İngilizceyi öğrenirken çoğumuz öğrenilmesi gereken kelimelerin fazlalığından dolayı endişeleniriz. Fakat İngilizce kelime dağarcığını geliştirmenin en temel yollarından biri dikkatli bir gözlemci olmaktır. Özellikle konu İngilizce ön ekler olunca.
Bu yüzden bu yazımızda en yaygın İngilizce ön eklerden bahsedecek ve örnekler vereceğiz. Bu İngilizce ön ekleri öğrendiğinde gördüğün kelimeleri anlaman kat kat kolaylaşacak ve ikide bir sözlük karıştırmana gerek kalmayacak! Çünkü halihazırda bildiğin kelimelere gelen İngilizce ön ekleri bildiğin sürece anlamlarını anlamak hiç de zor değil!
Fakat başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Eğer İngilizceyi en verimli, en işlevsel şekilde öğrenmek ve ana dilin gibi konuşmak istersen seni aramızda görmeyi çok isteriz!
Dünyada önde gelen online İngilizce kursu olan Open English, sana bir çok ayrıcalıklı fırsat sunuyor. Open English’e abone olarak bu fırsatlardan gönlünce faydalanabilirsin. Peki nedir bu fırsatlar?
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

İngilizce ön eklerin farkında olursan, yeni bir kelime gördüğünde kökünü bildiğin sürece anlamını rahatlıkla anlayabilirsin. Örneğin “mis-” ekinin “yanlış, hatalı” anlamını kattığını bilirsen, “misunderstand” kelimesini gördüğünde bunun “yanlış anlamak” anlamına geldiğini bilirsin.
İngilizce ön ekleri sık sık göreceğin için aslında bir ekin anlamını bildiğinde bir çok kelimenin anlamını tahmin edebilirsin. Bir taşla binlerce kuş vurmak gibi diyebiliriz! Birçok işleve sahip olan İngilizce ön ekler sayesinde spontane bir şekilde yeni kelimeler bile ortaya çıkarabilirsin!
Türkçe sondan eklemeli bir dil olduğu için İngilizce ön ekler gibi bir konu bulunmuyor. Bu yüzden başta biraz garip gelebilir. Fakat mantığı çok basit olduğu için hiç sıkıntı çekeceğini sanmıyoruz!
Bu kısımda İngilizce ön eklerin en yaygın olanlarını ve anlamlarını vereceğiz. Unutma, İngilizce ön ekler yalnızca bu yazıdakilerden oluşmuyor. Sana tavsiyemiz gözlerini ve kulaklarını açık tutman ve günlük hayatta karşılaştığın kelimeleri ek ve kök açısından ele alman. Böylece tekrar tekrar, aynı anlamı verdiğini fark ettiğin İngilizce ön ekleri aklına kazıyabilir ve sonrasında karşılaştığın kelimelerin anlamını rahatlıkla kavrayabilirsin!

Umarız buraya kadar İngilizce ön ekler konusunda birçok yeni şey öğrenmişsindir! İngilizce ön ekler anlat anlat bitmez. Dolayısıyla tüm İngilizce ön ekleri bir blog yazısına sığdırmak mümkün değil. Eğer sen de İngilizceyi daha derinlemesine, daha verimli bir şekilde öğrenmek istersen seni tekrardan Open English’e davet etmek isteriz!
Open English’e abone olarak sana özel hazırlanmış çalışma programını edinebilir ve ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders almaya hemen başlayabilirsin. Bunun yanı sıra, öğrendiklerini pekiştirebileceğin canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşabilir ve dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve İngilizce çalışmaya başlamak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Böylece en yaygın İngilizce ön eklerimize kısa kısa değindik. Eğer daha çok örnek istiyorsan günlük hayatta dikkat etmeni öneririz. Çünkü eminiz ki herhangi bir metinde, filmde, dizide onlarca kez ön ekler ile karşılaşacaksın.
Böylece hem kelimenin anlamını kendin tahmin edebilmenin, hem de kelime dağarcığına yeni kelimeler ekleyebilmenin mutluluğunu bir arada yaşayabilirsin. Bizden demesi
Bugünkü yazımızda İngilizce ön eklerden bahsettik. Günlük hayatta sıklıkla karşına çıkan İngilizce ön ekleri öğrenmek umarız ki faydalı olmuştur! Eğer İngilizce kelime dağarcığını geliştirmek istersen, İngilizce ön ekleri öğrenmenin yanısıra İngilizcede En Çok Kullanılan 250 Kelime yazımıza göz atmanı öneririz. İngilizce ön ekler yazımızı kapatırken sana bir sorumuz var: İngilizceyi ana dilin gibi konuşmak ister misin?
Eğer çoğu insan gibi cevabın “evet” ise seni Open English’te görmeyi çok isteriz. Open English, dünya çapında 1.5 milyon insana 15 yıldır İngilizce öğreten bir online İngilizce kursu. Dolayısıyla alanında oldukça donanımlı ve deneyimli! Bu deneyimden faydalanmak istersen sen de aramıza katıl!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşarak pratiğe dökebilir ve dev içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklara sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım.
En Sevilen İngilizce Lord of the Rings Replikleri başlıklı yazımızda En sevilen İngilizce Lord of the Rings repliklerinin sahibi olan Lord of the Rings serisine odaklanacağız. Yazımızda ele alacağımız bu replikler, filmlerin unutulmaz sahnelerinde karakterler tarafından söylenen replikler olup izleyicilere hikayenin derinliğini, duygusunu ve epikliğini hissettirmiştir. Her bir replik, karakterlerin kişiliklerini, cesaretlerini, dostluğu ve fedakarlıklarını yansıtmaktadır.
Hazırladığımız en sevilen İngilizce Lord of the Rings replikleri listesi, “Yüzüklerin Efendisi” serisinin hayranlarına bir nostalji sunacak ve filmlerin büyülü dünyasına geri dönmenizi sağlayacak. En sevilen İngilizce Lord of the Rings replikleri, sizleri Orta Dünya’ya götürecek ve hikayenin derinliklerinde gezinmenizi sağlayacak. Şimdi, en sevilen İngilizce Lord of the Rings repliklerini keşfetmeye başlayalım.
En sevilen İngilizce Lord of the Rings replikleri gibi ilgini çekebilecek birçok İngilizce film replikleri bulunuyor. Bu replikleri rahatlıkla Türkçeye çevirebilmek için online İngilizce kursu Open English’e bir an önce abone olmalısın. Open English aboneliğini başlatmak için sayfada bulunan formu doldur, seni hemen arayalım.

Türkçesi Yüzüklerin Efendisi olan Lord of the Rings, J.R.R. Tolkien’in Lord of the Rings adlı ünlü roman serisinden uyarlanan bir film serisi. En sevilen İngilizce Lord of the Rings repliklerine sahip Lord of the Rings serisi, üç ana film ve sonrasında eklenen üç yardımcı film olmak üzere altı filmlik bir seri olarak yayınlandı.
Lord of the Rings serisinin 3 ana filmi;
Bu filmler, Orta Dünya adlı kurgusal bir dünyada geçiyor. Hikaye, Frodo ve Yüzük Kardeşliği’nin Sauron adlı kötü bir güce karşı mücadelesini anlatıyor. Yüzük, Sauron’un gücünü tekrar elde etmesine ve Orta Dünya’yı ele geçirmesine olanak sağlayacak büyük bir güce sahip. Frodo’nun amacı ise Yüzük’ü Mordor’un yanardağında yok etmek.
En sevilen İngilizce Lord of the Rings repliklerine sahip Lord of the Rings film serisi, muhteşem görsel efektleri, destansı müzikleri ve sağlam oyuncu kadrosuyla dikkat çekiyor. Peter Jackson tarafından yönetilen bu epik fantastik serisi, sinema tarihinde önemli bir yer edinmiş ve birçok ödül kazanmıştır.
En sevilen İngilizce Lord of the Rings repliklerine sahip Lord of the Rings film serisinin, hem edebiyat hem de sinema tutkunları arasında büyük bir hayran kitlesi bulunuyor. Eşsiz bir dünya yaratma, epik maceralar ve kahramanlık temasını içeren bu film serisi, izleyicilere unutulmaz bir deneyim sunuyor.
En sevilen İngilizce Lord of the Rings repliklerini sıralamadan önce, sevebileceğin bir filmden daha bahsetmek istiyoruz. Unutulmaz filmlerden biri olan Titanik filmi hakkında bilgi edinmek ve en güzel İngilizce Titanik repliklerini öğrenmek istersen Titanik Film Özeti ve En Güzel İngilizce Titanik Replikleri başlıklı yazımızı okuyabilirsin.

Akılda kalan karakterleri, destansı hikayesi ve epik atmosferiyle efsaneleşmiş olan Lord of the Rings filmi; seyircilerine unutulmaz replikler sunuyor. Frodo Baggins’in fedakarlığı, Gandalf’ın bilgeliği, Legolas’ın zarafeti ve Gimli’nin mizah anlayışı, karakterlerin ağızlarından dökülen özel sözlerle izleyicilere aktarılıyor. En sevilen İngilizce Lord of the Rings repliklerinden Frodo Baggins, Gandalf, Legolas ve Gimli repliklerini yazımızın bu bölümünde bulabilirsin.
Kahramanlığı ile öne çıkan Lord of the Rings karakterlerinden Frodo Baggins’in replikleri yazımızın bu bölümünde seninle paylaşacağız. İşte, en sevilen İngilizce Lord of the Rings repliklerinden Frodo Baggins replikleri:
Bilgeliği ile öne çıkan Lord of the Rings karakterlerinden Gandalf’ın replikleri yazımızın bu bölümünde seninle paylaşacağız. İşte, en sevilen İngilizce Lord of the Rings repliklerinden Gandalf replikleri:
İngilizce çalışmaya hemen başlamak için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

Zarafeti ile öne çıkan Lord of the Rings karakterlerinden Legolas’ın replikleri yazımızın bu bölümünde seninle paylaşacağız. İşte, en sevilen İngilizce Lord of the Rings repliklerinden Legolas replikleri:
Mizah anlayışı ile öne çıkan Lord of the Rings karakterlerinden Gimli’nin replikleri yazımızın bu bölümünde seninle paylaşacağız. İşte, en sevilen İngilizce Lord of the Rings repliklerinden Gimli replikleri:
Ana dilin gibi İngilizce konuşmak ve en sevilen İngilizce Lord of the Rings replikleri gibi birçok repliği kolayca anlamak istiyorsan Open English tam sana göre. 15 yıllık bir geçmişe sahip olan online İngilizce kursu Open English’te ana dili İngilizce olan eğitmenlerden İngilizce eğitimi alırsın. Üstelik eğitmenlerin moderatörlüğünde kurulan konuşma sınıflarında ana dili İngilizce olan öğrencilerle tanışarak İngilizce konuşma pratiği yapabilirsin.
Open English aboneliğini başlatarak 7/24 canlı İngilizce dersi alabilirsin. İçerik arşivindeki materyallere sınırsız erişim sağlayabilirsin. Hadi, sayfadaki formu doldur ve Open English aboneliğini başlat!
İngilizce öğrenmek için hemen yan taraftaki formu doldur.
Baharat kültürü özellikle Hindistan ve çevresinde oldukça gelişmiştir. Baharatları bilmek ve onlara hâkim olmaksa mutfak dünyasında müthiş lezzetler elde etmenizi sağlar. Egzotik baharatlardan aromatik baharatlara tüm baharatlar sofralarımızı şenlendirerek damak zevkimizi doruklara taşır. Bugünkü yazıda hem İngilizce baharat isimlerinden hem de ne olduklarından bahsedeceğiz.
Baharatların İngilizce isimlerini bilmek özellikle gastronomi bilimi ile uğraşıyorsan oldukça işine yarayacaktır. İngilizce baharat isimlerine geçmeden önce sıklıkla karıştırılan “herbs” ve “spice” kavramına açıklık getirmek gerekir. İngilizce baharat isimlerinden bahsetmeden önce kısaca bu iki kavramın farklarından bahsedelim.
Otlar bitkilerin yapraklarından elde edilir. Baharatlarsa bitkilerin tohum, kabuk, kök veya meyvesi gibi çeşitli kısımlarından elde edilir. Bu iki kavrama örnek vermek gerekirse; maydanoz ve fesleğen şifalı bitki, tarçın ve kimyon ise baharattır. Baharatlar yoğun aromasından dolayı az miktarda, otlar ise isteğe bağlı bol miktarda kullanılabilir. Otların raf ömrü kısadır ve çoğunlukla buzdolabı gibi serin yerlerde saklanır. Baharatların ise raf ömrü uzundur.
Eğer konuşma esnasında bitkilerden bahsetmek istiyor ancak hangisi ot hangisi baharat karıştırıyorsan, yukarıdaki özellikleri düşünerek bir çıkarımda bulunabilirsin. Elbette unutmaman gerekir ki İngilizce senin anadilin ve her zaman her şeyi dört dörtlük bilemeyebilirsin. Özellikle bunun gibi detaylı bilgi isteyen konularda karşı tarafın seni düzeltmesinden çekinmemeli ve rahatlıkla konuşabilmelisin.
Online İngilizce kursumuz hakkında detaylı bilgi almak istersen, hemen yan tarafta yer alan formu doldur.

İngilizce baharatları öğrenmek ve İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek için yan taraftaki bilgi formunu doldurabilirsin.

Sarah: Hey, Alex! I was reading about cooking and got confused about the difference between herbs and spices. Can you help clarify it for me? (Hey, Alex! Yemekle ilgili kitap okuyordum ve otlar ve baharatlar arasındaki fark kafamı karıştırdı. Benim için netleştirir misin?)
Alex: Of course, Sarah! I’d be happy to explain. Herbs and spices are both used to enhance the flavor of dishes, but they come from different parts of plants. (Tabii ki, Sarah! Açıklamaktan mutluluk duyarım. Otlar da baharatlar da yemeğe aroma katmak için kullanırlar ancak bitkinin farklı kısmından alınırlar.)
Sarah: Oh, I see. So, what exactly are herbs? (Oh, evet. Peki, ot tam olarak nedir?)
Alex: Herbs are derived from the leaves of plants. They can be used fresh or dried and are known for their aromatic and often milder flavors. Examples of herbs include basil, parsley, rosemary, and thyme. (Otlar, bitkilerin yapraklarından elde edilir. Taze veya kurutulmuş olarak kullanılabilirler ve aromatik ve genellikle daha yumuşak tatlarıyla tanınırlar. Bitki örnekleri arasında fesleğen, maydanoz, biberiye ve kekik bulunur.)
Sarah: Got it. And what about spices? (Anladım. Peki ya baharatlar?)
Alex: Spices, on the other hand, come from various parts of plants such as the seeds, bark, roots, or fruits. They tend to have stronger and more distinct flavors. Common spices include cinnamon, cumin, ginger, and paprika.(Baharatlar ise bitkilerin tohum, kabuk, kök veya meyve gibi çeşitli kısımlarından gelir. Daha güçlü ve daha belirgin tatlara sahip olma eğilimindedirler. Yaygın baharatlar arasında tarçın, kimyon, zencefil ve kırmızı biber bulunur.)
Sarah: So, if I understand correctly, herbs are from the leaves and spices are from other parts of plants? (Yani, eğer doğru anladıysam, otlar yapraklardan ve baharatlar bitkinin diğer kısımlarından geliyor değil mi?)
Alex: Exactly! You learn fast! (Kesinlikle! Çabuk öğreniyorsun! )
Sarah: I’m glad I asked. Now I have a better understanding of the difference between herbs and spices. Thanks for clarifying, Alex! (Sorduğuma sevindim. Şimdi baharatlar ve otlar arasında farkı daha iyi anlıyorum.
Alex: You’re welcome, Sarah! I’m always here to help. (Rica ederim Sarah! Yardım için her zaman buradayım.)
İngilizce çalışmaya başlamak için hemen yan taraftaki formu doldur!
Bugün sizlerle İngilizceden Türkçeye geçen kelimelerden bahsedeceğiz. Dilimizin zenginleşmesine katkıda bulunan bu kelimeler, kültürler arası etkileşimlerin ve teknolojinin bir sonucudur. Gelin, bu kelime yolculuğuna beraber göz atalım!
Türkçenin zenginleşmesi ve gelişmesi, tarih boyunca çeşitli dillerle etkileşim halinde olmasına bağlıdır. İngilizce ise son yüzyılda dünya genelinde büyük bir etki ve yaygınlık kazandı. Bu etkileşim sonucunda, birçok İngilizce kelime Türkçeye geçti.
Bunun birkaç nedeni bulunuyor. Öncelikle, teknolojik gelişmeler ve küreselleşme ile birlikte bilgisayar, internet, telefon gibi kavramlar hayatımızın vazgeçilmez parçaları haline geldi. Bu kavramların çoğu İngilizce kökenli olduğundan, Türkçede de kullanılmaya başlandı. Örneğin, “komputer” kelimesi “computer”ın Türkçedeki karşılığı.
Ayrıca, eğitim, iş dünyası ve iletişim gibi alanlarda İngilizce yaygın bir şekilde kullanılıyor. Bu da doğal olarak İngilizceden Türkçeye geçişi tetikledi doğal olarak. Özellikle genç nesillerin İngilizceye olan aşinalığı ve kullanımı, İngilizce kelimelerin Türkçede daha fazla kullanılmasını sağladı.
Tabii ki, İngilizceden Türkçeye geçen kelimeler sadece teknoloji ve iş dünyasıyla sınırlı değil. Moda, müzik, sanat gibi alanlarda da İngilizce kökenli kelimeler sıklıkla kullanılır. Örneğin, “popüler”, “stil” veya “konservatuvar” gibi kelimeler günlük yaşamımızda sıkça duyduğumuz terimler arasında.
İngilizceden Türkçeye geçen kelimelerin dilimize katkısı tartışmasızdır. Bu kelimeler, dilimizi zenginleştirirken aynı zamanda iletişimimizi de kolaylaştırır. Yabancı kökenli kelimelerin kullanımı, küresel iletişimi ve anlaşılabilirliği artırır. Ama bu etkileşimi herkes aynı şekilde yorumlamıyor.
Bazı kişiler, Türkçenin yabancı kelimelerle dolmasını ve yerli kökenli kelimelerin unutulmasını eleştiriyor. Bu eleştirilerde dilin saflığını koruma ve kültürel değerlerimizi yansıtma kaygısı ön plana çıkıyor. Dolayısıyla, İngilizceden Türkçeye geçen kelimelerin dozunda ve dengeli bir şekilde kullanılması önemlidir. Yerli kökenli kelimelerin korunması ve yaygın olarak kullanılması, dilimizin özgünlüğünü ve kimliğini muhafaza etmemize yardımcı olur.
Günümüzde, dünya giderek küreselleşiyor ve İngilizce dilinin önemi her geçen gün artıyor. İngilizce, iş dünyasında, akademik alanlarda, seyahatlerde ve daha birçok alanda iletişimde etkili bir araç haline geldi. Peki, neden hala İngilizce öğrenmeyi erteliyorsun?

İngilizce, dünyada daha fazla kapı açmanızı sağlar. Open English, online İngilizce kursudur. Dolayısıyla istediğin yerde derse erişim sağlayabilirsin.
Open English sana eşsiz bir öğrenme deneyimi sunar. Yüksek kaliteli eğitim materyalleri, interaktif dersler ve canlı konuşma seansları sayesinde İngilizceyi etkili ve hızlı bir şekilde öğrenme imkanı elde edersin. Uzman öğretmenler bireysel olarak rehberlik eder ve ihtiyaçlarına özel olarak ders programını oluşturur.
Open English’in esnek ve uyumlu programı sayesinde iş veya diğer günlük aktiviteler ile uyumlu olarak ders saatlerini belirleyebilir, istediğin zaman ve yerde derslere erişebilirsin. Bu sayede, yoğun bir yaşam tarzına sahip olsan bile İngilizce öğrenmek için kendine zaman ayırabilirsin.
Open English’in yenilikçi ve etkileşimli platformu sayesinde öğrenme sürecin daha keyifli hale gelir. İnteraktif oyunlar, video materyalleri, dil pratiği ve tartışma grupları gibi öğrenme araçlarıyla İngilizceyi eğlenceli bir şekilde öğrenirken, aynı zamanda günlük hayatta kullanabileceğin pratik beceriler kazanırsın.
Daha fazla bilgi almak ve hemen İngilizce konuşmaya başlamak için sayfanın kenarında bulunan formu doldurman yeterli!

Coffee – Kahve
Every morning, I start my day with a freshly brewed cup of coffee to energize myself for the day ahead.
(Her sabah, güne enerji kazanmak için taze demlenmiş bir fincan kahveyle günüme başlarım.)
Okay – Tamam
After careful consideration, I have reviewed your proposal and I am pleased to inform you that everything looks okay. Let’s proceed with the plan.
(Dikkatli bir şekilde değerlendirdikten sonra teklifinizi gözden geçirdim ve her şeyin tamam olduğunu size bildirmekten memnuniyet duyuyorum. Plana devam edelim.)
Taxi – Taksi
I was running late for my appointment, so I hailed a taxi and instructed the driver to take me to the nearest hospital as quickly as possible.
(Randevuma geç kaldığım için bir taksi çağırdım ve şoföre en yakın hastaneye mümkün olan en hızlı şekilde götürmesini söyledim.)
Weekend – Hafta sonu
I had a hectic work week, so I am really looking forward to the weekend to relax, spend time with my family, and engage in my hobbies.
(Yoğun bir iş haftası geçirdim, bu yüzden gerçekten hafta sonunu sabırsızlıkla bekliyorum. Rahatlamak, ailemle zaman geçirmek ve hobilerime vakit ayırmak istiyorum.)
Smartphone – Akıllı telefon
My smartphone is not just a device for communication, but also an essential tool that helps me stay organized, access information, capture memories through photos, and stay connected with loved ones.
(Akıllı telefonum sadece iletişim için bir cihaz değil, aynı zamanda düzenli kalabilmem, bilgiye erişebilmem, anıları fotoğraflarla kaydedebilmem ve sevdiklerimle bağlantıda kalabilmem için vazgeçilmez bir araç.)
Shopping – Alışveriş
I enjoy the experience of shopping, browsing through various stores, trying on different outfits, and finding unique pieces that reflect my personal style and preferences.
(Alışveriş deneyiminden hoşlanıyorum, çeşitli mağazalarda gezinmek, farklı kıyafetleri denemek ve kişisel tarzımı ve tercihlerimi yansıtan benzersiz parçalar bulmak.)
Internet – İnternet
The internet has transformed the way we access information, connect with people from around the world, learn new skills through online courses, and engage in various forms of entertainment.
(İnternet, bilgiye erişim şeklimizi dönüştürdü, dünyanın çeşitli yerlerinden insanlarla bağlantı kurmamızı, çevrimiçi kurslar aracılığıyla yeni beceriler öğrenmemizi ve çeşitli eğlence biçimlerine katılmamızı sağladı.
Fitness – Fitness
Maintaining a regular fitness routine is crucial for my overall well-being, so I make it a priority to go to the gym at least three times a week to engage in different exercises, such as cardio, strength training, and yoga.
(Genel sağlığım için düzenli bir fitness programını sürdürmek önemlidir, bu yüzden en az haftada üç kez spor salonuna gitmeyi öncelik haline getiriyorum ve kardiyovasküler egzersizler, güç antrenmanları ve yoga gibi farklı egzersizlere katılıyorum.)
Restaurant – Restoran
On special occasions, I enjoy dining out with my loved ones at a fancy restaurant where we can savor delicious cuisine, indulge in a pleasant ambiance, and create lasting memories.
(Özel günlerde sevdiklerimle birlikte lüks bir restoranda yemek yemekten hoşlanıyorum, burada lezzetli yemeklerin tadını çıkarabilir, hoş bir ortamda keyif yapabilir ve unutulmaz anılar oluşturabilirim.)

Music – Müzik
Music profoundly impacts my mood and emotions, so I often find solace in listening to a wide range of genres, from soothing classical melodies to energizing rock anthems, depending on my state of mind and the atmosphere want to create.
(Müzik, ruh halim ve duygularım üzerinde derin bir etkiye sahip olduğu için, genellikle huzur bulmak için geniş bir tür yelpazesini dinlemekten hoşlanırım; sakinleştirici klasik melodilerden enerjik rock marşlarına kadar, ruh halime ve yaratmak istediğim atmosfere bağlı olarak.)
Bu örnekler, günlük hayatta sıklıkla kullandığımız İngilizce kökenli kelimelerin daha uzun cümlelerle kullanıldığı örnekleri içermektedir. Bu cümleler, dilin küresel etkileşimini ve İngilizcenin günlük yaşamımıza entegrasyonunu yansıtmaktadır.
Fashion – Moda
I enjoy keeping up with the latest fashion trends and experimenting with different styles to express my individuality and personal sense of style.
(Son moda trendleriyle ayak uydurmayı ve farklı stilleri deneyerek benliğimi ve kişisel tarzımı ifade etmeyi seviyorum.)
Social media – Sosyal medya
Social media platforms have become an integral part of my daily life, allowing me to connect with friends and family, share updates and photos, and stay informed about current events and trends.
(Sosyal medya platformları, günlük yaşamımın ayrılmaz bir parçası haline geldi, arkadaşlarım ve ailemle bağlantı kurmamı, güncellemeleri ve fotoğrafları paylaşmamı ve güncel olaylar ve trendler hakkında bilgi sahibi olmamı sağlıyor.)
Email – E-Posta
I rely heavily on email for professional communication, sending and receiving important documents, coordinating with colleagues, and staying updated on work-related matters.
(E-postaya büyük ölçüde güveniyorum; profesyonel iletişim için önemli belgeleri göndermek ve almak, meslektaşlarla koordinasyon sağlamak ve işle ilgili konularda güncel kalmak için kullanıyorum.)
Online shopping – Çevrimiçi alışveriş
Online shopping has revolutionized the way I shop, providing convenience, a wide range of choices, and the ability to compare prices and read customer reviews before making a purchase.
(Çevrimiçi alışveriş, alışveriş yapma şeklimi devrimlendirdi; pratiklik, geniş bir seçenek yelpazesi, satın alma işlemi öncesinde fiyatları karşılaştırma ve müşteri yorumlarını okuma imkanı sağlıyor.)
Travel – Seyahat
Traveling allows me to broaden my horizons, experience different cultures, meet new people, and create lifelong memories. I enjoy immersing myself in the local customs and exploring new destinations.
(Seyahat etmek, ufkumu genişletmeme, farklı kültürleri deneyimlememe, yeni insanlarla tanışmama ve ömür boyu sürecek anılar oluşturmama olanak sağlıyor. Yerel geleneklere dalmayı ve yeni destinasyonları keşfetmeyi keyifle yapıyorum.)
İngilizce çalışmak istiyorsan tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak!
Günlük hayatta birçok noktada insanları ikna etmemiz gerekebilir. Türkçe ana dilimiz olduğu için bunu rahatlıkla yapabiliyor olsak da iş İngilizcede birini ikna etmeye geldiğinde tıkanabiliriz. Bu noktada İngilizce ikna kalıpları hayat kurtarabilir. İngilizce ikna kalıplarını öğrenmek özellikle İngilizce konuşman gereken bir işte çalışıyorsan fazlasıyla işine yarayacaktır!
Bu yüzden bu yazımızda seninle İngilizce ikna kalıplarından bahsedeceğiz. İngilizce ikna kalıpları belli başlı bir konu olmadığı için bu konu hakkında yazılar, konu anlatımları bulman zor olabilir. Fakat İngilizce ikna kalıpları gibi hayatın içinden bir konuya bu yazımızda yer vererek bu eksiği kapatmaya çalışacağız.
İngilizce ikna kalıpları yazımıza başlamadan sana bir sorumuz var: İngilizceyi mükemmel bir şekilde konuşmak ister misin? Cevabın “evet” ise seni Open English’e davet ediyoruz!
Open English, alanında önde gelen bir online İngilizce kursu. Dünyada 15 yılı aşkın süredir, 1.5 milyondan fazla insana İngilizce öğreten Open English, bu deneyimiyle sana da İngilizce öğretmeye hazır! Peki Open English’te seni ne bekliyor?
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.
İngilizce ikna kalıpları yazımıza başlamadan önce ikna etmek ne demek onu bir aradan çıkaralım. İngilizcede ikna etmek anlamında kullanabileceğimiz birkaç kelime var.
Sonuncusu bir phrasal verb ve daha resmi olmayan, günlük dilde kullanabileceğimiz bir yapı. İngilizce ikna kalıplarına başlamadan önce bunu aradan çıkardığımıza göre günlük hayatta kullanabileceğin İngilizce ikna kalıpları ile başlayalım.

Bu alt başlığımızda günlük hayatta kullanabileceğin İngilizce ikna kalıplarından birkaçına değineceğiz. Bu İngilizce ikna kalıplarını daha resmi ortamlarda kullanmamak iyi bir fikir olabilir. Resmi ortamlarda kullanacağız birkaç İngilizce ikna kalıbına yazımızın devamında değineceğiz.
“Trust me, this is a game-changer.”
“Güven bana, bu her şeyi değiştirecek.”
“You won’t regret giving it a shot.”
“Bir şans verdiğine pişman olmayacaksın.”
“Picture how awesome it would be if we go for it!”
“Bunu bir denesek ne kadar harika olacağını bir düşün!”
“C’mon, let’s take a leap of faith together.”
“Hadi, bir şansımızı deneyelim.”
“I’ve got a good feeling about this—it’s worth a try!”
“Bununla alakalı içimde iyi bir his var. Denemeye değer!”
“Believe me, this is the way to go.”
“Güven bana. Bu en doğru yol.”
“You’re going to love the results, I guarantee it.”
“Sonuçlar hoşuna gidecek. Garanti veriyorum.”
“Just imagine the possibilities if we say yes.”
“Evet dersek oluşacak imkanları bir düşün!”
“I’ve seen it work wonders for others, and it can do the same for us.”
“Başkaları için harikalar yarattığını gördüm, bizim için de yaratabilir.”
Umarız buraya kadar İngilizce ikna kalıpları yazımızdan yeni şeyler öğrenmişsindir! Eğer İngilizceyi daha verimli bir şekilde öğrenmek istersen seni Open English’te görmekten mutluluk duyarız!
Open English’e abone olarak sana özel çalışma programına sahip olabilir ve ana dili İngilizce olan, dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders almaya başlayabilirsin. Üstüne üstlük, öğrendiklerini pekiştirebileceğin canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşabilir ve sonsuz içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve İngilizce çalışmaya başlamak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Önceki alt başlığımızda günlük hayatta kullanabileceğin İngilizce ikna kalıplarından bahsetmiştik. Şimdi ise resmi durumlarda kullanabileceğin İngilizce ikna kalıplarına değineceğiz. Bu İngilizce ikna kalıplarını iş hayatında ya da pek samimi olmadığın insanlarla, ciddi konularda kullanabilirsin.
“I understand your concerns, and I have a solution that addresses them.”
“Endişelerini anlıyorum ve bunlara değinen bir çözümüm var.”
“Let me explain the benefits of this idea and how it will positively impact us.”
“Bu fikrin yararlarını ve bizi olumlu olarak nasıl etkileyeceğini açıklamama izin ver.”
“I’ve done extensive research on this topic, and the evidence supports my argument.”
“Bu başlık hakkında kapsamlı bir araştırma yaptım ve bulgular argümanımı destekliyor.”
“Consider the long-term advantages of this decision, rather than focusing solely on short-term gains.”
“Bu kararın uzun vadedeki avantajlarını göz önünde bulundur, kısa vadeli kazançlarını değil.”
“I believe we can achieve mutual goals by working together on this project.”
“İnanıyorum ki ortak amaçlarımızı bu projede birlikte çalışarak elde edebiliriz.”
“Here are some success stories from others who have implemented a similar approach.”
“İşte benzer bir yaklaşımda bulunan insanlardan birkaç başarı öyküsü.”
“I’m confident that with your support, we can overcome any challenges that may arise.”
“Eminim ki senin desteğinle ortaya çıkabilecek zorlukların üstesinden geliriz.”
“Let’s explore this option further and weigh the potential outcomes before making a final decision.”
“Hadi son bir karar vermeden önce bu seçeneği biraz daha açalım ve potansiyel sonuçlarını tartalım.”
“I value your opinion, and I’m open to discussing any alternative ideas or modifications.”
“Görüşlerine değer veriyorum ve alternatif fikirler ya da değişiklikler üzerine tartışmaya açığım.”
Bu yazımızda İngilizce ikna kalıplarına değindik. İngilizce ikna kalıplarını günlük ve resmi durumlar olarak iki ayrı başlıkta ele aldığımız bu yazımız umarız ki faydalı olmuştur. İngilizce ikna kalıplarına benzer bir konuda olan İngilizce Rica Etme Cümleleri yazımızı okumanı öneriririz!

Cevabın “Evet!” ise seni Open English’e bekliyoruz. Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan yabancı eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabileceğin gibi, derslerde öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında pekiştirebilirsin. Üstelik Open English, dev içerik arşivimize sınırsız erişim fırsatını da sunuyor!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak ve İngilizce öğrenmeye başlamak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
Günümüzde kafe kültürünün de giderek gelişmesiyle birlikte kahveye olan ilgi de aynı seviyede artmıştır. Kahve hem tür hem de tarif olarak birçok çeşide ayrılır. Bu türlerin neredeyse hepsi de yurtdışında bulunduğu için isimleri yabancıdır. Bu yazıda İngilizce kahve türleri ve tariflerinden hem Türkçe hem İngilizce olarak bahsedeceğiz.
İngilizce konuşma pratiklerine başlamak için hemen yan taraftaki formu doldurabilirsin.
Bu başlıkta kahve türlerinden hem İngilizce hem Türkçe olarak bahsedeceğiz. Eğer yurtdışında biriyle kahve hakkında sohbet etmek istersen aşağıdaki örnek metinler senin için faydalı olacaktır.
Arabica kahve türleri arasında en popüler olanıdır. Arabica çekirdekleri asit oranları, aroma kalitesi ve lezzetli aromalarıyla bilinirler. Kökenleri Etiyopya ve Güney Sudan’a dayanır. Diğer çekirdeklere kıyasla en çok tercih edilen ve bilinen kahve çekirdeği türüdür. Arabica çekirdekleri dünyadaki kahve tüketiminin hemen hemen %70’ini oluşturur. Filtre kahve, espresso ve espresso bazlı kahvelerde kullanılır.
Arabica is the most popular type of coffee. Arabica beans are known for their acidity, aroma quality and delicious aroma. It has its origins in Ethiopia and South Sudan. It is the most preferred and known type of coffee bean compared to other beans. Arabica beans account for almost 70% of the world’s coffee consumption. It is used in filter coffee, espresso and espresso-based coffees.

Robusta çekirdekleri yüksek kafein oranlarıyla bilinirler. Diğer kahve çekirdeklerine kıyasla daha acı ve kafeinli bir kahvedir. Kısacası sert kahve sevenlerin tercihi çoğunlukla Robusta çekirdeğidir. Espresso ve hazır kahvelerin yapımında tercih edilir. Bu kahve çekirdeği Batı ve Orta Afrika, Güneydoğu Asya ve Brezilya’da yetişir.
Robusta beans are known for their high caffeine content. It is a bitter and caffeinated coffee compared to other coffee beans. In short, the choice of strong coffee lovers is mostly Robusta beans. It is preferred in making espresso and instant coffees. This coffee bean is grown in West and Central Africa, Southeast Asia, and Brazil.
Liberica kahve çekirdeği özel bir aromaya sahip olmasıyla bilinir. Daha yoğun, çiçeksi ve meyvemsi bir aroması vardır. Liberica kahvesinin diğer kahvelere benzemez ve fiyat olarak oldukça pahalıdır. Liberica ticari üretilen kahvelerin yalnızca %2’sini, Malezyada üretilen kahvelerinse %95’ini oluşturur.
Liberica coffee bean is known for having a special aroma. It has a more intense, floral and fruity aroma. Liberica coffee is not like other coffees and is quite expensive in price. Liberica accounts for only 2% of commercially produced coffees and 95% of coffees produced in Malaysia.
İngilizce çalışmaya başlamak için tek yapman gereken yan taraftaki formu doldurmak ve seni aramamızı beklemek!

Espresso: Yalnızca espresso için çekilen kahve ve suyla hazırlanan, hemen hemen Türk kahvesi fincanı boyutunda sunulan sert bir kahvedir. Çoğu kültürde sabahları uyanmak için tüketilir.
Chemex: Özel bir demleme şeklidir. V60 ile benzerlik gösterir ancak V60’dan çok daha kolaydır.
V60: V60 profesyoneller tarafından yapılan bir demleme şeklidir. Bu demleme yöntemi ustalık ister.
Dead eye: Demleme kahve ve üç shot espressonun karışımıdır.
Black eye: Demleme kahve ve iki shot espressonun karışımıdır.
Red eye: Demleme kahve ve bir shot espressonun karışımıdır.
Americano: Espresso ile suyun birleşimidir.
Affogato: Espresso ile dondurmanın birleşimidir.
Flat white: Espresso ile süt köpünün birleşimidir. Üstte süt köpüğü altta ise espresso bulunur.
Cappucino: Üstte süt kreması, ortada süt ve altta espresso bulunur.
Con Panna: Çırpılmış süt ile espresoonun birleşimidir.
Macchiato: Süt köpüğü ve espressonun birleşimidir.
Irısh Coffe: Süt kreması, viski ve espressonun birleşimidir.
Frappe: Dondurma, çırpılmış süt, su ve espressonun karışımıdır.
Cafe au lait: Süt ve espressonun karışımıdır.

Kahve popülerin kültürün de etkisiyle birçok tarife sahiptir. Biz bu yazıda en popüler ve küçüklü büyüklü birçok kafede bulunan kahve tariflerini hem Türkçe hem de İngilizce olarak vereceğiz.
Öncelikle bize ait olan bir tarif ile başlayalım, Türk kahvesinin yapımı oldukça basit ve hızlıdır. Türk kahvesini yapmak için yalnızca üç malzemeye ihtiyaç duyarsın: kahve, su ve şeker.
Öncelikle bir cezveye kahve eklenir. Hemen ardından kişinin tercihine göre şeker eklenir ve kaç kişilik yapılacaksa o kadar su konur. Her kişi için 2 tatlı kaşığı kahve ve bir fincan su konur. Kahvenin köpüklü olması için kahveyi bol koymak gerekir.
Firstly, coffee is added to a coffee pot. And after, sugar is added according to the preference of the person and and add as much water as how many people will drink. For each person, 2 teaspoons of coffee and a cup of water are put. In order for the coffee to be foamy, it is necessary to pour the coffee abundantly. Lastly mix all ingredients and wait until it boils
Espresso
Espressonun yapımı fazla çaba gerektirmez. Espresso makinesi veya Moka pot yardımıyla yapılır. Espresso için çekilmiş kahve makineye veya Moka pot’a konur, su eklenerek pişmeye bırakılır. Espressoyu en iyi şekilde yapabilmek için makineleri kullanmayı bilmeniz gerekir.
You can do espresso with an espresso machine or Moka Pot. Then add one cup of water and one teaspoon of coffee. Lastly, wait until it boils.
Pumpkin Spice Latte
Pumpkin spice latte diğer kahve çeşitlerine kıyasla biraz daha zor bir kahvedir. Bu kahve çeşidini yapmak için şu malzemeleri kullanmalısın:
Hazırlık:
Pumpkin spice latte is a slightly more difficult coffee compared to other types of coffee. To make this type of coffee, you must use the following ingredients:
Preperation:
Bu yazıda kahve çekirdeklerinden kahve tariflerine kahve ile ilgili birçok konudan bahsettik. Bu ve daha fazla yazı için Open English blog sayfamızı takip edebilir, Open English ile hem kültürlenip hem de İngilizce öğrenebilirsin!
İngilizce, okunuşu ve yazılışı arasındaki fark sebebiyle bazen başımızı ağrıtabilir. Bu özellik hem telaffuz noktasında, hem de yazım konusunda bize çeşitli sorunlar çıkarabilir. Bu yüzden İngilizce yazımı zor kelimeler gibi bir konu da meydana geliyor.
Bu yazımızda İngilizce yazımı zor kelimelerin en başta gelenlerine değinecek ve İngilizce yazımı zor kelimelerle nasıl başa çıkabileceğimize dair birkaç tavsiye vereceğiz. Eğer sen de İngilizce yazımı zor kelimeler ile ilgili problemler yaşıyorsan bu yazımız tam da sana göre!
İngilizce yazımı zor kelimeler listemize başlamadan önce sana sormak isteriz: İngilizceyi mükemmel bir şekilde konuşmak ister misin? Cevabın “evet” ise seni Open English’e davet ediyoruz!
Open English, alanında önde gelen bir online İngilizce kursu. Dünyada 15 yılı aşkın süredir, 1.5 milyondan fazla insana İngilizce öğreten Open English, bu deneyimiyle sana da İngilizce öğretmeye hazır! Peki Open English’te seni ne bekliyor?
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

“Özel durum, vesile” gibi anlamlara sahip olan bu kelime İngilizce yazımı zor kelimelerden birisi. Bu kelimeyi yazarken “acaba iki kere mi c vardı, yoksa iki s mi var?” dediğini tahmin ediyoruz.
İngilizce yazımı zor kelimelerden bir başkası ise Accommodate. “Yer vermek, barındırmak” gibi anlamlara geliyor bu kelime.
Bu kelimeyi sık sık bijuteri dükkanlarında sık sık görüyoruz aslında. Bu kadar sık görse de yanlış yazmayacağız anlamına gelmiyor tabii ki! Tahmin edebileceğin gibi “aksesuar” anlamına gelen bu kelime, İngilizce yazımı zor kelimelerden biri.
“Mahcup etmek, utandırmak” anlamındaki embarrass kelimesi yine İngilize yazımı zor kelimelerden bir başkası. Dikkat ettiysen yine çift tekrarlı sesler var.
İngilizce yazımı zor kelimelerden biri ise entrepreneur. “Girişimci” anlamına gelen bu kelime, Fransızca kökeninin de getirdiği bir yazım zorluğu ile çıkıyor karşımıza.
Bu sefer bir kelimeden ziyade özel bir isim var İngilizce yazımı zor kelimeler listemizde. Amerika’da Boston’ın da yer alıdiği bir bölge aslında.
İngilizce yazımı zor kelimerden bir diğeri ise “zatürre” anlamına gelen pneumonia kelimesi. Antik Yunanca kökenli bir kelime olması, bu kelimeyi epey zorlayıcı kılabiliyor!
Umarız buraya kadar İngilizce yazımı zor kelimeleri öğrenmiş, kelime dağarcığını geliştirmişsindir! İngilizce yazımı zor kelimeler başta epey sinir bozucu gelebilir. Bazen bu İngilizce yazımı zor kelimeler seni yıldırabilir ama merak etme! İngilizce yazımı zor kelimeler en iyi İngilizce ana dili olan birinden öğrenilir!
Bu noktada Open English yanında! Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilirsin. Bunun dışında deyim ve söz öbeklerine ulaşabildiğin interaktif etkinliklerle yeni ve bazen de Türkçe karşılığı olmayan İngilizce kelimeler öğrenebilirsin!
İngilizce çalışmaya hemen başlamak için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

Tahmin edebileceğin gibi “ritim” anlamına gelen bu kelime, İngilizce yazımı zor kelimelerin başında geliyor aslında. İçinde hiç ünlü ses geçirmeyen bu kelimeye dikakt!
“Bilinçli, şuurlu” anlamına gelen Conscious epey zorlayıcı bir kelime olarak karşımıza çıkıyor. Dikkatli olmakta fayda var! Aksi takdirde İngilizce yazımı zor kelimeleri gözden kaçırmak çok kolay!
“Ayırmak, ayrı” anlamına gelen separate kelimesini yazarken eminiz ki siz de aynı tereddüte düştünüz: “Acaba ilk ünlü a mı e mi, diğer ünlüler hangileri?” Yazınışı buradaki gibi. Fakat unutmak çok mümkün.
Bu kelime ise “yaramaz, afacan, şakacı” gibi anlamlara geliyor. Ses ve harf bolluğu yüzündne neyi nereye yazacağını karıştırman çok normal!
“Mide bulandırıcı, midesi bulanan” anlamına gelen bu kelimeyi yazması zor gerçekten. Bir çok ünlü ses gördüğümüz için hangi birini takip edeceğimizi şaşırman mümkün.

İngilizce yazımı zor kelimelerden bahsettiğimiz yazımı, yazım esnasında işine yarayan birkaç ufak tavsiyeye de yer vererek kapatalım!
Bu yazımızda birçok İngilizce yazımı zor kelimelere değindik. Bu tarz İngilizce yazımı zor kelimeleri günlük hayatta kullanarak hayatının bir parçası haline getirebilirsin. Böylece İngilizce yazımı zor kelimelerin doğru yazımı el alışkanlığı haline gelir ve hata payın düşer! İngilizce yazımı zor kelimeler isimli yazımıza benzer bir yazı daha okumak istersen “İngilizce En Uzun Kelimeler Nelerdir?” yazımıza davetlisin!
Yazımızı kapatmadan sana Open English’in fırsatlarından biraz daha bahsetmek isteriz. Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabileceğin gibi, TOEFL, IELTS gibi dil sertifika sınavlarına da çalışabilirsin. Ayrıca yapay zeka tarafından hazırlanmış eğlenceli ve interaktif aktiviteler ile İngilizce becerilerini zirveye çıkarabilirsin!
Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım.
Tarım hakkında konuşabilmek, kabul edelim çok da kolay değil. Çünkü biraz spesifik bir alan gibi görünüyor. Ama aslında görünenin tersine oldukça uluslararası bir konu. Öte yandan çevremizdeki dünyayı anlama ve bu alanda fırsatları değerlendirme yeteneğinimizi artırır.
Tarım hakkında İngilizce konuşabiliyor olmanın önemli olmasının birkaç nedeni var. İlk olarak, tarım küresel bir sektördür ve İngilizce, tarımla ilgili bilgi ve deneyimleri paylaşmak için ortak bir dil olarak kullanılır. İster tarım ürünleri hakkında konuş, ister tarım teknolojileri ve uygulamalarıyla ilgili tartışmalar yap. İngilizce sayesinde dünya çapında tarım topluluklarıyla iletişim halinde olabilirsin.
Öte yandan tarım, ticaret, ihracat ve ithalat açısından önemli bir sektördür. Farklı ülkelerle tarım ürünleri ticareti yaparken İngilizce, iletişim kopukluklarını önler ve işbirliğini kolaylaştırır.
Tarıma dayalı iş fırsatlarını değerlendirmek isteyen İngilizce öğrenenler için bu beceri oldukça önemlidir. Tarım sektörü, sadece tarım üretimi değil, aynı zamanda tarım danışmanlığı, tarım pazarlaması, tarım teknolojileri ve daha birçok alanda iş fırsatları sunar. İngilizce bilenler, uluslararası şirketlerle çalışma, yurtdışındaki tarım projelerine katılma ve küresel tarım endüstrisinde liderlik pozisyonlarına ulaşma şansına sahip olur.
Tarımın kalbinde büyüyen bir dünyada kendini geliştirmenin ve uluslararası bir alanda fark yaratmanın zamanı geldi diyorsan, Open English ile tanışmanın tam zamanı!

Tarım, dünyanın dört bir yanındaki insanları beslemek, çevreyi korumak ve gelecek nesiller için sürdürülebilir bir dünya yaratmak için önemli bir rol oynar. Ancak bu büyük sektörde başarılı olmak için İngilizceyi etkin bir şekilde kullanmak da hayati bir öneme sahip görünüyor.
Open English, tarım sektöründe İngilizceni güçlendirebilmen için mükemmel bir fırsat sunuyor. Tarım üretimi, pazarlama, uluslararası ticaret ve yenilikçi tarım teknolojileri hakkında İngilizce konuşabilmeni, kariyerinde büyük bir fark yaratmanı sağlar.
Günlük hayatta tarımla ilgili terimleri ve ifadeleri doğru bir şekilde kullanarak, tarım topluluğuyla etkili bir şekilde iletişim kurabilirsin. Aynı zamanda, uluslararası tarım konferanslarına katılarak bilgini paylaşabilir ve küresel bir ağ oluşturabilirsin.
Open English, esnek ve kişiselleştirilmiş bir eğitim deneyimi sunan online İngilizce kursudur. Tarımın sunduğu iş fırsatlarını keşfedip öne çıkmak Open English sayesinde daha kolay olacaktır. Daha fazla bilgi ve kayıt işlemleri için sayfanın yan tarafında bulunan formu doldurman yeterli!
Bu yazıda tarım alanında kullanılan kelimelerden örnek vereceğiz.

We harvested a bountiful crop of wheat this year. (Bu yıl bol miktarda buğday hasat ettik.)
Farmers are busy with the harvest season. (Çiftçiler hasat mevsimiyle meşgul.)
The farmer uses a drip irrigation system to water the crops. (Çiftçi, mahsulleri sulamak için damla sulama sistemi kullanır.)
It’s important to use organic fertilizers for sustainable farming. (Sürdürülebilir tarım için organik gübrelerin kullanımı önemlidir.)
Farmers apply pesticides to protect their crops from pests. (Çiftçiler, mahsullerini zararlılardan korumak için böcek ilacı uygularlar.)
They raise livestock such as cows, sheep, and chickens on their farm. (Çiftliklerinde inek, koyun ve tavuk gibi evcil hayvanlar yetiştiriyorlar.)
The dairy industry produces milk, cheese, and butter. (Süt endüstrisi süt, peynir ve tereyağı üretir.)
Organic farming avoids the use of synthetic pesticides and fertilizers. (Organik tarım, sentetik böcek ilacı ve gübrelerin kullanımından kaçınır.)
They grow tomatoes and cucumbers in a greenhouse. (Domates ve salatalıkları bir serada yetiştiriyorlar.)
The farmer uses a tractor to plow the field. (Çiftçi, tarlayı sürmek için traktör kullanır.)
Farmers cultivate a variety of crops on their land. (Çiftçiler topraklarında çeşitli mahsuller yetiştirirler.)
They use a plow to prepare the soil for planting. (Toprağı ekmek için bir saban kullanırlar.)
Plant the seeds at a depth of one inch. (Tohumları bir inç derinliğe ek)
Crop rotation helps improve soil fertility and reduces pests. (Mahsul rotasyonu, toprak verimliliğini artırır ve zararlıları azaltmaya yardımcı olur.)
They use combine harvesters to efficiently gather the crops. (Mahsulleri verimli bir şekilde toplamak için biçerdöver kullanırlar.)

The farm-to-table movement promotes locally grown and fresh produce. (Çiftlikten sofraya hareketi yerel olarak yetiştirilen ve taze ürünleri destekler.)
Silage is a type of livestock feed made from fermented crops. (Silaj, fermente edilmiş mahsullerden yapılan bir tür evcil hayvan yemidir.)
He has a successful agribusiness that specializes in organic farming. (Organik tarıma odaklanan başarılı bir tarım işletmesi var.)
Effective farm management involves planning, organizing, and controlling farm operations. (Etkili çiftlik yönetimi, çiftlik operasyonlarını planlamayı, düzenlemeyi ve kontrol etmeyi içerir.)
Soil erosion can be prevented by implementing proper soil conservation practices. (Toprak erozyonu, uygun toprak koruma uygulamalarının uygulanmasıyla önlenebilir.)
Livestock farming involves raising animals for meat, milk, or other agricultural products. (Hayvancılık, et, süt veya diğer tarımsal ürünler için hayvan yetiştirme işini içerir.)
The farm obtained organic certification for their produce. (Çiftlik, ürünleri için organik sertifikasyon aldı.)
Agricultural research aims to develop new farming techniques and improve crop yields. (Tarımsal araştırma, yeni tarım teknikleri geliştirmeyi ve mahsul verimini artırmayı amaçlar.)
Green manure refers to the practice of planting specific crops to improve soil fertility. (Yeşil gübre, toprak verimliliğini artırmak için belirli bitkileri ekmek pratiğini ifade eder.
The government provides farm subsidies to support agricultural producers. (Hükümet, tarım üreticilerini desteklemek için çiftçi desteklemesi sağlar.)
Aquaculture involves farming fish, shellfish, and aquatic plants in controlled environments. (Su ürünleri yetiştiriciliği, balık, kabuklu deniz ürünleri ve sucul bitkileri kontrollü ortamlarda yetiştirmeyi içerir.)
Integrated pest management is a sustainable approach to pest control in agriculture. (Entegre zararlı yönetimi, tarımda sürdürülebilir bir zararlı kontrol yaklaşımıdır.)
Agricultural extension services provide farmers with information and advice to improve their farming practices. (Tarım uzmanlığı hizmetleri, çiftçilere tarım uygulamalarını geliştirmek için bilgi ve tavsiye sağlar.)
Ensuring food security is essential for the well-being of a nation. (Gıda güvenliğini sağlamak, bir ülkenin refahı için hayati öneme sahiptir.)
Composting is a natural process that turns organic waste into nutrient-rich soil. (Kompostlama, organik atıkları besin açısından zengin toprağa dönüştüren doğal bir süreçtir.)
İngilizce çalışmaya başlamak istiyorsan, hemen yan tarafta yer alan formu doldur.
İngilizce dünyanın ortak dili kabul edilen bir dil. Haliyle ökenlerinden beri birçok dil ile etkileşim halinde. İngilizceye başka dillerden geçen sözcükler ise bu yüzden sıkça karşılaştığımız bir konu. Dünyada her yerde, her millette az bile olsa konuşulan İngilizceye başka dillerden geçen sözcükler olması hiç garip değil, değil mi?
Bu yazımızda İngilizceye başka dillerden geçen sözcüklerden bahsedeceğiz. İngilizceye başka dillerden geçen sözcükleri öğrenerek kelime dağarcığını geliştirebileceğin gibi, İngilizceye başka dillerden geçen sözcüklerin farkında olarak dil becerini geliştirebilirsin. Düşündüğümüzden çok daha fazla karşılaştığımız İngilizceye başka dillerden geçen sözcüklerin en yaygın olanlarını burada inceleyelim!
Fakat başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Eğer İngilizceyi en verimli, en işlevsel şekilde öğrenmek ve ana dilin gibi konuşmak istersen seni aramızda görmeyi çok isteriz!
Dünyada önde gelen online İngilizce kursu olan Open English, sana bir çok ayrıcalıklı fırsat sunuyor. Open English’e abone olarak bu fırsatlardan gönlünce faydalanabilirsin. Peki nedir bu fırsatlar?
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

İngilizceye başka dillerden geçen sözcüklerden bahsetmeden önce İngilizcede emeği geçen dil kökenlerinden bahsetmemiz gerekiyor. Bu diller artık İngilizcenin o kadar temelinde yer alıyor ki bazılarını İngilizceye başka dillerden geçen sözcükler olarak kategorize etmemiz zorlaşabiliyor! Listeyi inceleyince mantıklı gelecektir.
| Fransızca | %29 |
| Latince | %29 |
| Cermen Dilleri (Eski İngilizce, Eski Norsça vb.) | %26 |
| Yunanca | %6 |
| Diğer Diller | %6 |
| Özel isimlerden türeyen | %4 |
İngilizceye başka dillerden geçen sözcükleri bu yazımızda diller üzerinden kategorize edeceğiz. Böylece İngilizceye başka dillerden geçen sözcüklerin ne kadar farklı kökenlerden geldiğini görebiliriz. Hazırsan İngilizceye başka dillerden geçen sözcüklerin en büyük kaynağı olan Latince ile başlayalım!
İngilizceye başka dillerden geçen sözcüklerin dile girişi genelde büyük olaylarla olmuştur. Bu durumda ise Hıristiyanlığın yaygınlaşması bu büyük olaydır. Bakalım hangi kelimeler Latinceden geçmiş! Tabii ki her birine yer veremeyiz.
İngilizceye başka dillerden geçen sözcüklerin en ağırlıklı olduğu zamanlardan biri ise Britanya’ya Normanların hakim olduğu dönemdir. Bu kadar etkili olmasına şaşırmamalı!
Yunanca bilim dünyasında şık karşılaştığımız bir dil aslında. Özellikle -loji eki ile biten kelimelerin büyük bir çoğunluğu Antik Yunancadan geçmiş kelimelerdir.

Umarız buraya kadar İngilizceye başka dillerden geçen sözcükler yazımızdan birçok yeni şey öğrenmişsindir! İngilizceye başka dillerden geçen sözcükler anlat anlat bitmez. Dolayısıyla İngilizceye başka dillerden geçen sözcükleri bir blog yazısına sığdıramayız. Eğer sen de İngilizceyi daha derinlemesine, daha verimli bir şekilde öğrenmek istersen seni tekrardan Open English’e davet etmek isteriz!
Open English’e abone olarak sana özel hazırlanmış İngilizce çalışma programını edinebilir ve ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders almaya hemen başlayabilirsin. Bunun yanı sıra, öğrendiklerini pekiştirebileceğin canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşabilir ve dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
Burada direkt Almancadan geçen kelimelere değindik. Fakat İngilizcenin kendisi de köken olarak Cermen dili olduğu için aslında İngilizcenin büyük bir çoğunluğunun köken olarak Almanca ile ortak olduğunu söyleyebiliriz.
İtalya deyince aklına sanat ve mutfak geliyordur eminiz ki! E haliyle İngilizceye geçen İtalyanca kelimeler de genelde bu alanlarda karşımıza çıkıyor. Özellikle müzik terminolojisinin çoğu İtalyanca temelli!
İspanyolların eski çağlarda dünyayı epey etkiledikleri bariz! Özellikle bir alana odaklanılmamış olsa da İspanyol kültürü ile bağdaştırabileceğimiz kelimelerin geçtiğini görebiliriz!
Eski Hollandalıların denizcilikle epey içli dışlı olduğunu tarihe ilgiliysen biliyorsundur. Dikkat edersen bir çok denizcilikle alakalı terim bu yüzden Flemenkçeden geçmiştir.

Bugünkü yazımızda İngilizceye başka dillerden geçen sözcükler bahsettik. Günlük hayatta sıklıkla kullanabileceğin İngilizceye başka dillerden geçen sözcükler öğrenmek umarız ki faydalı olmuştur! Eğer İngilizce kelime dağarcığını geliştirmek istersen İngilizcede En Çok Kullanılan 250 Kelime yazımıza göz atmanı öneririz. Yazımızı kapatırken sana bir sorumuz var: İngilizceyi ana dilin gibi konuşmak ister misin?
Eğer çoğu insan gibi cevabın “evet” ise seni Open English’te görmeyi çok isteriz. Open English, dünya çapında 1.5 milyon insana 15 yıldır İngilizce öğreten bir online İngilizce kursu. Dolayısıyla alanında oldukça donanımlı ve deneyimli! Bu deneyimden faydalanmak istersen sen de aramıza katıl!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında yabancılarla İngilizce konuşarak pratiğe dökebilir ve dev içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklara sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım.
Birçoğumuz İngilizce öğrenirken gramer kurallarına, kelime dağarcığına ve telaffuza yoğunlaşırız. Ama deyimlerin de dilin bir parçası olduğunu unutmamalıyız. Neden mi?
Deyimler, İngilizce konuşulan bir ortamda günlük hayatta sıkça kullanılan ifadelerdir. İçlerinde gizli anlamlar barındırır ve kelime kelime çevrildiğinde tam anlamıyla anlaşılmazlar. İşte bu yüzden deyimleri öğrenmek, gerçek bir İngilizce konuşucusu gibi hissetmemizi sağlar. Hem deyimleri kullanırken konuşmamızı daha da renklendiririz.
Deyimleri öğrenmek, İngilizce konuşurken daha akıcı konuşmana yardımcı olur. Karşındaki kişiyle iletişim kurarken onun ne söylediğini daha iyi anlayabilirsin. Deyimler, dile gerçek bir dokunuş katarak seninle konuşan kişiye samimi bir şekilde bağlanmanı sağlar.
İngilizce deyimler sadece günlük konuşmada değil, aynı zamanda edebi eserlerde, filmlerde, şarkılarda ve hatta sosyal medyada bile karşımıza çıkar. Bu yüzden, deyimleri öğrenmek, İngilizce kültürüne daha derin bir bakış açısı kazandırır. Bir şarkının sözlerinde geçen deyimi anlamak, sana şarkının gerçek anlamını daha iyi kavratır ve müziğin tadını çıkarmanı sağlar.
Deyimleri öğrenmek için farklı kaynaklar bulunuyor. İngilizce deyim sözlükleri, dil öğrenme kaynakları, dil kursları ve hatta günlük hayatta karşılaştığınız deyimleri not almak gibi yöntemlerle deyimleri öğrenebilirsin.

Örnek Cümle: Mary let the cat out of the bag and revealed the surprise party plan. (Mary sırrı açığa çıkardı ve sürpriz parti planını ortaya çıkardı.)
Örnek Cümle: Don’t open that box, curiosity killed the cat, remember? (O kutuyu açma, unutma ki merak kediyi öldürür.)
Örnek Cümle: The boss is on vacation, so when the cat’s away, the mice will play. (Patron tatilde olduğu için, kedi yokken fareler oynar.)
Örnek Cümle: He was pacing back and forth like a cat on hot bricks, waiting for the results. (Sonuçları beklerken, o ateş üzerinde kedi gibi ileri geri dolaşıyordu.)

Örnek Cümle: Oh, look what the cat dragged in. It’s my long-lost cousin! (Aman Tanrım, kedinin getirdiği şeye bak. Bu benim uzun zamandır kayıp olan kuzenim!)
Örnek Cümle: This new car is the cat’s meow, it’s absolutely stunning! (Bu yeni araba çok harika, gerçekten muhteşem!)
Örnek Cümle: We were planning a picnic, but it started raining cats and dogs, so we had to cancel. (Piknik yapmayı planlıyorduk, ama şiddetli bir yağmur başladı, bu yüzden iptal etmek zorunda kaldık.)
Örnek Cümle: Why aren’t you saying anything? Did the cat get your tongue? (Neden hiçbir şey söylemiyorsun? Dilini mi yuttun?)
Örnek Cümle: I’m feeling a bit tired, I think I’ll take a cat nap before dinner. (Biraz yorgun hissediyorum, akşam yemeğinden önce kısa bir kestirme uyku yapayım.)
Örnek Cümle: The police played cat and mouse with the fugitive until they finally captured him. (Polis, firariyle kedi fare oynayarak onu nihayetinde yakaladı.)
Örnek Cümle: Sarah always copies my style, she’s such a copycat! (Sarah her zaman tarzımı taklit eder, o kadar taklitçi!)
Örnek Cümle: Don’t worry if your first approach doesn’t work, there’s more than one way to skin a cat. (İlk denemeniz işe yaramazsa endişelenmeyin, bir işi yapmanın birden fazla yolu vardır.)

Örnek Cümle: John’s controversial statement put the cat among the pigeons at the company meeting. (John’un tartışmalı açıklaması şirket toplantısında dikkatleri dağıttı.)
Örnek Cümle: Don’t be such a scaredy-cat! It’s just a harmless spider. (Öyle korkak olma! Bu sadece zararsız bir örümcek.)
Örnek Cümle: You keep making the same mistake over and over. Why are you doing the same thing? Answer me, has the cat got your tongue? (Aynı hatayı tekrar tekrar yapıyorsun. Neden hep aynı şeyi yapıyorsun? Cevap ver dilini mi yuttun?)
İngilizce öğrenirken kendini bazen sıkışmış hissettiğin oldu mu? Gramer kuralları, kelime dağarcığı ve telaffuz gibi pek çok şeyi aklında tutmak zor olabilir. Ama endişelenme! Open English ile İngilizce öğrenmek artık çok daha kolay ve eğlenceli.
Open English, kişiselleştirilmiş dil deneyimi sunan online bir dil kursudur. Senin için en uygun öğrenme planını oluşturarak, İngilizceyi öğrenirken kendini rahat hissetmeni sağlar. Esnek programlarıyla istediğin zaman, istediğin yerde öğrenebilirsin. Evde, işte veya seyahat ederken bile Open English ile derslere katılabilirsin.
Uzman eğitmenler motive etmek ve desteklemek için her daim her konuda yanındalar. Canlı derslerde etkileşimli bir ortamda İngilizce konuşma becerilerini geliştirebilirsin.
Open English’in avantajları bununla da sınırlı değil! Öğrenci topluluğuyla bağlantı kurabilir, dil öğrenme sürecinde topluluktaki insanlarla birbirinize destek çıkabilirsiniz. Öğrenme materyalleri ve interaktif egzersizler, İngilizce becerilerini hızla geliştirmene önemli derecede etki edecektir.
İstediğin hedefe ulaşmana yardımcı olacak bir dil kursu arıyorsan, daha fazla beklemene hiç gerek yok. Open English ile kolay bir şekilde İngilizce öğrenmenin farkına var!
Bu yazıda, İngilizcede deyimlerin önemini konuşacağız. İngilizcede binlerce deyim var. Hepsini bir yazıya sığdıramayacağımız için kategorilere ayırdık. Bu yazıda içinde ‘cat’ geçen deyimleri paylaşacağız. Ardından birer İngilizce cümle örneği ile de pekiştireceğiz.
Yazının sonunda şunu mutlaka hatırlamanı isteriz ki: önemli olan, deyimleri sadece ezberlemek yerine, onları günlük hayatta ve pratiklerinde kullanmaya çalışmandır. İngilizce çalışmaya başlamak için hemen formu doldur ve İngilizce sorununu ortadan kaldır.