Antalya İngilizce Kursu

Günümüzün en önemli becerilerinden biri, İngilizceyi akıcı şekilde kullanabilmek. İş ve eğitim dünyasında güçlü bir kariyer inşa etmek isteyenlerin İngilizce bilmesi şart. 

Sadece onların mı? Küreselleşen dünyada güncel kalmanın yolu İngilizce bilmekten geçiyor; çünkü dünya gündemi ile ilgili haberleri ilk önce İngilizce diliyle karşımıza çıkıyor. Yani global haberleri ilk elden okumak istiyorsak, İngilizce dilini anlayabimemiz gerekiyor. 

Gelişen teknoloji ile beraber dil kursları da evrim geçiriyor. Artık geleneksel kurs anlayışından çok verimli yöntemlerle İngilizce öğrenmek mümkün. Bugünkü yazımızda Antalya İngilizce kursu arayışı için fikirler vereceğiz. 

Birçok İngilizce kursu Antalya’ya konumlanmış durumda. Çünkü Antalya oldukçu turistik bir kent ve özellikle turizm sektöründe çalışanlardan İngilizce becerisi isteniyor. Yılın büyük bir bölümünde yabancıların uğrak yerlerinden olan Antalya, İngilizce çok yaygın olarak kullanılıyor. 

Bu şehirde yaşayan biri olarak Antalya İngilizce kursu arıyorsan, bu yazımız sana her konuda yardımcı olacak. Böylece senin için en iyi İngilizce kursu Antalya’da neredeymiş, keşfedeceksin! 

ingilizce kursu antalya

İngilizce Kursu Antalya

Birçok Antalya İngilizcek kursu var. Fakat bunlardan hangisini seçmeli? Antalya İngilizce kursu araştırması yaptın ve seçenekleri tarttın. Ama sana söylememiz gereken bir şey var. Hiç online İngilizce kursu diye bir kavram duymuş muydun? Yok, geleneksel Antalya İngilizce kurs seçeneklerinden bahsetmiyoruz, sana çok daha yeni ve devrimsel bir şeyden bahsediyoruz.

Online İngilizce kursu, sana istediğin yerde dilediğin zaman İngilizce eğitimi alma şansı tanıyor. Böylece geleneksel Antalya İngilizce kursu ders programına uymak zorunda kalmıyor, kendi temponda günlük planına uygun şekilde çalışabiliyorsun. 

%100 online İngilizce kursu Open English ile bugün İngilizce öğrenmeye başlayabilirsin. CEFR standartlarına uygun binlerce saatlik interaktif ders içeriği, 7/24 yayınlanan canlı sınıflar ve konuşma sınıfları, ana dili İngilizce olan öğretmenler, İngilizce konuşmanı analiz eden telaffuz aracı ve çok daha fazlası… Daha fazla bilgi almak için sayfadaki iletişim formunu doldurabilirsin. Müşteri deneyimi ekibimiz seni en kısa sürede arayacaktır. 

Hangi Antalya dil kursu daha iyi? Antalya İngilizce kursu arayışında yolculuğumuza devam ediyoruz. 

Online Antalya İngilizce Kursu

Antalya İngilizce kursu arayışımızda eğer ders programımızı istediğimiz gibi kurgulamak istiyorsak online Antalya İngilizce kursu seçeneğinden ilerleyebiliriz. Eski eğitim yöntemlerinin kullanıldığı geleneksel Antalya İngilizce kurslarında dersler rutin bir zamanlama ile ilerler. Yani bu kursların ders saaetlerine uyman beklenir ve seçeneklerin azdır. Online Antalya İngilizce kursu seçeneği sana 7/24 istediğin saatte çalışma imkanı sunar.

Open English, günün her saati ulaşabileceğin online bir İngilizce öğrenme platformudur. Open English ile sıfırdan İngilizce öğrenmeye başlayabilir ve Antalya İngilizce kursu aramana son verebilirsin!

Online Antalya İngilizce kursu, hızlı ve kolayca İngilizce öğrenmek isteyenlerin seçimi haline geldi. Gelişen teknoloji ile beraber artık ev konforunda eğitim görme şansımız var. İletişim çağında insan medeniyeti her geçen gün birbirine bağlanırken, İngilizce eğitiminin önemi gittikçe artacak. Bunu görmemek imkansız! Antalya dil kursu tercihinde hala emin değilsen, şimdi geleneksel Antalya İngilizce kursu ile online İngilizce kursunu karşılaştıralım. 

online antalya ingilizce kursu

Online İngilizce Kursunun Geleneksel Antalya İngilizce Kursuna Karşı Avantajları

İngilizce öğrenme yolları olarak en başta iki seçeneğimiz var: Geleneksel Antalya İngilizce kursu ve %100 online Open English. Online Antalya dil kursunun avantajları şu şekilde:

  • Geleneksel Antalya İngilizce kursunda belirli bir ders programı takip edilir ve sen buna uymak durumda kalırsın. Open English online İngilizce kursuna ise günün her saati ulaşabilirsin. İster gündüz ister gece çalışırsın, tamamen senin seçimin!
  • Geleneksel Antalya İngilizce kursunda çok büyük olasılıkla Türk hocalarla eğitim görürsün. Open English’te ise uluslararası eğitim sertifikalarına sahip ana dili İngilizce olan eğitmenlerle ders işlersin. Böylece İngilizceyi olması gerektiği gibi işin uzmanından öğrenirsin. 
  • Geleneksel Antalya İngilizce kursunda eğitim için kurs lokasyonuna gitmen gerekir. Bu yolda boşa geçecek zaman demek! Open English ile internet bağlantılı bilgisayarın olduğu sürece her yerden İngilizce çalışabilirsin.
  • İngilizce kursu Antalya’daysa bir diğer sorun da hava şartları. Ya çok sıcaksa? Belki de çok soğuk? Open English ile ev konforunda İngilizce eğitimi alabilirsin.
  • Geleneksel Antalya İngilizce kursunda dünyanın farklı yerlerinden öğrencilerle karşılaşmazsın. İngilizce konuşma pratiği yapmanın en iyi yolu senin seviyendeki farklı aksanlara sahip öğrencilerle İngilizce konuşmaktır. Open English’te bunu yapabilirsin!
  • Geleneksel Antalya yabancı dil kursunda eğitmenlerden bire bir destek alman zordur. Open English’te merak ettiğin konuları her zaman “Eğitmene Sor” bölümü üzerinden sorabilir, istersen kendine özel ders paketi alabilirsin. Böylece dilediğin konuda bire bir özel ders işleyebilirsin. 

İyi bir İngilizce kursu Antalya’da nerede? Lokasyon aramana gerek yok, en iyi Antalya dil kursu sana bir tık uzak. Open English iletişim formunu şimdi doldur, müşteri deneyimi ekibimiz tüm bilgileri aktarmak üzere seni arasın! 

Open English: Online En İyi Antalya İngilizce Kursu

İngilizce kursu Antalya arayışında sona geldik. Bu yolculuğumuzda geleneksel Antalya dil kursu yerine online İngilizce kurslarını seçerek hem zamandan hem de bütçeden avantaj sağlayabileceğimizi gördük. Open English online İngilizce kursu hakkında hala merak ettiklerin varsa, sayfada bulunan iletişim formunu doldurarak aradığın tüm bilgilere ulaşabilirsin. Aradığın hızlı ve kolay eğitim sunan İngilizce kursu Antalya’da değil, tam yanı başında! 

Yemekleri Tarif Ederken Kullanabileceğin 35 Sıfat

Yemek tarifi verirken belli başlı kelimelere ihtiyaç duyarız. Aynı şekilde yemeklerin ağzımızda bıraktığı tadı, kokusunu veya dokusunu tanımlamak için de bazı kelimeleri bilmemiz gerekir.

Özellikle yemeklere ilgili olan kişiler için bu İngilizce kelimeleri bilmek oldukça önemlidir. Bu yazıda İngilizce sıfatlardan ve pratiğini geliştirebilmen için bununla ilgili örnek cümlelerden ve çok daha fazlasından bahsedeceğiz.

Yemekleri Tarif Ederken Kullanabileceğin 35 Sıfat

  1.  Satisfying: Bu doyurucu makarna tabağı, açlığınızı kesinlikle giderecek.
  2.  Meltinyourmouth: Bu et yemeği, ağzınızda eriyecek kadar yumuşak.
  3.  Juicy: Bu meyve, suyunun bol ve lezzetli olduğu bir tada sahip.
  4.  Flavorpacked: Baharatlarla dolu bu yemek, tatların harmanlandığı bir ziyafet.
  5.  Homestyle: Anneanneler gibi hazırlanan bu yemek, ev yapımı ve sıcak.
  6.  Savory: Lezzetli etler ve baharatlar, bu yemeği zengin bir tada sahip kılıyor.
  7.  Tangy: Yoğun turşu tadı, bu salatayı daha canlı hale getiriyor.
  8.  Buttery: Bu hamur işi, tereyağının zengin lezzetini taşıyor.
  9.  Wholesome: Sağlıklı malzemelerle yapılan bu yemek, besleyici ve doyurucu.
  10.  Exquisite: Usta bir şekilde hazırlanan bu yemek, incelikli ve özel bir tat sunuyor.
  11.  Mouthfilling: Tadı damağınızda kalacak kadar lezzetli bir yemek.
  12.  Robust: Bu yemek, yoğun ve doyurucu tatlarla dolu.
  13.  Decadent: Bu tatlı, lüks ve lezzetli bir deneyim sunuyor.
  14.  Refreshing: Buzlu içecek, sıcak günlerde ferahlatıcı bir seçenek.
  15.  Aromatic: Baharatlar ve otlarla doldurulan bu yemek, aromatik bir kokuya sahip.
  16.  Crispy: Bu kurabiye, dışı çıtır ve içi yumuşak.
  17.  Bold: Keskin tatlar ve cesur baharatlarla dolu bu yemek.
  18.  Honeyglazed: Ballı kaplama, yemeğe tatlı ve parlak bir dokunuş katıyor.
  19.  Zesty: Narenciye zestleri, yemeğe canlılık ve tazelik getiriyor.
  20.  Light: Hafif ve sağlıklı malzemelerle hazırlanan bu yemek.
  21.  Succulent: Bu et, suyunu koruyarak sulu ve lezzetli kalıyor.
  22.  Fluffy: Bu kek, hafif ve kabarık bir dokuya sahip.
  23.  Velvety: Krema veya püre gibi pürüzsüz ve kadifemsi bir kıvam.
  24.  Smokey: Odun ateşinde pişirilen bu et, hafif dumanlı bir aromaya sahip.
  25.  Tasty: Lezzetli ve doyurucu bir yemek.
  26.  Caramelized: Karamelize edilen sebzeler, tatlı ve kahverengi bir yüzey kazanıyor.
  27.  Goldenbrown: Altın renginde kızarmış dış yüzey, lezzeti artırıyor.
  28.  Sizzling: Bir tabakta hala sıcakken çıtırdayan bir yemek.
  29.  Scrumptious: Bu tatlı, göz kamaştırıcı bir lezzet sunuyor.
  30.  Herbinfused: Ot aromalarıyla zenginleştirilen yemek.
  31.  Delectable: Tatlı ve çekici bir tat.
  32.  Creamy: Kremalı bir iç kıvamı olan yemek.
  33.  Crisp: İnce bir dış yüzeye sahip, çıtır çıtır bir tat.
  34.  Savory: Lezzetli ve tuzlu tatlarla dolu bir yemek.
  35.  Decadent: Lüks ve aşırı lezzetli bir tat.

Efektif bir şekilde İngilizce çalışmak için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

yemekleri tarif ederken kullanabileceğin ingilizce cümleler

Yemekleri Tarif Ederken Kullanabileceğin İngilizce Cümleler

  • The hearty stew was so satisfying on a cold winter evening. 

Bir soğuk kış akşamında o doyurucu güveç yemeği çok tatmin ediciydi.)

  • The chocolate truffle was so rich and creamy, it practically melted in my mouth. 

Çikolata trüfü o kadar zengin ve kremsiydi ki neredeyse ağzımda eridi.)

  • The watermelon slices were juicy and refreshing on a hot summer day. 

(Karpuz dilimleri sıcak bir yaz gününde sulu ve ferahlatıcıydı.)

  • The curry was flavorpacked with a blend of aromatic spices. 

(Köri, aromatik baharatların harmanlandığı lezzetli bir tada sahipti.)

  • The homestyle lasagna reminded me of my grandmother’s cooking. 

( Ev yapımı lazanya, büyükannemin yemeklerini hatırlattı.)

  • The robust red wine sauce added depth to the tender beef dish. 

(Güçlü kırmızı şarap sosu, yumuşak et yemeğine derinlik kattı.)

  • The triplelayer chocolate cake was a decadent treat for special occasions. 

(Üç katmanlı çikolata keki, özel günler için lüks bir tatlıydı.)

  • The mintinfused iced tea was incredibly refreshing after a long hike. 

(Naneli demlenmiş buzlu çay, uzun bir yürüyüşten sonra inanılmaz derecede ferahlatıcıydı.)

  • The aromatic blend of herbs and spices filled the kitchen with a delightful scent. 

(Otların ve baharatların aromatik karışımı, mutfağı hoş bir kokuyla doldurdu.)

  • The fried chicken had a perfectly crispy coating and tender meat inside. 

 (Kızarmış tavuk, mükemmel çıtır bir kaplama ve içinde yumuşak ete sahipti.)

İngilizce öğrenmek mi istiyorsun? Hemen yan taraftaki formu doldur.

chicken alfredo pasta tarifi

Chicken Alfredo Pasta Tarifi

Ingredients:

  1.  250 grams fresh fettuccine pasta ( 250 gram taze fettuccine makarna)
  2.  2 chicken breasts, sliced (2 adet tavuk göğsü, dilimlenmiş)
  3.  2 tablespoons butter (2 yemek kaşığı tereyağı)
  4.  2 cloves of garlic, minced ( 2 diş sarımsak, ezilmiş)
  5.  1 cup heavy cream (1 su bardağı krema)
  6.  1 cup grated parmesan cheese (1 su bardağı rendelenmiş parmesan peyniri)
  7.  Salt and pepper, to taste (Tuz ve karabiber, damak zevkine göre)

Instructions:

  1. Marinate the chicken slices with salt and pepper.

(Tavuk dilimlerini tuz ve karabiberle marine edin.)

  1. Melt the butter in a large skillet. Add the chicken slices and sauté until both sides are nicely browned. Cook the chicken until it turns golden. Remove the chicken from the skillet and set aside.

(Büyük bir tavada tereyağını eritin. Tavuk dilimlerini ekleyin ve her iki tarafını da güzelce kızartın. Tavuklar altın rengine dönene kadar pişirin. Tavukları tavadan çıkarın ve kenara alın.)

  1. In the same skillet, lightly sauté the minced garlic. Then, pour in the heavy cream and let it come to a simmer.

(Aynı tavada ezilmiş sarımsakları hafifçe kavurun. Ardından kremayı ekleyin ve kaynamaya bırakın.)

  1. Once the cream is simmering, add the grated parmesan cheese. Stir the mixture to melt the cheese.

(Krema kaynadıktan sonra rendelenmiş parmesan peynirini ekleyin. Karışımı peynir eriyene kadar karıştırın.)

  1. Place the seared chicken slices back into the simmering sauce. Coat the chicken with the sauce and cook for a few more minutes.

(Kaynayan sostaki kızarmış tavuk dilimlerini geri koyun. Tavukları sosa bulayın ve birkaç dakika daha pişirin.)

  1. In a separate pot, bring salted water to a boil and cook the fettuccine pasta according to the package instructions.

(Ayrı bir tencerede tuzlu su kaynatın ve fettuccine makarnalarını paket talimatına göre haşlayın.)

  1. Toss the cooked pasta with the saucy chicken, allowing the pasta to be nicely coated with the sauce.

(Haşlanmış makarnaları soslu tavukla karıştırın, böylece makarna güzelce sostan kaplansın.)

  1. Before serving, garnish with freshly grated parmesan cheese.

(Servis yapmadan önce taze taze rendelenmiş parmesan peyniriyle süsleyin.) 

Chicken Alfredo pasta brings a burst of flavors to the table. Thinly sliced chicken breasts are marinated with salt and pepper and sautéed until they achieve a beautiful golden color. As the chicken gains its full flavor, minced garlic is gently sautéed in butter. Then, heavy cream is added, bringing it to a simmer, while grated parmesan cheese dances in the velvety mixture. Once the chicken is coated with the delightful cheesy cream, it becomes a taste sensation that’s hard to resist. All the preparations come together as cooked fettuccine pasta is combined with the creamy chicken sauce. Every bite initiates a dance of flavors, where the richness of parmesan meets the succulence of chicken. This mouthwatering dish is perfect for special occasions or a comforting evening meal.

Tavuklu Alfredo makarna, sofraya bir lezzet patlaması getiriyor. İnce ince dilimlenmiş tavuk göğsü, tuz ve karabiberle marine edilip altın rengine dönene kadar güzelce kızartılıyor. Tavuklar tam lezzet kazanırken, tereyağında ezilmiş sarımsak hafifçe kavruluyor. Ardından krema eklenip kaynamaya bırakılıyor ve rendelenmiş parmesan peyniri bu kadife gibi karışıma dans ederek tamamlanıyor. Tavuklar, harika peynirli kremayla kaplandığında, direnmesi zor bir lezzet haline geliyor. Tüm bu hazırlıklar, haşlanmış taze fettuccine makarnalarının kremalı tavuk sosuyla bir araya gelmesiyle tamamlanıyor. Her bir ısırık, parmesanın zenginliğiyle tavuğun lezzetli suluğunun dansını başlatıyor. Bu ağız sulandıran yemek, özel anlar için ya da iç rahatlatıcı bir akşam yemeği için mükemmel bir seçenek.

Akıcı bir şekilde İngilizce konuşmak ve yeni kelimelerle İngilizce kelime hazneni geliştirmek istersen, yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

yemeklerden bahseden şeflerin örnek diyalogu

Yemeklerden Bahseden Şeflerin Örnek Diyaloğu

Chef de Partie (Chef): Chef, I’ve prepared a special menu for tonight. First, for the appetizer, I’m thinking of serving a fresh avocado salad.

(Şef, bu akşam için özel bir menü hazırladım. İlk olarak, başlangıç için taze avokado salatası servis etmeyi düşünüyorum.)

Şef: Great! I’d love to hear the recipe for the avocado salad.

(Harika! Avokado salatasının tarifini duymaktan memnuniyet duyarım.)

Chef de Partie (Chef): Of course, the base of our salad consists of diced fresh avocados. We drizzle them with lemon juice for flavor and then add freshly grated salt and black pepper. Next, we toss in thinly sliced fresh lettuce, cherry tomatoes, and sliced cucumbers.

(Tabii ki, salatamızın tabanını doğranmış taze avokadolar oluşturuyor. Üzerine tat vermek için üzerlerine limon suyu serpiştiriyoruz ve ardından taze rendelenmiş tuz ve karabiber ekliyoruz. Sonra ince dilimlenmiş taze marul, kiraz domatesleri ve dilimlenmiş salatalıkları ekliyoruz.)

Şef: Perfect. Continue with that.

(Mükemmel. Devam et.)

Chef de Partie (Chef): Finally, we drizzle a bit of olive oil over it and give it a gentle toss. We garnish it with fresh mint leaves and crispy blueberries. It’s going to be a stunning appetizer both in terms of presentation and taste.

(Son olarak, üzerine biraz zeytinyağı serpiştiriyoruz ve nazikçe karıştırıyoruz. Üzerine taze nane yaprakları ve çıtır yaban mersinleri ile süslüyoruz. Hem sunum hem de lezzet açısından etkileyici bir başlangıç olacak.)

Şef: A wellthoughtout recipe, the avocado salad seems like a fantastic start to our menu. So, what’s the main course?

(İyi düşünülmüş bir tarif, avokado salatası menümüzün harika bir başlangıcı gibi görünüyor. Peki, ana yemek nedir?)

Chef de Partie (Chef): For the main course, I’m thinking of serving pan-seared sea bass.

(Ana yemek olarak tavada kızartılmış levrek servis etmeyi düşünüyorum.)

Şef: Excellent. I’d like to hear about the sea bass recipe.

(Mükemmel. Levrek tarifi hakkında bilgi almak isterim.)

Chef de Partie (Chef): Certainly, we start by lightly seasoning the sea bass with salt and black pepper. Then, we coat it with fresh herbs, which imparts a wonderful aroma and flavor. We sear it on high heat for a short time to achieve that perfect texture. It’ll be served with fresh vegetables and lemon slices.

(Tabii, levreği hafifçe tuz ve karabiberle tatlandırarak başlıyoruz. Ardından üzerine taze otlarla kaplıyoruz, bu harika bir aroma ve tat katıyor. Mükemmel dokuyu elde etmek için yüksek ateşte kısa bir süre kızartıyoruz. Taze sebzeler ve limon dilimleri ile servis edilecek.)

Şef: A great choice. I’m looking forward to seeing these dishes on our menu. Well done!

(Harika bir seçim. Bu yemekleri menümüzde görmeyi dört gözle bekliyorum. Harika iş!)

Chef de Partie (Chef): Thank you, Chef! As always, you can count on us to present them in the best way possible.

(Teşekkür ederim, Şef! Her zamanki gibi, onları en iyi şekilde sunmak konusunda bize güvenebilirsiniz.)

Bu yazıda yemekleri tarif ederken kullanabileceğin sıfatlardan bahsettik. Sıfatlar hakkında daha fazla bilgi almak için Open English blog sayfasını takip etmeyi unutma!

İngilizce Trafik İşaretleri ve Anlamları

Trafik düzenini ve güvenliğini sağlayan trafik işaretleri, sürücü ve yayaları potansiyel tehlikeler konusunda uyarmak ve diğer yol kullanıcılarının güvenliğini sağlayacak önemli talimatlar vermek için kullanılır. Trafik levhaları, sürücülere ve diğer yol kullanıcılarına değerli bilgiler sağlar. Sizi güvende tutmak için geçerli olan kuralları temsil eder. Ayrıca sürücüler ve yayalar için düzeni koruyan ve kazaları azaltabilen mesajları iletmeye yardımcı olurlar. Trafik kurallarına uymamak ölümle sonuçlanabilen ciddi kazalara yol açabilir. Bu açıdan trafik levhalarının içerdiği uyarıları ihmal etmek tehlikelidir.

Yurt dışı seyahatlerinizde karşılaştığınız levhaları bilmek hem yön bulma, hem de kurallara tam olarak uyma açısından oldukça önemlidir. Ayrıca, gittiğiniz ülkede araç kullanacaksanız, hız limitleri, yol durumu ve diğer bilgilendirici işaretlerle ilgili İngilizce levhaların ne anlamına geldiğini bilmeniz gerekir. Bu doğrultuda, İngilizce öğrenirken dikkat etmeniz gereken konularda biri de hiç kuşkusuz trafik işaretleri olmalıdır.

Eğer sizde karşılaştığınız İngilizce trafik levhalarının ne anlama geldiğini anlayabilmek istiyorsanız, işte İngilizce trafik levhaları ve Türkçe karşılıkları:

İngilizce Trafik Uyarı İşaretleri

Trafik uyarı levhaları, potansiyel olarak tehlikeli yol veya trafik koşullarının ortaya çıkması için sürücüleri bilgilendirir. Bu işaretleri genellikle bir kavşağa, dolambaçlı yollara veya ilerideki keskin bir eğriye yaklaşmadan hemen önce görürsünüz. Ana hatlarıyla kırmızı bant ile üçgen şeklinde kolayca tanımlanabilirler.

Trafik uyarı levhalarına (warning trafic signs) dair örnekleri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Curve to right: Sağa tehlikeli viraj
  • Double curve: Sağa tehlikeli devamlı virajlar
  • Steep hill upwards: Tehlikeli eğim (çıkış)
  • Steep hill downwards: Tehlikeli eğim (iniş)
  • Road narrows on right/left/both sides: Sağdan/soldan/çift taraftan daralan yol
  • Drawbridge: Açılan köprü
  • Riverbank: Deniz veya nehir kıyısında biten yol
  • Uneven road: Kasisli (engebeli) yol
  • Slippery road: Kaygan yol
  • Loose gravel: Gevşek malzemeli zemin
  • Falling rocks: Gevşek şev
  • Dual carriagevay ends: Çift araba yolu sonu
  • Crossroad: Kavşak
  • Roundabout: Göbek (dönemeç)
  • Junction on bend ahead: Eğilen kavşak
  • Reduce speed now: Şimdi hızını azalt
  • Traffic signals not in use: Trafik işaretleri kullanılmıyor
  • Traffic signals: Trafik işaretleri
  • Slippery road: Kaygan yol
  • Pedestrian crossing: Yaya geçidi
  • School way: Okul geçidi
  • Domestic animals: Ehli hayvanlar geçebilir
  • Wild animals: Vahşi hayvanlar geçebilir
  • Traffic lights: Işıklı işaret cihazı
  • Low-flying aircraft: Alçak uçak uçak (havaalanlarının yakınında bulunur)
  • Two-way traffic: İki yönlü trafik
  • Danger: Dikkat / Tehlike
  • Tunnel ahead: Tünel girişi
  • Level crossing without barier: Kontrolsüz demir yolu geçidi

ingilizce yol işaretleri

İngilizce Düzenleyici Yol işaretleri

Bu işaretler sürücülere belirli yollarda neler yapabileceklerini ve yapamadıklarını söyler. Ayrıca bazı yollarda maksimum hız sınırını veya ağırlık ve boy sınırını gösteren işaretler içerir. Bu işaretlerin birçoğu yuvarlak ve kırmızı ile sınırlanmıştır. Düzenleyici işaretler sizi trafik yasaları ve düzenlemeleri hakkında bilgilendirir.

Düzenleyici İngilizce trafik levhaları ve Türkçe açıklamaları aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  • Yield: Yol ver
  • Stop: Dur
  • No entry: Girişi olmayan yol
  • No entry for vehicles: Taşıt trafiğine kapalı yol
  • No entry for vehicular traffic: Araç girişi yok
  • No cycling: Bisiklet giremez
  • No motor vehicles: Motorlu araçlar giremez
  • No buses: Otobüs giremez
  • National speed limit applies: Ulusal hız limiti geçerlidir
  • Priority over oncoming vehicles: Karşıdan gelene yol ver
  • No lorries: Kamyon giremez
  • No pedestrians: Yaya giremez
  • No horse-drawn vehicles: At arabası giremez
  • No handcarts: El arabası giremez
  • No farm vehicles: Traktör giremez
  • Turn left ahead: Sadece sağa dönüş var
  • Keep left: Soldan gidin
  • Minimum speed: Minimum hız
  • End of minimum speed: Minimum hız sonu
  • No right turn: Sağa dönüş yok
  • No U-turn: U-dönüşü yapılamaz
  • No vehicles vehicle carrying explosives: Belirli miktarlardan fazla patlayıcı madde taşıyan taşıt giremez
  • No vehicles carrying hazardous cargo: Tehlikeli madde taşıyan taşıt giremez
  • No vehicles wider/taller than indicated: Genişliği/Yüksekliği… metreden fazla olan taşıtlar giremez
  • No overtaking: Öndeki taşıtı geçmek yasaktır
  • No overtaking by trucks: Kamyonlar için öndeki taşıtı geçmek yasaktır
  • Speed limit: Azami hız sınırlaması
  • No horn: Sesli ikaz cihazlarının kullanılması yasaktır
  • Customs: Gümrük
  • End of any restriction: Bütün yasaklama ve kısıtlamaların sonu
  • Minimum following distance: Asgari takip mesafesi

İngilizce Zorunlu Trafik İşaretleri

Zorunlu işaretler, belirli bir yol alanını kullanan tüm trafiğin yükümlülüklerini belirlemek için kullanılan yol işaretleridir. Yasaklayıcı işaretlerin aksine, zorunlu işaretler trafikte sürücü ve yayaların yapmaması gerekenden çok ne yapması gerektiğini söyler.

Zorunlu trafik levhaları (mandatory traffic signs) örnekleri şu şekildedir:

  • Right only: Sağa mecburi yön
  • Straight only: İleri mecburi yön
  • Left only: Sola mecburi yön
  • Straight or right/left only: İleri ve sağa/sola mecburi yön
  • Right or left only: Sağa ve sola mecburi yön
  • Right only ahead: İleride sağa mecburi yön
  • Left only ahead: İleride sola mecburi yön
  • Keep right: Sağdan gidiniz
  • Keep right or left: Her iki yandan gidiniz
  • Cycles only: Mecburi bisiklet yolu
  • End cycles only: Mecburi bisiklet yolu sonu
  • Pedestrians only: Mecburi yaya yolu
  • End of pedestrians only: Mecburi yaya yolu sonu
  • Animal rider only: Mecburi atlı yolu
  • And of animal rider only: Mecburi atlı yolu sonu
  • Minimum speed limit: Mecburi asgari hız
  • End of minimum speed limit: Mecburi asgari hız sonu
  • Obligation to put on snow chains: Zincir takmak mecburidir
  • End of obligation to put on snow chains: Zincir takma mecburiyeti sonu
  • Direction for vehicles carrying dangerous goods: Tehlikeli madde taşıyan araçlar için mecburi yön

ingilizce bilgilendirici trafik işaretleri

İngilizce Bilgilendirici Trafik İşaretleri

Bilgi işaretleri, adından da anlaşılacağı gibi bir tür trafik durumunun başlangıcı (ve sonu) hakkında sürücülere ve yayalara daha fazla bilgi vermek amacıyla kullanılır. Ayrıca, bu yol işaretleri sürücülere hastanelerin, park alanlarının veya otobüs duraklarının nerede bulunacağı hakkında bilgi verir. Ek olarak, size bir sonraki ilçeye veya şehre olan mesafeyi de içerir.

Bilgilendirici İngilizce trafik levhalarına (informational traffic signs) dair örnekleri aşağıda inceleyebilirsiniz.

  • Direction sign: Kavşak öncesi yön levhası
  • Input non-road interchange: Girişi olmayan yol kavşağı
  • Speed limits: Hız sınırları
  • Pedestrian crossing: Yaya geçidi
  • Children crossing: Okul geçidi
  • Highway begins: Otoyol başlangıcı
  • Highway ends: Otoyol sonu
  • Expressway entrance: Motorlu taşıt yolu başlangıcı
  • End of expressway: Motorlu taşıt yolu sonu
  • Stop: Durak
  • Priority over oncoming vehicles: Önceliği olan yön
  • Priority road: Anayol
  • End of priority road: Anayol sonu
  • Tunnel: Tünel
  • Police: Polis
  • Fire department: İtfaiye
  • Hospital: Hastane
  • Regulatory boards: Bölünmüş yol
  • Extrance to controlled parking zone: Kontrollü park alanına çıkış

İngilizce Park işaretleri

Park işaretleri, sürücülerin araçlarını diğer araç ve yaya trafiğini aksatmayacak şekilde park edebilmeleri için kullanılan trafik işaretleridir.

  • No parking: Park etmek yasaktır
  • No stopping: Duraklamak ve park etmek yasaktır
  • Parking: Park yeri

İngilizce Geçici Yol Çalışması İşaretleri

Yol boyunca yapılan inşaat ya da onarımlar inşaat işçileri ve sürücüler için tehlikeli olabilir. Gevşek çakıl, ağır makineler, patlayıcılar, düz olmayan kaldırımlar, yeni asfaltlanmış yollar ve daha fazlası gibi faktörler hareketli trafikte yaralanmalara ve ölümlere yol açabilecek kazalara neden olabilir. Bu doğrultuda, sürücülerin ve yayaların, yol şantiyelerinin tehlikelerinden mümkün olduğunca korunmasını sağlamak için adına yol çalışması levhaları kullanılır. Bu işaretler sürücülere ve yayalara dikkatli olmalarını tavsiye etmekte ve trafiği alternatif bir rotaya yönlendirmeye de hizmet edebilmektedir.

  • Road works: Yol çalışması
  • Traffic hazard ahead: Beklenmeyen bir tehlike var.
  • Loose chippings: Gevşek yol taş sıçrayabilir
  • Slow wet tar: Yavaş kaygan yol
  • Danger construction area: Tehlikeli alan
  • End roadwork sign: Yol çalışmasının sonu

İngilizce öğrenme sürecinizin her anında size destek olan Open English, eğlence ve konforu bir arada sunan İngilizce öğrenme programları ve ana dili İngilizce olan konusunda uzman eğitmenleriyle istediğiniz her an pratik yapmanızı sağlıyor. Siz de İngilizce öğrenmek ya da seviyenizi daha üst seviyelere taşımak istiyorsanız, Open English’e gelin. Yan taraftaki formu doldurun ve kısa süre içerisinde sizi arayıp platform hakkında bilgilendirme yapalım.

İngilizcede “Hurry Up” Yerine Kullanabileceğiniz 7 Kalıp

Günümüz dünyasında ister ders çalışırken olsun ister başka bir işle meşgulken olsun sürekli ve her an acele ederek yaşıyoruz. Tam da bu sebeple Türkçe anlamı “acele et” olan İngilizce kelime “hurry up” da günlük İngilizce konuşma dilinde en çok kullanılan sözcüklerden biridir.

Anadili İngilizce olan bir ülkede yaşıyorsanız ve arkadaşlarınıza, ailenizden bir ferde veya bir iş arkadaşınıza acele etmesini söylemek istiyorsanız “hurry up” dışında kullanabileceğiniz birçok kalıp ve sözcük bulunmaktadır. İster İngilizce öğrenmeye yeni başlamış olun ister ileri seviye bir İngilizce konuşmacısı olun, aynı veya benzer anlamlar taşıyan farklı sözcükler ve sözcük kalıplarını mutlaka bilmeniz gerekir. İşte “hurry up” yerine kullanabileceğiniz alternatif İngilizce cümle ve kelimeler:

Shake a leg (Pergelleri açmak)

Bu cümle, İngilizcede gayri resmi bir şekilde acele et anlamında kullanılır. Halıbın kökeni tam olarak net olmasa da pek çok kişi “shake a leg”in çok eskiden denizcilerin kullandığı “show a leg” (uyan / yataktan kalk) sözünden geldiği tahmin ediyor. “shake a leg” sözü aynı zamanda bir ad olarak dans etmek anlamına da geliyor.

Örn:

Shake a leg and let’s get going!

Come on, shake a leg, we’re going to be late!

Scoot (Fırlamak)

“To scoot”, İngilizcede aniden gitmek veya bir yeri hızlıca terk etmek anlamında kullanılır. Bu sözü birine acele etmesini söylemek için değil, birinin bir yeri hızlıca terk etmesini istiyorsanız kullanabilirsiniz.

Örn:

Scoot and get your work finished!

hurry up yerine hangi kelime

Get a move on (Elini çabuk tutmak)

“Hurry up” ile aynı anlamda, birine acele etmesini / çabuk olmasını söylemek için kullanılan bu söz, genellikle trafikte sıkışmış bir sürücü gibi, sinirli veya canı sıkkın olan kişiler tarafından özellikle birine komut veya emir verirken kullanılır.

Örn:

I wish this traffic would get a move on!

Make tracks (Çıkıp gitmek)

Bu kelime de tıpkı “scoot” gibi bir yere gitmek için bir yerden ayrılmak / çıkıp gitmek anlamında kullanılır. “Scoot”tan farklı olarak, “make tracks” aciliyet belirtmese de yine de günlük İngilizce konuşma dilinde bu anlamda kullanılır.

Örn:

Let’s make tracks if we want to get to the meeting.

Let’s make tracks for the store before closing time.

Step on it (Gaza bas / Gazla)

Eğer siz de bir motorlu araç sürücüsüyseniz gaza basmak veya gazlamanın ne demek olduğunu bilirsiniz. İşte bu söz de tam olarak buradan; gaz pedalına basarak bir aracı hızlandırmaktan türemiştir. Söz aslında motorlu taşıtlardan gelse de günlük İngilizce konuşma dilinde her durumda kullanılmaktadır.

Örn:

We’d better step on it it we’re going to get this report finished on time.

ingilizce acele etmek ne demek

Chop chop (Marş marş)

Kökeninin uzak doğudan, Güney Çin Denizi’ndeki denizcilerin Çincedeki “k’wâi-k’wâi” sözünü veya Malezyacadaki “cepat-cepat” sözünü İngilizceye “quick quick” olarak çevirmelerinden geldiğine inanılan bu İngilizce tabir, genellikle birinden bir şeyi anında / hemen yapmasını istiyorsanız otoriter bir anlamda veya emir vermekte kullanılır.

Örn:

Chop chop! Table 7 needs their order taken!

The school bus is almost here, chop chop and get your shoes on!

Put your skates on (Acele etmek)

Bu tabiri acele etmekle bağdaştırmakta zorlanıyorsanız gerçekten bir çift paten ile yürüşünüzü ne kadar hızlandırabileceğinizi düşünün. Bu İngilizce tabir de tam olarak buradan türemiştir. “Put your skates on” tabiri birine acele etmesini veya hızlanmasını söylemek için kullanılır.

Örn:

If I don’t get my skates on now I’m going to be late.

İngilizce eğitim alıyorsanız ve ileri seviye bir İngilizce konuşmacısı olmayı hedefliyorsanız kelime dağarcığınızı genişletmenin yanı sıra farklı tabirleri, deyimleri ve deyişleri de öğrenmeniz son derece önemlidir. Özellikle İngilizce konuşma dilinde ne kadar çok tabir ve deyiş bilirseniz karşınızdaki kişilerle o kadar zengin ve renkli diyaloglar kurabilirsiniz.

İngilizce Hava Durumu Belirten Deyim ve İfadeler

Hava durumu, günlük yaşamımızı etkileyen önemli bir faktördür ve İngilizce hava durumu da iletişimde sıkça kullanılan bir konudur. Ancak sadece temel hava durumu terimleriyle sınırlı kalmak yerine, İngilizce hava durumu belirten deyimleri ve ifadeleri öğrenmek, dil becerilerimizi daha zenginleştirmemize ve iletişimimizi daha canlı hale getirmemize yardımcı olabilir. İngilizce hava durumu deyimleri, sadece atmosfer koşullarını değil, aynı zamanda duygusal durumları, deneyimleri ve hatta kültürel anekdotları da anlatmamıza olanak sağlar.

Bu yazıda, “İngilizce Hava Durumu Belirten X Deyim/İfade” başlığı altında, farklı İngilizce hava durumu deyimlerini ve ifadelerini keşfedeceğiz. Bu sayede, dil öğrenme yolculuğumuzda daha etkili bir iletişim için önemli bir adım atmış olacağız.

İngilizce hava durumu hakkında konuşmaya bir an önce başlamak istiyorsan sayfada bulunan iletişim formunu hızlıca doldur ve online İngilizce kursu Open English ile İngilizce öğrenmeye hemen başla!

İngilizce Hava Durumu Nedir?

İngilizcede “hava durumu,” mevcut atmosfer koşullarını tanımlayan bir terimdir ve “weather” olarak bilinir. Bu koşullar genellikle sıcaklık, nem, rüzgar hızı ve yönü, bulut örtüsü, yağış miktarı gibi unsurları içerir. 

Hava durumu tahminleri, meteorologlar tarafından toplanan verilerin analiziyle elde edilir ve gelecekteki hava koşullarını tahmin etmeye yönelik bilgiler sunar. Hava durumu tahminleri İngilizcede “weather forecasts” olarak ifade edilir.

ingilizce hava durumu belirtirken kullanılan terimler

İngilizce Hava Durumu Belirtirken Kullanılan Terimler

İngilizce hava durumunun ne demek olduğunu öğrendin. Peki, İngilizce hava durumu tarifinde bulunurken işine yarayacak terimler neler? İngilizce hava durumu belirtirken sıkça kullanılan terimler ve Türkçe karşılıklarını senin için aşağıda sıraladık.

  • Temperature: Sıcaklık
  • Humidity: Nem
  • Wind Speed: Rüzgar Hızı
  • Wind Direction: Rüzgar Yönü
  • Cloud Cover: Bulut Örtüsü
  • Precipitation: Yağış
  • Rain: Yağmur
  • Snow: Kar
  • Sleet: Sulu Kar
  • Hail: Dolu
  • Fog: Sis
  • Mist: Pus
  • Clear Sky: Açık Gökyüzü
  • Partly Cloudy: Parçalı Bulutlu
  • Overcast: Kapalı Hava
  • Sunshine: Güneş Işığı
  • Thunderstorm: Gök Gürültülü Fırtına
  • Lightning: Şimşek
  • Drizzle: Çiseleme
  • Shower: Sağanak
  • Breeze: Meltem
  • Gale: Kasırga
  • Calm: Sakin
  • Muggy: Bunaltıcı Nemli
  • Dew: Çiy
  • Frost: Don
  • Heatwave: Sıcak Hava Dalgası
  • Cold Front: Soğuk Hava Akını
  • Warm Front: Sıcak Hava Akını
  • Barometric Pressure: Barometrik Basınç
  • Visibility: Görüş Mesafesi

Bu İngilizce hava durumu terimleri, hava durumunu ifade etmek ve anlamak için kullanılan önemli terimlerdir. Sen de İngilizce hava durumu terimlerini öğrenerek İngilizce hava durumunu ifade ederken bu terimleri kullanabilirsin.

Daha fazla İngilizce hava durumu terimi öğrenmek ve İngilizce hava durumu terimlerinin cümle içerisinde kullanımlarını görmek istersen İngilizce Hava Durumu Terimleri / Örnek Diyaloglar başlıklı yazımızı okumanı tavsiye ederiz.

ingilizce hava durumu ifadeleri

İngilizce Hava Durumu İfadeleri

İngilizce hava durumu ifadeleri, günlük iletişimde ve seyahat planlarında sıkça kullanılan önemli ifadelerdir. Hava durumu, insanların günlük aktivitelerini ve dışarıda geçirecekleri zamanı planlamalarını etkileyen kritik bir faktördür. Bu ifadeler; sıcaklık, yağış, rüzgar hızı, bulut durumu gibi hava koşullarını anlatarak iletişimi kolaylaştırır. 

Yazımızın bu bölümünde, İngilizce hava durumu belirtirken sıkça kullanılan ifadeler ve Türkçe karşılıklarını inceleyeceğiz. Bu ifadeler, İngilizceyi günlük yaşamda etkili bir şekilde kullanmana yardımcı olurken, aynı zamanda farklı hava koşullarını ve duygusal tonlarını ifade etme yeteneğini geliştirmene de olanak tanıyacak.

  • It’s sunny. (Güneşli.)
  • It’s cloudy. (Bulutlu.)
  • It’s raining. (Yağmurlu.)
  • It’s snowing. (Kar yağıyor.)
  • It’s windy. (Rüzgarlı.)
  • There’s a thunderstorm. (Fırtına var.)
  • There’s a chance of showers. (Sağanak yağış ihtimali var.)
  • It’s foggy. (Sisli.)
  • The temperature is high/low. (Sıcaklık yüksek/düşük.)
  • There’s a heatwave. (Sıcak hava dalgası var.)
  • It’s freezing. (Donuyor.)
  • There’s a strong breeze. (Güçlü bir meltem var.)
  • The sky is clear. (Gökyüzü açık.)
  • There’s a light drizzle. (Hafif çiseleme var.)
  • It’s humid. (Nemli.)

ingilizce hava durumu deyimleri

İngilizce Hava Durumu Deyimleri

İngilizce hava durumu deyimleri; sadece atmosferik koşulları ifade etmekle kalmayıp aynı zamanda genişlemiş anlamlarla duyguları, deneyimleri ve hatta insan ilişkilerini anlatma yeteneği sunar. Bu deyimler, günlük konuşma ve yazılı iletişimde sıkça kullanılırken aynı zamanda daha derin anlamlar ve zenginlik katmalarıyla dikkat çeker. Hava durumu, insanların günlük yaşamlarını etkileyen bir faktör olduğundan, İngilizce hava durumu deyimleri dilde güçlü bir rol oynar. 

Bu bölümde, İngilizce hava durumu deyimlerini ve bu deyimlerin Türkçe karşılıklarını inceleyeceğiz. İşte, İngilizce hava durumu belirten bazı deyimler ve Türkçe karşılıkları:

  • Under the weather: Keyifsiz (Genellikle hasta veya kötü hissetmek anlamında kullanılır.)
  • Rain cats and dogs: Bardaktan boşanırcasına yağmur yağmak (Yoğun yağmur anlamında kullanılır.)
  • In a fog: Şaşkın veya kafası karışmış (Karışık veya belirsiz bir durumu ifade eder.)
  • Storm in a teacup: Saldırgan ya da endişeli bir tepki vermek (Küçük bir sorunun büyük bir tepkiyle ele alınması anlamında kullanılır.)
  • Fair-weather friend: İyi gün dostu (Zor zamanlarda yardımcı olmayan veya sadece iyi günlerde yanında olan bir kişi anlamında kullanılır.)
  • Breeze through something: Bir şeyi kolayca yapmak (Bir şeyi zorlanmadan veya çaba harcamadan başarmak anlamında kullanılır.)
  • Chase rainbows: Boş hayallere koşmak (Gerçekçi olmayan şeylerin peşinden gitmek anlamında kullanılır.)
  • Come rain or shine: Her türlü koşulda (Ne olursa olsun anlamında kullanılır.)
  • Snowed under: İş yükü altında ezilmek (Çok fazla iş veya görevle karşı karşıya kalmak anlamında kullanılır.)
  • In the cold light of day: Gerçekleri açıkça görmek (Durumu daha objektif bir şekilde değerlendirmek anlamında kullanılır.)
  • Break the ice: İlk adımı atmak (İlk teması veya sohbeti başlatmak anlamında kullanılır.)
  • The calm before the storm: Fırtına öncesi sessizlik (Zorlukların öncesinde bir sakinlik dönemi anlamında kullanılır.)

Bu deyimler, hava durumu ile ilgili genellikle mecaz anlamlar taşıyan ifadeler olarak karşımıza çıkar.

İngilizce hava durumu belirten kavramlar ve İngilizceye dair daha fazla konu hakkında bilgi sahibi olmak için %100 online İngilizce kursu Open English’e katılabilirsin. Open English’te ana dili İngilizce olan eğitmenlerden alacağın kaliteli İngilizce eğitimi sayesinde İngilizceyi başarıyla öğrenirsin. Eğitmenlerinin moderatörlüğünde açılan konuşma sınıflarında dünyanın her yerinden ana dili İngilizce olan öğrencilerle sohbet edebilir, İngilizce konuşma pratiği yapabilirsin.

Hadi, daha fazla vakit kaybetmeden, seni arayıp Open English aboneliğini başlatmamız için sayfadaki formu doldur! Open English ile İngilizce öğrenmeye başla!

Learning English

“Learning English” diye arama yapıyorsan İngilizce dil becerisi kazanma ile ilgileniyorsun demektir. Bu yazımızda tam da bu konudan bahsedeceğiz. “Learning English” mottosuyla harekete geçerek İngilizce öğrenme yolculuğuna çıkacağız. 

Bir dili akıcı kullanabilmenin yolu 4 beceriden geçiyor: Okuma, yazma, dinleme ve konuşma. Bu 4 beceride uzmanlaştığın zaman, dili tüm yönleriyle kullanabiliyorsun demektir. İngilizce de böyle. Bu nedenle TOEFL gibi uluslararası İngilizce yeterlilik sınavlarında bu dört dil becerisi ölçülüyor. 

Maalesef, ülkemiz İngilizce yeterlilik sıralamasında “low profiency”, yani “düşük yeterlilikte” olarak listeleniyor. İngilizce Yeterlilik Endeksi 2021 raporuna göre, 478 puanla 112 ülke arasında 70. sırada bulunuyoruz.

Yapılan bir araştırma daha gösteriyor ki, İngilizce yeterlilik endeksinde yukarıya tırmanan ülkelerin kişi başı düşen milli geliri de yükselişte. Bu veri bize şunu gösteriyor. Daha iyi İngilizce bilgisi, daha iyi yaşam şartları getiriyor. 

Learning English Ne Demek? 

Learning English, İngilizce öğrenmek anlamına geliyor. Learning, öğrenmek demek. İngilizcede -ing eki, bizim Türkçede kullandığımız mastar ekiyle benzer görevi görüyor. Bu eki İngilizce bir fiilin sonuna ekleyerek fiili isimleştirebiliyoruz. English ise, İngilizce demek. 

I am learning English ne demek?

I am learning English, ben İngilizce öğreniyorum anlamına geliyor. Burada -ing eki “be” yardımcı fiiliyle birleşip şimdiki zaman kipine dönüşüyor. 

İngilizce dil bilgisi hakkında daha fazlasını öğrenmek için bugün Open English’e kaydolabilirsin. Sayfadaki iletişim formunu doldur, müşteri temsilcilerimiz detaylı bilgi vermek için seni kısa sürede arayacaktır. 

learning english open english

Herkes İngilizce Öğrenebilir mi?

Aramızda yabancı dilleri daha kolay öğreniyormuş gibi görünenler var, bu doğru. Fakat dil öğrenmek, bir yetenek ya da yatkınlık değil. İngilizce öğrenmek de buna dahil. Dilbilimciler, dil öğrenmeyi doğuştan gelmeyen bir beceriyi sonradan edinmek olarak tanımlıyor. 

Bu şu demek, herkes İngilizce öğrenebilir. İnsana yeni bir dil öğrenmek için gerekli tek şey, istek. Yani İngilizce öğrenmek için önce öğrenmeyi istemek gerekiyor. Sonrasında “Learning English” diyerek hedefini aynı zamanda İngilizce olarak da belirtmek. Ve tabii işin uzmanlarından destek almak, Open English gibi. Sonrası için formül belli, bolca pratik yapmak.

Learning English: Bu Yola Çıkmaya Hazır mısın?

İngilizce öğrenmek için öncelikle hedefler oluşturmalısın. Böylece adım adım ilerleyebilirsin ki bu çalışmanın en efektif yoludur. Kendine “Ben İngilizce öğrenmek istiyorum.” demeli ve buna ikna olmalısın. Böylece ilk adımı atmış olacaksın. 

Sonrası için sana bir çalışma planı gerekli. Peki, nereden başlamalı? “Learning English” diyor ve yolculuğumuza başlıyoruz. 

Learning English: Online İngilizce Kursu Open English

İngilizce öğrenmek istediğine karar verdin. Ve bunu olabilecek en hızlı ve kolay yöntemle yapmak istiyorsun. Open English ile amaçladığımız da tam olarak bu. Sana en kolay ve hızlı yöntemle İngilizce öğretmek. 

Online İngilizce eğitiminde sektördeki 15 yıldan fazla tecrübemizle şimdiye kadar 1,5 milyondan fazla öğrenciye eğitim vererek akıcı şekilde İngilizce konuşmalarını sağladık. Sen de onlardan biri olabilirsin. 

Open English’teki tüm öğrencilerimiz “learning English” mottosuyla, yani İngilizce öğrenme hedefiyle bir araya gelmiş kişiler. Biz onlara bunun en pratik yolunu sağlıyoruz. Nasıl? İlk önce aynı seviyedeki öğrencileri bir araya getiriyoruz. 

Senin Seviyendekilerle Öğren

Bir şeyi bir arada öğrenmek daha kolay çünkü birbirimizi motive edebiliyor ayrıca rekabetin gücünden yararlanabiliyoruz. Open English’te “learning English” mottosuyla bir araya gelmiş öğrencileri seviyelere göre bir araya getiriyoruz. Bunu nasıl yapıyoruz? Online İngilizce kursu Open English’e kaydolduğun zaman, kısa süreli bir seviye belirleme sınavına giriyorsun. Bu sınav sonucuna göre seninle aynı seviyedeki öğrencilerin işlediği ders konularına atanıyorsun. 

İngilizce seviyeler ne işe yarıyor? CEFR (Avrupa Ortak Dilleri Çerçeve Programı) standartlarına göre İngilizce seviyelere ayrılmış durumda. Open English ile “learning English” yolculuğuna çıktığına zaman, bu standartlara uygun şekilde İngilizce şekilde İngilizce eğitimi alıyorsun. Adım adım ilerleyip, İngilizce dört beceride (okuma, yazma, dinleme ve konuşma) ustalaşıyorsun.  

İstediğin Zaman, Dilediğin Yerde

Open English %100 online İngilizce kursuyla istediğin zaman, dilediğin yerde İngilizce öğrenebiliyorsun. “Learning English” yolculuğumuzda bunun ne kadar önemli olduğunu şöyle anlatalım: Zaman hepimiz için değerli. Özellikle yoğun iş temposunda ya da günlük hayatta rutin programlara uymak zor. Open English’te bunun için kendi seçtiğin zamanlarda İngilizce çalışmana imkan tanıyoruz.

herkes ingilizce öğrenebilir mi

Learning English: En Kısa Yol ile İngilizce Öğrenmek

Open English ile en kısa yoldan İngilizce öğreniyorsun çünkü eğitim yöntemlerimiz tamamen buna odaklı. 7/24 boyunca yayınlanan canlı dersler ve interaktif binlerce saatlik içeriğe sınırsız erişerek, “Learning English” yolculuğunda olası en hızlı kestirme yolu kullanıyorsun. 

Sadece Open English’e özel olan İngilizce konuşma alıştırmalarına göz atmaya ne dersin?

Ana Dili İngilizce Olan Eğitmenlerle Öğrenmek

İngilizceyi en iyi kimden öğrenebilirsin? Tabii ki işin uzmanlarından. Open English ile “learning English” yolculuğuna, ana dili İngilizce olan uluslararası eğitim sertifikalarına sahip eğitmenlerle başlıyorsun. Bu da hem iş hayatında hem de günlük hayatta kullanılan güncel İngilizce ifadeleri en hızlı şekilde öğrenmei sağlıyor.

İngilizce Öğrendiğin Zaman Hayatında Neler Değişecek? 

“Learning English” mottosuyla çıktığımız bu yolculukla İngilizce öğrenmek için yöntemlerden bahsettik. Peki, İngilizce öğrenmenin bize faydaları neler? 

  • Önce iş hayatına bakalım. İngilizce becerisi global iş fırsatlarından yararlanmamıza, daha kolay terfi almamıza ve daha yüksek maaş kazanmamıza yadımcı oluyor.
  • Akademik hayata geçelim. Günümüzde güncel bilimsel makaleler önce İngilizce diliyle karşımıza çıkıyor. Özellikle mühendislik, bilişim ve finans gibi analitik zekanın öne çıktığı akademik bölümlerde İngilizce artık bir zorunluluk.
  • Günlük hayatta ise İngilizce insanın çok daha fazla bilgiye ve tabii ki daha çok insana ulaşmasını sağlıyor. 

Son olarak, Learning English dünyada sıkça aratılan kelime gruplarından biri. Bunun nedeni, İngilizcenin her geçen günün önemini artırması ve daha iyi fırsatlara sahip olmak isteyen insanların “Learning English” araması yaparak ilk adımı atmaları. Sen de İngilizce öğrenmek için ilk adımı atmak istiyorsan, iletişim formunu doldurarak Open English ile hedeflerini hızlıca gerçekleştirebilirsin. 

İngilizcede “I want” Demek İçin Farklı Yollar

İngilizce öğrenirken bize gösterilen ilk kalıplardan bir tanesi “I want” kalıbıdır. Bu kalıp bir şey istediğimizi basit bir yolla belirtmemizi sağlar. Ancak akıcı şekilde İngilizce konuşurken kullandığın dili de güçlendirmek istiyorsan birçok farklı kalıba da yer verebilirsin. Bu yazıda İngilizcede “I want” demenin 50 farklı yolundan bahsedeceğiz.

İngilizcede “I want” Formal Kullanım:

Resmi kullanım okulda, işte, saygıdeğer birine karşı veya senden yaşça büyük birine karşı kullanabileceğin kalıpları içerir. Karşındaki kişiye saygısızlık yapmamak için bu kalıpları kullanmayı tercih edebilirsin. Özellikle resmi kurumlarda sokak ağzı kullanmamak oldukça önemlidir.

  • Desire to: Bir şeye olan tutkunu ve isteğini belirtmek için kullanabilirsin. “Arzu etmek, arzulamak” anlamında kullanılır.
  • Wish to: Çoğunlukla resmi kullanımda tercih edilir. “Dilerim ki, diliyorum ki…” anlamında kullanılır.
  • Aspire to: Ulaşmak istediğin önemli bir hedef veya hırslı bir konudan bahsederken bu kalıbı kullanabilirsin. Amaçlamak, arzu etmek gibi anlamlara sahiptir.

İngilizcede “I want” Günlük Kullanım:

Gündelik hayatta kullanılan bu kalıplar, kullanım bakımından da oldukça popülerdir. Herhangi bir dizide bu kalıpların kullanımına rastlamanız mümkündür.

  • I’d like to: Bir şey rica ederken veya isterken bu kalıbı kullanabilirsin. Bir şey istemenin daha az resmi ama kibar versiyonudur. Açılımı “I would like to” şeklindedir.
  • I wanna: “I want to” kalıbının kısaltmasıdır. Gündelik hayatta bazı kalıplar kısaltılarak okunur, anlamda bir değişme olmaz.
  • I feel like: Hissedilen duygu veya ruh hâlini açıklamaya çalışırken veya canının istediği bir şeyi belirtirken bu kalıbı kullanabilirsin. “Duygusu içinde olmak, canı istemek, … hissetmek” anlamlarına gelir. Örnek olarak, “Feel like 30 cents.” cümlesini verebiliriz. Bu cümle “yerin dibine geçmek” anlamına gelir.
  • I’m craving: Used to express a strong desire for something specific, often related to food or activities.

Hızlı bir şekilde İngilizce öğrenmek için yan taraftaki formu doldurarak ilk adımı atabilirsin.

ingilizcede I want esprili kullanım

İngilizcede “I want” Esprili Kullanım:

  • I’m dying for: “… için ölüp bitiyorum.” anlamında kullanılır. Bir şeyi çok istediğini söylemenin esprili bir yöntemidir.
  • I’m itching for: “Can atmak, içi gitmek” anlamına gelir.
  • I’m all about:  Çok sevdiğin veya yaparken eğlendiğin bir eylemden bahsederken kullanabileceğin bir kalıptır.

Bununla birlikte unutma ki esprili ifadeleri doğru bağlamda ve uygun kişilere karşı kullanmazsan hoş karşılanmayabilirsin.

Esprili Kalıpların Yanlış Yerde Kullanımı

Esprili kalıpların yanlış yerde kullanımı ile ilgili örnek bir diyaloğa yer verelim. İş görüşmesine giden aday Alic, mülakatı düzenleyen Mark ile bir görüşme gerçekleştirsin.

Mark: Tell me about your previous experience, and what interests you about this role.

(Önceki deneyiminizden bahsedin ve bu rolde ilginizi çeken nedir?)

Alice: Well, in my previous job, I was responsible for managing a team of sales representatives and achieving monthly targets. I’m dying to work here because I’ve heard great things about the company culture and its innovative projects.

(Önceki işimde, satış temsilcileri ekibini yönetmek ve aylık hedeflere ulaşmakla sorumluydum. Burada çalışmayı can atıyorum çünkü şirket kültürü ve yenilikçi projeleri hakkında harika şeyler duydum.)

Mark: That’s great to hear! We do value a positive work environment. Can you tell me more about your leadership style?

(Mark: Duymak güzel! Olumlu bir çalışma ortamına değer veriyoruz. Liderlik tarzınız hakkında daha fazla bilgi verebilir misiniz?)

Alice: Of course, I believe in open communication and empowering my team members. I’m all about creating an atmosphere where everyone feels motivated and encouraged to share their ideas. I’m itching for the chance to implement these strategies here.

(Tabii ki, açık iletişime inanıyorum ve ekip üyelerini yetkilendiriyorum. Herkesin motive hissettiği ve fikirlerini paylaşmaya teşvik edildiği bir ortam yaratmak benim için çok önemli. Bu stratejileri burada uygulama şansını dört gözle bekliyorum.)

Mark: That sounds promising. Thank you for sharing your insights with us today, Alice.

(Bu kulağa güzel geliyor. Bugün bizimle görüşlerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim, Alice.)

Alice: Thank you, Mark. I’m seriously hoping for the opportunity to contribute to your team.

(Teşekkür ederim, Mark. Ekibinize katılma fırsatını içtenliğimle umuyorum.)

Mark: We’ll be in touch soon.

(Biz yakında sizinle iletişime geçeceğiz.)

Bu diyalogda, “I’m dying to” ve “I’m itching for” gibi esprili ifadelerin iş görüşmesi gibi ciddi ve resmi durumlar için uygun olmadığını görebiliriz. Bu tür ifadeler, iş görüşmesi gibi resmi ortamlarda istenmeyen veya profesyonel olmayan bir izlenim bırakmanıza sebebiyet verebilir. Görüldüğü üzere bu diyalogta da Mark, Alice’in yeterince profesyonel olmadığını düşünerek konuşmayı erken bitirdi ve diğer becerileri ile ilgilenmedi.

İngilizcede “I Want” Demenin 50 Farklı Yolu

  1. I desire
  2. I wish
  3. I’d like
  4. I’m interested in
  5. I’m keen on
  6. I’m hoping for
  7. I long for
  8. I’m yearning for
  9. I crave
  10. I’m aiming for
  11. I’m really into
  12. I’m looking to
  13. I’m inclined to
  14. I’m pining for
  15. I’m hoping to
  16. I’m enthusiastic about
  17. I’m hankering after
  18. I’m itching for
  19. I’m eager for
  20. I’m passionate about
  21. I’m thirsting for
  22. I’m dying to
  23. I’m all about
  24. I’m lusting after
  25. I’m bent on
  26. I’m really wanting
  27. I’m seriously desiring
  28. I’m seriously considering
  29. I’m seriously hoping for
  30. I’m dead set on
  31. I’m really hoping to
  32. I’m absolutely wanting
  33. I’m absolutely dying for
  34. I’m fully intent on
  35. I’m absolutely determined to
  36. I’m resolutely aiming for
  37. I’m fervently wishing for
  38. I’m wholeheartedly interested in
  39. I’m intensely craving
  40. I’m vehemently wanting
  41. I’m ardently hoping for
  42. I’m completely infatuated with
  43. I’m fanatically desiring
  44. I’m seriously yearning for
  45. I’m eagerly looking to
  46. I’m massively interested in
  47. I’m firmly set on
  48. I’m completely focused on
  49. I’m absolutely set on
  50. I’m genuinely wanting

Online İngilizce kursumuz hakkında detaylara ulaşmak için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

ingilizcede I want kalıpları ile ilgili cümleler

Farklı “I want” Kalıpları İle İlgili Cümleler

  1. I desire a successful career in the field of medicine.

(Tıp alanında başarılı bir kariyere sahip olmak istiyorum.)

  1. I wish to travel the world and experience different cultures.

(Dünyayı gezmek ve farklı kültürleri deneyimlemek istiyorum.)

  1. I’d like to order the seafood pasta, please.

(Deniz ürünlü makarna siparişi vermek istiyorum, lütfen.)

  1. I’m interested in learning to play a musical instrument.

(Bir müzik enstrümanı çalmayı öğrenmekle ilgileniyorum.)

  1. I’m keen on joining the hiking club and exploring new trails.

(Yürüyüş kulübüne katılmak ve yeni patikaları keşfetmeye istekliyim.)

  1. I’m hoping for a sunny day for our picnic tomorrow.

(Yarın piknik için güneşli bir gün diliyorum.)

  1. I long for the day when I can relax on a tropical beach.

(Tropikal bir plajda rahatladığım günü özlüyorum.)

  1. I’m aiming for a promotion at work by the end of the year.

(Bu yıl sonuna kadar işte terfi hedefliyorum.)

  1. I’m really into watching documentaries about wildlife.

(Vahşi yaşam belgesellerini izlemekten gerçekten hoşlanıyorum.)

  1. I’m looking to improve my cooking skills by taking a class.

(Bir kurs alarak yemek yapma becerilerimi geliştirmeyi hedefliyorum.)

  1. I’m inclined to believe that hard work pays off in the long run.

(Uzun vadede çalışmanın karşılığını verdiğine inanıyorum.)

  1. I’m pining for a cozy weekend by the fireplace.

(Şöminenin yanında keyifli bir hafta sonunu özlüyorum.)

  1. I’m hoping to learn a new language during my summer break.

(Yaz tatilimde yeni bir dil öğrenmeyi umuyorum.)

  1. I’m enthusiastic about volunteering for local charities.

(Yerel hayır kurumlarına gönüllü olarak yardım etmek için hevesliyim.)

  1. I’m literally itching for an adventure in the great outdoors.

(Büyük doğada bir macera için resmen kıvranıyorum.)

  1. I’m passionate about protecting the environment and reducing waste.

(Çevreyi korumaya ve atık azaltmaya karşı tutkulu hissediyorum.)

  1. I’m thirsting for knowledge and always seeking to learn.

(Bilgiye açım ve sürekli öğrenmeye çalışıyorum.)

  1. I’m dying to try out the new restaurant that opened downtown.

(Şehir merkezinde açılan yeni restoranı denemek için yanıp tutuşuyorum.)

  1. I’m all about trying new foods and experiencing new tastes.

(Yeni yiyecekleri denemek ve yeni tatları deneyimlemek benim için önemli.)

  1. I’m lusting after a new gadget that just hit the market.

(Piyasaya yeni çıkan bir cihaza karşı özlem duyuyorum.)

  1. I’m bent on completing this project ahead of schedule.

(Bu projeyi zamanından önce tamamlamaya kararlıyım.)

  1. I’m really wanting a quiet evening at home to relax.

(Rahatlamak için evde sessiz bir akşam istiyorum.)

  1. I’m seriously desiring a change in scenery and a vacation.

(Manzara değişikliği ve tatil isteğim ciddi.)

  1. I’m seriously considering adopting a pet from the shelter.

(Barınaktan bir hayvan sahiplenmeyi ciddi olarak düşünüyorum.)

  1. I’m seriously hoping for a positive outcome in this situation.

(Bu durumda olumlu bir sonuç umuyorum.)

  1. I’m dead set on achieving my fitness goals this year.

(Bu yılki fitness hedeflerimi gerçekleştirmekte kararlıyım.)

  1. I’m really hoping to improve my painting skills over time.

(Gerçekten zamanla resim yeteneklerimi geliştirmeyi umuyorum.)

Bu yazıda “I want” demenin farklı yollarından bahsettik. İngilizcede esprili veya formal şekilde kullanabileceğin birçok istiyorum deme kalıbı bulunur.

Bu kalıpları doğru şekilde öğrenmenin en iyi yolu ise diyaloglara şahit olmaktan geçer. İngilizceni doğal şekilde kullanabilmek için mutlaka İngilizce dizi ve filmleri alt yazılı olarak izlemeli, dinleme etkinliklerine bolca yer vermelisin. 

Bursa İngilizce Kursu

Bursa İngilizce kursu arayışı için hazırladığımız bu yazıda, tam donanımlı bir İngilizce eğitimi almak için en iyi yöntemlerden bahsedeceğiz. Günümüzde Bursa İngilizce kursu bakınanlar için birçok seçenek var ve tabii ki en kullanışlı seçeneklerden biri online İngilizce kurs sistemi. 

Dünyamız git gide dijitalleşirken birçok sınır ortadan kalkıyor. Bunlardan biri de Bursa İngilizce kursu arayışındaki az çeşitlilik. Henüz dijitalleşmenin başlamadığı dönemde, sabit bir yerde rutin bir programla eğitim sunan geleneksel Bursa dil kursu tek seçeneğimizdi. Günümüzde ise %100 online hizmet veren Bursa İngilizce kursu seçeneğimiz de mevcut. 

Peki, online İngilizce kursunun geleneksel Bursa İngilizce kursuna göre ne gibi avantajları var? İngilizce öğrenmek istiyorsan ve Bursa dil okulu seçeneklerine bakıyorsan, bu yazımız sana yardımcı olacak. 

Online Bursa Dil Kursunun Avantajları

Bursa İngilizce kursu için birçok seçeneğin var ama en iyi verimlisi hangisi? Şimdi Bursa İngilizce kursu seçimimizi yapmak üzere online kursları geleneksel Bursa dil okullarıyla karşılaştıralım.

  • Bursa İngilizce kursu arayışında online bir seçeneği tercih edersen, çalışma planını kendine göre ayarlayabilirsin. Geleneksel kurslar sana bu avantajı sağlamaz; çünkü geleneksel kurslarda ders saatleri bellidir. 
  • Geleneksel Bursa İngilizce kursunda kalabalık sınıflarla karşılaşabilir ve eksik olduğun konularda soru sormak için yeterince fırsat bulamayabilirsin. Online İngilizce kurslarında ise az kişili sınıflarda eğitim görebilir ve hatta istersen bire bir ders alabilirsin. 

%100 online İngilizce kursu ile Open English ile küçük sayıda öğrenciden oluşan online derslere, aboneliğin boyunca 7/24 olmak üzere sınırsız kez katılabilirsin. Kendi seçtiğin konuda bire bir ders almak istersen, Open English’te bu da mümkün. Daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurabilirsin. 

ingilizce kursu bursa

  • Geleneksel Bursa İngilizce kursunda eğitmenler her zaman sana özel olarak vakit ayıramayabilir. Open English online İngilizce kursunda istediğin zaman eğitmene sor uygulamasını kullanarak İngilizce hakkındaki sorularını iletip uzmanlardan yanıt alabilirsin.
  • Geleneksel Bursa İngilizce kursunda dünyadan farklı kişilerle karşılaşma şansın çok azdır. Open English’te ise dünyanın birçok yerinden öğrencilerle beraber eğitim alır, onlarla konuşma sınıflarına katılarak akıcı İngilizce konuşma pratiği yapabilirsin. 
  • Geleneksel Bursa İngilizce kursunda çok büyük olasılıkla Türk eğitmenlerle ders işlersin. Open English’te ise ana dili İngilizce olan uluslararası eğitim sertifikalarına sahip eğitmenlerle ders işlersin. İngilizceyi tüm yönleriyle uzmanlardan öğrenirsin.
  • Geleneksel Bursa İngilizce kursunda rutin programa göre ilerlersin, yani demode yöntemlerle eğitim alırsın. Open English’te ise verimliliği 15 yıldan fazla zamandan gelen sektör tecrübesiyle kanıtlanmış yeni eğitim yöntemleriyle İngilizceni daha kısa sürede geliştirirsin. 

En iyi İngilizce kursu Bursa’da hangisi? Neden kendimizi Bursa ile sınırlayalım ki? Online İngilizce kursu Open English ile Bursa dil kursu seçimimizde uluslararası tanınırlığa sahip bir seçeneğimiz var. Gördüğün üzere birçok konuda online İngilizce kursu Open English çok daha avantajlı. 

Open English: Online İngilizce Kursu Bursa

Günümüzün en işe yarar becerilerinden biri İngilizce konuşabilmek. İş ve eğitim dünyasında ortak dil olan İngilizce, aynı zamanda internetin de ortak dili konumunda. Bu da gelecekte İngilizceyle çok daha fazla karşılaşacağımız anlamına geliyor. 

Peki, yoğun günlük tempomuzun içinde İngilizce kursuna nasıl vakit ayıracağız? Kimimiz işte kimimiz ev hayatında kimimiz de yoğun ders programında İngilizceye vakit ayıramıyoruz. Ders saatlerini kendimize göre ayarlayabildiğimiz Bursa İngilizce kursu var mı? 

Yeni bir dilin dinamiklerini çözerek sıfırdan ingilizce öğrenmek mümkün mü? Bir dili tamamen öğrenmenin yolu 4 beceride uzmanlaşmaktan geçiyor: Okuma, yazma, anlama ve konuşma. Geleneksel Bursa İngilizce kursları okuma ve yazma konusunda yardımcı olabilir, peki gerçek dünyada karşılacağımız farklı İngilizce aksanları nasıl anlayacağız?

Open English online İngilizce kursunda dilin tüm yönlerine yoğunlaşıyoruz. Geleneksel Bursa İngilizce kursundan bizi ayıran en önemli nokta bu. İngilizce kursu Bursa arayışında, Open English ile tam donanımlı bir İngilizce eğitimi alabilirsin. Ana dili İngilizce olan eğitmenlerle, günün 24 saati ulaşabileceğin %100 online platformda, abonelik süren boyunca binlerce saatlik interaktif ders içeriğinden, sesini kaydedip konuşmanı analiz edebileceğin telaffuz aracı gibi teknolojik uygulamalardan istediğin kadar yararlanabilirsin. Ve tabii ki dünyanın farklı köşelerinden İngilizce öğrenmek için bir araya gelen binlerce öğrenci ile birlikte…

online ingilizce kursu bursa

İngilizce Kursu: Bursa’da Nereyi Tercih Etmeli?

Bursa dil kursu seçeneklerimiz hakkında konuştuk. Online İngilizce kursunun avantajlarını sıraladık. Gelişen teknoloji sayesinde yeni bir öğrenmek istediğimiz zaman en konforunda bu deneyimi yaşayabiliyoruz. Geleneksel Bursa yabancı dil kurslarının aksine, Open English bize gelişen teknolojiden yararlanma fırsatı veriyor. 

Geleneksel Bursa İngilizce kursuna göre hem ekonomik açıdan hem de pratiklik açısından çok daha etkili sonuç veren Open English ile akıcı İngilizce konuşma hedefin için bugün ilk adımı atabilirsin. Tek yapman gereken iletişim formunu doldurmak! Böylece Bursa dil kursu seçimin hakkında fikir vermek adına seni arayacağız. 

En iyi İngilizce kursu Bursa arayışın bugün son buluyor. Open English ile olabilecek en kısa sürede İngilizceni geliştirecek ve sen de iki dilli olabileceksin! 

Bursa Yabancı Dil Kursu Fiyatları

Şimdi önemli konuya geldik. Bursa İngilizce kursu fiyatları ne durumda? Kur fiyatları şirketten şirkete göre değişiyor fakat ödediğin miktarın tam olarak karşılığını alabilecek misin? Bursa dil kursu seçiminde Open English’in ekonomik yönden bir avantajı var çünkü 6 aylık ve 12 aylık abonelikleri kapsayan birçok paket seçeneği seni bekliyor olacak. 

Yani Bursa İngilizce kursu için seçim yaparken geleneksel anlayıştan yerine, senin öğrenme şekline en iyi uyacak online Bursa İngilizce kurs paketlerinden birini seçebilirsin. Bu noktada müşteri temsilcilerimiz sana danışmanlık vermeye hazır. Sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. 

Bursa İngilizce kursu seçimi yaparken dikkat etmemiz gereken noktalardan bahsettik. Ayrıca sana Open English’in İngilizce eğitim metotlarından bahsettik. Günümüzün dijital dünyasını efektif kullanarak; istediğin zaman, dilediğin yerde, kendi hızında ve kendi seçtiğin eğitim paketindeki en uygun bütçeli seçeneklerle İngilizce dil becerisi kazandırmak için biz hazırız. Ya sen? 

Şehirleri Tarif Ederken Kullanabileceğin 50 İngilizce Sıfat

Gideceğimiz yerler, gittiğimiz şehirleri veya ülkemizde bulunan şehirleri tanımlamak için birçok sıfata ihtiyaç duyarız. Bu sıfatlar çok çeşitli olabilir. Bir şehrin geleneksel özelliklerini, ne ile ünlü olduğunu açıklamak için bu sıfatlar işimize yarayabilir. Sohbetler arasında bu sıfatları sık sık kullanacağın için İngilizcede belli bir seviyeye geldikten sonra bu sıfatları anlaman ve doğru şekilde cümle içinde geçirebilmen de önemlidir.

Bu yazıda 50 farklı sıfattan anlamları ve cümle içinde kullanışından bahsedeceğiz. Hemen ardından örnek diyalogla öğrendiğimiz bu sıfatları pekiştirmiş olacağız.

Şehirleri Tarif Ederken Kullanabileceğin Sıfatlar

Binaları ve çeşitli mimarileri tanımlarken kullanılabilecek kelimeler:

  1. Aesthetic: Estetik, güzel görünüme sahip olan
  2. Contemporary: Günümüz zamanının.
  3. Eclectic: Farklı kaynaklardan fikirleri birleştiren.
  4. Grandiose: Muhteşem görünen ve iddialı.
  5. Ornate: Aşırı süslü.
  6. Minimalistic: Basit formlarla sınırlı dekorasyona sahip.
  7. Gothic: Batı Avrupa’da 12. – 16. yüzyıl arası mimarlık tarzı.
  8. Futuristic: Sanat veya tasarımda modern ve sıradışı fikirler.
  9. Rustic: Kırsal ve kırsal kesime ait.
  10. Utilitarian: Kullanışlı ve pratik

Sokakları ve diğer toplu alanları tanımlarken kullanılabilecek kelimeler:

  1. Busy: Yoğun.
  2. Bustling: Hareketli.
  3. Lively: Canlı.
  4. Gritty: Endüstriyel veya karanlık ve sert.
  5. Vibrant: Canlı, hareketli.
  6. Quaint: Antika veya eski moda şirin.
  7. Picturesque: Resim gibi, manzaralı.

Akıcı bir şekilde İngilizce konuşmak istersen yan taraftaki formu doldurarak ilk adımı atabilirsin.

şehirleri tarif ederken kullanabileceğin sıfatlar - park ve halka açık alanlar

Parkları ve halka açık alanları tanımlarken:

  1. Scenic: Harika manzaralar, muhteşem peyzajlar ve etkileyici manzaralar.
  2. Serene: Huzurlu atmosfer ve gürültüsüz.
  3. Inviting: Ziyaretçileri yürümeye, oturmaya veya oynamaya davet ediyor.
  4. Verdant: Bol bitki örtüsü ile yeşil ve serin.
  5. Clean: Düzenli, temiz ve dağınıklıktan uzak.

Bulunduğun veya yaşadığın atmosferi tanımlarken:

  1. Lively: Enerji ve heyecan için.
  2. Serene: Huzur ve sakinlik için.
  3. Vibrant: Canlı ve renkli yaşam için.
  4. Cosmopolitan: Küresel ve açık fikirli bir atmosfer için.
  5. Vintage: Klasik ve retro bir his için.
  6. Quaint: Eski moda bir cazibe için.
  7. Hectic: Yoğun bir tempoyu ifade etmek için.
  8. Rustic: Basit, kırsal bir hava için.

Güzelliği veya deneyimi tanımlarken:

  1. Bustling: Canlı, yoğun ve yaşamla dolu.
  2. Picturesque: Resim gibi güzellik, bir tabloyu andıran çekicilik.
  3. Historic: Önemli ve iyi korunmuş geçmiş.
  4. Modern: Son teknoloji mimarlık ve tasarımlar.
  5. Lively: Canlı ve enerjik bir atmosfer.
  6. Quaint: Eski moda cazibe ve rahatlık.
  7. Dreary: Kasvetli, üzücü ve davetsiz.
  8. Crowded: Yüksek nüfus yoğunluğu, kalabalık sokaklar.
  9. Pristine: Temiz ve iyi bakımlı.
  10. Magnificent: Etkileyici ve büyük mimari, güzel manzaralar.

Dağları tanımlarken:

  1. Majestic: Büyük ve hayranlık uyandırıcı.
  2. Towering: Çok yüksek, manzaranın üzerinde.
  3. Rugged: Dik, engebeli arazi ve ani yükseklik değişiklikleri.
  4. Serene: Bir dağın zirvesi, şehrin karmaşasından uzak huzurlu manzaralar sunar.
  5. Majestic: Hayranlık ve merak hissi uyandırır.
  6. Picturesque: Fotojenik ve çarpıcı manzaralar.
  7. Weathered: Zamanla erozyona uğramış, benzersiz jeolojik özelliklere sahip.

İngilizce öğrenmenin en kolay yolu olan online İngilizce kursumuz hakkında detaylı bilgi için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

şehirleri anlatan ingilizce örnek cümleler

Şehirleri Anlatan İngilizce Örnek Cümleler

  1. The city’s bustling streets are always filled with people going about their daily routines.

(Şehrin kalabalık sokakları her zaman günlük rutinlerini sürdüren insanlarla doludur.)

  1. The cosmopolitan atmosphere of the city is a result of its diverse population and international influences.

(Şehrin küresel atmosferi, çeşitli nüfusu ve uluslararası etkileri sayesinde ortaya çıkmıştır.)

  1. With its historic architecture and well-preserved landmarks, the city is undeniably charming.

(Tarihi mimarisi ve iyi korunmuş anıtlarıyla, şehir tartışmasız şekilde çekici…)

  1. The vibrant nightlife scene of the city offers a plethora of entertainment options for visitors.

(Şehirdeki canlı gece hayatı sahnesi ziyaretçilere birçok eğlence seçeneği sunar.)

  1. The city’s picturesque waterfront provides stunning views of the river and surrounding landscape.

(Şehirdeki resim gibi kıyısı nehir ve çevre manzarasının muhteşem görüntülerini sunar.)

  1. The modern skyscrapers and contemporary designs dominate the city’s skyline.

(Şehirdeki modern gökdelenler ve çağdaş tasarımlar şehrin siluetini belirler.)

  1. Despite being a bustling metropolis, the city manages to maintain a certain level of serenity.

(Kalabalık bir metropol olmasına rağmen, şehir belirli bir huzur seviyesini korumayı başarıyor.)

  1. The city’s historic district is a treasure trove of stories from the past, waiting to be explored.

(Şehrin tarihi bölgesi, geçmişten gelen hikayelerin keşfedilmeyi beklediği bir hazine deposudur.)

  1. The eclectic mix of cultures and cuisines in the city’s neighborhoods creates a unique culinary experience.

(Şehirdeki mahallelerdeki kültürlerin ve mutfakların çeşitli karışımı, benzersiz bir yemek deneyimi oluşturur.)

  1. The city’s majestic landmarks, such as the grand cathedral and historic palace, showcase its rich history.

(Şehrin muhteşem anıtları, büyük katedral ve tarihi saray gibi, zengin tarihini sergiler.)

  1. The lively energy of the city is contagious, making you want to explore every corner.

(Şehrin canlı enerjisi bulaşıcıdır, her köşesini keşfetmek istersiniz.)

  1. The city’s quaint shops and charming streets evoke a sense of nostalgia.

(Şehirdeki eski moda dükkanlar ve çekici sokaklar nostaljik bir his uyandırır.)

  1. The modern infrastructure and efficient public transportation system make getting around the city a breeze.

(Şehirdeki modern altyapı ve verimli toplu taşıma sistemi, şehirde dolaşmayı kolaylaştırır.)

  1. The city’s vibrant arts scene is a testament to its creativity and cultural diversity.

(Şehirdeki canlı sanat sahnesi, yaratıcılığı ve kültürel çeşitliliği gösterir.)

  1. The city’s historic landmarks serve as reminders of its past and the stories that shaped it.

(Şehrin tarihi anıtları, geçmişini ve onu şekillendiren hikayeleri hatırlatır.)

Verimli bir şekilde İngilizce çalışmak için hemen yan taraftaki formu doldurabilirsin.

türkiyedeki şehirleri anlatan ingilizce diyalog

Türkiye’deki Şehirleri Anlatan İngilizce Diyalog

Melissa: Hey, have you ever been to Turkey? I’m planning a trip there and I’m curious about the cities and what they’re like.

(Selam, Türkiye’ye hiç gittin mi? Oraya bir seyahat planlıyorum ve şehirler hakkında merak ediyorum.)

Antonio: Absolutely, Turkey is a wonderful destination with diverse cities. Which cities are you interested in?

(Kesinlikle, Türkiye çeşitli şehirleriyle harika bir destinasyon. Hangi şehirler ilgini çekiyor?)

Melissa: Well, I definitely want to visit Istanbul. I’ve heard it’s a unique blend of modern and historic.

(Şey, kesinlikle İstanbul’u ziyaret etmek istiyorum. Modern ve tarihi bir karışım olduğunu duydum.)

Antonio: You’re right. Istanbul is truly captivating. It’s a cosmopolitan city where you can see ancient wonders like the Hagia Sophia and the Blue Mosque, all while enjoying a lively contemporary culture.

(Haklısın. İstanbul gerçekten büyüleyici. Hem Ayasofya gibi antik harikaları görebileceğiniz hem de canlı çağdaş bir kültürün tadını çıkarabileceğiniz bir kozmopolit şehir.)

Melissa: That sounds amazing. What about the coastal cities?

(Harika görünüyor. Peki, sahil şehirleri nasıl?)

Antonio: Along the Mediterranean coast, Antalya is famous for its picturesque beaches and luxurious resorts. The city boasts a stunning mix of ancient ruins and modern amenities.

(Akdeniz kıyısında, Antalya resim gibi plajları ve lüks tatil köyleri ile ünlüdür. Şehir, antik kalıntılar ve modern olanakların muhteşem bir karışımına sahiptir.)

Melissa: And how about something more peaceful?

(Peki, daha sakin yerlere ne dersin?)

Antonio: If you’re looking for tranquility, you might want to consider Cappadocia. It’s known for its otherworldly landscapes, cave dwellings, and hot air balloon rides during sunrise.

(Eğer huzur arıyorsan, Kapadokya’yı düşünebilirsin. Dünya dışı manzaraları, mağara evleri ve güneş doğarken yapılan sıcak hava balonu turları ile tanınır.)

Melissa: Wow, that sounds dreamy. What’s a good place for history buffs?

(Vay, bu hayal gibi geliyor. Tarih meraklıları için iyi bir yer neresi?)

Antonio: Ephesus is a must-visit for history enthusiasts. It’s an ancient city with remarkably preserved ruins like the Library of Celsus and the Great Theater.

(Efes, tarih meraklıları için mutlaka görülmesi gereken bir yer. Celsus Kütüphanesi ve Büyük Tiyatro gibi olağanüstü korunmuş kalıntılara sahip antik bir şehir.)

Melissa: Any unique spots?

(Özel noktalar var mı?)

Antonio: Yes, Pamukkale is truly unique. It’s famous for its thermal springs that have created stunning white terraces over time. You can even take a dip in the warm waters.

(Evet, Pamukkale gerçekten eşsiz. Zaman içinde muhteşem beyaz teraslar oluşturan termal kaynakları ile ünlüdür. Sıcak sulara hatta girebilirsiniz.)

Melissa: That sounds like a fantastic experience. What about the capital city?

(Bu harika bir deneyim gibi geliyor. Peki, başkent şehri nasıl?)

Antonio: Ankara, the capital, has a more modern vibe. It’s home to important government buildings, museums, and the impressive Atatürk Mausoleum.

(Başkent olan Ankara, daha modern bir havaya sahip. Önemli hükümet binalarına, müzelere ve etkileyici Anıtkabir’e ev sahipliği yapıyor.)

Melissa: Lastly, any lesser-known gems?

(Son olarak, daha az bilinen yerler var mı?)

Antonio: Check out Şanlıurfa in the southeastern region. It’s known for its rich history, bazaars, and the Pool of Abraham—a sacred site with an interesting legend.

(Güneydoğu bölgesinde Şanlıurfa’ya gidebilirsin. Zengin tarihi, çarşıları ve İbrahim Göleti gibi ilginç bir efsanesi olan kutsal bir mekanı ile ünlüdür.)

Melissa: Thanks for all the insights! Turkey seems like a place with so much to offer.

(Tüm bu bilgiler için teşekkür ederim! Türkiye, sunacak çok şeyi olan bir yer gibi görünüyor.)

Antonio: Absolutely, it’s a country where you can explore a wide range of cultures, landscapes, and experiences. Enjoy your trip planning!

(Kesinlikle, kültürlerin, manzaraların ve deneyimlerin geniş bir yelpazesini keşfedebileceğiniz bir ülke. Seyahat planlamanın tadını çıkar!)

Bu yazıda şehirleri anlatırken kullanabileceğiniz çeşitli sıfatlardan bahsettik. Şehirleri ve şehirlerin içinde bulunan birçok alanı tanımlayan bu sıfatlar aynı zamanda farklı durumları ifade etmek için de kullanılabilir. Bu yazıda ise bu sıfatları yalnızca şehir temasında kullanmayı öğrendik. Blog sayfamızı takibe alarak sıfatlar ve kelimelerin kullanımı hakkında daha detaylı bilgiye sahip olabilirsin.

İngilizcede “Hoşça Kal” Demenin 8 Farklı Yolu

İngilizcede biriyle vedalaşmak, birine hoşça kal demek Türkçedekine göre biraz daha karmaşıktır. Hoşça kal mahiyetinde karşımızdakine söyleyeceğimiz İngilizce cümleler hüzünlü veya iç ısıtan cinsten olabilir. İngilizce konuşma dilinde birine söyleyebileceğimiz hoşça kal kalıpları, o kişiyi bir daha görmeyeceğimizi bilmemize veya hemen ertesi gün tekrar görüşeceğimize göre değişiklik gösterir.

Pek çok farklı his ve duyguyu kapsayan birçok İngilizce kelime, farklı anlamlar taşıyan birbirinden renkli kalıpların oluşumuna izin verir. Resmi dil, günlük konuşma dili ve argoda kullanılan alternatif sözcükler ve kalıplar ile her türlü ortama uygun, üstelik İngilizce gramer olarak da doğru, geniş bir hoşça kal repertuarına sahip olacaksınız. İşte İngilizcede hoşça kal demenin 3 ayrı kategoride 8 farklı yolu:

İngilizce öğrenmek için ilk adımı atmak istiyorsanız yan tarafta yer alan formu doldurarak size ulaşmamızı sağlayın.

Resmi Hoşça Kal Kalıpları

Bu kısımda göreceğiniz örnekler iş yeri/görüşmesi gibi yerlerde veya çok iyi tanımadığınız kişilerle birlikteyken kullanabileceğiniz kalıpları içeriyor. En temel “Goodbye” (Hoşça kal) aslında bu tip durumlarda kullanılan en yaygın kalıp olsa da kullanabileceğiniz alternatifler de mevcut.

Have a good day / Have a nice day (İyi günler / Güzel günler)

Bu, yolunuzun düştüğü taktirde özellikle Amerika’da sıkça karşılacağınız, fakat aynı zamanda tüm dünyada İngilizce konuşulan yerlerde de en sık kullanılan hoşça kal kalıbıdır. İş arkadaşınız, müşterileriniz, işvereniniz vb. gibi samimi olmadığınız veya az tanıdığınız kişilerle vedalaşmalarınızda hiç çekinmeden bu kalıbı kullanabilirsiniz. Bunun yanı sıra “day” (gün) sözcüğünün yerine başka yer ve zaman belirten isimler koyarak bu kalıbı farklı anlamlarda da kullanabilirsiniz.

Örn:

Have a nice meeting (İyi toplantılar)

Have a nice holiday (İyi tatiller)

Have a nice weekend (İyi hafta sonları)

Take care (Kendine iyi bak / Kendine dikkat et)

Bu kalıp arkadaşlar arasında da sıkça kullanılmasına karşın, daha ziyade İngilizcede yabancıların birbirine söylediği bir hoşça kal sözüdür. Birisine, ona karşı pozitif bir tavırda olduğunuzu belirten kibar ve resmi bir veda etmek istiyorsanız bu kalıbı kullanabilirsiniz.

günlük dilde ingilizce hoşça kal demek

Günlük Hoşça Kal Kalıpları

Arkadaş veya aile ortamı gibi daha rahat durumlarda biriyle vedalaşırken vedanıza daha çok duygu yüklemek ve daha samimi olmak istersiniz. Bu tip durumlarda kullanabileceğiniz İngilizce hoşçakal kalıpları şunlardır:

Bye (Hoşça Kal / Güle güle)

İngilizce konuşma dilinde açık ara en yaygın kullanılan hoşça kal kalıbı budur. Tıpkı Türkçede olduğu gibi, İngilizcede de bazı sözcüklere duyguyu veren söylerken kullandığınız telaffuz biçimi ve ses tonunuzdur. “Bye” sözcüğü için de bu durum geçerlidir. Yumuşak sesle söyleyeceğiniz bir “bye”, karşı tarafa daha samimi bir duygu verirken, sinirli veya kısaca söylediğiniz “bye” ise bambaşka bir duygu yaratacaktır.

See you later / See you / Later (Sonra görüşürüz / Görüşürüz)

İngilizcenin kısaltmalara ne kadar açık bir dil olduğunu buradan da görebilirsiniz. Anadili İngilizce olan kişiler konuşurken dili resmiyetten uzağa çekebilmek adına kısaltmalar üretmekten ve kullanmaktan hiç çekinmezler. Bu hoşça kal kalıbı da bunun en güzel örneklerinden biridir. Bu sözcüklerin üçü de İngilizcede günlük hayatta en sık karşılaşacağınız hoşça kal kalıpları arasındadır. Unutmayın, ne kadar kısa, o kadar resmiyetten uzak demektir!

It was nice to see you again / It was nice to see you / nice to see you ( Seni tekrar görmek güzeldi / seni görmel güzeldi)

Kısaltmaların günlük ve gayri resmi İngilizce konuşma dilindeki yerinden bahsetmiştik değil mi? Bu kalıp birbirini tanıyan ancak sık görüşemeyen kişilerin birbirlerine söyledikleri bir hoşça kal sözüdür. Bu kalıbı hergün vakit geçirdiğiniz arkadaşlarınıza veya aile bireylerine karşı kullanmazsınız.

argo dilde ingilizce hoşçakal

Argo Hoşça Kal Kalıpları

Son olarak İngilizcede günlük hayatın, özellikle de arkadaş ortamlarının vazgeçilmezi olan argoda hangi hoşça kal kalıpları kullanılır görelim. Bu argo ve resmiyetten uzak kalıpları yalnızca arkadaş ortamlarında kullanmanızın son derece önemli olduğunu da hatırlatalım.

Catch you later / Check you later / Smell you later

Tüm bu sözler aslında “see you later”ın daha renkli ve eğlenceli halleri olarak görülebilir. “Smell you later” özellikle çocukların birbirine söylediği bir hoşça kal sözü olsa da yetişkinler arasında da zaman zaman şaka amaçlı olarak kullanılır.

Peace out (Selametle)

Çoğunlukla yalnızca “peace” olarak kısaltılan bu kalıp argoda en yaygın kullanılan hoşça kal kalıplarından biridir. Türkçedeki “selametle”ye denk gelen bu hoşça kal sözü özellikle sokak argosu ve hip hop dilinde sıkça kullanılır.

Take it easy (Dikkat et)

“Take it easy” (sakin ol / rahatla) kalıbını bir hoşça kal sözü olarak kullanarak, aslında karşı tarafa bir daha görüşene kadar kendine iyi bakmasını / dikkat etmesini söylemiş olursunuz. Bu şekilde bakıldığında aslında “take care” ile benzer gözükse de bu kalıp çok daha gayri resmidir. Örnek olarak babaannenize “take care” şeklinde veda edebilirsiniz ama bunun yerine “take it easy” kalıbını kullanmanız son derece abes kaçacaktır.

Tebrikler, resmi dilde, günlük konuşma dilinde ve daha samimi olan argoda kullanabileceğiniz farklı kalıplar öğrendiniz. Şimdi Open English’e gelip hem konuşma, hem de okuma, yazma ve dinleme pratikleri yaparak İngilizcenizi geliştirebilirsiniz.