Günümüzün en önemli becerilerinden biri, İngilizceyi akıcı şekilde kullanabilmek. İş ve eğitim dünyasında güçlü bir kariyer inşa etmek isteyenlerin İngilizce bilmesi şart.
Sadece onların mı? Küreselleşen dünyada güncel kalmanın yolu İngilizce bilmekten geçiyor; çünkü dünya gündemi ile ilgili haberleri ilk önce İngilizce diliyle karşımıza çıkıyor. Yani global haberleri ilk elden okumak istiyorsak, İngilizce dilini anlayabimemiz gerekiyor.
Gelişen teknoloji ile beraber dil kursları da evrim geçiriyor. Artık geleneksel kurs anlayışından çok verimli yöntemlerle İngilizce öğrenmek mümkün. Bugünkü yazımızda Antalya İngilizce kursu arayışı için fikirler vereceğiz.
Birçok İngilizce kursu Antalya’ya konumlanmış durumda. Çünkü Antalya oldukçu turistik bir kent ve özellikle turizm sektöründe çalışanlardan İngilizce becerisi isteniyor. Yılın büyük bir bölümünde yabancıların uğrak yerlerinden olan Antalya, İngilizce çok yaygın olarak kullanılıyor.
Bu şehirde yaşayan biri olarak Antalya İngilizce kursu arıyorsan, bu yazımız sana her konuda yardımcı olacak. Böylece senin için en iyi İngilizce kursu Antalya’da neredeymiş, keşfedeceksin!

Birçok Antalya İngilizcek kursu var. Fakat bunlardan hangisini seçmeli? Antalya İngilizce kursu araştırması yaptın ve seçenekleri tarttın. Ama sana söylememiz gereken bir şey var. Hiç online İngilizce kursu diye bir kavram duymuş muydun? Yok, geleneksel Antalya İngilizce kurs seçeneklerinden bahsetmiyoruz, sana çok daha yeni ve devrimsel bir şeyden bahsediyoruz.
Online İngilizce kursu, sana istediğin yerde dilediğin zaman İngilizce eğitimi alma şansı tanıyor. Böylece geleneksel Antalya İngilizce kursu ders programına uymak zorunda kalmıyor, kendi temponda günlük planına uygun şekilde çalışabiliyorsun.
%100 online İngilizce kursu Open English ile bugün İngilizce öğrenmeye başlayabilirsin. CEFR standartlarına uygun binlerce saatlik interaktif ders içeriği, 7/24 yayınlanan canlı sınıflar ve konuşma sınıfları, ana dili İngilizce olan öğretmenler, İngilizce konuşmanı analiz eden telaffuz aracı ve çok daha fazlası… Daha fazla bilgi almak için sayfadaki iletişim formunu doldurabilirsin. Müşteri deneyimi ekibimiz seni en kısa sürede arayacaktır.
Hangi Antalya dil kursu daha iyi? Antalya İngilizce kursu arayışında yolculuğumuza devam ediyoruz.
Antalya İngilizce kursu arayışımızda eğer ders programımızı istediğimiz gibi kurgulamak istiyorsak online Antalya İngilizce kursu seçeneğinden ilerleyebiliriz. Eski eğitim yöntemlerinin kullanıldığı geleneksel Antalya İngilizce kurslarında dersler rutin bir zamanlama ile ilerler. Yani bu kursların ders saaetlerine uyman beklenir ve seçeneklerin azdır. Online Antalya İngilizce kursu seçeneği sana 7/24 istediğin saatte çalışma imkanı sunar.
Open English, günün her saati ulaşabileceğin online bir İngilizce öğrenme platformudur. Open English ile sıfırdan İngilizce öğrenmeye başlayabilir ve Antalya İngilizce kursu aramana son verebilirsin!
Online Antalya İngilizce kursu, hızlı ve kolayca İngilizce öğrenmek isteyenlerin seçimi haline geldi. Gelişen teknoloji ile beraber artık ev konforunda eğitim görme şansımız var. İletişim çağında insan medeniyeti her geçen gün birbirine bağlanırken, İngilizce eğitiminin önemi gittikçe artacak. Bunu görmemek imkansız! Antalya dil kursu tercihinde hala emin değilsen, şimdi geleneksel Antalya İngilizce kursu ile online İngilizce kursunu karşılaştıralım.

İngilizce öğrenme yolları olarak en başta iki seçeneğimiz var: Geleneksel Antalya İngilizce kursu ve %100 online Open English. Online Antalya dil kursunun avantajları şu şekilde:
İyi bir İngilizce kursu Antalya’da nerede? Lokasyon aramana gerek yok, en iyi Antalya dil kursu sana bir tık uzak. Open English iletişim formunu şimdi doldur, müşteri deneyimi ekibimiz tüm bilgileri aktarmak üzere seni arasın!
İngilizce kursu Antalya arayışında sona geldik. Bu yolculuğumuzda geleneksel Antalya dil kursu yerine online İngilizce kurslarını seçerek hem zamandan hem de bütçeden avantaj sağlayabileceğimizi gördük. Open English online İngilizce kursu hakkında hala merak ettiklerin varsa, sayfada bulunan iletişim formunu doldurarak aradığın tüm bilgilere ulaşabilirsin. Aradığın hızlı ve kolay eğitim sunan İngilizce kursu Antalya’da değil, tam yanı başında!
Yemek tarifi verirken belli başlı kelimelere ihtiyaç duyarız. Aynı şekilde yemeklerin ağzımızda bıraktığı tadı, kokusunu veya dokusunu tanımlamak için de bazı kelimeleri bilmemiz gerekir.
Özellikle yemeklere ilgili olan kişiler için bu İngilizce kelimeleri bilmek oldukça önemlidir. Bu yazıda İngilizce sıfatlardan ve pratiğini geliştirebilmen için bununla ilgili örnek cümlelerden ve çok daha fazlasından bahsedeceğiz.
Efektif bir şekilde İngilizce çalışmak için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

Bir soğuk kış akşamında o doyurucu güveç yemeği çok tatmin ediciydi.)
Çikolata trüfü o kadar zengin ve kremsiydi ki neredeyse ağzımda eridi.)
(Karpuz dilimleri sıcak bir yaz gününde sulu ve ferahlatıcıydı.)
(Köri, aromatik baharatların harmanlandığı lezzetli bir tada sahipti.)
( Ev yapımı lazanya, büyükannemin yemeklerini hatırlattı.)
(Güçlü kırmızı şarap sosu, yumuşak et yemeğine derinlik kattı.)
(Üç katmanlı çikolata keki, özel günler için lüks bir tatlıydı.)
(Naneli demlenmiş buzlu çay, uzun bir yürüyüşten sonra inanılmaz derecede ferahlatıcıydı.)
(Otların ve baharatların aromatik karışımı, mutfağı hoş bir kokuyla doldurdu.)
(Kızarmış tavuk, mükemmel çıtır bir kaplama ve içinde yumuşak ete sahipti.)
İngilizce öğrenmek mi istiyorsun? Hemen yan taraftaki formu doldur.

Ingredients:
Instructions:
(Tavuk dilimlerini tuz ve karabiberle marine edin.)
(Büyük bir tavada tereyağını eritin. Tavuk dilimlerini ekleyin ve her iki tarafını da güzelce kızartın. Tavuklar altın rengine dönene kadar pişirin. Tavukları tavadan çıkarın ve kenara alın.)
(Aynı tavada ezilmiş sarımsakları hafifçe kavurun. Ardından kremayı ekleyin ve kaynamaya bırakın.)
(Krema kaynadıktan sonra rendelenmiş parmesan peynirini ekleyin. Karışımı peynir eriyene kadar karıştırın.)
(Kaynayan sostaki kızarmış tavuk dilimlerini geri koyun. Tavukları sosa bulayın ve birkaç dakika daha pişirin.)
(Ayrı bir tencerede tuzlu su kaynatın ve fettuccine makarnalarını paket talimatına göre haşlayın.)
(Haşlanmış makarnaları soslu tavukla karıştırın, böylece makarna güzelce sostan kaplansın.)
(Servis yapmadan önce taze taze rendelenmiş parmesan peyniriyle süsleyin.)
Chicken Alfredo pasta brings a burst of flavors to the table. Thinly sliced chicken breasts are marinated with salt and pepper and sautéed until they achieve a beautiful golden color. As the chicken gains its full flavor, minced garlic is gently sautéed in butter. Then, heavy cream is added, bringing it to a simmer, while grated parmesan cheese dances in the velvety mixture. Once the chicken is coated with the delightful cheesy cream, it becomes a taste sensation that’s hard to resist. All the preparations come together as cooked fettuccine pasta is combined with the creamy chicken sauce. Every bite initiates a dance of flavors, where the richness of parmesan meets the succulence of chicken. This mouthwatering dish is perfect for special occasions or a comforting evening meal.
Tavuklu Alfredo makarna, sofraya bir lezzet patlaması getiriyor. İnce ince dilimlenmiş tavuk göğsü, tuz ve karabiberle marine edilip altın rengine dönene kadar güzelce kızartılıyor. Tavuklar tam lezzet kazanırken, tereyağında ezilmiş sarımsak hafifçe kavruluyor. Ardından krema eklenip kaynamaya bırakılıyor ve rendelenmiş parmesan peyniri bu kadife gibi karışıma dans ederek tamamlanıyor. Tavuklar, harika peynirli kremayla kaplandığında, direnmesi zor bir lezzet haline geliyor. Tüm bu hazırlıklar, haşlanmış taze fettuccine makarnalarının kremalı tavuk sosuyla bir araya gelmesiyle tamamlanıyor. Her bir ısırık, parmesanın zenginliğiyle tavuğun lezzetli suluğunun dansını başlatıyor. Bu ağız sulandıran yemek, özel anlar için ya da iç rahatlatıcı bir akşam yemeği için mükemmel bir seçenek.
Akıcı bir şekilde İngilizce konuşmak ve yeni kelimelerle İngilizce kelime hazneni geliştirmek istersen, yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

Chef de Partie (Chef): Chef, I’ve prepared a special menu for tonight. First, for the appetizer, I’m thinking of serving a fresh avocado salad.
(Şef, bu akşam için özel bir menü hazırladım. İlk olarak, başlangıç için taze avokado salatası servis etmeyi düşünüyorum.)
Şef: Great! I’d love to hear the recipe for the avocado salad.
(Harika! Avokado salatasının tarifini duymaktan memnuniyet duyarım.)
Chef de Partie (Chef): Of course, the base of our salad consists of diced fresh avocados. We drizzle them with lemon juice for flavor and then add freshly grated salt and black pepper. Next, we toss in thinly sliced fresh lettuce, cherry tomatoes, and sliced cucumbers.
(Tabii ki, salatamızın tabanını doğranmış taze avokadolar oluşturuyor. Üzerine tat vermek için üzerlerine limon suyu serpiştiriyoruz ve ardından taze rendelenmiş tuz ve karabiber ekliyoruz. Sonra ince dilimlenmiş taze marul, kiraz domatesleri ve dilimlenmiş salatalıkları ekliyoruz.)
Şef: Perfect. Continue with that.
(Mükemmel. Devam et.)
Chef de Partie (Chef): Finally, we drizzle a bit of olive oil over it and give it a gentle toss. We garnish it with fresh mint leaves and crispy blueberries. It’s going to be a stunning appetizer both in terms of presentation and taste.
(Son olarak, üzerine biraz zeytinyağı serpiştiriyoruz ve nazikçe karıştırıyoruz. Üzerine taze nane yaprakları ve çıtır yaban mersinleri ile süslüyoruz. Hem sunum hem de lezzet açısından etkileyici bir başlangıç olacak.)
Şef: A wellthoughtout recipe, the avocado salad seems like a fantastic start to our menu. So, what’s the main course?
(İyi düşünülmüş bir tarif, avokado salatası menümüzün harika bir başlangıcı gibi görünüyor. Peki, ana yemek nedir?)
Chef de Partie (Chef): For the main course, I’m thinking of serving pan-seared sea bass.
(Ana yemek olarak tavada kızartılmış levrek servis etmeyi düşünüyorum.)
Şef: Excellent. I’d like to hear about the sea bass recipe.
(Mükemmel. Levrek tarifi hakkında bilgi almak isterim.)
Chef de Partie (Chef): Certainly, we start by lightly seasoning the sea bass with salt and black pepper. Then, we coat it with fresh herbs, which imparts a wonderful aroma and flavor. We sear it on high heat for a short time to achieve that perfect texture. It’ll be served with fresh vegetables and lemon slices.
(Tabii, levreği hafifçe tuz ve karabiberle tatlandırarak başlıyoruz. Ardından üzerine taze otlarla kaplıyoruz, bu harika bir aroma ve tat katıyor. Mükemmel dokuyu elde etmek için yüksek ateşte kısa bir süre kızartıyoruz. Taze sebzeler ve limon dilimleri ile servis edilecek.)
Şef: A great choice. I’m looking forward to seeing these dishes on our menu. Well done!
(Harika bir seçim. Bu yemekleri menümüzde görmeyi dört gözle bekliyorum. Harika iş!)
Chef de Partie (Chef): Thank you, Chef! As always, you can count on us to present them in the best way possible.
(Teşekkür ederim, Şef! Her zamanki gibi, onları en iyi şekilde sunmak konusunda bize güvenebilirsiniz.)
Bu yazıda yemekleri tarif ederken kullanabileceğin sıfatlardan bahsettik. Sıfatlar hakkında daha fazla bilgi almak için Open English blog sayfasını takip etmeyi unutma!
Trafik düzenini ve güvenliğini sağlayan trafik işaretleri, sürücü ve yayaları potansiyel tehlikeler konusunda uyarmak ve diğer yol kullanıcılarının güvenliğini sağlayacak önemli talimatlar vermek için kullanılır. Trafik levhaları, sürücülere ve diğer yol kullanıcılarına değerli bilgiler sağlar. Sizi güvende tutmak için geçerli olan kuralları temsil eder. Ayrıca sürücüler ve yayalar için düzeni koruyan ve kazaları azaltabilen mesajları iletmeye yardımcı olurlar. Trafik kurallarına uymamak ölümle sonuçlanabilen ciddi kazalara yol açabilir. Bu açıdan trafik levhalarının içerdiği uyarıları ihmal etmek tehlikelidir.
Yurt dışı seyahatlerinizde karşılaştığınız levhaları bilmek hem yön bulma, hem de kurallara tam olarak uyma açısından oldukça önemlidir. Ayrıca, gittiğiniz ülkede araç kullanacaksanız, hız limitleri, yol durumu ve diğer bilgilendirici işaretlerle ilgili İngilizce levhaların ne anlamına geldiğini bilmeniz gerekir. Bu doğrultuda, İngilizce öğrenirken dikkat etmeniz gereken konularda biri de hiç kuşkusuz trafik işaretleri olmalıdır.
Eğer sizde karşılaştığınız İngilizce trafik levhalarının ne anlama geldiğini anlayabilmek istiyorsanız, işte İngilizce trafik levhaları ve Türkçe karşılıkları:
Trafik uyarı levhaları, potansiyel olarak tehlikeli yol veya trafik koşullarının ortaya çıkması için sürücüleri bilgilendirir. Bu işaretleri genellikle bir kavşağa, dolambaçlı yollara veya ilerideki keskin bir eğriye yaklaşmadan hemen önce görürsünüz. Ana hatlarıyla kırmızı bant ile üçgen şeklinde kolayca tanımlanabilirler.
Trafik uyarı levhalarına (warning trafic signs) dair örnekleri şu şekilde sıralayabiliriz:

Bu işaretler sürücülere belirli yollarda neler yapabileceklerini ve yapamadıklarını söyler. Ayrıca bazı yollarda maksimum hız sınırını veya ağırlık ve boy sınırını gösteren işaretler içerir. Bu işaretlerin birçoğu yuvarlak ve kırmızı ile sınırlanmıştır. Düzenleyici işaretler sizi trafik yasaları ve düzenlemeleri hakkında bilgilendirir.
Düzenleyici İngilizce trafik levhaları ve Türkçe açıklamaları aşağıdaki gibi sıralanabilir:
Zorunlu işaretler, belirli bir yol alanını kullanan tüm trafiğin yükümlülüklerini belirlemek için kullanılan yol işaretleridir. Yasaklayıcı işaretlerin aksine, zorunlu işaretler trafikte sürücü ve yayaların yapmaması gerekenden çok ne yapması gerektiğini söyler.
Zorunlu trafik levhaları (mandatory traffic signs) örnekleri şu şekildedir:

Bilgi işaretleri, adından da anlaşılacağı gibi bir tür trafik durumunun başlangıcı (ve sonu) hakkında sürücülere ve yayalara daha fazla bilgi vermek amacıyla kullanılır. Ayrıca, bu yol işaretleri sürücülere hastanelerin, park alanlarının veya otobüs duraklarının nerede bulunacağı hakkında bilgi verir. Ek olarak, size bir sonraki ilçeye veya şehre olan mesafeyi de içerir.
Bilgilendirici İngilizce trafik levhalarına (informational traffic signs) dair örnekleri aşağıda inceleyebilirsiniz.
Park işaretleri, sürücülerin araçlarını diğer araç ve yaya trafiğini aksatmayacak şekilde park edebilmeleri için kullanılan trafik işaretleridir.
Yol boyunca yapılan inşaat ya da onarımlar inşaat işçileri ve sürücüler için tehlikeli olabilir. Gevşek çakıl, ağır makineler, patlayıcılar, düz olmayan kaldırımlar, yeni asfaltlanmış yollar ve daha fazlası gibi faktörler hareketli trafikte yaralanmalara ve ölümlere yol açabilecek kazalara neden olabilir. Bu doğrultuda, sürücülerin ve yayaların, yol şantiyelerinin tehlikelerinden mümkün olduğunca korunmasını sağlamak için adına yol çalışması levhaları kullanılır. Bu işaretler sürücülere ve yayalara dikkatli olmalarını tavsiye etmekte ve trafiği alternatif bir rotaya yönlendirmeye de hizmet edebilmektedir.
İngilizce öğrenme sürecinizin her anında size destek olan Open English, eğlence ve konforu bir arada sunan İngilizce öğrenme programları ve ana dili İngilizce olan konusunda uzman eğitmenleriyle istediğiniz her an pratik yapmanızı sağlıyor. Siz de İngilizce öğrenmek ya da seviyenizi daha üst seviyelere taşımak istiyorsanız, Open English’e gelin. Yan taraftaki formu doldurun ve kısa süre içerisinde sizi arayıp platform hakkında bilgilendirme yapalım.
Günümüz dünyasında ister ders çalışırken olsun ister başka bir işle meşgulken olsun sürekli ve her an acele ederek yaşıyoruz. Tam da bu sebeple Türkçe anlamı “acele et” olan İngilizce kelime “hurry up” da günlük İngilizce konuşma dilinde en çok kullanılan sözcüklerden biridir.
Anadili İngilizce olan bir ülkede yaşıyorsanız ve arkadaşlarınıza, ailenizden bir ferde veya bir iş arkadaşınıza acele etmesini söylemek istiyorsanız “hurry up” dışında kullanabileceğiniz birçok kalıp ve sözcük bulunmaktadır. İster İngilizce öğrenmeye yeni başlamış olun ister ileri seviye bir İngilizce konuşmacısı olun, aynı veya benzer anlamlar taşıyan farklı sözcükler ve sözcük kalıplarını mutlaka bilmeniz gerekir. İşte “hurry up” yerine kullanabileceğiniz alternatif İngilizce cümle ve kelimeler:
Bu cümle, İngilizcede gayri resmi bir şekilde acele et anlamında kullanılır. Halıbın kökeni tam olarak net olmasa da pek çok kişi “shake a leg”in çok eskiden denizcilerin kullandığı “show a leg” (uyan / yataktan kalk) sözünden geldiği tahmin ediyor. “shake a leg” sözü aynı zamanda bir ad olarak dans etmek anlamına da geliyor.
Örn:
Shake a leg and let’s get going!
Come on, shake a leg, we’re going to be late!
“To scoot”, İngilizcede aniden gitmek veya bir yeri hızlıca terk etmek anlamında kullanılır. Bu sözü birine acele etmesini söylemek için değil, birinin bir yeri hızlıca terk etmesini istiyorsanız kullanabilirsiniz.
Örn:
Scoot and get your work finished!

“Hurry up” ile aynı anlamda, birine acele etmesini / çabuk olmasını söylemek için kullanılan bu söz, genellikle trafikte sıkışmış bir sürücü gibi, sinirli veya canı sıkkın olan kişiler tarafından özellikle birine komut veya emir verirken kullanılır.
Örn:
I wish this traffic would get a move on!
Bu kelime de tıpkı “scoot” gibi bir yere gitmek için bir yerden ayrılmak / çıkıp gitmek anlamında kullanılır. “Scoot”tan farklı olarak, “make tracks” aciliyet belirtmese de yine de günlük İngilizce konuşma dilinde bu anlamda kullanılır.
Örn:
Let’s make tracks if we want to get to the meeting.
Let’s make tracks for the store before closing time.
Eğer siz de bir motorlu araç sürücüsüyseniz gaza basmak veya gazlamanın ne demek olduğunu bilirsiniz. İşte bu söz de tam olarak buradan; gaz pedalına basarak bir aracı hızlandırmaktan türemiştir. Söz aslında motorlu taşıtlardan gelse de günlük İngilizce konuşma dilinde her durumda kullanılmaktadır.
Örn:
We’d better step on it it we’re going to get this report finished on time.

Kökeninin uzak doğudan, Güney Çin Denizi’ndeki denizcilerin Çincedeki “k’wâi-k’wâi” sözünü veya Malezyacadaki “cepat-cepat” sözünü İngilizceye “quick quick” olarak çevirmelerinden geldiğine inanılan bu İngilizce tabir, genellikle birinden bir şeyi anında / hemen yapmasını istiyorsanız otoriter bir anlamda veya emir vermekte kullanılır.
Örn:
Chop chop! Table 7 needs their order taken!
The school bus is almost here, chop chop and get your shoes on!
Bu tabiri acele etmekle bağdaştırmakta zorlanıyorsanız gerçekten bir çift paten ile yürüşünüzü ne kadar hızlandırabileceğinizi düşünün. Bu İngilizce tabir de tam olarak buradan türemiştir. “Put your skates on” tabiri birine acele etmesini veya hızlanmasını söylemek için kullanılır.
Örn:
If I don’t get my skates on now I’m going to be late.
İngilizce eğitim alıyorsanız ve ileri seviye bir İngilizce konuşmacısı olmayı hedefliyorsanız kelime dağarcığınızı genişletmenin yanı sıra farklı tabirleri, deyimleri ve deyişleri de öğrenmeniz son derece önemlidir. Özellikle İngilizce konuşma dilinde ne kadar çok tabir ve deyiş bilirseniz karşınızdaki kişilerle o kadar zengin ve renkli diyaloglar kurabilirsiniz.
Hava durumu, günlük yaşamımızı etkileyen önemli bir faktördür ve İngilizce hava durumu da iletişimde sıkça kullanılan bir konudur. Ancak sadece temel hava durumu terimleriyle sınırlı kalmak yerine, İngilizce hava durumu belirten deyimleri ve ifadeleri öğrenmek, dil becerilerimizi daha zenginleştirmemize ve iletişimimizi daha canlı hale getirmemize yardımcı olabilir. İngilizce hava durumu deyimleri, sadece atmosfer koşullarını değil, aynı zamanda duygusal durumları, deneyimleri ve hatta kültürel anekdotları da anlatmamıza olanak sağlar.
Bu yazıda, “İngilizce Hava Durumu Belirten X Deyim/İfade” başlığı altında, farklı İngilizce hava durumu deyimlerini ve ifadelerini keşfedeceğiz. Bu sayede, dil öğrenme yolculuğumuzda daha etkili bir iletişim için önemli bir adım atmış olacağız.
İngilizce hava durumu hakkında konuşmaya bir an önce başlamak istiyorsan sayfada bulunan iletişim formunu hızlıca doldur ve online İngilizce kursu Open English ile İngilizce öğrenmeye hemen başla!
İngilizcede “hava durumu,” mevcut atmosfer koşullarını tanımlayan bir terimdir ve “weather” olarak bilinir. Bu koşullar genellikle sıcaklık, nem, rüzgar hızı ve yönü, bulut örtüsü, yağış miktarı gibi unsurları içerir.
Hava durumu tahminleri, meteorologlar tarafından toplanan verilerin analiziyle elde edilir ve gelecekteki hava koşullarını tahmin etmeye yönelik bilgiler sunar. Hava durumu tahminleri İngilizcede “weather forecasts” olarak ifade edilir.

İngilizce hava durumunun ne demek olduğunu öğrendin. Peki, İngilizce hava durumu tarifinde bulunurken işine yarayacak terimler neler? İngilizce hava durumu belirtirken sıkça kullanılan terimler ve Türkçe karşılıklarını senin için aşağıda sıraladık.
Bu İngilizce hava durumu terimleri, hava durumunu ifade etmek ve anlamak için kullanılan önemli terimlerdir. Sen de İngilizce hava durumu terimlerini öğrenerek İngilizce hava durumunu ifade ederken bu terimleri kullanabilirsin.
Daha fazla İngilizce hava durumu terimi öğrenmek ve İngilizce hava durumu terimlerinin cümle içerisinde kullanımlarını görmek istersen İngilizce Hava Durumu Terimleri / Örnek Diyaloglar başlıklı yazımızı okumanı tavsiye ederiz.

İngilizce hava durumu ifadeleri, günlük iletişimde ve seyahat planlarında sıkça kullanılan önemli ifadelerdir. Hava durumu, insanların günlük aktivitelerini ve dışarıda geçirecekleri zamanı planlamalarını etkileyen kritik bir faktördür. Bu ifadeler; sıcaklık, yağış, rüzgar hızı, bulut durumu gibi hava koşullarını anlatarak iletişimi kolaylaştırır.
Yazımızın bu bölümünde, İngilizce hava durumu belirtirken sıkça kullanılan ifadeler ve Türkçe karşılıklarını inceleyeceğiz. Bu ifadeler, İngilizceyi günlük yaşamda etkili bir şekilde kullanmana yardımcı olurken, aynı zamanda farklı hava koşullarını ve duygusal tonlarını ifade etme yeteneğini geliştirmene de olanak tanıyacak.

İngilizce hava durumu deyimleri; sadece atmosferik koşulları ifade etmekle kalmayıp aynı zamanda genişlemiş anlamlarla duyguları, deneyimleri ve hatta insan ilişkilerini anlatma yeteneği sunar. Bu deyimler, günlük konuşma ve yazılı iletişimde sıkça kullanılırken aynı zamanda daha derin anlamlar ve zenginlik katmalarıyla dikkat çeker. Hava durumu, insanların günlük yaşamlarını etkileyen bir faktör olduğundan, İngilizce hava durumu deyimleri dilde güçlü bir rol oynar.
Bu bölümde, İngilizce hava durumu deyimlerini ve bu deyimlerin Türkçe karşılıklarını inceleyeceğiz. İşte, İngilizce hava durumu belirten bazı deyimler ve Türkçe karşılıkları:
Bu deyimler, hava durumu ile ilgili genellikle mecaz anlamlar taşıyan ifadeler olarak karşımıza çıkar.
İngilizce hava durumu belirten kavramlar ve İngilizceye dair daha fazla konu hakkında bilgi sahibi olmak için %100 online İngilizce kursu Open English’e katılabilirsin. Open English’te ana dili İngilizce olan eğitmenlerden alacağın kaliteli İngilizce eğitimi sayesinde İngilizceyi başarıyla öğrenirsin. Eğitmenlerinin moderatörlüğünde açılan konuşma sınıflarında dünyanın her yerinden ana dili İngilizce olan öğrencilerle sohbet edebilir, İngilizce konuşma pratiği yapabilirsin.
Hadi, daha fazla vakit kaybetmeden, seni arayıp Open English aboneliğini başlatmamız için sayfadaki formu doldur! Open English ile İngilizce öğrenmeye başla!
“Learning English” diye arama yapıyorsan İngilizce dil becerisi kazanma ile ilgileniyorsun demektir. Bu yazımızda tam da bu konudan bahsedeceğiz. “Learning English” mottosuyla harekete geçerek İngilizce öğrenme yolculuğuna çıkacağız.
Bir dili akıcı kullanabilmenin yolu 4 beceriden geçiyor: Okuma, yazma, dinleme ve konuşma. Bu 4 beceride uzmanlaştığın zaman, dili tüm yönleriyle kullanabiliyorsun demektir. İngilizce de böyle. Bu nedenle TOEFL gibi uluslararası İngilizce yeterlilik sınavlarında bu dört dil becerisi ölçülüyor.
Maalesef, ülkemiz İngilizce yeterlilik sıralamasında “low profiency”, yani “düşük yeterlilikte” olarak listeleniyor. İngilizce Yeterlilik Endeksi 2021 raporuna göre, 478 puanla 112 ülke arasında 70. sırada bulunuyoruz.
Yapılan bir araştırma daha gösteriyor ki, İngilizce yeterlilik endeksinde yukarıya tırmanan ülkelerin kişi başı düşen milli geliri de yükselişte. Bu veri bize şunu gösteriyor. Daha iyi İngilizce bilgisi, daha iyi yaşam şartları getiriyor.
Learning English, İngilizce öğrenmek anlamına geliyor. Learning, öğrenmek demek. İngilizcede -ing eki, bizim Türkçede kullandığımız mastar ekiyle benzer görevi görüyor. Bu eki İngilizce bir fiilin sonuna ekleyerek fiili isimleştirebiliyoruz. English ise, İngilizce demek.
I am learning English, ben İngilizce öğreniyorum anlamına geliyor. Burada -ing eki “be” yardımcı fiiliyle birleşip şimdiki zaman kipine dönüşüyor.
İngilizce dil bilgisi hakkında daha fazlasını öğrenmek için bugün Open English’e kaydolabilirsin. Sayfadaki iletişim formunu doldur, müşteri temsilcilerimiz detaylı bilgi vermek için seni kısa sürede arayacaktır.

Aramızda yabancı dilleri daha kolay öğreniyormuş gibi görünenler var, bu doğru. Fakat dil öğrenmek, bir yetenek ya da yatkınlık değil. İngilizce öğrenmek de buna dahil. Dilbilimciler, dil öğrenmeyi doğuştan gelmeyen bir beceriyi sonradan edinmek olarak tanımlıyor.
Bu şu demek, herkes İngilizce öğrenebilir. İnsana yeni bir dil öğrenmek için gerekli tek şey, istek. Yani İngilizce öğrenmek için önce öğrenmeyi istemek gerekiyor. Sonrasında “Learning English” diyerek hedefini aynı zamanda İngilizce olarak da belirtmek. Ve tabii işin uzmanlarından destek almak, Open English gibi. Sonrası için formül belli, bolca pratik yapmak.
İngilizce öğrenmek için öncelikle hedefler oluşturmalısın. Böylece adım adım ilerleyebilirsin ki bu çalışmanın en efektif yoludur. Kendine “Ben İngilizce öğrenmek istiyorum.” demeli ve buna ikna olmalısın. Böylece ilk adımı atmış olacaksın.
Sonrası için sana bir çalışma planı gerekli. Peki, nereden başlamalı? “Learning English” diyor ve yolculuğumuza başlıyoruz.
İngilizce öğrenmek istediğine karar verdin. Ve bunu olabilecek en hızlı ve kolay yöntemle yapmak istiyorsun. Open English ile amaçladığımız da tam olarak bu. Sana en kolay ve hızlı yöntemle İngilizce öğretmek.
Online İngilizce eğitiminde sektördeki 15 yıldan fazla tecrübemizle şimdiye kadar 1,5 milyondan fazla öğrenciye eğitim vererek akıcı şekilde İngilizce konuşmalarını sağladık. Sen de onlardan biri olabilirsin.
Open English’teki tüm öğrencilerimiz “learning English” mottosuyla, yani İngilizce öğrenme hedefiyle bir araya gelmiş kişiler. Biz onlara bunun en pratik yolunu sağlıyoruz. Nasıl? İlk önce aynı seviyedeki öğrencileri bir araya getiriyoruz.
Bir şeyi bir arada öğrenmek daha kolay çünkü birbirimizi motive edebiliyor ayrıca rekabetin gücünden yararlanabiliyoruz. Open English’te “learning English” mottosuyla bir araya gelmiş öğrencileri seviyelere göre bir araya getiriyoruz. Bunu nasıl yapıyoruz? Online İngilizce kursu Open English’e kaydolduğun zaman, kısa süreli bir seviye belirleme sınavına giriyorsun. Bu sınav sonucuna göre seninle aynı seviyedeki öğrencilerin işlediği ders konularına atanıyorsun.
İngilizce seviyeler ne işe yarıyor? CEFR (Avrupa Ortak Dilleri Çerçeve Programı) standartlarına göre İngilizce seviyelere ayrılmış durumda. Open English ile “learning English” yolculuğuna çıktığına zaman, bu standartlara uygun şekilde İngilizce şekilde İngilizce eğitimi alıyorsun. Adım adım ilerleyip, İngilizce dört beceride (okuma, yazma, dinleme ve konuşma) ustalaşıyorsun.
Open English %100 online İngilizce kursuyla istediğin zaman, dilediğin yerde İngilizce öğrenebiliyorsun. “Learning English” yolculuğumuzda bunun ne kadar önemli olduğunu şöyle anlatalım: Zaman hepimiz için değerli. Özellikle yoğun iş temposunda ya da günlük hayatta rutin programlara uymak zor. Open English’te bunun için kendi seçtiğin zamanlarda İngilizce çalışmana imkan tanıyoruz.

Open English ile en kısa yoldan İngilizce öğreniyorsun çünkü eğitim yöntemlerimiz tamamen buna odaklı. 7/24 boyunca yayınlanan canlı dersler ve interaktif binlerce saatlik içeriğe sınırsız erişerek, “Learning English” yolculuğunda olası en hızlı kestirme yolu kullanıyorsun.
Sadece Open English’e özel olan İngilizce konuşma alıştırmalarına göz atmaya ne dersin?
İngilizceyi en iyi kimden öğrenebilirsin? Tabii ki işin uzmanlarından. Open English ile “learning English” yolculuğuna, ana dili İngilizce olan uluslararası eğitim sertifikalarına sahip eğitmenlerle başlıyorsun. Bu da hem iş hayatında hem de günlük hayatta kullanılan güncel İngilizce ifadeleri en hızlı şekilde öğrenmei sağlıyor.
“Learning English” mottosuyla çıktığımız bu yolculukla İngilizce öğrenmek için yöntemlerden bahsettik. Peki, İngilizce öğrenmenin bize faydaları neler?
Son olarak, Learning English dünyada sıkça aratılan kelime gruplarından biri. Bunun nedeni, İngilizcenin her geçen günün önemini artırması ve daha iyi fırsatlara sahip olmak isteyen insanların “Learning English” araması yaparak ilk adımı atmaları. Sen de İngilizce öğrenmek için ilk adımı atmak istiyorsan, iletişim formunu doldurarak Open English ile hedeflerini hızlıca gerçekleştirebilirsin.
İngilizce öğrenirken bize gösterilen ilk kalıplardan bir tanesi “I want” kalıbıdır. Bu kalıp bir şey istediğimizi basit bir yolla belirtmemizi sağlar. Ancak akıcı şekilde İngilizce konuşurken kullandığın dili de güçlendirmek istiyorsan birçok farklı kalıba da yer verebilirsin. Bu yazıda İngilizcede “I want” demenin 50 farklı yolundan bahsedeceğiz.
Resmi kullanım okulda, işte, saygıdeğer birine karşı veya senden yaşça büyük birine karşı kullanabileceğin kalıpları içerir. Karşındaki kişiye saygısızlık yapmamak için bu kalıpları kullanmayı tercih edebilirsin. Özellikle resmi kurumlarda sokak ağzı kullanmamak oldukça önemlidir.
Gündelik hayatta kullanılan bu kalıplar, kullanım bakımından da oldukça popülerdir. Herhangi bir dizide bu kalıpların kullanımına rastlamanız mümkündür.
Hızlı bir şekilde İngilizce öğrenmek için yan taraftaki formu doldurarak ilk adımı atabilirsin.

Bununla birlikte unutma ki esprili ifadeleri doğru bağlamda ve uygun kişilere karşı kullanmazsan hoş karşılanmayabilirsin.
Esprili kalıpların yanlış yerde kullanımı ile ilgili örnek bir diyaloğa yer verelim. İş görüşmesine giden aday Alic, mülakatı düzenleyen Mark ile bir görüşme gerçekleştirsin.
Mark: Tell me about your previous experience, and what interests you about this role.
(Önceki deneyiminizden bahsedin ve bu rolde ilginizi çeken nedir?)
Alice: Well, in my previous job, I was responsible for managing a team of sales representatives and achieving monthly targets. I’m dying to work here because I’ve heard great things about the company culture and its innovative projects.
(Önceki işimde, satış temsilcileri ekibini yönetmek ve aylık hedeflere ulaşmakla sorumluydum. Burada çalışmayı can atıyorum çünkü şirket kültürü ve yenilikçi projeleri hakkında harika şeyler duydum.)
Mark: That’s great to hear! We do value a positive work environment. Can you tell me more about your leadership style?
(Mark: Duymak güzel! Olumlu bir çalışma ortamına değer veriyoruz. Liderlik tarzınız hakkında daha fazla bilgi verebilir misiniz?)
Alice: Of course, I believe in open communication and empowering my team members. I’m all about creating an atmosphere where everyone feels motivated and encouraged to share their ideas. I’m itching for the chance to implement these strategies here.
(Tabii ki, açık iletişime inanıyorum ve ekip üyelerini yetkilendiriyorum. Herkesin motive hissettiği ve fikirlerini paylaşmaya teşvik edildiği bir ortam yaratmak benim için çok önemli. Bu stratejileri burada uygulama şansını dört gözle bekliyorum.)
Mark: That sounds promising. Thank you for sharing your insights with us today, Alice.
(Bu kulağa güzel geliyor. Bugün bizimle görüşlerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim, Alice.)
Alice: Thank you, Mark. I’m seriously hoping for the opportunity to contribute to your team.
(Teşekkür ederim, Mark. Ekibinize katılma fırsatını içtenliğimle umuyorum.)
Mark: We’ll be in touch soon.
(Biz yakında sizinle iletişime geçeceğiz.)
Bu diyalogda, “I’m dying to” ve “I’m itching for” gibi esprili ifadelerin iş görüşmesi gibi ciddi ve resmi durumlar için uygun olmadığını görebiliriz. Bu tür ifadeler, iş görüşmesi gibi resmi ortamlarda istenmeyen veya profesyonel olmayan bir izlenim bırakmanıza sebebiyet verebilir. Görüldüğü üzere bu diyalogta da Mark, Alice’in yeterince profesyonel olmadığını düşünerek konuşmayı erken bitirdi ve diğer becerileri ile ilgilenmedi.
Online İngilizce kursumuz hakkında detaylara ulaşmak için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

(Tıp alanında başarılı bir kariyere sahip olmak istiyorum.)
(Dünyayı gezmek ve farklı kültürleri deneyimlemek istiyorum.)
(Deniz ürünlü makarna siparişi vermek istiyorum, lütfen.)
(Bir müzik enstrümanı çalmayı öğrenmekle ilgileniyorum.)
(Yürüyüş kulübüne katılmak ve yeni patikaları keşfetmeye istekliyim.)
(Yarın piknik için güneşli bir gün diliyorum.)
(Tropikal bir plajda rahatladığım günü özlüyorum.)
(Bu yıl sonuna kadar işte terfi hedefliyorum.)
(Vahşi yaşam belgesellerini izlemekten gerçekten hoşlanıyorum.)
(Bir kurs alarak yemek yapma becerilerimi geliştirmeyi hedefliyorum.)
(Uzun vadede çalışmanın karşılığını verdiğine inanıyorum.)
(Şöminenin yanında keyifli bir hafta sonunu özlüyorum.)
(Yaz tatilimde yeni bir dil öğrenmeyi umuyorum.)
(Yerel hayır kurumlarına gönüllü olarak yardım etmek için hevesliyim.)
(Büyük doğada bir macera için resmen kıvranıyorum.)
(Çevreyi korumaya ve atık azaltmaya karşı tutkulu hissediyorum.)
(Bilgiye açım ve sürekli öğrenmeye çalışıyorum.)
(Şehir merkezinde açılan yeni restoranı denemek için yanıp tutuşuyorum.)
(Yeni yiyecekleri denemek ve yeni tatları deneyimlemek benim için önemli.)
(Piyasaya yeni çıkan bir cihaza karşı özlem duyuyorum.)
(Bu projeyi zamanından önce tamamlamaya kararlıyım.)
(Rahatlamak için evde sessiz bir akşam istiyorum.)
(Manzara değişikliği ve tatil isteğim ciddi.)
(Barınaktan bir hayvan sahiplenmeyi ciddi olarak düşünüyorum.)
(Bu durumda olumlu bir sonuç umuyorum.)
(Bu yılki fitness hedeflerimi gerçekleştirmekte kararlıyım.)
(Gerçekten zamanla resim yeteneklerimi geliştirmeyi umuyorum.)
Bu yazıda “I want” demenin farklı yollarından bahsettik. İngilizcede esprili veya formal şekilde kullanabileceğin birçok istiyorum deme kalıbı bulunur.
Bu kalıpları doğru şekilde öğrenmenin en iyi yolu ise diyaloglara şahit olmaktan geçer. İngilizceni doğal şekilde kullanabilmek için mutlaka İngilizce dizi ve filmleri alt yazılı olarak izlemeli, dinleme etkinliklerine bolca yer vermelisin.
Bursa İngilizce kursu arayışı için hazırladığımız bu yazıda, tam donanımlı bir İngilizce eğitimi almak için en iyi yöntemlerden bahsedeceğiz. Günümüzde Bursa İngilizce kursu bakınanlar için birçok seçenek var ve tabii ki en kullanışlı seçeneklerden biri online İngilizce kurs sistemi.
Dünyamız git gide dijitalleşirken birçok sınır ortadan kalkıyor. Bunlardan biri de Bursa İngilizce kursu arayışındaki az çeşitlilik. Henüz dijitalleşmenin başlamadığı dönemde, sabit bir yerde rutin bir programla eğitim sunan geleneksel Bursa dil kursu tek seçeneğimizdi. Günümüzde ise %100 online hizmet veren Bursa İngilizce kursu seçeneğimiz de mevcut.
Peki, online İngilizce kursunun geleneksel Bursa İngilizce kursuna göre ne gibi avantajları var? İngilizce öğrenmek istiyorsan ve Bursa dil okulu seçeneklerine bakıyorsan, bu yazımız sana yardımcı olacak.
Bursa İngilizce kursu için birçok seçeneğin var ama en iyi verimlisi hangisi? Şimdi Bursa İngilizce kursu seçimimizi yapmak üzere online kursları geleneksel Bursa dil okullarıyla karşılaştıralım.
%100 online İngilizce kursu ile Open English ile küçük sayıda öğrenciden oluşan online derslere, aboneliğin boyunca 7/24 olmak üzere sınırsız kez katılabilirsin. Kendi seçtiğin konuda bire bir ders almak istersen, Open English’te bu da mümkün. Daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurabilirsin.

En iyi İngilizce kursu Bursa’da hangisi? Neden kendimizi Bursa ile sınırlayalım ki? Online İngilizce kursu Open English ile Bursa dil kursu seçimimizde uluslararası tanınırlığa sahip bir seçeneğimiz var. Gördüğün üzere birçok konuda online İngilizce kursu Open English çok daha avantajlı.
Günümüzün en işe yarar becerilerinden biri İngilizce konuşabilmek. İş ve eğitim dünyasında ortak dil olan İngilizce, aynı zamanda internetin de ortak dili konumunda. Bu da gelecekte İngilizceyle çok daha fazla karşılaşacağımız anlamına geliyor.
Peki, yoğun günlük tempomuzun içinde İngilizce kursuna nasıl vakit ayıracağız? Kimimiz işte kimimiz ev hayatında kimimiz de yoğun ders programında İngilizceye vakit ayıramıyoruz. Ders saatlerini kendimize göre ayarlayabildiğimiz Bursa İngilizce kursu var mı?
Yeni bir dilin dinamiklerini çözerek sıfırdan ingilizce öğrenmek mümkün mü? Bir dili tamamen öğrenmenin yolu 4 beceride uzmanlaşmaktan geçiyor: Okuma, yazma, anlama ve konuşma. Geleneksel Bursa İngilizce kursları okuma ve yazma konusunda yardımcı olabilir, peki gerçek dünyada karşılacağımız farklı İngilizce aksanları nasıl anlayacağız?
Open English online İngilizce kursunda dilin tüm yönlerine yoğunlaşıyoruz. Geleneksel Bursa İngilizce kursundan bizi ayıran en önemli nokta bu. İngilizce kursu Bursa arayışında, Open English ile tam donanımlı bir İngilizce eğitimi alabilirsin. Ana dili İngilizce olan eğitmenlerle, günün 24 saati ulaşabileceğin %100 online platformda, abonelik süren boyunca binlerce saatlik interaktif ders içeriğinden, sesini kaydedip konuşmanı analiz edebileceğin telaffuz aracı gibi teknolojik uygulamalardan istediğin kadar yararlanabilirsin. Ve tabii ki dünyanın farklı köşelerinden İngilizce öğrenmek için bir araya gelen binlerce öğrenci ile birlikte…

Bursa dil kursu seçeneklerimiz hakkında konuştuk. Online İngilizce kursunun avantajlarını sıraladık. Gelişen teknoloji sayesinde yeni bir öğrenmek istediğimiz zaman en konforunda bu deneyimi yaşayabiliyoruz. Geleneksel Bursa yabancı dil kurslarının aksine, Open English bize gelişen teknolojiden yararlanma fırsatı veriyor.
Geleneksel Bursa İngilizce kursuna göre hem ekonomik açıdan hem de pratiklik açısından çok daha etkili sonuç veren Open English ile akıcı İngilizce konuşma hedefin için bugün ilk adımı atabilirsin. Tek yapman gereken iletişim formunu doldurmak! Böylece Bursa dil kursu seçimin hakkında fikir vermek adına seni arayacağız.
En iyi İngilizce kursu Bursa arayışın bugün son buluyor. Open English ile olabilecek en kısa sürede İngilizceni geliştirecek ve sen de iki dilli olabileceksin!
Şimdi önemli konuya geldik. Bursa İngilizce kursu fiyatları ne durumda? Kur fiyatları şirketten şirkete göre değişiyor fakat ödediğin miktarın tam olarak karşılığını alabilecek misin? Bursa dil kursu seçiminde Open English’in ekonomik yönden bir avantajı var çünkü 6 aylık ve 12 aylık abonelikleri kapsayan birçok paket seçeneği seni bekliyor olacak.
Yani Bursa İngilizce kursu için seçim yaparken geleneksel anlayıştan yerine, senin öğrenme şekline en iyi uyacak online Bursa İngilizce kurs paketlerinden birini seçebilirsin. Bu noktada müşteri temsilcilerimiz sana danışmanlık vermeye hazır. Sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
Bursa İngilizce kursu seçimi yaparken dikkat etmemiz gereken noktalardan bahsettik. Ayrıca sana Open English’in İngilizce eğitim metotlarından bahsettik. Günümüzün dijital dünyasını efektif kullanarak; istediğin zaman, dilediğin yerde, kendi hızında ve kendi seçtiğin eğitim paketindeki en uygun bütçeli seçeneklerle İngilizce dil becerisi kazandırmak için biz hazırız. Ya sen?
Gideceğimiz yerler, gittiğimiz şehirleri veya ülkemizde bulunan şehirleri tanımlamak için birçok sıfata ihtiyaç duyarız. Bu sıfatlar çok çeşitli olabilir. Bir şehrin geleneksel özelliklerini, ne ile ünlü olduğunu açıklamak için bu sıfatlar işimize yarayabilir. Sohbetler arasında bu sıfatları sık sık kullanacağın için İngilizcede belli bir seviyeye geldikten sonra bu sıfatları anlaman ve doğru şekilde cümle içinde geçirebilmen de önemlidir.
Bu yazıda 50 farklı sıfattan anlamları ve cümle içinde kullanışından bahsedeceğiz. Hemen ardından örnek diyalogla öğrendiğimiz bu sıfatları pekiştirmiş olacağız.
Akıcı bir şekilde İngilizce konuşmak istersen yan taraftaki formu doldurarak ilk adımı atabilirsin.

İngilizce öğrenmenin en kolay yolu olan online İngilizce kursumuz hakkında detaylı bilgi için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

(Şehrin kalabalık sokakları her zaman günlük rutinlerini sürdüren insanlarla doludur.)
(Şehrin küresel atmosferi, çeşitli nüfusu ve uluslararası etkileri sayesinde ortaya çıkmıştır.)
(Tarihi mimarisi ve iyi korunmuş anıtlarıyla, şehir tartışmasız şekilde çekici…)
(Şehirdeki canlı gece hayatı sahnesi ziyaretçilere birçok eğlence seçeneği sunar.)
(Şehirdeki resim gibi kıyısı nehir ve çevre manzarasının muhteşem görüntülerini sunar.)
(Şehirdeki modern gökdelenler ve çağdaş tasarımlar şehrin siluetini belirler.)
(Kalabalık bir metropol olmasına rağmen, şehir belirli bir huzur seviyesini korumayı başarıyor.)
(Şehrin tarihi bölgesi, geçmişten gelen hikayelerin keşfedilmeyi beklediği bir hazine deposudur.)
(Şehirdeki mahallelerdeki kültürlerin ve mutfakların çeşitli karışımı, benzersiz bir yemek deneyimi oluşturur.)
(Şehrin muhteşem anıtları, büyük katedral ve tarihi saray gibi, zengin tarihini sergiler.)
(Şehrin canlı enerjisi bulaşıcıdır, her köşesini keşfetmek istersiniz.)
(Şehirdeki eski moda dükkanlar ve çekici sokaklar nostaljik bir his uyandırır.)
(Şehirdeki modern altyapı ve verimli toplu taşıma sistemi, şehirde dolaşmayı kolaylaştırır.)
(Şehirdeki canlı sanat sahnesi, yaratıcılığı ve kültürel çeşitliliği gösterir.)
(Şehrin tarihi anıtları, geçmişini ve onu şekillendiren hikayeleri hatırlatır.)
Verimli bir şekilde İngilizce çalışmak için hemen yan taraftaki formu doldurabilirsin.

Melissa: Hey, have you ever been to Turkey? I’m planning a trip there and I’m curious about the cities and what they’re like.
(Selam, Türkiye’ye hiç gittin mi? Oraya bir seyahat planlıyorum ve şehirler hakkında merak ediyorum.)
Antonio: Absolutely, Turkey is a wonderful destination with diverse cities. Which cities are you interested in?
(Kesinlikle, Türkiye çeşitli şehirleriyle harika bir destinasyon. Hangi şehirler ilgini çekiyor?)
Melissa: Well, I definitely want to visit Istanbul. I’ve heard it’s a unique blend of modern and historic.
(Şey, kesinlikle İstanbul’u ziyaret etmek istiyorum. Modern ve tarihi bir karışım olduğunu duydum.)
Antonio: You’re right. Istanbul is truly captivating. It’s a cosmopolitan city where you can see ancient wonders like the Hagia Sophia and the Blue Mosque, all while enjoying a lively contemporary culture.
(Haklısın. İstanbul gerçekten büyüleyici. Hem Ayasofya gibi antik harikaları görebileceğiniz hem de canlı çağdaş bir kültürün tadını çıkarabileceğiniz bir kozmopolit şehir.)
Melissa: That sounds amazing. What about the coastal cities?
(Harika görünüyor. Peki, sahil şehirleri nasıl?)
Antonio: Along the Mediterranean coast, Antalya is famous for its picturesque beaches and luxurious resorts. The city boasts a stunning mix of ancient ruins and modern amenities.
(Akdeniz kıyısında, Antalya resim gibi plajları ve lüks tatil köyleri ile ünlüdür. Şehir, antik kalıntılar ve modern olanakların muhteşem bir karışımına sahiptir.)
Melissa: And how about something more peaceful?
(Peki, daha sakin yerlere ne dersin?)
Antonio: If you’re looking for tranquility, you might want to consider Cappadocia. It’s known for its otherworldly landscapes, cave dwellings, and hot air balloon rides during sunrise.
(Eğer huzur arıyorsan, Kapadokya’yı düşünebilirsin. Dünya dışı manzaraları, mağara evleri ve güneş doğarken yapılan sıcak hava balonu turları ile tanınır.)
Melissa: Wow, that sounds dreamy. What’s a good place for history buffs?
(Vay, bu hayal gibi geliyor. Tarih meraklıları için iyi bir yer neresi?)
Antonio: Ephesus is a must-visit for history enthusiasts. It’s an ancient city with remarkably preserved ruins like the Library of Celsus and the Great Theater.
(Efes, tarih meraklıları için mutlaka görülmesi gereken bir yer. Celsus Kütüphanesi ve Büyük Tiyatro gibi olağanüstü korunmuş kalıntılara sahip antik bir şehir.)
Melissa: Any unique spots?
(Özel noktalar var mı?)
Antonio: Yes, Pamukkale is truly unique. It’s famous for its thermal springs that have created stunning white terraces over time. You can even take a dip in the warm waters.
(Evet, Pamukkale gerçekten eşsiz. Zaman içinde muhteşem beyaz teraslar oluşturan termal kaynakları ile ünlüdür. Sıcak sulara hatta girebilirsiniz.)
Melissa: That sounds like a fantastic experience. What about the capital city?
(Bu harika bir deneyim gibi geliyor. Peki, başkent şehri nasıl?)
Antonio: Ankara, the capital, has a more modern vibe. It’s home to important government buildings, museums, and the impressive Atatürk Mausoleum.
(Başkent olan Ankara, daha modern bir havaya sahip. Önemli hükümet binalarına, müzelere ve etkileyici Anıtkabir’e ev sahipliği yapıyor.)
Melissa: Lastly, any lesser-known gems?
(Son olarak, daha az bilinen yerler var mı?)
Antonio: Check out Şanlıurfa in the southeastern region. It’s known for its rich history, bazaars, and the Pool of Abraham—a sacred site with an interesting legend.
(Güneydoğu bölgesinde Şanlıurfa’ya gidebilirsin. Zengin tarihi, çarşıları ve İbrahim Göleti gibi ilginç bir efsanesi olan kutsal bir mekanı ile ünlüdür.)
Melissa: Thanks for all the insights! Turkey seems like a place with so much to offer.
(Tüm bu bilgiler için teşekkür ederim! Türkiye, sunacak çok şeyi olan bir yer gibi görünüyor.)
Antonio: Absolutely, it’s a country where you can explore a wide range of cultures, landscapes, and experiences. Enjoy your trip planning!
(Kesinlikle, kültürlerin, manzaraların ve deneyimlerin geniş bir yelpazesini keşfedebileceğiniz bir ülke. Seyahat planlamanın tadını çıkar!)
Bu yazıda şehirleri anlatırken kullanabileceğiniz çeşitli sıfatlardan bahsettik. Şehirleri ve şehirlerin içinde bulunan birçok alanı tanımlayan bu sıfatlar aynı zamanda farklı durumları ifade etmek için de kullanılabilir. Bu yazıda ise bu sıfatları yalnızca şehir temasında kullanmayı öğrendik. Blog sayfamızı takibe alarak sıfatlar ve kelimelerin kullanımı hakkında daha detaylı bilgiye sahip olabilirsin.
İngilizcede biriyle vedalaşmak, birine hoşça kal demek Türkçedekine göre biraz daha karmaşıktır. Hoşça kal mahiyetinde karşımızdakine söyleyeceğimiz İngilizce cümleler hüzünlü veya iç ısıtan cinsten olabilir. İngilizce konuşma dilinde birine söyleyebileceğimiz hoşça kal kalıpları, o kişiyi bir daha görmeyeceğimizi bilmemize veya hemen ertesi gün tekrar görüşeceğimize göre değişiklik gösterir.
Pek çok farklı his ve duyguyu kapsayan birçok İngilizce kelime, farklı anlamlar taşıyan birbirinden renkli kalıpların oluşumuna izin verir. Resmi dil, günlük konuşma dili ve argoda kullanılan alternatif sözcükler ve kalıplar ile her türlü ortama uygun, üstelik İngilizce gramer olarak da doğru, geniş bir hoşça kal repertuarına sahip olacaksınız. İşte İngilizcede hoşça kal demenin 3 ayrı kategoride 8 farklı yolu:
İngilizce öğrenmek için ilk adımı atmak istiyorsanız yan tarafta yer alan formu doldurarak size ulaşmamızı sağlayın.
Bu kısımda göreceğiniz örnekler iş yeri/görüşmesi gibi yerlerde veya çok iyi tanımadığınız kişilerle birlikteyken kullanabileceğiniz kalıpları içeriyor. En temel “Goodbye” (Hoşça kal) aslında bu tip durumlarda kullanılan en yaygın kalıp olsa da kullanabileceğiniz alternatifler de mevcut.
Have a good day / Have a nice day (İyi günler / Güzel günler)
Bu, yolunuzun düştüğü taktirde özellikle Amerika’da sıkça karşılacağınız, fakat aynı zamanda tüm dünyada İngilizce konuşulan yerlerde de en sık kullanılan hoşça kal kalıbıdır. İş arkadaşınız, müşterileriniz, işvereniniz vb. gibi samimi olmadığınız veya az tanıdığınız kişilerle vedalaşmalarınızda hiç çekinmeden bu kalıbı kullanabilirsiniz. Bunun yanı sıra “day” (gün) sözcüğünün yerine başka yer ve zaman belirten isimler koyarak bu kalıbı farklı anlamlarda da kullanabilirsiniz.
Örn:
Have a nice meeting (İyi toplantılar)
Have a nice holiday (İyi tatiller)
Have a nice weekend (İyi hafta sonları)
Take care (Kendine iyi bak / Kendine dikkat et)
Bu kalıp arkadaşlar arasında da sıkça kullanılmasına karşın, daha ziyade İngilizcede yabancıların birbirine söylediği bir hoşça kal sözüdür. Birisine, ona karşı pozitif bir tavırda olduğunuzu belirten kibar ve resmi bir veda etmek istiyorsanız bu kalıbı kullanabilirsiniz.

Arkadaş veya aile ortamı gibi daha rahat durumlarda biriyle vedalaşırken vedanıza daha çok duygu yüklemek ve daha samimi olmak istersiniz. Bu tip durumlarda kullanabileceğiniz İngilizce hoşçakal kalıpları şunlardır:
Bye (Hoşça Kal / Güle güle)
İngilizce konuşma dilinde açık ara en yaygın kullanılan hoşça kal kalıbı budur. Tıpkı Türkçede olduğu gibi, İngilizcede de bazı sözcüklere duyguyu veren söylerken kullandığınız telaffuz biçimi ve ses tonunuzdur. “Bye” sözcüğü için de bu durum geçerlidir. Yumuşak sesle söyleyeceğiniz bir “bye”, karşı tarafa daha samimi bir duygu verirken, sinirli veya kısaca söylediğiniz “bye” ise bambaşka bir duygu yaratacaktır.
See you later / See you / Later (Sonra görüşürüz / Görüşürüz)
İngilizcenin kısaltmalara ne kadar açık bir dil olduğunu buradan da görebilirsiniz. Anadili İngilizce olan kişiler konuşurken dili resmiyetten uzağa çekebilmek adına kısaltmalar üretmekten ve kullanmaktan hiç çekinmezler. Bu hoşça kal kalıbı da bunun en güzel örneklerinden biridir. Bu sözcüklerin üçü de İngilizcede günlük hayatta en sık karşılaşacağınız hoşça kal kalıpları arasındadır. Unutmayın, ne kadar kısa, o kadar resmiyetten uzak demektir!
It was nice to see you again / It was nice to see you / nice to see you ( Seni tekrar görmek güzeldi / seni görmel güzeldi)
Kısaltmaların günlük ve gayri resmi İngilizce konuşma dilindeki yerinden bahsetmiştik değil mi? Bu kalıp birbirini tanıyan ancak sık görüşemeyen kişilerin birbirlerine söyledikleri bir hoşça kal sözüdür. Bu kalıbı hergün vakit geçirdiğiniz arkadaşlarınıza veya aile bireylerine karşı kullanmazsınız.

Son olarak İngilizcede günlük hayatın, özellikle de arkadaş ortamlarının vazgeçilmezi olan argoda hangi hoşça kal kalıpları kullanılır görelim. Bu argo ve resmiyetten uzak kalıpları yalnızca arkadaş ortamlarında kullanmanızın son derece önemli olduğunu da hatırlatalım.
Catch you later / Check you later / Smell you later
Tüm bu sözler aslında “see you later”ın daha renkli ve eğlenceli halleri olarak görülebilir. “Smell you later” özellikle çocukların birbirine söylediği bir hoşça kal sözü olsa da yetişkinler arasında da zaman zaman şaka amaçlı olarak kullanılır.
Peace out (Selametle)
Çoğunlukla yalnızca “peace” olarak kısaltılan bu kalıp argoda en yaygın kullanılan hoşça kal kalıplarından biridir. Türkçedeki “selametle”ye denk gelen bu hoşça kal sözü özellikle sokak argosu ve hip hop dilinde sıkça kullanılır.
Take it easy (Dikkat et)
“Take it easy” (sakin ol / rahatla) kalıbını bir hoşça kal sözü olarak kullanarak, aslında karşı tarafa bir daha görüşene kadar kendine iyi bakmasını / dikkat etmesini söylemiş olursunuz. Bu şekilde bakıldığında aslında “take care” ile benzer gözükse de bu kalıp çok daha gayri resmidir. Örnek olarak babaannenize “take care” şeklinde veda edebilirsiniz ama bunun yerine “take it easy” kalıbını kullanmanız son derece abes kaçacaktır.
Tebrikler, resmi dilde, günlük konuşma dilinde ve daha samimi olan argoda kullanabileceğiniz farklı kalıplar öğrendiniz. Şimdi Open English’e gelip hem konuşma, hem de okuma, yazma ve dinleme pratikleri yaparak İngilizcenizi geliştirebilirsiniz.