Daha önceki bir yazımızda detaylı bir şekilde anlattığımız, “advanced” olarak da bilinen C2 Seviyesi, İngilizceyi çok rahat bir şekilde -neredeyse ana diline yakın- anlayıp konuşabildiğin, eğitim amaçlı olmayan çok çeşitli kaynakları okuyabildiğin, karmaşık fikirleri akıcı bir şekilde yazılı ve sözlü olarak ifade edebildiğin ileri bir aşamayı tanımlar.
A1 seviyesinden başlanan İngilizce öğrenme yolculuğunda doğru ve düzenli çalışma ile ulaşabileceğin bu ileri seviye, özellikle de yurt dışında yaşamayı/çalışmayı düşünüyorsan hayatını şüphesiz her anlamda kolaylaştıracak, özgüvenle “çok iyi İngilizce biliyorum!” diyebilmeni sağlayacaktır.
Peki, C2 seviyesi sonrası İngilizceni geliştirmek için neler yapabilirsin? Aslında pek çok şey! Biz de bu yazıda, ileri seviyeden sonra kendini dil anlamında geliştirmek için uygulayabileceğin belli başlı yöntemlere kısaca değindik. Öyleyse hazırsan başlayalım! İşte ileri seviyeden sonra İngilizceni geliştirmeye devam etmek istiyorsan uygulayabileceğin 5 etkili yöntem:
Öncesinde online İngilizce kursu Open English hakkında daha fazla bilgi almaya ne dersin? En hızlı ve kolay şekilde İngilizce öğrenmek istiyorsan, bu sayfadaki formu doldurabilirsin.

C2 seviyesindeysen muhtemelen İngilizce yazarları ana dillerinden okuyabiliyor, filmleri fazla zorlanmadan altyazısız izleyebiliyorsun. Peki bir İngiliz televizyon kanalından ekonomi haberlerini dinlemeyi denedin mi? Peki, ya romantik dönem şairlerini ana dillerinden okuyup şiirlerini kendi kelimelerinle yorumlamayı?
Bir slow-rock parçasının sözlerini güçlük çekmeden anlayabiliyorsan, belki bir de hızlı bir rap şarkısı dinleyip her kelimeyi anlayıp anlayamadığına bakabilirsin! Uzun lafın kısası, İngilizce söz konusu olduğunda zorluk seviyesi geniş bir yelpazeye yayılan sonsuz kaynak mevcut; emin ol sen de seviyen ne olursa olsun seni zorlayacak -ve sana bir şeyler katacak- kaynakları bulmakta fazla güçlük çekmeyeceksin.
Dünyada 200’e yakın farklı İngiliz aksanı olduğunu biliyor muydun? Evet, ve emin ol bunlardan bazılarını İngilizler bile anlamakta güçlük çekiyor! Farklı aksanları keşfedip bunlara aşinalık kazanmak da, dinleme ve konuşma becerilerini geliştirmek için ideal bir yöntem. İngiltere’nin çeşitli bölgelerinde, İskoçya’da, ya da İrlanda’da konuşulan belli başlı aksanlarla başlayabilirsin- eğer ilk başlarda anlamakta güçlük çekersen -ki büyük ihtimalle çekeceksin!- cesaretin kırılmasın; zaman içinde kulağın alıştıkça bu konuda çok daha iyi olacağını göreceksin.

Bu, özellikle de yurt dışında yaşamayı/çalışmayı düşünenler için önemli. Halk arasında kullanılan, “sokak ağzı” olarak da tanımlanabilecek olan slang terimler, dilini geliştirecekleri gibi sana belli bir ülkenin/bölgenin kültürüne dair de önemli şeyler söyleyeceklerdir. Bu kelime ve deyişleri öğrenerek, sen de İngilizceyi daha doğal bir şekilde, yerli insanlar gibi konuşabilir, ifade becerilerini geliştirebilirsin. Eğer ilgini çektiyse, bir başlangıç noktası olarak, farklı ülkelerin slang terimlerine yer verdiğimiz blog yazılarımızın linklerini aşağıya bırakalım:
Dinleme -ve dinlediğini kağıda geçirme-, anlama becerilerini geliştirmek için kullanabileceğin oldukça etkili bir yöntem. Bunu yapmak için seçebileceğin sınırsız kaynak var- bir radyo programını açıp konuşanların söylediklerini kağıda geçirebilirsin- ideal olarak çok fazla tekrar dinlemeden tabii… Ya da aynısını bir politikacının konuşmasını dinleyerek uygulamayı deneyebilirsin.
Bu sayede duyduklarının gerçekten ne kadarını anladığını görmen daha da kolaylaşacaktır- sonuçta yalnızca dinleme egzersizi yaptığında, arada kaçırdığın kelimeler olsa bile cümleleri anlayacağın için, her kelimeyi kağıda dökmeye kalkmak ne kadar eksiğin olduğunu daha kolay görmeni sağlayacaktır.

İngiliz dilinde 170.000’den fazla kelime mevcut. Elbette kimsenin kendini iyi ifade edebilmek için bu kadar kelimeye ihtiyacı olmasa da, burada ana fikir, kelime bilgisi söz konusu olduğunda -isterse İngilizce ana dilin olsun- kendini geliştirmenin bir sınırının olmadığı…
C1 – C2 gibi ileri seviyelerden sonra da, kelime bilgini geliştirmek için yapabileceğin pek çok şey mevcut. Örneğin belli başlı temalara -felsefe, bilim, sanat gibi- özel vocabulary çalışmaları yapabilir, zaten ifade edebildiğin duygu ve düşünceleri tamamen farklı kelimeler kullanarak tekrar ifade etmeye çalışabilir, hatta daha maceracı olmak istersen eski İngilizce kelimelerin dünyasına adım atabilirsin.
Burada tabii ki aşırı yükleme yapmamaya özen göster; kendi temponu bularak belli süreler içinde belli sayıda yeni kelimeler öğren, ve tabii ki bunları mutlaka kendi cümlelerini kurarak tekrarla.
Hangi seviyede olursan ol, İngilizceni geliştirmek, profesyonel ya da kişisel dil hedeflerine kolayca ulaşmak için, dünyanın dört bir yanında her seviyeden 1,5 milyondan fazla öğrencinin tercihi olan online İngilizce kursu Open English’i keşfedebilirsin!
Alanında uzman, ana dili İngilizce olan yetkin eğitmenlerden eğitim alacağın, online konuşma gruplarında istediğin gibi pratik yapabileceğin; sınırsız içerik erişiminden ve 7/24 canlı ders imkânlarından yararlanabileceğin Open English, sana dil hedeflerine ulaşmak için ihtiyacın olan her kaynağı -ve çok daha fazlasını!- sunuyor.
Kısacası sen de anadilin gibi İngilizce konuşmak istiyorsan, bu sayfadaki yer alan formu doldur ve ana dili İngilizce olan eğitmenlerle 7/24 online sınırsız derslere başla!
Birçok mesleğin kendi alanına göre farklı terimleri vardır. Bu terimler, mesleki olarak iletişim kurmak ve işleri düzenli bir şekilde takip etmek için son derece önemlidir. Bu alanlardan bir tanesi de inşaattır. Yani inşaat sektörünün kendine göre Türkçe terimleri vardır. Peki terimlerin Türkçesi olur da İngilizcesi olmaz mı? Tabii ki de var.
Biz de bunu göz önünde bulundurarak İngilizce inşaat terimlerini liste haline getirdik ve sana sunuyoruz.
İngilizce inşaat terimlerini ve mesleki pek çok İngilizce kelimeyi, günlük İngilizceyi ve İngilizceye dair her şeyi online İngilizce kursumuzdan öğrenebilirsiniz. Özellikle de mesleki İngilizce bölümümüz sayesinde İngilizce inşaat terimlerini ve fazlasını tecrübe edebilirsiniz. Tüm bunlar için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak…
İş İngilizcesini nasıl öğrenebileceğini anlattığımıza göre İngilizce inşaat terimleri listemize geçiş yapabiliriz.

İngilizce inşaat terimleri yazımızı üç başlığa böldük ki kelime çalışmalarını daha kolay yapabil. Hemen İngilizce inşaat terimleri listemizin birinci kısmıyla başlayalım.
| İngilizce İnşaat Terimleri | Türkçe Karşılıkları |
| abrade | yüzeyin aşınması |
| abrasion | aşınma |
| abrasive | aşındırıcı |
| abreuvoir | duvar derzi |
| absolute volume | mutlak hacim |
| acclivity | yükselen eğim |
| acoustic insulation | ses yalıtımı |
| acrylic | akrilik |
| acute angled | dar açılı |
| adhesion | aderans, yapışma |
| adhesive strenght | aderans kuvveti |
| adiabatic | ısı geçirmeyen |
| admissible load | kabul edilebilir yük |
| admissible stress | kabul edilebilir basınç |
| admissible stress (safety stress) | emniyet gerilmesi |
| adobe | kerpiç |
| adobe construction | kerpiç yapı |
| aerated concrete | gaz beton |
| aerocrete | gözenekli beton |
| aerodynamic oscillation | aerodinamik salınım |
| agglomerant | bağlayıcı madde |
| air blown mortar | püskürtme beton |
| air compressor | hava kompresörü |
| air permeability | hava geçirgenliği |
| air proof | hava sızdırmaz |
| air shaft | hava bacası |
| allowable stress | emniyet gerilmesi, güvenlik gerilmesi |
| analysis | hesap, analiz, çözümleme |
| anchor bolt | ankraj cıvatası |
| anchor pile | ankraj kazığı |
| angle bar | köşebent, korniyer, L demir |
| angle bead | köşe profili |
| angle brace | çapraz bağ |
| angle of friction | sürtünme açısı |
| angle of slope (angle of inclination) | eğim açısı |
| annular vault | halka tonoz |
| apartment | apartman |
| aramid | yüksek çekme dayanımına sahip elyaf |
| arch bar | kemer gergi çubuğu |
| arch bridge | kemer köprü |
| arch stone | kemer taşı |
| architect | mimar |
| architectural concrete | mimari beton, brüt beton |
| auxiliary load | dinamik yük |
| average flow | ortalama debi |
| axial force | eksenel kuvvet |
| axial pressure | eksenel basınç, merkezi basınç |
| back coating | alt yalıtım |
| back façade | arka cephe |
| back of a vault | tonoz sırtı, kemer sırtı |
| backfill | geri dolgu |
| backfill concrete | demirsiz beton |
| bailer | kum pompası |
| balance | denge, dengelemek |
| balance bar | denge kirişi |
| balconet | Fransız balkon |
| balk | ana kiriş |
| band chain | çelik metre |
| bar bender | demir bükme aleti |
| bar cutter | demir makası |
| bar force | çubuk kuvveti |
| bar section | çubuk kesiti |
| bar tension | çubuktaki gerilme |
| barbed wire | dikenli tel |
| barge board | saçak pervazı |
| barrow | el arabası |
| basement | bodrum, yer altı katı |
| Basic design | temel tasarım |
| beam and slab floor | kirişli döşeme |
| beam block | içi boşluklu beton blok |
| beam depth | kiriş yüksekliği |
| beam, lintel | kiriş |
| bearer | taşıyıcı eleman |
| bearing | taşıma kapasitesi |
| bearing capacity | taşıma gücü |
| bearing pile | taşıyıcı kazık |
| bearing soil | taşıyıcı zemin |
| bending flexure | eğilme |
| bending moment | eğilme momenti |
| bit | matkap |
| body wave | derin sismik dalga |
| bolt | cıvata, bulan |
| bonnet | çelik kazık başlığı |
| borehole | sondaj deliği |
| box culvert | kutu menfez |
| box girder | kutu kiriş |
| braze | lehimleme |
| braze welding | dolgu kaynağı |
| breaker | kırıcı, konkasör |
| brick | tuğla |
| brick construction | yığma inşaat |
| brick core | dolgu duvar |
| brick wall | tuğla duvar |
| bridge | köprü |
| bridge crane | portal vinç |
| bridge pier | köprü orta ayağı |
| bridge trust | köprü kafes kiriş |
| brittle | gevrek, kırılgan |
| buckling | burkulma, flambaj |

Geldik İngilizce inşaat terimleri listemizin ikinci kısmına… Hemen yeni İngilizce kelimeler öğrenmek için ara vermeden yazımızı okumaya devam et.
| İngilizce İnşaat Terimleri | Türkçe Karşılıkları |
| buckling load | burkulma yükü |
| builder | yapıcı, inşaatçı, müteahhit |
| building | bina, yapı, yapım |
| building code | yapı yönetmeliği |
| building construction | bina yapımı, bina inşaatı |
| building envelope | kaba inşaat |
| building main | ana boru |
| building regulations | yapım yönetmeliği |
| build-up | yapı |
| bulk cement | dökme çimento |
| bulk concrete | kütle beton |
| bump cutter | beton kesme makinesi |
| cement | çimento |
| centre of gravity (centroid) | ağırlık merkezi |
| chief engineer | baş mühendis |
| civil engineer | inşaat mühendisi |
| civil engineering | inşaat mühendisliği |
| collapse | yıkılma, göçme |
| column (posy) | kolon |
| common brick | normal tuğla, adi tuğla |
| compatibility conditions | uygunluk koşulları |
| competitive bidding | açık ihale |
| compression | basınç |
| compression force | basınç kuvveti |
| computer-aided design(CAD) | Bilgisayar Destekli Tasarım |
| concave | dış bükey |
| concentrated load | tekil yük |
| concrete | beton |
| concreting worker | beton ustası |
| conditions for equilibriium | denge koşulları |
| constraint | sınırlayıcı |
| construction | İnşaat, Yapım |
| construction Site | Şantiye |
| contract | Sözleşme |
| contractor | müteahhit, yüklenici |
| controller | denetici, kontrolör |
| conveyor | konveyör(götürücü) |
| corrosion | korozyon, kimyasal aşınma |
| cost plus | maliyet |
| crane | vinç |
| creep | sünme |
| critical path | kritik yol |
| critical path method | kritik yol yöntemi |
| cross-bracing | çapraz bağlantı |
| cylindirical surface | silindirik yüzey |
| dead load | sabit yük |
| deep beam | yüksek kiriş |
| degree of freedom | serbestlik derecesi |
| depressed arch | basık kemer |
| design | tasarım, dizayn ,proje |
| design criteria | tasarım ölçütleri |
| diagonal bracing | çapraz bağlantı |
| distance | uzaklık |
| distributed load | yayılı yük |
| drainage channel | drenaj kanalı |
| durability | dayanıklılık |
| dynamics | dinamik |
| earthquake load | deprem yükü |
| earthquake resistant building design | depreme dayanıklı bina tasarımı |
| edge beam | kenar kiriş |
| Engineer | mühendis |
| equilibrium | denge |
| estimate | yaklaşık maliyet, keşif |
| evaluation | değerlendirme |
| excavation | kazı |
| excavator | kazıcı |
| external force | dış kuvvet |
| fire brick | ateş tuğlası |
| flat bar | yassı demir |
| flexable structure | esnek yapı |
| flexibility | esneklik |
| float | bolluk |
| fluid mechanic | akışkanlar mekaniği |
| folded plate | katlanmış plak |
| force couple | kuvvet çifti |
| glass fiber | cam elyaf |
| gravitational forces | yer çekimi yükleri |
| gross concrete | brüt beton |
| hard hat / safety helmet | baret |
| high-rise building | yüksek yapı |
| hollow brick | boşluklu tuğla |
| impact load | çarpma yükleri |
| industrial building | sanayi yapısı, endüstri yapısı |
| infrastructure Construction | altyapı İnşaatı |
| interior architecture | iç mimarlık |
| internal forces | iç kuvvetler |
| isostatic structures | izostatik yapılar |
| joint | birleşim |
| joint places | birleşim yerleri |
| joist | küçük kiriş, taşınan kiriş |
| keyed arch | kilit taşlı kemer |
| legislation | mevzuat |
| liability | mesuliyet sigortası |
| lumber | kereste |
| mortar | harç |
| movement | hareket |
| overall stability | genel stabilite |
| overturning | devrilme |
| pavement brick | kaldırım tuğlası |
| plate girder-steel | levha elemanlı kiriş, çelik |
| plywood | kontrplak |
| portal | taşıyıcı |
| precast | ön döküm |
| prefabrication technics | ön yapım teknikleri |
| preliminary | ön tasarım |
| pre-qualification | Ön Yeterlilik |
| progress payment | hakediş |
| public building | kamu binası |

Evet, sırada İngilizce inşaat terimleri listemizin üçüncü ve son kısmı var. İstersen ufak bir aradan sonra bu listemize geçebilir ya da hiç ara vermeden İngilizce öğrenmeye devam edebilirsin.
| İngilizce İnşaat Terimleri | Türkçe Karşılıkları |
| qualification | yeterlilik |
| quantity take-off | metraj |
| radius | yarıçap |
| reinforcing bar | betonarme demiri |
| repair | onarım |
| request for qualifications (RFQ) | ön yeterlilik ilanı |
| residantial building | konut binası |
| residential construction | konut inşaatı |
| resonant | rezonans |
| resultant force | bileşke kuvvet |
| retaining wall | istinat, dayanma duvarı |
| scheduling | programlama |
| seismic building code | deprem yönetmeliği |
| self weight | öz ağırlık |
| shallow | basık |
| shape coefficient | şekil katsayısı |
| shape of the structure | yapının şekli |
| shape, form | biçim |
| shear | kesme, kayma |
| shear deformations | kayma şekil değiştirmeleri |
| shear force | kesme kuvveti |
| slope | eğim |
| sloping mast | eğik direk |
| span | açıklık |
| specification | şartname, standart |
| specimen | numune, deney numunesi |
| stability | stabilite, kararlılık |
| stable | kararlı |
| statics | statik |
| steamroller | silindir |
| strenght | mukavemet, dayanım |
| stress density | gerilme yoğunluğu |
| stress line | gerilme çizgisi |
| structural analysis | yapı statiği |
| structural engineering | yapı mühendisliği |
| structural system | taşıyıcı sistem, strüktür sistemi |
| structural wall | taşıyıcı duvar |
| structure | yapı, strüktür |
| subcontractor | alt yüklenici |
| superintendent | şantiye şefi |
| suspension bridge | asma köprü |
| suspension system | asma sistem |
| technical specification | teknik şartname |
| tension | çekme |
| tension ring | çekme halkası |
| thermal exansion | ısı genleşmesi |
| thermal load | ısıl yük |
| thrust | itki, yatay tepki |
| tie-rod | gergi |
| timber framed building | ahşap iskeletli bina |
| translational surfaces | öteleme yüzeyleri |
| ultimate stress | çekme mukavemeti |
| uplift | kaldırma |
| velocity | hız |
| vertical displacement | sehim |
| vibration | titreşim |
| weld | kaynak |
| welding machine | kaynak makinesi |
| wrecking crane | yıkma, çöktürme vinci |
İngilizce inşaat terimleri listemizi burada sonlandırıyoruz. Yazımızı bitirirken online İngilizce kursumuzdan bahsetmek istiyoruz. İstersen sıfırdan İngilizce öğrenebileceğin, istersen İngilizceni geliştirebileceğin, istersen de iş İngilizcesi yönüne katkılarda bulunabileceğin eğitim platformumuz sayesinde hızlıca İngilizce çalışmaya başlayabilirsin.
Tüm bunlar için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak ve ekip arkadaşlarımızın seni aramasını beklemek…
İngilizce geliştirmek için yapabileceğin birçok yöntem mevcut. İngilizce alt yazılı film izlemek, İngilizce hikaye kitabı okumak, İngilizce alt yazılı dizi izlemek ve İngilizce çizgi roman okumak… Bu liste böyle uzayıp gider ama önemli olan zevk alarak İngilizce geliştirmek…
Daha önceki yazılarımızda İngilizceni geliştirmek için tercih edebileceğin onlarca konuda yazı hazırladık. Şimdi de İngilizce öğrenmeye meraklı çizgi roman sevdalıları için bir yazıyla karşındayız. İngilizce yeni kelimeler öğrenmek ve gramer kullanımına dair detaylı bilgi edinmek için metinlerin son derece önemli olduğunu biliyorsun. Bunun için bu konularda eksiklerin varsa metin okumalarına ağırlık vermen senin için son derece önemli…
Eğer ki çizgi romanlara ilgi duyuyorsan, İngilizce çizgi roman önerileri listemiz çok hoşuna gidecek. Bu İngilizce çizgi romanlar sayesinde hem keyifli vakit geçirebilir, hem de İngilizce kelime hazneni ve İngilizce gramer bilgini geliştirebilirsin.
Yazımıza geçmeden önce sıfırdan İngilizce öğrenebileceğin ve İngilizce konuşma pratikleri yapabileceğin online İngilizce kursumuzdan bahsetmek istiyoruz. Open English olarak 15 yılı aşkın süredir online İngilizce eğitimi alanında hizmet veren bir markayız ve 1.5 milyonu aşkın öğrenci sayımızla İngilizce öğrenmek isteyenlerin ilk tercihiyiz.
Online İngilizce kursumuza dair detayları öğrenmek için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak…
Şimdi İngilizce çizgi roman önerilerimize geçebiliriz.

İlk olarak Marvel evrenine ait olan bir kahramanın İngilizce çizgi romanıyla başlıyoruz: Wolverine… Şu ana kadar en az bir tane Wolverine filmi izlemişsindir hatta bu karaktere meraklıysan belki de Türkçe çizgi romanını da okumuşsundur.
Sinemaya farklı pek çok şekilde uyarlanan ve en son Logan filmi ile seyircisiyle buluşan Wolverine karakteri, ilk olarak bu çizgi roman serisinde ortaya çıkmıştır. Birinci İngilizce çizgi romanın adı olan “Origin” ile okumalarına başlayabilir ve bu karakterin yolculuğuna yakından şahit olabilirsin.
Bir Wolverine sözü ile bu İngilizce çizgi romanımızdan bir diğerine geçiyoruz:
Sırada bir kahraman hikayesi yerine anti kahraman serisi var: Deadpool… Marvel evreninin en zıpır karakteri olan Deadpool, İngilizce çizgi roman arıyorsan tam sana göre…
Sahip olduğu iyileşme özelliği ile düşmanlarının korkulu rüyası haline gelen ve çatışmada bile olsa alaycılığından asla vazgeçmeyen Deadpool, sinema filmiyle de adından çokça bahsettirmiş bir kahramandır. Bir İngilizce çizgi roman keyifli olduğu kadar İngilizce gelişimime de katkı yapsın diyorsan, doğru yerdesin.
Bir Deadpool sarkastik sözü ile bu İngilizce çizgi romanımızı bırakıyoruz:
Yazıldığı ilk andan itibaren çizgi roman okurları tarafından çok sevilen ve eleştirmenler tarafından da harika övgüler alan The Sandman, İngilizce çizgi roman önerileri listemizde tabii ki de yer alıyor.
Klasik süper kahraman çizgileri dışında bir eser arıyorsanız, bu çizgi roman tam size göre demektir. Neil Gaiman tarafından yazılan The Sandman, halihazırda bir dizi serisi de yapılan harika bir çizgi roman… İngilizce geliştirmek içi hem lirik hem de fantastik bir İngilizce çizgi roman demen The Sandman demek…
Bir Sandman sözü buraya eklemeden olmaz:

İngilizce çizgi roman önerileri listemizde yine bir Marvel kahramanı var: Ant-Man… Dr. Hank Pym – aynı zamanda Ant-man – çalışmaları sırasında pym parçacığı adını verdiği parçacıkları keşfeder ve geliştirmeler sayesinde nesnelerin boyutunu değiştirmeyi başarır.
Serum ile kendini bir karınca boyutuna kadar küçültmeyi başaran kahramanın hikayesinin anlatıldığı Ant-man, İngilizce çizgi romanlar arasında önemli bir yere sahip… Her ne kadar ilk resmedildiğinde insanlara komik de gelse sonrasında çok sevilen bir karakter ve filmleri de yapılan bir kahraman haline geldi.
Bir de Ant-man sözü ekleyelim yazımıza:
Sırada bir DC Comics çizgi romanı var: Justice League… İyilik adına bir araya gelen ve insanları korumak için her şeyi yapan kahramanlar grubunun hikayesi, Justice League çizgi romanında seni bekliyor.
İngilizce çizgi roman okuyarak İngilizce geliştirmek için harika bir eser Justice League. Her zaman iyilik yapmaya çalışan ama herkesi kurtaramadıkları gibi kimi zaman da kayıplara sebep olan bu ekip, her serisinde farklı bir maceraya atılıyor.
İngilizce geliştirmek için çizgi roman serisi istiyorsan, hiç vakit kaybetmeden bu esere başlamalısın.

İngilizce çizgi roman önerimizde şimdi sırada The Flash var. Yıldırım çarpması ve üzerine dökülen kimyasallar neticesinde dünyanın en hızlı insanına dönüşen The Flash, bilim kurgu alanında dizisi de yapılan enteresan bir karakter…
Yine bir DC Comics evreninde geçen The Flash, İngilizce çizgi roman önerileri listelerinde her zaman yer almayı hak ediyor.
Listemizi bitirirken bir söz de The Flash’ten vermezsek olmazdı.
Burada yazımızın sonuna geldik. Başta da bahsettiğimiz gibi İngilizce öğrenmek, İngilizceni geliştirmek veya İngilizce konuşma pratikleri yapmak istiyorsan, hemen yan taraftaki formu doldur. Kısa süre içinde seni arayalım ve İngilizce öğrenme hikayeni beraber yazalım.
Hadi durma, Hemen harekete geç! Online İngilizce kursu Open English’e bugün başla ve en kısa sürede sen de dünya vatandaşı ol.
Türkçede sana bilmediğin bir soru sorulduğunda nasıl cevap veriyorsun? “Bilmiyorum.” “Bu konuda bir fikrim yok.” “Emin değilim.” ya da “Bu konuda sana yardımcı olamam.” gibi cümleler, Türkçede bilmediğin şeylere karşı verebileceğin cevapların sadece bir kısmı… Neden Türkçe konusuyla giriş yaptık? Çünkü benzer durum İngilizcede de var. İngilizcede “Bilmiyorum.” demek istediğinde herkesin aklına ilk olarak “I don’t know.” cümlesi gelir.
Evet “I don’t know.” İngilizcede bilmiyorum olarak sıklıkla kullanılan bir cümledir. Peki İngilizce bilmiyorum demenin farklı yolları da yok mu? Tabii ki de var.
İngilizce bilmiyorum demek için tercih edebileceğin farklı kalıplar var. Bu İngilizce bilmiyorum kalıplarını öğrenerek hem İngilizceni geliştirebilir, hem de İngilizce konuşmalarda kullanarak İngilizceye hakim bir birey olduğunu gösterebilirsin.
İngilizce öğrenmek, İngilizceni geliştirmek veya İngilizce konuşmak için arayış içindeysen, tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak… Ekip arkadaşlarımız seni kısa süre içinde arayacak ve online İngilizce kursumuzla alakalı detayları paylaşacaklar.

Konuyu daha fazla uzatmadan İngilizce bilmiyorum deme kalıplarına geçiş yapalım.
İngilizce bilmiyorum demenin ilk yolu “I have no idea.” cümlesidir. Türkçeye çeviride “Bir fikrim yok.” olarak karşılık bulan bu kalıbı, İngilizce konuşma ya da yazışma sırasında bilmediğiniz sorulara cevap vermek için tercih edebilirsin.
Bir soru sorulduğunda cevabını bilmiyorsak Türkçede vereceğimiz karşılıklardan bir tanesi “Sana bu konuda yardımcı olamıyorum.” İngilizcede de sıklıkla kullanılan bir cümle: I can’t help you there… Bu cümleyi de İngilizce bilmiyorum demek için kullanabilirsin.
Yine “I don’t know” kadar sık kullanılan bir kalıp var karşımızda: I’m not sure… İngilizce bilmiyorum karşılığını vermek için dile getirilen bu cümle de, “Emin değilim” ifadesi için pek çok konuşmada ve yazışmada yer bulmaktadır.
Sırada biraz daha sert bir ifade var: How should I know? Sertlikten kastımızı açıklayalım: Sana bir Türkçe bir şey sorduğunda “Nereden bileyim ben? Ne bileyim ben?” gibi bir karşılık verdiğinde karşı taraftaki kişi bunu sert olarak algılayabilir. Aynı durum “How should I know” için de geçerli… İngilizce bilmiyorum demek için bu cümleyi de tercih edebilirsin ama biraz daha dikkatli kullanmanı tavsiye ediyoruz.

İngilizce bilmiyorum yerine alternatif olarak söylenen bir diğer cümle de: I’ve been wondering that, too. Buradaki cümlenin anlamını söylediğimizde nasıl İngilizce bilmiyorum için kullanılabileceğini daha net anlayacaksın: “Bunu ben de merak ediyorum.” Bunu Türkçede söylediğinde ne anlama geliyor? Bu konuyu veya durumu ben de bilmiyorum ama öğrenmek de istiyorum.
Daha politik bir üslupta İngilizce bilmiyorum cevabı vermek istiyorsan, aradığın cümle: “I’ve been wondering that, too.
İngilizce “Bilmiyorum” cümlesi yerine değerlendirebileceğin bir diğer şık kalıp da “If I had to guess”… Bu cümlenin bilmiyorum demekle ne alakası var diye düşünebilirsin. Çünkü Türkçeye çevirdiğimizde “Tahmin etmem gerekirse” gibi bir anlam ortaya çıkıyor. O halde nasıl bu cümleyi İngilizce bilmiyorum yerine kullanabiliyoruz?
Şöyle açıklayalım: Sana bir soru soruldu ve cevabı bilmiyorsun ama sana soran kişinin de bu soruyu sorabileceği başka biri yok. O durumda bu kalıbı kullanman İngilizce “bilmiyorum” için birebir uygun…
Yine politik bir İngilizce “bilmiyorum” kalıbıyla listemize devam ediyoruz: Who knows… İngilizce bir soru sorulduğunda ve cevabı bilmediğinde alışılmış “I don’t know” kalıbının dışında bir cevap vermek istiyorsan, “Who knows” yerinde bir kalıp… Türkçeye “Kim bilir, kim bilebilir?” olarak çevirebileceğimiz bu kalıbı, benzer şekilde bilmediğin bir şey için İngilizcede de tercih edebilirsin.
Belki bir gün böyle bir durumlar karşılaşırsın: Who Knows?
Sırada İngilizcede slang olarak tabir edilen – yani sokak ağzı – bir kalıpla karşındayız: I haven’t the foggiest… Birebir çeviride saçma gibi görünse de sokak ağzında “Bu konuda en ufak bir fikrim yok.” demek için sıklıkla kullanılan “I haven’t the foggiest.” İngilizce bilmiyorum yerine tercih edebileceğin bir kalıp…
Sokak ağzı olduğu için bunu daha çok yakın arkadaşlarınla veya aranızda belirli bir samimiyet olan kişilerle konuşurken kullanman daha mantıklı olacaktır.

İngilizce “bilmiyorum” yerine kullanabileceğin kelimeleri öğrendin. Peki, İngilizce öğrenmeye ya da sahip olduğun İngilizceni geliştirmeye ne dersin? Canının istediği zaman, dilediğin yerde İngilizce çalışabileceğin bir yöntemler İngilizce öğrenmeye hazır mısın? O zaman seni online İngilizce kursumuza bekleriz.
Ana dili İngilizce olan eğitmenler, gramer konuları, okuma metinleri, günlük hayatta sık kullanılan deyimler, İngilizce bire bir konuşma dersleri, yapay zeka destekli telaffuz aracı ve çok daha fazlası platformumuzda seni bekliyor.
Tüm bunlar hakkında daha detaylı bilgi almak ve İngilizce öğrenme sürecini başlatmak için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak… Hadi hemen formu doldur, kısa sürede seni arayalım ve İngilizce öğrenme serüveninde her zaman yanı başında olalım.
Dijital dünyadaki değişim yaşantımızın birçok alanında da etkili oluyor. Teknoloji değiştikçe bazı şeyler de daha güvenilir ve pratik hale geliyor. Teknolojinin etkilediği bazı alanların pratik olması müşteriler için özellikle önemlidir. Çünkü para akışı daha hızlı ve güvenli bir şekilde sağlanmış oluyor.
Bu teknolojilerden biri ve en önemlilerinden biri ‘Blockchain’ teknolojisi. Bu yazıda blockchain teknolojisinin ne olduğu ve bu teknolojiye dair bilmen gereken İngilizce terimleri paylaşacağız. Ama bundan önce bilmen gereken bir şey daha var: Open English.
Eğer teknolojiyle aran iyiyse ve yeni çıkan her şeyden anında haberdar olmak istiyorsan İngilizce bilmenin şart olduğunu da biliyorsundur. Seni, işin daha kolaylaşsın diye Open English ile tanıştırmak istiyoruz. Çünkü İngilizceni daha ileri bir düzeye taşımanın en iyi yollarından biri Open English.
Open English online İngilizce kursudur. Sıfırdan İngilizce öğrenmeyi düşünüyorsan ya da temel İngilizce bilgine yenilerini eklemek istiyorsan, harika bir seçim olacak. Çünkü ana dili İngilizce olan eğitmenlerle İngilizce konuşma pratiği yaparak İngilizceni ilerletebilirsin. Bunun yanı sıra 7/24 canlı sınıflarda İngilizce derslerini dinleyebilirsin.
Open English hakkında daha fazla bilgi almak istersen bu sayfadaki formu doldurabilirsin.

Blockchain, dijital verilerin güvenli ve şeffaf bir şekilde depolanmasına ve transfer edilmesine olanak sağlayan dağıtık bir veri tabanı teknolojisidir. Bu teknoloji, merkezi olmayan bir yapıya sahiptir ve verilerin birbirleriyle bağlantılı bloklar halinde tutulması esasına dayanır.
Her bir blok, içerisinde önceki bloğun kodu ve kendisine ait bir kod olan bir “hash” fonksiyonuyla bağlantılıdır. Bu sayede bloklar arasındaki herhangi bir değişiklik, tüm blokları etkiler ve blokların zincirleme yapısı bozulur.
Blockchain, özellikle kripto para birimlerinin temelini oluşturarak finansal işlemlerin güvenli, hızlı ve maliyet etkin bir şekilde gerçekleştirilmesine olanak sağlar. Bunun yanı sıra, sağlık, lojistik, oylama gibi birçok farklı sektörde de kullanılır.
İşte Blockchain ile ilgili bilmen gereken İngilizce terimler, Türkçe karşılıkları ve bu kelimelerin yer aldığı örnek cümleler:
Blockchain technology has the potential to revolutionize the way we store and transfer data securely.
(Blok zinciri teknolojisi, verileri güvenli bir şekilde depolama ve transfer etme şeklini değiştirme konusunda potansiyel sahibidir.)
Bitcoin is a popular cryptocurrency that operates on a blockchain network.
(Bitcoin, bir blok zinciri ağı üzerinde işlem yapan popüler bir kripto para birimidir.)
Decentralization is one of blockchain technology’s key features, making it more secure and transparent.
(Merkeziyetsizlik, blok zinciri teknolojisinin temel özelliklerinden biridir ve daha güvenli ve şeffaf hale getirir.)
A distributed ledger is a type of database that is spread across a network of computers, making it more resilient to attacks.
(Dağıtık bir defter, bir bilgisayar ağı üzerinde yayılmış bir veritabanı türüdür ve saldırılara karşı daha dayanıklı hale getirir.)
Mining is verifying transactions on a blockchain network and adding them to the blockchain as a new block.
(Madencilik, bir blok zinciri ağındaki işlemleri doğrulama ve bunları yeni bir blok olarak blok zincirine eklemeye denir.)
The hash function is a mathematical function that converts input data into a fixed-size output.
(Hash fonksiyonu, girdi verilerini sabit boyutlu bir çıktıya dönüştüren bir matematiksel fonksiyondur.)
A smart contract is a self-executing contract with the terms of the agreement between buyer and seller being directly written into lines of code.
(Akıllı sözleşme, alıcı ve satıcı arasındaki anlaşmanın şartlarının doğrudan kod satırlarına yazıldığı kendiliğinden yürütülen bir sözleşmedir.)

A public key is a cryptographic key that can be shared with anyone to receive encrypted messages.
(Açık anahtar, şifreli mesajları almak için herkesle paylaşılabilecek bir kriptografik anahtardır.)
A private key is a secret key that is used to decrypt messages sent to a public key.
(Özel anahtar, açık bir anahtara gönderilen mesajları çözmek için kullanılan gizli bir anahtardır.)
A node is a computer that connects to a blockchain network and helps to validate transactions on the web.
(Düğüm, bir blok zinciri ağına bağlanan ve ağdaki işlemleri doğrulamaya yardımcı olan bir bilgisayardır.)
Consensus is the process of agreeing on a shared state of the blockchain network among all participants.
(Uzlaşma, tüm katılımcılar arasında blok zinciri ağındaki ortak bir durum üzerinde anlaşmaya varma sürecidir.)
A fork occurs when a blockchain network splits into two separate networks due to changes in the rules or protocol.
(Çatallanma, kuralların veya protokolün değişmesi nedeniyle bir blok zinciri ağının ikiye ayrılmasıyla meydana gelir.)

A token is a digital asset that represents ownership of a particular asset or utility within a blockchain network.
(Token, bir blok zinciri ağı içinde belirli bir varlığın veya işlevin sahipliğini temsil eden dijital bir varlıktır.)
Immutable means that data stored on a blockchain network cannot be changed or tampered with once it has been added to the network.
(Değişmez, bir blok zinciri ağındaki verilerin, ağa eklendikten sonra değiştirilemeyeceği veya manipüle edilemeyeceği anlamına gelir.)
Gas is a fee paid to the network for each transaction to incentivize miners to validate and process the transaction.
(Gas, her işlem için ödenen bir ücrettir ve madencilerin işlemi doğrulamaya ve işleme koymaya teşvik etmek için ağa ödenir.)
Scalability is the ability of a blockchain network to handle a large number of transactions without slowing down or becoming congested.
(Ölçeklenebilirlik, bir blok zinciri ağının yavaşlamadan veya tıkanmadan büyük miktarda işlemi işleyebilme kabiliyetidir.)
Cryptography is the practice of secure communication in the presence of third parties through codes, ciphers, and other mathematical techniques.
(Kriptografi, kodlar, şifreler ve diğer matematiksel tekniklerle üçüncü tarafların varlığında güvenli iletişim pratiğidir.)
Proof of work is a consensus algorithm that requires a certain amount of computational work to be performed to validate transactions and create new blocks.
(İş kanıtı, işlemleri doğrulamak ve yeni bloklar oluşturmak için belirli miktarda hesaplama çalışması gerektiren bir uzlaşma algoritmasıdır.)
Proof of stake is a consensus algorithm that requires validators to hold a certain amount of cryptocurrency to validate transactions and create new blocks.
(Hisse kanıtı, doğrulayıcıların işlemleri doğrulamak ve yeni bloklar oluşturmak için belirli bir kripto para birimi tutmasını gerektiren bir uzlaşma algoritmasıdır.)
Merkle tree is a data structure used in blockchain networks to efficiently verify the integrity of large amounts of data.
(Merkle ağacı, büyük miktardaki verilerin bütünlüğünü verimli bir şekilde doğrulamak için blok zinciri ağlarında kullanılan bir veri yapısıdır.)
Müzik evrenseldir lafını duymuşsundur. Her yöreye, halka özgü birçok müzik mevcut. Gittiğimiz her yerde bir tınıya, bir ritme mutlaka şahit oluruz. Bu da müziğin evrenselliğinin kanıtı oluyor zaten.
Bu yazıda müzisyenler için bilinmesi gereken müzik terimlerden bahsedeceğiz. Müzisyenlerin müzikoloji alanında önemsediği kavramların İngilizce karşılıklarına olduğuna bakacağız.
Ama ondan önce istersen Open English’ten bahsedelim biraz. Çünkü bahsedeceğimiz tüm terimleri online İngilizce kursu Open English’in 7/24 canlı derslerinde ana dili İngilizce olan eğitmenlerle çalışabilirsin. Bu derslerde merak ettiğin tüm soruları işin uzmanlarına sorabilirsin.
Open English online İngilizce dersleri hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki formu doldur, sana en kısa sürede dönüş sağlayalım.
Müzisyen için kimi yerlerde “performer” kelimesinin de kullanıldığını da görebilirsin. Bu da müzisyen anlamına gelir ama aynı zamanda sanatı icra eden kişi anlamında da kullanılır. Yani bir oyuncuya da performer denebilir.

Müzik dünyasında birçok kavram var. Bunların hepsini öğrenmek zaten imkansız. Ama en önemli olanlar neyse onlarla başlayacağız.
Bu terimleri bilmek dinlediğin müzikte neler olduğunu hangi enstrümanın kaçlık notalarla çaldığını anlaman için önemli.
An accent is when a specific note or phrase is emphasized with an increase in intensity above other non-accented notices.
(Bir vurgu, diğer vurgusuz notaların üzerinde yoğunluk artışı ile belirli bir nota veya ifadeyi vurguladığında oluşan bir konuşma özelliğidir.)
Accidentals in music refer to notes, not within a specific key signature, and therefore exist outside of the key.
(Müzikteki kazai notalar, belirli bir anahtar imzası içinde bulunmayan notaları ifade eder ve bu nedenle anahtarın dışındadır.)
Adagio means slowly in Italian. The music signifies that a piece should be played at a slower tempo or speed.
(Adagio, İtalyanca’da yavaş anlamına gelir. Müzikte, bir parçanın daha yavaş bir tempoda çalınması gerektiğini belirtir.)
Allegro means cheerful in Italian. In music, it means the music should be played at an upbeat and bright tempo.
(Allegro, İtalyanca’da neşeli anlamına gelir. Müzikte, müziğin canlı ve parlak bir tempoda çalınması gerektiğini ifade eder.)
Alto is a range of pitches normally assigned to a singer in a choir. The alto range of pitches is below Soprano but higher than the Tenor range.
(Alto, genellikle koro şarkıcısına atanan bir nota aralığıdır. Alto, Soprano’dan daha düşük ancak Tenor aralığından daha yüksek bir nota aralığıdır.)
Andante is used to describe a moderately slow tempo. Its Italian meaning “to-go about” suggests a walking pace to be used in a piece of music.
(Andante, orta derecede yavaş bir tempoyu tanımlamak için kullanılır. İtalyanca anlamı “etrafında dolaşmak” bir müzik parçasında kullanılacak yürüyüş temposunu önermektedir.)
An arpeggio is when a chord of notes is broken and played in sequence. For example, a C major arpeggio would be played C-E-G-C.
(Arpeggio, bir akorun notalarının kırılarak sırayla çalındığı durumu ifade eder. Örneğin, C majör arpeggio C-E-G-C şeklinde çalınır.)
In music, a bar is a subsection of time that’s defined by a time signature. For example, a 4/4 time signature assigns four quarter notes to each bar.
(Müzikte, bir çubuk, bir zaman imzası tarafından tanımlanan bir zaman alt bölümüdür. Örneğin, 4/4 zaman imzası her çubuğa dört çeyrek nota atar.)

The acronym BPM stands for “Beats per Minute” and refers to the number of beats that will occur within sixty seconds.
(BPM kısaltması, “Dakikadaki Vuruş Sayısı” anlamına gelir ve altmış saniye içinde gerçekleşecek vuruş sayısına atıfta bulunur.)
A cadence is a sequence of chords used to signify the end of a phrase.
(Bir cadence, bir cümlenin sonunu belirtmek için kullanılan akor dizisidir.)
A cadenza is a moment in a musical piece where an instrumentalist or singer is given the opportunity to play a solo freely and with artistic license to go outside of a rigid tempo or rhythm.
(Bir cadenza, bir müzik parçasındaki bir an, bir çalgıcıya veya şarkıcıya serbestçe solo çalma fırsatı verildiği bir durumdur.)
Canons in music are when a melody is played by one instrument or group of instruments, and then repeated a certain number of bars later by another instrument to overlap the initial melody.
(Müzikte canonlar, bir melodi bir enstrüman veya enstrüman grubu tarafından çalındıktan sonra, başlangıçtaki melodiyi örtüştürecek şekilde belirli bir sayıda çubuk daha sonra başka bir enstrüman tarafından tekrarlanır.)
The clef is a symbol used at the beginning of a piece of sheet music to denote the note values on the staff.
(Clef, notaların personele verilişini belirtmek için bir notasyonun başında kullanılan bir semboldür.)
Dal segno is an instruction used in sheet music that tells the band or orchestra to resume playing the piece from a different section of the piece, usually denoted by a star-like symbol or sign.
(Dal segno, bir şarkının başka bir bölümünden yeniden başlama talimatıdır ve genellikle yıldız benzeri bir sembollerle belirtilir.)

The opposite of a crescendo, a diminuendo is a decrease in dynamic volume during a section of music.
(Crescendonun zıttı olarak, diminuendo müziğin belirli bir bölümünde dinamik hacmin azalması anlamına gelir.)
In music, the term dynamics refers to the intensity and volume with which a note should be played. The most basic dynamic is piano (soft), forte (hard), and mezzo (medium).
(Müzikte dinamik terimi, bir notanın çalınması gereken yoğunluğu ve ses şiddetini ifade eder. En temel dinamikler piano (yumuşak), forte (sert) ve mezzo (orta) olarak bilinir.)
Refers to two notes that have different spellings yet sound the same. For example, F# and Gb are the same notes with different spellings.
(Aynı sesi veren ancak farklı yazılışa sahip olan iki nota için kullanılır. Örneğin, F# ve Gb aynı sese sahip fakat farklı yazılışlardır.)
A fermata is a symbol used in sheet music to indicate that a note should be held longer than its standard duration. The length that the note can be held is up to the artist or conductor.
(Bir fermata, bir notanın standart süresinden daha uzun süre çalınması gerektiğini belirtmek için kullanılan bir semboldür. Notanın kaç saniye kadar uzun çalınacağı sanatçı veya şefin takdirine kalmıştır.)
In music, flat refers to the relative tonal quality of a note. A flat note is one half-step below the same natural note in pitch.
(Müzikte, flat kelimesi bir nota için kullanılır ve bu nota tonal kalite olarak diğer nota seviyesinin yarım ton altındadır.)
Forte is a term used to describe a louder dynamic. Forte should be louder than mezzo-forte but quieter than fortissimo.
(Forte, daha yüksek bir ses şiddeti anlamına gelir. Mezzo-forte’dan daha yüksek ses seviyesinde olmalı, ancak fortissimo’dan daha sessiz olmalıdır.)
Open English sana ilgi duyduğun alanlardan yola çıkarak İngilizce öğreten online İngilizce kursudur. İngilizce öğrenmenin mecburi olduğu bu dönemde bu fırsatı kaçırmanı hiç istemeyiz.
Eğer sen de sıfırdan İngilizce öğrenmeyi düşünüyorsan ya da temel İngilizce bilgine yenilerini eklemek istiyorsan, harika bir seçim olacak. Çünkü ana dili İngilizce olan eğitmenlerle pratik yaparak İngilizceni ilerletebilirsin. Bunun yanı sıra 7/24 canlı sınıflarda İngilizce derslerini dinleyebilir, İngilizce konuşma yeteneğini geliştirebilirsin.
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki formu doldurabilirsin.
Meslek seçimi, insanın hayatını şekillendiren bir husus. Çünkü hayatının büyük bir kısmını mesleğini icra ederek geçireceksin. Bu nedenle mesleğini seçerken iyi düşünmeli ve acele karar vermemelisin. Uzun yıllar aynı işi yapacağının bilincinde olmalısın.
İnsanlar çeşitli nedenlerle mutsuz olabilirler. Fakat mutsuzluğun kaynağı çalıştığın işi sevmemek ise durum zorlaşıyor. Elbette hayatını idame ettirmen gerek, birtakım mecburiyetler var. Ama imkan bulur bulmaz severek yapacağın bir işe geçebilirsin. Bunu yapmak için hiçbir zaman geç değil. Kararlı ve istikrarlı olursan her şeyin bir nebze de olsa kolaylaştığını göreceksin.
Hangi alanda iş arıyor olursan ol, İngilizce bilmen bir artı olacaktır. Bundan dolayı İngilizce konusunda kendini geliştirebilirsin. Sıfırdan İngilizce öğrenmek mi istiyorsun? Belki de temel İngilizce bilgine yenilerini eklemeyi düşünüyorsundur. Haydi, seni Open English ile tanıştıralım.
Open English, online bir İngilizce kursu. İngilizce öğrenmek isteyip de kursa gidecek vakti olmayanlar için kaçırılmayacak bir fırsat! 7/24 canlı İngilizce derslerini takip ederek İngilizce çalışabilirsin. Ana dili İngilizce olan eğitmenler ile sohbet ederek pratik yapabilirsin.
Open English ile İngilizce öğrenmek oldukça kolay! Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek istersen formu doldurabilirsin.
İngilizce biliyor olmak başlı başına bir avantaj. İş hayatı için konuşacak olursak bu durum neredeyse bir gereklilik haline geldi. İşverenler artık başka dillerde de senden yeterlilik bekliyor. Ama İngilizce biliyorsan, bu durum seni elbette öne çıkaracaktır. İngilizce Bilmek Kariyerini Nasıl Etkiler adlı yazıyı okuyarak bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinebilirsin.
Değişen dünyanın ihtiyaçlarını karşılayan çok sayıda meslek var. Bunlardan bir tanesi de art direktör olmak. Art direktör kime denir sorusu oldukça merak ediliyor. Haydi, art direktör kime denir bir bakalım. Art direktör ne iş yapar, art direktör nasıl olunur sorularına cevap bulalım. Ayrıca art direktörler için İngilizcenin ve iş İngilizcesinin önemini vurgulayalım.

Bir meslek olarak art direktör nedir sorusu, çok merak ediliyor. Bunun yanında art direktörlüğün İngilizce ile olan bağlantısı da yine merak konusu. Önce art direktör kime denir konusunu açıklığa kavuşturalım. Ardından art direktörler için İngilizce bilmek ne denli önemli sorusunun cevabına odaklanalım.
Art direktör kelimesi, İngilizce bir kelime. Aslında Türkçe karşılığı sanat yönetmeni demek. İş hayatı içerisinde “art direktör” sık kullanılan terimlerden biri. Sen de bu kelimeyi daha önce duymuş olabilirsin.
Art direktör ya da Türkçe karşılığıyla sanat yönetmeninin geniş bir çalışma alanı var. Yayıncılık sektörü, film sektörü, reklam sektörü gibi pek çok sektörle ilintili. Bu nedenle insanlar tarafından merak edilen popüler bir meslek dalı.
Art direktörler yani sanat yönetmenleri, çok farklı alanlarda çalışabiliyor. Yayıncılık, film prodüksiyon ekipleri, reklam ajansları bu alanların başında geliyor. Basitçe art direktörlerin ekipte düzenleyici ve yaratıcı işleri yaptığını söylemek mümkün. Çalışma alanına göre art direktörün görevi değişkenlik gösteriyor.
Art direktör yani Türkçe karşılığıyla sanat yönetmeni, yayıncılık sektöründe çalışabilir. Bu sektörde editörler ve yayın editörleri ile işbirliği içinde görevini yerine getirir. Dergi, gazete, katalog gibi yayınların sayfa düzenleri ile ilgilenir.
Art direktörlük yapan kişiler, reklam ajanslarında çalışma imkanına sahip. Bu sektörde reklam kampanyalarıyla ilgili görsellerden sorumlu olur. Art direktör yani sanat yönetmeni, belirlenen projede metin yazarları, marka temsilcileri ve sosyal medya sorumlularıyla işbirliği içinde çalışır. Bu çalışmada amaç ürünü müşterinin talep ettiği şekilde göstermektir. Art direktör ürünün gelişimine yönelik fikirler verebilir, bazı noktaları eleştirebilir.

Art direktörler için çalışma alanlarından biri de film prodüksiyon ajansları. Art direktör yani sanat yönetmeni, prodüksiyon tasarımcısı ile beraber çalışır. Ayrıca yardımcı sanat yönetmeni, set dekoratörleri, artistlerle yardımlaşarak bir çalışma yürütür. Projenin görselliği ile ilgili konular art direktörün alanına girer.
Art direktör olmak mı istiyorsun? Peki, art direktör nasıl olunur? Güzel sanatlar fakültelerinde yer alan grafik tasarım bölümünü okuyabilirsin. Ayrıca tasarım alanıyla alakalı çeşitli eğitimler alarak da bu işi yapabilirsin.
Yetenekli ve tecrübe sahibi olan, bu işi alaylı (okulunu okumamış, yaptığı işte okullu olmayan) yapan insanlar da mevcut. Ancak günümüzde eğitim çok önemli olduğundan tasarım üzerine bir eğitim hayatı planlayabilirsin. Yaratıcı biriysen art direktörlük tam sana göre!
İngilizce her meslek dalında önemli. İngilizce bilen çalışanlar daha rahat iş bulabiliyor. Ayrıca İngilizce bilmek çalıştığın alanla ilgili yazılmış önemli kaynaklara erişimini kolaylaştırır. Bu durum art direktörler yani sanat yönetmenleri için de değişmiyor. Hatta art direktörler için İngilizce daha elzem. Çünkü çalıştıkları tasarım programların çoğu İngilizce.
Art direktör yani sanat yönetmenlerinin sık kullandığı bazı evrensel terimler ve kelimeler var. Bu kelimelerin çoğu İngilizce. Bundan dolayı art direktörler için İngilizce bilmek büyük bir artı. Haydi, art direktörler için İngilizce kelimeler hangileri bir bakalım. Eğer ileride art direktör olmak gibi bir hayalin varsa bu İngilizce kelimelere aşina olman gerekli.

Art direktör yani Türkçe karşılığıyla sanat yönetmeninin, iş hayatında sık kullandığı bazı İngilizce kelimeler mevcut. Art direktörler için İngilizce kelimeler listesinde hangi kelimeler var, merak ediyor musun? Bu kelimelerden bazılarını senin için bir araya getirdik.
Allegory (Alegori): Anlatılmak istenilen şeyin daha iyi kavranması adına somutlaştırmak anlamına geliyor. Yani soyut bir şeyi, benzetmeler yaparak gözde canlandırılabilir bir şey haline getirme işlemidir.
Amorphous (Amorf): Kendine özgü biçimi olmayan şeyler için kullanılıyor.
Avant-garde (Avangard): Var olan sanat akımına ve sanat anlayışına uymayan, karşı çıkan manasına geliyor. Aykırı sanat da denebilir.
Banner (Afiş): Art direktörler için İngilizce kelimeler listesinin başında geliyor. Çünkü banner reklam sektöründe sık kullanılan bir İngilizce kelime. Türkçe karşılığı ise afiş manasına geliyor.
Contrast (Kontrast): Türkçe karşılığı zıtlık demek. Bu kelime sinema ve televizyon sektöründe sık kullanılıyor. Art direktörler için İngilizce kelimeler listesindeki popüler sözcüklerden biri. Video bağlamında beyaz noktalar ile siyah noktalar arasındaki skalayı belirtiyor.
Figurative (Figüratif): İçinde insan, hayvan ve doğadan biçimler bulunduran şey manasına gelir. Genellikle resim ve heykel sanatları söz konusu olduğunda kullanılan bir kelime.
Frequency cap: Bu İngilizce ifade reklam gösterme sıklığı anlamında kullanılıyor.
Graffiti: Bir duvara ya da herhangi bir yüzeye çizilmiş, püskürtülmüş yazılar ve çizimler anlamına geliyor.
Golden Ratio (Altın Oran): Bu İngilizce ifadenin Türkçe karşılığı altın oran manasına geliyor. Estetik olarak güzel bulunan doğal görünümlü kompozisyonlar için kullanılır.
High Dynamic Range (HDR): Fotoğraf ve videolarla ilişkili olarak kullanılan bu kelime, art direktörler için İngilizce kelimeler listesinde de bulunuyor. Aynı kareyi farklı pozlama değerleriyle kaydettikten sonra algılayıcıların dinamik aralığını yazılımsal şekilde yükseltme işlemine deniyor.
Illustration (İllüstrasyon): Basılı ya da dijital mecrada metini bütünleyen, açıklayan, süsleyen resim ya da desen gibi düşünebilirsin.
Interactive advertising: Bu İngilizce ifade interaktif yani etkileşime açık reklamcılık anlamına geliyor.
JPEG: Bu kısaltma Joint Photographic Expert Group ile ilişkili. Joint Photographic Expert Group tarafından geliştirilmiş bir yöntem. Bu bir görüntü sıkıştırma yöntemi.
Logo: Bir markanın ya da firmaların temsil ettiği ismin kendine has bir şekilde tasarlanması anlamına gelir. Her marka için logo oldukça önemlidir. Ayrıca logo, art direktörler için İngilizce kelimelerin en popüler olanlarından. Sektörde bu kelime sıkça kullanılıyor.
Page layout: Bu İngilizce ifade kısaca sayfa düzeni anlamına geliyor.
Pixel (Piksel): Bu İngilizce kelime “picture” ve “element” kelimelerinin birleşiminden oluşuyor. Bir görüntüyü oluşturan noktacıkları anlatıyor.
Static (Statik): Türkçe karşılığı durgun, sabit gibi anlamlara geliyor. Sanat eserleri bağlamında ise kuvvetlerin dengesiyle yapılmış manasında kullanılıyor.
Symbol (Sembol): Kelimenin bir şeyi işaret etmek, sembolü izi olmak, simgelemek, gösterge gibi anlamları var.
Sketch: Bir resim çalışmasına başlamadan önce yapılan ön hazırlık. Aslında bir nevi taslak da denebilir.
Stop Motion: Bu İngilizce kelime, bir nesnenin aralıklı şekilde görüntülenmesini sağlayan bir tekniği anlatıyor. Art direktörler için İngilizce kelimeler listesinde bulunuyor. Çünkü sektörde çok sık telaffuz edilen bir ifade.
Slogan: Herhangi bir düşünceyi benimsetmek ve yaymak amacı güden kısa, çarpıcı söz anlamında kullanılıyor.
Typography: Basın ve yayın sektöründe kullanılan bir kelime. Bununla birlikte art direktörler için İngilizce kelimeler listesinin de başlarında yer alıyor. Elektronik ya da basılı yazı manasında kullanılıyor. Punto, yazı tipi, satır uzunluğu gibi birçok etmenle ilişkilidir.
Trend: Art direktörlerin istihdam edildiği her sektörde sıkça kullanılan bir kelime. Akım, moda olan öne çıkan şey, eğilim, meyil vermek gibi anlamlara geliyor.
Voice Over: Dış ses manasına geliyor.
Zoom: Görüntünün büyütülmesi anlamına gelen optik kaydırma işlemine deniyor.
Yukarıda örnek olarak verdiğimiz art direktörler için İngilizce kelimeler, iş hayatında sıkça kullanılıyor. Bu kelimelerin haricinde de İngilizce birçok ifade art direktörler için mühim. Ayrıca tasarım programları ve internetteki kaynakların da çoğu İngilizce. Eğer işinde başarılı bir art direktör olmak istiyorsan İngilizceni geliştirmen şart. İngilizceyi dert etme, Open English her zaman senin yanında!
Open English ile İngilizce öğrenmek ve İngilizce konuşmaya başlamak oldukça kolay! Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek istersen formu doldurabilirsin.
In Case kullanımı, İngilizceyi yeni öğrenenlerin benzer konularla sık sık karıştırdığı bir konudur. Fakat In Case kullanımı, işlevi açısından kendine has bir yer kaplar. Benzer yapılar olsa da yerine kullanabileceğimiz çok da bir yapı olmadığı için In Case kullanımı epey önemli bir konudur. Bu yazımızda In Case kullanımı hakkında bilmen gereken her şeyi toplayacak, örnekler ile pekiştireceğiz!
Fakat yazımıza başlamadan önce sana bir sorumuz var: İngilizceyi ana dilin gibi konuşmak ister misin? Eğer cevabın çoğu insan gibi “evet!” ise sana Open English’in ayrıcalıklı dünyasından ve sana katabileceklerinden bahsetmek isteriz!
Tahmin etmesi güç değil; İngilizce en iyi İngilizce konuşandan öğrenilir. Sen de alanında önder online İngilizce kursu Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan yabancı eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilirsin. Üstelik bu derste öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında pekiştirerek pratiğe dökebilirsin. Her saniye aklına takılabilecek sorulara cevap verebilecek kaynaklar ve alıştırma yapabileceğin materyallerle dolu arşivimize sınırsız erişim de aboneliğine dahil!
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

In Case kullanımı, anlamı açısından “önlem” durumlarını belirtir. In Case kullanımını Türkçeye çevirirken “olur diye, -e karşı, -sı halinde, olması durumunda” olarak çevirebiliriz. Ama burada dikkat etmemiz gereken en önemli nokta In Case kullanımını “If” yani “eğer” ile karıştırmamak. If kullanımında koşul-sonuç anlamı varken In Case kullanımında ise bahsettiğimiz gibi “önlem” anlamı vardır.
Bu örneklerimizi incelersek ilk cümlemizde karanlık olma koşulu gerçekleşirse el fenerine ihtiyaç duyma sonucunun ortaya çıkacağını söylüyoruz. Yani “eğer” yapısını kullanıyoruz. Fakat ikinci cümlemizde bir koşulun gerçekleşmesi sonucu oluşacak bir sonuçtan bahsetmiyoruz. Gerçekleşme ihtimali olan bir duruma karşı aldığımız önlemden bahsediyoruz.
Eğer bambaşka ve epey detaylı olan If kullanımını da incelemek istersen If Clause Konu Anlatımı isimli yazımızı okuyabilirsin.
In Case kullanımını temel olarak iki başlıkta ele alacağız: Bağlaç olarak ve edat olarak. In Case kullanımının bu iki başlığında da anlam olarak yine “önlem” anlamını vurgulayacak olsak da aralarında ufak bir yapısal detay var. Bu yüzden aman dikkatli olalım!
Fakat konumuza başlamadan seni bir kez daha Open English’e davet etmek istiyoruz. Dünya çapında 15 yıldır 1.5 milyonu aşkın insana İngilizce öğreten Open English, sana İngilizce konuşabilmen için her türlü fırsatı sunuyor.
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında öğrendiklerini pekiştirebilir ve dev içerik arşivimizden sınırsız faydalanabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

In Case kullanımını bağlaç olarak cümleye dahil edersek işimiz çok da zor değil. In Case kullanımını bu şekilde yapacağımız zaman, In Case’in ardından cümle yani clause kullanmamız gerekir. Mesela başta verdiğimiz örneği inceleyelim:
Bu örnekte In Case bağlaç olduğu için cümleyi ikiye ayırabiliriz.
Gördüğün gibi, In Case kullanımı olmazsa iki ayrı cümle oluyor elimizde. In Case kullanımı ile ise bu iki cümleyi anlamlı bir şekilde birleştiriyoruz. Dikkat edersen önlemi alınacak şeye In Case kullanımından sonra yer verdik.
Birkaç cümleyle daha pekiştirelim:

In Case kullanımının ikinci başlığına baktığımızda burada aslında In Case değil, In Case Of görüyoruz. Anlam olarak hala “bir şey olursa diye” anlamımız olsa da buradaki ana fark, In Case’ten sonra cümle kullanırken In Case Of’tan sonra isim yani noun kullanmamızdır.
In Case kullanımı ile ilgili bu yazımızın da sonuna geldik. Umarız bu yazı senin için faydalı olmuştur! Eğer hala aklında soru işaretleri varsa ya da İngilizceyi en temelden öğrenerek ana dilinmişçesine konuşmak istersen Open English’e bir göz atmalısın!
Open English, alanındaki 15 yılı aşkın deneyimi ile sana İngilizceye hakim olma fırsatı sunuyor! Open English’e aboneliğin başladığı anda ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders almaya başlayabilirsin! Üstelik bu derslerde öğrendiklerini canlı İngilizce konuşma gruplarında, yabancılar ile pratiğe dökebilirsin. Eğer bütün bunlardan sonra hala çalışmaya devam etmek istersen diye dev içerik arşivimiz de sınırsız olarak erişmek için daima parmaklarının ucunda!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
Hepimiz biliyoruz ki artık eski, geleneksel yöntemlerle iş kurmak da bulmak da bu çağda biraz zor. Ve zorlaşmaya da devam ediyor. Artık teknoloji hayatımızın merkezinde yer alıyor. Bu da iş biçimlerini ve rollerini değiştiriyor. Değişen iş biçimi ve rollere ilaveten yenileri de ekleniyor veya çıkıyor da. Dolayısıyla kariyer planı yapanların geleceğin popüler ve en çok istihdam sağlayan mesleğini iyi araştırmaları gerekiyor.
Pandemiyle beraber remote çalışmak gibi bir kavram girdi hayatımıza. Yani uzaktan, evimizden çalışıyoruz. İnternetin ve bilgisayarın olduğu heryerde çalışabiliriz. İşini sırtın alıp yol gitmek gibi bir şey. Pandemiden sonra da remote işler çok da sonlanmadı. Yani aslında birçok kişinin işine gelen bir durum oldu. Çünkü herkesin evi aynı zamanda iş yeri haline geldi. Dolayısıyla belli ölçekte bir mekan tasarrufu söz konusu.
Gelecekte popüler olacak işlerin birçoğu da yine belli tasarrufları gerektirecek. Örneğin sadece yerel piyasa da yapacağın karın çok daha fazlasını global düzeyde çalışarak yapabilirsin. E, tabi bunu için de İngilizce bilmek şart. Çünkü dünyanın herhangi bir yerinden biriyle muhattap olacaksın. (İngilizce bilmenin şart olduğu mesleklerin ne olduğunu merak ediyorsan İngilizcenin Gerekli Olduğu Meslekler yazısına göz atabilirsin.)
İngilizce öğrenmenin çetrefil bir şey olduğunu düşünüyorsan Open English ile henüz tanışmamışsındır.

Gelecekte popüler olacak işlerde çalışmak istiyorsan İngilizce bilmenin şart olduğunu da biliyorsundur. Seni, işin daha kolaylaşsın diye Open English ile tanıştırmak istiyoruz. Çünkü İngilizceni daha ileri bir düzeye taşımanın en iyi yollarından biri Open English.
Open English online İngilizce kursudur. Sıfırdan İngilizce öğrenmeyi düşünüyorsan ya da temel İngilizce bilgine yenilerini eklemek istiyorsan, harika bir seçim olacak. Çünkü ana dili İngilizce olan eğitmenlerle pratik yaparak İngilizceni ilerletebilirsin. Bunun yanı sıra 7/24 canlı sınıflarda İngilizce derslerini dinleyebilir, iş İngilizcesini kolay bir şekilde öğrenebilirsin.
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki formu doldurabilirsin.
Bu yazıda gelecekte öne çıkacak mesleklerin neler olduğundan bahsedeceğiz. Bu meslekler için ihtiyacın olan niteliklerden en önemlisinin de İngilizce bilmek olduğunu tekrar hatırlattıktan sonra başlayabiliriz.
Gelecekte popüler olacak meslekler, teknolojik gelişmelerin hızla ilerlediği, toplumsal ihtiyaçların ve önceliklerin değiştiği bir dünyada değişkenlik gösterebilir. Ancak bazı mesleklerin önemi ve talebi artan eğilimlerine bakarsak, gelecekte popüler olacak meslekler şunlardır:

Yapay zeka sistemlerinin tasarımı, geliştirilmesi ve uygulanması ile ilgilenirler. Makine öğrenimi, veri madenciliği, robotik gibi alanlarda çalışabilirler.
Büyük veri setleri üzerinde analizler yaparak, şirketlerin karar verme süreçlerinde kullanabilecekleri verileri üretirler. Veri tabanı yönetimi, veri madenciliği, yapay zeka gibi konulara hakimdirler.
Uzaktan çalışma politikalarını geliştirme ve uygulama sürecinde çalışanları yönetirler. Ekip iletişimini sağlamak, iş performansını izlemek gibi konularda çalışırlar.
İşe alım, personel yönetimi, performans değerlendirme ve eğitim gibi konularda çalışırlar. Şirketin personel politikalarını belirleyerek çalışanların iş performansını arttırmaya yönelik faaliyetleri planlarlar.
Yenilenebilir enerji kaynaklarını araştırır, geliştirir ve tasarlarlar. Güneş enerjisi, rüzgar enerjisi, hidroelektrik gibi alternatif enerji kaynakları üzerine çalışırlar.
Şirketlerin dijital pazarlama stratejilerini oluşturur ve uygularlar. Sosyal medya, arama motoru optimizasyonu, reklam kampanyaları gibi dijital kanallar üzerinden ürün ve hizmetlerin tanıtımını yaparlar.
Sağlık hizmetlerinin yönetimini yaparlar. Tıbbi cihazlar, ekipmanlar, malzemelerin yönetimi, hastane yönetimi, hasta takibi gibi konularda çalışırlar.
Yapay zeka teknolojisinin etik kullanımını sağlamak ve risklerini minimize etmek için çalışırlar. Özellikle yapay zeka teknolojilerinin toplumsal etkilerini ve güvenlik sorunlarını ele alırlar.

Blockchain teknolojilerinin geliştirilmesi, uygulanması ve güvenliği konularında çalışırlar. Finansal teknolojiler, kripto para, tedarik zinciri yönetimi gibi konularda çalışabilirler.
Biyoteknoloji uzmanları ve mühendisleri, biyolojik organizmaların, hücrelerin, moleküllerin ve genlerin kullanımı ile ilgili teknolojilerin geliştirilmesi, tasarımı ve uygulanması ile ilgilenirler. Biyoteknoloji, tıbbi ve endüstriyel uygulamaları olan geniş bir alandır. Biyoteknoloji uzmanları, biyolojik molekülleri, organizmaları ve hücreleri kullanarak, tıbbi tedaviler ve biyoteknolojik ürünler gibi yenilikçi çözümler sunar.
İklim değişikliği ve çevresel sorunlar, sürdürülebilirlik konusunda artan bir farkındalığa neden oluyor. Sürdürülebilirlik uzmanları, şirketlere, kurumlara ve hükümetlere çevresel sorunlar hakkında danışmanlık yaparak, sürdürülebilir çözümler sunuyor.
Sürdürülebilirlikle ilgili artan endişeler, enerji verimliliği uzmanlarının önemini artırıyor. Enerji verimliliği uzmanları, şirketlerin ve bireylerin enerji tüketimini azaltmalarına yardımcı olur.
Sağlık ve yaşam tarzı konusundaki farkındalık arttıkça, sağlık koçluğu giderek daha fazla talep görüyor. Sağlık koçları, bireylere sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları ve davranış değişiklikleri konusunda rehberlik eder.
İş hayatında esneklik giderek daha önemli hale geliyor. Esnek çalışma uzmanları, şirketlere ve çalışanlara esnek çalışma düzenleri hakkında danışmanlık yaparak, esnek çalışma programlarının başarılı bir şekilde uygulanmasına yardımcı olur.
Dijitalleşme arttıkça, siber saldırılar da artıyor. Siber güvenlik uzmanları, şirketlerin ve kurumların siber saldırılardan korunmasına yardımcı olur.
Endüstriyel tasarımcılar, tasarım ve mühendislik bilgisini bir araya getirerek, yeni ve yenilikçi ürünlerin tasarımında yer alırlar. Endüstriyel tasarımcıların, özellikle nesnelerin interneti ve akıllı cihazlar gibi teknolojik alanlarda çalışmaları bekleniyor.
Elbette, mesleklerin popülaritesi birçok faktöre bağlıdır ve gelecekte popüler olacak meslekler de zaman içinde değişebilir. Bu nedenle, öğrenme, değişim ve gelişime açık olmak, gelecekteki meslekler için hazırlıklı olmak için en önemli becerilerden biridir.
Yukarıda bahsettiğimiz meslekler, demografik değişiklikler, teknolojik gelişmeler ve küresel trendler gibi faktörlerin etkisiyle öne çıkacağı düşünülen meslekler arasında yer alıyor. Ancak, mesleklerin gelecekteki talebi tam olarak kestirilemez ve yeni meslekler de ortaya çıkabilir
İletişim denildiğinde akla ilk gelenler, halkla ilişkiler uzmanlarıdır. Çünkü halkla ilişkiler uzmanlarının çalıştıkları kurumu halka tanıtırken kurumlarını en güzel şekilde anlatabilmeleri gerekir. İletişim kurmada çok başarılı olması gereken halkla ilişkiler uzmanları için gereken birçok nitelik var. Halkla ilişkiler uzmanları için İngilizce – ve hatta iş İngilizcesi – bilmek de gerekli niteliklerden biri.
Halkla İlişkiler uzmanları için İngilizce bilmek çok önemli. Çünkü halkla ilişkiler uzmanları, kurum ile müşteri arasında iletişim sağlarken birçok yabancı müşteri ile muhatap olurlar. Bu müşteriler ile rahatlıkla iletişim kurabilmek isteyen halkla ilişkiler uzmanları için İngilizce bilmek şarttır.
Halkla İlişkiler Uzmanları İçin İngilizce Kelimeler başlıklı yazımızda, halkla ilişkiler uzmanının görevlerinden bahsetmek istedik. Ardından halkla ilişkiler uzmanları için İngilizce kelimelerin en önemlilerini sıralayıp, halkla İlişkiler uzmanları için İngilizcede başarılı olmak için neler yapılabileceğini anlatacağız. Keyifli okumalar!
Halkla ilişkiler uzmanları için İngilizce konusunda öğrenilecek çok şey var. Bu sayfada bulunan iletişim formunu doldurarak halkla ilişkiler uzmanları için İngilizceye dair öğrenilecek her şeyi öğrenmeye bir an önce başlayabilirsin.

İngilizce public relations specialist manasına gelen halkla ilişkiler uzmanının müşteriler ile kuvvetli ilişkiler kurması gerektiğinden bahsetmiştik. Peki, bir halkla ilişkiler uzmanı başka ne gibi görevlere sahip olabilir? Halkla ilişkiler uzmanları için İngilizce kelimeleri sıralamadan hemen önce halkla ilişkiler uzmanının görevlerinden bahsedelim.

Günümüzde, herkes gibi halkla ilişkiler uzmanları için İngilizce bilmek de çok mühim. Halkla ilişkiler uzmanları için İngilizce kelimelerin bazıları iyiden iyiye ön plana çıkıyor. Yazımızın bu bölümünde halkla ilişkiler uzmanları için İngilizce kelimelerden en önemlilerini sıralamak istedik.
| Advert | Reklam |
| Advertisement | Reklamcılık |
| Agenda Setting | Gündem belirleme |
| Announcement | Duyuru |
| Annual report | Yıllık rapor |
| Brand | Marka |
| Brand identity | Marka kimliği |
| Brand management | Marka yönetimi |
| Brief | Kısa bilgi |
| Business Process Reingeniering (BPR) | İş Süreçlerini Yeniden Yapılandırma |
| Communication | İletişim |
| Communications audit | İletişim denetimi |
| Community relations | Toplum ilişkileri |
| Consultancy | Danışmanlık |
| Content marketing | İçerik pazarlama |
| Controlled communication channels | Kontrollü iletişim kanalları |
| Corporate culture | Kurum kültürü |
| Crisis communication | Kriz iletişimi |
| Crisis management | Kriz yönetimi |
| Customer | Müşteri |
| Deal | Anlaşmak |
| Digital Rights Management (DRM) | Dijital Haklar Yönetimi (DRM) |
| Event | Etkinlik |
| Event management | Etkinlik yönetimi |
| Feedback | Geri bildirim |
| Image | Görüntü |
| In-house public relations | Kurum içi halkla ilişkiler |
| Innovation | Yenilik |
| Internal communication | Kurum İçi iletişim |
| Marketing | Pazarlama |
| MPR Marketing public relations | MPR Pazarlama halkla ilişkiler |
| News Conference | Haber konferansı, basın toplantısı |
| Opportunities | Fırsatlar |
| Potential customer | Potansiyel müşteri |
| Press release | Basın bülteni |
| Problem management | Sorun yönetimi |
| Public affairs | Kamu işleri |
| Public relations | Halkla ilişkiler |
| Publicity | Tanıtım |
| Quality | Kalite |
| Reputation management | İtibar yönetimi |
| Sponsorship | Sponsorluk |
| Strategic Management | Stratejik yönetim |
| Survey management | Anket yönetimi |
| Target | Hedef |
| Target group | Hedef kitle |
Halkla ilişkiler uzmanları için İngilizce kelimeleri öğrendikten sonra dijital pazarlama konusunda da İngilizce kelimeler öğrenmek istersen İngilizce Dijital Pazarlama Kelimeleri başlıklı yazımızı okuyabilirsin.

Çeşitli sektörlerde kendine yer bulan halkla ilişkiler uzmanları için İngilizce; gündemi takip edebilmek ve profesyonelce iletişim kurabilmek için çok önemli. Halkla ilişkiler için İngilizce öğrenmek zor gibi görünse de aslında oldukça kolay. Halkla İlişkiler Uzmanları İçin İngilizcenin nasıl öğrenileceğini merak ediyorsan, sana hemen anlatalım. Öncelikle işe, Halkla İlişkiler Uzmanları İçin İngilizce Kelimeler başlıklı bu yazımızda yer alan İngilizce kelimeleri öğrenmekle başlayabilirsin.
Halkla ilişkiler uzmanları için İngilizce öğrenmek konusunda yapılabilecek en güzel şey, iş yerindeyken bile İngilizce öğrenebilmek. Evet, halkla ilişkiler uzmanları iş yerinde kullandıkları kısa molalarda bile İngilizce öğrenebilirler. Nasıl mı? Elbette online İngilizce kursu Open English aboneliğini başlatarak. Open English, %100 online bir İngilizce kursu olduğundan; halkla ilişkiler uzmanları için İngilizce öğrenirken istedikleri yerde bulunmak ve hatta istediği zaman derslere katılmak olağan bir hareket.
Open English’te CEFR (Avrupa Ortak Dil Çerçevesi) standartlarına uygun 8 kademeden oluşan bir eğitim sistemi yer alıyor. İngilizce kursu Open English’te İngilizce seviyeni belirlemeyi sağlayacak kısa bir test bulunuyor. Bu test ile İngilizce öğrenmeye kendi kademenden hızlıca başlayabilirsin. Hangi seviyede olduğun önemli değil; Open English’te, ana dili İngilizce olan eğitmenler ile İngilizceni üst seviyelere taşıyabilirsin.
Bire bir ders fırsatıyla İngilizce öğrenebileceğin, mesleki İngilizce programları ile büyük ilgi gören sertifikalı online İngilizce kursu Open English’in avantajlarını saymakla bitiremeyiz. Open English hakkında detaylı bilgi sahibi olmak için bu sayfada bulunan iletişim formunu doldurabilirsin. Müşteri temsilcisi arkadaşlarımızın seni hızlıca arayıp bilgilendirecektir.