İngilizceni Geliştirecek 5 Belgesel

İngilizceni geliştirmek için farklı pek çok yöntem denemiş olabilirsin. Bu yöntemlerden bazıları senin dikkatini çekmemiş olabilir, bazıları da istediğin etkiyi yaratmamış olabilir. İngilizceyi geliştirecek farklı pek çok yazı hazırladık. Mesela dizi izleyerek İngilizce geliştirmek ya da film izleyerek İngilizceyi geliştirmek…

Bu yazıları hazırlarken farklı tarz seven insanları göz önünde bulundurduk ve bugün sıra belgesel severlere geldi. Özellikle de son dönemde farklı pek çok konuda, kaliteli birçok belgesel hazırlandı ve seyirciye sunuldu.

Bu belgeseller, kimi zaman dünyanın gizemiyle, kimi zaman yarış arabalarıyla, kimi zaman da tarihle alakalıydı. Bu listeyi hazırlarken biz de farklı türlerden örnekler vererek herkese yardımcı olmak istedik.

Open English’le Hızlıca İngilizce Öğren

Belgesellerimize geçmeden önce İngilizce öğrenmeni kolaylaştıracak Open English’ten ufak bir bahsetmek istiyoruz. 15 yılı aşkın süredir hizmet veren Open English olarak İngilizce öğrenmeyi isteyen 1.5 milyon öğrenciye yardımcı olmaktayız.

Tamamen online İngilizce kursu şeklinde hizmet veren Open English olarak, size 7/24 aktif bir platform sunuyoruz. Canlı grup dersleri, yapay zeka destekli telaffuz aracı ve bire bir İngilizce dersler ile sıfırdan İngilizce öğrenmek isteyenlere de İngilizcede konuşma, yazma gibi farklı yeteneklerini geliştirmek isteyenlere de muhteşem bir platform sunuyoruz.

Platformumuz hakkında detaylı bilgi almak istiyorsan, yan tarafta yer alan formu doldurarak kısa sürede sana ulaşmamızı sağlayabilirsin.

Şimdi İngilizce geliştirmeye yardımcı olacak belgesellere geçebiliriz:

Our Planet

İngilizceni geliştirmene yardımcı olacak ilk belgeselimiz: Our Planet… Adından da anlaşılacağı gibi gezegenimizle alakalı olan bu belgesel, sunduğu görsel güzellik ve bilgilendirici yapı ile İngilizceni geliştirirken öğrenmene fırsat tanıyacak. Şu anda 8 bölümü yayınlanmış olan bu belgesel; denizlerden çöllere, buzullardan ormanlara kadar farklı konuları ve bu konulara dair detayları irdeliyor.

Gezegenimizin o muazzam güzelliğini sunmasının yanı sıra iklim değişikliğinin etkilerine de değinen Our Planet belgeseli, özellikle de İngilizce altyazılı izlediğin takdirde hem kelime telaffuzlarını öğrenmene hem de bu kelimelerin cümle içerisinde nasıl kullanıldığını görmene yardımcı oluyor.

Formula 1: Drive To Survive

Dünyamız ile alakalı belgeselden sonra sıra Formula 1 dünyasıyla alakalı bir belgeselde.: Formula 1: Drive To Survive… İsminden de anlaşılacağı gibi Formula 1 dünyasına ışık tutan bu belgesel, eksik olmayan aksiyonu ve yarış kesitleri ile soluksuz izleyebileceğin bir yapım…

Özellikle de Formula tutkunlarına, Formula’ya sempati duyanlara ve yarış sevenlere muhteşem bir seçenek olan Drive To Survive, yarış pilotları ve takım yöneticileriyle yapılan röportajlar sayesinde izlemesi son derece keyifli bir belgesel…

Burada Formula 1 belgeseli olduğu için teknik kelimelerin çok olacağını düşünebilirsin ama böyle bir durum çok çok az var. İzlediğin zaman ilk andan itibaren akışa kendini bırakacaksın. Altyazılı bir şekilde izlediğinde İngilizceni geliştirmek için doğru bir belgesel olduğunu hemen anlayacaksın.

belgesel izleyerek ingilizce geliştirmek

Roman Empire

Sırada tarihi bir belgesel dizi var. Eğer hem tarih öğreneyim hem de İngilizcemi belgeseller ile geliştireyim diyorsan, bu belgesel dizi tam senlik: Roman Empire… 3 sezondan ve 15 bölümden oluşan bu belgesel dizi, Roma İmparatorluğu dönemine ışık tutuyor.

Komodus, Jül Sezar ve Caligula’nın saltanatlarının işlendiği bu belgesel dizi, görsel ihtişamı ve tarihle efsanelerin harmanlandığı senaryosuyla her daim dikkat çekiyor. Dönemin şartlarının son derece gerçekçi bir şekilde yansıtıldığı Roman Empire, her an ortaya çıkabilen aksiyon sahneleriyle ilgiyi üzerinde toplamayı başarıyor.

İlk başta belki İngilizce altyazılı olarak izlemek istemeyeceğin bu belgesel diziyi, İngilizce altyazılı olarak da gönül rahatlığıyla izleyebilir ve İngilizceni eğlenerek geliştirebilirsin.

Explained

Her ne kadar bir dizi olarak sunulsa da aslında işlediği konularla bir belgesel olan Explained, 3 sezonu ve 44 bölümü ile İngilizceni geliştirirken bilgilenmene de yardımcı oluyor. Müzikten astrolojiye, elmaslardan kodlamaya, peri masallarından kasırgalara kadar geniş bir konu skalasına sahip olan bu belgesel dizi, alanında uzman konukların katkılarıyla son derece bilgilendirici bir hal alıyor.

İngilizce olarak gayet anlaşılır bir dilin kullanıldığı Explained, 20-25 dakikalık bölümleri sayesinde günün istediğin saatinde vakit geçirmek için eğlenebileceğin bir yapım olarak öne çıkıyor. İngilizceni geliştirmek için Explained’i, kesinlikle listene eklemelisin.

belgesel izleyerek ingilizce geliştirmek uçak kazası raporu

Air Crash Investigation

Eminiz ki Uçak Kazası Raporu’nun bir bölümüne illaki bir yerde denk gelmişsindir. Şu ana kadar gerçekleşen uçak kazalarının incelendiği bu yapım, meydana gelmiş pek çok uçak kazasının başlangıcından itibaren tüm sürecini mercek altına alıyor ve gerçeği tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

21 sezondur efsanevi bir şekilde devam eden Air Crash Investigation, her bölümü birbirinden bağımsız bir şekilde işlenen bir yapım olduğu için süreklilik göstermiyor. Yani dilediğin zaman herhangi bir bölümü açıp izleyebilirsin.

Bu belgeselde uçak kazaları incelendiği için İngilizce teknik birçok kelime de geçiyor. Altyazılı olarak ilk başta zorlanabileceğin bu belgeseli, terimlere alıştıktan sonra İngilizceni geliştirmek için gönül rahatlığıyla İngilizce altyazıyla izleyebilirsin.

Gördüğün gibi İngilizceni belgesel izleyerek geliştirmek istediğinde farklı türden pek çok yapım karşına çıkıyor. Bunlar arasından ilgini çekenlere başlayabilir ve hemen İngilizceni geliştirebilirsin. Tabii burada Open English’i de tercih ederek İngilizce gelişimine profesyonel bir destekte bulunabilirsin.

Sen de hemen bu sayfada yer alan formu doldurarak İngilizce öğrenmeye başlayabilir, İngilizceni her yönden efektif bir şekilde geliştirebilirsin. Yukarıda bahsettiğimiz özelliklere ek olarak interaktif videolar sayesinde okuma, yazma ve konuşma yeteneklerini geliştirebilir; İngilizcede sık kullanılan deyimleri öğrenerek günlük konuşmalarını daha etkileyici bir hale getirebilirsin.

Artık vakit kaybetme ve hemen formu doldurarak ekip arkadaşlarımızın sana ulaşmasını sağla. Sana uygun eğitimi seç ve hemen İngilizce öğrenmeye başla.

İngilizce Okunuşu Aynı Anlamı Farklı Kelimeler: Principal – Principle

İngilizce dilinin zenginliğini oluşturan şeylerden biri, kelime dağarcığında benzer okunuşlara sahip ancak tamamen farklı anlamları ifade eden kelimelerle dolu olması. Bu yazıda, principal ve principle olarak kullanılan iki kelimeye odaklanacağız. Her iki kelime de benzer seslerle anılıyor ve bu durum İngilizce dilinin öğrenilmesini bazen karmaşık hale getirebiliyor.

Principal ve principle kelimeleri, telaffuzda benzerlik gösterse de, farklı kavramları ifade ediyorlar. Bu yazıda, principal ve principle kelimelerinin benzerliğinin ve kavramsal farklarının üzerinde duracağız. Principal ve principle kelimelerini ayrıntılı bir şekilde inceleyerek İngilizce öğrenme sürecini kolaylaştırmaya çalışacağız.

Principal ve principle gibi okunuşu aynı olan farklı kelimeleri hızlıca öğrenmek istersen bu sayfada yer alan iletişim formunu doldurabilirsin. Online İngilizce kursu Open English hakkında detaylı bilgi vermek için seni hemen arayacağımıza emin olabilirsin.

ingilizce principal nedir - principal telaffuzu

İngilizce Principal Nedir? Principal Telaffuzu

Principal İngilizce bir kelime olup, bilinen birkaç farklı anlamı bulunuyor. İngilizce Principal Nedir? Principal Telaffuzu başlıklı bu bölümde İngilizce Principal kelimesinin yaygın anlamları ve telaffuzunu inceleyeceğiz.

Okul Müdürü: İngilizce principal kelimesi, bir okulun yöneticisi olarak görev yapan kişiyi tanımlamak için kullanılıyor. Bu kişi; okulun günlük işleyişi, öğrenci disiplini, personel yönetimi ve eğitim programlarının koordinasyonu gibi sorumluluklara sahip olarak tanınıyor.

Temel: İngilizce principal kelimesi, temel veya asıl bir şeyi ifade etmek için de kullanılabiliyor. Örneğin; bir kredi anlaşmasında, principal amount ifadesi, ödenecek temel borcu ifade ediyor.

Başlıca: İngilizce principal kelimesi aynı zamanda önemli veya başlıca anlamında kullanılabiliyor. Örneğin; principal role ifadesi, en önemli veya başlıca rolü ifade ediyor.

Biraz da İngilizce principal kelimesinin telaffuzundan bahsedelim. Principal kelimesi “prin-suh-puhl” şeklinde telaffuz ediliyor. Prin kısmı prince (prens) kelimesini anımsatırken, suh kısmı sister kelimesini, Puhl kısmı ise pool (havuz) kelimesini anımsatıyor.

Dikkat etmen gereken en önemli nokta, İngilizce principal kelimesinde vurgunun genellikle ilk hecede olduğu ve “PRIN-suh-puhl” olarak telaffuz edildiği. Yani, bu kelimede prin kısmına daha fazla vurgu yapılıyor.

İngilizce Principal İle Kurulmuş Örnek Cümleler

İngilizce principal kelimesinin türkçe karşılığını ve İngilizcede nasıl telaffuz edildiğini öğrendiğine göre, İngilizce principal kelimesi ile kurulmuş örnek cümleleri incelemeye başlayabilirsin.

  • The principal of the school is responsible for making important decisions. (Okul müdürü, önemli kararlar almakla sorumludur.)
  • The principal component of our project is cost management. (Projemizin başlıca bileşeni maliyet yönetimidir.)
  • Honesty is one of the principal virtues I value in a person. (Dürüstlük, bir kişide değer verdiğim başlıca erdemlerden biridir.)
  • She violated one of the principal rules of the organization. (O, organizasyonun temel kurallarından birini ihlal etti.)
  • The principal reason for the company’s success is its innovative approach. (Şirketin başarısının temel nedeni, yenilikçi yaklaşımıdır.)
  • Environmental protection is a principal concern for our generation. (Çevre koruma, bizim kuşağımız için başlıca bir endişedir.)
  • The principal investor in the project withdrew their support. (Projenin başlıca yatırımcısı desteklerini çekti.)
  • One of the principal features of this software is its user-friendliness. (Bu yazılımın başlıca özelliklerinden biri kullanıcı dostu olmasıdır.)
  • The principal theme of the book revolves around the concept of love. (Kitabın başlıca teması aşk kavramı etrafında döner.)
  • The principal objective of our research is to find a cure for the disease. (Araştırmamızın başlıca amacı hastalığın bir tedavisini bulmaktır.)

ingilizce principle nedir - principle telaffuzu

İngilizce Principle Nedir? Principle Telaffuzu

İngilizce principle kelimesi; ilkeler, prensipler veya temel kurallar anlamına geliyor. Bu kelime, belirli bir inanç veya davranışı yönlendiren temel kuralları veya genel kabulleri ifade ediyor. Örneğin; principle, moral principles (ahlaki ilkeler), scientific principles (bilimsel prensipler) gibi ifadelerde karşımıza çıkıyor.

Principle kelimesinin İngilizce telaffuzu şu şekilde biliniyor: “prin-suh-puhl.” Tıpkı principal kelimesinde olduğu gibi, principle kelimesinde de; prin kısmı prince (prens) kelimesini anımsatırken, suh kısmı sister kelimesini, Puhl kısmı ise pool (havuz) kelimesini anımsatıyor. Principle kelimesinde de, tıpkı principal kelimesinde olduğu gibi, vurgu genellikle ilk hecede yapılıyor, yani kelime “PRIN-suh-puhl” olarak telaffuz ediliyor.

İngilizcede principal ve principle gibi okunuşu aynı olan birçok kelime bulunuyor. Bu kelimeleri öğrenip İngilizceye olan hakimiyetini güçlendirmek istiyorsan İngilizce Okunuşu Aynı, Anlamları Farklı Kelimeler başlıklı yazımızı okuyabilirsin.

İçerisinde İngilizce Principle Bulunduran Örnek Cümleler

Principle kelimesinin İngilizce telaffuzunu ve Türkçe anlamını öğrendin. Şimdi, senin için, içinde İngilizce principle geçen örnek cümleleri hemen aşağıda sıralayacağız.

  • Honesty is a fundamental principle in any healthy relationship. (Dürüstlük her sağlıklı ilişkinin temel ilkesidir.)
  • The scientist explained the principle behind the experiment. (Bilim adamı deneyin arkasındaki prensibi açıkladı.)
  • The company operates on the principle of sustainability and environmental responsibility. (Şirket sürdürülebilirlik ve çevresel sorumluluk ilkesiyle faaliyet göstermektedir.)
  • One of the guiding principles of our organization is transparency. (Kuruluşumuzun temel ilkelerinden biri şeffaflıktır.)
  • In physics, the principle of conservation of energy is a fundamental concept. (Fizikte enerjinin korunumu ilkesi temel bir kavramdır.)
  • His actions were in line with the principles he had always upheld. (Eylemleri her zaman savunduğu ilkelere uygundu.)
  • The teacher emphasized the importance of democratic principles in their class. (Öğretmen sınıfta demokratik ilkelerin önemini vurguladı.)
  • The legal system is based on the principle that everyone is equal before the law. (Hukuk sistemi herkesin kanun önünde eşit olduğu ilkesine dayanmaktadır.)
  • We should strive to live by ethical principles in our daily lives. (Günlük yaşamımızda etik ilkelere uygun yaşamaya çalışmalıyız.)
  • The success of the project was a testament to the sound principles on which it was built. (Projenin başarısı, üzerine inşa edildiği sağlam ilkelerin bir kanıtıydı.)

benzer ingilizce kelimeleri karıştırmamak için ne yapmak gerekir

Benzer Kelimeleri Karıştırmamak İçin Ne Yapmak Gerekir?

Principal ve principle gibi İngilizce kelimeleri karıştırmamak için uygulayabileceğin stratejileri yazımızın bu bölümünde seninle paylaşacağız.

Öncelikle principal ve principle gibi aynı telaffuza sahip kelimelerin anlamlarına ve cümle içinde kullanıldıkları durumlara dikkat etmen gerekiyor. principal ve principle gibi kelimeleri ayırt etmek için örnek cümleleri inceleyebilir, by sayede principal ve principle gibi kelimelerin pratik kullanımlarını anlayabilirsin. Öğrendiğin bu yeni kelimeleri, kelime kartları veya notlar kullanarak hafızana kaydetmeyi deneyebilirsin.

Principal ve principle kelimeleri sık kullanılan bazı ifadelerde bulunuyor. Örneğin, principal component veya fundamental principle gibi ifadeleri öğrenerek bu kelimeleri daha kolay hatırlayabilirsin. Principal ve principle gibi okunuşu aynı olan kelimeleri ayırmada da bu tekniği kullanabilirsin. 

İngilizce konuşma ve yazma pratiği yaparak principal ve principle gibi kelimeleri doğru şekilde kullanmayı pekiştirebilirsin. Bunu yapmak için en doğru yerin %100 online İngilizce kursu Open English olduğunu söylemeden geçemeyiz. Çünkü Open English’te ana dili İngilizce olan eğitmenlerin moderatörlüğünde kurulan İngilizce konuşma sınıfları bulunuyor. Bu sayede ana dili İngilizce olan farklı insanlarla sohbet etme imkanına sahip olabilirsin. Yani, İngilizce konuşma pratiği yapmak senin için çok kolay ve ulaşılabilir bir hale gelecek. Ayrıca onlarca saatlik interaktif ders içeriğine sınırsız katılım hakkı sayesinde İngilizce öğrenmek senin için çocuk oyuncağı olacak.

Her seviyeye uygun İngilizce eğitimi almak ve bir an önce ana dilin gibi İngilizce konuşmaya başlamak istiyorsan sayfadaki formu doldur ve Open English ailesine katıl!

İngilizcede En Çok Karıştırılan Kelimeler

Türkçede olduğu gibi İngilizcede de hem yazılışları hem de okunuşları gereği birbirleriyle karıştırılan pek çok kelime mevcuttur. Bu kelimeler, konuşurken ya da yazarken yanlış kullanıldıklarında cümlenin anlamını değiştirmekte ve yanlış anlaşılmalara sebebiyet verebilmektedir.

Biz de bu durumu göz önünde bulundurarak İngilizcede sıklıkla karıştırılan kelimeleri listeledik ve anlamlarıyla beraber cümle içerisinde kullanımlarına dair örnekleri hazırladık. Bu kelimelere geçmeden önce İngilizce öğrenmek için tercih edebileceğin Open English platformundan kısaca bahsetmek istiyoruz.

İngilizce Öğrenmenin Hızlı Yolu: Open English

15 yılı aşkın süredir hizmet veren Open English olarak İngilizce öğrenmek isteyen herkese son derece kullanışlı bir platform sunuyoruz. Platform içerisinde yer alan bire bir canlı dersler, yarım saatte bir başlayan grup dersleri, yeni kelimeler öğrenmeyi sağlayan metinler ve daha fazlası yer almaktadır.

Sen de hızlı ve kolay bir şekilde online İngilizce öğrenmek istiyorsan, Open English’i tercih edebilirsin. Tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurman ve ekip arkadaşlarımızın kısa süre içerisinde seni aramalarını beklemen…

Şimdi İngilizcede çok karıştırılan kelimelere geçebiliriz:

Advice/Advise

“Advice”, “tavsiye, öğüt” anlamına gelen bir isimdir. “Advise” ise “tavsiye etmek, öğüt vermek” anlamlarında kullanılan bir fiildir.

Advice örn: Chester gave Posey good advice.

Advise örn: Chester advised Posey to avoid the questionable chicken salad.

Affect/Effect:

“Affect”, etkilemek, etki etmek anlamlarında kullanılan bir fiildir. “Effect” ise hem “etki etmek” anlamında fiil, hem de “sonuç” anlamında isim olarak kullanılır. Ancak ne var ki Effect kelimesinin daha yaygın olan kullanımı isim olaraktır.

Affect örn: The weather will affect my plans for the weekend.

Effect örn: Move the cursor until you get the effect you want.

ingilizce karıştırılan kelimeler between among

Among/Between

“Among”, birden fazla unsur (kişi, eşya, yer v.b.) arasındaki kolektif ilişkiden veya ilişkisi olmama durumundan söz ederken kullanılır. “Between” ise herhangi bir şeyin bir diğerine veya diğerleriyle (birden fazla da olabilir.) olan bağını/ilişkisini anlatırken kullanılır.

Among örn: The Petronas Towers are among the architectural wonders of the world.

Between örn: The children were aged between 12 and 16.

 Assure/Ensure:

“To Assure”, bir kuşkuyu veya güvensizliği ortadan kaldırmak için bir bireyin diğerine söylediği (seni temin ederim ki..) bir sözdür. “To Ensure”, birine bir şeyin kesinlikle olacağının garantisini vermek için kullanılır.

Assure örn: I assure you, we will get to the play on time.

Ensure örn: I need to study more to ensure I get a passing grade.

Breath/Breathe:

“Breath”, “soluk, nefes” anlamlarına gelen bir isimdir, “Breathe” ise “nefes almak, soluk alıp vermek” anlamına gelen bir fiildir.

Breath örn: He took a deep breath and dived into the pool.

Breathe örn: I can breathe better when the air is clean.

Complement/Compliment:

“Complement”, bir şeyin, bir diğerini tamamladığını belirtmek (bu ayakkabı, bu elbiseyle uyumlu) için kullanılır. “Compliment” ise bir kişiye edilen iltifat, övgü anlamına gelir.

Complement örn: The recipe was delicious and the wine complemented it beautifully.

Compliment örn: I must compliment all of our employees for their support and commitment.

Emmigrate/Immigrate:

Her iki kelime de aslında aynı olguyu anlatmaktadır, ancak “Emmigrate” bulunduğu ülke veya bölgeden ayrılmaktan, “Immigrate” ise bir başka ülkeye veya bölgeye yerleşmek/girmekten bahsedileceği zaman kullanılır.

Emmigrate örn: My grandfather emigrated from Canada sixty years ago.

Immigrate örn: My sister immigrated to Ireland in 2004.

ingilizce karıştırlan kelimeler further farther

Farther/Further:

“Farther”, fiziksel bir mesafe/uzaklıktan, “Further” ise metaforik bir mesafeden bahsederken kullanılır.

Farther örn: Posey can run farther than Chester.

Further örn: Have you anything further to say?

Historic/Historical:

“Historic”, tarihte yaşanan önemli bir olay veya tarihi belirtirken kullanılır. “Historical” ise tarihte olan herhangi bir şeyi anlatırken veya tarihle ilgili bir olgudan bahsederken kullanılır.

Historic örn: When the Berlin wall came down, it was a historic occasion.

Historical örn: Archaeologists found a large number of historical objects when they excavated the field.

Loose/Lose:

“Loose”, hem isim hem sıfat hem de fiil olarak kullanılır ve “gevşek, gevşetmek” anlamlarını taşır. Lose ise yalnızca fiildir ve “bir şeyi kaybetmek” anlamını taşır.

Loose örn: Posey discovered that the cows were loose.

Lose örn: We lost the game last week.

karıştırılan ingilizce kelimeler principal principle

Principal/Principle:

“Principal”, hem ad hem sıfat olarak kullanılır. Ad hali bir okul veya organizasyondan sorumlu kişi manasını taşırken sıfat olarak kullanıldığında “en önemli” anlamına gelir. Öte yandan bir ad olan “Principle” ise bir kişinin değişmez inancı, idealleri (prensip) anlamını taşır.

Principal örn: I was called into the principal’s office today at school.

Principle örn: I don’t like surprise parties as a matter of principle.

Stationary/Stationery:

“Stationary” taşınamaz, hareket ettirilemez anlamına gelir. “Stationery” ise yazı ekipmanlarının bütününe, özellikle de en kaliteli kağıtlara verilen isimdir.

Stationary örn: The revolving door remained stationary because I was pushing on it the wrong way.

Stationery örn: I printed my résumé on my best stationery.

Than/Then:

“Than”, iki farklı olguyu (insan, nesne, eşya, hayvan v.b.) karşılaştırırken kullanılan bir bağlaçtır. “Then” ise zaman veya süre belirtmek için kullanılan bir zarftır.

Than örn: I run faster than you.

Then örn: I was living in Cairo then.

Who’s/Whose:

“Who’s”, “Who” ve “Is” kelimelerinin kısaltılmış halidir. “Whose” ise birine ait olma durumunu belirten bir sahiplenici zamir olarak kullanılır.

Who’s örn: Who’s calling me at this hour?

Whose örn: Amanda, whose phone hadn’t stopped ringing all morning, barely ate anything for breakfast.

Umarız ki yazımızdan keyif almış ve yeni şeyler öğrenmişsindir. Unutma; İngilizce öğrenmek sürekli yaşayan bir süreçtir ve bunu canlı tutmak için sürekli okuma, konuşma ve yazma gibi pratiklerle beslemen gerekmektedir.

Hemen online İngilizce kursu Open English’e üye olarak İngilizce öğrenme serüvenini hep canlı tutabilir ve hızlı bir şekilde İngilizce öğrenebilirsin. 

Başlamak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli!

İngilizce Okunuşu Aynı Anlamı Farklı Kelimeler

Dil, oldukça karmaşık bir iletişim aracıdır. Kelimelerin doğru bir şekilde kullanılması, anlamın net ve anlaşılır bir şekilde iletilmesi için önemlidir. İngilizce, en çok konuşulan dillerden biri olmasının yanı sıra, birçok dil öğrencisi için de çekici ve eşsiz bir dildir. Ancak İngilizce’de bazı kafa karıştıran tuzaklar vardır ve eşsesli sözcükler, yani homophones, bunların en bilinenlerinden biridir.

Eşsesli sözcükler, dilin zenginliğini ve karmaşıklığını gösteren ilginç bir dil fenomenidir. Bu yazımızda eşsesli sözcüklerin ne olduğunu, neden önemli olduklarını ve bazı örneklerini inceleyeceğiz.

Fakat yazımıza geçmeden önce, seni Open English’e davet ediyoruz. Dilerseniz bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurabilirsin. Müşteri temsilcilerimiz seni en kısa sürede içinde arayacaktır.  

Eşsesli Sözcükler Nedir ve Neden Önemlidir?

Eşsesli sözcükler telaffuzu aynı, ancak anlamları ve yazılışları farklı olan sözcüklerdir. Bu tür sözcükler, İngilizce öğrenenler için bazen bir karmaşaya yol açabilir çünkü konuşmacının ya da yazının bağlamına bağlı olarak doğru kelimenin seçilmesi gerekir. İngilizce öğrenirken, eşsesli sözcüklerin önemini anlamak, dili daha etkili bir şekilde kullanmana yardımcı olur. Çünkü İngilizce konuşulan bir ortamda yanlış bir eşsesli sözcük seçildiğinde, anlam kaybolabilir veya yanlış anlaşılmalar olabilir.

Bu anlamda, dilin zenginliğine ve karmaşıklığına hakim olmak, yalnızca akademik veya resmi durumlarda değil, günlük yaşamda da eşsesli sözcükleri doğru kullanmak İngilizce öğrenenler için önemlidir. Dilersen sen de, dil bilgisi ve kelime dağarcığınızı geliştirmek için Open English’e kaydolabilir ve İngilizce seviyeni bir adım ileriye taşıyabilirsin!

eşsesli sözcük örnekleri

Eşsesli Sözcük Örnekleri

Birçok dilde olduğu gibi İngilizcede de birçok eşsesli sözcük mevcuttur. Gel, sıklıkla karşına çıkacak olan eşsesli sözcüklere bir göz atalım:

Ad vs. Add

  • I’ll put an ad in the newspaper.

(Gazeteye ilan/reklam vereceğim.)

  • He added some water to his coffee.

(Kahvesine biraz su ekledi.)

Ball vs. Bawl

  • The cat played with the ball.

(Kedi topla oynadı.)

  • The baby has been bawling all night.

(Bebek tüm gece haykırdı.) 

Break vs. Brake

  • They had to break a window to get in.

(İçeri girmek için camı kırmak zorunda kaldılar.)

  • He braked suddenly.

(Aniden fren yaptı.)

Dual vs. Duel

  • The driving instructor’s car has dual controls.

(Sürüş eğitmeninin arabasında çift control vardır.)

  • He challenged him to a duel.

(Onu düelloya davet etti.)

Knew vs. New

  • He knew what happened.

(Ne olduğunu biliyordu.)

  • He’s starting his new job on Monday.

(Yeni işine pazartesi başlıyor.)

eşsesli sözcük örnekleri - lose vs loose

Lose vs. Loose

  • She’s always losing her car keys.

(Arabasının anahtarlarını hep kaybediyor.)

  • One of my buttons is loose.

(Düğmelerimden biri gevşemiş.)

Mail vs. Male

  • His secretary opens his mail.

(Sekreteri postalarını açıyor.)

  • Male lions tend to grow bigger than female ones.

(Erkek aslanlar dişilerden daha fazla büyüme eğilimindedir.)

Plain vs. Plane

  • Plain yoghurt is preferred over flavored ones due to the lack of added sugar.

(Sade yoğurt, ilave şeker içermemesi nedeniyle aromalı yoğurtlara tercih edilir.)

  • He likes to watch the planes taking off and landing.

(Uçakların kalkışını ve inişini izlemeyi seviyor.)

Principal vs. Principle

  • The Principal was extremely angry.

(Müdür son derece kızgındı.)

  • It’s a matter of principle.

(Bu bir prensip meselesidir.)

Serial vs. Cereal

  • J.K. Rowling is the author of the serial of Harry Potter.

(J.K. Rowling Harry Potter serisinin yazarıdır.)

  • Eating cereal and milk for breakfast every day may not provide a balanced diet.

(Her gün kahvaltıda mısır gevreği ve süt tüketmek dengeli bir beslenme sağlamayabilir.)

Tail vs. Tale

  • The dog wagged its tail.

(Köpek kuyruğunu salladı.)

  • When I was a child, my grandparents would tell us tales about witches.

(Ben çocukken, büyükannem ve büyükbabam bize cadılarla ilgili masallar anlatırdı.)

ingilizce okunuşu aynı anlamı farklı kelimeler -than vs then

Than vs. Then

  • Tom’s a bit taller than Sam.

(Tom, Sam’den biraz daha uzun.)

  • Let me finish my coffee, then we’ll go.

(Kahvemi bitireyim, sonra gideriz.)

Yukarıdaki örneklerden de anlaşılacağı üzere bu sözcükler aynı telaffuza sahip olsalar da farklı anlamlara sahiptir. Dolayısıyla, İngilizce öğrenenlerin bu konu üzerine düşmeleri özgüvenle konuşabilmek ve yazabilmek adına oldukça önemlidir.

Öyleyse şimdi İngilizceni geliştirmenin ve eşsesli sözcüklerde ustalaşmanın zamanı! Bu anlamda Open English tam da sana yardımcı olacak fırsatlara sahiptir! İşte Open English’in sana sağlayacağı fırsatlar:

  • Deneyimli ve ana dili İngilizce olan uzman öğretmenler tarafından yönlendirilen interaktif dersler.
  • Her seviyeye uygun İngilizce eğitimi.
  • Detaylı örnekler ve uygulamalar, sınırsız içerik.
  • Esnek ders saatleri.
  • 7/24 online canlı dersler ve İngilizce konuşma grupları.

Eğer sen de Open English ailesine katılmak ve dil becerilerinizi bir üst seviyeye taşımak istersen, hemen bugün kaydolabilirsin! Daha fazla bilgi almak istersen, sayfamızdaki iletişim formunu doldurabilirsin. Kısa bir süre içinde müşteri temsilcilerimiz seninle iletişime geçecek ve dilersen kaydını başlatmak için gerekli adımları atacaklar. Daha fazlası için bekleme, Open English’e gel!

When/While Konu Anlatımı

When/While, İngilizcede sık sık kullandığımız, çok temel bir yapıdır. Bu yüzden When/While konusuna hakim olmak, İngilizcedeki başarını doğrudan etkileyecektir! When/While konu anlatımımızda günlük hayatta da, eğitim hayatında da karşına bol bol çıkacak olan bu konuyu en temelinden başlayarak, örnekler üzerinden anlatıyoruz! 

When/While tek başına kullanamayacağımız bir yapı olduğu için, bu yazıca birlikte kullanacağımız belirli tenselerden de kısaca bahsedeceğiz. Bu tenseler ve çok daha fazlası hakkında daha detaylı bilgi edinmek istersen Open English blogu ziyaret etmeni öneriyoruz. 

When/While Konusunu Öğren!

When/While ve daha yüzlerce konuyu en temelden öğrenmek istersen seni Open English’in fırsatlarla dolu dünyasına davet ediyoruz! Open English, aboneliğinin başlangıcı ile ana dili İngilizce olan eğitmenleri, pratik yapabileceğin konuşma odaları, sınırsız içerik erişimi ve 7/24 canlı dersleriyle İngilizce öğreniminin her adımında yanında!

Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır. 

When/While Nedir, Nerede Kullanılır?

When/While, aynı anda ya da kısa aralıkla yaşanan iki eylemi birbirine bağlamaya yarayan, İngilizcedeki en temel ve yaygın bağlaçlardandır. Türkçedeki “-dığında, iken, sırasında” gibi ifadelerle aynı aynı anlamı taşır. When/While, bağladığı cümleden bir zarf tümleci (adverbial clause) oluşturur. When/While arasındaki farklılık genellikle İngilizce öğrenen bireylerce çok sık karıştırılmaktadır. Open English olarak bu yazımızda bütün belirsizlikleri ortadan kaldıracağız! 🙂 

When/While Arasındaki Fark Nedir?

When/While arasındaki en büyük fark, bahsedilen eylemin süresidir. Zaman alan, belli bir sürede devam eden olaylarda while kullanırken; anlık, tek seferlik olaylarda when tercih ederiz. Bu farkı kesin çizgilerle belirlemek çok mümkün olmasa da, yazımızda kullanım şekillerinden bahsederken daha iyi kavrayacağını düşünüyoruz. 

when while arasındaki farklar

Past Continuous + When + Simple Past

Bu tarz cümlelerde anlam “A olayı oluyorken, B eylemi oldu” şeklindedir. Biraz önce bahsettiğimiz gibi, when ile anlık, kısa sürede gerçekleşen olaylardan bahsettiğimiz için, cümlemizde when’den sonraki cümleciğin Simple Past Tense ile kurulması gerekir. When’in burada iki olayı nasıl bağladığına dikkat edelim.

Örnek:

“I was washing the dishes.” + “They knocked the door.”

I was washing the dishes when they knocked on the door.

(Kapıyı çaldıklarında bulaşıkları yıkıyordum.)

Dikkat ettiysen, when ile oluşan tümleçte yaşanan olay kısa süre alıyor. Kapıyı çalmak eylemi anlık olduğu için öncesinde when kullandık. Fakat asıl cümlemizdeki bulaşıkları yıkama olayı bir süreç olduğu için başında when kullanamayız. When/While konusunda en dikkatli olmamız gereken konu eylemlerin süresi!

  • Steve was reading a book when the vase fell off the table.

(Vazo masadan düştüğünde, Steve kitap okuyordu.)

  • Students were chatting when the teacher came in. 

(Öğretmen içeri girdiğinde öğrenciler sohbet ediyorlardı.)

  • When the phone rang, I was doing my homework.

(Telefon çaldığında ödevimi yapıyordum.)

Not: Son örnekte gördüğün gibi, ana cümleciğimiz ve when cümleciği yer değiştirebilir. Fakat dikkatli olman gereken şey, cümleciği taşırken başındaki When/While ile taşımak!

Simple Past + When + Simple Past

When/While’ın bu varyasyonunda ise ana cümlecikte de, when cümleciğinde de Simple Past Tense kullanıyoruz. Yani bu da demek oluyor ki, iki taraftaki cümle de kısa süre alan, anlık eylemler. 

Örnek: 

  • He broke the glass when he dropped it.

(Bardağı düşürdüğünde onu kırdı.)

  • When she came home, we had dinner.

(O eve geldiğine akşam yemeği yedik.)

  • Tom tripped over a cable when he stepped inside.

(Tom içeriye adım attığında bir kabloya takıldı.)

Gayet basit değil mi? Eğer tam kavrayamadığını düşünüyorsan ya da biraz daha pratiğe ihtiyacın varsa seni Open English’e bekliyoruz. Bu konuyu ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 yapabileceğin canlı derslerde dinleyebilir, pratik yapmak için konuşma odalarına katılabilir ya da binlerce içeriğimizle bu konuyu pekiştirebilirsin!

Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. 

Simple Past + While + Past Continuous

When/While konu anlatımımızın bu kısmında artık while’ın kullanımına geçiyoruz. Daha önce de bahsettiğimiz gibi while’ın arkasından kullanılan eylemin zaman alması, bir süreç içerisinde yapılması gerekiyordu. Bu durumda zaman alan bir eylem sırasında gerçekleşen kısa süreli bir olaya değineceğiz. 

Örnek: 

  • He hit his head while he was running.

(Koşarken kafasını çarptı.)

  • While Jerry was talking to George, Elaine walked in.

(Jerry George ile konuşurken Elaine içeri girdi.)

  • David cried while Lenny was laughing.

(Lenny kahkaha atarken David ağlıyordu.)

tenselerde when while kullanımı

Past Continuous + While + Past Continuous

When/While’ın bu altbaşlığında while kullanarak iki uzun süreli olayın aynı anda yaşandığını belirtebiliyoruz. 

Örnek: 

  • While they were chatting, the others were working.

(Onlar sohbet ederken, diğerleri çalışıyordu.)

  • Belle was playing the piano while the businessmen were eating.

(Belle piyano çalarken, iş adamları yemek yiyordu.)

  • I was waiting in the car while Anna was shopping. 

(Anna alışveriş yaparken ben arabada bekliyordum.)

Past Simple + While + Past Simple

When/While’ın anlattığımız mantığına ters gitse de günlük konuşmalarda bu yapıyı görmemiz mümkün. Fakat istisnalar kaideyi bozmaz.

Örnek:

  • I whistled while I vacuumed the kitchen. 

(Mutfağı süpürürken ıslık çaldım.)

  • We hugged while a lorry passed by.

(Bir kamyon yakınımızdan geçerken sarıldık.)

  • The police asked about you while they investigated the scene.

(Polis olay yerini incelerken seni sordu.)

Open English İle İngilizce Öğrenmeye Ne Dersin?

When/While yazımızın sonuna gelmişken seni Open English’e abone olmaya davet ediyoruz! Gramer konularını öğrenmek ve tüm İngilizce becerilerini geliştirmek için Open English yanında. Aboneliğin başladığı andan itibaren tüm içeriklerimize sınırsız erişim, dünya çapında, ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı dersler, konuşma odalarına katılabilme olanağı gibi ayrıcalıklara sahip olacaksın!

Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım. 

İngilizcede “Y” ile Biten Kelimeler Nasıl Çoğul Yapılır?

Birçok kişi için İngilizce, öğrenmesi ve ustalaşması zor bir dil olarak kabul edilir. Bunun bir nedeni de İngilizcenin birçok istisnaya sahip olmasıdır. Bu doğrultuda İngilizce, kelimelerin çoğul halini oluştururken de bazı temel kurallara ve istisnalara sahiptir.

Bu kurallar bazen kelimelerin kökenine, son seslere veya yapısına bağlı olarak değişmektedir. Dil öğrenenler için bu kurallar ve istisnalar bazen kafa karıştırıcı olsa da, İngilizcenin özgünlüğü ve tarihsel evrimi onu dünya genelindeki birçok insan için önemli ve vazgeçilmez bir dil haline getirmiştir. Bu nedenle, İngilizce öğrenirken bu kuralları anlamak, hem İngilizcenin hakim olduğu bir dünyada rahatlıkla iletişim kurmanı sağlayacak, hem de kelime dağarcığını geliştirmene yardımcı olacaktır. O halde gel, bugünkü yazımızda, “y” ile biten kelimeleri çoğul yapma kurallarını, bazı örnekleri ve istisnaları ele alalım. 

Fakat İngilizcede “y” ile biten kelimelerin nasıl çoğul yapıldığıyla ilgili yazımıza başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz!  Eğer İngilizceyi temelden, en doğru şekilde öğrenmek istiyorsan,  sen de alanında önde gelen online İngilizce kursu Open English’in bir parçası olmalısın!

Open English hakkında daha fazla bilgi almak ve İngilizce öğrenmeye başlamak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz en kısa zamanda seni arayacaktır.

İngilizcede Kelimeleri Çoğul Yapma Kuralları

İngilizcede çoğunlukla çoğul yapılmak istenen kelimelerin sonuna “-s” getirilmektedir. Örneğin:

  • book – books
  • car – cars
  • cat – cats
  • dog – dogs

Eğer kelimeler “-sh”, “-ch”, “-x”, “-s” ve “-z” gibi seslerle bitiyorsa çoğul yapmak için “-es” kullanılır. Örneğin:

  • box – boxes
  • brush – brushes
  • buzz – buzzes
  • church – churches
  • dress – dresses

y ile biten kelimeleri çoğul yapma

“Y” ile Biten Kelimeleri Çoğul Yapma

Öncesinde bir sessiz harfin olduğu “y” ile biten kelimelerde “y”,  i’ye dönüşür ve kelimeye “-es” eklenerek çoğul yapılır. İşte örnek kelimeler:

  • activity – activities
  • army – armies
  • baby – babies
  • berry – berries
  • bunny – bunnies
  • candy – candies
  • cherry – cherries
  • city – cities
  • duty – duties
  • family – families
  • fly – flies
  • ideology – ideologies
  • lady – ladies
  • library – libraries
  • melody – melodies
  • nationality – nationalities
  • penny – pennies
  • policy – policies
  • puppy – puppies
  • rarity – rarities
  • reality – realities
  • sky – skies
  • story – stories
  • study – studies
  • theory – theories
  • university – universities
  • variety – varieties

Benzer şekilde, öncesinde “qu” varsa “y” yerini “-ies” alır.

  • colloquy – colloquies
  • obloquy – obloquies
  • soliloquy – soliloquies

Ancak bazı özel durumlarda, “y” değiştirilmeden “-s” ekini alarak çoğul yapılmaktadır. Bu kural “y” öncesinde sesli harf olan kelimelerde geçerlidir. Örneğin:

  • airway – airways
  • alley – alleys
  • boy – boys
  • cowboy – cowboys
  • day – days
  • essay – essays
  • guy – guys
  • journey – journeys
  • key – keys
  • monkey – monkeys
  • play – plays
  • survey – surveys
  • toy – toys
  • valley – valleys
  • way – ways

ingilizcede y ile biten kelimeleri çoğul yapma istisnaları

İngilizcede Y İle Biten Kelimeleri Çoğul Yapma İstisnaları

Bilindiği üzere İngilizce istisnaların dilidir. Elbette bu konuda da birtakım istisnalar söz konusu. O halde son bir ipucu daha! Eğer söz konusu “y” ile biten bir özel ismin çoğul haliyse, o zaman “y” öncesi ister sesli ister sessiz harf olsun, kelimeyi çoğul yapmak için daima “-s” kullanılır.

  • Bradys
  • Bloody Marys
  • Cadburys
  • Hello Kittys
  • Jerrys
  • Januarys
  • Kennedys
  • Smiths

Bu yazımızda değindiğimiz tüm bu temel kurallar ve istisnai durumlar, “Y” ile biten İngilizce kelimelerin çoğul hallerini oluştururken sana yardımcı olacaktır. Ancak unutma ki her zaman pratiğe ihtiyaç vardır. Zira bu istisnalar dil öğrenimini zorlaştırabilir, ancak aynı zamanda İngilizceyi daha zengin bir dil haline de getirir. İngilizce öğrenirken, birtakım kuralları ve istisnaları anlamak, dilin derinliklerine inmeni sağlar ve dili daha iyi öğrenmene ve yetkinleşmene yardımcı olur.

Bu anlamda İngilizce öğrenirken ve İngilizce konuşmaya başlarken çoğul yapma kurallarını ve kelimelerin çoğul hallerini ezberlemek yerine mantığını anlamaya çalışmak ve pratik yapmak çok daha etkili olacaktır. Bu noktada da Open English devreye giriyor!

ingilizce dil bilgisinde ustalaş

İngilizce Dil Bilgisinde Ustalaş

Dünya genelinde, İngilizcenin öğrenilmesi her geçen gün daha büyük bir önem kazanmaktadır. Çünkü İngilizce, günümüz dünyasında en yaygın kullanılan ve farklı milletlerin iletişim kurmasını sağlayan bir lingua franca olarak kabul edilmektedir. Bu anlamda, önde gelen online İngilizce eğitim platformu Open English, 15 seneyi aşkın tecrübesiyle, 1.5 milyondan fazla kişiye İngilizce öğretmekte. Bu tecrübeden faydalanmak, İngilizcede ustalaşmak ve Open English ailesine katılmak ise yalnızca birkaç tık uzağında!

Open English aboneliği sana birebir özel dersler, kişiselleştirilmiş çalışma planı, sınırsız canlı grup dersleri, internet bağlantısı olan her yerden günde 24 saat erişim imkanı ve ücretsiz seviye belirleme sınavı gibi birçok ayrıcalık sunuyor!  Böylelikle, geleceğine yatırım yapabilir, daha iyi bir işe ve hatta gelire sahip olabilir, uluslararası eğitim ve kariyer imkanını artırabilirsin! İngilizce rahat iletişim kurabilmenin tadını çıkarmak istersen seni Open English’e bekliyoruz!

Hemen sayfamızdaki iletişim formunu doldurarak, bugün kayıt olabilir ve birkaç dakika içinde en iyi İngilizce dil kursuna girişini yapabilirsin.

Hemşireler İçin Mesleki İngilizce

Hemşireler ve diğer sağlık çalışanları için İngilizce öğrenmek neden önemli?  Hemşireler, mesleki İngilizce öğrenmek için ne yapmalı? Yurt dışında hemşire olmak için İngilizce bilmek şart mı? Hemşirelikte en fazla karşılaşılan İngilizce terimler neler? gibi sorulara cevap bulmak için Hemşireler İçin Mesleki İngilizce adlı yazımız en uygun yer. Bu yazımızda söz ettiklerimizle bu sorularına cevaplar bulabilirsin.

Sağlık alanında çalışan birçok görevli bulunur. Bunlara örnek olarak hemşireler, acil tıp teknisyenleri, sağlık teknisyenleri, eczacılar, laboratuvar personelleri, hemşirelik öğrencileri, hasta bakım personelleri sayılabilir. Saydığımız tüm bu görevliler için İngilizce bilmek önemlidir. 

İngilizce Öğrenmenin En Kolay Yolu

Hemşireler için mesleki İngilizce eğitimi almak istersen online İngilizce kursu Open English’te hızlandırılmış eğitim programlarına katılabilirsin. Burada hemşirelik ve sağlıkla ilgili İngilizce jargonu hızlıca öğreneceksin. 7/24 boyunca 30 dakikada bir yayınlanan canlı dersler ve konuşma sınıflarına katılarak ana dili İngilizce olan TEFL/TESOL sertifikalı eğitmenlerle en doğru telaffuzu öğrenirken, kelime dağarcığını ve gramer bilgini geliştireceksin.

Open English’e kayıt başvurusu yapmak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz eğitim planlarımız ve ücretleri hakkında bilgi vermek adına seni arayacaktır. 

hemşireler için ingilizce öğrenmenin önemi

Hemşireler  İçin İngilizce Öğrenmenin Önemi

Hemşireler ve diğer sağlık çalışanları için İngilizce bilmek çok mühim. Bunun sebeplerinden biri ilaç ve etken madde telaffuzlarının sağlık çalışanları için önemli olması. Ayrıca birçok hastalık ve tedavi adında da İngilizce önemli yer tutuyor.

Ülkemiz sağlık alanında dünyanın birçok ülkesinden çok daha ileri konumdadır. Bu sebeple yurt dışından pek çok insan tedavisini Türkiye’de sürdürüyor. Sağlık sektöründe çalışıyorsan bu sektörde iletişim çok önemli olduğundan global bir dil olan İngilizceyi biliyor olman şart hale geliyor. 

Kariyerin için iletişim becerilerini kuvvetlendirmek istiyorsan tıbbi terminolojiyi etkin bir biçimde kullanman gerekir. Bunun için de hemşirelikle ilgili İngilizce teknik terimleri öğrenip profesyonel yazım becerileri edinmelisin. Open English ile temelden ileri seviyeye kadar hemşireler için İngilizce öğrenebilirsin.

Hemşireler İçin İngilizce Öğrenmenin Kolay Yolu

Hemşireler için mesleki İngilizce öğrenmenin öneminden bahsettik. Peki hemşireler için İngilizce öğrenmenin kolay bir yolu var mı? 

İngilizce hemşirelik terimlerini öğrenmen için İngilizce dil bilgisi konusunda sağlam bir temel atman ve telaffuzlara dikkat etmen gerekiyor. Bunun için de yeni öğrendiğin kelimeleri bol bol tekrar etmelisin ve İngilizceyi günlük hayatının bir parçası haline getirmelisin. Hemşirelik ve sağlık alanı ile ilgili makaleler okuyarak kendini hem hemşirelikte hem de mesleki İngilizcede geliştirebilirsin. 

Hastalar hemşirelerini arayarak da soru sorduğundan listening çalışmaları yapmalısın. Diğer sağlık çalışanları ve hastalar ile yazışmalar da yapacağından dolayı writing çalışmaları da senin için önemli.

Online İngilizce kursu Open English ile hemşireler için İngilizceyi kolaylıkla öğrenebilirsin. Bu sayfadaki iletişim formunu doldurarak sen de kendini geliştirmek adına büyük bir adım atabilirsin. Müşteri temsilcimiz eğitimlerimiz hakkında bilgi vermek için seni en kısa sürede arayacaktır.

Hemşireler İçin İngilizce Eğitimi Nereden Alınır?

Hemşireler için en iyi İngilizce eğitimini iş İngilizcesi alanında uzman online İngilizce kursu Open English’ten alabilirsin. İster sıfırdan başla, ister ileri seviye İngilizce biliyor ol. Hangi seviyede olduğun fark etmeden Open English hemşireler için İngilizce kursu ihtiyacını alanında uzman eğitmenleriyle karşılıyor. 

Open English üyesi olduğunda “İşe ya da okula gidiyorum, derslere nasıl katılacağım?” diye düşünmene de gerek yok. %100 online Open English istediğin her yerden 7/24 canlı derslere erişim imkânı sağlıyor.

Anadili İngilizce olan birçok eğitmenden İngilizce eğitimi almak istiyorsan mutlaka Open English ailesine katılmalısın. Biliyorsun ki İngilizceyi sadece teorik olarak öğrenmek yetmez. Pratik yapmak mutlaka şarttır. Open English sana, öğretmenlerimizin yönetiminde dünyanın farklı yerlerinden yabancı öğrenciler ile sohbet ederek pratik yapma imkânı sunar. Böylelikle İngilizceni daha da ileri seviyeye taşırsın. 

Open English ile TOEFL, IELTS ve TOEIC gibi ileri seviye İngilizce sınavlarına hazırlanabilirsin. Open English’te kısa bir test ile İngilizce seviyeni belirledikten sonra 8 seviyeden oluşan CEFR’e (Avrupa Ortak Dil Çerçevesi) dayalı eğitim programına başlayabilirsin. Binlerce saatlik interaktif ders içeriğine sınırsız giriş hakkına sahip olacağından writing, reading, listening, speaking becerilerinde ustalık kazanabilirsin. Ayrıca seçtiğin eğitim paketine göre ana dili İngilizce olan eğitmenlerden birebir eğitim alma şansına da sahip olursun. Bu sayede çok daha hızlı ve sağlam İngilizce öğrenirsin.

Gördüğün gibi Open English avantajları anlatmakla bitmiyor. Hemşireler için İngilizce için iş İngilizcesi fırsatları hakkında daha fazla bilgi almak ve İngilizce eğitimine bir an önce başlamak için sayfadaki formu doldurman yeterli. 

hemşireler için ingilizce eğitimin önemi

Yurt Dışında Hemşire Olmak 

Hemşireler için mesleki İngilizceye hakim olmak yurt dışında hemşire olmak isteyenler için kesinlikle şart. Çünkü “blood pressure” teriminin Türkçe’de “tansiyon” olması gibi sağlık sektöründe kullanılan çok fazla kalıp var. Ayrıca yurt dışında çalıştığında akıcı İngilizce konuşman da çok önemli olacağından mutlaka İngilizce öğrenmelisin.

Yurt dışında hemşirelik eğitimi almak isteyenler için de İngilizce bilmek şart çünkü yurtdışında okullar TOEFL, IELTS sınavları ve dil seviyesini gösteren belgeler ile öğrenci kabul ediyorlar. Open English’da bulunan IELTS, TOEFL ve TOEIC sınavlarına hazırlık kursları sayesinde bu zorlu sınavlarda başarı sağlayabilirsin. Sayfada bulunan iletişim formunu doldurarak detaylı bilgilendirme için Open English online dil kursu müşteri temsilcimizin seni aramasını bekleyebilirsin. Ayrıca hemşireler için mesleki İngilizce de öğrendiğinde, bu, hemşirelik okulunda aldığın derslerde öne geçmeni sağlayacaktır.

Hemşirelik Alanında Karşılaşılan 15 Terim

Aşağıda hemşireler için İngilizcede karşılaşılan kelimelerden 15 tanesini ve bunları içeren örnek cümleleri sıraladık. Bu kelimeleri inceleyerek hemşirelikte karşılaşabileceğin kavramlardan bazılarını öğrenebilirsin.

İngilizce – Türkçe Kelime Örnek Cümle
Acute: Çabuk İlerleyen (Türkçe’de de genellikle İngilizcesi kullanılan bir terim.) Acute leukemia can occur at any age. (Çabuk ilerleyen lösemi hastalığı her yaşta ortaya çıkabilir.)
Cardiologist: Kalp Uzmanı If you feel a problem in your heart you should go to the cardiologist. (Kalbinde bir sorun hissedersen bir kalp uzmanına gitmelisin.)
Check Up: Tepeden Tırnağa Sağlık Muayenesi (Türkçe’de de genellikle İngilizcesi kullanılan bir terim.) It is very important to have a check-up every year. (Her yıl tepeden tırnağa sağlık muayenesi yaptırmak çok önemlidir.)
Chronic: Uzun Süreli Devam Eden (sürekli) (Türkçe’de de genellikle İngilizcesi kullanılan bir terim.) Chronic bronchitis fills your airways with thick mucus. (Uzun süreli –sürekli- devam eden bronşit solunum yollarınızı kalın mukusla doldurur)
Contusion: Çürük, Yumuşak Doku Yaralanması The contusion on her arm began to swell. (Kolundaki çürük şişmeye başladı.)
Dentist: Diş Doktoru I have an appointment at four p.m. with my dentist. (Dişçim ile saat dörtte bir randevum var.)
Dermatology: Cildiye I’m going to dermatology for acne treatment. (Sivilce tedavisi için cildiyeye gidiyorum.)
Emergency Room: Acil Servis Neva arrived at the emergency room with a fever of 40 degrees. (Neva, acil servise 40 derece ateşle geldi.)
Epidemic: Salgın Epidemics caused many deaths. (Salgınlar birçok ölüme sebep oldu.)
Flu: Grip I had flu last week. (Geçen hafta griptim)
Headache: Baş Ağrısı He won’t come because he has a headache. (O gelmeyecek çünkü başı ağrıyor).
Hypertension: Yüksek Tansiyon Hypertension is a very dangerous disease. (Yüksek tansiyon çok tehlikeli bir hastalıktır.)
Patient: Hasta Patient has a severe diarrhea and fever. (Hastanın Şiddetli bir ishal ve ateş şikâyeti var.)
Plaster: Alçı His foot is broken. Let’s get took it in plaster. (Ayağı kırılmış, alçıya alalım.)
Pregnancy: Hamilelik Walking is very important for a healthy pregnancy. (Sağlıklı bir hamilelik için yürüyüş yapmak çok önemli.)

 

Hızlıca Open English aboneliğini başlatarak hemşirelikte mesleki İngilizce ile ilgili daha fazla terimi öğrenmeye hemen bugün başlayabilirsin. Sayfadaki iletişim formunu doldur, hemşireler için İngilizce hakkında en kısa sürede sana dönüş sağlayalım.

İngilizcedeki Karışıklığı Çözüyoruz: ‘Borrow’ mu? ‘Lend’ mi?

İngilizcede bazı kelimeler, anlamları benzer olsa da, kullanıldıkları bağlama göre farklı anlamlar kazanabilirler. Bu anlamda, “lend” ve “borrow” kelimeleri İngilizcede sıklıkla karıştırılan kelimelerdendir.

Her iki kelime de “ödünç” anlamını taşısa da rolleri ve anlamlarının yönü farklıdır. İşte bu yazımızda, senin için bu iki kelime arasındaki farkı daha iyi anlamana yardımcı olacak detaylara ve bazı örneklere yer verdik. Keyifli okumalar!

Borrow ve Lend Kelimelerinde Farklılık Nerede?

“Lend” bir şeyi geçici olarak başkasına ödünç vermek anlamına gelir. Bir kişi bir şeyi ödünç verirken, bu şeyi geri almayı planlar. Yani bir şeyi ödünç veren kişi ona sahiptir ve başkasının onu kullanmasına izin vermektedir. Burada eylem başkasına yardım etme ve dayanışma gösterme anlamını taşımaktadır. İşte “lend” kelimesinin kullanıldığı bazı örnekler:

İşte “lend” kelimesinin örnek kullanımlarından bazıları:

  • Could you lend me your pen?

(Bana kaleminizi ödünç verir misiniz?)

  • Can you lend me your umbrella?

(Bana şemsiyeni ödünç verebilir misin?)

  • She lent me her car for the weekend.

(Hafta sonu için arabasını bana ödünç verdi.)

  • My mother lent me her earrings for the wedding.

(Annem düğün için küpelerini bana ödünç verdi.)

  • I can lend you this book, if your son wants to read it.

(Eğer oğlun okumak istiyorsa bu kitabı sana ödünç verebilirim.)

  • Martin lent his laptop to me.

(Martin bilgisayarını bana ödünç verdi.)

Verimli bir şekilde İngilizce çalışmak için yan taraftaki formu doldurarak ilk adımı atabilirsin.

borrow ve lend arasındaki farklara dair örnekler

“Borrow” ise bir şeyi bir süreliğine alıp kullanmak ve sonrasında geri vermek anlamına gelmektedir. Yani bir şeyi ödünç alan kişi o şeye sahip değildir, ihtiyaç duymaktadır. Burada eylem başkasının yardımını isteme anlamı taşımaktadır.

  • May I borrow your pen?

(Kaleminizi ödünç alabilir miyim?)

  • Can I borrow your umbrella? It’s raining cats and dogs!

(Şemsiyeni ödünç alabilir miyim? Bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyor.)

  • He is letting you borrow the car tomorrow night.

(Yarın gece arabayı ödünç almana izin veriyor.)

  • I need to borrow some money to pay for my bills.

(Faturalarımı ödemek için biraz para ödünç almam gerekiyor.)

  • I would never borrow anything of yours without asking first.

(Sana sormadan asla bir şeyini ödünç almam.)

  • He just came by to visit and borrowed a couple books.

(Ziyarete geldi ve birkaç kitap ödünç aldı.)

Özetle, “lend” sahip olduğunuz bir şeyi başkasına verme anlamını taşıyorken, “borrow” ihtiyaç duyduğunuz bir şeyi başkasından alma anlamı taşımaktadır. Yukarıdaki örneklerden anlaşılacağı üzere, uygun duruma göre doğru kelimeyi seçmek aslında hiç de zor değil! Peki, bu ayrımı yapmayı kolaylaştıracak başka bir ipucu, hatırlanması gereken bir kural var mı? Elbette!

Öncelikle, ödünç aldığımız şeyin bize doğru yöneldiğine ve ödünç verdiğimiz şeyin ise başkasına doğru yöneldiğine odaklanalım. Bu anlamda, “borrow” ve “lend” fiilerini takip eden ve eylemin yönünü işaret eden edatlara dikkat etmek gerekiyor. 

İngilizce öğrenmek için ilk adımı yan taraftaki formu doldurarak atabilirsin.

borrow ve lend nasıl kullanılır

  • Borrow from somebody

(Birinden ödünç almak)

  • Lend to somebody

(Birine ödünç vermek)

O halde gelin, örnekleri inceleyelim!

  • I borrowed a jacket from Jeff last night.

(Dün gece Jeff’ten bir ceket ödünç aldım.)

  • Can’t you just borrow some money from your friend?

(Arkadaşından biraz borç para alamaz mısın?)

  • If you have nothing, you can borrow from your family.

(Hiçbir şeyin yoksa, ailenizden borç alabilirsin.)

  • My sister used to borrow books from me all the time.

(Kız kardeşim benden sürekli kitap ödünç alırdı.)

  • Banks would not lend to people who lived in neighborhoods like mine.

(Bankalar benimki gibi muhitlerde yaşayan insanlara kredi vermezdi.)

  • If he cannot repay its debts, then nobody will lend to him.

(Eğer borçlarını ödeyemezse, o zaman kimse ona borç vermez.)

  • Don’t you have friends that are willing to lend books to you?

(Sana kitap ödünç vermek isteyen arkadaşların yok mu?)

  • I will lend my mother’s necklace to you just for tonight.

(Yalnızca bu gece için annemin kolyesini sana ödünç vereceğim.)

borrow lend farkını ve çok daha fazlasını open english ile öğren

Open English İle İngilizceye Hakim Ol!

İngilizce oldukça nüanslı bir dildir. Bu nedenle, İngilizcenin ana dilin gibi olmasını istiyorsan “borrow” ve “lend” gibi kelimeler arasındaki temel farklılıkları bilmek çok önemlidir. Bu kelimeleri doğru kullanmak, etkili bir iletişim ve iyi bir izlenim için size yardımcı olacaktır. İşte tam da bu doğrultuda, Open English ile İngilizceni geliştirebilir, geleceğin için önemli bir adım atabilirsin!

Open English’e abone olarak yalnızca dil bilgisi kurallarını değil, İngilizceyi tüm incelikleriyle bir bütün olarak öğrenebilirsin. Open English’e aboneliğin ile edineceğin ayrıcalıklarla kendine özel bir çalışma programı oluşturabilir, ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir ve canlı İngilizce konuşma gruplarında dilediğin gibi pratik yapabilirsin!

Hemen şimdi iletişim formunu doldurarak kaydolabilir, hayallerine bir adım daha yaklaşabilirsin!

İngilizce Bağlaçlar (Conjunctions) Listesi

Her dilde olduğu gibi İngilizcede de bağlaçlar çok kritik bir yer tutar. İngilizce bağlaçlar, akıcı, okunaklı ve anlam bütünlüğü olan yazılar yazabilmemiz için kesinlikle göz ardı etmememiz gerekmektedir.

İngilizce bağlaçlar aynı zamanda üniversite hazırlık sınavları gibi “essay” yazmayı gerektiren sınavlara girecek kişiler için de oldukça önemlidir. Çünkü yazıların değerlendirmesinde en önemli kriterlerden olan cohesion (dilbilgisel tutarlılık) ve coherence (anlamsal tutarlılık), bağlaçların sağladığı önemli artılardandır.

Bu yazımızda size İngilizce bağlaçlar arasından en yaygın olanları, örneklerle sunacağız. Sana baştan bir tavsiyemiz olsun, bunların pratiğini ezberleyerek yapmaktansa yazarak, paragraflar içerisinde kullanarak yapmaya çalışmanız. Peki bu paragrafları yazarken kime danışabilirsin?

Open English ile Yazma Becerilerini Geliştir!

Önde gelen İngilizce öğrenim platformu Open English, sana ana dili İngilizce olan deneyimli eğitmenlerle 7/24 canlı dersler sunuyor! Bu derslerde dilersen yazma (writing) becerisine odaklanarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerimize danışarak objektif ve tutarlı geri dönüşler alarak kendini geliştirebilirsin.

Sadece yazma becerileri ve İngilizce bağlaçlar için değil, her konuda Open English yanında!

Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır. 

İngilizce Bağlaçlar (Conjunctions) Nedir?

İngilizce bağlaçlar, kullanım amacı olarak Türkçe bağlaçlardan farklı değildir. İki cümleyi, cümleciği ya da sözcük grubunu birbirine bağlarken kullandığımız kelimeler olan bağlaçlar, kendi içlerinde gruplara ayrılır ve anlamsal olarak farklı amaçlara hizmet ederler.

Örneğin, iki zıt fikri bağlayan bağlaç ile, aynı doğrultuda iki fikri bağlayan bağlaçları birbiri yerine kullanamayız. İngilizce bağlaçları başlıklar altında inceleyelim:

ingilizce bağlaçlar nelerdir

Koordine Eden Bağlaçlar (Coordinating Conjunctions)

İngilizce bağlaçların en temellerinden olan Coordinationg Conjunctions, iki cümle, cümlecik ya da sözcük öbeğini zıtlık, paralellik, seçenek sunma, sebep sonuç ilişkileri gibi açılardan koordine eden bağlaçlardır. FANBOYS kısaltılması ile akılda tutulabilir.

 

For çünkü sebep I think you should rest, for you look tired.

(Dinlenmek gerektiğini düşünüyorum çünkü yorgun görünüyorsun)

And ve paralellik I like watching TV and reading books.

(Televizyon izlemeyi ve kitap okumayı severim.)

Nor ne de olumsuzluk Neither John nor Maria is coming to the party.

(Ne John ne de Maria partiye geliyor.)

But ama zıtlık I like animals but I don’t like snakes.

(Hayvanları severim ama yılanları sevmem.)

Or ya da seçenek We can go outside or hang out at home.

(Dışarı çıkabiliriz ya da evde takılabiliriz.)

Yet ancak zıtlık She sings well yet she is very shy.

(İyi şarkı söyler ancak çok utangaçtır.)

So bu yüzden sonuç I have homework to do so I can’t join you.

(Ödevim var, bu yüzden size katılamam.)

 

Bunlar en temel İngilizce bağlaçlar olsalar da biraz kafa karıştırabilirler. Bu yüzden konuşma ya da yazma becerilerinle harmanlaman için ana dili İngilizce olan biriyle çalışman daha mantıklı olacaktır.

Bu konuda Open English’in deneyimli kadrosundan yardım alabilirsin! Aboneliğin başladığı andan itibaren ana dili İngilizce eğitmenlerle 7/24 canlı derslere katılabilir, konuşma gruplarında pratik yapabilir, tüm içeriklere sınırsız erişebilirsin!

Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. 

yancümle bağlaçları ingilizce bağlaçlar

 

Yancümle Bağlaçları (Subordinating Conjunctions)

İngilizce bağlaçlar arasından en fazla alt başlığı olan bağlaçlar Subordinating Conjunctions’tır. Bunları anlam açısından kategorilere ayırarak inceleyeceğiz.

Neden-Sonuç Belirten İngilizce Bağlaçlar

because çünkü hence bu sebeple
eventually nihayetinde so bundan dolayı
therefore bu nedenle as rağmen
finally en sonunda in that case bu halde
since -diği için seeing that madem ki

 

Şart-Sonuç Belirten İngilizce Bağlaçlar

unless olmadıkça provided that koşuluyla
if only -ması şartıyla only if  yalnızca
as if -mış gibi as long as -dığı sürece
in case -se diyelim even if -se bile
without -maksızın rather than -masındansa

 

Mekan Belirten İngilizce Bağlaçlar

where -dığı yerde wherever her neredeyse

 

Zaman Belirten İngilizce Bağlaçlar

after -dan sonra before  -dan önce
while sırasında when -dığı zaman
then sonra since -den beri
during süresince as long as süresince
until -e kadar whenever -dığında

Amaç Belirten İngilizce Bağlaçlar

in order that olması için so that amacıyla

Zıtlık Belirten İngilizce Bağlaçlar

in spite of -e rağmen though -dığı halde
en so olsa bile despite karşın
unlike aksine although -e karşın
nevertheless yine de nonetheless herşeye rağmen
otherwise yoksa whether or not olsa da olmasa da

Ortaklık Belirten İngilizce Bağlaçları

furthermore ilaveten moreover dahası
in addition üstelik besides bunun yanı sıra
as well as -e ilave olarak also ayrıca

denklik bağlaçları ingilizce bağlaçlar

Denklik Bağlaçları (Correlative Conjunctions)

İngilizce bağlaçlar arasında iki farklı yapıyı ikili kelime öbekleriyle bağlayan bağlaçlara Correlative Conjunctions deriz. Genelde “her ikisi de”, “her biri” ve benzeri anlamlara gelir, olumlu ya da olumsuz denkliklerinden bahseder.

not only … but also sadece … değil, aynı zamanda …
both … and … hem … hem de ….
either … or … ya … ya da … (olumlu)
neither … nor … ne … ne de … (olumlu cümlede olumsuz anlamda)
whether … or … … mi yoksa … mi

 

Evet, böylece bir konunun daha sonuna geldik ve karşına çıkabilecek çoğu İngilizce bağlaça değindik! Artık sen de bunları günlük konuşmalarında ya da yazılarında rahatlıkla kullanabilirsin. Fakat önerimiz bağlaçların oturması için öncelikle bol bol okuma yapman ve içerisindeki bağlaçları ve kullanımlarını saptaman yönünde olacaktır.

Sonrasında ise Open English ile pratiğe dökmen için sunulan fırsatlardan yararlanabilirsin!

Open English İle Hızlıca İngilizce Öğrenmek İster Misin?

Sınavlarından daha iyi notlar mı almak istiyorsun? Yabancılarla iletişim kurmak mı istiyorsun? Yurtdışına çıkacaksın ve günlük İngilizceye mi ihtiyacın var? Amacın ne olursa olsun, alanında önden olan Open English her adımda yanıbaşında!

Open English sana İngilizcenin kapılarını aralıyor. Aboneliğinin başlangıcıyla içeriklere sınırsız erişebilir, ana dili İngilizce olan eğitmenlerimizle 7/24 canlı dersler yapabilir ve konuşma gruplarımızda öğrendiklerini pekiştirebilirsin. Seni aramızda görmeyi heyecanla bekliyoruz!

Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım. 

İngilizcede Benzer Seslere Sahip Kelimeler: “Accept” vs.”Except”

İngilizce, benzer yazılışa sahip kelimelerin yanı sıra benzer seslere sahip kelimeleri içeren bir dil olarak, dil öğrenenler için zaman zaman karmaşık olabilir. Bu durum accept ve except kelimelerinde de kendini gösterir. Her iki kelime de benzer telaffuzlara sahiptir, ancak anlamları ve kullanıldıkları bağlamlar oldukça farklıdır.

Bu yazıda, accept ve except kelimelerinin anlamlarını, doğru kullanımlarını ve nasıl ayırt edilebileceğini inceleyeceğiz. Bu iki kelimenin karıştırılmasının neden olabileceği iletişim hatalarını önlemek ve İngilizce dilinin bu tür inceliklerini anlamak için bu yazı sana rehberlik edecek.

İngilizcede, accept ve except gibi, telaffuzu karıştırılabilecek birçok kelime bulunuyor. Bu kelimeleri kolayca öğrenmek ve hata yapmadan İngilizce konuşmak istiyorsan bu sayfada yer alan formu doldur ve online İngilice kursu Open English ile İngilizce öğrenmeye başla!

ingilizce accept nedir - accept telaffuzu nasıldır

İngilizce Accept Nedir? Accept Telaffuzu Nasıldır?

Accept, İngilizce bir fiildir ve kabul etmek, razı olmak veya onaylamak anlamına gelir. Ayrıca accept; bir teklif, davet veya öneriyi kabul etmek anlamında da kullanılır. Accept, bazı durumlarda  bir hediye almak manasında da kullanılabilir.

İngilizce accept, ak-sept şeklinde telaffuz edilir. Kelimenin ilk harfi “a” olarak okunur, ardından “k” ve “sept” sesleri gelir. İkinci “c” harfi “s” gibi okunur.

Accept kelimesi, günlük İngilizce iletişimde sıkça kullanılan bir kelimedir ve doğru bir şekilde telaffuz edilmesi önemlidir. Accept kelimesini doğru telaffuz etmek anlamın net bir şekilde ifade edilmesine yardımcı olur.

İngilizce Accept İçeren Cümleler

Accept kelimesinin manası ve telaffuzu bilgisini seninle paylaştık. Sırada, accept kelimesini içeren örnek cümleler ve Türkçe karşılıkları var.

  • She accepted the job offer and will start next month. Türkçe: İş teklifini kabul etti ve gelecek ay başlayacak.
  • They accepted my invitation to the party. Türkçe: Partiye davetimi kabul ettiler.
  • I accept your apology; let’s move on. Türkçe: Özrünü kabul ediyorum; devam edelim.
  • The school accepted her application for admission. Türkçe: Okul, kabul başvurusunu kabul etti.
  • It’s important to accept criticism constructively. Türkçe: Eleştiriyi yapıcı bir şekilde kabul etmek önemlidir.
  • He couldn’t accept the fact that he had lost the competition. Türkçe: Yarışmayı kaybettiğini kabul edemiyordu.
  • The committee will accept new members in the next meeting. Türkçe: Komite, yeni üyeleri önümüzdeki toplantıda kabul edecek.
  • I’m willing to accept the responsibility for my actions. Türkçe: Eylemlerimin sorumluluğunu kabul etmeye istekliyim.

İngilizce öğrenmek için arayış içindeysen, hemen yan taraftaki formu doldurabilirsin.

ingilizce except nedir - except telaffuzu nasıldır

İngilizce Except Nedir? Except Telaffuzu Nasıldır?

Except, İngilizce bir preposition ve conjunction (edat ve bağlaç) olarak kullanılan bir kelimedir ve hariç, dışında anlamlarına gelir. Except, aynı zamanda, bir şeyin dışında olan veya bir grup içinden ayrılan özel bir şeyi veya kişiyi ifade eder. Bu kelime, bir kuralın veya genellemelerin dışındaki istisnai durumları ifade etmek için de kullanılır.

İngilizce except, İngilizcede ik-sept şeklinde telaffuz edilir. Kelimenin ilk harfi olan “e”, “i” olarak okunur, ardından “k” ve “sept” sesleri gelir. “C harfi “s” gibi okunur.

Except kelimesi, İngilizcede oldukça yaygın olarak kullanılan bir kelimedir ve kendisini kullanarak istisnai durumları ifade etmek genellikle gereklidir.

İngilizce Except İçeren Cümleler

İngilizce except kelimesini içeren örnek cümleler ve Türkçe karşılıklarını inceleyerek sen de bu kelimeyi doğru zamanda kullanmaya başlayabilirsin. İngilizce except içeren cümleleri hemen aşağıda bulabilirsin.

  • Everyone passed the exam except for Jane. Türkçe: Herkes sınavı geçti, Jane hariç.
  • I like all fruits except for durian; I find its smell unpleasant. Türkçe: Tüm meyveleri severim, sadece durianı sevmem; kokusunu hoş bulmam.
  • The store is open every day except on Sundays. Türkçe: Mağaza her gün açık, sadece pazar günleri hariç.
  • I’ve read all the books by that author except for the latest one. Türkçe: O yazarın tüm kitaplarını okudum, sadece en sonuncusunu okumadım.
  • All the children are allowed to play except for Tim, who is grounded. Türkçe: Tüm çocuklar oynamaya izinli, sadece Tim, cezalı olduğu için izinli değil.
  • I ate everything on my plate except the vegetables. Türkçe: Tabağımdaki her şeyi yedim, sadece sebzeleri bıraktım.

İngilizcede, accept ve except gibi, telaffuzu sıkça yanlış yapılan bazı kelimeler bulunuyor. Bu kelimeleri öğrenerek İngilizceyi daha özgüvenli biçimde konuşabilirsin. Eğer telaffuzu yanlış yapılan bu kelimeleri öğrenmek istersen İngilizce Yanlış Telaffuz Edilen 10 Kelime başlıklı yazımızı okuyabilirsin.

accept ve except telaffuzu için öneriler

Accept ve Except Telaffuzu İçin Öneriler

Accept ve except kelimelerinin İngilizce telaffuzunu karıştırmamak için aşağıdaki önerilere dikkat edebilirsin:

Öncelikle, bu iki kelimenin farklı telaffuz edildiğini ve farklı anlamları olduğunu anlamak gerekiyor. İngilizce accept kelimesi, ak-sept olarak telaffuz edilirken; İngilizce except kelimesi, “ik-sept” olarak telaffuz ediliyor. Bu iki kelimenin başlangıç harflerinin farklı olduğu göze çarpıyor.

İngilizce accept kelimesi, bir şeyi kabul etmek anlamına gelirken; İngilizce except kelimesi, bir şeyin dışında olan veya ayrılan istisnai durumları ifade ediyor. Bu anlam farkını anlamak, hangi kelimenin doğru olduğunu belirlemene yardımcı olacak.

İngilizce accept ve except kelimelerinin doğru kullanımını pekiştirmek için örnek cümlelerle pratik yapmalısın. Kelimeleri farklı bağlamlarda kullanarak kendini bu kelimelere alıştırabilirsin. İngilizce metinleri okurken ve konuşmaları dinlerken, bu iki kelimenin nasıl kullanıldığını ve nasıl telaffuz edildiğini dikkatlice izle.

Kendi telaffuzunu geliştirmek için kaynakları kullan ve kelimenin doğru telaffuzunu tekrarlayarak pratik yap. İnternet üzerindeki sesli telaffuz kaynaklarını kullanarak kelimenin doğru telaffuzunu işitsel olarak öğren. Kelimeleri sık sık kullanarak doğru telaffuzlarını otomatikleştirmeye çalış. Bu kelimeler, İngilizce konuşma pratiği yaparak daha iyice öğrenilebilirler. Bunun için sayfadaki bu sayfada yer alan iletişim formunu doldurarak Open English’e abone olabilirsin.

%100 online İngilizce kursu Open English’e abone olduğunda kendi seviyene uygun olan kademeden başlayarak İngilizce öğrenirsin. Bu sayede tüm konuları eksiksiz öğrenebilirsin. Ana dili İngilizce olan eğitmenlerden alacağın İngilizce eğitimi sayesinde sen de İngilizceyi ana dilin gibi kullanmaya başlayabilirsin.

Eğitmenlerin moderatörlüğünde açılan İngilizce konuşma sınıflarında ana dili İngilizce olan farklı öğrencilerle sohbet ederek İngilizce telaffuzunu güçlendirebilir, accept ve except gibi okunuşu karıştırılabilecek kelimeleri rahatlıkla günlük hayatına katabilirsin.

Bu önerileri takip ederek accept ve except kelimelerini karıştırmadan doğru bir şekilde telaffuz edebilir ve İngilizce konuşurken daha güvenli hissedebilirsin.