İngilizce Düğünlerle İlgili İfadeler

Hazır düğün sezonu açılmışken düğünlerle ilgili sık kullanılan ifadeleri de öğrenmek gerekir. Düğün içinde birçok geleneksel tören ve neredeyse her eşyaya hatta kişiye verilen farklı ifadeler kullanılır.

Genel kültürünü geliştirmen için bu kelimeler öğrenmek ve gerektirdiği yerde kullanabilmen de oldukça önemlidir. Bu yazıda düğünlerde sık kullanılan kelimeler ve ifadelerden kısaca bahsedeceğiz.

Düğünlerle Alakalı İngilizce İfadeler

  1. Bride – Gelin
  2. Groom – Damat
  3. Wedding ceremony – Düğün merasimi
  4. Wedding reception – Düğün resepsiyonu
  5. Vows – Sözler (Nikah Sözleri)
  6. Rings – Yüzükler
  7. Bridesmaids – Nedimeler
  8. Groomsmen – Damatlıkçılar
  9. Maid of Honor – Nedime
  10. Best Man – Damadın En İyi Arkadaşı
  11. Wedding cake – Düğün pastası
  12. Bouquet – Buket
  13. Honeymoon – Balayı
  14. RSVP – Katılım Yanıtı
  15. Bridal shower – Gelin partisi
  16. Engagement ring – Nişan yüzüğü
  17. Wedding dress – Gelinlik
  18. Toast – Kadeh kaldırma
  19. Father of the Bride – Gelinin Babası
  20. Wedding planner – Düğün organizatörü
  21. Anniversary – Yıl dönümü
  22. Flower girl – Çiçek kız
  23. Ring bearer – Yüzük taşıyıcı
  24. Dance floor – Dans pisti
  25. Marriage certificate – Evlilik belgesi
  26. Chapel – Şapel
  27. Veil – Duvak
  28. Tuxedo – Smokin
  29. Wedding vows – Evlilik sözleri
  30. Reception venue – Resepsiyon mekanı
  31. Registry – Kayıt defteri / Düğün listesi
  32. Wedding party – Düğün davetlileri
  33. Bachelorette party – Bekarlığa veda partisi
  34. Bachelor party – Bekarlığa veda partisi (erkekler için)
  35. Unity ceremony – Birlik seremonisi
  36. Seating arrangement – Oturma düzeni
  37. Proposal – Evlilik teklifi
  38. Bridal suite – Gelin odası
  39. Something old, something new, something borrowed, something blue – Eski bir şey, yeni bir şey, ödünç alınan bir şey, mavi bir şey
  40. First dance – İlk dans
  41. Wedding march – Düğün marşı
  42. Gift registry – Hediye listesi
  43. Wedding favor – Düğün hatırası
  44. Guestbook – Misafir defteri
  45. Wedding announcement – Düğün duyurusu
  46. Wedding invitation – Düğün davetiyesi
  47. Ceremony music – Merasim müziği
  48. Photographer – Fotoğrafçı
  49. Videographer – Kameraman
  50. Save the date – Tarihi kaydet

İngilizce öğrenmek için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

düğünlerle ilgili örnek ingilizce diyalog

Düğünler İle İlgili Örnek İngilizce Diyalog

Sarah: Hey, Jane! I heard you’re getting married soon. Congratulations!

Merhaba, Jane! Yakında evleniyormuşsun. Tebrikler!

Jane: Thank you so much, Sarah! Yes, we’re really excited about it.

Çok teşekkür ederim, Sarah! Evet, gerçekten heyecanlıyız.

Sarah: That’s wonderful! Have you decided on the wedding ceremony location yet?

Harika! Düğün merasimi için mekanı belirlediniz mi henüz?

Jane: Yes, we’re having a church wedding ceremony. The chapel has a beautiful garden for the reception too.

Evet, kilise düğün merasimi yapacağız. Şapelde güzel bir bahçe de var resepsiyon için.

Sarah: That sounds lovely! And who’s going to be your maid of honor?

Bu harika görünüyor! Peki, kim nedime olacak?

Jane: My sister Emily will be my maid of honor, and Mark’s best friend, Mike, will be his best man.

Kız kardeşim Emily nedime olacak, ve Mark’ın en iyi arkadaşı Mike en iyi adam olacak.

Sarah: Great choices! Are you planning any unique unity ceremony?

Harika seçimler! Benzersiz bir birlik seremonisi düşünüyor musunuz?

Jane: Yes, we’ll be doing a sand unity ceremony. It symbolizes our coming together as a blended family.

Evet, kum birliği seremonisi yapacağız. Bu, birleşen ailemizi simgeliyor.

Sarah: That’s beautiful and meaningful. What about the first dance?

Hem güzel hem de anlamlı. Peki, ilk dansınız ne olacak?

Jane: We’ve chosen “Can’t Help Falling in Love” by Elvis Presley for our first dance.

İlk dansımız için Elvis Presley’in “Can’t Help Falling in Love” şarkısını seçtik.

Sarah: Oh, that’s such a classic choice. And what’s the theme of your wedding?

Ah, o kadar klasik bir seçim. Peki, düğün temanız ne olacak?

Jane: Our theme is vintage elegance, with a touch of something blue in every detail.

Temamız vintage şıklık, her detayda biraz mavi dokunuşuyla.

Sarah: Sounds enchanting! Don’t forget to set up a gift registry for the guests.

Büyüleyici görünüyor! Misafirler için bir hediye listesi düşündünüz mü?

Jane: Yes, we’ve already done that. It includes items for our new home.

Evet, onu zaten hazırladık. Yeni evimiz için eşyalar içeriyor.

Sarah: Have you considered having a wedding favor for the guests?

Misafirler için düğün hatırası düşünmüş müsünüz?

Jane: Absolutely! We’re thinking of giving out personalized candles as wedding favors.

Kesinlikle! Kişiselleştirilmiş mumlar hediye olarak dağıtmayı düşünüyoruz.

Sarah: Wonderful idea! And will you have a guestbook for people to sign?

Harika bir fikir! İnsanların imzalayabileceği bir misafir defteriniz olacak mı?

Jane: Yes, we’ll have a guestbook at the entrance, and a photo booth for guests to leave pictures and messages.

Evet, girişte bir misafir defterimiz olacak, ve misafirlerin fotoğraf ve mesaj bırakabileceği bir fotoğraf kabini de.

Sarah: It all sounds so well-planned. I can’t wait to celebrate your special day!

Her şey çok iyi planlanmış gibi görünüyor. Özel gününüzü kutlamayı sabırsızlıkla bekliyorum!

Jane: Thank you, Sarah! We’re looking forward to sharing our happiness with everyone.

Teşekkür ederim, Sarah! Mutluluğumuzu herkesle paylaşmayı dört gözle bekliyoruz.

Hemen İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek istersen, yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

düğünler ile ilgili örnek ingilizce cümleler

Düğünler İle İlgili Örnek İngilizce Cümleler

  • The bride looked stunning in her white wedding gown.

(Gelin, beyaz gelinlik içinde muhteşem görünüyordu.)

  • The groom wore a classic black tuxedo for the wedding.

(Damat, düğün için klasik siyah bir smokin giydi.)

  • The wedding ceremony took place in a charming chapel.

(Düğün töreni büyüleyici bir şapelde gerçekleşti.)

  • The wedding reception was held in a beautiful garden.

(Düğün resepsiyonu güzel bir bahçede düzenlendi.)

  • They exchanged heartfelt vows during the ceremony.

(Tören sırasında içten gelmiş yeminlerini değiştirdiler.)

  • The rings symbolize their commitment to each other.

(Yüzükler, birbirlerine olan bağlılıklarını simgeliyor.)

  • The bridesmaids wore matching dresses in shades of blue.

(Damatlıklar, mavi tonlarında uyumlu elbiseler giydi.)

  • The groomsmen looked sharp in their gray suits.

(Damatlıklar, gri takımlarıyla şık görünüyorlardı.)

  • Jane’s sister was her maid of honor and gave a touching speech.

(Jane’in kız kardeşi onun nedimesiydi ve dokunaklı bir konuşma yaptı.)

  • Mark’s best man shared amusing stories from their friendship.

(Mark’ın en yakın arkadaşı, arkadaşlıklarından komik hikayeler paylaştı.)

Online İngilizce kursumuz hakkında detaylı bilgi almak için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

İngilizce Hayvanlar – Hayvanların İngilizce İsimleri

İngilizce hayvanların isimlerini merak ettin mi hiç? Cevabın evet ise doğru yerdesin. İngilizce hayvanlar isimleri ile bu isimlerin yazılışlarını keşfediyoruz. Böylece İngilizce kelime bilgimizi geliştirerek seviyemizi ilerletiyoruz.

Hayvanlar İngilizce dilinde nasıl söyleniyor? İngilizce hayvan isimleri nelerdir? İngilizce hayvanlar nasıl öğrenilir? Tüm bu soruların yanıtlarını aşağıda bulabilirsin.

Tüm İngilizce hayvanları öğrenmek için en iyi online İngilizce kursu Open English sistemini keşfetmeye ne dersin? İletişim formunu doldur, müşteri deneyimi ekibimiz sana ulaşarak sistemi anlatsın!

İngilizce Hayvanlar Ne Demek?

İngilizcede hayvan kelimesinin anlamı “animal.” Hayvanlar ise “animals”. Bununla ilgili örneklerle İngilizce hayvanlar kelimesini öğrenelim.

  • I love all animals. (Bütün hayvanları severim.)
  • Lion is an animal. (Aslan bir hayvandır.)
  • Pets are animals that we can live with indoors. (Evcil hayvanlar, iç mekanlarda beraber yaşayabileceğimiz hayvanlardır.)

İngilizcede hayvan ifadesi tıpkı Türkçede olduğu gibi bir argo kelime ya da bir sıfat olarak kullanılabiliyor. İngilizcede hayvanlar ifadesi bu tür durumlarda farklı kelimelelerle de ifade edilebiliyor. Tablo üzerinden bakalım.

İngilizce Türkçe
Animal Hayvan
Beast Hayvan, yaratık, canavar, gudubet, çirkin kimse
Creature Varlık, yaratık, hayvan, mahluk
Brute Hayvan, canavar, vahşi, düşüncesiz, kaba kimse

 

Yukarıda gördüğümüz gibi, İngilizcede hayvan kelimesinin birçok eşanlamlısı var. Fakat biyoloji alanında belirli bir canlı kümesini tanımladığımız varlıklar için “animal” ifadesini kullanabiliyoruz.

Şimdi İngilizce hayvanlar ve isimleri konusuna geçelim. Dünyayı milyonlarca hayvanla paylaşıyoruz. Bunlardan bir kısmı kendi habitatında vahşi hayvanlar olarak yaşamını sürdürürken, büyük bir kısmıyla mutualist bir yaşam tarzına sahibiz. Mesela kümeslerde ya da çiftliklerde beslediğimiz hayvanlar!

İngilizce hayvan isimlerini merak edenler için kategoriler anlatıyoruz. Karşınızda İngilizce hayvan isimleri ve örnek cümleler!

ingilizcede hayvan isimleri

İngilizce Hayvanlar: İngilizcede Evcil Hayvanlar

Birçoğumuz evlerimizde çeşitli hayvanlar besliyoruz. Bu hayvanlarla dost oluyor ve sevgimizi paylaşıyoruz. Şimdi İngilizcede evcil hayvan isimlerini öğrenip örnek cümleler türetelim.

İngilizce hayvanlar (İngilizcede evcil hayvanlar)
Türkçe İngilizce hayvanlar
Evcil hayvan Pet
Kedi Cat
Kedi yavrusu Kitten
Köpek Dog
Köpek yavrusu Puppy
Muhabbet kuşu Budgie
Akvaryum balığı / Süs balığı Goldfish
Balık Fish
Kuş Bird
Kaplumbağa Turtle
Kara kaplumbağası (Tosbağa) Tortoise
Bukalemun Chamaleon
Hamster Hamster
Gine domuzu Guinea pig
Tavşan Rabbit
Maymun Monkey
Papağan Parrot
İguana Iguana
Kanarya Canary
Sincap Squirrel

 

Evde beslenen hayvanların İngilizce karşılıkları bu şekilde. Eklemek istediğin İngilizce hayvanlar varsa yorumlara bekliyoruz! Şimdi İngilizce hayvanlar ile ilgili örnek cümlelelere bakalım.

  • My favourite pets are cats. (En sevdiğim evcil hayvanlar kedilerdir.)
  • My friend has an iguana. (Arkadaşımın bir iguanası var.)
  • Did birds evolve from dinosaurs? (Kuşlar dinozorlardan mı evrimleşti?)
  • Fenerbahçe’s club mascot is a yellow canary. (Fenerbahçe’nin takım maskotu bir sarı kanaryadır.)
  • My cat gave birth to 8 kittens. (Kedim 8 yavru doğurdu.)
  • Look at those lovely puppies! (Şu sevimli yavru köpeklere bak!)
  • What do you think about budgie tattoos? (Muhabbet kuşu dövmeleri hakkında ne düşünüyorsun?
  • You should feed your mature goldfishes twice a day. (Yetişkin akvaryum balıklarınızı günde 2 kez beslemelisiniz.)
  • Chameleons have the ability to change color. Bukalemunlar renk değiştirme yeteneğine sahiptirler.
  • What’s the difference between a turtle and a tortoise? Bir kaplumbağa ile tosbağa arasındaki fark nedir?
  • Rabbits love to eat carrots. (Tavşanlar havuçları yemeyi sever.)

İngilizce Hayvanlar: İngilizcede Kümes Hayvanları

İngilizce hayvan isimlerini öğrenmeye devam ediyoruz. Şimdi sırada kümes hayvanları var! İngilizcede kümes hayvanlarını aşağıdaki tablo üzerinden öğrenebilirsin. Kümes hayvanlarının İngilizcelerini hızlıca öğrenmek için onları cümle içinde kullanmayı unutma!

İngilizce kümes hayvanları
Türkçe İngilizce kümes hayvanları
Kümes hayvancılığı Poultry
Tavuk Chicken / Hen
Horoz Rooster
Civciv Chick
Hindi Turkey
Kaz Goose
Ördek Duck
Güvercin Pigeon
Tavus kuşu Peacock
Bıldırcın Quail
Sülün Pheasant
Keklik Partridge

 

İngilizce hayvanlar konumuzda kümes hayvanlarını öğrendik. Şimdi bu hayvanlar İngilizce cümlelerde nasıl karşımıza çıkabilir, bir bakalım. İngilizce hayvan isimleri ve örnek cümleler ile bilgimizi pekiştirelim.

  • My uncle is feeding pigeons on the roof. (Amcam çatıda güvercinleri besliyor.)
  • Do you know a place where I can take a poultry farming course? (Kümes hayvancılığı kursu alabileceğim bir yer biliyor musun?)
  • Chicks will typically hatch at day 21. (Civcivler genellikle 21. günde yumurtadan çıkar.)
  • Christians mostly eat turkey at Christmas. (Hristiyanlar Noel’de çoğunlukla hindi yerler.)
  • Ducks are mostly aquatic birds. (Ördekler çoğunlukla su kuşlarıdır.)
  • I saw a very big goose. (Çok büyük bir kaz gördüm.)
  • Have you ever tasted boiled egg of quail? (Hiç bıldırcın yumurtası tattın mı?)
  • Male peacocks have colorful feathered tails. (Erkek tavus kuşlarının renkli tüylü kuyrukları vardır.)
  • You can see a lot of gray partridges here. (Burada çok fazla gri keklik görebilirsiniz.)
  • The common pheasant (Phasianus colchicus) has 20–30 races ranging across Asia. (Bayağı sülün (Phasianus colchicus), Asya’da 20-30 ırka sahiptir.)

İngilizce Hayvanlar: Çiftlik Hayvanları

İngilizce hayvan isimlerinde sıra çiftlik hayvanlarına geldi. İnsan medeniyetinde çiftliklerin izini çok eski zamanlara kadar sürebiliyoruz. Çünkü yerleşik hayata geçtikten insanlar hayvanların et, süt ve güçlerinden yararlanmak üzere çiftlikler kurmuş.

Çiftlikte yaşayan hayvanların İngilizcesi Türkçe isimlerine göre oldukça farklı. Şimdi çiftliklerde sıkça karşımıza çıkabilen hayvanların İngilizce isimlerine bir bakalım.

İngilizce hayvanlar (İngilizcede çiftlik hayvanları)
Türkçe İngilizce çiftlik hayvanları
Çiftlik Farm
İnek Cow
Buzağı Calf
Boğa Bull
Koyun Sheep
Kuzu Lamb
Keçi Goat
Koç Ram
Sığır Cattle
At Horse
Tay Foal
Eşek Donkey
Deve Camel
Alpaka Alpaca
Katır Mule
Domuz Pig
Domuz eti Pork
Sığır eti Beef

 

İngilizce hayvanlar konu anlatımında çiftlik hayvanlarını öğredik. Şimdi öğrendiğimiz İngilizce hayvan isimlerini cümle içinde kullanarak bilgilerimizi pekiştirelim. Sen de öğrendiğin kelimelerle cümle türeterek kelimeleri daha hızlıca öğrenebilirsin.

  • I’m going to my grandmother’s farm in June. (Haziran’da büyükannemin çiftliğine gideceğim.)
  • How does a cow sound like? (İnek nasıl ses çıkarıyor?)
  • Calf is a baby cow or bull. (Buzağı bir bebek inek ya da boğadır.)
  • Do you ever ride a horse? (Hiç ata bindin mi?)
  • Bullfighting is a Spanish tradition in which a matador fights with a bull. (Boğa güreşi, bir matadorun bir boğayla dövüştüğü bir İspanyol geleneğidir.)
  • Mules can not breed. (Katırlar üreyemez.)
  • Goats may have hais like beards. (Keçilerin sakal gibi kılları olabilir.)
  • I am always dream of owning a foal. (Hep bir tay sahibi olmayı hayal ediyorum.)
  • Alpacas are valuable animals because of its mohair. (Alpakalar tiftiklerinden ötürü değerli hayvanlardır.)
  • Cattle can be a bull or cow. (Sığır bir boğa ya da bir inek olabilir.)
  • Pork, which is obtain from pigs, forbidden in Judaism and Islam. (Domuz eti, yani domuzlardan elde edilen et, Yahudilik ve İslam’da yasaklanmıştır.)

İngilizce çalışmak için yan taraftaki formu doldurarak bu konuda ilk adımı atabilirsin.

ingilizce hayvan isimleri

İngiizce Hayvanlar: Memeli Hayvanlar

Hayvanlar farklı özelliklerine kategorize ediliyorlar ve günümüzde birçok hayvan türü var. Mesela memeli hayvanlara bakalım. Memeli hayvanlar, çoğunlukla bebeklerini vücutlarında ürettikleri sütle besleyen ve yine çoğunlukla karada yaşayan hayvanların oluşturduğu sınıf.

İnsan da memeliler kategorisinde yer alan bir canlı. Şimdi İngilizce hayvanlar kelime bilgimizi geliştirmek için memeli hayvanların İngilizcesine bir bakalım.

İngilizce hayvanlar (İngilizcede memeli hayvanları)
Türkçe İngilizce memeli hayvanları
Memeliler Mammals
Maymun Monkey
Aslan Lion
Kaplan Tiger
Yarasa Bat
Fil Elephant
Balina Whale
Yunus Dolphin
Zebra Zebra
Kanguru Kangaroo
Kurt Wolf
Ayı Bear

 

Memeliler dünyasında daha birçok hayvan var. İngilizce hayvan isimlerini çalışırken sevdiğin hayvanların İngilizcesini araştırarak onlarla ilgili cümleler kurmaya ne dersin? Bizimle paylaşmak istersen yorumlara bekliyoruz. Şimdi memeliler sınıfından hayvanların İngilizcesini örnek cümlelerle kullanalım.

  • Most monkey species have long tails. (Çoğu maymun türünün uzun kuyrukları vardır.)
  • Humans are classified as mammals. (İnsanlar, memeliler olarak sınıflandırılır.)
  • Lions are known in many cultures as the king of animals. (Aslanlar çoğu kültürde hayvanların kralı olarak bilinir.)
  • Have you ever seen a tiger? (Sen hiç bir kaplan gördün mü?)
  • Just like humans, whales and dolphins breathe oxygen out of the atmosphere. (Tıpkı insanlar gibi, balinalar ve yunuslar atmosferdeki oksijeni solurlar.)
  • Most Kangaroos live in Australia. (Kanguruların çoğu Avustralya’da yaşar.)
  • Bears hibernate during winter, but aren’t sleeping the whole time. (Ayılar kışın kış uykusuna yatar, ancak bütün zaman boyunca uyumazlar.)
  • An alpha wolf is the leader of the the wolf pack. (Alfa kurt, kurt sürüsünün lideridir.)

İngilizce Balıklar: Balıkların İngilizcesi

İngilizce hayvanlar konusunda birçok şey öğrendik. Şimdi sıra deniz canlılarında! Denizde yaşayan balıkların İngilizcesini merak ediyorsan, senin için bir tablo hazırladık. Okumaya devam ederek balıkların İngilizcesini öğrenebilirsin.

İngilizcede Balık Ne Demek? Balık İngilizcesi Ne?

  • İngilizcede balık, “fish” kelimesiyle yazılıyor. Birçok balık türünün isminde bu kelime ile karşılaşabilirsin. Fish kelimesinin çoğulu ise “fishes”. Yani fishes, balıklar demek.
İngilizce balıklar (Balıkların İngilizcesi)
Türkçe İngilizce balıklar
Balık Fish
Balıkçılık Fishery
Tatlı su balığı Freshwater fish
Tuzlu su balığı Saltwater fish
Hamsi Anchovy
Çipura Sea bream
Mezgit Haddock
Somon Salmon (fish)
Morina Balığı Cod(fish)
Alabalık Trout
Levrek Sea bass
Kalkan balığı Turbot
Lüfer Bluefish
Köpek balığı Shark
Uskumru Macharel
Dil balığı Fluke
Sazan balığı Carp fish
Yılan balığı Eel
Ton balığı Tuna fish
Barakuda Barracuda
Palamut Bonito

 

İngilizce balık isimleri bu şekilde. Daha çok bir balık türü olduğunun farkındayız, fakat hepsini yazsak liste çok uzun olurdu! Şimdi İngilizce balıklar ile ilgili örnek cümleler kurarak bilgilerimizi pekiştirelim.

  • My favourite fish is salmon. (En sevdiğim balık, somondur.)
  • The Black Sea anchovy fishery is a very good example of a fishery. Karadeniz hamsi balıkçılığı balıkçılığa çok güzel bir örnektir.
  • Barracudas are dangerous because they are large fish (6ft long sometimes) with powerful jaws. (Barakudalar tehlikelidir çünkü güçlü çeneleri olan büyük balıklardır (bazen 2 metre uzunluğundadırlar).
  • Bonito refers to a group of medium-sized predatory fish belonging to the same family as tuna and mackerel.  (Palamut, ton balığı ve uskumru ile aynı aileye ait orta boy yırtıcı balık grubunu ifade eder.)
  • Cod is a bottom fish found in the northern hemisphere. Morina, kuzey yarımkürede bulunan bir dip balığıdır.

İngilizce Kuşlar: Kuşların İngilizcesi

İngilizce hayvan isimlerini öğrenme yolculuğunda sıra kanatlı dostlarımıza, yani kuşlara geldi. İngilizce kuş kelimesi “bird” olarak kullanılıyor. İngilizce kuşların çevirisi ise birds.

Kuşların tarihi 65 milyon yıl kadar geriye gidiyor. Bazı teorilere göre göre kuşlar, dinozorların bazı alt türlerinden evrimleşmiş. Hatta modern günlerin dinozoru diye anılan papağan türü var: Kakapo. Şimdi kuşların İngilizce çevirilerine bakalım ve İngilizce hayvanlar konusunda bilgilerimizi geliştirelim.

İngilizce kuşlar (Kuşların İngilizcesi)
Türkçe İngilizce kuş isimleri
Kuş Bird
Karga Crow
Martı Seagull
Kumru Dove
Serçe Sparrow
Şahin Hawk
Kartal Eagle
Doğan Falcon
Papağan Parrot
Penguen Penguin
Bülbül Nightingale
Ağaçkakan Woodpecker
Baykuş Owl
Kuğu Swan
Leylek Stork
Kırlangıç Swallow
Bird nest Kuş yuvası
Hatch Kuş yumurtası
Flock Kuş sürüsü
Bird of prey Yırtıcı kuş

 

En yaygın olarak karşımıza çıkan İngilizce kuş isimleri bu şekilde. Şimdi kuşların İngilizce çevirilerini cümle içinde kullanarak bilgilerimizi pekiştirelim.

  • Bird migration is the regular seasonal movement of some species of birds. (Kuş göçü, bazı kuş türlerinin düzenli mevsimlik hareketidir.)
  • Some birds build nests to live. It is called a bird nest. (Bazı kuşlar yaşamak için yuva yapar. Ona kuş yuvası denir.
  • Have you ever watched the cartoon Woody Woodpecker? (Sen hiç ağaçkakan Woody çizgi filmini izledin mi?)
  • Seagulls eat almost everyting. (Martılar neredeyse her şeyi yerler.)
  • Some of eagles can prey on antelopes and monkeys. (Bazı kartallar antilopları ve maymunları avlayabilir.)
  • My parrot can say 20 different words. (Papağanım 20 farklı kelime söyleyebiliyor.)
  • Owls can rotate their necks a maximum of 270 degrees. (Baykuşlar boyunlarını maksimum 270 derece döndürebilir.)

İngilizce Hayvanlar: İngilizce Sürüngen İsimleri

Şimdiye kadar birçok İngilizce hayvan ismi öğrendik. Son konumuzda sürüngenler var. Kimimizin çok korktuğu, kimimizin evinde evcil hayvan olarak beslediği canlılar!

Sürüngenlerin tarihi yüz milyonlarca yıl öncesine dayanıyor. Şimdi bu hayvanların İngilizcelerine bir göz atalım.

İngilizce sürüngenler (Sürüngenlerin İngilizcesi)
Türkçe İngilizce sürüngen isimleri
Sürüngen Reptile
Timsah Crocodile
Kertenkele Lizard
Yılan Snake
Engerek Viper
Kobra Cobra
Kaplumbağa Tortoise
Komodo ejderi Komodo dragon
Boa yılanı Boa constrictor
Piton Phyton
Anakonda Anaconda

Birçok İngilizce sürüngen ismi öğrendik. Şimdi bu hayvanların İngilizcesini cümle içinde kullanıp bilgilerimizi geliştirelim.

  • Reptiles can be found on every continent except Antarctica. (Sürüngenler Antarktika hariç her kıtada bulunabilir.)
  • There are more than 3,000 species of snakes. (3.000’den fazla yılan türü vardır.)
  • Pythons are non-venomous snakes. (Pitonlar zehirsiz yılanlardır.)
  • Large crocodiles can run between speed of a 24-35 km/h. (Büyük timsahlar 24-35 km/s hızında koşabilir.)
  • At up to 250 kilograms, the green anaconda is the largest snake in the world. (250 kilograma kadar olan yeşil anakonda, dünyanın en büyük yılanıdır.)

İngilizce hayvanlar konu anlatımımız sona erdi. Bu içeriğimizde İngilizce hayvan isimlerini öğrendik. Şimdi Kolay İngilizce öğrenmek konulu yazımızdan devam etmeye ne dersin?

İngilizce İyi Günler Demenin Farklı Yolları

Kibarlık ve nezaket için gündelik hayatta sık sık kullandığımız ifadelerden biri olan iyi günler kalıbı birçok farklı şekilde İngilizcede söylenebilir. İngilizcede en çok bilinen iyi günler deme şekli have a nice day! ve Good day! ifadeleridir.

Bunun yanında birçok farklı şekilde iyi günler diyebilirsin. Bu cümleler resmi ve günlük kullanım olmak üzere ikiye ayrılırlar. Bu yazıda her iki şekilde de kullanabileceğin cümlelerden ve bu cümlelerin kullanım alanlarından kısaca bahsedeceğiz. İngilizceni geliştirmek için yazımızı okumaya devam et!

İyi Günler (Good Morning) Kalıpları

  • Good morning! (Günaydın!)
  • Morning! (Günaydın!)!
  • Have a great morning! (Harika bir sabah geçir!)
  • Wishing you a wonderful morning! (Size harika bir sabah diliyorum!)
  • May your morning be filled with joy! (Sabahınız neşeyle dolu olsun!)

ingilizce iyi günler demek - informal ifadeler

Informal İngilizce İyi Günler Demek

  • Good day! (Günaydın!) 
  • Have a nice day! (İyi günler!) 
  • Have a great day! (Harika bir gün geçir!)  
  • Enjoy your day! (Gününü keyifle geçir!)  
  • Wishing you a wonderful day! (Sana harika bir gün diliyorum!)  
  • May your day be filled with joy! (Günün neşeyle dolu olsun!)
  • Hope you have a good day! (Umarım iyi bir gün geçirirsin!)
  • Sending you positive vibes for the day! (Gün için sana pozitif enerjiler gönderiyorum!)
  • May your day be as bright as your smile! (Günün gülüşün kadar parlak olsun!)  
  • Have a splendid day! (Muhteşem bir gün geçir!)

Formal (Resmi) İfadeler:

  • Good day! (İyi günler!) 
  • Have a nice day! (İyi günler dilerim!)
  • Have a great day! (Harika bir gün geçirmenizi dilerim!)  
  • Enjoy your day! (Gününüzü keyifle geçirin!)  
  • Wishing you a wonderful day! (Size harika bir gün diliyorum!)  
  • May your day be filled with joy! (Gününüz neşeyle dolu olsun!)  
  • Hope you have a good day! (İyi bir gün geçirirsiniz umarım!)  
  • Sending you positive vibes for the day! (Gününüz için size pozitif enerjiler gönderiyorum.)  
  • May your day be as bright as your smile! (Gününüz gülüşünüz kadar parlak olsun!)
  • Have a splendid day! (Harika bir gün geçirin!)

İyi Günler Deme İle İlgili Örnek Cümleler

  1. Have a good day! – İyi günler!
  2. Wishing you a great day ahead! – Sana harika bir gün diliyorum!
  3. Hope you have a wonderful day! – Umarım harika bir gün geçirirsin!
  4. May your day be filled with joy! – Günün sevinçle dolu olsun!
  5. Have a fantastic day! – Harika bir gün geçir!
  6. Sending you positive vibes for the day! – Sana gün için pozitif enerjiler gönderiyorum!
  7. Enjoy your day to the fullest! – Gününün tadını en çok çıkar!
  8. Make the most of your day! – Gününden en iyi şekilde yararlan!
  9. Here’s to a productive and successful day! – Üretken ve başarılı bir gün için!
  10. Have an awesome day! – Muhteşem bir gün geçir!
  11. May your day be as bright as your smile! – Günün, gülücüğün kadar parlak olsun!
  12. Hope your day is filled with happiness and laughter! – Umarım günün mutluluk ve gülümsemelerle doludur!
  13. Wishing you a day full of blessings! – Sana bereket dolu bir gün diliyorum!
  14. Have a splendid day! – Muhteşem bir gün geçir!
  15. Make today amazing! – Bugünü harika yap!
  16. I hope your day is as beautiful as you are! – Umarım günün senin kadar güzel geçer!
  17. Wishing you a day filled with positivity and good vibes! – Sana pozitif enerji ve iyi titreşimlerle dolu bir gün diliyorum!
  18. May your day be stress-free and enjoyable! – Günün stresten uzak ve keyifli geçsin!
  19. Have a lovely day! – Güzel bir gün geçir!
  20. Stay positive and have a wonderful day! – Pozitif kal ve harika bir gün geçir!
  21. Wishing you a day that’s as wonderful as you are! – Sana senin kadar harika bir gün diliyorum!
  22. Make today memorable! – Bugünü unutulmaz kıl!
  23. Hope your day is as special as you are to me! – Umarım günün benim için olduğu kadar özeldir!
  24. Enjoy every moment of your day! – Günün her anını keyifle geçir!
  25. Wishing you a day filled with love and laughter! – Sana sevgi ve kahkahalarla dolu bir gün diliyorum!
  26. May your day be as amazing as you are! – Umarım günün senin kadar muhteşem geçer!
  27. Have a blessed day! – Bereketli bir gün geçir!
  28. Keep smiling and have a great day! – Gülümsemeyi sürdür ve harika bir gün geçir!
  29. Wishing you a day full of accomplishments and happiness! – Sana başarılar ve mutlulukla dolu bir gün diliyorum!
  30. Make the most of every opportunity today! – Bugün her fırsatı en iyi şekilde değerlendir!

İngilizce çalışmak için yapman gereken tek şey yan tarafta yer alan formu doldurmak!

ingilizce iyi günler deme kalıpları ile ilgili örnek diyaloglar

İngilizce İyi Günler Demek İle İlgili Diyaloglar

Emma: Hey Alex, how’s it going?

(Merhaba Alex, nasıl gidiyor?)

Alex: Hey Emma, I’m doing well, thank you. How about you?

(Merhaba Emma, ben iyiyim, teşekkür ederim. Siz nasılsınız?)

Emma: I’m good too, thanks. By the way, before we start our meeting, I just wanted to say good day to everyone.

(Ben de iyiyim, teşekkürler. Ayrıca, toplantımıza başlamadan önce herkese iyi günler demek istedim.)

Alex: That’s a nice gesture, Emma. It’s always good to start the day on a positive note.

(Bu güzel bir jest, Emma. Günü pozitif bir notla başlatmak her zaman iyidir.)

Emma: Absolutely! Have a nice day, everyone!

(Kesinlikle! Herkese iyi günler!)

Alex: Have a great day, Emma. And may your day be as bright as your smile!

(Harika bir gün geçir, Emma. Ve günün gülüşün kadar parlak olsun!)

Emma: Thanks, Alex. I’m sending you positive vibes for the day as well.

(Teşekkürler, Alex. Ben de sana gün için pozitif enerjiler gönderiyorum.)

Alex: Appreciate that, Emma. I hope you all enjoy a splendid day ahead!

(Bunun için minnettarım, Emma. Umarım hepiniz harika bir gün geçirirsiniz!)

Emma: Wishing you a wonderful day too, Alex. Let’s have a productive meeting!

(Sana da harika bir gün diliyorum, Alex. Verimli bir toplantı geçirelim!)

Alex: Definitely, let’s make the most of it. Enjoy your day, Emma!

(Kesinlikle, en iyisini yapalım. Günün tadını çıkar, Emma!)

Emma: You too, Alex. Take care and enjoy the positive energy around you!

(Sana da, Alex. Kendine iyi bak ve etrafındaki pozitif enerjinin tadını çıkar!),

Online İngilizce kursumuza dair detaylara ulaşmak istersen, yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

İngilizce Toplantı Kalıpları – Toplantı İngilizcesi

İngilizce, iş hayatının olmazsa olmazları arasındadır. Eğer uluslararası bir şirkette çalışıyorsan, tüm gününü farklı ülkelerde yaşayan çalışma arkadaşlarının e-postalarını yanıtlayarak, onlarla telefonda görüşmeleri yaparak geçirmek durumundasın. Devam eden projeler hakkında çalışma arkadaşlarınla fikir alışverişi yapman gerektiğinde veya olası iş partnerlerinle görüşmen gereken konular olduğunda toplantılar düzenlemen gerekir.

Bu gibi durumlarda tarafların birbirini anlaması ve ilgili konuların çözüme kavuşturulması için İngilizcenin etkin bir şekilde kullanılması zorunlu bir hal alır.

Gelin, başarılı bir iş toplantısı düzenlerken baştan sona hangi noktalara dikkat edilmesi ve ne gibi İngilizce kalıplar kullanılması gerektiğine hep birlikte göz atalım.

Toplantıya katılacak kişileri belirlemek ve katılımcıları toplantıya davet etmek

  • Toplantıya kimlerin katılacağına karar vermek, toplantıda hangi konuları sonuca bağlamak istediğinizle doğrudan ilişkilidir. Sizin ve katılımcıların zamanının boşa geçmemesi adına, bu konuları toplantı öncesinde dikkatle belirlemelisiniz.
  • Etkin bir toplantı yönetimi için toplantıya sadece konuyla ilgili kişilerin katıldığından emin olmalısınız. Gerekiyorsa çalışma arkadaşlarınızdan toplantı katılması gereken kişiler konusunda yardım alabilirsiniz.
  • Mümkünse toplantıya katılmasını uygun bulduğunuz her katılımcıyı telefonla haberdar etmeli, toplantının konusunu söylemeli, neden toplantıya katılmaları gerektiği ve hazırlayacakları materyal olup olmadığı konusunda bilgi vermelisiniz.
  • Telefonla haber verdiğiniz katılımcılara toplantının yerini, zamanını, amacını ve diğer katılımcıların listesini içeren bir e-posta göndermeli ve toplantıya katılıp katılamayacakları hakkında bilgi almalısınız.

İngilizce toplantı daveti yazılı olarak nasıl yapılır bir örnekle açıklayalım.

Örnek:

Hello Marc,

I hope you have been well.

I would like to invite you to attend our general annual meeting on Friday, 3 January 2020, at 11 am.

The meeting will be held in our office.

Please find  the meeting agenda as attached.

Please let me know if you will be able to attend the meeting by tomorrow.

Best Regards

Türkçesi:

Merhaba Marc,

Umarım iyisinizdir.

Sizi 3 Ocak 2020 Cuma günü saat 11’de düzenleyeceğimiz genel yıllık toplantımıza davet etmek isterim.

Toplantı ofisimizde yapılacak.

Toplantı ajandasını ekte görebilirsiniz.

Saygılarımla.

İngilizce çalışmak istiyorsan, yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

toplantıya başlarken kullanılan İngilizce kalıplar

Toplantıya başlarken ve toplantı esnasında dikkat etmeniz gerekenler

  • Toplantılara her zaman vaktinde başlamak iş hayatında uyulması gereken nezaket kurallarının başında gelir. Toplantı vaktinden önce belirlenen yerde olmanız ve toplantıyla ilgili hazırlıklarınızı yapmış olmanız beklenir.
  • Toplantılarda zaman yönetimi çok önemlidir. Eğer toplantı için bir süre belirlediyseniz bu süreye sadık kalmalısınız.
  • Toplantı boyunca bahsedeceğiniz konuyu alt başlıklara ayırarak açıklamalısınız. Aksi takdirde, katılımcılar açısından toplantı akışını takip etmek güç olabilir.
  • Toplantı birkaç saat veya gün boyu devam edecek uzunluktaysa her saat başında 5-10 dakikanızı o saat dilimi boyunca anlattıklarınızı özetlemeye ve katılımcıların dikkatini toplamaya ayırmalısınız.

Şimdi toplantı esnasında hangi durumlarda ne gibi İngilizce kalıplar kullanmanız gerektiğini örneklerle açıklayalım.

Açılış:

  • Good morning/afternoon, everyone. (Herkes günaydın/tünaydın.)
  • If we are all here, let’s get started/start the meeting/start. (Eğer herkes buradaysa toplantıya başlayalım.)

Selamlaşmak ve tanışmak:

  • Please join me in welcoming Jane. (Lütfen Jane’i karşılamak için bana katılın).
  • I would like to introduce Jane. She is our sales manager. (Size Jane’le tanıştırmak isterim. Kendisi bizim satış müdürümüzdür.)
  • I don’t think you have met with Jack. (Jack’le muhtemelen tanışmamışsınızdır.)

Toplantının amacıyla ilgili bilgi vermek:

  • We are here today to evaluate our yearly sales performance. (Yıllık satış performansımızı değerlendirmek için buradayız.)
  • Our aim is to determine our sales strategy for next year. (Amacımız önümüzdeki yıl için satış stratejimizi belirlemektir.)
  • I’ve conducted this meeting in order to find our weaknesses. (Bu toplantıyı zayıf yönlerimizi bulmak için düzenledim.)

Toplantı esnasında söz kesmek:

  • May I have word? (Söz alabilir miyim?)
  • If I may, I think this is not the right thing to do. (Müsade ederseniz bunun doğru bir şey olmadığını düşünüyorum.)
  • Excuse me for interrupting. (Böldüğüm için özür dilerim.)

Toplantı esnasında fikir bildirmek:

  • In my opinion we need to find new markets. (Bence yeni pazarlar bulmamız gerekiyor.)
  • I feel that it cannot be done. (Bunun yapılamayacağını hissediyorum.)

Toplantıda fikir sormak:

  • How do you feel about this issue? (Bu mesele hakkında ne hissediyorsunuz?)
  • Do you think that they will send the goods on time? (Malları zamanında göndereceklerini düşünüyor musunuz?)

Toplantıda fikirlerle ilgili olumlu veya olumsuz yorum yapmak:

  • Good point! (İyi bir noktaya parmak bastınız!)
  • I get your point. (Demek istediğinizi anladım.)
  • Exactly! (Kesinlikle!)
  • I agree with you. (Sizinle aynı fikirdeyim.)
  • I’m afraid, I don’t agree. (Maalesef sizinle aynı fikirde değilim.)

Toplantılarda önerilerde bulunmak:

  • Why don’t you solve this issue with marketing department? (Bu meseleyi neden pazarlama departmanıyla çözmüyorsunuz?)
  • We should restructure the sales team. (Satış ekibini yeniden yapılandırmalıyız.)
  • What about hiring new employees? (Yeni çalışanlar almaya ne dersiniz?)
  • I recommend that we should work with agencies. (Acentelerle çalışmamızı tavsiye ederim.)

Toplantılarda açıklama istemek:

  • I’m afraid I don’ t understand what you are trying to explain. (Maalesef ne açıklamaya çalıştığınızı anlamadım).
  • Could you explain it briefly? (Kısaca açıklayabilir misiniz?)
  • Could I have more details about the subject? (Konuyla ilgili daha fazla detay alabilir miyim?)
  • I’m sorry. I missed what you said. Could you repeat it, please? (Kusura bakmayın. Ne söylediğinizi kaçırdım. Tekrar edebilir misiniz lütfen?)

Toplantılarda katılımcılardan konuşulan konu hakkında fikirlerini istemek:

  • What do you think about our next move? (Bir sonraki hamlemiz hakkında ne düşünüyorsunuz?)
  • Would you like to add anything to the subject? (Bu konuya dair bir şeyler eklemek ister misiniz?)
  • Are there any comments? (Bir yorum var mı?)

İngilizce öğrenmek için bir arayış içindeysen, yan taraftaki formu hemen doldur!

toplantı biterken kullanılabilecek İngilizce kalıplar

Toplantıyı bitirmeden önce ve bitirdikten sonra dikkat etmeniz gerekenler

  • Toplantıyı vaktinde bitirebilmek için bir katılımcıdan toplantı süresini takip etmesini rica edebilirsiniz.
  • Kısa süre içerisinde tekrarlayan toplantılar düzenleyecekseniz (günlük, haftalık vb.) katılımcılara bir sonraki toplantı için hazırlanmaları gereken dokümanları belirtmelisiniz.
  • Toplantıyı bitirmeden önce anlattığınız konuyu özetlemeli, toplantıya katılan kişilerin varsa sorularını yanıtlamalısınız.
  • Toplantı esnasında bir katılımcıdan toplantıda karara bağlanan konuları not almasını ve toplantı sonrasında diğer katılımcılarla paylaşmasını isteyebilirsiniz.
  • Toplantıyı bitirirken katılan herkese mutlaka teşekkür etmelisiniz.

Toplantıyı bitirirken sıklıkla kullanacağınız İngilizce kalıpları örneklerle açıklayalım.

Toplantı konusunu özetlerken ve toplantıyı bitirirken:

  • Before I close, please let me summarize the main points. (Kapatmadan önce lütfen temel noktaları özetlememe izin verin.)
  • Shall I go over the main points? (Temel noktaları gözden geçireyim mi?)
  • Can we schedule the next meeting? (Bir sonraki toplantıyı planlayabilir miyiz?)
  • Thank you for your participation. (Katılımınız için teşekkürler.)
  • Thank you all for attending. (Hepinize katıldığınız için teşekkürler.)
  • So, see you all then. (Öyleyse tekrar görüşürüz.)

Toplantılarda hangi noktalara dikkat etmen gerektiğini ve ne tarz İngilizce kalıplar kullanıldığını artık biliyorsun. Ama bütün bu bilgilerin aklınızda kalması için pratik yapman şart.

İngilizceyi toplantılarda daha etkili kullanabilmek için Open English’in ana dili İngilizce olan eğitmenlerinden yardım alabilirsin. Burada bol bol pratik yapma fırsatı yakalayacak ve toplantılarda kendinizi rahatça ifade edebileceksin. Hemen Open English’e kaydol ve sana sunduğumuz ayrıcalıklardan faydalanmaya başla.

Shakespeare’in İngilizceye Kazandırdığı 5 Deyim

Shakespeare, İngiliz edebiyatının en büyük isimlerinden biri olmasının yanı sıra, İngiliz diline de pek çok katkıda bulunmuştur. Oyunlarında ve şiirlerinde kullandığı kelimeler ve ifadeler, zamanla dile yerleşmiş ve bugün hâlâ kullanılmaktadır.

Break the ice:

Buzları eritmek. Bu deyim, ilk kez 1590 yılında yazdığı Veronalı İki Delikanlı adlı oyununda geçer. Bu deyim, aradaki gerginliği veya mesafeyi azaltmak, sohbeti başlatmak anlamına gelir. Örneğin: “I tried to break the ice with a joke, but she didn’t laugh.” (Bir şaka yaparak buzları eritmeye çalıştım, ama gülemedi.)

Wear your heart on your sleeve: Kalbini kollunda taşımak. Bu deyim, ilk kez 1604 yılında yazdığı Othello adlı oyununda geçer. Bu deyim, duygularını açıkça belli etmek, saklamamak anlamına gelir.

Örneğin: “He always wears his heart on his sleeve, you can tell how he feels by looking at his face.” (O hep kalbini kollunda taşır, yüzüne bakarak nasıl hissettiğini anlayabilirsin.)

Online İngilizce kursumuz hakkında daha detaylı bilgi almak için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

shakespearein ingilizceye kazandırdığı 5 deyim - the greeneyed monster

The greeneyed monster:

Yeşil gözlü canavar.”The green-eyed monster” deyimi, William Shakespeare’in “Othello” adlı oyununda kullanılmıştır. Bu deyiş, oyunun ünlü karakteri Iago tarafından kıskançlığı ifade etmek için kullanılmıştır. Iago, Othello’nun kıskançlığını ve öfkesini anlatırken bu ifadeyi kullanarak kıskançlığın insanları nasıl etkileyebileceğini vurgular. Bu deyiş, kıskançlığın sembolik olarak yeşil gözlü bir canavar gibi insanların içini kemiren bir duygu olduğunu ifade etmek için kullanılır.

Örneğin: “Don’t let the greeneyed monster get the better of you, she’s just a friend.” (Yeşil gözlü canavarın seni ele geçirmesine izin verme, o sadece bir arkadaş.)

A wild goose chase:

Yabankazı avı anlamına gelir.  Bu deyim “Romeo and Juliet” (Romeo ve Juliet) adlı eserinde kullanılmıştır. Bu deyiş, oyunun ünlü karakteri Mercutio tarafından kullanılmıştır. “Romeo and Juliet”ın 2. Perde, 4. Sahnesinde Mercutio, Romeo’yu sevgilisi Juliet’i bulmaya çalışırken bir “wild goose chase”e (boşuna uğraşa) gitmekle suçlar. Bu ifade, boşuna veya anlamsız bir amaca yönelik enerji ve çabanın harcanması durumunu ifade etmek için kullanılır.

Örneğin: “Looking for a needle in a haystack is a wild goose chase.” (Samanlıkta iğne aramak yabankazı avına çıkmak gibidir.)

shakespearein ingilizceye kazandırdığı 5 deyim - a laughing stock

A laughing stock:

Gülünç duruma düşmek. “a laughing stock” deyimi ilk kez William Shakespeare’in “The Merry Wives of Windsor” (Windsor’un Neşeli Kadınları) adlı eserinde kullanılmıştır. Bu ifade, oyunun karakteri Sir John Falstaff tarafından kullanılmıştır. “The Merry Wives of Windsor”ın 3. Perde, 3. Sahnesinde Falstaff, kendi saçma ve komik davranışları nedeniyle insanların alay konusu olduğundan bahsederken “a laughing stock” deyimini kullanmıştır. Bu ifade, bir kişinin veya durumun başkalarının gülme nesnesi veya alay konusu haline gelmesini ifade etmek için kullanılır.

Örneğin: “He made a fool of himself at the party and became a laughing stock.” (Partide kendini rezil etti ve gülünç duruma düştü.)

Wear your heart on sleeve:

Shakespeare, wear your heart on your sleeve terimini ilk olarak 1604 yılında yazdığı Othello adlı oyununda kullanmıştır. Bu terim, duygularını açıkça belli etmek, saklamamak anlamına gelir. Oyunun birinci perdesinin birinci sahnesinde, kötü niyetli Iago, kendisine güvenen Othello’yu kandırmak için şöyle söylemiştir:

“IAGO But I will wear my heart upon my sleeve For daws to peck at: I am not what I am.”

Bu dizelerde, Iago, kalbini kollunda taşıyacağını söylerken aslında tam tersini yapacağını ima eder. Iago, gerçek duygularını ve niyetlerini hiç kimseye göstermez, sadece seyirciye bazen açıklar. Ama seyirci de ona tam olarak güvenemez. Iago, Othello’nun karısı Desdemona’ya aşık olan Cassio’yu da kandırarak onu Desdemona ile konuşmaya ve böylece Othello’nun kıskançlığını körüklemeye ikna eder.

Bu terim daha sonra Shakespeare’in diğer oyunlarında da geçer. Örneğin, 1611 yılında yazdığı Kış Masalı adlı oyununda, Hermione’nin sadık arkadaşı Paulina, Leontes’in karısına olan haksız şüphesini eleştirirken şöyle der:

Bu dizelerde, Leontes, karısı Hermione’nin kendisini aldatmadığına inanmaz ve doğan kız çocuğunu da gayri meşru ilan eder. Sadık dostu Antigonus, çocuğun hayatını kurtarmak için onu uzak bir yere götürmeyi kabul eder. Leontes, Antigonus’un kalbini kollunda taşıdığını söylerken, onun duygularını küçümser ve alay eder.

İngilizce kelime hazneni genişletmek ve akıcı bir şekilde İngilizce konuşmak istersen yan taraftaki formu doldurabilirsin.

shakespearein ingilizceye kazandırdığı deyimlerin kullanımı

Shakespeare’in İngilizceye Kazandırdığı Deyimlerin Kullanımı

  • “He broke the ice by telling a funny story about his childhood.”
  • (Çocukluğuna dair komik bir hikaye anlatarak buzları eritti.)
  • “The teacher asked us to introduce ourselves to break the ice.”
  • (Öğretmen bize kendimizi tanıtmamızı istedi, buzları eritmek için.)
  • “She wears her heart on her sleeve, she never hides her feelings.”
  • (O kalbini kollunda taşır, asla duygularını saklamaz.)
  • “He doesn’t wear his heart on his sleeve, he keeps his emotions to himself.”
  • (O kalbini kollunda taşımaz, duygularını kendine saklar.)
  • “The greeneyed monster took over him when he saw his exgirlfriend with another guy.”
  • (Eski kız arkadaşını başka bir erkekle gördüğünde yeşil gözlü canavar onu ele geçirdi.)
  • “Don’t let the greeneyed monster ruin your friendship, she’s happy for you.”
  • (Yeşil gözlü canavarın arkadaşlığınızı bozmasına izin verme, o senin için mutlu.)
  • “They sent me on a wild goose chase to find the missing file, but it was nowhere to be found.”
  • (Kayıp dosyayı bulmak için beni yabankazı avına çıkardılar, ama hiçbir yerde bulunamadı.)
  • “Stop wasting your time on a wild goose chase, he’s not interested in you.”
  • (Zamanını yabankazı avına harcamayı bırak, o sana ilgilenmiyor.)
  • “She became a laughing stock when she tripped on the stage and fell on her face.”
  • (Sahnede tökezleyip yüzüne düştüğünde gülünç duruma düştü.)
  • “He doesn’t want to be a laughing stock, so he never tries anything new.”
  • (Gülünç duruma düşmek istemiyor, bu yüzden hiçbir yeni şey denemiyor.)

Bu yazıda Shakespeare’in İngilizceye kazandırdığı 5 farklı deyimden bahsettik. Shakespeare yazdığı oyunları ve kullandığı farklı deyimleriyle İngilizceyi daha zengin bir dil hâline getirmeyi başarmıştır. Öyle ki, günümüzde Shakespeare’i ve eserlerini doğru şekilde anlamak için kullanılan “Shakespeare Sözlüğü” kullanılmaktadır.

İngilizce öğrenmek için arayışını yan taraftaki formu doldurarak sonlandırabilirsin.

Yurt Dışında Hayat Kolaylaştıran İngilizce Kalıplar

En çok kullanılan İngilizce kalıplar hangileri? Bu konuyu merak edenler için araştırdık.

Günümüz dünyasında kariyer ve eğitim hedeflerimiz artık global ölçekte. Birçoğumuz gerek iş gerek de öğrenim hayatı için başka ülkelerdeki fırsatları değerlendiriyoruz. Kimimiz hayallerindeki kariyer yolculuğunu Amerika Birleşik Devletleri’nde, kimimiz hedeflediği akademik yolculuğu Avrupa’nın köklü üniversitelerinde buluyor. Tüm bu amaçların kesiştiği bir nokta var: İngilizce dil becerisi.

İngilizce kalıplar, tıpkı Türkçede sıkça kullandığımız ifadeler gibi her yerde karşına çıkabiliyor.

İngilizce oldukça geniş bir konu. Peki, pratik şekilde öğrenebileceğin İngilizce kalıplar var mı? Tabii ki!

Open English senin için en çok kullanılan İngilizce kalıpları hazırladı.

Günlük Hayatta En Çok Kullanılan İngilizce Kalıp Cümleler

İngilizce ifade Türkçe anlamı
What’s up? Ne haber? / Nasıl gidiyor?
Let’s go! Hadi gidelim.
How much is this? Bu ne kadar? / Bunun fiyatı nedir?
No way! Olamaz! / Yok artık!
More or less Aşağı yukarı
It sounds good Kulağa hoş geliyor
Guess what? Bil bakalım ne oldu?
Don’t mention Lafını bile etme / Lafını bile etmeye gerek yok
I don’t mind Umrumda değil
I will be back soon Kısa sürede geri geleceğim
If I were you… Senin yerinde olsaydım…
Give me five! Çak bir beşlik!
Make yourself at home Kendini evindeymiş gibi rahat hisset
It’s better than nothing Hiç yoktan iyidir!
Leave me alone Beni yalnız bırak / Beni rahat bırak

 

Günlük hayatta kullanılan İngilizce kalıp cümlelerden bazılarını listeledik. Bu kalıplarla duygu ve düşüncelerini İngilizce dilinde pratik şekilde aktarabilirsin. Daha fazlasını keşfetmek ve İngilizce öğrenmek için Open English iletişim formunu doldurmaya ne dersin?

iş dünyasında en çok kullanılan ingilizce kalıplar

İş Dünyasında En Çok Kullanılan İngilizce Kalıp Cümleler

İngilizce ifade Türkçe anlamı
Let’s get to the point Sonuca gelelim / Özetleyebilir misin?
As soon as possible (ASAP) En acil şekilde
From my point of view Benim görüşüme göre / Benim bakış açıma göre
Do you have some advice for me? Benim için bir önerin var mı?
The ball is in your court Top sende / Geri kalanı sende artık
Brainstorming Beyin fırtınası yapmak
Please leave it to me Lütfen onu bana bırak
It really takes time Bu gerçekten vakit alıyor / Bu iş uzun sürer
Please hang on Lütfen hatta kalın
Let’s arrange a meeting Bir toplantı düzenleyelim
In the long term Uzun vadede
It’s not rocket science Çok zor olmasa gerek / Kolay bir iş
Get the ball rolling Başlayın / Başlatın
Burn the midnight oil Gece mesaisi yapacağız / geceye kadar çalışacağız
Keep me in the loop Beni gelişmelerden haberdar et / Beni habersiz bırakma(yın)

 

İş dünyasında kullanılan daha birçok İngilizce kalıp var. Ofis hayatında sıkça kullanılanları biz senin için listeledik. Daha fazlasını öğrenmek istersen Open English’in iş İngilizcesi içeriklerinde aradığını bulabilirsin.

Okul Dünyasında En Çok Kullanılan İngilizce Kalıp Cümleler

İngilizce ifade Türkçe anlamı
Can you repeat the question, please? Lütfen soruyu tekrar edebilir misin?
Can you spell it, please? Lütfen heceleyebilir misin?
Hit the book Çok ders çalışmak
Pass with flying colors Çok yüksek notla geçmek
Can I answer this? Buna ben cevap verebilir miyim?
I have to study Ders çalışmak zorundayım
I have a midterm tomorrow Yarın ara sınavım var.
Could you explain that again, please? Lütfen tekrar anlatır mısınız?
Will there be a quiz about this? Bununla ilgili sınav olacak mı?
Back to basics Temelden alalım / Başa geri dönelim
Can you explain it more slowly? Daha yavaş anlatabilir misiniz?
When is the final exam? Final sınavı ne zaman?
Do we have homework? Ödevimiz var mı?
Can you summarize it? Özetleyebilir misin?
When is the semester break? Sömestir tatili ne zaman? / Ara tatil ne zaman?

 

Okul ortamında sıkça karşılaştığımız İngilizce kalıplar bu şekilde. Tabii ki bunların dışında kullanılan birçok İngilizce kalıp var. Daha fazlasını öğrenmek ve efektif bir şekilde İngilizce çalışmak istersen, Open English konuşma sınıflarında aradığını bulacaksın.

okul dünyasında kullanılan ingilizce kalıplar

İngilizceyi Tüm Detaylarıyla Nasıl Öğrenirsin?

Yurt dışında bir hayata başlamanın ilk adımı, İngilizce dil becerisi kazanmak. Üstelik temel seviyede İngilizce yetmeyebilir, bu dili ikinci ana dilin gibi kullanmalısın.

7 gün 24 saat canlı online derslerin yayınlandığı Open English platformu, bir bütün halinde İngilizce eğitimi almak istiyorsan tam sana göre.

Open English, bir yandan platformdaki interaktif dersler ve araçlarla her seviyeye uygun şekilde İngilizce öğrenebilieceğin, diğer yandan ana dili İngilizce olan eğitmenlerle mükemmel telaffuzun inceliklerini keşfedebileceğin bir yer.

Buradaki konuşma sınıflarında İngilizce konusunda özgüvenini geliştirebilir, iş İngilizcesi içerikleriyle mesleki jargonu öğrenebilirsin.

Dünyanın farklı ülkelerinden 1 milyondan fazla öğrencinin kullandığı en iyi online İngilizce kursu Open English İngilizce konuşma, listening, reading ve writing konularında ileri seviyede İngilizce eğitimi sağlıyor. Daha fazlasını öğrenmek için yan tarafta yer alan iletişim formunu doldurman yeterli!

İngilizce Kelimelerin Kökeni: Air

Dil sürekli gelişen ve değişen canlı bir varlıktır. Dillerin zaman içinde sürekli değişmesi ile birlikte kelimeler de sürekli olarak değişir. Bazı kelimeler neredeyse hiç değişmeden günümüze kadar gelirken bazı kelimeler kültürün de etkisiyle değişime uğrar.

Bu seride İngilizce kelime kökenleri, anlamları ve bu kelimelerin basit tarihçesi üzerine konuşacağız. Bu yazıda Air kelimesinin kökenine inip kelimeyi detaylıca inceleme fırsatı bulacaksın. Bunun gibi daha fazla içerik ilginizi çekiyorsa blog sayfamızdaki diğer yazılara da göz atabilirsin.

Air Kelimesinin Kökeni

Air kelimesi, 1300’lü yıllardan beri İngilizcede “yeryüzünü çevreleyen görünmez gazlar” anlamında kullanılır. Air kelimesi, Fransızcadaki “air” kelimesinden gelir. Fransızcadan İngilizceye geçen bu kelime ise, Latince “aer” kelimesinden türemiştir. Aer kelimesinin kökeni ise Yunanca aēr¹ (genitif aeros) kelimesinin karşılığıdır. Yunanca aēr, “sis, pus, bulut” anlamına gelir. Sonraki yıllarda bilimsel terimlerin de genişlemesiyle birlikte “atmosfer” anlamında da kullanılmıştır. Bu kelimenin  aenai (“üflemek, nefes almak”) kelimesiyle ilişkili olduğu da düşünülmektedir.

Air kelimesi, Homeros’ta çoğunlukla “yoğun hava, sis” anlamına gelir. Daha sonra dört elementten biri olarak “hava” anlamına gelmiştir. Hint Avrupa dillerindeki “hava” kelimeleri genellikle rüzgar, parlaklık, gökyüzü ile ilişkilendirilir.

Air kelimesi tek bir anlama sahip değildir. Aynı zamanda 1590’lardan beri “melodi, ezgi, bağlantılı ritmik farklı müzik sesleri dizisi” anlamına gelmektedir². Bu anlam ise İtalyanca aria (bkz. aria ) kelimesinden türetilmiştir. Bazı uzmanlar Fransızcadan geldiğini de düşünmektedir.

Bu kelimenin bir diğer anlamı ise 1650’lerden beri “tavır, görünüm” (örneğin bir gizem havası gibi); 1650’lerden beri “kabul edilmiş tavır, etkilenmiş görünüm” (özellikle havalar takınmak deyiminde) anlamına gelmektedir. Bu kelime, Fransızca air “bakış, görünüm, mizaç, duruş, ton” (Eski Fransızca aire “gerçeklik, öz, doğa, soy, köken” kelimesinden gelir.

air kelimesinin anlamı ve kullanımı

Air Kelimesinin Anlamı ve Kullanımı:

“Air,” İngilizce’de hem somut hem de soyut anlamlarda kullanılan çok yönlü bir kelimedir. Somut olarak, “air,” atmosferdeki gaz karışımını ifade eder. Bu gaz karışımı, insanların soluduğu oksijeni içerir. Aynı zamanda, “air” kelimesi taze hava veya atmosferin fiziksel özelliklerini de ifade edebilir.

Air Kelimesinin Somut Anlam:

“Somut anlam” ifadesi, fiziksel varlıkları, nesneleri veya gerçekliği ifade etmek için kullanılır. “Air” kelimesi somut anlamda, atmosferde bulunan gaz karışımını ifade etmek için kullanılır. İnsanların soluduğu havayı ve atmosferi temsil eder. Örnek cümlelerde bu anlamı görebiliriz:

  • The air is fresh and crisp in the mountains. (Dağlarda hava taze ve keskin.)
  • He opened the window to let in some fresh air. (Taze hava almak için pencereyi açtı.)
  • The balloon rose higher and higher in the air. (Balon havada yüksele yüksele gitti.)

Air Kelimesinin Soyut Anlam:

Soyut anlamda “air,” bir düşünce, duygu veya izlenim anlamına gelir. Örneğin, “She has an air of confidence” ifadesindeki “air,” özgüvenli bir izlenim veya hava anlamına gelir. Ayrıca, “to give someone the air” ifadesi, ilişkiyi sonlandırmak veya birini reddetmek anlamında kullanılır.

“Air” kelimesi soyut anlamda kullanıldığında, genellikle bir duygu, düşünce veya izlenim ifade etmek amacıyla kullanılır. Örnek cümlelerde bu anlamı görebiliriz:

  • She has an air of confidence. (Özgüvenli bir izlenimi var.)
  • The speech had an air of authenticity. (Konuşma, gerçeklik izlenimi taşıyordu.)
  • There’s an air of excitement in the room. (Odadaki bir heyecan havası var.)

İngilizce kelime hazneni geliştirmek ve İngilizce öğrenmek için yan taraftaki formu doldurarak ilk adımı atabilirsin.

air kelimesinin geçtiği atasözleri ve deyimler

Air Kelimesinin Geçtiği Atasözleri ve Deyimler

“Air” kelimesi, İngilizcede birçok deyimde ve ifadede sıkça kullanılan bir terimdir. Bu başlıkta air kelimesinin geçtiği kalıplardan bahsedeceğiz.

  1. Up in the air: Belirsiz, net olmayan, çözümlenmemiş.

The future of the project is still up in the air.

(Projenin geleceği hala belirsiz.)

  1. Breathe new life into: Yeniden canlandırmak, yeni bir enerji vermek.

The new manager’s ideas breathed new life into the company.

(Yeni yöneticinin fikirleri şirkete yeni bir enerji verdi.)

  1. Air your grievances: Şikayetlerinizi dile getirmek.

The meeting was a chance for employees to air their grievances.

(Toplantı, çalışanların şikayetlerini dile getirme fırsatıydı.)

  1. Put on airs: Kendini beğenmiş davranmak.

He puts on airs and acts like he’s better than everyone else.

(Kendini beğenmiş davranıyor ve herkesten daha iyi olduğunu düşünüyor.)

  1. In the air: Havada, yakında olacak gibi.

There’s a feeling of celebration in the air.

(Havada kutlama havası var.)

  1. Clear the air: Açıklık getirmek, sorunları çözmek.

We need to clear the air and discuss what’s been bothering us.

(Sorunları çözmek ve bizi rahatsız eden konuları konuşmak zorundayız.)

  1. Out of thin air: Havada olmadan, ansızın.

The magician made the rabbit appear out of thin air.

(Sihirbaz tavşanı ansızın havada belirdi.)

  1. On air: Yayında, radyo veya televizyon programı sırasında.

The radio show will be on air at 8 PM.

(Radyo programı saat 20.00’de yayında olacak.)

  1. Walking on air: Mutluluktan uçar gibi olmak.

Ever since she got the job, she’s been walking on air.

(İşi aldığından beri, mutluluktan uçar gibi.)

  1. Hot air: Boş laf, boş vaatler.

His promises turned out to be nothing but hot air.

(Onun vaatleri boş laf çıktı.)

  1. Air one’s dirty laundry: Kişisel veya utanç verici ayrıntıları başkalarıyla paylaşmak anlamına gelir.

“He’s always airing his dirty laundry in public.”

(Her zaman utanç verici detaylarını herkese anlatıyor.) 

Bu yazıda İngilizce air kelimesinin kökeni ve bu kelimenin kullanıldığı atasözleri ve deyimlerden bahsettik. Air kelimesi İngilizcede en popüler kelimelerden biri olmakla birlikte bilinmeyen birçok anlama sahiptir. İngilizce ve kelimeler hakkında ilginç bilgiler öğrenmeye devam etmek ve efektif bir şekilde İngilizce çalışmak için farklı yazılarımıza da göz atabilirsin!

İngilizce Renkler ve İngilizce Renklerin Türkçe Karşılıkları

İngilizce renkler öğrenmesi en keyifli konulardan biri… Renkler İngilizce dilinin günlük kullanımında sıkça karşımıza çıkan bir kavram. Bu nedenle İngilizce renk isimleri ve okunuşlarını öğrenmek kesinlikle önemli!

Renk İngilizce dilinde “color” ya da “colour” şekilde yazılıyor. Ayrıca renkler İngilizce dilinde “colors” ya da “colours” diye yazılıyor. Amerikan İngilizcesinde color, İngiliz İngilizcesinde ise colour kullanılıyor. İngilizce renkler konusunda bu ayrımla karşılaşırsan şaşırma, ikisi de doğru kullanım.

İngilizce renkler nelerdir? Bu sorunun yanıtı merak ediyorsan, tüm detayları senin için araştırdık. Renklerin İngilizcesi konusunu öğrenmek için hazırladığımız tabloları inceleyebilirsin.

Ana Renkler İngilizce Karşılıkları (Primary Colours)

İngilizce renklerin okunuşları ve yazılışları farklı oluyor. Bu nedenle İngilizce renkler konusunu çalışırken hem kelime ezberleme hem de konuşma pratiği yapman yararlı olur.

Üç ana renk var; bunlar mavi, sarı ve kırmızı. İngilizce renk isimleri ise mavi (blue), sarı (yellow) ve kırmızı (red). Ana renklerin İngilizcesi ise “primary colours”.

Ana renkler Ana renkler İngilizce yazım Ana renkler İngilizce okunuş
Mavi Blue Bu-lüy
Sarı Yellow Ye-lov
Kırmızı Red Red

İngilizce Renkler Örneklerle Anlatım

İngilizce renk isimlerini öğrenmek için en kolay yöntem, pratik yapmak! İngilizce renkler ile ilgili ne kadar farklı cümle yapısını incelersen, İngilizcede renk ve isimleri o kadar kısa sürede öğrenirsin. Şimdi “İngilizce renkleri öğreniyorum.” demek isteyenler için hazırladığımız örnek cümleleri paylaşıyoruz.

EN: I want a red hat.

TR: Kırmızı bir şapka istiyorum.

EN: I think I will choose the yellow one.

TR: Sanırım sarı olanı seçeceğim.

EN: When do we learn about English colour names, such as blue?

TR: Mavi gibi İngilizce renk isimlerini ne zaman öğreniriz?

EN: Benim en sevdiğim renkler kırmızı, sarı ve mavidir.

TR: My favourite colours are red, yellow and blue.

İngilizce konuşmak için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak!

renklerin ingilizcesi

Ara Renkler İngilizce Karşılıkları (Secondary Colours)

Ara renkler, ana renklerin karışımıyla elde ettiğimiz renklerdir. Ana renkler gibi toplamda 3 tanedir. Şimdi ara renklerin İngilizcesini öğrenmek için tablodan yardım alalım. Böylece İngilizce renkler bilgimizi geliştirebiliriz.

Ara renkler İngilizce dilinde “secondary colours” olarak yazılır.

Ara renkler Ara renklerin İngilizcesi (yazım) Ara renklerin İngilizcesi (okunuş)
Turuncu Orange O-rınç
Yeşil Green Gı-riin
Mor Purple Pör-pıl

 

  • Kırmızı ve sarı renklerini karıştırdığımızda turuncu elde ediyoruz.
  • Sarı ve mavi renklerini karıştırdığımızda yeşil elde ediyoruz.
  • Kırmızı ve mavi renklerini karıştırdığımızda mor elde ediyoruz.

Ara Renkler İngilizce Örnekli Anlatım

EN: You can say that it is a purple vegetable to describe eggplant without using its name.

TR: Patlıcanı ismini kullanmadan anlatmak için onun mor renkli bir sebze olduğunu söyleyebilirsin.

EN: The name of the colour orange in English comes from the fruit, the orange.

TR: İngilizcede turuncu renginin ismi meyve olan portakaldan gelir.

EN: Bunun en büyük nedeni klorofildir.

TR: Yapraklar yeşildir.

EN: Turuncu, mor ve yeşil ara renklerdir.

TR: Orange, purple and green are secondary colours.

İngilizce Renk İsimleri: Siyah & Beyaz

İngilizce renkler dünyasında sıra beyaz ve siyaha geldi. İngilizce renkler hakkında cümleler kurarken çok sık karşımıza çıkacaklar.

Ana ve ara renklerden ayrılan fakat çok sık karşılaştığımız siyah ve beyaz renkler İngilizce diline nasıl çevriliyor? Siyah ve beyaz renkler İngilizce dilinde “black” ve “white” olarak yazılıyor.

Okunuşlarını öğrenmek istiyorsan aşağıdaki tabloyu inceleyerek İngilizce renkler konusunda bilgi sahibi olabilirsin.

Renk isimleri İngilizce renkler İngilizce renkler ve okunuşları
Beyaz White Vayt
Siyah Black Bi-lek

 

Siyah ve beyaz, aslında renk olarak kabul edilmez. Gördüğümüz tüm renkler, beyazın prizmadan geçişiyle oluşuyor.

Peki, saf beyazı nerede gözlemleyebiliriz? Güneş saf beyaz ışık üretiyor. Fakat bu ışınlar dünyaya gelirken kırılıyor ve biz güneşi sarı görüyoruz.

Siyah ise ışığın yansımaması anlamına geliyor. Saf siyah rengini sadece kara deliklerde gözlemleyebiliriz. Yani günlük hayatta karşımıza çıkan siyah, saf bir siyah değil.

Siyah ve Beyaz Renkler İngilizce Örnekli Anlatım

EN: I want a white paper.

TR: Beyaz bir kağıt istiyorum.

EN: I didn’t like the black one.

TR: Siyah olanı sevmedim.

En Popüler İngilizce Renkler

İngilizce renkler konusunda detaylara giriyoruz. Ana ve ara renklerle beraber siyah ve beyaz kavramlarını öğrendik. Geriye kalan İngilizce renk isimleri için aşağıdaki tabloyu inceleyebilirsin.

Renk ismi İngilizce renkler yazılışları İngilizce renkler okunuşları
Gri Gray Gı-rey
Pembe Pink Pink
Kahverengi Brown Bı-ravn
Lila Lilac Lay-lek
Altın Gold Gold
Gümüş Silver Sil-vır
Bej Bej Bej
Turkuaz Turquoise Tör-koyz
Lacivert Navy Blue Ney-vi-bu-lüy
Krem Cream Kı-riim
Menekşe Violet Vay-lıt
Kızıl Red Red
Limon yeşili Lime Laym
Cam göbeği Cyan Sa-yan
Zeytin yeşili Olive green o-liv-gı-riin
Çivit mavisi Indigo İn-di-go

ingilizce renkler ve ingilizce renkler türkçe çevirileri

İngilizcede Renklerin Tonları

İngilizce renkler dünyasında tonlardan nasıl bahsediyoruz? Mesela açık yeşili ya da koyu maviyi İngilizce nasıl yazarız?

Açık veya koyu renkler İngilizce dilinde belirli sıfatlarla ifade ediliyor. Tıpkı Türkçede olduğu gibi. İngilizce renkler konusunda detaylar için aşağıdaki tablodan yardım alabilirsin.

Türkçe renk tonları İngilizce renkler ve tonları yazım İngilizce renkler ve tonları okunuş
Açık Light Layt
Koyu Dark / Deep Dark / Diip
Parlak Bright Bı-rayt
Soluk Pale Peyl
Mat Matt Met

İngilizce Renkler ve Tonları Hakkında Örnekler

EN: Favori rengim açık pembedir.

TR: My favourite colour is light pink.

EN: Sanatçı ana renk olarak soluk maviyi kullanmış.

TR: The artist used pale blue as the main colour.

Sıcak ve Soğuk Renklerin İngilizce Karşılıkları

İngilizce renkler konusunda sıcak ve soğuk olanları nasıl ifade ediyoruz? Çok basit.

  • Sıcak renklerin İngilizcesi “warm colours”.
  • Soğuk renklerin İngilizcesi ise “cold colours.”

Kesinlik Olmayan Renkler İngilizce Olarak Nasıl İfade Edilir?

Türkçede net şekilde ifade edemediğimiz renkler için -msi/-msı/-msu/-msü yapım eklerini kullanırız. İngilizcede de renklerin sonuna -ish eki getirerek bu anlamı sağlayabiliyoruz. Örnekle açıklayalım.

TR: Turumcumsu renkli bir tişört giyerdi.

EN: He wore an orangish t-shirt.

TR: Yüzünde kırmızımsı lekeler vardı.

EN: She had reddish spots on her face.

İngilizce renkler konusu şimdilik bu kadar… Renkler İngilizce dilinde nasıl kullanılır sorusuna birçok cevap verdik. Pratik yapmak için sen de kendi cümlelerini oluşturabilirsin! Ayrıca İngilizceni geliştirmek için bir alt başlığa geçebilirsin.

İngilizce Öğrenmenin En Kolay Yolu

İngilizce renkler konusunu öğrenmekle iş bitmiyor. Dünyanın her yerinde insanlarla iletişim kurabilmek için İngilizce öğrenmek istiyorsan, online İngilizce kursu Open English seni bekliyor.

İçinde Deniz Geçen 20 İngilizce Deyim

Dilin güzelliklerini ve zenginliğini yansıtan deyimlerle dolu bir yolculuğa çıkmaya var mısın? Deniz, insanlık tarihinin en eski ve en büyük ilham kaynaklarından biri. Sadece fiziksel büyüklüğüyle değil, aynı zamanda sembolizmi ve romantizmiyle de tarih boyunca insanları hep etkilemiş. Bu yüzden de insanlar bazı deyimleri kavramları oluştururken etrafındaki güzelliklerden ilham almışlar. 

İngilizcede bazı kelimelerin anlamlarını bu şekilde bilmek daha eğlenceli ve keyif dolu bir sürecin başlatıcısı olacaktır. Keyfim sürsün hiç bitmesin diyorsan seni Open English’e yönlendirelim:

Open English İle İngilizceni Geliştir

Etkili ve keyifli bir şekilde İngilizce öğrenmek istiyorsan, Open English tam sana göre! Uzman eğitmenler eşliğinde interaktif dersler, gerçek hayat senaryoları ve özel alıştırmalarla İngilizceni hızla ilerletebilirsin. Open English esnek ders programları ve online kaynaklar sayesinde istediğin zaman, istediğin yerden derslere katılabilmeni sağlar. 7/24 online olup haftanın istediğin günü istediğin saatte soru sormak istediğin her an birkaç tıklama kadar yakınında!

Detaylı bilgi ve kayıt işlemleri için sayfanın kenarında bulunan formu doldurman yeterli!

içinde denizle ilgili kelimeler geçen 20 ingilizce deyim

İçinde Denizle İlgili Kelimeler Geçen 20 İngilizce Deyim

  1. A Drop in the Ocean (Okyanustaki Bir Damla): İşte büyük bir gerçek: Hayat bazen o kadar karmaşık ve büyük görünür ki, insanın çabaları tıpkı okyanustaki bir damla gibi küçük kalır. Ancak bu deyim, küçük şeylerin bile büyük etkiler yaratabileceğini hatırlatır.
  • Your contribution might seem a drop in the ocean, but it could make a big difference in the long run. (Katkınız küçük görünebilir, ancak uzun vadede büyük bir fark yaratabilir.)
  1. Smooth Sailing (Pürüzsüz İş, Rahat ve Kolay): Bir iş ya da planın beklenen şekilde ve zorluk yaşamadan ilerlemesi durumunda kullanılır. Deniz, pürüzsüz seyir deneyimini temsil ederken, hayatın akışıyla uyum içinde ilerlemeyi ifade eder.
  • The project’s success was a result of careful planning and smooth sailing throughout its execution. (Projenin başarısı, dikkatli planlama ve yürütme sürecindeki sorunsuz ilerleme sonucunda gerçekleşti.)
  1. Shipshape and Bristol Fashion (Derli Toplu, Yerli Yerindeı): Her şeyin düzenli ve mükemmel bir durumda olduğunu ifade eder. Bu deyim, 19. yüzyılda Bristol limanındaki gemilerin düzenine atıfta bulunur. Denizciler, gemilerini en iyi şekilde tutmak için büyük bir özen gösterirlerdi.
  • Her workspace is always shipshape and Bristol fashion; you can tell she takes her job seriously. (Onun çalışma alanı her zaman derli topludur, düzenlidir; işine ciddi şekilde önem verdiği belli olur.)
  1. In Deep Water (Başı Dertte: Bir zorlukla, sorunla ya da tehlikeli bir durumla karşılaştığınızda kullanılır. Denizde derin suda olmak, tehlikeli ve kontrol edilmesi zor bir durumu anlatır.
  • After his car broke down in the middle of nowhere, he found himself in deep water. (Arabası ıssız bir yerde bozulduktan sonra, başının dertte olduğunu fark etti.)
  1. Cast Anchor (Çapa Atmak): Zor bir durumda mola vermek ya da dinlenmek anlamına gelir. Denizde çapa atmak, geminin durup bir süreliğine sabitlenmesini ifade eder.
  • It’s been a long day; let’s cast anchor at the café and have a cup of coffee. (Uzun bir gün oldu; kafenin önünde çapa atalım ve bir fincan kahve içelim.)
  1. Catch Your Second Wind (İkinci Rüzgarını Yakalamak): Zorlu bir durumdan sonra yeniden enerji toplamak ve güçlenmek anlamına gelir. Denizciler, ikinci bir rüzgar yakalayarak yolculuklarını sürdürebilirlerdi.
  • After a short break, she caught her second wind and continued working on the project. (Kısa bir mola sonrasında, ikinci rüzgarını yakaladı ve projen üzerinde çalışmayı sürdürdü.)
  1. Weather the Storm (Fırtınayı Atlamak): Zorluklarla karşılaştığınızda dayanıklı olmak ve zor zamanları geçirmek anlamına gelir. Denizde fırtına atlamanın zorlukları, hayatta zorlukları aşmanın sembolüdür.
  •  Despite the financial challenges, they managed to weather the storm and keep their business afloat. (Finansal zorluklara rağmen, fırtınayı atlatmayı başardılar ve işlerini ayakta tuttular.)

Akıcı bir şekilde İngilizce konuşmak istersen, yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

denizle ilgili ingilizce deyimler - sail close to the wind

  1. Batten Down the Hatches (Palamarları Sıkılaştırmak): Zorlu bir durum ya da fırtınaya karşı hazırlıklı olmak anlamına gelir. Denizde gemilerin fırtına öncesinde hatches (palamarlar) adı verilen bölgelerini kapatmaları, gelecek tehlikelere karşı hazırlıklı olmalarını simgeler.
  • The team batten down the hatches before the important presentation, preparing for any possible challenges. (Ekip, önemli sunumdan önce palamarları sıkılaştırdı, olası zorluklara karşı hazırlık yaptı.)
  1. Swim Against the Tide (Akıntıya Karşı Yüzmek): Toplumun normlarına ya da zorluklara karşı gelmek anlamına gelir. Denizde akıntıya karşı yüzmek, doğaya meydan okumak gibi bir anlam taşır.
  • She always dared to swim against the tide and pursue her unique artistic vision. (Her zaman akıntıya karşı yüzmeye cesaret etti ve benzersiz sanatsal vizyonunu takip etti.)
  1. Sea Change (Büyük Değişimi): Büyük ve köklü bir değişiklik anlamına gelir. Deniz, sürekli değişen bir ortam olduğundan, hayatta olan değişiklikleri anlatmak için sıkça kullanılır.
  • Moving to a new country brought a sea change in his perspective and way of life. (Yeni bir ülkeye taşınmak, onun bakış açısında ve yaşam tarzında büyük bir değişiklik getirdi.)
  1. All at Sea (Denizde Her Şey): Bir durumda ya da konuda tamamen kafası karışmış veya kendi içinde tutarsız olan birini tanımlamak için kullanılır.
  • She was all at sea when she received the unexpected news. (Beklenmedik haberi aldığında tamamen kafası karıştı.)
  1. Between the Devil and the Deep Blue Sea (Şeytanla ve Derin Mavi Deniz Arasında): İki kötü seçenek arasında kalmak durumunda olmak anlamına gelir.
  • He found himself between the devil and the deep blue sea, having to choose between a difficult job and an unreliable opportunity. (Zorlu bir iş ve güvenilmez bir fırsat arasında seçim yapmak durumunda kalarak, kendini şeytanla ve derin mavi deniz arasında buldu.)
  1. Drown Your Sorrows (Kederlerine Boğulmak,Efkar Dağıtmak, Sıkıntılarını Unutmaya Çalışmak): Hayal kırıklığına uğradığınızda içki içmek anlamına gelir.
  • After losing his job, he went to the bar to drown his sorrows. (İşini kaybettikten sonra, efkar dağıtmak için bara gitti.)

İngilizce çalışmak için tek yapman gereken yan taraftaki formu doldurmak!

içinde deniz geçen 20 ingilizce deyim - like a fish out of water

  1. Like a Fish out of Water (Sudan Çıkmış Balık Gibi): Kendini rahat hissetmediğiniz bir ortamda ya da durumda olmak anlamına gelir.
  • Being at the formal event without knowing anyone made me feel like a fish out of water. (Kimseyi tanımadan resmi etkinlikte olmak, sudan çıkmış balık gibi hissettirdi.)
  1. High and Dry (Kimsesiz, naçizane): Yardımsız veya desteksiz bırakılmış olmak anlamına gelir.
  • After the project was canceled, the team was left high and dry.(Proje iptal edildikten sonra, ekip kimsesiz bırakıldı.)
  1. Anchors Aweigh (Yelkenler Yukarı): Yelken açmak veya harekete geçmek anlamına gelir.
  • With all preparations complete, the ship’s crew got ready to set sail – anchors aweigh! (Tüm hazırlıklar tamamlandıktan sonra, geminin mürettebatı yola çıkmak için hazırlandı – yelkenler yukarı!)
  1. Dead in the Water (Başarısız olmak, Rafa Kalkmak): İlerlemekte zorlanan veya durmuş bir durumu ifade eder.
  • The negotiations were going well until a major disagreement left the talks dead in the water.(Müzakereler iyi gidiyordu, ancak büyük bir anlaşmazlık görüşmeleri rafa kaldırıldıı.)
  1. Ship Out (Gemiye Binmek): Bir yerden ayrılmak veya bir yerdeki işleri tamamlamak anlamına gelir.
  • As soon as he ships out of the old job, he’ll start his new adventure. (Eski işinden ayrıldığı anda, yeni macerasına başlayacak.)
  1. Sea Legs (Deniz Tutmasına Karşı Direnç): Denizde hareket etmeye alışkın olmak anlamına gelir.
  • After spending months on the ship, he finally got his sea legs. (Gemide aylar geçirdikten sonra nihayet güvertede kalmaya alıştı.)
  1. Sail Close to the Wind (Tehlikeyi Göze Almak): Risk almak veya tehlikeye yaklaşmak anlamına gelir.
  • His investment strategy was sailing close to the wind, but it paid off in the end. (Yatırım stratejisi tehlikeli sulardaydı, ancak sonunda işe yaradı.)

Online İngilizce Kursu

Bundan belki birkaç yıl önce herkese uzak bir kavram olan online eğitimler, artık günümüzün en olağan unsurları haline geldi. Şartların gerekliliğine göre şekillenen eğitimlerden biri olan İngilizce de online dönüşümünü tamamladı ve artık online İngilizce kursu, pek çok yerde karşımıza çıkmaya başladı.

Peki farklı şekillerde sunulan bu online İngilizce kursu nedir? Neden bir online İngilizce kursu tercih edilmelidir? İşte bu soruların cevabını burada bulabilirsiniz.

Online İngilizce Kursu Nedir?

Online İngilizce eğitimi veren Open English olarak bu soruya en doğru cevapları verebiliriz. Online İngilizce eğitimi, geleneksel İngilizce eğitiminin dijital ortama taşındığı bir yöntemdir. Geleneksel kurslarda görebileceğiniz eğitimin özellikle de speaking ve private kurs açısından geliştirilmiş olduğu onlline İngilizce kursu, tüm materyallere dilediğiniz zaman ulaşmanıza fırsat tanır. Ayrıca 7/24 açık olan bir sistem olduğu için canınızın istediği her zaman çalışmanıza fırsat tanıyan online İngilizce kursu, kurumumuzda anadili İngilizce olan eğitmenler tarafından gerçekleştirilmekte ve en iyi sonuçların yakalanmasına yardımcı olmaktadır.

Bunlara ek olarak hafta içi, hafta sonu ayrımı olmadığı için planlarınızı ertelemenize ya da iptal etmenize sebep olmayan online İngilizce kursu, alışılagelmiş kurslar gibi standart sürelerde değil; sizin isteğinize göre özel olarak şekillendirilmektedir.

Open English olarak verdiğimiz online İngilizce eğitimi tecrübe etmek için 3 Günlük Ücretsiz Denemeyi buraya tıklayıp başlatabilirsiniz.

online ingilizce kursunun avantajları nelerdir

Online İngilizce Kursunun Avantajları Nelerdir?

Open English olarak verdiğimiz online İngilizce kursunun sizler için farklı birçok avantajı vardır. Bu avantajları şu şekilde sıralayabiliriz:

  • 7/24 Sınırsız Canlı Ders

Online İngilizce kursumuzun en önemli avantajlarından biri, 7/24 canlı derslerin düzenlenmesidir. Dilediğiniz her zaman diliminizde başlamak üzere olan bir ders seçeneği mutlaka bulacaksınız. Farklı konuları içeren bu canlı derslerde, eğitmenlerimizle konu hakkında konuşarak speaking yeteneğinizi geliştirebilir; anlatılan konuya dair merak ettiklerinizi öğrenebilirsiniz.

  • Anadili İngilizce Olan Eğitmenler

Süregelen İngilizce eğitiminde anadili İngilizce olan eğitmenlerle karşılaşmak sandığınız kadar kolay olmuyor ama Open English’te tüm eğitmenlerimiz, anadili İngilizce olan bireyler arasından seçiliyor ve online İngilizce eğitiminin en efektif hale getirilmesi için eğitmenlerimizin anadillerine dair detaylara sahip olup olmadıkları sürekli inceleniyor.

  • Ders Programını Online Takip

Online İngilizce kursunda sunduğumuz ders programında hem eğitimlerimizi online takip edebilir hem de gelişiminizi adım adım inceleyebilirsiniz. Bu sayede eksiklerinizi görerek o konular üzerine yoğunlaşabilir ve İngilizce gelişiminizi son derece verimli bir şekilde gerçekleştirebilirsiniz.

  • İstenilen Her Yerden Katılım

Belirli lokasyonda hizmet veren kurslara dahil olduğunuzda işiniz çıktığında veya ertelemeyeceğiniz bir durumla karşılaştığınızda eğitimleri kaçırırsınız ama Open English’de istediğiniz her yerden online İngilizce kursumuza katılabilirsiniz. Sürekli aktif derslerin olması da İngilizce gelişiminizin aksiliklere maruz kalmadan devam etmesine olanak sağlar.

online ingilizce kursu fiyatları

Online İngilizce Kursu Fiyatları

İngilizce kursu online’da fiyatlar, geniş bir aralıkta karşınıza çıkmaktadır. Seçeceğiniz hizmetlere göre şekillenen online İngilizce kursu fiyatlarımız hakkında bilgi almak istiyorsanız, yanda yer alan formu doldurarak bize ulaşım sağlayabilirsiniz. Ekibimiz kısa süre içerisinde sizlere dönüş yaparak online İngilizce kursu fiyatlarıyla alakalı bilgi verecek ve eğitim detayları hakkında merak ettiğiniz her soruyu cevaplayacaktır.

Neden Open English Online İngilizce Kursunu Tercih Etmelisiniz?

2007 yılından beri hizmet veren Open English olarak online İngilizce eğitimi konusunda sayısız tecrübeye ve milyonlarca öğrenciye sahibiz. Geliştirdiğimiz online eğitim programıyla sürekli İngilizce dersler hayata geçirmekte ve güncel tuttuğumuz materyallerimizle İngilizcenizin yazma, okuma ve konuşma kısımlarında ilerlemesini mümkün kılmaktayız.

Siz de -Türkiye’nin neresinde olursanız olun- İngilizce eğitim online olarak gerçekleştirmek istiyorsanız, Open English’i gönül rahatlığıyla tercih edebilirsiniz. Üstelik 3 Günlük Ücretsiz Deneme fırsatımızı kullanarak platformu ve İngilizce online eğitimi deneyimleyebilirsiniz.