İngilizce bilmek hayat kurtarır! Evet, dünyada bir buçuk milyardan fazla insanın konuştuğu bu global dil, hiç şüphesiz hem kişisel hem de profesyonel manada önünde pek çok kapının kolayca açılmasını sağlayacaktır. Tabii bunlara ek olarak, hayatta -yine hem kişisel hem de profesyonel anlamda- İngilizcenin doğrudan hayat kurtarıcı görevi göreceği pek çok durum da mevcut. Biz de bu yazımızda, iyi İngilizce bilmenin işine çokça yarayacağı bu önemli senaryolardan bazılarına yer verdik… Hazırsan başlayalım!
İşte iyi İngilizce bilmenin sana faydasını net bir şekilde görebileceğin durumlar arasından öne çıkanlar…
Let’s continue in English…
Bu meşhur cümle pek çok adayda soğuk duş etkisi yaratabilse de, İngilizcesine güvenenler için herhangi bir sorun teşkil etmiyor. Artık hemen hemen herkes CV’sinde İngilizce bildiğini iddia etse de, işin aslı ne yazık ki tam olarak öyle değil. Şöyle ki birisinin bir İngiliz ile ayaküstü basit bir sohbet edebiliyor ya da Amerika’da bir restoranda sipariş verebiliyor olması, yabancı müşteriler ile bir iş toplantısına girebileceği anlamına gelmiyor.
İşverenler de bunun farkında olduğundan, pek çok iş görüşmesinde adayın gerçekten İngilizce konuşup konuşamadığı test etmek istiyor. Bu yüzden iyi İngilizce konuşarak kendini pek çok adaydan avantajlı bir noktada konumlandırman mümkün!

Okul ya da iş için bir araştırma yapman gerekiyor, ve ilgili konudaki en güvenilir kaynak İngilizce! Bu az rastlanan bir durum değil -hatta hemen hemen her zaman geçerli- ve ne yazık ki hala pek çok çalışan ve öğrenci öğrenmek istedikleri konuyu İngilizce bilmedikleri için çok kısıtlı kaynaklar üzerinden araştırmak zorunda kalıyor.
İngilizce öğrenmek ise, herhangi bir konuda araştırma yapacağın zaman önündeki güvenilir kaynak sayısının katlanması anlamına geliyor. Bu sayede okulda ve işte daha başarılı olabilir, hobi olarak ilgilendiğin konularda da çok daha tatmin edici bilgiler edinerek kendini hızlı bir şekilde geliştirebilirsin!
Her ne kadar günümüzde mobil harita uygulamaları gideceğimiz hemen her yeri kolayca bulmamızı sağlasa da, hala bazı anlar işin içinden çıkamayıp bir bilenin yardımına ihtiyacımız oluyor. Bu durum, özellikle de etrafı pek bilmediğimiz ve haritalara rağmen oldukça kolay bir şekilde kaybolabileceğimiz yabancı ülkelerdeyken geçerli.
İngilizce bilmen ve iyi konuşabilmen halinde ise, gideceğin hemen hemen her ülkede insanlarla konuşabilir, kaybolduğun zaman yol tarifi alabilirsin. Bunu bilmek bile senin özgüvenini artıracak, özellikle de yalnız seyahat etmeni çok daha kolay hale getirecektir!

Günümüzde yurt dışında okumak ve çalışmak pek çok öğrencinin ve çalışanın hayali. Dünyada en fazla konuşulan dil olan İngilizce de, öğrendiğinde sana bu bağlamda pek çok yeni kapı açabilir. İyi derecede İngilizce bildiğinde hayalindeki okula başvurabilir, hatta doğru fırsatı yakalarsan kariyerine çok daha iyi koşullarla yurt dışında devam edebilirsin. Bu da iyi İngilizce öğrenmenin birden sınırlarını kat kat genişleteceği anlamına geliyor!
İngilizce bilmenin kariyere sağlayacağı faydalarını görmek ve mesleki İngilizcenin nasıl öğrenileceği hakkında ipucu almak istersen, İngilizcenin Gerekli Olduğu Meslekler başlıklı yazımıza bir göz atabilirsin!
Yurt dışında eğitim almanın sana katacaklarını görmek, ve yurt dışında okumak için girebileceğin sınavlara göz atmak için ise, Yurt Dışında Eğitim İçin Girilmesi Gereken Sınavlar yazımızı inceleyebilirsin!
İngilizce bildiğinde, bir başka yabancı dili öğrenmenin de çok daha kolay hale geldiğini göreceksin! İspanyolca, İtalyanca, Fransızca gibi diller, benzer çok sayıda kelime içerdiklerinden, İngilizce bilen birisi için bu dilleri öğrenme süreci, İngilizce bilmeyen birine göre önemli ölçüde daha basit hale gelecektir. İşte bu sebepten ötürü, eğer senin de ileride birden fazla yabancı dil konuşmak gibi bir düşüncen varsa, önce İngilizceni geliştirmek ve ileri seviyeye taşımak son derece yerinde bir karar olacaktır.

Yukarıda verdiğimiz örneklerin yanı sıra, İngilizce öğrenmenin özgüvenini artırmak, yeni ilişkiler kurmanı sağlamak, entelektüel kapasiteni artırmak gibi daha pek çok faydası var… Eğer sen de İngilizce öğrenmek ya da İngilizceni geliştirerek ana dilin gibi konuşmak istiyorsan, Open English İngilizce dil kursu ile dil hedeflerine kolayca erişebilirsin.
Profesyonel, akademik ya da kişisel, İngilizce öğrenme amacın ne olursa olsun, Open English’in ana dili İngilizce olan uzman eğitmen kadrosu, dilediğin gibi pratik yapabileceğin online konuşma grupları, sınırsız içerik erişimi ve 7/24 canlı ders imkânlarıyla İngilizceni geliştirebilir, bu amaca ulaşabilirsin. Başka bir deyişle eğer sen de İngilizceyi anadilin gibi konuşmak ve ufkunu genişletmek istiyorsan, Open English online İngilizce kursunu keşfetmenin şimdi tam zamanı!
İngiliz mitolojisi, birbirinden renkli ve ilginç figürlerle dolu; bunların kimisi konunun meraklıları dışında az bilinirken kimisi kitaplarda, film ve dizilerde çokça karşımıza çıkmış, popüler kültürde de kendilerine önemli bir yer edinmiş karakterler.
Bu yazımızın konusu olan Kral Arthur da ikinci gruba dahil. Özellikle de İngiliz kültürüne ilgi duyanların ilgisini çekeceğini düşündüğümüz bu yazımızda, bu efsanevi karakter hakkında birbirinden ilginç bilgiler bulabilirsin.
İşte Kral Arthur efsanesi hakkında bilmen gerekenler…
Kral Arthur, Britanya mitolojisinin, hakkındaki hikayeler 5. yüzyıl sonları – 6. yüzyıl başlarına tarihlenen efsanevi kralıdır. Galce kaynaklarda, Kral Arthur, Roma sonrası Britanyalılara Anglo-Sakson istilacılara karşı verilen mücadelede liderlik etmiş bir figür olarak anlatılır. Kral Arthur’dan bahseden bilinen ilk kaynaklar, erken orta çağa tarihlenen Annales Cambriae ve Historia Brittonum’dur. Kral Arthur, Galler mitolojisinde kimi kaynaklarda Britanya’yı hem insanlara hem de doğaüstü güçlere karşı koruyan büyük bir savaşçı, kimi kaynaklarda ise sihirli bir karakter olarak tanımlanmıştır.
Kral Arthur efsanesinin uluslararası çapta üne kavuşması ise, büyük ölçüde Monmouth’lu Geoffrey’nin (Geoffrey of Monmouth) Historia Regum Britanniae (History of the Kings of Britain – Britanya Krallarının Tarihi) eseri sayesinde olmuştur. Geoffrey, bu eserinde Arthur’u Saksonları alt edip büyük bir imparatorluk kuran bir kral olarak anlatmıştır. Büyücü Merlin, efsanevi kılıç Excalibur, Arthur’un karısı Guinevere gibi efsanenin en popüler ögelerinden bazıları, Geoffrey’in bu eserinde görülür.
12. yüzyılda, Fransız yazar Chrétien de Troyes, Arthur efsanesine şövalye Lancelot ve kutsal kaseyi de eklemiş, onun anlatılarını takiben de ortaçağ edebiyatında önemli bir yer tutacak olan bir dizi Arthur anlatısı yazılmıştır. Fransız anlatılarında, odak noktası yalnızca Kral Arthur olmamış, diğer karakterlere ve bir sonraki alt başlıkta da kısaca bahsedeceğimiz Yuvarlak Masa Şövalyeleri’ne de sıklıkla yer verilmiştir.
İngilizce öğrenmek için tek yapman gereken yan taraftaki formu doldurmak!

Yuvarlak Masa Şövalyeleri, Kral Arthur’un liderlik ettiği efsanevi bir şövalye topluluğudur. İlk defa 12. yüzyıl anlatılarında ortaya çıkmışlardır. Kendilerini Arthur’un krallığında barış ve huzurun korunmasına adayan şövalyeler, bir macerada da yukarıda da bahsettiğimiz Kutsal Kase’yi bulmak için sefere çıkmışlardır. Bir araya geldikleri masanın yuvarlak olması ise, tüm üyelerin -toplumun farklı kesimlerinden de olsalar- eşit olduğunu vurgular. Arthur efsanesindeki pek çok detay gibi farklı kaynaklarda farklı tasvir edilen şövalyeler, bazı kaynaklarda bir düzine savaşçıyken, bazılarında ise sayıları 1600 kişiye kadar çıkabilmektedir.
Kutsal Kase, Kral Arthur anlatılarında önemli bir yeri olan büyülü bir nesnedir. Bu nesne, farklı geleneklerde bir kupa, tabak, ya da taş gibi farklı şekillerde tasvir edilmiştir. İyileştirici etkiye sahip olduğu söylenen Kutsal Kase’nin, sonsuz gençlik bahşetme gücü de vardır. Pek çok kaynakta, Kutsal Kase, bir şatoda gizlidir ve Balıkçı Kral tarafından korunmaktadır. Kase figürü, net bir şekilde kutsal olarak adlandırılmadan da olsa, ilk kez Chrétien de Troyes’un 1190 civarlarında kaleme aldığı, tamamlanamayan Perceval, the Story of the Grail eserinde ortaya çıkmıştır. Daha sonra, çok farklı kaynaklarda, farklı kase tasvirleri ve efsaneleri görülmüştür.
İngilizce konuşma yeteneğini ilerletmek istersen, yandaki formu doldurabilirsin.

Excalibur -bazı Türkçe kaynaklarda “Ekskalibur” olarak da geçer- Kral Arthur’un taşıdığı, bazı kaynaklarda büyülü olduğu söylenen efsanevi kılıcın adıdır. Bu isim, eski Gal anlatılarında geçen Caledfwlch kelimesinden gelir, ayrıca fonetik olarak da benzerlik taşıdığı, İrlanda mitolojisindeki çeşitli figürlerce kullanılmış olan Caladbolg kılıcıyla bağlantılı olabileceği düşünülmektedir- tabii bazı araştırmacılar da burada doğrudan bir esinlenme olmadığını, bu iki ismin farklı kılıçlara ait olduğunu iddia etmektedir.
Excalibur’un nasıl Kral Arthur’un eline geçtiğiyle alakalı anlatılan geleneksel hikaye ise son derece ilginçtir… “Taştaki kılıç” efsanesi, ilk kez Fransız şair Robert de Boron’un kaleme aldığı Merlin isimli şiirde geçer. Bu anlatıda, Noel arifesinde, bir kilisenin bahçesinde ortaya çıkan, bir kayanın üzerindeki örse saplı bir kılıçtan söz edilir. Merlin, kılıcı yalnızca İngiltere’nin gerçek kralının yerinden çekip alabileceğini söyler. Pek çok soylu kılıcı yerinden çıkarmayı dener, ama hiçbiri başarılı olamaz. Genç yaştaki Arthur, olup bitenden haberi olmadan ve etrafta hiç kimse yokken kılıcı hiç zorlanmadan yerinden çekip çıkarır. Ardından kılıcı tekrar yerine sokar, ve sonra herkesin gözü önünde bu gösteriyi tekrarlar. Bunun üzerine de Merlin, Arthur’un gerçek soyunu açıklar.
Bu kılıçtan Excalibur diye açıkça bahseden yazılar ise 13. yüzyıla tarihlenen Merlin anlatılarıdır. Bu Fransız anlatılarının finalinde Arthur ölümün eşiğindeyken, şövalyesi Griflet’e -İngiliz anlatılarında ise bu kişi Bedivere’dir- Excalibur’u yakınlardaki bir göle atmasını söyler. Bu kadar önemli bir kılıcın bir göl kenarına atılmasına karşı olan Griflet, iki defa Arthur’u kandırmaya çalışıp başarısız olduktan sonra, sonunda yaralı kralın emrine boyun eğer. Gölden çıkan bir kadın eli kılıcı yakalar, ve daha sonra Morgan -efsanevi bir büyücü- Arthur’u Avalon’a götürür. Daha sonra ortaya çıkan Merlin anlatılarında ise, Arthur’un kayadan çekip çıkardığı kılıcın bir ismi yoktur. Dahası, Kral Arthur, Kral Pellinore ile savaşırken kılıç kırılır. Merlin’in tavsiyesi üzerine onunla birlikte Gölün Leydisi’ne giden Arthur’a, burada gerçek Excalibur verilir.
İngilizce çalışmak istiyorsan, bunu efektif bir şekilde yapmak için yan taraftaki formu doldurabilir ve online İngilizce kursumuz hakkında bilgi alabilirsin.

Sen de Kral Arthur’un ve daha pek çok mitolojik figürün efsanelerini ana dillerinden okuyabilmek istemez miydin? Cevabın evet ise, Open English’in online İngilizce kursu ile İngilizce okuma becerilerini kolayca ilerletebilir, pek çok İngilizce kaynağı rahatça ana dillerinden okuyabilirsin. Open English; ana dili İngilizce olan yetkin eğitmen kadrosu, 7/24 canlı dersleri, dilediğin gibi pratik yapabileceğin konuşma grupları ve daha pek çok ayrıcalığı ile, İngilizce öğrenme/İngilizceni geliştirme sürecini senin için hiç olmadığı kadar eğlenceli ve verimli kılacak. Sen de dil hedeflerine artık ulaşmak istiyorsan, Open English’i hemen keşfetmeye başla!
Günümüzde bir işe girmenin en zorlu yanı iş mülakatını sorunsuzca atlatabilmektir. Apple ise mülakat konusunu bambaşka bir noktaya taşımıştır. Bazı sorular çok kolay gibi görünse de beklenen cevabı vermek, Apple şirketine değer katacağını kanıtlamak pek de kolay değildir. Apple ve diğer büyük şirketlere başvurmadan önce seni nelerin beklediğini az çok anlaman için bu yazıda Apple mülakat sorularının bir kısmından ve bu sorulara nasıl cevaplar verebileceğinden bahsedeceğiz.
İlk soru ile başlayalım:
“What is your favorite Apple product and why?”
(Favori Apple ürünün hangisi ve neden?)
Bu soru hem seni tanımak hem de Apple ürünleri hakkında ne kadar çok bilgin olduğunu test etmek için sorulan bir sorudur. Bunun gibi bir soruda basitçe, “Saatlerinizi beğeniyorum çünkü çok şıklar.” gibi bir ifade kullanmak mülakat için yeterli bir cevap olmayacaktır. Bunun yerine sevdiğin ürünü, hangi özelliğini sevdiğini, biliyorsan ürün materyalini, günlük hayatında sana nasıl faydası olduğundan bahsedebilirsin.
Why do you want to work for Apple?
(Neden Apple için çalışmak istiyorsun?)
Bu soru birçok şirket tarafından tercih edilen en popüler sorulardan bir tanesidir. Bu soruda açıkça neden bu şirketle çalışmak istediğini, Apple hakkında varsa geliştirmek istediğin projeleri ve kısacası bu işe başvurma motivasyonundan bahsedebilirsin.
Efektif bir şekilde İngilizce çalışmak istiyorsan, yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

What is your proudest accomplishment?
(En çok gurur duyduğun başarın nedir?)
Bu bölümde bahsetmen gereken seni gerçekten gururlandıran, hayatında önemli bir nokta olan başarından bahsetmelisin. Bu başarını ise yalnızca işi odaklı düşünmemelisin. Hobilerin, okul başarıların, girişimlerin ve gönüllü çalışmalarını da bu soruya cevap olarak anlatabilirsin.
Explain to me what a modem and router are as if I’m an eight-year-old child.
(Modem ve yönlendiricinin ne olduğunu ben sekiz yaşındaymışım gibi açıkla.)
Apple’da teknik bilgi gerektiren bir işe başvurmamış olsan da müşteri hizmetleri gibi pozisyonlar için bunun gibi sorulara cevap vermen istenebilir. Bu soru ile bir soruya ne kadar basit ve açıklayacağı cevap vereceğini ölçmüş olurlar. Soruya doğru yanıtı verebilmek için olabildiğince basit ve çocuksu düşünmelisin.
Apple changed its name from Apple Computers Incorporated to Apple Inc. Do you know why the change was made?
(Apple adını Apple Computers Incorporated’dan Apple Inc.’e değiştirdi. Bu değişikliğin neden olduğunu biliyor musun?)
Bir şirkette işe girmeden önce şirketin tarihini, yaptığı işleri ve ilerlemelerini takip etmek oldukça işverenler için çok büyük bir artıdır. Bir şirketin hangi kolunda çalışırsan çalış, şirkete değer katmak için bilmen gereken en önemli şey şirketin ruhudur.
Her şirketin kendine özgü karakteri, kişiliği ve bir geçmişi vardır. Dolayısıyla insan kaynaklarına şirket hakkında ne kadar detay verirsen o kadar önde olursun. Bu soru da şirketin gelişmelerini ne kadar takip ettiğinle alakalıdır.
Bu soru aynı zamanda bir genel kültür sorusu olduğundan cevabına aşağıda yer vermek istedik.
Apple, şirketin büyümesini bilgisayarların ötesine taşımak için Apple Computers Incorporated olan adını Apple Inc. olarak değiştirdi. Değişiklik, Apple’ın sunduğu iPod, iPhone ve iTunes gibi geniş ürün ve hizmet yelpazesini daha iyi kapsamak için 2007’de yapıldı.
Apple, adından “Bilgisayarlar” ifadesini çıkararak, yalnızca bilgisayarlara değil, aynı zamanda yenilikçi elektronik ve dijital hizmetlere de odaklanan daha geniş bir teknoloji şirketine geçişin sinyalini verdi. İsimdeki bu değişiklik, Apple’ın ürün tekliflerini çeşitlendirme ve çeşitli teknoloji sektörlerinde lider olma taahhüdünü vurguladı.
Bu cevabın İngilizcesi ise şu şekildedir:
Apple changed its name from Apple Computers Incorporated to Apple Inc. in order to reflect the company’s expansion beyond just computers. The change was made in 2007 to better encompass the wide range of products and services that Apple had introduced, such as the iPod, iPhone, and iTunes. B
y removing “Computers” from the name, Apple signaled its shift towards a broader technology company that not only focused on computers but also on innovative consumer electronics and digital services. This change in name highlighted Apple’s commitment to diversifying its product offerings and becoming a leader in various technology sectors.
İngilizce konuşma yeteneğini kolay bir şekilde geliştirmek için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin!

Are you genius?
(Zeki misin?)
Bu soru anlaşılacağı üzere seni kendine olan güvenini test eden bir sorudur. İşverenler işe alım yaparken kendini bilen ve kendine güvenen kişileri işe almayı tercih ederler. Bu soruya “Emin değilim, değişir, bilmiyorum, üniversite bitirdim demek ki biraz zekiyim.” şeklinde cevaplar verirsen işverenin gözünde kötü duruma düşebilirsin. Onun yerine, “Zekiyim, belki çok zeki değilim ama yaptığım işin en iyisiyim, konu … olunca benden zekisi yoktur.” şeklinde cevaplar verebilirsin.
What is your favorite food/ice cream?
(En sevdiğin yiyecek/dondurma nedir?)
Bu da tıpkı yukarıda soru gibi tamamen kendini ne kadar tanıdığın ile ilgili bir sorudur. Mülakat esnasındaki kritik sorulardan biri olmasa da bu soruya da kısa ve öz bir cevap vermek gerekir.
Do you have any questions for me?
(Bana bir sorun var mı?)
Tüm iş mülakatlarının sonunda bu soruya denk gelebilirsin. Bu kısım aklına takılan tüm soruları sorman için ucu açık bırakılmış bir sorudur ancak sormak istediğin soruları mutlaka sıraya koyarak sorman gerekir. Örneğin, bu soruya doğrudan “Ne kadar maaş alacağım, primlerim avanslarım olacak mı?” şeklinde sorular sorman karşı tarafın bir işe değil, paraya ihtiyacın olduğunu düşündürecektir. Bu sebeple bu soruya örnek olarak şu şekilde cevap verebilirsin:
Evet, sormak istediğim şeyler var. Öncelikle Apple çalışanı olmakla ilgili en sevdiğiniz şey nedir? İkinci olarak bu pozisyonda kime raporlama yapacağımı merak ediyorum, mümkünse onlarla tanışabilir miyim?
İngilizce olarak cevap vermen gerekirse:
Yes, I do have two questions for you. My first question is, what is your favorite thing about being an employee for Apple? Secondly, I was wondering who I will be reporting to in this position and if I’ll get a chance to meet them?
İngilizce öğrenmek istiyorsan, tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak ve seni aramamızı beklemek!
İngilizce, dünya genelinde yaygın olarak konuşulan bir dil olarak biliniyor. Dilin doğru ve etkili bir şekilde kullanılması, iletişimin başarılı olması için oldukça önemli. Bu bağlamda, İngilizcede bazı kelimelerin birbirleriyle benzer anlamlara sahip olması kafa karışıklığına yol açabiliyor. Özellikle İngilizcede speak ve talk arasındaki farklar gibi farkları anlamak, doğru ifadeler kullanma konusunda büyük bir avantaj sağlar. Bu yazıda, İngilizcede speak ve talk arasındaki farklar keşfedeceğiz ve bu iki kelimenin nasıl farklı şekillerde kullanıldığını inceleyeceğiz.
İngilizcede speak ve talk arasındaki farkları öğrendikten sonra, kelimeleri doğru şekilde kullanarak düzgün bir İngilizce konuşmak istiyorsan hemen sayfadaki formu doldur. Seni arayalım ve online İngilizce kursu Open English’i sana tüm detaylarıyla anlatalım.

İngilizcede speak ve talk arasındaki farkları anlatmadan önce, İngilizce speak kelimesinin Türkçe karşılığından bahsetmek istiyoruz. İngilizce speak kelimesi, İngilizcede “konuşmak” anlamına geliyor. Bu kelime; İnsanların iletişim kurmak, fikirlerini ifade etmek veya dil becerilerini kullanmak için konuşmalarını ifade ediyor. Speak kelimesi hem fiil hem de isim olarak kullanılabiliyor.
İngilizce speak kelimesi fiil olarak kullanıldığında, “speak” kelimesiyle birlikte kişi veya grupla ilişkilendirilen bir dil veya konu belirtilir. Örneğin: “I speak English.” (Ben İngilizce konuşurum.) İngilizce speak kelimesi ayrıca belirli bir konuda konuşmak veya bir topluluğa hitap etmek anlamında kullanılabiliyor. Örneğin: “The professor will speak about climate change.” (Profesör iklim değişikliği hakkında konuşacak.) İsim olarak kullanıldığında, “speak” kelimesi, konuşma eylemini veya becerisini ifade ediyor. Örneğin: “Public speaking is a valuable skill.” (Halka açık konuşma değerli bir beceridir.)
İngilizcede speak ve talk arasındaki farklardan bahsetmeden önce bahsetmemiz gereken bir kelime daha var. O da elbette, İngilizce talk kelimesi.
İngilizcede speak ve talk arasındaki farkları sıralamadan önce, İngilizce talk kelimesinden de bahsetmemiz gerektiğini söylemiştik. Yazımızın bu bölümünde talk kelimesinin Türkçesinden de bahsetmek istiyoruz.
Talk kelimesi, tıpkı speak kelimesi gibi, İngilizcede “konuşmak” anlamına geliyor.Bu kelime; insanların iletişim kurmak, fikirlerini ifade etmek veya bilgi alışverişinde bulunmak için konuşmalarını ifade ediyor. İngilizce talk kelimesi hem fiil hem de isim olarak kullanılabiliyor.
Fiil olarak kullanıldığında, talk kelimesiyle birlikte kişi veya grupla ilişkilendirilen bir konu veya iletişim biçimi belirtiliyor. Örneğin: “We talked about our weekend plans.” (Hafta sonu planlarımız hakkında konuştuk.) İngilizce talk kelimesi ayrıca insanlar arasındaki iletişim eylemini veya konuşmanın sürecini de ifade ediyor. Örneğin: “Let’s sit down and have a talk.” (Hadi, oturup konuşalım.) İsim olarak kullanıldığında, talk kelimesi bir konuşma veya iletişim eylemini ifade ediyor. Örneğin: “His talk on technology was informative and engaging.” (Teknoloji hakkındaki konuşması bilgilendirici ve ilgi çekiciydi.)
İngilizce speak ve talk kelimelerinin Türkçelerini öğrendin. Şimdi, İngilizcede speak ve talk arasındaki farkları öğrenme vakti!
İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

İngilizcede speak ve talk kelimeleri, genel anlamda benzer anlamlara sahip kelimeler. Fakat, İngilizcede speak ve talk arasındaki farklar da önemli. İşte, İngilizcede speak ve talk arasındaki farklar:
İngilizcede speak ve talk arasındaki farklara rağmen, speak ve talk kelimeleri bazı durumlarda birbirlerinin yerine kullanılabilir ve anlamda büyük bir değişiklik olmaz. Bu kelimelerin cümle içinde kullanımlarına bağlı olarak, İngilizcede speak ve talk arasındaki farkları daha iyi anlamak mümkündür.
İngilizcede speak ve talk arasındaki farklar gibi öğrenebileceğin birçok bilgi var. İngilizcede speak ve talk arasındaki farklar gibi önemli bir bilgi de mistake ve error arasındaki farklardır. Bu farkları hemen öğrenmek için Mistake ve Error Arasındaki Fark Nedir? başlıklı yazımızı mutlaka okumalısın.

İngilizcede speak ve talk arasındaki farkları kalıcı bir şekilde öğrenebilmen için bu kelimeler ile cümle kurmayı öğrenmen gerekiyor. Şimdi, İngilizcede hope ve wish arasındaki farkları pekiştirebilmen için İngilizce speak kelimesi ile kurulmuş örnek cümleleri senin için sıralayacağız. İşte, “speak” kelimesiyle kurulmuş bazı örnek cümleler ve Türkçe karşılıkları:
İngilizcede speak ve talk arasındaki farkları anlatabilmek için speak ile kurulan örnek cümleleri yukarda paylaştık. Elbette, İngilizcede speak ve talk arasındaki farkları daha iyi anlayabilmen için İngilizce talk ile kurulan örnek cümleleri de seninle paylaşacağız. Bu cümleleri öğrenmek, kendi cümlelerini kurarken işini çok kolaylaştıracak. Şimdi, “talk” kelimesiyle kurulmuş bazı örnek cümleler ve Türkçe karşılıklarını hemen aşağıda bulabilirsin.
%100 online İngilizce kursu Open English’te, ana dili İngilizce olan eğitmenlerden alacağın İngilizce eğitimi ile yalnızca İngilizcede speak ve talk arasındaki farkları değil, İngilizceye dair her şeyi öğrenebileceksin. Eğitmenlerinin moderatörlüğünde açılan konuşma sınıflarında ana dili İngilizce olan diğer öğrencilerle sohbet ederek İngilizce telaffuzunu güçlendirebileceksin. İngilizcede speak ve talk arasındaki farkları pekiştirmek için Open English’te yapabileceğin çok şey var! İngilizcede speak ve talk arasındaki farklar gibi birçok bilgiyi öğrenebileceğin Open English’in avantajları saymakla bitmez.
İngilizcede speak ve talk arasındaki farkları öğrendin. İngilizce hakkında merak ettiğin her şeyi öğrenmeye Open English’e üye olarak başlayabilirsin. İngilizce öğrenmek için yapman gereken tek şey, sayfada bulunan iletişim formunu doldurmak ve seni aramamızı beklemek!
Dizi izlemeyi sever misin? Bazı insanlar film izlemekten hoşlanıyor. Bölümlerin ve sezonların sayısı arttıkça strese girdiklerini söylüyorlar. Filmi izleyeyim ve bitsin, sonra ne olacak şeklinde beklemeyeyim diye düşünüyorlar. Böyle düşünen insanların haklı bir yanları olsa da dizilerin tadı başka. Sen bu konuda ne düşünüyorsun?
Onca güzel dizi varken dizi izlememek mümkün mü hiç! Seyrettiğin dizinin en heyecanlı yerinde bölümü bitirmesi çok eğlenceli. Çünkü bu sayede kendi arkadaşlarınla ya da dizinin takipçileriyle olaylar hakkında dedikodu yapabiliyorsun. Bütün sezonları yayınlanmış dizileri tercih edenler de var. Onlar da tek bir oturuşta diziyi izlemek taraftarı! Peki, sen hangi taraftasın?
Favori bir dizin var mı? Şu anda takip ettiğin diziyi çok merak ediyoruz. Eğer takip ettiğin bir dizi yoksa sana harika bir dizi önermek istiyoruz. Hatta iddia ediyoruz bu dizi içini ısıtacak. Bağımlısı olacaksın! Belki de izledin ve burada okuduklarının etkisiyle diziye yeniden başlayacaksın.
Bir sırrı saklar gibi hangi diziden bahsediyoruz böyle! Daha fazla gizem yaratmaya gerek yok, sözünü ettiğimiz dizi Gilmore Girls. Belki daha önce denk gelmiş ama izlememiş olabilirsin. Oldukça popüler bir dizi olduğunu söylemek gerek. 2000 – 2007 yılları arasında gösterilen ABD yapımı dizi çok beğeniliyor. Hatta 2016 yılında dizinin sevenleri için yeni ekstra bir bölüm çekildi.
Dizi o kadar sempatik ve masalsı bir atmosfere sahip ki seni hemen içine alıveriyor. Kendini dizideki karakterlerle yakın arkadaşmış gibi hissediyorsun. Ayrıca dizide mükemmel diyaloglar var. İngilizcesini geliştirmek isteyenler için de oldukça ideal bir dizi.

Daha önce İngilizce öğrenmeyi denemiş ve başarı gösterememiş olabilirsin. Hiç sorun değil! Çünkü bu, birçok kişinin başına geliyor. Önemli olan İngilizce öğrenmekten vazgeçmemiş olman. Bu konuda ısrar hatta inat etmen gerek.
İngilizce öğrenmek bir serüven. Bu nedenle biraz zaman alıyor. Sen de bu serüveni daha eğlenceli bir hale getirmek için çabalayabilirsin. Bunu yapmanın farklı pek çok yolu var. Bunlardan bir tanesi sevdiğin dizileri izleyerek İngilizceni geliştirmek. İngilizce dizileri Türkçe dublaj olmadan izlemek kulağının İngilizce kelimeleri telaffuza alışmasını sağlar.
Diziler sana yalnızca İngilizce telaffuz konusunda yardımcı olmaz. Ayrıca yeni İngilizce kelimeler öğrenmene de aracılık eder. Üstelik keyifli vakit geçirmiş olursun. Böylece İngilizce öğrenirken eğlenmeye başlarsın. Dilersen, İngilizce Geliştirmek İçin Diziler: İngilizce Geliştiren 14 Dizi adlı yazımıza da göz atabilirsin.
İngilizceni geliştirebileceğin çok sayıda yabancı dizi var. Hal böyle olunca aralarından seçim yapmak hayli zor oluyor. Sana bir kolaylık daha yapalım. Eğer daha önce izlemediysen Gilmore Girls adlı diziye bayılacaksın. İzlediysen de İngilizceni geliştirmek niyetiyle tekrar izleyebilirsin.
Gilmore Girls çok beğenilen bir dizi. İngilizcesini geliştirmek isteyen herkes için de ideal. Daha önce izlemediysen diziyle ilgili küçük dedikodular verelim sana! Bu kadarından bir şey olmaz.
ABD yapımı dizi Emmy ödülü kazanmış. Bunun yanında Altın Küre ödüllerine aday olmuş, kaliteli bir yapım. Başrollerinde Lauren Graham ve Alexis Bledel var. Dizide eğlenceli ve sıcacık bir anne kız ilişkisi anlatılıyor.
Gilmore Girls’ün müthiş karakteri Lorelai Gilmore, hayali Stars Hollow kasabasının çılgın annesi. Rory ise onun oldukça çalışkan ve entelektüel kızı. Bu ikili birlikte çok sayıda macera yaşıyor. Güldüren, üzen birçok anlarına şahit olacaksın. Yalnızca bu iki ana karakter de değil. Kasabadaki herkes bir alem!
Gilmore Girls izlerken bir yandan İngilizceni geliştirebilirsin. Bu oldukça eğlenceli olacak. Çünkü diziyi izlerken kendini kasabadan biri gibi hissetmemek elde değil. İşe İngilizce en sevilen Gilmore Girls replikleri ile başlayabilirsin. İşte senin için hazırladığımız İngilizce en sevilen Gilmore Girls replikleri!
İngilizce çalışmaya başlamak için hemen yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

Dizinin başrollerinden olan Lorelai o kadar komik bir karakter ki! Üstelik sürekli konuşuyor ve tam bir kahve bağımlısı. Bu bağımlılığı kızına da sirayet etmiş durumda. Bu ikili her zorluğu kocaman bir kupa kahveyle atlatmaya çalışıyor. Diziyi izlerken kafein komasına girme aman dikkat!
Eğlenceli ve renkli diziler izlemeyi seviyorsan Gilmore Girls oldukça iyi bir tercih. Hem böylece İngilizce konusunda kendini geliştirebilirsin. Başlangıçta senin için hazırladığımız İngilizce en sevilen Gilmore Girls repliklerine bakabilirsin. Seni daha fazla heyecanlandırıp bekletmeyelim. Haydi, İngilizce en sevilen Gilmore Girls replikleri ile devam edelim.
“Everything in my life has something to do with coffee. I believe in a former life I was coffee.”
Hayatımdaki her şeyin kahveyle bir ilgisi var. Bir önceki hayatımda kahve olduğuma inanıyorum.
“I don’t like Mondays, but unfortunately, they come around eventually.”
Pazartesi günlerini sevmiyorum ama ne yazık ki eninde sonunda geliyorlar.
“If you’re going to throw your life away, he better have a motorcycle!”
Eğer hayatını mahvedeceksen onun bir motosikleti olsa iyi olur!
“I’m attracted to pie. It doesn’t mean I need to date pie.”
Pastaya ilgi duyuyorum. Bu turtayla çıkmam gerektiği anlamına gelmiyor.
“A little nervous breakdown can work wonders for a girl.”
Biraz sinir krizi bir kız için harikalar yaratabilir.
“Every relationship is just a big honking leap of faith.”
Her ilişki sadece büyük bir inanç sıçramasıdır.
“Life’s been pretty good to you. It was your turn for a few curveballs!”
Hayat sana çok iyi davrandı. Şimdi sıra sende!
“I’m gonna have pancakes with a side of pancakes.”
Pankek yanında pankek yiyeceğim.
“You’re just scared. Just like everybody else when they’re taking on something big.”
Sadece korkuyorsun. Tıpkı büyük bir şeyi üstlenen diğer herkes gibi.
“It’s my responsibility as your best friend to make sure you do exciting things even when don’t want to.”
En iyi arkadaşın olarak istemediğin zamanlarda bile heyecan verici şeyler yapmanı sağlamak benim sorumluluğum.
“I’m fine. I’m just being dramatic. It’s what I do.”
Ben iyiyim. Sadece dramatik oluyorum, benim işim bu.
İngilizce konuşmak mı istiyorsun, hemen yan taraftaki formu doldur ve online İngilizce kursumuzda ana dili İngilizce olan eğitmenlerle İngilizce konuşma pratikleri yapabilirsin.

İngilizce en sevilen Gilmore Girls repliklerinden birkaçını seninle paylaştık. Elbette yedi sezonluk bir diziden bahsediyoruz! Bu repliklerin çok daha fazlası var. Bunun için Gilmore Girls’e başlamaya ne dersin! Hem böylece İngilizceni geliştirme fırsatı elde edersin.
İngilizceni geliştirmek istiyorsan yabancı dizileri izleyebilirsin. İngilizce en sevilen Gilmore Girls repliklerinin çoğu Lorelai ve Rory’e ait. Ama kasabanın diğer karakterlerine de bayılacaksın! Onların diyalogları da oldukça komik ve ilgi çekici. Belki kendi İngilizce en sevilen Gilmore Girls replikleri listeni oluşturursun!
Gilmore Girls dizisini izledin mi? İngilizce en sevilen Gilmore Girls repliklerini okuyunca diziye tekrar başlamak istemiş olabilirsin. Bu süper! Sevdiğin ve daha önce izlediğin bir dizi, İngilizce çalışmak için ideal. İngilizce serüveninde kaygıya kapılma. Çünkü Open English her zaman yanında!
Open English, online bir İngilizce kursu. İngilizce öğrenmek isteyip de İngilizce kursuna gidecek vakti olmayanlar için bir nimet! Sen de İngilizce kursuna gidecek vakit bulamıyorsan Open English fırsatından yararlanabilirsin.
7/24 canlı derslere katılarak İngilizce çalışabilirsin. İstediğin yerde ve dilediğin zamanda İngilizceni geliştirmek Open English ile mümkün. Bunun yanında ana dili İngilizce olan eğitmenlerle konuşarak pratik yapabilirsin. İngilizce öğrenmenin eğlenceli yanını Open English sayesinde keşfedebilirsin.
Open English ile İngilizce öğrenmek oldukça kolay ve eğlenceli! Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek istersen formu doldurabilirsin!
Günümüzde birçok insan, yeni yerler keşfetmek, farklı kültürleri deneyimlemek veya iş fırsatlarını takip etmek amacıyla yurt dışına gider ve çoğu zaman ev kiralamak zorunda kalır. Bu noktada da ev sahibiyle iletişim kurmak, sözleşme yapmak ve günlük hayatta ihtiyaçlarını karşılamak için İngilizce bilmek kişiye büyük bir avantaj sağlar. Nasıl mı? Hadi gel beraber bakalım!
İletişim Becerileri: Yabancı bir ülkede veya farklı bir şehirde ev kiralamak istediğinde, ev sahipleri veya emlakçılarla iletişim kurman gerekecektir. İngilizce bilmek, bu süreci kolaylaştırır ve isteklerini, beklentilerini ve sorularını anlatabilmeni sağlar. İyi iletişim becerileri, sana uygun bir konut bulma ve anlaşma yapma sürecinde büyük bir avantaj sağlar.
İlanları Anlama: Yurt dışında birçok ev kiralama sitesi veya emlak ofisi, ilanları İngilizce olarak yayınlar. İngilizce bilmen, evlerin özelliklerini, fiyatlarını ve kiralama şartlarını daha iyi anlamanı sağlar. Bu sayede, kendin için uygun olan seçenekleri daha hızlı bir şekilde belirleyebilirsin.
Sözleşme ve Belgeler: Ev kiralama sürecinde, birçok sözleşme ve belgeyle karşılaşacaksın. Kiralama anlaşmaları, ev sahibiyle olan sorumluluklarını ve haklarını belirleyen önemli belgeler. İngilizce bilmek sözleşmeleri okumanı ve anlamanı kolaylaştırır. Bu sayede, haklarını koruman ve herhangi bir hukuki soruna karşı daha hazırlıklı olman mümkün olur.
Ev Arkadaşları veya Komşularla İletişim: Eğer bir evi paylaşmayı düşünüyorsan veya farklı bir toplulukta kiralamak istiyorsan, ev arkadaşları veya komşularla da iletişim kurmak durumunda kalacaksın. İngilizce, farklı kültürlerden ve dillerden gelen insanlarla etkileşimde bulunmanı kolaylaştırır. Bu, yeni ilişkiler kurmana ve sosyal çevreni genişletmene yardımcı olur.
Gördüğün gibi İngilizce bilmek yurt dışında ev kiralama konusunda sana birçok açıdan kolaylık sağlıyor. Biz de bu blog yazısında, yurt dışında ev kiralamak için İngilizcede ihtiyacın olacak cümle kalıpları ve önemli kelimeleri paylaşacağız.
İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek istersen, yan taraftaki formu doldurabilirsin.

Yurt dışında ev kiralamak için ihtiyacın olan birçok cümleyi senin için derledik!
( Kiralamak için bir daire/ev arıyorum.)
(Bu mülkün aylık kirası ne kadar?)
( Faturalar kira bedeline dahil mi?)
( Bu daire/evde evcil hayvanlara izin veriliyor mu?)
( Kira sözleşmesi ne kadar süreli?)
(Güvenlik depozitosu gerekiyor mu?)
(Taşınma tarihi ne zaman?)
(Park yeri imkanı var mı?)
(Önceki kiracılardan referans sağlayabilir misiniz?)
( Binada çamaşırhane imkanı var mı?)
(Bakım veya park ücreti gibi ekstra ücretler var mı?)
(İmzalamadan önce kira sözleşmesini görebilir miyim?)
(Mülkte dekorasyon veya değişiklik yapma konusunda herhangi bir kısıtlama var mı?)

(Bakım sorunlarını bildirme süreci nasıl işliyor?)
(Daireyi/evi alt kiracıya verebilir miyim?)
(Daire/ev mobilyalı mı, mobilyasız mı?)
(Gece konuklar için herhangi bir kısıtlama var mı?)
(Kira sözleşmesi sonlandırma politikası nedir?)
( Kiracı sigortası zorunlu mu?)
(Kira sözleşmesini ihlal etmek için herhangi bir ceza var mı?)
(Bakım sorunlarını veya tamiratları nasıl bildirebilirim?)
(Gürültü seviyeleri veya sessiz saatlerle ilgili herhangi bir kısıtlama var mı?)
(Tamirat veya bakım talep etmek için prosedür nedir?)
(İlk sürenin ardından kira sözleşmesini yenileyebilir miyim?)
( Kira pazarlık edilebilir mi, sabit mi?)
Hızlı bir şekilde İngilizce öğrenmeye başlamak için İngilizce çalışmak istiyorsan, yan taraftaki formu doldurarak online İngilizce kursumuz hakkında bilgi alabilirsin.

Yurt dışında ev kiralarken ihtiyaç duyacağın cümleleri yukarıda yazdık. Şimdi sıra bu süreçte bilmen gereken kelimelere geldi.
Bugün yurt dışında ev kiralamak için İngilizce bilmenin faydalarından ve bilmen gerekenlerden bahsettik. Ancak, İngilizceni her alanda geliştirmek için sana harika bir önerimiz var: Open English!
Open English, İngilizceyi etkili bir şekilde öğrenmeni sağlayan online bir dil kursudur. Uzman öğretmenler eşliğinde interaktif dersler alarak, İngilizceyi hızla öğrenebilir ve güvenle ev kiralamak için gereken İngilizceye hakim olabilirsin.
Open English’in size sunabileceği birçok avantaj var. Öncelikle, öğrencilere özel ders programları sayesinde, bireysel ihtiyaçlarına göre özelleştirilmiş bir İngilizce öğrenme deneyimi yaşayabilirsin. Ayrıca, 24/7 erişilebilir ders materyalleri ve canlı konuşma pratiği gibi özellikler, İngilizceyi hızla ilerletmene yardımcı olur.
Ayrıca, Open English’in öğrencilerine sunduğu konuşma pratiği imkanlarıyla, gerçek hayatta kullanacağın dili geliştirebilirsin. Konuşma dersleri ve interaktif etkileşimlerle, ev sahipleri, emlakçılar ve diğer insanlarla olan iletişimini geliştirebilir ve etkili bir şekilde isteklerini ifade edebilirsin
Yani, İngilizce bilmenin ev kiralamak konusunda sana sağlayacağı faydaları görmek istiyorsan, Open English’e bir şans vermeni öneririz. Kendini geliştirmek için doğru kaynakları kullanmak, hedeflerine ulaşmanda büyük bir öneme sahiptir.Hedeflerine ulaşmak için de sayfanın kenarında bulunan formu doldurman yeterli!
Shakespeare’in sözleri günlük dilimize yerleşmiş birçok kalıplaşmış söz içerir. Bugünkü yazıda İngilizce ve Türkçe hâlleriyle Shakespeare’in hem en popüler sözlerinden hem de pek bilinmeyen anlamlı sözlerinden bahsedeceğiz.
William Shakespeare 1564-1616 yıllarında yaşamış ve dünya çapında ün kazanarak klasikler arasına girmeyi başarmış en önemli yazarlardan bir tanesidir. Yaşadığı dönem boyunca oyunlar ve şiirler yazmış, aynı zamanda oyunculuk yapmıştır. Shakespeare Elizabeth döneminde faaliyet göstermiştir. Bu çağ ise İngiliz tiyatrosunun “Altın Çağı” olarak kabul edilir. Shakespeare tüm hayatı boyunca 38 oyun, 154 şiir ve birkaç tane de uzun şiirsel çalışmalara imza atmıştır.
Günümüzde hâlâ verdiği eserlerin sanat dünyasında yeri büyüktür. Eserlerinde sıklıkla insanın doğasını, ihaneti, tutkulu aşkları, güç mücadelesini ve trajediyi işler. William Shakespeare’in en ünlü eserleri arasında herkes tarafından bilinen ve en klasik aşk oyunlarından olan Romeo ve Juliet, Hamlet, Macbeth, Othello ve Julius Caesar yer alır.
Shakespeare bilinene göre, İngiliz diline 3000’den fazla kelime kattığı tahmin ediliyor. Shakespeare’in yaratıcı kelime kullanımı, oyunlarında yer verdiği metaforlar ve akıcı hikâyelerle edebiyat dünyasının vazgeçilmez ismi olmuştur. Geçmişten günümüze okul tiyatrolarında, belediye tiyatrolarında ve konservatuvarlarda devamlı olarak oyunlar oynanmaktadır. Shakespeare yalnızca İngiliz edebiyatının önemli ismi değil, evrensel olarak kültürel mirasımızdır.
İngilizce konuşmaya başlamak ve kursumuz hakkında bilgi almak için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsiniz.

William Shakespeare, ününü ve tanınırlığını, dönemindeki tiyatro sahnesindeki etkileyici çalışmalarıyla kazandı. İngiltere’nin Elizabeth döneminde (1588-1603) ve Jacobean döneminde (1603-1625) aktif olarak tiyatro sahnesinde yer aldı. Oyun yazarı, şair ve aktör olarak çalışmalarını sürdürdü.
Shakespeare’ın eserleri, döneminde büyük beğeni topladı ve halk arasında popüler oldu. İngiliz tiyatrosunun Altın Çağı olarak kabul edilen dönemde yazdığı oyunlar, dikkat çekici bir şekilde insan doğasını, aşkı, güç mücadelesini, trajediyi ve diğer evrensel temaları ele aldı. Shakespeare’ın oyunları, derin karakterler, karmaşık ilişkiler ve karmaşık hikayeleriyle öne çıktı.
Shakespeare, eserlerinde kullanılan zengin dil ve kelime oyunlarıyla da ün kazandı. Yaratıcı kelime seçimi, benzersiz metaforlar ve güçlü şiirsel ifadeleriyle dikkat çekti. Oyunlarında mizah, dram ve trajedi arasında ustalıkla denge kurdu. Shakespeare’ın eserleri, yüzyıllar boyunca sahnede ve okullarda canlı tutuldu.
İngilizce edebiyatının en önemli ve etkileyici yazarlarından biri olarak kabul edilir. Bugün, dünya genelinde sahnelenen ve okunan en ünlü oyun yazarlarından biri olarak hâlâ büyük bir etkiye sahiptir. Shakespeare’ın eserleri, kültürel mirasımızın önemli bir parçası olarak kabul edilir ve edebiyat dünyasında kalıcı bir etki bırakmıştır.
İngilizce dil kursumuz hakkında merak ettiğin her sorunun cevabını yan taraftaki formu doldurarak alabilirsin.

(Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu.)
(“Bütün dünya bir sahnedir ve erkekler ile kadınlar sadece oyunculardır.”)
(“Aşk gözlerle değil, akılla bakar.”)
(“Gerçek aşkın yolu hiçbir zaman düzgün ilerlemez.”)
(“Ayrılık tatlı bir elem gibi.)
(“Biz rüyalardan yapılmış bir şeyiz ve bizim küçük yaşamımız da bir uykuyla tamamlanır.”)
(“İsim ne ki? Güle hangi ismi verirsek verelim, kokusu yine güzel olur.”)
(“Eğer müzik aşkın gıdasıysa, devam et çal.”)
(“Parlayan her şey altın değildir.”)
(“Dünya benim inci kabuğumdur.”)
(“Kaderimiz yıldızlarda değil, kendi içimizde.”)
(“Yapılanlar geri alınamaz.”)
(“Güzellik çirkin, çirkinlik güzel olur.”)
(“Kısalık, zekânın ruhudur.”)

(“Cehennem boş ve tüm şeytanlar burada.”)
(“Düşünceler olmadan kelimeler asla cennete gidemez.”)
(“Büyüklükten korkmayın. Bazıları büyük doğar, bazıları büyüklük kazanır, bazıları ise onlara büyüklük atar.”)
(“Şüphelerimiz haindir ve teşebbüs etmekten korkarak kazanabileceğimiz iyi şeyleri kaybetmemize neden olur.”)
(“Cesaretin en iyi yanı sağduyudur.”)
(“Bir aptalın anlattığı, gürültü ve öfke dolu, hiçbir anlamı olmayan bir hikaye.”)
(“Ne olduğumuzu biliyoruz, ama ne olabileceğimizi bilmiyoruz.”)
(“Yıldızların ateş misin? Güneşin hareket ettiğinden şüphelenin; Yalancı olmaktan şüphe duymak; Ama asla sevdiğimden şüphe etme. ”)
(“Biri gülümseyebilir veya gülümser, kötü ol.”)
Ev konforunda İngilizce öğrenmek Open English ile artık çok kolay! Sen henüz Open English ile tanışmadın mı? Open English 2007 yılından bu yıla aktif olarak faaliyet gösteren 7/24 online İngilizce öğrenebileceğin bir platformdur.
Open English sayesinde ister gec,e ister gündüz ana dili İngilizce olan öğretmenler tarafından canlı derslere katılabilir, seni tanıyan sistem sayesinde sana özel tasarlanmış quizlere girebilir ve zengin içerikleriyle dört becerini de kolaylıkla geliştirebilirsin. Open English’in muhteşem fırsatları seni bekliyor, hemen formu doldur, öğrenmeye başla!
İngilizce big ve large kelimeleri birbiri ile oldukça yakın anlamda kelimeler. Hatta bu kelimeler bazen aynı anlama da gelebiliyor. İngilizcede big ve large arasındaki farklar, cümle içerisinde kullanıldıkları bağlama ve ifade ettikleri manaya göre açığa çıkıyor. İngilizcede big ve large arasındaki farkları öğrenmek, İngilizceyi daha düzgün kullanmanda sana oldukça yardımcı olacak. Biz de bunu bildiğimiz için sana, İngilizcede big ve large arasındaki farkları anlatarak rehberlik etmek istedik.
İngilizcede Big ve Large Arasındaki Farklar başlıklı yazımızda, İngilizcede big ve large arasındaki farkları ve bu kelimelerin nasıl kullanıldıklarını örnekler cümleler ile inceleyeceğiz. İngilizcede big ve large arasındaki farklar gibi incelenebilecek yakın anlamlara sahip birçok kelime var. Bu kelimeleri bir an önce doldurmak istersen bu sayfada yer alan iletişim formunu doldur. Seni arayalım ve online İngilizce kursu Open English hakkında bilgiler sunalım.

İngilizce big, İngilizce bir sıfat ve genellikle “büyük” anlamında kullanılıyor. Peki, big kelimesini detaylandırmak istersek neler söyleyebiliriz? Birlikte inceleyelim.
İngilizce Big kelimesi, nesnelerin veya varlıkların büyük boyutta veya ölçüde olduğunu ifade ediyor. İngilizcede big ve large arasındaki farkları anlamayı sağlayacak bir örnek olarak, big kelimesi, “a big tree” (büyük bir ağaç) gibi cümlelerde kullanılabiliyor. Big kelimesi aynı zamanda miktarı ifade etmek için de kullanılabiliyor. Örneğin, “a big crowd” (büyük bir kalabalık) gibi ifadelerde de big kelimesi kullanılabiliyor.
İngilizce big kelimesi; bir şeyin önemli, etkileyici veya dikkate değer olduğunu ifade etmek için kullanılabiliyor. Bu manada İngilizce big kelimesi, “a big achievement” (büyük bir başarı), “a big opportunity” (büyük bir fırsat) gibi cümlelerde kullanılabiliyor.
“Big”, bazen yaşla ilgili olarak da kullanılıyor. Örneğin, “He’s a big boy now” (Artık o büyük bir çocuk) ifadesinde olduğu gibi. Big kelimesi aynı zamanda genel özellikleri ifade etmek için kullanılabiliyor. Örneğin, “a big problem” (büyük bir sorun), “a big decision” (büyük bir karar) gibi ifadelerde kullanılabiliyor.
Genel olarak big kelimesi; geniş bir anlam yelpazesine sahip olup, farklı bağlamlarda kullanılarak büyüklük, miktar, önem ve genel özellikleri ifade etmek için kullanılıyor.
İngilizce large kelimesi, İngilizce bir sıfattır ve genellikle big kelimesinde olduğu gibi, “büyük” anlamında kullanılır. İşte, “large” kelimesinin detaylı açıklaması:
İngilizce Large, nesnelerin veya varlıkların büyük boyutta veya ölçüde olduğunu ifade ediyor. Örneğin, “a large garden” (büyük bir bahçe) gibi cümlelerde kullanılabiliyor. Large kelimesi aynı zamanda, bir şeyin hacim olarak büyük olduğunu ifade etmek için kullanılıyor. Örneğin, “a large container” (büyük bir konteyner), “a large cup” (büyük bir fincan) gibi ifadelerde kullanılabiliyor.
Large kelimesi miktar ifade etmek için de kullanılabiliyor. Örneğin, “a large amount of money” (büyük bir miktar para) gibi cümlelerde kullanılabiliyor. İngilizce large kelimesi bir şeyin kapsamının geniş olduğunu ifade etmek için kullanılabiliyor. Örneğin, “a large-scale project” (büyük çaplı bir proje), “a large audience” (geniş bir izleyici kitlesi) gibi ifadelerde kullanılabiliyor.
Large kelimesi; bir şeyin önemli, etkileyici veya dikkate değer olduğunu ifade etmek için kullanılabiliyor. Örneğin, “a large impact” (büyük bir etki) gibi cümlelerde kullanılabiliyor.

İşte, sıra geldi İngilizcede big ve large arasındaki farklardan bahsetmeye! Big ve large kelimeleri, İngilizcede benzer anlamlara sahip iki sıfat ve genellikle “büyük” anlamında kullanılıyorlar. Ancak, İngilizcede big ve large arasındaki farklar da vardır. Yazımızın bu bölümünde İngilizcede big ve large arasındaki farklar nelermiş öğrenebileceksin.
İngilizcede big ve large arasındaki farklardan birincisi boyut konusudur. “Big”; İngilizcede, genellikle nesnelerin veya varlıkların fiziksel boyutunu ifade etmek için kullanılır. “Large” ise daha çok resmi veya abartılı bir şekilde büyüklüğü ifade eder. İngilizcede big ve large arasındaki farkların anlaşılması için bir örnek verecek olursak; “a big car” (büyük bir araba), “a large car” (geniş bir araba) gibi ifadelerde big ve large kullanımları farklılık gösterir.
İngilizcede big ve large arasındaki farklardan ikincisi ölçek konusudur. “Big”, daha genel ve göreceli bir boyut ifadesidir. “Large” ise daha spesifik ve kesin bir boyutu ifade eder. İngilizcede big ve large arasındaki farkların daha iyi anlaşabilmesi için bir örnek olarak; “a big city” (büyük bir şehir), “a large city” (büyük bir şehir) ifadelerinde “large” daha belirli bir boyutu ifade eder.
İngilizcede big ve large arasındaki farklardan üçüncüsü kapsam konusudur. “Big”, genellikle daha geniş bir kapsamı ifade etmek için kullanılır. İngilizcede big ve large arasındaki farkları daha iyi pekiştirmek için bir örnekle açıklayalım; “a big project” (büyük bir proje), “a big decision” (büyük bir karar) gibi ifadelerde kullanılır. “Large” ise daha spesifik bir kapsamı ifade eder. Örneğin, “a large-scale project” (büyük çaplı bir proje), “a large financial institution” (büyük bir finansal kuruluş) gibi ifadelerde kullanılır.
İngilizcede big ve large arasındaki farklardan birincisi duygusal anlam konusudur. “Big” genellikle daha samimi, duygusal ve günlük dilde kullanılırken, “large” daha resmi ve abartılı bir anlam taşıyabilir. İngilizcede big ve large arasındaki farkların anlaşılması için bir örnek verecek olursak; “a big hug” (büyük bir kucaklama), “a big smile” (büyük bir gülümseme) gibi ifadelerde “big” daha yaygın olarak kullanılır.
İngilizcede big ve large arasındaki farklardan dördüncüsü konuşma dili konusudur. Günlük konuşma dilinde genellikle “big” tercih edilirken, daha resmi veya yazılı metinlerde “large” daha sık kullanılır.
İngilizcede big ve large arasındaki farkları anlatırken detaylandırdığımız gibi, “big” ve “large” kelimeleri genellikle büyüklüğü ifade etmek için kullanılıyor. Ancak; “large” daha spesifik, resmi ve abartılı bir anlam taşırken, “big” daha genel, samimi ve günlük bir anlam taşıyor. Ancak bu iki kelimenin kullanımları bazen birbirine yakın olabiliyor ve bazı durumlarda bu iki kelime İngilizcede big ve large arasındaki farklar bir kenara bırakılarak birbiri yerine kullanılabiliyor.
İngilizcede big ve large arasındaki farkları detaylı olarak paylaştık. İngilizcede big ve large arasındaki farkları daha iyi kavrayabilmen adına seninle, İngilizce big ile kurulan örnek cümleler paylaşacağız.

İngilizcede big ve large arasındaki farkları pekiştirmen için İngilizce large ile kurulan örnek cümleleri incelemende fayda var. Şimdi, senin için, İngilizcede large ile kurulan örnek cümleleri sıralayacağız.
İngilizcede big ve large arasındaki farklar gibi birbiriyle karıştırılan hope ve wish kelimeleri arasındaki farkları da öğrenmek istersen İngilizcede Hope ve Wish arasındaki Farklar başlıklı yazımızı okuyabilirsin.
Open English, İngilizce öğrenmek isteyenler için %100 online bir İngilizce kursu. Bu kurs; öğrencilere İngilizce bilgisini geliştirmeleri için birçok farklı birçok materyal sunuyor. İngilizcede big ve large arasındaki farkları öğrenmek isteyen öğrenciler, Open English’in dil bilgisi ve kelime dağarcığı konularına odaklanan derslerine katılarak bu isteklerini giderebiliyor. Open English’te yer alan canlı derslerde; öğrenciler kelime anlamlarını, kullanımlarını ve farklı örneklerle kullanımlarını öğrenebiliyorlar.
Open English’te ana dili İngilizce olan eğitmenlerden alacağın İngilizce eğitimi ile yalnızca İngilizcede big ve large arasındaki farkları değil, İngilizceye dair her şeyi öğrenebilirsin. Eğitmenlerinin moderatörlüğünde açılan konuşma sınıflarında ana dili İngilizce olan diğer öğrencilerle sohbet ederek İngilizce konuşmanı güçlendirebilirsin. Sen de İngilizceyi en güzel şekilde öğrenmeye bir an önce başlamak istiyorsan bu sayfada bulunan iletişim formunu doldurman yeterli.
Bir kişiye yaptığı işten dolayı aferin demek ve onu tebrik etmek hangi ülkeye gidersen git oldukça önemlidir. Karşı tarafa yaptığı işte başarılı olduğunu söylemek, yaptığın işle ilgilendiğini ve onu desteklediğini söylemek evrensel nezaket kurallarından bir tanesidir. Özellikle öğretmenler, ebeveynler ve takım liderleri için aferin demenin farklı yollarını bilmek gerekir.
Her seferinde “well done.” gibi basit bir ifade kullanırsan bir süre sonra karşı taraf ilgini yitirdiğini düşünebilir. Bu sebeple farklı kalıplar kullanmayı bilmek ve her seferinde yeni bir heyecana yer vermen için bugünkü yazıda İngilizcede aferin demenin 45 farklı yolundan bahsedeceğiz.
İngilizce çalışmak istiyorsan, hemen yan taraftaki formu doldurabilir ve İngilizce dil kursumuz hakkında bilgi alabilirsin.
Aferin birçok farklı şekilde söylenebilir. Bununla birlikte aferin tebrik etme anlamında kullanıldığı için tebrikler kelimesiyle birlikte de birçok farklı şekilde kullanılabilir. Aferini iş yerinde veya okulda tebrik etmeniz gereken biri olduğunda daha resmi şekillerde kullanman gerekebilir. Şimdi aferin demenin birkaç resmi şekline göz atalım:
Max: Good afternoon, Mr. Johnson. I wanted to take a moment to congratulate you on your recent accomplishment. Your dedication and hard work have truly paid off.
(İyi öğlenler, Mr. Johnson. Son başarın için seni tebrik etmek üzere bir dakinani almak isterim. Gayretin ve sıkı çalışman meyvesini verdi.)
Caroline: Thank you, Max. I appreciate your kind words. It has been a long journey, but I’m thrilled with the outcome.
(Teşekkürler, Max. Kibar sözlerin için minnettarım. Uzun bir yolculuk oldu ama sonuçtan sevinç duyuyorum.)
Max: Once again, congratulations on this great accomplishment, Mr. Johnson. You should be proud of yourself. Your dedication, perseverance, and exceptional results make you a valuable asset to our team.
(Tekrardan, başarın için tebrik ederim. Kendinle gurur duymalısın. Gayretin, sabrın ve olağanüstü sonuçlar seni ekibimizin değerlisi yapıyor.)
Caroline: Thank you, Max. I’m grateful for the opportunities I’ve been given.
(Teşekkürler, Max. Bana verilen fırsatlar için minnettarım.)
İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

Rick: Dude, I gotta say, you totally nailed it! Your accomplishment is seriously impressive.
(Dostum, kesinlikle başardığını söyleyebilirim. Başarın gerçekten etkileyici.)
Morty: Thanks, man! It feels pretty awesome to finally see all the hard work pay off.
(Sağ ol dostum! Sonunda sıkı çalışmamın karşılığını almak oldukça harika hissettirdi.)
Rick: No doubt! I’ve been following your progress, and you’ve raised the bar, my friend.
(Şüphesiz! Gelişimini takip ediyordum ve çıtayı yükselttin arkadaşım!)
Morty: Thanks for the support, bro. It’s been a wild ride, but totally worth it. Couldn’t have done it without the amazing people around me.
(Desteğin için sağ ol, kardeşim. Zor bir yol oldu ancak kesinlikle buna değdi. Etrafımdaki harika insanlar olmadan yapamazdım.)
İngilizce dil kursumuz hakkında bilgi istersen, yan taraftaki formu doldurabilirsin.

Her şeyin bir argosu olduğu gibi aferin demenin de birçok argo şekli vardır. Bu başlıkta ise argo şekilde aferin demenin farklı yollarından bahsedeceğiz. Elbette bu bölümdeki aferin deme yollarını resmi bir yerde, büyüklerin ile konuşurken veya fazla yakın olmadığın kişilerle görüşme esnasında kullanmaman gerektiğini unutmamalısın.
Rick: Yo, dude! You did it! That’s some serious badassery right there!
(Hey, dostum! Başardın! Burada bir baş belası var!)
Morty: Thanks, man! I can’t believe I pulled it off. It feels freakin’ awesome!
(Sağ ol, adamım! Altından kalktığıma inanamıyorum. Bu acayip harika hissettiriyor!)
Rick: No doubt! You’re straight-up killing the game. I’m hella impressed, bro.
(Şüphesiz! Cidden işi bitirdin. Harbi etkilendim kardeşim.)
Morty: Absolutely, man. We’re like a well-oiled machine, tearing up the scene. Can’t stop us!
(Kesinlikle adamım. Yeni yağlanmış makine gibiyiz, sahneyi ağlatırız. Bizi durduramazlar!)

İngilizce öğrenmenin en efektif ve hızlı yolunu öğrenmek için arayış içindeysen yan taraftaki formu doldurabilir ve arkadaşlarımızın seni aramasını bekleyebilirsin.