İngilizce Kendimi İyi Hissetmiyorum Demenin Yolları

Hayatın iniş çıkışları, zorluklar ve stres zaman zaman hepimizi etkileyebilir. Bu tür duygusal anlarımızda kendimizi ifade etmek ve destek almak önemlidir. Bu yazıda dil öğrenme sürecinde sıkça karşılaşılan bir durum olan “Kendimi İyi Hissetmiyorum” ifadesini İngilizcede nasıl dile getirebileceğimiz hakkında konuşacağız. !

Open English İle Kendini En İyi Şekilde İfade Et!

Duygusal olarak kendimizi ifade etmek dil öğrenme sürecinde de önemli bir adımdır. İşte bu noktada, Open English sana epey yardımcı olabilir!

Dil becerilerini hızla geliştiren ve İngilizceyi samimi bir şekilde ifade etmemize olanak tanıyan Open English, dünyanın dört bir yanından milyonlarca öğrenciye hizmet veren öncü bir online dil kursudur.

Open English’in etkili öğretim yöntemleri, kullanıcı dostu arayüzü ve samimi öğretmenleri sayesinde İngilizce öğrenme sürecini keyifli bir deneyime dönüştürebilirsin. Kendini iyi hissetmediğin anlarda bile İngilizce olarak duygularını ifade etmene yardımcı olacak ve İngilizceyi günlük hayatta başarıyla kullanmanı sağlayacaktır.

Sana özel kişisel öğretmenlerle birebir dersler alarak İngilizceyi hızla ilerletebilirsin. Ayrıca, esnek ders programları sayesinde dil öğrenme sürecini kendi yaşam tarzına uygun şekilde planlayabilirsin.

Bugün kaydol yarın derse başla!

ingilizcede kendimi iyi hissetmiyorum demek

İngilizcede Kendimi İyi Hissetmiyorum Demek

“I’m not feeling well.”

Bu ifade, İngilizcede sıkça kullanılan ve duygusal durumunu samimi bir şekilde ifade eden bir ifadedir. Kendini kötü hissettiğinde veya moralin bozukken rahatlıkla kullanabilirsiniz.

Örnek Cümleler:

  • “I didn’t sleep well last night, so I’m not feeling well today.” (Dün gece iyi uyuyamadım, bu yüzden bugün kendimi iyi hissetmiyorum.)
  • “I received some bad news, and it’s been affecting my mood. I’m not feeling well.” (Kötü bir haber aldım ve ruh halimi etkiliyor. Kendimi iyi hissetmiyorum.)

“I’m feeling a bit down.”

Bu ifade, moralinin düşük olduğunu ifade etmek için kullanılır. Kendini neşeli hissetmediğin zamanlarda samimi bir şekilde bu ifadeyi kullanabilirsin.

Örnek Cümleler:

  • “I had a rough day at work, and now I’m feeling a bit down.” (İşte zor bir gün geçirdim ve şu an biraz moralim düşük.)
  • “The rainy weather always makes me feel a bit down.” (Yağmurlu hava beni her zaman biraz moralim düşük hissettirir.)

“I’m not myself today.”

Bu ifade, kendini alışık olduğun gibi hissetmediğini ifade etmek için kullanılır. İçsel olarak rahatsız olduğunda veya normalden farklı bir ruh halinde olduğunda kullanabileceğin samimi bir ifadedir.

Örnek Cümleler:

  • “I had an argument with my friend, and I’m not myself today.” (Arkadaşımla bir tartışma yaşadım ve bugün kendimi iyi hissetmiyorum.)
  • “I didn’t get enough rest last night, and I’m not myself today.” (Dün gece yeterince dinlenemedim ve bugün kendimi iyi hissetmiyorum.)

“I’m feeling a bit off.”

Bu ifade, kendini normalden sapmış ve düzensiz hissettiğini ifade etmek için kullanılır. Duygusal veya fiziksel olarak tam olarak iyi hissetmediğinde samimi bir ifade olarak kullanabilirsin.

Örnek Cümleler:

  • “I ate something that didn’t agree with me, and now I’m feeling a bit off.” (Midemi bozan bir şey yedim ve şu an kendimi biraz kötü hissediyorum.)
  • “I’ve been under a lot of stress lately, and it’s making me feel a bit off.” (Son zamanlarda çok stres altındayım ve bu beni biraz huzursuz hissettiriyor.)

Akıcı bir şekilde İngilizce konuşmak için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

ingilizce kendimi iyi hissetmiyorum demek - I am going through a tough time

“I’m going through a tough time.”

Bu ifade, zor bir dönemden geçtiğini ve duygusal olarak zorlandığını ifade etmek için kullanılır. Başkalarından destek ve anlayış beklediğin zamanlarda bu ifadeyi rahatlıkla kullanabilirsin.

Örnek Cümleler:

  • “I recently lost my job, and I’m going through a tough time right now.” (Yakın zamanda işimi kaybettim ve şu an zor bir dönemden geçiyorum.)
  • “I’m dealing with some family issues, and I’m going through a tough time emotionally.” (Ailevi sorunlarla uğraşıyorum ve duygusal olarak zor bir dönemden geçiyorum.)

“I’m feeling a bit overwhelmed.”

Bu ifade, yoğun duygusal veya fiziksel yük altında olduğunu ifade etmek için kullanılır. İş, okul veya kişisel yaşamda yoğun bir dönemde hissettiğinde bu ifadeyi kullanabilirsin.

Örnek Cümleler:

  • “I have so much to do at work, and I’m feeling a bit overwhelmed.” (İşte yapacak çok işim var ve biraz bunalmış hissediyorum.)
  • “With all the exams and assignments, I’m feeling a bit overwhelmed at school.” (Sınavlar ve ödevlerle, okulda biraz bunalmış hissediyorum.)

“I’m feeling a bit under the weather.”

Bu ifade, kendini hafif bir rahatsızlık içinde hissettiğini ifade etmek için kullanılır.

  • Örnek Cümleler:
    • “I think I caught a cold, that’s why I’m feeling a bit under the weather.” (Sanırım bir soğuk algınlığına yakalandım, bu yüzden biraz halsiz hissediyorum.)
    • “After a long day at work, I’m feeling a bit under the weather.” (Uzun bir iş gününden sonra biraz kendimi iyi hissetmiyorum.)

“I’m not in the best mood today.”

Bu ifade, ruh halinin pek iyi olmadığını ifade etmek için kullanılır.

  • Örnek Cümleler:
    • “I had an argument with my sibling, so I’m not in the best mood today.” (Kardeşimle bir tartışma yaşadım, bu yüzden bugün pek iyi bir ruh halinde değilim.)
    • “With all the stress at work, I’m not in the best mood today.” (İşteki tüm stresle beraber, bugün pek iyi bir ruh halinde değilim.)

Online İngilizce kursumuzla alakalı detaylar için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

ingilizce kendimi iyi hissetmiyorum demek - I am feeling a bit off color

“I’m feeling a bit off-color.”

Bu ifade, kendini normale göre biraz kötü hissettiğini ifade etmek için kullanılır.

  • Örnek Cümleler:
    • “I didn’t get enough sleep last night, and now I’m feeling a bit off-color.” (Dün gece yeterince uyuyamadım ve şu an kendimi biraz kötü hissediyorum.)
    • “I had a busy day, and it’s making me feel a bit off-color.” (Yoğun bir gün geçirdim ve bu beni biraz halsiz hissettiriyor.)

“I’m not quite myself today.”

Bu ifade, kendini normalden biraz farklı hissettiğini ve belki de duygusal olarak istikrarlı olmadığını ifade etmek için kullanılır.

  • Örnek Cümleler:
    • “I’m usually cheerful, but I’m not quite myself today.” (Genellikle neşeliyim, ama bugün biraz kendimi iyi hissetmiyorum.)
    • “After the bad news, I’m not quite myself today.” (Kötü haberlerin ardından, bugün biraz kendimi iyi hissetmiyorum.)

“I’m feeling a bit down in the dumps.”

Bu ifade, kendini moral olarak düşük hissettiğini ifade etmek için kullanılır.

  • Örnek Cümleler:
    • “I had a disappointing day, and I’m feeling a bit down in the dumps.” (Hayal kırıklığına uğrayan bir gün geçirdim ve biraz moralim düşük.)
    • “With all the stress lately, I’m feeling a bit down in the dumps.” (Son zamanlardaki tüm stresle beraber, biraz moralim düşük hissediyorum.)

Akademik İngilizce

İngilizce… Artık her yerde karşınıza çıkıyor değil mi? Yurt dışına çıkmak isteyenler, kariyerlerini ilerletmek isteyenler ya da lisans veya lisans üstü eğitimini yurt dışında gerçekleştirmek isteyenler, herkes İngilizce öğrenmek ve İngilizcesini geliştirmek için çaba sarf ediyor.

Tabii İngilizce öğrenmeye başlayınca farklı terimlerle karşılaşmanız da kaçınılmaz. Bunların içerisinde size yabancı gelen ya da tam ihtiyacım olan bu diyebileceğiniz farklı dallar muhakkak vardır.

Biz de bunlardan bir tanesi olan akademik İngilizceyi burada detaylı bir şekilde ele alacağız.

Akademik İngilizce Nedir?

Akademik İngilizce, öğrendiğimiz günlük İngilizceden daha farklı özelliklere sahip olan resmi bir kullanımdır.

Kısaltmalar yerine her şeyin uzun uza yazıldığı, terimsel ve resmi İngilizce kelimelerin sıkça kullanıldığı ve uzun cümlelerin yer aldığı akademik İngilizce; akademisyenlerin, yüksek lisans yapanların, kariyerini ilerletenlerin, uluslararası makale hazırlayanların ve uluslararası okumalar yapanların sık karşılaştığı bir türdür.

Alışılagelmiş İngilizceden farklı bir şekilde kendini gösteren akademik İngilizce, normal İngilizce biliyorum akademik İngilizceyi de yaparım diyenlerin ciddi sıkıntılar yaşayabildiği bir bölümdür.

Akademik İngilizceyi her ne kadar kendi kendinize çözebileceğinizi düşünseniz de bu şekilde gerçekleşmeme olasılığı çok yüksek… O yüzden profesyonel bir destek almanızda fayda var.

Open English olarak sunduğumuz online İngilizce eğitimimizi Akademik İngilizceyi öğrenmek için tercih edebilirsin.

akademik ingilizce kursu

Akademik İngilizce Neden Önemlidir?

Akademik İngilizcenin artık ne olduğunu biliyoruz. Peki birçok yerde karşımıza çıkan akademik İngilizce neden bu kadar önemli? Gerekçeleri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Alanında uzmanlaşmak isteyenlerin İngilizce kaynak taramalarını anlaşılır hale getirir.
  • Kariyerini derinlemesine geliştirmek isteyenlere yeni kapılar açar.
  • Akademik kariyer yapmak isteyenlerin olmazsa olmazıdır.
  • Dilediğin her konuda farklı kaynaklardan anlaşılır bilgiler edinmeni sağlar.
  • Global anlamda anlaşılır akademik makaleler hazırlamanın fırsatını tanır.
  • Yurt dışında üniversitelerde araştırma görevlisi olmak için ilk adımı atmana yardımcı olur.
  • Kendi diline efektif çeviriler yapmanı olanaklı hale getirir.
  • Yabancı dil seviyeni belgeleyeceğin sınavlardan başarı elde etmeni mümkün kılar.
  • Literatür taramalarında farklı perspektiflere ulaşmana imkan tanır.

Yukarıda saydıklarımıza eklenebilecek daha birçok konu çıkabilir ama görüldüğü üzere akademik İngilizce hem kariyer hem eğitim hem de genel kültür açısından bireylere önemli katkılarda bulunmaktadır.

Akademik İngilizce Nasıl Öğrenilir?

Öncelikle bilinmesi gerekir ki akademik İngilizce, sağlam bir İngilizce temele sahip olunmadan öğrenilemez. İngilizce bilgi birikimi iyi olan ve İngilizcesini geliştirmek isteyen bireyler için uygun olan akademik İngilizce, farklı pek çok yöntemle öğrenilebilir.

Geleneksel bir kursa giderek akademik İngilizceni geliştirebilirsin. İş çıkışında ya da hafta sonu tatilinde dahil olabileceğin geleneksel kurslarda, akademik İngilizce çalışmalarına devam edebilirsin ama iş seyahati ya da başka sebeplerden bu kurslara katılımın sıkıntıya dönüşebilir.

Bunun için online bir platformdan istediğin zaman istediğin yerden eğitim almak, senin için daha iyi bir sonuç yaratabilir. Bu online İngilizce eğitim platformları sayesinde, hafta içi ya da hafta sonu fark etmeden akademik İngilizceni geliştirebilirsin.

Open English olarak sunduğumuz online İngilizce kursumuzu tercih ederek sen de ayrıcalıklarımızdan yararlanabilir, akademik İngilizce öğrenme hayalini gerçeğe dönüştürebilirsin. Bunun için tek yapman gereken yan taraftaki formu eksiksiz bir şekilde doldurmak ve ekip arkadaşlarımızın seni aramasını beklemek…

Artık akademik İngilizce öğrenmek senin için bir zorluk ya da hayal değil; çünkü Open English dünyasına giriyorsunuz.

İçinde Hayvan İsimleri Geçen 15 İngilizce Deyim

Dil bazen anlatmak istediğimiz şeyi renkli ve eğlenceli bir şekilde ifade etmenin yollarını bulur. İngilizce, hayvan isimlerini içeren deyimlerle bu renkliliği yakalamada oldukça başarılıdır. Bu deyimler, sıkça kullanıldığı gibi anlam derinliği de taşırlar ve genellikle günlük konuşmalarda ve yazılı ifadelerde bulunurlar. Bu yazıda, içinde hayvan isimleri geçen İngilizce deyimlere yakından bakacak ve bu deyimlerin arkasındaki anlamları keşfedeceğiz.

İngilizce öğrenme serüveninde hayvanlar aleminin sıcaklığını ve renkliliğini Open English ile birleştirebilirsin! İngilizce deyimlerle dünyayı keşfederken, aynı zamanda etkili bir şekilde dil öğrenme fırsatı yakalamaya ne dersin? Open English, online dersler ve deneyimli öğretmenlerle birebir destek sunarak, dil yetilerini güçlendirirken aynı zamanda günlük konuşma pratiği yapmana da yardımcı olur.

Eğlenceli öğrenme materyalleri ve etkileşimli ders içeriğiyle Open English, sıkıcı dil öğrenimi deneyimini geride bırakmanı sağlar. Her seviyeye uygun dersler ve esnek öğrenme programları ile İngilizce İstediğin seviyeye taşıyabilirsin.

Dil öğrenme serüveninde Open English ile buluş ve dilin zengin dünyasına hemen şimdi katıl!

hayvan isimleri geçen ingilizce deyimler

Hayvan İsimleri Geçen İngilizce Deyimler

Let the cat out of the bag (Kediyi çuvaldan çıkarmak):

Bu deyim, bir sırrı veya gizli bilgiyi istemeden ifşa etmek anlamına gelir. İfadelerin kökeni, köylülerin pazarlarda domuz yerine kedi sattığı zamanlara dayanır. Kedinin çuvaldan çıktığında sır ifşa edilmiş olurdu.

Örnek: I accidentally let the cat out of the bag about the surprise party. ( Kazara sürpriz partiyi ifşa ettim.)

Killing two birds with one stone (Bir taşla iki kuş vurmak):

Bu deyim, tek bir eylemle iki farklı amacı veya hedefi gerçekleştirmeyi ifade eder. Kuşları taşla vurmak yerine, daha fazla kazanım sağlama fikrini temsil eder.

Örnek: I went to the gym during my lunch break, so I could kill two birds with one stone. (Öğle aramda spor salonuna gittim, böylece bir taşla iki kuş vurmuş oldum.)

Horse of a different color (Farklı renkte bir at):

Bu deyim, farklı bir konu veya durumun konuşmada gündeme gelmesini ifade eder. İfadelerin kökeni, at yarışlarından gelir, çünkü farklı renkteki atlar genellikle farklı yeteneklere sahiptir.

Örnek: We were discussing the project, but now we’re on a horse of a different color – let’s talk about the upcoming event. (Proje üzerinde konuşuyorduk, ama şimdi farklı bir konuya geçtik – yaklaşan etkinlik hakkında konuşalım.)

Straight from the horse’s mouth (Atın ağzından doğrudan):

Bu ifade, bilgi veya haberin doğrudan ve güvenilir bir kaynaktan geldiğini ifade eder. Atın ağzından duymak, bilgiyi ilk elden aldığınızı ve güvenilir olduğunu belirtir.

Örnek: I heard that they’re launching a new product next week, straight from the horse’s mouth. (Gelecek hafta yeni bir ürün çıkaracaklarını atın ağzından duydum.)

Like a fish out of water (Sudan çıkmış balık gibi):

Bu deyim, birinin rahatsız veya rahat olmadığı bir durumu ifade eder. Balığın sudan çıkarılması gibi, kişi kendini garip veya rahatsız hissedebilir.

Örnek: I’m not used to such formal events; I feel like a fish out of water.

(Bu kadar resmi etkinliklere alışık değilim; kendimi sudan çıkmış balık gibi hissediyorum.)

Hızlı bir şekilde İngilizce konuşmak istersen, hemen yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

hayvan isimleri geçen ingilizce deyimler - busy as a bee

 

Busy as a bee (Arı gibi çalışkan):

Bu ifade, bir kişinin çok meşgul olduğunu veya sürekli olarak çalıştığını ifade eder. Arıların sürekli hareket etmesi ve çalışması nedeniyle böyle bir benzetme yapılır.

Örnek: I can’t talk right now, I’m busy as a bee trying to finish this project.

(Şu an konuşamam, bu projeyi bitirmeye çalıştığım için arı gibi meşgulüm.)

Barking up the wrong tree (Yanlış ağaca havlamak):

Bu ifade, yanlış bir konuyu veya kişiyi suçlama eğilimini ifade eder. Köpeğin yanlış ağaca havlaması gibi, yanlış hedefe yönelmeyi temsil eder.

Örnek: If you think I took your book, you’re barking up the wrong tree – I haven’t seen it. (Eğer kitabını aldığımı düşünüyorsan, yanlış ağaca havlıyorsun – onu görmedim.)

Don’t count your chickens before they’re hatched (Tavuklar çıkmadan yumurtaları sayma):

Bu deyim, gelecekte olması planlanan şeylerin kesin bir sonuç gibi düşünülmemesi gerektiğini ifade eder. Tavukların yumurtalarından çıkmadan kesin bir sonuç elde edilmesinin güvensizliğini vurgular.

Örnek: I know you’re excited about the job offer, but don’t count your chickens before they’re hatched. (İş teklifinden heyecanlısın biliyorum, ama tavuklar çıkmadan yumurtaları sayma.)

A little bird told me (Bir kuşçuk söyledi):

Bu ifade, birisinin gizli bilgi veya haberleri sana iletildiğini ima eder, ancak kaynağın belirtilmez. İfadelerin kökeni, gizli haberleri getiren bir kuşun efsanesine dayanır.

Örnek: I heard you’re planning a surprise party – a little bird told me. (Sürpriz bir parti planladığını duydum – bir kuşçuk söyledi.)

The elephant in the room (Odadaki fil):

Bu deyim, genellikle görmezden gelinen veya konuşulmayan açıkça görünen bir sorunu veya konuyu ifade eder. Bir odaya giren filin görmezden gelinmesinin benzeri bir durumu vurgular.

Örnek: We need to address the elephant in the room – the company’s financial struggles are affecting our projects.

(Odadaki fili ele almalıyız – şirketin mali zorlukları projelerimizi etkiliyor.)

İngilizce çalışmak için yapman gereken tek şey yan tarafta yer alan formu doldurmak!

hayvan isimleri geçen ingilizce deyimler - monkey business

Monkey business (Maymun iştahı):

Bu deyim, davranışların düzensiz, aptalca veya sorumsuzca olduğunu ifade eder. İfadelerin kökeni, maymunların neşeli ve karmaşık davranışlarını yansıtır.

Örnek: I can’t believe they were up to monkey business during the important meeting.

(Önemli toplantı sırasında bu kadar maymun iştahlı davranmalarına inanamıyorum.)

To have a whale of a time (Harika bir zaman geçirmek):

Bu ifade, bir etkinliği veya zamanı çok eğlenceli ve keyifli bir şekilde geçirmeyi ifade eder. İfadelerin kökeni, balinaların yüzeyde oynayarak eğlenmelerine dayanır.

Örnek: We went to the amusement park and had a whale of a time on all the rides. (Lunaparka gittik ve tüm eğlence araçlarında harika bir zaman geçirdik.)

To be the black sheep of the family (Ailenin kara koyunu olmak):

Bu deyim, ailesi içinde diğerlerinden farklı, genellikle olumsuz bir şekilde kabul edilen bir kişiyi ifade eder. İfadelerin kökeni, siyah koyunların genellikle beyaz olan diğer koyunlardan farklı olduğu düşüncesine dayanır.

Örnek : She’s always been the black sheep of the family, choosing a different path than her siblings. (O her zaman ailenin kara koyunu oldu, kardeşlerinden farklı bir yol seçti.)

To have butterflies in one’s stomach (Karınca kararınca olmak):

Bu ifade, heyecanlı, endişeli veya gergin hissetmeyi ifade eder. İfadelerin kökeni, heyecanın mide bölgesinde kelebeklerin uçuşması gibi bir his yaratmasına dayanır.

Örnek: Before going on stage, I always have butterflies in my stomach.

(Sahneye çıkmadan önce her zaman karınca kararınca olurum.)

To be a snake in the grass (Otların içindeki yılan olmak):

Bu deyim, görünüşte zararsız veya dostça davranan birinin aslında tehlikeli veya iki yüzlü olduğunu ifade eder. İfadelerin kökeni, çimenlerde gizlenen yılanların beklenmedik bir tehlike yaratabileceği düşüncesine dayanır.

Örnek: Watch out for him, he might seem friendly, but he’s a snake in the grass. (Ona dikkat et, dostça görünebilir ama otların içindeki yılan olabilir.)

İngilizce Geliştirme Yolları

Yıllarca İngilizce kurslarına gittiniz, sayısız derse katılıp İngilizcenizi geliştirmeye çalıştınız ama istediğiniz sonuca ulaşamadınız. Bunlar sizin için de geçerli mi? Eğer geçerliyse bu metne bir göz atmalısınız.

İngilizce geliştirme, sağlam bir alt yapı oluşturduktan bile sonra okuma, yazma, dinleme ve konuşma alanlarında sıkıntılar yaşatabilmektedir. Her biri farklı zorluklara sahip olan bu alanlar, İngilizce geliştirme sırasında ayrı ayrı yöntemlere ihtiyaç duymanıza sebep olmaktadır.

İşte İngilizce okuma (reading), yazma (writing), dinleme (listening) ve konuşma (speaking) kabiliyetlerinizi geliştirmenize yardımcı olacak öneriler:

Not: Yan taraftaki formu doldurarak 3 Günlük Ücretsiz Deneme fırsatından yararlanın ve İngilizceyi dilediğiniz gibi yazın, okuyun, dinleyin ve konuşun.

ingilizce reading - ingilizce geliştirme yöntemleri

İngilizce Reading Geliştirme

İngilizce öğrenmeye başladığınız ilk andan itibaren basitten zora doğru okuma pratikleri yaparsınız. Kısa cümleler içeren metinlerden başlayarak komplike metinlere doğru devam eden bu İngilizce reading geliştirme çalışmalarınız, bir yerden sonra size istediğinizi vermemeye başlar.

İngilizce geliştirme çalışmaları sırasında, okuduklarınızı daha anlaşılır hale getirmek için İngilizce okuma alışkanlığı kazanmalı ve İngilizceyi hayatınızın merkezine koymalısınız.

İngilizce haber sitelerini, teknoloji sitelerini veya formları -hangi alan dikkatinizi çekiyorsa- günlük olarak ziyaret etmeli, ilgi duyduğunuz alanla alakalı günde en az birkaç makale okumalı ve telefon-tablet gibi yanınızdan ayırmadığınız teknolojik cihazların dilini İngilizceye çevirmelisiniz.

Hatta ufaktan İngilizce roman okumalarına başlayabilir ve yeni öğrendiğiniz kelimeleri not alarak İngilizce reading geliştirme çalışmanızı hızlandırabilirsiniz.

Bir süre sonra okuduğunuz metinlerin daha anlaşılır ve anlamlı hale geldiğiniz fark edeceksiniz.

İngilizce Writing Geliştirme

İngilizce geliştirme için yola çıkan kişilerin sıkıntı yaşadığı bir diğer nokta da yazma pratiklerinin eksik kalmasıdır. Bir dili öğreniş aşamasını düşünün; Türkçeyi öğrenirken ilk olarak okuma ve yazma pratikleri yaparız.

İngilizce writing geliştirme istiyorsanız, sizin de yazma konusuna ağırlık vermeniz gerekmektedir. İngilizce yazma alışkanlığı kazanmak; yeni cümle kalıpları öğrenmenize, öğrendiğiniz kelimeleri aktif bir şekilde kullanmanıza ve kısa cümlelerden uzun cümlelere geçiş yapmanıza olanak tanır.

İngilizce writing geliştirme noktasında ihtiyaç duyduğunuz yazma pratiğini; kişisel İngilizce blog metinleri hazırlayarak, alaka duyduğunuz konuyla alakalı deneme tarzı karalamalar yaparak ve kısa öyküler yazarak edinebilirsiniz.

Bu İngilizce çalışmaları gerçekleştirirseniz, İngilizce geliştirme yolculuğunuz güzel bir ivme kazanacaktır.

Listenin geliştirme - ingilizce geliştirme yolları

İngilizce Listening Geliştirme

İngilizce geliştirme sırasında okuma ve yazma pratikleri yaparken bir yandan da kelimelerin telaffuz edilişlerini öğrenmek için dinleme alıştırmaları yapabilirsiniz.

İkili diyaloglara başlamadan önce İngilizce konuşmaları dinlemek, konuşma sırasında karşı tarafı daha iyi anlamanızı kolaylaştırır. Bunun için İngilizce geliştirme sırasında dinlemeler yapmak çok önemlidir.

İngilizce listening geliştirme için çıktığınız bu yolculukta; İngilizce altyazılı filmler ve diziler izleyebilir, sözlerini bulduğunuz İngilizce müzikleri ya da İngilizce metnine ulaştığınız kitapları dinleyebilirsiniz.

Bu sayede hem merak ettiğiniz yeni kelimeleri haznenize katar, hem de kelimelerin doğru telaffuzlarını öğrenebilirsiniz.

Bu çalışmaları yaptığınızda İngilizce listening geliştirme yolculuğunuzun ilerleyişine siz de şaşıracaksınız.

İngilizce Speaking Geliştirme

Ve geldik çoğu insan için İngilizce geliştirmede en zor şey olan speaking konusuna… İngilizce öğrenmeye başlanılan ilk andan itibaren hemen her insan akıcı bir şekilde İngilizce konuşmak ister.

Bu başlangıçta her ne kadar mümkün olmasa da, konuşulacak yetkinliğe ulaşıldığında da çekingenlik ve özgüven eksikliği yüzünden hayata geçirilmez.

İngilizce speaking geliştirme için tercih edebileceğiniz farklı pek çok yöntem vardır. Mesela yurt dışından kişilerle sohbet edebileceğiniz uygulamalara yönelebilirsiniz ya da yurt dışından arkadaş edinerek görüntülü sohbetlerde İngilizce speaking geliştirme çalışmalarınızı hayata geçirebilirsiniz.

İngilizce geliştirme için bizim size önerimiz ise Open English İngilizce kursumuz… Anadili İngilizce olan eğitmenler ile dilediğiniz gibi İngilizce konuşma pratiği yapabilirsiniz. Ayrıca katıldığınız sınava göre belirlenen kurunuza uygun eğitimle İngilizcenizi başlangıç seviyesinden en üst seviyeye kadar götürebilirsiniz.

İngilizce writing, reading, listening ve speaking alıştırmaları için farklı yöntemleri bırakın ve tüm bunları size tek bir online platformda sunan Open English’e gelin.

Evde Yazın İngilizce Öğrenme Aktiviteleri

Evde yazın İngilizce öğrenmenin en iyi yollarından biri de aktivitelerle İngilizce öğrenmektir. Özellikle İngilizce öğrenen veya İngilizcesini pekiştirmek isteyen çocuklar için en iyi öğrenme şekli aktiviteler ve oyunlarla öğrenmedir. Bu yazıda kaç yaşında olursan ol, eğlenerek oynayabileceğin İngilizce öğrenme aktivitelerinden bahsedeceğiz.

Bu oyunları dilersen arkadaşlarınla sıcak bir yaz akşamında, dilersen tek başına mobil uygulamalar aracılığıyla oynayabilirsin. Aşağıda yer alan on bir farklı oyunla hem konuşma pratiği yapmış olacak hem kelime hazneni geliştirecek hem de kaliteli vakit geçirmiş olacaksın. Eğer çocuğuyla kaliteli vakit geçirmek isteyen bir ebeveynsen, oyunlar çocuğuna şu katkılarda bulunacak:

  • İngilizce konuşma becerisini geliştirme,
  • Derdini hem mimiklerle hem İngilizce olarak ifade edebilme,
  • Bir hastalık durumunda kendini İngilizce olarak ifade edebilme,
  • İngilizce okuma becerisini geliştirme,
  • Strateji geliştirme ve stratejiyi uygulayabilme,
  • Jest ve mimiklerini etkili olarak kullanabilme

yazın evde ingilizce öğrenmek

Yazın Evde İngilizce Öğrenmek

Yazın güneşli havasında ders kitaplarından İngilizce çalışmak yerine aktivitelerle İngilizce öğrenmek çok daha keyiflidir. Eğlenerek İngilizce öğrenmek için ilk seçenek masa veya kart oyunlarından faydalanmaktır. Eğer evinde, Uno, Monopoly, Tabu, Bil Bakalım Kim?, Anlat Bakalım, iskambil kağıtları gibi oyunlar varsa çok şanslısın! Aşina olduğun bu oyunları oynayabilmek için yapman gereken tek şey oyunu anadilinde değil İngilizce olarak oynamak! Eğer bu klasik oyunlardan çok daha fazlasına ihtiyacın varsa aşağıdaki oyunlara göz atabilirsin!

1.Scrabble:

Bu oyun bir masa oyunudur ancak mobil uygulamalar üzerinden de oynanabilir. Bu oyuna muadil olarak “Crossword” gibi oyunlar da tercih edilebilir.

  • Oyuncular, ellerindeki harf taşlarını kullanarak bir oyun tahtasına İngilizce kelimeler oluştururlar.
  • Her oyuncunun puan almak için kendi kelimesini oluşturduğu bir alan vardır. Bazı kareler, harflerin veya kelimelerin puan değerini artırabilir.
  • Tahtadaki mevcut kelimelere bağlanarak yeni kelimeler oluşturabilirsin.
  • Oyun sona erdiğinde, her oyuncunun kullanılan harflerin puan değerleri toplanır ve kalan harf taşlarına ceza puanları eklenir.
  • En yüksek puanı alan oyuncu oyunu kazanır.

2.Taboo:

Bu oyun bir masa oyunudur. Oyuna başlamadan önce Tabu oyuncakları gerekebilir.

  • Oyuncular, kartlarda yazan anahtar kelimeyi açıklarken belirli “tabu” kelimeleri kullanmaktan kaçınırlar.
  • Diğer oyuncular, açıklanan anahtar kelimeyi tahmin etmeye çalışır.
  • Tabu kelimeleri kullanırsanız, kartı açıklamak için belirli bir süre kaybedersiniz.
  • Süre dolduğunda, kaç doğru tahmin yapıldığı sayılır ve en fazla doğru tahmini yapan oyuncu kazanır.

3.Scattergories:

 Oyuncular, belirli bir harfle başlayan kelimeleri belirli kategorilere göre yazmak için verilen bir liste kullanırlar.

  •  Süre dolduğunda, oyuncular kelimelerini sırayla paylaşırlar ve aynı kelimeleri yazan oyuncuların puanları iptal edilir.
  •  Kalan farklı kelimelerin her biri için oyuncular puan alır.
  •  Oyunun sonunda en yüksek puana sahip olan oyuncu kazanır.

4.Pictionary:

Pictionary, çizimlerin kullanıldığı bir parti oyunudur. Oyunu oynamak için aşağıdaki adımları takip edebilirsin:

  • Ekip oluşturma: Oyunda en az iki takım olmalıdır. Her takım oyuncuları eşit sayıda olmalıdır.
  • Kategoriler belirleme: Oyunda çizilecek kelimelerin kategorilerini belirleyin. Örneğin, hayvanlar, nesneler, ünlüler gibi kategoriler seçebilirsin.
  • Sıra belirleme: Her takımın sırasıyla çizici ve tahmin edici olacak şekilde sıralarını belirleyin.
  • Kelime seçimi: Her turda bir çizici, belirlenen kategoriden bir kelime seçer. Bu kelimeyi diğer takımdaki oyunculara göstermeden çizmeye başlar.
  • Çizme süresi: Bir zamanlayıcı kullanarak çizme süresini belirleyin. Genellikle 1-2 dakika arası bir süre tercih edilir.
  • Çizme: Çizici, seçtiği kelimeyi bir kağıda veya tahtaya çizerek diğer takımdaki oyuncuların tahmin etmesini sağlar. Ancak, çizimlerde harfler veya sayılar kullanılmamalıdır.
  • Tahmin etme: Diğer takımdaki oyuncular, çizimleri görerek neyi temsil ettiğini tahmin etmeye çalışır. Tahminler sözlü olarak yapılır.
  • Doğru tahmin: Eğer takım, çizilen şeyi doğru tahmin ederse, puan alırlar. Puan sistemi takımlar arasında belirlenir.
  • Sıra değişimi: Her turun sonunda, çizici ve tahmin edici rolleri takımlar arasında sırayla değiştirilir.
  • Oyun devamı: Oyun, belirlenen tur sayısı tamamlanıncaya veya bir takım belirlenen puan sayısına ulaşana kadar devam eder.

Pictionary, eğlenceli ve yaratıcı bir oyun olduğu için her yaş grubundan insanlar için uygun bir seçenektir. Çizimlerle iletişim kurma, hızlı düşünme ve takım çalışması gibi becerileri geliştirmeye yardımcı bir oyundur.

Akıcı bir şekilde İngilizce konuşmak için yan taraftaki formu doldurarak ilk adımı atabilirsin.

yazın evde ingilizce öğrenme oyunları - dixit

5. Dixit:

Dixit, hayal gücüne dayalı bir kart oyunudur. Oyunu oynamak için aşağıdaki adımları takip edebilirsin:

  • Kart dağıtma: Her oyuncuya 6 adet kart dağıtılır. Oyunda en az 3 oyuncu olmalıdır.
  • Hikaye anlatıcısını belirleme: Her turda bir oyuncu hikaye anlatıcısı olarak seçilir. Bu oyuncu, kartlarını elinden seçerek bir hikaye veya cümle oluşturur.
  • Kart seçimi: Hikaye anlatıcısı, seçtiği hikayenin veya cümlenin bir ipucu olacak şekilde bir kartı masaya koyar ve diğer oyunculara gösterir.
  • Kart tahmini: Diğer oyuncular, hikaye anlatıcısının kartını tahmin etmeye çalışır. Kendi ellerindeki kartlardan en çok hikaye anlatıcısının kartına uyduğunu düşündükleri bir kartı masaya koyarlar.
  • Oyuncu oylaması: Tüm masaya konan kartlar karıştırılır ve açık bir şekilde sergilenir. Diğer oyuncular, hangi kartın hikaye anlatıcısının kartı olduğunu tahmin etmeye çalışır ve oy verir.
  • Puanlama: Oyuncular, doğru tahmin edenler ve hikaye anlatıcısı puan alır. Hikaye anlatıcısı, en az oy alan veya hiç oy almayan olmalıdır. Doğru tahmin eden oyuncular ve hikaye anlatıcısı puan alır. Yanlış tahmin eden oyuncular ise puan alamaz.
  • Sıra değişimi: Her turun sonunda, hikaye anlatıcısı ve oyun sırası diğer oyuncular arasında döner.
  • Oyun devamı: Oyun, belirli bir puan sınırına ulaşılana veya belirlenen tur sayısı tamamlanana kadar devam eder. En yüksek puanı alan oyuncu oyunun galibi olur.

6. Go Fish Kart Oyunu:

  • Her oyuncuya birer kart açık şekilde dağıtılır. En düşük kartı olan oyuncu dağıtıcı olur.
  • Dağıtıcı kartları karıştırır ve sağ tarafındaki oyuncu keser.
  • Oyuncular sırayla birbirlerine kart sorarlar. Örneğin, “3’lü kartın var mı?” diye sorabilirler.
  • Eğer diğer oyuncu istenen kartı elinde tutuyorsa, o kartı verir ve soran oyuncu tekrar sıra alır.
  • Eğer diğer oyuncu istenen kartı elinde tutmuyorsa, “Go Fish!” der ve soran oyuncu desteden bir kart çeker.
  • Eğer çekilen kart istenen kart ise, oyuncu tekrar sıra alır ve istediği kartı elde eder.
  • Eğer çekilen kart istenen kart değilse, çekilen kart elindeki kartlara eklenir ve sıra diğer oyuncuya geçer.
  • Oyuncular elindeki kartları tamamlamaya çalışır. Örneğin, 4 tane aynı rakamdan kart toplamaya çalışabilirler.
  • Oyun, tüm kartlar tamamlanana kadar devam eder.
  • Oyuncunun elindeki tüm kartlar bittiğinde oyun biter.
  • Oyuncunun en çok kart toplayan oyuncu kazanır.

7. Simon Says:

Simon Says, bir liderin komutlarını takip etmeye dayanan bir oyundur.

  • Oyunda bir lider (Simon) ve diğer oyuncular bulunur.
  • Simon oyunculara çeşitli eylemler yapmalarını söyler, ancak komutları sadece “Simon says” ile başlayanlar geçerlidir.
  • Oyuncular, liderin komutlarına uymalı ve sadece “Simon says” ile başlayan komutları yerine getirmelidir.
  • Simon, oyuncuları kandırmak için “Simon says” ifadesini kullanmadan da komut verebilir.
  • Eğer oyuncular yanlış bir komutu yerine getirirse veya “Simon says” ifadesi olmadan verilen bir komutu yerine getirirse, oyundan elenirler.
  • Oyun, son kalan oyuncuya kadar devam eder.

8.Call My Bluff / Two Truths and A Lie:

Bu oyun, oyuncuların gerçekleri uydurmaya çalıştığı bir blöf oyunudur.

  • Oyuncular sırayla kendi hakkındaki üç ifadeyi söylerler. Bunlardan ikisi doğru, biri ise yalan olmalıdır.
  • Diğer oyuncular, söylenen ifadeler arasından yalan olanı tahmin etmeye çalışır.
  • Oyuncular tahminlerini yapar ve yalan ifadeyi belirlerler.
  • Sonra, doğru cevap açıklanır ve blöfü doğru tahmin eden oyuncu puan alır.
  • Oyun, en çok puanı toplayan oyuncu belirlenecek şekilde belirlenen tur sayısı kadar devam edebilir.

evde yazın ingilizce öğrenme aktiviteleri -whats my problem

9.What’s My Problem?:

Bu oyun, oyuncuların bir karakterin sorununu tahmin etmeye çalıştığı bir tahmin oyunudur.

  • Bir oyuncu, belirlenen bir karakteri canlandırır ve diğer oyunculara sadece evet veya hayır cevaplarıyla karakterin sorununu tahmin etmelerine yardımcı olacak ipuçları verir.
  • Diğer oyuncular, karakterin sorununu tahmin etmeye çalışır ve sırayla sorular sorarlar.
  • Tahminler yapılır ve karakterin sorunu doğru bir şekilde tahmin edilirse, doğru tahmin eden oyuncu puan alır.
  • Oyun, belirlenen tur sayısı kadar devam edebilir ve en çok puanı toplayan oyuncu kazanır.

10. Hot Seat:

Hot Seat, bir kişinin sırayla sorulara cevap verdiği bir oyundur.

  • Bir oyuncu “Hot Seat’de oturur ve diğer oyuncular ona sırayla sorular sorarlar.
  • Sorular, genellikle kişisel veya tercihlere dayalı olabilir.
  • Örneğin,”Hiç çok büyük bir yalan söyledin mi?”, “Başını belaya soktun mu?”, “Sınıftan birine aşık mısın?”, “Bir hayvan olsan, ne olmak isterdin?” gibi sorular sorulabilir.
  • Hot Seat’de oturan oyuncu, sorulara dürüstçe cevap vermelidir.
  • Diğer oyuncular, cevaplarla bu kişiyi tanır ve ilginç bilgiler keşfeder.
  • Oyun, her oyuncunun Hot seat’te eşit süre geçirdiği belirlenen tur sayısı kadar devam edebilir.
  • Hot Seat’in birden fazla oynanma şekli vardır. Anlattığımız bu oyun tipi ise “ice breaker” yani buz kıran, ortamdaki soğukluğu giderecek türden bir oyundur.

11. Mime:

Mime, oyuncuların jest ve mimiklerle kağıtta yazılı cümleyi ifade etmeye çalıştığı bir oyundur.

  • Bir oyuncu bir kelime, cümle veya durumu seçer ve bu ifadeyi jestler ve mimiklerle diğer oyunculara aktarmaya çalışır.
  • Diğer oyuncular, jestleri ve mimikleri dikkatle izler ve doğru cevabı tahmin etmeye çalışır.
  • Oyuncular, kelimelerin veya durumların ne olduğunu tahmin etmeye çalışırken işbirliği yapabilirler.
  • Oyun, her oyuncunun sırasıyla cümleleri mimiklerle ifade etmesi ve diğer oyuncuların tahminlerde bulunması şeklinde devam eder.
  • Bu oyunlar genellikle eğlenceli ve etkileşimli oyunlardır. Oyuncu sayısı oyunlara bağlı olarak değişebilir, ancak genellikle 3 ila 10 oyuncu ile oynanabilir.

İngilizce seviyeleri öğrenmek ve tüm detaylara ulaşmak istersen, hemen yan taraftaki formu doldurabilirsin.

Ankara İngilizce Kursu

Günümüzde İngilizce bilmek artık bir ayrıcalıktan çok, gereklilik haline geldi. Kaynakların genel olarak İngilizce dilinde olması, yurt dışı iş fırsatlarında İngilizce şartının yadsınamaz bir gerçek haline gelmesi ve daha farklı pek çok durum, hemen herkesi İngilizce öğrenme isteğine yönlendirmeye başladı.

Peki Ankara’da yaşıyor ve kendinize uygun bir İngilizce kursu arıyorsanız, nasıl bir yöntem izlemelisiniz? Vereceğiniz kararla Ankara İngilizce kursu arayışınızı nasıl en doğru şekilde neticelendirebilirsiniz?

Online İngilizce eğitiminde yılların tecrübesine sahip Open English olarak İngilizce kursu Ankara arayışında bulunanlara fikir vermek için farklı bir yöntem izledik ve online Ankara İngilizce kursu ile geleneksel kursu kıyaslayıp karar vermenize yardımcı olmak istedik.

Geleneksel Ankara İngilizce Kursu

Ankara’da yaşıyorsunuz, işten yorgun bir şekilde çıktınız ve evinize gidip dinlenmek düşüncesiyle mutlu bir şekilde hareket ediyorsunuz. Tam bu noktada aklınıza İngilizce kursunuzun olduğu geldi ve dinlenemeden kursunuza doğru hareket etmeye başladınız.

Günlük koşturmacalar sırasında nasıl bir yorgunluk yaşanıldığını hepimiz az çok biliriz ve tecrübe ederiz. Böyle bir durumda geleneksel bir İngilizce kursu, sizin için çok efektif bir süreç olmayabilir.

Ayrıca haftanın belirli günleri kursa katıldığınızı göz önünde bulundurduğumuzda, ekstra bir durum neticesinde ortaya çıkan şehir değiştirme gerekliliğinde dersleri kaçıracağınız yadsınamaz bir gerçek…

Her ne kadar telafi dersleri ya da kendi isteğinizle Ankara İngilizce kursunuzun hakkını vererek İngilizce öğrenmek isteseniz de şehir değiştirme, yorgunluktan derse katılamama ya da ekstrem bir durumla karşılaşma, bu isteğinize sekte vuracaktır.

Geleneksel bir Ankara İngilizce kursuna dair detayları toparladıktan sonra online İngilizce kursuna geçebiliriz.

ingilizce kursu ankara

Online Ankara İngilizce Kursu

Aynı şeyi online İngilizce kursu için düşünelim; yorgun bir şekilde işten çıktınız ve tek düşünceniz eve geçip dinlenmek… Böyle bir durumda sizi İngilizce öğrenmekten alıkoyacak hiçbir durum yok. Evinize gittiğinizde dilediğiniz gibi dinlenebilir ve sonrasında online İngilizce eğitiminize devam edebilirsiniz.

Ankara İngilizce kursu arayışındayken, sizin için online kurs son derece doğru bir tercih olabilir. Çünkü evden dilediğiniz zaman eğitiminize devam edebilirsiniz. Konfor alanı olarak düşünebileceğiniz evinizde İngilizce öğrenmek size büyük faydalar sağlayacaktır.

İlk olarak herhangi bir yorgunluk durumunda evinize geçip dinlenerek eğitiminize devam edebilirsiniz. Ek olarak şehir dışına çıkmanız gerektiğinde de gittiğiniz yerden İngilizce eğitiminizi sekteye uğratmazsınız. Ayrıca zaman ve gün kısıtlamanız olmadığı için dilediğiniz zaman dilediğiniz yerden İngilizcenizi geliştirebilirsiniz.

Şimdi online Ankara İngilizce kursunun detaylarını da öğrendiğimize göre karşılaştırma yapmaya geçebiliriz. Zaten yukarıda az çok fark netleşti ama bunu bir liste halinde görmenin de faydası var.

Geleneksel Ankara İngilizce Kursu ile Online Kursun Farkları

İşte geleneksel Ankara İngilizce kursu ile online kurs arasındaki farklar:

  1. Geleneksel kurs fiziki katılım gerektirirken online kursa evinizden, ofisinizden kısacası dilediğiniz yerden katılabilirsiniz.
  2. Geleneksel İngilizce kursunda sınıflar kalabalık olurken, online kursta kişi sayısı sınırlaması vardır ve hatta birebir özel dersler gerçekleştirilir.
  3. Geleneksel kursa belirli saatler içerisinde katılabilirken, online kursa 7/24 katılabilirsiniz.
  4. Geleneksel kursta kaynak konusunda limit varken, online platformda sınırsız kaynak ve alaka düzeyinize göre şekillendirebileceğiniz makaleler vardır.
  5. Geleneksel kursta konuşma pratiğini dilediğiniz gibi yapamazken, online kursta birebir ya da grup halinde gerçekleştirebilirsiniz.
  6. Geleneksel kursta konuşurken utanma ya da sıkılma gibi durumlar yaşarken, online kursta utanma ve sıkılma yaşamadan daha rahat İngilizce konuşabilirsiniz.
  7. Geleneksel kurs için boşluk yaratmanız gerekirken, online kursu sahip olduğunuz boşlukta hayata geçirebilirsiniz.

Bu farkları siz de kendi hayatınıza göre artırabilirsiniz. Genele baktığımızda online bir İngilizce kursunun göz ardı edilemeyecek farkları mevcut.

Peki iyi bir online İngilizce eğitimine Ankara’dayken nasıl ulaşabilirim mi diyorsunuz? Alt başlıkta en iyi cevabı görebilirsiniz.

Open English – İngilizce Kursu Ankara

Ankara İngilizce kursu arayanlara verebileceğimiz en iyi cevap: Tabii ki de Open English… Alanında yılların tecrübesine sahip olan Open English olarak, Ankara İngilizce kursu arayanların da tercih edebileceği online İngilizce eğitimi sunuyoruz.

Her kura ve detaylarına ulaşabileceğiniz kursumuzu Ankara İngilizce kursu arayışındaysanız ya da Türkiye’nin herhangi bir noktasındaysanız tercih edebilirsiniz. Kursumuz hakkında daha detaylı bilgi almak için formumuzu doldurabilir ve arkadaşımızın kısa süre içerisinde size ulaşmasını sağlayabilirsiniz.

İngilizcede Arkadaşlıklarla İlgili 20 İngilizce Deyim

Günümüzün hızla değişen dünyasında, teknolojinin büyülü dünyası içerisinde sık sık kaybolduğumuz bir gerçek. Ama, teknolojinin getirdiği bu modern çağda bile insan bağları, insan deneyiminin en dokunaklı ve anlamlı yönlerinden birini oluşturmaya devam ediyor. İşte bu bağlardan en güçlü olanlarından biri de, arkadaşlık ilişkileri. Arkadaşlıklar, hayatımıza renk, anlam ve destek katan özgün bağlardır. Herkesin yaşamında en az bir kez çok yakın arkadaş deneyimi olmuştur. Bu yüzden arkadaşlık deyince akla ilk gelen şey samimiyet diyebiliriz rahatlıkla. Bu samimiyeti kuabilmek için de çoğu zaman konuşmak gerekir.

Yabancı arkadaşlar edinmek yabancı dil öğrenmenin en güzel yolu. Yabancı biriyle yapacağın konuşmaların kısa ve yüzeysel olacağını düşünüp onlarla arkadaş olamam diyorsan, deme dur!

Farklı kültürlerden gelen insanlarla bağ kurmak, dil engellerini aşarak derin ve anlamlı ilişkiler oluşturmak paha biçilmez bir şey. Ama herkes bu ağı oluşturacak yeterli bağa sahip değil. İşte burada Open English devreye giriyor! Open English, İngilizceyi etkili ve güvenilir bir şekilde öğrenmeni sağlayarak, dünyanın dört bir yanından yeni arkadaşlar edinmene yardımcı olur.

Open English ile iletişim becerilerini geliştirirken, aynı zamanda kültürel farklılıkları anlama yeteneğini de artırabilirsin. Bu da sana, farklı ülkelerden gelen insanlarla daha anlamlı ve derin bağlar kurma fırsatı sunar. Open English öğrenim sürecin boyunca, etkileşimli dersler ve deneyimli öğretmenlerle dil yeteneklerini geliştirmeni sağlarken, küresel bir arkadaş ağı oluşturmana da olanak tanır.

Sen de Open English ile İngilizce öğrenme yolculuğunu başlat ve dünya genelinde arkadaşlıkların kapılarını arala!

Daha fazla bilgi veya kayıt işlemleri için sayfanın kenarında bulunan formu doldurman yeterli!

O zaman biz de bu yazıda, İngilizcede arkadaşlık kurmaya dair deneyimi anlatan bazı özel deyimlere odaklanacağız.

ingilizcede arkadaşlıkla ilgili deyimler

İngilizcede Arkadaşlıkla İlgili Deyimler

1. A shoulder to cry on (Omzunda ağlayabileceğin biri):

When my dog passed away, Sarah was a real shoulder to cry on for me. ( Köpeğim vefat ettiğinde, Sarah gerçekten omzumda ağlayabileceğim bir arkadaşım oldu.)

2. Birds of a feather flock together (Benzer kişiler benzer kişileri çeker):

In the art class, they quickly became friends; birds of a feather flock together. (Sanat sınıfında hızlıca arkadaş oldular; biliyorsunuz, benzer kişiler benzer kişileri çeker.)

3. Two peas in a pod (Birbirine benzeyen iki bezelye):

Emma and Mia are like two peas in a pod, always dressing alike and sharing the same interests. (Emma ve Mia birbirine benzeyen iki bezelye gibi, her zaman aynı şekilde giyiniyorlar ve aynı ilgi alanlarını paylaşıyorlar.)

4. Buddy up (İşbirliği yapmak):

Let’s buddy up for the project; working together will be more fun. (Proje için işbirliği yapalım; birlikte çalışmak daha eğlenceli olacak.)

5. Hit it off (Hemen anlaşmak):

At the party, they hit it off and spent the whole evening chatting. (Partide hemen anlaştılar ve tüm akşam sohbet ederek geçirdiler.)

6. In the same boat (Aynı gemide):

With all the exams coming up, we’re all in the same boat. (Tüm sınavlar yaklaşıyor, hepimiz aynı gemideyiz.)

7. Kindred spirits (Benzer ruhlar):

As soon as they met, they realized they were kindred spirits with a shared love for adventure. (Birbirleriyle tanışır tanışmaz, macera tutkusunu paylaşan benzer ruhlara sahip olduklarını fark ettiler.)

8. A friend in need is a friend indeed (Zorda dost, gerçekten dosttur):

When I lost my job, Jane was there to help me find new opportunities. A friend in need is a friend indeed. (İşimi kaybettiğimde, Jane yeni fırsatlar bulmam için yardımcı oldu. Zorda dost, gerçekten dosttur.)

İngilizce konuşmak için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

arkadaşlıkla ilgili ingilizce deyimler - through thick and thin

9. Through thick and thin (İyi günde kötü günde):

We’ve been friends since childhood, and we’ve supported each other through thick and thin. (Çocukluktan beri arkadaşız ve iyi günde kötü günde birbirimize destek olduk.)

10. Ride or die (Sonsuz destek):

They’re true ride or die friends; they’ve been through so much together and always have each other’s backs. (Onlar gerçekten sonsuz destek olan arkadaşlar; birlikte çok şey yaşadılar ve her zaman birbirlerinin arkasında durdular.)

11. In someone’s good books (Birinin gözdesi olmak):

After helping her with the project, I’m definitely in the boss’s good books now. (Projede ona yardım ettikten sonra, şimdi kesinlikle patronun gözdesiyim.)

12. Chalk and cheese (Tuzla buz):

They’re like chalk and cheese; one loves the outdoors, the other prefers staying indoors. (Onlar tuzla buz gibi; biri dışarıda vakit geçirmeyi severken, diğeri içeride kalmayı tercih ediyor.)

13. Blood is thicker than water (Kan bağı sudan daha kalındır):

Even though they argue a lot, they’ll always support each other. Blood is thicker than water. ( Çok tartışsalar da, her zaman birbirlerini destekleyecekler. Kan bağı sudan daha kalındır.)

14. To have someone’s back (Birinin arkasında durmak):

I’ll always have your back, no matter what challenges you face. ( Ne tür zorluklarla karşılaşırsanız karşılaşın, her zaman arkadaşınızın arkasında duracağım.)

Efektif bir şekilde İngilizce çalışmak için hemen yan taraftaki formu doldurabilirsin.

arkadaşlıkla ilgili ingilizce deyimler - cross someones path

15. Cross someone’s path (Birinin yoluyla kesişmek):

I never expected our paths to cross at the conference, but I’m glad they did. (Konferansta yolumuzun kesişeceğini asla beklemezdim, ama böyle olduğuna sevindim.)

16. To see eye to eye (Aynı fikirde olmak):

We don’t always see eye to eye on every topic, but our friendship is strong. (Her konuda her zaman aynı fikirde değiliz, ama dostluğumuz güçlü.)

17. To be on the same wavelength (Aynı dalgada olmak):

Whenever we brainstorm ideas, we’re always on the same wavelength. (Fikirler üzerine beyin fırtınası yaptığımızda, her zaman aynı dalgadayız.)

18. To go way back (Çok eskiye dayanmak):

John and I go way back; we’ve known each other since kindergarten. (John ve ben çok eskiye dayanıyoruz; birbirimizi okul öncesi dönemden beri tanıyoruz.)

19. To be cut from the same cloth (Aynı kumaştan kesilmiş olmak):

They both have a great sense of humor and love traveling; they’re cut from the same cloth. (İkisinin de harika bir mizah anlayışı var ve seyahat etmeyi seviyorlar; kesinlikle aynı kumaştan kesilmişler.)

20. To be thick as thieves (Hırsızlar gibi kalın olmak):

Bu deyim, iki insanın çok yakın ve sıkı arkadaş olduklarını ifade eder. Birlikte sıkı bir bağa sahip olma durumunu belirtir.

They’re always together, laughing and sharing secrets; they’re thick as thieves. (Onlar her zaman birlikte, gülerken ve sırlarını paylaşırken; hırsızlar gibi kalınlar.)

Online İngilizce kursumuzla alakalı detaylı bilgi için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

İngilizce Konuşmak Artık Hayal Değil

İlkokul, ortaokul, lise ve üniversite; yıllarca İngilizce eğitimi aldınız, okuduğunuz her metni anlıyorsunuz, dilediğiniz gibi yazıyorsunuz ama iş İngilizce konuşmaya gelince tutulup kalıyorsunuz. Bu durum sizin için de geçerli, değil mi?

Bildiğiniz kelimeleri gramer yapısıyla birleştirerek akıcı bir şekilde İngilizce konuşmak için can atıyorsunuz ama iş uygulamaya gelince tutulup kalıyorsunuz. Korkmayın bu başlarda herkesin başına gelen bir durum…

İngilizce konuşma aslında sandığınız kadar zor bir şey değil. Farklı yöntemler izleyerek İngilizce speaking yeteneğinizi geliştirebilirsiniz.

Online İngilizce kursumuz sayesinde İngilizce konuşma yeteneğinizi geliştirmek istiyorsanız, yandaki formu doldurun ve ilk adımı atın.

İngilizce Konuşma Tüyoları

Edindiğiniz gramer, kelime ve günlük konuşma bilgilerinizi İngilizce konuşmalar yaparak pratiğe dökmek istiyorsanız, size İngilizce speaking yeteneğinizi geliştirecek birkaç önerimiz var.

Bu önerileri göz önünde bulundurarak İngilizce speaking geliştirme sürecinizi dilediğiniz gibi efektif kılabilirsiniz.

İşte speaking yeteneğinizi geliştirecek ipuçları:

İngilizce Konuşma Pratiği Yapın

İngilizce konuşma konusunda yaşanan en büyük sıkıntılardan bir tanesi, özgüven eksikliğidir.

Ya konuşma sırasında hata yaparsam? Ya yanlış kelime kullanır da rezil olursam? Çok yavaş İngilizce konuştuğum için karşımdaki rahatsız olur mu? Acaba İngilizce speaking yaparken telaffuzum kötü mü?

Bu tarz sorular İngilizce konuşmaya başlayan herkesin aklına gelmekte ve süreci olumsuz hale getirmektedir. Bu düşüncelerden uzaklaşarak konuya olumlu ve özgüvenli yaklaşmak gerekmektedir.

İngilizce speaking geliştirme için çıktığınız yolcuğunuzda, kendi kendinize konuşma antrenmanları yapmanız özgüven kazanmanızı sağlayacaktır.

Evde yalnız kaldığınızda İngilizce konuşma pratiği yapmanız kullandığınız kelimeleri nasıl telaffuz ettiğinizi fark etmenize ve takıldığınız kelimelerin internet üzerinden telaffuz edilişini öğrenmenize yardımcı olur.

Ayrıca İngilizce konuşma pratiği yapmanın bir diğer faydası da cümle yapılarını daha iyi kullanmaya başlar ve gramere uygun konuşmanın aslında ne kadar kolay olduğunu fark edersiniz. Tüm bunlara ek olarak yalnız başınıza İngilizce speaking etkinliği yaptığınız için çekinmenize gerek kalmaz ve istediğiniz kadar yanlış söyleseniz de kendinizi geliştirmek için vaktiniz olur.

ingilizce speaking geliştirme

İngilizce Konuşma Arkadaşı Edinin

Kelime haznenizin İngilizce speaking için yeterli olduğunu düşünüyorsanız, kendinize konuşma pratiği yapmak için anadili İngilizce olan veya İngilizce speaking yeteneği çok iyi olan bir arkadaş edinebilirsiniz.

Bu yurt dışında yaşayan bir yakınınız, arkadaşınız olabilir ya da üniversitede okulunuzdan Erasmus’a gitmiş ve sonrasında memlekete dönmüş biri olabilir.

Kendinize İngilizce speaking için bir arkadaş bulduktan sonra korkusuz bir şekilde konuşmalısınız. Bu konuşma sırasında karşınızdaki kişiden sizin telaffuz ve gramer yanlışlarınızı düzeltmesini isteyebilirsiniz.

Ayrıca arkadaşınız İngilizce speaking yaparken bilmediğiniz kelime olduğunda onu durdurabilir ve tekrar etmesini isteyerek kelimeyi not alabilirsiniz. Sonrasında bu kelimenin anlamına ve cümle içerisinde kullanımına bakarak, sonraki İngilizce konuşma aktivitenizde bu kelimeyi değerlendirebilirsiniz.

İngilizce Kursumuzu Keşfedin

İngilizce speaking için kendi başınıza yapacaklarınızı tamamladığınızı düşünüyor ve hala eksikleriniz olduğunu net bir şekilde görüyorsanız, profesyonel destek zamanı geldi demektir.

Open English olarak online İngilizce eğitiminde uzman bir kadroya sahibiz. İlk seviyeden son seviyeye kadar verdiğimiz İngilizce eğitimlerde, speaking yeteneğinizi çok hızlı bir şekilde geliştirebilirsiniz.

Size özel birebir derslerde hocalarınız ile dilediğiniz gibi İngilizce konuşma pratiği yapabilir, grup derslerinde yeni kelimeler ve kelime telaffuzları öğrenebilirsiniz.

Siz de İngilizce konuşma yeteneğinizi akıcı bir hale getirmek istiyorsanız, 3 Günlük Ücretsiz Deneme Sürümümüzü kullanarak işe başlayabilirsiniz. Yanda yer alan formu doldurup ekip arkadaşlarımızın size ulaşmalarını sağlayabilir ve eğitimlerimiz hakkında daha detaylı bilgi alabilirsiniz.

İngilizce Anlamıyorum Demenin Farklı Yolları

Yeni bir dil öğrenmek heyecan verici olduğu kadar zorlu da bir süreç olabilir. Sıklıkla karşılaştığımız zorluklardan biri de bir konuşmada bulunduğumuz esnada karşıdaki kişinin ne dediğini tam olarak anlayamamaktır. Fakat endişelenme! İngilizcede “Anlamıyorum” demek, iletişim kuramayacaksın anlamına gelmiyor.

Tam tersine, daha iyi iletişim kurma yolunda bir adım olabilir. Bu blog yazısında, İngilizcede kafa karışıklığını veya anlamama durumunu samimi ve yaratıcı bir şekilde ifade etmenin bazı yollarını keşfedeceğiz.

Open English İle Anlamıyorum Demeye Son Ver!

Yeni bir dil öğrenmek bazen kafa karıştırıcı olabilir, ancak artık bu bir sorun değil! Open English ile dil engellerini aşmanın ve İngilizce öğrenmenin tam zamanı. Hiçbir zaman “Anlamıyorum” demek zorunda kalmayacaksın çünkü Open English sana bu zorlukları aşman için birbirinden farklı imkanlar sunuyor.

Sen de günlük hayatına dil engellerini taşımaktan yorulduysan, işte harika bir çözüm: Open English! Online dil kurslarla, her seviyede öğrenci için özel dersler mevcut. Artık karmaşık gramer kuralları veya anlam veremediğin kelimeler seni yavaşlatmayacak.

Open English ile dünyanın dört bir yanından deneyimli ve uzman öğretmenlerle interaktif dersler alabileceksin. Dil becerilerini geliştirecek ve özgüvenle konuşmaya başlayabileceksin. Sıkı çalışmanın ve öğrenmenin keyifli bir deneyime dönüşebileceğini bu şekilde deneyimlemek harika olacak!.

Üstelik Open English’in esnek programları sayesinde, yoğun bir programın olsa bile dil öğrenmeye zaman ayırabilirsin. Kendi hızına ve zamanına göre ilerleyebilir, dil becerilerini istediğin gibi geliştirebilirsin.

Neden hala “Anlamıyorum” demek zorundasın ki? Open English ile kendine yeni bir dil öğrenme fırsatı ver, dil engellerini kaldır ve dünyaya daha güvenli bir şekilde açıl.

Hemen bugün başla ve akıcı bir şekilde İngilizce konuşmaya başla!

ingilizce anlamıyorum için farklı kalıplar

İngilizce Anlamıyorum İçin Farklı Kalıplar

İletişim, insan ilişkilerinin temel taşıdır. Fakat, bazen karşımızdaki kişinin söylediklerini anlamakta güçlük çekebiliriz. Durum böyle olunca da “Anlamıyorum” demek, hayatımızın doğal bir parçası haline gelir. Ancak, bazen aynı ifadeyi farklı şekillerde ifade ederek iletişimimizi daha etkili hale getirebiliriz. Yazının bu kısmında, “Anlamıyorum” demenin alternatif yollarını keşfederek iletişimde yaratıcılığın nasıl kullanılabileceğini göreceğiz. Hazırsan hadi başlayalım.

  • I don’t understand. (Anlamıyorum.)

The instructions are so confusing, I don’t understand what to do. (Talimatlar çok karışık, ne yapacağımı anlamıyorum.)

  • I’m not getting it. (Anlamıyorum.)

I’m not getting the math problem, can you explain it again? (Bu matematik problemini anlamıyorum, tekrar açıklayabilir misin?)

  • I’m confused. (Kafam karıştı.)

The movie’s plot is so complicated that I’m confused about the characters’ motivations. (Filmin hikayesi çok karmaşık, karakterlerin motivasyonları konusunda kafam karıştı.)

  • I’m having trouble understanding. (Anlamakta zorlanıyorum.)

I’m having trouble understanding the technical jargon in this article. (Bu makalenin teknik jargonunu anlamakta zorlanıyorum.)

  • I’m a bit lost. (Bağlamı kaybettim.)

During the lecture, I got lost when the professor started talking about advanced physics concepts. (Ders sırasında profesör gelişmiş fizik kavramlarından bahsetmeye başladığında asıl bağlamı biraz kaçırdım/ kaybettim.)

  • Could you repeat that, please? (Bunu tekrar eder misiniz, lütfen?)

I didn’t catch your phone number, could you repeat that, please? (Telefon numaranı anlayamadım,  tekrar eder misin, lütfen?)

ingilizce anlamıyorum deme yolları ikinci kısım

  • Could you say that again? ( Tekrar eder misiniz?)

Sorry, I was distracted. Could you say that again? (Özür dilerim, dikkatim dağıldı.Tekrar eder misiniz?)

  • Could you explain that in simpler terms? (Bunu daha basit terimlerle açıklayabilir misiniz?)

I’m unfamiliar with the topic, could you explain that in simpler terms? (Konu hakkında pek bilgim yok, bunu daha basit terimlerle açıklayabilir misiniz?)

  • Could you break it down for me? (Bunu bana parçalara ayırarak anlatabilir misiniz?)

The concept is quite complex, could you break it down for me step by step? (Kavram oldukça karmaşık, bunu bana adım adım parçalara ayırarak anlatabilir misiniz?)

  • I need more clarification on this. (Bu konuda daha fazla açıklamaya ihtiyacım var.)

The project guidelines are a bit vague, I need more clarification on what’s expected. (Proje yönergeleri biraz belirsiz, ne bekleniyor konusunda daha fazla açıklamaya ihtiyacım var.)

  • I’m not quite grasping it. (Tam olarak anlamıyorum.)

The concept of quantum mechanics is complex; I’m not quite grasping it yet. (Kuantum mekaniği kavramı karmaşık; henüz tam olarak anlamıyorum.)

  • I’m at a loss here. (Burada koptum.)

The discussion shifted to advanced statistics, and I’m at a loss here. (Tartışma gelişmiş istatistiklere kaydı ve burada koptum.)

  • I can’t make sense of this. (Bunu anlamlandıramıyorum.)

The poem’s hidden meaning is so abstract that I can’t make sense of this. (Şiirin gizli anlamı o kadar soyut ki bunu anlamlandıramıyorum.)

Dilediğin zaman dilediğin yerde İngilizce çalışmak için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

ingilizce anlamıyorum demenin yolları üçüncü kısım

  • I’m struggling to comprehend. (Anlamak için çaba sarf ediyorum.)

The physics lecture is challenging, but I’m struggling to comprehend the fundamental principles. (Fizik dersi zorlayıcı, ama temel prensipleri anlamak için çaba sarf ediyorum.)

  • This is going over my head. (Bu beni aşıyor.)

The discussion about advanced programming languages is going over my head; I need more basic explanations. (Gelişmiş programlama dilleri hakkındaki tartışma beni aşıyor; daha temel açıklamalara ihtiyacım var.)

  • I don’t comprehend. (Anlamıyorum/ Kavrayamıyorum)

The technical manual is full of jargon, and I don’t comprehend most of it. (Teknik kılavuzda jargon dolu ifadeler var ve çoğunu anlamıyorum.)

  • I’m not following. (Takip edemiyorum, yakalayamıyorum)

Could you explain that concept again? I’m not following your explanation. (O kavramı tekrar açıklayabilir misiniz? Açıklamanızı takip edemiyorum.)

  • I’m puzzled.(Çözemedim)

The riddle in the game has me puzzled; I can’t figure it out. (Oyunun bulmacası beni şaşırttı; onu çözemedim).

  • I’m baffled. (Kafam karıştı)

The puzzle’s solution had me baffled until my friend explained it to me. (Bulmacanın çözümü, arkadaşım bana açıklayana kadar kafamı karıştırdı.)

İngilizcede Kolay Demenin Yolları

Günlük hayatta sıkça kullandığımız, içinde bulunduğumuz duruma dair bir rahatlama hissi veren “kolay” kelimesinin İngilizce karşılığıni çoğumuz biliyoruz. Ama bir şeyin kolay olduğunu kolay demeden ifade edebilecek kaç kişiyiz burda?

Eğer ben bilmiyorum diyorsan sakın endişelenme! Bu yazıda İngilizcede kolay demenin çeşitli samimi ve etkili yollarını paylaşacağız. Çünkü dil öğrenme sürecinde, farklı ve doğal ifadeler kullanmak, iletişimi güçlendiren bir beceridir. Kişisel ve profesyonel hayatta önemli bir beceri olarak karşımıza çıkar. Ama doğru kaynaklar ve öğrenme yöntemleri olmadan bu süreç bazen karmaşık ve yorucu olabilir. İşte bu noktada, Open English devreye giriyor!

Yenilikçi ve Etkili Dil Öğrenme Deneyimi

Open English online İngilizce kursları arasında öncü konumda olan yenilikçi bir kurstur. Kullanıcı dostu arayüzü, etkili öğretim yöntemleri ve samimi öğretmenleri ile dil becerilerini hızla geliştirmene olanak tanır. Gelişmiş öğrenme materyalleri, interaktif ders içerikleri ve canlı dersler sayesinde İngilizce’yi günlük yaşamında ve iş hayatında güvenle kullanabilirsin.

Open English’in sunduğu avantajlardan biri, öğrencilere özel kişisel öğretmenlerle birebir ders imkanı sunmasıdır. Bu, dil becerilerini bireysel ihtiyaçlarına uygun şekilde geliştirmene yardımcı olur. Öğretmenler tamamen İngilizce olarak etkileşime girerek öğrenme sürecini kolaylaştırır ve İngilizceyi mükemmelleştirmene destek olur.

Ayrıca, Open English’in sunduğu esnek programlar sayesinde dil öğrenme sürecini kendi zamanına göre planlayabilirsin. Yoğun bir iş programı veya yoğun bir öğrenci hayatı olabilir; endişelenme, çünkü derslerini istediğin zaman ve istediğin yerden online olarak alabilirsin. Bu, öğrenme süreci hayatının diğer yönleriyle uyumlu hale gelirken aynı zamanda verimliliği arttırmış olursun.

Daha fazla bilgi alıp İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

ingilizcede kolay demek - piece of cake

İngilizcede Kolay Demek

1. “Piece of cake”

Bu ifade, İngilizcede en sevilen ve sık kullanılan ifadelerinden biridir. “Piece of cake” aslında Türkçede “çocuk oyuncağı” ya da “kolay lokma” gibi anlamlara gelir. Eğer bir konuyu veya görevi kolaylıkla başarabileceğini ifade etmek istersen, “It’s a piece of cake!” diyebilirsin.

  • Örnek Cümleler:
    • Passing this exam will be a piece of cake for me. (Bu sınavı geçmek benim için çocuk oyuncağı olacak.)
    • Don’t worry, preparing dinner for guests is a piece of cake. (Endişelenme, misafirler için yemek hazırlamak kolay bir lokma.)

2. “A walk in the park”

Bu ifade de kolaylık vurgusu için sıkça kullanılır. “A walk in the park” yürüyüş yapmak gibi kolay ve keyifli bir şey yapmak anlamında kullanılır.

  • Örnek Cümleler:
    • Solving these math problems is a walk in the park for her. (Bu matematik problemlerini çözmek onun için yürüyüş parkında yürümek gibi.)
    • After all the practice, riding a bike is now a walk in the park. (Tüm o pratiklerden sonra bisiklete binmek artık çocuk oyuncağı gibi.)

3. “Child’s play”

Bu ifade de kolaylık vurgusu için sıkça kullanılır. “Child’s play” çocuk oyuncağı anlamına gelir ve kolay bir görevi veya işi betimler.

  • Örnek Cümleler:
    • For her, programming is child’s play. (Onun için programlama çocuk oyuncağıdır.)
    • Don’t worry, fixing this issue will be child’s play for our IT team. (Endişelenme, bu sorunu çözmek IT ekibimiz için çocuk oyuncağı olacak.)

4. “No sweat” veya “No problem”

Bir görevi kolaylıkla başaracağını belirtmek için bu ifadeleri kullanabilirsin.

  • Örnek Cümleler:
    • Don’t worry, I’ll help you with your homework. No sweat! (Endişelenme, ödevinle sana yardımcı olacağım. Hiç sorun değil!)
    • Completing the project before the deadline is no problem for our efficient team. (Proje süresinden önce tamamlamak, verimli ekibimiz için hiç sorun değil.)

ingilizcede kolay demek - a breeze

5. “A breeze”

“A breeze” kelimesi rüzgar demek aslında ama İngilizcede bir şeyin rüzgar kadar kolay olduğunu ifade etmek için kullanılır.

  • Örnek Cümleler:
    • She learned to play the guitar in a few weeks, it was a breeze for her. (Birkaç haftada gitar çalmayı öğrendi, onun için rüzgar gibiydi.)
    • Setting up the new software is a breeze with the step-by-step guide. (Yeni yazılımı kurmak, adım adım rehberle rüzgar gibidir.)

6. “Easy peasy”

Bu ifade çocuklar arasında da sıkça kullanılır ve “çocuk oyuncağı” anlamında gelir.

  • Örnek Cümleler:
    • Don’t worry about it, fixing the issue is easy peasy! (Endişelenme, sorunu çözmek çok kolay!)
    • After a bit of practice, playing the piano became easy peasy for her. (Biraz alıştırmadan sonra, piyano çalmak onun için çocuk oyuncağı haline geldi.)

7. “A cinch”

“A cinch” ifadesi, kolay ve hızlı bir şekilde başarılabilen bir şey anlamına gelir.

  • Örnek Cümleler:
    • Don’t worry, understanding this concept will be a cinch with the help of our teacher. (Endişelenme, öğretmenimizin yardımıyla bu konuyu anlamak çok kolay olacak.)
    • For our experienced team, launching the new product is a cinch. (Deneyimli ekibimiz için yeni ürünü piyasaya sürmek çocuk oyuncağı gibidir.)

8. “Like a walk in the park”

Bu ifade, “A walk in the park” deyiminin uzun hali olarak düşünülebilir ve bir şeyin kolaylıkla yapılabileceğini belirtir.

  • Örnek Cümleler:
    • With his talent, playing the piano is like a walk in the park for him. (Yeteneğiyle, piyano çalmak onun için yürüyüş parkında yürümek gibi.)
    • For our team, solving complex problems is like a walk in the park now that we have the right tools. (Doğru araçlara sahip olduğumuzdan beri, karmaşık sorunları çözmek ekibimiz için yürüyüş parkında yürümek gibi.)

ingilizcede kolay demek - breeze through

9. “Breeze through”

Bu ifade, bir görevi kolayca tamamlamak veya bir konuda başarılı olmak anlamına gelir.

  • Örnek Cümleler:
    • She breezed through the exam with her excellent preparation. (Mükemmel hazırlığıyla sınavı kolayca geçti.)
    • With the help of the new software, he breezed through the data analysis. (Yeni yazılımın yardımıyla, veri analizini kolayca tamamladı.)

10. “No trouble at all”

Bu ifade, bir şeyin hiç zorluk çekmeden kolaylıkla yapıldığını ifade eder.

  • Örnek Cümleler:
    • After years of experience, public speaking is no trouble at all for her. (Yılların deneyimiyle, topluluk önünde konuşmak onun için hiç zorluk değil.)
    • For the expert team, implementing the new strategy was no trouble at all. (Uzman ekibimiz için yeni stratejiyi uygulamak hiç zorluk çıkarmadı.)

İngilizce dil kursumuz hakkında detaylı bilgi almak için yan taraftaki formu doldurabilirsin.