Bu yazımızda İngilizcenin en temel, en olmazsa olmaz yapılarından olan Gerund/Infinitive’lerden bahsedeceğiz. Gerund/Infinitive temel bir konu olmasına rağmen kafa karıştırıyor olmasının sebebi biraz kulak dolgunluğuna, biraz ezbere ihtiyacımız olması.
Ama merak etme, bu yazıda senin için Gerund/Infinitive olarak en yaygın kullanılan kelimelerden bir liste oluşturduk ve her biri için örnek cümleler hazırladık!
Gerund/Infinitive konusu, az önce bahsettiğimiz gibi kulak dolgunluğuna dayanan bir konu. Kulak dolgunluğu konusunda da anadili İngilizce olan deneyimli eğitmenler ve konuşma gruplarından daha iyi ne olabilir?
Open English sana bunları ve sınırsız içerik erişimi, 7/24 canlı dersler gibi ekstra ayrıcalıkları sunuyor! Sadece Gerund/Infinitive değil, aklında İngilizceye dair olan her soru için Open English yanında!
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.
Gerund/Infinitive, iki fiili birlikte kullanmak istediğimizde karşımıza çıkan bir konu. Hem Gerund, hem Infinitive aynı amaçla kullanılsa da kullanımlarında farklar vardır. Gerund için isim-fiil, Infinitive için ise mastar eki dersek yanlış olmaz. Gerund/Infinitive listelerimizi inceleyerek örneklerle pekiştirebilirsin!
Gerund, fiillerin -ing eki almış hallerine verilen isimdir. Türkçede isim-fiil olarak geçer. Kullanım alanları şöyledir:
Exercising makes you healthy! (Egzersiz yapmak seni sağlıklı yapar)
She’s thinking of leaving the country. (Ülkeden ayrılmayı düşünüyor.)
There will be flying cars in the future! (Gelecekte uçan arabalar olacak!)

| Admit | kabul etmek | She admitted stealing the necklace.
(Kolyeyi çaldığını kabul etti.) |
| Enjoy | zevk almak | I enjoy jogging in the forest.
(Ormanda koşu yapmayı severim.) |
| Allow | izin vermek | Teacher allowed using smartphones in class.
(Öğretmen sınıfta akıllı telefon kullanmaya izin verdi.) |
| Dislike | hoşlanmamak | John dislikes playing chess.
(John satranç oynamaktan hoşlanmaz.) |
| Defend | savunmak | Government defended invading the country.
(Hükümet ülkeyi işgal etmeyi savundu.) |
| Finish | bitirmek | She finished watching the new movie.
(Yeni filmi izlemeyi bitirdi.) |
| Mention | değinmek | They mentioned going to Antalya for the vacation.
(Tatil için Antalya’ya gitmeye değindiler.) |
| Resume | devam etmek | He resumed reading the book.
(Kitabı okumaya devam etti.) |
| Practice | alıştırma yapmak | We practiced playing that song.
(O şarkıyı çalmanın alıştırmasını yaptık.) |
| Acknowledge | kabullenmek | They acknowledged doing wrong.
(Yanlış yaptıklarını kabullendiler.) |
| Confess | itiraf etmek | Thief confessed breaking into the house.
(Hırsız eve zorla girdiğin itiraf etti.) |
| Explain | açıklamak | Amy explained shopping online to them.
(Amy onlara internetten alışveriş yapmayı açıkladı.) |
| Suggest | önermek | They suggested moving to another city.
(Başka bir şehre taşınmayı önerdiler.) |
Gerund/Infinitivelerin hepsini aklında tutmak biraz yorucu mu geldi? Open English’e katılarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerimizle, 7/24 canlı derslerimiz esnasında bu konuyu çok daha rahat öğrenebilir, konuşma gruplarında pratiğini yapabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
Gerund/Infinitive konusunun ikinci başlığı olan Infinitive’ler, Türkçedeki mastar ekleridir (-mak, -mek). Farklı türleri olmakla birlikte bare infinitive ve to infinitive olarak ikiye ayrılır. Farklı Infinitive formlarına değinmek gerekirse:
Hiçbir ek almayan, yalın halde fiillerdir.
You should study harder! (Daha sıkı çalışmalısın!)
I hear him talk behind my back. (Arkamdan konuştuğunu duyuyorum.)
I want to go out tonight. (Bu akşam dışarı çıkmak istiyorum.)
You seem to be working out a lot. (Epey egzersiz yapıyorsun gibi duruyor.)
He pretends to have worked. (Çalışıyormuş gibi yapıyor.)
She seemed to have been smiling. (Gülümsüyormuş gibi duruyordu.)

| Come | gelmek | They’ve come to take you home.
(Seni eve götürmeye geldiler.) |
| Decide | karar vermek | I decided to study every day for the exam.
(Sınav için her gün çalışmaya karar verdim.) |
| Hope | umut etmek | I hope to achieve my goals by the end of the year.
(Yıl sonuna kadar hedeflerime ulaşmayı umut ediyorum.) |
| Learn | öğrenmek | I learned to play the piano in the summer.
(Yazın piyano çalmayı öğrendim.) |
| Plan | planlamak | They plan to throw a party next week.
(Haftaya bir parti vermeyi planlıyorular.) |
| Struggle | çabalamak | We struggle to earn our living.
(Geçimimizi sağlamak için çabalıyoruz.) |
| Wait | beklemek | He’s waiting to see the doctor.
(Doktoru görmek için bekliyor.) |
| Wish | dilemek | I wish to study law in the future.
(Gelecekte hukuk okumayı diliyorum.) |
| Agree | katılmak, kabul etmek | She agreed to go to cinema with me.
(Benimle sinemaya gitmeyi kabul etti.) |
| Ask | sormak, istemek | They asked to see you after work.
(İşten sonra seni görmeyi istediler.) |
| Choose | seçmek | He chose to live like this.
(Böyle yaşamayı o seçti.) |
| Fail | başarısız olmak | I failed to hand in my project.
(Projemi teslim etmekte başarısız oldum.) |
| Request | istemek, talep etmek | We requested to see the evidence.
(Kanıtı görmeyi talep ettik.) |
Evet, böylece Gerund/Infinitive konusunun sonunda geldik. Ne kadar temel olsa da bazen yanlış anlaşılabilen Gerund/Infinitive konusu kesinlikle pratik ile oturailecek bir konu. Ama korkma! Open English her konuda olduğu gibi Gerund/Infinitive’de de yanında!
Çoğu İngilizce konusu gibi tekrar ve kulak dolgunluğu gerektiren Gerund/Infinitive’i, önde gelen İngilizce eğitim platformu olan Open English’te tüm detayları ile öğrenebilirsin!
Çoğunluğu Amerikalı, TEFL/TESOL sertifikalı, ana dili İngilizce olan eğitmenlerle 7/24 dersler, pratik yapabileceğin konuşma grupları ve sınırsız içerik erişimi gibi ayrıcalıklara Open English abonesi olarak ulaşabilirsin!
Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım.
İngilizce, özellikle yabancı dil öğrenenler için,. bazen karmaşık olabilen, benzer okunuşlara sahip kelimelerle dolu. Bu benzer kelimelerin anlamları farklı ve yanlış bir telaffuz veya kullanım, iletişimde karmaşıklığa veya yanlış anlamalara yol açabiliyor. Bu yazıda, İngilizcede okunuşları aynı olan ancak anlamları farklı olan hour ve our kelimelerine odaklanacağız.
İlk bakışta, hour ve our kelimeleri benzer gibi görünebilir, çünkü telaffuzları aynıdır. Ancak, hour ve our kelimelerinin farklı anlamları ve kullanım şekilleri vardır. Bu yazıda, hour ve our kelimelerinin her birinin doğru kullanımını, anlamını ve bazı örnek cümleleri inceleyeceğiz. Bu bilgi, hour ve our kelimelerinin karıştırılmasını önlemeye yardımcı olabilir ve İngilizce dilinin inceliklerini daha iyi anlamana katkı sağlayabilir.
İngilizcede hour ve our gibi okunuşu aynı veya benzer olan, ancak farklı anlamlara sahip kelimeler bulunur. Bu kelimelere homofonlar denir. Şimdi, hour ve our gibi okunuşu aynı kelimelerin bazılarını seninle paylaşacağız.
Two; 2 sayısını ifade eder.
Too; aşırı, çok veya ayrıca anlamına gelir.
Bear; Büyük bir memeli hayvan olan ayıyı ifade eder.
Bare; çıplak veya eksik anlamına gelir.
Flour; yemek yapmak için kullanılan un anlamına gelir.
Flower; çiçek anlamına gelir.
Peace; barış veya huzur anlamına gelir.
Piece; parça veya kısım anlamına gelir.
Break; kırmak veya ara vermek anlamına gelir.
Brake; araçların durmasını sağlayan fren anlamına gelir.
Principal; okul müdürü veya temel anlamına gelir.
Principle; ilke veya prensip anlamına gelir.
Here; burada anlamına gelir.
Hear; duymak veya işitmek anlamına gelir.
Weather; hava durumu veya hava anlamına gelir.
Whether; eğer anlamına gelir ve bir seçenek veya koşul ifade eder.
Sail; yelken açmak veya denizde seyahat etmek anlamına gelir.
Sale; satış anlamına gelir.
Bu örnekler, İngilizcede okunuşu aynı olup anlamı farklı olan kelimeleri gösteriyor. Bu tür kelimelerin doğru kullanımı, dilin inceliklerini anlamak ve iletişimde karışıklıkları önlemek için önemli. İngilizce hour ve our gibi aynı telaffuza sahip kelimelerin tümünü hızlıca öğrenmek istersen sayfada bulunan formu doldurman yeterli. Müşteri temsilcisi arkadaşlarımız seni arayıp online İngilizce kursu Open English aboneliğini başlatsın ve sen de hiç vakit kaybetmeden İngilizce öğrenmeye başla!

Hour; İngilizce bir kelime olup, saat dilimlerini veya zamanı ölçmek için kullanılır. Hour, “aw-er” şeklinde telaffuz edilir. İlk ses “aw” gibi bir ses yaparken, ikinci ses “er” gibi bir ses yapılır. Ayrıca, İngilizce hour kelimesinin sonundaki “r” harfi İngilizcede genellikle sessizce söylenir, yani hour kelimesini “aw-er” şeklinde telaffuz etmek yaygındır.
İşte, hour kelimesini içeren bazı örnek cümleler ve Türkçe karşılıkları:
– Saatlerdir yağmur yağıyor ve dışarı çıkamıyorum.
– Bir sonraki toplantımdan önce boş bir saatim var.
– Müze, ziyaret etmek isterseniz birkaç saat daha açık.
– Bu restoranın çalışma saatlerini söyleyebilir misiniz?
– Bir mil koşmayı altı saatin altında bir sürede yapabilir.
– Projedeki detayları tartışmak için bir saat harcadık.
– Bir saat içinde orada olacağım, lütfen beni bekle.
– Film iki saat sürüyor, bu yüzden yeterince zamanınız olduğundan emin olun.
– Şehirdeki yoğun saat trafiği çok sıkıcı olabilir.
– Yarı zamanlı bir öğretmen olarak çalışıyor ve haftada sadece birkaç saat çalışıyor.
İngilizce hour kelimesi zamanı ifade etmek için yaygın olarak kullanılır ve birçok farklı bağlama uyarlanabilir. İngilizce hour içeren örnek cümleler, farklı kullanım örneklerini göstermektedir.

İngilizce our, bizim veya bizimki anlamına gelen bir sıfattır ve sahiplik belirtir. İngilizce our, “aw-er” şeklinde telaffuz edilir. İlk ses ”aw” gibi bir ses yapılırken, ikinci ses “er” gibi bir ses yapılır. Our kelimesinin sonundaki “r” harfi genellikle sessizce söylenir ve vurgu “aw” üzerindedir.
İngilizcede birçok kelime yanlış telaffuz ediliyor. Bu sebeple de birçok konuşmada anlam karmaşası yaşanabiliyor. Telaffuzu en çok karıştırılan kelimeleri öğrenmek için İngilizce Yanlış Telaffuz Edilen 10 Kelime başlıklı yazımızı okuyabilirsin.
İngilizce our kelimesine dair bilgileri öğrendiğine göre our kelimesini içeren örnek cümleler ve Türkçe karşılıklarını incelemeye başlayabilirsin.
– Bu bizim evimiz ve onu seviyoruz.
– Bizim aile gelecek hafta tatil yapıyor.
– Şirket pikniğimizi Cumartesi günü yapıyoruz.
– Bizim araba plaj yolunda bozuldu.
– Bizim köpeğimiz çok dostça ve çocuklarla oynamayı sever.
– Çevreyi koruma sorumluluğu bizim üzerimize düşer.
– Öğretmenimiz bize zorlu bir ödev verdi.
– Arkadaşlarımız akşam yemeği için bizim yanımıza geliyorlar.
– İşimizle gurur duyuyoruz ve mükemmeliyeti hedefliyoruz.
– Evlilik yıldönümümüz yaklaşıyor ve özel bir kutlama planlıyoruz.
Our kelimesi sahiplik belirtmek için kullanılır ve cümlenin nesnesini veya sahibini tanımlar. Yukarıdaki our içeren örnek cümleler, our kelimesinin farklı bağlamlarda nasıl kullanılabileceğini gösteriyor.
Hour ve our kelimelerinin İngilizce telaffuzlarının benzer olması, bazı kişilerin hour ve our kelimelerini karıştırmalarına neden olabilir. İngilizce hour ve our kelimelerini karıştırmamak için aşağıdaki yöntemleri kullanabilirsin.
Hour ve our kelimelerini karıştırmamak için öncelikle kelime anlamlarını ayırt etmek gerekiyor. Hour, zamanı ölçen bir süreyi ifade ederken; our, sahiplik veya aidiyeti belirtir. Hour ve our gibi kelimelerin kelime anlamlarını iyi anlamak, hangi kelimenin hangi bağlamda kullanılması gerektiğini belirlemene yardımcı olur. İngilizce metinler okuyarak veya İngilizce konuşma pratiği yaparak, hour ve our gibi kelimelerin doğru kullanımını pekiştirebilirsin.
Hour ve our gibi okunuşu aynı anlamı farklı kelimeleri karıştırmamak için dil işitme yeteneğini geliştir. İngilizceyi dinleyerek ve farklı telaffuzları tanıyarak, hour ve our gibi kelimelerin nasıl doğru kullanılacağını daha iyi kavrayabilirsin. Hour ve our gibi kelimeleri ayırmak için dil bilgisine dikkat etmek de çok işine yarayacak. İngilizce dil bilgisini iyi anlamak, hour ve our gibi kelimelerin nasıl kullanılması gerektiği konusunda sana rehberlik edecek. İngilizce dil bilgisi kurallarını öğrenmek ve uygulamak için Open English’ten destek alabilirsin.
Hour ve our gibi okunuşu aynı olan kelimeleri karıştırmaman için verdiğimiz tüyoları kolaylıkla hayatına katabilmen için sana bir önerimiz var. Sayfada yer alan iletişim formunu doldur ve Open English ailesine katıl. Çünkü Open English’te alacağın seviyene uygun kaliteli İngilizce eğitimi sayesinde hour ve our gibi kelimelerin cümle içinde hangi manada kullanıldığını rahatlıkla öğrenebilirsin. Ana dili İngilizce olan eğitmenlerin moderatörlüğünde açılan konuşma sınıfları sayesinde İngilizce konuşma pratiği yaparak farklı telaffuzları tanımaya başlayabilirsin. İngilizce dilbilgisi kurallarını öğrenmek için Open English’in %100 online canlı derslerini ve sınırsız ulaşabileceğin interaktif konu anlatımlarını kullanabilirsin.
Bu yöntemleri kullanarak hour ve our gibi okunuşu aynı olan kelimeleri daha iyi ayırt edebilir ve doğru bir şekilde kullanabilirsin. Dikkatli olmak ve sürekli pratik yapmak, hour ve our gibi kelimeleri karıştırmanı önlemeye yardımcı olacaktır.
İngilizce konuşma, yazma ve anlama becerilerini geliştirmek için çok sayıda kelime öğrenmen gerekir. Özellikle İngilizce dil yeterliliğini ölçen sınavlara hazırlanırken kelime çalışması yapmak, bu sınavlardan ortalamanın üzerinde sonuçlar alman adına oldukça önemli.
Eş anlamlı kelimeleri bilmek, sadece sınavlarda değil yabancılarla günlük iletişimde de kendini daha kolay ifade edebilmek adına işini oldukça kolaylaştırır. Ayrıca hem daha etkili konuşmalar yapmana hem de içeriği zengin yazılar yazmana olanak tanır.
İngilizce eş anlamlılar konusunda merak ettiğin tüm detayları Open English’in canlı dersleri ve interaktif dersleriyle öğrenebilirsin. Ana dili İngilizce olan eğitmenlerin sunduğu canlı derslere 7/24 boyunca sınırsız katılabilir, dilersen onlarla istediğin İngilizce konuda özel dersler yapabilirsin.
Online İngilizce kursu Open English ile istediğin yerde dilediğin zaman pratik yapabilirsin. Eğitim planlarımız ve ücretleri öğrenmek için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni en kısa sürede arayacaktır!
Eş anlamları kelimeleri hepimiz Türkçeden zaten biliyoruz. İngilizce öğrenmeye başlarken İngilizce eş anlamlı kelimeleri öğrenmek; konuşma, yazma ve dinlediğini ve okuduğunu anlama yeteneklerine önemli katkılarda bulunacak.
Şimdi gel bu kelimelere alfabetik olarak yakından bakalım:
Anlamı: şaşırtan, hayrete düşüren, inanılmaz
Eş anlamlıları: incredible, unbelievable, improbable, fabulous, wonderful
Anlamı: cevap vermek, yanıtlamak
Eş anlamlıları: reply, respond, retort, acknowledge
Anlamı: kızgın, sinirli, hiddetli, asabi
Eş anlamlıları: mad, furious, enraged
Anlamı: hoş olmayan, nahoş, kötü
Eş anlamlıları: atrocious, evil, wrong, immoral, unpleasant, unfortunate
Anlamı: güzel, hoş, latif
Eş anlamlıları: pretty, lovely, attractive, gorgeous, alluring, appealing
Anlamı: büyük, kocaman, iri
Eş anlamlıları: enormous, huge, immense, large, grand
Anlamı: sakin
Eş anlamlıları: quiet, peaceful, mild, tranquil
Anlamı: serin, soğuk
Eş Anlamlıları: chilly, cold, frosty, wintry, icy, frigid
Anlamı: yamuk, çarpık, eğri büğrü
Eş anlamlıları: bent, twisted, curved, hooked, zigzag
Anlamı: yapmak, etmek
Eş anlamlıları: accomplish, achieve, act, complete, execute
Anlamı: tasvir etmek, anlatmak, betimlemek, tanımlamak
Eş anlamlıları: portray, characterize, narrate, relate, represent
Anlamı: tehlikeli
Eş anlamlıları: risky, uncertain, perilous, unsafe
Anlamı: leziz, lezzetli, nefis
Eş anlamlıları: savory, appetizing, luscious, toothsome, delightful
Anlamı: istekli, hevesli
Eş anlamlıları: keen, fervent, enthusiastic, involved, intrested
Anlamı: son, nihayet, bitiş
Eş anlamlıları: stop, finish, terminate, conclude, close
Anlamı: izah etmek, açıklamak, anlatmak
Eş anlamlıları: eloborate, clarify, interpret, define, illustrate
Anlamı: meşhur, ünlü, tanınmış
Eş anlamlıları: well-known, renowned, famed, celebrated
Anlamı: hızlı, süratli, çabuk
Eş anlamlıları: quick, rapid, swift, agile, brisk
Anlamı: eğlenceli, gülünç, komik
Eş anlamlıları: humorous, amusing, comic, silly, laughable, entertaining
Anlamı: elde etmek, satın almak, almak, verilmek, anlamak
Eş anlamlısı: acquire, obtain, secure, procure, gain

Anlamı: iyi, hoş, kaliteli, ilginç
Eş anlamlıları: fine, exceptional, satisfying, favorable, acceptable
Anlamı: mükemmel, çok iyi
Eş Anlamlıları: awesome, fantastic, mervelous, perfect, admirable
Anlamı: mutlu, mesut, neşeli, memnun
Eş anlamlıları: pleased, contented, satisfied, delighted, cheerful
Anlamı: nefret etmek
Eş anlamlıları: despise, loathe, detest, dislike
Anlamı: yardım etmek, yararı olmak
Eş anlamlıları: aid, assist, support, encourage, back
Anlamı: önemli, faydalı, gerekli, mühim
Eş anlamlıları: necessary, vital, critical, significant, indispensible
Anlamı: ilginç, ilgi çekici
Eş anlamlıları: engaging, inviting, stimulating, thought-provoking, unusual
Anlamı: iş, görev, sorumluluk
Eş anlamlıları: occupation, work, career
Anlamı: orman
Eş anlamlısı: forest
Anlamı: tutmak, saklamak, bulundurmak
Eş anlamlıları: control, hold, retain, preserve, maintain
Anlamı: öldürmek
Eş anlamlıları: slay, execute, assassinate, murder, destroy
Anlamı: kibar, nazik
Eş anlamlıları: helpful, generous, compassionate, gently
Anlamı: tembel, haylaz
Eş anlamlıları: idle, inactive, indolent, slothful
Anlamı: küçük, ufak
Eş anlamlıları: tiny, small, diminutive, shrimp, runt
Anlamı: sevmek, gönül vermek, aşık olmak
Eş anlamlıları: like, admire, care for, adore
Anlamı: yapmak, üretmek
Eş anlamlıları: produce, create, originate, invent, construct
Anlamı: taşınmak, hareket ettirmek
Eş anlamlıları: blow, carry, drift, transport, shift
Anlamı: huysuz, aksi, ters, günü gününe uymayan
Eş anlamlıları: tempermental, changable, irritable
Anlamı: yaramaz, haşarı, saygısız, kaba
Eş anlamlıları: headstrong, impish, mischievous, playful
Anlamı: düzgün, derli toplu, tertipli
Eş anlamlıları: clean, orderly, tidy, elegant, precise
Anlamı: yeni, hiç kullanılmamış
Eş anlamlıları: fresh, original, unusual, modern, current, recent.
Anlamı: meydana gelmek, olmak, vuku bulmak
Eş anlamlıları: take place, happen, arise, materialize, exist
Anlamı: Alışılmamış, garip, tuhaf, acayip
Eş anlamlıları: strange, queer, weird
Anlamı: yaşlı, ihtiyar, eski
Eş anlamlıları: aged, ancient, used, mature
Anlamı: kısım, parça, bölüm
Eş anlamlıları: portion, piece, share, section, fraction

Anlamı: yer, mahal, konum
Eş anlamlıları: space, area, spot, region, residence
Anlamı: çok beğenilen, tutulan, popüler
Eş anlamlıları: accepted, famous, fashionable, favored, trendy
Anlamı: sessiz, sakin
Eş anlamlıları: silent, still, soundless, mute, peaceful
Anlamı: çok, epeyce, tamamen
Eş anlamlıları: fairly, pretty, largely, thoroughly, totally
Anlamı: doğru
Eş anlamlıları: correct, true, accurate, factual, proper
Anlamı: gerçek
Eş anlamlıları: genuine, true, absolute, evident, actual
Anlamı: güvenilir, emin, itimat edilebilir
Eş anlamlıları: dependable, trusworthy, safe, steady
Anlamı: göstermek, ortaya koymak, belli etmek
Eş anlamlıları: display, exhibit, indicate, reveal, demonstrate
Anlamı: hikaye, masal, öykü
Eş anlamlıları: tale, myth, legend, fable, narrative
Anlamı: acayip, garip, tuhaf
Eş anlamlıları: odd, peculiar, weird, unusual, unfamiliar
Anlamı: zeki, akıllı
Eş anlamlıları: intelligent, clever, brilliant, bright
Anlamı: sorun, dert, tasa, güçlük
Eş anlamlıları: distress, anguish, worry, concern, difficulty
Anlamı: gerçek, doğru
Eş anlamlıları: accurate, right, proper, precise, exact
Anlamı: düşünmek, sanmak, farz etmek
Eş anlamlıları: consider, pounder, judge, assume
Anlamı: talihsiz, esef verici, üzücü
Eş anlamlıları: unlucky, damaging, deplorable, regretable, untoward
Anlamı: çirkin, tatsız, kötü, nahoş
Eş anlamlıları: awful, grotesque, hideous, frigtening, shocking
Anlamı: genellikle, çoğunlukla, ekseriyetle
Eş anlamlıları: commonly, frequently, generally, mostly, regularly
Anlamı: huzursuz, tedirgin, endişeli, rahatsız
Eş anlamlıları: restless, concerned, nervous, anxious
Anlamı: çok
Eş anlamlıları: extremely, tremendously, exceedingly, vastly
Anlamı: değer, kıymet, eder
Eş anlamlıları: worth, merit, usefulness
Anlamı: yanlış, hatalı
Eş anlamlıları: incorrect, inaccurate, mistaken, improper, untrue
Anlamı: şahane, harikulade, çok güzel
Eş anlamlıları: awesome, amazing, excellent, outstanding, fantastic
Anlamı: yıllık, senelik
Eş anlamlısı: annually, yearlong
İngilizce kelime çalışması yapmak, kelime dağarcığının gelişmesi açısından oldukça önemli ama kelimelerin anlamlarını öğrenirken aynı veya benzer anlama gelen kelimeleri de öğrenmelisin. Bu şekilde okuduklarını daha rahat anlayabilir, daha akıcı konuşabilir ve yazabilirsin.
Bunun en etkili yolu ise düzenli pratik yapmandan geçiyor. Open English sayesinde istersen sıfırdan İngilizce öğrenebilir, istersen düzenli konuşma pratikleri yapabilir, istersen de okuma, yazma ya da dinleme pratikleri yapabilirsin.
Online İngilizce kursu olan Open English’le İngilizce öğrenmen artık çok kolay. Tek yapman gereken bu sayfada yer alan formu doldurman!
İngilizce; kelimelerin sıkça benzer yazılmasına rağmen, bazen nüanslar ve telaffuz farklarını içeren bir dil. Lose ve loose kelimeleri de bu benzerliği paylaşıyor ve özellikle dil öğrenenler için sıkça karıştırılıyorlar. Ancak, bu iki kelimenin farklı anlamları ve doğru telaffuzları bulunuyor ve bu farkları bilmek, iletişimde doğru ifadeleri kullanmak için hayati önem taşıyor. Bu yazımızda; lose ve loose kelimelerinin anlamlarını, doğru telaffuzlarını ve nasıl ayırt edilebileceklerini inceleyeceğiz.
İngilizcede lose ve loose gibi telaffuzu benzeyen birçok kelime bulunuyor. Bu kelimeleri öğrenmek ve daha özgüvenli İngilizce konuşmak için sayfadaki formu doldur, seni arayalım ve online İngilizce kursu Open English aboneliğini başlatalım.

İngilizce lose, bir fiildir ve bir şeyi kaybetmek veya bir şeyi kazanma şansını kaybetmek manasına gelir. Biraz daha detay verecek olursak; Lose, bir şeyi bulanıklaştırmak veya kaybetmek anlamını taşır. Bir şeyin fiziksel olarak kaybolması, bir oyunu kaybetmek veya bir fırsatı kaçırmak gibi durumlar bu kelimenin kullanımına örnek olarak verilebilir.
Telaffuz:
Bu kelimenin doğru telaffuzu önemlidir, çünkü lose ve loose farklı anlamlara sahip iki farklı kelime olup, yanlış telaffuz edildiğinde anlam karmaşası olabilir.
İngilizce lose kelimesinin Türkçe karşılığını ve okunuşunu seninle paylaştık. Şimdi, lose kelimesini içeren örnek cümleleri inceleme zamanı.

İngilizce loose kelimesi bir sıfattır ve gevşek, sıkı olmayan, serbest veya rahat anlamına gelir. Loose, bir şeyin rahatça sallandığını ifade etmek için de kullanılır. İngilizce Loose kelimesi, bir şeyin bağlı olmadığını veya sıkıca tutulmadığını anlatır. Örneğin, bir kıyafetin vücuda sıkıca oturmadığı durumlar veya bir nesnenin yerinden oynayabileceği durumlar loose kelimesiyle açıklanabilir.
Telaffuz:
İngilizce loose kelimesi, kıyafetlerin uygunluğundan nesnelerin sıkılığına kadar birçok farklı bağlama uyarlanabilir. Loosse kelimesinin doğru telaffuzu, bu kelimenin kullanıldığı cümledeki anlamın net bir şekilde ifade edilmesine yardımcı olur.
İngilizce loose kelimesinin anlamını ve telaffuzunu öğrendiğine göre, loose kelimesini içeren örnek cümleleri incelemeye başlayabilirsin.
İngilizcede telaffuzu birbirine benzeyen kelimelerin dışında bir de İngilizcede anlamları birbirine benzeyen kelimeler bulunuyor. Bu kelimelerin farklarını merak edersen İngilizce Say & Tell Arasındaki Farklar başlıklı yazımızı okuyarak say ve tell kelimeleri ile öğrenmeye başlayabilirsin.

Lose ve loose gibi İngilizce kelimelerin telaffuzunu karıştırmamak için aşağıdaki önerileri göz önünde bulundurabilirsin:
Lose ve loose gibi İngilizce kelimelerin telaffuzunu karıştırmamak için ilk ve en temel adım, bu iki kelimenin farklı anlamlarını anlamaktır. Lose, kaybetmek veya bir şeyi kazanma şansını kaybetmek anlamına gelirken; loose, bir şeyin gevşek, sıkı olmayan veya serbest olduğunu ifade eder. Anlam farkını kavramak, hangi kelimenin doğru olduğunu belirlemek için önemlidir.
Telaffuz farklarına dikkat etmelisin. Mesela lose kelimesi luuz olarak telaffuz edilirken, loose kelimesi luus olarak telaffuz edilir. Bu ses farkını ayırt etmek için özel dikkat göstermelisin. Örnek cümlelerle pratik yapmak, telaffuzu benzeyen kelimeleri karıştırmamak için iyi bir yöntemdir. Her iki kelimenin doğru kullanımını pekiştirmek için örnek cümlelerle pratik yap. Kelimeleri farklı bağlamlarda kullanarak kendini alıştır.
Sesli kaynakları kullanmak, telaffuzu benzeyen kelimeleri karıştırmaman konusunda sana yardımcı olur. İnternet üzerindeki dil öğrenme kaynaklarını ve telaffuz rehberlerini dinleyerek kelimenin doğru telaffuzunu işitsel olarak öğrenebilirsin. Telaffuzu benzeyen kelimeleri karıştırmamak için dikkatli okuma ve dinleme pratiği yapmak oldukça faydalı. İngilizce metinler okurken ve konuşmaları dinlerken, telaffuzu benzeyen iki kelimenin nasıl kullanıldığını ve nasıl telaffuz edildiğini dikkatlice incele.
İngilizce konuşma pratiği yaparken bu kelimeleri doğru bir şekilde kullanmaya çalış. İngilizce konuşma partnerleri veya eğitmenlerle konuşarak telaffuzu geliştir. Bunun için en uygun yer olan Open English ile İngilizce öğrenmeye hızlıca başlamak için sayfadaki formu doldur ve seni aramamızı bekle!
Telaffuzu benzeyen kelimeleri içeren kelime kartları kullanarak bu kelimelerin doğru kullanımını tekrarla. Yeni öğrendiğin kelimeleri ve zorlandığın konuları not alarak hatırlamak ve düzenli olarak gözden geçirmek de senin için faydalı olacaktır.
Telaffuzu benzeyen kelimeleri karıştırmamak için yapılabilecek en iyi şey Open English abonesi olmak. Open English’te her seviyeye uygun İngilizce eğitimi bulunduğundan kendine en uygun noktadan İngilizce öğrenmeye başlayabilirsin. Open English’te ana dili İngilizce olan eğitmenlerden alacağın İngilizce eğitimi sayesinde birbirine benzeyen İngilizce kelimeler senin için sorun olmaktan çıkacak. Eğitmenlerin moderatörlüğünde açılan İngilizce konuşma sınıfları sayesinde telaffuzu benzeyen kelimeleri sıkça kullanarak bu kelimelerin doğru kullanımlarını zihnine ve diline yerleştirebilirsin. Bu sayede çok daha özgüvenli bir biçimde İngilizce konuşursun.
İngilizce telaffuz becerilerini geliştirmek zaman alabilir, bu nedenle sabırlı ol ve düzenli olarak pratik yapmaya devam et! Bu önerileri uygulayarak lose ve loose gibi telaffuzu benzeyen kelimeleri doğru bir şekilde kullanmayı öğrenebilir ve iletişim becerilerini güçlendirebilirsin.
Şartlar her geçen gün zorlaşıyor. Bazen bir iş ararken binlerce başvuru yapıyoruz ve kimi zaman sadece bir yerden dönüş oluyor, kimi zaman da hiçbir dönüş olmuyor. Peki bu durumda umutsuzluğa kapılıp her şeyden vaz mı geçmek lazım? Tabii ki de hayır. Her zaman olduğundan daha hırslı ve istekli bir şekilde tüm çalışmalara devam etmek gerekir.
Günümüz dünyasında özellikle de Corona virüs sonrasında değişen çalışma şartları, şirketlerin globalleşmesine ve dünyanın hemen her yerindeki insanların online olarak çalışmaya başlamasına fırsat tanıdı. Bu fırsat, şu anda aktif bir biçimde pek çok insan tarafından değerlendirilirken birçok kişinin ise henüz dikkatini çekmedi.
Eğer sen de Türkiye’de yaşarken yurt dışında iş bularak yurt dışındaki kariyer fırsatlarını değerlendirmek istiyorsan, bu yazımız tam sana göre… Çünkü bu yazımızda yurt dışında iş bulmak için hangi özelliklerini geliştirmen gerektiğine dair detayları ileteceğiz.
İşte Türkiye’de çalışırken evden yurt dışına çalışmak isteyenlere tüyolar:
Evden yurt dışına hizmet vermek istiyorsan, senin için her zamanki gibi ilk öncelik İngilizce… İngilizce bilmeyen bir kişinin yurt dışındaki bir şirkete hizmet vermesi neredeyse imkansız… Hangi ülkeye hizmet vereceğin bu noktada pek önemli olmayacaktır, çünkü günümüzde artık hemen her ülke İngilizceyi global iletişim için kabul etmiş durumda…
İngilizce bilmek deyince şu yanılgıya düşmeni istemeyiz: “Ben okuduklarımı ve dinlediklerimi anlıyorum, ayrıca çok da iyi yazıyorum” durumu burada sana yardımcı olmayacaktır. Online toplantılar çalışma hayatının büyük bir alanını kaplayacağı için İngilizce speaking (konuşma) yeteneğinin son derece gelişmiş olması gerekmektedir.
Hangi sektörde hizmet verirsen ver, karşı tarafın seni anladığı kadar uzman olacaksın ve karşı taraf bu çerçevede senin hizmetini değerlendirecekler. Peki İngilizce bilmediğinde ne mi yapman gerekiyor?
O halde hemen alt başlığa geçelim.

Türkiye’de evinde yaşarken yurt dışında iş bulmak istiyorsun ama İngilizce bilmiyorsun. O zaman senin çözümün Open English… %100 online İngilizce kursu olarak 15 yılı aşkın süredir dünya üzerinde hizmet veren bir marka olarak evinde İngilizce öğrenmeni sağlıyoruz.
Bu yazıda olduğuna göre evden çalışma konusunda sıkıntı yaşamayan bir kişisin. Onun için evden İngilizce öğrenmek senin için kaçırılmayacak fırsat… “Ben hiç İngilizce bilmiyorum. Nasıl tek başıma öğreneceğim?” düşüncesine sakın girme. Platformumuzu hiç İngilizce bilmeyen bir kişinin bile kolayca İngilizce öğrenebileceği bir şekilde tasarladık.
Yarım saatte bir başlayan canlı dersler, bire bir özel dersler, yapay zeka destekli telaffuz aracı ve çok daha fazlası online İngilizce kursumuzda seni bekliyor. Hemen yan tarafta yer alan formu doldur ve en kısa sürede seni arayıp yardımcı olalım.
İngilizce sorununu hallettiysek şimdi sırada yurt dışında iş bulmanı kolaylaştıracak network konusuna geldik. Bilmeyenler için network kelimesi “ağ” olarak kullanılıyor ama iş dünyasında daha çok bağlantı veya çevre olarak Türkçeye çevriliyor. Yani sen evinde otururken kimse gelip de sana iş teklifinde bulunmaz.
Yaptığın işe dair sağlam bağlantılar oluşturmalısın. Mesela bu konuda günümüzde Linkedin çok önemli bir platform… Bu platformu aktif bir şekilde kullanmalısın. İş alanına dair kişilerle bağlantı kurmalı, yurt içi ve yurt dışı işinle alakalı gruplara katılmalı ve yurt dışından aynı sektörde hizmet verdiğin kişileri ağına eklemelisin.
Unutma, network oluşturmadıkça yurt dışında oturduğun yerden iş bulman bir hayalden öteye geçemeyecek. Onun için bir an önce bağlantılar oluşturmaya başla.
Niş bir alanda uzmanlaşmalısın başlığı da çok önemli. Neden mi? Çünkü sen evden çalışılamayacak bir alanda çalıştığında Türkiye’deyken evden çalışacak bir iş bulabilmen imkansız… Günümüzde evden çalışma konusu artık son derece profesyonel bir noktaya taşındı.
Birçok yazılımcı, SEO uzmanı, performans pazarlamacı, daha doğru dijital pazarlamacılar evden çalışıyor. Eğer ki bu sektörlerden bir tanesinde çalışıyorsan, Türkiye’den yurt dışına hizmet verme konusunda bir adım öndesin demektedir.
Tabii hizmet verdiğin alanda derin bir bilgi-birikime ve yadsınamayacak bir tecrübeye sahip olman, önünde daha avantajlı fırsatlar oluşturacaktır. Hala hiçbir şey için geç değil. Niş bir alanda uzmanlaşmaya başlayabilirsin.

Tüm bunlar tamam ama görüşmelerin olumsuz mu geçiyor? Öyle hemen vazgeçmek yok. Hızlı bir şekilde görüşmelere devam etmelisin. Olumsuz birkaç ya da 10-15 görüşme senin bu isteğinden hemen vazgeçirmemeli. Sık sık denemeli ve hayalini kurduğun işe ulaşmak için yılmadan araştırmalarına devam etmelisin.
Belki bir görüşmen İngilizce yüzünden olumsuz geçti, belki ikinci görüşmen tecrübelerinden dolayı olumsuz geçti. Bu liste uzayıp gider. Onun yerine hemen görüşmelerini analiz edip nerelerden gol yediğini bul ve açıklarını kapatarak bir sonraki görüşmede daha etkileyici iş görüşmeleri gerçekleştir.
Geldik son konumuza… Türkiye’de evden yurt dışına çalışma istiyorsan, gireceğin sayısız mülakata hazırlıklı olmalısın. Bu mülakatlarda ilk olarak İngilizcenle insanları iletişim konusunda sıkıntı yaşamayacağınıza ikna etmeli, sonrasında da tecrübelerini ilgi çekici bir şekilde sunarak seni neden seçmeleri gerektiğini açıkça ifade etmelisin.
Her olumsuz mülakat, eksikliklerini görmen için yadsınamayacak bir deneyim… Bu yüzden bütün mülakatlarına profesyonel bir şekilde hazırlanmalı ve karşı tarafındaki insanları etkilemek için elinden geleni fazlasıyla yapmalısın.
Olumlu geçen mülakatları ise “Bu iş zaten oldu” kafasına girmeden son derece profesyonel bir şekilde, teklif gelene kadar devam ettirmelisin. Burada konumuz yine İngilizceye geliyor. İngilizcen ne kadar iyiyse, kendini ifade etmen de o kadar kolay olacak. Bunun için özellikle de İngilizce konuşma yeteneğini hızlıca geliştirmelisin.
Hadi, hemen Open English’e gel ve İngilizce öğrenmeye ya da konuşmaya – kısacası İngilizceyle alakalı neye ihtiyacın varsa – hemen başla. Tek yapman gereken bu sayfadaki formu doldurmak ve seni aramamızı beklemek…
İngilizce, dünyanın en önemli dillerinden biri olmasının yanı sıra dünya çapında daha fazla insan ile iletişim kurmanın ve yeni kültürler keşfetmenin de harika bir yoludur. Her ne kadar günümüzde İngilizce öğrenmek oldukça popüler olsa da, bu öğrenilmesi kolay bir dil olduğu anlamına gelmemektedir. Özellikle de ana dilin hiçbir şekilde İngilizceye benzemiyorsa. Dolayısıyla, İngilizceyi öğrenirken birçok zorlukla karşılaşman kaçınılmazdır. Zira öncelikle İngilizce nasıl düşüneceğini öğrenmen gerekir.
Eğer sen de İngilizce düşünmek ve akıcı konuşmak istiyorsan, hiç vakit kaybetmeden hemen bugün Open English’e kaydolabilirsin. Şimdi gel, İngilizce öğrenirken en sık karşılaşılan zorluklara ve bunların nasıl çözüleceğine bir göz atalım.
İngilizcede, telaffuzları aynı gelse de çok farklı yazılışlara sahip birçok sözcük vardır. İnsanlar bu sözcükleri genellikle söylediklerinin bağlamından kolaylıkla çıkarabildikleri için bu konuşmada büyük bir sorun değildir. Örneğin, konuşma esnasında bağlam sayesinde aynı telaffuz edilse dahi “pear” mi yoksa “pair” mi dendiğini anlamak güç değildir. Fakat yazım söz konusuysa işler değişiyor. Örneğin “f” sesi karşımıza farklı şekillerde çıkabiliyor. Enough sözcüğünde olduğu gibi “gh” şeklinde, photo sözcüğünde olduğu gibi “ph” şeklinde ve hatta stuff sözcüğünde olduğu gibi çift olarak yazılabiliyor.
Bu gibi farklılıklar, İngilizce öğrenirken karşılaşılan zorlukların başında geliyor. Çözüm olarak farklı kaynaklar deneyerek pratik yapmak ve yazma, okuma, dinleme ve konuşma becerilerini dengeli bir şekilde geliştirmek gerekiyor. Unutma, sabır başarının anahtarıdır.

İngilizce öğrenenlerin karşılaştığı en büyük sorunlardan biri telaffuzdur. Bunun nedeni, İngilizcede kelimelerin nasıl telaffuz edileceğinin net olmamasıdır. Zira İngilizce fonetik bir dil değildir. Yani, sözcüklerin yazılışları telaffuz edilişlerinden farklıdır. Ayrıca, bu anlamda karşılaşılan zorlukların temelinde İngilizce öğrenen kişinin ana dili de belirleyici bir faktör olabilmektedir. Örneğin, İngilizce öğrenen Asyalıların ana dilleri sebebiyle “l” ve “r” seslerini telaffuz etmekte zorlandıkları bilinmektedir.
İngilizce öğrenenlerin telaffuzunu karıştırdıkları sözcüklerinden başında “heteronym” yani telaffuzları farklı ama yazılışı aynı olan sözcükler gelmektedir. Örneğin, yırtmak anlamında kullanılan tear ile gözyaşı anlamında kullanılan tear farklı telaffuz edilmektedir.
Peki, bu zorluğu nasıl aşabilirsin? Öncelikle, yalnız olmadığını ve yeni bir dil öğrenen herkesin bu zorlukları deneyimlediğini unutma. Bu nedenle, ne kadar zor olursa olsun pes etme! İngilizce film ve dizi izlerken İngilizce konuşanların telaffuzlarına dikkat et ve pratik yap. Böylelikle hem öğrenme sürecini keyifli hale getirebilir, hem de telaffuzunu geliştirebilirsin. Tercih edebileceğin bir başka yöntem ise sesli okuma yapmaktır. Bu yöntem de telaffuzunu geliştirmek adına oldukça etkili olacaktır.
İngilizce öğrenenlerin çoğu dil bilgisinin karmaşık ve zor oluşundan şikayet etmektedir. Eğer ana dilinde var olmayan yapılar söz konusuysa, dil bilgisi çok daha kafa karıştırıcı olabilir. Dil bilgisinde eksiklikler ve yanlış kullanımlar, iletişimde problemlere ve yanlış anlaşılmalara neden olabilir.
Bu, resmi durumlarda can sıkıcı olsa da günlük konuşmalarda normal karşılanabilir. Çünkü hata yapmak, öğrenmenin bir parçasıdır. Dolayısıyla, dil bilgisi kurallarına sıkı sıkıya bağlı kalmak ve hata yapmaktan çekinmek, öğrenme sürecine ve ilerlemene ket vurabilir. Bu nedenle, kendine güven ve hata yapmaktan korkma! Öğrenme tarzına en uygun materyalleri kullanarak pratik yapabilir, dil bilgin geliştikçe İngilizcenin mantığını çok daha kolay kavrayabilirsin.

Deyimler ve sokak ağzı (slang) öğretilmesi zor olan ifadelerdir. Günlük konuşmalarda sıklıkla karşılaşılan bu ifadeler, o kültüre ait olmayan insanlar için anlaması güç olabilir. Bu noktada da iş, İngilizce öğrenenlere düşmektedir. Sokak ağzı ve deyimlere hakim olmanın en iyi yolu, ana dil konuşanlarla iletişim kurmak ve popüler kültürü mümkün olduğunca takip etmektir. Diziler, filmler ve podcastler bu süreçte sana yardımcı olabilir.
Bu konuyla alakalı detaylı bilgi için Amerikan İngilizcesinde Sokak Ağzı Terimler konulu yazımıza göz atabilirsin.
Ana dili İngilizce olan kişilerle düzenli olarak etkileşimde bulunamamak İngilizce öğrenirken birçok zorluğa neden olabilir. Çoğunlukla, dil öğrenenler İngilizceyi yalnızca sınıfta/kursta kullanmakta ve ana dili İngilizce olanların dil kullanımlarına maruz kalmamaktadır. Sonuç olarak, bu durum öğrenme sürecini daha zor hale getirmektedir.
Peki bu doğrultuda bir adım atmaya ve İngilizceni geliştirmeye hazır mısın? Öyleyse Open English’i keşfetme zamanı!
İngilizce dilinin tüm karmaşıklığına rağmen disiplinli bir çalışma ile İngilizceye hakim olmak mümkündür. Fakat bu yolculukta tek başına olmak zorunda değilsin!
Sektördeki 15 yıllık deneyimi ile alanında lider Open English, İngilizce öğrenirken karşılaşacağın tüm zorlukları aşman için yanında! 7/24 online canlı dersler, ana dili İngilizce olan uzman eğitmenler, sınırsız içerik erişimi ve online konuşma grupları gibi birçok ayrıcalığa erişebileceğin bir adres!
Öyleyse, Open English hakkında daha fazla bilgi edinmenin zamanı geldi. İngilizce öğreniminde mükemmelliğe doğru adım at! Eğer daha fazla bilgi almak istersen, iletişim formunu doldurabilirsin.
Yüzlerce farklı ülkeden milyonlarca insanın konuştuğu ya da öğrenmeye çalıştığı İngilizcenin tarihi, pek çok dil gibi oldukça köklüdür ve değişik dillerin sentezinden meydana gelir.
İngilizce, dünya çapındaki popülerliği nedeniyle genellikle tamamen ayrı bir kategorideymiş gibi değerlendirilse de özellikle Avrupa dillerinden türetilmiş ve etkilenmiş bir dil olduğu için Almanca, Fransızca gibi diğer kıta dilleriyle birçok ortak noktası bulunur.
Dolayısıyla aynı dil ailesinden gelenler İngilizceyi çok daha kolay öğrenebilirken Türkçe gibi tamamen farklı bir dil ailesine ait dilleri konuşanlar İngilizceyi öğrenmekte zorlanabilirler. Bu açıdan, İngilizceyi daha iyi anlayabilmek için tarihine de göz atmak gerekir.
İngilizcenin tarihine başlamak için ilk olarak MS 450 sonrası döneme bakmamız gerekir. MS 450-1100 yılları arasında kalan dönemi kapsayan Eski İngilizce Dönemi, Anglo, Sakson ve Jütler isimli Cermen kavimlerinin Britanya’yı istilasıyla başlar. İngilizce konuşan milletlerin bir kısmı için sıkça kullanılan Anglosakson tabiri de buradan gelir.
Bugün Eski İngilizce olarak tanımlanan dile benzer diller konuşan Cermen kavimleri, o dönemde Britanya’daki yerlilerin konuştuğu ve bugün kendisine hâlâ efsanelerde yer bulan Keltçeyi zamanla adanın kuzey ve batı bölgelerine iterler.
Günümüzde daha çok İrlandalılarla İskoçların Keltçeye hakim olmalarının ve bu dili hâlâ kullanabiliyor olmalarının sebebi de bu ayrıntıya dayanır. Zaman içinde adayı işgal eden Cermen kavimleri tarafından saf dışı bırakılan Keltçenin yerini Englisc dedikleri kendi dilleri alır ve böylece İngiltere, İngiliz ve İngilizce gibi bugünkü Birleşik Krallık’a has tabirler ortaya çıkmış olur.
Eski dönem İngilizcesini şu an yalnızca Modern İngilizce öğrenmiş birinin değil, aynı zamanda İngiliz kökenli herhangi birinin de anlaması oldukça zordur. Buna rağmen, ses ve tarz olarak Modern İngilizceye göre çok daha farklı bir yapıya sahip olan Eski İngilizce, günümüz İngilizcesinde kullanılan kelimelerin neredeyse yarısını oluşturur.
Modern İngilizcede sıkça kullanılan “be”, “water”, “strong” gibi kelimelerin kökeni Eski İngilizceye dayanmakla birlikte Beowulf manzum destanı Eski İngilizcede yazılmış, bu dili anlamak için örnek niteliğinde olan bir metindir.
MS 1000’li yıllarından başından itibaren tarihsel gelişmeler sonucu etkisi azalan Eski İngilizce, MS 1100 yılından itibaren yerini Orta İngilizceye bırakır.

İngilizcenin tarihinde bir diğer dönüm noktası 1066 yılıdır. 1066 yılına gelindiğinde Normandiya Dükü William, İngiltere’yi işgal eder ve hem İngilizler hem de İngilizce için yeni bir süreç başlar. Günümüzde Fransa’nın bir parçası olan Normandiya’nın dili o zaman da Modern Fransızcaya benzer bir dildir ve Normanlar, işgal ettikleri İngiltere topraklarında kendi dillerini empoze etmeye başlarlar.
Hakim topluluk Normanlar olduğu için bu süreçte İngiltere topraklarında üst sınıflar Fransızca, alt sınıflar İngilizce konuşarak iki dilli bir yapı oluştururlar. Ancak, zaman içinde bu iki dil sürekli birlikte kullanıldığı için birbiriyle karışmaya başlar ve 14. yüzyıldan itibaren İngilizce daha baskın bir hâl alır.
Orta İngilizce Dönemi’ne ait örnek olarak ünlü şair Chaucer’in şiirleri gösterilebilir. 1340-1400 yılları arasında yaşayan şair, Orta İngilizcenin en bilinen ve önemli temsilcilerinden biri sayılır.
İngilizcenin tarihindeki bir önemli tarih de 1500’lü yılardır. İngiltere’nin 1500’lü yıllarla birlikte dünyaya açılmaya başlamasının ardından farklı dillerle etkileşime giren İngilizce, böylece yeni bir döneme daha başlar. Ayrıca bu İngilizce türü de tıpkı Eski İngilizce gibi günümüzde yerliler tarafından bile zor anlaşılan bir yapıya sahiptir.
400 yılı aşkın bir sürece yayılan günümüz İngilizcesini, Erken Modern İngilizce Dönemi ve Geç Modern İngilizce Dönemi diye ikiye ayırmak daha doğru olur çünkü bu süreçte dilin yapısını etkileyen iki ayrı dönem gerçekleşir.
Bu dönemlerden biri İngiltere’nin 1500’lü yıllardan itibaren dünyaya açılması; farklı kıtalarla, bölgelerle temasa geçmesi ve diğeri ise 1800’lü yıllarda başlayan Sanayi Devrimi’dir. Her iki süreçte de dile yeni sözcükler ve deyimler katılır, dilin kelime dağarcığından telaffuzuna kadar çeşitli değişiklikler yaşanır.
İngilizcenin tarihini incelerken modern dönem İngilizcesine iki başlıkta bakalım.

1500’lü yıllarda İngilizce tarihinin erken modern dönemi olarak nitelendirilmektedir. Orta İngilizceden Modern İngilizceye geçişte özellikle telaffuz konusunda ani değişiklikler yaşanır çünkü artık İngiltere, kıtalar arası bir statüye sahiptir ve dünyanın dört bir yanındaki farklı dillerle etkileşim halindedir. Bu da en çok dilin telaffuzuna yansır.
Farklı dillerle temasın yanı sıra Rönesans’ın klasik öğrenimi de İngilizceye özellikle sanatsal ve bilimsel açıdan pek çok yeni kelime katar. Matbaanın icadıyla birlikte İngilizcenin dil bilgisi kuralları sabitlenir, Londra diyalektiği baz alınarak kitaplar çoğaltılır, bu kitapları okumak kolaylaşır, 1604’te ilk sözlük basılır ve böylece İngilizcenin standardizasyonu sağlanır.
İngilizcenin tarihi denildiğinde de modern İngilizce denildiğinde de akla ilk gelen isim, bu dönemin en ünlü temsilcisi Shakespeare’dir. Meşhur “Olmak ya da olmamak!” cümlesinin geçtiği Hamlet eseri, Shakespeare tarafından Erken Modern İngilizce Dönemi’nde yazılmıştır.
Hamlet ile birlikte Romeo ve Juliet, Julius Caesar, Othello ve Macbeth gibi daha birçok esere imza atan ünlü şair, Modern İngilizcenin mihenk taşı kabul edilir ve çoğu zaman İngiliz Edebiyatı’nın en önemli yazarı olarak anılır.
İngilizcenin tarihinde Sanayi Devrimi farklı bir dönemin başlamasına neden olmuştur. İngilizlerin dillerinde dünyaya yayılmalarıyla başlayan değişim, 1800’lerden itibaren Sanayi Devrimi ya da diğer adıyla Endüstri Devrimi ve ardından gelen teknolojik gelişmelerle yalnızca kelime dağarcığı açısından değişir; dile bu gelişmeler doğrultusunda yeni sözcükler eklenir.
Büyük Britanya’dan başlayan İngilizce yolculuğu, yayılmacı politikalar sonucunda tüm dünyaya dağılır, pek çok değişim geçirir ve bugün aralarında hem kelime hem de telaffuz açısından büyük farklar olan İngilizce çeşitlerini meydana getirir.
Filmlerden teknolojiye, iş İngilizcesinden günlük diyaloglara kadar artık dünya geneli tarafından tercih edilen İngilizce türü genellikle Amerikan İngilizcesidir. Pek çok açıdan aralarında çeşitli farklılıklar bulunan bu iki ayrı İngilizce türü, günümüzde de en sık karşılaştırılan İngilizce türleridir.

İngilizcenin tarihini incelerken geldik günümüz İngilizce çeşitlerine… Eski İngiliz sömürgesi olan Hindistan, Singapur, Hong Kong ve Güney Afrika gibi ülkelerin ya da özerk bölgelerin kendilerine has bir İngilizce çeşidi bulunur. Genellikle o bölgedeki yerel dil veya dillerle harmanlanan bu İngilizce çeşitleri, birbirlerine oranla oldukça büyük farklar içerebilirler.
Bir de sömürge olmayan ancak İngiltere’den ayrılan kolonilerin konuştuğu, farklı aksanlara sahip Amerikan, Avustralyalı ve Yeni Zelandalı gibi değişik telaffuzlara sahip İngilizce çeşitleri de vardır.
İngilizce artık tamamen global bir dile dönüştüğü için aksan çeşitliliği oldukça fazladır. Temel İngilizce çeşitlerinden bağımsız olan Hintli İngilizcesi, Çinli İngilizcesi gibi çok fazla farklı aksan vardır.
Günümüzde en yaygın konuşulan İngilizce türleri ise Amerikan İngilizcesi ve İngiliz İngilizcesidir. Bu iki aksan arasında Türkçede ve Azericede olduğu gibi hem çok fazla benzerlik hem de çok fazla farklılık vardır.
Yukarıda İngilizcenin tarihine dair detaylı bilgi edindin. Peki İngilizce öğrenmeye hazır mısın? Cevabın evetse hemen seni Open English’e alalım. Tamamen online İngilizce kursu olan Open English sayesinde sen de istediğin yerden kolayca İngilizce öğrenebilirsin.
Sayısız özelliğe sahip olan platformumuzu tecrübe etmek istiyorsan bu sayfada yer alan formu doldurarak sana kısa süre içerisinde ulaşmamızı sağlayabilirsin. Hadi, daha fazla geç kalmadan hemen İngilizce öğrenmeye başla.
İngilizce complement ve compliment kelimeleri, İngilizce dilinde sıkça karıştırılan ve yanlışlıkla kullanılan iki benzer kelime grubuna aittir. Bu iki kelime benzer bir telaffuzları ve yazılışları nedeniyle sıklıkla karıştırılır, ancak tamamen farklı anlamlara sahiptirler. Bu yazıda, İngilizce complement ve compliment kelimelerinin ne anlama geldiğini ve nasıl doğru bir şekilde kullanıldıklarını inceleyeceğiz.
Kelimelerin farklı anlamlarını ve kullanımlarını anladığında, İngilizce metinlerde ve iletişimde karışıklıkları önlemek daha kolay hale gelir. Bu yazı, sana, bu iki kelimenin doğru kullanımını ve anlamlarını netleştirmek için bir rehber sunacak.
İngilizcede, complement ve compliment kelimeleri gibi, yazılışı benzeyen birçok kelime bulunuyor. Bu kelimeleri öğrenmeye hızlıca başlamak için sayfadaki formu doldur ve online İngilizce kursu Open English dünyasına adımını at.

İngilizce Complement, bir kelimenin veya bir şeyin eksikliklerini tamamlamak, bütünlemek veya dengede tutmak için kullanılan bir terimdir. Bu kelime, birçok farklı bağlamda kullanılabilir ve her koşulda anlamı, bir şeyin veya bir sürecin eksik olan yönlerini gidermek veya tamamlamakla ilgilidir. İşte, İngilizce complement kelimesinin detaylı açıklamaları!
İki şey veya grup arasında birbirini tamamlayan bir ilişkiyi ifade etmek için complement terimi kullanılır.
Besin biliminde, proteinlerde bulunan amino asitlerin eksikliklerini gidermek amacıyla tamamlayıcı proteinlerden bahsedilir.
“Complement system” veya “tamamlayıcı sistem,” bağışıklık sistemi ile ilişkili bir terimdir. Bu sistem, vücudu enfeksiyonlara ve diğer tehlikelere karşı korur. Eksik veya düzensiz çalışan bir complement sistemi, bağışıklık sistemi sorunlarına yol açabilir.
Matematikte, bir kümenin complementi, o kümenin dışındaki tüm elemanları içeren bir başka kümedir.
Dil bilgisinde, İngilizce complement kelimesi, bir cümlenin öznesi veya nesnesine eklenen cümlenin veya kelimenin tamamlayıcısı olarak kullanılır. Örneğin, “She is a doctor” cümlesinde “a doctor,” “She” kelimesini tamamlayan bir öznenin complementi olarak işlev görür.
İngilizce complement kelimesi, genellikle bir şeyin eksik olan yönlerini tamamlama veya bir şeyin bütününü oluşturma amacıyla kullanılır. Bu kullanım bağlama bağlı olarak değişebilir ve kelimeyi cümle içerisindeki durumuna göre değerlendirmek gerekir.
Complement kelimesinin Türkçe anlamını öğrendin. İngilizce complement kelimesinin cümle içerisinde nasıl kullanıldığını öğrenmen için bu bölümde İngilizce complement kelimesini içeren örnek İngilizce cümleler ve Türkçe karşılıklarını seninle paylaşacağız.
Kırmızı şarap, bifteğin lezzetlerini mükemmel bir şekilde tamamlar.
Yeni yazılım, mevcut sistemi tamamlayarak daha verimli hale getirir.
Sakin ve toplu davranışı, onun enerjik kişiliğini tamamlar.
Tablodaki mavi ve yeşilin farklı tonları birbirini güzel bir şekilde tamamlar.
Sağlıklı bir diyetin içinde karbonhidratlar ve proteinler, temel besin maddelerini sağlamak için birbirini tamamlar.

İngilizce compliment, birinin veya bir şeyin olumlu niteliklerini övmek, takdir etmek veya onaylamak amacıyla kullanılan bir terimdir. Bu kelime, genellikle başkalarına duyulan saygı ve olumlu düşünceleri ifade etmek için kullanılır. İşte compliment kelimesinin detaylı açıklamaları ve kullanım örnekleri:
İngilizce compliment; birinin dış görünüşü, kişiliği, yetenekleri, başarıları veya herhangi bir olumlu özelliği hakkında yapılan olumlu bir açıklamayı ifade eder.
İnsanlar, sosyal ilişkilerde veya günlük konuşmalarında sıkça compliment kelimesini kullanırlar. Özellikle arkadaşlar arasında veya iş yerinde işbirliği yaparken bu tür olumlu ifadeler, ilişkileri güçlendirebilir.
İngilizce compliment, kişisel gelişim ve motivasyon açısından önemlidir. Başkalarının senni takdir ettiğini duymak, motivasyonunu artırabilir ve daha fazla özgüven kazanmana yardımcı olabilir.
Olumlu bir iletişim kurma becerisi olarak “compliment” vermek, insanlar arasındaki iletişimi geliştirmeye yardımcı olabilir. Başkalarına saygı ve takdir ifadeleri kullanmak, daha iyi bir iletişim ortamı yaratabilir.
Başkalarından gelen iltifatlar, kişinin özsaygısını artırabilir ve kendine güvenini güçlendirebilir. Bu tür olumlu geri bildirimler, insanların kendi değerlerini daha iyi anlamalarına yardımcı olabilir.
İngilizce compliment kelimenin manasını öğrendiğine göre, şimdi, compliment içeren örnek cümleleri incelemeye başlayabilirsin.
İş yerinde yeni saç modeli hakkında bir iltifat aldı.
Toplantı sırasında sunum becerileri hakkında ona bir iltifat verdi.
Senin iltifatların her zaman beni daha özgüvenli hissettirir.
Etkinlik için giyim seçiminiz hakkında size bir iltifat etmeliyim; muhteşem görünüyorsunuz.
Saygın bir meslektaştan iltifat almak harika bir his.

İngilizcede complement ve compliment gibi yazımı birbirine benzeyen fakat anlamı çok farklı olan birçok kelime bulunuyor. Complement ve compliment gibi benzer kelimelerin karıştırılmaması için hangi yöntemlerin kullanılabileceğini birlikte inceleyelim.
Complement ve compliment gibi karıştırmamak için ilk adım, her iki kelimenin de anlamlarını net bir şekilde anlamaktır. “Complement,” bir şeyin eksikliklerini tamamlama veya dengede tutma anlamına gelirken, “compliment” ise birinin olumlu niteliklerini övmek veya onaylamak anlamına gelir.
Her iki kelimeyi örnek cümlelerle çalışarak nasıl kullanılması gerektiğini anlamaya çalış. Örnek cümlelerle kelimenin doğru bağlama nasıl yerleştirildiğini görmek, kelimenin doğru kullanımını anlamana yardımcı olabilir.
İngilizce compliment kelimesiyle sıkça kullanılan ifadeleri ve kalıpları öğrenerek iltifat verme becerinizi geliştirebilirsin. Aynı şekilde, complement kelimesiyle sıkça kullanılan ifadeleri ve kalıpları öğrenmek, bu kelimenin doğru bağlamda kullanılmasına yardımcı olacaktır.
Yazarken veya okurken özellikle dikkatli ol. İlgili kelimeyi kullanmadan önce cümleni veya ifadeni gözden geçir.
Her iki kelimeyi günlük dil kullanımında pratiğe dökerek, doğru kullanımlarını pekiştirebilirsin. İltifat vermek veya bir şeyin eksikliklerini tamamlamak gerektiğinde bu kelimeleri doğru şekilde kullanarak alıştırma yapabilirsin.
Eğer hala karıştırıyorsan veya belirsizliklerin varsa, sorular sorarak veya metinlerini başkalarına göstererek geri bildirim iste. Başkalarının gözden geçirmesi, kelimenin doğru kullanımını anlamana yardımcı olabilir.
%100 online İngilizce kursu olan Open English sayesinde yazılışı farklı olan kelimeleri sorun yaşamadan kullanabilirsin. Open English’ta ana dili İngilizce olan eğitmenlerden alacağın eğitim sayesinde sen de İngilizceyi ana dilin gibi konuşabilir, complement ve compliment gibi yazımı benzer olan kelimeleri kolaylıkla öğrenebilirsin.
Open English’te eğitmenlerin moderatörlüğünde yönetilen İngilizce konuşma sınıflarına katılarak ana dili İngilizce olan diğer öğrencilerle sohbet edebilirsin. Burada yapacağın konuşma pratiği sayesinde İngilizce konuşurken tüm özgüvenin ile sohbet etmeye devam edebilirsin. Kendine en uygun seviyeden İngilizce öğrenmeye başlayacağın Open English ile İngilizce basamaklarını adım adım tırmanmaya başla!
Open English ile İngilizce öğrenmeye hemen şimdi başlamak istiyorsan sayfadaki iletişim formunu doldur, seni hemen arayalım ve Open English aboneliğini başlatalım!
Bu yazımızda çok kritik fakat göz korkutan bir konudan bahsedeceğiz: Relative Clauses! Duyunca bile belki ürperdin ama hiç korkmana gerek yok. Bu yazıyı dikkatle okuyup inceliklerini kavrarsan Relative Clauses ve Relative Pronouns’ın özünde ne kadar basit bir mantığı olduğunu anlayacaksın.
Başlamadan önce seni Open English’e davet ediyoruz. Open English, dünyanın dört bir yanından eğitmenleri, 7/24 canlı dersleri ve sınırsız erişimi ile sana İngilizcenin kapılarını açmaya hazır! Daha fazla bilgi için sitemizi incelemeni öneriyoruz.
Open English’te ana dili İngilizce olan eğitmenler 7/24 canlı dersler ve konuşma sınıflarıyla İngilizce dil bilgisi kurallarını kolayca öğrenmeni sağlıyor. İstersen özel ders eğitim paketlerini seçerek bu eğitmenlerde dilediğin konuda bire bir özel ders yapabilirsin!
Daha fazla bilgi almak ve ücretlerimizi öğrenmek için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni en kısa sürede sorularını yanıtlamak üzere arayacaktır.
Relative Clauses, bize cümle içinde geçen kişi, yer ve nesneler hakkında fazladan bilgi verebilme fırsatı sunar. Relative Clauses sayesinde, cümlede bahsi geçen olguları daha iyi tanıtabilir, diğer olgulardan ayırt edebilir ve ortak özneli iki cümleyi birleştirebiliriz. Özetle Relative Clauses, cümleye ekstra detaylar katan cümleciklerdir diyebiliriz.
Relative Pronouns ise Relative Clauses’ın başına gelen ve cümlenin hangi öğesinden bahsettiğimizi belirleyen zamirlerdir. Hakkında bilgi verdiğimiz olgunun özne (subject), nesne (object) veya possessive (sahiplik) olmasına göre farklı Relative Pronouns kullanırız. Bugün daha yaygın kullanılan who, which ve that’den bahsedeceğiz!

Who kelimesinin “kim” anlamına gelen bir soru kelimesi olduğunu biliyorsun. Fakat burada artık soru sormak amacıyla değil, cümlede geçen bir kişi hakkında bilgi vermek için oluşturduğumuz Relative Clause’ın öznesi olarak kullanacağız. Bazı durumlarda yerine “that” kullanılabilir fakat dikkat, her zaman değil!
Örnek:
“Jess is my friend.” + “Jess plays tennis” =
(Jess benim tenis oynayan arkadaşım.)
Gördüğün gibi iki cümleyi tek cümlede birleştirmemiz mümkün oldu. Dikkat edersen who ile başlayan Relative Clause’da tekrar Jess’in ismini ya da yine onu niteleyecek bir zamir kullanmadık. Çünkü adı üstünde, who burada bir Relative Pronoun. Yani Jess kişisinin yerini who tutuyor. Unutma, Relative Clauses’da yerine getirdiğimiz Relative Pronoun varken, tekrar özneyi kullanmayız.
“You’re face to face with the man.” + “The man sold the world.” =
(Dünyayı satan adamla karşı karşıyasın.)
Bu David Bowie şarkı sözü güzel bir örnek olacaktır. Gördüğün gibi burada “the man”i nitelemek için who kullanıp, dünyayı sattığını belirtmişiz. Yani satma işini yapan adamı belirttiğimiz için burada who bir Subject Relative Pronoun.
“The boy is 6 years old.” + “The boy cried all day.” =
Bu cümlede de görüyoruz ki Relative Clauses yalnızca cümle sonunda kullanılmaz. Bazen cümlenin arasında ekstra bir bilgi vermek için de kullanabiliriz. Bu durumda virgül ile cümlenin arasına sıkıştırabiliriz. Dikkat! Bu tarz Relative Clauses cümleleri virgülle ayrıldıysa who yerine that gelemez ve virgül arasındaki cümlecik çıkarılırsa cümle yine yapıca doğru olacaktır.
Which de aynı mantıkta kullanacağımız bir Relative Pronoun. Farkı ise bahsedeceğimiz şeyin bir kişi, insan değil nesne veya hayvan olmasıdır. Bunun dışında mantığı tamamen aynı. Kurallarımız aynı şekilde geçerli ve yerine that kullanmak hala daha mümkün!
Örnek:
“Our school was built in 1995.” + “Our school is the oldest school in the district.” =
(1995’te inşa edilen okulumuz, bölgedeki en eski okuldur.)
Gördüğün gibi burada bir insandan değil bir nesneden bahsettik. Bu yüzden who değil, which kullandık. Aynı zamanda, virgül içinde olduğu için yerine that kullanmamız mümkün olmayacaktır. Bu, Relative Clauses’ta unutmaman gereken bir nokta!
“Harry investigated the case.” + “The case was about a murder.” =
(Harry cinayetle ilgili olan davayı araştırdı.)
“We will watch the movie.” + “The movie is one of my favorites.”
(Favorilerimden biri olan filmi izleyeceğiz.)
Devam etmeden önce Open English’e göz atmanı önermek istiyoruz. Sınırsız erişim, 7/24 canlı dersler ve dünya çapındaki eğitmenleri ile Open English, İngilizce öğrenimindeki tüm ihtiyaçlarını karşılamaya hazır!

That, Relative Pronouns’ın jokeri diyebiliriz. Çünkü hem which, hem who yerine kullanabiliyoruz. Fakat dikkat etmen gereken bir nokta var! Virgül arasında, ekstra bilgi verirken kullandığımız cümleciklerde that kullanamayız. Ayrıca, eğer cümlede nesne olan bir olgudan bahsediyorsak, that’i veya diğer Relative Pronouns’ı cümleden çıkarabiliriz!
“I sang the song.” + “She wrote the song”
(Onun yazdığı şarkıyı söyledim.)
Fark ettiysen burada bahsedilen şarkı iki cümlede de nesne pozisyonunda, bu yüzden that/which Relative Pronouns’ı cümleden çıkarabildik. Fakat özne olsaydı cümleden çıkarmamız mümkün olmazdı.
“They went to the cafe.” + “The cafe has great milkshakes” =
(Harika milkshakeleri olan kafeye gittiler.)
Bu cümlede thati kaldırmamız mümkün olmayacaktır. Çünkü Relative Clauses cümlemizde nesne değil, öznedir. Fakat yerine cansız bir varlık olan kafeden bahsettiğimiz için which kullanabiliriz.
“I can’t find the shirt.” + “I bought the shirt last year.” =
(Geçen sene aldığım gömleği bulamıyorum.)
Evet, bir konunun daha sonuna geldik! Bu konuda Relative Clauses ve Relative Pronouns’tan bahsettik. Umarız yardımcı olmuştur! Bu konu ve aklına gelebilecek herhangi bir İngilizce konusu için Open English seni sınırsız erişim, 7/24 canlı ders ve dünya çapında eğitmen kadrosu ile bekliyor. Sitemizi inceleyerek daha fazla bilgi alabilirsin! Diğer bir yazımızda görüşmek üzere!
İngilizce, dünya genelinde en yaygın olarak konuşulan dillerden biri. Dolayısıyla birçok kişi için ikinci veya yabancı bir dil olarak öğrenilir. İngilizce dil eğitimi, kelime dağarcığı, dilbilgisi ve konuşma seviyelerini geliştirmeyi içerir. Ama pek çok öğrencinin aklında, “İngilizce konuşmak için önce tüm grameri öğrenmem gerekiyor mu?” sorusu bulunuyor. Bu yazıda, İngilizce gramerini öğrenmeden İngilizce konuşmanın mümkün olup olmadığını ve bu sürecin nasıl işlediğini inceleyeceğiz.
İngilizce öğrenme süreci, sıklıkla İngilizce gramerinin öğrenilmesi gereken karmaşık bir dizi kuralla ilişkilendirilir. Gramer, herhangi bir dilin temel yapısını anlamamıza yardımcı olan kilit bir bileşen olarak görülür. Ama dilin sadece gramer kurallarından ibaret olmadığını anladığında, gerçek bir dil öğrenme deneyiminin kapıları birdenbire açılır.
Grameri, dilin temel yapı taşlarıdır. Evet bunu kimse reddetmiyor zaten. Bu kuralları anlamak, iletişim kurarken anlaşılır ve etkili olmamızı sağlar. Dilbilgisi kuralları, cümlenin nasıl kurulacağını, kelimelerin nereye yerleştirileceğini ve hangi zamanda fiillerin kullanılacağını belirler. Ancak grameri öğrenmek, dili hemen mükemmel bir şekilde kullanmayı sağlamaz 🥲
Dil öğrenme sürecinin bir parçası olarak, özellikle İngilizce gibi karmaşık bir dilde, bazı temel gramer kavramlarını anlamak önemlidir. Cümle yapısı, zamirler, fiil çekimleri, ve belirli dilbilgisi kuralları hakkında bilgi sahibi olmak, konuşma seviyeni yükseltmene yardımcı olur. Ama tabii ki tüm gramer kurallarını öğrenmek zorunda olmadığını anlamak önemlidir. Dil öğrenme süreci pratik ve deneyimle birleşmelidir. İngilizce konuşma pratiği yaparken, grameri daha organik bir şekilde öğrenebilirsin. Hatalar yapma hakkının olduğunu unutma sakın. İngilizce öğrenme sürecinin doğal bir parçası olarak hatalardan öğrenmek, dili geliştirmeye katkı sağlar.

Her yeni dil, yeni bir dünyanın kapısını aralar. İngilizceyi etkili bir şekilde konuşabilmenin ilk adımları, gramer kurallarını öğrenmeye değil, dilin güzelliklerini keşfetmeye ve kullanmaya dayanır.
Dili etkili bir şekilde kullanmanın ilk adımı, kelime bilgini geliştirmektir. Kelimeler, dilin yapı taşlarıdır ve dili kullanabilmen için önemlidir. Temel kelime hazineni artırmak için günlük olarak yeni kelimeler öğrenmeye başlamak senin için oldukça faydalı olacak. Kelimeleri sadece anlamlarıyla değil, aynı zamanda nasıl kullanım bağlamları ile birlikte öğren. Öğrendiğin kelimeleri cümlelerde kullanarak pratiğe dökmek daha kolay ezberlemeni sağlayacak. Bu sadece kelime bilgini artırmakla kalmaz, aynı zamanda cümle yapısını da öğrenmeni sağlar.
İngilizceyi gerçekten öğrenmek ve etkili bir şekilde konuşabilmek için, dilin konuşulduğu ortamlarda bulunman önemli. Konuşma pratiği yapmak için İngilizce konuşulan arkadaşlar edinmek veya dil değiştirme partnerleri bulmak harika bir fikir. Dil değiştirme partnerleriyle, sen İngilizce konuşurken onlar da kendi dilinde konuşarak karşılıklı olarak dil öğrenme fırsatı yaratılabilir. Ayrıca, İngilizce konuşulan videoları, filmleri veya podcast’leri düzenli olarak dinlemek de dinleme becerilerini geliştirmene yardımcı olur.
Dil sadece kelimelerden ibaret değil. Doğru bir şekilde iletişim kurabilmek, dili kullanmanın önemli bir parçasıdır. İfade etmek istediklerini açıkça anlatabilmek, anlama yeteneğini geliştirmene yardımcı olur. İletişim sadece konuşarak değil, aynı zamanda dinleyerek de gerçekleşir. Başkalarını anlamak, dilin ruhunu ve kültürel inceliklerini anlamana yardımcı olur.
Buraya kadar her şey tamam. Gramer kuralları elbette önemli. Ama bu kuralların ötesine geçmek, gerçek bir dil öğrenme deneyimini başlatır. Bunda da sorun yok. Meselenin kök kısmına inince şu soru hala aklına geliyorsa:’ Peki gramer olmadan nasıl öğreneceğim ben bu dili?’ o zaman artık Open English’in derslerine sırtını yaslamanın zamanı gelmiş demektir.
Open English 7/24 ulaşabileceğin online İngilizce kursu… Bünyesinde barındırdığı native eğitmenler sayesinde konuşma ağırlıklı dersler alıp İngilizce konuşmanı üst seviyeye getirebilirsin. Bu eğitmenlerle yapacağın derslerde envai çeşitte kalıp ifade öğreneceksin. İfadeleri günlük yaşamın herhangi bir kesitinde kullandığında yavaş yavaş anlamaya da başlayacaksın neyi, nerede, nasıl kullanman gerektiğini.
Open English, dili keşfetmek ve iletişim becerilerini geliştirmek için harika bir fırsat. Gramer kurallarını ve dilin inceliklerini öğrenmenin yanı sıra, gerçek dünyada nasıl konuşman gerektiğini uygulamak için programlar mevcut. Diğer öğrencilerle etkileşimde bulunarak, farklı aksanları dinleyerek ve öğrenerek dilin zenginliğini Open English ile keşfedebilirsin.
Şimdi, İngilizce gramere yapışıp kalmadan öğrenmeni sağlayacak birkaç tavsiye verelim:

İngilizceyi çevrende sürekli olarak duyuyor ve kullanıyorsan, konuşma yetin hızla gelişir. İngilizce konuşulan bir ülkeye seyahat etmek veya bu ülkelerde yaşamak, dilin günlük yaşamda nasıl kullanıldığını görmek için harika bir fırsattır. Kendini bir dilin içine atarak, dilin tüm inceliklerini keşfedebilirsin.
Dil değiştirme partnerleri, farklı dilleri konuşan kişiler arasında dil öğrenme fırsatı yaratır. İngilizce konuşulan biriyle iletişim kurmak, hem sana İngilizce konuşma pratiği yapma fırsatı sunar hem de başka kültürlerle biraraya gelip deneyimlerini paylaşmanı sağlar. Bu, sadece dil becerilerini geliştirmekle kalmaz, aynı zamanda dünya görüşünü genişletir.
İngilizceyi konuşmanın ve anlamanın en iyi yollarından biri, İngilizce medya içeriklerini takip etmektir. İngilizce filmleri, dizileri, haberleri veya podcast’leri izlemek ve dinlemek, hem konuşma hem de dinleme becerilerini geliştirmene yardımcı olur. Ayrıca, farklı aksanları ve dil varyasyonlarını anlamanı da sağlar
Günlük yaşamında İngilizceyi aktif olarak kullanmak, konuşma becerilerini güçlendirir. İngilizce günlük tutmak veya notlarını İngilizce olarak almak, yazma becerilerini geliştirmenin yanı sıra kelime hazneni genişletmene yardımcı olur. Ayrıca, İngilizce konuşulan bir topluluğa veya dil değiştirme partnerlerine katılarak pratik yapabilirsin.