Phrasal verbler, İngilizce öğrenenleri zorlayan bir nokta olsa da günlük konuşmanın vazgeçilmez bir parçası olan ifadelerdir. phrasal verbler iki kelimeden oluşu ve bazen içerdiği iki kelimeden de apayrı bir anlam taşıyabiliriz. İşte bu yüzden phrasal verbler bazı insanları gözünü korkutabilir. Fakat korkma!
Bu yazımızda, içerisinde “lighten” geçen phrasal verbleri örneklerle açıklayarak ve farklı tiplerini nasıl kullanmamız gerektiğini inceleyeceğiz. phrasal verbler yoğun bir konu olduğu ve birçok Phrasal Verble karşılaşabileceğimiz için parça parça ilerliyoruz. Bu yüzden, bu yazımıza içerisinde “lighten” geçen phrasal verblerden bahsedeceğiz!
Open English, alanında önde gelen bir online İngilizce kursu. Dünyada 15 yılı aşkın süredir, 1.5 milyondan fazla insana İngilizce öğreten Open English, bu deneyimiyle sana da İngilizce öğretmeye hazır! Peki Open English’te seni ne bekliyor?
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
İçinde “lighen” geçen başlayan Phrasal Verbler listemize başlamadan önce kısaca Phrasal Verblerin tanımını hatırlayalım!
Phrasal Verbler, Türkçede genellikle “deyimsel fiil” olarak adlandırdığımız, sözcük grubu şeklinde olan fiillerdir. “Deyimsel” olmalarının nedeni, asıl fiilin genellikle gerçek anlamından uzaklaşması veya mecazlaşmasıdır. Phrasal Verbs, genellikle bir fiile ilave edilen edatlar (prepositions) ve zarflar (adverbs) ile oluşturulur.

Phrasal verblerimizin ilki en yaygın olanlardan “lighten up”. Bu phrasal verb’ü farklı anlamlarda görebiliriz. Örneğin “neşelenmek, aydınlatmak, rahatlatmak” gibi anlamlarda karşımıza çıkması çok olasıdır.
Aslında bazı örneklerimize teknik olarak phrasal verbler arasında yer veremesek de yine de kullanış açısından faydalı olduğu için yazımıza bunlardan da serpiştirdik. Bu deyimimizin anlamı ise “yükü hafifletmek, stresi azaltmak”.
Phrasal verbler listemizdeki bir diğer başlık ise “lighten the mood”. Bu deyimi aslında ilk başlığımızdaki “lighten up” ile aynı anlamda kullanmamız mümkün. Anlamı ise “ortamı yumuşatmak”. Örneğin çok ciddileşip gerilen bir ortamda bu deyimi kullanarak insanları sakinleştirmek mantıklı olacaktır.
Umarız buraya kadar içinde “lighten” geçen phrasal verbler yazımızdan yeni şeyler öğrenmişsindir! Eğer İngilizceyi daha verimli bir şekilde öğrenmek istersen seni Open English’te görmekten mutluluk duyarız! Çünkü Open English, İngilizceyi en iyi şekilde öğrenmen için her türlü imkanı önüne seriyor!
Open English’e abone olarak sana özel çalışma programına sahip olabilir ve ana dili İngilizce olan, dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders almaya başlayabilirsin. Üstüne üstlük, öğrendiklerini pekiştirebileceğin canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşabilir ve sonsuz içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve İngilizce öğrenmek için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Phrasal verbler listemizde bir deyimle daha karşındayız. Bu deyim aslında ilginç bir mizaha sahip. Direkt anlamı “birinin cüzdanını hafifletmek” yani para harcamak. Phrasal verbler ile bazen en gündelik şeyleri bile ilginç bir şekilde ifade etme şansımız olabiliyor.
Bu listedeki phrasal verblerimizden beşincisi “lighten a color”. Pek bir mecaz anlamı yok, direkt olarak bir rengi aydınlatmak, daha az koyu yapmak anlamına sahip. Örneğin resim, tasarım vs. yaparken kullandığınız rengi açmak anlamında kullanabilirsiniz.
Listemizdeki son başlığa geldik! Lighten someone’s step’in anlamı, “lighten” kelimesinin anlamını biliyorsan daha anlaşılır olacaktır. Aslında bakarsak, yazımızdaki tüm deyimler için geçerli bu. O yüzden anlamı vermeden önce lighten kelimesinin anlamlarına bir bakalım!
Daha bir çok anlamı olsa da başlıca anlamları bunlar. Peki sence “lighten someone’s step” dediğimizde hangisinden bahsediyor olabiliriz? Mantık yürüttüğümüzde “hafifletmek” anlamı en akla yatkını gibi değil mi? Evet, bu deyimimizin anlamı “adımını hafifletmek” yani sessizce yürümek, ses çıkarmadan ilerlemek.
İçinde “lighten” geçen Phrasal Verblerden bahsettiğimiz bu yazının sonuna geldik. Phrasal verbler günlük hayatımızda çok fazla karşımıza çıkan ve sayıca çok fazla olan kelimelerdir. Bu noktada kelime dağarcığını geliştirmek için yapabileceğin en iyi şey, ana dili İngilizce olan eğitmenlerden alacağın derslerde günlük hayattan kelimeler ve deyimleri öğrenerek yabancılarla pratik etmektir.
Bu durumda Open English sana tam olarak ihtiyacın olan şeyi sunuyor! Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan, dünya çapındaki eğitmenlerden amaçlarına yönelik 7/24 canlı dersler alabilir, öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında yabancılarla, eğitmen moderatörlüğünde pekiştirebilir ve dev arşivimize sınırsızca erişerek aklındaki tüm sorulara anında cevap bulabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve İngilizce konuşmaya başlamak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
Sıfatlar, fiil ve isimlerle birlikte en sık gördüğümüz kelime türleridir. İngilizce sıfatlar, “adjectives” adı altında değerlendirilir. Türkçe sıfatlarda olduğu gibi İngilizce sıfatlar da kendi içlerinde işlevlerine göre birçok kategoriye ayrılır. Bu yazımızda İngilizce sıfatların farklı türlerinin detaylarına inecek, örnekler ile pekiştireceğiz. Hazırsan başlayalım!
Fakat başlamadan önce seni 15 yıldır 1.5 milyon kişiye İngilizce öğreten Open English’e davet etmek istiyoruz. Alanında önder olan Open English aboneliğinin başlangıcı ile sana İngilizce öğrenmen için gerekli her türlü fırsatı sunuyor.
Open English’e kayıt olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı dersler alabilir, canlı konuşma gruplarında pratik yapabilir ve aklındaki sorulara anında cevap bulabilmek için dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Online İngilizce kursu Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

İngilizce sıfatlar arasında ilk olarak karşımıza en sık çıkan sıfat türlerinden biri ile başlayalım. Possessive Adjectives, Türkçede iyelik sıfatları olarak isimlendirdiğimiz türden sıfatlardır. Yani, bu sıfatları kullanarak bir nesnenin kime ya da neye ait olduğunu belirtebiliriz. Bu Possessive Adjectives’i karşılık gelen zamirler üzerinden şöyle ifade edebiliriz
| I (ben) | my (benim) |
| you (sen/siz) | your (senin/sizin) |
| we (biz) | our (bizim) |
| they (onlar) | their (onların) |
| he (o) | his (onun) |
| she (o) | her (onun) |
| it (o) | its (onun) |
Not: Hatırlamıyorsan diye kısaca değinelim; İngilizcede erkek kişiler için “he”, kadın kişiler için “she”, cansız varlıklar ve hayvanlar için “it” kullanılır.
Örnek:
Not: Son örnekten görebileceğin gibi, İngilizce sıfatlar oluşuturulurken isimlere sahiplik anlamı katan ‘s eklenerek sıfat görevi görmesi sağlanabilir.
İngilizce sıfatlar arasında sık sık karşımıza çıkan sıfatlardan birisi de “Fact Adjectives” olarak isimlendirdiğimiz sıfatlardır. Bu İngilizce sıfatları kullanarak nesnelerin ya da kişilerin nesnel, yani herkesçe ortak bir şekilde doğru kabul edilen özelliklerinden bahsedebiliriz. Dış görünüşü, rengi, materyali, boyutu, yaşı, sayısı gibi özellikleri bu İngilizce sıfatlar ile belirtiriz.
Örnek:
Buraya kadar umarız her şey açık ve nettir! Fakat aklında soruların varsa ya da İngilizce sıfatlar ve daha binlerce konuyu daha verimli ve kalıcı bir şekilde öğrenmek istiyorsan seni Open English’e davet ediyoruz. Open English ile konuları ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı dersler alabilir, öğrendiklerini konuşma gruplarında tekrar edebilir ve içerik arşivimize gönlünce erişebilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
Bir önceki başlığımızın tersine Opinion Adjectives’te nesnel durumlar belirtilmez, isimlere öznel olan, kişiden kişiye değiştirebilen ve düşünce belirten özellikler atanır. Örneğin bir şeyin güzel olduğunu söylediğimiz zaman genelgeçer bir gerçek olmadığını, bizim görüşümüz olduğunu söyleriz. Burada da aynı durum var.
Örnek:

İngilizce sıfatlar arasında en çok kafa karıştıranı karşılaştırma sıfatları olabilir. Aslında İngilizce sıfatlardan türeyen bu karşılaştırma sıfatları Comparative ve Superlative olarak ikiye ayrılır. Bu konuyu blogumuzdaki yazıdan daha detaylı öğrenebilirsin.
Fakat kısaca özet geçmek gerekirse Comparative sıfatlarda “daha …” olanı belirtirken Superlative sıfatlarda “en …” olanı belirtiriz. “More/most” kelimeleri ve “-er/-est” ekleri ile herhangi bir sıfattan bu anlamı veren yeni sıfatlar türetebiliriz.
Örnek:
Bu yazımızda İngilizce sıfatlardan bahsettik. İngilizce sıfatlar açısından epey zengin bir dil olduğu için İngilizce sıfatlar lisesi oluşturmak çok mümkün değil. Fakat sıfatları veya herhangi bir konuyu öğrenmenin en güzel yolu ana dili İngilizce olan birinden, doğal kullanımlarıyla duymaktır. İşte bu noktada Open English devreye giriyor ve sana tam olarak bu fırsatı sunuyor.
Open English aboneliğin başladığı anda ana dili İngilizce olan eğitmenlerle 7/24 ders yapabilir, canlı konuşma gruplarında öğrendiklerini pekiştirebilir ve dev içerik arşivimizde gönlüne göre çalışmalar yapabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
İngilizce öğrenirken bazı kelimelerin farkları açısından tereddüde düşebiliriz. Yüz binlerce kelimeye sahip İngilizce dilindeki bazı kelimeler birbirine çok yakın anlamlara sahip olabilir ve bu yüzden ayırt etmek konusunda zorluklar çekebiliriz. Bu çok doğaldır, fakat anlam açısından farkları bilmek her zaman işimize yarayacaktır.
Bu yazımızda İngilizcede sıkça karıştırılan Smart/Clever/Intelligent/Wise farkından bahsedeceğiz. Sıkça karıştırılan Smart/Clever/Intelligent/Wise farkı bazen kurmak istediğimiz cümlelerin anlamını yanlış vermemize sebep olabilir. Bu yüzden Smart/Clever/Intelligent/Wise farkını bu yazımızda örneklerle açıklayacak ve Smart/Clever/Intelligent/Wise farkını bir daha karıştırmadığına emin olacağız!
Fakat Smart/Clever/Intelligent/Wise farkı yazımıza başlamadan önce sana bir sorumuz var: İngilizceyi en kolay, en mükemmel bir şekilde konuşmak ister misin? Cevabın “evet” ise seni Open English’e davet ediyoruz!
Open English, alanında önde gelen bir online İngilizce kursu. Dünyada 15 yılı aşkın süredir, 1.5 milyondan fazla insana İngilizce öğreten Open English, bu deneyimiyle sana da İngilizce öğretmeye hazır! Peki Open English’te seni ne bekliyor?
Open English hakkında daha fazla bilgi almak ve İngilizce çalışmak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Smart/Clever/Intelligent/Wise farkından bahsetmeden önce kelimeleri kısaca tek tek inceleyelim. Smart kelimesi eski İngilizceden gelmektedir ve kökenindeki anlamı “keskin bir acıya sebep olmaktır”. Buradan “sivri zekalı” anlamında evrildiği düşünülüyor.
Smart/Clever/Intelligent/Wise farkı arasında en sık kullanılan kelime olan Smart, genel olarak “akıllı, zeki” anlamına gelmektedir ve kolay öğrenen, çok şey bilen insanlar için kullanılır.
Smart/Clever/Intelligent/Wise farkını anlamak için şimdi de Clever kelimesine bakalım. Bu kelime Flemenkçeden gelir ve kökeninde “hızlı yakalayan, kavrayan” anlamına gelir. Buradan da “bir şeyleri çabuk öğrenen, hızlı düşünen” anlamında evrildiğini düşünebiliriz.
Clever, Smart/Clever/Intelligent/Wise farkında bahsedeceğimiz kelimeler arasında günlük dilde en çok gördüğümüz kelimelerdendir. İması daha çok yaratıcı bir şekilde zeki olmak olarak düşünülebilir. Örneğin bir soruna yaratıcı bir çözüm bulan birine “clever” demek doğru olacaktır.
Umarız buraya kadar Smart/Clever/Intelligent/Wise farkı yazımızdan yeni şeyler öğrenmişsindir! Eğer İngilizceyi daha verimli bir şekilde öğrenmek istersen veya Smart/Clever/Intelligent/Wise farkı ile alakalı soruların varsa seni Open English’te görmekten mutluluk duyarız!
Open English’e abone olarak sana özel çalışma programına sahip olabilir ve ana dili İngilizce olan, dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders almaya başlayabilirsin. Üstüne üstlük, öğrendiklerini pekiştirebileceğin canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşabilir ve sonsuz içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve İngilizce öğrenmek için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Gelelim üçüncü karıştırılan kelimemiz olan Intelligent’a. Bu kelimemiz Latince bir kökene sahiptir ve köken olarak “anlamak” anlamına gelir. Yani en temel yerden başlanmış diyebiliriz!
Intelligent kelimesi, Smart/Clever/Intelligent/Wise farkı açısından ele aldığımızda daha derin bir anlama sahip. Genel anlamda “bir şeyi anlama, kavrama ve sorunlara çözüm bulma kapasitesi” olarak düşünülür. Biraz daha bir konuya hakim, araştırmış, öğrenmiş olduğu imasına sahip diyebiliriz. Aşağılayıcı bir ifade olarak kullanılsa da “entel” kelimesinden aklımıza gelebilir.
Smart/Clever/Intelligent/Wise farkındaki son kelimemiz olan Wise biraz daha derin bir anlama sahip. Kökeni eski İngilizceden gelen ve kökeninde “bilmek, deneyimli olmak, aklı başında” gibi anlamlara sahip olan bu kelime aslında iması açısından hepsini kapsıyor gibi.
Wise kelimesinin vurgusu aslında deneyim. Sadece bilmek, zeki olmak değil “bilge” olmak. Bir şeyi ne zaman, nasıl yapacağını bilen, deneyimiyle öğrenmiş insanlar için kullanırız genelde.

Smart/Clever/Intelligent/Wise farkını özetlemek gerekirse;
Fakat unutmamak gerekir ki, günlük konuşmada hepsi birbirinin yerine kullanılabiliyor. Özellikle bir anlam farkı gözetilmeyen durumlarda birbirlerinin yerine kullanılmaları olası!
Bugünkü yazımızda Smart/Clever/Intelligent/Wise farkı ve Smart/Clever/Intelligent/Wise farkını örneklerle pekiştirdik. Umarız Smart/Clever/Intelligent/Wise farkını öğrenmek senin için faydalı olmuştur! Smart/Clever/Intelligent/Wise farkı gibi sık sık karşılaşabileceğin Kolay İngilizce Konuşma Kalıpları: Günlük Hayatta Kullanabileceğin İngilizce İfadeler isimli yazımızı da incelemeni öneririz. Fakat eğer İngilizceyi ciddiye alıyorsan adres belli diyebiliriz!
Smart/Clever/Intelligent/Wise farkı ile ilgili yazımızı kapatırken sana bir sorumuz var: İngilizceyi ana dilin gibi konuşmak ister misin? Eğer çoğu insan gibi cevabın “evet” ise seni Open English’te görmeyi çok isteriz. Open English, dünya çapında 1.5 milyon insana 15 yıldır İngilizce öğreten bir online İngilizce kursu. Dolayısıyla alanında oldukça donanımlı ve deneyimli! Bu deneyimden faydalanmak istersen sen de aramıza katıl!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, öğrendiklerini canlı İngilizce konuşma gruplarında yabancılarla konuşarak pratiğe dökebilir ve dev içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklara sınırsız erişim sağlayabilirsin!
İngilizce saatler, günlük hayattaki sık kullanımı yüzünden fazlasıyla önemlidir. İngilizce saatler aslında zor bir konu olmasa da kullanılmadıkça unutulabilecek bir konudur. Bu yazımızda İngilizce saatler konusunu birlikte tüm detaylarıyla inceleyecek ve örnekler ile pekiştireceğiz.
Fakat başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. 15 yıldır, 1.5 milyon kullanıcı ile alanında lider olan Open English, birçok ayrıcalığı ile bu statüsünü korumaya devam ediyor.
Open English’e üye olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında pratik yapabilir ve dev içerik arşivimize danışarak aklındaki sorulara anında cevap bulabilirsin!
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.
İngilizce saatler sorulurken genelde “what time is it?” veya “what’s the time?” cümleleri kullanılır. İkisi de aynı anlama gelir ve cevapları aynı şekillerde verilir. Cevap verirken genelde “it’s …” diyerek saatin kaç olduğunu söyleriz. Fakat İngilizce saatler belirtilirken kullanılan tek bir yapı yoktur. Yazımızın devamında bu soruya cevap verirken kullanabileceğiniz yapılardan bahsedeceğiz.

İngilizce saatler söz konusu olduğunda aklımıza ilk gelen yapı “o’clock”tır. Fakat unutulmaması gereken şey bu kalıbı sadece tam saatlerde kullanmamız gerektiğidir.
– What time is it? (Saat kaç?)
+ It’s 5 o’clock. (Saat 5.)
Not: Gece yarısı 12’de bahsederken genelde “midnight” ve öğlen 12’den bahsederken “midday” veya “noon” kullanılır. Çünkü bu iki zaman tam bir saati vurgular, “morning” ya da “evening” gibi bir zaman aralığına değinmez.
İngilizce saatler konu anlatımımızın bir önemli başlığı da “past” ve “to” kullanımıdır. “… past”ı “… geçe”, “… to”yu ise “… kala” olarak düşünmemiz yanlış olmayacaktır. Türkçede nasıl çeyrek geçe – kala diyebiliyorsak İngilizce saatlerde de böyle bir kullanım var.
It’s quarter to nine and I still haven’t left the house! (Saat dokuza çeyrek var ve hala evden çıkmadım!)
Where have you been? It’s quarter past eleven! (Nerelerdeydin? Saat 11’i çeyrek geçiyor!)
It’s half past nine. You’re late to work again. (Saat dokuz buçuk. Yine işe geç kaldın.)
It’s ten to five. (Saat beşe on var.)
It’s 6 minutes past midnight. (Saat gece yarısını 6 geçiyor.)
Umarız buraya kadar herşey açık ve net olmuştur. Eğer yine de aklında sorular varsa ve bu konuyu anlık olarak tartışarak, deneyimli bir eğitmenden dinlemek istiyorsan seni Open English’e davet ediyoruz. İngilizcedeki konuları ana dili İngilizce olan birinden öğrenmek her zaman daha doğal ve verimlidir. İşte bu yüzden Open English sana ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilme fırsatı sunuyor!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

İngilizce saatler konusunda genelde çoğumuzun aklına takılabilen bir konu a.m ve p.m. Bunun sebebi ise Türkçede direkt kullanmamamız. Bunun yerine genelde ekstra bir kelimeyle sabah mı akşam mı olduğunu belirtiriz. A.M, “ante meridiem” (öğlen öncesi) ve P.M “post meridiem” (öğleden sonra) anlamındaki Latince sözcük öbeklerinden gelir.
Açılımını bildiğimize göre mantığı yavaş yavaş aklında oluşmaya başlamıştır. 12 saatlik kullanım ana dili İngilizce olan ülkelerde daha yaygın olduğu için belirttiğimizin saatin öğlen 12’den önce ya da sonra olduğunu belirtmek için bunları kullanırız.
İngilizce saatlerden bahsederken A.M, gece yarısı 12’den öğlen 12’ye kadarki aralıktaki saatler için kullanılır.
Fakat İngilizce saatlerde P.M, öğlen 12’den gece yarısı 12’ye kadarki süreçteki saatlerde kullanılır.
A.M. – P.M. kullanılırken saatin yanı sıra dakika da normal okunarak eklenebilir.
Not: Geceyarısı 12 a.m, öğlen 12 ise 12 p.m. olarak gösterilir. Bu detay İngilizce saatlerden bahsederken gözden kaçabiliyor
İngilizce saatler konumuzun sonuna geldik. Eğer İngilizceni ileri seviyelere taşımak istiyorsan seni İngilizce eğitimi alanında önde gelen kuruluşlardan olan Open English’e davet etmek istiyoruz. 15 yıldır 1.5 milyon kişiye İngilizce öğreniminde yardımcı olan Open English sana kendi programına göre İngilizce öğrenme ayrıcalığı sunuyor.
Aboneliğinin başlangıcı ile Open English üzerinden ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı dersler alabilir, canlı konuşma gruplarında öğrendiklerini pekiştirebilir ve içerik arşivimize sınırsızca erişebilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
İngilizceyi günlük hayatta ne kadar konuşabilsen de, yazı diline ne kadar hakim olsan da bazı kavramlar vardır ki “açıkla” dendiğinde açıklayamayız. İngilizce cümlenin parçaları da çoğu insan için aynen böyledir. Her ne kadar cümleyi oluşturan öğeleri bildiğimizi düşünsek de İngilizce cümlenin parçaları gibi ileri konulara geldiğimizde öğeleri tanımlayamayabiliriz. Fakat korkma! Bu yazımızda ileri düzey sayılan İngilizce cümlenin parçalarını açıklayacağız.
Bu yazıyı okuyor olduğuna göre temel İngilizce gramerine hakim olmalısın! Eğer yeterince hakim olmadığını hissediyorsan endişelenme. Birkaç adım geriye git ve eksiklerini tamamla. Çünkü İngilizce cümlenin parçaları konusu ileri denilebilecek bir konudur ve İngilizceye belli bir seviyede hakimiyet gerekir. İşte bu yüzden Open English’e abone olmanı öneriyoruz!
İngilizce cümlenin parçaları hakkındaki yazımıza başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Seviyen ne olursa olsun İngilizceyi en iyi şekilde öğrenmek ve ana dilin gibi konuşmak istersen sen de Open English’e katılmalısın! Open English üzerinden sertifika almak da mümkün. Yani İngilizce ile ilgili ihtiyacın olabilecek her şey burada!
Dünyada önde gelen online İngilizce kursu olan Open English, 15 yıllık deneyimi ile sana bir çok fırsat sunuyor. Open English’e abone olarak bu fırsatlardan istediğin gibi faydalanabilir, İngilizceyi öğrenmeye sağlam adımlarla başlayabilirsin! Peki nedir bu fırsatlar?
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

İngilizce cümlenin parçaları dediğimizde aslında “parts of speech” kavramından bahsedeceğiz. Yani Türkçedeki sözcük türlerinden. Bazen İngilizce cümlenin parçalarından bahsederken bildiğimizi öne sürsek de çoğu kelime türünün asıl işlevini bilmiyoruz. Gel bu yazıda hepsini kesinleştirelim!
Tabii ki bir yazıya tüm alt başlıkları sığdırmamız çok mümkün değil ama ana hatlarıyla bir bakalım hangi sözcük türlerine odaklanmamız gerektiğini.
İngilizce cümlenin parçalarından bahsederken konu isme gelince hep aklımıza insan isimleri ya da kişiler gelir. Fakat aslında noun, yani isim, bir çok kavrama denk gelebilir.
Bir insan ismi, hayvan türü, duygu, soyut kavram, yer, hareket, hepsi bir isim olarak karşımıza çıkabilir. İsimleri özne pozisyonunda görebildiğimiz gibi, nesne olarak da görebiliriz. Zaman zaman diğer isimlerle bir olur, zaman zaman sıfat tamlamalarının içinde karşımıza çıkarlar. Birkaç örnek verelim.
Başka bir İngilizce cümlenin parçaları konusu ise pronoun, yani zamirdir. Zamirlerin amacı ismin yerine geçmektir ve 7 temel alt türü vardır.
Fiiller aslında en net gördüğümüz kelime türlerinden biridir. Fiillerin birçok türü vardır fakat özetlemek gerekirse, fiiller cümlede yapılan işi, eylemi, hareketi belirtir. Bazen “am, is, are, can, must” gibi öğelerin de fiil olduğunu unutabiliriz.
Sıfatlar İngilizce cümlenin parçalarının bir başka olmazsa olmazıdır. İsimleri sayı, renk, şekil, durum ve benzeri birçok açıdan nitelerler.
Evet, tek başına çok anlamlı cümleler olmadı. Çünkü zamirler içinde bulunduğu duruma göre anlam alır ve bazen bağlamdan kopukken anlaması zor olabilir. Ama bir cümlede ne kadar zamir olabileceğini gördük.
Umarız buraya kadar her şey açık ve nettir! İngilizce cümlenin parçaları gibi temel konuları en doğru şekilde öğrenmek çok önemlidir. Aksi takdirde basit veya önemsiz olarak gördüğümüz İngilizce cümlenin parçaları gibi konular ileride canını sıkabilir!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, derslerde öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında pratiğe dökebilir ve dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve İngilizce çalışmaya başlamak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Belki de en karıştırılan İngilizce cümlenin parçalarından biri adverb, yani zarftır. Çünkü zarflar cümle içinde bir çok iş yapar. Bir fiili, sıfatı ya da başka bir zarfı birçok açıdan niteleyebilir.
Ne olduğunu sürekli karıştırdığımız bir diğer İngilizce cümlenin parçaları konusu da edatlardır. Kısaca özetlersek edatlar cümledeki öğeleri birbirine anlam açısından bağlar diyebiliriz. Bu bağlantıları yer, zaman, sahiplik gibi bir çok açıdan sağlayabilir.
İngilizce cümlenin parçalarının bir diğer türü olan bağlaçlar isimleri, cümleleri ve söz öbeklerini birbirine bağlar.
Son kelime türümüz ise interjection, yani ünlemdir. Bu kelimeler genelde seslerden ve anlık duygu belirten ifadelerden oluşur.

İngilizce cümlenin parçaları üzerine olan bu yazımızı sonlandırıyoruz. Umarız İngilizce cümlenin parçaları ile ilgili yazımızın faydası olmuştur! Eğer öğrenmeye devam etmek istersen İngilizce cümlenin parçaları yazımız gibi önemli bir konu olan İngilizce Son Ekler ve İşlevleri yazımızı okuyabilirsin!
İngilizce cümlenin parçaları yazımızın sonuna gelmişken seni Open English’e davet ediyoruz. Ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabileceğin, yabancılarla pratik yapabileceğin ve tüm içeriklerimize sınırsız erişebileceğin Open English aboneliği, eminiz ki İngilizceni en üst seviyeye taşıyacak! Böylece Paradise çevirisi gibi yazılara ihtiyaç duymadan, sevdiğin her şarkıyı dinlediğin anda anlayabilirsin!
Dünyada onlarca farklı spor türü bulunuyor. Arkadaşlarınla sohbet ederken farklı spor türleri hakkında konuşabilir, yaptığın ya da takip ettiğin sporları anlatabilirsin. İngilizce konuşurken de spor türleri hakkında konuşmak istiyor olabilirsin. Öyleyse İngilizce sporları öğrenmek için bu yazımızı okuyabilirsin.
İngilizce sohbetlerinde İngilizce sporlar hakkında rahatlıkla konuşabilmek istiyorsan bu sayfada bulunan formu doldur, vakit kaybetmeden online İngilizce kursu Open English ile İngilizce öğrenmeye başla!

İngilizce sporlardan bahsetmeden önce İngilizce spor kelimesinden bahsedelim. Spor kelimesinin İngilizcesi sport kelimesidir. Şimdi, İngilizce sporları öğrenmen için sıraladığımız spor türlerini okumaya geçebilirsin. Dünya üzerinde karşılaşabileceğin İngilizce sporların İngilizcesini ve Türkçe karşılıklarını aşağıda bulabilirsin.
| İngilizce Sporlar | İngilizce Sporların Türkçe Karşılığı |
| Aerobics | Aerobik |
| Aikido | Aikido |
| Archery | Okçuluk |
| Artistic Ice Skating | Sanatsal Buz Pateni |
| Athletics | Atletizm |
| Badminton | Badminton |
| Baseball | Beyzbol |
| Basketball | Basketbol |
| Billiards | Bilardo |
| Bobsled | Kızak |
| Bowling | Bowling |
| Boxing | Boks |
| Bungee Jumping | Ayağa İp Bağlayıp Atlama |
| Canoeing | Kano |
| Car Racing | Araba Yarışı |
| Cave Diving | Mağara Dalışı |
| Cliff Jumping | Uçurumdan Atlamak |
| Climbing | Tırmanış |
| Cricket | Kriket |
| Cycling | Bisiklet Sürme |
| Darts | Dart |
| Diving | Dalış |
| Equestrian Jumping | Engel Atlama |
| Fencing | Eskrim |
| Field Hockey | Çim Hokeyi |
| Figure Skating | Artistik Patinaj |
| Fitness | Fitness |
| Flowboarding | Yapay Sörf |
| Football | Futbol |
| Free Climbing | Serbest Tırmanış |
| Freestyle Wrestling | Serbest Güreş |
| Golf | Golf |
| Gymnastics | Jimnastik |
| Handball | Hentbol |
| Hang Gliding | Delta Kanatla Uçuş |
| High-Lining | İp Üzerinde Yürüme |
| Hiking | Doğa Yürüyüşü |
| Hockey | Hokey |
| Horse Racing | At Yarışı |
| Ice Climbing | Buz Tırmanışı |
| İce-Hockey | Buz Hokeyi |
| İce-Skating | Buz Pateni |
| Jogging | Koşu |
| Judo | Judo |
| Karate | Karate |
| Kayaking | Kano Sporu |
| Kitesurfing | Uçurtma Sörfü |
| Kung Fu | Kung Fu |
| Motocross | Motosiklet Arazi Yarışı |
| Motorcycle Racing | Motosiklet Yarışı |
| Mountain Biking | Dağ Bisikleti Sporu |
| Mountaineering | Dağcılık |
| Oil Wrestling | Yağlı Güreş |
| Paragliding | Yamaç Paraşütü |
| Polo | Polo |
| Rhythmic Gymnastics | Ritmik Jimnastik |
| Riding Sports | Sürüş Sporları |
| Rock Climbing | Kaya Tırmanışı |
| Roller Skating | Paten Kayma |
| Rowing | Kürek Çekme |
| Rugby | Ragbi |
| Riding | Binicilik |
| Sailing | Yelkencilik |
| Sand Kiting | Uçurtmalı Kum Sörfü |
| Scuba Diving | Dalış |
| Shooting | Atıcılık |
| Skateboarding | Kaykay |
| Ski Jumping | Kayakla Atlama |
| Skiing | Kayakçılık |
| Skydiving | Serbest Paraşüt |
| Snooker | Bilardo |
| Snowboarding | Kar Kayağı |
| Surfing | Sörf |
| Swimming | Yüzme |
| Synchronized Swimming | Senkronize Yüzme |
| Table Tennis | Masa Tenisi |
| Taekwondo | Tekvando |
| Tennis | Tenis |
| Trekking | Doğa Yürüyüşü |
| Volleyball | Voleybol |
| Wakeboarding | Su Kayağı |
| Walking | Yürüyüş |
| Waterskiing | Su Kayağı |
| Weightlifting | Ağırlık Kaldırma |
| Windsurfing | Rüzgâr Sörfü |
| Wrestling | Güreş |
| Yoga | Yoga |
| Zorbing | Balonların İçinde Yuvarlanarak Yapılan Spor |
İngilizce sporlara ilgi duyuyorsan kendini İngilizcede daha iyi ifade edebilmek için İngilizce sporlarla ilgili terimleri de öğrenmen gerekir. İngilizce sporları öğrendin. Sırada İngilizce sporlarda kullanılan İngilizce terimler var. İngilizce sporlar ile ilgili İngilizce terimleri senin için aşağıda sıraladık.
| İngilizce Sporlar İlgili İngilizce Terimler | Türkçe Karşılığı |
| Arrow | Ok |
| Athlet | Atlet |
| Ball | Top |
| Bat | Beyzbol Sopası |
| Bicycle | Bisiklet |
| Bow | Yay |
| Captain | Kaptan |
| Cheer On | Tezahürat Yapmak |
| Coach | Koç |
| Court | Kort |
| Defend | Defans |
| Draw | Beraberlik |
| Elbow Pad | Dirseklik |
| Field / Pitch | Saha |
| Gloves | Eldiven |
| Goal | Kale |
| Goggles | Gözlük |
| Gym | Spor Salonu |
| Half Time | Devre Arası |
| Helmet | Kask |
| Hoop | Pota |
| Knee Pads | Dizlik |
| Opponent | Rakip |
| Pot | Pota |
| Racket | Raket |
| Referee | Hakem |
| Roller Skate | Paten |
| Rule | Kural |
| Shuttlecock | Bedminton Topu |
| Skill | Yetenek |
| Snorkel | Şnorkel |
| Spectator | Seyirci |
| Surfboard | Sörf Tahtası |
| Swimsuit | Mayo |
| Table Tennis | Masa Tenisi |
| Trainers | Spor Ayakkabısı |
| Weights | Ağırlık |
| Workout | İdman |

Senin için oluşturduğumuz İngilizce sporlar hakkındaki cümleler, İngilizce sporları daha çabuk kavramana ve İngilizce sporların hafızanda kalıcı bir yer edinmesine fayda sağlayacak.
İngilizce sporları ve sporlar ile ilgili öncelikli terimleri öğrendin. Peki, İngilizce sporlar ile ilgili terimleri ve daha fazlasını öğrenmenin kolay yolları olduğunu söylesek?
Öncelikle yapman gereken İngilizce sporları paylaşan İngilizce spor sayfalarını takip etmek. Sosyal medyada, haber sitelerinde ve gazetelerde paylaşılan İngilizce sporlar ile ilgili haberleri okudukça kelime dağarcığın gelişecek ve İngilizce sporlar ile ilgili terimleri rahatlıkla öğrenebileceksin.
İngilizce sporlar ile ilgili programları izlemek de İngilizce sporlar ile ilgili terimleri öğrenmene fayda sağlayacak. Büyük spor müsabakalarını İngilizce izlerken sunucuyu takip ederek telaffuzunu güçlendirebilir, İngilizce sporlara ait terimlere dair bilgini artırabilirsin.
İngilizce sporlar hakkında arkadaşlarınla İngilizce sohbet etmek de İngilizce sporlar ile ilgili terimleri öğrenmene katkı sağlar. Peki, İngilizce sporlar ile ilgili kimlerle İngilizce sohbet edebilirsin? Bu konuda sana bir önerimiz var.
Online İngilizce kursu Open English aboneliğini başlattığında ana dili İngilizce olan eğitmenlerin ile İngilizceni ilerletirken eğitmenlerin moderatörlüğünde katılabileceğin konuşma sınıfları sayesinde ana dili İngilizce olan öğrencilerle sohbet edebilir, İngilizce sporları bu sohbetlerinize dahil edebilirsin. Bu sayede İngilizce sporlar ile ilgili terimleri kolaylıkla öğrenebilirsin.
Online İngilizce kursu Open English ile kendine en uygun seviyeden başlayarak İngilizce bilgini üst seviyelere taşıyabilirsin. Üstelik bunu hiçbir yere gitmeden ve belirli uzun saatler ayırmadan yapabilirsin. Çünkü Open English İngilizce kursu % 100 online bir kurstur ve 7/24 canlı derslere katılma hakkı sunar.
Sen de İngilizce bilgini üst seviyelere taşımak istiyorsan tek yapman gereken bu sayfada bulunan formu doldurmak. Formu doldur ve hemen Open English dünyasına adımını at!
İngilizceyi öğrenme sebebin her ne olursa olsun bazı konuları her şekilde bilmen önemlidir. Özellikle yazılı metinlerde ve konuşmalarda akışı sağlayan ifadeler ve yapılar asla gözden kaçırılmaması gereken konular arasında başı çekiyor. Bu noktada biz de İngilizce sonuç bildiren ifadelerden bahsederek bu önemli konuyu sana en basit şekilde anlatmaya çalışacağız!
İngilizce öğrenirken mutlaka üzerinde durmamız gereken İngilizce sonuç bildiren ifadelerden bahsedeceğiz. İngilizce sonuç bildiren ifadelere değinirken olabildiğince örnek cümle ile destekleyip, İngilizce sonuç bildiren ifadelerin ince detaylarına da değinmeye çalışacağız. Hazırsan İngilizce sonuç bildiren ifadeleri öğrenmeye başlayalım!
İngilizce sonuç bildiren ifadeler yazımıza başlamadan sana bir sorumuz var: İngilizceyi en kolay, en mükemmel bir şekilde konuşmak ister misin? Cevabın “evet” ise seni Open English’e davet ediyoruz!
Open English, alanında önde gelen bir online İngilizce kursu. Dünyada 15 yılı aşkın süredir, 1.5 milyondan fazla insana İngilizce öğreten Open English, bu deneyimiyle sana da İngilizce öğretmeye hazır! Peki Open English’te seni ne bekliyor?
Open English hakkında daha fazla bilgi almak ve İngilizce öğrenmeye başlamak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

İngilizce sonuç bildiren ifadelerin en temel, en yaygın kullanılanı So’dur. Günlük konuşmada hiç düşünmeden kullanabildiğin, telaffuzu fazlasıyla kolay olan So için, İngilizce sonuç bildiren ifadelerin parlayan yıldızı diyebiliriz! Anlamı ise “bu yüzden, böyle olunca” olarak düşünülebilir.
Therefore, İngilizce sonuç bildiren ifadelerin arasında daha “prestijli” duyulanlardandır. Özellikle yazılı dilde resmi duyulmak için sıkça başvurulabilir. Yine So gibi, “bu yüzden, bu sebeple” olarak çevirmemiz mümkün.
Yine İngilizce sonuç bildiren ifadeler arasında daha resmi duyulanlardan birine geldik. Önceki örneklerimiz, ve sonraki çoğu örnek gibi, Thus da “böylelikle” olarak çevirilebilir ve cümle ve paragrafları sonuca bağlarken kullanılabilir.
In Conclusion ifadesini özellikle paragrafların ya da makalelerin sonuç cümlelerinde sıklıkla görürüz. Genellikle daha geniş bir konuyu toparlarken kullanılan İngilizce sonuç bildiren ifadelerden birisidir. Türkçeye ise “sonuç olarak, toparlarsak” gibi bir anlama sahiptir.
Umarız buraya kadar İngilizce sonuç bildiren ifadeler yazımızdan yeni şeyler öğrenmişsindir! Eğer İngilizceyi daha verimli bir şekilde öğrenmek istersen veya İngilizce sonuç bildiren ifadeler ile alakalı soruların varsa seni Open English’te görmekten mutluluk duyarız!
Open English’e abone olarak sana özel çalışma programına sahip olabilir ve ana dili İngilizce olan, dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders almaya başlayabilirsin. Üstüne üstlük, öğrendiklerini pekiştirebileceğin canlı İngilizce konuşma gruplarında yabancılarla konuşabilir ve sonsuz içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

İngilizce sonuç bildiren ifadeler arasında epey ağırbaşlı ve ciddi duyulan bir ifade ile daha karşındayız. Türkçeye genelde “en sonunda” olarak çeviririz.
Bu ifademizi genellikle daha büyük, detaylı fikirleri toparlarken kullanırız. Anlamı ise “özetlemek gerekirse” gibi çevrilebilir.
To sum up gibi, in summary de “özetle” anlamında olan İngilizce sonuç bildiren ifadelerden birisidir. Birbirlerinin yerine kullanmak mümkündür.

İngilizce sonuç bildiren ifadelerin çoğu gibi to conclude da “kısaca, sonuç olarak” anlamında sıkça kullanılır.
Bugünkü yazımızda İngilizce sonuç bildiren ifadelerden bahsettik ve İngilizce sonuç bildiren ifadelerin her birini örneklerle pekiştirdik. Umarız İngilizce sonuç bildiren ifadeleri öğrenmek senin için faydalı olmuştur! İngilizce sonuç bildiren ifadeler gibi sık sık karşılaşabileceğin İngilizce Yazılı İfadeni Geliştirmek İçin Tüyolar isimli yazımızı da incelemeni öneririz. Fakat eğer İngilizceyi ciddiye alıyorsan adres belli diyebiliriz!
İngilizce sonuç bildiren ifadeler yazımızı kapatırken sana bir sorumuz var: İngilizceyi ana dilin gibi konuşmak ister misin? Eğer çoğu insan gibi cevabın “evet” ise seni Open English’te görmeyi çok isteriz. Open English, dünya çapında 1.5 milyon insana 15 yıldır İngilizce öğreten bir online İngilizce kursu. Dolayısıyla alanında oldukça donanımlı ve deneyimli! Bu deneyimden faydalanmak istersen sen de aramıza katıl!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşarak pratiğe dökebilir ve dev içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklara sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Akademik kariyer, birçok öğrencinin hayali! Çok fazla kişinin isteği bu yönde olduğu için akademik kariyer yapmak isteyenler, elemelere tabi tutuluyor. Elbette elemelerin adil olması gerekiyor. Bu nedenle düzenlenen çeşitli sınavlar mevcut. İşte bu sınavlardan biri de TOEFL.
TOEFL yurt dışında yüksek lisans yapmak isteyenlerin, saygın üniversitelerde eğitim almayı amaçlayanların girdiği bir sınav. Bundan dolayı birçok kişi tarafından nasıl bir sınav olduğu, merak ediliyor. Ayrıca oldukça da teferruatlı bir sınav. Sıfırdan TOEFL’a hazırlanmak mümkün mü sorusu, herkesin aklını meşgul ediyor.
Sen de yurt dışında bir üniversite eğitimi almayı planlıyorsan doğru adrestesin! TOEFL nasıl bir sınav? TOEFL’dan kaç puan almalısın? Sıfırdan TOEFL’a hazırlanmak mümkün mü? Bunlar ve daha bunlar gibi pek çok soruyu cevaplamaya çalışacağız. Öncelikle TOEFL’ın ne olduğunu anlatmakla başlayalım.

Test of English as a Foreign Language’in kısaltması olan TOEFL, herkesin bildiği üzere bir sınav. Türkçesinin Yabancı Dil Olarak İngilizce Sınavı olmasından da anlaşılacağı gibi İngilizce bilgisini ölçüyor. TOEFL oldukça popüler bir sınav. Çünkü on binden fazla üniversite tarafından kabul görüyor. Ayrıca şirketler ve bazı kurumlarda da sınavın geçerliliği var.
İngilizce bilgisini ölçen ve çok tercih edilen bir sınav olan TOEFL, oldukça detaylı. İngilizce okuma, dinleyip anlama, yazma ve konuşma gibi becerileri ölçüyor. Yüz otuzdan çok ülkede belli pozisyonlar, kurslar ve bazı devlet kuruluşları TOEFL puanı ile iş görüyor. Bu da sınavın popüler olmasını sağlayan bir diğer unsur.
TOEFL, 1964 yılından itibaren Amerika Birleşik Devletleri’nde uygulanan bir sınav. Bu sınav ile dünya standartlarındaki birçok saygın üniversite, Amerikan İngilizcesini ne ölçüde kullanabildiğini ölçüyor. Üstelik bu ölçümü okuma (reading), dinleme (listening), konuşma (speaking) ve yazma (writing) kategorileri üzerinden yapıyor.
Üniversiteler, bazı kurumlar ve iş yerleri kapsamında geçerliliği olan TOEFL’dan yüksek puan almak önemli. Sınav, senin İngilizcenin akademik olarak yeterli olup olmadığını değerlendiriyor. Bu nedenle sıfırdan TOEFL’a hazırlanmak konusunda endişelerin olabilir.
TOEFL’dan yüksek bir puan almak elbette çok basit bir iş değil. Hiç İngilizce bilmiyorsan direkt olarak TOEFL’a hazırlanmaya başlamak seni yorabilir. Fakat İngilizce öğrenme konusunda Open English daima yanında! İstersen İngilizceni temelden başlayarak geliştirebilirsin istersen de temel İngilizce bilgine yeni bilgiler ekleyebilirsin.
İngilizce öğrenmek isteyenler için Open English, büyük bir fırsat. Open English, online İngilizce kursu olarak istediğin her an pratik yapmanı sağlıyor. Bu demek oluyor ki sen nerede olursan ol, derslere katılabilirsin. Değişen dünya ve gelişen teknoloji ile birlikte İngilizce öğrenmek artık çok daha kolay.
Open English ile canlı sınıflarda İngilizceni geliştirebilirsin. Ayrıca ana dili İngilizce olan eğitmenlerden ders almak da sana pratik yapman için alan yaratabilir. 7/24 İngilizce ders görebileceğin Open English’te okuma, anlama, konuşma ve yazma becerilerini daha iyi bir noktaya taşıyabilirsin.
TOEFL; okuma, yazma, konuşma ve dinleyip anlama gibi becerileri değerlendiren bir sınav. Open English, İngilizce öğrenirken bu saydığımız becerileri de geliştirmeni sağlayabilir. Ayrıca kursta, CEFR yani Ortak Avrupa Dilleri Çerçeve Programı standartlarına uygun bir eğitim alabilirsin. Open English ile sıfırdan TOEFL’a hazırlanmak oldukça keyifli!

Yurt dışında bir üniversitede yüksek lisans mı yapmak istiyorsun? Büyük ihtimal TOEFL’a girip iyi bir puan alman gerekecek. Sıfırdan TOEFL’a hazırlanmak zor olabilir fakat imkansız değil. İyi bir kurs seçimi, planlama ve gayret ile üstesinden gelebilirsin.
TOEFL nasıl bir sınav? TOEFL’a kimler girebiliyor? Sınav ücretleri ne kadar? TOEFL puanımı kaç sene kullanabilirim? Sıfırdan TOEFL’a hazırlanmak mümkün mü? Evet, tüm bu soruların cevabını merak ediyorsun. Ama adım adım ilerleyelim.
TOEFL Amerikan merkezli yani Amerikan İngilizcesini ölçen bir sınav. Üstelik farklı formatları, başka çeşitleri olmayan bir test. TOEFL’a giren herkes, tek tip bir sınava giriyor. Aynı çoktan seçmeli sorulara cevap veriyor. Sınavla ilgili merak ettiğin diğer detaylar için TOEFL Sınavı Hakkında Her Şey adlı yazımızı okuyabilirsin.
TOEFL’a herkes girebilir mi? Bu sorunun cevabı evet. Ama sınava girmeyi daha çok uluslararası akademik kariyer yapmak isteyenler tercih ediyor. Elbette yurt dışında üniversite okumayı düşünen öğrenciler de bu gruba dahil.
Akademik kariyer ve eğitim dışında da sınava girmek için bir nedenin olabilir. Çeşitli kurslardan sertifika almak için TOEFL’a girebilirsin. Hatta bazı şirketler, TOEFL puanı isteyebilir. Göçmenlik başvurusunda, İngilizce bilme düzeyini belgelemek için bu sınavdan aldığın puanı kullanabilirsin.
TOEFL, ETS yani Educational Testing Service tarafından düzenleniyor. Sınav, tüm dünyada bu kurum tarafından yapılıyor. Sınav iki farklı şekilde oluyor. Online sınav olarak bilgisayar karşısında sınava girebilirsin. Bunun dışında sınav yerine bizzat giderek de sınava katılabilirsin. Peki, sınav ücreti ne kadar?
İngilizce bilme düzeyini belgelemek adına gireceğin TOEFL’ın da diğer sınavlar gibi bir ücreti var. TOEFL’ın ücretini, düzenleyen kurum yani ETS belirliyor. Eğer sıfırdan TOEFL’a hazırlanmayı düşünüyorsan ETS’nin kendi sayfasından güncel sınav ücretine ulaşabilirsin.
Sıfırdan TOEFL’a hazırlanmış birinin sınavdan alacağı en fazla puan yüz yirmi. Bu da test edilen İngilizce bilgisinin ileri seviye yani C2 olduğunu gösteriyor. TOEFL’dan kaç puan alman gerektiği ise sınava giriş nedeniyle bağlantılı olarak değişiyor.
Bazı iş yerleri ve kurumlar yetmiş iki TOEFL puanı talep ediyor. Yani bu, aşağı yukarı orta seviye bir İngilizce bilgisi demek. Bazı saygın üniversiteler ise doksan ve üzeri TOEFL puanları bekliyor. Bu durumda alman gereken puanın, başvurduğun kurum ile ilgili olduğunu söylemek yanlış olmaz.
TOEFL ile ilgili merak edilen birçok bilgiyi seninle paylaştıktan sonra gelelim konunun en önemli kısmına. Sıfırdan TOEFL’a hazırlanmak mümkün mü? Elbette kendine zaman tanıman ve gayret etmen neticesinde iyi bir puan alman mümkün. Ayrıca TOEFL puanın iki yıl geçerliliğini koruyor.
Sınav dört ana bölümden oluşuyor. Ortalama olarak üç saat süren bir sınav. İngilizce okuma, yazma, konuşma ve dinleme bölümleri var. Bu bölümlerin her biri otuz puan ediyor. Sınavı çok iyi geçen bir öğrenci toplamda yüz yirmi puan alabiliyor.
Sıfırdan TOEFL’a hazırlanmak mümkün. Fakat temel düzeyde bir İngilizce bilgin dahi yoksa, hazırlık biraz zorlu olabilir. Bu zorluktan ötürü motivasyon kaybına uğrayabilirsin. Oysa İngilizce öğrenmek Open English ile çok kolay!
TOEFL, İngilizce bilgini dört temel beceriyi kıstas alarak ölçen bir sınav. Bu nedenle hiç İngilizce bilmeden işe girişmek zor. En azından temel bir İngilizce bilgin olsa, konular senin için daha anlaşılır olabilir.
Sıfırdan TOEFL’a hazırlanmak isteyen kişi öncelikle biraz İngilizce çalışmalı. Eğer İngilizce bilmiyorsan ama öğrenmek istiyorsan Open English yanında! Sunduğu birçok imkana ek bir de TOEFL Hazırlık Kursu seçeneğiyle karşına çıkıyor.
Open English, sıfırdan TOEFL’a hazırlanan herkesin işini kolaylaştırıyor! TOEFL akademik İngilizceyi ölçen zor bir sınav. Bunun yanında tek tip bir test olduğu için sınavda çıkabilecek soru tipleri belirgin. İşte Open English bu aşamada devreye giriyor ve sıfırdan TOEFL’a hazırlanan herkese müjdesini veriyor!
Open English TOEFL Hazırlık Kursu ile TOEFL’a hazırlanabilirsin. TOEFL Hazırlık Kursu bölümü çok zengin. Üstelik TOEFL’ın daha önce çıkmış sorularına göz atabilirsin. Bunun dışında kendine süreli ya da süresiz TOEFL seviye belirleme sınavları yapabilirsin. Böylece birçok TOEFL deneyimi edinmiş olursun.
Open English üyeliğini başlattığın andan itibaren, Open English TOEFL Hazırlık Kursu bölümüne de ulaşım hakkı kazanacaksın. Open English’in İngilizce dersleri ile İngilizceni geliştirerek sıfırdan TOEFL’a hazırlanmak artık daha kolay! Sıfırdan TOEFL’a hazırlanmaya karar verdiysen Open English’e güvenebilirsin.
Open English ile önce İngilizce öğren sonra istersen TOEFL Hazırlık Kursu ayrıcalıklarından yararlan. Daha detaylı bilgiye sahip olmak için lütfen hemen yan taraftaki formu doldur.
“Dilimin ucunda” ifadesini genellikle bir şeyi hatırlamaya çok yaklaştığımızda, ancak tam olarak hatırlayamadığımız veya ifade edemediğimiz durumları anlatmak için kullanılır. Hepimiz bir şeyin ne olduğunu, nasıl göründüğünü, tadının, sesinin ve hatta hissinin nasıl olduğunu bildiği halde doğru kelimeyi bulmaya çalışırken bocalamışızdır. Bu durum, hedef kelimenin belleğimizde bulunduğunun ancak o an için erişilemediğinin göstergesidir.
Kelime oralarda bir yerdedir, fakat ulaşamadıkça bu durum giderek sinir bozucu bir hal alır. Evrensel olan, her yaştan ve cinsiyetten insanın tecrübe ettiği bu duygu dilimin ucunda fenomeni “tip of the tongue state” olarak adlandırılmıştır. Birçok dilde farklı kullanımlarıyla karşılaşılabilen dilimin ucunda fenomeni, Fransızca’da “almost seen” yani “neredeyse görülen” anlamını taşıyan presque vu olarak ifade edilmekte ve tam anlamıyla duygularımıza tercüman olmaktadır. Hazırsan, dilimin ucunda fenomeni neden olur detaylı bir şekilde inceleyelim!
Yazımıza geçmeden önce Open English hakkında daha fazla bilgi almak istersen, tek yapman gereken bu sayfadaki iletişim formunu doldurmak. Müşteri temsilcilerimiz en kısa zamanda seni arayacak ve dilersen hemen kaydını başlatacaktır.

Dilimin ucunda fenomeni, bir ismin, kelimenin veya ifadenin anlık olarak hatırlanamasa da bilindiği ve yakında hatırlanacağı hissidir. Hafıza ve dil arasındaki ince çizgide yer alan bu durum, aslında bir kelimenin biçimini hatırlamak zorunda kalmadan anlamını ve ona ait diğer özellikleri zihinde tutmanın mümkün olduğunu kanıtlar. Başka bir deyişle, kişi bilgiyi bilmekte fakat o anda belleğinden geri getirememektedir.
Dilimin ucunda durumu ilk olarak Willam James tarafından tanımlanmıştır. Yapılan çalışmalar bu durumu yaşayan bireylerin hedef kelimeyi üretememelerine rağmen kelimeyi bildiklerine dair güçlü bir hisse sahip olduklarını, ulaşamadıkça sinir bozucu bir hal alan bu durumun hedef kelimeye ulaşıldığı anda birey için eşsiz bir rahatlamaya neden olduğunu ortaya koymuştur. Aynı zamanda araştırmalar, bireylerin hedef kelimenin hece sayısı, vurgusu, ilk ve son harfleri/sesleri gibi bilgileri hatırlayabildiğini göstermiştir.
Bu doğrultuda, hedef kelimeye benzer ses ve yapıyı gösteren alternatif kelimelerin, hedef kelimenin hatırlanmasını engelleyebildiği görülmüştür. Birey her ne kadar tekrar tekrar aklına gelen bu ısrarcı alternatiflerin hedef kelime olmadığını bilse de bu durumu engelleyemez ve hedef kelimeyi hatırlaması zorlaşır. Bu anlamda, dilimin ucunda fenomeni insan hafızası ve bilişinin bu karmaşık işleyişini gözler önüne sermektedir.

Dilimin ucunda fenomeninin neden olduğuna dair birçok araştırma yapılmış ve farklı nedenler ortaya atılmıştır. Dilbilimci George Yule’a göre dilimin ucunda fenomeni çoğunlukla yaygın olarak kullanılmayan kelime ve isimler nedeniyle tetiklenmektedir. Ayrıca özel isimler de zorluk çıkaran kelimelerin başında gelmektedir. Öte yandan, iki dilli insanların dilimin ucunda fenomenini yaygın bir şekilde tecrübe ettikleri de araştırmalar sonucunda ortaya konmuştur.
Her ne kadar her yaştan ve cinsiyetten insanlar bu durumu deneyimlese de, dilimin ucunda fenomeninde çoğunlukla yaşa bağlı bir artış görülmektedir. Yaşlı insanlar gençlere göre dilimin ucunda durumunu daha sık deneyimlerler. Fakat bu durum, bireylerin gündelik yaşamını etkileyecek düzeyde olduğu görülmedikçe tıbben bir bozukluk olarak kabul edilmez.
Dilimin ucunda hissini yalnızca ana dilimizde tecrübe etmeyiz. Hatta bu durum belki de en çok yabancı dil konuşurken başımıza gelir. Örneğin, bir işe başvurdun ve mülakata çağırıldın, “güçlü yanların nelerdir?” gibi bir soruya tam da “zaman yönetimime güveniyorum, çalışma hayatım boyunca son teslim tarihlerini hiç geçirmedim.” diye cevap verecekken son teslim tarihi neydi unuttun!
Dilinin ucunda, “d” ile başlıyor ama yok, hatırlayamıyorsun. Ya da bu gibi durumların yarattığı stresten dolayı İngilizce konuşmaktan tamamen kaçınıyorsun. Peki bu gibi durumları yaşamamak için ne yapmalısın? İşte bu noktada Open English, sana ihtiyaç duyduğun akıcı konuşma becerilerini sağlamayı mümkün kılıyor! Önde gelen online İngilizce kursu Open English; ana dili İngilizce olan uzman eğitmenler, 7/24 erişebileceğin sınırsız içerik ve konuşma grupları ile sana o mülakatta özgüvenli ve duraksamadan “deadline” demeyi vadediyor!
Open English ailesine katılırsan, CEFR (Avrupa Ortak Dilleri Çerçeve Programı) standartlarına uygun, 8 aşamadan oluşan bir eğitim sürecine girmiş olursun. Open English’in 15 yılı aşkın deneyimi ile İngilizce konuşma pratiği yaparak, kelimelerin hafızanda kalıcı bir şekilde yer edinmesini sağlayabilirsin. Böylelikle, dilimin ucunda gibi durumları da daha az yaşarsın. Open English’te online canlı derslere 7/24 erişim sağlayabilir, istediğin her an ve her yerde İngilizce çalışabilirsin.
Ayrıca yurt dışında eğitim almak veya çalışmak gibi planları varsa IELTS, TOEFL ve TOEIC sınavlarına Open English ile hazırlanarak, geleceğiniz için daha fazla kapıyı açabilir, İngilizcenizi bir üst seviyeye taşıyabilirsin. Artık sen de konuşurken takılmadan, özgürce ve akıcı bir şekilde kendini ifade etmek istiyorsan, hemen şimdi sayfamızda bulunan iletişim formunu doldurabilirsin! Daha fazla erteleme, bugün kaydol ve hemen başla!
İngilizce B2 seviyesi, önceki yazılarımızda yazdığımız İngilizce A1, A2 ve B1 seviyesi yazılarının devamı olarak seninle buluşuyor.
Bu yazımızda Intermediate olarak nitelendirilen B2 İngilizce seviyesine dair detayları derledik.
Hadi hiç vakit kaybetmeden yazımızı okumaya başlayalım. Öncesinde tüm İngilizce seviyelere göz atmak istersen ilgili yazımızı okuyabilirsin.
B2 İngilizce seviyesi bir diğer tabirle Intermediate İngilizce seviye, İngilizcenin belirli bir seviyede olduğunu, okuduklarını anladığını, yazma becerini geliştirdiğini ve günlük konuşmalar gerçekleştirdiğini belirtmektedir.
B2 seviye İngilizce, yurt dışına çıktığında günlük ihtiyaçlarını karşılamak için yeterince bilgi birikime sahip olduğunu ve yaşamını iademe ettirecek İngilizceye sahip olduğunu göstermektedir.
Şimdi Intermediate İngilizce seviyesiyle alakalı konu, kitap ve kelime gibi detaylara bakalım.
B2 seviyesine ve hatta daha ilerisine gelmek için bugün online İngilizce İngilizce kursu Open English’e başlayabilirsin. Detaylı bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Intermediate İngilizce seviyesinde farklı birçok konu işlenmektedir. Bu konulardan bazıları alt seviyelerden öğrenilip üstüne katılarak gelinse de B2 İngilizce seviyesinde öğrenilecek farklı konular da vardır. Şimdi B2 seviye İngilizce konularına yakından bir bakalım.
Bu konular sakın gözünü korkutmasın. B2 seviye İngilizcedeysen bu konuları zamanla kolay bir şekilde öğreneceksin.
İngilizce B2 seviyesine derinlemesine girmek ve İngilizce öğrenmek istiyorsan, yan tarafta yer alan formu doldurarak İngilizce öğrenmek için ilk adımı atabilirsin.
Her seviyede olduğu gibi B2 seviye İngilizcede de farklı hikaye kitapları vardır. Bu kitaplar tabii ki farklı İngilizce seviyelerde de mevcut ama burada dikkat etmen gereken bu kitabın hangi seviyeye uygun olduğu…
Yani şöyle açıklamak daha doğru geliyor: Mesela Tom Sawyer kitabını ele alalım. Bu kitabın her İngilizce seviyeye uygun basımı vardır. Burada B2 seviye İngilizce hikaye kitaplarından bahsederken biz de bunları dikkate aldık.
Aşağıdaki her kitabın B2 seviye İngilizce için de uygun basımları var. Şimdi Intermediate İngilizce seviye kitaplara yakından bakalım:
İngilizce B2 seviye kitaplarımızı bitirdiğimize göre kelimelere geçebiliriz.

Şimdi geldik Intermediate İngilizce seviyesinde karşına çıkabilecek kelimelere… Bu kelimelerden farklı seviyelerde haberin olabilir ama genel olarak B2 seviyesine ait kelimeler olduklarını söylemek isteriz. Tabii net bir ayrım olmasa da B2 seviye İngilizce kelimeleri şöyle listeleyebiliriz:
| İngilizce B2 Seviye Kelimeleri | Türkçe Karşılıkları |
| accuse | suçlamak |
| achievement | başarı |
| adjust | ayarlamak |
| admit | kabul etmek |
| advertise | reklam yapmak |
| affair | mesele ilişki |
| agreement | anlaşma |
| agriculture | tarım |
| aim | amaç |
| aisle | koridor |
| allowance | düzenli sağlanan para, harçlık |
| ambassador | büyükelçi |
| amusement | eğlence |
| anticipate | ummak |
| apparent | apaçık,belirgin |
| appearance | görünüş |
| appreciate | takdir etmek |
| appropriate | uygun |
| approve | onaylamak |
| argument | tartışma |
| arrest | tutuklamak |
| avoid | kaçınmak |
| bank-account | banka hesabı |
| bankrupt | iflas |
| bargain | pazarlık |
| beg | yalvarmak |
| beggar | dilenci |
| blame | suçlamak |
| breath | nefes |
| bribe | rüşvet |
| budget | bütçe |
| candidate | aday |
| capital | başkent |
| cash flow | nakit akışı |
| cemetery | mezarlık |
| charge | suçlamak |
| charming | çekici |
| circumstances | koşullar |
| claim | İddia etmek |
| clerk | katip |
| client | müşteri |
| coal | taş kömürü |
| competition | yarışma |
| complaint | şikayet |
| condition | durum |
| confess | itiraf etmek |
| congratulate | tebrik etmek |
| consider | dikkate almak |
| consult | danışmak |
| contest | yarışma |
| contribute | katkıda bulunmak |
| convert | dönüştürmek |
| court | mahkeme |
| crossword | bulmaca |
| cruel | zalim |
| customs | gümrük |
| dashboard | gösterge paneli |
| deadline | son teslim tarihi |
| deceive | kandırmak, aldatmak |
| declare bildirmek, | bildirme, beyan etmek |
| define tanımlamak | tanımlama |
| depend | bağlı olmak |
| desire | arzu |
| devaluation | devalüasyon |
| diagnose | teşhis etmek |
| disappear | ortadan kaybolmak |
| disappoint | hayal kırıklığına uğratmak |
| distance | mesafe |
| distribution | dağıtım |
| dreadful | korkunç |
| eager | istekli |
| election | seçim |
| embassy | Elçilik |
| encourage | cesaretlendirmek |
| enemy | düşman |
| enterprise | girişim |
| entrepreneur | girişimci |
| envy | kıskanmak |
| essay | deneme |
| establish | kurmak |
| estimate | tahmin etmek |
| evaluate | değerlendirmek |
| evidence | kanıt |
| exaggerate | abartmak |
| examine | incelemek |
| exhibition | sergi |
| experiment | deney |
| fame | ün |
| fence | çit |
| fix | tamir etmek |
| fluent | akıcı |
| foolish | aptalca |
| forecast | tahmin etmek |
| fragile | kırılgan |
| frame | çerçeve |
| franchise | imtiyaz, ayrıcalık |
| fundraising | para toplama |
| gamble | kumar |
| gear/transmission | yükseltmek |
| globalization | küreselleşme |
| government | hükümet |
| grateful | Minnettar |
| growth rate | büyüme oranı |
| hair-dryer | saç kurutma makinesi |
| harvest | hasat etmek |
| hesitate | tereddüt etmek |
| hire | kiralamak |
| hitch-hike | otostop yapmak |
| homesick | sıla hasreti |
| in advance | önceden, peşin |
| include | içermek |
| income | gelir |
| increase | artmak, artırmak |
| independent | bağımsız |
| inflation | enflasyon |
| innocent | masum |
| inspection | muayene |
| inspector | müfettiş |
| insurance | sigorta |
| interest-rate | faiz oranı |
| invoice | fatura |
| judge | yargıç |
| justice | adalet |
| kidnapping | adam kaçırma |
| knowledge | bilgi |
| labor force | işgücü |
| landlord | ev sahibi |
| licence-plate | plaka |
| life-vest | can yeleği |
| loan | borç |
| loan agreement | kredi anlaşması |
| magnificent | muhteşem |
| maintain | sürdürmek |
| market share | pazar payı |
| marketing research | pazarlama araştırması |
| marvellous | şahane |
| massive | kocaman |
| member of parliament | milletvekili |
| mention | bahsetmek |
| merchandise | mal |
| nation | ulus, millet |
| net capital | net sermaye |
| objective | nesnel |
| observe | gözlemlemek |
| obvious | açık |
| opportunity | fırsat |
| participate | katılmak |
| patience | sabır |
| percentage | Yüzde |
| persuade | ikna etmek |
| pollution | kirlilik |
| postpone | ertelemek |
| president | başkan |
| price control | fiyat kontrolü |
| prison | Hapishane |
| process | süreç |
| profit | kar |
| prohibit | yasaklamak |
| promotion | terfi |
| property | özellik |
| proposal | öneri |
| prove | kanıtlamak |
| publicity | tanıtım |
| punctual | dakik |
| punishment | ceza |
| quantity | miktar |
| quarrel | kavga |
| queue | sıra, kuyruk |
| receipt | fiş |
| receive | almak |
| recognise | tanımak |
| recommend | tavsiye etmek |
| reduce | azaltmak |
| regret | pişman olmak |
| reject | reddetmek |
| release | serbest bırakmak |
| religion | din |
| reluctant | isteksiz, Gönülsüz |
| rely | güvenmek |
| represent | temsil etmek |
| request | rica etmek |
| resolution | çözülme, erme, dağılma |
| resource | kaynak |
| respect | saygı |
| respond | yanıtlamak |
| revenue | gelir |
| revise | gözden geçirmek |
| rub | ovmak, sürtmek |
| sand | kum |
| schedule | program |
| science | bilim |
| seek | aramak |
| sense | duyu |
| shake | sallamak |
| share | paylaşmak |
| sink | lavabo, batmak |
| skyscraper | gökdelen |
| steering-wheel | direksiyon |
| substitute | yerine geçmek |
| supplier | tedarikçi |
| suppose | farz etmek |
| swear | yemin etmek,küfür etmek |
| take action | harekete geçmek |
| take advantage | avantaj elde etmek |
| task | görev |
| tax | vergi |
| throat | boğaz |
| to book | rezervasyon yaptırmak |
| torture | işkence |
| trademark | marka |
| transmit | iletmek |
| treat | davranmak |
| treatment | tedavi |
| trick | hile |
| underline | vurgulamak |
| unemployment | işsizlik |
| urgent | acil |
| violent | şiddetli |
| volunteer | gönüllü |
| warehouse | büyük mağaza |
| wealthy | zengin |
| weapon | silah |
| whistle | ıslık |
| wholesale | toptan |
| witness | şahit |
| zip | fermuar, fermuarını çekmek |
Evet artık B2 seviyesiyle alakalı söyleyeceklerimizi bitiriyoruz. Ama tabii sana Intermediate ve farklı her seviyede İngilizce öğrenebileceğin Open English online İngilizce kursunu anlatmak istiyoruz. Hemen alt başlığa geçiş yap.
İngilizce B1 seviyesi hakkında merak ettiklerin mi var? İlgili yazımızı okuyabilirsin.
Online İngilizce kursumuz sayesinde uygun olduğun seviyeden başlayarak kolay ve hızlı bir şekilde İngilizce öğrenebilirsin. Tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurman ve ekip arkadaşlarımızın seni aramasını beklemen…
Hadi durma, harekete geç! Evinden, iş yerinden ya da şehir içi şehirler arası seyahat ederken İngilizce öğrenmeye başla. Open English’le bunların hepsi mümkün.