İngilizce Bankacılık Terimleri ve Türkçe Karşılıkları

Banka terimleri günlük hayatımızda en çok ihtiyacımız olan terimlerden bir tanesidir. Özellikle yurt dışına taşınacak veya seyahat edecek kişilerin banka terimlerine hakim olması oldukça önemlidir. Döviz işlemleri, hesap açma, para yatırma gibi işlemlere hakim olması gerekir. Bu yazıda bankacılık terimlerine aşinalık kazanmanız için en sık kullanılan bankacılık terimlerine yer vereceğiz.

İngilizce Bankacılık Terimleri

  • Account: Hesap
  • ATM (Automated Teller Machine): ATM (Otomatik Teller Makinesi)
  • Balance: Bakiye
  • Bank: Banka
  • Bank Statement: Banka Hesap Özeti
  • Bill Payment: Fatura Ödemesi
  • Cardholder: Kart Sahibi
  • Cash: Nakit
  • Check: Çek
  • Credit: Kredi
  • Credit Card: Kredi Kartı
  • Debit Card: Banka Kartı
  • Deposit: Yatırım/Yatırılan Para
  • Direct Deposit: Doğrudan Yatırım
  • Exchange Rate: Döviz Kuru
  • FDIC (Federal Deposit Insurance Corporation): FEDIC (Federal Mevduat Sigorta Kurumu)
  • Interest: Faiz
  • Investment: Yatırım
  • Loan: Kredi
  • Mobile Banking: Mobil Bankacılık

İngilizce bankacılık ve finans terimleri öğrenmek için mesleki İngilizce eğitimimizi tercih edebilirsin.

ingilizce bankacılık terimleri listesi

  • Mortgage: Konut Kredisi
  • Online Banking: İnternet Bankacılığı
  • Overdraft: Bakiye Aşımı
  • Payee: Alacaklı
  • Payment: Ödeme
  • PIN (Personal Identification Number): PIN (Kişisel Tanımlama Numarası)
  • Savings Account: Tasarruf Hesabı
  • Statement: Hesap Dökümü
  • Swift Code: SWIFT Kodu
  • Transaction: İşlem
  • Transfer: Transfer/Havale
  • Account Holder: Hesap Sahibi
  • Annual Percentage Rate (APR): Yıllık Faiz Oranı (YFA)
  • Bankruptcy: İflas
  • Capital: Sermaye
  • Collateral: Teminat
  • Currency: Para Birimi
  • Debit: Borç
  • Equity: Özsermaye
  • Fixed Rate: Sabit Faiz Oranı
  • Identity Theft: Kimlik Hırsızlığı
  • Inflation: Enflasyon
  • Joint Account: Ortak Hesap
  • Maturity: Vade Sonu
  • Online Payment: Online Ödeme
  • Overdraft Fee: Bakiye Aşım Ücreti
  • Refinance: Kredi Yeniden Finansmanı
  • Savings: Tasarruf
  • Teller: Banka Memuru/Kasiyer
  • Withdrawal: Para Çekme

ingilizce bankacılık ve finans terimleri

İngilizce Bankacılık ve Finans Terimleri

  • Bouncing a check: Çek karşılıksız çıkarmak
  • In the black: Karlı durumda
  • In the red: Borçlu durumda
  • Rainy day fund: Acil durum fonu
  • Balancing the books: Hesapları dengelemek
  • Cost-effective: Maliyet etkin / Ekonomik
  • Money talks: Para konuşur
  • Cash flow: Nakit akışı
  • High roller: Yüksek bahis yapan oyuncu / Cömert harcayan kişi
  • Penny-pincher: Cimri / Paranın üzerine titreyen kişi
  • Interest rates through the roof: Faiz oranları tavan yapmış durumda
  • Fiscal responsibility: Mali sorumluluk / Sorumlu mali yönetim
  • Financial crunch: Mali sıkıntı / Para sıkıntısı
  • Bear market: Ayı piyasası
  • Bull market: Boğa piyasası
  • Blue-chip stocks: Güvenilir ve kazançlı hisseler
  • Golden handshake: Altın tokalaşma / Yüksek miktarda emeklilik tazminatı
  • Offshore account: Yurtdışı banka hesabı
  • Diversify your portfolio: Portföyünü çeşitlendir
  • Economic downturn: Ekonomik durgunluk
  • ROI (Return on Investment): Yatırım Getirisi
  • Liquid assets: Likit varlıklar / Kolayca nakde çevrilebilir varlıklar
  • Market volatility: Piyasa oynaklığı / Dalgalanma
  • Net worth: Net değer / Servet
  • Ponzi scheme: Ponzi düzeni / Dolandırıcılık düzeni

İngilizce öğrenmek istiyorsan, yan taraftaki formu doldurarak bu konuda ilk adımı atabilirsin.

ingilizce bankacılık terimleri ile ilgili örnekler

İngilizce Bankacılık Terimleri İle İlgili Örnekler

  • I need to deposit my paycheck into my savings account at the bank

(Maaşımı birikim hesabıma bankada yatırmam gerekiyor)

  • The interest rate on my mortgage loan is quite competitive.

(Konut kredisi faiz oranı oldukça rekabetçi.)

  • I transferred some funds from my checking account to cover the credit card bill

(Çek hesabımdan kredi kartı faturasını ödemek için bir miktar para aktardım.)

  • To apply for a car loan, you’ll need to provide proof of income and employment

(Araba kredisi başvurusu için gelir ve istihdam kanıtı sunmanız gerekecek.)

  • The bank offers a variety of investment options, including stocks, bonds, and mutual funds.

(Banka, hisse senetleri, tahviller ve yatırım fonları da dahil olmak üzere çeşitli yatırım seçenekleri sunuyor.)

  • I set up a standing order to automatically pay my utility bills every month

(Otomatik ödeme talimatı verdim, böylece her ay faturalarımı otomatik olarak ödenecek.)

  • The ATM was out of service, so I had to go inside the branch to withdraw cash

(ATM hizmet dışı olduğu için nakit çekmek için şubeye gitmek zorunda kaldım.)

  • The bank provides online banking services, allowing customers to check balances and make transactions from their computers or mobile devices.

(Banka, müşterilerin bilgisayarları veya mobil cihazları üzerinden bakiyelerini kontrol etmelerine ve işlem yapmalarına olanak tanıyan çevrimiçi bankacılık hizmetleri sunuyor.)

  • I opened a certificate of deposit (CD) to earn a higher interest rate on my savings for a fixed period.

(Daha yüksek faiz oranıyla sabit bir süre için birikimlerim için vadeli hesap (CD) açtım.)

  • The bank’s customer service representative helped me resolve an issue with a fraudulent transaction on my credit card.

(Bankanın müşteri hizmetleri temsilcisi, kredi kartımdaki sahte işlemle ilgili bir sorunu çözmeme yardımcı oldu.)

  • The central bank implemented a reduction in interest rates to stimulate economic growth.

(Merkez bankası ekonomik büyümeyi teşvik etmek için faiz oranlarında indirim uyguladı.)

  • I applied for a personal loan to cover unexpected medical expenses.

(Beklenmedik tıbbi masrafları karşılamak için kişisel kredi başvurusunda bulundum.)

  • The bank’s teller verified my identification before processing the cash withdrawal.

(Bankanın veznedarı, nakit çekme işlemini gerçekleştirmeden önce kimliğimi doğruladı.)

  • I opted for overdraft protection to avoid costly fees for insufficient funds.

(Yetersiz fonlar için yüksek maliyetli ücretlerden kaçınmak için hesap koruma seçeneğini tercih ettim.)

  • Before making a major purchase, I checked my account balance to ensure I had sufficient funds.

(Önemli bir alışveriş yapmadan önce hesap bakiyemi kontrol ettim ve yeterli fonum olduğundan emin oldum.)

Bu yazıda bankacılık ve finans üzerine günlük hayatta sıklıkla karşımıza çıkan terimlerden bahsettik. Uluslararası bankalarla, özellikle dijital işlemler yaparken sorun yaşamamak için bu kelimeleri ve kalıpları doğru şekilde kullanabilmek oldukça önemlidir. Daha fazla İngilizce terim öğrenmek ve efektif bir şekilde İngilizce çalışmak için Open English’i takipte kalın! 

U İle Başlayan Phrasal Verb’ler ve Türkçe Karşılıklar

İngilizce öğrenme serüveninde karşına çıkan birçok konu var. Bunlar arasında phrasal verb’ler önemli bir yere sahip. Phrasal verb’ler, bir fiilin bir veya daha fazla partikülle birleşerek yeni bir anlam kazandığı yapılar olarak tanımlanabilir. Bu yapılar, İngilizcenin günlük hayattaki kullanımında oldukça yaygındır ve dili geliştirirken onları bilmek sana bu konuda büyük avantaj sağlayacak.

İngilizceyi günlük hayatta aktif bir şekilde kullanmak istiyorsan, phrasal verb’lerin önemini göz ardı edemezsin. Evde, işte, arkadaşlarınla ve diğer sosyal ortamlarda phrasal verb’leri doğru bir şekilde kullanmak, iletişimi daha etkili ve doğal kılacaktır. Bu sayede, anadili İngilizce olanlarla daha rahat bir şekilde iletişim kurabilir ve kendini daha rahat ifade edebilirsin.

Phrasal Verb’lerle İngilizceyi Akıcı Konuş

İngilizce öğrenme yolculuğunda sana en güvenilir ve etkili çözüm sunmak için buradayız. Open English, İngilizceni geliştirmende sana rehberlik edip, akıcı bir şekilde İngilizce konuşma yeteneği kazanmanı sağlar. Dilin en önemli yapılarından biri olan phrasal verb’lerle tanış ve İngilizceyi günlük hayatta daha rahat ve doğal bir şekilde kullanmayı öğren!

Phrasal verb’leri öğrenmek, dili geliştirirken güvenli bazı adımlar atmana yardımcı olur. Her zaman aynı kelimeyi kullanmaktansa bazılarının alternatifini kullanmak ya da uzun bir tanımlaması olan kelimlerin daha kısa söylenmesi gibi. Bu şekilde İngilizceyi daha profesyonel konuşabilirsin.

Open English’in uzman eğitmenleri, sana özel hazırlanan eğitim içerikleriyle bu süreci keyifli ve etkili hale getirir. 7/24 ulaşılabilir eğitim sistemiyle istediğin yerden bağlanabileceğin online bir kurs. Eğitim videoları, interaktif alıştırmalar ve canlı derslerle phrasal verb’lerin doğru kullanımını öğrenirken, gerçek hayatta uygulama fırsatları yaratabilirsin.

İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek ve kayıt işlemlerini başlatmak için sayfanın kenarında bulunan formu doldurabilirsin.

u ile başlayan phrasal verbler

U İle Başlayan Phrasal Verb’ler

Phrasal verb’ler serimizin bu yazısında ‘U’ harfı var. U harfiyle başlayan phrasal’ları bu yazıda topladık. Artık gerisi sende. 

Use up: Tüketmek, bitirmek

They used up all the milk, so we need to buy more before breakfast tomorrow. (Kahvaltıdan önce tüm sütü tükettikleri için yarın için daha fazlasını almamız gerekiyor.)

Utter nonsense: Boş laf etmek, saçmalamak

He was so tired that, during the meeting, he started uttering complete nonsense, leaving his colleagues baffled. (O kadar yorgundu ki toplantı sırasında tamamen saçma sapan şeyler söylemeye başladı ve meslektaşlarını şaşkına çevirdi.)

Urge on: İlerlemesi için teşvik etmek, cesaretlendirmek 

His teammates urged him on during the final minutes of the game, motivating him to score the winning goal. (Oyunun son dakikalarında takım arkadaşları onu cesaretlendirerek, galibiyet golünü atmaya motive etti.)

Use as: Olarak kullanmak, amaçlamak

They decided to use the old barn as a cozy guesthouse for visitors seeking a rustic experience. (Eski ahırı, kırsal bir deneyim arayan ziyaretçiler için şirin bir misafir evi olarak kullanmaya karar verdiler.)

u ile başlayan phrasal verb listesi ikinci kısım

Use over: Tekrar kullanmak

It’s eco-friendly to use over and repurpose old glass jars as storage containers for various household items. (Eski cam kavanozları tekrar kullanmak ve farklı ev eşyalarını saklamak için yeniden amaçlamak çevre dostudur.)

Use for: Amaçlamak, kullanmak)

They decided to use the old factory space for the community center, providing a hub for various cultural and social activities. (Eski fabrika alanını toplum merkezi olarak kullanmaya karar verdiler, çeşitli kültürel ve sosyal etkinlikler için bir merkez sağlayarak.)

Use on: Kullanmak, uygulamak

You can use this powerful software on multiple devices for seamless data synchronization. (Bu güçlü yazılımı birden fazla cihazda kullanarak sorunsuz veri senkronizasyonu yapabilirsiniz.)

İngilizce çalışmak için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak!

Havuz Kenarında Oynanabilecek İngilizce Kelime Oyunları

İngilizce öğrenmek yalnızca derslerden veya kitaplardan ibaret değildir. Doğru şekilde İngilizce öğrenmek için öncelikle İngilizceyi hayatımızla bütünleştirmek gerekir. Bunlardan biri de kelime oyunları oynamaktır. Kelime oyunları, hem eğlenceli hem de öğretici olan aktivitelerdir. Kelime dağarcığının genişlemesine, dilbilgisini pekiştirmeye ve telaffuzu geliştirmeye yardımcı olurlar. Ayrıca, kelime oyunları oynamak, beynin çalışmasını sağlar. Hafıza, konsantrasyon, mantık ve yaratıcılık gibi becerileri geliştirir.

Havuz kenarında kelime oyunları oynamak, hem yaz sıcaklarında serinlemene hem de İngilizceni geliştirmene olanak sağlar. Havuz kenarında oynayabileceğin kelime oyunlarına göz atmak için okumaya devam et!

İngilizce Kelime Oyunları

İngilizce kelime oyunları İngilizceyi geliştirmede sonsuz faydaya sahiptir. Bu oyunlar yalnızca kelime bilgini geliştirmekle kalmaz, aynı zamanda yaratıcılığını kullanmanı ve zihinsel aktivitelerini artırmaya yardım eder.

Kelime oyunları, konuşma, dinleme, okuma ve yazma becerilerini geliştirmeye katkıda bulunur. Etkileşimli yapıları, dilin farklı yönlerini pratik etme imkanı sağlar. Bu oyunları oynarken tamamen İngilizce konuşursan senin için çok daha yararlı olacaktır. Bu şekilde kelime bilgini ölçerken aynı zamanda da konuşma pratiği yapmış olursun.

Hafızayı güçlendirmede de kelime oyunlarının yeri oldukça büyüktür. Yalnızca İngilizce değil, kendi anadilinde kelime oyunlarını oynadığında dahi eğlenceli hafıza egzersizi yapmış olursun.

Yazılan veya çizilen kelimeleri tahmin etmek, başkalarının bulabilmesi için kelime kalıpları oluşturabilmek yaratıcılığını geliştirecektir.

İş, okul ve yaşamın bizlere getirdiği stresi atmak için en iyi yollardan biri de sevdiklerimizle oyun oynayıp keyifli vakit geçirmektir. Yakınlarınla kaliteli vakit geçirmek ve günlük yaşamın stresinden biraz olsun uzaklaşabilmek için kelime oyunları harika bir tercihtir.

Kelime oyununa başlamadan önce oyunun oynanacağı yeri ve kişileri belirlemelisin. İngilizce öğrenmeye istekli veya zaten İngilizce bilen herkes bu oyuna katılabilir! Kişileri ve yeri seçtikten sonra cezalar, puanlama sistemi ve ödülleri belirleyin. Bu sayede oyun çok daha eğlenceli hâle gelecektir. Her oyunun kendine has kuralları olsa da, bu kuralları dilediğin gibi esnetebilir veya daha da zor bir hâle getirebilirsin.

Kelime oyununa başlamadan önce oyunun oynanacağı yeri ve kişileri belirlemelisin. İngilizce öğrenmeye istekli veya zaten İngilizce bilen herkes bu oyuna katılabilir! Kişileri ve yeri seçtikten sonra cezalar, puanlama sistemi ve ödülleri belirleyin. Bu sayede oyun çok daha eğlenceli hâle gelecektir. Her oyunun kendine has kuralları olsa da, bu kuralları dilediğin gibi esnetebilir veya daha da zor bir hâle getirebilirsin.

İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

havuz kenarında oynanabilecek ingilizce kelime oyunları - water words

Water Words

Oyuncular, verilen harflerle havuzla veya havuzla ilgili kelimeler oluşturur.

Kurallar:

  • En az iki oyuncu gerekli.
  • Oyuncular, havuz veya havuz kenarıyla ilişkili kelimeler oluşturmalıdır.
  • Her kelime en az üç harf içermelidir.

Nasıl Oynanır:

  • Oyuncular havuzun etrafında veya kenarında toplanır.
  • Bir oyuncu, havuz veya havuz kenarı ile ilişkili bir kelime seçer ve diğer oyunculara söyler.
  • Diğer oyuncular, aynı harflerle bu kelimeyle bağlantılı kelimeleri bulmaya çalışır.
  • Her oyuncu sırayla bir kelime önerir ve diğer oyuncular onaylar veya reddeder.
  • Eğer kelime kabul edilirse, oyuncu bir sonraki oyuncunun yeni bir kelime önermesiyle devam eder.
  • Oyuncular, belirlenen bir süre veya tur sonunda en fazla kelime bulan kişi kazanır.

Poolside Pictionary:

Oyuncular havuz kenarında veya suya sıçrayabilecekleri bir alanda, verilen kelimeleri çizerek diğer oyuncuların tahmin etmesini sağlar.

“Poolside Dictionary” oyunu, havuz kenarında veya suya sıçrayabileceğiniz bir alanda oynanabilen eğlenceli bir kelime oyunudur. Oyuncular, verilen kelimeleri çizerek diğer oyuncuların tahmin etmesini sağlar. İşte oyunun nasıl oynandığı ve kuralları:

Kurallar:

  • Oyuncu sayısı: Oyun en az iki oyuncu ile oynanabilir, ancak daha fazla oyuncu daha eğlenceli bir deneyim sunabilir.

Malzemeler:

  • Büyük bir beyaz tahta,
  • tahta kalemleri veya suya dayanıklı yazı araçları,
  • verilen kelimeler listesi veya rastgele seçilen kelimeler için bir şapka/kutu.

Nasıl Oynanır:

  • Oyun başında, tüm oyuncular havuz kenarında veya suya sıçrayabileceğiniz bir alanda toplanır.
  • Bir oyuncu, verilen kelimeler listesinden veya şapka/kutudan rastgele bir kelime seçer ve kelimeyi göstermeden veya söylemeden diğer oyunculara anlatım yapar.
  • Seçilen oyuncu, havuz kenarında büyük bir beyaz tahtaya seçilen kelimeyi çizer. Bu çizim, kelimeleri ifade eden basit şekiller, resimler veya işaretler içerebilir.
  • Diğer oyuncular, çizimi dikkatle inceler ve çizilen kelimeyi tahmin etmeye çalışır.
  • Oyuncular, belirli bir süre içinde (örneğin 1 dakika) cevaplarını vermelidirler.
  • Doğru tahmin eden oyuncular puan kazanır ve çizme sırası bir sonraki oyuncuya geçer.
  • Oyun, belirlenen tur sayısına veya belirli bir puan sınırına ulaşıldığında sona erer.
  • En yüksek puana sahip oyuncu oyunun galibi olur.

Notlar:

Oyunun daha da eğlenceli olması için zorlu kelimeler veya kelime öbekleri seçilebilir.

Bazı oyuncuların daha iyi çizim becerileri olabilir, bu nedenle herkesin adil bir şansı olması için çizim süresi her turda eşit olarak ayarlanmalıdır.

Oyun sırasında kelimelerin açıklamasını veya kelimenin harflerini söylemek yasaktır; sadece çizimlerle tahmin etmeye çalışılmalıdır.

havuz kenarında oynanabilecek ingilizce kelime oyunları - splash spelling

Splash Spelling:

Kurallar:

  • En az iki oyuncu gereklidir
  • Belirli bir süre içinde doğru bir kelime oluşturmak için oyuncuların suda yüzmesi veya suya atlaması gerekmektedir.
  • Oyuncuların, belirlenen süre içinde kelimeyi tam olarak söylemeleri veya suya atlamaları gerekir; harf eksikleri veya hatalı telaffuzlar kabul edilmez.

Nasıl Oynanır:

  • Oyun başında, tüm oyuncular havuzun kenarında veya suya atlayabilecekleri uygun bir alanda toplanır.
  • Bir oyuncu, belirli bir harf grubundan veya harf sırasından oluşan bir kelime seçer veya belirler.
  • Seçilen oyuncu, havuza doğru yüzerek veya suya atlayarak kelimeyi oluşturmak için harfleri sırasıyla söyler. Örneğin, “SPLASH” veya “SWIMMING”.
  • Diğer oyuncular, harfleri dikkatlice takip ederek kelimeyi tam olarak anlamaya çalışırlar.
  • Oyuncular, belirlenen süre (örneğin 30 saniye) içinde kelimeyi tam olarak söylemek veya suya atlamak için bir şansları vardır.
  • Oyuncu, kelimeyi tam ve doğru bir şekilde tamamlarsa, o turda puan kazanır.
  • Oyun, belirlenen tur sayısına veya belirli bir puan sınırına ulaşıldığında sona erer. En yüksek puana sahip oyuncu oyunun galibi olur.

Floating Alphabet:

Kurallar:

  • En az iki oyuncu gereklidir.
  • Büyük harf kartlarına veya köpük malzemelerine ihtiyaç vardır.
  • Oyuncuların harfleri doğru bir şekilde kullanmaları ve yanlış harf eklememeleri gerekir.

Nasıl Oynanır:

  • Oyuncular havuzun kenarında veya suyun yüzeyinde büyük harf kartlarını yerleştirir veya köpük harfleri suda yüzdürür.
  • Tüm harfler karışık bir şekilde havuz suyunda yüzer veya rastgele dağıtılır.
  • Bir oyuncu, havuz suyunun yüzeyine büyük bir harf kartı bırakır ve diğer oyuncuların dikkatlice görmesini sağlar.
  • Diğer oyuncular, verilen harfle başlayan bir kelime oluşturmaya çalışır ve aynı harfleri kullanarak havuzda yüzen diğer harfleri kullanarak kelimeyi uzatmaya veya değiştirmeye çalışır.
  • Oyuncular, belirlenen süre içinde (örneğin 1 dakika) cevaplarını vermelidirler.
  • Doğru ve geçerli bir kelime oluşturan oyuncu puan kazanır ve bir sonraki turda başka bir harf seçer.
  • Oyun, belirlenen tur sayısına veya belirli bir puan sınırına ulaşıldığında sona erer. En yüksek puana sahip oyuncu oyunun galibi olur.

Word Dive:

Kurallar:

  • En az iki oyuncu gereklidir..
  • Suya dayanıklı kağıtlara yazılmış kelimeler veya kelime kartlarına ihtiyaç vardır.
  • Oyuncuların su altında nefes tutarak veya yüzerek kağıtları aramaları gerekmektedir.

Nasıl Oynanır:

  • Oyuncular havuzun veya suyun dibine, kağıtlara yazılmış kelimelerle birlikte dalar veya yüzer.
  • Oyuncular, kağıtlarda yazan kelimeleri su altında nefes tutarak veya yüzerek bulmaya çalışır.
  • Bir oyuncu, belirli bir süre içinde (örneğin 1 dakika) mümkün olduğunca çok kelimeyi bulmaya çalışır.
  • Bulunan kelimeleri yüzeye çıkarır ve belirlenen süre sonunda diğer oyuncularla paylaşır.
  • Oyuncular, doğru ve geçerli kelimeleri bulduklarında puan kazanır.
  • Oyun, belirlenen tur sayısına veya belirli bir puan sınırına ulaşıldığında sona erer. En yüksek puana sahip oyuncu oyunun galibi olur.
  • Bu oyunlar, havuz kenarında veya suyun içinde arkadaşlarınız ve ailenizle eğlenceli bir dil deneyimi yaşamak için harika bir seçenektir. Kelime oyunları, dil bilgisini geliştirirken aynı zamanda yaratıcılığı, hızı ve dikkati teşvik eder. Ayrıca sosyal etkileşimi artırarak keyifli bir zaman geçirmenize yardımcı olur.

Splash Scrabble

Büyük boyutlu köpük harfleri kullanarak havuz kenarında devasa bir Scrabble oyunu oynayın.

Kurallar:

  • En az iki oyuncu gereklidir.
  • Büyük boyutlu köpük harflere ihtiyaç vardır.

Nasıl Oynanır:

  • Oyuncular havuz kenarına büyük boyutlu köpük harfleri dizerek oyun alanını oluştururlar.
  • Tüm harfler karışık bir şekilde yerleştirilir.
  • Oyuncular, harf havuzundan birkaç harf çeker ve bunları düzgün bir şekilde düzenlemeye çalışır.
  • Harflerle, standart Scrabble kurallarına uygun olarak kelimeler oluşturmaya çalışırlar.
  • Oyuncular, kelimeleri yatay veya dikey olarak oluşturabilir ve mevcut kelimeleri uzatarak veya kesiştirerek yeni kelimeler oluşturabilir.
  • Oyuncular, kelimeleri oluştururken mevcut harf puanlarına göre puan alır.
  • Oyuncular, tüm harfler tükenene veya oyun alanı dolana kadar sırayla kelimeler oluşturmaya devam eder.
  • Oyun bittiğinde, en yüksek toplam puana sahip oyuncu kazanır.

Bu oyunlar, havuz kenarında arkadaşlarınız ve ailenizle eğlenceli vakit geçirmek için harika bir yol olabilir. Eğlenirken aynı zamanda kelime bilginizi de geliştirebilirsiniz. Her oyunu, katılımcı sayısına ve oynama alanına göre uyarlayabilirsin.

Verimli bir şekilde İngilizce çalışmak istersen yan taraftaki formu hemen doldurabilirsin.

havuz kenarında oynanabilecek ingilizce kelime oyunları - word splash

Word Splash:

Kurallar:

  • En az iki oyuncu gereklidir.
  • Her oyuncu havuza veya suya farklı kelimeler fırlatır.
  • Diğer oyuncular, suya düşen her kelimeyle ilişkili başka kelimeleri hızlıca söylemeye çalışır.

Nasıl Oynanır:

  • Oyuncular havuzun veya suyun etrafında toplanır.
  • Bir oyuncu, bir kelime seçer ve bu kelimeyi diğer oyunculara duyurur veya çevresine seslice söyler.
  • Seçilen oyuncu, havuza doğru bir kelime atar veya suya bir kelime fırlatır.
  • Diğer oyuncular, suya düşen kelimeyle ilişkili olan başka kelimeleri hızlıca söylemeye çalışır.
  • Oyun sırası, oyunculardan biri kelimeyi suya atarken veya havuza fırlatırken devam eder.
  • Oyuncular, belirli bir süre (örneğin 30 saniye) içinde kelime ilişkilendirmeye çalışır.
  • Süre dolduğunda veya bir oyuncu belirli bir sayıda kelime bulduğunda, sıra diğer oyuncuya geçer.
  • Oyun, belirlenen tur sayısına veya belirli bir puan sınırına ulaşıldığında sona erer. En yüksek puana sahip oyuncu oyunun galibi olur.

Marco Polo Word Edition:

Kurallar:

  • En az iki oyuncu gereklidir.
  • Oyuncular, “Marco” yerine belirli bir kelime söyler ve diğer oyuncular onu bulmaya çalışırken “Polo” olarak cevap verir.
  • “Polo” olarak cevap veren oyuncular, bulunması gereken kelime ile ilgili herhangi bir ipucu veya doğrulama yapamaz.

Nasıl Oynanır:

  • Oyuncular havuzun etrafında veya suya sıçrayabilecekleri bir alanda toplanır.
  • Bir oyuncu, “Marco” yerine bir kelime seçer ve bu kelimeyi diğer oyunculara söyler. Örneğin, “Apple”.
  • Diğer oyuncular, “Polo” olarak cevap verirken etraflarında bulunan nesneler veya özellikler hakkında düşünürler, ancak bulunması gereken kelime ile ilgili herhangi bir bilgi vermezler.
  • Kelimeyi seçen oyuncu, diğer oyuncuların seslerini takip ederek ve ipuçlarına dayanarak “Polo” cevaplarını duyduğunda, “Polo” cevabı veren oyuncunun yerine seslenir ve doğru kelimeyi tahmin etmeye çalışır. Örneğin, “Watermelon”.
  • Doğru kelimeyi tahmin eden oyuncu, bir sonraki kelimeyi seçer ve oyun devam eder.
  • Yanlış kelimeyi tahmin eden oyuncu, tekrar “Marco” olarak seçilir ve oyun devam eder.
  • Oyun sırasında oyuncular, “Marco” olarak seçilen kelimeyi tam olarak tahmin etmeye çalışır ve doğru tahmin eden oyuncu puan kazanır.
  • Oyun, belirlenen tur sayısına veya belirli bir puan sınırına ulaşıldığında sona erer. En yüksek puana sahip oyuncu oyunun galibi olur.

Water Balloon Word Association:

Kurallar:

  • En az iki oyuncu gereklidir.
  • Suya dayanıklı balonlara yazılmış kelimeler veya kelime kartlarına ihtiyaç vardır.
  • Oyuncuların, suya atılan balonları yakalamaları ve balonlardaki kelimelerle ilişkili başka kelimeleri hızlıca söylemeye çalışmaları gerekmektedir.

Nasıl Oynanır:

  • Oyuncular havuzun etrafında veya suya farklı yönlerde dağılmış suya dayanıklı balonlara sahip olmalıdır.
  • Her balona, kelime kartlarında veya kağıtlarında yazılı bir kelime bağlanır.
  • Oyun başlarında, oyuncular hazırlıklı bir şekilde balonları yakalamak için hareket ederler.
  • Bir oyuncu, suya bir balon fırlatır veya havuza bir balon atar.
  • Diğer oyuncular, balon patladığında suya düşen kelime ile ilişkili olan başka kelimeleri hızlıca söylemeye çalışır.
  • Oyuncular, belirli bir süre (örneğin 30 saniye) içinde kelime ilişkilendirmeye çalışır.
  • Süre dolduğunda veya bir oyuncu belirli bir sayıda kelime bulduğunda, sıra diğer oyuncuya geçer.
  • Oyun, belirlenen tur sayısına veya belirli bir puan sınırına ulaşıldığında sona erer. En yüksek puana sahip oyuncu oyunun galibi olur.

Splash Synonyms:

Kurallar:

  • En az iki oyuncu gereklidir.
  • Oyuncular, havuz kenarında belirli bir kelimeyi seçer ve onunla eş anlamlı kelimeleri hızlıca söylemeye çalışır.

Nasıl Oynanır:

Oyuncular havuzun etrafında toplanır.

  • Bir oyuncu, havuz kenarında belirli bir kelimeyi seçer ve diğer oyunculara söyler. Örneğin, “happy” (mutlu).
  • Diğer oyuncular, belirli bir süre içinde (örneğin 30 saniye) “happy” ile eş anlamlı kelimeleri hızlıca söylemeye çalışır, örneğin “joyful” veya “content”.
  • Oyuncular, belirlenen süre içinde mümkün olduğunca çok eş anlamlı kelimeyi söylemeye çalışır.
  • Süre dolduğunda veya bir oyuncu belirli bir sayıda eş anlamlı kelime bulduğunda, sıra diğer oyuncuya geçer.
  • Oyun, belirlenen tur sayısına veya belirli bir puan sınırına ulaşıldığında sona erer. En yüksek puana sahip oyuncu oyunun galibi olur.
  • Bu oyunlar, havuz kenarında veya suyun içinde arkadaşlarınız ve ailenizle eğlenceli bir dil deneyimi yaşamanıza yardımcı olacak eğlenceli ve yaratıcı etkinliklerdir. Kelime ilişkilendirme, hızlı düşünme ve dil becerilerini geliştirme gibi faydaları sayesinde dil öğrenme sürecini desteklerken aynı zamanda keyifli bir zaman geçirmeni sağlar.

Para ve Finans Hakkında İngilizce Deyimler

Birçok insanın günlük yaşamında ve iş dünyasında karşılaştığı bir gerçek var. Bu da para ve finans konularında etkili bir iletişim becerisine sahip olmanın ne kadar önemli olduğudur. 

İş dünyasında veya günlük hayatta para ve finans konularıyla ilgili konuşurken, doğru deyimleri kullanmak gerçekten önemli bir mevzu. İngilizce deyimler, bu konularda derin bir anlam taşır ve farklı bir perspektif kazandırır. Örneğin, “Money talks” deyimi, para konuşunca insanların dikkatini çektiğini ifade eder. Bu deyimi kullanarak, bir iş toplantısında veya bir müzakerede maddi konulara odaklanmanın önemini vurgulayabilirsin. 

Açıkçası İngilizce deyimleri doğru bir şekilde kullanarak, iletişimini daha etkili hale getirebilir ve karşındaki kişilerle daha iyi anlaşabilirsin.

Para ve finans konularında İngilizce deyimleri öğrenmek, aynı zamanda İngilizce konuşan kültürlerin düşünce yapısını ve değerlerini anlamanı sağlar. Her dilde olduğu gibi, İngilizce deyimler de kültürel referanslara dayanır. Bu yüzden herhangi bir konu hakkında konuşmak veya araştırma yapmak istediğinde o konuya dair deyimleri bilmek seni birkaç adım öne atacaktır.

Open English ile Fırsatlar Kapısını Arala!

Günümüzün küreselleşen dünyasında İngilizce, daha fazla kapı açmanın anahtarı sayılıyor. İşte bu yüzden, Open English de sana İngilizceyi en kolay ve en etkili şekilde öğrenme fırsatı sunuyor.

Open English, tamamen online bir dil kursudur. Bu da demek oluyor ki, dilediğin zaman ve dilediğin yerde öğrenme imkanı sunuyor. Yoğun bir iş programın varsa veya gün içindeki diğer sorumlulukların nedeniyle sabit bir ders saatine bağlı kalmak istemiyorsan, endişelenme! 

Open English ile öğrenmek için ihtiyacın olan tek şey bir internet bağlantısı ve bir bilgisayar veya cep telefonu. 

Open English’te, deneyimli ve uzman eğitmenlerden oluşan bir kadro öğrencilere bireysel dersler sunar. Bu, öğrenme deneyimini kişiselleştirmeni ve kendi öğrenme hedeflerine odaklanmanı sağlar. Eğitmenler, dili geliştirmek için motive edecek, düzeltmeler yapacak ve  ilerlemeni destekleyecektir. Open English ile öğrenmek, kendini güvende ve desteklenmiş hissetmeni sağlayacak.

Daha fazla kapı açmak, kariyer fırsatlarını genişletmek ve dünyayı keşfetmek için Open English ile İngilizce öğrenmeye hemen bugün başlayabilirsin. İster iş hayatında yükselmek için ister yeni insanlarla tanışmak veya seyahat etmek için. 

Open English ile bugün başla ve İngilizce öğrenme yolculuğunda önemli bir adım at! 

para ve finans hakkında 16 ingilizce deyim

Para ve Finans Hakkında 16 İngilizce Deyim

Bu blog yazısında İngilizce para ve finans hakkında kullanılan deyimlere örnek vereceğiz. Finans konusuna dair ilgin merakın varsa blogda yer alan Finans Uzmanları için İngilizce Kelimeler yazısına göz atabilirsin.

Hazırsan, başlayalım 💲

Break the bank: Boşa harcamak, çok para harcamak

I can’t afford that luxury vacation, it would break the bank. (O lüks tatili karşılayamam, cebimi boşaltır.)

Penny pincher: Cimri

My uncle is a penny pincher; he never spends money unnecessarily. (Amcam bir cimri, asla gereksiz harcamalar yapmaz.)

Cash cow: Kazanç kapısı, gelir kaynağı

That new product has become a cash cow for the company. (O yeni ürün şirket için bir gelir kaynağı haline geldi.)

Tighten your belt: Kemerleri sıkmak, harcamaları azaltmak

During tough times, it’s important to tighten your belt and cut unnecessary expenses. (Zor zamanlarda, kemerleri sıkmak ve gereksiz harcamaları kesmek önemlidir.)

Golden handshake: Altın tokalaşma, büyük tazminat ödemesi

After many years of service, the executive received a golden handshake upon retirement. (Uzun yıllar hizmetten sonra, yönetici emekli olunca büyük bir tazminat ödemesi aldı.)

In the red: Zararda olmak

The company has been in the red for the past two quarters. (Şirket son iki çeyrektir zararda.) 

Put your money where your mouth is: Sözünün eri olmak, iddialarını ispatlamak için risk almak

If you truly believe in your business idea, you should put your money where your mouth is and invest in it. (Eğer iş fikrine gerçekten inanıyorsan, sözünün eri olmalı ve ona yatırım yapmalısın.)

para ve finans hakkında ingilizce deyimler ikinci kısım

Feather your nest: Kendi yuvanı güzelleştirmek, kâr elde etmek

The real estate mogul has feathered his nest with profitable investments. (Gayrimenkul kralı, kârlı yatırımlarla kendi yuvasını güzelleştirdi.)

Rainy day fund: Kötü günler için biriktirilen para

It’s always a good idea to have a rainy day fund for unexpected expenses. (Beklenmedik harcamalar için her zaman bir kötü gün fonuna sahip olmak iyi bir fikirdir.)

Pay through the nose: Pahalıya mal olmak

I had to pay through the nose for that repair service. (O tamir hizmeti bana pahalıya mal oldu.)

Cash on the barrelhead: Nakit olarak, peşin ödeme yapmak

The seller insisted on cash on the barrelhead for the antique furniture.(Satıcı, antika mobilyalar için nakit olarak ödeme yapılmasında diretmişti.)

Money talks: Para konuşur

In the business world, money talks, and decisions are often based on financial considerations. (İş dünyasında para konuşur ve kararlar genellikle mali düşüncelere dayanır.)

Hit the jackpot: Büyük ikramiye kazanmak, büyük kazanç sağlamak

After years of hard work, she finally hit the jackpot and became a successful entrepreneur. (Uzun yılların ardından, sonunda büyük ikramiye kazandı ve başarılı bir girişimci oldu.)

para ve finans hakkında ingilizce deyimler üçüncü kısım

Money doesn’t grow on trees: Para ağaçta yetişmez

You need to understand the value of money. Remember, money doesn’t grow on trees. (Paranın değerini anlaman gerekiyor. Unutma, para ağaçta yetişmez.)

Rob Peter to pay Paul: Birini ödemek için diğerinden çalmak

I had to rob Peter to pay Paul and use my savings to cover unexpected medical expenses.

(Birini ödemek için diğerinden çalmak zorunda kaldım ve birikimlerimi beklenmedik tıbbi masrafları karşılamak için kullandım.)

Money talks, bullshit walks: Para konuşur, boş laf yürür

In negotiations, it’s important to have solid financial backing. Remember, money talks, bullshit walks. (Müzakerelerde sağlam bir mali destek sahibi olmak önemlidir. Unutma, para konuşur, boş laf yürür.)

İngilizce konuşmak istersen hemen yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

T İle Başlayan Phrasal Verb’ler ve Türkçe Karşılıkları

İngilizceyi yeni öğrenenler için phrasal verbler eğlenceli bir deneyim olabilir. Yeni ifadeleri keşfetmek ve onları kullanmayı öğrenmek, İngilizce öğrenme sürecini daha heyecan verici hale getirir. Öğrendiklerini pratik yaparken, günlük hayatta kullanma fırsatı da bulabilirsin. Bu da İngilizceni geliştirmeye ve daha güvenli bir şekilde kullanma imkanına sahip olmayı sunar.

Phrasal verb’ler, İngilizceyi daha doğru bir şekilde kullanmana yardımcı olur. Örneğin, “put on” fiilini “wear” fiili yerine kullanmak, daha doğal ve yaygın bir ifade sağlar. Bu arada phrasal verb’lerle ilgili deyimler ve deyimlerle birleştirilen kalıplar da var. Bu kalıpları, deyimleri öğrenmek İngilizceyi daha zengin ve renkli hale getirir ve ifade yeteneğini geliştirir.

İngilizce Öğrenmek İsteyenler İçin En İdeal Kurs

Küresel bir dil olan İngilizceyi anlamak ve kullanmak iş dünyasında avantaj elde etmene, dünyanın farklı kültürleriyle bağlantı kurmana ve seyahatlerinde daha özgürce iletişim kurmana yardımcı olur. Bu yüzden çağımızın olmazsa olmaz skillerinden biri İngilizcedir. İngilizceyi geliştirmenin temel yollarından biri ise phrasal verb’leri anlamak ve kullanabilmektir.

Open English İngilizce öğrenmek ve phrasal verbleri anlamak isteyenler için mükemmel bir seçenek. Deneyimli ve uzman eğitmenler tarafından sunulan interaktif dersler sayesinde, dil bilgisi ve konuşma becerilerinde önemli ilerlemeler kaydedebileceksin. Phrasal verbleri öğrenirken, günlük hayatta kullanılabilecek ifadeleri ve deyimleri de öğrenerek İngilizceyi daha doğal ve akıcı hale getirmek senin elinde.

Open English, öğrencilerin ihtiyaçlarına uygun kişiselleştirilmiş eğitim programları sunar. Dili kendi hızında öğrenirken, uzman öğretmenlerden geri bildirim alır ve sürekli olarak ilerlemeni takip edebilirsin. Ayrıca, online platform sayesinde derslere dilediğin zaman ve herhangi bir yerden erişebilirsin. Bu da yoğun bir yaşam tarzına sahip olanlar için ideal bir çözümdür.

Open English online İngilizce kursuna katılarak, phrasal verb’lerden başlayarak İngilizce öğrenebilirsin. Hayatına yeni fırsatlar açmak ve İngilizce seviyeni en üst düzeye çıkarmak için şimdi Open English’e katıl!

t ile başlayan phrasal verb listesi

T İle Başlayan Phrasal Verb’ler

Phrasal verb’ler serisinde bu sefer ‘T’ harfi var. T harfi ile başlayan phrasal verb’leri senin için aşağıya sıraladık.

  • Take off (Havalanmak): 

The plane is scheduled to take off from the runway at exactly 9:00 AM. Passengers are requested to fasten their seatbelts and prepare for departure. (Uçak tam olarak saat 9:00’da pistten havalanması planlanmıştır. Yolcuların emniyet kemerlerini takmaları ve kalkışa hazırlanmaları rica olunur.)

  • Turn up (Ortaya çıkmak): 

We were worried when John didn’t turn up for the meeting, but it turned out he had a family emergency and couldn’t make it. (John toplantıya gelmediğinde endişelenmiştik, ancak ailesinden acil bir durum olduğu ortaya çıktı ve katılamadı.)

  • Take care of (İlgilenmek): 

As a responsible pet owner, it’s essential to take care of your furry friends by providing them with proper food, exercise, and regular vet check-ups. (Sorumlu bir evcil hayvan sahibi olarak, tüylü arkadaşlarınızın düzgün beslenme, egzersiz ve düzenli veteriner kontrolleriyle ilgilenmek önemlidir.)

  • Try on (Denemek): 

She spent hours at the boutique, trying on different dresses to find the perfect outfit for her graduation ceremony. (Mezuniyet töreni için mükemmel kıyafeti bulmak için saatlerce butikte farklı elbiseler denedi.)

  • Take up (Başlamak, meşgul olmak):

 After retirement, Mark decided to take up painting, and he now spends most of his time in his art studio, creating beautiful works of art. (Emekli olduktan sonra, Mark resim yapmaya başlamaya karar verdi ve şimdi çoğu zamanını sanat stüdyosunda, güzel sanat eserleri yaratmakla geçiriyor.)

  • Turn down (Reddetmek): 

Despite his excitement, John was turned down for the job he applied to, but he didn’t give up and continued searching for other opportunities. (Heyecanına rağmen, John başvurduğu iş için reddedildi, ama pes etmedi ve diğer fırsatları aramaya devam etti.)

  • Take after (Benzemek): 

Susan takes after her mother with her captivating smile and warm personality. (Susan, büyüleyici gülümsemesi ve sıcak kişiliğiyle annesine benziyor.)

  • Think over (Düşünmek, gözden geçirmek): 

Before making a big decision, it’s crucial to think it over carefully and consider all the possible outcomes. (Büyük bir karar vermeden önce, bunu dikkatlice düşünmek ve olası sonuçları göz önünde bulundurmak önemlidir.)

Efektif bir şekilde İngilizce çalışmak istersen hemen yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

t ile başlayan phrasal verb listesi ikinci kısım

  • Tear up (Yırtmak): 

She was so frustrated with the bad news that she tear up the letter and threw it in the trash. (Kötü haberlerle o kadar sinirlendi ki mektubu yırttı ve çöpe attı.)

  • Take down (Yazmak, not almak):

 During the lecture, students were advised to take down important points to review later for their exams. (Ders sırasında, öğrencilere sınavlarında tekrarlamak üzere önemli noktaları yazmaları tavsiye edildi.)

  • Take in (Anlamak, idrak etmek): 

The complex concepts in the book were difficult to take in at first, but with dedication and effort, she eventually understood them. (Kitaptaki karmaşık kavramları ilk başta anlamak zordu, ama özveri ve çaba ile sonunda onları anladı.)

  • Turn around (Dönüş yapmak): 

The company was struggling, but with the new CEO’s strategies, it managed to turn around and become profitable again. (Şirket zorluklarla karşı karşıyaydı, ancak yeni CEO’nun stratejileriyle dönüş yapıp yeniden kar eder hale geldi.)

  • Take off (Çıkarmak, başarıya ulaşmak): 

The new product launch took off successfully, and sales exceeded all expectations. (Yeni ürün lansmanı başarılı bir şekilde gerçekleşti ve satışlar tüm beklentileri aştı.)

  • Try out (Denemek, test etmek):

 Before buying a new car, he decided to try out different models to find the one that suits his needs best. (Yeni bir araba almadan önce, ihtiyaçlarına en uygun olanı bulmak için farklı modelleri denemeye karar verdi.)

İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmenin en kolay yolu için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

t ile başlayan phrasal verb listesi üçüncü kısım

  • Turn on (Açmak, devreye sokmak): 

She turned on the heater to warm up the room as it was getting chilly outside. (Hava dışarıda soğuyor, bu yüzden odayı ısıtmak için kaloriferi açtı.)

  • Take over (Devralmak, kontrolü ele almak): 

After the retirement of the founder, his daughter took over the family business and managed it successfully. (Kurucunun emekli olmasının ardından, kızı aile işini devraldı ve başarıyla yönetti.)

  • Think through (Düşünüp taşınmak):

 Before making any major decisions, it’s essential to think through all the possible consequences and implications. (Büyük bir karar vermeden önce, tüm olası sonuçları ve etkileri düşünmek önemlidir.)

  • Take away (Götürmek, alıp götürmek): 

The waiter brought the bill and took away the empty plates from the table. (Garson hesabı getirdi ve masadan boş tabakları alıp götürdü.)

  • Tear down (Yıkmak, yıkıp yok etmek): 

The old building was torn down to make way for a modern skyscraper. (Eski bina, modern bir gökdelen için yer açmak için yıkıldı.)

  • Turn off (Kapatmak, söndürmek):

 He always turns off the lights when leaving a room to save energy and reduce electricity costs. (Odasından ayrılırken her zaman enerji tasarrufu yapmak ve elektrik maliyetlerini düşürmek için ışıkları kapatır.)

Plajda İngilizce Pratik Yapmanın Yolları

Yaz aylarının en çok gidilen yerlerinden biri olan plajlar, özellikle denize yakın yerde oturan kişilerin gününün yüksek çoğunluğunu geçirdiği yerler arasında yer alır. Plajda denize girmenin yanı sıra yapılabilecek birçok aktivite vardır. Bunlardan bir tanesi de İngilizce pratiğidir.

İngilizce pratiği yapmanın yeri ve zamanı yoktur. Kendini hazır hissettiğin, boş vaktini değerlendirmek istediğin her an İngilizce pratiği yapabilirsin. İngilizce pratiği yapmak için ağır ders kitaplarına ihtiyacın yoktur, bazen basit kelime oyunları ile, bazense kendinle konuşarak hiçbir kaynağa ihtiyaç duymadan pratik yapabilirsin. Özellikle turistler ile sosyalleşebileceğin bir bölgedeysen, bu İngilizce pratiği yapman için kaçınılmaz bir şanstır. Bu yazıda plajda, sahilde ve turistik birçok yerde pratik yapabileceğin yöntemlerden bahsedeceğiz.

Plajda İngilizce pratik yapmanın en iyi yolu insanlarla etkileşime geçmektir. İngilizce konuşma pratiği yapmak hem yeni kelimeler öğrenmek hem de akıcı şekilde konuşabilmek için kaçırılmaz bir fırsattır.

ingilizce plaj oyunlarına katılmak

İngilizce Plaj Oyunlarına Katılmak

Plajda insanlarla etkileşime geçmenin en eğlenceli yolu ise plaj oyunlarına katılım göstermektir. Plaj voleybolu, futbol veya plaj frizbi gibi oyunlara dahil olarak takım arkadaşlarınla iletişim kurabilirsin.Takım arkadaşlarınla iletişim kurmak için temel ifadeler kullanarak İngilizce konuşabilirsiniz. Bu, hem eğlenceli bir aktivite olacak hem de dil becerilerini geliştirecektir. Aynı zamanda takım arkadaşlarını tanımak için temel konuşma ifadelerinden de yararlanmanı sağlayacaktır. Örneğin, “Where are you from, how old are you, what do you do for a living, are you a student?” gibi ifadeleri kullanabilirsin.

İnsanlarla etkileşime geçmek korkmadan İngilizce konuşmaktan geçer. Eğer diyalog boyunca ya hata yaparsam, ya kelimeyi doğru telaffuz edemezsem diye düşünürsen konuşmaya yeterince odaklanamaz ve stres yaptığın için karşı tarafla kaliteli bir sohbet geçiremezsin. Turistlerle çok basit kelimelerle etkileşim kurmak bile İngilizce konuşma konusunda özgüvenini artıracak, hata yapsan bile kendini ifade edebilmende yardımcı olacaktır.

İngilizce konuşurken unutmamalısın ki, kimse orada seni yargılamak için bulunmuyor. Tıpkı Türkçede bir şeyi yanlış telaffuz ettiğinde veya yanlış bir kalıp kullandığında kimsenin seni yargılamadığı gibi, yabancı bir dilde konuştuğunda da insanlar yaptığın gramer hatalarına değil, söylediklerine dikkat edecekler. Bir konuyu doğru şekilde yapmak için belki de defalarca kez hata yapman gerektiğini de unutmamalısın. Burada önemli olan tek şey, bir konuda hata yaptığını düşünüyorsan sohbet sonunda doğruluklarını kontrol etmektir. Bu şekilde hem doğrusunu öğrenmiş hem de içini rahatlatmış olursun. 

İngilizce Kitap ve Dergilerden Yararlanmak

Plajda yapılan en keyifli aktiviteler arasında kitap ve dergi okumak vardır. Peki bu aktiviteyi neden İngilizce yapmayasın? Kendi seviyene uygun kitap, dergi veya çizgi romanlar götürerek plajda deniz sesi eşliğinde kafanı dinleyebilir hem de İngilizce pratiği yapabilirsin. Kitabı okurken bilmediğin kelimeleri not almak için dilersen bir kalem ve defteri de yanında bulundurabilirsin. Tabii, teknolojinin nimetlerinden faydalanarak telefonuna not alman da güzel bir seçenektir.

Bununla birlikte şu aktiviteler de İngilizce pratiğinde sana yardımcı olabilir:

  •     İngilizce müzik/podcast/sesli kitap dinlemek,
  •     İngilizce hikâye/günlük yazmak,
  •     Etrafta bulunan eşyaların İngilizcesini öğrenmek,
  •     İngilizce konuşma kulüplerine katılmak,
  •     İngilizceni geliştirecek mobil uygulamalar kullanmak,
  •     İngilizce düşünmek, kendinle İngilizce konuşmak…

Efektif bir şekilde plajda da İngilizce çalışmak istersen, yan tarafta yer alan formu doldurarak online İngilizce kursumuz hakkında bilgi alabilirsin.

plajda kullanılabilecek ingilizce kalıplar

Plajda Kullanılabilecek İngilizce Kalıplar

  •     It’s a hot day, isn’t it? (Sıcak bir gün, değil mi?)
  •     Would you like to join us for a beach picnic? (Plaj pikniği için bize katılmak ister misiniz?)
  •     Do you know if there are any lifeguards on duty? (Görevli cankurtaranların olup olmadığını biliyor musunuz?)
  •     I forgot my beach towel, can I borrow yours? (Plaj havlumu unuttum, seninkini ödünç alabilir miyim?)
  •     Let’s go for a stroll along the shoreline. (Kıyı boyunca yürüyüşe çıkalım.)
  •     Do you have any beach games like beach ball or frisbee? (Plaj topu veya frizbi gibi plaj oyunlarınız var mı?)
  •     The water is so clear and inviting. (Su çok berrak ve davetkar.)
  •     Could you take a photo of us, please? (Bize bir fotoğraf çekebilir misiniz, lütfen
  •     Do you know if there are any good snorkeling spots around here? (Burada iyi bir şnorkelle dalış yapılacak yerlerin olduğunu biliyor musunuz?)
  •     I love the feeling of sand between my toes. (Ayak parmaklarım arasındaki kum hissini çok seviyorum.)
  •     Let’s enjoy the sunset over the sea. (Deniz  üzerindeki gün batımının tadını çıkaralım.)
  •     Do you have any recommendations for local seafood restaurants? (Yerel deniz ürünleri restoranları için herhangi bir öneriniz var mı?)
  •     The waves are perfect for surfing today. (Dalgalar bugün sörf yapmak için mükemmel.)
  •     Can you help me set up an umbrella? ( Bana şemsiye kurmamda yardımcı olabilir misiniz?)
  •     I’m going to take a dip in the water, care to join? ( Suya dalacağım, katılmak ister misiniz?)

Bu ifadeler, plajda kullanabileceğin yaygın İngilizce cümlelerden sadece birkaçıdır. Bu kalıpları kullanarak iletişim kurabilir, insanlarla etkileşimde bulunabilir ve plajda İngilizce pratik yapabilirsin. İhtiyaçlarına ve plaj aktivitelerine bağlı olarak bu kalıpları değiştirebilir veya uyarlayabilirsin. 

Yaz aylarında, plajda ya da istediğin yerde İngilizce öğrenmek için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

plajda geçen örnek ingilizce diyalog

Plajda Geçen Örnek İngilizce Diyalog

Bu başlıkta plajda yapılabilecek olası bir diyalogtan bahsedeceğiz. Bu diyaloğu okuduktan sonra buna benzer bir diyalog oluşturabilir, İngilizce sohbet becerilerini geliştirebilirsin. Özellikle İngilizce konuşmaktan çekinen biriysen devamlı diyalog oluşturmak, zihninden İngilizce konuşmak senin için oldukça faydalı olacaktır.

Emma: Hey, Alex! The weather looks amazing today, and I was thinking about going to the beach. Wanna join me?

(Hey, Alex! Bugün hava harika görünüyor ve ben sahile gitmeyi düşünüyorum. Bana katılmak ister misin?)

Alex: Hi, Emma! That sounds like a fantastic idea! Definitely some sun and sea breeze are good for me. What time are you thinking of heading there?
(Selam, Emma! Bu kulağa harika bir fikir gibi geliyor! Kesinlikle biraz güneş ve deniz meltemi bana iyi gelir. Oraya ne zaman gitmeyi düşünüyorsun?)

Emma: I was thinking of leaving around 10 am. We can grab some snacks and drinks on the way.

(Sabah on gibi çıkmayı düşünüyorum. Biraz atıştırmalık ve içecek alarak yola koyulabiliriz.)

Alex: Perfect! I’ll bring some beach towels and sunscreen. By the way, are you up for some beach games? Maybe beach volleyball or frisbee?

(Mükemmel! Ben güneş kremi ve biraz plaj havlusu getireceğim. Bu arada, plaj oyunlarını sever misin?)

Emma: Oh, absolutely! Beach volleyball sounds so much fun! We can form teams and have a mini-tournament.

(Oh, kesinlikle! Plaj voleybolu kulağa çok eğlenceli geliyor! Takım oluşturabilir ve mini-turnuva yapabiliriz.)

Alex: Great! I’ll invite a couple more friends. The more, the merrier! What about a beach picnic for lunch? I’ll pack some sandwiches and fruits.

(Harika! Birkaç arkadaşımı daha davet edeceğim. Ne kadar çok, o kadar iyi! Öğlen için plaj pikniğine ne dersin? Biraz sandviç ve meyve paketlerim.)

Emma: Yum! That sounds delightful. I’ll bring some chips and refreshing drinks too. And hey, we shouldn’t forget our beach umbrellas for some shade.

(Leziz! Kulağa lezzetli geliyor. Ben de biraz cips ve ferahlatıcı içecekler getireceğim Ve bir de, plaj şemsiyesi ve gölgelik getirmeyi unutmamalıyız.)

Alex: You’re right. We don’t want to get too sunburned. I’ll make sure to pack them as well. Oh, and don’t forget your beach hat and sunglasses!

(Haklısın. Güneş yanığı olmak istemeyiz. Onları getirdiğimden emin olacağım. Oh, ve plaj şapkası ve güneş gözlüğü getirmeyi unutma!)

Emma: Thanks for the reminder! I’ll grab them before leaving.

(Hatırlatma için teşekkür ederim. Çıkmadan onları alacağım.)

Emma: I can’t wait for this beach day. It’s going to be a blast!

(Bu sahil günü için sabırsızlanıyorum. Efsane olacak!)

Alex: Me neither, Emma. I’m really looking forward to it. I’ll see you at 10 a.m. sharp!

(Ben de Emma, gerçekten dört gözle bekliyorum. Sabah onda görüşmek üzere!)

Emma: See you then, Alex! Get ready for an amazing day at the beach!

(Sonra görüşürüz Alex! Plajda harika bir gün için hazırlan!)

İngilizce Organ İsimleri ve Türkçe Çevirileri

Sağlıklı bir insan vücudunda 78 adet organ bulunmaktadır. Bu organları hem anadilimizde hem de öğrendiğimiz diğer dillerde bilmek de oldukça önemlidir. Sağlıkla ilgili yaşadığımız sıkıntılarda veya olası bir durumda organlardan bahsetmek gerektiğinde kendimizi doğru şekilde ifade edebilmemiz için İngilizce organ isimlerini öğrenmek hayati önem taşır. Bu yazıda İngilizce organ isimlerinden, bu isimlerin cümle içinde kullanımından ve kısaca işlevlerinden bahsedeceğiz.

İngilizce Organ İsimleri

Bu başlıkta İngilizce organ isimlerinden ve Türkçelerinden bahsedeceğiz. Bazı organlar size yabancı geliyorsa üzülmeyin. Bu organlar günlük hayatta çok sık karşımıza çıkmayan organlardır.

  • Adrenal Glands – Adrenal Bezler
  • Anus – Anüs
  • Appendix – Apandisit
  • Arteries – Arterler
  • Bladder – Mesane
  • Bone Marrow – Kemik İliği
  • Bones – Kemikler
  • Brain – Beyin
  • Bronchi – Bronşlar
  • Bulbourethral glands – Ampulla bezleri
  • Capillaries – Kapillerler
  • Cerebellum – Beyincik
  • Cervix – Rahim Boyun Kısmı
  • Clitoris – Klitoris
  • Colon – Kolon
  • Diaphragm – Diyafram
  • Ears – Kulaklar
  • Eyes – Gözler
  • Fallopian Tubes – Fallop Tüpleri
  • Gallbladder – Safra Kesesi
  • Genitals – Genital Organlar
  • Hair follicle – Saç Folikülü
  • Heart – Kalp
  • Hypothalamus – Hipotalamus
  • Intestines (small and large) – Bağırsaklar (İnce ve Kalın)
  • Joints – Eklem
  • Kidneys – Böbrekler
  • Larynx – Gırtlak
  • Ligaments – Bağlar
  • Liver – Karaciğer
  • Lungs – Akciğerler
  • Lymph Nodes – Lenf Nodları
  • Lymphatic vessel – Lenfatik damar
  • Mammary Glands – Meme Bezleri
  • Mesentery – Mezenter
  • Mouth – Ağız

Online İngilizce kursumuz hakkında bilgi almak için yan tarafta yer alan formu doldurabikirsin.

ingilizce organ isimlerini hızlı bir şekilde öğren

  • Nails – Tırnaklar
  • Nasal Cavity – Burun Boşluğu
  • Nerves – Sinirler
  • Nose – Burun
  • Oesophagus / Esophagus – Yemek Borusu
  • Ovaries – Yumurtalıklar
  • Pancreas – Pankreas
  • Parathyroid Glands – Paratiroid Bezleri
  • Penis – Penis
  • Pharynx – Yutak
  • Pineal Gland – Epifiz Bezi
  • Pituitary Gland – Hipofiz Bezi
  • Placenta – Plasenta
  • Prostate – Prostat
  • Rectum – Rektum
  • Salivary Glands – Tükürük Bezleri
  • Scrotum – Skrotum
  • Seminal vesicles – Seminal Kesecikler
  • Skin – Deri
  • Skeletal Muscles – İskelet Kasları
  • Small Intestine – İnce Bağırsak
  • Spinal Cord – Omurilik
  • Spleen – Dalak
  • Stomach – Mide
  • Subcutaneous tissue – Deri Altı Dokusu
  • Teeth – Dişler
  • Testes – Testisler
  • Thyroid – Tiroid
  • Tongue – Dil
  • Tonsils – Bademcikler
  • Trachea – Soluk Borusu
  • Urethra – Üretra
  • Ureters – Üreterler
  • Uterus – Rahim
  • Vagina – Vajina
  • Vas deferens – Vas deferens
  • Veins – Venler
  • Vestigial organ – Atavistik organ
  • Vulva – Vulva

İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek için hemen yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

ingilizce organlar hakkında ilginç bilgiler

İngilizce Organlar Hakkında İlginç Bilgiler

  • Kalp, günde yaklaşık 100.000 kez atar ve vücuda yaklaşık 2.000 galon (7.571 litre) kan pompalar.
  • Yaygın bir inanışın aksine, kalp göğsün ortasında değil, hafifçe sol taraftadır.
  • Akciğerlerin yüzey alanı yaklaşık olarak bir tenis kortu büyüklüğündedir ve etkili bir gaz değişimi sağlar.
  • Sol akciğer, kalbe yer açmak için sağ akciğerden biraz daha küçüktür.
  • İnsan beyni, yaklaşık 86 milyar nöron içeren vücuttaki en karmaşık organdır.
  • Sadece yaklaşık 3 pound (1,4 kilogram) ağırlığında olan beyin, vücudun toplam enerjisinin yaklaşık %20’sini kullanır.
  • Karaciğer, iç organlar arasında en büyük olanıdır ve detoksifikasyon, metabolizma ve besin depolama gibi 500’den fazla temel fonksiyona sahiptir.
  • Karaciğer, vücutta kendini yenileyebilen tek organdır. Eğer karaciğerin bir kısmı hasar görür veya cerrahi olarak çıkarılırsa, orijinal boyutuna geri dönebilir.
  • Her bir böbrek, kanın atıklarını ve fazla sıvıyı çıkarmaya yardımcı olan yaklaşık bir milyon küçük filtre olan nefronları içerir.
  • Böbrekler, vücudun sıvı dengesini korumaya ve atık ürünleri elimine etmeye yardımcı olan idrarı üretir.
  • Midenin iç yüzeyi, kendini mide asidinin aşındırıcı etkisinden korumak için bir tabaka mukoza üretir.
  • Boş olduğunda, mide yaklaşık 50 mililitre kapasiteye sahiptir, ancak büyük bir yemekten sonra 4 litreye kadar yiyecek ve sıvı tutabilen şekilde genişleyebilir.
  • Deri, vücudun en büyük organıdır ve patojenlere ve zararlı maddelere karşı koruyucu bir bariyer görevi görür.
  • Ortalama bir yetişkinin yaklaşık 22 metrekare (2 metrekare) derisi vardır ve yaklaşık 6 pound (2,7 kilogram) ağırlığındadır.
  • İnsan gözü yaklaşık 10 milyon farklı rengi ayırt edebilir ve beyin bunu farkında olmadan işleyebilir.
  • Gözün saydam ön kısmı olan kornea, vücutta kan damarları içermeyen tek dokudur.,
  • İnsan vücudu 206 kemik içerir ve destek sağlar, organları korur ve hareketi mümkün kılar.
  • Bazı kemiklerin merkezinde bulunan kemik iliği, kırmızı ve beyaz kan hücrelerini üretmekten sorumludur.
  • İnsan vücudunda 600’den fazla kas bulunur ve istemli ve istemsiz hareketlere izin verir.
  • Vücuttaki en güçlü kas ise çiğnemeden sorumlu olan çene kası masseter kasıdır.

Organ İsimleri ile İlgili Örnekler

  1. The heart pumps blood throughout the body, ensuring oxygen and nutrients reach all cells.
  2. The lungs are responsible for the exchange of oxygen and carbon dioxide during breathing.
  3. The brain controls our thoughts, emotions, and coordinates bodily functions.
  4. The liver detoxifies harmful substances, produces bile for digestion, and stores essential nutrients.
  5. The kidneys filter waste products from the blood and regulate fluid balance.
  6. The stomach breaks down food with acids and enzymes to aid in digestion.
  7. The pancreas produces enzymes for digestion and regulates blood sugar levels.
  8. The intestines absorb nutrients from digested food and eliminate waste.
  9. The skin serves as a protective barrier and regulates body temperature.
  10. The eyes allow us to see and perceive the world around us.
  11. The ears enable us to hear and maintain balance.
  12. The nose helps us to smell and plays a role in the sense of taste.
  13. The mouth is where digestion begins, and it is responsible for chewing and tasting food.
  14. The tongue aids in speech, swallowing, and detecting flavors.
  15. The teeth chew and break down food for digestion.
  16. The bones provide support, protect organs, and enable movement.
  17. The muscles allow us to move and perform various activities.
  18. The skin is the largest organ and plays a role in sensation and temperature regulation.
  19. The blood carries oxygen, nutrients, and hormones throughout the body.
  20. The lymph nodes help filter and fight against infections in the body.
  1. Kalp, oksijen ve besin maddelerinin tüm hücrelere ulaşmasını sağlayarak vücut boyunca kan pompalar.
  2. Akciğerler, solunum sırasında oksijen ve karbondioksit değişiminden sorumludur.
  3. Beyin, düşüncelerimizi, duygularımızı kontrol eder ve vücut fonksiyonlarını koordine eder.
  4. Karaciğer, zararlı maddeleri detoksifiye eder, sindirim için safra üretir ve önemli besinleri depolar.
  5. Böbrekler, kanın içindeki atık ürünleri filtre eder ve sıvı dengesini düzenler.
  6. Mide, sindirimde asitler ve enzimler kullanarak yiyecekleri parçalar.
  7. Pankreas, sindirim enzimleri üretir ve kan şekerini düzenler.
  8. Bağırsaklar, sindirilmiş yiyeceklerden besinleri emer ve atık ürünleri atar.
  9. Deri, koruyucu bir bariyer görevi görür ve vücut sıcaklığını düzenler.
  10. Gözler, bize görme yeteneği sağlar ve çevremizi algılamamızı sağlar.
  11. Kulaklar, işitmeyi sağlar ve dengeyi korur.
  12. Burun, koklama yetimizi kullanmamıza yardımcı olur ve tat duyusunda rol oynar.
  13. Ağız, sindirimin başladığı yerdir ve çiğneme ve tat alma işlemlerinden sorumludur.
  14. Dil, konuşma, yutma ve tatları algılama konusunda yardımcı olur.
  15. Dişler, yiyecekleri çiğnemek ve sindirime hazırlamak için kullanılır.
  16. Kemikler, destek sağlar, organları korur ve hareketi mümkün kılar.
  17. Kaslar, hareket etmemizi ve çeşitli aktiviteleri gerçekleştirmemizi sağlar.
  18. Deri, en büyük organdır ve hissetme ve sıcaklık düzenlemesinde rol oynar.
  19. Kan, vücut boyunca oksijen, besin maddeleri ve hormonları taşır.
  20. Lenf bezleri, vücutta enfeksiyonları filtre eder ve mücadele eder.

İngilizce organları öğrenmek ve İngilizce çalışmak için yan taraftaki formu doldurarak ilk adımı atabilirsin.

ingilizce organ isimlerinin kullanımı

İngilizce Organ İsimlerinin Kullanımı

Kate: Hey, how was your doctor’s appointment? (Hey, doktor randevun nasıldı?)

Lauren: It went well! The doctor checked all my vital organs like the heart, liver, intestines, brain, pancreas, kidneys, eyes, and small intestine.

(Harika gitti. Doktor kalp, ciğer, bağırsaklar, beyin, pankreas, böbrekler, gözler, ve ince bağırsaklarım gibi tüm yaşamsal organlarımı kontrol etti.)

Kate: That’s great! It’s important to have a thorough checkup. Did the doctor find anything unusual?
(Bu harika! Baştan sona bir kontrolde geçmek önemli. Doktor alışılmadık bir şey buldu mu?)

Lauren: Thankfully, everything seemed to be in good shape. My heart was healthy, and there were no signs of liver or kidney issues. The doctor also examined my eyes and said they were in good condition.

(Şükürler olsun ki, her şey gayet iyi görünüyordu. Kalbim sağlıklıydı ve böbrek rahatsızlıklarına dair bir işaret yoktu. Doktor ayrıca gözlerimi de kontrol etti ve gayet iyi olduklarını söyledi.)

Kate: That’s a relief. Our organs work together to keep us healthy, so it’s important to take care of them. Did you discuss any specific concerns with the doctor?

(Bu rahatlatıcı. Organlarımız bizi sağlıklı tutmak için birlikte çalışıyor bu yüzden onlara iyi bakmak önemli. Doktorla özel bir problem üzerine tartıştınız mı?)

Lauren: Well, I mentioned that I’ve been having occasional stomach discomfort, so the doctor paid extra attention to my small intestine and pancreas. They didn’t find anything alarming, but they recommended keeping an eye on my diet and avoiding foods that could trigger digestive issues.

(Ara sıra mide rahatsızlığı yaşadığımdan bahsettim, bu yüzden doktor ince bağırsaklarıma ve pankreasıma fazladan ilgi gösterdi. Önemli bir bulguya rastlamadılar ama sindirimimi tetikleyecek besinler uzak durmamı ve diyetime dikkat etmem gerektiğini söylediler.)

Kate: It sounds like you had a comprehensive checkup. It’s great that your doctor addressed all these vital organs.

(Kapsayıcı bir kontrol yaptırmışsın gibi duruyor. Doktorun tüm yaşamsal organlarına bakması harika olmuş.)

Lauren: Absolutely! I’m grateful for the thorough examination.

(Kesinlikle! Kapsayıcı muayene için minettarım.) 

Bu yazıda İngilizce organ isimlerinden, organlar hakkında ilginç bilgilerden ve cümle içerisinde kullanımlarından bahsettik. Organlarımız bizim için çok önemli olduğu gibi, olası durumlarda organlarımız hakkında kendimizi ifade edebilmek de bir o kadar önemlidir.

Tüm organların ismine hakim olmasan bile yaşamsal organlarını öğrenmen ve kendini ifade edebilmek için mutlaka pratik yapman gerekir. İngilizce pratiğini nasıl yapacağını henüz kararlaştırmadıysan blog adresimizi ziyaret edebilir, İngilizce öğrenmek hakkında tüm ipuçlarına ulaşabilirsin. Bir sonraki yazıya geçmek için aşağıdaki linke tıklayabilirsin!

İngilizce öğrenmek için hemen yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

S İle Başlayan Phrasal Verb’ler ve Türkçe Karşılıkları

Phrasal verbler, bir fiilin bir preposition (edat) veya bir partikül ile bir araya gelerek yeni anlamlar oluşturduğu yapılar olarak tanımlanıyor. Örnek olarak, “get up” (kalkmak), “take off” (kalkmak/uçmak) ve “put on” (giymek) gibi phrasal verb’leri verebiliriz.

Neden Phrasal Verb’leri Öğrenmeliyiz?

Phrasal verb’leri öğrenmenin birçok faydası var. İlk olarak, günlük İngilizce konuşma dilinde sıkça kullanılırlar. Bir konuşma sırasında phrasal verbleri kullanmak İngilizceyi daha akıcı kullanmana yardımcı olur. Aynı zamanda, İngilizce metinleri okurken veya İngilizce şarkıları dinlerken karşılaşabileceğin phrasal verb’leri anlamak, kavrama yeteneğini artırır.

İkinci olarak, phrasal verbler, sadece kelime anlamlarını öğrenmekten daha fazlasını gerektirir. Her phrasal verb, orijinal fiilin anlamından farklı bir anlam taşıyabilir. Bu nedenle, phrasal verb’leri öğrenirken, kelimenin kendisinden ziyade phrasal verb olarak nasıl kullanıldığına odaklanman önemlidir. Bu, sözcük dağarcığını genişletir ve dilbilgisel becerilerini geliştirir.

Open English İle Kolayca İngilizce Öğren!

İngilizce öğrenmek, dünya çapında iş fırsatlarına, kültürel deneyimlere ve iletişim becerilerini geliştirmeye olanak tanır. Ama özellikle phrasal verb’ler gibi dilin karmaşık yönleriyle uğraşırken, doğru rehberlik ve etkili bir eğitim önemlidir. İşte bu noktada, Open English dil kursu senin için ideal bir çözüm sunuyor!

Phrasal verb’ler, İngilizcede sıkça kullanılan ve günlük konuşmalarda yaygın olarak karşımıza çıkan ifadelerdir. Ancak, bu ifadelerin anlamını kavramak, kullanım kontekstini anlamlandırmak ve doğru bir şekilde kullanmak başlangıç seviyesindeki öğrenciler için bile zorlayıcı olabilir. 

Open English, phrasal verb’leri anlamanı ve kullanmanı kolaylaştıran özel dersler ve kaynaklar sunan online bir dil kursu. Bu haliyle yoğun bir yaşam tarzına sahip olanlar için mükemmel bir seçenek. İhtiyacına uygun olarak ders saatlerini belirleyebilir ve öğrenme hızını kontrol edebilirsin. Phrasal verb’leri öğrenmek için herhangi bir zamanda ve herhangi bir yerden erişim sağlayabilirsin.

Profesyonel öğretmenlerle İngilizce çalışıp dil becerilerini geliştirmek senin elinde!

Şimdi Open English’e katıl ve İngilizce öğrenmenin keyfini çıkar!

s ile başlayan phrasal verbler

S İle Başlayan Phrasal Verb’ler

Phrasal verb’ler serisinde bu yazıda ‘S’ harfi var. S harfiyle başlayan phrasal verb’leri senin için listeledik. Şimdiden iyi çalışmalar 

Settle down (Yerleşmek)

After years of traveling, John decided to settle down in a small town.(Yıllarca seyahat ettikten sonra, John küçük bir kasabada yerleşmeye karar verdi.)

Show off (Hava atmak) 

She loves to show off her new car to her friends. (Arkadaşlarına yeni arabasını göstermek için can atıyor.)

Stand out (Sıyrılmak, dikkat çekmek) 

His unique fashion sense makes him stand out in a crowd. (Benzersiz moda anlayışı onun kalabalık içinde dikkat çekmesini sağlar.)

Set up (Kurmak)

They’re planning to set up their own business next year. (Gelecek yıl kendi işlerini kurmayı planlıyorlar.)

Speak up (Sesini yükseltmek)

 If you have something to say, don’t be afraid to speak up. (Söyleyecek bir şeyin varsa, cesaretini topla ve sesini yükselt.)

Shut down (Kapatmak)

The company had to shut down due to financial difficulties. (Şirket, mali zorluklar nedeniyle kapanmak zorunda kaldı.)

Show up (Gözükmek, ortaya çıkmak)

He didn’t show up for the meeting, and everyone was worried. (Toplantıya gelmedi ve herkes endişelendi.)

Set off (Yola çıkmak) 

We set off early in the morning to avoid traffic. (Trafiği önlemek için sabah erken yola çıktık.)

Stand up (Ayakta durmak)

Please stand up and introduce yourself to the class. (Lütfen ayağa kalk ve sınıfa kendini tanıt.)

İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek için tek yapman gereken yanda yer alan formu doldurmak!

s ile başlayan phrasal verb listesi ikinci kısım

Step in (Araya girmek, müdahale etmek)

The teacher had to step in and resolve the conflict between the students.(Öğretmen, öğrenciler arasındaki çatışmaya müdahale etmek zorunda kaldı ve çözüm buldu.)

Stand for (Temsil etmek)

The initials “USA” stand for the United States of America. (USA kısaltması Amerika Birleşik Devletlerini temsil eder.)

Set out (Yola çıkmak, başlamak)

We set out on our journey early in the morning. (Sabahın erken saatlerinde yolculuğumuza başladık.)

Speak out (Dile getirmek, açıkça söylemek)

It’s important to speak out against injustice. (Haksızlığa karşı açıkça konuşmak önemlidir.)

Settle for (Razı olmak)

I wanted a new car, but I settled for a used one. (Yeni bir araba istedim, ama kullanılmış bir taneyle yetindim.)

Sign up (Kaydolmak)

They signed up for the cooking class to learn new recipes. (Yeni tarifler öğrenmek için yemek pişirme kursuna kayıt oldular.)

Stand by (Desteklemek, yanında olmak)

I’ll stand by you no matter what happens. (Ne olursa olsun senin yanında olacağım.)

Switch off (Kapatmak, söndürmek)

Don’t forget to switch off the lights before leaving the room. (Odadan ayrılmadan önce ışıkları kapatmayı unutma.)

Show around (Gezdirmek, tanıtmak)

The guide showed us around the historic city. (Rehber bizi tarihi şehirde gezdirdi ve tanıttı.)

Settle in (Alışmak, yerleşmek)

It took a while for them to settle in their new home. (Yeni evlerine alışmaları biraz zaman aldı.)

Settle up (Hesabı ödemek) 

Let’s settle up the bill before we leave the restaurant. (Restorandan ayrılmadan önce hesabı ödeyelim.)

İngilizce öğrenmek için en doğru yolu yan taraftaki formu doldurarak öğrenebilirsin.

s ile başlayan phrasal verb listesi üçüncü kısım

Stand off (Çekişmek, mücadele etmek)

The two teams had a fierce stand off on the soccer field. (İki takım, futbol sahasında şiddetli bir çekişme yaşadı.)

Show in (İçeri almak)

The receptionist showed the visitor into the meeting room. (Resepsiyonist ziyaretçiyi toplantı odasına aldı.)

Set in (Başlamak, hüküm sürmek)

Winter has set in, and the temperatures have dropped significantly. (Kış başladı ve sıcaklıklar önemli ölçüde düştü.)

Step out (Dışarı çıkmak)

I need to step out for a moment to make a phone call. (Bir telefon görüşmesi yapmak için bir anlığına dışarı çıkmam gerekiyor.)

Show off (Gösteriş yapmak)

He always shows off his expensive watch whenever he gets a chance. (Her fırsatta pahalı saatinin gösterişini yapar.)

Set aside (Ayırmak, bir kenara koymak)

It’s important to set aside some time for relaxation and self-care. (Rahatlama ve kendine bakım için biraz zaman ayırmak önemlidir.)

Stand up for (Savunmak)

I will always stand up for my friends when they need support. (Arkadaşlarımı her zaman desteklemek için dik duracağım.)

Speak up for (Savunmak, haklarını dile getirmek)

It’s important to speak up for those who cannot speak for themselves. (Kendini savunamayanlar için ses çıkarmak önemlidir.)

Set off (Tetiklemek, başlatmak) 

The alarm clock set off a loud noise, waking everyone up. (Alarm saati yüksek bir sesle çalınca herkes uyanmış oldu.)

İngilizce dil kursumuz hakkında detaylara ulaşmak için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

Yaz Tatillerinde İngilizce Öğrenme İpuçları

Yaz tatilleri hem İngilizce öğrenmek hem de boş vakitlerini değerlendirebilmek için çok iyi bir seçenektir. Eğer sen de yaz tatillerini yeni bir hobiye başlamak, yeni bir dil öğrenmek için değerlendirmekten hoşlanıyorsan bu içerik tam sana göre! Bu yazıda yaz tatilinde İngilizce öğrenme ipuçlarından bahsedeceğiz.

Temel seviyede İngilizce öğrenmek ve karşındakini anlamak için ortalama 1500 kelime öğrenmen gerektiğini biliyor muydun? Bu sayı kulağa oldukça az geliyor değil mi? Doğru ve düzenli çalışma ile birlikte temel-orta düzeyde İngilizce öğrenmek yaklaşık olarak altı ay sürer. İlk üç ay yaz tatilini İngilizce dilinin mantığını kavramak, temel seviyelerde kelimeler öğrenmek, kelimelerin kullanım şeklini ve cümle yapısını öğrenmek için harcayabilir, kalan 3 ay İngilizce pratiği ile birlikte İngilizcede kolaylıkla gelişebilirsin!

Altı ayın sonunda ise dilersen İngilizceni ileri seviyeye taşımak için çalışmaya devam edebilir, dilersen de İngilizce öğrenimini tamamlayabilirsin.

ingilizce öğrenmeyi öğrenmek

İngilizce Öğrenmeyi Öğrenmek

Günümüzde bir dil öğrenme konusunda sorun yaşayan çoğu kişinin ortak problemi öğrenmeyi öğrenmemiş olmaktır. Her kişinin öğrenme şekli farklıdır. Kimileri dinleyerek, kimileri konuşarak kimileri ise yazarak daha iyi öğrenir.

Dinleyerek öğrenen biri olduğunu düşünüyorsan, çeşitli dizi, film, podcast gibi seçeneklerden yararlanarak İngilizce öğrenimini ilerletebilir, İngilizceyi dinleme ağırlıklı çalışabilirsin.

Konuşarak öğrenen biri olduğunu düşünüyorsan, yabancı arkadaşlar edinebilir, turistlerle konuşabilir, yurtdışı problemlerine katılabilir (AIESEC, Erasmus vs.) veya İngilizce öğrenmek için sohbet edebileceğin uygulamalara göz atabilirsin.

Yazarak öğrenen biri olduğunu düşünüyorsan, öğrendiğin kelimelerle cümle oluşturma, hikâye oluşturma gibi pratiklere ağırlık verebilirsin. Ancak bunu yaparken bir kelimeyi beş defa yazmak gibi işe yaramayan, vakit kaybı etkinliklerden uzak durmalısın.

Bununla birlikte doğru öğrenmeyi sağlamak için yalnızca bir yöntemle çalışmamalı, tüm süreç boyunca her yöntemi kullanmaya özen göstermelisin. Örneğin, yalnızca dinleme ile İngilizce öğrenmeye çalışırsan ilerleyen süreçlerde yazma yeteneğin oldukça düşük olacaktır. Aynı şekilde konuşarak bir dil öğrendiğinde dil bilgini yeterince geliştiremeyecek, resmi kurumlarda veya yazışmalarında İngilizceyi akıcı şekilde kullanmak senin için oldukça zorlayıcı olacaktır.

İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

İngilizce Hedef Tablosu Hazırlamak

Yeni bir dil öğrenmek motivasyon gerektiren bir serüvendir. Bu serüven boyunca motivasyonunu kaybetmemek için kendine bir hedef tablosu hazırlamak sana oldukça yardımcı olacaktır. Bu hedef tablosunda İngilizce öğrenirken izleyeceğin adımlar yer almalıdır. Hedef tablosunu hazırlarken zorlanacağını düşünüyorsan senin için hazırladığımız örnek tabloya göz atabilirsin:

  1. Temel kelimeleri ve ifadeleri öğreneceğim. (Biriyle iletişime geçmek için en sık kullanılan ifadeleri ve kelimeleri öğrenmek başlangıçta oldukça yardımcı olacaktır.)
  2. İngilizce hakkında meraklanmak için ilginç bilgilere göz atacağım. (Eğer dillerin anatomisine yönelik ilgin varsa bu hedefe mutlaka yer vermelisin. Bu sayede hem genel kültürünü geliştirebilir hem de İngilizce öğrenmek için kendine yeni sebepler bulmuş olursun. Bu hedef isteğe bağlıdır.)
  3. Kelime telaffuzu ve fonetik pratiği yapacağım. (İngilizce öğrenmenin en önemli kısımlarından biri doğru telaffuz ve fonetiktir. Fonetik bir harf okunduğunda duyulan ses, ses bilgisi anlamına gelir. Örneğin harflerin okunuşunu öğrenmek için alfabe üzerinde pratik yapabilir, ardından kelime içinde kullanımını öğrenmeye geçebilirsin.
  4. Temel dilbilgisi kurallarını öğreneceğim. (Kendini sıkmadan, gün içinde belli vakitlerde dilbilgisi çalışarak İngilizceni bir adım öteye taşıyabilirsin.)
  5. İngilizce pratiğimi geliştirebilecek uygulamalar bulacağım, kullanacağım. (İngilizce öğrenmek için yalnızca İngilizceye ders gibi çalışmak yeterli gelmeyecektir. Pratiğinizi geliştirecek mobil uygulamalar kullanmak, yararlı yazılımlar ve web sitelerinden faydalanmak da İngilizce öğrenmeyi sizin için hem eğlenceli hem de daha kolay hâle getirecektir.
  6. Temel İngilizceyi (A1-A2) … ay sonra öğrenmiş olacağım. (Kendine bunun gibi hedefler koymak da tüm bu süreç boyunca oldukça faydalı olacaktır.)

ingilizce dinleme pratiği yapmak - yaz tatillerinde ingilizce öğrenme

İngilizce Dinleme Pratiği Yapmak

Yeni bi dil öğrenmenin olmazsa olmazı dinleme pratiği yapmaktır. Bir diyaloğu dinlemek sana birçok şey öğretir. Konuşma esnasında karşı tarafın verdiği söylem belirleyicileri (discourse markers), kelime kısaltmaları ve telaffuzları gibi birçok şeyi aynı anda öğrenebilirsin.

Dinleme pratiği yaparken sıkılmamak ve gerçek hayata yönelik pratik yapabilmek için çizgi filmlerden, çocuklar için hazırlanan dizilerden, müziklerden ve günlük hayatı anlatan dizileri izleyebilirsin.

Dinleme pratiği yapabileceğin bazı diziler:

  • The Amazing World of Gumball
  • Regular Show
  • Phineas ve Ferb
  • Hannah Montana
  • İyi Şanslar Charlie
  • Jessie
  • Modern Family
  • Friends
  • The Big Bang Theory
  • The Good Place

Gittiğin Her Yerde İngilizce Pratik Yap

İngilizceyi sıradan bir ders olarak görüp düzenli not alarak çalışmak doğru bir İngilizce öğrenme şekli değildir. İngilizce öğrenme sürecin boyunca İngilizceyi hayatının bir parçası hâline getirmek pratiğini geliştirecektir. Örneğin, yazın gittiğin bir müzede İngilizce açıklamaları da mutlaka okumalı ve Türkçe açıklaması ile kıyaslamalısın.

Bu şekilde hem bilmediğin kelimeleri öğrenebilir, hem de keyif aldığın bir aktivitenin yanında İngilizceni geliştirmiş olursun. Yalnızca gittiğin yerlerdeki İngilizce kelimelere dikkat ederek bile istemediğin kadar kelime öğrenmiş olursun.

yaz tatillerinde ingilizce öğrenme ipuçları - ingilizceyi emin ellerde öğren

İngilizceyi Emin Ellerde Öğren

İngilizce öğrenmek her ne kadar kolay olsa da gideceğin kurslar veya alacağın takviyeler İngilizce öğrenmeni zorlaştırabilir, hatta İngilizceden soğumana dahi sebebiyet verebilir. Bu sebeple başından sonuna kadar İngilizceyi doğru şekilde severek öğrenmeni sağlayacak olan kişilerle çalışman gerekir.

Open English sayesinde İngilizceyi ana dili İngilizce olan eğitmenlerle, sana özel hazırlanan öğrenme programlarıyla kolaylıkla öğrenebilirsin! Open English öğrenmeni kolaylaştıracak her türlü işi senin yerine halleder ve sana yalnızca öğrenmek kalır.

Nasıl mı? İşte Open English’in sana sunduğu özel fırsatlar:

  • 7/24 sınırsız canlı sınıflar
  • Ana dili İngilizce olan eğitmenler
  • Bilgisayar ya da uygulamadan 7/24 erişim
  • Kişiye özel çalışma planı
  • WhatsApp üzerinden danışman desteği
  • Yerleştirme sınavı
  • İnteraktif araçlar
  • Telaffuz pratikleri
  • Anında düzeltme, yardım
  • Profesyoneller için iş İngilizcesi
  • IELTS, TOEFL, TOEIC sınavlarına hazırlık
  • Ücretsiz Lingua Skill İngilizce Seviye Belirleme Testi (Cambridge)
  • Birebir özel sınıflar

Bu yazıda yaz tatillerinde İngilizce öğrenme yöntemlerinden bahsettik. Daha fazla İngilizce öğrenme ipuçları için Open English blog sayfasını takip edebilir, İngilizce çalışmaya başlamak için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

İngilizce Ders İsimleri ve Türkçe Karşılıkları

İngilizce öğrenmeye başlarken ilk gösterilen konulardan bir tanesi de İngilizce ders isimleridir. Özellikle okul müfredatları değerlendirildiğinde temel konulardan hemen sonra okul araç gereçleri, ders isimleri gibi konular gelir. İster henüz okul çağında bir öğrenci olun ister okul hayatını tamamlamış biri olun genel kültürünüzü genişletmek ve okula dair konulardan konuşabilmek için derslerin İngilizcesini bilmeniz oldukça önemlidir. Bu yazıda öncelikle temel derslerden ve ardından bu derslerin yan dallarından ve onu kapsayan ders isimlerinden bahsedeceğiz.

İngilizce Ders İsimleri

  • Turkish Language and Literature: Türk Dili ve Edebiyatı
  • Mathematics: Matematik
  • Natural Sciences: Fen Bilimleri
  • Social Sciences: Sosyal Bilimleri
  • Foreign Languages: Yabancı Diller

English İngilizce, German Almanca, French Fransızca, Spanish İspanyolca, Arabic Arapça

  • Arts: Görsel Sanatlar,
  • Physical Education Beden Eğitimi: This subject covers the topics of physical fitness, health, sportsmanship, teamwork, etc.
  • Elective Subjects Seçmeli Dersler:

ingilizce ders isimleri - computer science

Computer Science (Bilgisayar Bilimi), literature (Edebiyat), art history (Sanat Tarihi)

  • Physics: Fizik
  • Chemistry: Kimya
  • Biology: Biyoloji
  • Geometry: Geometri
  • Astronomy: Astronomi
  • Geology: Yerbilim
  • History: Tarih
  • Geography: Coğrafya
  • Philosophy: Felsefe
  • Sociology: Sosyoloji
  • Psychology: Psikoloji
  • Economics: İktisat
  • Painting: Resim
  • Sculpture: Heykel
  • Photography: Fotoğrafçılık
  • Music: Müzik
  • Drama: Drama
  • Dance: Dans
  • Diction and oratory: Diksiyon ve hitabet
  • Logic: Mantık

İngilizce öğrenmek için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak!

ingilizce ders isimleri ile ilgili örnek cümleler

İngilizce Ders İsimleri İle İlgili Örnek Cümleler

  • I never liked my math teacher when I was in middle school. (Ortaokuldayken matematik öğretmenimden hiç hoşlanmazdım.)
  • Physics has been my favorite subject since I started high school. (Liseye başladığımdan beri en sevdiğim ders fiziktir.)
  • We took religious culture and moral knowledge as elective courses in high school. (Lisede seçmeli ders olarak din kültürü ve ahlak bilgisi dersi gördük.)
  • My literature teacher says I write very well. (Edebiyat öğretmenim çok iyi yazdığımı söyler.)
  • My favorite subject among the history lessons is Ottoman History. (Tarih dersinde en sevdiğim konu Osmanlı Tarihidir.)
  • We had a life studies lesson in primary school. (İlkokuldayken hayat bilgisi dersi aldık.)
  • Learning Turkish grammar rules is more difficult than learning English grammar rules. Our teacher told us that Turkish is among the most difficult languages.
    (Türkçe dil bilgisi kurallarını öğrenmek İngilizce dil bilgisi kurallarını öğrenmekten daha zor. Öğretmenimiz bize Türkçenin en zor dillerden biri olduğunu söyledi.)
  • Why didn’t you attend the class on Friday? (Cuma günkü etüte neden katılmadın?)
  • I couldn’t attend the physical education class last week due to my illness. (Geçen haftaki beden eğitimi dersine hastalığım yüzünden katılamadım.
  • Which of the elective foreign language courses do you think I should choose? German or French? (Sence seçmeli yabancı dil derslerinden hangisini seçmeliyim? Almanca mı Fransızca mı?)

İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek istersen, yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

ingilizce ders isimleri ile ilgili diyalog

İngilizce Ders İsimleri İle İlgili Diyalog

Aytuğ: Hi Cansu, we never met at school today. How was your day?
(Selam Cansu, bugün okulda hiç görüşmedik. Günün nasıl geçti?)

Cansu: Hi Aytuğ. It was not bad. My schedule was very busy and I didn’t have much free time. What about you?
(Selam Aytuğ. Fena değildi. Programım çok yoğun olduğu için fazla boş vaktim yoktu. Sen neler yaptın?)

Aytuğ: Mine wasn’t bad either. My schedule was not very intense. What courses were in your program?
(Benimki de kötü değildi. Programım çok dolu değildi. Programında hangi dersler vardı?)

Cansu: My program included physics, mathematics, geometry, and geography classes. What about you?
(Programımda fizik, matematik, geometri ve coğrafya dersleri vardı. Ya senin?)

Aytuğ: Oh, These are pretty tiring lessons. My program included English, History, Arts, biology, and Turkish.

(Oh, bunlar oldukça yorucu dersler. Benim programımda İngilizce, tarih, güzel sanatlar, biyoloji ve Türkçe vardı.)

Cansu: How beautiful! But no matter how tiring it is, I like numerical lessons more. What lessons do you like?

(Ne güzel! Ama ne kadar yorucu olduğu önemli olmadan ben sayısal dersleri daha çok seviyorum. Sen hangi dersleri seviyorsun?)

Aytuğ: I enjoy taking foreign language lessons. I learned English, and I am planning to learn other languages, ​such as French. In the future, I would like to make a career choice related to foreign languages. Do you like English lessons?

(Yabancı dil derslerine katılmak hoşuma gider. İngilizceyi öğrendim ve Fransızca gibi diğer dilleri öğrenmeyi planlıyorum. Gelecekteki kariyer planlarımı da yabancı diller ile ilgili yapmak istiyorum. Sen İngilizce dersini sever misin?)

Cansu: I love English class, but I can’t find the courage to speak English. What would you recommend for me? (İngilizce dersini seviyorum ama bir türlü İngilizce konuşamıyorum.. Benim için ne tavsiye edersin?)

Aytuğ: Actually, I have a great suggestion for you. Have you ever heard of Open English? (Aslında, sana harika bir önerim var. Daha önce Open English’i duymuş muydun?)

Cansu: No, I hadn’t heard of it. And please don’t forget I need innovative and modern techniques.

(Hayır, duymamıştım. Ve lütfen unutma, yenilikçi ve modern tekniklere ihtiyacım var.)

Aytuğ: Then you will love Open English! Open English offers you a modern learning experience unlike traditional courses.

(O hâlde Open English’i çok seveceksin! Open English sana diğer geleneksel kursların aksine modern bir öğrenme deneyimi sunuyor.)

Cansu: I am very pleased! Thank you very much for your suggestion, my lovely friend. I will join the Open English family immediately!

(Çok sevindim! Önerin için çok teşekkür ederim, hemen Open English ailesine katılacağım!)

Bu yazıda İngilizce ders isimlerinden ve cümle içinde kullanımlarından bahsettik. İngilizce çalışmak ve İngilizce ile ilgili ipuçları öğrenmek için sosyal medya adreslerimizden bizi takip edebilirsin, bir sonraki yazıda görüşmek üzere!