Phrasal Verbler, İngilizce öğrenenler için bazen kafa karıştırıcı olabilen ancak günlük konuşmanın ayrılmaz bir parçası olan ifadelerdir. Bazı eylemleri Phrasal Verbler olmadan açıklamak oldukça zor olabilir, ancak bazı durumlarda yerine kullanılabilecek alternatif fiiller de bulunabilir. Her durumda, Phrasal Verbleri öğrenmek önemlidir.
Bu yazımızda, Phrasal Verbleri örneklerle destekleyerek açıklayacak ve farklı tiplerini nasıl kullanmamız gerektiğini inceleyeceğiz. Phrasal Verbler aşırı yoğun bir konu olduğu ve çok sayıda Phrasal Verbler ile karşılaşabileceğimiz için ilk harflerine göre sıraladık. Bu yazımızda “G” ile başlayan Phrasal Verblere odaklanacağız!
Open English, alanında önde gelen bir online İngilizce kursu. Dünyada 15 yılı aşkın süredir, 1.5 milyondan fazla insana İngilizce öğreten Open English, bu deneyimiyle sana da İngilizce öğretmeye hazır! Peki Open English’te seni ne bekliyor?
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.
“G” ile başlayan Phrasal Verbler listemize başlamadan önce kısaca Phrasal Verblerin tanımını hatırlayalım!
Phrasal Verbs, Türkçede genellikle “deyimsel fiil” olarak adlandırdığımız, sözcük grubu şeklinde olan fiillerdir. “Deyimsel” olmalarının nedeni, asıl fiilin genellikle gerçek anlamından uzaklaşması veya mecazlaşmasıdır. Phrasal Verbs, genellikle bir fiile ilave edilen edatlar (prepositions) ve zarflar (adverbs) ile oluşturulur.

Şimdi asıl listemize geçebiliriz! Phrasal Verbler sayıca çok fazla oldukları için ilk harflerine göre ayırdığımız için “G” harfine bir göz atalım!
“Biriyle uyumlu olmak, iyi geçinmek” anlamına gelen, en yaygın Phrasal Verblerden biri “get along”.
My sister and I used to fight a lot, but now we get along really well.
(Kız kardeşimle eskiden çok kavga ederdik ama şimdi çok iyi geçiniyoruz.)
“Pes etmek, vazgeçmek” anlamına gelen “give up” yine oldukça yaygın Phrasal Verblerden.
Don’t give up on your dreams, even if they seem difficult to achieve.
(Ulaşması zor görünse bile hayallerinden vazgeçme.)
Phrasal Verblerden bir başka yaygın olanı “get by”. Anlamı ise “idare etmek, geçinmek”.
When you’re traveling in a foreign country, knowing a few basic phrases can help you get by.
(Yabancı bir ülkede seyahat ederken basit birkaç cümle bilmek durumu idare etmene yardımcı olur.)
“Continue” ile eş anlamlı olan, Phrasal Verblerin en yaygınlarından olan “go on”da sıra. Go on, devam etmek anlamına geliyor.
The actor forgot his lines but managed to improvise and go on with the performance.
(Aktör repliklerini unuttu fakat doğaçlama yapmayı başararak performansına devam etti.)
“Give in” aslında listemizin ikinci sırasındaki “give up” ile epey benzer bir anlama sahip. Anlamı ise “istemeyerek razı olmak, boyun eğmek”.
The child kept crying for a toy, and eventually, the parent gave in and bought it for them.
(Çocuk ağlayıp durdu ve en nihayetinde ailesi razı olup ona o oyuncağı aldı.)
Umarız buraya kadar İngilizce “G” ile başlayan Phrasal Verbler yazımızdan yeni şeyler öğrenmişsindir! Eğer İngilizceyi daha verimli bir şekilde öğrenmek istersen seni Open English’te görmekten mutluluk duyarız!
Open English’e abone olarak sana özel çalışma programına sahip olabilir ve ana dili İngilizce olan, dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders almaya başlayabilirsin. Üstüne üstlük, öğrendiklerini pekiştirebileceğin canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşabilir ve sonsuz içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yaparak İngilizce öğrenmek için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

“G” ile başlayan Phrasal Verblere devam edelim. “Get off”un anlamı “bir araçtan inmek” ya da “paçayı kurtarmak” gibi anlamlarda görülebilir.
I got off the bus and walked straight home.
(Otobüsten indim ve doğruca eve yürüdüm.)
“Go over” phrasal verbler arasında yer alır ve “gözden geçirmek, incelemek” anlamına gelir.
We are going over the files again with our project team.
(Dosyaları proje takımı ile tekrardan gözden geçiriyoruz.)
“Give back” mecazen “hayırseverlik etmek” anlamına gelse de, sıklıkla “geri vermek” anlamında da görürüz.
I gave him his pink umbrella back.
(Ona pembe şemsiyesini geri verdim.)
Belki de hepimizin ilk öğrendiği bu Phrasal Verb “kalkmak, uyanmak” anlamına geliyor.
I got up really early today because I wanted to go fishing.
(Sabah çok erken kalktım çünkü balığa gitmek istedim.)
“G” ile başlayan Phrasal Verbler yazımızın son başlığı ise “go out”. Aslında tahmin etmen mümkün ama anlamını söyleyelim: dışarı çıkmak.
I would go out tonight but I haven’t got a stitch to wear.
(Bu akşam dışarı çıkardım ama üstüme giyecek bir parça kıyafetim yok.)

“G” ile başlayan Phrasal Verblerden bahsettiğimiz bu yazının sonuna geldik. Phrasal verbler günlük hayatımızda çok fazla karşımıza çıkan ve sayıca çok fazla olan kelimelerdir. Bu noktada kelime dağarcığını geliştirmek için yapabileceğin en iyi şey, ana dili İngilizce olan eğitmenlerden alacağın derslerde günlük hayattan kelimeler ve deyimleri öğrenerek yabancılarla pratik etmektir.
Bu durumda Open English sana tam olarak ihtiyacın olan şeyi sunuyor! Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan, dünya çapındaki eğitmenlerden amaçlarına yönelik 7/24 canlı dersler alabilir, öğrendiklerini canlı İngilizce konuşma gruplarında yabancılarla, eğitmen moderatörlüğünde pekiştirebilir ve dev arşivimize sınırsızca erişerek aklındaki tüm sorulara anında cevap bulabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
İngilizce, günümüzün küreselleşmiş dünyasında iş dünyasının ortak bir dili haline geldi. Dolayısıyla, büyük şirketler ve benzeri kuruluşlar genellikle çalışanlardan İngilizce bilmelerini bekler. Peki, İngilizce, Koç gibi holdingler için neden bu kadar önemli?
Öncelikle iletişim kurmak için çok önemli bir gereksinim. Büyük şirketler genellikle uluslararası müşterilere, tedarikçilere ve iş ortaklarına sahiptir. İngilizce, bu farklı kültürler arasında etkili iletişim kurmanın ortak bir dilidir. İyi bir İngilizce ile, farklı milletlerden insanlarla daha kolay iletişim kurabilir, onlarla işbirliği yapabilir ve ilişkileri geliştirebilirsin.
İkinci olarak ve en az birincisi kadar önemli olan; küresel fırsatlar. İngilizce, dünya genelinde iş fırsatlarına erişim sağlar. Büyük şirketlerin genellikle uluslararası operasyonları ve ofisleri vardır. İngilizce bilen biri olarak, iş dünyasının daha geniş bir perspektifinden faydalanabilir, yurt dışı projelerde yer alabilir veya hatta başka ülkelerde çalışma fırsatı yakalayabilirsin.
Ve son olarak İngilizce bilmek, iş başvurularında önemli bir rekabet avantajı sağlar. Çoğu büyük şirket, global düzeyde faaliyet gösterdiği için, İngilizce bilmeyen adayları genellikle eler. İşverenler, İngilizce bilen çalışanların daha esnek, çok yönlü ve daha geniş bir yelpazede görevler üstlenebileceğini düşünürler.
Aynı zamanda İngilizce bilen biri olarak, güncel iş trendlerini takip etmek, sektördeki en son yenilikleri öğrenmek ve uluslararası kaynaklardan yararlanmak daha kolay olur. Bu da kariyerinin gelişimi için sana bir avantaj sağlar. Bu noktada hala eksiğim var diyorsan Open English’in sana sunduğu fırsatlardan yararlanmanın tam vakti.
Türkiye’nin en büyük holdinglerinden biri olan Koç Holding’de çalışmak birçok kişinin hayali belki de. Bu yazıda başvuru yapanlara veya herhangi bir holdingin mülakatına katılacaklara yardımcı olması için mülakat esnasında sorulan İngilizce sorulara yer verdik. Umarız her şey istediğin gibi ilerler.
İngilizce öğrenmek için ilk adımı yan tarafta yer alan formu doldurarak atabilirsin.

My name is [Your Name]. I have a background in [Your Education or Profession]. I am highly interested in working for Koç Holding because [Mention a few key features about Koç Holding]. I also believe that my English language skills make me suitable for this role.
I am highly interested in working for Koç Holding because it is one of the leading companies in our country. The reputation of Koç Holding, its global presence, and its leadership in different sectors impress me. Additionally, I believe that working at Koç Holding would provide me with significant opportunities for career development.
Koç Holding’s core values include integrity, excellence, customer focus, innovation, and social responsibility. These values are reflected in Koç Holding’s commitment to ethical business practices, delivering high-quality products and services, putting customers at the center of its operations, fostering a culture of innovation, and making a positive impact on society through various initiatives.
In my previous role, I was given a tight deadline to complete a project with limited resources. To handle the situation, I prioritized tasks, collaborated with team members, and communicated with stakeholders about the challenges and potential solutions. I also sought support from my manager and worked diligently to meet the deadline successfully.
I thrive in high-pressure situations and tight deadlines. I stay organized by creating a detailed plan, breaking down tasks into manageable steps, and setting realistic milestones. I remain focused and calm, effectively manage my time, and prioritize tasks based on their importance and urgency. Additionally, I communicate proactively with my team to ensure everyone is on the same page and work collaboratively to meet the deadlines.
İngilizce çalışmak mı istiyorsun? Tek yapman gereken yanda yer alan formu doldurmak!

I stay updated on industry trends and developments through various channels. I regularly read industry publications, follow reputable websites and blogs, and participate in professional networking events and conferences. Additionally, I am an active member of relevant industry groups on social media platforms, where I engage in discussions and exchange knowledge with industry professionals.
In a previous project, we had to develop a marketing campaign within a tight timeframe. As a team member, I collaborated closely with my colleagues, contributing ideas, sharing responsibilities, and ensuring effective communication. We established clear roles, coordinated our efforts, and supported each other throughout the project, which resulted in a successful campaign and achievement of our common goal.
I value constructive criticism as an opportunity for growth and improvement. I listen attentively to the feedback provided, remain open-minded, and see it as a chance to learn from others. I ask clarifying questions to better understand the areas of improvement and proactively take steps to address them. I believe that constructive criticism helps me refine my skills and perform better in my role.
In a previous project, I took the initiative to lead a cross-functional team towards a common goal. I coordinated tasks, set clear objectives, and provided guidance and support to team members. I encouraged open communication, fostered a collaborative environment, and motivated team members to perform at their best. Through effective leadership, we successfully achieved project milestones and delivered the desired results.
I prioritize tasks by evaluating their importance, deadlines, and impact on overall goals. I create to-do lists, set realistic timelines, and break down complex tasks into smaller, manageable steps. I use productivity tools and techniques such as time-blocking, setting reminders, and avoiding multitasking. Regularly reviewing and adjusting my priorities helps me stay focused, organized, and meet deadlines efficiently.

Artık iş dünyasında, akademik alanda ya da seyahatlerde kendinizi ifade etmek için etkili bir şekilde İngilizce konuşman gerekiyor. Open English, en son teknoloji ve uzman öğretmenler rehberliğiyle benzersiz bir öğrenme deneyimi sunuyo.
Neden Open English? Çünkü Open English dünyanın herhangi bir yerinde, istediğin zaman ve istediğin yerden İngilizce öğrenme fırsatı sunan online bir dil kursu. İster evinde otururken, ister işte ya da hatta seyahatteyken bile, senin için en uygun olan saatlerde derslere katılabilirsin.
Open English ile özgürce keşfedebilir, yeni kültürlerle etkileşimde bulunabilir ve küresel bağlantılarını güçlendirebilirsin. İngilizce konuşabilmeni hedefleyen interaktif dersler, pratik alıştırmalar ve gerçek hayat senaryolarını içeren materyaller sayesinde hızla ilerlemeni sağlayacak.
Open English, öğrenci merkezli yaklaşımıyla öğrenme stilini ve hedeflerini dikkate alır. Başarıların için özelleştirilmiş geri bildirimler sunarak, güçlü yönlerini geliştirmene ve zayıf noktaların üzerinde çalışmana yardımcı olur.
Daha fazla bilgi ve kayıt işlemleri için sayfanın kenarında bulunan formu doldurman yeterli!
Proje yönetimi, bir projenin başarılı bir şekilde yönetilmesi için hayati bir rol oynar ve ekip üyelerinin rolü de oldukça önemlidir. Bu noktada, ekip üyelerinin İngilizce bilmeleri gerekip gerekmediği konusunu merak edebilirsiniz. İşte bugünkü konumuz da tam bu!
Bir proje yönetimi ekibinde çalışanlar, projenin başarılı bir şekilde tamamlanması için birçok farklı görevi üstlenirler. İletişim, planlama, koordinasyon ve kaynak yönetimi gibi önemli işler, proje yönetimi sürecinin merkezinde yer alır. İngilizce, küresel bir iletişim dilidir ve uluslararası iş dünyasında yaygın olarak kullanılmakta. Bu nedenle, proje yönetimi çalışanlarının İngilizce bilmeleri, birçok avantaj sağlar.
İngilizce becerileri, proje yönetimi ekiplerinin etkili bir şekilde iletişim kurmasına yardımcı olur. Proje paydaşları ve ekip üyeleri arasında bilgi ve fikir alışverişi yapmak, ilerlemeyi rapor etmek ve gerektiğinde uyum sağlamak için etkili iletişim kritik öneme sahiptir. İngilizce bilmek, bu iletişim sürecini kolaylaştırır ve herkesin aynı dili konuşmasını sağlar.
Ayrıca, İngilizce bilen proje yönetimi çalışanları, uluslararası projelerde daha fazla fırsat elde ederler. Küreselleşen dünyada, işletmeler sınırları aşarak uluslararası projeler yürütmektedir. Bu projelerde çalışmak, yeni pazarlara açılmak ve farklı kültürlerle işbirliği yapmak anlamına gelir. İngilizce bilen ekip üyeleri, bu uluslararası projelerde daha rahat çalışabilir ve başarı şanslarını artırabilir.
İngilizce, bir projenin başarılı bir şekilde tamamlanması için bir köprü görevi görür ve ekip üyeleri arasındaki iletişimi güçlendirir.
Eğer proje yönetimi kariyerine ilgi duyuyorsan ya da halihazırda bu işle meşgulsün İngilizceni geliştirmek için fırsatları değerlendirmeni öneririz. Dil öğrenmek zaman alıcı bir süreç olabilir, ancak bu yatırım gelecekteki projelerin için büyük bir fark yaratacaktır. Vereceğin bu önemli kararda Open English bu süreci daha da kolaylaştırmak için her zaman yanında! Hemen formu doldur, online İngilizce kursumuza dair detayları öğren.

Yazının bu kısmında proje yönetimiyle ilgilenen arkadaşlarımızın bilmesi gereken İngilizce kelimelere yer verdik. İşte proje yönetimi için iş İngilizcesi kelimeleri ve örnek cümleler:
We need to define the project scope before starting the planning phase. (Planlama aşamasına başlamadan önce proje kapsamını belirlememiz gerekiyor.)
It’s important to involve all stakeholders in the decision-making process. (Karar alma sürecine tüm paydaşları dahil etmek önemlidir.)
The completion of the website design is a significant milestone in the project. (Web sitesi tasarımının tamamlanması, projedeki önemli bir kilometre taşıdır.)
The final report is one of the key deliverables of the project. (Nihai rapor, projenin önemli teslim edilecek ürünlerinden biridir.)
We conducted a thorough risk assessment to identify potential risks and develop mitigation strategies. (Potansiyel riskleri belirlemek ve risk azaltma stratejileri geliştirmek için kapsamlı bir risk değerlendirmesi yaptık.)
The project timeline is presented in the form of a Gantt chart. (Proje zaman çizelgesi, bir Gantt diyagramı şeklinde sunulmaktadır.)
We need to review the resource allocation to ensure that we have enough manpower for the project. (Proje için yeterli insan gücümüzün olduğundan emin olmak için kaynak tahsisini gözden geçirmemiz gerekiyor.)

Effective budget management is crucial for the successful completion of the project. (Başarılı bir projenin tamamlanması için etkili bütçe yönetimi önemlidir.)
The client submitted a change request, and we are evaluating its impact on the project. (Müşteri, bir değişiklik talebinde bulundu ve bunun projeye olan etkisini değerlendiriyoruz.)
At the end of the project, we will conduct a lessons learned session to identify areas for improvement in future projects. (Proje sonunda, gelecekteki projelerde iyileştirme alanlarını belirlemek için bir dersler edinildi oturumu düzenleyeceğiz.)
We need to create a detailed project plan to outline the tasks and timelines. (Görevleri ve zaman çizelgelerini belirlemek için detaylı bir proje planı oluşturmamız gerekiyor.)
Effective team collaboration is essential for the success of the project. (Etkili ekip işbirliği, projenin başarısı için önemlidir.)
We have a dedicated team for quality assurance to ensure that the project meets the required standards. (Projenin gerekli standartları karşıladığından emin olmak için kalite güvencesi için ayrı bir ekip bulunmaktadır.)
A well-defined communication plan helps in maintaining clear and effective communication among team members. (İyi tanımlanmış bir iletişim planı, ekip üyeleri arasında net ve etkili iletişimi sağlar.)
We have implemented several strategies for risk mitigation to minimize the impact of potential risks. (Potansiyel risklerin etkisini en aza indirmek için birçok risk azaltma stratejisi uyguladık.)
Efektif bir şekilde İngilizce çalışmak istiyorsan, hemen yan taraftaki formu doldurabilirsin.

Regular stakeholder engagement is important to keep them informed and involved throughout the project. (Düzenli paydaş katılımı, onları projenin her aşamasında bilgilendirmek ve dahil etmek açısından önemlidir.)
The procurement process involves sourcing and acquiring the necessary resources and materials for the project. (Satın alma süreci, projede gerekli kaynak ve malzemelerin temini ve edinilmesini içerir.)
A robust change management process is crucial to handle any changes or modifications in the project scope. (Sağlam bir değişiklik yönetimi süreci, proje kapsamındaki herhangi bir değişikliği veya modifikasyonu yönetmek açısından önemlidir.)
Conducting a stakeholder analysis helps in understanding their needs, expectations, and potential impact on the project. (Paydaş analizi yapmak, onların ihtiyaçlarını, beklentilerini ve projeye olan potansiyel etkilerini anlamak açısından faydalıdır.)
The project closure phase involves wrapping up all activities, conducting a final review, and documenting lessons learned. (Proje kapatma aşaması, tüm faaliyetlerin tamamlanması, son bir değerlendirme yapılması ve edinilen derslerin belgelenmesini içerir.)
Open English dil öğrenme yolculuğunda sana destek olmak için burada!
İster iş için, ister seyahatlerinde, ister kişisel gelişimin için İngilizce öğrenmek iste, her koşulda ilk adımı bizimle atın!
Open English, kişiye özel interaktif ve özelleştirilebilir bir dil öğrenme deneyimi sunan online bir dil kursudur. Uzman eğitmenlerle gerçek zamanlı olarak etkileşimli derslere katılabilir ve bol bol pratik yapma fırsatı bulabilirsin. Kendi hızında ilerle ve öğrenme sürecini tamamen kontrol altında tut.
Open English ile kendini güvende hissettiğin her ortamda İngilizceni geliştirebilirsin. İş yerinde etkili iletişim kurabilir, uluslararası toplantılara katılabilir ve küresel bir ağa katılma fırsatlarını elde edebilirsin. Open English ile İngilizce, sınırlarını aşmana yardımcı olacak bir araç haline gelecek.
Open English ile kendine yeni bir kapı aç ve dünyayı keşfetmeye buradan başla!
Sayfanın kenarında bulunan formu doldur, şimdi kaydol ve dil öğrenme maceranı başlat hemen şimdi başlat!
Phrasal verb’ler serimizin bu seferki konusunu F harfiyle başlayanlar oluşturacak. Şimdi kısaca bir tekrardan phrasal verb’leri neden öğrenmeliyiz bahsedelim.
Phrasal verb’ler, kelime dağarcığını genişletir ve ifadelerini zenginleştirir. Bir kelimenin tek başına anlamıyla yetinmek yerine, phrasal verb’leri kullanarak daha spesifik ve etkileyici ifadeler kurabilirsin. Örneğin, “look” kelimesi sadece “bakmak” anlamına gelirken, “look after” (ilgilenmek) veya “look up to” (hayran olmak) gibi phrasal verb’ler kullanarak ifadeni daha belirgin hale getirebilirsin.
Bununla beraber phrasal verb’ler, günlük İngilizce konuşmalarında sık sık kullanılır. Bu ifadeleri anlamak ve doğru şekilde kullanabilmek, iletişim becerilerini geliştirir ve gerçek hayatta daha akıcı bir şekilde iletişim kurmana yardımcı olur. İngilizce konuşan kişilerle etkileşime geçtiğinde, phrasal verb’leri kullanarak ifadelerini daha doğal ve akıcı bir şekilde aktarabilirsin.
Konuşma, anlama ve dinleme konusunda hiçbir problemim olmadan hepsini takır takır öğreneyim diyorsan Open English ile tanışmalısın. Open English’in sana özel ders programı ile İngilizce seviyeni ilerletebilirsin.

Figure out (Anlamak, çözmek):
Fall apart (Parçalara ayrılmak, bozulmak):
Fill in (Doldurmak, tamamlamak):
Find out (Bulmak, öğrenmek):
Fix up (Tamir etmek, düzeltmek):
Freak out (Korkmak, çıldırmak):
Face up to (Yüzleşmek, kabullenmek):
Fall for (Aşık olmak, kandırılmak):
Fend off (Def Etmek, uzaklaştırmak):
Fiddle around (Oyalanmak, didiklemek):
Fade away (Solmak, yok olmak):
İngilizce phrasal verbleri öğrenmek ve İngilizce çalışmak için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

Flip out (Kontrolünü kaybetmek, çıldırmak):
Fill out (Doldurmak, tamamlamak):
Frown upon (Hoş karşılamamak, tepki göstermek):
Fight off (Defetmek, püskürtmek):
Find fault with (Kusur bulmak, eleştirmek):
Fit in (Uymak, yerleşmek):
Freeze up (Donmak, şaşkınlık geçirmek):
Fall off (Düşmek, azalmak):
Fix on (Odaklanmak, karar vermek):
Fall through (Başarısız olmak, gerçekleşmemek):
Fall behind (Geride kalmak, geriye düşmek):
Fly away (Uçup gitmek, uçmak):
İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek için yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak!

Fit into (Uymak, uyum sağlamak):
Fend for (Geçinmek, kendi başına idare etmek):
Flare up (Alevlenmek, hiddetlenmek):
Fall in love (Aşık olmak):
Figure in (Hesaba katmak, dikkate almak):
Find fault in (Kusur bulmak, eleştirmek):
Fit out (Donatmak, düzenlemek):
Fuss over (Telaşlanmak, abartmak):
Face down (Yüzüstü bırakmak, yüzleşmek):
Dil öğrenirken korkmaya, sıkılmaya son! Çünkü artık senin de Open English ile tanışma vaktin geldi. Open English, hızlı ve etkili bir şekilde İngilizce öğrenme imkanı sunan online bir dil kursu. Uzman öğretmenlerle interaktif derslerde dil becerilerini geliştirecek ve akıcı bir şekilde konuşmayı öğrenebileceksin.
Phrasal verb’lerden, kelime dağarcığına kadar İngilizcenin tüm önemli unsurlarını kapsayan eğitim programlarıyla, dil öğrenme deneyimini en üst seviyeye çıkarıyoruz.
Asla sıkmadan, eğlenceli ve interaktif içeriklerle İngilizceyi öğrenmek artık keyifli bir maceraya dönüşecek.
Open English olarak, sana özel, esnek program seçenekleri sunuyoruz. İster yoğun bir şekilde çalışmak iste, ister haftada birkaç saat ayırmak iste, ihtiyaçlarına ve zamanına uygun bir planlama yapabilirsin. Ayrıca, çevrimiçi platformu sayesinde istediğin zaman ve yerde derslere erişebilirsin.
Daha detaylı bilgi ve kayıt işlemleri için sayfanın kenarında bulunan formu doldurman yeterli.
Satış, herhangi bir işletmenin büyümesi ve başarılı olması için hayati öneme sahip bir faaliyettir. Satış için iş İngilizcesi ise global pazarda yer almak isteyen şirketler için olmazsa olmazdır. Bu sebeple bu yazımızda satış için iş İngilizcesi kavramından ve satış için iş İngilizcesine dair önemli kelimeler ile cümlelerden bahsetmek istiyoruz.
Satış için iş İngilizcesi öğrenmeye hızlıca başlamak için bu sayfada bulunan iletişim formunu doldur. Müşteri temsilcisi arkadaşlarımız sana hemen dönüş yaparak online İngilizce kursu Open English üyeliğini başlatsın.
Satış için iş İngilizcesi konusundan bahsetmeden önce, satışın İngilizcesinden bahsetmek isteriz. İngilizce satış kelimesi, sales olarak kullanılır. İngilizce Sales kelimesi, ürün veya hizmetlerin müşterilere pazarlanması ve bunların satın alınması sürecini ifade eder.
Sales kelimesi, genellikle ticari faaliyetlerde kullanılan genel bir terim ve iş dünyasında yaygın olarak kullanılıyor. Bir şirketin başarısı, ürün veya hizmetlerinin satış performansına bağlı olabiliyor. Bu nedenle, sales kelimesi; satış departmanları, satış stratejileri, satış süreçleri ve satış performansı gibi konularla ilişkilendiriliyor.

Satış için iş İngilizcesi öğrenmek, birçok önemli avantaj sağlıyor. İşte satış için iş İngilizcesi öğrenmenin önemine dair bazı nedenler:
Bu nedenlerden dolayı, satış için iş İngilizcesi öğrenmek, iş dünyasında başarılı olman için önemli bir adım. Satış için iş İngilizcesi becerilerini geliştirerek, uluslararası müşterilerle daha iyi iletişim kurabilir, satış fırsatlarını genişletebilir ve kariyerini ilerletebilirsin.

Satış için iş İngilizcesi öğrenmenin neden önemli olduğunu artık biliyorsun. Peki satış için iş İngilizcesi öğrenirken en fazla karşılaşacağın İngilizce terimler neler? Satış alanında en fazla hangi İngilizce terimler ile karşılaşacaksın? Hadi, birlikte satış için iş İngilizcesi terimlerinden 20 tanesini inceleyelim!
Open English iş İngilizcesi programlarıyla farklı alanlarda kullanılan iş İngilizcesi terimlerini öğrenebilirsin. Örneğin, yönetim alanında kullanılan iş İngilizcesini merak ediyor olabilirsin. Hızlıca bilgi almak için Yönetim İçin İş İngilizcesi başlıklı yazımızı okuyabilirsin.

Satış için iş İngilizcesi terimlerini öğrendikten sonra sıra elbette bu terimleri cümle içerisinde kullanmaya geliyor. Satış için iş İngilizcesi kavramlarıyla kurulmuş örnek cümleleri yazımızın bu bölümünde seninle paylaşacağız.
Bu cümleler, satış konuşmalarında veya satış ile ilgili yazışmalarda kullanılabilecek satış için iş İngilizcesi ifadeleridir. Satış için iş İngilizcesi cümleleri; Türkçe karşılıklarıyla birlikte, müşterilerle etkili iletişim kurmanı ve satış sürecini yönetmeni sağlar.
İş İngilizcesi Open English’te öğrenilir! Satış için iş İngilizcesini en kapsamlı şekilde öğrenebileceğin online İngilizce kursu Open English’in sunduklarının sınırı yok. İş dünyasında, İngilizce en çok kullanılan dil ve şirketler için büyük önem taşıyor. İngilizce, şirketlere yeni profesyonel iş fırsatları sunarak adım adım büyümelerine yardımcı oluyor. Satış sektöründe de, satış için iş İngilizcesine ait temel kelimeler ve kavramlarla İngilizce ihtiyacı karşılaşırlanıyor. Satış için İş İngilizcesi, satış sektörü için geniş bir kelime dağarcığı sunuyor ve bu da iletişimleri ve iş süreçlerini etkin bir şekilde yönetmeyi sağlıyor.
Ana dili İngilizce olan öğretmenler ile yapacağın canlı derslere istediğin her yerden, istediğin zaman katılabilirsin. Eğitmenlerin moderatörlüğünde açılan konuşma sınıfları sayesinde yabancı öğrenciler ile sohbet edebilir, satış için iş İngilizcesini kullanmak için pratik yapabilirsin. %100 Online İngilizce kursu Open English’e üyeliğini gerçekleştirdiğinde binlerce saatlik interaktif ders içeriğini elde edersin. İnteraktif derslere istediğin her anda sınırsız sayıda giriş yapabilirsin.
Hemen Open English İngilizce kursuna kayıt olup İngilizce öğrenmeye başlamaya ne dersiniz? Bu sayfadaki formu doldur, müşteri hizmetlerinden arkadaşlarımız seni hemen arasın.
Sıfırdan İngilizce öğrenmek istiyor olabilirsin. Belki de temel İngilizce bilgine yenilerini eklemek istiyorsun. O zaman İngilizce fiiller konusuyla başın dertte olmalı!
İngilizcede fiiller birkaç kategoride incelenir. Bunları aktif ve pasif oluşlarına göre fiiler, bağlaç fiiller, cümlede yardımcı ya da ana fiiler, düzenli ve düzensiz fiiller olarak sayabiliriz. Başlangıçta en çok karşına çıkacak olan kısım düzenli ve düzensiz fiiller olacak.
İngilizcede düzenli fiiler past tense (geçmiş zaman) ve past participle (geçmiş zaman ortacı) kullanımlarında yalnızca sonlarına -ed takısı alır. Fakat İngilizce düzensiz fiiller bir takı almazlar. Tamamen cümlede farklı bir fiilmiş gibi dönüşürler. Bu nedenle İngilizce düzensiz fiilleri bilmen önemli.
En çok zorlanılan konulardan başında gelen İngilizce düzensiz fiiller, aslında o kadar karışık değil. Yalnızca düzensiz fiilleri ezberlemen ve sık sık pratik yapman gerekiyor. Bu konuda sıkıntı yaşıyorsan kaygılanma, Open English yanında!
Open English, online bir İngilizce kursu. İngilizce öğrenmek isteyip de kursa gidecek vakit bulamayanlar için ideal! Canın ne zaman isterse bulunduğun yerden İngilizce öğrenmeye başlayabilirsin.
7/24 canlı derslere katılarak İngilizce çalışabilirsin. Üstelik Open English’in ana dili İngilizce olan profesyonel eğitmen kadrosuyla konuşarak İngilizceni geliştirebilirsin. Keşke şu İngilizce düzensiz fiilleri kolayca öğrenebilsem mi diyorsun? Kolayı var, yani Open English var!
Open English ile İngilizce öğrenmek oldukça kolay! Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek istersen formu doldurabilirsin.
Öğrenmek istediğin hedef dilde kullanılan fiilleri bilmen gerekiyor. Bu sırf İngilizce öğrenirken geçerli olan bir durum değil. Hangi dili öğreniyor olursan ol, geçerli.
Fiiller oldukça önemlidir. Çünkü cümledeki iş ve oluşu belirtir. Ayrıca o işin nasıl ve ne zaman yapıldığını anlamana da yardımcı olur.
Fiiller iletişimi kolaylaştırırlar. Bir durumu ya da bağlamı kapsayan uygun bir fiil mutlaka vardır. Bu da dili doğal ve akıcı bir şekilde kullanabilmeni sağlar. Dilersen, İngilizcede En Çok Kullanılan Fiiller adlı yazıya da bir göz atabilirsin.

İşte İngilizce öğrenenlerin korkulu rüyası düzensiz fiiller konusu! Aslında sanıldığı kadar karışık bir konu değil. Bu konuyu bir kere netleştirince bir daha kafan karışmayacak.
İngilizceni geliştirmek istiyorsan mutlaka İngilizce düzensiz fiilleri (irregular verbs) öğrenmen gerek. Çünkü İngilizcede en sık kullanılan fiil çeşididir. İngilizce düzensiz fiiller her yerde karşına çıkabilir.
Bu fiil grubu, adından anlaşılacağı üzere kurallara ve standartlara uymaz. Bu nedenle öğrenmesi biraz daha zor ve akılda tutulması gereklidir. Dil bilgisini doğru kullanmak istiyorsan İngilizce düzensiz fiillere çalışmalısın.
İngilizce düzensiz fiilleri bilirsen İngilizceyi doğru ve akıcı bir şekilde konuşabilirsin. Bu nedenle öğrenene kadar disiplinli bir çalışma yürütebilirsin. Hem İngilizce düzensiz fiilleri öğrenmek senin İngilizce kelime hazneni de geliştirecek. O zaman haydi başlayalım!
İngilizcede birçok düzensiz fiil var. Ancak bazıları günlük hayatta daha sık kullanılıyor. Hepsini bir anda ezberlemen mümkün olmadığı için sık kullanılanlardan başlayabilirsin.
Senin işlerini kolaylaştırmak için İngilizcede Sıkça Karşılaşacağın 10 Düzensiz Fiil adında bir liste yaptık. Bu listede en popüler düzensiz fiilleri bulabilirsin. Kalem kağıt hazırsa, İngilizcede sıkça karşılaşacağın 10 düzensiz fiil listesine bir bakalım.
Olmak.
I want to be a nurse.
Mastar (Base Form): Be
Geçmiş Zaman Hali (Past Simple): Was / Were
Geçmiş Zaman Ortacı (Past Participle): Been
İngilizcede sıkça karşılaşacağın 10 düzensiz fiil listesinin baş köşesinde olmak fiili yani be var. Türkçede de olmak fiili çok yaygın bir kullanım alanına sahip. Bu gördüğün gibi İngilizcede de değişmiyor.
Sahip Olmak.
I have a bag.
Mastar (Base Form): Have
Geçmiş Zaman Hali (Past Simple): Had
Geçmiş Zaman Ortacı (Past Participle): Had
Have fiili İngilizcede sıkça karşılaşacağın 10 düzensiz fiilden biri. Çok yaygın bir kullanıma sahip. Bu nedenle kesinlikle bilmen gereken düzensiz fiiller içinde yer alıyor.
İngilizce konuşmak istiyorsan, yan taraftaki formu doldurabilirsin.

Gitmek.
Let’s go to the cinema.
Mastar (Base Form): Go
Geçmiş Zaman Hali (Past Simple): Went
Geçmiş Zaman Ortacı (Past Participle): Gone
Gitmek fiili günlük hayatta, İngilizce metinlerde, internette çok kullanılır. Bu nedenle İngilizcede Sıkça Karşılaşacağın 10 Düzensiz Fiil listesine üçüncü numaradan giriş yapıyor.
Almak, elde etmek.
Can you get me a glass of milk?
Mastar (Base Form): Get
Geçmiş Zaman Hali (Past Simple): Got
Geçmiş Zaman Ortacı (Past Participle): Gotten*
*Amerikan İngilizcesinde “gotten” olarak kullanılır. Fakat İngiliz İngilizcesinde “got” olarak kullanılır.
Get düzensiz fiili İngilizcede sıkça karşılaşacağın 10 düzensiz fiilden biri. Günlük hayatta sıkça mastar halini ve geçmiş zaman halini duyabilirsin.
Görmek.
I see a rainbow.
Mastar (Base Form): See
Geçmiş Zaman Hali (Past Simple): Saw
Geçmiş Zaman Ortacı (Past Participle): Seen
Türkçede görmek fiili ne kadar yaygın kullanılıyor değil mi? Bu durum İngilizce için de geçerli. Görmek fiili, İngilizcede sıkça karşılaşacağın 10 düzensiz fiilden biri.
Yapmak.
I will make a cake of your birthday.
Mastar (Base Form): Make
Geçmiş Zaman Hali (Past Simple): Made
Geçmiş Zaman Ortacı (Past Participle): Made
Yapmak fiili oldukça geniş bir kullanım alanına sahip. Bu nedenle İngilizcede Sıkça Karşılaşacağın 10 Düzensiz Fiil listesinde bulunuyor.
Bilmek.
I know the answer to the question.
Mastar (Base Form): Know
Geçmiş Zaman Hali (Past Simple): Knew
Geçmiş Zaman Ortacı (Past Participle): Known
Bilmek fiilini günlük hayatta ne sıklıkta kullanıyorsun? Bu fiilin de oldukça geniş bir kullanım alanı var. Bu nedenle İngilizcede sıkça karşılaşacağın 10 düzensiz fiilden biri.
İngilizce çalışmak için efektif bir yol arıyorsan yan taraftaki formu doldurarak İngilizce kursumuza dair detayları öğrenebilirsin.

Almak, götürmek.
Can you take me to the airport?
Mastar (Base Form): Take
Geçmiş Zaman Hali (Past Simple): Took
Geçmiş Zaman Ortacı (Past Participle): Taken
Almak, götürmek gibi anlamları karşılayan “take” fiili İngilizcede sıkça karşılaşabileceğin 10 düzensiz fiil arasında yer alıyor. Birçok yerde take fiiline rastlayabilirsin.
Gelmek.
Will you come to the party?
Mastar (Base Form): Come
Geçmiş Zaman Hali (Past Simple): Came
Geçmiş Zaman Ortacı (Past Participle): Come
İngilizcede sıkça karşılaşacağın 10 düzensiz fiilden birisi de “come” fiilidir. Bu fiil günlük hayatta çok fazla kullanılıyor. İngilizce metinlerde, internette bu fiilin ne kadar yaygın bir kullanım alanı olduğuna şahit olabilirsin.
Düşünmek.
Yes, I think this is a good idea.
Mastar (Base Form): Think
Geçmiş Zaman Hali (Past Simple): Thought
Geçmiş Zaman Ortacı (Past Participle): Thought
Düşünmek manasına gelen “think” fiili İngilizcede sıkça karşılaşacağın 10 düzensiz fiilden bir tanesi. Bir metinde “thought” şeklinde gördüğünde şaşırmamalısın.
İşte düzensiz fiilerden en popüler olanları! Artık İngilizcede sıkça karşılaşacağın 10 düzensiz fiil hakkında fikir sahibisin. İngilizce düzensiz fiiller ile ilgili aklına takılan konular varsa hiç kaygılanma. Çünkü Open English her zaman yanında.
Open English ile İngilizce öğrenmek oldukça kolay! Bu konu hakkında daha fazla bilgi edinmek istersen formu doldurabilirsin.
Anagram ve palindromlar İngilizce kelime oyunlarında sık sık kullanılır. Kelime oyunları da özellikle dizi ve film sektöründe mizahi ve iğneleme amaçlı sık sık kullanılır. Anagram da palindrom da farklı tip kelime oyununu ifade eder. Bu terimler günlük hayatta çok sık kullanılan terimler olmasa da genel kültür olarak bilmekte fayda vardır. Bu yazıda örnekleriyle birlikte anagram ve palindromların ne olduğundan bahsedeceğiz.
Anagramlar: Anagramlar, başka bir kelime veya ifadenin harflerinin yeniden düzenlenmesiyle oluşturulabilen kelime veya ifadelerdir. Bir anagramda, tüm orijinal harfler sadece farklı bir sırada kullanılır. Örneğin, “listen” kelimesi yeniden düzenlenerek “silent” kelimesi oluşturulabilir. Anagramlar, farklı kelime kombinasyonlarını keşfetmenin ve dille yaratıcılık egzersizi yapmanın eğlenceli bir yoludur.
Anagrama birkaç örnek verelim:
Anagramların kullanımı yalnızca İngilizceye özgü değildir. Anagramlar birçok dilde kullanılabilir.
İngilizce dil kursumuz hakkında detaylı bilgi için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

Palindrom, yazım veya noktalama işaretlerinde herhangi bir değişiklik olmaksızın aynı şeyi ileri-geri okuyan bir kelime, kelime grubu, sayı veya karakter dizisinden oluşur. Bir başka şekilde açıklayacak olursak, palindrom ters çevrildiğinde aynı kalır. Palindromlar harflerden, kelimelerden ve hatta bir tam cümleden oluşabilir.
Palindromun birden fazla kullanım şekli vardır. Aşağıda örneklerle palindromları inceleyelim:
Bu palindromlar bir kelimenin kendisiyle tersinin aynı kelimeye çıkmasıyla meydana gelir.
Bu palindromlar diğer kelime oyunlarına kıyasla çok daha zordur. Bir cümlenin hem tersten hem de normal okunuşunun aynı olması gerekir.
Sayı palindromları tahmin edileceği üzere bir sayının hem tersten hem de normalden aynı şekilde okunmasıdır. Özellikle matematik problemlerinde sıklıkla sayılarla palindromlara yer verilir.
Türkçede de palindromların oldukça geniş bir kullanım alanı vardır.
Online İngilizce kursumuza dair detaylara yan taraftaki formu doldurarak ulaşabilirsin.

Anagramlar da palindromlar da kelime oyunu için kullanılır. Anagramlar harflerin düzeniyle, palindromlar ise harflerin, kelimelerin, sayıların, cümlelerin veya rakamların tersten okunmasıyla gerçekleşir.
Daha önce verdiğimiz örneklere biraz daha yakından bakalım:
Görüldüğü üzere bu iki kelimede yer alan harfler tümüyle aynıdır ve yalnızca harflerin yeri değişmiştir. Eğer kelime oyunu yaparken anagram kullanmak istiyorsak aynı harflerle farklı kelimeleri oluşturmamız gerekir.
Şimdi bir de palindromla ilgili bir örneği inceleyelim.
Öncelikle kelimelerde kullanılan palindromı inceleyelim: “level” bu kelimeyi tersten okuduğumuzda aynı şekilde “level” kelimesini elde ederiz.
İşi biraz daha zorlaştırıp cümle olarak palindromu inceleyelim. Cümlede kullanılan palindromlar diğerlerine kıyasla anlaması daha zor olabilir.
İngilizce çalışmaya başlamak için yan taraftaki formu hemen doldurabilirsin.

Bu başlıkta anagram ve palindromlara hem Türkçe hem İngilizce örnekler vereceğiz. Konunun daha iyi kavranması açısından Türkçe örnekleri de göz önünde bulundurmak önemlidir.
Anagramlar:
Palindromlar:
Bu yazıda anagram ve palindromların ne olduğundan ve ikisinin arasındaki farktan bahsettik. Bir dili öğrenmek için yalnızca o dilin gramer bilgisini öğrenmek doğru değildir. Aynı zamanda kelime oyunlarını, günlük kalıpları ve mizahi yönleri hakkında da bilgi edinmek gerekir. İlk bakışta arada bir fark yokmuş gibi görünse de anagram ve palindrom arasında bariz bir fark vardır.
Open English sunduğu imkânları ve avantajlı fırsatlarıyla İngilizce öğrenmeyi ev konforuna taşıyor! Eğer sen de gittiğin her yerden İngilizce öğrenmek istersen hemen Open English aliesine katılabilir, dolu dolu İngilizce öğrenmeye başlayabilirsin!
Dünyamız gün geçtikçe daha da küreselleşiyor ve iletişim sınırları ortadan kalkıyor. Bu bağlamda, tasarımcılar için iş İngilizcesi, başarılı bir kariyer yapmanın ve küresel arenada öne çıkmak için önemli bir araç haline geliyor. İster moda, grafik, iç mekan veya endüstriyel tasarım olsun, tasarımcıların İngilizce bilmeleri birçok fayda sağlar. Şimdi bir tasarımcının İngilizce bilmesini gerektiren etmenlerden bahsedelim kısaca:
İletişim: Tasarım süreci, fikirlerini anlatma ve müşterilerle veya takımınla etkili iletişim kurma becerisi gerektirir. İngilizce, tasarımlarını açıklamak, talepleri anlamak, geri bildirimleri almak ve vermek için yaygın olarak kullanılan bir dil olduğundan, İngilizce bilmek, tasarımlarını başkalarına daha iyi aktarmana yardımcı olur.
Küresel Fırsatlar: İngilizce, küresel iş dünyasının ortak dili olarak kabul ediliyor. İngilizceyi bilen bir tasarımcı olarak, yerel pazardan çok daha fazlasını hedefleyebilirsin. Farklı ülkelerdeki müşterilerle çalışma, uluslararası firmalarda iş bulma veya yurt dışında staj yapma gibi fırsatlar karşına çıkabilir. İngilizce, uluslararası platformlarda başarıya giden kapıları açar. Bu tarz fırsatlardan geri kalmak istemiyorsan bir an önce Open English ile tanışmaya ne dersin?
Kaynaklara Erişim: Tasarımcılar için ilham kaynaklarına erişim büyük önem taşır. İnternet, tasarımcıların fikirleri ve trendleri araştırmak, sektördeki son gelişmeleri takip etmek ve yenilikçi malzemeler bulmak için sınırsız bir kaynak sunar. Çoğu ileri düzey içerik ve kaynaklar İngilizce olarak sunulduğundan, İngilizce bilmek, tasarımcıların bu kaynaklara daha kolay erişmesini sağlar.

İşbirlikleri ve Ağ Oluşturma: Tasarımcılar genellikle farklı disiplinlerden insanlarla çalışırlar. İngilizce, farklı uzmanlık alanlarından insanlarla daha kolay iletişim kurmanı sağlar. İşbirlikleri ve ağ oluşturma, kariyerin için çok değerli olabilir ve İngilizce bu süreçte büyük bir avantaj sağlar.
Kendini Pazarlama: İngilizce, tasarım yeteneklerini ve portföyünü etkili bir şekilde pazarlamanı sağlar. Uluslararası platformlarda yayın yapabilir, sosyal medya aracılığıyla projelerini tanıtabilirsin. Potansiyel müşterilerinle iletişim kurarken İngilizce, güvenilirlik ve profesyonellik sağlayarak imajını güçlendirir.
Peki o zaman soralım: İngilizce öğrenmek ve tasarım kariyerinde ön plana çıkmak için hazır mısınız?
Open English ile gerçekleştireceğin bu yolculukta, dünyanın en iyi İngilizce eğitimini alacak ve başarıya giden kapıları ardına kadar açacaksın.
Open English, esnek ve interaktif bir öğrenme deneyimi sunan online bir dil kursudur. Sana özel tasarlanmış dersler ve interaktif aktivitelerle İngilizceyi keyifli bir şekilde öğrenecek, kelime dağarcığını zenginleştirecek ve akıcı bir şekilde iletişim kurmanı sağlayacak pratik yapma fırsatları bulacaksın.
Tasarım dünyasında İngilizce bilmek, küresel arenada öne çıkmanın anahtarıdır. Open English ile profesyonel eğitmenler eşliğinde, sektörde kullanılan terminolojiyi öğrenecek ve tasarımlarını etkili bir şekilde ifade edebileceksin. İşbirlikleri ve ağ oluşturma fırsatlarını artıracak, uluslararası platformlarda kendini pazarlama şansını elde edeceksin.
Dünya çapında binlerce tasarımcıya ilham veren Open English ile bugün başla ve tasarım kariyerinde fark yarat!
İngilizce konuşmanın ve tasarım yeteneklerini küresel ölçekte sergilemenin zamanı geldi. Open English ile ileriye doğru bir adım at ve hayal ettiğin başarıyı yakala!

Yazının bu kısmında özellikle tasarımcı arkadaşlar için bilmeleri gereken İngilizce kelimeler var. Hepinize iyi şanslar.
I’m creating a new design, let’s choose a color palette that matches the brand identity. (Yeni bir tasarım oluşturuyorum, marka kimliği ile uyumlu bir renk paleti seçelim.)
The typography used in the logo gives it a modern and clean look. (Logoda kullanılan tipografi ona modern ve temiz bir görünüm kazandırıyor.)
We need to work on the layout to improve the user experience of the website. (Web sitesinin kullanıcı deneyimini iyileştirmek için düzen üzerinde çalışmamız gerekiyor.)
Using a grid system helps to maintain consistency and alignment in the design. (Kılavuz sistemi kullanmak, tasarımda tutarlılık ve hizalamayı sağlamaya yardımcı olur.)
I will create a mockup to visualize how the final product will look. (Son ürünün nasıl görüneceğini görselleştirmek için bir prototip oluşturacağım.)
We need to develop a strong branding strategy to effectively communicate the brand values. (Marka değerlerini etkili bir şekilde iletmek için güçlü bir markalaşma stratejisi geliştirmemiz gerekiyor.)
The user interface should be intuitive and user-friendly. (Kullanıcı arayüzü sezgisel ve kullanıcı dostu olmalı.)
I appreciate your feedback on the design, it will help me make necessary improvements. (Tasarım hakkındaki geri bildiriminizi takdir ediyorum, bu bana gerekli iyileştirmeleri yapmamda yardımcı olacak.)
Using size, color, and placement, we can establish a clear visual hierarchy in the design. (Boyut, renk ve yerleştirme kullanarak, tasarımda net bir görsel hiyerarşi oluşturabiliriz.)
Let’s brainstorm and work on concept development to come up with innovative design ideas. (Yaratıcı fikirler ortaya çıkarmak için beyin fırtınası yapalım ve kavram geliştirme üzerinde çalışalım.)

“The proportions of the elements in the composition should be well-balanced.” (Kompozisyondaki öğelerin oranları iyi dengelenmiş olmalıdır.)
The logo, color scheme, and typography contribute to the overall visual identity of the brand. (Logo, renk düzeni ve tipografi, markanın genel görsel kimliğine katkıda bulunur.)
I’ll start with a concept sketch to explore different design ideas. (Farklı tasarım fikirlerini keşfetmek için bir kavram taslağıyla başlayacağım.)
I need to review the client brief to understand their specific requirements. (Müşteri yönlendirmesini incelemem gerekiyor, belirli gereksinimlerini anlamak için.)
Before proceeding with the final design, we should create a prototype to test its functionality. (Son tasarıma geçmeden önce, işlevselliğini test etmek için bir prototip oluşturmalıyız.)
Effective use of imagery and graphic elements is crucial for clear visual communication. (Görsel iletişimde netlik için imge ve grafik unsurların etkili kullanımı önemlidir.)
Let’s create a moodboard to capture the overall aesthetic and mood we want to convey. (İletmek istediğimiz genel estetik ve atmosferi yakalamak için bir tema panosu oluşturalım.)
Through design iterations, we can refine and improve the design based on feedback. (Tasarım iterasyonları aracılığıyla, geri bildirimlere dayanarak tasarımı iyileştirebiliriz.)
The use of bold colors and striking imagery creates a strong visual impact. (Cesur renklerin ve etkileyici görsellerin kullanımı güçlü bir görsel etki yaratır.)
The creative process involves brainstorming, sketching, and experimenting with different ideas. (Yaratıcı süreç, beyin fırtınası yapmayı, taslak çizimi ve farklı fikirlerle deney yapmayı içerir.)
Dil, konuşması çok basit gibi görünse de detaylı incelendiğinde oldukça karmaşık bir iletişim sistemidir. Dilin en ilginç yönlerinden biri de sesteş sözcüklerin yani; telaffuzu aynı, anlamları farklı sahip sözcüklerdir.
Eşsesli sözcükler İngilizcede “homophones” olarak adlandırılır. Ana dilimizi konuşurken bu karmaşık yapıları fark etmeyebiliriz ancak konu ikinci bir dil öğrenmeye geldiğinde sesteş sözcükler, eş anlamlı sözcükler ve farklı farklı kalıplar öğrenme hızımızı yavaşlatabilir. Bu blog yazısında, sesteş sözcüklerden, anlamlarından ve cümle içindeki örneklerinden bahsedeceğiz.
Bu üç kelime söyleniş olarak birbirinin neredeyse aynısıdır. Ancak anlam olarak birbirlerinden oldukça farklılardır. “two” iki rakamını, “too” aynı zamanda veya çok fazla anlamında, “to” ise -mek/-mak (mastar), ile ve için anlamında kullanılır.

Bu üç kelime anlam ve okunması sebebiyle en çok karıştırılan sözcüklerden bir tanesidir. “Their” onların, “there” oraya, orada, “they’re” they are kalıbının kısaltımıdır. Bu kelimeler arasındaki farkı net şekilde ayırt edebilmek için bol bol pratik yapmak gerekir. Evinde yapabileceğin alternatif pratik yöntemleriyle bu kelimeler arasındaki farkı rahatlıkla öğrenebilirsin.
Sesteş kelimeleri birbirinden ayırt etmenin en iyi yollarından bir tanesi de cümleye olan uyumuna bakmaktır. Örneğin, “I hear you.” dediğinde “Seni duyuyorum.”, “I here you.” dediğinde, “Seni burada.” gibi anlamsız bir cümle ortaya çıkıyor. Dolayısıyla bir konuşma esnasında hangi kelimeyi duyduğundan emin olamıyorsan cümle içerisindeki anlamına bakarak bir çıkarımda bulunabilirsin.
İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek istersen, yan tarafta yer alan formu doldurabilir ve online İngilizce kursumuza hemen katılabilirsin.

“Flour” un anlamına, “flower” ise İngilizcede çiçek anlamına gelir. Anlamca oldukça farklı olan bu kelimeler okunurken sıklıkla birbirine karışabilir.
“Meet” kelimesi buluşmak, görüşmek, “meat” kelimesi ise et anlamına gelir. Okunuş olarak birbirine en çok benzeyen kelimelerden ikisi de “meet” veya “meat” kelimeleridir.
“Buy” kelimesi satın almayı, “by” kelimesi ise “ile” kelimesini ifade eder.
“Sea” kelimesi deniz anlamında, “see” kelimesi ise görmek anlamında kullanılır.
İngilizce dil kursumuz hakkında detaylara ulaşmak için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak!

“Write” kelimesi yazmak, “right” kelimesi sağ ve doğru anlamlarında, “rite” ise ayin ve dini tören anlamına gelir.
Bu cümlelerin Türkçe karşılıklarına aşağıdan ulaşabilirsin.
Bugünkü yazıda okunuşu aynı yazılışı farklı kelimelerden örneklerle birlikte bahsettik. İngilizcede bu kelimeler gibi birçok kelime vardır. Biz bu yazıda en çok karıştırılan kelimelerden bahsettik.
Eğer sen de bu kelimeleri doğru şekilde kullanmakta veya anlamakta zorluk çekiyorsan hemen Open English ailesine katıl, efektif bir şekilde İngilizce öğrenme şansı yakala!
İngilizce kumaş isimleri başta çok spesifik bir konu gibi görünse de aslında günlük hayatta sıkça görebiliriz. Örneğin kıyafet alışverişi yaparken İngilizce kumaş isimlerini bilmenin gerektiği durumlar olabilir. Ya da tekstil, moda tasarımı gibi alanlarda çalışıyor ya da okuyorsan İngilizce kumaş isimleri konusu sana profesyonel açıdan da yardımcı olacaktır!
Bu yazımızda İngilizce kumaş isimlerine değineceğiz. Bu yazımızda sadece İngilizce kumaş isimlerine değinmekle kalmayacak, kumaşları kısaca İngilizce ve Türkçe olarak açıklayacağız. Böylece İngilizce kumaş isimleriyle kullanılan sıfatları ve kalıpları da görebileceksin!
Fakat İngilizce kumaş isimleri yazımıza başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Eğer, seviyen ne olursa olsun, İngilizceyi en verimli şekilde öğrenmek ve akıcı bir şekilde konuşmak istersen seni aramızda görmeyi çok isteriz!
Dünyada önde gelen online İngilizce kursu olan Open English, sana bir çok ayrıcalıklı fırsat sunuyor. Open English’e abone olarak bu fırsatlardan gönlünce faydalanabilirsin. Peki nedir bu fırsatlar?
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

En yaygın İngilizce kumaş isimlerinden olan “cotton” büyük ihtimalle şu an üzerindeki bir kumaş olan “pamuk”.
İngilizce kumaş isimleri yazımızın ikinci başlığında oldukça yaygın olan polyester var! Evet, Türkçeye direkt geçmiş.
İngilizce kumaş isimleri arasında bu sefer biraz daha üst kalite bir kumaş olan “silk” yani “ipek” var!
İngilizce çalışmak için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak!

Kış aylarının vazgeçilmesi “yün” İngilizce kumaş isimleri listemizde 4. sırada!
Umarız buraya kadar İngilizce kumaş isimleri yazımızdan yeni şeyler öğrenmişsindir! Eğer İngilizceyi daha derinlemesine, daha verimli bir şekilde öğrenmek istersen seni tekrardan Open English’e davet etmek isteriz!
Open English’e abone olarak sana özel hazırlanmış çalışma programını edinebilir ve ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders almaya hemen başlayabilirsin. Bunun yanı sıra, öğrendiklerini pekiştirebileceğin canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşabilir ve dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin.
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
İngilizce kumaş isimleri arasında bunu büyük ihtimalle biliyoruz! Genelde “kot” olarak çevirsek de kumaşın asıl ismi “denim”. Yine de karışmaması adına “kot” olarak kullandık.

Bahar aylarında ferahlığına sığındığımız “keten”, İngilizce kumaş isimleri listemizde yerini alıyor.
İngilizce kumaş isimleri arasında epey lüks bir kumaş olan “kadife” var. İngilizce kumaş isimleri yazımızı yüksek bir yerde bırakalım dedik.
Bugünkü yazımızda İngilizce kumaş isimlerinden bahsettik ve en yaygın olan İngilizce kumaş isimlerini tanımladık. İngilizce kumaş isimlerini öğretmeye çalıştığımız bu yazımız umarız faydalı olmuştur! İngilizce kumaş isimleri gibi günlük hayatta sık sık karşılaşabileceğin İngilizce Film Terimleri isimli yazımızı da incelemeni öneririz. Unutma! Yazımızda bahsettiğimiz gibi, İngilizce kumaş isimleri ve İngilizce kumaş isimlerine benzer konuları öğrenmenin en iyi yolu günlük hayata bakmaktır.
Yazımızı kapatırken sana bir sorumuz var: İngilizceyi ana dilin gibi konuşmak ister misin? Eğer çoğu insan gibi cevabın “evet” ise seni Open English’te görmeyi çok isteriz. Open English, dünya çapında 1.5 milyon insana 15 yıldır İngilizce öğreten bir online İngilizce kursu. Dolayısıyla alanında oldukça donanımlı ve deneyimli! Bu deneyimden faydalanmak istersen sen de aramıza katıl!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, öğrendiklerini canlı İngilizce konuşma gruplarında yabancılarla konuşarak pratiğe dökebilir ve dev içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklara sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım.