Gün içerisinde en fazla vakit geçirilen alanlar okullar, iş yerleri ve evlerdir. Ve bu alanların her birinde yapılacak işler, yerine getirilecek sorumluluklar vardır. Bu yazıda seninle evde yapılan çalışmaları paylaşmak istiyoruz. Bu yazımızda, evde yapılan çalışmalardan bahsedecek; homework ve housework arasındaki farkları anlatacağız.
Homework ve housework kelimelerinin manasını öğreneceğin bu yazıda, homework ve housework kelimelerinin farkını da öğreneceksin. Ama bu yazı sana yalnızca homework ve housework kelimelerinin farkını değil, benzer yönlerini de sunacak. Birbirine benzerliği ile dikkat çeken homework ve housework kelimelerinin cümle içerisinde nasıl kullanılabileceğini de Homework ve Housework Arasındaki Fark Nedir? başlıklı bu yazımızda bulabileceksin.
Kaliteli bir online İngilizce kursu arıyorsan bu sayfada bulunan formu doldur ve Open English’te yer alan fırsatları anlatması için ekip arkadaşlarımızın seni aramasını bekle!
Homework ve Housework kelimeleri temelde aynı anlama gelen kelimeler gibi görünüyor. Çünkü home ve house kelimeleri “ev” manası taşıyor. Ancak, homework ve housework arasında aslında büyük bir fark bulunuyor. Homework kelimesi evde yapılması için verilen okul ödevlerini anlatmak için kullanılırken, housework eve ait olan işleri anlatmak için kullanılıyor.

Homework; okulda yürütülen eğitimde öğretmenler tarafından öğrencilere verilen, öğrencilerin okulda öğrendikleri bilgileri pekiştirmesini ve ilerletmesini sağlayan çalışmalardır. Evde yapılması istenen ev ödevi manasına gelen homework, belirli bir bitiş tarihine sahiptir ve öğrencilerin okulda en fazla duyduğu kelimelerdendir.
Housework kelimesi ev işi manasına gelir. Housework; çamaşır, bulaşık, temizlik gibi evin bakımını sağlayan işleri anlatır. Evde yapılan günlük işleri anlatan housework, evden çalışmak manasını taşımaz. Bir işte home office çalışıyor olmak ya da iş çıkışı eve iş getirmek, bu çalışmaların housework olduğu anlamına gelmez. Housework, evde yapılan ve eve ait olan işleri anlatan bir kavramdır.
Birbiriyle bağlantılı görünen ama farklı anlamlar taşıyan kelimeler ilgini çekiyorsa Proof, Prove, Belief, Believe Arasındaki Farklar başlıklı yazımızı okumanı tavsiye ederiz.
Homework ve housework arasında büyük bir anlam farkı bulunduğunu anlattık. Peki, homework ile housework arasındaki benzerlikler neler? Yazımızın bu bölümünde homework ile housework arasındaki benzerlikleri senin için sıraladık.
Öncelikle, homework ve housework kelimelerinin her zaman için tekil kullanılan kelimeler olduğunu söyleyelim. Homework ve housework sayılamayan (uncountable) kelimelerdir. Yani homework ve housework kelimelerinin, “a homework” ya da “houseworks” olarak cümle içerisinde kullanımları uygun değildir.
Homework ve housework arasındaki benzerliklerden biri, ev ödevi “yapmak” ve ev işi “yapmak” anlatılırken kullanılan fiildir. Homework ve housework kelimeleri cümle içerisinde kullanıldığında “yapmak” manasında kullanılan kelime “make” değildir. Homework ve housework kelimelerinin yanında “yapmak” anlamında kullanılan kelime “do” kelimesidir.
Şimdi, biraz da homework ve housework kelimelerinin cümle içerisinde nasıl kullanıldığını inceleyelim.
Homework ve housework kavramlarının yazılışının çok benzer olması bu kelimeler hakkında kafa karışıklığı yaratabilir. Homework ve housework kelimelerinin cümle içinde kullanımını örnek cümlelerle öğrendiğinde, homework ve housework’ün cümle içinde kullanım şekli zihninde kalıcı bir yer edinecektir. Homework ve housework içeren örnek cümleleri hemen aşağıda bulabilirsin.

| My teacher gave me homework to do during the holiday. | Öğretmenim tatilde yapmam için ev ödevi verdi. |
| My teacher liked my homework very much. | Öğretmenim ev ödevimi çok beğendi. |
| I did my homework with my sister. | Ev ödevimi ablamla birlikte yaptık. |
| To be successful in my studies, I need to do my homework. | Derslerimde başarılı olmam için ev ödevlerimi yapmam gerekir. |
| I forgot my homework at home. | Ev ödevimi evde unuttum. |
| My teacher warned me for not doing my homework. | Ev ödevimi yapmadığım için öğretmenim beni uyardı. |
| I decided to turn my long time homework into a book. | Uzun zamandır yaptığım ev ödevimi kitap haline getirmeye karar verdim. |
| My friend asked me to help him finish his homework. | Arkadaşım, ev ödevini bitirmek için benden yardım istedi. |
| I slept less at night and finished my homework. | Gece daha az uyuyup ev ödevimi bitirdim. |
| My teacher understood that my mother did my homework. | Ev ödevimi annemin yaptığını öğretmenim anladı. |

| Ev işi yapmak hiç de kolay değil. | Doing housework is not easy at all. |
| Ev işi yapmak kulağa çok sıkıcı geliyor. | Doing housework sounds so boring. |
| Ev işi yaparken müzik dinlemeyi çok severim. | I like to listen to music while doing housework. |
| Ev işi yapmaya mutfaktan başlarım ve sonra banyoyu temizlerim. | I start the housework from the kitchen and then I clean the bathroom. |
| Ev işi yapmak için erken kalktım. | I got up early to do housework. |
| Bütün gün ev işi yaptım ve çok yoruldum. | I’ve been doing housework all day and I’m very tired. |
| Alışveriş yapmak için dışarı çıktığımdan dolayı ev işi yapmaya vaktim olmadı. | I didn’t have time to do housework as I went out for shopping. |
| Ev işi yapması için bir profesyonelle anlaştım. | I hired a professional to do housework. |
| Ev işi yaparken robot süpürge de kullanırım. | I also use a robot vacuum cleaner while doing housework. |
| Ev işi yapmaya küçük yaşta başladım. | I started doing housework at a young age. |
Homework ve housework gibi birbirine benzeyen fakat farklı anlamlara sahip olan birçok İngilizce kelime bulunuyor. İngilizce kelimeleri öğrenmenin kolay yolu ise online İngilizce kursu Open English’ten geçiyor.
Open English %100 online bir İngilizce kursu olduğu için istediğin yerde İngilizce öğrenebilirsin. Open English’te canlı derslere istediğin anda katılım sağlayabilir, ve interaktif derslere sınırsız giriş yapabilirsin. Kendi İngilizce seviyene en uygun kademeden başlayarak İngilizce öğrenebilir, her kademe atladığında yeni bir sertifika elde edebilirsin.
Online İngilizce kursu Open English’te; ana dili İngilizce olan eğitmenlerinden alacağın kaliteli İngilizce eğitimiyle İngilizce bilgini ilerletebilirsin. Eğitmenlerinin yönetiminde dahil olacağın konuşma sınıfları sayesinde ana dili İngilizce olan öğrencilerle tanışabilirsin. Konuşma sınıflarında tanıştığın öğrencilerle İngilizce konuşma pratiği yaparak günlük hayatta kolaylıkla İngilizce konuşabilecek dereceye gelebilirsin. Open English’te bulunan ses tanıma özellikli telaffuz uygulaması ile İngilizce konuşurken yapılan telaffuz hatalarını fark edebilirsin. Bu sayede kelimelerin doğru telaffuz biçimlerini öğrenerek İngilizce konuşmana katkı sağlayabilirsin.
Farklı İngilizce kelimeleri bir an önce İngilizce kelime dağarcığına katmak için bu sayfada yer alan iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcisi arkadaşlarımız seni hızlıca arayacak ve sana, Open English’in ışıltılı dünyasının kapılarını aralayacak!
Meslekler için İngilizce kelimeler serisinde bu sefer pilotlar var. Pilotların İngilizce bilme zorunlulukları var mı? Neden pilotlar İngilizce bilmeli? Ve pilotların sıklıkla kullandığı, işlerine yarayacak İngilizce kelimeler neler? Bu yazıda bu sorulara cevap vereceğiz.
Pilotlar, ticari veya özel uçakları kontrol ederek yolcuları veya yükleri güvenli bir şekilde bir yerden başka bir yere taşırlar. Pilotların işi, uçuş öncesi hazırlık, uçuş planlaması, uçuş güvenliği, hava trafik kontrolü ve uçuş sırasında acil durumlara müdahale gibi birçok farklı sorumluluk ve görevi içerir. Ayrıca, pilotlar, uçuş ekibi ve havayolu yönetimiyle de yakın bir şekilde çalışırlar.
Pilotların uluslararası havacılıkta İngilizce öğrenmeleri zorunludur. Çünkü İngilizce, tüm pilotların ve hava trafik kontrolörlerinin kullandığı standart bir dil olarak kabul edilir. Bu nedenle, tüm pilotların İngilizce konuşma, okuma, yazma ve anlama becerilerine sahip olmaları gerekir.
Ayrıca, İngilizce, hava trafik kontrolü, uçuş talimatları, acil durumlar ve diğer havacılıkla ilgili konuların tümü için ortak bir dil. Bu yüzden, pilotların İngilizce bilmeleri havacılık güvenliği açısından da oldukça önemli.
Pilot adayıysan ya da hala İngilizceyle alakalı kafanda oturtamadığın sorunlar varsa çözümü basit: Open English.
Open English ile İngilizceni istediğin seviyede geliştirebilirsin. Alanında uzman native öğretmenlerden alacağın dersleri haftanın istediğin saati ve gününe sığdırabilirsin.
Open English online İngilizce kursudur. Dolayısıyla İngilizceni geliştirmek için bilgisayarının kapağını açman yeterli olacaktır. Eğer detaylı bilgi almak istersen üsteki linke tıklayıp sayfada çıkan formu doldurman yeterli. Aynı formu sayfanın yan köşesinde de bulabilirsin.

İşte pilotlar tarafından sıklıkla kullanılan İngilizce kelimeler, Türkçeleri ve İngilizce örnek cümleler:
The airplane will land at the airport in an hour.
(Uçak bir saat içinde havalimanına inecek.)
The plane needs a longer runway to take off.
(Uçak kalkmak için daha uzun bir pist gerekiyor.)
The plane will take off in 10 minutes.
(Uçak 10 dakika içinde kalkacak.)
The plane made a smooth landing.
(Uçak yumuşak bir iniş yaptı.)
The plane is flying at an altitude of 10,000 feet.
(Uçak 10.000 feet yükseklikte uçuyor.)
The plane’s airspeed is 500 miles per hour.
(Uçağın hava hızı saatte 500 mil.)
The plane is flying in a northwesterly heading.
(Uçak kuzeybatı yönünde uçuyor.)
The flight experienced turbulence during the descent.
(Uçuş iniş sırasında türbülans yaşadı.)
The flight has been delayed due to bad weather.
(Uçuş kötü hava koşulları nedeniyle gecikti.)
Tower: “Flight 123, you are clear to land on runway 22.”
(Kule: “Uçuş 123, 22 numaralı piste inişe izin verildi.”)

The pilot had to perform a go-around due to traffic on the runway.
(Pilot, pistteki trafiğe bağlı olarak bir atış yapmak zorunda kaldı.)
The pilot made a Mayday call due to an engine failure.
(Pilot, motor arızası nedeniyle bir acil durum çağrısı yaptı.)
The flight declared a Pan-pan due to a medical emergency on board.
(Uçuş, uçakta bir tıbbi acil durum nedeniyle bir acil durum durumu ilan etti.)
The plane had to circle around the airport due to heavy air traffic.
(Uçak yoğun hava trafiği nedeniyle havalimanı etrafında dönmek zorunda kaldı.)
Ground control instructed the aircraft to taxi to the runway.
(Terra kontrolü, uçağın pistten taksi yapmasını emretti.)
The tower cleared the aircraft for takeoff.
(Kule, uçuşa izin verdi.)
Departure instructed the pilot to maintain heading and climb to 10,000 feet.
(Kalkış, pilotun rotayı koruyup 10.000 feet’e tırmanmasını emretti.)
Approach advised the pilot to descend to 3000 feet.
(Yaklaşım, pilotu 3000 feet’e indirmesi konusunda uyardı.)
The aircraft reached its assigned flight level of 350.
(Uçak, atandığı 350 uçuş seviyesine ulaştı.)
The cabin crew prepared the cabin for landing.
(Kabin ekibi, kabinin iniş için hazırlıklarını yaptı.)

The pilot and co-pilot are in the cockpit during the flight.
(Pilot ve yardımcı pilot uçuş sırasında kokpitte yer alır.)
The fuselage is the main body of the aircraft.
(Gövde, uçağın ana gövdesidir.)
The ailerons are used to control the roll of the aircraft.
(Aloronlar, uçağın yuvarlanma hareketini kontrol etmek için kullanılır.)
The elevators are used to control the pitch of the aircraft.
(Elevatörler, uçağın yükseklik hareketini kontrol etmek için kullanılır.)
The rudder is used to control the yaw of the aircraft.
(Direksiyon, uçağın yalpa hareketini kontrol etmek için kullanılır.)
The flaps are used to increase the lift and drag of the aircraft during takeoff and landing.
(Flaplar, kalkış ve iniş sırasında uçağın kaldırma ve sürükleme kuvvetini artırmak için kullanılır.)
The spoilers are used to decrease the lift and increase the drag of the aircraft during landing.
(Sporlar, iniş sırasında uçağın kaldırma kuvvetini azaltmak ve sürükleme kuvvetini artırmak için kullanılır.)
The thrust is the force produced by the aircraft’s engines.
(İtme, uçağın motorları tarafından üretilen kuvvettir.)
The altitude hold function allows the aircraft to maintain a specific altitude during the flight.
(Yükseklik tutma özelliği, uçağın uçuş sırasında belirli bir yüksekliği korumasına olanak tanır.)
The autopilot can be used to automatically control the aircraft’s flight path.
(Otomatik pilot, uçağın uçuş rotasını otomatik olarak kontrol etmek için kullanılabilir.)
Pilotların ve havacılık endüstrisinde kullanılan kelimelerin bir kısmını buraya ekledik. Daha fazlasını uygulamalı bir şekilde öğrenmek istersen Open English sana bu konuda yardım edebilir. Çünkü hem keyifli hem de faydalı bir eğitim platformu.
Open English ile pilotların vermesi gereken dil sınavlarına kolay bir şekilde hazırlanıp skorunu yükseltebilirsin. Sayfanın solunda bulunan formu doldurman yeterli!
Türkçede ortaokul ve lise dil bilgisi derslerinde işlenilen konulardan zamirleri, yani adılları hatırlıyorsun, değil mi? Hani cümlede isim yerine kullanılan kelimeler… İşte zamirler, Türkçede olduğu gibi İngilizcede de önemli bir yere sahiptir.
İngilizce zamirler, tıpkı Türkçedeki gibi cümle içinde birçok farklı şekilde kullanılmaktadır. İngilizce zamirleri türlerine göre 6 başlıkta inceleyebiliriz. Bunlar:
Gördüğün gibi İngilizce zamirler konusu, gramer açısından önemli bir konu… İngilizce çalışırken üzerinde duracağın İngilizce zamirleri liste haline getirdik ve örnek cümlelerle kullanımlarına dair detayları paylaştık.
İşte 6 başlıkta İngilizce zamirler listesi ve örnek cümleler:

Adından da anlaşılacağı gibi subject pronouns, özne zamirleri ya da kişi zamirleri olarak değerlendiriliyor. Her cümlede olması gereken özne yerine kullanılan bu İngilizce zamirler listesini ve Türkçelerini aşağıda bulabilirsin.
| Subject Pronouns – Kişi Zamirleri | Türkçesi |
| I | Ben |
| You | Sen |
| He | O (erkek) |
| She | O (dişi) |
| It | O (hayvan, bitki, cansız varlık) |
| We | Biz |
| You | Siz |
| They | Onlar |
İngilizce özne zamirleriyle alakalı birkaç örnek cümleye bakalım.
I can play piano.
Ben piyano çalabilirim.
He has blue eyes.
O mavi gözlere sahip.
We ate pizza.
Biz pizza yedik.
Türkçeden de bildiğin gibi nesne zamirleri, cümle içinde nesne görevini üstlenen kelimelerdir. İngilizce nesne zamirleri de tam olarak aynı şekilde kullanılmaktadır.
| Object Pronouns – Nesne Zamirleri | Türkçesi |
| Me | Bana, beni |
| You | Sana, seni |
| Him | Ona, onu (erkek) |
| Her | Ona, onu (dişi) |
| It | Ona, onu (hayvan, bitki, cansız varlık) |
| Us | Bize, bizi |
| You | Size, sizi |
| Them | Onlara, onları |
İngilizce nesne zamirleriyle alakalı birkaç örnek cümleye yakından bakalım.
Let me know.
Bana haber ver.
This pencil belongs to her.
Bu kalem ona (kız) ait.
Do you wanna come with us?
Bizimle gelmek ister misin?
Yine Türkçeden yola çıkıyoruz: Sahiplik veya aitlik zamirleri olarak da nitelendirilen possesive pronouns, Türkçedeki -ki aitlik ekini ifade etmek için sıklıkla kullanılmaktadır.
| Possessive Pronouns – İyelik Zamirleri | Türkçesi |
| Mine | Benimki |
| Yours | Seninki |
| His | Onunki (erkek) |
| Hers | Onunki (dişi) |
| Its | Onunki (hayvan, bitki, cansız varlık) |
| Ours | Bizimki |
| Yours | Sizinki |
| Theirs | Onlarınki |
İşte örnek possesive pronouns cümleleri:
Your car is faster than mine.
Senin araban benimkinden hızlı.
This is my book. Where is yours?
Bu benim kitabım. Seninki nerede?
This house can be theirs.
Bu ev onlarınki olabilir.

Şimdi sırada reflexive pronouns diye adlandırılan ve Türkçeye yansıma zamirleri olarak çevrilen İngilizce zamirler var.
| Reflexive Pronouns -Yansıma Zamirleri | Türkçesi |
| Myself | Kendim |
| Yourself | Kendin |
| Himself | Kendi (erkek) |
| Herself | Kendi (dişi) |
| Itself | Kendi (hayvan, bitki, cansız varlık) |
| Ourselves | Kendimiz |
| Yourselves | Kendiniz |
| Themselves | Kendileri |
Birkaç örnek ile reflexive pronouns konusuna yakından bakalım.
My dog can wash itself.
Benim köpeğim kendini yıkayabilir.
Do you do your housework by yourself?
Ev işlerini kendin mi yaparsın?
They solved this problem themselves.
Onlar bu problemi kendileri çözdüler.
Sırada belgisiz zamirler diye nitelendirdiğimiz indefinite pronouns var. Burada zamirin kim veya ne için kullanıldığı belli olmadığı için belgisiz ya da belirsiz gibi ifadelerle tanımlanıyor.
| Indefinite Pronouns – Belgisiz Zamirler | Türkçesi |
| Someone – Somebody | Biri, birisi |
| Anyone – Anybody | Herhangi birisi |
| No one – Nobody | Hiç kimse |
| Eevryone – Everybody | Herkes, her biri |
| Something | Bir şey |
| Anything | Herhangi bir şey |
| Nothing | Hiçbir şey |
| Everything | Her şey |
Eminiz ki bunları biliyorsun ama örneklerle indefinite pronouns konusunu daha kolay pekiştirebilirsin.
Something went terribly wrong.
Bir şeyler çok ters gitti.
I don’t have any idea about where he is.
Onun nerede olduğu hakkında herhangi bir fikrim yok.
Everything will be good.
Her şey iyi olacak.

Geldik İngilizce zamirler listemizin son başlığına: Demonstrative pronouns – yani işaret zamirleri –
Aşağıdaki İngilizce zamirler listemizde işaret için kullanılan zamirleri ve Türkçe karşılıklarını bulabilirsin.
| Demonstrative Pronouns – İşaret zamirleri | Türkçesi |
| This | Bu – Yakın Olan |
| That | Şu – Uzak Olan |
| These | Bunlar – Yakın Olan |
| Those | Şunlar – Uzak Olan |
İşaret zamirleriyle alakalı örnek cümlelerle bu konumuzu kapatıyoruz.
This is my dog.
Bu benim köpeğim.
That was my old house.
Şu benim eski evimdi.
These can be his cars.
Bunlar, onun arabaları olabilir.
Those are very beautiful flowers.
Şunlar çok güzel çiçekler.
Burada İngilizce zamirler listemizi bitiriyoruz. Yazımızı bitirirken İngilizce öğrenmek, İngilizce çalışmak ve İngilizce konuşmak için desteğe ihtiyacın varsa, seni online İngilizce kursumuza davet ediyoruz.
Ana dili İngilizce olan eğitmeler, 7/24 kullanımına açık olan bir platform, yarım saatte bir başlayan canlı dersler ve çok daha fazlası online İngilizce kursumuzda seni bekliyor. Tüm bunlara ulaşmak için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak ve arkadaşlarımızın seni aramasını beklemek…
Sonrasında üyeliğini başlatabilir ve hızlı bir şekilde İngilizce öğrenmeye başlayabilirsin.
Üniversite sınavları yaklaştı ve sınavlara hazırlananlar İngilizce hazırlık sınıfını atlayıp atlayamayacağını araştırmaya başladı. Elbette, İngilizce hazırlık sınıfını atlamak ve üniversiteyi bir yıl erken bitirmek mümkün. Peki, ama nasıl?
İngilizce hazırlık hakkında kafanda soru işaretleri varsa ve İngilizce hazırlık sınıfını geçmek için birtakım fikirlere ihtiyaç duyuyorsan, “Özel Üniversitelerde İngilizce Hazırlık Sınıfı Nasıl Atlanır?” başlıklı yazımızın sana çok yardımı dokunacak. İngilizce hazırlık tabiri ne anlama geliyor? İngilizce hazırlık sınıfını atlamak için ne yapmak gerekiyor? İngilizce hazırlık sınıfını atlamak hakkında merak edilen tüm bilgileri bu yazımızda bulabilirsin.
Open English ile İngilizce öğrenmeye jet hızıyla başla! Bu sayfada bulunan iletişim formunu doldur, online İngilizce kursu Open English üyeliğini hemen tamamlayalım.
Üniversitelerde bazı bölümlerde İngilizce hazırlık eğitimi bulunuyor. İngilizce hazırlık; eğitim yılına bir yıl daha eklenmesi demek olsa da, seçtiğin bölüme ait derslerin dilini kavrayabilmen için çok önemli. İngilizce hazırlık sınıfları sayesinde okuyacağın bölümün derslerini anlayabilmen kolaylaşacak ve İngilizce diline hakimiyetin artacak.
İngilizce hazırlık, öğrencilerin İngilizce öğrenmesi ve İngilizceyi derslerinde kullanması için verilen bir eğitim. Bu eğitim bir yıl sürüyor. İngilizce hazırlık eğitiminde, farklı bölümlerden öğrenciler aynı sınıfta İngilizce eğitimi alıyorlar. Dönem başlarında girebildikleri İngilizce hazırlık muafiyet sınavı sayesinde İngilizce hazırlık sınıfını atlama hakkı kazanıyorlar.

İngilizce hazırlık sınıfının nasıl atlanacağını anlatmaya geçmeden önce, İngilizce hazırlık sınıfı bulunan özel üniversiteler ile devlet üniversitelerini senin için sıralamak istedik. Öğretim dili en az %30 İngilizce olan ve İngilizce hazırlık eğitimi veren üniversitelerin bir kısmı şu şekilde sıralanabilir:

Özel üniversitelerde ve devlet üniversitelerinde karşımıza çıkan İngilizce hazırlık dersleri, dili İngilizce olan bölümler için çok değerli. İngilizce bilgisine güvenenler, İngilizce hazırlık eğitimini geçerek bir an önce alan derslerini almak istiyorlar.
Özel üniversitelerde İngilizce hazırlık sınıfını atlamanın yollarından biri, dil yeterliliğini ölçmek için üniversite tarafından yapılan Proficiency adlı İngilizce yeterlilik sınavından geçer not almak. Bu sınav genellikle iki bölümden oluşuyor. Hazırlık muafiyet sınavının ilk aşamasında gramer (gramer), vocabulary (kelime bilgisi) ve reading (okuma) alanlarından sorumlu olunuyor. Bu alanlarda başarılı olan öğrenciler, ikinci aşamada; writing (yazma), listening (dinleme) ve speaking (konuşma) konularına geçme hakkı ediniyor.
Özel üniversitelerde İngilizce hazırlık sınıfını atlamanın bir diğer yolu ise uluslararası sınavlara girerek İngilizce yeterliliğini ortaya koymak. TOEFL ya da IELTS gibi İngilizce seviyeni kanıtlamaya yardımcı olacak sınavlardan birine girerek İngilizce hazırlık sınıfını atlayabilirsin.
İster üniversitenin İngilizce yeterlilik sınavına ister uluslararası dil yeterlilik sınavlarından birine gir… İngilizce hazırlık sınıfını atlamak için her koşulda ihtiyacın olan şey, ileri seviyede İngilizce bilgisi. Bunun için yapabileceğin şeylerden biri, yurt dışında bir dil okuluna gidip İngilizce bilgini üst seviyelere taşımak.
Özel üniversitelerde İngilizce hazırlık sınıfını atlamak için yapabileceğin çalışmalardan biraz bahsedelim. İngilizce kelimelerle ilgili testleri ve daha önce İngilizce hazırlık muafiyet sınavında çıkmış olan soruları çözebilirsin. Grammer bilgini geliştirmek için videolar izleyebilirsin. İngilizce günlük tutarak writing becerini, İngilizce kitap okuyarak reading becerini geliştirebilirsin.
Özel üniversitelerde İngilizce hazırlık sınıfını atlamak için yapabileceğin bir şey daha var. O da, bir İngilizce seviye tespit sınavına girip eksik konularını belirlemek. Ardından iyi bir İngilizce kursundan hızlı ama etkili bir İngilizce eğitimi alabilir ve İngilizce hazırlık sınıfını atlayabilirsin. Ya da özel ders alarak sağlam adımlarla İngilizce konusunda ilerleyebilirsin. Hem seviye tespit sınavı konusunda hem kaliteli İngilizce eğitimi konusunda hem de İngilizce özel ders konusunda sana yardımcı olabilecek bir İngilizce kursu biliyoruz.

Özel üniversitelerde İngilizce hazırlık sınıfını atlamak için yapılabilecek en iyi şey, online İngilizce kursu Open English’e kaydolmak. Çünkü Open English, İngilizce hazırlık sınıfını atlamak için ihtiyacın olan her şeyi öğrenebileceğin bir İngilizce kursu. Üstelik %100 online! Evet, yanlış okumadın. Open English %100 online olan bir İngilizce kursu. Bu demek oluyor ki, hiçbir kurs merkezine gitme zorunluluğun olmadan; istediğin her yerde İngilizce öğrenebileceksin.
Online İngilizce kursu Open English’te CEFR (The Common European Framework of Reference – Avrupa Ortak Dil Çerçevesi) prensiplerine dayalı, 8 seviyeden oluşan bir eğitim sistemi yer alıyor. Bu seviyelerden birine yerleşmek için öncelikle, kısa bir seviye belirleme sınavına girmen gerekiyor. Böylelikle Open English’te, İngilizcede hangi seviyede olursan ol, İngilizce bilgin katlanarak artacak bir bölge bulabiliyor. Her bir seviye sana, yeni bir sertifika imkanı sunuyor.
Open English’te ana dili İngilizce olan eğitmenlerin sunduğu İngilizce eğitimi ile kaliteli bir İngilizce eğitimi alırsın. Eğitmenlerinin moderatörlüğünde açılan İngilizce konuşma sınıflarında ana dili İngilizce olan başka öğrencilerle sohbet ederken İngilizce pratiği yapar ve speaking yetini geliştirirsin. Ayrıca Open English’te yer alan ses tanıma özellikli telaffuz uygulaması sayesinde İngilizce konuşurken yaptığın hataları düzeltme şansına sahip olursun.
Open English’e abone olduğunda, binlerce saatlik interaktif ders içeriğine sınırsız giriş hakkına sahip olursun. İnteraktif ders içeriğine sınırsız giriş hakkı ile; writing, reading, listening, speaking becerilerinde ustalık kazanabilirsin. Bu sayede İngilizce hazırlık sınıfını kolaylıkla atlayabilirsin. Ayrıca, online İngilizce kursu Open English’te; seçtiğin eğitim paketine göre, ana dili İngilizce olan eğitmenlerden birebir İngilizce eğitimi alma şansına da sahip olursun.
Özel üniversitelerde İngilizce hazırlık sınıfını atlamak için İngilizce seviyeni IELTS ve TOEFL ile belgeleyebileceğini daha önce belirtmiştik. TOEFL’a hazırlanmak istiyorsan Sıfırdan Toefl’a Hazırlanmak yazımızı okuyabilirsin. Eğer IELTS’e hazırlanmak istiyorsan da Sıfırdan Ielts’e Hazırlanmak başlıklı yazımız tam sana göre. Open English’te yer alan 300 saatlik sınavlara özel eğitim ile TOEFL ve IELTS sınavlarına hazırlanabilirsin.
Üniversite sınavları yaklaştı. Özel üniversitelerde İngilizce hazırlık sınıfını atlamak için İngilizce öğrenmeye bir an önce başlamalısın. Bu sayfada bulunana iletişim formunu doldurarak Open English aboneliğini başlat ve İngilizce hazırlık sınıfını atlamak için çalışmaya başla!
Open English ailesi olarak her meslekten kişilere bilmesi gereken İngilizce kavramları sunuyoruz. Bu yazımızda animasyoncu arkadaşlarımız için. Öncelikle animasyoncular ne yapar biraz ona bakalım.
Animasyoncular, animasyon filmleri, video oyunları, reklam filmleri, interaktif medya ve diğer görsel efektler gibi farklı medya türlerinde kullanılan hareketli görüntülerin tasarımı ve oluşturulmasıyla ilgilenen sanatçılardır. Animasyoncular, çeşitli teknikler kullanarak karakterlerin hareketlerini ve ifadelerini oluştururlar. Sonra da bu görüntüleri film, oyun veya diğer medya projelerinde kullanılabilir hale getirirler.
Animasyoncular, 2D animasyon, 3D animasyon ve stop-motion animasyon gibi farklı teknikler kullanabilirler. 2D animasyon, iki boyutlu düzlemde çalışır ve genellikle elde çizimler kullanır. 3D animasyon, üç boyutlu modelleri kullanarak animasyon oluşturur. Stop-motion animasyon ise gerçek nesnelerin fotoğraflanarak hareketli görüntüler oluşturulmasıdır.
Animasyoncular, yaratıcı fikirlerden başlayarak karakter tasarımı, senaryo yazımı, storyboard hazırlama, ses efektleri ve müzik oluşturma gibi birçok farklı aşamada çalışırlar. Bu nedenle, animasyoncuların görsel sanatlar, film yapımcılığı, bilgisayar grafikleri, programlama gibi çeşitli alanlarda bilgi sahibi olmaları gerekebilir.
Ama animasyoncuların bilmesi gerekenler sadece bunlar değil aynı zamanda İngilizce de bilmeleri gerekiyor. Çünkü animasyon endüstrisi, genellikle uluslararası bir alandır. Bu yüzden birçok ülkeden farklı insanlarla çalışmak gerekebilir. İngilizce, dünya çapında işletmelerin ve profesyonellerin iletişim kurmak için kullandığı ortak bir dil olduğu için, animasyoncuların İngilizce bilmesi önemlidir.
Ayrıca, animasyon endüstrisinde yayınlanan kaynak materyallerinin çoğu İngilizce olarak sunulur. İyi bir İngilizce anlama ve konuşma becerisi, animasyoncuların işlerini daha iyi anlamalarına ve projelerindeki değişiklikleri daha iyi kavramalarına yardımcı olabilir. İngilizce bilmek ayrıca yurt dışındaki iş fırsatlarını da artırabilir ve uluslararası işbirlikleri için avantaj sağlayabilir.
İngilizce konusunda eksiklerin giderilmesi için Open English başvurabileceğin en önemli kaynaklardan biri. Open English native hocalardan haftanın her günü ve saati alacağın derslere katılabileceğin online İngilizce kursu.
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. En kısa zamanda seninle iletişime geçilecektir.

İşte animasyoncuların işine yarayacak İngilizce kelimeler:
We need to set keyframes to create the movements of the animated character.
(Animasyon karakterinin hareketlerini oluşturmak için anahtar kareler belirlememiz gerekiyor.)
Tween frames make the animation smoother and more natural.
(Ara kareler, animasyonun daha akıcı ve doğal olmasını sağlar.)
The rigging process is essential for creating realistic movements of 3D characters.
(İskelet yapma süreci, 3D karakterlerin gerçekçi hareketlerinin oluşturulması için önemlidir.)
The mesh is the basic structure of the 3D model.
(Örgü/kafes, 3D modelin temel yapısıdır.)
Textures add details and realism to the surface of the 3D objects.
(Dokular, 3D nesnelerin yüzeyine detaylar ve gerçekçilik ekler.)
Rendering is the process of creating the final image or animation from the 3D scene.
(Görüntüleme, 3D sahneden son görüntü veya animasyonun oluşturulma sürecidir.)
The frame rate of the animation determines how smooth the movement appears to the viewer.
(Animasyonun kare hızı, hareketin izleyiciye ne kadar akıcı göründüğünü belirler.)

Motion graphics are used to create animated graphics and visual effects in video production.
(Hareketli grafikler, video üretiminde animasyonlu grafikler ve görsel efektler oluşturmak için kullanılır.)
Compositing is the process of combining multiple visual elements to create a final image or animation.
(Bileşimleme, birden fazla görsel öğenin birleştirilerek son görüntü veya animasyonun oluşturulma sürecidir.)
The storyboard is a visual representation of the story and serves as a guide for animation production.
(Hikaye tahtası, hikayenin görsel temsili ve animasyon üretimi için bir kılavuz olarak hizmet eder.)
The soundtrack includes all the audio elements of the animation, such as sound effects and music.
(Ses efektleri ve müzik gibi tüm ses öğelerini içeren ses parçası, animasyonun bir parçasıdır.)
Lip sync is the process of synchronizing the character’s lip movements with the audio dialogue.
(Dudak senkronizasyonu, karakterin dudak hareketlerinin diyalog sesiyle senkronize edilmesi sürecidir.)
The green screen is used in filmmaking and animation to create a background that can be replaced with other footage or images.
(Yeşil perde, filmlerde ve animasyonlarda değiştirilebilen bir arka plan oluşturmak için kullanılır.)

Character design is the process of creating the appearance and personality of an animated character.
(Karakter tasarımı, animasyon karakterinin görünüşünü ve kişiliğini oluşturma sürecidir.)
Blocking is the initial stage of planning the animation, where the main poses and movements of the characters are established.
(Blokaj, animasyonun planlama aşamasının ilk aşamasıdır ve karakterlerin ana pozları ve hareketleri belirlenir.)
In-Betweening is the process of creating frames between two keyframes to create the illusion of movement.
(Ara kareler oluşturma, hareket illüzyonu yaratmak için iki anahtar kare arasında kareler oluşturma işlemidir.)
Anticipation is a movement or action that prepares the viewer for a subsequent movement or action in the animation.
(Beklenti, animasyonda sonraki bir harekete veya eyleme hazırlayan bir hareket veya eylemdir.)
Squash and stretch is a technique used to give the illusion of weight and flexibility to an animated character.
(Sıkıştırma ve germe, animasyon karakterine ağırlık ve esneklik illüzyonu vermek için kullanılan bir tekniktir.)
Timing is crucial in animation to create the desired emotion and mood of the scene.
(Zamanlama, sahnenin istenen duygusunu ve havasını oluşturmak için animasyonda hayati öneme sahiptir.)
The walk cycle is a series of frames that depict the movement of a character walking.
(Yürüyüş döngüsü, bir karakterin yürüme hareketini tasvir eden kareler serisidir.)
Bu kelimeler, animasyoncuların işlerinde karşılaşabilecekleri terimlerden sadece bazılarıdır.
Animasyon endüstrisinde kullanılan İngilizce kelimelerin sayısı oldukça fazladır. Dolayısıyla bu meslekte iyi bir kariyer yapmak için İngilizce bilmek şart görünüyor.
Daha parlak bir gelecek için kendine yatırım yapmanın en iyi yolu İngilizce öğrenmek. Open English’in İngilizce öğrenme sürecinde sana her konuda yardım edebileceğini söylemiştik.
Bu konuda kafana takılan bir şey varsa ya da daha fazla bilgi almak istiyorsan bu sayfada yer alan formu doldurman yeterli. Open English’te senin için sunulan fırsatları kaçırma!
Başlamak bitirmenin yarısıdır denir, çoğu zaman. Bu ifade içerisinde mecaz barındırsa da haklı bir yanı var. Çünkü bitirememenin yegane sebebi başlayamamak. Bir işi halletmenin en büyük engeli ise erteleme alışkanlığı. Senin de başlayabilsen çabucak halledeceklerini günlerce ertelediğin oluyor mu?
Kişisel kaygılar, erteleme alışkanlığını besleyebiliyor. Çünkü insan yapmaktan korktuğu ya da başarısız olmaktan çekindiği için erteliyor. Sana haz veren, iyi hissettiren şeyleri yapmak ne kolay değil mi? Yapmaktan keyif aldığın işlere nasıl da zaman yaratabiliyorsun!
Bir işe başlamayı baltalayan başka bir etken, nereden başlayacağını bilememektir. Hayatta her konuya hakim olmak mümkün değil. Bu nedenle bazı konularda nereden başlayacağını bilemiyor olabilirsin. Fakat bu, çok büyük bir sorun teşkil etmiyor. Sorunu ertelemek yerine, alanında uzman birine danışarak çözebilirsin. Ayrıca konu hakkında kendin de araştırma yapabilirsin.
Ertelemek, hiçbir işte başarı getirmiyor. Bununla birlikte senden en önemli şeyi çalıyor. O da elbette zaman. Erteleme alışkanlığıyla ilgili araştırma yapmak istersen internette birçok kaynak bulabilirsin. Bu kaynakların hatrı sayılır bir kısmı İngilizce. Eğer sıfırdan İngilizce öğrenmek istiyorsan ya da temel İngilizce bilgine yenilerini eklemeyi düşünüyorsan erteleme! Seni hemen Open English ile tanıştıralım.
Open English, online bir İngilizce kursu. İngilizce öğrenmeye nereden başlayacağını bilemediğin için İngilizce öğrenmeyi sürekli erteliyorsan şimdi tam sırası! 7/24 canlı sınıflarda İngilizce çalışabilirsin. Ana dili İngilizce olan eğitmenlerden ders alıp onlarla pratik yapabilirsin. İngilizce öğrenmeyi ertelemek için hiçbir sebep yok. Çünkü Open English ile başlamak bitirmenin tamamı!
Open English ile İngilizce öğrenmek oldukça kolay. Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek istersen formu doldurabilirsin.

İngilizce evrensel bir dil. Küreselleşen dünya ve gelişen teknoloji ile birlikte İngilizce bilmek, her alanda önemli bir hale geldi. Bundan dolayı İngilizce bir gereklilik. Ama herkesin İngilizce öğrenme nedeni farklı. İş, eğitim, sosyalleşme, yurt dışı tatili, İngilizce kaynaklara erişim ve daha pek çok neden olabilir. Peki, sen neden İngilizce öğrenmek istiyorsun?
Neden İngilizce öğrenmek istediğin konusunda bir karar vermen önemli. Çünkü böylece hedefini belirlemiş olursun. Bu seni İngilizce öğrenme yolculuğunda azim ve istikrar sahibi yapar. Ayrıca erteleme alışkanlığına kapılmadan kararlı adımlar atabilirsin. Bunun yanında İngilizce öğrenmeyi neden istediğin sorusu, İngilizce öğrenmeye nereden başlayacağın hakkında ipuçları da verir.
İngilizce öğrenmeye karar verdin. Ama İngilizce öğrenmeye nereden başlayacağını bilmiyorsun. İşte tam bu aşamada, birçok kişi İngilizce öğrenmeyi erteliyor. Çünkü İngilizce öğrenmek konusunda başarısız olmaktan korkuyor. Bu korku seni yapmak istediklerinden alıkoymasın.
İngilizce öğrenmek zor değil. Hele de İngilizce öğrenmeye nereden başlayacağını biliyorsan. Birçok kişi daha önce İngilizce öğrenmeyi denemiş. Ama dili tam öğrenemediği için başarısız olduğunu düşünüp caymış.
Senin denemekten korkmana lüzum yok. Çünkü İngilizce öğrenmeye nereden başlayacağını bilirsen sorunların üstesinden gelebilirsin. Dilersen, İngilizce Nasıl Geliştirilir adlı yazıya da göz atabilirsin. Belki farklı bakış açıları edinirsin.
İngilizce öğrenmek istiyorsan planlı ve programlı olmalısın. Çünkü İngilizce öğrenememenin en büyük sebebi, genelde sistemsel hatalardır. Sıfırdan İngilizce nasıl öğrenilir? İngilizce öğrenmeye nereden başlamak gerekir? İngilizceye nasıl çalışmalıyım? Tüm bu sorular önemli.
İngilizcede neye, nasıl ve ne kadar çalışacağını bilirsen başarılı olursun. İngilizce çalışmalarını her gün düzenli olarak yapmalısın. Haydi, İngilizce öğrenmeye nereden başlamalısın konusunda verilen tavsiyelere bir bakalım.

İngilizce öğrenmeye nereden başlaman gerektiği konusunda kafan karışmış olabilir. Bu gayet doğal. Kaygılanmayı gerektirecek herhangi bir şey yok. Öncelikle bilmen gereken şey İngilizce öğrenmenin çok zor olmadığı. Gel, İngilizce öğrenmeye nereden başlaman gerektiği hakkında verilen tavsiyelere bir bakalım.
Bir dile hakim olmak zaman istiyor. Karmaşık konular için acele etmemelisin. Çünkü bu hem işini zorlaştırır hem de motivasyonunu düşürebilir. Bu nedenle en basit konulardan yani temel İngilizceden başlamalısın. Eğer İngilizcenin temel konularını biliyorsan tekrar etmiş olursun.
Basit konuları iyi öğrenmek oldukça önemlidir. Gündelik hayatın içerisinde kurduğun diyalogları düşün! Hatta tanışma diyalogları başlangıç için nefis duruyor. Biriyle karşılaşma, selam verme ve kendini tanıtma kısmından başlayabilirsin. Daha sonra günlük hayatta sık kullanılan ifadeler, ay ve gün adlarını öğrenebilirsin. Sayıları da yabana atmamakta fayda var.
İngilizce öğrenmeye nereden başlayacağını bilmek çok önemli. Basit konularda kendini geliştirdikten sonra şahıs ve ilgi zamirlerini öğrenebilirsin. Çünkü dilde zamirlerin ayrı bir önemi vardır. Türkçe öğrenirken de zamirleri bilmek gerekir.
İngilizcede önemli iki grup zamir mevcut. Bunlardan ilki şahıs zamirleri (Personal Pronouns) olarak biliniyor. Bir cümlede ismin yerine kullanılıyorlar. Diğer grup ise ilgi zamirleri (Relative Pronouns) olarak geçiyor.
Bir dili öğrenmek demek, o dilde cümle kurup kendini ifade edebilmek ile eşdeğer. Bu nedenle İngilizcede kullanılan temel cümle yapısını ve temel zamanları öğrenmen gerek. Başlangıç aşaması için temel zamanlar olarak bilinen geçmiş zaman (Past Tense), şimdiki zaman (Present Tense), gelecek zaman (Future Tense) konularının kurallarına bakabilirsin. Bu kuralları özümseyerek kendi cümlelerini kurmaya çaba harcamalısın.

Edatlar günlük konuşmalarda da sıkça kullanılır. Bundan dolayı İngilizce edatları bilmek, daha doğru ve tam cümleler kurmanı sağlar. İngilizce edatlar mühim bir konu olduğundan İngilizce seviyeni ölçen sınavlarda da bol bol sorulur. En çok kullanılan İngilizce edatları, kullanım alanlarını ve anlamlarını bilmelisin.
İngilizce öğrenmeye nereden başlayacağını artık biliyorsun. Peki, İngilizce öğrenme yolculuğuna nasıl devam edeceksin? Senin uzun vadeli bir yol haritasına ihtiyacın var.
Bir dili tam anlamıyla öğrenmek uzun zaman alıyor. Belli bir seviyeye ulaşmadan çalışmayı bırakırsan bildiklerini çabucak unutabilirsin. Bu nedenle İngilizce öğrenmeyi eğlenceli hale getirmelisin. Bunu bir bilgisayar oyunu yoluyla ya da dizi, film izleyerek yapabilirsin. Tamamen ilgi alanlarına ve sana kalmış bir konu.
Cesaretini kıran anlar olabilir. Dile tam hakim olmadığın için bazen yanlış şeyler de söyleyebilirsin. Fakat bunlar seni yıldırmasın. Konuşmaktan korkarak İngilizceyi öğrenemezsin. Aksine her fırsatta pratik yaparak kendini geliştirmelisin. Yeni kelimeler öğrenmeli ve telaffuzunu iyileştirmelisin.
İngilizce öğrenmeye nereden başlayacağını biliyorsun. Peki, İngilizce öğrenirken önce hangi becerini geliştirmelisin? Bu soruyu sormak gerekiyor. Çünkü çalışma yönteminin verimli olması senin işlerini kolaylaştırır.
Gramer bilgisi çok önemli diyenleri duymuşsundur. Bununla birlikte hiç önemli değil, ben film izleyerek dil öğrendim diyenler de mevcut. Bu konuda herkesin başka bir deneyimi var. Peki, önce İngilizce dinleme (listening) mi çalışmalısın? Yoksa hemen yazma (writing) becerini mi geliştirmelisin?
Araştırmalara göre insanın anlama becerileriyle ilgili olan kısmı dinleme ve okumayı kapsıyor. Yazmak, konuşmak gibi faaliyetler ise üretkenlik becerileri arasında yer alıyor. Önce anlama becerileri gelişiyor daha sonra üretkenlik meydana geliyor.
Evet, artık İngilizce öğrenmeye nereden başlayacağını daha iyi biliyorsun. İngilizce öğrenmek korkulduğu kadar zor bir süreç değil. Sadece bir plan programa ihtiyacın var. İngilizce öğrenmeye nereden başlayacağını bildiğine göre kolları sıvayabilirsin. Hem bu sürecin her aşamasında Open English senin yanında!
Open English ile İngilizce öğrenmek oldukça kolay. Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek istersen formu doldurman yeterli!
İnsan kaynakları (İK), işletmelerin çalışanlarının en etkin şekilde kullanılmasını sağlamak amacıyla birçok farklı işlevi yerine getiren bir departmandır. İK, personel yönetimi, işe alım, eğitim ve geliştirme, performans yönetimi, ücret ve yan haklar yönetimi, çalışan ilişkileri, disiplin ve iş yasaları uyumluluğu gibi çeşitli alanlarda faaliyet gösterir.
İnsan kaynakları çalışanı olarak, uluslararası veya küresel bir organizasyonda çalışıyorsan iyi derecede İngilizce bilmek senin için kesinlikle faydalı olacaktır.
İngilizce birçok ülkede iş ve iletişim dilidir. Farklı ülkelerden ve kültürlerden insanlar arasında ortak bir dil olarak kullanılır. Ayrıca, iş tanımları, çalışan el kitapları ve eğitim materyalleri gibi birçok İK kaynakları ve dokümanlar İngilizcede oldukça fazla.
İyi derecede İngilizce bilmek ayrıca İK profesyonellerinin dünya çapındaki çalışanlarla, meslektaşlarıyla ve iş ortaklarıyla etkili iletişim kurmalarına da yardımcı olur. Böylece çalışanlar rol ve sorumluluklarını yerine getirmede daha etkili olurlar.
Mülakatlar yaparken, iş teklifleri müzakere ederken veya çalışan ilişkilerini yönetirken kullandığı güçlü dil becerileri, farklı kültürlerden insanlarla güven ve ilişki kurmalarına yardımcı olur. İngilizce bilmenin sağlayacağı iş olanakları da artacaktır.

İşte insan kaynakları uzmanları için İngilizce kelimeler:
We need to improve our recruitment process to attract top talent.
(En iyi yetenekleri çekmek için işe alım sürecimizi iyileştirmemiz gerekiyor.)
Our new onboarding program has helped reduce employee turnover.
(Yeni uyum programımız, çalışan devir hızımızı azaltmaya yardımcı oldu.)
The company’s performance management system is based on specific goals and metrics.
(Performans Yönetimi: Şirketin performans yönetim sistemi belirli hedefler ve ölçütlere dayanmaktadır.)
The company offers competitive compensation and benefits packages to attract and retain employees.
(Ücret ve Yan Haklar: Şirket, çalışanları çekmek ve elde tutmak için rekabetçi ücret ve yan hak paketleri sunar.)
Investing in human capital is critical for long-term business success.
(İnsan Sermayesi: İnsan sermayesine yatırım yapmak, uzun vadeli iş başarısı için hayati önem taşır.)
Effective talent management involves identifying and developing employees with high potential.
(Yetenek Yönetimi: Etkili yetenek yönetimi, yüksek potansiyele sahip çalışanları belirleyip geliştirmeyi içerir.)

Improving employee engagement can lead to increased productivity and job satisfaction.
(Çalışan Katılımı: Çalışan katılımını arttırmak, artan verimlilik ve iş memnuniyetine yol açabilir.)
Providing regular training and development opportunities can help employees improve their skills and advance in their careers.
(Eğitim ve Geliştirme: Düzenli eğitim ve geliştirme fırsatları sağlamak, çalışanların becerilerini geliştirmelerine ve kariyerlerinde ilerlemelerine yardımcı olabilir.)
Succession planning involves identifying and developing potential future leaders of the company.
(Yetki Devri Planlaması: Yetenekli gelecekteki şirket liderlerini belirlemek ve geliştirmek yetki devri planlamasını içerir.)
A diverse and inclusive workplace can improve employee morale and creativity.
(Çeşitlilik ve Kapsayıcılık: Çeşitli ve kapsayıcı bir iş yeri, çalışan morale ve yaratıcılığını artırabilir.)
Our company needs to improve employee retention by offering better career development opportunities.
(Şirketimiz, daha iyi kariyer geliştirme fırsatları sunarak çalışanları elde tutmada daha başarılı olmalıdır.)
Conducting a job analysis is important to determine the essential duties and responsibilities of a position.
(Bir iş analizi yapmak, bir pozisyonun temel görevlerini ve sorumluluklarını belirlemek için önemlidir.)

Effective conflict resolution involves identifying the root cause of the conflict and finding a mutually acceptable solution.
(Etkili çatışma çözümü, çatışmanın kök nedenini belirlemeyi ve karşılıklı kabul edilebilir bir çözüm bulmayı içerir.)
Our workplace culture emphasizes teamwork, communication, and respect for all employees.
(İş yeri kültürümüz, takım çalışması, iletişim ve tüm çalışanlara saygıyı vurgular.)
Improving job satisfaction can lead to higher employee motivation and lower turnover.
(İş memnuniyetinin artırılması, daha yüksek çalışan motivasyonu ve daha düşük devir hızına yol açabilir.)
Our company offers a comprehensive employee benefits package, including health insurance, retirement savings, and paid time off.
(Şirketimiz, sağlık sigortası, emeklilik tasarrufu ve ücretli izin gibi kapsamlı bir çalışan yan hakları paketi sunar.)
Our company is committed to providing equal employment opportunities for all individuals, regardless of their race, gender, or age.
(Şirketimiz, ırk, cinsiyet veya yaşlarına bakılmaksızın tüm bireyler için eşit istihdam fırsatları sunma taahhüdünde bulunmuştur.)
Conducting regular employee performance appraisals can help identify areas for improvement and provide feedback to employees.
(Düzenli olarak çalışan performans değerlendirmesi yapmak, iyileştirilecek alanları belirlemeye ve geribildirim sağlamaya yardımcı olabilir.)
Our employee handbook outlines our company policies, procedures, and expectations for all employees.
(Çalışan el kitabımız, tüm çalışanlar için şirket politikalarımızı, prosedürlerimizi ve beklentilerimizi açıklar.)
Investing in leadership development can help prepare employees for future management roles and ensure the long-term success of the company.
(Liderlik geliştirme yatırımı yapmak, çalışanları gelecekteki yönetim rolleri için hazırlayabilir ve şirket için uzun vadeli bir başarı sağlar.)
İnsan kaynakları (İK) uzmanları, İngilizce terimler ve kavramlarla sık sık karşılaşırlar. Bu yüzden şirketler ne okuduğunu anlayan kişilerle çalışmak isterler. Bu yüzden İngilizce bilmek kariyerin için önemli bir nokta olacaktır. Eğer İngilizce bilmenin iş hayatını nasıl etkileyeceğine dair daha fazla bilgi edinmek istiyorsan İngilizce Bilmek Kariyerini Nasıl Etkiler yazısını okuyabilirsin.
İs hayatına dair tüm olanakları göz ardı etmemenin yolu İngilizceyi öğrenmek. Bunun için de kendine dair yapacağın en etkili şey Open English ile tanışmak olacaktır.
Haftanın istediğin günü ve saatinde online ders yapabileceğin online İngilizce kursu Open English sana iş hayatında olmak istediğin yere ulaşmana yardım edebilir. Daha fazla bilgi için yanda yer alan formu doldurman yeterli olacaktır.
Amerika’da hemşirelik, çok saygın bir meslek olarak biliniyor. Hâl böyle olunca; hemşirelik güzel çalışma koşullarına sahip oluyor ve Amerika’da hemşireler, refah içinde yaşıyor. Amerika’da hemşire olmak konusu, hemşireler için ilgi çekici bir konu. Dünyanın her yerinden birçok hemşire, Amerika’da hemşire olmak için araştırmalar yapıyor.
Amerika’da hemşire olmak için yapman gerekenleri, Amerika’da Hemşire Olmak Hakkında Her Şey başlıklı yazımızdan öğrenebilirsin. Ayrıca bu yazımızda, Amerika’da hemşire olmak isteyenlerin bilmesi gereken İngilizce kelimeleri de senin için sıralayacayız. Yazımızın sonunda, Amerika’da hemşire olmak için nasıl İngilizce öğreneceğinden de bahsedeceğiz.
Amerika’da hemşire olmak için İngilizce öğrenmeye bir an önce başlamak istersen Open English’te yerin hazır! Bu sayfada bulunan iletişim formunu doldur ve detaylı bilgi sunmak için seni hızlıca aramamızı bekle.
Hemşireler, sağlık çalışanları içerisinde çok önemli bir yer tutuyor. Bu önemli görevi yurt dışında sürdürmek isteyen hemşireler için yerine getirilmesi gereken bazı kriterler bulunuyor. Hemşireler, Amerika’da hemşire olmak için Amerika’da eğitim alabilir. Ya da isterlerse Türkiye’de aldıkları hemşirelik eğitimi ile Amerika’da hemşire olmak için Amerika’ya gidebilirler.
Amerika’da hemşire olmak isteyenlerden biriysen, Amerika’da hemşire maaşlarının ne kadar olduğunu merak ediyor olabilirsin. 2022 yılında açıklanan verilere göre hemşireler ayda ortalama 6000$ kazanıyor ve bunun yaklaşık 2000$’ını temel ihtiyaçları için harcıyor. Amerika’da hemşire olmak isteyenlerin bilmesinde fayda olan bir diğer husus ise yemek masrafı gibi bir ödemenin bulunmaması. Ayrıca hemşireler için yemekhane sistemi de bulunmuyor. Amerika’da hemşireler yemeklerini genellikle evden götürüyorlar. Şimdi, Amerika’da hemşire olmak için yapılması gereken her şeyi sana anlatacağız.

Türkiye’de eğitim alarak Amerika’da hemşire olarak çalışmak için öncelikle green card sahibi olmak gerekiyor. Amerika’da hemşire olmak için genel olarak yapman gerekenler; İngilizce yeterliliğini belgelemek, denklik işlemlerini tamamlamak ve iki yıl tecrübe sahibi olmaktır.
Amerika’da hemşire olmak için İngilizce yeterliliğini belgelemek, TOEFL ya da IELTS sınavlarından geçer not almak ile mümkün. TOEFL’a hazırlanmak istiyorsan Sıfırdan Toefl’a Hazırlanmak, IELTS’e hazırlanmak istiyorsan da Sıfırdan Ielts’e Hazırlanmak başlıklı yazılarımızı okuyabilirsin.
Amerika’da hemşire olmak için denklik işlemlerini tamamlaman gerektiğini söylemiştik. Denklik işlemi yapmak için CGFNS ya da ERES gibi bir kurumdan bir rapor alman gerekiyor. Bu rapor, hemşirelik eğitiminin Amerika’ya denk olduğunu belirtiyor olacak. Denklik işlemlerini tamamladıktan sonra yapman gereken bir işlem de, NCLEX – National Council Licensure Examination’a (Ulusal Konsey Lisans Sınavı’na) girmek.
NCLEX, hemşirelere lisans vermek için uygulanan bir sınav. Bu sınavda teorik hemşirelik bilgileri ve kişilerin düşünme becerileri ölçülüyor. Bu şartları yerine getirdikten sonra Amerika’da hemşire olarak çalışmak için insan kaynakları firmaları ile iletişime geçebilirsin.
Amerika’da eğitim alarak Amerika’da hemşire olmak isteyenler AAS adı verilen 2 yıllık programa ya da BSN adı verilen 4 yıllık programa dahil olabilirler. Ancak, AAS eğitimi alanların bu eğitimi 4 yıla tamamlamaları gerektiği unutulmamalıdır.

Amerika’da Eğitim alarak Amerika’da hemşire olmak istiyorsan ve bunu AAS eğitimi ile yapacaksan, lise döneminde ya da sonrasında birtakım ön hazırlık dersleri almalısın. Hafta içi ya da hafta sonu alabileceğin bu dersler ile hemşireliğe ilk adımı atacaksın. Ön hazırlık derslerini tamamladıktan sonra Amerika’da hemşire olmak için gidilen hemşirelik okuluna başlamak amacıyla, TEAS testine katılmalısın.
Amerika’da Eğitim alarak Amerika’da hemşire olmak için; TEAS testinden sonra, neden hemşire olmak istediğine dair bir yazı hazırlaman gerekiyor. Ardından bir CV hazırlamalı ve referanslar eklemelisin. Mülakatları da başarıyla tamamladıktan sonra artık hemşirelik okuluna başlayabilirsin.
AAS programını tamamladıktan sonra 2 yıl daha okuyarak diplomanı BSN’e yükseltmelisin. BSN programını online ya da yüzyüze eğitim ile tamamlayabilir, öğrenciliğin sırasında hemşirelik de yapabilirsin.
Amerika’da Eğitim alarak Amerika’da hemşire olmak için 4 yıllık BSN programına başvurmak istiyorsan, BSN eğitimi hakkında aradığın yanıtları burada bulabilirsin. BSN programına liseden sonra geçiş yapabilir ya da AAS programından sonra BSN programına dahil olabilirsin.
SAT ve ACT sonuçların ve lisedeki puan ortalaman ile kabul edilip edilmeyeceğine karar verilen BSN programından önce; yine ön hazırlık dersleri almalı ve TEAS testine katılmalısın. AAS aşamalarından geçtikten sonra BSN eğitimi almaya hak kazanırsın. AAS ya da BSN eğitiminden sonra NCLEX’te başarılı olman gerektiğini unutmamalısın.

Amerika’da hemşire olmak isteyenlerin bilmesinde fayda olan birçok İngilizce kelime var. Yazımızın bu bölümünde Amerika’da hemşire olmak isteyenler için 5 İngilizce kelime ve Türkçe karşılığını seninle paylaşmak istedik. Ayrıca bu bölümde hemşirelik ile ilgili sunduğumuz 5 kelimeyle kurulmuş cümleleri de bulabileceksin.
Amerika’da hemşire olmak için mesleki İngilizceye de hakim olman gerekiyor. Open English’te yer alan iş İngilizcesi programları ile hemşireler için gerekli olan İngilizce kavramlara hakim olabilirsin. Ayrıca Hemşireler İçin Mesleki İngilizce başlıklı yazımızı okuyarak mesleki İngilizce hakkında hemen bilgi sahibi olabilirsin.
| Dressing | Pansuman | The dressing ensures that the wounds are free from germs. / Pansuman, yaraların mikroplardan arındırılmasını sağlar. |
| İnjector | Enjektör, şırınga | There is a needle at the end of the injectors. / Enjektörlerin ucunda bir iğne bulunmaktadır. |
| Medicine | İlaç | Medicines offer solutions to many diseases. / İlaçlar, birçok hastalığa çözüm sunar. |
| Oxygen cylinder | Oksijen tüpü | Oxygen cylinders are very important for asthma patients. / Oksijen tüpleri, astım hastaları için çok önemlidir. |
| Thermomether | Ateş Ölçer | Every home should have a thermometer. / Her evde bir ateş ölçer bulunmalıdır. |
Amerika’da hemşire olmak için girmen gereken sınavlardan bahsetmiştik. Özellikle İngilizce bilgini test edecek IELTS ve TOEFL için online İngilizce kursu Open English en doğru yer. Çünkü Open English’te bu sınavlar için 300 saatlik özel eğitimler bulunuyor.
Open English’te ana dili İngilizce olan uzman eğitmenlerden alacağın sertifikalı İngilizce eğitimi ile Amerika’da dil konusunda hiç zorlanmayacaksın. Eğitmenlerinin moderatörlüğünde açılan konuşma sınıfları sayesinde ana dili İngilizce olan insanlarla sohbet ederek konuşma pratiği yapma şansına da sahip olacaksın. Her seviyeye uygun İngilizce eğitimi ile Open English, Amerika’da hemşire olmak isteyenler için en doğru adres.
Amerika’da hemşire olmak için İngilizce öğrenmeye hemen şimdi başlayabilirsin. Bu sayfada bulunan iletişim formunu doldur. Müşteri temsilcisi arkadaşlarımız seni hemen arasın ve Open English aboneliğini başlatsın!
Türkçe dersinde işlediğin zarflar konusunu hatırlıyor musun? Hani fiile yöneltilen ne zaman, nasıl gibi birçok soruya cevap niteliğinde olan zarflar… İşte bu zarflar, aynı şekilde İngilizce gramerde de var.
İngilizce zarflar da aynı Türkçede olduğu gibi fiile yöneltilen belirli sorulara cevap niteliğinde olmak için cümle içinde yer almaktadır. İngilizcede adverb olarak nitelendirilen zarflarla alakalı daha önce bir yazı hazırlamıştık: İngilizce Bağlaç Zarfları – Conjucntive Adverbs.
İngilizce zarflar konusunun önemi bildiğimiz için sana detaylı bir İngilizce zarflar listesi hazırlamaya karar verdik. Aşağıda 3 başlık altında İngilizce zarflar listemizi bulabilirsin.
Eğer hızlı bir şekilde İngilizce öğrenmek istiyorsan, yan tarafta yer alan bilgi formunu doldurarak online İngilizce kursumuz hakkında detaylı bilgi edinebilir ve İngilizce serüveninde her zaman profesyonel bir destek alabilirsin.

İngilizce zarflar listemizin ilk kısmına buradan ulaşabilirsin. Ayrıca İngilizce zarfların Türkçe karşılıklarını da hemen yanında bulabilirsin.
| İngilizce Zarflar | Türkçe Çevirileri |
| Abnormally | Anormal Bir Şekilde |
| About | Yaklaşık |
| Abruptly | Aniden, Hemen |
| Absolutely | Kesinlikle, Tamamen |
| Abundantly | Bolca |
| Accidentally | Kazara |
| Accordingly | Bu Doğrultuda, Buna Göre |
| Accurately | Doğru Biçimde |
| Actually | Aslında |
| Acutely | Çok Güçlü Bir Şekilde |
| Additionally | Ayrıca |
| Adequately | Yeteri Derecede |
| Again | Tekrar |
| Ago | Önce |
| Ahead | Önde |
| All | Hepsi, Tamamı |
| Almost | Neredeyse |
| Alone | Yalnız |
| Already | Zaten |
| Also | De, Da, Hem De |
| Alternatively | Alternatif Olarak |
| Always | Hep, Daima |
| Angrily | Öfkeyle |
| Anxiously | Endişeyle |
| Apparently | Görünüşte, Görünüşe Bakılırsa |
| Appropriately | Uygun Bir Şekilde |
| Approximately | Yaklaşık Olarak |
| Arguably | Tartışılır Şekilde |
| Around | Etrafında |
| Assertively | İddialı Bir Şekilde |
| Attentively | Dikkatlice |
| Awkwardly | Zor Bir Şekilde, Problem Yaratırcasına |
| Back | Geri |
| Badly | Ciddi Bir Şekilde, Fena Kötü Halde |
| Barely | Neredeyse Hiç, Zar Zor |
| Before | Önce |
| Best | En İyi |
| Better | Daha İyi |
| Blatantly | Bariz Bir Şekilde |
| Blindly | Körü Körüne |
| Boastfully | Böbürlenerek |
| Boldly | Cesurca |
| Both | Her İkisi De |
| Bravely | Cesurca |
| Briefly | Kısaca |
| Brightly | Aydınlık Bir Şekilde |
| Broadly | Genel Anlamda |
| Brutally | Acımasızca |
| Carefully | Dikkatlice |
| Casually | Gelişigüzel Biçimde |
| Cautiously | Dikkatli Bir Şekilde |
| Certainly | Kesinlikle |
| Cheerfully | Neşeyle |
| Clearly | Açıkça |
| Close | Yakın |
| Closely | Yakından |
| Coincidentally | Tesadüfen |
| Comfortably | Rahat Bir Şekilde |
| Completely | Tamamen |
| Compulsively | Zorunlu Olarak |
| Conclusively | Kesin Olarak |
| Conditionally | Şartlı Olarak |
| Confidentially | Gizlice |
| Conscientiously | Vicdanen, Özenle |
| Consciously | Bilinçli Olarak |
| Consecutively | Ardışık Şekilde |
| Consequently | Sonuç Olarak, Bu Nedenle |
| Consistently | Devamlı Olarak, Tutarlı Şekilde |
| Constantly | Devamlı |
| Continually | Sürekli, Devamlı |
| Continuously | Devamlı, Durmaksızın |
| Conveniently | Uygun Olarak |
| Conventionally | Geleneksel Olarak |
| Convincingly | İkna Edici Şekilde |
| Coyly | Nazlanır Gibi |
| Crazily | Delice |
| Currently | Şu Anda |
| Decisively | Kararlı Bir Şekilde |
| Defiantly | Meydan Okurcasına |
| Deftly | Ustalıkla |
| Deliberately | Kasten |
| Densely | Yoğun Şekilde |
| Dependently | Bağlı Olarak |
| Desperately | Umutsuzca |
| Devotedly | Özveriyle |
| Directly | Doğrudan Doğruya |
| Discouragingly | Cesaret Kırıcı Bir Şekilde |
| Distantly | Uzaktan |
| Distinctly | Belirgin Şekilde |
| Doubtfully | Şüpheyle |
| Down | Aşağı |
| Dramatically | Ani ve Belirgin Bir Biçimde |
| Dramatically | Önemli Derecede |
| Dutifully | İtaatkâr Bir Şekilde |
| Eagerly | Hevesle |
| Early | Erkenden |
| Effectively | Etkili Bir Şekilde |
| Efficiently | Verimli Bir Şekilde |
| Effortlessly | Zahmetsizce |
| Either | Ya |
| Elegantly | Şık Bir Biçimde |
| Else | Başka |
| Enormously | Son Derece, Fevkalade |
| Enough | Yeterli |
| Entirely | Tümüyle |
| Equally | Aynı Derecede |
| Equivalently | Eşit Şekilde |
| Especially | Özellikle |
| Essentially | Aslında, Gerçekte |
| Even | Hatta |
| Evenly | Eşit Olarak |
| Eventually | Sonunda |
| Eventually | Sonunda, Nihayetinde |
| Ever | Hiç |
| Exactly | Tam |
| Exceptionally | Olağanüstü |
| Excessively | Aşırı Derecede |
| Externally | Dıştan, Haricen |
| Extremely | Oldukça |

Hız kaybetmeden İngilizce zarfların ikinci kısmına geçiş yapalım.
| İngilizce Zarflar | Türkçe Çevirileri |
| Fairly | Oldukça, Adil Bir Şekilde |
| Faithfully | İçtenlikle |
| Far | Uzak |
| Fast | Hızlı |
| Favourably | Uygun Bir Şekilde |
| Finally | Nihayet |
| Firmly | Sıkıca |
| Flexibly | Esnek Biçimde |
| Fluently | Akıcı Bir Şekilde |
| Foolishly | Aptalca |
| Fortunately | Neyse ki, İyi ki |
| Forward | İleri |
| Frequently | Sık Sık |
| Fully | Tamamen |
| Fundamentally | Esasında, Temelde |
| Generally | Genellikle |
| Generously | Cömert Bir Şekilde |
| Gleefully | Neşeyle |
| Gracefully | Nazik, Hoş Bir Şekilde |
| Gradually | Aşama Aşama |
| Greatly | Büyük Oranda |
| Happily | Mutlulukla |
| Hard | Sert |
| Hardly | Neredeyse Hiç |
| Heavily | Yoğun Şekilde |
| Here | Burada |
| Highly | Son Derece |
| Honestly | Dürüstçe |
| Hopefully | Ümit Ederek, Umutla |
| Hopelessly | Umutsuzca |
| Hourly | Saatlik |
| How | Nasıl, Ne Kadar, Kaç |
| However | Ancak |
| Hungrily | İştahla |
| Immediately | Hemen, Aniden |
| Immensely | Çok Fazla |
| Inadequately | Yetersiz Olarak |
| Inclusively | Kapsamlı Bir Şekilde |
| Inconsiderately | Düşüncesizce |
| Increasingly | Artarak, Artan Bir Şekilde |
| Incredibly | Son Derece, İnanılması Güç |
| Indeed | Aslında |
| Indefinitely | Belirsiz Şekilde |
| Independently | Bağımsız Olarak |
| Indifferently | İlgisizce, Umursamazca |
| Inevitably | Kaçınılmaz Şekilde |
| Ingeniously | Dahice |
| Initially | Başlangıçta |
| Innocently | Saf Saf |
| Inquisitively | Merakla |
| Instantly | Hemen, Derhal |
| Instead | Yerine |
| Intentionally | Kasten |
| Irritably | Sinirle |
| Jealously | Kıskançlıkla |
| Just | Sadece |
| Justly | Haklı Olarak |
| Kindly | Nazikçe, Nezaketle, Kibarca |
| Largely | Büyük Ölçüde |
| Lately | Son Zamanlarda |
| Later | Sonra |
| Lazily | Tembelce |
| Least | En Az |
| Legally | Yasal Olarak |
| Less | Daha Az |
| Little | Küçük |
| Long | Uzun |
| Loosely | Gevşek Bir Biçimde |
| Madly | Delice |
| Mainly | Başlıca |
| Maybe | Belki |
| Mentally | Zihinsel, Akli |
| Merely | Sadece |
| Merrily | Keyifli Bir Şekilde |
| More | Daha Fazla |
| Mortally | Ölümlü Olan |
| Most | En Çok, En Fazla |
| Much | Çok |
| Mutually | Karşılıklı Olarak |
| Mysteriously | Gizemli Bir Şekilde |
| Nearly | Neredeyse |
| Necessarily | Mutlaka, İlla Ki |
| Nervously | Sinirli Olarak |
| Never | Asla |
| Notably | Özellikle, Bilhassa; Önemli Derecede |
| Notoriously | Kötü Üne Sahip Bir Şekilde |
| Now | Şimdi |
| Obediently | İtaatkâr Bir Şekilde |
| Obnoxiously | Tiksindirici Bir Biçimde |
| Obviously | Açıkça |
| Occasionally | Bazen |
| Offensively | Kırıcı Bir Tarzda |
| Often | Sık Sık |
| Once | Bir Kere |
| Only | Sadece |

İngilizce zarfların son kısmına gelmişken ufak bir hatırlatma yapmak isteriz. Bu kelimeleri sadece ezberlemek pek işine yaramayacaktır. Bunun yerine not alarak İngilizce çalıştıktan sonra bu kelimeleri cümle içinde kullanarak bol bol pratik yap.
| İngilizce Zarflar | Türkçe Çevirileri |
| Painfully | Üzücü, Acıklı Şekilde |
| Partially | Kısmen |
| Particularly | Özellikle |
| Partly | Kısmen |
| Perfectly | Kusursuzca |
| Perhaps | Belki |
| Plausibly | Makul Bir Şekilde |
| Politely | Kibarca |
| Poorly | Kötü Bir Şekilde, Yetersizce |
| Potentially | İmkân Dahilinde |
| Powerfully | Güçlü Bir Şekilde |
| Precisely | Tam Olarak |
| Preferably | Tercihen |
| Presently | Şu Anda |
| Pretty | Oldukça, Epey, Bir Hayli |
| Previously | Eskiden, Önceden |
| Probably | Muhtemelen |
| Profoundly | Kökten, Derinden |
| Protectively | Koruyucu Biçimde |
| Quickly | Hızla |
| Quite | Oldukça |
| Rapidly | Hızla |
| Rarely | Nadiren |
| Rather | Biraz, Az Çok, Oldukça |
| Really | Gerçekten |
| Recently | Geçenlerde |
| Recklessly | Umursamazca |
| Regularly | Düzenli Olarak |
| Relatively | Nispeten |
| Relevantly | İlgili Olarak |
| Reliably | Güvenilir Bir Şekilde |
| Reluctantly | Gönülsüzce |
| Repeatedly | Ardı Ardına, Tekrar Tekrar |
| Respectfully | Saygılı Bir Şekilde |
| Respectively | Verilen Sıra İle |
| Roughly | Yaklaşık |
| Rudely | Terbiyesizce, Kaba Bir Şekilde |
| Safely | Güvenli Bir Şekilde |
| Scarcely | Hemen Hemen Hiç |
| Seldom | Nadiren |
| Selectively | Seçerek |
| Selfishly | Bencilce |
| Sensibly | Mantıklı Bir Şekilde |
| Sensitively | Duyarlı Bir Şekilde |
| Seriously | Cidden |
| Severely | Şiddetli Derecede |
| Shakily | Titreyerek |
| Sharply | Keskince |
| Silently | Sessizce |
| Simply | Sırf, Sadece |
| Slowly | Yavaş Yavaş |
| So | Öyle, Öyle Ki, O Kadar, Bu Kadar |
| Socially | Sosyal Olarak, Sosyal Yönden |
| Solemnly | Ciddiyetle |
| Sometimes | Bazen |
| Soon | Yakında |
| Speedily | Hızla |
| Sternly | Sert Bir Biçimde, Katı |
| Still | Hâlâ, Daha |
| Successfully | Başarılı Bir Şekilde |
| Suddenly | Aniden |
| Sufficiently | Yeterince |
| Suitably | Uygun Bir Şekilde |
| Superficially | Yüzeysel Olarak, Üstünkörü |
| Suspiciously | Şüpheyle |
| Technically | Teknik Olarak |
| Tediously | Sıkıcı Bir Şekilde |
| Then | O Zaman, O Vakit |
| Thus | Bunun İçin, Bu Yüzden |
| Tightly | Sıkıca |
| Today | Bugün |
| Together | Birlikte |
| Tonight | Bu Gece |
| Traditionally | Geleneksel Olarak |
| Tremendously | Büyük Derecede, Çok |
| Truly | Gerçekten, Tam Anlamıyla |
| Ultimately | Sonunda, Nihayetinde |
| Unexpectedly | Beklenmedik Bir Şekilde |
| Unfairly | Adaletsiz Biçimde |
| Unfavourably | Uygun Olmayan Şekilde |
| Uniquely | Eşsiz Olarak |
| Urgently | Acilen |
| Usually | Genellikle |
| Vehemently | Şiddetle, Nefretle |
| Very | Çok |
| Victoriously | Galip Olarak, Başarılı Bir Şekilde |
| Violently | Şiddetle |
| Virtually | Hemen Hemen, Yaklaşık |
| Vivaciously | Hayat Dolu Bir Şekilde |
| Voluntarily | Gönüllü Olarak |
| Warmly | Samimiyetle, Sıcak Bir Şekilde |
| Wearily | Yorgun, Bezgin Bir Şekilde |
| Weekly | Haftalık |
| When | Ne Zaman |
| Where | Nerede |
| Why | Neden |
| Widely | Yaygın Şekilde |
| Wildly | Çılgınca, Vahşice |
| Yearly | Yıllık |
| Yet | Henüz, Daha, Şimdiden |
Burada İngilizce zarflar listemizi ufak bir hatırlatma yaparak sonlandırıyoruz. İngilizce konuşma, okuma, yazma ve dinleme yeteneklerini geliştirmek istiyorsan, hemen yan tarafta yer alan formu doldur. Kısa süre içinde seni arayalım ve online İngilizce kursumuza dair detayları iletelim.
Hızlı bir şekilde İngilizceyi hallet, bu sene senin senen olsun!
If I Were You kullanımı, kendine has bir anlamı olduğu için önemli bir yapıdır. Empati ve varsayımsal bir durumu ön plana çıkaran If I Were You kullanımı öğrenmesi zor olmasa da beraberinde çeşitli soru işaretleri getirebilir. Fakat hiç merak etme! Bu yazımızda If I Were You kullanımını anlatacak ve örneklendireceğiz.
Fakat başlamadan önce sana birkaç sorumuz var: İngilizceyi öğrenmeyi çok istiyor, fakat nerede başlayacağını bilmiyor musun? Ders almak istiyor, fakat günlük hayatınla uyuşmuyor mu? Ya da kendi amaçlarına odaklanacağın, kişiselleştirilmiş bir eğitim mi almak istiyorsun? Eğer bu sorulardan herhangi birine cevabın evet ise seni Open English’e bekliyoruz!
Dünyada önde gelen online İngilizce kursu olan Open English sana İngilizceyi kendi şartlarına ve amaçlarına uygun, en verimli şekilde öğrenmen için her fırsatı sağlıyor.
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

If I Were You kullanımı, Türkçeye direkt çevirdiğimizde “senin yerinde olsam” anlamına gelir. Genelde insanlara tavsiye verirken kullandığımız bir kalıptır. Bu yazımızda Türkçede de sık sık kullanılan bu yapıyı tüm detaylarıyla öğrendiğine emin olacağız.
If I Were You kullanımından bu yazıda kalıp olarak bahsedecek olsak da Unreal Conditionals konusunun bir parçası olduğuna değinmekte fayda var. Unreal Conditionals, If I Were You kullanımı gibi gerçek dışı varsayımların dahil olduğu koşul cümlelerini kapsar.
Nasıl ki If I Were You kullanımının ima ettiği gibi başka biri olamayacaksak, Unreal Conditionals da bu tarz gerçek dışı durumlarda kullanılır. Örneğin:
Tekrardan çocuk olmamız mümkün olmadığı için bu duruma da gerçek dışı bir varsayıma dahil olan Unreal Conditionals’ın bir parçasıdır.
Not: Fark ettiysen normalde “I” öznesi ile “was” kullansak da burada ısrarla “were” kullandık. Çünkü Unreal Conditionals’ta geçmiş zamanda “be” fiilini kullanmamız gerektiğinde her zaman “were” halini tercih ederiz. Öznemiz ne olursa olsun, gerçek dışı durumlarda “were” kullanırız. Fakat her Conditional cümlede “were” kullanılmaz demek değil bu, yalnızca Unreal’da.

If I Were You kullanımını kalıp olarak alırsak işimiz çok kolay olacaktır. Eğer If Clause Konu Anlatımı yazımızı okuduysan If cümlelerinin Main Clause ve If Clause olarak iki parçaya ayrıldığını biliyorsundur. If I Were You kullanımı halihazırda If Clause’un yerine geçtiği için bize oluşturması düşen kısım Main Clause oluyor.
If I Were You kullanımını başa aldıktan sonra, Main Clause’a geçmeden kesinlikle virgül kullanmamız gerekir. Böylece varsayımsal kısmın bittiğini daha iyi anlayabilelim. Ardından ise tavsiye verdiğimiz kişinin yerinde olsak ne yapacağımızı söylediğimiz Main Clause’u oluşturmamız lazım. Burada yapımız şu şekilde olacak:
I + would / wouldn’t + fiilin yalın hali
Cümlenin bu kısmını “would” ile kurmamız çok önemli. “Yaparım” demek ile “yapardım” demek arasındaki farkı “would” sağlayacak cümlemize. Eğer olumsuz bir cümle kuracaksak “wouldn’t/would not” kullanmamız gerekir. Yani tüm formülü topladığımızda şöyle olacak:
If I were you + (,) + I + would + fiilin yalın hali
Umarız buraya kadar yazımızdan yeni şeyler öğrenmişsindir! Eğer İngilizceyi daha verimli öğrenmek ve online İngilizce konuşma pratikleri yapmak istersen seni tekrardan Open English’e davet etmek isteriz!
Open English’e abone olarak sana özel hazırlanmış çalışma programını edinebilir ve ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders almaya hemen başlayabilirsin. Bunun yanı sıra, dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin! Fakat en önemlisi, canlı konuşma gruplarında yabancılarla, eğitmen moderatörlüğünde online İngilizce konuşma pratikleri yapabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

(Yerinde olsam oraya gece yalnız başıma gitmezdim.)
(Yerinde olsam onun tavsiyesini isterdim.)
(Yerinde olsam kalın bir mont giyerdim.)
(Yerinde olsam annemle bu şekilde konuşmazdım.)
(Yerinde olsam bu yarayla ilgili bir doktora görünürdüm.)
(Yerinde olsam onu yemezdim. Bir haftadır mutfak tezgahının üstünde duruyordu.)
(Yerinde olsam başarılı bir öğrenci olmak için çok çalışırdım.)
Bu yazımızda If I Were You kullanımını konuştuk ve detaylarına yer verdik. If I Were You kullanımı ne kadar zor bir konu olmasa da bilmemizin faydası olacağı bir başlık. Bu yüzden If I Were You kullanımı gibi konuları atlamamalıyız. İngilizcenin ana dilin gibi duyulmasını istiyorsan If I Were You kullanımı gibi kalıpları çok iyi bilmek önemlidir. Bu yüzden seni Open English’e davet ediyoruz!
Open English’e abone olarak sadece If I Were You kullanımı gibi ufak detayları değil, İngilizceyi tüm incelikleriyle bir bütün olarak öğrenebilirsin. Open English’e aboneliğin ile edineceğin kendine özel çalışma programınla amaçlarını özelleştirebilir, ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir ve canlı İngilizce konuşma gruplarında öğrendiklerini pratiğe dökebilirsin!
Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım.