Bağlaçlar, her dilde olduğu gibi İngilizcede de bir metnin okunabilirliğini kolaylaştıran, fikirlerimizi daha iyi yansıtmamıza olanak veren kelimelerdir. Herhangi bir metni alıp içinden bağlaçları çıkarırsak kalanın okuması güç kelimeler yığını olarak kaldığını görebiliriz. Bu yüzden bu yazımızda yazılı metinlerde olduğu kadar günlük konuşmalarda da işimize yarayan bağlaçlara değineceğiz.
Fakat başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Linking Words gibi dildeki akıcılığını ileri seviyeye taşıyacak konulardan Tense’ler gibi en temel İngilizce konulara, gönlünce ve amacına uygun şekilde ulaşabileceğin bir platform olan Open English sana İngilizce öğrenme serüveninde ihtiyaç duyabileceğin her şeyi sunuyor!
Open English’e aboneliğin başladığı andan itibaren ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı dersler alabilir, eğitmenlerin moderatörlüğünde canlı konuşma gruplarında yabancılarla öğrendiklerinin pratiğini yapabilir ve devasa içerik arşivimiz sayesinde aklındaki her soruya anında cevap bulabileceğin kaynak ve materyallere sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Online İngilizce kursu Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

Linking Words, yani bağlaçlar, İngilizcede cümleleri ve fikirleri birbirine bağlamamızı sağlayan kelimeler ve kelime öbekleridir. Linking Words, günlük konuşmamızın ve yazılarımızın akıcılığı için çok büyük önem arz eder.
Eğer yerinde ve yeterli Linking Words kullanmazsak konuşmalarımız ve yazılarımızda fikirleri takip etmek zorlaşır. Bu sebeple Linking Words, İngilizce öğrenimi esnasında kesinlikle es geçmememiz gereken bir konu başlığıdır.
Bu yazımızda Linking Words’ü ele alırken cümledeki işlevi ve anlamı açısından kategorilere ayıracağız. Fakat unutmaman gerekir ki burada en temellerine yer vereceğiz, yani daha öğrenebileceğin ve günlük hayatta karşına çıkabilecek bir çok Linking Words var!
Burada bahsedeceğimiz Linking Words, cümlemize ekstradan bilgiler eklememiz konusunda bize yardımcı olacak.
En temel ve en yaygını ile başlamazsak olmaz. Bildiğin üzere “ve” anlamında geliyor.
Also, yine sık sık karşımıza çıkan Linking Words’ten biri. “Ayrıca, de, da” gibi anlamlara sahip.
“Ek olarak, ayrıca” anlamına gelen bu Linking Words, cümlelerine ayrı bir hava katacak!
Bu iki Linking Words de “örneğin, mesela” anlamlarında kullanılabilir. Sıklıkla duyduğuna inanıyoruz.
“Mesela, örneğin” olarak çevirebileceğimiz bir Linking Words olan “namely”den sonra bahsettiğimiz şeyin ismini veririz.
Umarız buraya kadar bir sorun yoktur. Daha önce de bahsettiğimiz gibi, İngilizcede onlarca, hatta yüzlerce Linking Words var. Bunların hepsine bir yazıda yer vermemiz maalesef mümkün değil.
Bu yüzden Open English’e kaydolarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerle 7/24 derslerin esnasında hem doğal, günlük kullanımları görebilir, hem de konuşmaların esnasında hangi Linking Words’ün nerede tercih edildiğini rahatlıkla örneklendirebilirsin. Bunun yanı sıra canlı konuşma gruplarında eğitmenlerin moderatörlüğünde yabancılarla öğrendiklerini pratiğe dökebilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Bu Linking Words’ün tamamı cümlenin başında “özetlemek gerekirse, kısaca” gibi anlamlarda kullanılabiliyor. Bu yüzden ayrı başlıklar açmadık.
“Ama” anlamına gelen bu Linking Words, çok sıklıkla karşımıza çıkar.
“Ancak” anlamına gelir, genellikle cümlenin başında arkasından virgül ile kullanılır.
“…e karşın, …e rağmen” anlamında kullandığımız bu Linking Words’te dikkat etmemiz gereken şey Despite’dan sonra isim, Despite The Fact That’ten sonra cümle kullanılmasıdır.
Evet bu yazımızın daha sonuna geldik. Linking Words konusuna girince çıkmak çok mümkün olmuyor. Bu yazımızda en temel ve en kullanışlılara örnekleriyle yer vermeye çalıştık. Daha fazlası için ise seni Open English’e davet ediyoruz!
Linking Words gibi günlük konuşma ve yazıların olmazsa olmazı olan bir konuyu bu yazımızda olabildiğince basite indirgedik. Fakat eğer İngilizcede daha da ilerlemek ve akıcı olarak konuşmak istiyorsan sonraki adımın Open English’e kaydolmak olmalı!
Open English sana ana dili İngilizce olan yabancı eğitmenlerden 7/24, amaçların doğrultusunda canlı dersler alma, canlı konuşma gruplarında öğrendiklerini pratik etme ve dev içerik arşivimizdeki kaynak ve materyallere sınırsız erişim sağlayarak aklındaki her soruya anında cevap bulma fırsatı sunuyor!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
Bayrak, ulusal birliğin görsel simgelerinin başında gelir. Dünya üzerindeki tüm devletlerin kendi bayrakları bulunur ve her bir bayrak söz konusu ülke ve millete dair kültürel ve tarihsel anlamlara sahiptir.
İngilizce öğrenirken İngilizce bayraklar konusunda da bilgi sahibi olmanda fayda vardır. İngilizce bayrak isimlerinin bilhassa yazılışlarını öğrenmek önemlidir. Yurt dışında bulunduğunda ya da yurt içinde iş, eğitim ya da sosyal hayat gibi herhangi bir sebeple İngilizce iletişim kurman gerektiğinde bu konunun önüne çıkması olasıdır.
İngilizce ülke, millet ve bayrak isimlerini öğrenmek, entelektüel açıdan da önemli bir konudur. Bu şekilde genel kültürünü artırabilir ve hem mesleki hem de sosyal ortamlarda yeri geldiğinde bu bilgileri kullanarak bilgili yanını öne çıkarabilirsin.

Aslında ülkelere ait bayrakların İngilizcesini yazabilmek için İngilizce ülke ve millet isimlerini öğrenmen yeterlidir. Öğrendiğin ülke ya da millet isminin yanına İngilizce bayrak kelimesini getirdiğinde ilgili ülkenin bayrağından bahsettiğin anlaşılır.
İngilizce bayraklar yazılırken genellikle iki yaygın format kullanılır. Bunlardan ilki İngilizce bayrak, yani flag kelimesini ülke isminin başına getirmektir. Yani; the flag of Turkey (Türkiye bayrağı) … İkinci kullanım şeklinde ise bayrak, yani flag kelimesi millet isminin sonuna getirilir. Yani; Turkish flag (Türk bayrağı) … Her iki kullanım şekli de doğru ve geçerlidir.
Biz de bu durumu düşünerek ülkelerin yanı sıra milletlerin de İngilizcesini ekledik ki iki türlü kullanıma da hakim olabil.
Aşağıdaki listede ülkelerin, milletlerin ve bayrakların İngilizcelerini bulabilirsin. İngilizce bayraklar kısmına ise sadece ülke ile bayrak kullanımını ekledik. Sen de millet ile bayrak kullanımını öğrenerek istediğin tarzda ülke bayraklarını ifade edebilirsin.
| Country/Ülke | Nation/Millet | Flag/Bayrak |
| Turkey / Türkiye | Turkish / Türk | The flag of Turkey / Türkiye bayrağı |
| England / İngiltere | English / İngiliz | The flag of England / İngiltere bayrağı |
| Spain / İspanya | Spanish / İspanyol | The flag of Spain / İspanya bayrağı |
| Denmark / Danimarka | Danish / Danimarkalı | The flag of Denmark / Danimarka bayrağı |
| Afghanistan / Afganistan | Afghan / Afgan | The flag of Afghanistan / Afganistan bayrağı |
| Albenia / Arnavutluk | Albenian / Arnavut | The flag ofAlbenia / Arnavutluk bayrağı |
| Argentina / Arjantin | Argentine / Arjantinli | The flag of Argentina / Arjantin bayrağı |
| Australia / Avustralya | Australian / Avustralyalı | The flag of Australia / Avustralya bayrağı |
| Belarus / Beyaz Rusya | Belarusian / Beyaz Rusyalı | The flag of Belarus / Beyaz Rusya bayrağı |
| Belgium / Belçika | Belgian / Belçikalı | The flag of Belçika / Belçika bayrağı |
| Bolivia / Bolivya | Bolivian / Bolivyalı | The flag of Bolivia / Bolivya bayrağı |
| Bosnia and Herzegovina / Bosna Hersek | Bosnian / Boşnak | The flag of Bosnia and Herzegovina / Bosna Hersek bayrağı |
| Brazil / Brezilya | Brazilian / Brezilyalı | The flag of Brazil / Brezilya bayrağı |
| Bulgaria / Bulgaristan | Bulgarian / Bulgar | The flag of Bulgaria / Bulgaristan bayrağı |
| Cambodia / Kamboçya | Cambodian / Kamboçyalı | The flag of Cambodia / Kamboçya bayrağı |
| Canada / Kanada | Canadian / Kanadalı | The flag of Canada / Kanada bayrağı |
| Chile / Şili | Chilean / Şilili | The flag of Chile / Şili bayrağı |
| China / Çin | Chinese / Çinli | The flag of China / Çin bayrağı |
| Colombia / Kolombiya | Colombian / Kolombiyalı | The flag of Colombia / Kolombiya bayrağı |
| Costa Rica / Kosta Rika | Costa Rican / Kosta Rikalı | The flag of Costa Rica / Kosta Rika bayrağı |
| Croatia / Hırvatistan | Crotian / Hırvat | The flag of Croatia / Hırvatistan bayrağı |
| Cuba / Küba | Cuban / Kübalı | The flag of Cuba / Küba bayrağı |
| Dominican Republic / Dominik Cumhuriyeti | Dominican / Dominikli | The flag of Dominican Republic / Dominik Cumhuriyeti bayrağı |
| Ecuador / Ekvator | Ecuadorian / Ekvatorlu | The flag of Ecuador / Ekvator bayrağı |
| Egypt / Mısır | Egyptian / Mısırlı | The flag of Egypt / Mısır bayrağı |
| El Salvador / El Salvador | Salvadorian / Salvadorlu | The flag of El Salvador / El Salvador bayrağı |
| Estonia / Estonya | Estonian / Estonyalı | The flag of Estonia / Estonya bayrağı |
| Ethiopia / Etiyopya | Ethiopian / Etiyopyalı | The flag of Ethiopia / Etiyopya bayrağı |
| France / Fransa | French /Fransız | The flag of France / Fransa bayrağı |
| Finland / Finlandiya | Finnish / Fin | The flag of Finland / Finlandiya bayrağı |
| Georgia / Gürcistan | Georgian / Gürcü | The flag of Georgia / Gürcistan bayrağı |
| Germany / Almanya | German / Alman | The flag of Germany / Almanya bayrağı |
| Greece / Yunanistan | Greek / Yunan | The flag of Greece / Yunanistan bayrağı |
| Guatemala / Guatemala | Guatemalan / Guatemalalı | The flag of Guatemala / Guatemala bayrağı |
| Haiti / Haiti | Haitian / Haitili | The flag of Haiti / Haiti bayrağı |
| Honduras / Honduras | Honduran / Honduraslı | The flag of Honduras / Honduras bayrağı |
| Hungary / Macaristan | Hungarian / Macar | The flag of Hungary / Macaristan bayrağı |
| Indonesia / Endonezya | Indonesian / Endonezyalı | The flag of Indonesia / Endonezya bayrağı |
| Iran / İran | Iranian / İranlı | The flag of Iran / İran bayrağı |
| Iraq / Irak | Iraqi / Iraklı | The flag of Iraq / Irak bayrağı |
| Ireland / İrlanda | Irish / İrlandalı | The flag of Ireland / İrlanda bayrağı |
| Israel / İsrail | Israeli / İsrailli | The flag of Israel / İsrail bayrağı |
| Italy / İtalya | Italian / İtalyan | The flag of Italy / İtalya bayrağı |
| Japan / Japonya | Japanese / Japon | The flag of Japan / Japonya bayrağı |
| Jamaica / Jamaika | Jamaican / Jamaikalı | The flag of Jamaica / Jamaika bayrağı |
| Jordan / Ürdün | Jordanian / Ürdünlü | The flag of Jordan / Ürdün bayrağı |
| Korea / Kore | Korean / Koreli | The flag of Korea / Kore bayrağı |
| Laos / Laos | Laotian / Laoslu | The flag of Laos / Laos bayrağı |
| Latvia / Letonya | Latvian / Letonyalı | The flag of Latvia / Letonya bayrağı |
| Lithuania / Litvanya | Lithuanian / Litvanyalı | The flag of Lithuania / Litvanya bayrağı |
| Malaysia / Malezya | Malaysian / Malezyalı | The flag of Malaysia / Malezya bayrağı |
| Mexico / Meksika | Mexican / Meksikalı | The flag of Mexico / Meksika bayrağı |
| Netherlands / Hollanda | Dutch / Hollandalı | The flag of Netherlands / Hollanda bayrağı |
| New Zealand / Yeni Zelanda | New Zealander / Yeni Zelandalı | The flag of New Zealand / Yeni Zelanda bayrağı |
| Nicaragua / Nikaragua | Nicaraguan / Nikaragualı | The flag of Nicaragua / Nikaragua bayrağı |
| Norway / Norveç | Norwegian / Norveçli | The flag of Norway / Norveç bayrağı |
| Palestine / Filistin | Palestinian / Filistinli | The flag of Paletsine / Filistin bayrağı |
| Panama / Panama | Panamanian / Panamalı | The flag of Panama / Panama bayrağı |
| Paraguay / Paraguay | Paraguayan / Paraguaylı | The flag of Paraguay / Paraguay bayrağı |
| Peru / Peru | Peruvian / Perulu | The flag of Peru / Peru bayrağı |
| Philippines / Filipinler | Filipino / Filipinli | The flag of Philippines / Filipinler bayrağı |
| Poland / Polonya | Polish / Polonyalı | The flag of Poland / Polonya bayrağı |
| Portugal / Portekiz | Portuguese / Portekizli | The flag of Portugal / Portekiz bayrağı |
| Puerto Rico / Porto Riko | Puerto Rican / Porto Rikolu | The flag of Puerto Rico / Porto Riko bayrağı |
| Romania / Romanya | Romanian / Romanyalı | The flag of Romania / Romania bayrağı |
| Russia / Rusya | Russian / Rus | The flag of Russia / Rusya bayrağı |
| Saudi Arabia / Suudi Arabistan | Saudi / Suudi | The flag of Saudi Arabia / Suudi Arabistan bayrağı |
| Scotland / İskoçya | Scottish / İskoç | The flag of Scotland / İskoçya bayrağı |
| Slovakia / Slovakya | Slovak / Slovak | The flag of Slovakia / Slovakya bayrağı |
| Switzerland /İsviçre | Swiss / İsviçreli | The flag of Switzerland / İsviçre bayağı |
| Syria / Suriye | Syrian / Suriyeli | The flag of Syria / Suriye bayrağı |
| Taiwan / Tayvan | Taiwanese / Tayvanlı | The flag of Taiwan / Tayvan bayrağı |
| Thailand / Tayland | Thai / Taylandlı | The flag of Thailand / Tayland bayrağı |
| Ukraine / Ukrayna | Ukrainian / Ukraynalı | The flag of Ukraine / Ukrayna bayrağı |
| United States of America / ABD | American / Amerikalı | The flag of United States of America / Amerika Birleşik Devletleri bayrağı |
| Venezuela / Venezuela | Venezuelan / Venezuelalı | The flag of Venezuela / Venezuela bayrağı |
| Vietnam / Vietnam | Vietnamese / Vietnamlı | The flag of Vietnam / Vietnam bayrağı |

Open English online İngilizce kursu olarak İngilizceye dair her şeyi platformumuzda seninle buluşturuyoruz. Sıfırdan İngilizce öğrenmek, İngilizceni geliştirmek ya da TOEFL, IELTS gibi sınavlara hazırlanmak için online İngilizce kursumuzu tercih edebilirsin.
Sen de hızlı bir şekilde İngilizce öğrenmeye başlayabilir, İngilizce seviye tespit sınavı sayesinde de kendi seviyenden İngilizceni geliştirebilirsin.
Open English’in tüm özelliklerinden yararlanmaya başlamak ve ana dili İngilizce olan eğitmenlerle 7/24 sınırsız derslere katılmak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
Set fiili, İngilizcede epey yaygın olan ve birçok farklı kullanımı olan bir fiildir. Anlamı kullanıldığı duruma göre değişebilir ve çeşitli Phrasal Verbs’te asıl anlamının dışında anlamlar taşıyabilir. Bu yazımızda Set fiilinin en yaygın anlamlarına değinecek, içinde geçtiği Phrasal Verbs’ten bahsedecek ve örneklerle destekleyeceğiz.
Fakat başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Burada bu yazıyı okuduğuna göre İngilizce öğrenmeye kararlı olmalısın! İngilizceni en yüksek seviyelere taşımak istiyorsan, alanında 15 yıllık deneyimi ve 1.5 milyon kullanıcısıyla önder Open English’e katılmanı şiddetle tavsiye ediyoruz!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında eğitmenlerin moderatörlüğü ile yabancılarla pratik yaparak öğrendiklerini gerçek hayatta kullanabilir ve dev içerik arşivimizde aklına takılan her konuya anında cevap alabileceğin kaynak ve materyaller bulabilirsin!
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

Set fiili, içinde bulunduğu cümleye göre birçok farklı anlama gelebilir. Genellikle fiil ve isim olarak karşımıza çıksa da duruma göre sıfat olarak da karşımıza çıkabilir. Birkaç yaygın anlamına değinerek örnek verelim:
Umarız buraya kadar her şey açık ve nettir! Kelime bilgisi, zamanla ve tekrarla oturur. Fakat bu süreci hızlandırmak elinde. Ana dili İngilizce olan birinden öğrendiğin kelimeler hem daha uzun süre aklında kalır, hem de günlük hayattaki kelime tercihlerini birinci elden deneyimlemiş olursun! Amacın buysa doğru yerdesin, çünkü Open English sana ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alma fırsatı sunuyor! Bunun yanı sıra canlı konuşma gruplarında yeni öğrendiğin kelimeleri pratiğe de dökebilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
Bildiğin üzere İngilizcede fiilleri Regular (düzenli) ve Irregular (düzensiz) olarak ikiye ayırırız. Düzenli fiillere düzenli denme sebebi “-ed” takısı alarak geçmiş zaman hallerini alabilme kuralına uymalarıdır. Fakat düzensiz fiiller bu kuralı takip etmez ve kuralsız bir şekilde 2 ve 3. hallerini alırlar.
Set ise düzensiz bir fiil. Fakat düzensiz fiillerin en kolay ezberlenilenlerinden. Çünkü Set 2. hali ve 3. hali aynıdır. Yani birinci, ikinci ve üçüncü hallerinin hepsi “set”tir. Bu sebepten bazen içinde bulunduğu cümlelerin zamanını ilk bakışta anlayamayabiliriz. Tabii Simple Present Tense’deki “-s” takısı alma kuralından bağımsız değildir. Eğer geniş zaman cümlede öznemiz “he, she, it”ten biri ise Set fiilimiz “sets” olacaktır.

Phrasal Verbs’e Türkçede “deyimleşmiş birleşik fiil” olarak adlandırıyoruz. Bu fiiller, bir fiil ve bir başka kelimeden (genelde preposition) oluşan kalıplaşmış fiil öbekleridir. Bu Phrasal Verb’lerde dikkat etmemiz gereken, çekimleyeceksek sadece fiil olan kelime üzerinde değişiklik yapmamız gerektiğidir. Bu kısımda içinde Set geçen birkaç Phrasal Verb’e değineceğiz:
Set fiilinden bahsettiğimiz bu yazının sonuna geldik. Kelimeler onlarca farklı anlama gelebilir ve kullanım alanlarına göre bunları anlamak zor olabilir. Bu noktada kelime dağarcığını geliştirmek için yapabileceğin en iyi şey, ana dili İngilizce olan eğitmenlerden alacağın derslerde günlük hayattan kelimeler ve deyimleri öğrenerek yabancılarla pratik etmektir.
Bu durumda Open English sana tam olarak ihtiyacın olan şeyi sunuyor! Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan, dünya çapındaki eğitmenlerden amaçlarına yönelik 7/24 canlı dersler alabilir, öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında yabancılarla, eğitmen moderatörlüğünde pekiştirebilir ve dev arşivimize sınırsızca erişerek aklındaki tüm sorulara anında cevap bulabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
Fiiller… Günlük hayatta ne yaptığımızı, ne yapıyor olduğumuzu ve ne yapacağımızı kullandığımız için kelimeler… Tıpkı Türkçede olduğu gibi İngilizcede de pek çok fiil vardır ve bir cümle için fiilin önemi yadsınamaz.
Türkçe günlük hayatını bir düşün! Bir gününü göz önüne getirdiğinde aslında ne kadar benzer kelimeler kullandığını fark edersin. İşte bu noktayı dikkate alarak biz de İngilizcede en çok kullanan fiillerin neler olduğunu incelemek ve bununla alakalı bir liste hazırlamak istedik.
İngilizcede en çok kullanılan fiilleri öğrenmek; günlük konuşmaları kolay bir şekilde yapmana, yazışmaları sıkıntısız bir şekilde gerçekleştirmene ve dinlediklerini hızlı bir şekilde anlamana yardımcı olacaktır.
Bu fiilleri öğrenmek aynı zamanda İngilizce kelime hazneni de genişletmene fırsat tanıyacak ve İngilizce öğrenme serüveninde temel olarak sağlam bir kelime bilgisine sahip olmanı mümkün kılacaktır.
Daha fazla uzatmadan İngilizcede en çok kullanılan fiiller listemize geçelim.

İngilizcede günlük konuşmalarda, toplantılarda ve yazışmalarda sık kullanılan fiilleri şimdi liste halinde sana sunuyoruz.
İşte İngilizcede en çok kullanılan fiiller ve bu fiillerin Türkçe anlamları:
| İngilizcede En Çok Kullanılan Fiiller | Türkçe Karşılıkları |
| Accept | Kabul Etmek, Kabullenmek |
| Achieve | Elde Etmek, Başarmak |
| Act | Davranmak, Hareket Etmek |
| Add | İlave Etmek, Eklemek |
| Admit | Kabul Etmek, İtiraf Etmek |
| Agree | Aynı Fikirde Olmak, Katılmak |
| Allow | İzin Vermek |
| Answer | Cevap Vermek, Yanıtlamak |
| Appear | Belirmek, Görünmek |
| Apply | Uygulamak, Başvurmak |
| Argue | Tartışmak, Çekişmek |
| Arrange | Ayarlamak, Düzenlemek |
| Arrive | Varmak, Ulaşmak |
| Ask | Sormak, İstemek |
| Attack | Saldırmak |
| Avoid | Kaçınmak, Önlemek |
| Be | Olmak |
| Beat | Yenmek, Vurmak |
| Become | Olmak, Dönüşmek |
| Begin | Başlamak |
| Believe | İnanmak |
| Belong | Ait Olmak |
| Bet | İddiaya Girmek |
| Bite | Isırmak |
| Break | Kırılmak, (Kurala) Uymamak |
| Bring | Getirmek |
| Build | İnşa Etmek, Geliştirmek |
| Burn | Yanmak, Yakmak |
| Buy | Satın Almak |
| Calculate | Hesaplamak |
| Call | Aramak |
| Can | Yapabilmek, Edebilmek |
| Carry | Taşımak |
| Catch | Yakalamak |
| Choose | Seçmek |
| Come | Gelmek |
| Confirm | Doğrulamak, Onaylamak |
| Consider | Dikkate Almak |
| Contact | İrtibat Kurmak |
| Continue | Devam Etmek |
| Cook | Pişirmek |
| Cost | Mal Olmak |
| Count | Saymak |
| Cut | Kesmek |
| Damage | Zarar Vermek |
| Dance | Dans Etmek |
| Deal | Uğraşmak, Çaresine Bakmak |
| Decide | Karar Vermek |
| Deliver | Teslim Etmek |
| Demand | İstemek, Talep Etmek |
| Deny | İnkar Etmek |
| Depend | Bağlı Olmak, İtimat Etmek |
| Describe | Tanımlamak, Tarif Etmek |
| Destroy | İmha Etmek, Yıkmak |
| Develop | Geliştirmek |
| Die | Ölmek |
| Do | Yapmak |
| Dream | Hayal Kurmak, Rüya Görmek |
| Drink | İçmek |
| Drive | (Araç) Sürmek |
| Eat | Yemek |
| End | Sona Ermek, Son Vermek |
| Enjoy | Zevk Almak |
| Enter | Girmek |
| Expect | Ümit Etmek, Beklemek |
| Experience | Deneyim Kazanmak |
| Explain | Açıklamak, İzah Etmek |
| Explore | Keşfetmek |
| Fall | Düşmek |
| Feed | Beslemek |
| Feel | Hissetmek |
| Fight | Dövmek, Dövüşmek |
| Fill | Doldurmak |
| Find | Bulmak |
| Fly | Uçmak |
| Fold | Katlamak |
| Follow | Takip Etmek |
| Force | Zorlamak |
| Forget | Unutmak |
| Forgive | Affetmek |
| Get | Almak, Elde Etmek |
| Give | Vermek |
| Go | Gitmek |
| Grow | Büyümek, Gelişmek |
| Guess | Tahmin Etmek |
| Hang | Asmak |
| Have | Sahip Olmak |
| Hear | Duymak |
| Help | Yardım Etmek |
| Hit | Vurmak, Çarpmak |
| Hold | Tutmak |
| Hurt | Acımak, Acıtmak |
| Join | Katılmak |
| Joke | Şaka Yapmak |
| Jump | Zıplamak |
| Keep | Saklamak, Tutmak Veya Korumak |
| Kick | Tekme Atmak Veya Tekmelemek |
| Kill | Öldürmek |
| Kiss | Öpmek |
| Knock | Vurmak Veya Tıklatmak |
| Know | Bilmek |
| Lead | Yönetmek, Liderlik Etmek |
| Learn | Öğrenmek |
| Leave | Terk Etmek |
| Let | İzin Vermek |
| Lie | Yalan Söylemek, Yatmak |
| Like | Beğenmek |
| Live | Yaşamak |
| Look | Bakmak |
| Lose | Kaybetmek |
| Make | Yapmak |
| Manage | Yönetmek, İdare Etmek |
| Marry | Evlenmek |
| Matter | Önem Taşımak, Önemli Olmak |
| Mean | Kastetmek, Niyet Etmek |
| Meet | Buluşmak |
| Mention | Bahsetmek |
| Mind | Önemsemek, Aldırmak |
| Miss | Kaçırmak, Özlemek |
| Move | Hareket Etmek, Taşınmak |
| Need | İhtiyaç Duymak |
| Note | Not Etmek |
| Notice | Fark Etmek, |
| Occur | Belirmek, Vuku Bulmak |
| Offer | Teklif Etmek |
| Open | Açmak |
| Order | Emir Vermek |
| Pass | Pas Geçmek, İhmal Etmek |
| Pay | Ödemek |
| Perform | Sahnelemek |
| Pick | Seçmek |
| Place | Yerleştirmek |
| Plan | Plan Yapmak |
| Play | Oynamak |
| Practise | Pratik Yapmak |
| Prepare | Hazırlamak |
| Race | Yarışmak |
| Reach | Erişmek, Ulaşmak |
| Read | Okumak |
| Realize | Farkına Varmak, Fark Etmek |
| Receive | Almak, Teslim Almak |
| Recognize | Tanımak |
| Reduce | Miktarını Azaltmak, Düşürmek |
| Refuse | Reddetmek, Geri Çevirmek |
| Release | Serbest Bırakmak |
| Remain | Arta Kalmak |
| Remember | Hatırlamak |
| Remove | Kaldırmak, Sökmek, Gidermek |
| Repeat | Tekrarlamak |
| Replace | Yer Değiştirmek |
| Reply | Cevap Vermek |
| Report | İhbar Etmek, Bildirmek |
| Represent | Temsil Etmek |
| Rest | Dinlenmek, Geri Çekilmek |
| Return | Geri Dönmek |
| Ring | (Telefon Ya Da Zil) Çalmak |
| Rise | Doğmak, Yükselmek |
| Run | Koşmak, İşletmek |
| Save | Kaydetmek |
| Say | Söylemek |
| Search | Aramak |
| See | Görmek |
| Seem | Görünmek |
| Sell | Satmak |
| Send | Göndermek |
| Serve | Hizmet Etmek |
| Set | Ayarlamak, Kurmak |
| Shake | Sallamak |
| Shine | Parlamak |
| Shoot | Vurmak, Film Çekmek |
| Show | Göstermek |
| Shut | Kapatmak |
| Sign | İmzalamak |
| Sing | Şarkı Söylemek |
| Sit | Oturmak |
| Ski | Kayak Yapmak |
| Sleep | Uyumak |
| Slice | Doğramak |
| Solve | Çözmek |
| Speak | Konuşmak |
| Spend | Harcamak |
| Spread | Yaymak |
| Stand | Ayakta Durmak |
| Start | Başlamak |
| Steal | Çalmak, Yürütmek |
| Stick | Yapışmak |
| Sting | Batmak, Canını Yakmak |
| Stink | Kokuşmak |
| Swear | Küfretmek, Yemin Etmek |
| Sweep | Süpürmek |
| Swim | Yüzmek |
| Take | Almak |
| Talk | Konuşmak |
| Taste | Tadına Bakmak |
| Teach | Öğretmek |
| Tell | Söylemek |
| Think | Düşünmek |
| Throw | Fırlatmak |
| Touch | Dokunmak |
| Train | Eğitmek |
| Travel | Yolculuk Yapmak, Seyahat Etmek |
| Treat | Tedavi Etmek, Davranmak |
| Try | Denemek |
| Turn | Dönmek |
| Understand | Anlamak |
| Update | Güncellemek |
| Use | Kullanmak |
| View | Görüntülemek |
| Visit | Ziyaret Etmek |
| Vote | Oy Vermek |
| Wait | Beklemek |
| Wake | Uyanmak |
| Walk | Yürümek |
| Want | İstemek |
| Warn | Uyarmak |
| Wear | Giymek |
| Win | Kazanmak |
| Wish | İstemek, Dilemek |
| Work | Çalışmak |
| Write | Yazmak |

İngilizcede en çok kullanılan fiillere dair detaylı bir bilgi edindiğini umuyoruz. Ama bildiğin gibi İngilizce sadece kelimelerden oluşmuyor. Grameri, konuşması, yazması ve konuşulanı anlaması ile kapsamlı bir süreç olan İngilizceyi kolay bir şekilde öğrenmen için sana online İngilizce kursumuzu sunuyoruz.
Yan tarafta yer alan formu doldurarak İngilizce öğrenme serüveninde ilk adımı atabilir, ekip arkadaşlarımız sana ulaşınca online İngilizce eğitimimiz hakkında detaylı bilgi edinebilirsin.
Will kullanım kolaylığı ve anlamının temel oluşu sebebiyle İngilizceyi öğrenmeye başlayan kişilerin yolun başında karşılaştığı ve öğrendiği yapılardandır. Fakat Would daha ileri seviyelerde, daha karmaşık konuların parçası olarak karşımıza çıkar. Bu yüzden İngilizce öğrenenlerin aklında “Will Would farkı nedir?” sorusu yankılanmaktadır. Bu yüzden bu yazımızda Will Would farkına değinecek ve Would’un kullanımını detaylıca inceleyeceğiz!
Fakat başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Open English 1.5 milyon kullanıcıya İngilizce öğretmiş ve öğretmeye devam eden, alanında 15 yıllık deneyime sahip bir platform olmanın gücü ile sana ihtiyacın olan tüm fırsatları sunuyor.
Open English’e abone olarak sana ve amaçlarına özel hazırlanan kişisel çalışma planın eşliğinde ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, yabancılar ile konuşma gruplarında pratik yapabilir ve aklındaki her soru için dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

Will, cümleye gelecek anlamı katan bir Modal fiildir. Simple Future Tense konusu içerisinde de gördüğümüz Will genelde İngilizceyi ilk öğrenmeye başladığımızda gördüğümüz yapılardan biri olduğu için göreceli olarak kolay bir konudur diyebiliriz. Kullanımını özetlemek gerekirse:
| Özne | will | fiilin yalın hali |
| Özne | will not / won’t | fiilin yalın hali |
| will | özne | fiilin yalın hali |
Buraya kadar her şey yolundadır umarız. Will konusunu halihazırda blogumuzda anlatmıştık. Future Tense yazımıza ulaşarak daha detaylı bir şekilde inceleyebilirsin. Fakat öğrenimini bir adım ileriye taşımak ve en doğru, en verimli şekilde öğrendiğine emin olmak istersen seni Open English’e davet ediyoruz.
Open English sana ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında pratik yapabilir ve dev içerik arşivimize gönlünce erişim sağlayabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Would, Will’in geçmiş zaman halidir ve farklı anlamlar ve işlevler ile kullanılabilir. Fakat nasıl? Gelecek zaman anlamı veren bir yapıyı nasıl geçmiş zamanda kullanabiliriz? Örneklerimizi incelediğimizde mantıklı gelecektir. Would’un kullanımı yukarıda özetlediğimiz Will kullanımı ile aynı, yalnızca Will’i Would ile değiştirmen yeterli!
Would’un dolaylı anlamda kullanımı fazlasıyla yaygındır. Özellikle ilettiğimiz cümle gelecek zamandaysa, iletirken bu cümleyi geçmişte kurduğumuzda Would’a ihtiyaç duyarız. Would bu durumda hem Will hem Be Going To yerine kullanılabilir.
Cümlemizi incelediğimizde geçmiş zamanda olduğunu ve birinin söylediği şeyin dolaylı olarak iletildiğini görüyoruz. Bu kişinin geçmişte söylediği şey, o zamana göre gelecekte olan bir olay için. Mantığını anladık değil mi?
Geçmiş zamandaki alışkanlıklarımızdan bahsederken Used To kullanmak yaygındır. Burada da Would’u benzer bir anlamda kullanabiliriz.
Would’un en yaygın gördüğümüz kullanımı Would Like kalıbı içerisindedir. Birilerine kibarca bir şey isteyip istemediklerini sorarken ve bu sorulara cevap verirken kullandığımız bu yapı günlük konuşmada sık sık kullanılır.
Daha ileri seviye diyebileceğimiz konulardan olan Past Modals içerisinde “Would Have” yapısını da görürürüz. Bu yapıda, geçmişte yapabileceğimiz fakat yapmadığımız şeylerden olan pişmanlıklarımızı anlatırız. Ardından fiilin üçüncü halini kullandığımızı unutmayalım.
Will/Would farkı isimli yazımızın sonuna geldik. Bu konu içerisinde ilgili farklı konulara da kısaca değinmeye çalıştık fakat bu konuları detaylıca öğrenmek istersen ya da genel olarak İngilizceni hayalindeki seviyeye taşımak istersen seni Open English’in ayrıcalıklı dünyasına katılmaya davet ediyoruz.
Open English, alanındaki 15 yıllık deneyimi ve 1.5 milyonu aşkın öğrencisi ile İngilizce öğrenmenin en verimli ve en hızlı yolunu sunuyor. Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan deneyimli eğitmen kadromuzdan 7/24 ders alabilir, canlı konuşma gruplarında yabancılarla, eğitmenler moderatörlüğünde öğrendiklerinin pratiğini yapabilir ve aklındaki sorulara anında cevap almak için dev içerik arşivimizdeki kaynak ve materyallere sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
Yeni bir lisan öğrenmenin insana birçok faydası var. Bu faydalar, yalnızca iş hayatında parlak bir özgeçmişle sınırlı değil. Okul hayatında öne geçmekten çok daha fazlası. Elbette öğreneceğin lisan, okul ve iş hayatında kolaylık sağlayacak. Fakat bunlarla kalmayıp tahmin dahi edemeyeceğin kazanımlar elde etmene yarayacak.
Ana dilinin haricinde bir dil öğrenmek oldukça faydalı. Hele de öğreneceğin dil İngilizce ise pek çok avantaja sahip olabilirsin. Çünkü İngilizce evrensel bir dil. Hangi ülkeye seyahat etmiş olursan ol, orada İngilizce bilen insanlarla tanışabilirsin. Üstelik artık Open English ile İngilizce öğrenmek çok kolay!
Yeni bir dil öğrenmenin heyecanı ve özgüveni bambaşka! İngilizce bir dünya dili olduğu için, yeni diller öğrenmeye buradan başlayabilirsin. Üstelik İngilizce öğrenmek Open English ile çok daha kolay! İster sıfırdan İngilizce öğren istersen de temel İngilizce bilgine yenileri ekleyerek kendini geliştir!
Online İngilizce kursu Open English ile istediğin an istediğin yerde İngilizce öğrenirken zamandan tasarruf edebilirsin. Open English’in 7/24 canlı sınıflarında İngilizce dersi dinleyebilirsin. Ana dili İngilizce olan eğitmenler ile pratik yapma imkanın da bulunuyor.
Open English ile İngilizce öğren ve İngilizce öğrenmenin faydalarından yararlan! Konu ile ilgili daha detaylı bilgi almak için yandaki formu doldurabilirsin.

Yeni bir dil öğrenmek, beynin yapısını değiştiren bir durum. Çünkü birden çok lisana hakim olan insanların odaklanma kabiliyetleri daha yüksek oluyor. Bu da edinilen bilgilerin kolay bir şekilde hatırlanmasını sağlıyor. Ayrıca farklı dilleri konuşabilmek, beynin daha esnek düşünebilmesi ile de ilgili.
Sen de yeni diller öğrenerek hafızanı daha kuvvetli hale getirebilirsin. Bunun yanında esnek düşünebilme kabiliyetin de artacaktır. Bu durum sayesinde sorunlara daha hızlı çözüm önerileri üretebilirsin.
Yeni bir dil öğrenmek, öğrenilen dilin yapısı ve mantığı üzerine düşünmeyi gerektiriyor. Bu çaba da zihnimizin mantıksal çıkarımları hızlı ve kolayca yapabilmesine olanak tanıyor. Daha mantıklı düşünebiliyor olmanın, İngilizce öğrenmenin faydalarından biri olacağını tahmin edebilir miydin?
Dil öğrenirken yeni kelimeler ezberlemek gerekir. Yapacağın bu ezber de hafızanın gelişmesine katkı sağlar. Çünkü bir kabiliyet kullanıldıkça kuvvetlenir. İngilizce kelime ezberlemeyi, İngilizce öğrenmenin faydalarından biri olarak düşünebilirsin. Hem bu, seni motive edecektir.
Yeni bir dil öğrenirken acaba diğer bildiğim dili unutur muyum gibi kaygılara kapılanlar var. Ancak bu pek mümkün değil. Aksine yeni bir dil öğrenmenin faydası, ana dilini de geliştirmesi.
Başka bir dil öğrenirken ana dilinde ne kadar yetkin olduğunu fark edersin. Bu da kendine güveni tetikleyeceği için, ana dilini eskiye nazaran daha iyi kullanmaya başlarsın. İngilizce öğrenmeye niyetliysen bazı hataları yapmamaya özen gösterebilirsin. İngilizce Öğrenirken Yapılan Hatalar adlı yazıya da göz atabilirsin.
Yeni bir dil öğrenmek başlı başına faydalı etkinliklerden biri. Hele bir de öğrenilen dil İngilizce ise faydalardan fayda beğen! Çünkü İngilizce hem öğrenmesi diğer dillere göre biraz daha kolay olan bir dil. Hem de nereye gidersen git, İngilizce bilen insanlara rastlayıp iletişim kurabilirsin. Haydi gel İngilizce öğrenmenin faydalarına daha yakından bakalım.
Herkesin bildiği üzere İngilizce bir dünya dili, yani evrensel. Hangi ülkeye gidersen git, İngilizce bilen bir insana rastlama imkanın var. Bu da daha çok insanla iletişim kurma şansı oluşturuyor.
İngilizce bilen kişi, başka insanlarla daha rahat konuşabildiği için sosyalleşiyor. Ayrıca sorunlarına çözüm üretmek adına insanlardan yardım isteyebiliyor. İngilizce bilmek bu nedenle çok önemli.
İngilizce öğrenmenin faydalarından bir tanesi de fırsat kapılarını sana aralayacak oluşu. Çünkü gerek iş hayatında gerekse okulunda İngilizce bilmek seni öne çıkaracak. İngilizce konuşabildiğin için daha çok insana hitap edebileceksin. Ayrıca İngilizce okuma yapabildiğin için dünyada olup bitenleri takip edebileceksin.
İngilizce, yaşadığımız çağın olmazsa olmazı. Eğer İngilizce öğrenirsen çağın gerisinde kalmayacaksın. Böylece içinde bulunduğun durumun getirdiği fırsatları yakalaman daha kolay bir hale gelecek.
İngilizce bilmek iş hayatında kişiyi parlatan özelliklerden bir tanesi. Hatta bazı iş kollarında, işe alım yapılmadan evvel adaylar dil sınavına tabi tutuluyor. Sınavdan alınan puana göre o işe uygun olup olmadığına bakılıyor. İngilizce öğrenmenin faydalarından birisi, iş mülakatlarında öne geçecek olman.
Değişen dünya ve gelişen teknolojiyle birlikte artık çalışma koşulları da değişti. Uzaktan çalışmaya elverişli bir mesleğin varsa, yabancı iş arkadaşların olabilir. Bu nedenle onlarla iletişim kurarken zorlanmamak adına İngilizce bilmen gerekiyor.
Küreselleşen dünyada çalıştığın şirketin yabancı müşterileri olabilir. Hatta bir toplantıda, İngilizce sunum yapman gerekebilir. Bu ve buna benzer durumlarda güçlük yaşamamak için İngilizce bilmen şart. Hem bu durum özgüvenini de besler. Bu da İngilizce öğrenmenin faydalarından sayılabilir.
İngilizce bildiğini gösteren bir özgeçmişe sahip olursan, yabancı şirketlerde iş bulabilirsin. Böylece iş bulma sürecinde farklı alternatifler edindiğinden daha hızlı sonuç alırsın. Ayrıca İngilizce öğrenmenin faydalarından biri de terfi ile ilgili. İngilizce bilmek, kariyerinde ilerlemeni sağlar.

Tıpkı iş hayatındaki gibi eğitim hayatında da İngilizce bilmek mühim. İngilizce öğrenmenin bir faydası olarak, daha fazla eğitim materyaline sahip olabilirsin. Çünkü İngilizce yazılmış çok sayıda kaynak metin var. Ayrıca internetteki birçok içerik ve eğitim videosu İngilizce hazırlanmış. Bu kaynaklara erişimini kolaylaştırmak için İngilizce öğrenmelisin.
Akademik kariyer yapmak istiyorsan, zaten İngilizce öğrenmek mecburiyetindesin. Çünkü birçok makale, İngilizce yazılıyor. Kendi çalıştığın alanda yapılan çalışmaları takip edebilmek için İngilizce bilgisi lazım. Üstelik yalnızca İngilizce değil birçok dilde yetkin olman gerekli.
Yurt dışı tatili yapmak neredeyse herkesin hayali. Kim istemez ki yeni yerler görmeyi ve keşfetmeyi? Eğer sen de başka ülkeleri gezip görmek istiyorsan, İngilizce öğrenmen iyi bir adım olur. Çünkü seyahat ederken kendini İngilizce konuşarak ifade edebilirsin.
İngilizce öğrenmenin faydalarından biri de yurt dışında bir tatilde, insanlarla rahat iletişim kurabilmek. Daha önce hiç gitmediğin bir ülkede kaybolabilirsin. Bu durumda insanlara durumu açıklayıp yardım isteyecek şekilde İngilizce konuşabilmen gerek.
Tatilde İngilizce konuşarak arkadaşlar edinebilirsin. İngilizce öğrenmenin faydalarından en önemlisi bu. İngilizce konuşarak sosyalleşebilir, yeni çevrelere katılabilirsin. Bu da seni oldukça mutlu hissettirecektir.
İngilizce bilmek seyahatte rahat etmeni sağlar. Çünkü etrafında olup biten her şeyi bir aracı ya da rehbere gerek olmadan anlayabilirsin. İngilizce öğrenmenin faydaları, görüldüğü üzere oldukça fazla.
İngilizce evrensel bir dil olduğu için bilimsel birçok makale bu dilde yazılıyor. Ayrıca yalnızca akademik açıdan değil. Edebi açıdan da bu böyle. İngilizce yazılmış on binlerce kült kitap var. Bu kitapları, yazarın kaleminden çıktığı gibi çeviriye ihtiyaç duymadan okuyabilirsin.
İngilizce öğrenmek kaynaklara erişimini olumlu yönde etkileyecektir. Pek çok yeni projeyi, çalışmayı takip edebilirsin. İngilizce öğrenmenin faydalarından en keyifli olanı, sevdiğin yabancı yazarın kitabını aslından okumak olsa gerek.
Sen de İngilizce öğrenmenin faydalarından yararlanmak istiyorsan Open English’i tercih edebilirsin. Open English ile İngilizce öğrenmek çok kolay! Daha detaylı bilgi edinmek için yan taraftaki formu doldurabilirsin.
İngilizce kelimeler, bildiğin üzere deniz derya bir konu… Bununla alakalı farklı pek çok yazı hazırladık. Aynı kelimenin farklı zıt anlamlara gelmesi, aynı ifadeyi farklı kelimelerle söyleme ve daha nicesi… Bu yazılarımıza şimdi de İngilizce fiziksel özellikleri ekliyoruz.
İngilizce kelime haznene büyük katkılarda bulunacak olan bu yazımızda fiziksel özellikleri 7 alt başlıkta topladık.
Online İngilizce kursu Open English ile 7/24 online olan ana dili İngilizce olan eğitmenlerden sınırsız yararlabileceğini biliyor muydun? En kolay ve hızlı şekilde İngilizce öğrenmek istersen, bu sayfadaki formu doldur ve Open English’e bugün başla.
Hadi gel; bu İngilizce fiziksel özelliklere yakından bakalım.
İlk olarak genel görünüşle alakalı İngilizce kelimelere ve bu kelimelerin Türkçe karşılıklarına bir bakalım.
| İngilizce Genel Görünüş Kelimeleri | Türkçe Karşılığı |
| Attractive | Çekici |
| Beautiful | Güzel |
| Casually dressed | Rahat giyimli – Günlük giyimli |
| Charming | Çekici, alımlı |
| Clean | Alımlı |
| Comely | Güzel |
| Cute | Sevimli – Tatlı |
| Dirty | Kirli |
| Elegant | Şık |
| Fashionable | Modaya uygun |
| Good-looking | İyi görünümlü |
| Handsome | Yakışıklı |
| Homely | Çirkin |
| Neat | Düzenli – Temiz |
| Nice | Güzel – İyi |
| Nicely dressed | İyi giyimli – Güzel giyimli |
| Personable | Cana yakın |
| Poorly dressed | Kötü giyimli |
| Pretty | Tatlı – Hoş |
| Tidy | Düzenli – Tertipli |
| Ugly | Çirkin |
| Unattractive | Çekici olmayan |
| Untidy | Düzensiz – Dağınık |
| Well-dressed | Güzel giyimli |
| Ravishing | Büyüleyici |

İngilizce genel görünüş kelimelerini geçtiğimize göre sırada İngilizce vücut yapısı ve kilo ile alakalı kelimeler var.
| İngilizce Kilo ve Vücut Yapısı Kelimeleri | Türkçe Karşılığı |
| Athletic | Atletik |
| Broad-shouldered | Geniş omuzlu |
| Chubby | Tombul – Dolgun |
| Fat | Şişman |
| Feeble | Zayıf – Cılız |
| Heavily built | Ağır yapılı |
| Medium built | Orta yapılı |
| Muscular | Kaslı |
| Obese | Obez |
| Overweight | Aşırı kilolu |
| Plump | Tombul |
| Quite thin | Oldukça ince |
| Skinny | Sıska – Cılız |
| Slender | İnce |
| Slim | Zayıf – Narin |
| Stout | Sağlam |
| Strong | Güçlü |
| Thin | İnce – Zayıf |
| Underweight | Normalden hafif – Zayıf |
| Weak | Güçsüz |
| Well-build | Yapılı |
Sırada İngilizce saç ile alakalı kelimeler var. Bu kelimeler arasında renkleri de verdik çünkü saç betimlemesinde İngilizcede renklerden sıklıkla faydalanılmaktadır.
| İngilizce Saç Kelimeleri | Türkçe Karşılığı |
| Dark hair | Koyu saç |
| Black hair | Siyah saç |
| Brown hair | Kahverengi saç |
| Chestnut hair | Kestane rengi saç |
| Red hair | Kızıl saç |
| Auburn hair | Kumral saç |
| Blond hair | Sarı saç (Sarışın) |
| Light hair | Açık renk saç |
| Fair hair | Sarı saç |
| White hair | Beyaz saç |
| Gray hair | Gri saç |
| Long hair | Uzun saç |
| Short hair | Kısa saç |
| Shoulder-length hair | Omuz mizasında saç |
| Curly hair | Kıvırcık saç |
| Thick hair | Kalın saç |
| Wavy hair | Dalgalı saç |
| Thinning hair | Seyrek saç |
| Bald | Kel |
| Silken hair | İpeksi saç |
| Lank hair | Düz saç |
| Oily hair | Yağlı saç |
| Greasy hair | Yağlı saç |
| Plaits hair | Örgülü saç |
| Ponytails | Atkuyruğu |
| Neatly combed hair | Düzgüntaranmış saç |
| Medium length hair | Orta uzunlukta saç |
| Shiny hair | Parlak saç |
| Tousled / Dishevelled hair | Dağınık saç |
| Dull hair | Mat saç |
| Hairless | Kel – saçsız |
İngilizce yüz ile alakalı kelimelere de bu başlık altında yakından bir bakalım. Liste kısa olabilir ama günlük hayatta sıklıkla kullanılan İngilizce yüz ile alakalı kelimeleri buraya ekledik.
| İngilizce Yüz Kelimeleri | Türkçe Karşılığı |
| Oval | Oval |
| Square | Kare |
| Round face | Yuvarlak yüzlü |
| Bushy eyebrows | Gür kaşlı |
| Hooked nose | Hokka burun |
| High cheekbone | Çıkık elmacık kemik |
| Regular teeth | Normal diş |

Evet geldik, göz ile alakalı İngilizce kelimelere… Burada da göz için tercih edilen İngilizce renklere yer verdik.
| İngilizce Göz Kelimeleri | Türkçe Karşılığı |
| Big eyes | İri gözler |
| Large eyes | Büyük gözler |
| Bright eyes | Parlak gözler |
| Expressive eyes | Etkileyici gözler |
| Sharpe eyes | Keskin gözler |
| Light blue eyes | Açık mavi gözler |
| Dark gray eyes | Koyu gri gözler |
| Grayish blue eyes | Grimsi mavi gözler |
| Dark brown eyes | Koyu kahverengi gözler |
| Blue eyes | Mavi gözler |
| Slant eyes | Çekik gözler |
| Bulging eyes | Şişkin gözler |
| Eyeglasses | Gözlük |
| Spectacles | Gözlük |
| Contact Lens | Lens |
İngilizcede boy tanımlaması için uzunluk söylemenin dışında farklı kelimeler de kullanılmaktadır. Bu kelimelerin neler olduğunu da İngilizce boy kelimeleri listemizden öğrenebilirsin.
| İngilizce Boy Kelimeleri | Türkçe Karşılığı |
| Tall | Uzun |
| Very tall | Çok uzun |
| Quite tall | Oldukça uzun |
| Not very tall | Çok uzun değil |
| Short | Kısa |
| Average height | Ortalama boy |
| Medium height | Orta boy |
| Middle height | Orta boy |
İngilizce yaş konusunda da boya benzer durum var. Genellikle kişinin yaşı biliniyorsa, direkt olarak yaş söylenerek ifade edilebilir.
Ama yaşın bilinmediği durumlarda farklı İngilizce kelimeler ile yaşla alakalı bilgilendirme yapılabilir. Bu yaş ile alakalı İngilizce kelimeler de aşağıda seni bekliyor.
| İngilizce Yaş Kelimeleri | Türkçe Karşılığı |
| Young | Genç |
| Middle-aged | Orta yaşlı |
| Elderly | Yaşlı – İhtiyar |
| Adult | Yetişkin |
| Old | Yaşlı |
| Grown-up | Yetişkin |
| Little girl – boy | Küçük kız çocuğu – Erkek çocuğu |
| Teenager | Genç – Delikanlı |
İngilizcenin tüm dünyada konuşulan global bir dil olduğunu biliyorsun. 2022 yılında Ethnologue: Languages of the World tarafından yapılan araştırmaya göre dünyada 1.5 milyar insan İngilizce biliyor.
Peki, Türkiye İngilizce bilme oranını ne kadar? 2022 yılında Education First tarafından pek çok farklı kriter incelenerek elde edilen veriler ile Türkiye İngilizce bilme oranı açıklandı. Türkiye İngilizce bilme oranıyla ilgili merakını giderecek bilgileri “Türkiye İngilizce Bilme Oranı Ne Kadar?” Başlıklı bu yazımızda bulabilirsin. Ayrıca bu yazımızdan Türklerin İngilizceyi en iyi konuşan kaçıncı millet olduğunu öğrenebilir, Türkiye’de iyi bir İngilizce eğitiminin nasıl edinilebileceği hakkında bilgi alabilirsin.
Online İngilizce kursu Open English ile İngilizce öğrenerek Türkiye İngilizce bilme oranını yükseltenlerden biri de sen olabilirsin! İngilizce öğrenmeye başlamak için tek yapman gereken bu sayfada bulunan formu doldurmak ve seni aramamızı beklemek.

Türkiye İngilizce bilme oranından bahsetmeden önce Türklerin İngilizceyi en iyi konuşan kaçıncı millet olduğuyla ilgili bilgi vermek istedik.
Türkiye, 2020 yılında 465 puanla English Proficiency Index (İngilizce Yeterlilik Endeksi) listesinin 69. sırasında yer alıyordu.
Dünya İngilizce Yeterlilik Endeksi, 2021 yılında incelendiğinde ise, Türkiye’nin, 478 puanla, 112 ülkeden 70. olduğu bilgisi ortaya çıktı.
2022 yılında bu araştırma yeniden yayınladığında ise Türkiye’nin 495 puanla 111 ülke arasında 64. sıraya sahip olduğunu öğrendik. İlgili kurum tarafından bu sıralama ile Türkiye’nin düşük yeterliliğe sahip ülkeler arasında yer aldığı açıklandı.
Türklerin İngilizce konuşmadaki derecelerini öğrendik. Şimdi Türkiye İngilizce bilme oranı hakkında neler öğrenebiliriz bir bakalım.
Tüm dünyada Britanya’ya bağlı ülkeler İngilizceyi ana dil olarak kullanıyor. Dünyada bilim dili olarak İngilizce dilinin kullanılması da dünyada İngilizce bilme oranını artırıyor. Dolayısıyla bu durum Türkiye İngilizce bilme oranının da artmasını sağlıyor. Ayrıca dünyada kültür sanat faaliyetlerinin ortak dili de İngilizce. Özellikle beyaz perdeye baktığımızda İngilizce dilinin başrol oynadığını ve bunun da diğer dünya ülkeleri ile birlikte Türkiye İngilizce bilme oranını da artırdığını söyleyebiliriz.
Spor ve tıp alanlarında da İngilizce önemli bir konumda olduğundan Türkiye İngilizce bilme oranı gün geçtikçe artıyor. Peki, Türkiye İngilizce bilme oranı ne kadar? Türkiye İngilizce bilme oranını artırmak için ne yapmak gerekir? Birlikte inceleyelim.
Türkiye İngilizce bilme oranı en yüksek bölge ünvanı, araştırmalara göre 498 puanla Marmara bölgesi ile Ege bölgesi arasında paylaşılıyor. Bu bölgelerin ardından 496 puanla İç Anadolu, 498 puanla Karadeniz, 471 puanla Akdeniz ve 425 puanla Doğu Anadolu bölgesi sıralanıyor. Türkiye İngilizce bilme oranı sıralamasında son sırada 420 puanla Güneydoğu Anadolu bölgesi yer alıyor.
Şehir bazında Türkiye İngilizce bilme oranı incelendiğinde en üst sırada yer alan yedi şehir ise şu şekilde:
Cinsiyet bazında Türkiye İngilizce bilme oranı Education First tarafından incelendiğinde 2022 yılında erkeklerin 501 puana sahip olarak 488 puandaki kadınlardan önde olduğu ortaya çıktı.
Yaş gruplarına göre Türkiye İngilizce bilme oranı incelendiğinde ortaya çıkan sonuçlarla, Türkiye İngilizce bilme oranı en yüksek yaş grubunun 18 – 20 yaş grubu olduğu açıklandı. Bu grubun hemen ardında, neredeyse aynı seviyelerde İngilizce bilme oranına sahip olan 21 – 25 yaşındakiler yer alıyor. Daha sonra 26 – 30 yaş grubu ve 31 – 40 yaş grubu bulunurken, son sırada ise 41 yaş üstü bireyler yer alıyor.
Türkiye İngilizce bilme oranını artırmak için yapılabilecek en önemli şey iyi bir İngilizce eğitimi almak. Türkiye’de kaliteli İngilizce eğitimi nasıl alınır öğrenmek için yazımızı okumaya devam edebilirsin.
Türkiye İngilizce bilme oranını artırmak için Open English’in eğitim planları ve online İngilizce kursu avantajlı fiyatlarını öğrenmek için bu sayfada bulunan formu doldur, Online İngilizce kursu eğitim planı ve fiyat bilgilerimizi sana hızlıca iletelim!

Türkiye’de bir öğrenci; ilkokul, ortaokul ve lisede geçirdiği eğitim hayatı boyunca ortalama 1000 saat İngilizce eğitimi alıyor. Fakat İngilizce pratiği yapılmadıkça bu eğitimlerin kalıcı olması sağlanamıyor. 1000 saatlik eğitime rağmen Türkiye İngilizce bilme oranının bu kadar düşük olması bize, İngilizce dilini öğrenme konusunda farklı metotlara ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Burada da devreye Online İngilizce kursu Open English giriyor.
Online İngilizce kursu Open English ile gramer (dilbilgisi) öğrenmek çok kolay. 8 seviyeden oluşan CEFR (Avrupa Ortak Dil Çerçevesi) standartlarına dayalı eğitim programı ile Türkiye İngilizce bilme oranına senin de katkın olacak. İçerisinde gramer rehberi de bulunduran Open English’te, binlerce saatlik interaktif ders içeriğine sınırsız katılım hakkına sahip olacağından İngilizce gramer bilgini üst seviyelere taşıyabileceksin.
Open English’te seçtiğin eğitim paketine göre ana dili İngilizce olan eğitmenlerden birebir İngilizce eğitimi alabilir, İngilizce bilgini hızlı ve emin adımlarla artırabilirsin.
7/24 canlı İngilizce dersleri ile listening, writing, speaking, reading çalışmaları yapabileceğin İngilizce kursu Open English, her seviye için sertifika imkânı sunuyor. %100 online İngilizce kursu Open English’te yer alan etkileşimli videolar sayesinde istediğin yer ve zamanda kendini geliştirebilir, Türkiye İngilizce bilme oranını yukarılara taşıyabilirsin.
Bir dili öğrenmenin en iyi yolu o dili uzun uzun konuşmak olduğundan, İngilizce dilini öğrenmek için bol bol speaking çalışması yapman gerekir. Türkiye İngilizce bilme oranını yükseltmek için speaking çalışmaları yapmadan önce Open English’te bulunan ses tanıma özellikli telaffuz uygulamasını kullanarak kelime telaffuzlarını kontrol edebilir, varsa hatalarını düzeltebilirsin.
Ana dili İngilizce olan öğretmenlerinin moderatörlüğünde açılan konuşma sınıflarına katılarak ana dili İngilizce olan insanlarla sohbet ederek İngilizce konuşma pratiği yapabilirsin. Ayrıca Türkiye’de İngilizce Konuşulan Yerler yazımızı okuyarak Türkiye’de konuşma pratiği yapabileceğin yerleri öğrenebilirsin.
İngilizce diline dair bilgini artırmak istiyorsan hemen bu sayfadaki formu doldurabilirsin. Open English’te sana yardım etmek için her zaman hazırız!
İngilizcede bir eylemden bahsederken bazı fiilleri o eylemin geçtiği zamana göre değiştiririz. Yani olay şimdiki zamanda geçiyorsa sonuna ‘ing’ eki getirmekle yetinirken geçmiş zamanda geçiyorsa bazen fiilimiz değişir. Geçmiş zamanda değişen fiillere düzensiz derken; değişmeyip sonuna ‘-ed’ alan fiillere düzenli fiil deriz. (Eğer düzenli ve düzensiz fiiller konusunda eksiğin varsa düzensiz fiiller yazısına göz atmanı tavsiye ederiz. İngilizcede düzensiz fiillerin neler olduğunu açık şekilde anlatıyor.)
Küçük bir örnek: break. Bu fiili şimdiki zamanda kullanacaksak eğer fiilimiz sonuna ing eki ‘breaking’ olur. Geçmiş zamanda kullanacaksak kelime değişerek ‘broke’ ya da ‘broken’ olur.
Yani İngilizce bir kelimenin birden çok görünümü ve kullanımı olabiliyor. Bunun yanında bir de kelimelerin zamansal değişimlerinin yanında anlamsal değişimleri de oluyor. Yani break’in yanına örneğin ‘up’ koyduğumuz zaman kırılmak anlamından uzaklaşıp ayrılmak anlamına geliyor. Yani her ‘break’ gördüğün yeri sakın ‘kırmak’ olarak çevireyim deme.
Peki, bu kelimelerin bu tür kullanımlarını nereden bileceğiz? İşte tam bu yazıda!
Break gibi phrasal verb’lerin günlük hayatta nasıl kullanacağını bilmiyor, yeterli pratik yapamıyorsan senin için güzel bir haberimiz var. Open English online İngilizce kursu ile bu işin üstesinden gelebilirsin. İngilizceyi native olarak kullanan öğretmenler ile haftanın her günü 7/24 konuşabilir, eksiklerini tamamlayabilirsin. Daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki formu doldurman yeterli!
Bu yazıda senin için ‘break’ fiilinin çeşitli kullanımlarından bahsettik. Bunları ezberleyerek günlük İngilizcene daha iler bir seviyeye taşıyacağına emin olabilirsin. Hadi başlayalım!

Break: En yaygın şekilde bir cismi kırmak olarak kullanılır; parçalara ayrılan bir şeyi ifade eder.
Bardağın, tabağın, kalemin vs: break the glass.
Break down, break something down: bir makinenin, arabanın çalışmayan parçası, aksanı için, başarılı olmayan, iyi gitmeyen işler için, engelleri aşmak, yıkmak için kullanılır.
Break in, break somebody in: Bir şeyler çalmak için güç kullanarak bir binaya girmek, birinin lafını bölmek, birine yardım etmek.
Break off, break somebody off: konuşmayı bırakmak, birinden ayrılmak, iletişimi, ilişkiyi bitirmek anlamlarında kullanılır.
Break out: Yangın, savaş, kavga gibi hoşa gitmeyen durumlarda, hapishaneden kaçan biri için ya da günlük rutinlerde çok sıkılıp bunların dışına çıkıldığında kullanılır.
Break through: Zorlayan bir şeyin üstesinden gelebilmek, bir şeyi iyi derecede yönetebilmek.
Break up: Bir şeyin kırılması, bir ilişkinin son bulması, savaşın, gösterinin durdurulması gibi durumlarda kullanılır.

Lunch break: Mola vermek, paydos etmek gibi anlamlarda da kullanılır.
Break the rules, break the laws, break promise or agreement: Kuralları çiğnemek, yasadışı işlere kalkışmak, verdiği sözü tutmamak, sözünden caymak anlamlarında kullanılır
Break a habit: Sürdürülen bir alışkanlığın bırakılması anlamında kullanılır.
Break a journey: Kısa bir gezi, yolculuk için bir yerde bulunmak.
Break the silence: Uzun sessizlik durumlarını bozma, konu açma gibi durumlarda kullanılır.
Break somebody’s concentrations: Tam bir şeye odaklandığında, odak noktasından ayıran, dikkat dağıtan, rahatsız eden durumlarda kullanılır.
Break away: Bir gruptan, bir partiden fikir anlaşmazlığı sebebiyle çıkılması, ayrılması durumlarında kullanılır.
Break somebody’s heart: Birinin kalbini kırmak, mutsuz etmek, üzmek.
Break the back of something: bir işin en can alıcı en önemli yerini halletmek, bitirmek.
Break the bank: Çok pahalıya mal olmak, sahip olduğundan daha fazlasını gerektirmek ve parayı bulmak, kesenin ağzını açmak anlamlarına gelir.
City break: Büyük şehir içlerinde küçük bir tatil.
Book now and make huge savings on city breaks to Paris, Berlin, and Edinburgh.
Fiillerle alakalı bir önceki yazımızda İngilizce düzensiz fiiller konusunu detaylıca incelemiş ve bununla alakalı düzensiz fiiller listesi hazırlamıştık. Şimdi sırada İngilizce düzenli fiiller var.
Bu yazımızda İngilizcede regular verbs olarak nitelendirilen düzenli fiiller yakından inceledik.
Hiç vakit kaybetmeden bu konuyla alakalı detaylara bir bakalım.

İngilizce regular verbs, adından da anlaşılacağı gibi düzenli fiillere verilen isimdir. İngilizce düzenli fiiller, bir fiilin past ya da perfect tense ile kullanımında aldığı hali tanımlamak için kullanılmaktadır.
Fiilin past ya da perfect tense kullanımı sırasında -ed takısı ile V2 ve V3 haline gelmesi, İngilizce düzenli fiil listesine dahil olduğunu göstermektedir.
İngilizce düzenli fiiller ve farklı pek çok konu için online İngilizce kursumuzu tercih edebilirsin. Bu konuyla alakalı detaylı bilgi için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

Düzenli fiillere dair az çok bir bilgin oluştu diye düşünüyoruz. Bunun için regular verbs listemize geçebiliriz. Aşağıdaki listede birçok düzenli fiilin 2. ve 3. halini bulabilirsin. Zaten bu regular verbler, V2 ve V3 olarak nitelendirilen hallerinde aynı durumda görünmektedir.
İşte İngilizce regular verbs listesi:
| V1 – Base Form | V2 – Past Simple / V3 – Past Participle | Türkçe Anlamı |
| Accept | Accepted | Kabul etmek, onaylamak |
| Add | Added | Eklemek, arttırmak |
| Admire | Admired | Hayran kalmak, hayran olmak |
| Admit | Admitted | Kabul etmek, itiraf etmek |
| Advise | Advised | Fikir vermek, bildirmek |
| Afford | Afforded | Parası yetmek, zaman ayırabilmek |
| Agree | Agreed | Anlaşmak, uymak |
| Alert | Alerted | Uyarmak, alarma geçmek |
| Allow | Allowed | İzin vermek, kabul etmek |
| Amuse | Amused | Eğlendirmek, neşelendirmek |
| Analyze | Analyzed | Analiz etmek |
| Announce | Announced | Duyumak, ilan etmek |
| Annoy | Annoyed | Kızdırmak, rahatsız etmek |
| Apologise | Apologised | Özür dilemek |
| Appear | Appeared | Görünmek, belirmek |
| Applaud | Applauded | Alkışlamak, beğenmek |
| Appreciate | Appreciated | Takdir etmek |
| Approve | Approved | Onaylamak |
| Argue | Argued | Tartışmak, savunmak |
| Arrange | Arranged | Düzenlemek, planlamak |
| Arrest | Arrested | Tutuklamak, önlemek |
| Arrive | Arrived | Ayrılmak |
| Ask | Asked | Sormak, davet etmek, rica etmek |
| Attach | Attached | Tutturmak |
| Attack | Attacked | Saldırmak, hücum etmek |
| Attempt | Attempted | Denemek, girişimde bulunmak |
| Attend | Attended | Katımak |
| Attract | Attracted | Cezbetmek |
| Avoid | Avoided | Önlemek, kaçınmak |
| Back | Backed | Destek olmak, arka çıkmak |
| Bake | Baked | Fırında pişirmek |
| Balance | Balanced | Dengelemek, karşılaştırmak |
| Ban | Banned | Yasaklamak, boykot etmek |
| Bare | Bared | Açmak, soymak |
| Bat | Batted | Vuruş yapmak |
| Bathe | Bathed | Yıkanmak |
| Battle | Battled | Savaşmak |
| Beam | Beamed | Parlamak |
| Beg | Begged | Yalvarmak |
| Behave | Behaved | Davranmak |
| Bleach | Bleached | Ağartmak, beyazlatmak |
| Bless | Blessed | Şükretmek, kutsal saymak |
| Blind | Blinded | Kör etmek |
| Blink | Blinked | Göz kırpmak |
| Blush | Blushed | Kızarmak, yüzü kızarmak |
| Boast | Boasted | Övünmek, övünç duymak |
| Boil | Boiled | Kaynatmak, köpürtmek |
| Bomb | Bombed | Bombalamak, başarısızlığa uğramak |
| Book | Booked | Rezervasyon yapmak, kaydetmek |
| Bore | Bored | Sıkmak, bunaltmak |
| Borrow | Borrowed | Ödünç almak |
| Bounce | Bounced | Zıplamak, sıçramak |
| Bow | Bowed | Boyun eğmek, eğilmek |
| Brake | Braked | Fren yapmak |
| Breathe | Breathed | Nefes almak |
| Bruise | Bruised | Zedelemek, yaralamak |
| Brush | Brushed | Fırçalamak |
| Bubble | Bubbled | Fokurdamak, köpürmek |
| Bump | Bumped | Çarpmak, toslamak |
| Burn | Burned | Yakmak, yanmak |
| Bury | Buried | Gömmek, örtmek |
| Buzz | Buzzed | Vızıldamak uğuldamak |
| Calculate | Calculated | Hesaplamak, tasarlamak |
| Call | Called | Çağırmak, telefonla aramak |
| Care | Cared | İlgilenmek, özen göstermek |
| Carry | Carried | Taşımak |
| Carve | Carved | Oymak |
| Cause | Caused | Sebep olmak |
| Challenge | Challenged | Meydan okumak |
| Change | Changed | Değiştirmek, bozdurmak |
| Charge | Charged | Şarj etmek, doldurmak |
| Chase | Chased | Kovalamak, takip etmek |
| Cheat | Cheated | Aldatmak |
| Check | Checked | Kontrol etmek, gözden geçirmek |
| Chew | Chewed | Çiğnemek, kafa yormak |
| Choke | Choked | Boğlumak |
| Chop | Chopped | Doğramak |
| Claim | Claimed | İddia etmek, sahip çıkmak |
| Clap | Clapped | Alkışlamak |
| Clean | Cleaned | Temizlemek |
| Clip | Clipped | Kırpmak, tutturmak |
| Close | Closed | Kapatmak, yaklaşmak |
| Coach | Coached | Hazırlamak, yetiştirmek |
| Coil | Coiled | Sarmak, dolamak |
| Collect | Collected | Toplamak, bir araya getirmek |
| Command | Commanded | Emretmek, buyurmak |
| Communicate | Communicated | İletişim kurmak |
| Compare | Compared | Karşılaştırmak |
| Compete | Competed | Yarışmak |
| Complain | Complained | Söylenmek, şikâyet etmek |
| Complete | Completed | Tamamlamak |
| Concentrate | Concentrated | Konsantre olmak |
| Concern | Concerned | Endişelenmek |
| Confuse | Confused | Kafası karışmak |
| Connect | Connected | Bağlanmak |
| Consider | Considered | Düşünmek, göz önünde bulundurmak |
| Consist | Consisted | Oluşmak, meydana gelmek |
| Contain | Contained | İçermek, kapsamak |
| Continue | Continued | Devam etmek |
| Copy | Copied | Kopya etmek |
| Correct | Corrected | Düzeltmek, doğrulamak |
| Count | Counted | Saymak |
| Cover | Covered | Örtmek, üzerini kapatmak |
| Crash | Crashed | Çarpmak, kırılmak |
| Crawl | Crawled | Emeklemek, sürünmek |
| Crush | Crushed | Ezmek, öğütmek |
| Cry | Cried | Ağlamak, çığlık atmak |
| Cure | Cured | Tedavi etmek, iyileştirmek |
| Curl | Curled | Kıvırmak, dalgalandırmak |
| Curve | Curved | Kavis çizmek, eğmek |
| Dam | Dammed | Baraj yapmak, set çekmek |
| Damage | Damaged | Zarar vermek, bozmak |
| Dance | Danced | Dans etmek |
| Dare | Dared | Cesaret etmek, cüret etmek |
| Decay | Decayed | Bozmak, çürütmek |
| Decide | Decided | Karar vermek, sonuca varmak |
| Decorate | Decorated | Dekore etmek |
| Delay | Delayed | Geç kalmak, ertelemek |
| Deliver | Delivered | Teslim etmek, vermek |
| Depend | Depended | Bağlı olmak |
| Describe | Described | Anlamak, tanımlamak |
| Deserve | Deserved | Hak etmek, layık olmak |
| Destroy | Destroyed | Zarar vermek, imha etmek |
| Detect | Detected | Tespit etmek, belirlemek |
| Develop | Developed | Geliştirmek, yükseltmek |
| Disagree | Disagreed | Aynı fikirde olmamak |
| Disappear | Disappeared | Gözden kaybolmak, yok olmak |
| Disapprove | Disapproved | Onaylamamak |
| Discover | Discovered | Keşfetmek, bulmak |
| Dislike | Disliked | Beğenmemek |
| Divide | Divided | Bölmek, sınıflandırmak |
| Double | Doubled | İkiye katlamak |
| Doubt | Doubted | Şüphe etmek, karar verememek |
| Drain | Drained | Boşaltmak, akıtmak |
| Dream | Dreamed | Hayal kurmak, rüya görmek |
| Dress | Dressed | Giyinmek |
| Drip | Dripped | Damlamak, sızdırmak |
| Drop | Dropped | Düşürmek, bırakmak |
| Drum | Drummed | Davul çalmak, tempo tutmak |
| Dry | Dried | Kurutmak |
| Dust | Dusted | Toz almak, silkelemek |
| Earn | Earned | Para kazanmak, hak etmek |
| Educate | Educated | Eğitmek, eğitim vermek |
| Embarrass | Embarrassed | Utandırmak |
| Employ | Employed | Çalıştırmak, iş vermek |
| Empty | Emptied | İçini boşaltmak |
| Encourage | Encouraged | Cesaretlendirmek, teşvik etmek |
| End | Ended | Bitirmek, bitmek |
| Enjoy | Enjoyed | Zevk almak, hoşlanmak, eğlenmek |
| Enter | Entered | Girmek, katılmak, kaydetmek |
| Entertain | Entertained | Eğlendirmek, oyalamak |
| Escape | Escaped | Kaçmak, kurtulmak |
| Examine | Examined | İncelemek |
| Excite | Excited | Heyecanlandırmak |
| Excuse | Excused | Mazur göstermek, izin vermek |
| Exercise | Exercised | Egzersiz yapmak |
| Exist | Existed | Var olmak, yaşamak |
| Expand | Expanded | Genişletmek, büyütmek |
| Expect | Expected | Ummak |
| Explain | Explained | Açıklamak |
| Explode | Exploded | Patlamak |
| Face | Faced | Yüzleşmek, bakmak |
| Fail | Failed | Başarısız olmak, batmak |
| Fancy | Fancied | Hoşlanmak, fantezi kurmak |
| Fear | Feared | Korkmak, kuşkulanmak |
| Fence | Fenced | Çit ile çevirmek |
| Fetch | Fetched | Almak, çekmek |
| File | Filed | Dosyalamak |
| Fill | Filled | Doldurmak, doyurmak |
| Film | Filmed | Film çekmek, filme çekmek |
| Fit | Fitted | Uymak, uydurmak, oturmak |
| Fix | Fixed | Düzeltmek, tamir etmek |
| Flap | Flapped | Kanat çırpmak, sallanmak |
| Flash | Flashed | Parlamak, yakmak |
| Float | Floated | Süzülmek, dalgalanmak |
| Flood | Flooded | Yağdırmak, sel basmak |
| Flow | Flowed | Akmak |
| Flower | Flowered | Çiçek açmak, çiçeklenmek |
| Follow | Followed | Takip etmek |
| Force | Forced | Zorlamak |
| Form | Formed | Oluşturmak, biçimlendirmek |
| Found | Founded | Kurmak, dayandırmak |
| Frame | Framed | Çerçevelemek |
| Frighten | Frightened | Korkutmak |
| Fry | Fried | Kızartmak |
| Gaze | Gazed | Dik dik bakmak |
| Grab | Grabbed | Kapmak, zorla almak |
| Grate | Grated | Rendelemek, gıcırdamak |
| Grease | Greased | Yağlamak, yağ sürmek |
| Greet | Greeted | Selamlamak, kutlamak |
| Grin | Grinned | Sırıtmak |
| Grip | Gripped | Kavramak, sıkıştırmak |
| Guarantee | Guaranteed | Garanti etmek |
| Guard | Guarded | Korumak, nöbet tutmak |
| Guess | Guessed | Tahmin etmek, sezmek |
| Hammer | Hammered | Çakmak, çekiçle vurmak |
| Handle | Handled | Üstesinden gelmek |
| Hang | Hanged | Asmak, sarkıtmak |
| Happen | Happened | Olmak, meydana gelmek |
| Harm | Harmed | Kötülük etmek, incitmek, zarar vermek |
| Hate | Hated | Nefret etmek |
| Head | Headed | Başı çekmek |
| Heal | Healed | İyileşmek, iyileştirmek |
| Heat | Heated | Isıtmak |
| Help | Helped | Yardım etmek |
| Hook | Hooked | Takmak, çengellemek |
| Hop | Hopped | Atlamak, zıplamak |
| Hope | Hoped | Ümit etmek, beklemek |
| Hover | Hovered | Etrafında gezinmek, üstünde uçmak |
| Hug | Hugged | Kucaklamak, sarılmak |
| Hum | Hummed | Hımlamak |
| Hunt | Hunted | Avlamak, avlanmak |
| Hurry | Huried | Acele etmek |
| Identify | Identified | Belirlemek, tanımak |
| Ignore | Ignored | Görmezden gelmek, umursamamak |
| Imagine | Imagined | Hayal etmek |
| Impress | Impressed | Etkilemek, aklına sokmak |
| Improve | Improved | Geliştirmek |
| Include | Included | İçermek, dahil etmek |
| Increase | Increased | Artırmak, büyümek, zam yapmak |
| Influence | Influenced | Etkilemek, etkili olmak |
| Inform | Informed | Bilgi vermek |
| Inject | Injected | İğne yapmak |
| Injure | Injured | Yaralamak, kötülük etmek |
| Instruct | Instructed | Bilgilendirmek, öğretmek |
| Interest | Interested | İlgilendirmek |
| Interfere | Interfered | Müdahale etmek, girişmek |
| Interrupt | Interrupted | Yarıda kesmek |
| Introduce | Introduced | Tanıtmak |
| Invent | Invented | İcat etmek |
| Invite | Invited | Davet Etmek |
| Irritate | Irritated | Kızdırmak, sinirini bozmak |
| Itch | Itched | Kaşınmak |
| Jail | Jailed | Tutuklamak |
| Jam | Jammed | Basmak, sıkıştırmak |
| Jog | Jogged | Dürtmek, jogging yapmak |
| Join | Joined | Katılmak |
| Joke | Joked | Şaka yapmak, fıkra anlatmak |
| Judge | Judged | Yargılamak |
| Jump | Jumped | Zıplamak |
| Kick | Kicked | Tekme atmak |
| Kill | Killed | Öldürmek, katletmek |
| Kiss | Kissed | Öpmek |
| Kneel | Kneeled | Diz çökmek |
| Knock | Knocked | Vurmak, çarpmak |
| Knot | Knotted | Düğüm atmak, bağlamak |
| Label | Labeled | Etiketlemek, sınıflandırmak |
| Land | Landed | Karaya çıkmak, indirmek |
| Laugh | Laughed | Gülmek |
| Launch | Launched | Başlatmak |
| Learn | Learned | Öğrenmek |
| License | Licensed | Yetki vermek |
| Lie | Lied | Yalan söylemek, uzanmak |
| Lift | Lifted | Kaldırmak, yükseltmek |
| Like | Liked | Sevmek, hoşlanmak |
| List | Listed | Listelemek |
| Listen | Listened | Dinlemek |
| Live | Lived | Yaşamak, hayatta kalmak |
| Load | Loaded | Yüklemek |
| Lock | Locked | Kilitlemek |
| Look | Looked | Bakmak |
| Love | Loved | Sevmek |
| Manage | Managed | İşletmek, idare etmek |
| Mark | Marked | İşaretlemek |
| Marry | Married | Evlenmek |
| Match | Matched | Eşlemek, karşılaştırmak |
| Mate | Mated | Evlenmek, çiftleşmek, mat etmek |
| Measure | Measured | Ölçmek |
| Melt | Melted | Eritmek, |
| Memorise | Memorised | Ezberlemek |
| Miss | Missed | Özlemek, kaçırmak |
| Move | Moved | Hareket etmek, taşınmak, ilerlemek |
| Muddle | Muddled | Yüzüne gözüne bulaştırmak |
| Mug | Mugged | İneklemek, çok çalışmak |
| Multiply | Multiplied | Çarpmak, çoğalmak |
| Murder | Murdered | Öldürmek, cinayet işlemek |
| Need | Needed | İhtiyacı olmak |
| Nest | Nested | İç içe koymak, yuva yapmak |
| Nod | Nodded | Kafa sallamak, başıyla selam vermek |
| Note | Noted | Not etmek, dikkat etmek |
| Notice | Noticed | Fark etmek, bildirmek |
| Obey | Obeyed | İtaat etmek |
| Observe | Observed | Görmek, incelemek, uymak |
| Obtain | Obtained | Elde etmek |
| Occur | Occurred | Meydana gelmek, oluşmak |
| Offend | Offended | Gücendirmek, kırmak |
| Offer | Offered | Teklif etmek |
| Open | Opened | Açmak |
| Order | Ordered | Sipariş vermek, emretmek |
| Overflow | Overflowed | Taşmak, dışına taşmak |
| Owe | Owed | Borçlu olmak |
| Own | Owned | Sahip olmak |
| Pack | Packed | Paketlemek |
| Paddle | Paddled | Kürek çekmek |
| Paint | Painted | Boyamak, resim yapmak |
| Park | Parked | Park etmek |
| Pass | Passed | Geçmek |
| Paste | Pasted | Yapıştırmak |
| Pause | Paused | Ara vermek, tereddüt etmek |
| Perform | Performed | Yerine getirmek, uygulamak |
| Permit | Permited | İzin vermek |
| Phone | Phoned | Telefon etmek |
| Pick | Picked | Seçmek |
| Pinch | Pinched | Kıstırmak, çimdiklemek |
| Pine | Pined | Özlemek, burnunda tütmek |
| Place | Placed | Yerleştirmek, koymak |
| Plan | Planned | Planlamak |
| Plant | Planted | Dikmek, ekmek |
| Play | Played | Oynamak |
| Plug | Plugged | Tıkamak |
| Point | Pointed | İşaret etmek |
| Poke | Poked | Kurcalamak, karıştırmak |
| Possess | Possessed | Sahip olmak |
| Post | Posted | Postalamak |
| Pour | Poured | Dökmek |
| Practice | Practiced | Uygulamak, pratik yapmak |
| Pray | Prayed | Dua etmek |
| Precede | Preceded | Önce gelmek |
| Prefer | Prefered | Tercih etmek |
| Prepare | Prepared | Hazırlık yapmak |
| Press | Pressed | Baskı yapmak |
| Pretend | Pretended | Numara yapmak |
| Prevent | Prevented | Yol göstermek |
| Printed | Basmak, yayınlamak | |
| Produce | Produced | Üretmek |
| Promise | Promised | Söz vermek, umut vermek |
| Protect | Protected | Korumak |
| Provide | Provided | Temin etmek, şart koşmak |
| Pull | Pulled | Çekmek |
| Pump | Pumped | Pompalamak |
| Punch | Punched | Yumruklamak |
| Puncture | Punctured | Delmek, patlatmak |
| Punish | Punished | Cezalandırmak |
| Push | Pushed | İtmek |
| Question | Questioned | Soru sormak |
| Race | Raced | Yarışmak, yarıştırmak |
| Rain | Rained | Yağmur yağmak, yağdırmak |
| Raise | Raised | Yükseltmek, yetiştirmek |
| Reach | Reached | Ulaşmak |
| Realise | Realised | Fark etmek |
| Receive | Received | Almak, kabul etmek |
| Recognise | Recognised | Tanımak, farkına varmak |
| Record | Recorded | Kaydetmek |
| Reduce | Reduced | Azaltmak, kısmak |
| Reflect | Reflected | Yansıtmak, ifade etmek |
| Refuse | Refused | Reddetmek, kaçınmak |
| Regret | Regretted | Pişman olmak |
| Reject | Rejected | Reddetmek, çıkarmak |
| Rejoice | Rejoiced | Sevinmek |
| Release | Released | Salıvermek, serbest bırakmak |
| Rely | Relied | İnanmak |
| Remain | Remained | Kalmak, sürdürmek |
| Remember | Remembered | Hatırlamak |
| Remind | Reminded | Hatırlatmak |
| Remove | Removed | Uzaklaştırmak |
| Repair | Repaired | Onarmak, tamir etmek |
| Repeat | Repeated | Tekrar etmek |
| Replace | Replaced | Yer değiştirmek |
| Reply | Replied | Yanıtlamak, karşılık vermek |
| Reproduce | Reproduced | Yeniden üretmek, çoğaltmak |
| Request | Requested | Talep etmek |
| Rescue | Rescued | Kurtarmak, muaf tutmak |
| Retire | Retired | Emekli olmak, çekilmek |
| Return | Returned | Geri dönmek |
| Rinse | Rinsed | Durulamak, çalkalamak |
| Risk | Risked | Göze almak, riske atmak |
| Rob | Robbed | Çalmak, zorla almak |
| Roll | Rolled | Yuvarlamak |
| Rush | Rushed | Acele etmek |
| Satisfy | Satisfied | Memnun etmek |
| Save | Saved | Biriktirmek, kurtarmak, korumak |
| Scare | Scared | Korkmak, korkutmak |
| Scatter | Scattered | Saçmak, dağıtmak |
| Scrape | Scraped | Kazımak, sıyırmak |
| Scratch | Scratched | Kaşımak, tırmalamak |
| Scream | Screamed | Çığlık atmak |
| Scribble | Scribbled | Karalamak, eğri büğrü yazmak |
| Seal | Sealed | Mühürlemek, kapatmak |
| Search | Searched | Aramak |
| Separate | Separated | Ayırmak |
| Serve | Served | Hizmet vermek, servis yapmak |
| Settle | Settled | Yerleşmek, yerleştirmek, ödemek |
| Shade | Shaded | Gölgelemek, dönüşmek |
| Share | Shared | Paylaşmak, katılmak, iştirak etmek |
| Shave | Shaved | Tıraş olmak, rendelemek |
| Shiver | Shivered | Titremek, ürpermek |
| Shock | Shocked | Şok etmek, şaşkına dönmek |
| Shop | Shoped | Alışveriş yapmak |
| Sigh | Sighed | İç çekmek |
| Sign | Signed | İmzalamak |
| Skip | Skipped | Atlamak, sıçramak |
| Slap | Slapped | Tokat atmak |
| Slip | Slipped | Kaymak |
| Smash | Smashed | Paramparça etmek |
| Smell | Smelled | Kokmak, sezmek |
| Smile | Smiled | Gülümsemek |
| Smoke | Smoked | Tütmek, sigara içmek |
| Snatch | Snatched | Kapmak, koparmak |
| Sneeze | Sneezed | Hapşırmak |
| Snore | Snored | Horlamak |
| Soak | Soaked | Emmek |
| Soothe | Soothed | Yatıştırmak |
| Sound | Sounded | Ses çıkarmak |
| Spark | Sparked | Teşvik etmek, uyandırmak |
| Sparkle | Sparkled | Parlamak, ışıldamak |
| Spell | Spelled | Hecelemek |
| Spot | Spotted | Benek benek olmak |
| Stamp | Stamped | Damgalamak |
| Stare | Stared | Gözünü dikmek |
| Start | Started | Başlamak |
| Step | Stepped | Adım atmak |
| Stir | Stired | Karıştırmak |
| Stop | Stopped | Durmak |
| Strap | Strapped | Bantlamak, sarmak |
| Stretch | Stretched | Germek, uzatmak |
| Stroke | Stroked | Sıvazlamak, okşamak |
| Suffer | Suffered | Acı çekmek, katlanmak |
| Suggest | Suggested | Tavsiye etmek |
| Supply | Supplied | Sağlamak, tedarik etmek |
| Support | Supported | Desteklemek |
| Suppose | Supposed | Varsaymak, tahmin etmek |
| Surprise | Surprised | Sürpriz yapmak, oyuna getirmek |
| Surround | Surrounded | Kuşatmak, sarmak |
| Suspect | Suspected | Süphelenmek |
| Suspend | Suspended | Askıya almak, durdurmak |
| Switch | Switched | Değiştirmek |
| Talk | Talked | Konuşmak |
| Tap | Tapped | Musluğu açmak, para sızdırmak |
| Taste | Tasted | Tadına bakmak |
| Tease | Teased | Kızdırmak, alay etmek |
| Teased | Teased | Kızdırmak |
| Telephone | Telephoned | Telefon etmek, telefonda söylemek |
| Terrify | Terrified | Dünü patlatmak |
| Test | Tested | Test etmek |
| Thank | Thanked | Teşekkür etmek |
| Tickle | Tickled | Gıdıklamak, güldürmek |
| Tie | Tied | Bağlamak |
| Tip | Tipped | Bahşiş vermek |
| Tire | Tired | Yorulmak, bıkmak, dekore etmek |
| Touch | Touched | Dokunmak, etkilemek |
| Tour | Toured | Gezmek, tur yapmak |
| Tow | Towed | Çekmek, çekici ile çekmek |
| Trace | Traced | İzinden gitmek, kopya çekmek, tasarlamak |
| Trade | Traded | Ticaret yapmak, takas etmek |
| Train | Trained | Eğitmek |
| Trap | Trapped | Yakalamak, tuzağa düşürmek |
| Travel | Traveled | Seyahat etmek |
| Treat | Treated | Muamele etmek |
| Trick | Tricked | Kandırmak, oyuna getirmek |
| Trip | Tripped | Çelme takmak, düşürmek |
| Trouble | Troubled | Sorun çıkarmak, rahatsız etmek |
| Trust | Trusted | Güvenmek |
| Try | Tried | Denemek |
| Tumble | Tumble | Düşmek, takla atmak |
| Turn | Turned | Dönmek, çevirmek |
| Twist | Twisted | Bükmek, çarpıtmak |
| Type | Typed | Daktilo ile yazmak |
| Undress | Undressed | Soyunmak |
| Unlock | Unlocked | Kilidini açmak |
| Unpack | Unpacked | Paketini açmak |
| Untidy | Untidied | Dağıtmak |
| Use | Used | Kullanmak, yararlanmak |
| Visit | Visited | Ziyaret etmek |
| Wail | Wailed | Feryat etmek, ağıt yakmak |
| Wait | Waited | Beklemek |
| Walk | Walked | Yürümek |
| Wander | Wandered | Gezmek, dolaşmak |
| Want | Wanted | İstemek |
| Warm | Warmed | Isıtmak, ısınmak |
| Warn | Warned | Uyarmak, ihbar etmek |
| Wash | Washed | Yıkamak, yıkanmak |
| Waste | Wasted | Harcamak |
| Watch | Watched | İzlemek |
| Water | Watered | Sulamak |
| Wave | Waved | El sallamak, dalgalanmak |
| Whine | Whined | Sızlanmak |
| Whip | Whipped | Kamçılamak, çırpmak |
| Whirl | Whirled | Fırıl fırıl dönmek |
| Whisper | Whispered | Fısıldamak, dedikodu yapmak |
| Whistle | Whistled | Islık çalmak |
| Wipe | Wiped | Temizlemek, kurulamak |
| Wish | Wished | Dilemek, ummak |
| Wonder | Wondered | Merak etmek, şaşmak |
| Work | Worked | Çalışmak, iş yapmak |
| Worry | Worried | Korkmak, endişe etmek |
| Wrap | Wrapped | Sarmak, paketlemek |
| Wrestle | Wrestled | Mücadele etmek, güreşmek |
| Wriggle | Wriggled | Çalkalamak, kıvırmak |
| Zip | Zipped | Süslemek, gayretli olmak |
Geldik bir yazımızın daha sonuna…
Eğer ki İngilizceye dair bilgiler edinmek istiyorsan blog sayfamızı takipte kal. Ha yok ben zaten takipteyim ama artık İngilizce öğrenmek veya İngilizcemi geliştirmek istiyorum diyorsan, Open English tam sana göre.
Unutma! Hiçbir zaman İngilizce öğrenmek için geç değil. Bugün iletişim formunu doldurarak harekete geç!