Türklerin niçin bunca eğitim, çaba ve harcanan eğitim masraflarına rağmen hâlâ İngilizce öğrenemediği birçok kişi tarafından merak edilen bir sorudur. Bazı öğrenciler her ne kadar İngilizce öğrenmek için çabalasa veya İngilizce derslerinde iyi not alsalar da yabancı biriyle iletişime geçerken oldukça zorlanırlar. Çoğu zaman doğru şekilde cümle kuramaz, soru soramaz veya söyleneni anlayamazlar. Bugünkü yazımızda Türklerin neden bir türlü İngilizce öğrenemediği hakkında konuşacağız.
Aslında Türklerin İngilizce öğrenememesinin birçok sebebi var. Bu sebeplerin de tahmin edilmesi pek zor değil. Eğitim sistemi, öğretmenlerin geleneksel eğitimden vazgeçmemeleri, öğrencilerin İngilizceyi bir dersten ibaret olarak görmesi, öğrencilerin heveslerine karşılık verilmemesi veya öğretmenlerin heveslerini kırması sayılabilir. Dolayısıyla öğrenci İngilizce öğrenemez ve bu dersi yok saymaya başlar.
Eğitim hayatının sonrasında ise İngilizceyi sanki çözülmesi imkânsız bir problem hâline getirir ve gözünü korkutmaya başlar. Eğitim hayatı boyunca İngilizceye önyargı kazanan kişiler ise günlük hayatında İngilizceyi gördüğü yerde kaçar hâle gelir. Yukarıda da bahsettiğimiz üzere bu sebepler gittikçe artırılabilir. Ancak öğrencinin İngilizceyi gördüğü yerde kaçmasını kısaca bu şekilde açıklayabiliriz. Sonraki maddelerde bunların farklı sebeplerini inceleyeceğiz.
Eğitim sistemi: Eğitim sistemi tıpkı diğer derslerde de olduğu gibi öğrenciye bilgi kazandırmaktan ziyade ezber yaptırmaktan geçer. Günlük hayatla uyumlu değildir, dolayısıyla okulda öğrenilen okulda kalır. Dil ile ilgilenmeyen öğrenciler dil ile ilgili bir bilgi edinmek istemezler. Aynı şekilde sayısal öğrenciler yalnız sayısal derslerle, sözel öğrencilerse yalnız sözel bölümlerle ilgilenmeyi tercih eder. En nihayetinde öğrenci öğrendiği tüm bu bilgilerin okul hayatından sonra bir daha kullanmayacağını düşünür. Derslerinde yeterli başarıyı yakalamak isteyen öğrenci ise bir noktadan sonra ders seçmeye başlar. Bu noktada en çok ihmal edilen derslerden bir tanesi de İngilizcedir.
Öğretmenlerin ikinci dil eğitimine yaklaşımı: Bir dili öğretmeden önce o dilin nasıl öğrenileceğine dair bilgili olmak gerekir. Üniversitede bu her ne kadar öğretilmiş olursa olsun, birçok öğretmen mesleğine başladıktan sonra geleneksel öğrenme metodlarıyla İngilizce öğretmeye çalışır. Bir kelimeyi anlamıyla birlikte 10 defa yazmak, kalıp cümleler ezberletmek, kelimenin okunuşunu öğretmeden bir diyaloğun akıcı şekilde okunmasını beklemek, sınavlarda çoktan seçmeli ve gramer ağırlıklı sorulara yer vermek, listening, speaking gibi aktivitelere yer vermemek bazı hatalar arasında sayılabilir.

Gramer ağırlıklı eğitim: Dil bilgisine takılı kalmak eğitim sisteminde yapılan en büyük hatalardan bir tanesidir. Günlük konuşma kalıplarına yer vermeden, konuşma pratiği yapmadan bir yabancı dil öğrenmek mümkün değildir. Eğitim sistemi boşluk doldurma, çoktan seçmeli sorular, ezberletilmiş kalıp kelimelere dayanarak oluşturulmuştur. Bu noktada hem öğretmenler hem eğitim sistemi gramer ağırlıklı bir eğitim izlemektedir. Ancak nasıl konuşacağını bilmeden dil bilgisi öğrenmenin hiçbir mantığı yoktur.
Bir küçük çocuğu veya yeni yeni konuşmaya başlamış bir bebeği düşünelim, bebek henüz cümle kurmayı bırakın yeni yeni anne, meme, baba, mama, kaka gibi yalnızca temel ihtiyaçlarını ifade edebileceği kelimeleri bilmektedir. Küçük çocuk ise, “Biliyor musun, yarın başım ağrımıştı.” gibi hatalı cümleler kurabilir. Ancak biz ne demek istediğini anlarız ve iletişim kurmaya devam ederiz. Sonuç olarak çocuk derdini anlatacak kadar kelime haznesine sahiptir ve dil bilgisi olmadan da kendini anlatabilir.
Elbette bu konuda değinmek istediğimiz nokta yanlış dil bilgisiyle İngilizce konuşabileceğin değil ancak dil öğrenirken gramer hatası yapmanın hiçbir önemi olmadığıdır. Bununla birlikte unutmamız gereken şey; İngilizce bizim ana dilimiz değil, ikinci dilimizdir. Dolayısıyla aradan yıllar da geçse hâlâ çok basit hatalar yapabiliriz, bazı kelimeleri unutabiliriz veya kelimeleri yanlış yerde kullanabiliriz. Tüm bunlar oldukça normaldir.
Türkçe düşünerek İngilizce konuşmak: Türkçe düşünerek İngilizce konuşmak da biz Türklerin yaptığı en büyük hatalar arasındadır. Türkçe ile İngilizce farklı dil ailesine sahip olduğundan cümle yapıları da birbirinden farklılık gösterir. Dolayısıyla Türkçe düşündüğümüzde İngilizce cümle kurarken oldukça zorlanırız. Aynı şekilde beynimiz çeviri yaparken aynı zamanda konuşmakta zorlanabilir, bu da akıcı şekilde konuşamamıza yol açar. Belli pratiklerle İngilizce konuşurken İngilizce düşünmeyi alışkanlık hâline getirmek gerekir.
Aksanı takıntı hâline getirmek: Günümüzde birçok kişi aksanını kötü bulduğu için konuşmaktan çekinir. Özellikle bir Türkün bir Türkle İngilizce konuşmak zorunda kaldığı durumlarda birçok kişi aksanının yargılanmasından korkup İngilizce konuşmaktan çekinir. Yargılanmaktan korkup İngilizce konuşmaktan çekinmek olldukça normaldir ancak unutmamak gerekir ki bir dili öğrenmek için mutlaka bolca hata yapmak gerekir. Aksan ise geliştirilemeyecek bir beceri değildir, bolca pratik ve dinleme ile aksan kolaylıkla geliştirilebilir.
Yabancı dil öğrenmenin yetenek gerektirdiğine inanmak: Eğer şu an Türkçe konuşabiliyor ve derdini anlatabiliyorsan bir başka dil de öğrenmeye yeteneğin var demektir. Dil öğrenme becerisi yetenek değil, vakit ister. Dil öğrenirken sabırlı olmalı ve mutlaka bir bilenden destek alınmalıdır.
Eğer sen de İngilizce konusunda önyargılarını kırmak ve sıfırdan bir başlangıç yapmak istersen Open English ile kalıcı dil öğrenme fırsatını yakalayabilirsin! Yabancı uyruklu öğretmenlerle İngilizce aksanını geliştirebilir, pratiğini geliştirecek sorularla dilbilgini geliştirebilir, gittiğin her yerde online ve canlı derslerle öğretmenlerle etkileşime geçebilirsin. Zengin içerikleri ve her yönden kaliteli bir eğitim sunan Open English ile İngilizce bir tabu olmaktan çıkacak, severek konuştuğun bir dil hâline gelecektir. Sen de hemen formu doldur, uzmanlarımız seninle iletişime geçsin!

Bu yazıdan sonra birçok kişinin aklında “Peki, o zaman nasıl İngilizce öğrenebilirim?” sorusu canlanmıştır. İngilizce öğrenmenin birçok yöntemi vardır. Bu başlıkta çok kısa İngilizce öğrenmek için yapman gerekenlerden bahsedeceğiz.
Dil öğrenmek için yapabileceğin en iyi başlangıçlardan biri doğru yöntemlerle eğitim veren bir İngilizce kursundan faydalanmaktır. Ancak sana uygun kursu seçerken geleneksel yöntemlerle eğitim veren kurslardan değil, eğitim sisteminden farklı olarak doğru eğitim veren bir kurstan faydalanmalısın.
En başından beri söylediğimz üzere İngilizce öğrenmenin en doğru yöntemi konuşarak-dinleyerek öğrenmektir. Online veya yüz yüze İngilizce konuşma kulüpleri ile konuşma becerini ve aksanını geliştirme fırsatı yakalayabilirsin.
Yazma pratiği yapmak için günlük tutabilir, hikâye yazabilir veya rastgele bir konu hakkında yazı yazmayı deneyebilirsin. Bu sayede hem bilmediğin kelimeleri gözden geçirmiş olursun hem de farklı zaman kalıplarının nerede kullanılacağını öğrenmiş olursun.
Aslında bu başlıkta bahsetmek istediğimiz yalnızca kitap okumak değil, seviyenize uygun bir metinden yararlanmaktır. Kendi seviyenize uygun basit veya ileri seviyeli kitaplardan, metinleri okursan cümle kalıplarının kullanım yerlerini ve cümle akışını rahatlıkla görmüş olursun. Günümüzde sosyal medya bile İngilizce öğrenmek için müthiş bir araçtır.
İngilizce dizi izlemek, çevrimiçi oyunlar oynamak ve sosyal medyayı doğru şekilde kullanmak da İngilizcenizi geliştirmek için oldukça iyi bir araçtır. Çevrimiçi oyunlarda yabancı kişilerle etkileşime geçerek konuşma kalıplarını ve belli başlı terimleri öğrenebilir, yabancı dizi izleyerek diyalog akışını gözlemleyebilirsin.
Bu yazımızda Türklerin neden İngilizce öğrenemediği üzerine konuştuk. Bu problemlerin birçoğunu yaşadığını düşünüyor ancak İngilizce eğitimini göz ardı etmek istemiyorsan Open English’den yararlanabilir, uzaktan İngilizce öğrenmek mümkün mü ki? diye soruyorsan Uzaktan İngilizce Öğrenmek Mümkün Mü? isimli yazımıza göz atabilirsin.
Merhaba! Adjective Clause Örnekleri başlıklı yazımızı görünce duyduğun mutluluğu hissediyor gibiyiz. Çünkü, Adjective Clause örneklerini öğrenmek istiyorsan sen de biliyorsun ki bu konu İngilizce öğrenmek ve İngilizceyi doğru bir şekilde kullanmak için çok önemli.
Adjective Clause örneklerinde de karşılaşacağımız Adjective Clause yapısını doğru kullanmak, İngilizce dilinin anlaşılmasında oldukça önemlidir. Bu yapıyı öğrenmek, sana, özellikle akademik İngilizce yazıları yazarken veya daha karmaşık cümleler kurarken yardımcı olabilir. Bu yazıda, Adjective Clause yapısı hakkında daha fazla bilgi edinebilir, nasıl kullanılacağını öğrenebilir ve Adjective Clause örnekleriyle konuyu daha iyi anlayabilirsin.
Adjective Clause örneklerinin daha fazlasını öğrenmek için bu sayfada bulunan iletişim formunu doldurarak online İngilizce kursu Open English üyeliğini başlatabilirsin.

Adjective Clause, Adjective Clause örneklerinden de anlayacağın gibi, İngilizce dilinde sıfat cümlesi olarak da bilinir. Bu cümle yapısı, bir isim veya zamirin yanında bulunarak onun özelliklerini daha spesifik bir şekilde belirler. Adjective Clause Türkçesi, “sıfat cümlesi” veya “sıfat tamlaması” olarak ifade edilebilir.
Adjective Clause yapısı, Adjective Clause örneklerinde de göreceğin gibi, bir ismin veya zamirin özelliğini belirtmek için kullanılır. Örneğin, “The woman who is standing over there” cümlesindeki “who is standing over there” bölümü, “woman” isminin özelliğini belirtir ve hangi kadından bahsedildiğini açıklar.
Adjective Clause örneklerinde de buluşacağın Adjective Clause yapısı, bir cümlecikten oluşur ve genellikle bir bağlaç ile başlar. Bu bağlaçlar, who, whom, whose, which, that gibi birkaç farklı türde olabilir. Adjective Clause örneklerindeki cümlelerde bağlaç, cümlenin anlamına göre seçilir ve ismin veya zamirin özelliğini daha spesifik bir şekilde belirtmek için kullanılır.
Örneğin, “The book that I read yesterday” cümlesindeki “that I read yesterday” bölümü, “book” isminin özelliğini belirtir ve hangi kitaptan bahsedildiğini açıklar. Adjective Clause örneklerinden biri olan bu cümlede kullanılan “that” bağlacı, belirli bir şeyi tanımlamak için kullanılan bir bağlaçtır.
Adjective Clause yapısı, özneye, nesneye veya bir isme atfedilen özellikleri tanımlayabilir. Örneğin, “The man whose car is parked outside” cümlesindeki “whose car is parked outside” bölümü, “man” isminin özelliğini belirtir ve hangi adamın arabası olduğunu açıklar. Adjective Clause örneklerinden biri olan bu cümlede kullanılan “whose” bağlacı, sahip olunan şeyi veya kişiyi tanımlamak için kullanılan bir bağlaçtır.
Adjective Clause örneklerindeki Adjective Clause yapısı, İngilizce dilinde oldukça yaygın olarak kullanılır ve Adjective Clause örneklerinde de göreceğin gibi, özellikle yazılı İngilizcede sıkça rastlanır. Bu yapılar, cümlelerin anlamını daha spesifik hale getirir ve İngilizce yazılı ve sözlü ifadelerde daha etkili bir şekilde kullanılmasına yardımcı olur.

Yazımızın bu bölümünde, seninle, en güzel Adjective Clause örneklerini paylaşmak istiyoruz. Adjective Clause örnekleri, senin, kendi Adjective Clause cümlelerini kurman için sana çok yardımcı olacak. En güzel Adjective Clause örneklerinden 20 tanesini ve bu Adjective Clause örneklerinin Türkçe karşılıklarını hemen aşağıda bulabilirsin.
| The woman whose son is a doctor is proud of him. | Oğlu doktor olan kadın onunla gurur duyuyor. |
| The company which manufactures this product is based in Japan. | Bu ürünü üreten firma Japonya merkezlidir. |
| The person whom I met at the party is a lawyer. | Partide tanıştığım kişi bir avukattır. |
| The restaurant where we had dinner last night was very crowded. | Dün gece yemeğini yediğimiz restoran çok kalabalıktı. |
| The man whose car was stolen last week is still upset. | Geçen hafta arabası çalınan adam hala üzgün. |
| The book that you recommended was really good. | Önerdiğin kitap gerçekten güzeldi. |
| The woman who is singing on stage is a famous singer. | Sahneye çıkan kadın ünlü bir şarkıcıdır. |
| The book that I borrowed from the library is overdue. | Kütüphaneden ödünç aldığım kitap gecikmiş durumda. |
| The house whose roof is painted blue is for sale. | Çatısı mavi boyalı olan ev satılık. |
| The car that my dad bought last year is a Mercedes. | Geçen yıl babamın aldığı araba bir Mercedes’tir. |
| The boy who is playing the guitar is my neighbor. | Gitar çalan çocuk benim komşum. |
| The book which I read last week was very interesting. | Geçen hafta okuduğum kitap çok ilginçti. |
| The woman whose purse was stolen is talking to the police | Cüzdanı çalınan kadın polisle konuşuyor. |
| The movie that we watched last night was amazing. | Dün gece izlediğimiz film harikaydı. |
| The restaurant which serves the best pizza is on Main Street. | En iyi pizzayı servis eden restoran Ana Cadde’de bulunur. |
| The man whom I saw at the store is a famous actor. | Dükkanın önünde gördüğüm adam ünlü bir aktördür. |
| The car which was parked illegally was towed away. | Yasadışı park edilen araba çekildi. |
| The teacher whose classes are always interesting is my favorite. | Dersleri her zaman ilginç olan öğretmen benim favorimdir. |
| The dog that barks loudly is scaring the neighbors. | Yüksek sesle havlayan köpek komşuları korkutuyor. |
| The girl who is wearing a red dress is my cousin. | Kırmızı bir elbise giyen kız kuzenimdir. |
İşte, Adjective Clause örnekleri bu şekilde sıralanabilir. İçerisinde Adjective Clause örnekleri de bulunan İngilizcede en sık kullanılan cümleleri öğrenmek istiyorsan İngilizcede En Çok Kullanılan Cümleler başlıklı yazımızı mutlaka okumanı öneririz.

İngilizcede, Adjective Clause örnekleriyle pekiştirdiğimiz Adjective Clause cümle türü gibi birçok İngilizce cümle türü bulunuyor. Bu İngilizce cümle türlerini öğrenmenin en iyi yolu ise, Open English ailesine katılmak. Open English, Adjective Clause örnekleri gibi birçok cümle türü örneklerini edinebileceğin bir dil öğrenme platformu.
Open English’in temel amacı, öğrencilerin dil becerilerini geliştirmelerine ve global bir dünyada iletişim kurmalarına yardımcı olmak. Open English’te ana dili İngilizce olan öğretmenlerle yapılan canlı ve özel dersler ile ileri seviye İngilizce öğrenebilirsin. Open English; interaktif etkinlikler, konuşma pratiği ve özelleştirilmiş öğrenme planları gibi bir dizi öğrenme aracı sunuyor. Open English seviyene uygun ödevler ve quizler sunar ve ilerlemeni takip etmeni sağlar.
Adjective Clause gibi İngilizce cümle türlerini öğrenmek ve Adjective Clause örnekleri yerine kendi cümlelerini kurmak istiyorsan bu sayfada bulunan formu doldurman yeterli. Müşteri temsilcisi arkadaşlarımız Adjective Clause örnekleri gibi kendi cümlelerini kurabilmen için seni en kısa sürede arayacak ve Open English aboneliğini başlatacak.
Bu yazımızda ikonik sanatçı Adele’in şarkısı When We Were Young sözleri ve Türkçesinden bahsedeceğiz. Dillere dolanan bu şarkının sözlerini her detayıyla anlayabileceğin When We Were Young sözleri ve Türkçesi yazımız umarım sana yardımcı olur!
Unutma ki, sadece When We Were Young sözleri ve Türkçesi değil, herhangi bir şarkı ve Türkçe çevirisini yaparken direkt çeviriden kaçınmak en mantıklısı olacaktır. Çünkü When We Were Young sözleri ve Türkçesi, diğer şarkılarda da olduğu gibi tek bakışta, yüzeysel anlamı ile kısıtlandırılmamalı.
Fakat başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. 15 yıllık deneyimi ve 1.5 milyonu aşkın kullanıcısı ile, alanında önde gelen online İngilizce kursu Open English, sana İngilizce öğrenmek için ihtiyacın olan tüm fırsatları sunuyor!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerle 7/24 canlı ders alabilir, canlı konuşma grubunda öğrendiklerin yabancılarla konuşarak pekiştirebilir ve dev içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklara sınırsız erişim sağlayabilirsin! Böylece When We Were Young sözleri ve Türkçesi gibi konuları kolaylıkla anlayabilirsin!
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

Everybody loves the things you do
From the way you talk to the way you move
Everybody here is watching you
‘Cause you feel like home
You’re like a dream come true
But if by chance you’re here alone
Can I have a moment before I go?
‘Cause I’ve been by myself all night long
Hoping you’re someone I used to know
You look like a movie
You sound like a song
My God, this reminds me
Of when we were young
Let me photograph you in this light
In case it is the last time
That we might be exactly like we were
Before we realized
We were sad of getting old
It made us restless
It was just like a movie
It was just like a song
I was so scared to face my fears
Nobody told me that you’d be here
And I swear you moved overseas
That’s what you said, when you left me
You still look like a movie
You still sound like a song
My God, this reminds me
Of when we were young
Let me photograph you in this light
In case it is the last time
That we might be exactly like we were
Before we realized
We were sad of getting old
It made us restless
It was just like a movie
It was just like a song
When we were young
When we were young
When we were young
When we were young
It’s hard to admit that
Everything just takes me back
To when you were there
To when you were there
And a part of me keeps holding on
Just in case it hasn’t gone
I guess I still care
Do you still care?
It was just like a movie
It was just like a song
My God, this reminds me
Of when we were young
When we were young
When we were young
When we were young
When we were young
Let me photograph you in this light
In case it is the last time
That we might be exactly like we were
Before we realized
We were sad of getting old
It made us restless
Oh I’m so mad I’m getting old
It makes me reckless
It was just like a movie
It was just like a song
When we were young
Umarız buraya kadar When We Were Young sözleri ve Türkçesi ile ilgili yeni bir şeyler öğrenmişsindir! Bir sonraki kısımda çevirisine değineceğiz. Fakat When We Were Young sözleri ve Türkçesi gibi, dinlediğin şarkıların sözlerini, dinlediğin anda anlayabilsen harika olmaz mıydı? Olurdu tabii ki! Open English bunun için var!
Open English’e abone olarak kendine özel bir çalışma planı edinebilir, ana dili İngilizce olan eğitmenlerden istediğin zaman canlı ders alabilir, canlı İngilizce konuşma gruplarında pratik yapabilir ve dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin! Böylece When We Were Young sözleri ve Türkçesi gibi şeyleri kendi başına rahatlıkla anlarsın!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Herkes yaptığın şeyleri seviyor,
Konuşmandan hareketlerine
Buradaki herkes seni izliyor
Çünkü yuva gibi hissettiriyorsun
Gerçekleşmiş bi rüya gibi
Ama eğer şans eseri burada yalnızsan
Biraz konuşabilir miyiz ben gitmeden?
Çünkü tüm gece yalnız başımaydım
Tanıdığım bir olmanı umuyordum
Bir film gibi görünüyorsun
Sesin bir şarkı gibi
Tanrım, bu bana
Gençliğimizi hatırlatıyor
İzin ver bu ışıkta fotoğrafını çekeyim
Ne olur ne olmaz, son seferimizdir diye
Tıpkı eskiden olduğumuz gibi olabilmek için
Yaşlanmanın bizi üzdüğünün
Farkına varmadan önce
Bizi huzursuz etti
Tıpkı bi film gibi,
Tıpkı bir şarkı gibi
Korkularımla yüzleşmekten korkuyordum
Kimse bana burada olacağını söylememişti
Denizaşırı bir yerde olduğuna yemin edebilirim
Bana öyle söylemiştin beni terk ettiğinde
Hala bir film gibi görünüyorsun,
Sesin hala bir şarkı gibi
Tanrım, bu bana
Gençliğimizi hatırlatıyor
…

Müzik dinlemeyi kim sevmez ki? When We Were Young sözleri ve Türkçesi gibi güzel olunca. Eğer When We Were Young sözleri ve Türkçesi üzerine olan bu yazımızı beğendiysen Rolling in the Deep Şarkı sözleri ve Türkçesi isimli yazımıza da göz atabilirsin!
Fakat sen de When We Were Young sözleri ve Türkçesini kendi başına anlayıp çevirebilmek istiyorsan İngilizceyi, iyi temeller üzerine öğrenmelisin. Şayet When We Were Young sözleri ve Türkçesi ne kadar anlaşılması kolay duyulsa da altında yatan anlamı anlamak her zaman kolay olmayabilir. Bu yüzden Open English ile İngilizce öğrenmeye hemen başlamalısın!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, derslerde öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında başkalarıyla konuşarak pekiştirebilir ve dev içerik arşivimize sınırsız erişimde bulunabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
Hayatta herkesin güçlü ve zayıf yönleri vardır. Kimi insanlar yaratıcılıkta ya da spor alanında iyidir, kimileri de daha matematiksel ya da analitik düşünce yetenekleri ile öne çıkarlar. Bunları keşfetmek, kendini tanımak ve kariyerinde başarı elde etmek için önemlidir. Bu noktada, “good at” ve “bad at” kelimeleri devreye girer.
“Good at” ifadesi, bir kişinin belirli bir konuda becerikli veya yetenekli olduğunu ifade eder. Mesela, biri resim yapmada, yabancı dil öğrenmede ya da insanlarla iletişim kurmada iyi olabilir. “Good at” kelimesi kullanıldığında, insanların doğuştan sahip oldukları yetenekleri ve öğrendikleri becerileri vurgulanır.
Buna karşın “Bad at” kelimesi, bir kişinin belirli bir alanda zayıf olduğunu ifade eder. Bu alanlar birçok şeyi kapsayabilir. Mesela, biri matematikte, yaratıcılıkta, planlama yapmakta veya zaman yönetiminde zayıf olabilir. “Bad at” kelimesi kullanıldığında, insanların belirli alanlarda başarısız oldukları anlatılır.
Peki, neden bu iki kelime önemlidir? Kendini tanımak ve sahip olduğun özellikleri keşfetmek, kariyer ve yaşamında başarılı olmak için önemlidir. Kendini tanımak, yeteneklerini ve becerilerini geliştirmene, güçlü yanlarını kullanmana ve zayıf yanlarını geliştirmene yardımcı olur. Kendini ne kadar iyi tanırsan, başarı şansın da o kadar yüksek olur.
Tabii ki, “good at” ve “bad at” kelimesinin kullanımında bazı nüanslar vardır. Örneğin, belirli bir konuda “bad at” olan birinin bu konuda asla başarılı olamayacağı anlamına gelmez. Her zaman kendini geliştirebilir ve öğrenebilirsin. Yani ‘good at’ ve ‘bad at’ kelimeleri, sadece insanların hangi alanlarda daha güçlü veya zayıf olduğunu belirlemelerine yardımcı olur.
Özellikle iş hayatında, “good at” ve “bad at” kelimelerinin kullanımı oldukça yaygındır. İşverenler, çalışanların hangi konularda daha iyi olduklarını ve hangi konularda daha fazla çalışmaları gerektiğini belirlemek için bu kelimeleri kullanırlar. İşverenler, çalışanların becerilerini değerlendirirken bu kelimeleri kullanarak, eğitim ve gelişim programları oluştururlar.

Tabii ki bu kelimeleri sadece iş hayatında değil, hayatın her alanında kullanabilirsin. Kendini tanımak ve özelliklerini keşfetmek, kişisel gelişimin için de önemlidir.
Peki ya İngilizcede kendini “bad at” hissetmekten yoruldun mu? Open English’te sana İngilizcede “good at” olman için çabalıyoruz! Tecrübeli öğretmenler, dil becerilerini geliştirme ve iletişim konusunda kendine güven kazanmana yardımcı olmak için özverili bir şekilde çalışıyorlar.
Dünyanın her yerinde, İngilizce en yaygın kullanılan dillerden biridir. Bu yüzden, İngilizce bilmek, özellikle iş dünyasında ve uluslararası seyahatlerde hayatını kolaylaştıracak bir avantajdır. Ancak, İngilizce öğrenmek, birçok kişi için zor bir süreç olabilir. Dil öğrenmek için zaman, para ve emek gerektirir. Ayrıca, İngilizce öğrenirken “bad at” hissetmek, öğrenme sürecini daha da zorlaştırabilir.
Open English, motivasyonunu artırmak ve İngilizce öğrenme sürecini daha eğlenceli hale getirmek için oluşturulmuş online İngilizce kursudur. Öğrenciler sınıf içi aktivitelerden, dil pratik etme fırsatlarına ve İngilizce konuşma kulüplerine kadar birçok farklı etkinliğe katılabilirler.
İngilizce öğrenme süreci zorlu olabilir, Open English’te öğrencilerin “good at” olması için gereken tüm araçları sağlanıyor. Sen de, İngilizce öğrenme yolculuğuna Open English ile başlamak istersen yandaki formu doldurman yeterli!

Bu kısımda yukarıda bahsettiğimiz good at ve bad at kelimelerini daha iyi pekiştirebilmen için 20 örnek cümle paylaştık.
İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek ya da sıfırdan İngilizce öğrenmek istiyorsan, tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak ve seni aramamızı beklemek…
Bu yazımızda sık sık karşılaştığımız İngilizcede S takısından ve kullanımından bahsedeceğiz. İngilizcede S takısı, birçok görevi gören, farklı anlamları kapsayan bir ek. Tam bir “görev adamı” diyebileceğimiz İngilizcede S takısı, hangi seviyede olursan ol mutlaka karşına öyle ya da böyle çıkacak bir konu.
Bu kadar önemli bir konu olan İngilizcede S takısını kısaca geçiştirmek olmaz. Belirttiğimiz gibi İngilizcede S takısının bu kadar görevi varken, bunu kısa bir yazıda özetlemek de doğru olmaz. Fakat bu yazımızda sana en kapsayıcı hali ile İngilizcede S takısını özetlemeye çalışacağız!
İngilizcede S takısı kullanımı isimli yazımıza başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Dünyada önde gelen online İngilizce kursu olan Open English, 15 seneyi aşkın süredir, 1.5 milyondan fazla kişiye İngilizce öğretmekte. Bu deneyimden faydalanarak Open English’e katılmak sana bir çok ayrıcalık sağlayacaktır. Peki ne bu ayrıcalıklar?
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

İngilizcede S takısını genelde ilk olarak çoğul anlamı veren haliyle görmüşüzdür. Türkçede “-ler, -lar” anlamını karşılayan, isimleri çoğul anlama getiren bu takıyı kullanırken yazımı değişebilir. Bu farklı yazımları da kısaca özetleyelim:
İngilizcede S takısını “-es” olarak kullanabilmemiz için bu kelimelerin sonunun “ch, s, sh, x, z” sesleri ile bitmesi gerekmektedir.
İngilizcede S takısının “-ves” olarak yazmamızın kuralı şudur: bir kelime “f, fe” ile bitiyorsa bu kısmı atar, yerine “-ves” kullanırız.
İngilizcede S takısı kullanacağımız kelime “y” sesi ile bitiyorsa ve öncesinde ünsüz bir ses varsa, -s takısını eklemeden önce “y” çıkarılır ve yerine -ies eklenir.

İngilizcede S takısının bir diğer kullanımı ise sahiplik belirten (possessive) halidir. Türkçede “-in, -un, -ın” gibi çeşitli eklerle bu anlamı verirken İngilizcede S takısı sayesinde sahiplik belirtiyoruz.
Bu eki kullanırken dikkat etmemiz gereken şey ise kelimenin “s” ile bitip bitmemesi. Eğer “s” ile bitmiyorsa kesme işareti eşliğinde “s” takısı ekleyebilirsiniz. Eğer “s” ile bitiyorsa genellikle yalnızca kesme işareti kullanılır.
Umarız buraya kadar İngilizcede S takısı kullanımı ile ilgili yeni bir şeyler öğrenmişsindir! Biraz sonra İngilizcede S takısının kullanımlarını açıklamaya devam edeceğiz. Fakat İngilizcede S takısı gibi oldukça önemli bir konuyu ana dili İngilizce olan eğitmenlerden verimi bir şekilde öğrensen harika olmaz mıydı? Olurdu tabii ki! Open English bunun için var!
Open English’e abone olarak kendine özel bir çalışma planı edinebilir, ana dili İngilizce olan eğitmenlerden istediğin zaman canlı ders alabilir, canlı İngilizce konuşma gruplarında pratik yapabilir ve dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin. Böylece İngilizcede S takısı gibi kritik konuları kolayca öğrenebilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

İlk gördüğümüz gramer konularından olan Present Simple Tense’i hatırlıyor musun? Orada da bir -s takımız var aslında. Türkçeye geniş zaman olarak geçirdiğimiz Present Simple Tense’de -s takısının kullanımı çok önemli fakat kısıtlı.
Bu tensede -s takısını yalnızca üçüncü tekil şahısların (he, she, it) özne olduğu cümlelerin fiillerinde kullanıyoruz. Yazım kuralları çoğul -s takısındaki ile aynı şekilde olduğu için bunlara da dikkat etmekte fayda var!
“Son iki örnekte “-s” takısı nerede?” diye sorduğunu duyar gibiyiz. Burada -s takısı aslında yardımcı fiil olan “do”nun üstüne gelerek yardımcı fiili does’a çevirmiş oldu.
İngilizcede S takısı kullanımı isimli yazımızı kapatırken aslında -s takısı olmayan fakat sıkça karıştırılan kısaltmalardan bahsedelim.
“Has” ve “is” yardımcı fiillerini sık sık kesme işareti ve -s olarak kısaltılırken görürüz. Bu kullanım, İngilizceyi yeni öğrenen kişiler tarafından sahiplik belirten-s takısı ile karıştırılabiliyor. Bağlamdan ve cümlenin gidişinden faydalanarak bu ayrımı yapabilirsin!
İngilizcede S takısı kullanımı ile ilgili bu yazımızın sonuna geldik. Eğer İngilizcede S takısı ile ilgili yazımızı beğendiysen, başka bir önemli konu olan “To Be” Kullanımı Hakkında Her Şey ile ilgili yazımıza da göz atmanı tavsiye ederiz.
Yazımızın sonuna gelmişken seni Open English’e davet ediyoruz. Ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabileceğin, yabancılarla pratik yapabileceğin ve tüm içeriklerimize sınırsız erişebileceğin Open English aboneliği, eminiz ki İngilizceni en üst seviyeye taşıyacak ve vize başvurularında kullanılan İngilizce terimler gibi konular çantada keklik olacak!
Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım.
Bu yazımızda yılların eskitemediği bir şarkı olan Losing My Religion sözleri ve Türkçesinden bahsedeceğiz. Losing My Religion sözleri ve Türkçesi, bu klasik şarkıyı anlamana fazlasıyla yardımcı olacaktır. Hadi gel birlikte R.E.M. şarkısı Losing My Religion sözleri ve Türkçesini inceleyelim!
Losing My Religion Sözleri ve Türkçesi yazımıza başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Dünyada önde gelen online İngilizce kursu olan Open English, 15 seneyi aşkın süredir, 1.5 milyondan fazla kişiye İngilizce öğretmekte. Bu deneyimden faydalanarak Open English’e katılmak sana bir çok ayrıcalık sağlayacaktır. Peki ne bu ayrıcalıklar?
Losing My Religion sözleri ve Türkçesi okuduğunuz zaman şarkıyı daha da güzel bir hale getirecek. Şarkının başlığındaki “religion” kelimesinden dolayı dini bir şarkı olduğu düşünülebiir. Hatta bu yüzden bir dönem İrlanda’da yasaklanmış.
Losing My Religion sözleri ve Türkçesinin arkasında belli bir hikaye yok aslında. Şarkının yazarı “karşılıksız aşk, şüphe ve takıntı” ile ilgili olduğunu söylemiş Rolling Stone’a.

Oh life is bigger
It’s bigger than you
And you are not me
The lengths that I will go to
The distance in your eyes
Oh no I’ve said too much
I set it up
That’s me in the corner
That’s me in the spot-light
Losing my religion
Trying to keep up with you
And I don’t know if I can do it
Oh no I’ve said too much
I haven’t said enough
I thought that I heard you laughing
I thought that I heard you sing
I think I thought I saw you try
Every whisper, of every waking hour
I’m choosing my confessions
Trying to keep an eye on you
Like a hurt, lost and blinded fool, fool
Oh no I’ve said too much
I set it up
Consider this
Consider this the hint of the century
Consider this the slip
That brought me to my knees, failed
What if all these fantasies come
Flailing around
Now I’ve said too much
I thought that I heard you laughing
I thought that I heard you sing
I think I thought I saw you try
But that was just a dream
That was just a dream
That’s me in the corner
That’s me in the spot-light
Losing my religion
Trying to keep up with you
And I don’t know if I can do it
Oh no I’ve said too much
I haven’t said enough
I thought that I heard you laughing
I thought that I heard you sing
I think I thought I saw you try
But that was just a dream
Try, cry, fly, try
That was just a dream
Just a dream
Just a dream, dream
Umarız buraya kadar efsanevi Losing My Religion sözleri ve Türkçesi ile ilgili yeni bir şeyler öğrenmişsindir! Bir sonraki kısımda İngilizce çevirisine değineceğiz. Fakat dinlediğin şarkıların sözlerini, dinlediğin anda anlayabilsen harika olmaz mıydı? Olurdu tabii ki! Böylece Losing My Religion sözleri ve Türkçesini kendi kendine tek dinlemede anlardın! Zaten Open English de bunun için var!
Open English’e abone olarak kendine özel bir çalışma planı edinebilir, ana dili İngilizce olan eğitmenlerden istediğin zaman canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında pratik yapabilir ve dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin. Böylece Losing My Religion Sözleri ve Türkçesi gibi, istediğin tüm şarkıları ilk dinleyişte, kendi başına anlayabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Ah, hayat büyük
Senden daha da büyük
Ve sen, ben değilsin
Senin için göze aldıklarım
Gözlerindeki mesafe
Hayır, fazla konuştum
Buna ben sebep oldum (ayarladım)
Köşedeki benim
Spot ışığının altındaki de
Öfkeleniyorum*
Sana ayak uydurmaya çalışıyorum
Ve yapabilir miyim bilmiyorum
Hayır, fazla konuştum
Yeterince konuşmadım
Senin gülüşünü duydum sandım
Şarkı söyleyişini duydum sandım
Seni denerken gördüm sandım
Her fısıltı, uyanık olduğum her saat
İtiraflarımı seçiyorum
Gözümü senin üstünde tutmaya çalışıyorum
Hırpalanmış, kayıp, kör edilmiş bir aptal gibi
Hayır, fazla konuştum,
Buna ben sebep oldum
Şunu göz önünde bulundur
Bunu asrın ipucu olarak düşün
Bunu hata olarak düşün
Bana diz çöktüren, başarısız
Ya bu düşler etrafta uçuşursa
Şimdi fazla konuştum
Not: Losing My Religion sözleri ve Türkçesinde geçen ve şarkıya ismini veren değim din ya da inançla alakalı değil. “Öfkelenmek, gerilmek” anlamına geliyor. Bu kafa karışıklığı çoğu kişinin Losing My Religion sözleri ve Türkçesini oldukça yanlış anlamasına sebep oluyor.
Losing My Religion Sözleri ve Türkçesi ile ilgili bu yazımızın sonuna geldik. Losing My Religion Sözleri ve Türkçesi yazımızı beğendiysen, başka bir ünlü şarkı olan Rolling In The Deep Şarkı Sözleri ve Türkçe çevirisi isimli yazımızı da incelemeni öneririz!
Yazımızın sonuna gelmişken seni Open English’e davet ediyoruz. Ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabileceğin, yabancılarla İngilizce konuşma pratiği yapabileceğin ve tüm içeriklerimize sınırsız erişebileceğin Open English aboneliği, eminiz ki İngilizceni en üst seviyeye taşıyacak! Bir süre sonra Losing My Religion Sözleri ve Türkçesi gibi konular sana vız gelecek!
Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım.
Günümüzde İngilizce, küreselleşmenin yaygınlaşmasıyla birlikte, dünya genelinde en çok kullanılan dillerden biri haline geldi. Ayrıca İngilizce, iş dünyasında da sıklıkla tercih ediliyor. İş hayatında ya da günlük hayatta yapılan telefon görüşmeleri, İngilizce konuşma becerilerini geliştirmek için önemli bir fırsat sunuyor. Bu nedenle; İngilizce telefon konuşmaları sırasında kullanılan en yaygın ifadeleri, kelime ve kalıpları öğrenmek; İngilizce dil becerilerini geliştirmek için oldukça faydalı hâle geliyor.
Biz de bu yazımızda, farklı konularda yapılabilecek İngilizce telefon konuşması diyaloglarını paylaşarak, İngilizce telefon konuşmaları için gerekli olan temel ifadeleri öğrenmenize yardımcı olmak istedik.
İngilizce Telefon Konuşması Diyalogları başlıklı yazımızda önce telefonun İngilizcesini öğreneceksin. Yazımızın devamında, İngilizce Telefon görüşmelerinde en çok kullanılan kelimeler ve Türkçe karşılıkları ile buluşacaksın. Ardından, farklı konularda İngilizce telefon konuşması diyalog örnekleri ve Türkçe karşılıkları yazımızda yerini alacak. Yazının son bölümde ise, İngilizce telefon konuşması yapman için Open English’ten alabileceğin destekleri öğreneceksin.
İngilizce telefon konuşması yapmaya bir an önce başlamak istersen bu sayfada bulunan iletişim formunu doldurabilirsin. Müşteri temsilcisi arkadaşlarımız seni hızlıca arayarak online İngilizce kursu Open English hakkında detaylı bilgi sunacaktır.
İngilizcede “telefon” kelimesi, telefon görüşmeleri yapmak veya almak için kullanılan elektronik bir cihazı ifade etmek için kullanılır. İngilizcede “telephone” veya kısaca “phone” olarak da adlandırılır.
Telefon genellikle; bir gövde, bir ekran, bir mikrofon, bir hoparlör ve bir tuş takımı veya dokunmatik ekran gibi kullanıcı arayüzü bileşenlerini içerir. Bu bileşenler; kullanıcıların telefon görüşmeleri yapmak, mesajlaşmak, internete bağlanmak, fotoğraf ve video çekmek, müzik dinlemek ve daha birçok işlevi yerine getirmelerini sağlar.
Telefonlar ayrıca, işletmeler için müşteri hizmetleri gibi hizmetlerin sağlanmasında da önemli bir rol oynarlar. İngilizcede “telephony” terimi, telefon teknolojisi veya telefon aracılığıyla iletişim kurma işlemini ifade etmek için kullanılır.

İngilizce telefon konuşması yapmak isteyenlerin işini kolaylaştıracak bazı kelimeler bulunuyor. Bu kelimeleri öğrenirsen İngilizce telefon konuşması sırasında rahatlıkla kendini ifade edebilirsin. İngilizce telefon konuşması diyaloglarında en sık kullanılan kelimeler arasında aşağıdakiler bulunmaktadır:
Yukarıda sıraladığımız kelimeler ve cümleler, bir İngilizce telefon konuşmasında sıklıkla kullanılabilecek kelimeler. Bu kelimeler genellikle, iş için yapılan veya kişisel İngilizce telefon konuşması sırasında karşımıza çıkıyor. İngilizce telefon konuşmasında kullanılan bu kelimelerin yanı sıra, bir İngilizce telefon konuşmasında sık sık kullanılan kısaltmalar da bulunuyor. Bu kısaltmalar ise şu şekilde sıralanabilir:
Bir İngilizce telefon konuşmasında kullanılabilecek bu kelimeler ve ifadeler, iletişimi daha akıcı ve etkili hale getiriyor. Bu nedenle, İngilizce telefon konuşmasına hazırlanırken bu kelimeleri ve ifadeleri öğrenmen sana fayda sağlayacaktır.

İngilizce Telefon Konuşması Diyalogları başlıklı yazımızın bu bölümünde, seninle, iki farklı türde İngilizce telefon konuşması diyalog örneği paylaşacağız. Bunlardan birincisi, iş ile ilgili yapılan bir İngilizce telefon konuşması örneği. İkincisi ise günlük hayatta yapılan bir İngilizce telefon konuşması örneği. Ayrıca, yalnızca İngilizce telefon konuşması diyaloglarını değil, bu diyalogların Türkçe karşılıklarını da yazımızın bu bölümünde seninle paylaşacağız.
Aşağıdaki örnek, iş için yapılan İngilizce telefon konuşmasının tipik bir diyaloğu gösteriyor:
İngilizce:
Secretary: Good morning, XYZ Corporation. How may I assist you?
John: Good morning. I would like to speak to Mr. Smith, please.
Secretary: Certainly, may I know who is calling?
John: This is John from ABC Inc.
Secretary: Okay, please hold on while I transfer your call to Mr. Smith’s office.
John: Thank you.
Mr. Smith: Hello, this is Mr. Smith speaking. How may I help you?
John: Good morning, Mr. Smith. This is John from ABC Inc. I wanted to discuss the new project with you.
Mr. Smith: Sure, John. Let’s schedule a meeting next week to discuss it in detail. What day and time works best for you?
John: How about Tuesday at 10 AM?
Mr. Smith: That works for me. I will send you a calendar invitation with the meeting details. Thank you for calling, John.
John: Thank you, Mr. Smith. Have a nice day.
Türkçe:
Secretary: Günaydın, XYZ Şirketi. Nasıl yardımcı olabilirim?
John: Günaydın. Bay Smith ile görüşmek istiyorum, lütfen.
Secretary: Tabii, kimin aradığını öğrenebilir miyim?
John: Ben ABC A.Ş.’den John’um.
Secretary: Tamam, lütfen bekleyin. Sizi Bay Smith’in ofisine aktaracağım.
John: Teşekkür ederim.
Mr. Smith: Merhaba, ben Bay Smith. Nasıl yardımcı olabilirim?
John: Günaydın Bay Smith. Ben ABC A.Ş.’den John. Yeni proje hakkında sizinle konuşmak istiyorum.
Mr. Smith: Tabii, John. Detaylı olarak konuşmak için gelecek hafta bir toplantı planlayalım. Hangi gün ve saat sizin için uygun?
John: Salı saat 10 gibi olabilir mi?
Mr. Smith: Benim için uygun. Toplantı detaylarıyla birlikte bir takvim davetiyesi göndereceğim. Aradığınız için teşekkürler, John.
John: Teşekkür ederim, Bay Smith. İyi günler dilerim.
Aşağıdaki örnek, günlük hayatta yapılan bir İngilizce telefon konuşması örneği:

İngilizce:
Mary: Hello?
Jane: Hi, is this Mary?
Mary: Yes, it is. Who’s calling?
Jane: Hi, Mary. This is Jane from the gym. I’m just calling to remind you about your personal training session tomorrow morning at 9:00 AM.
Mary: Oh, yes. Thank you for reminding me. I’ll be there on time.
Jane: Great! Also, please don’t forget to bring your gym clothes and a towel.
Mary: Okay, I’ll make sure to pack them. Thanks again for calling, Jane.
Jane: No problem, Mary. See you tomorrow.
Türkçe:
Mary: Alo?
Jane: Merhaba, Mary mi?
Mary: Evet, benim. Kim arıyor?
Jane: Merhaba, Mary. Ben Jimnastik Salonu’ndan Jane. Yarın sabah saat 9’da kişisel antrenmanınız için sizi hatırlatmak için arıyorum.
Mary: Ah, evet. Hatırlattığın için teşekkür ederim. Zamanında orada olacağım.
Jane: Harika! Ayrıca, spor giysilerinizi ve bir havluyu getirmeyi unutmayın.
Mary: Tamam, onları paketlemeyi unutmayacağım. Tekrar aradığın için teşekkürler, Jane.
Jane: Rica ederim, Mary. Yarın görüşürüz.
Gün içerisinde kolaylıkla İngilizce diyalog kurarak sohbet etmek istiyorsan İngilizce Diyalog Örnekleri: Basit İngilizce Diyaloglar başlıklı yazımızı okumanı öneririz.
İngilizce dil becerilerini geliştirmek isteyenler için online bir İngilizce öğrenme platformu olan Open English, İngilizce telefon konuşması diyaloglarının kalitesini arttırman için sana yardım sağlayabilir.
Ana dili İngilizce olan eğitmenlerden alacağın İngilizce eğitimi ve eğitmenlerin moderatörlüğünde katılabileceğin konuşma sınıfları ile İngilizceni ilerletirken İngilizce konuşma becerini de geliştirebilirsin. Open English’te yer alan telaffuz uygulaması ile telaffuzunu kuvvetlendirebilirsin. İnteraktif dersler ve öğrenme materyalleri sayesinde kelime dağarcığını genişletebilirsin. Open English’in bu özellikleri sayesinde İngilizce konuşma yaparken rahatlıkla diyalog kurabilirsin.
İngilizce telefon konuşmasında harika diyaloglar kurabilmek için ileri seviyede İngilizce öğrenmek sana çok fayda sağlayacak. İngilizce öğrenmeye hemen başlamak için bu sayfada bulunan formu doldurabilirsin. Böylelikle seni arar ve Open English aboneliğini hızlıca başlatırız!
İngilizce öğrenmek, bugün dünya genelinde oldukça yaygın bir hedef haline geldi. Ama teknoloji ve iş yöntemleri değiştiği için, birçok kişi geleneksel dil kurslarının zaman, para ve çaba açısından zorlu olabileceğinin farkında. E, doğal olarak da geleneksel eğiitim modellerini sürdüren yerlere katılım pek mümkün olmuyor.
İngilizce öğrenme uygulamaları tam da bu probleme çözüm niteliğinde karşımıza çıkar. Günümüzde İngilizce öğrenmek isteyen birçok kişi için çok faydalı bir araç haline geldi. Çünkü bu uygulamalar, kişilere dil öğrenme konusunda daha fazla kontrol ve esneklik sağlıyor. Kendi hızlarında öğrenme fırsatı sunup ve bireysel öğrenme stillerine uygun bir öğrenme deneyimi sağlıyor.
Bununla birlikte bu uygulamaların en büyük faydalarından biri, dil pratiği yapma fırsatıdır. İngilizce öğrenme uygulamaları, kullanıcıların okuma, yazma, dinleme ve konuşma becerilerini geliştirmeleri için yoğun miktarda pratik alıştırmalar içerir. Bu da özellikle konuşma becerilerini geliştirme konusunda çok etkili bir yöntem. Ama ne yazık ki çoğu uygulama, kullanıcıların gerçek bir öğretmen ya da konuşma partneriyle etkileşime girmelerini sağlayamıyor.
Bunun sonucu olarak da, öğrenciler İngilizceyi gerçek hayatta kullanırken karşılaşabilecekleri durumlar için kendilerini her zaman yeterli hissetmiyorlar. İşte bu noktada, Open English dil uygulaması, bu ihtiyacı karşılamak için harika bir seçenek olarak beliriyor.

Open English, İngilizce öğrenmek isteyen herkes için son derece erişilebilir ve uygun maliyetli bir seçenektir. Bu uygulama, kullanıcıların İngilizce öğrenme deneyimini daha keyifli, verimli ve kişiselleştirilmiş hale getirir. Open English dil uygulaması içerdiği öğrenme materyalleri, quizler ve testler ile birçok uygulamadan daha faydalı ve keyifli bir deneyim sunar.
Bu materyaller senin gibi İngilizce öğrenmeye çalışan birçok öğrencinin kelime dağarcığını genişletmelesine, gramer kurallarını öğrenmesine ve okuma, yazma ve dinleme becerilerini geliştirmelerine yardımcı olur. Testler ve quizler de öğrencilerin öğrenme süreçlerini takip etmelerine ve ne kadar ilerleme kaydettiklerini görmeleri için özel olarak tasarlanmıştır.
Uygulamanın kullanımı oldukça kolay. Her yaştan her öğrencinin anlayacağı şekilde tasarlanan arayüzü, öğrenmeyi daha keyifli ve etkili hale getirir. Anadili İngilizce olmayan kişiler için öğrenmenin en iyi yollarından biri olarak kabul edilir.
Uygulama, öğrenenlere gramer, kelime bilgisi, okuma, yazma ve konuşma becerileri gibi tüm temel bileşenleri sunar. Ayrıca, uygulamanın farklı seviyeleri, öğrencilerin öğrenme ihtiyaçlarına ve hedeflerine uygun şekilde ayarlanabilir. Open English, profesyonel eğitmenler tarafından hazırlanan öğrenme materyalleri ve interaktif aktiviteler sunar.
Peki, Open English uygulamasına katılan insanlar ne tür faydalar elde ederler? Hadi birlikte keşfedelim!

Binlerce avantajı olan bu uygulamayı 5 madde altında toplayınca kısaca bu sonuçları elde ederiz. Uygulamayı deneyimleyenlerden de duyabileceğin gibi Open English anadili İngilizce olmayan kişilere İngilizceyi en basit ve keyifli haliyle öğretmeyi hedefler. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi kolay, basit arayüzü sayesinde ne öğrenmek istediğine kolayca erişebilirsin.
Open English’in uygulaması öğrencilerin pratik yapmak için farklı kaynaklara erişimlerini sağlar. Öğrenciler, diğer öğrencilerle pratik yapmak ve etkileşime geçmek için öğrenci forumları veya sohbet odalarını kullanabilirler. Ayrıca, Open English öğrencilerine gerçek dünya durumlarına dayalı etkileşimli görevler sunar, böylece öğrenciler öğrendikleri dil becerilerini gerçek hayatta kullanabilirler.
Open English dil uygulaması hakkında daha fazla bilgi elde edinmek için İngilizce Öğretmenleri İçin En İyi İngilizce Uygulaması başlıklı yazıyı okuyabilirsin.
Uzun lafın kısası, Open English, İngilizce öğrenmek isteyen herkes için mükemmel bir seçenektir. Esnek öğrenme seçenekleri, alanında uzman eğitmenler, gerçek hayatta kullanabilecekleri becerileri kazandıran özelleştirilmiş bir öğrenme deneyimi ve online destek gibi birçok avantajı ile öğrencilerin İngilizce öğrenme süreçlerini kolaylaştırır ve daha etkili hale getirir.
Eğer sen de İngilizce öğrenmek istiyorsan, Open English uygulamasını denemeni öneririz! Daha fazla bilgi almak ya da kayıt işlemleri için sayfanın sağ kenarında bulunan formu doldurman yeterli. Görevli arkadaşlarımız en kısa sürede sana mutlaka geri dönecektir.
Kabin memurları, havayolu şirketlerinin yüzüdür. Bu yüzden yolcuların konforlu bir uçuş deneyimi yaşaması için sıkı çalışmaları ve güler yüzlü olmaları beklenir. Tabii kabin memurlarının işi sadece yolcularla ilgilenmekle sınırlı değildir. Aynı zamanda, havacılık endüstrisinin uluslararası niteliği nedeniyle İngilizce bilmeleri de onlar için bir zorunluluk.
Evet anlaşılacağı gibi bugünkü yazımızda havacılık endüstrisinde çalışan kabin memurlarından bahsedeceğiz. Kabin memurları İngilizce bilmeli mi? Kabin memuru olmak için başvuran adayların mülakatlarında karşılarına çıkan İngilizce sorular ve yanıtlarını paylaşacağız.
Evet, bilmeliler. Neden mi? İngilizce, uluslararası bir dil olarak kabul edilir ve havacılık endüstrisi de dahil olmak üzere birçok sektörde kullanılır. İşletme, uçuş ve güvenlik prosedürleri, tüm dünyada aynıdır ve kabin memurları bunları uygulamakla sorumludur. Ayrıca, kabin memurları acil durumlarda yolcuları bilgilendirmek ve yönlendirmek zorunda kalabilirler. Bu nedenle, İngilizce bilmeden bu görevleri yerine getirmek oldukça zordur.
İngilizce öğrenmenin birçok farklı yolu var. Geleneksel sınıf ortamında öğrenmek isteyenler için dil okulları ve kursları mevcut, bunu biliyorsundur zaten. Ama herkesin işi, kursa gidip gelecek kadar müsait olmayabilir. İş yoğunluğu veya zaman kısıtlamaları nedeniyle gidip gelmek ya da belli saatleri olan bir programa uyum sağlamak her zaman mümkün olmayabilir. Neyse ki, online İngilizce dil kursları gibi alternatif seçenekler de var.
Open English, kabin memurları gibi yoğun çalışanlara özel tasarlanmış bir online İngilizce kursudur. Open English ile 7/24 erişilebilir ders materyalleri ve canlı ders seçeneklerine sahip olabilirsin. Bu sayede öğrenme hızına uygun esnek bir program oluşturarak, öğrenme sürecini daha verimli hale gelir. Canlı ders seçenekleri sayesinde de, gerçek bir sınıf deneyimi yaşayabilir, öğretmenlerle etkileşimli bir şekilde İngilizce pratik yapabilirsin.
Open English İngilizce öğrenme sürecini daha hızlı, daha kolay ve daha verimli hale getirmek için tasarlanmış harika bir platformdur! Kabin memurları gibi yoğun çalışan profesyoneller için özel olarak tasarlanan programlar, işlerinde başarılı olmak için gereken İngilizce dil becerilerini kazanmaya yardımcı olur. Daha fazla bilgi ve kayıt işlemleri için kenarda bulunan formu doldur ve İngilizce öğrenmeye hemen yarın başla!

Yazının bu kısmında kabin memurlarına mülakat esnasında sorulan İngilizce sorulara yer vereceğiz. Havacılık sektörüne ilgi duyuyor ve daha fazla bilgi edinmek istiyorsan blogda yer alan THY İngilizce Mülakat Soruları yazısına da göz atabilirsin.
Yanıt: My name is [Adınız]. I am from [Şehir/Ülke]. I graduated from [Okul Adı] with a degree in [Mezun olduğunuz bölüm]. After that, I worked at [Şirket Adı] as a [Görev Adı] for [Süre]. Currently, I am interested in pursuing a career as a cabin crew member.
(Çeviri: Benim adım [Adınız]. [Şehir/Ülke] kökenliyim. [Okul Adı]’ndan [Mezun olduğunuz bölüm] bölümüyle mezun oldum. Sonrasında [Şirket Adı]’nda [Görev Adı] olarak [Süre] çalıştım. Şu anda, bir kabin memuru olarak kariyer yapmak istiyorum.)
Yanıt: I have always been fascinated by the airline industry, and being a cabin crew member is a dream job for me. I love working with people, and I am passionate about delivering excellent customer service. I also enjoy traveling and meeting new people from different cultures, and being a cabin crew member will allow me to combine my interests and skills.
(Çeviri: Havacılık sektörü her zaman ilgimi çekmiştir ve kabin memuru olmak benim için bir hayatımın hayali. İnsanlarla çalışmayı seviyorum ve mükemmel müşteri hizmeti sunmak konusunda tutkulu olduğumu düşünüyorum. Ayrıca seyahat etmekten ve farklı kültürlerden yeni insanlarla tanışmaktan keyif alıyorum ve bir kabin memuru olmak ilgi alanlarımı ve becerilerimi birleştirmeme izin verecektir.)
Yanıt: First, I would listen to their concerns and try to empathize with them. Then, I would explain our policies and procedures to them in a calm and professional manner. If the situation escalated, I would inform the captain and follow the airline’s protocol for dealing with difficult passengers. It is important to remain calm and professional in all situations to ensure the safety and comfort of all passengers on board.
(Çeviri: Öncelikle, endişelerini dinleyeceğim ve onlarla empati kurmaya çalışacağım. Ardından, politikalarımızı ve prosedürlerimizi sakin ve profesyonel bir şekilde açıklayacağım. Durum kötüleştiğinde, kaptanı bilgilendireceğim ve zorlu yolcularla başa çıkmak için havayolu şirketinin protokolünü izleyeceğim. Tüm durumlarda sakin ve profesyonel kalmak, gemideki tüm yolcuların güvenliği ve konforunu sağlamak önemlidir.)

Yanıt: In emergency situations, it is important to remain calm and follow the airline’s procedures for handling the situation. As a cabin crew member, I would be responsible for ensuring the safety of all passengers on board. I would immediately assess the situation and take appropriate actions, such as informing the captain and other crew members, communicating with passengers, and performing emergency procedures. It is crucial to stay focused and work efficiently under pressure to ensure the safety of everyone on board.
(Çeviri: Acil durumlarda, sakin kalmak ve havayolu şirketinin durumu yönetmek için prosedürlerini izlemek önemlidir. Bir kabin memuru olarak, gemideki tüm yolcuların güvenliğinden sorumlu olacağım. Hemen durumu değerlendireceğim ve uygun adımlar atacağım, örneğin kaptanı ve diğer mürettebat üyelerini bilgilendirme, yolcularla iletişim kurma ve acil prosedürleri uygulama. Herkesin güvenliğini sağlamak için baskı altında bile odaklanmak ve verimli çalışmak önemlidir.)
(Olağanüstü müşteri hizmeti sunduğunuz bir zamanı anlatabilir misiniz?)
Yanıt: Yes, I remember a time when a customer had a problem with their meal, and I was able to resolve the issue quickly and effectively. I listened to the customer’s concerns and offered them different options to choose from. I also apologized for the inconvenience and ensured that the customer was satisfied with the solution. Providing exceptional customer service is about going above and beyond what is expected, and I always strive to exceed customer expectations in every interaction.
(Çeviri: Evet, bir müşterinin yemekle ilgili bir sorunu vardı ve ben sorunu hızlı ve etkili bir şekilde çözebildim. Müşterinin endişelerini dinledim ve seçebilecekleri farklı seçenekler sundum. Ayrıca rahatsızlıktan dolayı özür diledim ve müşterinin çözümden memnun olduğundan emin oldum. Olağanüstü müşteri hizmeti sunmak, beklenenden daha fazlasını yapmakla ilgilidir ve her etkileşimde müşteri beklentilerinin üzerine çıkmayı hedeflerim.)
İngilizce öğrenmek ve hatta yabancı bir dil öğrenmek Türkler için zeka isteyen, adeta imkânsız bir fizik sorusu çözmek durumuna dönüşmüştür. Oysaki İngilizce öğrenmek sanıldığından çok daha basit ve kolaydır. Gerek toplumsal dayatmalar gerekse eğitim sistemi yabancı dil öğrenmeyi güç hâle getirmiştir. Bu yazımda ise biz neden İngilizce öğrenemiyoruz ve öğrenmek için neler yapmalıyız bunun üzerine konuşacağım. Eğer sen de İngilizce öğrenemiyorum diyenlerdensen yazıyı sonuna kadar okumanı ve bu düşünceni yeniden aklından geçirmeni isterim.
Peki neden İngilizce öğrenemiyoruz? Bu soruyu sormak çok basit ancak cevabı sanıldığından biraz daha karmaşık. Yapılan araştırmalara göre biz Türkler için neden İngilizce öğrenemiyoruz sorusunun birçok cevabı var. Bunlardan ilkini eğitim sisteminin yalnızca teori üzerine olması ve pratik için öğrencilere herhangi bir takviye eğitim verilmemesi olarak açıklayabilirim. İngilizce pratiği için yapılması gerekenleri de sonraki başlıklarda detaylıca açıklayacağım.
İkinci olarak öğrendiğimiz dili aktif olarak kullanamıyor olmamız veya hayatımızın hiçbir noktasında İngilizceye ihtiyacımız olmayacağı düşüncesi yer alıyor. Daha sonrasında dil öğrenme becerisinin yetenek istediğini düşünmek, İngilizceyi yalnızca okullarda gösterilen bir dersten ibaret olarak görmek, gramer bilerek dil konuşabileceğini düşünmek, yanlış yapmaktan ve kötü aksanlı konuşmaktan korkmak bireysel olarak yaptığımız hatalardan yalnızca birkaçı diyebilirim. İngilizce öğrenmeyi başta çok zor ve imkansız olarak gören biri olarak ben de sanaİngilizce öğrenmeden önceki düşüncelerimi ve sonrasını aktarmak isterim.
İngilizce öğrenmeden hemen önce yalnızca okulda aldığım eğitimler ile yetinmeye çalışıyordum. Benimle aynı sınıfta olan ve İngilizce bilen birçok öğrenci ise farklı kaynaklardan İngilizce öğrenmiş, okulda öğretilen teorik İngilizceyi yalnızca fazladan kelime öğrenmek ve bilgilerini tazelemek için kullanıyordu. Dışarıdan bir göz olarak bense İngilizceyi nasıl öğrendiklerini çözemiyordum. İngilizce öğrenmek için başta kendim çaba sarf ettim.
Kelime ezberlemeye çalışarak, gramer öğrenmeye çalışarak İngilizce öğrenebileceğimi düşündüm ancak maalesef bu hem düşündüğüm kadar kolay olmadı hem de öğrendiğimi hemen unutuyordum. Daha sonra kelime haznem gelişti ancak cümle kurmakta zorlanmaya başladım. Yani, bir şeyin İngilizcesini gördüğümde, evet bu kelime bu anlama gelir diyebiliyordum ancak biri İngilizce konuşmamı istediğinde susup kalıyordum.
Daha sonra aklımda, “Ya İngilizce öğrenemezsem, ben neden İngilizce öğrenemiyorum?” soruları yankılanmaya başladı. Tabii sormam gereken soru bu değildi, asıl sormam gereken soru “Neden İngilizce öğrenmeliyim ve nasıl öğrenmeliyim?” olmalıydı. Sana İngilizce öğrenme hikâyemin öncesini anlattığıma göre, şimdi asıl sormam gereken sorunun cevabını ayrı bir başlıkta açıklamak istiyorum.

İngilizce yalnızca öğrenmek için öğrenilmesi gereken bir dil değildir. İngilizce öğrenerek yabancı kaynaklardan faydalanabilir, iş dünyasında bir adım ileride olabilir, üniversite hayatımızda yabancı kaynaklardan yararlanarak mesleki gelişimimize katkıda bulunabilir, yabancı insanlarla etkileşime geçebilir ve farklı ülkelere gittiğimizde zorlanmadan basit ihtiyaçlarımızı giderebiliriz. İngilizcemi geliştirdiğim zamandan bu yana birçok kişinin erişemediği bilgilere erişebiliyor ve doğrularla yanlışları çok daha rahat ayırt edebiliyorum.
Bunun sebebi ise ulaşabildiğim sonsuz kaynağın olması, yani tek dil bilen kişi yalnızca sınırlı Türkçe kaynaklardan faydalanabilirken ben hem İngilizce kaynaklardan hem de Türkçe kaynaklardan faydalanabiliyorum. Özellikle spesifik konularda araştırma yaptığında Türkçe kaynakların oldukça yetersiz olduğunu görürsün. İngilizce kaynaklarda ise hem detaylı birçok araştırmaya hem de insanların deneyimlerini paylaştığı kaynaklara ulaşabilirsin. Bununla birlikte İngilizce öğrenmenin faydaları saymakla bitmez, ben de fazla uzatmadan nasıl İngilizce öğrenmeliyiz bundan bahsedeceğim.
İngilizce öğrenmenin çok farklı yolları vardır. Yalnızca oyunlardan, filmlerden İngilizce öğrenebileceğiniz gibi etkili ve sağlam bir temel oluşturmak için mutlaka bir İngilizce kursundan faydalanmanızı öneririm. Çevremde İngilizcesini geliştirmek isteyen birçok kişiden İngilizcemi nasıl geliştirdiğime ve nasıl pratik yaptığıma dair sıklıkla soru alıyorum.
Bana sorulursa İngilizce tek kaynaktan öğrenilmemelidir. Bir İngilizce kursunun yanında filmler, diziler, yabancı müzikler ve hatta sosyal medyada yabancı dille paylaşılan içerikler bile İngilizceni geliştirmende sana büyük fayda sağlayacaktır. Örneğin, İngilizce basit kelimeleri öğrendin ve pratikle bunları geliştirmek istiyorsun; günlük diziler, çizgi filmler ve hatta Disney filmleri bu konuda oldukça yardımcı olacaktır.
Günlük diziler yalnızca günlük hayatta kullanılan kalıpları içerdiğinden pratiğini ve kelime hazneni geliştirecek, çocuk filmleri ise basit bir dille anlatıldığından öğrendiğin kelimelerin neredeyse hepsini duyarak öğrenmeni sağlayacaktır. Özellikle Disney filmlerini örnek vererek spesfikleştirme sebebim ise Disney yapımı filmlerde vurguların ve beden dilinin çok keskin şekilde veriliyor olmasıdır.
Türkçe veya İngilizce herhangi bir Disney filmi izlediysen vurguların ne kadar keskin olduğunu hissedersin. Biraz daha detaylı incelersen bu yapımlarda beden dilinin de çok keskin kullandığını fark edersin. Bu sayede hangi kelime nerede kullanılır, cümle vurgusu nasıl yapılır çok daha rahat öğrenirsin. Şahsen ben İngilizce öğrenirken de aynı yöntemlerden faydalandım.

Ben İngilizce öğrenirken boş vakitlerimde kullanabileceğim, deyim yerindeyse eğitimi her yere taşıyabileceğim bir eğitimden yararlanmak istedim. Daha önce çevremden birçok kişi bazı telefon uygulamaları kullanmamı söyledi ancak bir faydasını göremedim. Uzun araştırmalar sonucunda Open English ile tanıştım ve eğitimim sırasında neden İngilizce öğrenemiyoruz sorusunun cevabını da almış oldum.
Open English hem sözel hem işitsel eğitimlere yer verirken, başvurduğum diğer yöntemlerde birinden biri mutlaka eksik kalıyordu. Open English ile yabancı eğitmenlerle sürekli etkileşimde kaldım, aksanımı geliştirmek için hem eğitmenlerimden hem de sesimi kaydedip dinleyebileceğim özelliklerden yararlandım.
Gramerimi geliştirmek için doğru-yanlış testlerini çözdüm ve yanlış bildiğim kelimeleri not alarak günlük olarak tekrar ettim. Odamın bir köşesine bilmediğim İngilizce kelimeleri yazdım, bu şekilde kelimeler her gözüme çarptığında kelimeleri tekrar etme şansı yakalıyordum. Günlük hayata dair yazma ve konuşma becerilerimi geliştirmek için gün içinde ne yaptığıma ve ne hissettiğime dair günlük tuttum, bir noktadan sonra İngilizce dedikodu yapmaya bile başladım.
Eğitmenlerimle olan bağımı hiç koparmadan ve eğitime ara vermeden devam ettiğim için de kısa sürede başarıyı yakaladım, şimdilerde İngilizce kitap-dergi-makale okuyabiliyor, akıcı ve düzgün bir aksanla konuşabiliyor ve yabancı şirketlerle iş için görüşmeler yapabiliyorum. Eğer siz de yazının başında, ben neden İngilizce öğrenemiyorum diyenlerdensen bu soruyu tekrar gözden geçirmeni ve bu başlıkta verdiğim püf noktaları değerlendirmeni tavsiye ederim. Unutmayın, Open English ile İngilizce öğrenmek sandığınızdan çok daha kolay!