Hazır düğün sezonu açılmışken düğünlerle ilgili sık kullanılan ifadeleri de öğrenmek gerekir. Düğün içinde birçok geleneksel tören ve neredeyse her eşyaya hatta kişiye verilen farklı ifadeler kullanılır.
Genel kültürünü geliştirmen için bu kelimeler öğrenmek ve gerektirdiği yerde kullanabilmen de oldukça önemlidir. Bu yazıda düğünlerde sık kullanılan kelimeler ve ifadelerden kısaca bahsedeceğiz.
İngilizce öğrenmek için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

Sarah: Hey, Jane! I heard you’re getting married soon. Congratulations!
Merhaba, Jane! Yakında evleniyormuşsun. Tebrikler!
Jane: Thank you so much, Sarah! Yes, we’re really excited about it.
Çok teşekkür ederim, Sarah! Evet, gerçekten heyecanlıyız.
Sarah: That’s wonderful! Have you decided on the wedding ceremony location yet?
Harika! Düğün merasimi için mekanı belirlediniz mi henüz?
Jane: Yes, we’re having a church wedding ceremony. The chapel has a beautiful garden for the reception too.
Evet, kilise düğün merasimi yapacağız. Şapelde güzel bir bahçe de var resepsiyon için.
Sarah: That sounds lovely! And who’s going to be your maid of honor?
Bu harika görünüyor! Peki, kim nedime olacak?
Jane: My sister Emily will be my maid of honor, and Mark’s best friend, Mike, will be his best man.
Kız kardeşim Emily nedime olacak, ve Mark’ın en iyi arkadaşı Mike en iyi adam olacak.
Sarah: Great choices! Are you planning any unique unity ceremony?
Harika seçimler! Benzersiz bir birlik seremonisi düşünüyor musunuz?
Jane: Yes, we’ll be doing a sand unity ceremony. It symbolizes our coming together as a blended family.
Evet, kum birliği seremonisi yapacağız. Bu, birleşen ailemizi simgeliyor.
Sarah: That’s beautiful and meaningful. What about the first dance?
Hem güzel hem de anlamlı. Peki, ilk dansınız ne olacak?
Jane: We’ve chosen “Can’t Help Falling in Love” by Elvis Presley for our first dance.
İlk dansımız için Elvis Presley’in “Can’t Help Falling in Love” şarkısını seçtik.
Sarah: Oh, that’s such a classic choice. And what’s the theme of your wedding?
Ah, o kadar klasik bir seçim. Peki, düğün temanız ne olacak?
Jane: Our theme is vintage elegance, with a touch of something blue in every detail.
Temamız vintage şıklık, her detayda biraz mavi dokunuşuyla.
Sarah: Sounds enchanting! Don’t forget to set up a gift registry for the guests.
Büyüleyici görünüyor! Misafirler için bir hediye listesi düşündünüz mü?
Jane: Yes, we’ve already done that. It includes items for our new home.
Evet, onu zaten hazırladık. Yeni evimiz için eşyalar içeriyor.
Sarah: Have you considered having a wedding favor for the guests?
Misafirler için düğün hatırası düşünmüş müsünüz?
Jane: Absolutely! We’re thinking of giving out personalized candles as wedding favors.
Kesinlikle! Kişiselleştirilmiş mumlar hediye olarak dağıtmayı düşünüyoruz.
Sarah: Wonderful idea! And will you have a guestbook for people to sign?
Harika bir fikir! İnsanların imzalayabileceği bir misafir defteriniz olacak mı?
Jane: Yes, we’ll have a guestbook at the entrance, and a photo booth for guests to leave pictures and messages.
Evet, girişte bir misafir defterimiz olacak, ve misafirlerin fotoğraf ve mesaj bırakabileceği bir fotoğraf kabini de.
Sarah: It all sounds so well-planned. I can’t wait to celebrate your special day!
Her şey çok iyi planlanmış gibi görünüyor. Özel gününüzü kutlamayı sabırsızlıkla bekliyorum!
Jane: Thank you, Sarah! We’re looking forward to sharing our happiness with everyone.
Teşekkür ederim, Sarah! Mutluluğumuzu herkesle paylaşmayı dört gözle bekliyoruz.
Hemen İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek istersen, yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

(Gelin, beyaz gelinlik içinde muhteşem görünüyordu.)
(Damat, düğün için klasik siyah bir smokin giydi.)
(Düğün töreni büyüleyici bir şapelde gerçekleşti.)
(Düğün resepsiyonu güzel bir bahçede düzenlendi.)
(Tören sırasında içten gelmiş yeminlerini değiştirdiler.)
(Yüzükler, birbirlerine olan bağlılıklarını simgeliyor.)
(Damatlıklar, mavi tonlarında uyumlu elbiseler giydi.)
(Damatlıklar, gri takımlarıyla şık görünüyorlardı.)
(Jane’in kız kardeşi onun nedimesiydi ve dokunaklı bir konuşma yaptı.)
(Mark’ın en yakın arkadaşı, arkadaşlıklarından komik hikayeler paylaştı.)
Online İngilizce kursumuz hakkında detaylı bilgi almak için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.
İngilizce hayvanların isimlerini merak ettin mi hiç? Cevabın evet ise doğru yerdesin. İngilizce hayvanlar isimleri ile bu isimlerin yazılışlarını keşfediyoruz. Böylece İngilizce kelime bilgimizi geliştirerek seviyemizi ilerletiyoruz.
Hayvanlar İngilizce dilinde nasıl söyleniyor? İngilizce hayvan isimleri nelerdir? İngilizce hayvanlar nasıl öğrenilir? Tüm bu soruların yanıtlarını aşağıda bulabilirsin.
Tüm İngilizce hayvanları öğrenmek için en iyi online İngilizce kursu Open English sistemini keşfetmeye ne dersin? İletişim formunu doldur, müşteri deneyimi ekibimiz sana ulaşarak sistemi anlatsın!
İngilizcede hayvan kelimesinin anlamı “animal.” Hayvanlar ise “animals”. Bununla ilgili örneklerle İngilizce hayvanlar kelimesini öğrenelim.
İngilizcede hayvan ifadesi tıpkı Türkçede olduğu gibi bir argo kelime ya da bir sıfat olarak kullanılabiliyor. İngilizcede hayvanlar ifadesi bu tür durumlarda farklı kelimelelerle de ifade edilebiliyor. Tablo üzerinden bakalım.
| İngilizce | Türkçe |
| Animal | Hayvan |
| Beast | Hayvan, yaratık, canavar, gudubet, çirkin kimse |
| Creature | Varlık, yaratık, hayvan, mahluk |
| Brute | Hayvan, canavar, vahşi, düşüncesiz, kaba kimse |
Yukarıda gördüğümüz gibi, İngilizcede hayvan kelimesinin birçok eşanlamlısı var. Fakat biyoloji alanında belirli bir canlı kümesini tanımladığımız varlıklar için “animal” ifadesini kullanabiliyoruz.
Şimdi İngilizce hayvanlar ve isimleri konusuna geçelim. Dünyayı milyonlarca hayvanla paylaşıyoruz. Bunlardan bir kısmı kendi habitatında vahşi hayvanlar olarak yaşamını sürdürürken, büyük bir kısmıyla mutualist bir yaşam tarzına sahibiz. Mesela kümeslerde ya da çiftliklerde beslediğimiz hayvanlar!
İngilizce hayvan isimlerini merak edenler için kategoriler anlatıyoruz. Karşınızda İngilizce hayvan isimleri ve örnek cümleler!

Birçoğumuz evlerimizde çeşitli hayvanlar besliyoruz. Bu hayvanlarla dost oluyor ve sevgimizi paylaşıyoruz. Şimdi İngilizcede evcil hayvan isimlerini öğrenip örnek cümleler türetelim.
| İngilizce hayvanlar (İngilizcede evcil hayvanlar) | |
| Türkçe | İngilizce hayvanlar |
| Evcil hayvan | Pet |
| Kedi | Cat |
| Kedi yavrusu | Kitten |
| Köpek | Dog |
| Köpek yavrusu | Puppy |
| Muhabbet kuşu | Budgie |
| Akvaryum balığı / Süs balığı | Goldfish |
| Balık | Fish |
| Kuş | Bird |
| Kaplumbağa | Turtle |
| Kara kaplumbağası (Tosbağa) | Tortoise |
| Bukalemun | Chamaleon |
| Hamster | Hamster |
| Gine domuzu | Guinea pig |
| Tavşan | Rabbit |
| Maymun | Monkey |
| Papağan | Parrot |
| İguana | Iguana |
| Kanarya | Canary |
| Sincap | Squirrel |
Evde beslenen hayvanların İngilizce karşılıkları bu şekilde. Eklemek istediğin İngilizce hayvanlar varsa yorumlara bekliyoruz! Şimdi İngilizce hayvanlar ile ilgili örnek cümlelelere bakalım.
İngilizce hayvan isimlerini öğrenmeye devam ediyoruz. Şimdi sırada kümes hayvanları var! İngilizcede kümes hayvanlarını aşağıdaki tablo üzerinden öğrenebilirsin. Kümes hayvanlarının İngilizcelerini hızlıca öğrenmek için onları cümle içinde kullanmayı unutma!
| İngilizce kümes hayvanları | |
| Türkçe | İngilizce kümes hayvanları |
| Kümes hayvancılığı | Poultry |
| Tavuk | Chicken / Hen |
| Horoz | Rooster |
| Civciv | Chick |
| Hindi | Turkey |
| Kaz | Goose |
| Ördek | Duck |
| Güvercin | Pigeon |
| Tavus kuşu | Peacock |
| Bıldırcın | Quail |
| Sülün | Pheasant |
| Keklik | Partridge |
İngilizce hayvanlar konumuzda kümes hayvanlarını öğrendik. Şimdi bu hayvanlar İngilizce cümlelerde nasıl karşımıza çıkabilir, bir bakalım. İngilizce hayvan isimleri ve örnek cümleler ile bilgimizi pekiştirelim.
İngilizce hayvan isimlerinde sıra çiftlik hayvanlarına geldi. İnsan medeniyetinde çiftliklerin izini çok eski zamanlara kadar sürebiliyoruz. Çünkü yerleşik hayata geçtikten insanlar hayvanların et, süt ve güçlerinden yararlanmak üzere çiftlikler kurmuş.
Çiftlikte yaşayan hayvanların İngilizcesi Türkçe isimlerine göre oldukça farklı. Şimdi çiftliklerde sıkça karşımıza çıkabilen hayvanların İngilizce isimlerine bir bakalım.
| İngilizce hayvanlar (İngilizcede çiftlik hayvanları) | |
| Türkçe | İngilizce çiftlik hayvanları |
| Çiftlik | Farm |
| İnek | Cow |
| Buzağı | Calf |
| Boğa | Bull |
| Koyun | Sheep |
| Kuzu | Lamb |
| Keçi | Goat |
| Koç | Ram |
| Sığır | Cattle |
| At | Horse |
| Tay | Foal |
| Eşek | Donkey |
| Deve | Camel |
| Alpaka | Alpaca |
| Katır | Mule |
| Domuz | Pig |
| Domuz eti | Pork |
| Sığır eti | Beef |
İngilizce hayvanlar konu anlatımında çiftlik hayvanlarını öğredik. Şimdi öğrendiğimiz İngilizce hayvan isimlerini cümle içinde kullanarak bilgilerimizi pekiştirelim. Sen de öğrendiğin kelimelerle cümle türeterek kelimeleri daha hızlıca öğrenebilirsin.
İngilizce çalışmak için yan taraftaki formu doldurarak bu konuda ilk adımı atabilirsin.

Hayvanlar farklı özelliklerine kategorize ediliyorlar ve günümüzde birçok hayvan türü var. Mesela memeli hayvanlara bakalım. Memeli hayvanlar, çoğunlukla bebeklerini vücutlarında ürettikleri sütle besleyen ve yine çoğunlukla karada yaşayan hayvanların oluşturduğu sınıf.
İnsan da memeliler kategorisinde yer alan bir canlı. Şimdi İngilizce hayvanlar kelime bilgimizi geliştirmek için memeli hayvanların İngilizcesine bir bakalım.
| İngilizce hayvanlar (İngilizcede memeli hayvanları) | |
| Türkçe | İngilizce memeli hayvanları |
| Memeliler | Mammals |
| Maymun | Monkey |
| Aslan | Lion |
| Kaplan | Tiger |
| Yarasa | Bat |
| Fil | Elephant |
| Balina | Whale |
| Yunus | Dolphin |
| Zebra | Zebra |
| Kanguru | Kangaroo |
| Kurt | Wolf |
| Ayı | Bear |
Memeliler dünyasında daha birçok hayvan var. İngilizce hayvan isimlerini çalışırken sevdiğin hayvanların İngilizcesini araştırarak onlarla ilgili cümleler kurmaya ne dersin? Bizimle paylaşmak istersen yorumlara bekliyoruz. Şimdi memeliler sınıfından hayvanların İngilizcesini örnek cümlelerle kullanalım.
İngilizce hayvanlar konusunda birçok şey öğrendik. Şimdi sıra deniz canlılarında! Denizde yaşayan balıkların İngilizcesini merak ediyorsan, senin için bir tablo hazırladık. Okumaya devam ederek balıkların İngilizcesini öğrenebilirsin.
| İngilizce balıklar (Balıkların İngilizcesi) | |
| Türkçe | İngilizce balıklar |
| Balık | Fish |
| Balıkçılık | Fishery |
| Tatlı su balığı | Freshwater fish |
| Tuzlu su balığı | Saltwater fish |
| Hamsi | Anchovy |
| Çipura | Sea bream |
| Mezgit | Haddock |
| Somon | Salmon (fish) |
| Morina Balığı | Cod(fish) |
| Alabalık | Trout |
| Levrek | Sea bass |
| Kalkan balığı | Turbot |
| Lüfer | Bluefish |
| Köpek balığı | Shark |
| Uskumru | Macharel |
| Dil balığı | Fluke |
| Sazan balığı | Carp fish |
| Yılan balığı | Eel |
| Ton balığı | Tuna fish |
| Barakuda | Barracuda |
| Palamut | Bonito |
İngilizce balık isimleri bu şekilde. Daha çok bir balık türü olduğunun farkındayız, fakat hepsini yazsak liste çok uzun olurdu! Şimdi İngilizce balıklar ile ilgili örnek cümleler kurarak bilgilerimizi pekiştirelim.
İngilizce hayvan isimlerini öğrenme yolculuğunda sıra kanatlı dostlarımıza, yani kuşlara geldi. İngilizce kuş kelimesi “bird” olarak kullanılıyor. İngilizce kuşların çevirisi ise birds.
Kuşların tarihi 65 milyon yıl kadar geriye gidiyor. Bazı teorilere göre göre kuşlar, dinozorların bazı alt türlerinden evrimleşmiş. Hatta modern günlerin dinozoru diye anılan papağan türü var: Kakapo. Şimdi kuşların İngilizce çevirilerine bakalım ve İngilizce hayvanlar konusunda bilgilerimizi geliştirelim.
| İngilizce kuşlar (Kuşların İngilizcesi) | |
| Türkçe | İngilizce kuş isimleri |
| Kuş | Bird |
| Karga | Crow |
| Martı | Seagull |
| Kumru | Dove |
| Serçe | Sparrow |
| Şahin | Hawk |
| Kartal | Eagle |
| Doğan | Falcon |
| Papağan | Parrot |
| Penguen | Penguin |
| Bülbül | Nightingale |
| Ağaçkakan | Woodpecker |
| Baykuş | Owl |
| Kuğu | Swan |
| Leylek | Stork |
| Kırlangıç | Swallow |
| Bird nest | Kuş yuvası |
| Hatch | Kuş yumurtası |
| Flock | Kuş sürüsü |
| Bird of prey | Yırtıcı kuş |
En yaygın olarak karşımıza çıkan İngilizce kuş isimleri bu şekilde. Şimdi kuşların İngilizce çevirilerini cümle içinde kullanarak bilgilerimizi pekiştirelim.
Şimdiye kadar birçok İngilizce hayvan ismi öğrendik. Son konumuzda sürüngenler var. Kimimizin çok korktuğu, kimimizin evinde evcil hayvan olarak beslediği canlılar!
Sürüngenlerin tarihi yüz milyonlarca yıl öncesine dayanıyor. Şimdi bu hayvanların İngilizcelerine bir göz atalım.
| İngilizce sürüngenler (Sürüngenlerin İngilizcesi) | |
| Türkçe | İngilizce sürüngen isimleri |
| Sürüngen | Reptile |
| Timsah | Crocodile |
| Kertenkele | Lizard |
| Yılan | Snake |
| Engerek | Viper |
| Kobra | Cobra |
| Kaplumbağa | Tortoise |
| Komodo ejderi | Komodo dragon |
| Boa yılanı | Boa constrictor |
| Piton | Phyton |
| Anakonda | Anaconda |
Birçok İngilizce sürüngen ismi öğrendik. Şimdi bu hayvanların İngilizcesini cümle içinde kullanıp bilgilerimizi geliştirelim.
İngilizce hayvanlar konu anlatımımız sona erdi. Bu içeriğimizde İngilizce hayvan isimlerini öğrendik. Şimdi Kolay İngilizce öğrenmek konulu yazımızdan devam etmeye ne dersin?
Kibarlık ve nezaket için gündelik hayatta sık sık kullandığımız ifadelerden biri olan iyi günler kalıbı birçok farklı şekilde İngilizcede söylenebilir. İngilizcede en çok bilinen iyi günler deme şekli have a nice day! ve Good day! ifadeleridir.
Bunun yanında birçok farklı şekilde iyi günler diyebilirsin. Bu cümleler resmi ve günlük kullanım olmak üzere ikiye ayrılırlar. Bu yazıda her iki şekilde de kullanabileceğin cümlelerden ve bu cümlelerin kullanım alanlarından kısaca bahsedeceğiz. İngilizceni geliştirmek için yazımızı okumaya devam et!

İngilizce çalışmak için yapman gereken tek şey yan tarafta yer alan formu doldurmak!

Emma: Hey Alex, how’s it going?
(Merhaba Alex, nasıl gidiyor?)
Alex: Hey Emma, I’m doing well, thank you. How about you?
(Merhaba Emma, ben iyiyim, teşekkür ederim. Siz nasılsınız?)
Emma: I’m good too, thanks. By the way, before we start our meeting, I just wanted to say good day to everyone.
(Ben de iyiyim, teşekkürler. Ayrıca, toplantımıza başlamadan önce herkese iyi günler demek istedim.)
Alex: That’s a nice gesture, Emma. It’s always good to start the day on a positive note.
(Bu güzel bir jest, Emma. Günü pozitif bir notla başlatmak her zaman iyidir.)
Emma: Absolutely! Have a nice day, everyone!
(Kesinlikle! Herkese iyi günler!)
Alex: Have a great day, Emma. And may your day be as bright as your smile!
(Harika bir gün geçir, Emma. Ve günün gülüşün kadar parlak olsun!)
Emma: Thanks, Alex. I’m sending you positive vibes for the day as well.
(Teşekkürler, Alex. Ben de sana gün için pozitif enerjiler gönderiyorum.)
Alex: Appreciate that, Emma. I hope you all enjoy a splendid day ahead!
(Bunun için minnettarım, Emma. Umarım hepiniz harika bir gün geçirirsiniz!)
Emma: Wishing you a wonderful day too, Alex. Let’s have a productive meeting!
(Sana da harika bir gün diliyorum, Alex. Verimli bir toplantı geçirelim!)
Alex: Definitely, let’s make the most of it. Enjoy your day, Emma!
(Kesinlikle, en iyisini yapalım. Günün tadını çıkar, Emma!)
Emma: You too, Alex. Take care and enjoy the positive energy around you!
(Sana da, Alex. Kendine iyi bak ve etrafındaki pozitif enerjinin tadını çıkar!),
Online İngilizce kursumuza dair detaylara ulaşmak istersen, yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.
İngilizce, iş hayatının olmazsa olmazları arasındadır. Eğer uluslararası bir şirkette çalışıyorsan, tüm gününü farklı ülkelerde yaşayan çalışma arkadaşlarının e-postalarını yanıtlayarak, onlarla telefonda görüşmeleri yaparak geçirmek durumundasın. Devam eden projeler hakkında çalışma arkadaşlarınla fikir alışverişi yapman gerektiğinde veya olası iş partnerlerinle görüşmen gereken konular olduğunda toplantılar düzenlemen gerekir.
Bu gibi durumlarda tarafların birbirini anlaması ve ilgili konuların çözüme kavuşturulması için İngilizcenin etkin bir şekilde kullanılması zorunlu bir hal alır.
Gelin, başarılı bir iş toplantısı düzenlerken baştan sona hangi noktalara dikkat edilmesi ve ne gibi İngilizce kalıplar kullanılması gerektiğine hep birlikte göz atalım.
İngilizce toplantı daveti yazılı olarak nasıl yapılır bir örnekle açıklayalım.
Örnek:
Hello Marc,
I hope you have been well.
I would like to invite you to attend our general annual meeting on Friday, 3 January 2020, at 11 am.
The meeting will be held in our office.
Please find the meeting agenda as attached.
Please let me know if you will be able to attend the meeting by tomorrow.
Best Regards
Türkçesi:
Merhaba Marc,
Umarım iyisinizdir.
Sizi 3 Ocak 2020 Cuma günü saat 11’de düzenleyeceğimiz genel yıllık toplantımıza davet etmek isterim.
Toplantı ofisimizde yapılacak.
Toplantı ajandasını ekte görebilirsiniz.
Saygılarımla.
İngilizce çalışmak istiyorsan, yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

Şimdi toplantı esnasında hangi durumlarda ne gibi İngilizce kalıplar kullanmanız gerektiğini örneklerle açıklayalım.
İngilizce öğrenmek için bir arayış içindeysen, yan taraftaki formu hemen doldur!

Toplantıyı bitirirken sıklıkla kullanacağınız İngilizce kalıpları örneklerle açıklayalım.
Toplantılarda hangi noktalara dikkat etmen gerektiğini ve ne tarz İngilizce kalıplar kullanıldığını artık biliyorsun. Ama bütün bu bilgilerin aklınızda kalması için pratik yapman şart.
İngilizceyi toplantılarda daha etkili kullanabilmek için Open English’in ana dili İngilizce olan eğitmenlerinden yardım alabilirsin. Burada bol bol pratik yapma fırsatı yakalayacak ve toplantılarda kendinizi rahatça ifade edebileceksin. Hemen Open English’e kaydol ve sana sunduğumuz ayrıcalıklardan faydalanmaya başla.
Shakespeare, İngiliz edebiyatının en büyük isimlerinden biri olmasının yanı sıra, İngiliz diline de pek çok katkıda bulunmuştur. Oyunlarında ve şiirlerinde kullandığı kelimeler ve ifadeler, zamanla dile yerleşmiş ve bugün hâlâ kullanılmaktadır.
Buzları eritmek. Bu deyim, ilk kez 1590 yılında yazdığı Veronalı İki Delikanlı adlı oyununda geçer. Bu deyim, aradaki gerginliği veya mesafeyi azaltmak, sohbeti başlatmak anlamına gelir. Örneğin: “I tried to break the ice with a joke, but she didn’t laugh.” (Bir şaka yaparak buzları eritmeye çalıştım, ama gülemedi.)
Wear your heart on your sleeve: Kalbini kollunda taşımak. Bu deyim, ilk kez 1604 yılında yazdığı Othello adlı oyununda geçer. Bu deyim, duygularını açıkça belli etmek, saklamamak anlamına gelir.
Örneğin: “He always wears his heart on his sleeve, you can tell how he feels by looking at his face.” (O hep kalbini kollunda taşır, yüzüne bakarak nasıl hissettiğini anlayabilirsin.)
Online İngilizce kursumuz hakkında daha detaylı bilgi almak için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

Yeşil gözlü canavar.”The green-eyed monster” deyimi, William Shakespeare’in “Othello” adlı oyununda kullanılmıştır. Bu deyiş, oyunun ünlü karakteri Iago tarafından kıskançlığı ifade etmek için kullanılmıştır. Iago, Othello’nun kıskançlığını ve öfkesini anlatırken bu ifadeyi kullanarak kıskançlığın insanları nasıl etkileyebileceğini vurgular. Bu deyiş, kıskançlığın sembolik olarak yeşil gözlü bir canavar gibi insanların içini kemiren bir duygu olduğunu ifade etmek için kullanılır.
Örneğin: “Don’t let the greeneyed monster get the better of you, she’s just a friend.” (Yeşil gözlü canavarın seni ele geçirmesine izin verme, o sadece bir arkadaş.)
Yabankazı avı anlamına gelir. Bu deyim “Romeo and Juliet” (Romeo ve Juliet) adlı eserinde kullanılmıştır. Bu deyiş, oyunun ünlü karakteri Mercutio tarafından kullanılmıştır. “Romeo and Juliet”ın 2. Perde, 4. Sahnesinde Mercutio, Romeo’yu sevgilisi Juliet’i bulmaya çalışırken bir “wild goose chase”e (boşuna uğraşa) gitmekle suçlar. Bu ifade, boşuna veya anlamsız bir amaca yönelik enerji ve çabanın harcanması durumunu ifade etmek için kullanılır.
Örneğin: “Looking for a needle in a haystack is a wild goose chase.” (Samanlıkta iğne aramak yabankazı avına çıkmak gibidir.)

Gülünç duruma düşmek. “a laughing stock” deyimi ilk kez William Shakespeare’in “The Merry Wives of Windsor” (Windsor’un Neşeli Kadınları) adlı eserinde kullanılmıştır. Bu ifade, oyunun karakteri Sir John Falstaff tarafından kullanılmıştır. “The Merry Wives of Windsor”ın 3. Perde, 3. Sahnesinde Falstaff, kendi saçma ve komik davranışları nedeniyle insanların alay konusu olduğundan bahsederken “a laughing stock” deyimini kullanmıştır. Bu ifade, bir kişinin veya durumun başkalarının gülme nesnesi veya alay konusu haline gelmesini ifade etmek için kullanılır.
Örneğin: “He made a fool of himself at the party and became a laughing stock.” (Partide kendini rezil etti ve gülünç duruma düştü.)
Shakespeare, wear your heart on your sleeve terimini ilk olarak 1604 yılında yazdığı Othello adlı oyununda kullanmıştır. Bu terim, duygularını açıkça belli etmek, saklamamak anlamına gelir. Oyunun birinci perdesinin birinci sahnesinde, kötü niyetli Iago, kendisine güvenen Othello’yu kandırmak için şöyle söylemiştir:
“IAGO But I will wear my heart upon my sleeve For daws to peck at: I am not what I am.”
Bu dizelerde, Iago, kalbini kollunda taşıyacağını söylerken aslında tam tersini yapacağını ima eder. Iago, gerçek duygularını ve niyetlerini hiç kimseye göstermez, sadece seyirciye bazen açıklar. Ama seyirci de ona tam olarak güvenemez. Iago, Othello’nun karısı Desdemona’ya aşık olan Cassio’yu da kandırarak onu Desdemona ile konuşmaya ve böylece Othello’nun kıskançlığını körüklemeye ikna eder.
Bu terim daha sonra Shakespeare’in diğer oyunlarında da geçer. Örneğin, 1611 yılında yazdığı Kış Masalı adlı oyununda, Hermione’nin sadık arkadaşı Paulina, Leontes’in karısına olan haksız şüphesini eleştirirken şöyle der:
Bu dizelerde, Leontes, karısı Hermione’nin kendisini aldatmadığına inanmaz ve doğan kız çocuğunu da gayri meşru ilan eder. Sadık dostu Antigonus, çocuğun hayatını kurtarmak için onu uzak bir yere götürmeyi kabul eder. Leontes, Antigonus’un kalbini kollunda taşıdığını söylerken, onun duygularını küçümser ve alay eder.
İngilizce kelime hazneni genişletmek ve akıcı bir şekilde İngilizce konuşmak istersen yan taraftaki formu doldurabilirsin.

Bu yazıda Shakespeare’in İngilizceye kazandırdığı 5 farklı deyimden bahsettik. Shakespeare yazdığı oyunları ve kullandığı farklı deyimleriyle İngilizceyi daha zengin bir dil hâline getirmeyi başarmıştır. Öyle ki, günümüzde Shakespeare’i ve eserlerini doğru şekilde anlamak için kullanılan “Shakespeare Sözlüğü” kullanılmaktadır.
İngilizce öğrenmek için arayışını yan taraftaki formu doldurarak sonlandırabilirsin.
En çok kullanılan İngilizce kalıplar hangileri? Bu konuyu merak edenler için araştırdık.
Günümüz dünyasında kariyer ve eğitim hedeflerimiz artık global ölçekte. Birçoğumuz gerek iş gerek de öğrenim hayatı için başka ülkelerdeki fırsatları değerlendiriyoruz. Kimimiz hayallerindeki kariyer yolculuğunu Amerika Birleşik Devletleri’nde, kimimiz hedeflediği akademik yolculuğu Avrupa’nın köklü üniversitelerinde buluyor. Tüm bu amaçların kesiştiği bir nokta var: İngilizce dil becerisi.
İngilizce kalıplar, tıpkı Türkçede sıkça kullandığımız ifadeler gibi her yerde karşına çıkabiliyor.
İngilizce oldukça geniş bir konu. Peki, pratik şekilde öğrenebileceğin İngilizce kalıplar var mı? Tabii ki!
Open English senin için en çok kullanılan İngilizce kalıpları hazırladı.
| İngilizce ifade | Türkçe anlamı |
| What’s up? | Ne haber? / Nasıl gidiyor? |
| Let’s go! | Hadi gidelim. |
| How much is this? | Bu ne kadar? / Bunun fiyatı nedir? |
| No way! | Olamaz! / Yok artık! |
| More or less | Aşağı yukarı |
| It sounds good | Kulağa hoş geliyor |
| Guess what? | Bil bakalım ne oldu? |
| Don’t mention | Lafını bile etme / Lafını bile etmeye gerek yok |
| I don’t mind | Umrumda değil |
| I will be back soon | Kısa sürede geri geleceğim |
| If I were you… | Senin yerinde olsaydım… |
| Give me five! | Çak bir beşlik! |
| Make yourself at home | Kendini evindeymiş gibi rahat hisset |
| It’s better than nothing | Hiç yoktan iyidir! |
| Leave me alone | Beni yalnız bırak / Beni rahat bırak |
Günlük hayatta kullanılan İngilizce kalıp cümlelerden bazılarını listeledik. Bu kalıplarla duygu ve düşüncelerini İngilizce dilinde pratik şekilde aktarabilirsin. Daha fazlasını keşfetmek ve İngilizce öğrenmek için Open English iletişim formunu doldurmaya ne dersin?

| İngilizce ifade | Türkçe anlamı |
| Let’s get to the point | Sonuca gelelim / Özetleyebilir misin? |
| As soon as possible (ASAP) | En acil şekilde |
| From my point of view | Benim görüşüme göre / Benim bakış açıma göre |
| Do you have some advice for me? | Benim için bir önerin var mı? |
| The ball is in your court | Top sende / Geri kalanı sende artık |
| Brainstorming | Beyin fırtınası yapmak |
| Please leave it to me | Lütfen onu bana bırak |
| It really takes time | Bu gerçekten vakit alıyor / Bu iş uzun sürer |
| Please hang on | Lütfen hatta kalın |
| Let’s arrange a meeting | Bir toplantı düzenleyelim |
| In the long term | Uzun vadede |
| It’s not rocket science | Çok zor olmasa gerek / Kolay bir iş |
| Get the ball rolling | Başlayın / Başlatın |
| Burn the midnight oil | Gece mesaisi yapacağız / geceye kadar çalışacağız |
| Keep me in the loop | Beni gelişmelerden haberdar et / Beni habersiz bırakma(yın) |
İş dünyasında kullanılan daha birçok İngilizce kalıp var. Ofis hayatında sıkça kullanılanları biz senin için listeledik. Daha fazlasını öğrenmek istersen Open English’in iş İngilizcesi içeriklerinde aradığını bulabilirsin.
| İngilizce ifade | Türkçe anlamı |
| Can you repeat the question, please? | Lütfen soruyu tekrar edebilir misin? |
| Can you spell it, please? | Lütfen heceleyebilir misin? |
| Hit the book | Çok ders çalışmak |
| Pass with flying colors | Çok yüksek notla geçmek |
| Can I answer this? | Buna ben cevap verebilir miyim? |
| I have to study | Ders çalışmak zorundayım |
| I have a midterm tomorrow | Yarın ara sınavım var. |
| Could you explain that again, please? | Lütfen tekrar anlatır mısınız? |
| Will there be a quiz about this? | Bununla ilgili sınav olacak mı? |
| Back to basics | Temelden alalım / Başa geri dönelim |
| Can you explain it more slowly? | Daha yavaş anlatabilir misiniz? |
| When is the final exam? | Final sınavı ne zaman? |
| Do we have homework? | Ödevimiz var mı? |
| Can you summarize it? | Özetleyebilir misin? |
| When is the semester break? | Sömestir tatili ne zaman? / Ara tatil ne zaman? |
Okul ortamında sıkça karşılaştığımız İngilizce kalıplar bu şekilde. Tabii ki bunların dışında kullanılan birçok İngilizce kalıp var. Daha fazlasını öğrenmek ve efektif bir şekilde İngilizce çalışmak istersen, Open English konuşma sınıflarında aradığını bulacaksın.

Yurt dışında bir hayata başlamanın ilk adımı, İngilizce dil becerisi kazanmak. Üstelik temel seviyede İngilizce yetmeyebilir, bu dili ikinci ana dilin gibi kullanmalısın.
7 gün 24 saat canlı online derslerin yayınlandığı Open English platformu, bir bütün halinde İngilizce eğitimi almak istiyorsan tam sana göre.
Open English, bir yandan platformdaki interaktif dersler ve araçlarla her seviyeye uygun şekilde İngilizce öğrenebilieceğin, diğer yandan ana dili İngilizce olan eğitmenlerle mükemmel telaffuzun inceliklerini keşfedebileceğin bir yer.
Buradaki konuşma sınıflarında İngilizce konusunda özgüvenini geliştirebilir, iş İngilizcesi içerikleriyle mesleki jargonu öğrenebilirsin.
Dünyanın farklı ülkelerinden 1 milyondan fazla öğrencinin kullandığı en iyi online İngilizce kursu Open English İngilizce konuşma, listening, reading ve writing konularında ileri seviyede İngilizce eğitimi sağlıyor. Daha fazlasını öğrenmek için yan tarafta yer alan iletişim formunu doldurman yeterli!
Dil sürekli gelişen ve değişen canlı bir varlıktır. Dillerin zaman içinde sürekli değişmesi ile birlikte kelimeler de sürekli olarak değişir. Bazı kelimeler neredeyse hiç değişmeden günümüze kadar gelirken bazı kelimeler kültürün de etkisiyle değişime uğrar.
Bu seride İngilizce kelime kökenleri, anlamları ve bu kelimelerin basit tarihçesi üzerine konuşacağız. Bu yazıda Air kelimesinin kökenine inip kelimeyi detaylıca inceleme fırsatı bulacaksın. Bunun gibi daha fazla içerik ilginizi çekiyorsa blog sayfamızdaki diğer yazılara da göz atabilirsin.
Air kelimesi, 1300’lü yıllardan beri İngilizcede “yeryüzünü çevreleyen görünmez gazlar” anlamında kullanılır. Air kelimesi, Fransızcadaki “air” kelimesinden gelir. Fransızcadan İngilizceye geçen bu kelime ise, Latince “aer” kelimesinden türemiştir. Aer kelimesinin kökeni ise Yunanca aēr¹ (genitif aeros) kelimesinin karşılığıdır. Yunanca aēr, “sis, pus, bulut” anlamına gelir. Sonraki yıllarda bilimsel terimlerin de genişlemesiyle birlikte “atmosfer” anlamında da kullanılmıştır. Bu kelimenin aenai (“üflemek, nefes almak”) kelimesiyle ilişkili olduğu da düşünülmektedir.
Air kelimesi, Homeros’ta çoğunlukla “yoğun hava, sis” anlamına gelir. Daha sonra dört elementten biri olarak “hava” anlamına gelmiştir. Hint Avrupa dillerindeki “hava” kelimeleri genellikle rüzgar, parlaklık, gökyüzü ile ilişkilendirilir.
Air kelimesi tek bir anlama sahip değildir. Aynı zamanda 1590’lardan beri “melodi, ezgi, bağlantılı ritmik farklı müzik sesleri dizisi” anlamına gelmektedir². Bu anlam ise İtalyanca aria (bkz. aria ) kelimesinden türetilmiştir. Bazı uzmanlar Fransızcadan geldiğini de düşünmektedir.
Bu kelimenin bir diğer anlamı ise 1650’lerden beri “tavır, görünüm” (örneğin bir gizem havası gibi); 1650’lerden beri “kabul edilmiş tavır, etkilenmiş görünüm” (özellikle havalar takınmak deyiminde) anlamına gelmektedir. Bu kelime, Fransızca air “bakış, görünüm, mizaç, duruş, ton” (Eski Fransızca aire “gerçeklik, öz, doğa, soy, köken” kelimesinden gelir.

“Air,” İngilizce’de hem somut hem de soyut anlamlarda kullanılan çok yönlü bir kelimedir. Somut olarak, “air,” atmosferdeki gaz karışımını ifade eder. Bu gaz karışımı, insanların soluduğu oksijeni içerir. Aynı zamanda, “air” kelimesi taze hava veya atmosferin fiziksel özelliklerini de ifade edebilir.
“Somut anlam” ifadesi, fiziksel varlıkları, nesneleri veya gerçekliği ifade etmek için kullanılır. “Air” kelimesi somut anlamda, atmosferde bulunan gaz karışımını ifade etmek için kullanılır. İnsanların soluduğu havayı ve atmosferi temsil eder. Örnek cümlelerde bu anlamı görebiliriz:
Soyut anlamda “air,” bir düşünce, duygu veya izlenim anlamına gelir. Örneğin, “She has an air of confidence” ifadesindeki “air,” özgüvenli bir izlenim veya hava anlamına gelir. Ayrıca, “to give someone the air” ifadesi, ilişkiyi sonlandırmak veya birini reddetmek anlamında kullanılır.
“Air” kelimesi soyut anlamda kullanıldığında, genellikle bir duygu, düşünce veya izlenim ifade etmek amacıyla kullanılır. Örnek cümlelerde bu anlamı görebiliriz:
İngilizce kelime hazneni geliştirmek ve İngilizce öğrenmek için yan taraftaki formu doldurarak ilk adımı atabilirsin.

“Air” kelimesi, İngilizcede birçok deyimde ve ifadede sıkça kullanılan bir terimdir. Bu başlıkta air kelimesinin geçtiği kalıplardan bahsedeceğiz.
The future of the project is still up in the air.
(Projenin geleceği hala belirsiz.)
The new manager’s ideas breathed new life into the company.
(Yeni yöneticinin fikirleri şirkete yeni bir enerji verdi.)
The meeting was a chance for employees to air their grievances.
(Toplantı, çalışanların şikayetlerini dile getirme fırsatıydı.)
He puts on airs and acts like he’s better than everyone else.
(Kendini beğenmiş davranıyor ve herkesten daha iyi olduğunu düşünüyor.)
There’s a feeling of celebration in the air.
(Havada kutlama havası var.)
We need to clear the air and discuss what’s been bothering us.
(Sorunları çözmek ve bizi rahatsız eden konuları konuşmak zorundayız.)
The magician made the rabbit appear out of thin air.
(Sihirbaz tavşanı ansızın havada belirdi.)
The radio show will be on air at 8 PM.
(Radyo programı saat 20.00’de yayında olacak.)
Ever since she got the job, she’s been walking on air.
(İşi aldığından beri, mutluluktan uçar gibi.)
His promises turned out to be nothing but hot air.
(Onun vaatleri boş laf çıktı.)
“He’s always airing his dirty laundry in public.”
(Her zaman utanç verici detaylarını herkese anlatıyor.)
Bu yazıda İngilizce air kelimesinin kökeni ve bu kelimenin kullanıldığı atasözleri ve deyimlerden bahsettik. Air kelimesi İngilizcede en popüler kelimelerden biri olmakla birlikte bilinmeyen birçok anlama sahiptir. İngilizce ve kelimeler hakkında ilginç bilgiler öğrenmeye devam etmek ve efektif bir şekilde İngilizce çalışmak için farklı yazılarımıza da göz atabilirsin!
İngilizce renkler öğrenmesi en keyifli konulardan biri… Renkler İngilizce dilinin günlük kullanımında sıkça karşımıza çıkan bir kavram. Bu nedenle İngilizce renk isimleri ve okunuşlarını öğrenmek kesinlikle önemli!
Renk İngilizce dilinde “color” ya da “colour” şekilde yazılıyor. Ayrıca renkler İngilizce dilinde “colors” ya da “colours” diye yazılıyor. Amerikan İngilizcesinde color, İngiliz İngilizcesinde ise colour kullanılıyor. İngilizce renkler konusunda bu ayrımla karşılaşırsan şaşırma, ikisi de doğru kullanım.
İngilizce renkler nelerdir? Bu sorunun yanıtı merak ediyorsan, tüm detayları senin için araştırdık. Renklerin İngilizcesi konusunu öğrenmek için hazırladığımız tabloları inceleyebilirsin.
İngilizce renklerin okunuşları ve yazılışları farklı oluyor. Bu nedenle İngilizce renkler konusunu çalışırken hem kelime ezberleme hem de konuşma pratiği yapman yararlı olur.
Üç ana renk var; bunlar mavi, sarı ve kırmızı. İngilizce renk isimleri ise mavi (blue), sarı (yellow) ve kırmızı (red). Ana renklerin İngilizcesi ise “primary colours”.
| Ana renkler | Ana renkler İngilizce yazım | Ana renkler İngilizce okunuş |
| Mavi | Blue | Bu-lüy |
| Sarı | Yellow | Ye-lov |
| Kırmızı | Red | Red |
İngilizce renk isimlerini öğrenmek için en kolay yöntem, pratik yapmak! İngilizce renkler ile ilgili ne kadar farklı cümle yapısını incelersen, İngilizcede renk ve isimleri o kadar kısa sürede öğrenirsin. Şimdi “İngilizce renkleri öğreniyorum.” demek isteyenler için hazırladığımız örnek cümleleri paylaşıyoruz.
EN: I want a red hat.
TR: Kırmızı bir şapka istiyorum.
EN: I think I will choose the yellow one.
TR: Sanırım sarı olanı seçeceğim.
EN: When do we learn about English colour names, such as blue?
TR: Mavi gibi İngilizce renk isimlerini ne zaman öğreniriz?
EN: Benim en sevdiğim renkler kırmızı, sarı ve mavidir.
TR: My favourite colours are red, yellow and blue.
İngilizce konuşmak için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak!

Ara renkler, ana renklerin karışımıyla elde ettiğimiz renklerdir. Ana renkler gibi toplamda 3 tanedir. Şimdi ara renklerin İngilizcesini öğrenmek için tablodan yardım alalım. Böylece İngilizce renkler bilgimizi geliştirebiliriz.
Ara renkler İngilizce dilinde “secondary colours” olarak yazılır.
| Ara renkler | Ara renklerin İngilizcesi (yazım) | Ara renklerin İngilizcesi (okunuş) |
| Turuncu | Orange | O-rınç |
| Yeşil | Green | Gı-riin |
| Mor | Purple | Pör-pıl |
EN: You can say that it is a purple vegetable to describe eggplant without using its name.
TR: Patlıcanı ismini kullanmadan anlatmak için onun mor renkli bir sebze olduğunu söyleyebilirsin.
EN: The name of the colour orange in English comes from the fruit, the orange.
TR: İngilizcede turuncu renginin ismi meyve olan portakaldan gelir.
EN: Bunun en büyük nedeni klorofildir.
TR: Yapraklar yeşildir.
EN: Turuncu, mor ve yeşil ara renklerdir.
TR: Orange, purple and green are secondary colours.
İngilizce renkler dünyasında sıra beyaz ve siyaha geldi. İngilizce renkler hakkında cümleler kurarken çok sık karşımıza çıkacaklar.
Ana ve ara renklerden ayrılan fakat çok sık karşılaştığımız siyah ve beyaz renkler İngilizce diline nasıl çevriliyor? Siyah ve beyaz renkler İngilizce dilinde “black” ve “white” olarak yazılıyor.
Okunuşlarını öğrenmek istiyorsan aşağıdaki tabloyu inceleyerek İngilizce renkler konusunda bilgi sahibi olabilirsin.
| Renk isimleri | İngilizce renkler | İngilizce renkler ve okunuşları |
| Beyaz | White | Vayt |
| Siyah | Black | Bi-lek |
Siyah ve beyaz, aslında renk olarak kabul edilmez. Gördüğümüz tüm renkler, beyazın prizmadan geçişiyle oluşuyor.
Peki, saf beyazı nerede gözlemleyebiliriz? Güneş saf beyaz ışık üretiyor. Fakat bu ışınlar dünyaya gelirken kırılıyor ve biz güneşi sarı görüyoruz.
Siyah ise ışığın yansımaması anlamına geliyor. Saf siyah rengini sadece kara deliklerde gözlemleyebiliriz. Yani günlük hayatta karşımıza çıkan siyah, saf bir siyah değil.
EN: I want a white paper.
TR: Beyaz bir kağıt istiyorum.
EN: I didn’t like the black one.
TR: Siyah olanı sevmedim.
İngilizce renkler konusunda detaylara giriyoruz. Ana ve ara renklerle beraber siyah ve beyaz kavramlarını öğrendik. Geriye kalan İngilizce renk isimleri için aşağıdaki tabloyu inceleyebilirsin.
| Renk ismi | İngilizce renkler yazılışları | İngilizce renkler okunuşları |
| Gri | Gray | Gı-rey |
| Pembe | Pink | Pink |
| Kahverengi | Brown | Bı-ravn |
| Lila | Lilac | Lay-lek |
| Altın | Gold | Gold |
| Gümüş | Silver | Sil-vır |
| Bej | Bej | Bej |
| Turkuaz | Turquoise | Tör-koyz |
| Lacivert | Navy Blue | Ney-vi-bu-lüy |
| Krem | Cream | Kı-riim |
| Menekşe | Violet | Vay-lıt |
| Kızıl | Red | Red |
| Limon yeşili | Lime | Laym |
| Cam göbeği | Cyan | Sa-yan |
| Zeytin yeşili | Olive green | o-liv-gı-riin |
| Çivit mavisi | Indigo | İn-di-go |

İngilizce renkler dünyasında tonlardan nasıl bahsediyoruz? Mesela açık yeşili ya da koyu maviyi İngilizce nasıl yazarız?
Açık veya koyu renkler İngilizce dilinde belirli sıfatlarla ifade ediliyor. Tıpkı Türkçede olduğu gibi. İngilizce renkler konusunda detaylar için aşağıdaki tablodan yardım alabilirsin.
| Türkçe renk tonları | İngilizce renkler ve tonları yazım | İngilizce renkler ve tonları okunuş |
| Açık | Light | Layt |
| Koyu | Dark / Deep | Dark / Diip |
| Parlak | Bright | Bı-rayt |
| Soluk | Pale | Peyl |
| Mat | Matt | Met |
EN: Favori rengim açık pembedir.
TR: My favourite colour is light pink.
EN: Sanatçı ana renk olarak soluk maviyi kullanmış.
TR: The artist used pale blue as the main colour.
İngilizce renkler konusunda sıcak ve soğuk olanları nasıl ifade ediyoruz? Çok basit.
Türkçede net şekilde ifade edemediğimiz renkler için -msi/-msı/-msu/-msü yapım eklerini kullanırız. İngilizcede de renklerin sonuna -ish eki getirerek bu anlamı sağlayabiliyoruz. Örnekle açıklayalım.
TR: Turumcumsu renkli bir tişört giyerdi.
EN: He wore an orangish t-shirt.
TR: Yüzünde kırmızımsı lekeler vardı.
EN: She had reddish spots on her face.
İngilizce renkler konusu şimdilik bu kadar… Renkler İngilizce dilinde nasıl kullanılır sorusuna birçok cevap verdik. Pratik yapmak için sen de kendi cümlelerini oluşturabilirsin! Ayrıca İngilizceni geliştirmek için bir alt başlığa geçebilirsin.
İngilizce renkler konusunu öğrenmekle iş bitmiyor. Dünyanın her yerinde insanlarla iletişim kurabilmek için İngilizce öğrenmek istiyorsan, online İngilizce kursu Open English seni bekliyor.
Dilin güzelliklerini ve zenginliğini yansıtan deyimlerle dolu bir yolculuğa çıkmaya var mısın? Deniz, insanlık tarihinin en eski ve en büyük ilham kaynaklarından biri. Sadece fiziksel büyüklüğüyle değil, aynı zamanda sembolizmi ve romantizmiyle de tarih boyunca insanları hep etkilemiş. Bu yüzden de insanlar bazı deyimleri kavramları oluştururken etrafındaki güzelliklerden ilham almışlar.
İngilizcede bazı kelimelerin anlamlarını bu şekilde bilmek daha eğlenceli ve keyif dolu bir sürecin başlatıcısı olacaktır. Keyfim sürsün hiç bitmesin diyorsan seni Open English’e yönlendirelim:
Etkili ve keyifli bir şekilde İngilizce öğrenmek istiyorsan, Open English tam sana göre! Uzman eğitmenler eşliğinde interaktif dersler, gerçek hayat senaryoları ve özel alıştırmalarla İngilizceni hızla ilerletebilirsin. Open English esnek ders programları ve online kaynaklar sayesinde istediğin zaman, istediğin yerden derslere katılabilmeni sağlar. 7/24 online olup haftanın istediğin günü istediğin saatte soru sormak istediğin her an birkaç tıklama kadar yakınında!
Detaylı bilgi ve kayıt işlemleri için sayfanın kenarında bulunan formu doldurman yeterli!

Akıcı bir şekilde İngilizce konuşmak istersen, yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

İngilizce çalışmak için tek yapman gereken yan taraftaki formu doldurmak!

Bundan belki birkaç yıl önce herkese uzak bir kavram olan online eğitimler, artık günümüzün en olağan unsurları haline geldi. Şartların gerekliliğine göre şekillenen eğitimlerden biri olan İngilizce de online dönüşümünü tamamladı ve artık online İngilizce kursu, pek çok yerde karşımıza çıkmaya başladı.
Peki farklı şekillerde sunulan bu online İngilizce kursu nedir? Neden bir online İngilizce kursu tercih edilmelidir? İşte bu soruların cevabını burada bulabilirsiniz.
Online İngilizce eğitimi veren Open English olarak bu soruya en doğru cevapları verebiliriz. Online İngilizce eğitimi, geleneksel İngilizce eğitiminin dijital ortama taşındığı bir yöntemdir. Geleneksel kurslarda görebileceğiniz eğitimin özellikle de speaking ve private kurs açısından geliştirilmiş olduğu onlline İngilizce kursu, tüm materyallere dilediğiniz zaman ulaşmanıza fırsat tanır. Ayrıca 7/24 açık olan bir sistem olduğu için canınızın istediği her zaman çalışmanıza fırsat tanıyan online İngilizce kursu, kurumumuzda anadili İngilizce olan eğitmenler tarafından gerçekleştirilmekte ve en iyi sonuçların yakalanmasına yardımcı olmaktadır.
Bunlara ek olarak hafta içi, hafta sonu ayrımı olmadığı için planlarınızı ertelemenize ya da iptal etmenize sebep olmayan online İngilizce kursu, alışılagelmiş kurslar gibi standart sürelerde değil; sizin isteğinize göre özel olarak şekillendirilmektedir.
Open English olarak verdiğimiz online İngilizce eğitimi tecrübe etmek için 3 Günlük Ücretsiz Denemeyi buraya tıklayıp başlatabilirsiniz.

Open English olarak verdiğimiz online İngilizce kursunun sizler için farklı birçok avantajı vardır. Bu avantajları şu şekilde sıralayabiliriz:
Online İngilizce kursumuzun en önemli avantajlarından biri, 7/24 canlı derslerin düzenlenmesidir. Dilediğiniz her zaman diliminizde başlamak üzere olan bir ders seçeneği mutlaka bulacaksınız. Farklı konuları içeren bu canlı derslerde, eğitmenlerimizle konu hakkında konuşarak speaking yeteneğinizi geliştirebilir; anlatılan konuya dair merak ettiklerinizi öğrenebilirsiniz.
Süregelen İngilizce eğitiminde anadili İngilizce olan eğitmenlerle karşılaşmak sandığınız kadar kolay olmuyor ama Open English’te tüm eğitmenlerimiz, anadili İngilizce olan bireyler arasından seçiliyor ve online İngilizce eğitiminin en efektif hale getirilmesi için eğitmenlerimizin anadillerine dair detaylara sahip olup olmadıkları sürekli inceleniyor.
Online İngilizce kursunda sunduğumuz ders programında hem eğitimlerimizi online takip edebilir hem de gelişiminizi adım adım inceleyebilirsiniz. Bu sayede eksiklerinizi görerek o konular üzerine yoğunlaşabilir ve İngilizce gelişiminizi son derece verimli bir şekilde gerçekleştirebilirsiniz.
Belirli lokasyonda hizmet veren kurslara dahil olduğunuzda işiniz çıktığında veya ertelemeyeceğiniz bir durumla karşılaştığınızda eğitimleri kaçırırsınız ama Open English’de istediğiniz her yerden online İngilizce kursumuza katılabilirsiniz. Sürekli aktif derslerin olması da İngilizce gelişiminizin aksiliklere maruz kalmadan devam etmesine olanak sağlar.

İngilizce kursu online’da fiyatlar, geniş bir aralıkta karşınıza çıkmaktadır. Seçeceğiniz hizmetlere göre şekillenen online İngilizce kursu fiyatlarımız hakkında bilgi almak istiyorsanız, yanda yer alan formu doldurarak bize ulaşım sağlayabilirsiniz. Ekibimiz kısa süre içerisinde sizlere dönüş yaparak online İngilizce kursu fiyatlarıyla alakalı bilgi verecek ve eğitim detayları hakkında merak ettiğiniz her soruyu cevaplayacaktır.
2007 yılından beri hizmet veren Open English olarak online İngilizce eğitimi konusunda sayısız tecrübeye ve milyonlarca öğrenciye sahibiz. Geliştirdiğimiz online eğitim programıyla sürekli İngilizce dersler hayata geçirmekte ve güncel tuttuğumuz materyallerimizle İngilizcenizin yazma, okuma ve konuşma kısımlarında ilerlemesini mümkün kılmaktayız.
Siz de -Türkiye’nin neresinde olursanız olun- İngilizce eğitim online olarak gerçekleştirmek istiyorsanız, Open English’i gönül rahatlığıyla tercih edebilirsiniz. Üstelik 3 Günlük Ücretsiz Deneme fırsatımızı kullanarak platformu ve İngilizce online eğitimi deneyimleyebilirsiniz.