“Bir şeyi beğenmek” genel olarak o şeyi sevdiğimizi veya onu beğendiğimizi ifade eder. Beğenmek, bir şeyin kalitesini veya özelliklerini takdir etmek, estetik açıdan hoşumuza gitmek, keyif almamıza veya faydalı olduğuna inanmamıza neden olmak gibi birçok nedenle olabilir. Beğenmek, aynı zamanda bir kişi, bir durum veya bir olay hakkında da kullanılabilir. Kişisel tercihlere, deneyimlere ve kültürel farklılıklara göre değişebilir ve herkesin farklı şeyleri beğenebileceği bir konudur.
Peki, İngilizce konuşma ya da yazma sırasında bir şeyi beğendiğini nasıl ifade edersin? Herkesin kolaylıkla kullandığı çok basit bir kalıp var: ’I like it.’ Bu kalıp dışında İngilizce beğendim demek için kullanabileceğin farklı yollar da var.
İşte İngilizce beğendim demenin farklı yolları:

İngilizcede beğendim demenin birçok farklı yolu var. Bu kısımda bunlardan birkaçını paylaşacağız.

Bu kısımda “beğenmek” kelimesinin İngilizcede kullanılan farklı ifadeleri içeren örnek cümleler yer alıyor. Örnek cümlelerle İngilizce çalışman çok daha kolay olacak.

Open English, dünya genelinde milyonlarca öğrencinin güvenle kullanabileceği bir online İngilizce kursudur. Bu kurs sayesinde İngilizcede günlük hayatta kullanılan birçok kalıbı akıcı bir şekilde kullanabilirsin. Open English evinde veya herhangi bir yerde İngilizce öğrenme fırsatını sunuyor. Çünkü öğrenim sürecini öğrencilere uygun hale getirmek için esnek bir yapıya sahip!
Open English, sektöründe lider bir eğitim kurumu olmanın yanı sıra, öğrencilerine her seviyede öğrenme imkanı sunar. Sıfırdan başlayan öğrencilerden, İngilizce seviyesini geliştirmek isteyenlere kadar herkese uygun dersler sunar. Eğitim programları, öğrencilerin dil becerilerini geliştirmelerine ve gerçek hayatta İngilizce konuşmalarına yardımcı olacak şekilde tasarlandı. Bu sayede hangi seviyede olursan ol ya da hangi sınava hazırlanacaksan hazırlan Open English ile alabileceğin en büyük verimi alacaksın.
Daha detaylı bilgi veya kursa kayıt olmak istiyorsan tek yapman gereken sayfanın kenarında bulunan formu doldurmak! Arkadaşlarımız en kısa sürede sana dönüş sağlayacaklar.
Güney yarım kürede bulunan bir ada ülkesi olan Avustralya, insanlarının sıcakkanlılığı ile biliniyor. Yurt dışında çalışmak için samimi bir ortam isteyenler, oyunu Avustralya’da çalışmaktan yana kullanıyor. Elbette, Avustralya’da çalışmak isteyenlerin aklında Avustralya ile ilgili birçok soru var. Bu sebeple, biz de, bu yazımızda akıllardaki soruları cevaplamak ve Avustralya’da çalışmak isteyenlerin hayallerine bir adım daha yaklaşmasını sağlamak istedik.
Avustralya’da Çalışmak İçin İngilizce Şart mı?: Avustralya’da İş Hayatı başlıklı yazımızda öncelikle, Avustralya’da çalışmak isteyenleri nasıl bir yaşamın beklediğinden bahsedeceğiz. Ardından Avustralya’da çalışmak isteyenlerin en merak ettiği konulardan biri olan Avustralya’da çalışmak için İngilizce bilmek şart mı? Konusuna değineceğiz. Yazımızın devamında; Avustralya’da nasıl bir iş hayatının hüküm sürdüğünü, Avustralya’da hangi mesleklerin ön plana çıktığını ve Avustralya’da çalışmak isteyenlerin nasıl iş arayacağını anlatacağız. Ve son olarak Avustralya’da çalışmak isteyenlerin İngilizceyi nasıl öğrenebileceğini anlatıp yazımızı noktalayacağız.
Avustralya’da çalışmak için İngilizce öğrenmeye bir an önce başlamak istiyorsan, hemen bu sayfada bulunan iletişim formunu doldur. Online İngilizce kursu Open English hakkında bilgilendirmek için seni hemen arayalım.

Avustralya’da genel olarak insanların refah içerisinde yaşamaları için çalışılmaktadır. Avustralya’da insanların rahat bir hayat sürmesi için belirli yasalar bulunur. Devlet, işsiz insanlara iş imkânı sağlar ve işsizlik boyunca da işsizlik maaşı öder. Barınma problemi yaşayan insanlar için devlet ev imkânı sağlayarak bu insanlara destek olur.
Avustralya, ılıman kışlar ve ılık-sıcak yazlar yaşayan bir ülke. Ülkedeki yaz havası gibi insanlar da sıcakkanlı. Avustralyalılar topluluk halinde vakit geçirmeyi ve sık sık hediyeleşmeyi seviyorlar. Avustralya’da yaşayan insanların neredeyse hepsi spor ile ilgileniyor, spor yapmak ve spor müsabakalarını izlemek ülkece çok seviliyor.
Yurt dışında yaşamak istiyorsan sana bir önerimiz var. İngilizce Konuşulan Ülkelerde Yaşamak adlı yazımızı okuyarak farklı ülkelerde yaşamla ilgili bilgiler edinebilirsin.
Avustralya’da çalışmak için İngilizce bilmek gerekiyor mu? Sorusunun cevabı için Avustralya’da hangi dilin konuşulduğuna bakmak iyi bir fikir olabilir. Avustralya’da iletişime hâkim olan dil İngilizce. Aynı zamanda Avustralya’nın resmi dili de İngilizce. Bu demek oluyor ki Avustralya için İngilizce çok önemli bir dil. Avustralya’daki iş yerlerinde, çalışanların İngilizce bilmesi oldukça önemsenen bir durum. Bu yüzden, Avustralya’da çalışmak isteyip iş başvurusu yapanların arasında ileri seviyede İngilizce bilenler işe alımlarda bir adım önde oluyor.
Avustralya’da çalışmak isteyenler çalışma vizesi alırken İngilizce bilme şartı ile karşılaşıyor. Avustralya’da çalışma vizesi almak için hazırlanması gereken bazı belgeler bulunuyor. Bu belgelerden biri de İçişleri Bakanlığı tarafından onaylı bir kurumdan alınmış olan İngilizce yeterlilik belgesi. Avustralya’da çalışmak için İngilizce bilmek şart mı? sorusunun cevabını vermek artık bizim için çok basit. Tüm bunlara bakıldığında görüyoruz ki, Avustralya’da çalışmak için İngilizce bilmek kesinlikle şart.

Avustralya’da standartları olan bir iş hayatı sürdürülüyor. Çalışma standartları NES (National Employment Standards – Ulusal İstihdam Standartları) ile belirleniyor. Avustralya’da tüm şirketler ve işverenler tarafından NES’e uygun bir şekilde işçi çalıştırmak zorunlu. NES’te 11 madde bulunuyor. Avustralya’da çalışmak istiyorsan sen de NES maddelerini öğrenmek isteyebilirsin. NES maddelerini hemen aşağıda bulabilirsin.
Avustralya’da yıllık izinler dışında bir de ulusal tatiller bulunuyor. Avustralya’da çalışmak isteyenler elbette her yıl yapacağı tatilleri de merak ediyorlar. Farklı eyaletlerde ekstra uygulanan ulusal tatil günleri de bulunsa da Avustralya’nın her yerinde geçerli olan ulusal tatiller şu şekilde:
Avustralya’da çalışmak isteyenler için en önemli konulardan biri, Avustralya’da ön planda bulunan meslekler. Avustralya’da çalışmak için hangi işi yapacağın önemli olduğundan Avustralya’nın gözde mesleklerini öğrenmen de önemli. Avustralya’da hangi iş kollarında çalışan ihtiyacının olduğunu araştırdık ve eleman açığı bulunan iş kollarını hemen aşağıda sıraladık.

Avustralya’da çalışmak isteyenler birçok konuda araştırma yapıyorlar. Avustralya’da çalışmak isteyenlerin araştırma yaptığı konulardan biri de nasıl iş arayacakları konusu. Avustralya’da çalışmak istiyorsan önce kendine güzel bir cv ile bir ön yazı hazırlamalısın. Daha sonra iş bulma sitelerine girip kendi eğitim ve tecrübelerine uygun pozisyonlarda iş arayabilirsin. Niteliklerine uygun işlere göz atabileceğin iş bulma sitelerini yazımızın devamında bulabilirsin.
Avustralya’da çalışmak üzere İngilizce öğrenmenin en iyi yolu, Open English ailesine katılıp kaliteli bir eğitimden geçmek. Open English, kendi seviyene en uygun kademeden başlayarak ileri seviyede İngilizce öğrenebileceğin bir online İngilizce kursu. Üstelik, Open English’te geçtiğin her dil seviyesi için bir sertifika sahibi olacaksın.
Open English’te Ana dili İngilizce olan eğitmenlerden İngilizce eğitimi alırsın. Eğitmenlerinin yönetiminde kurulan konuşma sınıfları sayesinde yabancı öğrencilerle tanışabilir, ana dili İngilizce olan kişilerle sohbet ederek İngilizce konuşma pratiği yapabilirsin. Open English’te dilediğin her an ve istediğin her yerden katılabileceğin canlı dersler sayesinde hiçbir kurs merkezine gitmeden İngilizce konuşma pratiği yapabilir ve İngilizce öğrenebilirsin.
Avustralya’da çalışmak üzere İngilizce öğrenmek için Open English aboneliğini başlatabilirsin. Open English aboneliğini başlatmak için bu sayfada bulunan iletişim formunu doldurabilirsin. Formu doldurduğunda çalışma arkadaşlarımız seni hemen arayacak ve Open English aboneliğini hızlıca başlatacak.
Özel günlere en çok önem veren ülkelerin başında Türkiye gelir. Hem dini hem de milli, Türkiye’ye özgü birçok özel gün ve bayram vardır. Özel günlerin kutlanması genellikle coşkulu bir şekilde gerçekleşirken milli duyguların da barındığı önemli anları kapsar.
Ülkemizde dini ve milli bayramlar olarak büyük öneme sahip olan özel günler, tüm yurtta sevinçle karşılanır. Milli bayramlarda saygı duruşları yer alırken dini bayramlarda büyüklerin hatırlanmasıyla gelenekler sürdürülür. Bu yazımızda Türkiye’deki özel günler İngilizce karşılıkları ile birlikte seninle paylaşacağız.
İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek, İngilizce özel günleri öğrenmek ve İngilizce farklı yeteneklerini ilerletmek için hemen yan taraftaki formu doldurabilir ve online İngilizce kursumuz hakkında detaylara ulaşabilirsin.

Anneler günü, her yıl mayıs ayının ikinci pazarına denk gelen günde kutlanır. Rivayetlere göre ilk kutlandığı zamanlar Antik Roma ve Yunan mitolojisiyle ilişkilidir. Tüm dünyada kutlanan bir gün olmasının yanı sıra anneler, en çok mutlu eden hediyeler alınarak hatırlanmaktır. Tüm dünyada kutlandığı gibi Türkiye’de de büyük bir sevinçle karşılanır.
Babalar günü, her yıl haziran ayının 3. haftası tüm dünyada kutlanır. Amerikalı bir gazinin kızı olan Smart Dodd, anneler gününün olmasıyla babalar gününün de olması gerektiğini dile getirerek 5 Haziranın olmasını ön görmüştür. Sonrasında hazırlıklar yetişmeyince haziran ayının 3. haftası kutlama yapılabilmesi için program yapılmıştır. Her yıl babaların hatırlanmasını ve mutlu olmasını amaçlayan bu gün, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de büyük bir coşkuyla kutlanır.
Öğretmenler günü ülkemizde 1981 yılından günümüze kadar kutlanmaya devam eden özel günlerdendir. 24 Kasım 1928 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk’ün başöğretmenlik unvanını kabul ettiği gün olarak kutlanır. 24 Kasım 1981 yılında Öğretmenler Günü ismini almıştır. Sadece Türkiye’de değil, farklı ülkelerde de farklı tarihlerde kutlanan özel bir gündür.
Yeni yıl miladi takvime göre 1 Ocağa denk gelen gündür. Yeni bir takvimin başladığı zamanı gösteren ocağın ilk günü tüm dünyada ve ülkemizde de çeşitli etkinliklerle kutlanmaya devam eder.

Cadılar Bayramı, her sene 31 Ekim’de kutlanan bir özel gündür. Bazı belli başlı batı ülkelerinde kutlanan bu günde, çocuklar ilginç ve korkunç kostümler giyerek şeker toplamaya çıkarlar. Amerika’da da görkemli bir şekilde kutlanan bu özel gün, batılı ülkelerde de gittikçe yaygınlaşmaktadır.
Cumhuriyet Bayramı ülkemizdeki milli bayramlar arasında yer alır. Cumhuriyetin ilan edilmesine özel oluşturulmuş bir bayram olup her yıl 29 Ekim’de kutlanmaktadır. Ayrıca Türkiye’de resmi tatil olan bir gündür.
Zafer Bayramı, her yıl 30 Ağustos tarihinde kutlanan milli bir bayramdır. Ülkemizde 1926 yılından itibaren kutlanan bu bayram büyük bir coşkuyla kutlanır ve ülke topraklarının geri alındığı günü temsil eder.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, her yıl 23 Nisan’da kutlanan milli bayramlarımızdandır. İlk milli bayram olması yönüyle öne çıkar. 1922 yılından günümüze kadar da kutlanmaya devam eden bir bayramdır. İlk kez saltanatın kaldırılmasıyla kutlanmaya başlanan bayram, Atatürk’ün çocuklara armağanı olarak kabul edilmiştir.
19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı Türk milleti için oldukça önemli bir özel gündür. Türkiye’deki milli mücadelenin ilk temelleri bu tarihte atılmış olduğu için her yıl 19 Mayıs günü çeşitli etkinliklerle kutlanır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basarak kurtuluş mücadelesini başlatmıştır.

Ramazan Bayramı, Müslümanların bir ay oruç tuttuktan sonra kutladıkları dini bayramdır. Çeşitli gelenek ve göreneklere göre kutlanarak ailelerin birbirlerini ziyaret ettiği önemli günlerdendir. Resmi tatil olarak ilan edilen bayram sürecinde, büyükler hatırlanır ve elleri öpülerek saygı gösterilir. Ayrıca şeker ve çikolata dağıtılan bir geleneği olmasından dolayı halk arasında, şeker bayramı da denilmektedir. Ancak İslam dinine göre adı Ramazan Bayramı’dır.
Kurban Bayramı, Ramazan Bayram’ına göre daha sakin geçen bir dini bayramdır. Kurban Bayramı’nın ilk günü kurban kesilmesi borç olarak kabul edilir ve her Müslüman hali vakti yerinde olması durumunda kurban keserek bayramı karşılar. Tatil dönemi olmasından dolayı eğlenceler, fuarlar gibi gelenekler devam ettirilerek insanların keyifli bir bayram geçirmesi amaçlanır.
10 Kasım 1938 yılında Atatürk’ün vefat etmesiyle Türkiye’de hatırlanması gereken bir olayın günümüzde de anmalar yapılarak sürdürüldüğü önemli bir gündür. Özlem ve saygı ile anmak için özel toplanma alanlarında bir dakikalık saygı duruşu yapılarak törenler düzenlenir.
Bu yazımızda Türkiye’deki özel günler hakkında detayları sunduk. Türkiye’deki özel günleri İngilizce karşılıkları ile sıralı şekilde listeledik. Umarız ki faydalı bir yazı olmuştur. Sen de İngilizce çalışmak ve ana dili İngilizce olan eğitmenlerden online dersler almak için online İngilizce kursumuzu tercih edebilirsin.
Vize başvurularında kullanılan İngilizce terimler konusu, yurtdışına çıkmak isteyen herkes için merak konusudur. Fakat yakın zamanda yurtdışında çıkmak gibi bir amacın olmasa bile vize başvurularında kullanılan İngilizce terimleri bilmek daima faydalı olacaktır. Çünkü burada bahsedeceğimiz vize başvurularında kullanılan İngilizce terimler ve içerisinde geçen kelimeler günlük hayatta da karşımıza çıkabilir.
Gergin bir süreç olabilen vize başvurularını kendiniz için kolaylaştırabilmek için vize başvurularında kullanılan İngilizce terimleri iyice öğrenmek gerekir. Biz, bu yazımızda vize başvurularında kullanılan İngilizce terimlerden bahsedecek ve bu terimleri açıklayacağız.
Vize başvurularında kullanılan İngilizce terimler yazımıza başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Dünyada önde gelen online İngilizce kursu olan Open English, 15 seneyi aşkın süredir, 1.5 milyondan fazla kişiye İngilizce öğretmekte. Bu deneyimden faydalanarak Open English’e katılmak sana bir çok ayrıcalık sağlayacaktır. Peki ne bu ayrıcalıklar?
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

Fazla zaman kaybetmeden vize başvurularında kullanılan İngilizce terimlerden bahsetmeye başlayalım!
Vize başvurularında kullanılan İngilizce terimlerin ilki ve en önemlilierinden biri Applicant kelimesi. “Başvuran kişi” anlamına geliyor ve senden, yani vize başvurusunda bulunan kişiden bahsediyor.
Vize başvurularında kullanılan İngilizce terimlerinden bir başkası ise “apply for a visa”. Apply kelimesi “uygulamak, başvurmak” anlamında. Burada ise “vizeye başvurmak” anlamında kullanıyoruz.
Bu terim ise başvuru sürecinde senden alınan parmak izi, fotoğraf, dijital imza gibi biyometrik bilgilerin tümüne verilen bir isim.
“Qualify” kelimesini “kalifiye” kelimesinden hatırlayabilirsin. “Vizeyi almak için gereken nitelikleri taşımak” şeklinde çevirebileceğimiz bu kalıp, vize başvurularında kullanılan İngilizce terimler arasında önemli bir yer alıyor.
Bu kelime ise “dosya numarası” anlamına gelmekte. Vize başvurunu takip edebileceğin numaraya verilen isim.
Vize başvurularında kullanılan İngilizce terimler arasında bir diğer önemli terim ise bu. “Dil yeterliliği” anlamına geliyor. Tabii ki önemli bir husus. Eğer bu konuda eksikliğin olduğunu düşünüyorsan hiç korkma, Open English yanında!
Umarız buraya vize başvurularında kullanılan İngilizce terimler ile ilgili yeni bir şeyler öğrenmişsindir! Biraz sonra vize başvurularında kullanılan İngilizce terimleri açıklamaya devam edeceğiz. Fakat vize başvurularında kullanılan İngilizce terimler gibi işe yarar kelime bilgisi konularını ana dili İngilizce olan eğitmenlerden verimi bir şekilde öğrensen harika olmaz mıydı? Olurdu tabii ki! Open English bunun için var!
Open English’e abone olarak kendine özel bir çalışma planı edinebilir, ana dili İngilizce olan eğitmenlerden istediğin zaman canlı ders alabilir, canlı İngilizce konuşma gruplarında pratik yapabilir ve dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilirsin. Böylece vize başvurularında kullanılan İngilizce terimleri ve çok daha fazlasını rahatlıkla öğrenebilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

“Gerekli tüm koşulları yerine getirmek” anlamındadır.
Vize başvurularında kullanılan İngilizce terimler arasında duymayı en istediğin bu olacaktır! Vizenin onaylandığını gösterir!
Bunlar ise maalesef vize başvurunun olumsuz sonuçlandığını, reddedildiğini belirtmek için kullanılan kelimeler. Umarız duymak zorunda kalmazsın!
“Kısıtlı bir süre için geçerli” anlamına gelir. Bunun aksi ise “indefinite visa” yani süresiz vizedir.
Vize alırken belirttiğiniz durumunuz değişirse bunu bildirerek değiştirmeniz gerekir. Örneğin aslında turist vizesi aldıysanız ve orada öğrenci olarak kalmaya devam edecekseniz statünüzü değiştirmeniz gerekir.
Bu iki kelimeden ilki herkesin belgesinde görmek istediği bir kelime. Eligible “vizeye uygun” anlamına gelirken zıttı olan ineligible “vizeye uygun olmayan” anlamına gelir.

Bazı durumlarda, önden belirttiğiniz süre seyahatiniz için yeterli olmayabilir. Böyle durumlarda vize sürenizi uzatmanız gerekir. Bu kalıp ise “vize süresini uzatmak” anlamındadır.
Aslında aşina olduğumuz bir terim. Yurtdışında geçirdiğiniz sürede masraflarınızı karşılamaya gönüllü kişi ya da kuruluşa sponsor denir. Bir nevi kefil gibi aslında.
Bu terim ise “kalifiye işçi vizesi” anlamına gelmektedir. İş vizesi alırken görmeniz mümkündür. Benzeri diğer vize türlerine ise student visa (öğrenci vizesi) ve tourist visa (turist vizesi) verilebilir.
Vize ücretleri anlamına gelir. Vize başvurunuzun tamamlanması için ödemeniz gereken harçtır. Maalesef ki duruma göre epey pahalı olabilir.
Vize başvurularında kullanılan İngilizce terimler ile ilgili bu yazımızın sonuna geldik. Eğer vize başvurularında kullanılan İngilizce terimler ile ilgili yazımızı beğendiysen, başka bir önemli konu olan İngilizce Sağlık Terimleri ile ilgili yazımıza da göz atmanı tavsiye ederiz.
Yazımızın sonuna gelmişken seni Open English’e davet ediyoruz. Ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabileceğin, yabancılarla pratik yapabileceğin ve tüm içeriklerimize sınırsız erişebileceğin Open English aboneliği, eminiz ki İngilizceni en üst seviyeye taşıyacak ve vize başvurularında kullanılan İngilizce terimler gibi konular çantada keklik olacak!
Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım.
Kendi kendine İngilizce öğrenmek kimilerine göre çok zor hatta imkansız gibi görünse de belli başlı pratiklerle kolaylıkla gerçekleştirilebilen bir eylemdir. İngilizce öğrenmek veya yabancı herhangi bir dil öğrenmek için ekstra dil yeteneğine gerek yoktur. Halihazırda akıcı şekilde Türkçe konuşabiliyor ve yazabiliyorsan, bu farklı bir dili de öğrenebileceğin anlamına gelir. Bugünkü yazıda kendi kendine nasıl İngilizce öğrenebileceğinden bahsedeceğiz.
Öncelikle kafanın içindeki tabuları yıkmakla başlamalısın. “Benim dil yeteneğim yok, çok uğraşıyorum ama olmuyor, öğrendiklerimi hemen unutuyorum, yazılanı anlıyorum ama konuşamıyorum.” diyorsan, geçmişin üstüne bir çizgi çekmeli ve sıfırdan İngilizce öğrenmeye başlamalısın. Yapamadığını düşündüğün sürece daha çok sıkıntı yaşayacak ve öğrendiklerini anlamakta zorluk çekeceksin.

Aktivitelerle İngilizce öğrenmek, hem pratiğini geliştirmeni hem de eğlenceli vakit geçirmeni sağlayacağından kendi başına en iyi dil öğrenme seçeneklerinden bir tanesidir. Bu aktiviteler öğreneceğin konuya bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Örneğin; hayvanları öğreneceğin zaman bir hayvanat bahçesini ziyaret edebilir, hem hayvanların İngilizce anlamlarını aklından tekrar edebilir hem de kaliteli vakit geçirmiş olabilirsin.
Etkinlik süresince fotoğraflar çekerek bu anıları kalıcı hâle getirebilir, tekrar etmek üzere kullanabilirsin. Bu etkinliği; müze gezmek, Türkçe altyazılı yabancı film izlemek, daha ileri seviyedeysen İngilizce altyazılı İngilizce film izlemek, parka, kafeye giderek etrafta bulunan şeylerin İngilizce anlamlarını öğrenmek gibi etkinliklerle çeşitlendirebilirsin.
Elbette bu aktiviteler yalnız kelime öğrenmekle kalmamalı, aynı zamanda gittiğin mekanda kullanılan kalıplar olarak da çeşitlendirebilirsin. Kısaca bahsetmek gerekirse aktivitelerle İngilizce öğrenmek ucu açık bir öğrenme şeklidir. Aktif öğrenme sağladığından en kalıcı öğrenme şekillerinden biri olarak da bilinir.
Filmlerden, röportajlardan ve hatta sosyal medyadan bile İngilizce öğrenmek mümkündür. Özellikle günlük konuların anlatıldığı dizilerde hayat akışında sıklıkla kullanılan kalıplara yer verilir. Bununla birlikte çocuk çizgi dizilerinde, çocuklara yönelik animasyonlarda ve dizilerde de basit bir dil kullanılır. Özellikle İngilizce öğrenmeye yeni başlayanlardansan, hoşuna giden çocuk dizilerini izleyerek orada yer verilen kalıpları ve kullanım alanları ile ilgili bilgileri edinebilirsin.
Elbette, görsel kaynaklar yalnızca diziler ve filmlerden ibaret değil. İngilizce verilen röportajlar, yabancı müzikler, bilgisayar oyunları ve sosyal medya paylaşımları da birer görsel kaynak örneğidir. Hikâye bazlı bilgisayar oyunlarında strateji geliştirmeniz için hikâyeyi anlamalı, ekip çalışması gerektiren oyunlarda da diğer yabancı kişilerle iletişime geçebilmek için İngilizce bilmelisin.
Son zamanların en popüler oyunlarından olan Among Us, ekip çalışması gerektiren oyunların en bilinen örneklerindendir. Kim suçlu, kim güvenli anlayabilmek için yazılanları takip etmek gerekir. Aynı zamanda biri senin suçlu olduğunu düşünüyorsa, kendini İngilizce savunabilmen gerekir.

İngilizce hikâye yazmak da writing pratiğinin gelişmesi açısından oldukça önemlidir. Bu etkinlik hem yaratıcılığını arttırır hem de kelimeleri nerede, nasıl kullanacağını gösterir. Peki, bu etkinlik nasıl yapılır?
Hikâye yazma pratiğin için ilk kelimelerinizi biz vermek isteriz. Sen de bu kelimelerle bir hikâye oluşturabilir, yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsin.
Hikâye için örnek kelimeler: wing, count, nugget, bear, donut, lantern
İngilizce günlük yazmak yapabileceğin en önemli aktivitelerden bir tanesidir. Günlük olarak ne yaptığın, nereye gittiğin, gününün nasıl geçtiğini anlatabilmek için günlük yazmak müthiş bir pratiktir. Bu sayede hem bilmediğin kelimeleri öğrenebilir hem de bildiğin kelimelerle ilgili pratik yapabilirsin. Aynı zamanda geçmiş zamanı, geniş zamanı ve gelecek zamanı aynı paragraf içinde kullanma fırsatı yakalarsın.
İngilizce günlük yazmaya başlarken başta çok komplike cümleler kurmanıza gerek yoktur. Örneğin, “Bugün işe gittim. İş oldukça eğlenceliydi. İş arkadaşlarım ile aramda bir problem yok. Yarın puzzle yapmayı düşünüyorum. Puzzle yapmak beni rahatlatıyor.” gibi basit cümleler başta kendini geliştirmen açısından oldukça yararlı olacaktır. Bu cümleleri kurarken zarf, sıfat ve edat kullanımına da özen göstermeni tavsiye ederiz.

İngilizce öğrenme pratiğinin en önemli parçalarından biri konuşarak öğrenmektir. Bunun için İngilizce speaking class’lar oluşturan kafeler veya kurslara katılım göstererek İngilizce konuşma pratiğini geliştirebilirsin. Speaking class yalnızca İngilizce konuşmana yardımcı olmaz, aynı zamanda İngilizce konuşurken utangaçlığını yenmene ve aksanını geliştirmene katkı sağlar. Speaking sınıflarında çoğunlukla bir mentor ve konuşmacılar bulunur. Bazen belirli bir konu üzerine pratik yapıldığı gibi bazen de yalnızca günlük konuşmalar gerçekleştirilebilir.
Bugünkü yazıda kendi kendine İngilizce öğrenme metotlarından bahsettik. Eğer sen de İngilizce öğrenmek istiyor ancak bir türlü motivasyon bulamıyorsan, kendi kendine öğrenmeye çalıştığında bir şekilde yarım bıraktığını düşünüyorsan, online İngilizce kursumuzdan faydalanabilir, yabancı eğitmenlerle İngilizce pratiğini artırabilirsin. Yukarıda bahsettiğimiz her şeyi tek bir platform üzerinden hızlıca yapmak için hemen yan taraftaki formu doldurabilirsin.
Open English hayatında olduğu sürece speaking sınıflarına katılmana ya da kendine aktivite aramana gerek yok. Open English olarak sana hepsini tek bir platformda sunuyoruz. Hadi hemen harekete geç, hızlıca İngilizce çalışmaya başla!
Blended Words olarak da bilinen İngilizce birleşik kelimeler günlük hayatta git gide daha sık karşımıza çıkmaya başlıyor. İngilizce birleşik kelimeleri bu kadar sık görmemizin sebebi ise tabii ki internetin yaygınlığı ve insanların bazı terimlere özgün isimler verme isteği.
Bu yazımızda İngilizce birleşik kelimeleri ne olduğundan, İngilizce birleşik kelimelerin nasıl oluştuğundan ve en yaygın İngilizce birleşik kelimelerden bahsedeceğiz. İngilizce kelime dağarcığını geliştirecek olan bu İngilizce birleşik kelimelere dikkat etmeni ve kullanmanı öneriyoruz!
Fakat başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Eğer, İngilizce seviyen ne olursa olsun, İngilizceyi en verimli şekilde öğrenmek ve akıcı bir şekilde konuşmak istersen seni aramızda görmeyi çok isteriz!
Dünyada önde gelen online İngilizce kursu olan Open English, sana bir çok ayrıcalıklı fırsat sunuyor. Open English’e abone olarak bu fırsatlardan gönlünce faydalanabilirsin. Peki nedir bu fırsatlar?
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.

İngilizce birleşik kelimelere verilen isim “blended words”tür. İngilizce birleşik kelimelere aynı zamanda “portmanteau words” de denmekte ve günlük hayatta sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. İki ya da daha fazla kelimenin birleşiminden oluşan, bu kelimelerin anlamlarının birleşimini ifade eden İngilizce birleşik kelimeler kesinlikle bilinmesi gereken bir konudur.
İngilizce birleşik kelimelere örnek aramak için çok da düşünmeye gerek yok. Çünkü “England” kelimesi bile aslında İngilizce birleşik kelimelere örnektir. Çünkü aslında “Engla Land” olarak anılan bu ülke zamanla “England” ismini almıştır.
İki ya da daha fazla kelimeyi birleştirmenin bir çok yolu vardır. Zaman zaman iki kelimeyi direkt birleştirerek oluşturulabilse de, İngilizce birleşik kelimeler oluşturmanın başka yolları da vardır. Başka bir sık karşılaşılan yöntem ise iki kelimenin de belli hecelerinin birleşimi ile oluşturulan İngilizce birleşik kelimelerdir. Bazen ise heceden ziyade ilk harflerin kullanıldığını dahi görebiliriz.
Umarız buraya kadar yazımızdan yeni şeyler öğrenmişsindir! Eğer İngilizceyi daha derinlemesine, daha verimli bir şekilde öğrenmek istersen seni tekrardan Open English’e davet etmek isteriz!
Open English’e abone olarak sana özel hazırlanmış çalışma programını edinebilir ve ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders almaya hemen başlayabilirsin. Bunun yanı sıra, öğrendiklerini pekiştirebileceğin canlı konuşma gruplarında yabancılarla konuşabilir ve dev içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayarak dilediğin gibi İngilizce çalışabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Kahvaltı ve öğle yemeği kelimelerinin birleşiminin sonucu olarak “öğlen kahvaltısı diyebilecemiz bu kelime ortaya çıkıyor!
Durum ve komedi kelimelerinin birleşiminden ise hepimizin bildiği dizi türü olan sitcom oluşmuş! Türkçeye tam olarak “durum komedisi” olarak çevirsek de sitcom deyince aklımıza gelen epey spesifik bir şey aslında.
İş ve alkolik kelimelerinin birleşiminden işkolik kelimesi türemiş. Günlük hayatta epey kullandığımız bu kelime, bağımlıymışçasına çalışan kişiler için kullanılıyor.
Erkek ve açıklama kelimelerinin birleşiminden oluşan bu kelime “bir erkeğin bir kadını küçük görerek, bildiği bilmediği bir konuyu anlatması” anlamına gelen, dilimize “erbilmişlik” gibi çevirilen bir kelime mansplaining.
Günlük hayatımızda sık karşılaştığımız email kelimesi elektronik ve posta kelimelerinin birleşimi. Türkçede “e-posta” olarak karşımıza çıkıyor.
İnternet ve günlük anlamındaki kelimelerden, Türkçeye “internet günlüğü” olarka çevirdiğimiz blog kelimesi ortaya çıkmış. Tıpkı şu an bulunduğun site gibi!

Kötü niyetli ve yazılım kelimelerinin birleşiminden malware, yani “kötü niyetli yazılım” kelimesi ortaya çıkıyor.
Burada ise bir birleşik kelimenin başka bir kelime ile birleşimi ile karşılaşıyoruz. Blog ve video kelimeleri birleşerek “video blog” dediğimiz vlog kelimesi oluşmuş.
Motor ve bisiklet kelimesinin birleşiminden oluşan motorsiklet kelimesi Türkçeye de bir birleşik kelime olarak geçmiş.
En şaşırtıcı birleşik kelimelerden olsa gerek! Resim ve öğe kelimelerinin birleşiminden, Türkçeye direkt olarak geçmiş olan piksel kelimesi ile karşı karışayayız. Kim tahmin ederdi ki!
Bugünkü yazımızda İngilizce birleşik kelimelerin nasıl oluştuğundan ve en yaygın İngilizce birleşik kelimelerden bahsettik. Aynı zamanda İngilizce birleşik kelimelerin nasıl oluşturulduğuna yer verdiğimiz bu yazımız, umarız faydalı olmuştur!
Yazımızı kapatırken sana bir sorumuz var: İngilizceyi ana dilin gibi konuşmak ister misin? Eğer çoğu insan gibi cevabın “evet” ise seni Open English’te görmeyi çok isteriz. Open English, dünya çapında 1.5 milyon insana 15 yıldır İngilizce öğreten bir online İngilizce kursu. Dolayısıyla alanında oldukça donanımlı ve deneyimli! Bu deneyimden faydalanmak istersen sen de aramıza katıl!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan dünya çapında eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, öğrendiklerini canlı İngilizce konuşma gruplarında yabancılarla konuşarak pratiğe dökebilir ve dev içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklara sınırsız erişim sağlayabilirsin!
Bu sayfadaki iletişim formunu doldur, seni arayalım.
Tıpkı Türkçede olduğu gibi İngilizcede de birden fazla şekilde iyi şanslar deme şekli vardır. Nasıl ki, Türkçede yere ve zamana bağlı olarak, iyi şanslar, işin rastgelsin, bol şans, bahtın açık olsun gibi kalıplar kullanıyorsak, İngilizcede de birden fazla kalıpta iyi şanslar diyebiliriz.
Bugünkü yazıda yere ve mekana bağlı olarak İniglizce iyi şanslar kalıplarını nasıl kullanabileceğinden bahsedeceğiz. Her ne kadar İngilizce kolay bir dil olsa da, yanlış yerlerde yanlış kalıpları kullanmak o an için absürt veya komik karşılanabilir.
Eğer İngilizce öğrenmek için arayış içindeysen, hemen yan tarafta yer alan formu doldur; kısa süre içinde seni arayalım ve İngilizce öğrenme serüveninde her zaman yanında olalım.
Az önce bahsettiğimiz üzere bazı durumlarda aklına ilk gelen kalıbı kullanmak, seni absürt ve komik bir duruma düşürebilir. Örneğin samimi olmadığın bir arkadaşına veya üniversite profesörüne “Break a leg!” şeklinde bir kalıp kullanarak iyi şanslar dilersen, kaba bulunma ihtimalin çok yüksek.
İş mülakatı için görüşmelerin veya maillerin sırasında “Prayers be with you, fingers crossed!” gibi kalıplar kullanırsan da, görüşmeleri gerçekleştirdiğin kişi seni ciddiye almakta zorlanacaktır.
Özellikle iş mülakatlarında, üniversite görüşmelerinde ve diğer formal (resmi) kurumlarda kurduğun cümlelere ve tavrına dikkat etmen gerekir.
Senin için resmi şekilde iyi şanslar dileyebileceğin bazı kalıpları listeledik:

Bu başlıkta resmi kalıplardan ziyade arkadaşlarınla, yaşıtlarınla veya gündelik sıradan bir ortamdayken yakın hissettiğin kişilere kullanabileceğin kalıplardan bahsedeceğim. Bu kalıpların kullanım alanlarını aklında oturtmak için dizilerden veya örnek diyaloglardan da faydalanmanı tavsiye ederiz. Her ne kadar burada kalıplara yer veriyor olsak da en doğru öğrenme şekli pratik yaparak öğrenme şeklidir.
İngilizce konusunda pratiğe ihtiyacın olduğunu düşünüyor ve yabancı eğitmenlerle çalışmak güzel olurdu diye düşünüyorsan, Open English olarak sunduğumuz online İngilizce kursumuzdan faydalanmanı ve hangi durumlarda hangi kalıpların sıklıkla kullanıldığı hakkında eğitmenlerimize danışabilirsin. Dil öğrenmede önemli olan her kalıbı bilmek değil, bildiğin kalıpları doğru yerde kullanabilmendir.
Eğer İngilizceyi yeterince iyi konuşamadığını düşünüyorsan, Türkçede yer alan kalıpları ve bunların kaçını günlük hayatında kullandığını düşünebilirsin. Şimdi konuyu daha fazla uzatmadan casual (gündelik) zamanda İngilizce iyi şanslar deme kalıplarının birkaç tanesini seninle paylaşacağız.

Bu başlıkta herhangi bir ayrım yapmadan yalnızca İngilizce iyi şanslar deme kalıplarına yer vereceğiz. Eğer senin de günlük hayatta sıklıkla kullandığın iyi şanslar deme kalıbı varsa, yorumlarda belirtebilirsin.

Yazıyı bitirmeden önce basitçe birkaç diyalog üzerinde hangi kalıpları nerede ve nasıl kullanabileceğini kısaca örneklemek isteriz. Konunun anlaşılabilmesi açısından aynı cümle ve farklı durumlar üzerinden bir diyalog örneği verelim.
Örneğin, yakın bir arkadaşının ertesi gün iş görüşmesi var ve sana bundan bahsediyor:
+ “I have a very important job interview tomorrow.”
– “Break a leg!”
Bu diyalogda yakın arkadaşınla konuştuğun için samimi bir kalıp kullanabilirsin. Şimdi aynı cümlenin pek de yakın olmadığın bir üniversite arkadaşın tarafından kurulduğunu farz edelim.
+ “I have a very important job tomorrow.”
– “Best of luck! Let me know how it went.”
İngilizce iyi şanslar deme kalıplarıyla örnek diyalogları burada bitiriyoruz. Eğer sen de İngilizce konuşmak istiyorsan, hemen yan tarafta yer alan formu doldur ve hızlı bir şekilde İngilizce öğrenmeye başla.
North Island ve South Island, yani Kuzey Adası ve Güney Adası’ndan oluşan Yeni Zelanda; 1840 yılında kurulmuş bir devlet. Yeni Zelanda, doğal güzellikleri ile ön plana çıkıyor ve hem güzellikleri hem de yaşam şartları ile yurt dışında çalışmak isteyenler için ilgi çekici bir hâle geliyor. Bu sebeple, biz de Yeni Zelanda’da Çalışmak İçin İngilizce Şart mı?: Yeni Zelanda’da İş Hayatı başlıklı yazımızda, Yeni Zelanda’da çalışmaya dair merak edilen ne varsa ele almak istedik.
Yeni Zelanda’da nasıl bir yaşamın sürdüğünü anlatacağımız yazımızdan, Yeni Zelanda’daki çalışma kültürünü öğrenebileceksin. Yeni Zelanda’da çalışmak için nasıl iş bulacağını da bu yazımızda öğrenebilirsin. Merak ettiğin konular arasında, Yeni Zelanda’da çalışmak için İngilizce öğrenmenin gerekliliği bulunuyorsa; Yeni Zelanda’da çalışmak konulu bu yazımız çok işine yarayacak.
Yeni Zelanda’da çalışmak için İngilizce öğrenmeye hemen başlamak istiyorsan bu sayfada bulunan formu doldurman yeterli. Bu sayede seni hızlıca arayacağız ve online İngilizce kursu Open English hakkında bilgilendirip aboneliğini başlatacağız.
Yeni Zelanda’da yüksek yaşam standardı ve güvenli bir yaşam ortamı bulunuyor. Düşük suç oranı ile dikkat çeken Yeni Zelanda’da, sakin bir yaşam hüküm sürüyor. Yeni Zelanda’da doğal güzellikler hemen göze çarpıyor ve Yeni Zelanda, doğa sporları ile ön plana çıkıyor.
Yeni Zelanda’da baskın olarak bulunan yemek kültürü, İngiliz yemek kültürü. Birçok ülkenin mutfağına yer veren Yeni Zelanda’da Türk mutfağı da çok seviliyor. Bölgede pek çok ırktan insan yaşadığından, Yeni Zelanda’da yaşayanlar farklı kültürlerle etkileşime açık ve sıcak kanlı insanlar. Ayrıca Yeni Zelanda’da birçok farklı dinden bulunuyor. Ülkede Hristiyanlar, Müslümanlar, Budistler, Hindular, Ringatū ve Rātana dinine mensup insanlar bir arada yaşıyor.

Yeni Zelanda’da çalışmak isteyenlerden biriysen, eminiz ki Yeni Zelanda’da çalışma koşullarının nasıl olduğunu merak ediyorsundur. Yeni Zelanda’da çalışmak konusunda söyleyebileceğimiz ilk şey, haftanın beş günü işe gidildiğidir. Yeni Zelanda’da, haftada ortalama 37 – 40 saat çalışılıyor.
Yeni Zelanda’da maaşlar saatlik ücret üzerinden hesaplanıyor. Ödemeler genellikle haftalık olarak yapılıyor. Mesleğin ve tecrübelerin, Yeni Zelanda’da çalışmak karşılığında kazanacağın maaşı belirliyor.
Yeni Zelanda’da yaşayanlar bilir ki; Yeni Zelanda’da çalışmak demek, bolca yıllık izne sahip olmak demek. Yeni Zelanda’da çalışanlar yılda en az dört hafta yıllık izne çıkıyor. Ayrıca Yeni Zelanda’da on adet resmi tatil bulunuyor. Bu sayede Yeni Zelanda’da çalışanlar, yıllık izinleri dışında da tatil yapıyorlar. Yeni Zelanda’da bulunan resmi tatiller şu şekilde:

Yeni Zelanda’da birçok sektörde eleman açığı bulunuyor. Sen de Yeni Zelanda’da çalışmak için adım atmaya başlamayı düşünüyorsan, Yeni Zelanda’da çalışmak için neler yapman gerektiğine birlikte göz atalım. Yeni Zelanda’da çalışmak için; nitelikli işçiler, sanatçı ve sporcular, girişimciler, yeni mezunlar, özel amaçlı çalışanlar, mevsimlik işçiler, din görevlileri, balıkçılar ile öğrenci ve stajyerler için farklı vize türleri bulunuyor. Bu vizelerden kendine uygun olana başvurabilmen için ise öncelikle Yeni Zelanda’da bir iş bulman gerekiyor.
Yeni Zelanda’da çalışmak için gerekli belgeleri edinmeye başlamadan önce Yeni Zelanda’da iş aramaya başlamalısın. Peki, Yeni Zelanda’da çalışmak için iş ilanlarını nereden bulacaksın? Endişelenme! Yeni Zelanda’daki iş ilanlarına ulaşabilmen için gerekli araştırmayı biz senin için yaptık bile.
Yeni Zelanda’daki iş ilanlarını aşağıda yer alan web sitelerinden bulabilirsin:
Yeni Zelanda’da çalışmak ilgini çok fazla çekiyor olsa da, farklı ülkelerin de imkanlarını ve şartlarını öğrenmek isteyebilirsin. Öyleyse, Fransa’da Çalışmak İçin İngilizce Şart mı? – Fransa’da İş Hayatı başlıklı yazımızı okumanı öneririz.
Yeni Zelanda’da birçok web sitesi İngilizce olduğundan İngilizce bilmek önemli. Ayrıca Yeni Zelanda’da çalışmak istiyorsan, çoğu iş ilanında İngilizce şartının bulunduğu bilgisini de seninle paylaşalım. Yeni Zelanda’da bulunan firmaların birçoğu, çalışanlarının, global bir dil olan İngilizceyi bilmesini istiyor. Bu sebeple, Yeni Zelanda’da çalışmak için İngilizce bilmek şart hale geliyor.
Yeni Zelanda’da çalışmak için İngilizce bilmenin şart olup olmadığı konusunda bilinmesi gereken en önemli şeyi en sona sakladık. Yeni Zelanda’nın üç adet resmi dili bulunuyor. Bunlar; Maori Dili, Yeni Zelanda İşaret Dili ve İngilizce. Evet, Yeni Zelanda’nın resmi dillerinden biri İngilizce. Elbette, Yeni Zelanda’da çalışmak için kesinlikle Yeni Zelanda’nın ana dillerinden biri olan İngilizceyi bilmek gerekiyor.

Yeni Zelanda’da çalışmak istiyorsan İngilizce öğrenmenin en kolay yolunun Open English üyeliğini başlatmak olduğunu bilmelisin. Open English’te ana dili İngilizce olan eğitmenlerden alacağın İngilizce eğitimi ile sen de İngilizceyi ana dilin gibi öğrenebilirsin.
Eğitmenlerinin moderatörlüğünde açılan konuşma sınıfları sayesinde ana dili İngilizce olan birçok kişiyle sohbet edebilir, bolca İngilizce konuşma pratiği yaparak konuşmanı ilerletebilirsin. Ayrıca, Open English’te yer alan ses tanıma özellikli telaffuz uygulaması sayesinde İngilizce telaffuzunu geliştirebilirsin.
Open English’te seçtiğin pakete göre birebir ders imkânından yararlanabilirsin.%100 online İngilizce kursu Open English’te canlı derslere dilediğin zamanda dilediğin yerden katılabilirsin. Ayrıca, Open English aboneliğini başlatarak binlerce saatlik interaktif ders içeriğine sınırsız erişim hakkına sahip olacağını da unutma.
Yeni Zelanda’da çalışmak için yapman gerekenleri öğrendin. Hatta Open English’in İngilizce öğrenme konusunda sana ne kadar çok katkı sağlayacağını da artık biliyorsun. Öyleyse bir an önce bu sayfada bulunan iletişim formunu doldurarak Open English üyeliğini başlat ve İngilizce çalışmaya hemen başla!
A Little ve A Few farkı, İngilizce öğrenen bireylerin sık sık gözden kaçırdığı bir konudur. Bunun sebebi ise A Little ve A Few farkının dayandığı kuralın kesin çizgileri olmaması. A Little ve A Few farkını bu yazımızda detaylı bir şekilde inceleyecek, mantığına inecek ve çeşitli örneklerle çeşitlendireceğiz!
Fakat başlamadan önce sana bir sorumuz var: İngilizceyi en verimli şekilde öğrenip, ana dilin gibi konuşmak ister misin? Peki ya okuduğun her metni tek seferde anlamak, en sevdiğin filmleri altyazısız izlemek ister misin? Eğer bunlara cevabın “evet” ise seni Open English’e davet etmek istiyoruz.
Dünyada alanında önde gelen online İngilizce kursu Open English sana İngilizceyi en doğru şekilde öğrenmen için birçok fırsat sunuyor. Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan yabancı eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabileceğin gibi, öğrendiklerini pekiştirebileceğin canlı konuşma gruplarına da katılabilirsin. Tabii ki dev içerik arşivimize de sınırsız erişim sağlamak da başka büyük bir artı!
Open English hakkında daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Müşteri temsilcilerimiz seni arayacaktır.
A Little ve A Few farkını anlamak için öncelikle A Little’ın anlamını bilmeliyiz. A Little “biraz” anlamına gelmektedir. Anlam açısından nitelediği kelimeden az ama yeterince olduğunu ima eder.

A Little ve A Few farkını anlamaya adım adım yaklaşırken A Few’ın anlamına da bakalım. A Few da “biraz, birkaç” anlamına gelmektedir. Evet, ikisi de aynı anlamda. A Little ve A Few farkını açıklamadan önce iki başlıktaki örnekleri de inceleyip kendin bulmaya çalışmanı öneriyoruz! Cevaplar yazının devamında!
Umarız buraya kadar her şey açık ve nettir! Eğer aklında A Little ve A Few farkı ile alakalı soru işaretleri varsa veya İngilizceyi en temelden, en kendine uygun şekilde öğrenmek istiyorsan seni Open English’e bekliyoruz! Dünya çapında 15 senedir aktif olup, 1.5 milyon kişiye İngilizce öğretmiş olan Open English, sana ihtiyacın olan tüm olanakları sunuyor!
Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 canlı ders alabilir, canlı İngilizce konuşma gruplarında öğrendiklerinin pratiğini yapabilir ve dev içerik arşivimizdeki materyal ve kaynaklardan sınırsız faydalanabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.

Evet, geldik A Little ve A Few farkını açıklamaya. Eğer cümleleri dikkatli incelediysen fark etmişsindir diye düşünüyoruz. A Little ve A Few farkı, birlikte kullanıldıkları isimlerin sayılabilirliğine dayanıyor!
İngilizcede bazı isimleri sayılabilir (countable) bazı isimleri ise sayılamaz (uncountable) olarak isimlendirilir. İsimlerin bu şekilde kategorize edilmesinin tam olarak bi kuralı olmadığı için A Little ve A Few farkı gibi konularda oldukça kafa karıştırıcı olabiliyor.
A Little ve A Few farkını özetlememiz gerekirse:
Gel, sonraki başlığımızda birlikte Countable ve Uncountable isimlere örnek verelim. Böylece A Little ve A Few farkını daha rahat anlar ve günlük hayatta da kullanabilirsin.

A Little ile kullanılan uncountable isimlerin başında “a/an” ya da sonunda çoğul eki olan “-s” kullanılamaz. Sayılmaları için miktarları veya içinde bulundukları kap gibi sayılabilir bir şey ile özdeşleşmesi gerekir. A Little ve A Few farkını anlamak için bunu öğrenmek çok önemli!
A Little ve A Few farkını anlamak için Countable isimlere de bakmalıyız. Countable isimler başında sayı ve ya “a/an” ile kullanılabilir. Çoğul “-s” takısı ile çoğul haline getirilebilir. Bu tarz isimlerle A few kullanırız.
Bu örnekler tabii ki çoğaltılabilir. Fakat A Little ve A Few farkı ile ilgili yazımızı fazla uzatmayalım. Önerimiz, yeni kelimeler öğrendiğinde Countable ya da Uncountable olduklarını öğrenmen olacaktır. Böylece A Little ve A Few farkı gibi konular kafanı karıştırmaz!
A Little ve A Few farkı isimli yazımızın böylece sonuna gelmiş olduk. Umarız A Little ve A Few farkını artık karıştırmaz ve günlük hayatında aktif olduğu kadar doğru bir şekilde de kullanırsın! Eğer diğer bir sık karıştırılan konuyu incelemek istersen Have/Has Farkı ve Kullanımı isimli yazımızı okumanı tavsiye ediyoruz.
Yazımızı noktalarken seni son bir defa daha Open English’e katılmaya davet ediyoruz. Open English’e abone olarak ana dili İngilizce olan eğitmenlerden ders alabilir, yabancılarla canlı konuşma gruplarında konuşabilir, içerik arşivimize sınırsız erişim sağlayabilir ve en nihayetinde İngilizceyi ana dilin gibi konuşabilirsin!
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için, bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli.
İngilizcede bir şeyi beğenmediğini ifade etmenin sadece tek bir yolu bulunmamaktadır. Tıpkı Türkçede olduğu gibi farklı yollarla ve çok daha farklı ifadelerle bir şeyi beğenmediğini belirtebilirsin. Günlük hayatta sık kullanılan ya da daha resmi ortamlarda kullanılan beğenmedim deme kalıpları zaman zaman değişiklik gösterse de çok daha basit ve çok daha iyi yollarla beğenmediğini ifade edebilirsin.
Her dilin kendine has bazı ifade kalıpları bulunmaktadır. Bu ister beğenip beğenmediğini ifade etmek olsun, ister farklı konularla ilgili olsun; sevmediğini, beğenmediğini ve istemediğini İngilizce konuşurken ya da yazarken çeşitli yollarla anlatman mümkün.
İşte İngilizce beğenmedim deme yolları:
Bir şeyi sevmediğini ifade etmek isterken karşındakini de kırmamak niyetindeysen, bu kalıbı kullanabilirsin. Nazik ve kibar bir reddetme ifade şekli olan bu kalıp, İngilizcede sıklıkla tercih edilen yapılardandır.
You wanna go to movie but it is not my favourite, instead we can go an opera.
Aslında ilk bakıldığında bu kalıbın anlamı: “Ben bu eşyaya sahip değilim bu bana ait değil.”gibi bir anlam içermektedir. Ancak sana bir teklif yapılması ya da bir şeyi sevip sevmediğinin sorulması durumunda “it’s not my thing” demek, bir şeyi kibarca reddetmeyi ifade eder.
Do you want to go golf club with us?
I’m sorry but golf is not really my thing

İngilizcede bir şeyi sevmiyorum ya da beğenmedim demenin birçok farklı yolu var elbet. Peki, daha da saygı çerçevesinde bu cevabı vermek istersek hangi kalıbı kullanmak gerekir dersen? Cevap tabi ki: “I’m not into“ kalıbı.
Diyelim ki bir arkadaşının vesilesiyle tanıştığın veya hiç tanımadığın bir kişinin evindesin. Sana yöresel bir yemekten bahsedip onu sevip sevmediğin soruldu. Eğer gerçekten o yöresel yemekle ilgilenmediğini veya beğenmediğini, hiç tanımadığın kişiyi kırmadan söylemenin yolu bu kalıptan geçer.
Do you like çiğ köfte?
Ohh, I’m not into this food.
Çoğunlukla yiyecekler veya damak tadıyla ilgili konuşmalar esnasında kullanıldığı düşünülse de zevkini ifade etmediğini göstermek istediğin her durumda bu kalıbı kullanabilirsin.
Do you want to eat pizza?
Sorry but it is not my taste
Bu ifade özellikle müzikle ilgili zevklerini anlatma konusunda oldukça etkili bir kalıptır.
I’m not a big fan of Queen.
Genellikle bir fikir veya öneriyi kabul etmek istemediğinde bu kalıbı kullanabilirsin.
I’m not crazy about going out and eat something today
Uhh! I’d rather not ( ooo, tercih etmem)
Do you wanna come to jogging?
Uhhh, I’d rather not, instead I wanna sleep.
Yapmaktan hoşlanmadığın veya sevmediğin bir aktiviteden bahsederken kullanılan bu kalıp aslında bir deyimdir.
Getting up early is not my cup of tea.
Bu ifadeyi sana önerilen herhangi bir teklifi kibarca reddetmek için kullanabilirsin.
Would you like to come skiing ?
Skiing doesn’t tickle my fancy, thanks.

Bir evlenme teklifinden tutun da basit bir çay içme önerisine varana kadar her teklifi reddetmek için kısaca bu ifadeyi kullanman mümkün.
Getting up early is not for me.
Özellikle bir yanlış anlama olmaması adına şunun altını çizmeliyiz ki bu kalıpta ifade edilen şey kişiler değil, kişilerle yapılacak aktivitelerdir. İfadesinde onları değil, onlarla buluşmayı istemiyorum anlamını ifade edersin.
I’d rather not meet them
Bahsedilen kişiyle ilgili herhangi bir şey yapmak istemediğini ifade eden bir kalıptır.
We never really clicked her
Eğer bahsedilen kişi ile birlikte herhangi bir şekilde hiçbir şey yapmak istemediğini ve o kişiye gerçekten tahammülün olmadığını güçlü bir şekilde ifade etmek istersen bu kalıbı kullanabilirsin.
Why did you invite her, I can’t stand her
Çok açık ve net bir ifadeyle tahammülün olmadığı ve aynı ortamda bulunmak istemediğin bir kişiye olan duygularını, daha doğrusu beğenmeme ve istememe duygularını ifade eden güçlü bir kalıptır.
But I find him intolerable, why did you invite him?
I find playing ice hockey intolerable
Eğer bir kişinin davranışlarını beğenmediğini güçlü bir şekilde ifade etmek istersen bu kalıbı kullanabilirsin.
I disapprove your coming home late
I have no desire to do something ( no desire whatsoever)
I have no desire to swim in the ocean

It’s not my favourite ( benim favorim değil)
It’s not my thing ( bana göre değil)
I’m not into something ( ilgimi çekmiyor)
I prefer ……… ( tercih ederim)
It’s not my taste ( ağız tadıma uygun değil)
I’m not a fan of something( bir şeyin hayranı değilim)
I’m not crazy about something ( bir şeye bayılmıyorum)
Uhh! I’d rather not ( ooo, tercih etmem)
Something is not cup of my tea ( hiç hoşlanmam)
Something doesn’t tickle my fancy( bir şey hayal gücümü gıdıklamıyor)
It is not for me ( bana göre değil)
I’d rather not…..( tercih etmezdim)
We never really clicked ( asla gerçekten uyuşmadık)
I can’t stand him/ her( ona katlanamıyorum)
I find her/ him intolerable ( kabul edilebilir bulmuyorum)
I find something intolerable( bir şeyi kabul edilebilir bulmuyorum)
I despise….( tiksiniyorum)
Disapprove of someone’s behaviour( birinin davranışını onaylamamak)
I have no desire to do something ( no desire whatsoever) böyle bir şeyi arzulamıyorum
Bu yazımda İngilizce beğenmedim deme kalıpları hakkında bilgi verdik. Umarız faydalı bir yazı olmuştur.
Ana dili İngilizce olan eğitmenlerden 7/24 online dersler almak için Open English’i tercih edebilirsiniz. İngilizce öğrenmek için tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak ve seni aramamızı beklemek…