İngilizce Linking Words (Temel Bağlaçlar)

Bağlaçlar, her dilde olduğu gibi İngilizcede de bir metnin okunabilirliğini kolaylaştıran, fikirlerimizi daha iyi yansıtmamıza olanak veren kelimelerdir. Herhangi bir metni alıp içinden bağlaçları çıkarırsak kalanın okuması güç kelimeler yığını olarak kaldığını görebiliriz. Bu yüzden bu yazımızda yazılı metinlerde olduğu kadar günlük konuşmalarda da işimize yarayan bağlaçlara değineceğiz. 

Fakat başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Linking Words gibi dildeki akıcılığını ileri seviyeye taşıyacak konulardan Tense’ler gibi en temel İngilizce konulara, gönlünce ve amacına uygun şekilde ulaşabileceğin bir platform olan Open English sana İngilizce öğrenme serüveninde ihtiyaç duyabileceğin her şeyi sunuyor!

Open English’e aboneliğin başladığı andan itibaren ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı dersler alabilir, eğitmenlerin moderatörlüğünde canlı konuşma gruplarında yabancılarla öğrendiklerinin pratiğini yapabilir ve devasa içerik arşivimiz sayesinde aklındaki her soruya anında cevap bulabileceğin kaynak ve materyallere sınırsız erişim sağlayabilirsin!

Online İngilizce kursu Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

linking words nedir - linking words listesi

Linking Words Nedir?

Linking Words, yani bağlaçlar, İngilizcede cümleleri ve fikirleri birbirine bağlamamızı sağlayan kelimeler ve kelime öbekleridir. Linking Words, günlük konuşmamızın ve yazılarımızın akıcılığı için çok büyük önem arz eder.

Eğer yerinde ve yeterli Linking Words kullanmazsak konuşmalarımız ve yazılarımızda fikirleri takip etmek zorlaşır. Bu sebeple Linking Words, İngilizce öğrenimi esnasında kesinlikle es geçmememiz gereken bir konu başlığıdır.

Bu yazımızda Linking Words’ü ele alırken cümledeki işlevi ve anlamı açısından kategorilere ayıracağız. Fakat unutmaman gerekir ki burada en temellerine yer vereceğiz, yani daha öğrenebileceğin ve günlük hayatta karşına çıkabilecek bir çok Linking Words var! 

Bilgi Eklemek İçin Kullanılan Linking Words

Burada bahsedeceğimiz Linking Words, cümlemize ekstradan bilgiler eklememiz konusunda bize yardımcı olacak. 

And

En temel ve en yaygını ile başlamazsak olmaz. Bildiğin üzere “ve” anlamında geliyor.

  • I left the house and went to the supermarket. (Evden çıktım ve markete gittim.)
  • He saw his sister and her husband on his way home. (Eve dönerken kız kardeşini ve onun eşini gördü.)

Also

Also, yine sık sık karşımıza çıkan Linking Words’ten biri. “Ayrıca, de, da” gibi anlamlara sahip.

  • I also work at a factory. (Ben de bir fabrikada çalışıyorum)
  • He is a great guitar player, also a fine singer. (O harika bir gitaristtir, ayrıca iyi bir şarkıcıdır da.)

In Addition

“Ek olarak, ayrıca” anlamına gelen bu Linking Words, cümlelerine ayrı bir hava katacak! 

  • He works at a restaurant during the day. In addition, he works as a taxi driver at night. (Gündüzleri bir restoranda çalışıyor. Ek olarak, geceleri de taksi şöförlüğü yapıyor.)

Örnek Vermek İçin Kullanılan Linking Words

For Example / For Instance

Bu iki Linking Words de “örneğin, mesela” anlamlarında kullanılabilir. Sıklıkla duyduğuna inanıyoruz. 

  • I like outdoor activities. For example, hiking, camping and mountain climbing. (Dış alan aktivitelerini severim. Örneğin doğa yürüyüşü, kamp ve dağ tırmanışı.)
  • I think life will be very different in the future. For instance, robots will work in every field instead of humans. (Bence gelecekte hayat çok farklı olacak. Örneğin robotlar insanların yerinde tüm alanlarda çalışacak.)

Namely

“Mesela, örneğin” olarak çevirebileceğimiz bir Linking Words olan “namely”den sonra bahsettiğimiz şeyin ismini veririz. 

  • We brought snacks, namely potato chips and biscuits. (Atıştırmalıklar getirdik. Mesela patates cipsi ve bisküvi.)

Umarız buraya kadar bir sorun yoktur. Daha önce de bahsettiğimiz gibi, İngilizcede onlarca, hatta yüzlerce Linking Words var. Bunların hepsine bir yazıda yer vermemiz maalesef mümkün değil.

Bu yüzden Open English’e kaydolarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerle 7/24 derslerin esnasında hem doğal, günlük kullanımları görebilir, hem de konuşmaların esnasında hangi Linking Words’ün nerede tercih edildiğini rahatlıkla örneklendirebilirsin. Bunun yanı sıra canlı konuşma gruplarında eğitmenlerin moderatörlüğünde yabancılarla öğrendiklerini pratiğe dökebilirsin!

Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

özetlerken kullanılan linking words - linking words listesi

Özetlerken Kullanılan Linking Words

In Short, In Conclusion, To Summarise…

Bu Linking Words’ün tamamı cümlenin başında “özetlemek gerekirse, kısaca” gibi anlamlarda kullanılabiliyor. Bu yüzden ayrı başlıklar açmadık.

  • In short, I think we should vote for her in the election. (Özetle, seçimde ona oy vermemiz gerektiğini düşünüyorum.)
  • To summarise, we have to do something about global warming. (Kısacası, küresel ısınma ile ilgili bir şeyler yapmalıyız.)

Zıt Fikirler Belirtilirken Kullanılan Linking Words

But

“Ama” anlamına gelen bu Linking Words, çok sıklıkla karşımıza çıkar. 

  • I’m hungry but I shouldn’t eat this late. (Açım ama bu kadar geç yemek yememeliyim.)

However

“Ancak” anlamına gelir, genellikle cümlenin başında arkasından virgül ile kullanılır. 

  • I really liked working with him. However, we had some unfortunate problems. (Onunla çalışmayı gerçekten sevdim. Ancak talihsiz problemler yaşadık.)

Despite / Despite The Fact That

“…e karşın, …e rağmen” anlamında kullandığımız bu Linking Words’te dikkat etmemiz gereken şey Despite’dan sonra isim, Despite The Fact That’ten sonra cümle kullanılmasıdır. 

  • Despite the rain, we were able to get there. (Yağmura rağmen oraya ulaşmayı başardık.)
  • Despite the fact that he was very old, he was able to finish the marathon. (Çok yaşlı olmasına karşın maratonu bitirmeyi başardı.)

Evet bu yazımızın daha sonuna geldik. Linking Words konusuna girince çıkmak çok mümkün olmuyor. Bu yazımızda en temel ve en kullanışlılara örnekleriyle yer vermeye çalıştık. Daha fazlası için ise seni Open English’e davet ediyoruz!

Open English İle Akıcı İngilizce Konuş!

Linking Words gibi günlük konuşma ve yazıların olmazsa olmazı olan bir konuyu bu yazımızda olabildiğince basite indirgedik. Fakat eğer İngilizcede daha da ilerlemek ve akıcı olarak konuşmak istiyorsan sonraki adımın Open English’e kaydolmak olmalı! 

Open English sana ana dili İngilizce olan yabancı eğitmenlerden 7/24, amaçların doğrultusunda canlı dersler alma, canlı konuşma gruplarında öğrendiklerini pratik etme ve dev içerik arşivimizdeki kaynak ve materyallere sınırsız erişim sağlayarak aklındaki her soruya anında cevap bulma fırsatı sunuyor!

Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. 

İngilizce Bayraklar – Bayrakların İngilizcesi

Bayrak, ulusal birliğin görsel simgelerinin başında gelir. Dünya üzerindeki tüm devletlerin kendi bayrakları bulunur ve her bir bayrak söz konusu ülke ve millete dair kültürel ve tarihsel anlamlara sahiptir.

İngilizce öğrenirken İngilizce bayraklar konusunda da bilgi sahibi olmanda fayda vardır. İngilizce bayrak isimlerinin bilhassa yazılışlarını öğrenmek önemlidir. Yurt dışında bulunduğunda ya da yurt içinde iş, eğitim ya da sosyal hayat gibi herhangi bir sebeple İngilizce iletişim kurman gerektiğinde bu konunun önüne çıkması olasıdır.

İngilizce ülke, millet ve bayrak isimlerini öğrenmek, entelektüel açıdan da önemli bir konudur. Bu şekilde genel kültürünü artırabilir ve hem mesleki hem de sosyal ortamlarda yeri geldiğinde bu bilgileri kullanarak bilgili yanını öne çıkarabilirsin.

ingilizce bayraklar yazılış biçimi

İngilizce Bayraklar Yazılış Biçimi

Aslında ülkelere ait bayrakların İngilizcesini yazabilmek için İngilizce ülke ve millet isimlerini öğrenmen yeterlidir. Öğrendiğin ülke ya da millet isminin yanına İngilizce bayrak kelimesini getirdiğinde ilgili ülkenin bayrağından bahsettiğin anlaşılır.

İngilizce bayraklar yazılırken genellikle iki yaygın format kullanılır. Bunlardan ilki İngilizce bayrak, yani flag kelimesini ülke isminin başına getirmektir. Yani; the flag of Turkey (Türkiye bayrağı) … İkinci kullanım şeklinde ise bayrak, yani flag kelimesi millet isminin sonuna getirilir. Yani; Turkish flag (Türk bayrağı) … Her iki kullanım şekli de doğru ve geçerlidir.

Biz de bu durumu düşünerek ülkelerin yanı sıra milletlerin de İngilizcesini ekledik ki iki türlü kullanıma da hakim olabil.

Ülke, Millet ve Bayrakların İngilizcesi

Aşağıdaki listede ülkelerin, milletlerin ve bayrakların İngilizcelerini bulabilirsin. İngilizce bayraklar kısmına ise sadece ülke ile bayrak kullanımını ekledik. Sen de millet ile bayrak kullanımını öğrenerek istediğin tarzda ülke bayraklarını ifade edebilirsin.

Country/Ülke Nation/Millet Flag/Bayrak
Turkey / Türkiye Turkish / Türk The flag of Turkey / Türkiye bayrağı
England / İngiltere English / İngiliz The flag of England / İngiltere bayrağı
Spain / İspanya Spanish / İspanyol The flag of Spain / İspanya bayrağı
Denmark / Danimarka Danish / Danimarkalı The flag of Denmark / Danimarka bayrağı
Afghanistan / Afganistan Afghan / Afgan The flag of Afghanistan / Afganistan bayrağı
Albenia / Arnavutluk Albenian / Arnavut The flag ofAlbenia / Arnavutluk bayrağı
Argentina / Arjantin Argentine / Arjantinli The flag of Argentina / Arjantin bayrağı
Australia / Avustralya Australian / Avustralyalı The flag of Australia / Avustralya bayrağı
Belarus / Beyaz Rusya Belarusian / Beyaz Rusyalı The flag of Belarus / Beyaz Rusya bayrağı
Belgium / Belçika Belgian / Belçikalı The flag of Belçika / Belçika bayrağı
Bolivia / Bolivya Bolivian / Bolivyalı The flag of Bolivia / Bolivya bayrağı
Bosnia and Herzegovina / Bosna Hersek Bosnian / Boşnak The flag of Bosnia and Herzegovina / Bosna Hersek bayrağı
Brazil / Brezilya Brazilian / Brezilyalı The flag of Brazil / Brezilya bayrağı
Bulgaria / Bulgaristan Bulgarian / Bulgar The flag of Bulgaria / Bulgaristan bayrağı
Cambodia / Kamboçya Cambodian / Kamboçyalı The flag of Cambodia / Kamboçya bayrağı
Canada / Kanada Canadian / Kanadalı The flag of Canada / Kanada bayrağı
Chile / Şili Chilean / Şilili The flag of Chile / Şili bayrağı
China / Çin Chinese / Çinli The flag of China / Çin bayrağı
Colombia / Kolombiya Colombian / Kolombiyalı The flag of Colombia / Kolombiya bayrağı
Costa Rica / Kosta Rika Costa Rican / Kosta Rikalı The flag of Costa Rica / Kosta Rika bayrağı
Croatia / Hırvatistan Crotian / Hırvat The flag of Croatia / Hırvatistan bayrağı
Cuba / Küba Cuban / Kübalı The flag of Cuba / Küba bayrağı
Dominican Republic / Dominik Cumhuriyeti Dominican / Dominikli The flag of Dominican Republic / Dominik Cumhuriyeti bayrağı
Ecuador / Ekvator Ecuadorian / Ekvatorlu The flag of Ecuador / Ekvator bayrağı
Egypt / Mısır Egyptian / Mısırlı The flag of Egypt / Mısır bayrağı
El Salvador / El Salvador Salvadorian / Salvadorlu The flag of El Salvador / El Salvador bayrağı
Estonia / Estonya Estonian / Estonyalı The flag of Estonia / Estonya bayrağı
Ethiopia / Etiyopya Ethiopian / Etiyopyalı The flag of Ethiopia / Etiyopya bayrağı
France / Fransa French /Fransız The flag of France / Fransa bayrağı
Finland / Finlandiya Finnish / Fin The flag of Finland / Finlandiya bayrağı
Georgia / Gürcistan Georgian / Gürcü The flag of Georgia / Gürcistan bayrağı
Germany / Almanya German / Alman The flag of Germany / Almanya bayrağı
Greece / Yunanistan Greek / Yunan The flag of Greece / Yunanistan bayrağı
Guatemala / Guatemala Guatemalan / Guatemalalı The flag of Guatemala / Guatemala bayrağı
Haiti / Haiti Haitian / Haitili The flag of Haiti / Haiti bayrağı
Honduras / Honduras Honduran / Honduraslı The flag of Honduras / Honduras bayrağı
Hungary / Macaristan Hungarian / Macar The flag of Hungary / Macaristan bayrağı
Indonesia / Endonezya Indonesian / Endonezyalı The flag of Indonesia / Endonezya bayrağı
Iran / İran Iranian / İranlı The flag of Iran / İran bayrağı
Iraq / Irak Iraqi / Iraklı The flag of Iraq / Irak bayrağı
Ireland / İrlanda Irish / İrlandalı The flag of Ireland / İrlanda bayrağı
Israel / İsrail Israeli / İsrailli The flag of Israel / İsrail bayrağı
Italy / İtalya Italian / İtalyan The flag of Italy / İtalya bayrağı
Japan / Japonya Japanese / Japon The flag of Japan / Japonya bayrağı
Jamaica / Jamaika Jamaican / Jamaikalı The flag of Jamaica / Jamaika bayrağı
Jordan / Ürdün Jordanian / Ürdünlü The flag of Jordan / Ürdün bayrağı
Korea / Kore Korean / Koreli The flag of Korea / Kore bayrağı
Laos / Laos Laotian / Laoslu The flag of Laos / Laos bayrağı
Latvia / Letonya Latvian / Letonyalı The flag of Latvia / Letonya bayrağı
Lithuania / Litvanya Lithuanian / Litvanyalı The flag of Lithuania / Litvanya bayrağı
Malaysia / Malezya Malaysian / Malezyalı The flag of Malaysia / Malezya bayrağı
Mexico / Meksika Mexican / Meksikalı The flag of Mexico / Meksika bayrağı
Netherlands / Hollanda Dutch / Hollandalı The flag of Netherlands / Hollanda bayrağı
New Zealand / Yeni Zelanda New Zealander / Yeni Zelandalı The flag of New Zealand / Yeni Zelanda bayrağı
Nicaragua / Nikaragua Nicaraguan / Nikaragualı The flag of Nicaragua / Nikaragua bayrağı
Norway / Norveç Norwegian / Norveçli The flag of Norway / Norveç bayrağı
Palestine / Filistin Palestinian / Filistinli The flag of Paletsine / Filistin bayrağı
Panama / Panama Panamanian / Panamalı The flag of Panama / Panama bayrağı
Paraguay / Paraguay Paraguayan / Paraguaylı The flag of Paraguay / Paraguay bayrağı
Peru / Peru Peruvian / Perulu The flag of Peru / Peru bayrağı
Philippines / Filipinler Filipino / Filipinli The flag of Philippines / Filipinler bayrağı
Poland / Polonya Polish / Polonyalı The flag of Poland / Polonya bayrağı
Portugal / Portekiz Portuguese / Portekizli The flag of Portugal / Portekiz bayrağı
Puerto Rico / Porto Riko Puerto Rican / Porto Rikolu The flag of Puerto Rico / Porto Riko bayrağı
Romania / Romanya Romanian / Romanyalı The flag of Romania / Romania bayrağı
Russia / Rusya Russian / Rus The flag of Russia / Rusya bayrağı
Saudi Arabia / Suudi Arabistan Saudi / Suudi The flag of Saudi Arabia / Suudi Arabistan bayrağı
Scotland / İskoçya Scottish / İskoç The flag of Scotland / İskoçya bayrağı
Slovakia / Slovakya Slovak / Slovak The flag of Slovakia / Slovakya bayrağı
Switzerland /İsviçre Swiss / İsviçreli The flag of Switzerland / İsviçre bayağı
Syria / Suriye Syrian / Suriyeli The flag of Syria / Suriye bayrağı
Taiwan / Tayvan Taiwanese / Tayvanlı The flag of Taiwan / Tayvan bayrağı
Thailand / Tayland Thai / Taylandlı The flag of Thailand / Tayland bayrağı
Ukraine / Ukrayna Ukrainian / Ukraynalı The flag of Ukraine / Ukrayna bayrağı
United States of America / ABD American / Amerikalı The flag of United States of America / Amerika Birleşik Devletleri bayrağı
Venezuela / Venezuela Venezuelan / Venezuelalı The flag of Venezuela / Venezuela bayrağı
Vietnam / Vietnam Vietnamese / Vietnamlı The flag of Vietnam / Vietnam bayrağı

 

ingilizce bayraklar konusu - ingilizce bayraklar

İngilizce Bayraklar Konusu ve Daha Fazlası Burada!

Open English online İngilizce kursu olarak İngilizceye dair her şeyi platformumuzda seninle buluşturuyoruz. Sıfırdan İngilizce öğrenmek, İngilizceni geliştirmek ya da TOEFL, IELTS gibi sınavlara hazırlanmak için online İngilizce kursumuzu tercih edebilirsin.

Sen de hızlı bir şekilde İngilizce öğrenmeye başlayabilir, İngilizce seviye tespit sınavı sayesinde de kendi seviyenden İngilizceni geliştirebilirsin.

Open English’in tüm özelliklerinden yararlanmaya başlamak ve ana dili İngilizce olan eğitmenlerle 7/24 sınırsız derslere katılmak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. 

İngilizcede Set Fiili ve Kullanımı

Set fiili, İngilizcede epey yaygın olan ve birçok farklı kullanımı olan bir fiildir. Anlamı kullanıldığı duruma göre değişebilir ve çeşitli Phrasal Verbs’te asıl anlamının dışında anlamlar taşıyabilir. Bu yazımızda Set fiilinin en yaygın anlamlarına değinecek, içinde geçtiği Phrasal Verbs’ten bahsedecek ve örneklerle destekleyeceğiz. 

Fakat başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Burada bu yazıyı okuduğuna göre İngilizce öğrenmeye kararlı olmalısın! İngilizceni en yüksek seviyelere taşımak istiyorsan, alanında 15 yıllık deneyimi ve 1.5 milyon kullanıcısıyla önder Open English’e katılmanı şiddetle tavsiye ediyoruz!

Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında eğitmenlerin moderatörlüğü ile yabancılarla pratik yaparak öğrendiklerini gerçek hayatta kullanabilir ve dev içerik arşivimizde aklına takılan her konuya anında cevap alabileceğin kaynak ve materyaller bulabilirsin!

Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

set fiili anlamı

Set Fiili Anlamı

Set fiili, içinde bulunduğu cümleye göre birçok farklı anlama gelebilir. Genellikle fiil ve isim olarak karşımıza çıksa da duruma göre sıfat olarak da karşımıza çıkabilir. Birkaç yaygın anlamına değinerek örnek verelim:

Takım, set (isim)

  • I bought a oil painting set to learn how to paint.  (Resim yapmayı öğrenmek için yağlı boya takımı aldım.)
  • She has a set of tools in her closet in case something needs to be fixed. (Onun dolabında bir şeylerin tamir edilmesi gerekirse diye bir takım aletler vardı.)

Kurmak, ayarlamak (fiil)

  • I set my alarm to 5 a.m. every day. (Her gün alarmımı saat sabah 5’e kurarım.)
  • We set the table for the dinner every evening to help our mom. (Her akşam yemeğinde masayı annemize yardım etmek için kurarız.)

Yerleştirmek (fiil)

  • John set the ladder against the wall to fix the light bulb. (John ampulü tamir etmek için duvara merdiveni dayadı/yerleştirdi.)
  • Please set the box carefully on the floor. (Lütfen kutuyu dikkatlice yere koy.)

Katılaşmak (sıvılar için) (fiil)

  • Curdled milk sets and becomes cheese. (Kesilmiş süt sertleşir ve peynire dönüşür.)
  • You should let the liquid plastic set in its mold. (Sıvı plastiğin kalıbında sertleşmesine izin vermelisin.)

Umarız buraya kadar her şey açık ve nettir! Kelime bilgisi, zamanla ve tekrarla oturur. Fakat bu süreci hızlandırmak elinde. Ana dili İngilizce olan birinden öğrendiğin kelimeler hem daha uzun süre aklında kalır, hem de günlük hayattaki kelime tercihlerini birinci elden deneyimlemiş olursun! Amacın buysa doğru yerdesin, çünkü Open English sana ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alma fırsatı sunuyor! Bunun yanı sıra canlı konuşma gruplarında yeni öğrendiğin kelimeleri pratiğe de dökebilirsin!

Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Set Fiili Halleri

Bildiğin üzere İngilizcede fiilleri Regular (düzenli) ve Irregular (düzensiz) olarak ikiye ayırırız. Düzenli fiillere düzenli denme sebebi “-ed” takısı alarak geçmiş zaman hallerini alabilme kuralına uymalarıdır. Fakat düzensiz fiiller bu kuralı takip etmez ve kuralsız bir şekilde 2 ve 3. hallerini alırlar. 

Set ise düzensiz bir fiil. Fakat düzensiz fiillerin en kolay ezberlenilenlerinden. Çünkü Set 2. hali ve 3. hali aynıdır. Yani birinci, ikinci ve üçüncü hallerinin hepsi “set”tir. Bu sebepten bazen içinde bulunduğu cümlelerin zamanını ilk bakışta anlayamayabiliriz. Tabii Simple Present Tense’deki “-s” takısı alma kuralından bağımsız değildir. Eğer geniş zaman cümlede öznemiz “he, she, it”ten biri ise Set fiilimiz “sets” olacaktır.

  • We’ve set the alarm. (Alarmı kurduk.) (Present Perfect)
  • We set the alarm. (Alarmı kurduk/kurarız.) (Simple Past/Present)
  • We will set the alarm. (Alarmı kuracağız.) (Future Simple)
  • She sets the alarm. (Alarmı kurar.) (Simple Present)

ingilizce set fiili içeren phrasal verbs

Set İçeren Phrasal Verbs

Phrasal Verbs’e Türkçede “deyimleşmiş birleşik fiil” olarak adlandırıyoruz. Bu fiiller, bir fiil ve bir başka kelimeden (genelde preposition) oluşan kalıplaşmış fiil öbekleridir. Bu Phrasal Verb’lerde dikkat etmemiz gereken, çekimleyeceksek sadece fiil olan kelime üzerinde değişiklik yapmamız gerektiğidir. Bu kısımda içinde Set geçen birkaç Phrasal Verb’e değineceğiz:

Set up (kurmak)

  • I set up a new software on my computer. (Bilgisayarıma yeni bir yazılım kurdum.)

Set back (geri bırakmak, geciktirmek)

  • This problem set the project back by a week. (Bu sorun projeyi bir hafta geciktirdi.)

Set off (bir yolculuğa başlamak, bir şeyi başlatmak)

  • What time are you going to set off on Sunday? (Pazar günü saat kaçta yola çıkıyorsun?)

Set down (yazmak)

  • I set down my experiences as a teacher in my new book. (Yeni kitabımda öğretmen olarak deneyimlerimi yazdım.)

Open English ile Kelime Dağarcığını Geliştir!

Set fiilinden bahsettiğimiz bu yazının sonuna geldik. Kelimeler onlarca farklı anlama gelebilir ve kullanım alanlarına göre bunları anlamak zor olabilir. Bu noktada kelime dağarcığını geliştirmek için yapabileceğin en iyi şey, ana dili İngilizce olan eğitmenlerden alacağın derslerde günlük hayattan kelimeler ve deyimleri öğrenerek yabancılarla pratik etmektir. 

Bu durumda Open English sana tam olarak ihtiyacın olan şeyi sunuyor! Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan, dünya çapındaki eğitmenlerden amaçlarına yönelik 7/24 canlı dersler alabilir, öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında yabancılarla, eğitmen moderatörlüğünde pekiştirebilir ve dev arşivimize sınırsızca erişerek aklındaki tüm sorulara anında cevap bulabilirsin!

Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. 

İngilizcede En Çok Kullanılan Fiiller

Fiiller… Günlük hayatta ne yaptığımızı, ne yapıyor olduğumuzu ve ne yapacağımızı kullandığımız için kelimeler… Tıpkı Türkçede olduğu gibi İngilizcede de pek çok fiil vardır ve bir cümle için fiilin önemi yadsınamaz.

Türkçe günlük hayatını bir düşün! Bir gününü göz önüne getirdiğinde aslında ne kadar benzer kelimeler kullandığını fark edersin. İşte bu noktayı dikkate alarak biz de İngilizcede en çok kullanan fiillerin neler olduğunu incelemek ve bununla alakalı bir liste hazırlamak istedik.

İngilizcede en çok kullanılan fiilleri öğrenmek; günlük konuşmaları kolay bir şekilde yapmana, yazışmaları sıkıntısız bir şekilde gerçekleştirmene ve dinlediklerini hızlı bir şekilde anlamana yardımcı olacaktır.

Bu fiilleri öğrenmek aynı zamanda İngilizce kelime hazneni de genişletmene fırsat tanıyacak ve İngilizce öğrenme serüveninde temel olarak sağlam bir kelime bilgisine sahip olmanı mümkün kılacaktır.

Daha fazla uzatmadan İngilizcede en çok kullanılan fiiller listemize geçelim.

ingilizcede en çok kullanılan fiiller nelerdir

İngilizcede Sıklıkla Kullanılan Fiiller

İngilizcede günlük konuşmalarda, toplantılarda ve yazışmalarda sık kullanılan fiilleri şimdi liste halinde sana sunuyoruz.

İşte İngilizcede en çok kullanılan fiiller ve bu fiillerin Türkçe anlamları:

 

İngilizcede En Çok Kullanılan Fiiller Türkçe Karşılıkları
Accept Kabul Etmek, Kabullenmek
Achieve Elde Etmek, Başarmak
Act Davranmak, Hareket Etmek
Add İlave Etmek, Eklemek
Admit Kabul Etmek, İtiraf Etmek
Agree Aynı Fikirde Olmak, Katılmak
Allow İzin Vermek
Answer Cevap Vermek, Yanıtlamak
Appear Belirmek, Görünmek
Apply Uygulamak, Başvurmak
Argue Tartışmak, Çekişmek
Arrange Ayarlamak, Düzenlemek
Arrive Varmak, Ulaşmak
Ask Sormak, İstemek
Attack Saldırmak
Avoid Kaçınmak, Önlemek
Be Olmak
Beat Yenmek, Vurmak
Become Olmak, Dönüşmek
Begin Başlamak
Believe İnanmak
Belong Ait Olmak
Bet İddiaya Girmek
Bite Isırmak
Break Kırılmak, (Kurala) Uymamak
Bring Getirmek
Build İnşa Etmek, Geliştirmek
Burn Yanmak, Yakmak
Buy Satın Almak
Calculate Hesaplamak
Call Aramak
Can Yapabilmek, Edebilmek
Carry Taşımak
Catch Yakalamak
Choose Seçmek
Come Gelmek
Confirm Doğrulamak, Onaylamak
Consider Dikkate Almak
Contact İrtibat Kurmak
Continue Devam Etmek
Cook Pişirmek
Cost Mal Olmak
Count Saymak
Cut Kesmek
Damage Zarar Vermek
Dance Dans Etmek
Deal Uğraşmak, Çaresine Bakmak
Decide Karar Vermek
Deliver Teslim Etmek
Demand İstemek, Talep Etmek
Deny İnkar Etmek
Depend Bağlı Olmak, İtimat Etmek
Describe Tanımlamak, Tarif Etmek
Destroy İmha Etmek, Yıkmak
Develop Geliştirmek
Die Ölmek
Do Yapmak
Dream Hayal Kurmak, Rüya Görmek
Drink İçmek
Drive (Araç) Sürmek
Eat Yemek
End Sona Ermek, Son Vermek
Enjoy Zevk Almak
Enter Girmek
Expect Ümit Etmek, Beklemek
Experience Deneyim Kazanmak
Explain Açıklamak, İzah Etmek
Explore Keşfetmek
Fall Düşmek
Feed Beslemek
Feel Hissetmek
Fight Dövmek, Dövüşmek
Fill Doldurmak
Find Bulmak
Fly Uçmak
Fold Katlamak
Follow Takip Etmek
Force Zorlamak
Forget Unutmak
Forgive Affetmek
Get Almak, Elde Etmek
Give Vermek
Go Gitmek
Grow Büyümek, Gelişmek
Guess Tahmin Etmek
Hang Asmak
Have Sahip Olmak
Hear Duymak
Help Yardım Etmek
Hit Vurmak, Çarpmak
Hold Tutmak
Hurt Acımak, Acıtmak
Join Katılmak
Joke Şaka Yapmak
Jump Zıplamak
Keep Saklamak, Tutmak Veya Korumak
Kick Tekme Atmak Veya Tekmelemek
Kill Öldürmek
Kiss Öpmek
Knock Vurmak Veya Tıklatmak
Know Bilmek
Lead Yönetmek, Liderlik Etmek
Learn Öğrenmek
Leave Terk Etmek
Let İzin Vermek
Lie Yalan Söylemek, Yatmak
Like Beğenmek
Live Yaşamak
Look Bakmak
Lose Kaybetmek
Make Yapmak
Manage Yönetmek, İdare Etmek
Marry Evlenmek
Matter Önem Taşımak, Önemli Olmak
Mean Kastetmek, Niyet Etmek
Meet Buluşmak
Mention Bahsetmek
Mind Önemsemek, Aldırmak
Miss Kaçırmak, Özlemek
Move Hareket Etmek, Taşınmak
Need İhtiyaç Duymak
Note Not Etmek
Notice Fark Etmek,
Occur Belirmek, Vuku Bulmak
Offer Teklif Etmek
Open Açmak
Order Emir Vermek
Pass Pas Geçmek, İhmal Etmek
Pay Ödemek
Perform Sahnelemek
Pick Seçmek
Place Yerleştirmek
Plan Plan Yapmak
Play Oynamak
Practise Pratik Yapmak
Prepare Hazırlamak
Race Yarışmak
Reach Erişmek, Ulaşmak
Read Okumak
Realize Farkına Varmak, Fark Etmek
Receive Almak, Teslim Almak
Recognize Tanımak
Reduce Miktarını Azaltmak, Düşürmek
Refuse Reddetmek, Geri Çevirmek
Release Serbest Bırakmak
Remain Arta Kalmak
Remember Hatırlamak
Remove Kaldırmak, Sökmek, Gidermek
Repeat Tekrarlamak
Replace Yer Değiştirmek
Reply Cevap Vermek
Report İhbar Etmek, Bildirmek
Represent Temsil Etmek
Rest Dinlenmek, Geri Çekilmek
Return Geri Dönmek
Ring (Telefon Ya Da Zil) Çalmak
Rise Doğmak, Yükselmek
Run Koşmak, İşletmek
Save Kaydetmek
Say Söylemek
Search Aramak
See Görmek
Seem Görünmek
Sell Satmak
Send Göndermek
Serve Hizmet Etmek
Set Ayarlamak, Kurmak
Shake Sallamak
Shine Parlamak
Shoot Vurmak, Film Çekmek
Show Göstermek
Shut Kapatmak
Sign İmzalamak
Sing Şarkı Söylemek
Sit Oturmak
Ski Kayak Yapmak
Sleep Uyumak
Slice Doğramak
Solve Çözmek
Speak Konuşmak
Spend Harcamak
Spread Yaymak
Stand Ayakta Durmak
Start Başlamak
Steal Çalmak, Yürütmek
Stick Yapışmak
Sting Batmak, Canını Yakmak
Stink Kokuşmak
Swear Küfretmek, Yemin Etmek
Sweep Süpürmek
Swim Yüzmek
Take Almak
Talk Konuşmak
Taste Tadına Bakmak
Teach Öğretmek
Tell Söylemek
Think Düşünmek
Throw Fırlatmak
Touch Dokunmak
Train Eğitmek
Travel Yolculuk Yapmak, Seyahat Etmek
Treat Tedavi Etmek, Davranmak
Try Denemek
Turn Dönmek
Understand Anlamak
Update Güncellemek
Use Kullanmak
View Görüntülemek
Visit Ziyaret Etmek
Vote Oy Vermek
Wait Beklemek
Wake Uyanmak
Walk Yürümek
Want İstemek
Warn Uyarmak
Wear Giymek
Win Kazanmak
Wish İstemek, Dilemek
Work Çalışmak
Write Yazmak

 

ingilizce fiiller - en çok kullanılan ingilizce fiiller

İngilizcede en çok kullanılan fiillere dair detaylı bir bilgi edindiğini umuyoruz. Ama bildiğin gibi İngilizce sadece kelimelerden oluşmuyor. Grameri, konuşması, yazması ve konuşulanı anlaması ile kapsamlı bir süreç olan İngilizceyi kolay bir şekilde öğrenmen için sana online İngilizce kursumuzu sunuyoruz.

Yan tarafta yer alan formu doldurarak İngilizce öğrenme serüveninde ilk adımı atabilir, ekip arkadaşlarımız sana ulaşınca online İngilizce eğitimimiz hakkında detaylı bilgi edinebilirsin.

Will/Would Farkı ve Konu Anlatımı

Will kullanım kolaylığı ve anlamının temel oluşu sebebiyle İngilizceyi öğrenmeye başlayan kişilerin yolun başında karşılaştığı ve öğrendiği yapılardandır. Fakat Would daha ileri seviyelerde, daha karmaşık konuların parçası olarak karşımıza çıkar. Bu yüzden İngilizce öğrenenlerin aklında “Will Would farkı nedir?” sorusu yankılanmaktadır. Bu yüzden bu yazımızda Will Would farkına değinecek ve Would’un kullanımını detaylıca inceleyeceğiz!

Fakat başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Open English 1.5 milyon kullanıcıya İngilizce öğretmiş ve öğretmeye devam eden, alanında 15 yıllık deneyime sahip bir platform olmanın gücü ile sana ihtiyacın olan tüm fırsatları sunuyor. 

Open English’e abone olarak sana ve amaçlarına özel hazırlanan kişisel çalışma planın eşliğinde ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, yabancılar ile konuşma gruplarında pratik yapabilir ve aklındaki her soru için dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!

Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

will nedir - will konu anlatımı

Will Nedir?

Will, cümleye gelecek anlamı katan bir Modal fiildir. Simple Future Tense konusu içerisinde de gördüğümüz Will genelde İngilizceyi ilk öğrenmeye başladığımızda gördüğümüz yapılardan biri olduğu için göreceli olarak kolay bir konudur diyebiliriz. Kullanımını özetlemek gerekirse:

Olumlu Cümlede Will

Özne will fiilin yalın hali

 

  • I will call you when I’m available. (Müsait olduğumda seni arayacağım.)
  • She will visit us next week. (Haftaya bizi ziyaret edecek.)
  • You will pass your exam. (Sınavını geçeceksin.)

Olumsuz Cümlede Will

Özne will not / won’t  fiilin yalın hali

 

  • I won’t come to school tomorrow. (Yarın okula gelmeyeceğim.)
  • He will not go out tonight. (Bu akşam dışarı çıkmayacak.)
  • She won’t take the bus tonight. (Bu akşam otobüse binmeyecek.)

Soru Cümlelerinde Will

will özne fiilin yalın hali

 

  • Will you come to the cinema with me? (Benimle sinemaya gelecek misin?)
  • Will she leave the country tomorrow? (Yarın ülkeden ayrılacak mı?)
  • Will they play football together? (Birlikte futbol oynayacaklar mı?)

Buraya kadar her şey yolundadır umarız. Will konusunu halihazırda blogumuzda anlatmıştık. Future Tense yazımıza ulaşarak daha detaylı bir şekilde inceleyebilirsin. Fakat öğrenimini bir adım ileriye taşımak ve en doğru, en verimli şekilde öğrendiğine emin olmak istersen seni Open English’e davet ediyoruz.

Open English sana ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında pratik yapabilir ve dev içerik arşivimize gönlünce erişim sağlayabilirsin!

Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

would nedir - geçmiş alışkanlıklar would

Would Nedir?

Would, Will’in geçmiş zaman halidir ve farklı anlamlar ve işlevler ile kullanılabilir. Fakat nasıl? Gelecek zaman anlamı veren bir yapıyı nasıl geçmiş zamanda kullanabiliriz? Örneklerimizi incelediğimizde mantıklı gelecektir. Would’un kullanımı yukarıda özetlediğimiz Will kullanımı ile aynı, yalnızca Will’i Would ile değiştirmen yeterli!

Dolaylı Anlatımda Would

Would’un dolaylı anlamda kullanımı fazlasıyla yaygındır. Özellikle ilettiğimiz cümle gelecek zamandaysa, iletirken bu cümleyi geçmişte kurduğumuzda Would’a ihtiyaç duyarız. Would bu durumda hem Will hem Be Going To yerine kullanılabilir. 

  • He said he would come to my graduation ceremony. (Mezuniyet törenime geleceğini söyledi.)
  • She said she would join us for the party. (Parti için bize katılacağını söyledi.)

Cümlemizi incelediğimizde geçmiş zamanda olduğunu ve birinin söylediği şeyin dolaylı olarak iletildiğini görüyoruz. Bu kişinin geçmişte söylediği şey, o zamana göre gelecekte olan bir olay için. Mantığını anladık değil mi?

Geçmiş Alışkanlıklarda Would

Geçmiş zamandaki alışkanlıklarımızdan bahsederken Used To kullanmak yaygındır. Burada da Would’u benzer bir anlamda kullanabiliriz.

  • My father and I would go fishing every weekend when I was 7. (7 yaşındayken babamla her hafta sonu balığa giderdik.)
  • I would take the bus back home every evening when I was in highschool. (Lisedeyken her akşam otobüsle eve dönerdim.)

Would Like 

Would’un en yaygın gördüğümüz kullanımı Would Like kalıbı içerisindedir. Birilerine kibarca bir şey isteyip istemediklerini sorarken ve bu sorulara cevap verirken kullandığımız bu yapı günlük konuşmada sık sık kullanılır. 

  • Would you like some coffee? (Biraz kahve ister misiniz?)
  • I would like a hamburger, please. (Bir hamburger alabilir miyim?)

Would Have

Daha ileri seviye diyebileceğimiz konulardan olan Past Modals içerisinde “Would Have” yapısını da görürürüz. Bu yapıda, geçmişte yapabileceğimiz fakat yapmadığımız şeylerden olan pişmanlıklarımızı anlatırız. Ardından fiilin üçüncü halini kullandığımızı unutmayalım.

  • I would have been a national athlete if I hadn’t broken my leg. (Bacağımı kırmış olmasaydım milli bir sporcu olabilirdim.)
  • She would have helped you if she had known. (Eğer bilseydi sana yardımcı olabilirdi.)

Open English İle İngilizceni Zirveye Taşı!

Will/Would farkı isimli yazımızın sonuna geldik. Bu konu içerisinde ilgili farklı konulara da kısaca değinmeye çalıştık fakat bu konuları detaylıca öğrenmek istersen ya da genel olarak İngilizceni hayalindeki seviyeye taşımak istersen seni Open English’in ayrıcalıklı dünyasına katılmaya davet ediyoruz.

Open English, alanındaki 15 yıllık deneyimi ve 1.5 milyonu aşkın öğrencisi ile İngilizce öğrenmenin en verimli ve en hızlı yolunu sunuyor. Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan deneyimli eğitmen kadromuzdan 7/24 ders alabilir, canlı konuşma gruplarında yabancılarla, eğitmenler moderatörlüğünde öğrendiklerinin pratiğini yapabilir ve aklındaki sorulara anında cevap almak için dev içerik arşivimizdeki kaynak ve materyallere sınırsız erişim sağlayabilirsin!

Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

İngilizce Öğrenmenin Faydaları

Yeni bir lisan öğrenmenin insana birçok faydası var. Bu faydalar, yalnızca iş hayatında parlak bir özgeçmişle sınırlı değil. Okul hayatında öne geçmekten çok daha fazlası. Elbette öğreneceğin lisan, okul ve iş hayatında kolaylık sağlayacak. Fakat bunlarla kalmayıp tahmin dahi edemeyeceğin kazanımlar elde etmene yarayacak.  

Ana dilinin haricinde bir dil öğrenmek oldukça faydalı. Hele de öğreneceğin dil İngilizce ise pek çok avantaja sahip olabilirsin. Çünkü İngilizce evrensel bir dil. Hangi ülkeye seyahat etmiş olursan ol, orada İngilizce bilen insanlarla tanışabilirsin. Üstelik artık Open English ile İngilizce öğrenmek çok kolay! 

Open English ile İngilizce Öğren! 

Yeni bir dil öğrenmenin heyecanı ve özgüveni bambaşka! İngilizce bir dünya dili olduğu için, yeni diller öğrenmeye buradan başlayabilirsin. Üstelik İngilizce öğrenmek Open English ile çok daha kolay! İster sıfırdan İngilizce öğren istersen de temel İngilizce bilgine yenileri ekleyerek kendini geliştir!

Online İngilizce kursu Open English ile istediğin an istediğin yerde İngilizce öğrenirken zamandan tasarruf edebilirsin. Open English’in 7/24 canlı sınıflarında İngilizce dersi dinleyebilirsin. Ana dili İngilizce olan eğitmenler ile pratik yapma imkanın da bulunuyor. 

Open English ile İngilizce öğren ve İngilizce öğrenmenin faydalarından yararlan! Konu ile ilgili daha detaylı bilgi almak için yandaki formu doldurabilirsin. 

ingilizce öğrenmen nasıl faydalar sağlar

Yeni Bir Dil Öğrenmenin Faydaları

Yeni bir dil öğrenmek, beynin yapısını değiştiren bir durum. Çünkü birden çok lisana hakim olan insanların odaklanma kabiliyetleri daha yüksek oluyor. Bu da edinilen bilgilerin kolay bir şekilde hatırlanmasını sağlıyor. Ayrıca farklı dilleri konuşabilmek, beynin daha esnek düşünebilmesi ile de ilgili.

Sen de yeni diller öğrenerek hafızanı daha kuvvetli hale getirebilirsin. Bunun yanında esnek düşünebilme kabiliyetin de artacaktır. Bu durum sayesinde sorunlara daha hızlı çözüm önerileri üretebilirsin. 

Yeni bir dil öğrenmek, öğrenilen dilin yapısı ve mantığı üzerine düşünmeyi gerektiriyor. Bu çaba da zihnimizin mantıksal çıkarımları hızlı ve kolayca yapabilmesine olanak tanıyor. Daha mantıklı düşünebiliyor olmanın, İngilizce öğrenmenin faydalarından biri olacağını tahmin edebilir miydin? 

Dil öğrenirken yeni kelimeler ezberlemek gerekir. Yapacağın bu ezber de hafızanın gelişmesine katkı sağlar. Çünkü bir kabiliyet kullanıldıkça kuvvetlenir. İngilizce kelime ezberlemeyi, İngilizce öğrenmenin faydalarından biri olarak düşünebilirsin. Hem bu, seni motive edecektir. 

Yeni bir dil öğrenirken acaba diğer bildiğim dili unutur muyum gibi kaygılara kapılanlar var. Ancak bu pek mümkün değil. Aksine yeni bir dil öğrenmenin faydası, ana dilini de geliştirmesi. 

Başka bir dil öğrenirken ana dilinde ne kadar yetkin olduğunu fark edersin. Bu da kendine güveni tetikleyeceği için, ana dilini eskiye nazaran daha iyi kullanmaya başlarsın. İngilizce öğrenmeye niyetliysen bazı hataları yapmamaya özen gösterebilirsin. İngilizce Öğrenirken Yapılan Hatalar adlı yazıya da göz atabilirsin. 

İngilizce Öğrenmenin Faydaları Nelerdir?

Yeni bir dil öğrenmek başlı başına faydalı etkinliklerden biri. Hele bir de öğrenilen dil İngilizce ise faydalardan fayda beğen! Çünkü İngilizce hem öğrenmesi diğer dillere göre biraz daha kolay olan bir dil. Hem de nereye gidersen git, İngilizce bilen insanlara rastlayıp iletişim kurabilirsin. Haydi gel İngilizce öğrenmenin faydalarına daha yakından bakalım. 

İngilizcenin Evrensel Bir Dil Oluşu

Herkesin bildiği üzere İngilizce bir dünya dili, yani evrensel. Hangi ülkeye gidersen git, İngilizce bilen bir insana rastlama imkanın var. Bu da daha çok insanla iletişim kurma şansı oluşturuyor.

İngilizce bilen kişi, başka insanlarla daha rahat konuşabildiği için sosyalleşiyor. Ayrıca sorunlarına çözüm üretmek adına insanlardan yardım isteyebiliyor. İngilizce bilmek bu nedenle çok önemli. 

Yeni Fırsatlar

İngilizce öğrenmenin faydalarından bir tanesi de fırsat kapılarını sana aralayacak oluşu. Çünkü gerek iş hayatında gerekse okulunda İngilizce bilmek seni öne çıkaracak. İngilizce konuşabildiğin için daha çok insana hitap edebileceksin. Ayrıca İngilizce okuma yapabildiğin için dünyada olup bitenleri takip edebileceksin. 

İngilizce, yaşadığımız çağın olmazsa olmazı. Eğer İngilizce öğrenirsen çağın gerisinde kalmayacaksın. Böylece içinde bulunduğun durumun getirdiği fırsatları yakalaman daha kolay bir hale gelecek. 

İş Teklifleri

İngilizce bilmek iş hayatında kişiyi parlatan özelliklerden bir tanesi. Hatta bazı iş kollarında, işe alım yapılmadan evvel adaylar dil sınavına tabi tutuluyor. Sınavdan alınan puana göre o işe uygun olup olmadığına bakılıyor. İngilizce öğrenmenin faydalarından birisi, iş mülakatlarında öne geçecek olman. 

Değişen dünya ve gelişen teknolojiyle birlikte artık çalışma koşulları da değişti. Uzaktan çalışmaya elverişli bir mesleğin varsa, yabancı iş arkadaşların olabilir. Bu nedenle onlarla iletişim kurarken zorlanmamak adına İngilizce bilmen gerekiyor.

Küreselleşen dünyada çalıştığın şirketin yabancı müşterileri olabilir. Hatta bir toplantıda, İngilizce sunum yapman gerekebilir. Bu ve buna benzer durumlarda güçlük yaşamamak için İngilizce bilmen şart. Hem bu durum özgüvenini de besler. Bu da İngilizce öğrenmenin faydalarından sayılabilir. 

İngilizce bildiğini gösteren bir özgeçmişe sahip olursan, yabancı şirketlerde iş bulabilirsin. Böylece iş bulma sürecinde farklı alternatifler edindiğinden daha hızlı sonuç alırsın. Ayrıca İngilizce öğrenmenin faydalarından biri de terfi ile ilgili. İngilizce bilmek, kariyerinde ilerlemeni sağlar. 

ingilizce öğrenmenin faydaları - ingilizce kariyer fırsatları

Eğitim ve Kariyer 

Tıpkı iş hayatındaki gibi eğitim hayatında da İngilizce bilmek mühim. İngilizce öğrenmenin bir faydası olarak, daha fazla eğitim materyaline sahip olabilirsin. Çünkü İngilizce yazılmış çok sayıda kaynak metin var. Ayrıca internetteki birçok içerik ve eğitim videosu İngilizce hazırlanmış. Bu kaynaklara erişimini kolaylaştırmak için İngilizce öğrenmelisin. 

Akademik kariyer yapmak istiyorsan, zaten İngilizce öğrenmek mecburiyetindesin. Çünkü birçok makale, İngilizce yazılıyor. Kendi çalıştığın alanda yapılan çalışmaları takip edebilmek için İngilizce bilgisi lazım. Üstelik yalnızca İngilizce değil birçok dilde yetkin olman gerekli. 

Seyahat ve Tatiller

Yurt dışı tatili yapmak neredeyse herkesin hayali. Kim istemez ki yeni yerler görmeyi ve keşfetmeyi? Eğer sen de başka ülkeleri gezip görmek istiyorsan, İngilizce öğrenmen iyi bir adım olur. Çünkü seyahat ederken kendini İngilizce konuşarak ifade edebilirsin. 

İngilizce öğrenmenin faydalarından biri de yurt dışında bir tatilde, insanlarla rahat iletişim kurabilmek. Daha önce hiç gitmediğin bir ülkede kaybolabilirsin. Bu durumda insanlara durumu açıklayıp yardım isteyecek şekilde İngilizce konuşabilmen gerek. 

Tatilde İngilizce konuşarak arkadaşlar edinebilirsin. İngilizce öğrenmenin faydalarından en önemlisi bu. İngilizce konuşarak sosyalleşebilir, yeni çevrelere katılabilirsin. Bu da seni oldukça mutlu hissettirecektir. 

İngilizce bilmek seyahatte rahat etmeni sağlar. Çünkü etrafında olup biten her şeyi bir aracı ya da rehbere gerek olmadan anlayabilirsin. İngilizce öğrenmenin faydaları, görüldüğü üzere oldukça fazla. 

Edebi Eserlere ve Makalelere Erişim

İngilizce evrensel bir dil olduğu için bilimsel birçok makale bu dilde yazılıyor. Ayrıca yalnızca akademik açıdan değil. Edebi açıdan da bu böyle. İngilizce yazılmış on binlerce kült kitap var. Bu kitapları, yazarın kaleminden çıktığı gibi çeviriye ihtiyaç duymadan okuyabilirsin.  

İngilizce öğrenmek kaynaklara erişimini olumlu yönde etkileyecektir. Pek çok yeni projeyi, çalışmayı takip edebilirsin. İngilizce öğrenmenin faydalarından en keyifli olanı, sevdiğin yabancı yazarın kitabını aslından okumak olsa gerek. 

Sen de İngilizce öğrenmenin faydalarından yararlanmak istiyorsan Open English’i tercih edebilirsin. Open English ile İngilizce öğrenmek çok kolay! Daha detaylı bilgi edinmek için yan taraftaki formu doldurabilirsin. 

İngilizce Fiziksel Özellikler

İngilizce kelimeler, bildiğin üzere deniz derya bir konu… Bununla alakalı farklı pek çok yazı hazırladık. Aynı kelimenin farklı zıt anlamlara gelmesi, aynı ifadeyi farklı kelimelerle söyleme ve daha nicesi… Bu yazılarımıza şimdi de İngilizce fiziksel özellikleri ekliyoruz.

İngilizce kelime haznene büyük katkılarda bulunacak olan bu yazımızda fiziksel özellikleri 7 alt başlıkta topladık.

Online İngilizce kursu Open English ile 7/24 online olan ana dili İngilizce olan eğitmenlerden sınırsız yararlabileceğini biliyor muydun? En kolay ve hızlı şekilde İngilizce öğrenmek istersen, bu sayfadaki formu doldur ve Open English’e bugün başla. 

Hadi gel; bu İngilizce fiziksel özelliklere yakından bakalım.

İngilizce Genel Görünüş İle Alakalı Kelimeler

İlk olarak genel görünüşle alakalı İngilizce kelimelere ve bu kelimelerin Türkçe karşılıklarına bir bakalım.

İngilizce Genel Görünüş Kelimeleri Türkçe Karşılığı
Attractive  Çekici
Beautiful Güzel
Casually dressed Rahat giyimli – Günlük giyimli
Charming Çekici, alımlı
Clean Alımlı
Comely Güzel
Cute  Sevimli – Tatlı
Dirty Kirli
Elegant Şık
Fashionable Modaya uygun
Good-looking İyi görünümlü
Handsome Yakışıklı
Homely Çirkin
Neat Düzenli – Temiz
Nice  Güzel – İyi
Nicely dressed İyi giyimli – Güzel giyimli
Personable Cana yakın
Poorly dressed Kötü giyimli
Pretty  Tatlı – Hoş
Tidy Düzenli – Tertipli
Ugly  Çirkin
Unattractive Çekici olmayan
Untidy  Düzensiz – Dağınık
Well-dressed Güzel giyimli
Ravishing Büyüleyici

 

kilo ve vücut yapısı ingilizce kelimeler - ingilizce fiziksel özellikler

İngilizce Kilo ve Vücut Yapısı İle Alakalı Kelimeler

İngilizce genel görünüş kelimelerini geçtiğimize göre sırada İngilizce vücut yapısı ve kilo ile alakalı kelimeler var.

İngilizce Kilo ve Vücut Yapısı Kelimeleri Türkçe Karşılığı
Athletic  Atletik
Broad-shouldered Geniş omuzlu
Chubby Tombul – Dolgun
Fat  Şişman
Feeble Zayıf – Cılız
Heavily built Ağır yapılı
Medium built Orta yapılı
Muscular  Kaslı
Obese  Obez
Overweight  Aşırı kilolu
Plump Tombul 
Quite thin Oldukça ince
Skinny  Sıska – Cılız
Slender  İnce
Slim  Zayıf – Narin
Stout Sağlam
Strong  Güçlü
Thin  İnce – Zayıf
Underweight Normalden hafif – Zayıf
Weak Güçsüz
Well-build Yapılı

İngilizce Saç İle Alakalı Kelimeler

Sırada İngilizce saç ile alakalı kelimeler var. Bu kelimeler arasında renkleri de verdik çünkü saç betimlemesinde İngilizcede renklerden sıklıkla faydalanılmaktadır.

İngilizce Saç Kelimeleri Türkçe Karşılığı
Dark hair Koyu saç
Black hair Siyah saç
Brown hair Kahverengi saç
Chestnut hair Kestane rengi saç
Red hair Kızıl saç
Auburn hair Kumral saç
Blond hair Sarı saç (Sarışın)
Light hair Açık renk saç
Fair hair Sarı saç 
White hair Beyaz saç
Gray hair Gri saç
Long hair Uzun saç
Short hair Kısa saç
Shoulder-length hair Omuz mizasında saç
Curly hair Kıvırcık saç
Thick hair Kalın saç
Wavy hair Dalgalı saç
Thinning hair Seyrek saç
Bald Kel
Silken hair İpeksi saç
Lank hair Düz saç
Oily hair Yağlı saç
Greasy hair Yağlı saç
Plaits hair Örgülü saç
Ponytails Atkuyruğu
Neatly combed hair Düzgüntaranmış saç
Medium length hair Orta uzunlukta saç
Shiny hair Parlak saç
Tousled / Dishevelled hair Dağınık saç
Dull  hair Mat saç
Hairless Kel – saçsız

İngilizce Yüz İle Alakalı Kelimeler

İngilizce yüz ile alakalı kelimelere de bu başlık altında yakından bir bakalım. Liste kısa olabilir ama günlük hayatta sıklıkla kullanılan İngilizce yüz ile alakalı kelimeleri buraya ekledik.

İngilizce Yüz Kelimeleri Türkçe Karşılığı
Oval Oval
Square Kare
Round face Yuvarlak yüzlü
Bushy eyebrows Gür kaşlı
Hooked nose Hokka burun
High cheekbone Çıkık elmacık kemik
Regular teeth Normal diş

 

ingilizce göz ile alakalı kelimeler - ingilizce fiziksel özellikler

İngilizce Göz İle Alakalı Kelimeler

Evet geldik, göz ile alakalı İngilizce kelimelere… Burada da göz için tercih edilen İngilizce renklere yer verdik.

İngilizce Göz Kelimeleri Türkçe Karşılığı
Big eyes İri gözler
Large eyes Büyük gözler
Bright eyes Parlak gözler
Expressive eyes Etkileyici gözler
Sharpe eyes Keskin gözler
Light blue eyes Açık mavi gözler
Dark gray eyes Koyu gri gözler
Grayish blue eyes Grimsi mavi gözler
Dark brown eyes Koyu kahverengi gözler
Blue eyes Mavi gözler
Slant eyes Çekik gözler
Bulging eyes Şişkin gözler
Eyeglasses Gözlük
Spectacles Gözlük
Contact Lens Lens

İngilizce Boy İle Alakalı Kelimeler

İngilizcede boy tanımlaması için uzunluk söylemenin dışında farklı kelimeler de kullanılmaktadır. Bu kelimelerin neler olduğunu da İngilizce boy kelimeleri listemizden öğrenebilirsin.

İngilizce Boy Kelimeleri Türkçe Karşılığı
Tall Uzun
Very tall Çok uzun
Quite tall Oldukça uzun
Not very tall Çok uzun değil
Short Kısa
Average height Ortalama boy
Medium height Orta boy
Middle height Orta boy

İngilizce Yaş İle Alakalı Kelimeler

İngilizce yaş konusunda da boya benzer durum var. Genellikle kişinin yaşı biliniyorsa, direkt olarak yaş söylenerek ifade edilebilir.

Ama yaşın bilinmediği durumlarda farklı İngilizce kelimeler ile yaşla alakalı bilgilendirme yapılabilir. Bu yaş ile alakalı İngilizce kelimeler de aşağıda seni bekliyor.

İngilizce Yaş Kelimeleri Türkçe Karşılığı
Young Genç
Middle-aged Orta yaşlı
Elderly Yaşlı – İhtiyar
Adult Yetişkin
Old Yaşlı
Grown-up Yetişkin
Little girl – boy Küçük kız çocuğu – Erkek çocuğu
Teenager Genç – Delikanlı

Türkiye’de İngilizce Bilme Oranı Ne Kadar?

İngilizcenin tüm dünyada konuşulan global bir dil olduğunu biliyorsun. 2022 yılında Ethnologue: Languages of the World tarafından yapılan araştırmaya göre dünyada 1.5 milyar insan İngilizce biliyor. 

Peki, Türkiye İngilizce bilme oranını ne kadar? 2022 yılında Education First tarafından pek çok farklı kriter incelenerek elde edilen veriler ile Türkiye İngilizce bilme oranı açıklandı. Türkiye İngilizce bilme oranıyla ilgili merakını giderecek bilgileri “Türkiye İngilizce Bilme Oranı Ne Kadar?” Başlıklı bu yazımızda bulabilirsin. Ayrıca bu yazımızdan Türklerin İngilizceyi en iyi konuşan kaçıncı millet olduğunu öğrenebilir, Türkiye’de iyi bir İngilizce eğitiminin nasıl edinilebileceği hakkında bilgi alabilirsin.

Online İngilizce kursu Open English ile İngilizce öğrenerek Türkiye İngilizce bilme oranını yükseltenlerden biri de sen olabilirsin! İngilizce öğrenmeye başlamak için tek yapman gereken bu sayfada bulunan formu doldurmak ve seni aramamızı beklemek.

türkler ingilizceyi ne kadar iyi konuşuyor

Türkler İngilizceyi En İyi Konuşan Kaçıncı Millet?

Türkiye İngilizce bilme oranından bahsetmeden önce Türklerin İngilizceyi en iyi konuşan kaçıncı millet olduğuyla ilgili bilgi vermek istedik.

Türkiye, 2020 yılında 465 puanla English Proficiency Index (İngilizce Yeterlilik Endeksi) listesinin 69. sırasında yer alıyordu.

Dünya İngilizce Yeterlilik Endeksi, 2021 yılında incelendiğinde ise, Türkiye’nin, 478 puanla, 112 ülkeden 70. olduğu bilgisi ortaya çıktı.

2022 yılında bu araştırma yeniden yayınladığında ise Türkiye’nin 495 puanla 111 ülke arasında 64. sıraya sahip olduğunu öğrendik. İlgili kurum tarafından bu sıralama ile Türkiye’nin düşük yeterliliğe sahip ülkeler arasında yer aldığı açıklandı.

Türklerin İngilizce konuşmadaki derecelerini öğrendik. Şimdi Türkiye İngilizce bilme oranı hakkında neler öğrenebiliriz bir bakalım.

Türkiye İngilizce Bilme Oranı

Tüm dünyada Britanya’ya bağlı ülkeler İngilizceyi ana dil olarak kullanıyor. Dünyada bilim dili olarak İngilizce dilinin kullanılması da dünyada İngilizce bilme oranını artırıyor. Dolayısıyla bu durum Türkiye İngilizce bilme oranının da artmasını sağlıyor. Ayrıca dünyada kültür sanat faaliyetlerinin ortak dili de İngilizce. Özellikle beyaz perdeye baktığımızda İngilizce dilinin başrol oynadığını ve bunun da diğer dünya ülkeleri ile birlikte Türkiye İngilizce bilme oranını da artırdığını söyleyebiliriz.

Spor ve tıp alanlarında da İngilizce önemli bir konumda olduğundan Türkiye İngilizce bilme oranı gün geçtikçe artıyor. Peki, Türkiye İngilizce bilme oranı ne kadar? Türkiye İngilizce bilme oranını artırmak için ne yapmak gerekir? Birlikte inceleyelim.

Türkiye İngilizce bilme oranı en yüksek bölge ünvanı, araştırmalara göre 498 puanla Marmara bölgesi ile Ege bölgesi arasında paylaşılıyor. Bu bölgelerin ardından 496 puanla İç Anadolu, 498 puanla Karadeniz, 471 puanla Akdeniz ve 425 puanla Doğu Anadolu bölgesi sıralanıyor. Türkiye İngilizce bilme oranı sıralamasında son sırada 420 puanla Güneydoğu Anadolu bölgesi yer alıyor.

Şehir bazında Türkiye İngilizce bilme oranı incelendiğinde en üst sırada yer alan yedi şehir ise şu şekilde:

  • İzmir
  • Ankara
  • İstanbul
  • Eskişehir
  • Antalya
  • Bursa
  • Adana – Mersin

Cinsiyet bazında Türkiye İngilizce bilme oranı Education First tarafından incelendiğinde 2022 yılında erkeklerin 501 puana sahip olarak 488 puandaki kadınlardan önde olduğu ortaya çıktı.

Yaş gruplarına göre Türkiye İngilizce bilme oranı incelendiğinde ortaya çıkan sonuçlarla, Türkiye İngilizce bilme oranı en yüksek yaş grubunun 18 – 20 yaş grubu olduğu açıklandı. Bu grubun hemen ardında, neredeyse aynı seviyelerde İngilizce bilme oranına sahip olan 21 – 25 yaşındakiler yer alıyor. Daha sonra 26 – 30 yaş grubu ve 31 – 40 yaş grubu bulunurken,  son sırada ise 41 yaş üstü bireyler yer alıyor.

Türkiye İngilizce bilme oranını artırmak için yapılabilecek en önemli şey iyi bir İngilizce eğitimi almak. Türkiye’de kaliteli İngilizce eğitimi nasıl alınır öğrenmek için yazımızı okumaya devam edebilirsin.

Türkiye İngilizce bilme oranını artırmak için Open English’in eğitim planları ve online İngilizce kursu avantajlı fiyatlarını öğrenmek için bu sayfada bulunan formu doldur, Online İngilizce kursu eğitim planı ve fiyat bilgilerimizi sana hızlıca iletelim!

türkiyede ingilizce eğitim - türkiyede online ingilizce eğitimi

Türkiye’de İngilizce Eğitimi

Türkiye’de bir öğrenci; ilkokul, ortaokul ve lisede geçirdiği eğitim hayatı boyunca ortalama 1000 saat İngilizce eğitimi alıyor. Fakat İngilizce pratiği yapılmadıkça bu eğitimlerin kalıcı olması sağlanamıyor. 1000 saatlik eğitime rağmen Türkiye İngilizce bilme oranının bu kadar düşük olması bize, İngilizce dilini öğrenme konusunda farklı metotlara ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Burada da devreye Online İngilizce kursu Open English giriyor.

Online İngilizce kursu Open English ile gramer (dilbilgisi) öğrenmek çok kolay. 8 seviyeden oluşan CEFR (Avrupa Ortak Dil Çerçevesi) standartlarına dayalı eğitim programı ile Türkiye İngilizce bilme oranına senin de katkın olacak. İçerisinde gramer rehberi de bulunduran Open English’te, binlerce saatlik interaktif ders içeriğine sınırsız katılım hakkına sahip olacağından İngilizce gramer bilgini üst seviyelere taşıyabileceksin.

Open English’te seçtiğin eğitim paketine göre ana dili İngilizce olan eğitmenlerden birebir İngilizce eğitimi alabilir, İngilizce bilgini hızlı ve emin adımlarla artırabilirsin.

7/24 canlı İngilizce dersleri ile listening, writing, speaking, reading çalışmaları yapabileceğin İngilizce kursu Open English, her seviye için sertifika imkânı sunuyor. %100 online İngilizce kursu Open English’te yer alan etkileşimli videolar sayesinde istediğin yer ve zamanda kendini geliştirebilir, Türkiye İngilizce bilme oranını yukarılara taşıyabilirsin.

Bir dili öğrenmenin en iyi yolu o dili uzun uzun konuşmak olduğundan, İngilizce dilini öğrenmek için bol bol speaking çalışması yapman gerekir. Türkiye İngilizce bilme oranını yükseltmek için speaking çalışmaları yapmadan önce Open English’te bulunan ses tanıma özellikli telaffuz uygulamasını kullanarak kelime telaffuzlarını kontrol edebilir, varsa hatalarını düzeltebilirsin.

Ana dili İngilizce olan öğretmenlerinin moderatörlüğünde açılan konuşma sınıflarına katılarak ana dili İngilizce olan insanlarla sohbet ederek İngilizce konuşma pratiği yapabilirsin. Ayrıca Türkiye’de İngilizce Konuşulan Yerler yazımızı okuyarak Türkiye’de konuşma pratiği yapabileceğin yerleri öğrenebilirsin.

İngilizce diline dair bilgini artırmak istiyorsan hemen bu sayfadaki formu doldurabilirsin. Open English’te sana yardım etmek için her zaman hazırız!

İngilizce Break Kullanımı

İngilizcede bir eylemden bahsederken bazı fiilleri o eylemin geçtiği zamana göre değiştiririz. Yani olay şimdiki zamanda geçiyorsa sonuna ‘ing’ eki getirmekle yetinirken geçmiş zamanda geçiyorsa bazen fiilimiz değişir. Geçmiş zamanda değişen fiillere düzensiz derken; değişmeyip sonuna ‘-ed’ alan fiillere düzenli fiil deriz. (Eğer düzenli ve düzensiz fiiller konusunda eksiğin varsa düzensiz fiiller yazısına göz atmanı tavsiye ederiz. İngilizcede düzensiz fiillerin neler olduğunu açık şekilde anlatıyor.) 

Küçük bir örnek: break. Bu fiili şimdiki zamanda kullanacaksak eğer fiilimiz sonuna ing eki ‘breaking’ olur. Geçmiş zamanda kullanacaksak kelime değişerek ‘broke’ ya da ‘broken’ olur. 

Yani İngilizce bir kelimenin birden çok görünümü ve kullanımı olabiliyor. Bunun yanında bir de kelimelerin zamansal değişimlerinin yanında anlamsal değişimleri de oluyor. Yani break’in yanına örneğin ‘up’ koyduğumuz zaman kırılmak anlamından uzaklaşıp ayrılmak anlamına geliyor. Yani her ‘break’ gördüğün yeri sakın ‘kırmak’ olarak çevireyim deme.

Peki, bu kelimelerin bu tür kullanımlarını nereden bileceğiz? İşte tam bu yazıda!

Break gibi phrasal verb’lerin günlük hayatta nasıl kullanacağını bilmiyor, yeterli pratik yapamıyorsan senin için güzel bir haberimiz var. Open English online İngilizce kursu ile bu işin üstesinden gelebilirsin. İngilizceyi native olarak kullanan öğretmenler ile haftanın her günü 7/24 konuşabilir, eksiklerini tamamlayabilirsin. Daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki formu doldurman yeterli!

Bu yazıda senin için ‘break’ fiilinin çeşitli kullanımlarından bahsettik. Bunları ezberleyerek günlük İngilizcene daha iler bir seviyeye taşıyacağına emin olabilirsin. Hadi başlayalım!

break fiilinin ikinci üçüncü hali

Break Fiilinin Çeşitli Kullanımları

Break: En yaygın şekilde bir cismi kırmak olarak kullanılır; parçalara ayrılan bir şeyi ifade eder. 

Bardağın, tabağın, kalemin vs: break the glass.

  • I was washing the dishes yesterday and accidentally dropped a glass, which broke. 
  • I have a big chocolate bar I want to give to three kids, I would break the chocolate into three pieces.

Break down, break something down: bir makinenin, arabanın çalışmayan parçası, aksanı için, başarılı olmayan, iyi gitmeyen işler için, engelleri aşmak, yıkmak için kullanılır.

  • I left London when my marriage broke down.
  • The printing machines are always breaking down.
  • Getting young people together will help to break down the barriers between them.

Break in, break somebody in: Bir şeyler çalmak için güç kullanarak bir binaya girmek, birinin lafını bölmek, birine yardım etmek.

  • Thieves broke in and stole £10,000 worth of computer equipment.
  •  l didn’t want to break in on his telephone conversation.
  • She’s quite new to the job, so we’re still breaking her in.

Break off, break somebody off: konuşmayı bırakmak, birinden ayrılmak, iletişimi, ilişkiyi bitirmek anlamlarında kullanılır.

  • She started to speak, then broke off while a waitress served us coffee.
  • I broke off the conversation and answered the phone.
  • She broke off their engagement only a few weeks before they were due to be married.

Break out: Yangın, savaş, kavga gibi hoşa gitmeyen durumlarda, hapishaneden kaçan biri için ya da günlük rutinlerde çok sıkılıp bunların dışına çıkıldığında kullanılır.

  • I was still living in London when the war broke out.
  • Three men have broken out of a top-security jail.
  • She felt the need to break out of her daily routine.

Break through: Zorlayan bir şeyin üstesinden gelebilmek, bir şeyi iyi derecede yönetebilmek.

  • He’s a very talented young actor who’s just ready to break through.
  • Several demonstrators broke through the barriers despite warnings from the police. 
  • After hours of fierce fighting, rebels broke through and captured the capital.

Break up: Bir şeyin kırılması, bir ilişkinin son bulması, savaşın, gösterinin durdurulması gibi durumlarda kullanılır.

  •  It seems that the plane just broke up in the air.
  • Government soldiers broke up the demonstration.
  • He lost his job and his marriage broke up.

break fiilinin kullanımı - lunch break

Lunch break: Mola vermek, paydos etmek gibi anlamlarda da kullanılır.

  • Let’s break for lunch.
  • Let’s take a break for coffee/ cigarette/bath/ sleeping.

Break the rules, break the laws, break promise or agreement: Kuralları çiğnemek, yasadışı işlere kalkışmak, verdiği sözü tutmamak, sözünden caymak anlamlarında kullanılır

  • İn soccer, touching the ball with your hands is breaking the rules.

Break a habit: Sürdürülen bir alışkanlığın bırakılması anlamında kullanılır.

  •  A new drug that helps smokers to break their habit.
  • These three actions are vastly superior to breaking a habit by willpower alone.

Break a journey: Kısa bir gezi, yolculuk için bir yerde bulunmak.

  • We decided to break our journey in Oxford.

Break the silence: Uzun sessizlik durumlarını bozma, konu açma gibi durumlarda kullanılır.

  • I have an idea that’s why I will break the silence.

Break somebody’s concentrations: Tam bir şeye odaklandığında, odak noktasından ayıran, dikkat dağıtan, rahatsız eden durumlarda kullanılır.

  • I never listen to music when I’m working- it breaks my concentration.

Break away: Bir gruptan, bir partiden fikir anlaşmazlığı sebebiyle çıkılması, ayrılması durumlarında kullanılır.

  • They broke away from the national union and set up their local organization.

Break somebody’s heart: Birinin kalbini kırmak, mutsuz etmek, üzmek.

  • He broke my heart when he left me.

Break the back of something: bir işin en can alıcı en önemli yerini halletmek, bitirmek.

  • I think we’ve broken the back of the job now.

Break the bank: Çok pahalıya mal olmak, sahip olduğundan daha fazlasını gerektirmek ve parayı bulmak, kesenin ağzını açmak anlamlarına gelir.

  • A new hard drive doesn’t have to break the bank.

City break: Büyük şehir içlerinde küçük bir tatil.

Book now and make huge savings on city breaks to Paris, Berlin, and Edinburgh.

İngilizce Düzenli Fiiller – İngilizce Regular Verbs

Fiillerle alakalı bir önceki yazımızda İngilizce düzensiz fiiller konusunu detaylıca incelemiş ve bununla alakalı düzensiz fiiller listesi hazırlamıştık. Şimdi sırada İngilizce düzenli fiiller var.

Bu yazımızda İngilizcede regular verbs olarak nitelendirilen düzenli fiiller yakından inceledik.

Hiç vakit kaybetmeden bu konuyla alakalı detaylara bir bakalım.

ingilizce regular verbs nedir

Regular Verbs Nedir?

İngilizce regular verbs, adından da anlaşılacağı gibi düzenli fiillere verilen isimdir. İngilizce düzenli fiiller, bir fiilin past ya da perfect tense ile kullanımında aldığı hali tanımlamak için kullanılmaktadır.

Fiilin past ya da perfect tense kullanımı sırasında -ed takısı ile V2 ve V3 haline gelmesi, İngilizce düzenli fiil listesine dahil olduğunu göstermektedir.

İngilizce düzenli fiiller ve farklı pek çok konu için online İngilizce kursumuzu tercih edebilirsin. Bu konuyla alakalı detaylı bilgi için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

ingilizce düzenli fiiller listesi - ingilizce regular verbs listesi

İngilizce Düzenli Filler – Regular Verbs Listesi

Düzenli fiillere dair az çok bir bilgin oluştu diye düşünüyoruz. Bunun için regular verbs listemize geçebiliriz. Aşağıdaki listede birçok düzenli fiilin 2. ve 3. halini bulabilirsin. Zaten bu regular verbler, V2 ve V3 olarak nitelendirilen hallerinde aynı durumda görünmektedir.

İşte İngilizce regular verbs listesi:

V1 – Base Form V2 – Past Simple / V3 – Past Participle Türkçe Anlamı
Accept Accepted Kabul etmek, onaylamak
Add Added Eklemek, arttırmak
Admire Admired Hayran kalmak, hayran olmak
Admit Admitted Kabul etmek, itiraf etmek
Advise Advised Fikir vermek, bildirmek
Afford Afforded Parası yetmek, zaman ayırabilmek
Agree Agreed Anlaşmak, uymak
Alert Alerted Uyarmak, alarma geçmek
Allow Allowed İzin vermek, kabul etmek
Amuse Amused Eğlendirmek, neşelendirmek
Analyze Analyzed Analiz etmek
Announce Announced Duyumak, ilan etmek
Annoy Annoyed Kızdırmak, rahatsız etmek
Apologise Apologised Özür dilemek
Appear Appeared Görünmek, belirmek
Applaud Applauded Alkışlamak, beğenmek
Appreciate Appreciated Takdir etmek
Approve Approved Onaylamak
Argue Argued Tartışmak, savunmak
Arrange Arranged Düzenlemek, planlamak
Arrest Arrested Tutuklamak, önlemek
Arrive Arrived Ayrılmak
Ask Asked Sormak, davet etmek, rica etmek
Attach Attached Tutturmak
Attack Attacked Saldırmak, hücum etmek
Attempt Attempted Denemek, girişimde bulunmak
Attend Attended Katımak
Attract Attracted Cezbetmek
Avoid Avoided Önlemek, kaçınmak
Back Backed Destek olmak, arka çıkmak
Bake Baked Fırında pişirmek
Balance Balanced Dengelemek, karşılaştırmak
Ban Banned Yasaklamak, boykot etmek
Bare Bared Açmak, soymak
Bat Batted Vuruş yapmak
Bathe Bathed Yıkanmak
Battle Battled Savaşmak
Beam Beamed Parlamak
Beg Begged Yalvarmak
Behave Behaved Davranmak
Bleach Bleached Ağartmak, beyazlatmak
Bless Blessed Şükretmek, kutsal saymak
Blind Blinded Kör etmek
Blink Blinked Göz kırpmak
Blush Blushed Kızarmak, yüzü kızarmak
Boast Boasted Övünmek, övünç duymak
Boil Boiled Kaynatmak, köpürtmek
Bomb Bombed Bombalamak, başarısızlığa uğramak
Book Booked Rezervasyon yapmak, kaydetmek
Bore Bored Sıkmak, bunaltmak
Borrow Borrowed Ödünç almak
Bounce Bounced Zıplamak, sıçramak
Bow Bowed Boyun eğmek, eğilmek
Brake Braked Fren yapmak
Breathe Breathed Nefes almak
Bruise Bruised Zedelemek, yaralamak
Brush Brushed Fırçalamak
Bubble Bubbled Fokurdamak, köpürmek
Bump Bumped Çarpmak, toslamak
Burn Burned Yakmak, yanmak
Bury Buried Gömmek, örtmek
Buzz Buzzed Vızıldamak uğuldamak
Calculate Calculated Hesaplamak, tasarlamak
Call Called Çağırmak, telefonla aramak
Care Cared İlgilenmek, özen göstermek
Carry Carried Taşımak
Carve Carved Oymak
Cause Caused Sebep olmak
Challenge Challenged Meydan okumak
Change Changed Değiştirmek, bozdurmak
Charge Charged Şarj etmek, doldurmak
Chase Chased Kovalamak, takip etmek
Cheat Cheated Aldatmak
Check Checked Kontrol etmek, gözden geçirmek
Chew Chewed Çiğnemek, kafa yormak
Choke Choked Boğlumak
Chop Chopped Doğramak
Claim Claimed İddia etmek, sahip çıkmak
Clap Clapped Alkışlamak
Clean Cleaned Temizlemek
Clip Clipped Kırpmak, tutturmak
Close Closed Kapatmak, yaklaşmak
Coach Coached Hazırlamak, yetiştirmek
Coil Coiled Sarmak, dolamak
Collect Collected Toplamak, bir araya getirmek
Command Commanded Emretmek, buyurmak
Communicate Communicated İletişim kurmak
Compare Compared Karşılaştırmak
Compete Competed Yarışmak
Complain Complained Söylenmek, şikâyet etmek
Complete Completed Tamamlamak
Concentrate Concentrated Konsantre olmak
Concern Concerned Endişelenmek
Confuse Confused Kafası karışmak
Connect Connected Bağlanmak
Consider Considered Düşünmek, göz önünde bulundurmak
Consist Consisted Oluşmak, meydana gelmek
Contain Contained İçermek, kapsamak
Continue Continued Devam etmek
Copy Copied Kopya etmek
Correct Corrected Düzeltmek, doğrulamak
Count Counted Saymak
Cover Covered Örtmek, üzerini kapatmak
Crash Crashed Çarpmak, kırılmak
Crawl Crawled Emeklemek, sürünmek
Crush Crushed Ezmek, öğütmek
Cry Cried Ağlamak, çığlık atmak
Cure Cured Tedavi etmek, iyileştirmek
Curl Curled Kıvırmak, dalgalandırmak
Curve Curved Kavis çizmek, eğmek
Dam Dammed Baraj yapmak, set çekmek
Damage Damaged Zarar vermek, bozmak
Dance Danced Dans etmek
Dare Dared Cesaret etmek, cüret etmek
Decay Decayed Bozmak, çürütmek
Decide Decided Karar vermek, sonuca varmak
Decorate Decorated Dekore etmek
Delay Delayed Geç kalmak, ertelemek
Deliver Delivered Teslim etmek, vermek
Depend Depended Bağlı olmak
Describe Described Anlamak, tanımlamak
Deserve Deserved Hak etmek, layık olmak
Destroy Destroyed Zarar vermek, imha etmek
Detect Detected Tespit etmek, belirlemek
Develop Developed Geliştirmek, yükseltmek
Disagree Disagreed Aynı fikirde olmamak
Disappear Disappeared Gözden kaybolmak, yok olmak
Disapprove Disapproved Onaylamamak
Discover Discovered Keşfetmek, bulmak
Dislike Disliked Beğenmemek
Divide Divided Bölmek, sınıflandırmak
Double Doubled İkiye katlamak
Doubt Doubted Şüphe etmek, karar verememek
Drain Drained Boşaltmak, akıtmak
Dream Dreamed Hayal kurmak, rüya görmek
Dress Dressed Giyinmek
Drip Dripped Damlamak, sızdırmak
Drop Dropped Düşürmek, bırakmak
Drum Drummed Davul çalmak, tempo tutmak
Dry Dried Kurutmak
Dust Dusted Toz almak, silkelemek
Earn Earned Para kazanmak, hak etmek
Educate Educated Eğitmek, eğitim vermek
Embarrass Embarrassed Utandırmak
Employ Employed Çalıştırmak, iş vermek
Empty Emptied İçini boşaltmak
Encourage Encouraged Cesaretlendirmek, teşvik etmek
End Ended Bitirmek, bitmek
Enjoy Enjoyed Zevk almak, hoşlanmak, eğlenmek
Enter Entered Girmek, katılmak, kaydetmek
Entertain Entertained Eğlendirmek, oyalamak
Escape Escaped Kaçmak, kurtulmak
Examine Examined İncelemek
Excite Excited Heyecanlandırmak
Excuse Excused Mazur göstermek, izin vermek
Exercise Exercised Egzersiz yapmak
Exist Existed Var olmak, yaşamak
Expand Expanded Genişletmek, büyütmek
Expect Expected Ummak
Explain Explained Açıklamak
Explode Exploded Patlamak
Face Faced Yüzleşmek, bakmak
Fail Failed Başarısız olmak, batmak
Fancy Fancied Hoşlanmak, fantezi kurmak
Fear Feared Korkmak, kuşkulanmak
Fence Fenced Çit ile çevirmek
Fetch Fetched Almak, çekmek
File Filed Dosyalamak
Fill Filled Doldurmak, doyurmak
Film Filmed Film çekmek, filme çekmek
Fit Fitted Uymak, uydurmak, oturmak
Fix Fixed Düzeltmek, tamir etmek
Flap Flapped Kanat çırpmak, sallanmak
Flash Flashed Parlamak, yakmak
Float Floated Süzülmek, dalgalanmak
Flood Flooded Yağdırmak, sel basmak
Flow Flowed Akmak
Flower Flowered Çiçek açmak, çiçeklenmek
Follow Followed Takip etmek
Force Forced Zorlamak
Form Formed Oluşturmak, biçimlendirmek
Found Founded Kurmak, dayandırmak
Frame Framed Çerçevelemek
Frighten Frightened Korkutmak
Fry Fried Kızartmak
Gaze Gazed Dik dik bakmak
Grab Grabbed Kapmak, zorla almak
Grate Grated Rendelemek, gıcırdamak
Grease Greased Yağlamak, yağ sürmek
Greet Greeted Selamlamak, kutlamak
Grin Grinned Sırıtmak
Grip Gripped Kavramak, sıkıştırmak
Guarantee Guaranteed Garanti etmek
Guard Guarded Korumak, nöbet tutmak
Guess Guessed Tahmin etmek, sezmek
Hammer Hammered Çakmak, çekiçle vurmak
Handle Handled Üstesinden gelmek
Hang Hanged Asmak, sarkıtmak
Happen Happened Olmak, meydana gelmek
Harm Harmed Kötülük etmek, incitmek, zarar vermek
Hate Hated Nefret etmek
Head Headed Başı çekmek
Heal Healed İyileşmek, iyileştirmek
Heat Heated Isıtmak
Help Helped Yardım etmek
Hook Hooked Takmak, çengellemek
Hop Hopped Atlamak, zıplamak
Hope Hoped Ümit etmek, beklemek
Hover Hovered Etrafında gezinmek, üstünde uçmak
Hug Hugged Kucaklamak, sarılmak
Hum Hummed Hımlamak
Hunt Hunted Avlamak, avlanmak
Hurry Huried Acele etmek
Identify Identified Belirlemek, tanımak
Ignore Ignored Görmezden gelmek, umursamamak
Imagine Imagined Hayal etmek
Impress Impressed Etkilemek, aklına sokmak
Improve Improved Geliştirmek
Include Included İçermek, dahil etmek
Increase Increased Artırmak, büyümek, zam yapmak
Influence Influenced Etkilemek, etkili olmak
Inform Informed Bilgi vermek
Inject Injected İğne yapmak
Injure Injured Yaralamak, kötülük etmek
Instruct Instructed Bilgilendirmek, öğretmek
Interest Interested İlgilendirmek
Interfere Interfered Müdahale etmek, girişmek
Interrupt Interrupted Yarıda kesmek
Introduce Introduced Tanıtmak
Invent Invented İcat etmek
Invite Invited Davet Etmek
Irritate Irritated Kızdırmak, sinirini bozmak
Itch Itched Kaşınmak
Jail Jailed Tutuklamak
Jam Jammed Basmak, sıkıştırmak
Jog Jogged Dürtmek, jogging yapmak
Join Joined Katılmak
Joke Joked Şaka yapmak, fıkra anlatmak
Judge Judged Yargılamak
Jump Jumped Zıplamak
Kick Kicked Tekme atmak
Kill Killed Öldürmek, katletmek
Kiss Kissed Öpmek
Kneel Kneeled Diz çökmek
Knock Knocked Vurmak, çarpmak
Knot Knotted Düğüm atmak, bağlamak
Label Labeled Etiketlemek, sınıflandırmak
Land Landed Karaya çıkmak, indirmek
Laugh Laughed Gülmek
Launch Launched Başlatmak
Learn Learned Öğrenmek
License Licensed Yetki vermek
Lie Lied Yalan söylemek, uzanmak
Lift Lifted Kaldırmak, yükseltmek
Like Liked Sevmek, hoşlanmak
List Listed Listelemek
Listen Listened Dinlemek
Live Lived Yaşamak, hayatta kalmak
Load Loaded Yüklemek
Lock Locked Kilitlemek
Look Looked Bakmak
Love Loved Sevmek
Manage Managed İşletmek, idare etmek
Mark Marked İşaretlemek
Marry Married Evlenmek
Match Matched Eşlemek, karşılaştırmak
Mate Mated Evlenmek, çiftleşmek, mat etmek
Measure Measured Ölçmek
Melt Melted Eritmek,
Memorise Memorised Ezberlemek
Miss Missed Özlemek, kaçırmak
Move Moved Hareket etmek, taşınmak, ilerlemek
Muddle Muddled Yüzüne gözüne bulaştırmak
Mug Mugged İneklemek, çok çalışmak
Multiply Multiplied Çarpmak, çoğalmak
Murder Murdered Öldürmek, cinayet işlemek
Need Needed İhtiyacı olmak
Nest Nested İç içe koymak, yuva yapmak
Nod Nodded Kafa sallamak, başıyla selam vermek
Note Noted Not etmek, dikkat etmek
Notice Noticed Fark etmek, bildirmek
Obey Obeyed İtaat etmek
Observe Observed Görmek, incelemek, uymak
Obtain Obtained Elde etmek
Occur Occurred Meydana gelmek, oluşmak
Offend Offended Gücendirmek, kırmak
Offer Offered Teklif etmek
Open Opened Açmak
Order Ordered Sipariş vermek, emretmek
Overflow Overflowed Taşmak, dışına taşmak
Owe Owed Borçlu olmak
Own Owned Sahip olmak
Pack Packed Paketlemek
Paddle Paddled Kürek çekmek
Paint Painted Boyamak, resim yapmak
Park Parked Park etmek
Pass Passed Geçmek
Paste Pasted Yapıştırmak
Pause Paused Ara vermek, tereddüt etmek
Perform Performed Yerine getirmek, uygulamak
Permit Permited İzin vermek
Phone Phoned Telefon etmek
Pick Picked Seçmek
Pinch Pinched Kıstırmak, çimdiklemek
Pine Pined Özlemek, burnunda tütmek
Place Placed Yerleştirmek, koymak
Plan Planned Planlamak
Plant Planted Dikmek, ekmek
Play Played Oynamak
Plug Plugged Tıkamak
Point Pointed İşaret etmek
Poke Poked Kurcalamak, karıştırmak
Possess Possessed Sahip olmak
Post Posted Postalamak
Pour Poured Dökmek
Practice Practiced Uygulamak, pratik yapmak
Pray Prayed Dua etmek
Precede Preceded Önce gelmek
Prefer Prefered Tercih etmek
Prepare Prepared Hazırlık yapmak
Press Pressed Baskı yapmak
Pretend Pretended Numara yapmak
Prevent Prevented Yol göstermek
Print Printed Basmak, yayınlamak
Produce Produced Üretmek
Promise Promised Söz vermek, umut vermek
Protect Protected Korumak
Provide Provided Temin etmek, şart koşmak
Pull Pulled Çekmek
Pump Pumped Pompalamak
Punch Punched Yumruklamak
Puncture Punctured Delmek, patlatmak
Punish Punished Cezalandırmak
Push Pushed İtmek
Question Questioned Soru sormak
Race Raced Yarışmak, yarıştırmak
Rain Rained Yağmur yağmak, yağdırmak
Raise Raised Yükseltmek, yetiştirmek
Reach Reached Ulaşmak
Realise Realised Fark etmek
Receive Received Almak, kabul etmek
Recognise Recognised Tanımak, farkına varmak
Record Recorded Kaydetmek
Reduce Reduced Azaltmak, kısmak
Reflect Reflected Yansıtmak, ifade etmek
Refuse Refused Reddetmek, kaçınmak
Regret Regretted Pişman olmak
Reject Rejected Reddetmek, çıkarmak
Rejoice Rejoiced Sevinmek
Release Released Salıvermek, serbest bırakmak
Rely Relied İnanmak
Remain Remained Kalmak, sürdürmek
Remember Remembered Hatırlamak
Remind Reminded Hatırlatmak
Remove Removed Uzaklaştırmak
Repair Repaired Onarmak, tamir etmek
Repeat Repeated Tekrar etmek
Replace Replaced Yer değiştirmek
Reply Replied Yanıtlamak, karşılık vermek
Reproduce Reproduced Yeniden üretmek, çoğaltmak
Request Requested Talep etmek
Rescue Rescued Kurtarmak, muaf tutmak
Retire Retired Emekli olmak, çekilmek
Return Returned Geri dönmek
Rinse Rinsed Durulamak, çalkalamak
Risk Risked Göze almak, riske atmak
Rob Robbed Çalmak, zorla almak
Roll Rolled Yuvarlamak
Rush Rushed Acele etmek
Satisfy Satisfied Memnun etmek
Save Saved Biriktirmek, kurtarmak, korumak
Scare Scared Korkmak, korkutmak
Scatter Scattered Saçmak, dağıtmak
Scrape Scraped Kazımak, sıyırmak
Scratch Scratched Kaşımak, tırmalamak
Scream Screamed Çığlık atmak
Scribble Scribbled Karalamak, eğri büğrü yazmak
Seal Sealed Mühürlemek, kapatmak
Search Searched Aramak
Separate Separated Ayırmak
Serve Served Hizmet vermek, servis yapmak
Settle Settled Yerleşmek, yerleştirmek, ödemek
Shade Shaded Gölgelemek, dönüşmek
Share Shared Paylaşmak, katılmak, iştirak etmek
Shave Shaved Tıraş olmak, rendelemek
Shiver Shivered Titremek, ürpermek
Shock Shocked Şok etmek, şaşkına dönmek
Shop Shoped Alışveriş yapmak
Sigh Sighed İç çekmek
Sign Signed İmzalamak
Skip Skipped Atlamak, sıçramak
Slap Slapped Tokat atmak
Slip Slipped Kaymak
Smash Smashed Paramparça etmek
Smell Smelled Kokmak, sezmek
Smile Smiled Gülümsemek
Smoke Smoked Tütmek, sigara içmek
Snatch Snatched Kapmak, koparmak
Sneeze Sneezed Hapşırmak
Snore Snored Horlamak
Soak Soaked Emmek
Soothe Soothed Yatıştırmak
Sound Sounded Ses çıkarmak
Spark Sparked Teşvik etmek, uyandırmak
Sparkle Sparkled Parlamak, ışıldamak
Spell Spelled Hecelemek
Spot Spotted Benek benek olmak
Stamp Stamped Damgalamak
Stare Stared Gözünü dikmek
Start Started Başlamak
Step Stepped Adım atmak
Stir Stired Karıştırmak
Stop Stopped Durmak
Strap Strapped Bantlamak, sarmak
Stretch Stretched Germek, uzatmak
Stroke Stroked Sıvazlamak, okşamak
Suffer Suffered Acı çekmek, katlanmak
Suggest Suggested Tavsiye etmek
Supply Supplied Sağlamak, tedarik etmek
Support Supported Desteklemek
Suppose Supposed Varsaymak, tahmin etmek
Surprise Surprised Sürpriz yapmak, oyuna getirmek
Surround Surrounded Kuşatmak, sarmak
Suspect Suspected Süphelenmek
Suspend Suspended Askıya almak, durdurmak
Switch Switched Değiştirmek
Talk Talked Konuşmak
Tap Tapped Musluğu açmak, para sızdırmak
Taste Tasted Tadına bakmak
Tease Teased Kızdırmak, alay etmek
Teased Teased Kızdırmak
Telephone Telephoned Telefon etmek, telefonda söylemek
Terrify Terrified Dünü patlatmak
Test Tested Test etmek
Thank Thanked Teşekkür etmek
Tickle Tickled Gıdıklamak, güldürmek
Tie Tied Bağlamak
Tip Tipped Bahşiş vermek
Tire Tired Yorulmak, bıkmak, dekore etmek
Touch Touched Dokunmak, etkilemek
Tour Toured Gezmek, tur yapmak
Tow Towed Çekmek, çekici ile çekmek
Trace Traced İzinden gitmek, kopya çekmek, tasarlamak
Trade Traded Ticaret yapmak, takas etmek
Train Trained Eğitmek
Trap Trapped Yakalamak, tuzağa düşürmek
Travel Traveled Seyahat etmek
Treat Treated Muamele etmek
Trick Tricked Kandırmak, oyuna getirmek
Trip Tripped Çelme takmak, düşürmek
Trouble Troubled Sorun çıkarmak, rahatsız etmek
Trust Trusted Güvenmek
Try Tried Denemek
Tumble Tumble Düşmek, takla atmak
Turn Turned Dönmek, çevirmek
Twist Twisted Bükmek, çarpıtmak
Type Typed Daktilo ile yazmak
Undress Undressed Soyunmak
Unlock Unlocked Kilidini açmak
Unpack Unpacked Paketini açmak
Untidy Untidied Dağıtmak
Use Used Kullanmak, yararlanmak
Visit Visited Ziyaret etmek
Wail Wailed Feryat etmek, ağıt yakmak
Wait Waited Beklemek
Walk Walked Yürümek
Wander Wandered Gezmek, dolaşmak
Want Wanted İstemek
Warm Warmed Isıtmak, ısınmak
Warn Warned Uyarmak, ihbar etmek
Wash Washed Yıkamak, yıkanmak
Waste Wasted Harcamak
Watch Watched İzlemek
Water Watered Sulamak
Wave Waved El sallamak, dalgalanmak
Whine Whined Sızlanmak
Whip Whipped Kamçılamak, çırpmak
Whirl Whirled Fırıl fırıl dönmek
Whisper Whispered Fısıldamak, dedikodu yapmak
Whistle Whistled Islık çalmak
Wipe Wiped Temizlemek, kurulamak
Wish Wished Dilemek, ummak
Wonder Wondered Merak etmek, şaşmak
Work Worked Çalışmak, iş yapmak
Worry Worried Korkmak, endişe etmek
Wrap Wrapped Sarmak, paketlemek
Wrestle Wrestled Mücadele etmek, güreşmek
Wriggle Wriggled Çalkalamak, kıvırmak
Zip Zipped Süslemek, gayretli olmak

 

Geldik bir yazımızın daha sonuna…

Eğer ki İngilizceye dair bilgiler edinmek istiyorsan blog sayfamızı takipte kal. Ha yok ben zaten takipteyim ama artık İngilizce öğrenmek veya İngilizcemi geliştirmek istiyorum diyorsan, Open English tam sana göre. 

Unutma! Hiçbir zaman İngilizce öğrenmek için geç değil. Bugün iletişim formunu doldurarak harekete geç!