İkinci bir dil bilmenin önemini her geçen gün anladığımız şu dönemde hem akademik hayatımızda hem de sosyal çevremizde İngilizce’nin yeri malum. Aniden ortaya çıkan çoğu fırsat, yabancı dil bilgisinin eksikliği sebebiyle değerlendirilemiyor.
Bunun gibi durumların önüne geçebilmek için ise İngilizce eğitiminin ve pratiğinin üzerine düşmek şart. İngilizce eğitimi sırasında kelime bilgisi, dil bilgisi gibi konulara ek olarak günlük hayatta kullanılan bazı kalıpların anlatımına da yer verilir.
Bu kalıplardan biri olan İngilizce başsağlığı dileme kalıpları, hayatın gerçeği olan ölüm sebebiyle kullanılan, yakınlarımız ile acımızı paylaşmamızı sağlayan kalıplardan birisi.
Bizler de bu yazımızda sana, sevdiklerinin acılarını dünya dili İngilizce ile paylaşabilmen, bu denli hassas ve üzücü bir durumda doğru kelimeleri seçerek doğru cümleler kurabilmen için İngilizce başsağlığı dileme kalıpları örnekleri vereceğiz.
Hızlı bir şekilde online İngilizce kursumuzla İngilizce öğrenmeye başlamak için tan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.

Ölüm, hayatın kaçınılmaz bir gerçeği. Kişiler kaybettikleri sevdikleri için derin üzüntü duyar ve çevresindeki insanlardan kendilerine destek olmasını bekler, acılarını paylaşmasını isterler. Bu beklentiyi karşılayan eylemlerden birisi, başsağlığı dilemek – taziye mesajı göndermek olabilir. İngilizcede başsağlığı dilerken doğru kelimelerin seçilmesi çok önemli.
Karşımızdaki kişiye yanlış anlaşılmamak ve onu istemeden üzmemek adına İngilizce başsağlığı dileme kalıpları hakim olunması gereken kalıplardan birisi. Başsağlığı dileme kalıplarına girmeden önce İngilizce başsağlığı dileme kalıpları içerisinde kullanılan bazı kelimeleri de bilmek gerekiyor. Bu kelimeleri aşağıda senin için derledik.
| Kullanılan Başsağlığı Kelimeleri | Türkçe Çevirileri |
| Condolence | Taziye |
| Sorry | Üzgün olmak |
| Loss | Kayıp |
| Deepest | En derin |
| Pray | Dua etmek |
| Heaven | Cennet |
| Heartfelt | Yürekten |
| God Bless | Tanrı korusun |
| Pain | Acı |
| Comfort | Rahatlatmak |
| Death | Ölüm |
| Sad | Üzgün olmak |
| Grieving | Kederli |
| Infinity | Sonsuzluk |
| Life | Yaşam |
| Heart | Kalp |

Başsağlığı dilekleri, sevdiği insanları kaybetmiş kişiler için yüreğe su serpen tarzda olmalı. Kesinlikle yanlış anlaşılmaya mahal vermemeli. Aşağıda İngilizce başsağlığı dileme kalıpları içeren cümlelere örnek vereceğiz.
İngilizce başsağlığı dileme kalıplarının başında “My condolences to you” gelir. Bu kalıbın anlamı direkt olarak “Başınız sağ olsun”dur. Bu cümle yapısından türeyen ya da anlamı bu cümle yapısına benzeyen bazı kalıplar ise şunlardır:
I am sorry for your loss: Başınız sağ olsun.
I am sorry to hear of your loss: Kaybınızı duyduğuma üzüldüm.
Please accept my sympathy for your loss: Kaybınız için lütfen acılarımı kabul edin.
Rest in peace: Huzur içinde yatsın.
May God have mercy on him / her: Allah rahmet eylesin.
May God have mercy on him / her: Allah ona merhamet etsin.
God rest one’s soul: Tanrı ruhunu dinlendirsin.
May God rest his / her soul: Tanrı ruhunu şad etsin.
I’m so very sorry to hear about your loss: Kaybınız için çok üzgünüm.
I offer you our deepest condolence on this bad day: Bu kötü günde size en derin taziyelerimi sunarım.
Please accept my deepest and most heartfelt condolences at this time: Bu zamanda yüreğimin derinliklerinden gelen başsağlığı dileklerimi kabul edin.
We were disturbed and saddened by the untimely death of your son/daughter/husband/wife, … Oğlunuzu/kızınızı/kocanızı/karınızı kaybettiğinizi öğrendiğimizde son derece üzüldük.
Please accept our deepest and most heartfelt condolences at this most challenging time: Bu zor zamanda lütfen yüreğimizin derinliklerinden gelen başsağlığı dileklerimizi kabul edin.
I’d like to extend my sympathy: Acınızı paylaştığımı belirtmek isterim.
We were sad to learn :Teessürle öğrenmiş bulunmaktayız.

İngilizce başsağlığı dileme kalıpları ile ilgili örnekleri bir önceki başlıkta açıkladık. Bu başlığımızda ise daha özel duygulara yer vereceğiz. Bir cenaze töreni kendi hayatımızın da gözünün önünden geçip gittiği anlardan birisi.
Yakınını kaybetmiş kişiye destek olunması gereken, yalnız olmadığını hissetmesi gereken bir ortam. Böylesine üzücü ortamlarda basit kalıpları kullanmak yerine, daha sıcak olan ve İngilizce başsağlığı dileme kalıpları da içeren cümleler kullanmak oldukça önemli. Biz de sana bu cümlelerden birkaç tane örnek vereceğiz.
We lost a great friend, but the universe received a new beautiful star. My condolences to you and your family.
Harika bir arkadaşımızı kaybettik ama evren yeni ve güzel bir yıldız aldı. Size ve ailenize başsağlığı diliyorum.
Nothing is more painful in life as the separation of a jewel. God rest his soul. My most sincere condolences.
Hayatta hiçbir şey bir mücevheri ayırmak kadar acı verici değildir. Tanrı onu korusun. En içten taziyelerimi sunarım.
We offer you our deepest condolences on this bad day.
Bu kötü günde size en derin taziyelerimizi sunuyoruz.
May the love and mercy of our Lord be bestowed upon you and your family during this unfortunate time. My most sincere condolences.
Bu talihsiz zamanda size ve ailenize Rabbimizin sevgisi ve rahmeti nasip olsun. En içten taziyelerimi sunarım.
When we lose a loved one here on earth, we gain an angel in heaven that watches over us.
Yeryüzünde sevdiğimiz birini kaybettiğimizde, cennette bizi izleyen bir melek kazanırız.
Bu yazıda İngilizce başsağlığı dileme kalıpları hakkında konuştuk. Hayatın acımasız gerçeklerinden biri olan ölüm sonrası, sevdiklerimize bu kalıpları kullanarak destek olmak onları iyi hissettirecek.
İngilizce öğrenmek ve kendini geliştirmek için yan tarafta yer alan formu doldurabilir, Open English online İngilizce kursumuzla hızlı bir şekilde İngilizce öğrenmeye başlayabilirsiniz.
İnternetin hayatımızın her anında yanımızda olması iş dünyasında birçok şeyi değiştirdi. Bunlardan en önemlisi ticaret… Ticaret artık neredeyse son 10 yıldır yeni teknolojilerle yürütülüyor.
E-commerce manager’lar yaptıkları ticareti fiziksel değil de evde ya da başka bir mekanda internet üzerinden yapıyor. Peki bu işler nasıl yürüyor? E-commerce yani e- ticaret nedir? Bu işini yapmak için ne gereklidir? Bu yazımızın konusu bu olacak.
Ama önce e-ticaret ile eski usül ticaret arasındaki farka değineceğiz. Ardından e- ticaret yapan ya da yapacak arkadaşlarımız için İngilizce önemli mi, önemliyse neden ve nerelerde, hangi kısımlar için önemli bu sorulara yanıt arayalım.
E-Ticaret Yöneticisi (E-Commerce Manager), bir şirketin online satışlarını yöneten kişidir. Bu kişi, ürünlerin online olarak satılmasını sağlamak için web sitesi tasarımı, pazarlama stratejileri, stok yönetimi, ödeme işlemleri ve müşteri hizmetleri gibi birçok konuda çalışır. E-ticaret yöneticisi, genellikle müşteri memnuniyetini ve satışları artırmak ile web sitesinin kullanılabilirliğini iyileştirmek için bir dizi strateji geliştirir.

Büyük markaların yanı sıra küçük ve orta ölçekli işletmelerde de çalışabilirler. Bu işi yapmak için e-ticaret ve dijital pazarlama konusunda geniş bir bilgiye sahip olmak gerekir. Ayrıca web sitesi tasarımı, stok yönetimi, müşteri hizmetleri, veri analizi, pazarlama stratejileri, SEO ve dijital reklamcılık gibi konulara aşina olmak gereklidir.
Bir E-Ticaret Yöneticisi olmak için, genellikle lisans veya yüksek lisans derecesine sahip olman gerekir. Bu dereceler; e-ticaret, işletme, pazarlama, bilgi teknolojisi veya bir benzeri alanda olabilir.
Ayrıca e-ticaret platformları, web site tasarımı, programlama dilleri, SEO, dijital reklamcılık gibi konularda deneyimli olman da bu işi yapman için bir avantaj sağlar. İletişim becerileri, liderlik, takım çalışması ve analitik düşünme becerileri gibi kişisel özelliklere sahip olmak da gerekliliklerden birkaçıdır.
E-ticaret, internet üzerinden yapılan ticaret işlemleridir. Normal ticaret, fiziksel mağazalarda yapılan ticaret işlemleridir. İki arasındaki fark, işlemlerin yapıldığı yerde ve işlemin nasıl gerçekleştirildiğindedir.
E-ticaret, tüketicilere daha fazla seçenek sunar. Tüketiciler, birçok farklı ürüne ve hizmete internet üzerinden erişebilirler. Bu da, tüketicilerin daha fazla seçenek arasından seçim yapabilecekleri anlamına gelir.
E-ticaret, işletmeler için daha düşük maliyetler anlamına gelir. İşletmeler, fiziksel mağazaları açmak için büyük miktarda sermaye harcamalarına gerek kalmadan, internet üzerinden ürünlerini satabilirler. Ayrıca, depolama ve lojistik maliyetleri de düşük olur.
Ayrıca e-ticarette çalışanların normal ticarete göre daha fazla avantajı vardır. Bu avantajların neler olduğunu şu şekilde sıralayalım:
Gördüğün gibi e-ticaret çalışanı biri normal ticaret yapan birine göre çok daha az eforla daha geniş bir kitlelere ulaşabiliyor. Hem ülke çapında hem hem de uluslararası satış yapmasına olanak sağlayacak çok fazla imkan mevcut. Uluslararası alanda yapacağı satışları dolar olarak hesaplayınca aslında oldukça da karlı bir iş. Ama her şey göründüğü kadar kolay da değil tabii. Yukarıda saydığımız niteliklere ek olarak, uluslararası arenada iş yapmak için İngilizcenin de iyi olması gerekiyor.

E-ticaret, günümüzde dünya genelinde büyük bir ivme kazanan bir iş modeli haline geldi. İnternet kullanımının artması, mobil cihazların yaygınlaşması ve online ödeme sistemlerinin gelişmesi, e-ticaretin popüler hale gelmesine yardımcı oluyor. E-ticaret yapmak isteyen kişilerin, İngilizce bilmeleri birçok açıdan avantaj sağlar.
İlk olarak İngilizce, dünya genelinde iş yapmanın lingua franca’sıdır. E-ticaret yaparken, ürünlerinizi yalnızca yerel pazarınızda değil, dünya genelinde bir müşteri kitlesine sunabilirsin. İngilizce öğrenerek dünya çapında müşterilerle doğrudan iletişim kurabilirsin. Ayrıca, ürün açıklamalarını, web siteni, e-postalarını ve diğer pazarlama materyallerini İngilizce yazarak, dünya genelindeki müşterilerinin ilgisini daha kolay çekersin.
İkinci olarak İngilizce, e-ticaret için önemli bir SEO (Arama Motoru Optimizasyonu) faktörüdür. Arama motorları, web sitelerindeki içeriği taramak ve anahtar kelimeleri analiz etmek için bir dizi algoritma kullanır. İngilizce, arama motorları tarafından daha iyi anlaşılabilir bir dil olarak kabul edilir. Bu nedenle, İngilizce anahtar kelimeleri kullanarak, web sitenin arama motorları tarafından daha iyi bir şekilde sıralanmasını sağlayabilirsin.
Üçüncü olarak İngilizce, dünya genelindeki tedarikçilerle iletişim kurmanı sağlar. E-ticaret işin için malzeme, ürün veya hizmet tedarik edebileceğin birçok tedarikçi mevcut. İngilizce sayesinde, tedarikçilerle iletişim kurman ve anlaşmalar yapman çok daha kolay olur.
Son olarak İngilizce, dünya genelindeki e-ticaret trendlerini takip etmek için gerekli bir dildir. İngilizce ile dünya genelindeki iş dünyası haberleri, trendleri ve inovasyonları takip edebilirsin. E-ticaret dünyasında olup bitenler hakkında bilgi sahibi olmak, rekabet avantajı sağlamana yardımcı olabilir.

E-ticarete atılmak istiyorum ama İngilizcem yok mu diyorsun? O zaman yapman gereken çok basit Open English’e gelmen. Yazıda da farkettiysen İngilizce olmadan herhangi bir işte kariyer yapman hemen hemen imkansız.
Open English ile imkansız görünen şeyleri mümkün mertebe sağlayabilirsin. Open English online bir İngilizce kursudur. Burada alacağın eğitimle günün istediğin saati İngilizce öğrenebilirsin. Native hocalarla yapacağın derslere 7/24 istediğin an erişim sağlayabilir, sana sağlanan materyallerle hem iş İngilizceni hem günlük konuşma dilini ileri düzeye taşıyabilirsin.
Daha fazlasına dahil olmak istiyorsan, yanda bulunan formu doldurman yeterli. Arkadaşlarımız en kısa zamanda dönüş sağlayacaklardır.
İyi bir iletişim, tarafların birbirini doğru anlaması ile gerçekleşir. Bu nedenle, herkes konuşurken kelimeleri doğru söylemeye özen gösterir. Çünkü yanlış telaffuz edilen kelimeler, iletişimi sekteye uğratabilir. Karşı taraf söylemek istediğin şeyi anlamayabilir. Hatta söylemek istediğinin aksine çok farklı bir anlam yükleyebilir. Bu da arada sürtüşmelere ve anlaşılmazlığa sebep olur.
Kim kusursuz ve etkileyici konuşmak istemez ki? Bu herkesin rüyası! Diksiyon kursları bu nedenle var. Türkçe konuşurken dahi söylemekte zorlandığın kelimeler vardır. Bu oldukça doğal. Eğer sıfırdan İngilizce öğreniyorsan ya da İngilizceni geliştirmek için çalışmalar yapıyorsan bazı kelimeleri doğru telaffuz edemiyor olabilirsin.
Yeni bir dil öğrenmek; gramer konuları, kelime ezberi ve imla bilgisinden çok daha fazlası. Bir dili bilmek demek, o dilde başka insanlarla iletişim kurabilmek ile eşdeğer. Bundan dolayı İngilizce öğrenmek istiyorsan, konuşurken kelimeleri nasıl telaffuz ettiğine dikkat etmelisin. Çünkü İngilizce yazıldığı gibi okunan bir dil değil.
İngilizceye yalnızca sözlük ve kitaplardan çalışamazsın. Dinleme (listening) ve konuşma (speaking) etkinliklerine de ihtiyacın var. Özellikle pratik yapma imkanı olan kişiler, yeni bir dil öğrenirken daha rahat ediyor. Eğer sen de böyle bir imkana sahip olmak istiyorsan seni Open English ile tanıştıralım!

İngilizce öğrenirken pratik konusunda kendini eksik mi hissediyorsun? İngilizcede her konuya çalıştım ama hala biriyle kısacık da olsa İngilizce bir sohbet edemiyorum mu diyorsun? Sakın korkma, her şey yolunda. Çünkü artık senin yanında Open English var!
Open English, online bir İngilizce kursu. Dünyanın neresinde olursan ol, 7/24 Open English’in canlı dersleriyle İngilizce çalışabilirsin. Ana dili İngilizce olan eğitmenleriyle pratik yapma imkanın da bulunuyor. Üstelik Open English vasıtasıyla yeni insanlarla tanışabilirsin. Bu sayede hem arkadaş edinmiş olursun, hem de İngilizce telaffuzunu geliştirebilirsin.
İngilizcenin tüm kurallarını öğrenmiş olabilirsin. Hatta belki de İngilizce yazı yazarken kendini oldukça iyi ifade ediyorsun. Bu durumda bile İngilizce telaffuz konusunda sıkıntı yaşıyor olabilirsin. Ama sorun etmene gerek yok, yeni bir dil öğrenen her kişi bunu yaşıyor.
Ana dili İngilizce olan, doğduğu andan itibaren İngilizceye maruz kalmış biri gibi konuşman zaman alacak. Bunu kabullenerek başlamalısın. Ardından İngilizce konuşurken telaffuzunu geliştirecek çalışmalara yoğunlaşabilirsin. Sesli okumalar yaparak yanlışlarını kendin düzeltebilirsin. Yeni öğrendiğin kelimeleri ayna karşısında çalışabilirsin.
İngilizce telaffuzunu geliştirmenin en etkili yolu, o dile maruz kalmandır. Çeşitli podcastler dinleyebilirsin. Dizi ya da film izlemek de oldukça iyi bir seçenek. Ayrıca ana dili İngilizce olan biriyle iletişim kurman da seni geliştirecektir. Dilersen, Online İngilizce Konuşmanın Telaffuza Katkısı adlı yazıya da göz atabilirsin.
Her gün düzenli bir şekilde çalışarak İngilizce telaffuzunu düzeltebilirsin. Bu süreçte İngilizce tekerlemelerden, çeşitli İngilizce telaffuz etkinliklerinden yararlanabilirsin. Bununla birlikte İngilizceyi etkili, akıcı ve doğru konuşmak istiyorsan, hangi aksanı kullanacağına karar vermelisin. Çünkü her aksanın kendine özgü farklılıkları mevcut.

Telaffuz ve aksan birbirinden farklı şeyler. Bu iki kelime, insanlar tarafından çok karıştırılıyor. Aynı anlama sahip değiller. Fakat iyi ve etkili biçimde İngilizce konuşmak istiyorsan, ikisinin de kritik bir öneme sahip olduğunu söyleyebiliriz.
Telaffuz bir kelimenin ağızdan çıkarken oluşturduğu seslerle ilgili. Oysa ki aksan bundan oldukça farklı. Aksan, dilin kurallarının sosyal sınıfa, konuşulan yere, doğup büyüdüğün bölgeye göre farklılık göstermesiyle ilgili. İngilizcede tıpkı Türkçede olduğu gibi birçok aksan var. Aksanları nedeniyle farklı konuşan iki kişi de doğru ve etkili bir iletişim kurabilir. Ama telaffuzları farklı olan iki kişi için bunu söyleyemeyiz.
Nasıl Türkçede farklı aksanlara rastlıyorsan, bu İngilizce için de geçerli. İngilizcede çeşitli aksanlar var. İskoç aksanı, Avustralya aksanı, İrlanda aksanı, Yeni Zelanda aksanı ve daha pek çok yerel aksan mevcut. En popüler ayrım ise İngiliz aksanı ve Amerikan aksanı arasında yapılıyor.
Aksanlar arasında belli farklılıklar, kendine özgü kurallar görmen mümkün. Hatta bazı kelimeler oldukça farklı telaffuz ediliyor. Ama elbette bu yanlış telaffuz değil. Yalnızca aksan farkı. Peki, ya sen hangi aksana kendini daha yakın hissediyorsun? İngilizce aksan düzeltmek için yapmak gerekenlere bakmadan evvel en popüler iki aksan arasındaki farklara göz atalım.
İngilizcenin iki popüler aksanı arasında çok belirgin farklar bulunuyor. Bu farkları gerek kelimeler ve telaffuzda gerekse zaman, edat kullanımları gibi gramer konularında gözlemleyebilirsin. En belirgin fark ise telaffuzla ilgilidir. İngiliz aksanında “r” harfi sesli bir harften sonra geldiyse vurgulu şekilde okunmaz. Ancak Amerikan aksanında aksine “r” harfi vurgulu biçimde telaffuz edilir.
Konuşurken şıp diye farkına varacağın bir başka konu ise kelimeler! Amerikan aksanında futbol kelimesinin karşılığı “soccer” kelimesidir. Fakat İngiliz aksanını konuşanlar buna “football” demeyi tercih ediyor. Aynı şekilde Amerikan aksanında “movie” kelimesi kullanılırken İngiliz aksanında “film” kelimesi uygun görülüyor. Bu kelime örneklerini çoğaltmak mümkün.
Amerikan aksanı ve İngiliz aksanı arasında bazı kelimelerin yazımları dahi farklı. Analiz manasına gelen kelimeyi Amerikan aksanı konuşan biri “analyze” şeklinde yazıyor. İngiliz aksanı konuşan kişinin ise “analyse” şeklinde yazdığını görmek mümkün. Bu örnekleri de çoğaltabiliriz.
İki aksan arasında birçok fark bulunuyor. En temel farklar ise kelime seçimi, telaffuz farklılıkları, gramer ve imla kurallarıyla ilgili. Yani etkili ve doğru bir İngilizce konuşmak istiyorsan, önce hangi aksanı konuşacağına karar vermelisin. Kararını verdiysen İngilizce aksan düzeltmek için neler yapabilirsin bir bakalım.

Etkili ve doğru bir şekilde İngilizce konuşmak isteyen herkesin sorduğu bir soru var. O da İngilizce aksan düzeltmek mümkün mü? Elbette mümkün. İngilizceye oldukça hakim kişilerin birkaç aksanla konuşabildiğini görmüş olabilirsin. Evet, bu da mümkün.
İngilizce aksanını düzeltmek biraz zaman alabilir. Ama bu durum gözünü asla korkutmasın! Programlı ve doğru bir çalışmayla İngilizce aksan düzeltmek kolay. Yalnızca biraz gayret ve azim gerekiyor. Haydi İngilizce aksan düzeltmek için yapman gerekenlere bakalım. Bu konu hakkında birkaç ipucunu seninle paylaşalım.
Her dilin kendine özgü nüansları var. Eğer aksanını düzeltmek istiyorsan İngilizcedeki sesli ve sessiz sesleri öğrenmelisin. Bu seslerin nasıl çıkarıldığını ve istisnai durumlarını tanımalısın. Bu sayede İngilizce aksan düzeltmek mümkün.
Kelimelerin nasıl telaffuz edildiğine bakabilmen açısından sesli sözlük kullanman gerek. Ama internete erişimin yoksa eski usül bir sözlük de işini görür! Kelimeleri doğru ezberlemeye gayret etmelisin. Bir kelime hafızana yanlış yerleşirse sonradan bu yanlışı düzeltmek zorlaşır. Dolayısıyla İngilizce aksan düzeltmek konusunda da sıkıntı yaşarsın.
Yeni öğrenilen bir dili iyi konuşabilmek için o dile epey maruz kalmak gerekiyor. Eğer yurt dışında yaşama şansın yoksa dizi, film izleyerek bu açığı kapatabilirsin. Bunun yanında İngilizce videolar ve podcastler de aynı amaca hizmet eder. Hatta İngilizce şarkılar dinleyebilirsin. İngilizce aksanını düzeltmek için bol bol dinleme (listening) etkinliği yapabilirsin.
İngilizce aksan düzeltmek için dinlemek kadar pratik yapmak da önemli. Özellikle telaffuz etmekte zorlandığın kelimeleri söylerken sesini kaydedebilirsin. Böylece tekrar ederek nasıl daha doğru telaffuz evrelerine ulaştığını görürsün. Bu durum seni motive edecektir. Ayna karşısında kelimeleri çalışabilirsin. Hem bu çalışmanı garip ve eğlenceli yapar.
İngilizce aksan düzeltmenin yolu İngilizce okumalar yapmaktan geçiyor. Hatta okuma ve dinleme pratikleri olmadan İngilizceyi iyi bir şekilde konuşmak pek de olası değil. Bu nedenle okuma etkinlikleri yapabilirsin. Hatta her gün çalışmak adına İngilizce tekerlemelerden yararlanabilirsin.
İngiliz aksanı ya da Amerikan aksanı hiç fark etmez! Eğer sen hangi aksanla İngilizce konuşmak istediğine karar verdiysen işin daha kolay. İngilizce aksan düzeltmek hakkında bilgi edinmelisin. Üstelik bünyesinde bulunan ana dili İngilizce olan eğitmenleriyle Open English her zaman yanında!
Open English ile İngilizce öğrenmek hem oldukça eğlenceli hem de kolay. Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek istersen formu doldurabilirsin.
İngilizcede karşılığı olmayan Türkçe kelimeler gibi, Türkçe karşılığı olmayan İngilizce kelimeler de epey yaygındır. Türkçe karşılığı olmayan İngilizce kelimeleri bilmek kelime dağarcığımızı geliştirebileceği gibi, dil farkındalığımızı da etkiler. Çünkü bu tarz kelimeler, dillerin farklılığını gösterir.
Bu yazımızda görece daha yaygın Türkçe karşılığı olmayan İngilizce kelimelere değineceğiz. Böylece günlük hayatında da bu kelimeleri kullanarak işlevsel hale getirebilirsin.
Fakat başlamadan önce “Türkçe karşılığı olmayan İngilizce kelimeler” derken, direkt olarak tek ve Türkçede hali hazırda bulunan bir kelimeyle karşılayamadığımız kelimelerden bahsettiğimizi bilmeni isteriz. Yoksa tabii ki her kelimeyi bir şekilde her dilde açıklamamız mümkün.
Türkçe karşılığı olmayan İngilizce kelimeler listemize başlamadan önce sana sormak isteriz: İngilizceyi mükemmel bir şekilde konuşmak ister misin? Cevabın “evet” ise seni Open English’e davet ediyoruz!
Open English, alanında önde gelen bir online İngilizce kursu. Dünyada 15 yılı aşkın süredir, 1.5 milyondan fazla insana İngilizce öğreten Open English, bu deneyimiyle sana da İngilizce öğretmeye hazır! Peki Open English’te seni ne bekliyor?
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

Hazırsan Türkçe karşılığı olmayan İngilizce kelimeler listemize hemen başlayalım! Tabii ki listemiz boyunca bu Türkçe karşılığı olmayan İngilizce kelimeleri örneklerle destekleyeceğiz.
Türkçe karşılığı olmayan İngilizce kelimeler listemizde ilk sırada “pretend” kelimesi var. Bu kelimeyi burada gördüğün için şaşırmış olabilirsin. Ama bir düşün, cidden tek bir karşılığı yok değil mi? “-mış gibi yapmak, yapar gibi görünmek” diyebiliriz ama Türkçede tam bir karşılığı yok.
Commute kelimesi Türkçe karşılığı olmayan İngilizce kelimeler listemizdeki sonraki kelime. Bu kelime “ev ile iş arasında gidip gelme” anlamına gelir. Bu uzun açıklaması “commute” kelimesini Türkçe karşılığı olmayan İngilizce kelimeler arasında bulunmasını açıklıyordur herhalde.
Brunch kelimesi zaman zaman Türkçede de duyabildiğimiz bir kelime. Fakat tabii ki tam olarak bir türkçe karşılığı yok. “Kahvaltı ve öğle yemeğini birleştiren öğün” olarak açıklanan “brunch” kelimesi tam olarak Türkçe karşılığı olmayan İngilizce kelimeler listesine göre bir kelime!
Umarız buraya kadar yeni kelimeler öğrenmiş, kelime dağarcığını geliştirmişsindir! Dil yaşayan bir varlık olduğu için dile sürekli yeni kelimeler eklenebilir, bazı kelimeler tekrardan popüler olabilir. Bu yüzden dili ana dili olan birinden öğrenmek çok önemlidir!
Bu noktada Open English yanında! Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilirsin. Bunun dışında deyim ve söz öbeklerine ulaşabildiğin interaktif etkinliklerle yeni ve bazen de Türkçe karşılığı olmayan İngilizce kelimeler öğrenebilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

“On yıl” anlamına gelen bu kelimeyi tabii ki Türkçede açıklayabiliriz. Fakat “yüzyıl” ya da “asır” gibi belli bir zamanı karşılayan tek bir kelime değil.
Görece daha yeni bir kelime olan “underrated” Türkçe karşılığı olmayan İngilizce kelimeler arasında yer alıyor ve “değeri yeterince bilinmeyen” anlamına geliyor.
Yaygın fakat Türkçe karşılığı olmayan İngilizce kelimelerden biri “gender”. Türkçede “cinsiyet” desek de aslında apayrı bir yapı olan “toplumsal cinsiyet” anlamına gelir.
Parmağınızı sıktığınızda daha da görünür olan “parmak eklemi” anlamına gelen “knuckle” Türkçe karşılığı olmayan İngilizce kelimelerden bir başkası.

Bu yazımızda birçok Türkçe karşılığı olmayan İngilizce kelimelere değindik. Bu tarz Türkçe karşılığı olmayan İngilizce kelimeleri günlük hayatta kullanarak hayatının bir parçası haline getirebilirsin.
Türkçe karşılığı olmayan İngilizce kelimeler yazımıza benzer bir yazı daha okumak istersen “İngilizce En Uzun Kelimeler Nelerdir?” yazımıza davetlisin!
Yazımızı kapatmadan sana Open English’in fırsatlarından biraz daha bahsetmek isteriz. Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabileceğin gibi, TOEFL, IELTS gibi dil sertifika sınavlarına da çalışabilirsin. Ayrıca yapay zeka tarafından hazırlanmış eğlenceli ve interaktif aktiviteler ile İngilizce becerilerini zirveye çıkarabilirsin!
Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım.
İngilizceye dair bilgileri öğrenmek, İngilizceye hakim olabilmek günümüz dünyasında en temel ihtiyaçların başında gelmekte. Orta yaş neslinin en büyük eksiklerinden biri olan İngilizce, günümüzde teknoloji ve eğitim araçlarının verimli kullanılması sayesinde hayal olmaktan çıktı. İnsanlar eskiden 20’li yaşlarda dil öğrenmeye başlarken şimdilerde İngilizce öğrenme yaşı 5 yaşa kadar düşmüş durumda.
40 yaş üstü dil kursu yenilikçi dünyaya açılan yeni bir perde olarak günümüze ışık tutmakta. Dil öğrenmenin yaşı yoktur anlayışından doğan 40 yaş üstü dil kursu artık orta yaş diye hitap ettiğimiz kişilere de imkan sağlamakta. 40 yaş üstü dil kursunda bilgi birikimlerini kolayca çözümleyebilir seviyene uygun kelimelerden başlayarak dil öğrenmenin keyfine varabilirsin.
40 yaş üstü dil kursunun vazgeçilmez ögesi yaş grubuna ait dil ihtiyacını en verimli şekilde karşılamak. Değişen ve gelişen dünyada teknolojiye ayak uydurmanın getirisiyle, imkanları doğru kullanmak dil gerekliliğini de beraberinde getirdi. Buna dayalı disiplinle, 40 yaş üstü dil kursu, yaş ortalamasının önemini ortadan kaldıracak prensipleriyle dil öğretmeyi hedefliyor.
40 yaş üstü dil kursu dilin gelişimini ve doğru anlama ve konuşmayı hedefler. Bu hedefleri belirlerken yaş faktörünü de göz önünde bulundurarak öğrenmeyi doğru planda tasarlar.
40 yaş üstü dil kursu hakkında detaylı bilgi sahibi olmak istiyorsan hemen bu sayfada bulunan formu doldur, seni en kısa zamanda arayalım ve Open English hakkında detaylı bilgi sunalım.

Dil öğrenmek yepyeni bir dünyaya farklı bir açıdan bakmak demektir. Bu yenilikçi açıdan baktığında, dil öğrenmenin aslında en temel ihtiyaçlar arasında yer aldığını göreceksin. Özellikle belli bir yaştan sonra hayat telaşıyla birlikte zor gelen şeylerin aslında o kadar da zor olmadığını keşfedebilirsin. İşte bu noktada 40 yaş üstü dil kursundan faydalanmak oldukça önemlidir.
Dil öğrenmenin pek çok yolu vardır. Ancak en etkili yöntem dili doğru kullanabilmek için verimli bir kursa gitmektir. Yaş aralığına göre uygun kursu bulup eğitim almak önceliğimiz olmalıdır. Orta yaş için 40 yaş üstü dil kursu,dili doğru öğrenebilmek adına biçilmiş kaftandır. Peki, 40 yaş üstü dil kursunun bize ne gibi faydaları vardır?
40 yaş üstü dil kursu, öğrenmeyi yaş aralığına göre seviyelendirir. 40 yaş üstü dil kursu, doğru tekniği yaş aralığına göre belirler ve bu teknikle öğrenmeyi gerçekleştirir. 40 yaş üstü dil kursunda eğitim, öğrenmenin hayat boyu olduğu felsefesiyle ele alınır. Öğrenmenin ve uygulamanın zorlayıcılığını ortadan kaldırmayı amaçlar. Hedefi kelime dağarcığını geliştirerek uygun yaş grubuna entegre eder.
40 yaş üstü dil kursu, 40 yaşa uygun ihtiyaçlar bütününü göz önünde bulundurarak dile değinir. Dilin karmaşıklığını en aza indirgeyerek öğrenme sürecini kısaltır. Dilin yapısına uygun doğru telaffuz çalışmalarını kullanır. 40 yaş üstü dil kursu kolay ulaşılabilir bir kurstur.
40 yaş üstü dil kursu sayesinde öğreneceğin İngilizce dilinin ne kadar yararlı olduğunu merak ediyorsan İngilizce Öğrenmenin Faydaları başlıklı yazımızı okumanı öneririz.

Dil öğrenmek başlı başına zor bir iş gibi görünse de Open English ile İngilizce öğrenmek oldukça kolay ve keyifli. Yaş aralığının dil öğrenmenin üzerinde, öğrenmeyi negatif etkileyecek kanıtlanmış bir bulguya rastlanmamıştır. Aksine yaş aralıklarına göre seviyelendirme yaparak çalışan kurslar, bu anlamda öğrenmeyi pekiştiriyor. 40 yaş üstü dil kursu bu sebeple oldukça rağbet görüyor.
Yaş aralığının dil üzerinde farklı seviyeleri bulunmaktadır. Örneğin 20 yaşındaki bir kişiye dil öğretme tekniği ile 40 yaşında bir kişiye dil öğretme tekniği değişkenlik gösterir. Bu durum, o kişinin kapasitesinden ziyade yaşına uygun seviyeye göre anlatım tekniği kullanılmasıyla alakalıdır. 40 yaş üstü dil kursu bu amaçla yola çıkar. Seviyeye uygunluk ve anlatım tekniği bu kursların vazgeçilmezidir.
Günümüz dünyasında zor diye adlandırabileceğimiz bir seyin kalmaması büyük bir nimet. Teknolojinin ilerlemesiyle tüm bilgiler daha ulaşılabilir hale geldi. Zor dediğimiz her şeye en kısa sürede ulaşabiliyor ve hakkında bilgi sahibi olabiliyoruz. Dil öğrenmek de artık 40 yaş üstü dil kursu sayesinde bize oldukça yakın durumda.
Sen de 40 yaş üstü dil kursuna katılmak istiyorsan bu sayfada bulunan formu bir an önce doldur, seni en kısa zamanda arayalım ve hemen online İngilizce kursu Open English aboneliği başlatalım!
Dil öğrenmek, dili doğru kullanmak hayatımızın en önemli konularından biri. Gelişen dünyanın gereksinimleri doğrultusunda yaş gözetmeksizin dil öğrenmeye çalışmak, geleceğe atılan en önemli adımlardan. Artık günlük yaşantımızda da bir çok alanda farklı diller kullanabiliyor ve bu dillerde işimizi icra edebiliyoruz. Peki bu dillere ne kadar hakimiz ve bu diller bizim hayatımıza ne gibi etki sağlıyor?
Dünyanın gelişim hızıyla birlikte dil öğrenmek başlıca ihtiyaç haline geldi. Günlük işlerimizde bile ana dilimiz içerisinde aslında farkında olmadan bir çok yabancı kelime kullanıyoruz. Bununla birlikte globalleşen dünyada işlerimiz artık tüm dünyaya ulaşıyor. Dolayısıyla ortak dili kullanabilmek oldukça önemli hale geliyor.
Yaş aralığının gündelik yaşantıdaki gereksinimlerinden doğan kurslar tam anlamıyla bir fırsat. Bu anlamda 40 yaş ve üzeri kişiler için seviyelerine uygun olan ve gündelik hayatlarında rahatça kullanabilecekleri eğitime ulaşmak artık mümkün. 40 yaş üstü dil kursu sayesinde hem işinde hem de sosyal yaşantında kolaylıkla İngilizce dilini kullanabilir ve basit bir adımla bilgiye ulaşabilirsin.
Değişen çağın gerekliliğine bakarak hayatımızı şekillendirmemiz gerekiyor. Yaşantının gereksinimleri nelerse onlardan başlamak önceliğimiz olmalı. Bulunduğumuz yer, yaptığımız iş… Bunlar en belirleyici faktörler. Dil öğrenmek, bu gereksinimlerden doğarak yaşantımıza hızlıca girebilir ve bize dünyanın kapılarını açabilir. İşte, 40 yaş üstü dil kursu sana aradığın tüm dinamikleri hayatına ekleyebilecek bir fırsat sunuyor.

Elbette bir çoğumuzun merak ettiği sorulardan bir tanesi de dil kurslarının yaş aralığına göre ayrılıp ayrılmadığı. Tabi ki dil kursları yaş aralığına göre ayrılıyor. Bunun sebebi öğrenmenin tekniğinin yaşlara göre farklı olması. 40 yaş üstü dil kursunda insanların en çok merak ettiği şeylerden biri de yaş ilerledikçe öğrenmenin zor olup olamayacağı. Hayır, yaş ilerledikçe dil öğrenmek zorlaşmıyor. Aksine, artık Open English ile İngilizce kursunda dil öğrenmek yaş fark etmeksizin oldukça kolay ve ulaşılabilir.
40 yaş üstü dil kursunda yaş aralığına uygun öğrenme tekniklerinden faydalanmanın tadını doyasıya çıkarabilirsin. Öğrenmenin temel ihtiyaç olduğu şu günlerde yoğun çalışma temposundan fırsat bulamayanlar için de Open English ile İngilizce Kursu bulunmaz bir fırsat olacaktır.
Open English’te canlı sınıflara 7/24 bağlanabilir, 30 dakikada bir yayınlanan derslere katılım sağlayabilir, İngilizcenin gündelik yaşantıda ve profesyonel alanlarda kullanımını kolayca öğrenebilirsin. Ana dili İngilizce olan başarılı eğitmen kadrosuyla İngilizce konuşmanın tadını çıkar! Uzman eğitmenler tarafından açılan konuşma sınıfları sayesinde dilini geliştirebilir, online olarak derslere sınırsız katılım sağlayabilir, İngilizceni üst seviyelere taşıyabilirsin.40 yaş üstü dil kursuyla hayatına yepyeni bir soluk getirebilirsin!
Open English fırsatları yalnızca bunlarla sınırlı değil üstelik. 40 yaş üstü dil kursuna bilgisayar ya da uygulamadan kolayca erişebilir, dilediğin yerde İngilizce öğrenme imkanı bulabilirsin. WhatsApp üzerinden danışman desteği, sana özel kişisel çalışma planlaması, interaktif araçlar, profesyoneller için iş İngilizcesi, anında düzeltmeyle kolayca pratik yapma imkanı, ücretsiz Lingua Skill İngilizce seviye belirleme testi (Cambridge), IELTS, TOEFL,TOEIC sınavlarına hazırlık ve daha birçok seçeneğiyle Open English bir İngilizce kursundan çok daha fazlası.
1987’de çıkmasına rağmen, hala dilimize dolanan bir şarkıdan bahsedeceğiz bu yazımızda. Burada çoğumuzun çocukluktan beri nakaratını “eni vici vokke” olarak ezberlediği, bir klasik olmuş Smooth Criminal şarkı sözlerini çevireceğiz. Smooth Criminal şarkı sözlerinin anlamını ve arkasındaki hikayeyi merak ediyorsan yazımıza devam!
Yazımıza başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Dünyada önde gelen online İngilizce kursu olan Open English, 15 seneyi aşkın süredir, 1.5 milyondan fazla kişiye İngilizce öğretmekte. Bu deneyimden faydalanarak Open English’e katılmak sana bir çok ayrıcalık sağlayacaktır. Peki ne bu ayrıcalıklar?
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

Bu sorunun cevabını bir jenerasyon “popun kralı” olarak cevaplandırsa da gelin kısaca Smooth Criminal şarkı sözlerinin yazarı Michael Jackson’ın hayatından bahsedelim.
29 Ağustos 1958’de Indiana’da 10 kardeşin arasına doğan ve babası da müzisyen olan Michael Jackson, müzik kariyerine 5 kardeş olarak kurdukları Jackson 5’da başlamıştır.
Yeteneğinin keşfedilmesi ile solo kariyerine başlayan Michael Jackson, 10 adet albüm ve birçok hit single’a imza atmıştır. 2009’da ise evinde kalbinin durması ile hayata gözlerini yummuştur. Bu yazımızda Smooth Criminal şarkı sözlerini inceleyerek popun kralını hatırlayacağız.
Smooth Criminal şarkı sözleri, dinlerken şarkının eğlenceli havasından dolayı fark edilmese de aslında karanlık sayılabilecek bir hikayeyi anlatıyor. Aslında Michael Jackson, Smooth Criminal şarkı sözlerini aslında bir Western müzikal olması için yazmış. Fakat daha sonra çeşitli değişimler ile Smooth Criminal şarkı sözlerini 1930’lar gangster havasına sokarak ilginç bir kurgu elde etmiştir.
Smooth Criminal şarkı sözlerini incelediğimizde göreceksin ki aslında bir cinayet senaryosu üzerine yazılmış bir şarkı. Gel birlikte Smooth Criminal şarkı sözlerini inceleyelim.

Öncelikle Smooth Criminal şarkı sözlerinin orijinalini inceleyelim. Sana tavsiyemiz, pratik yapmak istiyorsan Türkçe çevirisine direkt bakmadan önce Smooth Criminal şarkı sözlerini incelemen ve bilmediğin kelimeleri öğrenerek çevirilerin tahminini yapman. Sonraki alt başlığımızda Smooth Criminal şarkı sözlerinin Türkçe çevirisinden kontrol edebilirsin!
As he came into the window
It was the sound of a crescendo
He came into her apartment
He left the bloodstains on the carpet
She ran underneath the table
He could see she was unable
So she ran into the bedroom
She was struck down
It was her doom
Annie, are you okay?
So, Annie, are you okay?
Are you okay, Annie?
Annie, are you okay?
Will you tell us that you’re okay?
There’s a sign in the window
That he struck you – a crescendo, Annie
He came into your apartment
He left the bloodstains on the carpet
Then you ran into the bedroom
You were struck down
It was your doom
Annie, are you okay?
So, Annie, are you okay?
Are you okay, Annie?
You’ve been hit by
You’ve been hit by a smooth criminal
…
Umarız buraya kadar efsanevi Smooth Criminal şarkı sözleri ile ilgili yeni bir şeyler öğrenmişsindir! Bir sonraki kısımda İngilizce çevirisine değineceğiz. Fakat dinlediğin şarkıların sözlerini, dinlediğin anda anlayabilsen harika olmaz mıydı? Olurdu tabii ki! Open English bunun için var!
Open English’e abone olarak kendine özel bir çalışma planı edinebilir, ana dili İngilizce olan eğitmenlerden istediğin zaman canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında pratik yapabilir ve dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin. Böylece Smooth Criminal şarkı sözleri gibi, istediğin tüm şarkıları ilk dinleyişte anlayabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Camdan içeri girerken,
Kreşendo sesi vardı.
Kızın dairesine girdiğinde
Halıda kan izleri bıraktı
Kız ise masanın altına koştu
O ise çaresiz olduğunu görebiliyordu
Bu yüzden kız yatak odasına kaçtı
Ve canına kıyıldı
Bu onun sonuydu
Annie, iyi misin?
İyi misin Annie?
…
Bize iyi olduğunu söylecek misin?
Camda seni öldürdüğünün izleri vardı,
Bir kreşendo, Annie.
Senin evine girdi
Halıda kan izleri bıraktı
Sonra sen yatak odasına kaçtın
Ve öldürüldün,
Bu senin sonun oldu.
Annie, iyi misin?
İyi misin Annie?
Annie, iyi misin?
İyi misin Annie?
Vuruldun,
Soğukkanlı bir suçlu tarafından vuruldun
Not:
Smooth Criminal şarkı sözleri ile ilgili yazımızın sonuna geldik. Eğer Smooth Criminal şarkı sözleri ile ilgili yazımızı beğendiysen, başka bir ünlü şarkı olan Rolling In The Deep Şarkı Sözleri ve Türkçe çevirisi isimli yazımızı da incelemeni öneririz!
Yazımızın sonuna gelmişken seni Open English’e davet ediyoruz. Ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabileceğin, yabancılarla İngilizce konuşma pratiği yapabileceğin ve tüm içeriklerimize sınırsız erişebileceğin Open English aboneliği, eminiz ki İngilizceni en üst seviyeye taşıyacak!
Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım.
İngilizce kelimeler, deniz derya bir konu… İngilizce öğrenmeye başladığında İngilizcedeki tüm kelimeleri öğrenmen neredeyse imkansız… Peki İngilizce kelime hazneni en doğru şekilde genişletmek için ne yapman gerekir? Tabii ki de günlük İngilizce konuşmalarda, metinlerde ya da yazışmalarda karşına çıkabilecek kelimeleri öğrenerek işe başlamak…
İngilizce vücudun bölümleri, günlük hayatta ya da yazışmalarda çok karşına çıkmayabilir ama hastalık durumlarında sık sık kullanabileceğin bu kelimeleri öğrenmen, yurt dışında iken hastaneye gittiğinde ya da yabancı arkadaşlarına hasta olduğunu anlatırken işini kolaylaştıracaktır.
İngilizce vücudun bölümleri, ortaöğretim İngilizce derslerinde öğretilen bir konu olmasına rağmen zaman geçtikçe unutulmaktadır. Hem bu kelimeleri yeniden öğrenmen hem de sık sık tekrar ederek bir daha unutmaman için İngilizce vücudun bölümleri yazımızı sana sunuyoruz.
Yazımıza geçmeden önce İngilizce öğrenmek, İngilizceni geliştirmek ve İngilizce konuşma egzersizleri yapmak için kullanabileceğin online İngilizce kursumuzdan bahsetmek istiyoruz. Ana dili İngilizce olan eğitmenler, sınırsız İngilizce materyal, yapay zeka destekli telaffuz aracı ve çok daha fazlası online İngilizce kursumuzda seni bekliyor.
Tüm bunlara ulaşmak için tek yapman gereken yan tarafta yer alan bilgi formunu doldurmak… Sonrasında seni kısa süre içinde arayacağız ve İngilizce serüveninde her zaman yanında olacağız.
Şimdi İngilizce vücudun bölümleri ve Türkçe karşılıkları yazımıza geçiş yapabiliriz.

İngilizce vücudun bölümleri yazımızı iki kısımdan oluşturmaya karar verdik. Tek uzun bir liste yerine daha kısa ve anlaşılabilir iki listenin İngilizce çalışmana kolaylık sağlayacağını düşünerek böyle bir çalışma yaptık. Lafı daha fazla uzatmadan seni İngilizce vücudun bölümleri ve Türkçe karşılıkları ile baş başa bırakıyoruz.
| İngilizce Vücut Bölümleri | Türkçe Karşılıkları |
| Abdomen | Karın, Batın |
| Ankle | Ayak Bileği |
| Arch | Taban Çukuru, Ayak Kemeri |
| Arm | Kol |
| Armpit | Koltuk Altı |
| Arteries | Atardamar |
| Back | Sırt |
| Backbone | Belkemiği, Sırt Kemiği |
| Beard | Sakal |
| Belly button | Göbek Deliği |
| Belly, | Göbek |
| Big Toe | Ayak Başparmağı |
| Blade | Kürek Kemiği |
| Blood | Kan |
| Body | Vücut |
| Bone | Kemik |
| Bones | Kemikler |
| Brain | Beyin |
| Breast | Göğüs |
| Butt | Kalça, Popo |
| Buttocks | Kıç |
| Calf | Baldır |
| Cheek | Yanak |
| Chest | Göğüs |
| Chest | Göğüs Kafesi |
| Chin | Çene |
| Ear | Kulak |
| Elbow | Dirsek |
| Eye | Göz |
| Face | Yüz |
| Feet | Ayak |
| Finger | Parmak |
| Footlar | Ayak |
| Gums | Diş Eti |
| Hair | Saç |
| Hand | El |
| Head | Baş |
| Heart | Kalp |
| Heel | Topuk |
| Hip | Kalça |
| Index Finger | İşaret Parmağı |

İlk bölümü bitirdin ve İngilizce vücudun bölümlerine hız kaybetmeden devam etmek istiyorsan, hemen ikinci kısma geçiş yapabilirsin.
| İngilizce Vücut Bölümleri | Türkçe Karşılıkları |
| Jaw | Çene |
| Kidney | Böbrek |
| Knee | Diz |
| Kneecap | Diz Kapağı |
| Knuckle | Eklem |
| Leg | Bacak |
| Lip | Dudak |
| Little Finger, Pinkie | Küçük Parmak |
| Lungs | Akciğerler |
| Middle Finger | Orta Parmak |
| Mouth | Ağız |
| Nail | Tırnak |
| Neck | Boyun, Boğaz |
| Neck | Boyun |
| Nipple | Göğüs Ucu |
| Nose | Burun |
| Palm | Avuç İçi, Aya |
| Pelvis | Leğen Kemiği |
| Rib | Kaburga |
| Ribcage | Göğüs Kafesi |
| Ring Finger | Yüzük Parmağı |
| Shoulder | Omuz |
| Skeleton | İskelet |
| Skin | Cilt |
| Skull | Kafatası |
| Spine, | Omurga |
| Stomach | Mide, Karın |
| Stomach | Mide |
| Teeth | Dişler |
| Thigh But | Uyluk |
| Throat | Boğaz |
| Thumb | Başparmak |
| Toe | Ayak Parmağı |
| Tongue | Dil |
| Tooth | Diş |
| Tummy | Karın |
| Veins | Damarlar |
| Windpipe, Trachea | Nefes Borusu |
| Wrist | Bilek |
Gördüğün üzere İngilizce vücudun bölümleri, iki kısım halinde verildiğinde gayet kolay çalışılabilecek bir konu haline geliyor. Tek yapman gereken bu İngilizce kelimeleri ve Türkçe karşılıklarını düzenli olarak çalışıp öğrenmek…

Buraya kadar vücudun bölümlerinin İngilizcelerini öğrendiğini tahmin ediyoruz ama iş bu kadarla bitmiyor. Sonuçta İngilizce öğrenmek sadece yeni kelimelerle gelişecek bir süreç değil. Ayrıca kendi kendine İngilizce öğrenmek de bir yere kadar hayata geçirilebilecek ama sonrasında hüsrana doğru gidecek bir yolculuk…
O zaman ne yapmak gerekiyor? İngilizce konuşmak, yazmak, okumak ve dinlemek için profesyonel bir destek almak… Open English olarak 2007’den beri online İngilizce eğitimi konusunda hizmet vermekteyiz. 2 milyona yakın öğrencimizle İngilizce öğrenmek isteyenlerin tercihleri arasında birinci sırada yer alan kurum olarak seni de aramızda görmek isteriz.
Online ingilizce eğitim platformumuzda seni nelerin beklediğini merak ediyor musun? Ana dili İngilizce olan eğitmenler, bire bir ya da grup halinde gerçekleştirilen İngilizce speaking ve gramer dersleri, yapay zeka destekli telaffuz aracı, interaktif videolar ve çok daha fazlası kurumuzda yer almaktadır.
Senin de tüm bunlara ulaşmak için yapman gereken çok basit bir şey var: Yan tarafta yer alan formu doldurmak ve ekip arkadaşlarımızın seni aramasını beklemek… Kısa süre içinde seni arayacağız ve her soruna açık bir şekilde cevap vererek eğitim sürecini başlatacağız. Sonrası mı? Sonrası çok kolay. Evinden, iş yerinden ya da seyahat ederken kısacası istediğin zaman, dilediğin yerden İngilizce öğrenmeye başlayacaksın.
Çeşitli mesleklerde çalışan insanların bilmesi gereken İngilizce kelimelerle beraber bu mesleklerin iş mülakatlarında karşına çıkabilecek İngilizce mülakat sorularını da hazırlıyoruz.
Bu yazının konusu, ürün müdürlerinin iş mülakatında karşılaşabileceği İngilizce mülakat soruları ve muhtemel cevaplarına dair olacak. Ama önce ürün müdürü nedir, ne iş yapar, ürün müdürü olmak için İngilizce gerekli mi, bu sorulara yanıt arayacağız. Hazırsan başlayalım!
Ürün müdürü, bir şirketin ürün portföyü veya ürün hattı üzerindeki stratejik kararları yöneten kişidir. Ürün müdürü, ürün geliştirme, pazarlama, satış, tedarik zinciri, maliyet yönetimi ve müşteri ilişkileri gibi birçok departmanla işbirliği yaparak ürünlerin başarılı bir şekilde pazara sunulmasını sağlar.
Ayrıca, müşteri ihtiyaçlarını anlamak, rekabet analizi yapmak, yeni fırsatlar araştırmak, ürün stratejilerini ve yol haritasını belirlemek de ürün müdürünün sorumlulukları arasındadır.
Bu işte çalışan biri İngilizce bilmeli midir? Evet, bilmelidir. Çünkü ürün müdürleri genellikle küresel pazarlarda faaliyet gösterirler ve dünya genelindeki müşteriler, tedarikçiler ve iş ortaklarıyla etkileşim halindedirler.
İngilizce, iş yaptıkları ülkelerdeki insanlarla iletişim kurmak, anlaşmalar yapmak, anketler yapmak ve raporlar hazırlamak için gereklidir. İngilizce bilmek, bir ürün müdürünün işini daha etkili bir şekilde yapmasına ve başarılı bir şekilde yönetmesine yardımcı olur.

İşte Open English’e katılmanı gerektiren nedenlerden biri! Open English anadili İngilizce olan öğretmenler ile 7/24 erişilebilir olan online İngilizce kursudur. Sana özel olarak tasarlanmış derslerle, kendi ihtiyaçlarına ve hedeflerine uygun bir öğrenme yolculuğu yapabilirsin.
Open English ile dil becerilerini hızla geliştirebilir ve öğrendiklerini günlük yaşamda kullanabilirsin. Kurs boyunca sana sunulan kişisel destek ve kaynaklar, öğrenme sürecini daha etkili hale getirecek ve sana özgüven kazandıracaktır. Sen de doğru adres olan Open English’e gel, İngilizce öğrenme yolculuğuna bizimle başla!
Şu an için yapman gereken sayfanın kenarında bulunan formu doldurmak. Görevli arkadaşlarımız seninle en kısa süre içinde iletişime geçeceklerdir.
(Product Owner olarak deneyiminizi açıklayabilir misiniz?)
Cevap: Yes, I have worked as a Product Owner for the past 5 years. During this time, I have been responsible for defining and prioritizing product features, collaborating with cross-functional teams, and ensuring successful product launches.
(Stakeholder’lar arasındaki çatışan öncelikleri nasıl yönetiyorsunuz?)
Cevap: I typically address conflicting priorities by working with stakeholders to understand their needs and goals, and then prioritizing features based on their impact on the overall product vision and strategy.
(Geliştirme ekipleriyle etkili iletişim nasıl sağlarsınız?)
Cevap: I ensure effective communication with development teams by providing clear and concise user stories, holding regular sprint meetings, and collaborating closely with the development team to ensure that all requirements are understood and met.
(Bir ürün backlogu için özellikleri nasıl önceliklendiriyorsunuz?)
Cevap: I prioritize features for a product backlog based on customer needs, market trends, and business goals. I use a variety of techniques, such as user surveys and market research, to ensure that the most important features are given the highest priority.
(Bir ürün için kısa ve uzun vadeli hedefleri nasıl dengeleyebilirsiniz?)
Cevap: I balance short-term and long-term goals for a product by prioritizing features that provide value in the short-term while also aligning with the long-term vision and strategy for the product. This means considering the impact of each feature on the product roadmap and ensuring that we are continuously moving towards achieving our long-term goals, while also meeting short-term needs and customer demands.

(Bir ürünün başarısını nasıl ölçersiniz?)
Cevap: I measure the success of a product based on a variety of metrics, such as customer satisfaction, revenue growth, and market share. I regularly analyze these metrics to understand the impact of new features and make data-driven decisions to improve the product.
(Geliştirme ekibinin yüksek kaliteli ürünler teslim ettiğinden nasıl emin olursunuz?)
Cevap: I ensure that the development team delivers high-quality products by setting clear standards and ensuring they are communicated to the team. I also conduct regular code reviews and quality assurance testing to identify and address any issues early in the development process.
(Müşteri geri bildirimlerini nasıl toplarsınız ve ürün geliştirme sürecine nasıl dahil edersiniz?)
Cevap: I gather customer feedback through various channels, such as surveys, interviews, and customer support interactions. I prioritize this feedback and incorporate it into the product development process by creating user stories and working with the development team to implement changes that address customer needs.
(Geliştirme ekibi veya paydaşlar arasında çıkan anlaşmazlıklar nasıl çözülür?)
Cevap: I believe in open communication and collaboration to resolve conflicts or disagreements. I listen to all parties involved and find common ground that aligns with the product’s goals and objectives. If necessary, I bring in a neutral third party to mediate the discussion and help us resolve it.
(Bir ürün lansmanının planladığı gibi gitmediği bir durumdan bahsedebilir misiniz? Nasıl başa çıktınız?)
Cevap: In a previous role, we experienced a delay in the launch of a new product due to technical issues that were discovered during the final testing phase. To address the situation, I communicated openly with our customers and stakeholders about the delay and our plans to resolve the issues. We also used the additional time to improve the product and add new features based on customer feedback. Ultimately, the delayed launch allowed us to deliver a better product that met the needs of our customers.
Son olarak iş hayatına dair daha fazla İngilizce kavram ve kalıp ifadeler arıyorsan İş Hayatında Sık Kullanılan İngilizce Kalıplar yazısına da göz atabilirsin.
Yurt dışında eğitim almak, öğrencilerin kendilerini zorlu bir ortamda sınama ve kişisel olarak büyüme fırsatı sunar. Bu yüzden birçok öğrenci kendilerini daha farklı şekilde geliştirebilecekleri bu ortamlarda bulunmak isterler.
Yurt dışında eğitim almak kişisel tercihlere ve hedeflere göre değişse de genel olarak bir öğrenciye şunları kazandırabilir:
Gördüğün gibi yurt dışında eğitim almanın sana sağlayacağı onlarca şey var. Aslında bu süreç gözünde büyüttüğün kadar zor ve masraflı da değil. Sadece halletmiş olman gereken birkaç şey var. En önemlisi İngilizce. İngilizce bilmeden maalesef yurt dışında eğitim almak çok zor.
Dil öğrenme sürecini bir türlü aşamıyorsan henüz Open English ile tanışmamışsındır. Open English ile yurt dışında gireceğin bütün sınavlara tam anlamıyla hazırlanabilirsin.
Open English online bir İngilizce kursu ve sıfırdan İngilizceye hazırlanan herkesin işini kolaylaştırmaya çalışıyor. Akademik İngilizceni geliştirmene yardım eder, seni sınava hazırlar. Sadece akademik sınavlar için açılan kurslara katılım sağlayarak istediğin skoru elde etmen aslında çok kolay.
Eğer Open English hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak istiyorsan, yan tarafta yer alan formu doldurman yeterli. En kısa sürede dönüş alacaksın.
Şimdi gelelim yurt dışında herhangi bir alanda ve sebeple eğitim almak isteyenlerin girmesi gereken sınavlara!

Yurt dışında eğitim almak isteyen biri, hangi sınavlara girmesi gerektiği hedeflediği ülkeye ve okulun gerekliliklerine göre değişebilir. Genellikle, Avrupa ve Amerika’da eğitim almak isteyen öğrencilerin en sık tercih ettikleri sınavlar şunlardır:

Yurt dışında eğitim almak için girmen gereken sınavların birçoğu bu şekilde. Sınavlara hazırlanmak için destek arıyorsan, aslında buldun sayılır. Open English ile haftanın istediğin günü ve saati hazırlıklarına devam edebilirsin.
Ana dili İngilizce olan eğitmenlerden alacağın online dersler ile düzenini bozmadan istediğin İngilizceni geliştirebilirsin. Girdiğin sınavlardan istediğin puanı alıp hayallerindeki okula yerleşmek senin elinde.
Hayatına anlam katacak yeni bir adım atmak için bu sayfada bulunan iletişim formunu doldurabilirisin. Müşteri temsilcisi arkadaşlarımız sana dönecek ve süreç hakkında daha ayrıntılı bilgi verecektir.
Aldığımız herhangi bir ürünün elimize kadar ulaşmasını sağlayan, aslında onu görünür kılan meslek satış pazarlama mesleğidir. Bu departmanda çalışmış olanlar bilirler ki; şirketin veya organizasyonun ürün ve hizmetlerini hedef kitlelerine pazarlamak, tanıtmak ve satışını artırmak için çeşitli stratejiler geliştirmek biraz stresli bir süreçtir.
Çünkü hem yurt içi hem yurt dışı kampanyaların organizasyon süreçlerinde hedef kitleyi anlamak ve bu hedef kitleye yönelik stratejiler geliştirmek bir takım yetileri gerektirir. Bunlardan en önemlisi İngilizce.
Satış pazarlama profesyonelleri, pazar trendlerini takip etmek zorundadır. Çünkü rakip analizleri bu şekilde yapar ve potansiyel müşteriler bu şekilde belirlenir. İngilizce ile satış pazarlama uzmanları, müşteri araştırmaları ve rakip analizini yaparlar. İngilizce, bu çalışanların küresel pazarlarda stratejiler belirlerken ihtiyaç duydukları bilgilere erişmelerine yardımcı olur.
Satış pazarlama mesleğinde İngilizce bu yüzden oldukça önemlidir. Çünkü bu meslek, genellikle uluslararası işletmelerde ve global pazarlarda faaliyet gösteren firmalarda yer alır. İngilizce, dünya çapında en yaygın kullanılan iş dili. İşletmelerin farklı dillerdeki müşterilerle ve tedarikçilerle iletişim kurmaları kolaylaşır.
Ayrıca, satış pazarlama mesleğinde İngilizce, çevrimiçi reklamcılık, sosyal medya pazarlaması ve diğer dijital pazarlama stratejilerinde önemli bir rol oynar. Çünkü internet ve dijital dünya, İngilizcenin yaygın olarak kullanıldığı bir alandır. Satış pazarlama uzmanlarının hedef kitlelerine ulaşmak için İngilizce konuşma ve yazma becerilerine sahip olmaları gerekir.
Yani İngilizce, satış pazarlama mesleğinde global işletmelerde çalışanlar için önemli bir beceridir. İngilizce bilmek, bu alanda başarılı olmak için gereken iletişim, araştırma ve strateji oluşturma becerilerini geliştirmeye yardımcı olur.
İngilizcenin bu iş için ne kadar önemli olduğunu gördüysen anlamışsındır ki iş mülakatında sana soracakları ilk şey İngilizce!

Sales manager olmak sürekli müşterilerle kontakt kurmayı gerektirir. Bu işte iyi olmanın en önemli kriterlerinden biri İngilizce bilmektir. Hem trendleri takip etmek hem de müşterilerle iyi bir iletişim kurmak İngilizce bilmek şart. Biz de seni işin daha kolaylaşsın diye Open English ile tanıştırmak istiyoruz. Çünkü İngilizceni daha ileri bir düzeye taşımanın en iyi yollarından biri Open English.
Open English online İngilizce kursudur. Sıfırdan İngilizce öğrenmeyi düşünüyorsan ya da temel İngilizce bilgine yenilerini eklemek istiyorsan, harika bir seçim olacak. Çünkü ana dili İngilizce olan eğitmenlerle pratik yaparak İngilizceni ilerletebilirsin. Bunun yanı sıra 7/24 canlı sınıflarda İngilizce derslerini dinleyebilir, iş İngilizcesini kolay bir şekilde öğrenebilirsin.
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki formu doldurabilirsin.
Bu yazıda satış pazarlama iş mülakatında karşına çıkabilecek olası soruları paylaşacağız. Umarız işine yarar:

Can you tell us about your previous sales experience? (Önceki satış deneyiminiz hakkında bize bilgi verebilir misiniz?)
Sure, I have worked as a sales representative for two years at XYZ company. I was responsible for generating leads, managing customer accounts, and achieving sales targets.
How do you handle rejection in sales? (Satışta reddedilme ile nasıl başa çıkarsınız?)
I believe rejection is a natural part of the sales process. I try to learn from my failures and use them as an opportunity to improve my approach. I also try to stay positive and persistent in my efforts to reach my goals.
How do you prioritize your sales activities?(Satış aktivitelerinizi nasıl önceliklendirirsiniz?)
I prioritize my sales activities based on the potential for revenue generation. I focus on high-priority leads and customers who have the greatest potential to make a purchase.
Can you give an example of a successful sales campaign you have led? (Yönettiğiniz başarılı bir satış kampanyasından örnek verebilir misiniz?)
Yes, I once led a successful sales campaign for a new product launch. I conducted market research, identified key target demographics, and developed a comprehensive sales strategy. As a result, we exceeded our sales targets and generated significant revenue for the company.
How do you build and maintain relationships with clients? (Müşterilerle ilişki kurmayı ve sürdürmeyi nasıl başarırsınız?)
I believe building and maintaining relationships with clients is crucial in sales. I try to communicate regularly, understand their needs, and provide personalized service. I also make an effort to follow up after sales to ensure customer satisfaction and build long-term relationships.

How do you stay up-to-date on industry trends and changes? (Endüstri trendlerinde ve değişikliklerde nasıl güncel kalırsınız?)
I regularly read industry publications and attend conferences and seminars. I also network with other professionals in the industry and seek out training opportunities to expand my knowledge and skills.
Can you explain your sales process? (Satış sürecinizi açıklayabilir misiniz?)
My sales process typically involves researching prospects, identifying their needs, presenting solutions, handling objections, and closing the sale. I also follow up after the sale to ensure customer satisfaction and foster long-term relationships.
How do you handle difficult customers? (Zor müşterilerle nasıl başa çıkarsınız?)
I try to remain calm and empathetic when dealing with difficult customers. I listen to their concerns, address their issues, and provide solutions to resolve their problems. I also try to maintain a positive attitude and not take their behavior personally.
Can you describe a time when you exceeded your sales targets? (Satış hedeflerinizi aştığınız bir zamanı tanımlayabilir misiniz?)
Yes, in my previous sales position, I exceeded my sales targets by 20% in the first quarter of the year. I did this by developing a targeted sales strategy, consistently following up with prospects, and providing exceptional customer service.
How do you measure the success of your sales efforts? (Satış çabalarınızın başarısını nasıl ölçersiniz?)
I measure the success of my sales efforts by tracking my progress against my targets, monitoring customer feedback and satisfaction, and analyzing the return on investment of my sales campaigns. I also seek feedback from my managers and colleagues to continuously improve my approach.
Burada yazımızı sonlandırırken İngilizce öğrenmek için kursumuza dair detaylara ulaşman için sana son bir çağrıda bulunmak istiyoruz. Hemen yan tarafta yer alan formu doldur, kısa süre içinde seni arayalım ve İngilizce kursumuza dair tüm detayları sana iletelim.