Dijitalleşen ve artık kelimenin tam anlamıyla globalleşen dünyada, teknoloji artık hayatımızın her anının bir parçası- eğlenceden işe, eğitimden alışverişe ve tabii ki iletişime kadar her an teknolojinin nimetlerinden faydalanıyor, bu sayede hayatımızı oldukça kolaylaştırıyoruz.
Peki teknoloji hakkında gerçekten ne kadar bilgi sahibiyiz? Büyük ihtimalle sık sık duyduğumuz teknoloji terimlerinin tam olarak ne anlama geldiğini biliyor muyuz?
Bu yazımızda, özellikle de teknoloji alanında çalışmak veya okumak isteyenlerin ilgisini çekeceğini düşündüğümüz temel teknoloji iş İngilizcesi terimlerine ve açıklamalarına yer verdik.
Hazırsan başlayalım!
Günümüzde pek çok sektörde ilerleyebilmek için, global dil olan İngilizceyi bilmek önemli. Teknoloji ise belki de bunun en geçerli olduğu alan- öyle ki teknolojinin dili olarak tanımlanabilecek olan İngilizce, hem bu alanda alınacak bir eğitimi destekleyebilmek, hem de mesleğe atıldıktan sonra dünya çapındaki gelişmeleri takip etmek, önemli yayınları okuyabilmek ve tabii ki kendini yeni bilgilerle geliştirebilmek açısından gerekli. Başka bir deyişle, teknoloji alanında çalışmayı -ya da bu alanda bir üniversite okumayı- düşünen herkes, İngilizceyi ortanın üstünde bir seviyede bilmeli.

Teknoloji uçsuz bucaksız bir dünya olduğundan, bu alandaki iş İngilizcesi kelimeleri ile de başlı başına bir sözlük hazırlamak mümkün tabii.
Yine de, bu yazıda, bu alanda sık karşılaşacağın ve dolayısıyla mutlaka bilmen gerektiğini düşündüğümüz öne çıkan İngilizce teknoloji terimlerine -ayrıca İngilizce ve Türkçe açıklamalarına- kısaca yer verdik. Sen de dilersen önce terimlerin İngilizce açıklamalarını okuyup çevirmeye çalışabilir, böylece pratik yapabilirsin!
AI is the ability of a software -or a software-controlled robot- to perform tasks that are commonly associated with intelligent beings.
Yapay zeka, bir yazılımın -ya da bir yazılım tarafından kontrol edilen bir robotun- çoğunlukla zeki varlıkların yapabildiği görevleri yerine getirebilme becerisidir.
A programming language is a system of notations used for writing computer softwares.
Programlama dili, bilgisayar programları yazmak için kullanılan bir dizi notasyon olarak tanımlanabilir.
Innovation is successfully implementing a new idea and by doing so, creating value for the customers and stakeholders.
İnovasyon, yeni bir fikri başarılı olarak hayata geçirmek, ve bunu yaparak müşteriler ve hissedarlar için değer yaratmaktır.
The frontend is basically everything the users see and interact with when they open a website or an app.
Basitçe, ön yüz, kullanıcıların bir web-sitesini ya da uygulamayı açtığında gördüğü tüm bileşenler olarak tanımlanabilir.
Back end is the code of an application or a website that allows it to operate and that cannot be accessed by regular users.
Arka yüz, bir uygulama ya da web-sitesinin çalışmasını mümkün kılan ve normal kullanıcının erişemediği kodları ifade eder.

A database can be described as an organized collection of structured data, stored electronically in a computer system.
Veritabanı, bilgisayar sisteminde belli bir kategorizasyon mantığına göre saklanan bir dizi yapılandırılmış veri olarak tanımlanabilir.
Cloud computing is basically the delivery of several computing services—servers, databases, networking, software—over the internet.
Bulut bilişim; server, ağ, veri tabanı, yazılım gibi belli başlı bilişim hizmetlerinin, internet üzerinden sağlanmasıdır.
User experience encompasses all aspects of the end-user’s interaction with a website or an app.
Kullanıcı deneyimi, son kullanıcının bir web-sitesi ya da uygulama ile olan etkileşiminin tüm detaylarını kapsayan bir kavramdır.
A firewall is a network security device that monitors traffic to or from a network.
Güvenlik duvarı, belli bir ağa gelen ve o ağdan dışarı giden trafiği gözlemleyen bir ağ güvenlik aracıdır.
Conversion can be described as the successful result of a certain marketing attempt(s).
Dönüşüm, pazarlama faaliyetlerinin başarılı sonuca ulaşması olarak tanımlanabilir.
Bu verdiklerimize ek olarak, teknoloji yelpazesi altındaki önemli kategorilerden olan Veri Bilimi ve ilgili terimler üzerine hazırladığımız yazıya da bir göz atmanı öneririz; aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsin:
Veri Bilimi İçin İş İngilizcesi

Eğer sen de teknoloji alanında okumak veya çalışmak istiyor, ya da iş İngilizceni geliştirmeyi arzuluyorsan, Open English online İngilizce kursu ile İngilizce öğrenmeye/İngilizceni geliştirmeye hemen başlayabilirsin! Open English’in ana dili İngilizce olan yetkin eğitmen kadrosu, başka öğrenciler ile dilediğin gibi pratik yapabileceğin online konuşma grupları, sınırsız içerik erişimi ve 7/24 canlı ders gibi ayrıcalıkları ile İngilizceni hızlı ve kolay bir şekilde ilerletebilir, dil hedeflerine ulaşabilirsin.
Kısacası İngilizce öğrenerek kendine, okul hayatına ve kariyer gelişimine önemli bir katkıda bulunmak istiyorsan, Open English online İngilizce kursunu hemen keşfetmeye başlamanı öneririz!
Phrasal Verbler hem sayıca çokluğu ile, hem de anlamlarının asıl anlamlarından uzaklaşabilmesi açısından İngilizce öğrenenler için kafa karıştırıcı konulardan biri olarak anılıyor. Fakat aslında Phrasal Verbler, temellerini öğrendikten, en yaygın olanları bildikten sonra hiç de zor değil!
Bu yazımızda Phrasal Verblerden bahsedeceğiz. Fakat bildiğin üzere İngilizcede Phrasal Verblerden bol bir şey yok! Bu yüzden Phrasal Verbleri ilk harflerine göre ayrı yazılarda değerlendireceğiz. Bu yazımızda ise “N” ile başlayan Phrasal Verbler üzerine odaklanacağız. “N” ile başlayan en yaygın Phrasal Verbleri inceleyip örnek cümleler ile pekiştireceğiz!
“N” ile başlayan Phrasal Verbler yazımıza başlamadan sana bir sorumuz var: İngilizceyi en kolay, en mükemmel bir şekilde konuşmak ister misin? Cevabın “evet” ise seni Open English’e davet ediyoruz!
Open English, alanında önde gelen bir online İngilizce kursu. Dünyada 15 yılı aşkın süredir, 1.5 milyondan fazla insana İngilizce öğreten Open English, bu deneyimiyle sana da İngilizce öğretmeye hazır! Peki Open English’te seni ne bekliyor?
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.
“N” ile başlayan Phrasal Verblerden bahsetmeden önce kısaca Phrasal Verbler nelerdi bir hatırlayalım. Phrasal Verbler isimlerinden anlaşılacağı gibi fiillerdir. Fakat tek bir kelimeden oluşmak yerine genellikle bir fiil ve bir edatın birleşmesiyle kalıplaşarak kullanılırlar. Anlamları genellikle içerdiği iki kelimeden farklı, deyimsel bir anlamda olur.
Phrasal Verbleri kullanırken en dikkat etmemiz gereken şey Phrasal Verbleri çekimlerken yalnızca fiil olan kelimeyi çekimlememiz. Edat olan kısım tabii ki çekimlenemez. Fakat genelde kafa karışıklığına yol açabiliyor! Örneğin “knocked out” yerine “knock outed” gibi yanlış kullanımlar görebiliyoruz.

Şimdi yazımızın asıl kısmına gelelim ve “N” ile başlayan Phrasal Verbler arasında en yaygın olanlarına bir göz gezdirelim! Elimizdekiler çok da mecazi anlamlara sahip olmadıkları için anlamlarına bakmadan tahmin etmeye çalışmanı öneriyoruz! Kim bilir, belki halihazırda tahmin edebilirsin!
Olasılıkları daraltmak, bir alana odaklanmak
(Aklımızda bir sürü fikir var fakat üçe indirmeliyiz.)
Not etmek
(Dersin önemli detaylarını not almayı unutma.)
Uyuyakalmak, uyuklamak
(Her akşam televizyon önünde uyukluyor.)
Birine, birinin adını vermek
(Kızlarına büyükannesinin ismini verdiler.)
Bir yere kısaca uğramak
(Hemen süpermarkete uğrayıp ekmek alacağım.)
Umarız buraya kadar yazımızda “N” ile başlayan yeni Phrasal Verbler öğrenmişsindir! Eğer İngilizceyi verimli bir şekilde öğrenmek istersen seni tekrardan Open English’e davet etmek isteriz!
Open English’e abone olarak sana özel hazırlanmış çalışma programını edinebilir ve ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders almaya hemen başlayabilirsin. Bunun yanı sıra, dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin! Fakat en önemlisi, canlı konuşma gruplarında yabancılarla, eğitmen moderatörlüğünde online İngilizce konuşma pratikleri yapabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve İngilizce çalışmaya başlamak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Birini bir şey yapmak için motive etmek, cesaretlendirmek
(Arkadaşları onu yarışmaya katılması için cesaretlendirdi.)
Bir şeyi bitirmek, sonuca ulaştırmak.
(Projenin detaylarını sonuca ulaştırmalıyız.)
Kesintilerden sonraki net miktarı belirlemek
(Giderleri toplam gelirden düşüp bize haber verecekler.)
Bir dökümanı notlar ile güncellemek
(Raporu gelişmeler ile güncelledi.)
Bir şey veya birine yer açmak için hafifçe kaymak
(Biraz kayar mısın? Oraya oturmak istiyorum.)
Bir gruptan sayılmak, anılmak
(O, ülkedeki en iyi müzisyenlerden sayılıyor.)
Çok tartışmadan hemen kabul etmek, baş sallayıp geçmek
(Toplantıyı baş sallayıp geçtiler çünkü kimsenin şikayeti yoktu.)
Uzun uzun konuşmak
(Haftasonu planlarımız hakkında uzun uzun konuştuk.)

Bu yazımızda “N” ile başlayan Phrasal Verblerin en yaygınlarından bahsettik. Umarız günlük hayatta kullanabileceğin yepyeni Phrasal Verbler öğrenmişsindir! Benzeri bir yazımız olan “E” ile Başlayan Phrasal Verbler isimli yazımızı da okumanı öneririz. Ayrıca blogumuzdaki Phrasal Verbler ile ilgili diğer yazılarımıza da göz atmayı unutma!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan yabancı eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında eğitmenin moderatörlüğü ile yabancılarla öğrendiklerini pratik edebilir ve aklındaki her soruya anında cevap bulabileceğin dev içerik arşivimizdeki kaynak ve materyallere sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
Squash, iki oyuncu (tekler) veya dört oyuncu (çiftler) arasında oynanan rekabetçi bir raket sporudur. Biz bu yazıda İngilizce squash terimlerinden ve squash terimleri ile ilgili cümlelerden bahsedeceğiz.
Squash, bir top ve raket kullanılarak oynanan hızlı tempolu bir oyundur. Oyuncular, dört duvarlı bir kortta karşılıklı olarak topu vurarak puan almaya çalışır. Oyun, topun kortun duvarlarına vurduktan sonra geri dönmesiyle devam eder.
Squash kortu, sıkışık bir alana sahiptir ve bu nedenle hızlı refleksler, çeviklik ve hızlı düşünme gerektirir. Oyuncular, topu kortun ön camına veya yan duvarlarına vurarak rakibin ulaşması zor bir pozisyonda olmasını hedefler. Oyuncular, topu rakibin ulaşamayacağı bir şekilde vurarak puan kazanmaya çalışır.
Squash’ta strateji ve taktikler önemlidir. Oyuncular, topu rakibin zayıf noktalarına doğru yönlendirirken kendi alanlarını da korumaya çalışır. İyi bir kondisyon ve dayanıklılık, uzun ve zorlu rallilerle başa çıkmada önemlidir.
Squash, fiziksel olarak zorlayıcı bir spor olmasının yanı sıra çeşitli sağlık faydaları da sunar. Bu spor, kardiyovasküler sağlığı artırır, refleksleri geliştirir, güç ve esnekliği artırır, stresi azaltır ve genel fitness seviyelerini yükseltmeye yardımcı olur
Squash, uluslararası düzeyde oynanan bir spor dalıdır ve birçok ülkede squash kortları ve kulüpleri bulunur. Squash oynamak isteyenler, genellikle bu tür tesislere üye olabilir veya halka açık kortları kullanabilir. Ayrıca, squash oynamak için uygun raket ve top gibi ekipmanlara ihtiyaç duyulur.
Hızlı bir şekilde İngilizce öğrenmek istersen yan taraftaki formu doldurabilirsin.

Verimli bir şekilde İngilizce çalışmak için Open English’i tercih edebilirsin. Yan taraftaki formu doldurarak online İngilizce kursumuza dair detayları öğrenebilirsin.

Bu kısımda squash sporunu anlatan İngilizce paragraf vereceğiz. Hem squash terimlerini kavraman hem de kelimeleri cümle içinde görmen için paragraf ve cümle alıştırmalarını dikkatlice okuman ve not alman senin için faydalı olacaktır. Bu başlıkta her cümleyi tek tek çevirebilir ve ardından bizim çevirimizle benzerliğine bakabilirsin.
Squash is played on a four-walled court with two players (singles) or four players (doubles). The objective of the game is to hit the ball against the front wall in such a way that the opponent cannot return it before it bounces twice. The players take turns hitting the ball, aiming to make it difficult for their opponent to reach and return it. The ball must be struck above the tin (the lower boundary on the front wall) and below the outline (the upper boundary on the front wall). The game is fast-paced and requires quick reflexes, agility, and strategic thinking. Each player is allowed to hit the ball once before it must be returned. If the ball hits the tin, goes out of bounds, or bounces more than once before being returned, the opponent earns a point. The game continues until one player reaches a predetermined number of points, typically 11 or 9, and wins by a margin of two points. The rules of squash ensure fair play and maintain the flow of the game.
Squash, dört duvarlı bir kortta iki oyuncu (tekler) veya dört oyuncu (çiftler) ile oynanır. Oyunun amacı, rakibin topu iki kez sekmeden geri döndüremeyeceği şekilde topu ön duvara vurmaktır. Oyuncular sırayla topa vurarak rakibinin topa ulaşmasını ve geri vermesini zorlaştırmayı amaçlar. Top, kutunun üzerinden (ön duvardaki alt sınır) ve dış çizginin altından (ön duvardaki üst sınır) vurulmalıdır. Oyun hızlı tempolu ve hızlı refleksler, çeviklik ve stratejik düşünme gerektiriyor. Her oyuncunun, geri gönderilmeden önce topa bir kez vurmasına izin verilir. Top tenekeye çarparsa, saha dışına çıkarsa veya geri gönderilmeden önce birden fazla sekerse, rakip bir puan kazanır. Oyun, bir oyuncu önceden belirlenmiş bir puana, tipik olarak 11 veya 9’a ulaşana ve iki puanlık bir farkla kazanana kadar devam eder. Squash kuralları adil oyunu sağlar ve oyunun akışını sürdürür.
İngilizce dil kursumuza hakkında detaylı bilgi için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

Bu yazıda squash sporundan, terimlerinden ve bu terimlerin cümle içiminden kullanımından bahsettik. Bu ve bunun gibi daha fazla yazı için Open English blog adresini takip etmeyi unutmayın!
Belçika, Avrupa’nın kalbinde bulunan küçük ancak göz alıcı bir ülke. Hem kültürel çeşitlilik hem de ekonomik fırsatlar açısından zengin olan Belçika’yı birçok kişi çalışma ve yaşam için cazip bir seçenek olarak görüyor. Çünkü üç farklı dil bölgesiyle zengin bir kültürel çeşitliliğe sahip bir ülke.
Farklı dillerin konuşulduğu bu ülkede yaşamak, yeni deneyimler edinmek ve farklı kültürleri tanımak için eşsiz bir fırsat. Belçika yaşam kalitesi olarak da oldukça yüksek. İyi gelişmiş sağlık sistemi, eğitim olanakları ve sosyal yardım ağları, çalışanların ve ailelerinin iyi bir yaşam sürmelerini sağlıyor.
Belçika aynı zamanda güçlü bir ekonomiye sahip olmasıyla da biliniyor. Avrupa Birliğinin merkezi konumunda olan ülke, uluslararası şirketlere ve kuruluşlara ev sahipliği yapıyor. Bu da çalışanlar için geniş kariyer fırsatları anlamına gelir.
Finans, teknoloji, lojistik, sağlık, turizm gibi çeşitli sektörlerde istihdam imkanları mevcut. Bu da demek oluyor ki Belçika’da çalışarak kendini başarılı bir iş hayatının içinde bulabilir ve profesyonel olarak gelişme fırsatı yakalayabilirsin. Ama tabii ki dil gibi zorunlu şartları sağladıktan sonra.

İngilizce Belçika’da çalışmak için önemli bir dildir. Ülkenin çok dilli yapısı nedeniyle, İngilizce, farklı diller arasında bir köprü görevi görür. Belçika’da 3 yerel dil konuşulur: Flamanca, Almanca, Fransızca. Ama iş dünyasında ve turistik bölgelerde İngilizce yaygın olarak konuşulur.
Bu yüzden Belçika’ya gitmek istiyorsan en azından İngilizce öğrenmek zorundasın. İngilizceye dair hala çekincelerin varsa artık rafa kaldır. Çünkü Open English’in sana sunduğu fırsatları değerlendirmenin tam zamanı. Hemen web sitesine gözat, birbirinden değerli fırsatlardan faydalan!
Bu yazıda Belçika’da çalışmaya dair bilinmesi gereken hemen her şeyden bahsedeceğiz. Belçika’da çalışmak gibi bir planın varsa bu gereksinimleri ve süreçleri biliyor olman önemli. Bu yüzden senin için Belçika’da çalışmak için neler gerektiğini, iş vizesi, iş bulma süreci, vergilendirme, dil becerileri ve diğer önemli faktörleri ele alacağız.
Belçika’da çalışmak için iş vizesi, iş bulma süreci, vergilendirme, dil becerileri ve kültürel uyum gibi faktörler göz önünde bulundurman gerekecek. Belçika hükümeti, yabancı çalışanları desteklemek için çeşitli vize seçenekleri sunuyor. Yerel dil bilgisi ve etkili iş arama stratejileri bu vizeyi alabilmen için önemli sürecin bir parçası.
Dili geliştirmek ve kültürel uyuma önem vermek dünyanın neresinde olursan ol çalışmanı daha olumlu bir deneyim haline getirecektir. O zaman Belçika’da çalışmak için bilmen gerekenlere bakalım.
Belçika’da çalışmak isteyenler genellikle iş vizesi almalıdır. Vize türü, çalışma süresine, iş kategorisine ve vatandaşlık durumuna bağlı olarak değişebilir. Belçika hükümeti, yabancı çalışanların ülkeye gelmesini kolaylaştırmak için çeşitli vize seçenekleri sunar. İşveren genellikle iş vizesi başvurusunda yardımcı olur. Ancak, süreç karmaşık olabilir, bu nedenle iş vizesi almak için gerekli belgeleri ve süreci önceden araştırman önemlidir.
Belçika’da iş bulma süreci çoğunlukla niteliklerine, deneyimine ve sektöre bağlı olarak değişir. İş arama yöntemleri arasında iş ilanlarına başvurmak, işe alım ajanslarıyla çalışmak, iş fuarlarına katılmak ve iş ağlarına katılmak bulunur.
İş arama sitelerini (örneğin, Indeed, LinkedIn, Glassdoor) takip edebilir ve ilgili iş ilanlarına başvurabilirsin. Belçika’da yerel dil bilgisi, özellikle Flamanca veya Fransızca, iş bulma sürecinde avantaj sağlar. Ayrıca, CV ve ön yazıya dikkat etmek ve mülakatlar için iyi bir hazırlık yapmak da önemlidir.
İngilizce çalışmak istersen, hemen yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

Belçika’da işyeri kültürü, profesyonel ve kişisel yaşam arasında bir dengeyi vurgular. Çalışanlar genellikle disiplinli, düzenli ve zamanında işlerini yaparlar. İşverenler ve çalışanlar arasında bir hiyerarşi vardır ve kararlar genellikle üst düzey yöneticiler tarafından alınır. İş yerinde dürüstlük, saygı ve işbirliği değerlidir. Aynı zamanda, işyerinde çeşitlilik ve eşitlik de önemsenir.
Belçika’da çalışırken vergi ve sosyal güvenlik sistemini de anlaman gerekir. Belgelerini düzenli tutmak, gelirini doğru şekilde beyan etmek ve vergi ödemelerini zamanında yapmak önemlidir. Ayrıca, sosyal güvenlik sistemine dahil olman ve sağlık sigortası gibi konuları göz önünde bulundurman gerekir. Belçika’nın karmaşık vergi ve sosyal güvenlik yasaları olduğundan, bir muhasebeci veya danışmanla çalışman faydalı olacaktır.
Belçika’nın farklı dil bölgelerine sahip olması, yerel dilin bilinmesini önemli kılar. Flamanca (Hollandaca), Fransızca ve Almanca, Belçika’da yaygın olarak konuşulan dillerdir. İngilizce genellikle iş dünyasında kullanılan bir dil olsa da, yerel dilde iletişim kurabilmen sosyal ve iş ilişkileri açısından büyük bir avantaj sağlar. Dil becerilerini geliştirmek için kurslara katılmak veya dil öğrenme uygulamalarını kullanmak faydalı olacaktır.
Belçika’da çalışmak, farklı kültürel normlara ve işyeri dinamiklerine adapte olmayı gerektirebilir. İşyerinde ve günlük yaşamda yerel adetlere saygı göstermek, kültürel hassasiyet ve işyerinde etkili iletişim becerileri önemlidir. Belçika’da çalışmak için açık bir zihniyet ve kültürel çeşitliliğe olan ilgi önemli bir rol oynar.
Belçika, yüksek yaşam standartlarına sahip bir ülke olarak bilinir. Sağlık hizmetleri, eğitim, ulaşım, konut ve günlük yaşam maliyetleri genellikle iyi düzeydedir. Büyük şehirlerdeki yaşam maliyetleri daha yüksek olabilirken, daha küçük şehirler ve kırsal bölgelerde daha uygun fiyatlar bulunabilir. Konut kiraları, kişisel harcamalar, vergi oranları ve sosyal güvenlik kesintileri gibi faktörleri göz önünde bulundurman önemlidir.
İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek istersen, yan taraftaki formu hemen doldurabilirsin.

Belçika’da çalışmak isteyen biri için dil hayati önem taşır. İşte sana harika bir haber: Open English ile dil öğrenmek artık daha kolay ve erişilebilir! Belçika’da başarılı bir kariyer yapmak için ihtiyaç duyduğun dili geliştirmek için Open English’e katıl. Sen de hayallerini gerçeğe dönüştürmek için bu eşsiz fırsattan yararlan.
Open English, profesyonel ve deneyimli öğretmenlerden oluşan bir ekip tarafından sunulan öncü bir İngilizce dil kursudur. Belçika’da çalışmak için gerekli olan İngilizce, Flamanca, Fransızca veya Almanca dillerini hızla geliştirmeni sağlar. Esnek öğrenme saatleri, kişiselleştirilmiş ders planları ve ileri teknoloji destekli platformuyla Open English, dil öğrenme sürecini ihtiyaçlarına göre şekillendirir.
Daha fazla bilgi edinmek ve Open English ailesine katılmak için sayfanın kenarında bulunan formu doldurman yeterli!
Phrasal Verbler, İngilizce öğrenenleri zorlayan bir konu olsa da günlük konuşmanın vazgeçilmez bir parçasıdır. Phrasal Verbler iki kelimeden oluşur ve bazen içerdiği iki kelimeden de apayrı bir anlam çıkarabiliriz. İşte bu yüzden Phrasal Verbleri kavramak bazı insanlar için zor görünebilir. Fakat korkma!
Bu yazımızda, Phrasal Verbleri örneklerle açıklayarak ve Phrasal Verblere yönelik kelime hazineni geliştirmeye çalışacağız. Phrasal Verbler yoğun bir konu olduğu ve birçok Phrasal Verble karşılaşabileceğimiz için parça parça ilerliyoruz. Bu yazımıza “M” ile başlayan Phrasal Verblerden bahsedeceğiz! Blog sitemizi ziyaret ederek diğer harfler ile başlayan Phrasal verbleri de görebilirsin!
Open English, alanında önde gelen bir online İngilizce kursu. Dünyada 15 yılı aşkın süredir, 1.5 milyondan fazla insana İngilizce öğreten Open English, bu deneyimiyle sana da İngilizce öğretmeye hazır! Peki Open English’te seni ne bekliyor?
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.
“M” ile başlayan Phrasal Verblere başlamadan önce Phrasal Verbler nelermiş bir hatırlayalım. Phrasal Verbler isimlerinden anlaşılacağı gibi fiildirler. Fakat tek bir kelimeden oluşmak yerine genellikle bir fiil ve bir edatın birleşmesiyle kalıplaşarak kullanılırlar. Anlamları genellikle içerdiği iki kelimeden farklı, deyimsel bir anlamda olur.
Phrasal Verbleri kullanırken en dikkat etmemiz gereken şey Phrasal Verbleri çekimlerken yalnızca fiil olan kelimeyi çekimlememiz. Edat olan kısım tabii ki çekimlenemez. Fakat genelde kafa karışıklığına yol açabiliyor! Örneğin “jumped off” yerine “jump offed” gibi yanlış kullanımlar görebiliyoruz.

Şimdi yazımızın asıl kısmına gelelim ve “M” ile başlayan Phrasal Verbler arasında en yaygın olanlarına bir göz gezdirelim! Elimizdekiler çok da mecazi anlamlara sahip olmadıkları için anlamlarına bakmadan tahmin etmeye çalışmanı öneriyoruz! Kim bilir, belki halihazırda tahmin edebilirsin!
Barışmak, uydurmak
(Geçen hafta kavga ettik ama ertesi gün barıştık.)
Bir şeyi bir şey ile karıştırmak
(Tarihleri karıştırdı ve dişçi randevusunu kaçırdı.)
Bir şeyin fiyatını düşürmek, indirim yapmak
(Dükkan kış kıyafetlerinin fiyatını düşürdü çünkü yaz başlamıştı.)
Devam etmek, hayatına devam etmek
(Boşanma onu çok sarstı fakat hayatına devam etmeye çalışıyor.)
Bir şey için yeterli seviyede olmak, beklenen kriterlere uygun olmak.
(John, babasının beklentilerini karşılayabilmek için çok çalıştı.)
Umarız buraya kadar İngilizce “M” ile başlayan Phrasal Verbler yazımızdan yeni Phrasal Verbler şeyler öğrenmişsindir! Eğer İngilizceyi daha etkili ve eğlenceli bir şekilde öğrenmek istersen seni Open English’te görmekten mutluluk duyarız!
Open English’e abone olarak sana özel çalışma programına sahip olabilir ve ana dili İngilizce olan, dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders almaya başlayabilirsin. Üstüne üstlük, öğrendiklerini pekiştirebileceğin canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşabilir ve sonsuz içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve İngilizce öğrenmeye başlamak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Hata yapmak, bir şeyi mahvetmek
(Sanırım tarifte hata yaptım. Çorbanın tadı çok kötü.)
Bir fırsatı kaçırmak
(Satış görevlisi indirimli kıyafetlerin fırsatını kaçırmamamı söyledi.)
Anlam çıkarmak, anlamak
(El yazısı o kadar kötü ki ödevi için yazdığı şeyi bir türlü anlayamadım.)
Dönüştürmek, baştan yapmak
(Büyükbabanın evini baştan yarattılar ve şimdi çok güzel görünüyor.)
Bir yöne yönelmek, oraya doğru ilerlemek
(Haydi konser bitmeden önce çıkışa yönelelim. Eğer çok beklersek büyük bir kalabalık olacak.)

“M” ile başlayan Phrasal Verblerden bahsettiğimiz bu yazının sonuna geldik. Phrasal Verbler günlük hayatımızda çok fazla karşımıza çıkan ve sayıca çok fazla olan kelimelerdir. Bu noktada kelime dağarcığını geliştirmek için yapabileceğin en iyi şey, ana dili İngilizce olan eğitmenlerden alacağın derslerde günlük hayattan kelimeler ve deyimleri öğrenerek yabancılarla pratik etmektir.
Bu durumda Open English sana tam olarak ihtiyacın olan şeyi sunuyor! Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan, dünya çapındaki eğitmenlerden amaçlarına yönelik 7/24 canlı dersler alabilir, öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında yabancılarla, eğitmen moderatörlüğünde pekiştirebilir ve dev arşivimize sınırsızca erişerek aklındaki tüm sorulara anında cevap bulabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve İngilizce çalışmaya için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
İngilizcede bazı kelimeler birbirine çok yakın anlamlara sahiptir. Buna rağmen aralarında birtakım farklılıklar bulunur. Bu durum farkları bilmeyen biri için anlam karmaşalarına sebebiyet verebilir.
İngilizce evrensel bir dil. Günümüzde İngilizce bilmek neredeyse bir ihtiyaç haline geldi. Çünkü internetin, finansın, akademinin, sanatın kısacası her şeyin dili İngilizce. Sen de İngilizce dilinde kendini geliştirmek istiyor olabilirsin.
Sıfırdan İngilizce öğrenmek mi istiyorsun? Belki de var olan temel İngilizce bilgine yenilerini eklemek niyetindesin. İngilizceye hakim olmak için kelime hazneni genişletmen gerek.
Yeni bir dil öğrenmek uzun bir yolculuk. Bu konuda çeşitli kaygıların olabilir. Haydi, seni Open English ile tanıştıralım!

Open English, online bir İngilizce kursu. İngilizce öğrenmek istiyorum ama kursa gidecek vaktim yok diyorsan, işte fırsat! Open English ile istediğin zaman dilediğin yerde İngilizce öğrenebilirsin!
7/24 canlı derslerde İngilizceni geliştirebilirsin. Ana dili İngilizce olan eğitmenlerle pratik yapabilirsin. Ayrıca Open English platformu birçok eğlenceli İngilizce etkinliği de mümkün kılıyor.
Open English ile İngilizce çalışmak hem kolay hem de eğlenceli! Bu konu hakkında daha fazla bilgi edinmek istersen formu doldurabilirsin.
İngilizce öğrenmeye karar verdiysen kelime bilgisine önem vermelisin. Çünkü bu senin dili anlamanı ve doğru kullanmanı kolaylaştırır. Bu nedenle bir kelime defteri tutmak iyi bir hamle olacaktır.
Yeni kelimeler öğrenmen seni motive eder. Yalnız kelime öğrenirken o kelimenin cümle içerisinde nasıl kullanıldığına da dikkat etmen gerekiyor. Hatta kelimelerin hangi kelimelerle benzer anlamlı hangileriyle zıt anlamlı olduğunu belirlemelisin.
Bir sürü İngilizce kelime var, işin içinden nasıl çıkacağım diye umutsuzluğa kapılma! Burada önemli olan, hemen başlamaktır. Vakit karşına çıkan her kelimeye dikkat kesilme vaktidir!
İstersen günlük hayatta sık kullanılan kelimelerden başlayabilirsin. Mesela “good” kelimesi! Bu kelime Türkçede iyi anlamına geliyor. Ancak cümle içinde başka kelimeler kullanarak da benzer bir anlam üretilebilir. Dilersen, Good Yerine Kullanabileceğin 9 İngilizce Kelime adlı yazımıza bakabilirsin.
Evet, bazı kelimeler benzer anlamlara sahip. Bazen birbirlerinin yerine kullanılabiliyorlar. Fakat bu tamamen aynı anlama geldiklerini göstermiyor. Bu tarz kelime çiftlerine de özen göstermelisin.
Biz de senin işini kolaylaştırmak için bir örnek üzerinden yola çıktık. Good ve well arasındaki farkları araştırdık. Haydi, good / well arasındaki farklar nelermiş, bir bakalım.

“Good” ve “well” kelimeleri Türkçeye çevrildiğinde iyi anlamına geliyor. Genelde aynı anlama hizmet ettikleri ifade edilir. Ama İngilizcede kullanım alanlarında farklılıklar da var.
“Good” ve “well” anlam olarak birbirine yakın olan kelimelerdir. Ancak bazı noktalarda farklılıklar var. Biraz good / well arasındaki farklara değinelim. Böylece sen de farkları bilerek hareket edebilirsin.
“Good” ve “well” her ne kadar benzeş anlamlara sahip iki sözcük olsa da aralarında farklar mevcut. Bu farkların neler olduğunu merak ediyor olmalısın. Seni daha fazla bekletmeden good / well arasındaki farklara bakalım.
Good / well arasındaki farklardan en belirgin olanı birisinin cümlede sıfat diğerinin zarf olarak kullanılmasıdır. Good kelimesi cümlede bir kişinin, bir şeyin durumunu niteler. Yani bir sıfattır. Well kelimesi ise cümlede eylemin nasıl yapıldığını belirtir. Zarf olarak kullanılır.
This is a good book.
Bu iyi bir kitaptır.
She is a good person.
O iyi bir insan.
He speaks English well.
O İngilizceyi iyi konuşur.
The team played well.
Takım iyi oynadı.
Good / well arasındaki farklardan biri de sağlık hakkında konuşurken ortaya çıkar. “Well” kelimesi tıpkı “good” gibi iyi manasına gelir. Fakat sağlık ile ilgili konularda genelde “well” kullanılır.
I don’t feel well.
Kendimi iyi hissetmiyorum.
Are you well?
İyi misin?
Good / well arasındaki farklardan biri daha! Ben kendimi iyi hissediyorum cümlesini bu iki kelimeden herhangi biriyle kurabilirsin. Ama cümlenin anlamında ufak çapta bir değişiklik olur. Eğer “well” ile cümle kurduysan sağlıkla ilgili bir iyilik hali anlaşılacaktır.
I feel good.
Kendimi iyi hissediyorum.
(Bu iyi hissetme hali daha genel bir iyilik halini kapsar.)
I feel well.
Kendimi iyi hissediyorum.
(Bu iyi hissetme hali sağlık durumuyla alakalıdır.)
Online İngilizce kursumuz hakkında detaylı bilgi için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

İşte good / well arasındaki farklardan bir diğeri! “Well” kelimesi, ifadelerin başında bir duraksama ya da düşünme belirtisi olarak da kullanılır. Bu durumu günlük hayatta gözlemlemek mümkün. Sen de izlediğin dizi ya da filmde buna denk gelmiş olabilirsin.
Well… I think…
(Bir konudan bahsederken düşünme belirtisi olarak ya da ifadelerin başında duraksayınca kullanılır.)
Well… I never thought I’d see the day…
Vay be… O günü göreceğimi hiç düşünmemiştim…
Well… I’m not sure about that.
Hmm… Bundan emin değilim.
Good / well arasındaki farklardan biri de deyimlerde kazandıkları yeni anlamlardır. Her sözcük bir deyimin içinde kendi anlamını yitirebilir. Bambaşka bir anlam kazanabilir. “Good” ve “well” kelimeleri de İngilizce deyimlerde sıkça kullanılıyor.
All’s well that ends well.
İyi biten her şey güzeldir.
Suffer so much after having something good.
Burnundan gelmek.
Artık good / well arasındaki farklar nelerdir, biliyorsun. İngilizceni istediğin seviyeye taşımak için bir kelime defteri tutmaya ne dersin? Çok fazla bilmediğim kelime var diye endişe etme. Çünkü Open English her zaman senin yanında!
Open English ile İngilizce öğrenmek oldukça kolay! Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek istersen formu doldurman yeterli.
İngilizce bir dünya dili. İnternetin, akademinin, sanatın, finansın kısaca her şeyin dili İngilizce. Belki de bu durum seni de İngilizce öğrenmeye teşvik ediyor.
Yeni bir dil öğrenmek uzun bir serüven. Daha önce İngilizce öğrenmeyi denemiş fakat başarılı olamamış olabilirsin. Bu senin motivasyonunu etkilemesin. Çünkü büyük bir ihtimal yanlış yöntemi denedin.
İngilizce öğrenmenin tek bir yöntemi elbette yok. Ama dikkat edilmesi gereken noktalar var. Bu noktalara özen gösteren kişiler daha kolay bir şekilde yeni bir dile adapte oluyor.
İngilizce birçok dile göre öğrenilmesi daha kolay olan bir dil. Çünkü İngilizce evrensel bir dil olduğu için karşına daha çok çıkıyor. Ona daha çok maruz kalıyorsun. Hatta belki de İngilizce olduğunu bilmediğin birçok sözcüğü günlük hayatta kullanıyorsun.
İngilizce öğrenmeye karar verdiysen öncelikle kendini motive etmelisin. Bunu yapacağına inanmalısın. İngilizce ile daha içli dışlı olmalısın ve pratik yapmalısın. Haydi, seni Open English ile tanıştıralım.
Open English, online bir İngilizce kursu. İngilizce öğrenmek istiyorum ama kursa gidecek vaktim yok diyenlerden biriysen tam sana göre! Open English sana dilediğin zamanda istediğin yerden İngilizce öğrenmeyi vaat ediyor.
7/24 canlı derslere katılarak İngilizce öğrenebilirsin. Ayrıca ana dili İngilizce olan eğitmenlerle konuşarak İngilizce pratik yapabilirsin. İngilizce öğrenme serüveninde Open English hep senin yanında!
Open English ile İngilizce öğrenmek oldukça kolay! Bu konu hakkında daha kapsamlı bilgi edinmek istersen formu doldurman yeterli olacak.
Yeni bir dil öğrenmek biraz zaman istiyor. Öğreneceğin hedef dile yakınlık duyman ve pratik yapman gerekiyor. Seçtiğin hedef dil İngilizce ise mutlaka her gün İngilizce ile alakalı bir şeyler yapmalısın.
Dil öğrenmek için çok çabaladım ama bir iki ay ara verince hepsini unuttum cümlesi tanıdık geliyor mu? Bunu elbet birinden duymuş olmalısın. Bir dili ileri seviyede öğrenmeden o dile ara vermek seni başladığın yere geri götürecektir.
Başladığın yere dönmek istemiyorsan o dili ve kültürünü hayatına entegre etmen gerek. Bir nevi İngilizce düşünmelisin artık! Bunun için de İngiliz kültürünü ve geleneklerini öğrenmen iyi bir hamle olacak. Böylece genel kültürünü de geliştirmiş olursun.
İngilizce öğrenmek için zaman kaybetmeden çalışmalara başlamalısın. Dilersen, İngilizce Öğrenmede 5 Etkili Yöntem adlı yazımıza göz atabilirsin. Şimdi sana biraz İngiliz kültürü ve geleneklerinden bahsedelim.

Dil ve kültür birbirinden ayrı düşünülemez iki kavram. Bu nedenle İngilizce öğrenmek istiyorsan İngiliz kültürü hakkında da ucundan kıyısından bir şeyler bilsen fena olmaz. İngiliz kültürü deyince aklına neler geliyor? Haydi gel, senin için hazırladığımız İngiliz kültürünün 5 önemli özelliğine bir bakalım.
İngiliz kültürü denilince insanın aklına ilk sanat geliyor! Nice yazarlar ve şairler, müzik grupları çıkarmış bu kültür. İngilizler resim, müzik, heykel, film, edebiyat neredeyse sanatın her dalında çok başarılılar.
İngilizce evrensel bir dil. Küresel iletişim dili olduğundan edebiyat için de önemli bir rol oynuyor. İngiliz edebiyatından hangi yazarları okudun? William Shakespeare, Charles Dickens, Jane Austen, J. K. Rowling, George Orwell ve daha pek çok ünlü yazar bu kültürün içinde yoğrulup yetişmiş.
Gelelim müziğe! Müzik dinlemeyi sever misin? İngiliz kültüründen beslenmiş birçok söz yazarı ve besteci var. Dünyaca ünlü gruplar da yine bu kültürden paylarını almışlar. İngiliz kültürünün yetiştirdiği The Beatles, The Rolling Stones, Queen, Led Zeppelin gibi gruplar efsane olarak anılırlar.
İngiliz kültüründe sporun yeri ayrı. Futbol, cricket, tenis gibi birçok popüler spor bu kültürden doğmuştur. Her yıl İngiltere’de çeşitli spor etkinlikleri düzenlenir. Wimbledon en önemlilerinden bir tanesidir. Ayrıca Premier futbol ligi tüm dünya tarafından takip edilir.
İngiliz kültürü demişken yemeklere değinmeden geçmek olmaz! İngiliz mutfağı basit ama doyurucu ve lezzetli yemeklerden oluşuyor. Fish and Chips İngiliz kültürünün geleneksel yemeği sayılır. Ayrıca İngiliz kahvaltıları da oldukça popülerdir.
İngiliz kültüründe eğitim son derece önemli ve nitelikli. Dünyaca ünlü Oxford, Cambridge gibi okullara ev sahipliği yapması bir tesadüf değildir. Sen de bu okullarda okumak istersin, öyle değil mi?
İngiliz kültürü ve gelenekleri oldukça renkli ve keyiflidir. İngiltere geleneksel törenler ve festivaller cenneti gibi. Kraliyet ailesinin halka açık etkinlikleri, ülkenin dört bir yanındaki yerel festivaller, Noel, Paskalya ve daha pek çok eğlence!

İngiliz kültürü ve geleneklerini öğrenmek eğlenceli olmalı. Çünkü İngiliz kültürü ve gelenekleri çok renkli! Şimdi de sana İngilizlerin 5 karakteristik geleneğinden bahsedelim.
İngiliz geleneklerinin vazgeçilmezi beş çayı! Bunu başka yerlerde de duymuş olmalısın. Oldukça popüler bir bilgi. Gelenek İngiltere’nin yedinci düşesi Bedford Düşesi Anna tarafından 1840’larda başlatılmış.
Bu gelenek birçok kültüre sirayet etmiş durumda. İngilizler genelde saat 16:00 – 17:00 arasında çay içerler. Çayın yanında çeşitli sandviçler ve scones adı verilen küçük ekmekler yerler.
İşte yemeklerle ilgili bir gelenek daha! Bu İngiliz geleneğine göre Sunday Roast yemeği, pazar günleri tüm aile fertleri tarafından toplanılıp yenir. Bu yemekte kızarmış et, patates kızartması, Yorkshire pudding, sebzeler ve gravy sosu ikram edilir.
İngiliz geleneklerine göre her 5 Kasım gecesi ateş yakılarak kutlanır. Çeşitli havai fişek gösterileri yapılır. Bu gelenek, 1605’te Kral James’i öldürmeye çalışan Guy Fawkes ve diğerleri için yapılıyor.
İşte sürprizli bir gelenek! Bu gelenek 26 Aralık yani Noel’in ertesi günü kutlanıyor. Bugün herkes birbirine hediye veriyor ve aile ziyaretleri yapılıyor.
Baharın gelişi her kültürde kutsanıyor. Baharı kim sevmez! İngiliz geleneklerinde de 1 Mayıs günü baharın gelişi kutlanıyor. Bu güne özel festivaller, dans gösterileri ve etkinlikler düzenleniyor.
Artık İngiliz kültürü ve gelenekleri hakkında daha çok şey biliyorsun. İstersen İngiliz kültürü ve gelenekleri konusunda başka bilgiler de edinebilirsin. İngilizce çalışmak şimdi daha kolay değil mi? Zorlandığın anlarda unutma Open English senin yanında!
Open English ile İngilizce konuşmak hem kolay hem de eğlenceli! Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek istersen formu doldurabilirsin.
İngilizce öğrenme süreci, bazen karmaşık ve meydan okuyucu olabilir. Dilbilgisi kuralları, kelime dağarcığı ve ifadelerin kullanımıyla ilgili detaylar bazen dil öğrenenler için zorlu bir görev gibi görünebilir.
Bununla birlikte İngilizce dilinde önemli bir yer tutan ve sıklıkla kullanılan phrasal verb’ler, İngilizceyi geliştirmede yardımcı olabilir. Phrasal verb’leri öğrenmek, dili geliştirmenin yanı sıra daha doğal ve akıcı bir şekilde konuşmana da yardımcı olur.
Phrasal verb’ler, sadece İngilizce öğrenenlerin anlaması gereken dil bilgisi yapısı değil. Native konuşanların günlük yaşamda sık sık kullandığı ifadelerdir. Bu yüzden İngilizce konuşurken phrasal verb’leri kullanmak daha güvenli bir şekilde iletişim kurmanı sağlar.
Phrasal verb’leri doğru bir şekilde kullanmak İngilizce konuşulan ortamlarda anlaşılmanı kolaylaştırır. Dilin günlük kullanımına daha uyumlu hale gelmeni sağlar.

Phrasal verb’ler, İngilizceye hakimiyet kurmanın önemli bir parçası. Dil öğrenimini geliştirmede büyük bir rol oynuyor. Open English, İngilizce öğrenenlerin bu güçlü dil aracını kullanarak kendilerini geliştirmelerine yardımcı oluyor. Özel olarak tasarlanmış dersler ve uzman öğretmen kadrosuyla, phrasal verb’leri öğrenirken İngilizceyi daha rahat ve akıcı bir şekilde kullanabilirsin.
Open English ile phrasal verb’leri öğrenmek, sadece kelime anlamlarını ezberlemekle sınırlı kalmaz. Öğretmenler, günlük hayatta yaygın olarak kullanılan phrasal verb’leri pratik örneklerle gösterecek ve bunları nasıl doğru bir şekilde kullanabileceğini öğretecektir.
Open English’te alacağın eğitimle dinleme, konuşma, okuma ve yazma yeteneklerlerini geliştirirken, phrasal verb’leri etkin bir şekilde kullanmanı sağlayacak çeşitli alıştırmalar ve etkinlikler de yer alıyor.
O halde daha fazla beklemeden gel. Open English ile İngilizce öğrenme sürecin zenginleştir ve hedeflerine ulaşman için sana rehberlik edelim. Phrasal verb’leri öğrenme yolculuğunda sana eşlik etmek için sabırsızlanıyoruz.
Bu yazıda O harfiyle başlayan phrasal verb’lerin neler olduğunu anlamları ve birer örnek cümleyle paylaşacağız. Diğer harflerle başlayan phrasal verb’leri görmek için de Open English’in blog sayfasına uğramayı unutma.
İngilizce çalışmak için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

Phrasal verb’leri öğrenirken kelimeleri anlamak ve kullanmak için gerçek yaşam örneklerine ve cümlelere bakmak önemlidir. Örnek cümleleri inceleyerek phrasal verb’lerin nasıl kullanıldığını gözlemleyebilir ve bunları kendi cümlelerinde uygulayabilirsin.
Opt out: (Katılmamak, feragat etmek)
Open up: (Açılmak, içini dökmek)
Own up: (İtiraf etmek)
Opt for: (Seçmek, tercih etmek)
Order around: (Emir vermek, komuta etmek)
Overflow with: (Taşmak, dolup taşmak)
Opt in: (Katılmak, dahil olmak)
Own up to: (İtiraf etmek, kabul etmek)
Open out: (Açılmak, genişlemek)

Operate on: (Ameliyat etmek, cerrahi müdahalede bulunmak)
Opt out of: (Vazgeçmek, feragat etmek)
Overlook: (Gözden kaçırmak, göz ardı etmek)
Optimize for: (En iyi hale getirmek, optimize etmek)
Offer up: (Sunmak, sunmak, önermek)
Operate under: (Bir durumda çalışmak, bir şart altında işlemek)
Object to: (Karşı çıkmak, itiraz etmek)
Originate from: (Köken almak, kaynaklanmak)
İngilizce öğrenmek için yan taraftaki formu doldurabilirsin.
Tiyatro drama, tutku ve yaratıcılıkla dolu büyüleyici bir dünyadır. Shakespeare oyunlarının ihtişamından çağdaş yapımlara kadar, tiyatroda kullanılan benzersiz terminolojiyi anlamak, bu sanat biçiminden aldığınız zevki ve takdirinizi artırabilir. Bu yazıda, tiyatroyu daha yakından tanımana yardımcı olacağız.
İlk başlığımızda tiyatro terimlerini listeli olarak inceleyeceğiz. Bu başlıkta yalnızca tiyatroda sıklıkla kullanılan ve önemli olan terimleri çevirileri olmadan sıralayacağız. Bir sonraki başlıkta ise tiyatro terimlerini anlamlarıyla birlikte açıklayacağız.

Proscenium Arch
Sahne önü kemeri anlamına gelir. Sahneyi tümden çevreleyen ve sahneyi seyirciden ayıran bölgeyi ifade eder. Sanatçılar ve izleyiciler arasında net bir sınır sağlar.
Monologue
Bir monolog, tek kişi tarafından yapılan ve genellikle düşüncelerini ve duygularını ortaya koyan bir konuşmadır. Oyuncuların oyunculuk becerilerini sergilemelerine ve izleyiciyle doğrudan etkileşim kurmalarına olanak tanır. Kişinin karşıdaki kişiyle değil, tek başına gerçekleştirdiği konuşmalardır. Bir kişi bu söylenenlere yanıt verirse monolog diyaloğa döner.
Blocking
Bu ifade oyuncuları sahnede önceden belirlenmiş hareketlerini ve konumlarını ifade eder. Görsel olarak çekici ve anlamlı kompozisyonlar oluşturmak için titizlikle planlanmıştır.
Aside
Aside, bir karakter tarafından yapılan, diğer karakterler habersizken doğrudan izleyiciye hitap eden kısa bir açıklamadır. Karakterin düşüncelerine dair içgörü sağlar ve dramatik bir ironi katmanı ekler.
Props
Özelliklerin kısaltması olan props, oyuncular tarafından bir performans sırasında sahnenin gerçekliğini artırmak için kullanılan nesnelerdir. Bir mektuptan bir kılıca, hatta bir fincan çaya kadar her şey olarak kullanılabilir.
Stage Directions
Sahne yönergeleri, oyun yazarı tarafından oyunculara ve yapım ekibine sahnede nasıl performans gösterecekleri, hareket edecekleri ve davranacakları konusunda bilgiler verir. Bu sayede oyuncular farkında olmadan birbirine çok uzak veya yakın bir yerde durmaz, ortaya daha estetik bir görüntü çıkmasını sağlarlar. Girişler, çıkışlar ve karakter etkileşimleri bu yönlendirmede yer alır.
Play
Oyun bir tiyatro performansı, sahnelenmek üzere yazılmış metni ifade eder.
Director
Yönetmen, tiyatro oyununun sahnelenmesini ve oyuncuların yönlendirilmesini sağlayan kişidir.
Stage
Sahne oyuncuların performans sergilediği ve oyunun oynandığı alana denir.
Set
Dekor, sahne üzerinde yer alan yapı ve objelerin tamamıdır.
Costume
Kostüm – Oyuncuların karakterleri canlandırırken giydiği kıyafetlerdir. Kostüm çok süslü veya eksantrik olabileceği gibi sıradan bir pijama veya günlük kıyafet de kostümdür.
Dialogue
Diyalog karakterler arasındaki konuşmalar ve iletişimdir. Daha önce monologta da yer verdiğimiz üzere diyalog iki veya daha fazla kişinin birbiriyle etkileşimleri hâlinde kalarak gerçekleştirdiği iletişim tipidir.
Audience
Seyirci tiyatro performansını izleyen kişiler topluluğudur. Aynı zamanda da oyunculukta seçme anlamında kullanılır.
İngilizce çalışmak için ne yapman gerektiğini biliyor musun? Yan tarafta yer alan formu doldurmak!

In the enchanting realm of English theater, a tapestry of specialized terminology weaves together the magic of the stage. From the elegance of the proscenium arch to the captivating soliloquies and asides that reveal the innermost thoughts of characters, theater terms add depth and dimension to performances.
Actors deftly navigate blocking instructions, creating visually stunning compositions that bring scenes to life. Props seamlessly transport us into the world of the play, while stage directions serve as invaluable roadmaps for actors and production staff. Theater terms are the threads that bind the actors, audience, and production team together, creating a shared experience that transcends the boundaries of time and space.
İngiliz tiyatrosunun büyüleyici dünyasında, özel terminolojiden oluşan bir duvar halısı, sahnenin büyüsünü birbirine dokuyor. Sahne önü kemerinin zarafetinden, karakterlerin en içteki düşüncelerini ortaya çıkaran büyüleyici monologlara kadar, tiyatro terimleri performanslara derinlik ve boyut katar.
Oyuncular, sahneleri hayata geçiren görsel olarak çarpıcı kompozisyonlar yaratarak engelleme talimatlarında ustaca gezinirler. Sahne yönergeleri, oyuncular ve yapım ekibi için paha biçilmez yol haritaları görevi görürken, sahne dekorları bizi oyunun dünyasına sorunsuz bir şekilde taşır. Tiyatro terimleri, zaman ve mekan sınırlarını aşan ortak bir deneyim yaratarak oyuncuları, seyirciyi ve yapım ekibini birbirine bağlayan iplerdir.
İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek istiyorsan, yan tarafta yer alan bilgi formunu doldurabilirsin.

Amy: Hey, Mark! Have you seen the set design for our upcoming play? (Hey, Mark! Gelecek oyun için set dekorunu gördün mü?)
Mark: Yes, it’s incredible! (Evet, bu inanılmaz!)
Amy: Absolutely! And the lighting design is on point. It creates such a magical atmosphere. (Kesinlikle! Ve ışıklandırma dekoru da tam nokrada. Bu sihirli bir ortam yaratıyor.)
Mark: I agree. The costumes are also impressive. The costume designer did a fantastic job. (Katılıyorum. Kostümler de etkileyici. Kostüm tasarımcısı harika iş çıkarmış.)
Amy: Did you see the prompt book? It’s filled with cues and blocking notes for the actors. (Bilgi kitabını gördün mü? Oyuncular için ipuçları ve notlarla dolu.)
Mark: Oh, speaking of actors, have you heard about the audition for the ensemble? (Oyunculardan konuşmuşken, Topluluk için yapılan seçmeleri duydunuz mu?Topluluk için yapılan seçmeleri duydunuz mu)
Amy: Yes, I’m planning to try out. I’ve been working on my character development using the Stanislavski method. (Evet, denemeyi düşünüyorum. Karakter gelişimim için Stanislavski metodu ile çalışıyorum.)
Mark: That’s great! Make sure to pay attention to your articulation and gestures during the audition. (Bu harika! Seçmelere telaffuz ve mimiklerine dikkat etmeyi unutma.)
Amy: Definitely. I don’t want to miss any cues or cross the stage at the wrong time. (Kesinlikle. Hiçbir ipucunu kaçırmak veya sahneye yanlış zamanda çıkmak istemem.)
Mark: And remember, during the performance, we must be aware of the sightlines for the audience. (Ve unutma, performans sırasında izleyicinin görüş alanından çıkmamaya çalış.)
Amy: Of course. We don’t want to upstage anyone or obstruct the view. (Tabii ki. Kimseyi sahne arkasında bırakmak ya da görüşü engellemek istemeyiz.)
Mark: And after the show, we’ll all gather in the green room to celebrate. It’s going to be a memorable experience. (Ve gösteriden sonra, kutlama yapmak için yeşil odada buluşacağız. Bu hatırlanası bir deneyim olacak.)
İngilizce öğrenmek için tek yapman gereken yan taraftaki formu doldurmak!
Yurt dışında çalışmak kişiye büyük bir kültürel deneyim sunar. Farklı bir ülkede yaşamak, o ülkenin kültürünü yakından tanıma fırsatı verir. Yeni insanlarla tanışmak, farklı gelenek ve göreneklere şahit olmak, kişinin bakış açısını genişletir ve daha açık fikirli bir insan yapar.
Tabii ki, kariyer açısından da yurt dışında çalışmanın büyük avantajları var. Birçok ülkede daha iyi iş fırsatları ve maaşlar bulunabilir. Uluslararası bir iş deneyimi, CV zenginleştirirken gelecekteki kariyer olanaklarını da artırır.
İngilizce gibi evrensel bir dilin hakim olduğu bir ülkede çalışmak ise gerçekten büyük bir avantajdır. İngilizce, dünya genelinde birçok işveren için önemli bir beklenti haline geldi. Hala İngilizce konusunda sıkıntılarım var diyorsan yurt dışı hayallerinden vazgeçmeden Open English’e geç.
Yurt dışında çalışmak sadece profesyonel gelişim için değil, aynı zamanda kişisel olarak da büyük bir adım olacaktır. Yeni bir ülkede yaşamak, kendini keşfetme ve sınırlarını zorlama şansı verir. Farklı kültürlerle etkileşimde bulunurken, önyargıları aşar ve hoşgörüyü öğrenirsin. Bu deneyim, karakterini güçlendirir ve kişisel gelişimini destekler.
Yurt dışında çalışmak süper, harika ama bu kararı verirken dikkate alman gereken bazı pratik noktalar da var. Yaşam maliyetleri, vize prosedürleri, aile ve sosyal bağlar gibi faktörler bu kararı etkileyebilir. İyi bir planlama yapmak ve gerekli önlemleri almak oldukça önemli.
Bu blog yazısında, yurt dışında çalışmak isteyip tercihi İskoçya’dan yana olan arkadaşlarımız için orada çalışmak hakkında bilmeleri gereken her şeyi paylaşacağız. İskoçya, tarihi ve doğal güzellikleriyle ünlü bir ülke olup, çalışma fırsatları da oldukça çeşitli. Eğer İskoçya’da bir iş bulmayı düşünüyorsan, senin için önemli bilgileri içeren yazımızı okumadan geçme. Aynı zamanda Yut Dışında Çalışmak İçin Bilinmesi Gereken 10 Şey başlıklı yazı da kafandaki sorulara cevap olabilir.

İskoçya, dinamik iş piyasası, çeşitli sektörlerdeki iş imkanları ve yüksek yaşam kalitesiyle tanınır. İş arayanlar için çeşitli sektörlerde birçok iş fırsatı sunan büyük şehirlerden, huzurlu kırsal bölgelere kadar çeşitli seçenekler mevcut. İş dünyası genellikle profesyonel ve rekabetçi ama İskoçya’nın sıcak ve misafirperver kültürü, çalışma ortamında da olumlu bir atmosfer yaratır.
İskoçya, turizm, enerji, finans, sağlık, eğitim, bilim ve teknoloji gibi sektörlerde güçlü bir varlığa sahiptir. Ayrıca film, medya ve sanat endüstrilerinde de gelişmiş bir sektöre sahiptir.
İskoçya’nın eğitim sistemleri de dikkate değerdir. Üniversite ve yüksek okul düzeyinde birçok akademik fırsat sunan İskoçya, öğrencilerin ve akademisyenlerin çekim merkezi olmuştur. Eğitim ve araştırma alanlarında çalışmak isteyenler için de cazip imkanlar sunar.
İskoçya’nın yaşam kalitesi oldukça yüksektir. Doğal güzellikleri, tarihi ve kültürel zenginlikleri ile ünlüdür. İskoçya’da yaşamak, sağlık hizmetleri, ulaşım olanakları, sosyal yaşam ve rekreasyon alanlarında zengin bir deneyim sunar.
İskoçya, iş fırsatları, yaşam kalitesi ve kültürel zenginlikleriyle çalışmak için çekici bir yer olarak değerlendiriliyor. Ama, kişisel hedeflerine ve mesleki alanına uygunluğunu değerlendirmek için yine de bir araştırma yapman gerekecek. Aşağıda İskoçya’da yaşamını ve çalışma hayatını kolaylaştıracak bilgilere dair birkaç maddelik kısım var. Burada hangi şehirlerde ne tarz işler bulabileceğinden hangi iş bulma web sitelerini kullanacağına kadar birçok içerik mevcut.
İngilizce çalışmak için en doğru yöntemi arıyorsan, hemen yan tarafta yer alan formu doldur.

Open English ile İngilizceni geliştir ve kendini uluslararası bir arenada daha güçlü hissetmeye başla. İngilizceyi akıcı bir şekilde konuşmak, küresel iş fırsatlarına erişim sağlamak ve dünyanın dört bir yanından insanlarla iletişim kurmak için ihtiyacın olan yeteneği kazan.
Open English, kişiselleştirilmiş bir İngilizce öğrenme deneyimi sunan online bir dil kursu. Uzman eğitmenlerle gerçek zamanlı derslere katılabilir, etkileşimli içeriklerle kendini geliştirebilir ve ilerlemeni takip edebilirsin. Kurslar, tüm düzeyler için uygun olup, hedeflerine ve öğrenme tempona uyum sağlar.
Eğitim teknolojilerimiz, sınıf dışında bile İngilizce öğrenmeni sağlaya elverişli. Mobil uygulaması sayesinde her an, her yerde pratik yapabilir, dinleme becerilerini geliştirebilir ve dilin gücünü cebine taşıyabilirsin. Open English ile, hayatın yoğunluğuna uyum sağlayarak İngilizce öğrenmek artık daha kolay ve erişilebilir.
Kendini sınırların ötesinde bir dünyada daha rahat hissetmek ve kariyerinde yeni kapılar açmak için Open English’e katıl. Dil engelini aş, başarıya giden yolda daha fazla özgüvene sahip ol.
Bugün Open English’e katıl, İngilizce konuşmaya başla ve dünyaya açıl!

Yurt dışında çalışmak yeni kültürler keşfetmek, kariyerini ilerletmek, dili geliştirmek ve kişisel olarak büyümek için büyük bir fırsattır. Eminiz ki, yurt dışında çalışma deneyimi senin için unutulmaz ve hayatını zenginleştiren bir serüven olacaktır.
İngilizce öğrenmeye başlamak için hemen yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.