İngilizce Makyaj Terimleri ve Türkçe Çevirileri

Makyaj terimleri özellikle günden güne sosyal medyada makyaj trendlerinin çıkmasıyla hayatımıza girmiştir. Yalnız profesyonel makyaj sanatçılarının aksine günümüzde hobi olarak makyaj yapan birçok kişinin de çeşit çeşit terimler öğrenmesini sağlamıştır. Dikkat edersek bütün ürünlerin orijinal kaplamaları İngilizcededir ve ambalajın arkasında küçük puntolarla Türkçe karşılıkları yazılır. Küçük puntolu cümleler bir yana makyajla ilgili gördüğün her terimi anlayabilsen çok hoş olurdu değil mi?

 Biz bu yazıda detaylı olarak İngilizce makyaj malzemelerinden ve terimlerinden bahsedeceğiz.

İngilizce Makyaj Terimleri

  • Foundation:  Yüzdeki düzensizlikleri ve renk farklarını düzeltmek için kullanılan cilt bazı.
  • Concealer:  Kusurları, lekeleri veya göz altı morluklarını kapatmak için kullanılan kapatıcı.
  • Powder:  Fondöten veya kapatıcının üzerine uygulanan toz, cildi matlaştırır ve sabitler.
  • Blush:  Yanaklara renk ve canlılık kazandırmak için kullanılan allık.
  • Bronzer:  Cilde güneşte bronzlaşmış görünüm vermek için kullanılan ürün.
  • Highlighter:  Yüzün belirli bölgelerine ışıltı vermek ve vurgulamak için kullanılan ürün.
  • Eyeshadow:  Göz kapaklarına renk ve gölgeler eklemek için kullanılan far.
  • Eyeliner:  Göz çizgisi boyunca uygulanan ürünle gözlere tanımlayıcı bir çizgi çekme.
  • Mascara:  Kirpikleri kıvırma, uzatma ve yoğunlaştırma için kullanılan maskara.
  • Eyebrow: Pencil  Kaşları şekillendirmek, doldurmak veya vurgulamak için kullanılan kalem.
  • Lipstick:  Dudaklara renk veren ve koruyan ruj.
  • Lip Gloss:  Dudaklara parlaklık ve ıslaklık kazandıran dudak parlatıcısı.
  • Lip Liner: Rujun dudak çizgisini belirginleştirmek ve dudakları şekillendirmek için kullanılan kalem.
  • Setting Spray:  Makyajın sabitlenmesine yardımcı olan ve dayanıklılığını artıran sprey.
  • Primer:  Makyajın daha uzun süre dayanmasını sağlayan baz ürünü.
  • Contour:  Yüzün belirli bölgelerini gölgelendirerek ve vurgulayarak yüz hatlarını şekillendirmek.
  • Brushes:  Makyaj uygulamak için kullanılan farklı tipteki fırçalar.
  • Blending:  Renkleri yumuşak geçişlerle birbirine karıştırma tekniği.
  • Smoky Eye:  Yoğun ve dumanlı bir göz makyajı tekniği.
  • Winged Eyeliner:  Göz çizgisinin dış köşesinden açılı bir çizgiyle çekilen kedi gözü eyeliner.
  • Strobing  Cilde: doğal bir ışıltı vermek için yüksek noktalara vurgu yapma tekniği.

ingilizce makyaj terimleri

  • Brows:  Kaşlar, yüz ifadesini çerçevelemek için önemli bir unsurdur.
  • Lip Balm:  Dudakları nemlendirip koruyan ve çatlakları önleyen ürün.
  • Setting Powder:  Makyajın sabitlenmesi ve parlama kontrolü için kullanılan pudra.
  • Matte:  Parlak olmayan, mat bir bitiş sağlayan makyaj ürünleri.
  • Glossy:  Parlak bir bitiş sağlayan makyaj ürünleri.
  • Neutral:  Doğal tonlarda olan veya herhangi bir renge bürünmeyen makyaj tonları.
  • Shimmer:  Işıltılı, parlak ve metalik görünüm sağlayan makyaj ürünleri.
  • Brush Set:  Farklı boyutlarda ve şekillerde fırçaların bir arada bulunduğu set.
  • Smudge:  Göz makyajını hafifçe dağıtmak veya yumuşatmak için kullanılan teknik.
  • Matte Lips:  Parlak olmayan ve mat bir bitişe sahip dudaklar.
  • Dewy Skin:  Nemli, sağlıklı ve ışıltılı bir cilt görünümü.
  • Cut Crease:  Göz makyajında katmanlar arasında net bir çizgi oluşturma tekniği.
  • Winged Eyeshadow:  Göz makyajının dış köşesinde bir kanat şekli oluşturma.
  • Tinted Moisturizer:  Renkli nemlendirici, hafif bir kapatıcılığa sahip ve cilde nem veren ürün.
  • Smoky Lips:  Dumanlı bir etki için dudaklara koyu tonlarda ruj uygulama.
  • Airbrush:  Hava tabancası ile makyaj uygulama tekniği.
  • Waterline:  Gözün iç köşesine veya alt kirpik çizgisine uygulanan ürün.
  • Lash Curler:  Kirpikleri kıvırmak için kullanılan alet.
  • Beauty Blender:  Makyaj süngeridir, fondöten ve kapatıcıyı uygulamak için kullanılır.
  • Setting Powder:  Makyajın sabitlenmesi ve parlama kontrolü için kullanılan pudra.
  • Setting Spray:  Makyajın dayanıklılığını artırmak ve sabitlemek için kullanılan sprey.
  • Makeup Remover:  Makyajı temizlemek için kullanılan ürün veya solüsyon.
  • Face Primer:  Makyajın daha uzun süre dayanmasını sağlayan yüz bazı.
  • Eye Primer:  Göz makyajının daha uzun süre kalıcı olmasını sağlayan göz bazı.
  • Lip Scrub:  Dudakları pürüzsüzleştirmek ve ölü deriyi temizlemek için kullanılan ürün.
  • Lip Liner:  Rujun dudak çizgisini belirginleştirmek ve dudakları şekillendirmek için kullanılan kalem.
  • Eyelash Curler:  Kirpikleri kıvırarak daha belirgin ve kalkık bir görünüm sağlayan alet.
  • Makeup Brushes:  Makyaj uygulamak için kullanılan farklı tipteki fırçalar.
  • Beauty Blender:  Makyaj süngeri, fondöten ve kapatıcıyı pürüzsüz bir şekilde uygulamak için kullanılır.
  • Eyebrow Gel:  Kaşları sabitlemek ve düzenlemek için kullanılan jel ürün.
  • Blending Brush:  Gölgeleri ve renkleri birbirine karıştırmak için kullanılan fırça.
  • Makeup Sponge:  Makyaj ürünlerini uygulamak, karıştırmak veya düzeltmek için kullanılan sünger.
  • Lip Gloss:  Dudaklara parlaklık ve ıslaklık kazandıran dudak parlatıcısı.
  • Translucent Powder:  Renksiz veya hafif renkli pudra, makyajı sabitlemek ve matlaştırmak için kullanılır.
  • Blush Brush:  Allığı uygulamak ve karıştırmak için kullanılan fırça.
  • Contour Brush:  Yüz hatlarını şekillendirmek ve gölgeleri uygulamak için kullanılan fırça.
  • Lipstick:  Dudaklara renk veren ve koruyan ruj.
  • Eyeshadow Palette:  Göz farlarının bulunduğu bir palet, farklı renklerle göz makyajı yapmayı sağlar.
  • Makeup Setting Powder:  Makyajın sabitlenmesine yardımcı olan ve mat bir görünüm sağlayan pudra.

Efektif bir şekilde İngilizce çalışmak için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak!

kişisel bakım ile ilgili ingilizce kalıplar

Kişisel Bakım İle İlgili İngilizce Kalıplar

  • Apply foundation:  Fondöten sürmek

Applying foundation evenly gives you a flawless complexion. (Fondöteni eşit bir şekilde uygulamak size kusursuz bir cilt sağlar.)

  • Use a makeup sponge: Makyaj süngeri kullanmak

Use a makeup sponge to blend the concealer seamlessly. (Kapatıcıyı sorunsuz bir şekilde karıştırmak için bir makyaj süngeri kullanın.)

  • Moisturizing face: Yüzü nemlendirmek

I always start my makeup routine by moisturizing my face.  (Makyaj rutinime her zaman yüzümü nemlendirerek başlarım.)

  • Setting powder: Pudralamak

Don’t forget to set your makeup with a setting powder. ( Makyajınızı sabitlemek için bir sabitleyici pudra kullanmayı unutmayın.)

  • Apply lip balm: Dudak balmı uygulamak

Applying lip balm regularly keeps your lips moisturized. (Düzenli olarak dudak balmı uygulamak dudaklarınızı nemli tutar.)

İngilizce dil kursumuz hakkında detaylı bilgi için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

ingilizce makyaj ile ilgili cümleler

İngilizce Makyaj İle İlgili Cümleler

  1. Every morning, I start my makeup routine by cleansing my face and applying a moisturizer.
  2. After moisturizing, I apply a primer to create a smooth base for my foundation.
  3. Next, I use a foundation that matches my skin tone and blend it in using a makeup sponge.
  4. I like to conceal any blemishes or dark circles under my eyes with a concealer.
  5. Then, I apply a touch of blush on the apples of my cheeks to add a healthy flush of color.
  6. For my eyes, I usually apply eyeshadow in neutral shades and define my lashes with mascara.
  7. I fill in my eyebrows using an eyebrow pencil to create a more defined shape.
  8. Finally, I complete my makeup routine by applying a lip color or lip gloss to enhance my lips.
  9. These sentences describe the different steps and products involved in a typical makeup routine. You can customize them according to your personal preferences and routine.
  1. Her sabah yüzümü temizleyerek ve nemlendirici uygulayarak makyaj rutinime başlıyorum.
  2. Nemlendirdikten sonra, fondötenim için pürüzsüz bir temel oluşturmak için bir primer uyguluyorum.
  3. Daha sonra cilt tonuma uygun bir fondöten kullanıyorum ve makyaj süngeri ile karıştırıyorum.
  4. Gözlerimin altındaki kusurları veya koyu halkaları bir kapatıcı ile gizlemeyi seviyorum.
  5. Ardından, sağlıklı bir renk akışı eklemek için yanaklarımın elmalarına bir allık dokunuşu uygularım.
  6. Gözlerim için genellikle nötr tonlarda far uyguluyorum ve kirpiklerimi rimel ile belirginleştiriyorum.
  7. Daha belirgin bir şekil oluşturmak için kaşlarımı bir kaş kalemi kullanarak dolduruyorum.
  8. Son olarak dudaklarımı belirginleştirmek için dudak rengi veya dudak parlatıcısı sürerek makyajımı tamamlıyorum.
  9. Bu cümleler, tipik bir makyaj rutininde yer alan farklı adımları ve ürünleri tanımlar. Bunları kişisel tercihlerinize ve rutininize göre özelleştirebilirsiniz.

Bugünkü yazımızda makyaj ve makyajla ilgili terimlerden bahsettik. Eğer sen de İngilizce öğrenmek için arayış içindeysen yan taraftaki formu doldurabilirsin.

Danimarka’da Çalışmak Hakkında Her Şey

Danimarka, İskandinav ülkelerinin arasında yer alan ve yaşam kalitesiyle ün salmış bir ülke. Modern şehirleri, sıcakkanlı insanları ve ileri düzeydeki iş imkanlarıyla Danimarka, uluslararası çalışma hayatında popüler bir hedef haline geldi. 

“Danimarka’da Çalışmak Hakkında Her Şey” başlıklı bu yazıda, Danimarka’da çalışmak isteyenler için önemli bilgileri paylaşacağız. İş arama süreci, çalışma izinleri, iş sektörleri, maaş düzeyleri, vergi sistemi ve yaşam maliyetleri gibi konuları ele alacak ve Danimarka’da başarılı bir iş kariyeri yapman için gereken bilgileri sunacağız. Eğer sen de Danimarka’da çalışmak istiyorsan, bu yazı sana yol gösterecek. Şimdi, Danimarka’da çalışmak için yapman gerekenleri öğrenmeye başlayabilirsin.

Danimarka’da çalışmak için İngilizce öğrenmeye hemen şimdi başlayabilirsin. Nasıl mı? Elbette, online İngilizce kursu Open English sayesinde! Hemen sayfadaki formu doldur, seni arayalım ve Open English aboneliğini başlatalım.

danimarkada çalışmak hakkında her şey

Danimarka’da Yaşam

Danimarka, İskandinav ülkelerinin bir parçası olarak yaşam kalitesiyle ün yapmış bir ülke. Danimarka, dünya çapında en mutlu ülkelerden biri olarak kabul ediliyor ve sosyal refah sistemleriyle tanınıyor. İş ve yaşam dengesini önemseyen Danimarkalılar, çalışma saatlerini kısa tutarak aile ve kişisel zamanlarını da önemsiyorlar.

Danimarka’nın başkenti Kopenhag, canlı ve dinamik bir şehir. Bu şehir; kültürel etkinlikler, restoranlar, kafeler ve tarihi bölgelerle dolu. Kopenhag, bisiklet dostu bir yapıya sahip ve bisiklet yolları şehri kolayca gezmeyi sağlıyor. Aynı zamanda, Danimarka’nın diğer büyük şehirleri olan Aarhus, Odense ve Aalborg da çeşitli kültürele etkinlik ve eğlence olanakları sunuyor.

Danimarka’da yaşam standartları yüksektir, sağlık hizmetleri ve eğitim olanakları genellikle ücretsiz veya düşük maliyetlidir. Ayrıca, çevre dostu bir ülke olarak bilinir ve sürdürülebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmaktadır.

Danimarka’da yaşam maliyetleri genel olarak yüksek, özellikle büyük şehirlerde. Ancak, yüksek gelir seviyeleri ve geniş sosyal yardım ağı, maliyetleri dengeliyor. Danimarka’da çalışmak isteyenlerin konut, ulaşım ve gıda gibi temel ihtiyaçların maliyetlerini dikkate alması ve yaşam standartlarına uygun bir bütçe yapmaları gerekiyor.

Danimarka, aynı zamanda çeşitli uluslararası şirketlere ve iş fırsatlarına ev sahipliği yapıyor. Ülkede İngilizce yaygın olarak konuşuluyor ve yabancıların iş bulma olanakları da oldukça iyi olarak biliniyor. Open English ile İngilizce öğrenerek sen de Danimarka’da rahatlıkla iletişim kurabilirsin!

Özetle, Danimarka’da yaşam kalitesi yüksek, iş imkanları geniş ve sosyal refah önemli bir faktör. Danimarka’da çalışmak istiyorsan; güzel şehirler, doğal güzellikler ve kültürel etkinliklerle dolu bir yaşam seni bekliyor olabilir. Ancak, ülkede yaşam maliyetleri yüksek, bu nedenle bütçeni planlamanın önemli olduğunu bilmelisin. 

İngilizce öğrenmek istersen yan taraftaki formu doldurup online İngilizce kursumuz hakkında detaylı bilgi alabilirsin.

danimarkada iş hayatı

Danimarka’da İş Hayatı

Danimarka’da iş hayatı, işveren ve çalışanlar arasında yüksek düzeyde işbirliği ve adalet ilkesine dayalı bir yapıya sahip. Danimarka’da iş hayatında bazı önemli noktalar bulunuyor. Danimarka’da çalışmak isteyenlerin bilmesi gereken önemli noktalar nelermiş birlikte göz atalım.

Danimarka’da çalışma saatleri genellikle esnek ve işverenler çalışanların iş-yaşam dengesini sağlamalarına olanak tanıyor. Çoğu iş yerinde haftalık çalışma saati 37 saat olarak belirlenmiş durumda. Danimarka’da çalışmak isteyenler bilmelidir ki, Danimarka’da iş güvencesi oldukça yüksek. İşverenler, işten çıkarmaları haklı bir sebep olmadıkça genellikle zorunlu tutuluyorlar. Çalışanlar da haklarını korumak için iş kanunları tarafından destekleniyor.

Danimarka’da eşitlik ve çeşitlilik önemli bir değer. İş yerlerinde cinsiyet, ırk, etnik köken, cinsel yönelim veya engellilik gibi faktörlere dayalı ayrımcılık kabul edilmiyor. İşverenler, çeşitli ve kapsayıcı bir iş gücü oluşturmaya teşvik edilyorlar. Danimarka’da işyerlerinde hiyerarşi düzeyi genellikle düşük. Danimarka’da işverenler genellikle çalışanlarının katılımını teşvik ediyor ve fikirlerine değer veriyor. İşverenler ve çalışanlar arasındaki ilişki; açık iletişim, saygı ve karşılıklı güven üzerine kurulu.

Danimarka, kapsamlı bir sosyal yardım sistemi sunuyor. Çalışanlar; işsizlik sigortası, sağlık hizmetleri, emeklilik planları ve diğer sosyal haklardan yararlanabiliyorlar. Bu sosyal yardımlar, işveren ve çalışan arasındaki güvenlik ağını güçlendiriyor. Danimarka’da işverenlere; işe alım sürecinde, eğitimde ve işyeri düzenlemelerinde destek sağlayan birçok program ve kurum bulunuyor. Bu destekler, işverenlerin nitelikli iş gücüne erişimini kolaylaştırıyor ve işyeri verimliliğini artırıyor.

Danimarka’da iş hayatı genellikle profesyonel, destekleyici ve verimlilik odaklı. İşverenler, çalışanların gelişimini teşvik etmek ve iş-yaşam dengesini sağlamak için çeşitli imkanlar sunuyorlar.

İngilizce konuşma yeteneğini geliştirme niyetindeysen, yan taraftaki formu kesinlikle doldurmalısın.

danimarkada çalışmak için ne yapmak gerekir

Danimarka’da Çalışmak İçin Ne Yapmak Gerekir?

Danimarka’da çalışmak  isteyenlerin yapması gereken bazı şeyler bulunuyor. Peki, Danimarka’da çalışmak isteyenlerin neler yapması gerekiyor? Yazımızın bu bölümünde seninle, Danimarka’da çalışmak isteyenlerin yapması gerekenleri maddeler halinde sıralayarak paylaşacağız.

  1. İş Arama: Danimarka’da çalışmak için öncelikle iş araştırması yapman gerekiyor. İş ilanlarını incelemek için iş arama siteleri, gazeteler, iş ajansları ve profesyonel ağlar gibi çeşitli kaynaklardan faydalanabilirsin. 
  2. CV ve Önyazı Hazırlama: Danimarka’da çalışmak istiyorsan iş başvuruları için profesyonel bir CV ve önyazı hazırlamalısın. CV’nde eğitim, iş deneyimi, beceriler ve ilgi alanların gibi bilgileri detaylandırman önemli. Önyazıda ise niçin o işi istediğini, becerilerini ve deneyimlerini vurgulamalısın.
  3. Çalışma İzni: Eğer AB üyesi bir ülkenin vatandaşıysan, Danimarka’da çalışmak için özel bir izne ihtiyacın yok. Ancak AB dışından Danimarka’da çalışmak için Danimarka’ya gidiyorsan ve uzun süreli çalışma yapmak istiyorsanız, çalışma izni alman gerekiyor. İşvereninin çalışma izni başvurusunu yapması gerekiyor veya kendi adına başvuru yapman da gerekebilir.
  4. Dil Yeteneği: İngilizce, Danimarka’da yaygın olarak konuşulan bir dil ve birçok işyerinde İngilizce kullanılıyor. İngilizceyi Open English ile öğrenebilirsin! Bununla birlikte, Danca bilmek iş başvurularında ve kariyer ilerlemesinde avantaj sağlayabilir. Dil becerilerini geliştirmek için dil kurslarına katılabilirsin. Danimarka’da çalışmak için İngilizce bilmek çok işine yarayacak.
  5. Mülakat ve İş Görüşmeleri: İşverenler genellikle mülakatlar düzenleyerek adayları değerlendiriyor. Mülakat sırasında iş deneyimlerin, becerilerin ve uyum yeteneğin hakkında sorular sorulabilir. Danimarka’da çalışmak için mülakat öncesinde araştırma yaparak işveren hakkında bilgi edinmen ve kendini iyi bir şekilde ifade etmen önemli.
  6. Vergi ve Sosyal Güvenlik: Danimarka’da çalışanlar yüksek vergi oranlarına tabi. Vergiler; sağlık hizmetleri, sosyal güvenlik, emeklilik ve diğer kamu hizmetlerine yatırım yapmayı sağlıyor. Ayrıca, Danimarka’da çalışmak istiyorsan, işveren tarafından sağlanan sosyal güvenlik avantajlarına da dikkat etmeni öneririz..

Danimarka’da çalışmak istiyorsan bilmelisin ki; bu adımları takip ederek, Danimarka’da çalışma fırsatlarına ulaşabilirsin. Ayrıca, çalışma ve ikametle ilgili daha fazla bilgi için Danimarka’nın resmi göçmenlik ve işgücü piyasası kurumlarına başvurabilirsin.

Farklı ülkelerde çalışmak için ne yapman gerektiğini öğrenmek istersen Almanya hakkında yazmış olduğumuz Almanya’da Çalışmak İçin İngilizce Şart Mı? – Almanya’da İş Hayatı başlıklı yazımızı okuyabilirsin.

Danimarka’da Çalışmak İçin İngilizce Bilmek Önemli Mi?

Danimarka’da İngilizce, yaygın olarak konuşulan bir dil. Birçok işyeri İngilizceyi aktif bir şekilde kullanıyor. İngilizce bilmek, Danimarka’da çalışmak için önemli bir avantaj sağlıyor. İş arama sürecinde, iş ilanları ve başvurular genellikle İngilizce olarak sunuluyor ve İngilizce olarak iş görüşmeleri yapılıyor.

İngilizce bilmek, iş başvurularında ve iş yerinde iletişimde daha rahat hissetmeni sağlayacak. Ayrıca, dil bariyerini aşarak daha geniş bir iş ağına erişebilecek ve kariyer fırsatlarını artırabileceksin. Eğer Danimarka’ya yerleşmeden önce Danimarka’da çalışmak için İngilizceni geliştirmek istersen %100 online İngilizce kursu Open English’ten yardım alabilirsin.

Sayfadaki formu doldurarak Open English aboneliğini başlatmak üzere seni aramamızı beklemeye başlayabilirsin. Bu sayede Danimarka’da çalışmak için kendine en uygun seviyeden başlayarak İngilizce öğrenirsin. Üstelik ana dili İngilizce olan eğitmenlerden! 7/24 istediğin yer ve zamanda katılım sağlayabileceğin online canlı dersler ve konuşma sınıfları sayesinde İngilizceni ileri seviyelere taşıyabilirsin. Bir an önce Open English ailesine katıl ve ana dilin gibi İngilizce konuşmaya başla!

K İle Başlayan Phrasal Verb’ler ve Türkçe Karşılıkları

Phrasal Verbler, İngilizce öğrenenleri zorlayan bir nokta olsa da günlük konuşmanın vazgeçilmez bir parçası olan ifadelerdir. Phrasal Verbler iki kelimeden oluşu ve bazen içerdiği iki kelimeden de apayrı bir anlam taşıyabiliriz. İşte bu yüzden Phrasal Verbler bazı insanları gözünü korkutabilir. Fakat korkma!

Bu yazımızda, Phrasal Verbleri örneklerle açıklayarak ve farklı tiplerini nasıl kullanmamız gerektiğini inceleyeceğiz. Phrasal Verbler yoğun bir konu olduğu ve birçok Phrasal Verble karşılaşabileceğimiz için parça parça ilerliyoruz. Bu yazımıza “K” ile başlayan Phrasal Verblerden bahsedeceğiz! Blog sitemizi ziyaret ederek diğer harfler ile başlayan Phrasal verbleri de görebilirsin!

Open English, alanında önde gelen bir online İngilizce kursu. Dünyada 15 yılı aşkın süredir, 1.5 milyondan fazla insana İngilizce öğreten Open English, bu deneyimiyle sana da İngilizce öğretmeye hazır! Peki Open English’te seni ne bekliyor?

  • Open English’e üye olarak seviyeni öğrenip, bu doğrultuda eğitimine devam edebilirsin.
  • Ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilirsin. 
  • İnteraktif dersler ve İngilizce konuşma gruplarıyla pratik yapabilirsin. 
  • Dev içerik arşivimizdeki kaynak ve materyallere sınırsız erişim sağlayabilirsin.

Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

Phrasal Verbler Nedir?

“K” ile başlayan Phrasal Verblerden bahsetmeden önce kısaca Phrasal Verbler nelerdi bir hatırlayalım. Phrasal Verbler isimlerinden anlaşılacağı gibi fiillerdir. Fakat tek bir kelimeden oluşmak yerine genellikle bir fiil ve bir edatın birleşmesiyle kalıplaşarak kullanılırlar. Anlamları genellikle içerdiği iki kelimeden farklı, deyimsel bir anlamda olur. 

Phrasal Verbleri kullanırken en dikkat etmemiz gereken şey Phrasal Verbleri çekimlerken yalnızca fiil olan kelimeyi çekimlememiz. Edat olan kısım tabii ki çekimlenemez. Fakat genelde kafa karışıklığına yol açabiliyor! Örneğin “jumped off” yerine “jump offed” gibi yanlış kullanımlar görebiliyoruz. 

k ile başlayan en yaygın phrasal verbler

K İle Başlayan En Yaygın Phrasal Verbler

Şimdi yazımızın asıl kısmına gelelim ve “K” ile başlayan Phrasal Verbler arasında en yaygın olanlarına bir göz gezdirelim! Elimizdekiler çok da mecazi anlamlara sahip olmadıkları için anlamlarına bakmadan tahmin etmeye çalışmanı öneriyoruz! Kim bilir, belki halihazırda tahmin edebilirsin!

Kick out

“K” ile başlayan Phrasal verblerimizden ilki “kick out”. Anlamı ise “birini bir yerden kovmak, atmak”. 

  • The bartender kicked him out of the bar for causing a disturbance.

(Barmen onu rahatsızlığa sebep olduğu için bardan attı.)

Keep on

Bu fiilimizin anlamı ise “devam etmek, yapmayı sürdürmek”. 

  • Despite the challenges, she kept on working towards her goals.

(Zorluklara rağmen amaçları için çalışmaya devam etti.)

Knock down

Phrasal Verbler listemizdeki sıradaki fiilin anlamı ise “vurup düşürmek”. 

  • He knocked down his neighbor with his car.

(Arabasıyla çarparak komşusunu yere düşürdü.)

Kick in

Bu fiilimizin anlamı ise “bir amaç için ortaya para koymak”. 

  • We all kicked in to buy a farewell gift for our friend.

(Hepimiz arkadaşımıza elveda hediyesi alabilmek için ortaya para koyduk.)

Keep off 

Keep off fiilinin anlamı ise “bir şeyden uzak durmak, basmamak”. 

  • Please keep off the freshly painted floor.

(Lütfen yeni boyanan zeminden uzak durun.)

Umarız buraya kadar İngilizce “K” ile başlayan Phrasal Verbler yazımızdan yeni şeyler öğrenmişsindir! Eğer İngilizceyi daha verimli bir şekilde öğrenmek istersen seni Open English’te görmekten mutluluk duyarız!

Open English’e abone olarak sana özel çalışma programına sahip olabilir ve ana dili İngilizce olan, dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders almaya başlayabilirsin. Üstüne üstlük, öğrendiklerini pekiştirebileceğin canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşabilir ve sonsuz içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!

Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve İngilizce çalışmaya başlamak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

k ile başlayan phrasal verb listesi ikinci kısım

Keep up

Bu fiili Türkçede “ayak uydurmak, aynı seviyede kalmak” anlamına sahip.

  • He works hard to keep up with the latest technology.

(Son teknolojiye ayak uydurmak için çok sıkı çalışıyor.)

Knock out

Boks gibi dövüş sporlarında bu fiili duymuş olabilirsin! Anlamı tahmin edebileceğin gibi “birine vurup onu düşürmek, bilinçsiz hale getirmek” ya da yalnızca deyimsel olarak “yenmek” anlamında olabilir*

  • The boxer knocked his opponent out with a powerful punch.

(Boksör rakibini güçlü bir yumrukla yendi.)

Kick off

Bu fiilin anlamı ise “bir şeye başlamak, başlatmak”. Genelde spor etkinliklerinde duyabilirsin.

  • The basketball match will kick off at 7 p.m.

(Basketbol maçı akşam 7’de başlayacak.)

Keep away

Bu fiilin anlamı ise “bir şeyden uzak durmak, yaklaşmamak”

  • Keep away from the edge of the cliff.

(Uçurumun kenarından uzak durun.)

Knock over

Son Phrasal Verbümüzün anlamı ise “bir şeyi düşürmek, devirmek”.

  • He accidentally knocked over a glass of water.

(Yanlışlıkla bir bardak suyu devirdi.)

İngilizce öğrenmek için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

k ile başlayan phrasal verbleri ve daha fazlasını open englishte öğren

Open English İle Gramerini Geliştir!

“K” ile başlayan Phrasal Verblerden bahsettiğimiz bu yazının sonuna geldik. Phrasal Verbler günlük hayatımızda çok fazla karşımıza çıkan ve sayıca çok fazla olan kelimelerdir. Bu noktada kelime dağarcığını geliştirmek için yapabileceğin en iyi şey, ana dili İngilizce olan eğitmenlerden alacağın derslerde günlük hayattan kelimeler ve deyimleri öğrenerek yabancılarla pratik etmektir. 

Bu durumda Open English sana tam olarak ihtiyacın olan şeyi sunuyor! Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan, dünya çapındaki eğitmenlerden amaçlarına yönelik 7/24 canlı dersler alabilir, öğrendiklerini canlı İngilizce konuşma gruplarında yabancılarla, eğitmen moderatörlüğünde pekiştirebilir ve dev arşivimize sınırsızca erişerek aklındaki tüm sorulara anında cevap bulabilirsin!

Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

En İlginç İngilizce Kelimeler ve İfadeler

Dil öğrenmek bazılarımız için heyecan verici bir süreç. Yeni kelimeler öğrenmek, kelime dağarcığını geliştirmek bunlar bazen oldukça keyifli olabiliyor. Öte yandan çok da önemli bir adım yeni kelimeler öğrenmek. 

İngilizce öğrenirken, ilginç kelimeler öğrenmek, dil öğrenme deneyimini daha keyifli hale getirebilir. Yani ilginç İngilizce kelimelerin sadece motivasyonunu artıracaktır. Ama tabi yalnızca bununla kalmayıp ezberlenmesi daha kolay ve hafızada kalıcı olabileceği de bir gerçektir. Çünkü ilginç kelimeler, zihne bir görsel veya hikayeyle bağlantı kurmayı sağlar.

Örneğin, “serendipity” kelimesini düşünelim. Bu kelime, bir şeyi beklenmedik ve hoş bir şekilde keşfetmek anlamına gelir. Görsel bir bağlantı kurarak, kelimeyi hatırlamak için bir öykü yaratabilirsin. Bu tür bağlantılar, kelimeyi hafızada daha kalıcı hale getirir. Benzer tekniklerle İngilizceyi ana dilin seviyesinde öğrenebilirsin. 

İngilizce dil kursumuzla İngilizce öğrenmek için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

Evet, bu yazımızda ilginç İngilizce kelimelerin neler olduklarına bakacağız. Bu yazıyla hem ilginç kelimeleri keşfetmeyi hem de öğrenme deneyimini daha keyifli ve etkili hale getirmesini sağlacağını umuyoruz. 

en ilginç ingilizce kelimeler ve türkçe karşılıkları

En İlginç İngilizce Kelimeler ve Türkçe Karşılıkları

  • Serendipity: Tesadüfen hoş bir şekilde keşfetmek anlamına gelir.

I found this charming little café by serendipity. (Bu sevimli kafeyi tesadüfen buldum.)

  • Defenestration: Pencereden atma eylemi anlamına gelir.

The protesters staged a defenestration, throwing objects out of the windows. (Protestocular, pencerelerden eşyaları atarak bir defenestrasyon gerçekleştirdi.)

  • Mellifluous: Akıcı ve tatlı sesli anlamına gelir.

She had a mellifluous voice that could captivate any audience. (Onun akıcı ve tatlı bir sesi vardı, herhangi bir izleyiciyi büyüleyebilirdi.)

  • Petrichor: Yağmur sonrası topraktan yükselen hoş kokudur.

After the rain, the petrichor filled the air, creating a soothing atmosphere. (Yağmurun ardından petrichor havayı doldurdu ve huzur verici bir atmosfer oluşturdu.)

  • Limerence: Yoğun duygusal ilgi veya aşık olma durumunu ifade eder.

 He experienced a sense of limerence towards his new co-worker. (Yeni iş arkadaşına karşı yoğun bir ilgi hissetti.)

  • Ephemeral: Geçici veya kısa ömürlü anlamına gelir.

 The beauty of cherry blossoms is ephemeral; they bloom for only a short time. (Kiraz çiçeklerinin güzelliği geçicidir; sadece kısa bir süre açarlar.)

  • Serendipitous: Tesadüfen keşfedilen veya oluşan anlamına gelir.

We had a serendipitous encounter at the bookstore and ended up becoming best friends. (Kitapçıda tesadüfen karşılaştık ve en iyi arkadaş olduk.)

  • Mellifluent: Akıcı ve hoş bir şekilde konuşan anlamına gelir.

Her mellifluent voice made the audiobook a joy to listen to. (Onun akıcı sesi, sesli kitabı dinlemeyi keyifli hale getirdi.)

  • Quintessential: Özünde veya mükemmel bir örneği olarak kabul edilen anlamına gelir.

 The Eiffel Tower is considered the quintessential symbol of Paris. (Eyfel Kulesi, Paris’in özünde sembolü olarak kabul edilir.)

  • Onomatopoeia: Sözün sesine benzer bir şekilde bir sesi taklit etme anlamına gelir.

“Buzz” and “hiss” are examples of onomatopoeic words. (“Vızıltı” ve “şşş” ses taklitlerine örnek olarak verilebilir.)

İngilizce çalışmanın en verimli yolunu keşfetmek için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

en ilginç ingilizce kelimeler - euphoria

  • Euphoria: Büyük bir sevinç, coşku veya mutluluk anlamına gelir.

Winning the championship filled me with euphoria. (Şampiyonluğu kazanmak bana büyük bir coşku verdi.)

  • Epiphany: Birdenbire gelen bir anlayış veya aydınlanma anlamına gelir.

During my meditation, I had an epiphany about the meaning of life. (Meditasyon sırasında yaşamın anlamıyla ilgili bir aydınlanmaya ulaştım.)

  • Wanderlust: Gezme arzusu veya seyahat etme tutkusu anlamına gelir.

Her wanderlust led her to explore remote and exotic destinations. (Gezme arzusu onu uzak ve egzotik yerleri keşfetmeye yönlendirdi.)

  • Bungalow: Tek katlı, genellikle bahçeli ev anlamına gelir.

They decided to buy a cozy bungalow by the beach for their retirement. (Emeklilikleri için sahil kenarında rahat bir bungalow satın almaya karar verdiler.)

  • Serene: Huzurlu, sakin ve dingin anlamına gelir.

She found solace in the serene beauty of the mountains. (Dağların huzurlu güzelliğinde teselli buldu.)

  • Quirky: Tuhaf, garip ve özgün anlamına gelir.

The artist had a quirky sense of style, which made her artwork stand out. (Sanatçının garip bir tarzı vardı, bu da eserlerini öne çıkardı.)

  • Ubiquitous: Her yerde bulunan, yaygın anlamına gelir.

Örnek cümle: Mobile phones have become ubiquitous in today’s society. (Mobil telefonlar bugünün toplumunda yaygın hale geldi.)

  • Ethereal: Göksel, ruhani veya hafif bir şekilde var olan anlamına gelir.

Örnek cümle: The ballet dancer’s performance was ethereal, as if she was floating on air. 

  • Bucolic: Kırsal, sakin ve doğal anlamına gelir.

They spent their vacation in a charming bucolic village. (Tatillerini büyüleyici bir kırsal köyde geçirdiler.)

  • Effervescent: Kabarcıklı, canlı ve enerjik anlamına gelir.

 Her effervescent personality always lights up the room. (Onun canlı ve enerjik kişiliği her zaman ortamı aydınlatır.)

  • Resplendent: Işıltılı, görkemli ve muhteşem anlamına gelir.

The bride looked resplendent in her white wedding gown. (Gelin, beyaz gelinlik içinde muhteşem görünüyordu.)

  • Incandescent: Parlayan, parlak ve ışıltılı anlamına gelir.

The incandescent fireworks illuminated the night sky. (Parlayan havai fişekler gece gökyüzünü aydınlattı.)

İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

en ilginç ingilizce kelimeler - labyrinthine

  • Labyrinthine: Labirent gibi karmaşık, karmakarışık anlamına gelir.

The city’s old town is filled with labyrinthine streets waiting to be explored. (Şehrin eski semti, keşfedilmeyi bekleyen labirent gibi sokaklarla dolu.)

  • Ineffable: Sözlerle tarif edilemez, ifade edilemez anlamına gelir.

The beauty of the sunset was ineffable; words couldn’t capture its true magnificence. (Günbatımının güzelliği tarif edilemezdi; kelimeler gerçek ihtişamını yansıtamazdı.)

  • Halcyon: Huzurlu, sakin ve mutlu anlamına gelir.

The vacation by the seaside was a halcyon experience, filled with tranquility and happiness. (Deniz kenarındaki tatil, huzur ve mutluluk dolu bir halcyon deneyimiydi.)

  • Scintillating: Parıldayan, canlı ve çekici anlamına gelir.

She entered the room wearing a scintillating evening gown that caught everyone’s attention. (Odaya, dikkatleri üzerine çeken parıldayan bir akşam elbisesiyle girdi.)

  • Labyrinthine: Labirent gibi karmaşık veya karışık anlamına gelir.

Navigating through the city’s labyrinthine streets can be quite challenging for tourists. (Şehrin karmaşık sokaklarında gezinmek, turistler için oldukça zorlu olabilir.)

  • Quixotic: Hayalperest, gerçekçi olmayan veya ideallerle dolu anlamına gelir.

Despite the practical challenges, he embarked on a quixotic quest to bring peace to the war-torn region. (Pratik zorluklara rağmen, savaşın etkilediği bölgeye barış getirmek için hayalperest bir arayışa girişti.)

  • Nebulous: Belirsiz, bulanık veya sisli anlamına gelir.

His future plans were still nebulous; he hadn’t decided on a specific career path yet. (Gelecek planları hala belirsizdi; henüz belirli bir kariyer yoluna karar vermemişti.)

  • Callipygian: Güzel kalçalı anlamına gelir.

The ancient statue showcased the callipygian beauty of the female form. (Eski heykel, kadın figürünün güzel kalçalı güzelliğini sergiliyordu.)

Öğrenmek İçin En İyi Seçim!

Heyecanlı mısınız? İngilizce öğrenmek artık daha ilginç ve eğlenceli olabilir! Open English olarak, seni İngilizce öğrenme serüvenine katılmaya davet ediyoruz.

Open English interaktif ve dinamik yapısı ile sıkılmadan İngilizce öğrenme imkanı sunan online bir dil kursudur. İlginç konular ve etkileşimli egzersizlerle dolu dersler, motivasyonunu yüksek tutmana yardımcı olur. Öğrenme sürecin boyunca kendini sürekli olarak geliştirecek ve ilerleme kaydedeceksin.

Bununla birlikte, Open English sana gerçek hayatta İngilizceyi kullanma fırsatı da sunar. İlginç kelimeler ve ifadelerle donatılmış bir dil becerisiyle günlük konuşmalarını daha akıcı hale getirebileceksin. İş görüşmelerinde ve seyahatlerinde İngilizceyi rahatlıkla kullanabilecek, kendini daha güvenli hissedeceksin.

Artık İngilizce öğrenmek sıkıcı olmak zorunda değil. Open English ile ilginç kelimelerle dolu bir dil macerasına adım at! Hemen bugün kayıt ol ve sıkılmadan İngilizce öğrenmenin tadını çıkar.

İrlanda’da Çalışmak Hakkında Her Şey

İrlanda, tarihi ve doğal güzellikleriyle ünlü bir Avrupa ülkesi ve son yıllarda birçok kişi için çekici bir çalışma yeri haline geldi. İrlanda’nın sağladığı iş imkanları, yüksek yaşam kalitesi ve kültürel zenginlikleri, dünya çapında profesyonellerin ve maceraperestlerin dikkatini çekiyor. Bu yazıda, İrlanda’da çalışmak hakkında her şeyi keşfedeceğiz. İş arama süreci, çalışma izinleri, yaşam maliyetleri ve sosyal yaşam gibi konuları ele alacak ve İrlanda’da kariyer yapmak isteyenlere kapsamlı bir rehber sunacağız. Hazırsan, İrlanda’da çalışma macerasına adım atalım!

İrlanda’da çalışmak hakkında birçok bilgiyi bulabileceğin yazımda, İrlanda’da çalışmak için İngilizceyi nasıl öğrenebileceğini de anlatacağız. İrlanda’da çalışmak için İngilizce öğrenmeye hemen başlamak istersen sayfadaki formu doldurabilirsin. Bu sayede online İngilizce kursu Open English ile İngilizce öğrenmeye bir an önce başlayabilirsin.

irlandada yaşam

İrlanda’da Yaşam

İrlanda, Avrupa’nın batısında yer alan bir ada ülkesidir. Zengin kültürel mirası, tarihi bölgeleri, doğal güzellikleri ve dost canlısı atmosferiyle ünlüdür. İrlanda’da çalışmak isteyenler bu güzel atmosferli ülkede nasıl bir yaşamın bulunduğunu merak ediyorlar. Şimdi, İrlanda’da çalışmak isteyenlerin çok merak ettiği bu konuya açıklık getiriyoruz ve İrlanda’da yaşam hakkındaki her şeyi açıklıyoruz. 

İrlanda’da çalışmak istiyorsan, muhtemelen en merak ettiğin şeylerden biri konut konusudur. İrlanda’da çalışmak ve yaşamak isteyenler için farklı konut seçenekleri bulunuyor. Büyük şehirlerde apartman daireleri ve evler, daha kırsal bölgelerde ise genellikle evler veya çiftlik evleri tercih ediliyor. Konut fiyatları, lokasyon, büyüklük ve diğer faktörlere bağlı olarak değişiklik gösterebiliyor.

İklim konusu İrlanda’da çalışmak isteyenler için çok önemli. İrlanda’nın iklimi ılıman okyanus iklimi olarak kabul ediliyor. Yazlar ılıman ve serin, kışlar ise ılıman ve nemli geçiyor. İrlanda; yağışın sık olduğu bir ülke olduğundan, İrlanda’da çalışmak isteyenler için hafif hava koşullarına uygun giysiler ve yağmura dayanıklı eşyalar önem taşıyor.

İrlanda, kaliteli sağlık hizmetleri sunan bir ülke. Halk sağlığı hizmetleri, genel olarak devlet tarafından yönetilen ücretsiz bir sağlık sistemi olan HSE (Health Service Executive) tarafından sağlanıyor. Ülkede özel sağlık sigortası da mevcut ve İrlanda’da çalışmak isteyenler dilerlerse bu sigortayı tercih edebiliyorlar.

İrlanda, yüksek kalitede eğitim kurumlarına ev sahipliği yapıyor. İrlanda’da bulunan üniversiteler ve kolejler, uluslararası öğrencilere çeşitli lisans, yüksek lisans ve doktora programları sunuyor. İrlanda’da eğitim sistemi yüksek standartlara sahip ve uluslararası tanınırlığı olan diplomalar veriyor.

İrlanda kültürü; müzik, edebiyat, dans ve spor gibi unsurlarıyla tanınıyor. Geleneksel İrlanda müziği, dansları ve ülkenin dili olan İrlandaca kültürel açıdan önemli. İrlanda’da pub kültürü oldukça yaygın ve insanlar genellikle arkadaşlarıyla publarda buluşup sosyalleşiyor.

İrlanda, güçlü bir ekonomiye sahip olan ve dünya çapında birçok uluslararası şirketin ofislerini barındıran bir ülke. İrlanda’da çalışmak isteyenler için birçok iş imkanı bulunuyor. İrlanda’da çalışmak isteyenlerin, iş arama sürecine başlamadan önce vize gerekliliklerini ve iş düzenlemelerini incelemeleri gerekiyor.

İngilizce öğrenmek istiyorsan, yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

irlandada iş hayatı

İrlanda’da İş Hayatı

İrlanda, güçlü bir ekonomiye sahip olan ve iş fırsatları sunan bir ülke. İş hayatı, geniş bir yelpazede sektörleri kapsıyor ve İrlanda birçok uluslararası şirketin merkezi veya bölgesel ofislerine ev sahipliği yapıyor. İrlanda’da çalışmak isteyenlerin bilmesi gereken, İrlanda’da iş hayatıyla ilgili bazı önemli noktalar şöyle sıralanabilir:

  • İş İmkanları: İrlanda’da çalışmak isteyenler için bilgi teknolojisi, finans, sağlık, turizm, ilaç, biyoteknoloji, mühendislik ve tarım gibi çeşitli sektörlerde iş fırsatları bulunmaktadır. Dublin, Cork ve Galway gibi büyük şehirlerde iş imkanları daha fazladır.
  • İş Arama Süreci: İrlanda’da çalışmak için iş aramak isteyenler; çevrimiçi iş ilanları, iş arama siteleri, iş fuarları ve profesyonel ağlar gibi kaynakları kullanabilirler. CV’ni güncel tutmak ve iş başvurularını özenle hazırlamak önemlidir. Ayrıca İrlanda’da yerel iş ilanlarına bakan yerel gazeteler ve iş ilanı siteleri de bulunmaktadır.
  • İş Kültürü: İş hayatında profesyonellik ve verimlilik önemlidir. İrlanda’da işyerlerinde genellikle resmi bir kıyafet gereksinimi yoktur, ancak sektöre bağlı olarak resmi veya yarı resmi kıyafetler tercih edilebilir. İrlanda’da çalışmak için; iş yerinde zamanında olmak, takım çalışmasına katkıda bulunmak ve etkili iletişim becerilerine sahip olmak önemlidir.
  • İş Sözleşmeleri ve Haklar: İrlanda’da işverenler ve çalışanlar arasındaki ilişkiler İş Kanunu tarafından düzenlenmektedir. İş sözleşmeleri, çalışma saatleri, ücretlendirme, izinler, sağlık ve güvenlik gibi konuları kapsar. Çalışanların hakları ve korumaları vardır ve çalışma koşulları yasalarla belirlenmiştir.
  • Vergi Sistemi: İrlanda’da vergi sistemi, işverenlerin ve çalışanların gelir vergisi, sosyal güvenlik primleri ve diğer vergileri ödemelerini gerektirir. İrlanda’da çalışmak isteyenler için İrlanda, düşük kurumlar vergisi oranıyla çekici bir iş ortamı sunar.
  • Profesyonel Ağlar: İrlanda’da çalışmak istiyorsan, iş fırsatlarını keşfetmek ve iş bağlantıları kurmak için profesyonel ağlardan yararlanabilirsin. İş dünyasındaki gruplar, endüstri dernekleri, odalar veya işçi sendikaları gibi kuruluşlar; İrlanda’da çalışmak için iş ağını genişletmene yardımcı olabilir.

İrlanda’da iş hayatı, çeşitlilik sunan bir ekonomi ve uluslararası şirketlerin varlığıyla canlı bir şekilde devam ediyor. İrlanda’da çalışmak istiyorsan; iş arama sürecinde iş ilanlarını takip etmek, başvurularını dikkatlice hazırlamak ve iş hayatında yerel adetlere uyum sağlamak önemli bir yer tutuyor.

irlandada çalışmak için ne yapmak gerekir

İrlanda’da Çalışmak İçin Ne Yapmak Gerekir?

İrlanda’da çalışmak isteyenlerin izlemesi gereken birtakım adımlar bulunuyor. Peki, İrlanda’da çalışmak için izlenmesi gereken bu adımlar neler? Hadi, birlikte inceleyelim.

İrlanda’da çalışmak için vize işlemlerini gerçekleştirmen gerekiyor. İrlanda’da çalışmak için çoğu durumda çalışma vizesi almak gerekiyor. Çalışma vizesi başvurusunda bulunmak için, İrlanda Göçmenlik Dairesi (Irish Naturalisation and Immigration Service – INIS) tarafından belirlenen kriterlere uyman gerekiyor. İşverenin sana bir iş teklifi yapması ve vize başvurusunda bulunman gerekiyor.

İrlanda’da çalışmak için öncelikle iş arama sürecine başlaman lazım. Çevrimiçi iş ilanları, iş arama siteleri, profesyonel ağlar ve İrlanda’daki işletmelerin kariyer sayfaları gibi kaynakları kullanarak uygun iş fırsatlarını araştırabilirsin. CV’ni ve motivasyon mektubunu İrlanda iş piyasasına uygun bir şekilde hazırlaman önemli.

İrlanda’da çalışmak istiyorsan iş ilanlarına başvururken işverenin taleplerini dikkate almalı ve başvurunu ona göre düzenlemelisin. İyi bir CV ve motivasyon mektubu hazırlayarak yeteneklerini ve deneyimlerini vurgula. Bazı işverenler, mülakatlar için çevrimiçi veya yüz yüze görüşmeler yapabilir, İrlanda’da çalışmak istiyorsan buna hazırlıklı ol.

İrlanda’da çalışmak için bir PPS (Personal Public Service) numarası alman gerekiyor. PPS numarası; vergi ödemeleri, sosyal güvenlik hakları ve diğer devlet hizmetlerine erişim için gerekli. PPS numarası İrlanda Sosyal Koruma ve İş Departmanı’na (Department of Social Protection) başvurarak alınabiliyor.

İrlanda’da çalışmak istiyorsan İrlanda’da çalışanların ödemekle yükümlü olduğu bir gelir vergisi bulunduğunu bilmelisin. İşverenin, maaşından otomatik olarak vergi kesintisi yapacak. İrlanda’da çalışmak isteyenler için; çalışma haklarını ve iş yasalarını bilmek önemli. İşverenin tarafından sunulan sözleşmeyi dikkatlice incelemeli ve çalışma saatleri, ücretlendirme, izin hakları ve diğer çalışma koşulları hakkında bilgi sahibi olmalısın.

Yukarıdaki adımları takip ederek İrlanda’da çalışmak için ilk adımı atabilirsin. Ancak, her durumda bireysel başvuru gereklilikleri ve prosedürler farklılık gösterebilir, bu yüzden resmi kurumların ve yetkililerin talimatlarını takip etmek önemli.

İrlanda’da çalışmak için yapman gerekenleri öğrendin. Open English sayesinde farklı ülkelerde çalışmak için yapman gerekenleri öğrenebilirsin. Örneğin; Portekiz’de çalışmak, yurt dışında çalışmak isteyenler için oldukça avantajlı bir ülke. Portekiz’de çalışmak için yapman gerekenleri öğrenmek istersen Portekiz’de Çalışmak Hakkında Her Şey başlıklı yazımızı okuyabilirsin.

İrlanda’da Çalışmak İçin İngilizce Bilmek Önemli mi?

İrlanda’da çalışmak isteyenler, elbette, global bir dil olan İngilizcenin İrlanda’da çalışmak için gerekli olup olmadığını merak ediyorlar. Merak edilen bu konuya bir açıklık getirelim. Evet, genel olarak İrlanda’da çalışmak için İngilizce bilmek önemli. İngilizce, İrlanda’da resmi dil olarak biliniyor ve iş hayatının çoğu İngilizce dilinde yürütülüyor. İşverenler genellikle İngilizce dil becerisine sahip adayları tercih ediyor. İrlanda’da çalışmak için İngilizceyi Open English’te öğrenebilirsin!

İngilizce; İrlanda’da günlük iletişim, iş görüşmeleri, iş arkadaşlarıyla etkileşim, müşteri hizmetleri ve yazışmalar gibi birçok işyeri aktivitesi için gerekli. İngilizce bilmek, iş başvurularında ve mülakatlarda avantaj sağlar ve İrlanda’da sosyal çevrenle etkileşim kurmanı kolaylaştırır.

İngilizce becerilerini güçlendirmek, iş fırsatlarını artıracak ve İrlanda’da çalışmak için daha iyi bir pozisyon elde etmene yardımcı olacaktır. İrlanda’da çalışmak için İngilizceni Open English ile ilerletebilirsin!

İrlanda’da çalışmak için İngilizce öğrenmek ya da İngilizce seviyeni yükseltmek istiyorsan Open English tam sana göre! Open English’te kendi seviyene en uygun kurdan başlayarak İngilizce öğrenebilirsin. Ana dili İngilizce olan eğitmenlerden alacağın İngilizce eğitimi sayesinde İngilizceyi çok iyi bir şekilde öğreneceksin. Eğitmenlerin moderatörlüğünde açılan konuşma sınıfları sayesinde konuşma pratiği yapabileceksin. Böylelikle İngilizceyi ana dilin gibi konuşabilecek, İrlanda’da çalışmak için iş başvurusu yaparken kendini ön plana çıkarabileceksin!

İrlanda’da çalışmak için İngilizce öğrenmeye bir an önce başlamak istiyorsan sayfadaki formu doldur ve seni hızlıca arayıp Open English üyeliğini başlatalım!

J İle Başlayan Phrasal Verbler ve Türkçeleri

Phrasal Verbler, İngilizce öğrenenler için bazen kafa karıştırıcı olabilen ancak günlük konuşmanın ayrılmaz bir parçası olan ifadelerdir. Bazı eylemleri Phrasal Verbler olmadan açıklamak oldukça zor olabilir, ancak bazı durumlarda yerine kullanılabilecek alternatif fiiller de bulunabilir. Her halükarda Phrasal Verbleri öğrenmek önemlidir. 

Bu yazımızda, Phrasal Verbleri örneklerle destekleyerek açıklayacağız ve farklı tiplerini nasıl kullanmamız gerektiğini inceleyeceğiz. Phrasal Verbler aşırı yoğun bir konu olduğu ve çok sayıda Phrasal Verbler ile karşılaşabileceğimiz için ilk harflerine göre sıraladık. Önceki yazılarımızda da zaten görmüşsündür. Bu yazımızda “J” ile başlayan Phrasal Verblere odaklanacağız!

Fakat başlamadan önce sana Open English’in İngilizce öğrenmen için sana sunabileceği fırsatlardan bahsetmek isteriz! 

Open English, alanında önde gelen bir online İngilizce kursu. Dünyada 15 yılı aşkın süredir, 1.5 milyondan fazla insana İngilizce öğreten Open English, bu deneyimiyle sana da İngilizce öğretmeye hazır! Peki Open English’te seni ne bekliyor?

  • Open English’e üye olarak seviyeni öğrenip, bu doğrultuda eğitimine devam edebilirsin.
  • Ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilirsin. 
  • İnteraktif dersler ve İngilizce konuşma gruplarıyla pratik yapabilirsin. 
  • Dev içerik arşivimizdeki kaynak ve materyallere sınırsız erişim sağlayabilirsin.

Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

Phrasal Verb Nedir?

“J” ile başlayan Phrasal Verbler listemize başlamadan önce kısaca Phrasal Verblerin tanımını hatırlayalım! 

Phrasal Verbs sözcük grubu şeklinde olan fiillerdir. Türkçede “Deyimsel” olarak bahsedilmelerinin nedeni, asıl fiilin genellikle gerçek anlamından uzaklaşması veya mecazlaşmasıdır. Phrasal Verbs, genellikle bir fiile ilave edilen edatlar (prepositions) ve zarflar (adverbs) ile oluşturulur. 

j ile başlayan phrasal verbler ve türkçe karşılıkları

“J” ile Başlayan Phrasal Verbler 

Şimdi asıl listemize geçebiliriz! Phrasal Verbler sayıca çok fazla oldukları için ilk harflerine göre ayırdığımız için “J” harfine bir göz atalım!

Jot down 

Değineceğimiz Phrasal Verblerin ilki “jot down”. Türkçeye “hızlıca not almak, yazmak” olarak çevirebiliriz! Derslerde sık sık yaptığımız bir eylem. 

  • He jots down everything the teacher says so that he can study later.

(Daha sonra çalışabilmek için öğretmenin dediği her şeyi not alır.)

Jump to 

Bu başlığımızdaki “jump to” kelimesinin anlamı ise “bir şeye hızlıca varmak”. Özellikle “bir sonuca varmak” anlamında sıkça görebiliriz. 

  • Let’s not jump to conclusions. Maybe he had a good reason for what he has done.

(Hadi hemen sonuca varmayalım. Belki de yaptıkları için iyi bir sebebi vardı.)

Judge by 

“J” ile başlayan Phrasal Verblerden bir diğeri ise “judge by”. Aslında “judge” kelimesinin anlamını biliyorsan tahmin etmişsindir bile. “Birini bir şey ile yargılamak” anlamında karşımıza çıkar. Hatta şu deyimi duymuşsundur: “Don’t judge a book by its cover” 

  • He judged Jane by her appearance and thought she was lost. 

(Jane’i dış görünüşüne göre yargıladı ve onun kaybolduğunu düşündü.)

Jack up

“Jack up” fiiline gelelim şimdi de. Bu fiilin anlamı “bir şeyin fiyatını aşırı arttırmak” olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle ticarette ve ekonomida sık sık karşımıza çıkabilir. 

  • The company jacked up the prices for their goods after noticing the huge demand they had. 

(Şirket mallarının büyük talep gördüğünü fark edince fiyatları aşırı arttırdı.)

Jog along

Phrasal Verblerimizden bir diğeri ise “jog along”. Jog fiilini hatırlıyorsan “yavaş koşma” gibi bir anlamı vardı. Burada da aslında anlamını devam ettirerek “yavaşça koşmak, ilerlemek” anlamı var. Fakat daha deyimsel olarak “bir işe sabırla devam etmek” gibi bir anlamda da görebiliyoruz. 

  • We need to jog along if we need to finish the project by next month. 

(Projeyi önümüzdeki aya kadar bitirmek istiyorsak sabırla ilerlemeliyiz.”

Umarız buraya kadar yazımızda “J” ile başlayan yeni Phrasal Verbler öğrenmişsindir! Eğer İngilizceyi verimli bir şekilde öğrenmek istersen seni tekrardan Open English’e davet etmek isteriz! 

Open English’e abone olarak sana özel hazırlanmış çalışma programını edinebilir ve ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders almaya hemen başlayabilirsin. Bunun yanı sıra,  dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin! Fakat en önemlisi, canlı konuşma gruplarında yabancılarla, eğitmen moderatörlüğünde online İngilizce konuşma pratikleri yapabilirsin!

Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve efektif bir şekilde İngilizce çalışmaya başlamak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

j ile başlayan phrasal verb listesi ikinci kısım

Join in

Bence bu Phrasal Verbü tahmin edebilirsin. “Bir şeye katılmak, dahil olmak” anlamına geliyor. 

  • I decided to join in the discussion and share my thoughts on the topic.

(Tartışmaya katılıp konu hakkındaki görüşlerimi paylaşmaya karar verdim.)

Jump off

Bu fiilimiz ise “bir yerden atlamak” anlamına geliyor. Deyimsel olarak ise “bir şeye hemen başlamak” anlamı da var. 

  • He jumped off the cliff to dive into the sea. 

(Denize dalmak için uçurumdan aşağı atladı.)

Join up

Bu fiilin yine iki anlamı var. İlk olarak “iki şeyi birleştirmek” ve “orduya katılmak, asker olmak”.

  • They joined up two pieces of the mechanism. 

(Mekanizmanın iki parçasını birleştirdiler.)

Jump up

Son fiilimizin anlamı ise “aniden ayağa kalkmak, zıplamak”. 

  • He jumped up as soon as he saw the teacher looking at him. 

(Öğretmenin ona baktığını görür görmez aniden ayağa kalktı.)

open english ile ingilizceni ileriye taşı

İngilizceni İleriye Taşı

Bu yazımızda “J” ile başlayan Phrasal Verblerin en yaygınlarından bahsettik. Umarız günlük hayatta kullanabileceğin yepyeni Phrasal Verbler öğrenmişsindir! Benzeri bir yazımız olan “E” ile Başlayan Phrasal Verbler isimli yazımızı da okumanı öneririz. Ayrıca blogumuzdaki Phrasal Verbler ile ilgili diğer yazılarımıza da göz atmayı unutma!

Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan yabancı eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında eğitmenin moderatörlüğü ile yabancılarla öğrendiklerini pratik edebilir ve aklındaki her soruya anında cevap bulabileceğin dev içerik arşivimizdeki kaynak ve materyallere sınırsız erişim sağlayabilirsin! 

İngilizce öğrenmek için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak!

İşletme İçin İş İngilizcesi

İşletme, günümüzün karmaşık iş dünyasında önemli bir role sahip olan bir alan olarak karşımıza çıkıyor. İşletmeler, başarılı olabilmek ve sürdürülebilir büyümeyi sağlayabilmek için uluslararası arenada rekabet ederken, İngilizce dil becerisi iş hayatında büyük bir avantaj sağlıyor. İşletme için iş İngilizcesi; iş dünyasının özel terimleri, ifadeleri ve iletişim kurallarını kapsayan bir dil alanı. Bu yazıda, işletme için iş İngilizcesi becerisinin önemi ve işletme için iş İngilizcesi konusunda mühim olan kavramları ele alacağız.

İşletme için iş İngilizcesi öğrenmeye hızlıca başlamak istiyorsan sayfadaki formu doldur. Müşteri temsilcisi arkadaşlarımız seni hemen arayacak ve muhteşem bir kurs olan online İngilizce kursu Open English üyeliğini başlatacak..

İşletmenin İngilizcesi Nedir?

İşletme için iş İngilizcesinden bahsetmeden önce İngilizce işletme nedir diye merak edenler için işletmenin İngilizcesini paylaşmak istiyoruz. İşletmenin İngilizce karşılığı business veya management olarak kullanılabilir. Business genellikle daha genel anlamda kullanılan bir terimdir ve ticaret, şirket yönetimi, pazarlama gibi iş dünyasıyla ilgili konuları kapsar. 

Management kelimesi, business kelimesine göre daha spesifik bir terim olup yönetim, organizasyon, liderlik gibi kavramları ifade eder. Her iki terim de işletme alanıyla ilişkili olan farklı yönlerini temsil eder. İşletme kelimesinin İngilizcesi olarak cümlenin akışına göre bu iki kelimeden biri kullanılabilir.

İşletmenin İngilizcesi gibi farklı kelimelerin İngilizcesini öğrenmek istersen İngilizcede En Çok Kullanılan 250 Kelime başlıklı yazımızı okuyabilirsin.

işletme için iş ingilizcesi ne işe yarar

İşletme İçin İş İngilizcesi Ne İşe Yarar?

İşletme için iş İngilizcesi öğrenmek çok önemli. Peki, ama neden? İşletme için iş İngilizcesi öğrenmek ne işe yarayacak? İşletme için iş İngilizcesinin faydalarına dair bilgileri yazımızın bu bölümünde seninle paylaşacağız.

Uluslararası iletişim: İşletme için iş İngilizcesi, farklı kültürlerden insanlarla etkili iletişim kurmana olanak tanır. İş dünyasında işletme için iş İngilizcesi biliyor olmak; uluslararası müşterilerle, ortaklarla ve çalışanlarla etkili iletişim kurabilmek, iş ilişkilerini güçlendirmek ve işbirliği yapmak için önemlidir.

Küresel pazarlara erişim: İşletmeler için iş İngilizcesi, küresel pazarlara erişimi kolaylaştırır. İşletme için iş İngilizcesi, uluslararası ticaretin ortak dilidir ve birçok büyük pazarda yaygın olarak kullanılır. İşletme için iş İngilizcesine hakim olmak, uluslararası müşterilere ve iş fırsatlarına erişimi artırır.

İş görüşmeleri ve iş başvuruları: İşletme için iş İngilizcesi, iş görüşmeleri ve iş başvuruları süreçlerinde büyük önem taşır. Birçok şirket, İngilizce dil becerisine sahip adayları tercih eder ve iş başvurularında İngilizce yeterliliklerini değerlendirir.

Profesyonel ağ oluşturma: İşletme için iş İngilizcesi; uluslararası konferanslar, seminerler ve etkinliklerde profesyonel ağ oluşturmanı sağlar. İşletme için iş İngilizcesi, farklı ülkelerden gelen iş insanlarıyla iletişim kurmanı ve bağlantılarını genişletmeni kolaylaştırır.

İş belgeleri ve raporlar: İşletme için iş İngilizcesi; işletme belgeleri, raporlar ve sunumlar gibi yazılı materyallerin hazırlanmasında kullanılır. İyi derecede İşletme için iş İngilizcesine sahip olmak, profesyonel ve etkili iletişim sağlar.

Kısacası; İşletme için iş İngilizcesi, uluslararası rekabetin yoğun olduğu iş dünyasında başarılı olmak ve küresel bağlantılar kurmak için kritik bir beceridir.

işletme için iş ingilizcesi terimleri ve örnek cümleler

İşletme İçin İş İngilizcesi Terimleri ve Örnek Cümleler

İşletmelerin, etkili iletişim kurması ve çalışmalarını profesyonel bir şekilde ifade etmesi için işletme için iş İngilizcesi terimlerine hakim olmak büyük bir avantaj sağlar. Bu sebeple biz de yazımızın bu bölümünde, işletme dünyasında sıkça kullanılan işletme için iş İngilizcesi terimlerini ve bu terimlerin kullanıldığı örnek cümleleri birlikte ele alacağız.

  • Entrepreneurship – Girişimcilik

Entrepreneurship plays a vital role in fostering innovation and driving economic growth by encouraging individuals to create and manage their own businesses, taking risks, and pursuing opportunities in the market.

Girişimcilik, bireylere kendi işlerini yaratmalarını, risk almayı ve piyasada fırsatları takip etmeyi teşvik ederek inovasyonu teşvik etme ve ekonomik büyümeyi sağlama konusunda önemli bir rol oynar.

  • Marketing – Pazarlama

The marketing team is developing a new advertising campaign to promote the latest product launch.

Pazarlama ekibi, en son ürün lansmanını tanıtmak için yeni bir reklam kampanyası geliştiriyor.

  • Sales – Satış

The sales department exceeded its quarterly targets by achieving a 15% growth in revenue.

Satış departmanı, gelirde %15 büyüme elde ederek üç aylık hedeflerini aştı.

  • Business Development – İş Geliştirme

The business development team is actively seeking new partnerships and opportunities to expand into international markets.

İş geliştirme ekibi, uluslararası pazarlara genişlemek için yeni ortaklıklar ve fırsatlar arayışında aktif olarak çalışıyor.

  • Financial Analysis – Finansal Analiz

The financial analysis revealed that the company’s profit margin has increased by 10% compared to the previous year.

Finansal analiz, şirketin kar marjının bir önceki yıla göre %10 arttığını ortaya koydu.

  • Human Resources – İnsan Kaynakları

The Human Resources department is responsible for recruiting, training, and managing the company’s workforce.

İnsan Kaynakları departmanı, şirketin çalışanlarını işe alma, eğitme ve yönetme sorumluluğundadır.

  • Strategic Planning – Stratejik Planlama

Strategic planning is essential for setting long-term goals and defining the roadmap for achieving them.

Stratejik planlama, uzun vadeli hedefleri belirlemek ve onlara ulaşmak için yol haritasını tanımlamak için önemlidir.

  • Risk Management – Risk Yönetimi

Effective risk management is crucial for identifying potential threats and implementing strategies to mitigate them.

Etkili risk yönetimi, potansiyel tehditleri belirlemek ve onları hafifletmek için stratejiler uygulamak için önemlidir.

  • Supply Chain Management – Tedarik Zinciri Yönetimi

Efficient supply chain management is essential for ensuring seamless coordination between suppliers, manufacturers, and distributors.

Verimli tedarik zinciri yönetimi, tedarikçiler, üreticiler ve distribütörler arasında sorunsuz koordinasyonun sağlanması için önemlidir.

işletme için iş ingilizcesi öğrenmeye başla

İşletme İçin İş İngilizcesi Öğrenmeye Başla!

Open English, iş dünyasına özgü İngilizce dil becerilerini hedefleyen özelleştirilmiş programlar sunuyor. İşletme için iş İngilizcesi programı; işletme terminolojisi, yazılı ve sözlü iletişim becerileri, sunum yapma ve iş görüşmeleri gibi konulara odaklanarak işletme için iş İngilizcesini etkin bir şekilde öğrenmeni sağlıyor.

Open English, interaktif ve uygulamalı öğrenme deneyimleri sunarak işletme için iş İngilizcesini pratik yapmanı sağlar. Gerçek hayattan örneklerle desteklenen alıştırmalar, senaryolar ve rol oyunları sayesinde işletme ortamında karşılaşabileceğin durumlarla başa çıkmanı sağlar.

%100 online İngilizce kursu Open English, esnek öğrenme saatleri ile online erişim imkanı sunar. Bu sayede iş yoğunluğun ve mevcut programınla uyumlu olarak işletme için iş İngilizcesi becerilerini geliştirebilirsin. Open English’te kişisel ilerlemeni izleyebilir, zayıf noktalarını belirleyebilir ve daha fazla pratik yapman gereken alanları tespit edebilirsin. Eğitmenler ve öğretim görevlileri, seninle birebir çalışarak eksikliklerini gidermene yardımcı olabilir.

Online İngilizce kursu Open English, işletme dünyasına özgü kaynaklar ve materyaller sağlayarak sana İşletme için iş İngilizcesi konusunda destek olur. İş yazışmaları, sunum şablonları, rapor hazırlama teknikleri gibi işletme odaklı içeriklerle pratik yapma ve becerilerini geliştirme fırsatı bulabilirsin. 

Hadi, daha fazla beklemeden sayfada yer alan iletişim formunu doldur. Müşteri temsilcilerimiz seni arasın ve İngilizce öğrenmeye bir an önce başlaman için hızlıca Open English aboneliğini başlatsın!

Fewer ve Less Arasındaki Farklar

İngilizce öğrenirken sık sık Türkçede ayırt etmediğimiz şeylerin aslında İngilzcede farklı olduğunu görürüz ve bu durum kafamızı sık sık karıştırır. Bunlar arasında en sık karıştırılan konu başlıklarından biri ise Fewer ve Less arasındaki farklardır. Fewer ve Less arasındaki farklar ne kadar kafamızı karıştırabilse, arasında basit bir fark vardır. 

Bu yazımızda Fewer ve Less arasındaki farklardan bahsedeceğiz. Fewer ve Less arasındaki farkları temelinden inceleyerek Fewer ve Less arasındaki farklara örnekler vereceğiz. Bu yazımızı iyice okursan emin ol ki sen de Fewer ve Less arasındaki farklara hakim olacaksın!

Fewer ve Less arasındaki farklar hakkındaki yazımıza başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Seviyen ne olursa olsun İngilizceyi en iyi şekilde öğrenmek ve ana dilin gibi konuşmak istersen sen de Open English’e katılmalısın! Open English üzerinden sertifika almak da mümkün. Yani İngilizce ile ilgili ihtiyacın olabilecek her şey burada! 

Dünyada önde gelen online İngilizce kursu olan Open English, 15 yıllık deneyimi ile sana bir çok fırsat sunuyor. Open English’e abone olarak bu fırsatlardan istediğin gibi faydalanabilir, İngilizceyi öğrenmeye sağlam adımlarla başlayabilirsin! Peki nedir bu fırsatlar?

  • Open English’e abone olarak kendine özel çalışma programını edinebilirsin.
  • Ana dili İngilizce olan, dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilirsin.
  • Öğrendiklerini canlı İngilizce konuşma gruplarında, eğitmen moderatörlüğünde pratiğe dökebilirsin.
  • Devasa içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklara sınırsız erişim sağlayabilirsin.

Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

fewer ne demek

Fewer Ne Demek?

Fewer ve Less arasındaki farkları anlamak için öncelikle Fewer ne demekmiş ona bakalım! Fewer aslında “few” sıfatının comparative, yani “karşılaştırma” halidir ve “az, birkaç” anlamına gelir. Merak etme, Fewer ve Less arasındaki farklar yazımızın devamında bunun detayına bol bol gireceğiz! Haydi, iki halinin de örneklerine bakalım.

  • There are only a few apples left in the basket. (Sepette yalnızca birkaç elma kaldı.)
  • He has very few friends who truly understand him. (Onun, kendisini anlayan çok az arkadaşı var.)
  • She has been spending fewer hours on social media to increase her productivity. (Sosyal medyada, verimliliğini arttırmak için daha az vakit harcıyor.)
  • There are fewer cookies in the jar. (Kavanozda daha az kurabiye var.)

Less Ne Demek?

Fewer ve Less arasındaki farklar yazımıza devam ederken Less’in anlamına da bir bakalım! Less de, Fewer gibi başka bir sıfatın comparative hali. Bu sıfat ise yine “az, biraz” anlamına gelen “little” sıfatıdır. Bunu bilmen Fewer ve Less arasındaki farkları anlamanda yardımcı olacaktır! Yine örneklere bir bakalım:

  • I have a little bit of spare time this afternoon. (Bu öğlen azıcık boş vaktim var.)
  • She needs a little help with her homework. (Ödevi için biraz yardıma ihtiyacı var.)
  • She has less time to complete the project. (Projeyi bitirmek için daha az zamanı var.)
  • He has less money than his friend. (Arkadaşından daha az parası var.)

Umarız buraya kadar her şey açık ve nettir! Fewer ve Less arasındaki farklar gibi temel konuları en doğru şekilde öğrenmek çok önemlidir. Aksi takdirde basit olarak gördüğümüz Fewer ve Less arasındaki farklar gibi konulardaki hatalar birçok daha büyük hataya yol açar. Bu yüzden, eğer İngilizcede isim ve sıfatların farkları hakkında aklında sorular varsa Open English’e göz atmanı öneriyoruz! 

Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, derslerde öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında pratiğe dökebilir ve dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!

Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

fewer ve less arasındaki farklar nelerdir

Fewer ve Less Arasındaki Farklar Nelerdir?

Şimdi gelelim asıl Fewer ve Less arasındaki farklar yazımızın amacına! Fewer ve Less arasındaki farkları belki de şimdiye kadar fark ettin! Hem Fewer hem de Less “comparative”, yani karşılaştırma sıfatları. Fakat aralarındaki fark, Türkçede çok karşımıza çıkmayan bir konu olduğu için kavraması biraz zor olabilir. 

Biliyorsundur ki, İngilizcede her isim sayılabilir yani “countable” değildir ve bazı isimleri (uncountable nouns) sayamayız. Uncountable isimlerin başına “a” ya da sayı sıfatı ve sonuna çoğul -s takısı getirilmez. Dolayısıyla bu isimlerle kullanacağımız miktar belirten sıfatları da ayırmamız gerekir. 

Dikkat ettiysen Fewer’ı apples, friends, hours, cookies gibi sayılabilir, countable sıfatlar ile kullandık. Less’i ise time, help ve money gibi sayılamayan, uncountable sıfatlarla kullandık. Yani özetle Fewer sayılabilir, Less ise sayılamayan sıfatlar ile kullanılır. İşte Fewer ve Less arasındaki farklar bunlardır!

Open English İle İngilizce Gramerini Geliştir!

Fewer ve Less arasındaki farklar üzerine olan bu yazımızı sonlandırıyoruz. Umarız Fewer ve Less arasındaki farklar yazımızın faydası olmuştur! Eğer öğrenmeye devam etmek istersen Fewer ve Less arasındaki farklar yazımız gibi önemli bir konu olan İngilizce Son Ekler ve İşlevleri yazımızı okuyabilirsin!

Yazımızı kapatırken sana bir sorumuz var: İngilizceyi ana dilin gibi konuşmak ister misin? Eğer çoğu insan gibi cevabın “evet” ise seni Open English’te görmeyi çok isteriz. Open English, dünya çapında 1.5 milyon insana 15 yıldır İngilizce öğreten bir online İngilizce kursu. Dolayısıyla alanında oldukça donanımlı ve deneyimli! Bu deneyimden faydalanmak istersen sen de aramıza katıl!

Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşarak pratiğe dökebilir ve dev içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklara sınırsız erişim sağlayabilirsin!

Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve İngilizce öğrenmeye başlamak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

C İle Başlayan Phrasal Verb’ler ve Türkçe Karşılıkları

İngilizce öğrenmek isteyen herkes gibi phrasal verb’leri merak ediyor olabilirsin. Bu yazımızda phrasal verb nedir ve phrasal verb’ler neden önemlidir sorularına yanıt vermek istiyoruz. Ardından sana en çok kullanılan “c” ile başlayan phrasal verb’lerin bir listesini vereceğiz. 

Hazırsan phrasal verb ne demektir sorusuyla başlayalım. Phrasal verb’ler İngilizce dil bilgisinde bir eylem ile edat ya da zarfın birleşiminden oluşur. Yani phrasal verb’ler birleşik fiillerdir. Bu birleşik fiiller karşına her yerde çıkabilir. 

Phrasal verb’lerin anlamları kendine özgüdür. Phrasal verb’leri oluşturan fiil ve edatların anlamları korunmaz. Bu demek oluyor ki phrasal verb’lerin anlamını bileşenlerinin anlamlarından çıkaramazsın. 

İngilizcede çok sayıda phrasal verb var. Oldukça sık kullanıldığından dolayı senin de karşına gelebilir. Bu nedenle phrasal verb’lerin anlamlarını bilmek işine yarayacaktır. 

İngilizceye hakim olmak istiyorsan phrasal verb’leri öğrenmelisin. Bu karıştırılan konulardan bir tanesi. Fakat gözünü korkutmasın, düzenli bir çalışmayla phrasal verb’leri öğrenebilirsin. Üstelik her durumda Open English senin yanında!

c ile başlayan phrasal verbleri ve daha fazlasını open englishte öğren

Open English İle İngilizce Öğren! 

Open English, online bir İngilizce kursu. İngilizce öğrenmek istiyorum ama kursa gidecek vaktim yok diyorsan tam sana göre! Open English ile istediğin yerde dilediğin zamanda İngilizce öğrenebilirsin. 

7/24 canlı derslerde İngilizce çalışmaya ne dersin? Hem Open English’in ana dili İngilizce olan eğitmenlerden oluşan profesyonel bir kadrosu var. Eğitmenlerle İngilizce konuşarak pratik yapabilirsin. 

Open English ile İngilizce çalışmak ve öğrenmek oldukça kolay! Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek için formu doldurman yeterli. 

Phrasal Verb’lerin Önemi

Phrasal verb’ler özellikle günlük konuşmalarda epey kullanılıyor. Eğer İngilizceye hakim olmak ve akıcı bir şekilde konuşmak istiyorsan phrasal verb’leri bilmelisin. Bu düşündüğün kadar zor değil! 

Resmi ve gayri resmi yazışmalarda phrasal verb’lere rastlayabilirsin. İş için yazışmalar, arkadaşlarla mesajlaşmalar hep phrasal verb’leri içeriyor. İngilizcede yazı yazarak kendini iyi ifade etmek istiyorsan phrasal verb’ler oldukça önemli. 

İngilizce bilgini ölçen IELTS, TOEFL gibi sınavlarda da phrasal verb’ler soruluyor. Bu sınavlara girmek gibi bir niyetin varsa phrasal ver’ler konusuna ağırlık verebilirsin. Dilersen, Phrasal Verb Konu Anlatımı – Phrasal Verbs Listesi adlı yazımıza da bir göz atabilirsin. 

Akıcı bir şekilde İngilizce konuşmak için phrasal verb’lerin önemli olduğunu artık biliyorsun. İngilizcede çok fazla phrasal verb var. Biz de senin için “c” ile başlayan phrasal verb’leri listeledik. Haydi gel, “c” ile başlayan phrasal verb’ler hangileri bir bakalım. 

c ile başlayan phrasal verblerin listesi

C İle Başlayan Phrasal Verb’lerin Listesi

“C” ile başlayan phrasal verb’ler çok fazla. Senin için en popüler “c” ile başlayan phrasal verb’leri sıraladık. İşte İngilizce günlük konuşmada en çok kullanılan “c” ile başlayan phrasal verb’ler! 

Call off

“C” ile başlayan phrasal verb’lerin popüler olanlarından bir tanesi. Bir planı ya da etkinliği iptal etmek anlamına geliyor. 

The meeting was called off because of the strike.

Toplantı grev nedeniyle iptal edildi. 

Check out

Birini, bir şeyi incelemek anlamında kullanılıyor. Aynı zamanda bir yerden çıkış yapmak anlamında kullanıldığı da olur. Günlük hayatta en sık duyacağın “c” ile başlayan phrasal verb’lerden bir tanesi olabilir. 

You should check out that new movie, it’s really good. 

Şu yeni filme bir bakmalısın, gerçekten çok iyi. 

Come across

Bir şeyi tesadüfen bulmak ya da tesadüfen karşılaşmak anlamında kullanılıyor. Bu phrasal verb de oldukça yaygın bir kullanım alanına sahip. 

I came across some old photos while I was cleaning the attic.

Tavan arasını temizlerken bazı eski fotoğrafları tesadüfen buldum.

Cheer up

En popüler “c” ile başlayan phrasal verb’lerden biri daha! Cheer up neşelenmek ya da başka birini neşelendirmek manasında kullanılıyor. 

I bought you some flowers to cheer you up. 

Seni neşelendirmek için çiçek aldım.

Cut back on

Bir şeyin kullanımını, tüketimini daha az hale getirmek anlamındadır. Azaltmak manasına gelir. Sıkça kullanılan “c” ile başlayan phrasl verb’lerden biridir. 

I’m trying to cut back on caffeine.

Kafeini azaltmaya çalışıyorum. 

Carry on

“C” ile başlayan phrasal verb’lerin en popüler olanlarından biri! Devam etmek anlamına geliyor. 

Despite the difficulties, they decided to carry on the project. 

Zorluklara rağmen proje devam etmeye karar verdiler.

Come up with

Karşı tarafa bir fikir ya da plan önermek anlamında kullanılıyor. Oldukça sık kullanılan phrasal verb’ler biri. 

We need to come up with a better strategy.

Biz daha iyi bir strateji bulmalıyız.

Carry out

Bir işlemi ya da bir görevi gerçekleştirmek, yapıp bitirmek anlamına geliyor. Günlük konuşmada sıkça kullanılır. 

The scientist carries out a series of experiments. 

Bilim insanı bir dizi deney gerçekleştirdi.

İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek istersen, hemen yan taraftaki formu doldurabilirsin.

c ile başlayan phrasal verb listesi ikinci kısım

Come up

Bir konunun gündeme gelmesi anlamını taşıyor. Ayrıca bir durumun ortaya çıktığı anlarda da kullanılır. 

A problem came up at work today.

Bugün iş yerinde bir sorun ortaya çıktı. 

Cling to

Bir şeye sıkıcı tutunmak anlamındadır. Bununla birlikte bir fikre saplanıp kalmak, ona sıkıca bağlı olmak anlamlarına da geliyor. 

He clung to the hope that her missing cat would return.

Kayıp kedisinin geri döneceği fikrine sıkıca tutunuyor. 

Clear out

Bir alanı ya da yeri tamamen boşaltmak anlamında kullanılıyor. Sık kullanılan “c” ile başlayan phrasal verb’lerin başında geliyor. 

I decided to clear out my old clothes from the wardrobe. 

Gardırobumdaki eski kıyafetleri tamamen boşaltmaya karar verdim. 

Crop up

Beklenmedik sürpriz bir şekilde ortaya çıkmak anlamında kullanılıyor. Günlük konuşmada sık kullanılan phrasal verb’lerden bir tanesi. 

A number of problems have cropped up since the project started. 

Proje başladığından beri bir dizi sorun ortaya çıktı. 

Close up

“C” ile başlayan phrasal verb’lerden biri daha! Bir yerin, bir şeyin tamamıyla kapatılması anlamında kullanılıyor. 

We close up the shop at 9pm. 

Dükkanı saat 9’da tamamen kapatıyoruz. 

Curl up

Top gibi kıvrılmak manasına geliyor. Bununla birlikte uyumak, dinlenmek ve rahatlamak anlamında da kullanılıyor. 

That cat curled up by the fireplace.

Kedi şöminenin yanında top gibi kıvrıldı. 

Clamp down on

Sert bir biçimde kontrol etmek anlamını taşıyor. Ayrıca kısıtlamak anlamında da kullanılıyor. Bu phrasal verb sıklıkla karşına çıkabilir. 

The government is clamping down on tax evasion.

Devlet vergi kaçakçılığına sert bir biçimde müdahale ediyor. 

Chalk up

Bir şeyi sebep olarak göstermek anlamında kullanılıyor. Günlük konuşmalarda ve yazışmada sıkça rastlayabilirsin. 

She chalked up his success to hard work and determination. 

Başarısını düzenli çalışmaya ve kararlılığına bağladı. 

“C” ile başlayan phrasal verb’lerin en popüler olanlarını artık biliyorsun. İngilizce konusunda sıkıntı yaşarsan ne yapacağını da! Sıfırdan İngilizce öğrenmek mi istiyorsun? Belki de temel İngilizce bilgine yenilerini eklemek niyetindesin. Her koşulda Open English senin yanında! 

Open English ile İngilizce öğrenmek hem kolay hem de eğlenceli. Tek yapman gereken bu sayfada bulunan formu doldurmak! 

İngilizce Bilardo Terimleri ve Türkçe Çevirileri

Bilardo, bir veya daha fazla oyuncunun bir masada yer alan top ve sopaları kullanarak belirli bir oyunun amacına ulaşmaya çalıştığı bir spor oyunudur. Bilardo oyunu çeşitli disiplinlerde oynanabilir, ancak genel olarak en yaygın olanı “Amerikan Bilardosu” ve “Masa Bilardosu” olarak bilinen iki türdür.

Amerikan Bilardosu, genellikle büyük bir dikdörtgen masa üzerinde oynanır ve 15 adet renkli top (7 tane tam, 7 tane çizgili ve 1 adet siyah) ile bir beyaz oyun topundan oluşur. Oyunun amacı, renkli toplardan önce 9 numaralı siyah topu cebe atmak veya oyuncuların belirlenen topları sırasıyla ceplere atmalarını gerektiren farklı bir oyun türüdür.

Masa Bilardosu ise genellikle daha küçük bir masa üzerinde oynanır ve daha az sayıda top içerir. Oyunda kullanılan toplar genellikle tam (büyük) ve yarım (küçük) toplardan oluşur. Oyuncular, topları sopaları kullanarak masada hareket ettirir ve belirli bir oyunun amacına ulaşmaya çalışır. Oyunlar arasında 8 top, 9 top, 10 top ve snooker gibi farklı varyasyonlar bulunur.

Bilardo oyununda oyuncular, topu istedikleri yönde ve istedikleri hızda hareket ettirmek için sopalarını kullanır. Oyunda kullanılan teknikler ve stratejiler, topların doğru bir şekilde vurulması, topların ceplere atılması veya oyuncunun rakibinin hamlesini engellemesi gibi unsurları içerir.

Bilardo, hem rekabetçi bir spor olarak oynanırken hem de eğlence amaçlı olarak insanlar arasında popülerdir. El becerisi, strateji ve konsantrasyon gerektiren bir oyundur. Oyuncuların top hareketlerini hesaplaması, doğru açıyı ve hızı seçmesi ve taktiksel kararlar vermesi önemlidir.

Bilardo, dünya genelinde birçok insan tarafından keyifli bir şekilde oynanan bir spor ve hobi olarak kabul edilmektedir. Oyunun temel kurallarını ve oynanışını öğrenmek, bir oyuncunun becerilerini geliştirmesine ve keyifli bir bilardo deneyimi yaşamasına yardımcı olur.

İngilizce öğrenmek için adım atmak istiyorsan, yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

ingilizce bilardo terimleri nelerdir

İngilizce Bilardo Terimleri Nelerdir?

  • Cue (Sopa): Bilardoda kullanılan uzun, ince ve düz sopadır.
  • Ball (Top): Bilardoda kullanılan küçük ve renkli objelerdir.
  • Cue ball (Oyun topu): Oyuncunun beyaz topa vurduğu top.
  • Object balls (Hedef topları): Vurulmaya çalışılan diğer toplar.
  • Pocket (Cep): Masada yer alan deliklerdir, topların içine girdiği yerler.
  • Scratch (Beyaz topu cebe atmak): Oyuncunun beyaz topu cebe düşürmesi, hatası olarak kabul edilir.
  • Break (Açılış vuruşu): Oyunun başlangıcında yapılan ilk vuruş.
  • Bank shot (Yan vuruş): Topun bir duvardan yansıyarak hedef toplara çarpması.
  • English (Yanal vuruş): Topa yan döndürerek vurmak.
  • Massé shot (Masé vuruşu): Topun özel bir eğimle vurularak uygulanan tekniğe denir.
  • Jump shot (Zıplama vuruşu): Topun masanın yüzeyinden havalanarak diğer toplara çarpması.
  • Rail (Kenar): Masanın yan kısımlarıdır.
  • Bridge (Köprü): Sopayı desteklemek için kullanılan elin veya aletin pozisyonudur.
  • Follow (Takip vuruşu): Topun hedef topa doğru ilerlemesi.
  • Draw (Çekme vuruşu): Topun geriye doğru hareket etmesi.
  • Stroke (Vuruş): Sopa ile topa uygulanan hareket.
  • Rack (Topları düzeltme): Topları açılış pozisyonunda düzgün bir şekilde yerleştirmek.
  • Safety (Güvenli hamle): Rakibe zor bir pozisyon bırakmak amacıyla defansif bir vuruş yapmak.
  • Angle (Açı): İki top arasındaki açı.
  • Bank (Banko vuruşu): Topun bir bankaya çarparak diğer toplara ulaşması.
  • Chalk (Kreta): Sopanın ucu için kullanılan kayganlaştırıcı madde.
  • English (İngiliz vuruşu): Topa yan döndürerek vurmak.
  • Rail shot (Kenar vuruşu): Topun bir kenardan çarparak hedefe ulaşması.
  • Combination shot (Birleşik vuruş): Bir topun başka bir topa çarparak diğerine ulaşması.
  • Foul (Hata): Oyun kurallarını ihlal etmek veya yanlış bir vuruş yapmak.
  • Half-ball hit (Yarım top vuruşu): Topun tamamen veya kısmen hedef topu çarpması.
  • Power shot (Güçlü vuruş): Topa hızlı ve sert bir şekilde vurmak.
  • Run (Serbest vuruş): Birden fazla topu ardışık olarak ceplere sokmak.
  • Safety shot (Güvenli vuruş): Topu rakibin hamlesini zorlaştıracak bir pozisyona yerleştirmek.
  • Side spin (Yanal dönme): Topa yan hareket kazandırmak.
  • Stance (Duruş): Oyuncunun masada durduğu pozisyon.
  • Stripe (Çizgili top): Bilardoda çizgili renkte olan toplar.
  • Solid (Tam renkte top): Bilardoda tam renkte olan toplar.
  • Spot (Başlama noktası): Vurulan topun geri yerleştirildiği nokta.
  • Screw back (Ters dönme vuruşu): Topun geriye doğru dönerek hareket etmesi.
  • Table (Masa): Bilardo oyununun oynandığı büyük düz yüzey.
  • Bounce (Yansıma): Topun bir yüzeyden geriye doğru hareket etmesi.
  • Cushion (Sert zemin): Masanın üzerindeki sert kenarlar.
  • Dead ball (Ölü top): Hareketsiz duran bir top.
  • Cushion shot (Yan yastık vuruşu): Topun masanın yan yüzeyinden yansıyarak diğer toplara çarpması.

İngilizce konuşmaya başlamak için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak!

ingilizce bilardo ile ilgili örnek paragraf

Bilardo ile İlgili Örnek Paragraf

When it comes to the game of billiards, understanding the terminology is crucial for effective gameplay and communication. Let’s explore a few key billiards terms. The “cue ball” is the white ball struck by the player’s cue, while “potting” refers to successfully pocketing a ball into one of the table’s designated pockets. Applying “English” involves imparting spin on the cue ball, allowing players to control its trajectory and position after contact with other balls or cushions. A well-executed “safety shot” strategically places the cue ball in a challenging position for the opponent, while a “break” initiates the game by scattering the balls across the table. The “rack” is used to arrange the balls before starting, ensuring a tight grouping for the opening shot. These terms provide a glimpse into the rich language of billiards, a game that requires skill, precision, and strategic thinking.

Bilardo oyunu söz konusu olduğunda, terminolojiyi anlamak etkili oyun ve iletişim için çok önemlidir. Birkaç temel bilardo terimini keşfedelim. “İstek topu”, oyuncunun istekasının vurduğu beyaz toptur, “potting” ise bir topun masanın belirlenmiş ceplerinden birine başarılı bir şekilde cebe sokulması anlamına gelir. “İngilizce”yi uygulamak, oyuncuların diğer toplar veya minderlerle temas ettikten sonra topun yörüngesini ve konumunu kontrol etmesine izin vererek, isteka topunun döndürülmesini içerir. İyi uygulanmış bir “güvenlik atışı” stratejik olarak isteka topunu rakip için zorlu bir konuma getirirken, bir “mola” topları masanın üzerine dağıtarak oyunu başlatır. “Raf”, başlamadan önce topları düzenlemek için kullanılır ve açılış vuruşu için sıkı bir gruplama sağlar. Bu terimler, beceri, hassasiyet ve stratejik düşünme gerektiren bir oyun olan bilardonun zengin diline bir bakış sağlar.

Bu yazımızda bilardo terimleri ve bilardo hakkında konuştuk. Eğer sen de hem genel kültürünü hem İngilizceni geliştirmek istiyorsan, Open English tam sana göre! Sen de blog sayfamızı ve sosyal medya kanallarımızı takip ederek İngilizce hakkında bir adım önde olabilirsin! 

İngilizce dil kursumuz hakkında detaylara ulaşmak için yan taraftaki formu doldurabilirsin.