İngilizcede kelime dağarcığının kısıtlılığından mı dert yanıyorsun? İngilizce kelime ezberlemek yorucu mu geliyor? “Ah keşke bir sürü kelimeyi bir anda öğrenebilsem!” mi diyorsun? Bu soruların hepsinin cevabı aslında çok basit: İngilizce son ekleri öğrenmek!
Neden mi? Çünkü İngilizcede çoğu kelime bir kök etrafına gelen eklerden oluşur. Dolayısıyla İngilizce son ekleri bilirsen aynı anda birçok kelimenin anlamının en azından yarısını biliyor olursun! İngilizce son ekleri öğrenmek işini o kadar kolaylaştıracak ki hile yapıyor gibi bile hissedebilirsin!
Bu yazımızda en yaygın İngilizce son eklerden bahsedecek, işlevleri ile birlikte çeşitli örnekler vereceğiz. Böylece günlük hayatta karşılaştığın kelimelerde bu ekleri görünce anlamaya biraz daha yaklaşacaksın. Tabii ki kökleri bilmek de önemli fakat ekleri birçok kökün üzerinde görebileceğin için büyük bir rahatlık diyebiliriz.
Fakat İngilizce son ekler yazımıza başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Eğer, seviyen ne olursa olsun, İngilizceyi en verimli şekilde öğrenmek ve akıcı bir şekilde konuşmak istersen seni aramızda görmeyi çok isteriz!
Dünyada önde gelen online İngilizce kursu olan Open English, sana bir çok ayrıcalıklı fırsat sunuyor. Open English’e abone olarak bu fırsatlardan gönlünce faydalanabilirsin. Peki nedir bu fırsatlar?
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

İngilizcede ekleri geldikleri yere göre üçe ayırıyoruz: Prefix (ön ek), infix (orta ek), suffix (son ek). Eklerin genel adına ise “affix” diyoruz. Prefix ve suffixler aşırı yaygın kullanılırken, infixler epey nadir karşımıza çıkıyor. Yani İngilizce son eklerin adı “suffixes” oluyor.
Türkçede genelde bu tarz eklere yalnızca “ek” diyoruz. Bunun sebebi ise Türkçenin sondan eklemeli bir dil olması ve ön eklere sahip olmaması. İngilizce son ekler dışında ön eklere de sahip olduğundan ekleri saptamak biraz daha kolay olabilir.
İngilizce son ekleri öğrenmek için en büyük sebeplerden birisi gördüğün çoğu kelime hakkında anında fikir sahibi olabilme şansı tanımasıdır. Örneğin “equal” kelimesinin “eşit” demek olduğunu biliyorsan, “-ty” ekinin ise Türkçedeki “-lık, -lik” ekine denk geldiğini biliyorsan “equality”i görünce “eşitlik” anlamına geldiğini direkt anlayabilirsin!
İsimleri çoğul yapar.
Bir eylemi gerçekleştiren bir kişi veya şeyi belirten isimler oluşturur.
Bir inanç veya sistemi belirten isimler oluşturur.

-ism eki ile oluşturulan inanç veya sistemleri takip eden kişileri belirten isimler oluşturur.
Bir durum veya varlık niteliğini belirten isimler oluşturur. (-lık, -lik)
Bir niteliği veya durumu belirten isimler oluşturur. (-lık, -lik)
Umarız buraya kadar İngilizce son ekler yazımızdan yeni şeyler öğrenmişsindir! Eğer İngilizceyi ve İngilizce son ekleri daha derinlemesine, daha verimli bir şekilde öğrenmek istersen seni tekrardan Open English’e davet etmek isteriz!
Open English’e abone olarak sana özel hazırlanmış çalışma programını edinebilir ve ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders almaya hemen başlayabilirsin. Bunun yanı sıra, öğrendiklerini pekiştirebileceğin canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşabilir ve dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve İngilizce çalışmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Doluluk belirten veya bir tanım yaratan sıfatlar oluşturur.
Bir şeyin yokluğunu veya eksikliğini belirten sıfatlar oluşturur.
Bir şeyle karakterize edildiğini veya bir şeye meyilli olduğunu belirten sıfatlar oluşturur.
Bir şeyin olasılığını veya yapılabilme durumunu belirten sıfatlar oluşturur.
Bir fiilin sonucunu veya fiilin gerçekleşmesine verilen ismi oluşturur.
-ment gibi bir fiilin sonucu veya fiilin gerçekleşmesine verilen ismi oluşturur. Yani işlevleri aynıdır.
Bugünkü yazımızda İngilizce son eklerin neler olduğundan, en yaygın İngilizce son eklerden ve örneklerinden bahsettik. İngilizce son ekleri açıklamaya çalıştığımız bu yazımız, umarız faydalı olmuştur! İngilizce son ekler gibi günlük hayatta sık sık karşılaşabileceğin İngilizce Film Terimleri isimli yazımızı da incelemeni öneririz. Unutma! Yazımızda bahsettiğimiz gibi, İngilizce son ekleri ve İngilizce son eklere benzer konuları öğrenmenin en iyi yolu günlük hayata bakmaktır.
Yazımızı kapatırken sana bir sorumuz var: İngilizceyi ana dilin gibi konuşmak ister misin? Eğer çoğu insan gibi cevabın “evet” ise seni Open English’te görmeyi çok isteriz. Open English, dünya çapında 1.5 milyon insana 15 yıldır İngilizce öğreten bir online İngilizce kursu. Dolayısıyla alanında oldukça donanımlı ve deneyimli! Bu deneyimden faydalanmak istersen sen de aramıza katıl!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşarak pratiğe dökebilir ve dev içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklara sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım.
Bu blog yazısında, İngilizce öğrenirken mutfak eşyaları ve ev eşyalarının önemine odaklanacağız. İlk başta garip gelebilir, ancak gerçekten de bu konu İngilizceni geliştirmek için harika bir araç olabilir.
Öncelikle, neden mutfak eşyaları ve ev eşyaları hakkında konuşmayı öğrenmek isteyelim?
Temel sebep şu ki; mutfak eşyaları, günlük yaşamımızın vazgeçilmez bir parçası. Her gün yemek pişiriyoruz, evimizi düzenliyoruz ve bu eşyaları kullanıyoruz. Bu nedenle, bu konuda İngilizce konuşabilmek günlük iletişimimizi kolaylaştırır.
İster yurt dışında seyahat ediyor ol, ister yabancı biriyle ev paylaşıyor ol, ister bir restoranda çalışıyor ol, İngilizce bilmen sana büyük bir avantaj sağlar.
Yani mutfak eşyaları, yemek pişirme teknikleri, temizlik araçları ve evin diğer bölümleri hakkında konuşabilmek, günlük hayatta iletişim kurmanı kolaylaştırır ve seni daha bağımsız yapar.
Bununla birlikte, İngilizce mutfak eşyaları hakkında konuşabilmek, yerel kültürü anlama ve yerel yemekleri deneme şansını artırır. Örneğin, İngilizce bilmen sana farklı ülkelerin mutfak gelenekleri hakkında daha fazla bilgi edinme imkanı sunar.
Bir İtalyan restoranında sipariş verirken, menüde yer alan yemeklerin İngilizce adlarını anladığında, ne istediğini daha rahat seçebilirsin. Ya da belki bir Japon mutfağına merak saldın ve sushi yapmayı öğrenmek istiyorsun. İngilizce bilmen bu konuda yazılmış tarifleri anlama ve deneme şansını artırır.
Ayrıca, evde temizlik ve yemek yaparken veya eşyalarını düzenlerken İngilizce terimlerin anlamını bilmek işleri daha hızlı ve etkili yapmana yardımcı olur.
İngilizce öğrenmenin ne kadar önemli olduğunu ve mutfak eşyalarıyla ev eşyaları hakkında konuşmanın sana nasıl kolaylık sağlayacağını az çok anlattık. Ancak, dil becerilerini geliştirmek için en etkili yöntemlerden biri olan İngilizce dil kursları hakkında detaylı bilgi almakta fayda var.
İngilizce çalışmak ve kursumuz hakkında bilgi almak için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

Yazının bu kısmında mutfakta sıklıkla denk geldiğin ama beki çoğunun İngilizcedeki kullanımını bilmediğin eşyalara örnek verdik. Hadi şimdi sıra sende. Mutfağa git ve hepsini İngilizce çağır.
I need a knife to cut the vegetables. (Sebzeleri kesmek için bir bıçağa ihtiyacım var.)
Can you pass me a fork, please? (Bana bir çatal uzatabilir misin?)
Please stir the soup with a spoon. (Lütfen çorbayı bir kaşıkla karıştırın.)
Put the food on the plate. (Yemeği tabağa koyun.)
Would you like some water in a glass? (Bardağa biraz su ister misiniz?)
The soup is served in a bowl. (Çorba bir kasede servis edilir.)
Chop the vegetables on the cutting board. (Sebzeleri kesme tahtasında doğrayın.)
I’m using the blender to make a smoothie. (Meyve suyu yapmak için blendırdan kullanıyorum.)
Let’s toast some bread in the toaster. (Tost makinesinde biraz ekmek kızartalım.)
Put the dirty dishes in the dishwasher. (Kirli bulaşıkları bulaşık makinesine koyun.)
I’m cooking pasta in the pot. (Tencerede makarna pişiriyorum.)
Heat the vegetables in the pan. (Sebzeleri tavada ısıtın.)
Would you like some tea in a cup? (Fincanda biraz çay ister misiniz?)
Use a whisk to beat the eggs. (Yumurtaları çırpmak için çırpıcı kullanın.)
Grate the cheese with a grater. (Peyniri rendeyle rendeleyin.)
İngilizce konuşmak istersen tek yapman gereken yan taraftaki formu doldurmak!

The cake is baking in the oven. (Kek fırında pişiyor.)
Cook the soup on the stove. (Çorbayı ocakta pişirin.)
Drain the pasta with a colander. (Makarnayı süzgeçle süzün.)
Serve the soup with a ladle. (Çorbayı kepçeyle servis yapın.)
Roll out the dough with a rolling pin. (Hamuru oklavayla açın.)
I’m using the blender to make a smoothie. (Mikseri kullanarak meyve suyu yapıyorum.)
Measure the ingredients with a scale. (Malzemeleri tartı ile ölçün.)
Peel the potatoes with a peeler. (Patatesleri soyacakla soyun.)
Strain the pasta with a sieve. (Makarnayı süzgeçle süzün.)
Use a measuring cup for accurate measurements. (Doğru ölçümler için ölçü fincanı kullanın.)
Put the leftovers in the microwave and heat them for two minutes. (Artıkları mikrodalgaya koyun ve iki dakika ısıtın.)
I’ll brew some tea in the teapot for our guests. (Misafirlerimiz için çayı çaydanlıkta demleyeceğim.)
Season the meat and cook on a preheated griddle pan for about 15 minutes for rare.
In the drawer beneath the gas ring – a few gray pieces of cutlery, a corkscrew, and many corks.
He’d had time to wash his hands and take off his rubber gloves and apron.

Eğer gerçekten İngilizceni hızla geliştirmek ve İngilizceyi akıcı bir şekilde konuşmak istiyorsan, Open English tam sana göre!
Open English, alanında uzman eğitmenlerden oluşan bir ekip tarafından hazırlanan interaktif ve etkileşimli bir İngilizce dil kursudur. Kurslar, katılımcılara özel olarak tasarlanmış ve birebir dersler, interaktif egzersizler ve canlı sınıf oturumları gibi birçok öğrenme aracı sunuyor. Bu sayede istediğin zaman istediğin yerden İngilizce öğrenebilirsin.
Open English ile İngilizceni geliştirmek için çeşitli avantajlardan faydalanırsın. Birebir derslerde eğitmeninle etkileşim halinde olursun. Bu sayede konuşma pratiği yapıp ve gerçek hayattaki iletişim becerilerini geliştirirsin.
Open English, size İngilizce öğrenme konusunda gereken desteği sağlamak için her adımda yanında olacaktır. Sormak istediğin herhangi bir soru ya da kayıt işlemleri için sayfanın kenarında bulunan formu doldurman yeterli.
Şarkının adını görür görmez mırıldanmaya başladın, değil mi? Bugün dillere dolanan bir şarkı olan Call Me Maybe çevirisi ile karşında olacağız. Call Me Maybe çevirisini okuduktan sonra şarkının klibi ve altındaki anlam çok daha mantıklı gelecektir. Ayrıca Call Me Maybe çevirisi sayesinde sevilen bu şarkıyı daha iyi hatırlayabileceksin. Hadi vakit kaybetmeden Call Me Maybe çevirisi yazımıza başlayalım!
Başlamadan önce seni önde gelen online İngilizce kursu Open English’e davet etmek istiyoruz! Open English’e üye olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerle 7/24 canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında pratik yapabilir ve dev içerik arşivimizden sınırsız faydalanabilirsin!
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

I threw a wish in the well
Don’t ask me, I’ll never tell
I looked to you as it fell
And now you’re in my way
I’d trade my soul for a wish
Pennies and dimes for a kiss
I wasn’t looking for this
But now you’re in my way
Your stare was holdin’
Ripped jeans, skin was showin’
Hot night, wind was blowin’
Where you think you’re going, baby?
Hey, I just met you
And this is crazy
But here’s my number
So call me, maybe?
It’s hard to look right
At you baby
But here’s my number
So call me, maybe?
Hey, I just met you
And this is crazy
But here’s my number
So call me, maybe?
And all the other boys
Try to chase me
But here’s my number
So call me, maybe?
You took your time with the call
I took no time with the fall
You gave me nothing at all
But still, you’re in my way
I beg, and borrow and steal
At first sight and it’s real
I didn’t know I would feel it
But it’s in my way
…
Before you came into my life
I missed you so bad
I missed you so bad
I missed you so, so bad
Before you came into my life
I missed you so bad
And you should know that
I missed you so, so bad
…
Umarız buraya kadar Call Me Maybe çevirisine başlamadan sözleri hatırlamış, şarkıya eşlik edebilmişsindir! Yazımızın kalanında Call Me Maybe çevirisini yapacağız. Eğer Call Me Maybe çevirisi gibi çevirilerine ihtiyaç duymadan, istediğin her şarkıyı dinlediğin anda anlayabilmek istiyorsan Open English’e kaydolmanı şiddetle tavsiye ediyoruz!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerle ders alabilir, yabancılarla canlı konuşma gruplarında pratik yapabilir, dev içerik arşivimize ve Call Me Maybe çevirisi gibi yazılarımıza istediğin zaman, sınırsız erişebilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve İngilizce konuşmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Kuyuya bir dilek attım
Sorma, asla söylemem
O düşerken sana doğru baktım
Şimdi sen yoluma çıktın
Ruhumu takas ederdim bir dilek için
Bir öpücük için ise bozuk paralarımı
İstediğim bu değildi
Ama şimdi sen yoluma çıktın
Gözlerini kaçırıyordun,
Yırtık kotundan cildin görünüyordu
Sıcak bir gece, rüzgar esiyordu
Nereye gittiğini sanıyorsun, bebeğim?
Hey, seninle yeni tanıştım
Bu çılgınca
Ama işte numaram
Belki beni ararsın?
Doğru düzgün bakmak zor
Sana bebeğim
Ama işte numaram
Belki beni ararsın?
Hey, seninle yeni tanıştım
Bu çılgınca
Ama işte numaram
Belki beni ararsın?
Ve tüm diğer oğlanlar
Benim peşimden koşmaya çalışıyor
Ama işte numaram
Belki ararsın?
Beni aramak için epey bekledin
Düşüşe geçmek için hiç beklemedim
Bana hiç ama hiçbir şey vermedin
Ama yine de yoluma çıktın
Elimden geleni yapıyorum
İlk görüşte ve gerçek
Böyle hissedeceğimi bilmiyordum
Ama işte karşımda
…
Hayatıma girmeden önce
Seni çok özledim
Seni çok özledim
Seni çok çok özledim
Hayatıma girmeden önce
Seni çok özledim
Ama bilmesin ki
Seni çok çok özledim
…
İngilizce çalışmak için Open English’e kayıt olabilirsin. Hemen yan taraftaki formu doldurman yeterli!

Böylece Call Me Maybe çevirisini de yapmış olduk. Eğer kendin çevirmeye çalıştıysan kontrol etmeni öneriyoruz. Tabii ki çeviride alternatif yaklaşımlar olabilir. Fakat anlamı yeterince yakınsa tebrik ederiz! Çevirmesi o kadar da kolay olmayan Call Me Maybe çevirisini başarıyla yapmışsın kabul ediyoruz!
Umarız Call Me Maybe çevirisi yazımızdan yeni şeyler öğrenmişsindir. Call Me Maybe çevirisi gibi şarkı sözlerinin çevirilerini okumayı seviyorsan bir diğer yazımız olan Smooth Criminal Sözleri – Eni Vici Vokke Hangi Şarkı? yazımızı incelemeni öneririz.
Call Me Maybe çevirisi yazımızın sonuna gelmişken seni Open English’e davet ediyoruz. Ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabileceğin, yabancılarla pratik yapabileceğin ve tüm içeriklerimize sınırsız erişebileceğin Open English aboneliği, eminiz ki İngilizceni en üst seviyeye taşıyacak! Böylece Call Me Maybe çevirisi gibi yazılara ihtiyaç duymadan, sevdiğin her şarkıyı dinlediğin anda anlayabilirsin!
İsimler ve sıfatlar İngilizcenin en temel unsurlarındandır. Düşüncelerimizi yansıtmak, betimlemeler yapmak için el ele çalışırlar. İlk bakışta benzer görünseler de, isimler ve sıfatlar onları birbirinden ayıran farklı rollere ve özelliklere sahiptir.
Bu yazımızda İngilizcede isim ve sıfatların farklarına değineceğiz. İngilizcede isim ve sıfatların farklarını öğrendiğin ve benimsediğin sürece birçok hatadan kaçınabilirsin. İngilizcede isim ve sıfatların farkları konusunu sakın hafife alma! Bunun gibi kavramlar arasındaki farkı bilmek her zaman bir avantaj sağlayacaktır!
İngilizcede isim ve sıfatların farkları hakkındaki yazımıza başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Seviyen ne olursa olsun İngilizceyi en iyi şekilde öğrenmek ve ana dilin gibi konuşmak istersen sen de Open English’e katılmalısın! Open English üzerinden sertifika almak da mümkün. Yani İngilizce ile ilgili ihtiyacın olabilecek her şey burada!
Dünyada önde gelen online İngilizce kursu olan Open English, 15 yıllık deneyimi ile sana bir çok fırsat sunuyor. Open English’e abone olarak bu fırsatlardan istediğin gibi faydalanabilir, İngilizce öğrenmeye sağlam adımlarla başlayabilirsin! Peki nedir bu fırsatlar?
İngilizcede isim ve sıfatların farklarını anlamak için önce isimlerin ne olduğunu bilmemiz gerekiyor tabii ki. İsimler, nesneleri, yerleri, kişileri ve kavramları tanımlamak için kullanılır. İsimler somut veya soyut olabilirler. Somut isimler, dokunulabilir nesneleri ifade ederken, soyut isimler ise somut olmayan kavramları ifade eder.
Bunun dışında İngilizce isimlerin birçok alt türü vardır. İngilizcede isim ve sıfatların farklarına başlamadan önce hafızanı tazelemek istersen İngilizcede 10 İsim Türü başlıklı yazımıza bir göz atabilirsin.

İngilizcede isim ve sıfatların farklarına geçmeden önce İngilizce sıfatlar konusunu tekrar bir hatırlayalım. Sıfatlar, isimlere özellik veya nitelik katarlar. Bir ismi tanımlamak veya daha ayrıntılı bir şekilde anlatmak için kullanılırlar. Sıfatlar genellikle isimden önce gelirler, ancak bazı durumlarda isimden sonra da gelebilirler.
Eğer İngilizce anlatımını sadelikten kurtarmak istersen mutlaka birçok İngilizce sıfat bilmelisin! Bizce İngilizcede isim ve sıfatların farklarına geçmeden İngilizce Sıfatlar Konu Anlatımı yazımızı da bir gözden geçirmelisin!
İngilizcede isim ve sıfatların farklarını incelemeye başlayalım. Başlıklarımızı daha rahat anlaşılması için kısa tutacağız. Böylece İngilizcede isim ve sıfatların farklarını kısa ve öz bir şekilde öğrenebileceksin! Haydi, İngilizcede isim ve sıfatların farklarına bir göz atalım.
Sanılanın aksine bu iki kelime de sıfattır. Fakat anlamları arasında önemli bir fark vardır. Historic tarihi açıdan önemli bir olaydan bahsederken, historical yalnızca bir şeyin tarihle ilgili olduğunu gösterir. Sık karıştırıldığı için İngilizcede isim ve sıfatların farkları yazımızda değinme ihtiyacı duyduk.

Yine ikisi de sıfat olan fakat karıştırılan bir kelime grubu daha. İki kelime de aynı kökten olsa da confident kendine güvenen anlamında, confidential ise mahrem, gizli anlamında kullanılır. Aman dikkat!
Umarız buraya kadar her şey açık ve nettir! İngilizcede isim ve sıfatların farkları gibi temel konuları en doğru şekilde öğrenmek çok önemlidir. Aksi takdirde basit olarak gördüğümüz İngilizcede isim ve sıfatların farkları gibi konulardaki hatalar bir çok daha büyük hataya yol açar. Bu yüzden, eğer İngilizcede isim ve sıfatların farkları hakkında aklında sorular varsa Open English’e göz atmanı öneriyoruz!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, derslerde öğrendiklerini canlı İngilizce konuşma gruplarında pratiğe dökebilir ve dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!
İngilizcede isim ve sıfatların farklarından bahsettiğimiz bu yazımızı sonlandırıyoruz. Umarız İngilizcede isim ve sıfatların farkları yazımızın faydası olmuştur! Eğer öğrenmeye devam etmek istersen İngilizcede isim ve sıfatların farkları yazımızda geçen konu başlıklarını bloğumuzdan okuyabilirsin!
Yazımızı kapatırken sana bir sorumuz var: İngilizceyi ana dilin gibi konuşmak ister misin? Eğer çoğu insan gibi cevabın “evet” ise seni Open English’te görmeyi çok isteriz. Open English, dünya çapında 1.5 milyon insana 15 yıldır İngilizce öğreten bir online İngilizce kursu. Dolayısıyla alanında oldukça donanımlı ve deneyimli! Bu deneyimden faydalanmak istersen sen de aramıza katıl!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşarak pratiğe dökebilir ve dev içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklara sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve İngilizce dil kursumuz hakkında bilgi almak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
“There are few hours in life more agreeable than the hour dedicated to the ceremony known as afternoon tea.”
“Hayatta, öğleden sonrası çayı saatinden daha tatlı pek az an vardır.”
-Henry James
5 Çayı –five o’clock tea ya da afternoon tea– İngiliz kültürünün oldukça önemli bir parçası. Başka bir deyişle, ister çay insanı ol ister kahve insanı, eğer İngiltere’ye gidersen, hakkını vermek için en azından bir defa mutlaka 5 çayı deneyimini yaşaman şart!
Peki tam olarak nedir bu 5 çayı? Nereden çıkmıştır ve nasıl sunulur? Eğer sen de bu soruların yanıtlarını merak ediyorsan, okumaya devam et! Bu yazımızda 5 çayı hakkında ilginç bilgiler bulabilir, “high tea ne demek?”, “low tea ne demek?”, “cream tea ne demek?” gibi popüler sorulara yanıt alabilirsin. Hazırsan başlayalım!
İngilizce çalışmak istiyorsan, ilk adımı yan tarafta yer alan formu doldurarak atabilirsin.

Köklü bir İngiliz geleneği olan 5 çayında, öğleden sonra saatlerinde kurulan küçük sofralarda, çayın yanında tatlı ve/veya tuzlu hafif atıştırmalıklar servis edilir. Bu gelenek, 1830’ların sonlarında, Bedfordshire Düşesi Anna Maria Stanhope’un öğünler arasındaki uzun boşluğu doldurmak için odasına çay ve atıştırmalık servisi istemesiyle, ve bir süre sonra bunu arkadaşlarını da davet ettiği bir etkinliğe dönüştürmesiyle başlamış. Daha sonra da bu tatlı gelenek yayılmaya başlamış.
Aslında bu konuda herhangi bir kısıtlama mevcut değil… Yani 5 çayında siz de ağız tadınıza uygun bir çay çeşidi tercih edebilirsiniz. Birkaç popüler çay alternatifi olarak ise şunları sıralayabiliriz:
Bunlara ek olarak; çeşitli çevrelerde yasemin çayı, yeşil çay gibi bitki çayları da 5 çayı ritüelinde tercih edilmektedir.

İngiliz 5 çayı ile ilgili araştırma yapanların karşısına sıklıkla çıkabilecek terimlerden bir tanesi, “low tea”. Basitçe özetlemek gerekecek olursa, low tea, Bedfordshire Düşesi’nin yukarıda anlattığımız şekilde başlattığı, “afternoon tea” olarak da bilinen geleneksel 5 çayıdır. Genellikle öğleden sonra 15:00 – 17:00 saatleri arasında servis edilen, bir başka deyişle öğle yemeği ile akşam yemeği arasında tatlı bir atıştırmalık görevi gören bu sunumların low tea ismiyle anılmasının sebebi de, büyük yemek masalarında değil, alçak (low) sehpa – masalarda yapılmalarıdır.
High tea ise -aslında aristokratik bir ismi olsa da- daha çok işçi sınıfının tercih ettiği, 17:00 – 19:00 saatleri arasında kurulan bir sofradır. Bu sofra, low tea’nin aksine hafif atıştırmalık ve sandviçlerden değil; et, balık, fasulye gibi, tüm gün çalışan ve enerjiye ihtiyaç duyan işçilerin karnını doyuracak yemeklerden ve tabii ki bol bol çaydan oluşur, ve yüksek yemek masalarında -herhangi bir akşam yemeği gibi- servis edilir.
Kısacası -geleneksel anlamda- low tea daha çok İngiliz aristokratlarının ve sosyetenin sosyalleşme, açlık bastırma aktivitesiyken, high tea tüm gün çalışan işçi sınıfının karnını doyurmak için tercih ettiği başlı başına bir yemektir.
Evet, bilmen gereken bir konsept daha var! Cream tea, çeşit çeşit atıştırmalıklardan ziyade, çayın yanında yalnızca scone -bir çeşit çörek- ve kremanın servis edildiği bir sunumdur. Aslında afternoon tea’nin bir versiyonu olarak da tanımlanabilir. İngiltere’ye gittiğinde, pek çok cafe ve restoranın menüsünde karşına çıkacaktır!

Aslında nasıl istiyorsan öyle! Fakat İngiltere’de çoğunlukla tercih edilen 5 çayı eşlikçileri arasında şunlar yer almaktadır:
ü Scone
ü Hafif sandviç çeşitleri
ü Krema
ü Reçel
ü Kek
ü Yumurta
ü Kurabiye
Bu listeyi aslında dilediğin gibi çoğaltabilirsin. Hafif atıştırmalıkları tercih edebileceğin gibi; doyurucu yemeklerin yer aldığı bir high tea sofrası da kurabilirsin!
İngiliz kültürüne, İngiltere’de yaşayanların adetlerine aşina olman, yapacağın bir İngiltere seyahatinde hiç şüphesiz çokça işine yarayacaktır. Fakat İngiltere’de -ya da birinci dil olarak İngilizcenin konuşulduğu herhangi bir ülkede- kendini rahat hissetmen, doğru şekilde iletişim kurup hayatını sürdürebilmen için iyi seviyede İngilizce konuşabilmen şart! İşte bu noktada da Open English online İngilizce kursu devreye giriyor!
Dünyanın dört bir yanından, her seviyeden 1,5 milyondan fazla öğrencinin öncelikli tercihi olan Open English; ana dili İngilizce olan uzman eğitmen kadrosu, grup dersleri/bire bir ders alternatifleriyle sınırsız içerik erişimi, diğer öğrenciler ile dilediğin gibi pratik yapabileceğin online İngilizce konuşma grupları, 7/24 canlı dersleri ile İngilizce öğrenme/İngilizceni geliştirme sürecini senin için çok daha hızlı, keyifli ve etkili kılacak! Amacın ister yurt dışında okumak ya da çalışmak, ister entelektüel kapasiteni artırmak olsun, sen de hemen Open English’e kaydolarak dil hedeflerine bir adım daha yaklaşabilirsin!
Bazen sen de keşke İngilizce bilseydim diyor musun? Sırf İngilizce bilmediğin için kaçırdığın fırsatlar oldu mu hayatında? Cevabın hayır ise sana keşke İngilizce bilseydim diyebileceğin anlardan bahsedelim. Bahsedelim ki hayatında büyük fırsatlar doğduğunda, onları sadece İngilizce bilmediğin için kaçırma!
İngilizce evrensel bir dil. Neredeyse bugün bilimin, sanatın, iş dünyasının, finansın ve daha pek çok şeyin dili İngilizce. Eğer kendi kendine sürekli keşke İngilizce bilseydim diyorsan öğrenmenin tam zamanı! Keşke İngilizce bilseydim denilen anların çoğaldıysa seni Open English ile tanıştıralım!
Open English, online bir İngilizce dil kursu. İngilizce öğrenmek istiyorum ama kursa gidecek vaktim yok diyorsan tam sana göre! Open English ile istediğin yerde, dilediğin zamanda İngilizce öğrenebilirsin. Kullanıcı dostu platformu ve kaliteli içerikleriyle Open English, sana İngilizceyi sevdirebilir!
7/24 canlı derslere katılarak İngilizce çalışabilirsin. Open English’in ana dili İngilizce olan profesyonel eğitmen kadrosuyla konuşarak pratik yapabilirsin. Hemen şimdi keşke İngilizce bilseydim dediğin anları düşün! İngilizce bilmek istiyorsan Open English her zaman yanında.
Open English ile eğlenerek İngilizce öğrenebilirsin! Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek istersen formu doldurabilirsin.

Bir şeyleri öğrenmek istemenin altında aslında ihtiyaçların yatar. Bugüne dek öğrendiğin şeyleri gözünün önüne getirdiğinde bunu göreceksin. Hepsi de sana, senin hayallerine ve düşüncelerine, hayatına hizmet eden şeyler. Keşke İngilizce bilseydim denilen anlar da bu ihtiyacının bir dışa vurumu.
Keşke İngilizce bilseydim denilen anlar yaşıyorsan, kendin için bir şeyler yapmalısın. İngilizce öğrenmek adına yeni bir adım atmalısın. Kendini İngilizce öğrenmek üzere motive etmelisin. Dilersen, İngilizce Motivasyon Cümleleri adlı yazıya bir göz atabilirsin. Böylece bir taşla iki kuşu ürkütmüş olursun!
Çoğu kişi farklı sebeplerden dolayı keşke İngilizce bilseydim diyor. Sen hangi anlarda keşke İngilizce bilseydim diyorsun? Keşke İngilizce bilseydim denilen anlar çok fazla. Haydi, birlikte keşke İngilizce bilseydim denilen anlara bir bakalım.
İnsan keşke demekten kurtulamıyor. Ama pişmanlığa gerek yok. Sıfırdan İngilizce öğrenmek istiyorsan bu mümkün. Belki de temel İngilizce bilgine yenilerini eklemeyi düşünüyorsun. Harika bir fikir!
Gel, sana keşke İngilizce bilseydim denilen anlardan örnekler verelim. Felaket tellalı değiliz! Sadece keşke dememen için İngilizce konusunda seni motive edip yüreklendirelim istiyoruz.

Hangi alanda kariyer yapmak istiyor olursan ol, İngilizce bilmen gerek. Önüne gelen bir terfi fırsatını sırf İngilizce bilmediğin için kaçırabilirsin. İşte tam da böyle zamanlar, keşke İngilizce bilseydim denilen anlardır. Şimdiden bunun için çalışmalara başlayabilirsin.
Belli kariyer hedeflerin varsa ya da zaten bir çalışma hayatının içindeysen İngilizceni geliştirmen harika bir adım. Böylece yeni iş fırsatlarına da açık olacaksın. Üstelik Open English ile iş İngilizcesi kategorisiyle İngilizceni geliştirmeye başlayabilirsin.
Gelelim eğitim fırsatlarına! Eğer okul hayatın devam ediyorsa İngilizce bilmen oldukça önemli. Eğitim aldığın alanda araştırma yapman gerekebilir. Böyle zamanlarda kendini, keşke İngilizce bilseydim denilen anların içinde bulabilirsin. Çünkü akademik çalışmaların, makalelerin, internetteki kaynakların çoğu İngilizce.
Keşke İngilizce bilseydim dememek için hemen şimdi İngilizce öğrenme kararı alabilirsin. Üstelik yüksek lisans yapmak gibi bir niyetin varsa İngilizce bilmek işlerini kolaylaştırır. Belki de yurt dışında bir okula kabul edilirsin kim bilir! Open English ile TOEFL, IELTS gibi İngilizce seviyeni ölçen sınavlara hazırlanabilirsin.
Aman tanrım! O da ne? Masadaki herkes İngilizce biliyor ve sen kimsenin ne dediğini tam olarak anlamıyor musun? Bu oldukça can sıkıcı bir durum olsa gerek. Endişelenme, muhtemelen keşke İngilizce bilseydim denilen anların birini yaşıyorsun. O halde çalışmalara başlamanın vakti gelmiş.
İş yerinde, bir arkadaş buluşmasında masada tek İngilizce bilmeyen kişi olmak çok zor. İngilizce bilmek artık zorunlu bir durum haline geldi. Çünkü İngilizce evrensel bir dil. İngilizce bilen kişiler daha çok insanla iletişim kurabiliyor. Dünyanın neresine gidersen git, İngilizce konuşarak derdini anlatabilirsin. Sen de İngilizce öğrenmek istiyorsun değil mi?
Karşıdan biri tüm sevecenliğiyle sana doğru geliyor. Dış görünüşü itibariyle bir kilometre öteden onun turist olduğunu anlıyorsun. Sana adres soracak eyvah! Belki de önce İngilizce bilip bilmediğini sorar. Keşke İngilizce bilseydim denilen anlardan biri daha!
Turistik bir şehirde yaşıyorsan mutlaka başına gelmiş olmalı. Turist yanına yaklaşır ve sana İngilizce bilsen son derece rahat tarif edeceğin bir adres sorar. Sen de bu soruya bir türlü düzgün cevap veremezsin. Cevap veremedikçe kekelemeler ve tedirgin olmalar başlar. İçinden keşke İngilizce bilseydim dersin.
İngilizce konuşmak, farklı kültürden birçok insanla sosyal ilişkiler kurabilmeni mümkün kılar. Eğer İngilizceye hakim olursan değil adres tarif etmek turistlere gezi önerilerinde bulunursun. İngilizce öğrenmeye başladığında, keşke turistler adres sorsa da İngilizce pratik yapsam diyeceksin!

Türkçe çevirisi olan binlerce kitap var. Ama sen bir yazarı çok seviyorsun. Takip ettiğine göre yeni kitabı hala Türkçeye çevrilmedi. Kitabı alıp İngilizce – Türkçe sözlük yardımıyla mı okusan? Keyif alır mısın acaba? İşte keşke İngilizce bilseydim denilen anlardan biri!
Dostoyevski okumak istediği için Rusça öğrenenler bile var. Yazarları kendi yazdığı dilde okumak çok keyifli. Belki bu keyfi sen de yaşayabilirsin. Bunun için İngilizce öğrenme serüvenine atılman yeterli. Çok da zor olmadığını kendin göreceksin. Yeter ki iste ve keşke İngilizce bilseydim deme!
Tatile çıkma planları mı yapıyorsun? Gitmediğin yerlere gitmek, tatmadığın tatları deneyimlemek gibi bir niyetin mi var? Var değil mi? Kimin yok ki! Hangi ülkede tatil yapmak istiyorsun? Dünyanın her yerinde İngilizce konuşarak insanlarla iletişim kurabilirsin.
Tatilde yeni insanlarla tanışmak, sohbet etmek isteyebilirsin. İngilizce biliyorsan daha çok insanla iletişim kurman mümkün. Ama eğer İngilizce bilmiyorsan keşke İngilizce bilseydim denilen anlardan birini yaşayabilirsin. Vazgeçme, İngilizce öğrenmek senin ufkunu açacak.
Tatilde başına bir şey gelebilir. Bir kaza geçirebilirsin ya da daha olumlu şeyler düşünelim. Belki de sadece kayboldun! Birine adres sormak istiyorsun. İngilizce bilmek seni oldukça rahatlatacak. Çünkü İngilizce konuşarak sorunları dile getirebilirsin. Hangi ülkede olursan ol, İngilizce konuşabileceğin insanlarla karşılaşman an meselesi.
Sık sık keşke İngilizce bilseydim dediğin anlar yaşıyor olabilirsin. Ama hayatta keşke demek insana bir şey kazandırmıyor. İyi ki demek istiyorsan İngilizce öğrenmek için kendini motive etmelisin. Üstelik endişeye kapıldığın her anda Open English senin yanında!
Open English ile İngilizce öğrenmek hem kolay hem de eğlenceli! Bu konu hakkında detaylı bilgi edinmek istersen formu doldurabilirsin.
Hepimizin diline dolanan efsanevi Daft Punk şarkısı Instant Crush çevirisini yapacağız. Instant Crush çevirisi eminiz ki bu şarkıya olan sevginizi daha da kuvvetlendirecek. Çünkü Instant Crush çevirisini okurken gözlerinizin dolması olası! Oldukça duygu yüklü bir şarkı olan Instant Crush çevirisi ile kalbinize tekrar taht kuracak.
Başlamadan önce seni önde gelen online İngilizce kursu Open English’e davet etmek istiyoruz! Open English’e üye olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerle 7/24 canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında pratik yapabilir ve dev içerik arşivimizden sınırsız faydalanabilirsin!
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.
Instant Crush çevirisine geçmeden önce şarkı sözlerini hatırlayalım. Böylece Instant Crush çevirisini yaparken hafızamız tazelenmiş olsun
I didn’t want to be the one to forget
I thought of everything I’d never regret
A little time with you is all that I get
That’s all we need because it’s all we can take
One thing I never see the same when you’re ’round
I don’t believe in him—his lips on the ground
I wanna take you to that place in the “Roche”
But no one gives us any time anymore
He ask me once if I’d look in on his dog
You made an offer for it, then you ran off
I got this picture of us kids in my head
And all I hear is the last thing that you said
“I listened to your problems
Now listen to mine”
I didn’t want to anymore, oh, oh, oh

And we will never be alone again
‘Cause it doesn’t happen every day
Kinda counted on you being a friend
Can I give it up or give it away?
Now I thought about what I wanna say
But I never really know where to go
So I chained myself to a friend
‘Cause I know it unlocks like a door
It didn’t matter what they wanted to see
He thought he saw someone that looked just like me
The summer memory that just never dies
We worked too long and hard to give it no time
He sees right through me, it’s so easy with lies
Cracks in the road that I would try and disguise
He runs his scissors at the seam in the wall
He cannot break it down or else he would fall
One thousand lonely stars hiding in the cold
Take it, I don’t wanna sing anymore
…
I don’t understand, don’t get upset
I’m not with you
We’re swimming around,
It’s all I do, when I’m with you
Umarız buraya kadar Instant Crush çevirisine başlamadan sözleri hatırlamış, şarkıya eşlik edebilmişsindir! Yazımızın kalanında Instant Crush çevirisini yapacağız. Eğer Instant Crush çevirisi gibi çevirilerine ihtiyaç duymadan, istediğin her şarkıyı dinlediğin anda anlayabilmek istiyorsan Open English’e kaydolmanı şiddetle tavsiye ediyoruz!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerle ders alabilir, yabancılarla canlı İngilizce konuşma gruplarında pratik yapabilir, dev içerik arşivimize ve Instant Crush çevirisi gibi yazılarımıza istediğin zaman, sınırsız erişebilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Şarkı sözlerini hatırladığımıza göre Instant Crush çevirisine geçebiliriz. Önerimiz Instant Crush çevirisini okumadan önce sözlere bakarak kendince bir Instant Crush çevirisi yapmak. Sonrasında bizim yazdığımız Instant Crush çevirisi ile karşılaştırabilirsin.
Unutan kişi olmak istemedim
Hiç pişman olmayacağım her şeyi düşündüm
Tüm elime geçen ise seninle kısa bir zaman
Tüm ihtiyacımız olan bu çünkü kaldırabileceğimiz tek şey bu
Sen etraftayken aynı görmediğim bir şey
Ona inanmıyorum, dudakları yerde
Seni Roche’daki o yere götürmek istiyorum
Fakat artık kimse bize vakit vermiyoruz
Bir kez bana köpeğine bakar mıyım diye sordu
Sen bir teklifte bulundun ve kaçıp gittin
Aklımda bizim çocukluk halimizin bir resmi var
Ve duyduğum tek şey ise son söylediğin şeyler:
“Problemlerini dinledim,
Şimdi benimkileri dinle.”
Artık dinlemek istemiyorum

Ve biz bir daha asla yalnız olmayacağız
Çünkü bu her gün gerçekleşmez
Arkadaşlığına güvenmiştim
Peşini bırakabilir ya da kendimi ele verebilir miyim?
Şimdi ne söyleyeceğimi düşündüm
Ama gerçekten nereye giderim bilmiyorum
Bu yüzden kendimi bir arkadaşa zincirledim
Çünkü biliyorum ki bir kapı gibi açılır
Ne görmek istedikleri fark etmedi
Bana tıpatıp benzeyen birini gördüğünü söyledi
Hiç ölmeyen bir yaz hatırası
Buna hiç vakit ayırmamak için çok çalışmıştı
Benim içimi biliyor, yalanlar ile kolay
Gizlemeye çalıştığım, yoldaki çatlaklar
Makasını duvardaki dikişlerin içine sokuyor
Onları parçalayamaz yoksa düşer
Bin yalnız yıldız soğukta saklanıyor
Al götür, artık şarkı söylemek istemiyorum
Anlamıyorum, kızmıyorum
Seninle değilim
Etrafta yüzüyoruz
Seninleyken yaptığım tek şey bu
Böylece Instant Crush çevirisini de yapmış olduk. Eğer kendin bir Instant Crush çevirisi yapmaya çalıştıysan kontrol etmeni öneriyoruz. Tabii ki çeviride alternatif yaklaşımlar olabilir. Fakat anlamı yeterince yakınsa tebrik ederiz! Çevirmesi o kadar da kolay olmayan Instant Crush çevirisi başarıyla yapmışsın kabul ediyoruz!
Umarız Instant Crush çevirisi yazımızdan yeni şeyler öğrenmişsindir. Instant Crush çevirisi gibi şarkı sözlerinin çevirilerini okumayı seviyorsan bir diğer yazımız olan Nothing Else Matters Sözleri – Nothing Else Matters Çevirisi yazımızı incelemeni öneririz. 29
Instant Crush çevirisi yazımızın sonuna gelmişken seni Open English’e davet ediyoruz. Ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabileceğin, yabancılarla pratik yapabileceğin ve tüm içeriklerimize sınırsız erişebileceğin Open English aboneliği, eminiz ki İngilizceni en üst seviyeye taşıyacak! Böylece Instant Crush çevirisi gibi yazılara ihtiyaç duymadan, sevdiğin her şarkıyı dinlediğin anda anlayabilirsin!
İngilizce öğrenmeye başlamak için bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım.
Birçok kültürde ekmeğin yeri büyüktür. Özellikle gastronomi ile ilgileniyor veya ekmek kültürünü yakından takip etmeyi seviyorsan İngilizce ekmek çeşitlerini öğrenmen genel kültürünü doğrudan yansıtabilmen için oldukça faydalı olacaktır.
Bu yazıda açıklamalarıyla birlikte ekmek çeşitlerinden bahsedeceğiz. Ekmek çeşitlerini açıklamadan önce anlamlarıyla birlikte ekmek isimlerinin çevirilerini listeleyelim.
Bizimle İngilizce çalışmaya başlamak istersen, yan taraftaki formu doldurabilir ve seni aramamızı bekleyebilirsin.
Ekmek kültürünün dünya mutfağında büyük bir yerinin olması ekmek çeşitlerinin de oldukça fazla olmasına sebep olmuştur. Bu başlıkta temel ekmek çeşitlerinden bahsedeceğiz. Senin de aklına gelen ekmek çeşidi varsa yorumlara yazabilirsin.
İngilizce dil kursumuz hakkında bilgi almak için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

Bu başlıkta ise ekmek çeşitlerinin cümle içinde kullanımına yönelik örneklerden bahsedeceğiz. Bu örnekler ekmeklerin gerçek özelliklerine yöneliktir. Dolayısıyla bu ekmeklerden bahsetmek istersen bu örnekleri referans olarak alabilirsin.
İngilizce konuşmaya hemen başlamak için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

Bu ekmek çeşidi “masa” su ve tuzdan bir ekmek çeşididir. Sıvı yağ veya tereyağında yuvarlak hâline getirilerek pişirilir. Bu ekmek çeşidi Venezuela, Kolombiya ve Panama’da sıklıkla tüketilir. Bir yemeği ekmek arası yapmak için kullanılabilir.
Hokkaido bir süt ekmeği çeşididir. Hem görüntüsü hem lezzetiyle büyüleyen bu ekmek özel bir teknikle pişirilir. Bu tekniğin adı ise “Tangzhong” denir ve unun biraz sıvı ile önceden pişirilerek unu jelatinleştirmek, dolayısıyla da macun oluşturmak için kullanılır.
Pişirme sonucu ortaya çıkan macun ekmeği yumuşacık ve hafif yapması için püf nokta olarak kullanılır. Bu ekmek Japonya’da tüketilir ve içinde un, şeker, maya, süt tozu veya tatlandırılmış yoğunlaştırılmış süt ve tereyağı kullanılarak yapılır.
Naan, Batı Asya, Güney Asya, Endonezya ve Malezya’nın birçok yerinde ortaya çıkan bir tür mayalı gözlemedir. Naan yumuşak, çiğnenebilir ve dokuludur ve un, su, şeker, maya, yoğurt, bitkisel yağ ve tuz içerir.
Naan, 900 Fahrenheit dereceye ulaşabilen sıcak bir kil fırın olan tandırda pişirilir. Naan genellikle bölgesel köriler gibi Batı Asya ve Güney Asya yemeklerinin yanında servis edilir.
Bu yazıda ekmek çeşitlerinden bahsettik. Ekmek isimlerini bilmek sipariş verirken, dünya mutfağından konuşurken veya alışveriş esnasında oldukça faydalıdır. Nasıl ki, beyaz ekmek, lavaş ekmeği ve mısır ekmeği arasında hem görüntü hem tat farkı varsa yurt dışındaki popüler ekmek çeşitlerinde de büyük farklar vardır.
Bunun gibi büyük farkların yanında lavaş ve tortilla arasında farkı bilmek, hangisinin nerede kullanıldığını bilmek de bir o kadar önemlidir. Bunu öğrenmenin en iyi yolu pratik yaparak öğrenmedir. Eğer İngilizce öğrenmek istiyor ancak pratik yapacak yer bulamıyorsan Open English tam sana göre! Open English ile ana dili yabancı öğretmenler sayesinde İngilizceyi doğrudan öğrenme fırsatı yakalarsın. Yalnız bununla da kalmaz, hayata dair hazırlanmış ders içerikleriyle İngilizceyi teoride değil, pratikte öğrenirsin.
İngilizce bilmek özellikle de akademik çalışmalar için yurtdışına gidiyorsan yalnızca kelimelerle biten bir öğrenme değildir. Hayatın boyunca bunları kullanmayacağını düşünsen bile belli başlı, daha doğrusu temel matematik sembollerini öğrenmen günlük hayatın için oldukça yararlı olacaktır. Biz bu yazıda farklı farklı birçok matematik sembolüne değineceğiz.
Ancak temel matematik sembollerinden biraz daha detaylı bahsedeceğiz. Eğer senin de aklına gelen, biz bunu çok kullanıyoruz dediğin bir sembol varsa yorumlarda belirtebilirsin.
Temel matematik sembollerini sonraki başlıkta daha detaylı açıklayacağız ancak bu başlıkta anlamlarıyla birlikte detaylı matematik sembollerine yer vermek istedik. Şimdi senin için derlediğimiz matematik sembollerine bir göz atalım:
İngilizce öğrenmenin en kolay yolu için yan taraftaki formu doldur!

Artı işareti İngilizcede “plus” ve “addition kelimeleri ile ifade edilir. Matematik ifadelerinde kullanılabileceği gibi cümle içinde de kullanılabilir. Bir şeyden bahsederken eklemek istediğin başka bir olay daha varsa veya liste yaparken devamını getireceksen “plus” ifadesini kullanabilirsin.
Bununla birlikte İngilizcede “In addition” şeklinde “ek olarak” anlamına gelen bir kalıp daha bulunur. Yeni bir paragrafa başlarken veya devam ettirirken bu ifadeye yer verilebilir.
“Learning a new language can be challenging, but it’s also incredibly rewarding. Not only does it expand your horizons, but it also opens up a world of opportunities, plus it boosts cognitive abilities.”
(Yeni bir dil öğrenmek zorlu olabilir ama aynı zamanda inanılmaz derecede ödüllendiricidir. Sadece ufkunu genişletmekle kalmaz, aynı zamanda bir fırsatlar dünyasının kapılarını açar, artı bilişsel yetenekleri artırır.)
I love to swim in the ocean. The feeling of the saltwater on my skin, the sound of the crashing waves, and the vibrant marine life—it’s a truly immersive experience. In addition, the ocean provides a sense of tranquility and freedom that is unparalleled.
(Okyanusta yüzmeyi seviyorum. Cildimde tuzlu suyu hissetmek, çarpan dalgaları dinlemek ve canlı deniz yaşamı… Bu gerçek bir sürükleyici deneyim. Ek olarak, okyanus, benzersiz bir huzur ve özgürlük duygusu sağlar.)
Matematiksel ifadelerde ise “+” ifadesi toplamada kullanılır ve şu cümlelerle ifade edilebilir.
Bu cümleler için herhangi özel bir duruma gerek yoktur. Duruma veya ağız alışkanlığına göre bu cümlelerden bir tanesini seçebilirsin.
Bununla birlikte matematikte “+” ifadesi pozitif sayıları göstermek için kullanılır. Sıfırdan büyük olan tüm sayılır pozitif olarak kabul edilir ve “+6, +⅕” şeklinde gösterilir. Matematiksel ifadelerde pozitif bir sayıyı ifade etmen gerektiğinde sözlü olarak “plus six” şeklinde bir ifade kullanabilirsin. Kısacası pozitif sayılar ifade edilirken önüne yalnızca “plus” kelimesi eklenmelidir.
Eksi işareti matematiksel ifadelerde çıkarma işlemi yaparken ve negatif sayıları ifade ederken kullanılır. Sözel kullanımda pek fazla yeri olmasa da matematiksel kullanımında önemi oldukça büyüktür.
Bu örnekte de görüldüğü üzere sıfırdan küçük negatif sayıları başına “minus” ifadesi getirerek açıklarız.
Diğer cümlelere kıyasla bu cümlede sayılar tersten yazılmıştır. Cümle “Üç altıdan çıktı üç kaldı.” olarak çevrilir
Online İngilizce kursumuza dair tüm detaylara yandaki formu doldurarak ulaşabilirsin.

Çarpma işareti ilkokul matematiğinde “x” işareti ile ifade edilir. İlerleyen süreçte ise “x” ifadesinin yerini “*” ifadesi alır. Bu sebeple ikisi aynı anlamı taşır. Kısacası “5×5” ifadesi ile “5*5” ifadesi aynıdır.
Biz her ne kadar Türkçede “x” sembolünden çarpı olarak bahsetsek de, İngilizcede bu ifade “times” olarak ifade edilir. Times kelimesinin asıl karşılığı da Türkçede “kere/defa” olarak ifade edilir. İşlemler hakkında konuşurken de çarpı değil, kere kelimesini kullanırız. Örneklerle bu ifadeyi biraz daha netleştirelim:
Multiplication gives us a product. In 15 x 2= 30, the product is thirty.
Matematikte çarpma işleminde sayıların yeri önemli değildir. Bu sebeple cümle içerisinde sözlü olarak bahsederken hangi sayıyı daha önce söylediğinin bir önemi yoktur.
Kesme işareti “÷” veya “/” şeklinde ifade edilir.
Division gives us a quotient. In 9 ÷ 3 = 3, the quotient is three.
Diğer başlıklara geçmeden toplama, çıkarma, çarpma ve bölme işlemleri arasındaki sonuç ifadelerinin farklılıkları üzerine durmamız gerekebilir.
Basitçe özetlemek gerekirse, toplama işlemi yaptıktan sonra sonuç “sum” (toplam), çıkarma işlemi yaptıktan sonra sonuç “difference” (fark), çarpma işlemi yaptıktan sonra sonuç “product” (çarpım), bölme işlemi yaptıktan sonra sonuç “quotient” (kalan) olarak ifade edilir.
Bu ifade bir işlemin veya değerin sonucunun eşitliğini gösterir.
Eşittir ifadesi kullanılırken mutlaka sonuna -s takısı getirilmelidir.
3 ≠ 5 (Three is not equal to five.) (Üç beşe eşit değildir.)
İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek için hemen yan taraftaki formu doldur.

Bir ifadenin diğer ifadeden daha büyük olduğunu kanıtlamak için kullanılır.
5 > 3 (Five greater than three.) (Beş büyüktür üçten.)
a ≥ b
a is greater than or equal to b (a b’ye eşit veya daha büyüktür.)
Bir ifadenin diğer ifadeden daha küçük olduğunu kanıtlamak için kullanılır.
3 < 5 (Three less than five.) (Üç küçüktür beşten.)
a ≤ b
a is less than or equal to b (a b’den küçük veya eşittir.)
Kesirli sayıları ifade etmek için iki değer arasına “/” işareti gelir. Bazı kesirli ifadelerin okunuşu şu şekildedir:
Yüzdelik bir sayının yüz üzerinden değerini ifade etmek amacıyla kullanılır. İngilizcede yüzdelik sembolü sayıdan sonra yazılır.
50% fifty percent (yüzde elli)
Fifty percent of the people voted for her.
√9 = 3
The square root of nine equals three. (Dokuzun karekökü üçe eşittir.)
The square root of nine is three.
But kelimesi İngilizcede “ama” anlamına gelen ve günlük ifadelerde sıklıkla kullanılması gereken kelimelerden bir tanesidir. Bununla birlikte her cümlede aynı kelimeyi kullanmak sıkıcı ve basit olabilir. Devamlı “but” kelimesini kullanmak elbette yanlış bir kullanım şekli değildir ancak farklı kullanımlara yer vermek varken devamlı aynı kelimeyi kullanmak da seni tekrar düşürecektir. Bu durumlarda “but” yerine hangi kelimeleri kullanabileceğinden kısaca bahsedeceğiz.
Bir paragraf veya diyalog içinde bir kelimenin eş anlamlılarına yer vermek İngilizce bilginin daha gelişmiş olduğunun da ayrıca bir kanıtıdır. “but” ve “and” gibi kelimeler henüz ilkokul yıllarından itibaren öğretilir ve İngilizcesini yeterince geliştirmemiş birçok kişi bile bu kelimeleri cümle içerisinde iyi-kötü kullanabilir durumdadır. Ancak “however”, “nevertheless”, “yet” ve “though” gibi kelimeler ortaokul-lise yılları arasında öğretilir.
Bu kelimeleri bir paragraf veya diyalog içinde kullanmaksa alışkanlık gerektirir. Örneğin, dil bilgisi bakımından bu kelimelere hâkim ancak konuşma-yazma becerilerinde bu konuda yeterince iyi olmayan kişiler bu kelimeleri kullanmaktan çekinirler.
Biz bu yazıda detaylı olarak but yerine kullanılabilecek kelimeler üzerinde duracağız ancak İngilizceni bir adım ileriye taşımak istiyorsan, sana bir haberimiz var. Open English ile İngilizce öğrenmenin çok kolay olduğunu biliyor muydun? Open English sayesinde İngilizce eğitimini gittiğin her yere götürebilir, 7/24mcanlı derslerden yararlanabilirsin.
İngilizce eğitiminin derslerle sınırlı olduğunu mu düşünüyorsun? Alternatif etkinlikler, sistem tarafından sana özel hazırlanmış quizler, ana dili İngilizce olan öğretmenler ve ders dışı zengin içerikleriyle Open English’de İngilizce konuşmak ve öğrenmek artık çok basit! Hemen formu doldur, uzmanlarımız seninle iletişime geçsin!

Bu kelime bununla birlikte, ama, yine de gibi anlamlara sahiptir. Bir cümleye başlarken veya cümle ortasında kullanılabilir. Bir konu hakkında konuştuktan sonra o cümleyi sonuca bağlamak veya konu ile ilgili ilişiğini göstermek için “however” kelimesini kullanabilirsin.
However kelimesini paragraf içinde bu şekilde kullanabilirsin:
The city was buzzing with excitement as the much-anticipated music festival approached. People from all walks of life eagerly awaited the lineup of talented artists set to perform. However, just a few days before the event, news broke that the headlining act had to cancel due to unforeseen circumstances. The disappointment spread like wildfire, leaving organizers scrambling to find a suitable replacement.
Aynı zamanda however kelimesini but yerine aşağıdaki şekilde kullanabilirsin.
I studied hard for the exam but I didn’t perform well.
I studied hard for the exam; however, I didn’t perform well.
(Sınav için çok çalıştım ama iyi performans gösteremedim.)
She wanted to go out but it started raining.
She wanted to go out, however, it started raining.
(Dışarı çıkmak istedi ama yağmur yağmaya başladı.)
Nevertheless de tıpkı however gibi iki cümleyi birbirine bağlamak amacıyla kullanılır. Ancak, bununla birlikte, buna rağmen, yine de gibi anlamlar taşır. Cümle içinde kullanılacaksa virgülle beraber, paragraf içinde kullanılacaksa yeni bir paragrafa başlarken veya devam ettirirken noktadan sonra kullanılabilir.
The rainy weather didn’t dampen their spirits; they were determined to make the most of their outdoor adventure. They had packed their bags with raincoats, umbrellas, and a positive attitude. Nevertheless, as they embarked on their hike through the lush forest, the rain intensified, turning the trail into a muddy mess.
The movie received mixed reviews but it was a box office success.
The movie received mixed reviews; nevertheless, it was a box office success.
(Filmin farklı incelemeleri olmasına rağmen gişe başarısı yakaladı.)
He was tired from work but he managed to complete his chores.
He was tired from work; nevertheless, he managed to complete his chores.
(İşten yorulmuştu ancak günlük işlerini tamamlamayı başardı.)
İngilizce çalışmak için ne yapacağım diyorsan, tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak!

Bununla beraber, her şeye rağmen, yine de ancak gibi anlamlarda kullanılır. Nonetheless, nevertheless kelimesine kıyasla daha resmi bir alternatif olarak tercih edilir ve kullanımı diğer kalıplara kıyasla fazla yaygın değildir. Deyim yerindeyse ciddi tartışmalar esnasında bu kelime kullanılır.
Nonetheless kelimesinin bir diğer anlamı da mamafihtir. Kelimenin kullanım yerini daha doğru anlaman açısından bu çeviriye de yer vermek istedik. Mamafih kelimesi de bununla birlikte anlamına gelir. Ancak bu kelime tarih, siyaset, ekonomi veya hukuk gibi ağır bir dil içeren konulardan bahsederken kullanılır.
Elbette yalnızca bu konularda değil, istenirse normal cümleler için de kullanılabilir.
The car broke down on the way; nonetheless, they managed to reach their destination.
(Arabanın yolda bozulmasına rağmen onlar gidecekleri yere varmayı başardı.)
She missed the bus; nonetheless, she arrived at the meeting on time.
(Otobüsü kaçırmasına rağmen toplantıya zamanında yetişti.)
The economic crisis hit the country hard, leading to widespread unemployment and poverty; nonetheless, through strategic reforms and perseverance, the nation managed to stabilize its economy and rebuild prosperity.
(Ekonomik kriz ülkeyi sert bir şekilde vurdu, yaygın işsizlik ve yoksulluğa yol açtı; yine de stratejik reformlar ve azim sayesinde ülke ekonomisini istikrara kavuşturmayı ve refahı yeniden inşa etmeyi başardı.)
The ancient civilization faced natural disasters and external threats; nonetheless, it left behind a rich cultural legacy that continues to captivate and inspire generations.
(Eski uygarlık, doğal afetler ve dış tehditlerle karşı karşıya kaldı; yine de arkasında nesiller boyu büyülemeye ve ilham vermeye devam eden zengin bir kültürel miras bıraktı.)
Yet İngilizce’de temelde iki farklı anlamda kullanılır. Bu kelimenin en popüler kullanım şekli “henüz” anlamında kullanılan edat formudur. İkinci kullanım şekli ise bağlaç olarak “ama, ancak” anlamlarında kullanılmasıdır. Yet edat şeklinde kullanıldığında çoğunlukla cümlenin sonunda kullanılır ve cümle ortasında yet kullanımı yanlıştır. Ancak bağlaç olarak kullanıldığında cümle ortasında da “yet” kullanılabilir.
I haven’t started my lunch yet. (Henüz öğle yemeğine başlamadım.)
Burada yet edat formunda kullanılmıştır. Yukarıda da gördüğün üzere olumsuz bir cümlede cümle sonunda kullanılmıştır. Bu cümle “I have started my lunch yet.” şeklinde yazılsaydı yanlış bir kullanım olurdu. Edat şeklinde kullanılan yet’in bir diğer özelliği de yalnızca olumsuz cümlelerde kullanılmasıdır.
They had a lot of time to prepare for the event, yet they were still unorganized.
(Etkinliği düzenlemek için çok vakitleri vardı, buna rağmen hâlâ organize değiller.)
Bu cümlede de yet kelimesi bağlaç olarak kullanılmıştır. Diğer kullanımının aksine bu kullanımda cümle ortasında ve yapıca olumlu cümlede kullanılmıştır.
Yet’in kullanımı ile ilgili diğer örnek cümleler de şu şekildedir:
Online İngilizce kursumuza dair tüm detaylara yan taraftaki formu doldurarak ulaşabilirsin.

Although, though, even though benzer anlamda kullanılan ancak sık sık karıştırılan kalıplar arasındadır. Hepsinin kullanım şekli farklı olmakla birlikte, kısaca bu kelimelerden bahsedelim.
Although: “-e rağmen” anlamında kullanılır. Bir cümleyle diğer cümle arasındaki bağlantıyı kurmak amacıyla yararlanılır. Cümle içinde şu şekilde kullanılır:
Although+ subject+verb
Although it was late, they decided to go to the party. (Geç olmasına rağmen partiye gitmeye karar verdiler.)
Even though: Even though da tıpkı although gibi “-e rağmen” anlamında kullanılır. Resmi ve empati içeren cümlelerde kullanılır. Cümle yapısı ise şu şekildedir:
Even though+ a clause
Evolution is just a theory even though it is now taught in state schools. (Evrim devlet okullarında öğretilmesine rağmen hâlâ yalnızca bir teoridir.)
Though: Çoğunlukla konuşma esnasında tercih edilir. Cümle yapısı şu şekildedir:
Though+subject+verb
It was raining; though, we decided to go for a walk. (Yağmur yağmasına rağmen yürüyüşe çıkmaya karar verdik.)
She was busy; though, she found time to help her friend. (Meşgul olmasına rağmen arkadaşına yardım edecek vakti buldu.)
Bu kalıp buna karşın, tersine gibi anlamlar taşır. İngilizcede ama yerine söyleyebileceğin kelimeler arasında yer alan ve konuşma sırasında sık sık kullanılan kelimelerden bir
tanesidir. Kısaca bir cümleyi diğer cümleye bağlamak amacıyla kullanılır.
The first book was a thriller; in contrast, the second one was a romantic novel.
(İlk kitap gerilimdi, buna karşın ikinci kitap romantik bir romandı.)
He enjoys outdoor activities; in contrast, his friend prefers indoor hobbies.
(O dışarı aktivitelerinden hoşlanır, onun arkadaşı tersine içeri aktivitelerini tercih eder.)
The new employee was diligent and hardworking, in contrast to the previous one, who was often lazy and unproductive.
(Verimsiz ve tembel eski çalışanın aksine yeni çalışan gayretli ve çalışkandı.)
Despite kelimesi rağmen anlamına gelir. Bu kelimeyi direkt olarak but yerine kullanmanız mümkün değildir. Verdiğimiz diğer kalıpların birçoğu but yerine doğrudan kullanılabilirken bu kelimeyi kullanmak için cümle yapısında değişiklik yapmanız gerekir. Çok basit bir örnekle hem despite kelimesini hem de niçin doğrudan but yerine kullanamayacağımızı açıklayabiliriz:
I am happy despite everything. (Her şeye rağmen mutluyum.)
I am happy but everything. (Mutluyum ama her şey.)
Gördüğün üzere despite kelimesi “rağmen” anlamına geldiğinden onun yerine but kelimesini kullandığımızda cümle oldukça anlamsız bir hâl alıyor. Birkaç örnekle daha despite kelimesinin kullanımına örnek verebiliriz.
Despite the rain, they went for a picnic and had a great time.
(Yağmura rağmen pikniğe gittiler ve harika vakit geçirdiler.)
She completed the project on time, despite facing numerous challenges.
(Çok sayıda zorluklarla karşılaşmasına rağmen projeyi zamanında tamamladı.)
I love her despite her faults.
(Hatalarına rağmen onu seviyorum.)
Bu yazıda “ama” yerine kullanabileceğin kelimelerden bahsettik. Bu kelimeleri öğrenmek ve yerinde kullanabilmek için bol bol pratik yapmalısın. Eğer öğrenmek için çok çaba sarf ediyorum ancak bir türlü istediğim başarıyı yakalayamıyorum diyorsan Open English ana dili İngilizce eğitmenleri, 7/24 canlı dersleri ve interaktif içerikleriyle seni bekliyor! Unutma, Open English ile İngilizce öğrenmeye daima bir adım önde başlarsın! Hemen sayfada yer alan formu doldur, uzmanlarımız seninle iletişime geçsin!