İngilizce Yeni İş Kutlama Mesajları

Yetişkin hayatının en büyük sevinçlerinden biri de yeni ve hevesli olduğun bir işe başlamaktır. Bazı işler bizim için hayal gibidir ve işi aldığımız an dünyanın en mutlu insanı biz oluruz. Bu yazıda bir tanıdığımız yeni bir işe girdiğinde ona gönderebileceğimiz tebrik ve yeni iş kutlama mesajlarından bahsedeceğiz.

Yeni İş Kutlama Mesajları İngilizce

  • Best wishes on your new job! (Yeni işin en iyi dileklerim seninle!)
  • Congrats on the new gig! (Yeni işini tebrik ederim!)
  • I’m so proud of you for landing your new job! (Yeni işine başladığın için seninle gurur duyuyorum!)
  • Congratulations on your new employment! (Yeni işin için tebrikler!)
  • Way to go on your new job! (Yeni işin için tebrikler!)
  • You’ve earned it – congrats on the new job! (Bu işi hak ettin! Yeni işini tebrik ederim!)
  • I’m thrilled to hear about your new job, congratulations! (Yeni işini duyduğuma çok sevindim, tebrikler!)
  • Your new job is well-deserved, congratulations! (Yeni işini hak etmiştin, tebrikler!)
  • Congrats on the new adventure! (Yeni maceranı tebrik ederim!)
  • Congratulations on the exciting new opportunity! (Yeni heyecan verici fırsatın için tebrik ederim!)
  • Kudos on your new job! (Yeni işini kutlarım!)
  • I knew you would get the job, congratulations! (Bu işi alacağını biliyordum, tebrikler!)
  • Your new job is a testament to your hard work, congrats! (İşin sıkı çalışmanın bir kanıtı, tebrikler!)
  • I’m impressed by your new job, congratulations! (Yeni işinden etkilendim, tebrikler!)
  • The new job is a great fit for you, congratulations! (Yeni işin tam senlik, tebrikler!)
  • You’ve worked hard for this, congrats on the new job! (Bunun için çok çalıştın, yeni işini tebrik ederim!)
  • Good luck on your exciting new challenge! (Yeni heyecan verici görevinde iyi şanslar dilerim!) 

İngilizce öğrenmeye başlamak için hemen yan tarafta yer alan formu doldur.

yeni iş kutlama mesajları ingilizce

Challenge burada zorlu iş/görev anlamında kullanılır.

  • All your hard work has finally paid off. Congratulations on the new job! I’m sure your new coworkers are going to love you. (Sıkı çalışman sonunda meyvesini verdi. Yeni işini tebrik ederim. Eminim yeni iş arkadaşların seni çok sevecek!)
  • I was so happy to hear you received a promotion! Congrats! (Terfi aldığını duyunca çok sevindim. Tebrikler!
  • Congratulations on your new job! It makes me happy to see you reaching the goals you set for yourself. (Yeni işini tebrik ederim. Kendin için belirlediğin hedeflere ulaştığını görmek beni mutlu ediyor.)
  • I know you’ll be successful wherever you go, best wishes for this new job opportunity. (Nereye gidersen git başarılı olacağını biliyorum. yeni iş fırsatında sana en iyi dileklerimi sunarım.)
  • Changing jobs is a big step in life. Congratulations! (İş değiştirmek hayatın için büyük bir adımdır. Tebrikler!)
  • A new chapter in your life begins with your new job. Good luck! (Bu işle birlikte hayatının yeni bir bölümü başlıyor. İyi şanslar!)
  • Your success in your new job will take you to greater heights. (Yeni işindeki başarın seni yükseklere taşıyacak!)

İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek istiyorsan, hemen yan tarafta yer alan formu doldur.

ingilizce terfi kutlama mesajları

İngilizce Terfi Kutlama Mesajları

Yeni bir işi kutlamak kadar alınan terfiyi kutlamak da önemlidir. İster iş arkadaşımız ister müdürümüz ister çok yakın arkadaşımız olsun aşağıda yer alan terfi tebrik mesajı örneklerini gönül rahatlığıyla kullanabiliriz. Aşağıda yer alan örnekler hem resmi hem de günlük dile uygundur.

Dolayısıyla bunu söylesem acaba çok mu kaba olur gibi düşüncelere kapılmana gerek yok! Bununla birlikte yukarıda yer alan kutlama mesajlarının çoğu dikkat ettiysen “new job” keliimesi ile bitiyor. Burada “job” kelimesini “promotion” veya “position” gibi kelimelerle değiştirerek terfi mesajına da uygun hâle getirebilirsin. Elbette tüm cümleler terfi mesajına uygun olmayabilir, bunun için önce Türkçe çevirisini okuyup ardından kelime değişiklikleri yapmanı tavsiye ederiz.

  • I am so excited for you! With this promotion, that means you can pay for our next dinner! (Senin için çok heyecanlıyım! Bu terfiyle birlikte sonraki yemeği sen ödeyeceksin demektir!)
  • Great job on your new position! (Yeni pozisyonunda başarılar!)
  • All your hard work has finally paid off. Congratulations on the new position! I’m sure your new team members are going to love you. (Sıkı çalışman sonunda meyvesini verdi. Yeni pozisyonunu tebrik ederim. Eminim yeni ekip arkadaşların seni çok sevecek!)
  • You’ve earned this promotion! Congrats! (Bu terfiyi hak ettin. Tebrikler!)
  • Congrats on this next step up in your career! (Kariyerindeki yeni adım için seni kutlarım!)
  • Achieving a promotion like this is no easy task. Congratulations on your outstanding success! (Böyle bir terfiyi almak kolay iş değildir. İnanılmaz başarın için tebrik ederim!)

yeni iş kutlamasıyla ilgili örnek diyalog

Yeni İş Kutlamasıyla İlgili Örnek Diyalog

Bir önceki başlıkta yeni bir iş veya terfi için ne tür cümleler kullanabileceğimizi görmüş olduk. Bu  başlıkta ise öğrendiğimiz cümleleri diyalog içerisinde nasıl kullanacağımızı göreceğiz. Çok basit bir diyalog örneği ile birlikte, iş tebriği konusunda hiç tereddüt etmeden konuşmayı öğrenmiş olacaksın.

Eğer yazılı kaynaklardan çalışıyorum ancak yeterli verim alamıyorum, sanırım İngilizce öğrenmek için daha fazla kaynağa ihtiyacım var diyorsan doğru yerdesin! Open English ile ister yazılı ister sözlü istersen de bol etkileşimli içeriklerle dilediğin yerden dilediğin şekilde İngilizce öğrenme fırsatı seni bekliyor! Hemen formu doldurarak uzmanlarımızla iletişime geçebilir, Open English’in avantajlı fırsatlarından yararlanmaya başlayabilirsin!

Tom: Hey John, how have you been? (Hey John, görüşmeyeli nasılsın?)

John: I’ve been great, thanks. I just got a new job! (Harikayım, teşekkürler. Daha yeni bir iş aldım!)

Tom: That’s fantastic news! Congratulations! (Bu harika haber! Tebrikler!)

John: Thanks so much. I’m really excited about it. (Çok teşekkür ederim. Gerçekten çok heyecanlıyım.)

Tom: I’m not surprised, you’re a talented guy. I’m sure you’ll do great things there. (Şaşırmadım, yetenekli birisin, eminim orada harika işler çıkaracaksın.)

John: I hope so. It’s a big step up for me. (Umarım. Bu benim için büyük bir adım.)

Tom: I have no doubt you’ll rise to the challenge. When do you start? (Bu işin altından kalkabileceğinden şüphem yok. Ne zaman başlıyorsun?)

John: Next Monday. I’m a little nervous, to be honest. (Haftaya pazartesi. Açıkçası biraz gerginim.)

Tom: Don’t be nervous. Just be yourself and show them what you’re made of. They hired you for a reason. (Gerilme. Sadece kendin ol ve onlara ne yaptığını göster. Seni bir sebepten dolayı işe aldılar.)

John: You’re right. Thanks for the pep talk, Tom. (Haklısın. Moral konuşması için teşekkürler Tom.)

Tom: Anytime. Let me know how it goes, okay? (Her zaman. Nasıl gittiğini haber ver olur mu?)

John: Will do. Thanks again for the congrats. (Vereceğim. Tebrik için tekrar teşekkür ederim.)

İngilizce çalışmaya başlamak ve İngilizce yeteneğini geliştirmek için arayış içindeysen, hemen yan tarafta yer alan formu doldur ve İngilizce öğrenmeye başla. Hadi bu sene, senin senen olsun.

En İlginç Fobiler ve İngilizce Karşılıkları

Korku, insan hayatında en kadim dönemlerden beri var olan bir duygu. Hatta Antik Yunan’da korkular belli bir sınıflandırmaya dahil ediliyormuş. Normal, bir alarm sistemi gibi işlev gören korkulara deos (ing. fear) deniyor. Daha patolojik korkular da var. Mantıkdışı olsa dahi insanın korkmaktan kendini alamadığı korkulara ise phobos (ing. phobia) deniyor. 

Phobia denilen korku çeşidinin diğer korkulardan ayrı bir yanı var. Kişi gerçek dünya ile karşılaşsa bile korkmaya devam edebiliyor. Bu bir nevi senin, pencereden bakınca gördüğün ağaç dalından korkmana benziyor. Onun ağaç dalı olduğunu bilmen korkunun geçmesine yetmiyor. Korkulan şeyin mantıklı bir açıklaması olsa da insanın korkmayı sürdürmesi, normal olmayan korkularla ilgili.

İnsan, çok eski zamanlardan beri hayatta kalabilmek için türlü tehlikelerle mücadele etmiş. Vahşi hayvanlara karşı savaş açmış. Avlanarak zorlu şartlar altında yaşamını devam ettirmiş. Bu nedenle insanın tehlikelere karşı sürekli tetikte olma özelliği gelişmiş durumda. Bu tetikte olma halinin ise günümüzde fobiler dediğimiz ileri düzey korkuları oluşturduğu savunuluyor. 

Dünyada fobiler oldukça yaygın. Fobisi olmayan insan, neredeyse yok denecek kadar az. Sen de bir şeylerden korkuyor musun? En çok neden korkuyorsun, bilmiyoruz. Fakat İngilizce öğrenme serüveninin gözünü korkutmasına izin veremeyiz. Haydi, seni Open English ile tanıştıralım! 

Open English ile İngilizce Öğren! 

Open English, online bir İngilizce kursu. İngilizce öğrenmek isteyip de kursa gitmeye vakit bulamıyorum diyenler için müthiş fırsat! Senin de İngilizce kursuna gitmek için vaktin yok mu? O halde Open English ile istediğin yerde ve dilediğin zamanda İngilizce öğrenebilirsin. 

7/24 canlı dersleri takip ederek İngilizce çalışabilirsin. Ayrıca Open English’in ana dili İngilizce olan profesyonel eğitmen kadrosuyla İngilizce konuşabilirsin. Bol bol pratik yaparak İngilizceni geliştirebilirsin. 

Open English ile İngilizce konuşmak oldukça kolay! Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek istersen formu doldurabilirsin.

Eğlenerek İngilizce Öğrenmek

İngilizce evrensel bir dil. Her geçen gün İngilizce öğrenmek için bir sebep daha keşfediyor olmalısın. Ama dil öğrenmek bir süreç işi. Hemen öğrendim ve bitti denecek bir iş değil. Bundan dolayı korkuyor olabilirsin. Korkmana ya da tedirgin olmana hiç gerek yok. 

Daha önce İngilizce öğrenmeyi denemiş ve başarısız olmuş olabilirsin. Bütün kaygı, korku, stres ve olumsuz düşünceleri bir kenara bırakarak yeniden başlamalısın. Temel bir İngilizce bilgin var ise Open English ile kendini geliştirebilirsin. Sıfırdan İngilizce öğrenmek istiyorsan Open English her zaman yanında! Dilersen, Başlangıç Düzeyinde İngilizce Bilenler İçin 6 Tüyo adlı yazıya da bir göz atabilirsin. 

İngilizce öğrenmek istiyorsan, bu öğrenme sürecini eğlenceli hale getirmelisin. Kendini bunaltmadan, eğlenerek öğrenmek mümkün. İlgi çekici konuların, bazı kelimelerin İngilizce karşılıklarını öğrenebilirsin. Gel, eğlenerek başlayalım. Birbirinden ilginç fobiler ve bunların İngilizce karşılıkları nelermiş, bir bakalım. 

ingilizce fobiler ve türkçe karşılıkları

 

İngilizce Fobiler ve Türkçe Karşılıkları

Senin bir fobin var mı? Neredeyse birçok insanın fobisi var. Peki, insanların ne derece ilginç korkuları var merak ediyor musun? Eğer cevabın evet ise arkana yaslanıp okumaya devam edebilirsin. En ilginç fobiler ve İngilizce karşılıklarını senin için listeledik. İlk okuduğunda seni şaşırtacak şeylerle karşılaşabilirsin. Haydi, en ilginç fobiler ve İngilizce karşılıkları neler, beraber bakalım.

On Üç Sayısından Korkmak – Triskaidekaphobia 

Triskaidekaphobia, dünyanın en ilginç fobilerinden biri. Üstelik bu fobiye sahip birçok insan var. Tam olarak on üç sayısından korkmak manasına geldiği söylenebilir. Aslında on üç sayısından değil. Onun uğursuzluğundan korkmak manasında kullanılıyor.

En ilginç fobiler ve İngilizce karşılıkları listesinin başında yer alan Triskaidekaphobia, dünyada çok yaygın. Bu fobiye sahip insanlar on üç sayısını görmenin kötü şans getirdiğine inanıyor. On üç sayısından kaçınmak için kaygılı davranışlar sergiliyor. 

Bu fobiye sahip kişiler on üçüncü yaş gününü kutlamak istemiyor, on üçüncü kata çıkmıyor, defterde on üçüncü sayfaya yazmıyor. Öyle ki dünyanın çoğu yerinde otellerde on üç numaralı oda 12A şeklinde yazılıyor. Oldukça ilginç bir fobi olan triskaidekaphobia, on üç sayısına duyulan makul olmayan bir korku diye açıklanabilir. 

Zamandan Korkmak – Chronophobia

Chronophobia, oldukça garip bir fobi. Modern insanın sürekli bir şeyler kaçırıyorum hissine benziyor aslında. En ilginç fobiler ve İngilizce karşılıkları listesine üst sıralardan girmeyi başarıyor. Bu fobi, isminden belli olacağı üzere zamandan korkmakla ilgili. Evet, yanlış duymadın zamandan korkmak! 

Zamandan da korkulur mu canım, deme! Burada zaman korkusu derken zamanın geçtiğini fark edince hissedilen kaygı anlaşılmalı. Bu fobiye sahip kişiler zamanın geçtiğinin farkına varmak istemiyor. Onlarda durum müthiş bir kaygı, olumsuz düşüncelere dalış ve ölümden korku şeklinde yaşanıyor. 

en ilginç ingilizce fobiler - thalassophobia

Okyanus Korkusu – Thalassophobia

En ilginç fobiler ve İngilizce karşılıkları adlı listede, şimdi sırada thalassophobia var. Oldukça garip bir fobi olduğunu söylemek mümkün. Ayrıca hayli yaygın görülen fobilerden bir tanesi. 

Okyanus korkusu olarak bilinse de aslında kişiler sadece okyanustan korkmuyor. Bu fobiye sahip kişiler okyanus, deniz, göl, havuz gibi her türlü su birikintisinden korkuyor. Kişi thalassophobia ise sahile gitmek istemeyebilir. Hatta vapura binmek, yüzmek gibi aktiviteleri asla yapmayabilir. Bundan dolayı gündelik yaşamı kısıtlayan fobilerden biri olduğunu söylemek mümkün. 

Alan Korkusu – Agoraphobia

Agoraphobia oldukça yaygın fobilerden bir tanesi. Ayrıca hayli de tuhaf. Bu nedenle en ilginç fobiler ve İngilizce karşılıkları adlı listemizde kendine yer buldu. Bu fobi filmlerde, dizilerde de çok fazla işleniyor. Denk gelmiş olma ihtimalin yüksek. 

Alan korkusu anlamına gelen agoraphobia, kişinin kendi güvenli alanı dışında yoğun bir korkuya kapılması manasına geliyor. Bu yoğun korku o denli tehlikeli olabilir ki kişi aylarca hatta yıllarca evinden çıkmayabilir. Bu fobiye sahip kişiler, güvenli alan olarak işaretledikleri yerlerin dışında kaygılanırlar. Günlük yaşamı sekteye uğratan bir fobi olduğunu söylemek mümkün. 

ingilizce fobiler ve türkçe karşılıkları - glossofobi

Konuşmaktan Korkmak – Glossofobi

Oldukça zor bir fobi olan glossofobi ile devam edelim. En ilginç fobiler ve İngilizce karşılıkları listesinde bulunan glossofobi, konuşmaktan korkmaktır. Kulağa oldukça tuhaf geliyor değil mi? Kim ve neden konuşmaktan korksun ki dediğini duyar gibiyiz! 

Bu fobiye sahip insanlar konuşmaktan korkuyor. Özellikle de halka açık yerlerde konuşmak, belirli bir kitlenin önünde konuşmacı olmak onlarda kaygı yaratıyor. Sözel iletişim kurmaktan büyük bir endişe duymak çok zor olsa gerek. İlginç fobilerden bir tanesi. 

En ilginç fobiler ve İngilizce karşılıkları listemizin ilk beşi yukarıdaki gibi! Elbette daha pek çok ilginç fobi var. Onları da başka bir listede ele alırız. Ama konuşmaktan korkmak demişken İngilizce konuşmaktan korkmaman gerektiğini hatırlatmadan geçmek olmaz! 

Her dil pratik yaparak öğrenilir ve pekiştirilir. Eğer pratik yapmazsan öğrendiklerini çabucak unutabilirsin. Bu nedenle İngilizce konuşmaktan çekinmeden, kaygı duymadan gönlünce pratik yapmalısın. Bulduğun her fırsatı değerlendirmelisin. Bir sözcüğü yanlış mı söyledin? Nasıl İngilizce sohbet başlatılır bilmiyor musun? Korkma, Open English her zaman yanında! 

Open English ile İngilizce öğrenmek oldukça kolay! Daha detaylı bilgi edinmek istiyorsan formu doldurabilirsin.

İngilizce En Sevilen Harry Potter Replikleri

Dünyanın en çok satan kitap ve film serilerinden Harry Potter serisi, hayranlarının aklından çıkmayan replikler ile dolu! İngilizce Harry Potter replikleri sevenleri arasında sık sık kullanılsa da belki tam olarak anlamakta güçlük çekiyor olabilirsin. Özellikle filmleri ve kitapları Türkçe deneyimlediysen İngilizce Harry Potter replikleri çok tanıdık gelmiyor olabilir. 

Bu yazımızda en sevilen İngilizce Harry Potter repliklerini sıralayacak ve Türkçesini paylaşacağız! Böylece belki de en sevdiğin filmlerden birini tekrar yad eder, İngilizce Harry Potter replikleri ile duygulanırsın! 

Fakat İngilizce Harry Potter replikleri isimli yazımıza başlamadan önce sana Open English’ten bahsetmek isteriz. Dünyada önde gelen online İngilizce kursu olan Open English, İngilizce öğrenme serüveninin her adımında sana yardımcı olmak için var! Peki, Open English’e abone olarak ne gibi fırsatlardan yararlanabilirsin? Hemen açıklayalım!

  • Open English’e abone olarak sana özel hazırlanmış çalışma programını edinebilirsin.
  • Aboneliğinin başlaması ile ana dili İngilizce olan yabancı eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilirsin.
  • Derslerde öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında, eğitmenler moderatörlüğüyle pratiğe dökebilirsin.
  • Dev içerik arşivimizdeki kaynak ve materyallerden sınırsız faydalanarak öğrendiklerini pekiştirebilirsin!

Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

ingilizce harry potter replikleri

İngilizce Harry Potter Replikleri

1. “If you want to know what a man’s like, take a good look at how he treats his inferiors, not his equals.”

İngilizce Harry Potter replikleri listemizin ilk sırasında çoğumuzun hak vereceği bir Sirius Black alıntısı var. Anlamı ise şu:

“Eğer birini tanımak istiyorsan, kendiyle eşit insanlara nasıl davrandığına değil, kendinden alçak durumdakilere nasıl davrandığına bak.”

2. “Things we lose have a way of coming back to us in the end, if not always in the way we expect”

İngilizce Harry Potter replikleri listemizin ikinci sırasında ise Luna Lovegood tarafından Zümrüdüanka Yoldaşlığı filminde söylenilmiş bu söz var. Anlamına hemen bakalım:

“Kaybettiğimiz şeyler en nihayetinde bize dönmenin bir yolunu, her zaman beklediğimiz şekillerde olmasa da bulur.”

3. “It is our choices, Harry, that show what we truly are, far more than our abilities”

Dumbledore tarafından Sırlar Odası filminde söylenen bu söz İngilizce Harry Potter replikleri listemizde üçüncü sırada. Anlamı şöyle:

“Kim olduğumuzu gösteren şey,  becerilerimizden çok tercihlerimizdir, Harry.”

ingilizce harry potter replikleri part 2

4. “Differences of habit and language are nothing at all if our aims are identical and our hearts are open”

İngilizce Harry Potter replikleri listemizde yine çok sevilen bir karakter olan Dumbledore’dan bir söz var. Ateş Kadehi filminde geçen bu replik ise şu anlama geliyor:

“Eğer fikirlerimiz ortak ve kalplerimiz açıksa alışkanlıklarımız ve dillerimizin farkı hiçbir şeydir.”

Umarız buraya kadar İngilizce Harry Potter replikleri yazımızın faydası dokunmuştur! Edebi bir eser olduğu için İngilizce Harry Potter repliklerini anlamak pek kolay olmayabilir. Bu yüzden İngilizce Harry Potter repliklerini kendi başına anlamak için İngilizce temelini kuvvetlendirmen gerekebilir. Yazımızın devamına geçmeden sana bir soru sormak isteriz. İngilizceyi ana dilin gibi konuşmak ister misin?

Cevabın “evet” ise seni Open English’e davet ediyoruz. 15 yılı aşkın süredir 1.5 milyon kişiye İngilizce öğretmiş olan Open English, sana İngilizceye hakim olman için harika fırsatlar sunuyor. Open English’e kaydolarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında pratik yapabilir ve içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin! Böylece İngilizce Harry Potter repliklerini ilk bakışta anlayabilirsin!

Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

5. “Of course it is happening inside your head, Harry, but why on earth should that mean it is not real?”

Yine bir Dumbledore repliği var İngilizce Harry Potter replikleri listemizde. Aynı zamanda fantastik evrenlerin oluşumuna ve ne kadar gerçekçi olabileceğine bir gönderme olan bu sözün anlamı şu:

“Bunlar tabii ki aklının içinde yaşanıyor Harry. Fakat bu neden olanları daha az gerçek yapsın?”

6. “No good sittin’ worryin’ abou’ it. What’s comin’ will come, an’ we’ll meet it when it does.”

İngilizce Harry Potter replikleri listemizin son başlığı başka bir sevilen karakter olan Hagrid’den geliyor. Her ne kadar İngilizce Harry Potter replikleri listesinde daha basit görünen bir replik olsa da hayatın içinden olduğu reddedilemez!

“Oturup streslenmenin bir anlamı yok. Her ne olacaksa olur ve olduğunda onu karşılarız.”

open english ile ingilizce gramerini geliştir

Open English ile İngilizce Gramerini Geliştir!

İngilizce Harry Potter repliklerinden bahsettiğimiz bu yazımızı sonlandırıyoruz. Umarım  İngilizce Harry Potter replikleri isimli yazımızın faydası olmuştur! Eğer öğrenmeye devam etmek istersen Online İngilizce Öğrenmenin 5 Avantajı isimli başlığımıza göz atmanı öneriyoruz. İngilizce Harry Potter Replikleri yazımızın sonuna gelmeden seni tekrardan Open English’e davet etmek isteriz. 

Yazımızı kapatırken sana bir sorumuz var: İngilizceyi ana dilin gibi konuşmak ister misin? Eğer çoğu insan gibi cevabın “evet” ise seni Open English’te görmeyi çok isteriz. Open English, dünya çapında 1.5 milyon insana 15 yıldır İngilizce öğreten bir online İngilizce kursu. Dolayısıyla alanında oldukça donanımlı ve deneyimli! Bu deneyimden faydalanmak istersen sen de aramıza katıl!

Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, öğrendiklerini canlı İngilizce konuşma gruplarında yabancılarla konuşarak pratiğe dökebilir ve dev içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklara sınırsız erişim sağlayabilirsin!

Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Voleybol İle İlgili İngilizce Terimler

Voleybol dünya çapında oynanan en popüler sporlardan bir tanesidir. Beceri, azim, hızlı refleks ve ciddi takım çalışması gerektirir. Eğer hâli hazırda voleybol oynuyorsan ve bu terimlerin İngilizcesini öğrenmek istiyorsan terimlere baktığında az çok aşina olduğunu fark edebilirsin.

Henüz voleybol ile ilgili hiç terim bilmiyorum ancak öğrenmek istiyorum diyorsan İngilizce-Türkçe tanımlarıyla birlikte voleybol terimlerini aşağıda detaylı olarak açıklayacağız. Hazırsak vakit kaybetmeden başlıklara geçelim.

Voleybol İngilizce Tanımı

Volleyball is a popular team sport played between two teams of six players each, separated by a high net. The objective of the game is to score points by grounding the ball on the opponent’s side of the court, within the boundaries of the court.

The ball is usually served over the net to the opposing team, and players must use various techniques, such as spiking, blocking, and digging, to return the ball over the net and prevent the other team from scoring. Volleyball is played both indoors and outdoors and is enjoyed by people of all ages and skill levels around the world.

İngilizce konuşmaya başlamak için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak ve aramamızı beklemek!

voleybolda kullanılan ingilizce terimler

Voleybolda Kullanılan İngilizce Terimler

Ace – A serve that is so good that the opposing team cannot return it, resulting in a point for the serving team. (Rakip takımın karşılık veremeyeceği kadar iyi bir servis, toplam 1 sayı kazandırır.)

Fake attack -The movement of two players to hide the player who will hit the ball by rising to the net at the same time (İki oyuncunun asıl vuruş yapacak oyuncuyu saklamak için yaptığı hareket.)

(Hücum Feyki.)

Block – A defensive move in which a player jumps up and blocks the ball from crossing the net into their team’s side of the court.  (Bir oyuncunun zıpladığı ve topun fileyi geçerek kendi takımının sahasına girmesini engellediği savunma hareketi)

(Blok.)

Dig – A defensive move in which a player digs the ball up off the floor with their arms to keep it in play. (Bir oyuncunun topu oyunda tutmak için kollarıyla yerden yukarı kazdığı bir savunma hareketi.)

(Dig.)

Kill – An attack that is so powerful that it cannot be returned, resulting in a point for the attacking team. (Karşılık veremeyecek kadar güçlü olan ve saldıran takıma bir puan kazandıran bir saldırı.)

(Sayı kazandıran vuruş.)

Set – A pass that is intended to set up a teammate for an attack. (Saldırı için bir takım arkadaşı kurmayı amaçlayan bir pas.)

(Pas.)

Spike – An attack in which a player jumps and hits the ball over the net with force. (Bir oyuncunun zıpladığı ve file üzerinden topa kuvvetle vurduğu bir saldırı.)

(Spike.)

Libero – A defensive specialist who can replace any back-row player without counting as a substitution. (Herhangi bir geri hat oyuncusunu oyuncu değişikliği olarak sayılmadan değiştirebilen bir savunma uzmanı.)

(Libero.)

Middle blocker – A player who specializes in blocking the opposing team’s middle attacks.  (Rakip takımın orta saldırılarını engellemede uzmanlaşmış bir oyuncu.)

(Orta bloker.)

Outside hitter – A player who specializes in attacking from the left side of the court. (Sahanın sol tarafından saldırma konusunda uzmanlaşmış bir oyuncu.)

(Dış forvet.)

Efektif bir şekilde İngilizce çalışmak için hemen yan tarafta yer alan formu doldur!

voleyolda kullanılan ingilizce terimler - opposite hitter

Opposite hitter – A player who specializes in attacking from the right side of the court. (Sahanın sağ tarafından saldırma konusunda uzmanlaşmış bir oyuncu.)

(Ters forvet.)

Setter – A player who is responsible for setting up their teammates for attacks. (Takım arkadaşlarını saldırılar için ayarlamaktan sorumlu bir oyuncu.)

(Kurucu.)

Rotation – The process of rotating players clockwise on the court, which occurs after each side out. (Her bir taraf dışarı çıktıktan sonra gerçekleşen, oyuncuları sahada saat yönünde döndürme işlemi.)

(Rotasyon.)

Side out – The point at which the serving team loses the serve and the other team gains possession. (Servis atan takımın servisi kaybettiği ve diğer takımın topa sahip olduğu nokta.)

(Servis değişimi.)

Serve – The act of putting the ball into play by hitting it over the net from behind the end line. (Topu bitiş çizgisinin gerisinden file üzerinden vurarak oyuna sokma eylemi.)

(Servis.)

Block touch – A block that deflects the ball but doesn’t stop it completely, allowing the defending team to make a play. (Topun yönünü değiştiren ancak tamamen durdurmayan ve savunan takımın oyun oynamasına izin veren bir blok.)

(Bloktan seken top.)

Bump – A pass made with the forearms. (Ön kollarla yapılan bir pas.)

(Forearm pas.)

Carry – A fault in which the ball comes to rest on the player’s hands or arms. (Topun oyuncunun ellerinde veya kollarında durduğu bir hata.)

(Topun elde taşınması.)

Dink – A soft attack in which the player lightly taps the ball over the net. (Oyuncunun file üzerinden topa hafifçe vurduğu yumuşak bir saldırı.)

(Topu hafifçe ağdan geçirme.)

Foot fault – A fault in which the server steps on or over the end line before contacting the ball.  (Servis atan oyuncunun topa temas etmeden önce bitiş çizgisine veya bitiş çizgisine adım attığı bir hata.)

(Ayak hatası.)

Free ball – A ball that is returned over the net without a significant attack, usually as a defensive move. (Genellikle savunma hareketi olarak, önemli bir saldırı olmaksızın file üzerinden dönen bir top.)

(Sayı kazandırmayan boş bir pas.)

Joust – A situation in which two opposing players jump and try to push the ball over the net to their own side.  (İki rakip oyuncunun zıplayarak topu file üzerinden kendi taraflarına doğru itmeye çalıştıkları bir durum.)

(Joust.)

Overhand serve – A serve in which the ball is tossed into the air and then struck with an overhand motion. (Topun havaya atıldığı ve ardından overhand hareketiyle vurulduğu bir servis.)

(Aşırı topuklu servis.)

Pass – A term used to describe any legal contact with the ball that is intended to control its direction and speed. (Yönünü ve hızını kontrol etmeyi amaçlayan topla herhangi bir yasal teması tanımlamak için kullanılan bir terim.)

(Pas.)

voleybol ile ilgili ingilizce cümleler

Voleybol ile İlgili İngilizce Cümleler

“Filenin Sultanları” is the nickname given to the Turkish women’s national volleyball team. This name translates to “Sultans of the Net” in English, and is a testament to the team’s success and dominance in the sport. The Turkish women’s national volleyball team has consistently performed well in international competitions, including the Olympics, World Championships, and European Championships. They have won multiple medals and titles, and their success has helped to raise the profile of volleyball in Turkey. The team is known for its strong players and team spirit, and they continue to inspire young girls and women to pursue their passion for volleyball.

“Filenin Sultanları” Türkiye’nin kadın milli voleybol takımının takma adıdır. Bu isim “Sultans of the Net” olarak İngilizce’ye çevrilebilir ve takımın başarısı ve spor dalındaki hakimiyetini yansıtmaktadır. Türkiye’nin kadın milli voleybol takımı uluslararası müsabakalarda sürekli olarak iyi performans sergilemiş ve Olimpiyatlar, Dünya Şampiyonası ve Avrupa Şampiyonası gibi önemli turnuvalarda birçok madalya ve şampiyonluk kazanmıştır. Bu başarıları sayesinde voleybol Türkiye’de daha da popüler hale gelmiştir. Takımın güçlü oyuncuları ve takım ruhuyla tanındığı ve genç kızları ve kadınları voleybol tutkularını takip etmeye teşvik ettiği bilinmektedir.

  1. The setter made a perfect set to the hitter, who spiked the ball over the net for a point.
  2. The libero dove to the ground to make a dig on the hard-driven ball.
  3. The middle blocker jumped high to block the opposing team’s attack.
  4. The outside hitter served the ball with a powerful jump serve, causing the other team to struggle with the serve.
  5. The referee called a double hit when the setter touched the ball twice in a row.
  6. The opposite hitter made a tip over the block, surprising the defense and scoring a point.
  7. The middle blocker ran a quick attack, slamming the ball down on the other side of the net.
  8. The back-row player received the serve with a perfect pass, allowing the setter to run a fast offense.
  9. The team captain called a time-out to regroup and discuss strategy.
  10. The ball hit the antenna on the way over the net, resulting in a point for the other team.

 Şimdi bu voleybol ile ilgili İngilizce cümlelerin Türkçe karşılıklarına bakabiliriz.

  1. Pasör, topu ağ üzerinden bir sayı için smaçlayan vurucuya mükemmel bir set yaptı.
  2. Libero, sert topa bir kazma yapmak için yere atladı.
  3. Orta bloker, rakip takımın atağını engellemek için yükseğe sıçradı.
  4. Dışarıdan vurucu, güçlü bir sıçrayan servisle topa servis attı ve diğer takımın karşılama ile mücadele etmesine neden oldu.
  5. Pasör topa art arda iki kez dokunduğunda hakem çift vuruş verdi.
  6. Karşı vurucu bloğun üzerinden geçerek savunmayı şaşırttı ve bir sayı kaydetti.
  7. Orta bloker hızlı bir atak yaparak topu filenin diğer tarafına çarptı.
  8. Geri hat oyuncusu servisi mükemmel bir pasla karşılayarak pasörün hızlı bir hücum yapmasına izin verdi.
  9. Takım kaptanı yeniden toplanmak ve stratejiyi tartışmak için mola verdi.
  10. Top file üzerinden giderken antene çarparak karşı takıma bir sayı kazandırdı.

Burada yazımızı sonlandırırken İngilizce öğrenmek için yapman gerekeni anlatmak istiyoruz. Bunun için tek yapman gereken yan taraftaki formu doldurmak! Hadi durma, hemen harekete geç ve İngilizce öğrenmeye başla.

İngilizce İltifat Cümleleri ve Türkçe Karşılıkları

Birine iltifat etmek veya iltifat duymak her zaman için çok hoştur. Yabancı bir dilde edilen iltifatı anlamak veya birine iltifat etmek için bazı kalıpları bilmek gerekir. Yakın dostun, hoşlandığın kişi veya iş arkadaşın, kim olursa olsun iltifat etmek istediğin durumlar olabilir.

Bu yazıda iş, aşk, aile ve dostlar için edebileceğin iltifatlardan kısaca bahsedeceğiz. Senin de severek kullandığın iltifat cümleleri varsa yorumlara yazarak bizimle paylaşabilirsin. 

iş ile ilgili ingilizce iltifat cümleleri

İş ile İlgili İngilizce İltifat Cümleleri

  •     You’re doing an excellent job! (Harika bir iş çıkarıyorsun!)
  •     Your attention to detail is impressive. (Detaylara olan dikkatin etkileyici!)
  •     You’re an asset to the team. (Ekip için değerlisin.)
  •     Your contributions are invaluable. (Katkıların paha biçilemez.)
  •     You have a great work ethic. (Harika bir iş etiğin var.)
  •     You have a natural talent for this. (Bunun için doğal yeteneğin var.)
  •     Your creativity is inspiring. (Yaratıcılığın ilham verici.)
  •     You’re always willing to learn and grow. (Her zaman öğrenmeye ve gelişmeye isteklisin.)
  •     You have a great eye for detail. (Detaylar için harika bir gözün var.)
  •     You’re a real go-getter. (Gerçek bir iş bitiricisin.)
  •     Your ideas are always fresh and innovative. (Fikirlerin her zaman yeni ve yaratıcı.)
  •     You have a natural talent for leadership. (Liderlik için doğal bir yeteneğin var.)

Verimli bir şekilde İngilizce çalışmak istiyorsan, yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

sevgili için ingilizce iltifat cümleleri

Sevgili İçin İngilizce İltifat Cümleleri

Sevgili için söylenebilecek iltifatlar burada yazamayacağımız kadar çoktur ancak fikir olması için bazı popüler iltifat cümlelerine aşağıda yer vermek istedik. Eğer ki karşındaki kişinin bu iltifatlardan çok daha fazlasını söylemek istiyor ancak nasıl yapacağını bilmiyorsan ilham almak için İngilizce şiirler okuyabilir, İngilizce romantik şarkı sözlerinden yararlanabilirsin.

  •     You are the most beautiful/handsome person I have ever seen. (Bu zamana kadar gördüğüm en yakışıklı/güzel kişisin.)
  •     I am so lucky to have you in my life. (Hayatımda olduğun için çok şanslıyım.)
  •     You light up my world. (Dünyamı aydınlatıyorsun.)
  •     I love the way you make me feel. (Beni hissettirdiğin şekli seviyorum.)
  •     You are so kind and caring. (Çok kibar ve naziksin.)
  •     You have such a warm and loving heart. (Çok sıcak ve sevgi dolu bir kalbin var.)
  •     Your smile is infectious. (Gülümsemen bulaşıcı.)
  •     Your smile is proof that the best things in life are free. (Gülümsemen dünyadaki en güzel şeylerden bedava olduğunun kanıtı.)
  •     I never get tired of looking at you. (Sana bakmaktan hiç sıkılmam.)
  •     Even hell can be a nice place if I am with you. (Eğer seninleysem cehennem bile güzel bir yer olabilir.)
  •     I feel so safe and comfortable around you. (Senin yanında güvende ve rahat hissediyorum.)
  •     Your love is the best thing that ever happened to me. (Senin aşkın başıma gelen en güzel şey.)
  •     I am grateful for every moment I spend with you. (Seninle geçirdiğim her an için müteşekkirim.)
  •     You are the missing piece in my life. (Benim hayatımdaki kayıp parçamsın.)
  •     You have such a beautiful soul. (Muhteşem bir ruhun var.)
  •     You make me feel like the luckiest person in the world. (Beni dünyanın en şanslı insanı gibi hissettiriyorsun.)

İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

aile ve arkadaşlar için ingilizce iltifatlar

Aile ve Arkadaşlar İçin İngilizce İltifatlar

Aile bireyleri için kullanabileceğin bazı iltifatlar:

  •     You have always been there for me, and I am so grateful for your love and support. (Her zaman yanımdaydın ve sevgin ve desteğin için müteşekkirim.)
  •     You are an amazing parent/sibling/grandparent/child, and I am lucky to have you in my life. (Harika bir ebeveyn/kardeş/büyükanne/büyükbaba/torunsun ve hayatımda olduğun için çok şanslıyım.)
  •     Your guidance and wisdom have helped me become the person I am today. (Bilgeliğin ve yol göstericiliğin bugün olduğum kişi olmama yardımcı oldu.)
  •     Your patience and understanding are truly admirable. Sabrın ve anlayışın gerçekten takdire şayan.)
  •     You have a heart of gold. (Altın bir kalbin var.)
  •     I look up to you and admire your strength and resilience.
  •     Your love and care have created a wonderful family environment. (Sevgin ve ilgin harika bir aile ortamı yarattı.)
  •     You have a special way of bringing people together. (İnsanları bir araya getirmek için özel bir yöntemin var.)
  •     Your positive attitude is contagious and inspires me to be better. (Pozitif yaklaşımın bulaşıcı ve beni daha iyi olmam için etkiler.)
  •     Your sense of humor always brings a smile to my face. (Espri anlayışın her zaman yüzümü güldürür.)

Arkadaşlar için iltifat cümleleri:

  •     You are an amazing friend, and I appreciate everything you do for me. (Harika bir arkadaşsın, benim için yaptığın her şey için teşekkür ederim.)
  •     You have a wonderful personality and always make me feel comfortable. (Harika bir kişiliğin var ve beni her zaman rahat hissettiriyorsun.)
  •     Your loyalty and trustworthiness have so much worth for me. (Sadakatin ve güvenilirliğin benim için çok değerli.)
  •     You always have a kind word or gesture, and that means the world to me. (Her zaman kibar veya naziksin ve bu benim için dünyalar demek.)
  •     Your creativity and talent are inspiring. (Yaratıcılığın ve yeteneğin ilham verici.)
  •     You are always there to listen to my problems. (Sıkıntılarımı dinlemek için her zaman yanımdaydın.)
  •     Your honesty and authenticity make you a true friend. (Dürüstlüğün ve özgünlüğün seni gerçek bir dost yapar.)
  •     Your positivity and energy are invaluable, and I am grateful for your friendship. (Pozitifliğin ve enerjin paha biçilemez ve ben arkadaşlığın için minnettarım.) 
  •     You have a unique perspective and always challenge me to think outside the box. (Eşsiz bir bakış açın var ve her zaman kalıpların dışında düşünmek için bana meydan okuyor.)

İngilizce öğrenmeye başlamak için hemen yan tarafta yer alan formu doldur!

İngilizcede Hava Çok Sıcak Demenin Farklı Yolları

İngilizcede havanın çok sıcak olduğunu söylemenin birçok farklı yolu vardır. Farklı farklı birçok cümle kullanmak yerine basitçe “The weather is so hot.” demek bir noktadan sonra sıkıcı ve basit olabilir.

Bu yazıda hem mizahi açıdan kullanabileceğin hem de abartılı kalıplara yer verebileceğin birçok örnek cümleye yer vereceğiz. Eğer senin de sık sık kullandığın veya çok sık duyduğun cümle kalıpları varsa yorumlarda belirtebilirsin!

İngilizce konuşma sırasında kullanabileceğin hava sıcaklığıyla alakalı kelimelere geçiş yapabiliriz.

İngilizce Hava Sıcaklığıyla İlgili Kelimeler

Hava sıcaklığı ile ilgili örnekler vermeden önce bu konu ile alakalı fazla yaygın olmayan birkaç kelimeden bahsedelim. Tahmin edebilirsin ki, cümleleri ezberlemekten ziyade cümlede kullanabileceğin kelimeleri öğrenmek çok daha kolay olacaktır.

Bu şekilde bu kelimeleri yalnızca tek bir cümle şeklinde değil, diyalog arasında birçok farklı şekilde geçirebilirsin. Elbette unutmamak gerekir ki, bir kelimenin anlamı ile kullanım alanı farklılık gösterebilir.

Örneğin, “melting” kelimesi “erimek” anlamında kullanılır. Bu kelimeyi, “The ice cream is melting.” şeklinde veya “I am melting.” şeklinde kullanabilirsin ancak “You are melting.” şeklinde bir ifade kullanırsan kullanım şeklin doğru olmayacaktır.

Karşı taraf için böyle bir ifade kullandığında karşı taraf çok terlediğini veya kötü göründüğünü düşünebilir. Dolayısıyla mübalağa etmeye çalışırken karşı taraf için kaba olabilirsin.

  • Roasting: Kavrulmak
  • Melting: Erimek
  • Hot: Sıcak
  • Hot as …: … kadar sıcak
  • Boiling hot: Cehennem gibi, hamam gibi, çok ama çok sıcak
  • Humid: Nemli, rutubetli
  • Scorching: Kavurucu, çok sıcak
  • Stifling: Boğucu, boğucu sıcak
  • Oppressive: Kasvetli, sıcaklı ve nemli, bunaltıcı
  • Searing: Yakıcı
  • Burning: Yakıcı
  • Relentless: Sonu gelmeyen, devamlı, acımasız
  • Muggy: Sıcak ve rutubetli, bunaltıcı, bunaltıcı bir hava
  • Suffocating: Boğucu, bunaltıcı

ingilizcede hava çok sıcak deme yolları

İngilizce Hava Çok Sıcak Deme Yolları

İngilizcede birçok şekilde hava çok sıcak diyebilirsin. Nasıl ki Türkçede hava çok sıcak yerine; “Yandım resmen, yumurta kırsan pişer, sıcaktan piştim, dışarısı hamam gibi, sıcaktan eridim.” gibi cümleler kullanıyorsak bu kalıpların çok benzerleri de İngilizcede aynı şekilde kullanılır. Bu başlıkta çevirileriyle birlikte elli farklı hava çok sıcak deme şeklinden bahsedeceğiz.

Eğer sen de internette cümle kalıpları araştırmaktan yoruldum, artık İngilizceyi tamı tamına öğrenmek istiyorum diyorsan doğru yerdesin! Hemen formu doldurarak uzmanlarımızın seninle iletişime geçmesini sağlayabilir, sıfırdan son seviyeye kalıcı İngilizce öğrenme fırsatını yakalayabilirsin!

  • The temperature is scorching. (Sıcaklık kavurucu/ Kavurucu sıcaklık var.)
  • It’s a blazing hot day.  (Çok sıcak bir gün.)
  • The weather is unbearable. (Dayanılmaz bir hava.) 
  • It’s sweltering outside. (Dışarısı bunaltıcı.)
  • The weather is boiling hot. (Hava cehennem gibi/ Hava hamam gibi.)
  • The sun is beating down on us. (Güneş üzerimize vuruyor.)
  • “It’s like an oven out there.”. (Dışarısı fırın gibi.)
  • It’s extremely hot and humid. (Hava aşırı sıcak ve nemli.)
  • The air is thick and stifling. (Hava boğuk ve ve nemli.)
  • The temperature has reached a record high. (Hava sıcaklığı rekor yüksekliğe ulaştı.)
  • The heat is oppressive. (Hava bunaltıcı.)

Bunaltıcı çok sıcak ve nemli anlamında kullanıldı

  • It’s like being in a sauna. (Bu saunada olmak gibi.)
  • The pavement is sizzling underfoot. (Kaldırım ayakların altında cızırdıyor.)
  • The sun is searing. (Güneş yakıyor.)
  • It’s so hot, you can fry an egg on the sidewalk. (Hava çok sıcak, kaldırımda yumurta pişirebilirsin.)
  • The air is muggy. (Hava boğucu.)

Burada muggy kelimesi çok sıcak ve rutubetli anlamında kullanılıyor.

  • The atmosphere is stifling. (Atmosfer boğucu.)
    Burada stifling kelimesi boğucu sıcaklık anlamında kullanılıyor.
  • The sun is scorching the earth. (Güneş dünyayı kavuruyor.)
  • The heat wave is suffocating. (Sıcak hava dalgası boğucu.)
  • The heat is relentless. (Durmak bilmeyen sıcak.)
  • The weather is tropical. (Hava tropik.)
  • The temperature is soaring. (Sıcaklık artıyor.)
  • It’s burning outside. (Dışarısı yanıyor.)

komik şekilde İngilizce hava çok sıcak deme yolları

Komik Şekilde İngilizce Hava Çok Sıcak Deme Yolları

Arkadaşlar arasında konuşurken basit bir dil kullanmak yerine esprili bir dil kullanmak özellikle de şakacı bir insansan hoşuna gidecektir. Bu bölümde birkaç komik örnek cümle vererek fikir edinmeni sağlayacağız. Senin de aklına gelen esprili cümleler varsa yorumlara yazabilirsin.

  • Well, it’s certainly not cold. (Şey, kesinlikle soğuk değil.)
  • Hava gereğinden fazla sıcak olduğu için ironi olarak bu cümleyi kullanabilirsin. İlk defa dışarı çıktığında veya biri havayı sorduğunda bu ifadeyi kullanabilirsin.
  • I might take my skin off. (Derimi çıkartabilirim.)
  • Hava gereğinden fazla sıcak olduğunda ve bir türlü serinleyecek bir yol bulamadığında bu ifadeyi kullanabilirsin. Hava o kadar sıcak ki kıyafetlerimi bırak, derimi bile çıkartabilirim. anlamında kullanılır.
  • I’m melting. (Eriyorum.)
  • Türkçede de olduğu üzere sıcaktan eriyorum anlamında kullanılır.
  • I’m roasting. (Kavruluyorum.)
  • Türkçede de olduğu gibi sıcaktan kavrulmak, fazla sıcaklamak anlamında kullanılır.
  • “It’s hot as hades out there.” (Dışarısı cehennem kadar sıcak.)
  • Bu cümle kalıbı cehennem kadar sıcak anlamında kullanılır. Hades kelimesi hell kelimesi yerine kullanılır.
  • “It’s the dog days of summer. (Bunlar yazın en sıcak günleri.)

Bu kalıp temmuz ayının başı ile ağustos ayının son haftaları için kullanılan terimdir. Bu dönemler birçok ülkede senenin en sıcak dönemi olduğundan bu dönemler dog days of summer olarak tanımlanır. Bu haftalar içinde dog days of summer kalıbını kullanabilirsin.

  • It’s hotter than Dutch love. (Hava çok sıcak.)

Bu ifade bir kalıp olarak kullanılır. Çok sıcak havayı veya tutkulu bir aşkı ifade etmek için kullanılır.

  • It’s hotter than six shades of hell.” (Cehennemin altı katından daha sıcak.)

Bu ifade de cehennem kadar sıcak demenin bir farklı şeklidir. Direkt olarak hot as hell demek yerine biraz daha abartılı bir ifade kullanmak istersen bu ifadeyi de kullanmayı tercih edebilirsin.

İngilizce Hava Sıcaklığı ile İlgili Örnek Diyalog

Bu başlıkta öğrendiğimiz kalıpları doğru şekilde kullanabilmek için örnek bir diyaloğa yer vereceğiz. Aşağıda yer alan kalıplar yerine yukarıda bulunan kalıpları da kullanabilirsin. Özellikle sıcak bir memlekete gidiyorsan veya yazın bulunduğun bölgede turist ağırlayacaksan hava ile ilgili kalıpları diyalog içerisinde geçirebilmen de oldukça önemlidir. 

John: Phew, it’s hot out here! (Of, burası çok sıcak!)

Sarah: I know, right? It feels like an oven. (Biliyorum, değil mi? Fırın gibi hissettiriyor.)

John: Seriously, I don’t remember it being this hot last year. (Cidden, geçen sene bu kadar sıcak olduğunu hatırlamıyorum.)

Sarah: The sun is really beating down on us today. (Güneş bugün gerçekten üstümüze vuruyor.)

John: I feel like I’m melting. Eriyor gibi hissediyorum.)

Sarah: Yeah, the heat is pretty oppressive. (Evet, sıcak oldukça bunaltıcı.)

John: It’s like we’re in a sauna. (Sanki saunadaymışız gibi.)

Sarah: Tell me about it. I feel like I need to jump into a pool or something. (Bir de bana sor. Sanki havuza ya da başka bir şeye atlamalıymış gibi hissediyorum.)

John: That sounds like a good idea. Let’s go find one and cool off. (Kulağa iyi geliyor. Hadi gidip birini bulalım ve serinleyelim.)

Bu yazıda hava çok sıcak demenin farklı yollarından bahsettik. Eğer bu yazı gibi daha fazla yazıya ulaşmak istiyorsan blog sayfamızı takip edebilir, İngilizceyi yorulmadan, sıkılmadan öğrenmek istiyorum diyorsan web sitemizi inceleyerek Open English’in avantajlı fırsatlarından yararlanma şansı yakalayabilirsin.

İngilizce öğrenmeyi daha fazla ertlemeden hemen Open English’e kaydol, İngilizceyi kolayca öğren! 

İngilizcede Çok Anlamlı Fiiller ve Türkçe Karşılıkları

İngilizcede çok anlamlı fiilleri bilmek çok önemlidir. İngilizcede çok anlamlı fiilleri bilip doğru biçimde kullanmamız çok kritiktir. Böylece karıştırması çok kolay olan İngilizcede çok anlamlı fiilleri rahatlıkla kullanabiliriz. Bildiğimiz bir çok kelimenin farklı ve bize yeni gelen anlamları olabilir. İngilizcede çok anlamı fiiller ise bu kelimeler arasında başı çeker. 

Bu yazımızda İngilizcede çok anlamlı fiiller konusuna değinecek, İngilizcede çok anlamlı fiillerden en yaygın olanlarını ele alacağız. İngilizcede çok anlamlı fiillere değinmekle de kalmayacak, farklı anlamlarından birer örnek de vereceğiz. Böylece en yaygın İngilizce çok anlamlı fiilleri burada öğrenebileceksin.

Yazımıza başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Seviyen ne olursa olsun İngilizceyi en iyi şekilde öğrenmek ve ana dilin gibi konuşmak istersen sen de Open English’e katılmalısın! Open English üzerinden sertifika almak da mümkün. Yani İngilizce ile ilgili ihtiyacın olabilecek her şey burada! 

Dünyada önde gelen online İngilizce kursu olan Open English, 15 yıllık deneyimi ile sana bir çok fırsat sunuyor. Open English’e abone olarak bu fırsatlardan istediğin gibi faydalanabilir, İngilizceyi öğrenmeye sağlam adımlarla başlayabilirsin! Peki nedir bu fırsatlar?

  • Open English’e abone olarak kendine özel çalışma programını edinebilirsin.
  • Ana dili İngilizce olan, dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilirsin.
  • Öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında, eğitmen moderatörlüğünde pratiğe dökebilirsin.
  • Devasa içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklara sınırsız erişim sağlayabilirsin.

Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

İngilizcede Çok Anlamlı Fiiller Nedir?

İngilizcede çok anlamlı fiiller, yazımı aynı fakat anlamları farklı fiillerdir. Fiil oldukları için tabii ki eylem belirtirler. İngilizcede çok anlamlı fiillerin de yer aldığı eşsesli kelimelere homonym, homophone veya homograph denilebilir. Türkçede ses ve harf ayrımı çok olmadığı için hem homophone (aynı telaffuza sahip) ve homograph (aynı yazıma sahip) kelimeleri de bir kabul edebiliriz. 

Homonym ise bu ikisini kapsayan kelimelere denilir. İngilizcede çok anlamlı fiiller de doğal olarak bu kategoriye girer. İngilizcede çok anlamlı fiilleri bilmemiz oldukça önemlidir çünkü bu kelimelerle günlük hayatta farklı anlamlarıyla karşılaşmamız mümkündür. Hazırlıklı olarak İngilizcede çok anlamlı fiilleri önceden bilmemiz birçok kafa karışıklığını ortadan kaldıracaktır. 

İngilizcede Çok Anlamlı Fiiller

Yazımızın bu kısmında İngilizcede çok anlamlı fiillerin en yaygın karşılaşılanlarına yer vereceğiz. Bu İngilizcede çok anlamlı fiilleri öğrendikten sonra günlük hayatında da kullanmaya çalışmanı, karşılaştığın yerlerde hangi anlamında olduğunu anlamaya çaba göstermeni öneriyoruz. İngilizcede çok anlamlı fiillerin en yaygınları!

ingilizcede çok anlamlı fiiller - put

Put: Koymak / Bir Şeye Dökmek

  • I put my books in my bag. (Kitaplarımı çantama koydum.
  • I want to put my feelings into words. (Duygularımı kelimelere dökmek istiyorum.

Watch: İzlemek / Nöbet Tutmak

  • We are watching TV. (Televizyon İzliyoruz.)
  • The police are watching this area. (Polisler burada nöbet tutuyor.)

Cut: Kesmek / Azaltmak

  • She cut some onions and now she’s crying. (Birkaç soğan kesti ve şimdi ağlıyor.)
  • The boss cut our pay again. (Patron maaşımızı azalttı.)

Get: Elde Etmek / Anlamak

  • I just got the new video game. (Az önce yeni bilgisayar oyununu aldım.)
  • I get what you mean. (Ne demek istediğini anlıyorum.)

ingilizcede çok anlamlı fiiller - run

Run: Koşmak / Bir İşi Yönetmek

  • He was running towards me. (Bana doğru koşuyordu.)
  • She runs his father’s company. (O babasının şirketini yönetiyor.)

Umarız buraya kadar her şey açık ve nettir! İngilizcede çok anlamlı fiiller gibi temel konuları en doğru şekilde öğrenmek çok önemlidir. Bu yüzden, eğer İngilizcede çok anlamlı fiiller hakkında aklında sorular varsa Open English’e göz atmanı öneriyoruz! 

Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, derslerde öğrendiklerini canlı İngilizce konuşma gruplarında pratiğe dökebilir ve dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!

Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Frequent: Bir yere sıklıkla gitmek / Sık

  • My friends and I frequent this cafe. (Arkadaşlarım ve ben bu kafeye sıklıkla gideriz.)
  • I make frequent visits to my grandma’s. (Büyükannemin evine sık ziyaretler yaparım.)

ingilizcede çok anlamlı fiiller - produce

Produce: Üretmek / Taze Meyve – Sebze

  • We produce paper. (Kağıt üretiyoruz.)
  • We bought some produce. (Taze meyve sebze aldık.)

Bow: Eğilmek / Yay

  • The peasant bowed down before the king. (Köylü kral karşısında eğildi.)
  • He shot an arrow from his bow. (Yayından bir ok fırlattı.)

Lead: Yönetmek / Kurşun

  • He leads an army. (O bir orduyu yönetir.)
  • Lead is poisonous. (Kurşun zehirlidir.)

Dikkat! Fiil olan lead “liid” diye okunurken, isim olan “led” diye okunur. 

Subject: Maruz Bırakmak / Okul Dersi

  • A lot of parents subject their kids to their problems. (Çoğu aile çocuklarını sorunlarına maruz bırakır.)
  • My favorite subject is English. (En sevdiğim ders ingilizce.)

Bu yazımızda İngilizcede çok anlamlı fiiller arasında en önemlilerinden bahsettik ve örneklerle pekiştirdik. Eğer öğrenmeye devam etmek istiyorsan bir diğer yazımız olan İngilizce Karşılaştırma Cümle Örnekleri’ni okuyabilirsin!

İngilizceye Hakim Olmak İster Misin?

Cevabın “Evet!” ise seni Open English’e bekliyoruz. Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan yabancı eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabileceğin gibi, derslerde öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında pekiştirebilirsin. Üstelik Open English, dev içerik arşivimize sınırsız erişim fırsatını da sunuyor!

Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. 

Tenis İle İlgili İngilizce Terimler

Tenis, iki veya dört oyuncunun bir ağın ortasında, bir topu raketler aracılığıyla rakibin sahasına atarak oynadığı raket sporudur. Bu sporda hedef, topu rakibin alanına atmak ve rakibin topu geri atmasını önlemektir. Tenis maçları, setler halinde oynanır.

Ülkemizde yeterince yaygın bir spor dalı olmasa da dünya çapında oldukça seveni olan bir spordur. Bu yazıda tenis ile ilgili terimlerden bahsedeceğiz. Eğer ki bir tenis oyuncusuysan ve terimlere az çok hâkimsen endişelenmene gerek yok, İngilizce tenis terimleri ile Türkçe tenis terimleri neredeyse aynıdır. Fazla uzatmadan Teniste kullanılan İngilizce terimlere göz atalım.

İngilizce öğrenmek istiyorsan, tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak ve seni aramamızı beklemek!

Teniste Kullanılan İngilizce Terimler

  • Serve – Servis: The act of hitting the ball to start a point. (Bir noktayı başlatmak için topa vurma eylemi.)
  • Forehand – Forehand: A shot hit on the dominant side of the body, usually with the palm facing forward. (Vücudun baskın tarafına, genellikle avuç içi öne bakacak şekilde vurulan bir atış.)
  • Backhand – Backhand: A shot hit on the non-dominant side of the body, usually with the back of the hand facing forward. (Vücudun baskın olmayan tarafına, genellikle elin arkası öne bakacak şekilde yapılan bir atış.)
  • Ace – Ace: A serve that the opponent is unable to touch with their racket. (Rakibin raketi ile dokunamadığı bir servis.)
  • Fault – Hata: A serve that lands outside of the designated service box or hits the net. (Belirlenen servis kutusunun dışına düşen veya fileye çarpan bir servis.)
  • Double fault – Çift hata: Two consecutive serves that land outside of the designated service box or hit the net. (Belirlenen servis kutusunun dışına inen veya fileye çarpan art arda iki servis atışı.)
  • Volley – Voley: A shot hit in mid-air before the ball bounces on the ground. (Top yerde sekmeden önce havada yapılan vuruştur.)

teniste kullanılan ingilizce terimler - smash

  • Smash – Smas: A powerful overhead shot hit downward towards the opponent’s court. (Güçlü bir tepeden vuruş, rakibin sahasına doğru aşağı doğru vurdu.)
  • Lob – Lob: A shot hit high in the air over the opponent’s head. (Rakibin kafasının üzerinden havada yüksekten vurulan bir atış.)
  • Drop shot – Drop şotu: A shot hit softly with underspin, intended to drop just over the net. (Filenin hemen üzerinden düşmek amacıyla, alttan falsolu yumuşak bir şut.)
  • Spin – Spin: A type of shot that causes the ball to spin as it travels through the air. Topun havada hareket ederken dönmesine neden olan bir atış türü.
  • Topspin: A shot hit with a forward spinning motion, causing the ball to dip downwards as it lands. Topspin: İleriye doğru dönen bir hareketle vurulan ve topun yere inerken aşağı doğru eğilmesine neden olan bir şut.
  • Underspin – Altspin: A shot hit with a backward spinning motion, causing the ball to bounce lower than expected. Geriye doğru dönen bir hareketle yapılan ve topun beklenenden daha düşük sekmesine neden olan bir şut.
  • Deuce – Deuce: A score of 40-40, indicating that the next point will determine who wins the game. 40-40 skoru, bir sonraki sayının oyunu kimin kazanacağını belirleyeceğini gösterir.
  • Advantage – Avantaj: A player’s score of 40 when their opponent’s score is 40, indicating that they only need one more point to win the game. (Rakibinin skoru 40 iken oyuncunun skorunun 40 olması, oyunu kazanmak için sadece bir puana daha ihtiyacı olduğunu gösterir.)
  • Game – Oyun: A unit of scoring in tennis, consisting of a series of points. (Teniste bir dizi puandan oluşan puanlama birimi.)
  • Set – Set: A unit of scoring in tennis, consisting of a series of games. (Teniste bir dizi oyundan oluşan bir puanlama birimi.
  • Match – Maç: The entire competition between two players or teams, consisting of one or more sets. (İki oyuncu veya takım arasında bir veya daha fazla setten oluşan rekabetin tamamı.)
  • Tiebreaker – Tiebreaker: A special game played when the score is tied at 6-6 in a set, where the first player to reach 7 points wins. (Bir sette skor 6-6 berabere kaldığında oynanan ve 7 puana ulaşan ilk oyuncunun kazandığı özel bir oyun.)
  • Let – Let: A serve that hits the net and lands in the service box, allowing the server to replay the point. (Ağa çarpan ve servis kutusuna inen ve servis atan oyuncunun puanı tekrar oynamasına izin veren bir servis.)
  • Foot fault – Ayak hatası: A serve where the server’s foot lands on or over the baseline before hitting the ball. (Servis atan oyuncunun ayağının topa vurmadan önce taban çizgisinin üzerine veya üzerine geldiği bir servis.)

tenisle ilgili ingilizce kelimeler - net cord

  • Net cord – Net çizgisi: When the ball hits the net and lands on the other side, either giving the point to the server or requiring a replay. (Top fileye çarptığında ve servis atan oyuncuya puan vererek veya tekrar oynama gerektirerek diğer tarafa düştüğünde.)
  • Love – Sıfır: A score of zero in tennis. (Teniste sıfır puan.)
  • Rally – Ralli: A back-and-forth exchange of shots between two players. (İki oyuncu arasında ileri geri şut değişimi.)
  • Break point – Brejk puanı: A situation where the receiving player has a chance to win the game if they win the next point. (Karşılayan oyuncunun bir sonraki puanı kazanması halinde oyunu kazanma şansının olduğu bir durum.)

İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek istiyorsan, hemen yan tarafta yer alan formu doldur.

Tenis İle İlgili İngilizce Örnek Cümleler

Cem İlkel is one of the most successful Turkish tennis players in recent years. Born in İstanbul in 1995, İlkel started playing tennis at a young age and quickly showed promise. He turned professional in 2013 and has since won several tournaments, both in singles and doubles. In 2019, he achieved his career-high singles ranking of 181 in the world. İlkel has represented Turkey in numerous international tournaments, including the Davis Cup, and has become a role model for young Turkish tennis players aspiring to follow in his footsteps. His success on the court has helped raise the profile of tennis in Turkey, inspiring a new generation of players and fans.

Cem İlkel, son yılların en başarılı Türk tenisçilerinden biridir. 1995’te İstanbul’da doğan İlkel, genç yaşta tenis oynamaya başlamış ve hızla başarı göstermiştir. 2013 yılında profesyonel olan İlkel, o zamandan beri hem teklerde hem de çiftlerde birçok turnuva kazanmıştır. 2019’da, dünya sıralamasında kariyerinin en yüksek tekler sıralaması olan 181’i elde etmiştir. İlkel, Davis Kupası da dahil olmak üzere birçok uluslararası turnuvada Türkiye’yi temsil etmiş ve adeta genç Türk tenisçilere örnek olmuştur. Onun korttaki başarısı, Türkiye’de tenisin profilini yükseltmiş, yeni bir tenisçi ve hayran nesli yetiştirmiştir. 

  1. Roger Federer has won 20 Grand Slam titles in his career.
  2. Rafael Nadal is known for his powerful backhand.
  3. The score is currently deuce, so the next player to win a point will have the advantage.
  4. Novak Djokovic just served a fault, giving his opponent a point.
  5. The two players had a long rally, with neither being able to get the upper hand.
  6. Serena Williams has one of the best serves in women’s tennis.
  7. The ball hit the top of the net and fell into the opponent’s court, giving me a lucky point.
  8. Andy Murray made a great volley to win the point and the game.
  9. The coach told me to focus on my backhand during the match.
  10. I aced my opponent on match point, securing the win.

tenis ile ilgili ingilizce örnek cümleler

Şimdi bu cümlelerin Türkçe karşılıklarına bakabiliriz.

  1. Roger Federer, kariyerinde 20 Grand Slam şampiyonluğu kazandı.
  2. Rafael Nadal, güçlü ters vuruşuyla tanınır.
  3. Skor şu anda ikili durumda, yani bir sonraki puan kazanan oyuncu avantaja sahip olacak.
  4. Novak Djokovic rakibine bir puan vererek hata yaptı.
  5. İki oyuncu da uzun bir ralli yaşadı ve ikisi de üstünlük sağlayamadı.
  6. Serena Williams, kadın tenisinde en iyi servislerden birine sahip.
  7. Top filenin üst kısmına çarptı ve rakip sahaya düşerek bana bir şans verdi.
  8. Andy Murray harika bir voleybolla sayıyı ve maçı kazandı.
  9. Antrenör maç boyunca backhand’ime odaklanmamı söyledi.
  10. Rakibimi maç noktasında yenerek galibiyeti garantiledim.

Tenis ile ilgili İngilizce terimleri öğrendiysen, seni İngilizceni her yönüyle geliştirebileceğin online İngilizce kursumuza davet ediyoruz. Bunun için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak… Ekip arkadaşlarımız kısa süre içinde seni arayacak ve tüm sorularını cevaplayacaklar. Hadi durma, hemen İngilizce öğrenmeye başla.

IELTS Eş Anlamlı Kelimeler ve Türkçe Karşılıkları

IELTS geçmişten günümüze en popüler İngilizce yeterlilik sınavlarından bir tanesidir. Yurt dışına eğitim veya iş için çıkmak isteyen kişiler, İngilizce yeterliliğini kanıtlamak isteyenler her yıl IELTS ve benzeri sınavlara girer. Bu sınavlar yalnız Türkiye’ye özgü değildir,  birçok ülkede sınavlar benzer zamanlarda gerçekleştirilir.

Eğer sen de İngilizce yeterlilik sınavına girmek istiyor ancak İngilizcene yeterince güvenemiyorsan, Open English online ve canlı derslerle, 7/24 erişebileceğin zengin içerikleriyle seni bekliyor! Yabancı uyruklu eğitmenler sayesinde aksanını ve İngilizce konuşmanı geliştirebilir, yurt dışı kültürü hakkında merak ettiklerini sorabilir ve sistem tarafından sana özel hazırlanmış quiz’lerle kendini deneyebilirsin.

IELTS Nedir?

IELTS, Uluslararası İngilizce Dil Test Sistemi anlamına gelir. İngilizce konuşulan ülkelerde okumak veya çalışmak isteyen, ana dili İngilizce olmayan kişilerin İngilizce dil yeterliliğini ölçen standartlaştırılmış bir sınavdır. Test dinleme, okuma, yazma ve konuşma olmak üzere dört dil becerisini değerlendirir.

Üniversiteler, kolejler, işverenler, göçmenlik makamları ve meslek kuruluşları dahil olmak üzere 140’tan fazla ülkede 10.000’den fazla kuruluş tarafından IELTS uluslararası alanda tanınmaktadır. Test, bir adayın İngilizceyi akademik veya profesyonel amaçlarla kullanma becerisinin doğru bir şekilde değerlendirilmesini sağlamak için tasarlanmıştır.

ielts'de en çok kullanılan eş anlamlı kelimeler

IELTS’te En Çok Kullanılan Eş Anlamlı Kelimeler

A –

Analyze – examine, scrutinize (Analiz etmek, muayene etmek, incelemek)

Advantage – benefit, asset, edge (Avantaj, fayda)

Assess – evaluate, appraise, judge (Değerlendirmek, paha biçmek)

Acquire – gain, obtain, attain (Elde etmek, kazanmak)

B –

Boost – increase, elevate, enhance (Yükseltmek, değerli hâle getirmek)

Benefit – advantage, gain, profit (Fayda, yarar)

Broaden – expand, widen, enlarge  (Genişletmek)

Believe – trust, have faith in, rely on (İnanmak, güvenmek, inanç duymak)

C –

Consider – contemplate, ponder, think about (Göz önünde bulundurmak)

Contribute – donate, give, provide (Bağışlamak, vermek)

Crucial – critical, vital, essential (Kritik, hayati, gerekli)

Concern – worry, anxiety, apprehension (Endişe duymak)

D –

Develop – evolve, advance, progress (İlerleme göstermek, geliştirmek)

Dilemma – predicament, quandary, conundrum (Kararsızlık, ikileme düşmek)

Discuss – talk about, converse, debate (Tartışmak, bir konu üzerine konuşmak)

Distinguish – differentiate, separate, discriminate (Ayırt etmek)

E –

Enhance – improve, enrich, augment (Genişletmek, geliştirmek)

Evaluate – assess, appraise, estimate (Değerlendirmek)

Examine – scrutinize, inspect, investigate (Muayene etmek, değerlendirme yapmak)

Expand – broaden, enlarge, extend (Genişletmek)

F –

Focus – concentrate, center, fixate (Odak, konsantre olmak)

Facilitate – ease, simplify, enable (Basitleştirmek, olanak vermek)

Feature – characteristic, attribute, trait (karakteristik, özellik)

Fundamental – basic, essential, foundational (basit, gerekli)

G –

Generate – produce, create (Yaratmak, oluşturmak)

Goal – objective, aim, target (Hedef)

Guarantee – ensure, promise, assure (Garanti)

Genuine – authentic, real, sincere (Gerçek)

İngilizce öğrenmek için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak ve seni aramamızı beklemek!

ielts'te en çok kullanılan eş anlamlı kelimeler

H –

Hinder – impede, obstruct, hamper  (Engellemek)

Highlight – emphasize, accentuate, underline (Vurgulamak, altını çizmek)

However – nevertheless, nonetheless, still (Her neyse, boşver)

Hypothesis – theory, assumption, conjecture (Hipotez, teori)

I –

Implement – execute, carry out, apply (Uygulamak, gerçekleştirmek)

Indicate – show, signify, suggest (Göstermek, belirtmek)

Interpret – understand, explain, decipher (Açıklamak, yorumlamak)

Impact – effect, influence, consequence (Etki)

J –

Justify – defend, vindicate, warrant (Savunmak)

Jeopardy – danger, risk, hazard (Tehlike)

Just – fair, impartial, equitable (Adil)

K –

Knowledge – information, understanding, awareness (Bilgi, farkındalık)

Key – important, crucial, essential (Önemli)

Keep – retain, hold, preserve (Tutmak, korumak)

Know – comprehend, understand, be aware of (Anlamak, kavramak)

L –

Lead – guide, direct, steer (Rehber, lider)

Likely – probable, expected, anticipated (Muhtemelen, büyük ihtimalle)

Link – connect, associate, relate (Bağlantı)

Limit – restrict, confine, restrain (Limit, kısıtlı)

M –

method – technique, approach, strategy (Metod, teknik, strateji)

modify – change, alter, adjust (Değiştirmek)

mean – signify, represent, imply (Belirtmek)

motivate – inspire, encourage, stimulate (Etkilenmek, motive etmek)

N –

necessary – essential, imperative, vital (Gerekli)

negate – deny, contradict, disprove (Reddetmek)

notable – noteworthy, remarkable, significant (Kayda değer)

neglect – ignore, disregard, overlook (Görmezden gelmek)

O –

objective – goal, aim, purpose (Hedef, amaç)

observe – watch, notice, see (Gözlemlemek)

obtain – acquire, get, secure (Elde etmek)

obvious – evident, clear, apparent (Bariz)

P –

particular – specific, individual, precise (Özel, belirli)

promote – encourage, support, foster (Teşvik etmek)

positive – optimistic, hopeful, constructive (Pozitif, iyimser)

perceive – understand, interpret, comprehend (Algılamak)

ielts'te en çok kullanılan ingilizce kelimeler listesi 2

Q –

qualify – meet the requirements, be eligible, authorize (Nitelik, gereklilikleri karşılamak)

question – query, inquire, ask (Soru, sorgulama)

quantity – amount, number, volume (Miktar)

Query – question, inquiry, doubt, uncertainty (Sorgulama)

Quell – suppress, extinguish, pacify, subdue (Bastırmak)

Quench – extinguish, satisfy, allay, slake (Etkilenmek)

Querulous – complaining, petulant, grumbling, fretful

Quintessential – typical, classic, model, archetypal (Klasik, tipik)

 R-

Radical – extreme, drastic, fundamental, thorough (Alışılmadık, ekstrem)

Ramification – consequence, outcome, result, effect (Sonuç)

Rancor – bitterness, animosity, enmity, hatred (Kin)

Rapport – relationship, connection, understanding, harmony (İlişki, harmoni

Rationalize – justify, explain, excuse, account for (Doğrulama, Haklı çıkarma)

S-

Sagacious – wise, shrewd, perceptive, insightful (Akıllıca, akıllı)

Salient – prominent, notable, significant, conspicuous (Belirgin)

Sanction – approval, permission, authorization, consent (Yaptırım)

Sanguine – optimistic, hopeful, confident, cheerful (Umutlu, iyimser)

Scrutinize – examine, inspect, analyze, study (İncelemek)

T-

Tacit – implied, unspoken, inferred, suggested (Sözsüz, sessiz)

Tangible – concrete, palpable, perceptible, real (Somut)

Tantalize – tease, entice, allure, tempt (Baştan çıkarmak)

Taut – tight, tense, rigid, strained (Gergin)

Temperament – nature, disposition, personality, character (Kişilik, mizaç)

U-

Ubiquitous – omnipresent, pervasive, universal, widespread (Her yerde, her yerde olan)

Ultimate – final, eventual, conclusive, eventual (Nihai, sonuç)

Unanimous – agreed, consistent, united, undivided (Oybirliği)

Undermine – weaken, sabotage, subvert, impair (Baltalamak, sabote etmek)

Unprecedented – exceptional, unique, unparalleled, incomparable (Eşi benzeri olmayan)

V-

Validate – verify, confirm, authenticate, justify (Doğrulama)

Venerate – respect, admire, honor, worship (Saygı göstermek)

Versatile – adaptable, flexible, resourceful, all-around (Çok yönlü)

Vigilant – watchful, alert, cautious, attentive (Uyanık, tetikte)

Vindicate – justify, clear, absolve, exonerate (Korumak, temize çıkarmak)

W-

Wane – decrease, decline, diminish, fade (Azaltmak)

Wary – cautious, careful, vigilant, watchful (Dikkatli)

Whimsical – fanciful, playful, capricious, unpredictable (Kaprisli)

Wistful – nostalgic, yearning, longing, melancholic (Hasret, hasret çeken)

Writhe – twist, contort, squirm, thrash (Kıvranmak)

X-

Xenophobia – fear of foreigners or strangers, racism, prejudice (Irkçılık)

Xerophyte – a plant adapted to a dry climate, cactus, succulent (Çöl bitkileri)

Y-

Yearn – long for, crave, desire, want (Burnunda tütmek)

Yield – give way, surrender, produce, generate (Teslim olmak)

Z-

Zenith – highest point, peak, pinnacle, summit (Doruk noktası, zirve)

Zealous – enthusiastic, passionate, fervent, dedicated (Hevesli, tutkulu) 

Open English IELTS Kursu Hakkında 

Open English’in yalnız IELTS kursu için tasarlanmış kursu yoktur. Ancak Open English’in online İngilizce kursuna kayıtlı kişiler hiçbir ücret ödemeden uluslararası sınavlar için hazırlanmış kurslardan da yararlanabilir. Open English kursları ile dinleme, okuma, konuşma ve yazma becerilerini geliştirme fırsatı bulursun.

Her beceriyi geliştirmek için farklı metotlar kullanılır. Yabancı uyruklu eğitmenlerden alacağın eğitimler, interaktif etkinlikler, sınava yakın hazırlanmış denemeler sayesinde IELTS korkulu rüyan olmaktan çıkacak, istediğin puanı doğru ve düzenli çalışma ile elde edebileceksin. İngilizceni en doğru şekilde geliştirmek için hemen formu doldur, uzmanlarımız seninle iletişime geçsin!

İngilizcede Çok Anlamlı Kelimeler

İngilizcede çok anlamlı kelimeleri bilmek herkes için çokça faydası görülebilecek bir şey. İngilizcede çok anlamlı kelimeler konusu hayatımızda sıkça gördüğümüz bir konu. Kimi zaman yeni öğrendiğimiz, halihazırda bildiğimiz kelimelerin de İngilizcede çok anlamlı kelimelerden olduğunu öğrendiğimizde şaşırabiliriz. Bu gayet doğal ve sıkça yaşayacağımız bir olay aslında. 

Bu yazımızda İngilizcede çok anlamlı kelimeler konusuna değinecek, İngilizcede çok anlamlı kelimelerden en yaygın olanlarını ele alacağız. Aynı zamanda örnek cümlelerle pekiştireceğimiz İngilizcede çok anlamlı kelimeler konusunun tamamına bir blog yazısında yer vermemiz mümkün değil. İşte tam bu yüzden Open English var! 

Yazımıza başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Eğer, seviyen ne olursa olsun, İngilizceyi en verimli şekilde öğrenmek ve akıcı bir şekilde konuşmak istersen seni aramızda görmeyi çok isteriz!

Dünyada önde gelen online İngilizce kursu olan Open English, sana bir çok ayrıcalıklı fırsat sunuyor. Open English’e abone olarak bu fırsatlardan gönlünce faydalanabilirsin. Peki nedir bu fırsatlar?

  • Open English’e abone olarak sana özel hazırlanmış çalışma programını edinirsin.
  • Ardından ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders almaya başlayabilirsin.
  • Öğrendiklerini pratiğe dökebileceğin canlı İngilizce konuşma gruplarında, eğitmen moderatörlüğünde yabancılarla konuşabilirsin.
  • Dev içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklara sınırsız erişebilirsin.

Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

İngilizcede Çok Anlamlı Kelimeler Ne Demek?

İngilizcede çok anlamlı kelimelere verilen bir isim var: Homonym. Homonym olarak bahsedilen kelimeler aslında Türkçede bildiğimiz “eşsesli” ya da “eşadlı” kelimeler ile benzerdir. Yazılışları aynıdır fakat anlamları farklıdır. 

Ancak şuna dikkat çekmekte fayda var ki İngilizcede “homograph” ve “homophone” kavramları da var. Homographlar aynı yazılır, homophonelar ise aynı okunur. Türkçede yazım ve telaffuz arasında İngilizcedeki gibi bir fark olmadığı için burada İngilizcede çok anlamlı kelimeleri Türkçedeki eşsesli kelimeler ile birlikte değerlendirebiliriz. 

ingilizcede çok anlamlı kelimelerin en yaygınları

İngilizcede Çok Anlamlı Kelimelerin En Yaygınları

Gelelim yazımızın asıl kısmına. Bu başlıkta İngilizcede çok anlamlı kelimelerin en yaygınlarına değineceğiz. Böylece günlük hayatta bu İngilizcede çok anlamlı kelimeleri gördüğümüzde kolaylıkça anlayıp kullanabilirz. Gelin bakalım İngilizcede çok anlamlı kelimelerin en yaygınları hangileriymiş!

Book: Kitap / Ayırtmak

  • I’m reading a book. (Kitap okuyorum)
  • We booked a hotel. (Otel ayırttık.)

Key: Anahtar / Tuş 

  • I lost my keys. (Anahtarlarımı kaybettim.)
  • Press any key. (Herhangi bir tuşa bas.)

Close: Kapatmak / Yakın

  • We’re closing. (Kapatıyoruz.)
  • We’re close. (Yakınız.)

Can: -ebilmek / Teneke Kutu

  • I can speak English. (İngilizce konuşabilirim.)
  • He kicked the can. (Teneke kutuyu tekmeledi.)

Cool: Havalı / Serin

  • He is cool. (O havalıdır.)
  • The weather is cool. (Hava serin.)

Desert: Çöl / Terk Etmek

  • It’s hot as a desert. (Hava çöl gibi sıcak.)
  • They deserted the town. (Kasabayı terk ettiler.)

Umarız buraya kadar yazımızdan İngilizcede çok anlamlı kelimeler ile ilgili yeni şeyler öğrenmişsindir! Eğer İngilizceyi daha derinlemesine, daha verimli bir şekilde öğrenmek istersen seni tekrardan Open English’e davet etmek isteriz! 

Open English’e abone olarak sana özel hazırlanmış çalışma programını edinebilir ve ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders almaya hemen başlayabilirsin. Bunun yanı sıra, öğrendiklerini pekiştirebileceğin canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşabilir ve dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!

Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

ingilizcede çok anlamlı kelimeler - letter

Letter: Mektup / Harf

  • They wrote a letter. (Bir mektup yazdılar.)
  • A is the first letter of the alphabet. (A alfabenin ilk harfidir.)

Live: Yaşamak / Canlı

  • I live in İzmir. (İzmir’de yaşıyorum.)
  • There is live music. (Orada canlı müzik var.)

Right: Sağ / Doğru

  • Turn right. (Sağa dön.)
  • Your answer is right. (Cevabın doğru.)

Fan: Hayran / Vantilatör

  • I’m a big fan of his work. (Onun işlerinin büyük bir hayranıyım.)
  • Could you turn on the fan? (Vantilatörü açar mısın?)

Lead: Yönlendirmek / Kurşun

  • He leads his team. (Takımını o yönlendiriyor.)
  • Lead is poisonous. (Kurşun zehirlidir.)

Dikkat! Bu iki kelime aynı yazılsa da farklı okunur. 

Left: Sol / Ayrılmak (V2)

  • Turn left. (Sola dön.)
  • He left the house. (Evden ayrıldı.)

Novel: Roman / Yeni

  • I’ve read that novel. (O romanı okumuştum.)
  • It’s a novel idea. (Bu yeni bir fikir.)

ingilizcede çok anlamlı kelimeler - play

Play: Oynamak / Tiyatro Oyunu

  • We were playing football outside. (Dışarıda futbol oynuyorduk.)
  • We will go watch that play tomorrow. (Yarın gidip o tiyatro oyununu izleyeceğiz.)

İngilizceyi Ana Dilin Gibi Konuş!

Bugünkü yazımızda İngilizcede çok anlamlı kelimeler ve en yaygın çok anlamlı kelimelerden bahsettik. Umarız faydalı olmuştur! İngilizcede çok anlamlı kelimeler gibi günlük hayatta sık sık karşılaşabileceğin Kolay İngilizce Konuşma Kalıpları: Günlük Hayatta Kullanabileceğin İngilizce İfadeler isimli yazımızı da incelemeni öneririz.

Yazımızı kapatırken sana bir sorumuz var: İngilizceyi ana dilin gibi konuşmak ister misin? Eğer çoğu insan gibi cevabın “evet” ise seni Open English’te görmeyi çok isteriz. Open English, dünya çapında 1.5 milyon insana 15 yıldır İngilizce öğreten bir online İngilizce kursu. Dolayısıyla alanında oldukça donanımlı ve deneyimli! Bu deneyimden faydalanmak istersen sen de aramıza katıl!

Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşarak pratiğe dökebilir ve dev içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklara sınırsız erişim sağlayabilirsin!

Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım.