bilinir. Kendilerine has bir dünyada yaşayan Balık tanıdıkların, melankolik (melancholic) tavırları ve her şeye ağlayabilmeleriyle zaman zaman sana zor anlar yaşatabilirler.

Yine de oldukça merhametli (compassionate) ve sevgi dolu (exorable) halleriyle oldukça iyi bir arkadaş olabilirler.

İngilizce Burçlar Hakkında Daha Fazlası Open English’te!

İşte sonuna geldik. Bu yazıdan İngilizce burçları ve İngilizce burçlarla alakalı kelimeleri öğrendiğini umut ediyoruz. Tabii İngilizce öğrenmek, sadece burçları öğrenmekle olacak bir şey değil. Bu yüzden seni Open English platformumuza bekliyoruz.

Online İngilizce eğitimimiz hakkında detaylı bilgi almak ve İngilizce öğrenme serüveninde ilk adımı atmak için bu sayfada yer alan formu doldur. Ekip arkadaşlarımız sana en kısa sürede ulaşsın ve merak ettiğin her soruya cevap versinler.