Sosyal medya yıllar içinde hayatımıza girmiş ve tek başına bir sektör hâline gelmiştir. Çabuk tüketilen içerikleri ve ulaşması kolay olması sebebiyle günlük hayatımızın büyük kısmında sosyal medyayı kullanırız ve hatta kullanmak zorunda kalırız.
Yalnız mizahi ve eğlence içerikleri ile değil; anlık haber paylaşımları, bilgi paylaşımları ve bilimdeki son gelişmeler gibi birçok yararlı kaynaklardan dolayı da sosyal medya en önemli iletişim organlarından biri hâline gelmiştir. Bu sebepler dolayısıyla yalnız sosyal medya üzerine çalışanlar için değil, günlük hayatta sosyal medya dünyasına hâkim olmak isteyenler için de terimleri öğrenmek şart olmuştur. Biz bu yazıda A’dan Z’ye sosyal medya terimlerini ve bu kelimelerin anlamlarını paylaşacağız.
İngilizce çalışmaya hemen başlamak için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

Split testing olarak da bilinen A/B testi, iki gönderi arasında hangisinin en iyi performans verdiğini göstermek amacıyla kullanılan bir testtir. A/B testinin doğru sonuç vermesi için çoğunlukla iki versiyon arasında gönderinin tek ögesinin değiştirilmesiyle gerçekleşir. Örneğin, iki görselden birinin başlığının değiştirilmesi, farklı bir görsel kullanılması veya CTA (call to action) cümlesinin değiştirilir ve iki gönderi arasındaki farka bakılır. A/B testi hem organik hem de reklam paylaşımlarında kullanılabilir.
Ads Manager Facebook’un üreticiler için oluşturduğu bir programdır. Reklam kampanyalarını oluşturma, yürütme ve analiz etme de kullanılır. Bu uygulama yalnızca Facebook ve Instagram üzerinden verilen reklamlarda kullanılır.
Yapay zeka sohbet robotları kullanıcılara daha hızlı hizmet vermek amacıyla kullanılan bir robottur. Anlık olarak kullanıcıların sorduğu soruya cevap vermesi için tercih edilir. Yapay zeka sohbet robotları sık sorulan sorulara genel bir cevap verir ve gerekirse müşteri hizmetlerine yönlendirme yapar. Aynı zamanda e-ticaret sitelerinde müşteri deneyimini kişiselleştirme amacıyla kullanılırlar.
Algoritma sosyal medya dünyasında kısaca sayfanın büyümesi için yapılması gerekenler olarak tanımlar. Örneğin, Instagram için en önemli etkileşim kaydetmeler, sonrasında paylaşımlar, yorumlar ve son olarak beğenilerdir. Dolayısıyla sosyal medya algoritmasına uygun içerikler üretmek için izleyicilerin kaydedebileceği paylaşımlarda bulunmak gerekir. Bununla birlikte hashtaglerin kullanımı, post-story-reels dengesinin uyumunu yakalamak da sosyal medya algoritmasına uymak için oldukça önemlidir.
Audience sosyal medyada hitap edilen topluluğu tanımlamak amacıyla kullanılır. Bir sosyal medya reklamı verileceğinde hitap edilen topluluğu bilmek ve buna yönelik reklam vermek oldukça önemlidir. Örneğin hitap edilen topluluk 35-45 yaş arası ev hanımı olan kadınlar, 18-25 yaş arası üniversite eğitimi görmekte olan gençler olabilir.
Avatar oyunlarda da çok sık kullanılan bir terimdir. Kişiyi veya markayı temsil eden görsel veya ikon olarak tanımlanır.
İngilizce konuşma yeteneğinin geliştirmek için online İngilizce kursumuzu tercih edebilirsin. Hadi yan taraftaki formu doldur!

Bio kelimesi İngilizcede “biography” kelimesinin kısaltmasıdır. Türkçede biyografi anlamına gelir. Ana profilde üst bölümde yer alan kişinin veya markanın kendini kısaca tanımlaması için kullanılır.
Boosted post reklam verilen gönderiler için kullanılan bir terimdir. Yalnızca içerik üreticilerinin ve işletme sayfalarının erişebildiği bir özelliktir. Sayfanın reklamını yapmak ve gönderinin daha fazla etkileşim almasını sağlamak için boosted post butonu kullanılır ve diğer kullanıcılara bu içerik reklam olarak gösterilir.
Blog internet dünyasında bir kişinin veya markanın bilgi amaçlı kullandığı bir sitedir. Örneğin, bu yazı Open English’in blog sayfasında İngilizce ile ilgili bilgi vermek amacıyla kurulan sitede yayımlanmaktadır. Blog sayfaları geçmişte yalnızca web sitesi olarak kullanılıyordu ancak günümüzde Insta, YouTube ve TikTok blog sayfaları da oldukça popülerdir. Bu blog sayfaları web sitelerine kıyasla görsel ağırlıklı paylaşımlarda bulunur.
Bu terim kullanıcıya asıl bilgiden uzak bir şekilde tamamen ilgi çekmek amacıyla atılan başlıklar için kullanılır. Clickbait Türkçeye “tıklama tuzağı” olarak çevirilir. Bu terimin amacı kullanıcıya bilgi vermekten ziyade içeriğe tıklamasını sağlamaktır. Günümüzde haber sitelerinde bu terimin birçok örneğine rastlarız. Örneğin, “Başkanlık açıklama yaptı! Şu illere müjdeledi…!” şeklinde atılan başlığın içeriği hâli hazırda yapılan bir yol çalışmasından bahsediyor olabilir. Sosyal medyada düzenli olarak clickbait kullanılan sayfalar tespit edilir ve spam olarak algılanarak sayfaya ceza niteliğinde erişim engeli getirilir.
Cost per Click terimi Tıklama başına ücret anlamına gelir. Bu terim verilen reklamlara karşılık olarak ne kadar ücret ödeneceğini gösterir. Sosyal medya reklamlarında tıklama başına ücret kesilir.
Bu terim direkt mesaj olarak çevirilir. Günümüzde küçük işletmeler tarafından çok sık kullanılan bir cümle olan “DM’den bilgi verilmiştir.” ifadesi direct message teriminden gelir. Kişiye doğrudan atılan mesaja verilen isimdir. Bu ifadeyi özel mesaj olarak da çevirebiliriz.
Bu ifade kısa süreliğine paylaşılan içerikler için kullanılır. Yani, bir içerik paylaşıldığında bellir bir süre sonra bu içeriğin otomatik olarak silinmesi “disappearing content” olarak tanımlanır. Bu ifade “kaybolan içerik” olarak çevrilir. Örneğin hikâye içerikleri bu terime bir örnektir.
Engagement rate Türkçede etkileşim oranı anlamına gelir. Gönderiyle etkileşime geçen kişi sayısı/ gönderiyi gören kişi sayısı) x 100 olarak hesaplanır. Beğeni, yorum, paylaşma ve kaydetme gönderinin etkileşim oranını belirler.
İngilizce dil kursumuz için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

Follower sayfayı takip eden kişilere verilen isimdir. Bir kişi veya markanın paylaştığı içerikleri görmek üzere abone olan kişilere takipçi denir.
Kısaca anasayfa veya keşfet olarak tanımlanan sayfaya verilen isimdir. Kullanıcıların takip ettiği sosyal medya platformlarında akışta görünen sayfadır.
Hashtag sosyal medyada çok sık kullanılan ve sayfaların içeriğin hangi konu ile ilgili olduğunu anlatmak amacıyla kullanılır. Türkçede etiket anlamına gelir. “#” sembolü ile kullanılır. Örnek: #evdeningilizceogrenmek #openenglish
Sosyal medya üzerinde büyük veya küçük ölçekli hitap ettiği bir topluluk olana kimseye denir. “Influence etmek” bir ürünün veya hizmetin tanıtımını popüler olan kimsenin deneyimlerini paylaşması aracılığıyla gerçekleşir.
Viral fotoğraf, video veya metinlerin mizahi şekilde internet üzerinden paylaşılmasıdır. Bu kelimenin tam olarak Türkçe karşılığı bulunmaz, Türkçede de “meme” olarak ifade edilir.
Hashtag ile sıkça kıyaslanan bir terimdir. Bu terim bir sayfayı veya kişiyi etiketlemek veya tanımlamak üzere “@” sembolüyle kullanılır.
Son dönemlerde popüler olan bir akım, ürün veya hizmetin sosyal medya üzerinden popüler olmasıdır. Türkçede de sık sık çevrilmeden olduğu gibi kullanılır.
Tıklama başına alınan ödemeyi ifade eder. Bir gönderinin veya sayfanın aldığı tıklama sayısına bağlı gelen ödemeyi tanımlamak için kullanılır.
İnternet üzerinden çevrimiçi olarak düzenlenen seminer veya sunumlara verilen isimdir. Web tabanlı eğitimler kısaca web ve seminar kelimelerinin birleşimiyle “webinar” olarak tanımlanır.
Webinar: An online seminar or presentation conducted through a web-based platform.
This list provides an overview of some common social media terms, but it’s worth noting that new terms and trends constantly emerge as social media evolves.
İnsanları günlük bir durumda İngilizce konuşurken gördüysen mutlaka her kelimenin tam ve açık bir şekilde söylenmediğini görmüşsündür. Bu bazen telaffuzdan kaynaklansa da bir başka sebebi daha var: İngilizce kelimelerin kısa versiyonları.
İnsanlar özellikle resmi olmayan durumlarda İngilizce kelimelerin kısa versiyonların sık sık başvurur. Bu yüzden İngilizce kelimelerin kısa versiyonlarını sık sık günlük konuşmalarda, dizilerde, filmlerde görürüz. İngilizce kelimelerin kısa versiyonları olduğunu bilmediğin, tam hali sandığın kelimeler bile olabilir! Hadi İngilizce kelimelerin kısa versiyonları konusuna bir göz atalım!
Yazımıza başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Seviyen ne olursa olsun İngilizceyi en iyi şekilde öğrenmek ve ana dilin gibi konuşmak istersen sen de Open English’e katılmalısın! Open English üzerinden sertifika almak da mümkün. Yani İngilizce ile ilgili ihtiyacın olabilecek her şey burada!
Dünyada önde gelen online İngilizce kursu olan Open English, 15 yıllık deneyimi ile sana bir çok fırsat sunuyor. Open English’e abone olarak bu fırsatlardan istediğin gibi faydalanabilir, İngilizceyi öğrenmeye sağlam adımlarla başlayabilirsin! Peki nedir bu fırsatlar?
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Dilediğin gibi İngilizce çalışmaya başlamak için ilk adımı atabilirsin.

İngilizce kelimelerin kısa versiyonlarından bahsetmeden önce biraz nasıl oluştuklarından bahsedelim! Dilbilim tabii ki bu tür kelimelerin oluşması üzerine de çalışmış. Unutma, İngilizce kelimelerin kısa versiyonları bazılarımıza epey yeni dilimize geçen şeyler gibi görünse de aslında yüzyıllardır var!
İngilizce kelimelerin kısa versiyonlarını oluşturmak için bir kelimenin hecelerini çıkarmaya “clipping” denir. Örneğin: phone (telephone), exam (examination), ad (advertisement)
İngilizce kelimelerin kısa versiyonlarından birisi de bildiğimiz gibi ilk harflerini kullanarak kısaltmalardır. Acronymler tek kelime gibi okunurken, Initialism örneklerinin tüm harfleri tek tek onunur. Örneğin: RADAR (Radio Detection and Ranging), FBI (Federal Bureau of Investigation)
İngilizce kelimelerin kısa versiyonları arasında kesinlikle Blendingi görürüz. Blending, iki ayrı kelimenin birer kısımlarının alınarak tek kelime oluşturulmasına denir. Örnek: breakfast + lunch = brunch, situation + comedy = sitcom
En yaygın gördüğümüz türlerden biri bu. İngilizce kelimelerin kısa versiyonları deyince hatta aklına büyük ihtimalle bu geldi! Abbreviation, kelimelerin yer ve zamandan tasarruf etmek için kısaltılmasına denir. Bu tarz kısaltmalar genelde uzun hali olarak okunur. Örneğin: prof. (professor), dr. (doctor)
Umarız buraya kadar her şey açık ve nettir! İngilizce kelimelerin kısa versiyonları gibi temel konuları en doğru şekilde öğrenmek çok önemlidir. Bu yüzden, eğer İngilizce kelimelerin kısa versiyonları hakkında aklında sorular varsa Open English’e göz atmanı öneriyoruz!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, derslerde öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında pratiğe dökebilir ve dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve İngilizce öğrenmeye başlamak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Büyük ihtimalle yazının asıl beklediğin kısmına geldik! Bu kısımda en yaygın karşılaşabileceğin İngilizce kelimelerin kısa versiyonlarına değineceğiz. Bu kelimeleri olabildiğince günlük hayatta kullanmanı öneriyoruz!
Bu kelimeyi günlük konuşmada evli kadınların sık sık kullandığını duyarız. “Koca, erkek eş” anlamına gelen “husband” kelimesinin kısaltmasıdır.
İngilizce kelimelerin kısa versiyonlarından bir diğeri de “vacay”. Tatil anlamına gelen “vacation” kelimesinin kısaltması olarak karşımıza çıkıyor.
İngilizce sebzeler anlamına gelen “vegetables” kelimesinin kısaltılmış halidir.
Tahmin edebileceğin gibi mayonez anlamına gelen “mayonnaise” kelimesinin kısaltmasıdır.
Bu kelimeyi iş hayatında görebilirsin! Temsilci anlamına gelen “representative” kelimesinin kısaltmasıdır.
Bu kelimeyi o kadar çok duymuşuzdur ki kısaltma olduğunu bile anlamamış olabiliriz. Rahat anlamına gelen “comfortable” kelimesinin kısa versiyonudur.
Bu kısaltmayı günlük hayatından iş hayatında her yerde görebilirsin! “As soon as possible” yani “olabildiğince yakın zamanda” anlamına gelir. Bir işin acelesi varsa bunu kullanabilirsin!
Telefonlarımızda hepimiz çeşitli appler taşıyoruz. Peki App kelimesinin, “application” kelimesinin kısaltması olduğunu biliyor muyun?
Tebrikler anlamında gelen “congratulations” kelimesinin kısaltmasıdır. Malum, uzun halini okumak epey zor olunca kısa versiyonu yaygınlaşmış!
“Doğum günü” anlamına gelen “birthday”in kısatlmasıdır. Bir dahaki doğum gününde kullanabilirsin mesela.

Bugünkü yazımızda İngilizce kelimelerin kısa versiyonları ve en yaygın İngilizce kelimelerin kısa versiyonlarından bahsettik. Umarız faydalı olmuştur! İngilizce kelimelerin kısa versiyonları gibi günlük hayatta sık sık karşılaşabileceğin Kolay İngilizce Konuşma Kalıpları: Günlük Hayatta Kullanabileceğin İngilizce İfadeler isimli yazımızı da incelemeni öneririz.
Yazımızı kapatırken sana bir sorumuz var: İngilizceyi ana dilin gibi konuşmak ister misin? Eğer çoğu insan gibi cevabın “evet” ise seni Open English’te görmeyi çok isteriz. Open English, dünya çapında 1.5 milyon insana 15 yıldır İngilizce öğreten bir online İngilizce kursu. Dolayısıyla alanında oldukça donanımlı ve deneyimli! Bu deneyimden faydalanmak istersen sen de aramıza katıl!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşarak pratiğe dökebilir ve dev içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklara sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım.
İngilizceyi doğru şekilde öğrenmek, günlük konuşmalarını daha rahat şekilde ifade edebilmeni sağlar. Phrasal verb’ler, Türkçeye “deyimsel fiil” veya “öbeksi eylem” olarak çevrilir. Bu fiiller İngilizcede sık sık kullanılır. Biz bu yazıda telefon ile ilgili deyimsel fiillerden bahsedeceğiz.
Telefon ile ilgili deyimsel fiillerden bahsetmeden önce deyimsel fiil kavramından bahsedelim: Deyimsel fiiller, İngilizcede bir öbek fiilidir. Bir fiilin önüne edat veya zarf gelmesiyle fiil farklı bir anlam kazanır. Yeni bir anlam kazanan fiil ise deyimsel fiil olarak tanımlanır. Sonraki başlıklarda vereceğimiz örneklerle phrasal verb’leri ve telefon ile ilgili kullanımlarını çok daha iyi kavrayacaksın.
İngilizce dil kursumuzla phrasal verbleri ve daha fazlasını öğrenmek istiyorsan, yan taraftaki formu doldurabilirsin.

Teknolojinin de gelişmesiyle birlikte telefon ile ilgili gitgide daha fazla kalıp hayatımıza girmektedir. Eğer telefonunu İngilizce kullanmayı tercih ediyorsan bu kalıplara az çok hâkim olabilirsin. Bu başlıkta İngilizce kalıplar ve onların kullanım alanları ile ilgili konuşacağız.
Hang Up: Telefon görüşmesini aniden sona erdirmek anlamında kullanılır.
Pick up: Bir aramaya cevap vermek veya bir konuşma başlatmak için telefonu almak anlamındadır.
(Lütfen telefonu al, önemli bir arama olabilir.)
Put through: Arayan kişiyi alıcıya bağlamak veya başka bir aramaya aktarmak üzere kullanılır.
(Lütfen beni satış departmanına bağlayabilir misiniz?)
İngilizce öğrenmek için hemen yan taraftaki formu doldurabilir ve bu konuda ilk adımı atabilirsin.

Get through: Telefon bağlantısı sağlamak anlamında kullanılır.
(Müşteri hizmetleri hattına ulaşamadım, sürekli meşguldü.)
Hold on: Aramayı kısa süreli beklemeye almak anlamındadır.
(Ben bilgileri kontrol ederken bir dakika bekleyebilir misiniz?)
Cut off: Telefon konuşmasının ani kesintiye uğramasıdır.
(Özür dilerim, zayıf sinyal yüzünden bağlantı kesildi.)
Speak up: Telefon konuşması sırasında daha yüksek sesli konuşmayı temsil eder.
(Seni duyamıyorum, lütfen sesli konuşur musun?)
Ring off: Telefonu kapatmak anlamındadır.
(Nihayet telefonu kapatmadan önce bir saat konuştuk.)
Dial in: Bir hatta veya konferans aramasına bağlanmaktır.
(Lütfen ekip toplantısı için belirlenen saatte arayın.)
İngilizce çalışmak istiyor ve kendine uygun yöntem arıyorsan, hemen yan taraftaki formu doldur; efektif bir şekilde İngilizce çalışmaya başla.

Isabelle: ring ring (phone ringing)
Ray: Hello?
Isabelle: Hi, is this Susan?
Ray: Yes, speaking. Who’s calling, please?
Isabelle: Hi Susan, this is Mark. I was wondering if you could put me through to your manager, Mr. Johnson.
Ray: I’m sorry, but he’s currently on another call. Can I send a message to him?
Isabelle: Oh, sure. Please tell him that Mark called and would like to discuss the new project. Also, ask him to call me back when he’s available.
Ray: Absolutely, Mark. I’ll make sure to pass along the message and ask him to call you back as soon as he’s free.
Isabelle: Great, thanks! I appreciate it. Oh, and if I may ask, could you hold on for a moment? I need to check my calendar to see when I’m available for a meeting.
Ray: Of course, take your time. I’ll hold on.
Isabelle: Thanks for waiting. I can speak up now. How about next Tuesday at 10 a.m. for the meeting?
Ray: That works for us. Let me confirm it with Mr. Johnson and get back to you. Can you please ring off and I’ll call you back with the final confirmation?
Isabelle: Sure, I’ll wait for your call. Thank you for your assistance, Susan.
Ray: You’re welcome, Mark. I’ll speak to you soon. Goodbye for now.
Isabelle: Goodbye.
Telefon cümleleri, İngilizce’de etkili iletişim için ayrılmaz bir parçadır. Anlamalarını ve kullanımlarını anlayarak, telefon iletişim becerilerinizi artırabilir ve daha güvenli ve akıcı sohbetlere katılabilirsiniz. Düzenli olarak egzersiz yapmayı ve bu cümleleri doğal olarak kullanmayı becerebilmek için gerçek hayatta telefon görüşmelerine daldırmayı unutmayın. Zaman ve çaba ile, telefon cümle sözcükleri ustalaşacak ve telefon görüşmeleri kolaylıkla yönlendireceksiniz.
İngilizce konuşurken kelime kalıplarının dışında kültürel aktivitelerin ne olduğunu da bilmek gerekir. Spor türleri, müzikal aktiviteler ve etkinlikler günlük konuşmalarda kendini daha iyi tanıtabilmek ve sohbete dahil olabilmen için bilmen gereken temel bilgiler arasında yer alır. Biz bu yazıda İngilizce su sporlarından ve su sporlarıyla ilgili örneklerden bahsedeceğiz.
ABD’deki en popüler su sporları; yelken, uçurtma sörfü, tüplü dalış, şnorkelli yüzme, rüzgar sörfü, parasailing, kano, sörf, su kayağı veya su kayağı ve ayakta kürek sörfüdür. Su sporları açık havada spor yapmayı sevenler için müthiş bir alternatiftir. Suda yapılabilecek spor denince çoğu kişinin aklına yalnızca yüzme gelse de birçok su sporu alternatifi vardır.
Sörf, dünyanın en popüler su sporlarından biridir. Sörf yapabilmek için denizin veya okyanusun dalgalı olması gerekir. Dalgalarla birlikte koordineli şekilde hareket edebilmek için öncelikle iyi bir eğitim alınmalıdır. Daha sonra yavaş yavaş sörf yapmaya başlayabilir, dalgalarla keyifli ve heyecan verici bir spor yapma şansı yakalayabilirsin.
Kano sıklıkla nehir ve göllerde yapılan bir spordur. Kano grup hâlinde veya bireysel yapılabilir. Dilersen yavaş bir akıntıda, dilersen hızlı akıntıda dolu dolu adrenalinle bu sporu yapabillirsin. Büyük Kanyon ve Amazon nehri en popüler kano yerlerinden bir tanesidir.
Su kayağı Türkiyede fazla bilinmeyen ancak popüler su sporlarından bir tanesidir. Su sporlarının temelinde denge, güç ve koordinasyon vardır. Bu sporu da doğru şekilde yapabilmek için üç beceriyi doğru şekilde yönetebilmek gerekir.

Scuba diving tüplü dalış anlamına gelir. “SCUBA” kelimesi, “Self-Contained Underwater Breathing Apparatus’un açılımıdır. Bu açılım ise “bağımsız sualtı solunum aparatı” demektir. Sualtı dalışı yapmak için maske, yüzgeç, dalgıç kıyafeti, tüp ve yüzme kontrol cihazını giymek gerekir. Okyanusun derinlerine inmek ve sualtının muhteşem manzarasında gezinmek için tüplü dalış yapmak en güzel su sporlarından bir tanesidir.
Rüzgar sörfü, sörf ve yelkenciliğin birleşimidir. Rüzgârı yakalayıp yelkeni tutarken sörf tahtasına benzer bir tahtayı kullanmak gerekir. Bu spor boardsailing olarak da bilinir, sörf tahtasına benzer bir tahta üzerinde durup rüzgarın gücünü kullanarak yapılır. Bu sporu yapmak için de rüzgarın kuvvetli olduğu bir günü seçmek gerekir.
Su sporlarının en olumsuz yönlerinden biri de her gün spor yapmak için uygun olmamasıdır. Olumsuz hava koşulları, fırtına veya spor yapmaya elverişsiz havalarda bu sporları yapmak maalesef ki mümkün değildir. Her koşulda ve şartta yapılabilen su sporları arasında çoğunlukla havuzda gerçekleştirilen yüzme ve su topu vardır. Su topu, futbola benzerlik gösteren şekilde iki takım hâlinde havuzda oynanır. Bu başlıkta su topundan detaylıca bahsetmedik. Eğer sen de su sporlarına ilgi duyuyorsan ve bununla ilgili bir yazı yazmak istersen, yorumlara su sporunu açıklayan bir yazı yazabilir ve writing pratiğini geliştirebilirsin.
Water sports are a popular pastime for many people around the world. Whether it’s swimming, surfing, kayaking, or paddleboarding, there are countless ways to enjoy the water. One of the most exciting water sports is wakeboarding, which involves riding a board while being towed behind a boat.
Another popular water sport is windsurfing, which combines elements of sailing and surfing to create an exhilarating experience. For those who prefer a more relaxing activity, there’s always snorkeling or scuba diving, which allow you to explore the underwater world and observe marine life up close. Regardless of your skill level or preferred activity, there’s something for everyone when it comes to water sports. So grab your gear and head out on the water for some fun in the sun!
Su sporları, dünyadaki birçok insan için popüler bir eğlencedir. Yüzme, sörf, kano veya paddleboarding olsun, suyun tadını çıkarmanın sayısız yolu vardır. En heyecan verici su sporlarından biri de bir teknenin arkasında giderken tahtaya binilen su kayağıdır.
Bir başka popüler su sporu, canlandırıcı bir deneyim yaratmak için yelken ve sörf unsurlarını birleştiren rüzgar sörfüdür. Daha rahatlatıcı bir aktivite tercih edenler için, su altı dünyasını keşfetmenize ve deniz yaşamını yakından gözlemlemenize olanak tanıyan şnorkel veya tüplü dalış da her zaman tercih edilebilir. Beceri seviyeniz veya tercih ettiğiniz aktivite ne olursa olsun konu su sporları olduğunda herkes için bir şeyler vardır. Ekipmanınızı alın ve güneşte biraz eğlenmek için suya gidin!
İngilizce öğrenmek istiyorsan, yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

John: Hey, have you ever tried any water sports? (Hey, hiç su sporu denedin mi?)
Amy: Yeah, I love water sports! I’ve tried surfing, paddleboarding, and kayaking. (Evet, su sporlarını severin! Sörf, kürek sörfü ve kayak denedim.)
John: That’s awesome! I’ve only tried swimming and jet skiing, but I’ve always wanted to try something more adventurous. (Bu harika! Ben yalnızca yüzme ve jetskiyi denedim ama hep daha maceracı bir şey denemek istemişimdir.)
Amy: You should definitely try surfing! It’s one of my favorites. It’s such a rush to catch a wave and ride it all the way to shore. (Kesinlikle sörfü denemelisin. Dalgayı yakalayıp kıyıya kadar sürmek oldukça zor.)
John: That sounds amazing! But I’m not sure if I have the balance for it. (Kulağa harika geliyor! Ama dengemi sağlayabilir miyim emin değilim.)
Amy: Don’t worry; it takes some practice, but it’s not as hard as it looks. Plus, it’s so much fun that you won’t even notice if you fall off a few times. (Endişelenme, göründüğü kadar zor değil ama biraz pratik gerektirir.)
John: Hmm, maybe I’ll give it a try. What about paddleboarding? Is that difficult? (Hmm, belki bi’ denerim. Peki ya kürek sörfü?
Amy: It’s a little tricky at first, but once you get the hang of it, it’s really relaxing and peaceful. You can even do yoga or meditation on a paddleboard! (Başta biraz zordur ancak bir kez ama bir kez alışınca, gerçekten rahatlatıcı ve huzurlu. Bir paddleboard üzerinde yoga veya meditasyon bile yapabilirsiniz!)
John: Wow, that sounds like a great way to unwind. I’ll have to try it out sometime. (Gevşemek için kulağa harika bir yol gibi geliyor. Bir ara denemem gerekiyor.)
Amy: Definitely! There are so many great water sports that each offers a unique experience. It’s a great way to stay active and enjoy the outdoors. (Kesinlikle! Benzersiz bir deneyim sunan birçok harika su sporu var. Aktif kalmak ve dışarı sporlarına katılmak için harika bir yol.)
İngilizce dil kursumuz hakkında detaylı bilgi için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak ve seni aramamızı beklemek!
Sağlık sektörü, insanların sağlığını korumak, tedavi etmek ve iyileştirmek için hayati bir rol oynar. Ama yaşadığımız dünya giderek daha küreselleşiyor ve sağlık hizmetlerinde de önemli değişiklikler yaşanıyor. Bu nedenle, sağlık profesyonelleri için İngilizce bilmenin önemi her zamankinden daha büyük hale geliyor.
İlk olarak, İngilizce, tıbbi literatürün ana dilidir. Tıbbi araştırmaların büyük bir kısmı İngilizce olarak yayınlanır ve yeni tedavi yöntemleri, ilaçlar ve teknolojiler hakkındaki bilgiler çoğunlukla İngilizce kaynaklardan elde edilir. İngilizce bilmek, sağlık profesyonellerine en son araştırmaları ve gelişmeleri takip etme fırsatı sunar ve bu da onların hastalarına daha güncel ve etkili tedaviler sağlamalarına yardımcı olur.
İkinci olarak, İngilizce, sağlık sektöründeki meslektaşlarla iletişim kurmanın ortak bir dilidir. Uluslararası konferanslara katılmak, bilgi ve deneyimleri paylaşmak için İngilizce konuşmak büyük bir avantaj sağlar. Tıbbi bir problemle karşılaştığında veya farklı ülkelerden gelen bir hastayla çalıştığında, İngilizce bilmek sorunları daha kolay anlamanı ve doğru çözümleri bulmanı sağlar. Ayrıca, yurt dışında staj yapma veya çalışma fırsatlarına da açılmış olursun. Staj gibi imkanlar gelecekte çalışacağın işe de büyük katkı sağlayacak. İngilizceyi şimdi öğrenmek için Open English ile iletişime geçebilirsin.
Üçüncü olarak, İngilizce bilmek, sağlık hizmetlerine erişimi artırır. Yabancı dil bilen sağlık profesyonelleri, farklı kültürlerden gelen hastalara daha iyi hizmet verebilir. Dil engellerini aşmak, hastalarla daha iyi iletişim kurmanı ve onlara daha iyi bir hasta deneyimi sunmanı sağlar. İngilizce bilmek aynı zamanda uluslararası sağlık kuruluşlarıyla etkili iletişim kurmanı da kolaylaştırır.

Tabii ki, her sağlık profesyoneli aynı düzeyde İngilizce bilmek zorunda değil. İngilizceni geliştirmek için çeşitli kaynaklar ve kurslar mevcut. Tıbbi terimleri ve literatürü anlamak için İngilizce makaleler ve kitaplar okuyabilir, meslektaşlarınla İngilizce pratik yapabilir ya da bir dil kursuna katılabilirsin.
Bu yoğunlukta nasıl dil kursuna gideyim diyorsan daha fazla düşünme Open English’e gel. Open English dil öğrenim sürecinde başından sonuna kadar seni destekleyecek online bir dil kursudur.
Open English ile öğrenme deneyimin, esneklik ve özgürlükle dolu olacak. Uzman öğretmenlerle interaktif derslere katılacak, canlı video konferanslarla gerçek zamanlı iletişim kuracak ve özel olarak size verilen ödevlerle İngilizceni geliştireceksin. Ayrıca, dil seviyene uygun olarak hazırlanan etkileşimli içeriklerle pratik yapacak ve kendini günlük yaşamda rahatça ifade edebileceksin.
Open English ile İngilizceyi öğrenmek için sadece bir bilgisayara veya mobil cihaza ihtiyacın var. Evden, ofisten veya seyahat ederken bile derslere erişim sağlayabilirsin. Böylece, yoğun çalışma temposunda bile dil öğrenme hedeflerine odaklanabilirsin.
Artık İngilizce öğrenmemek için bahanen yok!. Hemen ücretsiz deneme dersi almak için web sitemizi ziyaret et ve hayatını değiştiren bir dil yolculuğuna ilk adımı at!
Sağlık çalışanları için mesleki İngilizce öğrenmek istersen, tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurma!

Yazının bu kısmında sağlık sektöründe çalışanların bilmesi gereken kelimelere yer verdik.
I need to schedule an appointment with my doctor. (Doktorumla bir randevu ayarlamam gerekiyor.)
The doctor is working on making an accurate diagnosis. (Doktor, doğru bir tanı koymak için çalışıyor.)
The nurse explained the treatment plan to the patient. (Hemşire, hastaya tedavi planını açıkladı.)
The pharmacist filled the prescription with the necessary medications. (Eczacı, gerekli ilaçları reçeteye uygun şekilde doldurdu.)
The doctor reviewed the patient’s medical history before making a diagnosis. (Doktor, bir tanı koymadan önce hastanın tıbbi geçmişini inceledi.)
The patient will undergo surgery tomorrow morning. (Hasta, yarın sabah ameliyata alınacak.)
The laboratory technician conducted various tests to determine the results. (Laboratuvar teknisyeni sonuçları belirlemek için çeşitli testler yaptı.)
The patient will undergo physical rehabilitation after the surgery. (Hasta, ameliyattan sonra fiziksel rehabilitasyon sürecine girecek.)
The doctor examined the patient thoroughly. (Doktor, hastayı detaylı bir şekilde muayene etti.)
The nurse administered the medication to the patient. (Hemşire, hastaya ilacı uyguladı.)
The doctors and nurses worked together to handle the emergency situation. (Doktorlar ve hemşireler, acil durumu yönetmek için birlikte çalıştı.)
The doctor ordered an X-ray to examine the patient’s bones. (Doktor, hastanın kemiklerini incelemek için bir röntgen istedi.)
İş İngilizcesi öğrenmek için hemen yan taraftaki formu doldur!

The doctor wrote a prescription for the patient’s medication. (Doktor, hastanın ilaç reçetesini yazdı.)
The patient described his symptoms to the doctor. (Hasta, belirtilerini doktora anlattı.)
The wound should be properly cleaned to prevent infection. (Enfeksiyonu önlemek için yara düzgün bir şekilde temizlenmeli.)
The results of the laboratory tests confirmed the presence of a viral infection. (Laboratuvar testlerinin sonuçları, viral bir enfeksiyonun varlığını doğruladı.)
The anesthesiologist administered anesthesia before the surgery. (Anestezi uzmanı, ameliyattan önce anestezi uyguladı.)
The doctor decided to discharge the patient from the hospital. (Doktor, hastayı hastaneden taburcu etmeye karar verdi.)
The patient was transferred to a rehabilitation center for further treatment. (Hasta, daha fazla tedavi için bir rehabilitasyon merkezine sevk edildi.)
It is important to have adequate health insurance coverage for unexpected medical situations. (Beklenmedik tıbbi durumlar için yeterli sağlık sigortası kapsamına sahip olmak önemlidir.)
The ambulance arrived at the scene of the accident to provide medical assistance. (Ambulans, kaza yerine tıbbi yardım sağlamak için geldi.)
The hospital invested in state-of-the-art medical equipment to enhance patient care. (Hastane, hasta bakımını geliştirmek için son teknoloji tıbbi ekipmana yatırım yaptı.)
The patient diligently followed the prescribed rehabilitation exercises to regain strength and mobility. (Hasta, güç ve hareket kabiliyetini yeniden kazanmak için reçete edilen rehabilitasyon egzersizlerini özenle uyguladı.)
The nurse retrieved the patient’s medical records for the doctor’s review. (Hemşire, doktorun incelemesi için hastanın tıbbi kayıtlarını getirdi.)
It is essential to choose a reliable healthcare provider for quality medical care. (Kaliteli sağlık hizmeti için güvenilir bir sağlık hizmeti sağlayıcısı seçmek önemlidir.)
İngilizce öğrenmek istiyorsan, yan tarafta yer alan formu doldurabilir ve seni aramamızı bekleyebilirsin. İşte İngilizce öğrenmeye başlaman bu kadar kolay!
Modern Family 2009-2020 yılları arasında yayınlanmış bir Amerikan sitcomudur. Tam bir aile komedisi olan bu dizi yayınlandığı yıllar boyunca beğeni toplamış ve kült diziler arasında yerini almıştır. Toplamda üç ailenin hayatını anlatan bu dizi, yaşanan absürt olaylar ve günlük olaylar anlatılır.Bu yazıda Modern Family repliklerinden ve çevirilerinden bahsedeceğiz.
Modern Family dizisi Pritchett ailesini ve yakınlarını anlatan bir Amerikan sitcom dizisidir. Dizinin teması sanki belgesel çekiliyormuşcasına belgesel yapımcısı ve arkaplan gösterilmeden ilerler. Bu dizi aile hayatının zorluklarını, komik yanlarını ve ilginçliklerini 11 sezon boyunca izleyiciyle buluşturdu.
Dizi her ne kadar komedi dizisi olsa da birden fazla aile tipini ekranlara yansıtarak alışılmışın dışında aile tiplerini ve bunun getirdiği absürt durumları anlatıyor. Jay ve genç Latin eşi Gloria’nın babası sanılması, Gloria ve Jay’in çocuğu olan Joe’nun dedesi sanılması, Joe’nun yeğenlerinden daha büyük yaşta olması, Cameron’ın geleneksel ailesinin Mitchell’ı Cam’in çok yakın arkadaşı zannetmesi gibi başlarından birçok komik olay geçiyor.
Dizide bulunan temel karakterler; Jay ve genç Latin eşi Gloria Pritchett, oğulları Joe ve Gloria’nın eski birlikteliğinden oğlu Mannny, Jay’in çocukları Claire ve Mitchell, Claire’in eşi Phil Dunphy ve çocukları Haley, Alex ve Luke, Mitchell, eşi Cameron ve kızları Lily ve daha birçok yan karakter yer almaktadır.
İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek istiyorsan, hemen yan taraftaki formu doldur. Seni arayalım ve İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmene katkı sağlayalım.

İngilizce dil kursumuz hakkında merak ettiğin her detaya yan taraftaki formu doldurarak ulaşabilirsin.

İngilizce öğrenmenin en kolay ve hızlı yolunu istiyorsan, tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak!
Hangi dili konuşursak konuşalım en önemlisi karşımızdaki kişiyle doğru ve sağlıklı şekilde iletişim kurmaktır. Onaylama cümleleri herkes için kullanılabilir. İş arkadaşlarına, çocuklarına, arkadaşlarına veya öğrencilerine kullanabileceğin cümlelerdir.
Bu ifadeler karşıdaki kişinin fikrini veya yaptığı işi doğrulamak, bazen de takdir etmek amacıyla kullanılır. Biz bu yazıda detaylı olarak onaylama cümlelerinden ve bunların kullanım alanlarından bahsedeceğiz. Örnek diyaloglar ve cümlelerle birlikte öğrendiklerimizi pekiştirme fırsatı bulacağız. İlk başlıkta İngilizce onaylama cümlelerinden ve açıklamalarından bahsedelim.
İşte karşında İngilizce onaylama cümleleri ve açıklamaları:
Bu ifade “Kesinlikle!” anlamı taşır. Bir fikre tamamen katıldığını veya senin de aklından bu fikir geçtiğini belirtmek üzere “Exactly!” ifadesini kullanabilirsin. Bu ifade hem onay hem de aynı fikirde olduğunu belli etme ifadesidir.
Bu ifade yukarıdaki ifadenin uzun hâlidir. Tıpkı diğer cümlede olduğu gibi karşı tarafın söylediğine tam olarak katıldığını ve aynı fikirde olduğunu ifade edebilirsin. Örneğin, biri size “Bu proje üzerinde daha fazla çalışmalıyız.” dediğinde, “That’s exactly what I was thinking.” diyerek aynı düşüncede olduğunuzu ifade edebilirsiniz. Bu ifade “Exactly!” ifadesine kıyasla biraz daha formal bir ifadedir.
Bu ifade de bir diğer ifadeye benzer olarak fikri onaylamak üzere söylenir. Çoğunlukla bir fikri doğrulamak ve onaylamak üzere bu ifadeye yer verilir. Bu ifade bir fikre tamamen katılmaktan ziyade bir fikri doğrulamak üzere kullanılır. Bir kişi veya gruba yönelik söylenebilir.
Bu ifade yukarıdaki ifadenin uzun hâlidir. Bu ifade genel bir ifadeden ziyade doğrudan kişinin sunduğu bir fikrin veya projenin onaylanması amacıyla kullanılır. “Kesinlikle haklısın.” anlamı taşır. Bir gruptan ziyade kişiye yönelik bir cevaptır.
Bu ifade “Kulağa harika geliyor.” anlamına gelir. Sana bir fikir sunulduktan sonra bu fikrin hoşuna gittiğini belirtmek amacıyla kullanılır. Örneğin biri okuldan sonra sinemaya gitmeye teklif ettiğinde bu fikre “That sounds awesome.” ifadesiyle cevap verebilirsin. Aynı zamanda bir proje fikrini, araştırma fikrini beğendiğinde de bu ifadeyle yanıt verebilirsin.
İngilizce konuşma sırasında kullanabileceğin kalıpları öğrenmek için online İngilizce kursumuza ulaşabilir ve yan taraftaki formu doldurarak kursumuz hakkında detaylı bilgi alabilirsin.

Bir toplantıda, sözleşme imzalarken veya benzer resmi süreçlerden geçerken bu ifade kullanılır ve “Katılıyorum, kabul ediyorum.” anlamına gelir. Hayatın içinden bir örnek vermek gerekirse, bir oyun indirirken veya herhangi bir aplikasyon kullanmamız gerektiğinde öncelikle önümüze kullanıcı sözleşmesi gelir. Bu sözleşmenin sonunda “Kabul ediyorum.” veya İngilizce olarak “I agree” veya “I accept…” ifadeleri kullanılır.
Bu ifadeyle, bir duruma tamamen onay verdiğini ve doğruladığını ifade edebilirsin. Örneğin, biri “Bu restoran harika yemekler sunuyor.” dediğinde, “Definitely!” diyerek kesinlikle onayladığınızı ifade edebilirsin.
Bu ifadeyle, karşı tarafın fikrine veya düşüncesine tamamen katıldığını ifade edebilirsin. Bu ifadenin anlamı “Daha fazla katılamazdım.” şeklindedir. Örneğin, birisi “Bu kitap gerçekten etkileyici.” dediğinde, “I couldn’t agree more.” diyerek düşüncesine tamamen katıldığını gösterebilirsin.
Bu ifadeyle, tam bir onay ve kabul ifade edebilirsin. Örneğin, biri “Bu kararı destekliyor musunuz?” dediğinde, “I’m in full agreement.” diyerek tamamen kabul ettiğini ifade edebilirsin.
Bu ifadeyle, hiç şüphe olmadığını ve tam bir onay verdiğini ifade edebilirsin. Örneğin, biri size “Bu proje büyük bir başarı olacak.” dediğinde, “No doubt about it.” diyerek hiç şüphe olmadığını ve tam bir onay verdiğinizi gösterebilirsiniz.
Bu kalıp İngilizcede günlük hayatta çok sık kullanılan ifadelerden bir tanesidir. Eğer sen de basit kalıplardan sıkıldıysan ve daha farklı kalıplar kullanmak istiyorsan bu kalıbı da aklının bir kenarında tutabilirsin. Bu ifade “Hemfikir olduğumuza sevindim, aynı fikirde olduğumuza sevindim.” doğrudan çevireceksek “Aynı sayfadan olduğumuza sevindim.” anlamı taşır.
İngilizce çalışmak için yan taraftaki formu doldurabilir ve sana ulaşmamızı sağlayabilirsin.

Bu cümleler resmi veya resmi olmayan kurumlarda kullanılabilir. Bu liste onaylama cümlelerinden oluşan bir derleme listedir. Sen de bu listeden hoşuna giden cümleleri not edebilir, kullanım alanlarını araştırabilir veya yorumlarda örneklerle belirtebilirsin.
(Bu ifade eli yumruk yaparak yalnızca baş parmakların kalkmasıyla oluşan hareketi temsilen söylenir. Başparmakları bu şekilde kaldırmak beğendim ifadesi taşır.)
İngilizce dil kursumuz hakkında detaylı bilgi almak için yan taraftaki formu hemen doldurabilirsin.

Sarah: Hey, I have an idea for our upcoming project. What if we incorporate virtual reality to enhance the user experience?
(Hey yaklaşan proje için bir fikrim var. Kullanıcı deneyimini iyileştirmek için sanal gerçekliği kullansak nasıl olur?)
Richard: That sounds like a great idea! Virtual reality could definitely add an exciting dimension to our project.
(Kulağa harika geliyor! Sanal gerçeklik projemize kesinlikle heyecan verici bir boyut getirir.)
Sarah: Absolutely right! It would create an immersive environment for our users and make the project stand out.
(Kesinlikle doğru! Kullanıcılarımız için sürükleyici bir ortam yaratacak ve projeyi ön plana çıkaracaktır.)
Richard: No doubt about it. The use of virtual reality would definitely set us apart from our competitors.
(Hiç şüphem yok. Sanal gerçeklik bizi kesinlikle rakiplerimizden ayırır.)
Richard: I’m glad we’re on the same page. With virtual reality, we can create a truly memorable and interactive experience for our users.
(Hemfikir olduğumuza sevindim. Sanal gerçeklikle birlikte kullanıcılarımız için gerçekten unutulmaz ve interaktif bir deneyim yaratabiliriz.)
Sarah: I’m excited about the possibilities. Let’s gather more information and present a well-thought-out plan to the team.
(İhtimaller için heyecanlıyım. Daha fazla bilgi toplayalım ve ekibe iyi düşünülmüş bir plan sunalım.)
Open English ile gittiği her yerden İngilizce öğrenebilirsin! İster evinde ister ülke ülke gezerken 7/24 anadili İngilizce öğretmenlerle canlı derse girebilir, kapsamlı içerikler ve çok daha fazlasıyla İngilizceni geliştirme şansı yakalayabilirsin! Hemen Open English ailesine katıl, avantajlı İngilizce öğrenme şansını kaçırma!
İş İngilizcesi, günümüzde yöneticiler ve iş profesyonelleri için vazgeçilmez bir beceri haline geldi. Sen de bu yazıyı okurken, belki de iş hayatında bu beceriyi nasıl kullanabileceğini düşünüyorsundur. Hadi gel, iş İngilizcesi hakkında biraz daha detaylı konuşalım.
İş İngilizcesi, iş dünyasında iletişim kurmanın anahtarıdır. Küreselleşme ve uluslararası iş ilişkilerinin artmasıyla birlikte, iş dünyasında İngilizce diline olan talep de artmıştır. Bir şirketin yönetimi için iş İngilizcesi bilmek, yabancı müşterilerle etkili iletişim kurmanın yanı sıra uluslararası iş anlaşmaları yapabilme ve uluslararası ekiple çalışabilme becerisini de beraberinde getirir.
İş İngilizcesi, birçok farklı sektörde ve iş pozisyonunda önemlidir. Uluslararası şirketlerde çalışan yöneticiler, günlük iş ilişkilerini sürdürebilmek ve stratejik kararlar alabilmek için iş ingilizcesi bilmek zorundadırlar. Aynı zamanda, pazarlama ve satış ekipleri de iş İngilizcesini etkin bir şekilde kullanarak ürün veya hizmetlerini yabancı müşterilere tanıtabilir ve uluslararası pazarlara açılabilirler. Open English ile iş İngilizcesi konusunda bilmen gereken her şeyi edinebilirsin.
İş İngilizcesi, sadece büyük şirketler için değil, küçük ve orta ölçekli işletmeler için de önemlidir. Küçük bir girişimci olarak, uluslararası iş fırsatlarını kaçırmamak ve küresel pazarda rekabet edebilmek için iş İngilizcesi bilmen seni rakiplerinden birkaç adım öne taşıyacaktır. İş İngilizcesi sana yeni müşteriler ve iş ortakları bulmanda yardımcı olacaktır.
Gördüğün gibi iş İngilizcesi kariyerinde büyük bir fark yaratacak derecede önemli. İşverenler, iş İngilizcesi becerisi olan adayları tercih ederler çünkü bu, uluslararası projelerde yer alma ve küresel ağlar kurma potansiyeline sahip olduğunu gösterir. İş görüşmelerinde veya iş toplantılarında İngilizceyi etkin bir şekilde kullanabilme becerisi, sana önemli bir avantaj sağlar.

Bu kısımda yönetim alanında kullanılan genel ve güncel ingilizce ifade kalıplarına yer verdik. Umarız işine yarar.
Yönetim için iş İngilizcesi eğitimi Open English’te seni bekliyor.

İngilizce çalışmak için en doğru tercih olan online İngilizce kursumuz hakkında bilgi almak için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

Open English ile iş ingilizcesini etkin bir şekilde öğrenip ve işletmenin büyüklüğüne bakılmaksızın uluslararası başarıya ulaşmaya ne dersin? Open English sayesinde uzman eğitmenler eşliğinde, küresel iş dünyasında kendini güvenle ifade edebileceksin.
Open English esnek ve uygun fiyatlı bir İngilizce dil kursu olarak birçok kişinin zamanına ve bütçesine uyum sağlar. İster iş yerinden, ister evinden veya seyahat ederken derslere katılabilirsin. İş ingilizcesi konusunda uzmanlaşmak artık daha kolay ve erişilebilir.
Unutma, iş ingilizcesi becerilerinin, işletmenin büyümesine ve kariyerinin ilerlemesiyle yakından alakalı. Open English ile bugün başla ve uluslararası başarıya giden yolda ilk adımını at!
Müzik yüzyıllardır hangi topraklarda doğmuş olursa olsun bütün insanların ortak bir paydada buluşturan evrensel bir dildir. Bir müziği severek dinlemek için, kültürel bilgiye veya dilbilgisine gerek olmaz. Bir müziğin tınısı ve içimizde uyandırdığı duygular, bizi din-dil-ırk ayrımı yapmadan bir araya toplar. Bu yazıda İngilizce anlamlarıyla birlikte müzik türlerinden ve örneklerinden bahsedeceğiz.
Kaç tane müzik türü olduğu sorusu, cevaplanması zor bir sorudur. Dışarıdaki müzik türlerinin sayısı, yeni stiller ortaya çıktıkça ve eskileri geliştikçe sürekli olarak gelişmektedir. Bununla birlikte, popüler müzik akışı platformu Spotify’a göre, şu anda var olan 1.500’den fazla müzik türü var.
Ayrıca, birçok müzik türünün farklı tarzların ve alt türlerin bir birleşimi olduğunu belirtmek önemlidir. Örneğin hip-hop, rap, funk ve soul müziğinin bir karışımıdır. Elektronik dans müziği (EDM), tekno, house ve trans müziğinin bir birleşimidir. Türlerin bu karışımı, farklı zevklere ve tercihlere hitap eden çok çeşitli müziklerle sonuçlanır.
Müzik zevkleri bölgeden bölgeye farklılık gösterse de, bazı müzik türlerinin dünya çapında bir çekiciliği vardır. Uluslararası Fonografik Endüstrisi Federasyonu (IFPI) tarafından hazırlanan bir rapora göre, dünya çapında en popüler müzik türleri şunlardır:
Bu sıralama, 2020’de her türün ürettiği küresel gelire dayanır. Her yıl popüler kültürün de etkisiyle birçok farklı türde şarkı dünya çapında dinlemeye ulaşır. Son yıllardaki verilere göre en çok dinlenen müzik türleri bunlardır.
Akıcı İngilizce konuşma istiyorsan, yan taraftaki formu doldurabilirsin.

Dünya çapında 1.500’den fazla müzik türü vardır. Bu müzik türlerinin tümünü listelemek pek mümkün olmasa da, biz bu yazıda dünya çapında en çok bilinen müzik türlerine ve örneklerine yer vereceğiz. Senin de çok sevdiğin ancak pek bilinmeyen bir müzik tarzı ve yorumlarda bizimle paylaşabilir, müzik zevkini herkese ulaştırabilirsin!
Klasik müzik, 18. yüzyılda Avrupa’da ortaya çıkan bir türdür. Biçimsel yapısı, karmaşık armonileri ve keman, çello ve piyano gibi orkestral enstrümanların kullanımı ile karakterizedir. En ünlü klasik bestecilerden bazıları Wolfgang Amadeus Mozart, Ludwig van Beethoven ve Johann Sebastian Bach’tır.
Caz, 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında Afro-Amerikan topluluklarında ortaya çıkan bir müzik türüdür. Doğaçlama, salınım ritimleri ve pirinç ve nefesli enstrümanların kullanımı ile karakterizedir. En ünlü caz müzisyenlerinden bazıları Louis Armstrong, Duke Ellington ve Miles Davis’tir.
Rock, 1950’lerde Amerika’da ortaya çıkan bir müzik türüdür. Elektro gitar, bas gitar ve davul kullanımı ile karakterizedir. Rock müzik, alternatif rock, heavy metal ve punk rock gibi alt türleri içerecek şekilde yıllar içinde gelişti. En ünlü rock gruplarından bazıları The Beatles, Led Zeppelin ve Pink Floyd’dur.
İngilizce çalışmak istiyorsan, yan taraftaki formu doldurarak bu konuda ilk adımı atabilirsin.

Pop müzik, 1950’ler ve 1960’larda Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri’nde ortaya çıkan bir türdür. Akılda kalıcı melodileri, basit akor ilerlemeleri ve vokal vurgusu ile karakterizedir. Pop müzik, elektropop, synthpop ve indie pop gibi alt türleri içerecek şekilde yıllar içinde gelişti. En ünlü pop sanatçılarından bazıları Michael Jackson, Madonna ve Beyoncé’dir.
Hip-hop, 1970’lerde Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Afro-Amerikan ve Latinx topluluklarında ortaya çıkan bir müzik türüdür. Rap, beatbox ve örnekleme kullanımı ile karakterizedir. Hip-hop, yıllar içinde gangsta rap, bilinçli rap ve trap müziği gibi alt türleri içerecek şekilde gelişti. En ünlü hip-hop sanatçılarından bazıları Tupac Shakur, Jay-Z ve Kendrick Lamar’dır.
EDM, 1980’lerde Amerika Birleşik Devletleri’nde ortaya çıkan bir müzik türüdür. Sentezleyiciler, davul makineleri ve örnekleyiciler gibi elektronik aletlerin kullanımı ile karakterize edilir. EDM, yıllar içinde ev müziği, tekno ve dubstep gibi alt türleri içerecek şekilde gelişti. En ünlü EDM sanatçılarından bazıları Calvin Harris, David Guetta ve Skrillex’tir.

Bu başlıkta İngilizce müzik tarzlarıyla ilgili bir paragrafa yer vermek istedik. Bu paragrafı İngilizce müzik tarzlarından bahseden öğretici bir paragraf niteliğinde hazırladık. İngilizceyi sevdiğin konularla geliştirmeyi seviyorsan bu başlık tam sana göre! Paragrafta yer alan cümleleri parça parça çevirerek İngilizceni geliştirebilir, altta yer alan çeviri ile kendi yaptığın çevirileri kontrol edebilirsin. Eğer sen de İngilizce müzik tarzları ile ilgili daha fazla bilgi paylaşmak istersen yorumlarda buluşabiliriz!
English music is known for its diverse range of genres that appeal to different tastes and preferences. One popular genre is pop, which features catchy melodies and upbeat rhythms. Artists like Adele and Ed Sheeran have gained international fame with their pop hits. Rock music, on the other hand, is characterized by its energetic guitar riffs and powerful vocals. Iconic bands like The Beatles and Queen have left a lasting impact on the rock genre.
Another genre is electronic music, which includes techno and house music. The Chemical Brothers and Disclosure are well-known artists in this genre. R&B and soul music showcase soulful vocals and emotional lyrics, with artists like Amy Winehouse and Sam Smith captivating audiences with their heartfelt performances. These genres, along with others such as hip hop, folk, punk, and grime, make English music diverse and exciting for music enthusiasts of all tastes.
İngilizce müzik, farklı zevklere ve tercihlere hitap eden çok çeşitli türleriyle bilinir. Popüler türlerden biri, akılda kalıcı melodiler ve neşeli ritimler içeren poptur. Adele ve Ed Sheeran gibi sanatçılar pop hitleri ile uluslararası ün kazanmışlardır. Öte yandan rock müzik, enerjik gitar riffleri ve güçlü vokalleriyle karakterize edilir. The Beatles ve Queen gibi ikonik gruplar rock türü üzerinde kalıcı bir etki bırakmıştır.
Bir diğer tür ise tekno ve house müziği içeren elektronik müziktir. The Chemical Brothers ve Disclosure bu türün tanınmış sanatçılarıdır. R&B ve soul müzik, Amy Winehouse ve Sam Smith gibi içten performanslarıyla izleyicileri büyüleyen sanatçıların duygusal vokallerini ve duygusal sözlerini sergiler. Bu türler, hip hop, folk, punk ve grime gibi diğer türlerle birlikte, İngiliz müziğini her zevkten müzik meraklıları için çeşitli ve heyecan verici kılmaktadır.
İngilizce öğrenmek için desteğe ihtiyacın varsa, yan tarafta yer alan formu doldurarak online İngilizce kursumuza dair detaylara kolayca ulaşabilirsin.
Bazı kalıplar dilden dile farklı kelimelerle kullanılsa da temelde benzer anlamlara sahiptir. Hapşıran kişiye verilen tepki, şaşırma-heyecanlanma ve sevinme ifadeleri, evet/hayır deme şekilleri ve daha birçok ifade evrenselleşmiş kalıpları içerir. Örneğin, evet demek için insanların kafasını yukarı aşağı sallaması, hayır demek içinse kafalarını iki yana sallamaları evrensel bir ifadedir. Bunun gibi diğer evrensel ifadelerden bahsettiğimiz yazıları okumak için blog sayfamızı takip edebilirsiniz.
Çok yaşa Türkçede birçok anlama gelebilen bir kalıptır. En yaygın kullanım alanı ise hapşıran kişiye söylenmesidir. Bazı kültürlerde çok yaşa kalbının karşılığı din ve inançla ilgili, bazı kültürlerde ise sağlıkla ilgilidir. Bu yazıda İngilizce çok yaşa ne demek sorusunu cevaplayacağız.
İngilizce öğrenmek istersen yan taraftaki formu doldurabilirsin.
İngilizce çok yaşa kalıbı doğrudan çevrildiğinde “long live” anlamına gelir. Ancak hapşıran birine çok yaşa diyeceksek, “bless you” ifadesini kullanırız. Bununla birlikte, “god bless you, stay blessed” ifadelerini veya aslen Almanca bir kelime olan “Gesundheit” ifadesini kullanabiliriz.
Bunların tümü çok yaşa anlamına gelen benzer ifadelerdir. “Bless you, god bless you, stay blessed” ifadeleri “Tanrı seni korusun” anlamı taşıyan inanca bağlı ifadelerdir. “Gesundheit” ve “Long live” ifadeleri ise sağlıklı, uzun yaşamı dileyen ifadelerdir. Bununla birlikte, “long live” ifadesi hapşıran kişiye kullanılan bir ifade değildir. Bu başlıkta hapşıran kişiye çok yaşa demenin 17 farklı yolundan bahsedeceğiz.
İngilizce çalışmak için ne yapman gerektiğini merak ediyorsan, yan taraftaki formu doldurabilirsin.

Ashley sneezes. (Ashley hapşırır.)
Roseline: Bless you! Do you need a tissue?
(Çok yaşa! Peçeteye ihtiyacın var mı?)
Ashley: Thank you! Yes, please.
(Teşekkür ederim. Evet, lütfen.)
Roseline: I think I have one in my bag. Here you go.
(Sanırım çantamda bir tane var. Al bakalım.)
Ashley: Oh, thank you again! I hope I’m not getting sick.
(Oh, tekrar teşekkür ederim. Umarım hasta olmam.)
Roseline: I hope not too. Sneezing can be a sign of allergies as well. Have you been exposed to anything new?
(Umarım olmazsın. Hapşırık alerjinin de bir işareti olabilir. Yeni bir şeye maruz kaldın mı?)
Ashley: Not that I can think of. Maybe it’s just the changing weather.
(Sanırım hayır. Belki de sadece hava değişimidir.)
Roseline: Ah, that could be it. Take care and stay hydrated.
(Ah, olabilir. Kendine dikkat et ve suyu ihmal etme.)
Ashley: Thanks for the tissue again!
(Mendil için tekrar teşekkür ederim.)
Roseline: You’re welcome! Have a nice day.
(Rica ederim! İyi günler.)
İngilizce konuşmaya başlamak istersen yan taraftaki formu doldurarak online İngilizce kursumuz hakkında bilgi alabilirsin.


Long live kalıbı cümlelerde ve diyaloglarda bir kişiye veya şeye iyi dileklerini sunmak amacıyla kullanılır. Bir kutlamada veya bir şeyden bahsederken kişiye olan saygıyı ifade etme amacıyla kullanılır. Ancak unutmamak gerekir ki, bu terim pek sık kullanılan bir terim değildir. Mizahi olarak mübalağa etmek amacıyla veya seremoni gibi yerlerde kullanılır. “Long live” teriminin kullanım alanlarını alt başlıklarda açıklayalım.
Kutlama ve etkinliklerde:
(Çok yaşayın yeni evliler! Aşkları bir ömür sürsün!)
(Çok yaşa kralım! Saltanatın müferrih olsun!)
When expressing admiration or support:
(Ömrünüz uzun olsun ülkemizi koruyan cesur askerler!)
(Özgürlük ruhu çok yaşasın!)
(Çok yaşasın sanat! Hayatımızı zenginleştiriyor ve bize ilham veriyor.)
İngilizce öğrenmek veya İngilizceni geliştirmek istiyorsan Open English İngilizce dil kursu bir tık uzağında! Kendi eğitim saatini ve yerini seçmek ister miydin? Peki ya evinden çıkmadan veya nezih bir kafede kahveni yudumlarken İngilizce öğrenebileceğini söylesek? Open English ile bunlar artık imkânsız değil!
7/24 ana dili İngilizce olan öğretmenlerin canlı derslerine katılabilir, konuşma sınıfları ile konuşma becerilerini geliştirebilir, seni tanıyan sistem sayesinde eksiklerini ve hatalarını gözden geçirme fırsatı yakalayabilirsin! Sıfırdan son seviyeye dört becerini geliştirebilirsin! Hemen Open English ailesine katılarak kapsamlı öğrenme şansını yakalayabilirsin!