Phrasal Verbs Konu Anlatımı – Phrasal Verbs Listesi
Mart 17, 2024
Phrasal Verbs, İngilizceyi yeni öğrenenler için biraz kafa karıştırıcı olabilse de, günlük konuşmanın ayrılmaz bir parçasıdır. Bazı eylemleri Phrasal Verbs olmadan açıklamamız oldukça zordur fakat bazı durumlarda yerlerine gelebilecek fiiller de olabilir. Her halükarda Phrasal Verbs öğrenmemiz gereken bir konudur. Bu yazımızda Phrasal Verbs konu anlatımımızı örnekler ile destekleyecek, farklı tiplerini nasıl kullanmamız gerektiğini inceleyeceğiz.
Fakat başlamadan önce seni Open English’e davet etmek istiyoruz. Open English, 7/24 canlı dersleri, dünyanın dört bir yanından eğitmen kadrosu ve sınırsız erişimi ile İngilizce öğrenimindeki tüm ihtiyaçlarını karşılamak için burada!
Phrasal Verbs’i Open English ile Öğren
Phrasal Verbs konusunda Open English’in ana dili İngilize olan eğitmenlerinden 7/24 ders alabilirsin. Dünyada 1,5 milyondan fazla kişinin İngilizce eğitimi için seçtiği online İngilizce kursu Open English ile sen de kısa sürede İngilizce dil becerisi kazanabilirsin.
Open English’e kayıt başvurusu yapmak için bu sayfadaki iletişim formunu doldurman yeterli. Eğitim planlarımız ve ücretler hakkında bilgi vermek adına müşteri temsilcilerimiz en kısa sürede seni arayacaktır.
Phrasal Verbs Nedir?
Phrasal Verbs, Türkçede genel olarak “deyimsel fiil” olarak bahsettiğimiz, sözcük öbeği halindeki fiillerdir. “Deyimsel” olmasının sebebi ise asıl fiilimizin genelde asıl anlamından uzaklaşması veya mecazileşmesidir. Phrasal Verbs, genelde bir fiile eklenen edatlar (prepositions) ve zarflar (adverbs) ile elde edilir. Bu yazımızda iki ana başlık altında ele alacağız: Intransitive Phrasal Verbs ve Transitive Phrasal Verbs.

Intransitive Phrasal Verbs
Intransitive Phrasal Verbs için geçişsiz deyimsel fiiller diyebiliriz. Bir fiilin geçişsiz olması demek, doğrudan bir nesnesi olmadığı anlamına gelir. Yani fiile “ne?” sorusu sorduğumuzda cevap alamayız. Aşağıda birkaç yaygın Phrasal Verbs’ü bulabilirsiniz.
- Wake up: Uyanmak
I wake up at 7 every day.
(Her gün sabah 7’de kalkarım.)
- Come over: Birinin evine gitmek
You should come over my house.
(Benim evime gelmelisin.)
- Go back: Geri dönmek
Bella went back to her childhood home.
(Bella çocukluğunu geçirdiği evine geri döndü.)
- Grow up: Büyümek
She’s grown up a lot over the last year.
(Geçtiğimiz yıl boyunca çok büyüdü.)
- Break down: Bozulmak
The bus broke down on our way home.
(Eve giderken otobüs bozuldu.)
Unutma! Phrasal Verbs, fiil içerdiği için zamana göre çekimlenmelidir. Fakat çekimlerken sadece fiil olan kısmı çekimlememiz gerekmektedir. Yani “broke down” doğrudur, fakat “break downed” yada “broke downed” şeklinde çekimlemeler yanlış olacaktır. 🙂
Devam etmeden önce sana Open English’in avantajlarından bahsetmek isterim. Open English, sana İngilizce öğrenmen için gerekli tüm olanakları sunuyor. Sınırsız erişim, 7/24 canlı dersler, çapında eğitmenler ve daha bir çok ayrıcalığıyla Open English, İngilizce öğreniminde her zaman yanında! Daha fazla bilgi için sitemizi incelemeyi unutma!
Transitive Phrasal Verbs
Transitive Phrasal Verbs’ü “geçişli deyimsel fiiller” olarak adlandırabiliriz. Geçişli olmasının sebebi ile doğrudan nesnesi (direct object) olmasıdır. Yani, fiilimize “Ne?” sorusunu sorduğumuzda cevap alabilir ve fiilden etkilenen nesne veya kişiyi bulabiliriz. Transitive Phrasal Verbs’ü kullanım şekline göre ikiye ayırmamız gerekir.
Separable Phrasal Verbs
Separable, ayrılabilir demektir. Yani Seperable Phrasal Verbs’de, fiilimiz ve ikinci kelimemiz (edat/zarf) arasına nesnemizin girmesi ile deyimsel fiilimizin sözcük öbeği bölünür. Fakat bu her zaman ayrılmak zorunda olduğu anlamına gelmez. Nesnemizi genelde fiilin arasına ya da sonrasına koyabiliriz.
- Call (something) off: Bir şeyi iptal etmek
– We called the meeting off because of the busy schedule. /
– We called off the meeting because of the busy schedule.
(Yoğun programımızdan dolayı toplantıyı iptal ettik.)
- Figure (something) off: Bir şeyi anlamak, çözmek
– I figured out the problem all by myself.
– I figured the problem out all by myself.
(Problemi kendi başıma çözdüm)
- Try (something) on: Bir şeyi üzerinde denemek
– I tried out the red sweater in the clothes shop.
– I tried the red sweater out in the clothes shop.
(Kırmızı kazağı dükkanda üzerimde denedim.)
- Turn (something) off: Bir şeyi kapatmak
– He turns off the TV off at 9.
– He turns the TV off at 9.
(Televizyonu saat 9’da kapatır.)
- Throw (something) out: Bir şeyi çöpe atmak
– You can throw it out.
(Onu çöpe atabilirsin)
Dikkat! Eğer Separable Phrasal Verbs ile kullandığınız nesne bir zamirse (him, her, it, me, you, us, them) bu nesneyi kesinlikle Phrasal Verbs’ün ortasına koymalıyız, fiilin sonrasında kullanamayız. Normalde nesneyi hem ortasına hem de sonrasına koyabileceğimizi söylemiştik fakat zamirler bu konuda bir istisna.

Inseparable Phrasal Verbs
Inseperable, ayrılamaz demektir. Yani, Seperable Phrasal Verbs’deki mantık ile, bu tarz fiillerde sözcük öbeği bölünemez. Nesnemizi her zaman Phrasal Verbs’ten sonra kullanmalıyız, arasında kullanamayız.
- Come across (something/someone): Bir şeye/birine rastlamak
I came across old family pictures in the attic.
(Tavan arasında eski aile fotoğraflarına rastladım.)
- Go over (something): Bir şeyi incelemek
Let’s go over the project reports this evening.
(Hadi bu akşam proje raporlarını inceleyelim.)
- Look into (something): Bir şeyi araştırmak
I’m looking into the ways of practicing my speaking skills.
(Konuşma becerilerimi geliştirmenin yollarını araştırıyorum)
- Turn into (something): Bir şeye dönüşmek
In the Transformers universe, robots can turn into cars.
(Transformers evreninde robotlar arabalara dönüşebilir.)
- Count on (something/someone): Birine/bir şeye güvenmek
Don’t let me down, I’m counting on you.
(Beni hayal kırıklığına uğratma, sana güveniyorum.)
Son örneğimizde ekstra bir Phrasal Verbs örneği daha vardı, fark ettin mi? Evet, let (someone) down “birini hayal kırıklığına uğratmak” anlamında kullanılan bir Phrasal Verb. Kullanımına bakarak Seperable Phrasal Verbs’den biri olduğunu da görebilirsin. Nesnemiz zamir olduğu için fiilin ortasında kullandık.
Böylece bir konu anlatımının daha sonuna geldik. Bu yazıda kafanı karıştırabilecek konulardan olan Phrasal Verbs’den detaylıca bahsedip bir çok örnekle destekledik. Tabii ki, Phrasal Verbs buradaki örneklerle sınırlı değil, fakat artık karşılaştığında neyin Phrasal Verbs’ten olup olmadığını kolaylıkla anlayabilir, yeni öğrendiklerini kolaylıkla kullanabilirsin.
Sana yardımcı olmak için İngilizce phrasal verbs listemizi de aşağıya ekliyoruz.
| Phrasal Verb Listesi | Phrasal Vers Türkçe Anlamları |
| Add Up | Akla Yatkın Olmak |
| Blow Up | Bir Şeyin Içerisini Gazla Doldurmak, Patlamak |
| Break Down | Bozulmak |
| Break In On | Bir Sohbeti Bölmek |
| Bring About | Bir Şeye Sebep Olmak |
| Bring Down | Bir Şeyi Azaltmak, Devirmek, Indirmek |
| Bring In | Bir Şeyi Tanıtmak |
| Bring Up | Bir Konudan Bahsetmek |
| Call Off | Bir Şeyi Yapmaktan Vazgeçmek |
| Call On | Ezbere Okumak |
| Care For | Ilgilenmek, Bakmak, Sevmek |
| Carry On | Devam Etmek |
| Catch On | Tutmak |
| Catch Up | Bir Şeyin Hızına Yetişmek, |
| Catch Up With | Yakın Olmak |
| Change Over | Kullanılan Yöntemi Bırakmak |
| Check Up On | İncelemek, Kontrol Etmek |
| Close Down | Kapatmak, Kepenk Indirmek |
| Come Across | Karşılaşmak, Tesadüfen Bir Araya Gelmek |
| Come Apart | Parçalara Ayırmak |
| Come Back | Aklına Gelmesi, Geri Gelmek, Geri Dönmek |
| Come Down | Fiyatı Azaltmak |
| Come Down With | Hastalığa Yakalanmak |
| Come In | Girmek |
| Come Over | Ziyaret Etmek |
| Come To | Şuuru Yerine Gelmek |
| Come Up With | Bağışta Bulunmak |
| Count On | Güvenmek |
| Cut Down On | Kesmek, Azaltmak |
| Cut Off | Durdurmak, Kesmek, Kapamak |
| Cut Out | Bırakmak, Kesip Çıkarmak |
| Depend On | Bağlanmak |
| Die Out | Yok Olmak, Soyu Tükenmek |
| Do Away With | Durdurmak, Bir Durumun Yürürlülükten Kalkması |
| Do Over | Bir Işi Tekrar Etmek |
| Do With | Bir Şey Ile İlgili Olmak, Alakalı Olmak |
| Do Without | Olmadan İdare Etmek |
| Draw Up | Düzenleme, Hazır Hale Getirme |
| Drop By | Haber Vermeden Uğramak |
| Drop Off | Araba İle Bırakmak |
| Drop Out | Vazgeçmek, Okuldan Kaydını Sildirmek |
| Drop Out Of | Sınıfta Kalmak |
| Eat Out | Yemek İçin Dışarıya Çıkmak |
| End Up | Sonuçlanmak |
| Fall Apart | Beklenmedik Bir Şekilde Kırılması Ve Parçalara Ayrılması |
| Fall On | Hücum Etmek |
| Fall Out | Kavga Etmek,Bozuşmak |
| Fall Through | Gerçekleşememek, Suya Düşmek |
| Fall To | Payına Düşmek |
| Figure Out | Anlamak, Bir Durumu Çözmek |
| Fill In | Birinin Yerini Geçici Olarak Almak |
| Fill Out | Bir Formu Doldurmak |
| Fill Up | Tamamen-Ağzına Kadar Doldurmak |
| Find Out | Öğrenmek |
| Follow Up | Takip Etmek |
| Force Out | Zorlamak |
| Get Along With | Biri İle İyi Geçinmek, İyi Anlaşmak |
| Get Around | Gezmek, Yayılmak |
| Get Away | Kaçmak, Kurtulmak |
| Get Away With | Bir İşten Sıyrılmak |
| Get By | Hayatını Sürdürmek |
| Get Off | İnmek, Ayrılmak |
| Get On | Binmek, Devam Etmek |
| Get Over | Bir Durumun Üstesinden Gelmek, Atlatmak, İyileşmek |
| Get Rid Of | Kurtulmak |
| Get Through With | Bitirmek |
| Get Up | Kalkmak |
| Give Away | Birisine Bir Şeyi Bedava Vermek |
| Give Back | Bir Şeyi Geri Vermek |
| Give Off | Salmak, Bırakmak, Yaymak |
| Give Rise To | Sebep Olmak |
| Go Ahead | İlerlemek, Devam Etmek |
| Go Back | Geri Dönmek |
| Go On | Devam Etmek, Olmak, Meydana Gelmek |
| Go Over | Yeniden İncelemek, Gözden Geçirmek |
| Go Through | Tüketmek |
| Grow Up | Büyümek |
| Hand In | Bir Şeyi Onaylamak (Ödev Yapmak) |
| Hang Up | Telefonu Kapatmak |
| Hold On | Beklemek |
| Hold Out | Bir Şeyi İdda Etmek |
| Hold Up | Geciktirmek |
| Keep Away | Uzak Durmak |
| Keep In With | Biri Ile İyi Geçinmek |
| Keep On (With Gerund) | Devam Etmek (Fiile -ing Takısı Ile) |
| Keep Up With | Geri Kalmamak |
| Lead To | Yol Açmak, Öncülük Etmek |
| Leave Out | Bir Şeyi Duruma Dahil Etmemek, Dışarıda Bırakmak |
| Look After | İlgilenmek, Bakmak |
| Look Down On | Hor Görmek, Küçümsemek |
| Look For | Aramak |
| Look Forward To | Dört Gözle Beklemek |
| Look In On | Birini Ziyaret Etmek |
| Look Into | Araştırmak, İncelemek |
| Look Out For | Dikkat Etmek, Gözetmek |
| Look Over | Göz Gerdirmek, Bir Şeyi İncelemek |
| Look Up | Bir Listenin İçinde Aramak |
| Look Up To | Saygı Göstermek |
| Make Do With | Bir Şey İle Yetinmek |
| Make For | E Neden Olmak, Sağlamak |
| Make Out | Duymak, Algılamak |
| Make Sure Of | Doğrulamak, Emin Olmak |
| Make Up | Bir Hikaye Veya Yalan Uydurmak |
| Pass Away | Vefat Etmek |
| Pass By | Geçip Gitmek |
| Pass Out | Bayılmak |
| Pick Out | Seçmek |
| Pick Up | Bir Şeyi Kaldırmak |
| Play Down | Bir Şeyi Önemsememek, Hafife Alma |
| Point Out | Açıklama Yapmak, Berlitmek |
| Put Away | Saklamak |
| Put Down | Yere Bırakmak |
| Put Forward | Bir Şeyi İddia Etmek, İleri Sürmek |
| Put Off | Ertelemek |
| Put On | Giyinmek |
| Put Out | Söndürmek |
| Put Over | Demir Atmak |
| Put Up | İnşa Etmek |
| Put Up With | Hoşgörü Göstermek |
| Read Over | Dikkatli Okumak |
| Rely On | Bir Duruma Veya Kişiye Bel Bağlamak, Güvenmek |
| Result In | Bir Şeye Neden Olmak |
| Run Across | Rastlamak |
| Run Into | Karşılaşmak, Rast Gelmek |
| Run Out Of | Tükenmek |
| Run Over | Tüketmek, Taşmak |
| Run Through | Var Olmak, Göz Atmak, Tüketmek |
| Send For | Getirtmek, Çağırmak |
| Set Forth | İleri Sürmek |
| Set Forward | İddia Etmek |
| Set Out | Yola Çıkmak |
| Set Up | Düzenlemek, Kurmak |
| Show Off | Gösteriş Yapmak |
| Show Up | Varmak, Ortaya Çıkmak |
| Slow Down | Sakinlemek, Yavaşlamak |
| Sort Out | Çözmek, Anlamak |
| Stick On | Yapışmak, Yapıştırmak |
| Switch Off | Bir Şeye Olan İlginin Yitirilmesi, Söndürmek |
| Take After | Benzemek |
| Take Back | Sözünü Geri Almak |
| Take Care Of | İlgilenmek, Sorumlu Olmak |
| Take Down | Bir Şeyi Not Almak |
| Take Off | Kıyafet Çıkarmak |
| Take To | Bir Şeye Başlamak, Hoşlanmak |
| Talk Back To | Kaba Bir Şekilde Cevap Vermek |
| Talk Over | Tartışmak |
| Tear Up | Parça Parça Etmek |
| Think Back On | Yad Etmek, Anmak |
| Think Out | Enine Boyuna Düşünmek |
| Think Over | Bir Durum Üzerine İyice Düşünmek |
| Throw Away | Atmak |
| Try On | Kıyafet Denemek |
| Try Out | Deneme Yapmak, Denemek |
| Turn Back | Geri Çevirmek, Reddetmek |
| Turn Down | Bir Şeyin Sesini Kısmak |
| Turn Into | Çevirmek |
| Turn Off | Elektriği Kapamak |
| Turn On | Elektriği Açmak |
| Turn Over | İşi Devretmek |
| Turn Up | Bir Şeyin Sesini Yükseltmek |
| Use Up | Harcamak, Tüketmek |
| Wait On | Servis Yapmak |
| Wake Up | Uyanmak |
| Walk Out On | Terk Etmek, Başından Atmak |
| Warm Up | Isınmak, Bir Şeyi Isıtmak |
| Work Out | Hesaplamak, Antrenman Yapmak |
