Finans Sektörü İş İngilizcesi

Finans sektörü, hem ülkemizde hem de yurt dışına pek çok iş imkânının olduğu, önemini asla yitirmeyen -ve yitirmeyecek olan- alanlardan bir tanesi. Bir sonraki alt başlıkta nedenleriyle birlikte bahsedeceğimiz gibi, iş dünyasında İngilizce bilmek son derece önemli. Bununla birlikte, bazı sektörler için, iyi İngilizce bilmek ve İngilizce konuşmak olmazsa olmaz hale geliyor. İşte finans sektörü de bunlardan bir tanesi. Bu yazımızda, konuyla ilgilenenler için finans sektöründe sık kullanılan İngilizce terimlere değineceğiz.

Önerimiz, kelimelerin açıklamalarını önce kendin anlamaya çalışıp sonra çevirilerini okuyarak kendini denemen yönünde…

Hazırsan başlayalım!

İş Dünyasında İngilizce Bilmenin Önemi

Herkesin bildiği gibi, günümüzde dünyanın anadili İngilizce… Bu da, İngilizceyi global dünyada gerçek anlamda global bir vatandaş olabilmek için gerekli kılıyor. İş dünyası söz konusu olduğunda ise konu biraz daha ciddileşiyor- öyle ki hemen her sektör ve pozisyonda rekabetin son derece yüksek olduğu günümüzde, hemen herkes CV’sine İngilizce bildiğini yazarken, bu dili gerçek anlamda iyi okuyup yazabilen, kendini bu dilde konuşarak akıcı bir şekilde ifade edebilen insanların sayısı hala çok fazla değil.

Bu da, tahmin edebileceğin gibi, gerçekten iyi İngilizce bilmenin seni iş görüşmelerinde kolaylıkla bir adım daha öteye taşıyacağı anlamına geliyor. Tabii bu sadece işin yurt içi kısmı. İyi İngilizce bilmenin ayrıca sana yurt dışında pek çok ülkede de iş kapılarını aralayabileceğini göz önünde bulundurarak, kariyerinde hızlı bir şekilde ilerlemek istiyorsan, bu dile hakim olman gerektiğini kolaylıkla söyleyebiliriz.

Şimdi de kısa bir ön izleme olması adına, finans ve bankacılık sektöründe karşına çıkacak önemli İngilizce terimlere ve tanımlarına bir bakalım.

finans sektörü iş ingilizcesi terimleri ve çevirileri

Finans Sektörü İş İngilizcesi Terimleri ve Çevirileri

İşte bankacılık ve finans sektöründen önemli iş İngilizcesi terimleri…

Buying power (Alım gücü)

Also known as purchasing power, buying power is the amount of products and services that can be bought by a given unit of currency, while taking into account the effect of inflation.

Satın alma gücü olarak da bilinen alım gücü, bir para birimi ile -enflasyonun etkisi de göz önünde bulundurularak- satın alınabilecek ürün ve hizmetlerin miktarını belirtmek için kullanılır.

Rate of return (Getiri oranı)

It is the profit -or loss- on an investment expressed as a percentage.

Bir yatırımın getiri ya da zararının yüzde olarak ifade edilmesidir.

Gross income (Brüt gelir)

Gross income is the amount of total pay before taxes and other deductions are taken out.

Brüt gelir, bir kazancın vergiler ve diğer kesintiler düşülmeden önceki halidir.

Capital gain (Sermaye kazancı)

Capital gain can be described as the profit that comes after selling an investment for more than you paid for it.

Sermaye kazancı, bir yatırım aracını alış fiyatınızdan yüksek fiyata sattığınızda elde ettiğiniz kâr olarak tanımlanabilir.

Capital loss (Sermaye kaybı)

Capital loss it the loss that comes afer selling an investment for less than you paid for it.

Sermaye kaybı, bir yatırım aracını alış fiyatınızdan düşük fiyata sattığınızda yaşadığınız zarardır.

finans sektörü için iş ingilizcesi terimleri - annual return

Annual return (Yıllık getiri)

Annual return is the profit (or loss) on a specific investment over a one year period.

Yıllık getiri, belli bir yatırımdan bir yılda edilen kâr ya da zararı belirtir.

Bond (Bono)

Bond is a type of debt. When you buy a bond, you will be lending to the issuer, which may be a government or a corporation.

Bono, bir borç senedidir. Bono aldığınızda, bonoyu çıkaran kuruma -bu bir devlet kurumu ya da özel kurum olabilir- borç vermiş olursunuz.

Credit score (Kredi notu/kredi skoru)

Credit score is the number created using a scoring model that uses information from your credit history.

Kredi notu -ya da skoru- kredi geçmişinizi göz önünde bulunduran bir model kullanılarak elde edilen bir puandır.

Interest (Faiz)

Interest is basically a fee that is charged by a lender, and paid by a borrower, for the use of money.

Faiz, basitçe tanımlamak gerekecek olursa, borç veren tarafın, verdiği borç karşılığı borç alandan aldığı ekstra miktardır.

Liquidity (Likidite)

Liquidity is a measure of the ability and ease with which a person can access and use their money.

Likidite, bir insanın sahip olduğu paraya erişebilme ve o parayı kullanabilme kolaylığını tanımlamak için kullanılan bir kriterdir.

finans sektörü için iş ingilizcesini open englishle öğren

İngilizce Kelime Bilgini Open English İle Geliştir!

Eğer sen de finans ve bankacılık iş İngilizcesi kelime bilgini geliştirmek istiyorsan, tüm dünyada 1,5 milyon öğrenci ve profesyonelin öncelikli tercihi online İngilizce kursu Open English’i tercih edebilir, dil hedeflerine kısa sürede kolayca ulaşabilirsin! 7/24 canlı dersler, sınırsız erişim imkânı, anadili İngilizce eğitmenlerle çalışma avantajı ve dilediğin gibi pratik yapabileceğin konuşma grupları ile Open English; İngilizce okuma, yazma, ve konuşma becerilerini ileri seviyeye taşımana yardımcı olacak.

Kişisel gelişim, eğitim ya da iş, İngilizce öğrenme amacın ne olursa olsun, sen de Open English’i hemen keşfetmeye başlayabilir, dil hedeflerine bir adım daha yaklaşabilirsin!

İngilizce Kelime Öğrenme İçin 5 Etkili Yöntem

Artık kararınızı verdiniz: Kişisel gelişiminiz, mesleki kariyeriniz ve yurt dışı planlarınız için İngilizce öğrenmek istiyorsunuz. Ama kendi içerisinde farklı dallara ayrılan İngilizce öğrenme sürecinde, kelime öğrenmeyle alakalı sıkıntılar mı yaşıyorsunuz?

“İngilizce kelime nasıl ezberlenir?” diye kendinize sorup duruyor musunuz? O zaman, bu yazı tam size göre…

Her dilde olduğu gibi İngilizcede de yazı yazarak ya da konuşarak kendimizi ifade etmek için kelimelere ihtiyaç duyarız. İlk başlarda basit kelimelerle bu süreci atlatsak da İngilizce kelime öğrenme gerekliliğini zaman ilerledikçe daha net hissederiz.

Kendimizce yeni kelimeler öğrenmek için yöntemler test ederiz ama istediğimiz sonucu yakalayamayız.

İşte İngilizce kelime öğrenme sürecinize katkı sağlayacak 5 etkili yöntem:

İngilizce Okumalara Ağırlık Verin

Yeni İngilizce kelime öğrenmek için farklı kaynaklardan okumalar yapmanız gerekmektedir. Başlangıçta alakanız olan konulara yönelik dergi, blog, kitap okumanız, İngilizce kelime öğrenme hızınıza etki edecektir.

Tabii ki burada rastgele bir okumadan bahsetmiyoruz. Bilmediğiniz kelimelerin anlamlarını öğrenerek ve cümledeki gramer yapısını inceleyerek okumak, her zaman daha faydalıdır. İngilizce kelime öğrenme yolculuğunuzda yapacağınız her okumanın yadsınamayacak katkıları olacaktır.

ingilizce kelime ezberleme

Öğrendiğiniz Kelimeleri Not Alın

Yeni bir okuma yaparken ya da farklı bir şeyle ilgilenirken öğrendiğiniz İngilizce kelimeleri not alın ve her zaman görebileceğiniz yerlere bu notları koyarak İngilizce kelime ezberleme sürecinizi hızlandırın.

Ayrıca bu öğrendiğiniz kelimeleri, İngilizce karşılıklarıyla birlikte not alın ve hatta kelimenin örnek bir cümledeki kullanımını da notlarınıza ekleyin. İngilizce kelime öğrenme çalışmalarınıza bunun etkisini gördüğünüzde doğru yolda olduğunuzu anlayacaksınız.

Yeni Öğrendiğiniz Kelimeleri Kullanın

İngilizce kelime öğrenme sırasında en önemli unsurlardan biri de kelimeleri unutmamaktadır. Bugün öğrendiğiniz bir İngilizce kelimeyi yarın unutursanız, bu çalışmaların hepsi havada kalacak demektir.

Onun için yeni öğrendiğiniz kelimeleri not almanın yanı sıra gerçekleştireceğiniz İngilizce konuşmalarda aktif bir şekilde kullanın. Bu sadece kelime için geçerli bir durum da değil. İngilizceyle alakalı öğrendiğiniz gramer, telaffuz ve kelime bilgilerini sık sık kullanın.

Aksi takdirde İngilizce kelime öğrenme ve İngilizce öğrenme yolculuğunuz tahmin ettiğinizden de uzun sürecektir.

İngilizce İçerikleri Takip Edin

İngilizce kelime öğrenmek ya da İngilizce kelime ezberlemek istiyorsanız, İngilizce içerikleri takip etmeniz gerekmektedir. Çünkü içerikleri takip etmedikçe yeni kelimeler öğrenemez ve bu kelimeleri ezberleyemezsiniz.

İlgi alanınıza göre bir blog sayfası, bir teknoloji sitesi, bir haber sitesi ya da bir eğlence sitesi belirleyip düzenli olarak sitedeki içerikleri okuyabilirsiniz. Bu sayede yeni İngilizce kelime öğrenir ve bunları not alarak İngilizce kelime ezberleme sürecinize katkılarda bulunabilirsiniz.

Buna ek olarak içeriklerde, yeni öğrendiğiniz İngilizce kelimenin cümle içerisinde nasıl kullanıldığını da görebilir ve farklı her makalede yeni kelimeler ve cümle kalıpları öğrenebilirsiniz.

ingilizce kelime ezberleme yöntemleri

İngilizce Metinler Hazırlayın

İngilizce kelime öğrenmek için o kadar çaba sarf ettikten sonra bu çalışmaları uygulamazsanız başladığınız noktadan çok uzaklaşamazsınız. Onun için İngilizce kelime öğrenme işlemi sırasında İngilizce metinler hazırlamaya özen gösterin.

Öğrendiğiniz kelimeleri cümle içerisinde kullanmanız ve bu kelimeleri yazıya dökmeniz, İngilizce kelime öğrenme serüveninize önemli katkılarda bulunacaktır.

Peki tüm bunlar size uzun geliyorsa ne yapmalısınız?

Farklı siteleri takip etmek, sürekli yeni kelimeleri not almak, speaking pratiği yapacak birini bularak yeni öğrendiğiniz kelimelerin telaffuzunu ve kullanımını öğrenmek meşakkatli görünüyorsa, sizi Open English’e bekleriz.

Anadili İngilizce eğitmeler tarafından verilen eğitimleri, canlı speaking derslerini, ilgi alanınıza göre size sunulan makaleleri, İngilizce yazma tool’unu ve çok daha fazlasını Open English’te bulabilirsiniz.

Bu eşsiz deneyimi yaşamak ve İngilizce çalışmayı profesyonel bir şekilde gerçekleştirmek istiyorsanız, yan tarafta yer alan formu doldurabilir ve bir arkadaşlarımızın size ulaşmasını sağlayabilirsiniz.

İngilizce Mücevher ve İngilizce Aksesuar İsimleri

Özellikle yurt dışı tatillerinde en bilinmesi gereken isimlerden biri de mücevher ve aksesuar isimleridir. Günlük hayatta da kullandığın mücevherleri ve aksesuarları doğru şekilde tanımlayabilmen için bu isimlere mutlaka aşina olman gerekir. Bu yazıda İngilizce mücevher ve aksesuar isimleriyle birlikte bu kelimelerin cümle içinde kullanımından bahsedeceğiz.

Online İngilizce kursumuz hakkında detaylı bilgi almak için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

İngilizce Mücevher İsimleri

  1. Necklace (Kolye)
  2. Earrings (Küpe)
  3. Bracelet (Bilezik)
  4. Ring (Yüzük)
  5. Brooch (Broş)
  6. Pendant (Askı)
  7. Choker (Boyunbağı)
  8. Tiara (Taç)
  9. Cufflinks (Manşet düğmeleri)
  10. Anklet (Ayak bileziği)
  11. Engagement ring (Nişan yüzüğü)
  12. Wedding band (Nikah yüzüğü)
  13. Gemstone (Yarı değerli taş)
  14. Diamond (Elmas)
  15. Sapphire (Zümrüt)
  16. Ruby (Rubin)
  17. Emerald (Safir)
  18. Pearl (İnci)
  19. Opal (Opal)
  20. Amethyst (Ametist)
  21. Jade (Yakut)
  22. Garnet (Granat)
  23. Topaz (Topaz)
  24. Aquamarine (Akik)
  25. Crystal (Kristal)
  26. Onyx (Oniks)

ingilizce aksesuar isimleri

İngilizce Aksesuar İsimleri

  1. Handbag (El çantası)
  2. Wallet (Cüzdan)
  3. Scarf (Atkı)
  4. Hat (Şapka)
  5. Sunglasses (Güneş gözlüğü)
  6. Belt (Kemer)
  7. Gloves (Eldiven)
  8. Watch (Saat)
  9. Headband (Banda)
  10. Hairpin (Tokalar)
  11. Bowtie (Kelebek kravat)
  12. Ties (Kravat)
  13. Cuff bracelet (Bilezik)
  14. Cufflinks (Manşet düğmeleri)
  15. Shawl (Şal)
  16. Tights (Kollantı)
  17. Necklace (Kolye)
  18. Choker (Boyunbağı)
  19. Anklet (Ayak bileziği)
  20. Ring (Yüzük)
  21. Brooch (Broş)
  22. Earrings (Küpe)
  23. Backpack (Sırt çantası)
  24. Handkerchief (Peçete)
  25. Umbrella (Şemsiye)
  26. Keychain (Anahtarlık)
  27. Locket (Medal)
  28. Poncho (Panço)
  29. Visor (Şapka kenarı)
  30. Pocket square (Ceket mendili)

Efektif bir şekilde İngilizce çalışmak için yan taraftaki formu doldurarak ilk adımı atabilirsin.

ingilizce mücevherler ile ilgili cümleler

İngilizce Mücevherler İle İlgili Cümleler

Tabii, işte verdiğiniz cümlelerin İngilizce’den Türkçe’ye çevirileri:

  1. **She wore a stunning diamond necklace that sparkled under the lights.**

O, ışıklar altında parlayan etkileyici bir elmas kolye takıyordu.

  1. **The earrings she was wearing perfectly complemented her outfit.**

Takmış olduğu küpeler kıyafetini mükemmel bir şekilde tamamlıyordu.

  1. **His grandmother’s antique bracelet held sentimental value for him.**

Büyükannesinin antika bileziği onun için duygusal bir değere sahipti.

  1. **The engagement ring he gave her was a beautiful solitaire diamond.**

Ona verdiği nişan yüzüğü güzel bir tek taş elmas idi.

  1. **She fastened the brooch to her dress as a finishing touch.**

Raptiyeyi elbisesine son dokunuş olarak tutturdu.

  1. **The pendant he wore around his neck was a symbol of his faith.**

Boynunda taktığı kolye, inancının bir simgesiydi.

  1. **She looked like a princess with the tiara on her head.**

Başındaki taçla bir prenses gibi görünüyordu.

  1. **His cufflinks were engraved with his initials.**

Kol düğmeleri, baş harfleriyle oyulmuştu.

  1. **Her anklet jingled softly as she walked on the beach.**

Kumsalda yürürken bileği zinciri hafifçe çınladı.

  1. **The wedding band symbolized their eternal commitment to each other.**

Düğün bandı, birbirlerine olan sonsuz bağlılıklarını simgeliyordu.

  1. **The gemstone on her ring was a rare and precious sapphire.**

Yüzüğündeki değerli taş nadir ve değerli bir safirdi.

  1. **The necklace featured a stunning ruby pendant as its centerpiece.**

Kolyenin ortasında etkileyici bir yakut kolye bulunuyordu.

  1. **The emerald in the pendant was said to bring good luck.**

Kolyedeki zümrütün iyi şans getirdiği söylenirdi.

  1. **She cherished the pearl necklace that had been passed down through generations.**

Nesiller boyu aktarılan inci kolyeyi değerli buluyordu.

  1. **The opal pendant seemed to change color as it caught the light.**

Opal kolyenin ışığı yakaladığında renk değiştirdiği gibi görünüyordu.

  1. **The amethyst earrings added a touch of elegance to her ensemble.**

Ametist küpeler, kıyafetine zarif bir dokunuş ekledi.

  1. **Jade has always been considered a symbol of luck and prosperity.**

Yakut her zaman şans ve refahın simgesi olarak kabul edilmiştir.

  1. **The garnet pendant was a deep red, reminiscent of a ripe pomegranate.**

Yakut kolye, olgunlaşmış narı anımsatan derin bir kırmızı renkteydi.

  1. **The topaz ring on her finger gleamed like a piece of the sky.**

Parmağındaki toprak yüzük, gökyüzüne benzeyen bir parıltıyla parlıyordu.

  1. **The aquamarine necklace reminded her of the calming ocean waves.**

Akvamarin kolye, ona sakinleştirici deniz dalgalarını hatırlattı.

ingilizce aksesuarlar ile ilgili cümleler

İngilizce Aksesuarlar İle İlgili Cümleler

  1. She carried her essentials in a stylish handbag.
  2. He kept his ID and credit cards in his leather wallet.
  3. She wrapped a colorful scarf around her neck to keep warm.
  4. His fedora hat added a touch of vintage charm to his outfit.
  5. She wore oversized sunglasses to shield her eyes from the sun.
  6. His belt matched his shoes perfectly.
  7. She put on her leather gloves to keep her hands warm.
  8. The watch on his wrist was a gift from his father.
  9. She used a headband to keep her hair out of her face.
  10. The hairpin secured her bun in place for the dance performance.
  11. He wore a bowtie with his tuxedo for the formal event.
  12. His tie was perfectly knotted and added a pop of color to his suit.
  13. The cuff bracelet she wore was adorned with intricate designs.
  14. His cufflinks were engraved with a monogram and looked very elegant.
  15. She draped a shawl over her shoulders to stay warm.
  16. She wore patterned tights to add a fun element to her outfit.
  17. The necklace she wore was a family heirloom.
  18. The choker added a touch of edginess to her look.
  19. The anklet added a subtle and stylish detail to her ensemble.
  20. The ring on her finger was a symbol of commitment from her partner.
  21. She fastened the brooch to her blazer for a sophisticated touch.
  22. Her statement earrings drew attention to her face.

Mücevher ve Aksesuar İsimleri İle İlgili Diyalog

Emily: Hi Sarah! What are you thinking of wearing today? (Merhaba Sarah! Bugün ne giymeyi düşünüyorsun?)

Sarah: Hi Emily! I’m thinking of wearing an elegant dress today and complementing it with some beautiful accessories. (Merhaba Emily! Sanırım bugün şık bir elbise giyip bazı güzel aksesuarlarla tamamlayacağım.)

Emily: Great idea! What kind of accessories are you planning to use? (Harika fikir! Hangi tür aksesuarlar kullanacaksın?)

Sarah: The dress is pink in color, so I’ll go with silver jewelry. I’m thinking of a dainty silver necklace and a matching bracelet. (Elbisenin rengi pembe, bu yüzden gümüş renkli takılar tercih edeceğim. Küçük bir gümüş kolye ve uyumlu bir bilezik düşünüyorum)

Emily: That sounds lovely. You might also consider adding a pair of earrings with some small stones. (Çok güzel olur. Ayrıca birkaç taşlı küpe eklemek de hoş olabilir.)

Sarah: Absolutely! Delicate earrings with small gemstones could be a nice touch. Apart from that, I’m also thinking of using a silver hairpin. (Kesinlikle! İnce taşlı küçük küpeler tamamlayıcı olabilir. Bunun dışında bir de gümüş renkli saç tokası kullanmayı düşünüyorum.)

Emily: What thoughtful choices! When all of these come together, you’ll look amazing. Additionally, adding a pair of sunglasses could complete your elegance. (Ne kadar düşünceli seçimler! Bunların hepsi bir araya geldiğinde muhteşem görüneceksin. Ayrıca bir güneş gözlüğü de eklersen, şıklığını tamamlayabilirsin.)

Sarah: Thank you! The sunglasses idea is great. I can achieve a polished look with a pair of thin-framed sunglasses. (Teşekkür ederim! Güneş gözlüğü fikri harika. İnce çerçeveli bir güneş gözlüğüyle tamamlanmış bir görünüm yakalayabilirim.)

Emily: I’m sure with this combination, everyone will admire your style. I hope you have a fantastic time! (Eminim ki bu kombinasyonla herkes senin şıklığına hayran kalacak. Umarım harika vakit geçirirsin!)

Sarah: Thank you, Emily! I appreciate these ideas. Now, I’ll take a look at my accessories and make my choices right away. (Teşekkür ederim, Emily! Bu fikirler için sana minnettarım. Şimdi hemen aksesuarlarıma bakayım ve seçimlerimi yapayım.)

Bu yazıda İngilizce mücevher ve aksesuar isimlerinden bahsettik. Eğer bu gibi daha fazla içerik ilgini çekiyorsa bloğumuza göz gezdirebilirsin! 

İngilizce konuşmak için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

İngilizce Nasıl Çalışılır?

Günümüzde artık herkes anadili dışında bir dil -özellikle İngilizce- daha öğrenmek için çeşitli yollara başvurmaya başladı. Büyük bir hevesle başlayan bu süreç, İngilizce nasıl çalışacağını bilmeyen kişilerin yolda vazgeçmeleriyle son buldu.

Online kurslar, speaking kulüpleri, binlerce lira ödenen kitaplar ve çalışma CD’leri derken İngilizce çalışma sırasında afallayan bireyler, bu düşünceden vazgeçerek bir daha da İngilizce çalışmaya yeltenmediler.

Peki “İngilizce Nasıl Çalışılır?” sorusunun cevabını bilen insanlar bu süreçte ne yaptılar? Vazgeçmeden İngilizce çalışmaya ve öğrenmeye devam ettiler.

İşte sizleri de hırslı bir şekilde çalışmaya sevk edecek “İngilizce Nasıl Çalışılır?” sorusunun cevapları…

İngilizce Öğrenmeye Karar Verin

İngilizce nasıl çalışılır sorusu üzerine yoğunlaşmadan öne ilk yapılması gereken İngilizce öğrenmeye karar vermektir. Karar verme aşamasında, İngilizce çalışmayı daha kolay hale getirecek motivasyon iyi tespit edilmelidir.

Sizin İngilizce çalışmak için motivasyonunuz nedir? Daha iyi bir iş bulmak mı? Üniversiteyi yurt dışında okuyup daha iyi bir eğitim almak mı? Yoksa İngilizce öğrenip yurt dışına taşınmak ve orada yaşamak mı?

Bu motivasyonlar, İngilizce çalışmaya başlamaya ve süreci devam ettirmeye yeterlidir. Tabii motivasyon dışında gereken bir diğer unsur da iradedir. Güzel bir motivasyonla İngilizce çalışmaya başlayıp iradeli bir duruş sergileyemeden yarı yolda vazgeçerseniz istediğiniz sonuca ulaşamazsınız.

Motivasyonlarınıza sahip çıkarak iradeli bir şekilde İngilizce çalışma yoluna girdiyseniz, başlangıç harika oldu demektir.

Dilerseniz Sıfırdan İngilizce Öğrenmek konulu yazımıza ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

ingilizce çalışmak

 

Düzenli Bir Çalışma Planı Oluşturun

İngilizce nasıl çalışılır sorusuna verilebilecek en güzel cevaplardan bir tanesi, çalışma planına sahip olmak ve o plana riayet ederek İngilizce çalışmaya devam etmektedir.

Kendinizi en iyi siz tanırsınız ve nasıl bir planının sizin için en iyisi olduğunu siz bilirsiniz. İngilizce çalışma niyetindeyken buna göre bir çalışma planı oluşturmalısınız.

Burada plana sadık kalmak dışında dikkat etmeniz gereken bir diğer nokta; İngilizce çalışma sırasında öğrendiğiniz bilgileri tekrar etmenizdir. Her dil gibi İngilizce de nankör bir dildir. Eğer sık tekrarlar yapmazsanız, İngilizce çalışma süreciniz, istediğiniz noktaya ulaşamadan son bulur.

Oluşturduğunuz çalışma planınızda gramer, reading, listening, speaking ve vocabulary gibi konular için ayrı zamanlar oluşturmalı ve İngilizce çalışmanıza bu zamanlara göre yön vermelisiniz. Yukarıda bahsi geçen konuların, hep beraber yürütülmesi ve öğrenilmesi gerekmektedir.

Öğrendiklerinizi Uygulamaktan Çekinmeyin

İngilizce çalışma sırasında yeni bir sürü kelime ve gramer yapısı öğreneceksiniz. Bu öğrendiklerinizi İngilizce çalışma planınıza, tekrar edecek şekilde dahil etmelisiniz.

Ayrıca İngilizce konuşmada en önemli unsur, sürekli pratik yapmaktır. Başlangıçta öğrendiğiniz kelimeleri kendi kendinize İngilizce konuşarak tekrar ederseniz, İngilizce konuşma yeteneğiniz de gelişir.

Özgüven kazandıktan sonra artık başkalarıyla da İngilizce konuşma pratikleri hayata geçirebilirsiniz. Öğrendiklerinizi bu şekilde tekrar etmeniz, İngilizce çalışma sürecinizi son derece efektif kılacaktır.

İngilizce Konuşma ile alakalı detayları linke tıklayıp öğrenebilirsiniz.

ingilizce nasıl çalışılır

Her Zaman Yanınızda Olacak Bir Yöntem Bulun

İngilizce nasıl çalışılır sorusuna vereceğimiz son cevap, her zaman yanınızda bulundurabileceğiniz bir yöntem seçmenizdir. Online bir İngilizce eğitimi aldığınızda, bu İngilizce çalışma sürecinizi dilediğiniz her yerde yapmanıza fırsat tanıyacaktır.

Bu konuda Open English olarak verdiğimiz online İngilizce kursunu denemenizi tavsiye ederiz. Anadili İngilizce olan eğitmenler tarafından gerçekleştirilen derslerin, birebir konuşma aktivitelerinin ve sayısız okuma, kelime ve dinleme eğitiminin faydalarını kısa sürede göreceksiniz.

Siz de İngilizce nasıl çalışılır sorusuna cevap arıyorsanız, 3 Günlük Ücretsiz Deneme sürümümüzü test edebilirsiniz. Yan tarafta yer alan formu doldurun ve bir arkadaşımızın sizi aramasını bekleyin.

Gerisi çok kolay! Platformumuza üyelik işleminizi tamlamadıktan sonra İngilizce çalışmaya profesyonel bir şekilde başlayacaksınız.

İngilizce You’re Welcome Deme Kalıpları

İngilizce’de bir teşekküre karşılık olarak verebileceğin bir çok cevap bulunur. Her durumda “you’re welcome” ifadesini kullanmak yeterli olmayacağından bu kalıbın diğer eş anlamlılarını da bilmek gerekir. Bu yazıda İngilizcede resmi ve günlük durumlarda kullanabileceğin çeşitli İngilizce kalıplardan ve örneklerinden bahsedeceğiz.

Resmi Kullanım İçin İngilizce You’re Welcome 

Resmi kalıplar günlük kalıplara kıyasla saygı çerçevesinde ve fazla samimiyet içermeyen kullanımlardır. Bu kalıpları yerine göre iş veya okula hayatında rahatlıkla kullanabilirsin.

  1. My pleasure: Size yardımcı olabilmek benim için bir zevkti.
  2. You’re most welcome: En içten dileklerimle hoş geldiniz.
  3. It’s my honor: Benim için onurdur./Benim için zevktir.
  4. I’m at your service: Hizmetinizdeyim.
  5. I’m here to help: Yardımcı olmak için buradayım.
  6. The pleasure is mine: Zevk bana ait.
  7. I’m glad I could assist: Yardımcı olabildiysem ne mutlu bana.
  8. Feel free to ask: Sormaktan çekinmeyin.
  9. It’s no trouble at all: Hiç sorun değil.
  10. I’m pleased to help: Yardım etmekten memnuniyet duyarım.
  11. I’m here to help you: Sana yardım etmek için buradayım.
  12. Glad that I could be of assistance: Yardım edebildiğime sevindim.

Gündelik Kullanım İçin İngilizce You’re Welcome 

Bu kalıplar arkadaşlarınla veya gün içinde daha samimi olduğun kişilerle kullanabileceğin ifadelerdir. Bu kalıpları kullanırken tanımadığın yaşlı kişilere, gittiğin bir yerde çalışanlara, müşterilere veya saygı çerçevesinde konuşman gereken kişilere kullanmamaya dikkat etmelisin.

  1. Don’t Mention It: Ne demek!/ Lafı mı olur!
  2. No Problem: Sorun yok./Problem değil.
  3. It’s My Pleasure: Benim için zevk.
  4. Anytime: Her zaman.
  5. It Was Nothing: Bir şey değil./Önemli değil.
  6. I know you’d do the same for me: Benim için aynısını yapacağını biliyorum.

Verimli bir şekilde İngilizce çalışarak kelime hazneni geliştirmek istersen, yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

esprili şekilde you're welcome demek

Esprili Şekilde You’re Welcome Demek

Esprili şekilde rica ederim demenin birçok yolu vardır. Arkadaşların arasında sık kullandığın esprileri de düşünerek bu kalıpları giderek artırabilirsin. Sık kullanılan bazı kalıplar ise şunlardır

  • No problemo, amigo! (Dert etme dostum!)
  • Don’t worry, I’m basically a superhero. (Endişelenme, ben resmen bir süper kahramanım.)
  • You owe me a chocolate chip cookie now. (Bana artık çikolata parçalı bir kurabiye borçlusun.)
  • Think of this as your daily dose of kindness. (Bunu günlük iyilik dozun gibi düşün.)
  • You’re welcome, and remember, I also accept highfives. (Rica ederi ve unutma, bi beşlik (çak bir beşlik anlamında) da kabul ediyorum.)
  • It’s cool, just remember this next time you’re rich and famous. (Sıkıntı yok, sadece zengin ve ünlü olduğunda bunu hatırla.)
  • You’re welcome, but only if you promise to laugh at my jokes. (Rica ederim, ama sadece şakalarıma güleceğine söz verirsen.)
  • No biggie, I’m just here to make the world a better place. (Dert etme, sadece dünyayı daha iyi bir yer yapmak için buradayım.)
  • Ah, the pleasure of being your personal problem solver. (Ah, kişisel problem çözücün olmak bir zevktir.)
  • No worries, I’m on a mission to spread good vibes. (Hiç önemli değil, iyi enerji yayma görevindeyim.)

İngilizcede “You’re Welcome” Yerine 50 Kalıp:

  1.  No problem
  2.  Not at all
  3.  My pleasure
  4.  Anytime
  5.  Don’t mention it
  6.  Sure thing
  7.  It’s nothing
  8.  Happy to help
  9.  Of course
  10.  Glad to be of service
  11.  It’s all good
  12.  No worries
  13.  You got it
  14.  It’s the least I could do
  15.  You bet
  16.  Absolutely
  17.  That’s OK
  18.  It’s my duty
  19.  I’m happy to hear that
  20.  It’s a pleasure
  21.  No big deal
  22.  It’s all part of the job
  23.  You’re too kind
  24.  I appreciate your gratitude
  25.  It was fun
  26.  It’s an honor
  27.  You’re very welcome
  28.  Anytime, anywhere
  29.  Think nothing of it
  30.  I’m glad you liked it
  31.  It’s no trouble at all
  32.  I’m here for you
  33.  You deserve it
  34.  It was easy peasy
  35.  I’m flattered
  36.  It was a team effort
  37.  You’re so welcome
  38.  No sweat
  39.  It’s what I do
  40.  I’m always happy to see you
  41.  It was a blast
  42.  It’s a privilege
  43.  You’re awesome
  44.  No need to thank me
  45.  I enjoyed it too
  46.  It was a breeze
  47.  I’m delighted to help you
  48.  You rock
  49.  Any day of the week
  50. It’s cool

İngilizce Rica Ederim Deme Kalıpları İle İlgili Diyalog

Aiden: Hey Emma, I haven’t seen you in a while! How have you been?

(Merhaba Emma, seni uzun süredir görmemişim! Nasıl gidiyor?)

Emma: Hi Aiden! Yes, it’s been a long time. I’m good too, thank you. How about you?

(Merhaba Aiden! Evet, uzun zaman oldu. Ben de iyiyim, teşekkür ederim. Peki sen nasılsın?)

Aiden: I’m good as well, thanks. How are things going?

Ben de iyiyim, teşekkür ederim. İşler nasıl gidiyor?

Emma: Things are going well. It’s a bit busy, but I can manage. Can I help you with something?

(İşler iyi gidiyor. Biraz yoğun, ama idare edebilirim. Sana bir şey yardımcı olabilir miyim?)

Aiden: Actually, I need your help. I’m a bit confused about moving.

(Aslında, yardımına ihtiyacım var. Taşınma konusunda biraz kararsızım.)

Emma: Of course, I’d be happy to help. When are you planning to move?

(Tabii, memnuniyetle yardımcı olurum. Ne zaman taşınmayı planlıyorsun?)

Aiden: I’m planning to move in a few weeks. But it seems challenging to get everything sorted out in such a short time.

(Birkaç hafta içinde taşınmayı düşünüyorum. Ama her şeyi bu kadar kısa sürede düzene koymak zor gibi görünüyor.)

Emma: Don’t worry, my door is always open to you. I’ll assist you with whatever you need.

(Endişelenme, kapım her zaman sana açık. İhtiyacın olan her konuda sana yardımcı olurum.)

Aiden: Really? That’s so kind of you, Emma.

(Gerçekten mi? Bu çok nazikçe, Emma.)

Emma: You’re welcome, it’s my pleasure. “My house is your house”!

(Rica ederim, benim için bir zevk. “Benim evim senin evin!”)

Aiden: Thank you so much. I appreciate your generosity.

(Çok teşekkür ederim. Cömertliğine minnettarım.)

Emma: No problem at all, it was nothing. I’m glad I can do my part to help.

(Hiç sorun değil, bir şey değil. Yardım etmek için elimden geleni yapabiliyorum, bu benim için bir şey ifade etmez.)

Aiden: I’m fortunate to have a friend like you. I’m glad I reached out to you.

(Senin gibi bir arkadaşa sahip olduğum için şanslıyım. Sana ulaştığım için memnunum.)

Emma: I’m here for you. “It was nothing.” We should support each other, right?

(Buradayım, “Bir şey değildi.” Birbirimize destek olmalıyız, değil mi?)

Aiden: Absolutely! I hope I can do the same for you in the future.

(Kesinlikle! Umarım gelecekte aynısını ben de san30a yapabilirim.)

Emma: Of course, I’m always here. Feel free to ask whenever you need.

(Tabii ki, her zaman buradayım. Ne zaman istersen sana yardımcı olabilirim.)

Aiden: Thank you so much, Emma. I feel much better now.

(Çok teşekkür ederim, Emma. Şimdi çok daha iyi hissediyorum.)

Emma: Whenever you want to talk or need assistance, I’m here. What would you like to talk about now?

(Konuşmak istediğinde veya yardıma ihtiyacın olduğunda buradayım. Şimdi ne hakkında konuşmak istersin?)

İngilizce öğrenmek için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurarak ilk adımı atmak!

you're welcome yerine kullanılabilecek örnek cümleler

You’re Welcome Yerine Kullanılabilecek Örnek Cümleler

“Thank you for helping me.”

“You’re welcome!”

“Could you pass me the salt?”

“Sure, not a problem.”

“I’m sorry for being late.”

“No worries, we understand.”

“Thanks for the advice.”

“It’s nothing, happy to help.”

“I appreciate your help.” 

“Don’t mention it, glad I could assist.”

“Thanks for the ride.” 

“It was my pleasure, anytime.”

“I’m grateful for your support.” 

“Anytime, I’m here for you.”

“Thanks for explaining.” 

“Glad I could help clarify that for you.”

“Thanks for the delicious meal.”

“My pleasure, enjoy!”

“Could you do me a favor?” 

“You got it, what do you need?”

“Can you assist me with this?” 

“Sure thing, I’ll be right there.”

“Sorry for the inconvenience.” 

“No problem at all, things happen.”

“I need some assistance.” 

“I’m at your service, just let me know.”

“I hope this isn’t a bother.” 

“You’re good, happy to help.”

“I hope I’m not bothering you.” 

“It’s all good, I’m available.”

“I apologize for the mistake.”

“That’s alright, mistakes happen.”

“I owe you a big thanks.”

“No need to thank me, we’re friends.”

“Thanks for lending a hand.”

“It’s my pleasure to help.”

“I appreciate your support.” 

“You’re most welcome, anytime.”

“Thanks for going out of your way.”

“It’s no trouble at all, I’m happy to assist.”

Bu yazıda İngilizcede “You’re Welcome” yerine kullanılabilecek kelimeler ve cümleler üzerine konuştuk. Bu kalıplar üzerine daha fazla pratik yaparak daha doğal ve akıcı şekilde İngilizce konuşabilir, kelime hazneni geliştirebilirsin. Buna benzer daha fazla yazı için blog sayfamızı takipte kal!

İngilizce Atasözleri ve Anlamları

Atasözleri toplumların inanç, kültür, duygu ve düşünce yapılarını aktaran söz öbekleridir. Söyleyeni belli olmayan fakat nesiller boyunca kullanılarak günümüze kadar gelen atasözlerinden çoğu zaman uzun uzun anlatmak istemediğin duygularını ve düşüncelerini ifade etmek için yararlanırsın.

Konuşmalarda atasözlerinin tanıklığına başvurursun. Atasözlerini, Türkçede olduğu gibi İngilizcede de düşünceleri bilgece ifade etmek için kullanabilirsin.

İngilizce atasözleri ve anlamları dil bilginin gelişmesine katkı sunacak en önemli konuların başında gelir. Çok sayıda atasözü bilmek, okuduğun kitapları, dergileri, dinlediğin haberleri kolayca anlamana yardımcı olur.

Ne kadar çok atasözü bilirsen İngilizceyi kullanma yetkinliğin de o kadar artar. İngilizce dil becerilerini bir üst seviyeye taşıyacak, sıkça karşılaşacağın İngilizce atasözlerine ve anlamlarına hep birlikte göz atalım.

İngilizce atasözleri ve anlamları

A bad workman always blames his tools.

Türkçesi: Beceriksiz bir işçi suçu her zaman aletlerinde bulur.

Anlamı: Kötü bir işçi verilen görevi başarıyla yerine getiremediğinde kullandığı araçları veya dış faktörleri sorumlu tutar.

A ‌bird in ‌hand is ‌worth ‌two in ‌the ‌bush.

Türkçesi: Eldeki bir kuş daldaki iki kuştan iyidir.

Anlamı: Elimizdeki şeyler, elde etmeyi umduğumuz şeylerden daha değerlidir.

A ‌cat has nine ‌lives.

Türkçesi: Kedi dokuz canlıdır.

Anlamı: Başı belaya girse de üstesinden kolayca gelebilecek insanlar için kullanılır.

A ‌chain is ‌only as ‌strong as ‌its ‌weakest link.

Türkçesi: Bir zincir sadece en zayıf halkası kadar güçlüdür.

Anlamı: Bir şey (bir organizasyon, vb.) ne kadar güçlü olursa olsun zayıf bir noktası yüzünden bütün gücünü kaybedebilir.

Action ‌speak ‌louder ‌than ‌words.

Türkçesi: Eylemler sözlerden daha yüksek sesle konuşur. (Lafla peynir gemisi yürümez.)

Anlamı: Eylemler insan karakterini daha iyi yansıtır; çünkü bir şeyi söylemek kolaydır ama söylendiği gibi hareket etmek zordur.

Adversity ‌and ‌loss ‌make a ‌man ‌wise.

Türkçesi: Sıkıntı ve kayıp bir insanı bilge yapar.

Anlamı: Mutluluk ve bolluk içinde olduğumuz zamanlardan çok zor zamanlar bizi olgunlaştırır.

All ‌good ‌things ‌come ‌to an ‌end.

Türkçesi: Her güzel şeyin bir sonu vardır.

Anlamı: İyi şeyler bir şekilde biter.

An ‌empty ‌vessel ‌makes ‌much ‌noise.

Türkçesi: Boş teneke çok tangırdar.

Anlamı: Aptal ve budala insanlar çok daha fazla konuşur.

An ‌idle ‌brain is ‌the devil’s ‌workshop.

Türkçesi: Boş bir beyin şeytanın atölyesidir.

Anlamı: Yapacak bir şeyiniz yoksa muhtemelen kötü şeyler yapmayı düşüneceksiniz.

A ‌rolling ‌stone ‌gathers ‌no ‌moss.

Türkçesi: Yuvarlanan taş yosun tutmaz.

Anlamı: Sürekli iş ve yer değiştiren kişi daha az sorumluluk alma konusunda avantaj sağlar ama düzenli bir hayat kurma şansından mahrum kalır.

As ‌you ‌sow, ‌so ‌you ‌shall ‌reap.

Türkçesi: Ne ekersen onu biçersin.

Anlamı: İyi veya kötü eylemleriniz karşılaşacağınız sonucu belirler.

Barking ‌dogs ‌seldom bite.

Türçesi: Havlayan köpek ısırmaz.

Anlamı: Bağırıp çağıran, tehditkar davranan insan nadiren zarar verir.

Bad news travels fast.

Türkçesi: Kara haber tez duyulur.

Anlamı: Kötü haberler insanlar arasında çabuk yayılır.

Beauty is in the eye of the beholder

Türkçesi: Güzellik bakanın gözlerindedir.

Anlamı: Güzellik göreceli bir kavramdır, kişiden kişiye değişir.

‌Best ‌things in life ‌are ‌free.

Türkçesi: Hayatta en iyi şeyler bedavadır.

Anlamı: Hayattaki en değerli şeyler için genellikle bedel ödemenize gerek yoktur.

Better ‌late ‌than ‌‌never.

Türkçesi: Geç olsun güç olmasın.

Anlamı: Arzu etmek istediğiniz bir şeyi geç elde etmek hiç elde edememekten iyidir.

Online İngilizce kursumuz hakkında detaylı bilgi almak için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

ingilizce atasözleri ve anlamlar

Blood is ‌thicker ‌than ‌water.

Türkçesi: Kan sudan yoğundur. (Et tırnaktan ayrılmaz.)

Anlamı: Aile ve akrabalarla kurulan ilişkiler arkadaşlarla veya diğer insanlarla kurulan ilişkilerden daha güçlüdür.

Curiosity killed the cat.

Türkçesi: Merak kediyi öldürür.

Anlamı: Bir şeyi fazla merak etmek sorunlara yol açabilir.

Clothes do not ‌make ‌the ‌‌man.

Türkçesi: Kürk ile börk ile adam olunmaz.

Anlamı: İnsan dış görünüşüne göre değerlendirilmez. Dışarıdan çok iyi görünen biri o kadar iyi olmayabilir.

Don’t bite ‌off ‌more ‌than ‌you can ‌chew.

Türkçesi: Yutamayacağın lokmayı ağzına alma.

Anlamı: Kaldırabileceğinden çok sorumluluk alma, boyundan büyük işlere kalkışma.

Don’t put off tomorrow what you can do today.

Türkçesi: Bugününün işini yarına bırakma.

Anlamı: Yapılması gereken işler vaktinde yapılmalı, ertelenmemelidir.

Easy ‌come, ‌easy ‌go.

Türçesi: Haydan gelen huya gider.

Anlamı: Kolay elde edilen şeyler kolay kaybedilir.

Fortune ‌favors ‌the ‌brave.

Türkçesi: Şans, cesurdan yanadır.

Anlamı: Planlarınızı cesurca uygularsanız şansın sizin tarafınızda olması muhtemeldir.

Grief ‌divided is ‌made ‌lighter.

Türkçesi: Üzüntü paylaşıldıkça hafifler.

Anlamı: Üzüntünüzü, kederinizi yakınlarınızla paylaşırsanız onu hafifletebilirsiniz.

-Ignorance is ‌bliss.

Türkçesi: Cehalet mutluluktur.

Anlamı: Bir şey hakkında daha az şey bilmek insanı rahatlatır. Bilginiz arttıkça huzursuzluğunuz artar.

He who laughs last, laughs best.

Türkçesi: Son gülen iyi güler.

Anlamı: Bir işin başında yaşanan sevinçler geçicidir ama işin başarılmasıyla elde edilen mutluluk gerçektir.

In unity, there is strength.

Türkçesi: Birlikten kuvvet doğar.

Anlamı: Birlik ve beraberlik içerisinde yapılan işler daha güzel sonuçlanır.

Love is blind.

Türkçesi: Aşkın gözü kördür.

Anlamı: Aşık olan kişi sevdiğinin kusurlarını görmez.

Money does not grow on trees.

Türçesi: Para ağaçta yetişmez.

Anlamı: Para kazanmak için çalışmak gerekir.

İngilizce öğrenmek istersen yan tarafta yer alan formu hemen doldur!

ingilizce atasözleri ve türkçeleri

Nothing ventured, nothing gained.

Türkçesi: Emek olmadan yemek olmaz.

Anlamı: Bir şeyden kazanç elde etmek için çaba sarf etmek gerekir.

Strike while the iron is hot.

Türkçesi: Demir tavında dövülür.

Anlamı: Bir işin yapılabilmesi için en uygun zamanda harekete geçmek gerekir.

The pen is mightier than the sword.

Türkçesi: Kalem kılıçtan keskindir.

Anlamı: Bir şeyleri yazarak ifade etmek, kaba güç kullanmaktan daha etkilidir.

The way to a man’s heart is through his stomach.

Türkçesi: Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer.

Anlamı: Güzel yemekler yapmak, bir erkeğin sevgisini kazanmak için en etkili yöntemlerden biridir.

The harder you work, luckier you get.

Türkçesi: Ne kadar çok çalışırsan o kadar şanslı olursun.

Anlamı: Fazla çalışmak istediklerinizi elde etme şansınızı artırır.

The show must go on.

Türçesi: Gösteri devam etmeli.

Anlamı: Başlanılan bir iş esnasında sorunlarla karşılaşılsa da işe devam etmek gerekir.

Two heads are better than one.

Türçesi: Bir elin nesi var, iki elin sesi var.

Anlamı: Bir işi yapmak için başkalarıyla iş birliği yapmak daha iyi sonuçlar verir.

Where there’s smoke, there’s fire.

Türkçesi: Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.

Anlamı: Bir şeyin gerçek olup olmadığı ortaya çıkan işaretlerden anlaşılır, işaret varsa o şeyin gerçek olduğuna inanılabilir.

Where there’s a will, there’s a way.

Türkçesi: İstendiğinde her şey mümkündür.

Anlamı: Bir işi yapmak için istekli olan kişi o işi yapmak için bir yol bulacaktır.

What goes around comes around

Türkçesi: Ne ekersen onu biçersin.

Anlamı: Bir kişiye kötü davranırsanız bir başkası da size kötü davranır.

You never know what you can do till you try

Türkçesi: Denemeden neler yapabileceğini bilemezsin.

Anlamı: Bir kişinin yeteneklerini keşfetmesi için sürekli bir şeyler denemeye devam etmesi gerekir.

İngilizcede kullanılan birçok atasözünün anlamlarını ve detaylı açıklamalarını öğrendiğine göre artık bu atasözlerini yazışmalarında ya da yabancı arkadaşlarınla iletişim kurarken kullanabilirsin. İngilizceni daha fazla geliştirmek ve etkin biçimde kullanmak istiyorsan, Open English doğru adres.

İngilizceni daha üst seviyeye taşımak için Open English’le pratik yapma fırsatını kaçırma.

İngilizce Maybe Yerine Kullanılabilecek Kelimeler

Maybe İngilizcede “belki” anlamında kullanılan en popüler ifadedir. Ancak her durumda maybe kelimesini kullanmak doğru olmayacaktır. Bunun yerine kullanacağın farklı sözcükler ve kalıplarla daha doğru bir dil kullanabilirsin.

“Maybe” ifadesi çoğunlukla günlük konuşmalarda emin olmadığın konularda kullanabileceğin bir ifadedir. Ancak daha resmi bir yerde bu ifadeyi kullanman pek doğru olmayabilir. Bu yazıda bu kelime yerine kullanabileceğin farklı kalıplardan bahsedeceğiz.

İngilizcede Maybe Yerine Geçebilecek Kelimeler

ingilizcede maybe yerine geçebilecek kelimeler

Formal (Resmi) Kullanım:

Aşağıda yer alan ifadeler günlük kullanım için fazla resmi olabilir. Bir iş görüşmesinde veya saygı duyduğun bir kişi ile konuşurken bu ifadelere yer verebilirsin. Aynı zamanda bu ifadeleri doğru yerde kullanman oldukça önemlidir.

Örneğin bir soruya “Evet olabilir.” şeklinde cevap vermen gerekirken “It’s feasible.” gibi soruya tam karşılık olmayan bir cevap verirsen bu cevap hoş karşılanmayacaktır.

  • Perhaps: Belki
  • Possibly: Muhtemelen
  • Could be: Olabilir
  • It’s possible that: Olabilir ki
  • It’s likely: Büyük ihtimalle
  • Conceivably: Düşünülebilir bir şekilde
  • It could happen that: Olabilir ki
  • It may well be: İhtimal ki
  • It’s not out of the question: İhtimal dışı değil
  • There’s a possibility: Olasılık var
  • There’s a likelihood: Olasılık var
  • It’s within the realm of possibility: Olasılık dahilinde
  • It’s feasible: Uygulanabilir
  • One can’t discount the possibility that: Şu ihtimali göz ardı edemeyiz ki
  • It’s not impossible that: Bu imkansız değil
  • It’s not improbable that: Bu olasılık dışı değil
  • Potentially: Potansiyel olarak
  • It may come to pass that: Olabilir ki gerçekleşir
  • It’s conceivable: Düşünülebilir
  • It’s a distinct possibility: Belirgin bir olasılık
  • There’s a good chance that: İyi bir ihtimal var ki
  • It’s in the cards: Kısmetinde var
  • It’s on the horizon that: Gözden kaçmaz ki
  • It’s not inconceivable that: Bu hayal edilemez değil ki
  • It’s on the table that: Görüşülen bir konu ki
  • It’s in the realm of possibility: Olasılıklar dahilinde
  • It’s plausible: Mantıklı (ama hâlâ düşündürüyor anlamında)
  • It’s not beyond the bounds of possibility: İmkansız değil
  • It’s under consideration that: Göz önünde bulunduruluyor ki
  • It’s under review whether: Gözden geçiriliyor ki
  • It’s quite likely that: Oldukça olası ki
  • It’s a feasible option that: Uygulanabilir bir seçenek ki
  • It’s potentially true that: Potansiyel olarak doğru ki
  • It’s not unlikely that: Olası ki
  • It’s up for consideration that: Görüşmeye açık ki
  • It’s a likely scenario that: Muhtemel senaryo şu ki
  • It’s not off the table that: Masada olan bir şey ki
  • It’s quite possible that: Oldukça mümkün ki
  • It’s within reason that: Mantıklı bir şekilde
  • It’s open to debate whether: Tartışmaya açık ki
  • It’s still a question whether: Hala soru işareti olan bir şey ki
  • It’s an option that: Bir seçenek ki
  • It’s debatable whether: Tartışmalı bir konu ki

Informal (Gayri Resmi):

  • Might: Belki
  • Chances are: İhtimali yüksek
  • I suppose: Sanırım
  • In all likelihood: Büyük ihtimalle
  • It could happen that: Olabilir ki
  • It’s feasible: Uygulanabilir
  • It’s potentially true that: Potansiyel olarak doğru ki
  • It’s quite likely that: Oldukça olası ki
  • It’s a feasible option that: Uygulanabilir bir seçenek ki
  • It’s potentially true that: Potansiyel olarak doğru ki
  • It’s a likely scenario that: Muhtemel senaryo şu ki
  • It’s quite possible that: Oldukça mümkün ki
  • It’s open to debate whether: Tartışmaya açık ki
  • It’s still a question whether: Hala soru işareti olan bir şey ki
  • It’s an option that: Bir seçenek ki
  • It’s debatable whether: Tartışmalı bir konu ki

ingilizce maybe ile ilgili örnek cümleler

İngilizce Maybe İle İlgili Örnek Cümleler

  • Perhaps we’ll have a chance to visit the museum this weekend.

(Belki bu hafta sonu müzeyi ziyaret etme şansımız olur.)

  • I might possibly be able to finish the project before the deadline.

(Olası bir şekilde proje üzerinde son teslim tarihinden önce bitirebilirim.)

  • It could be a good idea to start the meeting a bit earlier.

(Toplantıya biraz daha erken başlamak iyi bir fikir olabilir.)

  • I might go to the concert if I can find tickets.

(Bilet bulabilirsem konsere gidebilirim.)

  • It’s possible that the weather will clear up by tomorrow.

(Hava yarına kadar açılabilir.)

  • Chances are she’ll be at the party, considering she loves social events.

(Büyük ihtimalle partiye gelecek, çünkü sosyal etkinlikleri sever.)

  • It’s likely he’ll be chosen as the team captain due to his skills.

(Yetenekleri nedeniyle büyük ihtimalle takım kaptanı seçilecek.)

  • I suppose we could try the new restaurant downtown.

(Sanırım yeni restoranı şehir merkezinde deneyebiliriz.)

  • In all likelihood, the train will arrive on time.

(Büyük ihtimalle tren zamanında varacak.)

  • Conceivably, we could finish the project ahead of schedule.

(Kavranabilir bir şekilde, projeyi planlanandan önce bitirebiliriz.)

ingilizce maybe ile ilgili diyaloglar

İngilizce Maybe İle İlgili Diyaloglar

Emily: Hey Mark, do you think the movie will start on time tonight?

(Merhaba Mark, sence film bu akşam zamanında başlar mı?)

Mark: Well, perhaps it will, but you know how unpredictable the traffic can be around this time.

(Eh, belki zamanında başlar, ama bu saatte trafik ne kadar tahmin edilmez olabilir biliyorsun.)

Emily: True, traffic can be a pain. But I’m hoping to catch the movie, so I’ll leave a bit early just in case.

(Doğru, trafik sıkıntı olabilir. Ama umarım filmi yetişirim, bu yüzden her ihtimale karşı biraz erken çıkacağım.)

Mark: That’s a good idea. Possibly, you’ll get there with some time to spare for popcorn and (Bu iyi bir fikir. Muhtemelen, patlamış mısır ve atıştırmalıklar için fazladan zamanın olur.)

Emily: Could be! But you know, there’s also a chance that I might get stuck in traffic despite leaving early.

(Olabilir! Ama biliyorsun, erken çıkmama rağmen trafikte sıkışabilirim de.)

Mark: That’s possible, but chances are you’ll still make it in time. The movie theater isn’t that far from here.

(Bu mümkün, ama büyük ihtimalle zamanında yetişirsin. Sinema salonu buradan çok uzak değil.)

Emily: It’s likely that you’re right. I suppose I’ll aim to be there about 5 minutes before the show starts.

(Galiba haklısın. Zannediyorum ki, gösteri başlamadan önce yaklaşık 5 dakika önce orada olurum.)

Mark: In all likelihood, that should give you plenty of time to find a good seat and settle in.

(Büyük ihtimalle, bu sana iyi bir koltuk bulmak ve yerleşmek için bolca zaman sağlar.)

Emily: Conceivably, I might even have time to grab a drink and some candy from the concession stand.

(İhtimal dahilinde, hatta bir şeyler içip atıştırmalık almak için bile zamanım olabilir.)

Mark: It could happen that you end up getting the best seat in the house and enjoying the movie without any rush.

(Olabilir ki en iyi koltuğu alır ve acele etmeden filmi keyifle izlersin.)

Emily: It may well be! But, you know, it’s not out of the question that the theater might be crowded tonight.

(Olabilir ki! Ama biliyorsun, bu gece sinemanın kalabalık olması da mümkün değil.)

Mark: There’s a chance that it might be, especially if it’s a popular movie. But I wouldn’t rule out the possibility of having a great time regardless.

(Olma ihtimali var, özellikle popüler bir filmse kalabalık olur. Ama yine de harika vakit geçirme ihtimalini göz ardı etmem.)

Emily: Thanks for the positive outlook, Mark.

(Pozitif bakış açısı için teşekkür ederim, Mark.)

Mark: You’re welcome, Emily. Enjoy the movie night!

(Rica ederim, Emily. Film gecesinin tadını çıkar!)

İngilizcede En Çok Kullanılan 100 Kelime

İngilizce öğrenmek sadece kelime ezberlemekle olmaz fakat ne kadar çok İngilizce kelime bilirsen o kadar fazla konu hakkında konuşabilirsin. Bu yazımızda sana İngilizcede en çok kullanılan kelimelerden bahsedeceğiz.

En çok kullanılan İngilizce kelimeler, tıpkı Türkçede gün içinde çokça duyduğumuz kelimeler gibi hem konuşma hem de yazma dilinde sıkça karşımıza çıkıyor. Bu kelimelere ne kadar aşina olursak, İngilizceyi anlamamız o kadar kolaylaşıyor.

Fakat bu kelimeleri birleştirecek gramer bilgimiz olmadan, günlük hayatta en çok kullanılan İngilizce keliemeler pek işimize yaramaz. Yani öncelikle İngilizce düşünmeyi öğrenmemiz gerekiyor. O zaman ne yapmalı?

İngilizce Eğitimi İçin %100 Online İngilizce Kursu

Open English’te sana İngilizce öğrenmekle beraber İngilizce düşünmeyi öğretiyoruz. Tek yapman gereken kendine uygun abonelik paketini seçmen! Bunun için Open English iletişim formunu doldurabilirsin. Bilgi vermek için sana hızlıca dönüş yapacağız.

Open English’te seni neler bekliyor?

  • Ana dili İngilizce olan eğitmenler
  • 7/24 canlı dersler
  • 7/24 İngilizce konuşma sınıfları
  • Binlerce saatlik interaktif derslere sınırsız erişim
  • Yapay zeka destekli İngilizce eğitimi
  • TOEFL, IELTS ve TOEIC uluslararası sınavlarına hazırlık
  • İş İngilizcesi
  • Ve daha birçok akıllı eğitim metodu!

Şimdi merak edenler için İngilizcede en çok kullanılan kelimeler:

İngilizcede En Çok Kullanılan 100 Kelime

Günlük hayatta en çok kullanılan İngilizce kelimeler için önce ilk 100’e bakalım. Bu kelimeler, Wikipedia tarafından İngilizcede en çok kullanılan 100 kelime olarak tanımlanıyorlar.

İngilizcede en çok kullanılan kelimelerin en önemli yönlerinden biri, birçok anlama sahip olmaları. Bu da aslında ezberlemekten çok, İngilizce düşünmeyi öğrenerek keşfedebileceğin bir durum.

No İngilizce kelimeler Türkçe Çevirisi Örnek Kullanım
1 The (Tanım belirtiyor, bir kavramın bilindik olduğunu belirtmek amacıyla kullanılıyor.) The Office, the theatre
2 Be Ol(mak), var olmal, bulunmak (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) Be a teacher (öğretmen ol)
3 To (ismin yönelme hali) (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) To you (sana), Listen to me (beni dinle), I am happy to work here (Burada çalışmaktan mutluyum)
4 Of -li, -e yönelik, ilişkili, bağlantılı (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) First of all (ilk olarak), Department of Finance (Finans Bölümü), Out of (dışında)
5 And Ve Domato and potato (domates ve patates)
6 A Bir, herhangi bir, belirli bir tür veya nitelikteki A mouse (bir fare), Have a bath (banyo yapmak), a little bit (azıcık)
7 In İçeri, iç, içinde (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) Get in the car (arabanın içine bin, arabaya bin), in general (genellikle), built-in (gömme, ankastre, iç yapıya dahil)
8 That Şu, o (mesafe belirtiyor, uzaktaki kavramlar için kullanılıyor) That is a chair. (şu bir sandalyedir.), that place (orası, ora, şurası, şura)
9 Have Sahip olmak, elinde tutmak, yapmak (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) I have a car. (Arabam var.), have a nap (kestirmek), have mercy (acımak)
10 I Ben I am a student. (Ben bir öğrenciyim.)
11 It O, ona It is a pencil. (O bir kalem.)
12 For İçin, yönünden, dair (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) For you (senin için), Look for (aramak), for now (şimdilik)
13 Not Yok, değil, olumsuzluk, haricinde (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) It is not a monster. (O bir canavar değil.), not like yours (seninki/sizinki gibi değil)
14 On Üzerinde, hazır, çalışır (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) It is a apple on the table. (Masanın üzerinde elma var.), turn on (açmak)
15 With İle, birlikte, nedeniyle (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) With her (onunla), with glory (gururla)
16 He O (erkekler için kullanılıyor) He is a a teacher. (O bir öğretmen [ve onun erkek olduğunu anlıyoruz].)
17 As Olarak, gibi, kadar (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) As a whole (bütün olarak), as soon as possible (bir an önce), as a result (sonuç olarak)
18 You Sen,siz, sana, size (vb. diğer çekimler) Thank you ([sana/size] + teşekkür ederim), you are a genius (sen bir dahisin)
19 Do Yapmak, etmek (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) I do dishes (bulaşıkları yıkarım), do you like dolphins? (yunusları sever misin?)
20 At Üzere, nezdinde, saatinde, -de (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) At 8 o’clock (Saat sekizde), at night (gece vaktinde), at work (işte)
21 This Bu, buradaki For this reason (bu nedenle), this desk (bu masa)
22 But Ama, fakat He is a good person but I don’t know him very well (o iyi biri ama onu çok tanımıyorum), last but one (sondan bir önceki)
23 His Onun, ona ait (erkekler için)  His pencil (onun kalemi), his feelings (onun duyguları)
24 By -e, -inden, tarafından, itibarıyla, boyunca (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) Stop by (uğramak), affected by something (bir şeye tutulmak), by goverment (hükümet tarafından)
25 From -den, -dan, itibaren, istinaden, beri (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) Benefit from something (bir şeyden yararlanmak), apart from (haricinde), from 80’s to 2000’s (80’lerden 2000’lere)
26 They Onlar (erkekler için) They are actors (Onlar aktör), where are they? (onlar nerede?)
27 We Biz We are champions (biz şampiyonlarız), do we know each other? (birbirimizi tanıyor muyuz?)
28 Say Söylemek, laflamak, demek, söz Final say (son söz), say goodbye (vedalaşmak, hoşçakal demek), something to say (söyleyecek bir şey)
29 Her Ona, ona it (kadınlar için kullanılıyor) Mother and her daugher (anne ve kızı), her age (onun yaşı)
30 She O (kadınlar için kullanılıyor) She plays guitar (o gitar çalıyor)
31 Or Ya da, veya Burger or pizza (hamburger ya da pizza)
32 An Bir (sesli harfle başlayan kelimelerin öncesinde kullanılıyor) An elephant (bir fil), an office (bir ofis)
33 Will Gelecek zaman kipi, irade, vasiyet (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) I will be there (orada olacağım), her will (onun vasiyeti)
34 My Benim My teacher (öğretmenim), my dream job (hayalimdeki meslek)
35 One Bir, tek, biri One by one (birer birer), one half (yarısı), little one (ufaklık, küçük biri)
36 All Tüm, bütün, hepsi All the time (her zaman), all creation (tüm evren), all genres (bütün türler)
37 Would Koşullu dilek, -ecekti, Would like (istemek), would rather (tercih etmek), If we were home he would like to come here (evde olsaydık buraya gelmek isteyecekti)
38 There Ora, orada, oradaki, şura, şurada, şuradaki There is a bank (orada bir banka var), get there (oraya/şuraya gitmek)
39 Their Onların Earn their trust (onların güvenini kazanmak), on their own (kendi kendilerine)
40 What Ne, neyi, cisim,şey (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) In what follows (devamında), what is your name? (ismin(iz) ne?), what are his capabilities? (onun yetenekleri nelerdir?)
41 So Böylece, bu yüzden, bu nedenle, öyle, böyle, demek ki (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) So it begins (demek ki başlıyor), I was sick so I couldn’t do homework (Hastaydım bu yüzden ödevimi yapamadım), so and so (vesaire)
42 Up Yukarı, artış, çıkış, yüksekte (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) She looked up at the skies (O [yukarı doğru] gökyüzüne baktı, I wake up early (erken kalkarım), It’s up to you (sana kalmış)
43 Out Çıkış, dışarıda, dış, uzakta olan (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) Get out (çık dışarı), work out (egzersiz yapmak), find out (anlamak)
44 If Eğer, rağmen, sözde (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) If else (eğer başkaysa), what-if (varsayımsal), see if it works (çalışıp çalışmadığına bakmak)
45 About Hakkında, dair, üzere (ayrıca başka bir çok anlamda kullanılabiliyor) It is not about you (Seninle ilgili değil), moon about (dalgın dalgın durmak), the lecture is about (ders tarih hakkındadır)
46 Who Kim Who is there? (Orada kim var?), Who is the president of the USA (ABD’nin başkanı kimdir?) An teacher is someone who teaches to students (öğretmen öğrencilere öğreten bir kimsedir)
47 Get Almak, edinmek, elde etmek, kazanmak (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) Get some supplies (Biraz malzeme al)), get trophy (kupa almak), get a job (bir meslek edin)
48 Which Hangi, hangisi Which day (hangi gün), which office (hangi ofis), tell which is which (hangisinin hangisi olduğunu ayırt etmek)
49 Go Gitmek, çıkmak, hareket etmek, girmek, başlamak (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) He goes to school (o okula gider), I go outside (dışarıya çıkıyorum)
50 Me Bende, bana, benim It’s me (benim [sorulan soruya cevap verme anlamında kullanılıyor])
51 When Ne zaman When do we go? (ne zaman gideriz?)
52 make Yapmak, etmek, sağlamak (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) I will make a cake (pasta yapacağım), make me happy (beni mutlu et)
53 Can Olabilmek, yapabilmek, teneke kutu I can help you (sana yardım edebilirim), it is a can (o bir teneke kutu)
54 Like Sevmek, benzemek, beğenmek, hoşlanmak I like pizza (pizza severim), he is not like you (o sana benzemiyor)
55 Time Zaman, süre, kere How many times kaç kere), it is time to sleep (uyuma zamanı), time-out (süre bitimi)
56 No Hayır, yok, ret, hiç I said no (hayır dedim), She voted no (O hayır oyu verdi), no way (hiç yolu yok), no one (hiç kimse)
57 Just Şimdi, sadece, yalnızca, az önce, tam (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) I have just arrived (az önce geldim), it is just a squirrel (o sadece bir sincap), just now (şu anda)
58 Him Ona, onu Do you like him? (Ondan hoşlanıyor musun?)
59 Know Bilmek, öğrenmek, tanımak I know him (onu tanıyorum), she knows something (o bir şeyler biliyor)
60 Take Almak, (fotoğraf) çekmek, götürmek (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) I will take a shower (duş alacağım), she took some photographs (o birkaç tane fotoğraf çekti), take me home (beni eve götür)
61 People İnsanlar, halk, millet We are people (biz insanız), important people (önemli insanlar), common people (sıradan insanlar), crowd of people (kitle, kalabalık insan grubu)
62 Into İçine, içeriye, -e, -a, -in içine Into the car (arabanın içine), into the room (odanın içine)
63 Year Yıl, sene, yaş Happy new year (yeni yılın kutlu olsun), I am 28 years old (ben 28 yaşındayım), eventful year (olaylarla dolu sene)
64 Your Senin, sizin Your choice (senin/sizin seçimin([iz]), your opinion (senin/sizin düşüncen[iz])
65 Good İyi, güzel, fayda Good choice (iyi seçim), good luck (iyi şanslar)
66 Some Biraz, bazı, birkaç (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) Some of them (bazıları), some practices (bazı uygulamalar), some ruins (bazı kalıntılar)
67 Could Yapabilmek, olabilmek, “can”in geçmiş zaman hali I could do it when I was younger (Gençken yapabilirdim), I could use some help (biraz yardıma ihtiyacım var)
68 Them Onlara, onları Don’t follow them (onları takip etme)
69 See Görmek, anlamak (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) I see (görüyorum, anlıyorum), I see double (çift görüyorum)
70 Other Diğer, başka, öteki Other people (diğer insanlar), the other world (öteki dünya), some other time (başka zaman)
71 Than -den, -e göre, hariç, nazaran (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) More than feelings (duygulardan daha fazlası), I would prefer juice rather than coke (Kolaya nazaran meyve suyunu tercih ederim)
72 Then O zamanlar, o halde, öyleyse (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) Back then, I adored you (o zamanlar sana hayrandım)
73 Now Şimdi, şu an, şimdiye ait Right now (Hemen şimdi), he is working now (o şu an çalışıyor)
74 Look Bakmak, görünmek, görünüş (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) I look into your eyes (gözlerinin içine bakıyorum), he looks handsome (yakışıklı görünüyor)
75 Only Sadece, tek, sırf, yalnızca Only 2 euro (sadece 2 euro), only child (tek çocuk)
76 Come Gelmek (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) I come home (eve geliyorum), come to mind (akla gelmek)
77 Its Onun Don’t judge a book by its cover ([deyim] insanı dış görünüşüne göre yargılamayın)
78 Over Fazla, bitmiş, üzerine, ötede (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) It’s over (bitti), get over something (bir şeyi atlatmak), he must be over fifty (50’nin üzerinde olmalı), a table over there (ötedeki bmasa)
79 Think Düşünmek, sanmak I am thinking about you (senin hakkında düşünüyorum), I think you misunderstood me (sanırım beni yanlış anladın)
80 Also Ayrıca, da (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) I also called you (ayrıca seni aradım), we must also think that (şunu da düşünmeliyiz)
81 Back Arka, geri  (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) Turn back (geri dön)
82 After Sonra, ertesi (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) Call me later (beni sonra ara), the day after (ertesi gün),
83 Use Kullanmak, kullanım, faydalanmak (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) Use a notebook (dizüstü bilgisayar kullanmak), common use (genel kullanım), you used me (benden faydalandın)
84 Two İki Two apples (iki elma)
85 How Nasıl How to use (nasıl kullanılır), this story tell us how we succeeded (bu hikaye nasıl başarılı olduğumuzu anlatıyor)
86 Our Bizim Our team (takımımız)
87 Work Çalışmak, iş, eser I work as an engineer (mühendis olarak çalışıyorum), work of art (sanat eseri)
88 First İlk, birinci, başlangıç (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) I come first (ilk ben geldim), first of all (herşeyden önce), first aid (ilk yardım), he was first (o birinciydi)
89 Well İyi, kaynak (su vb.), kuyu (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) Do it well (iyi yap), water well (su kuyusu)
90 Way Yol (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) This way goes to main street (bu yol ana caddeye gidiyor), is there any other way? (başka bir yolu var mı)
91 Even Bile, hatta, çift (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) Even if you do it, our manager may not accept it (yapsan bile müdürümüz kabul etmeyebilir), you should even see it (hatta onu görmelisin), odd or even (tek mi çift mi oyunu), even number (çift rakam)
92 New Yeni (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) New computer (yeni bilgisayar), new recruits (yeni elemanlar)
93 Want İstemek, arzulamak I want a candy (şeker istiyorum), ı want to be an engineer (mühendis olmak istiyorum, I want you (seni arzuluyorum)
94 Because Çünkü (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) I can’t work today because I am sick (Bugün çalışamıyorum çünkü hastayım), because of you (senin yüzünden)
95 Any Hiç, herhangi (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) Any juice left? (hiç meyve suyu kaldı mı?), you can choose any of them (Onlardan herhangi birini seçebilirsin[iz])
96 These Bunlar These are apple trees (bunlar elma ağaçlarıdır)
97 Give Vermek, getirmek (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) Can you give me a pencil? (Bana bir kalem verebilir misin?), Give birth (doğurmak, dünyaya getirmek)
98 Day Gün Thursday is the 4th day of the week (perşembe haftanın 4. günüdür)
99 Most En, en çok, çoğu The most important (en önemli), I love him most (en çok onu seviyorum), most people (çoğu insan)
100 Us Biz (ayrıca US şeklinde ABD kısaltması larak kullanılıyor) He like us (O bizi sevdi), she give us a reason to quit (bize bırakmamız için bir neden veriyor)

İngilizce Kelime Öğrenmeni Sağlayacak 5 Egzersiz

İngilizce kelime öğrenmek İngilizcenin hem en kolay hem de en yorucu kısımlarından biridir. Eğer kelime öğrenme pratiğini yanlış yönde gerçekleştirirsen öğrendiğin kelimeleri çok kısa sürede unutur ve yeniden öğrenmek zorunda kalırsın. Bununla birlikte geleneksel öğrenme yöntemleri de vaktini gereksiz yere alır ve hem zamandan kaybetmene hem de özgüvenin sarsılmasına sebep olur. Bu yazıda İngilizce kelime öğrenmek için yapman gerekenlerden ve uzak durman gerekenlerden  bahsedeceğiz.

Doğru şekilde kelime öğrenmeye hazırım diyorsan, uzak durman gereken yöntemlerle hızlı bir başlangıç yapalım. 

Kelime Ezberleme, Öğren!

Yabancı bir dil öğrenirken yapılan en sık hatalardan bir tanesi de kelime öğrenmek yerine ezber yapmaktır. Bir kelimeyi ezberlediğinde o kelimeyi unutma ihtimalin oldukça yüksektir. Kaldı ki, bir kelimenin sadece anlamını öğrenmek o kelimeyi cümle içinde kullanmak ve anlamak için yeterli değildir. Bu sebeple ilk başlığımız kelimeyi ezberlemek değil, öğrenmek!

Şimdi kısaca yanlış öğrenme tekniklerinden bahsedelim.

İngilizce çalışmak istersen, yan taraftaki formu doldurabilirsin.

deftere 5 kere kendisi 5 kere anlamını yazmak

Deftere 5 Kere Kelimeyi 5 Kere Anlamını Yazmak

Özellikle okullarda en çok yaptırılan aktivitelerden biri olan bir kelimeyi birden fazla anlamıyla yazmak, size ezber dışında hiçbir şey kazandırmayacaktır. Eğer bu yöntemi en az bir defa öğretmenin yaptırmışsa ancak hâlâ geniş kelime haznesine sahip değilsen, bu yöntemin yanlış olduğunun en büyük kanıtıdır diyebiliriz.

Bir kelimeyi defalarca kez yazarak elbette bir kelimeye aşinalık kazanabilirsin, ancak bir dil konuşurken önemli olan kelimeye aşina olmak değil, o kelimeyi doğru yerde ve cümle içinde kullanabilmektir.

İngilizceyi Bir Ders Olarak Görmek

İngilizce okulda gördüğün herhangi bir ders değildir. İngilizce kendi başına dahi öğrenebileceğin çok basit bir dildir. İngilizce konu veya dilbilgisi ezberi yaparak öğrenilmez. Yalnızca “Subject+Verb+Object” formülünü ve diğer formülleri ezberleyerek İngilizce konuşabileceğini düşünmek oldukça yanlıştır.

Devlet her yıl yabancı dil eğitimine yatırım yapsa da, daha modern ve nitelikli İngilizce eğitimi ancak öğretmenlerin çabasıyla gerçekleşmektedir. Bu sebeple okulda İngilizce öğrenemediysen ve bu özgüveninde sarsılmaya sebep olduysa sakın pes etme! Open English ile İngilizce öğrenmek sandığından aha da kolay olacak! Detaylar için iletişim bilgilerimizden bizi hemen arayabilirsin!

Sürekli Çeviriye İhtiyaç Duymak

İngilizce yalnızca çeviri veya sözlük kullanarak öğrenilmemelidir. Bunun sebebi ise her kelimenin Türkçe karşılığının olmamasıdır. Bununla birlikte, Türkçedeki her kelimenin de tam olarakİngilizce karşılığı yoktur. Bazı kelimelerin temelde anlamını öğrendikten sonra İngilizce odaklı düşünmeli ve anlamını da cümle içinde öğrenmelisin. Örneğin, yeni bir kelime duyduğunda kendine, “bu kelimeyi nerede duydum, nerede, hangi anlamda kullanıldı?” sorular sorduğunda daha iyi bir öğrenim gerçekleştirmiş olursun.

İngilizce kelime öğrenirken yapılan yanlışlardan kısaca bahsettiğimize göre biraz da kelime öğrenirken asıl yapmanız gerekenlerden bahsedelim.

ingilizce kelime öğrenmeni sağlayacak egzersizler

İngilizce Kelime Öğrenmeni Sağlayacak Egzersizler

Kelime Günlüğü Tutmak

Kelime günlükleri İngilizce eğitimine katkı sağlayacak en önemli engzersizlerden bir tanesidir. Günlük veya haftalık olarak öğrendiğin İngilizce kelimeleri not alabilir, bu kelimeler ile ilgili cümleler kurmayı deneyebilirsin. Kelime hazneni genişlettikçe küçük hikâyeler yazmayı deneyebilir veya gününün nasıl geçtiği ile ilgili küçük paragraflar oluşturabilirsin.

Her Gün Bir Kelime Öğrenmek

İngilizceni geliştirmenin en güzel yollarından biri de her gün bir kelime öğrenmektir. Bununla ilgili birçok mobil uygulamadan yararlanabilir veya kendine uygun bir kelime listesi oluşturabilirsin. Öğrendiğin her kelime için cümle çalışması yapmalı, okunuşunu dinlemeli ve bu kelimenin kullanımı kavramalısın. Her gün çok kısa bir vakit ayırarak en az bir kelime öğrenmeyi garanti edebilirsin.

Kelime Oyunları Oynamak

Kelime oyunları hem sana yeni kelimeler öğretecek hem de bildiğin kelimeleri pekiştirmeni sağlayacaktır. Farklı çeşitte birçok kelime oyunu vardır. Bunlardan hangisi ilgini çekiyorsa boş vakitlerinde bu oyunu oynayarak vaktini değerlendirebilirsin. Kelime oyunlarının en popüleri Scrabble’dır.

Düzenli Okuma Yapmak

İngilizce öğrenmenin henüz başında olsan bile düzenli olarak farklı metinler okumayı denemek kelime aşinalığını artırcaktır. Bu egzersiz de ilerleyen vakitlerde kelimeleri çok daha kolay kavramanı sağlayacaktır. Bununla birlikte okuma yaparken seçtiğin kaynaklar da oldukça önemlidir.

Öncelikle basit seviyedeki çocuk kitaplarından başlayabilir, geliştikçe seni daha çok yoracak öykülere geçebilirsin. Orta düzeyde bir İngilizceye sahipsen dergiler, yemek kitapları,gezi yazıları, blog sayfaları gibi metin içerikleri de senin için oldukça faydalı olacaktır.

ingilizce konuşma pratiğini ihmal etmemek

Konuşma Pratiğini İhmal Etmemek

İngilizce öğrenmek test kitapları, derts kitapları ile değil, düzenli konuşma-yazma-okuma pratiği ile gerçekleşir. Bu sebeple her ne kadar hoşuna gitmese bile İngilizceyi en kısa sürede doğru şekilde öğrenebilmen için bütün pratiklerin üstüne düşmen gerekir.

Mobil uygulamalar ve hatta yapay zekadan yararlanarak İngilizce konuşma pratiği yapabilirsin. Bu şekilde günlük hayatta diyalog esnasında zorluk çekmezsin.

Bu yazıda İngilizce kelime öğrenmeni sağlayacak 5 farklı egzersizden ve uzak durman gereken tekniklerden bahsettik. Konuştuğumuz egzersizlerin yanında bol bol İngilizce görsel ve işitsel kaynaklardan yararlanabilirsin. Eğer bu özelliklerin tümü bir yerde olsun, bana keyifli bir şekilde İngilizce öğretsin diyorsan Open English yanında! Hemen Open English ailesine katıl, İngilizceyi en doğru şekilde öğren!

İngilizce Diyalog Örnekleri: Basit İngilizce Diyaloglar

İngilizce diyalog örnekleri ile hem konuşma hem de dinleme becerilerimizi geliştirebiliriz. Dünya üzerinde 1.3 milyardan fazla insanın konuştuğu bir dili öğrenmek hiç de fena bir fikir değil. Senin de hedeflerin arasında İngilizce öğrenmek varsa, basit İngilizce diyaloglara göz gezdirerek giriş yapabilirsin.

Kolayca İngilizce öğrenmeyi planlıyorsan, sadece İngilizce diyaloglara bakman yetmez. İngilizce konuşma, dinleme, yazma ve okuma becerilerini aynı anda kazandıracak işin uzmanı eğitmenlerden destek alman gerekir.

Open English ile Tanış!

Dünyada 1 milyondan fazla kullanıcı tarafından online İngilizce eğitimi için tercih edilen Open English, tüm detaylarıyla İngilizce eğitimi sunmak için tasarlanmış bir platformu evine, iş yerine, seyahatlerine, kısacası sen nereye istersen oraya getiriyor.

Open English ile ana dili İngilizce olan eğitmenlerin canlı derslerine 7/24 katılabilir, interaktif videolara sınırsız kere erişebilir ve İngilizce konuşma sınıflarında pratik yapabilirsin. Yan tarafta yer alan formu doldurarak İngilizce öğrenmede ilk adımı atabilirsin.

Şimdi basit İngilizce diyaloglar ile devam ediyoruz.

İngilizce Tanışma Diyalogları

İngilizce öğrenirken bolca pratik yapmamız en önemli detay. Unutma, bir şeyi ne kadar tekrar edersek öğrenmemiz o kadar kolay oluyor. İngilizcede de aynı, gün içinde ne kadar çok kullanırsan o kadar hızlı öğreniyorsun.

İngilizce konuşma pratiği yaparken önce İngilizce tanışma diyaloglarına bir göz atmak iyi bir fikir. Böylece kendi başıımıza pratik yaparak İngilizce konuşmamızı geliştirebiliriz. Şimdi İngilizce selamlaşma kelimeleriyle konuya başlayalım.

İngilizce Selamlaşma Kelimeleri: İngilizce Tanışma Cümleleri

İngilizcede selamlaşma için kullanabileceğin birçok kelime ve cümle var. Şimdi birisiyle karşılaştığında ya da ilk kez tanışırken kullanabileceğin İngilizce selamlaşma kelimelerine ve tanışma cümlelerine tablo üzerinden bakalım.

İngilizce selamlaşma kelimeleri ve cümleleri
Türkçe İngilizce
Merhaba Hello
Nasılsınız How do you do?
Ne haber? What’s up?
Ne var, ne yok? What’s the news?
Hayatın(ız) nasıl gidiyor? How is your life going?
Seni (sizi) görmek güzel. It’s good to see you.
Günaydın Good morning
Tünaydın Good afternoon
İyi akşamlar Good evening
İyi geceler Good night
Tanıştığım(ız)a memnun oldum. Nice to meet you.
Görüşmeyeli uzun zaman oldu. It’s been a long time since we met.
Görüşmeyeli nasılsın(ız)? How have you been?
Çok iyiyim. Teşekkür ederim. I’m very good. Thank you.
Ben iyiyim. Sen (siz) nasılsın(ız)? I’m fine. How about you?

 

İngilizce diyalog kurarken kullanabileceğimiz selamlaşma ifadeleri bu şekilde. Bunların dışında bir de yakın arkadaşlarımız arasında kullanabileceğimiz İngilizce selamlaşma kalıpları var. Samimi olduğumuz ya da samimiyet kurmak istediğimiz insanlarla İngilizce konuşma diyalogları kurarken bu ifadeleri de tercih edebiliriz.

Yo!

Hip hop argosundan konuşma diline geçmiş bu ifade, İngilizcede gayrı resme bir selamlaşma ifadesi. Biraz kaba bir ifade olduğunu belirtelim. Çok samimi olduğumuz ortamlarda İngilizce selamlaşma ifadesi olarak kullanabiliriz.

Howdy?

Amerika kırsalında kullanılan bu İngilizce selamlaşma kelimesi, “How do you do?” kalıbının kısaltılmış versiyonu olarak düşünebiliriz. İngilizce konuşma diyalogları kurarken pek önermiyoruz; çünkü biraz kaba durabilir.

Fakat Amerika ve Kanada’nın kırsal bölgelerinde daha samimi bir iletişim için bu tarz İngilizce  selamlaşma kelimelerini kullanabilirsin. Tamamen sana kalmış!

Hey! Hiya!

Samimi olduğumuz ortamlarda İngilizce diyalog başlatmak adına “Hey” ve “Hiya” ifadesini kullanabiliyoruz. “Selam”, “Geldim.” anlamını veriyoruz ama unutma, resmi ortamlarda bu selamlaşma kelimesi biraz kaba durur.

Are you OK? Are you alright?

İngilizce konuşma diyalogları başlatmak istiyorsak ve samimi bir ortama giriş yaptıysak, bu ifadelerle iletişim başlatabiliriz. Türkçesiyle “İyi misin?” anlamı veriyor. Bu soru bize sorulmuşsa, “I’m fine. And you?” şeklinde iletişimi devam ettirebiliriz.

ingilizce diyaloglar kısa ingilizce diyalog

İngilizce Vedalaşma Kelimeleri: İngilizce Tanışma Cümleleri

İngilizce diyalogları tamamlarken kullanabileceğimiz vedalaşma kelimeleri ve cümlelerine geçelim. İngilizce diyalogları aşağıdaki vedalaşma ifadeleri ile sona erdirebiliyoruz.

İngilizce vedalaşma kelimeleri ve cümleleri
Türkçe İngilizce
Hoşça kal Good bye
Seni görmek güzeldi It was nice to see you
Benim için bir zevkti It was a pleasure for me
Sonra görüşürüz See you later
İyi günler Good day / Have a nice day!
Kendine iyi bak Take care of yourself
Tekrar görüşmek üzere See you again

 

Bunların dışında daha samimi ortamlarda İngilizce diyalog kurarken kullanabileceğimiz gayri resmi cümleler de var. Nedir bunlar?

Later

İngilizce konuşma diyaloglarında eğer karşımızdakilerle samimiysek “See you later” ifadesi kısaltıp “Later” diyebiliriz. Bu şekilde de aynı anlama gelir fakat resmi ortamlarda bu uslüp iyi bir intiba bırakmaz.

I’m out

“Ben çıkıyorum” diyerek İngilizce konuşmaya ya da bulunduğun ortama veda edebilirsin, fakat bunun biraz kaba bir tabir olduğunu unutma. Yani resmi ortamlarda kullanman hoş karşılanmaz. Fakat arkadaş ortamında “Hadi, ben kaçtım.” anlamını vermek için kullanabilirsin.

İngilizce diyaloglarda kullanabileceğin daha birçok selamlaşma ve vedalaşma ifadesi var. İngilizce selamlaşma kelimeleri ve tanışma cümlelerinde pratik yapmak istersen Open English’i şimdi kullanmaya başlayabilirsin. Dünyanın dört bir yanından öğrencilerin bir arada geldiği konuşma sınıflarında eğitmen gözetiminde İngilizce konuşmanı şimdi geliştirmeye başlayabilirsin! 

İngilizce Konuşma Diyalogları (Örnekler)

İngilizce diyaloglarda kullanabileceğimiz birçok kavram öğrendik. Şimdi örnek İngilizce tanışma diyalogları ile bilgilerimizi pekiştirelim. Öğrendiklerinle sen de arkadaşlarınla ya da kendi kendine İngilizce diyaloglar kurabilirsin. Kesinlikle İngilizceni geliştirecektir!

İngilizce Tanışma Diyalogları: Bir Parti Sohbeti

  • Ali: Hi! My name is Ali. What’s up? (Merhaba! Benim ismim Ali. Naber?
  • Brad: Hello Ali. My name is Brad. I’m fine and you? (Merhaba Ali. Benim ismim Brad. Ben iyiyim, sen nasılsın?
  • Ali: Thanks! I’m fine too. Are you here to listen the band? (Teşekkürler! Ben de iyiyim. Buraya grubu dinlemek için mi geldin?)
  • Brad: Oh, I didn’t know there was a band! My collegue Beren invited me to the party. So which band is playing tonight? (Oh, bir grup olduğunu bilmiyordum! Meslektaşım Beren beni partiye davet etti. Peki, bu akşam hangi grup çalıyor?)
  • Ali: Yes, there is a band but they are not that famous. They are our high school friends, just like me and Beren. I don’t remember the name of the band but they play jazz. (Evet, bir grup var ama o kadar ünlü değiller. Onlar tıpkı benimle Beren gibi liseden arkadaşlarımız. Grubun adını hatırlamıyorum ama caz çalıyorlar.)
  • Brad: Cool! I love jazz. (Harika! Caza bayılırım.)
  • Ali: Me too! You will enjoy their music. Bass player is really good! Ben de! Onların müziğinden keyif alacaksın. Bas gitarist gerçekten çok iyi!
  • Brad: So when will the band play? (Peki, grup ne zaman çalacak?)
  • Ali: I think they are going to play 30 minutes. (30 dakikaya çalacaklarını düşünüyorum.)
  • Brad: Great! Where will they play? (Mükemmel. Nerede çalacaklar?)
  • Ali: There is a stage on the terrace, if you look to the right, you can see the stairs leading there. (Terasta bir sahne var, sağa bakarsan, oraya giden merdivenleri görebilirsin.)
  • Brad: Nice! Let’s meet in 30 minutes and listen them together. What do you think? (Güzel! 30 dakika sonra bululalım ve beraber dinleyelim. Ne dersin?)
  • Ali: It will be a pleasure for me. Take care! (Benim için bir zevk olacak. Kendine iyi bak!)
  • Brad: See you later! (Sonra görüşürüz!)

İngilizce Konuşma Diyalogları: Rehber Eğitmene Danışmak

  • Öğrenci (Selin): Good morning, Mr. Robinson, how do you do? (Günaydın Bay Robinson, nasılsınız?)
  • Rehber Öğretmen (Mr. Robinson): Good morning Selin. I’m fine, thanks for asking. What’s the news? (Günaydın Selin. İyiyim, sorduğunuz için teşekkürler. Ne var, ne yok?)
  • Öğrenci: I have doubts about choosing the right course for me. (Benim için doğru kursu seçme konusunda şüphelerim var.)
  • Rehber Öğretmen: Hmm. What are your options? (Hmm. Seçenekleriniz neler?)
  • Öğrenci: First of all, there is a optional gardening course which is my favourite subject. But it does not relevant to my career goal. (Her şeyden önce, en sevdiğim konu olan isteğe bağlı bahçıvanlık kursu var. Fakat kariyer hedefim ile alakalı değil.)
  • Rehber Öğretmen: You can assume it is useful information for your hobbies. Life is not all about career. (Hobileriniz için faydalı bir bilgi olduğunu varsayabilirsiniz. Hayat kariyerden ibaret değil.)
  • Öğrenci: Thanks! You are absolutely right, Mr. Robinson! I can think this way. I also have another option. It’s called history of banks. This course is more relevant to my major and gives me extra credit for the semester. (Teşekkürler! Tamamen haklısınız, Bay Robinson! Bu şekilde düşünebilirim. Ayrıca başka bir seçeneğim var. Adı Bankalar Tarihi. Bu ders bölümüm ile daha alakalı ve bana dönem için fazladan kredi sağlıyor.)
  • Rehber Öğretmen: I know, your schedule is very heavy this semester. Gardening class might be fun for you. The history of banks course will help you in your academic career. The decision is up to you! My suggestion is that you consider the pros and cons of both. (Biliyorum, programın bu dönem çok yoğun. Bahçecilik dersi sizin için eğlenceli olabilir. Bankaların tarihçesi kursu, akademik kariyerinizde size yardımcı olacaktır. Karar size kalmış! Benim önerim, her ikisinin de artılarını ve eksilerini düşünmenizdir.)
  • Öğrenci: Yes, I should… I guess I’ll just wait a little longer before making a decision.. (Evet, yapmalıyım… Sanırım bir karar vermeden önce biraz daha bekleyeceğim.)
  • Rehber Öğretmen: This is a good idea. (Bu iyi bir fikir.)
  • Öğrenci: Thanks for your help Mr. Robinson. Have a nice day! (Yardımınız için teşekkürler Bay Robinson. İyi günler!)
  • Rehber Öğretmen: Good bye! (Hoşça kal!)

İngilizce İş Diyalogları

İngilizcenin en çok yararlı olduğu noktalardan biri de profesyonel hayat. Çünkü İngilizce bilgisi kariyer yolculuğunda seni her zaman 1 adım öne geçiriyor.

Open English’te iş İngilizcesi konulu özel ders içerikleri olduğunu biliyor muydun? Böylece her yönüyle İngilizce öğrenirken kariyerine uygun İngilizce diyalog ve terimleri hızlıca öğrenebilirsin. 

İş dünyasında İngilizce tanışma diyaloglarında nasıl konuşmalıyız? Bu noktada bilmen gereken bazı şeyler var. Not almak istiyorsan:

  • İş dünyasında İngilizce konuşma diyalogu kurarken resmi ve kibar bir dil kullanmak her zaman iyi bir fikir.
  • İş yerinde samimi olmadığımız kişilerle ve yöneticilerimizle konuşurken erkeklere şu şekilde hitap edebiliyoruz: Mr. + Soyisim (Bay + Soyisim)
  • Kadınlara ise Ms. + Soyisim (Bayan + Soyisim). Eğer evli olduğunu biliyorsak Mrs., bekar olduğunu biliyorsak Miss terimlerini de kullanabiliyoruz.
    • Ör: Mr. Demir: (Bay Demir)
    • Ör: Ms. Öztürk: (Bayan Öztürk)
    • Not: Eğer hitap edeceğimiz kişinin soyismini bilmiyorsak ismini de kullanabiliriz.
  • İş yerinde İngilizce tanışma diyalogları esnasında özel sorulardan, politik konulardan ve iş arkadaşlarımız hakkında konuşmaktan kaçınmalıyız.
  • İş yerinde şu konularda İngilizce konuşma diyalogları başlatabiliriz: İş ile ilgili fikirlerimiz, günlük haberler, etkinlikler, konserler, restoranlar, tatil fikirleri, dizi ve filmler…
  • Özellikle yazışmalarda resmi ve anlaşılır bir İngilizce kullanman gerekiyor.

İş Dünyasında Kullanabileceğimiz İngilizce Kelimeler ve Kalıplar

İş yerinde İngilizce konuşma diyaloglarında kullanabileceğimiz ve sıkça karşılaşacağımız bazı kelime ve kalıplar var. Şimdi onlara bakalım:

İşteyken Kullanabileceğimiz İngilizce Kelimeler
İngilizce Türkçe
Dear Sayın
CV (Curriculum Vitae) / Resume Öz geçmiş
Interview İş görüşmesi / Mülakat
Hire Ücretle vererek tutmak
Assessment Değerlendirme
Salary Aylık ücret
Gross salary Brüt aylık ücret
Subject Konu
Shift Mesai
Work İş yapmak / çalışmak / iş
Job İş / görev / meslek
Proficiency Yeterlilik / beceriklilik
Deadline İş teslim süresi
Collegue İş arkadaşı
Boss Patron
Manager Müdür
White-collar worker Beyaz yakalı çalışan
Blue-collar worker Mavi yakalı çalışan
Department Departman / Bölüm
Office Ofis
Employer İş veren
Employee Çalışan, işçi, eleman
Personnel Personel
Staff Kadro
Trainee Stajyer
Recruit (a personnel) (Personel) temin etmek / almak
Resign İstifa etmek
Promotion Terfi
Sick leave Hastalık izni
Retire Emekli olmak

 

İş İngilizcesinde öğrenebileceğin daha binlerce kelime ve kalıp var. İş yerindeki sohbetlerin için İngilizce konuşma diyalog becerini geliştirmek ve yeni kelimeler öğrenmek istiyorsan, Open English’e şimdi kaydol! 

İş Dünyasından Örnek İngilizce Diyaloglar

İş dünyasında hangi İngilizce tanışma cümlelerini kullanabiliriz? İş mülakatlarında İngilizce konuşma diyalogları nasıl olmalı? Şimdi bu sorulara cevap veren 2 örnek İngilizce diyalogu inceleyelim.

Mülakatlar için Örnek İngilizce Diyalog

HR (Mr. Wells): Hello Ms. Yıldız, it is a pleasure to meet you. First of all, tell me a bit about yourself. (Merhaba Yıldız Hanım, tanıştığımıza memnun oldum. Öncelikle bana biraz kendinizden bahsedin.)

Candidate (Ms. Yıldız): Good Morning Mr. Wells. It is a pleasure for me, too! I studied computer engineering at Boğaziçi University. Since I wanted to be an computer engineer throughout my whole life, I planned all my educational goals to this purpose. (Günaydın Bay Wells. Benim için de bir zevk! Boğaziçi Üniversitesi’nde bilgisayar mühendisliği okudum. Hayatım boyunca bilgisayar mühendisi olmak istediğim için tüm eğitim hedeflerimi bu amaca göre planladım.)

HR (Mr. Wells): Excellent! Let’s hear a little more about you. What are your strengths? (Mükemmel! Sizin hakkınızda biraz daha fazla şey duyalım. Kuvvetli yönleriniz nelerdir?)

Candidate (Ms. Yıldız): I am a diciplined, fast learner and easily adaptable. Moreover, I am open to innovations. I am also successful in problem solving. (Disiplinli, hızlı öğrenen ve kolay adapte olabilen biriyim. Üstelik yeniliklere açığım. Problem çözmede de başarılıyım.)

HR (Mr. Wells): Do you think that you have any weakness?

Candidate (Ms. Yıldız): I get very excited when speaking in public. I think this is my biggest weakness. Therefore, I cannot say that I am successful in oral presentations. (Topluluk önünde konuşurken çok heyecanlanıyorum. Sanırım bu benim en büyük güçsüzlüğüm. O nedenle sözlü sunumlarda başarılı olduğumu söyleyemem. )

HR (Mr. Wells): Why we should hire you?

Candidate (Ms. Yıldız): I know your company is innovative and forward-thinking. These traits fit my personality very well. I have been dreaming of working with your company for a long time. You can be sure that I will use all my talent here. (Şirketinizin yenilikçi ve ileri görüşlü olduğunu biliyorum. Bu özellikler kişiliğime çok uyuyor. Uzun zamandır şirketinizle çalışmayı hayal ediyordum. Tüm yeteneğimi burada kullanacağımdan emin olabilirsiniz.)

HR (Mr. Wells): What is your ideal work enviroment? (İdeal çalışma ortamınız nedir?)

Candidate (Ms. Yıldız): First of all, an environment with high internet speed! Joking apart, a free-minden working environment that is far from standards, where I can determine the working hours myself if there are no emergencies, is ideal for me. (Öncelikle internet hızının yüksek olduğu bir ortam! Şaka bir yana, standartlardan uzak, acil bir durum olmadığında çalışma saatlerini kendim belirleyebileceğim özgür bir çalışma ortamı benim için idealdir.)

HR (Mr. Wells): This is wonderful Ms. Yıldız! It was the perfect job interview. We will choose among our candidates within 3 days, after which we will inform you of our decision. Take care of yourself. (Harika Ms. Yıldız! Mükemmel bir iş görüşmesiydi. 3 gün içinde adaylarımız arasından seçim yapacağız ve kararımızı size bildireceğiz. Kendine dikkat edin.)

Candidate (Ms. Yıldız): Thank you very much, Mr. Wells. Hope we work together! Have a nice day. (Çok teşekkür ederim, Mr. Wells. Umarım birlikte çalışırız! İyi günler dilerim.)

Günlük İş Dünyasından Örnek İngilizce Diyalog

Employee (Merve): Good morning Mr. Waters, may I have your time for a moment, please? (Günaydın Bay Waters, 1 dakikanızı alabilir miyim, lütfen?)

CEO (Mrs. Waters): Sure Merve, what it the subject? (Tabii ki Merve, konu nedir?)

Employee (Merve): As digital marketing, we want to design a new advertising campaign. We would like to make a short presentation on this subject. (Dijital pazarlama olarak yeni bir reklam kampanyası tasarlamak istiyoruz. Bu konuda size kısa bir sunum yapmak istiyoruz.)

CEO (Mrs. Waters): Really? Excellent. But we have to watch it with whole departments. Let’s set up a meeting for this. (Gerçekten mi? Mükemmel. Fakat bunu tüm departmanla beraber izlemeliyiz. Bunun için bir toplantı düzenleyelim.)

Employee (Merve): But before showing it to all departments, we thought it would be a good idea to get your feedback. So we can revise the video. (Ancak tüm departmanlara göstermeden önce, geri bildirimlerinizi almanın iyi bir fikir olacağını düşündük. Böylece videoyu revize edebiliriz.)

CEO (Mrs. Waters): Not needed, Merve! I am full of confidence with you. Let’s watch it together and get feedbacks from everyone. (Gerek yok Merve! Size güvenim tam. Hep birlikte izleyelim ve herkesten geri dönüş alalım.)

Employee (Merve): As you wish, boss! (Nasıl istersen, patron!)

CEO (Mrs. Waters): Boss? Ha-ha! I should put this to business card. (Patron? Ha ha! Bunu kartvizitime eklemeliyim.)

Employee (Merve): The design team will be delighted! Anyway, I’ll let you know when the meeting time is set, Mr. Waters. (Tasarım ekibi çok sevinecek! Her neyse, toplantı zamanı geldiğinde size haber veririm Bay Waters.)

ingilizce diyalog örnekleri

Seyahatler için İngilizce Diyaloglar

İngilizce diyaloglar ve İngilizce selamlaşma kelimelerinin en çok işimize yaradığı bölüme geldik: Seyahatler! Yurt dışında seyahate çıkmayı planlıyorsan, temel seviyede İngilizce bilmen gerekir. Çünkü İngilizce en yaygın konuşulan dil!

Şimdi yurt dışı seyahatlerinde karşına çıkabilecek İngilizce kelimelere bakalım. Sonrada bu kelimeleri örnek İngilizce diyaloglarda kullanalım.

Otel Rezervasyonu Yaparken Kullanabileceğin Kelimeler

Otel rezervasyonlarında hangi İngilizce kelimeler sıkça karşına çıkıyor? Beraber bakalım.

Otel Rezervasyonlarında Karşına Çıkabilecek Kelimeler
İngilizce Türkçe
Reservation Rezervasyon
Make a reservation Rezervasyon yapmak
Booking a room Oda kiralamak
Hotel Otel
Hostel Hostel
Single room Tek kişilik oda
Double room Çift kişilik oda
Shared room Paylaşımlı oda
Key card Anahtar kart (Otel odaları için)
Deposit Depozito
Room number Oda numarası
Morning call / Wake up call Uyandırma servisi
Check-in / Check-out (a hotel) Otele giriş / çıkış
Late charge Otelden geç çıkış ödemesi
Complimentary Ücretsiz
Room service Oda servisi
City view Şehir manzarası
Ocean view Okyanus manzarası
Sea view Deniz manzarası
Swimming pool Yüzme havuzu
Airport shuttle Havalimanı servisi
Breakfast buffet Açık büfe kahvaltı
Fitness room Egzersiz yapma alanı
Pets allowed / Pet-friendly Evcil hayvan kabul edilir / Evcil hayvan dostu
Business center Toplantılar için uygun iş merkezi
Manager Müdür
Receptionist Resepsiyonist
Bellboy / Porter Bavulları taşıyan otel çalışanı
Housekeeper Oda temizlikçisi
Tip Bahşiş

Otel Rezervasyonları için Örnek İngilizce Diyaloglar

Örnek İngilizce konuşma diyaloglarından devam edelim. Otel rezervasyonu yaparken nasıl bir İngilizce diyalog kurmalıyız?

Customer (Müşteri): Hello, I am calling to book a double room between Friday 17th and Sunday 19th of June. (Merhaba, 17 Haziran Cuma ile 19 Haziran Pazar arasında çift kişilik oda rezervasyonu yapmak için arıyorum.)

Customer service (Müşteri servisi): Hello, I am Angie from ABC Hotels. Of course! Let’s check it our right now. May I have your first name so that I can address you properly? (Merhaba, ben ABC Otelleri’nden Angie. Tabii ki! Hemen şimdi kontrol edelim. Size düzgün bir şekilde hitap edebilmem için adınızı alabilir miyim?)

Customer (Burcu Demir): My name is Burcu Demir. I can see from your website that you rooms with both ocean and city views. (Benim adım Burcu Demir. Hem okyanus hem de şehir manzaralı odalarınızın olduğunu web sitenizden görebiliyorum.)

Customer service: Of course Mrs. Demir, those rooms are available for the date you mentioned. May I know how many people will you be? (Tabii ki Bayan Demir, o odalar bahsettiğiniz tarih için müsait. Kaç kişi olacağınızı öğrenebilir miyim?)

Customer (Burcu Demir): We are a couple with an 8 year old boy. So we need a big room with a king bed and a single bed. (Biz 8 yaşında bir erkek çocuğu olan bir çiftiz. Bu yüzden bir kral yatak ve bir tek kişilik yatak içeren büyük bir odaya ihtiyacımız var.)

Customer service: Certainly! The price of the room that meets your expectations will be around 120 USD for one night.

Customer (Burcu Demir): What are your services for this room?

Customer service: You may use airport shuttle, fitness room and breakfast buffet with no charge, Mrs. Demir. Do you with a credit or debit card? Or may you want to pay when you check-in to the hotel? You will just pay only 15 USD for deposit.

Customer (Burcu Demir): Perfect! Let’s do the last payment option. Have a good day, Angie.

Customer service: You welcome Mrs. Demir. I am going to mail you details. We will be excited to see your family in our hotel. Have a great day!

Uçak Bileti Rezervasyonları ve Pasaport Kontolü için İngilizce Kelimeler

Uçak biletini yerli bir firmadan alırken sorun yoktur. Peki, yurt dışından yabancı bir firmadan uçak bileti almak istiyorsak, Türkçe ile iletişim kuran satış temsilcisi bulma şansımız nedir? Biraz zor. O nedenle şimdi sana yurt dışı için uçak bileti alırken ve yabancı havalimanlarında karşına çıkabilecek İngilizce kelimelerden bahsedeceğiz.

Yurt dışına seyahat etmeyi planlıyorsan ayrıca havalimanında seni İngilizce diyaloglar bekliyor, demektir. Özellikle vize alarak bir yere gideceksen, pasaport polisi sana sorular soracaktır.

Havalimanlı için İngilizce Kelimeler
İngilizce Türkçe
Flight Uçuş
Flight ticket9 Uçak bileti
Check-in (for a flight) Bilet ve bagaj işlemlerinin tümü
Aisle seat Koridor kenarı koltuk
Window seat Cam kenarı koltuk
Emergency exit seat Acil çıkış koltuğu
Boarding pass Biniş kartı
Boarding time Uçağa biniş zamanı
Cancelled / Canceled İptal edildi
Domestic departures Yurt içi kalkışlar
Domestic arrivals Yurt içi varışlar
International departures Uluslararası kalkışlar
International arrivals Uluslararası varışlar
Customs Gümrük
Departure time Kalkış zamanı
Immigration counter Göçmen gişesi
Baggage Bagaj
Baggage claim check / area Bagaj teslim alanı
Security check Güvenlik kontrolü
Passport Pasaport
Visa Vize

Havalimanı için Örnek İngilizce Diyaloglar

Havalimanındayken örnek İngilizce diyaloglar hakkında bilgi sahibi olmak çok işimize yarıyor. Çünkü dünyanın birçok yerinde güvenlik memurları soruları İngilizce soruyor ve bu sorular çoğunlukla aynı oluyor.

Passport Officer: Good evening, sir. May I see your passport, please? (İyi akşamlar, efendim. Pasaportunuzu görebilir miyim, lütfen?)

Traveler: Good evening, here is my passport. (İyi akşamlar, pasaportum burada.)

Passport Officer: Where have you traveled from? (Nereden seyahat ettiniz?)

Traveler: I am coming from Ankara, Turkey. (Ankara, Türkiye’den geliyorum.)

Passport Officer: What is your purpose for the visit? (Ziyaret amacınız nedir?)

Traveler: I am on a holiday. My travel purpose is a touristic visit. (Tatildeyim. Seyahat amacım turistik bir gezi.)

Passport Officer: How many days you will stay? (Kaç gün kalacaksınız?)

Traveler: I will stay 4 days. (4 gün kalacağım.)

Passport Officer: Where will you stay? (Nerede kalacaksınız?)

Traveler: I will stay at ABCD Hotel. (ABCD Oteli’nde kalacağım.)

Passport Officer: Thanks, sir. Enjoy your stay in our city! (Teşekkürler, efendim. Şehrimizde konaklamanın tadını çıkarın!)

Traveler: Thanks, I will. Take care of yourself. (Teşekkürler, tadını çıkaracağım. Kendinize iyi bakın.)