birden fazla anlamı olan ingilizce kelimeler - break

Birden Fazla Anlamı Olan İngilizce Kelimeler: Break


6 minutos leitura

İngilizce, duygularımızı, düşüncelerimizi ve hatta hayat hikayelerimizi anlatmamıza yardımcı olan renkli bir dildir. İngilizcede bazı kelimeler farklı bağlamlarda anlam kazanabiliyor. Bugün böylesi bir kelimeyi inceleyeceğiz: break. 

Break, hem bir mola vermek anlamında kullanılırken hem de bir camın kırılmasını ifade edebiliyor. Aynı anda birçok anlama gelebilen bu kelimeyi birlikte keşfetmeye ne dersin? Hazırsan, hemen başlayalım!

Dil Öğreniminde Yeni Bir Deneyim

“Break” kelimesinin İngilizcedeki farklı anlamlarını ve kullanımlarını daha iyi öğrenmek istediğini biliyoruz. 

Eğer İngilizce öğrenmeye bir “break” vermek yerine, yeni bir dil öğrenim serüvenine başlamayı düşünüyorsan, doğru yerdesin! Open English ile dilin her bir yönünü keşfetmek ve anlamak çok daha kolay olacak

Sana en uygun planı seç ve dil öğrenimindeki “break”leri sınırlarını zorlayarak aşmaya başla. 7/24 ulaşabileceğin online dil platformu Open English’te uzman eğitmenler eşliğinde istediğin seviyeye ulaşman aylarını almayacak!

O zaman hemen Open English’e katıl ve İngilizce çalışmaya efektif bir şekilde devam et.

ingilizce break kelimesinin farklı anlamları

İngilizce Break Kelimesinin Farklı Anlamları

  1. Ara Vermek / Mola:  Break, en yaygın olarak kullanılan anlamıyla, bir faaliyeti geçici olarak durdurma veya ara verme anlamına gelir. Örneğin, çalışırken öğle arası vermek veya spor yaparken ara vermek gibi durumları ifade eder:
  • I need a break from work. (İşten bir mola ihtiyacım var.)
  • Let’s take a coffee break. (Kahve molası verelim.)
  • He’s on a break from his studies. (O, çalışmalarına ara verdi.)
  1. Kırılmak / Bozulmak: Break, bir nesnenin kırılma veya bozulma anlamında da kullanılır:
  • The glass vase fell and broke into pieces. (Cam vazo düştü ve parçalara ayrıldı.)
  • My phone screen is broken. (Telefonumun ekranı kırık.)
  1. Kesmek / Araya Girmek: Bir olayın veya durumun normal akışını kesmek veya araya girmek anlamında da kullanılabilir:
  • The news broke during the live broadcast. (Haber canlı yayın sırasında duyuruldu.)
  • He broke into our conversation with an interesting question. (O, ilginç bir soruyla konuşmamıza araya girdi.)
  1. Uyumak: Slang olarak, “break” bazen uyumak anlamında da kullanılır:
  • I’m going to break for a while. (Biraz uyuyacağım.)
  1. İlerlemek / Aşmak: Bir sınırı aşmak veya bir engeli geçmek anlamında da kullanılabilir:
  • She broke the world record in swimming. (O, yüzmede dünya rekorunu kırdı.)
  • He finally managed to break the language barrier. (Sonunda dil engelini aşmayı başardı.)
  1. İlişkiyi Sonlandırmak:  Ayrıca, bir ilişkiyi sonlandırmak anlamında da “break up” terimi kullanılır:
  • They decided to break up after years of being together. (Birlikte olmanın yıllar sonra ayrılmaya karar verdiler.)
  1. Haber Vermek: Bir haberi veya bilgiyi ilk kez duyurmak anlamında da kullanılabilir:
  • The newspaper broke the story about the political scandal. (Gazete siyasi skandal hakkındaki haberi ilk duyuran oldu.)
  1. Beklenmeyen Başarı: Bir sanatçının veya sporcunun büyük bir başarıya imza atması anlamında da kullanılabilir:
  • The young musician broke into the music scene with her debut album. (Genç müzisyen, çıkış albümüyle müzik sahnesine büyük bir giriş yaptı.)

Akıcı bir şekilde İngilizce konuşmanın en kolay yolu Open English hakkında detaylı bilgi almak için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

ingilizce break kelimesinin farklı anlamları - kuralları ihlal etmek

  1. Kuralları İhlal Etmek: Bir kuralları veya yasaları ihlal etmek anlamında da “break” kullanılabilir:
  • He got a ticket for breaking the speed limit. (Hız limitini aşmak nedeniyle ceza aldı.)
  1. Zaman Ayırmak: Bir konuya veya faaliyete zaman ayırmak anlamında da kullanılabilir:
  • I need to break some time to read that book. (O kitabı okumak için biraz zaman ayırmam gerekiyor.)
  1. Anlaşmazlık: Bir anlaşmazlık veya kavganın başlaması anlamında da kullanılır:
  • A fight broke out among the students. (Öğrenciler arasında bir kavga çıktı.)
  1. Konsantrasyonu Bozmak: Konsantrasyonu bozmak veya dikkati dağıtmak anlamında da kullanılabilir:
  • The loud noise broke my concentration. (Yüksek ses dikkatimi dağıttı.)
  1. Rutini Değiştirmek: Rutini veya alışkanlıkları değiştirmek anlamında da kullanılabilir:
  • She decided to break her bad habits and start a healthier lifestyle. (O, kötü alışkanlıklarını bırakmaya ve daha sağlıklı bir yaşam tarzına başlamaya karar verdi.)
  1. Değişim: Bir durumun veya atmosferin değişmesi anlamında da “break” kullanılabilir:
  • The storm finally broke, and the sun came out. (Fırtına sonunda dinmiş ve güneş çıkmıştı.)
  • The tension in the room broke when someone made a joke. (Birisi espri yaptığında odadaki gerilim azaldı.)
  1. Fırsat Yakalamak:  Bir fırsatı değerlendirmek veya yakalamak anlamında da kullanılır:
  • She saw a gap in the market and decided to break into the industry with her unique product. (O, piyasada bir boşluk gördü ve benzersiz ürünüyle sektöre girmeye karar verdi.)
  1. Güven Kırmak: Birinin güvenini sarsmak veya ilişkisini zedelemek anlamında da kullanılabilir:
  • His actions broke my trust in him. (Onun davranışları, ona olan güvenimi sarsmıştı.)

ingilizce break kelimesinin farklı anlamları

  1. Ayrıcalık Sağlamak: Bir kişiye veya gruba ayrıcalık sağlamak anlamında da kullanılabilir:
  • The VIP guests were given a backstage pass to break the artist’s concert. (VIP konuklar, sanatçının konserine sahne arkası geçişi elde etti.)
  1. Bilgi Verme / Açıklama: Bir konsepti açıklamak veya anlamak anlamında kullanılabilir:
  • Can you break down the process step by step? (Süreci adım adım açıklayabilir misin?)
  1. Kalıp İfadeler: “Break,” bazı kalıp ifadelerde de kullanılır ve bu ifadeler genellikle belirli anlamlar taşır:
  • Break a leg: Birini tebrik etmek veya başarı dilemek amacıyla tiyatro ve sahne sanatlarında kullanılan bir ifadedir.
  • Give me a break: Birine veya bir duruma inanmamak veya sabrını yitirmek anlamında kullanılır.
  • Lunch break: Öğle molası anlamında kullanılan yaygın bir ifadedir.
  1. İnandırıcılığı Bozmak: Bir iddianın veya hikayenin inandırıcılığını kaybetmesi anlamında da break kullanılabilir:
  • Her explanation broke under scrutiny. (Onun açıklaması incelendiğinde çöktü.)
  • The plot of the movie was so unrealistic that it broke my suspension of disbelief. (Filmdeki hikaye o kadar gerçekçi olmayan bir hale geldi ki, inanma duygum zedelendi.)
  1. Eğlence: Bir şaka veya espri anlamında da break kelimesi kullanılabilir:
  • I cracked a funny break during the meeting to lighten the mood. (Toplantı sırasında espri yaparak atmosferi hafiflettik.)
  1. Beklenen Son: Bir durumun veya gelişmenin sonucunun geldiği anlamında da kullanılabilir:
  • After months of negotiation, the talks finally broke and an agreement was reached. (Aylar süren müzakereler sonunda anlaşma sağlandı.)
  1. Hız Kırmak Bir aracın veya kişinin hızını kesmek anlamında kullanılabilir:
  • He had to break suddenly to avoid hitting the pedestrian. (Yaya çarpmamak için aniden fren yapmak zorunda kaldı.)

Online İngilizce kursumuz hakkında detaylı bilgi almak için yan taraftaki formu doldurabilirsin.

Share

Déjanos tu comentario

*Üye olmaya gerek yoktur.





Gelecekteki yorumlarım için bilgilerimi kaydet.

Conheça o curso