Bu yazımızda bir çok kişinin kafasını karıştıran Some ve Any farkından bahsedeceğiz. Her ne kadar basit bir konu olsa da Some ve Any farkı sık sık akıllara takılabiliyor. Some ve Any farkını genelde There Is / There Are konusu ile görsek de her tür cümlede karşımıza çıkabilir.
Some ve Any farkı senin de aklını karıştırıyorsa bu yazımızı dikkatlice okumanı tavsiye ediyoruz. Her ne kadar basit konular gibi dursa da Some ve Any farkı ve benzeri bir çok konu bir insanın İngilizce hakimiyetini ortaya koyar. Bu yüzden ne Some ve Any farkını, ne de diğer ufak konuları atlamamak çok önemli!
Yazımıza başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Seviyen ne olursa olsun İngilizceyi en iyi şekilde öğrenmek ve ana dilin gibi konuşmak istersen sen de Open English’e katıl!
Dünyada önde gelen online İngilizce kursu olan Open English, 15 yıllık deneyimi ile sana bir çok fırsat sunuyor. Open English’e abone olarak bu fırsatlardan istediğin gibi faydalanabilir, İngilizceyi öğrenmeye sağlam adımlarla başlayabilirsin! Peki nedir bu fırsatlar?

Some ve Any farkını anlamak için ilk önce bu kelimelerin anlamlarını incelemeliyiz. Bu yüzden Some ve Any farkı konumuza girişi Some kelimesinin anlamı ile başlayalım.
Some kelimesi Türkçede “biraz, birkaç” anlamına gelir. Someone, somebody, something, somewhere gibi kendisinden türemiş kelimeler içerisinde de görebiliriz.
Ama Some ve Any farkını çizebilmemiz için asıl dikkat etmemiz gereken nerede kullanıldığıdır. Some kelimesi ve bundan türemiş kelimeleri İngilizcede olumlu cümlelerde kullanırız.
Some kelimesini genel olarak her soru cümlesinde kullanırız demek yanlış olacaktır. Belli soru tiplerinde Some kelimesine yer verebiliriz, fakat hepsinde değil. Some kelimesini kullanacağımız soru cümlelerinde genelde teklif veya rica anlamı vardır.
Some ve Any farkına adım adım yaklaşırken Any kelimesinin de anlamına bir göz atalım. Şayet Some ve Any farkını anlamak için önce Some ve Any’nin farkını bilmemiz gerekir.
Any kelimesi Türkçede “hiç” anlamına gelmektedir. Some kelimesinde olduğu gibi, Any kelimesinden de türeyen kelimeler vardır. Anyone, anybody, anywhere, anything gibi kelimelerle de sık sık karşılaşırız. Some ve Any farkı olarak belirttiğimiz kurallar bu kelimeler için de geçerli olacak tabii ki.
Some ve Any farkı açısından baktığımızda Any kelimesinin kullanım yerine de dikkat etmeliyiz. Any kelimesini olumsuz cümlelerde ve soru cümlelerinde karşımıza çıkar.
Umarız buraya kadar Some ve Any farkı konulu yazımızdan yeni şeyler öğrenmişsindir! Eğer İngilizceyi daha verimli bir şekilde öğrenmek istersen seni Open English’te görmekten mutluluk duyarız!
Open English’e abone olarak sana özel çalışma programına sahip olabilir ve ana dili İngilizce olan, dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders almaya başlayabilirsin. Üstüne üstlük, öğrendiklerini pekiştirebileceğin canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşabilir ve sonsuz içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!

Buraya Some ve Any farkı ile alakalı öğrendiklerimizi toplayıp özetleyelim. Böylece Some ve Any farkını daha rahat inceleyebiliriz.
Ayrıca belirtmeliyiz ki Some ve Any’nin yanısıra benzeri bir kullanım daha var: No.
No’yu Any yerine kullanabiliriz. Fakat burada dikkat etmemiz gereken bir şey var. Any olumsuz cümlelerde kullanılıp anlamı pekiştirirken No olumlu yapıda cümlelere olumsuzluk anlamı katar.
Bugünkü yazımızda Some ve Any farkını inceledik ve örneklerle pekiştirdik. Umarız bu yazımız Some ve Any farkını anlamada faydalı olmuştur! Yazımızı kapatırken sana bir sorumuz var: İngilizceni geliştirmek ister misin?
Eğer cevabın “evet” ise seni Open English’te görmeyi çok isteriz. Open English, dünya çapında 1.5 milyon insana 15 yıldır İngilizce öğreten, önde gelen bir online İngilizce kursudur. Bu yüzden alanında oldukça donanımlı ve deneyimli bir kuruluş. Bu deneyimden faydalanmak istersen seni de aramızda görmek isteriz!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşarak pratiğe dökebilir ve dev içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklara sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım.
Such as ve Like Farkı, İngilizceyi yeni öğrenenler için genelde kafa kurcalayan bir sorudur. Belirgin farkları olsa da Such as ve Like farkını ayırt etmek her zaman çok da kolay olmayabilir. Yakın anlamlarda olan Such as ve Like farkını bu yazımızda ele alacak ve anladığına emin olacağız!
Fakat başlamadan önce sana bir sorumuz var: İngilizceyi en verimli şekilde öğrenip, ana dilin gibi konuşmak ister misin? Peki ya okuduğun her metni tek seferde anlamak, en sevdiğin filmleri altyazısız izlemek ister misin? Eğer bunlara cevabın “evet” ise seni Open English’e davet etmek istiyoruz.
Dünyada alanında önde gelen online İngilizce kursu Open English sana İngilizceyi en doğru şekilde öğrenmen için birçok fırsat sunuyor. Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan yabancı eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabileceğin gibi, öğrendiklerini pekiştirebileceğin canlı konuşma gruplarına da katılabilirsin. Tabii ki dev içerik arşivimize de sınırsız erişim sağlamak da başka büyük bir artı!
Such as ve Like farkının karıştırılması çok normaldir. Çünkü Such as ve Like farkı, ilk aşamada kimsenin düşünmediği bir anlamsal derinliğe dayanır. Bizce Such as ve Like farkını öğrendiğinde “Vay be! Çok mantıklı ama hiç böyle düşünmemiştim!” diyeceksin!

Such as ve Like farkını açıklamadan önce ikisini de bir incelemek gerekir. Böylece Such as ve Like arasındaki farkı çok daha rahat anlayabilirsin.
Such as’i Türkçeye “gibi” anlamında kullandığımızı söyleyebiliriz. Fakat bunu olduğu gibi almak yerine altındaki anlamı incelemezsek Such as ve Like farkını anlamamız zorlaşır. Such as kullandığımızda, arkasından verdiğimiz örnekler dahil olmak üzere bir çok farklı şeyin de dahil olduğunu ima ederiz.
Like, “hoşlanmak, beğenmek” gibi anlamları da olsa Such as ve Like farkından bahsederken odağımızda “gibi” anlamı var. Such as için de “gibi” demiştik, değil mi? Such as ve Like farkını Türkçede tek kelimeyle ayırt etmek pek de kolay değil.
Like kullandığımızda, genelde odağımızda olan kavrama benzer kavramları sıralarız. Yani asıl kavramın dahil olmasına gerek yoktur, asıl kavrama benzeyen şeyler olması yeterli. Kafan karıştı mı? Korkma, Open English yanında!
Az sonra Such as ve Like farkı hakkında yazımıza tam gaz devam edeceğiz. Fakat ondan önce seni tekrar Open English’e davet etmek istiyoruz.
15 yılı aşkın süredir, 1.5 milyonun üzerinde insana İngilizce öğreten Open English, bu engin deneyimini seninle paylaşmak istiyor! Such as ve Like farkı gibi detay konuları da, en temel konuları da Open English’te kolaylıkla öğrenebilirsin! Peki Open English’e abone olarak ne gibi ayrıcalıklara sahip olabilirsin?
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Such as ve Like farkını detaylı açıkladığımız iki örnek verelim.
Bu örneğimizde, puding ve crème brûlée gibi tatlıları sevdiğimizi söylemişiz. Ama özellikle bu iki tatlıyı sevdiğimizi ima etmiyoruz. Belki de bunları değil, fakat bunlara benzer tatlıları seviyoruzdur. Özetle, sevdiğimiz tatlı şekli puding ve crème brûlée benzeri tatlılar, ille de puding ve crème brûlée değil.
Dikkat edersen bu cümlede Türkçe çevirimiz değişmedi. Bunun sebebi Such as ve Like farkını, Türkçede tam olarak ayırabilecek bir yapı olmaması.
Bu cümlemizde such as kullanarak ima ettiğimiz şey tatlıları genel olarak sevdiğimiz ve sevdiğimiz tatlılara bu iki tatlının da dahil olduğu. Yani bu cümleye göre ben zaten tatlıları seviyorum. Bahsi geçen tatlıları da seviyorum, fakat bunlar dışında, belki bunlara benzemeyen tatlıları da seviyorum.

Such as ve Like farkı konusunda bir diğer akıl çelen konu ise virgülün gerekli olup olmadığıdır. Bu noktada temelinde bir şeye dikkat etmemiz gerekiyor: Such as veya Like’ı ve dahil ettiği isimleri cümleden çıkarmak. Eğer anlamında eksiklik oluyor vermek istediğimiz mesaj bozuluyorsa orada virgül kullanmayız.
Burada altı çizili kısmı cümleden çıkarırsak cümle yapıca bozulmaz. Fakat elimizde kalan kısma bir bakalım:
İlk cümlemizde verdiğimiz mesaj bu mesaj ile aynı değil, değil mi? İlk cümlede cips ve şekerlemenin zararlı olduğunu söylerken, bu cümleye baktığımızda genel olarak tüm yiyeceklerin sağlıklı olduğu mesajını verdiğimizi görüyoruz.
Bu cümlede ise virgül arasındaki kısmı çıkardığımız zaman elimizde kalan cümle şöyle:
Vermek istediğimiz anlam değişmedi değil mi? Yine metropollerin kalabalık olduğunu söyledik, fakat Tokyo ve Şanghay örneğini cümlemizden çıkardık. Fakat cümlenin asıl bahsettiği şey değişmedi.
Such as ve Like farkı isimli yazımızın böylece sonuna gelmiş olduk. Umarız bu iki yapıyı karıştırmaz ve günlük hayatında aktif olduğu kadar doğru bir şekilde de kullanırsın! Eğer Such as ve Like farkı gibi diğer bir sık karıştırılan konuyu incelemek istersen, Will/Would Farkı ve Konu Anlatımı isimli yazımızı okumanı tavsiye ediyoruz.
Yazımızı noktalarken seni son bir defa daha Open English’e katılmaya davet ediyoruz. Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden ders alabilir, yabancılarla canlı konuşma gruplarında konuşabilir, içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilir ve en nihayetinde İngilizceyi ana dilin gibi konuşabilirsin! E tabii ki bu süreçte Such as ve Like farkı sana vız gelir!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
Türkçede pazarlama müdürü dediğimiz marketing manage’lar bir şirketin veya organizasyonun pazarlama faaliyetlerinin yönetiminden sorumlu olan bir kişilerdir. Bu kişiler, hedef kitlelerini tanımlama, ürün ve hizmetlerini tanıtma, tanıtım faaliyetlerini planlama gibi işlerle meşgullerdir. Aynı zamanda pazarlama sürecini koordine etme, satış hedefleri belirleme ve müşteri ilişkileri yönetimi gibi görevleri de yerine getirirler.
Pazarlama yöneticileri, birçok farklı sektörde çalışırlar. Ama görevleri her zaman şirketin genel pazarlama stratejisine uygun olarak hareket etmektir. Bu yüzden, bir pazarlama müdürü, satış, pazarlama ve işletme ile ilgili birçok konuda bilgi sahibi olmak zorunda.
Kısaca pazarlama müdürlerinin neler yaptığından bahsedelim.

Pazarlama müdürleri, şirketlerinin hedef kitlelerine ulaşmak için birçok farklı faaliyeti yürütürler. Bunlar arasında şunları sayabiliriz:
Farkettiysen küresel çapta bir çalışma alanı ve dolayısıyla dünyanın herhangi bir yerinden bir müşterileri olabilir. Bunun için pazarlama müdürlerinde olması gereken en önemli niteliklerden bir İngilizce bilmektir.
Pazarlama yöneticilerinin İngilizce bilmeleri çok önemlidir. Çünkü birçok küresel şirketin ana dili İngilizcedir. Bu nedenle, bir pazarlama müdürü, İngilizceyi anlayabilmeli ve kullanabilmeli.
Pazarlama faaliyetleri, genellikle uluslararası müşterileri hedef aldığından, müşteriyle doğru bir şekilde iletişim kurmak için İngilizce bilmek şart. Ayrıca, İngilizce, pazarlama literatürü ve terminolojisi açısından önemli. Öte yandan birçok kaynak bu dilde sunuluyor.

Aşağıda herhangi bir X şirketine iş başvurusunda bulunacağınız zaman karşına çıkabilecek mülakat soruları yer alıyor. Umarız ki işine yarar.

Öğrenme sürecini en pratik hale getirmek için Open English olarak yolculuğuna eşlik etmemizi ister misin? Hem anadili İngilizce olan öğretmenlerden alacağın dersler hem de nitelikli danışmanlar ile bu süreci çok daha keyifli hale getirebilirsin.
Open English, senin gibi kariyer planı yapmak isteyen birçok kişiye yardım etmek isteyen online İngilizce kursudur. Buradan edineceğin yararlı materyaller ile hem dinleme hem yazma hem de okuma yeteneğini geliştirebileceksin.
Open English’e dahil olmak ya da daha fazla bilgi almak için sayfanın alt köşesinde bulunan formu doldurman yeterli.
Bazı insanlar çok hazırcevaptır. Yeri geldiğinde lafı öyle bir gediğine oturtur ki laf yerinde ağırdır diyenleri haklı çıkartır! Sen de lafını sakınmayan biri misin yoksa? Peki, çevrende ağzı iyi laf yapan biri olarak mı bilinirsin?
Her şeye bir cevabı olan laf cambazı insanlar mevcut. Onların söyleyecek her daim bir şeyleri vardır. Eğer senin de böyle bir özelliğin varsa bunu avantajına kullanabilirsin. Türkçede bunu yapmak kolay. Çünkü ana dilin Türkçe ve her gün bu dile maruz kalıyorsun.
Daha etkili iletişim kurabilmek, bilmiş ve hazırcevap biri olmak mı istiyorsun? O halde konuşmak istediğin hedef dilde son derece yetkin bir duruma gelmelisin. Konuştuğun dili esnetebilmelisin. Kelime şakaları yapabilmek, ironik konuşmak, laf sokmak böyle mümkün. İyi bilmediğin bir dilde bunları yapman epey zor.
Türkçeyi etkili kullanarak karşındaki kişiyi etkileyebilirsin. Hatta belli tartışmalarda galip çıkabilirsin. Peki, ya İngilizce? İngilizcede de kendine güveniyor musun? İngilizceye yeteri kadar hakim olduğunu düşünüyor musun?
İngilizce tüm dünyada konuşulan bir dil. Bu nedenle herkes tarafından evrensel bir dil olarak biliniyor. Dünyanın neresinde olursan ol, İngilizce konuşarak insanlarla iletişim kurabilirsin. Bundan dolayı İngilizce bilmek demek daha çok insanla konuşma imkanı demektir.
İngilizce konuşarak edeceğin sohbetlerde, kendini sorunsuz ifade edebilmen önemli. Yoksa tek başına kaldığında, keşke şunu söyleseydim diye içinden geçirebilirsin. Bu durumu yaşamamak için sıfırdan İngilizce öğrenmek istiyor olabilirsin. Belki de temel bir İngilizce bilgin var. Bu temel bilgileri tazelemek ve yeni bilgiler edinmek amacıyla hareket ediyorsun. O zaman seni Open English ile tanıştıralım.

İngilizce birçok ülkenin resmi dili. Bununla birlikte dünyanın dört bir yanında konuşuluyor. İngilizce öğrenerek insanlarla rahatça iletişim kurabilir ve kendini ifade edebilirsin. Open English ile İngilizceyi yetkin bir şekilde kullanabileceksin. Hatta gerekirse İngilizce konuşarak laf bile sokabilirsin. Muzip ve enteresan cümleler kurmak çok da zor değil!
Open English, online bir İngilizce kursu. İngilizce öğrenmek istiyorsan ama kursa gidecek vaktin yoksa işte sana fırsat! Open English ile 7/24 canlı dersleri takip ederek İngilizceni geliştirebilirsin. Ayrıca ana dili İngilizce olan eğitmenlerle İngilizce konuşarak pratik yapma imkanına sahipsin. Muzip şakalarına ve tatlı laf sokmalarına aynı tondan cevap verecek arkadaşlar da edinebilirsin.
Open English ile İngilizce öğrenmek hem kolay hem de eğlenceli! Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek istersen formu doldurabilirsin.
Yeni bir dil öğrenmek biraz zaman istiyor. Bunu bir oyun gibi görebilirsin. Görevlerini tamamladıkça yeni bölümler açılıyor. Yeni başladığın bir oyunda nasıl ki hemen bölüm sonu canavarını öldüremezsin. Bu İngilizce için de geçerli. Başlangıçta kusursuz şekilde konuşman mümkün değil. Bu nedenle hata yapmaktan korkmamalısın.
Yavaş yavaş, gayret gösterdikçe İngilizcenin geliştiğine tanık olabilirsin. İngilizce konuşarak kendini çok iyi ifade edebileceksin. Üstelik insanlarla konuşurken İngilizce muziplikler, kelime şakaları yapacaksın. Bazen karşındakine laf sokacağın zamanlar da gelecek.
İngilizce öğrenme aşamasındayken İngilizce kalıp cümleler ile iş görebilirsin. Çeşitli diyalog örneklerine çalışabilirsin. Bunun dışında işine yarayacağına inandığın bir alana dair kelime ezberi yapabilirsin. Dilersen, İngilizce Anlamlı Sözler ve Türkçe Çevirileri adlı yazıya da göz atabilirsin. Ama bana İngilizce kapak sözler lazım diyorsan o başka!
Yeri geldiğinde öyle bir laf edeyim ki ortamda derin bir sessizlik oluşsun diyorsan, doğru adrestesin! Biraz muzip, alaycı ve iğneleyici konuşmanın kimseye zararı olmaz. Senin için en popüler İngilizce kapak sözleri derledik. İngilizce öğrenme aşamasında İngilizce kapak sözlere ihtiyacın olursa bu cümleleri kullanabilirsin. Haydi, İngilizce kapak sözler listesinde neler var bir bakalım.

İngilizce kapak sözler nelerdir? İngilizce kapak sözler nerelerde kullanılır? İngilizce kapak sözleri kim söylemiştir? Tüm bu soruların cevabı çok merak ediliyor. Sen de merak ediyor olmalısın.
İngilizce kapak sözlerin kullanım alanı oldukça geniş. Muzip, alaycı ve iğneleyici bir tavır takınmak istediğin konuşmalarda, İngilizce kapak sözleri kullanabilirsin. İngilizce kapak sözlerin büyük bir kısmı anonim. Yani söyleyen kişinin kim olduğu bilinmiyor, herkes kullanabiliyor. Şimdi sırada İngilizce kapak sözlerin örnekleri var!
Türkçesi: Seni aşağılamıyorum, seni betimliyorum.
Türkçesi: Aynalar yalan söylemez, ve şanslısın ki gülmezler.
Türkçesi: Gözlerini devirmeye devam et, belki arkada bir beyin bulursun.
Türkçesi: Her zaman bu kadar aptal mısın yoksa bugün özel bir çaba mı gösteriyorsun?
Türkçesi: Bilim insanlarının maymundan geldiğimize karar vermesinin sebebi sensin.
Türkçesi: Üzgünüm! Sana aptal olduğunu söyleyerek duygularını incittim. Zaten bildiğini sanıyordum.
Türkçesi: Dışarıda bir yerlerde, boşa harcadığın oksijeni yerine koymak için çok çalışan bir ağaç var. Şimdi git ve ondan özür dile.

Türkçesi: Aptallık bir suç değildir, bu nedenle gitmekte serbestsin.
Türkçesi: Yaklaşımın hoşuma gitti, şimdi bir de gidişini görelim.
Türkçesi: Tanrıdan beni cezalandırmasını istedim, ertesi gün seninle tanıştım.
Türkçesi: Her gördüğüme insan deseydim, sözlükte canavar diye bir kelime olmazdı.
Türkçesi: Kendini özel hissettirdiysem özür dilerim, yaparım böyle hatalar!
Türkçesi: Lütfen insan taklidi yapma, sana yakışmıyor.
Türkçesi: Her şeyi bilmene gerek yok, haddini bilsen yeter.
Türkçesi: Hey bak, çöp kamyonu geliyor, saklansan iyi olur.
Türkçesi: Konuşmadığın zaman çok daha zekisin.
Türkçesi: Benim seni dinliyor olmam senin için yeterli olmalı.
Türkçesi: Lütfen bana kendinden bahset, korku hikayeleri hoşuma gidiyor.
İngilizce kapak sözlerinden en popüler olanlarını artık biliyorsun. Kendi İngilizce kapak sözler cümlelerini kurmak isteyebilirsin. Bunun için iyi derecede İngilizce biliyor olman gerek. Eğer İngilizce öğrenmek istiyorsan Open English her zaman yanında!
Open English ile İngilizce öğrenmek hem kolay hem de eğlenceli! Daha detaylı bilgi edinmek istersen formu doldurabilirsin.
Conditionals, karşımıza sık sık çıkan bir konudur. Yeni İngilizce öğrenenler için Conditionals konusu zor, hatta bazılarına kabus gibi gelir. Bunun sebebi ise Conditionals’ı kullanabilmek için belli başlı tenseleri iyi bilmek gerekiyor. Eğer gerekli tenseleri biliyorsan, hiç korkma! Conditionals konusu sana vız gelir!
Başlamadan önce ise sana bir sorumuz var: Eğitim, iş ya da günlük hayatında İngilizcenin sana katacağı faydaların tadını çıkarmak ister misin? Eğer cevabın “evet” ise adres belli!
Dünyada önde gelen online İngilizce kursu olan Open English, 15 yılı aşkın deneyimi ile 1.5 milyondan fazla insana İngilizce öğretmiş bir kurum. Dolayısıyla alanındaki deneyimi yadsınamaz. Eğer sen de İngilizceye hakim olmak istiyorsan Open English’in ayrıcalıklı dünyasına bir göz at! Peki Open English’te seni ne gibi imkanlar bekliyor?
Conditionals konusu, Türkçedeki koşul – sonuç cümlelerine denk gelir. Zaten isminin geldiği kelime olan “condition”, “şart” anlamına gelir. Conditionals cümlelerinde belli bir olayın gerçekleşmesi şartı ile, başka bir olayın gerçekleşeceğini belirtiriz. Bu şartların ve sonuçların arkasındaki anlam ve zaman farkları karşımıza farklı tiplerde Conditionals cümleler olarak çıkar.
Conditionals, kendi içinde 4 temel kategoriye ayrılır. Bu kategoriler, 0-1-2-3 olarak isimlendirir. Gel, seninle bu Conditionals tiplerini inceleyelim!
Conditionals cümlelerinde her zaman karşımıza çıkan belli temel şeyler vardır. Bunları bu kısımda maddeler halinde inceleyelim!
If we wake up early, we will go for a walk. (Eğer erken kalkarsak yürüyüşe gideceğiz.)
We will go for a walk if we wake up early. (Eğer erken kalkarsak yürüyüşe gideceğiz.)
Bu iki cümlede de anlam aynıdır. Sadece cümleciklerin yeri değişmiştir. “If we wake up early” If Clause iken, “we will go for a walk” bu cümlede Main Clause’dır.

Conditionals konusunun en basit ve ilk öğrenilen tipi olan Zero Conditionals ile başlayalım. Bu tip Conditionals cümlelerinde, ortaya koyduğumuz şart-sonuç ilişkisi her zaman gerçekleşir. Bunlara bilimsel gerçekler ya da genelgeçer konular örnek verilebilir. Bu tip cümlelerin formülü şöyledir.
| If Clause | Main Clause |
| Present Simple Tense | Present Simple Tense |

İkinci Conditionals tipimiz olan First Conditional’da ise vurgu yaptığımız, gelecekte olma ihtimali olan şeylerdir. Koşul yerine gelirse, sonucun da gerçekleşme ihtimali olduğu vurgulanır.
| If Clause | Main Clause |
| Present Simple Tense | Future Simple / Modals |
Umarız buraya kadar yazımızdan yeni şeyler öğrenmişsindir! Eğer İngilizceyi daha verimli öğrenmek ve online İngilizce konuşma pratikleri yapmak istersen seni tekrardan Open English’e davet etmek isteriz!
Open English’e abone olarak sana özel hazırlanmış çalışma programını edinebilir ve ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders almaya hemen başlayabilirsin. Bunun yanı sıra, dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin! Fakat en önemlisi, canlı konuşma gruplarında yabancılarla, eğitmen moderatörlüğünde online İngilizce konuşma pratikleri yapabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
Bu Conditionals tipinde ise cümlemizde bahsi geçen koşul-sonuç ilişkisi şu anda mümkün olmayan, gelecekte ise varsayımsal olarak gerçekleşebilecek olaylara dayanır.
| If Clause | Main Clause |
| Past Simple Tense | Özne + would + fiilin yalın hali |
Not: Buradaki gibi varsayımsal durumlarda her zaman “were” kullanırız.

Bu tür koşul-şart cümlelerinde ise geçmişte gerçekleşmemiş olaylar ve hayali sonuçları söz konusudur. Örneğin pişmanlıklar bu tür cümlelere dahildir.
| If Clause | Main Clause |
| Past Perfect Tense | Özne + would + have + fiilin üçüncü hali |
Conditionals yazımızın böylece sonuna geldik. Eğer son başlığımızda bahsettiğimiz Past Perfect konusunda hakim değilsen Past Perfect Tense konu anlatımı isimli yazımızı da inceleyebilirsin.
Yazımızı sonlandırmadan önce sana hatırlatmak isteriz: Open English ile İngilizce öğrenmek çok daha kolay! Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, interaktif etkinlikler eşliğinde pratik yapabilir ve sınırsız kaynaklarımıza gönlünce erişebilirsin!
Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım.
Bir hava yolu kuruluşunda çalışmak, heyecan verici, yoğun ve ödüllendirici bir deneyim olabilir. Bu sektörde çalışanlar, havacılık endüstrisindeki ilerlemeleri takip ederek, müşterilere en iyi hizmeti sunmak genelde yoğun bir tempoyla çalışırlar.
‘Bir hava yolu kuruluşunda çalışmak için gerekli koşullar ve gereklilikler nedir?’ diye soruyor olabilirsin. Bu sorunun yanıtı işe bağlı olarak değişebilir. Örneğin, pilotlar ve kabin ekibi, havayolunun belirlediği özel eğitim ve sertifikalara sahip olmak zorundadırlar.
Havayolu şirketlerinde çalışan diğer pozisyonlar, genellikle bir lisans veya derece gerektirirken, bazı işlerde ise bu gereklilikler bulunmayabilir.
Ama genel olarak bir havayolu kuruluşunda çalışmak için İngilizce bilme şartı var. Çünkü havacılık endüstrisi, uluslararası bir alandır ve işletmeler, müşterileriyle dünya genelinde iletişim kurarlar. Bu yüzden, havayolu şirketlerinde çalışanların İngilizce bilmeleri, işlerini daha etkili bir şekilde yapmalarına ve müşterilerle daha iyi iletişim kurmalarına yardımcı olur.
Öte yandan hava trafik kontrolörleri, pilotlar, kabin ekibi ve diğer çalışanlar, İngilizce öğrenerek havacılık terminolojisine ve prosedürlerine hakim olurlar. Çünkü havacılık düzenlemeleri ve prosedürleri, genellikle İngilizce olarak yazılır ve havayolu şirketleri tarafından uygulanır. Bu nedenle, havayolu şirketlerinde çalışmak için İngilizce bilmek, işlerin doğru bir şekilde yapılmasını sağlar. İşletmelerin müşterilere hizmet etmek için dünya genelinde yerine getirilen standartlara uygun olmasını sağlar.
Bu yazıda bir hava kurumu olan THY’nin işe alım sürecinde adaylarla yaptığı İngilizce iş mülakatında sorduğu soruları yanıtlarıyla paylaşacağız.

Answer: Of course, my name is [your name] and I am [your age] years old.
Answer: I am passionate about aviation and I believe Turkish Airlines is a world-renowned company with a reputation for excellence. I would be proud to be a part of such a prestigious organization.
Answer: My strengths include being a team player, having strong communication skills, and being adaptable to change. As for weaknesses, I tend to be a bit of a perfectionist and can sometimes overthink things.
Answer: I remain calm and professional, listen carefully to their concerns, and offer solutions that are within my power to provide. If the situation escalates, I would involve a supervisor or manager to ensure the best outcome for all parties involved.
Answer: I have worked in several customer service roles in the past, including [name previous job titles and responsibilities]. Through these experiences, I have developed strong communication and problem-solving skills, which I believe will be valuable in a role with Turkish Airlines.

Answer: I have always been fascinated by aviation and the opportunities it offers to connect people and cultures around the world. I believe working for Turkish Airlines would be a dream come true for me.
Answer: I prioritize my tasks by setting goals and deadlines, and then organizing my schedule accordingly. I also use tools like to-do lists and calendars to help me stay on track.
Answer: While salary is important to me, I am more focused on finding a role that is a good fit for my skills and experience. I am open to discussing salary once we have determined that the role is a good match.
Answer: In my previous job as [previous job title], I once stayed late to help a customer resolve a difficult issue. I was able to successfully resolve the issue and the customer was very grateful for my assistance.
Answer: I try to stay calm and focused, and I prioritize my tasks to ensure that I am meeting the most important deadlines first. I also make sure to take breaks when needed to avoid burnout.
Answer: My long-term goal is to continue growing and developing my skills in the airline industry, with the ultimate goal of one day holding a leadership position in the company.

Answer: I regularly read industry publications and attend conferences and seminars to stay informed about the latest trends and developments. I also network with other professionals in the industry to learn from their experiences.
Answer: I try to approach conflicts or disagreements calmly and professionally, and I strive to find mutually beneficial solutions. If necessary, I will involve a third party to help mediate the situation.
Answer: In my previous job, I was transferred to a new department with different responsibilities and a new team. I adapted by asking questions, seeking feedback, and learning as much as I could about the new role.
Answer: In my previous job, I worked with customers from a wide range of cultural backgrounds and tried to learn about their customs and expectations. I believe that understanding and respecting different cultures is essential to providing excellent customer service.
İngilizcenin artık ayağına bağ olmasından sıkıldıysan Open English’e gelmenin tam zamanı. Çünkü burada bu bağdan bir kerede kurtulmanın garantisini veriyoruz. Open English 7/24 istediğin yerden erişim sağlayabileceğin online bir İngilizce kursudur.
Anadili İngilizce olan eğitmenler ile yapacağın speaking, listening ve reading dersleri İngilizceni formal anlamda geliştirirken günlük İngilizce konuşma dilini de ileri bir seviyeye taşıyacaksın.
Kurs hakkında daha fazla detay ve kayıt işlemleri için sayfanın kenarında bulunan formu doldurman yeterli!
Günlük hayatta birçok farklı kişi ve durumla karşılaşıyoruz. Kimi zaman iş hayatında, kimi zaman özel hayatımızda bir karar vermemiz gerekiyor. Bu kararları verirken, çoğu zaman başkaları ile fikir alışverişi yapmak, onların düşüncelerini duymak ve nihayetinde ortak bir noktada buluşmak gerekiyor. İşte tam da bu noktada “agree” kelimesi devreye giriyor.
“Agree” kelimesi, diğer insanların fikirlerine katılmak ve aynı görüşte olmak anlamına gelir. Bu kelimenin gücü, diğer insanların fikirlerine saygı duyduğumuzu gösterir ve onların düşüncelerini önemsediğimizi ifade eder. Böylece, hem iş hayatında hem de özel hayatımızda iletişimimizi güçlendirir ve daha başarılı sonuçlar elde ederiz.
Örneğin, bir iş toplantısında, bir proje hakkında fikirler tartışılırken, “I agree with your point” gibi bir ifade kullanarak, diğer kişinin düşüncelerini takdir ettiğimizi ve desteklediğimizi ifade edebiliriz. Bu, diğer kişinin kendini daha değerli hissetmesine ve işbirliği yapma isteği artmasına yardımcı olur.
Ancak, her zaman herkesle aynı fikirde olmak mümkün değildir. Bu noktada, önemli olan nokta, farklı düşünceleri açık bir şekilde ifade edebilmek ve diğer kişilerin fikirlerine saygı duyarak ortak bir çözüm bulmaktır. “Agree” kelimesi, bir tartışmayı sonlandırmak yerine, daha yapıcı bir şekilde farklı fikirleri birleştirerek bir çözüm bulmana yardımcı olur.
Yukarıda dediğimiz gibi herkesle aynı fikirde olmak her zaman mümkün değil. ‘Disagree’ olduğunu belirtmek için de nedenini açıklamak zorundasın. Kendini ifade etme konusunda eksikliklerin varsa hala Open English ile tanışmamışsın demektir.
Biliyorsun ki iş hayatında, yüksek öğretimde veya seyahatlerde, İngilizce’nin hakimiyeti giderek önem kazanıyor. Open English, senin ihtiyaçlarına uygun esnek online İngilizce eğitimi sunan online bir dil kursu.
Dilediğin yerde ve zamanda, özel derslerle birlikte online grup sınıfları sayesinde etkileşimli bir öğrenme deneyimi sunuyoruz. Bugün başla ve kısa sürede İngilizce konuşmaya başla.
Bu yazıda ‘’agree’’ kelimesi ile ilgili cümleler ve bilmen gereken phrasal verb’leri paylaşacağız.

Agree kelimesiyle alakalı yeterli pratik yapman için aşağıya 20 tane örnek cümle ekledik. Cümleler kolaydan zora doğru gidiyor. Daha fazla pratik için yan taraftaki formu doldurarak hızlıca İngilizce öğrenmeye başlayabilirsin.

Şimdi sıra ‘agree’ kelimesi ile ilgili phrasal verb’lerde.
Agree with (something/someone) – (Bir şeyle/birisiyle) aynı fikirde olmak
Örnek: I agree with your plan to expand the business.
Agree to (something) – (Bir şeyi) kabul etmek
Örnek: The company agreed to pay the workers a higher wage.
Agree on/upon (something) – (Bir şeyde) anlaşmak, uzlaşmak
Örnek: The two sides agreed upon a new contract.
Agree with (someone) about/on (something) – (Birisiyle) bir konuda aynı fikirde olmak, uzlaşmak
Örnek: I agree with my colleagues about the importance of teamwork.
Agree to differ – Farklı düşüncelere sahip olsa da bir konuda uzlaşmış gibi davranmak
Örnek: We agreed to differ on the best way to approach the project.
Agree to do (something) – (Bir şeyi) yapmayı kabul etmek
Örnek: She agreed to help me with the presentation.
Agree with (someone) on (something) – (Birisiyle) bir konuda anlaşmak, uzlaşmak
Örnek: The team agreed with their manager on the new strategy.
Agree with (someone) to (do something) – (Birisiyle) bir şey yapmayı kabul etmek, anlaşmak
Örnek: The group agreed with the organizer to meet at the conference center.
Şahane gezi rotalarına sahip Almanya’da çalışmak birçok insan için çok cazip bir fikir. Fakat elbette, yeni bir yerde yaşam ve yeni bir iş konusu herkes için heyecan kadar endişe de yaratan bir durum. Bu sebeple, Almanya’da çalışmak isteyenlerin aklında bulunan birçok soru bulunuyor. Biz de, Almanya’da Çalışmak İçin İngilizce Şart mı?: Almanya’da İş Hayatı başlıklı yazımız ile Almanya’da çalışmak hakkında akıllarda yer etmiş olan soruları cevaplamak istedik.
Almanya’da çalışmak isteyenleri nasıl bir hayat bekliyor? Almanya’da çalışmak için mutlaka İngilizce bilmek gerekiyor mu? Almanya’da nasıl bir iş hayatı sürdürülüyor? Almanya’da çalışmak isteyenler nasıl iş bulabilir? Almanya’da çalışmak için İngilizce nasıl öğrenilir? gibi soruları yanıtladığımız yazımızı okuyarak sen de Almanya’da çalışmak ile ilgili birçok bilgiyi öğrenebilirsin.
Hiç vakit kaybetmeden Almanya’da çalışmak için İngilizce öğrenmeye başlamak istiyorsan, hemen bu sayfada bulunan iletişim formunu doldur. Online İngilizce kursu Open English hakkında detaylı bilgi vermek üzere seni hemen arayalım.
Almanya’da çalışmak isteyenler iş ile ilgili konularda araştırma yapmadan önce, Almanya’da çalışmak isteyenleri nasıl bir yaşam ile karşılaşacağını araştırıyorlar. Evet, bir yere taşındığında ne iş yapacağın çok önemli. Fakat, taşındığın bölgedeki yaşam şartları asıl belirleyici olan konu.
Almanya’da yaşamak ve Almanya’da çalışmak için bilinmesi gereken ilk şey, Almanya’da kuralların çok önemli olduğudur. Almanya’da çalışmak istiyorsan, sen de kurallara harfiyen uymalı, disiplinli davranmalısın. Almanya’da yaşam standardı yüksek, toplu taşıma ile ulaşım kolay, sağlık hizmetleri harika ve eğitim sistemi çok kaliteli.
Almanya’da çalışırken evinin alışverişini sadece bir süpermarkete girip halledebileceğini sanıyorsan yanılıyorsun. Almanya’da kasaptan ya da fırından alacağın ürünler varsa, yerel dükkanları ziyaret etmen gerekiyor.

Almanya’da çalışmak için Almanca öğrenmek önemli. Peki, İngilizce öğrenmek? “Acaba Almanya’da çalışmak için İngilizce öğrenmek şart mı?” diye düşünüyorsan bu sorunun yanıtını yazımızın bu bölümünde bulabilirsin.
Çoğu Alman, İngilizce konuşur ve çok iyi seviyede İngilizce bilgisine sahiptir. Almanlar, bu ileri seviye İngilizce bilgilerini çalışma hayatlarında da kullanırlar. Berlin, Hamburg, Münih gibi bazı şehirlerde neredeyse sadece İngilizce konuşuluyor. Almanya’da çalışmak istiyorsan ve Berlin, Hamburg ya da Münih’te yaşamaya karar verdiysen İngilizce bilmen çok önemli.
Almanya yoğun turist alan bir ülke. 2022 yılında Almanya, yaklaşık 163 milyon turisti ağırladı. Bu demek oluyor ki, Almanya’da çalışmak isteyenler birçok yabancı turist ile muhatap oluyor. Hâl böyle olunca, Almanya’da çalışmak için İngilizce şart hale geliyor.
Almanya’da çalışma konusunda kültürel standartların bulunuyor olması, Almanya’da çalışmak için bilinmesi gereken önemli bir konu. Almanya’da seni nasıl bir iş hayatı bekliyor? Haydi, bir göz atalım! Tüm çalışma alanlarında en mühim mesele, göreve odaklanmaktır. Göreve odaklanmak her şeyden önemlidir. Almanlar, iş hayatlarında belirsizlikten kaçınırlar ve kural odaklı çalışırlar.
Almanya’da çalışmak güzel, fakat mesai saatinden sonra iş arkadaşlarını rahatsız etmemen gerektiğini unutmamalısın. Almanya’da belirsizlikten kaçınıldığını söylemiştik, bu bağlamda dakiklik çok önemli. Hiçbir zaman işe geç kalmamalısınız. Beklenmeyen bir sorunla karşılaşıp gecikeceğiniz zaman da mutlaka erkenden haber vermelisiniz.
Almanya’da ulusal olarak kutlanan ve resmi tatil ilan edilmiş birçok gün var. Almanya’da 2023 boyunca kutlanacak olan resmi tatil günleri şu şekilde:

Başkenti Berlin olan Almanya’da çalışmak için öncelikle çalışma vizesi alman gerekiyor. Peki, Almanya’da çalışmak için çalışma vizesi nereden alınır? Çalışma vizesi, Almanya’da en az 90 gün kalmayı sağlıyor ve Almanya’da çalışmak için alınan bu vize, yalnızca konsolosluk ve büyükelçilik tarafından verilebiliyor.
Almanya’da çalışma vizesi almak için Almanya’da bulunan bir firma ile anlaşmış olman gerekiyor. Çalışma vizesi için başvuru yaparken, anlaşma yaptığın firma tarafından hazırlanmış bazı belgelere ihtiyaç duyacaksın. Anlaştığın firmada alacağın görevi belirten bir belge ve Almanya’daki giderlerinin ödenmesi için firmanın güvence verdiğini belirten bir yazı, çalışma vizesi başvurusunda çok işine yarayacak.
Almanya’da çalışmak için iş aramak istiyor olabilirsin. Peki, Almanya’da çalışmak için nerede iş aranır biliyor musun? Almanya’da çalışmak isteyenlerin iş arayabileceği birçok web sitesi bulunuyor. Bu web sitelerini senin için aşağıda sıralıyoruz.
Almanya’da çalışmak için gazete ilanlarını inceleyebilirsin. Almanya’da çalışmak için iş ilanlarına göz atabileceğin gazeteleri aşağıda bulabilirsin.
Yurt dışında çalışmak için yapman gerekenler hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak istersen Yurt Dışında Çalışma Hakkında Bilmen Gereken 10 Şey! başlıklı yazımızı okumanı öneririz.

Almanya’da çalışmak için İngilizce öğrenmek istiyorsan, online İngilizce kursu Open English’ten destek alabilirsin. Ana dili İngilizce olan eğitmenlerden alacağın İngilizce eğitimi sayesinde teorik İngilizceyi rahatlıkla öğrenirsin. Tabi ki Almanya’da çalışmak istiyorsan İngilizceyi sadece teorik olarak öğrenmek sana yetmeyecek ve mutlaka pratik yapman gerekecek. Open English sana, eğitmenlerinin moderatörlüğünde açılan İngilizce konuşma sınıfları sayesinde ana dili İngilizce olan öğrencilerle iletişim kurarak pratik yapma imkânı sunuyor.
%100 online İngilizce kursu Open English’te canlı derslere 7/24 istediğin yer ve zamanda katılım sağlayabilirsin. Open English’e abone olduğunda, binlerce saatlik interaktif derse sınırsız giriş hakkı elde edersin. Bu sayede istediğin her an çalışarak İngilizce becerilerini geliştirebilirsin.
Almanya’da çalışmak üzere İngilizce öğrenmek için online İngilizce aboneliğini başlat. Open English aboneliğini başlatmak için bu sayfada bulunan iletişim formunu doldurman yeterli. Formu doldurduğunda müşteri temsilcisi arkadaşlarımız seni hızlıca arayacak ve Open English aboneliğini hemen başlatacak.
Kullandığımız uygulamaların yaratıcıları software developer’lar yani yazılım geliştiricileridir. Yazılımcılar sayesinde bazen çok zor görünen birçok şey kolaylaşabiliyor. Bu yazıda yazılımcıların uygulama geliştirme aşamasının ne şekilde yürüttüklerinden kısaca bahsedip iş mülakatlarında karşılarına gelebilecek İngilizce sorulara yer vereceğiz.
Software Developer, yazılım geliştirme sürecinde görev alan kişidir. Yazılım geliştirme projelerinde, gereksinimlerin analiz edilmesi, tasarımın yapılması, kod yazımı, test süreci ve uygulamanın sürdürülmesi aşamalarında çalışır. İşin doğası, projenin gerekliliklerine ve teknolojilere göre değişebilir.
Yazılım geliştiriciler genellikle İngilizce bilmelidirler. Çünkü yazılım geliştirme sektörü uluslararası bir sektördür ve İngilizce, yazılım geliştirme sürecinde kullanılan terimlerin çoğunluğunu oluşturur. Ayrıca, birçok yazılım projesi uluslararası bir ekip tarafından yürütüldüğü için, İngilizce, proje ile ilgili iletişimin ana dilidir. Bu nedenle, yazılım geliştiricilerin İngilizce bilmeleri, işlerinde daha etkili olmalarına ve küresel bir pazarda daha fazla fırsat yakalamalarına yardımcı olabilir.

Her an her yerde İngilizce öğrenme fırsatı sunan Open English online bir İngilizce kursudur. Open English ile başlayacağın dil yolculuğun sayesinde kariyerinde önemli değişiklikler yapabilirsin.
Native hocalarla yapacağın 7/24 erişimi olan dersler sana iş hayatında kolaylık sağlayacağı gibi günlük dilde de kendini iyi ifade etmene yardımcı olacaktır.
Open English ile İngilizce mülakat sorularından korkmana gerek yok! Çünkü konuşma ve dinleme dersleri ile kendini gayet iyi ifade edebilir hale geleceksin. Daha fazla bilgi almak için sayfanın kenarında bulunan formu doldurman yeterli!

İş başvuruları sırasında İngilizce mülakat soruları da yaygın bir şekilde kullanılıyor. Bazı yaygın sorular ve örnek yanıtlarını şu şekilde listeledik. Umarız işine yarar:
I have extensive experience in Java and Python programming languages. In my previous role, I developed applications using these languages and contributed to open-source projects as well.
I usually break down complex problems into smaller parts and analyze each part individually. I also use design patterns and algorithms to help me solve complex problems. Collaborating with my team members and asking for their opinions is also a great way to approach complex problems.
I have experience working with both Agile and Waterfall methodologies. I have worked on Agile projects and have used Scrum and Kanban frameworks. In my previous role, we used Waterfall methodology, which involves a sequential approach to software development.
I attend conferences, read tech blogs, and participate in online forums to stay updated with the latest technologies and programming languages. I also contribute to open-source projects, which helps me learn new technologies and programming languages.
I have experience working with MySQL and Oracle database management systems. In my previous role, I developed applications that used MySQL and Oracle databases. I have also worked with MongoDB and Cassandra NoSQL databases.

Yes, I have worked with both AWS and Azure cloud computing platforms. I have experience deploying applications to the cloud and using cloud services such as AWS Lambda and Azure Functions. I also have experience with cloud-based databases such as Amazon RDS and Azure SQL.
In my previous role, we faced a problem where our application was crashing due to a memory leak. I worked with my team members to identify the root cause of the problem and implemented a fix by optimizing the code and improving our memory management. We also implemented a monitoring system to prevent similar issues in the future.
Collaboration is essential in any project, and I believe in effective communication and working in a team. I like to start by understanding everyone’s role and responsibilities and their expectations for the project. I also ensure that everyone has access to the necessary resources and tools to complete their tasks. Throughout the project, I regularly check in with the team to ensure that everything is on track and address any concerns or issues that arise.
One project that I am particularly proud of is [project name and brief description]. This project was unique because it required me to work with a new programming language and technology that I had not used before. I had to learn quickly and adapt to the new technology while still meeting the project’s tight deadline. I was proud of the final product and the positive feedback we received from stakeholders. This project challenged me to step out of my comfort zone and expand my skills and knowledge in the field.
To ensure the quality of my code, I follow best practices for programming, such as using descriptive variable names, writing clean and readable code, and performing regular code reviews. I also use automated testing tools to catch errors and ensure that my code meets the project’s requirements. Finally, I stay up-to-date with industry standards and emerging technologies to ensure that my code is efficient, secure, and scalable.
Open English ile İngilizce konuşma pratikleri yapmak ya da sıfırdan İngilizce öğrenmek için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak ve hemen İngilizce çalışmaya başlamak!
İngilizceyi öğrenmek için en temel, en olmazsa olmaz şey motivasyondur. Bu noktada ise tabii ki İngilizceyi sevmek gerekiyor. Her alanda olduğu gibi, bir şeyi öğrenmek için ona karşı ilgi, dolayısıyla bir seviyeye kadar sevgi beslememiz gerekiyor. Eğer sen de İngilizceyi öğrenmek istiyorsan, İngilizceyi sevmek ilk adımın olmalı!
Bu yazımızda sana İngilizceyi sevmek için 15 neden sunacağız. Mutlaka kendinden bir şey bulabileceğin bu yazımızda İngilizceye karşı önyargıların varsa bunları da aşabileceğine inanıyoruz. Unutma, İngilizceyi sevmek ana dilin gibi konuşmaya giden bir yolculuğun en başında yer alıyor!
İngilizceyi Sevmek için 15 Neden yazımıza başlamadan sana bir sorumuz var: İngilizceyi mükemmel bir şekilde konuşmak ister misin? Cevabın “evet” ise seni Open English’e davet ediyoruz!
Open English, alanında önde gelen bir online İngilizce kursu. Dünyada 15 yılı aşkın süredir, 1.5 milyondan fazla insana İngilizce öğreten Open English, bu deneyimiyle sana da İngilizce öğretmeye hazır! Peki Open English’te seni ne bekliyor?
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

İngilizceyi sevmek için ilk ve en bariz nedenimiz dünyanın ortak dili olması. İngilizce dünyada en yaygın ana dil değil. Bu özellik 929 milyon kişi ile Çinceye ait. Fakat işin ana dil ve ikinci dil olarak konuşulma boyutuna baktığımızda İngilizcenin tüm dillere fark attığını görebiliyoruz!
İngilizcenin bu denli yaygınlığı tabii ki yabancı dil öğrenmek isteyenlerin ilk tercihi İngilizce oluyor. Nihayetinde dünyanın neresine gidersen git, İngilizce konuşan birini bulmak çok kolay olacaktır! Bu da İngilizceyi sevmek için fazlasıyla bir neden!
İngilizce bilmek, çoğu zaman yüksek eğitim seviyelerinde zorunlu kılınır. Lisans, yüksek lisans ve doktora gibi aşamalarda istenen bir dil olan İngilizceyi öğrenmek seni eğitim hayatında da ileriye taşıyacaktır!
İngilizceyi sevmek için bir başka sebep de kariyerine verebileceği yön! Dünyanın ortak dili olması sebebiyle her nerede çalışırsan çalış, İngilizce bilmek seni mutlaka bir adım öne çıkaracak ve tercih haline getirecektir. CV’nde kaplayacağı bu önemli alan bile İngilizceyi sevmek için yeterli!
Yurtdışında yaşamak için tek ihtiyacın olan şey İngilizce değil tabii ki. Fakat yurtdışına çıkma ihtimalin varsa, İngilizce bir zorunluluk. Başka bir yerde, gönlünce yeni bir hayat kurmak istiyorsan İngilizceyi sevmek, dolayısıyla İngilizce öğrenmek çok kritik!
Yurtdışında yaşamasan bile bir seyahate çıkarsan mutlaka bilmen gereken dil İngilizce. Bazı ülkelerin İngilizce seviyesi de çok yüksek olamasa da buna rağmen bile en kolay karşılaşabileceğin dil İngilizce!
İngilizceyi sevmek için bir diğer neden ise internetin dili olması. İnternette gezinirken mutlaka İngilizce içeriklerle karşılaşacaksın. Bu yüzden İngilizce önemli!
Umarız buraya kadar yazımızda İngilizceye bakış açın olumlu hale gelmiştir! Eğer İngilizceyi verimli bir şekilde öğrenmek istersen seni tekrardan Open English’e davet etmek isteriz!
Open English’e abone olarak sana özel hazırlanmış çalışma programını edinebilir ve ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders almaya hemen başlayabilirsin. Bunun yanı sıra, dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin! Fakat en önemlisi, canlı konuşma gruplarında yabancılarla, eğitmen moderatörlüğünde online İngilizce konuşma pratikleri yapabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Tabii ki İngilizceyi bilmek bir anda elinde istediğin kitabın belirmesine sebep olmuyor. Fakat merak ettiğin, henüz Türkçe çevirisi olmayan kitapları mutlaka İngilizce olarak bulup okuyabilirsin. Bu da İngilizceyi sevmek için bir diğer neden!
İngilizceyi sevmek için birçok insanın ana sebebi bu! Uzun süredir beklediğin bir dizi ya da film çıktı, fakat Türkçe altyazısı mı gelmedi? Eğer İngilizcen varsa bu hiç sıkıntı değil! Bir içeriği ana dilinde tüketmenin zevki de apayrı tabii ki!
Şu bir gerçek ki istediğimiz her kaynağı ana dilimizde bulmamız mümkün olmuyor. Fakat İngilizce, dünyanın ortak dili olması sebebiyle her türlü kitabın, kaynağın ve makalenin dili oluyor. İngilizce olarak yazılmasa da mutlaka ilk olarak İngilizceye çevriliyor! İngilizceyi sevmek için en büyük nedenlerden biri de bu bizce.
İngilizce bildiğin süre sıkılmaya yer yok! Yeni çıkan oyunları Türkçe dil desteği olmasa bile, İngilizcen varsa hikayesini anlayarak, atmosferin içine girerek zevkle oynayabilirsin! İngilizceyi sevmek için onlarca sebepten biri de bu!
İngilizceyi sevmek için bir diğer neden ise insanları birbirine bağlaması. Dünyanın ortak dili İngilizceyi bilen iki kişi, dil bariyerini aşarak çok rahat anlaşabilir. Belki de böylece ömür boyu süren arkadaşlıklar kurabilirsin!

İngilizceyi sevmek için verdiğimiz bir önceki neden ile bağlantılı bu başlığımız. Dünyanın dört bir yanından insanlarla tanıştığında yeni kültürler de tanımış olursun. Bu da bambaşka bakış açıları katar hayatına!
Önceki başlığımıza farklı bir açıdan bakarsak şunu da söyleyebiliriz: İngilizceyi iyi biliyorsan, kültürünü de dünyanın dört bir yanına tanıtabilirsin!
Çok spesifik bir hobin mi var? Ülkemizde bunun için çok kısıtlı bir topluluk mu var? Hemen dünya çapında, bu hobiye adanmış bir online platforma katılarak İngilizceni konuşturup, hobilerin hakkında paylaşımlar yapabilirsin!
Bir çok araştırma, dil öğrenmenin beyin için harika bir egzersiz olduğunu söylüyor. Beynindeki her kavramın yeniden bağlantılanması zekanı da geliştirecektir! Sadece İngilizce için geçerli olmasa da İngilizceyi sevmek için verdiğimiz nedenlere bakınca güzel bir tercih gibi duruyor, değil mi?
Bu yazımızda İngilizceyi sevmek için 15 neden sunduk sana. Umarız fikrini olumlu yönde etkilemiştir. Benzeri bir yazımız olan Geleceğin Dili Nedir: İngilizcenin Önemi isimli yazımızı da okumanı öneririz.
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan yabancı eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, canlı konuşma gruplarında eğitmenin moderatörlüğü ile yabancılarla öğrendiklerini pratik edebilir ve aklındaki her soruya anında cevap bulabileceğin dev içerik arşivimizdeki kaynak ve materyallere sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.