Mekanları Tarif Ederken Kullanabileceğin İngilizce 50 Sıfat

Gittiğimiz yerleri, bulunduğumuz atmosferi tarif etmek için birçok farklı İngilizce kelimeye ihtiyaç duyabiliriz. Bu sıfatlar olumlu veya olumsuz anlamda birçok şekilde olabilir. Özellikle birçok farklı kökenden gelen arkadaşlarınla bulunduğun ortamda kendi gittiğin ortamları tarif edebilmek için bu sıfatlara sık sık ihtiyaç duyabilirsin. Bu yazıda mekanları tarif etmene yardımcı olacak elli farklı sıfattan ve bu sıfatları içeren örneklerden bahsedeceğiz.

Mekan Tarifinde Kullanabileceğin İngilizce Sıfatlar

  1. Spacious (Geniş)
  2. Cozy (Rahat, Sıcak)
  3. Modern (Modern)
  4. Ancient (Antik, Eski)
  5. Stylish (Şık)
  6. Rustic (Köy, Kırsal)
  7. Elegant (Zarif)
  8. Quaint (Eski moda, Şirin)
  9. Vibrant (Canlı, Enerjik)
  10. Serene (Huzurlu, Sakin)
  11. Bustling (Kalabalık, Canlı)
  12. Charming (Cazip, Çekici)
  13. Minimalistic (Minimalist)
  14. Luxurious (Lüks)
  15. Historical (Tarihi)
  16. Picturesque (Resim gibi, Manzaralı)
  17. Tranquil (Huzur veren)
  18. Urban (Kentsel)
  19. Far away (Uzak, Ücra, uzakta)
  20. Industrial (Endüstriyel)
  21. Welcoming (Karşılayıcı)
  22. Lively (Canlı)
  23. Secluded (İzole edilmiş)
  24. Quirky (Garip, Tuhaf)
  25. Open-air (Açık hava)
  26. Cosmopolitan (Küresel)
  27. Traditional (Geleneksel)
  28. High-tech (Yüksek teknoloji)
  29. Hip (Moda, Popüler)
  30. Dimly lit (Az aydınlatılmış)
  31. Grand (Muhteşem)
  32. Earthy (Topraksal, Doğal)
  33. Contemporary (Çağdaş)
  34. Tranquil (Huzurlu)
  35. Romantic (Romantik)
  36. Ambient (Ortam)
  37. Chic (Şık, Moda)
  38. Disinterested employees (İlgisiz çalışanlar)
  39. Authentic (Orijinal, Gerçek)
  40. Majestic (Majestik)
  41. Welcoming (Hoşgörülü)
  42. High-ceilinged (Yüksek tavanlı)
  43. Airy (Havadar)
  44. Homely (Ev gibi, Sıcak)
  45. Artistic (Sanatsal)
  46. Secluded (Gizli, Tenha)
  47. Noisy (Gürültülü)
  48. Unhygenic (Hijyenik olmayan, pis)
  49. Pristine (Masum, el değmemiş)
  50. Traditional (Geleneksel)

Bu kelimeleri İngilizce konuşurken aktif bir şekilde kullanmak istersen, yan tarafta yer alan formu doldurarak online İngilizce kursumuzda çalışmaya başlayabilirsin.

mekanları tarif ederken kullanabileceğin ingilizce cümleler

Mekanları Tarif Ederken Kullanabileceğin İngilizce Cümleler

Bu başlıkta eğer yapabiliyorsan öncelikle cümleleri kendine göre çevirmeyi deneyebilirsin. Hemen ardından cümle çevirinin doğruluğunu kontrol etmek için aşağıda yer alan Türkçe çevirilerden yararlanabilirsin.

  1. The spacious loft apartment has large windows that fill the room with natural light.
  2. The cozy café was adorned with vintage decorations, creating a warm and inviting atmosphere.
  3. The modern art gallery showcased a vibrant collection of contemporary artwork from various artists.
  4. The ancient castle stood atop the hill, its majestic towers overlooking the surrounding landscape.
  5. The rustic cabin in the woods offered a serene escape from the hustle and bustle of city life.
  6. The stylish rooftop bar provided a breathtaking view of the city skyline.
  7. The quaint little bookstore was filled with the nostalgic scent of old books.
  8. The bustling market was alive with the vibrant colors of fresh produce and handmade crafts.
  9. The luxurious spa resort boasted high-ceilinged architecture and lavish amenities.
  10. The historic district was lined with charming cobblestone streets and well-preserved buildings.
  11. The industrial warehouse was transformed into a hip and trendy coworking space.
  12. The picturesque garden was filled with blooming flowers and lush greenery.
  13. The tranquil beach offered the soothing sound of waves and a gentle breeze.
  14. The cosmopolitan city was a melting pot of cultures, reflected in its diverse culinary scene.
  15. The remote cabin in the mountains provided a quiet retreat away from the noise of the city.
  16. The art studio had an airy and open design, perfect for fostering creativity.
  17. The historic cathedral showcased intricate architecture and beautiful stained glass windows.

 

  1. Geniş çatı katı daire, büyük pencereleriyle odayı doğal ışıkla dolduruyor.
  2. Rahat kafe, vintage dekorasyonlarla süslenmişti ve sıcak ve davetkar bir atmosfer yaratıyordu.
  3. Modern sanat galerisi, çeşitli sanatçılardan çağdaş eserlerin canlı bir koleksiyonunu sergiledi.
  4. Antik kale tepeye kurulmuş, muhteşem kuleleri çevredeki manzarayı gözetliyordu.
  5. Kırsal ormandaki kabin, şehir hayatının karmaşasından sakin bir kaçış sunuyordu.
  6. Şık çatı katı bar, şehir manzarasının nefes kesen bir görünümünü sağladı.
  7. Eski moda küçük kitapçı, eski kitapların nostaljik kokusuyla doluydu.
  8. Canlı pazar, taze ürünlerin ve el yapımı zanaatların canlı renkleriyle dolup taşıyordu.
  9. Lüks spa tatil köyü, yüksek tavanlı mimari ve şatafatlı olanaklarla övünüyordu.
  10. Tarihi bölge, taş döşeli sokaklar ve iyi korunmuş binalarla çevriliydi.
  11. Endüstriyel depo, havalı ve trendi bir coworking alanına dönüştürüldü.
  12. Resim stüdyosu havadar ve açık bir tasarıma sahipti, yaratıcılığı teşvik etmek için mükemmeldi.
  13. Huzurlu plaj, dalga sesinin ve hafif esintinin yatıştırıcı sesini sunuyordu.
  14. Küresel şehir, çeşitli mutfak sahneleriyle yansıtılan kültürlerin kaynaşma noktasıydı.
  15. Dağlardaki uzak kabin, şehir gürültüsünden uzak sessiz bir kaçış sunuyordu.
  16. Sanat stüdyosu şık mobilyalar ve temiz çizgiler içeriyordu.
  17. Tarihi katedral, karmaşık mimariyi ve güzel vitray pencereleri sergiliyordu.

Verimli bir şekilde İngilizce çalışmak için arayış içindeysen, hemen yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

mekanları tarif eden ingilizce diyalog

Mekanları Tarif Eden İngilizce Diyalog

Alex: Hey, Sarah! I just visited this cozy café in the heart of the city. The rustic decor and vintage furniture give it such a unique vibe.

(Merhaba, Sarah! Şehir merkezinde bu sıcak kafeyi ziyaret ettim. Kırsal dekor ve vintage mobilyalar ona benzersiz bir hava katıyor.)

Sarah: Oh, really? That sounds charming! I’ve been to a contemporary art gallery recently. The minimalistic design and the vibrant artwork created a really dynamic atmosphere.

(Gerçekten mi? Kulağa çok çekici geliyor! Ben de son zamanlarda çağdaş bir sanat galerisine gittim. Minimalist tasarım ve canlı sanat eserleri gerçekten dinamik bir atmosfer oluşturmuş.)

Alex: That sounds amazing! I love places that blend tradition and modernity. You should definitely check out the café I mentioned, it’s got this quaint yet stylish feel that I think you’d appreciate.

(Harika görünüyor! Gelenek ile modernliği harmanlayan yerleri seviyorum. Kesinlikle bahsettiğim kafeyi denemelisin, burada eski moda ama şık bir his var, bunu takdir edeceğini düşünüyorum.)

Sarah: I’m totally up for that! By the way, I also explored a historic district last week. The architecture was so grand and majestic, it felt like stepping back in time.

(Buna tamamen hazırım! Bu arada geçen hafta tarihi bir bölgeyi keşfettim. Mimarisi o kadar büyük ve görkemliydi ki, sanki zamanda geriye doğru bir adım atmış gibi hissettim.)

Alex: Wow, that’s intriguing! I’m a fan of history, so that’s right up my alley. And speaking of grand, I went to this luxurious spa resort. The serene surroundings and high-ceilinged architecture really made it a relaxing escape.

(Vay, ilginç! Ben tarih hayranıyım, bu tam benlik bir şey. Ve büyükten bahsetmişken, lüks bir spa tatil köyüne gittim. Huzurlu çevre ve yüksek tavanlı mimari gerçekten rahatlatıcı bir kaçış sunuyor.)

Sarah: That sounds like a dream! I’m all about finding serene spots. Maybe we can plan a day to explore both the café and the spa resort together?

(Hayal gibi geliyor! Benim için huzurlu yerler bulmak çok önemli. Belki hem kafeyi hem de spa tatil köyünü birlikte keşfetmek için bir gün planlayabiliriz?)

Alex: Absolutely, that’s a fantastic idea! It would be a perfect blend of cozy charm and luxurious relaxation. Let’s do it!

(Kesinlikle, harika bir fikir! Rahat ve lüks bir tatili mükemmel bir şekilde harmanlamış oluruz. Yapalım!)

Sarah: Great, looking forward to it! Let’s capture the essence of these places and share the experiences with our followers.

(Süper, heyecanla bekliyorum! Bu yerlerin özünü yakalamak ve deneyimleri takipçilerimizle paylaşmak istiyorum.)

Alex: Definitely, our followers will love it. It’s all about discovering hidden gems and sharing the joy with them.

(Kesinlikle, takipçilerimiz bunu çok sevecek. Gizli hazineleri keşfetmek ve onlarla mutluluğu paylaşmak her şeydir.)

Bu yazıda mekanları tarif ederken kullanabileceğin sıfatlardan bahsettik. Eğer kelime hazneni genişletmek ve İngilizce öğrenmek istersen, yan taraftaki formu doldurarak ilk adımı atabilirsin.

Evde İngilizce Öğrenmek İstiyorum Mu Diyorsunuz?

Evimiz… Konfor alanımız… Son dönemin hayatımıza kazandırdıklarının başında; evden çalışma, eğitime evden devam etme ve evde kendimizi geliştirme geliyor.

Evde kendimizi geliştirmenin binlerce yöntemi var. Pek çok kurumun online eğitimlere ağırlık vermesiyle, evden eğitim almak artık her şeyden kolay bir hal aldı. Tabii bu durumda evde İngilizce öğrenmek de herkesin istediği bir duruma dönüştü.

“İngilizce öğrenmek istiyorum.” diyen birçok insanın evde İngilizce öğrenmek için çabaladığına şahit olmuşsunuzdur. Bunlardan kimileri başarılı olurken kimileri de vazgeçip farklı maceralara yelken açarlar.

Peki evde İngilizce öğrenmek gerçekten mümkün mü? Mümkünse evde İngilizce öğrenmek için neler yapılabilir?

İşte bu soruların cevapları ve daha fazlası:

evde ingilizce öğrenmek mümkün mü

Evde İngilizce Öğrenmek Mümkün Mü?

Sürekli evde olan birinden konuşma sırasında “Ben de İngilizce öğreniyorum.” gibi bir cümle duyabilirsiniz. Evde İngilizce öğrenmek pek tabii mümkün bir şey ama bunun için yapılması ve dikkate alınması gereken birçok unsur var.

Bu unsurları göz önünde bulundurarak kendi çalışma planınızı hayata geçirdiğinizde evde İngilizce öğrenmek sizin için çok kolay bir hal alacaktır.

Evde İngilizce öğrenmek için neler yapmanız gerektiğini merak ediyorsanız, yazımızı okumaya devam edin.

Evde İngilizce Öğrenmek İçin Ne yapabilirim?

“Evde İngilizce öğrenmek istiyorum.” diyorsanız kendi çalışma planınızı oluşturmalı ve buna katı bir şekilde riayet etmelisiniz. Bu çalışmalarınızı İngilizce okuma, İngilizce yazma, İngilizce dinleme ve İngilizce konuşma başlıkları altında çeşitlendirmeli ve hepsini düzenli olarak hayata geçirmelisiniz.

Öğrendiğiniz her yeni bilgiyi tekrar etmeli, kelime çalışmalarınızı İngilizce altyapınıza göre artırmalı ya da belli bir seviyede tutmalısınız. İngilizce metinler yazmaya başlamalı, öğrendiğiniz kelimelere metinlerde yer vermeli ve gramer kurallarını yazılarınızda kullanmalısınız.

Kelimelerin telaffuzunu doğru bir şekilde öğrenmek ve kulak aşinalığı oluşturmak için listening egzersizlerini hiç bırakmamalısınız. Evde İngilizce öğrenmek için; müzik dinleyerek, film izleyerek ya da kitap dinleyerek İngilizce kelime telaffuzlarını sürekli duymalısınız.

Ve konuşma pratiklerine kesinlikle ağırlık vermelisiniz. İngilizce konuşma pratiğini tek başınıza yapamayacağınız için burada Open English olarak sunduğumuz profesyonel online İngilizce eğitimimize bir göz atmanızda fayda var.

Yan tarafta yer alan formu doldurun, hemen size ulaşalım.

evde ingilizce öğrenmek istiyorum

Evde İngilizce Öğrenmek İçin Profesyonel Destek

Open English olarak yıllardır online İngilizce eğitim vermekteyiz. Dilediği zaman dilediği yerden İngilizce çalışmak isteyenlerin, yorgun bir şekilde işten çıktıktan sonra İngilizce kursuna katılmak zorunda olan bireylerin, okul bitiminde koşa koşa kursa giden öğrencilerin ve İngilizce öğrenmek niyetinde olan herkesin kolayca evde İngilizce öğrenmek için kullanabileceği bir platforma sahibiz.

İlk seviyeden başlayarak son seviyeye kadar her eğitimin yer aldığı platformumuzda; konuşma, okuma, yazma ve dinleme için çeşitli aktiviteler ve dersler mevcut. Ayrıca ilgi alanınıza göre oluşturduğumuz içeriklerimizle hem kelime haznenizi hem de bilgi birikiminizi artırmaktayız.

Alanında uzman eğitmenler tarafından gerçekleştirilen canlı dersler ile siz de evde İngilizce öğrenebilirsiniz.

“Evde İngilizce öğrenmek istiyorum.” diyorsanız, vakit kaybetmeden yanda yer alan formu doldurun ve arkadaşlarımızın size ulaşmasını bekleyin. Ekip arkadaşımız sizi en kısa sürede arayacak ve merak ettiğiniz her soruyu cevaplayıp üyelik işlemlerinizi tamamlayacaktır.

Birden Fazla Anlamı Olan İngilizce Fiiller: CUT

İngilizcenin renkli paletinde dolaşırken, bazen bir kelimenin ne kadar çok yönlü olabileceğine şaşıracaksın. Bugünkü durağımız ise “cut” kelimesi ve onun pek çok farklı anlamı olacak. Bu yazıda ‘cut’ kelimesinin sadece bir işleme veya nesneye dair değil, aynı zamanda duygulara, ilişkilere ve hatta sanata dair ne kadar geniş bir kullanım yelpazesi olduğunu göreceksin. Hazır mısın? Öyleyse gelin, “cut” kelimesinin gizemli dünyasına adım atalım ve birlikte keşfe çıkalım!

Kelimelerin Sihirli Dünyasına Bir Adım

Eğer sen de İngilizceyi daha derinlemesine keşfetmek, kelime dağarcığını zenginleştirmek ve dilin sırlarını çözmek istiyorsan, doğru yerdesin. Open English ile İngilizce öğrenmek artık sıkıcı olmaktan çıkıyor. Sana sadece ders değil, aynı zamanda dilin tüm renkleriyle dolu bir macera sunuyor.

Open English, sadece bir dil kursu değil, aynı zamanda dilin sonsuz güzelliklerini ve derinliklerini keşfedebilmen için de bir araç. Kelimelerin farklı anlamlarını, kullanım alanlarını ve dilin inceliklerini öğrenerek, İngilizceni güçlendirebilirsin. Open English ile dilin dünyasına adım attığında, kelimeler artık sadece basit semboller değil, düşüncelerini ifade etmenin araçları olacak.

Zamana ve mekâna bağlı kalmadan, istediğin zaman ve istediğin yerden dil öğrenmeye başlayabileceğin online İngilizce kursu. Etkileşimli ders içerikleri, gerçek hayattan örnekler ve pratik alıştırmalar sayesinde İngilizceni hızla geliştirebilirsin.

Haydi, dilin sınırlarını zorlamak ve yeni bir dünyanın kapılarını aralamak için bugün Open English’e katıl!

ingilizce cut kelimesinin farklı kullanımları

İngilizce Cut Kelimesinin Farklı Kullanımları

  1. Kesmek Anlamında Kullanım:
  • I need to cut the vegetables for the salad.
    • Salata için sebzeleri kesmem gerekiyor.
  • He accidentally cut his finger while cooking.
    • Yemek pişirirken kazara parmağını kesti.
  1. Durdurmak, Kesintiye Uğratmak Anlamında Kullanım:
  • They cut the power due to a maintenance issue.
    • Bakım sorunu nedeniyle elektriği kestiler.
  • The president’s speech was cut short due to technical difficulties.
    • Başkanın konuşması teknik sorunlar nedeniyle erken kesildi.
  1. İndirim Yapmak Anlamında Kullanım:
  • The store is cutting prices for the back-to-school sale.
    • Mağaza, okula dönüş indirimleri için fiyatları düşürüyor.
  • They decided to cut the cost of the product by 20%.
    • Ürünün maliyetini %20 indirmeye karar verdiler.
  1. Yol Açmak, Kesmek Anlamında Kullanım:
  • The explorer cut a path through the dense jungle.
    • Kaşif yoğun ormanda bir yol açtı.
  • The river has cut a deep gorge over time.
    • Nehir zaman içinde derin bir vadi oluşturdu.
  1. Azaltmak Anlamında Kullanım:
  • The company had to cut its workforce due to financial issues.
    • Şirket, mali sorunlar nedeniyle iş gücünü azaltmak zorunda kaldı.
  • She’s trying to cut down on sugar in her diet.
    • Beslenmesinde şeker tüketimini azaltmaya çalışıyor.
  1. Keskin Olmak Anlamında Kullanım:
  • Be careful with that knife, it’s very sharp and can cut easily.
    • O bıçakla dikkatli ol, çok keskin ve kolayca keser.
  • The cut edges of the paper are quite sharp.
    • Kağıdın kesilmiş kenarları oldukça keskin.

cut kelimesinin kullanımı - film kesimi veya sahne değişimi

  1. Film Kesimi veya Sahne Değişimi Anlamında Kullanım:
  • The movie had a smooth cut from one scene to the next.
    • Filmde bir sahnenin diğerine sorunsuz bir geçişi vardı.
  • The director decided to make a drastic cut to improve the pacing of the film.
    • Yönetmen, filmdeki tempoyu iyileştirmek için büyük bir kesme yapmaya karar verdi.
  1. Azaltmak, Kısalmak Anlamında Kullanım:
  • The meeting was cut to only 30 minutes.
    • Toplantı 30 dakikaya indirildi.
  • His vacation was cut short due to unexpected work obligations.
    • Tatili beklenmedik iş yükü nedeniyle kısa kesildi.
  1. Kesim, Yara veya Kesi Anlamında Kullanım:
  • He has a small cut on his arm from falling.
    • Düşmesi sonucu kolunda küçük bir kesik var.
  • The doctor stitched up the deep cut on her leg.
    • Doktor, bacağındaki derin kesiyi dikişledi.

ingilizce cut kelimesinin farklı kullanımları - ilişkiyi sonlandırmak

  1. İlişkiyi Sonlandırmak veya İlişkiyi Kesmek Anlamında Kullanım:
  • They decided to cut ties with that unreliable supplier.
    • Güvenilmez tedarikçi ile ilişkileri kesmeye karar verdiler.
  • She finally cut all connections with her toxic ex-boyfriend.
    • Sonunda toksik eski erkek arkadaşıyla tüm bağlantıları kopardı.
  1. Bir Şekilde Yol Açmak Anlamında Kullanım:
  • Their innovative approach cut a new path in the field of technology.
    • Yenilikçi yaklaşımları, teknoloji alanında yeni bir yol açtı.
  • Her research has cut a clear trail for future scientists to follow.
    • Onun araştırması, gelecekteki bilim insanları için net bir yol açtı.
  1. Müzik veya Ses Kesimi Anlamında Kullanım:
  • They had to cut a few verses from the song to fit the radio airplay time.
    • Şarkıyı radyo yayın süresine sığdırmak için birkaç dörtlüğü kesmek zorunda kaldılar.
  • The sound engineer made a clean cut to remove the background noise.
    • Ses mühendisi arka plan gürültüsünü kaldırmak için temiz bir kesim yaptı.
  1. Yapışkan veya Kesici Olmayan Maddelerle Kesme Anlamında Kullanım:
  • You can cut this cake with a plastic knife.
    • Bu pastayı plastik bir bıçakla kesebilirsiniz.
  • The scissors can easily cut through paper.
    • Makas kolayca kağıdı keser.
  1. Oyuncak, Film Sahnesi veya Olay Kesimi Anlamında Kullanım:
  • The movie’s director’s cut includes scenes that weren’t shown in theaters.
    • Film yönetmenin kesimi, sinemalarda gösterilmeyen sahneleri içerir.
  • The final cut of the play was very different from the original script.
    • Oyunun final sahnesi, orijinal senaryodan çok farklıydı.
  1. Görsel Sanatlarda Kesme veya Montaj Anlamında Kullanım:
  • The artist cut out various shapes from colored paper for her collage.
    • Sanatçı, kolajı için renkli kağıttan çeşitli şekiller kesti.
  • The editor will cut this scene for pacing purposes.
    • Editör, tempoyu düzenlemek için bu sahneyi kesecek.
  1. Yolu Kısaltmak veya Kırpma Anlamında Kullanım:
  • Taking the shortcut through the woods will cut your travel time.
    • Ormanın içinden kısa yolu kullanmak seyahat sürenizi kısaltacak.
  • The new highway project aims to cut commute times significantly.
    • Yeni otoyol projesi, işe gidip gelme sürelerini önemli ölçüde kısaltmayı amaçlıyor.
  1. Giysi veya Kumaş Kesimi Anlamında Kullanım:
  • She is skilled at cutting patterns for custom-made dresses.
    • Özel dikim elbiseler için desen kesme konusunda yeteneklidir.
  • The tailor will cut the fabric according to the measurements.
    • Terzi, kumaşı ölçülere göre keser.
  1. Hız Azaltma veya Yolu Engelleme Anlamında Kullanım:
  • The construction zone cuts the speed limit in half.
    • İnşaat bölgesi, hız sınırını yarıya indirir.
  • The fallen tree cut the road, blocking all traffic.
    • Devrilen ağaç yol keserek tüm trafiği engelledi.
  1. Kamera, Işık veya Ses Kesimi Anlamında Kullanım:
  • The director called for a cut because of a technical issue.
    • Yönetmen, teknik bir sorun nedeniyle kesme emri verdi.
  • The audio engineer made a smooth cut to remove the background noise.
    • Ses mühendisi, arka plan gürültüsünü kaldırmak için sorunsuz bir kesme yaptı.
  1. İntihar veya Kendine Zarar Verme Anlamında Kullanım:
  • He was found in the bathroom with cuts on his wrists.
    • Bileklerinde kesiklerle banyoda bulundu.
  • It’s important to offer support to someone who’s struggling and may be thinking of cutting.
    • Zorluk çeken ve kesmeyi düşünen birine destek sunmak önemlidir.

İngilizce Adres Sorma Kalıpları

Günlük yaşamda en sık ihtiyaç duyulan kalıplar arasında İngilizce adres sorma ve adres tarif etme kalıpları yer alır. İster turistik amaçlı bir gezide şehir turu yaparken yanlış bir sokağa gir, ister en yakında bulunan eczaneyi sormak için yoldan geçen birini durdur, kullanacağın ifadeler mutlaka adres tarifiyle bağlantılı kalıpları kullanmayı gerektirecektir.

Bazen sen de yoldan geçen bir turistin adres sorusuna cevap verecek kent sakini rolünü üstlenebilirsin. İngilizce adres tarifinde dikkat edilmesi gereken püf noktalarını bilir ve bunları uygularsan her durumda akıcı bir diyalog oluşturman mümkün olur.

Başka bir deyişle, adres veya yer tarifi talebini açıkça sorabilir veya söz konusu yeri en kısa ve doğru biçimde karşı tarafa aktarabilirsin.

İngilizce adres tarifinde dikkat edilmesi gerekenler konusunu irdelemek isteyen dil öğrencileri, bu yazıda, İngilizce adres sorma, yer veya konum belirtme, yol veya güzergah tarif etme gibi adres tarifine ilişkin farklı adımlar hakkında pratik bilgileri bulabilirler.

İngilizce Adres Sorarken Dikkat Edilmesi Gerekenler

İngilizce adres tarifiyle ilgili ilk ipucu, adres sorma biçimleriyle bağlantılıdır. En nazik şekilde konuya giriş yapman için “Excuse me” kalıbını kullanmalısın. Adres sormak için en sık kullanılan iki kalıbın farklı versiyonlarını aşağıda bulabilirsin.

  • Excuse me, how can I get to the train station? (Affedersiniz, tren istasyonuna nasıl ulaşabilirim?)
  • Excuse me, how can I go to the bus station? (Affedersiniz, otobüs durağına nasıl gidebilirim?)
  • Could you please tell me where the bus stop is? (Otobüs durağının nerede olduğunu bana lütfen söyleyebilir misiniz?)
  • Could you explain me how to get to the airport, please? (Rica etsem, havaalanına nasıl gidebileceğimi bana anlatabilir misiniz?)

Eğer ulaşmak istediğin adres yakın bir mesafedeyse aşağıdaki kalıplardan da faydalanabilirsin.

  • Is there a pharmacy nearby? (Yakınlarda bir eczane var mı?)
  • Sorry to interrupt, but where is the nearest supermarket? (Rahatsız ettiğim için üzgünüm, en yakın süpermarket nerede acaba?)
  • Where is the nearest bank? (En yakın banka nerede acaba?)
  • Do you know where the hospital is? (Hastanenin nerede olduğunu biliyor musunuz?)

Özellikle daha resmî veya daha kibar bir iletişim biçimini tercih ediyorsanız rica etme kalıplarını içeren, aşağıdakine benzer İngilizce adres sorma biçimlerini tercih edebilirsiniz.

  • Could you help me to find a flourist’s? (Çiçekçi bulmama yardımcı olabilir misiniz?)
  • Can you tell me the way to the City Hotel, please? (Rica etsem, Şehir Oteli’ne nasıl gidildiğini bana tarif edebilir misiniz?)
  • Could you show me on the map where the Central Bus Station is? (Otobüs Terminali’nin nerede olduğunu bana haritada gösterebilir misiniz?)
  • Can I go there by bus? (Oraya otobüsle gidebilir miyim?)
  • Can I get to the airport by tram? (Havaalanına tramvayla gidebilir miyim?)

Bu bölümün başlangıcında belirtildiği gibi, İngilizce adres sormaya başlamak veya İngilizce konuşmayı başlatmak için bazı püf noktalarından faydalanabilirsin. Bunlar af dilemek, hitap etmek veya rica etmek kalıplarıyla benzerlik gösteren sözcüklerden ve sözcük öbeklerinden oluşur. Ayrıca yörenin yabancısı olduğunu belirten cümlelere de yer verebilirsin.

  • Excuse me! (Özür dilerim / Affedersiniz!)
  • Excuse me, sir / madam! (Affedersiniz beyefendi / hanımefendi!)
  • Sorry, I am not from around here. (Kusura bakmayın, buraların yabancısıyım.)
  • Sorry, but I seem to be lost! (Kusura bakmayın; galiba kayboldum.)
  • Hello, madam! (Merhaba hanımefendi!)

ingilizce adres yazma

İngilizce Adres Sorularına Cevap Verirken Dikkat Edilecekler

Size bir yabancı tarafından sorulan İngilizce adres belirtme sorularına yanıt verebilmen için farklı kalıplar mevcut. Bu durumda, olumlu yanıt verebilmek için karşındaki kişiye yardım edebileceğini gösteren ifadeleri kullanabilirsin.

  • Yes, of course. You can follow the route I’ll explain to you. (Evet, elbette. Size tarif edeceğim yolu takip edebilirsiniz.)
  • Let me see the map, first. (Tamam, önce bir haritaya bakayım.)
  • Don’t worry, I’ll show you the route. (Endişelenmeyin, size yolu göstereceğim.)

Adresi bilmediğini anlatmak için kibar biçimde İngilizce olumsuz yanıt verme yolunu seçebilirsin.

  • Unfortunately, I can’t help you. (Maalesef, size yardım edemiyorum.)
  • I don’t know exactly. (Tam olarak bilmiyorum.)
  • I am a stranger here. (Buranın yabancısıyım.)

İngilizce Yer ve Konum Belirtirken Dikkat Edilecekler

İngilizce adres tarifinin üçüncü aşaması İngilizce yer belirtme veya konum gösterme kalıplarıyla ifade edilir. Başka deyişle, adresi soran değil, adresi tarif eden kişi konumunda bulunduğun durumları gösterir. Konumunu veya gideceğin yerin konumunu aşağıdaki İngilizce ifadelerle tarif edebilirsin.

  • The bank is on the right. (Banka sağda bulunuyor.)
  • Blue Restaurant is on the left. (Mavi Restoran solda bulunuyor.)
  • City Hotel will be on your left after you pass the traffic lights. (Şehir Oteli trafik ışıklarını geçince solunuzda kalacak.)
  • The hospital is over there on the right. (Hastane ileride sağda.)
  • The pharmacy is upstairs / downstairs. (Eczane üst katta / alt katta.)
  • The hairdresser’s is on the ground floor in the shopping centre. (Kuaför, alışveriş merkezi içinde zemin katta.)
  • The ticket office is opposite the bank. (Bilet gişesi bankanın karşısında.)

İngilizce öğrenmek için ilk adımı yan tarafta yer alan formu doldurarak atabilirsin.

ingilizce adres tarifine dair detaylar

İngilizce Yol ve Güzergah Tarif Ederken Dikkat Edilecekler

Ulaşmak istediğiniz adrese giden yolu İngilizce tarif etmek için çok çeşitli yön belirtme kalıpları var. İlerlemek, sağa veya sola dönüş yapmak, farklı yol güzergahlarından birini seçmek için çok çeşitli kalıplardan durumuna uygun olanları tercih ederek İngilizce yol tarifini gerçekleştirebilirsin.

İlerleme belirten İngilizce yol tarifi kalıpları:

  • Go straight ahead. (Dümdüz devam edin.)
  • Go ahead this street. (Bu caddeden devam edin.)
  • Go ahead for a mile. (Bir mil ilerleyin.)
  • Walk along the Park Road. (Park Yolu boyunca yürüyün.)
  • Take this road. (Bu yoldan gidin.)
  • Go straight on until you see the mosque. (Camiyi görene kadar düz devam edin.)

Farklı yönlere dönüş belirten İngilizce adres kalıpları:

  • Turn right / Turn left at the traffic lights. (Trafik ışıklarında sağa dönün / sola dönün.)
  • Turn right at the second corner. (İkinci köşeden sağa dönün.)
  • Turn left at the third corner. (Üçüncü köşeden sola dönün.)
  • Take the first turning on the right. / Take the first right. (Sağdaki ilk dönemeçten dönün. / İlk sağdan dönün.)
  • Take the fourth street on the left. (Soldaki dördüncü caddeden devam edin.)
  • Take the first exist at the T-junction and then turn left. (T kavşağındaki ilk çıkıştan çıkın ve sola dönün.)
  • Take a left when you see the sign for the campus gate. (Kampüs girişi tabelasını görünce sağa dönün.)

Güzergah üzerindeki çeşitli ilerleme seçeneklerini ifade etmek üzere faydalanabileceğiniz İngilizce kalıpları da aşağıda bulabilirsiniz.

  • Go roundabout. (Dönel kavşaktan / adadan dönün.)
  • Go past the bank; the cinema is on the right. (Bankayı geçince sinema sağda kalıyor.)
  • Go over the bridge. (Köprü üzerinden karşıya geçin.)
  • Cross the street. / Go across the street. (Caddede karşıdan karşıya geçin.)
  • Take the elevator and go upstairs; the real estate agency is on the fourth floor. (Asansörle yukarı çıkın; emlak bürosu dördüncü katta.)
  • Walk down the street. (Caddeden devam edin.)
  • Go up the hill. (Yokuş yukarı çıkın.)
  • Keep going down the main street. (Ana caddeden ilerlemeye devam edin.)
  • If you take this road, you’ll see the car park on the right. (Bu yolu takip ederseniz sağda otoparkı göreceksiniz.)

İngilizce adres tarifinde dikkat edilmesi gerekenler dahil, İngilizceyi akıcı bir biçimde kullanmak için ihtiyacın olan bütün konuları Open English platformunda bulabilir, dilediğin yerden istediğin zaman İngilizce çalışabilirsin.

Kişilikleri Tarif Ederken Kullanabileceğin 50 Sıfat

Kişilik özellikleri, karakter özellikleri akıcı bir İngilizce için mutlaka bilinmesi gereken konulardan biridir. Eğer İngilizceyi henüz yeni öğrenmeye başladıysan temel seviyede kelimeleri öğrenmen yeterli olacaktır. Örneğin, happy, sad, angry gibi kelimeler temel seviye İngilizce için yeterli gelecektir.

İleride İngilizceni geliştirdikçe aşağıdaki kelimelerle birlikte İngilizce kelime hazneni genişletebilirsin. Biz bu yazıda orta seviye için İngilizce sıfatlar paylaşacağız. Bu kelimelerin neredeyse hepsi günlük hayatta kullanılması olası kelimeler olduğundan bol bol pratik yapmanız öneririz. Senin pratiğini desteklemek içiinse alta örnek paragraflarımız ve diyaloglarımız var. İyi eğlenceler!

İngilizce Kişilikleri Tanımlamak İçin 50 Sıfat

  1. Kindhearted (İyiliksever)
  2. Creative (Yaratıcı)
  3. Ambitious (Hırslı)
  4. Empathetic (Empatik)
  5. Optimistic (Optimist)
  6. Analytical (Analitik)
  7. Charismatic (Karizmatik)
  8. Reliable (Güvenilir)
  9. Resourceful (Yaratıcı)
  10. Determined (Kararlı)
  11. Outgoing (Dışa dönük)
  12. Compassionate (Merhametli)
  13. Adaptable (Adapte olabilir)
  14. Humble (Alçak gönüllü)
  15. Independent (Bağımsız)
  16. Patient (Sabırlı)
  17. Energetic (Enerjik)
  18. Openminded (Açık fikirli)
  19. Confident (Özgüvenli)
  20. Resilient (Dayanıklı)
  21. Diplomatic (Diplomatik)
  22. Curious (Meraklı)
  23. Honest (Dürüst)
  24. Sociable (Sosyal)
  25. Tenacious (İnatçı)
  26. Innovative (Yenilikçi)
  27. Thoughtful (Düşünceli)
  28. Caring (İlgili)
  29. Assertive (Girişken)
  30. Analytical (Analitik)
  31. Enthusiastic (Hevesli)
  32. Generous (Cömert)
  33. Perceptive (İnceleyici)
  34. Persistent (Israrlı)
  35. Versatile (Çok yönlü)
  36. Rational (Rasyonel)
  37. Insightful (Anlayışlı)
  38. Calm (Sakin)
  39. Dynamic (Dinamik)
  40. Adaptable (Uyum sağlayabilen)
  41. Loyal (Sadık)
  42. Selfdisciplined (Öz disiplinli)
  43. Tolerant (Hoşgörülü)
  44. Motivated (Motivasyonlu)
  45. Practical (Pratik)
  46. Supportive (Destekleyici)
  47. Visionary (Vizyon sahibi)
  48. Sociable (Sosyal)
  49. Reflective (Düşünceli)
  50. Adventurous (Maceraperest)

kişilik özelliklerini anlatan ingilizce diyaloglar

Kişilik Özelliklerini Anlatan İngilizce Diyaloglar

Selin is a young woman who exudes a blend of creativity and rationality. Her kindhearted nature and empathetic disposition make her a true friend and confidante to those around her. She approaches challenges with determination and an optimistic outlook, always finding innovative solutions. Selin’s charismatic presence and openmindedness draw people towards her, fostering an atmosphere of genuine connection and understanding. She possesses a resourceful spirit, consistently coming up with fresh ideas and adapting effortlessly to new situations. Selin’s humility and selfdiscipline are remarkable traits that complement her ambitious and selfmotivated personality. She is both a reflective thinker and a dynamic doer, able to envision a better future and actively work towards it. Her caring and patient approach combined with a strong sense of loyalty contribute to her success in building meaningful relationships. With her keen sense of observation and analytical skills, Selin navigates the complexities of life with grace and purpose. In essence, Selin is a versatile individual who brings a sense of balance and positivity to every situation.

Selin, yaratıcılık ve rasyonelliğin harmanlandığı genç bir kadın. İyiliksever doğası ve empatik tavrı, etrafındakilere gerçek bir arkadaş ve güvendiği biri olmasını sağlıyor. Zorluklara kararlılıkla yaklaşan ve her zaman iyimser bir bakış açısına sahip olan Selin, yenilikçi çözümler bulmayı başarıyor. Selin’in karizmatik varlığı ve açık fikirli yaklaşımı, insanları etrafında topluyor ve gerçek bağlar kurulmasını sağlıyor. Kaynakçı bir ruha sahip olan Selin, sürekli olarak yeni fikirler üretiyor ve yeni durumlara kolayca uyum sağlıyor. Selin’in alçak gönüllülüğü ve öz disiplini, hırslı ve özgüdümlü kişiliğini mükemmel şekilde tamamlıyor. Hem düşünce dünyasında derinlemesine düşünen hem de dinamik biri olan Selin, daha iyi bir gelecek hayal edebilen ve aktif olarak ona yönelen biri. Sabırlı ve ilgili yaklaşımı, sadakatiyle birleşince, anlamlı ilişkiler kurma konusundaki başarısını artırıyor. Gözlem yeteneği ve analitik becerileri sayesinde, Selin, hayatın karmaşıklıklarını zarafet ve amacıyla yönlendiriyor. Selin özünde, her duruma denge ve pozitiflik getiren çok yönlü bir bireydir.

Akıcı bir şekilde İngilizce konuşmak istersen, hemen yan taraftaki formu doldur.

ingilizce kişilik özelliklerini anlatan örnek cümleler

İngilizce Kişilik Özelliklerini Anlatan Örnek Cümleler

  • She’s so extroverted that she can strike up a conversation with anyone.

(O kadar dışa dönüktür ki herkesle konuşmaya başlayabilir.)

  • His introverted tendencies sometimes make it challenging for him to meet new people.

(İçine dönük eğilimleri bazen onun yeni insanlarla tanışmasını zorlaştırır.)

  • Her confident demeanor allows her to tackle challenges without hesitation.

(Özgüven dolu tavırları, onun zorlukları tereddüt etmeden üstesinden gelmesine olanak tanır.)

  • His constant selfdoubt and need for validation indicate that she’s quite insecure.

(Sürekli kendine güvensizlik ve onaylama ihtiyacı, onun oldukça güvensiz olduğunu gösteriyor.)

  • Despite the difficulties, she maintains an optimistic outlook on life.

(Zorluklara rağmen, hayata iyimser bir bakış açısıyla devam ediyor.)

  • His pessimistic view often leads him to expect the worst possible outcome.

(Karamsar bakış açısı genellikle onun en kötü olası sonucu beklemesine neden olur.)

  • Their adventurous spirit leads them to explore new countries and try different activities.

(Maceracı ruh halleri, onların yeni ülkeleri keşfetmelerine ve farklı aktiviteleri denemelerine yol açar.)

  • Her cautious nature means she carefully weighs the pros and cons before making decisions.

(Dikkatli doğası, kararlarını vermeden önce avantajları ve dezavantajları dikkatlice değerlendirmesi anlamına gelir.)

  • Their spontaneous road trips are the stuff of legends among their friends.

(Ani yolculukları, arkadaşları arasında efsanevi hikayelerin malzemesi olmuştur.)

  • Through disciplined training and hard work, she became a top athlete in her field.

(Disiplinli eğitim ve sıkı çalışma sayesinde, alanında üst düzey bir sporcu haline geldi.)

  • Her impulsive decisions have sometimes led to unexpected and chaotic situations.

(Düşüncesizce verdiği kararlar bazen beklenmedik ve kaotik durumlara yol açmıştır.)

  • Her empathetic nature enables her to understand and support her friends during tough times.

(Empatik doğası, onun arkadaşlarını zor zamanlarda anlamasını ve desteklemesini sağlar.)

  • Despite the evidence, he remained stubborn in his belief that he was right.

(Kanıtlara rağmen, haklı olduğuna inancında inatçı bir şekilde direndi.)

  • In a rapidly changing environment, his flexible mindset allows him to adapt quickly.

(Hızla değişen bir ortamda, esnek zihniyeti onun hızlıca adapte olmasına izin verir.)

  • With her determined attitude, she overcame countless obstacles to achieve her dreams.

(Azim dolu tavırla, hayallerine ulaşmak için sayısız engeli aştı.)

İngilizce öğrenmek için arayış içindeysen, hemen yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

ingilizce kişilik özellikleri ile ilgili diyalog

İngilizce Kişilik Özellikleri İle İlgili Diyalog

John: Have you met Lisa? She’s incredibly organized and efficient at work.

(Lisa ile tanıştın mı? İşte inanılmaz derecede düzenli ve etkili.)

Jane: Yes, I’ve noticed that too. However, sometimes she can be a bit too controlling and rigid in her approach.

(Evet, ben de fark ettim. Ancak bazen biraz fazla kontrolcü ve katı olabiliyor.)

John: That’s true, but on the positive side, she’s also very reliable. Whenever we need help, she’s the first one to offer.

(Doğru, ama olumlu tarafıyla söylemek gerekirse, aynı zamanda çok güvenilir. Yardıma ihtiyacımız olduğunda ilk yardım eden o olur.)

Jane: Absolutely, her reliability is a strong trait. But, I’ve also observed that she tends to be overly critical at times. It can create a tense atmosphere.

(Kesinlikle, güvenilirliği güçlü bir özellik. Ama ben de bazen fazla eleştirel olduğunu gözlemledim. Gerilimli bir ortam yaratabilir.)

John: I see your point. Yet, I admire her ambition. She’s always setting high goals and striving for excellence.

(Anladım. Ancak, onun hırsını takdir ediyorum. Hep yüksek hedefler belirliyor ve mükemmeliyeti hedefliyor.)

Jane: You’re right, ambition is commendable. On the flip side, I’ve found her to be somewhat insensitive to others’ feelings. It’s something she could work on.

(Haklısınız, hırs takdir edilir bir şey. Diğer yandan, başkalarının duygularına karşı biraz duyarsız olduğunu düşünüyorum. Üzerinde çalışabileceği bir nokta.)

John: Agreed, sensitivity is important in teamwork. Still, I must say, her straightforwardness is refreshing. You always know where you stand with her.

(Kabul ediyorum, takım çalışmasında duyarlılık önemlidir. Yine de, dürüstlüğünün temizliğini takdir ediyorum. Her zaman nerede durduğunuzu bilirsiniz.)

Jane: Yes, that’s true. But her bluntness can sometimes come across as rude. Finding a balance between honesty and tact would be beneficial.

( Evet, haklısınız. Ancak bazen açık sözlülüğü kaba olarak algılanabilir. Dürüstlük ile nezaket arasında denge bulmak faydalı olabilir.)

John: Very valid point. Overall, we all have our strengths and weaknesses. It’s about understanding and growing from them.

(Çok doğru bir nokta. Genel olarak, hepimizin güçlü ve zayıf yönleri var. Onları anlamak ve bu deneyimden etkilenmek önemli.)

Jane: Absolutely, it’s all part of being human. We learn and improve as we go along.

(Kesinlikle, bu insan olmanın bir parçası. Gittiğimiz yolda öğreniyor ve gelişiyoruz.)

John: Indeed, our job is to support each other’s strengths and be understanding about the weaknesses.

(Gerçekten de, işimiz birbirimizin güçlü yönlerini desteklemek ve zayıf yönleri konusunda anlayışlı olmak.)

Bu yazıda kişilikleri tarif ederken kullanabileceğin 50 farklı sıfattan bahsettik. Eğer daha fazla sıfat öğrenerek İngilizce çalışmak istersen Open English ailesini takipte kal! 

Akıcı İngilizce Konuşmana Yardımcı Alıştırmalarımız

Akıcı İngilizce konuşmayı kim istemez ki? Günümüzde ileri seviye İngilizce bilgisinin insana kattığı pek çok avantaj var. Mesleğini global ölçekte yapabilirsin, yurt dışı seyahatlerine çıkabilirsin, internetteki sayısız içeriği anlayabilirsin, global düzeyde akademik kariyer yapabilirsin… Fırsatlar sonsuz!

Bir dili tam kavramıyla anlamak için 4 beceri edinmen gerekiyor: Okuma, yazma, dinleme ve konuşma. Akıcı İngilizce konuşmanın yolu da bu 4 beceriyi edinmekten geçiyor. Kimimiz İngilizceyi daha iyi okuyor ama konuşamıyor, kimimiz çok iyi İngilizce konuşuyor fakat iyi İngilizce yazılar yazabilmek için yeterli gramer bilgisine sahip değil… Open English olarak burada devreye giriyoruz. 

Dünyada 1,5 milyondan fazla kişi İngilizce öğrenmek için  %100 online Open English’i tercih ediyor. Sen de onların arasına katılıp hızlıca İngilizce öğrenmek istersen iletişim formunu şimdi doldurabilirsin.

Open English online İngilizce eğitim platformunu, İngilizce öğrenmek isteyen herkese bu dili akıcı kullanmayı öğretmeyi hedefleyerek tasarladık. Mesela telaffuz alıştırmalarımız ve inovatif telaffuz aracımızı ele alalım. 

Open English’te Nasıl Telaffuz Alıştırması Yaparsın?

Open English’te İngilizce telaffuz alıştırmaları yapmanın birçok yolu var. Fakat bunlar arasından en etkili olanı, tabii ki telaffuz alıştırmaları bölümü. Çünkü burayı özellikle akıcı İngilizce konuşmak isteyenler için tasarladık. 

Open English’e üye olduğunda telaffuz alıştırmaları bölümünü istediğin zaman istediğin yerde kullanabilirsin. Üstelik sınırsız kere tekrar edebiliyorsun! Böylece İngiliz fonetiğini ve İngilizce heceleri %100 verimli şekilde öğrenebiliyorsun.

İngilizce telaffuz alıştırmaları bölümünde seviyene uygun içeriklerle karşılaşacak ve alıştırmaları bitirdikçe daha zor seviyelere geçeceksin. Burada İngilizce ses ve heceleri %100 etkili şekilde öğrenebilirsin. Peki, nasıl? 

open english platformu

Telaffuz Alıştırmasını Dinle, Yeni İngilizce Kelimelerin Nasıl Söylendiğini Öğren

Telaffuz alıştırmaları bölümünde sana İngilizce cümlelerin yazılışlarını gösterip okunuşlarını dinleteceğiz. Bu cümle seviyene uygun İngilizce sesleri içeren yeni kelimeler içerecek. Cümlelerin doğru İngilizce telaffuzunu istediğin kadar dinleyebilirsin. Böylece İngilizce hece ve vurguları tam olarak anlayabilirsin. 

Cümledeki tüm İngilizce okunuşları kavradığını düşündüğün zaman, sesini kaydetmeye başlayabilirsin. Bakalım ne kadar doğru telaffuz edeceksin?

Konuşmanı Kaydet, Hatalarını Gör

Sesini kaydetmek için mikrofon simgesine basman yeterli. Böylece kayıt işlemi başlayacak ve telaffuz uygulamamız konuşmanı analiz etmek üzere kaydedecek. Cümleyi söylerken yanlış telaffuz ettiysen önemli değil, istediğin kadar tekrar kayıt yapabilirsin.

Herhangi bir kelimenin okunuşunu unuttuysan, cümlenin orijinal İngilizce telaffuzunu sesini kaydettiken sonra da istediğin kadar tekrar dinleyebilirsin. 

Cümleyi sesli okumayı tamamladıktan sonra kaydını onaylayabilirsin. Bundan sonra iş telaffuz aracımızda! Telaffuzunu analiz edecek ve sana hangi kelimelerde, hatta hangi hecelerde yanlış yaptığını gösterecek. Sonrasında tekrar kayıt alabilir ve hatalarını düzeltebilirsin.

Telaffuz aracımız hangi heceleri neden yanlış söylediğini ve onların doğru versiyonlarını sana gösterecek. Böylece en doğru İngilizce telaffuzu öğrenene kadar istediğin kadar pratik yapabilirsin. 

Hatalı telaffuz ettiğin heceleri keşfettikten sonra onların üzerine yoğunlaşabilirsin. Biliyoruz, İngilizcenin fonetiği Türkçeden çok farklı, o yüzden ilk zamanlarda zorlanabilirsin. Ama unutma, çalışmadan başarı gelmez. Ne kadar çok tekrar edersen ve telaffuz alıştırması yaparsan, o kadar iyi İngilizce konuşabilirsin!

open english akıcı ingilizce konuşma platformu

Düzenli Alıştırma Yaptığın Sürece Hata Yapman Bir Sorun Değil!

İngilizcenin fonetiği Türkçeye göre çok farklı, demiştik. Doğal olarak İngilizce telaffuz çalışırken hatalar yapman çok normal. Bu hatalar motivasyonunu düşürmemeli, aksine daha iyisini yapmak için sürekli tekrar etmeye devam etmelisin. 

Hatalarımız bize yeni şeyler öğretiyor. İngilizcede bu böyle. Belki şimdiye kadar bir kelimenin okunuşu yanlış biliyordun, bu hiç sorun değil. Open English telaffuz aracı ile her zaman İngilizce telaffuz en doğru şekline çalışabilirsin. 

Konuşma Sınıflarını Unutma

Open English’in en güzel yanı, her bir İngilizce becerisi için (okuma, yazma, konuşma, dinleme) ayrı çalışma alanları olduğu kadar öğrendiklerini uygulayabilme ortamı sağlayan konuşma sınıflarına sahip olması.

Bu sınıflarda ana dili İngilizce olan uluslararası eğitim sertifikalarına sahip eğitmenlerin moderatörlüğünde dünyanın dört bir yanından platforma bağlanan öğrencilerle İngilizce iletişim kurabiliyorsun. İngilizce konuşmada özgüvenini geliştirmen için ne kadar da mükemmel bir ortam! Bu sınıflarda kendini tanıtabilir, belirlenmiş ortak konularda fikirlerini İngilizce olarak anlatabilirsin. 

Utanmana hiç gerek yok! Bu konuşma sınıflarında herkes senin gibi öğrenci ve senin seviyene çok yakınlar. Konuşman sırasında hatalar yapabilirsin, bu hiç önemli değil. Çünkü bu konuşma sınıflarında amaç teste tabi tutulmak değil, İngilizce akıcı konuşma pratiği yapmak. 

İnteraktif Videolara Her Zaman Yüksek Sesle Eşlik Et

Open English’te binlerce saatlik ders içeriğine aboneliğin boyunca sınırsız kere erişim hakkın olacak. Bu içeriklerde zaman zaman interaktif videolarla karşılaşıyorsun. Bu videolarda önceden hazırlanmış İngilizce diyalogları dinlerken onlara yüksek sesle eşlik edebilirsin. Çünkü akıcı İngilizce konuşmayı düşünerek geliştiremeyiz. Pratiğe dökmemiz gerekir!

İnteraktif videolar için hazırladığımız İngilizce diyaloglar, CEFR standartlarına uygun şekilde Cambridge onaylı eğitim içerikleridir. Bu videolarda en doğru İngilizce telaffuzları duyacaksın. Dinle ve tekrar et! Ne kadar çok pratik yaparsan o kadar iyi!

Akıcı İngilizce konuşma pratiği yapmanın yollarından biri de dizileri İngilizce izlemek. Bu konu ilgini çektiyse İngilizce geliştiren diziler başlıklı yazımızdan devam edebilirsin.

Sinirlendiğinde Kullanabileceğin İngilizce İfadeler

Sinirli anların karmaşıklığı ve duygusal yoğunluğu, insan doğasının bir parçasıdır. Zaman zaman hayatın akışı içinde karşılaştığımız bu anlar, duygusal spektrumumuzun sadece bir yönünü yansıtır. Ancak bu anlar, sadece içsel bir deneyimden ibaret değil. Aynı zamanda bu duygusal durumları doğru bir şekilde ifade etme becerisi de gerektirir.

Özellikle İngilizce gibi global bir iletişim aracını kullanırken, sinirli olduğumuzda nasıl iletişim kuracağımızı bilmek, duygusal zekamızı ve insanlar arası ilişkilerimizi daha derinlemesine anlamamıza olanak tanır.

İngilizce Deyince Sinirlenip Üzülmek Milat Oldu

Evet, milat oldu çünkü Open English ile aşamayacağın hiçbir dil kalmayacak!

İletişim, dil ve duygusal zeka, hayatının her alanında temel bir rol oynar. Open English, İngilizce öğrenme sürecini daha etkili hale getirerek en duygusal anlarında bile nasıl sağlıklı ve su gibi bir İngilizce ile konuşacağını sağlar. Tamamen online olan platforma 7/24 erişim sağlayabilirsin.

Duygularını en iyi şekilde ifade etmek, küresel bir dünyada başarılı iletişim kurmanın anahtarıdır. Open English ile İngilizce öğrenirken, duygusal zeka becerilerini geliştirerek hem kişisel hem de profesyonel ilişkilerde daha samimi ve etkili bir iletişim kurabilirsin. 

Duygusal ifade yeteneğini güçlendirmek ve İngilizceyi daha özgüvenle kullanmak için bugün Open English ile adım atmaya ne dersin?

sinirini ifade edebileceğin ingilizce terimler

Sinirini İfade Edebileceğin İngilizce Terimler

Bu yazıda, sinirlendiğinde kullanabileceğin İngilizce ifadeleri ve cümleleri derledik. Daha fazla bekletmeden seni şöyle aşağıya doğru alalım.

Expressing Our Emotions:

Sinirlendiğimizde, içimizde biriken duyguları ifade etmek önemlidir. İşte sinirli anlarda kullanabileceğiniz bazı ifadeler:

  • “Honestly, I’m feeling so frustrated right now because of…” -> “Dürüst olmak gerekirse, şu an çok sinirli hissediyorum çünkü…”
  • “I’m feeling really upset about this situation.” -> “Bu durum hakkında gerçekten üzgün hissediyorum.”
  • “It’s getting under my skin, and I can’t help but feel angry.” -> “Canıma tak ediyor ve öfkelenmemek için kendimi tutamıyorum.”
  • “I can’t believe how irritated I am because of what happened.” -> “Olanlar yüzünden ne kadar sinirli olduğuma inanamıyorum.”
  • “This whole thing is making me so angry.” -> “Bu tüm durum beni çok öfkelendiriyor.”
  • “I’m just so annoyed by everything that’s going on.” -> “Olan biten her şeyden sadece çok rahatsız oluyorum.”

Expressing Emotions Deeper:

Duygularımızı daha derinlemesine ifade etmek, insanlar arası iletişimde daha fazla bağ kurmamıza yardımcı olur. İşte daha zengin bir ifade kullanımı ve farklı kelimelerle örnekler:

  • “I’m genuinely feeling incredibly frustrated right now due to the ongoing issues we’re encountering.” -> “Şu anda, karşılaştığımız sürekli sorunlardan dolayı gerçekten inanılmaz derecede sinirli hissediyorum.”
  • “At this point, I’m truly saddened and upset about the way things have turned out.” -> “Bu noktada, olayların nasıl geliştiğinden gerçekten üzgün ve sinirli hissediyorum.”
  • “It’s really bothering me that my suggestions have consistently been overlooked, and I can’t help but feel angered by this.” -> “Önerilerimin sürekli olarak göz ardı edilmesi beni gerçekten rahatsız ediyor ve bundan dolayı öfkelenmemi engelleyemiyorum.”
  • “I’m finding it hard to believe just how agitated I’ve become as a result of the miscommunication during the project.” -> “Proje sırasındaki iletişimsizlik nedeniyle ne kadar rahatsız olduğuma inanmak zor geliyor.”
  • “This entire sequence of events is evoking such a strong sense of anger and disappointment within me.” -> “Bu olaylar dizisi içimde öfke ve hayal kırıklığı gibi güçlü bir duygu uyandırıyor.”
  • “I’m experiencing a growing sense of irritation with each new challenge we’re facing.” -> “Her yeni zorlukla karşılaştığımızda, artan bir rahatsızlık hissi yaşıyorum.”

İstediğin gibi İngilizce konuşmak için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

sinirini ifade edebileceğin ingilizce terimler - conveying emotions in different ways

Conveying Emotions in Different Ways:

Duygularımızı ifade ederken farklı kelime kalıpları kullanarak ifadelerimizi zenginleştirebiliriz. İşte buna birkaç örnek:

  • “To be completely frank, I’m feeling exceptionally frustrated right now due to the repeated delays.” -> “Tamamen dürüst olmak gerekirse, sürekli tekrarlanan gecikmelerden dolayı şu anda istisnai derecede sinirli hissediyorum.”
  • “I’m genuinely upset about the way we’re being treated, and it’s causing me a great deal of distress.” -> “Bize nasıl davranıldığı beni gerçekten rahatsız ediyor ve büyük bir sıkıntıya neden oluyor.”
  • “The constant changes in plans are making me increasingly angry, and it’s affecting my overall morale.” -> “Sürekli değişen planlar beni giderek daha çok öfkelendiriyor ve genel moralimi etkiliyor.”
  • “It’s hard to wrap my head around how deeply irritated I’ve become over such a trivial matter.” -> “Böylesine önemsiz bir konu yüzünden ne kadar derin bir şekilde sinirlendiğimi anlamak zor.”
  • “This series of unfortunate events is igniting a strong sense of annoyance that I can’t ignore.” -> “Bu talihsiz olaylar dizisi, göz ardı edemediğim güçlü bir rahatsızlık hissi uyandırıyor.”
  • “I’m grappling with a mix of emotions, primarily anger and disappointment, given the circumstances.” -> “Şartlar göz önüne alındığında, öncelikli olarak öfke ve hayal kırıklığı gibi bir dizi duyguyla başa çıkıyorum.”

Revealing Emotions

Duygularımızı ifade etmek, karşımızdaki kişiye sinirlenme nedenimizi anlatmanın ve içsel dünyamızı paylaşmanın önemli bir yoludur. İşte daha derinlemesine duygularımızı ifade eden cümleler:

  • “The reason I’m so frustrated is that I’ve been dealing with this issue for a while now, and it feels like there’s no progress.” -> “Bu kadar sinirli olma sebebim, bir süredir bu sorunla uğraşıyorum ve herhangi bir ilerleme kaydedilmiyormuş gibi hissettiriyor.”
  • “It’s hard for me to stay calm when things like this keep happening, and I’m feeling really overwhelmed.” -> “Böyle şeyler sürekli olduğunda sakin kalmak benim için zor, ve kendimi gerçekten bunalmış hissediyorum.”
  • “I’m upset because I care deeply about this project, and it seems like our efforts are being disregarded.” -> “Üzüldüğüm nokta, bu projeye derinden değer veriyorum ve çabalarımızın göz ardı edildiği gibi görünmesi.”
  • “I can’t stand it when people don’t listen to each other’s opinions, and it’s happening again.” -> “İnsanların birbirinin fikirlerine kulak vermediği durumları tahammül edemem ve yine oluyor.”
  • “It’s frustrating for me when I’m not being heard, especially in matters that are important to me.” -> “Benim için özellikle önemli olan konularda duyulmadığım zaman bu durum beni gerçekten sinirlendiriyor.”

Online İngilizce kursumuz hakkında detaylı bilgi istersen yan taraftaki formu doldurarak ilk adımı atabilirsin.

İngilizce E Posta Nasıl Yazılır?

Teknolojinin iletişim dünyasına hızlıca dahil olmasıyla birlikte mektup, dilekçe, iş başvurusu, davet veya kutlama gibi çok çeşitli amaçlarla e-posta iletisi gönderilmeye başlandı. Günümüzde hem özel yaşamda hem de iş yaşantısında e-posta iletilerinin önemi gitgide arttı.

Bir önceki kuşağın özenle gerçekleştirdiği mektup yazma görevi, kuralına uygun e-posta yazımı biçimine dönüştü. Dolayısıyla, İngilizce e-postaları düzgün biçimde yazmak artık bu yabancı dilin öğreniminde temel konulardan biri.

İngilizceyi yeni öğrenmeye başlayanlar veya İngilizce seviyelerini ilerletmek isteyenlerin sıkça sorduğu “İngilizce e-mail (e-posta) yazarken işinize yarayabilecek püf noktaları nelerdir?” sorusuna yanıt olabilecek hususları bu yazıda bulabilirsin.

E-posta Hitap Biçimleri İlk İletişim Aracınızdır

İngilizce e-posta içeriği hazırlarken hitap şeklin çok önemlidir. Samimi olduğun arkadaşına veya aile bireylerine isimle hitap etmek uygunken resmî yazışma niteliğindeki profesyonel e-posta içeriğinde ad soyad veya unvan bilgisi mutlaka olmalıdır.

Resmî olmayan hitap şekli:

  • Dear Friend (Sevgili Arkadaşım)
  • Dear John (Sevgili John)
  • Hello Mary (Merhaba Mary)
  • Hi Julia (Selam Julia)

Resmî hitap şekli:

  • Dear Frank Stevenson (Sayın Frank Stevenson)
  • Dear Mr. Frank Stevenson (Sayın Bay Frank Stevenson)
  • Dear Prof. Dr. Frank Stevenson (Sayın Prof. Dr. Frank Stevenson)

E-posta göndereceğimiz kişinin ad soyad bilgisine sahip değilsek ama unvanını veya görev tanımını biliyorsak hitap için kullanmamız mümkün.

  • Dear President (Sayın Başkan)
  • Dear Mr. Craig, Secretary General (Sayın Genel Sekreter Bay Craig)

Eğer e-posta resmî bir yazışma amacıyla kullanılıyorsa ve bir kuruma gönderiliyorsa daha nötr bir hitap biçimini kullanmak da mümkün.

  • To Whom It May Concern (Sayın İlgili)
  • Dear Madam / Sir (Kıymetli Hanımefendi / Beyefendi)

ingilizce e posta örnekleri

E-postanın Konusunu Doğru Betimleyin

E-posta göndereceğin kişinin veya kurumun adresini yazdıktan sonra, “Subject (Konu)” kısmında e-posta gönderme nedenini birkaç sözcükle mutlaka anlatman gereklidir. Konu kısmı iletişim amacınızı açıkça ifade eden ve alıcının e-postanı neden okuması gerektiğini anlatan en önemli bölümdür.

Subject: (Konu:)

  • Application for the Job Position System Engineer (Sistem Mühendisi Pozisyonu için İş Başvurusu)
  • Invitation for the Annual Conference of Human Resources Management Association (İnsan Kaynakları Yönetimi Derneği Yıllık Konferansı için Davet)
  • Proposal for International Collaboration (Uluslararası İşbirliği Teklifi)
  • Purchase of New Desktop Computers (Yeni Ofis Bilgisayarlarının Satın Alınması)
  • Updated Package of Insurance Premiums (Güncellenen Sigorta Primleri Paketi)
  • Renewal of Your Contract Numbered 199993332 (199993332 Numaralı Sözleşmenizin Yenilemesi)

E-posta Yazma Niyetinizi Belirtin

Eğer daha önce sana e-posta yazan birine yanıt veriyorsan, yani ¨Reply¨ (“Cevapla”) seçeneğini tıkladıysan metnine bir teşekkür mesajıyla başlaman uygun olacaktır.

  • I would like to thank you for your kind invitation. (Nazik davetiniz için teşekkür ederim.)
  • We are pleased to know that you would like to cooperate with our organization. (Kurumumuzla işbirliği yapma isteğinizden dolayı memnuniyet duymaktayız.)
  • We appreciate your proposal for the renewal of your contract. (Sözleşmenizi yenileme talebinizden dolayı minnettarız)
  • I am writing to you regarding the job position for Marketing Executive posted on your website. (Web sayfanızda yayınlanan Pazarlama Yöneticisi pozisyonuna ilişkin sizinle iletişim kurmaktayım.)

İlk kez e-posta gönderen taraf veya kurum sensen, öncelikle kendini tanıtmak ve e-posta gönderme amacını kısa ve öz bilgilerle anlatman gerekli olacaktır. Buradaki püf noktası şudur; tanıtma ve amaç bölümlerini ayrı mini paragraflar halinde tasarlaman, hem okuyucuya kolaylık sağlar hem de niyetini İngilizce olarak net biçimde anlatmana yardımcı olur.

  • I am the Head of Marketing Department at CBC Capital. (CBC Capital Pazarlama Bölümü yöneticisiyim.)
  • I represent CBC Capital where I work as a Computer Engineer. (Bilgisayar Mühendisi olarak çalıştığım CBC Capital’i temsil etmekteyim.)
  • I am interested in your new investment tool which suits our business objectives. (İş hedeflerimize uygun olan yeni yatırım aracınızla ilgilendiğimi belirtmek isterim.)
  • I am writing you on behalf of the Organizing Committee of HRM Conference 2019. (HRM 2019 Konferansı Düzenleme Kurulu adına sizinle iletişime geçmekteyim.)
  • We are pleased to inform you that our next annual conference will be held in June 2020 in Madrid, Spain. (Bir dahaki yıllık konferansımızın Haziran 2020’de İspanya’nın Madrid şehrinde gerçekleşeceğini bildirmekten memnuniyet duymaktayız.)
  • My name is Sarah Wilkins. I am the Editor of Fashion Journal. We would like to have an interview with you for our next issue. (Adım Sarah Wilkins. Moda Dergisi’nin editörüyüm. Gelecek sayımız için sizinle röportaj yapmak istemekteyiz.)

İngilizce çalışmak için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

ingilizce email ingilizce eposta

E-posta Metninizi İyi Dileklerle Tamamlayın

E-posta içeriğini oluşturan konuyu, kim olduğunu ve talebini İngilizce kalıplarla kısa ve net anlatmanız hem resmî hem de resmî olmayan yazışmaların ortak özelliğidir. Zamanın değerli olduğu günümüz iş yaşantısında kısa, anlaşılır ve iyi tasarlanmış bir metni okumak hem e-posta alıcısının sana olan güvenini artırır hem de talebinin olumlu karşılanma ihtimalini yükseltir.

Bu nedenle, uzun ve karmaşık bir konudan bahsediyorsan, İngilizce e-posta metnini en fazla iki üç kısa paragraftan oluşturabilirsin. Son paragrafının talebini veya karşılığında duymayı istediğin yanıtı net olarak belirtmesi çok önemlidir. Son paragrafta kullanabileceğin İngilizce e-posta bitirme kalıpları da şöyle özetlenebilir.

  • I am looking forward to hearing from you. (Yanıtınızı sabırsızlıkla bekliyorum.)
  • We would be pleased to see you in Vienna next month. (Sizleri önümüzdeki ay Viyana’da görmekten memnuniyet duyarız.)
  • It would be a pleasure if you could consider my skills appropriate for the position. (Becerilerimin bu pozisyona uygun olduğu kanaatine varmanızdan mutluluk duyarım.)

Bu noktada, e-posta mesajınıza ilaveten bir de belge gönderiyorsan, İngilizce ek gönderme kalıbını kullanmayı ihmal etmemelisin.

  • Please find attached my résumé and cover letter. (Özgeçmişim ve ön yazım ekte sunulmaktadır.)
  • Please find attached all the documents required for the contract. (Sözleşme için gerekli tüm belgeler ekte sunulmaktadır.)

İngilizce E-Posta Kapanış İfadelerini Kullanın

İngilizce e-posta kapanış paragrafını tamamlamak için son bir dokunuşa daha ihtiyacın olacak. Son dokunuş tek sözcük veya sözcük öbeklerinden oluşan İngilizce kalıplarla ifade edilir. Samimi bir e-posta gönderiyorsan, aşağıdaki ifadelere yer verebilirsin:

  • Yours (Sevgilerimle)
  • Best Wishes (En iyi Dileklerimle)
  • Regards (Saygılarımla)
  • Kind Regards (Saygılarımla)

İngilizce resmî yazışma kurallarına uygun bir metin hazırlıyorsan, son dokunuşta iki sözcükten oluşan kalıpları kullanmalısın.

  • Yours sincerely (En Derin Saygılarımla)
  • Yours faithfully (En İçten Saygılarımla)

Elbette, bu e-posta iletisinin finali senin imzan olacağından en altta adının, soyadının ve gerekiyorsa iletişim bilgilerinin bulunduğundan emin olmalısın.

Yukarıda örneklerle ayrıntılı biçimde açıklanan İngilizce e-posta yazım tekniklerinin püf noktaları özetle şöyle:

  1. Konuyu belirleyip kısaca yazın.
  2. Hitap şeklinizi seçin.
  3. Kendinizi kısaca tanıtın.
  4. E-posta yazma nedeninizi açıklayın.
  5. Talebinizi tek cümleyle dile getirin.
  6. Ek belgeleri gönderdiğinizi İngilizce metin içinde hatırlatın.
  7. En iyi dileklerinizi sunun.
  8. İmzanızı atın.

İngilizce e-posta yazarken işine yarayabilecek püf noktaları şimdilik bu kadar. Ama elbette İngilizceni daha ileri bir noktaya taşımak için hem yazılı hem sözlü olarak sürekli pratik yapman gerekir. Open English platformu sayesinde İngilizce öğrenebilir, düzenli tekrarlarla İngilizceni geliştirebilirsin.

Arkadaşına Hediye Verirken Kullanabileceğin İngilizce Kalıplar

Birçok kültürde hediyeleşmenin büyük bir yeri vardır. Doğum günleri, özel gün kutlamaları, evlilik yıl dönümleri, ev hediyeleri ve daha birçok şekilde hediyeleşebilirsiniz.

İngilizcede hediyeleşmek için birçok farklı kalıp kullanılabilir. Bugünkü yazıda İngilizcede arkadaşına hediye verirken kullanabileceğin kalıplar üzerine konuşacağız.

Hediye Verirken Kullanılabilecek İngilizce Kalıplar

  • Give a gift: Bir hediye vermek
  • Present a present: Bir hediye sunmak
  • Hand over a present: Bir hediye vermek
  • Deliver a gift: Bir hediye teslim etmek
  • Bestow a present: Bir hediye bahşetmek
  • Grant a gift:Bir hediye vermek
  • Provide a gift: Bir hediye sağlamak
  • Extend a present: Bir hediye sunmak
  • Donate a gift: Bir hediye bağışlamak

hediye verirken kullanılabilecek ingilizce kalıplar

Bu kalıplarla aldığın hediyeleri yerine göre farklı şekillerde ifade edebilirsin.

  • I got this for you. (Bunu senin için aldım.)
  • I hope you like it. (Umuyorum ki hoşuna gider.)
  • I thought this might be something you’d enjoy. (Bunu keyif alacağını düşündüm.)
  • I know how much you love (interest/hobby). (Ne kadar [ilgi/hobi] sevdiğini biliyorum.) 
  • It’s not much, but I wanted to give you something special. (Çok bir şey değil ama sana özel bir şey vermek istedim.)
  • I remembered you mentioning … (Senin … dediğini hatırladım.)
  • You mean a lot to me, and I wanted to express that. (Benim için çok değerlisin ve bunu ifade etmek istedim.)
  • I hope this brings a smile to your face. (Umarım bunun yüzünde bir tebessüm oluşturur.)
  • You’ve always been there for me, and I wanted to return the favor. (Her zaman yanımda oldun ve bunun karşılığını vermek istedim.
  • I value our friendship and wanted to give you a little something. (Arkadaşlığımızı değerli buluyorum ve sana küçük bir şey vermek istedim.)
  • I hope this makes your day a little brighter. (Umarım bu gününü biraz daha aydınlık kılar.)
  • Enjoy this small token of my gratitude. (Bu minnettarlığımın küçük bir sembolünü keyifle kabul et.)
  • You deserve something special, and I hope you like it. (Özel bir şeyi hak ediyorsun ve umarım hoşuna gider.)
  • I wanted to surprise you with something nice. (Seni hoş bir şeyle şaşırtmak istedim.)
  • Here’s a little something to show how much you mean to me. (İşte, ne kadar değerli olduğunu göstermek için küçük bir şey.)

İngilizce çalışmak için arayış içindeysen hemen yan taraftaki formu doldurabilirsin.

ingilizce hediye verme kalıplarıyla ilgili örnek diyalog

İngilizce Hediye Verme Kalıplarıyla İlgili Örnek Diyaloglar

Selin: Hi Mehmet! It’s been such a long time since we last saw each other. Are you excited about the birthday party tonight?

(Merhaba Mehmet! Görüşmeyeli çok uzun zaman olmuştu. Akşamki doğum günü partin için heyecanlı mısın?)

Mehmet: Hello Selin! I’ve missed you during this time. Yes, my friends have been planning my birthday party for a while.

(Merhaba Selin! Görüşmeyeli seni özlemişim. Evet, arkadaşlarım uzun süredir doğum günü partimi planlıyorlar.)

Selin: You’re lucky to have great friends! Unfortunately, I won’t be able to make it to the birthday party, so I wanted to give you your gift early.

(İyi arkadaşlara sahip olduğun için çok şanslısın! Maalesef doğum gününe katılamayacağım o yüzden hediyeni erken vermek istedim.)

Mehmet: I’m sorry to hear that you won’t be able to make it. I’m looking forward to receiving the gift.

(Doğum günüme katılamayacağın için üzüldüm. Hediyeni merakla bekliyorum.)

Selin: Since you moved to the US, you’ve been wanting to improve your English but couldn’t find the time, right?

(Amerikaya taşındığından beri İngilizceni geliştirmek istiyordun ama vakit bulamıyordun değil mi?)

Mehmet: Yes, Selin. During the process of moving to the US, I realized that I had neglected my English quite a bit while living in Turkey. My knowledge isn’t as fresh as it used to be.

(Evet Selin. Amerikaya taşındığım süreçte fark ettim ki, Türkiyede yaşarken İngilizceyi oldukça ihmal etmişim, bilgilerim eskisi kadar taze değil.)

Selin: One of the first things I noticed during my trips abroad was that I needed to improve my English too.

(Yurt dışı seyahatlerimde benim de ilk fark ettiğim şey İngilizcemi geliştirmem gerektiğiydi.)

Mehmet: I wish I had time to study English, but unfortunately, I can’t find any time to do so.

(Keşke İngilizce çalışacak vaktim olsa, maalesef İngilizce çalışmak için hiç vakit bulamıyorum.)

Selin: Well then, my gift will make you very happy! Do you want to know what I got you?

(O zaman hediyem çok hoşuna gidecek! Ne aldığımı öğrenmek ister misin?)

Mehmet: Of course, yes! Please don’t keep me in suspense any longer!

(Tabii ki evet! Lütfen daha fazla heyecanlandırma beni!)

Selin: I bought us an Open English English course to make the most of this summer. Thanks to the 2 for 1 campaign, we can improve our English together whenever and wherever we want.

(Bu yazı en güzel şekilde değerlendirelim diye ikimize Open English İngilizce kursu satın aldım.  al  öde kampanyası sayesinde İngilizcemizi istediğimiz zaman istediğimiz yerde birlikte geliştirebiliriz.)

Mehmet: That’s exactly what I needed! You know I’m not a fan of material gifts, and this was the best gift you could have gotten for me!

(Tam da ihtiyacım olan şey! Hediyelik eşyalardan hoşlanmadığımı bilirsin, bu bana alınabilecek en güzel hediyeydi!)

Selin: I know my friend well. Use the gift well, my buddy!

(Arkadaşımı çok iyi tanıyorum, Hediyeni iyi günlerde kullan dostum!)

Mehmet:  Thank you again, Selin. You’re amazing!

(Tekrardan teşekkür ederim Selin, harikasın!)

Ah bu diyalogta geçenler keşke gerçek olsa değil mi! Peki ya gerçek olduğunu söylesek? Bu yazı arkadaşınla İngilizce glow up’ı geçirerek tamamlamak istiyorsan şimdi tam zamanı!Eğer sen de Open English’in efsane avantajlarından yararlanmak istiyorsan, hemen yan taraftaki formu doldurabilir ve İngilizce öğrenmeye başlayabilirsin!