İngilizcede “direct speech” ve “quoted speech” olarak da bilinen Direct Discourse oldukça önemli bir konudur. Türkçede “doğrudan anlatım” olarak isimlendirdiğimiz Direct Discourse, günlük hayatta diğer insanların söylediği şeyleri iletmemiz gerektiği durumlarda olmazsa olmazdır. İlgili konusu olan Indirect Discourse’a göre daha kolay olsa da yine de bazı detayları zaman zaman kafa karıştırabilmektedir. Bu yüzden bu yazımızda Direct Discourse konusuna değinecek, inceliklerini paylaşacak ve özgün örneklerle pekiştireceğiz.
Başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Seviyen veya İngilizce öğrenme amacın ne olursa olsun Open English seni sahip olabileceğin en yüksek İngilizce yetkinliğine ulaştırmak için ayrıcalıklı fırsatlar sunuyor. Sektöründe öncü online İngilizce kursu Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, eğitmenlerin moderatörlüğünde canlı konuşma gruplarında pratik yapabilir ve tüm içeriklerimize sınırsız erişebilirsin!
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.
Başta bahsettiğimiz gibi “direct speech” ve “quoted speech” olarak da adlandırdığımız Direct Discourse, Türkçedeki “doğrudan anlatım”a karşılık gelir. Direct Discourse cümlelerinde birinin söylediği şeyi alıntılar ve karşımızdakine iletiriz. Fakat Indirect Discourse’dan farklı olarak Direct Discourse’da adı üstünde, direkt olarak karşıdakinin söylediği şeyi eklememiz gerekir. Bir örnek vermemiz gerekirse:
Bu örneğimizde Joel’un söylediği cümleyi bire bir alıntıladığımız için Direct Discourse olarak adlandırıyoruz.
Bu örneğimizde ise Joel’un söylediği şeyi direkt olarak iletmiyoruz. Dikkat edersek asıl söylediği “katılma” kısmında kendisinden üçüncü kişi olarak, söylediği kişiden ise “you” yerine “us” olarak bahsetmişiz. Yani dediği şeyin özünü, direkt alıntılamadan belirtmişiz.

Direct Discourse cümleleri kurmak epey kolaydır. Çünkü Indirect Discourse’un aksine Direct Discourse’da söylediğimiz asıl şeyi direkt olarak alıntılamamız yeterli. Yani ana fikri verirken fazladan bir iş yapmamıza gerek yok. Asıl yapacağımız iş ise söylenen cümleden önce ya da sonra söyleyen kişi ya da yerine geçecek bir zamiri ve alıntılarken kullanabileceğimiz fiilleri kullanmamız yeterli. Gelin, birkaç örnek üzerinden inceleyelim.
Gördüğün gibi, Direct Discourse olması için illa “say” fiilini kullanmamıza gerek yok. Bir cümleyi iletebilecek herhangi bir fiili kullanabiliyoruz. Bu kelimelere örneklerimizde bol bol yer vereceğiz. Ayrıca dikkat ettiysen özne ve fiili bu örneğimizde alıntının ardından kullandık.
Umarız buraya kadar her şey aklında oturmuştur. Eğer tam aklına yatmadıysa da merak etme, Open English yanında! Bu tarz konuları ana dili İngilizce olan birinden dinlemek her zaman daha mantıklıdır. Çünkü onlar bu kullanımları bizim Türkçeyi içselleştirdiğimiz gibi içselleştirmiştir. İşte bu yüzden Open English’in sunduğu ana dili İngilizce olan eğitmenlerle 7/24 canlı ders yapabilme fırsatı sana her konuda yardımcı olacağı gibi Direct Discourse’da da çok yardımcı olacaktır!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
Burada ise görebiliyoruz ki cümle alıntı, özne ve fiilden oluşmak zorunda değil. Sonrasında zaman belirtebiliriz. Nihayetinde alıntı kısmı fiilimizin nesnesi. Yani normal bir cümlede bulunabilecek diğer öğelerin bulunmaması için bir sebep yok.
Slint’in “Good Morning Captain” şarkısından aldığımız bu cümlede ise fiillerimizle birlikte zarf kullanarak, fiilleri niteleyebileceğimizi görüyoruz. “Nasıl dedi?” sorusuna cevap verecek bir zarf kullanmak Direct Discourse cümlemizi daha detaylı hale getirecektir.
Burada ise daha edebi metinlerdeki Direct Discouse cümlelerinde karşılaştığımız bir durum var. Bazen cümlenin isim ve fiili daha dramatik bir hava katmak için alıntının arasına girebilir.
Gördüğün gibi Direct Discourse’da her zaman geçmiş zaman kullanmak zorunda değiliz. Resmi olmayan konuşmalarda anlatılan şeyi daha canlı ve dramatik kılmak için Present Simple Tense ya da Present Continuous Tense kullanılabilir. Present Simple ile kullanımını haber başlıklarında görebiliriz.
Bu örneğimizde ise Direct Discourse’da karşımıza çıkabilecek bir başka kullanımı görüyoruz. Bazen, özellikle edebi metinlerde, Direct Discourse cümlelerinde özne ve fiilin yeri değişebilir. Bu, yine daha dramatik bir hava katmak için kullanılan bir yoldur. Eğer özne ile fiilin yerini değiştireceksek genellikle asıl kısım alıntıdan sonra olur.

Direct Discourse konumuzun böylece sonuna geldik. Umarız konuya daha hakimsindir! Eğer hala aklında soru işaretleri varsa merak etme, bu gayet doğal. İngilizce gramer konularını blog yazıları üzerinden öğrenmek zordur. En verimli öğrenme yolu ise ana dili İngilizce olan bir eğitmenden dinlemektir.
Bu noktada ise Open English devreye giriyor! 15 yıldır, 1.5 milyon kullanıcıya İngilizce öğreten, alanında önder online İngilizce kursu olan Open English sana dil öğreniminde ihtiyacın olacak her fırsatı sunuyor. Open English’e abone olarak kendine özel çalışma programını edinebilir, ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında öğrendiklerini pekiştirebilir ve dev içerik arşivimizde sınırsız erişerek aklındaki tüm sorulara anında cevap bulabilirsin!
Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım.
Kriket -İngilizcesiyle “Cricket”- ülkemizde pek fazla popüler bir oyun olmasa da, yurt dışında özellikle de İngiltere, Hindistan, Yeni Zelanda gibi ülkelerde oldukça sevilen, geniş kitlelerce takip edilen bir spor.
Orta Çağ’da, başta bir çocuk oyunu olarak ortaya çıktığı düşünülen kriket, İngiliz kültürünün de önemli bir parçası. O yüzden, İngiliz kültürü ile ilgilenenlerin bu güzide spor hakkında da fikir sahibi olması gerektiğini düşündük, ve İngilizce Futbol Terimleri ve Karşılıkları yazımızdan sonra, bir yazıyı da İngilizce kriket terimlerine ayırmaya karar verdik.
Kısaca tanımlamak gerekecek olursa, kriket, on bir kişiden oluşan iki takımın bir top ve tahta sopalar ile oynadığı, ana amacı topu karşı takımın kalesine yollamak olan bir oyundur. Özel bir top, sopalar ve koruyucu ekipmanlar ile oynanan bu oyunda, oyun formatları ülkeden ülkeye değişiklik gösterebilir.
Önce oyunun adı hakkında birkaç şey söyleyelim. Biliyor olabileceğin gibi, “cricket” İngilizcede aslında cırcır böceği anlamına gelir. Bu sporun isminin ise, eski Fransızcada “çatırdamak” anlamına gelen “criquer” kelimesinden İngilizceye önce “criquet” olarak geçtiği, daha sonra ise günümüzdeki halini aldığı düşünülmektedir.

İşte popüler kriket terimleri ve karşılıkları…
“All-rounder”, hem atma hem de vurma konusunda yetenek gösteren çok yönlü oyuncular için kullanılan bir terimdir. Türkçeye basitçe “çok yönlü” olarak çevrilebilir:
Örnek:
-Who is your favorite all-rounder? – Favori çok yönlü oyuncun kim?
-I like the style of Chris Woakes – Chris Woakes’un tarzını beğeniyorum.
Attacking shot, krikette vurucu oyuncunun skor yapmak için yaptığı kuvvetli vuruştur.
Örnek: You missed the attacking shot! – Hücum vuruşunu kaçırdın!
Batsman, yani vurucu, krikette atıcının attığı topa vurmakla görevli oyuncudur.
Örnek: Who is your favorite batsman in cricket? – En sevdiğin kriket vurucusu kim?
Krikette, “boundary” oyun alanını çevreleyen sınırdır. Sınırı oluşturmak için ipler kullanılabileceği gibi, plastik koniler hatta çitler de tercih edilebilir. Aynı zamanda, bu sınırı aşarak sayı yapan vuruşlar için de “boundary” kelimesi kullanılır.
Örnek: Watch the boundary when playing! – Oynarken sınıra dikkat et!
Krikette, “bowler”, topu vurucuya (batsman) atan oyuncuyu belirtmek için kullanılan bir terimdir.
Örnek: Jackson is a really good bowler! – Jackson çok iyi bir atıcı!
Tek bir vurucunun (batsman) 100 sayıya ulaşmasını belirtmek için kullanılır.
Örnek: Sachin Tendulkar has the most centuries in cricket. – Krikette en çok 100 sayı yapan oyuncu Sachin Tendulkar’dır.
Topun dışarı gitmesini engellemekle görevli meydan oyuncusunun (fielder) zorlanmadan yakaladığı topa/atışa “dolly” denir.
Örnek: That was a dolly for him! – Onun için çok kolay bir toptu!
Bazı kaynaklarda savunmacı, bazılarında meydan oyuncusu, bazılarında ise doğrudan “fielder” olarak kullanıldığını görebileceğin bu terim, topun dışarı gitmesini engellemekle görevli savunma oyuncuları için kullanılır.
Örnek: I think he is the best fielder in the world at the moment! – Bence o şu an dünyanın en iyi savunma oyuncusu!

Innings, bir takımın -ya da bir oyuncunun- topa vurma (ya da karşılama) sırasını belirtmek için kullanılan bir kriket terimidir.
Örnek: In professional cricket, a new ball is used at the beginning of each innings. – Profesyonel krikette, her yeni oyun sırası için yeni bir top kullanılır.
Leg side, kriket sporunda sahanın o anki pozisyona göre belli bir bölümünü tarif etmek için kullanılan bir terimdir. Burada, pozisyon, vurucuya göre tanımlanır: sağ elli bir vurucunun sol tarafı, sol elli bir vurucunun ise sağ tarafı “leg side” olarak bilinir.
Örnek: The fielder should be close to the batman on the legs side – Savunmacı, vurucunun ters tarafında ve ona yakın olmalıdır.
“Off-break”, krikette bir çeşit falsolu atışı belirtmek için kullanılan bir terimdir.
Örnek: Did you see that off break? It was great! – O falsolu atışı gördün mü? Harikaydı!
Krikette, oyuncuların bacaklarını top darbelerinden korumak için kullanılan ekipmanlar, İngilizcede “pads” olarak bilinir.
Örnek: I’ve got to buy some new pads for this season! – Bu sezon için kendime yeni dizlikler almam lazım!
Kalenin arkasında duran, vurucunun (batsman) vurmadığı topları tutan savunma oyuncusu, krikette “wicket-keeper” olarak bilinir.
Örnek: There are a lot of very good wicket-keepers in England. – İngiltere’de çok sayıda iyi kaleci var.
Sahada üç tahta çubuk ile kurulan kale benzeri düzenek.
He should be standing behind the wicket – Kalenin arkasında durmalı
Bir ülkede popüler olan sporlar ve bu sporlarda kullanılan terimler hakkında bilgi sahibi olman, o ülkenin kültürüne olan hakimiyetini şüphesiz artıracaktır. Bununla birlikte, eğer gittiğin yabancı ülkede insanlarla gerçek anlamda anlaşabilmek, etrafında olup bitenleri takip edebilmek istiyorsan, akıcı bir şekilde İngilizce konuşabilmen gerekiyor.
İşte bu noktada online İngilizce kursu Open English devreye giriyor. Ana dili İngilizce olan tecrübeli eğitmenleri, 7/24 sınırsız canlı dersleri, online konuşma grupları gibi ayrıcalıklarıyla İngilizce okuma, yazma, ve tabii ki konuşma becerilerini önemli ölçüde geliştirecek olan Open English sayesinde, sen de dil hedeflerine kolayca ulaşabilirsin!
Öyleyse İngilizce öğrenmek istiyorsan, haydi, Open English’i hemen keşfetmeye başla! Bu sayfadaki formu doldur, seni hemen arayalım.
Evet, İngilizce kelimeler listemize hız kesmeden devam ediyoruz. Sırada G ile başlayan İngilizce kelimeler listemiz var. Daha önceki listelerimize detaylı bir bakış atıp üzerine de çalışmalar gerçekleştirdiysen yeni İngilizce kelimeler öğrenmen için harika bir liste daha seni bekliyor.
Harfler ile başlayan İngilizce kelimeler listesini yapmamızdaki en büyük neden, sana istediğin kelimeleri kolayca bulabileceğin bir liste sunmak… Tabii İngilizce öğrenirken çok fazla kelimeye ihtiyaç duyacaksın ve bunları harf listesine göre öğrenmek istemeyebilirsin.
Ama listeye göre gitmek, hem İngilizce kelime hazneni daha hızlı genişletmene hem de farklı kaynaklardan İngilizce kelimeler öğrenirken bu çalışmanı desteklemene yardımcı olacaktır.
Hadi hemen G ile başlayan İngilizce kelimeler yazımıza geçelim. Öncesinde ise İngilizce kelime öğrenme için tercih edebileceğin online İngilizce kursumuza ufak bir değinelim:
İngilizce öğrenmek isteyenlerin evden online bir şekilde çalışmalarına fırsat tanıyan Open English, dilediğiniz yerde dilediğiniz zaman İngilizce çalışmana yardımcı olacak online İngilizce kursu…
Anadili İngilizce olan eğitmenler, yarım saatte bir başlayan canlı grup dersleri, sınırsız İngilizce materyal ve İngilizce kelime hazneni genişletmeni sağlayacak okuma metinleri, sık kullanılan deyimlerin olduğu çalışmalar ve mesleki İngilizce bölümü ile Open English, İngilizce öğrenmek için çıktığın yolculuğu hem keyifli hem de verimli bir hale getiriyor.
İlk olarak İngilizce seviye tespit sınavına girerek İngilizce seviyeni belirleyeceğin Open English online İngilizce kursu ile sen de hızlı ve kolay İngilizce öğrenebilirsin.
Platformumuz hakkında daha detaylı bilgi almak için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.
Hadi G ile başlayan İngilizce kelimeler listemize devam edelim.

İlk olarak şunu belirtmek istiyoruz: Uzun bir liste olduğu için G ile başlayan İngilizce kelimeler yazımızı ikiye ayırıp sana sunduk. Devamında ikinci partı da bulabilirsin. Şimdi listemize geçebiliriz.
| G İle Başlayan İngilizce Kelimeler | Türkçe Karşılıkları |
| Gain | Kazanmak |
| Gallon | Galon |
| Game | Oyun |
| Gaol | Hapis |
| Gap | Boşluk |
| Gape | Esnemek |
| Garage | Garaj |
| Garb | Kıyabet |
| Garbage | Çöp |
| Garbanzo | Nohut |
| Garble | Saptırmak |
| Garden | Bahçe |
| Gargle | Gargara |
| Garland | Çelenk |
| Garment | Giysi |
| Garniture | Garnitür |
| Garret | Çatı Katı |
| Garrulous | Geveze |
| Garter | Jartiyer |
| Gas | Gaz |
| Gasbag | Lafebesi |
| Gasket | Conta |
| Gasoline | Benzin |
| Gastric | Mide |
| Gate | Kapı |
| Gather | Toplamak |
| Gear | Dişli |
| Gender | Cinsiyet |
| Gene | Gen |
| General | Genel |
| Generalize | Genellemek |
| Generally | Genellikle |
| Generate | Üretmek |
| Generation | Nesil |
| Generator | Jeneratör |
| Generic | Genel |
| Generosity | Cömertlik |
| Generous | Cömert |
| Genetic | Genetik |
| Genie | Cin |
| Genius | Deha |
| Genocide | Soykırım |
| Gent | Centilmen |
| Genteel | Soylu |
| Gentle | Nazik |
| Gentleman | Beyefendi |
| Genuine | Hakiki |
| Geography | Coğrafya |
| Geothermal | Jeotermal |
| Get | Almak |
| Ghazi | Gazi |
| Gherkin | Salatalık |
| Ghost | Hayalet |
| Giant | Dev |
| Giaour | Gâvur |
| Gib | Pim |
| Gibberish | Saçmalık |
| Gibbous | Kambur |
| Giblets | Sakatat |
| Giddy | Sersem |
| Gift | Hediye |
| Ginger | Zencefil |
| Gingerly | Temkinli |
| Gingham | Şemsiye |
| Giraffe | Zürafa |
| Girandole | Fıskiye |
| Gird | Kuşatma |
| Girder | Kiriş |
| Girdle | Korse |
| Girl | Kız |
| Gist | Öz |
| Give | Vermek |
| Gizzard | Taşlık |
| Glacial | Buzul |
| Glad | Memnun |
| Gladiator | Gladyatör |
| Glass | Cam |
| Global | Global, Küresel |
| Global Warming | Küresel Isınma |
| Glory | Şeref, Zafer |
| Glove | Eldiven |
| Glow | Parıltı |
| Glue | Yapıştırmak |
| Go | Gitmek |
| Goal | Amaç, Hedef |
| Goal Line | Kale Çizgisi |
| Goalkeeper | Kaleci |
| Goalpost | Kale Direği |
| God | Tanrı |
| Goddess | Tanrıça |
| Godfather | Mafya Babası |
| Godfearing | Dindar |
| Godless | Dinsiz |
| Godly | Dindar |
| Goffer | Kıvırmak |
| Goggle | Patlak |
| Goggles | Gözlük |
| Gold | Altın |
| Golden | Altından |
| Goldsmith | Kuyumcu |
| Golf | Golf |
| Gondola | Gondol |
| Gong | Gong |
| Good | Iyi |
| Goodbye | Elveda |

Geldik G ile başlayan İngilizce kelimeler listemizde ikinci parta… Burada fark etmişsindir; kelimelerimizi günlük hayatta sık kullanılan ve karşına çıkma ihtimali yüksek olanlardan seçtik. Hiç hız kaybetmeden G ile başlayan İngilizce kelimeler listemize devam edelim.
| G İle Başlayan İngilizce Kelimeler | Türkçe Karşılıkları |
| Govern | Yönetmek |
| Government | Hukümet |
| Governor | Vali |
| Grab | Kapmak |
| Grabble | Yoklamak |
| Grace | Zarafet |
| Graceful | Zarif |
| Graceless | Terbiyesiz |
| Grad | Mezun |
| Gradation | Derece |
| Grade | Sınıf, Seviye |
| Gradient | Eğim |
| Gradual | Kademeli |
| Graduate | Mezun Olmak |
| Graft | Aşı |
| Grain | Tahıl |
| Gram | Gram |
| Grammar | Gramer |
| Grand | Büyük |
| Grandchild | Torun |
| Granddaughter | Kız Torun |
| Grandfather | Büyük Baba |
| Grandmother | Büyükanne |
| Grandparent | Büyükbaba veya Büyükanne |
| Grandson | Erkek Torun |
| Grant | Hibe Etmek |
| Granule | Granül |
| Grape | Üzüm |
| Grapefruit | Greyfurt |
| Grapeshot | Misket |
| Grapevine | Dedikodu |
| Graph | Grafik |
| Grapple | Boğuşmak |
| Grasping | Açgözlü |
| Grass | Çimen |
| Grasshopper | Çekirge |
| Grassland | Çayır |
| Grassplot | Çimenlik |
| Grateful | Minnettar |
| Grater | Rende |
| Grating | Izgara |
| Gratis | Bedava |
| Gratuitous | Gereksiz |
| Gratuity | Armağan |
| Grave | Mezar |
| Gravel | Çakıl |
| Graven | Oyma |
| Graver | Vahim |
| Gravitate | Çekilmek |
| Gravitation | Çekim |
| Gravity | Yerçekimi |
| Gravy | Sos |
| Gray | Gri |
| Grazier | Çoban |
| Grease | Gres |
| Greaser | Yağcı |
| Great | Harika, Muhteşem |
| Greatcoat | Palto |
| Greed | Hırs |
| Greedy | Açgözlü |
| Green | Yeşil |
| Greenhouse Effect | Sera Etkisi |
| Greet | Selam Vermek |
| Gregarious | Sokulgan |
| Grey | Gri |
| Grief | Keder |
| Grill | Izgara |
| Grim | Gaddar |
| Grime | Kir |
| Grind | Eziyet, Öğütmek |
| Grinder | Öğütücü |
| Grippe | Grip |
| Gripper | Kıskaç |
| Grist | Kazanç |
| Gritty | Cesur |
| Grizzly | Bozayı |
| Grocery | Bakkaliye |
| Groggy | Halsiz |
| Groom | Damat |
| Groove | Oluk |
| Ground | Zemin |
| Groundwater | Yeraltı |
| Group | Grup |
| Grow | Büyümek |
| Guarantee | Garanti |
| Guard | Bekçi, Muhafız |
| Guardian | Gardiyan |
| Guess | Tahmin Etmek |
| Guest | Konuk |
| Guide | Rehber |
| Guilt | Suç |
| Guilty | Suçlu |
| Gulet | Gırtlak |
| Gulf | Körfez |
| Gull | Martı |
| Gullet | Gırtlak |
| Gullible | Saf |
| Gulp | Yudum |
| Gum | Sakız |
| Gumption | Cesaret |
| Gun | Silah, Tabanca |
| Gunpowder | Barut |
| Gunsmith | Silahçı |
| Gunstock | Dipçik |
| Gushy | Konuşkan |
| Gust | Bora |
| Gustatory | Tat |
| Gut | Bağırsak |
| Guy | Adam |
Bir listemizin daha sonuna geldik. G ile başlayan İngilizce kelimelere dair detaylı bir bilgi edindiğini düşünüyoruz. Ama İngilizce öğrenmek sadece kelimelerden ibaret değil, bunun için yan tarafta yer alan formu doldurarak online İngilizce kursumuz hakkında detayları öğrenebilir; İngilizce öğrenme serüveninde profesyonel desteği her zaman yanında hissedebilirsin.
Hadi durma, hemen formu doldur. İngilizce öğrenmek için ihtiyaç duyduğun profesyonel desteğe hemen ulaş!
Yurt dışında bir tatil hayali mi kuruyorsun? Yeni yerler keşfetmek, daha önce hiç görmediğin, bilmediğin bir şehirde gezintiye çıkmak oldukça heyecan verici. Ama elbette yurt dışına çıkmak için birtakım prosedürler var. Bunları yerine getirmen gerekiyor.
Yurt dışına işin gereği ya da eğitim almak için seyahat etmek istiyor olabilirsin. Bunun dışında niyetin turistik bir gezi de olabilir. Farklı amaçlara yönelik bu gezilerin bir ortak noktası var. O da hepsi için İngilizce vize talep dilekçesi yazılmasının zorunlu oluşu.
Gitmek istediğin ülkenin konsolosluğuna müracaat edebilmen için İngilizce vize talep dilekçesi yazman gerekiyor. İngilizce dilekçe yazmak, vize başvurusunun ilk aşaması sayılır. Bu nedenle İngilizce vize talep dilekçesi nasıl yazılır sorusu, epey merak ediliyor.
İngilizce vize talep dilekçesi nasıl bir formatta yazılmalı? İngilizce dilekçe nasıl yazılır? İngilizce dilekçeye nasıl başlanır? İngilizce resmi yazı nasıl bitirilir? İngilizce dilekçe dili nasıl olmalı? Tüm bu sorular aklını kurcalıyor olabilir. Fakat merak etme, İngilizce dilekçe yazmak o kadar da zor bir iş değil.
İngilizce evrensel bir dil. Hangi ülkede olursan ol, İngilizce bilginle yazılı ve sözlü olarak kendini ifade edebilirsin. Bu nedenle İngilizce bilmek çok avantajlı bir durum. Eğer sen de İngilizce öğrenmeyi istiyorsan ya da temel İngilizce bilgine yenilerini eklemeyi düşünüyorsan Open English yanında!
Open English, online bir İngilizce kursu. İngilizce öğrenmek istiyorum ama kursa gidecek vaktim yok diye düşünüyorsan Open English tam sana göre! Çünkü istediğin her yerden İngilizce öğrenebileceğin bir kolaylık sunuyor. 7/24 canlı sınıflarda İngilizce derslerini takip edebilirsin.
Open English bünyesindeki ana dili İngilizce olan eğitmenler ile pratik yapabilirsin. İngilizce bilgini ölçen sınavlara hazırlanabilir, iş İngilizcesi öğrenebilirsin. Open English her kategoride senin yanında. Dilersen seyahat İngilizcesi ile yurt dışında rahat edebilirsin. Seçim senin!
Open English ile İngilizce öğrenmek oldukça kolay! Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek istersen, hemen yan tarafta bulunan formu doldurabilirsin.

İngilizce bilmek, işleri oldukça kolaylaştırıyor. İşte, okulda, seyahatte hatta günlük hayatın içerisinde bile karşına çıkıyor olmalı. Sen de İngilizce bilen birinin sahip olduğu avantajları edinebilirsin. Yalnızca İngilizce öğrenmek istediğine karar vermen ve çalışmalara başlaman gerek.
Yurt dışı seyahatinde insanlarla iletişim kurabilmek için seyahat İngilizcesi öğrenebilirsin. Seyahatte karşına çıkabilecek belli başlı durumlara karşı, öğrendiğin birkaç cümle kurtarıcı olabilir. Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek için Seyahat İngilizcesi Öğrenmek İsteyenlere 7 İpucu adlı yazıya da bir göz atabilirsin.
Seyahat planı yapmak harika. Ama sırada yurt dışına seyahat edebilmek için yapman gereken işler var. Bunların ilki, İngilizce vize talep dilekçesi yazmak. İngilizce dilekçe yazmak birçok kişinin gözünü korkutuyor. Ancak korkulduğu kadar zor bir iş değil.
İngilizce biliyor olmak, İngilizce dilekçe yazma işini epey kolaylaştırıyor. Fakat yine de günlük dilde kullanılan İngilizceden farklı. Çünkü dilekçe daha resmi bir dil ile yazılıyor. İngilizce dilekçe örneklerine geçmeden önce, dilekçe nedir ve İngilizce dilekçe nasıl yazılır, bir bakalım.
Dilekçe; bir isteği, durumu ya da kişilerin şikayetlerini anlatmak amacıyla yazılıyor. Bunlar resmi ya da özel kuruluşlara, gerçek ve tüzel kişilere yazılan yazılar. Ayrıca bu yazılar, imzalı başvuru yazısı niteliği taşıyor. Her vatandaşın dilekçe yazma hakkı, anayasa tarafından güvence altındadır.
Dilekçeler resmi evraklar. Bu nedenle dilekçe yazmanın, birtakım katı kuralları var. Sen de ister Türkçe istersen İngilizce dilekçe yazıyor ol, bu kurallara uymak zorundasın. Aksi takdirde yazdığın dilekçe dikkate alınmaz.
Dilekçe yazmanın ilk kuralı, çizgisiz bir kağıt kullanmak. Eğer İngilizce dilekçe yazacaksan çizgisiz, beyaz bir kağıt tercih edebilirsin. Bununla birlikte kesinlikle yarım kağıt kullanılmamalı. Ayrıyeten kağıdın arka yüzüne yazı yazmamalısın. Çok gerekli ise ikinci bir kağıt alıp yazacaklarına devam edebilirsin.
Dikkat etmen gereken ikinci bir husus ise yazdığın kalemin rengi. Dilekçe resmi bir evrak olduğu için her renk kalemle yazılmaz. Sen de siyah ya da mavi mürekkepli bir kalem tercih edebilirsin. Hatta bilgisayar, daktilo gibi araçlar kullanmak daha iyi bir seçenek olabilir.
Dilekçede gündelik bir üslup kullanılmaz. Oldukça saygılı, ciddi ve resmi bir üslup ile yazmalısın. İngilizce dilekçe yazarken de ciddi ve resmi bir üslup kullanmaya özen göstermelisin. Yazdıkların nesnel olmalı.
Dilekçeye yer ve tarih eklemek zorunlu bir durum. Bunu İngilizce dilekçe örneklerinde daha net görebilirsin. Bunun yanında hitap da önemli bir konu. Yazdıkların hangi kurumu ilgilendiriyorsa, dilekçeye o kuruma hitap ederek başlamalısın. İngilizce dilekçelerde genelde kurum, seyahat edeceğin ülkenin konsolosluğu oluyor.
Dilekçeler çok uzun yazılar değil. Genellikle durum, şikayet ya da istek her ne ise kısaca belirtiliyor. Konunun gereksiz ayrıntılarına asla girilmiyor. Sen de İngilizce dilekçede, kişisellikten ve detaylardan uzak yalın bir metin yazmalısın.
Dilekçede istenilen durum, kesinlikle yasalara uygun olmalı. Ayrıca bir şikayet söz konusuysa, belge ve tanık göstermek gerekli. Dilekçede bulunacak herhangi bir belge, yazının sonunda ekler başlığı altında oluyor.
İngilizce dilekçe yazarken kurallara, yazım ve noktalama işaretlerine dikkat etmelisin. Ayrıca imza konusu da önem arz ediyor. Bir dilekçede tek bir imza olur. Eğer birden fazla kişi, ortak bir dilekte bulunmak istiyorsa, hepsi ayrı dilekçe yazmalıdır. Yazdığın İngilizce dilekçeye imza atıp atmadığını kontrol etmelisin.
Dilekçeler belli bir plana göre yazılır. Çünkü dilekçe resmi bir evrak. Sen de İngilizce dilekçe yazarken bu planı takip etmelisin.
Dilekçenin ne zaman kuruma verildiğini belirtmek için kullanılıyor. Yazdığın her İngilizce dilekçeye mutlaka tarih eklemelisin. Bu tarih gün, ay ve yıl şeklinde olmalı.
Dilekçenin başında başvurulan makamın adı olmalı. Ayrıca makamın adını dilekçeye eklerken baş harflerini büyük yazmalısın.
Dilekçede aktarılan durum, istek ya da şikayetin yer aldığı kısım. İngilizce dilekçelerde genelde bu kısım, yurt dışı seyahat ile ilgili oluyor.
Yazdığın dilekçeyi imzalamadan önce adını soyadını eklemelisin.
Her dilekçede bulunması gereken kısım. Bununla birlikte dilekçelerde bir adet imza olur. Yazacağın dilekçede bu kurallara dikkat etmelisin.
Dilekçenin en altına, dilekçeyi yazan kişinin adresi ve hatta telefon bilgisi eklenir. Sen de İngilizce dilekçe yazarken adres ve telefon bilgisi eklemelisin.

İngilizce dilekçe nasıl yazılır konusu, epey merak ediliyor. Çünkü yurt dışı seyahati yapmak isteyenler, vize işlemleri için İngilizce dilekçe yazmak zorunda. Ama vizesiz gidilebilen ülkeleri tercih edersen, İngilizce vize talep dilekçesi yazmak zorunda değilsin. Dilersen, Vizesiz Gidilebilecek Ülkelerin Listesi adlı yazıya göz atabilirsin.
Dilekçe yazmanın belli kuralları var. Yani İngilizce dilekçe yazarken de bu kurallar geçerli. Dilekçe yazarken bazı İngilizce kalıp cümlelerden yararlanabilirsin. Haydi, İngilizce dilekçe örneklerine bir bakalım.
Consulate General of Italy
Ankara
To whom it may concern;
I am Aysu Aktaş. I am planning a trip to Italy between 23 – 30 March 2023. I will make this trip with a tour. During my trip, I will visit Torino. All expenses during the trip will be covered by myself. You can find it attached all my travel documents.
I guarantee to return to my country on the departure date mentioned above and I request that you provide the necessary visa.
Kind Regards
Türkçesi:
İtalya Başkonsolosluğuna
Ankara
İlgili makama;
Ben Aysu Aktaş. 23 – 30 Mart 2023 tarihleri arasında İtalya seyahati planlıyorum. Bu seyahatimi tur ile gerçekleştireceğim. Seyahatim sırasında Torino’yu ziyaret edeceğim. Yolculuk esnasında tüm masraflar, tarafımca karşılanacaktır. Tüm seyahat belgelerimi ekte bulabilirsiniz.
Yukarıda belirtilen tarihte ülkeme döneceğimi garanti eder ve gerekli vizeyi sağlamanızı rica ederim.
Saygılarımla
TO THE AMERICAN CONSULATE
İZMİR
Dear Sir or Madam,
Mrs. Aysu Aktaş works at the Creativity agency. She will attend an award ceremony in your country between 10.03.2023 – 17.03.2023. As a company, we request a visa from you.
We guarantee she will return to Turkey before the deadline.
Best Regards
Türkçesi
AMERİKA KONSOLOSLUĞUNA
İZMİR
Sayın Bey ya da Hanım,
Aysu Aktaş, Creativity ajansında çalışmaktadır. 10.03.2023 – 17.03.2023 tarihleri arasında ülkenizde düzenlenecek bir ödül törenine katılacaktır. Firma olarak sizden vize talep etmekteyiz.
Süresinden önce Türkiye’ye döneceğini garanti ediyoruz.
Saygılarımızla
Bazı İngilizce kalıp cümleler ile İngilizce dilekçe yazma işinin üstesinden gelebilirsin. Ancak İngilizceyi iyi bir şekilde öğrenirsen birçok işini halledebilirsin. Open English ile İngilizce öğrenmek oldukça kolay!
Bu konu hakkında daha fazla bilgi edinmek istersen, yan tarafta bulunan formu doldurabilirsin.
Hepimiz hayatımızda en az bir kez ‘server is loading’ ya da sadece ‘ loading’ yazısıyla karşılaşmışızdır. Ne anlama geliyor bu ‘loading’?
Bilgisayarlar ve akıllı cihazlar öyle ya da böyle öğrenmek zorunda olduğumuz cihazlar. Artık çoğu şey yapay zeka kullanılarak kolayca halledilir hale geldi. Tabii ki yapay zekanın nasıl çalıştığını anlamak için de bilgisayar dilini bilmen gerekiyor.
Bilgisayarların dilinden anlamak hayatına görünür şekilde kolaylık sağlamakla beraber yeni iş fırsatları da sunabilir. Bu yüzden ufak da olsa bilgisayarları anlamak da fayda var. Diğer bilmen gereken önemli nokta ise tüm teknolojik gelişmelerin İngilizce dilince oluşuyor olması. Yani bilgisayarın kendine ait bir dili varsa, bu dilin background’unu oluşturan şeyde İngilizce. Bu durumda ne yapmalısın? İngilizce öğrenmelisin!

Dünyada 1 milyondan fazla öğrencinin dil eğitimi için tercih ettiği Open English sana bir form kadar yakın. Çalıştığın iş ne olursa olsun mesleki yeterlilik veya daha iyi pozisyonlara yükselmek için İngilizce öğrenmek bir zorunluluk oluyor çoğu zaman. Zorunlu olan şeyleri çoğumuz sevmiyoruz.İşte tam bu yüzden Open English’le tanışman gerekiyor.
Open English ile anadili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 ders alabilirsin. İngilizce olan sınavlara hazırlanmaktan tut günlük konuşma dilini geliştirecek birçok eğitimi bulabilirsin. Üstelik online ve günün istediğin saati, istediğin yerden bağlanabilirsin.
Daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurmayı unutma!
Bilgisayar dilinin background’unu oluşturan dil İngilizcedir demiştik. Şimdi bu yazı da öncelikle her yerde sık sık karşına çıkan ‘loading’ kelimesinin ne anlama geldiğini açıklamakla beraber diğer İngilizce bilgisayar terimlerinin neler olduğunu paylaşacağız. Umarız faydalı bir yazı olur!
Loading, mevcut verileri kullanmak üzere bir sabit disk veya ağ gibi bir depolama aygıtından bilgisayarın belleğine aktarma işlemi anlamına gelir. Ya da bu işlemin tam tersi olarak bilgisayarın belleğinden sabit disk ya da ağ depolama aygıtına gönderim anlamına gelir.
Genelde, bir işletim sisteminin, bir programın veya veri dosyalarının yüklenmesi gibi işlemlerde karşımıza çıkar. Örneğin, bir web tarayıcısı bir web sayfasını yüklerken, “Loading” mesajını görürsün. Bu mesaj, tarayıcının sayfayı yükleme işlemine devam ettiğini gösterir.
Sözlük anlamı olarak ‘yükleniyor’ anlamına gelir. Bir yerden bir yere transfer yaparken geçen süreye karşılık gelir.
İngilizce olarak gördüğümüz diğer bazı yaygın terimleri ise aşağıda bulabilirsin.

Eğer bilgisayar gibi teknik konulara ilgin varsa bu ilgin üzerinden yeni kelimeler öğrenebilirsin. Örneğin arabalar genelde en çok ilgilenilen teknik alan. Eğer otomobil parçaların İngilizce karşılıklarını merak ediyorsan İngilizce Otomobil Parçaları ve Türkçe Karşılıkları yazısına bir göz at. Bu yazı otomobil parçalarının İngilizce karşılıklarının neler olduğunu öğrenmen konusunda sana yardımcı olabilir.
İngilizceni en kısa sürede geliştirmek istiyorsan, ana dili İngilizce olan eğitmenlerle 7/24 online sınırsız İngilizce konuşma derslerinee başlamak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurabilirsin.
İngilizcede biraz daha ileri seviyelerde karşımıza çıkan Causative Verbs, aslında çok zor olmasa da birkaç yapıyı birden bilmeyi gerektirdiği için zor görünebilir. “Make, have, get” gibi basit kelimeleri kullansak da, anlamları arkasındaki incelik bazen gözden kaçabilir. Bu yazımızda Causative Verbs konusunun derinliklerine inecek, alt anlamlarından bahsedecek ve örnek cümlelerle pekiştireceğiz!
Fakat başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Open English, sektöründe 15 yıldır öncü olan, 1.5 milyonu aşkın kullanıcıya hizmet vermiş bir online İngilizce kursu. Bu da tabii ki bir tesadüf değil!
Open English’in başarısının temelinde kullanıcılara sunduğu ayrıcalıklı fırsatlar yatıyor. Open English’e üye olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24, gönlünce canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında yabancılarla pratik yapabilir ve dev içerik arşivimize sınırsızca erişebilirsin!
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

Causative Verbs, Türkçede “ettirgen yapı” anlamına gelmektedir. Adından da tahmin edebileceğin gibi, Causative Verbs kullanarak cümlemizde birine bir şeyi yaptırma, “ettirme” anlamını veririz.
Bu anlamı vermek için kullanacağımız 5 kelime ve bunlara bağlı yapılar var. Hepsinde işi başkasına yaptırma anlamı olsa da, alt anlamlarına bakınca epey önemli nüanslar olduğunu göreceksin. Bu yüzden dikkatli olmanı öneririz. Hazırsan başlayalım!
Öğreneceğimiz ilk Causative Verbs “get” olacak. “Get” fiilinin “elde etmek, almak, kazanmak” gibi bir çok anlamı olsa da burada cümlemize bambaşka bir anlam katacak. “Get someone to do something” olarak özetleyebileceğimiz bu yapının altındaki anlam birine işi yaptırırken ondan istediğimiz, talep ettiğimiz ya da ikna ettiğimizdir. Kullanımı ise şu şekildedir
get + (iş yaptırılan kişi) + to + fiilin yalın hali
Örnek:
Gördüğün gibi örneklerimizde “get” çeşitli zaman ve gramer yapılarında bulundu. İlk cümlede gelecek zaman, ikinci cümlede geçmiş zaman üçüncü cümlede ise “should” modal fiili ile kullandık.
Yani bu demek oluyor ki Causative Verbs, normal fiiller gibi farklı zaman ve yapılardaki cümlelerde kullanılabilir. Ama kalıp olarak yanında gelen, formül olarak belirttiğimiz şeyleri unutmamak gerek.
İkinci Causative Verbs başlığımız ise “have”. Biliyorsun ki have “sahip olmak” anlamında bir fiil olsa da bir çok işleve sahiptir. Örneğin, Present Perfect Tense gibi bazı tense’lerde yardımcı fiil olabilir. Buradaki kullanımında ise birine bir işi yapması için sorumluluk ya da vermek anlamında olacak. Kullanımı “get” kullanımına benzese de “to” kullanmıyoruz. Yani, formüle dökersek şöyle olacaktır:
have + (iş yaptırılan kişi) + fiilin yalın hali
Örnek:
Umarız buraya kadar her şey aklına yatmıştır. Causative Verbs çok da zor bir konu olmasa da birçok farklı yapıyla birlikte kullanılabilmesi ve anlamları arasındaki ince farklılıklar yüzünden zaman zaman kafa karıştırabilir. İşte bu noktada Open English yanında!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan dünya çapında eğitmenlerden 7/24, gönlünce ders alabilir, canlı konuşma gruplarında eğitmenler moderatörlüğünde yabancılarla öğrendiklerini pratiğe dökebilir ve aklındaki her soruya dev arşivimizdeki kaynak ve materyallere danışarak anında cevap bulabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Şimdi değineceğimiz Causative Verbs ise “make”. Normalde “yapmak” anlamı olsa da buradaki anlamı epey farklı. “Make” fiilini Causative Verbs olarak kullandığımızda birine bir işi zorla yaptırmak anlamına gelir. Biraz daha agresif bir anlamı olduğu için kullanırken dikkat etmeliyiz. Kullanımı “have” ile aynı, fakat yine de formül olarak görelim:
make + (iş yaptırılan kişi) + fiilin yalın hali
Örnek:
Bu Causative Verbs, biraz daha asıl anlamına yakın. Normalde anlamı “izin vermek” olan “let” burada da aynı anlamda kullanılacak. “Let” fiilini Causative Verbs olarak kullanarak birine bir şeyi yapması için izin vermek anlamını sağlayabiliriz. Kullanımını inceleyelim:
let + (izin verilen kişi) + fiilin yalın hali
Örnek:
Önceki başlığımızdaki gibi “help” Causative Verbs’ü de asıl anlamına yakın. “Help”i Causative Verbs olarak kullanarak birine bir işi yapmasında yardım etme anlamını verebiliriz. Kullanımında iki alternatifimiz var. Fiilden önce “to” kullanabiliriz de kullanmayabiliriz de. Formüle dökelim:
help + (yardım edilen kişi) + fiilin yalın hali
ya da
help + (yardım edilen kişi) + to + fiilin yalın hali
Örnek:
Bu yazımızın da sonuna geldik. Umarım Causative Verbs konusunu anlamana yardımcı olmuşuzdur! Eğer bu konuya ve tüm diğer İngilizce konularına hakim olmak istersen seni Open English’e davet ediyoruz!
Dünyada önde gelen online İngilizce kursu olan Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında öğrendiklerini pratiğe dökebilir ve dev arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
Türkçeye “bağlaç zarfları” olarak çevirebileceğimiz Conjunctive Adverbs, İngilizcenin hangi seviyesinde olursanız olun çeşitli metinlerde karşınıza çıkabilecek bir konudur. Bağlaçlar doğal olarak günlük konuşmanın ve yazılı metinlerin her türlüsünde çok büyük önem arz eder. Çünkü bağlaçları kullanmazsak anlatmaya çalıştığımız şey akıcılıktan ve anlaşılırlıktan uzak olacaktır. Bu yazımızda Conjunctive Adverbs arasından en yaygın olanlarına değinecek, nasıl kullanacağınızı örneklerle göstereceğiz. Hazırsan başlayalım!
Fakat başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Open English 15 yıllık deneyimi ile alanında önde gelen bir online İngilizce kursu. Şimdiye kadar 1.6 milyonu aşkın insana İngilizce öğretmiş ve öğretmekte olan Open English, İngilizce öğrenme konusunda ihtiyacın olan her fırsatı sunuyor!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında yabancılar ile pratik yapabilir ve dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.
Bu yazımızda Conjunctive Adverbs arasında en yaygın olanları, işlevlerine göre kategoriler altında inceleyeceğiz. Böylece çoğu durumda birbirinin yerine kullanılabilecek Conjunctive Adverbs’leri birlikte görmüş olacaksın.

Conjunctive Adverbs’ü kullanırken dikkat etmemiz gereken birkaç kural var. Bunlar günlük hayatta çok göze batmasa da, yazılı metinlerde kesinlikle dikkat etmemiz gereken hususlar.
I wanted to see that new movie. Instead, we watched a quiz show.
(O yeni filmi izlemek istiyordum fakat onun yerine bilgi yarışması izledik.)
I was planning to study tonight; however, my cousins visited us.
(Bu akşam ders çalışmayı planlıyordum ancak kuzenlerim bizi ziyaret etti.)
They were thinking about going outside. The plan changed, however.
(Dışarı çıkmayı düşünüyorlardı fakat plan değişti.)
Bu Conjunctive Adverbs’ü kullanarak iki olay arasındaki sebep sonuç bağlantısına vurgu yapabilirsin.
Conjunctive Adverbs’ün bu tipini sık sık görmüşsündür. Bu Conjunctive Adverbs’ü kullanarak fikrini açıklayan örnekler verebilirsin!
Umarız buraya kadar her şey yolundadır! Conjunctive Adverbs, Conjunctions ile karıştırılabileceğinden ötürü öğrenmesi zor olabilir. Bu durumda yapılabilecek en iyi şey ise bu konuyu ana dili İngilizce olan birinden dinlemek. İşte tam bu noktada Open English devreye giriyor!
Open English’e üye olarak ana dili İngilizce olan dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında eğitmenlerin moderatörlüğünde pratiğe dökebilir ve aklındaki her soru için dev içerik arşivimizdeki kaynak ve materyallere sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Bu başlık altındaki Conjunctive Adverbs ile üzerinde durduğun konuyu akıcı bir şekilde noktalayabilirsin!
Bu Conjunctive Adverbs türünü kullanarak önceki cümledeki fikrin zıttını belirtebilirsin.
Bu Conjunctive Adverbs tipini kullanarak anlattığın konuya dikkat çekebilirsin.
Evet, böylece bir yazımızın daha sonuna geldik. Bu yazımızda Conjunctive Adverbs konusundan bahsettik ve en sık kullanılanlarına örnekler verdik. Fakat tabii ki bu konu burada bitmiyor. Eğer benzer kullanım alanı olan Temel Bağlaçlar konusuna da göz atmak istersen seni Linking Words yazımıza bekliyoruz.
Conjunctive Adverbs konusu epey uzun ve detaylı bir konudur. Bu yüzden bu konuyu kavramak, bir blog yazısından daha fazlasını gerektirebilir. Eğer sen de bu ve daha bir çok İngilizce konusuna hakim olmak istiyorsan, seni Open English’e davet ediyoruz!
Open English, alanındaki 15 yıllık deneyimiyle 1.5 milyon kullanıcıya hizmet vermiş, alanında önder bir online İngilizce kursu. Open English’i bu kadar popüler kılan şey ise kullanıcılarına sunduğu ayrıcalıklı fırsatlar!
Open English’e üye olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında pratik yapabilir ve dev içerik arşivimizden sınırsızca, gönlünce faydalanabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
Genellikle yabancı dil öğrenme sürecinde öncelikli bir sıraya alınmasa da, espri ve fıkralar kişinin yabancı dile hakimiyetini artıracak, ve sosyal ortamlarda kendini ifade edebilme becerisini de mutlaka geliştirecektir.
Biz de bu yazımızda eğlenirken öğrenmek isteyenler için çeşitli İngilizce fıkra ve esprilere yer verdik. Kelime oyunlarına ve ikili anlamlara dikkat etmeni tavsiye ettiğimiz yazıyı okurken, açıklamalarına bakmadan önce şakaları kendin çözmeye çalışarak pratik de yapabilirsin!
Hazırsan başlayalım! İşte kimini ortamlarda arkadaşlarına anlatabileceğin, kimini günlük konuşmana entegre edebileceğin İngilizce fıkra ve şakalar:

“One-liner”, İngilizcede bir – iki cümleden ibaret olan; genelde çift anlamlar gibi ufak dil oyunlarına başvuran bir şaka formatıdır. İşte birkaç örnek:
I’ve had a wonderful evening, but this wasn’t it. – Harika bir gece geçirdim, ama bu gece değildi.
I failed math so many times at school, I can’t even count. – Matematikten kaç defa kaldım, sayamıyorum bile.
It takes a lot of balls to golf the way I do! – Benim gibi golf oynamak büyük yürek ister!
Burada bir çift anlam görebilirsin. Bu cümle, “benim gibi golf oynamak için çok topun olması lazım” diye de doğrudan çevrilebilir; fakat “balls” argoda “cesaret” anlamında da kullanılmaktadır.
I don’t want to achieve immortality through my work. I want to achieve it through not dying. – Ölümsüzlüğe eserlerimle değil, ölmeyerek ulaşmak istiyorum.
I used to think I was indecisive. But now I’m not so sure. – Eskiden karar vermekte zorlanan biri olduğumu düşünürdüm, şimdiyse bundan o kadar emin değilim.
Russian dolls are so full of themselves. – Rus bebekleri de çok kendini beğenmiş oluyorlar.
Burada da bir çifte anlam gözlemlenebilir. “To be full of oneself”, “kendini beğenmiş” anlamına gelen bir deyimdir. Doğrudan bir çevirisi yapılacak olursa da “kendisiyle dolu olmak” anlamına gelir. Bu şakada, kendini beğenmiş derken, iç içe geçen, yani aslında fiziksel olarak “kendileriyle dolu olan” matruşka bebeklerinden bahsediliyor. Aslında burada da İngilizce deyimleri bilmenin önemi bir kez daha ortaya çıkmış oluyor.
İşte eğlenceli bir şaka formatı… Arkadaşlarına sorabileceğin komik cevaplı sorular:
Yukarıdaki şakada da bir çifte anlam mevcut. “Make up” ifadesi, “bir şeyi oluşturmak, meydana getirmek” anlamına geldiği gibi, “uydurmak” anlamına da gelebilir. Her şey atomlardan oluştuğu için, bu şakada da bu çifte anlam güzel bir şekilde kullanılmıştır.
-Where do fishes sleep? – Balıklar nerede uyur?
-In the riverbed! – Nehir yatağında!

Şimdi de partilere neşe katmak için anlatabileceğin birkaç küçük fıkra örneği verelim:
A guy is walking on a beach when he finds a genie lamp…
He rubs the lamp and a Genie pops out.
The Genie says, “Thank you for releasing me. I will grant you one wish.”
The guy doesn’t hesitate..”I want to be world famous! I want my name in lights in every theater around the world!”
“Done!”, says the Genie..”Your name is now EXIT.”
Adamın biri, sahilde yürürken sihirli bir lamba bulur. Lambayı ovaladıktan sonra, lambadan bir cin çıkar. “Beni serbest bıraktığın için teşekkür ederim,” der cin, “şimdi benden bir dilek dileyebilirsin!” Adam hiç beklemeden dileğini söyler: “Tüm dünya beni bilsin istiyorum! Her tiyatroda, her sinemada ismim ışıklı yazılarla yazsın!”
“Tamamdır!”, der cin, “artık ismin ÇIKIŞ.”
İngiliz dilinde, “walks into a bar”, yani “… biri bir gün bara girmiş”… fıkraları meşhurdur… İşte bir örnek:
A rabbi walks into a bar with a parrot on his shoulder. The bartender says, “Where did you get that?” The parrot says, “Brooklyn, they’re everywhere!”
Bir haham, omzunda bir papağanla bir bara girmiş. Barmen, “nereden buldun o şeyi!” diye sormuş. Papağan cevap vermiş “Brooklyn’den; orası bunlarla dolu!”
Son bir örnek daha:
Little Johnny’s teacher asks, “George Washington not only chopped down his father’s Cherry tree, but also admitted doing it. Do any of you know why his father didn’t punish him?” Little Johnny replies, “Because George was the one holding the axe?
Küçük Johnny’nin öğretmeni, sınıfa bir soru sormuş: “George Washington hem babasının kiraz ağacını baltayla kesmiş, hem de bunu itiraf da etmiş. Babası onu niye cezalandırmamış bilen var mı?” Küçük Johnny şöyle cevap vermiş: “Balta George’un elinde olduğu için olmasın!”
İngilizceyi anadilin gibi konuşmak kolay olmasa da, kesinlikle imkânsız değil! Dünyanın dört bir yanında 1,6 milyon kişi tarafından tercih edilen online İngilizce kursu Open English ile sen de dil hedeflerine kolayca ulaşabilir; İngilizce konuşma, okuma, ve yazma becerini önemli ölçüde geliştirebilirsin!
Sınırsız içerik erişimi, 7/24 canlı dersleri, ana dili İngilizce olan yetkin öğretmen kadrosu, pratik yapabileceğin konuşma grupları ve daha pek çok ayrıcalığı ile Open English, İngilizce öğrenme amacın ne olursa olsun seviyene ve hedeflerine en uygun program ile İngilizceni kısa sürede ilerletecek.
Hemen bu sayfadaki formu doldurarak Open English’i keşfetmeye başlayabilir, İngilizceyi anadilin gibi konuşmaya bir adım daha yaklaşabilirsin!
Sıra geldi F ile başlayan İngilizce kelimelere… İngilizce kelimeler, bildiğin gibi günlük konuşmalarda, yazışmalar ve okuduğunu anlamada sana önemli katkılarda bulunmaktadır. Bunun için ne kadar çok İngilizce kelime bilirsen, İngilizce konuşman ve yazman da o kadar iyi hale gelir.
Bu etkenleri göz önünde bulundurarak başladığımız yazı serimizde F ile başlayan İngilizce kelimeler listesine gelmiş bulunmaktayız.
Hızlı bir şekilde kelimelere göz atmadan önce İngilizce kelime öğrenmene yardımcı olacak kursumuzdan bahsetmek istiyoruz.
F ile başlayan İngilizce kelimelerin yanı sıra İngilizcede işine yarayacak kelimeleri nasıl öğreneceğini merak ediyorsan, seni online İngilizce kursumuzla tanıştıralım. 15 yılı aşkın süredir online İngilizce eğitimi konusunda dünyada lider bir marka olarak, İngilizce öğrenmek için çıktığın yolculukta sana istediğin her desteği vermeye hazırız.
Yapay zeka destekli telaffuz aracı, sınırsız canlı dersler, sayısız İngilizce materyal, günlük hayatta sıklıkla kullanılan deyimler ve farklı tabirler ile çok daha fazlası Open English’te seni bekliyor.
Tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak ve arkadaşlarımızın seni aramasını beklemek. Hadi durma, hemen harekete geç! 2023 yılında İngilizce öğrenerek hem kariyerini ilerlet hem de kişisel gelişimine katkılarda bulun.

Evet, F ile başlayan İngilizce kelimeler listemize başlayabiliriz. Vakit kaybetmeden hemen yazımıza geçelim.
| F İle Başlayan İngilizce Kelimeler | Türkçe Karşılıkları |
| Fab | Çok Büyük |
| Fabric | Kumaş |
| Fabricate | Uydurmak |
| Fabricator | Fabrikatör |
| Facade | Cephe |
| Face | Yüz |
| Facetious | Alaycı |
| Facile | Kolay, Pratik |
| Facilitate | Kolaylaştırmak |
| Facility | Tesis |
| Facing | Karşı |
| Facsimile | Kopya |
| Fact | Gerçek, Hakikat |
| Factitious | Yapay |
| Factitive | Ettirgen |
| Factor | Faktör |
| Factorize | Çarpanlara Ayırmak |
| Factory | Fabrika |
| Factotum | Factotum, Gerçek |
| Factual | Olgusal |
| Facultative | İhtiyari |
| Faculty | Fakülte |
| Fad | Heves |
| Fade | Solmak |
| Faerie | Peri, Hayali |
| Fag | Homoseksüel |
| Faience | Fayans |
| Fail | Başarısız |
| Failsafe | Güvenli |
| Failure | Arıza |
| Fain | Bayılmak |
| Faint | Baygın |
| Faintheart | Korkak |
| Fair | Adil |
| Fairing | Kaporta |
| Fairway | Çim Saha |
| Fairy | Peri |
| Fairyland | Masallar Ülkesi |
| Faith | İnanç |
| Faithful | Sadık, Bağlı |
| Faithless | İnançsız |
| Fake | Sahte |
| Falbala | Saçak |
| Falchion | Orak Biçimli Ağır Kılıç |
| Falcon | Şahin |
| Falconry | Doğancılık |
| Faldstool | Tabure |
| Fall | Düşmek, Sonbahar |
| Fallacious | Yanıltıcı |
| Fallacy | Safsata |
| Fallback | Geri Çekilmek |
| Falloff | Düşmek, Başarısızlık |
| Fallout | Araları Açılmak |
| Fallowdeer | Alageyik |
| Falsehood | Yalan |
| Falseness | Sahtelik |
| Falter | Bocalamak |
| Family | Aile |
| Famine | Kıtlık |
| Famous | Ünlü |
| Fan | Fan |
| Fanatic | Fanatik, Aşırı Düşkün |
| Fanaticism | Bağnazlık |
| Fanciful | Hayali |
| Fancy | Güzel, Süslü |
| Fandangle | Yelpaze |
| Fane | Mabet |
| Fanfare | Tantana |
| Fang | Azıdişi |
| Fantasia | Fantezi |
| Fantasize | Dalıp Gitmek, Hayal Kurmak |
| Fantastic | Harika |
| Fantasticality | Acayiplik |
| Far | Uzak |
| Faraway | Çok Uzakta |
| Farcical | Saçma Sapan |
| Farewell | Veda |
| Farina | İrmik |
| Farm | Çiftlik |
| Farmer | Çiftçi |
| Farmland | Tarım Arazisi |
| Farmstead | Çiftlik, Çiftlik Evi |
| Farmyard | Çiftlik Avlusu |
| Farrier | Nalbant |
| Fart | Gaz Çıkarmak |
| Farther | Daha Uzağa |
| Fascicule | Fasikül |
| Fascinate | Büyülemek |
| Fascism | Faşizm |
| Fascist | Faşist |
| Fashion | Moda |
| Fastener | Raptiye |
| Fastidious | Titiz |
| Fastigiate | Huni Şeklinde |
| Fat | Şişman |
| Fatal | Ölümcül |
| Fatalistic | Kaderci |
| Fatality | Alın Yazısı, Kader |
| Fate | Kader |
| Fathead | Koca Kafalı |
| Father | Baba |

Listemizi daha kolay okunabilir hale getirmek için 3 part halinde vereceğimizi iletmiştik. F ile başlayan İngilizce kelimeler yazımıza ikinci partla devam ediyoruz.
| F İle Başlayan İngilizce Kelimeler | Türkçe Karşılıkları |
| Fathom | Kulaç |
| Fatidical | Kehanete Ait |
| Fatigue | Yorgunluk, Tükenmişlik |
| Fatless | Cılız |
| Fatness | Şişmanlık |
| Fatten | Şişmanlamak |
| Fatty | Yağlı |
| Fatuity | Akılsızlık, Saçmalık |
| Fatuous | Akılsız |
| Fauces | Boğaz |
| Faucet | Musluk |
| Faul | Hata |
| Fault | Arıza, Hata |
| Faulty | Arızalı |
| Fauna | Bölge Hayvanlarının Tümü |
| Favor | İyilik |
| Favorable | Olumlu, Avantajlı |
| Favorite | Favori |
| Favoritism | Adam Kayırma |
| Favour | İyilik, Ayrıcalık |
| Favourite | Favori, Gözde |
| Fax | Faks |
| Fealty | Sadakat |
| Fear | Korku |
| Fearful | Korkunç |
| Feasible | Mümkün |
| Feast | Bayram |
| Feat | Ustalık |
| Febrifuge | Ateş Düşürücü İlaç |
| Feckless | Aciz |
| Feculence | Bitki Örtüsü, Gübre |
| Feculent | Verimli |
| Fecund | Bereketli, Verimli |
| Fecundity | Doğurganlık |
| Feeble | Cılız, Zayıf |
| Felicitate | Kutlamak |
| Felicitation | Kutlama |
| Felicity | Mutluluk |
| Feline | Kedi |
| Feller | Sevgili |
| Fellow | Adam, Kardeşlik |
| Fellowship | Arkadaşlık, Kardeşlik |
| Felly | Jant |
| Felon | Suçlu |
| Felony | Suç |
| Felt | Keçe |
| Female | Kadın |
| Feminism | Feminizm |
| Feminist | Feminist |
| Fen | Bataklık |
| Fence | Çit, Parmaklık |
| Fend | Karşı Koymak |
| Fender | Çamurluk |
| Feral | Vahşi |
| Fertile | Doğurgan |
| Fever | Ateş |
| Field | Alan |
| Fiend | Şeytan |
| Fierce | Şiddetli, Hiddetli |
| Fiesta | Şenlik |
| Fig | İncir |
| Fight | Kavga |
| Figment | Hayal Ürünü |
| Figurant | Figüran |
| Figurative | Mecazi |
| Figure | Şekil |
| Filbert | Fındık |
| Filch | Aşırmak |
| File | Dosya |
| Filet | Fileto |
| Filibeg | Etek |
| Filibuster | Haydut |
| Filigree | Filigran |
| Fill | Doldurmak |
| Fir | Köknar |
| Fire | Ateş, Ateş Etmek |
| Firm | Firma |
| Firmament | Sema |
| Firman | Ferman |
| First | İlk, Birinci |
| Fish | Balık |
| Fisher | Balıkçı |
| Fishy | Şüpheli |
| Fission | Fizyon |
| Fissure | Çatlak |
| Fist | Yumruk |
| Fistful | Avuç Dolusu |
| Fistic | Boks |
| Fitful | Düzensiz |
| Flagrant | Apaçık, Bariz |
| Flap | Kanat Çırpmak |
| Flat | Düz, Yassı |
| Flavor | Tat, Lezzet |
| Flee | Kaçmak, |
| Flimsy | Dayanıksız, Çürük |
| Flu | Grip |
| Food | Yiyecek |
| Fool | Aptal |
| Footfall | Ayak Sesi |
| Forceful | Kuvvetli |
| Fortunate | Minnettar, Müteşekkir |
| Forward | İleri |
| Found | Kurmak, Yapmak |

Geldik F ile başlayan İngilizce kelimeler yazımızın son part’ına… Hız kesmeden yeni kelimeler öğrenmeye devam ediyoruz.
| F İle Başlayan İngilizce Kelimeler | Türkçe Karşılıkları |
| Fretful | Aksi, Huysuz |
| Frightful | Berbat, Korkunç |
| Fringe | Saçak, Püskül |
| Frippery | Süs |
| Frisk | Koşuşmak |
| Fritter | İsraf Etmek |
| Frivolity | Ciddiyetsizlik |
| Frizz | Kıvrım |
| Frog | Kurbağa |
| Frolic | Eğlence |
| Frond | Yaprak |
| Front | Ön |
| Frontier | Sınır |
| Frostbitten | Donmuş |
| Frosty | Soğuk |
| Froth | Köpük |
| Froward | İnatçı |
| Frozen | Dondurulmuş |
| Fructuous | Meyveli |
| Frugal | Tutumlu |
| Fruit | Meyve |
| Fruiterer | Manav |
| Fruitful | Bereketli |
| Fuchsia | Küpe Çiçeği, Fuşya |
| Fuck | Becermek |
| Fuddle | Şaşırtmak |
| Fudge | Geçiştirmek |
| Fuel | Yakıt |
| Fug | Ağır Hava |
| Fugacious | Kaçak |
| Fuggy | Tüylü |
| Fugitive | Kaçak, Firari |
| Fugleman | Kaçakçı |
| Fulcrum | Dayanak Noktası |
| Fulfil | Yerine Getirmek |
| Fulgent | Dolu |
| Fulgurant | Dolu Dolu |
| Full | Tam |
| Fullback | Tam Geri |
| Fuller | Dolgun |
| Fullfill | Doldurmak, Yerine Getirmek |
| Fulmar | Kutup Fırtına Kuşu |
| Fulminate | Sona Ermek |
| Fulness | Dolgunluk |
| Fulsome | Aşırı |
| Fumble | Becerememe |
| Fumbler | Beceriksiz Kimse |
| Fumigate | Tütsülemek |
| Fun | Eğlence |
| Function | Fonksiyon, İşlev |
| Functional | Fonksiyonel |
| Functionary | Görevli |
| Fund | Fon, Sermaye |
| Fundamental | Esas, Temel |
| Fundamentalism | Köktencilik |
| Funds | Para Kaynağı |
| Funeral | Cenaze |
| Funfair | Eğlence Parkı |
| Fungal | Mantar |
| Fungible | Değiştirilebilir |
| Fungicide | Mantar İlacı |
| Fungoid | Mantarsı |
| Fungus | Mantar |
| Funicle | Kordon |
| Funnel | Huni |
| Funny | Eğlenceli |
| Fur | Kürk |
| Furbish | Süslemek |
| Furcate | Yarmak |
| Furious | Öfkeli |
| Furlong | Uzun Boylu |
| Furlough | İzin |
| Furnace | Fırın |
| Furnish | Döşemek |
| Furniture | Mobilya |
| Furor | Taşkınlık |
| Furrier | Kürkçü |
| Furring | Pas |
| Furrow | Karık, Kırışık, Çizgi |
| Further | Daha Öte, Daha İleri |
| Furtherance | İlerleme |
| Furthermore | Üstelik, Ayrıca |
| Furtive | Sinsi, Gizli |
| Furtiveness | Gizlilik |
| Fury | Öfke, Hiddet |
| Furze | Karaçalı |
| Fuse | Sigorta |
| Fusil | Tüfek |
| Fusillade | Yaylım Ateşi |
| Fusion | Füzyon |
| Fuss | Yaygara |
| Fussiness | Titizlik |
| Fussy | Telaşlı |
| Fustigation | Dayak |
| Fusty | Köhne |
| Futile | Beyhude |
| Futility | Amaçsızlık |
| Future | Gelecek |
| Futurism | Fütürizm |
| Futurist | Fütürist |
| Futurity | Gelecek, İlerisi |
| Futurology | Fütüroloji, Gelecek Bilimi |
| Fuze | Fünye |
| Fuzzy | Bulanık |
Kelime listemizi burada sonlandırdık. Yeni İngilizce kelimeler öğrenmek, İngilizceni geliştirmek ya da sıfırdan İngilizce öğrenmek istiyorsan, hemen yan tarafta yer alan formu doldur.
Seni kısa sürede arayalım ve online İngilizce kursumuza dair detayları seninle paylaşalım. Open English olarak İngilizce öğrenme yolculuğunda her zaman yanında olalım ve hedeflerine ulaşırken senin destekleyelim!
İngilizce kelimeler listemize hız kesmeden devam ediyoruz. Sırada E ile başlayan İngilizce kelimeler listemiz var.
Bu kelimeleri öğrenerek hem İngilizce kelime hazneni geliştirebilir hem de yeni öğrendiğin kelimeleri kullanarak İngilizce konuşma ve İngilizce yazma yeteneklerini geliştirebilirsin.
Hemen yazımıza geçelim ve E ile başlayan İngilizce kelimeler listemize yakından bakalım.
Yazıya geçmeden önce İngilizce öğrenmek ya da İngilizceni geliştirmek istiyorsan, hemen yan tarafta yer alan formu doldur.

Alfabetik olarak listelediğimiz E ile başlayan İngilizce kelimelerin ilk başlık altında yarısına bakalım. Bu liste bittiğinde de devamında E ile başlayan İngilizce kelimeler 2 başlığına geçiş yapalım.
| E İle Başlayan İngilizce Kelimeler | Türkçe Karşılıkları |
| Each | Her Biri |
| Eager | İstekli |
| Ear | Kulak |
| Earlier | Daha Erken |
| Earlobe | Kulak Memesi |
| Early | Erken |
| Earn | Kazan |
| Earth | Toprak |
| Ease | Kolaylık |
| East | Doğu |
| Easy | Kolay |
| Easygoing | Uyumlu |
| Eat | Yemek |
| Ecology | Ekoloji |
| Economic | Ekonomik |
| Economist | İktisatçı |
| Economy | Ekonomi |
| Ecosystem | Ekosistem |
| Edge | Kenar |
| Edit | Düzenlemek |
| Edition | Baskı, Düzenleme |
| Editor | Editör |
| Educate | Eğitmek |
| Education | Eğitim |
| Effect | Etki |
| Effective | Etkili |
| Efficient | Verimli |
| Effort | Çaba |
| Egg | Yumurta |
| Either | Ya |
| Elastic | Elastik |
| Elbow | Dirsek |
| Elect | Seçmek |
| Election | Seçim |
| Electric | Elektrik |
| Electrician | Elektrikçi |
| Electricity | Elektrik, Elektrik Akımı |
| Electronic | Elektronik |
| Element | Element, Öğe |
| Elementary | Temel, Başlangıç İçin |
| Elephant | Fil |
| Else | Başka, Başka |
| Elsewhere | Başka Yerde |
| Embarrass | Utandırmak |
| Embarrassment | Sıkıntı |
| Embassy | Büyükelçilik |
| Emerge | Çıkmak |
| Emergency | Acil Durum |
| Emigrate | Göçmen |
| Eminent | Seçkin |
| Emissary | Temsilci |
| Emission | Emisyon |
| Emit | Yaymak |
| Emollient | Yumuşatıcı |
| Emolument | Maaş |
| Emotion | Duygu |
| Emotional | Duygusal |
| Empathy | Empati |
| Emperor | İmparator |
| Emphasis | Vurgu |
| Emphasize | Vurgulamak |
| Empire | İmparatorluk |
| Empirical | Deneysel |
| Empiricism | Şarlatanlık |
| Emplacement | Yerleşme |
| Employ | İstihdam Etmek |
| Employee | İşçi |
| Employer | İşveren |
| Employment | İş |
| Emporium | Market |
| Empower | Güçlendirmek |
| Empress | İmparatoriçe |
| Empty | Boş |
| Enable | Etkinleştirmek |
| Enact | Sahnelemek |
| Enamel | Emaye |
| Encamp | Kamp |
| Encase | Örtmek |
| Enclose | Kapatmak, Etrafını Kapatmak |
| Encounter | Karşılaşma |
| Encourage | Teşvik Etmek |
| End | Bitmek |
| Endangered | Nesli Tükenmekte |
| Enemy | Düşman |
| Energy | Enerji |
| Engage | Nişanlamak, Angaje Etmek |
| Engaged | Nişanlı |
| Engine | Motor |
| Engineer | Mühendis |
| English | İngilizce |
| Enjoy | Zevk Almak |
| Enjoyment | Zevk |
| Enkindle | Tutuşturmak |
| Enlace | Dolamak |
| Enlarge | Büyütmek |
| Enlighten | Aydınlatmak |
| Enlist | Sağlamak, Kaydetmek |
| Enliven | Canlandırmak |
| Enmity | Düşmanlık |
| Ennoble | Yüceltmek |
| Enormity | İğrençlik |
| Enormous | Muazzam |
| Enough | Yeter, Yeterli |
| Enounce | İfade Etmek |
| Enquire | Sormak |
| Enrage | Kızdırmak |
| Enrobe | Giydirmek |
| Enroll | Kaydetmek |
| Ensconce | Yerleştirmek |
| Ensemble | Topluluk |
| Enshrine | Saklamak |
| Enshroud | Gizlemek |
| Ensiform | Hançer |
| Ensign | Sancak |
| Ensure | Sağlamak |
| Entablature | Saçak |
| Entablement | Kaide |
| Entail | Yol Açmak |
| Entangle | Dolaştırmak |
| Enter | Girmek |
| Enteric | Bağırsak |
| Enterprise | Kuruluş, Girişim |
| Enterprising | Girişimci |
| Entertain | Eğlendirmek, Konukları Ağırlamak |
| Entertainment | Eğlence |
| Enthrall | Büyülemek |
| Enthuse | Azmettirmek |
| Enthusiasm | Coşku |
| Enthusiastic | Hevesli |
| Entice | İkna Etmek |
| Entire | Tüm, Bütün |
| Entrance | Giriş |
| Entry | Giriş |
| Envelope | Zarf |
| Environment | Çevre |
| Environmentalist | Çevreci |
| Envy | İmrenmek |
| Equal | Eşit |
| Equality | Eşitlik |
| Equipment | Ekipman |
| Equivalent | Eşdeğer |
| Erase | Silmek |
| Erect | Kaldırmak |
E ile başlayan İngilizce kelimeler listemizde geldik ikinci bölüme. Hız kesmeden yeni İngilizce kelimeler öğrenmeye devam ediyoruz ve İngilizce öğrenmek için çıktığın bu yolculuğu daha efektif bir hale getiriyoruz.
| E İle Başlayan İngilizce Kelimeler | Türkçe Karşılıkları |
| Erosion | Erozyon |
| Error | Hata |
| Ersatz | Yapay |
| Erudite | Bilgili |
| Erudition | Alimlik |
| Erupt | Patlamak, Püskürmek |
| Eruption | Püskürme |
| Erythema | Kızarıklık |
| Erythrocyte | Alyuvar |
| Escalator | Yürüyen Merdiven |
| Escapade | Kaçamak |
| Escape | Kaçış, Kaçmak |
| Escargot | Salyangoz |
| Eschar | Kabuk |
| Eschew | Sakınmak |
| Escrow | Emanet |
| Escutcheon | Arma |
| Especial | Özel, Önemli |
| Especially | Özellikle |
| Espionage | Casusluk |
| Esplanade | Meydan |
| Espouse | Benimsemek |
| Esprit | Neşe |
| Espy | Fark Etmek |
| Esquire | Bey |
| Essay | Deneme |
| Essence | Öz, Esas |
| Essential | Gerekli, Temel |
| Establish | Kurmak, İnşa Etmek |
| Establishment | Kuruluş |
| Estate | Arazi, Emlak |
| Esteem | Saygı |
| Estimate | Tahmin Etmek |
| Estop | Menetmek |
| Estrange | Yabancılaştırmak |
| Ethnic | Etnik |
| Evaluate | Değerlendir |
| Even | Bile, Çift |
| Evening | Akşam |
| Event | Olay |
| Eventually | Sonunda |
| Ever | Hiç |
| Every | Her |
| Everybody | Herkes |
| Everyday | Her Gün |
| Everyone | Herkes, Her Biri |
| Everything | Her Şey |
| Everywhere | Her Yerde |
| Evidence | Kanıt |
| Evident | Açık, Belirgin |
| Evil | Şeytani, Kötü |
| Ex | Eski |
| Exact | Tam |
| Exactly | Tam Olarak |
| Exaggerate | Abartmak |
| Exam | Sınav |
| Examination | Muayene, Sınav |
| Examine | İncelemek |
| Example | Örnek |
| Exceed | Aşmak |
| Excellent | Mükemmel |
| Except | Hariç, Dışında |
| Exception | İstisna |
| Excess | Aşırılık |
| Exchange | Değiş Tokuş |
| Exchequer | Maliye |
| Excitable | Heyecanlı |
| Excite | Heyecanlandırmak |
| Excitement | Heyecan |
| Exclaim | Haykırmak |
| Exclamation | Ünlem |
| Exclude | Hariç |
| Exclusive | Özel |
| Excreta | Dışkı |
| Excrete | Salgılamak |
| Excruciate | Eziyet Etmek |
| Exculpate | Aklamak |
| Excursion | Gezi |
| Excuse | Bahane, Mazeret |
| Execrable | Berbat |
| Execrate | İğrenmek |
| Execute | Gerçekleştirmek |
| Execution | İcra |
| Executive | Yönetici |
| Exemplary | Örnek, İbret Verici |
| Exempt | Muaf |
| Exercise | Egzersiz Yapmak |
| Exert | Uygulamak |
| Exhaustive | Ayrıntılı, Her Şeyi İçeren |
| Exist | Oluş, Var Olmak |
| Exit | Çıkış, Çıkmak |
| Expect | Ummak, Beklemek |
| Expend | Tüketmek |
| Expense | Gider |
| Expensive | Pahalı |
| Experience | Deneyim |
| Experiment | Deney |
| Expert | Uzman |
| Expire | Sona Ermek |
| Expiry | Vade |
| Explain | Açıklamak |
| Explanation | Açıklama |
| Explanatory | Açıklayıcı |
| Expletive | Küfür |
| Explicate | Açıklamak, Anlatmak |
| Explicit | Açık |
| Explode | Patlamak |
| Explore | Araştırmak (Bir Yeri) |
| Explosion | Patlama |
| Exponent | Üs |
| Export | İhracat |
| Exposition | Sergi |
| Exposure | Poz |
| Expound | Yorumlamak |
| Express | İfade Etmek |
| Expression | İfade |
| Expressly | Açıkça |
| Expropriate | Kamulaştırmak |
| Expunge | Çıkarmak |
| Expurgate | Arıtmak |
| Exquisite | Nefis |
| Extemporary | Hazırlıksız |
| Extend | Uzatmak, Genişletmek |
| Extension | Genişletme, Büyütme |
| Extensive | Geniş |
| Extent | Derece, Boyut, Büyüklük |
| Extenuate | Ciddiye Almamak |
| Exterior | Dış |
| Exterminate | Yok Etmek |
| Externalize | Yansıtmak |
| Extinct | Soyu Tükenmiş |
| Extinction | Sönme |
| Extinguish | Söndürmek |
| Extirpate | Kökünü Kazımak |
| Extra | Fazla, Ekstra |
| Extract | Çekip Çıkartmak |
| Extraordinary | Olağandışı |
| Extroverted | Dışa Dönük |
| Eye | Göz |
| Eyebrow | Kaş |
| Eyeglass | Gözlük |
| Eyelash | Kirpik |
| Eyelet | Delik |
| Eyelid | Göz Kapağı |
| Eyeshot | Görüş Mesafesi |
E ile başlayan İngilizce kelimeleri öğrenmek, İngilizce öğrenme yolculuğunda sadece ufak bir adım… İngilizce öğrenmek yazma, konuşma, dinleme ve okuduğunu anlama gibi farklı birçok unsuru da beraberinde getiriyor.
Tüm bunları göz önünde bulundurduğumuzda İngilizce öğrenmek veya İngilizce geliştirmek için online İngilizce kursu Open English en efektif tercih… 7/24 aktif olan online İngilizce kursumuz sayesinde istediğin zaman hızlı bir şekilde İngilizce öğrenebilirsin.
Bu ayrıcalıktan yararlanmak için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak ve ekip arkadaşlarımızın seni aramasını beklemek… Hadi durma, hemen harekete geç!