Coldplay – Paradise Şarkı Sözleri ve Türkçe Çeviri

Uzun süre akıllarımızdan çıkmayan efsanevi Coldplay şarkısı Paradise çevirisini yapacağız. Paradise çevirisi eminiz ki bu şarkıya olan sevginizi daha da kuvvetlendirecek. Çünkü Paradise çevirisini okurken nostaljik hissetmeniz olası! Oldukça dile dolanan bir şarkı olan Paradise çevirisi ile kalbinize tekrar taht kuracak. Hazırsan bu klasikleşmiş şarkıyı açıp tekrar dinle ve sözlerini takip etmeye başla. Belki de kaçırdığın bir çok detayı şimdi fark edeceksin!

Paradise çevirisine başlamadan önce seni önde gelen online İngilizce kursu Open English’e davet etmek istiyoruz! Open English’e üye olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerle 7/24 canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında pratik yapabilir ve dev içerik arşivimizden sınırsız faydalanabilirsin!

Open English hakkında daha fazla bilgi almak ve İngilizce çalışmaya başlamak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

coldplay şarkı sözleri

Coldplay Şarkı Sözleri 

Ooh-ooh-ooh, ooh-ooh-ooh, ooh-ooh-ooh

Ooh-ooh-ooh, ooh-ooh-ooh, ooh-ooh-ooh

 

When she was just a girl

She expected the world

But it flew away from her reach

So she ran away in her sleep

 

And dreamed of para-, para-, paradise

Para-, para-, paradise

Para-, para-, paradise

Every time she closed her eyes

 

Ooh-ooh-ooh, ooh-ooh-ooh, ooh-ooh-ooh

Ooh-ooh-ooh, ooh-ooh-ooh, ooh-ooh-ooh

 

When she was just a girl

She expected the world

But it flew away from her reach

And the bullets catch in her teeth

 

Life goes on, it gets so heavy

The wheel breaks the butterfly

Every tear, a waterfall

In the night, the stormy night, she’d close her eyes

In the night, the stormy night, away she’d fly

 

And dream of para-, para-, paradise

Para-, para-, paradise

Para-, para-, paradise

Oh, oh-oh, oh-oh, oh-oh-oh

She’d dream of para-, para-, paradise

Para-, para-, paradise

Para-, para-, paradise

Oh, oh-oh, oh-oh, oh-oh-oh

 

La, la-la, la-la-la

La, la-la, la-la-la

La, la-la, la-la-la, la-la

So lying underneath those stormy skies

She said, “Oh, oh-oh-oh-oh, I know the sun must set to rise”

 

This could be para-, para-, paradise

Para-, para-, paradise

This could be para-, para-, paradise

Oh, oh-oh, oh-oh, oh-oh-oh

This could be para-, para-paradise

Para-, para-, paradise

This could be para-, para-, paradise

Oh, oh-oh, oh-oh, oh-oh-oh

 

This could be para-, para-, paradise

This could be para-, para-, paradise

This could be para-, para-, paradise

Oh-oh-oh-oh-oh oh-oh-oh

 

Ooh-ooh-ooh, ooh-ooh-ooh, ooh-ooh-ooh

Ooh-ooh-ooh, ooh-ooh-ooh, ooh-ooh-ooh

Ooh-ooh-ooh, ooh-ooh-ooh, ooh-ooh-ooh

Ooh-ooh-ooh, ooh-ooh-ooh

Umarız buraya kadar Paradise çevirisine başlamadan sözleri hatırlamış, şarkıya eşlik edebilmişsindir! Yazımızın kalanında Paradise çevirisini yapacağız. Eğer Paradise çevirisi gibi çevirilerine ihtiyaç duymadan, istediğin her şarkıyı dinlediğin anda anlayabilmek istiyorsan Open English’e kaydolmanı şiddetle tavsiye ediyoruz!

Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerle ders alabilir, yabancılarla canlı konuşma gruplarında pratik yapabilir, dev içerik arşivimize ve Paradise çevirisi gibi yazılarımıza istediğin zaman, sınırsız erişebilirsin! 

Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve İngilizce öğrenmeye başlamak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

coldplay paradise türkçe çevirisi

Paradise Türkçe Çevirisi

Ooh-ooh-ooh, ooh-ooh-ooh, ooh-ooh-ooh

Ooh-ooh-ooh, ooh-ooh-ooh, ooh-ooh-ooh

 

O daha küçük bir kızken

Dünyayı umuyordu

Ama erişebileceğinden uzaklara uçtu

Bu yüzden rüyalarında kaçıp durdu

 

Ve cenneti düşledi,

Cenneti, cenneti

Cenneti, cenneti

Gözlerini her kapattığında

 

Ooh-ooh-ooh, ooh-ooh-ooh, ooh-ooh-ooh

Ooh-ooh-ooh, ooh-ooh-ooh, ooh-ooh-ooh

 

O daha küçük bir kızken

Dünyayı umuyordu

Ama erişebileceğinden uzaklara uçtu

Ve dişlerine kurşunlar takıldı

 

Hayat devam ediyor, çok ağırlaşıyor

Ve onu eziyordu tüm gücüyle*

Her gözyaşı, bir şelale

Her gece, her fırtınalı gece, gözlerini kapatırdı

Her gece, her fırtınalı gece, uzaklara uçardı

 

Ve cenneti düşledi,

Cenneti, cenneti

Cenneti, cenneti

Gözlerini her kapattığında

 

La, la-la, la-la-la

La, la-la, la-la-la

La, la-la, la-la-la, la-la

Fırtınalı gökyüzünün altında yatarken

Dedi ki “Biliyorum ki güneşin doğması için batması gerekir.”

 

Ooh-ooh-ooh, ooh-ooh-ooh, ooh-ooh-ooh

Ooh-ooh-ooh, ooh-ooh-ooh, ooh-ooh-ooh

 

Burası cennet olabilir,

Burası cennet olabilir…

open english ile sevdiğin şarkıları anla

*Ufak bir çevirmen notu:

Paradise çevirisi esnasında karşılaştığımız bir deyim var. “Break a butterfly on a wheel”. Paradise çevirisini yaparken direkt çevirmeye çalışırsak çok garip tınlardı. “Bir kelebeği tekerlekte kırmak” gibi bir sözü Paradise çevirisinde görsen şaşırırdın herhalde. 

“Break a butterfly on a wheel” deyiminin anlamı bir şeyi ezmek ya da gereğinden fazla güç kullanmak, gereğinden sert davranmak. Böylece Paradise çevirisinden yeni bir deyim ile ayrılmş oldun!

Böylece Paradise çevirisini de yapmış olduk. Eğer kendin bir Paradise çevirisi yapmaya çalıştıysan kontrol etmeni öneriyoruz. Tabii ki çeviride alternatif yaklaşımlar olabilir. Fakat anlamı yeterince yakınsa tebrik ederiz! Çevirmesi o kadar da kolay olmayan Paradise çevirisi başarıyla yapmışsın kabul ediyoruz! 

Open English İle Sevdiğin Şarkıları Anla!

Umarız Paradise çevirisi yazımızdan yeni şeyler öğrenmişsindir. Paradise çevirisi gibi şarkı sözlerinin çevirilerini okumayı seviyorsan bir diğer yazımız olan Nothing Else Matters Sözleri – Nothing Else Matters Çevirisi yazımızı incelemeni öneririz. Sevdiğin şarkıların sözlerinin İngilizce çevirilerini okumak hem motive edici hem de epey öğretici bir aktivitedir. Fakat sadece bunu yaparak İngilizce öğrenmeye çalışmak yeterli olmayabilir.

Paradise çevirisi yazımızın sonuna gelmişken seni Open English’e davet ediyoruz. Ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabileceğin, yabancılarla pratik yapabileceğin ve tüm içeriklerimize sınırsız erişebileceğin Open English aboneliği, eminiz ki İngilizceni en üst seviyeye taşıyacak! Böylece Paradise çevirisi gibi yazılara ihtiyaç duymadan, sevdiğin her şarkıyı dinlediğin anda anlayabilirsin!

Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, İngilizce konuşma çalışmalarında her zaman yanında olalım.

V İle Başlayan Phrasal Verb’ler ve Türkçe Karşılıkları

Phrasal Verbler hem sayıca çokluğu ile, hem de anlamlarının asıl anlamlarından uzaklaşabilmesi açısından İngilizce öğrenenler için kafa karıştırıcı konulardan biri olarak anılıyor. Fakat aslında Phrasal Verbler, temellerini öğrendikten, en yaygın olanları bildikten sonra hiç de zor değil! 

Bu yazımızda Phrasal Verblerden bahsedeceğiz. Fakat bildiğin üzere İngilizcede Phrasal Verblerden bol bir şey yok!  Bu yüzden Phrasal Verbleri ilk harflerine göre ayrı yazılarda değerlendireceğiz. Bu yazımızda ise “I” ile başlayan Phrasal Verbler üzerine odaklanacağız. “V” ile başlayan en yaygın Phrasal Verbleri inceleyip örnek cümleler ile pekiştireceğiz!

“V” ile başlayan Phrasal Verbler yazımıza başlamadan sana bir sorumuz var: İngilizceyi en kolay, en mükemmel bir şekilde konuşmak ister misin? Cevabın “evet” ise seni Open English’e davet ediyoruz!

Open English, alanında önde gelen bir online İngilizce kursu. Dünyada 15 yılı aşkın süredir, 1.5 milyondan fazla insana İngilizce öğreten Open English, bu deneyimiyle sana da İngilizce öğretmeye hazır! Peki Open English’te seni ne bekliyor?

  • Open English’e üye olarak seviyeni öğrenip, bu doğrultuda eğitimine devam edebilirsin.
  • Ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilirsin. 
  • İnteraktif dersler ve konuşma gruplarıyla pratik yapabilirsin. 
  • Dev içerik arşivimizdeki kaynak ve materyallere sınırsız erişim sağlayabilirsin.

Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

Phrasal Verbler Nedir?

“V” ile başlayan Phrasal Verblerden bahsetmeden önce kısaca Phrasal Verbler nelerdi bir hatırlayalım. Phrasal Verbler isimlerinden anlaşılacağı gibi fiillerdir. Fakat tek bir kelimeden oluşmak yerine genellikle bir fiil ve bir edatın birleşmesiyle kalıplaşarak kullanılırlar. Anlamları genellikle içerdiği iki kelimeden farklı, deyimsel bir anlamda olur. 

Phrasal Verbleri kullanırken en dikkat etmemiz gereken şey Phrasal Verbleri çekimlerken yalnızca fiil olan kelimeyi çekimlememiz. Edat olan kısım tabii ki çekimlenemez. Fakat genelde kafa karışıklığına yol açabiliyor! Örneğin “knocked out” yerine “knock outed” gibi yanlış kullanımlar görebiliyoruz. 

v ile başlayan en yaygın 9 phrasal verb

V İle Başlayan En Yaygın 9 Phrasal Verb

Şimdi yazımızın asıl kısmına gelelim ve “Vf” ile başlayan Phrasal Verbler arasında en yaygın olanlarına bir göz gezdirelim! Elimizdekiler çok da mecazi anlamlara sahip olmadıkları için anlamlarına bakmadan tahmin etmeye çalışmanı öneriyoruz! Kim bilir, belki halihazırda tahmin edebilirsin!

Volunteer for

“Volunteer for” fiili “bir şey için gönüllü olmak” anlamına geliyor. 

  • He volunteered for the charity event to raise money for homeless people. 

(Evsiz insanlar için para toplayan bir yardım etkinliğine gönüllü oldu.)

Venture out

“Dışarıya çıkmak, yeni bir yerler keşfetmek” gibi anlamlara gelen “venture out” fiili ikinci sıramızda. 

  • After a week of being ill, he finally ventured out of his house.

(Bir haftalık hastalığından sonra nihayet evinden dışarı çıktı.)

Vouch for

Vouch for phrasal verbümüzün anlamı “kefil olmak, teminat vermek” gibi anlamlara sahip.

  • I can vouch for his hard work; he has never let me down. 

(Onun sıkı çalışmasına kefil olabilirim, beni hiç yüzüstü bırakmadı.)

Vote down

Bu phrasal verbümüz biraz spesifik. “Bir şeyi oylamayla reddetmek” anlamına geliyor. 

  • The parliament voted down the new policy. 

(Meclis yeni yasayı oylayarak reddetti.)

Vie for

Yine biraz spesifik bir phrasal verb olsa da bilmekte fayda var. Vie for’un anlamı “birşey için yarışmak, çabalamak” olarak karşımıza çıkıyor. 

  • Several players vie for the position of team captain.

(Birçok oyuncu takım kaptanı pozisyonu için yarışıyor.)

Visit with

Yanlış duyulsa da kendi içinde özel bir anlamı var. Visit with’in anlamı “biriyle sohbet etmek, sosyalleşmek, vakit geçirmek”. 

  • She often visits with her friends after work.

(O genelde iş çıkışlarında arkadaşlarıyla vakit geçirir.)

Umarız buraya kadar yazımızda “V” ile başlayan yeni Phrasal Verbler öğrenmişsindir! Eğer İngilizceyi verimli bir şekilde öğrenmek istersen seni tekrardan Open English’e davet etmek isteriz! 

Open English’e abone olarak sana özel hazırlanmış çalışma programını edinebilir ve ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders almaya hemen başlayabilirsin. Bunun yanı sıra,  dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin! Fakat en önemlisi, canlı konuşma gruplarında yabancılarla, eğitmen moderatörlüğünde online İngilizce konuşma pratikleri yapabilirsin!

İngilizce konuşmaya başlamak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

v ile başlayan phrasal verb listesi ikinci kısım

Vent out

Direkt anlamı olarak karşımıza “dışarı salmak” gibi bir açıklama çıksa da aslında bu phrasal verbü daha mecazi anlamda “duygularını, stresini dışarı vurmak” gibi anlamlarda görürürüz.

  • She went to his house to vent out her anger.

(Öfkesini atmak için onun evine gitti.)

Value at

Bu phrasal verbümüzün anlamı ise “değer biçmek, fiyat belirlemek” gibi anlamlarda karşımıza çıkıyor.

  • The antique statue is valued at $500,000.

(Bu antika heykele 500.000 dolar fiyat biçiliyor.)

View as

Son phrasal verbümüzün anlamı ise “bir şey olarak görülmek, önemli sayılmak” gibi anlamlara sahip. 

  • I view her as a reliable and close friend.

(Onu güvenilir ve yakın bir arkadaş olarak görürüm.)

İngilizceni Göklere Taşı! 

Bu yazımızda “V” ile başlayan Phrasal Verblerin en yaygınlarından bahsettik. Umarız günlük hayatta kullanabileceğin yepyeni Phrasal Verbler öğrenmişsindir! Ayrıca blogumuzdaki Phrasal Verbler ile ilgili diğer yazılarımıza da göz atmayı unutma!

Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan yabancı eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında eğitmenin moderatörlüğü ile yabancılarla öğrendiklerini pratik edebilir ve aklındaki her soruya anında cevap bulabileceğin dev içerik arşivimizdeki kaynak ve materyallere sınırsız erişim sağlayabilirsin! 

Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve İngilizce çalışmaya başlamak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

İngilizce Konuşmak İçin Kaç Kelime Bilmek Gerekir?

Hepimiz İngilizceyi ana dilimiz gibi konuşmayı çok istiyor, bunun için çabalayıp duruyoruz. Gramer konuları üzerine kafa patlatıyor, kelimeler ezberlemeye çalışıyoruz. İngilizce konuşmak çok önemli fakat hangi noktada “İngilizce konuşmakta iyiyim” diyebiliriz? 

Bu yazımızda sıkça sorulan “İngilizce konuşmak için kaç kelime bilmek gerekir” sorusuna yanıt vereceğiz. İngilizce konuşmak için gerekli kelime sayısı fazla gelebilir. Fakat pes etme, bir yerden sonra beynin otopilot moduna geçtiği için hiç fark etmeyeceksin bile. 

Yazımıza başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Seviyen ne olursa olsun İngilizceyi en iyi şekilde öğrenmek ve ana dilin gibi konuşmak istersen sen de Open English’e katılmalısın! Open English ile İngilizcede en yaygın dil hatalarını da öğrenebilir ve böylece bunlardan sakınabilrisin. Yani İngilizce ile ilgili ihtiyacın olabilecek her şey burada! 

Dünyada önde gelen online İngilizce kursu olan Open English, 15 yıllık deneyimi ile sana birçok fırsat sunuyor. Open English’e abone olarak bu fırsatlardan istediğin gibi faydalanabilir, İngilizceyi öğrenmeye sağlam adımlarla başlayabilirsin! Peki nedir bu fırsatlar?

  • Open English’e abone olarak kendine özel çalışma programını edinebilirsin.
  • Ana dili İngilizce olan, dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilirsin.
  • Öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında, eğitmen moderatörlüğünde pratiğe dökebilirsin.
  • Devasa içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklara sınırsız erişim sağlayabilirsin.

Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

ingilizce konuşmak için sadece kelime mi

İngilizce Konuşmak İçin Sadece Kelime Mi?

Biliyorsun ki İngilizce konuşmak epey kompleks bir yetenek. Dili oluşturan öğelerden en önemlisi kelime olsa da İngilizce konuşmak için sadece kelime ezberlemek tabii ki yeterli değil. Bu kelimeleri anlamlı bir şekilde bir araya getirmek asıl önemli kısmı.

Bunun için gramere hakimiyet de çok önemli. Evet, gramer kelimeler olmadan hiçbir anlam ifade etmiyor fakat yine de göz ardı etmemeliyiz. Tek tek kelimeler ile çat pat konuşmayı İngilizce konuşmak sayarsak büyük ihtimalle 20 kelime bile yeterli diyebiliriz. Fakat önemli olan bu kelimeleri yerinde ve kuralınca kullanmak. 

İngilizcede Kaç Kelime Var?

Çok! Güncel Oxford sözlüğüne göre İngilizcede 171.476 adet kelime var ve bu sayı gitgide artmakta. İnsanlık birbiriyle hiç olmadığı kadar iletişimde ve bu iletişimden doğal olarak her sene 3-5 bin arası yeni kelime doğuyor! Ama gözün korkmasın. Bilmen gereken kelime sayısı bu kadar değil elbette. 

Bir Amerikan Kaç Kelime Biliyor?

Bu rakamı duyduğunda kötü hissetmeni istemeyiz. Çünkü bu kişilerin ana dili İngilizce. Yani doğdukları günden beri İngilizce kelimeler duyuyorlar! Ama süper kahraman olmadıklarını da hatırlatmakta fayda var. Tabii ki İngilizcedeki tüm kelimeleri de bilmiyorlar. Araştırmaya göre bir Amerikan ortalama 25-35 bin arası bir kelime hazinesine sahip. Fakat bir günde yalnızca 1000-3000 arası kelime kullanıyorlar. 

Umarız buraya kadar yazımızdan İngilizce konuşmak yeni şeyler öğrenmişsindir! Eğer İngilizceyi daha derinlemesine, daha verimli bir şekilde öğrenmek istersen, en yaygın dil hatalarından sakınmak, İngilizce seviyeni sertifikalı hale getirmek istersen seni tekrardan Open English’e davet etmek isteriz! 

Open English’e abone olarak sana özel hazırlanmış çalışma programını edinebilir ve ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders almaya hemen başlayabilirsin. Bunun yanı sıra, öğrendiklerini pekiştirebileceğin canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşabilir ve dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilir, üstelik dil becerini sertifikalayabilirsin!

Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve İngilizce çalışmaya başlamak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

ingilizce konuşmak için kaç kelime bilmeliyiz

Peki Biz Kaç Kelime Bilmeliyiz?

Bunun tabii ki kesin bir cevabı yok. Çünkü İngilizce konuşmaktan kastımızın ne olduğunu bilmemiz gerekir. Belki de yalnızca birilerine selam verip ayaküstü sohbet etmek istiyorsun ve bunun için 200 kelime bile yeterli oluyordur. 

Genel bir ortalamadan bahsedersek, günlük konuşmaları ilerletebilecek, derdini anlatabileceğin ve akıcı, sorunsuz geçinebileceğin bir İngilizce becerisi için 2000-3000 kelime bilmek gerekiyor. 

CEFR Ne Diyor?

Avrupa birliğinin ortak İngilizce eğitimi çerçeve programı CEFR daha önce de duymuş olabileceğin gibi İngilizceyi A1-A2-B1-B2-C1-C2 olarak seviyelere ayırıyor. Bu seviyelerde bilinmesi gereken kelime sayılarını kısaca geçelim. 

İlk adım olan A1 seviyesinde bir kişinin en temel 500 kelimeyi bilmesi yeterli olmakta. Fakat A2’ye geçtiğimiz zaman bu sayı 1000-1500’e ulaşıyor. B1 seviyesinde ise artık sosyal olarak aktif konuşabilmeye başlandığı için 2000-2500 kelimeye kadar çıkıyoruz. B2, akademik olmayan çoğu işi yapmanıza yeterli bir seviye ve bu seviyede artık 3000-3700 bandına geliyoruz. Son basamaklar olan C1’de 4000-4700, C2’de ise 5000+ kelimeye ihtiyacımız var.

open english ile kusursuz ingilizce konuş

Kusursuz İngilizce Konuş

Bugün, İngilizce konuşmak için kaç kelime bilmek gerekir sorusuna cevap verdik. İngilizce konuşmak için kaç kelime bilmek gerekir sorusunun yanı sıra işine yarayabilecek farklı ipuçlarına da yer verdiğimiz bu yazımız, umarız faydalı olmuştur! Öğrenmeye devam etmek istersen bir başka çok önemli bir konu olan İngilizce Essay Kalıpları – Essay Yazma Tüyoları isimli yazımızı da incelemeni öneririz.

Yazımızı kapatırken sana bir sorumuz var: İngilizceyi ana dilin gibi konuşmak ister misin? Eğer çoğu insan gibi cevabın “evet” ise seni Open English’te görmeyi çok isteriz. Open English, dünya çapında 1.5 milyon insana 15 yıldır İngilizce öğreten bir online İngilizce kursu. Dolayısıyla alanında oldukça donanımlı ve deneyimli! Bu deneyimden faydalanmak istersen sen de aramıza katıl!

Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşarak pratiğe dökebilir ve dev içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklara sınırsız erişim sağlayabilirsin! Böylece İngilizce becerini en yaygın dil hatalarından arındırabilirsin!

Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım.

İngilizcede Ofiste Kullandığımız 20 Araç-Gereç

İş hayatı günümüzde giderek küreselleşen bir yapıya sahip. İş dünyasında artan uluslararası ilişkiler, farklı kültürlerden insanlarla iletişimi ve işbirliğini gerektiriyor haliyle. Bu noktada, ofiste kullanılan araç gereçlerin İngilizce isimlerini bilmek, etkili bir iletişim ve iş ortamında başarılı olmanın önemli bir unsuru haline geliyor.

İngilizce, uluslararası iş dünyasında yaygın olarak kullanılan ortak bir dil. Yani farklı ülkelerden gelen iş arkadaşlarıyla, müşterilerle veya ortaklarla iletişim kurarken anlaşmanın en kolay yolunu İngilizce ile bulmuş olursun. Ofiste kullanılan araç gereçlerin İngilizce isimlerini bilmek, doğru terimleri kullanarak iletişimde kesintisiz bir şekilde ilerlemeni sağlar. Ayrıca karşı tarafa profesyonel bir izlenim bırakmana da yardımcı olur.

Biliyorsun ki masa, sandalye, bilgisayar, yazıcı gibi temel araç gereçler, ofis hayatının vazgeçilmez parçaları. İngilizce karşılıklarını biliyor olmak, bu araç gereçleri tanımlamak, kullanmak ve paylaşmak için gayet önemli. Bir toplantı sırasında veya proje üzerinde çalışırken, iş arkadaşlarınla işbirliği yaparken veya belgeleri düzenlerken doğru İngilizce terimleri kullanmak, etkili iletişimi ve anlayışı kolaylaştıracaktır.

İngilizce dil kursumuz hakkında bilgi almak için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

ingilizce ofis araç gereçlerini open englishle öğren

Open English İle İngilizce Öğren!

İngilizceyi öğrenmeye ofiste kullanılan araç gereçlerin karşılıklarını öğrenmekle başlayabilirsin! Nasıl mı? Open English ile!

Ofiste kullanılan araç gereçlerin İngilizce isimlerini bilmek iş dünyasında etkili iletişim kurma fırsatı sağlar ki bu da uluslararası ortamlarda daha başarılı olmanın yolunu açar. Open English,  interaktif dersler, canlı eğitmenler ve kişiselleştirilmiş öğrenme deneyimi sunarak İngilizceni hızla geliştirmene yardımcı olur.

Open English İngilizceyi ofis hayatında kullanabileceğin gerçek senaryolarla pratik yapma fırsatı elde edebileceğin online bir dil kursu. İngilizce konuşma, dinleme, okuma ve yazma becerilerini güçlendirirken, iş yerindeki iletişim becerilerini artırabilirsin.

Open English farklı seviyelerde ve ihtiyaçlara yönelik çeşitli kurslara sahip. İster başlangıç seviyesinde ol, ister ileri düzeyde, senin için uygun olan her türlü kursu bulabilirsin. Deneyimli eğitmenlerle gerçek zamanlı derslere katılabilir, pratik yapma imkanı bulabilir ve ilerlemeni takip edebilirsin.

Open English dil öğrenme sürecine esneklik sağlar. Kendi hızında öğrenme imkanı sunar. Böylece iş programına uyum sağlamak daha kolay olur. Yani hem İngilizceyi geliştirmiş hem de iş dünyasında daha özgüvenli ve etkili bir iletişimci haline gelmiş olursun.

Hemen Open English’e katıl ve iş dünyasında İngilizceni en iyi hale getirmeye şimdi başla! 

Daha fazla bilgi ve kayıt işlemleri için sayfanın kenarında bulunan linke tıklaman yeterli!

Ofiste Kullanılan İngilizce Araç-Gereçler

Ofiste kullanılan araç gereçlerin İngilizcelerini bilmek, iş hayatında etkili iletişimi ve uluslararası işbirliğini kolaylaştırır. Bu beceri, küresel bir dünyada rekabet avantajı sağlar ve iş ortamında daha güvenilir ve profesyonel bir görünüm sunar. 

Bu yazımızda ofis ortamında kullanılan 20 araç gerece örnek vereceğiz. Kelimelerin Türkçe karşılıklarıyla beraber eklediğimiz birer İngilizce pekiştirmeni sağlacak.

  • Desk (Masa): My desk is a spacious wooden table where I organize my work and keep important documents.

(Masam geniş bir ahşap masa, burada çalışmalarımı düzenliyorum ve önemli belgeleri saklıyorum.)

  • Chair (Sandalye): The comfortable chair in my office provides proper back support and allows me to work for long hours without discomfort.

(Ofisteki rahat sandalyem doğru sırt desteği sağlıyor ve rahatsızlık hissetmeden uzun saatler çalışmamı sağlıyor.)

  • Computer (Bilgisayar): The powerful computer on my desk enables me to efficiently complete tasks, conduct research, and communicate with colleagues around the world.

(Masamdaki güçlü bilgisayar, görevleri verimli bir şekilde tamamlamamı, araştırma yapmamı ve dünyanın farklı bölgelerindeki meslektaşlarla iletişim kurmamı sağlıyor.)

  • Printer (Yazıcı): I often use the printer to produce hard copies of important documents or reports that need to be shared or reviewed by others.

(Yazıcıyı genellikle önemli belgelerin veya raporların diğer kişiler tarafından paylaşılması veya incelenmesi için kağıt kopyalarını üretmek için kullanıyorum.)

ofiste kullanılan ingilizce araç gereçler

  • Scanner (Tarayıcı): With the scanner, I can convert physical documents into digital format, making it easier to store, share, and archive important information.

(Tarayıcı sayesinde fiziksel belgeleri dijital formata dönüştürebilir, önemli bilgileri saklamak, paylaşmak ve arşivlemek daha kolay hale getirebilirim.)

  • Filing cabinet (Dosyalık): The filing cabinet is where I store and organize important files and folders, ensuring easy access and maintaining a neat and organized workspace.

(Dosyalık, önemli dosya ve klasörleri depoladığım ve düzenlediğim yerdir, böylece kolay erişim sağlanır ve düzenli bir çalışma alanı oluşturulur.)

  • Whiteboard (Beyaz tahta): The whiteboard is an essential tool for brainstorming ideas, visualizing concepts, and sharing information during meetings and presentations.

(Beyaz tahta, fikirlerin beyin fırtınası yapılması, kavramların görselleştirilmesi ve toplantılar ve sunumlar sırasında bilgi paylaşımı için vazgeçilmez bir araçtır.)

  • Projector (Projeksiyon cihazı): The projector allows me to display presentations, videos, and other visual content on a larger screen, enhancing communication and engagement during meetings.

(Projeksiyon cihazı, sunumları, videoları ve diğer görsel içerikleri daha büyük bir ekranda görüntülememe olanak sağlar ve toplantılarda iletişimi ve katılımı artırır.)

  • Stapler (Zımba): The stapler is a handy tool for securely fastening papers together, keeping them organized, and preventing them from getting misplaced.

(Zımba, kağıtları güvenli bir şekilde bir araya getirmek, düzenli tutmak ve kaybolmalarını önlemek için kullanışlı bir araçtır.)

  • Paper shredder (Kağıt imha makinesi): The paper shredder is crucial for disposing of sensitive or confidential documents by shredding them into small pieces, ensuring the protection of sensitive information.

(Kağıt imha makinesi, hassas veya gizli belgelerin küçük parçalara kadar parçalanarak imha edilmesi için önemlidir, bu şekilde hassas bilgilerin korunması sağlanır.)

  • Calculator (Hesap makinesi): The calculator is a handy device for performing complex calculations, making financial analyses, and ensuring accuracy in numerical tasks.

(Hesap makinesi, karmaşık hesaplamaları yapmak, finansal analizler yapmak ve sayısal görevlerde doğruluğu sağlamak için kullanışlı bir cihazdır.)

  • Keyboard (Klavye): The keyboard is an essential input device that allows me to type and input information into the computer efficiently.

(Klavye, bilgisayara hızlı ve verimli bir şekilde yazı yazmamı ve bilgi girişi yapmamı sağlayan temel bir giriş cihazıdır.)

  • Mouse (Fare): The mouse is a pointing device that enables me to navigate and interact with the computer screen, making it easier to control and access various functions and files.

(Fare, bilgisayar ekranında gezinmemi ve etkileşimde bulunmamı sağlayan bir işaretçi cihazıdır, bu şekilde çeşitli işlevleri ve dosyaları kontrol etmek ve erişmek daha kolay hale gelir.)

ofiste kullanılan araç gereçlerin ingilizcesi

  • Headset (Kulaklık): I use a headset to communicate clear and uninterrupted audio during conference calls and online meetings.

(Konferans görüşmeleri ve çevrimiçi toplantılarda net ve kesintisiz ses iletişimi sağlamak için bir kulaklık kullanıyorum.)

  • Webcam (Web kamerası): The webcam allows me to participate in video conferences, virtual meetings, and remote collaborations by capturing and transmitting my live video feed.

(Web kamerası, canlı video görüntümü yakalayarak ve ileterek video konferanslara, sanal toplantılara ve uzaktan işbirliklerine katılmamı sağlar.)

  • Binder (Dosya cüzdanı): I use a binder to organize and store loose papers, documents, and reports, ensuring they are easily accessible and protected.

(Dosya cüzdanı kullanarak serbest kağıtları, belgeleri ve raporları düzenler ve saklar, böylece kolayca erişilebilir ve korunur.)

  • Post-it notes (Yapışkan notlar): Post-it notes are handy for writing quick reminders, leaving messages, and marking important sections in documents or books.

(Yapışkan notlar hızlı hatırlatmalar yazmak, mesajlar bırakmak ve belgelerde veya kitaplarda önemli bölümleri işaretlemek için kullanışlıdır.)

  • File folders (Dosya klasörleri): File folders help me categorize and store documents, making it easier to locate and retrieve specific files when needed.

(Dosya klasörleri, belgeleri kategorilere ayırmamı ve saklamamı sağlar, bu sayede ihtiyaç duyulduğunda belirli dosyaları bulmak ve geri almak daha kolay olur.)

  • Calendar (Takvim): I rely on a calendar to schedule and organize my appointments, meetings, and deadlines, ensuring I stay on track and manage my time effectively.

(Randevularımı, toplantılarımı ve son tarihleri planlamak ve düzenlemek için bir takvime güvenirim, bu sayede işlerimi takip eder ve zamanımı etkili bir şekilde yönetirim.)

  • Desk lamp (Masa lambası): The desk lamp provides focused lighting on my workspace, allowing me to work efficiently and comfortably, especially during late hours.

(Masa lambası, çalışma alanıma odaklı bir aydınlatma sağlar, özellikle geç saatlerde verimli ve konforlu bir şekilde çalışmamı sağlar.)

Efektif bir şekilde İngilizce çalışmaya başlamak için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

İngilizcede Mutluluk İfade Eden 15 Deyim

Duygular, insan yaşamının temel bir parçasıdır ve mutluluk, hepimizin aradığı bir duygudur. Ama bazen bu içsel deneyimi ifade etmek ve paylaşmak zor olabilir. Daha kendi dilimizde bile duygularımızı açık bir şekilde ifade edemezken yabancı dilde ifade etmek nasıl zordur bir de böyle düşünün.

İngilizcede mutluluğu ifade etmek de belirli bir çaba gerektirecektir. Mutluluğu ifade etmenin ilk adımı, kendini ve duygusal durumunu anlamaktır. İç dünyanda neler olup bittiğini fark etmek yani. Bu durum biraz karmaşık olsa da ifade etmek için en basit kelimeleri kullanmak gerekecektir. Bu yüzden de duygularını tanımlarken doğru ve gerekli kelimeleri seçmen önemlidir. 

İngilizce Öğrenerek Duygularını Paylaş

Mutluluğu ifade etmek ve duygularımızı paylaşmak, yaşamın hemen hemen en güzel yönlerinden biri. İngilizce, dünyanın en yaygın kullanılan dillerinden biri. Bu güçlü aracı kullanarak duygularımızı etkili bir şekilde yabancı kişilere ifade edebiliriz. Open English olarak, sana bu yolda rehberlik etmek ve mutluluğunu ifade etmeni sağlamak için buradayız!

Open English, İngilizce öğrenmek isteyen herkes için mükemmel bir seçenek. Neden mi?

Çünkü Open English konuşma, dinleme, okuma ve yazma konusunda gelişimine mükemmel katkı sağlayan online bir dil kursu. Bir yanda gramatik eğitimin sürerken öte yanda duygularını da doğru bir şekilde yönlendirmene yardımcı olur. Mesela umutsuzluk duygusunu savıp, İngilizceye dair motivasyonunu yüksek tutmak gibi…

Open English’in interaktif ve öğrenci odaklı eğitim platformu sayesinde, her türlü durumu ifade etmek için gerekli olan dil yeterliliğini kolayca edinebilirsin. Deneyimli eğitmenler, sana gerçek hayattaki senaryoları ve duygu durumlarını simüle eden interaktif dersler sunar. Dilediğin zaman dilediğin yerde katılabileceğin derslerle  kendini ifade etme pratiği yapabileceksin. Bu pratikler sayesinde duygusal olarak bağlantı kurmanın gücüne de varmış olacaksın.

7/24 eğitim alabilme fırsatını sunan Open English’e katıl ve duygularını ifade ederek mutlu bir gelecek inşa et!

Mutluluğu İngilizce olarak ifade etmek, küresel bir toplumda iletişim kurarken sınırlarını genişletmenin ve dünyayı keşfetmenin önemli bir parçası. Bu yüzden açık ve net olmak önemlidir. İfade etmek istediğin herhangi bir durumla karşı karşıya geldiğinde basit ve anlaşılır cümleler kullanmak en etkili yol olacaktır. Karmaşık veya belirsiz ifadeler duygularının karşı tarafa tam olarak ulaşmasını engelleyebilir. İçinde bulunduğunun durumu daha karmaşık hale bile getirebilir. Duygularını doğrudan ifade etmek, samimiyeti ve anlaşılırlığı artıracaktır.

Yani mutluluğunun ya da herhangi bir duygunun nedenini anlatırken hangi kelimelerin bu duyguyu en iyi şekilde ifade edeceğini bilmek en önemli adımı oluşturuyor. Bu blog yazısında, duyguların en güzeli olan mutluluğu İngilizcede nasıl ifade edebileceğimiz üzerine olacak. 🥹 

Toplamda 15 adet mutluluk ifadesi içeren deyime örnek vereceğiz. Umarım bu deyimleri sık sık kullanma şansı bulursun. Hadi bakalım, başlayalım. 

Hızlı bir şekilde İngilizce konuşmak için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

ingilizcede mutluluk ifade eden deyimler

İngilizcede Mutluluk İfade Eden Deyimler

  • On cloud nine (Bulutların üzerinde):

She won the competition and has been on cloud nine ever since. (Yarışmayı kazandı ve o günden beri bulutların üzerinde.)

  • Bursting with joy (Sevinçten zıplamak):

When she saw her long-lost friend, she was bursting with joy. (Uzun zamandır görmediği arkadaşını gördüğünde, sevinçten patlamıştı.)

  • On top of the world (Dünyanın üstünde):

After receiving the job offer, she felt like she was on top of the world. (İş teklifi aldıktan sonra, dünyanın üstündeymiş gibi hissetti.)

  • Jump for joy (Sevinçten zıplamak):

When they announced her name as the winner, she couldn’t help but jump for joy. (Kazanan olarak adını açıkladıklarında, sevinçten zıplamamak için kendini tutamadı.)

  • Walking on sunshine (Güneşin üzerinde yürümek):

Ever since they got married, he has been walking on sunshine. (Evlendikten beri, o güneşin üzerinde yürüyor gibi.)

  • Happy as a clam (İki kat mutlu):

After receiving her dream job offer, she was happy as a clam. (Hayalindeki iş teklifini aldıktan sonra, iki kat mutlu oldu.)

ingilizcede mutluluk ifade eden deyimler ikinci kısım

  • In seventh heaven (İçi içine sığmamak):

After receiving the good news, she was in seventh heaven (Güzel haberleri aldıktan sonra, içi içine sığmıyordu.)

  • Grinning from ear to ear (Ağzı kulağına varmak):

When he saw his surprise birthday party, he was grinning from ear to ear. (Sürpriz doğum günü partisini gördüğünde, ağzı kulağına varmıştı.)

  • Walking on air (Havadaymış gibi yürümek):

Since she got her dream job, she has been walking on air. (Hayalindeki işi aldığından beri havadaymış gibi yürüyor.)

  • On a high (Sevinçten havalara uçmak):

After her successful performance, she was on a high. (Başarılı performansından sonra,sevinçten havalara uçmuştu.)

  • Over the moon (Mutluluktan kendinden geçme):

When they announced her promotion, she was over the moon. (Yükseltilmesini duyurduklarında, mutluluktan kendinden geçmişti.)

  • All smiles (Ağzı kulaklarında):

He saw his favorite band perform live and was all smiles throughout the entire show. (Favori grubunu canlı gördüğünde, ağzı kulaklarındaydı.)

  • On cloud nine (Bulutların üzerinde):

After winning the championship, the team was on cloud nine. (Şampiyonluğu kazandıktan sonra, takım bulutların üzerindeydi.)

  •  Radiant with happiness (Mutlulukla parlayan):

She received the long-awaited news and her face was radiant with happiness, glowing with pure joy. (Uzun beklediği haberi aldı ve yüzü mutlulukla parlıyor, saf bir sevinçle ışıldıyordu.)

  •  Bursting with happiness (Mutluluktan havalara uçmak)

He’s bursting with happiness as he holds his newborn baby. (Yeni doğan bebeğini tutarken mutluluktan havalara uçuyordu.)

Verimli bir şekilde İngilizce çalışmak istiyorsan, tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurarak seni aramamızı beklemek!

R İle Başlayan Phrasal Verb’ler ve Türkçe Karşılıkları

Phrasal verb’ler, İngilizce metinleri veya konuşmaları anlarken karşına çıkacak önemli yapıları içerir. Bu yapıları öğrenmek, dinleme ve okuma anlama becerilerini geliştirir. İngilizce materyalleri anlamaya çalışırken phrasal verb’leri tanıyabilmen, anlamı hızlı bir şekilde çözmeni ve iletişimi daha etkili bir şekilde takip etmeni sağlar.

Phrasal verb’leri kullanarak İngilizce konuşurken, kendini daha doğal ve akıcı ifade edebilirsin. Bu ifadeler, İngilizce konuşmanı geliştirir ve anadili İngilizce olan kişilerle daha rahat iletişim kurmanı sağlar. Aynı zamanda, phrasal verb’leri kullanarak cümlelerini çeşitlendirebilir ve ifade etmek istediğin anlamı daha etkili bir şekilde iletebilirsin.

Neden Phrasal Verb’leri Öğrenmelisin? 

Çünkü phrasal verb’ler, İngilizceyi gerçek hayatta kullanırken önemli bir rol oynar. Bu ifadeler, bir fiilin yanına bir preposition (edat) veya bir partikül eklenerek oluşur ve fiile tamamen yeni bir anlam katar. 

Örneğin, “pick up” fiili sadece “toplamak” anlamına gelmez, aynı zamanda “anlamak”, “hız kazanmak” veya “birine uğramak” gibi farklı anlamlar da içerebilir. Phrasal verb’lerle zenginleştirilmiş bir dil kullanarak kendini daha doğal ve akıcı bir şekilde ifade edebilirsin.

Bu kadar çok kelimeyi nasıl ezberleyeceğim diye endişe ediyorsan çok haklısın. Hepimiz İngilizce öğrenirken kendimizi zaman zaman zorlanmış, ifade etmek istediğimiz anlamı tam olarak aktaramamış veya yerel halkla rahat bir şekilde iletişim kuramamışızdır. İşte bu noktada, Open English sana yardımcı olmak için burada!

Open English ile Phrasal Verb’leri Öğren!

Open English, İngilizceni geliştirmek için sana eşsiz bir fırsatlar sunan online bir dil kursudur. Özellikle phrasal verb’ler gibi günlük dilde sıkça kullanılan ifadeleri öğrenmen için İngilizce konuşmanı daha akıcı hale getirecek ve güvenle iletişim kurmanı sağlayacak bir platform. 

Open English’te İngilizce öğrenim sürecin, uzman öğretmenler ile oluşturulan özelleştirilmiş müfredat ve pratik yapmanı sağlayacak interaktif materyallerle desteklenecektir. Gerçek hayattaki senaryolara dayalı örnek cümleler ve uygulamalarla, phrasal verb’leri etkili bir şekilde kullanmayı öğreneceksin.

Hadi, Open English’e katıl ve phrasal verb’leri öğrenerek İngilizce konuşmanı bir üst seviyeye taşı! Kendini ifade etmenin ve yeni insanlarla etkileşimde bulunmanın keyfini çıkar!

r ile başlayan phrasal verbler

R İle Başlayan Phrasal Verb’ler

Günlük dilde akıcılığı sağlamak için öğrenmen gerekenler serisinde bu defa R harfiyle başlayan phrasal verb’ler var. Hepinize bol şans:)

Run out: (Bitmek, tükenmek)

  • I need to go grocery shopping because we ran out of milk. (Sütümüz bittiği için market alışverişine gitmem gerekiyor.)

Run into: (Rastlamak, karşılaşmak)

  • I ran into my old friend at the grocery store yesterday. (Dün markette eski bir arkadaşımla karşılaştım.)

Run away: (Kaçmak, firar etmek)

  • The child ran away from home but was found by the police. (Çocuk evden kaçtı ama polis tarafından bulundu.)

Rule out: (Dışlamak, elenmek)

  • The doctor ruled out the possibility of a serious illness. (Doktor ciddi bir hastalık ihtimalini dışladı.)

Ring up: (Kasada ödemek, fatura çıkarmak)

  • Don’t forget to ring up the items at the cash register. (Kasada ürünleri unutmadan ödeyin.)

Rip off: (Soyup soğana çevirmek, kazıklamak)

  • That store is known for ripping off customers with their high prices. (O mağaza yüksek fiyatlarıyla müşterileri kazıklamakla tanınıyor.)

Rub off: (Ovalayarak çıkarmak, silmek)

  • The stain on the shirt wouldn’t rub off, so she had to wash it. (Gömlekteki leke silinmedi, bu yüzden yıkamak zorunda kaldı.)

Read up on: (Hakkında bilgi edinmek, okumak)

  • I need to read up on the latest research before writing my paper. (Makalemi yazmadan önce en son araştırmalar hakkında bilgi edinmeliyim.)

Verimli bir şekilde İngilizce çalışmak için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak!

r ile başlayan phrasal verbler listesi ikinci kısım

Run over: (Üzerinden geçmek, ezmek)

  • The car accidentally ran over a small animal on the road. (Araç kazara yolda küçük bir hayvana çarptı.)

Rearrange: (Yeniden düzenlemek, yerini değiştirmek)

  • I need to rearrange my schedule to fit in the meeting. (Toplantıyı 
  • She accidentally rubbed out the answers she wrote on the paper. (Kağıda yazdığı cevapları yanlışlıkla sildi.)

Run off: (Kaçmak, firar etmek)

  • The suspect managed to run off before the police arrived. (Şüpheli, polis gelmeden önce kaçmayı başardı.)

Rely on: (Güvenmek, bel bağlamak)

  • You can rely on her to finish the project on time. (Projenin zamanında tamamlanması konusunda ona güvenebilirsiniz.)

Rub down: (Ovup temizlemek, silmek)

  • He rubbed down the table to remove the dust. (Masayı tozları temizlemek için sildi.)

Rush in: (Hemen girmek, aceleyle girmek)

  • The firefighters rushed in to save the people trapped inside the burning building. (İtfaiyeciler, yanmakta olan binada mahsur kalan insanları kurtarmak için hemen içeri girdi.)

Run for: (Aday olmak, seçimlere katılmak)

  • She decided to run for office and join the local election. (Ofis için aday olmaya ve yerel seçime katılmaya karar verdi.)

Reach out: (Ulaşmak, temas kurmak)

  • I’ll reach out to him to discuss the details of the project. (Projenin detaylarını konuşmak için ona ulaşacağım.)

Root for: (Desteklemek, teşvik etmek)

  • We’ll all be rooting for you during the competition. (Yarışma boyunca hepiniz sizi destekleyeceğiz.)

İngilizce dil kursumuz hakkında detaylara ulaşmak için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

r ile başlayan phrasal verb listesi üçüncü kısım

Ride along: (Beraber gitmek, yanında gitmek)

  • Can I ride along with you to the grocery store? (Market alışverişine seninle beraber gidebilir miyim?)

Rub in: (Ovmak, iyice yedirmek)

  • After applying the lotion, rub it in gently. (Losyonu sürdükten sonra, nazikçe ovun.)

Ring back: (Geri aramak)

  • I missed his call, so I’ll ring him back later. (Aramasını kaçırdım, bu yüzden daha sonra onu geri arayacağım.)

Run across: (Karşılaşmak, rastlamak)

  • I ran across an old friend at the mall yesterday. (Dün alışveriş merkezinde eski bir arkadaşımla karşılaştım.)

Roll up: (Sıvazlamak, kıvırmak)

  • Roll up your sleeves before washing your hands. (Ellerinizi yıkamadan önce kollarınızı kıvırın.)

Root out: (Kökünü kazımak, kökünden sökmek)

  • It took them a while to root out the cause of the problem. (Sorunun sebebini kökünden sökmek biraz zaman aldı.)

Run down: (Eleştirmek, kötülemek)

  • Stop running down your own abilities. You’re capable of great things. (Kendini kötülemeyi bırak. Büyük şeylere yeteneklisin.)

Rustle up: (Hazırlamak, el çabukluğuyla yapmak)

  • I can rustle up a quick dinner with the ingredients we have. (Elimizdeki malzemelerle hızlı bir akşam yemeği hazırlayabilirim.)

Rush out: (Hızla çıkmak, aceleyle dışarı çıkmak)

  •  He rushed out of the house without even saying goodbye. (Eve hoşçakal bile demeden aceleyle dışarı çıktı.)

Rule over: (Hükmetmek, egemen olmak)

  • The queen ruled over the kingdom for many years. (Kraliçe uzun yıllar boyunca krallık üzerinde hükmetti.)

İngilizce Yoga Terimleri ve Türkçe Karşılıkları

Yoga, zihin, beden ve ruh arasındaki dengeyi sağlamak için kullanılan eski bir uygulamadır. Kökenleri Hindistan’a dayanır ve binlerce yıl öncesine kadar uzanır. Yoga, fiziksel duruşlar (asana), nefes teknikleri (pranayama), meditasyon ve derin rahatlama gibi farklı pratikleri içerir.

Yoganın tarihi, Hinduizm ve Budizm gibi eski Hint inanç sistemleri ile bağlantılıdır. İlk olarak Rigveda adlı kutsal bir metinde yoga pratiklerine dair ipuçları bulunmaktadır. Ancak yoga, M.Ö. 5. yüzyılda ortaya çıkan ve Hindistan’da popüler olan Jainizm ve Brahmanizm dini ve felsefi öğretilerinden de etkilenmiştir.

Yoga, genellikle Hindu düşünür Patanjali’nin “Yoga Sutraları” adlı eseriyle sistematik bir şekilde tanınır hale gelmiştir. Bu metinde, yoga disiplininin felsefesi, teknikleri ve hedefleri açıklanmaktadır. Patanjali, yoga pratiğinin sekiz aşamasını (“Ashtanga Yoga”) ortaya koymuştur. Bu aşamalar, etik değerler, fiziksel duruşlar, nefes kontrolü, odaklanma, meditasyon ve nihai hedef olan birlik (samadhi) üzerine odaklanır.

Yoga, 19. ve 20. yüzyıllarda Batı dünyasında popülerlik kazanmıştır. Bu dönemde Hint yogi ve öğretmenler, Batılı öğrencilere yoga öğretmeye başlamış ve yoga felsefesi ile batı felsefesi arasında bir köprü oluşturmuştur. Bugün yoga, fiziksel ve zihinsel sağlık, stres yönetimi ve spiritüel gelişim gibi çeşitli amaçlarla dünya genelinde yaygın olarak uygulanmaktadır.

Yoganın temel amacı, bedeni güçlendirmek, esnekliği artırmak, zihni sakinleştirmek, stresi azaltmak ve içsel dengeyi bulmaktır. Yoganın pratikleri, bedeni ve zihni farkındalıkla birleştirerek kişiyi daha bilinçli ve sağlıklı bir yaşam tarzına yönlendirmeyi hedefler.

İngilizce çalışmak için arayış içindeysen, hemen yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

ingilizce yoga terimleri

İngilizce Yoga Terimleri

  • Asana : Yoga duruşları veya pozları.
  • Pranayama : Nefes kontrolü teknikleri.
  • Meditation : Meditasyon, zihni sakinleştirmek ve odaklanmak için yapılan bir uygulama.
  • Savasana : Derin rahatlama duruşu, vücudun tamamen dinlenmesini sağlar.
  • Vinyasa : Akış şeklinde yapılan ve birbirine bağlı hareketler içeren yoga serisi.
  • Downward Facing Dog : Aşağı Bakan Köpek duruşu, eller ve ayaklar üzerinde ters “V” şeklinde duruş.
  • Child’s Pose : Çocuk Duruşu, dinlenmek ve sakinleşmek için kullanılan dizlerin üzerine oturma duruşu.
  • Warrior Pose : Savaşçı Duruşu, güç ve kararlılık simgeleri taşıyan duruşlar.
  • Tree Pose : Ağaç Duruşu, ayakta durarak dengeyi geliştirmeyi amaçlayan duruş.
  • Cobra Pose : Kobra Duruşu, karın üstü yatarken üst vücudu kaldırarak sırtı germe duruşu.
  • Sun Salutation : Güneş Selamı, vücudu uyanmaya ve esnetmeye yönelik bir dizi hareketler.
  • Chakra : Enerji merkezleri olarak bilinen vücuttaki farklı noktalar.
  • Namaste : Bir selamlaşma şekli olarak kullanılan ve “içimdeki ışığa saygı duyarım” anlamına gelen bir ifade.
  • Prana : Yaşam enerjisi veya nefes.
  • Yin Yoga : Yavaş ve pasif duruşlara odaklanan, derin gerilmeye yönelik bir yoga stili.
  • Kundalini : Uyandırılması amaçlanan içsel enerji veya bilincin sembolik temsili.
  • Dharma : Kişinin hayatta gerçek amacını bulması veya yaşaması anlamına gelen ilke veya yol.
  • Bandha : Vücuttaki enerji akışını yönlendiren ve kilitleyen kas sıkıştırmaları.
  • Mudra : Parmak veya el hareketleri ve pozisyonlarıyla enerji akışını dengeleme ve yönlendirme.
  • Ujjayi Breath : Yoga pratiğinde kullanılan derin nefes alma tekniği, okyanus gibi bir sesle nefes almak.

Asana, yoga pratiğinde kullanılan farklı duruşları veya pozları ifade eder. Pranayama, nefes kontrolünü içeren çeşitli teknikleri kapsar. Meditasyon, zihni sakinleştirmek ve odaklanmak için yapılan bir uygulamadır. Savasana, derin rahatlama duruşudur ve vücudun tamamen dinlenmesini sağlar. Vinyasa, akış şeklinde yapılan ve birbirine bağlı hareketler içeren bir yoga serisini ifade eder.

Downward Facing Dog, eller ve ayaklar üzerinde ters “V” şeklinde duruş yapılır. Child’s Pose, dinlenmek ve sakinleşmek için kullanılan bir dizlerin üzerine oturma duruşudur. Warrior Pose, güç ve kararlılık simgeleri taşıyan farklı duruşlardır. Tree Pose, ayakta durarak dengeyi geliştirmeyi amaçlayan bir duruştur. Cobra Pose, karın üstü yatarken üst vücudu kaldırarak sırtı germe duruşudur.

Sun Salutation, vücudu uyanmaya ve esnetmeye yönelik bir dizi hareketlerden oluşur. Chakra, vücuttaki enerji merkezlerini ifade eder. Namaste, bir selamlaşma şekli olarak kullanılır ve “içimdeki ışığa saygı duyarım” anlamına gelir.

Prana, yaşam enerjisi veya nefesi ifade eder. Yin Yoga, yavaş ve pasif duruşlara odaklanan bir yoga stilidir. Kundalini, içsel enerji veya bilincin sembolik temsilidir.

Dharma, kişinin hayattaki gerçek amacını bulması veya yaşaması anlamına gelen bir ilke veya yol ifade eder. Bandha, vücuttaki enerji akışını yönlendiren ve kilitleyen kas sıkıştırmalarını ifade eder. Mudra, parmak veya el hareketleri ve pozisyonlarıyla enerji akışını dengeleme ve yönlendirme amaçlar. Ujjayi Breath, yoga pratiğinde kullanılan derin nefes alma tekniğidir ve okyanus gibi bir sesle nefes almayı ifade eder.

İngilizce öğrenmek için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak!

ingilizce yoga terimleri örnek kullanım

İngilizce Yoga Terimleri Örnek Kullanım

Bu başlıkta yogadaki popüler terimlerin diyaloglarda kullanımını paylaşacağız. Eğer sen de terimleri biliyorum ama terimleri doğru şekilde diyaloglarda kullanamıyorum diyorsan bu alıştırma tam sana göre! Aşağıda yer alan diyaloglara göz atarak buna benzer cümleler oluşturabilir, tek başına veya yakınlarınla İngilizce konuşma pratiği yapabilirsin. İngilizceyi günlük hayatında aktif kullanmak için pratikten daha fazlasına ihtiyacın varsa Open English tüm avantajlı fırsatlarıyla seni bekliyor. Formu doldur, biz sana ulaşalım!

Emma: Let’s start our practice with some Sun Salutations. (Pratiğimize biraz Sun Salutations ile başlayalım.)

Alex: Sure, I love how it energizes the body and warms up the muscles. (Tabii, vücuduma enerji vermesini ve kaslarımı ısındırışını seviyorum.)

Emma: Remember to focus on your breath and synchronize it with each movement. (Nefesine odaklanmayı unutma ve her hareketini nefesinle senkronize et.)

Alex: Yes, the ujjayi breath helps me stay grounded and present. (Evet, ujjayi nefesi benim anda kalmamı ve nötrleşmemi sağlıyor.)

Emma: Now, let’s move into Warrior II pose for strength and stability. (Şimdi, güç ve stabillik için Warrior II hareketine geçelim.)

Alex: I find Tree pose challenging but rewarding for improving balance. (Tree (ağaç)

Emma: Let’s end our practice with Savasana to relax and integrate the benefits. (Pratiğimizi rahatlamak ve diğer faydaları için Savasana ile bitirelim.

Bu yazıda İngilizce yoga terimlerinden ve anlamlarından, diyalog içerisinde nasıl kullanılacaklarından bahsettik. Eğer sen de daha fazla terim öğrenmek istiyorsan Open English blog adresini takip edebilirsin. Tabii unutmamalısın ki, İngilizce yalnızca okuyarak öğrenilecek bir dil değildir. Aynı zamanda bolca pratik yapman gerekir. Biz Open English ailesi olarak pratik yapabilmen için her zaman yanındayız, bir sonraki yazıda görüşmek üzere! 

İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek için yan taraftaki formu doldurarak online İngilizce kursumuz hakkında detaylı bilgi alabilirsin.

Unique Kelimesinin İngilizce 10 Alternatifi

İngilizce evrensel bir dil. Her geçen gün birçok kişi İngilizce öğrenmeye karar veriyor. Sen de İngilizce öğrenmek istiyor olmalısın! 

İngilizce öğrenmeye yeni başlamış herkesin yaşadığı bir sorun var. Bu sorun, nereden başlayacağını bilmemek ile ilgili. Eğer sen de nereden başlayacağını bilmiyorsan endişe etme. Her sorununda başvuracağın Open English yanında! 

Open English İle İngilizce Öğren

Haydi, seni Open English ile tanıştıralım. Open English, online bir İngilizce kursu. İngilizce öğrenmek istiyorum ama kursa gidecek vaktim yok diyenler için bir fırsat! Open English sayesinde istediğin zaman dilediğin yerden İngilizce öğrenebilirsin. 

7/24 canlı derslerde İngilizceni geliştirebilirsin. Ana dili İngilizce olan eğitmenlerle konuşarak pratik yapabilirsin. Ayrıca Open English platformu sana birçok ayrıcalık sunuyor. 

Open English ile İngilizce öğrenmek oldukça kolay! Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek istersen formu doldurabilirsin. 

Kelime Bilgisinin Önemi

Yeni bir dil öğrenmeye nereden başlayacağını bilmeyen çok kişi var. Aslında başlamanın tek bir yöntemi yok. Ama kelime ezberleyerek başlamak senin işlerini kolaylaştırır. 

Bir dilde ne kadar çok kelime bilirsen dili o denli anlarsın. Kuracağın cümlelerde bildiğin kelimeleri kullanırsın. Bu nedenle sözlük çalışmak ve kelime defteri tutmak tavsiye edilir. Dilersen, İngilizcede En Çok Kullanılan 100 Kelime adlı yazımızı da okuyabilirsin. 

Sen de kendine bir kelime defteri yapabilirsin. İçine bilmediğin kelimeleri ve anlamlarını yazarsın. Bununla birlikte kelimeleri cümle içinde görebilmen için örnekler verirsin. 

Bu çalışmayı yaparken bazı kelimelerin benzer hatta aynı anlamlara sahip olduğunu göreceksin. Paniğe kapılmana gerek yok. Çünkü bu durum Türkçede de mevcut. 

Her dilde yakın anlamlı ya da zıt anlamlı kelimeler bulunur. Türkçede yakın anlamlı kelimeler sayabilir misin? Peki, ya zıt anlamlıları? İşte bu, aynı mantık! 

Yakın anlamlı kelimeleri karıştırıp anlam karmaşası yaşamaktan korkuyor olabilirsin. Defterine bu kelimeleri de eklemeye ne dersin? Biz de sana yardımcı olalım, unique kelimesinin İngilizce 10 alternatifini senin için listeleyelim. 

İngilizce Unique Kelimesinin 10 Alternatifi Nedir? 

İngilizcede kelimeler tıpkı Türkçede olduğu gibi yakın anlamlı olabilir. Unique kelimesi de buna bir örnektir. Cümlede “unique” yerine getirebileceğin başka kelimeler var. 

“Unique” kelimesinin yerine getireceğin kelimeler birbirini ikame edebiliyor. Yani diğer bir deyişle bir alternatif oluşturuyor. Aralarında küçük farklılıklar olsa da bu kelimeleri öğrenmeye ne dersin? Haydi, unique kelimesinin İngilizce 10 alternatifi nedir bir bakalım. 

unique kelimesi ne anlama geliyor

Unique Kelimesi Ne Anlama Geliyor?

Unique kelimesi, bir şeyin özgün ve eşi benzeri olmayan yanlarını anlatmak için kullanılır. Kelime benzersiz, özel gibi bir anlam taşıyor. Genelde kullanıldığı cümleler olumlu anlam yüklüdür. Ama bazen beklenmedik, şaşırtıcı manasında ne olumlu ne olumsuz bir anlama geldiği de olur. 

He has a unique style.

Onun benzersiz bir tarzı var. 

This is a unique opportunity. 

Bu benzersiz bir fırsat. 

Unique kelimesinin alternatifi olabilecek kelimeler var. Senin için Unique Kelimesinin İngilizce 10 Alternatifi isimli bir liste hazırladık. Haydi, bu listede hangi kelimeler var, şöyle bir göz atalım.

Singular

Unique kelimesinin İngilizce 10 Alternatifi isimli listeyi “singular” kelimesiyle açıyoruz. Kelime benzersiz, tek, olağanüstü anlamlarına geliyor. Bazı cümlelerde “unique” kelimesinin yerine kullanabilirsin.

He has a singular talent for music.

Onun müzik konusunda olağanüstü bir yeteneği var. 

Distinct

İşte unique kelimesinin İngilizce 10 alternatifinden biri daha! Kelime farklı, ayırt edilebilir derece belirgin, ayırt edilebilir gibi anlamlara geliyor. Bazı cümlelerde “unique” kelimesinin yerini alabilir. 

The two theories are similar, yet distinct in their applications. 

İki teori benzer, ancak uygulamalarında ayırt edilebilir farklar var. 

Exclusive

Kelime yalnızca belirli gruba ya da kişiye özgü anlamına geliyor. Bazı cümlelerde de bu duruma has, bu duruma özel anlamlarında kullanılır. Unique kelimesinin İngilizce 10 alternatifi arasında sayabiliriz.

She has exclusive rights to the patent of the product. 

O ürünün patenti üzerinde özel haklara sahip.

Uncommon

Bu İngilizce kelime, “unique” kelimesinin İngilizce 10 alternatifi arasında yer alıyor. Kelime nadir, eşine sık rastlanmayan, ender, sıradan olmayan gibi anlamlara sahip. Kelimeyi bir de cümle içinde görelim. 

It’s uncommon to see a snowfall in this part of the country. 

Bu bölgede kar yağışı görmek eşine sık rastlanmayan bir durumdur. 

Rare

Unique kelimesinin İngilizce 10 alternatifinden biri daha! Kelime çok nadir, sıkça bulunmayan gibi anlamlara geliyor. Haydi, kelimeyi bir de cümle içinde görelim. 

A blue moon is a rare event.

Mavi ay çok nadir bir olaydır. 

ingilizce unique kelimesinin alternatifleri - individual

Individual

İşte “unique” kelimesinin İngilizce 10 alternatifinden biri daha! Kelime kişiye özgü, yalnızca bir kişiye has olan gibi anlamlara geliyor. Kelimeyi bir de cümle içinde kullanalım. Böylece senin için de daha anlaşılır olur. 

He has his individual style of painting. 

Onun kendine özgü bir resim tarzı var. 

One of a kind

Cümlede “unique” kelimesinin yerine kullanılabilecek bir sözcük daha! Kelime tek, başka bir eşi bulunmayan manasına geliyor. Haydi, kelimeyi cümle içinde görelim. 

This handmade vase is one of a kind.

Bu el yapımı vazo, eşi benzeri olmayan bir şey. 

Special

Bu kelimeyi daha önce duymuş olmalısın! Günlük hayatta çok sık kullanılan bir İngilizce kelimedir. Kelime özel, önemli, dikkate değer anlamına sahip. Unique kelimesinin İngilizce 10 alternatifinden biri. 

This is a special day for all of us. 

Bu hepimiz için özel bir gün.

Unusual

Listemizin sonuna yaklaştık. İşte “unique” kelimesinin yerine kullanabileceğin bir kelime daha geliyor. “Unusual” kelimesi alışılmadık, sıradışı gibi anlamlar taşıyor. 

It’s unusual for him to be late. 

Onun geç kalması alışılmadık bir şey. 

ingilizce unique kelimesinin alternatifi - extraordinary

Extraordinary

Listemizin sonuna geldik. İşte “unique” kelimesinin İngilizce 10 alternatifinden sonuncusu! Kelime olağanüstü derecede sıradışı, olağandışı gibi anlamlar taşıyor. 

She demostrated extraordinary courage in the face of danger. 

O tehlike karşısında olağandışı bir cesaret gösterdi. 

Artık “unique” kelimesinin İngilizce 10 alternatifi nedir biliyorsun! Bunları kelime defterine not etmeye ne dersin? Kelime hazneni genişletmek İngilizce öğrenme sürecini hayli hızlandıracak. Kafana takılan herhangi bir şey olursa Open English yanında! 

Open English ile İngilizce konuşmak hem kolay hem de eğlenceli! Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek istersen formu doldurman yeterli olacak. 

P İle Başlayan Phrasal Verb’ler ve Türkçe Çevirileri

İngilizce öğrenme sürecinde dil bilgisi kurallarının yanı sıra phrasal verb’leri de öğrenmek oldukça önemlidir. Peki nedir bu Phrasal verb’ler? Phrasal verb’ler İngilizceyi konuşurken ve anlarken sıklıkla karşımıza çıkan günlük dilde yaygın olarak kullanılan ifadelerdir. Bu yapılar, İngilizcede doğallığı ve akıcılığı yakalamak için oldukça önemlidir. 

Phrasal verb’ler, tek başına kullanılan kelimelerden oluşurlar. Bu nedenle kelime dağarcığını genişletmenin etkili bir yoludur. Bir phrasal verb öğrendiğinde, bir kelimenin yanı sıra bu kelimenin farklı anlamlarını ve kullanım bağlamlarını da öğrenmiş olursunuz. Bu da dili zenginleştirir ve ifade etme becerilerini geliştirir.

Bu blog yazısında alfabetik sıraya göre yazdığımız phrasal verb serisinden P harfini paylaşacağız: P harfiyle başlayan phrasal verb’ler! Diğer harfler için yazılan yazılar için Open English’in blog sayfasına uğrayabilirsin.

Phrasal verb’leri en iyi ve eğlenceli şekilde öğrenmek için ise Open English’in sana sunduğu fırsatları değerlendirebilirsin.

Open English ile Phrasal Verb’leri Öğren!

Open English ile phrasal verb’leri öğrenmek, İngilizce dil becerilerini geliştirirken kendini daha güvenli ve akıcı hissetmeni sağlar. Uzman öğretmenlerle çalışırken, phrasal verb’leri kullanmanın inceliklerini öğrenecek ve onları günlük yaşamında etkili bir şekilde uygulayabileceksin.

Open English uzman öğretmenleri ile hedeflerini ve öğrenme ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak sana özel dersler sunan İngilizce dil kursudur. Kendi hızına ve seviyene uygun olarak dil öğrenim sürecin başlayacak ve pratik yapma fırsatı bulacaksın. Sınıf içi etkileşimler ve canlı konuşma seansları, phrasal verb’leri gerçek dünya senaryolarında kullanabilmen için sana güven kazandıracaktır.

Open English, en iyi öğrenme deneyimini sunmanın yanı sıra, esnek program seçenekleri ve online kaynaklarla destek sağlıyor. Hedeflerine ulaşman için gereken araçları sunuyor ve seni başarıya doğru yönlendiriyor. 

Daha fazla uzağında kalmayayım ben de Open English ailesine katılayım diyorsan sayfanın kenarında bulunan formu doldurman yeterli.

p ile başlayan phrasal verb listesi

P İle Başlayan Phrasal Verb’ler

Phrasal verb’leri öğrenmek, İngilizce öğrenme serüveninde önemli bir adımdır. Günlük dilde yaygın olarak kullanılan bu ifadeleri öğrenerek, İngilizceyi daha doğal bir şekilde konuşabilir, dinleyebilir, okuyabilir ve yazabilirsin. O zaman sana bol şans! 

Pass away: (Vefat etmek)

  • My grandfather passed away last week. (Dedem geçen hafta vefat etti.)

Pick up: (Toplamak, almak)

  • I need to pick up my dry cleaning after work. (İşten sonra kuru temizlememi almalıyım.)

Put off: (Ertelemek, ertelemek)

  • They decided to put off the meeting until next week. (Toplantıyı önümüzdeki haftaya kadar ertelemeye karar verdiler.)

Pay back: (Geri ödemek, geri vermek)

  • I will pay you back the money I borrowed next month. (Ödünç aldığım parayı sana gelecek ay geri ödeyeceğim.)

Point out: (Belirtmek, işaret etmek)

  • She pointed out the mistakes in my report. (Raporumdaki hatalara dikkat çekti.)

Pass out: (Bayılmak, bayıltmak)

  • The heat was so intense that he passed out. (Sıcaklık o kadar şiddetliydi ki bayıldı.)

Pick out: (Seçmek, ayırt etmek)

  • Can you help me pick out a gift for my sister? (Kız kardeşim için bir hediye seçmeme yardımcı olabilir misin?)

Put up with: (Tahammül etmek, katlanmak)

  • I can’t put up with his constant complaining anymore. (Onun sürekli şikayetine daha fazla katlanamam.)

Pull over: (Kenara çekmek, durmak)

  • The police officer asked him to pull over and show his driver’s license. (Polis ona kenara çekip ehliyetini göstermesini söyledi.)

Pass on: (Devretmek, iletmek)

  • Please pass on the message to your colleagues. (Lütfen mesajı meslektaşlarına ilet.)

İngilizce çalışmak için tek yapman gereken yanda yer alan formu doldurmak!

p ile başlayan phrasal verb listesi ikinci kısım

Plug in: (Fişe takmak)

  • Don’t forget to plug in your phone charger before you go to bed. (Yatmadan önce telefon şarj aletini takmayı unutma.)

Pass up: (Kaçırmak, vazgeçmek)

  • He passed up the opportunity to study abroad. (Yurtdışında okuma fırsatını kaçırdı.)

Pop up: (Aniden ortaya çıkmak)

  • A notification popped up on my screen. (Ekranımda bir bildirim belirdi.)

Pull off: (Başarmak, başarıyla tamamlamak)

  • She managed to pull off the difficult dance routine. (Zor dans rutinini başarıyla tamamlamayı başardı.)

Put on: (Giymek, üzerine koymak)

  • Don’t forget to put on your jacket before you go outside. (Dışarı çıkmadan önce ceketini giymeyi unutma.)

Pass by: (Geçmek, yanından geçmek)

  • I saw her as I was passing by the café. (Kafeye yanından geçerken onu gördüm.)

Pick off: (Seçmek, tek tek ayırmak)

  • She picked off the ripe strawberries from the plant. (Olgun çilekleri bitkiden tek tek ayırdı.)

Pay off: (Karşılığını vermek, ödülünü almak)

  • All her hard work paid off when she received the promotion. (Tüm çabaları terfi alarak karşılığını verdi.)

Pass out: (Dağıtmak, dağıtmak)

  • She passed out worksheets to the students. (Öğrencilere çalışma sayfalarını dağıttı.)

Push through: (Kararlılıkla ilerlemek, zorlukları aşmak)

  • Despite the challenges, she pushed through and completed the project. (Zorluklara rağmen kararlılıkla ilerledi ve projeyi tamamladı.)

İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek için hemen yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

p ile başlayan phrasal verb listesi üçüncü kısım

Pass off as: (Kendini … gibi göstermek)
  • He tried to pass off his fake painting as an original masterpiece. (Sahte tablosunu orijinal bir başyapıt gibi göstermeye çalıştı.)
Pile up: (Yığılmak, birikmek)
  • The dirty dishes started to pile up in the sink. (Kirli bulaşıklar tezgâhta birikmeye başladı.)
Pull back: (Geri çekilmek, geri çekmek)
  • The army decided to pull back from the battle. (Ordu, savaştan geri çekilmeye karar verdi.)
Put out: (Söndürmek, yaymak)
  • They managed to put out the fire before it spread to the neighboring buildings. (Komşu binalara yayılmadan önce yangını söndürmeyi başardılar.)
Pass over: (Geçmek, es geçmek)
  • The manager decided to pass over him for the promotion and chose someone else. (Yönetici, onu terfi için es geçti ve başka birini seçti.)
Pump up: (Şişirmek, pompalamak)
  • He pumped up the bicycle tires before going for a ride. (Bisiklet lastiklerini sürüşe çıkmadan önce pompaladı.)
Pick apart: (Ayrıntılarına kadar incelemek, parçalara ayırmak)
  • The professor picked apart the student’s argument during the debate. (Profesör, öğrencinin argümanını tartışma sırasında ayrıntılarına kadar inceledi.)
Play around: (Oyalanmak, oynamak)
  • The kids enjoyed playing around in the park all day. (Çocuklar tüm gün parkta oyalanmaktan keyif aldılar.)
Pass down: (Nesilden nesile aktarmak, miras bırakmak)
  • The family heirlooms were passed down from generation to generation. (Aile mirası nesilden nesile aktarıldı.)
Phase out: (Aşamalı olarak kaldırmak, aşamalı olarak sonlandırmak)
  • The company plans to phase out the old model and introduce a new one. (Şirket, eski modeli aşamalı olarak kaldırmayı ve yeni bir modeli piyasaya sürmeyi planlıyor.)

İş Hayatında Sık Kullanılan 10 İngilizce Deyim

Günümüzde İngilizce bilmek birçok alanda insanı bir adım öne taşıyor. Bu alanlardan biri de iş hayatı. İş hayatında terfi etmek, daha iyi bir pozisyona sahip olmak ya da kolay iş bulabilmek için İngilizce önemli bir kriter.

İngilizce biliyorsan uluslararası bir şirkette çalışabilirsin. Çünkü İngilizce evrensel bir dil. Dünyanın neresinde olursan ol, İngilizce konuşarak insanlarla sağlıklı bir iletişim kurabilirsin. 

Artık işverenler İngilizce dışında bir dil daha bilen insanlarla çalışmak istiyor. Rekabetin çok yoğun olduğu iş hayatında öne çıkmak istiyorsan İngilizce öğrenmelisin. Hatta ileri seviye bir İngilizce bilgin olması şart.

Sıfırdan İngilizce öğrenmek istiyor olabilirsin. Belki de temel İngilizce bilgine yenilerini eklemeyi düşünüyorsun. Önemli olan artık İngilizce öğrenmeye karar vermiş olman. 

Daha önce İngilizce öğrenmeyi denemiş ama başarılı olamamış olabilirsin. Bu her defasında aynı sonucu alacağın anlamına gelmiyor. Bu sefer farklı olsun istiyorsan kararlı ve azimli davranmalısın. Üstelik İngilizce serüveninin her aşamasında Open English yanında!

Open English ile İngilizce Öğren! 

İngilizce öğrenmek istiyorsun ama İngilizce kursuna gidecek vakit mi yaratamıyorsun? İşte sana fırsat! Haydi, seni Open English ile tanıştıralım. 

Open English, online bir İngilizce kursu. Dilediğin zamanda istediğin yerden İngilizce öğrenebilirsin. 7/24 canlı derslerde İngilizceni geliştirebilirsin. Ana dili İngilizce olan eğitmenlerle konuşarak pratik yapabilirsin. İstersen yalnızca mesleki İngilizce kategorisinde eğitim alabilirsin. 

Open English ile İngilizce öğrenmek hem kolay hem de eğlenceli! Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek istersen formu doldurman yeterli olacak.

iş hayatında ingilizcenin önemi

İş Hayatında İngilizcenin Önemi

Günümüzde büyükten küçüğe uluslararası her şirket, ofis dili olarak İngilizceyi kullanıyor. Mesleğin ne olursa olsun global ölçekte bir şirkette çalışmak istiyorsan İngilizce bilmen gerek. Artık yerli şirketler de çalışanlarından İngilizce bilmelerini talep ediyor. 

Kolayca iş bulmanın, terfi etmenin, daha iyi şirketlerde çalışmanın yolu İngilizceye hakim olmaktan geçiyor. Çünkü çalıştığın alandaki gelişmeleri takip etmek için yapacağın bir araştırmada bile İngilizceye ihtiyacın olacak. İnternetteki kaynakların büyük bir kısmı İngilizce. Yazılan makalelerin çoğu da öyle! 

İngilizce bilmenin ne denli önemli olduğuna ikna olduysan eksiklerini tamamlayabilirsin. Sıfırdan İngilizce öğreniyorsan iş hayatında çok kullanılan İngilizce kalıp cümlelerle işe başlayabilirsin. Dilersen, İş Hayatında Sık Kullanılan İngilizce Kalıplar adlı yazımıza da bir göz atabilirsin. 

İş Hayatında Sık Kullanılan İngilizce Deyimler

İş hayatında sık kullanılan İngilizce kalıp cümleler olduğu gibi İngilizce deyimler de var. Çünkü deyimler iletişimi daha renkli ve etkili kılıyor. Ayrıca deyimlerin kullanılması iş hayatında bir profesyonellik ve yetkinlik simgesi olarak görülüyor. 

Sen de iş hayatında karmaşık bir fikri daha kısa ve eğlenceli bir yolla açıklayabilirsin. Deyimler kültürel bağlarla da ilişkilidir. Anlatacağın şeyi kültürel bağlar kurarak ifade edebilirsin. Bu nedenle deyimlere ihtiyacın olacak.

Biz de senin için iş hayatında sık kullanılan 10 İngilizce deyim nedir konusunu araştırdık! Yararlanman için sana bir liste hazırladık. Haydi, iş hayatında sık kullanılan 10 İngilizce deyim hangileri, bir bakalım.

İş hayatında elbette birçok İngilizce deyim kullanılıyor. Bu, konuya ve kişilere göre değişiklik gösterebilir. Biz senin için en popüler 10 İngilizce deyimi seçtik! Bakalım iş hayatında sık kullanılan 10 İngilizce deyim listesinde neler var?

iş hayatında sık kullanılan ingilizce deyimler

Get down to business

Bu deyim, iş hayatında sık kullanılan 10 İngilizce deyim listemize ilk sıradan giriş yapıyor. En sık kullanılan İngilizce deyimlerden biri. İşe başlamak, işe koyulmak, konuyu açmak, girişmek gibi anlamlara sahip. 

After the introductions at the meeting, we got down to business and started discussing the project details.

Toplantıdaki tanışmaların ardından işe koyulduk ve projenin detaylarını tartışmaya başladık. 

Touch base

Çok popüler olan deyimlerden biri daha! Bu deyim de iş hayatında sıkça kullanılıyor. İletişime geçmek, bir konu hakkında bilgi alışverişi yapmak anlamına geliyor. 

I’ll touch base with the marketing team and see where they are with the new campaign. 

Pazarlama ekibiyle iletişime geçeceğim ve yeni kampanyada ne durumda olduklarını göreceğim. 

Think outside the box

İşte iş hayatında sık kullanılan 10 İngilizce deyimden biri daha! Bunu dizi ve filmlerde de sıkça duymuş olabilirsin. Oldukça popüler bir İngilizce deyimdir. Geleneksel ve alışılmışın dışına çıkarak bir düşün demektir. Karşı tarafı yaratıcı ve yenilikçi olmaya davet eder. 

To solve this issue, we’ll need to think outside the box. 

Bu sorunu çözmek için kutunun dışında düşünmemiz gerekecek. 

On the same page

İş hayatında sık kullanılan 10 İngilizce deyimden biri olan “on the same page” Türkçede de kullanılır. Genelde “aynı sayfada mıyız?” ya da “seninle aynı yerde miyiz?” diye soran birini duymuş olmalısın. Bu deyim aynı fikirde olmak, benzer anlayışa sahip olmak gibi anlamlar taşır. 

Before we proceed, we need to ensure everyone is on the same page regarding the project goals. 

İlerlemeden önce herkesin proje hedefleri konusunda aynı sayfada olduğundan emin olmamız gerekiyor. 

Ball is in your court 

Popüler deyimlerden biri daha! İş hayatında sık kullanılan 10 İngilizce deyimden biri olan bu ifade sıra sizde demektir. İş hayatında, harekete geçme sırası sizde biz üstümüze düşeni yaptık manasında kullanılır. 

We’ve done our part of the work, now the ball is in your court. 

İşin bizim kısmını hallettik, şimdi sıra sizde.

İngilizce çalışmak için arayış içindeysen, hemen yan tarafta yer alan formu doldur ve online İngilizce kursumuz hakkında detayları öğren.

iş hayatında sık kullanılan ingilizce deyimler ikinci kısım

Back to the drawing board

Projenin başarısız olduğunu ve her şeyi baştan yapmak gerektiğini anlatan bir deyimdir. Bu deyim de iş hayatında sık kullanılan 10 İngilizce deyim içerisinde kabul edilir. Oldukça popülerdir. 

Our proposal was rejected, so it’s back to the drawing board.

Teklifimiz reddedildi, bu yüzden baştan başlama zamanı.

Take the lead

Popüler deyimlerden devam edelim. Bu deyim de iş hayatında sık kullanılan 10 İngilizce deyim listemize girmeyi başarıyor. Öncülük yapmak, liderlik etmek manasında kullanılıyor. 

In this new project, I’d like you to take the lead. 

Bu yeni projede liderliği senin üstlenmeni istiyorum. 

Hit the ground running

İş hayatında, ofiste günlük konuşmalarda çok duyacağın bir İngilizce deyim daha! Bu deyim bir işe hızlı ve etkili bir biçimde başlamayı temsil ediyor. 

As soon as she was hired, she hit the ground running and made significant changes. 

İşe alındığı gibi işe hızla başladı ve önemli değişiklikler yaptı. 

Keep your eye on the ball

Toplantılarda çok duyacağın bir İngilizce deyim! İş hayatında sık kullanılan 10 İngilizce deyim listemizde bulunuyor. Dikkatini ver, odağını bu konuda tut anlamını taşıyor. 

In this fast-paced environment, it’s crucial to keep your eye on the ball.

Bu hızlı tempolu ortamda, dikkatinizi korumanız çok önemli. 

Bring to the table

Listemizin sonuna geldik. İşte iş hayatında sık kullanılan İngilizce 10 deyimden sonuncusu! Deyim bir duruma, konuya, işe katkıda bulunmak anlamına gelir. 

She brings a lot of experience and skill to the table. 

Masaya çok fazla deneyim ve yetenek getiriyor. 

İş hayatında sık kullanılan İngilizce 10 deyim hangisi artık biliyorsun! Zor değil ve çok eğlendin değil mi? Eğer mesleki İngilizce hakkında daha çok şey öğrenmek istersen Open English her zaman yanında! 

Open English ile İngilizce konuşmak oldukça kolay. Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek istersen formu doldurabilirsin.