İngilizce kelimeler… İngilizcede ne kadar çok kelime olduğunu biliyor musun? Oxford İngilizce Sözlüğü’nde 1 milyondan fazla kelime yer almaktadır ve bunların içerisinde özel bilimsel kelimeler yer almamaktadır.
Tabii bu kelimelerden aktif olarak kullanılanların sayısı, 20.000 olarak tahmin edilmektedir. Genele baktığımızda İngilizcede ne kadar çok aktif kullanılan kelime ve ondan kat kat fazla da kullanılmayan kelime olduğunu fark ederiz.
Hatta J ile başlayan İngilizce kelimeler yazısına geçmeden önce sana ufak bir bilgi de vermek isteriz. Birleşik Krallığın ünlü başbakanı Winston Churchill’i biliyorsun değil mi? Kendisinin yazılı İngilizcede 60.000 kelimelik haznesine sahip olduğu bilinmektedir. Bu açıdan baktığımızda Winston Churchill’in 1953 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü almış olması da bir tesadüf değilmiş gibi görünüyor.
Neyse konumuz iyice dallanıp budaklandı. Tekrar ana temamıza dönebiliriz. Alfabetik olarak tüm İngilizce kelimeleri sana sunmayı hedefliyoruz ve sırada J ile başlayan İngilizce kelimeler var.
İngilizcede kelimelerin gücüne yukarıda da az çok değindik. İngilizce kelimeleri bilmek ve sürekli canlı tutmak, günlük konuşmaları ve yazışmaları efektif bir şekilde gerçekleştirmek için son derece önemlidir. Yurt dışında çıktığında ya da global bir şirkette işe başladığında, İngilizce konuşmanın ve yazışmanın önemini hemen fark edersin.
İşte bu yazışma ve konuşmalarda, gramer kadar bir diğer önemli konuda düşüncelerini net bir şekilde ifade etmene yardımcı olacak İngilizce kelimelerdir. Bunun için İngilizce kelime hazneni her zaman geliştirmeli ve pratikler yaparak bu kelimeleri unutmamalısın.
İngilizce öğrenmek ya da İngilizceni geliştirmek istiyorsan hemen yan tarafta yer alan formu doldurarak Open English online İngilizce kursuna dair detaylara ulaşabilirsin.

Her zaman olduğu gibi J ile başlayan İngilizce kelimeler listemizi de 2’ye böldük. Bunu yapmamızın sebebi, kelime çalışırken sıkılmanı engellemek ve çalışma süreni daha efektif kullanmana desteklerde bulunmak… İşte J ile başlayan İngilizce kelimeler listesi 1:
| J İle Başlayan İngilizce Kelimeler | Türkçe Karşılıkları |
| Jab | Yumruk |
| Jack | Kriko |
| Jackboot | Çizme |
| Jackdaw | Küçük Karga |
| Jacket | Ceket |
| Jackhammer | Kırıcı |
| Jackstraw | Saman Otu |
| Jackstraws | Saman Çöpü |
| Jackup | Kriko |
| Jacobin | Jakoben |
| Jaconet | İnce Pamuklu Bez |
| Jacuzzi | Jakuzi |
| Jaeger | Jaeger (Yünlü Bir Kumaş) |
| Jaffa | Yafa |
| Jag | Çentik |
| Jaguar | Jaguar |
| Jah | Evet |
| Jalousie | Jaluzi |
| Jamaica | Jamaika |
| Jamb | Söve |
| Jammy | Reçelli |
| Jan | Ocak |
| Janissary | Yeniçeri |
| Janitor | Kapıcı |
| Jannock | Dürüst |
| January | Ocak Ayı |
| Japan | Japonya |
| Japanese | Japonca |
| Jape | Şaka |
| Japonica | Japon Otu |
| Jargon | Jargon |
| Jasmine | Yasemin |
| Jaundice | Sarılık |
| Jaunt | Gezinti |
| Javelin | Cirit |
| Jay | Alakarga |
| Jazzy | Cazip |
| Jeep | Cip |
| Jeer | Alay |
| Jehovah | Yehova |
| Jell | Jöle |
| Jellylike | Jöle Gibi |
| Jeopardise | Tehlikeye Atmak |
| Jeopardy | Tehlike |
| Jeremiad | Yeremyad |
| Jeremiah | Yeremya |
| Jester | Soytarı |
| Jesuit | Cizvit |
| Jesuitry | Cizvitlik |
| Jetliner | Uçak Gemisi |
| Jetsam | Jet Uçağı |
| Jetted | Jetli |
| Jettisonable | Fırlatılabilir |
| Jetton | Fiş, Marka |
| Jetty | İskele |
| Jevelry | Mücevher |
| Jew | Yahudi |
| Jewish | Yahudi, Musevi |
| Jewry | Yahudilik |
| Jib | Flok |
| Jiffy | Hemen |
| Jig | Jig |
| Jihad | Cihat |
| Jilt | Reddedilmek |
| Job | Görev, İş |
| Jobless | İşsiz |

Ufak bir ara verebilirsin ya da kendini hala dinç hissediyorsan, hiç hız kesmeden J ile başlayan İngilizce kelimeler listemizin ikincisini okumaya başlayabilirsin.
| J İle Başlayan İngilizce Kelimeler | Türkçe Karşılıkları |
| Jobwork | Taşeronluk |
| Jock | Sporcu |
| Jog | Koşu |
| Joggle | Koşuşturmak |
| Johnsonian | Samuel Johnson Tarzında (Üslubu Süslü) |
| Joinder | Birleştirici |
| Joist | Kiriş |
| Joker | Joker |
| Joking | Şaka |
| Jokingly | Şaka Yollu |
| Jollification | Cümbüş |
| Jolliness | Neşe |
| Jollity | Neşe, Eğlence |
| Jonah | Yunus |
| Jonquil | Fulya |
| Jordan | Ürdün |
| Jorum | Büyük İçki Kâsesi |
| Josh | Yuh |
| Joss | Şaka |
| Jostle | Dürtükleme |
| Jot | Zerre |
| Jotting | Karalamak |
| Jottings | Karalamalar |
| Joule | Jul |
| Jounce | Sarsıntı |
| Journay | Yolculuk |
| Joust | Polemiğe Girmek |
| Jovial | Neşeli |
| Joviality | Neşe |
| Jowl | Gıdı |
| Joy | Neşe |
| Joyride | Gezinti |
| Joystick | Oyun Kolu |
| Jubilee | Jübile |
| Judas | Yahuda |
| Judicious | Mantıklı |
| Judo | Judo |
| Jugful | Hokkabaz |
| Juggins | Budala |
| Juggler | Jonglör |
| Jugular | Şah Damarı |
| Jujube | Hünnap |
| Jujutsu | Jiujitsu |
| Jukebox | Müzik Kutusu |
| Jumbo | Kocaman |
| Junction | Kavşak Noktası |
| Juncture | Kavşak |
| June | Haziran |
| Jungle | Orman |
| Junior | Genç |
| Juniper | Ardıç |
| Junk | Önemsiz |
| Junta | Cunta |
| Jupiter | Jüpiter |
| Jurist | Hukukçu |
| Juristic | Hukuki Yasal, Legal |
| Juristical | Hukuki |
| Juror | Jüri Üyesi |
| Jury | Jüri |
| Juryman | Jüri Üyesi Erkek |
| Jurywoman | Jüri Üyesi Kadın |
| Jus | Hak |
| Jussive | Haklı |
| Justly | Haklı Olarak |
| Jut | Çıkıntı |
| Jute | Jüt |
J ile başlayan İngilizce kelimeler yazımızı bitirirken sana İngilizce öğrenmenin ve İngilizceni geliştirmenin hızlı ve kolay bir yolundan bahsetmek istiyoruz. Open English olarak geliştirdiğimiz online İngilizce kursumuz, 7/24 aktif olan bir platform olarak istediğin zaman İngilizce çalışmana fırsat tanıyor.
Her yarım saatte bir başlayan canlı dersler, telaffuzu kusursuz hale getirmeye yardımcı olan yapay zeka destekli telaffuz aracımız ve ana dili İngilizce olan eğitmenlerle bire bir konuşma alıştırmaları, İngilizceni istediğin gibi geliştirmene yardımcı olacaktır.
Hem akıcı bir şekilde İngilizce konuşmak, hem de İngilizce kelime hazneni geliştirmek istiyorsan, hemen yan tarafta yer alan formu doldur ve online İngilizce kursumuz hakkında tüm detayları sana iletelim.
2023 senin yılın olsun! Hadi durma ve hemen İngilizce öğrenmeye başla.
İngilizcede öğrenmen gereken en kritik konulardan birinin saatler olduğunu biliyor musun? Kritik diyoruz çünkü eksik ya da yanlış anladığın takdirde birçok şeyi kaçırabilirsin. Örneğin önemli bir buluşman var ve bunun için sana saat verdiler. 7.45 A.M. dedi karşındaki kişi. Bunu akşam 7:45 yani 24’lük saat diliminde 19:45 diye anlarsan randevuyu kaçırırsın. Buna benzer birçok sorunla karşılaşabilirsin.
Bu tür kargaşaların önüne geçmek için A.m ve P.m nedir, nasıl kullanılır gel beraber öğrenelim!
Ama bunları bir blog yazısından değil de cümle içerisinde kullanarak, interaktif şekilde öğrenmek istiyorum diyorsan seni Open English’e yönlendireceğiz.
Open English online bir İngilizce kursu. Sıfırdan İngilizce öğrenmeyi düşünüyorsan ya da temel İngilizce bilgine yenilerini eklemek istiyorsan, harika bir seçim. Ayrıca ana dili İngilizce olan eğitmenlerle pratik yaparak İngilizceni ilerletebilirsin. Bunun yanında 7/24 canlı sınıflarda İngilizce derslerini dinleyebilirsin.
Open English ile İngilizce öğrenmek oldukça kolay. Bu da seni İngilizce konusunda motive edecek. Günün her saati, istediğin yerden Open English ile İngilizce öğrenmenin keyfini çıkarabilirsin. İngilizceyi öğrenmek konusunda kararlıysan, ertelemeden harekete geç!
Open English ile İngilizce öğrenmek çok kolay. Motive olup İngilizceyi öğrenmek istediğine karar verdiysen yan taraftaki formu doldurabilirsin.

AM ve P.M. sırasıyla “ante meridiem” ve “post meridiem” anlamına gelen kısaltmalardır. Bu terimler günün saatini belirtmek için kullanılır, A.M. öğleden önceki zamanı belirtmek için, P.M ise öğleden sonraki zamanı belirtmek için kullanılır.
A.M latince bir sözcük olan ‘ante meridiem’in kısaltmasıdır. ‘Before noon’ yani öğleden önce anlamına gelir. P.M ise aynı ‘post meridiem’ kelimelerinin kısaltmasıdır. Bu sözcük de ‘after noon’ yani öğleden sonra anlamına gelir.
Bu kısaltmalar Antik Roma döneminden beri kullanılan ifadeler olarak bilinir. İsimleri Antik Roma’da kullanılan Latinceden alıyoruz ama bu saat sistemi ilk olarak orada kullanılmıyor. Roma’dan önce birçok medeniyete beşiklik etmiş Mezopotamya ve Mısır’da kullanılıyor. 12 tabanlı saati ilk bulanlar Mısırlılar. Dünyada matematikten felsefeye birçok alanda ilk başlatıcı medeniyet olmuşlardır.
Ama bugün kısaltmaları kullanılan kelimeler Antik Roma’dan günümüze taşınmıştır. Çünkü Mısır’dan sonra Romalılar bu saat sistemi üzerinde değişiklikler yapıyorlar.
12 tabanlı saat sisteme göre günü tanımlayan iki tane 12 saat var. Bu 12 saatten biri olan P.M günün öğleden sonra başlayıp alacakaranlıkta bittiği kısmı için kullanılıyor. Bu zaman dilimindeki saatler Güneş’in hareketleri ile belirleniyor. Diğeri kısmı ise yani A.M şafakta başlayıp öğlen bitiyor. Bu zaman diliminde de saatler ay ve yıldızların hareketlerine göre belirleniyor.
Günün gece ve gündüz olarak iki kısımdan ele alınışı Mısırlıların geliştirdiği Güneş saatiyle ortaya çıkar. Mısır ve Mezopotamya halkları geceyi ve gündüzü güneşin konumuna göre ayarlıyorlardı.
Mısır’dan sonra Romalılar da Güneş saatini kullandı. Ama onlar günü 12 saatlik iki ayrı kısma ayırmak yerine tek bir tane 12’lik saat kullanıp günün tüm bölümlerini bu zaman içerisine sığdırdılar. Yani 4 saat gece, 4 saat akşam, 4 saat öğlen 4 saat de sabah gibi. Tabii ki bu sayılar sabit değil astronomik hareketliliğe göre uzayıp kısalabiliyorlardı.
14. yüzyılda Roma’da ilk mekanik saat geliştirildi. 24 saatlik zaman dilimi kullanılmaya başlandı. Bugün İngiltere’de Amerika’da kullanılan saat sistemi bu sistemdir. Günü ikiye bölen iki tane 12 saat. Biri geceyi diğeri gündüzü işaret eder.
12 tabanlı saat sistemi Avrupa’da da bir dönem kullanılmış olsa bugün çoğu ülkesinde 24 tabanlı saat sistemi kullanılıyor. Britanya ve ABD, Kanada, Yeni Zelanda 12 tabanlı saat sistemini kullanan bazı ülkeler. Ve bir de bu ülkelerin kolonisinde olan diğer bazı ülkelerde kullanılıyor.

İngilizce saatin kaç olduğunu sormak için “what time is it?” veya “what’s the time?” gibi cümleler kurabilirsin.
Ayrıca, “Can you tell me the time?”, “Do you know what time it is?”, “I’m wondering what time it is.” gibi cümleler de saat kaç diye soru sorulabilecek şekillerdir.
Şimdi yukarıda gördüğümüz kısaltmalarla ilgili birkaç örnek cümle kuralım.
İngilizcede her dilde olduğu gibi dili kolaylaştırmak çok sayıda adına kısaltma var. Bu kısaltmaların neler olduğunu öğrenmek istiyorsan İngilizce Kısaltmalar yazısında senin için açıkladık. Daha fazlası ise Open English’te. Eğitimlere katılmak için formu doldurman yeterli.
Nerede kalmıştık? Tabii ki de I ile başlayan İngilizce kelimeler listesinde… Burada göz önünde bulundurmanı istediğimiz şey, I ile başlayan İngilizce kelimeler ile i ile başlayan İngilizce kelimelerin aslında aynı şey olduğu…
Çünkü biliyorsun ki “i” harfi İngilizcede büyük olarak yazıldığında “I” şeklinde kullanılıyor ve karşımıza bu haliyle çıkıyor. Biz de bunu dikkate alarak I ile başlayan İngilizce kelimeler listesi hazırlamak istedik.
Kelimelerin İngilizcedeki önemini de artık net bir şekilde fark ettiğini düşünerek hemen listemize geçmek istiyoruz.
İngilizceyi A’dan Z’ye öğrenmek mi istiyorsun? Open English’e bugün başla, ana dili İngilizce olan eğitmenlerle 7/24 online derslerden sınırsız yararlan. Daha fazla bilgi almak için bu sayfadaki formu doldurabilirsin.

Önceki kelime listesi yazılarımızı okuduysan, her zaman bölerek kelimeleri sana sunduğumuzu biliyorsundur. Onun için ilk olarak I ile başlayan İngilizce kelimeler listemizin birincisine geçelim. Bu listenin sonunda da ikinci seni bekliyor.
| I İle Başlayan İngilizce Kelimeler | Türkçe Karşılığı |
| Ice | Buz |
| Icon | İkon |
| Idea | Fikir |
| Ideal | İdeal |
| Identical | Özdeş |
| Identification | Tanımlama |
| Identify | Tanımlamak |
| If | Eğer |
| Ignore | Görmezden Gelmek |
| Ill | Hasta |
| Illegal | Yasa Dışı |
| Illness | Hastalık |
| Illustrate | Göstermek |
| Image | Görüntü, Resim |
| Imaginary | Hayali |
| Imagination | Hayal Gücü |
| Imaginative | Yaratıcı |
| Imagine | Hayal Etmek |
| Imitate | Taklit Etmek |
| Immediate | Hemen, Anında |
| Immigrant | Göçmen |
| Immoral | Ahlaksız |
| Impact | Etki, Tesir |
| Impatience | Sabırsızlık |
| Impatient | Sabırsız |
| Import | İthalat |
| Importance | Önem |
| Important | Önemli |
| Impossible | İmkânsız |
| Impress | Etkilemek |
| Impression | İzlenimcilik |
| Impressive | Etkileyici |
| Improve | İyileşmek, Gelişmek |
| Improvement | Gelişme |
| Impulsive | İtici |
| In | İçinde |
| Inch | İnç |
| Incident | Olay |
| Include | İçermek, Dahil Etmek |
| Income | Gelir |
| Increase | Artırmak, Artmak |
| Indebted | Borçlu |
| Indecent | Uygunsuz |
| Indeed | Gerçekten |
| Independence | Bağımsızlık |
| Independent | Bağımsız |
| Index | Dizin |
| Index Finger | İşaret Parmağı |
| Indicate | Göstermek |
| Indict | Suçlamak |
| Indictment | İddianame |
| Indigestion | Hazımsızlık |
| Individual | Birey, Kişi |
| Industrial | Endüstriyel |
| Industry | Endüstri |
| Ineffable | Tarifsiz |
| Ineluctable | Kaçınılmaz |
| Inept | Beceriksiz |
| Iner | İç |
| Inevitable | Kaçınılmaz |
| Infant | Bebek |
| Infect | Bulaştırmak |
| Infection | Enfeksiyon |
| Infield | İç Saha |
| Inflate | Şişirmek |
| Inflation | Enflasyon |
| Influence | Etki, Nüfuz |
| Influenza | Grip |
| Inform | Bilgi Vermek |
| Informal | Gayri Resmi |
| Information | Bilgi |
| Infrequently | Seyrek Olarak |
| Infusion | Demleme |
| Ingredient | Madde |
| Inguinal | Kasık |
| Inhabit | Yaşamak |
| Inherent | Doğal |
| Inhume | Defnetmek |
| Iniquity | Kötülük |
| Initial | İlk, Başlangıç |
| Initiative | İnisiyatif |
| Inject | Enjekte Etmek |
| Injection | Enjeksiyon |
| Injudicious | Düşüncesiz, Kaba |
| Injure | Yaralamak |
| Injury | Hasar, Sakatlık |
| Ink | Mürekkep |
| Inland | İç |
| Inlay | Dolgu |
| Inlet | Giriş |
| Inmate | Tutuklu |
| Inmost | Çoğunlukla |
| Innate | Doğuştan |
| Inner | İç, Dahili |
| Innerant | Yanmaz |
| Inning | Atış |
| Innocent | Masum |

Yukarıda işine yarayacak çokça I ile başlayan İngilizce kelime öğrendin, değil mi? O zaman hız kesmeden devam ediyoruz. İşte listemizin ikinci kısmı…
| I İle Başlayan İngilizce Kelimeler | Türkçe Karşılığı |
| Input | Girdi |
| Inquiry | Sorgulama |
| Insect | Böcek |
| Insert | Eklemek |
| Inside | İçinde |
| Insist | Israr Etmek |
| Inspect | Teftiş Etmek |
| Inspire | İlham Vermek |
| Install | Yüklemek |
| Instance | Örnek |
| Instant | Anlık |
| Instead | Yerine |
| Institute | Kurum |
| Institute | Enstitü |
| Institution | Kurum |
| Instruction | Talimat |
| Instructor | Eğitmen |
| Instrument | Alet |
| Insult | Hakaret Etmek |
| Insurance | Sigorta, Sigortalamak |
| Intaglio | Oyma |
| Intake | Giriş |
| Integer | Tam Sayı |
| Intellect | Akıl İle İlgili |
| Intellectual Property | Fikri Mülkiyet |
| Intelligence | Zeka, İstihbarat |
| Intelligent | Akıllı, Zeki |
| Intelligible | Anlaşılır |
| Intend | Niyet Etmek |
| Intense | Yoğun |
| Intensity | Yoğunluk |
| Intensive | Yoğun |
| Intention | Niyet |
| Interact | Etkileşim |
| Interest | İlgi, İlgi Çekme |
| Interested | İlgilenen |
| Interesting | İlginç |
| Interior | İç Mekan |
| Interjection | Irk |
| Internal | İç, Dahili |
| International | Uluslararası |
| Internet | Internet |
| Interpret | Yorumlamak |
| Interrupt | Sözünü Kesmek, Kesmek |
| Interval | Aralık |
| Interview | Görüşme, Mülakat, Röportaj |
| Into | İçine |
| Intrench | İşini Sağlama Almak |
| Intrepid | Cesur |
| Introduce | Tanıtmak |
| Introduction | Giriş |
| Introductory | Tanıtıcı |
| Introvert | İçe Kapanık Kimse |
| Introverted | İçe Dönük |
| Intrude | İzinsiz Girmek |
| Intruder | Davetsiz Misafir |
| Intuition | Sezgi |
| Inure | Alıştırmak |
| Invade | Baskın, Saldırmak |
| Invalid | Geçersiz |
| Invaluable | Paha Biçilemez |
| Invasion | İstila |
| Invent | İcat Etmek |
| Invention | İcat, Buluş |
| Inventory | Envanter |
| Inverse | Ters |
| Invest | Yatırım Yapmak |
| Investigate | Araştırmak |
| Investment | Yatırım |
| Invincible | Yenilmez |
| Invisible | Görünmez |
| Invitation | Davetiye |
| Invite | Davet Etmek |
| Invocaiton | Yakarma |
| Invoice | Fatura |
| Invoke | Çağırmak |
| Involuntary | İstemsiz |
| Involve | Dahil, Kapsamak |
| Involvement | İlgi |
| Invulnerable | Yaralanmaz |
| Inward | İçe Doğru |
| Inweave | Bulaştırmak |
| Inwrought | Karışmış |
| Ion | İyon |
| Irate | Kızgın |
| Iridescent | Değişken |
| Irksome | Sıkıcı |
| Iron | Demir |
| Irony | Alay, İroni |
| Island | Ada |
| Isolate | Ayrıştırmak |
| Issue | Konu, Sorun |
| It | O, Onun |
| Item | Öğe |
| Itinerary | Yol |
| Itself | Kendisi |
| Investigate | İncelemek |
Ve son… I ile başlayan İngilizce kelimeler listemizi burada sonlandırıyoruz. Ama bu listemizin devam edeceğini aklında çıkarma ve İngilizce öğrenmek için bloğumuzu ziyaret etmeye devam…
İngilizce alfabeyi mi merak ediyorsun? Detaylı bilgiler için blog yazımızı okuyabilirsin.
Yazımızı bitirirken alt başlıkta çok işine yarayacak bir önerimiz var.
Online İngilizce kursu Open English olarak, 15 yıldır 1.5 milyondan fazla öğrenciye İngilizce öğretmekteyiz. %100 online olarak geliştirdiğimiz İngilizce kursumuz sayesinde sen de dilediğin yerden kolayca İngilizce öğrenebilir ya da İngilizceni geliştirebilirsin.
Kursumuzda neler mi var?
Gördüğün gibi online İngilizce kursumuza dair farklı pek çok özellik var. Biz tabii ki de tüm özelliklerimizi yukarıda belirtmedik. İngilizce öğrenmek için kursumuzu yakından tanımak istiyorsan, tek yapman gereken yan tarafta yer alan formu doldurmak…
Kısa süre içinde sana ulaşacağız ve her soruna cevap vererek İngilizce serüvenini başlatacağız.
Hatırlarsan daha önceki bir yazımızda İngilizce Futbol Terimleri ve Karşılıklarından bahsetmiş, bu popüler sporla ilgilenenlerin bilmesi gereken spesifik terimlere yer vermiştik. Basketbol da İngilizce konuşulan evrende son derece popüler bir spor- özellikle de Amerika Birleşik Devletleri’nde çok geniş kitlelerce sık bir şekilde takip edilen basketbol, dolayısıyla ülkenin kültürünün de oldukça önemli bir parçası. Eğer sen de basketbol ile ilgileniyor ve/veya İngilizce kelime bilgini geliştirmek istiyorsan, bu yazının geri kalanında paylaşacağımız terimler ilgini çekecektir diye düşünüyoruz.
Öyleyse hazırsan başlayalım!
Biliyor olabileceğin gibi, “basket” kelimesi, İngilizcede “sepet” anlamına gelmektedir. Bunu “top” anlamına gelen “ball” kelimesiyle birleştirdiğinde “basket-ball”, yani doğrudan çevrildiğinde “sepet topu” kelimesini elde ediyorsun. 1891 yılında, öğrencilerine yağmurlu havada iç mekânda oynayabilecekleri bir oyun bulma düşüncesiyle Kanadalı beden eğitmeni James Naismith tarafından “icat edilen” bu spor, günümüzde dinamizmi ve elbette şov faktörü ile dünyanın futbolla birlikte en popüler sporlarından bir tanesi olarak varlığını sürdürüyor.
Bunu hallettiysek, artık terimlerimize geçebiliriz! İşte önemli basketbol terimleri, ve örnek cümleler ile birlikte açıklamaları…

“Airball”, basketbolda atılan bir şutun çemberi tamamen ıskalaması, hiç değmemesi halinde kullanılan bir terimdir.
Örnek: He tried to score, but it was just an airball – Sayı atmaya çalıştı, ama top potaya değmedi bile…
Dilimizde de hiç çevrilmeden bu şekilde kullanılan (“aleyup” gibi okunabilir) bu kelime, bir oyuncu tarafından potaya doğru gönderilen topun (bunu bir nevi orta açmak olarak düşünebilirsin) diğer bir oyuncu tarafından havada yakalanıp smaç ile sayı yapılmasıdır.
Örnek: Did you see that alley-oop? It was super cool! – Alley-oop’u gördün mü? Çok iyiydi!
“Assist” kelimesi, Türkçemizde de benzer şekilde “Asist” olarak geçtiğinden, bu terime aşina olabilirsin. Bir oyuncu aldığı pası sayı yaptıysa, bu pasa “assist” denir.
Örnek: He made 20 assists in that game alone! – Sadece o maçta 20 asistle oynadı!
“Backboard”, basketbolda çemberin monte edildiği pota arkası yüzeydir. Dilimizde, bu alan “panya” olarak da bilinir.
Örnek: He dunked the ball so hard, he almost broke the backboard! – Öyle sert smaç vurdu ki, neredeyse panyayı kıracaktı!
“Court”, basketbolda saha yani kort anlamında kullanılır.
Örnek: He threw a shot from the other end of the court! – Sahanın diğer ucundan şut attı!
İşte yine dilimize doğrudan geçmiş bir İngilizce basketbol terimi… “Double-double”, bir oyuncunun, bir maçta, beş farklı ana istatistiğin (sayı, ribaunt, asist, top çalma, blok) iki tanesinde çift hanelere ulaşmasıdır.
Örnek: He made a double-double in that game! – O maçta double double yaptı!

İşte basketbolun şov kısmının en önemli ögelerinden biri… Dunk, topu çembere elle vurarak geçirmek yani “smaç basmak” anlamında fiil, “smaç” anlamında da isim olarak kullanılır.
Örnek: That was another great dunk from Tim Duncan – Tim Duncan’dan harika bir smaç daha!
Can you dunk? – Smaç basabilir misin?
“Fast break”, bir takımın oyuncularının avantajlı bir konum yakalayıp karşı potaya karşı takım oyuncularından önce varmak için gerçekleştirdiği hızlı bir hücumdur.
Örnek: They stole the ball! Now we’re gonna see a fast break! – Topu çaldılar! Şimdi hızlı hücum izleyeceğiz!
Basketbolda, “pota” için “hoop” kelimesi kullanılır:
Örnek: You need to throw the ball to the hoop! – Topu potaya atmalısın!
İki takımdan iki oyuncu arasında duran hakemin, topu ikisinin arasına havaya atması, ve oyuncuların topu kendi takımlarının tarafına çelmeye çalışması, “jump ball” yani “hava atışı” olarak bilinir.
Örnek: The game will start with a jump ball! – Maç, hava atışıyla başlayacak!
Potada, çemberin altından sallanan -ve basket olan topları daha iyi seçmemize yarayan- file, İngilizcede “net” olarak bilinir.
Not: Ayrıca “Net” kelimesi, başka bağlamlarda da “ağ” anlamına gelebilir- örneğin “fishing net”, “balık ağı” anlamındadır.
Örnek: He threw a shot, but the ball barely touched the net! – Şut attı, ama top fileye bile zar zor değdi.
Direkt çevirisi “boya” olan paint, basketbolda serbest atış alanını gösterir- ki bu alan da boyalıdır zaten!
Örnek: He scored another one from the paint! – Serbest atış alanından bir skor daha yaptı!
Bir hücumda, bir takım oyuncularının topu potaya atmaları için kalan süreyi takip eden saat.
Örnek: Look at the shot clock! They’re running out of time! – Oyun saatine bak! Süreleri bitecek!
Bir takımın, oyunun başında sahaya çıkan 5 oyuncusunu tarif etmek için, İngilizcede “starting line-up” terimi kullanılır.
Örnek: Let’s see if he can make the starting line-up – Bakalım ilk 5’e girebilecek mi!
Yukarıda “Double-double”dan bashsetmiştik. Yine dilimize çevrilmeden geçen “triple double” ise, bir oyuncunun aynı maçta beş ana istatistiğin (sayı, ribaunt, asist, top çalma, blok) üç tanesinde çift hanelere ulaşmasıdır.
Örnek: He had the most triple-doubles this season! – Bu sezon en çok triple-double ondaydı!

Şimdi de basketboldaki 5 mevkiye bakalım:
İngilizcede, “pivot” pozisyonu için “center” kelimesi kullanılır.
Örnek: Shaq was my favorite center! – En sevdiğim pivot Shaq’ti!
“Uzun forvet” için ise “power forward” tercih edilir:
Örnek: Kevin Garnett is among the best power forwards of all time! – Kevin Garnett, gelmiş geçmiş en iyi uzun forvetler arasındadır!
Yine önemli bir mevki olan “Shooting guard”, “şutör” ya da “skorer” olarak çevrilebilir.
Örnek: I wanna play as a shooting guard. – Şutör pozisyonda oynamak istiyorum.
Oyun kurucu mevkisi için, “Point guard” terimi kullanılır:
Örnek: You are too tall to be a point guard! – Oyun kurucu olmak için fazla uzunsun!
Son olarak, “kısa forvet” pozisyonu için “small forward” terimi tercih edilir:
Örnek: Who is your favorite small forward? – En sevdiğin kısa forvet kim?
Bu listedeki terimler ile, artık İngilizce basketbol konuşmalarını daha iyi anlaman mümkün. Fakat dile her anlamda hakim olmak; akıcı okuyup yazabilmek ve konuşabilmek için, ihtiyaçlarına ve hedeflerine uygun verimli bir çalışma gerekiyor. Bunun için de, dünyanın dört bir yanında 1,5 milyon öğrenci ve profesyonelin tercih ettiği online İngilizce kursu Open English’i deneyebilirsin!
Haydi sen de hemen Open English’i keşfetmeye başla; anadili İngilizce olan yetkin öğretmenler, 7/24 içerik erişimi, canlı dersler, online konuşma grupları gibi pek çok ayrıcalık ile İngilizceni kısa sürede istediğin seviyeye ulaştır!
Günlük konuşmaların büyük bir bölümü, soru ve cevaplardan oluşuyor. Hatta yalnızca günlük hayatla sınırlı değil. Hayatın her alanı için geçerli bir durum. Herhangi bir konuda bilgi sahibi olmak istiyorsan, merak ettiğin şeyi sorman lazım. Soru sormak, iletişim kurmanın olmazsa olmazı.
Bir dilde hakimiyet sağlamak, doğru soruları sorabilmek ile mümkün. Çünkü doğru soruyu soramazsan aldığın cevabın da bir önemi kalmıyor. Tatile gittiğinde ya da İngilizce konuşulan bir yerde, İngilizce bilmiyorsan çoğu konuda sıkıntı çekersin. Soru sorarak öğrenebileceğin her bilgiden mahrum kalırsın.
İngilizce evrensel bir dil. Hangi ülkede olursan ol, İngilizce biliyorsan insanlarla iletişim kurabilirsin. Merak ettiğin detaylara, İngilizce sorular sorarak ulaşabilirsin. İngilizce öğrenmek istiyorsan, Open English her zaman yanında! Üstelik Open English ile İngilizce öğrenmek, oldukça kolay.
Open English, online bir İngilizce kursu. Sıfırdan İngilizce öğrenmek istiyorsan ya da temel İngilizce bilgine yenilerini eklemeyi düşünüyorsan tam sana göre! Üstelik bulunduğun yerden, istediğin zamanda İngilizce öğrenebilirsin. Kursa gitmek için yollarda vakit kaybetmene gerek yok. Bu yönüyle oldukça avantajlı.
7/24 canlı sınıflarda İngilizce derslerini takip edebilirsin. Open English’in ana dili İngilizce olan profesyonel eğitmenleri ile konuşarak pratik yapabilirsin. İngilizce sorular sorarak alıştırma yapabilirsin. Dilersen, İngilizce becerilerini ölçen sınavlara hazırlanabilirsin.
Open English ile İngilizce öğrenmek hem kolay hem de eğlenceli! Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek istiyorsan, hemen yan tarafta bulunan formu doldurabilirsin.
Yurt dışında bir seyahate çıktığını düşünelim. İngilizce sorular sormanı gerektiren o kadar çok konu olacak ki şaşıracaksın. Kaybolduysan birine, gitmek istediğin yerin adresini sorman gerekir. Alışveriş yaparken alacağın ürünün fiyatını öğrenmek isteyeceksin. Yani İngilizce soru kalıplarını bilmen, kimi zamanlarda senin kurtarıcın olacak.

Genel anlamda, İngilizce soru kalıplarının iki ana başlığa ayrıldığını söylemek mümkün. Bunlardan ilki, Evet Hayır Soruları (Yes No Questions) denilen grup. İkincisi ise WH Soruları (WH Questions) denilen soru kalıpları. İlki biraz daha basit sorular. Bu soruların cevaplarını, evet ya da hayır diyerek verebilirsin.
Evet Hayır Soruları denilen gruptaki İngilizce sorular, yardımcı fiil (am, is, are, etc.) başa alınarak kullanılıyor. Bu sorular, durum sorularıdır. Bundan dolayı cevapları evet ya da hayır şeklinde verilebilir. Basit birkaç örnekle açıklayalım.
Türkçesi: Sen üzgün müsün?
Türkçesi: Yanıma geliyor musun?
Örnek İngilizce sorulardan da anlayacağın üzere, durum sorularına evet ya da hayır diyebilirsin. Fakat WH Soruları denilen İngilizce soru grubu, biraz daha farklı. Bu gruptaki İngilizce soru kalıpları, “-wh” ve “-h” ile başlayan soru kelimelerini temsil ediyor. Bu sorulara evet ya da hayır şeklinde kısa yanıt vermek, pek olası değil.
W – H İngilizce soru cümleleri, “wh” ya da “h” ile başlayan soru kelimeleri ile kuruluyor. Bu İngilizce soru kelimelerinin kullanım alanı oldukça geniş. Bundan dolayı soru kalıplarını öğrenmen, İngilizce öğrenme sürecinde işlerini kolaylaştırabilir. Dilersen, Öğrenmeyi Kolaylaştıran 5 İngilizce Dil Bilgisi Kuralı adlı yazıya da bir göz atabilirsin.
What (ne), when (ne zaman), whose (kimin), how (nasıl), who (kim), why (niçin), which (hangisi), where (nereye) gibi soru kelimeleri, İngilizce soru cümlelerinde çok sık kullanılıyor. Bunları bilirsen İngilizce soru cümlesi kurarken rahat edersin. Ayrıca sana sorulan İngilizce soruları anlaman için de gerekli.
İngilizce soru kalıplarının olmazsa olmazı bu soru kelimelerinden biri. En popüler soru kelimesi ise “how” denebilir. Çünkü birden çok kullanım alanı var. Birkaç İngilizce soru kalıbının içerisinde yer alıyor. Bu yüzden öncelikle İngilizce “how” sorularını öğrenmekle işe başlayabilirsin.

“How” soru kalıbı nerelerde kullanılır? “How” ile ilgili cümleler neler? İngilizce “How” soruları nasıl kuruluyor? “How many” ile nasıl cümle kurulur? Tüm bu sorular aklını kurcalıyor olabilir. Ama merak etme, İngilizce “how” sorularını anlamak zor değil.
“How” sözcüğü temel anlamında nasıl manasına geliyor. Sorularda da genel olarak cümleye bu anlamı katıyor. Fakat birkaç farklı İngilizce soru kalıbında, bu kelimeyi görebilirsin. İngilizce “how” sorularına şöyle bir bakalım. Öncelikle cümleye nasıl anlamı kattığı örnekleri inceleyelim.
Türkçesi: Nasılsın?
Türkçesi: Nasıl gidiyor?
Türkçesi: Türkçede günaydın nasıl söylenir?
Türkçesi: Nasıl konuştun?
İngilizce “how” kelimesi, yukarıdaki soru cümlelerinde nasıl manasında kullanılıyor. Aslında kelime temelde, nasıl anlamını karşılıyor. Ama farklı İngilizce soru kalıpları içerisinde, başka anlamlara da geliyor. İngilizce “how” kelimesi ile kurulmuş soru cümlelerine bir bakalım.
İngilizce “how” kelimesi, normalde soru cümlesine, nasıl anlamını katıyor. Fakat İngilizce sıfatlarla bir arada kullanıldığı zaman, kelimenin anlamı değişiyor. Sıklıkla “old (eski, yaşlı), new (yeni), fast (hızlı)” gibi sıfatlarla bir arada kullanılıyor. İngilizce “how” kelimesi, bu sıfatlarla kullanıldığında ne kadar manasına geliyor. Birkaç örnekle, İngilizce “how” kelimesini soru cümlesi içinde görelim.
Türkçesi: Kaç yaşındasın?
Türkçesi: Kalemin ne kadar uzun?
Türkçesi: Ne kadar hızlısın?
İngilizce “how” kelimesi, nasıl manasına geliyor. Ama unutma, İngilizce “how” kelimesini, “how often” kalıbı olarak bir cümlede görürsen anlamı farklı. “How often” İngilizce soru kalıbı, cümleye ne sıklıkla anlamı kazandırıyor. Genelde hobilerle ilgili konuşmalarda çok kullanılan bir soru tipi. Birkaç örnek vasıtasıyla daha yakından inceleyelim.
Türkçesi: Ne sıklıkla yüzersin?
Türkçesi: Ne sıklıkla müzik dinlersin?
Türkçesi: Ayşe ne sıklıkta sinemaya gider?
İngilizce “how” kelimesi, “how often” soru kalıbının içerisinde yeni bir anlam kazanır. Bir şeyin ne sıklıkta yapıldığını soran bu kalıp cümleye, genelde zaman belirten cevaplar verilir. Bu cevaplar “once a week (haftada bir), every month (her ay), every year (her yıl), every day (her gün)” şeklinde olabilir.
Nasıl anlamına gelen İngilizce “how” kelimesi, anlamından sıyrılıyor. Eğer İngilizce “how” kelimesini, “how long” kalıbının içinde görürsen anlamın farklı olduğunu hatırla! Bu İngilizce soru kalıbı, zaman ile alakalı. Soru cümlesine, ne kadar vakit alır gibi bir anlam katıyor. Birkaç örnekle, daha yakından inceleyelim.
Türkçesi: Tatlı yapmak ne kadar sürer?
Türkçesi: Senin buraya gelmen ne kadar sürer?

İngilizce “how” kelimesi, “how much” olarak farklı bir soru kalıbında kullanılıyor. Burada cümleye ne kadar anlamı katıyor. Yalnız önemli bir nokta var. Bu soru kalıbı, sayılamayan nesneler için var. Yani sayılamayan nesnelerin miktarını sormak istersen, bu soru kalıbı senin için ideal.
Türkçesi: Ekmeğin fiyatı ne kadar?
Türkçesi: Kavanozda ne kadar bal var?
Bu soru kalıbı, İngilizce “how” kelimesinin “how much” soru kalıbında kullanımına benzer. Ancak temel bir fark var. “How many” soru kalıbı da cümleye ne kadar anlamı katıyor. Farkı ise “how many” kalıbının, sayılabilir nesneler için kullanılması.
Türkçesi: Sınıfta kaç öğretmen var?
Türkçesi: Sizin şirkette kaç tane bilgisayar var?
İngilizce “how” kelimesini, bir soru kalıbında daha görebilirsin. O da “how far” İngilizce soru kalıbı. İngilizce “how” sözcüğü nasıl anlamından uzaklaşıyor. Burada cümleye, ne kadar uzak gibi bir anlam katıyor. Birkaç basit örnek cümleyi inceleyelim.
Türkçesi: Balıkesir’den İzmir’e ne kadar mesafe var?
Türkçesi: Senin evinden sinemaya ne kadar mesafe var? / Ne kadar uzak?
İngilizce “how” kelimesinin birçok kullanım alanı var. İngilizce oldukça zengin bir dil. Ama bu senin gözünü korkutmasın. İngilizce öğrenmek çok zor bir mesele değil. Hele yanında Open English varken!
Open English ile İngilizce öğren! Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek istersen formu doldurabilirsin.
Hatırlarsan alfabetik olarak İngilizce kelimeleri seninle buluşturuyorduk. Bu listelerimizi Z harfine kadar yapacağız ve şimdi sırada H ile başlayan İngilizce kelimeler listemiz var.
Biliyorsun ki İngilizcede gramer kadar bir diğer önemli konuda kelime bilgisidir. Hatta kelimeler gramer konusunun bir tık daha önüne geçebilir. Bu öne geçmenin sebebi de resmi olmayan durumlarda kelimelerin daha önemli olmasıdır.
Yani günlük konuşmalarda ya da arkadaşlarla yapacağın yazışmalarda, gramer kurallarını ikinci plana atarak İngilizce konuşabilirsin. Tabii böyle bir durumu yaşamanı istemeyiz. Grameri ve İngilizce kelimeleri beraber geliştirmen son derece önemlidir.
H ile başlayan İngilizce kelimeler listemize geçmeden önce sana hem gramer hem de İngilizce kelimeler öğrenebileceğin online İngilizce kursumuzdan bahsetmek isteriz.
7/24 aktif olan ve her yarım saatte bir başlayan grup İngilizce dersleri sunan Open English olarak, İngilizce öğrenme yolculuğunda her zaman yanında oluyoruz.
Online İngilizce kursumuza dair farklı pek çok detay var. Bu detayları öğrenmek için hemen yan tarafta yer alan formu doldur ve seni arayalım.

| H İle Başlayan İngilizce Kelimeler | Türkçe Karşılıkları |
| Habit | Alışkanlık |
| Habitat | Yaşam Alanı |
| Hacksaw | Demir Testeresi |
| Haddock | Mezgit Balığı |
| Haft | Sap |
| Hag | Cadı |
| Haggle | Pazarlık |
| Hail | Selam |
| Hair | Saç |
| Haircut | Saç Kesimi |
| Hairstyle | Saç Modeli |
| Halberd | Teber |
| Halcyon | Sakin |
| Half | Yarım |
| Halfback | Orta Saha |
| Half-Hearted | Gönülsüz |
| Half-Life | Yarı Ömür |
| Half-Moon | Yarım Ay |
| Half-Sister | Üvey Kız Kardeş |
| Halftime | İlk Yarı |
| Halfway | Yarı Yol |
| Halitosis | Halitoz |
| Hall | Salon |
| Hallow | Saygı Duymak |
| Hallucination | Halüsinasyon |
| Hallucinogen | Halüsinojen |
| Hallway | Koridor |
| Halo | Işık Halkası |
| Halt | Durdurmak |
| Halter | Yular |
| Halve | Yarısı, Yarım |
| Ham | Pastırma, Jambon |
| Hamlet | Köy |
| Hammer | Çekiç |
| Hamper | Sepet |
| Hand | El |
| Handbag | Çanta |
| Handball | Hentbol |
| Handbook | El Kitabı |
| Handcuff | Kelepçe |
| Handful | Avuç |
| Handgun | Tabanca |
| Handicap | Handikap |
| Handicraft | El Sanatları |
| Handiwork | El İşi |
| Handkerchief | Mendil |
| Handle | Üstesinden Gelmek |
| Handlebar | Gidon |
| Handleless | Kulpsuz |
| Handmade | El Yapımı |
| Handmaid | Hizmetçi |
| Handout | Bildiri |
| Handover | Devir Teslim |
| Handrail | Küpeşte |
| Handsaw | El Testeresi |
| Handshake | El Sıkışma |
| Handsome | Yakışıklı |
| Handstand | Amut |
| Handwriting | El Yazısı |
| Handy | Kullanışlı, Pratik |
| Handyman | Tamirci |
| Hang | Asmak |
| Hangar | Hangar |
| Hanger | Askı |
| Hangman | Cellat |
| Hangover | Akşamdan Kalma |
| Hanker | Özlem |
| Hankering | Özlemek |
| Hanky | Mendil |
| Hanukkah | Hanuka |
| Hap | Tesadüf |
| Hapless | Talihsiz |
| Happen | Olmak |
| Happily | Mutlulukla |
| Happiness | Mutluluk |
| Happy | Mutlu |
| Harass | Taciz |
| Harbor | Liman |
| Hard | Sert, Sıkı |
| Hardball | Sert Top |
| Hard-Boiled | Haşlanmış |
| Hard-Earned | Zor Kazanılmış |
| Harden | Sertleştirmek |
| Hardhat | Baret |
| Hardheaded | İnatçı |
| Hardhearted | Soğukkanlı |
| Hard-Hearted | Katı Yürekli |
| Hardihood | Cesaret |
| Hardly | Zorla, İyi Değil |
| Hardship | Zorluk |
| Hardware | Donanım |
| Hardwood | Sert ağaç |
| Hard-Working | Çalışkan |
| Hare | Tavşan |
| Hark | Kulak Verme |
| Harlot | Fahişe |
| Harm | Zarar, Kötülük |
| Harmful | Zararlı |
| Harmless | Zararsız |
| Harmonic | Harmonik |

| H İle Başlayan İngilizce Kelimeler | Türkçe Karşılıkları |
| Harmonious | Uyumlu |
| Harmonize | Uyumlaştır |
| Harmony | Uyum |
| Harness | Emniyet Kemeri |
| Harp | Arp |
| Harpoon | Zıpkın |
| Harpsichord | Klavsen |
| Harrier | Tazı |
| Harrow | Tırmık |
| Harry | Rahatsız Etmek |
| Harsh | Sert |
| Hart | Erkek Geyik |
| Harvest | Hasat |
| Harvester | Biçerdöver |
| Hash | Karıştırmak |
| Hasher | Haşer |
| Hashish | Esrar |
| Hasp | Kilitleme |
| Hassle | Güçlük |
| Haste | Acele |
| Hasten | Hızlandırmak |
| Hastily | Aceleyle |
| Hasty | Aceleci |
| Hat | Şapka |
| Hatch | Kapak |
| Hatchery | Kuluçkahane |
| Hatchet | Balta |
| Hate | Nefret |
| Hateful | Nefret Dolu |
| Hatter | Şapkacı |
| Hauberk | Zırh, Yelek |
| Haughty | Kibirli |
| Haul | Taşıma, Çekmek |
| Haulage | Nakliye |
| Haunch | Kalça |
| Haunt | Uğrak |
| Haunted | Lanetli, Perili |
| Haunted House | Perili Ev |
| Hauteur | Azamet |
| Have | Sahip Olmak |
| Haven | Sığınak |
| Havoc | Tahribat |
| Hawk | Atmaca |
| Hay | Saman, Ot |
| Hazard | Tehlike, Risk |
| Hazardous | Tehlikeli |
| Haze | Pus |
| Hazel | Ela |
| Hazily | Puslu |
| Haziness | Hazine |
| Hazy | Puslu, Bulanık |
| He | O |
| Head | Kafa, Baş |
| Headache | Baş Ağrısı |
| Headband | Saç Bandı |
| Headboard | Başlık |
| Headdress | Başlık, Başörtüsü |
| Headland | Burun |
| Headless | Başsız |
| Headlight | Far |
| Headline | Başlık, Manşet |
| Headlong | Baştan Aşağı |
| Heady | Düşüncesiz, Kalın Kafalı |
| Heal | İyileştirme |
| Health | Sağlık |
| Healthy | Sağlıklı |
| Heap | Yığın |
| Hear | Duymak |
| Hearing | İşitme |
| Hearken | Dinlemek |
| Hearsay | Söylenti |
| Heart | Kalp |
| Heartbeat | Kalp Atışı |
| Heartbreak | Keder, Kalp Kırma |
| Heartfelt | Yürekten |
| Hearty | İçten |
| Heat | Sıcaklık, Isı |
| Heated | Isıtılmış |
| Heater | Isıtıcı |
| Heathen | Gören |
| Heather | Çalı |
| Heave | Fay Hareketi |
| Heaven | Cennet |
| Heavy | Ağır |
| Hecatomb | Katliam |
| Hectare | Hektar |
| Hedge | Çit, Çalı |
| Hedgehog | Kirpi |
| Heed | Dikkat Etmek |
| Heel | Topuk |
| Height | Yükseklik |
| Heir | Mirasçı |
| Helium | Helyum |
| Hell | Cehennem |
| Hello | Merhaba |
| Helm | Dümen |
| Helmet | Kask |
| Help | Yardım Etmek |

| H İle Başlayan İngilizce Kelimeler | Türkçe Karşılıkları |
| Hem | Kuyruk |
| Hen | Tavuk |
| Hence | Bu Yüzden |
| Her | Onun |
| Herb | Ot |
| Here | Burada |
| Heritage | Miras |
| Hero | Kahraman |
| Hesitate | Tereddüt Etmek |
| Hiccup | Hıçkırık |
| Hidden | Gizli |
| Hide | Saklamak, Gizlemek |
| High | Yüksek |
| Highrise | Çok Katlı |
| Highway | Otoban, Kara Yolu |
| Hijacker | Korsan, Eşkıya |
| Hike | Yürüyüş |
| Hill | Tepe |
| Him | Onu |
| Hinder | Engellenmek |
| Hint | İpucu |
| Hip | Kalça |
| Hire | Kiralamak |
| His | Onun |
| History | Tarih |
| Hit | Vurmak |
| Hitch-Hike | Otostop Yapmak |
| Hoarse | Boğuk |
| Hobby | Hobi |
| Hold | Tutmak |
| Hole | Delik |
| Holiday | Tatil |
| Hollow | Boş |
| Holy | Kutsal |
| Home | Ev |
| Homemade | Ev Yapımı |
| Homework | Ödev |
| Homicide | Cinayet |
| Honest | Dürüst |
| Honesty | Dürüstlük |
| Honey | Bal |
| Honeymoon | Balayı |
| Honour | Onur |
| Hoof | Toynak |
| Hook | Kanca |
| Hooked | Bağlanmış |
| Hop | Sıçramak, Zıplamak, Sekmek |
| Hope | Umut, Umut Etmek |
| Hopeful | Umutlu |
| Hopeless | Umutsuz |
| Hopper | Dansçı |
| Horde | Kalabalık |
| Horizon | Ufuk Çizgisi |
| Horizontal | Yatay |
| Horn | Boynuz |
| Hornet | Eşek Arısı |
| Horny | Dik |
| Horrible | Korkunç |
| Horror | Korku |
| Horse | At |
| Hospital | Hastane |
| Host | Ev Sahibi |
| Hostage | Esir, Rehine |
| Hostel | Pansiyon |
| Hostile | Düşmanca |
| Hot | Sıcak |
| Hotel | Otel |
| Hour | Saat |
| Hourly | Saat Başı |
| House | Ev |
| Hover | Havada Kalmak |
| How | Nasıl |
| However | Fakat |
| Hug | Sımsıkı Sarılmak |
| Huge | Büyük |
| Human | İnsan |
| Humble | Alçak Gönüllü |
| Humid | Nemli |
| Humour | Güldürü, Mizah |
| Hundred | Yüz |
| Hunger | Açlık |
| Hunt | Avlanmak |
| Hunter | Avcı |
| Hurdle | Engel |
| Hurricane | Kasırga |
| Hurry | Acele Etmek |
| Hurt | Yaralamak |
| Husband | Eş, Koca |
| Hush | Susmak |
| Hut | Kulübe |
| Hydroelectric | Hidroelektrik |
| Hydrogen | Hidrojen |
| Hyphen | Tire |
| Hypothesis | Hipotez |
Geldik bir listemizin daha sonuna… İngilizce öğrenmek ya da İngilizceni geliştirmek istiyorsan, yan tarafta yer alan formu hemen doldurabilirsin. Kısa süre içerisinde seni arayacağız ve online İngilizce kursumuz ile alakalı detayları ileteceğiz.
Hadi durma! Yeni yılda İngilizce öğrenme hedefine hemen ulaş.