İngilizce Golf Terimleri ve Türkçe Çevirileri

Golf, açık havada oynanan bir spor ve rekabet etkinliğidir. Golf sahası genellikle yeşil çimlerle kaplıdır ve oyuncular, topu özel sopalarla vurarak belirli deliklere yerleştirilen hedeflere yönlendirmeye çalışır. İşte golfün nasıl oynandığına dair bir açıklama:

Golf, genellikle 9 veya 18 delikli bir sahada oynanır. Her delik, belirli bir par (standart vuruş sayısı) ile tanımlanır ve oyuncular, her deliği en az vuruşla tamamlamaya çalışır. Oyunun amacı, topu teedan (başlama noktası) başlayarak fairway (düz alan) üzerinde ilerletmek ve topu green (çim alan) olarak adlandırılan küçük bir alana yerleştirmektir.

Oyuncular, topu sopalarıyla vurarak ilerletir. Golf sopaları farklı tiplere sahiptir. Driver, uzun mesafeli vuruşlar için kullanılırken, demir sopalar farklı mesafelerde ve yüksekliklerde vuruşlar yapmak için kullanılır. Putter ise green üzerinde topu deliğe yönlendirmek için kullanılır.

Oyuncular, sırasıyla topa vururken bir dizi tekniği kullanır. Stance (duruş), grip (sopa tutuşu) ve swing (sopa hareketi) gibi temel tekniklerin doğru bir şekilde uygulanması önemlidir. Oyuncular, topa vurduktan sonra topun havada katettiği mesafeyi ve topun hedefe doğru ilerlemesini takip ederler.

Golf oyunu strateji ve beceri gerektirir. Oyuncular, topu mümkün olduğunca doğru bir şekilde vurmak için hedeflerini belirler ve çeşitli zorlukları aşmaya çalışır. Engeller, bunkers (kum engelleri), su birikintileri ve uzun çimler gibi doğal engeller oyuncuların vuruşlarını etkileyebilir. Oyuncular, doğru vuruşları ve uygun teknikleri kullanarak en az vuruşla deliği tamamlamayı hedefler.

Golf oyunu, doğayla iç içe olma fırsatı sunar ve fiziksel aktivite ile zihinsel odaklanma gerektiren bir spor olarak bilinir. Aynı zamanda sosyal bir etkinlik olarak da görülür, çünkü oyuncular birlikte oynayabilir veya golf kulüplerinde diğer golf severlerle tanışabilir. Golf, dünya genelinde popüler olan bir spor dalıdır ve amatörlerden profesyonel oyunculara kadar her seviyeden insan tarafından oynanır. Başlangıç seviyesindeki oyuncular, golf kurslarına katılabilir veya deneyimli oyuncuların rehberliğinde pratik yapabilirler. Yeni başlayanlar için golf, keyifli bir hobiden daha fazlası olabilir ve zamanla becerilerini geliştirerek daha rekabetçi bir seviyeye ulaşabilirler.

Online İngilizce kursumuz hakkında detaylı bilgi için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

ingilizce golf terimleri

İngilizce Golf Terimleri

  1. Tee – Başlama noktası
  2. Fairway – Düz alan
  3. Rough – Engebeli alan
  4. Green – Çim alan
  5. Bunker – Kum engeli
  6. Hazards – Engeller
  7. Club – Sopa
  8. Driver – Sürücü sopa
  9. Iron – Demir sopa
  10. Putter – Green sopası
  11. Tee off – Başlama vuruşu yapmak
  12. Drive – Uzun mesafe vuruşu
  13. Approach shot – Yaklaşma vuruşu
  14. Chip shot – Çip vuruşu
  15. Putt – Green üzerinde yapılan vuruş
  16. Hole – Delik
  17. Par – Bir deliği tamamlamak için gerekli olan standart vuruş sayısı
  18. Birdie – Bir deliği parın bir altında bitirmek
  19. Eagle – Bir deliği iki vuruş altında bitirmek
  20. Bogey – Bir deliği parın bir üstünde bitirmek
  21. Ace – Bir deliği tek vuruşla bitirmek
  22. Handicap – Handikap
  23. Slice – Sağa doğru eğimli vuruş
  24. Hook – Sola doğru eğimli vuruş
  25. Fade – Sağa doğru kıvrılan vuruş
  26. Draw – Sola doğru kıvrılan vuruş
  27. Carry – Topun havada katettiği mesafe
  28. Approach – Yaklaşma vuruşu
  29. Stance – Duruş
  30. Grip – Sopa tutuşu
  31. Swing – Sopa hareketi
  32. Follow-through – Sopa hareketinin sona erişi
  33. Divot – Çim kesimi
  34. Caddy – Taşıyıcı
  35. Cart – Golf arabası
  36. Flagstick – Bayrak direği
  37. Green fee – Oyun ücreti
  38. Buggy – Golf arabası
  39. Tee box – Başlama alanı
  40. Out of bounds – Sahadan çıkmak
  41. Mulligan – Yeniden vuruş hakkı
  42. Fore – Tehlike uyarısı
  43. Handicap index – Handikap indeksi
  44. Stroke play – Vuruş sayısına dayalı oyun
  45. Match play – Rakiple oynanan oyun
  46. Caddie – Taşıyıcı
  47. Mulligan – Yanlış veya kötü bir vuruş sonrası tekrar vurma hakkı
  48. Medal play – Standart vuruş sayısına dayalı oyun
  49. Approach wedge – Yaklaşma sopası
  50. Sand wedge – Kum sopası

İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek istersen, yan taraftaki formu doldurabilirsin.

golf ile ilgili ingilizce örnek paragraf

Golf İle İlgili İngilizce Örnek Paragraf

Golf is a sport that has its own unique terminology. To start, players use a tee to elevate the ball before taking their first shot, known as the tee-off. The fairway refers to the well-maintained grassy area between the tee and the green. Players aim to hit the ball with different types of clubs, such as drivers for long-distance shots and irons for precise control. The ultimate goal is to reach the green, a smaller grassy area where the hole is located.

Putting is the act of using a putter to gently strike the ball on the green towards the hole. Hazards like bunkers filled with sand and water hazards can pose challenges along the course. Each hole has a designated par, representing the ideal number of strokes to complete it. Other terms include birdie (one stroke under par), eagle (two strokes under par), and bogey (one stroke over par). Players can also track their handicap, a measure of their skill level compared to a standard player. Golf is not just a physical sport; it also requires mental focus and strategic thinking. It’s a game enjoyed by players of all ages and skill levels, providing both recreation and competition on the course.

Golf, kendine özgü terminolojisi olan bir spordur. Başlamak için oyuncular, tee-off olarak bilinen ilk atışlarını yapmadan önce topu yükseltmek için bir tee kullanırlar. Fairway, tee ve yeşil alan arasındaki bakımlı çimenli alanı ifade eder. Oyuncular, uzun mesafeli şutlar için sürücüler ve hassas kontrol için ütüler gibi farklı sopa türleri ile topa vurmayı hedefler. Nihai hedef, deliğin bulunduğu daha küçük bir çimenlik alan olan yeşile ulaşmaktır.

Vurma, golf sahası üzerindeki topa hafifçe deliğe doğru vurmak için bir golf sopası kullanma eylemidir. Kumla dolu sığınaklar gibi tehlikeler ve su tehlikeleri parkur boyunca zorluklara neden olabilir. Her deliğin, onu tamamlamak için ideal vuruş sayısını temsil eden belirlenmiş bir par değeri vardır. Diğer terimler arasında birdie (ortalamanın altında bir vuruş), kartal (ortalamanın altında iki vuruş) ve öcü (ortalamanın üzerinde bir vuruş) bulunur. Oyuncular, standart bir oyuncuya kıyasla beceri seviyelerinin bir ölçüsü olan handikaplarını da takip edebilirler. Golf sadece fiziksel bir spor değil aynı zamanda zihinsel odaklanma ve stratejik düşünmeyi de gerektirir. Her yaştan ve beceri seviyesinden oyuncunun keyif aldığı, parkurda hem eğlence hem de rekabet sağlayan bir oyundur.

İngilizce öğrenmek istersen, tek yapman gereken yan taraftaki formu doldurmak!

golf ile ilgili ingilizce örnek diyaloglar

Golf İle İlgili İngilizce Örnek Diyaloglar

Emma: Hey, Mike! I heard you’ve been playing golf lately. How’s it going? (Hey, Mike! Son zamanlarda golf oynadığını duydum. Nasıl gidiyor?)

Mike: Yeah, I’ve been getting into golf recently. It’s been quite challenging but a lot of fun. (Evet, son zamanlarda golfe ilgiliyim. Bu oldukça zorlayıcı olabiliyor ama oldukça eğlenceli.)

Emma: That’s great! How do you like the game so far? (Bu harika! Şimdiye kadar oyunu nasıl buldun?)

Mike: It’s been an enjoyable experience. I love the feeling of being out in nature and the precision required in each shot. It’s a great way to relax and focus on improving my skills. (Eğlenceli bir deneyim oldu. Doğada olma hissini ve her çekimde gereken hassasiyeti seviyorum. Rahatlamak ve becerilerimi geliştirmeye odaklanmak için harika bir yol.)

Emma: Have you learned any new golf terms? (Hiç yeni golf terimi öğrendin mi?)

Mike: Definitely! I’ve learned about different clubs like drivers, irons, and putters. I’ve also picked up terms like tee-off, fairway, and green. (Kesinlikle! Drivers, irons ve putters gibi farklı kulüpleri öğrendim. Ayrıca tee-off, fairway ve green gibi terimleri de öğrendim.)

Emma: Wow, that sounds like a lot to take in. Have you tried playing a full round of golf? (Wow, kulağa çok geliyor. Tamtur sahada golf oynamayı denedin mi?)

Mike: Yes, I have. It’s quite a challenge to navigate through the course, strategize each shot, and aim for the best score. It requires both physical and mental stamina. (Evet bende var. Parkurda gezinmek, her vuruşta strateji belirlemek ve en iyi skoru hedeflemek oldukça zor. Hem fiziksel hem de zihinsel dayanıklılık gerektirir.)

Emma: That’s fantastic! Maybe I should join you for a round of golf sometime. (Bu harika! Belki bir ara golf oynamak için sana katılmalıyım.)

Mike: Absolutely! It would be great to have some friendly competition on the course. Golf is a sport that can be enjoyed by anyone, regardless of skill level. (Kesinlikle! Kursta biraz arkadaşça rekabet harika olur. Golf beceri fark etmeksizin herkesin eğlenebileceği bir spordur.)

Emma: I’ll definitely give it a try, then. Thanks for sharing your golfing experience with me, Mike. (O hâlde kesinlikle deneyeceğim. Golf deneyimlerini benimle paylaştığın için teşekkür ederim.)

Mike: You’re welcome, Emma. I’m sure you’ll have a great time. (Rica ederim, Emma. Eminim, harika zaman geçireceksin.)

Bu yazımızda İngilizce golf terimlerinden, golf sporundan ve golf ile ilgili kısa bilgilerden bahsettik. Eğer ki bir spora veya herhangi bir dala ilgi duyuyorsan ve bunu dünya ile paylaşmak veya bilgi almak istiyorsan bu terimleri doğru şekilde kullanabilmen oldukça önemlidir. Bu sebeple öğrendiğin terimlerle ilgili bolca pratik yapabilir, yukarıda yer alan paragraftan ve diyalogdan yararlanabilirsin. Bu ve bunun gibi daha fazla yazı için bizi takip etmeyi unutmayın!

Mülakatta İngilizce Konuşamama Korkusu

Birçoğumuz için İngilizce mülakatlarda kendimizi ifade etmek, ne demek istediğimizi karşımızdaki kişilere güvenli bir şekilde anlatmak oldukça zorlayıcı olabilir. Bu önemli mülakat süreçlerinde başarılı olabilmek için İngilizceye olan güvenimizin yüksek olması gerekiyor. Ancak, çoğu zaman bu güveni sağlamak ve konuşma korkusunu aşmak kolay olmayabilir. Peki, bu korkuyu aşmak için ne yapmamız gerekir?

İngilizce mülakatlar, kariyer yolculuğumuzda önemli bir kilometre taşıdır. Ama söz konusu kendimizi ifade etmek olduğu zaman bu sürecin zorunluluğu, birçok insan için endişe ve korku yaratır İşte, bu korkuyu yenmek için bu yazıda, İngilizce mülakatlarda konuşamama korkusuyla başa çıkmanın bazı yöntemlerini paylaşacağız. Bu yöntemler sayesinde, mülakatlarda özgüvenini artırabilir, akıcı bir şekilde konuşabilir ve istediğin sonuca ulaşabilirsin. Hazırsan hemen şimdi başlayalım.

ingilizce konuşamama korkusu neden kaynaklanır

İngilizce Konuşamama Korkusu Neden Kaynaklanır?

İngilizce bilmek iş dünyasında büyük bir önem taşıyor. Çünkü işverenler, uluslararası ilişkilerde etkili iletişim kurabilen, farklı kültürleri anlayabilen ve iş gereksinimlerini yerine getirebilen çalışanlara ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle, iş mülakatlarında İngilizce konuşma yeteneği oldukça değerli. Ama birçok aday İngilizce konuşamama sorunuyla karşı karşıya. Haliyle bu durum da iş arayışlarında önemli bir engel olarak görünüyor. 

Mülakatlarda İngilizce konuşamama korkusu gayet normal ve birçok insanın karşılaştığı bir durum. Sence bunun temel sebebi ne olabilir? Bu konuda yalnızca kendini suçluyorsan haksızlık ediyorsun. Çünkü hem toplumsal hem de psikolojik birçok sebebi var. Bu sebeplerin neler olduğunu senin için sıraladık. 

  • Eğitim Sisteminin Eksiklikleri:

Birçok kişi İngilizce öğrenimini okul yıllarında aldığı eğitimle tamamlar. Ancak, bazı okullarda İngilizce dil eğitimi yetersiz olabilir veya öğrencilerin pratik yapma imkanları kısıtlı olabilir. Bu durum, öğrencilerin konuşma becerilerini geliştirmesini engeller ve mülakatlarda İngilizce konuşamama sorununa yol açar. Aramızda ilkokul hatta üniversitede dil eğitimi aldığı halde hala konuşamayan olabilir. Bu problemin ana kaynağının tamamen sen olmadığını bilmek isteriz. Çünkü doğru eğitimle herkes en iyi şekilde öğrenir. Peki doğru eğitimi nereden alacağım? Open English’te. Sana özel hazırlanan müfredatta kendi hızına uygun bir şekilde İngilizce öğrenebilirsin.

  • Özgüven Eksikliği:

Birçok aday, İngilizce konuşurken hata yapmaktan veya kendini akıcı bir şekilde ifade edememekten dolayı özgüven eksikliği yaşar. Bu durum, mülakatlarda İngilizce konuşamama sorununu daha da derinleştiriyor.

  • Mülakat Kaygısı:

Adayların çoğu iş mülakatlarına katılırken büyük bir stres ve kaygı yaşar. Bu durum, İngilizce konuşma becerisini olumsuz etkiler ve adayların düşüncelerini doğru bir şekilde ifade etmelerini zorlaştırır.

Evet, gördüğün gibi sadece bu üç sebep bile kendini ifade etme konusunda sana engel olacak kocaman etken. Peki bunları aşmak için neler yapmalısın? Yazının bundan sonraki kısmında buraya odaklanacağız. 

Düzenli İngilizce çalışmak için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak ve seni aramamızı beklemek!

mülakatta ingilizce konuşamama korkusunu nasıl yenersin

Mülakatta İngilizce Konuşamama Korkusunu Nasıl Yenersin?

İngilizce konuşamama korkusu, birçok adayın karşılaştığı yaygın bir sorun. Bu korkuyu yenebilmen için aşağıya uygulaman için adımlar halinde yazıyoruz. Unutma ki, dil becerileri zamanla gelişir ve sürekli pratikle güçlenir. Kendini relax tutmaya ve mülakatı bir fırsat olarak görmeye bak. Konuşman ne kadar akıcı olursa olsun, kendini doğru ifade edebilmek ve işverene uygun bir aday olduğunu gösterebilmek önemli olan. Hadi bakalım bol şans!

  • Hazırlık Yapın: İngilizce mülakatlara hazırlanırken kendini güvende hissetmek için önemli olan şeylerden biri hazırlıktır. İlgili konuları araştır, olası soruları pratik edin ve kendini güçlendirecek kaynaklardan yararlanmayı ihmal etme. Bu, özgüvenini artırarak konuşma korkusunu azaltacaktır.
  • Pratik Yapın: Akıcı bir şekilde İngilizce konuşabilmek için pratik yapmak çok önemli. Arkadaşlarınla veya dil eşleriyle rol yapma senaryoları oluşturabilir ve mülakat simülasyonları yapabilirsin mesela. Öte yandan özgüvenini artırmak için İngilizce konuşulan ortamlarda aktif olarak yer almaya çalış. Tartışmalara katılıp ve kendini ifade etmeye çalıştıkça geliştiğini göreceksin.
  • Hatalardan Korkmayın: Birçoğumuz, İngilizce konuşurken hata yapma korkusuyla mücadele ederiz. Ancak, hatalar normaldir ve bir öğrenme sürecinin doğal bir parçasıdır. Mülakatta mükemmeliyetçi olmaktan vazgeç ve kendini ifade etmeye odaklan. Hatalarını gelişim fırsatları olarak gör ve özgürce konuşmaktan çekinme.
  • Güveninizi Yükseltin: Kendinize olan güvenini artırmak için pozitif düşüncelere odaklan. Geçmiş başarılarını hatırla ve kendine olan inancını pekiştirmeye çalış. Pozitif ayrıntıları not alarak kendini motive et ve bu notları mülakattan önce tekrar gözden geçir. Kendine “Başarabilirim” demeyi öğretip, olumlu bir tutumla mülakata başlayınca farkı sen de göreceksin.
  • Deşarj Olun: Mülakat öncesinde stresi azaltmanın etkili yollarından biri de gevşeme tekniklerini uygulamaktır. Derin nefes al, meditasyon veya rahatlama egzersizleri yap. Kendini mülakattan önce sakinleştirerek zihnini ve bedenini rahatlatmaya çalış. Bu sayede mülakat esnasında daha net ve odaklanmış bir şekilde konuşabilirsin.
  • İyi Dinleyin: Mülakatta iyi bir dinleyici olmak da önemlidir. İngilizce soruları tam olarak anladığından emin olmalısın. Dinlediğin soruları ve talimatları anladığından emin olduktan sonra düşünerek ve kendini doğru bir şekilde ifade ederek yanıtlar vermelisin. 
  • Güvende Hissettiğiniz Konuları Seçin: Mülakatta İngilizce konuşurken, kendini daha rahat hissedeceğin konuları seçmeye çalış. Kendi deneyimlerin veya ilgi alanların hakkında konuşmak sana özgüven verebilir ve akıcı bir şekilde ifade etmeni sağlar. Bu şekilde, mülakatçıyla samimi bir iletişim kurabilirsin.

Sonuç olarak, mülakatta İngilizce konuşamama korkusu gördüğün gibi gayet normal bir durum. Ama bu korkuyu aşmak için pratik, hazırlık ve özgüvene odaklanmak da gerekli ve önemli. İlk olarak kendine güvenin tam olsun. Hatalarını çok fazla umursama ve sürekli olarak pratik yapmaya devam et.

İngilizce konuşma becerilerini geliştirmek elbette ki zaman alacaktır. Ama bu süreçten geçen tek kişi sen değilsin bu yüzden sabırlı olman ve kendine inanman gerekiyor. Bu adımları takip ettikten sonra konuşamama korkusunu yenmen de mümkün olacaktır. Bu adımları en sağlıklı bir şekilde atmak için sana eşlik edecek Open English ile tanış mıydın?

mülakatlarda ingilizce konuşamayanlar için open english

Mülakatlarda İngilizce Konuşamayanlar İçin Open English!

Mülakatlarda İngilizce konuşamama korkusuyla mücadele mi ediyorsun? Endişelenme, çözüm burada! Open English İngilizce konuşmanı geliştirmek ve mülakatlarda başarıya ulaşmanı sağlamak için kurulmuş online bir dil kursu.

Open English’in sana sunduğu özel eğitim programı ile İngilizce konuşma becerilerini geliştirebilir ve mülakat sürecinde kendini daha rahat ifade edebilirsin. Profesyonel ve deneyimli eğitmenlerle gerçekleştirilen online dersler sayesinde İngilizce öğrenebilir ve İngilizceni geliştirebilirsin.

Open English’in esnek programı, kişinin çalışma temposuna uyum sağlayacak şekilde ayarlanır ve ne zaman istersen o zamanlarda ders alabilirsin. Bu sayede, mülakatlarda İngilizce konuşamama korkusunu yenmek ve kendilerini güvenle ifade etmek için gereken becerileri de zaman sıkışlığı yaşamadan elde edersin.

Online İngilizce kursumuza dair daha fazla bilgi ya da kayıt işlemleri için sayfanın kenarında bulunan formu doldurman yeterli. 

Ön Yazı/Niyet Mektubu Yazma İpuçları

Ön yazı ve niyet mektupları bir işe veya okula girerken yazılan yazılardır. Ön yazı ve niyet mektuplarında kendini kısaca tanıtman, hedeflerini ve şirket/okula katacağın değeri yetneklerin doğrultusunda abartı ifadelere kaçmadan yazman gerekir. Kendini en doğru şekilde tanıtabilmek içinse bazı ipuçlarına dikkat etmen gerekir. Biz bu yazıda ön yazı ve niyet mektuplarında dikkat etmen gereken noktalara ve bununla ilgili örneklere yer vereceğiz.

Ön Yazı-Niyet Mektubu Yazarken Dikkat Edilecekler

Ön yazı-niyet mektubu yazarken dikkat edilmesi gereken birçok adım vardır. Niyet mektupları yurtdışında üniversitelerde, çeşitli projelerde ve bazen değerli üniversitelerin kurslarına kaydolurken gerekebilir. Ön yazı ise hem Türkiyede hem de yurtdışında iş başvurularında sıklıkla kullanılır. Ön yazının İngilizce çevirisi “cover letter”, niyet mektubunun İngilizce çevirisi ise “letter of intent” olarak geçer. Yazılar hakkında temel bilgileri öğrendiğimize göre dikkat edilmesi gereken önemli noktalara geçelim.

niyet mektubu yazarken dikkat edilecekler

Dikkat Çekici Başlangıçlar

Geçtiğimiz yıllara kıyasla özellikle de Z kuşağı şirketlerinde business sektörünün klasik dilinden çok uzakta, daha samimi ve akla gelmeyen başlıklar içeren yazıları en çok ilgi çeken yazılardır. Örneğin, başlığa “Merhaba, sizinle çalışmak isterim.”, “Merhaba, ben Open English.”, “ X pozisyonu ile ilgili başvuru hk.” gibi başlıklar yerine; “Şirketiniz için beni seçin.”, “Bensiz hayat çekilmez.”, “İçerik Var Dediniz Geldik.” gibi hafif mizah içeren ve insan kaynaklarının onlarca başlık arasında görüp ilgilenebileceği başlıkları tercih etmeniz daha faydalı olacaktır.

Hatta kendine çok güveniyorsan çıtayı biraz daha yükseltip sosyal medyada popüler sözlerden bir tanesini de kullanabilirsin. Bununla birlikte başvurularındaki samimiyet şirketin dışarıya gösterdiği samimiyetle benzer ölçüde olmalıdır.

İletişim Önemli!

Üst başlıkta çok kısa bahsettiğimiz için iletişimden devam edelim. Her şirketin tıpkı bir insan gibi dışarıya sergilediği bir karakteri vardır. Bazı firmalar hem B2B hem de B2C tarafında samimi bir tavır sergilerken, bazı firmalar daima saygı çerçevesinde ilerlemeyi tercih eder. Aradaki iletişim farkını en doğru açıklamanın yolu ise Y kuşağı ve Z kuşağı şirketleri arasındaki dil farkını incelemektir. Bir firmaya başvurmadan önce mutlaka iş ilanında kullandığı dili, sosyal medya paylaşımlarını ve web sitelerini incelemeni tavsiye ederiz.  Bu başlığa örnek olarak şunları sunabiliriz:

“Biz x şirketi olarak sana muhteşem bir iş deneyimi sunuyoruz. Senin ev konforunda çalışabilmen içinse her türlü imkânı sana sunuyoruz. Eğer sen de x aramıza katılırsan büyük bir kutlama ile seni karşılayacağız…”

Buna benzer bir iş ilanına şu şekilde karşılık verebilirsin:

“Sanırım bizimkisi ilk görüşte aşk, birbirimize ait tüm kriterlere sahibiz. Bu arada kutlamalara da bayılırım. Müsait olduğunuz bir vakitte de bu kriterler hakkında daha detaylı konuşabiliriz…”

Özelleştirilmiş Dile Dikkat!

Ön yazı ve niyet mektuplarının en önemli kısımlarından biri de her kurum için ayrı bir yazı oluşturmaktır. Tabii, birçok firmaya veya okula başvuru yapacağını göz önünde bulundurursak bu oldukça zordur. Ancak özelleştirilmiş dili kullanmak için şu adımları izleyebilirsin:

  • Öncelikle firmanın dikkat çekebileceği bir başlangıç cümlesi için giriş kısmı boş bırakmalısın. Ardından ikinci kısımda kendinden, hobilerinden, yeteneklerinden ve varsa işle ilgili deneyimlerinden bahsedebilirsin. Eğer eğitim için bir yazı yazacaksan bölümün ile ilgili yaptığın gönüllü çalışmaları yazman da sana büyük bir artı kazandıracaktır.
  • Kendinden kısaca bahsettikten sonra yapacağın işle ilgili temel gereklilikleri karşıladığını anlatan bir metin yazabilirsin. Bu kısmı iş ilanını okuduktan sonra daha fazla beceri ile doldurabilirsin. Okulla ilgili başvurularda ise neden bu okula girmek istediğini, bugüne kadar neler yaptığını ve eğitiminle birlikte yapmak istediklerinden bahsedebilirsin.

örnek niyet mektubu

Örnek Niyet Mektubu

[Adınız]

[Adresiniz]

[Şehir, Posta Kodu]

[Tarih]

Harvard Üniversitesi

Başvuru Komitesi

Massachusetts Hall

Cambridge, MA 02138

ABD

Sayın Başvuru Komitesi,

Bu mektubu, Harvard Üniversitesi’nde lisans eğitimi almak için duyduğum büyük ilgiyi ve niyetimi ifade etmek amacıyla yazıyorum. Harvard Üniversitesi, dünya çapında tanınmış bir eğitim kurumu olarak bilinmekte ve benim eğitim hedeflerimi gerçekleştirmem için ideal bir yer olduğunu düşünmekteyim.

Uygun şekilde kişiselleştirilmiş bir paragraf ekleyin, örneğin: Harvard Üniversitesi’nin mükemmeliyetçi akademik ortamı, beni her zaman etkilemiştir. Üniversitenizin bilim, sanat ve insanlığın ilerlemesi üzerindeki vurgusu beni derinden etkilemiş ve bu alanlarda kendimi geliştirmek istediğimi fark etmemi sağlamıştır.

Yeteneklerinizi ve deneyiminizi vurgulayın, örneğin: Atatürk Lisesi’nden (Fen) bölümünden mezun oldum ve öğrencilik dönemim boyunca akademik başarılarımı artırmak için yoğun bir şekilde çalıştım. Aynı zamanda [belirli bir etkinlik veya proje] gibi ekstra faaliyetlere katılarak liderlik ve takım çalışması becerilerimi geliştirdim.

Belirli hedeflerinizi ve niyetinizi vurgulayın, örneğin: Harvard Üniversitesi’nde lisans eğitimi almak, kariyerime ve kişisel gelişimime büyük bir katkı sağlayacak. Akademik mükemmeliyeti olan fakültelerinizle etkileşimde bulunmak, araştırma imkanlarından yararlanmak ve çok çeşitli kültürel ve entelektüel deneyimlerden faydalanmak için sabırsızlıkla bekliyorum.

Harvard Üniversitesi’nde öğrenci olma fırsatı verildiğinde, tam bir özveri ve motivasyonla öğrenme sürecine dahil olacağıma, kurumunuzun değerlerine saygı duyacağıma ve toplumun bir parçası olmanın sorumluluklarını yerine getireceğime söz veriyorum. Öğrenci olarak hem akademik hem de kişisel olarak en iyi performansımı göstermek için çaba sarf edeceğimden emin olabilirsiniz.

Bu başvurumu değerlendireceğinizi ve bana mülakat fırsatı sunmanızı umuyorum. İlginiz ve değerli zamanınız için şimdiden teşekkür ederim. Harvard Üniversitesi’nde eğitim alma şansını elde etmek benim için büyük bir onur olacaktır.

Saygılarımla,

[Adınız]

örnek ön yazı

Örnek Ön Yazı

[Adınız]

[Adresiniz]

[Şehir, Posta Kodu]

[Tarih]

Meta Şirketi İnsan Kaynakları Departmanı

[Şirket Adresi]

[Şehir, Posta Kodu]

Sayın Meta Şirketi İnsan Kaynakları Departmanı,

Bu mektubu, Meta Şirketi’nde iş başvurumu ve niyetimi dile getirmek amacıyla yazıyorum. Meta Şirketi’nin yenilikçi yaklaşımı, itibarı ve değerleri, beni bu şirkette çalışmaya yönlendiren temel faktörlerdir.

Uygun şekilde kişiselleştirilmiş bir paragraf ekleyin, örneğin: Meta Şirketinin sektördeki lider konumu ve olağanüstü projeleri hakkında araştırma yaptım ve bu konuda büyük bir ilgi ve hayranlık duydum. Sektördeki gelişmeleri yakından takip ettiğinizi ve inovasyon konusunda öncü olduğunuzu fark ettim.

Yeteneklerinizi ve deneyiminizi vurgulayın, örneğin: A Üniversitesi’nden A bölümünden mezun oldum ve X yıl boyunca (İşyeri/Kurum) adında (pozisyon) olarak çalıştım. Bu süre zarfında (belirli başarılarınızı veya projelerinizi anlatın).

Belirli becerilerinizi ve niteliklerini vurgula, örneğin: güçlü iletişim becerilerine, liderlik özelliklerine ve ekip çalışmasına olan yeteneğimle Meta Şirketinin hedeflerine katkıda bulunmak için heyecan duyuyorum.

Meta Şirketinde çalışma fırsatı elde ettiğimde, özverili ve motivasyonlu bir çalışan olarak şirketinizi en iyi şekilde temsil etmek için çaba göstereceğim. İnovasyon ve kaliteye verdiğiniz öneme bağlılığımı göstererek, şirketinizin büyümesine katkıda bulunmak için elimden geleni yapacağım.

Bu başvurumu değerlendireceğinizi ve bana mülakat fırsatı sunmanızı umuyorum. İlginiz ve değerli zamanınız için şimdiden teşekkür ederim.

Saygılarımla,

[Adınız] 

Bu yazıda örnek ön yazı-niyet mektubundan ve bu yazıları yazarken dikkat etmen gereken noktalardan bahsettik. Bunun gibi daha fazla yazı için Open English blog adresini takip edebilirsin! 

I ile Başlayan Phrasal Verb’ler ve Türkçe Karşılıkları

Phrasal Verbler hem sayıca çokluğu ile, hem de anlamlarının asıl anlamlarından uzaklaşabilmesi açısından İngilizce öğrenenler için kafa karıştırıcı konulardan biri olarak anılıyor. Fakat aslında Phrasal Verbler, temellerini öğrendikten, en yaygın olanları bildikten sonra hiç de zor değil! 

Bu yazımızda Phrasal Verblerden bahsedeceğiz. Fakat bildiğin üzere İngilizcede Phrasal Verblerden bol bir şey yok!  Bu yüzden Phrasal Verbleri ilk harflerine göre ayrı yazılarda değerlendireceğiz. Bu yazımızda ise “I” ile başlayan Phrasal Verbler üzerine odaklanacağız. “I” ile başlayan en yaygın Phrasal Verbleri inceleyip örnek cümleler ile pekiştireceğiz!

“I” ile başlayan Phrasal Verbler yazımıza başlamadan sana bir sorumuz var: İngilizceyi en kolay, en mükemmel bir şekilde konuşmak ister misin? Cevabın “evet” ise seni Open English’e davet ediyoruz!

Open English, alanında önde gelen bir online İngilizce kursu. Dünyada 15 yılı aşkın süredir, 1.5 milyondan fazla insana İngilizce öğreten Open English, bu deneyimiyle sana da İngilizce öğretmeye hazır! Peki Open English’te seni ne bekliyor?

  • Open English’e üye olarak seviyeni öğrenip, bu doğrultuda eğitimine devam edebilirsin.
  • Ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilirsin. 
  • İnteraktif dersler ve İngilizce konuşma gruplarıyla pratik yapabilirsin. 
  • Dev içerik arşivimizdeki kaynak ve materyallere sınırsız erişim sağlayabilirsin.

Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

Phrasal Verbler Nedir?

“I” ile başlayan Phrasal Verblerden bahsetmeden önce kısaca Phrasal Verbler nelerdi bir hatırlayalım. Phrasal Verbler isimlerinden anlaşılacağı gibi fiillerdir. Fakat tek bir kelimeden oluşmak yerine genellikle bir fiil ve bir edatın birleşmesiyle kalıplaşarak kullanılırlar. Anlamları genellikle içerdiği iki kelimeden farklı, deyimsel bir anlamda olur. 

Phrasal Verbleri kullanırken en dikkat etmemiz gereken şey Phrasal Verbleri çekimlerken yalnızca fiil olan kelimeyi çekimlememiz. Edat olan kısım tabii ki çekimlenemez. Fakat genelde kafa karışıklığına yol açabiliyor! Örneğin “knocked out” yerine “knock outed” gibi yanlış kullanımlar görebiliyoruz. 

ı ile başlayan en yaygın phrasal verbler

“I” ile Başlayan En Yaygın Phrasal Verbler

Şimdi yazımızın asıl kısmına gelelim ve “I” ile başlayan Phrasal Verbler arasında en yaygın olanlarına bir göz gezdirelim! Elimizdekiler çok da mecazi anlamlara sahip olmadıkları için anlamlarına bakmadan tahmin etmeye çalışmanı öneriyoruz! Kim bilir, belki halihazırda tahmin edebilirsin!

Invest in

İlk Phrasal Verbümüzle başlayalım. Invest kelimesinin anlamını biliyorsan büyük ihtimalle ne anlama geldiğini çoktan anlamışsındır! Çok da deyimsel bir anlamı olmayan “invest in”in anlamı “bir şeye yatırım yapmak”. Tabii ki bazen mecaz anlamda bir konuya ağırlık vermek gibi de görebiliriz!

  • They chose to invest in their education by enrolling in a prestigious university.

(Prestijli bir üniversiteye kayıt olarak geleceklerine yatırım yapmayı seçtiler.)

Inform on

Diğer bir Phrasal Verbümüz ise “inform on”. Anlamı ise “yetkilileri bir şey hakkında bilgilendirmek”. Genelde polise ihbarda bulunmak gibi bir anlamda kullanılır. Eğer aklında tutmak zor gelirse “information” yani bilgi kelimesi üzerinden kodlayabilirsin! Inform kelimesi information kelimesinin köküdür ve “bilgilendirmek” anlamına gelir. Bu da ekstra bir bilgi olsun! 

  • He decided to inform on his colleagues’ illegal activities to the police.

Invite over

(İş arkadaşlarının yasadışı aktivitelerini polise ihbar etmeye karar verdi.)

Umarız buraya kadar yazımızda “I” ile başlayan yeni Phrasal Verbler öğrenmişsindir! Eğer İngilizceyi verimli bir şekilde öğrenmek istersen seni tekrardan Open English’e davet etmek isteriz! 

Open English’e abone olarak sana özel hazırlanmış çalışma programını edinebilir ve ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders almaya hemen başlayabilirsin. Bunun yanı sıra,  dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin! Fakat en önemlisi, canlı konuşma gruplarında yabancılarla, eğitmen moderatörlüğünde online İngilizce konuşma pratikleri yapabilirsin!

Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve İngilizce çalışmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

ı ile başlayan phrasal verbler listesi ikinci kısım

Indulge in

Sırada ise “indulge in” var. Bu Phrasal Verb “kendine bir şey yapmaya izin vermek, keyfine bakmak, -dan zevk almak” gibi anlamlarda çevirilebiliyor. Mesela diyetteyken bir kaçamak yapıp güzel bir pastanın tadını çıkardığını düşün. 

  • She couldn’t resist and indulged in a big bowl of ice cream despite being on diet.

(Dayanamadı ve diyette olmasına rağmen büyük bir kase dondurmanın tadını çıkardı.)

Insist on

Bu fiilimiz “bir konuda ısrarcı olmak” anlamına geliyor. Haydi bir örneğine bakalım.

  • He insisted on staying and helping us with the chores. 

(Kalıp ev işlerine yardımcı olmak konusunda ısrar etti.)

Iron out

Bu fiilimiz biraz daha mecazi bir anlamda. Ama aslında düşünürsen Türkçede de kullanıyoruz denebilir. “Pürüzleri gidermek” gibi duymuşsundur mutlaka. “Iron out” ütülemek fiilinden geliyor. “Bir konudaki ufak sorunları çözmek” anlamda bir Phrasal verb.

  • Team had to work late into the night to iron out the details of the contract.

(Ekip gecenin geç saatlerine kadar kontrattaki detayların pürüzlerini gidermek için çalışmak zorunda kaldı.)

Improve on

Son fiilimiz ise “improve on”. “Bir konuda kendini geliştirmek, ilerleme kat etmek” anlamına geliyor. Mesela gayet yerinde bir örnek verelim. 

  • You can improve on your English skills with Open English.

(Open English ile İngilizce becerilerini gelişirebilirsin.)

ı ile başlayan phrasal verbleri ve fazlasını open englishle öğren

İngilizceni Göklere Taşı! 

Bu yazımızda “I” ile başlayan Phrasal Verblerin en yaygınlarından bahsettik. Umarız günlük hayatta kullanabileceğin yepyeni Phrasal Verbler öğrenmişsindir! Ayrıca bloğumuzdaki Phrasal Verbler ile ilgili diğer yazılarımıza da göz atmayı unutma!

Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan yabancı eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında eğitmenin moderatörlüğü ile yabancılarla öğrendiklerini pratik edebilir ve aklındaki her soruya anında cevap bulabileceğin dev içerik arşivimizdeki kaynak ve materyallere sınırsız erişim sağlayabilirsin! 

Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve İngilizce öğrenmek için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. 

İngilizcede Sad ve Unhappy Arasındaki Farklar

Duygusal bir negatif durumu ifade eden İngilizcede sad ve unhappy arasındaki farklar birçok insan tarafından sıkça araştırılıyor. İngilizce sad ve unhappy kelimeleri, benzer anlamlara sahip olasalar da bu kelimelerin bazı farlılıkları bulunuyor. Biz de bu yazımızda seninle çok merak edilen İngilizcede sad ve unhappy arasındaki farkları paylaşmak istiyoruz.

İngilizce sad ne demek? ve İngilizcede unhappy ne demek? sorularını cevaplandırarak başlayacağımız yazımızın devamında İngilizcede sad ve unhappy arasındaki farkları öğrenebilirsin. Tüm bunların ardından yazımızın son bölümünde İngilizce sad ve unhappy kelimeleri ile kurulmuş örnek cümleleri bulabilirsin.

İngilizcede sad ve unhappy arasındaki farkları hızlıca öğrenmek ve bu kelimeler ile en doğru şekilde cümleler kurmak için bu sayfada yer alan iletişim formunu hızlıca doldur. Seni hemen arayalım ve online İngilizce kursu Open English aboneliğini başlatalım!

İngilizce Sad Türkçesi Nedir?

İngilizcede sad ve unhappy arasındaki farkları anlatmadan önce seninle, İngilizce sad kelimesinin Türkçesini paylaşmak istiyoruz. Sad kelimesi İngilizcede bir sıfat olarak kullanılan bir kelime. Genel anlamıyla bu kelime, “üzgün” veya “morali bozuk” anlamını taşıyor. İngilizce sad kelimesi, bir kişinin içsel bir hüzün veya üzüntü hissiyle dolu olduğunu ifade etmek için kullanılıyor.

İngilizce sad kelimesi; kişisel deneyimler, hayal kırıklıkları, kayıplar veya başarısızlıklar gibi olumsuz duygusal durumları ifade etmek için kullanılabiliyor. Bir örnek ile açıklamamız gerekirse, “He felt sad after his best friend moved away.” (En iyi arkadaşı taşındıktan sonra o üzüldü.) cümlesinde, sad kelimesi, birinin yakın arkadaşının taşınması sonrasında hissettiği üzüntüyü ifade ediyor.

İngilizcede sad ve unhappy arasındaki farklar konusunun başrollerinden biri olan sad kelimesi aynı zamanda “hüzünlü” veya “melankolik” bir atmosferi veya bir durumu tanımlamak için de kullanılabiliyor. Örneğin; “The movie had a sad ending.” (Film üzücü bir sona sahipti.) cümlesinde, sad kelimesi, filmin hüzünlü bir sona sahip olduğunu ifade ediyor.

Sad kelimesi; duygusal anlamda üzüntü veya hüznü ifade etmek için yaygın olarak kullanılan bir kelime olmasına rağmen, bu kelime yalnızca bir duyguyu tanımlamak için kullanılıyor ve daha spesifik bir tanımlama gerektiren durumlarda başka kelimelerle desteklenmesi gerekiyor.

ingilizce unhappy türkçesi nedir

İngilizce Unhappy Türkçesi Nedir?

İngilizcede sad ve unhappy arasındaki farklardan söz etmeden önce ele almak istediğimiz bir diğer kelime ise, unhappy kelimesi. İngilizce Unhappy kelimesi, bir sıfat olarak kullanılan ve mutsuz anlamına gelen bir kelime olarak biliniyor. İngilizce unhappy; bir kişinin genel olarak memnuniyetsiz, huzursuz veya moral olarak kötü durumda olduğunu ifade ediyor.

İngilizce unhappy kelimesi, bireyin duygusal veya zihinsel durumunu tanımlamak için kullanılabiliyor. Bir kişi “unhappy” olduğunda, genellikle mutlu veya tatmin olmuş hissetmiyor ve içsel bir rahatsızlık veya hoşnutsuzluk hissi taşıyor.

İngilizce unhappy  kelimesi; kişisel yaşam, ilişkiler, iş veya sağlık gibi çeşitli faktörlerden kaynaklanan bir dizi olumsuz durumu ifade etmek için kullanılabiliyor. Bu konuda bir örnek verecek olursak; “She is unhappy with her current job.” (O, mevcut işinden mutsuz.) cümlesinde, unhappy kelimesi, kişinin şu anki işinden memnun olmadığını ifade ediyor.

İngilizce Unhappy kelimesi, bir durumu veya olayı ifade etmek için de kullanılabiliyor. Örneğin; “The news made me unhappy.” (Haberler beni mutsuz etti) cümlesinde, unhappy kelimesi, haberlerin kişiyi mutsuz ettiğini ifade ediyor.

İngilizcede sad ve unhappy arasındaki farklar konusunun önemli kavramlarından unhappy kelimesi; duygusal veya psikolojik bir durumu tanımlamak için geniş bir kullanım alanına sahip olmasına rağmen, daha spesifik veya derin bir anlatım gerektiren durumlarda başka kelimelerle desteklenmesi gerekebiliyor.

İngilizce konuşma yeteneğini hızlı bir şekilde geliştirmek istiyorsan, hemen yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

ingilizce sad ve unhappy arasındaki farklar

İngilizcede Sad ve Unhappy Arasındaki Farklar Nelerdir?

Sad ve unhappy kelimelerinin, İngilizce’de benzer anlamlara sahip olsalar da bazı farklılıklar taşıdığından bahsetmiştik. İngilizcede sad ve unhappy arasındaki farkları öğrenmek için Open English en doğru yer! Şimdi, İngilizcede sad ve unhappy arasındaki farkları senin için madde madde sıralayacağız:

  • İngilizcede sad ve unhappy arasındaki farklardan anlam konusu: Sad kelimesi genellikle duygusal bir üzüntü veya hüzün durumunu ifade ederken, unhappy kelimesi daha genel bir memnuniyetsizlik veya mutsuzluk durumunu ifade eder. Sad, genellikle belirli bir duyguyu veya içsel hüznü ifade etmek için kullanılırken, unhappy, daha geniş bir duygu spektrumunu kapsayabilir.
  • İngilizcede sad ve unhappy arasındaki farklardan yoğunluk konusu: Sad kelimesi genellikle daha spesifik bir üzüntü durumunu ifade ederken, unhappy kelimesi daha genel bir mutsuzluk veya memnuniyetsizlik durumunu ifade eder. Sad, daha belirgin bir duygu durumunu ifade ederken, unhappy daha geniş bir duygusal durumu ifade edebilir.
  • İngilizcede sad ve unhappy arasındaki farklardan kapsam konusu: Sad kelimesi genellikle duygusal durumlarla sınırlıyken, unhappy kelimesi genellikle daha geniş bir yelpazeyi kapsayabilir. Unhappy, duygusal, fiziksel, ilişkisel veya işle ilgili memnuniyetsizlik veya huzursuzluk gibi çeşitli faktörlerden kaynaklanan genel bir mutsuzluk durumunu ifade edebilir.

İngilizcede sad ve unhappy arasındaki farkları özetlemek gerekirse; İngilizcede sad ve unhappy arasındaki farkların temeli, sad kelimesinin daha spesifik bir hüzün veya üzüntü durumunu ifade ederken, unhappy kelimesinin daha genel bir memnuniyetsizlik veya mutsuzluk durumunu ifade etmesidir. Her iki kelime de duygusal durumları ifade etmek için kullanılsa da, unhappy daha geniş bir yelpazede kullanılabilirken, sad daha özgün ve derin bir hüzün durumunu ifade eder.

İngilizcede sad ve unhappy arasındaki farkları öğrenmek, dili daha doğru bir şekilde kullanman için sana yardımcı olacak. İngilizcede sad ve unhappy arasındaki farklar gibi öğrenmen gereken yakın anlamlı başka kelimeler de var. İngilizceyi daha yetkin bir şekilde konuşmak için bu kelimeleri de öğrenmek isteyebilirsin. İngilizcede sad ve unhappy arasındaki farklar gibi öğrenebileceğin başka kelime farklılıkları için İngilizcede Speak ve Talk Arasındaki Farklar başlıklı yazımızı okuyabilirsin.

ingilizce sad kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler

İngilizce Sad Kelimesiyle Kurulmuş Örnek Cümleler

İngilizcede sad ve unhappy arasındaki farkları öğrendin. Artık İngilizce sad kelimesiyle kurulmuş örnek cümleleri incelemeye başlayabilirsin. Böylelikle, kendi cümlelerini oluştururken İngilizcede sad ve unhappy arasındaki farkları bilerek ve sad ile nasıl cümle kurulacağını öğrenmiş olarak ilerleyebilirsin.

  • She looks sad today. (Bugün üzgün görünüyor.)
  • The news made me feel sad. (Haberler beni üzgün hissettirdi.)
  • He felt sad when his pet died. (Evlatlık hayvanı öldüğünde üzüldü.)
  • It’s sad to see them fight. (Onların kavga ettiğini görmek üzücü.)
  • I could tell by her voice that she was sad. (Sesinden üzgün olduğunu anlayabiliyordum.)

İngilizce Unhappy Kelimesiyle Kurulmuş Örnek Cümleler

İngilizcede sad ve unhappy arasındaki farkları öğrenip sad ile kurulmuş örnek cümleleri incelediysen, sıra unhappy ile kurulmuş örnek cümleleri incelemeye geldi demektir. İşte, senin için “unhappy” kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve Türkçe karşılıkları:

  1. She seems unhappy in her current job. (Mevcut işinde mutsuz görünüyor.)
  2. He became unhappy after the breakup. (Ayrılıktan sonra mutsuz oldu.)
  3. The unhappy child started crying. (Mutsuz çocuk ağlamaya başladı.)
  4. I feel unhappy when I’m away from my family. (Aileden uzakta olduğumda mutsuz hissediyorum.)
  5. They had an unhappy marriage and eventually divorced. (Mutsuz bir evlilikleri vardı ve sonunda boşandılar.)

İngilizcede sad ve unhappy arasındaki farklar gibi dil bilgisi ve kelime anlamıyla ilgili konularda Open English’ten yardım alabilirsin. Open English; dil bilgisi kurallarını, kelime kullanımını ve dilin çeşitli yönlerini açıklamak için öğretici materyaller ve kaynaklar sunarak sana rehberlik eder.

Open English’in sunduğu hizmetler arasında interaktif dersler, konuşma pratiği, kelime dağarcığı geliştirme, dil bilgisi kurallarının öğrenimi ve özelleştirilmiş dil bilgisi geri bildirimi gibi birçok öğrenme aracı bulunuyor. Bu kaynaklar aracılığıyla, İngilizcede sad ve unhappy arasındaki farklar ile bu kelimelerinin anlamı ve kullanımı hakkında daha fazla bilgi edinebilir ve bu kelimeleri doğru bir şekilde kullanmayı öğrenebilirsin.

%100 online İngilizce kursu Open English, İngilizce öğrenme sürecini kolay ve hızlı bir hale getiriyor. Bu sayede, İngilizce dil becerilerini geliştirebilir ve İngilizcede sad ve unhappy arasındaki farklar gibi konuları daha iyi anlayabilirsin.

Hadi, hiç zaman kaybetme ve sayfadaki formu doldur. Müşteri temsilcisi arkadaşlarımız seni hemen arasın ve Open English üyeliğini hızlıca başlatsın.

Biyologların Bilmesi Gereken İngilizce Terimler

Biyoloji bünyesinde birçok farklı dalı barındıran bir temel disiplindir. Dolayısıyla bir biyologun bilmesi gereken terim sayısı birkaç sayfa ile kısıtlanamaz. Biz bu yazıda İngilizcesini yeni geliştirmeye başlayan biyologlar, biyolog adayları ve de biyolojiye ilgi duyanlar için temel terimlerden açıklamalarıyla birlikte kısaca bahsedeceğiz. Unutulmamalıdır ki, bu yazıda geçen terimler yalnızca biyoloji disiplinini anlamanız için dahi yeterli değildir. Dolayısıyla daha fazla bilgi için mutlaka Tıp ve biyoloji terimleri sözlüğü edinmeni tavsiye ederiz. O hâlde hız kesmeden terimlere başlayalım.

Hücre İle İlgili Terimler

  • Cell (Hücre): Yaşayan organizmaların yapı taşı olan temel birim.
  • Cell Membrane (Hücre Zarı): Hücreyi dış ortamdan ayıran ince zar.
  • Cytoplasm (Sitoplazma): Hücre zarı ile çekirdek arasında bulunan sıvı kısım.
  • Nucleus (Çekirdek): Hücrenin kontrol merkezi olan bölüm, genetik materyali içerir.
  • Organelle (Organeller): Hücre içinde özelleşmiş görevleri yerine getiren yapılar.
  • Mitochondria (Mitokondri): Hücrenin enerji üretimi için gereken ATP moleküllerini üreten organeller.
  • Endoplasmic Reticulum (Endoplazmik Retikulum): Hücre içinde protein ve lipit sentezinin gerçekleştiği karmaşık bir yapı.
  • Golgi Apparatus (Golgi Aygıtı): Hücre içinde proteinlerin işlenip paketlendiği ve taşındığı organellerden biri.
  • Ribosome (Ribozom): Protein sentezinin gerçekleştiği yapılar.
  • Lysosome (Lizozom): Hücre içinde sindirim enzimlerini içeren ve atık maddelerin parçalanmasını sağlayan organeller.
  • Vacuole (Vakuol): Bitki hücrelerinde büyük su keseleri olarak bulunan yapılar.
  • Cell Wall (Hücre Duvarı): Bitki hücrelerinde dışarıya destek ve koruma sağlayan katı bir yapı.
  • Chloroplast (Kloroplast): Bitki hücrelerinde fotosentez yapan organeller, yeşil renkli pigmentler içerir.
  • Cytoskeleton (Sitoplazma İskeleti): Hücreyi destekleyen protein liflerinden oluşan yapı.
  • Plasma Membrane (Plazma Zarı): Hücrenin dış ortamla etkileşimini sağlayan zar.
  • Nuclear Membrane (Çekirdek Zarı): Çekirdeği saran zar.
  • Chromosome (Kromozom): Hücrenin genetik bilgilerini taşıyan yapılar.
  • DNA (Deoksiribonükleik Asit): Genetik materyali içeren nükleik asit.
  • RNA (Ribonükleik Asit): Protein sentezinde rol alan nükleik asit.
  • Mitosis (Mitoz Bölünme): Hücre bölünmesidir, hücrede bir değişiklik meydana gelmeden yalnızca bölünme gerçekleşir.
  • Meiosis Mayoz Bölünme): Hücre kromozom sayısını bölünerek yarıya indirir.
  • Turgor (Turgor): Turgor, bitki hücrelerindeki suyun hücre içindeki basınç nedeniyle oluşturduğu gerilme veya gerilim durumudur.
  • Selectively Permeable Membrane (Seçici Geçirgen Zar): Bazı maddelerin serbestçe geçişine izin veren zar.
  • Passive Transport (Pasif Taşıma): Hücre zarından madde geçişinin enerji gerektirmeden gerçekleştiği süreç.
  • Active Transport (Aktif Taşıma): Hücre zarından madde geçişinin enerji harcanarak gerçekleştiği süreç.
  • Diffusion (Difüzyon): Madde partiküllerinin yoğunluk farkından dolayı yayılması.
  • Osmosis (Osmoz): Su moleküllerinin yarı geçirgen bir zardan geçişini ifade eden difüzyon tipi.
  • Endocytosis (Endositoz): Hücrenin büyük molekülleri veya partikülleri içine alması.
  • Exocytosis (Eksositoz): Hücrenin büyük molekülleri veya atık maddeleri dışarıya salması.
  • Nucleolus (Nükleolus): Çekirdekte bulunan ribozom üretimiyle ilgili yapı.
  • Cellular Respiration (Hücresel Solunum): Hücrelerin enerji üretimi için oksijen kullanarak besinleri yakması süreci.

İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek istersen hemen yan taraftaki formu doldur!

ekoloji ile ilgili terimler - biyologların bilmesi gereken ingilizce terimler

Ekoloji İle İlgili Terimler

  • Ecology (Ekoloji): Organizmaların birbirleriyle ve çevreleriyle etkileşimini inceleyen bilim dalı.
  • Ecosystem (Ekosistem): Canlıların bir arada bulunduğu ve çevreleriyle etkileşimde olduğu birim.
  • Biodiversity (Biyoçeşitlilik): Bir ekosistemdeki canlı türlerinin çeşitliliği.
  • Habitat (Yaşam Alanı): Bir organizmanın doğal olarak yaşadığı ortam.
  • Species (Tür): Benzer özelliklere sahip ve üreme bakımından birbiriyle uyumlu organizmalar grubu.
  • Population (Popülasyon): Aynı türden organizmaların aynı alanda yaşayan topluluğu.
  • Community (Topluluk): Farklı türlerin bir araya gelerek aynı alanda yaşadığı organizma topluluğu.
  • Food Chain (Besin Zinciri): Organizmaların birbirini beslenme yoluyla etkilediği zincir şeklindeki beslenme ilişkisi.
  • Food Web (Besin Ağı): Farklı besin zincirlerinin bir araya gelerek karmaşık bir ağ oluşturduğu beslenme ilişkisi ağı.
  • Trophic Level (Besin Basamağı): Besin zincirindeki organizmaların yer aldığı beslenme seviyeleri.
  • Producer (Üretici): Fotosentez yoluyla kendi besinini üreten organizmalar (örn. bitkiler).
  • Consumer (Tüketici): Diğer organizmalardan besin elde eden organizmalar (örn. hayvanlar).
  • Decomposer (Ayrıştırıcı): Ölü organizmaların ve organik atıkların parçalanmasını sağlayan organizmalar (örn. mantarlar ve bakteriler).
  • Predation (Yırtıcılık): Bir organizmanın diğerini avlayarak beslenmesi.
  • Symbiosis (Simbiyoz): Farklı türlerin birlikte yaşayarak karşılıklı yarar sağladığı ilişki.
  • Mutualism (Karşılıklı Fayda): İki türün birlikte yaşayarak her ikisinin de fayda sağladığı simbiyotik ilişki.
  • Commensalism (Komensalizm): Bir türün diğerine zarar vermeden fayda sağladığı simbiyotik ilişki.
  • Parasitism (Parazitizm): Bir türün diğerine zarar vererek fayda sağladığı simbiyotik ilişki.
  • Ecological Footprint (Ekolojik Ayak İzi): Bir bireyin veya topluluğun doğal kaynakları tüketme ve çevreye etki derecesini ölçen birim.
  • Sustainable Development (Sürdürülebilir Kalkınma): Doğal kaynakları sürdürülebilir bir şekilde kullanarak çevreye zarar vermeden kalkınma sağlama ilkesi.

Hastalık İle İlgili Terimler 

  • Disease (Hastalık): Vücutta olumsuz sağlık durumlarına neden olan bozukluk veya enfeksiyon.
  • Infection (Enfeksiyon): Vücuda zararlı mikroorganizmaların girmesi sonucu oluşan hastalık.
  • Virus (Virüs): Hücrelere enfekte olan, genetik materyali olan mikroskobik parçacık.
  • Bacteria (Bakteri): Tek hücreli mikroorganizmalar.
  • Pathogen (Patojen): Hastalığa neden olan mikroorganizma veya organizma.
  • Contagious (Bulaşıcı): Bir kişiden diğerine kolayca geçebilen hastalık.
  • Epidemic (Salgın): Belirli bir bölgede ani ve yaygın hastalık vakalarının artması.
  • Pandemic (Pandemi): Geniş bir coğrafi alanda ve birden fazla ülkede yayılan salgın hastalık.
  • Symptoms (Belirtiler): Hastalığın varlığını gösteren fiziksel veya zihinsel işaretler.
  • Diagnosis (Tanı): Hastalığın doğru ve kesin olarak belirlenmesi süreci.
  • Treatment (Tedavi): Hastalığın iyileştirilmesi veya semptomların hafifletilmesi için yapılan yöntemler.
  • Vaccine (Aşı): Bağışıklık sisteminin hastalığa karşı korunmasını sağlayan ölü veya zayıflatılmış mikroorganizma veya bileşik.
  • Antibiotic (Antibiyotik): Bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde kullanılan ilaç.
  • Chronic (Kronik): Uzun süreli ve sürekli devam eden hastalık.
  • Acute (Akut): Hızlı başlayan ve kısa süreli olan hastalık.
  • Immune System (Bağışıklık Sistemi): Vücudun hastalıklara karşı korunma ve mücadele etme sistemi.
  • Transmission (Bulaşma): Hastalığın bir kişiden diğerine geçme süreci.
  • Prevention (Önleme): Hastalıklardan korunmak için alınan önlemler.
  • Outbreak (Patlak verme): Birden fazla kişide aynı hastalığın aniden ortaya çıkması.
  • Complication (Komplikasyon): Hastalık veya tedavi sürecinde oluşan ek sorunlar veya yan etkiler.

İngilizce çalışmak için tek yapman gereken yandaki formu doldurmak!

parazit ile ilgili terimler - biyologların bilmesi gereken ingilizce terimler

Parazitler İle İlgili Terimler

  • Parasite (Parazit): Başka bir organizmanın beslenme, barınma veya üreme kaynaklarını kullanarak ona zarar veren organizma.
  • Host (Konakçı): Parazitin üzerinde yaşadığı veya beslendiği organizma.
  • Endoparasite (İç Parazit): Konak organizmanın içinde yaşayan parazit.
  • Ectoparasite (Dış Parazit): Konak organizmanın dışında yaşayan parazit.
  • Infestation (Enfeksiyon): Bir organizmanın parazitlerin varlığıyla etkilenmesi.
  • Vector (Vektör): Hastalık taşıyabilen ve onu başka organizmalara yayabilen canlı.
  • Host-Parasite Relationship (Konak-Parazit İlişkisi): Parazitlerin konak organizmalar üzerindeki etkileşimi ve ilişkisi.
  • Parasitic Infection (Parazitik Enfeksiyon): Bir organizmanın parazit tarafından enfekte edilmesi.
  • Obligate Parasite (Zorunlu Parazit): Diğer organizmalara bağımlı olarak yaşayan parazit.
  • Facultative Parasite (İsteğe Bağlı Parazit): Parazitik veya serbest yaşam şeklinde yaşayabilen organizma.
  • Life Cycle (Yaşam Döngüsü): Bir parazitin farklı evrelerden oluşan gelişim süreci.
  • Definitive Host (Nihai Konak): Parazitin olgunlaşma veya üreme evrelerini tamamladığı konak.
  • Intermediate Host (Ara Konak): Parazitin gelişim döngüsünde geçici olarak konak olan organizma.
  • Parasitic Adaptation (Parazitik Uyum): Parazitin konak organizmada hayatta kalma ve üreme için geliştirdiği özellikler.
  • Zoonotic Parasite (Zoonotik Parazit): Hayvanlardan insanlara bulaşabilen parazit.
  • Helminth (Kurt): Parazitik solucanlardan oluşan geniş bir grup.
  • Protozoan (Tek hücreli): Parazitik tek hücreli mikroorganizma.
  • Malaria (Sıtma): Sivrisineklerin taşıdığı parazitlerin neden olduğu bir hastalık.
  • Tapeworm (Şerit Solucanı): Barsaklarda yaşayan parazitik solucan.
  • Head Lice (Bit): Baş derisinde yaşayan parazitik böcek.

İngilizce öğrenmek için hemen yan taraftaki formu doldurabilirsin.

evrim ile ilgili terimler - biyologların bilmesi gereken ingilizce terimler

Evrim İle İlgili Terimler

  • Evolution (Evrim): Canlı organizmaların zaman içinde genetik değişimler geçirerek türlerin ortaya çıkması ve çeşitliliğin oluşması süreci.
  • Natural Selection (Doğal Seçilim): Çevresel koşullar altında, uygunluk sağlayan özelliklere sahip bireylerin hayatta kalma ve üreme şansının artması.
  • Adaptation (Adaptasyon): Canlı organizmaların çevresel değişimlere uyum sağlamak için geliştirdiği fiziksel veya davranışsal özellikler.
  • Species (Tür): Benzer genetik özelliklere sahip ve doğal olarak üreme yeteneği olan bireylerin oluşturduğu grup.
  • Genetic Variation (Genetik Çeşitlilik): Bir tür içindeki bireyler arasında genetik farklılıkların bulunması.
  • Mutation (Mutasyon): DNA dizisindeki kalıtımsal değişiklikler.
  • Fossil (Fosil): Geçmişte yaşamış organizmaların korunmuş kalıntıları veya izleri.
  • Speciation (Türleşme): Bir türün farklı alt türlere veya yeni türlere ayrılması süreci.
  • Homologous Structures (Homolog Yapılar): Farklı türlerde bulunan, ortak bir atadan gelen yapılar.
  • Vestigial Structures (Artık Yapılar): Evrimsel süreçte işlevini kaybeden ve vücutta geriye kalan yapılar.
  • Genetic Drift (Genetik Sürüklenme): Rastgele genetik değişikliklerin nesil boyunca popülasyonlarda yayılması süreci.
  • Selective Pressure (Seçici Baskı): Doğal seçilimi etkileyen çevresel faktörler veya koşullar.
  • Gene Flow (Gen Akışı): Genetik materyalin bir popülasyondan başka bir popülasyona aktarılması.
  • Convergent Evolution (Yakınsak Evrim): Farklı türlerin benzer çevresel koşullarda benzer özelliklere sahip olması.
  • Divergent Evolution (Ayrışan Evrim): Ortak bir atadan gelen türlerin zamanla farklı özelliklere sahip olması.
  • Extinction (Nesli Tükenme): Bir türün tamamen yok olması.
  • Phylogenetics (Filogenetik): Organizmaların evrimsel ilişkilerini inceleyen bilim dalı.
  • Genetic Variation (Genetik Çeşitlilik): Bir tür içindeki bireyler arasındaki genetik farklılıkların varlığı.
  • Mimicry (Taklit): Bir türün başka bir türü taklit etmesi ve bu sayede avantaj sağlaması.
  • Adaptive Radiation (Uyumlu Radyasyon): Bir atadan türeyen türlerin farklı ekolojik nişlere ve yaşam alanlarına yayılması.

Pazarlama İçin İş İngilizcesi Nedir? – Pazarlama İçin İngilizce

Günümüz iş dünyasında pazarlama, şirketlerin büyüme ve başarılarını sürdürebilmeleri için kritik bir faktördür. Pazarlamadan bahsederken İngilizce konusunu es geçmek olmaz. Pazarlama için iş İngilizcesi oldukça önemli. Peki, ama neden? Yazımızın devamında pazarlama için iş İngilizcesine dair merak ettiğin şeyleri öğrenebileceksin.

Pazarlama için iş İngilizcesi öğrenmeye bir an önce başlayabilirsin. Bunun için yapman gereken çok basit. Online İngilizce kursu Open English’e üye olmak için yalnızca bu sayfada bulunan formu doldurup seni hızlıca aramamızı beklemen yeterli.

İngilizce Pazarlama Nedir?

Pazarlama için iş İngilizcesi kavramından bahsetmeden önce elbette İngilizce pazarlamanın ne olduğundan ve bu işi yapan pazarlamacının İngilizcesinden bahsetmemiz gerekir. Pazarlamanın İngilizcesi “marketing” olarak ifade edilir. Marketing, bir ürünün veya hizmetin pazarlama süreçlerini, stratejilerini ve faaliyetlerini kapsayan geniş bir kavramdır. Pazarlama; müşteri ihtiyaçlarını anlamak, ürünleri veya hizmetleri hedef kitleye tanıtmak, marka bilinirliğini artırmak ve satışları artırmak için çeşitli araçlar ve yöntemler kullanır.

Pazarlamacının İngilizcesi ise “marketer” veya “marketing professional” olarak ifade edilir. Bir pazarlamacı, pazarlama stratejilerini oluşturan, pazarlama kampanyalarını yöneten ve müşteri ilişkilerini geliştiren kişidir. Pazarlamacılar; pazar araştırması yaparak hedef kitleyi analiz eder, pazarlama stratejileri oluşturur, reklam ve promosyon faaliyetlerini planlar ve uygular, marka yönetimi ve satış süreçlerini yönetir.

Pazarlamacılar genellikle müşteri ihtiyaçlarını ve beklentilerini anlamak için pazar araştırmaları yapar, hedef kitleye uygun pazarlama mesajları ve materyalleri oluşturur, dijital pazarlama araçlarını kullanır, reklam ve PR kampanyalarını yönetir ve satış hedeflerini gerçekleştirmek için stratejiler geliştirir.

pazarlama için iş ingilizcesi

Pazarlama İçin İş İngilizcesi

Pazarlama için iş İngilizcesi, pazarlama faaliyetlerini gerçekleştirirken İngilizce dilini kullanma becerisini ifade eder. Pazarlama, iş dünyasının temel bir bileşeni olduğu için pazarlama için iş İngilizcesi, pazarlamacılar ve pazarlama profesyonelleri için büyük önem taşır.

Pazarlama için iş İngilizcesi, pazarlamacıların uluslararası pazarda etkili bir şekilde iletişim kurmalarını sağlar. Çünkü İngilizce, küresel iş dünyasında yaygın olarak kullanılan bir dildir. Uluslararası müşterilere ve iş ortaklarına doğrudan veya dolaylı olarak pazarlama için iş İngilizcesi ile iletişim kurabilmek, işbirliğini artırır ve pazarlama faaliyetlerinin etkisini güçlendirir. Pazarlama için iş İngilizcesi Open English’te tüm detaylarıyla öğrenilebilir!

Pazarlama için iş İngilizcesi ayrıca pazarlama dokümanlarının, reklam materyallerinin ve diğer pazarlama içeriklerinin İngilizce olarak hazırlanmasını sağlar. Bu, şirketlerin uluslararası müşterilere ve hedef kitlelere yönelik etkili pazarlama mesajları iletmelerine yardımcı olur. Pazarlama için iş İngilizcesi, pazarlama metinlerinin doğru ve akıcı bir şekilde yazılmasını, hedef kitleye ulaşan etkileyici pazarlama içeriklerinin oluşturulmasını sağlar.

Pazarlama için iş İngilizcesi, uluslararası pazarlarda rekabet avantajı sağlar. Şirketler, İngilizceyi etkin bir şekilde kullanabilen pazarlama profesyonelleri aracılığıyla farklı kültürlere ve dil gruplarına kolaylıkla ulaşabilirler. Bu, yeni pazarlara açılma ve müşteri tabanını genişletme fırsatları yaratır.

Son olarak söylemek istediğimiz bir şey daha var. Pazarlama için iş İngilizcesi, pazarlama profesyonellerinin küresel pazarlama trendlerini takip etmelerine ve uluslararası pazarlama stratejilerini geliştirmelerine yardımcı olur. İngilizce kaynaklara erişebilme yeteneği, güncel pazarlama konularını, dijital pazarlama araçlarını ve yenilikleri takip edebilmeyi kolaylaştırır.

Bu nedenlerle, pazarlama için iş İngilizcesi öğrenmek ve geliştirmek önemlidir. Pazarlama için iş İngilizcesi becerileri, pazarlamacıların uluslararası pazarda etkili iletişim kurmalarını, pazarlama stratejilerini başarılı bir şekilde uygulamalarını ve global rekabette öne çıkmalarını sağlar.

Farklı sektörlere ait en iyi iş İngilizcesi Open English’te yer alıyor. Sen de farklı sektörlere ait iş İngilizcesi kavramlarını merak ediyorsan öğrenmeye sağlık sektöründen başlayabilirsin. Bunun için, Sağlık Hizmetleri İçin İş İngilizcesi başlıklı yazımızı okumanı öneririz.

pazarlama için iş ingilizcesi terimleri

Pazarlama İçin İş İngilizcesi Terimleri

Pazarlama için iş İngilizcesi terimleri, pazarlama faaliyetlerini ve süreçlerini tanımlayan çeşitli kavramları içerir. Yazımızın bu bölümünde seninle, pazarlama için iş İngilizcesi terimlerinden 20 tanesini paylaşmak istiyoruz. İşte en yaygın pazarlama için iş İngilizcesi terimleri:

  1. Marketing (Pazarlama)
  2. Market Research (Pazar Araştırması)
  3. Target Audience (Hedef Kitle)
  4. Marketing Strategy (Pazarlama Stratejisi)
  5. Branding (Markalaşma)
  6. Advertising (Reklam)
  7. Promotion (Promosyon)
  8. Sales (Satış)
  9. Product Development (Ürün Geliştirme)
  10. Market Segmentation (Pazar Bölümlemesi)
  11. Consumer Behavior (Tüketici Davranışı)
  12. Competitive Analysis (Rakip Analizi)
  13. Pricing (Fiyatlandırma)
  14. Distribution (Dağıtım)
  15. Campaign (Kampanya)
  16. Digital Marketing (Dijital Pazarlama)
  17. Social Media Marketing (Sosyal Medya Pazarlaması)
  18. Content Marketing (İçerik Pazarlaması)
  19. Customer Relationship Management (Müşteri İlişkileri Yönetimi)
  20. Return on Investment (Yatırım Getirisi)

Pazarlama için iş İngilizcesi terimleri; pazarlama süreçlerini, stratejilerini, iletişim yöntemlerini ve hedef kitlenin davranışlarını tanımlamak için kullanılır. Pazarlama için iş İngilizcesi becerilerini geliştirerek bu terimleri etkin bir şekilde kullanabilir ve pazarlama konusundaki iletişimini güçlendirebilirsin.

İngilizce çalışmak istiyorsan, hemen yan taraftaki formu doldurabilirsin.

pazarlama için iş ingilizcesi cümleleri

Pazarlama İçin İş İngilizcesi Cümleleri

Pazarlama için iş İngilizcesi kelimelerini öğrendikten sonra elbette bu kelimeleri cümle içerisinde nasıl kullanacağını da öğrenmen gerekiyor. Bunun için sana yardımcı olacak birkaç örnek cümlemiz var. Şimdi, pazarlama için iş İngilizcesi cümlelerini senin için hemen aşağıda sıralıyoruz

  • We need to develop a marketing strategy to reach our target audience effectively. (Hedef kitlemize etkili bir şekilde ulaşmak için bir pazarlama stratejisi geliştirmemiz gerekiyor.)
  • Our market research indicates that there is a demand for our product in this region. (Pazar araştırmamız, bu bölgede ürünümüze talep olduğunu gösteriyor.)
  • We should focus on branding to differentiate ourselves from competitors. (Rakiplerimizden farklı olmak için markalaşmaya odaklanmalıyız.)
  • Our advertising campaign has resulted in increased brand awareness and customer engagement. (Reklam kampanyamız, marka bilinirliğinde ve müşteri etkileşiminde artışa neden oldu.)
  • The pricing strategy for our new product should be competitive in the market. (Yeni ürünümüz için fiyatlandırma stratejimiz pazarda rekabetçi olmalı.)
  • Social media marketing has become an essential tool for reaching our target audience effectively. (Sosyal medya pazarlaması, hedef kitlemize etkili bir şekilde ulaşmak için önemli bir araç haline geldi.)
  • Content marketing plays a crucial role in attracting and engaging potential customers. (İçerik pazarlaması, potansiyel müşterileri çekme ve etkileşime sokma konusunda önemli bir rol oynar.)
  • We should analyze consumer behavior to better understand their needs and preferences. (Tüketici davranışını analiz etmeliyiz, böylece ihtiyaçlarını ve tercihlerini daha iyi anlayabiliriz.)
  • Our sales team is implementing effective customer relationship management practices to enhance customer satisfaction. (Satış ekibimiz, müşteri memnuniyetini artırmak için etkili müşteri ilişkileri yönetimi uygulamaları gerçekleştiriyor.)
  • We need to measure the return on investment of our marketing campaigns to evaluate their effectiveness. (Pazarlama kampanyalarımızın etkinliğini değerlendirmek için yatırım getirisini ölçmemiz gerekiyor.)

Bu cümleler; pazarlama için iş İngilizcesi kullanarak pazarlama süreçlerini, stratejilerini ve faaliyetlerini ifade etmek için örneklerdir. Pazarlama konusundaki iletişiminizi güçlendirmek için bu cümleleri ve pazarlama için iş İngilizcesi terimlerini kullanabilirsin.

Open English’te, kendi seviyene uygun olan kurdan başlayarak pazarlama için iş İngilizcesi öğrenmeye adım atabilirsin. Ana dili İngilizce olan eğitmenlerinden alacağın eğitimlerle pazarlama için iş İngilizcesi öğrenmek çok kolay olacak. Pazarlama için iş İngilizcesini etkili bir biçimde öğrenebilmek için, eğitmenlerinin moderatörlüğünde katılacağın sohbetlerde ana dili İngilizce olan öğrencilerle sohbet ederek telaffuzunu güçlendirebilirsin.

Pazarlama için iş İngilizcesi öğrenmeye bir an önce başlamak için bu sayfada bulunan formu doldur, hemen Open English aboneliğini başlat!

İngilizce Friends Replikleri ve Türkçe Çevirileri

David Crane ve Marta Kauffman tarafından yaratılan; New York’ta yaşayan 6 arkadaşın yaşadıklarını anlatan Friends, çoktan bir modern klasik haline geldi ve bugün gelmiş geçmiş en iyi sit-com’lar arasında gösteriliyor. Başrollerinde Jennifer Aniston (Rachel), David Schwimmer (Ross), Matt LeBlanc (Joey), Matthew Perry (Chandler), Lisa Kudrow (Phoebe), ve Courtney Cox’un (Monica) oynadığı, 1994 – 2004 yılları arasında 10 sezon boyunca yayınlanan dizi, finalinin ardından uzun bir zaman geçmesine ve ardından pek çok popüler komedi dizisi çıkmasına rağmen, ülkemiz dahil dünyanın dört bir yanında hala büyük bir ilgiyle izleniyor.

Biz de bu yazımızda, hem diziyi bilenlerin hem de başlamayı düşünenlerin ilgisini çekecek Friends repliklerine, ayrıca dizi hakkında birbirinden ilginç detaylara yer verdik. Sen de replikleri önce kendin çevirmeyi deneyebilir, İngilizceni eğlenceli bir şekilde test edebilirsin!

İngilizce öğrenmeye başlamak ve İngilizce dizileri kolay bir şekilde anlamak istiyorsan, yan taraftaki formu doldurarak ilk adımı atabilirsin.

Friends Hakkında İlginç Bilgiler

  •         Dizinin adı Friends olmayacaktı– “Friends” ismine karar verilmeden önce, dizi için Insomnia Café, Friends Like Us, ve Six of One gibi farklı isimler düşünülmüştü.
  •         Oyuncular dizinin şarkısını sevmiyorlardı- Dizinin açılışında çalan meşhur şarkı, oyuncuların hiçbiri tarafından sevilmemişti.
  •         Dizide 4 ana karakter olması düşünülmüştü- İlk başta, Friends’de 4 ana karakter olması planlanmış, Phoebe ve Chandler karakterleri ise yalnızca yardımcı roller olarak düşünülmüştü.
  •         Bruce Willis’in diziye konuk olmasının sebebi, bir bahsi kaybetmesiydi- Dizinin hatırda kalan konuk oyuncularından Bruce Willis, The Whole Nine Yards filminde birlikte rol aldığı Matthew Perry (Chandler) ile girdiği bir iddiayı kaybedince, dizide yardımcı oyuncu olarak oynadı. İddialara göre, Willis, diziden aldığı parayı bir hayır kurumuna bağışladı.
  •         Meşhur kanepe, stüdyonun bodrumundan alındı: Dizideki arkadaşların Central Perk adlı cafe’deyken oturdukları meşhur turuncu koltuk, Warner Bros’un bodrum katında terk edilmişti.
  •         Ross, 3 yıl boyunca 29 yaşında kaldı- Ross, üst üste 3 sezon boyunca (3, 4, 5) 29 yaşında olduğunu söyledi!
  •         Justin Timberlake diziye konuk olmayı çok istiyordu- Ünlü popçu Justin Timberlake, dizide konuk oyuncu olmayı çok istese de, ona uygun bir rol bulunamadı.
  •         Jennifer Aniston, az kalsın son sezonda oynamayacaktı- Rachel karakterini canlandıran Aniston, yeni bir sezon çekmekle alakalı çekinceleri olduğundan başta bu fikre soğuk da olsa, sonra bir sezon daha oynamayı kabul etti.

ingilizce friends replikleri - friends ingilizce joey replikleri

Friends İngilizce Joey Replikleri

“Joey doesn’t share food!”

Joey yemeğini paylaşmaz!

“I’m a doctor, not a mathematician.”

Ben doktorum, matematikçi değil!

“These are just feelings. They’ll go away.”

Hepsi altı üstü duygu işte, geçer gider!

Friends Rose Replikleri

“In Vegas. I was so drunk, I could’ve married Joey.”

Vegas’ta öyle sarhoştum ki Joey’le evlenebilirdim!

“Brussels sprouts? That’s worse than no food.”

Brüksel lahanası mı? Aç kalmak daha iyidir!

“I grew up in a house with Monica, okay. If you didn’t eat fast, you didn’t eat.” – Ross

Ben Monica’yla aynı evde büyüdüm, tamam mı? Orada hızlı yemezsen, aç kalırdın!

Efektif bir şekilde İngilizce çalışmak için yan taraftaki formu doldurabilir ve online İngilizce kursumuza dair detaylara hızlıca ulaşabilirsin.

ingilizce friends replikleri - friends ingilizce rachel replikleri

Friends İngilizce Rachel Replikleri

“Well, maybe I don’t need your money. Wait, wait, I said maybe!”

Belki de parana ihtiyacım yoktur… Bekle, bekle, belki dedim!

“Everything you need to know is in that first kiss.”

Bilmen gereken her şey, o ilk öpücükte gizli!

“I don’t want my baby’s first words to be ‘How You Doing?'”

Bebeğimin ilk kelimesinin “Naber?” olmasını istemiyorum! (burada, Joey’nin sıklıkla kullandığı “naber” lafına atıfta bulunuyor.)

Friends Chandler Replikleri

“Hi, I’m Chandler. I make jokes when I’m uncomfortable.”

Selam, ben Chandler. Gergin olduğum zamanlarda espri yaparım.

“I can handle this. “Handle” is my middle name. Actually, “handle” is the middle of my first name.”

Bunu halledebilirim. “Halletmek” benin göbek adım. Aslında, “halletmek” benim ilk adımın ortasında yazıyor!  (burada Chandler, isminde geçen “handle” ile kelime oyunu yapıyor.)

“I’m hopeless and awkward and desperate for love!”

Ümitsizim, tuhafım, ve aşka açım!

İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek istersen, hemen yan taraftaki formu doldurabilir ve online İngilizce kursumuz hakkında detaylara ulaşabilirsin.

ingilizce friends replikleri - friends ingilizce phoebe replikleri

Friends Phoebe Replikleri

“I wish I could, but I don’t want to.”

Keşke yapabilseydim, ama canım istemiyor.

“God, I love how sexy I am.”

Tanrım, böyle seksi olmaya bayılıyorum!

“It’s so exhausting, waiting for death.”

Ölümü beklemek çok yorucu!

Friends Monica Replikleri

“They don’t know that we know that they know!”

Bildiklerini bildiğimizi bilmiyorlar!

“You can’t fire me. I make your decisions and I say, ‘I’m not fired.’ Ha.”

Beni kovamazsın ki! Senin kararlarını ben alıyorum, ve kovulmadığımı söylüyorum!

“Welcome to the real world. It sucks. You’re gonna love it.”

Gerçek dünyaya hoş geldin. Rezalet bir yerdir; bayılacaksın!

İngilizce Dinleme Becerilerini Open English ile Geliştir!

İngilizce dinleme ve anlama becerilerini geliştirmek, Friends gibi çok sayıda dizi ve filmi altyazıya hiç ihtiyaç duymadan ana dillerinde izlemek istemez miydin? Cevabın evet ise, seni de online İngilizce kursu Open English’i keşfetmeye davet ediyoruz!

Open English’te, ana dili İngilizce olan uzman eğitmenlerin de yardımı ve online dersler, sınırsız içerik erişimi, pratik yapabileceğin online konuşma grupları gibi pek çok imkân ile İngilizce okuma, yazma, dinleme becerilerini hızlıca geliştirebilir, dil hedeflerine kolayca ulaşabilirsin. Amacın ister iş, ister eğitim, isterse de kişisel gelişim olsun, seviyene ve hedeflerine uygun etkili İngilizce eğitimi için, haydi sen de hemen Open English’i keşfetmeye başla!

H İle Başlayan Phrasal Verb’ler ve Örnek Cümleler

Phrasal Verbler, İngilizce öğrenenleri zorlayan bir nokta olsa da günlük konuşmanın vazgeçilmez bir parçası olan ifadelerdir. Phrasal Verbler iki kelimeden oluşu ve bazen içerdiği iki kelimeden de apayrı bir anlam taşıyabiliriz. İşte bu yüzden Phrasal Verbler bazı insanları gözünü korkutabilir. Fakat korkma!

Bu yazımızda, Phrasal Verbleri örneklerle açıklayarak ve farklı tiplerini nasıl kullanmamız gerektiğini inceleyeceğiz. Phrasal Verbler yoğun bir konu olduğu ve birçok Phrasal Verble karşılaşabileceğimiz için parça parça ilerliyoruz. Bu yazımıza “H” ile başlayan Phrasal Verblerden bahsedeceğiz!

Open English, alanında önde gelen bir online İngilizce kursu. Dünyada 15 yılı aşkın süredir, 1.5 milyondan fazla insana İngilizce öğreten Open English, bu deneyimiyle sana da İngilizce öğretmeye hazır! Peki Open English’te seni ne bekliyor?

  • Open English’e üye olarak seviyeni öğrenip, bu doğrultuda eğitimine devam edebilirsin.
  • Ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilirsin. 
  • İnteraktif dersler ve İngilizce konuşma gruplarıyla pratik yapabilirsin. 
  • Dev içerik arşivimizdeki kaynak ve materyallere sınırsız erişim sağlayabilirsin.

Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

Phrasal Verb Nedir?

“H” ile başlayan Phrasal Verbler listemize başlamadan önce kısaca Phrasal Verblerin tanımını hatırlayalım! 

Phrasal Verbler, Türkçede genellikle “deyimsel fiil” olarak adlandırdığımız, sözcük grubu şeklinde olan fiillerdir. “Deyimsel” olmalarının nedeni, asıl fiilin genellikle gerçek anlamından uzaklaşması veya mecazlaşmasıdır. Phrasal Verbs, genellikle bir fiile ilave edilen edatlar (prepositions) ve zarflar (adverbs) ile oluşturulur. 

h ile başlayan en yaygın phrasal verbler

“H” ile Başlayan En Yaygın Phrasal Verbler

Gelelim yazımızın asıl kısmına! Bildiğin üzere, Phrasal Verbler yüzlerce olduğu için ilk harfine göre gidiyorduk. Bu yazımızda “H” ile başlayan Phrasal Verblerden bahsedeceğiz. Yalnızca en yaygın olan Phrasal Verblere değindiğimizi hatırlamakta fayda var. Tabii ki hepsi bu kadar değil. 

Hang out

En yaygın gördüğümüz “H” ile başlayan Phrasal Verblerden biri tabii ki “hang out”. Günlük hayatta “takılmak, eğlenmek” gibi sık sık görebiliyoruz. Aynı zamanda daha gerçek anlamıyla “dışarı asmak” olarak görebiliriz. 

  • I’m planning to hang out with my friends at the park this weekend.

(Bu haftasonu arkadaşlarımla parkta takılmayı planlıyorum.)

Hand out

Phrasal Verblerden bir başka yaygın olanı ise “hand out”. Anlamı ise “dağıtmak, teslim etmek”. Elden teslim etmek gibi düşünüp bu şekilde kodlayabilirisin. 

  • The teacher will hand out the worksheets to the students.

(Öğretmen çalışma kağıtlarını öğrencilere dağıtacak.)

Hold on

“H” ile başlayan Phrasal Verbler yazımızda sırada “beklemek, dayanmak, sarılmak” anlamlarına gelen “hold on” var!

  • Just hold on a little longer, help is on the way.

(Biraz daha dayan, yardım yolda.)

Help out

Bunun anlamını direkt olarak tahmin etmen kolay. Evet, help out “yardım etmek, yardımcı olmak” anlamına geliyor. 

  • Can you please help me out with this math problem?

(Lütfen bana bu matematik problemi ile ilgili yardımcı olur musun?)

Hang up

“H” ile başlayan Phrasal Verbler listemizde şimdi de “hang up” var. “Telefonu kapatmak, çamaşır asmak, kafasına takmak” gibi bir çok apayrı anlamı olduğunu akılda tutmak önemli. Yoksa epey karışık gelebilir! 

  • I hung up the phone angrily after he yelled at me. 

(Bana bağırdıktan sonra telefonu sinirli bir şekilde kapattım.)

Umarız buraya kadar İngilizce “H” ile başlayan Phrasal Verbler yazımızdan yeni şeyler öğrenmişsindir! Eğer İngilizceyi daha verimli bir şekilde öğrenmek istersen seni Open English’te görmekten mutluluk duyarız!

Open English’e abone olarak sana özel çalışma programına sahip olabilir ve ana dili İngilizce olan, dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders almaya başlayabilirsin. Üstüne üstlük, öğrendiklerini pekiştirebileceğin canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşabilir ve dilediğin gibi İngilizce çalışabilirsin.

h ile başlayan phrasal verb listesi ve örnek cümleler

Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Hold back

Aslında bazı Phrasal Verbleri mantık kurarak tahmin edebilirsin. Mesela bu Phrasal Verbün “kendini tutmak, çekinmek, zapt etmek” gibi anlamları olduğunu “hold” ve “back” kelimelerini birleştirerek de çıkarabilirsin.

  • She couldn’t hold back her tears when she heard the sad news.

(Üzücü haberleri duyunca gözyaşlarını tutamadı.)

Hang around

“Beklemek, aylak aylak dolaşmak” gibi anlamları olan “hang around”ı günlük hayatta sık sık görebilirsin. 

  • He isn’t doing anything, just hanging around. 

(Hiçbir iş yapmıyor, yalnızca aylak aylak dolaşıyor.)

Hand down

“Nesilden nesile devretmek, miras bırakmak” gibi spesifik bir anlamı olsa da “hand down” ile karşılaşmak olası! 

  • My grandmother handed down her antique jewelry to me.

(Büyükannem bana antika mücevherlerini miras bıraktı.)

Heat up

Tahmin edebileceğin gibi “ısıtmak” anlamına da gelse de “hareketlendirmek, kızıştırmak” gibi anlamları da var. 

  • I’m going to heat up some leftovers for dinner.

(Akşam yemeği için dünden kalanları ısıtacağım.)

Hunt down

Yine isminden tahmin edilebilir bir örnek. Hunt down, “peşine düşmek, avlamak” gibi anlamlara geliyor.

  • The police hunted down the suspects one by one. 

(Polis tek tek şüphelilerin peşine düştü.)

h ile başlayan phrasal verbleri open english ile öğren

Open English İle Gramerini Geliştir

“H” ile başlayan Phrasal Verb’lerden bahsettiğimiz bu yazının sonuna geldik. Phrasal verbler günlük hayatımızda çok fazla karşımıza çıkan ve sayıca çok fazla olan kelimelerdir. Bu noktada kelime dağarcığını geliştirmek için yapabileceğin en iyi şey, ana dili İngilizce olan eğitmenlerden alacağın derslerde günlük hayattan kelimeler ve deyimleri öğrenerek yabancılarla pratik etmektir. 

Bu durumda Open English sana tam olarak ihtiyacın olan şeyi sunuyor! Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan, dünya çapındaki eğitmenlerden amaçlarına yönelik 7/24 canlı dersler alabilir, öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında yabancılarla, eğitmen moderatörlüğünde pekiştirebilir ve dev arşivimize sınırsızca erişerek aklındaki tüm sorulara anında cevap bulabilirsin!

Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve İngilizce öğrenmek için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. 

Steve Jobs’ın Söylediği En Etkili İngilizce Sözler

Dünyanın teknoloji devi Apple’ın kurucularından Steve Jobs’ı hepimiz biliriz. Yoktan var olmuş ve kendi tırnaklarıyla kazıyarak Apple’ı Apple yapmış bu ikonik kişinin hepimizi etkileyen sözleri ise hayata dair dersler içeriyor. Bu yüzen, bu yazımızda en etkileyici İngilizce Steve Jobs sözlerini ele alacağız!

Peki İngilizce Steve Jobs sözleri yazımızda neler yapacağız? Öncelikle en etkileyici İngilizce Steve Jobs sözlerinden güzel bir seçki yapacağız. Ardından ise bu İngilizce Steve Jobs sözlerini Türkçeye çevireceğiz. 

Sana bir tavsiyemiz ise şu: Bu İngilizce Steve Jobs sözlerini okuduktan sonra, çevirisine bakmadan önce elinden geldiğince bir çeviri yapmayı dene ve not al. Sonrasında ise İngilizce Steve Jobs sözlerine yaptığımız çevirileri inceleyerek ne kadar yaklaştığını kontrol et! Kim bilir, belki de İngilizce Steve Jobs sözlerini mükemmel biçimde çevirebiliyorsundur!

Fakat İngilizce Steve Jobs sözleri yazımıza başlamadan önce sana Open English’ten bahsetmek isteriz. Dünyada önde gelen online İngilizce kursu olan Open English, İngilizce öğrenme serüveninin her adımında sana yardımcı olmak için var! Peki, Open English’e abone olarak ne gibi fırsatlardan yararlanabilirsin? Hemen açıklayalım!

  • Open English’e abone olarak sana özel hazırlanmış çalışma programını edinebilirsin.
  • Aboneliğinin başlaması ile ana dili İngilizce olan yabancı eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilirsin.
  • Derslerde öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında, eğitmenler moderatörlüğüyle pratiğe dökebilirsin.
  • Dev içerik arşivimizdeki kaynak ve materyallerden sınırsız faydalanarak öğrendiklerini pekiştirebilirsin!

Open English hakkında daha fazla bilgi almak ve hızlıca İngilizce çalışmak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

ingilizce steve jobs sözleri ve çevirileri

İngilizce Steve Jobs Sözleri ve Çevirileri

Gelelim yazımızın ana kısmına! Burada sizler için en etkileyici İngilizce Steve Jobs sözlerini derledik. Umarız bu İngilizce Steve Jobs sözleri sana da ilham verir! 

  • “Innovation distinguishes between a leader and a follower.”

Yenilik, bir lider ile bir takipçi arasındaki farkı ortaya koyar.

  • “Your time is limited, don’t waste it living someone else’s life.”

Zamanınız kısıtlıdır, başkasının hayatını yaşayarak boşa harcamayın.

  • “The people who are crazy enough to think they can change the world are the ones who do.” 

Dünyayı değiştirebileceklerini düşünecek kadar deli olan insanlar, bunu gerçekleştirenlerdir.

  • “Remembering that you are going to die is the best way I know to avoid the trap of thinking you have something to lose. You are already naked. There is no reason not to follow your heart.”

Öleceğinizi hatırlamak, kaybedecek bir şeyiniz olduğunu düşünme tuzağından kaçınmanın en iyi yoludur. Zaten çıplaksınız. İçinizden geleni yapmamak için hiçbir neden yok.

  • “Your work is going to be a large part of your life, and the only way to be truly satisfied is to do what you believe is great work. And the only way to do great work is to love what you do.”

İşiniz hayatınızın büyük bir kısmını kaplayacak ve gerçekten tatmin olmanın tek yolu, inandığınız büyük işi yapmaktır. Büyük işler yapmanın tek yolu da yaptığınız işi sevmektir.

Umarız buraya kadar İngilizce Steve Jobs sözleri yazımızın faydası dokunmuştur! Edebi bir eser olduğu için İngilizce Steve Jobs sözleri anlamak pek kolay olmayabilir. Bu yüzden İngilizce Steve Jobs sözlerini kendi başına anlamak için İngilizce temelini kuvvetlendirmen gerekebilir. Yazımızın devamına geçmeden sana bir soru sormak isteriz. Ana dilin gibi İngilizce konuşmak ister misin?

Bunun için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak!

en etkili steve jobs sözleri ve türkçe çevirileri

  • “Don’t let the noise of others’ opinions drown out your own inner voice.” 

Başkalarının düşüncelerinin gürültüsünün kendi iç sesinizi bastırmasına izin vermeyin.

  • “Sometimes when you innovate, you make mistakes. It is best to admit them quickly and get on with improving your other innovations.”

Bazen yenilik yaparken hatalar yaparsınız. Onları hızlıca kabul etmek ve diğer yeniliklerinizi geliştirmeye devam etmek en iyisidir.

  • “Stay hungry, stay foolish.”

Aptal kal, aç kal.

  • “Great things in business are never done by one person. They’re done by a team of people.”

İş dünyasındaki büyük şeyler asla tek bir kişi tarafından yapılmaz. Hep bir insan takımı tarafından yapılır. 

  • “Being the richest man in the cemetery doesn’t matter to me. Going to bed at night saying we’ve done something wonderful, that’s what matters to me.”

“Mezarlıkta en zengin adam olmak umrumda değil. Umrumda olan şey, gece yatağa girip harika bir şeyler yaptığımızı söyleyebilmek.”

Böylece 10 tane birbirinden ilham verici İngilizce Steve Jobs sözlerine değindik. Umarız bu İngilizce Steve Jobs sözleri seni de etkilemiştir! İngilizce Steve Jobs sözlerimizin sonuna gelirken sana bir sorumuz var: İngilizceyi ana dilin gibi konuşmak ister misin?

Cevabın “evet” ise seni Open English’e davet ediyoruz. 15 yılı aşkın sürede 2 milyon kişiye İngilizce öğretmiş olan Open English, sana İngilizceye hakim olman için harika fırsatlar sunuyor. Open English’e kaydolarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında pratik yapabilir ve içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin! Böylece İngilizce Steve Jobs sözleri gibi ilham verici şeyleri ilk bakışta anlayabilirsin!

Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve İngilizce öğrenmeye başlamak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.