Geçmiş Zamanın Karıştırılan Kalıpları: ‘Used to’ vs. ‘Would’

Dil öğrenirken, geçmiş zaman zaman karmaşık bir labirent gibi görünebilir. Geçmişte olan olayları, alışkanlıkları veya durumları anlatmak için kullanılan birkaç farklı yapı vardır ve bazen bu yapıları doğru bir şekilde kullanmak zor gibi görünüyor olabilir.

‘Used to’ ve ‘would’ ifadeleri de sıkça karıştırılan iki kalıp. Bu blog yazısında, ‘used to’ ve ‘would’ ifadelerini inceleyecegiz. Bu iki yapı arasındaki farkları anlayarak geçmiş zamanı daha iyi ifade edebilmene yardımcı olacağız.

Open English İle İngilizce Öğrenmenin Keyfini Çıkar!

Geçmişte dil öğrenmek karmaşık bir labirent gibi görünüyorsa ve kendini İngilizce konuşma konusunda geliştiremeyecek gibi hissediyorsan, endişelenme. Open English ile dil öğrenme deneyimini en iyi şekilde dönüştürmek mümkün.

Open English sana, İngilizceyi samimi, anlaşılır ve etkili bir şekilde konuşma yeteneği kazandırmanın anahtarını sunuyor. 

Open English ile İngilizce öğrenmek, interaktif bir deneyim. Diğer öğrencilerle etkileşimde bulunarak, gerçek dünya deneyimlerini paylaşarak ve dil değiştirme partnerleriyle pratiğe dökerek İngilizce öğrenebilirsin.  

Geleceği tahmin etmek, hayaller kurmak ve şartlı cümleler kurmak Open English ile daha kolay. ‘Would’ ifadesini etkili bir şekilde kullanarak gelecek hedeflerini daha açık ve özgüvenle ifade et.

Daha fazla bilgi ya da kayıt işlemleri için sayfanın kenarında bulunan formu doldurman yeterli!

geçmiş zaman kalıpları - used to vs would

Geçmiş Zaman Kalıpları: ‘Used to’ vs. ‘Would’

‘Used to’ ve ‘would’ ifadeleri, geçmiş zamanı anlatırken kullanılan iki farklı yapıdır. ‘Used to’, geçmişteki alışkanlıkları veya devam eden durumları anlatırken kullanılır ve bu ifade, genellikle artık devam etmeyen şeyleri vurgular. ‘Would’, ise geçmişteki belirli eylemleri veya alışkanlıkları ifade etmek için kullanılır.

Bu ifade daha spesifik ve tekrarlanan eylemleri anlatır. Doğru ifadeyi seçmek, geçmiş zamanı daha net bir şekilde ifade etmene yardımcı olur. Doğru gramatik kullanımlarla dili daha esnek ve anlaşılır şekilde kullanabilirsin. Şimdi sırasıyla hangi ifadenin ne anlama geldiğini inceleyelim. Ardından örneklerle pekiştirelim.

‘Used to’ Nedir ve Nasıl Kullanılır?

‘Used to’ Nedir?

‘Used to’, geçmişte belirli bir eylemi veya alışkanlığı ifade etmek için kullanılan bir ifadedir. Bu ifade, geçmişte belirli bir süre boyunca düzenli olarak gerçekleşen bir eylemi veya belirli bir durumu ifade etmek için kullanılır. Genellikle bu eylemin veya durumun artık devam etmediği ve geçmişte yer aldığı vurgulanır.

‘Used to’ Nasıl Kullanılır?

‘Used to’ ifadesini kullanmak oldukça basittir. Genellikle bu ifadeyi kullanırken şu yapıyı izlersiniz:

Subject + used to + base form of the verb + (rest of the sentence).

Örnek birkaç cümle verelim:

  • I used to smoke, but I quit two years ago. (Eskiden sigara içerdim, ama iki yıl önce bıraktım.)
  • She used to live in Paris when she was a child. (Çocukken Paris’te yaşardı.)
  • They used to go to the same school before they moved. (Taşındıkları önce aynı okula giderlerdi.)

‘Used to’ İle İlgili Önemli Noktalar:

  • ‘Used to’ ifadesi, geçmişte sürekli olarak gerçekleşen bir eylemi veya durumu ifade eder. Bu eylemin veya durumun şu anki zamanda devam etmediği vurgulanır.
  • ‘Used to’ ifadesi, soru cümlelerinde ve olumsuz cümlelerde de kullanılabilir. Örneğin:
    • Did you use to play the piano? (Piyano çalar mıydın?)
    • He didn’t use to like spicy food. (Acılı yiyecekleri sevmezdi.)
  • ‘Used to’ ifadesi, geçmişteki değişiklikleri veya alışkanlıklardaki dönüşümleri vurgulamak için kullanılabilir. Örneğin:
    • She used to be shy, but now she’s very outgoing. (Eskiden utangaçtı, ama şimdi çok dışa dönük.)
    • We used to live in a small town, but we moved to the city. (Eskiden küçük bir kasabada yaşardık, ama şehre taşındık.)
  • ‘Used to’ ifadesinin geçmiş zaman ile bir ilişkisi vardır, ancak bu ifadeyle geçmiş zamanın dışında da kullanılabilir. Özellikle geçmişteki alışkanlıkları, çocukluk anılarını veya kişisel tarihleri anlatmak için yaygın olarak kullanılır.

Open English ile İngilizce çalışmak istersen, hemen yan tarafta yer alan formu doldurarak ilk adımı atabilirsin.

would nedir nasıl kullanılır

‘Would’ Nedir ve Nasıl Kullanılır?

‘Would’, İngilizcede sıklıkla ve çeşitli amaçlar için kullanılan bir yardımcı fiildir. ‘Would’ ifadesi, geçmişte belirli bir eylemi, olayı veya alışkanlığı ifade etmek, rica etmek, tahminlerde bulunmak ve şartlı cümleler kurmak gibi bir dizi farklı bağlamda kullanılır.

Geçmişte Alışkanlıkları veya Düzenli Eylemleri Anlatmak:

‘Would’ ifadesi, geçmişte belirli bir süre boyunca düzenli olarak gerçekleşen eylemleri ifade etmek için kullanılabilir. Özellikle anılar, çocukluk anıları veya geçmişteki alışkanlıkları anlatırken kullanılır.

Örnekler:

  • When I was a child, I would visit my grandparents every summer. (Çocukken her yaz büyükannemi ve büyükbabamı ziyaret ederdim.)
  • He would often take long walks in the park in the evenings. (Akşamları sıkça parkta uzun yürüyüşler yapardı.)

Rica ve Hoşgörü İfade Etmek:

‘Would’, rica etmek veya bir şeyi daha hoşgörülü bir şekilde ifade etmek için kullanılabilir. Bu durumda, ‘would’ daha kibar veya saygılı bir dil kullanmanıza yardımcı olur.

Örnekler:

  • Would you please pass the salt? (Lütfen tuzu uzatabilir misiniz?)
  • I would appreciate it if you could help me with this. (Bu konuda bana yardımcı olabilirseniz minnettar olurum.)

Tahminlerde Bulunmak:

‘Would’ ifadesi, geçmişteki tahminlerde bulunmak için de kullanılır. Geçmişte belirli bir olayın veya durumun nasıl gerçekleştiği hakkında tahminlerde bulunurken ‘would’ kullanabilirsin.

Örnek:

  • I think he would have missed the train because he was always running late. (Treni kaçırmış olmalı, çünkü her zaman geç kalırdı.)

Şartlı Cümleler Kurmak:

‘Would’, şartlı cümlelerin ikinci türünde (unreal or imaginary conditions) kullanılır. Bu tür şartlı cümlelerde, gerçek dışı veya hayali koşullar ifade edilir.

Örnek:

  • If I won the lottery, I would travel the world. (Eğer piyangoyu kazansaydım, dünyayı gezerdim.)

‘Would’ İle İlgili Önemli Noktalar:

  • ‘Would’ ifadesi genellikle geçmiş zamanla ilişkilendirilir, ancak bazı bağlamlarda şimdiki zaman gibi kullanılabilir.
  • ‘Would’ kullanımı, yazılı ve sözlü iletişimde daha resmi veya saygılı bir ton oluşturmak için yaygın olarak kullanılır.
  • ‘Would’ ifadesinin kullanımı, bağlama bağlı olarak farklı anlamlar taşıyabilir. Bu nedenle bağlamı dikkate alarak ‘would’ kullanmak önemlidir.

used to ve would arasındaki farklar

‘Used to’ ve ‘Would’ Arasındaki Farklar

‘Used to’ ve ‘would’ ifadeleri benzer kullanılsa da bazı önemli farklar vardır:

  • **’Used to’ kullandığında, geçmişte gerçekleşen bir durumun veya eylemin artık gerçekleşmediğini belirtmiş olursun.
  • **’Used to’ ifadesi, söz konusu alışkanlığın artık devam etmediğini vurgularken, ‘would’ ifadesi belirli bir süre boyunca tekrarlanan eylemi anlatır.
  • **’Used to’ ile anlatılan eylem veya durum genellikle daha genel bir açıklamadır, ‘would’ ise daha spesifik ve belirli bir süreci ifade eder.

Online İngilizce kursumuza dair detayları öğrenmek istersen, yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

İngilizce CV Hazırlamak

Curriculum vitae açılımı ile Latinceden geçen CV, yaşam boyunca yaptıklarını, donanımın, eğitimini, temel bilgilerini özetleyen ve akademik amaçlarla kullanılan bir belgedir. CV, iş başvuru sürecinde oldukça önemlidir. 

CV’lerini farklı dillerde hazırlayabilirsin; fakat evrensel dil olarak İngilizce kabul edildiği için firmalar genellikle İngilizce CV’leri talep eder. Bu nedenle İngilizce CV hazırlarken dikkat edilmesi gereken noktaları uygularsan, iş başvuru sürecinin de olumlu geçmesi muhtemeldir.

Sen de İngilizce CV hazırlama konusunda daha fazla bilgi edinmek istiyorsan, yazının devamındaki CV hazırlama inceliklerini ve formatını gözden geçirmelisin.

İngilizce CV Hazırlarken Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

Ana dili İngilizce olmayan kişiler için CV hazırlamak, daha zahmetli ve araştırma gerektiren bir duruma dönüşebilir. İngilizce CV hazırlarken kullanabileceğin çevrim içi uygulamalar da vardır; kendin de hazırlayabilirsin.

İş ararken senin için en önemli adımlardan birini gerçekleştirecek olan CV’ni kendin hazırlamak istiyorsan, aşağıdaki ipuçlarını uygulayarak daha etkili bir başvuru gerçekleştirebilirsin.

İletişim Bilgilerini En Üste Yaz

Başlangıç kısmında isim, posta kodu ile adres, telefon numarası ve e-posta içeren temel iletişim bölümü bulunmalıdır. Eğer e-posta adresin geçmişte çıkardığın ve profesyonel bakıştan uzak bir adres ise değiştirmen yararına olur.

Özellikle Gmail hesaplarını tercih etmen daha profesyonel bir imaj yaratır. Şu sıralamayı izleyebilirsin:

Name: Alper Onur Karagöz

Address: Göztepe St. No:30 Kadıköy, İstanbul

Phone Number: 0(216) 212 00 16

Email: Alper.onur@gmail.com

ingilizce cv nasıl hazırlanır

Kişisel Görüşlerini CV’ye Ekleme

Başvuracağın işler dışındaki kişisel görüşlerini ve bilgilerini CV’de belirtmekten kaçın. Yaş, evlilik durumu ve sosyal güvenlik numarası gibi bilgilerini CV’de belirtmemelisin. Vesikalık fotoğraflar dışındaki günlük çekilen fotoğraflar ya da ek fotoğraflar, işveren tarafından özellikle talep edilmediği sürece CV’de yer almamalıdır.

Nesnel Bir Özet Hazırla

İletişim bilgilerinin devamında hayatınla ilgili oldukça kısa ve nesnel bir özet kısmı hazırlaman gerekir. Bu kısım son derece açık ve ayrıntısız olarak, konunun özüne değinmelidir. Yani gelecek 5 yıl içindeki kişisel planlarını içermemelidir.

Başvurduğun pozisyonu, profesyonel bakış açını yansıtmayı ve bu iş için kabiliyetlerini anlatmayı unutma. Bu bölümün son kısmına uzmanlık alanını ekleyebilirsin:

– Specializing in digital marketing. (Uzmanlık alanı dijital pazarlama)

Yetenek ve Kazanılan Becerileri Es Geçme

Eğitim bölümü ve yetenek bölümleri genellikle iç içe geçirilir. Ancak, eğitim bölümünde okuduğun üniversitenin ve bölümünün ismi ile mezuniyet yılı gibi bilgiler yer alır.

Ayrıca yeni mezun olduysan mezuniyet puanını ve aldığın bir derece varsa bunu da belirtebilirsin. Eğer ki iş hayatında yer alan bir bireysen, bu bölümü iş tecrübelerinin bir alt sırasına alarak daha profesyonel çalışmalarını öne çıkarabilirsin.

Bachelor, Istanbul University (Lisans, İstanbul Üniversitesi)

Department: Translation Studies (Bölüm: Çeviribilim)

GPA (Grade Points Average – Genel Not Ortalaması): 3.20

Yetenekler bölümünde bilgisayar programlarını kullanma düzeylerin, bildiğin farklı diller ve seviyen ile sertifikaların yer alabilir. Bu bölümde dürüst davranman ve objektif olman son derece önemlidir.

Çünkü çoğu firma bu özelliklere sahip olduğundan dolayı seninle çalışmayı düşünür.

Yeteneklerini üç kategoriye ayırarak belirtebilirsin:

Personal Skills (Kişisel Beceriler)

  1. Leadership (Liderlik)
  2. Finance (Finans)
  3. Communication (İletişim)

Computer Skills (Bilgisayar Becerileri)

  1. Microsoft Office (Microsoft Word, Excel) – Advanced (İleri Düzey)
  2. Adobe Photoshop – Beginner (Başlangıç)

Language Skills (Dil Becerileri)

  1. English – C1
  2. Turkish – Native Speaker (Ana dili)
  3. German – A2

Gönüllülük Aktivitelerini Unutma

Eğer üniversiteden yeni mezun olacak bir öğrenciysen, iş tecrübesi bölümü dolu olmayacağı için gönüllük faaliyetleri, CV’nde güzel bir izlenim bırakır. Bu gönüllülük faaliyetleri katıldığın hayır kuruluşlarının etkinlikleri de olabilir, yaz-kış yaptığın gönüllü stajlar da olabilir.

Ayrıca gönüllü aktiviteler bir ödeme almaksızın toplum için faaliyetlerde bulunduğunu gösterir ve genellikle pozitif karşılanır.

Volunteer Activities (Gönüllü Faaliyetler)

SALTO-YOUTH

  1. Organizing educational conferences for young people. (Gençler için eğitici konferanslar düzenlemek)

Başarılarını Destekleyici Veriler Ekle

Çalıştığın yerlerde ve okuduğun üniversitede belli bir aşamadan geçtin ve bazı başarıların oldu. Bunları, bir ek dosyası olarak sunmaktan ve verilerle desteklemekten asla çekinme.

Böylece işverenlerin senin bu işlerdeki başarını ve katkını da görebilirler. Önceden çalıştığın firmaya kazandırdığın müşteri sayısı, satış oranına verdiğin destek gibi verilerin dokümanları elinde varsa, bunları iş tecrübelerinin alt kısmında belirtebilirsin.

Relative documents are attached. (İlgili dökümanlar eklenmiştir.)

  1. The results of the campaign implemented (Uygulanan girişimin sonuçları)
  2. The percentage of increase in annual sales (Yıllık satışlardaki artış oranı)

İngilizce cv hazırlamanın detayları

Dikkat Çekici Kelimeler Ekle

CV’nin ilk olarak bilgisayar taramasından geçiyor olabilir. Bu tip yazılımlar genel olarak paylaşılan iş ilanının ana görevlerini belleğe yükler ve işe başvurduğun CV’nde bu kelimeleri ayıklamaya başlar.

CV’ni yazmadan önce iş açıklamalarını dikkatlice oku ve hangi kelimeleri kullanabileceğini not et. Bu kelimeler, genel olarak iş dünyasında sıkça kullanılan kelimelerdir. Bazı iş başvuruları için birkaç önemli kelime örneği;

Foreign Language Education (Yabancı Dil Öğretimi)

  1. Children Language Acquisation (Çocuklarda Dil Edinimi)
  2. Second Language Learning (İkinci Dil Öğrenme)

Industrial Engineering (Endüstri Mühendisliği)

  1. Optimization (Optimizasyon)
  2. Improving and implementing (Geliştirme ve uygulama)
  3. Integrated systems of people, money, information (insanlar, para ve bilgilerin entegre sistemi)

Referanslarını İyi Seç

Öncelikle her başvuru için aynı referansları yazmayabilirsin. Kendin için bir referans listesi oluştur ve iletişim bilgilerini yazmayı unutma. Çünkü işverenler, genelde referanslarına e-posta ya da telefon yoluyla ulaşarak hakkında bilgi alırlar.

References (Referanslar)

  1. Felat Delibalta, Content Manager at OE (OE’de İçerik Yöneticisi)

felatdelibalta@gmail.com – 012345679956

Open English, 7/24 İngilizce derslere ulaşabileceğin ve pratik yapabileceğin bir platform. İster günlük İngilizce ister iş İngilizcesi, hangi alanda pratik yapmaya ihtiyacın varsa ana dili İngilizce olan eğitmenlerle konuşma fırsatını kaçırma.

Open English’te İngilizce konuşma egzersizlerinin yanı sıra İngilizceni geliştirmek için tercih edebileceğin farklı pek çok özellikle de mevcut.

Hemen sıfırdan İngilizce öğrenmek ya da İngilizceni geliştirmek istiyorsan, bu sayfada yer alan formu doldur ve en kısa sürede sana ulaşalım.

 Yazımızı bitirmeden önce hazırladığımız İngilizce CV’yi seninle paylaşıyoruz. Bu İngilizce CV’yi inceleyerek detayları daha kolay kavrayabilirsin. 

İngilizce CV Örneği

  • Personal

Name: Alper Onur Karagöz

Address: Göztepe St. No:30 Kadıköy, İstanbul

Phone Number: 0(216) 212 00 16 Email: Alper.onur@gmail.com

  • Profile

Experienced in Content Writing and Translation for various platforms. Highly skilled effecive communication, creative writing with experience in different language pairs.

  • Work Experience

Jan 2022 – Aug 2022

SEO Manager at OE Turkey, Istanbul

I wrote new contents, doing research to gather information and for July and August issues, translated some of the news related to digital marketing.

  • Education

Sep 2013 – Jun 2017

Istanbul University, Translation Studies

  • Skills

  1. Presenting
  2. Leadership
  3. Planning
  • Languages

  1. English – C1
  2. French – A2
  • References

  1.       Felat Delibalta – Content Manager at OE (OE’de İçerik Yöneticisi)

felatdelibalta@gmail.com – 012345679956

 

İngilizcen Ne Kadar İyi? – İngilizceni Ölçmenin Yolları

İngilizce, dünya genelinde en yaygın kullanılan dillerden biri olması nedeniyle, kişisel ve profesyonel gelişim için büyük bir öneme sahip. İş dünyasında, uluslararası iletişimde, akademik çalışmalarda ve seyahatlerde kullanılabilirlik açısından büyük bir avantaj sağlar. Bu nedenle, İngilizcenin ne kadar iyi olduğunu belirlemek ve geliştirmek, kişisel ve mesleki hedeflerini gerçekleştirmene yardımcı olabilir.

Bu yazıda İngilizce seviyeni ayrıntılı bir şekilde değerlendirmene yardımcı olacak bazı yöntemleri derledik. Mevcut İngilizcenin hangi seviyede olduğunu nasıl anlarsın? Ya da mevcut seviyeden daha yukarı çekmek için neler yapman gerekir? İşte İngilizceni ölçmenin ve geliştirmenin yollarını sunduğumuz yazımızla hepsini öğrenebilirsin.

İngilizceni Ölçmenin Yolları

İngilizcenin ne kadar iyi olduğunu değerlendirmek için bu yöntemleri kullanarak, mevcut seviyeni anlayabilirsin. İlerlemeni gözlemlemek, seni motive edebilir ve belirli alanlarda gelişme fırsatlarına odaklanmana yardımcı olabilir. Unutma ki dil öğrenme süreci sürekli bir çaba gerektirir. Bu nedenle düzenli olarak çalışmak ve pratiğe önem vermek çok önemlidir. 

Yabancı Dil Sınavlarına Katılın:

Uluslararası kabul görmüş İngilizce dil sınavları, dil becerilerini değerlendirmenin en yaygın yoludur. İELTS (International English Language Testing System) ve TOEFL (Test of English as a Foreign Language) gibi sınavlar, dil seviyeni konuşma, yazma, dinleme ve okuma becerileri üzerinden değerlendirirler.

Bu sınavlar, dünya genelinde geçerliliği olan ve iş, eğitim veya göçmenlik başvurularında sıkça kullanılan sertifikalar sunar. Bu sınavlar, dil seviyeni ölçmek ve uluslararası kabul görmüş bir belge elde etmek için mükemmel bir yoldur.

Online Dil Seviye Testleri:

İnternet üzerinde birçok ücretsiz İngilizce seviye tespit sınavı bulunuyor. Bu testler, kelime ve dil bilgisi seviyeni ve okuma anlama yeteneğini ölçmek için kullanışlıdır. Online dil seviye testleri, kendi seviyeni belirlemen ve hangi konularda daha fazla çalışman gerektiğini anlaman için faydalıdır.

Bu testler sayesinde kelime dağarcığını, dil bilgisi ve dil anlama yeteneğini daha objektif şekilde değerlendirebilirsin. Bu tür testler, başlangıç seviyesinden ileri düzeye kadar farklı zorluk derecelerinde bulunur. Testleri çözerek mevcut seviyeni belirleyebilir ve ilerlemeni takip edebilirsin.

dil kursları ve dil okulları - ingilizcen ne kadar iyi

Dil Kursları ve Dil Okulları:

Dil kursları veya dil okullarına katılarak hem dil öğrenebilir hem de seviyeni değerlendirebilirsin. Bu kurslar, belirli bir programa göre öğrenme fırsatı sunar ve sonunda bir sertifika almanı sağlayabilir. Bu sertifikalar, dil seviyenin resmi bir göstergesi olabilir. Dil kursları veya dil okulları, öğrencilere sınıf içi eğitim, konuşma pratiği ve dil bilgisi becerileri kazandırmak için mükemmel bir fırsattır. Ama gideceğin dil kursunu iyi seçmen gerekir ki faydalanabilesin.

Bu konuda sana önerebileceğimiz en iyi dil kursu Open English. Hem İngilizceni geliştirmene hem de bulunduğun seviyeden daha yukarı çıkmana destek olan en iyi dil kursu. Open English ile 7/24 istediğin an istediğin yerden derslere dahil olabilirsin. Hem öğrenciyi zorlamayan esnek yapısı hem de verdiği koşulsuz özgüven ile İngilizce seviyeni bulunduğun noktadan çok daha öteye taşıyacağından emin olabilirsin.

Dil Geliştirme Uygulamaları:

Akıllı telefonlar için birçok dil geliştirme uygulaması bulunuyor. Bu cihazlar için geliştirilen dil geliştirme uygulamaları, günlük dil pratiği yapmanı kolaylaştırır. Open English’in App store ve Google store’da bulunan uygulaması bu anlamda sana inanılmaz fayda sağlayacaktır.

Günlük olarak birçok pratik gerçekleştirebilir, mevcut testlerden yararlanabilirsin. Open English haricinde Duolingo, Babbel, Rosetta Stone gibi popüler uygulamalar da temel dil becerilerini geliştirmene yardımcı olur. Ayrıca bu uygulamalar, seviyeni belirlemene ve ilerlemeni takip etmene de yardımcı olabilir.

Dil Değiştirme Partnerleri ve Topluluklar:

İngilizce konuşulan bir ülkede yaşamıyorsan, yerel dil değiştirme partnerleri veya İngilizce konuşulan topluluklara katılmak, İngilizce konuşma pratiği yapmanı sağlar. İngilizceyi akıcı bir şekilde konuşabilmen için pratik yapmak büyük önem taşır. Bu tür etkileşimler, dil seviyenin gelişimini hızlandırır. İngilizce konuşan arkadaşlar edinmek, hem dil hem de kültürel anlamda deneyimlerini zenginleştirir.

ingilizce ne kadar iyi - ingilizce medya tüketimi

İngilizce Medya Tüketimi:

Kitaplar, makaleler ve haberler İngilizceyi anlama ve okuma becerilerini geliştirmenin mükemmel bir yoludur. İlgilendiğin konuları seçerek, hem ilginç şeyler öğrenir hem de dil seviyeni yükseltebilirsin. Bu materyaller, dil seviyeni ölçmen açısından faydalıdır.

Özellikle İngilizce kitaplar, dergiler, filmler, televizyon dizileri, haberler ve radyo programları izlemek, dinlemek ve okumak  epey yol kat etmeni sağlar. Bu materyalleri izlerken veya okurken anladığını ve anlamadığını not almak çok faydalı olacaktır.

İngilizce Konuşulan Ortamda Yaşamak veya Seyahat Etmek

Herkes İngilizceyi daha derinlemesine öğrenmek ve anlamak ister. Kimi üstte saydığımız tekniklerle geliştirir kimi ise daha başka teknikler kullanır. Bu başka teknikler kullanan azınlık diğerlerinden bir tık daha şanslıdır sanki. Çünkü bu kesim dili, dilin konuşulduğu ülkeye seyahat ederek öğrenen kişiler.

Evet, dil öğrenmek için  İngilizce konuşulan bir ülkeye seyahat etmek dil seviyeni hızla yükseltecektir. Dil öğrenme sürecinin bir parçası olarak günlük yaşamında İngilizceyi kullanmak, sana inanılmaz derecede pratik yapma fırsatı sunar. Umarız bir gün gitme şansını yakalarsın.

ingilizce yolculuğun tek rehberi - open english

İngilizce Yolculuğunun Tek Rehberi: Open English

Dil becerilerini ölçmek ve geliştirmek için sayısız yol ve kaynak vardır. İngilizceni daha iyi hale getirmek gibi bir amacın varsa, Open English sana bu yolculukta güvenilir bir rehber olabilir.

İngilizce seviyeni değerlendirmenin ve geliştirmenin pek çok yolu olduğunu biliyoruz. İELTS veya TOEFL gibi uluslararası sınavlara hazırlık kursları, sertifikalı dil kursları ve dil değiştirme uygulamaları gibi seçenekler.. Open English’in sunduğu dil kursu, sadece İngilizce öğrenmene yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda seviyeni belirlemene de yardımcı olur. Dersler, konuşma pratiği, yazma becerileri ve dil bilgisi konularında sana rehberlik eder. Ayrıca, dünya genelindeki öğrenme fırsatlarına erişim sağlayarak İngilizce yolculuğunu destekler.

Dil öğrenme süreci, sürekli bir çaba gerektirir ve Open English, bu yolculuğunu desteklemek için burada. İngilizceyi daha iyi hale getirmek için Open English’i bir rehber olarak kullanabilirsin. Daha ayrıntılı bilgi ve kayıt işlemleri için sayfanın kenarında bulunan formu doldurman yeterli olacaktır. 

Türkçe İle İngilizce Arasındaki Farklar

Tüm dünyada insanlar iletişim kurmak için farklı diller kullanıyor. Bu dillerin bazı ortak ve farklı yönleri bulunuyor. Diğer diller gibi Türkçe ve İngilizce arasında da benzerlikler ve farklılıklar var. İngilizceye hâkim olmak ve bu dili akıcı konuşmak için Türkçe ve İngilizce arasındaki farkları da bilmek iyi bir fikir. 

Bu yazımızda sana, Türkçe ve İngilizce arasındaki farkları sıralıyoruz. Böylelikle İngilizceyi daha iyi kavrayıp daha bilinçli kullanmaya başlayacaksın.

Kökeni

Türkçe ve İngilizce arasındaki farkları anlatırken ilk olarak bu iki dilin kökenlerinden bahsetmek istedik. Türkçe, Ural – Altay dil grubunun Altay koluna bağlı bir dildir. İngilizce ise Hint – Avrupa dil grubundan Germen dillerinin güney kanadından bir dildir. Bu iki dilin kökenlerini bilmek, Türkçe ve İngilizce arasındaki farkları daha iyi anlamanı sağlayacak.

Open English ile İngilizceyi Tüm Yönleriyle Öğren

Online İngilizce kursu Open English ile 7/24 İngilizce çalışabilir, bu dili tüm yönleriyle öğrenebilirsin. Ana dili İngilizce olan eğitmenlerin sunduğu canlı derser ve konuşma sınıflarından sınırsız yararlan, binlerce saatlik interaktif ders içeriğine istediğin zaman eriş, konuşmanı analiz eden telaffuz aracıylam mükemmel İngilizce konuş!

Tüm bu özellikler ve daha fazlasına bugün sahip olabilirsin. Bu sayfadaki formu doldur, detaylı bilgi için seni arayalım. 

Cümlenin Ögeleri

Türkçe ve İngilizce cümlelerde ögelerin sıralanışında ve özne kullanımında birtakım farklılıklar göze çarpıyor. Peki, bunlar ne gibi farklılıklar? Beraber inceleyelim.

türkçe ile ingilizce arasındaki farklı cümlenin öğeleri

Cümlenin Ögelerinin Sıralanması

Türkçede cümlenin ögelerinin dizilişi özne – nesne – yüklem şeklindedir. Türkçe ve İngilizce arasındaki farklardan biri de burada ortaya çıkıyor. Çünkü İngilizcede cümlenin ögeleri özne – yüklem – nesne sırasıyla diziliyor. Türkçede cümlenin ögelerinin yerleri değiştirilip devrik cümle kurulabilse de İngilizcede bu durum pek de mümkün değildir. Örneğin “I love cats.” cümlesi İngilizcede başka türlü yazılamaz fakat Türkçede “Kedileri seviyorum.” olarak kurallı cümle şeklinde ya da “Seviyorum kedileri.” olarak devrik cümle şeklinde yazılabilir.

Özne Kullanımı

Özne olarak kullanılan şahıs zamirleri Türkçede genellikle kullanılmıyor; bazen özne, gizli özne olarak bulunuyor. Fakat Türkçe ve İngilizce arasındaki farkları incelerken görüyoruz ki İngilizcede özne, her cümlede mutlaka karşımıza çıkıyor. Çünkü Türkçede yüklemi gerçekleştireni bize yüklemdeki ekler söylüyor. İngilizcede ise özne kullanılmadığında yüklemin kim tarafından gerçekleştirildiği belirsiz kalıyor. Örneğin Türkçede “Pazarda cüzdanını kaybetmiş” dediğimizde “O” gizli öznedir ve cümle içinde bu özneyi görmeyiz. Fakat öznenin ne olduğunu biliriz. İngilizcede ise bu cümle mutlaka “She/he lost her/his wallet in the market.” diye yazılır. Özne mutlaka cümlede yer alır.

İngilizce cümlenin öğeleri konusunu merak ediyorsan, detaylar ilgili yazımızda. 

Deyimler

Türkçe ve İngilizce arasındaki farklar deyimler konusunda da karşımıza çıkıyor. İngilizce ve Türkçede deyimler birbirinden çok daha farklı karşılıklara sahip. Örneğin Türkçede bulunan “Çetin ceviz” deyiminin İngilizce karşılığı olan “A hard nut to crack”, aslında, kelime anlamı olarak, “Kırılması zor ceviz” demektir. İngilizcede bulunan “Actions speak louder than words” deyiminin kelime anlamı “eylemler sözlerden daha yüksek sesle konuşur” olsa da aslında bu deyimin Türkçe karşılığı “Lafla peynir gemisi yürümez” deyimidir.

Türkçe ve İngilizce arasındaki farkları, deyimlerin bu iki dildeki karşılıklarında da görmüş olduk. Ayrıca bazı deyimlerin çevirisi yoktur ve bu deyimler kendi dillerinde kalıplaşmıştır. Örneğin İngilizcede yer alan “A storm in a teacup” deyiminin kelime anlamı “Çay fincanı içinde fırtına” olsa da bu deyim İngilizcede  “Küçük bir sorunu abartmak, büyütmek” anlamında kullanılmaktadır.

Etkili İngilizce konuşmak için İngilizcede bulunan deyimleri öğrenmek ve cümle içinde kullanmak çok önemli. Sen de daha fazla deyim öğrenmek istersen sayfadaki formu doldurabilir, online İngilizce kursu Open English ile İngilizceye daha fazla hakim olabilirsin.

Zamanlar

Türkçe ve İngilizce arasındaki farklardan biri de fiillerin zamanlarıdır. Türkçede 5 zaman kullanılırken İngilizcede 12 zaman karşımıza çıkar. İngilizce zamanlar şu şekilde sıralanabilir:

  1. Simple Present Tense
  2. Present Continuous Tense
  3. Simple Past Tense
  4. Past Continuous Tense
  5. Future Tense
  6. Future Continuous Tense
  7. Present Perfect Tense
  8. Present Perfect Continuous Tense
  9. Past Perfect Tense
  10. Past Perfect Continuous Tense
  11. Future Perfect Tense
  12. Future Perfect Continuous Tense

İngilizce zamanlar konusunu merak ediyorsan ilgili yazımız okuyabilirsin. 

Türkçede ise zamanlar aşağıdaki gibi sıraya koyulabilir:

  1. Duyulan Geçmiş Zaman
  2. Görülen Geçmiş Zaman
  3. Şimdiki Zaman
  4. Gelecek Zaman
  5. Geniş Zaman

İngilizceyi doğru kullanman için, İngilizce zamanları detaylı bir şekilde öğrenmen gerekir. Sayfadaki formu doldur, İngilizce zaman kavramlarını hızlıca öğren ve bir an önce ana dilin gibi İngilizce konuşmaya başla.

türkçe ile ingilizce arasındaki farklar - harfler

Harfler

İngilizcede de Türkçede olduğu gibi Latin alfabesi kullanılıyor. Ama bu seni yanıltmasın. Harfler konusu da, Türkçe ve İngilizce arasındaki farklardan biri. Türkçede 8 sesli 21 sessiz olmak üzere 29 harf bulunurken Türkçe ve İngilizce arasındaki farklardan biri olarak İngilizcede 5 sesli, 21 sessiz harf karşımıza çıkıyor. İngilizce alfabede Türkçeden farklı olarak Q,W,X harfleri yer alırken Türkçe alfabede İngilizceden farklı olarak Ç.Ğ.İ.Ö.Ş.Ü harfleri yer alıyor.

Kelime Türetilmesi

Kelimelerin türetilme şekli, Türkçe ve İngilizce arasındaki farkların en belirginlerindendir. Dünyada diller yapı açısından üç gruba ayrılır.

  1. Tek heceli diller
  2. Çekimli diller
  3. Eklemeli diller

Türkçe, eklemeli dil grubuna ait bir dildir ve Türkçede kelimelere eklenen eklerle yeni kelimeler elde edilir. İngilizce ise çekimli dil grubuna ait bir dildir. İngilizcede köklerde değişik yapılarak yeni kelimeler elde edilir. Türkçe ve İngilizce arasındaki farkların en önemlilerinden biri budur.

Tekillik – Çoğulluk

İngilizcede saç (hair), para (money), şeker (sugar) gibi bazı kelimeler sayılamayan isimler (uncountable nouns) sınıfında bulunur. Türkçe ve İngilizce arasındaki farklara baktığımızda İngilizcedeki sayılamayan isimler kavramıyla da karşılaşırız. Çünkü bu isimler çoğul olarak kullanılacağı zaman bile çoğul eki almaz. Türkçede ise böyle bir durum bulunmaz ve isimlerin çoğul hale gelmesi -ler/-lar çoğul ekiyle sağlanır.

Telaffuz

Türkçenin yazıldığı gibi okunan bir dil olduğunu biliyorsun. İngilizce ise yazıldığı gibi değil, belli kurallara bağlı şekilde okunan bir dil. İngilizcede yan yana gelen bazı harfler, kelimelerin farklı şekilde telaffuz edilmesini sağlayabilir. Örneğin; İngilizcede School (okul) kelimesinde yan yana gelen c ve h harfleri “k” sesi olarak okunur.

Türkçe ve İngilizce arasındaki farklardan telaffuz konusunda sen de zorlanıyor olabilirsin. Daha fazla zorlanmadan Online dil kursu Open English ile telaffuzunu güzel hale getirmen mümkün.

Türkçe ve İngilizce Arasındaki Farklar En İyi Nerede Öğrenilir?

İngilizceyi akıcı bir biçimde konuşmak için Türkçe ve İngilizce arasındaki farkları öğrenmen gerekir. Bu yazıda bahsettiğimiz Türkçe ve İngilizce arasındaki farkların detaylarını ve Türkçe ve İngilizce arasındaki farkların daha fazlasını öğrenmek için güzel bir İngilizce kursuna ihtiyacın var. İngilizceyi çabucak öğrenmek istiyorsan konuşarak öğrenmeni sağlayacak bir kurs seçmelisin. Online İngilizce kursu Open English tam da ihtiyacın olan yer. Çünkü Open English’te ana dili İngilizce olan öğretmenler tarafından eğitim alırsın. Ayrıca öğretmenlerin moderatörlüğünde açılan konuşma sınıfları ile dünyanın her yerinden yabancı öğrenciler ile sohbet etme imkânı bulursun.

Open English’te kısa bir test ile seviyeni belirleyebilirsin. %100 online İngilizce kursu Open English’te hangi seviyede olursan ol kendine uygun bir eğitim bulabilir ve evde, iş yerinde, okulda, metroda 7/24 bu eğitimlere katılabilirsin.

Open English ile Türkçe ve İngilizce arasındaki farklara hâkim olacaksın. Binlerce saatlik interaktif derslere de sınırsız giriş hakkın olacak. Seçtiğin eğitim paketiyle ana dili İngilizce olan eğitmenlerin ile birebir ders seçeneğin de olacak. Böylelikle bol bol pratik yapıp İngilizceni ileri seviyelere taşıyabileceksin.

Türkçe ve İngilizce arasındaki farklar hakkında edindiğin bilgilere daha fazlasını katmak ve İngilizceni akıcı hale getirmek için sayfadaki formu doldurman yeterli. Aboneliğini hemen başlat ve bir an önce Open English ailesine katıl!

İngilizce Geliştirmek İçin Talk Show Programları

Gülerek İngilizceni geliştirmek ister misin? Her ne kadar kulağa komik gelse de bu uygulayabileceğin bir yöntem… İngilizceni geliştirmek için tercih edebileceğin çok keyifli ve farklı şeyler öğrenmeni sağlayacak bilgilendirici bir tavsiyemiz var: İngilizce talk show programlarını izlemek…

Talk show programı izlenerek İngilizcenin nasıl gelişeceğini kestiremiyor musun? O zaman yazımızı okumaya devam et. Ayrıca bir talk show programın nasıl bilgilendirici olacağını anlamadıysan, kesinlikle yazımızı sonuna kadar okumanı tavsiye ediyoruz.

İngilizce talk show programları, Türkiye’de de zaman zaman muadillerine denk gelebileceğin eğlence şovlarıdır. Bunun Türkiye’deki karşılıkları yıllarca Okan Bayülgen ve Beyazıt Öztürk tarafından yapılan talk show programlarıdır. Bu programları izlediysen ne demek istediğimiz gayet iyi anlamışsındır.

Şimdi talk show programları listesinde geçmeden önce bunları izlemenin İngilizce gelişimine nasıl katkılarda bulunacağına dair başlığımıza bir göz at ve sonrasında izleyebileceğin eğlenceli talk show programlarına beraber bir göz gezdirelim.

Talk Show İzlemenin Sana Kazandıracakları

İngilizce talk show izlemenin İngilizceni geliştirmeye sayısız katkısı olacaktır. Bu katkılar, İngilizce geliştirmenin farklı pek çok yönüne desteklerde bulunacaktır. Şimdi gel İngilizce geliştirmek için izleyeceğin talk show programlarının sana kazandıracakları nelermiş, bir bakalım:

  • Talk show programlarında günlük konuşmalar yapıldığı için diyaloglar samimi ve doğaldır. Bu sayede günlük İngilizce konuşma durumlarını net bir şekilde kavrayabilirsin.
  • Güncel konular işlendiği için yurt dışındaki farklı ülkelerin gündemlerini takip ederek farklı kültürlerle alakalı bilgiler edinebilirsin.
  • Konuşmalar daha anlaşılır olduğu için İngilizce dinleme yeteneğini efektif bir şekilde geliştirebilirsin.
  • İngilizce talk show programından yeni kelimeler öğrenebilir ve bu kelimelerin cümle içerisinde kullanımını gözlemleyebilirsin.
  • Genel olarak eğlenceli oldukları için İngilizce geliştirmeye çalışmaktan çok keyifli bir etkinlik gibi izleyebilirsin ve bu sayede sıkılmadan İngilizceni geliştirebilirsin.
  • Eğer İngilizce altyazılı izlersen farklı İngilizce cümleler ve günlük gramer hakkında aydınlatıcı bilgilere ulaşabilirsin.
  • Özellikle de farklı aksanlara çok sık maruz kalacağın için çeşitli aksanları İngilizce konuşurken anlama yeteneğini geliştirebilirsin.
  • Popüler kültüre ve İngilizcenin argo kelimelerine ulaşma fırsatı yakalayabilirsin.

Yukarıda saydığımız katkılar, farklı talk show programlarına göre genişletilebilir ama gördüğün gibi İngilizce talk show programları İngilizce geliştirme yönünden son derece önemli yapımlar… Bu detayları öğrendiğimize göre artık talk show listemize geçebiliriz.

Open English ile Eğlenirken İngilizce Öğren

Online İngilizce kursu Open English’te oyunlaştırma metoduyla İngilizce öğreniyoruz. Peki, bu sistem nasıl işliyor? Dersleri çözdükçe puanlar kazanıyorsun ve haftalık tablolarla diğer öğrencileri geçmeye çalışıyorsun. Rekabetin tatlı gücüyle öğrenmek için daha çok motive oluyorsun!

Open English eğitim paketleri ve ücretleri hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Seni en kısa süre içinde arayacağız!

İngilizce Talk Show Programları Listesi

İngilizceni geliştirmene yardımcı olacak sayısız talk show programı vardır. Biz de bu yazımızda sana bu talk show programları arasından bir derleme yaptık. Bunu yaparken her tarzdan bir tane seçmeye özen göstererek herkesin bir noktada ilgisini çekecek programları listeledik.

İşte İngilizceni geliştirmek için izleyebileceğin talk show programları:

ingilizce geliştirmek için talk show programı - close up

Close Up With The Hollywood Reporter – Roundtable

Roundtable talk show, Hollywood Reporter YouTube kanalında yayınlanan bir programdır. Her bölümde aktör, komedyen, yönetmen gibi Hollywood’un tanınmış simaları programa konuk olur ve bir moderatör eşliğinde sohbet ederler. Bu programı takip ederek İngilizce günlük konuşmaya dair fikir edinebilirsin.

Ayrıca bir sinemaseversen, Roundtable programından muhteşem bilgiler edinebilirsin. Gösterime giren filmler, bu filmlerin çekim sırasında yaşanan sorunlar ya da enteresan olaylar, yönetmenlerin iç dünyası ve daha farklı birçok konunun konuşulduğu bu program; Ricky Gervais, Ridley Scout ve Quentin Tarantino gibi alanının önde gelen isimlerini de konuk aldı.

Hem genel kültür hem de İngilizce geliştirmek için muhteşem bir talk show… YouTube’da olması da izlemek için ayrı bir kolaylık…

Comedians In Cars Getting Coffee

Sıkı bir Netflix izleyicisiyseniz, bu programa kesinlikle denk gelmişsinizdir. Efsane komedyen Jerry Seinfeld tarafından gerçekleştirilen bu program, her bölüm efsane konuklarla gerçekleşiyor. Jerr Seinfeld tarafından her bölümde farklı bir araba ile evinden alınan konuklarla, arabada ve bir kafede kahve içerken her konuya dair keyifli sohbetler yapılıyor.

Özellikle de komedinin sürekli kendine yer bulduğu bu program, günlük konuşmalara ve İngilizcenin argo kullanımına dair detaylar öğrenmene yardımcı olacak. Amerika eski başkanı Barack Obama, Seinfeld yaratıcılarından Larry David, komedyen Louis C.K. gibi farklı alanlardaki konuklar, hayatın farklı alanlarına dair farklı bakış açılarından bilgiler edinmene de olanak sağlayacak.

Kaçırmaman gereken bir talk show olan Comedians In Cars Getting Coffee, Netflix’te halen yer alıyor. Bir şans vermeni tavsiye ediyoruz.

İngilizce geliştiren belgeseller yazımızı da buraya bıraktık. 

The Graham Norton Show

Gelmiş geçmiş en iyi talk showlardan biri olarak nitelendirilen The Graham Norton Show, ünlü konuklarıyla arkadaş ortamında sohbet ediyormuş gibi bir konseptte gerçekleştirilen bir programdır. Toplu katılan konuklarıyla interaktif bir şekilde gerçekleştirilen ve seyircilere de keyifli bir anlar yaşatan bu program, özellikle de Red Chair kısmı ile herkes tarafından beğeniliyor.

Red Chair kısmı hemen herkes tarafından beğenilen ve komedisiyle müthiş kahkahalar atmaya yardımcı olan The Graham Norton Show, günlük konuşma dilinin sıklıkla kullanıldığı bir programdır.

Saatlerce izlesen de sıkılmayacağın bir yapım olarak öne çıkan bu talk show, gülmenin hakkını vereceğin bir program… Kesinlikle izleme listene eklemelisin.

ingilizce için talk show - james corden

The Late Late Show With James Corden

Özellikle konuklarıyla dikkat çeken The Late Late Show With James Corden, son derece komik bir program. Akış içerisinde konuklarla çekilen kısa skeçleri sayesinde koltuktan düşercesine izleyicisini güldürmeye başaran bu talk showu, İngilizceni geliştirmek için izleyebilirsin.

Günlük diyalogların ve farklı aksanların ön planda olduğu bu talk show, İngilizce gelişimine dinleme, konuşma ve kelime öğrenme yönlerinden önemli katkılarda bulunmaktadır.

Hem gülmek, hem İngilizceni geliştirmek, hem de yeni şeyler öğrenmek istiyorsan, bu programı sakın kaçırma. İngilizceni geliştirmen bu programla hiç beklemediğin kadar keyifli olacak.

İngilizce geliştiren diziler konulu yazımıza da göz atmak isteyebilirsin. 

Open English’le İngilizceni Hızlıca Geliştirebilirsin

Artık programları bitirdik ve yazının sonuna geldik. Open English olarak her zaman olduğu gibi İngilizce öğrenme sürecinde yanındayız. İngilizcenin konuşma, yazma, dinleme ve okuma gibi farklı yönlerini efektif bir şekilde hayata geçirmek istiyorsan, 7/24 aktif olan online İngilizce kursumuzu tercih edebilirsin.

Yarım saatte bir başlayan canlı dersler, telaffuzunu geliştirmene yardımcı olacak yapay zeka destekli telaffuz araştırmaları, günlük hayatta sık kullanılan deyimler ve çok daha fazlası Open English’te seni bekliyor.

Tek yapman gereken bu sayfada yer alan formu doldurman ve ekip arkadaşlarımızın seni aramasını beklemen… Hadi durma ve hemen Open English’e kayıt olarak İngilizce öğrenmeye ya da İngilizceni geliştirmeye başla.

İngilizce Okunuşu Aynı Anlamı Farklı Kelimeler: Buy – By – Bye

Aynı okunuşa sahip bu farklı anlamları olan kelimeler, İngilizcenin inceliklerini ve çeşitliliğini yansıtır. Dil öğrenirken bu tür kelimeleri keşfetmek, hem eğlenceli hem de öğretici bir deneyim olacaktır. Çünkü dil öğrenme yolculuğunda bu tür kelime oyunlarını keşfetmek, seni dilin derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkaracak. İngilizce öğrenme sürecinde, kelime dağarcığını geliştirmek ve bu tür dil bilgisi inceliklerini keşfetmek seni daha yetenekli bir konuşmacı ve yazıcı haline getirecektir. 

Biz de senin dil öğrenme sürecini daha da keyifli hale getirmek için bu kelimeleri elimizden geldiğince paylaşmaya çalışıyoruz. Bu yazıda, “buy,” “by,” ve “bye” kelimelerini ele alacağız. Bu üç kelime İngilizcede okunuşları aynı olmasına rağmen tamamen farklı anlamlara sahiptir. Haydi, bu kelimelerin her birini ayrı ayrı inceleyelim.

Bu üç kelimenin okunuşları aynı ama anlamları oldukça farklı. Galiba İngilizce, bu tür kelimelerin varlığıyla zengin ve bazen karmaşık bir dil. Bu yüzden, dil öğrenirken kelimelerin farklı anlamlarını ve kullanımlarını anlamak çok önemlidir. Yazının bu kısmında bu üç kelimenin tanımı ve çeşitli örnekler bulunuyor. Hazırsan başlayalım. 

ingilizce okunuşu aynı anlamı farklı kelimeler - buy satın almak

“Buy” (Almak veya Satın Almak)

“Buy,” İngilizcede bir şeyi para karşılığında almak veya satın almak anlamında kullanılan bir fiildir. Alışveriş yaparken, bir ürün veya hizmet için ödeme yapmak için “buy” kelimesini kullanırız.

  • She decided to buy a new dress for the special occasion. (Özel bir durum için yeni bir elbise satın almaya karar verdi.)
  • I need to buy some groceries at the supermarket. (Süpermarketten bazı alışveriş yapmam gerekiyor.)
  • She decided to buy a new car after her old one broke down. (Eski aracı arızalandıktan sonra yeni bir araba almaya karar verdi.)
  • I want to buy a birthday present for my sister. (Kız kardeşim için doğum günü hediyesi almak istiyorum.)
  • He’s planning to buy a house in the suburbs. (Banliyölerde bir ev almayı planlıyor.)
  • We can buy tickets for the concert online. (Konsere online bilet satın alabiliriz.)
  • Before you buy any electronics, it’s important to read reviews and do some research. (Herhangi bir elektronik ürün almadan önce, yorumları okumak ve araştırma yapmak önemlidir.)
  • He wanted to buy a vintage car as a collector’s item. (Koleksiyonluk bir parça olarak eski bir araba almak istedi.)

ingilizce okunuşu aynı anlamı farklı kelimeler - by tarafından yanından

“By” (Tarafından, Yanından veya Yoluyla)

“By,” bir şeyin tarafından, yanından veya yoluyla anlamına gelir. Bu kelime, bir eylemin nasıl gerçekleştiğini veya kimin tarafından gerçekleştirildiğini açıklamak için kullanılır.

  • The book was written by a famous author. (Kitap, ünlü bir yazar tarafından yazılmıştır.)
  • The book was written by a famous author. (Kitap, ünlü bir yazar tarafından yazılmıştır.)
  • This painting was created by a talented artist. (Bu tablo, yetenekli bir sanatçı tarafından yaratıldı.)
  • The movie was directed by an award-winning filmmaker. (Film, ödüllü bir film yapımcısı tarafından yönetildi.)
  • The letter was delivered by the postman this morning. (Mektup bu sabah postacı tarafından teslim edildi.)
  • The meal was prepared by the chef himself. (Yemek, şef tarafından hazırlandı.)
  • The bridge was built by skilled engineers. (Köprü, yetenekli mühendisler tarafından inşa edildi.)
  • The song was covered by a famous singer. (Şarkı, ünlü bir şarkıcı tarafından seslendirildi.)

ingilizce okunuşu aynı anlamı farklı kelimeler - bye veda elveda

“Bye” (Veda veya Elveda)

“Bye,” İngilizcede “goodbye” kelimesinin kısaltmasıdır ve veda etmek anlamına gelir. Genellikle birinin ayrılırken veya bir konuşmayı sonlandırırken kullanılır.

  •  It’s time for me to go. Bye, and take care! (Gitme vakti geldi. Elveda, ve kendine iyi bak!)
  • She waved goodbye and said, “Bye, see you later!” (El sallayarak elveda dedi ve “Görüşürüz, sonra buluşuruz!” dedi.)
  • It’s time to say bye to our friends and head home. (Arkadaşlarımıza elveda deme vakti geldi ve eve gitmek üzereyiz.)
  • As the train pulled away from the platform, he shouted, “Bye, take care!” (Tren perondan uzaklaşırken, “Elveda, kendine iyi bak!” diye bağırdı.)
  • After the long weekend together, they exchanged hugs and said their goodbyes. (Uzun hafta sonundan sonra, kucaklaştılar ve veda ettiler.)
  • The farewell party was a great way to say bye to our colleague who’s retiring. (Veda partisi, emekli olan meslektaşımıza elveda demenin harika bir yoluydu.)
  • After the long weekend together, they exchanged hugs and said their goodbyes. (Uzun hafta sonundan sonra, kucaklaştılar ve veda ettiler.)
  • After the amazing concert, the audience chanted for an encore before finally saying bye. (Harika konserin ardından, seyirciler ek bir şarkı için alkışladılar ve sonunda elveda dediler.)

İngilizceyi Eğlenceli ve Etkili Bir Şekilde Öğren!

Open English, İngilizce konuşma ve öğrenme sürecini eğlenceli ve etkili bir deneyime dönüştürmek için burada. Esnek ve özelleştirilmiş ders programları sayesinde, dil öğrenmek artık sıkıcı değil. Her seviyede öğrenciyi desteklemek için deneyimli ve özgün öğretmenlerle çalışacak ve interaktif online derslerle dil becerilerini geliştirebileceksin.

Open English’in öğrenme platformu, her an erişim sağlayarak öğrenmeyi senin için daha kolay hale getirir. Öğrencilere öğrenme materyalleri, pratik yapma fırsatları ve konuşma becerilerini geliştirme şansı sunar. Open English ile İngilizceyi günlük yaşamının bir parçası haline getirebilirsin.

Dil öğrenmenin kapılarını aç ve yeni fırsatları keşfet Open English ile kendini ifade etme yeteneğini geliştirerek iş dünyasında ve kişisel ilişkilerinde öne çık. Yarının dünyasında daha fazla seçeneğe sahip olmak için şimdi Open English ile başla!

Comparative&Superlative Konu Anlatımı

İngilizcenin en temel konularından olan Comparative & Superlative genellikle kurallarının benzerliğinden dolayı karıştırılmaktadır. Özellikle nesneleri karşılaştırırken kullandığımız bu yapılar günlük konuşmada da sık sık yer alır. Bu yüzden epey önemlidir diyebiliriz. Daha önce de bahsettiğimiz gibi, Comparative and Superlative kuralları açısından benzerdir. Bu yazımızda bu yapıların benzerliklerini lehimize kullanacağız.

Open English İle İngilizceni İleri Seviyeye Taşı!

Başlamadan önce seni Open English’in fırsatlarından haberdar etmek isteriz. Önde gelen online İngilizce kurslarından biri olan Open English sana ana dili İngilizce olan, deneyimli eğitmenleriyle ayrıcalıklarla dolu bir eğitim deneyimi sunuyor. Aboneliğinin başlangıcı ile 7/24 canlı dersler alabilir, konuşma gruplarıyla pratik yapabilir, içeriklerimize sınırsız erişebilirsin! 

Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu 

doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır. 

Comparative Adjectives Nedir?

Comparative Adjectives, Türkçeye “karşılaştırma sıfatları” olarak çevirebileceğimiz yapılardır. İsminin geldiği kelimenin compare (karşılaştırmak) fiili olduğunu aklında bulundurarak Superlative Adjectives ile karıştırma sorununu ortadan kaldırabilirsin. Comparative Adjectives’te amacımız, belirli nesneleri ya da kavramları birbirine karşılaştırıp “daha …” olanı belirtmektir. Anahtar kelimemiz “daha” olacak diyebiliriz.

Superlative Adjectives Nedir?

Superlative Adjectives’i ise Türkçeye “üstünlük sıfatları” olarak uyarlayabiliriz. Superlative Adjectives’te ise üzerinde durmamız gereken anlam belirli nesne veya kavramların diğerlerinden üstün, “en …” olduğunu anlatmak olacaktır. Yani buradaki anahtar kelimemiz “en”.

comparative adjectives kuralları

Comparative Adjectives Kuralları

Comparative and Superlative konumuzu hangi amaçlarla kullandığımızı öğrendiğimize göre, şimdi sıra kurallarında. Bu noktada, iki konu için üçer temel kuralımız olacak. Comparative kurallarını öğrendiğinde, Superlative’in ne kadar kolaylaşacağını göreceksin. İki konuda da öncelikle elimizde bir sıfat olması gerekli. Fakat bu sıfatın hece sayısına göre kurallarımız değişeceği için elindeki sıfatı sesli okuyarak kaç heceli olduğunu öğrenmen çok önemli.

Tek Heceli Sıfatlarda

Comparative Adjectives’te eğer sıfatımız tek heceli ise kuralımız basit, yapmamız gereken tek şey sıfatımızın sonuna “-er” ekini eklemek! 

Örnek:

  • big – bigger (büyük – daha büyük)
  • short – shorter (küçük – daha küçük)
  • long – longer (uzun – daha uzun)

Not: Bu noktada kafanı karıştırabilecek iki yazım kuralı var:

  • Eğer sıfatımız “e” harfi ile bitiyorsa, yazarken -er ekimizi “-r” olarak kullanırız. Yani iki “e” üst üste gelmez. 

Örnek: brave – braver”, “wide – wider”, “cute – cuter vb.

  • Eğer sıfatımızın son üç harfi “sessiz, sesli, sessiz” şeklinde bitiyorsa, son harfi tekrarlarız. 

Örnek: big – bigger”, “hot – hotter”, “fat – fatter vb.

İki Ya da Daha Fazla Heceli Sıfatlarda

Eğer sıfatımız iki ya da daha fazla heceli ise, Comparative’e çevirirken sonuna “-er” eki eklemeyiz. Bunun yerine başına “more” eklememiz gerekir.

Örnek: 

  • beautiful – more beautiful (güzel – daha güzel)
  • expensive – more expensive (pahalı – daha pahalı)
  • crowded – more crowded (kalabalık – daha kalabalık)

Sonu “Y” ile Biten Sıfatlarda 

Comparative Adjectives’te sıfatımız iki heceli ve “y” harfi ile bitiyorsa, yazarken “y” harfini düşürüp ekimizi “-ier” olarak getirmemiz gerekir. Ya da “y”, “i” harfine dönüşür, sonra ek eklenir 

diye de düşünebilirsin. 

Örnek: 

  • pretty – prettier (güzel – daha güzel)
  • lucky – luckier (şanslı – daha şanslı)
  • ugly – uglier (çirkin – daha çirkin)

Comparative Cümle Kurma

Comparative cümleleri kurarken genelde “than” kelimesinden yardım alırız. “Than”in ardından kullandığımız isim, sıfatımızdan yardım alarak neyi karşılaştırdığımızı belirtir.

Örnek:

  • Amy is taller than Charlie. 

(Amy, Charlie’den uzundur.)

  • İstanbul is more crowded than İzmir. 

(İstanbul, İzmir’den daha kalabalıktır.)

Not: Dikkat ettiysen, “than”in görevi, okunuşuna benzeyen Türkçedeki “-den” eki ile aynı. 

Tam olarak aklına yatmadı mı? Bu konu gibi İngilizce’deki çoğu konuyu, ana dili İngilizce olan birinden, günlük hayattaki kullanımlarıyla duymak her zaman daha faydalıdır. Bu yüzden Open English’e başvurarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerimiz eşliğinde, 7/24 canlı derslerde işlemek çok daha faydalı olacaktırr.

superlative adjectives kuralları

Superlative Adjectives Kuralları

Comparative and Superlative konusunun ikinci ayağına geçmeden Comparative kurallarını iyice öğrendiğinden emin olmalısın. Çünkü Superlative’de de kurallarımız gayet benzer! Yalnızca eklerimiz değişecek!

Tek Heceli Sıfatlarda

Superlative Adjectives’te eğer sıfatımız tek heceli ise kuralımız basit, yapmamız gereken tek şey sıfatımızın sonuna “-est” ekini eklemek! Kural tanıdık geldi değil mi? 🙂

Örnek:

  • big – the biggest (büyük – en büyük)
  • short – the shortest (küçük – en küçük)
  • long – the longest (uzun – en uzun)

Not: Comparative’de tek heceli sıfatlar kısmında bahsettiğimiz yazım kuralları, Superlative’de de geçerli! Yalnızca ekimizi değiştirebilirsin.

İki Ya da Daha Fazla Heceli Sıfatlarda

Eğer sıfatımız iki ya da daha fazla heceli ise, Superlative haline getirirken sonuna ek eklemek yerine başına “most” getiririz.

Örnek: 

  • beautiful – the most beautiful (güzel – en güzel)
  • expensive – the most expensive (pahalı – en pahalı)
  • crowded – the most crowded (kalabalık – en kalabalık)

Sonu “Y” ile Biten Sıfatlarda 

Comparative Adjectives’te olduğu gibi Superlative’de de sıfatımız iki heceli ve “y” harfi ile bitiyorsa, yazarken “y” harfini düşürmemiz gerekir. Fakat bu sefer ekimizi “-iest” olacak.

Örnek: 

  • pretty – the prettiest (güzel – en güzel)
  • lucky – the luckiest (şanslı – en şanslı)
  • ugly – the ugliest (çirkin – en çirkin)

Not: Dikkat ettiysen Superlative Adjectives’te sıfattan önce daima “the” kullandık. “The” belirli tanım edatı olarak geçer. Bir şey “en …” ise mantıken belirlidir, değil mi? 🙂

Superlative Cümle Kurma

Superlative cümleleri kurarken bir nesnenin, diğerlerinden üstün ve “en” olduğunu belirtiriz. Direkt olarak bir şeyle karşılaştırmayız. Dolayısıyla “than” kullanmayacağız. Bunun yerine hangi alanda ya da nerede “en” olduğunu belirtebiliriz.

Örnek: 

  • Amy is the tallest student in the class. 

(Amy sınıftaki en uzun öğrencidir.)

  • İstanbul is the most crowded city in Turkey.

(İstanbul, Türkiye’deki en kalabalık şehirdir.)

İngilizce bağlaçlar konulu yazımıza da göz atmak isteyebilirsin. 

Düzensiz Sıfatlar

Comparative & Superlative halleri bahsettiğimiz kurallara uymayan sıfatlar vardır. Merak etme, çok fazla değil. Aşağıdakileri bilsen yeter 🙂 Sırasıyla yalın, comparative ve superlative olarak şu şekilde:

  • good – better – the best
  • bad – worse – the worst
  • far – further – the furthest 
  • little – less – the least
  • many/much – more – the most

Open English ile İngilizceye Tamamen Hakim Ol! 

Comparative and Superlative konumuzun sonuna geldik. Fakat Comparative and Superlative ya da başka herhangi bir konuda öğrenmek istediğin daha fazla şey varsa Open English yanında! 

Aboneliğinin başlangıcıyla sınırsız içerik erişimi, konuşma grupları, ana dili İngilizce olan eğitmenler eşliğinde 7/24 canlı dersler gibi imkanlar seni bekliyor. Seni de önde gelen İngilizce platformu olan Open English’te görmeyi dört gözle bekliyoruz!

Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım. 

İngilizcede Homonim ve Homofon Kelimeler

Günümüzde, dilin karmaşıklığı ve zenginliği, kelime oyunları ve benzer seslere sahip kelimeler arasındaki ince ayrımlarla karşımıza çıkıyor. İki özel terim, homonim ve homofon, İngilizcenin bu inceliklerini anlamak için kullanılır. Bu yazıda, homonim ve homofon kelimelerin ne olduğunu, aralarındaki farkları ve dilin bu ilginç yönlerinin dil bilgisel zenginliğe nasıl katkı sağladığını keşfedeceğiz.

Open English İle Dünyanın Kapılarını Açın!

Dünyayı daha iyi bir şekilde keşfetmek, farklı kültürlerle iletişim kurmak ve uluslararası bir perspektif geliştirmek ister misin? Cevabın evet ise Open English İngilizce dil kursu senin için burada!

Open English, dünya genelinde binlerce öğrenciye dil öğrenme fırsatı sunan lider bir dil kursudur. Uzman eğitmenler ve öğrenci dostu platformu sayesinde, İngilizce öğrenmek artık daha kolay ve eğlenceli.

Neden Open English’i Seçmelisin?

  • Esneklik: Senin için uygun olan zamanı ve hızı seç. Online derslere herhangi bir yerden erişim sağlayarak öğrenmeyi uygun hale getirebilirsin.
  • Bireysel Dersler: Öğrenme ihtiyaçlarına ve hedeflerine uygun olarak kişiselleştirilmiş dersler alabilirsin.
  • Konuşma Pratiği: Gerçek hayatta kullanabileceğin pratik konuşma becerileri kazanabilirsin.
  • Global Bir Topluluk: Dünyanın dört bir yanından öğrencilerle iletişim kurarak küresel bir perspektif kazanabilirsin.

Nasıl Başlayabilirim?

Open English ile İngilizce öğrenmeye başlamak çok kolay! Tek yapman gereken kaydolmak ve istediğin seviyeye uygun bir program seçmek. 

Sayfanın kenarında bulunan formu doldurarak daha fazla bilgi ya da kayıt işlemlerini başlatabilirsin.

ingilizcede homonim nedir

Homonim Nedir?

Homonim, aynı yazılışa sahip, ancak farklı anlamlara gelen kelimelerdir. Örneğin, “bank” kelimesi hem finansal kurumu hem de bir nehir kenarındaki toprak yığınını ifade eder.

Bat

1: Sıvı içinde yüzme yeteneğine sahip olan bir hayvan.

A bat is a mammal capable of swimming in liquid.(Yarasa, sıvı içinde yüzebilen bir memeli hayvandır.)

2: Bir nesneyi çarparak veya vurarak zarar vermek.

Be careful not to bat the delicate glass with your elbow.(Dirseğinle hassas camı vurma, dikkat et.)

Bow

1: Bir şeyin üst kısmındaki yay şeklindeki kısım.

The archer pulled the bowstring back, aiming at the target. (Okçu yay ipini geri çekti, hedefi nişan alarak.)

2: Saygı veya selamlamak için yapılan vücut eğilmesi.

She gave a respectful bow before entering the traditional tea ceremony. (Geleneksel çay seremonisine girmeden önce saygılı bir eğilme yaptı.)

Content

1: İçerik veya içindekiler.

The book’s content covers a wide range of historical events. (Kitabın içeriği geniş bir tarihi olay yelpazesini kapsar.)

2: Memnun veya tatmin olmuş.

Despite facing challenges, he felt content with his achievements. (Zorluklarla karşılaşmasına rağmen, başarılarından memnundu.)

Bass

1: Düşük frekansta ses üreten müzik enstrümanı veya hoparlör.

The bass reverberated through the concert hall during the music performance. (Bas, müzik performansı sırasında konser salonunu doldurdu.)

2: Balık türlerinden biri.

We caught a massive bass while fishing at the lake. (Gölde balık tutarken dev bir turna balığı yakaladık.)

Tire

1: Bir tekerleği doldurmak için kullanılan hava dolu lastik.

He needs to replace the tire that went flat on his bicycle. (Bisikletinin lastiği patlayanı değiştirmesi gerekiyor.)

2: Yorgun veya sıkılmış hissetmek.

Long hours of work tend to tire both the body and the mind. (Uzun saatler süren çalışma, hem bedeni hem de zihni yorar.)

Lead

1: Bir madde veya malzeme türü.

The pencil contains a small amount of lead in its core.(Kurşun kalem çekirdeğinde bir miktar kurşun içerir.)

2: Bir grubu veya takımı yönetmek.

As the team captain, she had to lead her teammates to victory. (Takım kaptanı olarak, takım arkadaşlarını zafer için yönlendirmek zorundaydı.)

Tear

1: Gözden düşen sıvı, genellikle duygusal bir tepkiyle.

A tear rolled down her cheek as she watched the emotional movie. (Duygusal filmi izlerken gözünden bir damla yaş süzüldü.)

2: Bir kağıt veya kumaşı parçalara ayırmak.

Please be careful not to tear the important document while opening the envelope. (Zarfı açarken lütfen önemli belgeyi yırtmamaya dikkat edin.)

Row

1: Sıralanmış nesneler veya kişiler.

The students sat in rows, eagerly waiting for the teacher to begin the lesson. (Öğrenciler sıralar halinde oturmuş, öğretmenin dersi başlatmasını heyecanla bekliyor.)

2: Kürek çekmek.

They decided to row across the lake to reach the small island.(Küçük adaya ulaşmak için gölün üzerinden kürek çekmeye karar verdiler.)

Object

1: Fiziksel bir varlık.

The mysterious object in the museum puzzled archaeologists for years.(Müzedeki gizemli nesne, arkeologları yıllarca şaşırttı.)

2: Bir düşünce veya fikre karşı çıkmak.

She didn’t hesitate to object when she disagreed with the proposed plan.(Önerilen planla aynı fikirde olmadığında itiraz etmekte tereddüt etmedi.)

Tire

1: Bir tekerleği doldurmak için kullanılan lastik.

The mechanic replaced the worn-out tire with a new one. (Tamirci aşınmış lastiği yeni biriyle değiştirdi.)

2: Yorgun hissetmek.

After a long day at work, she began to tire and looked forward to resting at home. (Uzun bir iş gününden sonra, yorulmaya başladı ve eve dinlenmeye dört gözle bakıyordu.)

ingilizcede homofon nedir

Homofon Nedir?

Homofonlar, benzer veya aynı seslere sahip olan ancak farklı yazılışa ve anlamlara sahip kelimelerdir. Bu durumda, dilin sesbilgisel özellikleri ön plana çıkar. Örneğin, “flower” (çiçek) ve “flour” (un) kelimeleri aynı şekilde telaffuz edilir, ancak farklı yazılışa ve anlamlara sahiptir.

Flower / Flour : Çiçek- Un

  •  She picked a beautiful flower from the garden. (Bahçeden güzel bir çiçek topladı.)
  •  Be sure to use all-purpose flour for the cake recipe. (Kek tarifi için çok amaçlı un kullanmayı unutma.)

Write / Right: Yaz- Sağ

  • Can you write your name on the top of the page, please? (Sayfanın üstüne adını yazabilir misin, lütfen?)
  • Everyone has the right to express their opinions. (Herkes düşüncelerini ifade etme hakkına sahiptir.)

Sea / See: Deniz- Görmek

  • The sea was calm and peaceful as we sailed. (Deniz, seyir halinde olduğumuzda sakin ve huzurluydu.)
  • I can see the mountains in the distance. (Uzakta dağları görebiliyorum.)

Hear / Here: Duymak- Burada

  •  Can you hear the birds singing in the morning? (Sabahleyin kuşların şarkı söylediğini duyabilir misin?)
  • I’ll be waiting for you right here. (Seni burada bekleyeceğim.)

Two / Too / To : İki- Fazla- -e, ile

  • They bought two tickets for the concert. (Konser için iki bilet aldılar.)
  • The cake was too sweet for my taste. (Pasta benim damak zevkime göre çok tatlıydı.)
  • We decided to go to the beach for the weekend. (Hafta sonu için plaja gitmeye karar verdik.)

Their / There / They’re: Onların- Orası- Onlar

  • Their house is located near the park. (Onların evi parka yakın bir konumda.)
  • Put the book over there on the shelf. (Kitabı raftaki oraya koy.)
  • They’re going to the movies tonight. (Onlar bu akşam sinemaya gidiyorlar.)

Brake / Break : Fren- Mola

  • Be sure to brake gently when approaching the red light. (Kırmızı ışığa yaklaşırken freni nazikçe kullan.)
  • I need a break from work; let’s have lunch. (İşten bir mola almam lazım; hadi öğle yemeği yiyelim.)

Pair / Pear : Çift- Armut

  • She bought a pair of new shoes for the upcoming event. (Yaklaşan etkinlik için yeni bir ayakkabı çifti satın aldı.)
  • I enjoy eating a juicy pear for dessert. (Tatlı olarak sulu bir armut yemekten hoşlanırım.)

Son / Sun : Oğul- Güneş

  • The setting sun painted the sky in vibrant colors. (Batan güneş gökyüzünü canlı renklere boyadı.)
  • The lion cub stayed close to its mother, basking in the warmth of the morning sun. (Aslan yavrusu annesine yakın durdu, sabah güneşinin sıcaklığında güneşleniyordu.)

İngilizce konuşma yeteneğini Open English ile geliştirmek istersen, hemen yan taraftaki formu doldurarak ilk adımı atabilirsin.

Present Perfect Tense Konu Anlatımı

Present Perfect Tense, Past Perfect Tense ile birlikte İngilizceyi yeni öğrenenler için zaman zaman korkulu bir rüya olarak görülür. Bunun sebebi ise Present Perfect Tense’e Türkçede tam olarak karşılık gelebilen bir zaman olmamasıdır. Fakat korkacak hiçbir şey yok! Bakış açını biraz değiştirirsen ve Türkçe karşılığını düşünmek yerine mantığını kavrarsan Present Perfect Tense senin için çocuk oyuncağı olacaktır.

Present Perfect Tense ve daha yüzlerce İngilizce konusu için Open English’e kaydolmayı unutma! 7/24 canlı dersleri, sınırsız erişimi ve dünyanın dört bir yanından yetkin eğitmen kadrosu ile Open English, İngilizce öğreniminde her adımda yanı başında! 

Open English ile Present Perfect Tense Konusunu Öğren!

Bünyesinde 7/24 online ders sunan 2000’den fazla TEFL/TESOL sertifikalı ana dili İngilizce olan eğitmeniyle Open English, İngilizce dil becerisi kazanmak için kullanabileceğin en efektif kurs. Neden? Öncelikle online İngilizce kursu formatımız sayesinde istediğin yerde dilediğin zaman İngilizce çalışabilirsin.

Ayrıca aboneliğin boyunca binlerce saatlik ders içeriğinden, uluslararası sınavlara (IELTS, TOEFL, TOEIC) hazırlık bölümlerinden, telaffuz aracı, düzeltmen, çevirmen ve daha fazla eğitim uygulamasından 7/24 yararlanabileceksin.

Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz en kısa sürede seni arayacaktır. 

Present Perfect Tense Nedir?

Genelde bu tense anlatılırken “yakın geçmiş zaman” ya da “belirsiz geçmiş zaman” olarak isimlendirilir. Yanlış sayılmasa da bunlar, Present Perfect Tense’in anlamının kapsamını özetlemeye çok da yetmeyen bir isimlendirmelerdir. En kapsayıcı haliyle Present Perfect Tense’in kullanım alanını şöyle özetleyebiliriz:

  • Belirsiz bir geçmiş zamanda yaşanmış, hala devam eden ya da etkileri sürmekte olan olaylar
  • Henüz bitmemiş, sonuçlanmamış eylemler
  • Kişisel deneyimler ve üzerimizde etki bırakmış olaylar
  • Bir zaman dilimi içerisinde gerçekleşen değişiklikler

Present Perfect ve Past Simple Tense Farkları

  • Past Simple Tense’de, bahsedilen olay geçmişte yaşanmış, bitmiş ve şimdiki zamanda devam etmiyordur. 
  • Present Perfect Tense’de ise, olay belirsiz bir geçmişte yaşanmaya başlanmış ve ya kendisi ya da etkisi şimdiki zamanda devam etmektedir. 
  • Bu farklılık sebebiyle bu iki tense arasında ayrım yaparken zaman ibarelerine dikkat etmeliyiz.
  • Bir cümlede “yesterday, last week, in 1999” gibi kesin zaman ibareleri varsa Present Perfect değil, Past Simple kullanmalıyız. 
  • Present Perfect’te zaman ibareleri kesin değildir, çünkü olay yaşanıp bitmemiş, hala devam etmektedir. Bu Tense’de “for 3 months, since last year” gibi olayın başladığı ya da süregeldiği, belirsiz bir zaman verilir. Past Simple’da ise olay bahsedilen zamanda yaşanıp bitmiştir.

Örnek: 

  • Tom has been a teacher for 20 years. (Tom 10 yıldır öğretmen.)
  • Tom was a teacher in 2002. (Tom 2002’de öğretmendi.)

Gördüğün gibi, anlam farklılığı epey bariz. Present Perfect’teki ilk cümlede “öğretmen olma” işi 10 yıl önce başlamış ve hala devam etmekte. Yani Tom, öğretmenlik yapmakta. Fakat Past Simple’daki ikinci cümleden Tom’un 2002’de öğretmenlik yaptığını anlıyoruz ve cümlenin altındaki ima bize öğretmenliğe devam etmediğini gösteriyor.

ingilizcede present perfect tense

Başlamadan Önce Bir Not:

Present Perfect Tense’de cümle kurmak için öncelikle fiillerin “past participle” yani “üçüncü hallerini” öğrenmiş olmamız gerekir. Eğer fiillerin üçüncü hallerini bilmiyorsan, öncelikle bunlara göz gezdirmeni öneriyoruz. Unutma! Bazı fiiller düzenliyken (irregular), bazıları düzensizdir (irregular). Düzenli fiiller -ed takısı alarak ikinci ve üçüncü hallerini alırken, düzensiz fiiller belli bir kurala bağlı olmadan ikinci ve üçüncü hallerini alır. Yani bu durumda biraz kulak aşinalığı ve biraz da ezbere ihtiyacın olabilir.

Olumlu Cümlelerde Present Perfect Tense

Present Perfect Tense’de olumlu bir cümle kurmak için yapman gereken aslında çok kolay! Öncelikle öznemizi seçmemiz, bu özneye göre have ya da has kullanmamız ve sonrasında fiilimizin üçüncü halini getirmemiz gerekli. Özetle formülümüz şu şekilde:

 

I, you, we, they have Fiilin üçüncü hali
He, she, it has Fiilin üçüncü hali

 

Not: Özne yardımcı fiil uyumunu aklınızda tutmak için “Öznemiz üçüncü tekil şahıslardan biriyse has, bunlar dışındaysa have kullanılır” şeklinde kodlayabilirsiniz. Simple Present Tense’deki -s takısı getirme mantığı gibi de düşünebilirsiniz.

Örnek: 

  • Charles has been a dad for 5 years. (Charles 5 yıldır baba.)
  • We have done our homework. (Biz ödevimizi yaptık.)
  • They have organized this event for years. (Onlar yıllardır bu etkinliği düzenliyor.)
  • Jill has known Jack since the elementary school. (Jill, Jack’i ilkokuldan beri tanıyor)
  • She’s treated me kindly since we’ve met. (O bana tanıştığımızdan beri kibar davranıyor.)

Not: “Have” ‘ve olarak, “has” ise ‘s olarak kısaltılabilir. Bağlama bakarak ‘s takısının sahiplik takısı veya is’in kısaltması olmadığını anlayabilirsin. 

Olumsuz Cümlelerde Present Perfect Tense

Eğer Present Perfect Tense’in olumlu cümlelerdeki kullanımını kavradıysan, olumsuz halleri çocuk oyuncağı! Tek yapman gereken yardımcı fiillerimiz olan has veya have’e olumsuzluk anlamı katacak olan not’ı eklemek. Yani formülümüz şu şekilde:

 

I, you, we, they have not / haven’t Fiilin üçüncü hali
He, she, it has not / hasn’t Fiilin üçüncü hali

 

Not: “Have not” haven’t, “has not” hasn’t olarak kısaltılır.

Örnek:

  • I haven’t seen him since yesterday. (Onu dünden beri görmedim.)
  • She hasn’t watched any new movies for months. (O aylardır hiç yeni film izlemedi.)
  • They haven’t met with their lawyer yet. (Onlar henüz avukatlarıyla tanışmadı.)
  • Kevin hasn’t played guitar for 2 years. (Kevin iki senedir gitar çalmadı.)
  • He hasn’t been to New York. (O New York’ta bulunmadı.)

Not: Present Perfect’te bir yerde bir zamanlar bulunduğumuz ve artık orada olmadığımızı belirtmek için “been” kullanırız. “Gone” kullanırsak, oraya gittiğimiz ve hala orada olduğumuz anlamı çıkar.

Soru Cümlelerinde Present Perfect Tense

Artık Present Perfect Tense’deki yardımcı fiillerimizin have/has olduğunu biliyorsun. Önceki Tenselerden de hatırlayabileceğin gibi soru cümlelerini kurarken en başa özne değil, yardımcı fiilleri getiririz. Bence mantığı kavradın! Formülümüz şu şekilde:

 

Have I, you, we, they Fiilin üçüncü hali
Has he, she, it Fiilin üçüncü hali

 

Örnek:

  • Have you seen Mike? (Mike’ı gördün mü?)
  • Has she found her stolen laptop? (O çalınan dizüstü bilgisayarını bulabildi mi?)
  • Has he tried to turn the PC on and off? (Bilgisayarı kapatıp açmayı denedi mi?) 
  • Where have they found such a rare car? (Bu kadar nadir bir arabayı nerede buldular?)
  • How have you met your husband? (Kocanla nasıl tanıştın?)

Not: Yalnızca yardımcı fiili başa getirerek yaptığımız sorulara “Yes/No Question” (Evet/hayır sorusu) denir. “Evet” veya “hayır” dışında bilgi veren bir soru sormak için “Wh- Question” oluşturman gerekli. Bu noktada yapman gereken tek şey, Yes/No Question’ın başına where, why, when, how, who gibi soru kelimeleri getirmek! Tabii ki sorunun cevabı sorunun içinde olamayacağı için cümleyi biraz değiştirmen gerekebilir.

peresent perfect tense kullanılan zaman ibareleri

Present Perfect Tense’de Already, Just ve Yet

Şimdi Present Perfect’te kullanılan birkaç zaman ibaresine değineceğiz. Öncelikle sık kullanılan already, just ve yet ile başlayalım.

Already

Already, cümleye bahsedilen eylemin “çoktan, halihazırda, uzun zaman önce” yapıldığı anlamını verir. Olumlu cümlelerde fiilden önce kullanılır.  

Örnek:

  • I’ve already finished my homework. (Ödevimi çoktan bitirdim.)
  • They have already heard about the news. (Onlar çoktan haberi aldılar.)
  • Josh has already prepared dinner. (Josh çoktan akşam yemeğini hazırladı.)

Just

Just, Present Perfect cümleye “henüz, yakın zamanda, kısa süre önce” anlamı katar. Already gibi olumlu cümlelerde, fiilden önce kullanılır.

Örnek:

  • We have just finished eating lunch. (Öğlen yemeğini yemeyi henüz bitirdik.)
  • She has just come back from school. (O okuldan yeni geldi.)
  • You have just broken the vase. (Az önce vazoyu kırdın.)

Yet

Yet, cümleye “daha, henüz” anlamı katar. Olumsuz veya olumlu soru cümlelerinin en sonunda kullanılır.

Örnek:

  • I haven’t written my essay yet. (Makalemi henüz yazmadım.)
  • She hasn’t given me my book back yet. (O hala kitabımı geri vermedi.)
  • Have you read the book yet? (Kitabı okudun mu?)

Ekstra bir örnek daha

  • I haven’t checked out Open English yet. (Henüz Open English’i incelemedim.)

Yoksa sen de henüz Open English’in olanaklarını incelemedin mi? Seni internet sitemizde küçük bir gezintiye davet ediyoruz. Sınırsız erişimi ve deneyimli kadrosuyla Open English’in ilgini çekeceğine eminiz!

Present Perfect Tense’de Since ve For

Present Perfect’te en sık kullandığımız iki zaman ibaresi since ve for bazen kafa karıştırıyor olabilir. Bunun en büyük sebebi ise genelde “…’den beri” ve “…dır” şeklinde ezberletilmesidir. Burada mantığına ve altındaki anlama odaklanacağız.

Since

Since kelimesini büyük ihtimalle dükkanların logolarında ve şirketlerin isimlerinin altlarında görmüşsünüzdür. Since, yanına gelen zaman ibaresiyle bir işin ne zaman yapılmaya başlandığını gösterir. 

Örnek:

  • Turkey has been a republic since 1923. (Türkiye 1923’ten beri bir cumhuriyettir.)
  • I’ve been working out since February. (Şubat’tan beri egzersiz yapıyorum.)
  • She hasn’t heard from him since last week. (Geçen haftadan beri ondan haber almadı.)

For

For, yanına gelen diğer zaman ifadeleriyle birlikte, bir işin ne kadar süredir yapıldığını ifade eder. Sinceden farkı, başlangıçtan değil, işin yapıldığı süreçten bahsetmesidir. Yani since başlangıçtan, for süreçten bahseder diyebiliriz.

Örnek:

  • I’ve worked for this company for 12 years. (12 yıldır bu şirkette çalışıyorum.)
  • She has written articles for a month. (Bir aydır makaleler yazıyor.) 
  • They have jogged on the park for an hour. (1 saat boyunca parkta yürüyüş yaptılar.)

Present Perfect Tense’de Never ve Ever

Never

Never, “hiç” anlamındadır ve kullanıldığı olumlu yapıdaki cümlelere olumsuzluk anlamı katar. Not ve never aynı cümlede kullanılmaz.

Örnek:

  • I have never eaten meat. (Hiç et yemedim.)
  • She has never been to Madrid. (O hiç Madrid’de bulunmadı.)
  • They have never heard anything like this. (Onlar hiç böyle bir şey duymadı.)

Ever

Ever, kullanıldığı cümleye “bu zamandan önce, şimdiye kadar” anlamı katar. Soru cümlelerinde, “the first time … ever” ve “nobody/nothing… ever” kalıplarında kullanılır.

Örnek:

  • Have you ever driven a car? (Şimdiye kadar hiç araba sürdün mü?)
  • This is the first time anyone has ever climbed that mountain. (Bu şimdiye kadar birinin bu dağa ilk tırmanışı.)
  • Nothing ever made sense to him. (Şimdiye kadar hiçbir şey ona mantıklı gelmedi)

Tebrikler! Artık Present Perfect Tense’e tüm detaylarıyla hakimsin! Eksiğin olduğunu düşündüğün diğer konularda, geliştirmek istediğin İngilizce becerilerinde, geçmek için can attığın tüm İngilizce sınavlarında Open English sana yardım etmek için burada! Üstelik 7/24 canlı dersleri, sınırsız erişimi ve dünyanın her yerinden deneyimli eğitmen kadrosuyla!

Open English ile İngilizcenin kapılarını açmak için kayıt olup sınırsız erişimin tadını çıkarabilirsin!

Lead Kelimesinin Farklı Anlamları ve Kullanım Örnekleri

Dil, sürekli ilgi çekici bir özellikler, belirginlikler ve özgünlüklerle dolu olan bir harikadır. İngilizcenin en ilginç yönlerinden biri, homofonlardır: Aynı şekilde telaffuz edilen ancak farklı anlamlara sahip olan ve genellikle farklı yazılışlara sahip olan kelimeler. Bu blog yazısında, “Lead” adlı bir homofon kelimesine odaklanacağız ve bu kelimenin çok yönlü dünyasını keşfedeceğiz. Müzik notalarından ağır metale ve rehberlikten yaygın bir malzemeye kadar, “lead” kelimesi bizi İngilizcenin ilginç bir yolculuğuna çıkaracak.

Müziğin “Lead”i: ‘Lead’ Notaları:

Müziğin dünyası ile başlayalım. Müzik notasyonunda, “lead” kelimesi “led” şeklinde aynı şekilde telaffuz edilir ve bir müzik parçasının yönünü veya liderliğini ifade eder. Bir müzisyenin “liderliği ele alması” istendiğinde, diğerlerini yönlendirmek, tempo belirlemek ve sık sık özgün dokunuşlar eklemek sorumluluğunu taşır. Rock bir grubunun lider gitarını çalarken veya bir orkestrayı yönetirken, bu “lead,” yolu gösterme ve öncülük etme ile ilgilidir. Şimdi birkaç örneğe bakalım:

  • The guitarist played the lead melody, setting the tone for the entire song. (Gitarist, öncü melodiyi çaldı ve şarkının tamamı için tonu belirledi.)
  • The conductor asked the first violinist to take the lead and guide the orchestra through the challenging piece. (Şef, birinci kemanı liderlik yapması ve orkestrayı zorlu eserin içinden yönlendirmesi için görevlendirdi.)
  • In jazz music, improvisation often takes the lead, allowing musicians to express their creativity. (Caz müziğinde, sık sık özgürlük, müzisyenlere yaratıcılıklarını ifade etme fırsatı verir.)
  • The lead singer’s powerful voice captured the audience’s attention from the first note. (Baş vokalin güçlü sesi, ilk notadan itibaren izleyicilerin ilgisini çekti.)
  • The drummer played a lead role in maintaining the rhythm of the song, keeping the entire band in sync. (Davulcu, şarkının ritmini korumada öncü bir rol oynadı ve tüm grubun uyum içinde kalmasını sağladı.)

ağır element lead madde olarak

Ağır Element: ‘Lead’ Madde Olarak:

Şimdi, periyodik tablonun dünyasına geçelim. Bu bağlamda “lead” aynı şekilde telaffuz edilir ancak oldukça farklı bir şeyi ifade eder. Burada, “lead,” sembolü Pb olan kimyasal bir elementtir ve Latince “plumbum” kelimesinden türetilmiştir. Bu yoğun metal, yoğun özellikleri ile bilinir ve yüzyıllardır bir dizi uygulamada kullanılmıştır, borulardan radyasyon koruyucularına kadar.

  • Lead is a heavy metal that has been used for centuries in the construction of water pipes. (Kurşun, yüzyıllardır su borularının yapımında kullanılan ağır bir metaldır.)
  • The artist used lead-based paint in the historical building restoration project. (Sanatçı, tarihi bina restorasyon projesinde kurşun bazlı boya kullandı.)
  • Lead is known for its high density and malleability, making it useful in various industrial applications. (Kurşun, yüksek yoğunluğu ve şekil verilebilirliği ile bilinir ve çeşitli endüstriyel uygulamalarda kullanışlıdır.)
  • Lead’s ability to block radiation makes it valuable in the production of protective aprons for medical professionals. (Kurşunun radyasyonu engelleme yeteneği, tıp profesyonelleri için koruyucu önlüklerin üretiminde değerlidir.)
  • Due to the toxic nature of lead, there have been efforts to phase it out of products like gasoline and paints. (Kurşunun toksik yapısı nedeniyle, benzin ve boyalar gibi ürünlerden çıkarılması için çaba sarf edilmiştir.)

Akıcı bir şekilde İngilizce konuşmak için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak ve seni aramamızı beklemek!

yön veren lead rehberlik anlamı

Yön Veren “Lead”: Rehberlik Anlamı:

  • Şimdi, “lead” kelimesinin başka bir anlamını inceleyelim. Rehberlik veya yönlendirme anlamında “lead,” bir kişinin başkalarını bir yere veya bir duruma yönlendirmesi veya rehberlik etmesi anlamına gelir. Örneğin, bir lider veya öğretmen, grubunu veya öğrencilerini belirli bir hedefe yönlendirmek için “lead” kelimesini kullanabilir. Bu tür bir “lead,” bir kişinin bilgelik ve deneyimini paylaşma ve başkalarına yol gösterme yeteneğini temsil eder.
  • The experienced coach will lead the team to victory through his strategic guidance. (Deneyimli koç, stratejik rehberliği ile takımı zafer yolunda yönlendirecektir.)
  • As a mentor, she always tries to lead her mentees toward personal and professional growth. (Bir mentor olarak, her zaman öğrencilerini kişisel ve profesyonel büyüme yönünde yönlendirmeye çalışır.)
  • The manager’s role is to lead the employees by setting clear goals and providing support along the way. (Yöneticinin rolü, net hedefler belirleyerek ve yol boyunca destek sağlayarak çalışanları yönlendirmektir.)
  • Teachers have the responsibility to lead their students to academic excellence by providing effective instruction. (Öğretmenler, etkili öğretim sağlayarak öğrencilerini akademik mükemmelliğe yönlendirmekle sorumludur.)
  • In his role as a spiritual leader, he aims to lead his congregation toward a deeper understanding of their faith. (Ruhsal bir lider olarak, topluluğunu inançlarının daha derin bir anlayışına yönlendirmeyi amaçlar.)

Verimli bir şekilde İngilizce çalışmak için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak ve online İngilizce kursumuza katılmak!

haber başlığı olarak lead - the lead story

Haber Başlığı Olarak Lead: The Lead Story

 “The lead story” ifadesi, haber programlarında veya gazetelerde en öne çıkan veya en önemli haber hikayesini tanımlar. Bu, genellikle günün veya anın en dikkat çekici veya etkileyici olayıdır. Örneğin, bir televizyon haber programının başlığı veya bir gazetenin birinci sayfasındaki önde gelen haber, “lead story” olarak adlandırılır.

  • Tonight, on our evening news, the lead story is the severe weather warning for the upcoming weekend, with a potential hurricane on the horizon. (Bu akşam haberlerimizde, öncü hikaye, önümüzdeki hafta sonu için şiddetli hava uyarısı ve yaklaşan bir kasırga tehlikesiyle ilgilidir.)
  • In today’s newspaper, the lead story on the front page covers the latest breakthrough in cancer research. (Bugünkü gazetede, ön sayfadaki öncü hikaye kanser araştırmalarında son yaşanan gelişmeyi ele almaktadır.)
  • Visit our website for the lead story about the global climate conference, where world leaders discussed crucial environmental policies. (Dünya liderlerinin önemli çevresel politikaları tartıştığı küresel iklim konferansı hakkındaki öncü hikaye için web sitemizi ziyaret edin.)
  • On today’s radio news bulletin, the lead story highlights the ongoing labor strike affecting public transportation services in the city. (Bugünün radyo haber bülteninde, öncü hikaye şehirdeki toplu taşıma hizmetlerini etkileyen devam eden işçi grevini vurguluyor.)
  • The lead story on our news portal focuses on the latest developments in the political standoff between the two neighboring countries. (Haber portalımızdaki öncü hikaye, iki komşu ülke arasındaki siyasi çıkmazın son gelişmelere odaklanıyor.)

Her Yolu Açan ‘Lead’le, Yeni Keşiflere Yelken Aç!

Hayatın birçok yolunu açmak için tek bir kapıya ihtiyacınız var. Open English seni dünya genelinde sınırsız fırsatlara, yeni keşiflere ve anıların sonsuzluğuna doğru bir yolculuğa davet ediyor.

Open English ile neleri başarabileceksin:

  • İngilizce Öğren: Dünyanın dört bir yanındaki insanlarla iletişim kurup, kültürleri keşfedecek ve seyahatlerini unutulmaz kılabileceksin.
  • Kariyerini İleri Taşı: Dil becerilerini geliştirerek iş dünyasında ve kariyerinde öne çık. Daha fazla iş fırsatı yakala.
  • Kendini Daha İyi İfade Et: Düşüncelerini açıkça ifade edip, yeni arkadaşlar edinebilir ve dünya görüşünü genişletebilirsin.
  • Eğitim ve Öğrenme: Her yaşta öğrenmeye devam et. Open English ile bilgiye ve eğitim fırsatlarına her zaman erişim sağlayabilirsin.

Geleceğe daha güvenli adımlarla yanaşmak için dil engellerini kaldırmanın vakti geldi. Open English görmek istediğin dünyaların kapılarını ardına kadar açmana yardımcı olur. Seni yeni maceralara ve unutulmaz anılara götüren bu yolculuğa şimdi katıl. Open English ile başarı sayfanın kenarında dolduracağın form kadar uzağında.