Finans sektörü, hem ülkemizde hem de yurt dışına pek çok iş imkânının olduğu, önemini asla yitirmeyen -ve yitirmeyecek olan- alanlardan bir tanesi. Bir sonraki alt başlıkta nedenleriyle birlikte bahsedeceğimiz gibi, iş dünyasında İngilizce bilmek son derece önemli. Bununla birlikte, bazı sektörler için, iyi İngilizce bilmek ve İngilizce konuşmak olmazsa olmaz hale geliyor. İşte finans sektörü de bunlardan bir tanesi. Bu yazımızda, konuyla ilgilenenler için finans sektöründe sık kullanılan İngilizce terimlere değineceğiz.
Önerimiz, kelimelerin açıklamalarını önce kendin anlamaya çalışıp sonra çevirilerini okuyarak kendini denemen yönünde…
Hazırsan başlayalım!
Herkesin bildiği gibi, günümüzde dünyanın anadili İngilizce… Bu da, İngilizceyi global dünyada gerçek anlamda global bir vatandaş olabilmek için gerekli kılıyor. İş dünyası söz konusu olduğunda ise konu biraz daha ciddileşiyor- öyle ki hemen her sektör ve pozisyonda rekabetin son derece yüksek olduğu günümüzde, hemen herkes CV’sine İngilizce bildiğini yazarken, bu dili gerçek anlamda iyi okuyup yazabilen, kendini bu dilde konuşarak akıcı bir şekilde ifade edebilen insanların sayısı hala çok fazla değil.
Bu da, tahmin edebileceğin gibi, gerçekten iyi İngilizce bilmenin seni iş görüşmelerinde kolaylıkla bir adım daha öteye taşıyacağı anlamına geliyor. Tabii bu sadece işin yurt içi kısmı. İyi İngilizce bilmenin ayrıca sana yurt dışında pek çok ülkede de iş kapılarını aralayabileceğini göz önünde bulundurarak, kariyerinde hızlı bir şekilde ilerlemek istiyorsan, bu dile hakim olman gerektiğini kolaylıkla söyleyebiliriz.
Şimdi de kısa bir ön izleme olması adına, finans ve bankacılık sektöründe karşına çıkacak önemli İngilizce terimlere ve tanımlarına bir bakalım.

İşte bankacılık ve finans sektöründen önemli iş İngilizcesi terimleri…
Also known as purchasing power, buying power is the amount of products and services that can be bought by a given unit of currency, while taking into account the effect of inflation.
Satın alma gücü olarak da bilinen alım gücü, bir para birimi ile -enflasyonun etkisi de göz önünde bulundurularak- satın alınabilecek ürün ve hizmetlerin miktarını belirtmek için kullanılır.
It is the profit -or loss- on an investment expressed as a percentage.
Bir yatırımın getiri ya da zararının yüzde olarak ifade edilmesidir.
Gross income is the amount of total pay before taxes and other deductions are taken out.
Brüt gelir, bir kazancın vergiler ve diğer kesintiler düşülmeden önceki halidir.
Capital gain can be described as the profit that comes after selling an investment for more than you paid for it.
Sermaye kazancı, bir yatırım aracını alış fiyatınızdan yüksek fiyata sattığınızda elde ettiğiniz kâr olarak tanımlanabilir.
Capital loss it the loss that comes afer selling an investment for less than you paid for it.
Sermaye kaybı, bir yatırım aracını alış fiyatınızdan düşük fiyata sattığınızda yaşadığınız zarardır.

Annual return is the profit (or loss) on a specific investment over a one year period.
Yıllık getiri, belli bir yatırımdan bir yılda edilen kâr ya da zararı belirtir.
Bond is a type of debt. When you buy a bond, you will be lending to the issuer, which may be a government or a corporation.
Bono, bir borç senedidir. Bono aldığınızda, bonoyu çıkaran kuruma -bu bir devlet kurumu ya da özel kurum olabilir- borç vermiş olursunuz.
Credit score is the number created using a scoring model that uses information from your credit history.
Kredi notu -ya da skoru- kredi geçmişinizi göz önünde bulunduran bir model kullanılarak elde edilen bir puandır.
Interest is basically a fee that is charged by a lender, and paid by a borrower, for the use of money.
Faiz, basitçe tanımlamak gerekecek olursa, borç veren tarafın, verdiği borç karşılığı borç alandan aldığı ekstra miktardır.
Liquidity is a measure of the ability and ease with which a person can access and use their money.
Likidite, bir insanın sahip olduğu paraya erişebilme ve o parayı kullanabilme kolaylığını tanımlamak için kullanılan bir kriterdir.

Eğer sen de finans ve bankacılık iş İngilizcesi kelime bilgini geliştirmek istiyorsan, tüm dünyada 1,5 milyon öğrenci ve profesyonelin öncelikli tercihi online İngilizce kursu Open English’i tercih edebilir, dil hedeflerine kısa sürede kolayca ulaşabilirsin! 7/24 canlı dersler, sınırsız erişim imkânı, anadili İngilizce eğitmenlerle çalışma avantajı ve dilediğin gibi pratik yapabileceğin konuşma grupları ile Open English; İngilizce okuma, yazma, ve konuşma becerilerini ileri seviyeye taşımana yardımcı olacak.
Kişisel gelişim, eğitim ya da iş, İngilizce öğrenme amacın ne olursa olsun, sen de Open English’i hemen keşfetmeye başlayabilir, dil hedeflerine bir adım daha yaklaşabilirsin!
Artık kararınızı verdiniz: Kişisel gelişiminiz, mesleki kariyeriniz ve yurt dışı planlarınız için İngilizce öğrenmek istiyorsunuz. Ama kendi içerisinde farklı dallara ayrılan İngilizce öğrenme sürecinde, kelime öğrenmeyle alakalı sıkıntılar mı yaşıyorsunuz?
“İngilizce kelime nasıl ezberlenir?” diye kendinize sorup duruyor musunuz? O zaman, bu yazı tam size göre…
Her dilde olduğu gibi İngilizcede de yazı yazarak ya da konuşarak kendimizi ifade etmek için kelimelere ihtiyaç duyarız. İlk başlarda basit kelimelerle bu süreci atlatsak da İngilizce kelime öğrenme gerekliliğini zaman ilerledikçe daha net hissederiz.
Kendimizce yeni kelimeler öğrenmek için yöntemler test ederiz ama istediğimiz sonucu yakalayamayız.
İşte İngilizce kelime öğrenme sürecinize katkı sağlayacak 5 etkili yöntem:
Yeni İngilizce kelime öğrenmek için farklı kaynaklardan okumalar yapmanız gerekmektedir. Başlangıçta alakanız olan konulara yönelik dergi, blog, kitap okumanız, İngilizce kelime öğrenme hızınıza etki edecektir.
Tabii ki burada rastgele bir okumadan bahsetmiyoruz. Bilmediğiniz kelimelerin anlamlarını öğrenerek ve cümledeki gramer yapısını inceleyerek okumak, her zaman daha faydalıdır. İngilizce kelime öğrenme yolculuğunuzda yapacağınız her okumanın yadsınamayacak katkıları olacaktır.

Yeni bir okuma yaparken ya da farklı bir şeyle ilgilenirken öğrendiğiniz İngilizce kelimeleri not alın ve her zaman görebileceğiniz yerlere bu notları koyarak İngilizce kelime ezberleme sürecinizi hızlandırın.
Ayrıca bu öğrendiğiniz kelimeleri, İngilizce karşılıklarıyla birlikte not alın ve hatta kelimenin örnek bir cümledeki kullanımını da notlarınıza ekleyin. İngilizce kelime öğrenme çalışmalarınıza bunun etkisini gördüğünüzde doğru yolda olduğunuzu anlayacaksınız.
İngilizce kelime öğrenme sırasında en önemli unsurlardan biri de kelimeleri unutmamaktadır. Bugün öğrendiğiniz bir İngilizce kelimeyi yarın unutursanız, bu çalışmaların hepsi havada kalacak demektir.
Onun için yeni öğrendiğiniz kelimeleri not almanın yanı sıra gerçekleştireceğiniz İngilizce konuşmalarda aktif bir şekilde kullanın. Bu sadece kelime için geçerli bir durum da değil. İngilizceyle alakalı öğrendiğiniz gramer, telaffuz ve kelime bilgilerini sık sık kullanın.
Aksi takdirde İngilizce kelime öğrenme ve İngilizce öğrenme yolculuğunuz tahmin ettiğinizden de uzun sürecektir.
İngilizce kelime öğrenmek ya da İngilizce kelime ezberlemek istiyorsanız, İngilizce içerikleri takip etmeniz gerekmektedir. Çünkü içerikleri takip etmedikçe yeni kelimeler öğrenemez ve bu kelimeleri ezberleyemezsiniz.
İlgi alanınıza göre bir blog sayfası, bir teknoloji sitesi, bir haber sitesi ya da bir eğlence sitesi belirleyip düzenli olarak sitedeki içerikleri okuyabilirsiniz. Bu sayede yeni İngilizce kelime öğrenir ve bunları not alarak İngilizce kelime ezberleme sürecinize katkılarda bulunabilirsiniz.
Buna ek olarak içeriklerde, yeni öğrendiğiniz İngilizce kelimenin cümle içerisinde nasıl kullanıldığını da görebilir ve farklı her makalede yeni kelimeler ve cümle kalıpları öğrenebilirsiniz.

İngilizce kelime öğrenmek için o kadar çaba sarf ettikten sonra bu çalışmaları uygulamazsanız başladığınız noktadan çok uzaklaşamazsınız. Onun için İngilizce kelime öğrenme işlemi sırasında İngilizce metinler hazırlamaya özen gösterin.
Öğrendiğiniz kelimeleri cümle içerisinde kullanmanız ve bu kelimeleri yazıya dökmeniz, İngilizce kelime öğrenme serüveninize önemli katkılarda bulunacaktır.
Peki tüm bunlar size uzun geliyorsa ne yapmalısınız?
Farklı siteleri takip etmek, sürekli yeni kelimeleri not almak, speaking pratiği yapacak birini bularak yeni öğrendiğiniz kelimelerin telaffuzunu ve kullanımını öğrenmek meşakkatli görünüyorsa, sizi Open English’e bekleriz.
Anadili İngilizce eğitmeler tarafından verilen eğitimleri, canlı speaking derslerini, ilgi alanınıza göre size sunulan makaleleri, İngilizce yazma tool’unu ve çok daha fazlasını Open English’te bulabilirsiniz.
Bu eşsiz deneyimi yaşamak ve İngilizce çalışmayı profesyonel bir şekilde gerçekleştirmek istiyorsanız, yan tarafta yer alan formu doldurabilir ve bir arkadaşlarımızın size ulaşmasını sağlayabilirsiniz.
Özellikle yurt dışı tatillerinde en bilinmesi gereken isimlerden biri de mücevher ve aksesuar isimleridir. Günlük hayatta da kullandığın mücevherleri ve aksesuarları doğru şekilde tanımlayabilmen için bu isimlere mutlaka aşina olman gerekir. Bu yazıda İngilizce mücevher ve aksesuar isimleriyle birlikte bu kelimelerin cümle içinde kullanımından bahsedeceğiz.
Online İngilizce kursumuz hakkında detaylı bilgi almak için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

Efektif bir şekilde İngilizce çalışmak için yan taraftaki formu doldurarak ilk adımı atabilirsin.

Tabii, işte verdiğiniz cümlelerin İngilizce’den Türkçe’ye çevirileri:
O, ışıklar altında parlayan etkileyici bir elmas kolye takıyordu.
Takmış olduğu küpeler kıyafetini mükemmel bir şekilde tamamlıyordu.
Büyükannesinin antika bileziği onun için duygusal bir değere sahipti.
Ona verdiği nişan yüzüğü güzel bir tek taş elmas idi.
Raptiyeyi elbisesine son dokunuş olarak tutturdu.
Boynunda taktığı kolye, inancının bir simgesiydi.
Başındaki taçla bir prenses gibi görünüyordu.
Kol düğmeleri, baş harfleriyle oyulmuştu.
Kumsalda yürürken bileği zinciri hafifçe çınladı.
Düğün bandı, birbirlerine olan sonsuz bağlılıklarını simgeliyordu.
Yüzüğündeki değerli taş nadir ve değerli bir safirdi.
Kolyenin ortasında etkileyici bir yakut kolye bulunuyordu.
Kolyedeki zümrütün iyi şans getirdiği söylenirdi.
Nesiller boyu aktarılan inci kolyeyi değerli buluyordu.
Opal kolyenin ışığı yakaladığında renk değiştirdiği gibi görünüyordu.
Ametist küpeler, kıyafetine zarif bir dokunuş ekledi.
Yakut her zaman şans ve refahın simgesi olarak kabul edilmiştir.
Yakut kolye, olgunlaşmış narı anımsatan derin bir kırmızı renkteydi.
Parmağındaki toprak yüzük, gökyüzüne benzeyen bir parıltıyla parlıyordu.
Akvamarin kolye, ona sakinleştirici deniz dalgalarını hatırlattı.

Emily: Hi Sarah! What are you thinking of wearing today? (Merhaba Sarah! Bugün ne giymeyi düşünüyorsun?)
Sarah: Hi Emily! I’m thinking of wearing an elegant dress today and complementing it with some beautiful accessories. (Merhaba Emily! Sanırım bugün şık bir elbise giyip bazı güzel aksesuarlarla tamamlayacağım.)
Emily: Great idea! What kind of accessories are you planning to use? (Harika fikir! Hangi tür aksesuarlar kullanacaksın?)
Sarah: The dress is pink in color, so I’ll go with silver jewelry. I’m thinking of a dainty silver necklace and a matching bracelet. (Elbisenin rengi pembe, bu yüzden gümüş renkli takılar tercih edeceğim. Küçük bir gümüş kolye ve uyumlu bir bilezik düşünüyorum)
Emily: That sounds lovely. You might also consider adding a pair of earrings with some small stones. (Çok güzel olur. Ayrıca birkaç taşlı küpe eklemek de hoş olabilir.)
Sarah: Absolutely! Delicate earrings with small gemstones could be a nice touch. Apart from that, I’m also thinking of using a silver hairpin. (Kesinlikle! İnce taşlı küçük küpeler tamamlayıcı olabilir. Bunun dışında bir de gümüş renkli saç tokası kullanmayı düşünüyorum.)
Emily: What thoughtful choices! When all of these come together, you’ll look amazing. Additionally, adding a pair of sunglasses could complete your elegance. (Ne kadar düşünceli seçimler! Bunların hepsi bir araya geldiğinde muhteşem görüneceksin. Ayrıca bir güneş gözlüğü de eklersen, şıklığını tamamlayabilirsin.)
Sarah: Thank you! The sunglasses idea is great. I can achieve a polished look with a pair of thin-framed sunglasses. (Teşekkür ederim! Güneş gözlüğü fikri harika. İnce çerçeveli bir güneş gözlüğüyle tamamlanmış bir görünüm yakalayabilirim.)
Emily: I’m sure with this combination, everyone will admire your style. I hope you have a fantastic time! (Eminim ki bu kombinasyonla herkes senin şıklığına hayran kalacak. Umarım harika vakit geçirirsin!)
Sarah: Thank you, Emily! I appreciate these ideas. Now, I’ll take a look at my accessories and make my choices right away. (Teşekkür ederim, Emily! Bu fikirler için sana minnettarım. Şimdi hemen aksesuarlarıma bakayım ve seçimlerimi yapayım.)
Bu yazıda İngilizce mücevher ve aksesuar isimlerinden bahsettik. Eğer bu gibi daha fazla içerik ilgini çekiyorsa bloğumuza göz gezdirebilirsin!
İngilizce konuşmak için yan taraftaki formu doldurabilirsin.
Günümüzde artık herkes anadili dışında bir dil -özellikle İngilizce- daha öğrenmek için çeşitli yollara başvurmaya başladı. Büyük bir hevesle başlayan bu süreç, İngilizce nasıl çalışacağını bilmeyen kişilerin yolda vazgeçmeleriyle son buldu.
Online kurslar, speaking kulüpleri, binlerce lira ödenen kitaplar ve çalışma CD’leri derken İngilizce çalışma sırasında afallayan bireyler, bu düşünceden vazgeçerek bir daha da İngilizce çalışmaya yeltenmediler.
Peki “İngilizce Nasıl Çalışılır?” sorusunun cevabını bilen insanlar bu süreçte ne yaptılar? Vazgeçmeden İngilizce çalışmaya ve öğrenmeye devam ettiler.
İşte sizleri de hırslı bir şekilde çalışmaya sevk edecek “İngilizce Nasıl Çalışılır?” sorusunun cevapları…
İngilizce nasıl çalışılır sorusu üzerine yoğunlaşmadan öne ilk yapılması gereken İngilizce öğrenmeye karar vermektir. Karar verme aşamasında, İngilizce çalışmayı daha kolay hale getirecek motivasyon iyi tespit edilmelidir.
Sizin İngilizce çalışmak için motivasyonunuz nedir? Daha iyi bir iş bulmak mı? Üniversiteyi yurt dışında okuyup daha iyi bir eğitim almak mı? Yoksa İngilizce öğrenip yurt dışına taşınmak ve orada yaşamak mı?
Bu motivasyonlar, İngilizce çalışmaya başlamaya ve süreci devam ettirmeye yeterlidir. Tabii motivasyon dışında gereken bir diğer unsur da iradedir. Güzel bir motivasyonla İngilizce çalışmaya başlayıp iradeli bir duruş sergileyemeden yarı yolda vazgeçerseniz istediğiniz sonuca ulaşamazsınız.
Motivasyonlarınıza sahip çıkarak iradeli bir şekilde İngilizce çalışma yoluna girdiyseniz, başlangıç harika oldu demektir.
Dilerseniz Sıfırdan İngilizce Öğrenmek konulu yazımıza ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

İngilizce nasıl çalışılır sorusuna verilebilecek en güzel cevaplardan bir tanesi, çalışma planına sahip olmak ve o plana riayet ederek İngilizce çalışmaya devam etmektedir.
Kendinizi en iyi siz tanırsınız ve nasıl bir planının sizin için en iyisi olduğunu siz bilirsiniz. İngilizce çalışma niyetindeyken buna göre bir çalışma planı oluşturmalısınız.
Burada plana sadık kalmak dışında dikkat etmeniz gereken bir diğer nokta; İngilizce çalışma sırasında öğrendiğiniz bilgileri tekrar etmenizdir. Her dil gibi İngilizce de nankör bir dildir. Eğer sık tekrarlar yapmazsanız, İngilizce çalışma süreciniz, istediğiniz noktaya ulaşamadan son bulur.
Oluşturduğunuz çalışma planınızda gramer, reading, listening, speaking ve vocabulary gibi konular için ayrı zamanlar oluşturmalı ve İngilizce çalışmanıza bu zamanlara göre yön vermelisiniz. Yukarıda bahsi geçen konuların, hep beraber yürütülmesi ve öğrenilmesi gerekmektedir.
İngilizce çalışma sırasında yeni bir sürü kelime ve gramer yapısı öğreneceksiniz. Bu öğrendiklerinizi İngilizce çalışma planınıza, tekrar edecek şekilde dahil etmelisiniz.
Ayrıca İngilizce konuşmada en önemli unsur, sürekli pratik yapmaktır. Başlangıçta öğrendiğiniz kelimeleri kendi kendinize İngilizce konuşarak tekrar ederseniz, İngilizce konuşma yeteneğiniz de gelişir.
Özgüven kazandıktan sonra artık başkalarıyla da İngilizce konuşma pratikleri hayata geçirebilirsiniz. Öğrendiklerinizi bu şekilde tekrar etmeniz, İngilizce çalışma sürecinizi son derece efektif kılacaktır.
İngilizce Konuşma ile alakalı detayları linke tıklayıp öğrenebilirsiniz.

İngilizce nasıl çalışılır sorusuna vereceğimiz son cevap, her zaman yanınızda bulundurabileceğiniz bir yöntem seçmenizdir. Online bir İngilizce eğitimi aldığınızda, bu İngilizce çalışma sürecinizi dilediğiniz her yerde yapmanıza fırsat tanıyacaktır.
Bu konuda Open English olarak verdiğimiz online İngilizce kursunu denemenizi tavsiye ederiz. Anadili İngilizce olan eğitmenler tarafından gerçekleştirilen derslerin, birebir konuşma aktivitelerinin ve sayısız okuma, kelime ve dinleme eğitiminin faydalarını kısa sürede göreceksiniz.
Siz de İngilizce nasıl çalışılır sorusuna cevap arıyorsanız, 3 Günlük Ücretsiz Deneme sürümümüzü test edebilirsiniz. Yan tarafta yer alan formu doldurun ve bir arkadaşımızın sizi aramasını bekleyin.
Gerisi çok kolay! Platformumuza üyelik işleminizi tamlamadıktan sonra İngilizce çalışmaya profesyonel bir şekilde başlayacaksınız.
İngilizce’de bir teşekküre karşılık olarak verebileceğin bir çok cevap bulunur. Her durumda “you’re welcome” ifadesini kullanmak yeterli olmayacağından bu kalıbın diğer eş anlamlılarını da bilmek gerekir. Bu yazıda İngilizcede resmi ve günlük durumlarda kullanabileceğin çeşitli İngilizce kalıplardan ve örneklerinden bahsedeceğiz.
Resmi kalıplar günlük kalıplara kıyasla saygı çerçevesinde ve fazla samimiyet içermeyen kullanımlardır. Bu kalıpları yerine göre iş veya okula hayatında rahatlıkla kullanabilirsin.
Bu kalıplar arkadaşlarınla veya gün içinde daha samimi olduğun kişilerle kullanabileceğin ifadelerdir. Bu kalıpları kullanırken tanımadığın yaşlı kişilere, gittiğin bir yerde çalışanlara, müşterilere veya saygı çerçevesinde konuşman gereken kişilere kullanmamaya dikkat etmelisin.
Verimli bir şekilde İngilizce çalışarak kelime hazneni geliştirmek istersen, yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

Esprili şekilde rica ederim demenin birçok yolu vardır. Arkadaşların arasında sık kullandığın esprileri de düşünerek bu kalıpları giderek artırabilirsin. Sık kullanılan bazı kalıplar ise şunlardır
Aiden: Hey Emma, I haven’t seen you in a while! How have you been?
(Merhaba Emma, seni uzun süredir görmemişim! Nasıl gidiyor?)
Emma: Hi Aiden! Yes, it’s been a long time. I’m good too, thank you. How about you?
(Merhaba Aiden! Evet, uzun zaman oldu. Ben de iyiyim, teşekkür ederim. Peki sen nasılsın?)
Aiden: I’m good as well, thanks. How are things going?
Ben de iyiyim, teşekkür ederim. İşler nasıl gidiyor?
Emma: Things are going well. It’s a bit busy, but I can manage. Can I help you with something?
(İşler iyi gidiyor. Biraz yoğun, ama idare edebilirim. Sana bir şey yardımcı olabilir miyim?)
Aiden: Actually, I need your help. I’m a bit confused about moving.
(Aslında, yardımına ihtiyacım var. Taşınma konusunda biraz kararsızım.)
Emma: Of course, I’d be happy to help. When are you planning to move?
(Tabii, memnuniyetle yardımcı olurum. Ne zaman taşınmayı planlıyorsun?)
Aiden: I’m planning to move in a few weeks. But it seems challenging to get everything sorted out in such a short time.
(Birkaç hafta içinde taşınmayı düşünüyorum. Ama her şeyi bu kadar kısa sürede düzene koymak zor gibi görünüyor.)
Emma: Don’t worry, my door is always open to you. I’ll assist you with whatever you need.
(Endişelenme, kapım her zaman sana açık. İhtiyacın olan her konuda sana yardımcı olurum.)
Aiden: Really? That’s so kind of you, Emma.
(Gerçekten mi? Bu çok nazikçe, Emma.)
Emma: You’re welcome, it’s my pleasure. “My house is your house”!
(Rica ederim, benim için bir zevk. “Benim evim senin evin!”)
Aiden: Thank you so much. I appreciate your generosity.
(Çok teşekkür ederim. Cömertliğine minnettarım.)
Emma: No problem at all, it was nothing. I’m glad I can do my part to help.
(Hiç sorun değil, bir şey değil. Yardım etmek için elimden geleni yapabiliyorum, bu benim için bir şey ifade etmez.)
Aiden: I’m fortunate to have a friend like you. I’m glad I reached out to you.
(Senin gibi bir arkadaşa sahip olduğum için şanslıyım. Sana ulaştığım için memnunum.)
Emma: I’m here for you. “It was nothing.” We should support each other, right?
(Buradayım, “Bir şey değildi.” Birbirimize destek olmalıyız, değil mi?)
Aiden: Absolutely! I hope I can do the same for you in the future.
(Kesinlikle! Umarım gelecekte aynısını ben de san30a yapabilirim.)
Emma: Of course, I’m always here. Feel free to ask whenever you need.
(Tabii ki, her zaman buradayım. Ne zaman istersen sana yardımcı olabilirim.)
Aiden: Thank you so much, Emma. I feel much better now.
(Çok teşekkür ederim, Emma. Şimdi çok daha iyi hissediyorum.)
Emma: Whenever you want to talk or need assistance, I’m here. What would you like to talk about now?
(Konuşmak istediğinde veya yardıma ihtiyacın olduğunda buradayım. Şimdi ne hakkında konuşmak istersin?)
İngilizce öğrenmek için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurarak ilk adımı atmak!

“Thank you for helping me.”
“You’re welcome!”
“Could you pass me the salt?”
“Sure, not a problem.”
“I’m sorry for being late.”
“No worries, we understand.”
“Thanks for the advice.”
“It’s nothing, happy to help.”
“I appreciate your help.”
“Don’t mention it, glad I could assist.”
“Thanks for the ride.”
“It was my pleasure, anytime.”
“I’m grateful for your support.”
“Anytime, I’m here for you.”
“Thanks for explaining.”
“Glad I could help clarify that for you.”
“Thanks for the delicious meal.”
“My pleasure, enjoy!”
“Could you do me a favor?”
“You got it, what do you need?”
“Can you assist me with this?”
“Sure thing, I’ll be right there.”
“Sorry for the inconvenience.”
“No problem at all, things happen.”
“I need some assistance.”
“I’m at your service, just let me know.”
“I hope this isn’t a bother.”
“You’re good, happy to help.”
“I hope I’m not bothering you.”
“It’s all good, I’m available.”
“I apologize for the mistake.”
“That’s alright, mistakes happen.”
“I owe you a big thanks.”
“No need to thank me, we’re friends.”
“Thanks for lending a hand.”
“It’s my pleasure to help.”
“I appreciate your support.”
“You’re most welcome, anytime.”
“Thanks for going out of your way.”
“It’s no trouble at all, I’m happy to assist.”
Bu yazıda İngilizcede “You’re Welcome” yerine kullanılabilecek kelimeler ve cümleler üzerine konuştuk. Bu kalıplar üzerine daha fazla pratik yaparak daha doğal ve akıcı şekilde İngilizce konuşabilir, kelime hazneni geliştirebilirsin. Buna benzer daha fazla yazı için blog sayfamızı takipte kal!
Atasözleri toplumların inanç, kültür, duygu ve düşünce yapılarını aktaran söz öbekleridir. Söyleyeni belli olmayan fakat nesiller boyunca kullanılarak günümüze kadar gelen atasözlerinden çoğu zaman uzun uzun anlatmak istemediğin duygularını ve düşüncelerini ifade etmek için yararlanırsın.
Konuşmalarda atasözlerinin tanıklığına başvurursun. Atasözlerini, Türkçede olduğu gibi İngilizcede de düşünceleri bilgece ifade etmek için kullanabilirsin.
İngilizce atasözleri ve anlamları dil bilginin gelişmesine katkı sunacak en önemli konuların başında gelir. Çok sayıda atasözü bilmek, okuduğun kitapları, dergileri, dinlediğin haberleri kolayca anlamana yardımcı olur.
Ne kadar çok atasözü bilirsen İngilizceyi kullanma yetkinliğin de o kadar artar. İngilizce dil becerilerini bir üst seviyeye taşıyacak, sıkça karşılaşacağın İngilizce atasözlerine ve anlamlarına hep birlikte göz atalım.
Türkçesi: Beceriksiz bir işçi suçu her zaman aletlerinde bulur.
Anlamı: Kötü bir işçi verilen görevi başarıyla yerine getiremediğinde kullandığı araçları veya dış faktörleri sorumlu tutar.
Türkçesi: Eldeki bir kuş daldaki iki kuştan iyidir.
Anlamı: Elimizdeki şeyler, elde etmeyi umduğumuz şeylerden daha değerlidir.
Türkçesi: Kedi dokuz canlıdır.
Anlamı: Başı belaya girse de üstesinden kolayca gelebilecek insanlar için kullanılır.
Türkçesi: Bir zincir sadece en zayıf halkası kadar güçlüdür.
Anlamı: Bir şey (bir organizasyon, vb.) ne kadar güçlü olursa olsun zayıf bir noktası yüzünden bütün gücünü kaybedebilir.
Türkçesi: Eylemler sözlerden daha yüksek sesle konuşur. (Lafla peynir gemisi yürümez.)
Anlamı: Eylemler insan karakterini daha iyi yansıtır; çünkü bir şeyi söylemek kolaydır ama söylendiği gibi hareket etmek zordur.
Türkçesi: Sıkıntı ve kayıp bir insanı bilge yapar.
Anlamı: Mutluluk ve bolluk içinde olduğumuz zamanlardan çok zor zamanlar bizi olgunlaştırır.
Türkçesi: Her güzel şeyin bir sonu vardır.
Anlamı: İyi şeyler bir şekilde biter.
Türkçesi: Boş teneke çok tangırdar.
Anlamı: Aptal ve budala insanlar çok daha fazla konuşur.
Türkçesi: Boş bir beyin şeytanın atölyesidir.
Anlamı: Yapacak bir şeyiniz yoksa muhtemelen kötü şeyler yapmayı düşüneceksiniz.
Türkçesi: Yuvarlanan taş yosun tutmaz.
Anlamı: Sürekli iş ve yer değiştiren kişi daha az sorumluluk alma konusunda avantaj sağlar ama düzenli bir hayat kurma şansından mahrum kalır.
Türkçesi: Ne ekersen onu biçersin.
Anlamı: İyi veya kötü eylemleriniz karşılaşacağınız sonucu belirler.
Türçesi: Havlayan köpek ısırmaz.
Anlamı: Bağırıp çağıran, tehditkar davranan insan nadiren zarar verir.
Türkçesi: Kara haber tez duyulur.
Anlamı: Kötü haberler insanlar arasında çabuk yayılır.
Türkçesi: Güzellik bakanın gözlerindedir.
Anlamı: Güzellik göreceli bir kavramdır, kişiden kişiye değişir.
Türkçesi: Hayatta en iyi şeyler bedavadır.
Anlamı: Hayattaki en değerli şeyler için genellikle bedel ödemenize gerek yoktur.
Türkçesi: Geç olsun güç olmasın.
Anlamı: Arzu etmek istediğiniz bir şeyi geç elde etmek hiç elde edememekten iyidir.
Online İngilizce kursumuz hakkında detaylı bilgi almak için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

Türkçesi: Kan sudan yoğundur. (Et tırnaktan ayrılmaz.)
Anlamı: Aile ve akrabalarla kurulan ilişkiler arkadaşlarla veya diğer insanlarla kurulan ilişkilerden daha güçlüdür.
Türkçesi: Merak kediyi öldürür.
Anlamı: Bir şeyi fazla merak etmek sorunlara yol açabilir.
Türkçesi: Kürk ile börk ile adam olunmaz.
Anlamı: İnsan dış görünüşüne göre değerlendirilmez. Dışarıdan çok iyi görünen biri o kadar iyi olmayabilir.
Türkçesi: Yutamayacağın lokmayı ağzına alma.
Anlamı: Kaldırabileceğinden çok sorumluluk alma, boyundan büyük işlere kalkışma.
Türkçesi: Bugününün işini yarına bırakma.
Anlamı: Yapılması gereken işler vaktinde yapılmalı, ertelenmemelidir.
Türçesi: Haydan gelen huya gider.
Anlamı: Kolay elde edilen şeyler kolay kaybedilir.
Türkçesi: Şans, cesurdan yanadır.
Anlamı: Planlarınızı cesurca uygularsanız şansın sizin tarafınızda olması muhtemeldir.
Türkçesi: Üzüntü paylaşıldıkça hafifler.
Anlamı: Üzüntünüzü, kederinizi yakınlarınızla paylaşırsanız onu hafifletebilirsiniz.
Türkçesi: Cehalet mutluluktur.
Anlamı: Bir şey hakkında daha az şey bilmek insanı rahatlatır. Bilginiz arttıkça huzursuzluğunuz artar.
Türkçesi: Son gülen iyi güler.
Anlamı: Bir işin başında yaşanan sevinçler geçicidir ama işin başarılmasıyla elde edilen mutluluk gerçektir.
Türkçesi: Birlikten kuvvet doğar.
Anlamı: Birlik ve beraberlik içerisinde yapılan işler daha güzel sonuçlanır.
Türkçesi: Aşkın gözü kördür.
Anlamı: Aşık olan kişi sevdiğinin kusurlarını görmez.
Türçesi: Para ağaçta yetişmez.
Anlamı: Para kazanmak için çalışmak gerekir.
İngilizce öğrenmek istersen yan tarafta yer alan formu hemen doldur!

Türkçesi: Emek olmadan yemek olmaz.
Anlamı: Bir şeyden kazanç elde etmek için çaba sarf etmek gerekir.
Türkçesi: Demir tavında dövülür.
Anlamı: Bir işin yapılabilmesi için en uygun zamanda harekete geçmek gerekir.
Türkçesi: Kalem kılıçtan keskindir.
Anlamı: Bir şeyleri yazarak ifade etmek, kaba güç kullanmaktan daha etkilidir.
Türkçesi: Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer.
Anlamı: Güzel yemekler yapmak, bir erkeğin sevgisini kazanmak için en etkili yöntemlerden biridir.
Türkçesi: Ne kadar çok çalışırsan o kadar şanslı olursun.
Anlamı: Fazla çalışmak istediklerinizi elde etme şansınızı artırır.
Türçesi: Gösteri devam etmeli.
Anlamı: Başlanılan bir iş esnasında sorunlarla karşılaşılsa da işe devam etmek gerekir.
Türçesi: Bir elin nesi var, iki elin sesi var.
Anlamı: Bir işi yapmak için başkalarıyla iş birliği yapmak daha iyi sonuçlar verir.
Türkçesi: Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.
Anlamı: Bir şeyin gerçek olup olmadığı ortaya çıkan işaretlerden anlaşılır, işaret varsa o şeyin gerçek olduğuna inanılabilir.
Türkçesi: İstendiğinde her şey mümkündür.
Anlamı: Bir işi yapmak için istekli olan kişi o işi yapmak için bir yol bulacaktır.
Türkçesi: Ne ekersen onu biçersin.
Anlamı: Bir kişiye kötü davranırsanız bir başkası da size kötü davranır.
Türkçesi: Denemeden neler yapabileceğini bilemezsin.
Anlamı: Bir kişinin yeteneklerini keşfetmesi için sürekli bir şeyler denemeye devam etmesi gerekir.
İngilizcede kullanılan birçok atasözünün anlamlarını ve detaylı açıklamalarını öğrendiğine göre artık bu atasözlerini yazışmalarında ya da yabancı arkadaşlarınla iletişim kurarken kullanabilirsin. İngilizceni daha fazla geliştirmek ve etkin biçimde kullanmak istiyorsan, Open English doğru adres.
İngilizceni daha üst seviyeye taşımak için Open English’le pratik yapma fırsatını kaçırma.
Maybe İngilizcede “belki” anlamında kullanılan en popüler ifadedir. Ancak her durumda maybe kelimesini kullanmak doğru olmayacaktır. Bunun yerine kullanacağın farklı sözcükler ve kalıplarla daha doğru bir dil kullanabilirsin.
“Maybe” ifadesi çoğunlukla günlük konuşmalarda emin olmadığın konularda kullanabileceğin bir ifadedir. Ancak daha resmi bir yerde bu ifadeyi kullanman pek doğru olmayabilir. Bu yazıda bu kelime yerine kullanabileceğin farklı kalıplardan bahsedeceğiz.

Aşağıda yer alan ifadeler günlük kullanım için fazla resmi olabilir. Bir iş görüşmesinde veya saygı duyduğun bir kişi ile konuşurken bu ifadelere yer verebilirsin. Aynı zamanda bu ifadeleri doğru yerde kullanman oldukça önemlidir.
Örneğin bir soruya “Evet olabilir.” şeklinde cevap vermen gerekirken “It’s feasible.” gibi soruya tam karşılık olmayan bir cevap verirsen bu cevap hoş karşılanmayacaktır.

(Belki bu hafta sonu müzeyi ziyaret etme şansımız olur.)
(Olası bir şekilde proje üzerinde son teslim tarihinden önce bitirebilirim.)
(Toplantıya biraz daha erken başlamak iyi bir fikir olabilir.)
(Bilet bulabilirsem konsere gidebilirim.)
(Hava yarına kadar açılabilir.)
(Büyük ihtimalle partiye gelecek, çünkü sosyal etkinlikleri sever.)
(Yetenekleri nedeniyle büyük ihtimalle takım kaptanı seçilecek.)
(Sanırım yeni restoranı şehir merkezinde deneyebiliriz.)
(Büyük ihtimalle tren zamanında varacak.)
(Kavranabilir bir şekilde, projeyi planlanandan önce bitirebiliriz.)

Emily: Hey Mark, do you think the movie will start on time tonight?
(Merhaba Mark, sence film bu akşam zamanında başlar mı?)
Mark: Well, perhaps it will, but you know how unpredictable the traffic can be around this time.
(Eh, belki zamanında başlar, ama bu saatte trafik ne kadar tahmin edilmez olabilir biliyorsun.)
Emily: True, traffic can be a pain. But I’m hoping to catch the movie, so I’ll leave a bit early just in case.
(Doğru, trafik sıkıntı olabilir. Ama umarım filmi yetişirim, bu yüzden her ihtimale karşı biraz erken çıkacağım.)
Mark: That’s a good idea. Possibly, you’ll get there with some time to spare for popcorn and (Bu iyi bir fikir. Muhtemelen, patlamış mısır ve atıştırmalıklar için fazladan zamanın olur.)
Emily: Could be! But you know, there’s also a chance that I might get stuck in traffic despite leaving early.
(Olabilir! Ama biliyorsun, erken çıkmama rağmen trafikte sıkışabilirim de.)
Mark: That’s possible, but chances are you’ll still make it in time. The movie theater isn’t that far from here.
(Bu mümkün, ama büyük ihtimalle zamanında yetişirsin. Sinema salonu buradan çok uzak değil.)
Emily: It’s likely that you’re right. I suppose I’ll aim to be there about 5 minutes before the show starts.
(Galiba haklısın. Zannediyorum ki, gösteri başlamadan önce yaklaşık 5 dakika önce orada olurum.)
Mark: In all likelihood, that should give you plenty of time to find a good seat and settle in.
(Büyük ihtimalle, bu sana iyi bir koltuk bulmak ve yerleşmek için bolca zaman sağlar.)
Emily: Conceivably, I might even have time to grab a drink and some candy from the concession stand.
(İhtimal dahilinde, hatta bir şeyler içip atıştırmalık almak için bile zamanım olabilir.)
Mark: It could happen that you end up getting the best seat in the house and enjoying the movie without any rush.
(Olabilir ki en iyi koltuğu alır ve acele etmeden filmi keyifle izlersin.)
Emily: It may well be! But, you know, it’s not out of the question that the theater might be crowded tonight.
(Olabilir ki! Ama biliyorsun, bu gece sinemanın kalabalık olması da mümkün değil.)
Mark: There’s a chance that it might be, especially if it’s a popular movie. But I wouldn’t rule out the possibility of having a great time regardless.
(Olma ihtimali var, özellikle popüler bir filmse kalabalık olur. Ama yine de harika vakit geçirme ihtimalini göz ardı etmem.)
Emily: Thanks for the positive outlook, Mark.
(Pozitif bakış açısı için teşekkür ederim, Mark.)
Mark: You’re welcome, Emily. Enjoy the movie night!
(Rica ederim, Emily. Film gecesinin tadını çıkar!)
İngilizce öğrenmek sadece kelime ezberlemekle olmaz fakat ne kadar çok İngilizce kelime bilirsen o kadar fazla konu hakkında konuşabilirsin. Bu yazımızda sana İngilizcede en çok kullanılan kelimelerden bahsedeceğiz.
En çok kullanılan İngilizce kelimeler, tıpkı Türkçede gün içinde çokça duyduğumuz kelimeler gibi hem konuşma hem de yazma dilinde sıkça karşımıza çıkıyor. Bu kelimelere ne kadar aşina olursak, İngilizceyi anlamamız o kadar kolaylaşıyor.
Fakat bu kelimeleri birleştirecek gramer bilgimiz olmadan, günlük hayatta en çok kullanılan İngilizce keliemeler pek işimize yaramaz. Yani öncelikle İngilizce düşünmeyi öğrenmemiz gerekiyor. O zaman ne yapmalı?
Open English’te sana İngilizce öğrenmekle beraber İngilizce düşünmeyi öğretiyoruz. Tek yapman gereken kendine uygun abonelik paketini seçmen! Bunun için Open English iletişim formunu doldurabilirsin. Bilgi vermek için sana hızlıca dönüş yapacağız.
Şimdi merak edenler için İngilizcede en çok kullanılan kelimeler:
Günlük hayatta en çok kullanılan İngilizce kelimeler için önce ilk 100’e bakalım. Bu kelimeler, Wikipedia tarafından İngilizcede en çok kullanılan 100 kelime olarak tanımlanıyorlar.
İngilizcede en çok kullanılan kelimelerin en önemli yönlerinden biri, birçok anlama sahip olmaları. Bu da aslında ezberlemekten çok, İngilizce düşünmeyi öğrenerek keşfedebileceğin bir durum.
| No | İngilizce kelimeler | Türkçe Çevirisi | Örnek Kullanım |
| 1 | The | (Tanım belirtiyor, bir kavramın bilindik olduğunu belirtmek amacıyla kullanılıyor.) | The Office, the theatre |
| 2 | Be | Ol(mak), var olmal, bulunmak (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) | Be a teacher (öğretmen ol) |
| 3 | To | (ismin yönelme hali) (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) | To you (sana), Listen to me (beni dinle), I am happy to work here (Burada çalışmaktan mutluyum) |
| 4 | Of | -li, -e yönelik, ilişkili, bağlantılı (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) | First of all (ilk olarak), Department of Finance (Finans Bölümü), Out of (dışında) |
| 5 | And | Ve | Domato and potato (domates ve patates) |
| 6 | A | Bir, herhangi bir, belirli bir tür veya nitelikteki | A mouse (bir fare), Have a bath (banyo yapmak), a little bit (azıcık) |
| 7 | In | İçeri, iç, içinde (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) | Get in the car (arabanın içine bin, arabaya bin), in general (genellikle), built-in (gömme, ankastre, iç yapıya dahil) |
| 8 | That | Şu, o (mesafe belirtiyor, uzaktaki kavramlar için kullanılıyor) | That is a chair. (şu bir sandalyedir.), that place (orası, ora, şurası, şura) |
| 9 | Have | Sahip olmak, elinde tutmak, yapmak (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) | I have a car. (Arabam var.), have a nap (kestirmek), have mercy (acımak) |
| 10 | I | Ben | I am a student. (Ben bir öğrenciyim.) |
| 11 | It | O, ona | It is a pencil. (O bir kalem.) |
| 12 | For | İçin, yönünden, dair (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) | For you (senin için), Look for (aramak), for now (şimdilik) |
| 13 | Not | Yok, değil, olumsuzluk, haricinde (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) | It is not a monster. (O bir canavar değil.), not like yours (seninki/sizinki gibi değil) |
| 14 | On | Üzerinde, hazır, çalışır (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) | It is a apple on the table. (Masanın üzerinde elma var.), turn on (açmak) |
| 15 | With | İle, birlikte, nedeniyle (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) | With her (onunla), with glory (gururla) |
| 16 | He | O (erkekler için kullanılıyor) | He is a a teacher. (O bir öğretmen [ve onun erkek olduğunu anlıyoruz].) |
| 17 | As | Olarak, gibi, kadar (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) | As a whole (bütün olarak), as soon as possible (bir an önce), as a result (sonuç olarak) |
| 18 | You | Sen,siz, sana, size (vb. diğer çekimler) | Thank you ([sana/size] + teşekkür ederim), you are a genius (sen bir dahisin) |
| 19 | Do | Yapmak, etmek (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) | I do dishes (bulaşıkları yıkarım), do you like dolphins? (yunusları sever misin?) |
| 20 | At | Üzere, nezdinde, saatinde, -de (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) | At 8 o’clock (Saat sekizde), at night (gece vaktinde), at work (işte) |
| 21 | This | Bu, buradaki | For this reason (bu nedenle), this desk (bu masa) |
| 22 | But | Ama, fakat | He is a good person but I don’t know him very well (o iyi biri ama onu çok tanımıyorum), last but one (sondan bir önceki) |
| 23 | His | Onun, ona ait (erkekler için) | His pencil (onun kalemi), his feelings (onun duyguları) |
| 24 | By | -e, -inden, tarafından, itibarıyla, boyunca (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) | Stop by (uğramak), affected by something (bir şeye tutulmak), by goverment (hükümet tarafından) |
| 25 | From | -den, -dan, itibaren, istinaden, beri (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) | Benefit from something (bir şeyden yararlanmak), apart from (haricinde), from 80’s to 2000’s (80’lerden 2000’lere) |
| 26 | They | Onlar (erkekler için) | They are actors (Onlar aktör), where are they? (onlar nerede?) |
| 27 | We | Biz | We are champions (biz şampiyonlarız), do we know each other? (birbirimizi tanıyor muyuz?) |
| 28 | Say | Söylemek, laflamak, demek, söz | Final say (son söz), say goodbye (vedalaşmak, hoşçakal demek), something to say (söyleyecek bir şey) |
| 29 | Her | Ona, ona it (kadınlar için kullanılıyor) | Mother and her daugher (anne ve kızı), her age (onun yaşı) |
| 30 | She | O (kadınlar için kullanılıyor) | She plays guitar (o gitar çalıyor) |
| 31 | Or | Ya da, veya | Burger or pizza (hamburger ya da pizza) |
| 32 | An | Bir (sesli harfle başlayan kelimelerin öncesinde kullanılıyor) | An elephant (bir fil), an office (bir ofis) |
| 33 | Will | Gelecek zaman kipi, irade, vasiyet (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) | I will be there (orada olacağım), her will (onun vasiyeti) |
| 34 | My | Benim | My teacher (öğretmenim), my dream job (hayalimdeki meslek) |
| 35 | One | Bir, tek, biri | One by one (birer birer), one half (yarısı), little one (ufaklık, küçük biri) |
| 36 | All | Tüm, bütün, hepsi | All the time (her zaman), all creation (tüm evren), all genres (bütün türler) |
| 37 | Would | Koşullu dilek, -ecekti, | Would like (istemek), would rather (tercih etmek), If we were home he would like to come here (evde olsaydık buraya gelmek isteyecekti) |
| 38 | There | Ora, orada, oradaki, şura, şurada, şuradaki | There is a bank (orada bir banka var), get there (oraya/şuraya gitmek) |
| 39 | Their | Onların | Earn their trust (onların güvenini kazanmak), on their own (kendi kendilerine) |
| 40 | What | Ne, neyi, cisim,şey (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) | In what follows (devamında), what is your name? (ismin(iz) ne?), what are his capabilities? (onun yetenekleri nelerdir?) |
| 41 | So | Böylece, bu yüzden, bu nedenle, öyle, böyle, demek ki (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) | So it begins (demek ki başlıyor), I was sick so I couldn’t do homework (Hastaydım bu yüzden ödevimi yapamadım), so and so (vesaire) |
| 42 | Up | Yukarı, artış, çıkış, yüksekte (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) | She looked up at the skies (O [yukarı doğru] gökyüzüne baktı, I wake up early (erken kalkarım), It’s up to you (sana kalmış) |
| 43 | Out | Çıkış, dışarıda, dış, uzakta olan (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) | Get out (çık dışarı), work out (egzersiz yapmak), find out (anlamak) |
| 44 | If | Eğer, rağmen, sözde (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) | If else (eğer başkaysa), what-if (varsayımsal), see if it works (çalışıp çalışmadığına bakmak) |
| 45 | About | Hakkında, dair, üzere (ayrıca başka bir çok anlamda kullanılabiliyor) | It is not about you (Seninle ilgili değil), moon about (dalgın dalgın durmak), the lecture is about (ders tarih hakkındadır) |
| 46 | Who | Kim | Who is there? (Orada kim var?), Who is the president of the USA (ABD’nin başkanı kimdir?) An teacher is someone who teaches to students (öğretmen öğrencilere öğreten bir kimsedir) |
| 47 | Get | Almak, edinmek, elde etmek, kazanmak (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) | Get some supplies (Biraz malzeme al)), get trophy (kupa almak), get a job (bir meslek edin) |
| 48 | Which | Hangi, hangisi | Which day (hangi gün), which office (hangi ofis), tell which is which (hangisinin hangisi olduğunu ayırt etmek) |
| 49 | Go | Gitmek, çıkmak, hareket etmek, girmek, başlamak (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) | He goes to school (o okula gider), I go outside (dışarıya çıkıyorum) |
| 50 | Me | Bende, bana, benim | It’s me (benim [sorulan soruya cevap verme anlamında kullanılıyor]) |
| 51 | When | Ne zaman | When do we go? (ne zaman gideriz?) |
| 52 | make | Yapmak, etmek, sağlamak (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) | I will make a cake (pasta yapacağım), make me happy (beni mutlu et) |
| 53 | Can | Olabilmek, yapabilmek, teneke kutu | I can help you (sana yardım edebilirim), it is a can (o bir teneke kutu) |
| 54 | Like | Sevmek, benzemek, beğenmek, hoşlanmak | I like pizza (pizza severim), he is not like you (o sana benzemiyor) |
| 55 | Time | Zaman, süre, kere | How many times kaç kere), it is time to sleep (uyuma zamanı), time-out (süre bitimi) |
| 56 | No | Hayır, yok, ret, hiç | I said no (hayır dedim), She voted no (O hayır oyu verdi), no way (hiç yolu yok), no one (hiç kimse) |
| 57 | Just | Şimdi, sadece, yalnızca, az önce, tam (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) | I have just arrived (az önce geldim), it is just a squirrel (o sadece bir sincap), just now (şu anda) |
| 58 | Him | Ona, onu | Do you like him? (Ondan hoşlanıyor musun?) |
| 59 | Know | Bilmek, öğrenmek, tanımak | I know him (onu tanıyorum), she knows something (o bir şeyler biliyor) |
| 60 | Take | Almak, (fotoğraf) çekmek, götürmek (ayrıca başka bir çok anlamı bulunuyor) | I will take a shower (duş alacağım), she took some photographs (o birkaç tane fotoğraf çekti), take me home (beni eve götür) |
| 61 | People | İnsanlar, halk, millet | We are people (biz insanız), important people (önemli insanlar), common people (sıradan insanlar), crowd of people (kitle, kalabalık insan grubu) |
| 62 | Into | İçine, içeriye, -e, -a, -in içine | Into the car (arabanın içine), into the room (odanın içine) |
| 63 | Year | Yıl, sene, yaş | Happy new year (yeni yılın kutlu olsun), I am 28 years old (ben 28 yaşındayım), eventful year (olaylarla dolu sene) |
| 64 | Your | Senin, sizin | Your choice (senin/sizin seçimin([iz]), your opinion (senin/sizin düşüncen[iz]) |
| 65 | Good | İyi, güzel, fayda | Good choice (iyi seçim), good luck (iyi şanslar) |
| 66 | Some | Biraz, bazı, birkaç (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) | Some of them (bazıları), some practices (bazı uygulamalar), some ruins (bazı kalıntılar) |
| 67 | Could | Yapabilmek, olabilmek, “can”in geçmiş zaman hali | I could do it when I was younger (Gençken yapabilirdim), I could use some help (biraz yardıma ihtiyacım var) |
| 68 | Them | Onlara, onları | Don’t follow them (onları takip etme) |
| 69 | See | Görmek, anlamak (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) | I see (görüyorum, anlıyorum), I see double (çift görüyorum) |
| 70 | Other | Diğer, başka, öteki | Other people (diğer insanlar), the other world (öteki dünya), some other time (başka zaman) |
| 71 | Than | -den, -e göre, hariç, nazaran (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) | More than feelings (duygulardan daha fazlası), I would prefer juice rather than coke (Kolaya nazaran meyve suyunu tercih ederim) |
| 72 | Then | O zamanlar, o halde, öyleyse (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) | Back then, I adored you (o zamanlar sana hayrandım) |
| 73 | Now | Şimdi, şu an, şimdiye ait | Right now (Hemen şimdi), he is working now (o şu an çalışıyor) |
| 74 | Look | Bakmak, görünmek, görünüş (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) | I look into your eyes (gözlerinin içine bakıyorum), he looks handsome (yakışıklı görünüyor) |
| 75 | Only | Sadece, tek, sırf, yalnızca | Only 2 euro (sadece 2 euro), only child (tek çocuk) |
| 76 | Come | Gelmek (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) | I come home (eve geliyorum), come to mind (akla gelmek) |
| 77 | Its | Onun | Don’t judge a book by its cover ([deyim] insanı dış görünüşüne göre yargılamayın) |
| 78 | Over | Fazla, bitmiş, üzerine, ötede (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) | It’s over (bitti), get over something (bir şeyi atlatmak), he must be over fifty (50’nin üzerinde olmalı), a table over there (ötedeki bmasa) |
| 79 | Think | Düşünmek, sanmak | I am thinking about you (senin hakkında düşünüyorum), I think you misunderstood me (sanırım beni yanlış anladın) |
| 80 | Also | Ayrıca, da (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) | I also called you (ayrıca seni aradım), we must also think that (şunu da düşünmeliyiz) |
| 81 | Back | Arka, geri (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) | Turn back (geri dön) |
| 82 | After | Sonra, ertesi (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) | Call me later (beni sonra ara), the day after (ertesi gün), |
| 83 | Use | Kullanmak, kullanım, faydalanmak (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) | Use a notebook (dizüstü bilgisayar kullanmak), common use (genel kullanım), you used me (benden faydalandın) |
| 84 | Two | İki | Two apples (iki elma) |
| 85 | How | Nasıl | How to use (nasıl kullanılır), this story tell us how we succeeded (bu hikaye nasıl başarılı olduğumuzu anlatıyor) |
| 86 | Our | Bizim | Our team (takımımız) |
| 87 | Work | Çalışmak, iş, eser | I work as an engineer (mühendis olarak çalışıyorum), work of art (sanat eseri) |
| 88 | First | İlk, birinci, başlangıç (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) | I come first (ilk ben geldim), first of all (herşeyden önce), first aid (ilk yardım), he was first (o birinciydi) |
| 89 | Well | İyi, kaynak (su vb.), kuyu (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) | Do it well (iyi yap), water well (su kuyusu) |
| 90 | Way | Yol (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) | This way goes to main street (bu yol ana caddeye gidiyor), is there any other way? (başka bir yolu var mı) |
| 91 | Even | Bile, hatta, çift (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) | Even if you do it, our manager may not accept it (yapsan bile müdürümüz kabul etmeyebilir), you should even see it (hatta onu görmelisin), odd or even (tek mi çift mi oyunu), even number (çift rakam) |
| 92 | New | Yeni (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) | New computer (yeni bilgisayar), new recruits (yeni elemanlar) |
| 93 | Want | İstemek, arzulamak | I want a candy (şeker istiyorum), ı want to be an engineer (mühendis olmak istiyorum, I want you (seni arzuluyorum) |
| 94 | Because | Çünkü (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) | I can’t work today because I am sick (Bugün çalışamıyorum çünkü hastayım), because of you (senin yüzünden) |
| 95 | Any | Hiç, herhangi (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) | Any juice left? (hiç meyve suyu kaldı mı?), you can choose any of them (Onlardan herhangi birini seçebilirsin[iz]) |
| 96 | These | Bunlar | These are apple trees (bunlar elma ağaçlarıdır) |
| 97 | Give | Vermek, getirmek (ayrıca cümle içinde kullanımına göre başka anlamları bulunuyor) | Can you give me a pencil? (Bana bir kalem verebilir misin?), Give birth (doğurmak, dünyaya getirmek) |
| 98 | Day | Gün | Thursday is the 4th day of the week (perşembe haftanın 4. günüdür) |
| 99 | Most | En, en çok, çoğu | The most important (en önemli), I love him most (en çok onu seviyorum), most people (çoğu insan) |
| 100 | Us | Biz (ayrıca US şeklinde ABD kısaltması larak kullanılıyor) | He like us (O bizi sevdi), she give us a reason to quit (bize bırakmamız için bir neden veriyor) |
İngilizce kelime öğrenmek İngilizcenin hem en kolay hem de en yorucu kısımlarından biridir. Eğer kelime öğrenme pratiğini yanlış yönde gerçekleştirirsen öğrendiğin kelimeleri çok kısa sürede unutur ve yeniden öğrenmek zorunda kalırsın. Bununla birlikte geleneksel öğrenme yöntemleri de vaktini gereksiz yere alır ve hem zamandan kaybetmene hem de özgüvenin sarsılmasına sebep olur. Bu yazıda İngilizce kelime öğrenmek için yapman gerekenlerden ve uzak durman gerekenlerden bahsedeceğiz.
Doğru şekilde kelime öğrenmeye hazırım diyorsan, uzak durman gereken yöntemlerle hızlı bir başlangıç yapalım.
Yabancı bir dil öğrenirken yapılan en sık hatalardan bir tanesi de kelime öğrenmek yerine ezber yapmaktır. Bir kelimeyi ezberlediğinde o kelimeyi unutma ihtimalin oldukça yüksektir. Kaldı ki, bir kelimenin sadece anlamını öğrenmek o kelimeyi cümle içinde kullanmak ve anlamak için yeterli değildir. Bu sebeple ilk başlığımız kelimeyi ezberlemek değil, öğrenmek!
Şimdi kısaca yanlış öğrenme tekniklerinden bahsedelim.
İngilizce çalışmak istersen, yan taraftaki formu doldurabilirsin.

Özellikle okullarda en çok yaptırılan aktivitelerden biri olan bir kelimeyi birden fazla anlamıyla yazmak, size ezber dışında hiçbir şey kazandırmayacaktır. Eğer bu yöntemi en az bir defa öğretmenin yaptırmışsa ancak hâlâ geniş kelime haznesine sahip değilsen, bu yöntemin yanlış olduğunun en büyük kanıtıdır diyebiliriz.
Bir kelimeyi defalarca kez yazarak elbette bir kelimeye aşinalık kazanabilirsin, ancak bir dil konuşurken önemli olan kelimeye aşina olmak değil, o kelimeyi doğru yerde ve cümle içinde kullanabilmektir.
İngilizce okulda gördüğün herhangi bir ders değildir. İngilizce kendi başına dahi öğrenebileceğin çok basit bir dildir. İngilizce konu veya dilbilgisi ezberi yaparak öğrenilmez. Yalnızca “Subject+Verb+Object” formülünü ve diğer formülleri ezberleyerek İngilizce konuşabileceğini düşünmek oldukça yanlıştır.
Devlet her yıl yabancı dil eğitimine yatırım yapsa da, daha modern ve nitelikli İngilizce eğitimi ancak öğretmenlerin çabasıyla gerçekleşmektedir. Bu sebeple okulda İngilizce öğrenemediysen ve bu özgüveninde sarsılmaya sebep olduysa sakın pes etme! Open English ile İngilizce öğrenmek sandığından aha da kolay olacak! Detaylar için iletişim bilgilerimizden bizi hemen arayabilirsin!
İngilizce yalnızca çeviri veya sözlük kullanarak öğrenilmemelidir. Bunun sebebi ise her kelimenin Türkçe karşılığının olmamasıdır. Bununla birlikte, Türkçedeki her kelimenin de tam olarakİngilizce karşılığı yoktur. Bazı kelimelerin temelde anlamını öğrendikten sonra İngilizce odaklı düşünmeli ve anlamını da cümle içinde öğrenmelisin. Örneğin, yeni bir kelime duyduğunda kendine, “bu kelimeyi nerede duydum, nerede, hangi anlamda kullanıldı?” sorular sorduğunda daha iyi bir öğrenim gerçekleştirmiş olursun.
İngilizce kelime öğrenirken yapılan yanlışlardan kısaca bahsettiğimize göre biraz da kelime öğrenirken asıl yapmanız gerekenlerden bahsedelim.

Kelime günlükleri İngilizce eğitimine katkı sağlayacak en önemli engzersizlerden bir tanesidir. Günlük veya haftalık olarak öğrendiğin İngilizce kelimeleri not alabilir, bu kelimeler ile ilgili cümleler kurmayı deneyebilirsin. Kelime hazneni genişlettikçe küçük hikâyeler yazmayı deneyebilir veya gününün nasıl geçtiği ile ilgili küçük paragraflar oluşturabilirsin.
İngilizceni geliştirmenin en güzel yollarından biri de her gün bir kelime öğrenmektir. Bununla ilgili birçok mobil uygulamadan yararlanabilir veya kendine uygun bir kelime listesi oluşturabilirsin. Öğrendiğin her kelime için cümle çalışması yapmalı, okunuşunu dinlemeli ve bu kelimenin kullanımı kavramalısın. Her gün çok kısa bir vakit ayırarak en az bir kelime öğrenmeyi garanti edebilirsin.
Kelime oyunları hem sana yeni kelimeler öğretecek hem de bildiğin kelimeleri pekiştirmeni sağlayacaktır. Farklı çeşitte birçok kelime oyunu vardır. Bunlardan hangisi ilgini çekiyorsa boş vakitlerinde bu oyunu oynayarak vaktini değerlendirebilirsin. Kelime oyunlarının en popüleri Scrabble’dır.
İngilizce öğrenmenin henüz başında olsan bile düzenli olarak farklı metinler okumayı denemek kelime aşinalığını artırcaktır. Bu egzersiz de ilerleyen vakitlerde kelimeleri çok daha kolay kavramanı sağlayacaktır. Bununla birlikte okuma yaparken seçtiğin kaynaklar da oldukça önemlidir.
Öncelikle basit seviyedeki çocuk kitaplarından başlayabilir, geliştikçe seni daha çok yoracak öykülere geçebilirsin. Orta düzeyde bir İngilizceye sahipsen dergiler, yemek kitapları,gezi yazıları, blog sayfaları gibi metin içerikleri de senin için oldukça faydalı olacaktır.

İngilizce öğrenmek test kitapları, derts kitapları ile değil, düzenli konuşma-yazma-okuma pratiği ile gerçekleşir. Bu sebeple her ne kadar hoşuna gitmese bile İngilizceyi en kısa sürede doğru şekilde öğrenebilmen için bütün pratiklerin üstüne düşmen gerekir.
Mobil uygulamalar ve hatta yapay zekadan yararlanarak İngilizce konuşma pratiği yapabilirsin. Bu şekilde günlük hayatta diyalog esnasında zorluk çekmezsin.
Bu yazıda İngilizce kelime öğrenmeni sağlayacak 5 farklı egzersizden ve uzak durman gereken tekniklerden bahsettik. Konuştuğumuz egzersizlerin yanında bol bol İngilizce görsel ve işitsel kaynaklardan yararlanabilirsin. Eğer bu özelliklerin tümü bir yerde olsun, bana keyifli bir şekilde İngilizce öğretsin diyorsan Open English yanında! Hemen Open English ailesine katıl, İngilizceyi en doğru şekilde öğren!
İngilizce diyalog örnekleri ile hem konuşma hem de dinleme becerilerimizi geliştirebiliriz. Dünya üzerinde 1.3 milyardan fazla insanın konuştuğu bir dili öğrenmek hiç de fena bir fikir değil. Senin de hedeflerin arasında İngilizce öğrenmek varsa, basit İngilizce diyaloglara göz gezdirerek giriş yapabilirsin.
Kolayca İngilizce öğrenmeyi planlıyorsan, sadece İngilizce diyaloglara bakman yetmez. İngilizce konuşma, dinleme, yazma ve okuma becerilerini aynı anda kazandıracak işin uzmanı eğitmenlerden destek alman gerekir.
Dünyada 1 milyondan fazla kullanıcı tarafından online İngilizce eğitimi için tercih edilen Open English, tüm detaylarıyla İngilizce eğitimi sunmak için tasarlanmış bir platformu evine, iş yerine, seyahatlerine, kısacası sen nereye istersen oraya getiriyor.
Open English ile ana dili İngilizce olan eğitmenlerin canlı derslerine 7/24 katılabilir, interaktif videolara sınırsız kere erişebilir ve İngilizce konuşma sınıflarında pratik yapabilirsin. Yan tarafta yer alan formu doldurarak İngilizce öğrenmede ilk adımı atabilirsin.
Şimdi basit İngilizce diyaloglar ile devam ediyoruz.
İngilizce öğrenirken bolca pratik yapmamız en önemli detay. Unutma, bir şeyi ne kadar tekrar edersek öğrenmemiz o kadar kolay oluyor. İngilizcede de aynı, gün içinde ne kadar çok kullanırsan o kadar hızlı öğreniyorsun.
İngilizce konuşma pratiği yaparken önce İngilizce tanışma diyaloglarına bir göz atmak iyi bir fikir. Böylece kendi başıımıza pratik yaparak İngilizce konuşmamızı geliştirebiliriz. Şimdi İngilizce selamlaşma kelimeleriyle konuya başlayalım.
İngilizcede selamlaşma için kullanabileceğin birçok kelime ve cümle var. Şimdi birisiyle karşılaştığında ya da ilk kez tanışırken kullanabileceğin İngilizce selamlaşma kelimelerine ve tanışma cümlelerine tablo üzerinden bakalım.
| İngilizce selamlaşma kelimeleri ve cümleleri | |
| Türkçe | İngilizce |
| Merhaba | Hello |
| Nasılsınız | How do you do? |
| Ne haber? | What’s up? |
| Ne var, ne yok? | What’s the news? |
| Hayatın(ız) nasıl gidiyor? | How is your life going? |
| Seni (sizi) görmek güzel. | It’s good to see you. |
| Günaydın | Good morning |
| Tünaydın | Good afternoon |
| İyi akşamlar | Good evening |
| İyi geceler | Good night |
| Tanıştığım(ız)a memnun oldum. | Nice to meet you. |
| Görüşmeyeli uzun zaman oldu. | It’s been a long time since we met. |
| Görüşmeyeli nasılsın(ız)? | How have you been? |
| Çok iyiyim. Teşekkür ederim. | I’m very good. Thank you. |
| Ben iyiyim. Sen (siz) nasılsın(ız)? | I’m fine. How about you? |
İngilizce diyalog kurarken kullanabileceğimiz selamlaşma ifadeleri bu şekilde. Bunların dışında bir de yakın arkadaşlarımız arasında kullanabileceğimiz İngilizce selamlaşma kalıpları var. Samimi olduğumuz ya da samimiyet kurmak istediğimiz insanlarla İngilizce konuşma diyalogları kurarken bu ifadeleri de tercih edebiliriz.
Hip hop argosundan konuşma diline geçmiş bu ifade, İngilizcede gayrı resme bir selamlaşma ifadesi. Biraz kaba bir ifade olduğunu belirtelim. Çok samimi olduğumuz ortamlarda İngilizce selamlaşma ifadesi olarak kullanabiliriz.
Amerika kırsalında kullanılan bu İngilizce selamlaşma kelimesi, “How do you do?” kalıbının kısaltılmış versiyonu olarak düşünebiliriz. İngilizce konuşma diyalogları kurarken pek önermiyoruz; çünkü biraz kaba durabilir.
Fakat Amerika ve Kanada’nın kırsal bölgelerinde daha samimi bir iletişim için bu tarz İngilizce selamlaşma kelimelerini kullanabilirsin. Tamamen sana kalmış!
Samimi olduğumuz ortamlarda İngilizce diyalog başlatmak adına “Hey” ve “Hiya” ifadesini kullanabiliyoruz. “Selam”, “Geldim.” anlamını veriyoruz ama unutma, resmi ortamlarda bu selamlaşma kelimesi biraz kaba durur.
İngilizce konuşma diyalogları başlatmak istiyorsak ve samimi bir ortama giriş yaptıysak, bu ifadelerle iletişim başlatabiliriz. Türkçesiyle “İyi misin?” anlamı veriyor. Bu soru bize sorulmuşsa, “I’m fine. And you?” şeklinde iletişimi devam ettirebiliriz.

İngilizce diyalogları tamamlarken kullanabileceğimiz vedalaşma kelimeleri ve cümlelerine geçelim. İngilizce diyalogları aşağıdaki vedalaşma ifadeleri ile sona erdirebiliyoruz.
| İngilizce vedalaşma kelimeleri ve cümleleri | |
| Türkçe | İngilizce |
| Hoşça kal | Good bye |
| Seni görmek güzeldi | It was nice to see you |
| Benim için bir zevkti | It was a pleasure for me |
| Sonra görüşürüz | See you later |
| İyi günler | Good day / Have a nice day! |
| Kendine iyi bak | Take care of yourself |
| Tekrar görüşmek üzere | See you again |
Bunların dışında daha samimi ortamlarda İngilizce diyalog kurarken kullanabileceğimiz gayri resmi cümleler de var. Nedir bunlar?
İngilizce konuşma diyaloglarında eğer karşımızdakilerle samimiysek “See you later” ifadesi kısaltıp “Later” diyebiliriz. Bu şekilde de aynı anlama gelir fakat resmi ortamlarda bu uslüp iyi bir intiba bırakmaz.
“Ben çıkıyorum” diyerek İngilizce konuşmaya ya da bulunduğun ortama veda edebilirsin, fakat bunun biraz kaba bir tabir olduğunu unutma. Yani resmi ortamlarda kullanman hoş karşılanmaz. Fakat arkadaş ortamında “Hadi, ben kaçtım.” anlamını vermek için kullanabilirsin.
İngilizce diyaloglarda kullanabileceğin daha birçok selamlaşma ve vedalaşma ifadesi var. İngilizce selamlaşma kelimeleri ve tanışma cümlelerinde pratik yapmak istersen Open English’i şimdi kullanmaya başlayabilirsin. Dünyanın dört bir yanından öğrencilerin bir arada geldiği konuşma sınıflarında eğitmen gözetiminde İngilizce konuşmanı şimdi geliştirmeye başlayabilirsin!
İngilizce diyaloglarda kullanabileceğimiz birçok kavram öğrendik. Şimdi örnek İngilizce tanışma diyalogları ile bilgilerimizi pekiştirelim. Öğrendiklerinle sen de arkadaşlarınla ya da kendi kendine İngilizce diyaloglar kurabilirsin. Kesinlikle İngilizceni geliştirecektir!
İngilizcenin en çok yararlı olduğu noktalardan biri de profesyonel hayat. Çünkü İngilizce bilgisi kariyer yolculuğunda seni her zaman 1 adım öne geçiriyor.
Open English’te iş İngilizcesi konulu özel ders içerikleri olduğunu biliyor muydun? Böylece her yönüyle İngilizce öğrenirken kariyerine uygun İngilizce diyalog ve terimleri hızlıca öğrenebilirsin.
İş dünyasında İngilizce tanışma diyaloglarında nasıl konuşmalıyız? Bu noktada bilmen gereken bazı şeyler var. Not almak istiyorsan:
İş yerinde İngilizce konuşma diyaloglarında kullanabileceğimiz ve sıkça karşılaşacağımız bazı kelime ve kalıplar var. Şimdi onlara bakalım:
| İşteyken Kullanabileceğimiz İngilizce Kelimeler | |
| İngilizce | Türkçe |
| Dear | Sayın |
| CV (Curriculum Vitae) / Resume | Öz geçmiş |
| Interview | İş görüşmesi / Mülakat |
| Hire | Ücretle vererek tutmak |
| Assessment | Değerlendirme |
| Salary | Aylık ücret |
| Gross salary | Brüt aylık ücret |
| Subject | Konu |
| Shift | Mesai |
| Work | İş yapmak / çalışmak / iş |
| Job | İş / görev / meslek |
| Proficiency | Yeterlilik / beceriklilik |
| Deadline | İş teslim süresi |
| Collegue | İş arkadaşı |
| Boss | Patron |
| Manager | Müdür |
| White-collar worker | Beyaz yakalı çalışan |
| Blue-collar worker | Mavi yakalı çalışan |
| Department | Departman / Bölüm |
| Office | Ofis |
| Employer | İş veren |
| Employee | Çalışan, işçi, eleman |
| Personnel | Personel |
| Staff | Kadro |
| Trainee | Stajyer |
| Recruit (a personnel) | (Personel) temin etmek / almak |
| Resign | İstifa etmek |
| Promotion | Terfi |
| Sick leave | Hastalık izni |
| Retire | Emekli olmak |
İş İngilizcesinde öğrenebileceğin daha binlerce kelime ve kalıp var. İş yerindeki sohbetlerin için İngilizce konuşma diyalog becerini geliştirmek ve yeni kelimeler öğrenmek istiyorsan, Open English’e şimdi kaydol!
İş dünyasında hangi İngilizce tanışma cümlelerini kullanabiliriz? İş mülakatlarında İngilizce konuşma diyalogları nasıl olmalı? Şimdi bu sorulara cevap veren 2 örnek İngilizce diyalogu inceleyelim.
HR (Mr. Wells): Hello Ms. Yıldız, it is a pleasure to meet you. First of all, tell me a bit about yourself. (Merhaba Yıldız Hanım, tanıştığımıza memnun oldum. Öncelikle bana biraz kendinizden bahsedin.)
Candidate (Ms. Yıldız): Good Morning Mr. Wells. It is a pleasure for me, too! I studied computer engineering at Boğaziçi University. Since I wanted to be an computer engineer throughout my whole life, I planned all my educational goals to this purpose. (Günaydın Bay Wells. Benim için de bir zevk! Boğaziçi Üniversitesi’nde bilgisayar mühendisliği okudum. Hayatım boyunca bilgisayar mühendisi olmak istediğim için tüm eğitim hedeflerimi bu amaca göre planladım.)
HR (Mr. Wells): Excellent! Let’s hear a little more about you. What are your strengths? (Mükemmel! Sizin hakkınızda biraz daha fazla şey duyalım. Kuvvetli yönleriniz nelerdir?)
Candidate (Ms. Yıldız): I am a diciplined, fast learner and easily adaptable. Moreover, I am open to innovations. I am also successful in problem solving. (Disiplinli, hızlı öğrenen ve kolay adapte olabilen biriyim. Üstelik yeniliklere açığım. Problem çözmede de başarılıyım.)
HR (Mr. Wells): Do you think that you have any weakness?
Candidate (Ms. Yıldız): I get very excited when speaking in public. I think this is my biggest weakness. Therefore, I cannot say that I am successful in oral presentations. (Topluluk önünde konuşurken çok heyecanlanıyorum. Sanırım bu benim en büyük güçsüzlüğüm. O nedenle sözlü sunumlarda başarılı olduğumu söyleyemem. )
HR (Mr. Wells): Why we should hire you?
Candidate (Ms. Yıldız): I know your company is innovative and forward-thinking. These traits fit my personality very well. I have been dreaming of working with your company for a long time. You can be sure that I will use all my talent here. (Şirketinizin yenilikçi ve ileri görüşlü olduğunu biliyorum. Bu özellikler kişiliğime çok uyuyor. Uzun zamandır şirketinizle çalışmayı hayal ediyordum. Tüm yeteneğimi burada kullanacağımdan emin olabilirsiniz.)
HR (Mr. Wells): What is your ideal work enviroment? (İdeal çalışma ortamınız nedir?)
Candidate (Ms. Yıldız): First of all, an environment with high internet speed! Joking apart, a free-minden working environment that is far from standards, where I can determine the working hours myself if there are no emergencies, is ideal for me. (Öncelikle internet hızının yüksek olduğu bir ortam! Şaka bir yana, standartlardan uzak, acil bir durum olmadığında çalışma saatlerini kendim belirleyebileceğim özgür bir çalışma ortamı benim için idealdir.)
HR (Mr. Wells): This is wonderful Ms. Yıldız! It was the perfect job interview. We will choose among our candidates within 3 days, after which we will inform you of our decision. Take care of yourself. (Harika Ms. Yıldız! Mükemmel bir iş görüşmesiydi. 3 gün içinde adaylarımız arasından seçim yapacağız ve kararımızı size bildireceğiz. Kendine dikkat edin.)
Candidate (Ms. Yıldız): Thank you very much, Mr. Wells. Hope we work together! Have a nice day. (Çok teşekkür ederim, Mr. Wells. Umarım birlikte çalışırız! İyi günler dilerim.)
Günlük İş Dünyasından Örnek İngilizce Diyalog
Employee (Merve): Good morning Mr. Waters, may I have your time for a moment, please? (Günaydın Bay Waters, 1 dakikanızı alabilir miyim, lütfen?)
CEO (Mrs. Waters): Sure Merve, what it the subject? (Tabii ki Merve, konu nedir?)
Employee (Merve): As digital marketing, we want to design a new advertising campaign. We would like to make a short presentation on this subject. (Dijital pazarlama olarak yeni bir reklam kampanyası tasarlamak istiyoruz. Bu konuda size kısa bir sunum yapmak istiyoruz.)
CEO (Mrs. Waters): Really? Excellent. But we have to watch it with whole departments. Let’s set up a meeting for this. (Gerçekten mi? Mükemmel. Fakat bunu tüm departmanla beraber izlemeliyiz. Bunun için bir toplantı düzenleyelim.)
Employee (Merve): But before showing it to all departments, we thought it would be a good idea to get your feedback. So we can revise the video. (Ancak tüm departmanlara göstermeden önce, geri bildirimlerinizi almanın iyi bir fikir olacağını düşündük. Böylece videoyu revize edebiliriz.)
CEO (Mrs. Waters): Not needed, Merve! I am full of confidence with you. Let’s watch it together and get feedbacks from everyone. (Gerek yok Merve! Size güvenim tam. Hep birlikte izleyelim ve herkesten geri dönüş alalım.)
Employee (Merve): As you wish, boss! (Nasıl istersen, patron!)
CEO (Mrs. Waters): Boss? Ha-ha! I should put this to business card. (Patron? Ha ha! Bunu kartvizitime eklemeliyim.)
Employee (Merve): The design team will be delighted! Anyway, I’ll let you know when the meeting time is set, Mr. Waters. (Tasarım ekibi çok sevinecek! Her neyse, toplantı zamanı geldiğinde size haber veririm Bay Waters.)

İngilizce diyaloglar ve İngilizce selamlaşma kelimelerinin en çok işimize yaradığı bölüme geldik: Seyahatler! Yurt dışında seyahate çıkmayı planlıyorsan, temel seviyede İngilizce bilmen gerekir. Çünkü İngilizce en yaygın konuşulan dil!
Şimdi yurt dışı seyahatlerinde karşına çıkabilecek İngilizce kelimelere bakalım. Sonrada bu kelimeleri örnek İngilizce diyaloglarda kullanalım.
Otel rezervasyonlarında hangi İngilizce kelimeler sıkça karşına çıkıyor? Beraber bakalım.
| Otel Rezervasyonlarında Karşına Çıkabilecek Kelimeler | |
| İngilizce | Türkçe |
| Reservation | Rezervasyon |
| Make a reservation | Rezervasyon yapmak |
| Booking a room | Oda kiralamak |
| Hotel | Otel |
| Hostel | Hostel |
| Single room | Tek kişilik oda |
| Double room | Çift kişilik oda |
| Shared room | Paylaşımlı oda |
| Key card | Anahtar kart (Otel odaları için) |
| Deposit | Depozito |
| Room number | Oda numarası |
| Morning call / Wake up call | Uyandırma servisi |
| Check-in / Check-out (a hotel) | Otele giriş / çıkış |
| Late charge | Otelden geç çıkış ödemesi |
| Complimentary | Ücretsiz |
| Room service | Oda servisi |
| City view | Şehir manzarası |
| Ocean view | Okyanus manzarası |
| Sea view | Deniz manzarası |
| Swimming pool | Yüzme havuzu |
| Airport shuttle | Havalimanı servisi |
| Breakfast buffet | Açık büfe kahvaltı |
| Fitness room | Egzersiz yapma alanı |
| Pets allowed / Pet-friendly | Evcil hayvan kabul edilir / Evcil hayvan dostu |
| Business center | Toplantılar için uygun iş merkezi |
| Manager | Müdür |
| Receptionist | Resepsiyonist |
| Bellboy / Porter | Bavulları taşıyan otel çalışanı |
| Housekeeper | Oda temizlikçisi |
| Tip | Bahşiş |
Örnek İngilizce konuşma diyaloglarından devam edelim. Otel rezervasyonu yaparken nasıl bir İngilizce diyalog kurmalıyız?
Customer (Müşteri): Hello, I am calling to book a double room between Friday 17th and Sunday 19th of June. (Merhaba, 17 Haziran Cuma ile 19 Haziran Pazar arasında çift kişilik oda rezervasyonu yapmak için arıyorum.)
Customer service (Müşteri servisi): Hello, I am Angie from ABC Hotels. Of course! Let’s check it our right now. May I have your first name so that I can address you properly? (Merhaba, ben ABC Otelleri’nden Angie. Tabii ki! Hemen şimdi kontrol edelim. Size düzgün bir şekilde hitap edebilmem için adınızı alabilir miyim?)
Customer (Burcu Demir): My name is Burcu Demir. I can see from your website that you rooms with both ocean and city views. (Benim adım Burcu Demir. Hem okyanus hem de şehir manzaralı odalarınızın olduğunu web sitenizden görebiliyorum.)
Customer service: Of course Mrs. Demir, those rooms are available for the date you mentioned. May I know how many people will you be? (Tabii ki Bayan Demir, o odalar bahsettiğiniz tarih için müsait. Kaç kişi olacağınızı öğrenebilir miyim?)
Customer (Burcu Demir): We are a couple with an 8 year old boy. So we need a big room with a king bed and a single bed. (Biz 8 yaşında bir erkek çocuğu olan bir çiftiz. Bu yüzden bir kral yatak ve bir tek kişilik yatak içeren büyük bir odaya ihtiyacımız var.)
Customer service: Certainly! The price of the room that meets your expectations will be around 120 USD for one night.
Customer (Burcu Demir): What are your services for this room?
Customer service: You may use airport shuttle, fitness room and breakfast buffet with no charge, Mrs. Demir. Do you with a credit or debit card? Or may you want to pay when you check-in to the hotel? You will just pay only 15 USD for deposit.
Customer (Burcu Demir): Perfect! Let’s do the last payment option. Have a good day, Angie.
Customer service: You welcome Mrs. Demir. I am going to mail you details. We will be excited to see your family in our hotel. Have a great day!
Uçak biletini yerli bir firmadan alırken sorun yoktur. Peki, yurt dışından yabancı bir firmadan uçak bileti almak istiyorsak, Türkçe ile iletişim kuran satış temsilcisi bulma şansımız nedir? Biraz zor. O nedenle şimdi sana yurt dışı için uçak bileti alırken ve yabancı havalimanlarında karşına çıkabilecek İngilizce kelimelerden bahsedeceğiz.
Yurt dışına seyahat etmeyi planlıyorsan ayrıca havalimanında seni İngilizce diyaloglar bekliyor, demektir. Özellikle vize alarak bir yere gideceksen, pasaport polisi sana sorular soracaktır.
| Havalimanlı için İngilizce Kelimeler | |
| İngilizce | Türkçe |
| Flight | Uçuş |
| Flight ticket9 | Uçak bileti |
| Check-in (for a flight) | Bilet ve bagaj işlemlerinin tümü |
| Aisle seat | Koridor kenarı koltuk |
| Window seat | Cam kenarı koltuk |
| Emergency exit seat | Acil çıkış koltuğu |
| Boarding pass | Biniş kartı |
| Boarding time | Uçağa biniş zamanı |
| Cancelled / Canceled | İptal edildi |
| Domestic departures | Yurt içi kalkışlar |
| Domestic arrivals | Yurt içi varışlar |
| International departures | Uluslararası kalkışlar |
| International arrivals | Uluslararası varışlar |
| Customs | Gümrük |
| Departure time | Kalkış zamanı |
| Immigration counter | Göçmen gişesi |
| Baggage | Bagaj |
| Baggage claim check / area | Bagaj teslim alanı |
| Security check | Güvenlik kontrolü |
| Passport | Pasaport |
| Visa | Vize |
Havalimanındayken örnek İngilizce diyaloglar hakkında bilgi sahibi olmak çok işimize yarıyor. Çünkü dünyanın birçok yerinde güvenlik memurları soruları İngilizce soruyor ve bu sorular çoğunlukla aynı oluyor.
Passport Officer: Good evening, sir. May I see your passport, please? (İyi akşamlar, efendim. Pasaportunuzu görebilir miyim, lütfen?)
Traveler: Good evening, here is my passport. (İyi akşamlar, pasaportum burada.)
Passport Officer: Where have you traveled from? (Nereden seyahat ettiniz?)
Traveler: I am coming from Ankara, Turkey. (Ankara, Türkiye’den geliyorum.)
Passport Officer: What is your purpose for the visit? (Ziyaret amacınız nedir?)
Traveler: I am on a holiday. My travel purpose is a touristic visit. (Tatildeyim. Seyahat amacım turistik bir gezi.)
Passport Officer: How many days you will stay? (Kaç gün kalacaksınız?)
Traveler: I will stay 4 days. (4 gün kalacağım.)
Passport Officer: Where will you stay? (Nerede kalacaksınız?)
Traveler: I will stay at ABCD Hotel. (ABCD Oteli’nde kalacağım.)
Passport Officer: Thanks, sir. Enjoy your stay in our city! (Teşekkürler, efendim. Şehrimizde konaklamanın tadını çıkarın!)
Traveler: Thanks, I will. Take care of yourself. (Teşekkürler, tadını çıkaracağım. Kendinize iyi bakın.)