İngilizce dilinin temel yapı taşlarından biri, çeşitli hareketleri ifade etmek için kullanılan fiillerdir. Bu fiiller, günlük iletişimde sıklıkla kullanılır ve insanların hareketlerini, ulaşım yöntemlerini ve seyahat etme biçimlerini ifade etmek için önemlidir. İngilizcede hareket bildiren fiiller arasında öne çıkan “take”, “ride”, “drive”, “walk” ve “get” kelimeleri, bu konuyu daha iyi anlamana yardımcı olacak temel yapı taşlarıdır.
Bu yazıda; take, ride, drive, walk ve get kelimelerinden oluşan beş önemli fiil türünü ayrıntılı bir şekilde inceleyeceğiz. Her birinin anlamını, kullanımını ve yaygın örnek cümlelerini ele alarak, İngilizce öğrenirken hareketleri doğru bir şekilde ifade etmene yardımcı olacak bilgiler sunacağız. Bu fiilleri kullanarak kendini daha iyi ifade edebilir ve iletişim becerilerini geliştirebilirsin. Şimdi; take, ride, drive, walk ve get fiillerinin dünyasına dalalım.
Hareket, insan yaşamının ayrılmaz bir parçasıdır. İngilizcede “Hareket Bildiren Fiil” veya İngilizcedeki yaygın adıyla “Motion Verbs,” bir nesnenin bir yerden başka bir yere hareket etmesini veya belirli bir ulaşım aracını kullanmayı ifade eden fiillerdir. İşte şimdi, İngilizcede hareket bildiren fiilleri inceleme zamanı.
Take fiili İngilizcede çeşitli anlamlara gelebilen çok yönlü bir fiildir. Temel anlamı “almak” veya “götürmek”tir, ancak farklı bağlamlarda farklı anlamlar kazanabilir. İşte, take fiilinin bazı yaygın anlamları:
Take fiilinden bahsettiğimiz bu bölümde İngilizce take fiilinin sık kullanılan bazı anlamlarına yer verdik. Ancak, take fiili İngilizcede çok daha geniş bir kullanım yelpazesine sahiptir ve bağlama bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Take fiilinin kullanımı hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak istersen İngilizce Take Kullanımı başlıklı yazımızı okuyabilirsin.

Ride fiili, az önce bahsettiğimiz take fiili gibi, İngilizcede birden fazla manaya sahip olan fiillerdendir. Genellikle ulaşım veya taşıma eylemleriyle ilişkilendirilir ve “binmek” veya “sürmek” anlamında kullanılır. İşte, “ride” fiilinin bazı yaygın anlamları:
İngilizce ride fiilinin sıkça karşılaşılan anlamlarını seninle paylaştık. Ancak İngilizce ride fiili bağlama bağlı olarak daha farklı anlamlar kazanabilir. Bu nedenle, kullanıldığı bağlamı dikkate almak önemlidir.
Drive fiili, İngilizcede birçok anlama sahip olan fiillerden biridir. Genellikle bir taşıtı kullanarak gitmek veya bir taşıtı yönlendirmek anlamında kullanılır, ancak cümle içerisinde farklı anlamlar kazanabilir. İşte, İngilizce drive fiilinin bazı yaygın anlamları:
İngilizce drive fiili, İngilizce dilinde sıkça kullanılan bir fiil olup, cümlenin akışına göre farklı anlamlar taşıyabilir. Drive fiilinin kullanım alanları hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için sayfadaki formu doldur ve online İngilizce kursu Open English ile İngilizce öğrenmeye başla!

Walk fiili, İngilizcede oldukça temel bir fiil olup, insanların iki ayağı üzerinde yavaşça ilerlemesi veya yürümek anlamında kullanılır. Bu fiil, birçok farklı anlamda ve durumda kullanılabilir. İşte “walk” fiilinin bilinen farklı anlamları:
İngilizce walk fiili, günlük yaşamda sıkça kullanılan bir fiildir ve insanların hareket etme veya dolaşma eylemini ifade etmek için tercih edilen bir kelime olarak yaygın bir şekilde kullanılır.

Şimdi, birden fazla anlama sahip olan get fiilinin genel kullanımlarını seninle paylaşacağız:
Open English’te ana dili İngilizce olan eğitmenlerle yapacağın keyifli dersler sayesinde İngilizceni ileri seviyelere taşırsın. Eğitmenlerinin moderatörlüğünde ana dili İngilizce olan öğrencilerle sohbet ederek, İngilizce konuşma pratiği yapmış olursun. %100 online İngilizce kursu Open English’te yüzlerce saatlik interaktif ders içeriğine erişim hakkın olacağı için sınırsız İngilizce konuşma, dinleme, yazma ve okuma çalışmaları yapabilirsin.
İngilizce hareket bildiren fiiller hakkında daha fazla bilgi edinmek ve İngilizceni ilerletebilmek bu sayfada bulunan formu doldur, müşteri temsilcilerimiz seni hemen arasın!
“Used to” kalıbı, İngilizcede sık sık karşımıza çıkan, basit olmasına rağmen zaman zaman kafa karıştırabilen bir yapıdır. Sen de bu konuda eksiğin olduğunu mu düşünüyorsun? Öyleyse okumaya devam et. Çünkü bu yazıda “used to” kalıbını nasıl en doğru haliyle kullanabileceğimizi detaylıca inceleyeceğiz.
Ve unutma, eğer İngilizceni en iyi seviyeye çıkarmak istiyorsan, 7/24 canlı dersler, ana dili İngilizce olan eğitmenler ve sınırsız erişim olanakları sağlayan Open English’e güvenebilirsin!
“Used to” kalıbını geçmişte bir dönem boyunca sürekli yaptığımız, fakat artık yapmadığımız şeylerden, alışkanlıklardan ve rutinlerden bahsederken kullanırız. “Used to” kalıbını, anlamca yakın olsa da belirli farklılıkları olan “get used to” ya da “be used to” kalıplarıyla karıştırmamalıyız.
Open English’te ana dili İngilizce olan eğitmenlerin 7/24 canlı dersler verdiğini biliyor muydun? Üyeliğini başlattığın zaman, aboneliğin boyunca bu canlı derslerden sınırsız yararlanabilir, konuşma sınıflarına katılabilir ve eğer istersen, ana dili İngilizce olan eğitmenlerle bire bir özel İngilizce dersi yapabilirsin!
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

Farklı yapılarla karıştırılması mümkün olan “used to” kalıbının kullanımı aslında çok kolaydır. Cümlemizi kurarken önce öznemizi, ardından “used to” kalıbımızı ve arkasından fiilimizi yalın halinde kullanmamız gerekmektedir.
Yani formülümüz şu şekilde olmalı:
Özne + used to + fiilin yalın hali
Örnekleri incelerken formülün nasıl uygulandığına dikkat etmeye çalış. “Used to”nun öncesinde her zaman öznemiz, sonrasında ise her zaman fiilimizin birinci, yani yalın hali bulunmakta. Anlam olarak ele aldığımızda ise cümlelerde bahsi geçen olayların eskiden düzenli olarak yaşandığını, fakat artık yaşanmadığını görebiliriz.
Olumlu cümlelerde kullanımı gayet açık olan “used to” kalıbını olumsuz olarak kullanırken biraz daha farklı bir yaklaşımda bulunmamız gerekir. Bu kalıbı olumsuz cümlede kullanırken geçmiş zamanda, olumsuz cümlelerde kullandığımız yardımcı fiilimiz olan “didn’t” ile kullanırız.
Yine hangi özne olduğu farketmeksizin öznemizi en başa yerleştirip, arkasından olumsuzluk anlamı verecek olan “didn’t”ı, sonrasında ise “use to” kullanmamız gerekir. Burada “used to” yerine “use to” kullanmamızın sebebi, yardımcı fiilimizin halihazırda geçmiş zamanda olmasından dolayı“used to”daki geçmiş zaman ekini kaldırmaktır.
Özetle formülümüz şu şekildedir:
Özne + didn’t use to + fiilin yalın hali
Örneklerimizi incelediğinizde göreceğiniz gibi “used to” kullanmak yerine olumsuzluk anlamı verecek olan “didn’t use to”yu kullandık. Bu durumda belli şeylerin geçmişte sürekli olarak yapılmadığı anlamını vermiş olduk. Eğer tam olarak aklına yatmadıysa Open English’in sınırsız olanaklarıyla sadece “used to” kalıbını değil, İngilizcenin tamamını kendi hızında, rahatlıkla öğrenebilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
“Used to” kalıbını soru cümlelerinde kullanmak için, olumsuz cümlelerde de yaptığımız gibi geçmiş zamandan bir yardımcı fiil ödünç almamız gerekecek. Soru cümlelerinde “used to” kalıbını kullanırken artık özne ile başlamayacağız. İlk olarak yardımcı fiil olan “did”i, ardından öznemizi, sonrasında use to kalıbını ve son olarak da fiilimizi kullanmamız gerekecek. Olumsuz cümlelerdeki gibi burada da “used to” yerine “use to” kullanmalıyız. Yani formülümüzü şöyle özetleyebiliriz.
Did + özne + use to + fiilin yalın hali

Bu kalıp, benzerliğinden dolayı “used to” kalıbıyla sık sık karşılaştırılmaktadır fakat anlamı farklıdır. “Be used to” kalıbında verilen anlam, “bir şeye alışık olmak”tır. Kullanırken ise “be”yi özneye göre “am, is, are” olarak çekimlememiz ve arkasından -ing ekli fiil ya da isim getirmemiz gerekmektedir. Örnekler üzerinden inceleyelim:
“Get used to” kalıbı, anlamca “be used to” kalıbına benzer fakat “alışkın olmak”tan ziyade, “alışmak” anlamı verir. Aynı şekilde arkasından fiil+ing ya da isim gelir ve “get” fiilini çekimleyerek farklı zamanlarda kullanmak mümkündür.
Yukarıdaki örneklerde birbirine karışan bu üç yapının farklarını görmek mümkün. Örneğin “used to” ile eskiden futbol oynadığınızı söylerken, “be used to” ile futbol oynamaya alışkın olduğunuzu, “get used to” ile ise futbol oynamaya alıştığınızı söyleyebilirsiniz. “Used to”dan farklı olarak, “be used to” ve “get used to”yu zamanlara ve kişilere göre çekimleyerek birçok durumda kullanabilirsiniz. Fakat “used to” kendinden geçmiş anlamı verdiği için tekrar çekimlenemez.
İngilizce ders başarını yükseltmek mi istiyorsun? Kariyerinde bir yabancı dilin sana sağlayacağı sonsuz faydalardan yararlanmak mı istiyorsun? “Sadece ezberlemekten sıkıldım. Öğrendiğim şeyleri yetkin birileri ile pratiğe dökmek istiyorum.” mu diyorsun?
Öyleyse dünyanın dört bir ucundan, ana dili İngilizce olan profesyonel eğitmenlerimiz eşliğinde İngilizce öğrenmek üzere, 7/24 sınırsız erişim fırsatlarıyla önde gelen online İngilizce kursu Open English’e davetlisin!
Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım.
İngilizce dilinde bazen en küçük değişiklikler bile bir kelimenin veya cümlenin gidişatını tamamen değiştirebilir. Bunun gibi küçük detayları atlamak ise bazı durumlarda epey göze batabilir. Bu yüzden bu küçük farkları bilmek ve farkında olmak seni kesinlikle ileriye taşıyacaktır!
Bugünkü yazımızda İngilizcede tek harf ile büyük fark yaratan bir başka kelime grubu olan Beside/Besides farkından bahsedeceğiz. Beside/Besides farkı kulağa ne kadar önemsiz bir detay gibi gelse de kesinlikle atlanmaması gereken bir detaydır. Bu yüzden Beside/Besides farkına hakim olabilmek için bilmen gereken her şeyi bu yazımızda seninle paylaşacağız!
Fakat Beside/Besides farkı ile ilgili yazımıza başlamadan önce sana bir sorumuz var: İngilizceyi en verimli şekilde öğrenip, ana dilin gibi konuşmak ister misin? Beside/Besides farkı konusu gibi detayları asla gözden kaçırmamak? Eğer bunlara cevabın “evet” ise seni Open English’e davet etmek istiyoruz.
Dünyada alanında önde gelen online İngilizce kursu Open English sana İngilizceyi en doğru şekilde öğrenmen için birçok fırsat sunuyor. Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan yabancı eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabileceğin gibi, öğrendiklerini pekiştirebileceğin canlı konuşma gruplarına da katılabilirsin. Tabii ki dev içerik arşivimize de sınırsız erişim sağlamak da başka büyük bir artı!

Beside/Besides farkını incelediğimiz kısa geldik. Bu kısımda Beside/Besides farkını farklı başlıklar altında ele alacağız. Ardından ise Beside/Besides farkının altını çizen örnekler ile bahsettiklerimizi pratiğe dökeceğiz.
Bazı benzer kelimelerin arasında bir harf fark olduğunda bazen okunuşları değişmeyebilir. Fakat bu Beside/Besides farkı için geçerli değil. Beside/Besides farkında gözümüze ilk bata şey olan sondaki “s” harfini de telaffuz etmemiz gerekir. Tahmin edebileceğin gibi telaffuz ederken Beside’ın sonu “z” sesi ile biter.
Her ne kadar Beside/Besides farkını yaratan ses “s” olarak yazılsa da telaffuzu “z” sesine denk gelir. İki şekilde de telaffuz etmeye çalışırsan “z” ile telaffuz etmenin ağzının hareketleri açısından çok daha kolay olduğunu fark edeceksindir.
Beside/Besides farkının en önemli noktalarından biri de ikisinin de kelime türünün farklı olmasıdır. Dolayısıyla cümlede Beside kullandığımız yerde yerine Besides kullanamayız. Çünkü Beside bir “preposition”, yani edattır. Besides ise yine bir edat olmasının yanı sıra bağlaç görevi de görebilir. Fakat birbirlerinin yerine kullanılmamalarının asıl nedeni Beside/Besides farkının diğer başlığında.
Geldik asıl Beside/Besides farkına. Asıl farkımız tabii ki anlamlarında gizli. Beside’ın anlamı “yanında, yakınında”dır. Bir edat olarak bir şeyin ya da kişinin yanında olduğu şeyi gösterir.
(Bankta onun yanında oturuyordum.)
Besides ise “yanı sıra, ayrıca” gibi anlamlarda karşımıza çıkabileceği gibi “dışında” anlamında da sık sık görülebilir.
(İyi bir arkadaş olmanın yanı sıra aynı zamanda çok yeteneklidir.)
(Rock müzik dışında başka hangi müzik türlerini seversin?)
Umarız buraya kadar her şey açık ve nettir! Eğer aklında Beside/Besides farkı ile alakalı soru işaretleri varsa veya İngilizceyi en temelden, en kendine uygun şekilde öğrenmek istiyorsan seni Open English’e bekliyoruz! Dünya çapında 15 senedir aktif olup, 1.5 milyon kişiye İngilizce öğretmiş olan Open English, sana ihtiyacın olan tüm olanakları sunuyor!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında öğrendiklerinin pratiğini yapabilir ve dev içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklardan sınırsız faydalanabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve hemen İngilizce çalışmaya başlamak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

(Film boyunca arkadaşının yanında oturdu.)
(Kedi şöminenin yanında huzurlu bir şekilde dinlendi.)
(Eski kitapçı modern gökdelenin yanında duruyordu.)
(Nehir kenarında güzel bir park bulduk.)
(Yalnızca mükemmel bir aşçı değil, aynı zamanda yetenekli bir müzisyendir.)
(Tam zamanlı bir işinin yanı sıra, küçük bir işletmeyi de yürütüyor.)
(Dağcılığı seviyorum. Sadece huzurlu bir aktivite değil, aynı zamanda doğayla bağlantı kurmama izin veriyor.)
(Sınavlara çalışmanın yanı sıra, sevdiği şeyleri yapmak için kendine zaman ayırıyor.)
Beside/Besides farkı ile ilgili yazımızın böylece sonuna gelmiş olduk. Umarız Beside/Besides farkını artık karıştırmaz ve günlük hayatında aktif olduğu kadar doğru bir şekilde de kullanırsın! Eğer diğer bir sık karıştırılan konuyu incelemek istersen Have/Has Farkı ve Kullanımı isimli yazımızı okumanı tavsiye ediyoruz.
Beside/Besides farkı yazımızı noktalarken seni son bir defa daha Open English’e katılmaya davet ediyoruz. Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden ders alabilir, yabancılarla canlı konuşma gruplarında konuşabilir, içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilir ve en nihayetinde İngilizceyi ana dilin gibi konuşabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve efektif bir şekilde İngilizce çalışmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
İngilizce öğrenirken yeni kelimeleri ve gramer yapısını keşfetmek için birçok farklı kaynaktan okumalar yaparız. Bu okumalar her açıdan İngilizcemize önemli katkılarda bulunur.
Kimi zaman bir hikaye, kimi zaman bir makale, kimi zaman bir kitap, kimi zaman da bir masal olabilen İngilizce metinler, özellikle de kelime haznesini geliştirmek için son derece önemlidir.
Biz de bu yazımızda senin yeni kelimeler öğrenmene keyifli bir şekilde yardımcı olmak istedik ve 3 tane İngilizce masalı Türkçe çevirileriyle birlikte hazırladık.
Hadi hiç zaman kaybetmeden okumaya başla ve yeni kelimeler öğrenmenin tadını çıkar.
Kolayca İngilizce öğrenmek için 7/24 erişebileceğin online İngilizce kursu Open English’i hiç duydun mu? Ana dili İngilizce olan eğitmenlerle canlı derslere ve konuşma sınıflarına istediğin zaman dilediğin yerde katılabilirsin. Tek ihtiyacın olan şey internet bağlantısı olan bir bilgisayar ya da mobil cihaz!
Bununla beraber binlerce saatlik ders içeriğini kapsayan CEFR temelli İngilizce müfredatı sayesinde kısa sürede kendi başına İngilizce öğrenebilirsin.
Detaylar ve daha fazlası için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.
TWO MEN, one who always spoke the truth and the other who told nothing but lies, were traveling together and by chance came to the land of Apes.
Biri her zaman doğruyu söyleyen diğeri ise sürekli yalan söyleyen iki adam, birlikte seyahat ediyorlardır ve şans eseri Maymunlar diyarına geldiler.
One of the Apes, who had raised himself to be king, commanded them to be seized and brought before him, that he might know what was said of him among men.
Kendini kral olarak yetiştirmiş olan maymunlardan bir tanesi, insanlar arasında onun hakkında neler konuşulduğunu öğrenebileceğini umarak onları yakalayıp önüne getirmelerini emretti.
He ordered at the same time that all the Apes be arranged in a long row on his right hand and on his left, and that a throne be placed for him, as was the custom among men.
Aynı zamanda kral Maymun, tüm maymunların sağ tarafında ve tarafında uzun bir sıra olarak dizilmesini ve insanlarda olduğu gibi kendisi için bir tahtın yerleştirilmesini buyurdu.
After these preparations he signified that the two men should be brought before him, and greeted them with this salutation: “What sort of a king do I seem to you to be, O strangers?’
Bu hazırlıklardan sonra, iki adamın önüne getirilmesini işaret etti ve onları şu şekilde karşıladı: “Size nasıl bir kral gibi görünüyorum, yabancılar?”
The Lying Traveler replied, “You seem to me a most mighty king.”
Yalancı gezgin “Bana çok güçlü bir kral gibi görünüyorsun.” Diye cevapladı.
“And what is your estimate of those you see around me?’
“Peki çevremde gördüğün maymunlarla alakalı değerlendirmen nedir?”
“These,” he made answer, “are worthy companions of yourself, fit at least to be ambassadors and leaders of armies.”
Yalancı gezgin “Bunlar”, “Senin için değerli yoldaşlar, en azından büyükelçi ve ordu komutanı olmayı hak ediyorlar.”
The Ape and all his court, gratified with the lie, commanded that a handsome present be given to the flatterer.
Maymun ve krallığındakiler, bu yalandan memnun kalıp dalkavuk adama güzel bir hediye verilmesini emretti.
On this the truthful Traveler thought to himself, “If so great a reward be given for a lie, with what gift may not I be rewarded, if, according to my custom, I tell the truth?’
Bunun üzerine her zaman doğru söyleyen gezgin “Bir yalana bu kadar büyük bir ödül veriliyorsa, eğer geleneklerime göre doğruyu söylersem, ben hangi hediyeyle ödüllendirilmem ki?” diye düşündü.
The Ape quickly turned to him. “How do I and these my friends around me seem to you?’
Maymun kral hızlıca ona döndü. “Ben ve çevremdeki arkadaşlarım sana nasıl görünüyor?”
“Thou art,” he said, “a most excellent Ape, and all these thy companions after thy example are excellent Apes too.”
“Sen” dedi doğrucu gezgin “En mükemmel maymunsun. Senin örneğinden sonra arkadaşların da mükemmel maymunlar.”
The King of the Apes, enraged at hearing these truths, gave him over to the teeth and claws of his companions.
Bu gerçekleri duyunca öfkelenen Maymunlar Kralı, doğrucu gezgini arkadaşlarının dişlerine ve pençelerine teslim etti.

A Fox one day spied a beautiful bunch of ripe grapes hanging from a vine trained along the branches of a tree.
Bir gün bir tilki, bir ağacın dallar boyunca uzanmış olan bir asmada olgun bir üzüm salkımı fark etmiş.
The grapes seemed ready to burst with juice, and the Fox’s mouth watered as he gazed longingly at them.
Üzümler suyuyla patlamaya hazır görünüyorlardır ve tilki onlara özlemle bakarken ağzının suyu aktı.
The bunch hung from a high branch, and the Fox had to jump for it.
Salkım yüksek bir dalda asılıydı ve tilki onun için atlamak zorundaydı.
The first time he jumped he missed it by a long way.
İlk atlayışında salkımı çok uzaktan kaçırdı.
So he walked off a short distance and took a running leap at it, only to fall short once more.
Bu yüzden kısa bir mesafe yürüdü ve koşarak atladı. Bir kez daha kısa düştü.
Again and again he tried, but in vain.
Tekrar tekrar denedi ama boşuna…
Now he sat down and looked at the grapes in disgust.
Şimdi oturdu ve tiksintiyle üzümlere baktı.
“What a fool I am,” he said. “Here I am wearing myself out to get a bunch of sour grapes that are not worth gaping for.”
“Ne aptalım ben” dedi. “Burada ağzımı açmaya değmeyecek bir salkım ekşi üzüm için kendimi yoruyorum.”
And off he walked very, very scornfully.
Ve küçümseye küçümseye yürüdü.
A merchant had a donkey.
Tüccar bir eşeğe sahipti.
He used to carry all his goods on the back of the donkey to sell in the market.
Pazarda satmak için bu mallarını eşeğin sırtında taşırdı.
They needed to cross a river on the way to the market.
Markete giderken tüccar ve eşeğin nehri geçmesi gerekiyordu.
He cared for the donkey very much.
Tüccar eşekle çok ilgilenirdi.
But the donkey was very lazy and always hesitant of doing work.
Ama eşek çok tembeldi ve her zaman iş yapmaktan çekiniyordu.
One day, the merchant had to sell loads of salt.
Bir gün, tüccar çok fazla tuz satmak zorunda kaldı.
As usual, the donkey and the merchant got down into the river to cross it.
Her zamanki gibi, eşek ve tüccar nehri geçmek için nehre indiler.
The donkey being lazy thought of a trick.
Tembel eşek bir numara düşündü.
It slightly bent its legs while crossing the river.
Nehri geçerken bacaklarını hafifçe büktü.
The salt bags got drenched and dissolved in water.
Tuz torbaları ıslandı ve tuz suda çözüldü.
Because of this, the load went down and the donkey became very happy since it need not carry heavy load.
Bu nedenle yük azaldı ve eşek, ağır yük taşımasına gerek kalmadığı için mutlu oldu.
As a result of this, the merchant had a great loss of money.
Sonuç olarak tüccar, büyük para kaybetti.
The merchant was wise enough to know the donkey’s trick.
Tüccar eşeğin hilesini bilecek kadar bilge birisiydi.
Hence, he wanted to teach the donkey a lesson.
Bu yüzden, eşeğe bir ders vermek istedi.
The next day, he loaded the donkey with loads of cotton.
Ertesi gün, eşeğe bir sürü pamuk yükledi.
When the cotton gets wet, it becomes heavy.
Pamuk ıslandığı zaman, ağırlaşır.
The donkey without knowing this played the same trick that day also.
Eşek bunu bilmeden o gün de aynı oyunu oynadı.
The cotton got wet and became very heavy.
Pamuk ıslandı ve çok ağır bir hale geldi.
The donkey suffered a lot carrying the heavy load.
Eşek, ağır yükü taşırken çok acı çekti.
Never again did the donkey ever think of any tricks to get rid of his work.
Bir daha asla eşek, işten kurtulmak için herhangi bir numara düşünmedi.
Burada masallarımızın sonu geldik. İngilizce kelime haznene önemli katkılarda bulunduğumuzu düşünüyoruz. Sen de daha farklı okumalar yapmak, İngilizceyi profesyonellerle beraber öğrenmek istiyorsan, online İngilizce kursumuzu ziyaret et.
Bu sayfada yer alan formu doldurarak İngilizce öğrenmede ilk adımını at, seni hemen arayalım ve aklındaki her soruya cevap verelim. Hadi durma, İngilizce öğrenmeye hemen başla.
Than ve then kelimeleri; İngilizce dilinde sıkça karıştırılan iki kelime olup, farklı anlamlar ve kullanım alanları barındırmaktadır. Bu iki kelimenin doğru ve etkili bir şekilde kullanılabilmesi, İngilizce dilindeki yeteneklerini geliştirmene yardımcı olabilir. Bu yazıda, İngilizce than ve then kelimelerinin ne anlama geldiğini, nasıl kullanıldıklarını ve farklarını detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.
Than ve then farkını sağlam bir biçimde öğrenmek ve İngilizce dilini doğru bir şekilde kullanmak için hemen online İngilizce kursu Open English ile İngilizce öğrenmeye başla! Sayfadaki formu doldur, seni hızlıca arayalım ve Open English aboneliğini başlatalım.

İngilizce than, karşılaştırma yapmak için kullanılan önemli bir bağlaçtır. Yazımızın bu bölümünde than bağlacının işlevi hakkında seni bilgilendirmek istiyoruz. İngilizce than bağlacı; iki veya daha fazla öğeyi karşılaştırmak ve bu öğelerin birbirine göre üstün, daha düşük, daha iyi, daha kötü, daha fazla veya daha az olduğunu belirtmek amacıyla kullanılır. Genellikle karşılaştırılan öğeler arasındaki farkı veya üstünlüğü vurgular. İngilizce than kelimesi, bir şeyin diğerine göre nasıl bir farklılık gösterdiğini veya hangi özellikte olduğunu açıklar.
Örneğin;
Kişilerin Karşılaştırılması:
Nesnelerin Karşılaştırılması:
Üstünlük ve Altüstlük Belirleme:
Daha Fazla veya Daha Az Belirleme:
İngilizce than bağlacı, karşılaştırma yaparken kullanılan temel bir araçtır ve iki veya daha fazla öğeyi kıyaslamak için cümlede kullanılır. Bu bağlacı kullanarak, bir şeyin diğerine göre üstünlüğünü, benzerliklerini veya farklılıklarını ifade edebilirsin.
İngilizce than kelimesinin anlamını öğrendiğine göre, İngilizce than kelimesinin yer aldığı örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarını incelemeye başlayabilirsin.
İngilizce çalışmak mı istiyorsun? Hemen yan taraftaki formu doldur ve İngilizce kursumuz hakkında detaylı bilgiye ulaş.

İngilizce then, farklı işlevlere sahip çok yönlü bir kelime ve bağlaçtır. Şimdi, İngilizce then kelimesinin başlıca işlevleri ve detaylı açıklamalarını öğrenme zamanı!
Zaman İfadesi:
İngilizce then, genellikle bir olayın veya durumun başka bir olaydan ya da zamandan önce gerçekleştiğini veya sonrasında meydana geldiğini belirtmek için kullanılır. Bu, zamanın sıralanması veya olayların kronolojik düzenlemesi için kullanılır.
Sonuç İfadesi:
İngilizce then kelimesi, bir önceki ifade veya düşüncenin sonucunu ifade etmek için kullanılabilir. Bu durumda İngilizce then, bir sonraki mantıklı adımı veya sonucu vurgular.
Şart İfadesi:
İngilizce then, bir şart cümlesinde sonucu belirtmek için kullanılabilir. Şart cümlesi tamamlandığında then kelimesi ile sonuç ifade edilir.
Sıra İfadesi:
Then, bir olayın veya adımın diğerinden ne zaman veya ne sıra ile geldiğini belirtmek için kullanılır. Bu, işlem sıralamasını veya sırasını ifade etmek için kullanılır.
Bağlama Verme:
İngilizce then, bir önceki ifadeyi veya düşünceyi bağlamak, hikayenin akışını düzenlemek veya anlamı vurgulamak için kullanılabilir. Bu bağlamı sağlar ve metni daha anlaşılır kılar.
İngilizce then kelimesi, cümlenin anlamını zenginleştiren ve olayların ilişkilerini açıklayan bir kelime ve bağlaçtır. Kullanımı, bağlam ve iletilmek istenen anlama göre değişebilir. Then kelimesi gibi birçok İngilizce kelimeyi Open English ile öğrenebilirsin! Sayfadaki iletişim formunu doldurarak Open English hakkında detaylı bilgi sunmak için temsilci arkadaşlarımızın seni aramasını bekle!
İngilizce then ve than kelimelerinin manasını artık biliyorsun. Peki, İngilizce then içeren örnek cümleleri öğrenmeye ne dersin? İngilizce then içeren bazı örnek cümleleri senin için aşağıda sıraladık.
İngilizce konuşma yeteneğini efektif bir şekilde geliştirmek için yan taraftaki formu doldurarak ilk adımı at!

İngilizce then ve than, farklı anlamlara sahip iki farklı kelime ve bağlaçtır. İşte, then ve than kelimelerinin anlamları ve kullanıldıkları bağlamlar arasındaki farklar:
Then:
Than:
Özetle; İngilizce then zaman, sıra veya sonuç ifade etmek için kullanılırken; İngilizce than kelimesi ise karşılaştırma yaparken kullanılır ve iki şeyin ilişkisini belirtmek için kullanılır. Bu iki kelimenin doğru kullanımı, cümlenin anlamını netleştirmek için önemlidir.
İngilizcede; then ve than gibi yazılışı sebebiyle karıştırılan kelimeler dışında, anlam yakınlığı sebebiyle karıştırılan kelimeler de yer alıyor. Örneğin, present ve gift kelimeleri. Present ve gift kelimeleri arasındaki farkları öğrenmek istersen İngilizcede “Present” ve “Gift” Arasındaki Farklar başlıklı yazımızı okuyabilirsin.
%100 online İngilizce kursu Open English’te ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, interaktif etkinlikler eşliğinde pratik yapabilirsin. Yılların deneyimine sahip Open English’in sınırsız kaynaklarına dilediğin her ve zamanda erişebilirsin!
İngilizce öğrenmek için sayısız yöntem denedin ama bir sonuca varamadın ve halen öğrenmek için çaba sarf ediyorsun: bu noktada İngilizce öğrenmek için yola çıkanlardan bir adım önde olduğun yadsınamaz bir gerçek… Çünkü pek çok insan İngilizce öğrenmek için çeşitli yöntemleri denedikten sonra bu yeteneğin kendisinde olmadığına inanmaya başlıyor ve vazgeçiyor. Ama sen vazgeçmedin ve araştırmalarına devam ediyorsun.
İşte bu yüzden sen bir adım öndesin. Peki ne yapman gerekiyor? İngilizce öğrenmek için nasıl bir yol izlemen gerektiğini düşünüyorsun? Geleneksel yöntemlerin işe yaramadığını düşünmeye mi başladın ya da dağınık çalışmalar yüzünden başarıya ulaşamadığını mı fark ettin? Hiç merak etme… Bu yazıda sana göstereceğimiz 5 yöntemle İngilizce öğrenme sürecine önemli katkılarda bulunacağız. Ayrıca bu yöntemleri nasıl uygulaman gerektiğine dair de Open English olarak sunduğumuz platformumuzdan örnekler vereceğiz.
Ama bunun öncesinde İngilizce öğrenme sevdasından vazgeçmek üzere olanlar için “Neden İngilizce öğrenmem gerekiyor?” ve “İngilizce öğrenmenin bana katkıları neler ki?” sorularına bir cevap verelim. Sonrasında da İngilizce öğrenmede kullanabileceğin 5 etkili yöntemi yakından inceleyelim.
İngilizce öğrenmeye başlayan ve bir süre sonra vazgeçen pek çok insan “Ya öğrenmesem ne kaybederim sanki?” gibi ikilemler yaşıyor ve kendi önüne engeller koyup süreci daha da zorlu bir hale getiriyor.
İngilizce öğrenmeye şu şekilde bakmak aslında daha efektif sonuçlar almaya yardımcı olacaktır: Globalleşen bir dünya var ve son dönemde her sektörde yaşanan değişiklikler insanların istedikleri ülkede çalışmalarına fırsat tanımaya başladı. Yani bir yazılımcı Türkiye’den Amerika’daki bir şirkete kolayca çalışabiliyor ya da bir dijital pazarlamacı aynı şekilde yurt dışındaki iş fırsatlarını değerlendirebiliyor.
Burada üzerinde durulması gereken; öğrenmesem ne kaybederim düşüncesinden çok, İngilizce öğrendiğimde neler kazanırım olmalıdır. İngilizce seviyeni iyi bir düzeye getirdiğinde sadece Türkiye özelinde düşündüğümüzde bile farklı kariyer fırsatlarını kolayca yakalayabilirsin. Buna yurt dışında karşına çıkabilecek iş fırsatlarını da eklediğimizde İngilizce öğrenmek aslında çok şey kazandırıyor.
Ek olarak mesleki anlamda sadece Türkçe materyalleri taramak yerine İngilizce dokümanları da okuyabilmek, hem mesleki bilgini artıracak hem de olaylara farklı bir bakış açısı kazandırarak kişisel gelişimine katkı sağlayacak.
Sonuç olarak doğru soru sorarak başlamak, İngilizce öğrenme teşviğini artıracak ve sürecine olumlu katkılarda bulunacak. Bu konuda hem fikir olduğumuza göre gelelim konumuza…
Yazının başında da dediğimiz gibi bu yazıda İngilizce öğrenmede etkili olan yöntemleri beraber inceleyeceğiz.
İşte İngilizce öğrenmede etkili 5 yöntem:

İngilizce öğrenme denildiğinde akla ilk gelen -artık bir klişe haline gelen- İngilizce eğitim almakla işe başlayalım. İngilizce öğrenmek isteyen herkes en azından bir kez İngilizce eğitim kurumuyla görüşmüş, çoğu zaman kursa başlamış, ya bitirmiş ya da yarıda bırakmıştır. Burada da önemli olan tüm süreç boyunca iradeli olmak ve İngilizce eğitime devam etmek…
Günümüzde İngilizce eğitimde artık pek çok alternatif mevcut. Bunların büyük bir kısmı eskiden beri süregelen geleneksel kurslarken, son dönemde öne çıkan online İngilizce kursları da İngilizce öğrenme konusunda büyük desteklerde bulunmaya başladı.
Büyük bir şehirde yaşadığını hayal et ve iş çıkışlarında ya da hafta sonu tatil günlerinde İngilizce kursuna gitmek zorunda olduğunu düşün. Burada heyecanla başladığın İngilizce öğrenme sürecin bir noktadan sonra ciddi anlamda azalacak ve kısa bir süre sonra çeşitli bahanelerle sona erecektir.
Bir de şunu düşün: İstediğin noktada, istediğin zaman çalışabileceğin online bir İngilizce kursu… Kulağa harika geliyor değil mi? Bu şekilde İngilizce eğitim aldığında emin ol ki günün istediğin her saatini verimli bir şekilde kullanabileceksin.
%100 online İngilizce kursu Open English olarak sana dilediğin yerde İngilizce çalışma fırsatı sunuyoruz. İngilizce öğrenmeye dair her detayı içerisinde barındıran ve her seviyeden İngilizce öğrenmeyi mümkün kılan kursumuzu yakından incelemek istiyorsan sayfamızı ziyaret et.
İngilizce öğrenmede bir diğer etkili yöntem yazı yazmaktır. Bunu istediğin şekilde yapabilirsin. Bir blog yazarak ya da günlük tutarak… Çünkü İngilizce yazılar yazmak hem öğrendiğin yeni kelimeleri nasıl kullanacağını öğrenmeni kolaylaştırır hem de gramer konusunda kendini geliştirmene yardımcı olur.
Basit bir şekilde başladığın İngilizce yazı yazmak, zaman geçtikçe daha komplike cümleler yazmana olanak sağlayacak ve bir gün TOEFL, IELTS gibi bir sınava girdiğinde writing kısmından beklediğin puanı almana fırsat tanıyacaktır.
Bu çok zamanını alacak bir durum gibi görünse de günde 10-15 dakikanı ayırarak yapacağın İngilizce yazma alıştırmaları, öğrenme serüvenine önemli desteklerde bulunacaktır.
Open English platformu burada da karşına çıkıyor. Platform içerisinde yer alan yazma aracı sayesinde İngilizce yazma alıştırmalarını son derece kolay ve keyifli bir şekilde gerçekleştirebilirsin. Kursu incelemek istiyorsan, buraya bir link daha bıraktık.
Bir diğer önemli konu da İngilizce metin okumaktır. Hangi seviyede olduğunun bu noktada pek bir önemi yok, çünkü İngilizce olarak her seviyeye uygun metinler bulabilirsin. İngilizce metinler, İngilizce öğrenirken yeni kelimelerle kelime hazneni geliştirmene ve bunların cümle içerisinde hangi gramer yapısıyla ne şekilde kullanıldığına hakim olmana yardımcı olur.
İlerleyen süreçte ise kitapları orijinal dilinde okuyarak kişisel gelişimine önemli bir destekte bulunabilir ve İngilizce öğrenirken bilgi birikimini de kolayca artırabilirsin. Gördüğün gibi İngilizce metin ve kitap okumak aslında bir win-win (kazan-kazan) durumu…
Her başlıkta değindiğimiz gibi İngilizce okumalar konusunda da Open English sana muhteşem bir ayrıcalık sunuyor. Platform içerisinde yer alan okuma pratikleri sayesinde yeni kelimeler öğrenebilir, gramer yapısını yakından inceleyerek hızlıca İngilizce öğrenebilirsin. Konuyu biliyorsun, linki buraya bıraktık.

Bir dili öğrenmede olduğu gibi İngilizcede de konuşmalar yapmak son derece önemlidir. İlk başlarda çekingen bir şekilde gerçekleştirdiğin konuşmalar, zamanla daha akıcı bir hale gelecektir. İngilizce konuşmada fark edeceğin şeyse şu olacak; tüm okuma ve yazma alıştırmaları sırasında öğrendiğin gramer yapısını ve kelimeleri kullanacaksın.
Karşındaki kişinin ana dilinin İngilizce olması çok büyük bir fark yaratacaktır ve böyle bir fırsat yakalarsan kesinlikle sonuna kadar kullanmalısın. Çünkü native speaker (ana dilinde konuşan kişi) ile İngilizce konuştuğunda hem telaffuz konusunda derin tecrübeler edinecek hem de kelime kullanımını uzmanından öğreneceksin.
İşte yine konu Open English’e geldi. Open English olarak sana muhteşem bir fırsat sunuyoruz. Platformumuzda her yarım saatte bir başlayan grup dersleri var ve dilediğin gibi katılıp İngilizce konuşma egzersizleri yapabilirsin. Ayrıca bire bir gerçekleştirdiğimiz İngilizce derslerde de hocalarla dilediğin konuda İngilizce konuşabilir, tüm sürecini kolayca takip edebilirsin. Open English olarak sana İngilizce konuşma konusunda sunduğumuz fırsatları görmek için ne yapacağının kesinlikle farkındasın. Buradaki linke tıkla.
Yazı boyunca değindiğimiz bir konu vardı: Open English platformu… Bir uygulama olarak kullanabileceğin Open English, İngilizce öğrenme sürecine muhteşem katkılarda bulunacak. Dilediğin zaman dilediğin yerden katılabileceğin uygulamamız; İngilizce okuma, İngilizce yazma, İngilizce konuşma ve İngilizce dinleme becerilerini dilediğin gibi geliştirmeni mümkün kılacaktır.
İstersen seyahat ederken, istersen işten eve gönderken, istersen de yatağında uzanırken İngilizce öğrenme sürecini ilerletmek istiyorsan, Open English uygulaması tam sana göre…
Süre kısıtlaması olmadan istediğin zaman kullanabileceğin Open English ile sen de İngilizce öğrenmek istiyorsan, yukarıda yer alan formu doldurabilirsin. Arkadaşlarımız en kısa sürede sana ulaşacak ve merak ettiğin her konuda seni bilgilendirecekler.
Unutma İngilizce öğrenmek bir süreç ve biz bu süreçte her zaman yanındayız.
İngilizce dilbilgisindeki bazı kelimeler ve kavramlar, özellikle dilin karmaşıklığına yeni başlayanlar için kafa karıştırıcı olabilir. Bu karışıklıklardan biri de its ve it’s terimleri arasındaki farktır. İlk bakışta benzer gibi görünen its ve it’s kelimeleri, aslında çok farklı işlevlere sahiptir ve yanlış kullanımları, cümlenin anlamını büyük ölçüde etkileyecektir.
Bu yazıda, its ve it’s kelimelerini ayrıntılı bir şekilde inceleyeceğiz ve its ve it’s terimlerinin sahiplik belirleme ile kısaltma arasındaki farklarına odaklanacağız. Hangi durumlarda its ve it’s terimlerinden hangisinin kullanılması gerektiğini öğrenmek, İngilizce dilini daha iyi anlamak ve kullanmak için çok önemli.
Its ve it’s karışıklığı gibi İngilizceye dair öğrenebileceğin birçok konu var. İngilizceye dair her şeyi öğrenmeye bir an önce başlamak için sayfadaki formu hemen doldur. Seni hızlıca arayalım ve online İngilizce kursu Open English aboneliğini başlatalım.
Its ve it’s kavramları kullanılırken yaşanılan karışıklıklardan bahsetmeden önce its ve it’s kavramlarının anlamlarını seninle paylaşmak istiyoruz. İşte, İngilizce its ve it’s terimlerinin kısa tanımları:
“Its”, sahiplik belirleme için kullanılan bir kelimedir.
Bir nesnenin veya hayvanın sahip olduğu bir şeyi veya özelliği belirtir.
Genellikle nesne veya hayvanın cinsiyetinden bağımsızdır.
Örnek: The cat licked its paw. (Kedi patisini yaladı.)
“It’s”, it is veya it has ifadelerini kısaltmak için kullanılan bir kısaltmadır.
Cümlenin yapısını basitleştirir veya kısaltır.
Örnek: It’s raining. (Yağmur yağıyor.) – Burada it’s, it is ifadesinin kısaltmasıdır.

İngilizcede its, sahiplik belirleme için kullanılan bir kelimedir ve nesnelerin veya hayvanların sahip olduğu bir şeyi veya özelliği belirtir. İşte its kullanımı ve kuralları:
İngilizcede its kullanırken nesnenin veya hayvanın sahiplik belirleme durumunu doğru bir şekilde ifade etmek önemlidir ve cinsiyetle bağlantılı olmadığını unutmamak gerekir.
İngilizce its teriminin kurallarını tamamen öğrendin. Sırada, İngilizce its kelimesinin doğru kullanımını gösteren örnek cümleleri incelemek var:
Bu örneklerde its, nesnelerin veya hayvanların sahip olduğu özellikleri veya durumları belirtmek için kullanılmıştır.
İngilizce öğrenmek için ihtiyaç duyduğun online İngilizce kursuna yan taraftaki formu doldurarak ulaşabilirsin.

İngilizcede it’s, it is veya it has ifadelerini kısaltmak için kullanılan bir kısaltmadır. İşte, it’s işlevi ve anlamı:
Yukarıdaki açıklamalara göre, it’s kelimesi, cümlenin yapısını basitleştirmek veya kısaltmak amacıyla kullanılır ve it is veya it has ifadelerinin yerine geçer. İçerik ve bağlama bağlı olarak bu ifadeyi iyi anlamak önemlidir; çünkü it’s, farklı bağlamlarda farklı anlamlar taşıyabilir.
İngilizce it’s teriminin işlevini öğrendiğine göre artık it’s kullanılan örnek cümleleri incelemeye geçebilirsin. Aşağıda senin için farklı it’s içeren cümleler sıraladık.
Bu cümlelerde it’s, genellikle it is ifadesinin kısaltması olarak kullanılmıştır ve cümlenin yapısını basitleştirir veya ifadeyi daha sade hale getirir.
Its ve it’s terimlerinin işlevsel karşılaştırması aşağıdaki gibidir:
Özetle:
Akıcı bir şekilde İngilizce konuşmak istiyorsan, yan taraftaki formu hemen doldurabilirsin.

Its ve it’s terimlerini karıştırmamak için aşağıdaki önlemleri alabilirsin:
İngilizce it zamiri dışında öğrenilecek birçok zamir bulunuyor. İngilizce zamirleri öğrenmek için İngilizce Zamirler Listesi – İngilizce Zamirler Örnek Cümleler başlıklı yazımızı başlıklı yazımızı okumanı tavsiye ederiz.
%100 online İngilizce kursu Open English ile İngilizce öğrenerek cümlelerini its ve it’s karışıklığı yaşamadan rahatlıkla kurabilirsin. Yalnızca its ve it’s konusunda değil, İngilizceye dair her konuda bilgi sahibi olmanı sağlayacak Open English, sana her seviyeye uygun İngilizce eğitimi sunuyor.
Open English’te ana dili İngilizce olan eğitmenlerden alacağın İngilizce eğitimi sayesinde sen de İngilizceyi ana dilin gibi kullanabilirsin. Eğitmenlerin moderatörlüğünde açılan konuşma sınıfları ile ana dili İngilizce olan öğrencilerle sohbet ederek İngilizce konuşma pratiği yapabilirsin. İnteraktif derslere sınırsız katılım hakkıyla dilediğin kadar konu tekrarı yapabilirsin.
Hadi, şimdi sayfadaki formu doldur ve Open English aboneliğini indirimli fiyatlarla başlat!
Herkes İngilizce seviyesini görmek için en az bir kez İngilizce seviye belirleme sınavına girmiştir. Peki, sen İngilizce seviyeni öğrenmek için hiç sınava girdin mi? Bu sınav sonrasında karşına çıkan seviyeler neyi ifade ediyor. Hiç merak ettin mi?
Mesela orta düzey İngilizceye sahipsin ve B1 İngilizce seviyesi çıktı. Ya da başlangıç düzey İngilizceye sahipsin ve sonucun A1 çıktı. Bu seviyeler ne için kullanılıyor, biliyor musun? Tabii ki de bu seviyeler, İngilizce eğitimine hangi seviyeden başlayacağının tespit edilmesine yardımcı oluyor.
İngilizceye hakimiyetin, kelime bilgisinin ve dinlediğini-okuduğunu anlama yeteneğinin ölçüldüğü İngilizce seviye sınavları, İngilizce öğrenme yolculuğunun başında son derece önemlidir.
Biz de bu yazımızda İngilizce seviye tespit sınavına girdikten sonra karşımıza çıkan A1 İngilizce seviyesine dair detayları inceleyeceğiz.
İlk olarak İngilizce A1 seviyesi nedir sorusunun cevabıyla yazımıza başlayalım. A1 İngilizce seviyesi – diğer adıyla Beginner- adından da anlaşılacağı gibi başlangıç seviyesidir. Bu seviye İngilizceye sahip olan kişiler, İngilizceyi en temel düzeyde bilmektedir. Bunun için de İngilizcenin en baştan öğretilmesi için planlar oluşturulur.
A1 seviye İngilizcede farklı konular, okunması gereken İngilizce hikaye kitapları ve öğrenilmesi gereken kelimeler vardır.
İlk olarak A1 İngilizce konularıyla başlayalım.

A1 Seviye İngilizce ile İngilizce öğrenme serüvenine başlamak istiyorsan, doğru yerdesin!
Open English olarak sunduğumuz online İngilizce eğitim sayesinde sen de hangi seviyede olduğun fark etmeden hızlı bir şekilde İngilizce öğrenebilirsin. Canlı bire bir dersler, her yarım saatte bir başlayan grup dersleri, telaffuzunu mükemmel hale getirmene yardımcı olan yapay zeka destekli telaffuz aracı ve çok daha fazlası Open English platformunda seni bekliyor.
Yukarıda yer alan formu doldurarak ekip arkadaşlarımızın seni aramasını sağlayabilir, İngilizce öğrenme serüvenine hızlı bir başlangıç yapabilirsin.
Open English hakkında bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldur, sana hemen dönelim!
A1 seviye İngilizce öğretilen pek çok konu vardır. Bu konular, İngilizceye sağlam bir temel oluşturmak için son derece önemlidir. Bu konuları liste halinde sunmak daha iyi olacak gibi görünüyor.
Yukarıda da gördüğün gibi İngilizceye öğrenmeye temelden başlanması için gereken tüm konular A1 seviye İngilizce içerisinde yer almaktadır.
İngilizceye giriş olarak da nitelendirilebilecek olan bu seviyede, zamanlar derinlemesine incelenmez. Sadece sağlam bir altyapı oluşabilmesi için zamanların mantığı öğretilir ve her zamanın basit hali dediğimiz Simple üzerinde durulur.
Yani A1 seviye İngilizcede; Simple Present Tense, Simple Past Tense, Simple Future Tense zamanları ile İngilizce gramer konusuna giriş yapılır. Bu seviyede öğreneceğin her detay, ileriki seviyelerde öğreneceğin yeni bilgiler için bir temel niteliğindedir ve sağlam bir İngilizce inşa edebilmen için son derece önemlidir.
Konularda olduğu gibi A1 İngilizce seviyesinde hikaye kitapları da temel düzeydedir. Türkçede ilk okumaya başladığınız zamanı ve okuduğunuz kitapları bir düşünün. Bu kitaplar son derece basit kelimelerle yazılmış, okuması kolay kitaplardı, değil mi? Aynı durum A1 İngilizce seviyesi için de geçerli.
Bu seviye için yazılan İngilizce kitaplar da öğrendiğiniz kelimeleri, gramer yapısını ve zamanları içermektedir. Kitaplar için de bir liste yapmakta fayda var:
Yukarıda yer alan kitaplar gözünü korkutmasın. İlk arama yaptığında bu kitapların 4. veya 5. seviyesini görebilirsin ama merak etme; bu kitapların hepsinin A1 İngilizce seviyesine uygun halleri var. Ufak bir araştırma ile bu kitapların A1 seviye İngilizce hallerini bulabilirsin.
Basitleştirilmiş cümle yapıları, seviyeye uygun kelimeleri ve anlaşılabilir anlatımı ile bu kitaplar, A1 seviye İngilizcede yeni kelimeler öğrenmene, öğrendiklerini pekiştirmene ve İngilizce cümle yapısını kavramana yardımcı olacaktır.

A1 seviye İngilizcede pek çok kelime mevcuttur ama biz bunlardan en başta öğrenilen 100 tane temel olanı listeleyeceğiz. Bu kelimeler İngilizcede de sıklıkla kullanılmaktadır.
İşte A1 seviye İngilizce kelime listesi:
İngilizce A1 seviyesinde isen sen de bu kelimeleri öğrenerek işe başlayabilirsin. Ayrıca okuduğun kitaplardan öğrendiğin yeni kelimeleri de bu listeye ekleyerek kelime hazneni kolayca genişletebilirsin.
İngilizce dili ilginçliklerle dolu, bazen akıl sır almayan bir dildir. Her ne kadar yıllarca öğrenmiş olsanız da sizi şaşırtacak yeni bilgiler edinebilirsiniz. Yeni öğrendiğiniz kelimelerin okunuşları, bazı nadir kullanılan yapılar, kulağa garip gelen deyimler gibi noktalar sizi hayrete düşürebilir.
Biz ise bu yazımızda İngilizcede tek harfle büyük fark yaratan kelimelerden olan Advice ve Advise’dan bahsedeceğiz. En sık karıştırılan kelimelerden olan Advice/Advise farkından bahsedeceğimiz gibi, benzeri örnekleri de inceleyeceğiz. Advice/Advise farkını öğrenmek sana küçük görünen büyük bir avantaj sağlayacağı gibi, Advice/Advise farkına dair örneklerle de bilgilerine bilgi katacaksın!
Fakat başlamadan önce sana bir sorumuz var: İngilizceyi en verimli şekilde öğrenip, ana dilin gibi konuşmak ister misin? Advice/Advise farkı konusu gibi detayları asla gözden kaçırmamak? Eğer bunlara cevabın “evet” ise seni Open English’e davet etmek istiyoruz.
Dünyada alanında önde gelen online İngilizce kursu Open English sana İngilizceyi en doğru şekilde öğrenmen için birçok fırsat sunuyor. Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan yabancı eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabileceğin gibi, öğrendiklerini pekiştirebileceğin canlı konuşma gruplarına da katılabilirsin. Tabii ki dev içerik arşivimize de sınırsız erişim sağlamak da başka büyük bir artı!
Open English hakkında daha fazla bilgi almak ve İngilizce öğrenmek için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

Advice/Advise farkı İngilizceyi yeni öğrenen çoğu kişinin farkında dahi olmadığı bir detaydır. Fakat aslında Advice/Advise farkı, bu kelimeleri cümlede nasıl kullanacağımızı belirleyen çok önemli bir faktördür. Advice/Advise farkını bilmeme sonucu bu kelimeleri yanlış kullanabilir, çok temel hatalara sebep olabilirsin. Haydi gel farklı başlıklarda Advice/Advise farkını inceleyelim.
Asıl Advice/Advise farkına değinmeden önce çok tekrar edilen bir yanlış bilginin altını çizelim. Sanılanın aksine Advice/Advise farkında telaffuzun da yeri vardır. Bazı kaynaklarda ikisinin de aynı okunuşa sahip olduğu gibi bir bilgi verilse de Advice/Advise farkı telaffuzu ile de alakalıdır.
En temel Advice/Advise farkı bu olmasa da okunuş açısından da dikkat edilmesi gerekilen bir nokta var. Bu da Advice kelimesindeki “c” harfinin “s” gibi okunması ve buz anlamındaki “ice” kelimesi ile kafiyeli olmasıdır. Ne kadar benzer duyulsa da Advise kelimesindeki “s” harfi ise “z” sesi gibi okunur ve “rise” kelimesi ile kafiyelidir. Advice/Advise farkından önce bun dikkat etmek önemli.
Advice/Advise farkının asıl etkisini gördüğümüz yerlerden biri de kelime türlerinin farklı olmasıdır. Advice bir isimken, Advise bir fiildir. Yani cümlede ikisini kullanacağımız yerler tamamen farklı olacaktır. Örneğin cümlede fiilin gelmesi gereken yere “advice” getirmemiz cümlenin yapısını bozacak, cümleyi anlamsızlaştıracaktır.
Tam tersine Advise kelimesini ise cümlede isim gelmesi gereken bir yere (örneğin özne, nesne gibi) getirirsek bu da cümlede bir yanlışlığa sebep olacaktır. Advice/Advise farkının bir harfle ortaya çıkardıklarını görebiliyor musun? Kimsenin dikkat etmediği bir detay gibi görünse de kusursuz İngilizce konuşmak istiyorsan bunu bilmen şart!
Umarız buraya kadar her şey açık ve nettir! Eğer aklında Advice/Advise farkı ile alakalı soru işaretleri varsa veya İngilizceyi en temelden, en kendine uygun şekilde öğrenmek istiyorsan seni Open English’e bekliyoruz! Dünya çapında 15 senedir aktif olup, 1.5 milyon kişiye İngilizce öğretmiş olan Open English, sana ihtiyacın olan tüm olanakları sunuyor!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında öğrendiklerinin pratiğini yapabilir ve dev içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklardan sınırsız faydalanabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
Bu başlık aslında önceki Advice/Advise farkı alt başlığımızla doğru orantılı. Çünkü kelimenin türü ve anlamı burada iç içe geçmiş şekilde. Yani Advice ve Advise benzer göründükleri ve okundukları kadar anlam olarak da yakın.
Çünkü Advice “tavsiye” anlamına gelirken Advise “tavsiye vermek” anlamına geliyor. Gördüğün gibi ilki bir isim, ikincisi ise bir fiil. Fakat nihayetinde kökleri açısından aynı yerde karşımıza çıkıyorlar. Bu yüzden cümlelerimizi kurarken kesinlikle Advice/Advise farkını göz önünde bulundurmalıyız.
İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek için hemen yan taraftaki formu doldurabilirsin.

(Yeni bir araba almakla ilgili tavsiyeye ihtiyacım var.)
(Sınavlar için çalışmak hakkında bana biraz tavsiye verebilir misin?)
(Büyükannem her zaman bana bilgece tavsiyeler verir.)
(Bana sınav için çalışmamı tavsiye etti.)
(Bana bir sonraki okunacak kitap konusunda tavsiye edebilir misin?)
(Arkadaşına daha fazla meyve yemesini tavsiye ediyor.)
Advice/Advise farkı ile ilgili yazımızın böylece sonuna gelmiş olduk. Umarız Advice/Advise farkını artık karıştırmaz ve günlük hayatında aktif olduğu kadar doğru bir şekilde de kullanırsın! Eğer diğer bir sık karıştırılan konuyu incelemek istersen Have/Has Farkı ve Kullanımı isimli yazımızı okumanı tavsiye ediyoruz.
Yazımızı noktalarken seni son bir defa daha Open English’e katılmaya davet ediyoruz. Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden ders alabilir, yabancılarla canlı konuşma gruplarında konuşabilir, içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilir ve en nihayetinde İngilizceyi ana dilin gibi konuşabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
Geçmişten günümüze her zaman popülerliğini koruyan bir konu vardır ki o da astroloji ve buna bağlı olarak ortaya çıkan burçlardır. Son dönemde özellikle popülerliği giderek artan astroloji ve burçlar, pek çok insan tarafından inanıldığı üzere insanların kişilik özelliklerini karakterlerini etkilemektedir.
Astrolojinin bu kadar meraklısı varken, sen de İngilizce öğrenme yolculuğunda burçların isimleri ve özellikleri hakkında bilgi edinmeyi es geçmemelisin.
Bu bilgiler sayesinde, İngilizce konuşan insanlarla iletişim kurarken konu burçlardan açıldığında sen de konuya dâhil olabilir ya da yeni arkadaşlar edinirken burçların özelliklerinden bahsederek sıcak ve samimi bir sohbet başlatabilirsin.
İngilizce burçları öğrenmeye hazırsan başlayalım.
En kolay İngilizce öğrenme yöntemi Open English ile istediğin her yeri İngilizce kursuna dönüştürebilirsin. Ana dili İngilizce olan eğitmenlerle 7/24 canlı dersler ve konuşma sınıflarında en doğru telaffuzu öğrenirken, kelime dağarcığını geliştirip dil bilgisi kurallarında ustalaşacaksın.
Online İngilizce kursu Open English’e kayıt başvurusu yapmak istiyorsan, bu sayfadaki iletişim formunu doldur. Müşteri temsilcilerimiz en kısa sürede seni arayacak ve eğitim planlarımız ve ücretlerimiz hakkında bilgilendirme yapacaktır.

Burçlar kuşağı olarak adlandırılan Zodyak, üç grupta yer alan dört elemente ait toplam 12 adet burçtan oluşur. Ateş, su, hava ve toprak elementleri dâhilinde burçlar şu şekilde sıralanır:
Burçların belirlenmesinde doğduğun zamanda güneşe çizilen doğrunun takip yönüne göre elde edilen yıldız takımı (constellation) kullanılır. Bu nedenle hangi burç olduğun doğum tarihinle ortaya çıkar.
Artık geldik asıl konumuza: burçlar ve İngilizce karşılıkları… Ayrıca burçların belirgin özelliklerini de sana faydası olması için İngilizce karşılıklarıyla kullandık. Bu sayede burçlarla alakalı İngilizce kelimeleri haznene atabilirsin.
Zodyak’ın ilk burcu olan Koç burcunun İngilizcesi “aries”tir. Bu burçta doğanlar; hareketli (lively) ve enerjik (energetic) yapılarıyla tanınırlar. Yüksek öz güvene (high self-esteem) sahip olan Koçlar, cesur (bold) ve atılgan (venturous) tavırlarıyla dikkat çekerler. Liderlik (leadership) özelliğiyle doğduğuna inanılan bu burcun insanları, hedeflerine ulaşmak için her yolu deneyebilecek kadar gözü kara (reckless) olabilir.
Diğer yandan çabuk sinirlenen (quick-tempered) Koç burçlarının bu siniri saman alevi gibi hemen geçer. Ayrıca, egoları oldukça gelişmiş olduğundan, çevresindekiler tarafından kimi zaman kibirli (arrogant) olarak algılanabilirler.
Toprak grubunda yer alan ve ikinci burç olan Boğa burcunun İngilizcesi “taurus”tur. Bu burcun insanları, kararlı (determent) ve sabırlı (patient) yapısıyla dikkat çeker. Güvenilir (reliable) ve sıcakkanlı (friendly) oluşları sayesinde arkadaş çevreleri oldukça geniş olan Boğalar, kararlı tavırlarıyla kafasına koyduğu şeyi gerçekleştirirler. Rahatına aşırı düşkün olan (self-indulgent) bu burcun insanları, konfor alanlarına müdahale edildiklerinde huzursuz (uneasy) olur.
Kimi zaman bu rahatlık işleri ertelemelerine (procrastination) neden olsa da, genelde çalışkan (hard-working) ve azimli (resolved) kişiler olarak bilinirler. Boğaların en olumsuz yönü (negative side) ise öfkelendiklerinde gözlerinin hiçbir şey görmemesidir.
İngilizcesi “gemini” olan ikizler burcunun en dikkat çekici özelliği, farklı duyguları bir arada yaşamasıdır. Diğer yandan bu burcun insanları sosyalleşmeyi seven (sociable), eğlenceli (fun), açık sözlü (forthcoming) ve iletişimi kuvvetli (communicative) kişilerdir. Diğer bir deyişle, yanınızda bir İkizler burcu insanı varken sıkılmanız (bored) pek mümkün olmaz.
Oldukça konuşkan (chatty) ve esprili (witty) bir üsluba sahip olan İkizler burcunun ikna kabiliyeti de oldukça gelişmiştir. Genel olarak çekici (attractive) ve zarif (classy) bir duruş sergileyen bu burç, girdiği her ortamda kendini fark ettirmesini bilir.
İlk akla gelenin aksine “crab” olarak değil de “cancer” olarak ifade edilen ve Zodyak’ın dördüncü burcu olan Yengeç burcu, evine ve ailesine düşkündür (domestic). Oldukça hassas (fragile) ve alıngan (resentful) bir yapıya sahip olan Yengeçler, karşısındakilerden de aynı derecede duyarlı (sensitive) ve düşünceli (thoughtful) olmalarını beklerler. İstediklerini bulamadıklarında ise geçimsiz (quarrelsome) bir insana dönüşebilirler.
Ancak, genel olarak bu burcun insanları nazik (polite), sıcakkanlı (warm) ve samimi (sincere) tavırlarıyla kendilerini sevdirmeyi başarır.
İngilizcede “leo” olarak karşılık bulan aslan burcu insanını kendinden emin (confident) duruşu ve asil (noble) tavırlarıyla hemen fark edersiniz. Liderlik özelliği oldukça gelişmiş olan Aslanların yaşamdaki birincil gayesi yönetmektir (to lead). Bu yönetme arzusu hem kendi hayatına hem de çevresine yöneliktir. Cömert (generous) ve fedakâr (altruistic) bir kişiliğe sahip olan bu burcun insanlarının organize olma yetenekleri de oldukça gelişmiştir.
Kendine güveni tam olan Aslan burcu, neşeli (cheerful) ve nazik (polite, kind) tavırlarıyla arkadaş ortamında da popüler (popular) ve sevilen (loved) kişilerdir.
Titizlikleriyle (being meticulous) nam salmış olan Başaklar, İngilizcede “virgo” olarak ifade edilmektedirler. Bu burcun kişileri, temiz (clean) ve düzenli (neat, tidy) olmaya çok önem verirler. Dağınık (untidy) ve yeterince temiz olmadığını düşündükleri bir ortam, onları huzursuz (anxious) etmeye yeter. Zeki (smart) ve pratik (practical) bir kişiliğe sahip olan bu burcun insanları, en mantıklı (logical) burçların başında gelir. Onlara göre her şey ilk olarak akıl süzgecinden geçmeli ve duygularla karıştırılmamalıdır.
Aşırı mükemmeliyetçi (perfectionistic) tavırlarıyla eleştirel (faultfinder) bir yapı gösteren Başak burcu, bu açıdan etrafındaki kişiler için soğuk (cold) ve sert (hard) bir profil çizebilir.

Adaleti simgeleyen ve İngilizce olarak “libra” şeklinde ifade edilen Terazi burcu, dengeli (balanced) ve kararlı (stable) bir karakteri temsil eder. İdealist bir yapıya sahip olan bu kişiler, hırslı (ambitious) ve azimlidir (zealous). Terazi burcuyla ilgili ilk akla gelen özelliklerden biri de bu burcun insanlarının asil ve sanatsal (artistic) bir zevke ve zarafete (elegancy) sahip olmalarıdır.
Sevecen (affectionate) ve nazik (gentle) tavırlarıyla etrafında değer gören Teraziler, bu doğrultuda herkesle iyi ilişkiler kurar.
Tutkulu (passionate) bir kişilik profili çizen ve “scorpio” olarak İngilizce karşılığı bulunan Akrepler, kapalı bir kutu gibidirler (like a closed book). Zeki (intelligent) ve çalışkan (industrious) olan bu burcun insanları, sorumluklarını en iyi şekilde sabır (patience) ve özen (attention) ile tamamlar.
Genel olarak çevrelerinde kibar (nice) ve açık sözlü (frank) olarak tanınan Akrep burçlarının, kendilerine yapılan yanlışları asla unutmamak (never forgiving) gibi kötü bir huyları vardır. Bu yanlış üzerinden yıllar geçse bile karşılığını alması gerektiği düşüncesini taşırlar. Yani Akreplere göre intikam soğuk yenen bir yemektir (revenge is a dish best served cold)!
Özgürlüğüne düşkün (free spirited) Yay burcu, İngilizcede “sagittariun” olarak ifade edilmektedir. Sportif (athletic) ve enerjik (vibrant) doğalarıyla hayat dolu olan Yaylar, heyecanlı (excited) ve eğlenceli (entertaining) kişilik sergilerler. Analitik düşünme (analytical thinking) becerisi gelişmiş olan bu burcun hisleri de oldukça kuvvetlidir.
Dürüst (honest) olan ve söyleyecekleri konusunda çekinmeyen (straightforward) Yaylar, aşırıya kaçan açık sözlü tavırlarıyla da zaman zaman eleştirilere maruz kalabilirler.
İngilizcede capricorn olarak ifade edilen Oğlaklar, akılcı (rationalist) kişiliğe sahip gruptur. Oldukça konuşkan (talkative) ve eğlenceli (amusing) bir karakteri olan bu burcun insanları, aşırı gerçekçi (realistic) bakış açılarıyla anı yaşamaktan uzak kalabilir ve hayatı kendilerine zehredebilirler.
Her an geleceğe dair planlarla yaşayan Oğlak burcu, hırslı (avid) ve cesur (brave) karakteriyle üstlendiği her işi sonuna kadar götürse de zaman zaman geleceğe dair endişeleri onu zorlayabilir.
Zodyak’ın 11. burcu olan Kovalar – İngilizce haliyle aquarius” – sorgulayan (questioning) bir akla sahiptirler. Özgürlüğüne oldukça düşkün (freedom loving) olan kovalar, kendi bildikleri yolda ilerlemeyi severler. Bu açıdan onları herhangi bir fikre ya da mekâna bağlı tutamazsınız.
Diğer yandan, Kova burcu şüpheci (skeptical) ve inatçı (stubborn) bir karaktere sahiptir ve birisine güvenmeden önce onu iyice tanımaya odaklanır.
Zodyak’ın 12. ve en son burcu olan Balık burcunun İngilizcedeki karşılığı da Yengeç’teki gibi ilk aklınıza gelen hayvan ismi, yani “fish” değil Latinceden gelen “pisces”tır. Balık, hemen herkes tarafından en duygusal (emotional) burç olarak bilinir. Kendilerine has bir dünyada yaşayan Balık tanıdıkların, melankolik (melancholic) tavırları ve her şeye ağlayabilmeleriyle zaman zaman sana zor anlar yaşatabilirler.
Yine de oldukça merhametli (compassionate) ve sevgi dolu (exorable) halleriyle oldukça iyi bir arkadaş olabilirler.
İşte sonuna geldik. Bu yazıdan İngilizce burçları ve İngilizce burçlarla alakalı kelimeleri öğrendiğini umut ediyoruz. Tabii İngilizce öğrenmek, sadece burçları öğrenmekle olacak bir şey değil. Bu yüzden seni Open English platformumuza bekliyoruz.
Online İngilizce eğitimimiz hakkında detaylı bilgi almak ve İngilizce öğrenme serüveninde ilk adımı atmak için bu sayfada yer alan formu doldur. Ekip arkadaşlarımız sana en kısa sürede ulaşsın ve merak ettiğin her soruya cevap versinler.