İngilizcede Farkları Ne: Refuse vs. Deny
Ocak 23, 2025
Dil öğrenmek bazen kelimeler arasındaki ince farkları keşfetmekle daha renkli bir hale gelir. Hem yeni şeyler öğrenirsin bu yolla hem de monotonluktan çıkmış olursun. Bugünkü bu keşif yolculuğu için karşımızda duran iki güzel kelime var: “refuse” ve “deny”. İki kelimenin arasındaki bu micro serüven, sadece dil becerilerini geliştirmekle kalmayacak, aynı zamanda bu kelimelerin gizli dünyalarını anlamamıza da ışık tutacak. Haydi o zaman bakalım neymiş bu iki kelime arasındaki fark.
Refuse: Reddetmek, Geri Çevirmek
“Refuse” kelimesini bir nezaket oyunu gibi düşünebilirsin. İçinde incelikli bir reddetme dansı barındırır. Sözlük anlamı sadece “reddetmek” gibi görünse de, bu kelime aslında nazik bir ayrılığı, bir daveti geri çevirirken kibarlığı ifade eder. Mesela, arkadaşlarınızla hafta sonu planları yaparken gelen bir öneriye “Teşekkürler, ama benim için uygun değil” dediğinde, işte orada “refuse” kullanman gerekiyor. Hadi, “refuse” kelimesinin kullanıldığı örnek cümlelere bir bakalım.
Örnek Cümleler:
- I had to refuse the job offer as it required relocation, and I couldn’t move at the moment. (Şu an taşınma imkanım olmadığı için iş teklifini reddetmek zorunda kaldım.)
- Despite the tempting offer, she decided to refuse the contract due to unfavorable terms. (Cazip teklife rağmen, olumsuz şartlar nedeniyle sözleşmeyi reddetmeye karar verdi.)
- He politely refused the invitation to the party, citing a prior commitment. (Önceki bir taahhüt nedeniyle, parti davetini nazikçe reddetti.)
- The restaurant had to refuse service to walk-in customers during the busy hours. (Restoran, yoğun saatlerde rezervasyonsuz müşterilere hizmet vermemek zorunda kaldı.)
- She had to refuse the generous offer of a promotion as it required more time away from family. (Ailesinden daha fazla zaman ayırmayı gerektirdiği için terfi teklifini reddetmek zorunda kaldı.)
- Despite the financial benefits, he chose to refuse the business partnership for personal reasons. (Finansal avantajlara rağmen, kişisel nedenlerle iş ortaklığını reddetmeye karar verdi.)
- They decided to refuse the proposal for a joint project, as it didn’t align with their goals. (Ortak bir proje önerisini, hedefleriyle uyuşmadığı için reddetmeye karar verdiler.)
- The teacher had to refuse the student’s request for an extension on the assignment. (Öğretmen, öğrencinin ödev için uzatma talebini reddetmek zorunda kaldı.)
- She had to refuse the tempting offer of a last-minute vacation due to work commitments. (İş taahhütleri nedeniyle son dakika tatil teklifini reddetmek zorunda kaldı.)
- The company policy forced them to refuse any gifts from clients to maintain impartiality. (Tarafsızlığı korumak adına, şirket politikası onları müşterilerden gelen herhangi bir hediye reddetmeye zorladı.)

Deny: Yalanlamak, İnkar Etmek
Bu kelime, bir iddiayı reddetmek veya gerçekleşmediğini savunmak demek. Mahkemede bir suçlamayı reddetmek, bir yanlış anlamayı düzeltmek veya basit bir gerçeği inkar etmek; işte “deny”, olayları biraz daha dramatik bir şekilde sunmak için kullanılıyor.
- Despite the evidence presented, he continued to deny any involvement in the controversial project. (Sunulan delillere rağmen, o, tartışmalı projedeki herhangi bir ilişkisini inkar etmeye devam etti.)
- She had to deny the false rumors circulating about her personal life to protect her reputation. (Kişisel hayatı hakkında dolaşan yanlış dedikoduları reddetmek zorunda kaldı, itibarını korumak için.)
- The defendant chose to deny the accusations brought against them in the courtroom. (Sanık, karşılarına getirilen suçlamaları mahkemede reddetmeyi tercih etti.)
- Despite the eyewitness accounts, the celebrity continued to deny the alleged altercation. (Görgü tanıklarının anlatımlarına rağmen, ünlü, iddia edilen tartışmayı inkar etmeye devam etti.)
- The company had to deny the speculations about a potential bankruptcy to reassure stakeholders. (Şirket, potansiyel bir iflasla ilgili spekülasyonları reddetmek zorunda kaldı, paydaşlarına güvence vermek için.)
- He decided to deny his involvement in the controversial decision to avoid further criticism. (Daha fazla eleştiriden kaçınmak için, tartışmalı karara olan ilişkisini reddetmeye karar verdi.)
- The politician faced pressure to deny the allegations of corruption during the press conference. (Politikacı, basın konferansında yolsuzluk iddialarını reddetme baskısıyla karşılaştı.)
- Despite the photos circulating online, she continued to deny any cosmetic procedures. (İnternet üzerinde dolaşan fotoğraflara rağmen, herhangi bir kozmetik işlemi inkar etmeye devam etti.)
- The athlete had to deny the doping allegations to protect their career and integrity. (Sporcu, kariyerini ve dürüstlüğünü korumak için doping iddialarını reddetmek zorunda kaldı.)
- The company’s spokesperson had to deny the news of a product recall until an official statement was prepared. (Şirket sözcüsü, resmi bir açıklama hazırlanana kadar ürün geri çağrısı haberlerini reddetmek zorunda kaldı.)

Bu Kelimelerin Günlük Hayatta Kullanımları
Örneğin, bir arkadaşın sana sıcak bir davet yolladı ve sen istemeyerek de olsa reddetmek zorunda kaldın. İşte burada “refuse” kelimesini kullanabilirsin. “Teşekkür ederim, ama bugün biraz sakin kalmak istiyorum” diyerek nazikçe geri çevirebilirsin mesela.
Öte yandan, bir dedikoduya karıştın ve gerçekle alakası olmayan bir hikaye dolaşıyor. İşte bu noktada “deny” kelimesi önemli bir role bürünüyor. “Hayır, öyle bir şey olmadı, tamamen yanlış anlaşıldık” diyerek, doğruyu savunabilirsin.
Bugün “refuse” ve “deny” kelimelerini daha yakından tanıdık. Bu iki kelimenin dilimizdeki kullanımlarını bilmek hem günlük konuşmalarımıza renk katacak hem de dil becerilerimizi daha da zenginleştirecek. İmgilizce geliştirme sürecine böylesi bir tarzla devam etmek istiyorsan yapman gereken Open English ailesine katılmak çünkü Open English tamamen bu anlayış üzerine kurulu.
Open English ile İngilizceni Geliştir!
Open English piyasadaki birçok dil platformuna nazaran kullanıcılarıyla daha yakından iletişim kurup onların öğrenme skillerini keşfetmeyi tercih eder. Bu haliyle çok daha kişiselleştirilmiş ve yararlı bir platform haline gelir.
Open English 7/24 ulaşılır online İngilizce platformu. Yani istediğin saatte istediğin yerden bağlanabilirsin. Anadili İngilizce olan uzmanlarla yapacağın derslerin içerikleri senin eksik olduğun konulardan oluşur. Ve tamamen seni tüm eksiklerinle birleştirerek total bir dile sahip olmanı sağlar.
Sen de daha fazla bilgi ve kayıt işlemleri için sayfanın kenarındaki linke tıkla, detaylar için seni arayalım!
