Ülkelere göre İngilizce seviyeleri hep merak edilen bir konudur. Özellikle seyahat ederken ülkelere göre İngilizce seviyelerini bilmemiz önemlidir. Ziyaret edeceğin ülkenin İngilizceye genel anlamda pek de hakim olmadığını gidince görmek biraz hayal kırıklığına uğratabilir, zaman zaman mağdur edebilir.
Tabii ki bunun dışında yalnızca meraktan da ülkelere göre İngilizce seviyelerini bilmek isteyebilirsin. Bunun için her yıl dünya çapında yapılan bir anket var. Bu yazımızda ülkelere göre İngilizce seviyelerini gözler önüne seren bu anketin sonuçlarını inceleyecek ve ülkemizin bu sıralamadaki yerini tartışacağız!
Fakat ülkelere göre İngilizce seviyeleri yazımıza başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Eğer İngilizceyi en verimli, en işlevsel şekilde öğrenmek ve ana dilin gibi konuşmak istersen seni aramızda görmeyi çok isteriz!
Dünyada önde gelen online İngilizce kursu olan Open English, sana bir çok ayrıcalıklı fırsat sunuyor. Open English’e abone olarak bu fırsatlardan gönlünce faydalanabilirsin. Peki nedir bu fırsatlar?
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

Ülkelere göre İngilizce seviyelerini incelerken bu ankette en yüksek skora sahip olan 5 ülkeden bahsedelim. Bu 5 ülke, ülkelere göre İngilizce seviyelerini ve neye dayandıklarını gözler önüne seriyor! Ülkelerin aldığı puanların 700 üzerinde olduğunu da belirtelim.
2022’de ülkelere göre İngilizce seviyeleri listesinin başını Avrupa’nın incisi Hollanda çekiyor. 700 puan üzerinden 661 puan alan Hollanda üstün bir İngilizce yeterliliği ile öne çıkıyor. En yüksek puanları alan şehirleri ise The Hague, Utretch ve Breda.
Ülkelere göre İngilizce seviyeleri listesinde ikinci sırada Singapurun olması belki garip gelebilir. Fakat İngiliz himayesi altında uzun bir süre geçirmiş ve İngilizcenin eğitim dili olduğu bir ülke olduğunu unutmamak gerekiyor. Singapur, bu ölçekte 700 üzerinden 642 puan almış.
Dikkat! Avusturalya değil, Avusturya! Tahmin edersiniz ki bu sıralama ana dili İngilizce olan ülkeleri içermiyor. Avusturya, 628 puan ile ülkelere göre İngilizce seviyeleri sıralamasında 628 puan ile üçüncü sırada.
Umarız buraya kadar ülkelere göre İngilizce seviyeleri yazımızdan yeni şeyler öğrenmişsindir! Eğer İngilizceyi daha derinlemesine, daha verimli bir şekilde öğrenmek istersen seni tekrardan Open English’e davet etmek isteriz! Belki de böylece ülkemizi, ülkelere göre İngilizce seviyeleri listesinde daha yukarı taşırız!
Open English’e abone olarak sana özel hazırlanmış çalışma programını edinebilir ve ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders almaya hemen başlayabilirsin. Bunun yanı sıra, öğrendiklerini pekiştirebileceğin canlı İngilizce konuşma gruplarında yabancılarla konuşabilir ve dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Avusturaya’dan yalnızca bir puan aşağı alarak ülkelere göre İngilizce seviyeleri sıralamasının dördüncü sırasına Norveç yerleşiyor. Norveç’te en yüksek puanları yapan şehirler ise sırasıyla Bergen, Oslo ve Hamar yer alıyor!
Ülkelere göre İngilizce seviyeleri sıralamasında 5. sırada yine bir İskandinav ülkesi var. Danimarka 625 puan ile hemen Norveç’in altında yer alıyor. Genel olarak İskandinav ülkelerinin, ülkelere göre İngilizce seviyeleri sıralamasında yüksek pozisyonlarda olmasının sebebi ise İngilizler ile olan tarihleri ve dillerinin ortak kökenleri.
Ülkelere göre İngilizce seviyeleri sıralamasında Türkiye’nin maalesef İngilizce açısından çok düşük bir seviyede olduğunu görüyoruz. Ülkemiz, 495 puan ile 111 ülke arasında 64. Sırada. Bu düşük puanın sebebini eğitim sistemine bağlayabiliriz. Nihayetinde Open English’te olmanın bir sebebi var.
Fakat hatırlamamız gereken bir diğer nokta ise ilk 5’te yer alan ülkelerin Avrupa’da olması. Coğrafi açıdan zaman zaman Avrupa ülkeleri arasında Türkiye geçse de en nihayetinde Avrupa ülkelerinin kendi aralarındaki hareketlilik ülkemizde bulunmuyor.
Avrupa ülkelerinin ülkelere göre İngilizce seviyeleri lisesinde bu kadar yüksek olmasının en önemli sebebi birbirleri ile rahatlıkla karşılaşıp iletişime geçebilmeleri. Ayrıca Avrupa’nın CEFR gibi bir çerçeve programına sahip olması da İngilizce yetkinliğini açıklayan bir nokta.
İlerleyen senelerde umudumuz Türkiye olarak ülkelere göre İngilizce seviyeleri anketinde üst sıralarda temsil edebilmek. Bunu gerçekleştirmek için uzun bir yolumuz olsa da imkansız değil. Open English’in deneyimi ve fırsatları ile İngilizceni geliştirmek bu konuda en iyi adım olacaktır!

Bugünkü yazımızda ülkelere göre İngilizce seviyelerinden bahsettik. Bu istatistikleri öğrenmek umarız ki faydalı olmuştur! Eğer yurt dışında çalışmak gibi bir hayalin varsa İsviçre’de Çalışmak İzni Nasıl Alınır – İngilizce Şart Mı? yazımıza göz atmanı öneririz. Yazımızı kapatırken sana bir sorumuz var: İngilizceyi ana dilin gibi konuşmak ister misin?
Eğer çoğu insan gibi cevabın “evet” ise seni Open English’te görmeyi çok isteriz. Open English, dünya çapında 1.5 milyon insana 15 yıldır İngilizce öğreten bir online İngilizce kursu. Dolayısıyla alanında oldukça donanımlı ve deneyimli! Bu deneyimden faydalanmak istersen sen de aramıza katıl!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşarak pratiğe dökebilir ve dev içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklara sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım.
Coca-Cola şirketi dünya çapında birçok ülkede faaliyet gösteren bir şirket. Çalışma koşulları, ülkelere ve pozisyonlara göre değişebiliyor. Ama genel olarak, Coca-Cola şirketi çalışanlarına rekabetçi maaşlar, yan haklar, sağlık sigortası ve emeklilik planları sunar. Bu yüzden çoğu insanın çalışmak istediği bir şirket.
Coca-Cola’da çalışmak insana farklı fırsatlar sunabilir. Şirket, küresel bir marka olduğundan çalışanlar, farklı ülkelerde çalışma imkanı elde edebilirler. Ayrıca, şirket içinde farklı pozisyonlara yükselme imkanları da mevcut. Coca-Cola aynı zamanda çeşitli sosyal sorumluluk projelerine de yatırım yapar, bu nedenle çalışanlar, bu projelerde yer alma fırsatı da bulabilirler.
Coca-Cola, çalışanlarından özveri, takım çalışması ve yenilikçilik bekler. Şirket, çalışanlarından yaratıcı fikirler sunmalarını ve yeni yollar keşfetmelerini bekler. Ayrıca, şirketin küresel bir marka olması nedeniyle, çalışanlardan uluslararası deneyime sahip olmaları ve farklı kültürlere uyum sağlamaları beklenir.
Uluslararası bir şirket olduğu için iletişim için herkesin kullandığı, bilmek zorunda olduğu dil de İngilizce. Yani iş başvurusu için gerekli olan temel niteliklerden biri İngilizce bilmek.

Coca Cola’nın iş mülakatı esnasında adaylara sorduğu soruları senin için derledik. Umarız işine yarar.
Can you tell us about your experience in the beverage industry?
Answer: I have worked in the beverage industry for the past five years, primarily in sales and marketing roles. During this time, I have gained a deep understanding of consumer preferences and trends, and have developed strong relationships with key accounts.
How do you stay up to date on industry trends and consumer preferences?
Answer: I regularly attend industry conferences and read trade publications to stay up to date on the latest trends and developments. I also conduct regular consumer research to gain insights into consumer preferences and behavior.
How do you approach problem-solving?
Answer: When faced with a problem, I like to take a step back and assess the situation from different angles. I gather all relevant information and consult with colleagues and experts as needed to come up with the best possible solution.
Can you tell us about a time when you had to work under pressure to meet a tight deadline?
Answer: In my previous role, we had to launch a new product within a very tight timeline. I worked closely with cross-functional teams to ensure that all aspects of the launch were coordinated and executed on time. While it was a stressful experience, we were able to successfully launch the product and exceed sales targets.
How do you prioritize your workload?
Answer: I prioritize my workload based on urgency and importance. I use a combination of to-do lists and calendars to keep track of deadlines and ensure that I am focusing on the most critical tasks first. I also make sure to allocate time for long-term projects and strategic planning.

How do you handle conflicts or disagreements with colleagues?
Answer: When faced with conflicts or disagreements, I believe in open and honest communication. I try to understand the other person’s perspective and work together to find a mutually beneficial solution. If necessary, I involve a neutral third party to mediate the situation.
How do you ensure that your work aligns with company goals and values?
Answer: I regularly review company goals and values and ensure that my work aligns with them. I also seek feedback from my manager and colleagues to make sure that I am on track and contributing to the company’s success.
Can you give an example of a successful marketing campaign you have led?
Answer: In my previous role, I led a marketing campaign for a new energy drink that exceeded sales targets by 20%. We focused on targeting younger consumers through social media and influencer partnerships and created an eye-catching visual campaign that resonated with our target audience.
How do you stay organized and manage your time effectively?
Answer: I use a combination of tools, including calendars, to-do lists, and project management software, to stay organized and manage my time effectively. I also prioritize my tasks based on urgency and importance and make sure to allocate time for long-term projects and strategic planning.
How do you approach innovation and creativity in your work?
Answer: I believe in fostering a culture of innovation and creativity by encouraging collaboration and experimentation. I encourage my team to think outside the box and try new things and create an environment where failure is seen as an opportunity to learn and improve. I also regularly seek feedback and input from customers and stakeholders to inform our innovation efforts.

Open English’te sana özel eğitim kampanyaları ile İngilizce öğrenebilir ve İngilizceni ileri seviyeye taşıyabilirsin. Üstelik haftanın istediği saati ve gününde 7/’4 açık erişimle.
Eğitim esnasında sana sunulan materyallerle ders dışında da eğlenerek dil öğrenebilirsin. Open English online bir dil kursu olduğu için dünyanın neresinde olursan ol kolay bir şekilde erişebilirsin.
Daha detaylı bilgi ve kayıt işlemleri için Open English sayfasında bulunan formu doldur. Arkadaşlarımız seninle iletişime geçecekler.
Uzay, insanlık için her zaman büyük bir ilgi kaynağı olmuştur. İnsanlar binlerce yıldır yıldızlara bakarak, hayal güçlerini kullanarak, evrende neler olabileceğine dair spekülasyonlar yapmışlardır. Ancak günümüzde, uzayın keşfi ve incelenmesi, bilimsel ve teknolojik gelişmeler sayesinde daha da önemli hale geldi. Bu yüzden yaşadığımız evrende neler olup bittiğini anlamak için uzay bilim araştırmalarını takip etmek gerekir.
Uzay bilimleri, evrende olan olayların ve nesnelerin incelenmesini içeren bir bilim dalıdır. Uzay bilimleri, astronomi, astrofizik, kozmoloji, uzay teknolojisi, uzay jeodezi, uzay tıbbı ve diğer birçok disiplini içerir.
Astronomi, gökyüzündeki nesnelerin gözlemlenmesi ve incelenmesi ile ilgilenir. Astrofizik, gökyüzündeki nesnelerin fiziksel özelliklerinin incelenmesiyle ilgilidir. Kozmoloji, evrenin kökeni, evrimi ve yapısı hakkındaki araştırmaları kapsar.

Gördüğün gibi gökyüzüyle ilgilenmek yeryüzündeki eylemlerimizi de oldukça etkiliyor. Biz bu blog yazısında, neden uzayla ilgilenmemiz gerektiğinden bahsettikten sonra uzay bilimlerine ait terimleri paylaşacağız.
Bu terimlerin neredeyse tamamı İngilizce. Çünkü yapılan araştırmalar İngilizce yayımlanıyor. Ve uzay araştırmalarında gündemi takip etmek istiyorsan İngilizce bilmek veya İngilizce öğrenmek zorundasın.

İngilizce uzay terimlerinin neler olduğunu merak ediyorsan buraya belli bir kısmı içeren uzay terimlerini ekledik. Umarız uzay merakın daha da artar.

Bu kısımda uzay terimlerini içeren örnek cümleler var.
(Hubble Uzay Teleskobu, uzak galaksileri ve yıldızları incelemek için kullanılır.)
(Uluslararası Uzay İstasyonundaki astronotlar sıfır yerçekiminde deneyler yaparlar.)
(NASA’nın Mars Keşif Programı, gelecekte insanları Mars’a göndermeyi amaçlıyor.)
(Meraklılık Gezgini, Mars’ta bir zamanlar sıvı suyun var olduğuna dair kanıtlar keşfetti.)
(Apollo 11 görevi, insanların Ay’a ilk inişiydi.)
(James Webb Uzay Teleskobu, 2021’de fırlatılacak ve erken evreni incelemek için kullanılacak.)
(Event Horizon Teleskobu, 2019’da ilk kez bir kara deliğin görüntüsünü yakaladı.)
(Astronomlar, uzak yıldızların etrafındaki gezegenleri tespit etmek için radial hız yöntemini kullanırlar.)
(Mars Ingenuity helikopteri, başka bir gezegende ilk kez güçlü uçuş gerçekleştirerek tarihe geçti.)
(Uzay çöpleri, Dünya yörüngesindeki uzay araçları ve uydu için bir risk oluşturur.)
(Gravitasyonel dalgaların incelenmesi, evreni gözlemlemek için yeni bir pencere açmıştır.)
İngilizce makale veya belgesel okuyarak kendine kendine bir noktaya kadar öğrenebilir ya da İngilizceni geliştirebilirsin. Ama İngilizce çalışmak ve peşine gelen süreçte her zaman profesyonel destek almak gerekir.
Çünkü profesyonel destek, İngilizceyi nasıl öğrenmen gerektiğini anlatır ve sonrasında da İngilizcenin en önemli unsurlarından başlayarak gramer, İngilizce konuşma, İngilizce okuma ve İngilizce yazma konularında seni geliştirir.
Open English olarak sunduğumuz online İngilizce kursumuz sayesinde İngilizce öğrenmenin tüm süreçlerini profesyonel destekle halledebilirsin. Buna ulaşmak için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak
Sen formu doldurduktan sonra kısa süre içinde seni arayacağız ve online İngilizce kursumuzla alakalı tüm detayları seninle paylaşacağız.
Doğal güzellikleriyle ve güvenilir banka hizmetleriyle meşhur olan İsviçre’de çalışma fikri birçok insanın hayallerini süslüyor. Halkın fikirlerinin her konuda büyük önem taşıdığı ülke İsviçre’de çalışmak isteyenler için harika bir rehber hazırladık.
İsviçre’de Çalışma İzni Nasıl Alınır: İngilizce Şart mı? başlıklı yazımız sayesinde İsviçre’de çalışmak istiyorsan seni nasıl bir yaşamın beklediğini de, İsviçre’de hangi şartlar altında çalışacağını da öğrenebilirsin. İsviçre’de çalışma izni almak için ve İsviçre’de iş bulmak için yapman gerekenler hakkında bilgi edinebileceğin yazımızda asıl merak edilen konuya da değinmeden geçmeyeceğiz.
İsviçre’de çalışmak konusunda en fazla merak edilen şey, İsviçre’de çalışmak için İngilizce bilmenin şart olup olmadığı. Yazımızı okuduğunda bu merakına da cevap bulacaksın. Ayrıca yazımızın sonunda İsviçre’de çalışmak için nasıl İngilizce öğrenebileceğine dair bilgi de bulacaksın.
İsviçre’de çalışma izni almak için neler yapman gerektiğini birazdan öğreneceksin. Öğrenmeye başlamadan önce İngilizce bilgini artırmaya hızlıca başlamak istersen bu sayfada bulunan iletişim formunu doldurabilirsin. Biz de seni hemen arayıp online İngilizce kursu Open English aboneliğini başlatabiliriz.

Orta Avrupa ülkeleri arasında önemli bir noktada yer alan İsviçre’de yaşam oldukça keyifli.
Ülkede doğa yürüyüşleri çok seviliyor ve İsviçre’de birçok insan farklı spor dalları ile ilgileniyor. İsviçre’nin resmi bir başkenti olmasa da, fiili başkenti Bern olarak biliniyor.
İsviçre’de insanlar birlikte yaşamayı sevse de, davet edilmeden misafirliğe gitmiyorlar. İsviçreliler çok düzenli ve temiz olmakla biliniyorlar. Ülkede akşamlar sakin geçiriliyor ve akşam saatlerinde yüksek ses hoş karşılanmıyor.
İsviçre’de çevre bilinci oldukça yüksek. Ülkede, yüksek oranda yenilenebilir enerji kullanılıyor. İsviçre’de önemli kararlar her zaman referandum ile alınıyor. Yani halkın kararları devlet tarafından her zaman önemseniyor. İsviçre’de çalışmak isteyenler ülkede herhangi bir problem ile karşılaştıklarında karşılarında her zaman bir muhatap bulabiliyorlar. Yaşanan sorunlar ya da devletten arzulanan talepler her zaman ciddiye alınıyor ve devlet yetkilileri tarafından ilgiyle karşılanıyor.
Dünyanın en yüksek maaşlarına sahip İsviçre’de 26 farklı kanton yer alıyor. Her bir kantonda farklı maaş ödemeleri ve farklı oranlarda vergilendirme bulunuyor.
İsviçre’de çalışma hayatı çok düzenli ve disiplinli. Bu da ülkede oldukça verimli çalışılmasını sağlıyor. Bir iş yerinde çalışan ihtiyacı olduğunda başvurularda her zaman yüksek donanım aranıyor. Hiçbir alanda yeterli birikimi olmayan eleman çalıştırılmıyor.
İsviçre’de çalışmaya başladıktan sonra her şey bitmiş sayılmıyor. Çalışanlar için sürekli eğitimler düzenleniyor. İsviçre’de çalışma hayatında her şeyin düzenli olduğunu söylemiştik. İsviçre’de çalışanların haftalık ve aylık ne çalışmalar yapacağı her zaman bellidir. Bu düzen sayesinde işler sorunsuz ilerler.
İsviçre’de çalışma iznine sahip olmak için İsviçre çalışma vizesi alman gerekiyor. İsviçre’de çalışma izni almadan önce, kendi pozisyonuna uygun bir iş ilanı bulmalısın. İsviçre’de çalışma izni için başvurduğun işe alınman, yani bir iş yerinde çalışan olarak kabul edilmen şart.
İsviçre’de çalışma izni almak için alanında başarılı, nitelikli bir işçi olman gerekiyor. Yabancı dil becerilerin de İsviçre’de çalışma izni alma konusunda önemseniyor. İsviçre’de çalışma izni almak için İsviçre Başkonsolosluğuna gitmeli ve bir başvuru formu hazırlamalısın. Bu başvuru formu Almanca, Fransızca, İngilizce, İspanyolca ya da İtalyanca olmalı. İsviçre’de çalışma izni için 10 yıl içerisinde aldığın pasaportunda mutlaka 2 sayfa boşluk bulunmalı. İş sözleşmeni ve deneyimlerini de başvuru formuna eklemelisin.

Çok dilli bir ülke olan İsviçre’de İngilizce biliyor olmak çok önemli. İsviçre’de birçok global şirket bulunuyor. Nestle, Novartis ya da Zurich gibi global şirketlerden birinde çalışmak istiyorsan İngilizce bilmen şart.
Dünya dili İngilizceyi bilmek, günümüzde, etkili bir iletişimin olmazsa olmazlarındandır. İsviçre’de kullanılabilecek Almanca, Fransızca gibi farklı diller olsa da global bir dil olan İngilizce; İsviçre’ye dünyanın farklı yerlerinden gelen insanlarla anlaşmanın en iyi yolu. Günümüzde İsviçre’deki çoğu firma bu durumun farkında. Bu sebeple birçok işverenin işe alımlarda şart koştuğu şeylerden biri de İngilizce diline hakimiyet. İşte bu sebeplerden dolayı rahatlıkla, İsviçre’de çalışmak için İngilizce bilmek şart, diyebiliriz.
Almancadan bahsetmişken, Almanya’da çalışmak hakkında öğrenmek istediğin şeyler olabileceğini düşündük. Eğer Almanya’da çalışmak hakkında bilgi sahibi olmak istersen Almanya’da Çalışmak İçin İngilizce Şart mı?: Almanya’da İş Hayatı başlıklı yazımızı okuyabilirsin.
İsviçre’de çalışmak istiyorsan İsviçre’de hangi mesleklerin yaygın olduğunu bilmek isteyebilirsin. İsviçre’de çalışma izni almak için bir iş sahibi olman gerektiğini söylemiştik. Peki, İsviçre’de çalışmak için nasıl iş bulunur? Yazımızın bu bölümünde önce İsviçre’deki yaygın meslekleri, sonra da İsviçre’de çalışmak için başvurabileceğin iş arama sitelerini bulabilirsin. Şimdi, İsviçre’de çalışmak için en yaygın meslekleri senin için aşağıya sıralıyoruz.
İsviçre’de çalışmak için iş başvurusu yapabileceğin online iş arama siteleri ise şu şekilde sıralanabilir:

İsviçre’de çalışmak için İngilizce öğrenmenin önemli olduğundan bahsetmiştik. Peki, İsviçre’de çalışmak için İngilizce öğrenmenin en kaliteli ve pratik yolunun ne olduğunu biliyor musun? İngilizce öğrenmenin en kaliteli ve en pratik yolu, İngilizceyi Open English’te öğrenmek.
%100 online İngilizce kursu Open English’te 7/24 erişebileceğin canlı derslere istediğin her yerden katılım sağlayabilirsin. Open English’e abone olduğunda elde edeceğin binlerce saatlik interaktif ders içeriğine sınırsız giriş hakkı sayesinde istediğin kadar İngilizce konu tekrarı ve reading, listening, writing pratiği yapabilirsin.
Ana dili İngilizce olan eğitmenlerden İngilizce eğitimi almanın tadı bir başka! Open English’te bu avantajı elde edeceksin. Ayrıca eğitmenlerin tarafından kurulan İngilizce konuşma sınıflarında ana dili İngilizce olan kişilerle sohbet ederek speaking pratiği de yapabilirsin.
Open English’in saymakla bitiremeyeceğimiz avantajlarını öğrenmek için bu sayfada bulunan iletişim formunu doldur. Müşteri temsilcisi arkadaşlarımız seni en kısa sürede arasın ve Open English hakkında merak ettiğin her şeyi sana anlatsın!
İngilizce aktiviteleri öğrenmek günlük hayattan ve hobilerden bahsetmek için oldukça önemlidir. İngilizce konuşurken kendinden bahsederken kullanabileceğin kelimeler; hobiler, ilgi alanları ve günlük hayatta yaptığın aktivitelerden oluşur.
Özellikle kendini birine ilk defa tanıtıyor veya bir iş görüşmesindeysen bu kelimeleri bilmenin ve farklı kalıplarda kullanabilmenin avantajlarını görürsün. Bu yazıda da İngilizce yaz aktiviteleri, kış aktiviteleri, hobiler, ilgi alanları ve gündelik yaşama dair yapılan aktivitelerden bahsedeceğiz.
Bu konular hakkında konuşulması gerektiğinde özellikle İngilizce konuşma sınıflarında derin bir sessizlik olabiliyor. Bunun sebebi ise başta birçok kişinin hobisini nasıl açıklayacağını bilmemesi veya o an aklına gelmemesinden kaynaklanıyor. Bu sebeple, yalnız aktivitelerin kelime karşılıklarını değil, aynı zamanda kullanım kalıplarını ve diyalog arasında kullanım yerlerine de öğrenmek gerekiyor.
Hobilerinden bahsederken bu konuya birçok noktadan başlayabilirsin; nasıl yaparım, ne kadar vakit ayırırım, hobime nasıl başladım gibi birçok soru aklından geçebilir. Ancak konuya başlamadan önce basit düşünmeli ve öncelikle ana konuya odaklanmalısın. Biri sana hobilerin hakkında soru sordu varsayalım. O hâlde öncelikle boş vaktini nasıl geçirdiğini düşünmelisin.
İşten ve okuldan arta kalan zamanlarda neler yapıyorsun? Bu sorunun cevabını verdikten sonra artık cümleye başlamaya hazırsın demektir. Hobilerin kayak, sörf yapmak, koleksiyon yapmak gibi hobilerden ibaret olmak zorunda değildir. Yürüyüşe çıkmak, kafeye gitmek, bilgisayar oyunları oynamak da hobiler arasında yer alır.

Hobilerinden nasıl bahsedeceğine geçmeden önce İngilizce çalışmak için kullanabileceğin İngilizce günlük aktiviteler, yaz aktiviteleri ve kış aktivitelerinin kelime çevirilerine ve örneklerine yer vereceğiz. Eğer bu kelimeler dışında bir hobin varsa, sen de yorumlara yazabilirsin.
Swimming: Yüzmek
Have a picnic: Pikniğe gitmek
Trekking: Doğa yürüyüşü
Visit historical places: Tarihi yerler gezmek
Horse riding: Ata binmek
Snorkeling: Şnorkelle yüzme
Diving: Dalmak
Canoeing: Kano yapmak
Parachuting: Paraşütle atlama
Camping: Kamp yapmak

Snowboarding: Kayak yapmak
Go to museum: Müzeye gitmek
Making puzzle: Puzzle yapmak
Doing crosswords: Bulmaca çözmek
Surfing the Internet: İnternette gezmek
Knitting: Örgü yapmak
Watching TV series: Dizi izlemek
Painting: Resim yapmak
Chat with friends: Arkadaşlarla sohbet etmek
Cook: Yemek yapmak
Gaming: Bilgisayar oyunları oynamak
Hang out with friends: Arkadaşlarla takılmak
Date with girlfriend/boyfriend: Erkek/kız arkadaşla buluşmaya gitmek

In my free time, I like… (+ gerund, the -ing form) (Boş zamanımda … yapmaktan hoşlanırım.)
I spend a lot of time doing / making / practising / working on… (Vaktimi … yaparak/pratik yaparak/üzerinde çalışarak geçiririm.)
Bu kalıplarla birlikte, kullandığın yere ve gramere dikkat ederek şu kalıplardan da faydalanabilirsin:
I’m (really) keen on + noun or gerund (keen on: meraklı, hevesli olmak)
I’m (really / totally) into + noun or gerund (into: ilgi duymak anlamında normalden daha az formal şekilde kullanım alanına sahip bir şeye ilgili olduğunu söyleme kalıbıdır.)
I’m (very / keenly) interested in + noun or gerund
I have a keen interest in + noun of gerund
I’m enthusiastic about + noun or gerund (enthusiastic: meraklı, hevesli, ilgili)
I’m passionate about + noun or gerund (passionate: tutkulu olmak)
Birkaç örnek vermek gerekirse:
I’m really keen on country music. I’m totally into reading horror fiction. I’m keenly interested in shortwave radio. I’m enthusiastic about traveling. I have a keen interest in hiking and trekking.
Daha sonra kısa bir açıklama yaparak hobini anlatmaya devam edebilirsin. Neden hobini yapmaktan hoşlandığını söylemek, iyi bir devam cümlesi olarak kullanılabilir. Burada aşağıdaki kalıpları tercih edebilirsin:
I like that activity, because it’s… (Bu aktiviteden hoşlanıyorum çünkü…)
interesting (ilginç)
relaxing (rahatlatıcı)
fun (komik, eğlenceli)
creative (yaratıcı)
exciting (heyecanlı)
entertaining (eğlenceli)
dynamic (dinamik)
energetic (enerjik)
İngilizce aktiviteler yazımıza burada son verirken sana dilediğin yerde, dilediğin zaman online İngilizce kursumuzu tanıtmak isteriz. Ana dili İngilizce olan eğitmenler, yapay zeka destekli telaffuz aracı, 30 dakikada bir başlayan canlı dersler ve çok daha fazlası İngilizce öğrenmek için tercih edebileceğin platformumuzda seni bekliyor. Tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak ve seni aramamızı beklemek.
Her dilin kendine özgü ifade şekilleri vardır. Özellikle anlık verilen tepkilerde kullanılan kalıpları bilmek, ortama ayak uydurmamız için oldukça önemlidir. Türkçede belki sayamayacağımız kadar şaşırma ifadeleri ve tepkileri olduğu gibi İngilizcede de sıklıkla kullanılan belli başlı şaşkınlık kalıpları vardır. Bugünkü yazıda, şaşırma durumunda en çok kullanılan kalıplardan ve bu kalıpların kullanılabileceği yerlerden bahsedeceğiz.
Daha önceki yazılarda da belirttiğimiz üzere farklı bir yabancı dil konuşurken de argo kelimeler kullanmamaya dikkat etmek gerekir. Özellikle ilk izlenim bırakacağımız iş görüşmelerinde kullandığımız kelimelerin seçimi, karşı tarafa olan tutumumuz, karşı tarafın hakkımızda fikir sahibi olmasını sağlar. Biz de karşı tarafta iyi bir izlenim bırakmak için kullandığımız kalıpları ve kelimeleri özenle seçmeliyiz. Bu konu üzerinde tekrardan durduğumuza göre, fazla uzatmadan formal (resmi) şekilde ve ortamlarda kullanabileceğin İngilizce şaşırdım deme kalıplarına bir bakalım.

Hayatımız boyunca aldığımız birçok haber boyunca şaşkınlığa uğrarız. Bu haberler olumlu, olumsuz veya beklemediğimiz bir anda gelen ani haberler olabilir. Bu durumların tümünde aynı ifadeleri değil birbirinden farklı kalıpları kullanmayı tercih ederiz.
Örneğin, hiç beklemediğimiz bir haber aldığımızda, “kulaklarıma inanamıyorum!” ifadesini kullanırken, uzun zamandır karşılaşmadığımız biriyle karşılaştığımızda, “dünya ne küçük!” ifadesine yer verebiliriz. Aşağıda anlamlarıyla birlikte yer vereceğimiz cümleleri, anlamlarıyla birlikte değerlendirerek hangi cümle nerede kullanılmalıdır, karşılaştığınız durumlarda hangi kalıbı kullanabilirsiniz bunun hakkında beyin fırtınası yapabilirsiniz.
Bu kısımda gündelik yaşamda sıklıkla kullanılan ve dizi ve filmlerde oldukça sık duyabileceğin şaşkınlık ifadelerine yer vereceğiz. Resmi şekilde ve yerlerde kullanılan şaşırma kalıpları fazla olmasa da gündelik hayatta kullanılan şaşırma kalıpları tahmin edebileceğinden çok daha fazladır. Bununla birlikte dizi/filmlerden alıntılanan İngilizce şaşırma ifadelerinin bir kısmı da kültleşmiş ve sokak ağzında yerini almıştır.
Bu kısımda dizi/ filmlerden alıntılanmış şaşkınlık ifadelerinden ziyade çok sık kullanılan ve yurt dışına çıktığında yüksek ihtimalle en az bir defa duyabileceğin ifadelere yer vereceğiz. Senin de aklına gelen farklı şaşırma kalıpları varsa yorumlarda belirtebilir, en sevdiğin şaşırma cümlesini bizimle paylaşabilirsin.


İngilizcede yalnız kalıplarla değil, farklı şekillerde de şaşırdığımızı ifade edebiliriz. Yalnızca “oh, wow, ah” gibi ifadeler kullanarak şaşırdığımızı belirtebileceğimiz gibi, bir cümleden sonra o cümleyi tekrar sorgulatacağımız, şaşırdığımızı belli edebileceğimiz cümleler de kurabiliriz. Bu şekilde anlattığımızda kulağa biraz karmaşık geldiğinin farkındayız ancak hem Türkçe hem de İngilizce örneklerle ne demek istediğimi çok daha net şekilde açıklığa kavuşturacağız.
Öncelikle Türkçe örnekle başlamak istiyoruz. Mesela bir arkadaşımızın eski sevgilisiyle barıştığını farz edelim.
Yukarıda bahsetmek istediğimiz sorgulama ve şaşırma ifadesini günlük hayatımızda sıklıkla kullanıyoruz. Bu ifade ise yalnız bizim toplumumuza özgün değil, birçok toplumda şaşırma ifadeleri sıklıkla bu şekilde kullanılıyor. Şimdi bir de aynı örneği İngilizce ile açıklayalım.
Bu örneklerin pekişmesi bakımından bu konu ile ilgili birkaç diyaloğa daha yer vermek istiyoruz, bu şekilde ifadeleri daha doğru şekilde kullanmayı kavrayabiliriz.
Bu yazıda İngilizce şaşırdım deme şekilleri ve kalıplarından bahsettik. İngilizce hakkında daha fazla bilgi edinmek ve İngilizce öğrenmeye başlamak için hemen yan tarafta yer alan formu doldurabilirsiniz. Kısa süre içinde seni arayacağız ve İngilizce öğrenme sürecinde her zaman yanında olacağız.
Büyük ve kurumsal bir şirketler çalışanlarına birçok fırsat ve avantaj sunar. Bu şirketler genellikle çeşitli pozisyonlar ve departmanlar ile çalışanlar için farklı kariyer yolları ve gelişim fırsatları yaratırlar. Amazon da bu büyük şirketlerden biri. Bu yüzden Amazon gibi bir şirkette çalışmak, hızlı tempolu ve dinamik bir çalışma ortamına dahil olmak demektir.
Amazon, çalışanlarda genellikle müşteri odaklılık, problem çözme becerisi, yenilikçilik, işbirliği yapabilme, verimlilik, değişime uyum sağlayabilme, ve takım çalışması gibi özellikler arar. Bu özelliklerin yanı sıra, pozisyonun gerektirdiği özel beceriler de aranabilir. Yani kurumsal şirketlere girmenin zorluğu şirketten şirkete değişiklik gösterse de temel de benzer kabiliyetler isterler. Özellikle küresel çapta geçerliliği olan şirketler en başta İngilizce yeterliliği ararlar.
Amazon gibi küresel şirketlerde çalışmak için, İngilizce konuşma ve diğer İngilizce becerilerinin iyi olması beklenir. İngilizce; iletişim, işbirliği yapma ve küresel ekiplerle çalışma gibi konularda önemlidir.
Bu yüzden işe alım sürecinde bakılacak en temel kriter İngilizce olacaktır.

Yazının bu kısmında Amazon’un iş mülakatında adaylara sorduğu soruların bir kısmını paylaşacağız. Umarız işine yarar.
Yes, I have X years of experience working in the field of [specific field]. During this time, I have gained expertise in [specific skills] and have completed successful projects such as [specific examples].
I am a highly organized individual and I prioritize my tasks based on urgency and importance. I also make use of time-management techniques such as creating to-do lists and breaking down large projects into smaller, manageable tasks.
Yes, one example was when [specific situation]. I overcame this challenge by [specific action taken] and was able to achieve [specific outcome]. This experience taught me the importance of [specific lesson learned].
I regularly read industry publications, attend conferences and seminars, and network with professionals in the field. I also make sure to take online courses and stay updated on new technologies and techniques.
I am an effective communicator and can adapt my style to different audiences. For example, when communicating with colleagues or clients, I make sure to listen actively, clarify any misunderstandings, and convey information clearly and concisely. When communicating with senior executives, I focus on highlighting the most important points and using appropriate language and tone.

I am a creative problem solver and have a track record of successfully resolving difficult issues. One example was when [specific situation]. To resolve this issue, I [specific action taken] and was able to achieve [specific outcome]. This experience taught me the importance of approaching problems with an open mind and considering multiple solutions.
I believe in open communication and working collaboratively to resolve conflicts. When conflicts arise, I make sure to listen actively, express my own perspective clearly and respectfully, and seek to understand the perspectives of others. I also look for common ground and aim to find solutions that benefit everyone involved.
Yes, one example was when [specific situation]. Even though it was not in my job description, I took the initiative to [specific action taken] and was able to achieve [specific outcome]. This experience taught me the importance of taking ownership of tasks and going the extra mile to ensure success.
I try to find ways to make the tasks more engaging and meaningful, such as setting goals or finding new approaches to completing them. I also take breaks when needed and make sure to prioritize self-care, such as getting enough sleep and exercise, to maintain my energy and focus.
Yes, one example was when [specific situation]. To adapt to this new environment, I [specific action taken], and was able to quickly learn the necessary skills and fit in with the team. This experience taught me the importance of being adaptable and proactive in new situations.
Hala İngilizce konusunda sıkıntı yaşıyorsan buna bir son vermek için Open English ile tanışmaya ne dersin?
Open English, online bir dil kursudur. İngilizce öğrenmek isteyenler için mükemmel bir seçim. Etkileşimli dersleri ve öğretmenlerinin canlı destekleriyle, İngilizce konuşma, okuma, yazma ve dinleme becerilerini geliştirebilirsin. Ayrıca, her seviyeye uygun özelleştirilmiş programları ve her zaman erişilebilir kaynakları sayesinde İngilizce öğrenme sürecini kolaylaştırabilirsin. Open English ile hayalindeki kariyere bir adım daha yaklaşmak senin elinde!
Daha detaylı bilgi ve kayıt işlemleri içi yanda bulunan formu doldurabilirsin. İlgili arkadaşlar mutlaka dönüş sağlayacaklardır.
Verb Patterns, ismini yeterince sık duymasak da İngilizceyi kullanırken karşımıza çok sık çıkar. Çoğu kişi tarafından özellikle üzerinde durulmaması sebebiyle sıkça hatalar yapılan bir konu olan Verb Patterns, İngilizce dilinin en temel işlevlerinde bile kullanılır. Bu yazımızda İngilizcenin vazgeçilmez parçası olan Verb Patterns’ın türlerine değinecek ve örneklerle ile konuyu pekiştireceğiz!
Fakat başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Eğer, seviyen ne olursa olsun, İngilizceyi en verimli şekilde öğrenmek ve akıcı bir şekilde İngilizce konuşmak istersen seni aramızda görmeyi çok isteriz!
Dünyada önde gelen online İngilizce kursu olan Open English, sana bir çok ayrıcalıklı fırsat sunuyor. Open English’e abone olarak bu fırsatlardan gönlünce faydalanabilirsin. Peki nedir bu fırsatlar?
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

Verb Patterns’ı Türkçeye çevirirsek “fiil örüntüleri” diyebiliriz. Verb Patterns, fiillerin diğer fiiller ile nasıl kullanılacağını gösteren kullanım tipleridir. İngilizcede sıklıkla iki fiili birbirimize bağlamamız gerekir, fakat bunu yapmak için yalnızca bir yolumuz yoktur.
Örneğin “gitmeyi istemek” derken “want to go” derken, “yüzmeyi sevmek” derken “love swimming” deriz. Dikkat ettiysen iki örneğimizde de iki adet fiil kullandık. Fakat birinde fiilden önce “to” kullanırken, diğerinde fiile “-ing” eki ekledik.
Bu kullanım şekillerini seçerken elimizdeki fiillere göre yaklaşmamız gerektiği için tek bir kesin kullanım yolu yoktur. Bu yüzden kulak aşinalığını edinmek de çok önemli. Aksi takdirde hangi fiillerde hangi Verb Patterns’ı kullanacağımızı ezberlememiz gerekir.
Gel birlikte Verb Patterns türlerini inceleyelim!
İlk Verb Patterns türümüz fiili takip eden “-ing” eki almış fiildir. Bu Verb Patterns tipini çeşitli fiillerle görmemiz mümkündür. Bu fiillere en yaygın örneklerimiz şunlardır:
Örnek:
İkinci Verb Patterns türümüz ise fiili takip eden, başında “to” olan fiillerdir. Bu Verb Patterns iiçin de en yaygın kelimelere değinelim.
Örnek:
Umarız buraya kadar yazımızdan yeni şeyler öğrenmişsindir! Eğer İngilizceyi daha derinlemesine, daha verimli bir şekilde öğrenmek istersen seni tekrardan Open English’e davet etmek isteriz!
Open English’e abone olarak sana özel hazırlanmış çalışma programını edinebilir ve ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders almaya hemen başlayabilirsin. Bunun yanı sıra, öğrendiklerini pekiştirebileceğin canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşabilir ve dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Üçüncü Verb Patterns alt başlığımızda ise daha çok Causative Cümleler konusunda gördüğümüz bir yapı var. Bu Verb Patterns yapısında fiil ile yalın haldeki ikinci fiil arasına bir adet nesne bulunur.
Örnek:
Bu Verb Patterns başlığında ise öncekine ek bir şey var: ikinci fiilden önce kullanılan “to”. Önceki Verb Patterns’a göre daha fazla fiil ile kullanılan bu tipe hemen örnekler verelim.
Örnek:
Son Verb Patterns başlığımızda ise fiili takip eden yalın fiili görüyoruz. Bu fiiller genelde modal fiillerdir. Gel inceleyelim:
Örnek:
Bugünkü yazımızda Verb Patterns konusunu örnekleriyle inceledik. Umarız bu konuyu kavramışsındır ve günlük hayatında kullanarak pratiğe dökersin! Biliyorsun, bu tarz konuları pratiğe dökmezsek, kulak aşinalığı kazanmazsak unutmamız çok kolay olur!
Yazımızı kapatırken sana bir sorumuz var: İngilizceyi ana dilin gibi konuşmak ister misin? Eğer çoğu insan gibi cevabın “evet” ise seni Open English’te görmeyi çok isteriz. Open English, dünya çapında 1.5 milyon insana 15 yıldır İngilizce öğreten bir online İngilizce kursu. Dolayısıyla alanında oldukça donanımlı ve deneyimli! Bu deneyimden faydalanmak istersen sen de aramıza katıl!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, öğrendiklerini canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşarak pratiğe dökebilir ve dev içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklara sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım.
Collocations, eğer İngilizceyi ana diliniz gibi, akıcı ve doğal konuşmak istiyorsan kesinlikle atlamaman gereken bir konu. Aslında zor bir konu olmasa da Collocations, zamanla ve deneyimle öğrenilmesi gereken bir konu. Bu yüzden Collocations konusuna çalışmanın en güzel yolu iyi bir gözlemci olmak. Şayet Collocations, günlük hayatta her konuşmada karşımıza çıkabilir.
Biz bu yazımızda Collocations konusundan, Collocations içerisinde sık geçen fiilleri listelendirerek bahsedeceğiz. Fakat Collocations herhangi bir kelime ile karşımıza çıkabilir. Bir isimle, sıfatla, zarfla veya herhangi bir türde kelime ile Collocations olabilir. Bu yüzden dikkat! İngilizceye maruz kaldığın her anda Collocations karşına çıkabilir!
Collocations konulu yazımıza başlamadan önce seni tekrardan Open English’e davet etmek istiyoruz. Dünyada önde gelen bir online İngilizce kursu olan Open English, 1.5 milyondan fazla kişiye, 15 seneyi aşkın süredir İngilizce öğretmenin deneyimi ile sana İngilizce öğrenmen için her türlü fırsatı sunuyor!
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.
Collocations, Türkçede “eşdizimler” adını verdiğimiz bir konu. Collocations’ı kısaca açıklamak gerekirse birlikte kalıp olarak sık kullanılan kelimeler diyebiliriz. Collocations genelde bütünlüğü bozulmadan kullanılır. Collocations’ın başını duyduğunda, devamını tahmin etmek epey kolaydır.
Örneğin “go swimming, having a picnic, bottle of water, free time” gibi kullanımlar da Collocations çatısı altına girer. Biz yazımızda fiillerle sıkça yapılan Collocations’a ağırlıklı yer vereceğiz.

Umarız buraya kadar yeni Collocations öğrenmişsindir. Daha önce de bahsettiğimiz gibi Collocations, ana dilin gibi İngilizce konuşmak için olmazsa olmaz. Başka bir olmazsa olmaz ise Open English’e abone olmak!
Open English, sana sunduğu ayrıcalıklı fırsatlarla İngilizceni geliştirmene olanak sağlıyor. Open English’e abone olur olmaz kısa bir test ile İngilizce seviyeni ölçer, ona göre dersler almaya başlarsın. Ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 alabileceğin derslerde öğrendiklerini ise platformumuzdaki binlerce etkinlikle pekiştirebilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.


Collocations yazımızın da böylece sonumuza geldik! Eğer İngilizceyi ana dilin gibi konuşmak için ipuçları içeren bir başka yazı daha okumak istersen Mutlaka Bilmen Gereken İngilizce Konuları isimli yazımıza da bir göz gezdirmeni öneririz!
İngilizceyi ana dilin gibi konuştuğundan emin olmak istersen, bunun en iyi yolu ana dili İngilizce olan birinden canlı ders almaktır. Bu fırsat da Open English sayesinde parmaklarının ucunda! Peki Open English’te seni başka neler bekliyor?
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilirsin. Bunun üstüne, bu derslerde öğrendiğin yeni bilgileri canlı konuşma gruplarında, eğitmenin moderatörlüğünde yabancılarla İngilizce konuşurken kullanarak pratik yapabilirsin. Üstelik, dev içerik arşivimizdeki kaynak ve materyalleri boş zamanlarında inceleyerek öğrendiklerini pekiştirebilirsin!
Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım.
Bu yazıya erişebiliyorsan Google’ın ne olduğunu biliyorsundur. Google, internet arama motoru olarak başlayan ve daha sonra e-posta, çeviri, haritalar, video paylaşımı, bulut depolama ve diğer hizmetler gibi bir dizi ürün ve hizmet sunan bir Amerikan teknoloji şirketidir.
Şirketten şöyle kısaca bir bahsedelim hemen; 1998 yılında Larry Page ve Sergey Brin tarafından kurulmuş. Ve şimdi dünya genelinde birçok ülkede faaliyet gösteriyor. Google, internet kullanıcılarına web sayfaları, görüntüler, videolar ve diğer çevrimiçi içerikleri bulmak için arama motoru olarak hizmet veriyor.
Google’da çalışmak her yazılımcının hayali. Ama bunun sahip olunması gereken bazı koşullar mevcut. Tabii bu koşullarda hangi pozisyonda çalışacağına göre değişir. Örneğin, bir yazılım mühendisi olarak çalışmak istiyorsan, bilgisayar bilimi veya ilgili bir alanda lisans veya yüksek lisans derecesi, programlama becerileri ve deneyim gerekecektir.
Genel olarak, Google’da çalışmak için aranan özelliklerden şu şekilde bahsedelim:


Google’a başvuracak kadar teknik bilgin var ama İngilizceden mi korkuyorsun? Bu korkunu yenmenin en temel çözümünden bahsedeceğiz şimdi: Open English.
Open English İngilizceye dair bilmen gereken her şeyi kolay bir şekilde öğrenebilirsin. Sana her konuda yardımcı olacak tecrübeli danışmanlar ile yapacağın haftalık ders programı tamamen senin günlük programına göre ayarlanır. Sana da oturduğun yerden dil öğrenmenin tadını çıkarmak kalır. Çünkü Open English online bir İngilizce dil kursudur. İngilizce öğrenmek için ne çok uzağa gitmene gerek var ne de programında erteleme yapmana. 7/24 istediğin an erişim sağlayabilirsin.
Open English ailesine katılmak veya daha detaylı bilgi almak istiyorsan sayfanın kenarında bulunan formu doldur! İlgili arkadaşlar mutlaka sana dönüş yapacaklardır.