İngilizce Kabin Memurluğu Sınavı İçin İpuçları

Zaman herkes için çok değerli. Modern yaşamda, bir günün içine birçok işi sığdırmaya çalışıyoruz. Teknolojinin gelişmesi birçok konuda farklı alternatifleri mümkün kıldı. Hızlı seyahat etmek de bunlardan bir tanesi. 

Eskiden, günler belki aylar sürecek yolculukları, bugün birkaç saatte yapmak mümkün. Uçak vasıtasıyla, gün içinde birden çok şehir değiştirebilirsin. Bu müthiş bir kolaylık. Ayrıca havayolu taşımacılığı diğer seçeneklere göre oldukça güvenli. Hal böyle olunca, insanlar tarafından tercih ediliyor. 

Her gün binlerce hatta milyonlarca kişi uçakla seyahat ediyor. Uçuş süresince yolcuların seyahatten memnun kalması gerekiyor. Bunun yanında güvenli ve konforlu bir uçuş olması için çalışan personellere ihtiyaç var. İşte bu personeller, kabin memuru olarak biliniyor. 

Herkes genelde kabin memurluğu mesleğinin hoş ve havalı taraflarına dikkat kesilir. Elbette eğlenceli tarafları ağır basıyor. Fakat epey sorumluluk ve bilgi gerektiren bir meslek olduğunu da söylemek gerek. Haydi, kabin memurluğu mesleğine daha yakından bakalım. 

kabin memurluğu nedir - kabin memurluğu ingilizce

Kabin Memurluğu Nedir?

Uçaklarda, uçuş sırasında emniyet ve güvenlik önlemlerinin uygulanmasından sorumlu olan görevlilere denir. Ayrıca kabin memurları, yolcuların konforlu bir yolculuk yapmasından da mesuldür. Kabin memurlarının kokpitle ve uçağın dış kısmıyla ilgili bir görevi bulunmaz. 

Kabin memurluğu oldukça zevkli bir meslek. Hem çalışıp hem birçok ülkeye seyahat etme gibi artı yönleri var. Bu nedenle çoğu insan kabin memuru olmak istiyor. Eğer sen de uçak seyahatlerini seviyorum diyorsan, bu işi düşünebilirsin. Kabin memuru olmak istiyorsan İngilizce bilmen şart. 

İngilizce kabin memurluğu için oldukça önemli. Çünkü daha işe alım aşamasında dahi havayolu şirketleri, dil yeterliliğini ölçüyor. Temel seviyede bir İngilizce bilgin varsa ya da sıfırdan İngilizce öğrenmek istiyorsan endişelenme, Open English yanında! 

Open English İle İngilizce Öğren

İngilizce kabin memurluğunun olmazsa olmazı. İngilizce bilmiyorsan ve kabin memuru olmak istiyorsan, endişe etmene gerek yok. İşte Open English bu noktada devreye giriyor. 

Online İngilizce kursu Open English, online bir İngilizce kursu. İngilizce kursuna gitmek için yollarda zaman harcamanın lüzumu yok. Zaman değerli olduğundan teknolojinin nimetlerinden faydalanmak gerek. Open English ile 7/24 İngilizce derslere katılabilirsin. 

İngilizceni ÜCRETSİZ şekilde ölçmek için İngilizce seviye tespit sınavımıza girebilirsin. 

Open English ile Ana dili İngilizce olan eğitmenlerden İngilizce ders alabilir ve İngilizce pratik yapabilirsin. İngilizce gramer, anlama, konuşma, yazma gibi birçok alanda kendini geliştirebilirsin. Open English ile İngilizce öğrenerek hayallerine bir adım daha yaklaş! 

Kabin Memurunun Görevleri

Kabin memurlarının görev bölgesi, kokpit kapısı ile arka mutfak kısmına kadar olan bölüm. Uçağın dış kısmı ya da kokpitin içi görev alanı değil. Ayrıca kadın kabin memurlarına hostes, erkek kabin memurlarına ise host deniyor. 

Host ve hostesler uçuş sırasında yolcuların güvenliklerinden mesuller. Acil durumlarda neler yapılması gerektiğini yolculara bildirmek, kabin memurlarının temel görevi. Bunun dışında yolculuk ile ilgili bilgi vermek ve yolcuların konforunu sağlamak da görevleri arasında yer alıyor. 

İngilizce Kabin Memurluğu İçin Ne Kadar Önemli? 

İngilizce kabin memurluğu için ne kadar önemli? Kabin memurunun İngilizce seviyesi ne olmalı? İngilizce kabin memuru sınavında neler soruluyor? Bunlar gibi pek çok soru, aklını kurcalıyor olabilir. 

Her ülkeden insan, seyahat etmek amacıyla uçağı seçiyor. Bu nedenle kabin memuru olmak istiyorsan, evrensel bir dil olan İngilizceyi bilmen kritik bir öneme sahip. Hatta birçok havayolu şirketi de böyle düşünmüş olacak ki işe alımlarında bir ya da birden fazla lisan bilen adaylara öncelik tanıyorlar. 

İş hayatında, İngilizce bilenlerin bilmeyenlere göre daha avantajlı olduğu bir gerçek. İngilizce kabin memurluğu söz konusu olduğunda ise neredeyse en önemli kriterlerden biri. Bu nedenle kabin memuru olmak istiyorsan İngilizce öğrenmelisin. 

kabin memuru işe alımlarında ingilizcenin önemi

Kabin Memuru İşe Alımlarında Değerlendirme Süreçleri

Tam iki yıl üst üste Avrupa’nın en iyi havayolu olarak tescillenen Türk Hava Yolları, kabin memuru olmak isteyenlerin hayallerini süslüyor. Üç yüz elli sekizden fazla uçağa sahip firmada kariyer yapmak isteyen pek çok genç var. Açılan her ilana binlerce başvuru yapılıyor. 

THY kabin memuru adaylarını işe almadan önce birtakım sınavlardan geçiriyor. Bunlardan bir tanesi İngilizce kabin memurluğu sınavı olarak bilinen İngilizce testi. Yine birçok büyük havayolu şirketi de benzer İngilizce kabin memurluğu sınavları uyguluyor. THY’nin kabin memuru adayları değerlendirme süreçlerini daha detaylı inceleyelim. 

Öncelikle adaylar, açılan ilana başvuru yapıyor. Daha sonra adaylara online bir yetkinlik envanteri gönderiliyor. Bu aşamadan sonra online İngilizce kabin memuru sınavı geliyor. Sınavı geçen adaylar, THY’nin İstanbul’da bulunan İnsan Kaynakları Değerlendirme Merkezi’ne çağrılıyor. 

Evrak kontrolü, boy ve kilo ölçümü, dövme kontrolü gibi aşamalar bitince sıra mülakatlara geliyor. İngilizce kabin memurluğu sınavına ek bir de mülakat var. Adaylar mülakatları da başarılı bir şekilde geçerlerse işe alımları gerçekleşiyor. 

Yapılan İngilizce kabin memurluğu sınavının online olanı, İngilizce bilgini ölçmek için yapılıyor. Dilbilgisi, sözcük bilgisi, İngilizce okuduğunu anlayabilme, İngilizce cümle tamamlayabilme gibi kabiliyetlerini ölçüyor. Mülakatta ise konuşabilme, iletişim kurabilme becerilerine bakılıyor. 

Open English ile İngilizce Kabin Memurluğu Sınavı

Open English ile kolayca İngilizce öğrenebilirsin. İngilizce gramer dersleri, İngilizce okuduğunu anlayabilme, konuşma ve yazma gibi becerilerini geliştirebilirsin. Ayrıca canlı sınıflarda, İngilizce konuşarak pratik yapma imkanına sahipsin. 

Open English ile İngilizce sınavlara hazırlan. İngilizce kabin memurluğu sınavı için Open English’i tercih edebilirsin. İngilizce bilgini ölçen diğer sınavlar hakkında bilgi edinmek istersen, TOEFL Sınavı Hakkında Her Şey adlı yazıyı okuyabilirsin. 

İngilizce Kabin Memurluğu Sınavı: Online Sınav

Kabin memuru olmak isteyen adayların en korktuğu aşama, İngilizce kabin memurluğu sınavı. Çok zor bir sınav değil. Hatta B2 seviye bir İngilizce ile iyi bir puan alabilirsin. İngilizce kabin memurluğu sınavının ilki yazılı sınav. Bu sınav online olarak yapılıyor. 

Sınavda İngilizce gramer bilgisi, kelime bilgisi, boşluk doldurma ve cümle tamamlama, diyalog soruları, çeviri, paragraf soruları yer alıyor. İngilizce kabin memurluğu sınavında altmış soruya elli dakika veriliyor. Bu aşamayı geçen adaylar, İngilizce kabin memurluğu sınavının diğer bölümü olan mülakata geçiş yapıyor. 

İngilizce Kabin Memurluğu Sınavı: Mülakat

Birçok aşamayı başarı ile tamamlayan adaylar, İngilizce kabin memurluğu sınavının ikinci kısmına geçiyor. Bu aşamada İngilizce mülakat yapılıyor. Aday kendini İngilizce tanıtıyor. Ardından soru ve cevap şeklinde gerçekleşen sohbet havasında bir mülakat düzenleniyor. 

Mesleki İngilizceyi geliştirmek için en etkili yöntemler nelerdir? Bu blog yazımızı da okumayı unutma. 

Mülakatı yapan kişi, belli başlı sorular ile karşısındaki adayı tanımaya çalışıyor. Adayın İngilizce seviyesini ölçmeye çabalıyor. İngilizce kabin memurluğu sınavındaki sorulara, her aday kendine göre yanıtlar veriyor. İngilizce kabin memurluğu sınavında en çok sorulan sorulardan birkaç tanesine bakalım.

Can you tell us about a significant achievement you had in your life?

Türkçesi: Hayatında gerçekleştirmiş olduğun önemli bir başarıyı anlatır mısın?

Why should we hire you? 

Türkçesi: Sizi neden işe alalım?

How do you handle pressure and stress?

Türkçesi: Baskı ve stres yönetimini nasıl sağlıyorsun?

İngilizce kabin memurluğu mülakat sınavında herkese; benzer, kalıp sorular soruluyor. Fakat adaylar bu kalıp soruları, kendilerine göre çok başka şekillerde yanıtlayabilir. Burada İngilizceyi iyi derecede bilmenin sağlayacağı avantaj büyük. Çünkü bir dilde ne kadar yetkinsen kendini o kadar iyi ifade edebilirsin. 

Open English ile İngilizce kabin memurluğu sınavında başarılı olabilirsin! Konu hakkında daha detaylı bilgiye sahip olmak için hemen yan taraftaki formu doldurabilirsin.

Toplantıda İngilizce Konuşmanın İpuçları

İş hayatında kariyer basamaklarını ileri adımda sürdürmek için gereken en önemli şeylerden biri İngilizce bilmek. İngilizce global bir dil olduğu için uluslararası düzeyde iş yapmak isteyen şirketler bu dili bilen takım arkadaşları tercih ederler. Bu yüzden iş hayatında iyi bir pozisyonda yer almak istiyorsan mutlaka halletmen gereken bir şey bu.

İngilizce öğrenmenin ne kadar önemli bir şey olduğundan daha fazla bahsetmemize gerek yok sanırım. Artık nasıl geliştirmen gerektiğine geçmenin vakti geldi. Tabii ki konu buraya gelmişken bir şeyden bahsetmeden geçersem olmaz: Open English.

Open English ile Daha Özgüvenli Konuşma Fırsatı

Open English sana toplantıda, okulda, sosyal yaşamında, akademik hayatında dünyanın neresinde olursan ol istediğin saatte iletişime geçecek native öğretmenlerle iletişim fırsatı sunuyor.

Dünya genelinde 1,5 milyondan fazla öğrencinin İngilizce eğitimi için bizi tercih etmesi boşuna değil! Çünkü en pratik yöntemlerle 7/24 ulaşabileceğin bir online İngilizce kursuyuz. Peki, sana neler sunuyoruz?

  • Ana dili İngilizce olan TEFL/TESOL sertifikalı eğitmenler
  • 7/24 canlı dersler ve konuşma sınıfları
  • İngilizce konuşmanı analiz eden ve hatalarını gösteren telaffuz aracı
  • CEFR temelli binlerce saatlik interaktif ders içeriğinden oluşan İngilizce müfredatı
  • Hızlandırılmış mesleki İngilizce dersleri
  • Ana dili İngilizce olan eğitmenlerle özel ders yapabilme imkanı Ve çok daha fazlası Open English’te seni bekliyor. İster sıfırdan İngilizce öğrenmeyi amaçlıyor ister İngilizceni geliştirmeyi hedefliyor ol; 6 aylık ve 12 aylık eğitim planlarımızla bunu başarmak çok kolay.

Open English’e bugüne özel fırsatlarla kaydolmak için bu sayfadaki iletişimi formunu şimdi doldur!

ingilizce toplantı sırasında dikkat etmen gerekenler

Toplantı Esnasında Dikkat Etmen Gerekenler

İlk olarak derin bir nefes alıp hiç heyecanlanmaman gerektiğini bilmen gerekir. Bu yazıda senin için bir iş toplantıda hangi kalıplarla nasıl konuşulması gerektiğine dair sana yardımcı olabilecek phrase’lere yer verdik. Tüm bu kalıp yardımcı kalıp ifadeleri ‘how to introduce yourself, accepting and rejecting suggestions, asking questions, making promises and offers’ olmak üzere dört başlık altında topladık. Önerdiğimiz adımları takip ederek bir iş toplantısında ne şekilde konuşman gerektiğine dair bilgi edinebilirsin. Derin bir nefes aldıysan artık abşlayabiliriz.

Eğer bu bir tanışma toplantısı ya da bir mülakat ise kendini tanıtmakla başlayabilirsin. Bunun için aşağıdaki gibi ufak bir başlangıç planı oluştur:

How to Introducing Yourself? (Kendini Nasıl Tanıtırsın?)

Aşağıdaki örneklerden de fark edeceğin gibi bir iş toplantısında kendini tanıtırken kullanabileceğin birkaç önemli kalıp mevcut.

  • Say your name (My name is …)
  • Say your job title (I am the secretary, a project manager, etc.)
  • Describe your responsibilities (I manage each project from start to finish or I am responsible for web analytics and testing etc)

Kendini tanıttıktan sonra işini betimlemen, şirket içinde tam olarak ne yaptığını daha net anlatman gerekebilir. Bu tarz bir konuşmalarda sana lazım olabilecek birkaç ifade var. Bunları kullanarak konuşmanı akıcı, anlaşılır kılabilirsin.

  • Manage
  • Responsible for
  • Handle

Örnek bir paragrafla sen de kendi kısa giriş, tanışma metnini hazırlayabilirsin.

“My name is Betül Soydaş and I am the marketing manager here. I handle online advertising and web analytics.”

Accepting and Rejecting Suggestions (Öneri Yapma, Kabul Etme ve Reddetme)

Evet, kendini tanıtma sürecini geçtiysen toplantı esnasında kullanman gereken bazı cümleler olacak. Örneğin birinin önerisini beğenmedin ve fikrine katılmıyorsundur ya da tam tersi beğendin bir ekleme yapmak, öneri de bulunmak istiyorsundur. Bu gibi durumlarda ‘should, ought to or might want to’ gibi modal verb’leri kullanarak konuşmana başlayabilirsin. Dikkat etmen gereken birkaç kalıp var:

  • We ought to…
  • We might want to consider…
  • I think we should…
  • We have to improve…
  • We need to find…
  • We shouldn’t…
  • We dont need…

Örneğin bir öneride bulunacaksın:

  • We ought to give new clients a gift from the company.
  • We might want to consider looking for another engineer to help us.
  • I think we should make this a priority for this week.

Ya da yapılması zorunlu olan bir şeyden bahsedeceksen ‘have to, need to’ gibi kalıpları kullanabilirsin.

Örneğin:

  • We have to improve the way we collect and record sales data.
  • We need to find a cheaper solution for this project. Our budget is very tight.

Toplantı esnasında iş arkadaşlarının önerilerini, konuşmalarını onaylamak istiyorsan kullanman gereken kalıplar şu şekilde:

  • I agree with…
  • That sounds good…
  • Let’s go with this idea…

Eğer bu durumun tam tersi bir durumla karşılaşırsan yani karşındaki kişinin dediği şeyi onaylamıyorsan şu kalıpları kullanabilirsin:

  • To be honest, I am not sure about this idea…
  • Good suggestion, but I can see a few problems…
  • see your point, however…

Örneğin:

  • To be honest, these are things that will exceed the company’s budget.
  • Good suggestion, but l can see a few problems such as not paying the port costs we export to.

toplantılarda ingilizce - asking questions

Asking Questions (Soru Sormak)

Toplantı sonunda ya da ortasında anlamadığın kısımlarda soru sorman gerekebilir. Bu tür durumlarda ‘sorry’ ya da ‘excuse me’ diye söz hakkı isteyerek bazı soru kalıplarıyla konuşmaya başlayabilirsin:

  • I have a question, Why is…?
  • How…?
  • Does this means…?
  • I didn’t understand…?
  • Can you elobrate on…?
  • Can you clarify…?

Örneğin:

  • Excuse me, How will the new requirements affect the project deadline?
  • Sorry to interrupt but l have a question. Does this mean that the new IT systems won’t be in place this year?
  • Sorry, can you clarify the third step in your proposal? I didn’t get the main idea.

Making Promises and Offers (Söz Vermek)

Toplantı sonunda yapman gerekenlere dair bir liste oluşturmuş ve bu listeyi arkadaşlarınla paylaşman gerekiyorsa gelecek zamana dair kalıpları kullanarak yapılacaklar listesinden bahsedebilirsin. 

  • I will call the client tomorrow.
  • I will discuss this with the rest of my team and l get back to you end of the week.
  • I am going to get a team together for his project.

İngilizce Popüler Kısaltmalar Listesi (Acronyms)

İnsanlar arasında iletişim, dilin evrensel bir gücüdür. Ama artık günümüzde, özellikle dijital çağın hızlı temposunda, dilin kendisi de kırpılarak daha hızlı ve etkili bir şekilde iletişim kurmamızı sağlıyor. Bu durum da ortaya bir dizi kısaltma sözcük çıkarıp dili kısaltırken aslında daha da zenginleşiyor. İngilizcedeki popüler kısaltmalar, bir mesajın anlamını sıkıştırıp hızlandırarak, online sohbetlerden iş iletişimine kadar her alanda kendine yer buluyor.

Bu yazıda, günlük konuşmalarda ve yazışmalarda sıkça karşımıza çıkan, ancak çoğu zaman hikayesi pek bilinmeyen İngilizce kısaltmalarının gizemli dünyasına bir bakış atacağız. Her bir kısaltmanın arkasında yatan anlamları keşfedeceğiz. Hazır olun, çünkü kelimelerin ardındaki bu küçük gizemleri çözerken eğlenceli bir dil yolculuğuna çıkacağız!

Dilini Geliştir, Dünya ile Bağlantı Kur!

Open English, dil geliştirmek ve küresel bir iletişim ağına katılmak için tasarlanmış esnek bir dil kursudur. Programlar, senin için en uygun olan zamanda ders almana olanak tanır, böylece İngilizce öğrenme sürecini kendi tempo ve programına göre şekillendirebilirsin.

Uzman eğitmen kadrosu, dilini ileri seviyelere taşımana yardımcı olacak pratik ve etkili öğrenme yöntemlerini sunar. Bireysel derslerle kişiselleştirilmiş içeriklerle tanışıp ve gerçek zamanlı geri bildirimlerle hızla ilerleme kaydedebileceksin.

Open English, sadece dil öğrenme değil, aynı zamanda kültürel bağlantılar kurma fırsatı sunar. Dünya çapında öğrencilerle etkileşimde bulunup uluslararası bir perspektife sahip olabilirsin.

Dil öğrenimi, Open English ile sadece bir hedef değil, aynı zamanda keyifli bir macera da! Başlamak için bugün kaydol ve dilini geliştirirken dünya ile bağlantı kurmanın ayrıcalığını yaşa! 

ingilizce popüler kısaltmalar

İngilizce Popüler Kısaltmalar 

IDK: I Don’t Know (Bilmiyorum)

  • “IDK where she went after the party.” (Partiden sonra nereye gittiğini bilmiyorum.)

FYI: For Your Information (Bilginize)

  • “I just wanted to let you know, FYI, the meeting has been rescheduled for tomorrow.” (“Sadece bilmeni istedim, bilginize, toplantı yarına ertelendi.”)

DIY: Do It Yourself (Kendin Yap)

  •  “We decided to DIY the home decor instead of hiring a professional.” (Ev dekorasyonunu profesyonel birini tutmak yerine kendimiz yapmaya karar verdik.)

ASAP: As Soon As Possible (Mümkün Olan En Kısa Sürede)

  • Example: “We need those reports ASAP to meet the deadline.” (O raporlara mümkün olan en kısa sürede ihtiyacımız var, dediğimiz tarihe yetişmek için.)

VIP: Very Important Person (Çok Önemli Kişi)

  • “The event is invite-only for VIP guests.Etkinlik sadece VIP konuklar için davetlidir.”

BRB: Be Right Back (Hemen Döneceğim)

  • “I’ll BRB, just need to grab a cup of coffee.” (Hemen döneceğim, sadece bir fincan kahve almalıyım.)

IMO/IMHO: In My Opinion/In My Humble Opinion (Benim Görüşüme Göre/Benim Mütevazı Görüşüme Göre)

  • “IMO, the new policy is a step in the right direction.” (Benim görüşüme göre, yeni politika doğru bir adım atmıştır.)

OMG: Oh My God (Aman Tanrım)

  • “OMG, I can’t believe we won the contest!” (Aman Tanrım, yarışmayı kazandığımıza inanamıyorum!)

ingilizce popüler kısaltmalar - laugh out loud

LOL: Laugh Out Loud (Yüksek Sesle Gülmek)

  • “Her funny stories always make me LOL, even when I’m alone.” (Onun komik hikayeleri her zaman beni yüksek sesle güldürür, hatta yalnızken bile.)

TBH: To Be Honest (Dürüst Olmak Gerekirse)

  • “TBH, I wasn’t impressed with the movie. It didn’t live up to the hype.” (Dürüst olmak gerekirse, film beni etkilemedi. Beklentilere uymadı.)

TTYL: Talk To You Later (Sonra Konuşuruz)

  • “I have to go now, TTYL!” (“Şimdi gitmeliyim, sonra konuşuruz!”)

AFAIK: As Far As I Know (Bildiğim Kadarıyla)

  • “AFAIK, the meeting is still scheduled for 3 PM.” (Bildiğim kadarıyla, toplantı hala 3’te planlanmış durumda.)

ETA: Estimated Time of Arrival (Tahmini Varış Zamanı)

  • “Our ETA at the airport is 3 PM; we should have enough time for check-in.” (Havaalanındaki tahmini varış zamanımız 15.00; check-in için yeterli zamanımız olmalı.)

JPEG: Joint Photographic Experts Group (Ortak Fotoğraf Uzmanları Grubu)

  • “I saved the image in JPEG format for better quality.” (Resmi daha iyi kalitede tutmak için JPEG formatında kaydettim.)

GPS: Global Positioning System (Küresel Konumlandırma Sistemi)

  • “Thanks to GPS, we can navigate unfamiliar places with ease.” (GPS sayesinde, bilmediğimiz yerlerde kolayca gezinebiliyoruz.)

AKA: Also Known As (Aynı Zamanda Bilinen Adıyla)

  • “John Winston Ono Lennon, AKA John Lennon, was a legendary musician.” (John Winston Ono Lennon, yani John Lennon, efsanevi bir müzisyendi.)

BFF: Best Friends Forever (Daima En İyi Arkadaşlar)

  • “She’s not just a friend; she’s my BFF.” (O sadece bir arkadaş değil; o benim daima en iyi arkadaşım.)

İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek için yan tarafta yer alan formu doldurarak ilk adımı atabilirsin.

ingilizce popüler kısaltmalar - by the way

BTW: By The Way (Bu Arada)

  •  “BTW, did you hear about the new project?” (Bu arada, yeni projeden haberdar oldun mu?)

SMH: Shaking My Head (Başımı Sallıyorum)

  • “SMH, I can’t believe he did that. (Başımı sallıyorum, bunu yaptığına inanamıyorum.)

NBD: No Big Deal (Büyük Mesele Değil)

  • “I forgot my lunch, but NBD, I’ll grab something later.” (Öğle yemeğimi unuttum, ama büyük mesele değil, sonra bir şeyler alırım.)

ICYMI: In Case You Missed It (Kaçırman durumunda)

  • “ICYMI, there was a major announcement yesterday about the upcoming event.” (Kaçırdıysan eğer, dün önemli bir duyuru yapıldı, yaklaşan etkinlikle ilgili.)

FOMO: Fear Of Missing Out (Kaybetme Korkusu)

  •  “I decided to join the party because I had serious FOMO.” (Ciddi bir kaçırma korkusu yaşadığım için partiye katılmaya karar verdim.)

OOTD: Outfit Of The Day (Bugünün ombini)

  • “She posts her OOTD on Instagram every morning.” (Her sabah Instagram’a OOTD’sini paylaşıyor.)

YOLO: You Only Live Once (Bir kere geliyorsun dünyaya)

  • “I booked a spontaneous trip to Paris because YOLO.” (Paris’e spontane bir gezi rezervasyonu yaptım çünkü YOLO.)

NSFW: Not Safe For Work (İş İçin Uygun Değil)

  • “I can’t open that link at the office; it’s NSFW content.” (Ofiste o bağlantıyı açamam; içeriği NSFW (ofis için uygun değil).

İngilizce Mevsimler – Mevsimlerin İngilizcesi

Bu yazımızda, en temel kelime bilgisi konularından olan İngilizce mevsimler konusundan bahsedeceğiz. Oldukça basit bir konu olsa da zaman zaman bu tarz konuları tekrar etmek temellerini sağlamlaştıracaktır. İngilizce mevsimler deyip geçmeyin, bu konuda 4 kelimeden fazlasına odaklanacağız! Kelimeleri öğrenmenin yanı sıra bahsettiğimiz mevsimlerin kısa tanımlarını yapacağız ki konuyu en detaylı şekilde öğrenesin.

İngilizce Mevsimler ve Tanıtımları

Bu kısmımızda İngilizce mevsimlerin temeline ineceğiz. İngilizcede mevsim kelimesinin karşılığı “season”, çoğulu ise “seasons”tır. Bildiğin dört adet mevsimimiz var ve bu mevsimlerin her birine üç ay düşüyor. Bu aylar Kuzey ve Güney yarımkürede değişiklik gösterse de şöyle bir tablo yapmak yanlış olmaz.

Seasons in Northern Hemisphere (Kuzey Yarımkürede Mevsimler)

Spring

(İlkbahar)

Summer

(Yaz)

Autumn/Fall (Sonbahar) Winter

(Kış)

March (Mart) June (Haziran) September (Eylül) December (Aralık)
April (Nisan) July (Temmuz) October (Ekim) January (Ocak)
May (Mayıs) August (Ağustos) November (Kasım) February (Şubat)

 

Not: İngilizce mevsimlerde Sonbahar için Autumn ve Fall olarak iki kelime vardır. İkisi de aynı anlama gelir. “Fall” Kuzey Amerika’da ve Kanada’da sıklıkla kullanılır ve adını yaprakların düşüşünden alır. “Autumn” ise İngilizler tarafından kullanılır. İlginç bir bilgi: İngiltere’de bu mevsimde yapraklar düşmeye başlamadığı için Fall yerine Autumn tercih edilir. 

ingilizce mevsimler - ingilizce hanig mevsim hangi ay

Open English İle İngilizce Kelime Dağarcığını Geliştir

Başlamadan önce seni, İngilizce öğrenmenin en verimli yollarını sunan Open English’e davet etmek isteriz. Open English, dünya çapındaki 15 yıllık deneyimi ve 1.5 milyonu aşkın kullanıcısı ile alanında önde gelen kuruluşlardan! Open English’e abone olarak faydalanabileceğin ayrıcalıklardan kısaca bir bahsedelim:

  • Open English sana amaçların ve şartlarına yönelik kişiselleştirilmiş çalışma programı oluşturur. Bu şekilde amaçlarına giden en verimli yolu görebilir ve buna göre hazırlanabilirsin. Odaklandığın konuların üzerinde daha fazla durarak ihtiyaçlarına nokta atışı bir şekilde İngilizceye hakim olabilirsin!
  • Open English sana ana dili İngilizce olan eğitmenlerle 7/24 canlı ders yapma imkanı sunuyor. Biliyorsun ki bir dili öğrenmenin en doğal ve verimli yolu ana dili o dil olan birinden öğrenmektir. Open English bunu sağlamanın yanı sıra bir de kendi programına göre ders planlama fırsatı sunarak sana İngilizce’nin kapılarını sonuna kadar açıyor!
  • Open English’e kayıt olarak dev içerik arşivimizden istediğin zaman, sınırsız bir şekilde yararlanabilirsin. Dersler oldukça faydalı olsa da ders dışında da bilgilerini tazelemek için kaynak arayışında olabilirsin. Open English sana ihtiyacın olacak tüm kaynakları sunacaktır!

Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

Seasons in Southern Hemisphere (Güney Yarımkürede Mevsimler)

Spring

(İlkbahar)

Summer

(Yaz)

Fall/Autumn

(Sonbahar)

Winter (Kış
September (Eylül) December (Aralık) March (Mart) June (Haziran)
October (Ekim) January (Ocak) April (Nisan) July (Temmuz)
November (Kasım) February (Şubat) May (Mayıs) August (Ağustos)

 

Buradaki sıralamaya bakınca biraz garip görünebilir çünkü Kuzey yarımkürede olduğumuz için bizimkinin tam tersi. Fakat bunları bilmek hem ayrı bir perspektif kazandıracak hem de İngilizce mevsimleri öğrenmende faydalı olacaktır.

Buraya kadar bir sıkıntı olmadığını düşünüyoruz. Fakat yine de genel olarak İngilizce öğrenimindeki tüm ihtiyaçların için Open English’i göz önünde bulundurmanı şiddetle tavsiye ederiz! Open English sana ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alma, canlı konuşma gruplarında pratik yapma ve tüm içeriklerimize sınırsız erişme fırsatı sunuyor!

Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

ingilize mevsimler, ingilizce mevsim çevirileri ve açıklamaları

İngilizce Mevsimler, Çevirileri ve Açıklamaları

Bu kısımda ise 4 mevsimi kısaca tanıttığımız İngilizce/Türkçe yazılar ile İngilizce mevsimleri daha iyi kavraman ve İngilizce mevsimler hakkında konuşabilmen için yeterli kelime bilgisine sahip olabilmeni amaçlıyoruz. Yazıları okurken önce Türkçesine bakmadan kendi aklında çevirmeye çalışarak İngilizce mevsimler konusu hakkında ne kadar önbilgin olduğunu ölçmeye çalışabilirsin.

Spring (İlkbahar)

Spring is between winter and summer. So, it’s a transition period from cold weather to hot weather. In this season, the weather gets warmer and the days become longer. You can see a lot of flowers blooming during Spring. In the Northern Hemisphere, spring starts from March and lasts till the end of April. 

(İlkbahar kış ve yaz arasındandır. Yani soğuk havalardan sıcak havalara bir geçiş dönemidir. Bu mevsimde hava ısınır ve günler uzar. İlkbahar süresince birçok çiçeğin açtığını görebilirsin. Kuzey yarımkürede ilkbahar Mart’ta başlar ve Nisan’ın sonuna kadar devam eder.)

Summer (Yaz)

Summer comes right after Spring. It is the hottest season of the year. During the Summer season, days are longer and nights are shorter. It generally doesn’t rain or snow during Summer. So it’s considered the best time for a holiday. In the Northern Hemisphere, summer starts from June and lasts till the end of August.

(Yaz, ilkbahardan hemen sonra gelir. Yılın en sıcak mevsimidir. Yaz süresince günler daha uzun, geceler daha kısadır. Genelde yaz süresince yağmur ya da kar yağmaz. Bu yüzden tatil için en iyi zaman kabul edilir. Kuzey yarımkürede yaz Haziran’dan başlar ve Ağustos sonuna kadar devam eder.)

Autumn/Fall (Sonbahar)

Autumn/Fall is the transition period from summer to winter. Therefore, the weather gets colder and it starts raining. You can see leaves falling from the trees during Autumn. In this season, days become shorter. In the Northern Hemisphere, autumn/fall starts from September and lasts till the end of November.

(Sonbahar yazdan kışa bir geçiş dönemidir. Bu yüzden havalar soğur ve yağmurlar başlar. Sonbaharda yaprakların ağaçlardan düşüşünü görebilirsin. Bu mevsimde günler kısalır. Kuzey yarımkürede sonbahar Eylül’de başlar ve Kasım sonuna kadar devam eder.)

Winter (Kış)

Winter is the coldest season of the year. In this season days become shorter and nights become longer. It generally snows and rains in Winter so you should take your umbrella and wear thick clothes. In the Northern Hemisphere, winter starts from December and lasts till the end of February.

(Kış, yılın en soğuk mevsimidir. Bu mevsimde günler kısalır ve geceler uzar. Genelde kışın yağmur ve kar yağar. Bu yüzden şemsiyeni almalı ve kalın kıyafetler giymelisin. Kuzey yarımkürede kış Aralık’ta başlar ve Şubat sonuna kadar devam eder.)

Böylece İngilizce mevsimler konusundaki yazımızın da sonuna geldik! Eğer aklında bir soru varsa ya da İngilizce öğrenimini daha ciddi bir seviyeye taşımak istiyorsan seni Open English’e davet ediyoruz. Open English’te ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, tüm içeriklerimize sınırsız erişebilir ve canlı konuşma gruplarında pratik yapabilirsin!

İngilizce metinleri çevirileri olmadan anlamaya ne dersin? Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. 

“When Pigs Fly” Anlamı ve Kullanımı

Günlük konuşmalarımızda, sıkça kullandığımız deyimler bazen ilginç ve eğlenceli birer sırla dolu olabilir. “When pigs fly” ifadesi de tam da bu kategoriye giren, tuhaf ama bir o kadar da merak uyandıran bir ifadedir.  Bu deyim İngilizcede sıkça kullanılan bir deyim olsa da pek çoğumuz bu ifadenin nereden geldiğini ya da nasıl bu anlama geldiğini düşünmeyiz.

Bu yazıda, “When pigs fly” ifadesinin kökenine ve anlamına odaklanacak, bu ilginç deyimin İngilizcedeki yerini keşfedeceğiz. Belki de bu sıradışı ifade, dilin nasıl evrildiğini ve kültürler arası iletişimin ne kadar renkli olduğunu anlamamıza katkı sağlayacak. Hadi gel, domuzların ne zaman uçtuğunu düşünerek, bu deyimin peşine düşelim.

İngilizcede kullanılan ironi içeren deyimleri hızlıca öğrenmek için bu sayfada yer alan iletişim formunu doldur, seni hemen arayalım ve online İngilizce kursu Open English aboneliğini başlatalım.

when pigs fly deyiminin kökeni

“When pigs fly” Deyiminin Kökeni

“When pigs fly” deyiminin kökeni tam olarak belirlenemese de, çeşitli teorilere dayanarak “when pigs fly” ifadesinin geçmişi açıklanabilir. İşte, bu ifade nereden çıktığı ve nasıl evrildiğine dair teoriler:

  1. İskoçya Kökeni: Bu ifadenin İskoçya’dan geldiğine dair bir teori bulunmaktadır. “Pigs may fly” ifadesi, 16. yüzyılda bir şeyin gerçekleşme olasılığının çok düşük olduğunu belirtmek için kullanılıyordu. O dönemde bu ifade, olası olmayan bir olayı ironik bir şekilde ifade etmek için kullanılıyordu.
  2. Eski İngilizce Bağlamı:
  • “Pigs may fly” ifadesinin, Orta Çağ İngilizcesinde popüler bir alay ifadesi olduğu düşünülmektedir. Bu ifade, bir şeyin olasılığının çok düşük olduğunu vurgulamak için kullanılan bir tabirdi.
  1. Uçan Domuz Hikayeleri:
  • “When pigs fly” deyimi, özellikle Amerika’da popüler hale geldiği 19. yüzyılda, folklor ve hikayelerde uçan domuzlar gibi absürd olaylarla alay etmek için sıkça kullanıldı. Bu dönemde, halk arasında anlatılan hikayelerde uçan domuzlar, imkansız olanı temsil ediyordu.

Bu deyimin tam kökeni belirsiz olsa da, dilin evrimi ve kültürel ifadelerin zaman içinde nasıl şekillendiğini anlamak adına “when pigs fly” deyimi, ilginç bir örnek teşkil etmektedir.

“When pigs fly” Deyiminin Anlamı

“When pigs fly” deyimi, bir şeyin gerçekleşme olasılığının çok düşük olduğunu ifade eden bir ifadedir. Bu deyim, genellikle bir olayın veya durumun gerçekleşme ihtimalinin neredeyse imkansız olduğunu vurgulamak için kullanılır. İnsanlar, bu deyimi kullanarak bir durumun veya söz konusu olayın gerçekleşmesinin hayli zor olduğunu anlatmış olurlar.

Örneğin, birisi sana, “Eğer o sınavda tam puan alırsam, o zaman gerçekten de domuzlar uçmuş olacak!” dediğinde, bu kişi sınavda tam puan almanın çok zor veya imkansız olduğunu ifade etmek için “when pigs fly” ifadesini kullanmış olacaktır.

“When pigs fly” deyimi, esasen bir espri unsuru taşır ve bir durumun hayli absürt veya olası olmayan bir senaryo olduğunu vurgular. Günlük hayatta kullanabileceğin başka İngilizce deyimleri öğrenmek için Günlük Hayatta Kullanılan İngilizce Deyimler ve Anlamları başlıklı yazımızı okuyabilirsin.

when pigs fly kullanımı

“When pigs fly” Kullanımı

Bir şeyin gerçekleşme olasılığının çok düşük veya neredeyse imkansız olduğunu ifade eden bir deyim olan “when pigs fly” deyiminin anlamını öğrendin. Sıra, “when pigs fly” deyiminin nasıl kullanılacağını öğrenmeye geldi. Aşağıda, bu deyimin İngilizce kullanımları ve Türkçe karşılıklarıyla ilgili örnekler bulunuyor.

  • “If he willingly helps with the dishes, I’ll believe it when pigs fly.”

Eğer isteyerek bulaşıklara yardım ederse, o zaman domuzlar uçtuğunda inanırım.

  • “She promised to finish her homework on time, which will happen when pigs fly.”

Zamanında ödevini bitirmeyi vaat etti, ki bu da domuzlar uçtuğunda gerçekleşir.

  • “He said he’ll become a vegetarian when pigs fly; he loves his steaks too much.”

Domuzlar uçtuğunda vejetaryen olacağını söyledi; etleri çok seviyor.

  • “If they agree on a unanimous decision, it will be when pigs fly.”

Eğer oybirliğiyle karar verirlerse, o zaman domuzlar uçtuğunda olur.

  • “I’ll willingly read that book when pigs fly; it’s just not my genre.”

O kitabı isteyerek okurum, ama domuzlar uçtuğunda; bu benim türüm değil.

  • “She claimed she’ll wake up early every day, which will happen when pigs fly.”

Her gün erken kalkacağını iddia etti, ki bu da domuzlar uçtuğunda gerçekleşir.

  • “He mentioned he’ll run a marathon when pigs fly; he’s not a fan of running.”

Domuzlar uçtuğunda bir maraton koşacağını söyledi; koşmaktan pek hoşlanmıyor.

  • “If he admits he was mistaken, it will be when pigs fly.”

Eğer hata yaptığını itiraf ederse, o zaman domuzlar uçtuğunda olur.

  • “She said she’ll enjoy cleaning the house, which will be when pigs fly.”

Ev temizliğinden keyif alacağını söyledi, ki bu da domuzlar uçtuğunda olur.

  • “If they reach a compromise without arguments, it will be when pigs fly.”

Eğer anlaşmazlık olmadan bir uzlaşmaya varırlarsa, o zaman domuzlar uçtuğunda olur.

ingilizce deyimleri kolayca öğrenebilmek için open english

İngilizce Deyimleri Kolayca Öğrenebilmek İçin Open English!

%100 online İngilizce kursu Open English ile istediğin yer ve zamanda İngilizce deyimleri öğrenmeye başlayabilirsin. Open English, İngilizce dil becerilerini geliştirmek için özel dersler sunar. Deyimlere odaklı dersleri bulup inceleyerek, deyimlerin anlamlarını ve kullanımlarını öğrenebilirsin. 

Ana dili İngilizce olan eğitmenlerden İngilizce eğitim alacağın Open English’te interaktif dersler ile sınırsız tekrar yapabilirsin. İnteraktif ders içeriklerini kullanarak öğrenme sürecini güçlendirebilirsin. Online İngilizce kursu Open English, İngilizce pratiği yapma fırsatları sunar. Forumlar, eğitmenler moderatörlüğünde açılan sohbet odaları veya dil değişim programları gibi özellikler aracılığıyla diğer öğrencilerle deyimleri kullanarak iletişim kurabilirsin.

Deyimleri, hikayeler veya konuşma pratiği içeren materyallerle öğrenmek daha etkili olacaktır. Open English’in sunduğu hikayeler, konuşma pratiği ve diyaloglar; deyimleri günlük hayatta kullanmak için iyi bir fırsat ortaya koyuyor.

Unutma ki dil öğrenme süreci kişiseldir ve aktif bir şekilde pratik yapmak önemlidir. Deyimleri öğrenirken günlük İngilizce konuşma pratiği yapmak, öğrenilenleri kullanarak konuyu pekiştirmek öğrenme sürecini hızlandıracaktır. Bunun için de sana en büyük desteği sağlayacak birim, Open English! Bir an önce bu sayfada yer alan iletişim formunu doldur. Seni en kısa sürede arayacak ve detaylı bilgi sunarak Open English üyeliğini başlatmana yardımcı olacağız.

Farklı Ülkelerden İngilizce Çorba Tarifleri

İngilizce bilmek, dünya vatandaşı olmak demek! Küçük bir dünyada yaşıyor olmak ve internetin en uzakları bile komşu kadar yakınlaştırması İngilizce bilmeyi şart kılıyor.

İngilizce konuşup yazabilmen birçok ülkenin kapısını açan anahtar niteliğinde olup aynı zamanda farklı kültürleri de tanımanı sağlıyor; tıpkı beslenme alışkanlıkları ve damak tatlarını yansıtan uluslararası mutfaklar gibi…

Çorbalar, dünyanın farklı ülkelerinde, hatta en uzak coğrafyalarda bile kurulan sofraların baş tacı… İşte, herkesi damak tadında birleştiren ve milyonlarca insanın denemeye değer bulduğu İngilizce çorba tarifleri…

Dünya Mutfaklarından İngilizce Çorba Tarifleri

Mutfak lezzetleriyle dünya çapında haklı bir üne kavuşmuş birçok ülke bulunuyor. Lezzet liderliğinde en başı ise Fransa, İtalya ve Yunanistan gibi Avrupa ülkeleri çekiyor.

Türkiye hem doğu hem de batıyı sentezleyip bir de üzerine Osmanlı mutfağının inceliklerini ekleyerek dünya mutfaklarıyla yarışıyor.

türkiyeden ingilizce çorba tarifi - tarhana çorbası

Türkiye’den İngilizce Çorba Tarifi: Tarhana Çorbası

Tarhana çorbası, Anadolu topraklarında asırlardır yapılır. Hem sağlık hem de lezzet içeren tarhana çorbasının İngilizce tarifini yabancı dostlarınla paylaşarak sofralarına renk katabilirsin.

Tarhana Soup (Tarhana Çorbası)

Tarhana Balkanlarda, Anadolu’da ve Orta Asya’da yaygın olan geleneksel, baharatlı bir Türk çorbasıdır. Kış günlerinde tercih edilir. Tarhana, un, yoğurt ve rendelenmiş sebzelerin birkaç gün boyunca fermentasyona bırakılan kalın bir macun halinde karıştırılmasıyla hazırlanır. Daha sonra kurutulur ve tarhana yapmak için ufalanır.

Ingredients (Malzemeler)

  • 3 spoons of tarhana (3 kaşık tarhana)
  • 1 spoon of tomato paste (1 kaşık salça)
  • 1 grated tomato (1 rendelenmiş domates)
  • 2 spoons of butter (2 kaşık tereyağı)
  • 4 cups of water (4 bardak su)
  • Salt (Tuz)

Place tarhana in a bowl with warm water in order for it to dissolve. Melt the butter in the saucepan. Then add tarhana, grated tomato and tomato paste. Add the water, salt and keep stirring. You can serve it with bread.

Türkçe tarifi:

Tarhanayı çözülmesi için sıcak suyla birlikte bir kasenin içine koy. Tencerede tereyağını erit. Sonra tarhanayı, rende domatesi ve salçayı ekle. Suyunu, tuzunu ilave et ve karıştır. Ekmekle servis edebilirsin.

İskoçya’dan İngilizce Çorba Tarifi: Havuç ve Bezelye Çorbası

İskoçlar, İngiliz mutfağından esinlenmiş lezzetleri seviyorlar. Baharatlı ve etli çorbaları en çok akşam yemeklerinde tercih ediyorlar.

Carrot and Pea Soup (Havuç ve Bezelye Çorbası)

Ingredients (Malzemeler)

  • 1 spoons of butter (1 kaşık tereyağı)
  • 1 large carrot, sliced (1 büyük havuç, rendelenmiş)
  • 2 large potatoes, cut into cubes (2 büyük patates, küp şeklinde doğranmış)
  • 1 leek, sliced (1 pırasa, rendelenmiş)
  • 100 grams of peas (100 gram bezelye)
  • 2 tablespoons of flour (2 yemek kaşığı un)
  • 1 litre of vegetable stock (1 litre sebze suyu)
  • Leaves of parsley (maydanoz)

Melt the butter in a saucepan. Fry all the vegetables except peas for 5 minutes. Add flour and cook for 2 minutes. While it’s boiling, stir it and cook for 10 minutes. Add peas and parsley and simmer for until the vegetables are tender.

Türkçe tarifi:

Tereyağını bir tencerede erit. Bezelye hariç tüm sebzeleri 5 dakika kızart. Un ekle ve 2 dakika pişir. Kaynarken karıştır ve 10 dakika daha pişir. Bezelyeyi ve maydanozu ekleyip sebzeler yumuşayana kadar pişir.

italyadan ingilizce çorba tarifi - sebze çorbası

İtalya’dan İngilizce Çorba Tarifi: Sebze Çorbası

İtalyanlar çorbalar da dahil tüm lezzetlerine hamur ve meşhur peynirlerinden katmayı seviyorlar. Pizza ve makarna diyarı olan ülkede, çorbalar en çok öğlen ve akşam yemeklerinde tüketiliyor.

Vegetable soup (Sebze Çorbası)

Ingredients (Malzemeler)

  • 2 carrots and onions, chopped (2 adet havuç ve soğan, doğranmış)
  • 4 sticks of celery, chopped (4 dal kereviz, doğranmış)
  • 1 tablespoon of olive oil (1 yemek kaşığı zeytinyağı)
  • 3 garlic cloves, crushed (3 dişi sarımsak, ezilmiş)
  • 2 tablespoons of sugar (2 yemek kaşığı toz şeker)
  • 4 tomatoes, sliced (4 domates, rendelenmiş)
  • 2 bay leaves, basil and thyme sprigs (2 tane defne yaprağı, fesleğen ve kekik)
  • 3 courgettes, chopped (3 kabak, doğranmış)
  • 250 gr butter (250 gr tereyağı)
  • 1 liter vegetable stock (1 litre sebze suyu)
  • 100 gr parmesan
  • 100 gr small pasta (100 gr küçük makarna)

Gently cook the carrots, onions and celery in the oil in a large saucepan for 15 mins, until soft. Add the garlic, sugar, tomato, herbs and courgettes and cook for 5 mins on a medium heat until they brown a little. Pour in the stock, then simmer for 20 mins. Sprinkle with basil and remaining parmesan to serve.

Türkçe tarifi:

Büyük bir tencerede havuç, soğan ve kerevizi yağda 15 dakika yumuşayana kadar yavaşça pişir. Sarımsak, şeker, domates, otlar ve kabakları ekle ve biraz kızarana kadar orta ateşte 5 dakika pişir. Sebze suyunu ekleyip 20 dakika kaynat. Servis etmek için fesleğen ve parmesan peyniri serp.

fransadan ingilizce çorba tarifi - soğan çorbası

Fransa’dan İngilizce Çorba Tarifi: Soğan Çorbası

Fransızlar çorbalarında deniz ürünlerini sıklıkla tercih ediyorlar. Soğan çorbaları ise dünya çapında oldukça meşhur.

Onion Soup / Soğan Çorbası

Ingredients (Malzemeler)

  • 3 kg sweet onions, sliced (3 kg tatlı soğan, dilimlenmiş)
  • 1/4 cup butter (1/4 su bardağı tereyağı)
  • 2 garlic cloves, minced (2 diş sarımsak, kıyılmış)
  • 6 cups beef stock (6 su bardağı et suyu)
  • 2 bay leaves (2 adet defne yaprağı)
  • 4 sprigs of fresh thyme (4 dal taze kekik)
  • 2 teaspoons of vinegar (2 çay kaşığı sirke)
  • Salt and freshly ground black pepper (Tuz ve taze çekilmiş karabiber)
  • 12 slices of baguette(12 dilim baget ekmek)
  • 2 cup shredded Gruyère cheese (2 su bardağı rendelenmiş Gruyère peyniri)

Melt the butter in a large stockpot over medium heat. Add onions, and cook, stirring often, until and caramelized, about 30-40 minutes. Stir in beef stock, thyme and bay leaves. Reduce heat and simmer, stirring occasionally, about 15-20 minutes. Remove and discard thyme sprigs and bay leaves. Stir in vinegar; season with salt and pepper, to taste.

Preheat oven to broil. Place baguette slices onto a baking sheet. Place into oven and broil until golden brown on both sides, about 1-2 minutes per side. Divide soup into ovenproof bowls. Top with baguette slices to cover the surface of the soup completely; sprinkle with cheeses. Place into oven and broil until and cheeses have melted.

Türkçe tarifi:

Orta ateşte tereyağını büyük bir tencerede erit. Soğan ekle ve yaklaşık 30-40 dakika kadar sık ​​sık karıştırarak karamelize et. Et suyunu, kekik ve defne yapraklarını karıştır. Isıyı azal ve ara sıra karıştırarak yaklaşık 15-20 dakika pişir. Kekik dallarını ve defne yapraklarını çıkar ve at. Sirke kat, tuz ve karabiber ile tatlandır.

Fırını önceden ısıt. Bir fırın tepsisine baget dilimlerini yerleştir. Fırına yerleştir ve her iki taraf da kızıl kahverengi olana kadar, her tarafta yaklaşık 1-2 dakika kızart. Çorbayı fırına dayanıklı kaselere böl. Çorbanın yüzeyini tamamen örtmek için baget dilimleri ile doldur; peynirler serp. Fırına koy ve peynirler eriyene kadar kızart.

Online İngilizce Öğrenmek Artık Çok Kolay!

%100 online İngilizce kursu Open English olarak İngilizce yemek tarifleri dışında da sana katkılar sunmaya hazırız. İster sıfırdan İngilizce öğrenmek, istersen de İngilizceni ilerletmek olsun; hangisini istediğin fark etmeksizin kursumuzda hızlı ve kolay bir şekilde İngilizce öğrenebilirsin.

Kursumuzu yakından incelemek ve detayları öğrenmek için yan tarafta yer alan formu doldurabilir, ekip arkadaşlarımızın kısa sürede sana ulaşmasını sağlayabilir ve İngilizce öğrenmeye hemen başlayabilirsin.

Uluslararası Kabul Edi̇len İngi̇li̇zce Sevi̇yeleri̇ ve CEFR

İngilizce dil seviyeleri, uluslararası alanda belirli bir standartta kabul edilir ve genellikle farklı sınavlarla ölçülür. Bu seviyeler genellikle Avrupa Dil Portföyü (CEFR) tarafından belirlenen altı temel seviyede incelenir: A1, A2, B1, B2, C1 ve C2. Bu seviyeler, bir kişinin İngilizce dil becerilerini anlamak, ölçmek ve değerlendirmek için kullanılır.

CEFR Nedir?

CEFR (Common European Framework of Reference for Languages), Avrupa Konseyi tarafından geliştirilen ve Avrupa’da kullanılan dil öğrenimi ve öğretimi standartlarını belirleyen bir çerçevedir. Bu çerçeve, dil öğrenenlerin dil becerilerini belirlemek, ölçmek ve karşılaştırmak için kullanılır. Hem öğrencilerin hem de eğitmenlerin, hangi seviyede olduklarını anlamalarına yardımcı olur ve eğitim programlarının oluşturulmasında rehberlik eder.

cefrin temel bileşenleri

CEFR’in Temel Bileşenleri

1. Altı Seviye:

CEFR, altı ana dil seviyesini tanımlar: A1, A2, B1, B2, C1 ve C2. Bu seviyeler, dil becerilerini anlamak ve değerlendirmek için bir ölçüt olarak kullanılır.

2. Dil Becerileri:

CEFR, dört temel dil becerisini kapsar: Dinleme, Konuşma, Okuma ve Yazma. Her dil seviyesi için bu becerilerin nasıl geliştiğini açıklar.

3. Tanımlayıcı Faktörler:

Her dil seviyesi için tanımlayıcı faktörler, o seviyedeki becerileri daha detaylı olarak belirtir. Bu faktörler, belirli bir dil seviyesine ulaşmak için gereken beceri düzeylerini açıklar.

4. Dil Portföyü:

CEFR aynı zamanda bir “dil portföyü” oluşturmanın önemini vurgular. Bu, bir kişinin dil becerilerini, hedeflerini ve başarılarını izlemek ve kaydetmek için bir araçtır.

CEFR’in Önemi ve Kullanımı

  • Uluslararası Kabul: CEFR, dil seviyelerinin uluslararası alanda tanınmasını sağlar. Bu sayede dil öğrencileri, yurtdışında eğitim alırken veya iş başvurularında dil becerilerini belirtirken aynı ölçüte dayanan bir referans kullanabilirler.
  • Eğitim Programları ve Sınavlar: CEFR, eğitim materyallerinin ve sınavların geliştirilmesinde kullanılır. Dil kursları ve sınavlar (IELTS, TOEFL, Cambridge sınavları vb.) genellikle CEFR standartlarına göre tasarlanır ve değerlendirilir.
  • Öğrenci Değerlendirmesi: Dil öğretmenleri, CEFR’in rehberliği ile öğrencilerin dil seviyelerini belirleyebilir ve onlara uygun materyaller ve öğrenme hedefleri sunabilirler.
  • Kariyer Olanakları: CEFR, işverenlerin ve eğitim kurumlarının dil becerilerini değerlendirme ve karşılaştırma konusunda bir standart sunar. Bu da iş başvuruları ve eğitim programları için daha şeffaf bir süreç sağlar.

İngilizce öğrenmek için hemen yan tarafta yer alan formu doldurarak ilk adımı atabilirsin.

uluslararası alanda kabul edilen ingilizce seviyeler

Uluslararası Alanda Kabul Edi̇len İngilizce Sevi̇yeler

A1 Seviyesi: Başlangıç Seviyesi (Beginner)

A1 seviyesi, temel İngilizce becerilerine sahip olunan seviyedir. Bu seviyedeki bir kişi, günlük hayatta temel ifadelerle iletişim kurabilir ve basit cümleleri anlayabilir. Temel kelime dağarcığı ve genel dil yapısını anlama seviyesi A1 olarak tanımlanır. Birkaç örnekle gösterelim:

  • Hello! How are you?
    • Merhaba! Nasılsınız?
  • My name is John.
    • Benim adım John.
  • I like apples.
    • Elmayı severim.

Sınavlar:

  • Cambridge English: Key (KET)
  • TOEFL Primary

A2 Seviyesi: Temel Seviye (Elementary)

A2 seviyesindeki bir kişi, daha karmaşık cümleleri anlamaya ve kullanmaya başlar. Basit konularda iletişim kurabilir ve temel seviyede bir konuyu anlayabilir. Hemen örneklerine bakalım:

  • What time is it?
    • Saat kaç?
  • Where is the library?
    • Kütüphane nerede?
  • I want to learn English.
    • İngilizce öğrenmek istiyorum.

Sınavlar:

  • Cambridge English: Preliminary (PET)
  • TOEFL Junior

B1 Seviyesi: Orta Seviye (Intermediate)

B1 seviyesindeki bir kişi, günlük yaşamda daha karmaşık iletişim durumlarına uyum sağlayabilir. Daha karmaşık metinleri anlayabilir, fikirlerini açıklayabilir ve basit tartışmalara katılabilir. Örnekler gelsin:

  • I enjoy reading books in my free time.
    • Boş zamanımda kitap okumaktan hoşlanırım.
  • I need to improve my English speaking skills.
    • İngilizce konuşma becerilerimi geliştirmem gerekiyor.
  • What do you think about this movie?
    • Bu film hakkında ne düşünüyorsun?

Sınavlar:

  • Cambridge English: First (FCE)
  • TOEFL iBT

B2 Seviyesi: İleri Seviye (Upper Intermediate)

B2 seviyesi, daha karmaşık dil yapılarını anlamak ve kullanmak için gerekli olan becerileri içerir. Geniş bir kelime dağarcığına sahip olma ve farklı konularda rahatça iletişim kurma yeteneği bu seviyede önem kazanır.

  • I’ve been studying English for a few years now.
    • Birkaç yıldır İngilizce çalışıyorum.
  • It’s important to practice English regularly.
    • İngilizceyi düzenli olarak pratik yapmak önemlidir.
  • I can understand most of what I read in English.
    • İngilizce olarak okuduklarımın çoğunu anlayabiliyorum.

Sınavlar:

  • Cambridge English: Advanced (CAE)
  • IELTS (6.5 – 7.5 band aralığı)

C1 Seviyesi: Yüksek İleri Seviye (Advanced)

C1 seviyesindeki bir kişi, neredeyse her türlü metni anlayabilir, karmaşık cümleler kurabilir ve çeşitli konularda derinlemesine iletişim kurabilir. Dil becerileri oldukça gelişmiştir.

  • The article I read last night was quite insightful.
    • Dün gece okuduğum makale oldukça bilgilendiriciydi.
  • I’m able to express my opinions fluently in English.
    • İngilizce olarak düşüncelerimi akıcı bir şekilde ifade edebiliyorum.
  • Understanding subtle nuances in English is challenging.
    • İngilizcede ince ayrıntıları anlamak zor olabilir.

Sınavlar:

  • Cambridge English: Proficiency (CPE)
  • IELTS (7.5 – 9 band aralığı)

C2 Seviyesi: Ana Dil Seviyesi (Proficiency)

C2 seviyesi, neredeyse ana dil düzeyinde İngilizce bilgisine sahip olduğu anlamına gelir. Kişi, her türlü metni anlayabilir, karmaşık düşünceleri ifade edebilir ve akıcı bir şekilde iletişim kurabilir.

Having lived in an English-speaking country, my language skills have reached a native level.

  • İngilizce konuşulan bir ülkede yaşadığım için dil becerilerim ana dil seviyesine ulaştı.
  • I can effortlessly engage in complex discussions in English.
    • İngilizce olarak karmaşık tartışmalara kolayca katılabilirim.
  • Translating idiomatic expressions accurately remains a challenge.
    • İdari ifadeleri doğru bir şekilde çevirmek hala bir zorluk.

Sınavlar:

  • IELTS (9 band)
  • Cambridge English: Proficiency (CPE)

Her seviye, belirli bir dil beceri seviyesini temsil eder ve bu seviyelerin çoğu uluslararası dil sınavları aracılığıyla ölçülebilir. Ancak, sınavlar ve değerlendirme süreçleri her bir kurum veya sınav için farklılık gösterebilir. Kendi İngilizce seviyeni belirlemen için bu sınavlardan birine girmeni öneririz. Sınavlara hazırlanma konusunda endişelerin varsa bir kursa dahil olman sana iyi gelecektir. Open English tam da bu tür durumlar için yıllardır hizmet veriyor.

sonuç olarak open english ile dil sınavları çok kolay

Open English İle Dil Sınavları Çok Kolay!

Dil öğrenme sürecinde önemli olan şeylerden biri de sürekli pratik yapmak ve kendini geliştirmek için fırsatları değerlendirmektir. Her seviyede hedefler belirleyerek ve düzenli çalışarak, dil becerilerini istediğin seviyeye taşıyabilirsin. Open English sana düzenli çalışman için ihtiyacın olan her şeyi sağlamaya hazır. 

Open English ile 7/24 istediğin yerden istediğin saatte derse bağlanabilirsin. Uzman eğitmenler ve keyifli sohbet odaları ile ihtiyacın olan şekilde kendini geliştirebilirsin. 

Uluslararası dil sınavlarından lokal dil sınavlarına ve her türlü dil sınavına Open English ile hazırlanabilirsin. Daha fazla bilgi ve kayıt işlemleri için sayfanın kenarında bulunan formu doldurman yeterli.

Native Öğretmenlerle İngilizce Öğrenmek

İngilizce öğrenmek isteyen herkesin aklında belli başlı değişmeyen sorular vardır. Bunlardan bir tanesi nerden başlamalıyım iken diğeri kiminle başlamalıyım oluyor genelde. Dili öğrenim sürecinde kimi tercih edeceğin konusu öğrenim aşaman açısından oldukça önemli.

Bu yüzden kafanı karıştırmadan hızlı ve pratik bir şekilde öğrenmek istediğin dili kimden ve ne şekilde öğrenebilirim bunu bilmen gerekiyor. Daha yazının bu kısmındayken bile sana önereceğimiz, istediklerini fazlasıyla içeren bir platform var tabii ki: Open English.

İngilizceyi en iyi konuşanlar genelde anadili İngilizce olanlar olur. Çünkü orada doğmuş büyümüşlerdir ve dili öğrenmek için extra herhangi bir çabaları olmaz çünkü dilin içindedirler. Bu yüzden söz konusu İngilizce olduğu zaman anadili İngilizce olan birinden alacağın çok fazla şey olacak.

Bunların neler olduğunu ve daha birçok şeyi bu yazıda senin için açıklayacağız. Ama öncesinde Open English’in anadili İngilizce olan eğitmenlerle sana 7/24 sunacağı fırsatlara bir göz atmanı öneririz.

open english ile hızlıca ingilizce öğren

Open English ile İngilizce Öğren!

İngilizce öğrenmek isteyenler için Open English, büyük bir fırsat. Open English, online İngilizce kursu olarak istediğin her an pratik yapmanı sağlıyor. Bu demek oluyor ki sen nerede olursan ol, derslere katılabilirsin. Değişen dünya ve gelişen teknoloji ile birlikte İngilizce öğrenmek artık çok daha kolay.

Open English ile canlı sınıflarda İngilizceni geliştirebilirsin. Ayrıca ana dili İngilizce olan eğitmenlerden ders almak da sana pratik yapman için alan yaratabilir. 7/24 İngilizce ders görebileceğin Open English’te okuma, anlama, konuşma ve yazma becerilerini daha iyi bir noktaya taşıyabilirsin.

Native Öğretmen Ne Demek?

Native İngilizcede yerel demek. Yani konuştuğu dilin yerlisi, orada doğup büyümüş ve o kültüre hâkim olan kişi. Non- native ise o dili sonradan öğrenmiş, üniversitelerin İngilizce bölümlerinden veya daha sonra orada yaşayarak edinmiş olan kişi. Dili native kullananlar dile dair çoğu detayı bilirler.

Yani argo terimleri, sokak ağzını, mecazları vs. Tabi native olmak sadece bununla sınırlı değil. Aynı zamanda yaşadığın, büyüdüğün ülkenin tarihini, sosyal, kültürel yapısını bilmeyi de gerektiriyor. O ülkenin ekonomik ve politik arka planına dair de bilgi sahibidirler. Bu sayede native bir öğretmenden öğreneceğiniz ülkenin dilinden coğrafyasına, kültürüne kadar çoğu şey hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.

Ama anadili İngilizce olmayanlar, sonradan öğrenenler genelde sokakta kullanılan günlük dile aşina olmazlar. Onlar belli başlı müfredatın ötesine pek geçemezler. Örneğin bir podcast dinlediğinizde ya da dizi izlediğinizde orada geçen günlük konuşma dilini anadili İngilizce olan biri kolaylıkla anlarken non-native bir durup bir düşünmeye, sözlük karıştırmaya falan başlar. Çünkü sonradan öğrendiğin bir dilin tüm ayrıntılarına sahip olmak aslında çok zor bir şey.

native öğretmen ingilizce öğrenmek - native öğretmen ne demek

Native ile Non-Native Arasındaki Fark Nedir? 

Native ve non-native arasındaki farkı deneyimlemek için öncelikle native biriyle konuşmanı öneririz. Bunun için tabii ki başvuracağın ilk adres Open English olmalı. Orada anadili İngilizce olan birçok eğitmenle konuşabilir istediğini sorabilirsin. Bu sayede İngilizceni daha hızlı ve pratik bilgilerle ilerletebilirsin.

İngilizce öğrenme sürecinde native birinden alacağın destek sana dile daha yakın olduğunu hissettiren kuvvetli bir motivasyon sağlayacaktır. Sonuçta İngilizce öğrendiğinde bu dili onlarla ve onlar gibi konuşanlarla konuşacaksın. Bu kişiler tarafından anlaşıldığın da bu işin de üstesinden kolayca gelebildiğin anlamına gelir.

Native öğretmenlerin native olmayanlara göre daha tercih sebebi olmasının bir diğer yanı ise kendini sürekli doğuran bir şey olması. Dilin yapısı itibariyle dinamik, yenilenen, artan eksilen bir yanı vardır. Anadili İngilizce olan biri tüm bu gelişimlerden haberdar olmak zorunda çünkü dilin içinde. Yani onu her gün kullanmak zorunda olduğu için tüm bu dinamizmi de takip eder. Bu yüzden anadili İngilizce olan biri size çok fazla katkıda bulunabilir.

Speaking Clup’larda genelde native olanları tercih ederler. Çünkü onlardan günlük yaşama dair genelde internette ya da İngilizce kitaplarında bulunmayan idiomların ötesinde bir de aksan meselesi vardır.

Aksan dil öğrenim sürecinde olmazsa olmaz bir şey değil tabi ama İngilizceni daha profesyonel hale getirmek istiyorsan biraz gerekli bir şey. Tabii ki farklı farklı aksanlar var, milletlere, ülkelere göre değişiyor bunlar. Hatta Amerika’da eyaletten eyalete bile değiştiği oluyor. Bu kadar aksan çeşidi olmasına rağmen yine de en yaygın olanlardan birini öğrenmekte fayda var. Anadili İngilizce olan biri bunu sana çok kolay verebilir. Onunla konuşurken telaffuzlarına dikkat etmen ve bol bol pratik yapman bu iş için yeterli olacaktır.

Yukarda saydıklarım anadili İngilizce olan birinden alacağın eğitimde sana katacağı artı değerlerle alakalıydı. Ama bazen bunun eksi yanları olabiliyor. Örneğin anadili İngilizce olmayan biri dilin gramerine, teknik detaylarına oldukça hakimdir çünkü dili öğrenirken öncelikle gramerden başlıyoruz genelde.

Öte yandan onlar dil için gerekli akademik dereceye de sahip oldukları için bir dilin iskeletini oluşturabilecek konulara çoğu zaman bir native’den daha fazla bilgili olabiliyorlar. Bu da gramer bilgisini ölçen yabancı dil sınavlarına hazırlık için tercih edeceğiniz hocalar için önemli bir kriter. Onlar sizi bu sınavlara daha iyi hazırlayabilir.

Bir de genellikle özel eğitim kursların da yaygın olan bir şeyden bahsetmekte fayda var. Sırf yabancı ve native diye birinden İngilizce eğitimi almak yukarıda bahsettiğimiz özellikleri kapsamayabilir. Çünkü anadilini konuşan herkes bu konuştuğu dilin tüm yapısına hâkim kişiler değiller sonuçta. Onlardan alacağınız eğitimin çok daha iyisini non-native birinden de alabilirsiniz. Yazmada, konuşmada, gramer bilgisi konusunda yeterli olan öğretmenleri tercih etmelisiniz. Bunları sağlayabilen native öğretmenler size dil öğrenme sürecinde fazlasıyla yardımcı olacaklardır.

 

İngilizce Hayır Deme Kalıpları

İnsanlarla iletişim kurarken evet ya da hayır demek, zannettiğinden daha önemli. Hatta bu kelimeler, iletişimin seyrini tayin ediyor. Genelde evet diyen insanlar, daha uyumlu ve iyimser olarak algılanıyor. İnsanlar, hayır diyenleri ise kapalı ve daha uyumsuz algılama eğiliminde oluyor. 

Evet demek, olumlu ve güzel bir şey. Ama elbette kimseden, her şeye evet demesi beklenemez. Her şeye hayır demek ne denli sorunluysa, evet demek de o ölçüde bir sorun teşkil edebilir. Bu konuyla ilgili epey popüler bir komedi filmi dahi var. Eğer Jim Carrey’i seviyorsan, Bay Evet (Yes Man) isimli filme bakabilirsin. 

Fırsatlara açık olmak, insanlara evet diyebilmek ve sosyal olmak son derece önemli. Fakat istemediğin şeyler için zorlanmadan hayır diyebilmelisin. Kendi istemediğin bir şeyi, sırf karşındakini kırmamak adına yapmak makul bir davranış değil. Çünkü istemediğin bir şeyi yapmak, seni mutlu etmeyeceği gibi kendinden de uzaklaştırır. 

Onaylamak ve Reddetmek: Evet ya da Hayır Demek

İletişim esnasında karşındaki kişiyle bir diyalog kuruyorsun ve bunu sürdürüyorsun. Diyalog da genelde sorular ve cevaplar üzerine kuruluyor. Bundan dolayı evet ve hayır gibi, bir sorunun yanıtı olabilecek kelimeleri sık kullanıyorsun. 

Evet ve hayır, günlük hayatta en çok kullandığın kelimelerin arasında yer alıyor. Hatta bu nedenle yeni bir dil öğreneceğin zaman, ilk önce evet ve hayır kelimelerini öğrenirsin. Bu İngilizce için de geçerli. 

Evet demek zaten kolay. O halde karşındakini kırmadan İngilizce hayır deme kalıplarından bahsetmek gerek. Hem bu arada temel seviyede İngilizce biliyorum ama yetmez diyenleri, Open English ile tanıştıralım. Hiç İngilizce bilmiyorsan da İngilizce öğrenmek Open English ile hem eğlenceli hem de kolay!

Open English ile İngilizce Öğren!

İngilizce öğrenmek Open English ile oldukça kolay. Open English, online İngilizce kursu olarak sana 7/24 sınırsız pratik yapma imkanı veriyor. Sen nerede olursan ol, oradan derse katılabileceğin bir platforma sahip. Canın ne zaman İngilizce öğrenmek isterse, açıp ders dinleyebilirsin. 

Ana dili İngilizce olan eğitmenlerden ders alarak İngilizceni geliştirebilirsin. Ayrıca Open English, 7/24 İngilizce derslere katılabileceğin bir kurs. Üstelik bol bol pratik yapabilme imkanına da sahipsin. Gelişen teknoloji ve Open English’in işbirliği ile İngilizce öğrenmek, artık çok daha kolay! 

Open English ile İngilizce öğrenmek istiyorsan, hemen yan taraftaki formu doldurabilirsin. Böylece konu hakkında daha detaylı bilgi edinebilirsin. 

karşındaki insanı kırmadan ingilizce hayır demek

Hayır Demek Neden Zordur?

Konuştuğun dile hakim olsan da hayır demekte biraz zorlanıyor olabilirsin. Bu durum oldukça normal. Çünkü birçok insan, hayır demekte zorluk çekiyor. Hatta hayır demeyi öğretmek adına düzenlenen seminerler bile var. 

Hayır kelimesini nasıl ve ne şekilde söylediğinin bile bir önemi var. O anda jest ve mimiklerin, ses tonun, üslubun karşındaki kişi tarafından değerlendiriliyor. Dolaylı olarak hayır demek için günlük hayatta çok kullanılan deyimler ve şakalardan yararlanabilirsin. Günlük Hayatta Kullanılan İngilizce Deyimler ve Anlamları adlı yazımıza bir göz atabilirsin. 

Hayır kelimesini insanlar şahsi anlamaya eğilimli. Oysa ki hayır, teklifin reddedilmesi anlamına geliyor, kişinin değil. Bu durum sende karşındakini kırabileceğin korkusu oluşturuyor olabilir. 

Sevgiyi ve onaylanmayı kaybetme korkusu, karşındakini kırabilecek olma gibi nedenlerden dolayı hayır demiyor olabilirsin. Ancak bu, yapmak istemediğin şeyleri yapmana sebebiyet verebilir. Diğer insanların ne düşündüğünü çok önemsemeden kendi istediklerine odaklanmalısın. 

Hayır Diyebilme: Kendi İsteklerinin Farkında Olmak

Hayır demek, aslında zannedildiği kadar zor bir şey değil. Çünkü aslında karşımızdaki kişiyle bir alakası yok. Aslında tamamen yapılan teklife verilen bir yanıttan ibaret.

Kendi önceliklerini belirlediysen neye hayır diyeceğini de biliyorsun demektir. Üstelik hayır demenin birçok yolu var. Karşındakini kırmadan İngilizce hayır deme kalıplarına bir bakalım. 

İngilizce Hayır Demenin Yolları

Tüm dillerde olduğu gibi İngilizcede de hayır demenin birçok yolu var. Direkt olarak hayır yani “No” diyebilirsin. Ama bunu kullanmak istemiyorsan daha kibar ifadeler tercih edebilirsin. 

Karşındakini Kırmadan İngilizce Hayır Deme Kalıpları

İngilizcede, doğrudan hayır demeden dolaylı olarak teklifi reddettiğini anlatabileceğin kalıp ifadeler var. Karşındakini kırmadan İngilizce hayır demek istediğin zaman bu kalıp cümlelerden faydalanabilirsin. 

I’d love to…

Bu kalıbı daha çok bir soru yöneltildiğinde cevap verirken kullanabilirsin. Yapmak isteyip de elinde olmayan sebeplerden dolayı yapamadığın durumlar buna uygun olacaktır. Türkçedeki, çok isterdim ama kalıp cümlesine benzer bir anlamı var. 

Would you like to go to the theatre?

Türkçesi: Tiyatroya gitmek ister misin? 

I’d love to go but i can’t.

Türkçesi: Çok isterdim ama gelemem.

I wish i could… 

Karşındakini kırmadan İngilizce hayır deme kalıplarından biri de “i wish i could” kalıbı. Bu cümle kalıbı da “i’d love to” kalıbına benzer bir yapıda. Bu sefer işin içine keşkeler giriyor. Keşke yapabilsem ama yapamam gibi bir anlama tekabül ediyor. Bu nedenle yapmak isteyip de yapamayacağın durumlarda kullanabilirsin.

Would you like to eat something with me?

Türkçesi: Benimle bir şeyler yemek ister misin? 

I wish i could eat but i’m not done.

Türkçesi: Keşke yiyebilseydim ama işim bitmedi. 

I’m afraid i can’t…

En çok kullanılan karşındakini kırmadan İngilizce hayır deme kalıplarından bir tanesi. Aslında bu kalıp Türkçede de çok kullanılıyor. Korkarım ki yapamam gibi anlamlara gelebilen bir cümle kalıbı. Fazlasıyla kibar olman gereken durumlarda kullanabilirsin. 

Would you like to have a meeting tomorrow?

Türkçesi: Yarın bir toplantı yapmak ister misin?

I’m afraid i can’t attend the meeting tomorrow.

Türkçesi: Korkarım ki yarın toplantıya katılamayacağım. 

I’m all good.

Türkçesi: Çok iyiyim. 

I’m okay.

Türkçesi: Ben tamamım/ iyiyim. 

I’m alright.

Türkçesi: Ben iyiyim. 

Peki, ben iyiyim anlamına gelen bu üç cümlenin konuyla ne alakası var? Hemen o kısma gelelim. Bu cümleler, karşındakini kırmadan İngilizce hayır deme kalıpları içerisinde yer alıyor. Çünkü sorulan bir soruya hayır cevabını vermeden, soruyu reddetme işlevini görüyorlar. 

Would you like more tea? 

Türkçesi: Biraz daha çay?

I’m all good/ I’m okay/ I’m alright.

Türkçesi: Ben iyiyim. (Bir bakıma, hayır böyle iyi gibi bir anlam katıyor.) 

ingilizce hayır deme yolları - absolutely not

Absolutely not. 

Türkçesi: Kesinlikle olmaz.

Fikrinin değişmeyeceğinden eminsin. O halde bu kalıbı kullanabilirsin. Çünkü anlamında bir kesinlik mevcut. Karşındakini kırmadan İngilizce hayır deme kalıplarından biri olan bu cümle, hayırdan daha fazlası. Olumsuzluk anlamını, kesinlik ile birlikte iletiyor. 

“Hell no!” (asla) ve “No way!” (imkanı yok) gibi cümle kalıpları, “Absolutely not!” ile çok benzer anlamlara geliyor. Hepsinde olumsuzluk kadar kesinlik de dikkat çekici. Hayır demen gereken durum, bir kesinlik içeriyorsa bu cümleleri kullanabilirsin. 

Sorry

Türkçesi: Maalesef.

Sorry, üzgünüm gibi anlamlara da geliyor. Fakat kibarca hayır demek istediğin zamanlarda da kullanabilirsin. 

Not now.

Türkçesi: Şimdi olmaz. 

Karşındakini kırmadan İngilizce hayır deme kalıplarından biri de bu cümle. Bu kalıp cümlede vurgu, zamana yapılıyor. 

Certainly not.

Türkçesi: Mümkün değil. 

Not likely. 

Türkçesi: Olası değil. 

Not this time.

Türkçesi: Bu kez değil. 

I think not.

Türkçesi: Sanmıyorum. 

Karşındakini kırmadan İngilizce hayır diyebileceğin kalıp cümleler oldukça kolay. İngilizce öğrenmek için Open English’i tercih edebilirsin. Haydi hemen formu doldur ve detaylı bilgi al.