Banka terimleri günlük hayatımızda en çok ihtiyacımız olan terimlerden bir tanesidir. Özellikle yurt dışına taşınacak veya seyahat edecek kişilerin banka terimlerine hakim olması oldukça önemlidir. Döviz işlemleri, hesap açma, para yatırma gibi işlemlere hakim olması gerekir. Bu yazıda bankacılık terimlerine aşinalık kazanmanız için en sık kullanılan bankacılık terimlerine yer vereceğiz.
İngilizce bankacılık ve finans terimleri öğrenmek için mesleki İngilizce eğitimimizi tercih edebilirsin.


İngilizce öğrenmek istiyorsan, yan taraftaki formu doldurarak bu konuda ilk adımı atabilirsin.

(Maaşımı birikim hesabıma bankada yatırmam gerekiyor)
(Konut kredisi faiz oranı oldukça rekabetçi.)
(Çek hesabımdan kredi kartı faturasını ödemek için bir miktar para aktardım.)
(Araba kredisi başvurusu için gelir ve istihdam kanıtı sunmanız gerekecek.)
(Banka, hisse senetleri, tahviller ve yatırım fonları da dahil olmak üzere çeşitli yatırım seçenekleri sunuyor.)
(Otomatik ödeme talimatı verdim, böylece her ay faturalarımı otomatik olarak ödenecek.)
(ATM hizmet dışı olduğu için nakit çekmek için şubeye gitmek zorunda kaldım.)
(Banka, müşterilerin bilgisayarları veya mobil cihazları üzerinden bakiyelerini kontrol etmelerine ve işlem yapmalarına olanak tanıyan çevrimiçi bankacılık hizmetleri sunuyor.)
(Daha yüksek faiz oranıyla sabit bir süre için birikimlerim için vadeli hesap (CD) açtım.)
(Bankanın müşteri hizmetleri temsilcisi, kredi kartımdaki sahte işlemle ilgili bir sorunu çözmeme yardımcı oldu.)
(Merkez bankası ekonomik büyümeyi teşvik etmek için faiz oranlarında indirim uyguladı.)
(Beklenmedik tıbbi masrafları karşılamak için kişisel kredi başvurusunda bulundum.)
(Bankanın veznedarı, nakit çekme işlemini gerçekleştirmeden önce kimliğimi doğruladı.)
(Yetersiz fonlar için yüksek maliyetli ücretlerden kaçınmak için hesap koruma seçeneğini tercih ettim.)
(Önemli bir alışveriş yapmadan önce hesap bakiyemi kontrol ettim ve yeterli fonum olduğundan emin oldum.)
Bu yazıda bankacılık ve finans üzerine günlük hayatta sıklıkla karşımıza çıkan terimlerden bahsettik. Uluslararası bankalarla, özellikle dijital işlemler yaparken sorun yaşamamak için bu kelimeleri ve kalıpları doğru şekilde kullanabilmek oldukça önemlidir. Daha fazla İngilizce terim öğrenmek ve efektif bir şekilde İngilizce çalışmak için Open English’i takipte kalın!
İngilizce öğrenme serüveninde karşına çıkan birçok konu var. Bunlar arasında phrasal verb’ler önemli bir yere sahip. Phrasal verb’ler, bir fiilin bir veya daha fazla partikülle birleşerek yeni bir anlam kazandığı yapılar olarak tanımlanabilir. Bu yapılar, İngilizcenin günlük hayattaki kullanımında oldukça yaygındır ve dili geliştirirken onları bilmek sana bu konuda büyük avantaj sağlayacak.
İngilizceyi günlük hayatta aktif bir şekilde kullanmak istiyorsan, phrasal verb’lerin önemini göz ardı edemezsin. Evde, işte, arkadaşlarınla ve diğer sosyal ortamlarda phrasal verb’leri doğru bir şekilde kullanmak, iletişimi daha etkili ve doğal kılacaktır. Bu sayede, anadili İngilizce olanlarla daha rahat bir şekilde iletişim kurabilir ve kendini daha rahat ifade edebilirsin.
İngilizce öğrenme yolculuğunda sana en güvenilir ve etkili çözüm sunmak için buradayız. Open English, İngilizceni geliştirmende sana rehberlik edip, akıcı bir şekilde İngilizce konuşma yeteneği kazanmanı sağlar. Dilin en önemli yapılarından biri olan phrasal verb’lerle tanış ve İngilizceyi günlük hayatta daha rahat ve doğal bir şekilde kullanmayı öğren!
Phrasal verb’leri öğrenmek, dili geliştirirken güvenli bazı adımlar atmana yardımcı olur. Her zaman aynı kelimeyi kullanmaktansa bazılarının alternatifini kullanmak ya da uzun bir tanımlaması olan kelimlerin daha kısa söylenmesi gibi. Bu şekilde İngilizceyi daha profesyonel konuşabilirsin.
Open English’in uzman eğitmenleri, sana özel hazırlanan eğitim içerikleriyle bu süreci keyifli ve etkili hale getirir. 7/24 ulaşılabilir eğitim sistemiyle istediğin yerden bağlanabileceğin online bir kurs. Eğitim videoları, interaktif alıştırmalar ve canlı derslerle phrasal verb’lerin doğru kullanımını öğrenirken, gerçek hayatta uygulama fırsatları yaratabilirsin.
İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek ve kayıt işlemlerini başlatmak için sayfanın kenarında bulunan formu doldurabilirsin.

Phrasal verb’ler serimizin bu yazısında ‘U’ harfı var. U harfiyle başlayan phrasal’ları bu yazıda topladık. Artık gerisi sende.
Use up: Tüketmek, bitirmek
They used up all the milk, so we need to buy more before breakfast tomorrow. (Kahvaltıdan önce tüm sütü tükettikleri için yarın için daha fazlasını almamız gerekiyor.)
Utter nonsense: Boş laf etmek, saçmalamak
He was so tired that, during the meeting, he started uttering complete nonsense, leaving his colleagues baffled. (O kadar yorgundu ki toplantı sırasında tamamen saçma sapan şeyler söylemeye başladı ve meslektaşlarını şaşkına çevirdi.)
Urge on: İlerlemesi için teşvik etmek, cesaretlendirmek
His teammates urged him on during the final minutes of the game, motivating him to score the winning goal. (Oyunun son dakikalarında takım arkadaşları onu cesaretlendirerek, galibiyet golünü atmaya motive etti.)
Use as: Olarak kullanmak, amaçlamak
They decided to use the old barn as a cozy guesthouse for visitors seeking a rustic experience. (Eski ahırı, kırsal bir deneyim arayan ziyaretçiler için şirin bir misafir evi olarak kullanmaya karar verdiler.)

Use over: Tekrar kullanmak
It’s eco-friendly to use over and repurpose old glass jars as storage containers for various household items. (Eski cam kavanozları tekrar kullanmak ve farklı ev eşyalarını saklamak için yeniden amaçlamak çevre dostudur.)
Use for: Amaçlamak, kullanmak)
They decided to use the old factory space for the community center, providing a hub for various cultural and social activities. (Eski fabrika alanını toplum merkezi olarak kullanmaya karar verdiler, çeşitli kültürel ve sosyal etkinlikler için bir merkez sağlayarak.)
Use on: Kullanmak, uygulamak
You can use this powerful software on multiple devices for seamless data synchronization. (Bu güçlü yazılımı birden fazla cihazda kullanarak sorunsuz veri senkronizasyonu yapabilirsiniz.)
İngilizce çalışmak için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak!
İngilizce öğrenmek yalnızca derslerden veya kitaplardan ibaret değildir. Doğru şekilde İngilizce öğrenmek için öncelikle İngilizceyi hayatımızla bütünleştirmek gerekir. Bunlardan biri de kelime oyunları oynamaktır. Kelime oyunları, hem eğlenceli hem de öğretici olan aktivitelerdir. Kelime dağarcığının genişlemesine, dilbilgisini pekiştirmeye ve telaffuzu geliştirmeye yardımcı olurlar. Ayrıca, kelime oyunları oynamak, beynin çalışmasını sağlar. Hafıza, konsantrasyon, mantık ve yaratıcılık gibi becerileri geliştirir.
Havuz kenarında kelime oyunları oynamak, hem yaz sıcaklarında serinlemene hem de İngilizceni geliştirmene olanak sağlar. Havuz kenarında oynayabileceğin kelime oyunlarına göz atmak için okumaya devam et!
İngilizce kelime oyunları İngilizceyi geliştirmede sonsuz faydaya sahiptir. Bu oyunlar yalnızca kelime bilgini geliştirmekle kalmaz, aynı zamanda yaratıcılığını kullanmanı ve zihinsel aktivitelerini artırmaya yardım eder.
Kelime oyunları, konuşma, dinleme, okuma ve yazma becerilerini geliştirmeye katkıda bulunur. Etkileşimli yapıları, dilin farklı yönlerini pratik etme imkanı sağlar. Bu oyunları oynarken tamamen İngilizce konuşursan senin için çok daha yararlı olacaktır. Bu şekilde kelime bilgini ölçerken aynı zamanda da konuşma pratiği yapmış olursun.
Hafızayı güçlendirmede de kelime oyunlarının yeri oldukça büyüktür. Yalnızca İngilizce değil, kendi anadilinde kelime oyunlarını oynadığında dahi eğlenceli hafıza egzersizi yapmış olursun.
Yazılan veya çizilen kelimeleri tahmin etmek, başkalarının bulabilmesi için kelime kalıpları oluşturabilmek yaratıcılığını geliştirecektir.
İş, okul ve yaşamın bizlere getirdiği stresi atmak için en iyi yollardan biri de sevdiklerimizle oyun oynayıp keyifli vakit geçirmektir. Yakınlarınla kaliteli vakit geçirmek ve günlük yaşamın stresinden biraz olsun uzaklaşabilmek için kelime oyunları harika bir tercihtir.
Kelime oyununa başlamadan önce oyunun oynanacağı yeri ve kişileri belirlemelisin. İngilizce öğrenmeye istekli veya zaten İngilizce bilen herkes bu oyuna katılabilir! Kişileri ve yeri seçtikten sonra cezalar, puanlama sistemi ve ödülleri belirleyin. Bu sayede oyun çok daha eğlenceli hâle gelecektir. Her oyunun kendine has kuralları olsa da, bu kuralları dilediğin gibi esnetebilir veya daha da zor bir hâle getirebilirsin.
Kelime oyununa başlamadan önce oyunun oynanacağı yeri ve kişileri belirlemelisin. İngilizce öğrenmeye istekli veya zaten İngilizce bilen herkes bu oyuna katılabilir! Kişileri ve yeri seçtikten sonra cezalar, puanlama sistemi ve ödülleri belirleyin. Bu sayede oyun çok daha eğlenceli hâle gelecektir. Her oyunun kendine has kuralları olsa da, bu kuralları dilediğin gibi esnetebilir veya daha da zor bir hâle getirebilirsin.
İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

Oyuncular, verilen harflerle havuzla veya havuzla ilgili kelimeler oluşturur.
Kurallar:
Nasıl Oynanır:
Oyuncular havuz kenarında veya suya sıçrayabilecekleri bir alanda, verilen kelimeleri çizerek diğer oyuncuların tahmin etmesini sağlar.
“Poolside Dictionary” oyunu, havuz kenarında veya suya sıçrayabileceğiniz bir alanda oynanabilen eğlenceli bir kelime oyunudur. Oyuncular, verilen kelimeleri çizerek diğer oyuncuların tahmin etmesini sağlar. İşte oyunun nasıl oynandığı ve kuralları:
Kurallar:
Malzemeler:
Nasıl Oynanır:
Notlar:
Oyunun daha da eğlenceli olması için zorlu kelimeler veya kelime öbekleri seçilebilir.
Bazı oyuncuların daha iyi çizim becerileri olabilir, bu nedenle herkesin adil bir şansı olması için çizim süresi her turda eşit olarak ayarlanmalıdır.
Oyun sırasında kelimelerin açıklamasını veya kelimenin harflerini söylemek yasaktır; sadece çizimlerle tahmin etmeye çalışılmalıdır.

Kurallar:
Nasıl Oynanır:
Kurallar:
Nasıl Oynanır:
Kurallar:
Nasıl Oynanır:
Büyük boyutlu köpük harfleri kullanarak havuz kenarında devasa bir Scrabble oyunu oynayın.
Kurallar:
Nasıl Oynanır:
Bu oyunlar, havuz kenarında arkadaşlarınız ve ailenizle eğlenceli vakit geçirmek için harika bir yol olabilir. Eğlenirken aynı zamanda kelime bilginizi de geliştirebilirsiniz. Her oyunu, katılımcı sayısına ve oynama alanına göre uyarlayabilirsin.
Verimli bir şekilde İngilizce çalışmak istersen yan taraftaki formu hemen doldurabilirsin.

Kurallar:
Nasıl Oynanır:
Kurallar:
Nasıl Oynanır:
Kurallar:
Nasıl Oynanır:
Kurallar:
Nasıl Oynanır:
Oyuncular havuzun etrafında toplanır.
Birçok insanın günlük yaşamında ve iş dünyasında karşılaştığı bir gerçek var. Bu da para ve finans konularında etkili bir iletişim becerisine sahip olmanın ne kadar önemli olduğudur.
İş dünyasında veya günlük hayatta para ve finans konularıyla ilgili konuşurken, doğru deyimleri kullanmak gerçekten önemli bir mevzu. İngilizce deyimler, bu konularda derin bir anlam taşır ve farklı bir perspektif kazandırır. Örneğin, “Money talks” deyimi, para konuşunca insanların dikkatini çektiğini ifade eder. Bu deyimi kullanarak, bir iş toplantısında veya bir müzakerede maddi konulara odaklanmanın önemini vurgulayabilirsin.
Açıkçası İngilizce deyimleri doğru bir şekilde kullanarak, iletişimini daha etkili hale getirebilir ve karşındaki kişilerle daha iyi anlaşabilirsin.
Para ve finans konularında İngilizce deyimleri öğrenmek, aynı zamanda İngilizce konuşan kültürlerin düşünce yapısını ve değerlerini anlamanı sağlar. Her dilde olduğu gibi, İngilizce deyimler de kültürel referanslara dayanır. Bu yüzden herhangi bir konu hakkında konuşmak veya araştırma yapmak istediğinde o konuya dair deyimleri bilmek seni birkaç adım öne atacaktır.
Günümüzün küreselleşen dünyasında İngilizce, daha fazla kapı açmanın anahtarı sayılıyor. İşte bu yüzden, Open English de sana İngilizceyi en kolay ve en etkili şekilde öğrenme fırsatı sunuyor.
Open English, tamamen online bir dil kursudur. Bu da demek oluyor ki, dilediğin zaman ve dilediğin yerde öğrenme imkanı sunuyor. Yoğun bir iş programın varsa veya gün içindeki diğer sorumlulukların nedeniyle sabit bir ders saatine bağlı kalmak istemiyorsan, endişelenme!
Open English ile öğrenmek için ihtiyacın olan tek şey bir internet bağlantısı ve bir bilgisayar veya cep telefonu.
Open English’te, deneyimli ve uzman eğitmenlerden oluşan bir kadro öğrencilere bireysel dersler sunar. Bu, öğrenme deneyimini kişiselleştirmeni ve kendi öğrenme hedeflerine odaklanmanı sağlar. Eğitmenler, dili geliştirmek için motive edecek, düzeltmeler yapacak ve ilerlemeni destekleyecektir. Open English ile öğrenmek, kendini güvende ve desteklenmiş hissetmeni sağlayacak.
Daha fazla kapı açmak, kariyer fırsatlarını genişletmek ve dünyayı keşfetmek için Open English ile İngilizce öğrenmeye hemen bugün başlayabilirsin. İster iş hayatında yükselmek için ister yeni insanlarla tanışmak veya seyahat etmek için.
Open English ile bugün başla ve İngilizce öğrenme yolculuğunda önemli bir adım at!

Bu blog yazısında İngilizce para ve finans hakkında kullanılan deyimlere örnek vereceğiz. Finans konusuna dair ilgin merakın varsa blogda yer alan ‘Finans Uzmanları için İngilizce Kelimeler’ yazısına göz atabilirsin.
Hazırsan, başlayalım 💲
Break the bank: Boşa harcamak, çok para harcamak
I can’t afford that luxury vacation, it would break the bank. (O lüks tatili karşılayamam, cebimi boşaltır.)
Penny pincher: Cimri
My uncle is a penny pincher; he never spends money unnecessarily. (Amcam bir cimri, asla gereksiz harcamalar yapmaz.)
Cash cow: Kazanç kapısı, gelir kaynağı
That new product has become a cash cow for the company. (O yeni ürün şirket için bir gelir kaynağı haline geldi.)
Tighten your belt: Kemerleri sıkmak, harcamaları azaltmak
During tough times, it’s important to tighten your belt and cut unnecessary expenses. (Zor zamanlarda, kemerleri sıkmak ve gereksiz harcamaları kesmek önemlidir.)
Golden handshake: Altın tokalaşma, büyük tazminat ödemesi
After many years of service, the executive received a golden handshake upon retirement. (Uzun yıllar hizmetten sonra, yönetici emekli olunca büyük bir tazminat ödemesi aldı.)
In the red: Zararda olmak
The company has been in the red for the past two quarters. (Şirket son iki çeyrektir zararda.)
Put your money where your mouth is: Sözünün eri olmak, iddialarını ispatlamak için risk almak
If you truly believe in your business idea, you should put your money where your mouth is and invest in it. (Eğer iş fikrine gerçekten inanıyorsan, sözünün eri olmalı ve ona yatırım yapmalısın.)

Feather your nest: Kendi yuvanı güzelleştirmek, kâr elde etmek
The real estate mogul has feathered his nest with profitable investments. (Gayrimenkul kralı, kârlı yatırımlarla kendi yuvasını güzelleştirdi.)
Rainy day fund: Kötü günler için biriktirilen para
It’s always a good idea to have a rainy day fund for unexpected expenses. (Beklenmedik harcamalar için her zaman bir kötü gün fonuna sahip olmak iyi bir fikirdir.)
Pay through the nose: Pahalıya mal olmak
I had to pay through the nose for that repair service. (O tamir hizmeti bana pahalıya mal oldu.)
Cash on the barrelhead: Nakit olarak, peşin ödeme yapmak
The seller insisted on cash on the barrelhead for the antique furniture.(Satıcı, antika mobilyalar için nakit olarak ödeme yapılmasında diretmişti.)
Money talks: Para konuşur
In the business world, money talks, and decisions are often based on financial considerations. (İş dünyasında para konuşur ve kararlar genellikle mali düşüncelere dayanır.)
Hit the jackpot: Büyük ikramiye kazanmak, büyük kazanç sağlamak
After years of hard work, she finally hit the jackpot and became a successful entrepreneur. (Uzun yılların ardından, sonunda büyük ikramiye kazandı ve başarılı bir girişimci oldu.)

Money doesn’t grow on trees: Para ağaçta yetişmez
You need to understand the value of money. Remember, money doesn’t grow on trees. (Paranın değerini anlaman gerekiyor. Unutma, para ağaçta yetişmez.)
Rob Peter to pay Paul: Birini ödemek için diğerinden çalmak
I had to rob Peter to pay Paul and use my savings to cover unexpected medical expenses.
(Birini ödemek için diğerinden çalmak zorunda kaldım ve birikimlerimi beklenmedik tıbbi masrafları karşılamak için kullandım.)
Money talks, bullshit walks: Para konuşur, boş laf yürür
In negotiations, it’s important to have solid financial backing. Remember, money talks, bullshit walks. (Müzakerelerde sağlam bir mali destek sahibi olmak önemlidir. Unutma, para konuşur, boş laf yürür.)
İngilizce konuşmak istersen hemen yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.
İngilizceyi yeni öğrenenler için phrasal verbler eğlenceli bir deneyim olabilir. Yeni ifadeleri keşfetmek ve onları kullanmayı öğrenmek, İngilizce öğrenme sürecini daha heyecan verici hale getirir. Öğrendiklerini pratik yaparken, günlük hayatta kullanma fırsatı da bulabilirsin. Bu da İngilizceni geliştirmeye ve daha güvenli bir şekilde kullanma imkanına sahip olmayı sunar.
Phrasal verb’ler, İngilizceyi daha doğru bir şekilde kullanmana yardımcı olur. Örneğin, “put on” fiilini “wear” fiili yerine kullanmak, daha doğal ve yaygın bir ifade sağlar. Bu arada phrasal verb’lerle ilgili deyimler ve deyimlerle birleştirilen kalıplar da var. Bu kalıpları, deyimleri öğrenmek İngilizceyi daha zengin ve renkli hale getirir ve ifade yeteneğini geliştirir.
Küresel bir dil olan İngilizceyi anlamak ve kullanmak iş dünyasında avantaj elde etmene, dünyanın farklı kültürleriyle bağlantı kurmana ve seyahatlerinde daha özgürce iletişim kurmana yardımcı olur. Bu yüzden çağımızın olmazsa olmaz skillerinden biri İngilizcedir. İngilizceyi geliştirmenin temel yollarından biri ise phrasal verb’leri anlamak ve kullanabilmektir.
Open English İngilizce öğrenmek ve phrasal verbleri anlamak isteyenler için mükemmel bir seçenek. Deneyimli ve uzman eğitmenler tarafından sunulan interaktif dersler sayesinde, dil bilgisi ve konuşma becerilerinde önemli ilerlemeler kaydedebileceksin. Phrasal verbleri öğrenirken, günlük hayatta kullanılabilecek ifadeleri ve deyimleri de öğrenerek İngilizceyi daha doğal ve akıcı hale getirmek senin elinde.
Open English, öğrencilerin ihtiyaçlarına uygun kişiselleştirilmiş eğitim programları sunar. Dili kendi hızında öğrenirken, uzman öğretmenlerden geri bildirim alır ve sürekli olarak ilerlemeni takip edebilirsin. Ayrıca, online platform sayesinde derslere dilediğin zaman ve herhangi bir yerden erişebilirsin. Bu da yoğun bir yaşam tarzına sahip olanlar için ideal bir çözümdür.
Open English online İngilizce kursuna katılarak, phrasal verb’lerden başlayarak İngilizce öğrenebilirsin. Hayatına yeni fırsatlar açmak ve İngilizce seviyeni en üst düzeye çıkarmak için şimdi Open English’e katıl!

Phrasal verb’ler serisinde bu sefer ‘T’ harfi var. T harfi ile başlayan phrasal verb’leri senin için aşağıya sıraladık.
The plane is scheduled to take off from the runway at exactly 9:00 AM. Passengers are requested to fasten their seatbelts and prepare for departure. (Uçak tam olarak saat 9:00’da pistten havalanması planlanmıştır. Yolcuların emniyet kemerlerini takmaları ve kalkışa hazırlanmaları rica olunur.)
We were worried when John didn’t turn up for the meeting, but it turned out he had a family emergency and couldn’t make it. (John toplantıya gelmediğinde endişelenmiştik, ancak ailesinden acil bir durum olduğu ortaya çıktı ve katılamadı.)
As a responsible pet owner, it’s essential to take care of your furry friends by providing them with proper food, exercise, and regular vet check-ups. (Sorumlu bir evcil hayvan sahibi olarak, tüylü arkadaşlarınızın düzgün beslenme, egzersiz ve düzenli veteriner kontrolleriyle ilgilenmek önemlidir.)
She spent hours at the boutique, trying on different dresses to find the perfect outfit for her graduation ceremony. (Mezuniyet töreni için mükemmel kıyafeti bulmak için saatlerce butikte farklı elbiseler denedi.)
After retirement, Mark decided to take up painting, and he now spends most of his time in his art studio, creating beautiful works of art. (Emekli olduktan sonra, Mark resim yapmaya başlamaya karar verdi ve şimdi çoğu zamanını sanat stüdyosunda, güzel sanat eserleri yaratmakla geçiriyor.)
Despite his excitement, John was turned down for the job he applied to, but he didn’t give up and continued searching for other opportunities. (Heyecanına rağmen, John başvurduğu iş için reddedildi, ama pes etmedi ve diğer fırsatları aramaya devam etti.)
Susan takes after her mother with her captivating smile and warm personality. (Susan, büyüleyici gülümsemesi ve sıcak kişiliğiyle annesine benziyor.)
Before making a big decision, it’s crucial to think it over carefully and consider all the possible outcomes. (Büyük bir karar vermeden önce, bunu dikkatlice düşünmek ve olası sonuçları göz önünde bulundurmak önemlidir.)
Efektif bir şekilde İngilizce çalışmak istersen hemen yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

She was so frustrated with the bad news that she tear up the letter and threw it in the trash. (Kötü haberlerle o kadar sinirlendi ki mektubu yırttı ve çöpe attı.)
During the lecture, students were advised to take down important points to review later for their exams. (Ders sırasında, öğrencilere sınavlarında tekrarlamak üzere önemli noktaları yazmaları tavsiye edildi.)
The complex concepts in the book were difficult to take in at first, but with dedication and effort, she eventually understood them. (Kitaptaki karmaşık kavramları ilk başta anlamak zordu, ama özveri ve çaba ile sonunda onları anladı.)
The company was struggling, but with the new CEO’s strategies, it managed to turn around and become profitable again. (Şirket zorluklarla karşı karşıyaydı, ancak yeni CEO’nun stratejileriyle dönüş yapıp yeniden kar eder hale geldi.)
The new product launch took off successfully, and sales exceeded all expectations. (Yeni ürün lansmanı başarılı bir şekilde gerçekleşti ve satışlar tüm beklentileri aştı.)
Before buying a new car, he decided to try out different models to find the one that suits his needs best. (Yeni bir araba almadan önce, ihtiyaçlarına en uygun olanı bulmak için farklı modelleri denemeye karar verdi.)
İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmenin en kolay yolu için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

She turned on the heater to warm up the room as it was getting chilly outside. (Hava dışarıda soğuyor, bu yüzden odayı ısıtmak için kaloriferi açtı.)
After the retirement of the founder, his daughter took over the family business and managed it successfully. (Kurucunun emekli olmasının ardından, kızı aile işini devraldı ve başarıyla yönetti.)
Before making any major decisions, it’s essential to think through all the possible consequences and implications. (Büyük bir karar vermeden önce, tüm olası sonuçları ve etkileri düşünmek önemlidir.)
The waiter brought the bill and took away the empty plates from the table. (Garson hesabı getirdi ve masadan boş tabakları alıp götürdü.)
The old building was torn down to make way for a modern skyscraper. (Eski bina, modern bir gökdelen için yer açmak için yıkıldı.)
He always turns off the lights when leaving a room to save energy and reduce electricity costs. (Odasından ayrılırken her zaman enerji tasarrufu yapmak ve elektrik maliyetlerini düşürmek için ışıkları kapatır.)
Yaz aylarının en çok gidilen yerlerinden biri olan plajlar, özellikle denize yakın yerde oturan kişilerin gününün yüksek çoğunluğunu geçirdiği yerler arasında yer alır. Plajda denize girmenin yanı sıra yapılabilecek birçok aktivite vardır. Bunlardan bir tanesi de İngilizce pratiğidir.
İngilizce pratiği yapmanın yeri ve zamanı yoktur. Kendini hazır hissettiğin, boş vaktini değerlendirmek istediğin her an İngilizce pratiği yapabilirsin. İngilizce pratiği yapmak için ağır ders kitaplarına ihtiyacın yoktur, bazen basit kelime oyunları ile, bazense kendinle konuşarak hiçbir kaynağa ihtiyaç duymadan pratik yapabilirsin. Özellikle turistler ile sosyalleşebileceğin bir bölgedeysen, bu İngilizce pratiği yapman için kaçınılmaz bir şanstır. Bu yazıda plajda, sahilde ve turistik birçok yerde pratik yapabileceğin yöntemlerden bahsedeceğiz.
Plajda İngilizce pratik yapmanın en iyi yolu insanlarla etkileşime geçmektir. İngilizce konuşma pratiği yapmak hem yeni kelimeler öğrenmek hem de akıcı şekilde konuşabilmek için kaçırılmaz bir fırsattır.

Plajda insanlarla etkileşime geçmenin en eğlenceli yolu ise plaj oyunlarına katılım göstermektir. Plaj voleybolu, futbol veya plaj frizbi gibi oyunlara dahil olarak takım arkadaşlarınla iletişim kurabilirsin.Takım arkadaşlarınla iletişim kurmak için temel ifadeler kullanarak İngilizce konuşabilirsiniz. Bu, hem eğlenceli bir aktivite olacak hem de dil becerilerini geliştirecektir. Aynı zamanda takım arkadaşlarını tanımak için temel konuşma ifadelerinden de yararlanmanı sağlayacaktır. Örneğin, “Where are you from, how old are you, what do you do for a living, are you a student?” gibi ifadeleri kullanabilirsin.
İnsanlarla etkileşime geçmek korkmadan İngilizce konuşmaktan geçer. Eğer diyalog boyunca ya hata yaparsam, ya kelimeyi doğru telaffuz edemezsem diye düşünürsen konuşmaya yeterince odaklanamaz ve stres yaptığın için karşı tarafla kaliteli bir sohbet geçiremezsin. Turistlerle çok basit kelimelerle etkileşim kurmak bile İngilizce konuşma konusunda özgüvenini artıracak, hata yapsan bile kendini ifade edebilmende yardımcı olacaktır.
İngilizce konuşurken unutmamalısın ki, kimse orada seni yargılamak için bulunmuyor. Tıpkı Türkçede bir şeyi yanlış telaffuz ettiğinde veya yanlış bir kalıp kullandığında kimsenin seni yargılamadığı gibi, yabancı bir dilde konuştuğunda da insanlar yaptığın gramer hatalarına değil, söylediklerine dikkat edecekler. Bir konuyu doğru şekilde yapmak için belki de defalarca kez hata yapman gerektiğini de unutmamalısın. Burada önemli olan tek şey, bir konuda hata yaptığını düşünüyorsan sohbet sonunda doğruluklarını kontrol etmektir. Bu şekilde hem doğrusunu öğrenmiş hem de içini rahatlatmış olursun.
Plajda yapılan en keyifli aktiviteler arasında kitap ve dergi okumak vardır. Peki bu aktiviteyi neden İngilizce yapmayasın? Kendi seviyene uygun kitap, dergi veya çizgi romanlar götürerek plajda deniz sesi eşliğinde kafanı dinleyebilir hem de İngilizce pratiği yapabilirsin. Kitabı okurken bilmediğin kelimeleri not almak için dilersen bir kalem ve defteri de yanında bulundurabilirsin. Tabii, teknolojinin nimetlerinden faydalanarak telefonuna not alman da güzel bir seçenektir.
Bununla birlikte şu aktiviteler de İngilizce pratiğinde sana yardımcı olabilir:
Efektif bir şekilde plajda da İngilizce çalışmak istersen, yan tarafta yer alan formu doldurarak online İngilizce kursumuz hakkında bilgi alabilirsin.

Bu ifadeler, plajda kullanabileceğin yaygın İngilizce cümlelerden sadece birkaçıdır. Bu kalıpları kullanarak iletişim kurabilir, insanlarla etkileşimde bulunabilir ve plajda İngilizce pratik yapabilirsin. İhtiyaçlarına ve plaj aktivitelerine bağlı olarak bu kalıpları değiştirebilir veya uyarlayabilirsin.
Yaz aylarında, plajda ya da istediğin yerde İngilizce öğrenmek için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

Bu başlıkta plajda yapılabilecek olası bir diyalogtan bahsedeceğiz. Bu diyaloğu okuduktan sonra buna benzer bir diyalog oluşturabilir, İngilizce sohbet becerilerini geliştirebilirsin. Özellikle İngilizce konuşmaktan çekinen biriysen devamlı diyalog oluşturmak, zihninden İngilizce konuşmak senin için oldukça faydalı olacaktır.
Emma: Hey, Alex! The weather looks amazing today, and I was thinking about going to the beach. Wanna join me?
(Hey, Alex! Bugün hava harika görünüyor ve ben sahile gitmeyi düşünüyorum. Bana katılmak ister misin?)
Alex: Hi, Emma! That sounds like a fantastic idea! Definitely some sun and sea breeze are good for me. What time are you thinking of heading there?
(Selam, Emma! Bu kulağa harika bir fikir gibi geliyor! Kesinlikle biraz güneş ve deniz meltemi bana iyi gelir. Oraya ne zaman gitmeyi düşünüyorsun?)
Emma: I was thinking of leaving around 10 am. We can grab some snacks and drinks on the way.
(Sabah on gibi çıkmayı düşünüyorum. Biraz atıştırmalık ve içecek alarak yola koyulabiliriz.)
Alex: Perfect! I’ll bring some beach towels and sunscreen. By the way, are you up for some beach games? Maybe beach volleyball or frisbee?
(Mükemmel! Ben güneş kremi ve biraz plaj havlusu getireceğim. Bu arada, plaj oyunlarını sever misin?)
Emma: Oh, absolutely! Beach volleyball sounds so much fun! We can form teams and have a mini-tournament.
(Oh, kesinlikle! Plaj voleybolu kulağa çok eğlenceli geliyor! Takım oluşturabilir ve mini-turnuva yapabiliriz.)
Alex: Great! I’ll invite a couple more friends. The more, the merrier! What about a beach picnic for lunch? I’ll pack some sandwiches and fruits.
(Harika! Birkaç arkadaşımı daha davet edeceğim. Ne kadar çok, o kadar iyi! Öğlen için plaj pikniğine ne dersin? Biraz sandviç ve meyve paketlerim.)
Emma: Yum! That sounds delightful. I’ll bring some chips and refreshing drinks too. And hey, we shouldn’t forget our beach umbrellas for some shade.
(Leziz! Kulağa lezzetli geliyor. Ben de biraz cips ve ferahlatıcı içecekler getireceğim Ve bir de, plaj şemsiyesi ve gölgelik getirmeyi unutmamalıyız.)
Alex: You’re right. We don’t want to get too sunburned. I’ll make sure to pack them as well. Oh, and don’t forget your beach hat and sunglasses!
(Haklısın. Güneş yanığı olmak istemeyiz. Onları getirdiğimden emin olacağım. Oh, ve plaj şapkası ve güneş gözlüğü getirmeyi unutma!)
Emma: Thanks for the reminder! I’ll grab them before leaving.
(Hatırlatma için teşekkür ederim. Çıkmadan onları alacağım.)
Emma: I can’t wait for this beach day. It’s going to be a blast!
(Bu sahil günü için sabırsızlanıyorum. Efsane olacak!)
Alex: Me neither, Emma. I’m really looking forward to it. I’ll see you at 10 a.m. sharp!
(Ben de Emma, gerçekten dört gözle bekliyorum. Sabah onda görüşmek üzere!)
Emma: See you then, Alex! Get ready for an amazing day at the beach!
(Sonra görüşürüz Alex! Plajda harika bir gün için hazırlan!)
Sağlıklı bir insan vücudunda 78 adet organ bulunmaktadır. Bu organları hem anadilimizde hem de öğrendiğimiz diğer dillerde bilmek de oldukça önemlidir. Sağlıkla ilgili yaşadığımız sıkıntılarda veya olası bir durumda organlardan bahsetmek gerektiğinde kendimizi doğru şekilde ifade edebilmemiz için İngilizce organ isimlerini öğrenmek hayati önem taşır. Bu yazıda İngilizce organ isimlerinden, bu isimlerin cümle içinde kullanımından ve kısaca işlevlerinden bahsedeceğiz.
Bu başlıkta İngilizce organ isimlerinden ve Türkçelerinden bahsedeceğiz. Bazı organlar size yabancı geliyorsa üzülmeyin. Bu organlar günlük hayatta çok sık karşımıza çıkmayan organlardır.
Online İngilizce kursumuz hakkında bilgi almak için yan tarafta yer alan formu doldurabikirsin.

İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek için hemen yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

İngilizce organları öğrenmek ve İngilizce çalışmak için yan taraftaki formu doldurarak ilk adımı atabilirsin.

Kate: Hey, how was your doctor’s appointment? (Hey, doktor randevun nasıldı?)
Lauren: It went well! The doctor checked all my vital organs like the heart, liver, intestines, brain, pancreas, kidneys, eyes, and small intestine.
(Harika gitti. Doktor kalp, ciğer, bağırsaklar, beyin, pankreas, böbrekler, gözler, ve ince bağırsaklarım gibi tüm yaşamsal organlarımı kontrol etti.)
Kate: That’s great! It’s important to have a thorough checkup. Did the doctor find anything unusual?
(Bu harika! Baştan sona bir kontrolde geçmek önemli. Doktor alışılmadık bir şey buldu mu?)
Lauren: Thankfully, everything seemed to be in good shape. My heart was healthy, and there were no signs of liver or kidney issues. The doctor also examined my eyes and said they were in good condition.
(Şükürler olsun ki, her şey gayet iyi görünüyordu. Kalbim sağlıklıydı ve böbrek rahatsızlıklarına dair bir işaret yoktu. Doktor ayrıca gözlerimi de kontrol etti ve gayet iyi olduklarını söyledi.)
Kate: That’s a relief. Our organs work together to keep us healthy, so it’s important to take care of them. Did you discuss any specific concerns with the doctor?
(Bu rahatlatıcı. Organlarımız bizi sağlıklı tutmak için birlikte çalışıyor bu yüzden onlara iyi bakmak önemli. Doktorla özel bir problem üzerine tartıştınız mı?)
Lauren: Well, I mentioned that I’ve been having occasional stomach discomfort, so the doctor paid extra attention to my small intestine and pancreas. They didn’t find anything alarming, but they recommended keeping an eye on my diet and avoiding foods that could trigger digestive issues.
(Ara sıra mide rahatsızlığı yaşadığımdan bahsettim, bu yüzden doktor ince bağırsaklarıma ve pankreasıma fazladan ilgi gösterdi. Önemli bir bulguya rastlamadılar ama sindirimimi tetikleyecek besinler uzak durmamı ve diyetime dikkat etmem gerektiğini söylediler.)
Kate: It sounds like you had a comprehensive checkup. It’s great that your doctor addressed all these vital organs.
(Kapsayıcı bir kontrol yaptırmışsın gibi duruyor. Doktorun tüm yaşamsal organlarına bakması harika olmuş.)
Lauren: Absolutely! I’m grateful for the thorough examination.
(Kesinlikle! Kapsayıcı muayene için minettarım.)
Bu yazıda İngilizce organ isimlerinden, organlar hakkında ilginç bilgilerden ve cümle içerisinde kullanımlarından bahsettik. Organlarımız bizim için çok önemli olduğu gibi, olası durumlarda organlarımız hakkında kendimizi ifade edebilmek de bir o kadar önemlidir.
Tüm organların ismine hakim olmasan bile yaşamsal organlarını öğrenmen ve kendini ifade edebilmek için mutlaka pratik yapman gerekir. İngilizce pratiğini nasıl yapacağını henüz kararlaştırmadıysan blog adresimizi ziyaret edebilir, İngilizce öğrenmek hakkında tüm ipuçlarına ulaşabilirsin. Bir sonraki yazıya geçmek için aşağıdaki linke tıklayabilirsin!
İngilizce öğrenmek için hemen yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.
Phrasal verbler, bir fiilin bir preposition (edat) veya bir partikül ile bir araya gelerek yeni anlamlar oluşturduğu yapılar olarak tanımlanıyor. Örnek olarak, “get up” (kalkmak), “take off” (kalkmak/uçmak) ve “put on” (giymek) gibi phrasal verb’leri verebiliriz.
Phrasal verb’leri öğrenmenin birçok faydası var. İlk olarak, günlük İngilizce konuşma dilinde sıkça kullanılırlar. Bir konuşma sırasında phrasal verbleri kullanmak İngilizceyi daha akıcı kullanmana yardımcı olur. Aynı zamanda, İngilizce metinleri okurken veya İngilizce şarkıları dinlerken karşılaşabileceğin phrasal verb’leri anlamak, kavrama yeteneğini artırır.
İkinci olarak, phrasal verbler, sadece kelime anlamlarını öğrenmekten daha fazlasını gerektirir. Her phrasal verb, orijinal fiilin anlamından farklı bir anlam taşıyabilir. Bu nedenle, phrasal verb’leri öğrenirken, kelimenin kendisinden ziyade phrasal verb olarak nasıl kullanıldığına odaklanman önemlidir. Bu, sözcük dağarcığını genişletir ve dilbilgisel becerilerini geliştirir.
İngilizce öğrenmek, dünya çapında iş fırsatlarına, kültürel deneyimlere ve iletişim becerilerini geliştirmeye olanak tanır. Ama özellikle phrasal verb’ler gibi dilin karmaşık yönleriyle uğraşırken, doğru rehberlik ve etkili bir eğitim önemlidir. İşte bu noktada, Open English dil kursu senin için ideal bir çözüm sunuyor!
Phrasal verb’ler, İngilizcede sıkça kullanılan ve günlük konuşmalarda yaygın olarak karşımıza çıkan ifadelerdir. Ancak, bu ifadelerin anlamını kavramak, kullanım kontekstini anlamlandırmak ve doğru bir şekilde kullanmak başlangıç seviyesindeki öğrenciler için bile zorlayıcı olabilir.
Open English, phrasal verb’leri anlamanı ve kullanmanı kolaylaştıran özel dersler ve kaynaklar sunan online bir dil kursu. Bu haliyle yoğun bir yaşam tarzına sahip olanlar için mükemmel bir seçenek. İhtiyacına uygun olarak ders saatlerini belirleyebilir ve öğrenme hızını kontrol edebilirsin. Phrasal verb’leri öğrenmek için herhangi bir zamanda ve herhangi bir yerden erişim sağlayabilirsin.
Profesyonel öğretmenlerle İngilizce çalışıp dil becerilerini geliştirmek senin elinde!
Şimdi Open English’e katıl ve İngilizce öğrenmenin keyfini çıkar!

Phrasal verb’ler serisinde bu yazıda ‘S’ harfi var. S harfiyle başlayan phrasal verb’leri senin için listeledik. Şimdiden iyi çalışmalar
Settle down (Yerleşmek)
After years of traveling, John decided to settle down in a small town.(Yıllarca seyahat ettikten sonra, John küçük bir kasabada yerleşmeye karar verdi.)
Show off (Hava atmak)
She loves to show off her new car to her friends. (Arkadaşlarına yeni arabasını göstermek için can atıyor.)
Stand out (Sıyrılmak, dikkat çekmek)
His unique fashion sense makes him stand out in a crowd. (Benzersiz moda anlayışı onun kalabalık içinde dikkat çekmesini sağlar.)
Set up (Kurmak)
They’re planning to set up their own business next year. (Gelecek yıl kendi işlerini kurmayı planlıyorlar.)
Speak up (Sesini yükseltmek)
If you have something to say, don’t be afraid to speak up. (Söyleyecek bir şeyin varsa, cesaretini topla ve sesini yükselt.)
Shut down (Kapatmak)
The company had to shut down due to financial difficulties. (Şirket, mali zorluklar nedeniyle kapanmak zorunda kaldı.)
Show up (Gözükmek, ortaya çıkmak)
He didn’t show up for the meeting, and everyone was worried. (Toplantıya gelmedi ve herkes endişelendi.)
Set off (Yola çıkmak)
We set off early in the morning to avoid traffic. (Trafiği önlemek için sabah erken yola çıktık.)
Stand up (Ayakta durmak)
Please stand up and introduce yourself to the class. (Lütfen ayağa kalk ve sınıfa kendini tanıt.)
İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek için tek yapman gereken yanda yer alan formu doldurmak!

Step in (Araya girmek, müdahale etmek)
The teacher had to step in and resolve the conflict between the students.(Öğretmen, öğrenciler arasındaki çatışmaya müdahale etmek zorunda kaldı ve çözüm buldu.)
Stand for (Temsil etmek)
The initials “USA” stand for the United States of America. (USA kısaltması Amerika Birleşik Devletlerini temsil eder.)
Set out (Yola çıkmak, başlamak)
We set out on our journey early in the morning. (Sabahın erken saatlerinde yolculuğumuza başladık.)
Speak out (Dile getirmek, açıkça söylemek)
It’s important to speak out against injustice. (Haksızlığa karşı açıkça konuşmak önemlidir.)
Settle for (Razı olmak)
I wanted a new car, but I settled for a used one. (Yeni bir araba istedim, ama kullanılmış bir taneyle yetindim.)
Sign up (Kaydolmak)
They signed up for the cooking class to learn new recipes. (Yeni tarifler öğrenmek için yemek pişirme kursuna kayıt oldular.)
Stand by (Desteklemek, yanında olmak)
I’ll stand by you no matter what happens. (Ne olursa olsun senin yanında olacağım.)
Switch off (Kapatmak, söndürmek)
Don’t forget to switch off the lights before leaving the room. (Odadan ayrılmadan önce ışıkları kapatmayı unutma.)
Show around (Gezdirmek, tanıtmak)
The guide showed us around the historic city. (Rehber bizi tarihi şehirde gezdirdi ve tanıttı.)
Settle in (Alışmak, yerleşmek)
It took a while for them to settle in their new home. (Yeni evlerine alışmaları biraz zaman aldı.)
Settle up (Hesabı ödemek)
Let’s settle up the bill before we leave the restaurant. (Restorandan ayrılmadan önce hesabı ödeyelim.)
İngilizce öğrenmek için en doğru yolu yan taraftaki formu doldurarak öğrenebilirsin.

Stand off (Çekişmek, mücadele etmek)
The two teams had a fierce stand off on the soccer field. (İki takım, futbol sahasında şiddetli bir çekişme yaşadı.)
Show in (İçeri almak)
The receptionist showed the visitor into the meeting room. (Resepsiyonist ziyaretçiyi toplantı odasına aldı.)
Set in (Başlamak, hüküm sürmek)
Winter has set in, and the temperatures have dropped significantly. (Kış başladı ve sıcaklıklar önemli ölçüde düştü.)
Step out (Dışarı çıkmak)
I need to step out for a moment to make a phone call. (Bir telefon görüşmesi yapmak için bir anlığına dışarı çıkmam gerekiyor.)
Show off (Gösteriş yapmak)
He always shows off his expensive watch whenever he gets a chance. (Her fırsatta pahalı saatinin gösterişini yapar.)
Set aside (Ayırmak, bir kenara koymak)
It’s important to set aside some time for relaxation and self-care. (Rahatlama ve kendine bakım için biraz zaman ayırmak önemlidir.)
Stand up for (Savunmak)
I will always stand up for my friends when they need support. (Arkadaşlarımı her zaman desteklemek için dik duracağım.)
Speak up for (Savunmak, haklarını dile getirmek)
It’s important to speak up for those who cannot speak for themselves. (Kendini savunamayanlar için ses çıkarmak önemlidir.)
Set off (Tetiklemek, başlatmak)
The alarm clock set off a loud noise, waking everyone up. (Alarm saati yüksek bir sesle çalınca herkes uyanmış oldu.)
İngilizce dil kursumuz hakkında detaylara ulaşmak için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.
Yaz tatilleri hem İngilizce öğrenmek hem de boş vakitlerini değerlendirebilmek için çok iyi bir seçenektir. Eğer sen de yaz tatillerini yeni bir hobiye başlamak, yeni bir dil öğrenmek için değerlendirmekten hoşlanıyorsan bu içerik tam sana göre! Bu yazıda yaz tatilinde İngilizce öğrenme ipuçlarından bahsedeceğiz.
Temel seviyede İngilizce öğrenmek ve karşındakini anlamak için ortalama 1500 kelime öğrenmen gerektiğini biliyor muydun? Bu sayı kulağa oldukça az geliyor değil mi? Doğru ve düzenli çalışma ile birlikte temel-orta düzeyde İngilizce öğrenmek yaklaşık olarak altı ay sürer. İlk üç ay yaz tatilini İngilizce dilinin mantığını kavramak, temel seviyelerde kelimeler öğrenmek, kelimelerin kullanım şeklini ve cümle yapısını öğrenmek için harcayabilir, kalan 3 ay İngilizce pratiği ile birlikte İngilizcede kolaylıkla gelişebilirsin!
Altı ayın sonunda ise dilersen İngilizceni ileri seviyeye taşımak için çalışmaya devam edebilir, dilersen de İngilizce öğrenimini tamamlayabilirsin.

Günümüzde bir dil öğrenme konusunda sorun yaşayan çoğu kişinin ortak problemi öğrenmeyi öğrenmemiş olmaktır. Her kişinin öğrenme şekli farklıdır. Kimileri dinleyerek, kimileri konuşarak kimileri ise yazarak daha iyi öğrenir.
Dinleyerek öğrenen biri olduğunu düşünüyorsan, çeşitli dizi, film, podcast gibi seçeneklerden yararlanarak İngilizce öğrenimini ilerletebilir, İngilizceyi dinleme ağırlıklı çalışabilirsin.
Konuşarak öğrenen biri olduğunu düşünüyorsan, yabancı arkadaşlar edinebilir, turistlerle konuşabilir, yurtdışı problemlerine katılabilir (AIESEC, Erasmus vs.) veya İngilizce öğrenmek için sohbet edebileceğin uygulamalara göz atabilirsin.
Yazarak öğrenen biri olduğunu düşünüyorsan, öğrendiğin kelimelerle cümle oluşturma, hikâye oluşturma gibi pratiklere ağırlık verebilirsin. Ancak bunu yaparken bir kelimeyi beş defa yazmak gibi işe yaramayan, vakit kaybı etkinliklerden uzak durmalısın.
Bununla birlikte doğru öğrenmeyi sağlamak için yalnızca bir yöntemle çalışmamalı, tüm süreç boyunca her yöntemi kullanmaya özen göstermelisin. Örneğin, yalnızca dinleme ile İngilizce öğrenmeye çalışırsan ilerleyen süreçlerde yazma yeteneğin oldukça düşük olacaktır. Aynı şekilde konuşarak bir dil öğrendiğinde dil bilgini yeterince geliştiremeyecek, resmi kurumlarda veya yazışmalarında İngilizceyi akıcı şekilde kullanmak senin için oldukça zorlayıcı olacaktır.
İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek için yan taraftaki formu doldurabilirsin.
Yeni bir dil öğrenmek motivasyon gerektiren bir serüvendir. Bu serüven boyunca motivasyonunu kaybetmemek için kendine bir hedef tablosu hazırlamak sana oldukça yardımcı olacaktır. Bu hedef tablosunda İngilizce öğrenirken izleyeceğin adımlar yer almalıdır. Hedef tablosunu hazırlarken zorlanacağını düşünüyorsan senin için hazırladığımız örnek tabloya göz atabilirsin:

Yeni bi dil öğrenmenin olmazsa olmazı dinleme pratiği yapmaktır. Bir diyaloğu dinlemek sana birçok şey öğretir. Konuşma esnasında karşı tarafın verdiği söylem belirleyicileri (discourse markers), kelime kısaltmaları ve telaffuzları gibi birçok şeyi aynı anda öğrenebilirsin.
Dinleme pratiği yaparken sıkılmamak ve gerçek hayata yönelik pratik yapabilmek için çizgi filmlerden, çocuklar için hazırlanan dizilerden, müziklerden ve günlük hayatı anlatan dizileri izleyebilirsin.
Dinleme pratiği yapabileceğin bazı diziler:
İngilizceyi sıradan bir ders olarak görüp düzenli not alarak çalışmak doğru bir İngilizce öğrenme şekli değildir. İngilizce öğrenme sürecin boyunca İngilizceyi hayatının bir parçası hâline getirmek pratiğini geliştirecektir. Örneğin, yazın gittiğin bir müzede İngilizce açıklamaları da mutlaka okumalı ve Türkçe açıklaması ile kıyaslamalısın.
Bu şekilde hem bilmediğin kelimeleri öğrenebilir, hem de keyif aldığın bir aktivitenin yanında İngilizceni geliştirmiş olursun. Yalnızca gittiğin yerlerdeki İngilizce kelimelere dikkat ederek bile istemediğin kadar kelime öğrenmiş olursun.

İngilizce öğrenmek her ne kadar kolay olsa da gideceğin kurslar veya alacağın takviyeler İngilizce öğrenmeni zorlaştırabilir, hatta İngilizceden soğumana dahi sebebiyet verebilir. Bu sebeple başından sonuna kadar İngilizceyi doğru şekilde severek öğrenmeni sağlayacak olan kişilerle çalışman gerekir.
Open English sayesinde İngilizceyi ana dili İngilizce olan eğitmenlerle, sana özel hazırlanan öğrenme programlarıyla kolaylıkla öğrenebilirsin! Open English öğrenmeni kolaylaştıracak her türlü işi senin yerine halleder ve sana yalnızca öğrenmek kalır.
Nasıl mı? İşte Open English’in sana sunduğu özel fırsatlar:
Bu yazıda yaz tatillerinde İngilizce öğrenme yöntemlerinden bahsettik. Daha fazla İngilizce öğrenme ipuçları için Open English blog sayfasını takip edebilir, İngilizce çalışmaya başlamak için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.
İngilizce öğrenmeye başlarken ilk gösterilen konulardan bir tanesi de İngilizce ders isimleridir. Özellikle okul müfredatları değerlendirildiğinde temel konulardan hemen sonra okul araç gereçleri, ders isimleri gibi konular gelir. İster henüz okul çağında bir öğrenci olun ister okul hayatını tamamlamış biri olun genel kültürünüzü genişletmek ve okula dair konulardan konuşabilmek için derslerin İngilizcesini bilmeniz oldukça önemlidir. Bu yazıda öncelikle temel derslerden ve ardından bu derslerin yan dallarından ve onu kapsayan ders isimlerinden bahsedeceğiz.
○ English İngilizce, German Almanca, French Fransızca, Spanish İspanyolca, Arabic Arapça

○ Computer Science (Bilgisayar Bilimi), literature (Edebiyat), art history (Sanat Tarihi)
İngilizce öğrenmek için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak!

İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek istersen, yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

Aytuğ: Hi Cansu, we never met at school today. How was your day?
(Selam Cansu, bugün okulda hiç görüşmedik. Günün nasıl geçti?)
Cansu: Hi Aytuğ. It was not bad. My schedule was very busy and I didn’t have much free time. What about you?
(Selam Aytuğ. Fena değildi. Programım çok yoğun olduğu için fazla boş vaktim yoktu. Sen neler yaptın?)
Aytuğ: Mine wasn’t bad either. My schedule was not very intense. What courses were in your program?
(Benimki de kötü değildi. Programım çok dolu değildi. Programında hangi dersler vardı?)
Cansu: My program included physics, mathematics, geometry, and geography classes. What about you?
(Programımda fizik, matematik, geometri ve coğrafya dersleri vardı. Ya senin?)
Aytuğ: Oh, These are pretty tiring lessons. My program included English, History, Arts, biology, and Turkish.
(Oh, bunlar oldukça yorucu dersler. Benim programımda İngilizce, tarih, güzel sanatlar, biyoloji ve Türkçe vardı.)
Cansu: How beautiful! But no matter how tiring it is, I like numerical lessons more. What lessons do you like?
(Ne güzel! Ama ne kadar yorucu olduğu önemli olmadan ben sayısal dersleri daha çok seviyorum. Sen hangi dersleri seviyorsun?)
Aytuğ: I enjoy taking foreign language lessons. I learned English, and I am planning to learn other languages, such as French. In the future, I would like to make a career choice related to foreign languages. Do you like English lessons?
(Yabancı dil derslerine katılmak hoşuma gider. İngilizceyi öğrendim ve Fransızca gibi diğer dilleri öğrenmeyi planlıyorum. Gelecekteki kariyer planlarımı da yabancı diller ile ilgili yapmak istiyorum. Sen İngilizce dersini sever misin?)
Cansu: I love English class, but I can’t find the courage to speak English. What would you recommend for me? (İngilizce dersini seviyorum ama bir türlü İngilizce konuşamıyorum.. Benim için ne tavsiye edersin?)
Aytuğ: Actually, I have a great suggestion for you. Have you ever heard of Open English? (Aslında, sana harika bir önerim var. Daha önce Open English’i duymuş muydun?)
Cansu: No, I hadn’t heard of it. And please don’t forget I need innovative and modern techniques.
(Hayır, duymamıştım. Ve lütfen unutma, yenilikçi ve modern tekniklere ihtiyacım var.)
Aytuğ: Then you will love Open English! Open English offers you a modern learning experience unlike traditional courses.
(O hâlde Open English’i çok seveceksin! Open English sana diğer geleneksel kursların aksine modern bir öğrenme deneyimi sunuyor.)
Cansu: I am very pleased! Thank you very much for your suggestion, my lovely friend. I will join the Open English family immediately!
(Çok sevindim! Önerin için çok teşekkür ederim, hemen Open English ailesine katılacağım!)
Bu yazıda İngilizce ders isimlerinden ve cümle içinde kullanımlarından bahsettik. İngilizce çalışmak ve İngilizce ile ilgili ipuçları öğrenmek için sosyal medya adreslerimizden bizi takip edebilirsin, bir sonraki yazıda görüşmek üzere!