Tatil planlarını yabancı arkadaşlarınla paylaşmak ya da bu konuda pratik yapmak mı istiyorsun? Dil engelinin hayallerini paylaşmana engel olmasına izin vermeden öğrenmeye hemen başlamak ister misin?
O zaman Open English’te tam sana göre olan fırsat paketlerimizden yararlanmanın tam zamanı!
Hayalini kurduğun tatil macerasını Open English ile gerçekleştirme zamanı geldi! Keşfettiğin yerleri paylaşmak ve farklı kültürleri deneyimlemek için en iyi zaman şimdi!
📚 Esnek Programlar: Tatil planlarınıza uygun esnek ders saatleri ile İngilizce öğrenmeyi sürdürebilirsin. Tatilde bile kendini geliştir!
🌟 Eğlenceli ve Etkileşimli Dersler: Open English ile öğrenmek hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı! Canlı derslerde İngilizce konuşmak ve öğrenmek için harika bir fırsat.
🌐 Dünya Çapında Bağlantılar: Yeni yerlerde insanlarla tanışırken iletişim kurmak için İngilizcenin gücünden yararlan. Anılarınızı paylaş!
🚀 Tatilde de Öğrenmeye Devam Et: Plajda, dağda ya da şehirde… Open English ile öğrenmeye ve gelişmeye ara vermek yok!
Haydi, tatil planlarını daha heyecanlı ve anlamlı hale getir! Open English ile İngilizce öğrenirken, dünyayı keşfetme fırsatını kaçırma. Hemen başla ve tatilinin unutulmaz anılarına İngilizce ile renk kat!
İlgilendiğin destinasyonları, aktiviteleri ve deneyimleri anlaşılır bir şekilde ifade etmek önemli. Bu yüzden ilk aşamada nelere dikkat etmen gerekeceğinden bahsedeceğiz. Daha sonra örnek cümlelerle anlattıklarımızı pekiştireceğiz. O zaman hadi hep beraber tatilimizi planlamaya başlayalım!

İngilizce dil kursumuz hakkında bilgi almak için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

Bu kısımda tatil planını hangi cümle kalıplarıyla öğreneceğine dair örnekler verdik. Bu sayede kendini daha rahat hissederek anlatabilirsin.

Doğanın güzelliklerine hayranlıkla baktığım yerleri anlatırken şu dil ifadelerini kullanabilirsin:
Tatil planlarını daha özel kılan eşsiz deneyimleri ifade ederken şu ifadeleri tercih edebilirsin:
Tatilinde rahatlayacağın yerleri ifade ederken şu dil ifadelerini kullanarak hislerini aktarabilirsin:
Bundan birkaç yıl öncesini baz alarak baktığımızda Adana İngilizce kursu için arayış yapanların neredeyse tamamı, geleneksel kursları tercih ederek İngilizce öğrenme hedefine doğru yol alıyordu. Son zamanlarda ise bu arayış şekilde değiştirdi ve Adana İngilizce kursu için online İngilizce eğitimi de bir seçenek haline geldi.
Son yıllarda gelişen dijitalleşme ve online ortama taşınma serüveni, her sektörde olduğu gibi İngilizce eğitimi alanında da büyük değişimlere vesile oldu. İngilizce kursu Adana için arayış yapanlara da online bir eğitim güzel bir fırsat olarak sunuldu.
Peki bir online Adana İngilizce kursunun herhangi bir Adana dil okulundan nasıl bir farkı var? Bu farklar bir online İngilizce eğitimi seçmek için yeterli mi? İşte bu sorunun cevabı ve online İngilizce kursu Adana tercihinin avantajları…
Adana İngilizce kursu için araştırmalarınızı yaptınız ve genel olarak karşınıza çıkan geleneksel kursları incelediniz ve aklınızda belirli sorular belirdi: Kursa katılmak için enerjim olacak mı? Bir planım olduğunda kursu kaçırmak durumunda kalacak mıyım?
Bu soruları daha da çoğaltabiliriz ama gelin bir geleneksel Adana İngilizce kursunun sizi etkileyeceği yönleri inceleyelim.
Tüm bunları bir araya getirdiğimizde geleneksel Adana İngilizce kursu sizin için nasıl bir seçenek olarak görünüyor? Gelin şimdi bir de Adana İngilizce kursu için online eğitimi tercih ettiğinizde neler olacağına göz atalım.

Online İngilizce kursları son dönemde popülerliğini iyice artırdı. Bireylerin evden çıkmadan rahat ve kolay bir şekilde İngilizce öğrenmelerini sağlayan online İngilizce kursları, pek çok yönden geleneksel kurslardan ayrılmaktadır.
Bakalım Adana İngilizce kursu için online bir eğitim seçtiğinizde ne gibi durumlarla karşılaşacaksınız?
İngilizce kursu Adana arayışında olanlar için farkları yukarıda sıraladık. Gördüğünüz üzere bir online platformun faydaları saymakla bitmez.
Online İngilizce eğitim alanında yılların tecrübesine sahip olan Open English olarak İngilizce eğitimde farklı ülkelerde hizmet vermekteyiz. Online bir platform olduğumuz için fiziki katılım gerektirmeden Türkiye’nin her iline eğitim veren Open English’i Adana İngilizce kursu arayışınızda tercih edebilirsiniz.
Eğitimimize dair daha detaylı bilgi almak için buraya tıklayıp karşınıza çıkan formu doldurabilir ve arkadaşlarımızın size ulaşmalarını sağlayabilirsiniz. Aklınızdaki her sorunun cevabını arkadaşlarımızdan alarak Adana İngilizce kursu arayışınızda tercihinizi Open English’ten yana yapabilir, İngilizce öğrenme serüveninize hemen başlayabilirsiniz.
Kuşlar günlük hayatımızda en sık rastladığımız, şehirlerde bizimle birlikte yaşayan ve birçok türe sahip canlılardır. Özgürlük, kötü veya iyi şans gibi birçok kavramı sembolize ederler, her ne kadar birçok türü evcilleştirilememiş olsa da insan yaşamında önemli bir yere sahiptir. Biz bu yazıda kuş çeşitlerinden ve isimlerinden detaylıca bahsedeceğiz.
Dünyanın birçok bölgesine yayılım göstermiş ve neredeyse gittiğin her yerde görebileceğin birçok kuş türü vardır. Örneğin, güvercinler, kargalar, martılar ve tavuklar dünyanın birçok bölgesinde rastlanan türler arasında yer alır. Bu başlıkta kuş çeşitlerinden bahsetmeden önce İngilizce ve Türkçe anlamlarıyla birlikte kuş isimlerinden bahsedeceğiz.
Bu türler Türkiye’de ve dünyada en çok bilinen kuşlar olduğu gibi, son yıllarda özellikleriyle popülerleşmiş kuş türlerini de içerir. İngilizce çalışmak için arayış içindeysen, yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

Kuş çeşitlerinden bahsetmeden önce kuş sahipleri için en güzel kuş isimlerine yer vermek istedik. Bu başlıkta tür fark etmeksizin kullanabileceğin en güzel 50 kuş isminden bahsedeceğiz. Eğer sen de kuşun için güzel bir isim arıyorsan doğru yerdesin! Türkiyede hem çok yaygın olmayan hem de kulağa güzel gelen tüm kuş isimleri aşağıdaki listeye göz atabilirsin.

Dünya üzerinde oldukça fazla sayıda kuş çeşidi vardır. Bu yazıda kuş çeşitlerinin büyük çoğunluğuna yer vereceğiz. Kuş çeşitlerini ve özelliklerini bilmek, genel kültürünü oldukça genişletecektir. Kuşlar temelde uçan ve uçamayan olmak üzere iki farklı şekilde incelenir.
Crested Auklet (Kahküllü Alk)
Great Auk (Büyük dalıcı martı)
Japanese Murrelet (Japon dalıcı martısı)
Little Auk (Küçük dalıcı martı)
Razorbill (Usturagagalı)
Tufted Puffin (Kulaklı deniz papağanı)
Brewer’s Blackbird (Brewer’ın karakuşu)
Cuban Blackbird (Küba karakuşu)
Eurasian Blackbird (Karatavuk)
Red-Winged Blackbird (Kırmızı kanatlı karakuş)
Tawny-Shouldered Blackbird (Alaca omuzlu karatavuk)
Tricolored Blackbird (Üç renkli karatavuk)
Black-Capped Chickadee (Kara şapkalı bülbül)
Boreal Chickadee (Kuzey bülbülü)
Carolina Chickadee (Karoline bülbülü)
Chestnut-Backed Chickadee (Kestane sırtlı bülbül)
Gray-Headed Chickadee (Gri başlı bülbül)
Mexican Chickadee (Meksika bülbülü)
Mountain Chickadee (Dağ bülbülü
İngilizce konuşmak için yan taraftaki formu doldurman yeterli!

Birds have feathers that provide insulation and help them fly.
(Kuşların tüyleri vardır, bu tüyler hem yalıtım sağlar hem de uçmalarına yardımcı olur.)
The beak of a bird is specialized for various purposes, such as feeding and grooming.
(Bir kuşun gagası, beslenme ve tüy temizleme gibi çeşitli amaçlar için özelleşmiştir.)
The wings of a bird allow it to soar through the sky and navigate with agility.
(Bir kuşun kanatları, onun gökyüzünde süzülmesine ve çeviklikle hareket etmesine olanak sağlar.)
Many bird species construct intricate nests using twigs, leaves, and other materials.
(Birçok kuş türü, dallar, yapraklar ve diğer malzemeler kullanarak karmaşık yuvalar inşa eder.)
Birds are known for their diverse and beautiful plumage, which serves various purposes such as camouflage and attracting mates.
(Kuşlar, kamuflaj ve eş çekme gibi çeşitli amaçlar için kullanılan çeşitli ve güzel tüyleri ile tanınırlar.)
Some birds, like nightingales, are renowned for their melodious songs.
(Bazı kuşlar, bülbüller gibi, melodik şarkılarıyla ünlüdürler.)
Migratory birds undertake long journeys every year to reach their breeding grounds or seek favorable climates.
(Göçmen kuşlar, her yıl üreme alanlarına ulaşmak veya uygun iklimleri aramak için uzun yolculuklar yaparlar.)
Raptors, such as eagles and hawks, are skilled hunters that use their sharp beaks and powerful talons to catch prey.
(Kartallar ve şahinler gibi yırtıcı kuşlar, keskin gagaları ve güçlü pençeleriyle avlarını yakalamak için yeteneklidirler.)
Waterfowl, such as ducks and geese, are adapted to aquatic environments and have webbed feet for swimming.
(Ördekler ve kazlar gibi su kuşları, su ortamlarına adapte olmuşlardır ve yüzme için perdeli ayaklara sahiptirler.)
Poultry refers to domesticated birds raised for their meat or eggs, such as chickens and turkeys.
(Kanatlılar, etleri veya yumurtaları için yetiştirilen evcil kuşları ifade eder, örneğin tavuklar ve hindi.)
İngilizce öğrenmek için yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak ve seni aramamızı beklemek!
İngilizce kısa hikayeler okuyarak reading kabiliyetini geliştirebilirsin. İngilizceyi ileri seviyede öğrenmek istiyorsan, bol pratik ve alıştırma yapman gerekiyor. Kısa İngilizce hikayeler okumak da bu alıştırmalardan biri.
İngilizceyi akıcı şekilde kullanmak istiyorsan, bu dilin dil bilgisi kurallarını öğrenmen ve kelime dağarcığını her zaman geliştirmen çok önemli. İngilizce kısa metinler okurken bilmediğin kelimelerde sözlüğe bakarak yeni kelimeler öğrenebilirsin. Bu kelimeleri unutmamak için birkaç kez tekrar etmeni ve mümkünse bir yere yazmanı tavsiye ediyoruz.
İngilizce seviyelere göre hazırlanmış İngilizce kısa hikayelerle bu dilde ne kadar geliştiğini gözlemleyebilirsin. Biz bu yazımızda daha çok A2 ve B2 seviyelerindeki İngilizce kısa hikayelere yer verdik. Yani temel ve orta seviye İngilizceye sahipsen, bu İngilizce kısa hikayeleri anlayabilmen gerekiyor. Bilgilerini kontrol edersin diye İngilizce Türkçe hikayeler olarak çevirdik!
There once was a king named Midas who did a good deed for a Satyr. And he was then granted a wish by Dionysus, the god of wine.
Bir zamanlar bir satire* iyilik yapmış Midas adında bir kral varmış. Daha sonra bu kral şarap tanrısı Dionysus tarafından bir dilekle ödüllendirilmiş.
satir*: Antik yunan mitolojisinde bir yaratık
For his wish, Midas asked that whatever he touched would turn to gold. Despite Dionysus’ efforts to prevent it, Midas pleaded that this was a fantastic wish, and so, it was bestowed.
Dileği için, Midas dokunduğu her şeyin altına dönüşmesini istemiş. Dionysos’un itirazlarına rağmen, Midas bunun harika bir dilek olduğunu savunmuş ve böylece dilek verilmiş.
Excited about his newly-earned powers, Midas started touching all kinds of things, turning each item into pure gold.
Yeni kazandığı yeteneklerle heyacanlanmış Midas, her türlü eşyaya dokunmaya, her bir eşyayı saf altına dönüştürmeye başlamış.
But soon, Midas became hungry. As he picked up a piece of food, he found he couldn’t eat it. It had turned to gold in his hand.
Ama çok geçmeden Midas acıkmış. Bir parça yiyeceği aldığı anda onu yiyemeyeceğini fark etmiş. Yiyecek elindeyken altına dönüşmüş.
Hungry, Midas groaned, “I’ll starve! Perhaps this was not such an excellent wish after all!”
Aç Midas sızlanmış, “Açlıktan öleceğim! Belki de bu o kadar da mükemmel bir dilek değildi!”
Seeing his dismay, Midas’ beloved daughter threw her arms around him to comfort him, and she, too, turned to gold. “The golden touch is no blessing,” Midas cried.
Midas’ın umutsuzluğunu gören sevgili kızı, onu teselli etmek için kollarını ona dolamış ve o da altına dönüşmüş. Midas, “Altın dokunuş bir lütuf değil!” diye ağlamış.
Kral Midas’ın hikayesi sona erdi. Bu İngilizce kısa hikayede hangi kelimeleri bilmiyordun? Şimdi onları not etme ve çalışma zamanı. İngilizce öğrenirken tam desteğe ihtiyaç duyuyorsan, online İngilizce kursu Open English’te seni bekliyoruz.
There was an old owl who lived in an oak tree. Every day, he observed incidents that occurred around him.
Bir meşe ağacında yaşayan yaşlı bir baykuş varmış. Her gün, çevresinde gerçekleşen olayları gözlemlermiş.
Yesterday, he watched as a young boy helped an old man carry a heavy basket. Today, he saw a young girl shouting at her mother. The more he saw, the less he spoke.
Dün, genç bir erkek çocuğun ağır bir sepet taşıyan yaşlı adama yardım ettiğini izledi. Bugün, annesine bağıran genç bir kız gördü. Ne kadar çok gördükçe, o kadar az konuşurdu.
As the days went on, he spoke less but heard more. The old owl heard people talking and telling stories.
Günler geçtikçe daha az konuştu fakat daha çok dinledi. Yaşlı baykuş, insanları konuşurken ve hikayeler anlatırken dinledi.
He heard a woman saying an elephant jumped over a fence. He heard a man saying that he had never made a mistake.
Bir filin çit üzerinden atladığını anlatan bir kadını dinledi. Asla yanlış yapmadığını söyleyen bir adamı dinledi.
The old owl had seen and heard what happened to people. There were some who became better, some who became worse. But the old owl in the tree had become wiser, each and every day.
Yaşlı baykuş insanların başına gelenleri görmüş ve dinlemişti. Bazıları daha iyiye, bazıları daha kötüye gitmişti. Fakat ağaçtaki yaşlı baykuş her geçen gün daha da bilgeleşmişti.
Yaşlı bilge baykuşun hikayesi sona erdi. Bu İngilizce kısa hikayede hangi kelimeleri bilmiyordun? Şimdi onları not etme ve çalışma zamanı. Hızlıca İngilizce öğrenmek istiyorsan, Open English iletişim formunu şimdi doldur!

A lone elephant walked through the forest, looking for friends. She soon saw a monkey and asked, ‘Can we be friends, monkey?’
Yalnız bir fil, ormanda arkadaş bulmak için yürümüş. Kısa bir süre sonra bir maymun görmüş ve “Maymun, arkadaş olabilir miyiz?” diye sormuş.
The monkey quickly replied, ‘You are big and can’t swing on trees as I do, so I cannot be your friend.’
Maymun çabucak cevaplamış, “Sen irisin ve ağaçların üzerinde benim gibi sallanamazsın, bu yüzden senin arkadaşın olamam.”
Defeated, the elephant continued to search when it stumbled across a rabbit. She asked him, ‘Can we be friends, rabbit?’
Hayal kırıklığına uğrayan fil, bir tavşana rastladığında aramaya devam ediyormuş. Tavşana sormuş, “Tavşan, arkadaş olabilir miyiz?”
The rabbit looked at the elephant and replied, “You are too big to fit inside my burrow. You cannot be my friend.”
Tavşan file bakmış ve cevaplamış. “Oyuğuma sığmayacak kadar büyüksün. Sen benim arkadaşım olamazsın.”
Then, the elephant continued to search until she met a frog. She asked, “Will you be my friend, frog?”
Ardından, fil bir kurbağayla karşılaşana kadar aramaya devam etmiş. “Kurbağa, arkadaşım olur musun?” diye sormuş.
The frog replied, “You are too big and heavy; you cannot jump like me. I am sorry, but you can’t be my friend.”
Kurbağa cevaplamış. “Sen çok büyük ve ağırsın; benim gibi zıplayamazsın. Üzgünüm ama benim arkadaşım olamazsın.”
The elephant continued to ask the animals she met on her way, but always received the same reply. The following day, the elephant saw all the forest animals run in fear. She stopped a bear to ask what was happening and was told the tiger was attacking all the small animals.
Fil, yolunda karşılaştığı hayvanlara sormaya devam etmiş, fakat her zaman benzer cevabı almış. Ertesi gün, fil orman hayvanlarının korkuyla kaçtığını görmüş. Ne olduğunu sornak için bir ayıyı durdurmuş ve ona bir kaplanın tüm küçük hayvanlara saldırdığı söylenmiş.
The elephant wanted to save the other animals, so she went to the tiger and said, “Please, sir, leave my friends alone. Do not eat them.”
Fil diğer hayvanları kurtarmak istemiş, bu nedenle kaplana gitmiş ve “Lütfen efendim, arkadaşlarımı rahat bırakın, onları yemeyin.” demiş.
The tiger didn’t listen. He merely told the elephant to mind her own business.
Kaplan dinlememiş. File sadece kendi işine bakmasını söylemiş.
Seeing no other way, the elephant kicked the tiger and scared him away. Upon hearing of the brave tale, the other animals agreed, “You are just the right size to be our friend.”
Başka bir yol göremeyen fil, kaplanı tekmeleyerek kaçırmış. Bu cesur hikayeyi duyan diğer hayvanlar, “Arkadaşımız olmak için tam doğru büyüklüktesin.” demişler.
Fil ve arkadaşlarının hikayesi sona erdi. Bu İngilizce kısa hikayede hangi kelimeleri bilmiyordun? Şimdi onları not etme ve çalışma zamanı. Fil ve arkadaşları oldukça eski anonim bir hikaye. Bu nedenle Past Tense kullanımında “-mişli geçmiş zaman” olarak çeviri yaptık.
İngilizcede Türkçedeki gibi “öğrenilen geçmiş zaman (-miş)” ayırımı olmadığı için çeviri yaparken içeriğin türüne göre karar veriyoruz. Doğal olarak masalsı anlatımlarda “-mişli geçmiş zaman” çevirisi yapabiliyoruz.
Şimdi sırada yeni bir İngilizce kısa hikayemiz var.
Once, there was a young boy. This boy had problems controlling his anger. When he got angry, he would say the first thing that came to mind, even if it affected people.
Bir zamanlar genç bir erkek çocuk varmış. Bu çocuk öfkesini kontrol etmede sorun yaşıyormuş. Sinirlendiğinde, insanları etkilese bile aklına gelen ilk şeyi söylermiş.
One day, his father gifted him a hammer and a bundle of nails, then said, “Whenever you get mad, hammer a nail into the backyard fence.”
Bir gün, babası ona bir çekiç ve bir paket çivi hediye etmiş, sonra “Ne zaman sinirlenirsen, arka bahçenin çitine bir çivi çak.” demiş.
In the first days, the boy used up half of the nails. Over the next weeks, he used up fewer nails, until his temper was under control. Then, his father asked the young boy to remove a nail for each day he didn’t lose his temper.
İlk günlerde, çocuk çivilerin yarısını kullanmış. Sonraki haftalarda, öfkesini kontrol altına aldıkça daha az çivi kulllanmış. Ardından, babası genç çocuktan öfkelenmediği her gün için bir çiviyi sökmesini istemiş.
On the day when the boy removed his last nail, his father told him, “You have done good, boy. But, can you see the holes in the fence? The fence is never going to be the same. Likewise, when you say mean things in anger, you’ll leave a scar.”
Çocuğun son çiviyi söktüğü gün, babası ona “İyi yaptın, oğlum. Fakat çitteki delikleri görebiliyor musun? Çit asla eskisi gibi olmayacak. Aynı şekilde öfkeyle kötü şeyler söylediğinde, yara izi bırakacaksın.”
Öfke Kontrolü isimli Türkçe İngilizce hikayemiz sona erdi. Bu hikayede hangi kelimeleri ve zaman çekimlerini bilmiyordun? Şimdi onları öğrenme ve pratik yapma zamanı!
Efektif bir şekilde İngilizce çalışmak istersen, hemen yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

There once was an old miser who lived in a house with a garden. The old miser used to hide all his gold coins under stones in his garden.
Bir zamanlar bahçeli bir evde yaşayan yaşlı bir cimri varmış. Yaşlı cimri tüm altın paralarını bahçesindeki taşların altına saklarmış.
Every night, before he went to bed, the miser went out into his garden to count his coins. He continued the same routine every day, but he never spent a single, golden coin.
Her gece yatağa gitmeden önce, cimri paralarını saymak için bahçesine çıkarmış. Her gün aynı rutine devam etmiş ama asla tek bir altın para harcamamış.
One day, a thief saw the old miser hiding his coins. Once the old miser went back into his house, the thief went to the hiding place and took all the gold.
Bir gün, bir hırsız yaşlı cimrinin paralarını sakladığını görmüş. Yaşlı cimri evine geri döndüğünde, hırsız saklama yerine gitmiş ve tüm altınları almış.
The following day, as the old man came out to count his coins, he found they were gone and started wailing loudly. His neighbor heard the cries and came running, asking what had happened. Upon learning what had occurred, the neighbor asked, “Why didn’t you just save the money inside your house where it would’ve been safe?”
Ertesi gün, yaşlı adam paralarını saymak için dışarı çıktığında, paralarının gittiğini fark etmiş ve yüksek sesle ağlamaya başlamış. Ağlamasını duyan komşusu koşarak gemiş ve ne olduğunu sormuş. Neler olduğunu öğrenen komşu, “Neden paranı evinde, daha güvende olacağı yerde saklamadın?” diye sormuş.
The neighbor continued, “Having it inside the house would make it easier to access when you need to buy something.” “Buy something?” answered the miser, “I was never going to spend my gold.”
Komşu devam etmiş, “Evin içinde olması bir şeyler alman gerektiğinde erişmeni de kolaylaştırırdı.” “Bir şeyler almak?” diye yanıtladı cimri, “Altınlarımı asla harcamayacaktım.”
When hearing this, the neighbor picked up a stone and threw it. Then, he said, “If that’s the case, then save the stone. It’s as worthless as the gold you’ve lost.”
Bunu duyan komşu yerden bir taş alıp fırlatmış. Ardından, “ Eğer durum buysa, o zaman taşı biriktir. Kaybettiğin altın kadar değersiz.” demiş.
Öfke kontrolü isimli kısa İngilizce hikayemiz sona erdi. İngilizce Türkçe hikayeler İngilizceni geliştirmek için harika bir yol. Daha fazlasını istersen, Open English İngilizce öğrenme platformuna şimdi kaydol!
Once, there was a boy who became bored when he watched over the village sheep grazing on the hillside. To entertain himself, he sang out, “Wolf! Wolf! The wolf is chasing the sheep!”
Bir zamanlar, tepede otlayan koyunlara bakarken canı sıkılan bir erkek çocuk varmış. Kendini eğlendirmek için “Kurt! Kurt! Kurt koyunu kovalıyor!” diye bağırmış.
When the villagers heard the cry, they came running up the hill to drive the wolf away. But, when they arrived, they saw no wolf. The boy was amused when seeing their angry faces.
Köylüler çığlığı duyunca kurdu kovmak için tepeye gelmiş. Fakat vardıklarında kurt görmemişler. Erkek çocuk onların sinirli suratlarıyla eğlenmiş.
“Don’t scream wolf, boy,” warned the villagers, “when there is no wolf!” They angrily went back down the hill.
“Kurt diye bağırma, çocuk!” diye uyardı köylüler, “Kurt yokken!”. Sinirli bir şekilde tepeden geri aşağı indiler.
Later, the shepherd boy cried out once again, “Wolf! Wolf! The wolf is chasing the sheep!” To his amusement, he looked on as the villagers came running up the hill to scare the wolf away.
Daha sonra, çoban çocuk bir kez daha bağırmış, “Kurt! Kurt! Kurt koyunu kovalıyor!” Eğlence için, köylüler kurdu korkutmak için tepeye doğru koşarken onları izledi.
As they saw there was no wolf, they said strictly, “Save your frightened cry for when there really is a wolf! Don’t cry ‘wolf’ when there is no wolf!” But the boy grinned at their words while they walked grumbling down the hill once more.
Kurt olmadığını gördükleri anda, sert bir şekilde “Korku dolu çığlığını gerçekten bir kurt olması için sakla! Kurt yokken ‘kurt’ diye haykırma!” dediler. Fakat onlar sinirle tepeden tekrar aşağı inerken çocuk onların sözlerine sırıttı.
Later, the boy saw a real wolf sneaking around his flock. Alarmed, he jumped on his feet and cried out as loud as he could, “Wolf! Wolf!” But the villagers thought he was fooling them again, and so they didn’t come to help.
Daha sonra, çocuk sürüsünün etrafında gizlice dolaşan gerçek bir kurt gördü. Panikle ayağa fırladı ve yapabildiği en yüksek sesle bağırdı, “Kurt! Kurt!”. Fakat köylüler onun yine dalga geçtiğini sandılar ve yardıma gelmediler.
At sunset, the villagers went looking for the boy who hadn’t returned with their sheep. When they went up the hill, they found him weeping.
Gün batarken, köylüler koyunlarını geri getirmemiş olan çocuğa bakmaya gittiler. Tepeye çıktıklarında, onu ağlarken buldular.
“There really was a wolf here! The flock is gone! I cried out, ‘Wolf!’ but you didn’t come,” he wailed.
“Gerçekten bir kurt vardı! Tüm sürü gitti! Kurt diye çığlık attım ama siz gelmediniz.” diye ağladı.
An old man went to comfort the boy. As he put his arm around him, he said, “Nobody believes a liar, even when he is telling the truth!”
Yaşlı bir adam çocuğu teselli etmiş. Kolunu omzunu atıp, “Kimse bir yalancıya inanmaz, doğruyu söylediği halde!” demiş.
Yalancı çoban hikayesini hepimiz biliyoruz. Anonim hikayenin tarihi çok eski. Reading yeteneğini geliştirmen için harika bir İngilizce kısa hikaye. Şimdi bu hikayedeki bilmediğin kelimelere çalışma zamanı…
Unutma, İngilizceni geliştirmenin en kolay yolu her fırsatta İngilizce kullanmaya çalışmak… Daha fazla okuma yapmak, interaktif videolarla çalışmak, telaffuzunu geliştirmek ve ana dili İngilizce olan eğitmenlerle İngilizce konuşma dersleri yapmak istersen; Open English’te bunların hepsi seni bekliyoruz!
Spor, beslenme, sağlık ve iyi yaşam, bugün yalnızca ülkemizde değil, dünyanın dört bir yanında yepyeni iş imkânlarının ortaya çıktığı, hızla gelişen zengin bir iş alanı. Eğer sen de bu alanda çalışıyor ya da çalışmayı düşünüyorsan, bilmen gereken pek çok profesyonel İngilizce terim mevcut. Bu yazımızda, kısaca profesyonel İngilizcenin neden önemli olduğuna değinecek, ardından spor & beslenme alanında sık kullanılan, kesinlikle bilinmesi gerektiğini düşündüğümüz iş İngilizcesi terimlerine, açıklamalarına ve tercümelerine yer vereceğiz.
Dilersen kendini denemek için önce İngilizce kısımları okuyup kendin çevirebilir, ardından da çevirilere göz atabilirsin. Hazırsan başlayalım!
Büyük ihtimalle biliyor olduğun gibi, bugün sektörden bağımsız olarak hemen hemen her şirket, işe alımlarında İngilizce bilmeyi şart koşuyor. Pek çok kişi cv’lerine yabancı dil olarak İngilizceyi eklese de, ülkemizde bu dili gerçekten akıcı bir şekilde konuşabilen kişilerin sayısı ne yazık ki fazla değil. Başka bir deyişle iyi İngilizce bilmek, başvuru yapan kişiyi anında diğer pek çok adayın önünde bir noktada konumlandırıyor.
Buna ek olarak, başvurulan alandaki profesyonel terim ve deyimleri bilmek, yani iyi bir iş İngilizcesine sahip olmak da, kişiye hem yurt içinde hem de yurt dışında pek çok yeni iş ve daha fazla kazanç imkânı sunuyor. Kısacası, günümüzde hangi alanda olursa olsun iyi bir kariyer yapmak isteyen herkesin, çalışmak istediği alanda iş İngilizcesini iyi bilmesi gerekiyor.
Şimdi de spor, beslenme ve iyi yaşam alanında sık karşına çıkacak iş İngilizcesi terimlerine bir bakalım.

Spor ve beslenme sözlüğü tahmin edebileceğin gibi aslında son derece geniş. Yine de, bir başlangıç noktası olarak, bu alanda sıklıkla tercih edilen ve bilinmesi gerektiğini düşündüğümüz belli başlı temel terimlerden bahsetmemiz mümkün. (Daha fazlası, Open English İngilizce kurslarında seni bekliyor olacak!)
İşte spor & beslenme alanında karşına çıkacak iş İngilizcesi terimleri, ve çevirileri:
A personal trainer is a person who creates and implements safe and effective exercise programs for individuals.
Bireysel antrenör, bireyler için güvenli ve verimli egzersiz programları hazırlayıp uygulayan kişidir.
Anaerobic exercise is a physical activity that breaks down glucose for energy without using any oxygen.
Anaerobik egzersiz, enerji için oksijen kullanmayıp onun yerine vücuttaki glikozu parçalayan fiziksel aktivitelerdir.
Body fat percentage is the total mass of fat of a person, divided by his/her total body mass, and multiplied by 100.
Vücut yağ oranı, bir kişinin vücudundaki toplam yağ miktarının toplam vücut kütlesine bölünüp 100 ile çarpılmasıyla elde edilen orandır.
All sugars and syrups that are added to certain foods or drinks.
Belli başlı yiyecek ve içeceklere eklenen tüm şeker ve şuruplar.

Fiber (Lif)
Fiber is a carbohydrate type that the body can’t fully absorb or digest, but which is very important for the digestive health.
Lif, vücudun tamamen emip sindiremediği, fakat sindirim sağlığı için çok önemli olan bir çeşit karbonhidrattır.
Gluten is a type of protein that can be found in barley, wheat, and rye.
Glüten; arpa, buğday, ve çavdarda bulunan bir çeşit proteindir.
Intermittent fasting is basically switching between eating on a regular schedule and fasting.
Aralıklı oruç, düzenli yemek yeme ve yemeyi kesme süreçleri arasında geçiş yapılan bir yeme/oruç programıdır.
Calisthenics is a type of strength training that consisting of a variety of movements that aim to exercise large muscle groups.
Kalistenik, büyük kas gruplarını çalıştırmayı hedefleyen çeşitli hareketlerden oluşan bir güç kazanma antrenmanıdır.

Body composition is the proportion of muscle, fat, and other tissues in the body.
Vücut kompozisyonu; kas, yağ ve diğer dokuların vücuttaki oranıdır.
Aerobics are intense exercises that aim to strengthen the heart and the lungs.
Aerobik, kalbi ve akciğerleri güçlendirmeyi amaçlayan yoğun egzersizleri kapsar.
Eğer spor & beslenme alanında ya da aklına gelebilecek herhangi bir sektör için profesyonel İngilizceni geliştirmek ve önündeki iş imkânlarını çoğaltmak istiyorsan, Open English online İngilizce kursunu tercih ederek dil hedeflerine kolay bir şekilde ulaşman mümkün!
7/24 canlı dersler, sınırsız içerik erişim imkânı, ana dili İngilizce olan yetkin eğitmen kadrosu, diğer öğrenciler ile canlı pratik yapabileceğin online konuşma grupları gibi pek çok ayrıcalığı ile Open English; İngilizce konuşma, yazma ve okumabecerilerini eğlenceli ve verimli bir şekilde geliştirmeni sağlayacak! Eğer sen de daha iyi bir kariyer için İngilizce öğrenmek ya da İngilizceni ilerletmek istiyorsan, Open English’in ayrıcalıklı dünyasını hemen keşfetmeye başlayabilirsin!
İngilizce öğrenmeyi düşünen hemen herkes evine veya işine yakın bir kurs bulmak için araştırma yapıp durur. Özellikle de İstanbul’da yaşayan bireyler hem trafiği hem iş yoğunluğunu hem de eve dönüş saatini düşünerek İngilizce kursu arayışlarını yakın çevrelerinde şekillendirirler.
İngilizce kursu İstanbul olarak arama yaptığında pek çok sonuçla karşılaşır ve detayları inceleyerek en doğru kararı vermeye çalışırsın. Peki İngilizceyi öğrenmek için yapacağın tercihte pek çok etken varken nasıl doğru bir karar verebilirsin?
Online İngilizce eğitimi veren Open English olarak İstanbul İngilizce kursu arayışında olanlara yardımcı olmak adına bir çalışma yaptık ve detaylarını senin için listeledik.
İstanbul İngilizce kursu arıyorsan, ilk yapman gereken doğru kurs tercihinde bulunmaktadır. İstanbul’da hizmet veren pek çok İngilizce eğitimi kurumu vardır ve bu kurumlar farklı özellikleriyle bu alanda yer almaktadırlar. Kimi 2-3 kişilik kimi 10-15 kişilik kimi de 20-30 kişilik gibi farklı sınıflarla hizmet veren İstanbul İngilizce kurslar, senin ihtiyacına en doğru cevabı veremeyebilir.
Gelenekselden uzaklaşarak daha efektif bir İstanbul İngilizce kursu arıyorsan, işler senin için biraz daha farklı bir hal alabilir; çünkü günümüzde İstanbul trafiğine girmeden ve vücut olarak kendinizi yormadan İngilizce öğrenebileceğin farklı bir seçenek daha mevcut: Open English…

İstanbul’da yer alan farklı pek çok İngilizce kursu arasından doğru kararı vermek sandığın kadar kolay ve hızlı bir süreç olmayabilir. İhtiyaçlarını doğru bir şekilde tespit ederek – speaking ağırlıklı bir çalışma mı, gramer ağırlıklı bir çalışma mı, yoksa kelime temelli bir çalışma mı – İstanbul İngilizce kursları arasından elemeler yapabilirsin. Tabii istediğin İstanbul İngilizce kursu yakınında olmayabilir, yakınında olanlar da senin ihtiyaçlarına istediğin cevapları vermeyebilir.
Böyle bir çıkmaza girdiğinde tercihini online eğitimden yana da yapabilirsin. Online eğitim konusunda tereddütlerin varsa ilk olarak sana 3 günlük ücretsiz eğitim fırsatımızı sunmak isteriz. Open English olarak hayata geçirdiğimiz %100 online İngilizce eğitimini yakından incelediğinde ve test ettiğinde, konfor alanında kendini İngilizce açısından hızlı bir şekilde geliştirebileceğini fark edeceksin.
Yukarıda da İstanbul İngilizce kursu ile alakalı değindiğimiz noktaları göz önünde bulundurduğumuzda senin için en doğru kararın online eğitim fırsatı sunan bir kurum olduğunu görebilirsin. Yılların tecrübesine sahip olan ve materyallerini her daim güncel tutan Open English olarak verdiğimiz İngilizce kursunu İstanbul’dan tercih ederek sen de İngilizceni geliştirebilir, sunduğumuz canlı dersleri takip ederek kendini İngilizce dilinde farklı alanlarda geliştirebilir ve en büyük zorluklardan bir tanesi olan İngilizce konuşmaya hızlı bir şekilde başlayabilirsin.
İngilizce öğrenenlerin sıkça karşılaştığı zorluklardan biri “phrasal verb” olarak adlandırılan deyimsel fiillerdir. Phrasal verb’ler, İngilizce öğrenenler için ilk başta karmaşık ve anlaşılması güç gibi görünebilir. Ama onları öğrenmek, İngilizceyi geliştirmen ve gerçek hayatta daha akıcı bir şekilde iletişim kurman için önemlidir.
Phrasal verb’ler, bir fiilin bir veya daha fazla yardımcı kelime ile bir araya gelmesiyle oluşan ifadelerdir. Bu yardımcı kelimeler genellikle “up,” “down,” “off,” “on,” gibi küçük kelimelerdir. Ancak, phrasal verb’lerin anlamları, tek tek kelimelerin anlamlarının ötesine geçebilir. Örneğin, “get” fiili, farklı yardımcı kelimelerle birleşerek çok farklı anlamlar kazanabilir: “get up” (kalkmak), “get over” (üstesinden gelmek), “get by” (geçimini sağlamak) gibi.
Bu yazıda Z harfiyle başlayan phrasal verb’leri listeleyip örneklendireceğiz.

İngilizce öğrenim yolculuğunda phrasal verb’lerle başın dertte mi? Endişelenme, çözüm burada! Open English, İngilizceni geliştirmen ve phrasal verb’leri rahatlıkla kullanabilmen için en iyi çözümü sunuyor.
Open English, deneyimli ve uzman eğitmen kadrosuyla sana her adımda rehberlik ediyor. Phrasal verb’leri anlamak ve doğru bir şekilde kullanman için gereken güveni bu sayede elde edeceksin.
Her öğrenci farklıdır. Bu yüzden Open English’in eğitim anlayışında kişiselleştirme mevcut. Her öğrencinin kendi İhtiyacına uygun ders içerikleriyle, phrasal verb’leri öğrenmek çok daha kolay olacak.
Öte yandan Open English, sıkıcı ders kitaplarından uzaklaşarak gerçek hayatta kullanılan dil yapısını hedefliyor. Gerçek dünya örnekleri ve pratik alıştırmalarla phrasal verb’leri doğal bir şekilde öğrenebileceksin.
Open English ile dil öğrenmek, dil becerilerini daha da geliştirmek ve akıcı İngilizce konuşmak için en iyi yol! Uzman eğitmenler, kişiselleştirilmiş eğitim, pratik odaklı yaklaşım ve esnek çevrimiçi platformla, dil öğrenim sürecini daha verimli ve keyifli hale getirmek senin elinde. Sen de Open English ailesine katıl, İngilizce öğrenimini bir üst seviyeye taşı!
He zipped up his jacket as it started to rain.
Yağmur yağmaya başladığında ceketinin fermuarını çekti.
Before heading outside, Sarah zipped up her jacket to keep warm in the chilly weather.
Soğuk havada ısınmak için Sarah dışarı çıkmadan önce ceketinin fermuarını çekti.
I was so tired during the meeting that I zoned out and missed most of what was said. Toplantı sırasında o kadar yorgundum ki dalgınlaşıp çoğunu kaçırdım.
During the long lecture, John zoned out and found himself lost in his own thoughts.
Uzun ders sırasında John dalgınlaştı ve kendi düşüncelerine daldığını fark etti.

The detective quickly zeroed in on the key piece of evidence.
Dedektif hızla ana delile odaklandı.
The artist carefully zeroed in on the intricate details of the painting.
Sanatçı, tablonun karmaşık detaylarına dikkatlice odaklandı.
You can zoom in on the map to see more details.
Haritada daha fazla detay görmek için yakınlaştırabilirsiniz.
I used the camera to zoom in on the flower’s delicate petals.
Kamerayı kullanarak çiçeğin ince yapraklarına yakınlaştım.
The microwave can zap away any bacteria on the sponge.
Mikrodalga, süngerdeki bakterileri anında yok edebilir.
The innovative device can zap away stubborn stains from clothing.
Yenilikçi cihaz, giysilerden inatçı lekeleri anında yok edebilir.
She managed to zero out her credit card debt by working overtime.
Ekstra mesai yaparak kredi kartı borcunu sıfırlamayı başardı.
By selling off some of his old belongings, he managed to zero out his debt.
Eski eşyalarını satıp borcunu sıfırlamayı başardı.
The athlete zigzagged through the defenders and scored a goal.
Sporcu, savunma oyuncularının arasından dalgalanarak geçti ve gol attı.
The skilled skier zigzagged through the slalom course with impressive speed.
Yetenekli kayakçı, slalom parkurunu etkileyici bir hızla zigzaglarla geçti.
Efektif bir şekilde İngilizce çalışmak için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

The weekend zipped by before I knew it.
Hafta sonu hızla geçti, farkına varmadan.
The years seemed to zip by as he looked back on his childhood.
Yıllar, çocukluğuna geri dönüp baktığında hızla geçiyormuş gibi göründü
I was so tired after the long flight that I zonked out as soon as I got to my hotel room.
Uzun uçuş sonrası o kadar yorgundum ki otel odama geldiğim gibi uyukladım.
After the long hike, they all zonked out in their tents as soon as night fell.
Uzun yürüyüşün ardından, gece düşer düşmez hepsi çadırlarında uykuya daldı.
She zipped through the book in just a couple of hours.
Kitabı sadece birkaç saatte hızla bitirdi.
With her exceptional reading speed, she managed to zip through the novel in just a day.
Olağanüstü okuma hızıyla, romanı sadece bir günde hızla bitirmeyi başardı.
You can zoom out on the map to see the entire city.
Haritada şehrin tamamını görmek için uzaklaştırabilirsiniz.
Using the telescope, the astronomer decided to zoom out and study a distant galaxy.
Teleskopu kullanarak, astronom uzak bir galaksiyi incelemek için uzaklaştırmayı tercih etti.
Adding some fresh herbs can really zest up the flavor of the dish.
Taze otlar eklemek yemeğin lezzetini gerçekten artırabilir.
The chef decided to zest up the dish by adding a hint of exotic spices.
Şef, yemeği egzotik baharatların hafif bir dokunuşuyla lezzetlendirmeye karar verdi
Online İngilizce kursumuz hakkında daha detaylı bilgi için yan taraftaki formu doldurabilirsin.
İngilizce günler hakkında detayları bir rehber hazırladık. “İngilizcede günler nelerdir? İngilizce haftanın günleri nasıl yazılır?” diye merak ediyorsan, yazımızda aradığınız tüm detayları bulabilirsin.
Haftanın günleri İngilizce dilinde nasıl okunuyor? Ayrıca bu konuya da değineceğiz. Öncelikle İngilizce günler konusuna hızlı bir giriş yapalım.
Günlerin İngilizcesi ezberlemesi oldukça kolay bir konu… İngilizce günler ve okunuşlarını öğrendiğinde tarih bilgisini iletişimde kolayca ifade edebilirsin. İngilizce günler yazılışları konusuna göz atmadan önce, belli başlı gramer ve imla kurallarına bir bakalım. Karşında günlerin İngilizcesi ile ilgili detaylar…
İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

İngilizce haftanın günleri nasıl yazılır diye merak ediyorsan, aşağıdaki tablo size yardımcı olacak. Günlerin İngilizcesini ezberlemek istiyorsan, bu tabloyu sen de çalışma defterine not edebilirsin.
| Haftanın Günleri Türkçe | Haftanın Günleri İngilizce |
| Pazartesi | Monday |
| Salı | Tuesday |
| Çarşamba | Wednesday |
| Perşembe | Thursday |
| Cuma | Friday |
| Cumartesi | Saturday |
| Pazar | Sunday |
Haftanın günleri İngilizce dilinde nasıl okunur diye merak ediyorsan, senin için bir tablo hazırladık. Tabloyu inceleyerek Günlerin İngilizcesi ve İngilizce günlerin okunuşu konusunda kendini geliştirebilirsin.
| İngilizce Haftanın Günleri Yazılışı | İngilizce Haftanın Günleri Okunuşu |
| Monday | Man-dey |
| Tuesday | Tuuz-dey |
| Wednesday | Vendz-dey |
| Thursday | Törz-dey |
| Friday | Fı-ray-dey |
| Saturday | Sa-tır-dey |
| Sunday | San-dey |
Günler İngilizce dilinde ilk üç harfleriyle kısaltılabiliyor. Bu noktada dikkat etmen gereken bir nokta var.
| İngilizce Haftanın Günleri | İngilizce Günler Kısaltmaları |
| Monday | Mon |
| Tuesday | Tue |
| Wednesday | Wed |
| Thursday | Thu |
| Friday | Fri |
| Saturday | Sat |
| Sunday | Sun |
Günümüzde İngilizcenin önemi büyük… İş dünyasında, akademik hayatta ve seyahatlerde İngilizce bilmek insanı her zaman bir adım yukarı taşıyor. Bu satırları okuyorsan, bunun farkındasın zaten… Günlerin İngilizcesini öğrenerek bu dilde kendini biraz daha geliştirdin.
İngilizceni daha fazla geliştirmek istiyor ama demode yöntemler kullanmak istemiyorsan, Open English’in yenilikçi yöntemleriyle kolayca İngilizce öğrenebilirsin.

İngilizce aylar ve günler konusu oldukça önemli. Çünkü günlük iletişimde birçok kez tarih bilgisini kullanırız. Bu yüzden günlerin İngilizcesi konusunu iyi bilmemiz gerekir. Şimdi aşağıdaki haftanın günleri İngilizce Türkçe çevirilerini içeren cümleleri tekrar ederek pratik yapabilirsin.
EN: I will see my dentist on Wednesday. May I have a day off for Wednesday?
TR: Çarşamba günü diş doktorumu göreceğim. Çarşamba günü için izin alabilir miyim?
EN: I will watch my favorite TV series on Friday evening. Unfortunately, I can’t go outside on Friday evening.
TR: Cuma akşamı favori dizimi izleyeceğim. Ne yazık ki Cuma akşamı dışarı çıkamam.
EN: I will attend the King Gizzard Lizard Wizard concert on Saturday, March 12, 2022.
TR: 12 Mart 2022 Cumartesi gününde King Gizzard Lizard Wizard konserine katılacağım.
EN: Pazartesi günü saat 13:00 için uygun musun?
TR: Are you available for 13:00 o’clock on this Monday?
EN: We work in the office on Mondays, Tuesdays and Wednesdays. We work remotely on Thursdays and Fridays.
TR: Pazartesi, salı ve çarşamba günleri ofiste çalışıyoruz. Perşembe ve cuma günleri ise uzaktan çalışıyoruz.
Efektif bir şekilde İngilizce çalışmak istersen, yan taraftaki formu doldurabilirsin.
İngilizce geliştirmek için diziler mi? Nasıl yani? İngilizce geliştiren diziler mi varmış?
Cümle yapılarını, simple past tense ve past continuous tense gibi konuları ezberlemeden İngilizcemizi geliştirebilir miyiz?
İngilizce geliştiren diziler ile bu mümkün, evet. Ama İngilizce geliştirmek için diziler konusunda seçimleri doğru yapman lazım. Çünkü dizi izleyerek İngilizce öğrenmek istiyorsan, dizideki İngilizcenin sana uygun olması gerekir.
İngilizce geliştirmek için diziler hangileri? İngilizceni geliştiren diziler nelerdir diye bakınıyorsan, sana harika öneriler hazırladık.
İngilizce geliştiren diziler ile keyifli vakit geçirmeye ve öğrenmeye hazırsan, başlıyoruz. İngilizce öğrenmek için dizi arıyorsan, bu listeyi mutlaka bir yere not et!

Tamam, çok bilindik bir tane ile başlıyoruz. İngilizce geliştirmek için diziler listemizin ilk sırasında basit ve kolay anlaşılır Amerikan İngilizcesiyle Friends var. Halihazırda izlediysen, bir tur da İngilizceni geliştirmek için izleyebilirsin. İngilizce geliştiren diziler arasında 1 numara kesinlikle Friends!
Friends İngilizcesi için “beginner” seviyesinde diyebiliriz çünkü cümleler basit. Ayrıca telaffuzlar çok iyi, argo kullanımı ve karışık cümle kullanımı minimal. Yani İngilizce geliştiren diziler konusunda kesinlikle iyi bir seçim.
Friends, New York’un göbeğinde yaşayan 6 arkadaşın komik maceralarını konu alan bir sitcom. Onların günlük yaşamlarına tanık olurken kah gülüyor kah ağlıyorsunuz.
Oyuncular: Jennifer Aniston, Matthew Perry, Courtney Cox, Matt Le Blanc, David Schwimmer ve Lisa Kudrow.
İngilizce geliştirmek için diziler bakınıyorsan ve bilim kurgu türünde dizi arıyorsan, Netflix yapımı Stranger Things senin dizin. Tabii öncelikle bu dizinin “intermediate” seviyesinde olduğunu belirtelim. Her ne kadar çocuklar akıcı ve anlaşılır bir şekilde konuşsa da “slang words”, yani argo kullanımı çok fazla. Yine de İngilizce geliştiren diziler arasında kesinlikle iyi bir seçim.
Dizinin konusu psişik güçler ve farklı boyutlarla ilgili deneyler yapılan gizli bir üssün küçük bir kasabada yaşayan çocuklar üzerindeki etkisi diyebiliriz. İngilizce geliştirmek için diziler listemizdeki en sıra dışı senaryo bu yapımda seni bekliyor.
Stranger Things’i halihazırda izlediysen şimdi de diziyi orijinal dilinde, yani İngilizcede dinlemeye ne dersin? İngilizce geliştirmek için diziler arasında Stranger Things senaryosu, yapım kalitesi ve atmosferiyle bir solukta izleyeceğin bir dizi.
Oyuncular: Millie Bobbie Brown, Finn Wolfhard, Gaten Matarazzo, Caleb McLaughlin, David Harbour ve Winona Ryder.
İngilizce geliştirmek için diziler listemizin üçüncü sırasında Russian Doll var. “Intermediate” olarak sınıflandırabileceğimiz Russian Doll, tekrar eden senaryosuyla İngilizce konusunda pratik yapmayı kolaylaştıran bir dizi. Dizi izleyerek İngilizce öğrenmek istiyorsan, Russian Doll’u da listene ekleyebilirsin. Böylece İngilizce geliştiren diziler listemize keyifli bir yapım daha eklemiş olduk.
Russian Doll dizisinin konusu basitçe “aynı günü tekrar yaşamak”. Daha fazla detaya girip spoiler vermek istemiyoruz. Bu konu ilgini çekiyorsa, yapımı orijinal dilinde izlenecek İngilizce geliştiren diziler listene ekleyebilirsin.
Oyuncular: Natasha Lyonne, Charlie Barnett, Greta Lee
İngilizce geliştirmek için diziler listemize The Good Place ile devam ediyoruz. Amerikan İngilizcesinin öne çıktığı dizide konuşma dili kolay anlaşılıyor. Yani İngilizce geliştiren diziler arasında The Good Place’i ekleyebilirsin. Oyuncular çoğunlukla yavaş ve anlaşılır konuşuyor.
The Good Place dizisinin konusu oldukça ilginç. Öldükten sonra kendini The Good Place isimli başka bir boyutta bulan Eleanor’un maceralarını izliyoruz. İngilizce geliştirmek için diziler arasında ilginç konulu bir yapım arıyorsan, buldun!
Oyuncular: Kristen Bell, Ted Danson, Jameela Jamil, William Jackson Harper ve Manny Jacinto.
Dizi izleyerek İngilizce öğrenmek bir nebzeye kadar mümkün. Çünkü İngilizce diziler speaking konusuna aşina olmamızı ve pratik yapmamızı sağlıyor.
Amerikan İngilizcesinin baskın olduğu dizide özellikle Brooklyn aksanını dinliyoruz. İngilizce geliştiren diziler arasında polisiye ve sitcom konsepti kulağa hoş geliyorsa, bu diziye bir şans verebilirsin. İlk izlemende konuşmalar hızlı gelebilir; fakat zamanla alışıyorsun.
Amerikan polis şovları arasında mizahi yönleriyle ağır basan Brooklyn 99, Brooklyn’de geçen polis maceralarını komik bir dille sahneye aktarıyor. 30 dakikalık hızlı bölümler hem komik hem de aksiyonlu. İngilizce geliştirmek için diziler listemizde seni en zorlayacak yapımlardan biri belki de bu. Çünkü aksanlı ve argolu bir İngilizce seni bekliyor.
Oyuncular: Andy Samberg, Melissa Fumero, Stephanie Beatriz, Terry Crews, Andre Braugher ve Joe Lo Truglio.
İngilizce öğrenmek için dizi tavsiyeleri listemizin bu sırasında Grace and Frankie var. İngilizceyi yeni öğrenmeye başlayanlar için uygun replikleriyle Grace and Frankie, eğlenceli ve keyifli bir yapım.
Grace and Frankie, kocası tarafından terk edilen iki yaşlı kadını konu alıyor. Grace ve Frankie’nin arkadaşlığı ilerledikçe onların samimi anılarına tanık oluyoruz. İngilizce geliştiren diziler arasında iyi hissedeceğiniz bir yapım arıyorsan, Grace and Frankie’ye bir şans ver, deriz.
Oyuncular: Lily Tomlin, Jane Fonda, Sam Waterston ve Martin Sheen.
İngilizce geliştirmek için diziler listemize Modern Family ile devam ediyoruz. İngilizce geliştiren diziler listemizde Modern Family basit ve açıklamaları replikleriyle dikkat çekiyor. Öncelikle dizideki başroller çocuk karakterler. Böylece daha basit ve anlaşılır İngilizceyi kolayca takip edebiliyorsun.
Ayrıca Kolombiyalı Gloria karakterine arkadaşları birçok İngilizce kavramı açıklıyor. Yani İngilizce öğrenmek için dizi tavsiyesi bakınıyorsan, Modern Family tam sana göre.
Şimdi dizinin konusuna hızlı bir bakış atalım. Modern Family, Amerikan aile ilişkilerini tiye alan bir yapım. Yaşlı bir erkekle ona göre oldukça genç kadının evliliğini ve birbirlerinin çocuklarıyla olan ilişkilerini konu alan sitcom, İngilizceni geliştirirken gülmekten kırılacağın bir yapım.
Oyuncular: Ed O’Neill, Sofia Vergara, Sarah Hyland, Julie Bowen, Ariel Winter ve Eric Stonestreet.
İngilizce geliştirmek için diziler listemizin İngiliz İngilizcesi bölümüne geçiyoruz. Buradaki dizilerin çoğu İngiliz yapımı olduğu için bu aksan daha baskın. O zaman lafı çok uzatmadan İngilizce geliştiren diziler listemize devam edelim.
İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek istersen, yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

İngilizce geliştiren diziler listemizin İngiliz aksanı bölümüne ileri seviye bilgi gerektiren bir diziyle başlıyoruz. Misfits’in en güzel yani, İngiltere’de konuşulan birçok aksana bu dizide tanık olmanız. Böylece farklı aksanlardaki İngilizceye kulağınız alışıyor.
Dizi izleyerek İngilizce öğrenmek için Misfits zor bir seçim olabilir; fakat bölümü Türkçe altyazılı 1 kere izledikten sonra 2 seferde İngilizce altyazılı izleyerek pratik yapabilirsiniz. İngilizce geliştirmek için diziler listemizin en zorlayıcı seviyesindesin. Bu diziyi orijinal dilinde anlamaya başlayınca bayağı ilerlemiş olacaksın!
Dizinin konusu hem fantastik hem komik. Kamusal alanda çalışma cezası almış bir grup genç fırtınaya yakalıyor ve özel güçlere sahip oluyor. Biz de onların başına gelen sıra dışı olayları izliyoruz. Hem bilim kurgu hem de komedi türünü seviyorsan, bu dizi tam sana göre. Ayrıca bı yapım, İngilizce geliştirmek için diziler listemiz de birçok farklı aksanı görebileceğin tek dizi.
Oyuncular: Lauran Socha, Robert Sheehan, Joseph Gilgun, Antonia Thomas, Iwan Rheon ve Nathan Stewart-Jarrett.
Kraliçenin İngilizcesi (Queen’s English) kavramından haberdar mısınız? Bu kavram, İngiliz İngilizcesinin en doğru aksanı olarak kabul ediliyor. Downtown Abbey dizisi de tamamen bu aksan üzerinden ilerliyor. İngilizce geliştiren diziler listemize de bu sayede girdi. Kendine İngilizce öğreten diziler arıyorsan, Downtown Abbey basit ve anlaşılır İngilizcesiyle tam senlik.
Dizinin konusu bir İngiliz kraliyet ailesinin başından geçen olaylar. İngiliz aristokrasi sana ilgi çekici geliyorsa, diziyi seveceksin. İngilizce geliştirmek için diziler izliyorsan, bu dizide kraliyet İngilizcesi seni bekliyor.
Oyuncular: Michelle Dockery, Maggie Smith, Hugh Bonneville, Elizabeth McGovern ve Laura Carmichael.
Kraliçenin İngilizcesinden bahsediyorsak The Crown bu konuda mutlaka izlemen gereken bir dizi. Kraliyet ailesinin gösterişli İngilizcesini dinlemek istiyorsan, The Crown İngilizce geliştirmek için diziler arasında kesinlikle bir numara.
The Crown, İngiltere’nin en ünlü soylularından Kraliçe Elizabeth’in hayatını konu alıyor. Taç giyme töreninden modern zamanlarına kadar geçen dönemde kraliçenin başına gelen olayları dizide izliyoruz. Aynı zamanda İngilizce geliştirmek için diziler listemizde kraliyet İngilizcesine tanık oluyoruz.
Oyuncular: Clarie Foy, Matt Smith, Vanessa Kirby, Eileen Atkins, Jeremy Northam ve Victoria Hamilton.
İngilizce geliştirmek için diziler listemizde şimdi 1950’li yıllara gidiyoruz. Call the Midwife, o dönemde geçen ve oyuncuların muntazam bir İngilizceyle konuştuğu bir dizi. Senaryo sakince ilerlerken orta seviyede İngilizce bilen kişiler oyuncuları rahatlıkla anlayabiliyor. Temel seviyedeysen ve İngilizce öğrenmek için dizi arıyorsan Call the Midwife dizisini düşünebilirsin.
Dizi 1950’lerle aynı ortamda kalan hemşire ve ebelerin hayatını anlatıyor. Dönem dizisi ve drama seviyorsan, İngilizce geliştirmek için izlenecek diziler listene mutlaka Call the Midwife’ı ekle.
Oyuncular: Helen George, Jemmy Agutter, Laura Main, Stephen McGann ve Judy Parfitt.
İngilizce öğrenmek için dizi önerisi arayanlar için mükemmel bir yapımla devam ediyoruz: Sherlock. İkonik İngiliz dedektif Sherlock Holmes’un günümüz versiyonu temel İngilizce bilgisi olanlar için biraz hızlı gelebilir ama dizide akıcı ve muntazam bir İngiliz İngilizcesi görüyoruz.
Orta seviye İngilizcen varsa kendini denemek için diziyi İngilizce altyazıyla izleyebilirsin. İngilizce geliştirmek için diziler listemizde en zekice senaryo bu yapımda, diyebiliriz!
Sherlock Holmes karakterini kesin biliyorsundur. Sherlock dizisi bu karakterin günümüzdeki yorumunu içeren bir yapım.
Oyuncular: Benedict Cumberbatch, Martin Freeman, Mark Gatiss ve Andrew Scott.
İngilizce geliştirmek için diziler listemize ajanları konu alan bir yapımla devam ediyoruz. Üstelik dizideki İngilizce hem yavaş hem de oldukça anlaşılır. İngilizce öğrenmek için dizi önerisi arıyorsan Killin Eve’i listene mutlaka ekle! Ayrıca dizinin birçok ödüle sahip olduğunu da belirtelim.
Luke Jennings’in kitabından uyarlanmış olan Klling Eve, ajan olmanın hayalini kuran güvenlik görevlisi Eve’nin maceralarını konu alıyor. İngilizce geliştirmek için diziler arasında merak uyandıran senaryosuyla Killing Eve kesinlikle iyi bir seçim.
Oyuncular: Sandra Oh, Jodie Comer, Fiona Shaw, Kim Bodnia ve Gemma Whelan.
Only Fools and Horses, Intermediate seviyesine uygun ve İngilizce geliştirmek için izlenecek diziler arasında bir yapım. 80’lerde çekilen bir BBC dizisi olan Only Fools and Horses, orta seviye bilgin varsa İngiliz İngilizcesini kolayca takip edebileceğin bir yapım. Ayrıca İngiliz şakalarını anlama konusunda da seni geliştirecek!
İngiliz pop dünyasının ünlü mizah dizilerinden Only Fools and Horses üç kağıtçı bir aileyi konu alıyor. İngilizce geliştirmek için diziler arasında absürt komedi arıyorsan, buldun.
Oyuncular: David Jason, Nicolas Lyndhurst, Buster Merryfield ve John Challis.

İngilizce geliştirmek için diziler izlerken nelere dikkat edelim? Kendimize bu soruyu sorduk, ardından yanıtladık. Umarız sana da yardımcı olacak 🙂
İngilizce geliştiren diziler izleyerek İngilizce konuşmanı geliştirebilirsin. Fakat İngilizce öğrenmek sadece konuşmayı değil, aynı zamanda okumayı ve yazmayı da içeriyor.
Ayrıca İngilizce geliştirmek için diziler arasından seçimini yaparken aksanlara da dikkat etmelisin. Çünkü İngilizce birçok farklı aksanda konuşuluyor. Bu nedenle İngilizce öğrenmek için dizi önerisi bakınırken dizinin yapım ülkesi de önemli.
Amerika yapımı dizilerde Amerikan İngilizcesi, İngiltere yapımı dizilerde ise İngiliz İngilizcesi ile karşılaşman mümkün. İngilizce geliştiren diziler arasından seçim yaparken bu konu aklında olsun. Ayrıca günümüzde birçok alt aksan var, yani İngilizce geliştirmek için diziler konusunda seçici olmalısın.
İngilizce geliştirmek için diziler listemizi paylaştık. “Yabancı dizi izleyerek İngilizce öğrenebilir miyim?” sorusuna cevap verelim şimdi. Hem evet hem de hayır.
Yabancı dizileri izlerken İngilizcenin gramer kurallarını öğrenmen mümkün değil. Fakat kalıpları ve konuşmaları ezberleyerek özellikle konuşma ve telaffuz konularında kendini geliştirebilirsin. Yani İngilizce geliştiren diziler sadece konuşma pratiği yapmanı sağlıyor.
İngilizcede daha fazlasını istersen, dünyanın en iyi online İngilizce kurs platformu Open English üyeliğini şimdi başlat!
Yazın gelmesiyle birlikte içimizi kıpır kıpır edecek bir o kadar kulağa hoş gelen şarkılar arar olduk. Bizi kışın boğucu havasından kurtaracak, bir o kadar tatilde olduğumuzu hissettirecek hem sözleri hem melodisiyle bağımlısı olacağımız şarkılar aramaya başladık.
Bu yazıda radyoda veya bir kafede çalındığında “Ay, hangi şarkıymış bu?” dedirtecek şarkılardan bir liste hazırladık. Eğer sözlerini merak ederken sen hiç uğraşma diye de bir kısmının sözlerini aşağıda paylaştık. Bakalım bu şarkılardan kaçını seveceksin, yorumlarda buluşalım!

İşte bu yazın zirveye oturmuş hitleri! Eğer senin de işte bu tam bir yaz şarkısı dediğin bir şarkı varsa yorumlara yazabilir, müzik zevkini bizimle paylaşabilirsin!
Tell me what you want, what you like, it’s okay
I’m a little curious too
Tell me if it’s wrong, if it’s right, I don’t care
I can keep a secret, can you?
Got my mind on your body and your body on my mind
Got a taste for the cherry, I just need to take a bite
Don’t tell your mother
Kiss one another
Die for each other
We’re cool for the summer
Take me down into your paradise
Don’t be scared, ’cause I’m your body type
Just something that we wanna try
‘Cause you and I, we’re cool for the summer
Tell me if I won, if I did, what’s my prize?
I just wanna play with you too
Even if they judge, fuck it, I’ll do the time
I just wanna have some fun with you
Got my mind on your body and your body on my mind
Got a taste for the cherry, I just need to take a bite
Don’t tell your mother
Kiss one another
Die for each other
We’re cool for the summer
Take me down into your paradise
Don’t be scared, ’cause I’m your body type
Just something that we wanna try
‘Cause you and I, we’re cool for the summer
We’re cool for the summer
We’re cool for the summer
Shh, don’t tell your mother
Got my mind on your body and your body on my mind
Got a taste for the cherry, I just need to take a bite
(Take me down)
Take me down into your paradise
Don’t be scared, ’cause I’m your body type
Just something that we wanna try (wanna try)
‘Cause you and I (you and I)
We’re cool for the summer
We’re cool for the summer
(Don’t be scared)
‘Cause I’m your body type (just something)
Just something that we wanna try
‘Cause you and I (you and I)
We’re cool for the summer
We’re cool for the summer

I hear the rhythm of waves hittin’ on the shore
And I can swear they’re speakin’, speakin’, speakin’
They’re tellin’ me to relax, I’m not good at that
But now, I know I need it, need it, need it (I slide)
Ooh, now what you do? My tan lines tell the truth (I slide)
Yeah, on Venice beach, got sand all in my shoes (Tonight)
Ooh, unlock me loose, see the sunset from the roof (That’s right)
Yeah, that crystal blue, and I came out someone new
Hey, gettin’ in my summer feelings
And I’m trying to keep it cool
Way up here in my summer feelings
And I found a piece of me that I never knew
You got my heart and I’m head over heels in love
In California, dreamin’, dreamin’, dreamin’, yeah
Touchin’ the stars and then draggin’ them down to Earth
That California feelin’, feelin’, feelin’ (I slide)
Oh, now what you do? Your brown eyes tell the truth (I slide)
Yeah, down on the beach, I’m stayin’ out late for you (Tonight)
Oh, unlock you loose, see the sunset from the roof (That’s right)
Yeah, you’re good to me, and I came out someone new
Hey, gettin’ in my summer feelings (Summer feelings)
And I, I’m trying to keep it cool
Way up here in my summer feelings
And I, I found a piece of me that I never knew
I’m meltin’ like ice cream
The stress is gone for me
Nowhere I’d rather be (Oh)
Hey, gettin’ in my summer feelings
And I, I’m trying to keep it cool
Way up here in my summer feelings
And I found a piece of me that I never knew
Hey, gettin’ in my summer feelings
And I, I’m trying to keep it cool
Way up here in my summer feelings
And I found a piece of me that I never knew
Lost love, now it’s back again
I’ve been right here waiting
One touch and something’s in the air
Got my heartbeat raising
[Chorus]
I got that feeling again, like it’s an endless summer
I got that feeling again, like it’s an endless summer
No time for regret, no time for sleep yeah
Not fucking leaving, when you’re with me yeah
I got that feeling again, like it’s an endless summer
[Drop]
I got that feeling again
I got that feeling again
[Verse 2]
Hands up, raise ’em to the sky (To the sky)
‘Cause I got you by my side
It’s bold love, every singlе time (Single time)
And it takеs me higher
You might also like
What Was I Made For?
Billie Eilish
Electric Touch (Taylor’s Version) [From The Vault]
Taylor Swift
vampire
Olivia Rodrigo
[Chorus]
I got that feeling again, like it’s an endless summer
I got that feeling again, like it’s an endless summer
No time for regret, no time for sleep yeah
Not fucking leaving, when you’re with me yeah
I got that feeling again, like it’s an endless summer
[Drop]
I got that feeling again
Oh, I got that feeling again
[Bridge]
Rain rain, go away, summer’s here to stay
Cheers to better days (Endless summer)
Rain rain, go away, summer’s here to stay
Cheers to better days (Ooh)
[Chorus]
I got that feeling again, like it’s an endless summer
I got that feeling again, like it’s an endless summer
No time for regret (no, no), no time for sleep yeah (Don’t sleep yeah)
Not fucking leaving, when you’re with me, yeah
I got that feeling again (That feeling again, like it’s an endless summer.)

It was 1989, my thoughts were short my hair was long
Caught somewhere between a boy and man
She was seventeen and she was far from in-between
It was summertime in Northern Michigan
Ahh Ahh Ahh
Ahh Ahh Ahh
Splashing through the sand bar
Talking by the campfire
It’s the simple things in life, like when and where
We didn’t have no internet
But man I never will forget
The way the moonlight shined upon her hair
And we were trying different things
We were smoking funny things
Making love out by the lake to our favorite song
Sipping whiskey out the bottle, not thinking ’bout tomorrow
Singing Sweet home Alabama all summer long
Singing Sweet home Alabama all summer long
Catching Walleye from the dock
Watching the waves roll off the rocks
She’ll forever hold a spot inside my soul
We’d blister in the sun
We couldn’t wait for night to come
To hit that sand and play some rock and roll
While we were trying different things
And we were smoking funny things
Making love out by the lake to our favorite song
Sipping whiskey out the bottle, not thinking ’bout tomorrow
Singing Sweet Home Alabama all summer long
Singing Sweet Home Alabama all summer long
Now nothing seems as strange as when the leaves began to change
Or how we thought those days would never end
Sometimes I’ll hear that song and I’ll start to sing along
And think man I’d love to see that girl again
And we were trying different things
We were smoking funny things
Making love out by the lake to our favorite song
Sipping whiskey out the bottle, not thinking ’bout tomorrow
Singing Sweet home Alabama all summer long
Singing Sweet home Alabama all summer long
And we were trying different things
We were smoking funny things
Making love out by the lake to our favorite song
Sipping whiskey out the bottle, not thinking ’bout tomorrow
Singing Sweet home Alabama all summer long
Singing Sweet home Alabama all summer long
Singing Sweet Home Alabama all summer long
Singing Sweet Home Alabama all summer long
Singing Sweet Home Alabama all summer long
Singing Sweet Home Alabama all summer long