İngilizce Okunuşu Aynı Anlamı Farklı Kelimeler: Bear – Bare

İngilizcede oldukça sık karıştırılan, okunuşları aynı ancak anlamları tamamen farklı olan iki kelimeyi inceleyeceğiz: “bear” ve “bare.” Bu kelimelerin benzer okunuşları sıkça karıştırılabiliyor. Ama farklı anlamları ve kullanıldıkları bağlamları anlamak oldukça önemli. Bu yazının konusunu bu çok önemli iki kelime oluşturacak. Hazırsan haydi başlayalım:

Başka Bir Dil, Seni Başka Bir Dünyaya Taşır!

Hayatına renk katmanın ve sınırları aşmanın zamanı geldi! Open English ile yeni bir dili öğrenmek için neyi bekliyorsun? Yeni bir dil demek yeni bir dünyanın kapılarını aralamak demek. Kulağa çok keyifli gelmiyor mu?

Open English ile keşfedebileceğin bazı harika şeyler:

  • Kelimelerin Büyülü Dünyası: İngilizce öğrenmek sadece yeni kelimeler öğrenmek değil, yeni bir dünyanın kapılarını aralamaktır. Her kelime, yeni bir maceranın başlangıcıdır. Bu yüzden Open English ile kelime dağarcığını genişletebilir, kendini istediğin gibi ifade edebilirsin.
  • Kültürel Zenginlik: Yeni bir dil, yeni bir kültür demektir. Dünya çapında arkadaşlar edin ve farklı gelenekleri öğren. Bu sayede hem kültürel olarak gelişeceksin, hem de daha fazla insanla pratik yapma fırsatı bulacaksın.
  • Kariyer Fırsatları: Dil bilmek, iş fırsatlarını artırır. Kendini iş dünyasında bir adım önde bul.
  • Seyahat Deneyimleri: Yeni bir dil öğrenmek, seyahatlerini daha keyifli hale getirir. Yabancı bir ülkede kendini daha iyi ifade edebilirsin.

Open English ile yeni bir dil öğrenmek artık daha kolay ve eğlenceli. Uzman eğitmenler sana yol gösterecek ve seni her daim destekleyecekler. Esnek öğrenme seçenekleri ile öğrenmeyi hayatına kolayca entegre edebileceksin.

Geleceğini sağlam adımlarla inşa etmek için şimdiden bir adım at. Hayal ettiğin yerlere git, yeni arkadaşlar edin ve farklı kültürleri keşfet. Yarının dünyasını bugün keşfetmek için Open English’e katıl ve hızlı bir şekilde İngilizce konuşmaya başla.

bear anlamı ve kullanımı

Bear Anlamı ve Kullanımı: 

“Bear,” İngilizcede “ayı” anlamına gelir. Ancak bu kelimenin birçok farklı kullanımı vardır. Genellikle “taşımak,” “katlanmak,” “dayanmak” gibi anlamlara gelir. Diğer anlamlarına örnek cümlelerle bakalım:

Bear: Taşımak/Katlanmak/Dayanmak

  • She couldn’t bear the pain anymore. (O, acıyı daha fazla dayanamadı.)
  • I will bear the responsibility for my actions. (Eylemlerimin sorumluluğunu üstleneceğim.)
  • He can’t bear the weight of that heavy box alone. (O, o ağır kutunun ağırlığını tek başına taşıyamaz.)
  • We must bear in mind that every action has consequences. (Her eylemin sonuçları olduğunu akılda tutmalıyız.)

Bear: Ayı/Doğurmak/Yavrulamak (Hayvanlar için)

  • The polar bear gave birth to two cubs. (Kutup ayısı iki yavru doğurdu.)
  • The mother bear is protective of her cubs. (Anne ayı yavrularına koruyucu davranır.)

Bear: Taşıyıcı Araç veya Askı

  • The ship has a crane to bear heavy cargo. (Gemide ağır kargoyu taşımak için bir vinç bulunur.)
  • The backpack had straps to bear the weight comfortably. (Sırt çantasının ağırlığını rahatça taşımak için askıları vardı.)

Bear: Tolerans Göstermek/Yükü Üstlenmek

  • She couldn’t bear his rude behavior any longer. (Kaba davranışlarını daha fazla tolere edemedi.)
  • Our friendship can bear the occasional disagreements. (Dostluğumuz zaman zaman yaşadığımız anlaşmazlıkları kaldırabilir.)
  • He can bear criticism and use it to improve. (Eleştiriyi kaldırabilir ve onu gelişmek için kullanabilir.)

Bear: Taşınabilir ve Taşınamayan Anlamı ile Kullanımı

  • This suitcase is lightweight and easy to bear. (Bu bavul hafif ve taşınması kolaydır.)
  • The truth will bear scrutiny. (Gerçek, incelemeyi kaldırır.)

  Bear: Belirtmek veya Taşımak İçin İşaretler veya Semboller Kullanmak

  •  The coat of arms bears the family’s motto. (Armalar, ailenin mottosunu taşır.)
  •   The flag bears the nation’s colors proudly. (Bayrak, ulusun renklerini gururla taşır.)

Bear: Veri veya Delil Sağlama Anlamında Kullanımı

  • The report bears witness to the company’s success. (Rapor, şirketin başarısına tanıklık eder.)
  • The documents bear proof of his innocence. (Belgeler, masumiyetinin kanıtını sunar.)

Efektif bir şekilde İngilizce çalışmak için hemen yan taraftaki formu doldurabilirsin.

bare anlamı ve kullanımı

Bare Anlamı ve Kullanımı 

“Bare,” kelimesi çeşitli anlamlarıyla kullanılır. Bağlama göre değişiklik gösterebilir. Çıplaklık, yetersizlik veya eksiklik gibi birçok anlama gelir. Örnek cümlelere bakalım hemen:

Çıplaklık Anlamı:

  • She walked on the beach with her feet bare. (Kumsalda çıplak ayakla yürüdü.)
  • He likes to sleep in bare minimum clothing during hot summer nights.(Sıcak yaz gecelerinde, çıplak minimum giysiyle uyumayı sever.)
  • The tree branches are bare in winter. (Kışın ağaç dalları çıplaktır.)
  • He had to face the harsh truth with bare resources. (Çıplak kaynaklarla sert gerçekle yüzleşmek zorunda kaldı.)

Yetersizlik veya Eksiklik Anlamı:

  • The room was bare of any decorations. (Oda, herhangi bir dekorasyondan yoksundu.)
  • His speech was bare of any real substance. (Onun konuşması gerçek anlamda hiçbir madde içermiyordu.)
  • The report provided only bare facts without much analysis. (Rapor, fazla analiz olmadan yalnızca temel gerçekleri sunuyordu.)

Minimalist Anlam:

  • She preferred a bare and simple design for her new apartment. (Yeni daire için basit ve minimalist bir tasarımı tercih etti.)
  • The artist’s work was characterized by its bare and stark lines. (Sanatçının işi, çıplak ve sert çizgileriyle karakterize ediliyordu.)

İfade Anlamı:

  • He laid bare his emotions in the letter. (Mektupta duygularını açıkça ifade etti.)
  • The documentary laid bare the harsh reality of the situation. (Belgesel, durumun sert gerçeğini açığa çıkardı.)

Meydana Çıkarma veya Ortaya Koyma Anlamı:

  • She decided to bare the truth about the incident. (O, olayın gerçeğini ortaya koymaya karar verdi.)
  • The investigation finally bared the hidden facts. (Araştırma sonunda gizli gerçekleri meydana çıkardı.)

5 Farklı Şekilde I Understand Demek

Her dilde olduğu gibi İngilizcede de kurulan diyaloglarda asıl amaç karşılıklı anlaşabilmektir. Kurulan diyaloglarda kişiler birbirlerini anlayamıyorsa, o kişiler arasında verimli bir iletişim kurulamaz.

Peki birini anladığını o kişiye İngilizce olarak nasıl ifade edebilirsin, hangi İngilizce kelimeleri, cümleleri, kalıpları kullanabilirsin?

“I understand” kalıbı her durumda, her ortamda, farklı ruh hallerine uygun mu? İngilizcede bir duyguyu, konuyu, durumu vb. farklı yollardan, farklı tabirler, kelimeler ve cümleler kullanarak anlatabilmek son derece önemlidir. Bu sayede farklı ortamlarda, farklı ruh hallerine tepki verebilirsin.

Bazen karşındaki kişi sana bir şey anlatırken senden daha ilgili, halini anladığını belli eden bir tepki bekler. Aynı şekilde bu kişi sen de olabilirsin.

Tıpkı Türkçede yaptığımız gibi bize kendisi için son derece önemli olan bir durumu anlatan birine “seni çok iyi anlıyorum” veya bizimle acısını paylaşan birine “acını paylaşıyorum”, “senin derdin benim derdim” dediğimiz gibi, İngilizcede de bir kişiyi anladığını belirten ve farklı duyguları ifade eden sözcük kalıpları mevcuttur.

Biz de bu yazımızda bu kalıpları topladık ama öncesinde Open English’ten bahsetmek istiyoruz.

Online İngilizce Öğrenmek Open English’le Mümkün

1.5 milyon öğrencinin tercihi olan ve 15 yılı dolduran Open English olarak online İngilizce eğitiminde sana en iyi hizmeti sunuyoruz. 7/24 açık olan platformumuz sayesinde dilediğin yerden istediğin zaman kolay bir şekilde İngilizce öğrenebilirsin.

Sadece İngilizce konuşmaya odaklanmayan aynı zaman İngilizce anlama, İngilizce yazma ve İngilizce dinleme gibi her noktayı göz önünde bulunduran Open English platformu olarak hızlı bir şekilde İngilizce öğrenmeni sağlıyoruz.

Sen de dilediğin gibi İngilizce öğrenmek istiyorsan, yan tarafta yer alan formu doldur ve ekip arkadaşlarımızın sana ulaşmasını bekle!

I Understand Demenin 5 Farklı Yolu

İngilizcede ne kadar farklı kalıp, cümle ve kelime öğrenirsen İngilizce konuşman da o derecede akıcı hale gelecektir. İşte İngilizcede “I understand” yerine kullanabileceğin 5 kalıp:

I get you

Ana dili İngilizce olan kişiler tarafından sıkça kullanılan bu tabir, birinin sana anlattığı bir konuyu tamamen anladığını belirtmek için kullanılır. Arkadaş çevresi gibi ortamlarda geçen günlük konuşma dilinde rahatlıkla ve sıkça karşılaşacağın bu tabir, resmi ortamlarda kullanıma uygun değildir.

Örnek:

-I’m so sorry, I can’t make it to your birthday party tomorrow.

-Oh, how come? I was looking forward to seeing you.

-I have a presentation due the next morning and I’m really nervous about it. I need the extra time to prepare.

-Ah, I get you. Good luck! Maybe we can hang out later.

Farklı I understand demek - I see where you're coming from

I see where you’re coming from

Bir önceki örneğin aksine bu tabir, kendini karşındaki kişinin yerine koyarak duruma o kişinin bakış açısından baktığını ve onun öne sürdüğü sebepleri empati kurarak anlayabildiğini belirtir.

Örnek:

A – Hi James, I need to talk about your attitude at work. You have been late most mornings and not meeting your deadlines.

B – I apologise for being late; I currently have some family trouble and it has been difficult concentrating at work.

A – I see where you’re coming from, but you must try to focus while here. If it helps, why don’t you take a day off to spend with family?

B – Thanks, I really appreciate it.

I hear you

“I hear you” tabiri, bir önceki örnekle benzer şekilde, karşındakine empati kurarak onu anladığını belirtebileceği gibi karşındaki kişiye onun anlattığı her şeyi dikkatle dinlediğini ve anladığını söylemek için de kullanılır.

Bizler çoğu zaman karşımızdaki kişiye bir şeyler anlatırken yalnızca dinlendiğimizi ve derdimizi anlatabildiğimizi bilmek isteriz. İngilizcedeki bu tabiri kullandığın zaman karşındaki kişide bu hissi uyandıracaktır.

Örnek:

A – I’m so upset with Lena…

B – What happened?

A – She expects me to work overtime every day.

B – I hear you. Maybe if you have a chat with her?

A – I’ll try. Thanks for listening!

Of course

Birisi sana bir şey anlatırken o kişiyi anlıyor ve fikrine katılıyorsan “of course” kalıbını kullanabilirsin. Bunu, kullanım olarak Tükçedeki “Tabii ki anlıyorum/katılıyorum” kalıbına benzetebiliriz.

Örnek:

A – I’ve been so stressed at work lately. I really need a holiday.

B – Of course. A holiday would be good to ease the stress.

A – Definitely. Thanks for listening.

I understand demek - I know what you mean

I know what you mean

Bu kalıbı kullanarak karşındaki kişiye, onu anladığını ve anlattığı şeyin muhtemelen senin başından da geçtiği için onunla empati kurabildiğini belirtirsin.

Örnek:

A – I am so tired!

B – Why?

A – I was up all night with the baby. He’s sick with the flu.

B – Oh, I know what you mean. My daughter has chicken pox, I was up all night too. I am exhausted!

Open English’le İngilizceyi Kolayca Öğrenin

Yazının başında belirttiğimiz gibi, İngilizcede ne kadar çok farklı tabir, cümle ve kelime bilir, kelime dağarcığını genişletirsen İngilizce konuşmanı da o kadar akıcı hale getirirsin. Bu da ileri seviyede bir İngilizce kullanıcısı olmada önündeki en büyük adımdır.

Bu adımı Open English’le atmak istiyorsan hemen bu sayfada yer alan formu doldur ve İngilizce öğrenme serüveninde ilk adımı at. En kısa zamanda seni arayalım ve online İngilizce eğitimimize dair detayları seninle paylaşalım.